Sure 2: Bakara/Dişi Sığır

Ayet Sayısı: 286
ٱلْبَقَرَة

Ayet 1

8|2|1|الٓمٓ
8|2|1|الم
1. Elif, lâm, mim.
A L M44*
Ahmed Samira: 1 A L M

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 Elif, Lam, Mim Elif Lâm Mîm الم -

Notlar

Not 1: *Elif, Lâm, Mim.

Ayet 2

9|2|2|ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
9|2|2|ذلك الكتب لا ريب فيه هدي للمتقين
2. Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh(fîhi), huden lil muttekîn(muttekîne).
İşte bu; kitaptır*; yoktur şüphe onda*; bir doğru yola kılavuzdur takva21 sahipleri için**.
Ahmed Samira: 2 That The Book no doubt/suspicion in it, (it is) guidance to the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 l-kitabu kitaptır الْكِتَابُ كتب
3 la yoktur لَا -
4 raybe şüphe رَيْبَ ريب
5 fihi onda (kitapta) فِيهِ -
6 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
7 lilmuttekine muttakiler için لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Kur'an sadece takva sahiplerine yani muttakilere bir doğru yola kılavuzdur. Takva sahibi olmayan kimseler Kur'an'ın kılavuzluğundan asla faydalandırılmaz.

Ayet 3

10|2|3|ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
10|2|3|الذين يومنون بالغيب ويقيمون الصلوه ومما رزقنهم ينفقون
3. Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).
Kimselerdir* (ki) iman47 ederler gayba62**; ve ikame572 ederler salâtı5; ve rızıklandırdığımızdan onları infak6 ederler.
Ahmed Samira: 3 Those who believe with the unseen/hidden and they keep up/call for the prayers and from what We provided for them they spend.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
3 bil-gaybi gayba/görünmeyene/gizliye بِالْغَيْبِ غيب
4 ve yukimune ve dikerler/ayağa kaldırırlar وَيُقِيمُونَ قوم
5 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
6 ve mimma ve وَمِمَّا -
7 razeknahum rızıklandırdığımızdan onları رَزَقْنَاهُمْ رزق
8 yunfikune infak ederler/harcarlar يُنْفِقُونَ نفق

Notlar

Not 1: *Takva sahipleri.**Rablerini gözleriyle göremeseler de O'nun tecelli etmiş olan isimlerine/sıfatlarına tanık/şahit olarak iman ederler/emin olurlar.

Ayet 4

11|2|4|وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
11|2|4|والذين يومنون بما انزل اليك وما انزل من قبلك وبالاخره هم يوقنون
4. Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik(kablike) ve bil âhireti hum yûkınûn(yûkınûne).
Ve kimselerdir* (ki) iman47 ederler sana indirilmişe**; ve senden önce indirilmişe***; ve âhirete774 (de) onlar yakınlaşırlar/kesinleşirler****.
Ahmed Samira: 4 And those who believe with what was descended to you, and what was descended from before you, and with the end (other life) they are sure/certain .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
3 bima بِمَا -
4 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
5 ileyke sana إِلَيْكَ -
6 ve ma ve وَمَا -
7 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
8 min مِنْ -
9 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
10 ve bil-ahirati ve ahirete (de) وَبِالْاخِرَةِ اخر
11 hum onlar هُمْ -
12 yukinune kesinleşirler. يُوقِنُونَ يقن

Notlar

Not 1: *Takva sahipleri.**Kur'an'a***Tevrat'a ve İncîl'e.****Yakın olarak emin olurlar.

Ayet 5

12|2|5|أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
12|2|5|اوليك علي هدي من ربهم واوليك هم المفلحون
5. Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
İşte bunlar*; Rablerinden4 bir doğru yola kılavuz üzerinedir; ve işte bunlar*; onlardır* muflih/kurtuluşa kavuşanlar174.
Ahmed Samira: 5 Those are on a guidance from their Lord and those are the successful/winners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ala üzerinedir عَلَىٰ -
3 huden Bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
4 min -nden مِنْ -
5 rabbihim Rableri- رَبِّهِمْ ربب
6 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
7 humu onlardır هُمُ -
8 l-muflihune muflih الْمُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Takva sahipleri.

Ayet 6

13|2|6|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
13|2|6|ان الذين كفروا سوا عليهم انذرتهم ام لم تنذرهم لا يومنون
6. İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Doğrusu kimseler* (ki) kâfirlik25 ettiler; aynı seviyedir/farksızdır onlara uyarsan** da onları ya da asla uyarmasan** da; iman47 etmezler***.
Ahmed Samira: 6 That those who disbelieved, (it is) equal/alike on (to) them, had you warned them , or you did not warn them, (notice) they do not believe.

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın ayetlerini içeren kutsal kitapların hükmünü örten, gizleyen, yok sayan, görmezden gelen kâfirler.**İslâm olun; sadece kutsal kitaplara gelin, sadece Rabbinizin kitabına uyun; sadece Kur'an'a tabi olun. İbrahim'in milletine tabi olun. Hanif yani tek tanrıcı olun. Rabbinize şirk koşmayın. İblîs'in adımlarını izlemeyin.***Kutsal kitapların hükmünü gizleyenler, örtenler gerçek bir imana sahip değillerdir.

Ayet 7

14|2|7|خَتَمَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ وَعَلَىٰٓ أَبْصَٰرِهِمْ غِشَٰوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
14|2|7|ختم الله علي قلوبهم وعلي سمعهم وعلي ابصرهم غشوه ولهم عذاب عظيم
7. Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Mühürledi175 Allah kalplerinin* üzerini; ve işitmelerinin* üzerini; ve görüşlerinin* üzerini; bir örtü/bir kılıftır**; ve onlaradır** büyük bir azap.
Ahmed Samira: 7 God sealed/stamped on their hearts/minds and on their hearing and on their eye sights/understanding a cover and for them (is) a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hateme mühürledi خَتَمَ ختم
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ala üzerini عَلَىٰ -
4 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
5 ve ala ve üzerini وَعَلَىٰ -
6 sem'ihim işitmelerinin سَمْعِهِمْ سمع
7 ve ala ve üzerini وَعَلَىٰ -
8 ebsarihim görüşlerinin أَبْصَارِهِمْ بصر
9 gişavetun bir örtü/bir kılıf غِشَاوَةٌ غشو
10 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
11 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
12 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Artık bu kâfirler asla şuurlanamazlar; akledemezler. Kalp akletmede önemli bir organdır. Kalpte bulunan 40-50 bin adet sinir hücresi beynin karar verme bölgesi olan perçem (ön lob) bölgesine sinir ağları gönderir. Kâfirlerin kulakları vardır onunla işitmezler, gözleri vardır onunla görmezler, kalpleri vardır onunla akletmezler.**Kâfirlerin kalpleri katıdır, sıkıdır. Kalpte bulunan sinirlerin beynin ön lobuna olan sağlıklı iletişimi bir örtü/engel ile engellenmiştir.**Büyük bir azap Yüce Allah'ın kutsal kitaplardaki hükümlerini gizleyenlere, örtenlere yani kâfirleredir. Kur'an'ın ayetlerini hadislerle örtenler, yok sayanlar da kâfirlerdir. Mezhepler, tarikatlar, sadece Kur'an demeyen, Kur'an bize yeter demeyen herkes kâfirdir.

Ayet 8

15|2|8|وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ
15|2|8|ومن الناس من يقول امنا بالله وباليوم الاخر وما هم بمومنين
8. Ve minen nâsi men yekûlu âmennâ billâhi ve bil yevmil âhıri ve mâ hum bi mu’minîn(mu’minîne).
Ve insanlardan kimi* der: “İman47 ettik Allah'a ve âhiret774 gününe**”; ve (oysa) değildir*** onlar* müminler27.
Ahmed Samira: 8 And from the people who say: "We believed by God and with the Day the Last/ Resurrection Day." And they are not with believing.

Notlar

Not 1: *Sahte müminler. "Allah'a ve âhiret gününe iman ederiz" deyip de Yüce Allah'a şirk koşarak iman eden sahte müminler.**Evre, dönem.***Yüce Allah'a ve âhirete gönülden iman ederler; bunu da deklere ederler ancak asla gerçek müminler değillerdir. Sahte müminlerdir. Çünkü Yüce Allah'a illa ki şirk koşarak iman ederler. Sadece kutsal kitaplardaki hükümleri dinde kaynak edinecekleri yere onların astından uyduruk söylentilere de tabi olurlar. Yahudilerin Talmud'a tabi olması, Hristiyanların Tarsuslu Pavlus'un uyduruk öğretilerine tabi olması, kendisini Müslüman sanan milyarlarca insanın da hadislere/mezheplere tabi olmaları bu ayette açıkça işaret edilmiştir.

Ayet 9

16|2|9|يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
16|2|9|يخدعون الله والذين امنوا وما يخدعون الا انفسهم وما يشعرون
9. Yuhâdiûnallâhe vellezîne âmenû, ve mâ yahdeûne illâ enfusehum ve mâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Aldatmaya* bakarlar Allah'ı ve iman47 etmiş kimseleri; ve (oysa) aldatmaya* bakar değillerdir kendi nefisleri201 dışında; ve değillerdir şuurlanırlar**.
Ahmed Samira: 9 They deceive God, and those who believed, and they do not deceive except themselves, and they do not feel/know/sense.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yuhadiune aldatmaya bakarlar يُخَادِعُونَ خدع
2 llahe Allah'ı اللَّهَ -
3 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
4 amenu iman etmiş امَنُوا امن
5 ve ma ve değillerdir وَمَا -
6 yehdeune aldatmaya bakarlar يَخْدَعُونَ خدع
7 illa dışında إِلَّا -
8 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
9 ve ma ve değillerdir وَمَا -
10 yeş'urune anlarlar/farkına varırlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminler. Bu müşrikler inançlarında samimidirler. İnsanları aldatarak kendi uyduruk dinlerine tabi olmaya çağırırlar; hatta zorlarlar. Tek tanrıcı olan, "kutsal kitaplar bizlere yeter, Kur'an bizlere yeter" diyen tek tanrıcıları da kendi uyduruk dinlerine döndürmeye çalışırlar. Yüce Allah adına uyduruk hadisler türeterek Allah adına bile yalan söylerler. Oysa ancak kendilerini ateşe sürükleyecek şeyle kendilerini aldatırlar.**Bilinçlenirler, farkına varırlar, anlarlar.

Ayet 10

17|2|10|فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَهُمُ ٱللَّهُ مَرَضًا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ
17|2|10|في قلوبهم مرض فزادهم الله مرضا ولهم عذاب اليم بما كانوا يكذبون
10. Fî kulûbihim maradun, fe zâdehumullâhu maradâ(maradan) ve lehum azâbun elîmun bi mâ kânû yekzibûn(yekzibûne).
Kalplerindedir* bir maraz/hastalık175; öyle ki ziyade etti/artırdı onlara* Allah marazı/hastalığı; ve onlaradır elim/acıklı bir azap; yalan söyler** oldukları nedeniyle.
Ahmed Samira: 10 In their hearts/minds (is) sickness/disease, so God increased them sickness/disease, and for them (is a) painful torture because (of) what they were lying/denying/falsifying .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fi فِي -
2 kulubihim kalplerindedir قُلُوبِهِمْ قلب
3 meradun bir maraz/hastalık مَرَضٌ مرض
4 fezadehumu öyle ki ziyade etti/artırdı onlara فَزَادَهُمُ زيد
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 meradan marazı/hastalığı مَرَضًا مرض
7 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
8 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
9 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم
10 bima dolayı بِمَا -
11 kanu olduklarından كَانُوا كون
12 yekzibune yalan söylerler يَكْذِبُونَ كذب

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminler. **Kutsal kitaplar dışında dinde hüküm koyan her şey din adına bir yalandır. Kur'an haricinde dinde hüküm koyan her şey din adına bir yalandır.

Ayet 11

18|2|11|وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ
18|2|11|واذا قيل لهم لا تفسدوا في الارض قالوا انما نحن مصلحون
11. Ve izâ kîle lehum lâ tufsidû fîl ardı, kâlû innemâ nahnu muslihûn(muslihûne).
Ve denildiği zaman onlara*; fesat çıkarmayın/bozgunculuk yapmayın** yerde/yeryüzünde; dediler: “Bizler*** ancak muslihiz/sâlih işler yapanlarız30
Ahmed Samira: 11 And if (it was) said to them: "Do not corrupt in the earth/Planet Earth." They said: "But we are correcting/repairing ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 kile denildiği قِيلَ قول
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 la لَا -
5 tufsidu fesat çıkarmayın/bozgunculuk yapmayın تُفْسِدُوا فسد
6 fi فِي -
7 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
8 kalu dediler قَالُوا قول
9 innema ancak إِنَّمَا -
10 nehnu bizler نَحْنُ -
11 muslihune muslihleriz مُصْلِحُونَ صلح

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde özellikleri iaşret edilen sahte müminlere.**Anlarız ki sahte müminler her zaman yerde fesat çıkarır. Kendi sahte dinlerini yayma adına her şeyi caiz görürler. Dünyanın başına bela olurlar. Dünyanın şu an kargaşa içinde olması müşrik Yahudiler, müşrik Hristiyanlar ve müşrik Müslümanlar nedeniyledir. Yani sahte imanlılar, sahte müminler yeryüzünde fesat/bozgun çıkarırlar. ***Sahte müminler yaptıkları bu fesatı/bozgunculuğu aslında kendi uyduruk dinleri adına bir düzeltici olarak görürler. Bunu da samimi olarak yaparlar. Kendisini canlı bomba yaparak masum insanları katleden bir sahte mümin tam olarak bu ayetin tanımına uyar.

Ayet 12

19|2|12|أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِن لَّا يَشْعُرُونَ
19|2|12|الا انهم هم المفسدون ولكن لا يشعرون
12. E lâ innehum humul mufsidûne ve lâkin lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Değil mi ki doğrusu onlar*, kendileri fesatçılardır/bozgunculardır; fakat şuurlanmazlar**.
Ahmed Samira: 12 Is it not that they truly are, they are the corrupting and but they do not feel/know/sense?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ela değil mi أَلَا -
2 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
3 humu kendileri هُمُ -
4 l-mufsidune fesatçılardır/bozgunculardır الْمُفْسِدُونَ فسد
5 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
6 la لَا -
7 yeş'urune anlamazlar/farkına varmazlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminler.**Bilinçlenmezler, farkına varmazlar, anlamazlar.

Ayet 13

20|2|13|وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعْلَمُونَ
20|2|13|واذا قيل لهم امنوا كما امن الناس قالوا انومن كما امن السفها الا انهم هم السفها ولكن لا يعلمون
13. Ve izâ kîle lehum âminû kemâ âmenen nâsu kâlû e nu’minu kemâ âmenes sufehâu, e lâ innehum humus sufehâu ve lâkin lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve denildiği zaman onlara*; iman47 edin iman47 etmiş insanlar** gibi; dediler: “İman47 eder miyiz (hiç) iman47 etmiş ahmaklar/aptallar*** gibi”; değil mi ki doğrusu onlar, kendileri ahmaklardır/aptallardır****; fakat bilmezler.
Ahmed Samira: 13 And if (it was/is) said to them: "Believe as the people believed." They said: "Do we believe as the ignorant/foolish believed?" Is it not that they truly are, they are the ignorant/foolish and but they do not know?

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminlere.**Gerçek müminler gibi. Tek tanrıcı olan, sadece kutsal kitaplar diyen insanlar gibi. Sadece Kur'an'ın ayetlerine tabi olmuş, sadece Rabbinin kitabına uyan kimseler gibi. ***Sahte müminlerin bir özelliği de kendi uyduruk dinlerini her şeyin üzerinde görmeleridir. Kendi dinlerine tabi olmayanları ahmak, aptal, anlamaz, kavramaz olarak görmeleridir. ****Oysa ahmak, aptal, anlamaz, bir şey kavramaz olanlar kendileridir. Sadece kutsal kitaplara uymak varken şirke girerek dinde hüküm koyan şeylere tabi olmaları buna açık bir delildir.

Ayet 14

21|2|14|وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ
21|2|14|واذا لقوا الذين امنوا قالوا امنا واذا خلوا الي شيطينهم قالوا انا معكم انما نحن مستهزون
14. Ve izâ lekûllezîne âmenû kâlû âmennâ, ve izâ halev ilâ şeyâtînihim, kâlû innâ meakum, innemâ nahnu mustehziûn(mustehziûne).
Ve karşılaştıkları* zaman iman47 etmiş** kimselere dediler*: “İman47 ettik”; ve yalnız kaldıkları zaman şeytânlarıyla29 dediler*: “Doğrusu bizler beraberiz sizlerle; ancak bizler alay edenleriz***.”
Ahmed Samira: 14 And if they met/found those who believed, they said: "We believed". And if they were alone/together with to their devils they said: "That we are with you, but we are mocking ."

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminler.**Sadece Kur'an'a tabi olmuş tek tanrıcılara.***Anlarız ki Kur'an'ın inme sürecinde sahte müminler vardır. Kendilerini mümin sanan bu kimseler sadece Kur'an'a tabi olmuş kimselerle alay etmektedirler. Kur'an öğretileri yerine saptırıcılara/şeytânlara tabi olurlar.

Ayet 15

22|2|15|ٱللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
22|2|15|الله يستهزي بهم ويمدهم في طغينهم يعمهون
15. Allâhu yestehziu bihim ve yemudduhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Allah alay eder onlarla*; ve genişletir/yayar onları* taşkınlıklarında**; şaşkın/abuk sabuk sayıklarlar***.
Ahmed Samira: 15 God moc ks with (about) them and extends/spreads them in their tyranny (being) confused/puzzled.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah اللَّهُ -
2 yestehziu alay eder يَسْتَهْزِئُ هزا
3 bihim onlarla بِهِمْ -
4 ve yemudduhum ve genişletir/yayar onları وَيَمُدُّهُمْ مدد
5 fi فِي -
6 tugyanihim taşkınlıklarında طُغْيَانِهِمْ طغي
7 yea'mehune şaşkın/abuk sabuk sayıklarlar يَعْمَهُونَ عمه

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminlerle.**Sahte müminlerin bir özelliği de uyduruk dinleri konusunda taşkınlık yapmalarıdır. Yüce Allah'ın emri olmayan şeyleri uyduruk hadisleriyle din yapanların uygulamaları her zaman taşkınlık içerir. "Namaz kılmayanı dövün, hapsedin, namaz kılıncaya kadar hapiste tutun, hatta orada ölsün. Zina edeni taşlayarak öldürün. Dinden döneni öldürün. Bir kadın tek başına 80 km uzağa gidemez" gibi sapkın taşkınlıklar sahte müminlerin özelliğidir.***Bu kimseler bu abuk sabuk taşkınlıklarından samimidirler.

Ayet 16

23|2|16|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَت تِّجَٰرَتُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ
23|2|16|اوليك الذين اشتروا الضلله بالهدي فما ربحت تجرتهم وما كانوا مهتدين
16. Ulâikellezîneşterevûd dalâlete bil hudâ, fe mâ rabihat ticâretuhum ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
İşte bunlar*, kimselerdir* (ki) satın alıp takas ettiler** dalaleti128 doğru yola kılavuzla***; öyle ki kazanmış değildi ticaretleri; ve olmuş değillerdi muhtedler176.
Ahmed Samira: 16 Those are those who bought/volunteered the misguidance with the guidance, so their commercial trade/buying and selling did not profit/gain, and they were not guided.

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminler.**Kur'an yerine abuk sabuk taşkınlıklara/sapkınlıklara tabi oldular.***Kur'an'la.

Ayet 17

24|2|17|مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍ لَّا يُبْصِرُونَ
24|2|17|مثلهم كمثل الذي استوقد نارا فلما اضات ما حوله ذهب الله بنورهم وتركهم في ظلمت لا يبصرون
17. Meseluhum ke meselillezistevkade nârâ(nâren), fe lemmâ edâet mâ havlehu zeheballâhu bi nûrihim ve terekehum fî zulumâtin lâ yubsirûn(yubsirûne).
Misali/örneği onların* misali/örneği gibidir kimse (ki) yaktı bir ateş; öyle ki ne zaman aydınlattı (ateş) çevresindekini onun (kimsenin); giderdi/götürdü Allah nurunu/aydınlığını onların; ve terk etti onları karanlıklarda**; göremezler**.
Ahmed Samira: 17 Their example (is) as the one who ignited a fire, so when it lit/illuminated what (is) around/surrounding him, God took/went away with their light, and left them in darknesses, they do not see/understand .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 meseluhum misali/örneği onların مَثَلُهُمْ مثل
2 kemeseli misali/örneği gibidir كَمَثَلِ مثل
3 llezi kimse الَّذِي -
4 stevkade yaktı اسْتَوْقَدَ وقد
5 naran bir ateş نَارًا نور
6 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
7 eda'et aydınlattı (ateş) أَضَاءَتْ ضوا
8 ma مَا -
9 havlehu çevresindekini onun (kimsenin) حَوْلَهُ حول
10 zehebe giderdi/götürdü ذَهَبَ ذهب
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 binurihim nurunu/aydınlığını onların بِنُورِهِمْ نور
13 ve terakehum ve terk etti onları وَتَرَكَهُمْ ترك
14 fi فِي -
15 zulumatin karanlıklarda ظُلُمَاتٍ ظلم
16 la لَا -
17 yubsirune görmezler يُبْصِرُونَ بصر

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminlerin.**Sahte müminler doğru yolu asla bulamazlar. Yüce Allah onları karanlıklarda bırakır.

Ayet 18

25|2|18|صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ
25|2|18|صم بكم عمي فهم لا يرجعون
18. Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn(yerciûne).
Sağırlar*; dilsizler*; körler*; öyle ki onlar** dönmezler***.
Ahmed Samira: 18 Deaf, mute, blind , so they do not return.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summun sağırlar صُمٌّ صمم
2 bukmun dilsizler بُكْمٌ بكم
3 umyun körler عُمْيٌ عمي
4 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
5 la لَا -
6 yerciune dönmezler يَرْجِعُونَ رجع

Notlar

Not 1: *Sapkınlıklara karşı sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Tepki vermezler. **2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminler.***Sahte dinlerinden.

Ayet 19

26|2|19|أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ وَٱللَّهُ مُحِيطٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ
26|2|19|او كصيب من السما فيه ظلمت ورعد وبرق يجعلون اصبعهم في اذانهم من الصوعق حذر الموت والله محيط بالكفرين
19. Ev ke sayyibin mines semâi fîhi zulumâtun ve ra’dun ve berk(berkun), yec’alûne esâbiahum fî âzânihim mines savâiki hazaral mevt(mevti), vallâhu muhîtun bil kâfirîn(kâfirîne).
Ya da gökten bir yağmur fırtınası gibi; içinde onun (yağmur fırtınasının) karanlıklar; ve gök gürültüsü; ve şimşek261; koyarlar* parmaklarını kulaklarının içine gök gürültüsü sesinden; ölüme hazır; ve Allah kuşatıp sarandır kâfirleri25.
Ahmed Samira: 19 Or as a rain from the sky, in it (is) darknesses and thunder and lightning, they put their fingers intheir ears from the thunderous noise , fearing the death , and God (is) with the disbelievers surrounding/enveloping .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ev ya da أَوْ -
2 kesayyibin bir yağmur fırtınası gibi كَصَيِّبٍ صوب
3 mine -ten مِنَ -
4 s-semai gök السَّمَاءِ سمو
5 fihi içinde onun (yağmur fırtınasının) فِيهِ -
6 zulumatun karanlıklar ظُلُمَاتٌ ظلم
7 ve raa'dun ve gök gürültüsü وَرَعْدٌ رعد
8 ve berkun ve şimşek وَبَرْقٌ برق
9 yec'alune yaparlar/koyarlar يَجْعَلُونَ جعل
10 esabiahum parmaklarını أَصَابِعَهُمْ صبع
11 fi içine فِي -
12 azanihim kulaklarının اذَانِهِمْ اذن
13 mine مِنَ -
14 s-savaiki gök gürültüsü sesinden الصَّوَاعِقِ صعق
15 hazera hazır حَذَرَ حذر
16 l-mevti ölüme الْمَوْتِ موت
17 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
18 muhitun kuşatıp sarandır مُحِيطٌ حوط
19 bil-kafirine kâfirleri بِالْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminler.

Ayet 20

27|2|20|يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَٰرَهُمْ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
27|2|20|يكاد البرق يخطف ابصرهم كلما اضا لهم مشوا فيه واذا اظلم عليهم قاموا ولو شا الله لذهب بسمعهم وابصرهم ان الله علي كل شي قدير
20. Yekâdul berku yahtafu ebsârehum kullemâ edâe lehum meşev fîhi, ve izâ azleme aleyhim kâmû ve lev şâellâhu le zehebe bi sem’ihim ve ebsârihim innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Şimşek261 neredeyse kapar görüşlerini; aydınlattığı (şimşek) zaman onları*, yürüdüler onda (şimşekte); ve karardığı zaman (şimşek) üzerlerine, dikeldiler/ayakta kalakaldılar; eğer dileseydi Allah mutlak giderirdi/götürürdü işitmelerini ve görüşlerini; doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr'dir177.
Ahmed Samira: 20 The lightning almost snatches their eye sights , whenever (it) lit for them they walked in it, and if (it) darkened on them they stood and if God willed/wanted, He would have gone/taken away with their hearing/sense of hearing , and their sights/understanding , that God (is) on every thing capable/powerful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yekadu neredeyse يَكَادُ كود
2 l-berku şimşek الْبَرْقُ برق
3 yehtafu kapar يَخْطَفُ خطف
4 ebsarahum görüşlerini أَبْصَارَهُمْ بصر
5 kullema zaman كُلَّمَا كلل
6 eda'e aydınlattığı (şimşek) أَضَاءَ ضوا
7 lehum onları لَهُمْ -
8 meşev yürüdüler مَشَوْا مشي
9 fihi onda (aydınlıkta) فِيهِ -
10 ve iza ve zaman وَإِذَا -
11 ezleme karardı (şimşek) أَظْلَمَ ظلم
12 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
13 kamu dikeldiler/ayakta kalakaldılar قَامُوا قوم
14 velev eğer وَلَوْ -
15 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 lezehebe mutlak giderirdi/götürürdü لَذَهَبَ ذهب
18 bisem'ihim işitmelerini بِسَمْعِهِمْ سمع
19 ve ebsarihim ve görüşlerini وَأَبْصَارِهِمْ بصر
20 inne doğrusu إِنَّ -
21 llahe Allah اللَّهَ -
22 ala üzerine عَلَىٰ -
23 kulli her bir كُلِّ كلل
24 şey'in şey شَيْءٍ شيا
25 kadirun kadîrdir. قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *2:8 ayetinde işaret edilen sahte müminlerin benzeri kimseler.

Ayet 21

28|2|21|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
28|2|21|يايها الناس اعبدوا ربكم الذي خلقكم والذين من قبلكم لعلكم تتقون
21. Yâ eyyuhen nâsu’budû rabbekumullezî halakakum vellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).
Ey insanlar*! Kulluk46 edin Rabbinize4 ki yarattı sizleri ve sizden önceki kimseleri** belki sizler takvalı21 olursunuz.
Ahmed Samira: 21 You, you the people worship your Lord who created you, and those from before you, maybe/perhaps you fear and obey (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَاأَيُّهَا -
2 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
3 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
4 rabbekumu Rabbinize رَبَّكُمُ ربب
5 llezi ki الَّذِي -
6 halekakum yarattı sizleri خَلَقَكُمْ خلق
7 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
8 min مِنْ -
9 kablikum sizden önceki قَبْلِكُمْ قبل
10 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
11 tettekune takvalı olursunuz تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Homo Sapiens.**Homo Sapiens öncesi yeryüzünde yaşayan ve soyları kesilen Homo Heidelbergensis, Homo Rudolfensis, Homo Habilis, Homo Floresiensis, Homo Erectus ve Homo Neanderthalensis gibi insan türleri.Günümüzde dünyaya egemen olan insan türünden (Homo Sapiens) önce yaşamış olan insan türleri

Ayet 22

29|2|22|ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ فِرَٰشًا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءً وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ فَلَا تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
29|2|22|الذي جعل لكم الارض فرشا والسما بنا وانزل من السما ما فاخرج به من الثمرت رزقا لكم فلا تجعلوا لله اندادا وانتم تعلمون
22. Ellezî ceale lekumul arda firâşen ves semâe binââ(binâen), ve enzele mines semâi mâen fe ahrece bihî mines semarâti rızkan lekum, fe lâ tec’alû lillâhi endâden ve entum ta’lemûn(tâ’lemune).
Ki yaptı sizlere yeri/yeryüzünü bir döşek/yatak181; ve göğü180* bir bina; ve indirdi gökten180* bir su179; öyle ki çıkardı onunla (suyla) meyvelerden; bir rızık sizlere; öyleyse yapmayın Allah'a eşler/denkler; ve sizler bilirsiniz (de bunu).
Ahmed Samira: 22 Who made/created for you the earth/Planet Earth a spread , and the sky/space a structure and descended from the sky water, so He brought out with it from the fruits a provision for you, so do not make/create to God equals (idols) and you are knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezi ki الَّذِي -
2 ceale yaptı جَعَلَ جعل
3 lekumu sizlere لَكُمُ -
4 l-erde yeri/yeryüzünü الْأَرْضَ ارض
5 firaşen bir döşek/yatak فِرَاشًا فرش
6 ve ssemae ve göğü وَالسَّمَاءَ سمو
7 bina'en bir bina بِنَاءً بني
8 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
9 mine -ten مِنَ -
10 s-semai gök السَّمَاءِ سمو
11 maen bir su مَاءً موه
12 feehrace öyle ki çıkardı فَأَخْرَجَ خرج
13 bihi onunla (suyla) بِهِ -
14 mine مِنَ -
15 s-semerati meyvelerden الثَّمَرَاتِ ثمر
16 rizkan bir rızık رِزْقًا رزق
17 lekum sizlere لَكُمْ -
18 fela öyleyse فَلَا -
19 tec'alu yapmayın تَجْعَلُوا جعل
20 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
21 endaden eşler/denkler أَنْدَادًا ندد
22 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
23 tea'lemune bilirsiniz تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: * Evren ve Dünya atmosferi.

Ayet 23

30|2|23|وَإِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
30|2|23|وان كنتم في ريب مما نزلنا علي عبدنا فاتوا بسوره من مثله وادعوا شهداكم من دون الله ان كنتم صدقين
23. Ve in kuntum fî reybin mimmâ nezzelnâ alâ abdinâ fe’tû bi sûretin min mislihî, ved’û şuhedâekum min dûnillâhi in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
Ve eğer olduysanız şüphe içinde kulumuz* üzerine indirdiğimizden172; öyleyse gelin bir sureyle183 mislinden870 onun**; ve çağırın şahitlerinizi/tanıklarınızı Allah’ın astından; eğer olduysanız sâdıklar182.
Ahmed Samira: 23 And if you were in doubt/suspicion from what We descended on Our worshipper/slave , so come/bring with a chapter from its similar/equal/alike to it, and call your witnesses/testifiers from other than God, if you were truthful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
3 fi içinde فِي -
4 raybin şüphe رَيْبٍ ريب
5 mimma مِمَّا -
6 nezzelna indirdiğimizden نَزَّلْنَا نزل
7 ala üzerine عَلَىٰ -
8 abdina kulumuz عَبْدِنَا عبد
9 fe'tu öyleyse gelin فَأْتُوا اتي
10 bisuratin bir sureyle بِسُورَةٍ سور
11 min مِنْ -
12 mislihi mislinden/örneğinden مِثْلِهِ مثل
13 ved'u ve çağırın وَادْعُوا دعو
14 şuheda'ekum şahitlerinizi/tanıklarınızı شُهَدَاءَكُمْ شهد
15 min مِنْ -
16 duni astından دُونِ دون
17 llahi Allah’ın اللَّهِ -
18 in eğer إِنْ -
19 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
20 sadikine sâdıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Kur'an'ın.

Ayet 24

31|2|24|فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ وَلَن تَفْعَلُوا۟ فَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ
31|2|24|فان لم تفعلوا ولن تفعلوا فاتقوا النار التي وقودها الناس والحجاره اعدت للكفرين
24. Fe in lem tef’alû ve len tef’alû fettekûn nârelletî vakûduhân nâsu vel hicâratu, uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
Öyle ki eğer asla yapmazsınız; ve asla yapamazsınız; öyle ki takvalı21 olun ateşe ki yakıtı onun insanlar ve taşlardır; hazırlandı kâfirler25 için.
Ahmed Samira: 24 So if you do not make/do and you will never make/do, so fear the fire, that/which its fuel (is) the people and the stones, (it) was/is prepared to the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 lem asla لَمْ -
3 tef'alu yapamazsınız تَفْعَلُوا فعل
4 velen ve asla وَلَنْ -
5 tef'alu yapamazsınız تَفْعَلُوا فعل
6 fetteku öyle ki takvalı olun فَاتَّقُوا وقي
7 n-nara ateşe النَّارَ نور
8 lleti ki الَّتِي -
9 vekuduha yakıtı onun وَقُودُهَا وقد
10 n-nasu insanlardır النَّاسُ نوس
11 velhicaratu ve taşlardır وَالْحِجَارَةُ حجر
12 uiddet hazırlandı أُعِدَّتْ عدد
13 lilkafirine kâfirler için لِلْكَافِرِينَ كفر

Ayet 25

32|2|25|وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقًا قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًا وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
32|2|25|وبشر الذين امنوا وعملوا الصلحت ان لهم جنت تجري من تحتها الانهر كلما رزقوا منها من ثمره رزقا قالوا هذا الذي رزقنا من قبل واتوا به متشبها ولهم فيها ازوج مطهره وهم فيها خلدون
25. Ve beşşirillezîne âmenû ve amilûs sâlihâti enne lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), kullemâ ruzikû minhâ min semeretin rızkan kâlû hâzellezî ruzıknâ min kabl(kablu) ve utû bihî muteşâbihâ(muteşâbihan), ve lehum fîhâ ezvâcun mutahharatun ve hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve müjdele kimseleri (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18 ki onlaradır cennetler; akar altından onun nehirler; her rızıklandırıldıklarında ondan*, meyveden; bir rızık (olarak); dediler: “Bu ki rızıklandırıldığımızdır önceden**”; ve (oysa) verilmişlerdi onun benzeri; ve onlaradır orada* eşler184; temiz kılınmış; ve onlar orada ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 25 And announce good news (to) those who believe and did/made the correct/righteous deeds, that to them (are) treed gardens the rivers flow from beneath it. Whenever they (were) provided for from it from a fruit a provision ,they said: "This (is) what we were provided for from before." And they were given with it similar , and for them in it (are) purified spouses and they are in it immortally/eternally .

Notlar

Not 1: *Cennetten.**Selam diyarında/yurdunda verilen rızıklar.

Ayet 26

33|2|26|إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسْتَحْىِۦٓ أَن يَضْرِبَ مَثَلًا مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرًا وَيَهْدِى بِهِۦ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلْفَٰسِقِينَ
33|2|26|ان الله لا يستحي ان يضرب مثلا ما بعوضه فما فوقها فاما الذين امنوا فيعلمون انه الحق من ربهم واما الذين كفروا فيقولون ماذا اراد الله بهذا مثلا يضل به كثيرا ويهدي به كثيرا وما يضل به الا الفسقين
26. İnnallâhe lâ yestahyî en yadribe meselen mâ beûdaten fe mâ fevkahâ fe emmellezîne âmenû fe ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim, ve emmellezîne keferû fe yekûlûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselâ(meselen), yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîrâ(kesîran) ve mâ yudıllu bihî illel fâsıkîn(fâsıkîne).
Doğrusu Allah çekinmez; ki vurur/ortaya koyar bir misal/örnek; bir sivrisineği186; öyle ki onun üstündekini (de)186; öyle ki ancak iman47 etmiş kimseler; böylece bilirler ki o (örnek) haktır/gerçektir Rablerinden4; ve ancak kâfirlik25 etmiş kimseler; öyle ki derler: “Neyi amaçladı/arzuladı Allah bu misalle/örnekle?”; saptırır (Allah) onunla (örnekle) bir çoğunu; ve doğru yola kılavuzlar onunla (örnekle) bir çoğunu; ve saptırır değildir (Allah) onunla (örnekle); ancak fâsıkları38.
Ahmed Samira: 26 That God does not (feel) shame that (He) gives/strikes an example , (of) any a mosquito (and) so what (is) above it, so but those who believed, so they know that it (is) the truth from their Lord, and but those who disbelieved, so they say: "What did God want/intend with that (as) an example/proverb?" He misguides with it many, and He guides with it many, and He does not misguide with it except the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 la لَا -
4 yestehyi çekinmez يَسْتَحْيِي حيي
5 en ki أَنْ -
6 yedribe vurur/ortaya koyar يَضْرِبَ ضرب
7 meselen bir misal/örnek مَثَلًا مثل
8 ma مَا -
9 beudeten bir sivrisineği بَعُوضَةً بعض
10 fe ma öyle ki فَمَا -
11 fevkaha onun üstündekini (de) فَوْقَهَا فوق
12 feemma öyle ki ancak فَأَمَّا -
13 ellezine kimseler الَّذِينَ -
14 amenu iman etmiş امَنُوا امن
15 feyea'lemune böylece bilirler فَيَعْلَمُونَ علم
16 ennehu ki o أَنَّهُ -
17 l-hakku haktır/gerçektir الْحَقُّ حقق
18 min مِنْ -
19 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
20 ve emma ve ancak وَأَمَّا -
21 ellezine kimseler الَّذِينَ -
22 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
23 feyekulune öyle ki derler فَيَقُولُونَ قول
24 maza neyi مَاذَا -
25 erade amaçladı/arzuladı أَرَادَ رود
26 llahu Allah اللَّهُ -
27 bihaza bu بِهَٰذَا -
28 meselen misalle/örnekle مَثَلًا مثل
29 yudillu saptırır (Allah) يُضِلُّ ضلل
30 bihi onunla (örnekle) بِهِ -
31 kesiran bir çoğunu كَثِيرًا كثر
32 ve yehdi ve doğru yola kılavuzlar وَيَهْدِي هدي
33 bihi onunla (örnekle) بِهِ -
34 kesiran bir çoğunu كَثِيرًا كثر
35 ve ma ve değildir وَمَا -
36 yudillu Saptır (Allah) يُضِلُّ ضلل
37 bihi Onunla (örnekle) بِهِ -
38 illa dışında إِلَّا -
39 l-fasikine fâsıklar الْفَاسِقِينَ فسق

Ayet 27

34|2|27|ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
34|2|27|الذين ينقضون عهد الله من بعد ميثقه ويقطعون ما امر الله به ان يوصل ويفسدون في الارض اوليك هم الخسرون
27. Ellezîne yenkudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkıh(mîsâkıhî), ve yaktaûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yufsidûne fîl ard(ardı) ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Kimseler (ki) bozdular ahdi/antlaşmayı Allah'a (olan) mîsâkının129 sonrasında; ve kestiler emrettiğini Allah'ın; ki onunla (mîsâkla) birleştirmesini187 (emretti); ve fesat çıkarırlar/bozgunculuk yaparlar yerde/yeryüzünde; işte bunlar; onlardır kaybedenler/zarara uğrayanlar.
Ahmed Samira: 27 Those who break God’s promise/contract (their promise to God) from after its affirmation , and they cut/sever what God ordered with it that (it) be reached/connected , and they corrupt in the earth/Planet Earth, those they are the losers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yenkudune bozdular يَنْقُضُونَ نقض
3 ahde ahdi/antlaşmayı عَهْدَ عهد
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 min مِنْ -
6 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
7 misakihi mîsâkı مِيثَاقِهِ وثق
8 ve yektaune ve kestiler وَيَقْطَعُونَ قطع
9 ma مَا -
10 emera emrettiğini أَمَرَ امر
11 llahu Allah'ın اللَّهُ -
12 bihi onunla (mîsâkla) بِهِ -
13 en ki أَنْ -
14 yusale birleştirmesini يُوصَلَ وصل
15 ve yufsidune ve fesat çıkarırlar/bozgunculuk yaparlar وَيُفْسِدُونَ فسد
16 fi فِي -
17 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
18 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
19 humu onlardır هُمُ -
20 l-hasirune kaybedenler/zarara uğrayanlar الْخَاسِرُونَ خسر

Ayet 28

35|2|28|كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَٰتًا فَأَحْيَٰكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
35|2|28|كيف تكفرون بالله وكنتم اموتا فاحيكم ثم يميتكم ثم يحييكم ثم اليه ترجعون
28. Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).
Nasıl kâfirlik25 edersiniz Allah'a; ve olmuştunuz ölüler615; öyle ki canlandırdı/diriltti615 sizleri; sonra öldürür615 sizleri; sonra canlandırır/diriltir615 sizleri; sonra O'na (Allah’a) döndürülürsünüz.
Ahmed Samira: 28 How do you disbelieve with God and you were deads, so He revived you, then He makes you die, then He revives you , then to Him you are being returned.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
2 tekfurune kâfirlik edersiniz تَكْفُرُونَ كفر
3 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
4 vekuntum ve oldunuz وَكُنْتُمْ كون
5 emvaten ölüler أَمْوَاتًا موت
6 feehyakum öyle ki canlandırdı/diriltti sizleri فَأَحْيَاكُمْ حيي
7 summe sonra ثُمَّ -
8 yumitukum öldürür sizleri يُمِيتُكُمْ موت
9 summe sonra ثُمَّ -
10 yuhyikum canlandırır/diriltir sizleri يُحْيِيكُمْ حيي
11 summe sonra ثُمَّ -
12 ileyhi O'na (Allah’a) إِلَيْهِ -
13 turceune döndürülürsünüz تُرْجَعُونَ رجع

Ayet 29

36|2|29|هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
36|2|29|هو الذي خلق لكم ما في الارض جميعا ثم استوي الي السما فسويهن سبع سموت وهو بكل شي عليم
29. Huvellezî halaka lekum mâ fîl ardı cemîan summestevâ iles semâi fe sevvâhunne seb’a semâvât(semâvâtin), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).
O* ki yaratandır sizlere yerdekini/yeryüzündekini topluca; sonra istiva188 etti göğe180**; öyle ki istiva188 etti onlara; yedi göklere161***; ve O (Allah) her bir şeye bir Alîm'dir8.
Ahmed Samira: 29 He (is), who created for you what (is) in the land/earth/Planet Earth all together/wholly , then He tended to the sky/space, so He straightened them (into) seven skies/space(s), and He is with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O (Allah) هُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 haleka yarattı خَلَقَ خلق
4 lekum sizlere لَكُمْ -
5 ma مَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdekini/yeryüzündekini الْأَرْضِ ارض
8 cemian topluca جَمِيعًا جمع
9 summe sonra ثُمَّ -
10 steva istiva etti اسْتَوَىٰ سوي
11 ila إِلَى -
12 s-semai göğe السَّمَاءِ سمو
13 fe sevvahunne öyle ki istiva etti onlara فَسَوَّاهُنَّ سوي
14 seb'a yedi سَبْعَ سبع
15 semavatin göklere سَمَاوَاتٍ سمو
16 ve huve ve O (Allah) وَهُوَ -
17 bikulli her bir بِكُلِّ كلل
18 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
19 alimun bir Alîm'dir. عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Allah.**Dünya atmosferi işaret edilmiştir. Yer yani Dünya gezegeni yaratıldığında bir atmosfere yani göğe sahip değildi. Dünya atmosferinin oluşumu sonradan gerçekleşmiştir. ***Güneş sistemimizdeki diğer gezegenlerin gökleri de Dünya atmosferimizle aynı zamanda düzenlenmiştir. Çoklu gökler bu ayette Güneş sistemdeki gezegenlerin gökleri için kullanılmıştır.

Ayet 30

37|2|30|وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
37|2|30|واذ قال ربك للمليكه اني جاعل في الارض خليفه قالوا اتجعل فيها من يفسد فيها ويسفك الدما ونحن نسبح بحمدك ونقدس لك قال اني اعلم ما لا تعلمون
30. Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeh(halîfeten), kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâ(dimâe), ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne).
Ve dediği zaman Rabbin4 meleklere48: “Doğrusu ben yapıcıyım yerde/yeryüzünde bir halîfe189*.”; dediler**: “Kimse mi yaparsın orada*** (ki) fesat çıkarır/bozgunculuk yapar orada***; ve döker kan; ve bizler tesbih57 ederiz seni hamd3 ile; ve takdis ederiz/kutsarız seni”; dedi****: “Doğrusu ben bilirim bilmediğinizi.”
Ahmed Samira: 30 And when your Lord said to the angels: "That I am making/creating/putting in the earth a caliph/successor/leader ." They said: "Do you make/create/put in it, who corrupts in it and sheds the blood, and we praise/glorify with Your praise and we (continue to admit Your) holiness/sanctity to You." He said: "I know what you do not know."

Notlar

Not 1: *Homo Sapiens yani bilge insan diğer insan türlerinin yerine halîfe olmuştur. 2:21 ayetinde işaret edilen insan türlerinin soyu kesilmiş ve onların yerine bilge insan yerin hâkimi yapılmıştır. Homo Sapiens öncesi Dünya gezegeninde yaşayan bu insan türleri takva sahibi değildi. Yaratılış gereği fücurlarıyla hareket ediyorlardı. Bilge insan değillerdi. Hayvansı iç güdülerle hareket ederek yerde kan döküyorlar, birbirlerini öldürüyorlar ve bozgunculuk yapıyorlardı. Melekler bunu gördüleri için Yüce Allah'a soru sormaktadırlar. **Melekler.***Yerde.****Allah.

Ayet 31

38|2|31|وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلْأَسْمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِى بِأَسْمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
38|2|31|وعلم ادم الاسما كلها ثم عرضهم علي المليكه فقال انبوني باسما هولا ان كنتم صدقين
31. Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn(sadikîne).
Ve öğretti* Âdem'e50 isimleri49; tamamını onun; sonra sundu onları (isimleri) melekler48 üzerine; ve dedi: “Haber verin bana bunların isimlerini49; eğer olduysanız sâdıklar182.”
Ahmed Samira: 31 And He taught Adam the names, all of them, then He displayed/exhibited/showed them on (to) the angels, so He said: "Inform Me with (the) names (of) those, if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve alleme ve öğretti وَعَلَّمَ علم
2 ademe Adem'e ادَمَ -
3 l-esma'e isimleri الْأَسْمَاءَ سمو
4 kulleha tamamını onun كُلَّهَا كلل
5 summe sonra ثُمَّ -
6 aradehum sundu onları (isimleri) عَرَضَهُمْ عرض
7 ala üzerine عَلَى -
8 l-melaiketi melekler- الْمَلَائِكَةِ ملك
9 fekale ve dedi فَقَالَ قول
10 enbiuni haber verin bana أَنْبِئُونِي نبا
11 biesma'i isimlerini بِأَسْمَاءِ سمو
12 ha'ula'i bunların هَٰؤُلَاءِ -
13 in eğer إِنْ -
14 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
15 sadikine doğrular صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın sıfatları ve nasıl tecelli ettikleri öğretildi. Bu öğretme süreci evrenimiz yaratılmadan önce Yüce Allah'ın arşında bir yerde gerçekleşti.

Ayet 32

39|2|32|قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ لَا عِلْمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ
39|2|32|قالوا سبحنك لا علم لنا الا ما علمتنا انك انت العليم الحكيم
32. Kâlû subhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke entel alîmul hakîm(hakîmu).
Dediler: “Subhân'sın7 sen; yoktur bilgi bizlere bize öğrettiğinin dışında; doğrusu sen; sensin Alîm8; Hakîm9."
Ahmed Samira: 32 They said: "Your praise/glory , no knowledge to us except what You taught us , that You are the knowledgeable, the wise/judicious ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 subhaneke subhânsın sen سُبْحَانَكَ سبح
3 la yoktur لَا -
4 ilme bilgi عِلْمَ علم
5 lena bizlere لَنَا -
6 illa dışında إِلَّا -
7 ma مَا -
8 allemtena bize öğrettiğin عَلَّمْتَنَا علم
9 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
10 ente sensin أَنْتَ -
11 l-alimu alîm الْعَلِيمُ علم
12 l-hakimu hakîm الْحَكِيمُ حكم

Ayet 33

40|2|33|قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
40|2|33|قال يادم انبيهم باسمايهم فلما انباهم باسمايهم قال الم اقل لكم اني اعلم غيب السموت والارض واعلم ما تبدون وما كنتم تكتمون
33. Kâle yâ âdemu enbi’hum bi esmâihim, fe lemmâ enbeehum bi esmâihim, kâle e lem ekul lekum innî a’lemu gaybes semâvâti vel ardı ve a’lemu mâ tubdûne ve mâ kuntum tektumûn(tektumûne).
Dedi (Allah): “Ey Âdem50! Haber ver* onlara isimlerini49 onların (Yüce Allah'ın sıfatlarını)”; öyle ki ne zaman haber* verdi (Âdem) onlara (meleklere) isimlerini49 onların (Yüce Allah'ın sıfatlarını) dedi (Allah): “Dedim değil mi sizlere; doğrusu ben bilirim gaybını62 göklerin162 ve yerin; ve bilirim açık ettiğinizi ve gizler olduğunuzu.”
Ahmed Samira: 33 He said: "You, Adam, inform them with their names." so when he informed them with their names, He (God) said: "Did I not say to you, that I know the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s unseen and I know what you show, and what you were hiding/concealing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 ya ademu Ey Adem! يَاادَمُ -
3 enbi'hum haber ver onlara أَنْبِئْهُمْ نبا
4 biesmaihim isimlerini onların بِأَسْمَائِهِمْ سمو
5 fe lemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
6 enbeehum haber verdi onlara أَنْبَأَهُمْ نبا
7 biesmaihim isimlerini onların بِأَسْمَائِهِمْ سمو
8 kale dedi (Allah) قَالَ قول
9 elem değil mi أَلَمْ -
10 ekul dedim أَقُلْ قول
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 inni doğrusu ben إِنِّي -
13 ea'lemu bilirim أَعْلَمُ علم
14 gaybe gaybını غَيْبَ غيب
15 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
16 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
17 ve ea'lemu ve bilirim وَأَعْلَمُ علم
18 ma مَا -
19 tubdune açık ettiğinizi تُبْدُونَ بدو
20 ve ma ve وَمَا -
21 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
22 tektumune gizler تَكْتُمُونَ كتم

Notlar

Not 1: *Bilge insan prototipi olan Adem meleklerin yapamadığını yapmıştır. Yüce Allah'ın sıfatlarının isimlerini öğrenmiş ve onların nasıl tecelli ettiklerini şerefli meleklere haber vermiştir. İşte insanı değerli kılan da tam olarak budur. Yüce Allah'ın sıfatlarını kendisine bahşedilen akılla öğrenebilmek.

Ayet 34

41|2|34|وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ
41|2|34|واذ قلنا للمليكه اسجدوا لادم فسجدوا الا ابليس ابي واستكبر وكان من الكفرين
34. Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).
Ve dediğimiz zaman meleklere48: “Secde70 edin Âdem'e50”; öyle ki secde70 ettiler (melekler); iblîs190 dışında; hoşlanmadı/reddetti (iblîs); ve büyüklendi; ve oldu kâfirlerden.
Ahmed Samira: 34 And when We said to the angels: "Prostrate to Adam." So they prostrated except Satan , he refused/hated and became arrogant, and he was from the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kulna dediğimiz قُلْنَا قول
3 lilmelaiketi meleklere لِلْمَلَائِكَةِ ملك
4 scudu secde edin اسْجُدُوا سجد
5 liademe Adem'e لِادَمَ -
6 fesecedu öyle ki secde ettiler فَسَجَدُوا سجد
7 illa ancak إِلَّا -
8 iblise iblîs إِبْلِيسَ -
9 eba hoşlanmadı/reddetti (iblis) أَبَىٰ ابي
10 vestekbera ve büyüklendi وَاسْتَكْبَرَ كبر
11 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
12 mine مِنَ -
13 l-kafirine kâfirlerden الْكَافِرِينَ كفر

Ayet 35

42|2|35|وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
42|2|35|وقلنا يادم اسكن انت وزوجك الجنه وكلا منها رغدا حيث شيتما ولا تقربا هذه الشجره فتكونا من الظلمين
35. Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
Ve dedik: “Ey Âdem50! Mesken edin/otur sen ve eşin cennette*; ve yiyin ikiniz ondan (cennetten) kolaylıkla/rahatlıkla; her neredeyse dilediniz ikiniz; ve yaklaşmayın ikiniz bu ağaca**; öyle ki olursunuz ikiniz zalimlerden257.”
Ahmed Samira: 35 And We said: "You Adam, reside/inhabit you and your wife/spouse the Paradise/treed garden, and you (B) eat from it easily/comfortably where/when you (B) wanted, and do not approach/near (B) this the tree, so you (B) become from the unjust/oppressors."

Notlar

Not 1: *Âdem, eşi ve tüm insanlar olarak bizler yaşadığımız evrene gönderilmeden önce başka bir cennet evreninde yaşamaktaydık. Kolay ve rahat bir şekilde.**Tekil gelmiş bir kelimedir. Dallanmış budaklanmış, ağaç dalları gibi ağ oluşturan. Evrenimizin ağacı kozmik ağdır; maddedir. Ayetten anlarız ki Yüce Allah bizlere bu şeye yaklaşmayı yasaklamıştır.

Ayet 36

43|2|36|فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ
43|2|36|فازلهما الشيطن عنها فاخرجهما مما كانا فيه وقلنا اهبطوا بعضكم لبعض عدو ولكم في الارض مستقر ومتع الي حين
36. Fe ezellehumâş şeytânu anhâ fe ahrecehumâ mimmâ kânâ fîh(fîhi), ve kulnâhbitû ba’dukum li ba’din aduvv(aduvvun), ve lekum fîl ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).
Öyle ki kaydırdı ikisini şeytân29* ondan (cennetten)**; öyle ki çıkardı ikisini içinde olduklarından; ve dedik: “Alçalın193 (insanlar); sizlerin bir kısmı bir kısma bir düşman (olarak); ve sizleredir yerde/yeryüzünde bir kararlı yerleşim; ve bir meta54; bir süreye (kadar).
Ahmed Samira: 36 So the devil made them (B) slip/fall/sin from it, so he brought them (B) out from what they were (B) in it, and We said: "Descend/decline some of you to some (are) an enemy and for you in the earth/Planet Earth (is) settlement and long life/enjoyment to a time ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feezellehuma öyle ki kaydırdı ikisini فَأَزَلَّهُمَا زلل
2 ş-şeytanu şeytân الشَّيْطَانُ شطن
3 anha ondan (cennetten) عَنْهَا -
4 fe ehracehuma öyle ki çıkardı ikisini فَأَخْرَجَهُمَا خرج
5 mimma مِمَّا -
6 kana olduklarından كَانَا كون
7 fihi içinde فِيهِ -
8 ve kulna ve dedik وَقُلْنَا قول
9 hbitu alçalın (insanlar) اهْبِطُوا هبط
10 bea'dukum sizlerin bir kısmı بَعْضُكُمْ بعض
11 libea'din bir kısma لِبَعْضٍ بعض
12 aduvvun bir düşman عَدُوٌّ عدو
13 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
14 fi - فِي -
15 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
16 mustekarrun bir kararlı yerleşim مُسْتَقَرٌّ قرر
17 ve metaun ve bir meta وَمَتَاعٌ متع
18 ila إِلَىٰ -
19 hinin bir süreye حِينٍ حين

Notlar

Not 1: *İblîs**İblîs cennette bulunan Âdem ve eşine bulunduğu paralel evrenden fısıldayarak onları kandırmış ve cennetten çıkmalarına neden olmuştur.

Ayet 37

44|2|37|فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
44|2|37|فتلقي ادم من ربه كلمت فتاب عليه انه هو التواب الرحيم
37. Fe telekkâ âdemu min rabbihî kelimâtin fe tâbe aleyh(aleyhi), innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Öyle ki kavuştu/karşılaştı Âdem50 Rabbinden4 kelimelere; öyle ki tevbe33 etti (Allah) ona (Âdem’e); doğrusu O (Allah); O’dur Tevvâb191; Rahîm2.
Ahmed Samira: 37 So Adam received from his Lord words/expressions, so (He) forgave on him, that He is, He is the forgiver , the most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetelekka öyle ki kavuştu/karşılaştı فَتَلَقَّىٰ لقي
2 ademu Âdem ادَمُ -
3 min مِنْ -
4 rabbihi Rabbinden رَبِّهِ ربب
5 kelimatin kelimelere كَلِمَاتٍ كلم
6 fetabe öyle ki tevbe etti (Allah) فَتَابَ توب
7 aleyhi ona عَلَيْهِ -
8 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
9 huve O’dur هُوَ -
10 t-tevvabu Tevvâb التَّوَّابُ توب
11 r-rahimu Rahîm الرَّحِيمُ رحم

Ayet 38

45|2|38|قُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ مِنْهَا جَمِيعًا فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًى فَمَن تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
45|2|38|قلنا اهبطوا منها جميعا فاما ياتينكم مني هدي فمن تبع هداي فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
38. Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Dedik: “Alçalın193 oradan (cennetten) topluca; öyle ki geldiği* zaman sizlere benden doğru yola bir kılavuz192; öyle ki kim tabi oldu doğru yola kılavuzuma192; öyle ki yoktur bir korku onlara; ve onlar hüzünlenmezler.”
Ahmed Samira: 38 We said: "Drop/decline from it, all together , so when a guidance from Me comes to you, so who followed My guidance, so no fear/fright on them and nor they be sad/grieving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
# Kelime Anlam Arapça Kök
1 kulna dedik قُلْنَا قول
2 hbitu alçalın اهْبِطُوا هبط
3 minha oradan (cennetten) مِنْهَا -
4 cemian topluca جَمِيعًا جمع
5 fe imma öyle ki zaman فَإِمَّا -
6 ye'tiyennekum geldiği يَأْتِيَنَّكُمْ اتي
7 minni benden مِنِّي -
8 huden doğru yola bir kılavuz هُدًى هدي
9 femen öyle ki kim فَمَنْ -
10 tebia tabi oldu تَبِعَ تبع
11 hudaye doğru yola kılavuzuma هُدَايَ هدي
12 fela öyle ki yoktur فَلَا -
13 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
14 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
15 ve la ve وَلَا -
16 hum onlar هُمْ -
17 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Notlar

Not 1: *Yüce Allah alçak bir evrene indirilen ve yeniden bir sınava tabi tutulan, 2. bir şans verilen insanları doğru yola kılavuzlayacak olan kutsal kitaplar indireceğini açıkta bildirmektedir. Kim bu kutsal kitaplara uyarsa, tabi olursa 2. şansında hata yapmadan başarılı olur. Cennetlere girmeyi hak eder.

Ayet 39

46|2|39|وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
46|2|39|والذين كفروا وكذبوا بايتنا اوليك اصحب النار هم فيها خلدون
39. Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr(nârı), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; ve yalanladılar195 ayetlerimizi; işte bunlar; ateş ashâbıdır194; onlar orada* ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 39 And those who disbelieved and denied with Our verses/evidences , those are the fire’s owners/company, they (are) in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
3 ve kezzebu ve yalanladılar وَكَذَّبُوا كذب
4 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
5 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
6 eshabu ashâbıdır أَصْحَابُ صحب
7 n-nari ateş النَّارِ نور
8 hum onlar هُمْ -
9 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
10 halidune ölümsüzlerdir. خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 40

47|2|40|يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِىٓ أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ
47|2|40|يبني اسريل اذكروا نعمتي التي انعمت عليكم واوفوا بعهدي اوف بعهدكم وايي فارهبون
40. Yâ benî isrâîlezkurû ni’metiyelletî en’amtu aleykum ve evfû bi ahdî ûfi bi ahdikum ve iyyâye ferhebûn(ferhebûne).
Ey İsrâîloğulları197! Hatırlayın nimetimi; ki nimet verdim üzerinize; ve tutun ahdimi187; tutarım (ben) ahdinizi*; ve ancak** bana; öyle ki rahbet1016 duyun bana.
Ahmed Samira: 40 You Israel’s sons and daughters , remember My blessing , which I blessed on you, and fulfill/complete with My promise/contract , I fulfill/complete with your promise/contract , and (only) Me so be terrified/monkish of Me .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya beni ey oğulları يَابَنِي بني
2 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
3 zkuru hatırlayın اذْكُرُوا ذكر
4 nia'metiye nimetimi نِعْمَتِيَ نعم
5 lleti ki الَّتِي -
6 en'amtu nimetlendirdim أَنْعَمْتُ نعم
7 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
8 ve evfu ve tutun وَأَوْفُوا وفي
9 biahdi ahdimi بِعَهْدِي عهد
10 ufi tutarım أُوفِ وفي
11 biahdikum ahdinizi بِعَهْدِكُمْ عهد
12 ve iyyaye ve ancak bana وَإِيَّايَ -
13 ferhebuni öyle ki rahbet duyun bana فَارْهَبُونِ رهب

Notlar

Not 1: *İnsanlar Yüce Allah'a olan sözlerini tutarlarsa Yüce Allah da mutlak ki onlara olan ahdini yerine getirir; hak edeni cennetlerine sokar.**Dışlama vurgusu.

Ayet 41

48|2|41|وَءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلْتُ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُوٓا۟ أَوَّلَ كَافِرٍۭ بِهِۦ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَإِيَّٰىَ فَٱتَّقُونِ
48|2|41|وامنوا بما انزلت مصدقا لما معكم ولا تكونوا اول كافر به ولا تشتروا بايتي ثمنا قليلا وايي فاتقون
41. Ve âminû bi mâ enzeltu musaddikan li mâ meakum ve lâ tekûnû evvele kâfirin bih(bîhî), ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlen ve iyyâye fettekûni.
Ve iman47 edin indirdiğime (Kur'ân'a); bir musaddıktır140 sizlerin yanındakine (Tevrât’a); ve olmayın ilk kâfir25 ona*; ve satmayın ayetlerimi az bir fiyata; ve sadece bana; öyle ki takvalı21 olun (sadece) bana.
Ahmed Samira: 41 And believe with what I descended, confirming to what (is) with you, and do not be (the) first disbeliever with it, and do not buy/volunteer with My verses/evidences a small/little price, and (only) Me, so fear and obey Me.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve aminu ve iman edin وَامِنُوا امن
2 bima بِمَا -
3 enzeltu indirdiğime أَنْزَلْتُ نزل
4 musaddikan bir musaddik مُصَدِّقًا صدق
5 lima لِمَا -
6 meakum sizlerin yanındakine (Tevrat’a) مَعَكُمْ -
7 ve la وَلَا -
8 tekunu ve olmayın تَكُونُوا كون
9 evvele ilk أَوَّلَ اول
10 kafirin kâfir كَافِرٍ كفر
11 bihi ona (Kur’an’a) بِهِ -
12 ve la وَلَا -
13 teşteru ve satmayın تَشْتَرُوا شري
14 biayati ayetlerimi بِايَاتِي ايي
15 semenen bir fiyata ثَمَنًا ثمن
16 kalilen az قَلِيلًا قلل
17 ve iyyaye ve sadece bana وَإِيَّايَ -
18 fettekuni öyle ki takvalı onu bana فَاتَّقُونِ وقي

Notlar

Not 1: *Kur’ân’a.

Ayet 42

49|2|42|وَلَا تَلْبِسُوا۟ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُوا۟ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
49|2|42|ولا تلبسوا الحق بالبطل وتكتموا الحق وانتم تعلمون
42. Ve lâ telbisûl hakka bil bâtılı ve tektumûl hakka ve entum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve elbise giydirir gibi örtmeyin/katıştırmayın hakkı/gerçeği batılla199; ve gizlemeyin hakkı/gerçeği; ve sizler bilirsiniz (de bunu).
Ahmed Samira: 42 And do not confuse/mix/cover the correct/truth with the falsehood, and you hide/conceal the correct/truth and you are knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 telbisu elbise giydirir gibi örtmeyin/katıştırmayın تَلْبِسُوا لبس
3 l-hakka hakkı/gerçeği الْحَقَّ حقق
4 bil-batili batılla بِالْبَاطِلِ بطل
5 ve tektumu ve gizlemeyin وَتَكْتُمُوا كتم
6 l-hakka hakkı الْحَقَّ حقق
7 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
8 tea'lemune bilirsiniz تَعْلَمُونَ علم

Ayet 43

50|2|43|وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ
50|2|43|واقيموا الصلوه واتوا الزكوه واركعوا مع الركعين
43. Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte verkeû mear râkiîn(râkiîne).
Ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; ve rükû11 edin rükû11 edenlerle birlikte.
Ahmed Samira: 43 And keep up/take care of the prayers and give/bring the charity/purification and bow with the bowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ekimu ve dikin/ayağa kaldırın وَأَقِيمُوا قوم
2 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
3 ve atu ve verin وَاتُوا اتي
4 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
5 verkeu ve rükû edin وَارْكَعُوا ركع
6 mea birlikte مَعَ -
7 r-rakiiyne rükû edenlerle الرَّاكِعِينَ ركع

Notlar

Not: ‘rkeu’ kelimesi kökü (ركع) reverans/selam ya da teşekkür anlamına eğilme ya da diz kırma biçiminde yapılan hareket (bow), diz çökmek (kneel), teslim olmak/kabullenmek (submit), dize gelmek (surrender), olup namazda başı ve omurgayı eğmek (rüku etmek) (bow in pray), alçakgönüllülük ve kibirden yoksun olmayı belirtmek için başı eğmek (ibadette veya başka durumlarda) (to denote humility and self-abasement either in worship or in other cases.), yaşlanmaya bağlı başın eğilmesi (he lowered his head and he (an old man) bowed himself, or bent himself, or became bowed or bent, by reason of age), yorgun devenin başını eğmesi, hurma ağacının eğilmesi, zengin birisinin daha sonradan fakirleşmesi sonrası önceki yeterliliğini, durumunun azalması, alçalması) anlamındadır. Lane's Lexicon, page 1153 (of 3039)

Ayet 44

51|2|44|أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
51|2|44|اتامرون الناس بالبر وتنسون انفسكم وانتم تتلون الكتب افلا تعقلون
44. E te’murûnen nâse bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlûnel kitâb(kitâbe) e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
İnsanlara dürüstlüğü mü emredersiniz200? Ve unutursunuz nefislerinizi201; ve sizler okursunuz (da) kitabı*; öyle ki akletmez562 misiniz?
Ahmed Samira: 44 Do you order the people with the righteousness/charitability and you forget yourselves, and you are reading/reciting The Book , do you not reason/understand/comprehend?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ete'murune emreder misiniz? أَتَأْمُرُونَ امر
2 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
3 bil-birri dürüstlüğü بِالْبِرِّ برر
4 ve tensevne ve unutursunuz وَتَنْسَوْنَ نسي
5 enfusekum nefislerinizi أَنْفُسَكُمْ نفس
6 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
7 tetlune okursunuz تَتْلُونَ تلو
8 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
9 efela öyle ki أَفَلَا -
10 tea'kilune akletmez misiniz? تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Tevrat

Ayet 45

52|2|45|وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلْخَٰشِعِينَ
52|2|45|واستعينوا بالصبر والصلوه وانها لكبيره الا علي الخشعين
45. Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
Ve yardım/destek isteyin sabırla51; ve salâtla5; ve doğrusu o (salât) mutlak bir büyüktür (yüktür); dışındadır haşyetliler/huşulular53 üzerine (olanı).
Ahmed Samira: 45 And seek support with the patience and the prayers and that it truly is a great/burden (E) except on the humble .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vesteiynu ve yardım/destek isteyin وَاسْتَعِينُوا عون
2 bis-sabri sabırla بِالصَّبْرِ صبر
3 ve ssalati ve salatla وَالصَّلَاةِ صلو
4 ve inneha ve doğrusu o (salat) وَإِنَّهَا -
5 lekebiratun mutlak bir büyüktür(yüktür) لَكَبِيرَةٌ كبر
6 illa dışındadır إِلَّا -
7 ala üzerine (olan) عَلَى -
8 l-haşiiyne haşyet الْخَاشِعِينَ خشع

Ayet 46

53|2|46|ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ
53|2|46|الذين يظنون انهم ملقوا ربهم وانهم اليه رجعون
46. Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Kimseler (ki) zannederler/varsayarlar ki onlar karşılaşanlardır* Rablerine4; ve ki onlar O'na dönenlerdir.
Ahmed Samira: 46 Those who suppose/think that they are meeting their lord and that they are to Him returning.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yezunnune varsayarlar يَظُنُّونَ ظنن
3 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
4 mulaku karşılaşanlar مُلَاقُو لقي
5 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
6 ve ennehum ve ki onlar وَأَنَّهُمْ -
7 ileyhi O'na إِلَيْهِ -
8 raciune dönenler رَاجِعُونَ رجع

Notlar

Not 1: *Rablerinin huzuruna çıkacaklarını ve hesap vereceklerini varsayarak sürekli olarak Rablerine dönerler.

Ayet 47

54|2|47|يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
54|2|47|يبني اسريل اذكروا نعمتي التي انعمت عليكم واني فضلتكم علي العلمين
47. Yâ benî isrâîlezkurû ni’metiyelletî en’amtu aleykum ve ennî faddaltukum alel âlemîn(âlemîne).
Ey İsrâîloğulları197! Hatırlayın nimetimi ki nimet verdim üzerinize; ve doğrusu ben faziletli202 kıldım sizleri âlemler203* üzerine.
Ahmed Samira: 47 You Israel’s sons and daughters, mention/remember My blessing that I blessed on you, and that I preferred/favoured you on the creations altogether/(universes) .

Notlar

Not 1: *Bu ayette dünya hayatının farklı çağları/zamanları işaret edilmiştir. Yoksa İsrâîloğulları evrenin her yerindeki yaşamlara fazlalıklı kılınmıştır demek değildir.

Ayet 48

55|2|48|وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
55|2|48|واتقوا يوما لا تجزي نفس عن نفس شيا ولا يقبل منها شفعه ولا يوخذ منها عدل ولا هم ينصرون
48. Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ şefâatun ve lâ yu’hazu minhâ adlun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
Ve takvalı21 olun bir güne242 (ki) cezalandırılmaz63 bir nefis201 bir nefisten201 bir şey; ve kabul edilmez ondan* bir şefaat222; ve alınmaz ondan* bir telafi/tazmin; ve onlar yardım edilir değillerdir.
Ahmed Samira: 48 And fear a day/time, no self rewards/substitutes from a self a thing, and no mediation (is to) be accepted/received from it, and no ransom/redemption (is to) be taken from it, and nor they be given victory .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
2 yevmen bir güne يَوْمًا يوم
3 la لَا -
4 teczi ceza/karşılık almaz تَجْزِي جزي
5 nefsun bir nefis نَفْسٌ نفس
6 an عَنْ -
7 nefsin bir nefisten نَفْسٍ نفس
8 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
9 ve la ve وَلَا -
10 yukbelu kabul edilmez يُقْبَلُ قبل
11 minha ondan (nefisten) مِنْهَا -
12 şefaatun bir şefaat شَفَاعَةٌ شفع
13 ve la وَلَا -
14 yu'hazu ve alınmaz يُؤْخَذُ اخذ
15 minha ondan (nefisten) مِنْهَا -
16 adlun bir telafi/tazmin عَدْلٌ عدل
17 ve la ve değildir وَلَا -
18 hum onlar هُمْ -
19 yunsarune yardım edilir يُنْصَرُونَ نصر

Notlar

Not 1: *Nefisten.

Ayet 49

56|2|49|وَإِذْ نَجَّيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ
56|2|49|واذ نجينكم من ال فرعون يسومونكم سو العذاب يذبحون ابناكم ويستحيون نساكم وفي ذلكم بلا من ربكم عظيم
49. Ve iz necceynâkum min âli fir’avne yesûmûnekum sûel azâbi yuzebbihûne ebnâekum ve yestahyûne nisâekum ve fî zâlikum belâun min rabbikum azîm(azîmun).
Ve kurtardığımız zaman sizleri firavun ailesinden/taraftarlarından; uygulamaya koyarlarken sizlere kötü/fena azabı; boğazlarlarken oğullarınızı; ve sağ/canlı bırakırlarken kadınlarınızı; ve bundadır Rabbinizden4 büyük bir bela256.
Ahmed Samira: 49 And when/where We saved/rescued you, from Pharaoh’s family, they burden/impose upon you (with) the torture’s evil (worst), they slaughter your sons and they shame your women, and in that (is) a great test from your Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 necceynakum kurtardığımız sizleri نَجَّيْنَاكُمْ نجو
3 min مِنْ -
4 ali ailesinden/yakınlarından الِ اول
5 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
6 yesumunekum uygulamaya koyarlar sizlere يَسُومُونَكُمْ سوم
7 su'e kötü/fena سُوءَ سوا
8 l-azabi azabı الْعَذَابِ عذب
9 yuzebbihune boğazlarlar يُذَبِّحُونَ ذبح
10 ebna'ekum oğullarınızı أَبْنَاءَكُمْ بني
11 ve yestehyune ve sağ bırakırlar وَيَسْتَحْيُونَ حيي
12 nisa'ekum kadınlarınızı نِسَاءَكُمْ نسو
13 ve fi ve وَفِي -
14 zalikum bundadır ذَٰلِكُمْ -
15 bela'un bir bela بَلَاءٌ بلو
16 min مِنْ -
17 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
18 azimun bir büyük عَظِيمٌ عظم

Ayet 50

57|2|50|وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
57|2|50|واذ فرقنا بكم البحر فانجينكم واغرقنا ال فرعون وانتم تنظرون
50. Ve iz faraknâ bikumul bahre fe enceynâkum ve agraknâ âle fir’avne ve entum tenzurûn(tenzurûne).
Ve yardığımız zaman sizlere bol suyu236; böylece kurtardık sizleri; ve batırdık firavun ailesini/taraftarlarını; ve sizler bakarken*.
Ahmed Samira: 50 And when/where We separated with you the sea , so We saved/rescued you, and We drowned/sunk Pharaoh’s people and (while) you are looking/watching .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ferakna yardık فَرَقْنَا فرق
3 bikumu sizlere بِكُمُ -
4 l-behra bol suyu الْبَحْرَ بحر
5 feenceynakum böylece kurtardık sizleri فَأَنْجَيْنَاكُمْ نجو
6 ve egrakna ve batırdık وَأَغْرَقْنَا غرق
7 ale ailesini/taraftarlarını الَ اول
8 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
9 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
10 tenzurune görür (-ken) تَنْظُرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Gözlerinizle bakıyordunuz, görüyordunuz, tanık oluyordunuz.

Ayet 51

58|2|51|وَإِذْ وَٰعَدْنَا مُوسَىٰٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ
58|2|51|واذ وعدنا موسي اربعين ليله ثم اتخذتم العجل من بعده وانتم ظلمون
51. Ve iz vâadnâ mûsâ erbaîne leyleten summettehaztumul icle min ba’dihî ve entum zâlimûn(zâlimûne).
Ve vaat ettiğimiz* zaman Musa’ya kırk gece**; sonra tuttunuz/edindiniz buzağıyı258 onun (Musa’nın) ardından; ve sizler zalimlersiniz257.
Ahmed Samira: 51 And when/where We promised Moses forty nights, then you took the calf from after him, and you are unjust/oppressive.

Notlar

Not 1: *Çoğul olarak gelmiştir. Anlarız ki Yüce Allah'ın vaadi Cibrîl benzeri şerefli elçiler tarafından yerine getirilmiştir. **Musa peygamber 40 gece boyunca yalnız kalmış ve kendisine indirilen vahye odaklanmıştır.

Ayet 52

59|2|52|ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
59|2|52|ثم عفونا عنكم من بعد ذلك لعلكم تشكرون
52. Summe afevnâ ankum min ba’di zâlike leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Sonra affettik sizleri bunun ardından; belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 52 Then We forgave on you from after that, maybe you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 afevna affettik عَفَوْنَا عفو
3 ankum sizi عَنْكُمْ -
4 min مِنْ -
5 bea'di ardından بَعْدِ بعد
6 zalike bunun ذَٰلِكَ -
7 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
8 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Ayet 53

60|2|53|وَإِذْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
60|2|53|واذ اتينا موسي الكتب والفرقان لعلكم تهتدون
53. Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve verdiğimiz*zaman Musa'ya kitap** ve furkan259; belki sizler doğru yola kılavuzlanırsınız.
Ahmed Samira: 53 And when We gave Moses The Book and the Separator of Right and Wrong , maybe you (will) be guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ateyna verdik اتَيْنَا اتي
3 musa Musa'ya مُوسَى -
4 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
5 velfurkane ve furkan وَالْفُرْقَانَ فرق
6 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
7 tehtedune doğru yola kılavuzlanırsınız تَهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Anlaşılır ki Tevrat 40 gecede indirilmiştir. **Tevrat

Ayet 54

61|2|54|وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلْعِجْلَ فَتُوبُوٓا۟ إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
61|2|54|واذ قال موسي لقومه يقوم انكم ظلمتم انفسكم باتخاذكم العجل فتوبوا الي باريكم فاقتلوا انفسكم ذلكم خير لكم عند باريكم فتاب عليكم انه هو التواب الرحيم
54. Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmi innekum zalemtum enfusekum bittihâzikumul icle fe tûbû ilâ bâriikum faktulû enfusekum zâlikum hayrun lekum inde bâriikum fe tâbe aleykum innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Ve dediği zaman Musa kavmine: “Ey kavmim! Doğrusu sizler zulmettiniz257 nefislerinize201; tutmanızla/edinmenizle buzağıyı258; öyle ki tevbe33 edin yaratıcınıza doğru; öyle ki katledin35 nefislerinizi201; işte bu; yaratıcınız indinde/katında bir hayırdır sizlere; öyle ki tevbe33 etti (Allah) sizlere; doğrusu O; O’dur Tevvâb191; Rahîm2.
Ahmed Samira: 54 And when Moses said to his nation: "You my nation, that you caused injustice to yourselves, because (of) your taking the calf (to worship), so repent to your creator , so fight/kill yourselves, that is best for you at your creator ." So, He forgave on you, that He is the forgiver , the most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 musa Musa مُوسَىٰ -
4 likavmihi kavmine لِقَوْمِهِ قوم
5 ya kavmi ey kavmim! يَا قَوْمِ قوم
6 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
7 zelemtum zulmettiniz ظَلَمْتُمْ ظلم
8 enfusekum nefislerinize أَنْفُسَكُمْ نفس
9 biattihazikumu tutmanızla/edinmenizle بِاتِّخَاذِكُمُ اخذ
10 l-icle buzağıyı الْعِجْلَ عجل
11 fetubu öyle ki tevbe edin فَتُوبُوا توب
12 ila doğru إِلَىٰ -
13 bariikum yaratıcınıza بَارِئِكُمْ برا
14 fektulu öyle ki katledin فَاقْتُلُوا قتل
15 enfusekum nefislerinizi أَنْفُسَكُمْ نفس
16 zalikum bu ذَٰلِكُمْ -
17 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
18 lekum sizlere لَكُمْ -
19 inde indinde/katında عِنْدَ عند
20 bariikum yaratıcınız بَارِئِكُمْ برا
21 fetabe öyle ki tevbe etti/döndü/vazgeçti فَتَابَ توب
22 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
23 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
24 huve O هُوَ -
25 t-tevvabu Tevvâb’tır التَّوَّابُ توب
26 r-rahimu Rahîm’dir. الرَّحِيمُ رحم

Ayet 55

62|2|55|وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
62|2|55|واذ قلتم يموسي لن نومن لك حتي نري الله جهره فاخذتكم الصعقه وانتم تنظرون
55. Ve iz kultum yâ mûsâ len nu’mine leke hattâ nerallâhe cehreten fe ehazetkumus sâikatu ve entum tenzurûn(tenzurûne).
Ve dediğiniz zaman: “Ey Musa! Asla iman etmeyiz sana; ta ki görürüz Allah'ı perdesiz/açıkça; öyle ki yakaladı sizleri yıldırım260; ve sizler bakarken*.
Ahmed Samira: 55 And when you said: "You, Moses, we will never believe to you until we see God openly , so the death/cry of torture took/punished you, and you are looking/watching .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kultum dediniz قُلْتُمْ قول
3 ya musa ey Musa! يَا مُوسَىٰ -
4 len asla لَنْ -
5 nu'mine iman etmeyiz نُؤْمِنَ امن
6 leke sana لَكَ -
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 nera görürüz نَرَى راي
9 llahe Allah'ı اللَّهَ -
10 cehraten perdesiz/açıkça جَهْرَةً جهر
11 Feehazetkumu öyle ki yakaladı sizleri فَأَخَذَتْكُمُ اخذ
12 s-saikatu yıldırım الصَّاعِقَةُ صعق
13 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
14 tenzurune bakarsınız تَنْظُرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Gözlerinizle bakıyordunuz, görüyordunuz, tanık oluyordunuz.

Ayet 56

63|2|56|ثُمَّ بَعَثْنَٰكُم مِّنۢ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
63|2|56|ثم بعثنكم من بعد موتكم لعلكم تشكرون
56. Summe beasnâkum min ba’di mevtikum leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Sonra ayılttık* sizleri ölümünüzün/bilinçsizliğinizin** ardından; belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 56 Then We revived/resurrected you from after your death/lifelessness , maybe you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 beasnakum ayılttık sizleri بَعَثْنَاكُمْ بعث
3 min مِنْ -
4 bea'di ardından بَعْدِ بعد
5 mevtikum ölümünüzün مَوْتِكُمْ موت
6 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
7 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *Bayılan kimselerin ayılması, bilinçlerinin kendine gelmesi. **Yakınlarına yıldırım düşmesi nedeniyle baygınlık geçiren, bilinçlerini kaybeden kimseler.

Ayet 57

64|2|57|وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
64|2|57|وظللنا عليكم الغمام وانزلنا عليكم المن والسلوي كلوا من طيبت ما رزقنكم وما ظلمونا ولكن كانوا انفسهم يظلمون
57. Ve zallelnâ aleykumul gamâme ve enzelnâ aleykumul menne ves selvâ kulû min tayyibâti mâ razaknâkum ve mâ zalemûnâ ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Ve gölgelendirdik üzerinize bulutu264; ve indirdik üzerinize menne262; ve bıldırcın263; yiyin rızıklandırdığımızın güzellerinden sizleri; ve zulmetmiş* değillerdi bize; fakat oldular nefislerine201 zulmederler257.
Ahmed Samira: 57 And We overshadowed on you the clouds , and We descended on you the mana (sweet gluey substance) and the quails/amusement . Eat from (the) goodness (of) what We provided for you , and they did not cause injustice to Us, and but they were (to) themselves causing injustice.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve zellelna ve gölgelendirdik وَظَلَّلْنَا ظلل
2 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
3 l-gamame bulutu الْغَمَامَ غمم
4 ve enzelna ve indirdik وَأَنْزَلْنَا نزل
5 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
6 l-menne menne الْمَنَّ منن
7 ve sselva ve bıldırcın وَالسَّلْوَىٰ سلو
8 kulu yiyin كُلُوا اكل
9 min مِنْ -
10 tayyibati güzellerden طَيِّبَاتِ طيب
11 ma مَا -
12 razeknakum rızıklandırdığımızın sizleri رَزَقْنَاكُمْ رزق
13 ve ma ve değildi وَمَا -
14 zelemuna zulmettiler bize ظَلَمُونَا ظلم
15 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
16 kanu oldular كَانُوا كون
17 enfusehum nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
18 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *İnsan Yüce Allah'a ne zarar verebilir ne de fayda verebilir. Hiçbir etkide bulunamaz. İnsan ne yaparsa kendine yapar. Yüce Allah'a şirk koşarak, O'na ortak koşarak ancak kendine zulmeder.

Ayet 58

65|2|58|وَإِذْ قُلْنَا ٱدْخُلُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ فَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَٰيَٰكُمْ وَسَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ
65|2|58|واذ قلنا ادخلوا هذه القريه فكلوا منها حيث شيتم رغدا وادخلوا الباب سجدا وقولوا حطه نغفر لكم خطيكم وسنزيد المحسنين
58. Ve iz kulnâdhulû hâzihil karyete fe kulû minhâ haysu şi’tum ragaden vedhulûl bâbe succeden ve kûlû hıttatun nagfir lekum hatâyâkum ve senezîdul muhsinîn(muhsinîne).
Ve dediğimiz zaman: “Girin şu kente; öyle ki yiyin oradan; her yerde; dilediğiniz (gibi) bolca; ve girin kapıdan secde12 edenler (olarak)”; ve deyin: “Hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma”; bağışlarız sizlere hatalarınızı; ve ziyade edeceğiz/artıracağız güzel davrananlara.
Ahmed Samira: 58 And when We said: "Enter this village/urban city, so eat from it where/when you willed/wanted easily/comfortably and enter the door/entrance prostrating and say humility/forgiveness (be humble) ,We (will) forgive for you your sins/wrongs/mistakes , and We will increase the good doers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kulna dedik قُلْنَا قول
3 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
4 hazihi şu هَٰذِهِ -
5 l-karyete kente الْقَرْيَةَ قري
6 fekulu öyle ki yiyin فَكُلُوا اكل
7 minha oradan مِنْهَا -
8 haysu her yerde حَيْثُ حيث
9 şi'tum dilediğiniz (gibi) شِئْتُمْ شيا
10 ragaden bolca رَغَدًا رغد
11 vedhulu ve girin وَادْخُلُوا دخل
12 l-babe kapıdan الْبَابَ بوب
13 succeden secde edenler (olarak) سُجَّدًا سجد
14 ve kulu ve deyin وَقُولُوا قول
15 hittatun hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma/ حِطَّةٌ حطط
16 negfir bağışlarız نَغْفِرْ غفر
17 lekum sizlere لَكُمْ -
18 hatayakum hatalarınızı خَطَايَاكُمْ خطا
19 ve senezidu ve ziyade edeceğiz وَسَنَزِيدُ زيد
20 l-muhsinine güzel davrananlara الْمُحْسِنِينَ حسن

Ayet 59

66|2|59|فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
66|2|59|فبدل الذين ظلموا قولا غير الذي قيل لهم فانزلنا علي الذين ظلموا رجزا من السما بما كانوا يفسقون
59. Fe beddelellezîne zalemû kavlen gayrellezî kîle lehum fe enzelnâ alellezîne zalemû riczen mines semâi bimâ kânû yefsukûn(yefsukûne).
Öyle ki takas etti zulmetmiş257 kimseler bir sözü/kelamı, onlara denilenden başkasıyla*; öyle ki indirdik zulmetmiş257 kimseler üzerine gökten bir pislik; fâsıklık38 ederler olmuş olmalarından.
Ahmed Samira: 59 Those who caused injustice/oppression , so (they) exchanged/replaced a saying other than what was said to them, so We descended on those who caused injustice/oppression, filth/torture from the sky/space with what they were debauching .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 febeddele öyle ki takas etti فَبَدَّلَ بدل
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
4 kavlen bir söz/kelam قَوْلًا قول
5 gayra başka غَيْرَ غير
6 llezi ki الَّذِي -
7 kile denildi قِيلَ قول
8 lehum onlara لَهُمْ -
9 feenzelna Öyle ki indirdik فَأَنْزَلْنَا نزل
10 ala üzerine عَلَى -
11 ellezine kimseler الَّذِينَ -
12 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
13 riczen bir pislik رِجْزًا رجز
14 mine مِنَ -
15 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
16 bima nedeniyle بِمَا -
17 kanu oldukların كَانُوا كون
18 yefsukune fasıklık ederler يَفْسُقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın sözünü başka sözle takas ettiler. Yüce Allah'ın kutsal kitabı olan Tevrat'ı başka sözlere takas ettiler. Böylece saptılar, doğru yol olan Tevrat'tan uzaklaştılar. Bu nedenle üzerlerine gökten pislik yağdı.

Ayet 60

67|2|60|وَإِذِ ٱسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ فَقُلْنَا ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنفَجَرَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ مِن رِّزْقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
67|2|60|واذ استسقي موسي لقومه فقلنا اضرب بعصاك الحجر فانفجرت منه اثنتا عشره عينا قد علم كل اناس مشربهم كلوا واشربوا من رزق الله ولا تعثوا في الارض مفسدين
60. Ve izisteskâ mûsâ li kavmihî fe kulnâdrib bi asâkel hacer(hacere) fenfeceret minhusnetâ aşrete aynâ(aynen), kad alime kullu unâsin meşrebehum kulû veşrebû min rızkıllâhi ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
Ve su istediği zaman Musa kavmi için; öyle ki dedik: “Vur asanla taşa; öyle ki fışkırdı ondan (taştan) on iki göze/pınar; muhakkak ki bildi insanların hepsi kendi içme yerlerini; yiyin ve için Allah'ın rızkından; ve küstahlaşmayın* yerde/yeryüzünde fesatçılar265 (olarak).
Ahmed Samira: 60 And when Moses asked for drink for his nation, so We said: "Hit/move/palpitate with your stick/cane the stone, so twelve water springs/wells burst/flowed from it, each people had known their drinking place. Eat and drink from God’s provision and do not corrupt in the Earth/land corrupting/disordering ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve izi ve o zaman وَإِذِ -
2 steska su istedi اسْتَسْقَىٰ سقي
3 musa Musa مُوسَىٰ -
4 likavmihi kavmi için لِقَوْمِهِ قوم
5 fekulna öyle ki dedik فَقُلْنَا قول
6 drib darp et اضْرِبْ ضرب
7 biasake asanla بِعَصَاكَ عصو
8 l-hacera taşa الْحَجَرَ حجر
9 fenfecerat öyle ki fışkırdı فَانْفَجَرَتْ فجر
10 minhu ondan (taştan) مِنْهُ -
11 sneta اثْنَتَا ثني
12 aşrate on iki عَشْرَةَ عشر
13 aynen göze/pınar عَيْنًا عين
14 kad muhakkak ki قَدْ -
15 alime bildi عَلِمَ علم
16 kullu hepsi كُلُّ كلل
17 unasin insanların أُنَاسٍ انس
18 meşrabehum kendi içme yerlerini مَشْرَبَهُمْ شرب
19 kulu yiyin كُلُوا اكل
20 veşrabu ve için وَاشْرَبُوا شرب
21 min مِنْ -
22 rizki rızkından رِزْقِ رزق
23 llahi Allah'ın اللَّهِ -
24 ve la ve وَلَا -
25 tea'sev küstahlaşmayın تَعْثَوْا عثو
26 fi فِي -
27 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
28 mufsidine fesatçılar (olarak) مُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *Saygısız, kaba, kural tanımaz, terbiyesiz.

Ayet 61

68|2|61|وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍ وَٰحِدٍ فَٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ مِنۢ بَقْلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ ٱلَّذِى هُوَ أَدْنَىٰ بِٱلَّذِى هُوَ خَيْرٌ ٱهْبِطُوا۟ مِصْرًا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلْمَسْكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّۦنَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ
68|2|61|واذ قلتم يموسي لن نصبر علي طعام وحد فادع لنا ربك يخرج لنا مما تنبت الارض من بقلها وقثايها وفومها وعدسها وبصلها قال اتستبدلون الذي هو ادني بالذي هو خير اهبطوا مصرا فان لكم ما سالتم وضربت عليهم الذله والمسكنه وباو بغضب من الله ذلك بانهم كانوا يكفرون بايت الله ويقتلون النبين بغير الحق ذلك بما عصوا وكانوا يعتدون
61. Ve iz kultum yâ mûsâ len nasbira alâ taâmin vâhidin fed’u lenâ rabbeke yuhric lenâ mimmâ tunbitulardu min baklihâ ve kıssâiha ve fûmihâ ve adesihâ ve basalihâ, kâle e testebdilûnellezî huve ednâ billezî huve hayr(hayrun), ihbitû mısran fe inne lekum mâ seeltum ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bâu bi gadabin minallâh(minallâhi), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayril hak(hakkı), zâlike bi mâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Ve dediğiniz zaman: “Ey Musa! Asla sabretmeyiz51 tek bir yemeğe; öyle ki dua80 et bizlere; Rabbine4; çıkarsın bizlere bitirdiğinden yerin baklagilinden; ve hıyarından/kabağından; ve sarımsağından; ve mercimeğinden; ve soğanından onun”; dedi (Musa): “Takas mı edersiniz o ast/aşağı olanı o hayır olanla? İnin bir şehre; öyle ki doğrusu sizleredir sual ettiğiniz/sorduğunuz”; ve vuruldu üzerlerine aşağılık/alçaklık ve miskinlik113; ve maruz kaldılar Allah’tan bir gazaba; işte bu; nedeniyledir ki kâfirlik25 eder oldular Allah'ın ayetlerine; ve katleder35 (oldular) nebileri132 hak değilken; işte bu; nedeniyledir (ki) isyan ettiler ve sınırı aşar oldular.
Ahmed Samira: 61 And when you said: "You Moses, (we) will never be patient on one food, so call for us your lord (to) bring out for us from what the Earth/land sprouts/grows from its vegetables , and its long cucumber , and its legumes , and its lentils and its onions ." He said: "Do you exchange/substitute what it isnearer/weaker/poorer with what it is good/best ? Descend/enter (to the) city/border/region/Egypt , so for you (there is) what you asked/demanded." And it is imposed/forced on them the humiliation/disgrace and the poverty/ oppression and they returned/resided with anger from God, (that is) because they were disbelieving with God’s signs/verses/evidences , and (they) kill the prophets without the right , that (is) because (of) what they disobeyed, and they were transgressing/violating .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kultum dediniz قُلْتُمْ قول
3 ya musa ey Musa يَا مُوسَىٰ -
4 len asla لَنْ -
5 nesbira sabretmeyiz نَصْبِرَ صبر
6 ala عَلَىٰ -
7 taaamin bir yemeğe طَعَامٍ طعم
8 vahidin tek وَاحِدٍ وحد
9 fed'u öyle ki dua et فَادْعُ دعو
10 lena bizlere لَنَا -
11 rabbeke Rabbine رَبَّكَ ربب
12 yuhric çıkarsın يُخْرِجْ خرج
13 lena bizlere لَنَا -
14 mimma مِمَّا -
15 tunbitu bitirdiğinden تُنْبِتُ نبت
16 l-erdu yerin الْأَرْضُ ارض
17 min مِنْ -
18 bekliha baklagilinden بَقْلِهَا بقل
19 vekissaiha ve hıyarından/kabağından وَقِثَّائِهَا قثا
20 vefumiha ve sarımsağından وَفُومِهَا فوم
21 veadesiha ve mercimeğinden وَعَدَسِهَا عدس
22 ve besaliha ve soğanından onun وَبَصَلِهَا بصل
23 kale dedi (Musa) قَالَ قول
24 etestebdilune takas mı edersiniz أَتَسْتَبْدِلُونَ بدل
25 llezi olan الَّذِي -
26 huve o هُوَ -
27 edna ast/aşağı/ أَدْنَىٰ دنو
28 billezi' olanla بِالَّذِي -
29 huve o هُوَ -
30 hayrun hayır خَيْرٌ خير
31 hbitu inin اهْبِطُوا هبط
32 misran bir şehre مِصْرًا مصر
33 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
34 lekum sizleredir لَكُمْ -
35 ma مَا -
36 seeltum sual ettiğiniz/sorduğunuz سَأَلْتُمْ سال
37 ve duribet ve vuruldu وَضُرِبَتْ ضرب
38 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
39 z-zilletu aşağılık/alçaklık الذِّلَّةُ ذلل
40 velmeskenetu ve miskinlik وَالْمَسْكَنَةُ سكن
41 ve ba'u ve maruz kaldılar/ وَبَاءُوا بوا
42 bigadebin bir gazaba بِغَضَبٍ غضب
43 mine -tan مِنَ -
44 llahi Allah- اللَّهِ -
45 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
46 biennehum doğrusu onların nedeniyledir بِأَنَّهُمْ -
47 kanu oldular كَانُوا كون
48 yekfurune Kâfirlik ederler يَكْفُرُونَ كفر
49 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
50 llahi Allah'ın اللَّهِ -
51 ve yektulune ve katlederler وَيَقْتُلُونَ قتل
52 n-nebiyyine nebileri النَّبِيِّينَ نبا
53 bigayri başka بِغَيْرِ غير
54 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
55 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
56 bima nedeniyledir بِمَا -
57 asav isyan ettiler عَصَوْا عصي
58 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
59 yea'tedune sınırı aştılar يَعْتَدُونَ عدو

Ayet 62

69|2|62|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
69|2|62|ان الذين امنوا والذين هادوا والنصري والصبين من امن بالله واليوم الاخر وعمل صلحا فلهم اجرهم عند ربهم ولا خوف عليهم ولا هم يحزنون
62. İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ven nasârâ ves sâbiîne men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Doğrusu iman47 etmiş kimseler; ve yahudileşmiş267 kimseler; ve Nasârâlılar268; ve Sâbiîler266; kim iman etti Allah'a ve ahiret gününe ve yaptı sâlihât18; öyle ki onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar üzerine; ve onlar hüzünlenmezler269.
Ahmed Samira: 62 That those who believed and those who repented/guided/Jews , and the Christians and the Sabians/converts , who believed with God and the Day the Last/Resurrection Day, and made/did correct/righteous deeds, so for them their reward (is) at their lord, and no fear/fright on them, and nor they be sad/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
5 hadu yahudileştiler هَادُوا هود
6 ve nnesara ve Nasârâlılar/Hristiyanlar وَالنَّصَارَىٰ نصر
7 ve ssabiine ve Sâbiîler وَالصَّابِئِينَ صبا
8 men kim مَنْ -
9 amene iman etti امَنَ امن
10 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
11 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
12 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
13 ve amile ve yaptı وَعَمِلَ عمل
14 salihen sâlîhat صَالِحًا صلح
15 felehum öyle ki onlaradır فَلَهُمْ -
16 ecruhum ecirleri/karşılıkları أَجْرُهُمْ اجر
17 inde indinde/katında عِنْدَ عند
18 rabbihim Rablerinin رَبِّهِمْ ربب
19 ve la ve yoktur وَلَا -
20 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
21 aleyhim onlar üzerine عَلَيْهِمْ -
22 ve la ve وَلَا -
23 hum onlar هُمْ -
24 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Notlar

Not 1: Not: 2:62, 5:69, 22:17 ayetleri cennetlere girmenin minimum/asgari/en az şartlarını bildirmektedir. 22:17 ayetinde ayrıca cehenneme girmemenin yolu olan şirke günahına bir vurgu vardır.

Ayet 63

70|2|63|وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
70|2|63|واذ اخذنا ميثقكم ورفعنا فوقكم الطور خذوا ما اتينكم بقوه واذكروا ما فيه لعلكم تتقون
63. Ve iz ehaznâ mîsâkakum ve refa’nâ fevkakumut tûr(tûra) huzû mâ ateynâkum bi kuvvetin vezkurû mâ fîhi leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve aldığımız zaman mîsâkınızı281; ve yükselttik üstünüze turu/dağı; alın verdiğimizi sizlere kuvvetle/güçle; ve hatırlayın ondakini (mîsâkın içindekini); belki sizler takvalı21 olursunuz.
Ahmed Samira: 63 And when We took your promise/covenant , and We raised above you the mountain , take/receive what We gave you with strength/power , and mention/remember what (is) in it, maybe you fear and obey (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ehazna aldık أَخَذْنَا اخذ
3 misakakum mîsâkınızı مِيثَاقَكُمْ وثق
4 ve rafea'na ve yükselttik وَرَفَعْنَا رفع
5 fevkakumu üstünüze فَوْقَكُمُ فوق
6 t-tura turu/dağı الطُّورَ طور
7 huzu alın خُذُوا اخذ
8 ma مَا -
9 ateynakum verdiğimizi sizlere اتَيْنَاكُمْ اتي
10 bikuvvetin kuvvetle بِقُوَّةٍ قوي
11 vezkuru ve hatırlayın وَاذْكُرُوا ذكر
12 ma مَا -
13 fihi ondakini (mîsâkın içindekini ) فِيهِ -
14 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
15 tettekune takvalı olursunuz تَتَّقُونَ وقي

Ayet 64

71|2|64|ثُمَّ تَوَلَّيْتُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَكُنتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
71|2|64|ثم توليتم من بعد ذلك فلولا فضل الله عليكم ورحمته لكنتم من الخسرين
64. Summe tevelleytum min ba’di zâlik(zâlike), fe lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu le kuntum minel hâsirîn(hâsirîne).
Sonra sırt çevirdiniz* bunun ardından; öyle ki eğer olmasaydı fazlı202 Allah'ın sizlere; ve rahmeti271 O’nun; mutlak olurdunuz hüsrana uğrayanlardan.
Ahmed Samira: 64 Then you turned away from after that, so where it not for God’s grace/favour on you, and His mercy , you would have been from the losers

Notlar

Not 1: *Mîsâka uymadınız.

Ayet 65

72|2|65|وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلَّذِينَ ٱعْتَدَوْا۟ مِنكُمْ فِى ٱلسَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ
72|2|65|ولقد علمتم الذين اعتدوا منكم في السبت فقلنا لهم كونوا قرده خسين
65. Ve lekad alimtumullezîne’tedev minkum fîs sebti fe kulnâ lehum kûnû kıradeten hâsiîn(hasiîne).
Ve ant olsun bildiniz sınırı aşmış kimseleri sizlerden sebtte272; öyle ki dedik onlara: “Olun maymunlar273; dışlanan/reddedilen*.”
Ahmed Samira: 65 And you had known those who transgressed/violated from you in the Saturday/Sabbath, so We said to them: "Be lowly/ousted out monkeys/apes ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 alimtumu bildiniz عَلِمْتُمُ علم
3 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
4 a'tedev sınırı aştılar اعْتَدَوْا عدو
5 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
6 fi فِي -
7 s-sebti sebtte/dinlenmede السَّبْتِ سبت
8 fekulna öyle ki dedik فَقُلْنَا قول
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 kunu olun كُونُوا كون
11 kiradeten maymunlar قِرَدَةً قرد
12 hasiine dışlanmış/reddedilmiş خَاسِئِينَ خسا

Notlar

Not 1: *Dışlanan, reddedilen maymunlara işaret de anlamlıdır. Maymunlar topluluk halinde yaşarlar. Hiyerarşi söz konusudur. Bazı maymunlar lider tarafından topluluktan kovulur. Bu reddedilen maymunlarda stres, huzursuzluk çok daha yüksektir. Bir türlü huzur bulamazlar.

Ayet 66

73|2|66|فَجَعَلْنَٰهَا نَكَٰلًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
73|2|66|فجعلنها نكلا لما بين يديها وما خلفها وموعظه للمتقين
66. Fe cealnâhâ nekâlen li mâ beyne yedeyhâ ve mâ halfehâ ve mev’ızaten lil muttakîn(muttakîne).
Ve yaptık onu (maymunlaşmayı) ibretlik bir ders; önündekini onun* (maymunlaşmanın) ve arkasındakini onun* (maymunlaşmanın); ve bir vaaz653 takva21 sahipleri için.
Ahmed Samira: 66 So We made it (a) severe exemplary punishment for what (is) between its hands and what (is) behind it, and (an) advice/warning , to the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fecealnaha ve yaptık onu (maymunlaşmayı) فَجَعَلْنَاهَا جعل
2 nekalen ibretlik bir ders نَكَالًا نكل
3 lima لِمَا -
4 beyne arasındaki بَيْنَ بين
5 yedeyha iki elinin onun يَدَيْهَا يدي
6 ve ma ve وَمَا -
7 halfeha arkasındaki onun خَلْفَهَا خلف
8 ve mev'izeten ve bir vaaz/tavsiye وَمَوْعِظَةً وعظ
9 lilmuttekine müttakiler için لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Maymunlaşma sürecinin öncesi ve sonrası. Akılsızca taklit etmenin sonuçları muttakiler için bir vaazdır, tavsiyedir.

Ayet 67

74|2|67|وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةً قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
74|2|67|واذ قال موسي لقومه ان الله يامركم ان تذبحوا بقره قالوا اتتخذنا هزوا قال اعوذ بالله ان اكون من الجهلين
67. Ve iz kâle mûsâ li kavmihî innallâhe ye’murukum en tezbehû bakarah(bakaraten), kâlû e tettehızunâ huzuvâ(huzuven), kâle eûzu billâhi en ekûne minel câhilîn(câhilîne).
Ve dediği zaman Mûsâ kavmine: “Doğrusu Allah emreder sizlere ki boğazlarsınız bir sığır”; dediler: “Bizleri bir alay konusu mu edinirsin?”; dedi*: “Sığınırım Allah'a cahillerden olmaktan.”
Ahmed Samira: 67 And when Moses said to his nation: "That God orders/commands you that you slaughter a cow." They said: "Do you take us mockingly ?" He said: "I seek protection by God that I be from the lowly/ignorant."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 musa Musa مُوسَىٰ -
4 likavmihi kavmine لِقَوْمِهِ قوم
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 ye'murukum emreder sizlere يَأْمُرُكُمْ امر
8 en ki أَنْ -
9 tezbehu boğazlarsınız تَذْبَحُوا ذبح
10 bekaraten bir sığır بَقَرَةً بقر
11 kalu dediler قَالُوا قول
12 etettehizuna edinir misin bizleri أَتَتَّخِذُنَا اخذ
13 huzuven bir alay konusu mu هُزُوًا هزا
14 kale dedi قَالَ قول
15 euzu sığınırım أَعُوذُ عوذ
16 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
17 en ki أَنْ -
18 ekune olurum أَكُونَ كون
19 mine مِنَ -
20 l-cahiline cahillerden الْجَاهِلِينَ جهل

Notlar

Not 1: *Mûsâ.

Ayet 68

75|2|68|قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌۢ بَيْنَ ذَٰلِكَ فَٱفْعَلُوا۟ مَا تُؤْمَرُونَ
75|2|68|قالوا ادع لنا ربك يبين لنا ما هي قال انه يقول انها بقره لا فارض ولا بكر عوان بين ذلك فافعلوا ما تومرون
68. Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ hiy(hiye), kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun lâ fâridun ve lâ bikr(bikrun), avânun beyne zâlik(zalike) fef’alû mâ tu’merûn(tu’merune).
Dediler: “Dua80 et bizlere; Rabbine4; beyan226 etsin bizlere nedir o”; dedi*: “Doğrusu O**der ki: “Doğrusu o*** bir sığırdır; değildir bir yaşlı; ve değildir bir körpe****; bir orta yaşlıdır bunun arasında; öyleyse yapın emredildiğinizi.”
Ahmed Samira: 68 They said: "Call for us your Lord He clarifies for us what it is." He (Moses) said: "That He says that it is a cow not (an) old aged animal , and nor first born/virgin , middle aged between that, so make/do what you are ordered/commanded."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 d'u dua et ادْعُ دعو
3 lena bizlere لَنَا -
4 rabbeke Rabbine رَبَّكَ ربب
5 yubeyyin beyan etsin يُبَيِّنْ بين
6 lena bizlere لَنَا -
7 ma nedir مَا -
8 hiye o هِيَ -
9 kale dedi (Musa) قَالَ قول
10 innehu doğrusu O (Allah) إِنَّهُ -
11 yekulu der ki يَقُولُ قول
12 inneha doğrusu o إِنَّهَا -
13 bekaratun bir sığırdır بَقَرَةٌ بقر
14 la değil لَا -
15 faridun bir yaşlı فَارِضٌ فرض
16 ve la ve değil وَلَا -
17 bikrun bir körpe بِكْرٌ بكر
18 avanun bir orta yaşlı عَوَانٌ عون
19 beyne arasında بَيْنَ بين
20 zalike bunun ذَٰلِكَ -
21 fef'alu öyleyse yapın فَافْعَلُوا فعل
22 ma مَا -
23 tu'merune emredildiğinizi تُؤْمَرُونَ امر

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Allah.***Dişi sığır.****Yavruluktan yeni çıkmış.

Ayet 69

76|2|69|قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَآءُ فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ
76|2|69|قالوا ادع لنا ربك يبين لنا ما لونها قال انه يقول انها بقره صفرا فاقع لونها تسر النظرين
69. Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ levnuhâ, kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun safrâu, fâkiun levnuhâ tesurrun nâzırîn(nâzirîne).
Dediler: “Dua80 et bizlere; Rabbine4; beyan226 etsin bizlere nedir rengi onun*”; dedi*: doğrusu O (Allah) der ki: “Doğrusu o** bir sığırdır; sarı; göz alıcı parlak; rengi onun*** mutluluk/haz verir bakanlara.
Ahmed Samira: 69 They said: "Call for us your Lord, (to) clarify for us what its colour (is)." He said: "That He says, that it truly is a cow, yellowish , clear pure bright yellow its colour, it delights the lookers."

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Dişi sığır.***Dişi sığırın.

Ayet 70

77|2|70|قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ إِنَّ ٱلْبَقَرَ تَشَٰبَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَآءَ ٱللَّهُ لَمُهْتَدُونَ
77|2|70|قالوا ادع لنا ربك يبين لنا ما هي ان البقر تشبه علينا وانا ان شا الله لمهتدون
70. Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ hiye, innel bakara teşâbehe aleynâ, ve innâ in şâallâhu le muhtedûn(muhtedûne).
Dediler: “Dua80 et bizlere; Rabbine4; beyan226 etsin bizlere nedir o*; doğrusu (o) sığır benzer geldi bizlere; ve doğrusu bizler (ki) eğer dilediyse** Allah; mutlak muhtedleriz.176
Ahmed Samira: 70 They said: "Call for us your Lord He clarifies to us what it is, that the cows looked alike/resembled (each other) , on (to) us and that we are if God willed/wanted guided (E)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 d'u dua et ادْعُ دعو
3 lena bizlere لَنَا -
4 rabbeke Rabbine رَبَّكَ ربب
5 yubeyyin beyan etsin يُبَيِّنْ بين
6 lena bizlere لَنَا -
7 ma nedir مَا -
8 hiye o هِيَ -
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 l-bekara sığır الْبَقَرَ بقر
11 teşabehe benzeşti تَشَابَهَ شبه
12 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
13 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
14 in eğer إِنْ -
15 şa'e dilerse شَاءَ شيا
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 lemuhtedune mutlak muhtedleriz لَمُهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Dişi sığır.**İnşAllâh.

Ayet 71

78|2|71|قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا ذَلُولٌ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَّا شِيَةَ فِيهَا قَالُوا۟ ٱلْـَٰٔنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ
78|2|71|قال انه يقول انها بقره لا ذلول تثير الارض ولا تسقي الحرث مسلمه لا شيه فيها قالوا الن جيت بالحق فذبحوها وما كادوا يفعلون
71. Kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun lâ zelûlun tusîrul arda ve lâ teskıl hars(harse), musellemetun lâ şiyete fîhâ kâlûl’âne ci’te bil hakk(hakkı), fe zebehûhâ ve mâ kâdû yef’alûn(yef’alûne).
Dedi (Musa): “Doğrusu O (Allah) der ki: “Doğrusu o* bir sığırdır; boyunduruk altında değildir (ki) sürer yeri; ve sulamaz tarla; kusursuzdur; yoktur alaca/leke/farklı renk onda””; dediler: “Şimdi geldin hakla/gerçekle”; ve boğazladılar onu*; ve olmuş değillerdi yaparlar**.
Ahmed Samira: 71 He said: "That He says that it is a cow not manipulated/eased , it ploughs the earth, and does not water/irrigate the agricultural land/plants flawless, no marks/different colours in it." They said: "Now, you came with the truth/fact " So they slaughtered it , and they were not about to make/do (it).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Musa) قَالَ قول
2 innehu doğrusu O (Allah) إِنَّهُ -
3 yekulu der ki يَقُولُ قول
4 inneha doğrusu o إِنَّهَا -
5 bekaratun bir sığırdır بَقَرَةٌ بقر
6 la değildir لَا -
7 zelulun bir boyunduruklu ذَلُولٌ ذلل
8 tusiru sürer تُثِيرُ ثور
9 l-erde yeri الْأَرْضَ ارض
10 ve la ve وَلَا -
11 teski sulamaz تَسْقِي سقي
12 l-harse tarla الْحَرْثَ حرث
13 musellemetun kusursuz مُسَلَّمَةٌ سلم
14 la yoktur لَا -
15 şiyete alaca/leke/farklı renk شِيَةَ وشي
16 fiha onda فِيهَا -
17 kalu dediler قَالُوا قول
18 l-ane şimdi الْانَ -
19 ci'te geldin جِئْتَ جيا
20 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
21 fezebehuha ve boğazladılar onu (dişi sığırı) فَذَبَحُوهَا ذبح
22 ve ma Ve değillerdi وَمَا -
23 kadu oldular كَادُوا كود
24 yef'alune yaparlar يَفْعَلُونَ فعل

Notlar

Not 1: *Dişi sığır.**Zorla yaptılar. Yoksa kendiliklerinden yapmayacaklardı.

Ayet 72

79|2|72|وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْ فِيهَا وَٱللَّهُ مُخْرِجٌ مَّا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
79|2|72|واذ قتلتم نفسا فادرتم فيها والله مخرج ما كنتم تكتمون
72. Ve iz kateltum nefsen feddâre’tum fîhâ vallâhu muhricun mâ kuntum tektumûn(tektumûne).
Ve katlettiğiniz35 zaman bir nefsi201; öyle ki püskürttünüz/reddettiniz (suçlamaları) onun (nefsin) hakkındaki; ve Allah çıkarandır gizler olduğunuzu.
Ahmed Samira: 72 And when you (P) killed a self, so you repelled (accusations amongst yourselves) in it, and God (is) bringing out what you were hiding/concealing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kateltum katlettiniz قَتَلْتُمْ قتل
3 nefsen bir nefsi نَفْسًا نفس
4 feddara'tum öyle ki geri püskürttünüz/reddettiniz فَادَّارَأْتُمْ درا
5 fiha hakkında onun (nefsin) فِيهَا -
6 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
7 muhricun çıkarandır مُخْرِجٌ خرج
8 ma مَا -
9 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
10 tektumune gizlersiniz تَكْتُمُونَ كتم

Ayet 73

80|2|73|فَقُلْنَا ٱضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا كَذَٰلِكَ يُحْىِ ٱللَّهُ ٱلْمَوْتَىٰ وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
80|2|73|فقلنا اضربوه ببعضها كذلك يحي الله الموتي ويريكم ايته لعلكم تعقلون
73. Fe kulnâdribûhu bi ba’dıhâ kezâlike yuhyîllâhul mevtâ ve yurîkum âyâtihî leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).
Öyle ki dedik: “Vurun ona274 (ölü adama) bir parçasıyla onun (dişi sığırın)”; işte böyledir; diriltir/canlandırır Allah ölüleri; ve gösterir sizlere ayetlerini*; belki sizler akledersiniz.
Ahmed Samira: 73 So We said: "Mix/strike it with some of it." Like that God revives/makes alive the deads and He shows you His signs/verses/examples , maybe you reason/understand/comprehend

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın Kur'an'da prekordiyal vuruşu işaret etmesi de gelecek nesiller için büyük bir ayet/mucize olmuştur.

Ayet 74

81|2|74|ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَٰرُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
81|2|74|ثم قست قلوبكم من بعد ذلك فهي كالحجاره او اشد قسوه وان من الحجاره لما يتفجر منه الانهر وان منها لما يشقق فيخرج منه الما وان منها لما يهبط من خشيه الله وما الله بغفل عما تعملون
74. Summe kaset kulûbukum min ba’di zâlike fe hiye kel hıcâreti ev eşeddu kasveh(kasveten), ve inne minel hıcâreti lemâ yetefecceru minhul enhâr(enhâru), ve inne minhâ lemâ yeşşakkaku fe yahrucu minhul mâu, ve inne minhâ lemâyehbitu min haşyetillâh(haşyetillâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Sonra katılaştı kalpleriniz bunun* ardından; öyle ki o (kalp) taş gibi ya da daha sert katı; ve doğrusu taştan275; mutlak ki fışkırır ondan (taştan) nehirler; ve doğrusu ondan (taştan) mutlak ki yarılarak ayrılır (su); böylece çıkar ondan su; ve doğrusu ondan (taştan) mutlak ki iner (su); Allah’ın haşyetinden53; ve Allah gâfil/aymaz değildir yaptıklarınızdan.
Ahmed Samira: 74 Then your hearts/minds became cruel/merciless from after that, so it is as the stones or stronger cruelty/mercilessness, and that from the stones (E) what the rivers bursts/flows from it and that from it (E) what splits/cracks so the water comes out of it, and that from it (E) what drops/reduces from God’s fear, andGod (is) not with ignoring/disregarding from what you are doing/making.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 kaset katılaştı قَسَتْ قسو
3 kulubukum kalpleriniz قُلُوبُكُمْ قلب
4 min مِنْ -
5 bea'di ardından بَعْدِ بعد
6 zalike bunun ذَٰلِكَ -
7 fehiye öyle ki o (kalp) فَهِيَ -
8 kalhicarati taş gibi كَالْحِجَارَةِ حجر
9 ev ya da أَوْ -
10 eşeddu daha sert أَشَدُّ شدد
11 kasveten katı قَسْوَةً قسو
12 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
13 mine مِنَ -
14 l-hicarati taştan الْحِجَارَةِ حجر
15 lema mutlak ki لَمَا -
16 yetefecceru fışkırır يَتَفَجَّرُ فجر
17 minhu ondan (taştan) مِنْهُ -
18 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
19 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
20 minha ondan (taştan) مِنْهَا -
21 lema mutlak ki لَمَا -
22 yeşşekkaku yarılarak ayrılır (su) يَشَّقَّقُ شقق
23 feyehrucu böylece çıkar فَيَخْرُجُ خرج
24 minhu ondan مِنْهُ -
25 l-mau su الْمَاءُ موه
26 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
27 minha ondan (taştan) مِنْهَا -
28 lema mutlak ki لَمَا -
29 yehbitu iner (su) يَهْبِطُ هبط
30 min مِنْ -
31 haşyeti haşyetinden خَشْيَةِ خشي
32 llahi Allah’ın اللَّهِ -
33 ve ma ve değildir وَمَا -
34 llahu Allah اللَّهُ -
35 bigafilin gafil/aymaz بِغَافِلٍ غفل
36 amma عَمَّا -
37 tea'melune yaptıklarınızdan تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Dirilme mucizesi

Ayet 75

82|2|75|أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
82|2|75|افتطمعون ان يومنوا لكم وقد كان فريق منهم يسمعون كلم الله ثم يحرفونه من بعد ما عقلوه وهم يعلمون
75. E fe tatmeûne en yu’minû lekum ve kad kâne ferîkun minhum yesmeûne kelâmallâhi summe yuharrifûnehu min ba’di mâ akalûhu ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).
Tamah* mı edersiniz ki iman47 ederler sizlere? Muhakkak ki bir fırka/grup onlardan işitir oldular Allah'ın kelamını/sözünü**; sonra tahrif276 ettiler onu (kelamı/sözü); akletmelerinin562 ardından onu (kelamı/sözü); ve onlar bilenlerdir***.
Ahmed Samira: 75 Do you covet that they believe to you, and (there) had been a group/party from them (that) was hearing God’s speech/conversation (words), then they alter/distort/change it from after what they understood/comprehended it , and they know?

Notlar

Not 1: *Çok istemek.**Kutsal kitaplar.***Bilerek tahrif ettiler. Kutsal kitapları anladıkları halde. Yüce Allah'ın kelamını tahrif etmenin yasak olduğunu bilmelerine rağmen.

Ayet 76

83|2|76|وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ قَالُوٓا۟ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِۦ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
83|2|76|واذا لقوا الذين امنوا قالوا امنا واذا خلا بعضهم الي بعض قالوا اتحدثونهم بما فتح الله عليكم ليحاجوكم به عند ربكم افلا تعقلون
76. Ve izâ lekûllezîne âmenû kâlû âmennâ, ve izâ halâ ba’duhum ilâ ba’din kâlû e tuhaddisûnehum bi mâ fetehallâhu aleykum li yuhâccûkum bihî inde rabbikum e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
Ve karşılaştıkları zaman iman47 etmiş kimselere; dediler: ”İman47 ettik”; ve yalnız kaldığı zaman; bazısı onların bazısına doğru dediler: ”Onlara Allah'ın sizlere açtığını* mı söylersiniz**? Tartışarak mağlup etmeleri*** için sizleri onunla (Allah'ın açtığıyla) Rabbinizin indinde/katında”; öyleyse akletmez562 misiniz****?
Ahmed Samira: 76 And if they met those who believed, they said: "We believed." And if some of them (were) together to (with) some, they said: "Do you tell/inform them with what God taught on (to) you? To argue with you with it at your Lord." Do you not reason/understand ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 leku karşılaştıkları لَقُوا لقي
3 ellezine kimselere الَّذِينَ -
4 amenu iman etmiş امَنُوا امن
5 kalu dediler قَالُوا قول
6 amenna iman ettik امَنَّا امن
7 veiza ve zaman وَإِذَا -
8 hala yalnız kaldığı خَلَا خلو
9 bea'duhum bazısı onların بَعْضُهُمْ بعض
10 ila doğru إِلَىٰ -
11 bea'din bazısına بَعْضٍ بعض
12 kalu dediler قَالُوا قول
13 etuhaddisunehum söyler misiniz onlara أَتُحَدِّثُونَهُمْ حدث
14 bima بِمَا -
15 feteha açtığını فَتَحَ فتح
16 llahu Allah'ın اللَّهُ -
17 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
18 liyuhaccukum argümanla/tartışarak mağlup ederler sizleri لِيُحَاجُّوكُمْ حجج
19 bihi onunla بِهِ -
20 inde indinde/katında عِنْدَ عند
21 rabbikum Rabbinizin رَبِّكُمْ ربب
22 efela Öyle ki أَفَلَا -
23 tea'kilune akletmez misiniz? تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Kutsal kitapların ayetleri. Hidayetin yollarını açarlar; cennetlerin yolunu açarlar. **Ayetleri halkan/toplumdan gizleyelim. Ayetleri açık etmeyelim. Toplum anlamasın ayetleri. Bizim kontrolümüzde olsunlar. ***Sizler ayetleri onlara açık ederseniz onlar da bu ayetleri Rabbinizin katında sizlere karşı kullanır ve sizlere galip gelirler. ****Yüce Allah bu düşüncenin toptan akılsızlık, beyinsizlik olduğunu vurgulamaktadır.

Ayet 77

84|2|77|أَوَلَا يَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ
84|2|77|اولا يعلمون ان الله يعلم ما يسرون وما يعلنون
77. E ve lâ ya’lemûne ennallâhe ya’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûn(yu’linûne).
Bilmezler mi ki Allah bilir sırlayıp gizlediklerini; ve alenen açığa vurduklarını?
Ahmed Samira: 77 Are they not knowing that God knows what they keep secret and what they declare/publicize ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evela أَوَلَا -
2 yea'lemune bilmezler mi يَعْلَمُونَ علم
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
6 ma مَا -
7 yusirrune sırlayıp gizlediklerini يُسِرُّونَ سرر
8 ve ma ve وَمَا -
9 yua'linune alenen açığa vurduklarını يُعْلِنُونَ علن

Ayet 78

85|2|78|وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِىَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ
85|2|78|ومنهم اميون لا يعلمون الكتب الا اماني وان هم الا يظنون
78. Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).
Ve onlardan ümmiler277; bilmezler kitabı*; kuruntular292 dışında; ve değildir onlar (ümmiler) ancak zannederler/varsayarlar.
Ahmed Samira: 78 And from them (are) illiterates/belonging to a nation they do not know The Book except (as) wishes/desires/lies and that they are except assuming/ supposing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
2 ummiyyune ümmiler أُمِّيُّونَ امم
3 la لَا -
4 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم
5 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
6 illa dışında إِلَّا -
7 emaniyye kuruntular أَمَانِيَّ مني
8 ve in ve değiller وَإِنْ -
9 hum onlar هُمْ -
10 illa dışında إِلَّا -
11 yezunnune zannederler/varsayarlar يَظُنُّونَ ظنن

Notlar

Not 1: *Kutsal kitabı.

Ayet 79

86|2|79|فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ ٱلْكِتَٰبَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ لِيَشْتَرُوا۟ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا يَكْسِبُونَ
86|2|79|فويل للذين يكتبون الكتب بايديهم ثم يقولون هذا من عند الله ليشتروا به ثمنا قليلا فويل لهم مما كتبت ايديهم وويل لهم مما يكسبون
79. Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).
Öyle ki vay haline kimselerin*; yazarlar kitabı elleriyle; sonra derler: “Bu (kitap) indindendir/katındandır Allah’ın; satmak için onu (kitabı) az bir fiyata; öyle ki vay haline onların*; yazdıklarından dolayı ellerinin; ve vay haline onların*; kazandıklarından dolayı.
Ahmed Samira: 79 So grief/distress/woe (expression) to those who write The Book with their hands then they say: "That (it is) from at God." To buy/volunteer with it a small price, so grief/distress/woe (expression) to them from what their hands wrote , and grief/distress/woe (expression) to them from what they gather/acquire .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feveylun öyle ki vay haline فَوَيْلٌ -
2 lillezine kimselerin لِلَّذِينَ -
3 yektubune yazarlar يَكْتُبُونَ كتب
4 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
5 bieydihim elleriyle بِأَيْدِيهِمْ يدي
6 summe sonra ثُمَّ -
7 yekulune derler يَقُولُونَ قول
8 haza bu هَٰذَا -
9 min مِنْ -
10 indi indindendir/katındandır/ عِنْدِ عند
11 llahi Allah’ın اللَّهِ -
12 liyeşteru satmak için لِيَشْتَرُوا شري
13 bihi onu (kitabı) بِهِ -
14 semenen bir fiyata ثَمَنًا ثمن
15 kalilen az قَلِيلًا قلل
16 feveylun öyle ki vay haline فَوَيْلٌ -
17 lehum onların لَهُمْ -
18 mimma dolayı مِمَّا -
19 ketebet yazdıklarından كَتَبَتْ كتب
20 eydihim ellerinin أَيْدِيهِمْ يدي
21 ve veylun Ve vay haline وَوَيْلٌ -
22 lehum onların لَهُمْ -
23 mimma dolayı مِمَّا -
24 yeksibune kazandıklarından يَكْسِبُونَ كسب

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplar yerine dinde hüküm koyucu kitaplar yazan kimseler. Tevrat yerine Talmud'u yazanlar. İncil yerine masalları/mektupları yazanlar. Kur'an yerine tamamı zan ve insan sözü olan söylenti/hadis kitaplarını yazanlar. Bu kimseler elleriyle yazdıkları kitapların Yüce Allah katından olduğunu iddia ederler. Bu kitapları az bir bedel/ücret karşılığında kutsal kitapmış gibi halka sunarlar; kazanç sağlarlar.

Ayet 80

87|2|80|وَقَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَةً قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ ٱللَّهِ عَهْدًا فَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ عَهْدَهُۥٓ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
87|2|80|وقالوا لن تمسنا النار الا اياما معدوده قل اتخذتم عند الله عهدا فلن يخلف الله عهده ام تقولون علي الله ما لا تعلمون
80. Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve dediler: “Asla dokunmaz bizlere ateş adetli/sayılı günler dışında”; de ki: “Allah’ın indinde/katında bir ahit/antlaşma mı edindiniz?”; öyle ki asla bozmaz Allah ahdini/antlaşmasını; Allah üzerine bilmediğinizi mi söylersiniz?
Ahmed Samira: 80 And they said: "The fire will never touch us except counted/numbered days/times." Say: "Did you take at God a promise/contract , so God will not break His promise/contract , or are you saying on God what you do not know?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 len asla لَنْ -
3 temessena dokunmaz bizlere تَمَسَّنَا مسس
4 n-naru ateş النَّارُ نور
5 illa dışında إِلَّا -
6 eyyamen günler أَيَّامًا يوم
7 mea'dudeten adetli/sayılı مَعْدُودَةً عدد
8 kul de ki قُلْ قول
9 ettehaztum edindiniz mi أَتَّخَذْتُمْ اخذ
10 inde indinde/katında عِنْدَ عند
11 llahi Allah’ın اللَّهِ -
12 ahden bir ahit/antlaşma عَهْدًا عهد
13 felen öyle ki asla فَلَنْ -
14 yuhlife bozmaz يُخْلِفَ خلف
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ahdehu ahdini/antlaşmasını عَهْدَهُ عهد
17 em أَمْ -
18 tekulune söyler misiniz تَقُولُونَ قول
19 ala üzerine عَلَى -
20 llahi Allah اللَّهِ -
21 ma مَا -
22 la لَا -
23 tea'lemune bilmediğinizi تَعْلَمُونَ علم

Ayet 81

88|2|81|بَلَىٰ مَن كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَٰطَتْ بِهِۦ خَطِيٓـَٔتُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
88|2|81|بلي من كسب سييه واحطت به خطيته فاوليك اصحب النار هم فيها خلدون
81. Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Evet! Kim kazandı bir kötülük; ve kuşattı (kötülük) onu (kimseyi) hatasıyla/yanlışıyla onun; öyle ki işte bunlar; yoldaşlarıdır ateş; onlar orada* ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 81 Yes/certainly , who gathered/earned a sin/crime, and his sin/mistake surrounded/enveloped with him so those (are) the fire’s owners/company, they are in it immortally/eternally.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bela evet! بَلَىٰ -
2 men kim مَنْ -
3 kesebe kazandı كَسَبَ كسب
4 seyyieten bir kötülük سَيِّئَةً سوا
5 ve ehatat ve kuşattı (kötülük) وَأَحَاطَتْ حوط
6 bihi onu (kimseyi) بِهِ -
7 hatiyetuhu hatasıyla/yanlışıyla onun خَطِيئَتُهُ خطا
8 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
9 eshabu yoldaşlarıdır أَصْحَابُ صحب
10 n-nari ateş النَّارِ نور
11 hum onlar هُمْ -
12 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
13 halidune ölümsüzler خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 82

89|2|82|وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
89|2|82|والذين امنوا وعملوا الصلحت اوليك اصحب الجنه هم فيها خلدون
82. Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; işte bunlar; yoldaşlarıdır cennet; onlar orada (cennette) ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 82 And those who believed and made/did the correct/righteous deeds, those are the Paradise’s owners/company, they are in it immortally/eternally.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 amenu iman ettiler امَنُوا امن
3 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
4 s-salihati sâlihât الصَّالِحَاتِ صلح
5 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
6 eshabu yoldaşlarıdır أَصْحَابُ صحب
7 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
8 hum onlar هُمْ -
9 fiha orada (cennette) فِيهَا -
10 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Ayet 83

90|2|83|وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ
90|2|83|واذ اخذنا ميثق بني اسريل لا تعبدون الا الله وبالولدين احسانا وذي القربي واليتمي والمسكين وقولوا للناس حسنا واقيموا الصلوه واتوا الزكوه ثم توليتم الا قليلا منكم وانتم معرضون
83. Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât(zekâte), summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn(mu’ridûne).
Ve aldığımız zaman bir mîsâk281 İsrailoğullarından; kulluk46 etmeyesiniz; ancak Allah'a; ve ana babaya bir güzellik; ve yakınlık sahibine130 (de); ve yetimlere131 (de); ve miskinlere113 (de); ve deyin insanlar için güzelliği; ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10; sonra biraz dışında sizlerden döndünüz; ve sizler direnç gösterenlersiniz/karşı çıkanlarsınız.
Ahmed Samira: 83 And when We took Israel’s sons’ and daughters’ promise/covenant, "Do not worship except God, and with the parents a goodness and of the relations/near , and the orphans and the poorest of the poor/poor oppressed , and say to the people goodness, and keep up/take care of the prayers and give/bring the charity/purification." Then you turned away except (a) few from you and you are objecting/opposing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ehazna aldık أَخَذْنَا اخذ
3 misaka bir sözleşme/misak مِيثَاقَ وثق
4 beni oğullarından بَنِي بني
5 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
6 la لَا -
7 tea'budune kulluk etmeyesiniz تَعْبُدُونَ عبد
8 illa ancak إِلَّا -
9 llahe Allah'a اللَّهَ -
10 ve bil-valideyni ve ana babayla وَبِالْوَالِدَيْنِ ولد
11 ihsanen bir güzellik إِحْسَانًا حسن
12 ve zi ve sahibine (de) وَذِي -
13 l-kurba yakınlık الْقُرْبَىٰ قرب
14 velyetama ve yetimlere (de) وَالْيَتَامَىٰ يتم
15 velmesakini ve miskinlere/açlık sınırında yaşayanlara (da) وَالْمَسَاكِينِ سكن
16 ve kulu ve deyin وَقُولُوا قول
17 linnasi insanlar için لِلنَّاسِ نوس
18 husnen güzelliği حُسْنًا حسن
19 ve ekimu ve dikin/ayağa kaldırın وَأَقِيمُوا قوم
20 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
21 ve atu ve verin وَاتُوا اتي
22 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
23 summe sonra ثُمَّ -
24 tevelleytum döndünüz تَوَلَّيْتُمْ ولي
25 illa dışında إِلَّا -
26 kalilen bir az قَلِيلًا قلل
27 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
28 ve entum ve sizler وَأَنْتُمْ -
29 mua'ridune direnç gösterenlersiniz /karşı çıkanlarsınız مُعْرِضُونَ عرض

Ayet 84

91|2|84|وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَآءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ ثُمَّ أَقْرَرْتُمْ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ
91|2|84|واذ اخذنا ميثقكم لا تسفكون دماكم ولا تخرجون انفسكم من ديركم ثم اقررتم وانتم تشهدون
84. Ve iz ehaznâ mîsâkakum lâ tesfikûne dimâekum ve lâ tuhricûne enfusekum min diyârikum summe ekrartum ve entum teşhedûn(teşhedûne).
Ve aldığımız zaman mîsâkınızı281; dökmeyesiniz kanlarınızı; ve çıkarmayasınız nefislerinizi201 diyarlarınızdan/yurtlarınızdan; sonra karara bağladınız; ve sizler şahit/tanık olursunuz.
Ahmed Samira: 84 And when We took your promise/covenant. "Do not shed your blood and do not bring yourselves out from your homes/countries , then you acknowledged/accepted and you (are) witnessing/testifying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ehazna aldık أَخَذْنَا اخذ
3 misakakum mîsâkınızı مِيثَاقَكُمْ وثق
4 la لَا -
5 tesfikune dökmeyesini تَسْفِكُونَ سفك
6 dima'ekum kanlarınızı دِمَاءَكُمْ دمو
7 ve la ve وَلَا -
8 tuhricune çıkarmayasınız تُخْرِجُونَ خرج
9 enfusekum nefislerinizi أَنْفُسَكُمْ نفس
10 min مِنْ -
11 diyarikum diyarlarınızdan/yurtlarınızdan دِيَارِكُمْ دور
12 summe sonra ثُمَّ -
13 ekrartum karara bağladınız أَقْرَرْتُمْ قرر
14 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
15 teşhedune şahitler olursunuz/tanık olursunuz تَشْهَدُونَ شهد

Ayet 85

92|2|85|ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
92|2|85|ثم انتم هولا تقتلون انفسكم وتخرجون فريقا منكم من ديرهم تظهرون عليهم بالاثم والعدون وان ياتوكم اسري تفدوهم وهو محرم عليكم اخراجهم افتومنون ببعض الكتب وتكفرون ببعض فما جزا من يفعل ذلك منكم الا خزي في الحيوه الدنيا ويوم القيمه يردون الي اشد العذاب وما الله بغفل عما تعملون
85. Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Sonra siz; şunlar; öldürürsünüz nefislerinizi201; ve çıkarırsınız diyarlarından/yurtlarından bir grubu/bir fırkayı sizlerden; dayanışma/destekleşme içinde olursunuz onlara karşı günahla ve ihlalle/sınırı aşmayla/düşmanlıkla; ve eğer gelirlerse sizlere esirler olarak; fidye alırsınız onlara (serbest bırakmak için onları); ve (oysa) o haram/yasak edilendir sizlere; ihracı/çıkarılması (da) onların; iman47 edersiniz bir kısmına kitabın* ve kâfirlik25 edersiniz bir kısmına; öyle mi? Öyle ki, nedir cezası/karşılığı kimsenin (ki) yapar bunu sizlerden; ancak bir rezalet dünya hayatında ve diriliş gününde; geri döndürülür en şiddetli azaba doğru; ve değildir Allah gâfil310 yaptıklarınızdan.
Ahmed Samira: 85 Then you are those who you kill yourselves and you force out a group/part from you, from their homes/countries, you cooperate/support on (against) them with the sin/crime and the transgression/injustice/aggression and if they come to you captives/prisoners you ransom them , and it is forbidden on you bringing/forcing them out. Do you believe with some/part (of) The Book and you disbelieve with some/part? So but (what is the) reward/reimbursement (of) who does that from you, except shame/scandal/disgrace in the life the present/worldly life (on) and the Resurrection Day they be returned to the torture’s strongest (severest), and God (is) not with ignoring/disregarding on what you make/do.

Notlar

Not 1: *Kutsal kitap.

Ayet 86

93|2|86|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْءَاخِرَةِ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
93|2|86|اوليك الذين اشتروا الحيوه الدنيا بالاخره فلا يخفف عنهم العذاب ولا هم ينصرون
86. Ulâikellezîneşteravul hayâted dunyâ bil âhireti, fe lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
İşte bunlar; satın alarak takas etmiş kimselerdir dünya hayatını ahiretle; öyle ki hafifletilmez onlardan azap; ve onlara yardım edilmez.
Ahmed Samira: 86 Those are these who bought/volunteered the life the present/worldly life with the end (other life), so the torture is not to be lightened/reduced on them, and nor they be given victory.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 şteravu satın alarak takas ettiler اشْتَرَوُا شري
4 l-hayate hayatını الْحَيَاةَ حيي
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 bil-ahirati ahiretle بِالْاخِرَةِ اخر
7 fela Öyle ki فَلَا -
8 yuhaffefu hafifletilmez يُخَفَّفُ خفف
9 anhumu onlardan عَنْهُمُ -
10 l-azabu azap الْعَذَابُ عذب
11 ve la ve وَلَا -
12 hum onlara هُمْ -
13 yunsarune yardım edilmez يُنْصَرُونَ نصر

Ayet 87

94|2|87|وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ
94|2|87|ولقد اتينا موسي الكتب وقفينا من بعده بالرسل واتينا عيسي ابن مريم البينت وايدنه بروح القدس افكلما جاكم رسول بما لا تهوي انفسكم استكبرتم ففريقا كذبتم وفريقا تقتلون
87. Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).
Ve ant olsun verdik Musa'ya kitabı*; ve gönderdik resûller418 kafiyeli/ahenkli (olarak)** ardından onun (Musa’nın); ve verdik Meryem oğlu Îsa'ya beyanlar226; ve destekledik onu kutsal ruhla279; öyle (değil) mi? Her ne zaman geldi/ulaştı sizlere bir resûl418, nefislerinizin201 hevâsına278 uymayanla; büyüklendiniz/kibirlendiniz; öyle ki bir fırka/grup yalanlarsınız195; ve bir fırka/grup katledersiniz35.
Ahmed Samira: 87 And We had given/brought Moses The Book and We sent from after him with the messengers, and Wegave/brought Jesus Mary’s son, the evidences and We supported him with the Holy/Sanctimonious Soul/Spirit , so if whenever a messenger came to you with what yourselves do not desire you become arrogant, so a group you denied and a group you kill .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ateyna verdik اتَيْنَا اتي
3 musa Musa'ya مُوسَى -
4 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
5 ve kaffeyna ve gönderdik kafiyeli/ahenkli وَقَفَّيْنَا قفو
6 min مِنْ -
7 bea'dihi ardından onun (Musa’nın) بَعْدِهِ بعد
8 bir-rusuli resuller بِالرُّسُلِ رسل
9 ve ateyna ve verdik وَاتَيْنَا اتي
10 iysa Îsa'ya عِيسَى -
11 bne oğlu ابْنَ بني
12 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
13 l-beyyinati beyanlar/deklarasyonlar الْبَيِّنَاتِ بين
14 ve eyyednahu ve destekledik onu وَأَيَّدْنَاهُ ايد
15 biruhi ruhla بِرُوحِ روح
16 l-kudusi kutsal الْقُدُسِ قدس
17 efekullema öyle mi? her ne zaman أَفَكُلَّمَا كلل
18 ca'ekum geldi/ulaştı sizlere جَاءَكُمْ جيا
19 rasulun bir resul رَسُولٌ رسل
20 bima بِمَا -
21 la لَا -
22 tehva hevâsına uymayanla تَهْوَىٰ هوي
23 enfusukumu nefislerinizin أَنْفُسُكُمُ نفس
24 stekbertum büyüklendiniz/kibirlendiniz اسْتَكْبَرْتُمْ كبر
25 feferikan öyle ki bir fırka/grup فَفَرِيقًا فرق
26 kezzebtum yalanlarsınız كَذَّبْتُمْ كذب
27 ve ferikan ve bir fırka/grup وَفَرِيقًا فرق
28 tektulune katledersiniz تَقْتُلُونَ قتل

Notlar

Not 1: *Tevrat**Bir düzene bağlı şekilde.

Ayet 88

95|2|88|وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَل لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًا مَّا يُؤْمِنُونَ
95|2|88|وقالوا قلوبنا غلف بل لعنهم الله بكفرهم فقليلا ما يومنون
88. Ve kâlû kulûbunâ gulf(gulfun), bel leanehumullâhu bi kufrihim fe kalîlen mâ yu’minun(yu’minûne).
Ve dediler: "Kalplerimiz örtülenlerdir/sarılanlardır175" evet! mutlak lanetledi280 onları Allah kâfirlikleriyle25; öyle ki pek azdır* iman47 ettikleri.
Ahmed Samira: 88 And they said: "Our hearts/minds (are) covered/uncomprehending ." But God cursed them with their disbelief, so little/few (are) what they believe.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 kulubuna kalplerimiz قُلُوبُنَا قلب
3 gulfun örtülenlerdir/sarılanlardır غُلْفٌ غلف
4 bel Evet! بَلْ -
5 leanehumu mutlak lanetledi onları لَعَنَهُمُ لعن
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 bikufrihim kâfirlikleriyle onların بِكُفْرِهِمْ كفر
8 fekalilen öyle ki azdır فَقَلِيلًا قلل
9 ma مَا -
10 yu'minune İman ettikleri يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Kutsak kitapların ayetlerinin pek azına gerçekten iman ederler. Çoğuna iman etmezler. Kutsal kitaplar yerine Talmud gibi kitaplara iman ederler.

Ayet 89

96|2|89|وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَٰبٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
96|2|89|ولما جاهم كتب من عند الله مصدق لما معهم وكانوا من قبل يستفتحون علي الذين كفروا فلما جاهم ما عرفوا كفروا به فلعنه الله علي الكفرين
89. Ve lemmâ câehum kitâbun min indillâhi musaddikun limâ meahum, ve kânû min kablu yesteftihûne alellezîne keferû, fe lemmâ câehum mâ arafû keferû bihî, fe la’netullâhi alel kâfirîn(kâfirîne).
Ve ne zaman ki geldi onlara bir kitap* Allah’ın indinden/katından; bir musaddıktır140 yanlarındakine** onların; -ve daha önceden kâfirlik25 etmiş kimselere karşı yardım ister olmuşlardı*** -; öyle ki ne zaman geldi onlara bildikleri/arif oldukları*; kâfirlik25 ettiler ona*; öyleyse laneti280 Allah'ın üzerinedir kâfirlerin25.
Ahmed Samira: 89 And when a Book came to them from at God, confirming to what (is) with them and they were from before judging/asking on those who disbelieved, so when what they knew came to them, they disbelieved with it, so God’s curse/torture (is) on the disbelievers.

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Tevrat.***Kur'an inmeden önce kâfirlere karşı Allah'tan yardım aranırlardı; Yüce Allah'a yardım için çağrıda bulunurlardı.

Ayet 90

97|2|90|بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ
97|2|90|بيسما اشتروا به انفسهم ان يكفروا بما انزل الله بغيا ان ينزل الله من فضله علي من يشا من عباده فباو بغضب علي غضب وللكفرين عذاب مهين
90. Bi’semeşterav bihî enfusehum en yekfurû bi mâ enzelallâhu bagyen en yunezzilallâhu min fadlihî alâ men yeşâu min ibâdih(ibâdihî), fe bâû bi gadabin alâ gadab(gadabin), ve lil kâfirîne azâbun muhîn(muhînun).
Ne bedbahtlıktır/perişanlıktır! Satın alıp takas ettiler onu nefisleri201 (için); ki kâfirlik25 ederler Allah'ın indirdiğine; bir sınırı aşmadır/ihlaldir; ki indirir Allah fazlından kullarından dilediği kimse üzerine; öyle ki geri döndüler/oturup kaldılar gazap/öfke üstüne bir gazapla/öfkeyle; ve kâfirler25 içindir yıpratan/çöktüren bir azap.
Ahmed Samira: 90 How bad (it is what), they bought/volunteered with it themselves, that they disbelieve with what God descended, corrupting/transgressing that God descends from His grace/favour on whom He wants/wills from His worshippers/slaves, so they returned/resided with anger on anger, and to the disbelievers (is) a humiliating torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bi'sema ne bedbahtlıktır/perişanlıktır بِئْسَمَا باس
2 şterav satın alıp takas ettiler اشْتَرَوْا شري
3 bihi onu بِهِ -
4 enfusehum nefislerine onların أَنْفُسَهُمْ نفس
5 en ki أَنْ -
6 yekfuru kâfirlik ederler يَكْفُرُوا كفر
7 bima بِمَا -
8 enzele indirdiğine أَنْزَلَ نزل
9 llahu Allah'ın اللَّهُ -
10 begyen bir sınırı aşma/ihlal بَغْيًا بغي
11 en ki أَنْ -
12 yunezzile indirir يُنَزِّلَ نزل
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 min مِنْ -
15 fedlihi fazlından فَضْلِهِ فضل
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 men kimse مَنْ -
18 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
19 min مِنْ -
20 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
21 feba'u öyle ki geri döndüler/oturup kaldılar فَبَاءُوا بوا
22 bigadebin bir gazapla/öfkeyle بِغَضَبٍ غضب
23 ala üstüne عَلَىٰ -
24 gadebin bir gazap/öfke غَضَبٍ غضب
25 velilkafirine ve kâfirler içindir وَلِلْكَافِرِينَ كفر
26 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
27 muhinun yıpratan/çöktüren مُهِينٌ هون

Ayet 91

98|2|91|وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَآءَهُۥ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَهُمْ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
98|2|91|واذا قيل لهم امنوا بما انزل الله قالوا نومن بما انزل علينا ويكفرون بما وراه وهو الحق مصدقا لما معهم قل فلم تقتلون انبيا الله من قبل ان كنتم مومنين
91. Ve izâ kîle lehum âminû bi mâ enzelallâhu kâlû nu’minu bi mâ unzile aleynâ ve yekfurûne bi mâ verâehu ve huvel hakku musaddikan limâ meahum kul fe lime taktulûne enbiyâallâhi min kablu in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ve denildiği zaman onlara: “İman47 edin indirdiğine Allah'ın”; dediler: “İman47 ederiz üzerimize indirilmişe”; ve kâfirlik25 ederler onun (Tevrât’ın) ardındakine*; ve o** haktır/gerçektir; bir musaddıktır140 onların yanlarındaki (Tevrât) için; de ki: “Öyleyse neden katledersiniz35 Allah'ın nebilerini132 daha önceden; eğer olduysanız müminler27?”
Ahmed Samira: 91 And if it was/is said to them: "Believe with what God descended." They said: "We believe with what is descended on us and they disbelieve with what is behind/beyond it, and it is the truth confirming to what (is) with them." Say: "So why do you kill God’s prophets from before, if you were believing?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve o zaman وَإِذَا -
2 kile denildi قِيلَ قول
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 aminu iman edin امِنُوا امن
5 bima بِمَا -
6 enzele indirdiğine أَنْزَلَ نزل
7 llahu Allah'ın اللَّهُ -
8 kalu dediler قَالُوا قول
9 nu'minu iman ederiz نُؤْمِنُ امن
10 bima بِمَا -
11 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
12 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
13 ve yekfurune ve kâfirlik ederler وَيَكْفُرُونَ كفر
14 bima بِمَا -
15 vera'ehu onun (Tevrat’ın) ardındakine (Kur’an’a) وَرَاءَهُ وري
16 vehuve ve o (Kur’an) وَهُوَ -
17 l-hakku haktır/gerçektir الْحَقُّ حقق
18 musaddikan bir musaddık مُصَدِّقًا صدق
19 lima لِمَا -
20 meahum onların yanlarındaki için (Tevrat) مَعَهُمْ -
21 kul de ki قُلْ قول
22 felime öyleyse neden فَلِمَ -
23 tektulune katledersiniz تَقْتُلُونَ قتل
24 enbiya'e nebilerini أَنْبِيَاءَ نبا
25 llahi Allah'ın اللَّهِ -
26 min مِنْ -
27 kablu daha öncesinde قَبْلُ قبل
28 in eğer إِنْ -
29 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
30 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Kur’ân'a.**Kur’ân.

Ayet 92

99|2|92|وَلَقَدْ جَآءَكُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ
99|2|92|ولقد جاكم موسي بالبينت ثم اتخذتم العجل من بعده وانتم ظلمون
92. Ve lekad câekum mûsâ bil beyyinâti summettehaztumul icle min ba’dihî ve entum zâlimûn(zâlimûne).
Ve ant olsun geldi sizlere Musa beyanlarla226; sonra edindiniz buzağıyı onun (Musa’nın) ardından; ve sizler zalimlersiniz257.
Ahmed Samira: 92 And Moses had (E) come to you with the evidences, then you took/received the calf from after him, and you are unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
3 musa Musa مُوسَىٰ -
4 bil-beyyinati beyanlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
5 summe sonra ثُمَّ -
6 ttehaztumu edindiniz اتَّخَذْتُمُ اخذ
7 l-icle buzağıyı الْعِجْلَ عجل
8 min مِنْ -
9 bea'dihi ardından onun (Musa’nın) بَعْدِهِ بعد
10 ve entum ve sizler وَأَنْتُمْ -
11 zalimune zalimlersiniz. ظَالِمُونَ ظلم

Ayet 93

100|2|93|وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱسْمَعُوا۟ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
100|2|93|واذ اخذنا ميثقكم ورفعنا فوقكم الطور خذوا ما اتينكم بقوه واسمعوا قالوا سمعنا وعصينا واشربوا في قلوبهم العجل بكفرهم قل بيسما يامركم به ايمنكم ان كنتم مومنين
93. Ve iz ehaznâ mîsâkakum ve refa’nâ fevkakumut tûr(tûra), huzû mâ âteynâkum bi kuvvetin vesmeû kâlû semi’nâ ve aseynâ ve uşribû fî kulûbihimul icle bi kufrihim kul bi’se mâ ye’murukum bihî îmânukum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ve aldığımız zaman mîsâklarını281; ve yükselttik üstlerine onların turu/dağı; “Tutun/edinin verdiğimizi sizlere bir kuvvetle; ve işitin”; dediler: “İşittik ve isyan ettik”; ve içirildi/emdirildi kalplerine buzağı kâfirlikleriyle25; de ki: “Ne bedbahtlıktır/perişanlıktır; emretti sizlere onu imanınız; eğer olduysanız müminler*.”
Ahmed Samira: 93 And when We took your promise/covenant and We raised the mountain above/over you. Take/receive what We brought (to) you with a strength/power and hear/listen. They said: "We heard and we disobeyed." And they were made to drink/mix/saturate in their hearts/minds the calf with their disbelief. Say: "How bad (is what) your faith/belief orders/commands you with it, if you were believing?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ehazna aldık أَخَذْنَا اخذ
3 misakakum mîsâklarını مِيثَاقَكُمْ وثق
4 ve rafea'na ve yükselttik وَرَفَعْنَا رفع
5 fevkakumu üstlerine onların فَوْقَكُمُ فوق
6 t-tura turu/dağı الطُّورَ طور
7 huzu tutun/edinin خُذُوا اخذ
8 ma مَا -
9 ateynakum verdiğimizi sizlere اتَيْنَاكُمْ اتي
10 bikuvvetin bir kuvvetle بِقُوَّةٍ قوي
11 vesmeu ve işitin وَاسْمَعُوا سمع
12 kalu dediler قَالُوا قول
13 semia'na işittik سَمِعْنَا سمع
14 ve asayna ve isyan ettik وَعَصَيْنَا عصي
15 ve uşribu ve içirildi/emdirildi وَأُشْرِبُوا شرب
16 fi فِي -
17 kulubihimu kalplerine قُلُوبِهِمُ قلب
18 l-icle buzağı الْعِجْلَ عجل
19 bikufrihim kâfirlikleriyle بِكُفْرِهِمْ كفر
20 kul de ki قُلْ قول
21 bi'sema Ne bedbahtlıktır/perişanlıktır بِئْسَمَا باس
22 ye'murukum emretti sizlere يَأْمُرُكُمْ امر
23 bihi onu بِهِ -
24 imanukum imanınızın إِيمَانُكُمْ امن
25 in eğer إِنْ -
26 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
27 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Gerçekten bu şekilde iman etmişseniz, kalpten iman etmişseniz durumunuz vahim demektir.

Ayet 94

101|2|94|قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ ٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ عِندَ ٱللَّهِ خَالِصَةً مِّن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُا۟ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
101|2|94|قل ان كانت لكم الدار الاخره عند الله خالصه من دون الناس فتمنوا الموت ان كنتم صدقين
94. Kul in kânet lekumud dârul âhiretu indallâhi hâlisaten min dûnin nâsi fe temennevûl mevte in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
De ki: “Eğer olduysa sizlere ahiret diyarı/yurdu Allah'ın indinde/katında bir halis* (olarak) insanların dışında**; öyleyse temenni edin ölümü eğer olduysanız sâdıklar182.”
Ahmed Samira: 94 Say: "If the home (of) the last (other life) was for you, at God clearly/purely (exclusively) from other than the people, so wish/desire the death/lifelessness if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 in eğer إِنْ -
3 kanet olduysa كَانَتْ كون
4 lekumu sizlere لَكُمُ -
5 d-daru diyarı/yurdu الدَّارُ دور
6 l-ahiratu ahiret الْاخِرَةُ اخر
7 inde indinde/katında عِنْدَ عند
8 llahi Allah اللَّهِ -
9 halisaten halis/saf/has خَالِصَةً خلص
10 min مِنْ -
11 duni dışında دُونِ دون
12 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
13 fetemennevu öyleyse temenni edin فَتَمَنَّوُا مني
14 l-mevte ölümü الْمَوْتَ موت
15 in eğer إِنْ -
16 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
17 sadikine sâdıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Saf, has, katıksız, karışıksız.**Diğer insanların haricinde, sadece sizlere özel, halis.

Ayet 95

102|2|95|وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًۢا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ
102|2|95|ولن يتمنوه ابدا بما قدمت ايديهم والله عليم بالظلمين
95. Ve len yetemennevhu ebeden bimâ kaddemet eydîhim vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).
Ve asla temenni etmezler onu (ölümü) ebediyen; önceden gönderdiğinden/yolladığından dolayı ellerinin; ve Allah bilendir zalimleri257.
Ahmed Samira: 95 And they will never/not wish/desire it, never, because (of) what their hands advanced , and God (is) knowledgeable with the unjust.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velen ve asla وَلَنْ -
2 yetemennevhu temenni etmezler onu يَتَمَنَّوْهُ مني
3 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
4 bima dolayı بِمَا -
5 kaddemet önceden gönderdiğinden/yolladığından قَدَّمَتْ قدم
6 eydihim ellerinin أَيْدِيهِمْ يدي
7 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
8 alimun bilindir عَلِيمٌ علم
9 biz-zalimine zalimleri بِالظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 96

103|2|96|وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ ٱلنَّاسِ عَلَىٰ حَيَوٰةٍ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِۦ مِنَ ٱلْعَذَابِ أَن يُعَمَّرَ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
103|2|96|ولتجدنهم احرص الناس علي حيوه ومن الذين اشركوا يود احدهم لو يعمر الف سنه وما هو بمزحزحه من العذاب ان يعمر والله بصير بما يعملون
96. Ve le tecidennehum ahrasan nâsi alâ hayâtin, ve minellezîne eşrakû yeveddu ehaduhum lev yuammeru elfe seneh(senetin), ve mâ huve bi muzahzihıhî minel azâbi en yuammer(yuammere), vallâhu basîrun bimâ ya’melûn(ya’melûne).
Ve mutlak bulursun onları insanların en ihtiraslısı* hayata karşı; ve ortak koşmuş kimselerden (bile); ister/arzular her biri onların olsa yaşatılsın bin sene; ve değildir o kıpırdatıp uzaklaştıran onu azaptan; ki uzun yaşatılsa (da); Allah görendir onların yaptıklarını.
Ahmed Samira: 96 And you will find them (E) the people most holding stingily and desiring strongly on (a) life/existence and from those who shared/made partners with God, any of them wishes/loves if he be granted long life (a) thousand years, and it is not with moving/hurriedly pushing him from the torture, that he be granted long life ,and God (is) seeing/understanding with what they make/do/work.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veletecidennehum ve mutlak bulursun onları وَلَتَجِدَنَّهُمْ وجد
2 ehrasa en ihtiraslısı أَحْرَصَ حرص
3 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
4 ala karşı عَلَىٰ -
5 hayatin hayata حَيَاةٍ حيي
6 ve mine ve وَمِنَ -
7 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
8 eşraku ortak koştular أَشْرَكُوا شرك
9 yeveddu ister/arzular يَوَدُّ ودد
10 ehaduhum her biri onların أَحَدُهُمْ احد
11 lev olsa لَوْ -
12 yuammeru uzun yaşatılsın يُعَمَّرُ عمر
13 elfe bin أَلْفَ الف
14 senetin sene سَنَةٍ سنو
15 vema ve değildir وَمَا -
16 huve o هُوَ -
17 bimuzehzihihi kıpırdatıp uzaklaştıran onu بِمُزَحْزِحِهِ زحزح
18 mine مِنَ -
19 l-azabi azaptan الْعَذَابِ عذب
20 en ki أَنْ -
21 yuammera uzun yaşatılsa (da) يُعَمَّرَ عمر
22 vallahu Allah وَاللَّهُ -
23 besirun görendir بَصِيرٌ بصر
24 bima بِمَا -
25 yea'melune yaptıklarını يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Aşırı, güçlü istekli, tutkulu.

Ayet 97

104|2|97|قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُۥ نَزَّلَهُۥ عَلَىٰ قَلْبِكَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ
104|2|97|قل من كان عدوا لجبريل فانه نزله علي قلبك باذن الله مصدقا لما بين يديه وهدي وبشري للمومنين
97. Kul men kâne aduvven li cibrîle fe innehu nezzelehu alâ kalbike bi iznillâhi musaddikan limâ beyne yedeyhi ve huden ve buşrâ lil mu’minîn(mu’minîne).
De ki: “Kim oldu bir düşman Cibrîl'e282; öyle ki doğrusu o (Cibrîl) indirdi onu (Kur’an’ı) senin kalbine; Allah'ın izniyle”; bir musaddıktır140 onun iki elinin arasındakine*; ve bir doğru yola kılavuzdur; ve bir müjdedir müminlere27.
Ahmed Samira: 97 Say: "Who was an enemy to Gabriel , so that he descended it on your heart/mind with God’s permission, confirming to what (is) between his hands, and (a) guidance and a good news to the believers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 men kim مَنْ -
3 kane oldu كَانَ كون
4 aduvven bir düşman عَدُوًّا عدو
5 licibrile Cibril'e لِجِبْرِيلَ -
6 feinnehu öyle ki doğrusu o (Cibril) فَإِنَّهُ -
7 nezzelehu indirdi onu (Kur’an’ı) نَزَّلَهُ نزل
8 ala عَلَىٰ -
9 kalbike kalbine (senin) قَلْبِكَ قلب
10 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 musaddikan bir musaddık مُصَدِّقًا صدق
13 lima لِمَا -
14 beyne arasındaki için بَيْنَ بين
15 yedeyhi iki ellenin onun يَدَيْهِ يدي
16 ve huden ve bir doğru yol kılavuz وَهُدًى هدي
17 ve buşra ve bir müjde وَبُشْرَىٰ بشر
18 lilmu'minine müminler için لِلْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Tevrat

Ayet 98

105|2|98|مَن كَانَ عَدُوًّا لِّلَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَىٰلَ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَدُوٌّ لِّلْكَٰفِرِينَ
105|2|98|من كان عدوا لله ومليكته ورسله وجبريل وميكيل فان الله عدو للكفرين
98. Men kâne aduvven lillâhi ve melâiketihî ve rusulihî ve cibrîle ve mîkâle fe innallâhe aduvvun lil kâfirîn(kâfirîne).
Kim oldu bir düşman Allah'a; ve meleklerine; ve resûllerine418; ve Cibrîl'e282; ve Mîkâil'e948; öyle ki doğrusu Allah (da) bir düşmandır kâfirlere25.
Ahmed Samira: 98 Who was an enemy to God, and His angels, and His messengers, and Gabriel , and Michael , so then God (is) an enemy to the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 aduvven bir düşman عَدُوًّا عدو
4 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
5 ve melaiketihi ve meleklerine وَمَلَائِكَتِهِ ملك
6 ve rusulihi ve resullerine وَرُسُلِهِ رسل
7 ve cibrile ve Cibrîl'e وَجِبْرِيلَ -
8 ve mikale ve Mikail'e وَمِيكَالَ -
9 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
10 llahe Allah (da) اللَّهَ -
11 aduvvun bir düşmandır عَدُوٌّ عدو
12 lilkafirine kâfirlere لِلْكَافِرِينَ كفر

Ayet 99

106|2|99|وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ وَمَا يَكْفُرُ بِهَآ إِلَّا ٱلْفَٰسِقُونَ
106|2|99|ولقد انزلنا اليك ايت بينت وما يكفر بها الا الفسقون
99. Ve lekad enzelnâ ileyke âyâtin beyyinât(beyyinâtin), ve mâ yekfuru bihâ illel fâsikûn(fâsikûne).
Ve ant olsun indirdik sana ayetler; beyanlı/bildirmeli/deklarasyonlu; ve kâfirlik25 eder değildir ona (ayete) fâsıklar38 dışında.
Ahmed Samira: 99 And We had descended to you evidences signs/verses/evidences, and none disbelieves with it except the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 enzelna indirdik أَنْزَلْنَا نزل
3 ileyke sana إِلَيْكَ -
4 ayatin ayetler ايَاتٍ ايي
5 beyyinatin beyanlı/bildirmeli/deklarasyonlu بَيِّنَاتٍ بين
6 ve ma ve değildir وَمَا -
7 yekfuru kâfirlik eder يَكْفُرُ كفر
8 biha ona (ayete) بِهَا -
9 illa ancak إِلَّا -
10 l-fasikune fâsıklar الْفَاسِقُونَ فسق

Ayet 100

107|2|100|أَوَكُلَّمَا عَٰهَدُوا۟ عَهْدًا نَّبَذَهُۥ فَرِيقٌ مِّنْهُم بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
107|2|100|اوكلما عهدوا عهدا نبذه فريق منهم بل اكثرهم لا يومنون
100. E ve kullemâ âhedû ahden nebezehu ferîkun minhum bel ekseruhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Değil mi ki ne zaman ahitleştiler/sözleştiler bir ahde/sözleşmeye; savurup fırlattı onu bir fırka/grup onlardan; evet! Çokları onların iman47 etmezler.
Ahmed Samira: 100 Is (it) whenever they promised a promise/contract a group of them broke it , but most of them do notbelieve.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evekullema Değil mi ne zaman أَوَكُلَّمَا كلل
2 aahedu ahitleştileri/sözleştileri عَاهَدُوا عهد
3 ahden bir ahde/sözleşmeye عَهْدًا عهد
4 nebezehu savurup fırlattı onu نَبَذَهُ نبذ
5 ferikun bir fırka/grup فَرِيقٌ فرق
6 minhum onlardan مِنْهُمْ -
7 bel evet بَلْ -
8 ekseruhum çokları onların أَكْثَرُهُمْ كثر
9 la لَا -
10 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Ayet 101

108|2|101|وَلَمَّا جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَرِيقٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ كَأَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
108|2|101|ولما جاهم رسول من عند الله مصدق لما معهم نبذ فريق من الذين اوتوا الكتب كتب الله ورا ظهورهم كانهم لا يعلمون
101. Ve lemmâ câehum resûlun min indillâhi musaddikun limâ meahum nebeze ferîkun minellezîne ûtûl kitâb(kitâbe), kitâballâhi verâe zuhûrihim ke ennehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ne zaman ki geldi onlara bir resûl418 Allah'ın indinden/katından; bir musaddıktır140 onların yanındaki* için; savurup fırlattı bir fırka/grup sırtlarının arkasına; kitap* verilmiş kimselerden; Allah'ın kitabını**; sanki onlar bilmezler.
Ahmed Samira: 101 And when a messenger came to them from at God confirming to what (is) with them, a group from those who were given The Book , discarded/rejected God’s Book behind their backs, as if they do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ne zaman ki وَلَمَّا -
2 ca'ehum geldi onlara جَاءَهُمْ جيا
3 rasulun bir resul رَسُولٌ رسل
4 min مِنْ -
5 indi indinden/katından عِنْدِ عند
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 musaddikun bir musaddık مُصَدِّقٌ صدق
8 lima için لِمَا -
9 meahum yanındaki onların مَعَهُمْ -
10 nebeze savurup fırlattı نَبَذَ نبذ
11 ferikun bir fırka/grup فَرِيقٌ فرق
12 mine مِنَ -
13 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
14 utu verildiler أُوتُوا اتي
15 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
16 kitabe kitabı كِتَابَ كتب
17 llahi Allah'ın اللَّهِ -
18 vera'e arkasına وَرَاءَ وري
19 zuhurihim sırtlarının ظُهُورِهِمْ ظهر
20 keennehum sanki onlar كَأَنَّهُمْ -
21 la لَا -
22 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Tevrat.**Kur'an.

Ayet 102

109|2|102|وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
109|2|102|واتبعوا ما تتلوا الشيطين علي ملك سليمن وما كفر سليمن ولكن الشيطين كفروا يعلمون الناس السحر وما انزل علي الملكين ببابل هروت ومروت وما يعلمان من احد حتي يقولا انما نحن فتنه فلا تكفر فيتعلمون منهما ما يفرقون به بين المر وزوجه وما هم بضارين به من احد الا باذن الله ويتعلمون ما يضرهم ولا ينفعهم ولقد علموا لمن اشتريه ما له في الاخره من خلق ولبيس ما شروا به انفسهم لو كانوا يعلمون
102. Vettebeû mâ tetlûş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne) ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârûte), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer’i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yadurruhum ve lâ yenfeuhum ve lekad alimû le menişterâhu mâ lehu fîl âhireti min halâkın, ve le bi’se mâ şerev bihî enfusehum lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve tabi oldular şeytânların29* okuduğuna; Süleyman'ın mülkü üzerine; ve kâfirlik25 etmiş değildi Süleyman; fakat şeytânlar29* kâfirlik25 ettiler; öğretirler (şeytânlar) insanlara sihri283; ve indirileni/bahşedileni iki melik** üzerine; Babil'de***; Harut284 ve Marut284; ve öğretir değildi o ikisi bir şeyden; ancak der ikisi: “Doğrusu biz bir fitneyiz/bir testiz/bir sınavız****; öyle ki; kâfirlik25 etme”; öyle ki öğrenirler (şeytânlar) ikisinden şeyi ki ayırırlar onunla adam ve eşinin arasını*****; ve değildir onlar (şeytânlar) zarar verenler onunla bir şeyden; ancak Allah’ın izniyle; ve öğrenirler zarar vereni kendilerine; ve yarar vermez kendilerine; ant olsun bildiler; mutlak ki kim satın aldı onu yoktur ona ahirette bir nasipten; ve mutlak kötüdür satın almış oldukları onunla; kendi nefislerine; keşke olmuş olsalardı bilirler.
Ahmed Samira: 102 And they followed what the devils read/recite on Soliman’s kingdom/ownership and Soliman did not disbelieve, and but the devils disbelieved. They teach the people the magic/sorcery and what was descended on the two kings/angels Harut and Marutat Babylon, and they (B) do not teach from anyone until they (B) say: "But we are a test , so do not disbelieve". So they learn from them (B) what they separate with it between the human/man and his wife, and they are not with harming with it from anyone except with God’s permission. And they learn what harms them and does not benefit them, and they had known for who (E) bought it, (there is) no share of blessing/fortune for him in the end (other life), and how bad (E) (is) what they bought/volunteered with it themselves, if they were knowing?

Notlar

Not 1: *Doğrudan saptırıcı, iyiyi bozucu, iyiden uzaklaştırıcı insanlar. **Hükümdar, hünkâr, kral.***Antik Babil. MÖ 1300 yılları. Irak’ın başkenti Bağdat’ın 100 km güneyinde bulunan antik Babil krallığının başkenti. Antik Yahudiya krallığıyla komşu. ****Öğrenilen telkin ve hipnoz teknikleri iyi ya da kötü yönde kullanılabilir. Öğrenen kimse için büyük bir fitne/test/sınav olacaktır. *****Telkin hipnoz teknikleri öyle etkilidir ki karı-koca arasındaki sıkı bağı bile koparır. Bir kocaya ya da kadına eşinin kendisini aldattığı yönünde telkin verilirse mutlak ki etkisi çok fazla olur.

Ayet 103

110|2|103|وَلَوْ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَمَثُوبَةٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ خَيْرٌ لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
110|2|103|ولو انهم امنوا واتقوا لمثوبه من عند الله خير لو كانوا يعلمون
103. Ve lev ennehum âmenû vettekav le mesûbetun min indillâhi hayr(hayrun), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve eğer ki onlar iman47 etselerdi; ve takvalı21 olsalardı; mutlak ki sevaptı* Allah'ın indinden/katından; bir hayır (da); eğer olsaydılar bilirler.
Ahmed Samira: 103 And if they had believed and feared and obeyed, then a reward (E) from at God, (is) better if they were knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev ve eğer وَلَوْ -
2 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
3 amenu iman etselerdi امَنُوا امن
4 vettekav ve takvalı olsalardı وَاتَّقَوْا وقي
5 lemesubetun mutlak sevaptı لَمَثُوبَةٌ ثوب
6 min مِنْ -
7 indi indinden/katından عِنْدِ عند
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 hayrun bir hayır (da) خَيْرٌ خير
10 lev eğer لَوْ -
11 kanu olsaydılar كَانُوا كون
12 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Ödül, karşılık, ecir.

Ayet 104

111|2|104|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
111|2|104|يايها الذين امنوا لا تقولوا رعنا وقولوا انظرنا واسمعوا وللكفرين عذاب اليم
104. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tekûlû râinâ ve kûlûnzurnâ vesmeû ve lil kâfirîne azâbun elîm(elîmun).
*Ey iman47 etmiş kimseler! Demeyin “güt** bizleri”; ve deyin “bak/ilgi göster*** bizlere”; ve işitin; ve kâfirler25 içindir elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 104 You, you those who believed, do not say: "Observe us ." And say: "Give us time And hear/listen, and to the disbelievers (is) a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tekulu demeyin تَقُولُوا قول
6 raina güt bizleri رَاعِنَا رعي
7 ve kulu ve deyin وَقُولُوا قول
8 nzurna bak/ilgi göster bizlere انْظُرْنَا نظر
9 vesmeu ve işitin وَاسْمَعُوا سمع
10 velilkafirine ve kâfirler içindir وَلِلْكَافِرِينَ كفر
11 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
12 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Gerçek iman etmiş kimseler kimsenin çiftlik hayvanı olmaz. Güdülen bir küçük baş veya büyük baş hayvan asla olmaz. Yüce Allah'ın resulü bile olsa kimseden güdülmek için kendilerine çobanlık yapmasını istemezler. İşlerini şura yani danışmayla birlikte yaparlar. **Hayvanları merada otlatmak, gütmek, çobanlık yapmak. ***Resulün ilgi göstermesi, onları gözünün önünde bulundurması mutlak ki müminlere dinginlik verir. Sakinlik verir.

Ayet 105

112|2|105|مَّا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَلَا ٱلْمُشْرِكِينَ أَن يُنَزَّلَ عَلَيْكُم مِّنْ خَيْرٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَٱللَّهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
112|2|105|ما يود الذين كفروا من اهل الكتب ولا المشركين ان ينزل عليكم من خير من ربكم والله يختص برحمته من يشا والله ذو الفضل العظيم
105. Mâ yeveddullezîne keferû min ehlil kitâbi ve lel muşrikîne en yunezzele aleykum min hayrin min rabbikum vallâhu yahtassu bi rahmetihî men yeşâu, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Arzular/ister değildir kâfirlik25 etmiş kimseler -kitap ehlinden135 ve müşriklerden36 (de)-; ki indirilir sizlere Rabbinizden4 herhangi bir hayır/iyilik/yarar; ve Allah tahsis eder/özgüler* rahmetini271 dilediği kimseye; ve Allah Zul** Fadlil285 Azîm94dir286.
Ahmed Samira: 105 Those who disbelieved from the people of The Book and nor the sharing (with God) , they do not wish/love that a goodness be descended on you from your Lord, and God singles out/specializes with His mercy whom He wills/wants, and God (is) of the grace/favour , the great .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 yeveddu arzu eder يَوَدُّ ودد
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
5 min مِنْ -
6 ehli ehlinden أَهْلِ اهل
7 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
8 ve la وَلَا -
9 l-muşrikine ve müşriklerden (de) الْمُشْرِكِينَ شرك
10 en ki أَنْ -
11 yunezzele indirilir يُنَزَّلَ نزل
12 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
13 min مِنْ -
14 hayrin hayırdan خَيْرٍ خير
15 min -den مِنْ -
16 rabbikum rabbiniz- رَبِّكُمْ ربب
17 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
18 yehtessu tahsis eder/özgüler يَخْتَصُّ خصص
19 birahmetihi rahmetini بِرَحْمَتِهِ رحم
20 men kimseye مَنْ -
21 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
22 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
23 zu sahibidir ذُو -
24 l-fedli Fadlil الْفَضْلِ فضل
25 l-azimi Azîm الْعَظِيمِ عظم

Notlar

Not 1: *Sadece ona özgüler, ona ayırır, sadece ona hususi ve özel yapar.**Sahibidir.

Ayet 106

113|2|106|مَا نَنسَخْ مِنْ ءَايَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَآ أَوْ مِثْلِهَآ أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
113|2|106|ما ننسخ من ايه او ننسها نات بخير منها او مثلها الم تعلم ان الله علي كل شي قدير
106. Mâ nensah min âyetin ev nunsihâ ne’ti bi hayrin minhâ ev mislihâ e lem ta’lem ennallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Nesh288 ettiğimizi/sildiğimizi bir ayetten287; ya da unuttururuz onu*; getiririz hayırlısını ondan** ya da mislini870 onun***; bilmez misin ki Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 106 We do not erase/nullify/abolish from a sign/verse/evidence , or We make it forgotten, (except that) We come/bring with better than it, or similar/equal/alike to it. Do you not know that God (is) on every thing powerful/capable ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma مَا -
2 nenseh sildiğimizi نَنْسَخْ نسخ
3 min مِنْ -
4 ayetin bir ayetten ايَةٍ ايي
5 ev ya da أَوْ -
6 nunsiha unuttururuz onu نُنْسِهَا نسي
7 ne'ti getiririz نَأْتِ اتي
8 bihayrin hayırlısını بِخَيْرٍ خير
9 minha ondan (ayetten) مِنْهَا -
10 ev ya da أَوْ -
11 misliha mislini/benzerini onun مِثْلِهَا مثل
12 elem أَلَمْ -
13 tea'lem bilmez misin? تَعْلَمْ علم
14 enne ki أَنَّ -
15 llahe Allah اللَّهَ -
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 kulli her bir كُلِّ كلل
18 şey'in şey شَيْءٍ شيا
19 kadirun Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *Ayeti.**Ayetten.***Ayetin.

Ayet 107

114|2|107|أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ
114|2|107|الم تعلم ان الله له ملك السموت والارض وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير
107. E lem ta’lem ennellâhe lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Hiç bilmez misin ki Allah’adır; O’nadır göklerin162* ve yerin mülkü; ve yoktur sizlere Allah'ın astından hiçbir veli28; ve de bir yardımcı.
Ahmed Samira: 107 Do you not know that for God (for) Him (is) the ownership/kingdom (of) the skies/space and the earth/Planet Earth and (there is) none for you from other than God from (a) guardian and nor (a) victorior.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tea'lem bilmez misin? تَعْلَمْ علم
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah’a اللَّهَ -
5 lehu O’nadır لَهُ -
6 mulku mülkü مُلْكُ ملك
7 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
8 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
9 ve ma ve yoktur وَمَا -
10 lekum size لَكُمْ -
11 min مِنْ -
12 duni astından دُونِ دون
13 llahi Allah'ın اللَّهِ -
14 min hiçbir مِنْ -
15 veliyyin bir veli وَلِيٍّ ولي
16 ve la ve de وَلَا -
17 nesirin bir yardımcı نَصِيرٍ نصر

Notlar

Not 1: *Evren.

Ayet 108

115|2|108|أَمْ تُرِيدُونَ أَن تَسْـَٔلُوا۟ رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ وَمَن يَتَبَدَّلِ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ
115|2|108|ام تريدون ان تسلوا رسولكم كما سيل موسي من قبل ومن يتبدل الكفر بالايمن فقد ضل سوا السبيل
108. Em turîdûne en tes’elû resûlekum kemâ suile mûsâ min kabl(kablu), ve men yetebeddelil kufra bil îmâni fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).
Ya da arzularsınız/istersiniz ki sual edersiniz/sorarsınız resûlünüze418*; Musa’nın sual edildiği/sorulduğu gibi önceden; ve kim değiştirir kâfirliği25 imanla47; öyle ki mutlak saptırdı (o) dümdüz yolu553.
Ahmed Samira: 108 Or do you want that you question/ask your messenger, as Moses was questioned/asked from before, and who exchanges/replaces/substitutes the disbelief with the belief, so he had misguided the way’s/road’s straightness/equality .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 turidune arzularsınız تُرِيدُونَ رود
3 en ki أَنْ -
4 teselu sual edersiniz/sorarsınız تَسْأَلُوا سال
5 rasulekum resulünüze رَسُولَكُمْ رسل
6 kema gibi كَمَا -
7 suile sual edildiği/sorulduğu سُئِلَ سال
8 musa Musa'nın مُوسَىٰ -
9 min مِنْ -
10 kablu önceden قَبْلُ قبل
11 ve men ve kim وَمَنْ -
12 yetebeddeli değiştirir يَتَبَدَّلِ بدل
13 l-kufra kâfirliği الْكُفْرَ كفر
14 bil-imani imanla بِالْإِيمَانِ امن
15 fekad öyle ki mutlak فَقَدْ -
16 delle saptırdı (o) ضَلَّ ضلل
17 seva'e düz سَوَاءَ سوي
18 s-sebili yolu السَّبِيلِ سبل

Notlar

Not 1: *Resul Muhammed.

Ayet 109

116|2|109|وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْحَقُّ فَٱعْفُوا۟ وَٱصْفَحُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
116|2|109|ود كثير من اهل الكتب لو يردونكم من بعد ايمنكم كفارا حسدا من عند انفسهم من بعد ما تبين لهم الحق فاعفوا واصفحوا حتي ياتي الله بامره ان الله علي كل شي قدير
109. Vedde kesîrun min ehlil kitâbi lev yeruddûnekum min ba’di îmânikum kuffârâ(kuffâran), haseden min indi enfusihim min ba’di mâ tebeyyene lehumul hakk(hakku), fa’fû vasfehû hattâ ye’tiyallâhu bi emrih(emrihî), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
İster kitap ehlinden135 birçoğu; eğer ki geri döndürseler sizleri imanınızdan47 sonra kâfirlere25; bir hasettir208 nefislerinin201 yanından; beyan/deklere226 olandan sonra onlara hak/gerçek; öyleyse affedin; el sıkışın/temas kurun kibarca; ta ki getirir Allah emrini; doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 109 Many from The Book’s people wished/loved if they return you (back) from after your belief (to) disbelievers, envying/jealousy from at themselves from after what was clarified to them (from) the truth , so forgive/pardon and forgive/pardon until God comes with His order/command , that God (is) on every thing powerful/capable .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vedde ister وَدَّ ودد
2 kesirun bir çoğu كَثِيرٌ كثر
3 min مِنْ -
4 ehli ehli- أَهْلِ اهل
5 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
6 lev eğer ki لَوْ -
7 yeruddunekum geri döndürseler sizleri يَرُدُّونَكُمْ ردد
8 min مِنْ -
9 bea'di sonra بَعْدِ بعد
10 imanikum imanınızdan إِيمَانِكُمْ امن
11 kuffaran kâfirler كُفَّارًا كفر
12 haseden bir haset حَسَدًا حسد
13 min مِنْ -
14 indi yanından عِنْدِ عند
15 enfusihim kendi nefisleri أَنْفُسِهِمْ نفس
16 min مِنْ -
17 bea'di sonra بَعْدِ بعد
18 ma مَا -
19 tebeyyene beyan/deklere olandan تَبَيَّنَ بين
20 lehumu onlara لَهُمُ -
21 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
22 fea'fu öyleyse affedin فَاعْفُوا عفو
23 vesfehu el sıkışın/dokunun kibarca وَاصْفَحُوا صفح
24 hatta ta ki حَتَّىٰ -
25 ye'tiye getirir يَأْتِيَ اتي
26 llahu Allah اللَّهُ -
27 biemrihi emrini بِأَمْرِهِ امر
28 inne doğrusu إِنَّ -
29 llahe Allah اللَّهَ -
30 ala üzerine عَلَىٰ -
31 kulli her bir كُلِّ كلل
32 şey'in şey شَيْءٍ شيا
33 kadirun Kadîr’dir. قَدِيرٌ قدر

Ayet 110

117|2|110|وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
117|2|110|واقيموا الصلوه واتوا الزكوه وما تقدموا لانفسكم من خير تجدوه عند الله ان الله بما تعملون بصير
110. Ve ekîmus salâte ve âtûz zekât(zekâte), ve mâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâh(indallâhi) innallâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Ve ikame572 edin salâtı5 ve verin zekâtı10; ve nefisleriniz için hayırdan önceden gönderdiklerinizi; bulursunuz onu Allah'ın indinde/katında; doğrusu Allah yaptıklarınızı görendir.
Ahmed Samira: 110 And keep up the prayers and give the charity/purification and what you advance to yourselves from goodness, you find it at God, that God (is) with what you make/do seeing/understanding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ekimu ve dikin/ayağa kaldırın وَأَقِيمُوا قوم
2 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
3 ve atu ve verin وَاتُوا اتي
4 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
5 ve ma ve وَمَا -
6 tukaddimu önceden gönderdiklerinizi تُقَدِّمُوا قدم
7 lienfusikum nefisleriniz için لِأَنْفُسِكُمْ نفس
8 min مِنْ -
9 hayrin hayırdan خَيْرٍ خير
10 teciduhu bulursunuz onu تَجِدُوهُ وجد
11 inde indinde/katında عِنْدَ عند
12 llahi Allah'ın اللَّهِ -
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 bima بِمَا -
16 tea'melune yaptıklarınızı تَعْمَلُونَ عمل
17 besirun görendir بَصِيرٌ بصر

Ayet 111

118|2|111|وَقَالُوا۟ لَن يَدْخُلَ ٱلْجَنَّةَ إِلَّا مَن كَانَ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
118|2|111|وقالوا لن يدخل الجنه الا من كان هودا او نصري تلك امانيهم قل هاتوا برهنكم ان كنتم صدقين
111. Ve kâlû len yedhulel cennete illâ men kâne hûden ev nasâr(nasârâ), tilke emâniyyuhum kul hâtû burhânekum in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
Ve dediler: “Asla girmez cennete dışında kimse (ki) oldu (o) bir Yahudi295 ya da Nasârâlı296”; şu (ki); temennileridir onların; de ki: “Verin/getirin burhânınızı293; eğer olduysanız sâdıklar182.
Ahmed Samira: 111 And they said: "Will never enter the Paradise except who was Jewish or Christian ." Those are their wishes/desires. Say: "Give me your proof/evidence if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 len asla لَنْ -
3 yedhule girmez يَدْخُلَ دخل
4 l-cennete cennete الْجَنَّةَ جنن
5 illa dışında إِلَّا -
6 men kimse مَنْ -
7 kane oldu كَانَ كون
8 huden bir Yahudi هُودًا هود
9 ev ya da أَوْ -
10 nesara Nasârâlı نَصَارَىٰ نصر
11 tilke şu (ki) تِلْكَ -
12 emaniyyuhum temennileridir onların أَمَانِيُّهُمْ مني
13 kul de ki قُلْ قول
14 hatu verin/getirin هَاتُوا هات
15 burhanekum burhânınızı بُرْهَانَكُمْ برهن
16 in eğer إِنْ -
17 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
18 sadikine sâdıklar صَادِقِينَ صدق

Ayet 112

119|2|112|بَلَىٰ مَنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُۥٓ أَجْرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
119|2|112|بلي من اسلم وجهه لله وهو محسن فله اجره عند ربه ولا خوف عليهم ولا هم يحزنون
112. Belâ men esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun fe lehû ecruhu inde rabbihî, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Evet! Kim teslim etti* yüzünü Allah'a; ve o bir muhsindir294; öyle ki onadır ecri820 onun Rabbinin4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlara; ve onlar hüzünlenmezler.
Ahmed Samira: 112 Yes/certainly, who submitted/surrendered his faith/direction to God and he is (a) good doer, so for him his reward (is) at his Lord and no fear/fright on them and nor they be saddened/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bela evet! بَلَىٰ -
2 men kim مَنْ -
3 esleme teslim etti أَسْلَمَ سلم
4 vechehu yüzünü وَجْهَهُ وجه
5 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
6 ve huve ve o وَهُوَ -
7 muhsinun bir muhsin مُحْسِنٌ حسن
8 fe lehû öyle ki onadır
9 ecruhu ecri/karşılığı onun أَجْرُهُ اجر
10 inde indindedir/katındadır عِنْدَ عند
11 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
12 ve la ve yoktur وَلَا -
13 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
14 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
15 ve la ve وَلَا -
16 hum onlar هُمْ -
17 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Notlar

Not 1: *İslam oldu. Kutsal kitapların getirdiği İslam dinine teslim olarak Yüce Allah'a yüzünü teslim etti.

Ayet 113

120|2|113|وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ لَيْسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَىْءٍ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيْسَتِ ٱلْيَهُودُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
120|2|113|وقالت اليهود ليست النصري علي شي وقالت النصري ليست اليهود علي شي وهم يتلون الكتب كذلك قال الذين لا يعلمون مثل قولهم فالله يحكم بينهم يوم القيمه فيما كانوا فيه يختلفون
113. Ve kâletil yahûdu leysetin nasârâ alâ şey’(şey’in) ve kâletin nasârâ leysetil yahûdu alâ şey’in ve hum yetlûnel kitâb(kitâbe), kezâlike kâlellezine lâ ya’lemûne misle kavlihim, fallâhu yahkumu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
Ve dedi Yahudiler295: “Nasârâlılar296 bir şey üzerinde değildir”; ve dedi Nasârâlılar296: “Yahudiler295 bir şey üzerinde değildir”; ve onlar okurlar (da) kitabı*; işte böyledir; bilmeyen kimseler (de) onların söyleminin mislini870 dedi; öyle ki Allah hükmeder aralarında kıyamet148 günü242; kendisinde ihtilafa** düşerler olduklarında.
Ahmed Samira: 113 And the Jews said: "The Christians are not on a thing." And the Christians said: "The Jews are not on a thing." And they read/recite The Book , like that those who do not know said similar (to) their saying so God judges between them (in) the Resurrection Day, in what they were in it differing/disagreeing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kaleti ve dedi وَقَالَتِ قول
2 l-yehudu Yahudiler الْيَهُودُ -
3 leyseti değildir لَيْسَتِ ليس
4 n-nesara Nasârâlılar النَّصَارَىٰ نصر
5 ala üzerinde عَلَىٰ -
6 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
7 ve kaleti ve dedi وَقَالَتِ قول
8 n-nesara Nasârâlılar النَّصَارَىٰ نصر
9 leyseti değildir لَيْسَتِ ليس
10 l-yehudu Yahudiler الْيَهُودُ -
11 ala üzerinde عَلَىٰ -
12 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
13 vehum ve onlar وَهُمْ -
14 yetlune okuyorlar يَتْلُونَ تلو
15 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
16 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
17 kale dedi قَالَ قول
18 ellezine kimseler الَّذِينَ -
19 la لَا -
20 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم
21 misle mislini/benzerini مِثْلَ مثل
22 kavlihim söylemini onların قَوْلِهِمْ قول
23 fallahu öyle ki Allah فَاللَّهُ -
24 yehkumu hükmeder يَحْكُمُ حكم
25 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
26 yevme günü يَوْمَ يوم
27 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
28 fima فِيمَا -
29 kanu olduklarında كَانُوا كون
30 fihi kendisinde فِيهِ -
31 yehtelifune ihtilafa düşerler يَخْتَلِفُونَ خلف

Notlar

Not 1: *Tevrat'ı ve İncil'i.**Anlaşmazlığa.

Ayet 114

121|2|114|وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ وَسَعَىٰ فِى خَرَابِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَآ إِلَّا خَآئِفِينَ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ
121|2|114|ومن اظلم ممن منع مسجد الله ان يذكر فيها اسمه وسعي في خرابها اوليك ما كان لهم ان يدخلوها الا خايفين لهم في الدنيا خزي ولهم في الاخره عذاب عظيم
114. Ve men azlemu mimmen menea mesâcidallâhi en yuzkere fîhesmuhu ve seâ fî harâbihâ ulâike mâ kâne lehum en yedhulûhâ illâ hâifîn(hâifîne) lehum fîd dunyâ hızyun ve lehum fîl âhireti azâbun azîm(azîmun).
Ve kim daha zalimdir kimseden (ki) meneder/engel olur (o) Allah'ın mescitlerinde16; ki zikredilir orada* O’nun ismi; ve uğraştı/çabaladı (o) harap olmasında onun*; işte şunlar; olmuş değildir onlara ki girerler ona* ancak korkanlar (olarak); onlaradır dünyada bir rezillik; ve onlaradır ahirette büyük bir azap.
Ahmed Samira: 114 And who is more unjust/oppressive from (than) who prevented (in) God’s mosques that His name be mentioned/remembered in it, and strived/hastened in its destruction/spoilage . Those, it was not for them that they enter it except afraid/frightened. For them in the present world (is) shame/disgrace and for them in the end (other life) (is a) great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 ezlemu daha zalimdir أَظْلَمُ ظلم
3 mimmen kimseden مِمَّنْ -
4 menea men eder/engel olur مَنَعَ منع
5 mesacide mescitlerinde مَسَاجِدَ سجد
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 en ki أَنْ -
8 yuzkera zikredilir يُذْكَرَ ذكر
9 fiha orada فِيهَا -
10 ismuhu ismi O’nun اسْمُهُ سمو
11 ve seaa ve uğraştı/çabaladı وَسَعَىٰ سعي
12 fi فِي -
13 harabiha harap olmasında onun خَرَابِهَا خرب
14 ulaike işte şunlar أُولَٰئِكَ -
15 ma değildir مَا -
16 kane oldu كَانَ كون
17 lehum onlara لَهُمْ -
18 en ki أَنْ -
19 yedhuluha girerler ona يَدْخُلُوهَا دخل
20 illa dışında إِلَّا -
21 haifine korkanlar خَائِفِينَ خوف
22 lehum onlaradır لَهُمْ -
23 fi فِي -
24 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
25 hizyun bir rezillik خِزْيٌ خزي
26 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
27 fi فِي -
28 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
29 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
30 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Dişil zamirle işaret edilen mescit değildir. Mescitlerde ayağa kaldırılan salattır. Mescitlere salat eylemi gerçekleştirmek için girilir ve Yüce Allah zikredilir.

Ayet 115

122|2|115|وَلِلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا۟ فَثَمَّ وَجْهُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
122|2|115|ولله المشرق والمغرب فاينما تولوا فثم وجه الله ان الله وسع عليم
115. Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh(vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm(alîmun).
Ve Allah’adır doğu ve batı*; öyle ki her nereyse döndüğünüz; öyle ki oradadır Allah'ın yüzü; doğrusu Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 115 And to God the sunrise/east and the sunset/west, so wherever you turn, so there (is) God’s face/direction, that God is rich/extended , knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 l-meşriku doğu الْمَشْرِقُ شرق
3 velmegribu ve batı وَالْمَغْرِبُ غرب
4 feeynema öyle ki her nereye فَأَيْنَمَا -
5 tuvellu dönersiniz تُوَلُّوا ولي
6 fesemme öyle ki oradadır فَثَمَّ -
7 vechu yüzü وَجْهُ وجه
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 vasiun Vâsi’dir وَاسِعٌ وسع
12 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Zıt yönlerin birlikte işaret edilmesi her yönü işaret eder. Aşağı-yukarı, az-çok, sabah-akşam gibi.

Ayet 116

123|2|116|وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَل لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ كُلٌّ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ
123|2|116|وقالوا اتخذ الله ولدا سبحنه بل له ما في السموت والارض كل له قنتون
116. Ve kâlûttehazellâhu veleden, subhâneh(subhânehu), bel lehu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), kullun lehu kânitûn(kânitûne).
Ve dediler: “Edindi Allah bir çocuk”; Subhân’dır7 O; Evet! O’nadır göklerdeki162* ve yerdeki; hepsi O'na boyun eğenlerdir.
Ahmed Samira: 116 And they said: "God took/received a child (son) His praise/glory, but to Him what (is) in the skies/space and the earth/Planet Earth, each/all for him (are) obeying humbly .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 ttehaze edindi اتَّخَذَ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 veleden bir çocuk وَلَدًا ولد
5 subhanehu Subhan’dır O سُبْحَانَهُ سبح
6 bel Evet! بَلْ -
7 lehu O’nadır لَهُ -
8 ma مَا -
9 fi فِي -
10 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
11 vel'erdi ve yerdeki وَالْأَرْضِ ارض
12 kullun hepsi كُلٌّ كلل
13 lehu O'na لَهُ -
14 kanitune boyun eğenlerdir قَانِتُونَ قنت

Notlar

Not 1: *Evren.

Ayet 117

124|2|117|بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
124|2|117|بديع السموت والارض واذا قضي امرا فانما يقول له كن فيكون
117. Bedîus semâvâti vel ard(ardı), ve izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).
Bedî’sidir298 göklerin162* ve yerin; ve tamamladığı zaman (Allah) bir emri; öyle ki ancak O’nun “Ol” dediği; öyle ki olur.
Ahmed Samira: 117 Creating marvelously without precedent the skies/space and the earth/Planet Earth and if He ordered/accomplished a matter/affair , so but he says to it: "Be." So it will become.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bediu Bedî’sidir بَدِيعُ بدع
2 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
3 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
4 ve iza Ve zaman وَإِذَا -
5 kada tamamladığı قَضَىٰ قضي
6 emran bir emri أَمْرًا امر
7 feinnema öyle ki ancak فَإِنَّمَا -
8 yekulu dediği يَقُولُ قول
9 lehu O’nun لَهُ -
10 kun Ol كُنْ كون
11 fe yekunu öyle ki olur فَيَكُونُ كون

Notlar

Not 1: *Evrenin.

Ayet 118

125|2|118|وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا ٱللَّهُ أَوْ تَأْتِينَآ ءَايَةٌ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَٰبَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ
125|2|118|وقال الذين لا يعلمون لولا يكلمنا الله او تاتينا ايه كذلك قال الذين من قبلهم مثل قولهم تشبهت قلوبهم قد بينا الايت لقوم يوقنون
118. Ve kâlellezîne lâ ya’lemûne lev lâ yukellimunâllâhu ev te’tînâ âyeh(âyetun), kezâlike kâlellezîne min kablihim misle kavlihim, teşâbehet kulûbuhum, kad beyyennal âyâti li kavmin yûkınûn(yûkınûne).
Ve dedi bilmeyen kimseler: “Eğer konuşmazsa bizlerle Allah; ya da getirmezse bizlere bir ayet287”; işte böyledir; onlardan önceki kimseler (de) onların söylemlerinin mislini870 dedi; benzeşti kalpleri onların; mutlak ki beyan226 ettik ayetleri237 bir kavim için (ki) kesinleşirler299 onlar.
Ahmed Samira: 118 And those who do not know said: "If only God converses/speaks (to) us or a sign/verse/evidence comes to us." Like that those from before them said alike/similar/equal (to) their saying. Their hearts/minds resembled (each other), We had clarified/explained the signs/verses/evidences to a nation being sure/certain .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 la لَا -
4 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم
5 levla eğer لَوْلَا -
6 yukellimuna konuşmazsa bizlerle يُكَلِّمُنَا كلم
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 ev ya da أَوْ -
9 te'tina getirmezse bizlere تَأْتِينَا اتي
10 ayetun bir ayet ايَةٌ ايي
11 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
12 kale dedi قَالَ قول
13 ellezine kimseler الَّذِينَ -
14 min مِنْ -
15 kablihim onlardan önceki قَبْلِهِمْ قبل
16 misle mislini/benzerini مِثْلَ مثل
17 kavlihim söylemlerini onların قَوْلِهِمْ قول
18 teşabehet benzeşti تَشَابَهَتْ شبه
19 kulubuhum Kalpleri onların قُلُوبُهُمْ قلب
20 kad Mutlak ki قَدْ -
21 beyyenna Beyan ettik/deklere ettik بَيَّنَّا بين
22 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
23 likavmin kavim için لِقَوْمٍ قوم
24 yukinune kesinleşirler يُوقِنُونَ يقن

Ayet 119

126|2|119|إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ أَصْحَٰبِ ٱلْجَحِيمِ
126|2|119|انا ارسلنك بالحق بشيرا ونذيرا ولا تسل عن اصحب الجحيم
119. İnnâ erselnâke bil hakkı beşîren ve nezîren, ve lâ tus’elu an ashâbil cahîm(cahîmi).
Doğrusu biz gönderdik seni hakla/gerçekle; bir müjdeci ve bir uyarıcı; ve sual edilmezsin/sorulmazsın (sen) cahîm808 ashâbından194.
Ahmed Samira: 119 That We sent you with the truth (as) an announcer of good news and a warner/giver of notice, and you are not (to) be asked/questioned about the roaring fire’s/Hell’s owners/company .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 erselnake gönderdik seni أَرْسَلْنَاكَ رسل
3 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
4 beşiran Bir müjdeleyen بَشِيرًا بشر
5 ve neziran ve bir uyarıcı وَنَذِيرًا نذر
6 ve la ve وَلَا -
7 tuselu sual edilmezsin/sorulmazsın تُسْأَلُ سال
8 an عَنْ -
9 eshabi ashabından/yoldaşlarından أَصْحَابِ صحب
10 l-cehimi cahîm الْجَحِيمِ جحم

Ayet 120

127|2|120|وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ ٱلْيَهُودُ وَلَا ٱلنَّصَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ ٱلَّذِى جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ
127|2|120|ولن ترضي عنك اليهود ولا النصري حتي تتبع ملتهم قل ان هدي الله هو الهدي ولين اتبعت اهواهم بعد الذي جاك من العلم ما لك من الله من ولي ولا نصير
120. Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve asla razı olmaz senden Yahudiler295 ve de Nasârâlılar296; ta ki tabi olursun onların milletine301; de ki: “Doğrusu Allah'ın doğru yola kılavuzu; odur (gerçek) doğru yola kılavuz"; ve eğer tabi olursan hevalarına onların, sana gelen ilimden* sonra; olmaz sana Allah'tan hiçbir bir veli28; ve de bir nasîr69.
Ahmed Samira: 120 And the Jews and nor the Christians will not/never accept/approve about you until you follow their religion/faith . Say: "That God’s guidance, it is the guidance." And if (E) you followed their self attractions for desires after what came to you from the knowledge, (there is) none for you from (other than) God from a guardian and nor (a) victorior .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velen ve asla وَلَنْ -
2 terda razı olmaz تَرْضَىٰ رضو
3 anke senden عَنْكَ -
4 l-yehudu Yahudiler الْيَهُودُ -
5 ve la ve de وَلَا -
6 n-nesara Nasârâlılar النَّصَارَىٰ نصر
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 tettebia tabi olursun تَتَّبِعَ تبع
9 milletehum milletine onların مِلَّتَهُمْ ملل
10 kul de ki قُلْ قول
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 huda doğru yola kılavuzu هُدَى هدي
13 llahi Allah'ın اللَّهِ -
14 huve odur هُوَ -
15 l-huda doğru yola kılavuz الْهُدَىٰ هدي
16 veleini Ve eğer وَلَئِنِ -
17 ttebea'te tabi olursan اتَّبَعْتَ تبع
18 ehva'ehum hevalarına onların أَهْوَاءَهُمْ هوي
19 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
20 llezi ki الَّذِي -
21 ca'eke geldi sana جَاءَكَ جيا
22 mine -den مِنَ -
23 l-ilmi ilim- الْعِلْمِ علم
24 ma olmaz مَا -
25 leke sana لَكَ -
26 mine مِنَ -
27 llahi Allah'tan اللَّهِ -
28 min hiç bir مِنْ -
29 veliyyin bir veli وَلِيٍّ ولي
30 ve la ve de وَلَا -
31 nesirin bir nasir نَصِيرٍ نصر

Notlar

Not 1: *Kur'an. Kur'an ayetleri.

Ayet 121

128|2|121|ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَتْلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
128|2|121|الذين اتينهم الكتب يتلونه حق تلاوته اوليك يومنون به ومن يكفر به فاوليك هم الخسرون
121. Ellezîne âteynâhumul kitâbe yetlûnehu hakka tilâvetih(tilâvetihî) ulâike yu’minûne bih(bihî), ve men yekfur bihî fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Kimseler (ki) verdik onlara kitap*; okurlar onu*; hak/gerçek** okumayla onu*; işte bunlar; iman47 ederler ona*; ve kim kâfirlik25 eder ona*; öyle ki işte bunlar; onlardır hüsrana uğrayanlar/kaybedenler.
Ahmed Samira: 121 Those who We brought to them The Book they read/recite it its correct/true reading/recitation, those believe with it and who disbelieves with it so those (are) the losers .

Notlar

Not 1: *Kur’ân.**Anlayarak, derinlemesine düşünerek, aklı ve fikri kullanarak. Şerefli Kur'an'ın ayetlerini anlamadan Arapçasından papağan gibi tekrar ederek okuyanlar ayetleri hakla/gerçekle okumamış olur.

Ayet 122

129|2|122|يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
129|2|122|يبني اسريل اذكروا نعمتي التي انعمت عليكم واني فضلتكم علي العلمين
122. Yâ benî isrâîlezkurû ni’metiyelletî en’amtu aleykum ve ennî faddaltukum alel âlemîn(âlemîne).
Ey İsrâîloğulları!197 Hatırlayın nimetimi; üzerinize bağışladığım nimeti; ve doğrusu ben fazlalıklı kıldım sizleri âlemler203 üzerine.
Ahmed Samira: 122 You Israel’s sons and daughters, remember My blessing , that I blessed on you, and that I preferred/favoured you over the creations all together/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya beni Ey oğulları يَا بَنِي بني
2 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
3 zkuru hatırlayın اذْكُرُوا ذكر
4 nia'metiye nimetimi نِعْمَتِيَ نعم
5 lleti ki الَّتِي -
6 en'amtu bağışladım nimeti أَنْعَمْتُ نعم
7 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
8 ve enni ve doğrusu ben وَأَنِّي -
9 feddeltukum fazlalıklı kıldım sizleri فَضَّلْتُكُمْ فضل
10 ala üzerine عَلَى -
11 l-aalemine alemler الْعَالَمِينَ علم

Ayet 123

130|2|123|وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنفَعُهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
130|2|123|واتقوا يوما لا تجزي نفس عن نفس شيا ولا يقبل منها عدل ولا تنفعها شفعه ولا هم ينصرون
123. Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ adlun ve lâ tenfeuhâ şefâatun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
Ve takvalı21 olun bir güne242; ceza/karşılık almaz bir nefis201 bir nefisten201 bir şey; ve kabul edilmez ondan (nefisten) bir telafi/tazmin; ve fayda vermez ona (nefse) bir şefaat222; ve onlar yardım edilir değillerdir.
Ahmed Samira: 123 And fear a day/time, no self rewards/reimburses (removes) from a self a thing, and no redemption/ransom (is) to be accepted/received from it, and nor mediation benefits it, and nor they be given victory/aid.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
2 yevmen bir güne يَوْمًا يوم
3 la لَا -
4 teczi ceza/karşılık almaz تَجْزِي جزي
5 nefsun bir nefis نَفْسٌ نفس
6 an عَنْ -
7 nefsin Bir nefisten نَفْسٍ نفس
8 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
9 ve la ve وَلَا -
10 yukbelu kabul edilmez يُقْبَلُ قبل
11 minha ondan (nefisten) مِنْهَا -
12 adlun bir telafi/tazmin عَدْلٌ عدل
13 ve la ve وَلَا -
14 tenfeuha fayda vermez ona (nefse) تَنْفَعُهَا نفع
15 şefaatun bir şefaat شَفَاعَةٌ شفع
16 ve la ve değildir وَلَا -
17 hum onlar هُمْ -
18 yunsarune yardım edilirler يُنْصَرُونَ نصر

Ayet 124

131|2|124|وَإِذِ ٱبْتَلَىٰٓ إِبْرَٰهِۦمَ رَبُّهُۥ بِكَلِمَٰتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّى جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا قَالَ وَمِن ذُرِّيَّتِى قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِى ٱلظَّٰلِمِينَ
131|2|124|واذ ابتلي ابرهم ربه بكلمت فاتمهن قال اني جاعلك للناس اماما قال ومن ذريتي قال لا ينال عهدي الظلمين
124. Ve izibtelâ ibrâhîme rabbuhu bi kelimâtin fe etemmehun(etemmehunne), kâle innî câiluke lin nâsi imâmâ(imâmen), kâle ve min zurriyyetî kâle lâ yenâlu ahdiz zâlimîn(zâlimîne).
Ve belalandırdığı256 zaman İbrahim'i Rabbi4 kelimelerle; öyle ki tamamladı (Allah) onları (kelimeleri); dedi (Allah): “Doğrusu ben yapıcıyım seni insanlar için bir imam/önder”; dedi (İbrahim): “Ve zürriyetimden* (de)”; dedi (Allah): “Ulaşmaz ahdim/antlaşmam zalimlere.”
Ahmed Samira: 124 And when Abraham’s Lord tested (him) with words/expressions, so He completed them, (He) said: "That I am making you to the people a leader/example ." He (Abraham) said: "And from my descendants?" He said: "The unjust/oppressors do not receive/obtain My promise ."

Notlar

Not 1: *Soyumdan, sulbümden.

Ayet 125

132|2|125|وَإِذْ جَعَلْنَا ٱلْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْنًا وَٱتَّخِذُوا۟ مِن مَّقَامِ إِبْرَٰهِۦمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلْعَٰكِفِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ
132|2|125|واذ جعلنا البيت مثابه للناس وامنا واتخذوا من مقام ابرهم مصلي وعهدنا الي ابرهم واسمعيل ان طهرا بيتي للطايفين والعكفين والركع السجود
125. Ve iz cealnâl beyte mesâbeten lin nâsi ve emnâ(emnen), vettehizû min makâmı ibrâhîme musallâ(musallen) ve ahidnâ ilâ ibrâhîme ve ismâîle en tahhirâ beytiye lit tâifîne vel âkifîne ver rukkais sucûd(sucûdi).
Ve yaptığı zaman beyti/evi32 bilinci geri döndürme yeri insanlara; ve bir güvenlik; ve edinin/tutun/alın İbrahim'in dikelme/ayağa kalkma/doğrulma yerinden bir salla13 yeri; ve antlaştık/ahitleştik İbrahim’le ve İsmail'le ki o ikisi temizler evimi32; etrafta dolaşanlar için; ve adananlara/kendini vakfedenlere; ve rükû11 edenlere; secde12 edenlere.
Ahmed Samira: 125 And when We put The House (as) a reward/replacement/compensation to the people, and (a) safety/security, and they took from Abraham’s place a prayer place , and We entrusted/recommended to Abraham and Ishmael: "That purify/clean/wash (B) My House for the circlers/walkers around , and the devoting/dedicating , and the bowing , the prostrating ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
3 l-beyte beyti/evi الْبَيْتَ بيت
4 mesabeten bilinci geri döndürme yeri مَثَابَةً ثوب
5 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
6 ve emnen ve bir güvenlik وَأَمْنًا امن
7 vettehizu ve edinin/tutun/alın وَاتَّخِذُوا اخذ
8 min مِنْ -
9 mekami dikelme/ayağa kalkma/doğrulma yerinden مَقَامِ قوم
10 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
11 musallen bir salla yeri مُصَلًّى صلو
12 ve ahidna ve antlaştık/ahitleştik وَعَهِدْنَا عهد
13 ila إِلَىٰ -
14 ibrahime İbrahim'le إِبْرَاهِيمَ -
15 ve ismaiyle ve İsmail'le وَإِسْمَاعِيلَ -
16 en ki أَنْ -
17 tahhira o ikisi temizler طَهِّرَا طهر
18 beytiye evimi بَيْتِيَ بيت
19 littaifine etrafta dolaşanlar için لِلطَّائِفِينَ طوف
20 vel'aakifine ve adananlar/kendini vakfedenler وَالْعَاكِفِينَ عكف
21 ve rrukkei ve rükû edenler وَالرُّكَّعِ ركع
22 s-sucudi secde edenler السُّجُودِ سجد

Notlar

Not: (ثوب) dönmek (return), geri gelmek (come back), bir şeyin veya durumun geri gelmesi (come back a state or conditon), bilincin tekrar kazanılması (regain conciousness), duygunun iyileşmesi (recover a sense), ödüllendirmek (reward), tekrar ödemek (repay) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 130 (of 1303)(طوف) etrafta gitmek (go about), etrafta yürümek (walk around), etrafta gezinen (ride about) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 671 (of 1303)

Ayet 126

133|2|126|وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا بَلَدًا ءَامِنًا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
133|2|126|واذ قال ابرهم رب اجعل هذا بلدا امنا وارزق اهله من الثمرت من امن منهم بالله واليوم الاخر قال ومن كفر فامتعه قليلا ثم اضطره الي عذاب النار وبيس المصير
126. Ve iz kâle ibrâhîmu rabbic’al hâzâ beleden âminen verzuk ehlehu mines semerâti men âmene minhum billâhi vel yevmil âhir(âhiri), kâle ve men kefere fe umettiuhu kalîlen summe adtarruhu ilâ azâbin nâr(nâri), ve bi’sel masîr(masîru).
Ve dediği zaman İbrahim: “Rabbim!4 Yap bunu (bu beldeyi) güvenli bir belde832; ve rızıklandır ahalisini onun; meyvelerden; onlardan Allah'a ve ahiret gününe iman47 etmiş kimseye”; dedi (Allah) “ve kim kâfirlik25 etti öyle ki metalandırırım54 onu biraz; sonra zorlarım onu ateş azabına doğru; ve yıkım (yeri) oldu (o) varış yeri.
Ahmed Samira: 126 And when Abraham said: "My Lord , make this a safe/secure country/place , and provide for its people from the fruits, who believed from them, by God and the Day the Last/Resurrection Day." He said: "And who disbelieved, so I give him long life/make him enjoy a little , then I force him to the fire’s torture, and how bad (is) the end/destination ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
4 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
5 c'al yap اجْعَلْ جعل
6 haza bunu هَٰذَا -
7 beleden bir belde بَلَدًا بلد
8 aminen güvenli امِنًا امن
9 verzuk ve rızıklandır وَارْزُقْ رزق
10 ehlehu ahalisini onun أَهْلَهُ اهل
11 mine مِنَ -
12 s-semerati meyvelerden الثَّمَرَاتِ ثمر
13 men kim مَنْ -
14 amene iman etti امَنَ امن
15 minhum onlardan مِنْهُمْ -
16 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
17 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
18 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
19 kale dedi (Allah) قَالَ قول
20 ve men ve kim وَمَنْ -
21 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
22 feumettiuhu öyle ki metalandırırm onu فَأُمَتِّعُهُ متع
23 kalilen bir az قَلِيلًا قلل
24 summe sonra ثُمَّ -
25 edtarruhu zorlarım onu أَضْطَرُّهُ ضرر
26 ila doğru إِلَىٰ -
27 azabi azabına عَذَابِ عذب
28 n-nari ateş النَّارِ نور
29 ve bi'se ve yıkım/zarar/hasar oldu وَبِئْسَ باس
30 l-mesiru varış yeri الْمَصِيرُ صير

Ayet 127

134|2|127|وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِۦمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
134|2|127|واذ يرفع ابرهم القواعد من البيت واسمعيل ربنا تقبل منا انك انت السميع العليم
127. Ve iz yerfeu ibrâhîmul kavâide minel beyti veismâîl(ismâîlu) rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes semîul alîm(alîmu).
Ve yükselttiği zaman İbrahim kaidelerini* beytin/evin; ve İsmail (de): “Rabbimiz! Kabul et bizden; doğrusu sen; sensin Semî41; Alîm8
Ahmed Samira: 127 And when Abraham raises the foundations/bases from The House , and Ishmael: "Our Lord accept from us, that you are the hearing/listening the knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 yerfeu yükseltti يَرْفَعُ رفع
3 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
4 l-kavaide kaidelerini الْقَوَاعِدَ قعد
5 mine مِنَ -
6 l-beyti beytin/evin الْبَيْتِ بيت
7 ve ismaiylu ve İsmail (de) وَإِسْمَاعِيلُ -
8 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
9 tekabbel kabul et تَقَبَّلْ قبل
10 minna bizden مِنَّا -
11 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
12 ente sensin أَنْتَ -
13 s-semiu Semî السَّمِيعُ سمع
14 l-alimu Alîm الْعَلِيمُ علم

Notlar

Not 1: *Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne; ayaklık, duraç, taban, tabanlık.

Ayet 128

135|2|128|رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
135|2|128|ربنا واجعلنا مسلمين لك ومن ذريتنا امه مسلمه لك وارنا مناسكنا وتب علينا انك انت التواب الرحيم
128. Rabbenâ vec’alnâ muslimeyni leke ve min zurriyyetinâ ummeten muslimeten leke ve erinâ menâsikenâ ve tub aleynâ, inneke entet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Rabbimiz4! Ve yap bizi iki teslim olan sana; ve zürriyetimizden bir ümmet305; teslim olan sana; ve göster bize nusuklarımızı169; ve tevbe33 et bizlere; doğrusu sen; sensin Tevvâb191; Rahîm2.
Ahmed Samira: 128 Our Lord and make us two Moslems to you, and from our descendants, a nation submitting/surrendering/Moslems to you, and show us our rituals/methods of worship and forgive on us, that you are the forgiver, the most merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
2 vec'alna ve yap bizi وَاجْعَلْنَا جعل
3 muslimeyni iki teslim olan مُسْلِمَيْنِ سلم
4 leke sana لَكَ -
5 ve min ve وَمِنْ -
6 zurriyyetina zürriyetimizden ذُرِّيَّتِنَا ذرر
7 ummeten bir ümmet أُمَّةً امم
8 muslimeten teslim olan مُسْلِمَةً سلم
9 leke sana لَكَ -
10 ve erina ve göster bize وَأَرِنَا راي
11 menasikena nusuklarımızı مَنَاسِكَنَا نسك
12 ve tub ve tevbe et وَتُبْ توب
13 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
14 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
15 ente sensin أَنْتَ -
16 t-tevvabu Tevvâb التَّوَّابُ توب
17 r-rahimu Rahîm الرَّحِيمُ رحم

Ayet 129

136|2|129|رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
136|2|129|ربنا وابعث فيهم رسولا منهم يتلوا عليهم ايتك ويعلمهم الكتب والحكمه ويزكيهم انك انت العزيز الحكيم
129. Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm(hakîmu).
Rabbimiz4! Ve gönder/yolla onlara bir resûl418 onlardan; okur onlara ayetlerini senin; ve bildirir onlara kitabı* ve hikmeti303; ve saflaştırır onları; doğrusu sen; sensin Azîz37; Hakîm9.
Ahmed Samira: 129 Our Lord, and send in them a messenger from them (who) reads/recites on (to) them Your verses/evidences and He teaches/instructs them The Book , and the wisdom , and purifies them , that You are the glorious/mighty the wise/ judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
2 veb'as ve gönder/yolla وَابْعَثْ بعث
3 fihim onlara فِيهِمْ -
4 rasulen bir resul رَسُولًا رسل
5 minhum onlardan مِنْهُمْ -
6 yetlu okur يَتْلُو تلو
7 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
8 ayatike ayetlerini senin ايَاتِكَ ايي
9 ve yuallimuhumu ve bildirir onlara وَيُعَلِّمُهُمُ علم
10 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
11 velhikmete ve hikmeti وَالْحِكْمَةَ حكم
12 ve yuzekkihim ve saflaştırır onları وَيُزَكِّيهِمْ زكو
13 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
14 ente sensin أَنْتَ -
15 l-azizu Azîz الْعَزِيزُ عزز
16 l-hakimu Hakîm الْحَكِيمُ حكم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplar.

Ayet 130

137|2|130|وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَٰهِۦمَ إِلَّا مَن سَفِهَ نَفْسَهُۥ وَلَقَدِ ٱصْطَفَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
137|2|130|ومن يرغب عن مله ابرهم الا من سفه نفسه ولقد اصطفينه في الدنيا وانه في الاخره لمن الصلحين
130. Ve men yergabu an milleti ibrâhîme illâ men sefihe nefseh(nefsehu), ve lekadistafeynâhufîd dunyâ, ve innehu fîlâhireti le mines sâlihîn(sâlihîne).
Ve kim yüz çevirir İbrahim'in milletinden301; ancak kendi nefsine201 sefihlik304 etmiş kimsedir; ve ant olsun saflaştırdık onu (İbrahim’i) dünyada; ve doğrusu o (İbrahim) ahirette mutlak sâlihlerdendir217.
Ahmed Samira: 130 And who shuns/turns away from Abraham’s religion/faith except who made himself ignorant/foolish ?And We had chosen/purified him in the present world, and that he is in the end (other life) from (E) the correct/righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yergabu yüz çevirir يَرْغَبُ رغب
3 an عَنْ -
4 milleti milletinden مِلَّةِ ملل
5 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
6 illa dışındadır إِلَّا -
7 men kimse مَنْ -
8 sefihe sefihlik etti سَفِهَ سفه
9 nefsehu kendi nefsine نَفْسَهُ نفس
10 velekadi ve ant olsun وَلَقَدِ -
11 stafeynahu saflaştırdık onu (İbrahim’i) اصْطَفَيْنَاهُ صفو
12 fi فِي -
13 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
14 ve innehu ve doğrusu o (İbrahim) وَإِنَّهُ -
15 fi فِي -
16 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
17 lemine mutlak لَمِنَ -
18 s-salihine salihlerdendir الصَّالِحِينَ صلح

Ayet 131

138|2|131|إِذْ قَالَ لَهُۥ رَبُّهُۥٓ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
138|2|131|اذ قال له ربه اسلم قال اسلمت لرب العلمين
131. İz kâle lehû rabbuhû eslim kâle eslemtu li rabbil âlemîn(âlemîne).
Dediği zaman ona (İbrahim’e) Rabbi4: “İslam218 ol”; dedi (İbrahim): “İslam218 oldum alemlerin Rabbine4
Ahmed Samira: 131 When his Lord said to him: "Submit/surrender/be Moslem ." He said: "I submitted/surrendered/became Moslem to the creations all together’s/(universes’) Lord."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz o zaman إِذْ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 lehu ona (İbrahim’e) لَهُ -
4 rabbuhu Rabbi رَبُّهُ ربب
5 eslim İslam ol أَسْلِمْ سلم
6 kale dedi قَالَ قول
7 eslemtu İslam oldum أَسْلَمْتُ سلم
8 lirabbi Rabbine لِرَبِّ ربب
9 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 132

139|2|132|وَوَصَّىٰ بِهَآ إِبْرَٰهِۦمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَٰبَنِىَّ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰ لَكُمُ ٱلدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
139|2|132|ووصي بها ابرهم بنيه ويعقوب يبني ان الله اصطفي لكم الدين فلا تموتن الا وانتم مسلمون
132. Ve vassâ bihâ ibrâhîmu benîhi ve ya’kûb(ya’kûbu), yâ beniyye innallâhestafâ lekumud dîne fe lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).
Ve vasiyet etti onu (milleti301) İbrahim kendi oğullarına; ve Yakûp (da): “Ey oğullarım! Doğrusu Allah saflaştırdı sizlere dini*; öyle ki ölmeyin; ancak (ki) ve sizler müslimsiniz.45
Ahmed Samira: 132 And Abraham directed/commanded with it his sons and daughters , and Jacob: "You my sons and daughters, that God chose/purified for you the religion, so do not die (E) except and you are submitters/surrenderers/Moslems ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve vessa ve vasiyet etti وَوَصَّىٰ وصي
2 biha onu (milletini) بِهَا -
3 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
4 benihi kendi oğullarına بَنِيهِ بني
5 ve yea'kubu ve Yakup (da) وَيَعْقُوبُ -
6 ya beniyye Ey oğullarım! يَا بَنِيَّ بني
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 stafa saflaştırdı اصْطَفَىٰ صفو
10 lekumu sizlere لَكُمُ -
11 d-dine dini الدِّينَ دين
12 fela öyle ki فَلَا -
13 temutunne ölmeyin تَمُوتُنَّ موت
14 illa ancak إِلَّا -
15 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
16 muslimune Müslimsiniz مُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *İslam'ı.

Ayet 133

140|2|133|أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ ٱلْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنۢ بَعْدِى قَالُوا۟ نَعْبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ ءَابَآئِكَ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ
140|2|133|ام كنتم شهدا اذ حضر يعقوب الموت اذ قال لبنيه ما تعبدون من بعدي قالوا نعبد الهك واله ابايك ابرهم واسمعيل واسحق الها وحدا ونحن له مسلمون
133. Em kuntum şuhedâe iz hadara ya’kûbel mevtu, iz kâle li benîhi mâ ta’budûne min ba’dî kâlû na’budu ilâheke ve ilâhe âbâike ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ilâhen vâhidâ(vahiden) ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
Ya da şahitler/tanıklar (mı) oldunuz ulaştığı zaman Yakûb’a ölüm; dediği* zaman oğullarına: “Neye kulluk46 edersiniz benden sonra”; dediler: “Kulluk46 ederiz ilâhına74 senin; ve ilâhına74 ataların İbrahim; ve İsmâîl; ve İshâk'ın; tek bir ilâh74; ve bizler O'na** müslimiz45.
Ahmed Samira: 133 Or were you witnesses when the death came to Jacob, when he said to his sons and daughters :"What (do) you worship from after me?" They said: "We worship your God and your fathers/forefathers Abraham’s and Ishmael’s and Issac’s God, one God and we are to Him submitters/surrenderers/Moslems."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
3 şuheda'e şahitler/tanıklar شُهَدَاءَ شهد
4 iz zaman إِذْ -
5 hadera ulaştığı حَضَرَ حضر
6 yea'kube Yakup’a يَعْقُوبَ -
7 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
8 iz o zaman إِذْ -
9 kale dedi (Yakup) قَالَ قول
10 libenihi oğullarına لِبَنِيهِ بني
11 ma neye مَا -
12 tea'budune kulluk edersiniz تَعْبُدُونَ عبد
13 min مِنْ -
14 bea'di benden sonra بَعْدِي بعد
15 kalu dediler قَالُوا قول
16 nea'budu kulluk ederiz نَعْبُدُ عبد
17 ilaheke senin ilâhına إِلَٰهَكَ اله
18 ve ilahe ve ilâhına وَإِلَٰهَ اله
19 abaike ataların ابَائِكَ ابو
20 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
21 ve ismaiyle ve İsmail وَإِسْمَاعِيلَ -
22 ve ishaka ve İshak'ın وَإِسْحَاقَ -
23 ilahen bir ilâh إِلَٰهًا اله
24 vahiden tek وَاحِدًا وحد
25 ve nehnu ve bizler وَنَحْنُ -
26 lehu O'na لَهُ -
27 muslimune Müslimiz مُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Allah'a.

Ayet 134

141|2|134|تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
141|2|134|تلك امه قد خلت لها ما كسبت ولكم ما كسبتم ولا تسلون عما كانوا يعملون
134. Tilke ummetun kad halet, lehâ mâ kesebet ve lekum mâ kesebtum, ve lâ tus’elûne ammâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Şu; bir ümmettir305; muhakkak ki gelip geçti ona (ümmete) kazandığı; ve sizleredir kazandığınız; ve sual edilmezsiniz/sorulmazsınız yapar olduklarından.
Ahmed Samira: 134 That is a nation had past for it what it earned/acquired and for you what you earned/acquired and you are not to (be) asked/questioned about what they were doing/making .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke şu; تِلْكَ -
2 ummetun bir ümmettir أُمَّةٌ امم
3 kad muhakkak قَدْ -
4 halet gelip geçti خَلَتْ خلو
5 leha ona (ümmete) لَهَا -
6 ma مَا -
7 kesebet kazandığı كَسَبَتْ كسب
8 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
9 ma مَا -
10 kesebtum kazandığınız كَسَبْتُمْ كسب
11 ve la ve وَلَا -
12 tuselune sual edilmezsiniz تُسْأَلُونَ سال
13 amma عَمَّا -
14 kanu olduklarından كَانُوا كون
15 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 135

142|2|135|وَقَالُوا۟ كُونُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تَهْتَدُوا۟ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِۦمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
142|2|135|وقالوا كونوا هودا او نصري تهتدوا قل بل مله ابرهم حنيفا وما كان من المشركين
135. Ve kâlû kûnû hûden ev nasârâ tehtedû kul bel millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).
Ve dediler: “Olun bir Yahudi306 veya Nasârâlılar307; doğru yola kılavuzlanırsınız”; de ki: “Evet!* İbrahim'in milleti301 bir hanîftir117; ve olmuş değildi o (İbrahim) müşriklerden36
Ahmed Samira: 135 And they said: "Be Jews or Christians, you will be guided." Say: "But Abraham’s religion/faith submitter/unifier of God , and he was not from the sharers (with God) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 kunu olun كُونُوا كون
3 huden bir Yahudi هُودًا هود
4 ev veya أَوْ -
5 nesara Nasârâlılar نَصَارَىٰ نصر
6 tehtedu doğru yola kılavuzlanırsınız تَهْتَدُوا هدي
7 kul de ki قُلْ قول
8 bel Evet! بَلْ -
9 millete milleti مِلَّةَ ملل
10 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
11 hanifen bir hanîf حَنِيفًا حنف
12 ve ma ve وَمَا -
13 kane olmuş değildi o كَانَ كون
14 mine مِنَ -
15 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Notlar

Not 1: *Evet evet; siz öyle sanın.

Ayet 136

143|2|136|قُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِىَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ
143|2|136|قولوا امنا بالله وما انزل الينا وما انزل الي ابرهم واسمعيل واسحق ويعقوب والاسباط وما اوتي موسي وعيسي وما اوتي النبيون من ربهم لا نفرق بين احد منهم ونحن له مسلمون
136. Kûlû âmennâ billâhi ve mâ unzile ileynâ ve mâ unzile ilâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve îsâ ve mâ ûtiyen nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
Deyin ki: “İman47 ettik Allah'a; ve üzerimize indirilmişe*; ve indirilmişe İbrâhîm'e; ve İsmâîl'e; ve İshâk'a; ve Yakûb'a; ve torunlara; ve verilene Mûsâ'ya; ve Îsâ'ya; ve verilene nebilere132 Rablerinden4; ayırmayız438 arasını onlardan** birinin308; ve bizler O'na*** müslimiz45.”
Ahmed Samira: 136 Say: "We believed with God and what was descended to us and what was descended to Abraham, and Ishmael, and Issac, and Jacob, and the grandchildren/branches/Jewish tribes , and what was given to Moses, and Jesus , and what was given to the prophets from their Lord, we do not separate/distinguish between anyone from them, and we are to Him submitters/surrenderers/Moslems ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kulu deyin ki قُولُوا قول
2 amenna iman ettik امَنَّا امن
3 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
4 ve ma ve وَمَا -
5 unzile indirilene (Kur’an’a) أُنْزِلَ نزل
6 ileyna bize إِلَيْنَا -
7 ve ma ve وَمَا -
8 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
9 ila إِلَىٰ -
10 ibrahime İbrahim'e إِبْرَاهِيمَ -
11 ve ismaiyle ve İsmail'e وَإِسْمَاعِيلَ -
12 ve ishaka ve İshak'a وَإِسْحَاقَ -
13 ve yea'kube ve Yakub'a وَيَعْقُوبَ -
14 vel'esbati ve torunlara وَالْأَسْبَاطِ سبط
15 ve ma ve وَمَا -
16 utiye verilene أُوتِيَ اتي
17 musa Musa'ya مُوسَىٰ -
18 ve iysa ve Îsa'ya وَعِيسَىٰ -
19 ve ma ve وَمَا -
20 utiye verilene أُوتِيَ اتي
21 n-nebiyyune nebilere النَّبِيُّونَ نبا
22 min مِنْ -
23 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
24 la لَا -
25 nuferriku ayırmayız نُفَرِّقُ فرق
26 beyne arasını بَيْنَ بين
27 ehadin birinin أَحَدٍ احد
28 minhum onlardan مِنْهُمْ -
29 ve nehnu ve bizler وَنَحْنُ -
30 lehu O'na لَهُ -
31 muslimune Müslimiz مُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *Kur’an’a.**Resûllerden.***Allah'a.

Ayet 137

144|2|137|فَإِنْ ءَامَنُوا۟ بِمِثْلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا هُمْ فِى شِقَاقٍ فَسَيَكْفِيكَهُمُ ٱللَّهُ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
144|2|137|فان امنوا بمثل ما امنتم به فقد اهتدوا وان تولوا فانما هم في شقاق فسيكفيكهم الله وهو السميع العليم
137. Fe in âmenû bi misli mâ âmentum bihî fe kadihtedev ve in tevellev fe innemâ hum fî şikâk(şikâkın) fe se yekfîke humullâh(humullâhu), ve huves semîul alîm(alîmu).
Öyle ki eğer iman47 ettilerse iman47 ettiğinizin misli870 (gibi) ona*; öyle ki muhakkak doğru yola kılavuzlandılar; ve eğer sırt çevirdilerse; öyle ki doğrusu ancak onlar bölünme/parçalanma içindedir; öyle ki kâfi/yeterli gelecektir Allah sana onlara karşı; ve O (Allah) Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 137 So if they believed with a similar/equal/alike (to) what you believed with (it), so they had been guided, and if they turned away, so but they are in defiance/disobedience , so God will suffice (protect) you against them , and He (is) the hearing/listening, the knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 amenu iman ettilerse امَنُوا امن
3 bimisli misli/benzeri بِمِثْلِ مثل
4 ma مَا -
5 amentum iman ettiğinizin امَنْتُمْ امن
6 bihi ona (Kur’an’a) بِهِ -
7 fekadi öyle ki muhakkak فَقَدِ -
8 htedev doğru yola kılavuzlandılar اهْتَدَوْا هدي
9 vein ve eğer وَإِنْ -
10 tevellev sırt çevirdilerse تَوَلَّوْا ولي
11 feinnema öyle ki doğrusu ancak فَإِنَّمَا -
12 hum onlar هُمْ -
13 fi içindedir فِي -
14 şikakin bölünme/parçalanma شِقَاقٍ شقق
15 feseyekfikehumu öyle ki kâfi/yeterli gelecektir (Allah) sana onlara karşı فَسَيَكْفِيكَهُمُ كفي
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 ve huve ve O وَهُوَ -
18 s-semiu Semî’dir السَّمِيعُ سمع
19 l-alimu Alîm’dir. الْعَلِيمُ علم

Notlar

Not 1: *Kur’an’a.

Ayet 138

145|2|138|صِبْغَةَ ٱللَّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ ٱللَّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُۥ عَٰبِدُونَ
145|2|138|صبغه الله ومن احسن من الله صبغه ونحن له عبدون
138. Sıbgatallâh(sıbgatallâhi) ve men ahsenu minallâhi sıbgaten, ve nahnu lehu âbidûn(âbidûne).
"Allah'ın boyası308; ve kim daha güzeldir Allah’ın bir boyasından308 (boyanmıştan); ve bizler O'na (Allah’a) kulluk46 edenleriz."
Ahmed Samira: 138 God’s faith/immersion , and who (is) better than God’s faith/immersion , and we are to Him worshipping.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 sibgate boyası صِبْغَةَ صبغ
2 llahi Allah'ın اللَّهِ -
3 ve men ve kim وَمَنْ -
4 ehsenu en güzeldir أَحْسَنُ حسن
5 mine مِنَ -
6 llahi Allah’ın اللَّهِ -
7 sibgaten boyasından صِبْغَةً صبغ
8 ve nehnu ve bizler وَنَحْنُ -
9 lehu O'na (Allah’a) لَهُ -
10 aabidune kulluk edenleriz عَابِدُونَ عبد

Ayet 139

146|2|139|قُلْ أَتُحَآجُّونَنَا فِى ٱللَّهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ وَلَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُخْلِصُونَ
146|2|139|قل اتحاجوننا في الله وهو ربنا وربكم ولنا اعملنا ولكم اعملكم ونحن له مخلصون
139. Kul e tuhâccûnenâ fîllâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ â’mâlunâ ve lekum a’mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).
De ki: “Bizimle Allah’ın hakkında mı tartışırsınız? ; ve O (Allah) Rabbimizdir4; ve Rabbidir4 sizlerin; ve bizedir yaptıklarımız; ve sizedir yaptıklarınız; ve bizleriz O'na muhlis/saflar/katıksızlar309."
Ahmed Samira: 139 Say: "Do you argue with us in God, and He is our Lord and your Lord, and for us (are) our deeds ,and for you your deeds , and we are for Him faithful/loyal ?"

Ayet 140

147|2|140|أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطَ كَانُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ قُلْ ءَأَنتُمْ أَعْلَمُ أَمِ ٱللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
147|2|140|ام تقولون ان ابرهم واسمعيل واسحق ويعقوب والاسباط كانوا هودا او نصري قل انتم اعلم ام الله ومن اظلم ممن كتم شهده عنده من الله وما الله بغفل عما تعملون
140. Em tekûlûne inne ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâta kânû hûden ev nasârâ kul e entum a’lemu emillâh(emillâhu), ve men azlemu mimmen keteme şehâdeten indehu minallâh(minallâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Ya da söylersiniz ki İbrahim; ve İsmâîl; ve İshâk; ve Yakûb; ve torunlar oldular Yahudi306 ya da Nasârâlılar307; de ki: “Sizler misiniz en iyi bilen yoksa Allah mı?”; ve kim en zalimdir kimseden (ki) gizledi O’nun indinde/katında (olan) bir şahitliği/tanıklığı Allah’tan; ve Allah değildir gâfil310 yaptıklarınızdan.
Ahmed Samira: 140 Or (do) you say that Abraham, and Ishmael, and Issac, and Jacob, and the grandchildren/branches/Jewish tribes were Jews or Christians? Say: "Are you more knowing or God? And who (is) more unjust/oppressive than who hid/concealed a testimony at (with) him (self) from God, and God is not ignoring about what you make/do ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 tekulune söylersiniz تَقُولُونَ قول
3 inne ki إِنَّ -
4 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
5 ve ismaiyle ve İsmail وَإِسْمَاعِيلَ -
6 ve ishaka ve İshak وَإِسْحَاقَ -
7 ve yea'kube ve Yakub وَيَعْقُوبَ -
8 vel'esbata ve torunlar وَالْأَسْبَاطَ سبط
9 kanu oldular كَانُوا كون
10 huden Yahudi هُودًا هود
11 ev ya da أَوْ -
12 nesara Nasârâlılar نَصَارَىٰ نصر
13 kul de ki قُلْ قول
14 eentum sizler misiniz أَأَنْتُمْ -
15 ea'lemu en iyi bilen أَعْلَمُ علم
16 emi yoksa أَمِ -
17 llahu Allah mı اللَّهُ -
18 ve men ve kim وَمَنْ -
19 ezlemu en zalimdir أَظْلَمُ ظلم
20 mimmen kimseden مِمَّنْ -
21 keteme gizledi كَتَمَ كتم
22 şehadeten bir şahitliği/tanıklığı شَهَادَةً شهد
23 indehu indinde/katında O’nun (Allah’ın) عِنْدَهُ عند
24 mine مِنَ -
25 llahi Allah’tan اللَّهِ -
26 ve ma ve değildir وَمَا -
27 llahu Allah اللَّهُ -
28 bigafilin gafil بِغَافِلٍ غفل
29 amma عَمَّا -
30 tea'melune yaptıklarınızdan تَعْمَلُونَ عمل

Ayet 141

148|2|141|تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
148|2|141|تلك امه قد خلت لها ما كسبت ولكم ما كسبتم ولا تسلون عما كانوا يعملون
141. Tilke ummetun kad halet lehâ mâ kesebet ve lekum mâ kesebtum ve lâ tus’elûne ammâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Şu; bir ümmet305; muhakkak ki gelip geçti ona (ümmete) kazandıkları; ve sizleredir kazandığınız; ve sual edilmezsiniz/sorulmazsınız yapar olduklarından.
Ahmed Samira: 141 That (is) a nation had passed/expired for it what it earned/acquired , and for you what you earned/acquired , and you are not (to) be asked/questioned about what they were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke şu تِلْكَ -
2 ummetun bir ümmet أُمَّةٌ امم
3 kad muhakkak ki قَدْ -
4 halet gelip geçti خَلَتْ خلو
5 leha ona (ümmete) لَهَا -
6 ma مَا -
7 kesebet kazandıkları كَسَبَتْ كسب
8 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
9 ma مَا -
10 kesebtum kazandığınız كَسَبْتُمْ كسب
11 ve la ve وَلَا -
12 tuselune sual edilmezsiniz تُسْأَلُونَ سال
13 amma عَمَّا -
14 kanu olduklarından كَانُوا كون
15 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 142

149|2|142|سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمْ عَن قِبْلَتِهِمُ ٱلَّتِى كَانُوا۟ عَلَيْهَا قُل لِّلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
149|2|142|سيقول السفها من الناس ما وليهم عن قبلتهم التي كانوا عليها قل لله المشرق والمغرب يهدي من يشا الي صرط مستقيم
142. Se yekûlus sufehâu minen nâsi mâ vellâhum an kıbletihimulletî kânû aleyhâ kul lillâhil meşrıku vel magrıb(magrıbu), yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Diyecek insanlardan sefihler304: “Ne çevirdi onları kıblelerinden14 ki olmuştular üzerinde onun?”; de ki: “Allah'adır doğu ve batı; kılavuzlar (Allah) dilediği kimseyi dosdoğru bir yola doğru.”
Ahmed Samira: 142 The ignorant/foolish from the people will say: "What turned them away from their (prayer) direction ,which they were on it?" Say: "To God (are) the sunrise/east and the sunset/west, He guides whom He wills/wants to a straight/direct road/way."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 seyekulu diyecek سَيَقُولُ قول
2 s-sufeha'u ahmaklar السُّفَهَاءُ سفه
3 mine -dan مِنَ -
4 n-nasi insanlar- النَّاسِ نوس
5 ma ne مَا -
6 vellahum çevirdi onları وَلَّاهُمْ ولي
7 an -nden عَنْ -
8 kibletihimu kıbleleri- قِبْلَتِهِمُ قبل
9 lleti ki الَّتِي -
10 kanu oldular كَانُوا كون
11 aleyha üzerinde onun عَلَيْهَا -
12 kul de ki قُلْ قول
13 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
14 l-meşriku doğu الْمَشْرِقُ شرق
15 velmegribu ve batı وَالْمَغْرِبُ غرب
16 yehdi kılavuzlar (Allah) يَهْدِي هدي
17 men kimseyi مَنْ -
18 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
19 ila doğru إِلَىٰ -
20 siratin bir yol- صِرَاطٍ صرط
21 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Ayet 143

150|2|143|وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَٰكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُوا۟ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِ وَيَكُونَ ٱلرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا ٱلْقِبْلَةَ ٱلَّتِى كُنتَ عَلَيْهَآ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ ٱلرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَٰنَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
150|2|143|وكذلك جعلنكم امه وسطا لتكونوا شهدا علي الناس ويكون الرسول عليكم شهيدا وما جعلنا القبله التي كنت عليها الا لنعلم من يتبع الرسول ممن ينقلب علي عقبيه وان كانت لكبيره الا علي الذين هدي الله وما كان الله ليضيع ايمنكم ان الله بالناس لروف رحيم
143. Ve kezâlike cealnâkum ummeten vasatan li tekûnû şuhedâe alen nâsi ve yekûner resûlu aleykum şehîdâ(şehîden), ve mâ cealnâl kıbletelletî kunte aleyhâ illâ li na’leme men yettebiur resûle mimmen yenkalibu alâ akibeyh(akibeyhi), ve in kânet le kebîreten illâ alellezîne hedallâh(hedallâhu) ve mâ kânallâhu li yudîa îmânekum innallâhe bin nâsi le raûfun rahîm(rahîmun).
Ve işte böyledir; yaptık sizleri bir ümmet305; vasat/orta/hayırlı; olmanız için şahitler/tanıklar insanlar üzerine; ve olması için resûlün418 sizlere bir şahit/tanık; ve yapmış değiliz bir kıble14 ki oldunuz üzerinde onun; ancak belli etmek/bilmek için resûle418 tabi olan kimseyi kimseden; döner üzerinde iki topuğu; ve doğrusu oldu o (kıble) mutlak bir büyük (yük); dışında kimseye (ki) kılavuzladı doğru yola Allah; ve olmuş değildir Allah giderir/boşa çıkarır imanınızı47 sizlerin; doğrusu Allah insanlara mutlak Raûf'tur15; Rahîm'dir2.
Ahmed Samira: 143 And like that We made you a moderate/reasonable nation to be witnesses on the people, and the messenger be (a) witness on you, and We did not make the (prayer) direction that you were on it, except to know who follows the messenger from who returns on his two heels , and that truly (was) big/great (E) except on those who God guided, and God was not to waste your faith/belief, that God (is) with the people merciful/compassionate (E) , most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 cealnakum yaptık sizleri جَعَلْنَاكُمْ جعل
3 ummeten bir ümmet أُمَّةً امم
4 veseten vasat/orta/hayırlı وَسَطًا وسط
5 litekunu olmanız için لِتَكُونُوا كون
6 şuheda'e şahitler/tanıklar شُهَدَاءَ شهد
7 ala üzerine عَلَى -
8 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
9 ve yekune ve olması için وَيَكُونَ كون
10 r-rasulu resulün/elçinin الرَّسُولُ رسل
11 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
12 şehiden bir şahit/tanık شَهِيدًا شهد
13 ve ma ve değiliz وَمَا -
14 cealna yapmış جَعَلْنَا جعل
15 l-kiblete bir kıble الْقِبْلَةَ قبل
16 lleti ki الَّتِي -
17 kunte oldunuz كُنْتَ كون
18 aleyha üzerinde onun عَلَيْهَا -
19 illa ancak إِلَّا -
20 linea'leme belli etmek için لِنَعْلَمَ علم
21 men kimseyi مَنْ -
22 yettebiu tabi olur يَتَّبِعُ تبع
23 r-rasule resule/elçiye الرَّسُولَ رسل
24 mimmen kimseden مِمَّنْ -
25 yenkalibu döner يَنْقَلِبُ قلب
26 ala üzerinde عَلَىٰ -
27 akibeyhi iki topuğu عَقِبَيْهِ عقب
28 ve in ve doğrusu وَإِنْ -
29 kanet oldu o (kıble) كَانَتْ كون
30 lekebiraten mutlak bir büyük (yük) لَكَبِيرَةً كبر
31 illa dışında إِلَّا -
32 ala üzerine عَلَى -
33 ellezine kimse الَّذِينَ -
34 heda kılavuzladı doğru yola هَدَى هدي
35 llahu Allah اللَّهُ -
36 ve ma ve değildir وَمَا -
37 kane olmuş كَانَ كون
38 llahu Allah اللَّهُ -
39 liyudiya giderir/boşa çıkarır لِيُضِيعَ ضيع
40 imanekum imanınızı sizlerin إِيمَانَكُمْ امن
41 inne doğrusu إِنَّ -
42 llahe Allah اللَّهَ -
43 bin-nasi insanlara بِالنَّاسِ نوس
44 lera'ufun mutlak rauftur لَرَءُوفٌ راف
45 rahimun rahîmdir رَحِيمٌ رحم

Ayet 144

151|2|144|قَدْ نَرَىٰ تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِى ٱلسَّمَآءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَىٰهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ
151|2|144|قد نري تقلب وجهك في السما فلنولينك قبله ترضيها فول وجهك شطر المسجد الحرام وحيث ما كنتم فولوا وجوهكم شطره وان الذين اوتوا الكتب ليعلمون انه الحق من ربهم وما الله بغفل عما يعملون
144. Kad nerâ tekallube vechike fîs semâi, fe le nuvelliyenneke kıbleten terdâhâ, fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve haysu mâ kuntum fe vellû vucûhekum şatrah(şatrahu), ve innellezîne ûtûl kitâbe le ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ya’melûn(ya’melûne).
Muhakkak görürüz yüz çevirmeni göğe; öyle ki döndürürüz seni bir kıbleye14; razı olursun ona; öyleyse döndür yüzünü haram mescit158 tarafına doğru; ve olduğunuz her yerde öyle ki döndürün yüzlerinizi o tarafa doğru; ve doğrusu kimseler; verildiler kitap; mutlak bilirler ki o (kitap) bir hak/gerçek Rablerinden4; ve değildir Allah gâfil310 ne yaparlar onlar.
Ahmed Samira: 144 We have seen/understood your face turning around in the sky, so We will turn/enable/appoint you a (prayer) direction you accept/approve it, so turn your face towards the Mosque the Forbidden/Respected/Sacred and wherever you were so turn your faces towards it, and that those who were given The Book they know (E) that it is the truth from their Lord, and that God is not with neglecting/disregarding about what they make/do .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 nera görürüz نَرَىٰ راي
3 tekallube çevirmeni تَقَلُّبَ قلب
4 vechike yüzünü وَجْهِكَ وجه
5 fi فِي -
6 s-semai göğe السَّمَاءِ سمو
7 felenuvelliyenneke öyle ki döndürürüz seni فَلَنُوَلِّيَنَّكَ ولي
8 kibleten bir kıbleye قِبْلَةً قبل
9 terdaha razı olursun ona تَرْضَاهَا رضو
10 fevelli öyleyse döndür فَوَلِّ ولي
11 vecheke yüzünü وَجْهَكَ وجه
12 şetra tarafına doğru شَطْرَ شطر
13 l-mescidi mescit/secde edilen yer الْمَسْجِدِ سجد
14 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
15 ve haysu ve her yerde وَحَيْثُ حيث
16 ma مَا -
17 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
18 fevellu öyle ki döndürün فَوَلُّوا ولي
19 vucuhekum yüzlerinizi وُجُوهَكُمْ وجه
20 şetrahu o tarafına doğru شَطْرَهُ شطر
21 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
22 ellezine kimseler الَّذِينَ -
23 utu verildiler أُوتُوا اتي
24 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
25 leyea'lemune mutlak bilirler لَيَعْلَمُونَ علم
26 ennehu ki o (kitap) أَنَّهُ -
27 l-hakku bir hak/gerçek الْحَقُّ حقق
28 min مِنْ -
29 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
30 ve ma ve değildir وَمَا -
31 llahu Allah اللَّهُ -
32 bigafilin gafil/habersiz/aymaz بِغَافِلٍ غفل
33 amma ne عَمَّا -
34 yea'melune yaparlar onlar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 145

152|2|145|وَلَئِنْ أَتَيْتَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٍ مَّا تَبِعُوا۟ قِبْلَتَكَ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٍ قِبْلَتَهُمْ وَمَا بَعْضُهُم بِتَابِعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّكَ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
152|2|145|ولين اتيت الذين اوتوا الكتب بكل ايه ما تبعوا قبلتك وما انت بتابع قبلتهم وما بعضهم بتابع قبله بعض ولين اتبعت اهواهم من بعد ما جاك من العلم انك اذا لمن الظلمين
145. Ve le in eteytellezîne ûtûl kitâbe bi kulli âyetin mâ tebiû kıbletek(kıbleteke) ve mâ ente bi tâbîın kıbletehum, ve mâ ba’duhum bi tâbîın kıblete ba’d(ba’dın), ve le initteba’te ehvâehum min ba’di mâ câeke minel ilmi inneke izen le minez zâlimîn(zâlimîne).
Ve eğer ki kitap verilmiş kimselere gelsen her türlü ayetle; tabi olur değillerdir senin kıblene14; ve sen (de) değilsin bir tabi olan onların kıblesine14; ve bir kısmı onların tabi olan değillerdir bir kısmının kıblesine14; ve eğer ki tabi olursan hevalarına onların sana gelen ilimden sonrasında; doğrusu sen (olursun) o zaman mutlak zalimlerden.
Ahmed Samira: 145 And if (E) you gave/came (to) those who were given The Book with each/every verse/evidence they would not (have) followed your (prayer) direction, and you are not with following their (prayer) direction, and some of them (are) not with following the (prayer) direction (of) some, and if you followed their self attractions for desires from after what came to you from the knowledge , that you are then from (E) the unjust/oppressors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve eğer ki وَلَئِنْ -
2 eteyte gelsen أَتَيْتَ اتي
3 ellezine kimselere الَّذِينَ -
4 utu verildiler أُوتُوا اتي
5 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
6 bikulli her türlü بِكُلِّ كلل
7 ayetin ayetle ايَةٍ ايي
8 ma değildir مَا -
9 tebiu tabi olurlar تَبِعُوا تبع
10 kibleteke kıblene senin قِبْلَتَكَ قبل
11 ve ma ve değilsin وَمَا -
12 ente sen أَنْتَ -
13 bitabiin bir tabi olan بِتَابِعٍ تبع
14 kibletehum kıblesine onların قِبْلَتَهُمْ قبل
15 ve ma ve değildir وَمَا -
16 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
17 bitabiin tabi olanlar بِتَابِعٍ تبع
18 kiblete kıblesine قِبْلَةَ قبل
19 bea'din bir kısmın بَعْضٍ بعض
20 veleini ve eğer ki وَلَئِنِ -
21 ttebea'te tabi olursan اتَّبَعْتَ تبع
22 ehva'ehum hevalarına onların أَهْوَاءَهُمْ هوي
23 min مِنْ -
24 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
25 ma مَا -
26 ca'eke sana gelen جَاءَكَ جيا
27 mine مِنَ -
28 l-ilmi ilimden الْعِلْمِ علم
29 inneke doğrusu sen (olursun) إِنَّكَ -
30 izen o zaman إِذًا -
31 lemine mutlak لَمِنَ -
32 z-zalimine zalimlerden الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 146

153|2|146|ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمْ وَإِنَّ فَرِيقًا مِّنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
153|2|146|الذين اتينهم الكتب يعرفونه كما يعرفون ابناهم وان فريقا منهم ليكتمون الحق وهم يعلمون
146. Ellezîne âteynâhumul kitâbe ya’rifûnehu kemâ ya’rifûne ebnâehum ve inne ferîkan minhum le yektumûnel hakka ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler135; arif olup tanırlar onu* arif olup tanıdıkları gibi kendi oğullarını; ve doğrusu bir fırka/grup onlardan mutlak gizlerler hakkı/gerçeği; ve onlar bilirler (de).
Ahmed Samira: 146 Those whom We gave them The Book they know it, as they know their sons, and that a group from them hide/conceal (E) the truth and they are knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 ateynahumu verdik onlara اتَيْنَاهُمُ اتي
3 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
4 yea'rifunehu arif olup tanırlar onu يَعْرِفُونَهُ عرف
5 kema gibi كَمَا -
6 yea'rifune arif olup tanıdıkları يَعْرِفُونَ عرف
7 ebna'ehum kendi oğullarını أَبْنَاءَهُمْ بني
8 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
9 ferikan bir fırka/grup فَرِيقًا فرق
10 minhum onlardan مِنْهُمْ -
11 leyektumune mutlak gizlerler لَيَكْتُمُونَ كتم
12 l-hakka hakkı/gerçeği الْحَقَّ حقق
13 vehum ve onlar وَهُمْ -
14 yea'lemune bilirler (de) يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed.

Ayet 147

154|2|147|ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
154|2|147|الحق من ربك فلا تكونن من الممترين
147. El hakku min rabbike fe lâ tekûnenne minel mumterîn(mumterîne).
Hak/gerçek Rabbindendir4; öyle ki sakın olma şüphelenenlerden*.
Ahmed Samira: 147 The truth (is) from your Lord, so do not be (E) from the doubting/arguing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
2 min مِنْ -
3 rabbike Rabbindendir رَبِّكَ ربب
4 fela öyle ki فَلَا -
5 tekunenne olma تَكُونَنَّ كون
6 mine مِنَ -
7 l-mumterine kuşkulananlardan/şüphelenenlerden الْمُمْتَرِينَ مري

Notlar

Not 1: *Şüphede direnenler.

Ayet 148

155|2|148|وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ أَيْنَ مَا تَكُونُوا۟ يَأْتِ بِكُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
155|2|148|ولكل وجهه هو موليها فاستبقوا الخيرت اين ما تكونوا يات بكم الله جميعا ان الله علي كل شي قدير
148. Ve li kullin vichetun huve muvellîhâ festebikûl hayrât(hayrâti), eyne mâ tekûnû ye’ti bikumullâhu cemîâ(cemîan), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ve her birinedir (kimseye) bir yön; o (kimse) dönendir ona (yöne); öyle ki öne geçin hayırlarda olduğunuz her yerde; getirir sizleri Allah topluca; doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 148 And for each a direction/front , he is turning towards it , so race/surpass each other (to) the goodnesses wherever you are, God comes with you altogether , that God (is) on every thing powerful/capable .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velikullin ve her birinedir (kimseye) وَلِكُلٍّ كلل
2 vichetun bir yön وِجْهَةٌ وجه
3 huve o هُوَ -
4 muvelliha dönendir ona (yöne) مُوَلِّيهَا ولي
5 festebiku öyle ki öne geçin فَاسْتَبِقُوا سبق
6 l-hayrati hayırlarda الْخَيْرَاتِ خير
7 eyne her yerde أَيْنَ -
8 ma مَا -
9 tekunu olduğunuz تَكُونُوا كون
10 ye'ti getirir يَأْتِ اتي
11 bikumu sizleri بِكُمُ -
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 cemian topluca جَمِيعًا جمع
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 llahe Allah اللَّهَ -
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 kulli her كُلِّ كلل
18 şey'in şey شَيْءٍ شيا
19 kadirun Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Ayet 149

156|2|149|وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِنَّهُۥ لَلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
156|2|149|ومن حيث خرجت فول وجهك شطر المسجد الحرام وانه للحق من ربك وما الله بغفل عما تعملون
149. Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve innehu lel hakku min rabbik(rabbike), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Ve her nereden çıktın; öyle ki çevir yüzünü haram mescide158 doğru; ve doğrusu o* mutlak haktır/gerçektir Rabbinden4; ve Allah gâfil310 değildir yapar olduğunuzdan.
Ahmed Samira: 149 And from where you got out so turn your face towards the Mosque the Forbidden/Sacred , and that it is the truth (E) from your Lord, and that God (is) not with ignoring/disregarding about what you are making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve min ve وَمِنْ -
2 haysu her nereden حَيْثُ حيث
3 haracte çıktın خَرَجْتَ خرج
4 fevelli öyle ki çevir فَوَلِّ ولي
5 vecheke yüzünü وَجْهَكَ وجه
6 şetra doğru شَطْرَ شطر
7 l-mescidi mescit الْمَسْجِدِ سجد
8 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
9 ve innehu ve doğrusu o (Kur’an) وَإِنَّهُ -
10 lelhakku mutlak haktır/gerçektir لَلْحَقُّ حقق
11 min -den مِنْ -
12 rabbike Rabbin- رَبِّكَ ربب
13 ve ma ve değildir وَمَا -
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 bigafilin gafil/habersiz/aymaz بِغَافِلٍ غفل
16 amma عَمَّا -
17 tea'melune yapar olduğunuzdan تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Kur’ân.

Ayet 150

157|2|150|وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِى وَلِأُتِمَّ نِعْمَتِى عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
157|2|150|ومن حيث خرجت فول وجهك شطر المسجد الحرام وحيث ما كنتم فولوا وجوهكم شطره ليلا يكون للناس عليكم حجه الا الذين ظلموا منهم فلا تخشوهم واخشوني ولاتم نعمتي عليكم ولعلكم تهتدون
150. Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve haysu mâ kuntum fe vellûvucûhekum şatrahu li ellâ yekûne lin nâsi aleykum hucceh(huccetun), illellezîne zalemû minhum fe lâ tahşevhum vahşevnî ve li utimme ni’metî aleykum ve leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve her nereden çıktın, öyle ki döndür yüzünü haram mescide158 doğru; ve her nereyse olduğunuz; öyle ki döndürün yüzlerinizi ona (mescide) doğru; olmaması için insanlara aleyhinizde bir tartışma; onlardan (insanlardan) zulmetmiş kimseler dışındadır*; öyle ki haşyet53 duymayın onlara; ve haşyet53 duyun bana; ve tamamlamam için nimetimi sizlere; ve belki sizler doğru yola kılavuzlanırsınız.
Ahmed Samira: 150 And from where you got out , so turn your face towards the Mosque the Forbidden/Sacred , and wherever you were, so turn your faces towards it, for that the people do not (have) on you aproof/argument except those who were unjust/oppressive from them. So do not fear them and fear Me .And to complete/ perfect My blessings on you, and maybe you (will) be guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve min ve وَمِنْ -
2 haysu her nereden حَيْثُ حيث
3 haracte çıktın خَرَجْتَ خرج
4 fevelli öyle ki döndür فَوَلِّ ولي
5 vecheke yüzünü وَجْهَكَ وجه
6 şetra doğru شَطْرَ شطر
7 l-mescidi Mescide الْمَسْجِدِ سجد
8 l-harami Haram الْحَرَامِ حرم
9 ve haysu ve her nereyse وَحَيْثُ حيث
10 ma مَا -
11 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
12 fevellu öyle ki döndürün فَوَلُّوا ولي
13 vucuhekum yüzlerinizi وُجُوهَكُمْ وجه
14 şetrahu ona (mescide) doğru شَطْرَهُ شطر
15 liella için لِئَلَّا -
16 yekune olmaması يَكُونَ كون
17 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
18 aleykum aleyhinizde عَلَيْكُمْ -
19 huccetun bir tartışma حُجَّةٌ حجج
20 illa dışındadır إِلَّا -
21 ellezine kimseler الَّذِينَ -
22 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
23 minhum onlardan مِنْهُمْ -
24 fela öyle ki فَلَا -
25 tehşevhum haşyet duymayın onlara تَخْشَوْهُمْ خشي
26 vehşevni ve haşyet duyun bana وَاخْشَوْنِي خشي
27 veliutimme ve tamamlamam için وَلِأُتِمَّ تمم
28 nia'meti nimetimi نِعْمَتِي نعم
29 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
30 veleallekum ve belki sizler وَلَعَلَّكُمْ -
31 tehtedune doğru yola kılavuzlanırsınız تَهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Zulmetmiş kimseler haksız yere aleyhinize bir tartışma her daim başlatır.

Ayet 151

158|2|151|كَمَآ أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِّنكُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ
158|2|151|كما ارسلنا فيكم رسولا منكم يتلوا عليكم ايتنا ويزكيكم ويعلمكم الكتب والحكمه ويعلمكم ما لم تكونوا تعلمون
151. Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
Gönderdiğimiz gibi* içinizden bir resûl418; sizlerden; okur sizlere ayetlerimizi; ve saflaştırır sizleri; ve bilir yapar sizleri; kitabı ve hikmeti303; ve bilir yapar sizleri asla bilir olmadığınızı.
Ahmed Samira: 151 As We sent in you a messenger from you, he reads/recites on you Our verses/evidences and he purifies you and he teaches you The Book and the wisdom, and he teaches you what you were not knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kema gibi كَمَا -
2 erselna gönderdiğimiz أَرْسَلْنَا رسل
3 fikum içinizden فِيكُمْ -
4 rasulen bir resul رَسُولًا رسل
5 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
6 yetlu okur يَتْلُو تلو
7 aleykum size عَلَيْكُمْ -
8 ayatina ayetlerimizi ايَاتِنَا ايي
9 ve yuzekkikum ve saflaştırır sizleri وَيُزَكِّيكُمْ زكو
10 ve yuallimukumu ve bilir yapar sizleri وَيُعَلِّمُكُمُ علم
11 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
12 velhikmete ve hikmeti وَالْحِكْمَةَ حكم
13 ve yuallimukum ve bilir yapar sizleri وَيُعَلِّمُكُمْ علم
14 ma مَا -
15 lem asla لَمْ -
16 tekunu olmazsınız تَكُونُوا كون
17 tea'lemune bilirsiniz تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Doğru yola kılavuzlamayı Yüce Allah hikmet içeren kutsal kitaplarla yapar. Bu kitapları da resûller aracılığıyla deklere eder.

Ayet 152

159|2|152|فَٱذْكُرُونِىٓ أَذْكُرْكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِى وَلَا تَكْفُرُونِ
159|2|152|فاذكروني اذكركم واشكروا لي ولا تكفرون
152. Fezkurûnî ezkurkum veşkurû lî ve lâ tekfurûn(tekfurûni).
Öyle ki zikredin/hatırlayın beni; (ki) zikrederim/hatırlarım sizleri; ve şükredin43 bana; ve kâfirlik25 etmeyin bana.
Ahmed Samira: 152 So mention/remember Me , I remember you , and thank/be grateful to Me and do not disbelieve .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fezkuruni öyle ki zikredin/hatırlayın beni فَاذْكُرُونِي ذكر
2 ezkurkum zikrederim/hatırlarım sizleri أَذْكُرْكُمْ ذكر
3 veşkuru ve şükredin وَاشْكُرُوا شكر
4 li bana لِي -
5 ve la ve وَلَا -
6 tekfuruni kâfirlik etmeyin bana تَكْفُرُونِ كفر

Ayet 153

160|2|153|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ
160|2|153|يايها الذين امنوا استعينوا بالصبر والصلوه ان الله مع الصبرين
153. Yâ eyyuhellezîne âmenustainû bis sabri ves salât(salâti), innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Yardım/destek isteyin sabırla51; ve salâtla5; doğrusu Allah birliktedir sabredenlerle51.
Ahmed Samira: 153 You, you those who believed, seek help with the patience and the prayers that God (is) with the patient/enduring.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَاأَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 steiynu yardım/destek isteyin اسْتَعِينُوا عون
5 bis-sabri sabırla/metanetli direnmeyle بِالصَّبْرِ صبر
6 ve ssalati ve salatla وَالصَّلَاةِ صلو
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 mea birliktedir مَعَ -
10 s-sabirine sabredenlerle/metanetli direnenlerle الصَّابِرِينَ صبر

Ayet 154

161|2|154|وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَن يُقْتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتٌۢ بَلْ أَحْيَآءٌ وَلَٰكِن لَّا تَشْعُرُونَ
161|2|154|ولا تقولوا لمن يقتل في سبيل الله اموت بل احيا ولكن لا تشعرون
154. Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvât(emvâtun), bel ehyâun ve lâkin lâ teş’urûn(teş’urûne).
Demeyin Allah yolunda336 katledilmiş35 kimse için; ölülerdir/mevtalardır; evet! dirilerdir; ve lakin/ancak (sizler) anlamazsınız.
Ahmed Samira: 154 And do not say to whom is being killed in God’s way/sake : "Deads." But (they are) alive, and but you do not feel/know/sense.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tekulu demeyin تَقُولُوا قول
3 limen kimse için لِمَنْ -
4 yuktelu katledildi يُقْتَلُ قتل
5 fi -nda فِي -
6 sebili yolu- سَبِيلِ سبل
7 llahi Allah اللَّهِ -
8 emvatun ölüler/mevtalar أَمْوَاتٌ موت
9 bel Evet بَلْ -
10 ehya'un dirilerdir أَحْيَاءٌ حيي
11 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
12 la لَا -
13 teş'urune anlamazsınız تَشْعُرُونَ شعر

Ayet 155

162|2|155|وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ
162|2|155|ولنبلونكم بشي من الخوف والجوع ونقص من الامول والانفس والثمرت وبشر الصبرين
155. Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
*Ve mutlak belalandırırız256 sizleri bir şeyle; korkudan; ve açlıktan; ve noksanlık/eksilme mallardan ve nefislerden201; ve ürünlerden; ve müjdele sabredenleri51.
Ahmed Samira: 155 And We will test you (E) with something from the fear/fright and the hunger/starvation and reduction/decrease from the properties owned/wealth , and the selves and the fruits, and announce good news (to) the patient .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velenebluvennekum ve mutlak belalandırırız sizleri وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بلو
2 bişey'in bir şeyle بِشَيْءٍ شيا
3 mine مِنَ -
4 l-havfi korkudan الْخَوْفِ خوف
5 velcui ve açlıktan وَالْجُوعِ جوع
6 ve neksin ve noksanlık/eksilme وَنَقْصٍ نقص
7 mine مِنَ -
8 l-emvali mallardan الْأَمْوَالِ مول
9 vel'enfusi ve nefislerden وَالْأَنْفُسِ نفس
10 vessemerati ve ürünlerinizin وَالثَّمَرَاتِ ثمر
11 vebeşşiri ve müjdele وَبَشِّرِ بشر
12 s-sabirine sabredenleri الصَّابِرِينَ صبر

Notlar

Not 1: *Detaylı inceleme için;Musibetler Allah’ın bilgisi ve izni ile gerçekleşir.

Ayet 156

163|2|156|ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُوٓا۟ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ
163|2|156|الذين اذا اصبتهم مصيبه قالوا انا لله وانا اليه رجعون
156. Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Kimseler (ki) isabet ettiği zaman onlara bir musibet311 derler: “Doğrusu biz Allah içiniz; ve doğrusu biz O'na dönenleriz.”
Ahmed Samira: 156 Those who if a disaster/every thing hated struck them they said: "We are to God, and we are to Him returning."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 iza zaman إِذَا -
3 esabethum isabet ettiği onlara أَصَابَتْهُمْ صوب
4 musibetun bir musibet مُصِيبَةٌ صوب
5 kalu derler قَالُوا قول
6 inna doğrusu biz إِنَّا -
7 lillahi Allah içiniz لِلَّهِ -
8 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
9 ileyhi O'na إِلَيْهِ -
10 raciune dönenleriz رَاجِعُونَ رجع

Ayet 157

164|2|157|أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَٰتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُهْتَدُونَ
164|2|157|اوليك عليهم صلوت من ربهم ورحمه واوليك هم المهتدون
157. Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
İşte bunlar; onlaradır salâtlar22 Rablerinden4; ve bir rahmet271; ve işte bunlar; onlardır doğru yola kılavuzlular.
Ahmed Samira: 157 Those, on them (are) prayers from their Lord and a mercy , and those are the guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 aleyhim onlaradır عَلَيْهِمْ -
3 salevatun salatlar صَلَوَاتٌ صلو
4 min مِنْ -
5 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
6 ve rahmetun ve bir rahmet وَرَحْمَةٌ رحم
7 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
8 humu onlardır هُمُ -
9 l-muhtedune doğru yola kılavuzlular الْمُهْتَدُونَ هدي

Ayet 158

165|2|158|إِنَّ ٱلصَّفَا وَٱلْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ ٱللَّهِ فَمَنْ حَجَّ ٱلْبَيْتَ أَوِ ٱعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا وَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ ٱللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ
165|2|158|ان الصفا والمروه من شعاير الله فمن حج البيت او اعتمر فلا جناح عليه ان يطوف بهما ومن تطوع خيرا فان الله شاكر عليم
158. İnnes safâ vel mervete min şeâirillâh(şeâirillâhi), fe men haccel beyte evı’temera fe lâ cunâha aleyhi en yettavvefe bi himâ ve men tetavvaa hayran, fe innallâhe şâkirun alîm(alîmun).
Doğrusu safa ve merve şiarlarındandır312 Allah'ın; öyle ki kim hac etti beyti32 ya da ziyaret etti; öyle ki yoktur günah onun üzerine ki tavaf eder/dolaşır o ikisini (safa ve merve); ve kim gönüllü oldu bir hayra/iyiliğe öyle ki doğrusu Allah Şâkir’dir313; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 158 That the Saffa/rock and the Marwa/flint stones (are) from God’s methods/ways of worship, so who performed pilgrimage (to) the House/Home , or headed to/visited so no offense/guilt/sin on him that (he) circles/walks around by them (B), and who volunteered good , so that God (is) thankful/grateful, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 s-safa Safa الصَّفَا -
3 velmervete ve Merve وَالْمَرْوَةَ -
4 min مِنْ -
5 şeaairi şiarlarındandır شَعَائِرِ شعر
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 femen öyle ki kim فَمَنْ -
8 hacce hacc etti حَجَّ حجج
9 l-beyte beyti الْبَيْتَ بيت
10 evi ya da أَوِ -
11 a'temera ziyaret etti اعْتَمَرَ عمر
12 fela öyle ki yoktur فَلَا -
13 cunaha günah جُنَاحَ جنح
14 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
15 en ki أَنْ -
16 yettavvefe tavaf eder/dolaşır يَطَّوَّفَ طوف
17 bihima o ikisini بِهِمَا -
18 ve men ve kim وَمَنْ -
19 tetavvea gönüllü oldu تَطَوَّعَ طوع
20 hayran bir hayra خَيْرًا خير
21 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
22 llahe Allah اللَّهَ -
23 şakirun Şâkir’dir شَاكِرٌ شكر
24 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 159

166|2|159|إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلْنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلْهُدَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا بَيَّنَّٰهُ لِلنَّاسِ فِى ٱلْكِتَٰبِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ ٱللَّهُ وَيَلْعَنُهُمُ ٱللَّٰعِنُونَ
166|2|159|ان الذين يكتمون ما انزلنا من البينت والهدي من بعد ما بينه للناس في الكتب اوليك يلعنهم الله ويلعنهم اللعنون
159. İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
Doğrusu kimseler; gizlerler indirdiğimizi beyanatlardan226 ve doğru yola kılavuzdan; beyan226 etmemizden sonra onu insanlara kitapta*; işte bunlardır, lanet280 eder onlara Allah; ve lanet280 eder onlara lanet280 edenler.
Ahmed Samira: 159 That those who hide/conceal what God descended from the evidences and the guidance from after We clarified it to the people in The Book , those, God curses them them, and the cursors curse them .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yektumune gizlerler يَكْتُمُونَ كتم
4 ma مَا -
5 enzelna indirdiğimizi أَنْزَلْنَا نزل
6 mine مِنَ -
7 l-beyyinati beyenatlardan الْبَيِّنَاتِ بين
8 velhuda ve doğru yola kılavuzdan وَالْهُدَىٰ هدي
9 min مِنْ -
10 bea'di sonradan بَعْدِ بعد
11 ma مَا -
12 beyyennahu beyan ettik onu بَيَّنَّاهُ بين
13 linnasi insanlar için لِلنَّاسِ نوس
14 fi فِي -
15 l-kitabi kitapta الْكِتَابِ كتب
16 ulaike işte bunlardır أُولَٰئِكَ -
17 yel'anuhumu lanet eder onlara يَلْعَنُهُمُ لعن
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 ve yel'anuhumu ve lanet eder onlara وَيَلْعَنُهُمُ لعن
20 l-lainune lanet edenler اللَّاعِنُونَ لعن

Notlar

Not 1: *Kutsal kitap.

Ayet 160

167|2|160|إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَبَيَّنُوا۟ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
167|2|160|الا الذين تابوا واصلحوا وبينوا فاوليك اتوب عليهم وانا التواب الرحيم
160. İllellezîne tâbû ve aslahû ve beyyenû fe ulâike etûbu aleyhim, ve enet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Dışındadır kimseler; tevbe33 ettiler; ve ıslah316 oldular; ve beyan/deklere ettiler*; öyle ki işte bunlardır; tevbe33 ederim onların üzerine; ve benim Tevvâb191; Rahîm2.
Ahmed Samira: 160 Except those who repented and corrected/repaired and clarified/explained , so those I forgive on them, and I am the forgiver, the most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 tabu tevbe ettiler تَابُوا توب
4 ve eslehu ve ıslah olduler وَأَصْلَحُوا صلح
5 ve beyyenu ve beyan/deklere ettiler وَبَيَّنُوا بين
6 feulaike öyle ki işte bunlardır فَأُولَٰئِكَ -
7 etubu tevbe ederim أَتُوبُ توب
8 aleyhim onların üzerine عَلَيْهِمْ -
9 ve ena ve benim وَأَنَا -
10 t-tevvabu Tevvâb التَّوَّابُ توب
11 r-rahimu Rahîm الرَّحِيمُ رحم

Notlar

Not 1: *2:159 ayetinde işaret edilen, Yüce Allah'ın indirdiği beyanatları yani kutsal kitapları (Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'ı) katıksız, halis şekilde deklere ettiler.

Ayet 161

168|2|161|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ
168|2|161|ان الذين كفروا وماتوا وهم كفار اوليك عليهم لعنه الله والمليكه والناس اجمعين
161. İnnellezîne keferû ve mâtû ve hum kuffârun ulâike aleyhim la’netullâhi vel melâiketi ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
Doğrusu kimseler; kâfirlik25 ettiler; ve öldüler -ve onlar kâfirler25 (olarak)- işte bunlar; onların üzerinedir Allah'ın laneti280; ve meleklerin (de); ve insanların (da); topluca.
Ahmed Samira: 161 That those who disbelieved and died and they are disbelievers, those on them (is) God’s curse/torture and the angels’, and the peoples’ all together.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 ve matu ve öldüler وَمَاتُوا موت
5 vehum ve onlar وَهُمْ -
6 kuffarun bir kâfirler كُفَّارٌ كفر
7 ulaike işte bunlardır أُولَٰئِكَ -
8 aleyhim üzerinedir onların عَلَيْهِمْ -
9 lea'netu laneti لَعْنَةُ لعن
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 velmelaiketi ve meleklerin وَالْمَلَائِكَةِ ملك
12 ve nnasi ve insanların وَالنَّاسِ نوس
13 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Ayet 162

169|2|162|خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
169|2|162|خلدين فيها لا يخفف عنهم العذاب ولا هم ينظرون
162. Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
Ölümsüzler185 orada*; hafifletilmez onlardan azap; ve değildir onlar gözetilirler**.
Ahmed Samira: 162 Immortally/eternally in it, the torture does not be lightened/reduced from them, and nor they be given time/delayed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
2 fiha orada فِيهَا -
3 la لَا -
4 yuhaffefu hafifletilmez يُخَفَّفُ خفف
5 anhumu onlardan عَنْهُمُ -
6 l-azabu azap الْعَذَابُ عذب
7 ve la ve olmaz وَلَا -
8 hum onlar هُمْ -
9 yunzerune gözetilirler يُنْظَرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Cehennemde.**İlgilenilmez, bakılmaz.

Ayet 163

170|2|163|وَإِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ
170|2|163|والهكم اله وحد لا اله الا هو الرحمن الرحيم
163. Ve ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), lâ ilâhe illâ huver rahmânur rahîm(rahîmu).
Ve ilâhınız bir tek ilâhtır; yoktur ilâh O'nun dışında; Rahmân1; Rahîm2.
Ahmed Samira: 163 And your God, (is) one God, (there is) no God except He, the merciful, the most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ilahukum ve ilahınız وَإِلَٰهُكُمْ اله
2 ilahun ilahtır إِلَٰهٌ اله
3 vahidun bir tek وَاحِدٌ وحد
4 la yoktur لَا -
5 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
6 illa dışında إِلَّا -
7 huve O'nun هُوَ -
8 r-rahmanu Rahman الرَّحْمَٰنُ رحم
9 r-rahimu Rahîm الرَّحِيمُ رحم

Ayet 164

171|2|164|إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
171|2|164|ان في خلق السموت والارض واختلف اليل والنهار والفلك التي تجري في البحر بما ينفع الناس وما انزل الله من السما من ما فاحيا به الارض بعد موتها وبث فيها من كل دابه وتصريف الريح والسحاب المسخر بين السما والارض لايت لقوم يعقلون
164. İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri vel fulkilletî tecrî fîl bahri bimâ yenfeun nâse ve mâ enzelallâhu mines semâi min mâin fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve besse fîhâ min kulli dâbbe(dâbbetin), ve tasrîfir riyâhı ves sehâbil musahhari beynes semâi vel ardı le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
Doğrusu yaratılışında göklerin ve yerin; ve halifeliğinde* gece ve gündüzün; ve gemilerde -ki akar bol suda236; faydalı olmasıyla insanlara-; indirdiğinde Allah'ın gökten; bir sudan -öyle ki diriltti onunla (suyla) yeri; ölümü sonrası onun (yerin); ve yaydı orada (yerde) her bir debelenenden-; ve evirip çevirmesinde gök180 ve yer arasındaki emre hazırlanmış rüzgarları ve bulutları; mutlak (vardır) ayetler237 akleden bir kavim için.
Ahmed Samira: 164 That in the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s creation, and the night’s and the daytime’s difference, and the ships which run/pass in the large body of water (sea) with what benefits the people, and what God descended from the sky from water, so He revived with it the earth after its death/lifelessness and He scattered/distributed , in it from every walker/creeper/crawler and sending away/diverting the winds/breezes and the clouds, the manipulated/subjugated between the sky and the earth, (are)signs/evidences (E) for a nation, reasoning/understanding .

Notlar

Not 1: *Yerine geçmesi.

Ayet 165

172|2|165|وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَشَدُّ حُبًّا لِّلَّهِ وَلَوْ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِذْ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ أَنَّ ٱلْقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعَذَابِ
172|2|165|ومن الناس من يتخذ من دون الله اندادا يحبونهم كحب الله والذين امنوا اشد حبا لله ولو يري الذين ظلموا اذ يرون العذاب ان القوه لله جميعا وان الله شديد العذاب
165. Ve minen nâsi men yettehızu min dûnillâhi endâden yuhıbbûnehum ke hubbillâh(hubbillâhi), vellezîne âmenû eşeddu hubben lillâh(lillâhi), ve lev yerâllezîne zalemû iz yeravnel azâbe, ennel kuvvete lillâhi cemîan, ve ennellâhe şedîdul azâb(azâbi).
Ve insanlardan kim tutar/edinir Allah'ın astından eşitler/denkler (ki) severler onları sever gibi Allah'ı; ve iman47 etmiş kimseler (ise) şiddetlidir sevgide Allah’a; ancak, görür zulmetmiş kimseler gördükleri zaman azabı ki kuvvet/güç Allah'adır topluca; ve doğrusu Allah şiddetlidir azapta.
Ahmed Samira: 165 And from the people who take from other than God equals (idols), they love/like them as God’s love/like and those who believed (are) stronger loving/like to God, and if those who were unjust/oppressive see/understand when they see/understand the torture, that the power/strength is to God all together and that God (is) strong (severe in) the torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mine ve وَمِنَ -
2 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
3 men kim مَنْ -
4 yettehizu tutar/edinir يَتَّخِذُ اخذ
5 min مِنْ -
6 duni astından دُونِ دون
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 endaden eşitler/denkler أَنْدَادًا ندد
9 yuhibbunehum severler onları يُحِبُّونَهُمْ حبب
10 kehubbi sever gibi كَحُبِّ حبب
11 llahi Allah'ı اللَّهِ -
12 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
13 amenu iman ettiler امَنُوا امن
14 eşeddu şiddetli أَشَدُّ شدد
15 hubben sevgisi حُبًّا حبب
16 lillahi Allah’a لِلَّهِ -
17 velev velev ki, وَلَوْ -
18 yera görse يَرَى راي
19 ellezine kimseler الَّذِينَ -
20 zelemu zulm ettiler ظَلَمُوا ظلم
21 iz zaman إِذْ -
22 yeravne gördükleri يَرَوْنَ راي
23 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
24 enne doğrusu أَنَّ -
25 l-kuvvete kuvvet/güç الْقُوَّةَ قوي
26 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
27 cemian topluca/bütünüyle جَمِيعًا جمع
28 ve enne ve doğrusu وَأَنَّ -
29 llahe Allah'ın اللَّهَ -
30 şedidu şiddetlidir شَدِيدُ شدد
31 l-azabi azapta الْعَذَابِ عذب

Ayet 166

173|2|166|إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ ٱلْأَسْبَابُ
173|2|166|اذ تبرا الذين اتبعوا من الذين اتبعوا وراوا العذاب وتقطعت بهم الاسباب
166. İz teberreellezînettubiû minellezînettebeû ve reavûl azâbe ve takattaat bihimul esbâb(esbâbu).
Serbestleştiği zaman tabi olunmuş kimseler tabi olmuş kimselerden; ve gördüler azabı; ve kesildi onlarla bağlar.
Ahmed Samira: 166 When those who were followed declared innocence/renounced from those who followed (them), and they saw the torture, and the reasons/motives (were) cut off/separated with them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz o zaman إِذْ -
2 teberrae özgürleşti/serbest kaldı تَبَرَّأَ برا
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 ttubiu tabi olunmuş اتُّبِعُوا تبع
5 mine مِنَ -
6 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
7 ttebeu tabi olmuş اتَّبَعُوا تبع
8 ve raevu ve gördüler وَرَأَوُا راي
9 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
10 vetekattaat ve kesildi وَتَقَطَّعَتْ قطع
11 bihimu onlarla بِهِمُ -
12 l-esbabu bağlar الْأَسْبَابُ سبب

Ayet 167

174|2|167|وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا۟ مِنَّا كَذَٰلِكَ يُرِيهِمُ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ حَسَرَٰتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنَ ٱلنَّارِ
174|2|167|وقال الذين اتبعوا لو ان لنا كره فنتبرا منهم كما تبروا منا كذلك يريهم الله اعملهم حسرت عليهم وما هم بخرجين من النار
167. Ve kâlellezînettebeû lev enne lenâ kerreten fe neteberree minhum kemâ teberreû minnâ kezâlike yurîhimullâhu a’mâlehum haserâtin aleyhim ve mâ hum bi hâricîne minen nâr(nâri).
Ve dedi tabi olmuş kimseler: “Keşke ki (olsa) bizlere bir dönüş; öyle ki serbestleşiriz onlardan; serbestleştikleri gibi bizden”; işte budur; gösterir onlara Allah eylemlerini/yaptıklarını; hasretler* (vardır) onlara; ve onlar ateşten çıkanlar değildir.
Ahmed Samira: 167 And those who were followed said: "If that (there) was for us a return/second time so we declare innocence/separate from them, as they declared innocence/renounced from us." Like that God shows them their deeds grief/sorrow on them, and they are not with getting out from the fire.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 ttebeu tabi olmuş اتَّبَعُوا تبع
4 lev keşke لَوْ -
5 enne ki أَنَّ -
6 lena bizlere لَنَا -
7 kerraten bir dönüş كَرَّةً كرر
8 feneteberrae öyle ki serbestleşiriz فَنَتَبَرَّأَ برا
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 kema gibi كَمَا -
11 teberra'u serbestleştikleri تَبَرَّءُوا برا
12 minna bizden مِنَّا -
13 kezalike işte budur كَذَٰلِكَ -
14 yurihimu gösterir onlara يُرِيهِمُ راي
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ea'malehum eylemlerini/yaptıklarını onların أَعْمَالَهُمْ عمل
17 haseratin hasretler حَسَرَاتٍ حسر
18 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
19 ve ma ve değildir وَمَا -
20 hum onlar هُمْ -
21 biharicine çıkarlar بِخَارِجِينَ خرج
22 mine -ten مِنَ -
23 n-nari ateş- النَّارِ نور

Notlar

Not 1: *Dünyaya dönüp tek tanrıcılardan olma arzusu, isteği, hasreti.

Ayet 168

175|2|168|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
175|2|168|يايها الناس كلوا مما في الارض حللا طيبا ولا تتبعوا خطوت الشيطن انه لكم عدو مبين
168. Yâ eyyuhen nâsu kulû mimmâ fîl ardı halâlen tayyiben, ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ey insanlar! Yiyin yerdekinden/yeryüzündekinden; güzel/iyi bir helaldir; ve tabi olmayın şeytânın29 adımlarına; doğrusu o (şeytân) sizlere apaçık bir düşmandır.
Ahmed Samira: 168 You, you the people, eat from what (is) in the Earth/land permitted/allowed good/enjoyable , and do not follow the devil’s foot-steps, that he (is) for you an evident enemy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
3 kulu yiyin كُلُوا اكل
4 mimma مِمَّا -
5 fi فِي -
6 l-erdi yerdekinden/yeryüzündekinden الْأَرْضِ ارض
7 halalen bir helal حَلَالًا حلل
8 tayyiben güzel/iyi طَيِّبًا طيب
9 ve la ve وَلَا -
10 tettebiu ve tabi olmayın تَتَّبِعُوا تبع
11 hutuvati adımlarına خُطُوَاتِ خطو
12 ş-şeytani şeytanın الشَّيْطَانِ شطن
13 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
14 lekum sizlere لَكُمْ -
15 aduvvun düşmandır عَدُوٌّ عدو
16 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Ayet 169

176|2|169|إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِٱلسُّوٓءِ وَٱلْفَحْشَآءِ وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
176|2|169|انما يامركم بالسو والفحشا وان تقولوا علي الله ما لا تعلمون
169. İnnemâ ye’murukum bis sûi vel fahşâi ve en tekûlû alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ancak emreder (şeytan) onlara kötülüğü ve fâhşayı81; ve ki söylersiniz Allah üzerine bilmediğinizi.
Ahmed Samira: 169 That but He orders/commands you with the bad/evil/harm and the enormous/atrocious deeds , and to say on God what you do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 ye'murukum emreder onlara يَأْمُرُكُمْ امر
3 bis-su'i kötülüğü بِالسُّوءِ سوا
4 velfehşa'i ve fahşayı وَالْفَحْشَاءِ فحش
5 ve en ve ki وَأَنْ -
6 tekulu söylersiniz تَقُولُوا قول
7 ala üzerine عَلَى -
8 llahi Allah اللَّهِ -
9 ma مَا -
10 la لَا -
11 tea'lemune bilmediğinizi تَعْلَمُونَ علم

Ayet 170

177|2|170|وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَآ أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
177|2|170|واذا قيل لهم اتبعوا ما انزل الله قالوا بل نتبع ما الفينا عليه ابانا اولو كان اباوهم لا يعقلون شيا ولا يهتدون
170. Ve izâ kîle lehumuttebiû mâ enzelallâhu kâlû bel nettebiu mâ elfeynâ aleyhi âbâenâ e ve lev kâne âbâuhum lâ ya’kılûne şey’en ve lâ yehtedûn(yehtedûne).
Ve denildiği zaman onlara; tabi olun Allah'ın indirdiğine*; dediler: "Evet! Tabi oluruz atalarımızı üzerinde bulduğumuza317”; şayet ataları onların akletmezler562 bir şey ve doğru yola kılavuzlanmazlar olmuş olsa da mı?
Ahmed Samira: 170 And if it (was) said to them: "Follow what God descended." They said: "But we follow what we found our fathers on it." Even even if their fathers were not reasoning/comprehending a thing and nor being guided ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 kile denildiği قِيلَ قول
3 lehumu onlara لَهُمُ -
4 ttebiu tabi olun اتَّبِعُوا تبع
5 ma مَا -
6 enzele indirdiğine أَنْزَلَ نزل
7 llahu Allah'ın اللَّهُ -
8 kalu dediler قَالُوا قول
9 bel Evet! بَلْ -
10 nettebiu tabi oluruz نَتَّبِعُ تبع
11 ma مَا -
12 elfeyna bulduğumuza أَلْفَيْنَا لفو
13 aleyhi üzerinde عَلَيْهِ -
14 aba'ena atalarımızı ابَاءَنَا ابو
15 evelev şayet أَوَلَوْ -
16 kane olmuş olsa da mı كَانَ كون
17 aba'uhum ataları onların ابَاؤُهُمْ ابو
18 la لَا -
19 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل
20 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
21 ve la ve وَلَا -
22 yehtedune ve doğru yola kılavuzlanmazlar يَهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Kutsal kitap.

Ayet 171

178|2|171|وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ كَمَثَلِ ٱلَّذِى يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ إِلَّا دُعَآءً وَنِدَآءً صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
178|2|171|ومثل الذين كفروا كمثل الذي ينعق بما لا يسمع الا دعا وندا صم بكم عمي فهم لا يعقلون
171. Ve meselullezîne keferû ke meselillezî yen’ıku bi mâ lâ yesmeû illâ duâen ve nidââ(nidâen), summun bukmun umyun fe hum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
Ve kâfirlik25 etmiş kimselerin misali misali gibidir kimse (ki) haykırır işitmeze385; ancak bir çağırmadır ve bir nida/sesleniştir sağırlara, dilsizlere, körlere; öyle ki onlar (kâfirler) akletmezler562.
Ahmed Samira: 171 And (the) example/proverb of those who disbelieved (is) as (the) example/proverb of who cries/caws with what he does not hear, except calling/requesting and calling/crying , deaf, mute, blind, so they do not reason/comprehend .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve meselu ve misali وَمَثَلُ مثل
2 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 kemeseli misali gibidir كَمَثَلِ مثل
5 llezi kimsenin الَّذِي -
6 yen'iku haykırır يَنْعِقُ نعق
7 bima بِمَا -
8 la لَا -
9 yesmeu işitmeze يَسْمَعُ سمع
10 illa ancak إِلَّا -
11 duaa'en bir çağırma دُعَاءً دعو
12 ve nida'en ve bir nida/sesleniş وَنِدَاءً ندو
13 summun sağırlara صُمٌّ صمم
14 bukmun dilsizlere بُكْمٌ بكم
15 umyun körlere عُمْيٌ عمي
16 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
17 la لَا -
18 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

Ayet 172

179|2|172|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِلَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
179|2|172|يايها الذين امنوا كلوا من طيبت ما رزقنكم واشكروا لله ان كنتم اياه تعبدون
172. Yâ eyyuhellezîne âmenû kulû min tayyibâti mâ razaknâkum veşkurû lillâhi in kuntum iyyâhu ta’budûn(ta’budûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Yiyin sizleri rızıklandırdığımızın iyilerinden/güzellerinden; ve şükredin43 Allah'a eğer olduysanız sadece O'na kulluk46 ederler.
Ahmed Samira: 172 You, you those who believed, eat from (the) goodnesses what We provided for you and thank/be grateful to God, if you were (only) Him worshipping.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 kulu yiyin كُلُوا اكل
5 min مِنْ -
6 tayyibati iyisinden/güzelinden طَيِّبَاتِ طيب
7 ma مَا -
8 razeknakum rızıklandırdığımızın sizleri رَزَقْنَاكُمْ رزق
9 veşkuru ve şükredin وَاشْكُرُوا شكر
10 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
11 in eğer إِنْ -
12 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
13 iyyahu sadece ona إِيَّاهُ -
14 tea'budune kulluk edersiniz تَعْبُدُونَ عبد

Ayet 173

180|2|173|إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيْرِ ٱللَّهِ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
180|2|173|انما حرم عليكم الميته والدم ولحم الخنزير وما اهل به لغير الله فمن اضطر غير باغ ولا عاد فلا اثم عليه ان الله غفور رحيم
173. İnnemâ harrame aleykumul meytete ved deme ve lahmel hınzîri ve mâ uhille bihî li gayrillâh(gayrillâhi), fe menidturra gayra bâgin ve lâ âdin fe lâ isme aleyh(aleyhi), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ancak haram kıldı318 sizlere ölüyü/leşi; ve kanı; ve domuz etini; ve kendisi Allah'tan başkası için adak edilmişi; öyle ki kim zorlandı -aranmaksızın ve sınırı aşmaksızın- öyle ki yoktur günah onun üzerine; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 173 But He forbade/prohibited on you animals whose death was caused by suffocation or strangulation/dead, and the blood, and the pig’s/swine’s meat/flesh, and what is praised/declared to whom the sacrifice was made with it to other than God, so who was forced, not transgressing/corrupting , and nor transgressing/violating , so no sin/crime on him, that God (is) forgiving , most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 harrame haram kıldı حَرَّمَ حرم
3 aleykumu sizlere عَلَيْكُمُ -
4 l-meytete ölüyü/leşi الْمَيْتَةَ موت
5 ve ddeme ve kanı وَالدَّمَ دمو
6 velehme ve etini وَلَحْمَ لحم
7 l-hinziri domuz الْخِنْزِيرِ خنزر
8 ve ma ve وَمَا -
9 uhille adak edilmişi أُهِلَّ <
10 bihi kendisi بِهِ -
11 ligayri başkası için لِغَيْرِ غير
12 llahi Allah'tan اللَّهِ -
13 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
14 dturra zorlandı اضْطُرَّ ضرر
15 gayra غَيْرَ غير
16 bagin aranmaksızın بَاغٍ بغي
17 ve la وَلَا -
18 aadin ve sınırı aşmaksızın عَادٍ عدو
19 fela öyle ki yoktur فَلَا -
20 isme günah إِثْمَ اثم
21 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
22 inne doğrusu إِنَّ -
23 llahe Allah اللَّهَ -
24 gafurun Gafûr’dur. غَفُورٌ غفر
25 rahimun Rahîm’dir. رَحِيمٌ رحم

Ayet 174

181|2|174|إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَشْتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
181|2|174|ان الذين يكتمون ما انزل الله من الكتب ويشترون به ثمنا قليلا اوليك ما ياكلون في بطونهم الا النار ولا يكلمهم الله يوم القيمه ولا يزكيهم ولهم عذاب اليم
174. İnnellezîne yektumûne mâ enzelallâhu minel kitâbî ve yeşterûne bihî semenen kalîlen, ulâike mâ ye’kulûne fî butûnihim illen nâre ve lâ yukellimuhumullâhu yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim, ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Doğrusu kimseler (ki) gizlerler Allah'ın indirdiğini kitaptan*; ve satarlar onu az bir fiyata; işte bunlar; yer/tüketir değillerdir karınlarında; ancak ateştir; ve konuşmaz onlara Allah kıyamet günü148; ve arındırmaz onları; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 174 That those (who) hide/conceal what God descended from The Book and they buy/volunteer with it a small price, those do not eat in their bellies/insides except the fire, and God does not talk to them (on) the Resurrection Day, and nor purify them , and for them (is a) painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yektumune gizlerler يَكْتُمُونَ كتم
4 ma مَا -
5 enzele indirdiğini أَنْزَلَ نزل
6 llahu Allah'ın اللَّهُ -
7 mine مِنَ -
8 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
9 ve yeşterune ve satarlar وَيَشْتَرُونَ شري
10 bihi onu بِهِ -
11 semenen fiyata ثَمَنًا ثمن
12 kalilen az bir قَلِيلًا قلل
13 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
14 ma değildir مَا -
15 ye'kulune yerler يَأْكُلُونَ اكل
16 fi فِي -
17 butunihim karınlarında بُطُونِهِمْ بطن
18 illa ancak إِلَّا -
19 n-nara ateş النَّارَ نور
20 ve la ve وَلَا -
21 yukellimuhumu konuşmaz onlara يُكَلِّمُهُمُ كلم
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 yevme günü يَوْمَ يوم
24 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
25 ve la وَلَا -
26 yuzekkihim ve arındırmaz onları يُزَكِّيهِمْ زكو
27 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
28 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
29 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitap.

Ayet 175

182|2|175|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ
182|2|175|اوليك الذين اشتروا الضلله بالهدي والعذاب بالمغفره فما اصبرهم علي النار
175. Ulâikellezîneşteravud dalâlete bil hudâ vel azâbe bil magfireh(magfireti), fe mâ asberehum alen nâr(nâri).
İşte bunlar; kimselerdir (ki) satın aldılar dalaleti128 doğru yola kılavuzla*; ve azabı** (da) mağfiretle319; öyle ki onları ateşe karşı sabrettiren nedir!
Ahmed Samira: 175 Those are those who bought/volunteered the misguidance with the guidance, and the torture with the forgiveness, so what made them be patient on the fire?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 şteravu satın aldılar اشْتَرَوُا شري
4 d-delalete dalaleti الضَّلَالَةَ ضلل
5 bil-huda doğru yola kılavuzla بِالْهُدَىٰ هدي
6 vel'azabe ve azapla وَالْعَذَابَ عذب
7 bil-megfirati mağfiretle بِالْمَغْفِرَةِ غفر
8 fema öyle ki فَمَا -
9 esberahum sabrettirendir onları أَصْبَرَهُمْ صبر
10 ala karşı عَلَى -
11 n-nari ateşe النَّارِ نور

Notlar

Not 1: *Doğru yolu verip sapkın yol olan dalaleti satın aldılar.**Mağfireti verip azabı satın aldılar.

Ayet 176

183|2|176|ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ
183|2|176|ذلك بان الله نزل الكتب بالحق وان الذين اختلفوا في الكتب لفي شقاق بعيد
176. Zâlike bi ennellâhe nezzelel kitâbe bil hakk(hakkı), ve innellezînahtelefû fîl kitâbi le fî şikâkin baîd(baîdin).
İşte budur; ki Allah indirdi kitabı* hakla/gerçekle; ve doğrusu kimseler anlaşmazlığa düştüler kitapta*; mutlak uzak bir ayrılık içindedirler.
Ahmed Samira: 176 That (is) with that God descended the Book with the truth and that those who disagreed/disputed in The Book (are) in (E) (a) far defiance/disobedience .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
2 bienne ki بِأَنَّ -
3 llahe Allah اللَّهَ -
4 nezzele indirdi نَزَّلَ نزل
5 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
6 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
7 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
8 ellezine kimseler الَّذِينَ -
9 htelefu anlaşmazlığa düştüler اخْتَلَفُوا خلف
10 fi فِي -
11 l-kitabi kitapta الْكِتَابِ كتب
12 lefi mutlak لَفِي -
13 şikakin bir ayrılıktadır شِقَاقٍ شقق
14 beiydin uzak بَعِيدٍ بعد

Notlar

Not 1: *Kutsal kitap.

Ayet 177

184|2|177|لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَٰبِ وَٱلنَّبِيِّۦنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَٰهَدُوا۟ وَٱلصَّٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ
184|2|177|ليس البر ان تولوا وجوهكم قبل المشرق والمغرب ولكن البر من امن بالله واليوم الاخر والمليكه والكتب والنبين واتي المال علي حبه ذوي القربي واليتمي والمسكين وابن السبيل والسايلين وفي الرقاب واقام الصلوه واتي الزكوه والموفون بعهدهم اذا عهدوا والصبرين في الباسا والضرا وحين الباس اوليك الذين صدقوا واوليك هم المتقون
177. Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’s(be’si) ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn(muttekûne).
Erdem değildir ki çevirirsiniz yüzlerinizi doğu ve batı kıbleye14; fakat erdem kimsededir (ki) iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve meleklere; ve kitaba* ve nebilere132; ve verdi malını -üzerindedir sevgisi-; yakında olanlara; ve yetimlere; ve açlık sınırında yaşayanlara; ve yolun oğluna/evsize; ve isteyenlere/talep edenlere; ve boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir); ve ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve yerine getirenlerdedir antlaşmalarını antlaştıkları zaman; ve sabredenlerdedir51 sefalette/sıkıntıda; ve başı darda/bunalımda; ve seferberlik zamanında; işte bunlar; doğru kimselerdir; ve işte bunlar; onlardır takva sahipleri21.
Ahmed Samira: 177 The righteousness/obedience is not that you turn your faces/fronts facing the sunrise/east, and the sunset/west, and but the righteousness/obedience (is) who believed with God, and the Day the Last/Resurrection Day, and the angels and The Book , and the prophets, and brought/gave the property/possession/wealth on his love/like (to it), (to) of the relations/near (ones), and the orphans, and the poorest of the poor/poor oppressed, and the traveler/stranded traveler , and the askers/beggars , and in the necks’/slaves’ (freeing) , and kept up/performed the prayers, and gave/brought the charity/purification , and the fulfilling with the promise/contract if they promised/made a contract, and the patient in the misery/hardship and the calamity/disastrous distress , and (during the) time of the war/hardship ,those are who were truthful, and those, those are the fearing and obeying (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse değildir لَيْسَ ليس
2 l-birra erdem الْبِرَّ برر
3 en ki أَنْ -
4 tuvellu çevirirsiniz تُوَلُّوا ولي
5 vucuhekum yüzlerinizi وُجُوهَكُمْ وجه
6 kibele kıbleye/yönüne قِبَلَ قبل
7 l-meşriki doğu الْمَشْرِقِ شرق
8 velmegribi ve batı وَالْمَغْرِبِ غرب
9 velakinne fakat وَلَٰكِنَّ -
10 l-birra erdem الْبِرَّ برر
11 men kimsededir مَنْ -
12 amene iman etti امَنَ امن
13 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
14 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
15 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
16 velmelaiketi ve meleklere وَالْمَلَائِكَةِ ملك
17 velkitabi ve kitaba (Kur’an’a) وَالْكِتَابِ كتب
18 ve nnebiyyine ve nebilere/peygamberlere وَالنَّبِيِّينَ نبا
19 ve ata ve verdi وَاتَى اتي
20 l-male malını الْمَالَ مول
21 ala üzerindedir عَلَىٰ -
22 hubbihi sevgisi حُبِّهِ حبب
23 zevi olanlara ذَوِي -
24 l-kurba yakında الْقُرْبَىٰ قرب
25 velyetama ve yetimlere وَالْيَتَامَىٰ يتم
26 velmesakine ve açlık sınırında yaşayanlara وَالْمَسَاكِينَ سكن
27 vebne ve oğluna وَابْنَ بني
28 s-sebili yolun السَّبِيلِ سبل
29 ve ssailine ve isteyenlere/talep edenlere وَالسَّائِلِينَ سال
30 ve fi ve وَفِي -
31 r-rikabi boyunlardadır (boyunduruğu çözmededir) الرِّقَابِ رقب
32 ve ekame ve dikti/ayağa kaldırdı وَأَقَامَ قوم
33 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
34 ve ata ve verdi وَاتَى اتي
35 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
36 velmufune ve yerine getirenler وَالْمُوفُونَ وفي
37 biahdihim antlaşmalarını بِعَهْدِهِمْ عهد
38 iza zaman إِذَا -
39 aahedu antlaştıkları عَاهَدُوا عهد
40 ve ssabirine ve sabrederler/metanetli direnirler وَالصَّابِرِينَ صبر
41 fi فِي -
42 l-be'sa'i sefalette/sıkıntıda الْبَأْسَاءِ باس
43 ve dderra'i ve başı darda/bunalımda وَالضَّرَّاءِ ضرر
44 ve hine ve zamanında وَحِينَ حين
45 l-be'si seferberlik الْبَأْسِ باس
46 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
47 ellezine kimseler الَّذِينَ -
48 sadeku doğrular صَدَقُوا صدق
49 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
50 humu onlardır هُمُ -
51 l-muttekune muttakiler الْمُتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Kur'ân'a.

Ayet 178

185|2|178|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِصَاصُ فِى ٱلْقَتْلَى ٱلْحُرُّ بِٱلْحُرِّ وَٱلْعَبْدُ بِٱلْعَبْدِ وَٱلْأُنثَىٰ بِٱلْأُنثَىٰ فَمَنْ عُفِىَ لَهُۥ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ فَٱتِّبَاعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَٰنٍ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ
185|2|178|يايها الذين امنوا كتب عليكم القصاص في القتلي الحر بالحر والعبد بالعبد والانثي بالانثي فمن عفي له من اخيه شي فاتباع بالمعروف وادا اليه باحسن ذلك تخفيف من ربكم ورحمه فمن اعتدي بعد ذلك فله عذاب اليم
178. Yâ eyyuhellezîne âmenû kutibe aleykumul kısâsu fîl katlâ el hurru bil hurri vel abdu bil abdi vel unsâ bil unsâ fe men ufiye lehu min ahîhi şey’un fettibâun bil ma’rûfi ve edâun ileyhi bi ihsân(ihsânin), zâlike tahfîfun min rabbikum ve rahmeh(rahmetun), fe meni’tedâ ba’de zâlike fe lehu azâbun elîm(elîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Katletmelerde yazıldı üzerinize kısas320 ; hür hüredir; köle köleyedir; kadın kadınadır; öyle ki kim affedildi; kardeşinden ona bir şey (affetme); öyle ki bir tabi* olmadır marufa291; ve bir ödemedir** ona güzellikle; işte bu bir hafifletmedir Rabbinizden; ve rahmettir; öyle ki kim sınırı aşarsa bunun sonrası onadır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 178 You, you those who believed, it is dictated/ordered on you the revenge in the killed/murdered, the free/liberated with the free/liberated , and the slave with the slave, and the female with the female, so who was forgiven/pardoned for him a thing/something from his brother, so following with the goodness/kindness (peaceful settlement) and discharge/fulfillment to him with goodness, that (is) reduction/lightening from your Lord, and a mercy; so who transgressed/violated after that, so for him (is a) painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
5 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
6 l-kisasu kısas الْقِصَاصُ قصص
7 fi فِي -
8 l-katla katletmelerde الْقَتْلَى قتل
9 l-hurru hür الْحُرُّ حرر
10 bil-hurri hüre بِالْحُرِّ حرر
11 vel'abdu köle وَالْعَبْدُ عبد
12 bil-abdi köleye بِالْعَبْدِ عبد
13 vel'unsa kadın وَالْأُنْثَىٰ انث
14 bil-unsa kadına بِالْأُنْثَىٰ انث
15 femen öyle ki kim فَمَنْ -
16 ufiye affedildi عُفِيَ عفو
17 lehu ona لَهُ -
18 min مِنْ -
19 ehihi kardeşinden onun أَخِيهِ اخو
20 şey'un bir şey شَيْءٌ شيا
21 fettibaun öyle ki bir tabi olma فَاتِّبَاعٌ تبع
22 bil-mea'rufi marufa بِالْمَعْرُوفِ عرف
23 veeda'un ve ödeme وَأَدَاءٌ ادي
24 ileyhi ona إِلَيْهِ -
25 biihsanin güzellikle بِإِحْسَانٍ حسن
26 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
27 tehfifun bir hafifletme تَخْفِيفٌ خفف
28 min مِنْ -
29 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
30 ve rahmetun ve rahmettir وَرَحْمَةٌ رحم
31 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
32 a'teda sınırı aşarsa اعْتَدَىٰ عدو
33 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
34 zalike bunun ذَٰلِكَ -
35 feluhu öyle ki onadır
36 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
37 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Katleden kimse ölüm kısasından affedilirse bile toplumun marufla belirlediği cezaya çekmelidir. **Katleden kimse tazminat ödemelidir. Bu ödeme güzel bir anlaşmayla yapılmalıdır.

Ayet 179

186|2|179|وَلَكُمْ فِى ٱلْقِصَاصِ حَيَوٰةٌ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
186|2|179|ولكم في القصاص حيوه ياولي الالبب لعلكم تتقون
179. Ve lekum fîl kısâsı hayâtun yâ ulîl elbâbi leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve sizleredir kısasta320 bir hayat*; ey mantık sahipleri! Belki sizler takvalı21 olursunuz.
Ahmed Samira: 179 And for you in the revenge (is) life/growth , you (owners) of the pure minds/hearts, maybe you fear and obey (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
2 fi فِي -
3 l-kisasi kısasta الْقِصَاصِ قصص
4 hayatun bir hayat حَيَاةٌ حيي
5 ya uli Ey sahipleri يَا أُولِي اول
6 l-elbabi mantık الْأَلْبَابِ لبب
7 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
8 tettekune takvalı olursunuz تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Katletmeye meyilli kimselerin kısasla sayılarının ve genetik geçirgenliklerinin azalması diğer insanlara hayat verir. Diğer insanların yaşama olasılığını artırır. Ayrıca caydırıcı bir ceza olması da insanların suç işleme oranını mutlak ki azaltır.

Ayet 180

187|2|180|كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ
187|2|180|كتب عليكم اذا حضر احدكم الموت ان ترك خيرا الوصيه للولدين والاقربين بالمعروف حقا علي المتقين
180. Kutibe aleykum izâ hadara ehadekumul mevtu in tereke hayrâ(hayran), el vasiyyetu lil vâlideyni vel akrabîne bil ma’rûf(ma’rûfi), hakkan alel muttekîn(muttekîne).
Yazıldı üzerinize; geldiği/ulaştığı/ziyaret ettiği zaman birine sizlerden ölüm; eğer terk ettiyse/bıraktıysa bir hayır; bir haktır* vasiyet321 anaya babaya ve yakınlık sahiplerine marufla291 ; takva sahipleri21 üzerinedir.
Ahmed Samira: 180 It is dictated/ordered on you if the death/lifelessness came/attended (to) one of you, if he left wealth/goodness (in) the bequest/will, to the parents, and the nearest/closest (ones), with the kindness/goodness , dutifully/truthfully on the fearing and obeying (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
2 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
3 iza zaman إِذَا -
4 hadera geldiği/ulaştığı/ziyaret ettiği حَضَرَ حضر
5 ehadekumu birine sizlerden أَحَدَكُمُ احد
6 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
7 in eğer إِنْ -
8 terake terk ettiyse/bıraktıysa تَرَكَ ترك
9 hayran bir hayır خَيْرًا خير
10 l-vesiyyetu vasiyyet الْوَصِيَّةُ وصي
11 lilvalideyni anaya babaya لِلْوَالِدَيْنِ ولد
12 vel'ekrabine ve yakınlık sahiplerine وَالْأَقْرَبِينَ قرب
13 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
14 hakkan bir haktır/gerçektir حَقًّا حقق
15 ala üzerine عَلَى -
16 l-muttekine muttakiler الْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Vasiyet bırakmak engellenemez bir haktır. Ana-babanın ve yakınlık sahiplerinin bu vasiyette hakkı gözetilmelidir.

Ayet 181

188|2|181|فَمَنۢ بَدَّلَهُۥ بَعْدَمَا سَمِعَهُۥ فَإِنَّمَآ إِثْمُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
188|2|181|فمن بدله بعدما سمعه فانما اثمه علي الذين يبدلونه ان الله سميع عليم
181. Fe men beddelehu ba’de mâ semiahu fe innemâ ismuhu alellezîne yubeddilûneh(yubeddilûnehu), innallâhe semîun alîm(alîmun).
Öyle ki kim değiştirdi onu (vasiyeti) işitmesi sonrası onu; öyle ki günahı onun ancak onu değiştiren kimselerin üzerinedir; doğrusu Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 181 So who exchanged/replaced/substituted it after what he heard it, so but his sin/crime (is) on those who exchange/replace/substitute it, that God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femen öyle ki kim فَمَنْ -
2 beddelehu değiştirdi onu (vasiyeti) بَدَّلَهُ بدل
3 bea'dema sonrası بَعْدَمَا بعد
4 semiahu işitmesi onu سَمِعَهُ سمع
5 feinnema öyle ki ancak فَإِنَّمَا -
6 ismuhu günahı onun إِثْمُهُ اثم
7 ala üzerinedir عَلَى -
8 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
9 yubeddilunehu değiştirirler onu يُبَدِّلُونَهُ بدل
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 semiun Semî’dir سَمِيعٌ سمع
13 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 182

189|2|182|فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍ جَنَفًا أَوْ إِثْمًا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
189|2|182|فمن خاف من موص جنفا او اثما فاصلح بينهم فلا اثم عليه ان الله غفور رحيم
182. Fe men hâfe min mûsın cenefen ev ismen fe aslaha beynehum fe lâ isme aleyh(aleyhi), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Öyle ki kim korktu vasiyet321 edenden; bir yanlış/sapma/haksızlık veya bir günah (işlemesinden); öyle ki düzeltti aralarını onların*; öyle ki yoktur günah onun** üzerine; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 182 So who feared from a bequeather deviation/injustice , or a sin/crime, so he corrected/reconciliated between them, so no sin/crime on him, that God (is) forgiving, most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femen öyle ki kim فَمَنْ -
2 hafe korktu خَافَ خوف
3 min مِنْ -
4 musin vasiyet edenden مُوصٍ وصي
5 cenefen bir yanlış/sapma/haksızlık جَنَفًا جنف
6 ev veya أَوْ -
7 ismen bir günah (işlemesinden) إِثْمًا اثم
8 feesleha öyle ki düzelti فَأَصْلَحَ صلح
9 beynehum aralarını onların بَيْنَهُمْ بين
10 fela öyle ki yoktur فَلَا -
11 isme günah إِثْمَ اثم
12 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
16 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Vasiyet eden kimseyle vasiyet edilen kimselerin hakkı çiğnemesine engel olup aralarını düzeltti.**Düzelten kimse.

Ayet 183

190|2|183|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
190|2|183|يايها الذين امنوا كتب عليكم الصيام كما كتب علي الذين من قبلكم لعلكم تتقون
183. Yâ eyyuhellezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).
Ey iman etmiş kimseler!* Yazıldı üzerinize siyam/oruç322; yazıldığı gibi sizden önceki kimseler üzerine**; belki sizler takvalı21 olursunuz***.
Ahmed Samira: 183 You, you those who believed, it is dictated/ordered on you the fasting , as it is dictated/ordered on those from before you, maybe you fear and obey (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
5 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
6 s-siyamu siyam/oruç الصِّيَامُ صوم
7 kema gibi كَمَا -
8 kutibe yazıldığı كُتِبَ كتب
9 ala üzerine عَلَى -
10 ellezine kimseler الَّذِينَ -
11 min مِنْ -
12 kablikum sizden önceki قَبْلِكُمْ قبل
13 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
14 tettekune takvalı olursunuz تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Siyam/oruç sadece iman etmiş kimselere yazılmıştır. Kur'an'a iman etmemiş kimselere siyam/oruç asla zorlanamaz. **Geçmiş ümmetlere de siyam/oruç yazılmıştır.***Siyam/oruç Yüce Allah'ın razı olmayacağı davranışlardan sakınmak olan takvayı artırır.

Ayet 184

191|2|184|أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُۥ وَأَن تَصُومُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
191|2|184|اياما معدودت فمن كان منكم مريضا او علي سفر فعده من ايام اخر وعلي الذين يطيقونه فديه طعام مسكين فمن تطوع خيرا فهو خير له وان تصوموا خير لكم ان كنتم تعلمون
184. Eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), fe men kâne minkum marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) ve alellezîne yutîkûnehu fidyetun taâmu miskîn(miskînin), fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun leh(lehu), ve en tesûmû hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Günlerdir sayılı/adetli; öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya da sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden; ve üzerinedir kimselerin -tâkatını kullanırlar- bir fidye; doyurur bir miskini; öyle ki kim gönüllü oldu bir hayra/iyiliğe öyle ki o hayırdır/iyiliktir ona; ve ki siyam/oruç322 tutarsınız; hayırdır/iyiliktir sizlere eğer olduysanız bilirler.
Ahmed Samira: 184 Days/times counted/numbered, so who was from you sick/diseased or on (a) journey/trip/voyage, so numbered/counted from other days/times, and on those who (can) endure/tolerate/bear it a ransom/redemption (of) feeding a poorest of poor/poor oppressed, so who volunteered goodness/generosity , so it is best for him, and that you fast (it is) best for you, if you are knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eyyamen günlerdir أَيَّامًا يوم
2 mea'dudatin sayılı/adetli مَعْدُودَاتٍ عدد
3 femen öyle ki kim فَمَنْ -
4 kane oldu كَانَ كون
5 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
6 meridan bir hasta مَرِيضًا مرض
7 ev ya da أَوْ -
8 ala عَلَىٰ -
9 seferin sefer üzerinde سَفَرٍ سفر
10 feiddetun öyle ki adetince فَعِدَّةٌ عدد
11 min مِنْ -
12 eyyamin günlerden أَيَّامٍ يوم
13 uhara başka أُخَرَ اخر
14 ve ala ve üzerinedir وَعَلَى -
15 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
16 yutikunehu tâkatını kullanırlar يُطِيقُونَهُ طوق
17 fidyetun bir fidye فِدْيَةٌ فدي
18 taaamu doyurur طَعَامُ طعم
19 miskinin bir miskini مِسْكِينٍ سكن
20 fe men öyle ki kim فَمَنْ -
21 tetavvea gönüllü oldu تَطَوَّعَ طوع
22 hayran bir hayra خَيْرًا خير
23 fehuve öyle ki o فَهُوَ -
24 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
25 lehu ona لَهُ -
26 ve en ve ki وَأَنْ -
27 tesumu savm/oruç tutarsınız تَصُومُوا صوم
28 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
29 lekum sizlere لَكُمْ -
30 in eğer إِنْ -
31 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
32 tea'lemune bilirler تَعْلَمُونَ علم

Ayet 185

192|2|185|شَهْرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلْقُرْءَانُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰتٍ مِّنَ ٱلْهُدَىٰ وَٱلْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا۟ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
192|2|185|شهر رمضان الذي انزل فيه القران هدي للناس وبينت من الهدي والفرقان فمن شهد منكم الشهر فليصمه ومن كان مريضا او علي سفر فعده من ايام اخر يريد الله بكم اليسر ولا يريد بكم العسر ولتكملوا العده ولتكبروا الله علي ما هديكم ولعلكم تشكرون
185. Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ramazan946 ayı ki indirildi onda Kur'ân850; bir doğru yola kılavuz insanlara; ve bir beyanat226 doğru yola kılavuzdan; ve furkan259; öyle ki kim tanık/şahit oldu sizlerden o aya; öyle ki siyam/oruç322 tutsun onda; ve kim oldu bir hasta ya da bir sefer üzerinde; öyle ki adetincedir başka günlerden; ister/diler Allah sizlere kolaylık; ve istemez/dilemez sizlere güçlük/zorluk*; ve bütünlemeniz/tamamlamanız içindir adeti/sayıyı; ve yüceltmeniz içindir Allah'ı; sizleri doğru yola kılavuzlamasına karşı; ve belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 185 (The) month (of) Ramadan , which the Koran was descended in it, (is) guidance to the people, and evidences from the guidance and the Separator of Right and Wrong/Koran , so who witnessed from you the month, so he should fast it (E) , and who was sick/diseased or on (a) journey/trip/voyage, so numbered/counted from other days. God wills/wants with you the ease/flexibility and does not want with you the difficulty/hardship , and to complete the term , and to greaten/magnify God on what He guided you, and maybe you thank/be grateful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 şehru ayı شَهْرُ شهر
2 ramedane ramazan رَمَضَانَ -
3 llezi ki الَّذِي -
4 unzile indirildi أُنْزِلَ نزل
5 fihi onda فِيهِ -
6 l-kuranu Kur'an الْقُرْانُ قرا
7 huden bir doğru yol kılavuz هُدًى هدي
8 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
9 ve beyyinatin ve bir beyanat وَبَيِّنَاتٍ بين
10 mine مِنَ -
11 l-huda doğru yola kılavuzdan الْهُدَىٰ هدي
12 velfurkani ve furkan وَالْفُرْقَانِ فرق
13 femen öyle ki kim فَمَنْ -
14 şehide tanık/şahit oldu شَهِدَ شهد
15 minkumu sizlerden مِنْكُمُ -
16 ş-şehra o aya الشَّهْرَ شهر
17 felyesumhu öyle ki savm/oruç tutsun onda فَلْيَصُمْهُ صوم
18 ve men ve kim وَمَنْ -
19 kane oldu كَانَ كون
20 meridan bir hasta مَرِيضًا مرض
21 ev ya da أَوْ -
22 ala üzerinde عَلَىٰ -
23 seferin bir sefer سَفَرٍ سفر
24 feiddetun öyle ki adetincedir فَعِدَّةٌ عدد
25 min مِنْ -
26 eyyamin günlerden أَيَّامٍ يوم
27 uhara başka أُخَرَ اخر
28 yuridu ister/diler يُرِيدُ رود
29 llahu Allah اللَّهُ -
30 bikumu sizlere بِكُمُ -
31 l-yusra kolaylık الْيُسْرَ يسر
32 ve la ve وَلَا -
33 yuridu istemez/dilemez يُرِيدُ رود
34 bikumu sizlere بِكُمُ -
35 l-usra güçlük/zorluk الْعُسْرَ عسر
36 velitukmilu ve bütünlemeniz/tamamlamanız için وَلِتُكْمِلُوا كمل
37 l-iddete adeti/sayıyı الْعِدَّةَ عدد
38 velitukebbiru ve yüceltmeniz için وَلِتُكَبِّرُوا كبر
39 llahe Allah'ı اللَّهَ -
40 ala karşı عَلَىٰ -
41 ma مَا -
42 hedakum doğru yola kılavuzlamasına sizleri هَدَاكُمْ هدي
43 veleallekum ve belki sizler وَلَعَلَّكُمْ -
44 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *Yüce Allah insanlara nerede bir kolaylık sağlamışsa şeytan o şeyi zorlaştırmaya çalışmıştır. Savm/oruç da böyledir. İnsanlar Yüce Allah'ın kolay kıldığını sorularla, detaylarla zorlaştırmaktadır. Zorlaştırma şeytanın vesvesesidir.

Ayet 186

193|2|186|وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لِى وَلْيُؤْمِنُوا۟ بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
193|2|186|واذا سالك عبادي عني فاني قريب اجيب دعوه الداع اذا دعان فليستجيبوا لي وليومنوا بي لعلهم يرشدون
186. Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve sual ettiği/sorduğu zaman sana kullarım benden; öyle ki doğrusu ben yakınım323; cevap veririm duacının/çağırıcının duasına/çağrısına dua ettiği zaman bana; öyleyse cevap versinler324 bana; ve iman47 etsinler bana; belki onlar doğru/olgun yola ulaşırlar.
Ahmed Samira: 186 And if My worshippers/slaves asked/questioned you about Me, so I am near/close, I answer/reply the caller’s/requester’s call/request/prayer if (he) called/requested/prayed (to) Me , so they should answer/reply to Me and they should believe in Me (E), maybe they be correctly guided .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 seeleke sual ettiği sana سَأَلَكَ سال
3 ibadi kullarım عِبَادِي عبد
4 anni benden عَنِّي -
5 feinni öyle ki doğrusu ben فَإِنِّي -
6 karibun yakınım قَرِيبٌ قرب
7 ucibu cevap veririm أُجِيبُ جوب
8 dea'vete duasına/çağrısına دَعْوَةَ دعو
9 d-dai duacının/çağırıcının الدَّاعِ دعو
10 iza zaman إِذَا -
11 deaani dua ettiği bana دَعَانِ دعو
12 felyestecibu öyleyse cevap versinler فَلْيَسْتَجِيبُوا جوب
13 li bana لِي -
14 velyu'minu ve iman etsinler وَلْيُؤْمِنُوا امن
15 bi bana بِي -
16 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
17 yerşudune doğru/olgun yola ulaşırlar يَرْشُدُونَ رشد

Ayet 187

194|2|187|أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتَانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَٱلْـَٰٔنَ بَٰشِرُوهُنَّ وَٱبْتَغُوا۟ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلْخَيْطُ ٱلْأَبْيَضُ مِنَ ٱلْخَيْطِ ٱلْأَسْوَدِ مِنَ ٱلْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا۟ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيْلِ وَلَا تُبَٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَٰكِفُونَ فِى ٱلْمَسَٰجِدِ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
194|2|187|احل لكم ليله الصيام الرفث الي نسايكم هن لباس لكم وانتم لباس لهن علم الله انكم كنتم تختانون انفسكم فتاب عليكم وعفا عنكم فالن بشروهن وابتغوا ما كتب الله لكم وكلوا واشربوا حتي يتبين لكم الخيط الابيض من الخيط الاسود من الفجر ثم اتموا الصيام الي اليل ولا تبشروهن وانتم عكفون في المسجد تلك حدود الله فلا تقربوها كذلك يبين الله ايته للناس لعلهم يتقون
187. Uhılle lekum leyletes sıyâmir refesu ilâ nisâikum hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun(lehunne) alîmallâhu ennekum kuntum tahtânûne enfusekum fe tâbe aleykum ve afâ ankum, fel âne bâşirûhunne vebtegû mâ keteballâhu lekum, ve kulû veşrabû hattâ yetebeyyene lekumul haytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri, summe etimmus sıyâme ilel leyli, ve lâ tubâşirûhunne ve entum âkifûne fîl mesâcid(mesâcidi), tilke hudûdullâhi fe lâ takrabûhâ kezâlike yubeyyinullâhu âyâtihî lin nâsi leallehum yettekûn(yettekûne).
Helal kılındı sizlere siyam/oruç322 gecesi cinsellik içeren davranışlar kadınlarınıza karşı; onlardır bir elbise sizlere; ve sizlersiniz bir elbise onlara; bildi Allah ki sizler kandırır/aldatır/hainlik eder oldunuz kendi nefislerinize201; öyle ki tevbe etti33 (Allah) üzerinize; ve affetti (Allah) sizleri; öyle ki şimdi cinsellik içeren ten tene temas kurun onlara; ve arayın/bakının Allah'ın sizlere yazdığına; ve yiyin; ve için; ta ki beyan olur sizlere beyaz iplik siyah iplikten; fecirde*; sonra tamamlayın siyamı/orucu322 geceye doğru; cinsellik içeren ten tene temas kurmayın onlara ve sizler itikâf325 içindeler (-ken) mescitlerde16* işte şu; hudutlarıdır Allah'ın; öyle ki yaklaşmayın ona; işte budur; beyan226 eder Allah ayetlerini insanlara; belki onlar takvalı21 olurlar.
Ahmed Samira: 187 (It) became/is permitted/allowed to you (the) night of the fasting the obscenity/ indecency (intercourse), to your women (wives), they are (F) a cover/wives to you and you are a cover/husbands tothem (F), God knew that you were betraying/being unfaithful (to) yourselves, so He forgave on you, and He forgave/pardoned on you, so now touch their (F) outer skin , and desire (seek) what God has written/dictated for you, and eat and drink until the thread the white appears from the thread the black from the dawn , then complete the fasting to the night and do not touch their outer skin (while) you are devoting in the mosques/places of worshipping God. Those are God’s limits/orders , so do not approach/near it, like that God clarifies His verses/evidences to the people, maybe they fear and obey (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 uhille helal kılındı أُحِلَّ حلل
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 leylete gecesi لَيْلَةَ ليل
4 s-siyami siyam/oruç الصِّيَامِ صوم
5 r-rafesu cinsellik içeren davranışlar الرَّفَثُ رفث
6 ila karşı إِلَىٰ -
7 nisaikum kadınlarınıza نِسَائِكُمْ نسو
8 hunne onlardır هُنَّ -
9 libasun bir elbise لِبَاسٌ لبس
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 ve entum ve sizlersiniz وَأَنْتُمْ -
12 libasun bir elbise لِبَاسٌ لبس
13 lehunne onlara لَهُنَّ -
14 alime bildi عَلِمَ علم
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ennekum ki sizler أَنَّكُمْ -
17 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
18 tehtanune kandırır/aldatır/hainlik eder تَخْتَانُونَ خون
19 enfusekum kendi nefislerinize أَنْفُسَكُمْ نفس
20 fetabe öyle ki tevbe etti فَتَابَ توب
21 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
22 ve afa ve affetti وَعَفَا عفو
23 ankum sizlerden عَنْكُمْ -
24 felane öyle ki şimdi فَالْانَ -
25 başiruhunne cinsellik içeren ten tene temas kurun onlara بَاشِرُوهُنَّ بشر
26 vebtegu ve arayın/bakının وَابْتَغُوا بغي
27 ma مَا -
28 ketebe yazdığını كَتَبَ كتب
29 llahu Allah'ın اللَّهُ -
30 lekum sizlere لَكُمْ -
31 ve kulu ve yiyin وَكُلُوا اكل
32 veşrabu ve için وَاشْرَبُوا شرب
33 hatta ta ki حَتَّىٰ -
34 yetebeyyene beyan olur يَتَبَيَّنَ بين
35 lekumu sizlere لَكُمُ -
36 l-haytu iplik الْخَيْطُ خيط
37 l-ebyedu beyaz الْأَبْيَضُ بيض
38 mine مِنَ -
39 l-hayti iplikten الْخَيْطِ خيط
40 l-esvedi siyah الْأَسْوَدِ سود
41 mine مِنَ -
42 l-fecri fecrin/şafağın الْفَجْرِ فجر
43 summe sonra ثُمَّ -
44 etimmu tamamlayın أَتِمُّوا تمم
45 s-siyame siyamı/orucu الصِّيَامَ صوم
46 ila doğru إِلَى -
47 l-leyli geceye اللَّيْلِ ليل
48 ve la وَلَا -
49 tubaşiruhunne cinsellik içeren ten tene temas kurmayın onlara تُبَاشِرُوهُنَّ بشر
50 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
51 aakifune itikâf içindeler عَاكِفُونَ عكف
52 fi فِي -
53 l-mesacidi mescitlerde الْمَسَاجِدِ سجد
54 tilke işte şu تِلْكَ -
55 hududu hudutlarıdır حُدُودُ حدد
56 llahi Allah'ın اللَّهِ -
57 fela öyle ki فَلَا -
58 tekrabuha yaklaşmayın ona تَقْرَبُوهَا قرب
59 kezalike işte budur كَذَٰلِكَ -
60 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
61 llahu Allah اللَّهُ -
62 ayatihi ayetlerini ايَاتِهِ ايي
63 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
64 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
65 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Tan yeri ağarmaya başladığında.**Evin bir bölümünde yoğunlaşmış şekilde Kur'an çalışmak, Kur'an öğrenmek, Yüce Allah'ı çağırmak.

Ayet 188

195|2|188|وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
195|2|188|ولا تاكلوا امولكم بينكم بالبطل وتدلوا بها الي الحكام لتاكلوا فريقا من امول الناس بالاثم وانتم تعلمون
188. Ve lâ te’kulû emvâlekum beynekum bil bâtılı ve tudlû bihâ ilel hukkâmi li te’kulû ferîkan min emvâlin nâsi bil ismi ve entum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve yemeyin* mallarınızı aranızda batılla199; ve sarkıtıp sunmayın onu hükmedenlere doğru**; yemeniz için günahla bir fırkasını/kısmını insanların mallarından***; ve sizler bilirsiniz (onu).
Ahmed Samira: 188 And do not eat/consume your properties/wealths between you with the falsehood and you push down (as a means to approach) with it, to the rulers/governors to eat a group (portion) from the people’s properties/wealths with a sin/crime and you know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 te'kulu yemeyin تَأْكُلُوا اكل
3 emvalekum mallarınızı أَمْوَالَكُمْ مول
4 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
5 bil-batili batılla بِالْبَاطِلِ بطل
6 ve tudlu ve sarkıtıp sunmayın وَتُدْلُوا دلو
7 biha onu بِهَا -
8 ila doğru إِلَى -
9 l-hukkami hükmedenlere الْحُكَّامِ حكم
10 lite'kulu yemeniz için لِتَأْكُلُوا اكل
11 ferikan bir fırkasını/kısmını فَرِيقًا فرق
12 min مِنْ -
13 emvali mallarından أَمْوَالِ مول
14 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
15 bil-ismi günahla بِالْإِثْمِ اثم
16 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
17 tea'lemune bilirsiniz (onu) تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Başkasının malına haksız yere çökmeyin. **Hüküm verme yetkisi olan kimselere rüşvet vermeyin.***Haksız yere insanların malına çöküp yemek günahtır.

Ayet 189

196|2|189|يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَهِلَّةِ قُلْ هِىَ مَوَٰقِيتُ لِلنَّاسِ وَٱلْحَجِّ وَلَيْسَ ٱلْبِرُّ بِأَن تَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنِ ٱتَّقَىٰ وَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَٰبِهَا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
196|2|189|يسلونك عن الاهله قل هي موقيت للناس والحج وليس البر بان تاتوا البيوت من ظهورها ولكن البر من اتقي واتوا البيوت من ابوبها واتقوا الله لعلكم تفلحون
189. Yes’elûneke anil ehilleh(ehilleti), kul hiye mevâkîtu lin nâsi vel hacc(haccı), ve leysel birru bi en te’tûl buyûte min zuhûrihâ ve lâkinnel birre menittekâ, ve’tûl buyûte min ebvâbihâ, vettekûllâhe leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Sual ederler/sorarlar sana hilallerden; de ki: "O belirlenmiş vakitlerdir insanlar için ve hac327 için; ve yoktur erdemlilik gelmenizde/varmanızda evlere arkalarından onun328*; velakin erdemlilik takvalı olmuş kimsedir; ve gelin/varın evlere kapılarından onun328*; ve takvalı21 olun Allah'a; belki sizler felaha326 kavuşursunuz.
Ahmed Samira: 189 They ask/question you about the crescents . Say: "It is appointed times to the people, and the pilgrimage , and the righteousness is not that you come to the houses/homes from its backs, and but the righteousness (is) who feared and obeyed (God), and came (to) the houses/homes from its doors/entrances. And fear and obey God, maybe you succeed/win."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeseluneke sual ederler sana يَسْأَلُونَكَ سال
2 ani عَنِ -
3 l-ehilleti hilallerden الْأَهِلَّةِ هلل
4 kul de ki قُلْ قول
5 hiye o هِيَ -
6 mevakitu belirlenmiş vakitlerdir مَوَاقِيتُ وقت
7 linnasi insanlar için لِلنَّاسِ نوس
8 velhacci ve hac için وَالْحَجِّ حجج
9 veleyse ve yoktur وَلَيْسَ ليس
10 l-birru erdemlilik الْبِرُّ برر
11 bien بِأَنْ -
12 te'tu gelmenizde/varmanızda تَأْتُوا اتي
13 l-buyute evlere الْبُيُوتَ بيت
14 min مِنْ -
15 zuhuriha arkalarından onun ظُهُورِهَا ظهر
16 velakinne ve lakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
17 l-birra erdemlilik الْبِرَّ برر
18 meni kimsedir مَنِ -
19 tteka takvalı oldu اتَّقَىٰ وقي
20 ve'tu ve gelin/varın وَأْتُوا اتي
21 l-buyute evlere الْبُيُوتَ بيت
22 min مِنْ -
23 ebvabiha kapılarından onun أَبْوَابِهَا بوب
24 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
25 llahe Allah'a اللَّهَ -
26 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
27 tuflihune felaha kavuşursunuz تُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Evin.

Ayet 190

197|2|190|وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ
197|2|190|وقتلوا في سبيل الله الذين يقتلونكم ولا تعتدوا ان الله لا يحب المعتدين
190. Ve kâtilû fî sebîlillâhillezîne yukâtilûnekum ve lâ ta’tedû innallâhe lâ yuhıbbul mu’tedîn(mu’tedîne).
Ve katledin35 Allah yolunda331 kimseleri (ki) katlederler35 sizleri; ve sınırı aşmayın; doğrusu Allah sevmez sınırı aşanları.
Ahmed Samira: 190 And kill/fight in God’s way/sake those who kill/fight you , and do not transgress/violate , that God does not love/like the transgressors/violators .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve katilu ve katledin وَقَاتِلُوا قتل
2 fi فِي -
3 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
6 yukatilunekum katlederler sizleri يُقَاتِلُونَكُمْ قتل
7 ve la ve وَلَا -
8 tea'tedu sınırı aşmayın تَعْتَدُوا عدو
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 la لَا -
12 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
13 l-mua'tedine sınırı aşanları الْمُعْتَدِينَ عدو

Ayet 191

198|2|191|وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُم مِّنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ وَٱلْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ ٱلْقَتْلِ وَلَا تُقَٰتِلُوهُمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ حَتَّىٰ يُقَٰتِلُوكُمْ فِيهِ فَإِن قَٰتَلُوكُمْ فَٱقْتُلُوهُمْ كَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ
198|2|191|واقتلوهم حيث ثقفتموهم واخرجوهم من حيث اخرجوكم والفتنه اشد من القتل ولا تقتلوهم عند المسجد الحرام حتي يقتلوكم فيه فان قتلوكم فاقتلوهم كذلك جزا الكفرين
191. Vaktulûhum haysu sekıftumûhum ve ahricûhum min haysu ahracûkum vel fitnetu eşeddu minel katli, ve lâ tukâtilûhum indel mescidil harâmi hattâ yukâtilûkum fîh(fîhî), fe in kâtelûkum faktulûhum kezâlike cezâul kâfirîn(kâfirîne).
Ve katledin35 onları bulduğunuz yerde; ve çıkarın onları çıkardıkları yerden sizleri; ve fitne332 daha şiddetlidir katletmekten35; katletmeyin35 onları haram mescit158 yanında; ta ki katlederler35 sizleri orada; öyle ki eğer katlettiler35 sizleri öyle ki katledin35 onları; işte böyledir cezası/karşılığı kâfirlerin25.
Ahmed Samira: 191 And fight/kill them, where/when you defeated/caught up with them , and bring/drive them out from where/when they brought/drove you out, and the treason/misguidance (is) stronger (worse than) the fighting/killing, and do not fight/kill them at the Mosque the Forbidden/Sacred , until they fight/kill you in it, so if they fought/killed you, so fight/kill them, like that is the disbelievers’ reward/reimbursement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vektuluhum ve katledin onları وَاقْتُلُوهُمْ قتل
2 haysu yerde حَيْثُ حيث
3 sekiftumuhum buldunuz onları ثَقِفْتُمُوهُمْ ثقف
4 ve ehricuhum ve çıkarın onları وَأَخْرِجُوهُمْ خرج
5 min مِنْ -
6 haysu yerden حَيْثُ حيث
7 ehracukum çıkardılar sizleri أَخْرَجُوكُمْ خرج
8 velfitnetu ve fitne وَالْفِتْنَةُ فتن
9 eşeddu daha şiddetlidir أَشَدُّ شدد
10 mine مِنَ -
11 l-katli katletmekten الْقَتْلِ قتل
12 ve la وَلَا -
13 tukatiluhum katletmeyin onları تُقَاتِلُوهُمْ قتل
14 inde yanında عِنْدَ عند
15 l-mescidi mescit الْمَسْجِدِ سجد
16 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
17 hatta ta ki حَتَّىٰ -
18 yukatilukum katlederler sizleri يُقَاتِلُوكُمْ قتل
19 fihi orada فِيهِ -
20 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
21 katelukum katlettiler sizleri قَاتَلُوكُمْ قتل
22 fektuluhum öyle ki katledin onları فَاقْتُلُوهُمْ قتل
23 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
24 ceza'u cezası/karşılığı جَزَاءُ جزي
25 l-kafirine kâfirlerin الْكَافِرِينَ كفر

Ayet 192

199|2|192|فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
199|2|192|فان انتهوا فان الله غفور رحيم
192. Fe inintehev fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve eğer geri dururlarsa/sonlandırırlarsa; öyle ki doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 192 So if they ended/stopped , so that God (is) forgiving, most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feini ve eğer فَإِنِ -
2 ntehev geri dururlarsa/sonlandırırlarsa انْتَهَوْا نهي
3 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
6 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 193

200|2|193|وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ لِلَّهِ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَلَا عُدْوَٰنَ إِلَّا عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ
200|2|193|وقتلوهم حتي لا تكون فتنه ويكون الدين لله فان انتهوا فلا عدون الا علي الظلمين
193. Ve kâtilûhum hattâ lâ tekûne fitnetun ve yekûned dînu lillâh(lillâhi), fe inintehev fe lâ udvâne illâ alez zâlimîn(zâlimîne).
Ve katledin35 onları; ta ki olmaz bir fitne332; ve olur din122 Allah'ın; öyle ki eğer geri dururlarsa/son verirlerse; öyle ki olmaz düşmanlık; dışındadır* zalimler üzerine (olan)334.
Ahmed Samira: 193 And fight/kill them until (there) be no betrayal/misguidance , and the religion be to God, so if they ended/stopped , so no transgression/violation , except on the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kâtilûhum ve katledin onları وَقَاتِلُوهُمْ قتل
2 hatta ta ki حَتَّىٰ -
3 la لَا -
4 tekune olmaz تَكُونَ كون
5 fitnetun bir fitne فِتْنَةٌ فتن
6 ve yekune ve olur وَيَكُونَ كون
7 d-dinu din الدِّينُ دين
8 lillahi Allah'ın لِلَّهِ -
9 feini öyle ki eğer فَإِنِ -
10 ntehev geri dururlarsa/son verirlerse انْتَهَوْا نهي
11 fela öyle ki olmaz فَلَا -
12 udvane düşmanlık عُدْوَانَ عدو
13 illa dışındadır إِلَّا -
14 ala üzerine عَلَى -
15 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Zalimlere karşı her daim düşmanlık yapılır.

Ayet 194

201|2|194|ٱلشَّهْرُ ٱلْحَرَامُ بِٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْحُرُمَٰتُ قِصَاصٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱعْتَدُوا۟ عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ
201|2|194|الشهر الحرام بالشهر الحرام والحرمت قصاص فمن اعتدي عليكم فاعتدوا عليه بمثل ما اعتدي عليكم واتقوا الله واعلموا ان الله مع المتقين
194. Eş şehrul harâmu biş şehril harâmi vel hurumâtu kısâs(kısâsun), fe meni’tedâ aleykum fa’tedû aleyhi bi misli ma’tedâ aleykum, vettekûllâhe va’lemû ennellâhe meal muttekîn(muttekîne).
Haram ay34 haram ayladır34; ve hürmetler kısaslıdır/karşılıklıdır335; öyle ki, kim sınırı aştı sizlere; öyle ki sınırı aşın ona; sınırı aştığı misliyle870 sizlere; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki Allah beraberdir takva21 sahipleriyle.
Ahmed Samira: 194 The month, the forbidden/respected/sacred, with the month, the forbidden/respected/sacred, and the God’s ordered prohibitions (are) equal revenge , so who transgressed/violated on you, so transgress/violate (revenge) on him with similar/equal (to) what he transgressed on you, and fear and obey God and know that God (is) with the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eş-şehru ay الشَّهْرُ شهر
2 l-haramu haram الْحَرَامُ حرم
3 biş-şehri ayladır بِالشَّهْرِ شهر
4 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
5 velhurumatu ve hürmetler وَالْحُرُمَاتُ حرم
6 kisasun kısaslıdır قِصَاصٌ قصص
7 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
8 a'teda sınırı aştı sizlere اعْتَدَىٰ عدو
9 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
10 fea'tedu öyle ki sınırı aşın فَاعْتَدُوا عدو
11 aleyhi ona عَلَيْهِ -
12 bimisli misliyle بِمِثْلِ مثل
13 ma مَا -
14 a'teda sınırı aştığı اعْتَدَىٰ عدو
15 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
16 vetteku takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
17 llahe Allah'a اللَّهَ -
18 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
19 enne ki أَنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 mea beraberdir مَعَ -
22 l-muttekine muttakilerle الْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 195

202|2|195|وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
202|2|195|وانفقوا في سبيل الله ولا تلقوا بايديكم الي التهلكه واحسنوا ان الله يحب المحسنين
195. Ve enfikû fî sebîlillâhi ve lâ tulkû bi eydîkum ilet tehluketi, ve ahsinû, innallâhe yuhıbbul muhsinîn(muhsinîne).
Ve infak6 edin Allah yolunda336; ve atmayın (kendinizi) ellerinizle tehlikeye doğru*; ve iyilik/güzellik yapın**; doğrusu Allah sever iyilik/güzellik yapanları.
Ahmed Samira: 195 And spend in God’s way/sake and do not throw with your hands to the destruction , and do good, that God loves/likes the good doers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enfiku ve infak edin وَأَنْفِقُوا نفق
2 fi فِي -
3 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 ve la ve وَلَا -
6 tulku atmayın تُلْقُوا لقي
7 bieydikum ellerinizle بِأَيْدِيكُمْ يدي
8 ila doğru إِلَى -
9 t-tehluketi tehlikeye التَّهْلُكَةِ هلك
10 ve ehsinu ve iyilik/güzellik yapın وَأَحْسِنُوا حسن
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 llahe Allah اللَّهَ -
13 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
14 l-muhsinine iyilik/güzellik yapanları الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Göre göre tehlikeye doğru ilerlemek tek tanrıcı inancına uygun değildir. Tek tanrıcılar tehlikelere karşı tedbirli olur.**Tek tanrıcılar iyilik/güzellik yapar. Bulundukları her yerde ve zamanda iyiliği ve güzelliği hakim kılarlar. Yüce Allah'ın da kendilerini sevdiğini tüm kalpleriyle hissederler. İyilik/güzellik yapanlara Yüce Allah iyilikle/güzellikle cevap verir; karşılık verir.

Ayet 196

203|2|196|وَأَتِمُّوا۟ ٱلْحَجَّ وَٱلْعُمْرَةَ لِلَّهِ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ وَلَا تَحْلِقُوا۟ رُءُوسَكُمْ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْهَدْىُ مَحِلَّهُۥ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ بِهِۦٓ أَذًى مِّن رَّأْسِهِۦ فَفِدْيَةٌ مِّن صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَمَن تَمَتَّعَ بِٱلْعُمْرَةِ إِلَى ٱلْحَجِّ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍ فِى ٱلْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌ ذَٰلِكَ لِمَن لَّمْ يَكُنْ أَهْلُهُۥ حَاضِرِى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
203|2|196|واتموا الحج والعمره لله فان احصرتم فما استيسر من الهدي ولا تحلقوا روسكم حتي يبلغ الهدي محله فمن كان منكم مريضا او به اذي من راسه ففديه من صيام او صدقه او نسك فاذا امنتم فمن تمتع بالعمره الي الحج فما استيسر من الهدي فمن لم يجد فصيام ثلثه ايام في الحج وسبعه اذا رجعتم تلك عشره كامله ذلك لمن لم يكن اهله حاضري المسجد الحرام واتقوا الله واعلموا ان الله شديد العقاب
196. Ve etimmûl hacce vel umrete lillâh(lillâhi), fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedyi ve lâ tahlikû ruûsekum hattâ yeblugal hedyu mahilleh(mahillehu), fe men kâne minkum marîdan ev bihî ezen min ra’sihî fe fidyetun min sıyâmin ev sadakatin ev nusuk(nusukin) fe izâ emintum, fe men temettea bil umreti ilel haccı fe mesteysera minel hedyi, fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâmin fîl haccı ve seb’atin izâ reca’tum tilke aşaratun kâmileh(kâmiletun), zâlike li men lem yekun ehluhu hâdırıl mescidil harâm(harâmi), vettekûllâhe va’lemû ennellâhe şedîdul ikâb(ikâbi).
Ve tamamlayın haccı327 ve umreyi337 Allah için; öyle ki eğer kısıtlanırsanız o durumda kolayınıza gelenidir* hediyeden338; tıraş etmeyin başlarınızı339; ta ki ulaşır hediye338 kendi mahalline/yerine; öyle ki kim oldu sizlerden bir hasta ya da (oldu) onda (kimsede) başından bir rahatsızlık341; öyle ki (vardır) bir fidye siyamdan/oruçtan322 ya da sadakadan342** ya da nusuktan169; öyle ki emin olduğunuz zaman öyle ki kim metalandı/faydalandı umreyle doğru/kadar hacca; öyle ki (vardır) kolayına geldiği* hediyeden338; öyle ki kim asla bulamaz (hediye)340 öyle ki (vardır) bir siyam/oruç üç gün hacta; ve (vardır) yedi döndüğünüz zaman; işte şu (ki) ondur tamamı340; işte bu***; kimseleredir (ki) asla olmaz ahalisi onun hazır (da) haram mescitte; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin; doğrusu Allah şiddetlidir akabinde.
Ahmed Samira: 196 And complete the pilgrimage and the visiting of God’s House in other than the four forbidden sacred months to God, so if you were restricted/surrounded , so what became easy/possible , from the offerings , and do not shave your heads until the offering reaches its place/destination, so who was from you sick/diseased, or with him mild harm from his head so a ransom/redemption from fasting , or charity, or rituals or methods of worship/offerings , so if you became safe/secure, so who enjoyed with the visiting of God’s House in other than the four forbidden/sacred months, to the pilgrimage, so what became easy/possible from the offering, so who does not find, so fasting three days in the pilgrimage, and seven(days) if you returned, that is ten complete (days), that (is) to whom his family was not present/attending, (at) the Mosque the Forbidden/Sacred, and fear and obey God, and know that God (is) strong (severe in) the punishment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve etimmu ve tamamlayın وَأَتِمُّوا تمم
2 l-hacce haccı الْحَجَّ حجج
3 vel'umrate ve umreyi وَالْعُمْرَةَ عمر
4 lillahi Allah için لِلَّهِ -
5 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
6 uhsirtum kısıtlanırsanız أُحْصِرْتُمْ حصر
7 fema öyle ki فَمَا -
8 steysera kolayınıza gelenidir اسْتَيْسَرَ يسر
9 mine مِنَ -
10 l-hedyi hediyeden الْهَدْيِ هدي
11 ve la وَلَا -
12 tehliku tıraş etmeyin تَحْلِقُوا حلق
13 ru'usekum başlarınızı رُءُوسَكُمْ راس
14 hatta ta ki حَتَّىٰ -
15 yebluga ulaşırsınız يَبْلُغَ بلغ
16 l-hedyu hediye الْهَدْيُ هدي
17 mehillehu mahalline/yerine onun (hediyenin) مَحِلَّهُ حلل
18 femen öyle ki kim فَمَنْ -
19 kane oldu كَانَ كون
20 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
21 meridan bir hasta مَرِيضًا مرض
22 ev ya da أَوْ -
23 bihi onda بِهِ -
24 ezen bir eziyet/rahatsızlık/hasar/ağrı أَذًى اذي
25 min مِنْ -
26 ra'sihi başından onun رَأْسِهِ راس
27 fefidyetun öyle ki bir fidye فَفِدْيَةٌ فدي
28 min مِنْ -
29 siyamin siyamdan/oruçtan صِيَامٍ صوم
30 ev veya أَوْ -
31 sadekatin sadakadadan صَدَقَةٍ صدق
32 ev ya da أَوْ -
33 nusukin nusuktan نُسُكٍ نسك
34 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
35 emintum emin oldunuz أَمِنْتُمْ امن
36 femen öyle ki kim فَمَنْ -
37 temettea metalanır/faydalanır تَمَتَّعَ متع
38 bil-umrati umreyle بِالْعُمْرَةِ عمر
39 ila doğru إِلَى -
40 l-hacci hacca الْحَجِّ حجج
41 fema öyle ki فَمَا -
42 steysera kolayına gelenidir اسْتَيْسَرَ يسر
43 mine مِنَ -
44 l-hedyi hediyeden الْهَدْيِ هدي
45 femen öyle ki kim فَمَنْ -
46 lem asla لَمْ -
47 yecid bulamaz يَجِدْ وجد
48 fesiyamu öyle ki siyam/oruç tutar فَصِيَامُ صوم
49 selaseti üç ثَلَاثَةِ ثلث
50 eyyamin gün أَيَّامٍ يوم
51 fi فِي -
52 l-hacci hacta الْحَجِّ حجج
53 ve seb'atin ve yedidir وَسَبْعَةٍ سبع
54 iza zaman إِذَا -
55 racea'tum döndüğünüz رَجَعْتُمْ رجع
56 tilke işte şu تِلْكَ -
57 aşeratun ondur عَشَرَةٌ عشر
58 kamiletun tamamı كَامِلَةٌ كمل
59 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
60 limen kimseleredir لِمَنْ -
61 lem asla لَمْ -
62 yekun olmaz يَكُنْ كون
63 ehluhu ahalisi onun أَهْلُهُ اهل
64 hadiri hazır حَاضِرِي حضر
65 l-mescidi mescitte الْمَسْجِدِ سجد
66 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
67 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
68 llahe Allah'tan اللَّهَ -
69 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
70 enne doğrusu أَنَّ -
71 llahe Allah اللَّهَ -
72 şedidu şiddetlidir شَدِيدُ شدد
73 l-ikabi akabinde/arkasında الْعِقَابِ عقب

Notlar

Not 1: *Gücünüzün yettiğidir.**Tip 3 sadaka.***Ayette işaret edilenler haram mescitte oturmayan, kendisinin bakımını sağlayacak olan hazırda akrabaları veya tanıdıkları olmayan kimseler içindir.

Ayet 197

204|2|197|ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَٰتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُونِ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ
204|2|197|الحج اشهر معلومت فمن فرض فيهن الحج فلا رفث ولا فسوق ولا جدال في الحج وما تفعلوا من خير يعلمه الله وتزودوا فان خير الزاد التقوي واتقون ياولي الالبب
197. El haccu eşhurun ma’lûmât(ma’lûmâtun), fe men farada fîhinnel hacca fe lâ refese ve lâ fusûka ve lâ cidâle fîl hacc(haccı), ve mâ tef’alû min hayrın ya’lemhullâh(ya’lemhullâhu), ve tezevvedû fe inne hayraz zâdit takvâ, vettekûni yâ ulîl elbâb(elbâbi).
Hac327 malum343 aylardır*; öyle ki kim farz497 kıldı onlarda (aylarda) haccı327; öyle ki yoktur cinsellik içeren davranışlar; ve yoktur fasıklık38; ve yoktur dalaşma hacta; ve yaptığınızı hayırdan/iyilikten bilir onu Allah; ve ikbal/tedarik/erzak edinin**; öyle ki doğrusu hayırlısı ikbalin/tedarikin/erzakın takvadır21; ve takvalı21 olun bana ey elbab/mantık sahipleri!
Ahmed Samira: 197 The pilgrimage (are in) known months, so who made the pilgrimage a the duty/specified on himself in them (the four known months), so no obscenity/indecency (intercourse) , and no debauchery , and no arguing/disputing in the pilgrimage, and what you make/do from goodness/generosity , God knows (of) it, and be provided (prepared), so that (the) provision’s best (is) the fear and obedience, and fear and obey Me, you (owners) of the pure minds/hearts .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-haccu Hac الْحَجُّ حجج
2 eşhurun aylardır أَشْهُرٌ شهر
3 mea'lumatun malum مَعْلُومَاتٌ علم
4 femen öyle ki kim فَمَنْ -
5 ferade farz kıldı فَرَضَ فرض
6 fihinne onlarda فِيهِنَّ -
7 l-hacce haccı الْحَجَّ حجج
8 fela öyle ki yoktur فَلَا -
9 rafese cinsellik içeren davranışlar رَفَثَ رفث
10 ve la ve yoktur وَلَا -
11 fusuka fasıklık فُسُوقَ فسق
12 ve la ve yoktur وَلَا -
13 cidale dalaşma جِدَالَ جدل
14 fi فِي -
15 l-hacci hacda الْحَجِّ حجج
16 ve ma ve وَمَا -
17 tef'alu yaptığınızı تَفْعَلُوا فعل
18 min مِنْ -
19 hayrin hayırdan/iyilikten خَيْرٍ خير
20 yea'lemhu bilir onu يَعْلَمْهُ علم
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 ve tezevve du ve ikbal/tedarik/erzak edinin وَتَزَوَّدُوا زود
23 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
24 hayra hayırlısı خَيْرَ خير
25 z-zadi ikbalin/tedariğin/erzağın الزَّادِ زود
26 t-tekva takvadır التَّقْوَىٰ وقي
27 vettekuni ve takvalı olun bana وَاتَّقُونِ وقي
28 ya uli ey sahipleri يَا أُولِي اول
29 l-elbabi elbab/mantık الْأَلْبَابِ لبب

Notlar

Not 1: *Arapça gramer gereği çoğul 3 ve üzerinde başlar. **Aylar boyunca sürecek olan hac için gerekli erzak hazır edilmelidir.

Ayet 198

205|2|198|لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُوا۟ فَضْلًا مِّن رَّبِّكُمْ فَإِذَآ أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَٰتٍ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ عِندَ ٱلْمَشْعَرِ ٱلْحَرَامِ وَٱذْكُرُوهُ كَمَا هَدَىٰكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلضَّآلِّينَ
205|2|198|ليس عليكم جناح ان تبتغوا فضلا من ربكم فاذا افضتم من عرفت فاذكروا الله عند المشعر الحرام واذكروه كما هديكم وان كنتم من قبله لمن الضالين
198. Leyse aleykum cunâhun en tebtegû fadlan min rabbikum fe izâ efadtum min arafâtin fezkurûllâhe indel meş’aril harâm(harâmi), vezkurûhu kemâ hedâkum, ve in kuntum min kablihî le mined dâllîn(dâllîne).
Yoktur üzerinize bir günah ki aranırsınız/bakınırsınız bir fazilet/üstünlük Rabbinizden4; öyle ki taşıp aktığınız* zaman arafattan345; öyle ki zikredin Allah'ı haram meş'ar344 yanında; ve zikredin O’nu (Allah'ı) doğru yola kılavuzladığı gibi sizleri; ve eğer olmuşsanız öncesinde onun mutlak dalalet128 içinde olanlardan.
Ahmed Samira: 198 No offense/guilt/sin (is) on you that you desire grace/favour from your Lord, so if you flowed/spread from Arafat (a mountain), so mention/remember God at the Forbidden/Sacred Place of Worship , and mention/remember Him as He guided you, and that truly you were from before Him from (E) the misguided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse yoktur لَيْسَ ليس
2 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
3 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
4 en ki أَنْ -
5 tebtegu ararsınız/bakınırsınız تَبْتَغُوا بغي
6 fedlen bir fazl/üstünlük فَضْلًا فضل
7 min مِنْ -
8 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
9 fe iza öyle ki zaman فَإِذَا -
10 efedtum taşıp aktığınız أَفَضْتُمْ فيض
11 min مِنْ -
12 arafatin arafattan عَرَفَاتٍ -
13 fezkuru öyle ki zikredin فَاذْكُرُوا ذكر
14 llahe Allah'ı اللَّهَ -
15 inde yanında عِنْدَ عند
16 l-meş'ari Meş'ar-i الْمَشْعَرِ شعر
17 l-harami Haram الْحَرَامِ حرم
18 vezkuruhu ve zikredin O’nu وَاذْكُرُوهُ ذكر
19 kema gibi كَمَا -
20 hedakum doğru yola kılavuzladığı gibi sizleri هَدَاكُمْ هدي
21 vein ve eğer وَإِنْ -
22 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
23 min مِنْ -
24 kablihi öncesinde onun قَبْلِهِ قبل
25 lemine mutlak لَمِنَ -
26 d-dalline dalalet içinde olanlardan الضَّالِّينَ ضلل

Notlar

Not 1: *Çok sayıda insanın bir yerden bir yere doğru birlikte akın ettiğini anlarız.

Ayet 199

206|2|199|ثُمَّ أَفِيضُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ ٱلنَّاسُ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
206|2|199|ثم افيضوا من حيث افاض الناس واستغفروا الله ان الله غفور رحيم
199. Summe efîdû min haysu efâdan nâsu vestagfirûllâh(vestagfirûllâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Sonra taşıp akın taşıp aktığı yerden insanların; ve istiğfar346 edin Allah'a; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 199 Then flow/spread from where/when the people flowed/spread , and ask for God’s forgiveness, that God (is) forgiving, most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 efidu taşıp akın أَفِيضُوا فيض
3 min مِنْ -
4 haysu yerden حَيْثُ حيث
5 efade taşıp aktığı أَفَاضَ فيض
6 n-nasu insanların النَّاسُ نوس
7 vestegfiru ve istiğfar edin وَاسْتَغْفِرُوا غفر
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
12 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 200

207|2|200|فَإِذَا قَضَيْتُم مَّنَٰسِكَكُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ
207|2|200|فاذا قضيتم منسككم فاذكروا الله كذكركم اباكم او اشد ذكرا فمن الناس من يقول ربنا اتنا في الدنيا وما له في الاخره من خلق
200. Fe izâ kadaytum menâsikekum fezkurûllâhe ke zikrikum âbâekum ev eşedde zikrâ(zikren), fe minen nâsi men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ ve mâ lehu fîl ahirati min halâk(halâkın).
Öyle ki tamamladığınız zaman nusuklarınızı169; öyle ki zikredin/anın Allah'ı zikretmeniz/anmanız gibi atalarınızı; ya da daha şiddetli bir zikir/anma; öyle ki insanlardan kimi der: "Rabbimiz!4 Ver bizlere dünyada”; ve yoktur ona ahirette hiçbir nasip/pay.
Ahmed Samira: 200 So if you accomplished/carried out your rituals or methods worship , so mention/remember God as you mention/remember your fathers or stronger remembrance, so from the people who say: "Our Lord, give us in the present world." And for him (there is) no share of blessing/fortune in the end (other life).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
2 kadeytum bitirdiğiniz قَضَيْتُمْ قضي
3 menasikekum nusuklarınızı مَنَاسِكَكُمْ نسك
4 fezkuru öyle ki zikredin/anın فَاذْكُرُوا ذكر
5 llahe Allah'ı اللَّهَ -
6 kezikrikum zikretmeniz/andımanız gibi كَذِكْرِكُمْ ذكر
7 aba'ekum atalarınızı ابَاءَكُمْ ابو
8 ev ya da أَوْ -
9 eşedde en şiddetli أَشَدَّ شدد
10 zikran bir zikir/anma ذِكْرًا ذكر
11 fe mine öyle ki فَمِنَ -
12 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
13 men kim مَنْ -
14 yekulu der يَقُولُ قول
15 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
16 atina ver bizlere اتِنَا اتي
17 fi فِي -
18 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
19 ve ma ve yoktur وَمَا -
20 lehu ona لَهُ -
21 fi فِي -
22 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
23 min hiçbir مِنْ -
24 halakin nasib/pay خَلَاقٍ خلق

Ayet 201

208|2|201|وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
208|2|201|ومنهم من يقول ربنا اتنا في الدنيا حسنه وفي الاخره حسنه وقنا عذاب النار
201. Ve minhum men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ haseneten ve fîl âhirati haseneten ve kınâ azâben nâr(nâri).
Ve onlardan kimi der: "Rabbimiz!4 Ver bizlere dünyada bir güzellik/iyilik; ahirette (de) bir güzellik/iyilik; ve sakınmış kıl bizleri ateş azabına.
Ahmed Samira: 201 And from them who say: "Our Lord, give us in the present world a goodness , and in the end (other life) a goodness , and protect us/make us avoid the fire’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
2 men kimi مَنْ -
3 yekulu der يَقُولُ قول
4 rabbena Rabbimiz’ رَبَّنَا ربب
5 atina ver bizlere اتِنَا اتي
6 fi فِي -
7 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
8 haseneten bir güzellik/iyilik حَسَنَةً حسن
9 ve fi وَفِي -
10 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
11 haseneten bir güzellik/iyilik حَسَنَةً حسن
12 ve kina ve sakınmış kıl bizleri وَقِنَا وقي
13 azabe azabına عَذَابَ عذب
14 n-nari ateş النَّارِ نور

Ayet 202

209|2|202|أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
209|2|202|اوليك لهم نصيب مما كسبوا والله سريع الحساب
202. Ulâike lehum nasîbun mimmâ kesebû vallâhu serîul hısâb(hısâbi).
İşte bunlar; onlaradır bir nasip/pay kazandıklarından; ve Allah seridir/çabuktur hesapta*.
Ahmed Samira: 202 Those, for them (is) a share/fortune from what they gathered/acquired, and God (is) quick/speedy (in) the counting/calculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 lehum onlaradır لَهُمْ -
3 nesibun bir nasip/pay نَصِيبٌ نصب
4 mimma مِمَّا -
5 kesebu kazandıklarından كَسَبُوا كسب
6 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
7 seriu seridir سَرِيعُ سرع
8 l-hisabi hesapta الْحِسَابِ حسب

Notlar

Not 1: *Hesap görme, hesaplaşma.

Ayet 203

210|2|203|وَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ فِىٓ أَيَّامٍ مَّعْدُودَٰتٍ فَمَن تَعَجَّلَ فِى يَوْمَيْنِ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَن تَأَخَّرَ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ لِمَنِ ٱتَّقَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
210|2|203|واذكروا الله في ايام معدودت فمن تعجل في يومين فلا اثم عليه ومن تاخر فلا اثم عليه لمن اتقي واتقوا الله واعلموا انكم اليه تحشرون
203. Vezkurûllâhe fî eyyâmin ma’dûdât(ma’dûdâtin), fe men teaccele fî yevmeyni fe lâ isme aleyh(aleyhi), ve men teahhara fe lâ isme aleyhi, li menittekâ vettekûllâhe va’lemû ennekum ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Ve zikredin/hatırlayın78 Allah'ı sayılı/adetli* günlerde; öyle ki kim acele etti iki gündedir; öyle ki yoktur günah onun üzerine; ve kim tehir etti/geriye bıraktı; öyle ki yoktur günah ona (da); takvalı21 olmuş kimse için; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki sizler O'na (Allah'a) haşredilirsiniz556.
Ahmed Samira: 203 And mention/remember God in counted/numbered days/times, so who hurried in two days, so no sin/crime on him, and who delayed , so no sin/crime on him, for who feared and obeyed God, and fear and obey God and know that you are to Him are being gathered.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vezkuru ve zikredin/hatırlayın وَاذْكُرُوا ذكر
2 llahe Allah'ı اللَّهَ -
3 fi فِي -
4 eyyamin günlerde أَيَّامٍ يوم
5 mea'dudatin sayılı/adetli مَعْدُودَاتٍ عدد
6 femen öyle ki kim فَمَنْ -
7 teaccele acele etti تَعَجَّلَ عجل
8 fi فِي -
9 yevmeyni iki günde يَوْمَيْنِ يوم
10 fela öyle ki yoktur فَلَا -
11 isme günah إِثْمَ اثم
12 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
13 ve men ve kim وَمَنْ -
14 teehhara tehir etti/geriye bıraktı تَأَخَّرَ اخر
15 fela öyle ki yoktur فَلَا -
16 isme günah إِثْمَ اثم
17 aleyhi ona عَلَيْهِ -
18 limeni kimse için لِمَنِ -
19 tteka takvalı olmuş اتَّقَىٰ وقي
20 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
21 llahe Allah'a اللَّهَ -
22 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
23 ennekum ki sizler أَنَّكُمْ -
24 ileyhi O'na إِلَيْهِ -
25 tuhşerune haşredilirsiniz تُحْشَرُونَ حشر

Notlar

Not 1: *En az 3 gün. Sayısı/adeti belirlenmiş.

Ayet 204

211|2|204|وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُعْجِبُكَ قَوْلُهُۥ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيُشْهِدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا فِى قَلْبِهِۦ وَهُوَ أَلَدُّ ٱلْخِصَامِ
211|2|204|ومن الناس من يعجبك قوله في الحيوه الدنيا ويشهد الله علي ما في قلبه وهو الد الخصام
204. Ve minen nâsi men yu’cibuke kavluhu fîl hayâtid dunyâ ve yuşhidullâhe alâ mâ fî kalbihî, ve huve eleddul hısâm(hısâmi).
Ve insanlardan kiminin349 söylemi acayip (etkiler) seni dünya hayatında; ve tanık/şahit eder Allah'ı kalbindekine karşı; ve o en gaddar* hasımdır**.
Ahmed Samira: 204 And from the people, whom his saying pleases/marvels you in the life the present/the worldly life, and he makes God (a) witness on what is in his heart/mind , and he is (the) harshest/most violent disputer (in) the dispute/controversy .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mine ve وَمِنَ -
2 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
3 men kimi مَنْ -
4 yua'cibuke acayip (etkiler) seni يُعْجِبُكَ عجب
5 kavluhu söylemi onun قَوْلُهُ قول
6 fi فِي -
7 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
8 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
9 ve yuşhidu ve tanık/şahit eder وَيُشْهِدُ شهد
10 llahe Allah'ı اللَّهَ -
11 ala karşı عَلَىٰ -
12 ma مَا -
13 fi فِي -
14 kalbihi kalbindekine قَلْبِهِ قلب
15 ve huve ve o وَهُوَ -
16 eleddu en gaddar أَلَدُّ لدد
17 l-hisami hasımdır الْخِصَامِ خصم

Notlar

Not 1: *En acımasız, en azılı.**Düşman.

Ayet 205

212|2|205|وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ ٱلْحَرْثَ وَٱلنَّسْلَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْفَسَادَ
212|2|205|واذا تولي سعي في الارض ليفسد فيها ويهلك الحرث والنسل والله لا يحب الفساد
205. Ve izâ tevellâ seâ fîl ardı li yufside fîhâ ve yuhlikel harse ven nesl(nesle), vallâhu lâ yuhıbbul fesâd(fesâda).
Ve döndüğü zaman başı çeker/çabalar yerde/yeryüzünde; fesat çıkarmak265 için orada (yerde); ve helak348 eder ekini ve nesli349; ve Allah sevmez fesadı265.
Ahmed Samira: 205 And if he turned away he strived/hastened in the earth/Planet Earth to corrupt/disorder in it, and destroys the agricultural land/plants and the off spring/descendants , and God does not love/like the corruption .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 tevella döndüğü تَوَلَّىٰ ولي
3 seaa başı çeker/çabalar سَعَىٰ سعي
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
6 liyufside fesat çıkarmak için لِيُفْسِدَ فسد
7 fiha orada (yerde) فِيهَا -
8 ve yuhlike ve helak eder وَيُهْلِكَ هلك
9 l-harse ekini الْحَرْثَ حرث
10 ve nnesle ve nesli وَالنَّسْلَ نسل
11 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
12 la لَا -
13 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
14 l-fesade fesadı الْفَسَادَ فسد

Ayet 206

213|2|206|وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتْهُ ٱلْعِزَّةُ بِٱلْإِثْمِ فَحَسْبُهُۥ جَهَنَّمُ وَلَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ
213|2|206|واذا قيل له اتق الله اخذته العزه بالاثم فحسبه جهنم ولبيس المهاد
206. Ve izâ kîle lehuttekıllâhe ehazethul izzetu bil ismi fe hasbuhu cehennem(cehennemu), ve le bi’sel mihâd(mihâdu).
Ve dendiği zaman ona takvalı21 ol Allah'a'; alır onu izzeti614 günaha; öyle ki yeterlidir ona cehennem; ve mutlak ki perişan (bir) yataktır/dinlenme yeridir.
Ahmed Samira: 206 And if (it) was said to him: "Fear and obey God." The glory/might took him with the sin/crime, so (it is) enough for him Hell and how bad (E), (are) the beds .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 kile dendiği قِيلَ قول
3 lehu ona لَهُ -
4 tteki takvalı ol اتَّقِ وقي
5 llahe Allah'a اللَّهَ -
6 ehazethu alır onu أَخَذَتْهُ اخذ
7 l-izzetu izzeti/ululuğu الْعِزَّةُ عزز
8 bil-ismi günaha بِالْإِثْمِ اثم
9 fehasbuhu öyle ki yeterlidir ona فَحَسْبُهُ حسب
10 cehennemu cehennem جَهَنَّمُ -
11 velebi'se ve mutlak perişan وَلَبِئْسَ باس
12 l-mihadu yataktır/dinlenme yeridir الْمِهَادُ مهد

Ayet 207

214|2|207|وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ
214|2|207|ومن الناس من يشري نفسه ابتغا مرضات الله والله روف بالعباد
207. Ve minen nâsi men yeşrî nefsehubtigâe mardâtillâh(mardâtillâhi), vallâhu raûfun bil ıbâd(ıbâdi).
Ve insanlardan kimi satar kendi nefsini201; Allah'ın rızasını aramaya; ve Allah Raûf’tur15 kullarına.
Ahmed Samira: 207 And from the people who buys/volunteers himself, desiring God’s acceptance/satisfaction , and God (is) merciful/compassionate with the worshippers/slaves.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mine ve وَمِنَ -
2 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
3 men kimi مَنْ -
4 yeşri satar يَشْرِي شري
5 nefsehu kendi nefsini نَفْسَهُ نفس
6 btiga'e aramaya ابْتِغَاءَ بغي
7 merdati rızasını مَرْضَاتِ رضو
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
10 ra'ufun Raûf’tur رَءُوفٌ راف
11 bil-ibadi kullarına بِالْعِبَادِ عبد

Ayet 208

215|2|208|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱدْخُلُوا۟ فِى ٱلسِّلْمِ كَآفَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
215|2|208|يايها الذين امنوا ادخلوا في السلم كافه ولا تتبعوا خطوت الشيطن انه لكم عدو مبين
208. Yâ eyyuhellezîne âmenûdhulû fîs silmi kâffeh(kâffeten), ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Girin İslam’a218; istisnasız olarak tümden; ve tabi olmayın şeytânın29* adımlarına; doğrusu o (şeytan) sizlere apaçık bir düşmandır.
Ahmed Samira: 208 You, you those who believed,, enter in the safety/security all, and do not follow the devil’s foot-steps, that he is for you a clear/evident enemy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
5 fi فِي -
6 s-silmi İslam’a السِّلْمِ سلم
7 kaffeten istisnasız tümden كَافَّةً كفف
8 ve la ve وَلَا -
9 tettebiu tabi olmayın تَتَّبِعُوا تبع
10 hutuvati adımlarına خُطُوَاتِ خطو
11 ş-şeytani şeytanın الشَّيْطَانِ شطن
12 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
13 lekum sizlere لَكُمْ -
14 aduvvun bir düşmandır عَدُوٌّ عدو
15 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *İblîs.

Ayet 209

216|2|209|فَإِن زَلَلْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْكُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
216|2|209|فان زللتم من بعد ما جاتكم البينت فاعلموا ان الله عزيز حكيم
209. Fe in zeleltum min ba’di mâ câetkumul beyyinâtu fa’lemû ennallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Öyle ki eğer kaydıysanız* sizlere gelen beyanatlardan226** sonra; öyle ki bilin ki Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 209 So if you slipped/fell/sinned from after the evidences came to you, so know that God (is) glorious/mighty ,wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 zeleltum kaydıysanız زَلَلْتُمْ زلل
3 min مِنْ -
4 bea'di sonra بَعْدِ بعد
5 ma مَا -
6 ca'etkumu gelenden sizlere جَاءَتْكُمُ جيا
7 l-beyyinatu beyanatlar الْبَيِّنَاتُ بين
8 fea'lemu öyle ki bilin فَاعْلَمُوا علم
9 enne ki أَنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 azizun Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
12 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Hataya düşmek.**Kutsal kitaplar.

Ayet 210

217|2|210|هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن يَأْتِيَهُمُ ٱللَّهُ فِى ظُلَلٍ مِّنَ ٱلْغَمَامِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
217|2|210|هل ينظرون الا ان ياتيهم الله في ظلل من الغمام والمليكه وقضي الامر والي الله ترجع الامور
210. Hel yenzurûne illâ en ye’tiyehumullâhu fî zulelin minel gamâmi vel melâiketu ve kudiyel emr(emru), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).
Allah'ın ve meleklerin buluttan gölgeler içinde onlara gelmesi dışındakine mi bakarlar?; ve (oysa) tamamlandı* emir351; ve Allah'a döndürülür** emirler351.
Ahmed Samira: 210 Do they look except that God comes to them in shades from (of) the clouds, and the angels? And the matter/affair was ended/executed , and to God the matters/affairs are returned.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hel هَلْ -
2 yenzurune bakarlar mı يَنْظُرُونَ نظر
3 illa dışında إِلَّا -
4 en ki أَنْ -
5 ye'tiyehumu gelir onlara يَأْتِيَهُمُ اتي
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 fi içinde فِي -
8 zulelin gölgeler ظُلَلٍ ظلل
9 mine مِنَ -
10 l-gamami buluttan الْغَمَامِ غمم
11 velmelaiketu ve melekler وَالْمَلَائِكَةُ ملك
12 ve kudiye ve bitirildi وَقُضِيَ قضي
13 l-emru emir الْأَمْرُ امر
14 ve ila ve وَإِلَى -
15 llahi Allah'a اللَّهِ -
16 turceu döndürülür تُرْجَعُ رجع
17 l-umuru emirler الْأُمُورُ امر

Notlar

Not 1: *Emirde asla değişme olmaz. **Emir bir üst boyuta yani hiperuzaya/arşa/Yüce Allah'ın indine yükselerek tekrar geri döner.

Ayet 211

218|2|211|سَلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ كَمْ ءَاتَيْنَٰهُم مِّنْ ءَايَةٍۭ بَيِّنَةٍ وَمَن يُبَدِّلْ نِعْمَةَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
218|2|211|سل بني اسريل كم اتينهم من ايه بينه ومن يبدل نعمه الله من بعد ما جاته فان الله شديد العقاب
211. Sel benî isrâîle kem âteynâhum min âyetin beyyineh(beyyinetin), ve men yubeddil ni’metallâhi min ba’di mâ câethu fe innallâhe şedîdul ikâb(ikâbi).
Sual et/sor İsrâîloğullarına197; nice verdik onlara beyanlı352 ayetten353; ve kimi (İsrâîloğullarından) değiştirdi* Allah'ın nimetini** ona gelenin sonrasında; öyle ki doğrusu Allah şiddetlidir akabinde***.
Ahmed Samira: 211 Ask/question Israel’s sons and daughters, how much/many We gave them from an evident sign/verse/evidence, and who exchanged/replaced/substituted God’s blessing from after it came to him, so God (is) strong (severe in) the punishment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 sel sual et/sor سَلْ سال
2 beni oğullarına بَنِي بني
3 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
4 kem nice كَمْ -
5 ateynahum verdik onlara اتَيْنَاهُمْ اتي
6 min مِنْ -
7 ayetin ayetten ايَةٍ ايي
8 beyyinetin beyanlı بَيِّنَةٍ بين
9 ve men ve kim وَمَنْ -
10 yubeddil değiştirdi يُبَدِّلْ بدل
11 nia'mete nimetini نِعْمَةَ نعم
12 llahi Allah'ın اللَّهِ -
13 min مِنْ -
14 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
15 ma مَا -
16 ca'ethu ona geldiğini جَاءَتْهُ جيا
17 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
18 llahe Allah اللَّهَ -
19 şedidu şiddetlidir شَدِيدُ شدد
20 l-ikabi akabinde الْعِقَابِ عقب

Notlar

Not 1: *Kutsal kitapların hükmünü resullere atılan yalan iftiralarla, tamamı zan olan söylentilerle değiştirdi. Tevrat'ın hükümlerini Talmud kitaplarıyla değiştirdi. Müslümanlar İsrâîloğullarının düştüğü hataya düşmemelidir. Kur'an'ın hükümlerini tamamı zan olan hadis kitaplarıyla değiştirmemelidir.**Kutsal kitabı. ***Sonrasında/ardında.

Ayet 212

219|2|212|زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ فَوْقَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
219|2|212|زين للذين كفروا الحيوه الدنيا ويسخرون من الذين امنوا والذين اتقوا فوقهم يوم القيمه والله يرزق من يشا بغير حساب
212. Zuyyine lillezîne keferûl hayâtud dunyâ ve yesharûne minellezîne âmenû, vellezînettekav fevkahum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), vallâhu yerzuku men yeşâu bi gayrihisâb(hisâbin).
Süslendi kâfirlik25 etmiş kimselere dünya hayatı; ve dudak bükerler (kâfirler) iman47 etmiş kimselerden ve takvalı21 olmuş kimselerden; (oysa) üstündedirler onların (kâfirlerin) kıyamet gününde148; ve Allah rızıklandırır dilediği kimseyi olmadan bir hesap.
Ahmed Samira: 212 The life the present/worldly life was decorated/beautified to those who disbelieved, and they humiliate/mock from (about) those who believed, and those who feared and obeyed (are) over them (in) the Resurrection Day, and God provides for whom He wills/wants without counting/calculation.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zuyyine ziynetlendi/süslendi زُيِّنَ زين
2 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
4 l-hayatu hayatı الْحَيَاةُ حيي
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 ve yesharune ve dudak bükerler وَيَسْخَرُونَ سخر
7 mine مِنَ -
8 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
9 amenu iman etmiş امَنُوا امن
10 vellezine ve kimselerden وَالَّذِينَ -
11 ttekav takvalı olmuş اتَّقَوْا وقي
12 fevkahum üstündedirler onların فَوْقَهُمْ فوق
13 yevme gününde يَوْمَ يوم
14 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
15 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
16 yerzuku rızıklandırır يَرْزُقُ رزق
17 men kimseyi مَنْ -
18 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
19 bigayri olmadan بِغَيْرِ غير
20 hisabin bir hesap حِسَابٍ حسب

Ayet 213

220|2|213|كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّةً وَٰحِدَةً فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّۦنَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ فِيمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَمَا ٱخْتَلَفَ فِيهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ أُوتُوهُ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ فَهَدَى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلْحَقِّ بِإِذْنِهِۦ وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
220|2|213|كان الناس امه وحده فبعث الله النبين مبشرين ومنذرين وانزل معهم الكتب بالحق ليحكم بين الناس فيما اختلفوا فيه وما اختلف فيه الا الذين اوتوه من بعد ما جاتهم البينت بغيا بينهم فهدي الله الذين امنوا لما اختلفوا فيه من الحق باذنه والله يهدي من يشا الي صرط مستقيم
213. Kânen nâsu ummeten vâhıdeten fe beasallâhun nebiyyîne mubeşşirîne ve munzirîne, ve enzele meahumul kitâbe bil hakkı li yahkume beynen nâsi fî mâhtelefû fîh(fîhi), ve mâhtelefe fîhi illellezîne ûtûhu min ba’di mâ câethumul beyyinâtu bagyen beynehum, fe hedâllâhullezîne âmenû li mâhtelefû fîhi minel hakkı bi iznih(iznihî), vallâhu yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
İnsanlar bir tek ümmet305 oldu; öyle ki gönderdi/görevlendirdi nebileri132 Allah; müjdeleyiciler (olarak) ve uyarıcılar (olarak); ve indirdi onlarla beraber kitabı* hakla/gerçekle; hükmetmek için insanlar arasında; kendisinde anlaşmazlığa düştüklerinde; ve anlaşmazlığa düşmüş değildir onda; ancak kimseler (ki) verildiler (kitap); kendilerine gelen beyanatlardan352 sonra; aralarındadır onların baskı/ihlal/yolsuzluk; öyle ki doğru yola kılavuzladı Allah iman47 etmiş kimseleri kendisinde anlaşmazlığa düştüklerinde; (ki) haktandır/gerçektendir; O'nun (Allah'ın) izniyle; ve Allah doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi; dosdoğru bir yola doğru.
Ahmed Samira: 213 The people were one nation , so God sent the prophets, announcing good news and warners/givers of notice , and He descended with them The Book , with the truth/correct to judge/rule between the people in what they differed/disputed in it, and no (one) differed/disputed in it except those who were given it from after what the evidences came to them, oppression/transgression/corruption between them, so God guided those who believed, for what they differed/disputed in it from the truth , with His permission , and God guides whom He wills/wants to a straight/direct road/way .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kane oldu كَانَ كون
2 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
3 ummeten ümmet أُمَّةً امم
4 vahideten bir tek وَاحِدَةً وحد
5 febease öyle ki gönderdi/görevlendirdi فَبَعَثَ بعث
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 nebiyyîne nebileri النَّبِيِّينَ نبا
8 mubeşşirine müjdeleyiciler (olarak) مُبَشِّرِينَ بشر
9 ve munzirine ve uyarıcılar (olarak) وَمُنْذِرِينَ نذر
10 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
11 meahumu onlarla beraber مَعَهُمُ -
12 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
13 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
14 liyehkume hükmetmek için لِيَحْكُمَ حكم
15 beyne arasında بَيْنَ بين
16 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
17 fima فِيمَا -
18 htelefu anlaşmazlığa düştüklerinde اخْتَلَفُوا خلف
19 fihi kendisinde فِيهِ -
20 ve ma ve değildir وَمَا -
21 htelefe anlaşmazlığa düşmüş اخْتَلَفَ خلف
22 fihi onda فِيهِ -
23 illa dışında إِلَّا -
24 ellezine kimseler الَّذِينَ -
25 utuhu verildiler (kitap) أُوتُوهُ اتي
26 min مِنْ -
27 bea'di sonrası بَعْدِ بعد
28 ma مَا -
29 ca'ethumu gelenden onlara جَاءَتْهُمُ جيا
30 l-beyyinatu beyanatlar الْبَيِّنَاتُ بين
31 begyen baskı/ihlal/yolsuzluk بَغْيًا بغي
32 beynehum aralarında onların بَيْنَهُمْ بين
33 fe heda öyle ki doğru yola kılavuzladı فَهَدَى هدي
34 llahu Allah اللَّهُ -
35 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
36 amenu iman etmiş امَنُوا امن
37 lima لِمَا -
38 htelefu anlaşmazlığa düştüklerinde اخْتَلَفُوا خلف
39 fihi kendisinde فِيهِ -
40 mine مِنَ -
41 l-hakki haktan/gerçekten الْحَقِّ حقق
42 biiznihi O’nu izniyle بِإِذْنِهِ اذن
43 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
44 yehdi doğru yola kılavuzlar يَهْدِي هدي
45 men kimseyi مَنْ -
46 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
47 ila doğru إِلَىٰ -
48 siratin bir yola صِرَاطٍ صرط
49 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitabı.

Ayet 214

221|2|214|أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُم مَّسَّتْهُمُ ٱلْبَأْسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا۟ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصْرُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ نَصْرَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ
221|2|214|ام حسبتم ان تدخلوا الجنه ولما ياتكم مثل الذين خلوا من قبلكم مستهم الباسا والضرا وزلزلوا حتي يقول الرسول والذين امنوا معه متي نصر الله الا ان نصر الله قريب
214. Em hasibtum en tedhulûl cennete ve lemmâ ye’tikum meselullezîne halev min kablikum messethumul be’sâu ved darrâu ve zulzilû hattâ yekûler resûlu vellezîne âmenû meahu metâ nasrullâh(nasrullâhi), e lâ inne nasrallâhi karîb(karîbun).
Ya da hesapladınız/düşündünüz ki girersiniz cennete; ve (sandınız ki) asla gelir değildir sizlere kimselerin misali/örneği/benzeri; geçtiler sizlerden önce; (oysa) dokundu onlara sıkıntı/ıstırap/biçarelik ve darlık; ve sarsıldılar; ta ki der ki resûl418 ve onunla (resûlle) birlikte iman47 etmiş kimseler: "Ne zamandır Allah'ın yardımı”; değil mi (ki) doğrusu Allah'ın yardımı yakındır?
Ahmed Samira: 214 Or (have) you thought/supposed that you enter the Paradise and (the) example of those who past/expired from before you (E) did not come to you, the misery/hardship and the calamity touched them, and they were shaken until the messenger and those who believed with him say: "When (is) God’s victory/aid?" Is it not (that) God’s victory/aid (is) near/close?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em yoksa أَمْ -
2 hasibtum hesapladınız/düşündünüz حَسِبْتُمْ حسب
3 en ki أَنْ -
4 tedhulu girersiniz تَدْخُلُوا دخل
5 l-cennete cennete الْجَنَّةَ جنن
6 velemma ve asla değildir وَلَمَّا -
7 ye'tikum gelir sizlere يَأْتِكُمْ اتي
8 meselu misali/örneği مَثَلُ مثل
9 ellezine kimseler الَّذِينَ -
10 halev geçtiler خَلَوْا خلو
11 min مِنْ -
12 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
13 messethumu dokundu onlara مَسَّتْهُمُ مسس
14 l-be'sa'u sıkıntı/ıstırap/biçarelik الْبَأْسَاءُ باس
15 ve dderra'u ve darlık وَالضَّرَّاءُ ضرر
16 ve zulzilu ve sarsıldılar وَزُلْزِلُوا زلزل
17 hatta ta ki حَتَّىٰ -
18 yekule der يَقُولَ قول
19 r-rasulu resul الرَّسُولُ رسل
20 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
21 amenu iman etmiş امَنُوا امن
22 meahu birlikte onunla (resulle) مَعَهُ -
23 meta ne zamandır مَتَىٰ -
24 nesru yardımı نَصْرُ نصر
25 llahi Allah'ın اللَّهِ -
26 ela değil mi أَلَا -
27 inne doğrusu إِنَّ -
28 nesra yardımı نَصْرَ نصر
29 llahi Allah'ın اللَّهِ -
30 karibun yakındır قَرِيبٌ قرب

Ayet 215

222|2|215|يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلْ مَآ أَنفَقْتُم مِّنْ خَيْرٍ فَلِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ
222|2|215|يسلونك ماذا ينفقون قل ما انفقتم من خير فللولدين والاقربين واليتمي والمسكين وابن السبيل وما تفعلوا من خير فان الله به عليم
215. Yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne), kul mâ enfaktum min hayrin fe lil vâlideyni vel akrabîne vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîl(sebîli), ve mâ tef’alû min hayrin fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
Sual ederler/sorarlar sana neyi infak6 ederler; de ki: "İnfak6 ettiğiniz hayırdan öyle ki ana-baba içindir; ve yakınlık sahipleri130; ve yetimler131; ve miskinler113; ve yolun oğlu354 (içindir); ve hayırdan yaptığınızı öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.
Ahmed Samira: 215 They ask/question you what (should) they spend, say: "What you spend from goodness/wealth , so to the parents, and the nearest/closest, and the orphans , and the poorest of poor/poor oppressed, and the traveler/stranded traveler, and what you make/do from goodness , so then God (is) with it knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeseluneke sual ederler/sorarla sana يَسْأَلُونَكَ سال
2 maza neyi مَاذَا -
3 yunfikune infak ederler يُنْفِقُونَ نفق
4 kul de ki قُلْ قول
5 ma مَا -
6 enfektum infak ettiğiniz أَنْفَقْتُمْ نفق
7 min مِنْ -
8 hayrin hayırdan خَيْرٍ خير
9 felilvalideyni öyle ki ana-baba içindir فَلِلْوَالِدَيْنِ ولد
10 vel'ekrabine ve yakınlık sahipleri وَالْأَقْرَبِينَ قرب
11 velyetama ve yetimler وَالْيَتَامَىٰ يتم
12 velmesakini ve miskinler وَالْمَسَاكِينِ سكن
13 vebni ve oğlu وَابْنِ بني
14 s-sebili yolun السَّبِيلِ سبل
15 ve ma ve وَمَا -
16 tef'alu yaptığınızı تَفْعَلُوا فعل
17 min مِنْ -
18 hayrin hayırdan خَيْرٍ خير
19 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 bihi onu بِهِ -
22 alimun bilendir عَلِيمٌ علم

Ayet 216

223|2|216|كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
223|2|216|كتب عليكم القتال وهو كره لكم وعسي ان تكرهوا شيا وهو خير لكم وعسي ان تحبوا شيا وهو شر لكم والله يعلم وانتم لا تعلمون
216. Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrehû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Yazıldı üzerinize katletme35; ve o (katletme) sevimsizdir sizlere; sevimsiz bulduğunuz bir şey belki de o bir hayırdır/iyidir sizlere; ve sevdiğiniz bir şey belki de o bir şerdir/kötüdür sizlere; ve Allah bilir; ve sizler bilmezsiniz.
Ahmed Samira: 216 It is written/ordered on you the fighting/killing, and it is hated to you and maybe/perhaps you hate a thing and it is best/good to you, and maybe/perhaps you like/love a thing and it is bad/evil to you, and God knows, and you do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
2 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
3 l-kitalu katletme الْقِتَالُ قتل
4 vehuve ve o وَهُوَ -
5 kurhun sevimsiz/antipatiktir كُرْهٌ كره
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 veasa ve belki de وَعَسَىٰ عسي
8 en أَنْ -
9 tekrahu sevimsiz/antipatik bulduğunuz تَكْرَهُوا كره
10 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
11 ve huve o وَهُوَ -
12 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
13 lekum sizlere لَكُمْ -
14 ve asa ve belki de وَعَسَىٰ عسي
15 en أَنْ -
16 tuhibbu sevdiğiniz تُحِبُّوا حبب
17 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
18 ve huve o وَهُوَ -
19 şerrun bir şerdir/kötürür شَرٌّ شرر
20 lekum sizlere لَكُمْ -
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
23 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
24 la لَا -
25 tea'lemune bilmezsiniz تَعْلَمُونَ علم

Ayet 217

224|2|217|يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَكُفْرٌۢ بِهِۦ وَٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِۦ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ ٱللَّهِ وَٱلْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ ٱلْقَتْلِ وَلَا يَزَالُونَ يُقَٰتِلُونَكُمْ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ ٱسْتَطَٰعُوا۟ وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
224|2|217|يسلونك عن الشهر الحرام قتال فيه قل قتال فيه كبير وصد عن سبيل الله وكفر به والمسجد الحرام واخراج اهله منه اكبر عند الله والفتنه اكبر من القتل ولا يزالون يقتلونكم حتي يردوكم عن دينكم ان استطعوا ومن يرتدد منكم عن دينه فيمت وهو كافر فاوليك حبطت اعملهم في الدنيا والاخره واوليك اصحب النار هم فيها خلدون
217. Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Sual ederler/sorarlar sana haram ay34 hakkında; katletmeyi35 onda (haram ayda); de ki: "Katletme35 onda bir büyüktür (günahtır); ve Allah'ın yolundan alıkoymak ve ona (haram aya) kâfirlik25 etmek (de); ve haram mescid (-e gelince), ve çıkarmak halkını (mescidin) ondan (mescitten) daha büyüktür (günahtır) Allah'ın katında/indinde; ve fitne (-ye gelince), daha büyüktür katletmekten; vazgeçmezler (onlar); katlederler sizleri döndürünceye kadar dininizden sizleri eğer güç yetirseler; ve kim döner sizden dininden; öyle ki ölür (o) ve bir kâfir (olarak o); öyle ki işte bunlardır; boşa çıktı amelleri onların dünyada ve ahirette; ve işte bunlardır yoldaşları ateşin; onlar orada* ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 217 They ask/question you about the month the forbidden/sacred, fighting/killing in it, say: "Fighting/killing in it (is) big/great and prevention/obstruction from God’s road/way and disbelief with (in) Him, and the Mosque the Forbidden/Sacred, and bringing/forcing out its people from it (is) bigger/greater at God, and the treason (is) bigger/greater from (worse than) the fighting/killing, and they still/continue (to) fight/kill you until they return you from your religion, if they were able, and who returns (E) from you from his religion, so he dies and he is disbelieving, so those wasted/failed their doings/works in the present world and (in) the end (other life), and those are the owners/company (of) the fire, they are in it immortally/eternally .

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 218

225|2|218|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
225|2|218|ان الذين امنوا والذين هاجروا وجهدوا في سبيل الله اوليك يرجون رحمت الله والله غفور رحيم
218. İnnellezîne âmenû vellezîne hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi, ulâike yercûne rahmetallâh(rahmetallâhi), vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler; ve kimseler (ki) hicret ettiler355; ve cihat356 ettiler Allah yolunda336; işte bunlardır; umarlar rahmetini Allah'ın; ve Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir20.
Ahmed Samira: 218 That those who believed and those who emigrated and struggled/exerted in God’s way/sake ,those hope/expect God’s mercy , and God (is) forgiving, most merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
5 haceru ve hicret ettiler هَاجَرُوا هجر
6 ve cahedu ve cihat ettiler وَجَاهَدُوا جهد
7 fi فِي -
8 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
9 llahi Allah اللَّهِ -
10 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
11 yercune umarlar يَرْجُونَ رجو
12 rahmete rahmetini رَحْمَتَ رحم
13 llahi Allah'ın اللَّهِ -
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
16 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 219

226|2|219|يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَآ إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ ٱلْعَفْوَ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ
226|2|219|يسلونك عن الخمر والميسر قل فيهما اثم كبير ومنفع للناس واثمهما اكبر من نفعهما ويسلونك ماذا ينفقون قل العفو كذلك يبين الله لكم الايت لعلكم تتفكرون
219. Yes’elûneke anil hamri vel meysir(meysiri), kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne) kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn(tetefekkerûne).
Sual ederler/sorarlar sana hamr138 ve meysir359 hakkında; de ki: "İkisindedir büyük bir günah; ve menfaatler* insanlar için; ve günahı ikisinin daha büyüktür faydasından ikisinin”; ve sual ederler/sorarlar neyi infak6 ederler; de ki: "Af/bağış358”; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetleri; belki sizler tefekkür357 edersiniz.
Ahmed Samira: 219 They ask/question you about the intoxicants/substances affecting the brain and the gambling , say: "In them (B) (is a) great sin/crime and benefits/uses to the people and their (B’s) sin/crime (is) bigger/greater from (than) their (B’s) benefit/use, and they ask/question you what they (should) spend, say: "The excess over expense/goodness ." Like that God clarifies for you the signs/verses/evidences, maybe you think.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeseluneke sual ederler/sorarlar sana يَسْأَلُونَكَ سال
2 ani hakkında عَنِ -
3 l-hamri hamır الْخَمْرِ خمر
4 velmeysiri ve meysir وَالْمَيْسِرِ يسر
5 kul de ki قُلْ قول
6 fihima o ikisindedir فِيهِمَا -
7 ismun bir günah إِثْمٌ اثم
8 kebirun büyük كَبِيرٌ كبر
9 ve menafiu ve menfeat وَمَنَافِعُ نفع
10 linnasi insanlar için لِلنَّاسِ نوس
11 veismuhuma ve günahı o ikisinin وَإِثْمُهُمَا اثم
12 ekberu daha büyüktür أَكْبَرُ كبر
13 min -ndan مِنْ -
14 nef'ihima faydasından o ikisinin نَفْعِهِمَا نفع
15 ve yeseluneke ve sual ederler/sorarlar وَيَسْأَلُونَكَ سال
16 maza neyi مَاذَا -
17 yunfikune infak ederler يُنْفِقُونَ نفق
18 kuli de ki قُلِ قول
19 l-afve affedilen الْعَفْوَ عفو
20 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
21 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 lekumu sizlere لَكُمُ -
24 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
25 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
26 tetefekkerune fikir yürütürsünüz/tefekkür edersiniz تَتَفَكَّرُونَ فكر

Notlar

Not 1: *Faydalar.

Ayet 220

227|2|220|فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْيَتَٰمَىٰ قُلْ إِصْلَاحٌ لَّهُمْ خَيْرٌ وَإِن تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ ٱلْمُفْسِدَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
227|2|220|في الدنيا والاخره ويسلونك عن اليتمي قل اصلاح لهم خير وان تخالطوهم فاخونكم والله يعلم المفسد من المصلح ولو شا الله لاعنتكم ان الله عزيز حكيم
220. Fîd dunyâ vel âhirah(âhirati) ve yes’elûneke anil yetâmâ kul ıslâhun lehum hayr(hayrun) ve in tuhâlitûhum fe ıhvânukum vallâhu ya’lemul mufside minel muslih(muslihi) ve lev şâallâhu le a’netekum innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Ve sual ederler/sorarlar sana yetimler131 hakkında; de ki: "Islah360 onlara bir hayırdır; ve eğer karışırsanız* onlara; öyle ki kardeşlerinizdir386 sizlerin; ve Allah (ayırmayı) bilir fesat265 edeni ıslah360 edenden; ve eğer dileseydi Allah mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri dünyada ve ahirette**; doğrusu Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 220 In the present world and the end (other life), and they ask/question you about the orphans say: "Correction/repair (doing good) for them (is) best , and if you mix/mingle/associate with them, so (they are) your brothers, and God knows the corrupting from the correcting/repairing , and if God wanted/willed, He would have caused burden/hardship to you , that God (is) glorious/mighty ,wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fi فِي -
2 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
3 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
4 veyeseluneke ve sual ederler/sorarlar sana وَيَسْأَلُونَكَ سال
5 ani hakkında عَنِ -
6 l-yetama yetimler الْيَتَامَىٰ يتم
7 kul de ki قُلْ قول
8 islahun ıslah إِصْلَاحٌ صلح
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
11 ve in ve eğer وَإِنْ -
12 tuhalituhum karışırsanız onlara تُخَالِطُوهُمْ خلط
13 feihvanukum öyle ki kardeşlerinizdir sizlerin فَإِخْوَانُكُمْ اخو
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
16 l-mufside fesat edeni الْمُفْسِدَ فسد
17 mine -den مِنَ -
18 l-muslihi ıslah eden- الْمُصْلِحِ صلح
19 velev ve eğer وَلَوْ -
20 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 leea'netekum mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri لَأَعْنَتَكُمْ عنت
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 llahe Allah اللَّهَ -
25 azizun Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
26 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Ailenin bir üyesi yaparsanız, evlat edinirseniz.**'dünyada ve ahirette' geçişinin 'mutlak zora/sıkıntıya sokardı sizleri ' sonrası olması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili detaylı bilgi aşağıdaki makaleden okunabilir.Mushaftaki 2:220 ayeti ‘dünyada ve ahirette’ geçişi şeklinde mi başlamalı?

Ayet 221

228|2|221|وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ وَلَأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
228|2|221|ولا تنكحوا المشركت حتي يومن ولامه مومنه خير من مشركه ولو اعجبتكم ولا تنكحوا المشركين حتي يومنوا ولعبد مومن خير من مشرك ولو اعجبكم اوليك يدعون الي النار والله يدعوا الي الجنه والمغفره باذنه ويبين ايته للناس لعلهم يتذكرون
221. Ve lâ tenkihûl muşrikâti hattâ yu’minn(yu’minne), ve le emetun mu’minetun hayrun min muşriketin ve lev a’cebetkum, ve lâ tunkihûl muşrikîne hattâ yu’minû ve le abdun mu’minun hayrun min muşrikin ve lev a’cebekum, ulâike yed’ûne ilen nâr(nâri), vallâhu yed’û ilel cenneti vel magfireti bi iznih(iznihi), ve yubeyyinu âyâtihî lin nâsi leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
Ve nikahlamayın744* müşrik36 kadınları ta ki iman47 ederler; ve hizmetçi mümin27 bir kadın hayırlıdır bir müşrik36 kadından; ve eğer acayip etkilediyse (bile) (o kadın) sizleri; ve nikahlamayın744** müşrik36 erkekleri ta ki iman47 ederler; ve mutlak ki köle mümin27 bir erkek hayırlıdır bir müşrik36 erkekten; ve eğer acayip etkilediyse (bile) (o erkek) sizleri; işte bunlar; çağırırlar ateşe doğru; ve Allah çağırır cennete doğru; ve mağfirete O’nun izniyle; ve beyan eder (Allah) ayetlerini insanlara; belki onlar zikrederler/hatırlarlar.
Ahmed Samira: 221 And do not marry the takers of partners (with God) (F) until they believe, and an owned believing female slave (E) (is) better from (than) a taker of partners (with God) (F), and (even) if she pleased/marveled you. And do not marry the takers of partners (with God) (M) until they believe, and a believing slave (M/E) (is) better from a taker of partners (with God) (M), and (even) if he pleased/marveled you, those call to the fire, and God calls to the Paradise, and the forgiveness with His will, and He clarifies His signs/verses/evidences to the people, maybe they mention/remember .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tenkihu nikahlamayın تَنْكِحُوا نكح
3 l-muşrikati (kadın) müşrikleri الْمُشْرِكَاتِ شرك
4 hatta ta ki حَتَّىٰ -
5 yu'minne (o kadınlar) iman ederler يُؤْمِنَّ امن
6 veleemetun ve hizmetçi وَلَأَمَةٌ امو
7 mu'minetun (kadın) bir mümin مُؤْمِنَةٌ امن
8 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
9 min مِنْ -
10 muşriketin (kadın) bir müşrikten مُشْرِكَةٍ شرك
11 velev ve eğer وَلَوْ -
12 ea'cebetkum acayip etkilediyse (o kadın) sizleri أَعْجَبَتْكُمْ عجب
13 ve la ve وَلَا -
14 tunkihu nikahlamayın تُنْكِحُوا نكح
15 l-muşrikine (erkek) müşrikleri الْمُشْرِكِينَ شرك
16 hatta ta ki حَتَّىٰ -
17 yu'minu (o erkekler) iman ederler يُؤْمِنُوا امن
18 veleabdun ve mutlak ki bir köle وَلَعَبْدٌ عبد
19 mu'minun (erkek) bir mümin مُؤْمِنٌ امن
20 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
21 min -ten مِنْ -
22 muşrikin bir (erkek) müşrikten مُشْرِكٍ شرك
23 velev ve eğer وَلَوْ -
24 ea'cebekum acayip etkilediyse (o erkek) sizleri أَعْجَبَكُمْ عجب
25 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
26 yed'une çağırırlar يَدْعُونَ دعو
27 ila doğru إِلَى -
28 n-nari ateşe النَّارِ نور
29 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
30 yed'u çağırır يَدْعُو دعو
31 ila doğru إِلَى -
32 l-cenneti cennete الْجَنَّةِ جنن
33 velmegfirati ve mağfirete وَالْمَغْفِرَةِ غفر
34 biiznihi izniyle O’nun بِإِذْنِهِ اذن
35 ve yubeyyinu ve beyan eder وَيُبَيِّنُ بين
36 ayatihi ayetlerini ايَاتِهِ ايي
37 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
38 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
39 yetezekkerune zikrederler/hatırlarlar يَتَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Eril çoğul olarak gelmiştir. Müşriklerle yapılan evliliklere toplum olarak engel olun buyurulmaktadır. Ayetin Arapça grameri bizlere toplumsal mesaj verildiğini apaçık gösterir. **Eril çoğul olarak gelmiştir. Erkekler erkekleri kendilerine nikahlayamayacağına göre demek ki 'nikahlamayın' uyarısı bireysel değil toplumsaldır.

Ayet 222

229|2|222|وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ
229|2|222|ويسلونك عن المحيض قل هو اذي فاعتزلوا النسا في المحيض ولا تقربوهن حتي يطهرن فاذا تطهرن فاتوهن من حيث امركم الله ان الله يحب التوبين ويحب المتطهرين
222. Ve yes’elûneke anil mahîd(mahîdi), kul huve ezen, fa’tezilûn nisâe fîl mahîdi, ve lâ takrabûhunne hattâ yathurn(yathurne) fe izâ tetahherne fe’tûhunne min haysu emerekumullâh(emerekumullâhu) innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn(mutetahhirîne).
Ve sual ederler/sorarlar sana menstrüasyon/âdet* hakkında; de ki: “O bir eziyettir**; öyle ki azledin/uzaklaştırın kadınları*** menstrüasyonda/âdette*; yaklaşmayın onlara*** ta ki temizlenirler****; öyle ki temizlendikleri zaman, öyle ki gelin onlara Allah'ın size emrettiği yerden*****”; doğrusu Allah sever tevbe33 edenleri ve sever temizlenenleri.
Ahmed Samira: 222 And they ask/question you about the menstruation , say: "It is mild harm, so separate/withdraw the women in the menstruation , and do not approach them (F) until they be cleaned/purified , so if they became cleaned/purified , so come to them (F), from where/when God ordered you , that God loves/likes the repentant, and He loves/likes the pure/clean .

Notlar

Not 1: *Kadınların ortalama 28 günde bir periyodik olarak yaşadığı, 2-7 gün süren, miktarı 30-80 ml olan vajinal kanaması. **Adet dönemi kadınlar oldukça fazla kasık ağrısı yaşarlar. Ağrılara ek olarak bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi-sersemlik, uyum bozukluğu, fenalaşma ve yorgunluk görülebilir. Tam da Yüce Allah’ın ayette bildirdiği gibi; âdet dönemi kadınlar için bir eziyet, bir sıkıntıdır.***Âdet döneminde cinsel ilişki kadında 'endometriosiz' olarak bilinen bir hastalığın oluşma riskini artırır. Ayrıca cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından da riski artırır. Bilimsel veriler âdet döneminde cinsel ilişkiyi asla önermez. ****Âdet döneminin bitmesi. *****Yüce Allah'ın emrettiği cinsel ilişki yeri kadın vajinasıdır. Kadınlar için bir eziyet olan adet döneminde cinsel ilişki neden yasaklandı? Endometriosiz, cinsel yolla geçen hastalıklar.

Ayet 223

230|2|223|نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَّكُمْ فَأْتُوا۟ حَرْثَكُمْ أَنَّىٰ شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
230|2|223|نساوكم حرث لكم فاتوا حرثكم اني شيتم وقدموا لانفسكم واتقوا الله واعلموا انكم ملقوه وبشر المومنين
223. Nisâukum harsun lekum, fe’tû harsekum ennâ şi’tum ve kaddimû li enfusikum vettekûllâhe va’lemû ennekum mulâkûh(mulâkûhu), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).
Kadınlarınız bir tarladır* sizlere; öyle ki gelin tarlanıza* istediğiniz uygun süre/zaman (da)**; ve önceden gönderin nefisleriniz201 için; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki sizler kavuşanlarsınız O’na; ve müjdele müminleri.
Ahmed Samira: 223 Your women (are) a cultivation/plantation to you, so come (to) your cultivation/plantation when you wanted/willed, and present/advance to yourselves, and fear and obey God and know that you are meeting Him , and announce good news (to) the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 nisa'ukum kadınlarınız نِسَاؤُكُمْ نسو
2 harsun bir tarla حَرْثٌ حرث
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 fe'tu öyle ki gelin فَأْتُوا اتي
5 harsekum tarlanıza حَرْثَكُمْ حرث
6 enna uygun zaman أَنَّىٰ اني
7 şi'tum istediğiniz شِئْتُمْ شيا
8 ve kaddimu ve önceden gönderin وَقَدِّمُوا قدم
9 lienfusikum nefisleriniz için لِأَنْفُسِكُمْ نفس
10 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
11 llahe Allah'a اللَّهَ -
12 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
13 ennekum ki sizler أَنَّكُمْ -
14 mulakuhu kavuşanlarsınız O’na مُلَاقُوهُ لقي
15 ve beşşiri ve müjdele وَبَشِّرِ بشر
16 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Ürün veren verimli, bereketli toprak. Rahim iç zarı humuslu bir toprak gibidir. Katmanlardan oluşur. Toprağın bir tohuma tüm ihtiyaçlarını sağlaması gibi insan tohumu olan embriyoya her türlü ihtiyaçlarını sağlar.**Ennâ kelimesi zaman/süre/periyod demektir. Ayrıca olgunlaşmak, uygun olmak, sabırlı olmak, acele etmemek anlamındadır."Kadınlarınız ürün veren bir toprak sizlere; öyleyse gelin ürün veren toprağınıza arzu ettiğiniz zaman”; muhteşem bilimsel deliller sunan ve kadınları yücelten ayetler.

Ayet 224

231|2|224|وَلَا تَجْعَلُوا۟ ٱللَّهَ عُرْضَةً لِّأَيْمَٰنِكُمْ أَن تَبَرُّوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَتُصْلِحُوا۟ بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
231|2|224|ولا تجعلوا الله عرضه لايمنكم ان تبروا وتتقوا وتصلحوا بين الناس والله سميع عليم
224. Ve lâ tec’alûllâhe urdaten li eymânikum en teberrû ve tettekû ve tuslihû beynen nâs(nâsi), vallâhu semîun alîm(alîmun).
Ve yapmayın Allah’ı bir gaye/amaç* yeminlerinize; ki (o durumda) erdemli olursunuz; ve takvalı21 olursunuz; ve düzeltirsiniz/iyileştirirsiniz insanların arasını; Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 224 And do not make God a subject/target to your oaths that you be righteous and fear and obey (God) and correct/reconciliate between the people, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tec'alu yapmayın تَجْعَلُوا جعل
3 llahe Allah’ı اللَّهَ -
4 urdeten bir gaye/amaç عُرْضَةً عرض
5 lieymanikum yeminlerinize لِأَيْمَانِكُمْ يمن
6 en ki أَنْ -
7 teberru erdemli olursunuz تَبَرُّوا برر
8 ve tetteku ve takvalı olursunuz وَتَتَّقُوا وقي
9 ve tuslihu ve düzeltirsiniz/iyileştirsiniz وَتُصْلِحُوا صلح
10 beyne arasını بَيْنَ بين
11 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
12 vallahu Allah وَاللَّهُ -
13 semiun Semî’dir سَمِيعٌ سمع
14 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Alet etmek.

Ayet 225

232|2|225|لَّا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
232|2|225|لا يواخذكم الله باللغو في ايمنكم ولكن يواخذكم بما كسبت قلوبكم والله غفور حليم
225. Lâ yuâhızukumullâhu bil lagvi fî eymânikum ve lâkin yuâhızukum bi mâ kesebet kulûbukum vallâhu gafûrun halîm(halîmun).
Tutmaz (sorumlu) sizleri Allah yeminlerinizdeki diyalektle/jargonla/ağızla; ve lakin tutar (sorumlu) sizleri kalplerinizin kazandığıyla; ve Allah Gafûr’dur20; Halîm’dir58.
Ahmed Samira: 225 God does not punish you with (for) nonsense/senseless talk in your oaths , and but He punishes you with (for) what your hearts/minds earned , and God (is) forgiving, clement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yu'ahizukumu tutmaz (sorumlu) sizleri يُؤَاخِذُكُمُ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 bil-legvi diyalektle/jargonla/ağızla بِاللَّغْوِ لغو
5 fi فِي -
6 eymanikum yeminlerinizdeki أَيْمَانِكُمْ يمن
7 velakin ve lakin وَلَٰكِنْ -
8 yu'ahizukum tutar (sorumlu) sizleri يُؤَاخِذُكُمْ اخذ
9 bima بِمَا -
10 kesebet kazandığıyla كَسَبَتْ كسب
11 kulubukum kalplerinizin قُلُوبُكُمْ قلب
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
14 halimun Halîm’dir حَلِيمٌ حلم

Ayet 226

233|2|226|لِّلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ فَإِن فَآءُو فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
233|2|226|للذين يولون من نسايهم تربص اربعه اشهر فان فاو فان الله غفور رحيم
226. Lillezîne yu’lûne min nisâihim terabbusu erbaati eşhur(eşhurin), fe in fâû fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Kadınlarından çekilen* kimseler içindir dört ay bekleme dönemi; öyle ki eğer dönerse** (o kimse); öyle ki doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 226 For those who swear away from their women (wives), waiting four months, so if they returned , so that God (is) forgiving, most merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lillezine kimseler için لِلَّذِينَ -
2 yu'lune çekilirler يُؤْلُونَ الو
3 min مِنْ -
4 nisaihim kadınlarından نِسَائِهِمْ نسو
5 terabbusu bekleme dönemi تَرَبُّصُ ربص
6 erbeati dört أَرْبَعَةِ ربع
7 eşhurin ay أَشْهُرٍ شهر
8 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
9 fa'u dönerse (o kimse) فَاءُوا فيا
10 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
13 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Yemin ederek uzak duran, cinsel ilişkiye girmeyen.**4 ay bekleme yapamayıp dönerse.

Ayet 227

234|2|227|وَإِنْ عَزَمُوا۟ ٱلطَّلَٰقَ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
234|2|227|وان عزموا الطلق فان الله سميع عليم
227. Ve in azemût talâka fe innallâhe semîun alîm(alîmun).
Ve eğer azmettilerse* boşanmaya; öyle ki doğrusu Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 227 And if they decided/determined the divorce, (so) then God (is) hearing/listening knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 azemu azmettilerse عَزَمُوا عزم
3 t-talaka boşanmaya الطَّلَاقَ طلق
4 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
5 llahe Allah اللَّهَ -
6 semiun Semî’dir سَمِيعٌ سمع
7 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Kesin karar verip arkasında durmak.

Ayet 228

235|2|228|وَٱلْمُطَلَّقَٰتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلَٰثَةَ قُرُوٓءٍ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِىٓ أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِى ذَٰلِكَ إِنْ أَرَادُوٓا۟ إِصْلَٰحًا وَلَهُنَّ مِثْلُ ٱلَّذِى عَلَيْهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
235|2|228|والمطلقت يتربصن بانفسهن ثلثه قرو ولا يحل لهن ان يكتمن ما خلق الله في ارحامهن ان كن يومن بالله واليوم الاخر وبعولتهن احق بردهن في ذلك ان ارادوا اصلحا ولهن مثل الذي عليهن بالمعروف وللرجال عليهن درجه والله عزيز حكيم
228. Vel mutallakâtu yeterabbasne bi enfusihinne selâsete kurûin, ve lâ yahıllu lehunne en yektumne mâ halakallâhu fî erhâmihinne in kunne yu’minne billâhi vel yevmil âhır(âhıri), ve buûletuhunne ehakku bi reddihinne fî zâlike in erâdû ıslâhâ(ıslâhan), ve lehunne mislullezî aleyhinne bil ma’rûf(ma’rûfi), ve lir ricâli aleyhinne dereceh(derecetun), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
Ve boşanmışlar (kadınlar) bekletirler nefislerini üç mens/âdet; ve helal olmaz onlara ki gizlerler Allah'ın rahimlerinde yarattığını; eğer olduysalar iman47 ederler Allah'a ve ahiret gününe; ve kocalarına daha haktır döndürmeye onları (kadınları) bunun içinde (bekleme süresinde) eğer istedilerse bir ıslah316; ve onlaradır (kadınlaradır) benzeri (erkeklere verilen hak) ki onlar (kadınlar) üzerine maruf291 (olan); ve adamlar içindir onlar (kadınlar) üzerine bir derece*; ve Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 228 And the divorced (F) wait with themselves (F) three menstrual cycles , and (it is) not permitted/allowed to them (F) that they (F) hide/conceal what God created in their (F) wombs/uteruses , if they (F) were believing with God, and the Day the Last/Resurrection Day, and their husbands/spouses (are) more worthy/deserving with returning them, in that if they wanted/intended a reconciliation . And for them (F) similar/equal what (is) on them (F) with the kindness/generosity , and to the men a step/stage/grade on them (F), and God (is) glorious/mighty , wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velmutallekatu ve boşanmışlar (kadınlar) وَالْمُطَلَّقَاتُ طلق
2 yeterabbesne beklerler يَتَرَبَّصْنَ ربص
3 bienfusihinne nefisleriyle بِأَنْفُسِهِنَّ نفس
4 selasete üç ثَلَاثَةَ ثلث
5 kuru'in mens/âdet قُرُوءٍ قرا
6 ve la ve وَلَا -
7 yehillu helal olmaz يَحِلُّ حلل
8 lehunne onlara لَهُنَّ -
9 en ki أَنْ -
10 yektumne gizlerler يَكْتُمْنَ كتم
11 ma مَا -
12 haleka yarattığını خَلَقَ خلق
13 llahu Allah'ın اللَّهُ -
14 fi فِي -
15 erhamihinne rahimlerinde onların أَرْحَامِهِنَّ رحم
16 in eğer إِنْ -
17 kunne olduysalar كُنَّ كون
18 yu'minne iman ederler يُؤْمِنَّ امن
19 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
20 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
21 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
22 ve buuletuhunne ve kocalarına onların وَبُعُولَتُهُنَّ بعل
23 ehakku daha haktır أَحَقُّ حقق
24 biraddihinne döndürmeye onları بِرَدِّهِنَّ ردد
25 fi فِي -
26 zalike bunun içinde ذَٰلِكَ -
27 in eğer إِنْ -
28 eradu istedilerse أَرَادُوا رود
29 islahen bir ıslah إِصْلَاحًا صلح
30 velehunne ve onlara (kadınlaradır) وَلَهُنَّ -
31 mislu benzeri مِثْلُ مثل
32 llezi ki الَّذِي -
33 aleyhinne onlara (kadınlar) üzerine عَلَيْهِنَّ -
34 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
35 velirricali ve adamlar için وَلِلرِّجَالِ رجل
36 aleyhinne onlar (kadınlar) üzerine عَلَيْهِنَّ -
37 deracetun bir derece دَرَجَةٌ درج
38 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
39 azizun Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
40 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Bekleme süresinde eski eşlerle yeniden evlenme konusunda erkeklerin eski eşleri üzerinde bir derecesi vardır.

Ayet 229

236|2|229|ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌۢ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌۢ بِإِحْسَٰنٍ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُوا۟ مِمَّآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا ٱفْتَدَتْ بِهِۦ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعْتَدُوهَا وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
236|2|229|الطلق مرتان فامساك بمعروف او تسريح باحسن ولا يحل لكم ان تاخذوا مما اتيتموهن شيا الا ان يخافا الا يقيما حدود الله فان خفتم الا يقيما حدود الله فلا جناح عليهما فيما افتدت به تلك حدود الله فلا تعتدوها ومن يتعد حدود الله فاوليك هم الظلمون
229. Et talâku merratân(merratâni), fe imsâkun bi ma’rûfin ev tesrîhun bi ihsân(ihsânin), ve lâ yahıllu lekum en te’huzû mimmâ âteytumûhunne şey’en illâ en yehâfâ ellâ yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), fe in hıftum ellâ yukîmâ hudûdallâhi, fe lâ cunâha aleyhimâ fî meftedet bih(bihî), tilke hudûdullâhi fe lâ ta’tedûhâ, ve men yeteadde hudûdallâhi fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Boşama iki defadır; öyle ki bir tutmadır marufla291 ya da bir salmadır güzellikle; helal olmaz sizlere ki edinirsiniz/alırsınız verdiğinizden onlara (kadınlara) bir şey*; dışındadır eğer korkarlarsa (iki eş) koruyamazlar diye Allah'ın hudutlarını/sınırlarını; (ya da) öyle ki eğer korktunuz (sizler) koruyamazlar (o iki eş) Allah'ın hudutlarını/sınırlarını diye**; öyle ki (kadının) verdiği fidye*** hakkında ikisine (de) (eşlere) bir günah yoktur****; işte şunlar; hudutlarıdır/sınırlarıdır Allah'ın; öyle ki aşmayın/çiğnemeyin onu; ve kim aşar/çiğner hudutlarını/sınırlarını Allah'ın; öyle ki bunlar; onlardır zalimler.
Ahmed Samira: 229 The divorce (is) two times/twice, so holding/clinging/refraining (the marriage) with kindness/generosity or divorcing/releasing with goodness , and (it is) not permitted/allowed that you (M) to take/receive from what you gave them (F) a thing, except that they (B) fear that (they) do not take care of (B) God’s limits/boundaries , so if you feared (that they) do not take care of (B) God’s limits/boundaries , so no offense/sin on them (B) in what she ransomed/compensated with it. Those are God’s limits/boundaries , so do not transgress/violate it, and who transgresses/violates God’s limits/boundaries , so those are, they are the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 et-talaku boşama الطَّلَاقُ طلق
2 merratani iki defadır مَرَّتَانِ مرر
3 feimsakun öyle ki bir tutma فَإِمْسَاكٌ مسك
4 bimea'rufin marufla بِمَعْرُوفٍ عرف
5 ev ya da أَوْ -
6 tesrihun bir salma تَسْرِيحٌ سرح
7 biihsanin güzellikle بِإِحْسَانٍ حسن
8 ve la وَلَا -
9 yehillu helal olmaz يَحِلُّ حلل
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 en ki أَنْ -
12 te'huzu edinirsiniz/alırsınız تَأْخُذُوا اخذ
13 mimma مِمَّا -
14 ateytumuhunne verdiğinizden onlara (kadınlara) اتَيْتُمُوهُنَّ اتي
15 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
16 illa dışındadır إِلَّا -
17 en eğer أَنْ -
18 yehafa korkarlarsa (iki eş) يَخَافَا خوف
19 ella أَلَّا -
20 yukima koruyamazlar (iki eş) diye يُقِيمَا قوم
21 hudude hududlarını/sınırlarını حُدُودَ حدد
22 llahi Allah'ın اللَّهِ -
23 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
24 hiftum korktunuz خِفْتُمْ خوف
25 ella أَلَّا -
26 yukima koruyamazlar (o iki eş) diye يُقِيمَا قوم
27 hudude hududlarını/sınırlarını حُدُودَ حدد
28 llahi Allah'ın اللَّهِ -
29 fela öyle ki yoktur فَلَا -
30 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
31 aleyhima ikisine (eşlere) عَلَيْهِمَا -
32 fima فِيمَا -
33 ftedet verdiği (kadının) fidye افْتَدَتْ فدي
34 bihi hakkında بِهِ -
35 tilke işte şunlar تِلْكَ -
36 hududu hududlarını/sınırlarını حُدُودُ حدد
37 llahi Allah'ın اللَّهِ -
38 fela öyle ki فَلَا -
39 tea'teduha aşmayın/çiğnemeyin onu تَعْتَدُوهَا عدو
40 ve men ve kim وَمَنْ -
41 yeteadde aşar/çiğner يَتَعَدَّ عدو
42 hudude hududlarını/sınırlarını حُدُودَ حدد
43 llahi Allah'ın اللَّهِ -
44 feulaike öyle ki bunlar فَأُولَٰئِكَ -
45 humu onlardır هُمُ -
46 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Kadınlara evlilik sürecinde verilen şeyler geri alınmaz. Mehir de dahil.**Ancak bir hak ihlalinden korkulursa (eşlerin kendisi veya toplum fark ederse) bu durumda hak arama mücadelesine girilir. ***Kadın boşanmak istemişse evliliğin başında almış olduğu mehri boşanacağı kocasına geri vermelidir. Bu fidye ödemesi, evlilikten kendisini kurtarma karşılığıdır. ****Boşanmak isteyen kadının verdiği fidyeyi erkeğin almasında bir günah yoktur.

Ayet 230

237|2|230|فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُۥ مِنۢ بَعْدُ حَتَّىٰ تَنكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۥ فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يَتَرَاجَعَآ إِن ظَنَّآ أَن يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
237|2|230|فان طلقها فلا تحل له من بعد حتي تنكح زوجا غيره فان طلقها فلا جناح عليهما ان يتراجعا ان ظنا ان يقيما حدود الله وتلك حدود الله يبينها لقوم يعلمون
230. Fe in tallakahâ fe lâ tahıllu lehu min ba’du hattâ tenkiha zevcen gayrah(gayrahu), fe in tallakahâ fe lâ cunâha aleyhimâ en yeterâceâ in zannâ en yukîmâ hudûdallâh(hudûdallâhi), ve tilke hudûdullâhi yubeyyinuhâ li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
Öyle ki eğer boşadıysa* (erkek) onu (kadını); öyle ki helal olmaz ona (erkeğe) sonrasında; ta ki nikahlar744 onu** bir eş (başka bir erkek) kendisi dışında; öyle ki eğer boşadıysa (yeni nikahlanmış erkek) onu**; öyle ki yoktur bir günah ikisi (kadın-erkek) üzerine ki geri dönerler; eğer zannederlerse ki korurlar Allah'ın hudutlarını/sınırlarını; ve işte şunlar; hudutlarıdır/sınırlarıdır Allah'ın; beyan eder (Allah) bilen bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 230 So if he divorced her, so she does not become permitted/allowed to him from after, until she marries a husband/spouse other than him, so if he (the second husband) divorced her, so no offense/guilt/sin on them (B) that they (B) return to each other if they (B) assumed/supposed (B) that they (B) (would) keep up God’s limits/boundaries , and these are God’s limits/boundaries He clarifies/explains it to a nation knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 tallekaha boşadıysa (erkek) onu (kadını) طَلَّقَهَا طلق
3 fela öyle ki فَلَا -
4 tehillu helal olmaz تَحِلُّ حلل
5 lehu ona (erkeğe) لَهُ -
6 min مِنْ -
7 bea'du sonrasında بَعْدُ بعد
8 hatta ta ki حَتَّىٰ -
9 tenkiha nikahlar onu (kadını) تَنْكِحَ نكح
10 zevcen bir eş (başka bir erkek) زَوْجًا زوج
11 gayrahu kendisinin dışında غَيْرَهُ غير
12 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
13 tallekaha boşadıysa (başka erkek) onu (kadını) طَلَّقَهَا طلق
14 fela öyle ki yoktur فَلَا -
15 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
16 aleyhima ikisi (kadın-erkek) üzerine عَلَيْهِمَا -
17 en ki أَنْ -
18 yeteraceaa dönerler يَتَرَاجَعَا رجع
19 in eğer إِنْ -
20 zenna zannederlerse ظَنَّا ظنن
21 en ki أَنْ -
22 yukima korurlar يُقِيمَا قوم
23 hudude hudutlarını/sınırlarını حُدُودَ حدد
24 llahi Allah'ın اللَّهِ -
25 ve tilke ve işte şunlar وَتِلْكَ -
26 hududu hudutlarıdır/sınırlarıdır حُدُودُ حدد
27 llahi Allah'ın اللَّهِ -
28 yubeyyinuha beyan eder (Allah) يُبَيِّنُهَا بين
29 likavmin bir kavim için لِقَوْمٍ قوم
30 yea'lemune bilen يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *İki kez boşanma gerçekleşmişse.**Kadını.

Ayet 231

238|2|231|وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِّتَعْتَدُوا۟ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًا وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمَآ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِۦ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
238|2|231|واذا طلقتم النسا فبلغن اجلهن فامسكوهن بمعروف او سرحوهن بمعروف ولا تمسكوهن ضرارا لتعتدوا ومن يفعل ذلك فقد ظلم نفسه ولا تتخذوا ايت الله هزوا واذكروا نعمت الله عليكم وما انزل عليكم من الكتب والحكمه يعظكم به واتقوا الله واعلموا ان الله بكل شي عليم
231. Ve izâ tallaktumun nisâe fe belagne ecelehunne fe emsikûhunne bi ma’rûfin ev serrihûhunne bi ma’rûf(ma’rûfin), ve lâ tumsikûhunne dırâran li ta’tedû, ve men yef’al zâlike fe kad zaleme nefseh(nefsehu), ve lâ tettehızû âyâtillâhi huzuvâ(huzuven), vezkurû ni’metallâhi aleykum ve mâ enzele aleykum minel kitâbi vel hikmeti yeızukum bih(bihî), vettekûllâhe va’lemû ennallâhe bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Ve boşadığınız zaman kadınları öyle ki ulaştılar (kadınlar) ecellerine*; öyle ki tutun onları marufla291 ya da salın onları marufla291; ve tutmayın onları bir zarar (vererek) sınırı aşmak için; ve kim yapar bunu muhakkak ki zulmetti nefsine201; ve edinmeyin Allah'ın ayetlerini istihza361; ve zikredin/hatırlayın Allah'ın nimetini sizlere; ve indirdiğini sizlere hikmet303 (içeren) kitaptan**; vaaz653 eder onunla** (kitapla); ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki Allah her bir şeyi bilendir.
Ahmed Samira: 231 And if you divorced the women, so they reached their term/time, so hold/grasp them (F) with kindness/generosity or divorce/release them (F) with kindness/generosity , and do not hold/grasp them (F) harming to transgress/violate, and who makes/does that, so he had caused injustice/oppression (to) himself. And do not take God’s verses/evidences mockingly , and mention/remember God’s blessing on you, and what He descended on you from The Book and the wisdom , He advises/warns you with it, and fear and obey God, and know that God (is) with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 tallektumu boşadığınız طَلَّقْتُمُ طلق
3 n-nisa'e kadınları النِّسَاءَ نسو
4 fe belegne öyle ki ulaştılar (kadınlar) فَبَلَغْنَ بلغ
5 ecelehunne ecellerine () أَجَلَهُنَّ اجل
6 feemsikuhunne öyle ki tutun onları فَأَمْسِكُوهُنَّ مسك
7 bimea'rufin marufla بِمَعْرُوفٍ عرف
8 ev ya da أَوْ -
9 serrihuhunne salın onları سَرِّحُوهُنَّ سرح
10 bimea'rufin marufla بِمَعْرُوفٍ عرف
11 ve la ve وَلَا -
12 tumsikuhunne tutmayın onları تُمْسِكُوهُنَّ مسك
13 diraran bir zarar ضِرَارًا ضرر
14 litea'tedu sınırı aşmak için لِتَعْتَدُوا عدو
15 ve men ve kim وَمَنْ -
16 yef'al yapar يَفْعَلْ فعل
17 zalike bunu ذَٰلِكَ -
18 fekad muhakkak ki فَقَدْ -
19 zeleme zulmetti ظَلَمَ ظلم
20 nefsehu nefsine نَفْسَهُ نفس
21 ve la ve وَلَا -
22 tettehizu edinmeyin تَتَّخِذُوا اخذ
23 ayati ayetlerini ايَاتِ ايي
24 llahi Allah'ın اللَّهِ -
25 huzuven istihza هُزُوًا هزا
26 vezkuru ve zikredin/hatırlayın وَاذْكُرُوا ذكر
27 nia'mete nimetini نِعْمَتَ نعم
28 llahi Allah'ın اللَّهِ -
29 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
30 ve ma ve وَمَا -
31 enzele indirdiğini أَنْزَلَ نزل
32 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
33 mine -tan مِنَ -
34 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
35 velhikmeti ve hikmetli وَالْحِكْمَةِ حكم
36 yeizukum vaaz eder يَعِظُكُمْ وعظ
37 bihi onunla (kitapla) بِهِ -
38 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
39 llahe Allah'a اللَّهَ -
40 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
41 enne ki أَنَّ -
42 llahe Allah اللَّهَ -
43 bikulli her بِكُلِّ كلل
44 şey'in bir şeyi شَيْءٍ شيا
45 alimun bilendir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *İddet süresinin sonu.**Kur'an.

Ayet 232

239|2|232|وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوْا۟ بَيْنَهُم بِٱلْمَعْرُوفِ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ذَٰلِكُمْ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَأَطْهَرُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
239|2|232|واذا طلقتم النسا فبلغن اجلهن فلا تعضلوهن ان ينكحن ازوجهن اذا ترضوا بينهم بالمعروف ذلك يوعظ به من كان منكم يومن بالله واليوم الاخر ذلكم ازكي لكم واطهر والله يعلم وانتم لا تعلمون
232. Ve izâ tallaktumun nisâe fe belagne ecelehunne fe lâ ta’dulûhunne en yenkıhne ezvâcehunne izâ terâdav beynehum bil ma’rûf(ma’rûfi), zâlike yûazu bihî men kâne minkum yu’minu billâhi vel yevmil âhır(âhıri), zâlikum ezkâ lekum ve ather(atheru), vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve boşadığınız zaman kadınları; öyle ki ulaştılar ecellerine*; öyle ki engellemeyin onları ki nikahlanırlar744 (kadınlar) eşleriyle**; razı oldukları zaman aralarında marufla291; işte budur; vaaz653 edildi onunla sizlerden iman47 eder olmuş kimseye Allah'a ve ahiret gününe; bu daha uygun/doğrudur sizlere ve daha temizdir; ve Allah bilir; ve sizler bilmezsiniz.
Ahmed Samira: 232 And if you divorced the women, so they reached their term/time , so do not confine/prevent/oppress them (F) that they marry their husbands/spouses, if they mutually agreed/accepted between them with the kindness/generosity , that is being advised/warned with it who was from you believing with God and the Day the Last/Resurrection Day, (and) that (is) more correct/commendable to you, and purer ,and God knows and you do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 tallektumu boşadığınız طَلَّقْتُمُ طلق
3 n-nisa'e kadınları النِّسَاءَ نسو
4 fe belegne öyle ki ulaştılar فَبَلَغْنَ بلغ
5 ecelehunne ecellerine أَجَلَهُنَّ اجل
6 fela öyle ki فَلَا -
7 tea'duluhunne engellemeyin onları تَعْضُلُوهُنَّ عضل
8 en ki أَنْ -
9 yenkihne nikahlanırlar (kadınlar) يَنْكِحْنَ نكح
10 ezvacehunne eşleriyle أَزْوَاجَهُنَّ زوج
11 iza zaman إِذَا -
12 teradev razı oldukları تَرَاضَوْا رضو
13 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
14 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
15 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
16 yuazu vaaz edildi يُوعَظُ وعظ
17 bihi onunla بِهِ -
18 men kimseye مَنْ -
19 kane oldu كَانَ كون
20 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
21 yu'minu iman ederler يُؤْمِنُ امن
22 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
23 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
24 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
25 zalikum bu ذَٰلِكُمْ -
26 ezka daha uygun/doğrudur أَزْكَىٰ زكو
27 lekum sizlere لَكُمْ -
28 ve etheru ve daha temizdir وَأَطْهَرُ طهر
29 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
30 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
31 ve entum ve sizler وَأَنْتُمْ -
32 la لَا -
33 tea'lemune bilmezsiniz تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *İddet süresinin sonu.**Nikahlanacak olan yeni eş.

Ayet 233

240|2|233|وَٱلْوَٰلِدَٰتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَ وَعَلَى ٱلْمَوْلُودِ لَهُۥ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلَّا وُسْعَهَا لَا تُضَآرَّ وَٰلِدَةٌۢ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَّهُۥ بِوَلَدِهِۦ وَعَلَى ٱلْوَارِثِ مِثْلُ ذَٰلِكَ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالًا عَن تَرَاضٍ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّآ ءَاتَيْتُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
240|2|233|والولدت يرضعن اولدهن حولين كاملين لمن اراد ان يتم الرضاعه وعلي المولود له رزقهن وكسوتهن بالمعروف لا تكلف نفس الا وسعها لا تضار ولده بولدها ولا مولود له بولده وعلي الوارث مثل ذلك فان ارادا فصالا عن تراض منهما وتشاور فلا جناح عليهما وان اردتم ان تسترضعوا اولدكم فلا جناح عليكم اذا سلمتم ما اتيتم بالمعروف واتقوا الله واعلموا ان الله بما تعملون بصير
233. Vel vâlidâtu yurdı’ne evlâdehunne havleyni kâmileyni li men erâde en yutimmer radâah(radâate), ve alel mevlûdi lehu rızkuhunne ve kisvetuhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), lâ tukellefu nefsun illâ vus’ahâ, lâ tudârra vâlidetun bi veledihâ ve lâ mevlûdun lehu bi veledihî ve alel vârisi mislu zâlik(zâlike), fe in erâdâ fısâlen an terâdın min humâ ve teşâvurin fe lâ cunâha aleyhimâ ve in eradtum en testerdıû evlâdekum fe lâ cunâha aleykum izâ sellemtum mâ âteytum bil ma’rûf(ma’rûfi), vettekullâhe va’lemû ennellâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Ve anneler emzirirler evlatlarını iki tam yıl*; kimse** içindir; istedi ki tamamlar emzirmeyi; ve evlat sahibi (baba) olanadır rızıkları (annelerin) ve giyecekleri (annelerin) marufla291; külfete sokulmaz bir nefis201 kapasitesi dışında; zarara sokulmaz bir anne evladıyla; ve ne de evlat sahibi (baba) olan evladıyla; ve varislerin/mirasçıların üzerinedir misli870 bunun; öyle ki eğer istedilerse (anne-baba) kesmek/ayırmak (sütten) o ikisinden (anne-baba) (olan) bir rızadan ve bir danışmadan (sonra); öyle ki olmaz bir günah o ikisi (anne-baba) üzerine; ve eğer isterseniz ki emzirtmek (süt anneye) evlatlarınızı; öyle ki olmaz bir günah üzerinize; selamladığınız zaman verdiğiniz (-le) (karşılığıyla), marufla291; ve takvalı21 olun Allah'a; ve bilin ki Allah yaptığınızı görendir.
Ahmed Samira: 233 And the mothers breast feed their children two years complete, to who wanted/intended that (to) complete the lactation/breast feeding period, and on the born to him/father, (is the responsibility of) their provision (F) and their dressing/clothing (F) with the kindness/generosity , (that) no self be burdened/imposed upon except its endurance/capacity , no mother (is) to be harmed with her child, and nor a born to him/father (be harmed) with his child. And on the heir/inharitant similar/equal (to) that, so if they (B) wanted separation (weaning) on acceptance/approval from them (B), and discussion/consultation , so no offense/guilt/sin on them (B), and if you willed/wanted that to seek a wet nurse/breast feeder (for) your children, so no offense/guilt/sin on you if you handed/delivered over what you gave with the kindness/generosity , and fear and obey God, and know that God (is) with what you make/do seeing/knowing/understanding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velvelidatu ve anneler وَالْوَالِدَاتُ ولد
2 yurdia'ne emzirirler يُرْضِعْنَ رضع
3 evladehunne evlatlarını أَوْلَادَهُنَّ ولد
4 havleyni iki yıl حَوْلَيْنِ حول
5 kamileyni tam كَامِلَيْنِ كمل
6 limen kimse içindir لِمَنْ -
7 erade istedi أَرَادَ رود
8 en ki أَنْ -
9 yutimme tamamlar يُتِمَّ تمم
10 r-radaate emzirmeyi الرَّضَاعَةَ رضع
11 ve ala ve وَعَلَى -
12 l-mevludi evlat sahibi (olan) الْمَوْلُودِ ولد
13 lehu onadır (babaların) لَهُ -
14 rizkuhunne rızıkları onların (annelerin) رِزْقُهُنَّ رزق
15 ve kisve tuhunne ve giyecekleri onların (annelerin) وَكِسْوَتُهُنَّ كسو
16 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
17 la لَا -
18 tukellefu külfete sokulmaz تُكَلَّفُ كلف
19 nefsun bir nefis نَفْسٌ نفس
20 illa dışında إِلَّا -
21 vus'aha kapasitesi وُسْعَهَا وسع
22 la لَا -
23 tudarra zarara sokulmaz تُضَارَّ ضرر
24 velidetun bir anne وَالِدَةٌ ولد
25 bivelediha evladıyla بِوَلَدِهَا ولد
26 ve la ve ne de وَلَا -
27 mevludun evlat sahibi (baba) مَوْلُودٌ ولد
28 lehu olan لَهُ -
29 biveledihi evladıyla بِوَلَدِهِ ولد
30 ve ala ve üzerindedir وَعَلَى -
31 l-varisi varislerin/mirasçıların الْوَارِثِ ورث
32 mislu misli/benzeri مِثْلُ مثل
33 zalike bunun ذَٰلِكَ -
34 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
35 erada istedilerse أَرَادَا رود
36 fisalen kesmek/ayırmak فِصَالًا فصل
37 an عَنْ -
38 teradin bir rızadan تَرَاضٍ رضو
39 minhuma o ikisinden (anne-baba) مِنْهُمَا -
40 ve teşavurin ve bir danışma وَتَشَاوُرٍ شور
41 fela öyle ki olmaz فَلَا -
42 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
43 aleyhima o ikisi (anne-baba) üzerine عَلَيْهِمَا -
44 ve in ve eğer وَإِنْ -
45 eradtum isterseniz أَرَدْتُمْ رود
46 en ki أَنْ -
47 testerdiu emzirtmek (süt anneye) تَسْتَرْضِعُوا رضع
48 evladekum evlatlarınızı أَوْلَادَكُمْ ولد
49 fela öyle ki olmaz فَلَا -
50 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
51 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
52 iza zaman إِذَا -
53 sellemtum selamladınız سَلَّمْتُمْ سلم
54 ma مَا -
55 ateytum verdiğiniz (-le) (karşılığıyla) اتَيْتُمْ اتي
56 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
57 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
58 llahe Allah'a اللَّهَ -
59 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
60 enne ki أَنَّ -
61 llahe Allah اللَّهَ -
62 bima بِمَا -
63 tea'melune yaptığınızı تَعْمَلُونَ عمل
64 besirun görendir بَصِيرٌ بصر

Notlar

Not 1: *Kur'an'ın 2 yıl emzirmeyi önermesi büyük bir mucizedir. Dünya Sağlık Cemiyeti (WHO) emzirmenin 2 yıl olması gerektiğini bilimsel verilerle önermektedir.İnsan cenininin ruhu ne zaman veriliyor? Kuran 2 yıl emzirme öneriyor.**Kimse edatı kadın ve erkek fark etmeksizin kullanılır. Ayette kadınlar için kullanıldığına güzel bir örnek vardır.

Ayet 234

241|2|234|وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
241|2|234|والذين يتوفون منكم ويذرون ازوجا يتربصن بانفسهن اربعه اشهر وعشرا فاذا بلغن اجلهن فلا جناح عليكم فيما فعلن في انفسهن بالمعروف والله بما تعملون خبير
234. Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcen yeterabbasne bi enfusihinne erbeate eşhurin ve aşrâ(aşran), fe izâ belagne ecelehunne fe lâ cunâhe aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne bil ma’rûf(ma’rûfi), vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
Ve sizlerden vefat ettirilen kimseler; ve geride bırakırlar eşlerini; beklerler (o kadınlar) kendi nefisleriyle201 dört ay ve on (gün); öyle ki ulaştıkları zaman ecellerine*; öyle ki yoktur bir günah sizlere (erkeklere) (kadınların) kendi nefislerinde201 faal olduklarına, marufla291; ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Ahmed Samira: 234 And those who are made to die from you, and they leave spouses/wives, they (the wives) wait (F) with themselves four months, and ten (days), so if they (F) reached their time/term , so no offense/guilt/sin on you in what they (F) made/did in (with) themselves with the kindness/generosity , and God (is) with what youmake/do expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 yuteveffevne vefat ettirilenlerin يُتَوَفَّوْنَ وفي
3 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
4 ve yezerune ve geride bırakırlar وَيَذَرُونَ وذر
5 ezvacen eşlerini أَزْوَاجًا زوج
6 yeterabbesne beklerler (kadınlar) يَتَرَبَّصْنَ ربص
7 bienfusihinne kendi nefisleriyle بِأَنْفُسِهِنَّ نفس
8 erbeate dört أَرْبَعَةَ ربع
9 eşhurin ay أَشْهُرٍ شهر
10 ve aşran ve on (gün) وَعَشْرًا عشر
11 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
12 belegne ulaştıkları بَلَغْنَ بلغ
13 ecelehunne ecellerine أَجَلَهُنَّ اجل
14 fela öyle ki yoktur فَلَا -
15 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
16 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
17 fima فِيمَا -
18 fealne faal olduklarında (kadınların) فَعَلْنَ فعل
19 fi فِي -
20 enfusihinne nefislerinde أَنْفُسِهِنَّ نفس
21 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
22 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
23 bima بِمَا -
24 tea'melune yaptıklarınızdan تَعْمَلُونَ عمل
25 habirun haberdardır خَبِيرٌ خبر

Notlar

Not 1: *Sürenin sonuna.

Ayet 235

242|2|235|وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِۦ مِنْ خِطْبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوْ أَكْنَنتُمْ فِىٓ أَنفُسِكُمْ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُوا۟ قَوْلًا مَّعْرُوفًا وَلَا تَعْزِمُوا۟ عُقْدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْكِتَٰبُ أَجَلَهُۥ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ فَٱحْذَرُوهُ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ
242|2|235|ولا جناح عليكم فيما عرضتم به من خطبه النسا او اكننتم في انفسكم علم الله انكم ستذكرونهن ولكن لا تواعدوهن سرا الا ان تقولوا قولا معروفا ولا تعزموا عقده النكاح حتي يبلغ الكتب اجله واعلموا ان الله يعلم ما في انفسكم فاحذروه واعلموا ان الله غفور حليم
235. Ve lâ cunâhe aleykum fîmâ arradtum bihî min hitbetin nisâi ev eknentum fî enfusikum, alimallâhu ennekum se tezkurûnehunne ve lâkin lâ tuvâıdûhunne sirran illâ en tekûlû kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen), ve lâ ta’zimû ukdeten nikâhı hattâ yeblugal kitâbu eceleh(ecelehu), va’lemû ennallâhe ya’lemu mâ fî enfusikum fahzerûh(fahzerûhu), va’lemû ennallâhe gafûrun halîm(halîmun).
Ve yoktur bir günah sizlere; açık etmenizde/belirginleştirmenizde kadınlara teklifinizden* (olanı); ya da gizlemenizde nefislerinizdekini201; bildi Allah ki sizler zikredeceksiniz onları (kadınları); ve lakin vaat etmeyin bir sırla/gizlice; dışındadır ki söylersiniz bir söz marufla291; ve azmetmeyin nikah744 akdine; ta ki ulaşır kitap/yazıt eceline*; ve bilin ki Allah bilir nefislerinizdekini201; öyle ki hazır olun O’na (Allah’a); ve bilin ki Allah Gafûr’dur20; Halîm’dir58.
Ahmed Samira: 235 And no offense/guilt/sin (is) on you, in what you displayed/exhibited with it, from the women (in) request for marriage/engagement or you concealed/hid in yourselves, God knew that you will mention/remember them (F), and but do not make appointments with them (F) secretly, except that to say a good opinion and belief , and do not decide/determine the marriage knot/contract (consummate the marriage) until The Book reaches its known time/term (takes effect), and know that God knows what is in yourselves, so be warned/cautious of Him , and know that God (is) forgiving clement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve yoktur وَلَا -
2 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
3 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
4 fima فِيمَا -
5 arradtum açık etmenizde/belirginleştirmenizde عَرَّضْتُمْ عرض
6 bihi بِهِ -
7 min مِنْ -
8 hitbeti teklifinizden (olanın) خِطْبَةِ خطب
9 n-nisa'i kadınlara النِّسَاءِ نسو
10 ev ya da أَوْ -
11 eknentum gizlemenizden أَكْنَنْتُمْ كنن
12 fi فِي -
13 enfusikum nefislerinizde أَنْفُسِكُمْ نفس
14 alime bildi عَلِمَ علم
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ennekum ki sizler أَنَّكُمْ -
17 setezkurunehunne zikredeceksiniz onları (kadınları) سَتَذْكُرُونَهُنَّ ذكر
18 velakin ve lakin وَلَٰكِنْ -
19 la لَا -
20 tuvaiduhunne vaad etmeyin تُوَاعِدُوهُنَّ وعد
21 sirran bir sırla/gizlice سِرًّا سرر
22 illa dışında إِلَّا -
23 en ki أَنْ -
24 tekulu söylersiniz تَقُولُوا قول
25 kavlen bir söz قَوْلًا قول
26 mea'rufen bir marufla مَعْرُوفًا عرف
27 ve la ve وَلَا -
28 tea'zimu ve azmetmeyin تَعْزِمُوا عزم
29 ukdete akdine عُقْدَةَ عقد
30 n-nikahi nikah النِّكَاحِ نكح
31 hatta ta ki حَتَّىٰ -
32 yebluga ulaşır يَبْلُغَ بلغ
33 l-kitabu kitap/yazılan الْكِتَابُ كتب
34 ecelehu eceline أَجَلَهُ اجل
35 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
36 enne ki أَنَّ -
37 llahe Allah اللَّهَ -
38 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
39 ma مَا -
40 fi فِي -
41 enfusikum nesiflerinizdekini أَنْفُسِكُمْ نفس
42 fehzeruhu öyle ki hazır olun O’na (Allah’a) فَاحْذَرُوهُ حذر
43 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
44 enne ki أَنَّ -
45 llahe Allah اللَّهَ -
46 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
47 halimun Halîm’dir حَلِيمٌ حلم

Notlar

Not 1: *Nikâh teklifi.**Sürenin sonuna.

Ayet 236

243|2|236|لَّا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا۟ لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى ٱلْمُوسِعِ قَدَرُهُۥ وَعَلَى ٱلْمُقْتِرِ قَدَرُهُۥ مَتَٰعًۢا بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ
243|2|236|لا جناح عليكم ان طلقتم النسا ما لم تمسوهن او تفرضوا لهن فريضه ومتعوهن علي الموسع قدره وعلي المقتر قدره متعا بالمعروف حقا علي المحسنين
236. Lâ cunâha aleykum in tallaktumun nisâe mâ lem temessûhunne ev tefridû lehunne farîdâh(farîdâten) ve mettiûhunne alel mûsiı kaderuhu ve alel muktiri kaderuh(kaderuhu) metâan bil ma’rûf(ma’rûfi), hakkan alel muhsinîn(muhsinîne).
Yoktur bir günah üzerinize; eğer boşadıysanız363 kadınları (ki) asla temas etmediğinizi*; ya da belirlediniz onlara (kadınlara) bir farîdah362; ve faydalandırın onları (kadınları) bir maruflu291 faydalandırmayla; üzerine genişlik olana kendi ölçüsüyledir; ve üzerine kıtlık olana kendi ölçüsüyledir; bir haktır muhsinler294 üzerine.
Ahmed Samira: 236 No offense/guilt/sin (is) on you if you divorced the women as long as you did not touch them (F), or specify/stipulate for them (F) a specification/stipulation (dowry) , and give them (F) alimony on the enriched/rich, his capability , and on the tight/restricted (poor) his capability alimony with the kindness/generosity , dutifully/deservedly/rightfully on the good doers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la yoktur لَا -
2 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
3 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
4 in eğer إِنْ -
5 tallektumu boşadıysanız طَلَّقْتُمُ طلق
6 n-nisa'e kadınları النِّسَاءَ نسو
7 ma مَا -
8 lem لَمْ -
9 temessuhunne asla temas etmediğiniz تَمَسُّوهُنَّ مسس
10 ev ya da أَوْ -
11 tefridu belirlediniz تَفْرِضُوا فرض
12 lehunne onlara (kadınlara) لَهُنَّ -
13 ferideten bir farîdah فَرِيضَةً فرض
14 ve mettiuhunne ve faydalandırın onları وَمَتِّعُوهُنَّ متع
15 ala üzerine عَلَى -
16 l-musii genişlik olan الْمُوسِعِ وسع
17 kaderuhu kendi ölçüsüyle قَدَرُهُ قدر
18 ve ala ve üzerini وَعَلَى -
19 l-muktiri kıt olan الْمُقْتِرِ قتر
20 kaderuhu kendi ölçüsüyle قَدَرُهُ قدر
21 metaan bir geçimlik مَتَاعًا متع
22 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
23 hakkan bir haktır حَقًّا حقق
24 ala üzerine عَلَى -
25 l-muhsinine muhsinlerin الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Cinsel temas.

Ayet 237

244|2|237|وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إِلَّآ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَا۟ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ عُقْدَةُ ٱلنِّكَاحِ وَأَن تَعْفُوٓا۟ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَلَا تَنسَوُا۟ ٱلْفَضْلَ بَيْنَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
244|2|237|وان طلقتموهن من قبل ان تمسوهن وقد فرضتم لهن فريضه فنصف ما فرضتم الا ان يعفون او يعفوا الذي بيده عقده النكاح وان تعفوا اقرب للتقوي ولا تنسوا الفضل بينكم ان الله بما تعملون بصير
237. Ve in tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne ve kadfaradtum lehunne farîdaten fe nısfu mâ faradtum illâen ya’fûne ev ya’fuvellezî bi yedihî ukdetun nikâh(nikâhı), ve en ta’fû akrabu lit takvâ ve lâ tensevul fadla beynekum innallâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Ve eğer boşadıysanız onları (kadınları) ki temas etmeden önce onlara (kadınlara); muhakkak ki belirlemiştiniz onlara bir farîdah362; yarısıdır belirlediğinizin (farîdahın) onlara (kadınlara); dışındadır ki affederler* (erkekler) ya da affeder kimse** (ki) iki elinin arasındadır onun nikah744 akdi***; ve ki affetmeniz daha yakındır takvaya; ve unutmayın fazileti aranızda; doğrusu Allah yaptıklarınızı görendir.
Ahmed Samira: 237 And if you divorced them (F) from before that you touch them, and you (had) specified/stipulated to them (F) a specification/stipulation (dowry) , so half (of) what you specified/stipulated, except that they (F) forgive/pardon, or the one who (has) with (in) his hand the marriage contract forgives/pardons, and that to forgive/pardon (is) nearer/closer to the fear and obedience of God, and do not forget the grace/favour between you, that God (is) with what you make/do seeing/knowing/understanding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 tallektumuhunne boşadıysanız onları (kadınları) طَلَّقْتُمُوهُنَّ طلق
3 min مِنْ -
4 kabli öncesinde قَبْلِ قبل
5 en ki أَنْ -
6 temessuhunne temas ettiniz onlara (kadınlara) تَمَسُّوهُنَّ مسس
7 vekad muhakkak ki وَقَدْ -
8 feradtum belirlediniz فَرَضْتُمْ فرض
9 lehunne onlara لَهُنَّ -
10 ferideten bir farîdah فَرِيضَةً فرض
11 fenisfu yarısıdır فَنِصْفُ نصف
12 ma مَا -
13 feradtum belirlediğinizi onlara فَرَضْتُمْ فرض
14 illa dışındadır إِلَّا -
15 en ki أَنْ -
16 yea'fune affederler (erkekler) يَعْفُونَ عفو
17 ev ya da أَوْ -
18 yea'fuve affeder يَعْفُوَ عفو
19 llezi kimse (kadın/erkek) الَّذِي -
20 biyedihi iki elinin arasında onun بِيَدِهِ يدي
21 ukdetu akdi عُقْدَةُ عقد
22 n-nikahi nikah النِّكَاحِ نكح
23 ve en ve ki وَأَنْ -
24 tea'fu affetmeniz تَعْفُوا عفو
25 ekrabu daha yakındır أَقْرَبُ قرب
26 littekva takvaya لِلتَّقْوَىٰ وقي
27 ve la ve وَلَا -
28 tensevu unutmayın تَنْسَوُا نسي
29 l-fedle fazileti الْفَضْلَ فضل
30 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
31 inne doğrusu إِنَّ -
32 llahe Allah اللَّهَ -
33 bima بِمَا -
34 tea'melune yaptıklarınızı تَعْمَلُونَ عمل
35 besirun görendir بَصِيرٌ بصر

Notlar

Not 1: *Eril 3. şahıs çoğul olarak gelmiştir. Erkekleri işaret eder. Erkekler kendilerine düşen 1/2 kısmı da kadınlara bağışlayabilir.**Kimse edatı gramer olarak eril olarak kullanılsa da hem erkek hem kadınları kapsar. ***Nikah akdini elinde tutan kimse (kadın/erkek) boşanmak isteyerek boşanma sürecini aktif olarak ilerleten kimsedir. Akdin akıbeti bu kimseye bağlıdır.

Ayet 238

245|2|238|حَٰفِظُوا۟ عَلَى ٱلصَّلَوَٰتِ وَٱلصَّلَوٰةِ ٱلْوُسْطَىٰ وَقُومُوا۟ لِلَّهِ قَٰنِتِينَ
245|2|238|حفظوا علي الصلوت والصلوه الوسطي وقوموا لله قنتين
238. Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn(kânitîne).
Koruyun/muhafaza edin salâtları23; ve vusta* salâtını24 (da); ve dikelin/ayağa kalkın Allah için; kanaat edenler (olarak).
Ahmed Samira: 238 Observe/guard on the prayers, and the prayers the middle, and stand/call to God obeying/worshipping humbly .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hafizu koruyun/muhafaza edin حَافِظُوا حفظ
2 ala عَلَى -
3 s-salevati salatları الصَّلَوَاتِ صلو
4 ve ssalati ve salatı وَالصَّلَاةِ صلو
5 l-vusta orta/en iyi الْوُسْطَىٰ وسط
6 ve kumu ve dikelin/ayağa kalkın وَقُومُوا قوم
7 lillahi Allah için لِلَّهِ -
8 kanitine kanaat edenler (olarak) قَانِتِينَ قنت

Notlar

Not 1: *Orta/en iyi. Arapçada orta kelimesi en iyi, en hayırlı şeyi işaret etmek için kullanılır.

Ayet 239

246|2|239|فَإِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَمَا عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ
246|2|239|فان خفتم فرجالا او ركبانا فاذا امنتم فاذكروا الله كما علمكم ما لم تكونوا تعلمون
239. Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ(rukbânen), fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
Öyle ki eğer korktuysanız; öyle ki yürüyenler ya da binenler (olarak); öyle ki ne zaman emin/güvende oldunuz; öyle ki anın/zikredin* Allah'ı; öğrettiği/bildirdiği gibi** sizlere; asla bilir olmadığınızı.
Ahmed Samira: 239 So if you feared, so walking or riding , so if you became safe/secure , so mention/remember God, as He taught you what you were not knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
2 hiftum korktunuzsa خِفْتُمْ خوف
3 fericalen yürüyenler فَرِجَالًا رجل
4 ev ya da أَوْ -
5 rukbanen binenler رُكْبَانًا ركب
6 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
7 emintum emin/güvende oldunuz أَمِنْتُمْ امن
8 fezkuru öyle ki anın/zikredin فَاذْكُرُوا ذكر
9 llahe Allah'ı اللَّهَ -
10 kema gibi كَمَا -
11 allemekum öğrettiği/bildirdiği sizlere عَلَّمَكُمْ علم
12 ma مَا -
13 lem asla لَمْ -
14 tekunu olmazsınız تَكُونُوا كون
15 tea'lemune bilirler تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Korku durumu varsa emin/güvende oluncaya kadar salâtlarda öğrenilen Kur'an'ın hatırlanması/zikredilmesi ertelenebilir. 238 ayetinde işaret edilen salâtlar asla durdurulamaz. Ancak savaş durumunda kısaltılabilir (4:101-102). Salâtlarda yani vakitli Kur'an derslerinde öğrenilen Kur'an salât sonrası hatırlanacaktır. Yürürken de, binekler üzerindeyken de. Her durumda. Ancak korku varsa Kur'an'ın hatırlanması emin/güvende oluncaya kadar ertelenebilir. **Yüce Allah insana Kur'an'ı öğrettiğini, bildirdiğini 55:1 ve 55:2 ayetlerinde açık ve net olarak bildirmiştir. Salâtla öğrettiği Kur'an'daki gibi.

Ayet 240

247|2|240|وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا وَصِيَّةً لِّأَزْوَٰجِهِم مَّتَٰعًا إِلَى ٱلْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِى مَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ مِن مَّعْرُوفٍ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
247|2|240|والذين يتوفون منكم ويذرون ازوجا وصيه لازوجهم متعا الي الحول غير اخراج فان خرجن فلا جناح عليكم في ما فعلن في انفسهن من معروف والله عزيز حكيم
240. Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcâ(ezvâcen), vasıyyeten li ezvâcihim metâan ilel havli gayre ıhrâc(ıhrâcın), fe in harecne fe lâ cunâha aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne min ma’rûf(ma’rûfin), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
Ve kimseler; vefat ettirilirler sizlerden; ve bırakırlar geride eşler; bir vasiyet (olsun) eşleri için; bir yıla kadar bir meta54; yoktur ihraç/çıkarma; öyle ki eğer çıktılar (kadınlar) (isteyerek); öyle ki yoktur bir günah sizlere faal olduklarından; kendi nefislerindeki201 bir maruftan291; ve Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 240 And those who are made to die from you, and they leave spouses/wives , a bequest to their spouses/wives, alimony/enjoyment to the year without/not bringing out/forcing out, so if they (F) got out , so no offense/guilt/sin on you, in what they made/did in themselves (F) from kindness/known/goodness, and God (is) glorious/mighty , wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 yuteveffevne vefat ettirilirler يُتَوَفَّوْنَ وفي
3 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
4 ve yezerune ve bırakırlar geride وَيَذَرُونَ وذر
5 ezvacen eşler أَزْوَاجًا زوج
6 vesiyyeten bir vasiyettir وَصِيَّةً وصي
7 liezvacihim eşleri için لِأَزْوَاجِهِمْ زوج
8 metaan bir meta مَتَاعًا متع
9 ila kadar إِلَى -
10 l-havli bir yıla الْحَوْلِ حول
11 gayra yoktur غَيْرَ غير
12 ihracin ihraç/çıkarma إِخْرَاجٍ خرج
13 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
14 haracne çıktılar (kadınlar) خَرَجْنَ خرج
15 fela öyle ki yoktur فَلَا -
16 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
17 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
18 fi فِي -
19 ma مَا -
20 fealne faal olduklarında فَعَلْنَ فعل
21 fi فِي -
22 enfusihinne nefislerinde أَنْفُسِهِنَّ نفس
23 min مِنْ -
24 mea'rufin bir maruftan مَعْرُوفٍ عرف
25 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
26 azizun Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
27 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Ayet 241

248|2|241|وَلِلْمُطَلَّقَٰتِ مَتَٰعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ
248|2|241|وللمطلقت متع بالمعروف حقا علي المتقين
241. Ve lil mutallakâti metâun bil ma’rûf(ma’rûfi) hakkan alel muttekîn(muttekîne).
Ve boşanmışlara (kadınlara) marufla bir meta bir haktır takva21 sahipleri üzerine.
Ahmed Samira: 241 And for the divorcees (F) alimony with the kindness/generosity deservedly/rightfully on the fearing and obeying (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velilmutallekati ve boşanmış kadınlara وَلِلْمُطَلَّقَاتِ طلق
2 metaun bir meta مَتَاعٌ متع
3 bil-mea'rufi marulla بِالْمَعْرُوفِ عرف
4 hakkan bir haktır حَقًّا حقق
5 ala üzerine عَلَى -
6 l-muttekine müttakiler الْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 242

249|2|242|كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
249|2|242|كذلك يبين الله لكم ايته لعلكم تعقلون
242. Kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).
İşte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetlerini389; belki sizler akledersiniz.
Ahmed Samira: 242 Like that God clarifies to you His verses/evidences , maybe you reason/understand/ comprehend .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
2 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 lekum sizlere لَكُمْ -
5 ayatihi ayetlerini ايَاتِهِ ايي
6 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
7 tea'kilune akledersiniz تَعْقِلُونَ عقل

Ayet 243

250|2|243|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُوا۟ ثُمَّ أَحْيَٰهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
250|2|243|الم تر الي الذين خرجوا من ديرهم وهم الوف حذر الموت فقال لهم الله موتوا ثم احيهم ان الله لذو فضل علي الناس ولكن اكثر الناس لا يشكرون
243. E lem tera ilellezîne haracû min diyârihim ve hum ulûfun hazaral mevti, fe kâle lehumullâhu mûtû summe ahyâhum innallâhe le zû fadlin alen nâsi ve lâkinne ekseren nâsi lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
Hiç görmez misin kimseleri (ki) çıktılar diyarlarından?; ve onlar binlercedir; ölüme* hazır; öyle ki dedi onlara Allah: "Ölün*!"; sonra hayat verdi* (Allah) onlara; doğrusu Allah mutlak sahibidir bir fazl/fazilet insanlara karşı; velakin/fakat insanların ekserisi/çoğu/geneli şükretmezler43.
Ahmed Samira: 243 Do you not see/understand to those who got out from their homes/countries/tribes/places , and they are thousands , fearing/cautioning the death, so God said to them: "Die." Then He revived them. That God (is owner) of grace/favour/blessing on the people, and but most of the people do not thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin? تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
5 haracu çıktılar خَرَجُوا خرج
6 min مِنْ -
7 diyarihim diyarlarından دِيَارِهِمْ دور
8 ve hum ve onlar وَهُمْ -
9 ulufun binlercesi أُلُوفٌ الف
10 hazera hazır حَذَرَ حذر
11 l-mevti ölümle الْمَوْتِ موت
12 fekale öyle ki dedi فَقَالَ قول
13 lehumu onlara لَهُمُ -
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 mutu Ölün! مُوتُوا موت
16 summe sonra ثُمَّ -
17 ehyahum hayat verdi (Allah) onlara أَحْيَاهُمْ حيي
18 inne doğrusu إِنَّ -
19 llahe Allah اللَّهَ -
20 lezu mutlak sahibidir لَذُو -
21 fedlin fazl/fazilet فَضْلٍ فضل
22 ala karşı عَلَى -
23 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
24 velakinne velakin وَلَٰكِنَّ -
25 eksera ekserisi/çoğu/geneli أَكْثَرَ كثر
26 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
27 la لَا -
28 yeşkurune şükretmezler يَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *Anlarız ki Yüce Allah ölümün eşiğinden bu insanları geri döndürmüştür. Hayatlarını bağışlamıştır.

Ayet 244

251|2|244|وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
251|2|244|وقتلوا في سبيل الله واعلموا ان الله سميع عليم
244. Ve kâtilû fî sebîlillâhi va’lemû ennallâhe semîun alîm(alîmun).
Ve katledin35 Allah yolunda331; ve bilin ki Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 244 And fight/kill in God’s way/road/sake, and know that God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve katilu ve katledin وَقَاتِلُوا قتل
2 fi فِي -
3 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
6 enne ki أَنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 semiun Semî’dir سَمِيعٌ سمع
9 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 245

252|2|245|مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضْعَافًا كَثِيرَةً وَٱللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۜطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
252|2|245|من ذا الذي يقرض الله قرضا حسنا فيضعفه له اضعافا كثيره والله يقبض ويبصط واليه ترجعون
245. Menzellezî yukridullâhe kardan hasenen fe yudâifehu lehû ed’âfen kesîrah(kesîraten), vallâhu yakbidu ve yebsut(yebsutu) ve ileyhi turceûn(turceûne).
Kim (ki) o kimse borç verir123 Allah'a güzel bir borç; öyle ki katlar (Allah) onu (borcun karşılığını) ona (kimseye); çokça katlamalar (-la); ve Allah sıkar/daraltır; ve yayar/genişletir; ve O’na döndürülürsünüz.
Ahmed Samira: 245 Who (is) that who lends/advances God a good loan/advance, so He (God) doubles/multiplies it for him many doubles/multiples, and God holds/tightens and spreads/widens , and to Him you are being returned.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kimdir مَنْ -
2 za ذَا -
3 llezi o kimse الَّذِي -
4 yukridu borç verir يُقْرِضُ قرض
5 llahe Allah'a اللَّهَ -
6 kardan bir borcu قَرْضًا قرض
7 hasenen güzel حَسَنًا حسن
8 feyudaifehu öyle ki katlar onu فَيُضَاعِفَهُ ضعف
9 lehu ona لَهُ -
10 ed'aafen bir katlama أَضْعَافًا ضعف
11 kesiraten çokça كَثِيرَةً كثر
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 yekbidu sıkar/daraltır يَقْبِضُ قبض
14 ve yebsutu ve yayar/genişletir وَيَبْسُطُ بسط
15 ve ileyhi ve O’na وَإِلَيْهِ -
16 turceune döndürülürsünüz تُرْجَعُونَ رجع

Ayet 246

253|2|246|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلْمَلَإِ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰٓ إِذْ قَالُوا۟ لِنَبِىٍّ لَّهُمُ ٱبْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِن كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ أَلَّا تُقَٰتِلُوا۟ قَالُوا۟ وَمَا لَنَآ أَلَّا نُقَٰتِلَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِن دِيَٰرِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ تَوَلَّوْا۟ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ
253|2|246|الم تر الي الملا من بني اسريل من بعد موسي اذ قالوا لنبي لهم ابعث لنا ملكا نقتل في سبيل الله قال هل عسيتم ان كتب عليكم القتال الا تقتلوا قالوا وما لنا الا نقتل في سبيل الله وقد اخرجنا من ديرنا وابناينا فلما كتب عليهم القتال تولوا الا قليلا منهم والله عليم بالظلمين
246. E lem tera ilel melei min benî isrâîle min ba’di mûsâ, iz kâlû li nebiyyin lehumub’as lenâ meliken nukâtil fî sebîlillâh(sebîlillâhi), kâle hel aseytum in kutibe aleykumul kıtâlu ellâ tukâtil(tukâtilû), kâlû ve mâ lenâ ellâ nukâtile fî sebîlillâhi ve kad uhricnâ min diyârinâ ve ebnâinâ fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu tevellev illâ kalîlen minhum vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).
Hiç görmez misin meleyi364 Musa sonrasında îsrailoğullarından197?, dedikleri zaman kendilerinden bir nebiye132; "Görevlendir bizlere bir melik96; katledelim35 Allah yolunda331"; dedi (nebileri): "Olabilir misiniz ki eğer yazılırsa üzerinize katletme35 ki katletmezsiniz35?"; dediler: "ve ne (olmuş) bizlere ki katletmeyiz35 Allah yolunda331; muhakkak ki çıkarıldık365 diyarlarımızdan* ve oğullarımızdan"; öyle ki ne zaman yazıldı üzerlerine katletme35; yüz çevirdiler biraz dışında onlardan; ve Allah bilir zalimleri.
Ahmed Samira: 246 Do you not see/understand to the nobles/assembly from Israel’s sons and daughters from after Moses, when they said to a prophet to them: "Send to us a king , we will fight/kill in God’s way/road/sake." He said: "Did you maybe hope if the fighting/killing (is) written/dictated/ordered on you, that you do not fight/kill?"They said: "And why not for us (that) we not fight/kill in God’s way/road/sake, and we had been brought out/forced from our homes/countries/tribes and our sons." So when the fighting/killing was written/dictated/ordered on them they turned away, except little/few from them, and God (is) knowledgeable with the unjust.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin? تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 l-melei meleye الْمَلَإِ ملا
5 min مِنْ -
6 beni oğullarından بَنِي بني
7 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
8 min مِنْ -
9 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
10 musa Musa مُوسَىٰ -
11 iz zaman إِذْ -
12 kalu dediler قَالُوا قول
13 linebiyyin bir nebilerine لِنَبِيٍّ نبا
14 lehumu kendi لَهُمُ -
15 b'as görevlendir ابْعَثْ بعث
16 lena bizlere لَنَا -
17 meliken bir melik مَلِكًا ملك
18 nukatil katledelim نُقَاتِلْ قتل
19 fi -nda فِي -
20 sebili yolu- سَبِيلِ سبل
21 llahi Allah اللَّهِ -
22 kale dedi (nebileri) قَالَ قول
23 hel هَلْ -
24 aseytum olası mı ki sizler? عَسَيْتُمْ عسي
25 in eğer إِنْ -
26 kutibe yazılırsa كُتِبَ كتب
27 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
28 l-kitalu katletme الْقِتَالُ قتل
29 ella ki أَلَّا -
30 tukatilu katletmezsiniz تُقَاتِلُوا قتل
31 kalu dediler قَالُوا قول
32 ve ma ve ne وَمَا -
33 lena bizlerlere لَنَا -
34 ella ki أَلَّا -
35 nukatile katletmeyiz نُقَاتِلَ قتل
36 fi فِي -
37 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
38 llahi Allah اللَّهِ -
39 vekad muhakkak ki وَقَدْ -
40 uhricna çıkarıldık أُخْرِجْنَا خرج
41 min مِنْ -
42 diyarina diyarlarımızdan دِيَارِنَا دور
43 ve ebnaina ve oğullarımızdan وَأَبْنَائِنَا بني
44 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
45 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
46 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
47 l-kitalu katletme الْقِتَالُ قتل
48 tevellev yüz çevirdiler تَوَلَّوْا ولي
49 illa dışında إِلَّا -
50 kalilen biraz قَلِيلًا قلل
51 minhum onlardan مِنْهُمْ -
52 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
53 alimun bilir عَلِيمٌ علم
54 biz-zalimine zalimleri بِالظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Yahudiye bölgesi.

Ayet 247

254|2|247|وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًا قَالُوٓا۟ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُ ٱلْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ أَحَقُّ بِٱلْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِّنَ ٱلْمَالِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُۥ بَسْطَةً فِى ٱلْعِلْمِ وَٱلْجِسْمِ وَٱللَّهُ يُؤْتِى مُلْكَهُۥ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
254|2|247|وقال لهم نبيهم ان الله قد بعث لكم طالوت ملكا قالوا اني يكون له الملك علينا ونحن احق بالملك منه ولم يوت سعه من المال قال ان الله اصطفيه عليكم وزاده بسطه في العلم والجسم والله يوتي ملكه من يشا والله وسع عليم
247. Ve kâle lehum nebiyyuhum innallâhe kad bease lekum tâlûtemelikâ(meliken), kâlû ennâ yekûnu lehul mulku aleynâ ve nahnu ehakku bil mulki minhu ve lem yu’te seaten minel mâl(mâli), kâle innallâhestafâhu aleykum ve zâdehu bestaten fîl ilmi vel cism(cismi), vallâhu yu’tî mulkehu men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve dedi onlara kendi nebileri132; "Doğrusu Allah muhakkak görevlendirdi sizlere Tâlût'u; bir melik (olarak); dediler: "Nasıl olur ona (Tâlût'a) (bir) mülk/hükümdarlık üzerimize; ve bizlere daha haktır mülk/hükümdarlık ondan (Tâlût'tan); ve asla verilmedi (ona) maldan bir genişlik"; dedi (nebi): "Doğrusu Allah saflaştırıp seçti onu (Tâlût'u) üzerinize; ve artırdı ona (Tâlût'a) bolca, ilimde ve cisimde/vücutta; ve Allah verir kendi mülkünü dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 247 And their prophet said to them: "That God had sent for you Saul/Taloot (as a) king". They said: "How is the ownership/kingdom to him over us and we are more worthy/deserving with the ownership/kingdom than him, and he was not given wealth/abundance from the property/wealth ?" He said: "That God chose/purified him over you, and increased him (in) expansion/wealth in the knowledge, and the body, and God gives His ownership/possession , (to) whom He wills/wants, and God (is) rich/spread, knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi ki وَقَالَ قول
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 nebiyyuhum kendi nebileri نَبِيُّهُمْ نبا
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 llahe Allah اللَّهَ -
6 kad muhakkak قَدْ -
7 bease görevlendirdi بَعَثَ بعث
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 talute Talut'u طَالُوتَ -
10 meliken bir melik مَلِكًا ملك
11 kalu dediler قَالُوا قول
12 enna nasıl أَنَّىٰ اني
13 yekunu olur يَكُونُ كون
14 lehu ona لَهُ -
15 l-mulku mülk الْمُلْكُ ملك
16 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
17 venehnu ve bizlere وَنَحْنُ -
18 ehakku daha haktır أَحَقُّ حقق
19 bil-mulki mülkü بِالْمُلْكِ ملك
20 minhu ondan مِنْهُ -
21 velem ve asla وَلَمْ -
22 yu'te verilmedi يُؤْتَ اتي
23 seaten genişlik سَعَةً وسع
24 mine -dan مِنَ -
25 l-mali mal- الْمَالِ مول
26 kale dedi قَالَ قول
27 inne doğrusu إِنَّ -
28 llahe Allah اللَّهَ -
29 stafahu saflaştırıp seçti onu اصْطَفَاهُ صفو
30 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
31 ve zadehu ve artırdı ona وَزَادَهُ زيد
32 bestaten bolca بَسْطَةً بسط
33 fi فِي -
34 l-ilmi ilimde الْعِلْمِ علم
35 velcismi ve cisimde/vücutta وَالْجِسْمِ جسم
36 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
37 yu'ti verir يُؤْتِي اتي
38 mulkehu kendi mülkünü مُلْكَهُ ملك
39 men kimseye مَنْ -
40 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
41 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
42 vasiun Vâsi’dir وَاسِعٌ وسع
43 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 248

255|2|248|وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِۦٓ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحْمِلُهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
255|2|248|وقال لهم نبيهم ان ايه ملكه ان ياتيكم التابوت فيه سكينه من ربكم وبقيه مما ترك ال موسي وال هرون تحمله المليكه ان في ذلك لايه لكم ان كنتم مومنين
248. Ve kâle lehum nebiyyuhum inne âyete mulkihî en ye’tiyekumut tâbûtu fîhi sekînetun min rabbikum ve bakiyyetun mimmâ terake âlu mûsâ ve âlu hârûne tahmiluhul melâikeh(melâiketu), inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ve dedi onlara nebileri132: "Doğrusu onun hükümdarlığının ayeti287 gelmesidir sizlere tabutun; ondadır bir sakinlik/dinginlik Rabbinizden4; ve bir bakiye/kalan Musa ailesinin ve Harun ailesinin geride bıraktığından; yüklendi onu melekler366; doğrusu bundadır mutlak bir ayet287 sizlere; eğer olduysanız müminler27.
Ahmed Samira: 248 And their prophet said to them: "That his ownership’s/kingdom’s sign/evidence (is) the box/chest ,(it) comes to you, in it (is) a tranquillity/calm/satisfaction from your Lord, and a remainder from what Moses’ family , and Aaron’s family left. The angels carry it . That in that (is a) sign/evidence (E) to you if you were believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 nebiyyuhum nebileri نَبِيُّهُمْ نبا
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 ayete ayeti ايَةَ ايي
6 mulkihi onun hükümdarlığının مُلْكِهِ ملك
7 en ki أَنْ -
8 ye'tiyekumu getirir sizlere يَأْتِيَكُمُ اتي
9 t-tabutu tabutu التَّابُوتُ -
10 fihi ondadır فِيهِ -
11 sekinetun bir sakinlik سَكِينَةٌ سكن
12 min مِنْ -
13 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
14 ve bekiyyetun ve bir bakiye/kalan وَبَقِيَّةٌ بقي
15 mimma -ndan مِمَّا -
16 terake geride bıraktığından تَرَكَ ترك
17 alu ailesinin الُ اول
18 musa Musa مُوسَىٰ -
19 ve alu ve ailesinin وَالُ اول
20 harune Harun هَارُونَ -
21 tehmiluhu yüklendi onu تَحْمِلُهُ حمل
22 l-melaiketu melekler الْمَلَائِكَةُ ملك
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 fi فِي -
25 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
26 layeten mutlak bir ayet لَايَةً ايي
27 lekum sizlere لَكُمْ -
28 in eğer إِنْ -
29 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
30 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Ayet 249

256|2|249|فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلْجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّى وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّىٓ إِلَّا مَنِ ٱغْتَرَفَ غُرْفَةًۢ بِيَدِهِۦ فَشَرِبُوا۟ مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ قَالُوا۟ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةًۢ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ
256|2|249|فلما فصل طالوت بالجنود قال ان الله مبتليكم بنهر فمن شرب منه فليس مني ومن لم يطعمه فانه مني الا من اغترف غرفه بيده فشربوا منه الا قليلا منهم فلما جاوزه هو والذين امنوا معه قالوا لا طاقه لنا اليوم بجالوت وجنوده قال الذين يظنون انهم ملقوا الله كم من فيه قليله غلبت فيه كثيره باذن الله والله مع الصبرين
249. Fe lemmâ fesale tâlûtu bil cunûdi, kâle innallâhe mubtelîkum bi neher(neherin), fe men şeribe minhu fe leyse minnî, ve men lem yat’amhu fe innehu minnî illâ menigterafe gurfeten bi yedih(yedihî), fe şeribû minhu illâ kalîlen minhum fe lemmâ câvezehu huve vellezîne âmenû meahu, kâlû lâ tâkate lenâl yevme bi câlûte ve cunûdih(cunûdihî), kâlellezîne yezunnûne ennehum mulâkûllâhi, kem min fietin kalîletin galebet fieten kesîraten bi iznillâh(iznillâhi), vallâhu meas sâbirîn(sâbirîne).
Öyle ki ne zaman ayrıldı Tâlût ordularla dedi: "Doğrusu Allah belalandırıcıdır256 sizleri bir nehirle; öyle ki kim içti ondan; öyle ki değildir benden; ve kim asla tatmaz ondan; öyle ki doğrusu o bendendir; dışındadır kim avuçladı bir avuç eliyle"; öyle ki içtiler ondan onlardan biraz dışında; öyle ki ne zaman geçti (Tâlût) onu (nehri), o (Tâlût) ve onun (Tâlût’un) yanındaki iman etmiş kimseler; dediler (nehirden içenler): "Takat yoktur bizlere bugün; Câlût'a ve ordularına (karşı); onların Allah'a kavuşanlar (olduğunu) zanneden/varsayan kimseler dedi: "Nice az bir grup galip geldi çok bir gruba; Allah'ın izniyle; ve Allah yanındadır sabredenlerin."
Ahmed Samira: 249 So when Saul/Taloot separated/parted with the soldiers/warriors , he said: "That God (is) testing you with a river/waterway, so who drank from it, so he is not from me, and who did not taste it , so he is from me, except who scooped a scoop, with his hand." So they drank from it, except a few from them, so when he crossed it (the river), he and those who believed with him, they said: "No power/ability/energy to us today with Goliath and his soldiers/warriors." Those who assume/suppose that they are meeting God said: "How many (times) from a little/small group defeated a group (of) many with God’s will?" And God (is) with the patient/enduring.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 fesale ayrıldı فَصَلَ فصل
3 talutu Talut طَالُوتُ -
4 bil-cunudi ordularla بِالْجُنُودِ جند
5 kale dedi قَالَ قول
6 inne doğrusu إِنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 mubtelikum belalandırıcıdır sizleri مُبْتَلِيكُمْ بلو
9 bineherin bir nehirle بِنَهَرٍ نهر
10 femen öyle ki kim فَمَنْ -
11 şeribe içti شَرِبَ شرب
12 minhu ondan مِنْهُ -
13 feleyse öyle ki değildir فَلَيْسَ ليس
14 minni benden مِنِّي -
15 ve men ve kim وَمَنْ -
16 lem asla لَمْ -
17 yet'amhu tatmazsa ondan يَطْعَمْهُ طعم
18 feinnehu öyle ki doğrusu o فَإِنَّهُ -
19 minni bendendir مِنِّي -
20 illa dışındadır إِلَّا -
21 meni kim مَنِ -
22 gterafe avuçladı اغْتَرَفَ غرف
23 gurfeten bir avuç غُرْفَةً غرف
24 biyedihi eliyle بِيَدِهِ يدي
25 feşeribu öyle ki içtiler فَشَرِبُوا شرب
26 minhu ondan مِنْهُ -
27 illa dışında إِلَّا -
28 kalilen biraz قَلِيلًا قلل
29 minhum onlardan مِنْهُمْ -
30 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
31 cavezehu geçti (Talut) onu (nehri) جَاوَزَهُ جوز
32 huve o (Talut) هُوَ -
33 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
34 amenu iman etmiş امَنُوا امن
35 meahu yanındaki onun (Talut’un) مَعَهُ -
36 kalu dediler (nehirden için diğerleri) قَالُوا قول
37 la لَا -
38 takate takat yoktur طَاقَةَ طوق
39 lena bizlere لَنَا -
40 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
41 bicalute Calut'a بِجَالُوتَ -
42 ve cunudihi ve ordularına وَجُنُودِهِ جند
43 kale dedi قَالَ قول
44 ellezine kimseler الَّذِينَ -
45 yezunnune zanneden/varsayan يَظُنُّونَ ظنن
46 ennehum ki onların أَنَّهُمْ -
47 mulaku kavuşanlar (olduğunu) مُلَاقُو لقي
48 llahi Allah'a اللَّهِ -
49 kem nice كَمْ -
50 min مِنْ -
51 fietin bir grup فِئَةٍ فاي
52 kaliletin biraz قَلِيلَةٍ قلل
53 galebet galib geldi غَلَبَتْ غلب
54 fieten bir gruba فِئَةً فاي
55 kesiraten birçok كَثِيرَةً كثر
56 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
57 llahi Allah'ın اللَّهِ -
58 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
59 mea yanındadır مَعَ -
60 s-sabirine sabredenlerin الصَّابِرِينَ صبر

Ayet 250

257|2|250|وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
257|2|250|ولما برزوا لجالوت وجنوده قالوا ربنا افرغ علينا صبرا وثبت اقدامنا وانصرنا علي القوم الكفرين
250. Ve lemmâ berazû li câlûte ve cunûdihî kâlû rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).
Ve ne zaman barizleşti/ortaya çıktı Câlût ve orduları onun; dediler: "Rabbimiz! Dök/yağdır üzerimize bir sabır51; ve sebat et/sabitle ayaklarımızı; ve yardım et bizlere; kâfirler25 kavmine karşı.
Ahmed Samira: 250 And when they emerged/appeared to Goliath and his soldiers/warriors, they said: "Our Lord, pour on us patience and make our feet firm , and give us victory/aid on (over) the nation, the disbelieving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman وَلَمَّا -
2 berazu barizleşti/ortaya çıktı بَرَزُوا برز
3 licalute Câlût لِجَالُوتَ -
4 ve cunudihi ve orduları onun وَجُنُودِهِ جند
5 kalu dediler قَالُوا قول
6 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
7 efrig dök/yağdır أَفْرِغْ فرغ
8 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
9 sabran bir sabır صَبْرًا صبر
10 ve sebbit ve sebat et/sabitle وَثَبِّتْ ثبت
11 ekdamena ayaklarımızı أَقْدَامَنَا قدم
12 vensurna ve yardım et bizlere وَانْصُرْنَا نصر
13 ala karşı عَلَى -
14 l-kavmi kavmi الْقَوْمِ قوم
15 l-kafirine kafirler الْكَافِرِينَ كفر

Ayet 251

258|2|251|فَهَزَمُوهُم بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُ وَلَوْلَا دَفْعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّفَسَدَتِ ٱلْأَرْضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
258|2|251|فهزموهم باذن الله وقتل داود جالوت واتيه الله الملك والحكمه وعلمه مما يشا ولولا دفع الله الناس بعضهم ببعض لفسدت الارض ولكن الله ذو فضل علي العلمين
251. Fe hezemûhum bi iznillâhi, ve katele dâvudu câlûte ve âtâhullâhul mulke vel hikmete ve allemehu mimmâ yeşâu, ve lev lâ def’ullâhin nâse, bâ’dahum bi ba’din le fesedetil ardu ve lâkinnallâhe zû fadlin alel âlemîn(âlemîne).
Öyle ki hezimete uğrattılar onları Allah'ın izniyle; ve katletti Dâvud Câlût'u; ve verdi ona (Dâvud'a) Allah mülk/hükümdarlık ve hikmet367; ve öğretti ona dilediğini; velev/eğer defetmeseydi Allah insanların bir kısmını onların bir kısmıyla; mutlak fesada265 uğrardı yer/yeryüzü; velakin/fakat Allah fazl/fazilet sahibidir alemlere karşı.
Ahmed Samira: 251 So they defeated them with God’s will, and David killed Goliath , and God gave him the ownership/kingdom and the wisdom and He taught/instructed him from what He wills/wants, and (if it) was not for God’s pushing the people, some/part of them with some/part (with each other), the earth/Planet Earth would have been corrupted/disordered , and but God (is owner) of grace/favour/blessing over the creations altogether/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fehezemuhum öyle ki hezimete uğrattılar onları فَهَزَمُوهُمْ هزم
2 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 ve katele ve katletti وَقَتَلَ قتل
5 davudu Davud دَاوُودُ -
6 calute Calut'u جَالُوتَ -
7 ve atahu ve verdi ona (Davud'a) وَاتَاهُ اتي
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 l-mulke mülk/hükümdarlık الْمُلْكَ ملك
10 velhikmete ve hikmetli وَالْحِكْمَةَ حكم
11 ve allemehu ve öğretti ona وَعَلَّمَهُ علم
12 mimma مِمَّا -
13 yeşa'u dilediğini يَشَاءُ شيا
14 velevla velev/eğer وَلَوْلَا -
15 def'u defetmeseydi دَفْعُ دفع
16 llahi Allah اللَّهِ -
17 n-nase insanların النَّاسَ نوس
18 bea'dehum bir kısmını onların بَعْضَهُمْ بعض
19 bibea'din bir kısmıyla بِبَعْضٍ بعض
20 lefesedeti mutlak fesada uğrardı لَفَسَدَتِ فسد
21 l-erdu yer الْأَرْضُ ارض
22 velakinne velakin/ancak وَلَٰكِنَّ -
23 llahe Allah اللَّهَ -
24 zu sahibidir ذُو -
25 fedlin fazl/fazilet فَضْلٍ فضل
26 ala karşı عَلَى -
27 l-aalemine alemlere الْعَالَمِينَ علم

Ayet 252

259|2|252|تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
259|2|252|تلك ايت الله نتلوها عليك بالحق وانك لمن المرسلين
252. Tilke âyâtullâhi netlûhâ aleyke bil hakk(hakkı), ve inneke le minel murselîn(murselîne).
İşte şunlar (ki) ayetleridir Allah'ın; okuruz onu* sana** hakla/gerçekle; ve doğrusu sen** mutlak mürselindensin368.
Ahmed Samira: 252 Those are God’s signs/verses/evidences, We read/recite it on (to) you with the truth , and that you are from the messengers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke şunlar; تِلْكَ -
2 ayatu ayetleridir ايَاتُ ايي
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 netluha okuruz onu نَتْلُوهَا تلو
5 aleyke sana عَلَيْكَ -
6 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
7 ve inneke ve doğrusu sen وَإِنَّكَ -
8 lemine mutlak لَمِنَ -
9 l-murseline murselindensin. الْمُرْسَلِينَ رسل

Notlar

Not 1: *Ayeti.**Nebi ve resûl Muhammed.

Ayet 253

260|2|253|تِلْكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ مِّنْهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَٰتٍ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخْتَلَفُوا۟ فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ وَمِنْهُم مَّن كَفَرَ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلُوا۟ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ
260|2|253|تلك الرسل فضلنا بعضهم علي بعض منهم من كلم الله ورفع بعضهم درجت واتينا عيسي ابن مريم البينت وايدنه بروح القدس ولو شا الله ما اقتتل الذين من بعدهم من بعد ما جاتهم البينت ولكن اختلفوا فمنهم من امن ومنهم من كفر ولو شا الله ما اقتتلوا ولكن الله يفعل ما يريد
253. Tilker rusulu faddalnâ ba’dahum alâ ba’d(ba’din), minhum men kellemallâhu ve rafea ba’dahum derecât(derecâtin), ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhıl kudus(rûhıl kudusi), ve lev şâallâhu maktetelellezîne min ba’dihim min ba’di mâ câethumul beyyinâtu ve lâkinihtelefû fe minhum men âmene ve minhum men kefer(kefere), ve lev şâallâhu maktetelû ve lâkinnallâhe yef’alu mâ yurîd(yurîdu).
İşte şunlar; resûllerdir418; öyle ki faziletli kıldık onların bir kısmını onlardan bir kısma karşı; kimine kelam etti Allah; ve yükseltti (Allah) bir kısmını onların derecelerle; ve verdik Meryem oğlu Îsa'ya beyanatlar; ve destekledik onu (Îsa'yı) kutsal ruhla; velev/eğer dileseydi Allah katletmiş olmazdı onların sonrasında (gelen) kimseler; onlara gelen beyanatlar sonrasında; velakin/fakat ihtilafa düştüler; öyle ki onlardan kimi iman47 etti ve onlardan kimi kâfirlik25 etti; velev/eğer dileseydi Allah katletmiş35 olmazlardı; velakin/fakat Allah faaliyete geçirir dilediğini.
Ahmed Samira: 253 Those are the messengers, We preferred/favoured/blessed some/part of them over some/part, from them who spoke/conversed/talked (with) God, and He rose some/part of them steps/stages/degrees. And We gave Jesus ,Mary’s son, the evidences, and We supported him with the Holy/Sanctimonious Soul/Spirit , and if God wanted/willed, those from after them would not (have) fought/killed each other from after the evidences came to them, and but they differed/disagreed/disputed, so from them who believed, and from them who disbelieved, and if God willed/wanted, they would not (have) fought/killed each other, and but God does/makes what Hewants/wills/intends.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke işte şunlar تِلْكَ -
2 r-rusulu resûllerdir الرُّسُلُ رسل
3 feddelna öyle ki faziletli kıldık فَضَّلْنَا فضل
4 bea'dehum bir kısmını onların بَعْضَهُمْ بعض
5 ala karşı عَلَىٰ -
6 bea'din bir kısma بَعْضٍ بعض
7 minhum onlardan مِنْهُمْ -
8 men kimine مَنْ -
9 kelleme kelam etti كَلَّمَ كلم
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 ve rafea ve yükseltti (Allah) وَرَفَعَ رفع
12 bea'dehum bir kısmını onların بَعْضَهُمْ بعض
13 deracatin derecelerler دَرَجَاتٍ درج
14 ve ateyna ve verdik وَاتَيْنَا اتي
15 iysa Îsa'ya عِيسَى -
16 bne oğlu ابْنَ بني
17 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
18 l-beyyinati beyanatlar الْبَيِّنَاتِ بين
19 ve eyyednahu ve destekledik onu وَأَيَّدْنَاهُ ايد
20 biruhi ruhla بِرُوحِ روح
21 l-kudusi kutsal الْقُدُسِ قدس
22 velev velev/eğer وَلَوْ -
23 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
24 llahu Allah اللَّهُ -
25 ma olmazdı مَا -
26 ktetele öldürmüş اقْتَتَلَ قتل
27 ellezine kimseler الَّذِينَ -
28 min مِنْ -
29 bea'dihim sonrasında onların بَعْدِهِمْ بعد
30 min مِنْ -
31 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
32 ma مَا -
33 ca'ethumu gelen onlara جَاءَتْهُمُ جيا
34 l-beyyinatu beyanatlar الْبَيِّنَاتُ بين
35 velakini velakin/fakat وَلَٰكِنِ -
36 htelefu ihtilafa düştüler اخْتَلَفُوا خلف
37 feminhum öyle ki onlardan فَمِنْهُمْ -
38 men kimi مَنْ -
39 amene iman etti امَنَ امن
40 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
41 men kimi مَنْ -
42 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
43 velev velev/eğer وَلَوْ -
44 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
45 llahu Allah اللَّهُ -
46 ma olmazlardı مَا -
47 ktetelu katlemiş اقْتَتَلُوا قتل
48 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
49 llahe Allah اللَّهَ -
50 yef'alu faaliyete geçirir يَفْعَلُ فعل
51 ma مَا -
52 yuridu dilediğini يُرِيدُ رود

Ayet 254

261|2|254|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَٰعَةٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
261|2|254|يايها الذين امنوا انفقوا مما رزقنكم من قبل ان ياتي يوم لا بيع فيه ولا خله ولا شفعه والكفرون هم الظلمون
254. Yâ eyyûhellezîne âmenû enfikû mimmâ razaknâkum min kabli en ye’tiye yevmun lâ bey’un fîhi ve lâ hulletun ve lâ şefâah(şefâatun), vel kâfirûne humuz zâlimûn(zâlimûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! İnfak6 edin rızıklandırdığımızdan sizleri; önceden ki gelir bir gün; olmaz bir alışveriş onda; ve (de) bir dostluk; ve (de) bir şefaat114; ve kâfirleredir25; (ki) onlar zalimlerdir.
Ahmed Samira: 254 You, you those who believed, spend from what We provided for you from before that a day comes, (there is) no selling/trading in it and nor faithful/close friendship , and nor mediation, and the disbelievers, they are the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 enfiku infak edin أَنْفِقُوا نفق
5 mimma مِمَّا -
6 razeknakum rızıklandırdığımızdan sizleri رَزَقْنَاكُمْ رزق
7 min مِنْ -
8 kabli önceden قَبْلِ قبل
9 en ki أَنْ -
10 ye'tiye gelir يَأْتِيَ اتي
11 yevmun bir gün يَوْمٌ يوم
12 la olmaz لَا -
13 bey'un bir alış veriş بَيْعٌ بيع
14 fihi içinde onun فِيهِ -
15 ve la ve (de) وَلَا -
16 hulletun bir dostluk خُلَّةٌ خلل
17 ve la ve (de) وَلَا -
18 şefaatun bir şefaat شَفَاعَةٌ شفع
19 velkafirune ve kafirleredir وَالْكَافِرُونَ كفر
20 humu onlar هُمُ -
21 z-zalimune zalimlerdir الظَّالِمُونَ ظلم

Ayet 255

262|2|255|ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ
262|2|255|الله لا اله الا هو الحي القيوم لا تاخذه سنه ولا نوم له ما في السموت وما في الارض من ذا الذي يشفع عنده الا باذنه يعلم ما بين ايديهم وما خلفهم ولا يحيطون بشي من علمه الا بما شا وسع كرسيه السموت والارض ولا يوده حفظهما وهو العلي العظيم
255. Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih(iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm(azîmu).
Allah (ki) yoktur ilâh74 O'nun dışında; Hayy’dır371; Kayyûm’dur372; tutmaz O’nu bir uyuklama ve de bir uyku; O'nadır göklerdeki ve yerdeki; kimdir ki şefâat114 eder indinde/katında O’nun; izni dışında O'nun; bilir ellerinin arasındakini ve arkalarındakini; ve kuşatmazlar bir şey ilminden O’nun dilediği dışında; kaplar kürsüsü370 O’nun gökleri ve yeri; ağır gelmez O’na koruyup gözetmek ikisini; ve O’dur Aliyy373; Azîm94.
Ahmed Samira: 255 God, no God except He, the live/alive, the of no beginning and self sufficient , no drowsiness/slumber ,and nor sleep takes Him, for Him what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth. Who (is) that who mediates at Him, except with His permission ? He knows what (is) between their hands and what (is) behind them, and they do not comprehend/envelope with a thing from His knowledge, except with what He wills/wants. His throne/knowledge extended/contained/enriched the skies/space and the earth/Planet Earth, and (it) does not tire/burden Him their (B)’s protection/observation , and He (is) the high/dignified , the great .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah (ki) اللَّهُ -
2 la yoktur لَا -
3 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
4 illa dışında إِلَّا -
5 huve O'nun هُوَ -
6 l-hayyu Hayy’dır الْحَيُّ حيي
7 l-kayyumu Kayyûm’dur الْقَيُّومُ قوم
8 la لَا -
9 te'huzuhu tutmaz O’nu تَأْخُذُهُ اخذ
10 sinetun bir uyuklama سِنَةٌ وسن
11 vela ve de وَلَا -
12 nevmun bir uyku نَوْمٌ نوم
13 lehu O'nadır لَهُ -
14 ma مَا -
15 fi فِي -
16 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
17 ve ma ve وَمَا -
18 fi فِي -
19 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
20 men kimdir مَنْ -
21 za ذَا -
22 llezi ki الَّذِي -
23 yeşfeu şefaat eder يَشْفَعُ شفع
24 indehu indinde O’nun عِنْدَهُ عند
25 illa dışında إِلَّا -
26 biiznihi O’nun izni بِإِذْنِهِ اذن
27 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
28 ma مَا -
29 beyne arasında بَيْنَ بين
30 eydihim ellerinin arasındakisini أَيْدِيهِمْ يدي
31 ve ma ve وَمَا -
32 halfehum arkalarındakini خَلْفَهُمْ خلف
33 ve la ve وَلَا -
34 yuhitune kuşatmazlar يُحِيطُونَ حوط
35 bişey'in bir şey بِشَيْءٍ شيا
36 min مِنْ -
37 ilmihi ilminden O’nun عِلْمِهِ علم
38 illa dışında إِلَّا -
39 bima بِمَا -
40 şa'e dilediği شَاءَ شيا
41 vesia kaplar وَسِعَ وسع
42 kursiyyuhu kürsüsü O’nun كُرْسِيُّهُ كرس
43 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
44 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
45 ve la وَلَا -
46 yeuduhu ağır gelmez O’na يَئُودُهُ اود
47 hifzuhuma koruyup gözetmek ikisini حِفْظُهُمَا حفظ
48 ve huve ve O’dur وَهُوَ -
49 l-aliyyu Aliyy الْعَلِيُّ علو
50 l-azimu Azîm الْعَظِيمُ عظم

Ayet 256

263|2|256|لَآ إِكْرَاهَ فِى ٱلدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشْدُ مِنَ ٱلْغَىِّ فَمَن يَكْفُرْ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَا وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
263|2|256|لا اكراه في الدين قد تبين الرشد من الغي فمن يكفر بالطغوت ويومن بالله فقد استمسك بالعروه الوثقي لا انفصام لها والله سميع عليم
256. Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Yoktur ikrâh374 dinde122; muhakkak beyan226 oldu doğruluk sapkınlıktan; öyle ki kim kâfirlik25 eder tâgûta375; ve iman47 eder Allah'a; muhakkak ki kaptı sapasağlam bir kulp; yoktur çatlak ona; ve Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 256 No compulsion/force in the religion, the correct/right had been clarified , from the misguidance/failure , so who disbelieves with the devil/every thing worshipped other than God and believes with God, so he had held fast/clung to with the tie/handle , the tight/affirmed, no breaking/cutting to it, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la yoktur لَا -
2 ikrahe ikrah إِكْرَاهَ كره
3 fi فِي -
4 d-dini dinde الدِّينِ دين
5 kad muhakkak قَدْ -
6 tebeyyene beyan oldu تَبَيَّنَ بين
7 r-ruşdu olgunluk/doğruluk الرُّشْدُ رشد
8 mine مِنَ -
9 l-gayyi sapkınlıktan الْغَيِّ غوي
10 femen öyle ki kim فَمَنْ -
11 yekfur kâfirlik eder يَكْفُرْ كفر
12 bit-taguti tağuta بِالطَّاغُوتِ طغي
13 ve yu'min ve iman eder وَيُؤْمِنْ امن
14 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
15 fekadi muhakkak ki o فَقَدِ -
16 stemseke kaptı اسْتَمْسَكَ مسك
17 bil-urveti bir kulpa بِالْعُرْوَةِ عرو
18 l-vuska sapasağlam الْوُثْقَىٰ وثق
19 la olmaz لَا -
20 nfisame çatlak انْفِصَامَ فصم
21 leha ona لَهَا -
22 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
23 semiun Semî’dir سَمِيعٌ سمع
24 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 257

264|2|257|ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
264|2|257|الله ولي الذين امنوا يخرجهم من الظلمت الي النور والذين كفروا اولياوهم الطغوت يخرجونهم من النور الي الظلمت اوليك اصحب النار هم فيها خلدون
257. Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah velisidir28 iman47 etmiş kimselerin; çıkarır (Allah) onları karanlıklardan nura/aydınlığa doğru; ve kâfirlik25 etmiş kimselerin kendi velileri28 tâgûttur375; çıkarırlar onları nurdan/aydınlıktan karanlıklara doğru; işte bunlar; ateş ashâbıdır194; onlar orada* ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 257 God (is) guardian/patron (of) those who believed, He brings them out from the darknesses to the light, and those who disbelieved, their guardian/patron (is) the devil/every thing worshipped other than God they bring them out from the light to the darknesses, those are the fire’s owners/company , they are in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah اللَّهُ -
2 veliyyu velisidir وَلِيُّ ولي
3 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
4 amenu iman ettiler امَنُوا امن
5 yuhricuhum çıkarır (Allah) onları يُخْرِجُهُمْ خرج
6 mine مِنَ -
7 z-zulumati karanlıklardan الظُّلُمَاتِ ظلم
8 ila doğru إِلَى -
9 n-nuri nura/aydınlığa النُّورِ نور
10 vellezine ve kimselerin وَالَّذِينَ -
11 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
12 evliya'uhumu velileri onları أَوْلِيَاؤُهُمُ ولي
13 t-ttagutu tağuttur الطَّاغُوتُ طغي
14 yuhricunehum çıkarırlar onları يُخْرِجُونَهُمْ خرج
15 mine مِنَ -
16 n-nuri nurda/aydınlıktan النُّورِ نور
17 ila doğru إِلَى -
18 z-zulumati karanlıklara الظُّلُمَاتِ ظلم
19 ulaike İşte bunlar أُولَٰئِكَ -
20 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
21 n-nari ateş النَّارِ نور
22 hum onlar هُمْ -
23 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
24 halidune ölümsüz خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 258

265|2|258|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِۦمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
265|2|258|الم تر الي الذي حاج ابرهم في ربه ان اتيه الله الملك اذ قال ابرهم ربي الذي يحي ويميت قال انا احي واميت قال ابرهم فان الله ياتي بالشمس من المشرق فات بها من المغرب فبهت الذي كفر والله لا يهدي القوم الظلمين
258. E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk(mulke), iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umît(umîtu), kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer(kefere), vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Hiç görmez misin İbrahim'e hac376 etmiş kimseyi onun Rabbi4 hakkında; ki verdi ona Allah mülk/hükümdarlık; dediği zaman İbrahim: "Benim Rabbim4 ki yaşatır ve öldürür"; dedi (kimse): "Ben (de) yaşatırım ve öldürürüm"; dedi İbrahim: "Öyle ki doğrusu Allah getirir Güneş’i doğudan; öyle ki sen (de) getir onu (Güneş'i) batıdan; öyle ki afalladı kâfirlik25 etmiş kimse; Allah doğru yola kılavuzlamaz zalimler kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 258 Did you not see/understand to who quarreled/argued/disputed (with) Abraham in his Lord, that God gave him the ownership/kingdom , when Abraham said: "My Lord, (is) who revives/makes alive and makes die ." He said: "I revive/make alive and I make die." Abraham said: "So then God comes with the sun from the east , so come with it from the west." So who disbelieved was astonished/confused , and God does not guide the nation the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 llezi kimseyi الَّذِي -
5 hacce hac etmiş حَاجَّ حجج
6 ibrahime İbrahim'e إِبْرَاهِيمَ -
7 fi hakkında فِي -
8 rabbihi onun Rabbi رَبِّهِ ربب
9 en ki أَنْ -
10 atahu verdi ona اتَاهُ اتي
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 l-mulke mülk/hükümdarlık الْمُلْكَ ملك
13 iz zaman إِذْ -
14 kale dedi قَالَ قول
15 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
16 rabbiye beni Rabbim رَبِّيَ ربب
17 llezi ki الَّذِي -
18 yuhyi yaşatır يُحْيِي حيي
19 ve yumitu ve öldürür وَيُمِيتُ موت
20 kale dedi قَالَ قول
21 ena ben (de) أَنَا -
22 uhyi yaşatırım أُحْيِي حيي
23 ve umitu ve öldürürüm وَأُمِيتُ موت
24 kale dedi قَالَ قول
25 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
26 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
27 llahe Allah اللَّهَ -
28 ye'ti getirir يَأْتِي اتي
29 biş-şemsi Güneş’i بِالشَّمْسِ شمس
30 mine مِنَ -
31 l-meşriki doğudan الْمَشْرِقِ شرق
32 fe'ti öyle ki getir sen فَأْتِ اتي
33 biha onu بِهَا -
34 mine مِنَ -
35 l-megribi batıdan الْمَغْرِبِ غرب
36 febuhite öyle ki afalladı فَبُهِتَ بهت
37 llezi kimse الَّذِي -
38 kefera kâfirlik etmiş كَفَرَ كفر
39 vallahu Allah وَاللَّهُ -
40 la لَا -
41 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
42 l-kavme kavmi الْقَوْمَ قوم
43 z-zalimine zalimleri الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 259

266|2|259|أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۥ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
266|2|259|او كالذي مر علي قريه وهي خاويه علي عروشها قال اني يحي هذه الله بعد موتها فاماته الله مايه عام ثم بعثه قال كم لبثت قال لبثت يوما او بعض يوم قال بل لبثت مايه عام فانظر الي طعامك وشرابك لم يتسنه وانظر الي حمارك ولنجعلك ايه للناس وانظر الي العظام كيف ننشزها ثم نكسوها لحما فلما تبين له قال اعلم ان الله علي كل شي قدير
259. Ev kellezî merra alâ karyetin ve hiye hâviyetun alâ urûşihâ, kâle ennâ yuhyî hâzihillâhu ba’de mevtihâ, fe emâtehullâhu miete âmin summe beaseh(beasehu), kâle kem lebist(lebiste), kâle lebistu yevme ev ba’da yevm(yevmin), kâle bel lebiste miete âmin fenzur ilâ taâmike ve şerâbike lem yetesenneh, venzur ilâ hımârike ve li nec’aleke âyeten lin nâsi venzur ilâl izâmi keyfe nunşizuhâ summe neksûhâ lahmâ(lahmen), fe lemmâ tebeyyene lehu, kâle a’lemu ennallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ya da bir kent üzerine uğramış kimse gibi; ve o (kent) harap/yıkıktır taşıyıcı yapıları üzerine; dedi (o kimse): “Nasıl canlandırır bunu Allah onun (kentin) ölümünden sonra?”; öyle ki öldürdü onu (o kimseyi) Allah bir yüz sene; sonra diriltti onu; dedi: “Ne kadar kaldın?”; dedi: “Kaldım bir gün ya da günün bir parçası; dedi (Allah): “Hayır! Kaldın bir yüz sene; öyle ki bak yiyeceğine ve içeceğine; alsa bozulmaz o; ve bak merkebine/eşeğine; ve yapmamız için seni bir ayet287 insanlar için; ve bak kemiklere nasıl kaldırırız onu; sonra giydiririz ona et”; öyle ki ne zaman beyan226 oldu ona (o kimseye); dedi (o kimse): “Bildim ki doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr'dir 177.”
Ahmed Samira: 259 Or like who passed on (by a) village/urban city and it is destroyed/empty on its ceilings/structures .He Said: "How God revives/makes alive this, after its death/ lifelessness?" So God made him die one hundred years, then He revived/resurrected him . He said: "How many/much did you stay/wait/remain?" He said: "I stayed/waited/remained a day or some/part (of) a day." He said: "Yes/but, you stayed/waited/remained one hundred years, so look to your food and your drink, (it) did not change/rot , and look to your donkey and to make/put/manipulate you (E) (as) a sign/evidence to the people, and look to the bones, how We raise and assemble it over each other then We dress/clothe (cover it with) flesh/meat." So when (it) was clarified/explained to him, he said: "I know that God (is) on every thing powerful/capable ."

Ayet 260

267|2|260|وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّ أَرِنِى كَيْفَ تُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِى قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ ٱلطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ ٱجْعَلْ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ٱدْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَٱعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
267|2|260|واذ قال ابرهم رب ارني كيف تحي الموتي قال اولم تومن قال بلي ولكن ليطمين قلبي قال فخذ اربعه من الطير فصرهن اليك ثم اجعل علي كل جبل منهن جزا ثم ادعهن ياتينك سعيا واعلم ان الله عزيز حكيم
260. Ve iz kâle ibrâhîmu rabbî erinî keyfe tuhyil mevtâ kâle e ve lem tu’min kâle belâ ve lâkin li yatmainne kalbî kâle fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec’al alâ kulli cebelin minhunne cuz’en summed’uhunne ye’tîneke sa’yâ(sa’yen), va’lem ennallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Ve dediği zaman İbrahim: "Rabbim4! Göster bana; nasıl canlandırırsın ölüleri"; dedi (Allah): "Yoksa asla iman47 etmez misin? "; dedi (İbrahim): "Evet! (iman ettim); velakin/fakat mutmain377 olması içindir kalbimin"; dedi (Allah): "Öyleyse tut dördünü kuştan; öyle ki meylettir* onları (dördünü) kendine; sonra koy her bir dağın üzerine onlardan (dördünden) bir parça/cüz; sonra çağır onları (dördünü); gelirler (dördü) sana bir ivedi hareketlenme (-yle); ve bil ki Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 260 And when Abraham said: "My Lord, show me how you revive/make alive the deads." He said: "Did you not believe?" he said: "Yes/certainly, and but (for) my heart/mind to (be) assured/secure (E)." He (Abraham) said: "So take four from the birds, so take them (F) close to you, then put on every mountain from them (F) a part/portion, then call them (F), they come (F) (to) you fast , and know that God isglorious/mighty/powerful/dignified, wise/judicious." (NOTICE USE OF FEMININE IN THE PRECEDING VERSE)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
4 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
5 erini göster bana أَرِنِي راي
6 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
7 tuhyi canlandırırsın تُحْيِي حيي
8 l-mevta ölüleri الْمَوْتَىٰ موت
9 kale dedi قَالَ قول
10 evelem yoksa asla أَوَلَمْ -
11 tu'min iman etmez misin تُؤْمِنْ امن
12 kale dedi (İbrahim) قَالَ قول
13 bela evet (iman ettim) بَلَىٰ -
14 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
15 liyetmeinne mutmain olması içindir لِيَطْمَئِنَّ طمن
16 kalbi kalbimin قَلْبِي قلب
17 kale dedi قَالَ قول
18 fehuz öyleyse tut فَخُذْ اخذ
19 erbeaten dördünü أَرْبَعَةً ربع
20 mine مِنَ -
21 t-tayri kuştan الطَّيْرِ طير
22 fe surhunne öyle ki meylettir onları (dördünü) فَصُرْهُنَّ صور
23 ileyke kendine إِلَيْكَ -
24 summe sonra ثُمَّ -
25 c'al yap اجْعَلْ جعل
26 ala üzerine عَلَىٰ -
27 kulli her كُلِّ كلل
28 cebelin bir dağın جَبَلٍ جبل
29 minhunne onlardan (dördünden) مِنْهُنَّ -
30 cuz'en bir parça/cüz جُزْءًا جزا
31 summe sonra ثُمَّ -
32 d'uhunne çağır onları (dördünü) ادْعُهُنَّ دعو
33 ye'tineke gelirler (dördü) sana يَأْتِينَكَ اتي
34 sea'yen bir ivedi hareketlenme (-yle) سَعْيًا سعي
35 vea'lem ve bil وَاعْلَمْ علم
36 enne ki أَنَّ -
37 llahe Allah اللَّهَ -
38 azizun Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
39 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Alıştır.

Ayet 261

268|2|261|مَّثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنۢبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِى كُلِّ سُنۢبُلَةٍ مِّا۟ئَةُ حَبَّةٍ وَٱللَّهُ يُضَٰعِفُ لِمَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
268|2|261|مثل الذين ينفقون امولهم في سبيل الله كمثل حبه انبتت سبع سنابل في كل سنبله مايه حبه والله يضعف لمن يشا والله وسع عليم
261. Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbeh(habbetin), vallâhu yudâifu li men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Mallarını Allah yolunda336 infak6 eden kimselerin misali; misali gibidir bir tohum; yetiştirdi yedi başak; her başağındadır yüz tohum; ve Allah katlar dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 261 (The) example/proverb (of) those who spend their properties/wealth in God’s way/sake (is) as/like (the) example/proverb of a seed/grain (that) sprouted/grew seven ears/spikes , in every ear/spike (are) one hundred grain(s)/seed(s), and God doubles/multiplies for whom He wills/wants, and God (is) rich/abundant ,knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 meselu misali مَثَلُ مثل
2 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
3 yunfikune infak ederler يُنْفِقُونَ نفق
4 emvalehum mallarını أَمْوَالَهُمْ مول
5 fi فِي -
6 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
7 llahi Allah اللَّهِ -
8 kemeseli misali gibidir كَمَثَلِ مثل
9 habbetin bir tohum حَبَّةٍ حبب
10 enbetet yetiştirdi أَنْبَتَتْ نبت
11 seb'a yedi سَبْعَ سبع
12 senabile başak سَنَابِلَ سنبل
13 fi فِي -
14 kulli her كُلِّ كلل
15 sunbuletin başağında سُنْبُلَةٍ سنبل
16 miaetu yüz مِائَةُ ماي
17 habbetin tohum حَبَّةٍ حبب
18 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
19 yudaifu katlar يُضَاعِفُ ضعف
20 limen kimseye لِمَنْ -
21 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
22 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
23 vasiun Vâsi’dir وَاسِعٌ وسع
24 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 262

269|2|262|ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَآ أَنفَقُوا۟ مَنًّا وَلَآ أَذًى لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
269|2|262|الذين ينفقون امولهم في سبيل الله ثم لا يتبعون ما انفقوا منا ولا اذي لهم اجرهم عند ربهم ولا خوف عليهم ولا هم يحزنون
262. Ellezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi summe lâ yutbiûne mâ enfekû mennen ve lâ ezen lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını Allah yolunda336; sonra tabi etmezler infak6 ettiklerini bir minnete ve de bir eziyete; onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onların üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.
Ahmed Samira: 262 Those who spend their properties/wealths in God’s way/sake , then they do not follow what they spend (by) bragging , and nor mild harm , for them (is) their reward/wage at their Lord, and no fear on them and nor they be sad/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yunfikune infak eden يُنْفِقُونَ نفق
3 emvalehum mallarını أَمْوَالَهُمْ مول
4 fi فِي -
5 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
6 llahi Allah اللَّهِ -
7 summe sonra ثُمَّ -
8 la لَا -
9 yutbiune tabi etmezler يُتْبِعُونَ تبع
10 ma مَا -
11 enfeku infak ettiklerini أَنْفَقُوا نفق
12 mennen bir minnete مَنًّا منن
13 ve la وَلَا -
14 ezen ve de bir eziyete أَذًى اذي
15 lehum onlaradır لَهُمْ -
16 ecruhum ecirleri أَجْرُهُمْ اجر
17 inde indinde عِنْدَ عند
18 rabbihim Rableri رَبِّهِمْ ربب
19 ve la ve yoktur وَلَا -
20 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
21 aleyhim onların üzerine عَلَيْهِمْ -
22 ve la ve وَلَا -
23 hum onlar هُمْ -
24 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Ayet 263

270|2|263|قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَآ أَذًى وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَلِيمٌ
270|2|263|قول معروف ومغفره خير من صدقه يتبعها اذي والله غني حليم
263. Kavlun ma’rûfun ve magfiretun, hayrun min sadakatin yetbeuhâ ezâ(ezen), vallâhu ganiyyun halîm(halîmun).
Maruf291 bir kelime ve mağfiret* iyidir bir sadakadan378 (ki) tabi olur ona (sadakaya) bir eziyet**; ve Allah Ganiyy’dir106; Halîm’dir58.
Ahmed Samira: 263 (A) saying/word (of) kindness and forgiveness (is) better from (than) (a) charity following it mild harm, and God (is) rich, clement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kavlun bir kelime قَوْلٌ قول
2 mea'rufun maruf مَعْرُوفٌ عرف
3 ve megfiratun ve mağfiret وَمَغْفِرَةٌ غفر
4 hayrun iyidir خَيْرٌ خير
5 min مِنْ -
6 sadekatin bir sadakadan صَدَقَةٍ صدق
7 yetbeuha tabi olur ona يَتْبَعُهَا تبع
8 ezen bir eziyet أَذًى اذي
9 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
10 ganiyyun Ganiyy’dir غَنِيٌّ غني
11 halimun Halîm’dir حَلِيمٌ حلم

Notlar

Not 1: *Bağışlama.**Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk.

Ayet 264

271|2|264|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُبْطِلُوا۟ صَدَقَٰتِكُم بِٱلْمَنِّ وَٱلْأَذَىٰ كَٱلَّذِى يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًا لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ
271|2|264|يايها الذين امنوا لا تبطلوا صدقتكم بالمن والاذي كالذي ينفق ماله ريا الناس ولا يومن بالله واليوم الاخر فمثله كمثل صفوان عليه تراب فاصابه وابل فتركه صلدا لا يقدرون علي شي مما كسبوا والله لا يهدي القوم الكفرين
264. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tubtılû sadakâtikum bil menni vel ezâ, kellezî yunfiku mâlehu riâen nâsi ve lâ yu’minu billâhi vel yevmil âhır(âhıri), fe meseluhu ke meseli safvânin aleyhi turâbun fe esâbehu vâbilun fe terakehu saldâ(salden), lâ yakdirûne alâ şey’in mimmâ kesebû vallâhu lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Boşa çıkarmayın sadakalarınızı378; minnetle* (minnete neden olarak) ve eziyetle**(eziyete neden olarak); kimse gibi (ki) infak6 eder malını insanlara gösteriş (-le) ; iman47 etmez Allah'a ve ahiret gününe; öyle ki misali onun (kimsenin) misali gibidir saf/düz bir kaya; üzerinde onun (kayanın) turabin/toz; öyle ki isabet eder ona (kayaya) bir sağanak ; öyle ki bırakır onu semsert/yaşamsız; güç yetiremez (o kimse) kazandıklarından bir şey üzerine; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 264 You, you those who believed, do not waste/cancel your charities with the bragging and the mild harm, as that who spends his property/wealth showing off/pretending (to) the people, and does not believe with God, and the Day the Last/Resurrection Day, so his example/proverb (is as the) example (of) a smooth rock , on it (is) dust/earth, so struck it a heavy rain , so it left it hard/smooth , they are not capable on a thing from what they gathered/earned , and God does not guide the nation, the disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tubtilu boşa çıkarmayın تُبْطِلُوا بطل
6 sadekatikum sadakalarınızı صَدَقَاتِكُمْ صدق
7 bil-menni minnetle بِالْمَنِّ منن
8 vel'eza ve eziyetle وَالْأَذَىٰ اذي
9 kallezi kimseler gibi كَالَّذِي -
10 yunfiku infak eder يُنْفِقُ نفق
11 malehu malını مَالَهُ مول
12 ria'e gösteriş (-le) رِئَاءَ راي
13 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
14 ve la وَلَا -
15 yu'minu iman etmez يُؤْمِنُ امن
16 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
17 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
18 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
19 femeseluhu öyleki misali onun فَمَثَلُهُ مثل
20 kemeseli misali gibidir كَمَثَلِ مثل
21 safvanin saf/düz bir kaya صَفْوَانٍ صفو
22 aleyhi üzerinde onun عَلَيْهِ -
23 turabun toz تُرَابٌ ترب
24 feesabehu öyle ki isabet eder ona فَأَصَابَهُ صوب
25 vabilun bir sağanak وَابِلٌ وبل
26 feterakehu öyleki bırakır onu فَتَرَكَهُ ترك
27 salden semsert/yaşamsız صَلْدًا صلد
28 la لَا -
29 yekdirune güç yetiremez يَقْدِرُونَ قدر
30 ala üzerine عَلَىٰ -
31 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
32 mimma مِمَّا -
33 kesebu kazandıklarından كَسَبُوا كسب
34 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
35 la لَا -
36 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
37 l-kavme kavmini/toplumunu الْقَوْمَ قوم
38 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Minnet duyulması amacıyla yaparak. Minnet bekleyerek. **Sıkıntı, eziyet, huzursuzluk vererek.

Ayet 265

272|2|265|وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَتَثْبِيتًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍۭ بِرَبْوَةٍ أَصَابَهَا وَابِلٌ فَـَٔاتَتْ أُكُلَهَا ضِعْفَيْنِ فَإِن لَّمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
272|2|265|ومثل الذين ينفقون امولهم ابتغا مرضات الله وتثبيتا من انفسهم كمثل جنه بربوه اصابها وابل فاتت اكلها ضعفين فان لم يصبها وابل فطل والله بما تعملون بصير
265. Ve meselullezîne yunfikûne emvâlehumubtigâe mardâtillâhi ve tesbîten min enfusihim ke meseli cennetin bi rabvetin esâbehâ vâbilun fe âtet ukulehâ dı’feyn(dı’feyni), fe in lem yusıbhâ vâbilun fe tall(tallun), vallâhu bimâ ta’melûne basîr(basîrun).
Ve kimselerin misali (ki) infak6 ederler mallarını Allah'ın rızasını aramaya; ve (rızayı) nefislerinden201 tespitlemeye/tutturmaya; misali gibidir bir cennet379; yüksekte/gelişmiş; isabet etti ona bir sağanak; öyle ki verdi ürününü iki kat; öyle ki eğer asla isabet etmezse bile ona bir sağanak; öyle ki bir nem/bir çiy (bile yeterlidir); ve Allah yaptıklarınızı görendir.
Ahmed Samira: 265 And (the) example/proverb of those who spend their properties/wealths asking/wishing/ desiring God’s acceptances/satisfactions , and steadfastness/affirmation from themselves, (is) as (an) example/proverb (of) a treed garden with an elevated ground/hill, a heavy rain struck it , so it brought/gave its fruits two doubles, so if no strong rain struck it, so light rain/drizzle , and God (is) with what you make/do seeing/knowing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve meselu ve misali وَمَثَلُ مثل
2 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
3 yunfikune infak ederler يُنْفِقُونَ نفق
4 emvalehumu mallarını أَمْوَالَهُمُ مول
5 btiga'e aramak ابْتِغَاءَ بغي
6 merdati rızasını مَرْضَاتِ رضو
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 ve tesbiten ve (rızayı) tespitlemeye/sabitlemeye وَتَثْبِيتًا ثبت
9 min مِنْ -
10 enfusihim nefislerinden أَنْفُسِهِمْ نفس
11 kemeseli misali gibidir كَمَثَلِ مثل
12 cennetin bir cennet جَنَّةٍ جنن
13 birabvetin yüksekte/gelişmiş بِرَبْوَةٍ ربو
14 esabeha isabet etti ona أَصَابَهَا صوب
15 vabilun bir sağanak وَابِلٌ وبل
16 fe atet öyle ki verdi فَاتَتْ اتي
17 ukuleha ürününü أُكُلَهَا اكل
18 dia'feyni iki kat ضِعْفَيْنِ ضعف
19 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
20 lem asla لَمْ -
21 yusibha isabet etmezse bile ona يُصِبْهَا صوب
22 vabilun bir sağanak وَابِلٌ وبل
23 fetallun öyle ki bir nem/bir çiy فَطَلٌّ طلل
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 bima بِمَا -
26 tea'melune yaptıklarınızı تَعْمَلُونَ عمل
27 besirun görendir بَصِيرٌ بصر

Notlar

Not 1:

Ayet 266

273|2|266|أَيَوَدُّ أَحَدُكُمْ أَن تَكُونَ لَهُۥ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُۥ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَأَصَابَهُ ٱلْكِبَرُ وَلَهُۥ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَآءُ فَأَصَابَهَآ إِعْصَارٌ فِيهِ نَارٌ فَٱحْتَرَقَتْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ
273|2|266|ايود احدكم ان تكون له جنه من نخيل واعناب تجري من تحتها الانهر له فيها من كل الثمرت واصابه الكبر وله ذريه ضعفا فاصابها اعصار فيه نار فاحترقت كذلك يبين الله لكم الايت لعلكم تتفكرون
266. E yeveddu ehadukum en tekûne lehu cennetun min nahîlin ve a’nâbin tecrî min tahtihel enhâru, lehû fîhâ min kullis semarâti ve esâbehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafâu fe esâbehâ ı’sârun fîhi nârun fahterakat kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn(tetefekkerûne).
İster mi biriniz ki olur ona bir cennet379; hurmalardan ve üzümlerden; akar onun (cennetin) altından nehirler ona (kimseye); içindedir onun (cennetin) her bir meyveden; ve isabet etti ona (kimseye) yaşlılık/ihtiyarlık; ve ondadır (kimsededir) acizler/güçsüzler (olan) bir zürriyet380; öyle ki isabet etti ona (cennete) bir kasırga/hortum381; ondadır (kasırgadadır/hortumundadır) bir ateş381; öyle ki yaktı kül etti; işte böyledir; beyan eder Allah sizlere ayetleri; belki sizler derinlemesine fikredersiniz868 .
Ahmed Samira: 266 Does one of you (like that to) be for him a treed garden from palm trees and grapes, the rivers flow from below/beneath it . For him in it (are) from all the fruits, and old age struck him , and for him (are) weak descendants, (then) a twister/tornado in it fire, struck it, so it burnt. That is how God clarifies/explains to you the signs/evidences , maybe you think.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eyeveddu ister mi أَيَوَدُّ ودد
2 ehadukum birisi sizlerden أَحَدُكُمْ احد
3 en ki أَنْ -
4 tekune olur تَكُونَ كون
5 lehu ona لَهُ -
6 cennetun bir cennet جَنَّةٌ جنن
7 min مِنْ -
8 nehilin hurmalardan نَخِيلٍ نخل
9 ve ea'nabin ve üzümlerden وَأَعْنَابٍ عنب
10 tecri akar تَجْرِي جري
11 min مِنْ -
12 tehtiha onun (cennetin) altından تَحْتِهَا تحت
13 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
14 lehu ona (kimseye) لَهُ -
15 fiha içindedir onun (cennetin) فِيهَا -
16 min مِنْ -
17 kulli her bir كُلِّ كلل
18 s-semerati meyveden الثَّمَرَاتِ ثمر
19 ve esâbehul ve isabet eder ona وَأَصَابَهُ صوب
20 l-kiberu yaşlılık/ihtiyarlık الْكِبَرُ كبر
21 ve lehu ve ondadır ذُرِّيَّةٌ ذرر
22 zurriyyetun zürriyet
23 duafa'u acizler/güçsüzler ضُعَفَاءُ ضعف
24 feesabeha öyle ki isabet etti ona (cennete) فَأَصَابَهَا صوب
25 ia'sarun bir kasırga/hortum إِعْصَارٌ عصر
26 fihi ondadır (kasırganın/hortumun) فِيهِ -
27 narun bir ateş نَارٌ نور
28 fehterakat öyle ki yakar فَاحْتَرَقَتْ حرق
29 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
30 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
31 llahu Allah اللَّهُ -
32 lekumu sizlere لَكُمُ -
33 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
34 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
35 tetefekkerune derinlemesine fikir yürütürsünüz تَتَفَكَّرُونَ فكر

Ayet 267

274|2|267|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّآ أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَلَا تَيَمَّمُوا۟ ٱلْخَبِيثَ مِنْهُ تُنفِقُونَ وَلَسْتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغْمِضُوا۟ فِيهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ
274|2|267|يايها الذين امنوا انفقوا من طيبت ما كسبتم ومما اخرجنا لكم من الارض ولا تيمموا الخبيث منه تنفقون ولستم باخذيه الا ان تغمضوا فيه واعلموا ان الله غني حميد
267. Yâ eyyuhellezîne âmenû enfikû min tayyibâti mâ kesebtum ve mimmâ ahracnâ lekum minel ard(ardı), ve lâ teyemmemûl habîse minhu tunfikûne ve lestum bi âhızîhı illâ en tugmidû fîh(fîhî), va’lemû ennallâhe ganiyyun hamîd(hamîdun).
Ey iman47 etmiş kimseler! İnfak6 edin iyilerinden kazandıklarınızın; ve çıkardığımızdan sizlere yerden; kalkışmayın/yeltenmeyin kötüsüne ondan (ki) infak6 edersiniz; ve olmayın edinenler onu ancak ki göz kapatırsınız* ona (infak edilene); ve bilin ki doğrusu Allah Ganiyy’dir106; Hamîd’tir107.
Ahmed Samira: 267 You, you those who believed, spend from (the) goodnesses (of) what you gathered/earned and from what We brought out for you from the earth , and do not intend/specify (choose) the bad/spoiled from it, you spend and you are not taking/receiving it, except that you obscure/find fault in it, and know that God (is) rich, praiseworthy/commendable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 enfiku infak edin أَنْفِقُوا نفق
5 min مِنْ -
6 tayyibati iyilerinden طَيِّبَاتِ طيب
7 ma مَا -
8 kesebtum kazandıklarınızın كَسَبْتُمْ كسب
9 ve mimma ve وَمِمَّا -
10 ehracna çıkardığımızdan أَخْرَجْنَا خرج
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 mine -den مِنَ -
13 l-erdi yer- الْأَرْضِ ارض
14 ve la وَلَا -
15 teyemmemu kalkışmayın/yeltenmeyin تَيَمَّمُوا يمم
16 l-habise kötülere الْخَبِيثَ خبث
17 minhu ondan مِنْهُ -
18 tunfikune infak etmeye تُنْفِقُونَ نفق
19 velestum ve olmazsınız وَلَسْتُمْ ليس
20 biahizihi edinenler onu بِاخِذِيهِ اخذ
21 illa dışında إِلَّا -
22 en ki أَنْ -
23 tugmidu kör kapatırsınız تُغْمِضُوا غمض
24 fihi ona فِيهِ -
25 vea'lemu ve bilin ki وَاعْلَمُوا علم
26 enne doğrusu أَنَّ -
27 llahe Allah اللَّهَ -
28 ganiyyun Ganiyy’dir غَنِيٌّ غني
29 hamidun Hamîd’tir حَمِيدٌ حمد

Notlar

Not 1: *Kendiniz için gördüğünüzde asla almayacağınız.

Ayet 268

275|2|268|ٱلشَّيْطَٰنُ يَعِدُكُمُ ٱلْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُم بِٱلْفَحْشَآءِ وَٱللَّهُ يَعِدُكُم مَّغْفِرَةً مِّنْهُ وَفَضْلًا وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
275|2|268|الشيطن يعدكم الفقر ويامركم بالفحشا والله يعدكم مغفره منه وفضلا والله وسع عليم
268. Eş şeytânu yeidukumul fakra ve ye’murukumbil fahşâi vallâhu yeidukum magfireten minhuve fadlâ(fadlan), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Şeytân29 vaat eder sizlere fakirliği; ve emreder200 sizlere fahşayı81; ve Allah vaat eder sizlere bir mağfiret319 kendinden; ve bir fazl/fazilet; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 268 The devil promises you the poverty/grief and orders/commands you with enormous/atrocious deeds , and God promises you forgiveness from Him and grace/favour , and God (is) extended/abundant , knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
2 yeidukumu vaat eder sizlere يَعِدُكُمُ وعد
3 l-fekra fakirliği الْفَقْرَ فقر
4 ve ye'murukum ve emreder sizlere وَيَأْمُرُكُمْ امر
5 bil-fehşa'i fahşayı بِالْفَحْشَاءِ فحش
6 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
7 yeidukum vaat eder sizlere يَعِدُكُمْ وعد
8 megfiraten mağfiret مَغْفِرَةً غفر
9 minhu kendinden مِنْهُ -
10 ve fedlen ve bir fazl/fazilet وَفَضْلًا فضل
11 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
12 vasiun Vâsi’dir وَاسِعٌ وسع
13 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 269

276|2|269|يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ
276|2|269|يوتي الحكمه من يشا ومن يوت الحكمه فقد اوتي خيرا كثيرا وما يذكر الا اولوا الالبب
269. Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
Verir (Allah) hikmeti382 dilediği kimseye; ve kime verilir hikmet382; öyle ki muhakkak verildi (ona) bir hayır çokça; ve zikreder/hatırlar değildir mantık sahipleri dışında.
Ahmed Samira: 269 He gives the wisdom (to) whom He wills/wants, and who is given the wisdom, so he had been given much goodness/wealth, and none mentions/remembers except (those) of the pure minds/hearts .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yu'ti verir (Allah) يُؤْتِي اتي
2 l-hikmete hikmeti الْحِكْمَةَ حكم
3 men kimseye مَنْ -
4 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
5 ve men ve kime وَمَنْ -
6 yu'te verilir يُؤْتَ اتي
7 l-hikmete hikmet الْحِكْمَةَ حكم
8 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
9 utiye verildi (ona) أُوتِيَ اتي
10 hayran bir hayır خَيْرًا خير
11 kesiran çokça كَثِيرًا كثر
12 ve ma ve değildir وَمَا -
13 yezzekkeru zikreder يَذَّكَّرُ ذكر
14 illa dışında إِلَّا -
15 ulu sahipleri أُولُو اول
16 l-elbabi mantık الْأَلْبَابِ لبب

Ayet 270

277|2|270|وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُم مِّن نَّذْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُهُۥ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
277|2|270|وما انفقتم من نفقه او نذرتم من نذر فان الله يعلمه وما للظلمين من انصار
270. Ve mâ enfaktum min nafakatin ev nezertum min nezrin fe innallâhe ya’lemuh(ya’lemuhu), ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârın).
Ve infak6 ettiğiniz bir infaktan6 ya da adarsınız bir adaktan; öyle ki doğrusu Allah bilir onu; ve yoktur zalimlere hiçbir yardımcı.
Ahmed Samira: 270 And what you spent from an expense/expenditure, or you made a duty/vow (on yourselves) from a duty/vow , so then God knows it, and (there are) no victoriors/saviors for the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve ne وَمَا -
2 enfektum infak ettiğiniz أَنْفَقْتُمْ نفق
3 min مِنْ -
4 nefekatin nifaktan نَفَقَةٍ نفق
5 ev ya da أَوْ -
6 nezertum adarsınız نَذَرْتُمْ نذر
7 min مِنْ -
8 nezrin bir adaktan نَذْرٍ نذر
9 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 yea'lemuhu bilir onu يَعْلَمُهُ علم
12 ve ma ve olmaz وَمَا -
13 lizzalimine zalimlere لِلظَّالِمِينَ ظلم
14 min hiçbir مِنْ -
15 ensarin yardımcı أَنْصَارٍ نصر

Ayet 271

278|2|271|إِن تُبْدُوا۟ ٱلصَّدَقَٰتِ فَنِعِمَّا هِىَ وَإِن تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا ٱلْفُقَرَآءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّـَٔاتِكُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
278|2|271|ان تبدوا الصدقت فنعما هي وان تخفوها وتوتوها الفقرا فهو خير لكم ويكفر عنكم من سياتكم والله بما تعملون خبير
271. İn tubdûs sadakâti fe niimmâ hiy(hiye), ve in tuhfûhâ ve tu’tûhâl fukarâe fe huve hayrun lekum ve yukeffiru ankum min seyyiâtikum vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
Eğer açık ederseniz sadakaları378; öyle ki nimettir/hoştur o; ve eğer gizlerseniz onu ve verirseniz onu fakirlere; öyle ki o bir hayırdır sizlere; ve kâfirlik25 eder* (Allah) sizden (bir kısmınıza), günahlarınızdan (bir kısmına); ve Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Ahmed Samira: 271 If you show the charities, so it is blessed/praised, and if you hide it and you bring/give (to) the poor/needy ,so it is better for you, and He covers/substitutes from you, from your sins/crimes, and God (is) with what you make/do informed/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 tubdu açık ederseniz تُبْدُوا بدو
3 s-sadekati sadakaları الصَّدَقَاتِ صدق
4 feniimma öyle ki nimettir/hoştur فَنِعِمَّا نعم
5 hiye o هِيَ -
6 vein ve eğer وَإِنْ -
7 tuhfuha gizlerseniz onu تُخْفُوهَا خفي
8 ve tu'tuha ve verirseniz onu وَتُؤْتُوهَا اتي
9 l-fukara'e fakirlere الْفُقَرَاءَ فقر
10 fehuve öyle ki o فَهُوَ -
11 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
12 lekum sizlere لَكُمْ -
13 ve yukeffiru ve kâfirlik eder (Allah) وَيُكَفِّرُ كفر
14 ankum sizden عَنْكُمْ -
15 min مِنْ -
16 seyyiatikum günahlarınızdan سَيِّئَاتِكُمْ سوا
17 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
18 bima بِمَا -
19 tea'melune yaptıklarınızdan تَعْمَلُونَ عمل
20 habirun haberdardır خَبِيرٌ خبر

Notlar

Not 1: *Örter, gizler.

Ayet 272

279|2|272|لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنفُسِكُمْ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ
279|2|272|ليس عليك هديهم ولكن الله يهدي من يشا وما تنفقوا من خير فلانفسكم وما تنفقون الا ابتغا وجه الله وما تنفقوا من خير يوف اليكم وانتم لا تظلمون
272. Leyse aleyke hudâhum ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâu, ve mâ tunfikû min hayrin fe li enfusikum, ve mâ tunfikûne illebtigâe vechillâh(vechillâhi), ve mâ tunfikû min hayrin yuveffe ileykum ve entum lâ tuzlemûn(tuzlemûne).
Yoktur (senin) üzerine doğru yola kılavuzlamak onları; velakin/fakat Allah doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi; ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan; öyle ki nefisleriniz201 içindir; ve infak6 eder değilsiniz Allah'ın yüzünü arama/bakınma dışında; ve bir hayırdan infak6 ettiğiniz, tamamlanır sizlere; ve sizler zulmedilmezsiniz.
Ahmed Samira: 272 Their guidance (is) not on you, and but God guides whom he wills/wants, and what you spend from goodness/wealth , so it is for yourselves, and you do not spend, except asking/desiring God’s face/direction , and what you spend from goodness/wealth is fulfilled/completed to you, and you are not being caused injustice to/oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse yoktur لَيْسَ ليس
2 aleyke üzerine (senin) عَلَيْكَ -
3 hudahum doğru yola kılavuzlamak onları هُدَاهُمْ هدي
4 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
5 llahe Allah'tır اللَّهَ -
6 yehdi doğru yola kılavuzlar يَهْدِي هدي
7 men kimseyi مَنْ -
8 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
9 ve ma Ve وَمَا -
10 tunfiku infak ettiğiniz تُنْفِقُوا نفق
11 min مِنْ -
12 hayrin bir hayırdan خَيْرٍ خير
13 felienfusikum öyle ki nefisleriniz içindir فَلِأَنْفُسِكُمْ نفس
14 ve ma Ve değildir وَمَا -
15 tunfikune infak edersiniz تُنْفِقُونَ نفق
16 illa dışında إِلَّا -
17 btiga'e arama/bakınma ابْتِغَاءَ بغي
18 vechi yüzünü وَجْهِ وجه
19 llahi Allah'ın اللَّهِ -
20 ve ma ve وَمَا -
21 tunfiku infak ettiğiniz تُنْفِقُوا نفق
22 min مِنْ -
23 hayrin bir hayırdan خَيْرٍ خير
24 yuveffe tamamlanır يُوَفَّ وفي
25 ileykum sizlere إِلَيْكُمْ -
26 ve entum ve sizler وَأَنْتُمْ -
27 la لَا -
28 tuzlemune zulmedilmezsiniz تُظْلَمُونَ ظلم

Ayet 273

280|2|273|لِلْفُقَرَآءِ ٱلَّذِينَ أُحْصِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِى ٱلْأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ ٱلْجَاهِلُ أَغْنِيَآءَ مِنَ ٱلتَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَٰهُمْ لَا يَسْـَٔلُونَ ٱلنَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ
280|2|273|للفقرا الذين احصروا في سبيل الله لا يستطيعون ضربا في الارض يحسبهم الجاهل اغنيا من التعفف تعرفهم بسيمهم لا يسلون الناس الحافا وما تنفقوا من خير فان الله به عليم
273. Lil fukarâillezîne uhsirû fî sebîlillâhi lâ yestatîûne darben fîl ardı, yahsebuhumul câhilu agniyâe minet teaffuf(teaffufi), ta’rifuhum bi sîmâhum, lâ yes’elûnen nâse ilhâfâ(ilhâfen), ve mâ tunfikû min hayrin fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
Fakirler/fukaralar içindir (infak); Allah yolunda336 kuşatılmış* kimseyedir; tabi olmazlar bir darba (ayakları vurmaya yere/seyahate) yerde; sanır cahil (onları) zengin; iffetlerinden (dolayı); tanırsın onları simalarıyla; sual etmezler/sormazlar insanlara sırnaşıkça; ve infak6 ettiğiniz bir hayırdan öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.
Ahmed Samira: 273 For the poor , those who were restricted/surrounded in God’s way/sake , they are not able (to go) moving/traveling in the earth/Planet Earth, the ignorant/foolish thinks/supposes them (as) rich from the purity/refrainment (dignity), you know them by their expressions/marks , they do not ask/question the people persistently , and what you spend from goodness/wealth , so that God (is) with it knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lilfukara'i fakirler/fukaralar içindir لِلْفُقَرَاءِ فقر
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 uhsiru kuşatıldı أُحْصِرُوا حصر
4 fi فِي -
5 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
6 llahi Allah اللَّهِ -
7 la لَا -
8 yestetiune tabi olmazlar يَسْتَطِيعُونَ طوع
9 derben bir darba (ayakları vurmaya yere/seyahate) ضَرْبًا ضرب
10 fi فِي -
11 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
12 yehsebuhumu hesap eder/sanar يَحْسَبُهُمُ حسب
13 l-cahilu cahil الْجَاهِلُ جهل
14 egniya'e zengin أَغْنِيَاءَ غني
15 mine مِنَ -
16 t-teaffufi iffetlerinden التَّعَفُّفِ عفف
17 tea'rifuhum tanırsın onları تَعْرِفُهُمْ عرف
18 bisimahum simalarıyla بِسِيمَاهُمْ سوم
19 la لَا -
20 yeselune sual etmezler/sormazlar يَسْأَلُونَ سال
21 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
22 ilhafen sırnaşık/ısrarcı إِلْحَافًا لحف
23 ve ma ve وَمَا -
24 tunfiku infak ettiğiniz تُنْفِقُوا نفق
25 min مِنْ -
26 hayrin bir hayırdan خَيْرٍ خير
27 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
28 llahe Allah اللَّهَ -
29 bihi onu بِهِ -
30 alimun bilendir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Baskı ve zulümle rızkını arayamaz, kazanamaz olmuş; fakirleştirilmiş. Eli ayağı bağlanmış.

Ayet 274

281|2|274|ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
281|2|274|الذين ينفقون امولهم باليل والنهار سرا وعلانيه فلهم اجرهم عند ربهم ولا خوف عليهم ولا هم يحزنون
274. Ellezîne yunfikûne emvâlehum bil leyli ven nehâri sirran ve alâniyeten fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Kimseler (ki) infak6 ederler mallarını gece ve gündüz; sırlı/gizli ve alenen/açıkça; öyle ki onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlar üzerine; ve onlar hüzünlenmezler.
Ahmed Samira: 274 Those who spend their properties/wealths at the night and the daytime secretly and openly/publicly ,so for them (is) their reward/fee at their Lord, and no fear on them, and nor they be sad/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 yunfikune infak ederler يُنْفِقُونَ نفق
3 emvalehum mallarını أَمْوَالَهُمْ مول
4 bil-leyli gece بِاللَّيْلِ ليل
5 ve nnehari ve gündüz وَالنَّهَارِ نهر
6 sirran sırlı سِرًّا سرر
7 ve alaniyeten ve alenen وَعَلَانِيَةً علن
8 felehum öyle ki onlaradır فَلَهُمْ -
9 ecruhum ecirleri أَجْرُهُمْ اجر
10 inde indinde/katında عِنْدَ عند
11 rabbihim Rableri رَبِّهِمْ ربب
12 ve la ve yoktur وَلَا -
13 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
14 aleyhim onlar üzerine عَلَيْهِمْ -
15 ve la ve وَلَا -
16 hum ve onlar هُمْ -
17 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Ayet 275

282|2|275|ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ ٱلرِّبَوٰا۟ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِى يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيْطَٰنُ مِنَ ٱلْمَسِّ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْبَيْعُ مِثْلُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلْبَيْعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰا۟ فَمَن جَآءَهُۥ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
282|2|275|الذين ياكلون الربوا لا يقومون الا كما يقوم الذي يتخبطه الشيطن من المس ذلك بانهم قالوا انما البيع مثل الربوا واحل الله البيع وحرم الربوا فمن جاه موعظه من ربه فانتهي فله ما سلف وامره الي الله ومن عاد فاوليك اصحب النار هم فيها خلدون
275. Ellezîne ye’kulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess(messi), zâlike bi ennehum kâlû innemal bey’u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey’a ve harramer ribâ fe men câehu mev’izatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef(selefe), ve emruhû ilâllâh(ilâllâhi), ve men âde fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Kimseler (ki) yerler riba383; kalkmazlar (onlar) ancak kalkan kimse gibi; çarptı onu şeytan temasından; işte bu onların "Doğrusu (ki) satış neyse riba383 (da) mislidir870" demelerindendir; ve helal kıldı Allah satışı; ve haram etti ribayı383; öyle ki kim getirdi kendine bir vaaz653 Rabbinden; öyle ki engelledi (o); öyle ki önceden geçeni ona; ve emri/işi onun Allah'adır; ve kim geri döndü; öyle ki işte bunlar ateş ashâbıdır194; onlar orada* ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 275 Those who eat the growth/interest/usury , they do not stand/keep up except as (that who) stands/keeps up who the devil strikes/touches him from the madness, that (is) because they (E) said: "But the selling/trading (is) equal/similar/alike (to) the growth/interest/usury , and God permitted/allowed the selling/trading and forbade the growth/interest/usury ." So who came to him (got) a warning/advice from his Lord, so he ended/stopped , so for him what preceded/past , and his matter/affair (is) to God, and who returned , so those are the fire’s owners/company , they are in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 ye'kulune yerler يَأْكُلُونَ اكل
3 r-riba riba الرِّبَا ربو
4 la لَا -
5 yekumune kalkmazlar يَقُومُونَ قوم
6 illa dışında إِلَّا -
7 kema gibi كَمَا -
8 yekumu kalkar يَقُومُ قوم
9 llezi kimse الَّذِي -
10 yetehabbetuhu çarptı onu يَتَخَبَّطُهُ خبط
11 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
12 mine مِنَ -
13 l-messi temasından الْمَسِّ مسس
14 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
15 biennehum onların ki بِأَنَّهُمْ -
16 kalu derler قَالُوا قول
17 innema doğrusu neyse إِنَّمَا -
18 l-bey'u satış الْبَيْعُ بيع
19 mislu mislidir/benzeridir مِثْلُ مثل
20 r-riba riba الرِّبَا ربو
21 veehalle ve helal kıldı وَأَحَلَّ حلل
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 l-bey'a satışı الْبَيْعَ بيع
24 veharrame ve haram etti وَحَرَّمَ حرم
25 r-riba ribayı الرِّبَا ربو
26 femen öyle ki kim فَمَنْ -
27 ca'ehu getirdi kendine جَاءَهُ جيا
28 mev'izetun bir vaaz/tavsiye مَوْعِظَةٌ وعظ
29 min مِنْ -
30 rabbihi Rabbinden رَبِّهِ ربب
31 fenteha öyle ki engelledi فَانْتَهَىٰ نهي
32 fe lehu öyle ki ona
33 ma مَا -
34 selefe önceden geçeni سَلَفَ سلف
35 ve emruhu ve emri/işi onun وَأَمْرُهُ امر
36 ila إِلَى -
37 llahi Allah'adır اللَّهِ -
38 ve men ve kim وَمَنْ -
39 aade geri döndü عَادَ عود
40 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
41 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
42 n-nari ateş النَّارِ نور
43 hum onlar هُمْ -
44 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
45 halidune ölümsüzler خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 276

283|2|276|يَمْحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَيُرْبِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ
283|2|276|يمحق الله الربوا ويربي الصدقت والله لا يحب كل كفار اثيم
276. Yemhakullâhur ribâ ve yurbîs sadakât(sadakâti), vallâhu lâ yuhıbbu kulle keffârin esîm(esîmin).
Siler Allah ribayı383; ve riba383 eder sadakaları342*; ve Allah sevmez hiçbir günahkar kâfiri25.
Ahmed Samira: 276 God nullifies/erases/destroys the growth/interest/usury , and He grows/increases the charities, and God does not love/like every (insisting) disbeliever , sinner/criminal.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yemhaku siler يَمْحَقُ محق
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 r-riba ribayı الرِّبَا ربو
4 ve yurbi ve riba eder وَيُرْبِي ربو
5 s-sadekati sadakaları الصَّدَقَاتِ صدق
6 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
7 la لَا -
8 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
9 kulle her bir كُلَّ كلل
10 keffarin kâfiri كَفَّارٍ كفر
11 esimin günahkar أَثِيمٍ اثم

Notlar

Not 1: *Çoğul olarak gelmesi dikkat çekicidir.

Ayet 277

284|2|277|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
284|2|277|ان الذين امنوا وعملوا الصلحت واقاموا الصلوه واتوا الزكوه لهم اجرهم عند ربهم ولا خوف عليهم ولا هم يحزنون
277. İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve ekâmûs salâte ve âtevûz zekâte lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler; ve yaptılar sâlihât18; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve verdiler zekâtı10; onlaradır ecirleri820 Rablerinin4 indinde/katında; ve yoktur bir korku onlara; ve onlar hüzünlenmezler.
Ahmed Samira: 277 That those who believed and made/did the correct/righteous deeds, and kept up/performed the prayers, and gave/brought the charity/purification , for them at their Lord (is) their reward/wage , and no fear/fright on them and nor they be sad/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati sâlihât الصَّالِحَاتِ صلح
6 ve ekamu ve diktiler/ayağa kaldırdılar وَأَقَامُوا قوم
7 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
8 ve atevu ve verdiler وَاتَوُا اتي
9 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
10 lehum onlaradır لَهُمْ -
11 ecruhum ecirleri/karşılıkları أَجْرُهُمْ اجر
12 inde indindedir/katındadır عِنْدَ عند
13 rabbihim Rableri رَبِّهِمْ ربب
14 ve la ve yoktur وَلَا -
15 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
16 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
17 ve la وَلَا -
18 hum ve onlar هُمْ -
19 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Ayet 278

285|2|278|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَذَرُوا۟ مَا بَقِىَ مِنَ ٱلرِّبَوٰٓا۟ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
285|2|278|يايها الذين امنوا اتقوا الله وذروا ما بقي من الربوا ان كنتم مومنين
278. Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe ve zerû mâ bakiye miner ribâ in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Takvalı21 olun Allah’a; ve bırakın* neyse bakiye ribadan383; eğer olduysanız müminler.
Ahmed Samira: 278 You, you those who believed, fear and obey God and leave what remained from the growth/interest/usury , if you were believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş! امَنُوا امن
4 tteku takvalı olun اتَّقُوا وقي
5 llahe Allah’a اللَّهَ -
6 ve zeru ve bırakın وَذَرُوا وذر
7 ma neyse مَا -
8 bekiye bakiye بَقِيَ بقي
9 mine -dan مِنَ -
10 r-riba riba- الرِّبَا ربو
11 in eğer إِنْ -
12 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
13 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Riba olmayan kısım alın, riba olan kısmı bırakın, terk edin.

Ayet 279

286|2|279|فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ
286|2|279|فان لم تفعلوا فاذنوا بحرب من الله ورسوله وان تبتم فلكم روس امولكم لا تظلمون ولا تظلمون
279. Fe in lem tef’alû fe’zenû bi harbin minallâhi ve resûlih(resûlihî), ve in tubtum fe lekum ruûsu emvâlikum, lâ tazlimûne ve lâ tuzlemûn(tuzlemûne).
Öyle ki eğer asla faaliyete geçmezseniz; öyle ki farkına varın bir harbin Allah’tan ve resûlünden418*; ve eğer tevbe33 ederseniz; öyle ki sizleredir malınızın başlangıcı; haksızlık etmezsiniz; haksızlık edilmezsiniz.
Ahmed Samira: 279 So if you do not make/do, so be announced to/informed with (of) a battle/war from God and His messenger, and if you repented , so for you (are) your properties/wealths/beginnings/(capital) (keep only your capital), you do not cause injustice/oppression (to others) and nor be caused injustice to/oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
2 lem asla لَمْ -
3 tef'alu faaliyete geçmezseniz تَفْعَلُوا فعل
4 fe'zenu öyle ki farkına varın فَأْذَنُوا اذن
5 biharbin bir harbin بِحَرْبٍ حرب
6 mine مِنَ -
7 llahi Allah’tan اللَّهِ -
8 ve rasulihi ve resulünden وَرَسُولِهِ رسل
9 ve in ve eğer وَإِنْ -
10 tubtum tevbe ederseniz تُبْتُمْ توب
11 felekum öyle ki sizleredir فَلَكُمْ -
12 ru'usu başlangıç رُءُوسُ راس
13 emvalikum malınız أَمْوَالِكُمْ مول
14 la لَا -
15 tezlimune haksızlık etmezsiniz تَظْلِمُونَ ظلم
16 ve la وَلَا -
17 tuzlemune haksızlık edilmezsiniz تُظْلَمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Kamu gücü ribaya savaş açar.

Ayet 280

287|2|280|وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ وَأَن تَصَدَّقُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
287|2|280|وان كان ذو عسره فنظره الي ميسره وان تصدقوا خير لكم ان كنتم تعلمون
280. Ve in kâne zû usratin fe naziratun ilâ meysereh(meyseretin) ve en tesaddekû hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve eğer oldu (o borç alan) bir zorluk sahibi; öyle ki bakıp beklemedir bir kolaylığa doğru; ve ki sadaka378 ederseniz bir hayırdır sizlere; eğer olduysanız bilirler.
Ahmed Samira: 280 And if he was of a hardship/poverty , so a consideration/glance to an easiness/prosperity , and that (E) you give charity (forgive the loan), (it is) best/better for you if you were knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 kane oldu (o) كَانَ كون
3 zu sahibi ذُو -
4 usratin bir zorluk عُسْرَةٍ عسر
5 feneziratun öyle ki bakıp bekleme فَنَظِرَةٌ نظر
6 ila doğru إِلَىٰ -
7 meyseratin bir kolaylığa مَيْسَرَةٍ يسر
8 ve en ve ki وَأَنْ -
9 tesaddeku sadaka ederseniz تَصَدَّقُوا صدق
10 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 in eğer إِنْ -
13 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
14 tea'lemune bilirler تَعْلَمُونَ علم

Ayet 281

288|2|281|وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
288|2|281|واتقوا يوما ترجعون فيه الي الله ثم توفي كل نفس ما كسبت وهم لا يظلمون
281. Vettekû yevmen turceûne fîhî ilâllâhi summe tuveffâ kullu nefsin mâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
Ve takvalı21 olun bir güne; döndürülürsünüz onda Allah'a; sonra tamamlanır her bir nefse201 kazandığı; ve onlara zulmedilmez.
Ahmed Samira: 281 And fear a day/time, you are being returned in it to God, then every self is (to be) fulfilled/completed what (it) gathered/earned , and they are not being caused injustice to/oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
2 yevmen bir güne يَوْمًا يوم
3 turceune döndürülürsünüz تُرْجَعُونَ رجع
4 fihi onda فِيهِ -
5 ila إِلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 summe sonra ثُمَّ -
8 tuveffa tamamlanır تُوَفَّىٰ وفي
9 kullu her كُلُّ كلل
10 nefsin nefse نَفْسٍ نفس
11 ma مَا -
12 kesebet kazandığı كَسَبَتْ كسب
13 ve hum ve onlara وَهُمْ -
14 la لَا -
15 yuzlemune zulmedilmez يُظْلَمُونَ ظلم

Ayet 282

289|2|282|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَٱكْتُبُوهُ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌۢ بِٱلْعَدْلِ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَن يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔا فَإِن كَانَ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ سَفِيهًا أَوْ ضَعِيفًا أَوْ لَا يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُۥ بِٱلْعَدْلِ وَٱسْتَشْهِدُوا۟ شَهِيدَيْنِ مِن رِّجَالِكُمْ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَٱمْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحْدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَىٰهُمَا ٱلْأُخْرَىٰ وَلَا يَأْبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُوا۟ وَلَا تَسْـَٔمُوٓا۟ أَن تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦ ذَٰلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقْوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدْنَىٰٓ أَلَّا تَرْتَابُوٓا۟ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةً تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلَّا تَكْتُبُوهَا وَأَشْهِدُوٓا۟ إِذَا تَبَايَعْتُمْ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلَا شَهِيدٌ وَإِن تَفْعَلُوا۟ فَإِنَّهُۥ فُسُوقٌۢ بِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
289|2|282|يايها الذين امنوا اذا تداينتم بدين الي اجل مسمي فاكتبوه وليكتب بينكم كاتب بالعدل ولا ياب كاتب ان يكتب كما علمه الله فليكتب وليملل الذي عليه الحق وليتق الله ربه ولا يبخس منه شيا فان كان الذي عليه الحق سفيها او ضعيفا او لا يستطيع ان يمل هو فليملل وليه بالعدل واستشهدوا شهيدين من رجالكم فان لم يكونا رجلين فرجل وامراتان ممن ترضون من الشهدا ان تضل احديهما فتذكر احديهما الاخري ولا ياب الشهدا اذا ما دعوا ولا تسموا ان تكتبوه صغيرا او كبيرا الي اجله ذلكم اقسط عند الله واقوم للشهده وادني الا ترتابوا الا ان تكون تجره حاضره تديرونها بينكم فليس عليكم جناح الا تكتبوها واشهدوا اذا تبايعتم ولا يضار كاتب ولا شهيد وان تفعلوا فانه فسوق بكم واتقوا الله ويعلمكم الله والله بكل شي عليم
282. Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ tedâyentum bi deynin ilâ ecelin musemmen fektubûh(fektubûhu), velyektub beynekum kâtibun bil adl(adli), ve lâ ye’be kâtibun en yektube kemâ allemehullâhu felyektub, velyumlilillezî aleyhil hakku velyettekıllâhe rabbehû ve lâ yebhas minhu şey’â(şey’en), fe in kânellezî aleyhil hakku sefîhan ev daîfen ev lâ yestatîu en yumille huve felyumlil veliyyuhu bil adl(adli), vesteşhidû şehîdeyni min ricâlikum, fe in lem yekûnâ raculeyni fe raculun vemraetâni mimmen terdavne mineş şuhedâi en tedılle ıhdâhumâ fe tuzekkire ıhdâhumâl uhrâ ve lâ ye’beş şuhedâu izâ mâ duû, ve lâ tes’emû en tektubûhu sagîran ev kebîran ilâ ecelih(ecelihî), zâlikum aksatu indallâhi ve akvemu liş şehâdeti ve ednâ ellâ tertâbû illâ en tekûne ticâreten hâdıraten tudîrûnehâ beynekum fe leyse aleykum cunâhun ellâ tektubûhâ ve eşhidû izâ tebâya’tum, ve lâ yudârra kâtibun ve lâ şehîd(şehîdun), ve in tef’alû fe innehu fusûkun bikum, vettekûllâh(vettekûllâhe), ve yuallimukumullâh(yuallimukumullâhu), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Borçlandığınız zaman borç; belirlenmiş bir ecele/süreye kadar; öyle ki yazın onu (borcu); ve yazsın aranızdan bir kâtip/yazıcı adaletle680; geri çevirmesin/reddetmesin kâtip/yazıcı; ki yazsın Allah'ın ona öğrettiği gibi*; öyle ki yazsın ve dikte etsin** (borçlu) kimse (ki) üzerindedir hak (borçlu); ve takvalı21 olsun (borçlu) Allah’a; Rabbine; ve azaltmasın (borçlu) ondan (borçtan) bir şey; öyle ki eğer üzerinde hak olmuş olan (borçlu) kimse bir aklı ermezse ya da bir zayıfsa/acizse ya da o tabi olamazsa/güç yetiremezse dikte etmeye**; öyle ki dikte etsin** velisi onun adaletle680; ve şahit/tanık edin iki şahidi/tanığı adamlarınızdan/erkeklerinizden; öyle ki eğer asla olmazsa iki adam/erkek; öyle ki bir adam/erkek ve iki kadın384 şahitlerden; razı olduğunuz kimseden; ki dalalete düşer o ikisinin biri (bir kadın); öyle ki hatırlatır o ikisinin biri (kadın) diğerine384; ve geri çevirmesin/reddetmesin şahitler davet edildikleri zaman; üşenmeyin yazmaya onu (borcu); az ya da çok; eceline kadar onun (borcun); işte bu; daha eşittir Allah’ın indinde/katında; ve daha diktir/ayaktadır/kıyamdadır şahitliğe/tanıklığa; ve daha yakındır kuşkulanmamamıza; dışındadır ki olur hazır bir ticaret***; değiş tokuş edersiniz onu aranızda; öyle ki yoktur üzerinize bir günah ki yazmazsınız onu; ve şahit/tanık tutun alışveriş ettiğiniz**** zaman; ve de zarara uğratılmasın kâtip/yazan; ve de şahit/tanık; ve eğer faaliyet içinde olursanız (zarara uğratmaya); öyle ki doğrusu o (faaliyet) bir fâsıktır38 sizlere; ve takvalı21 olun Allah’a; ve öğretir sizlere Allah; ve Allah her bir şeyi bilendir.
Ahmed Samira: 282 You, you those who believed, if you indebted (each other) with a debt to a named/identified (specified) term/time, so write it, and (a) writer/one able to write should write between you with justice/equality , and awriter/one able to write does (should) not refuse/hate that to write as God taught/instructed him , so he should write (E). And whom the duty is on him (the borrower), should dictate (E) , and should fear and obey (E) God his lord, and does (should) not reduce/cheat from it a thing, so if whom the duty is on him (the borrower), was ignorant/foolish or weak, or that he is not able that to dictate he, so his guardian should dictate (E) with justice/equality and call a witness, two witnesses/testifiers from your men, so if they (B) are not two men, so a man and two women, from what/whom you accept/approve from the witnesses/testifiers that (E) one of them (B) be misguided, so she reminds the other (F). And the witnesses (should) not refuse/hate if as long as they are called , and do not be bored/tired that to write/dictate it small/little or big/great , to its term/time, that (is) more just/equitable at God, and more just/direct to the testimony/witnessing and nearer that you not be doubtful/suspicious, except that (it) be present commercial buying and selling , you run/manage it between you, so an offense/guilt/sin is not on you that you do not write/dictate it, and call a witness if you sold/traded (to each other). And no writer/one able to write nor honest witness (is to) be harmed, and if you make/do (that), so it is debauchery by/from you , and fear and obey God, and God teaches/instructs you , and God (is) with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 iza zaman إِذَا -
5 tedayentum borçlandığınız تَدَايَنْتُمْ دين
6 bideynin borç بِدَيْنٍ دين
7 ila kadar إِلَىٰ -
8 ecelin ecele أَجَلٍ اجل
9 musemmen bir belirlenmiş مُسَمًّى سمو
10 fektubuhu öyle ki yazın onu فَاكْتُبُوهُ كتب
11 velyektub ve yazsın وَلْيَكْتُبْ كتب
12 beynekum aranızdan بَيْنَكُمْ بين
13 katibun bir kâtip/yazıcı كَاتِبٌ كتب
14 bil-adli adaletle بِالْعَدْلِ عدل
15 ve la وَلَا -
16 ye'be geri çevirmesin/reddetmesin يَأْبَ ابي
17 katibun kâtip/yazıcı كَاتِبٌ كتب
18 en ki أَنْ -
19 yektube yazsın يَكْتُبَ كتب
20 kema gibi كَمَا -
21 allemehu ona öğrettiği عَلَّمَهُ علم
22 llahu Allah'ın اللَّهُ -
23 felyektub öyle ki yazsın فَلْيَكْتُبْ كتب
24 velyumlili ve dikte etsin وَلْيُمْلِلِ ملل
25 llezi kimse الَّذِي -
26 aleyhi üzerindedir onun عَلَيْهِ -
27 l-hakku hak الْحَقُّ حقق
28 velyetteki ve takvalı olsun وَلْيَتَّقِ وقي
29 llahe Allah’a اللَّهَ -
30 rabbehu Rabbi’ne رَبَّهُ ربب
31 ve la ve وَلَا -
32 yebhas azaltmasın يَبْخَسْ بخس
33 minhu ondan مِنْهُ -
34 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
35 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
36 kane oldu كَانَ كون
37 llezi kimse الَّذِي -
38 aleyhi üzerindedir onun عَلَيْهِ -
39 l-hakku hak الْحَقُّ حقق
40 sefihen bir aklı ermez سَفِيهًا سفه
41 ev ya da أَوْ -
42 deiyfen bir zayıf/aciz ضَعِيفًا ضعف
43 ev ya da أَوْ -
44 la لَا -
45 yestetiu tabi olmaz يَسْتَطِيعُ طوع
46 en ki أَنْ -
47 yumille dikte eder يُمِلَّ ملل
48 huve o هُوَ -
49 felyumlil öyle ki dikte etsin فَلْيُمْلِلْ ملل
50 veliyyuhu velisi onun وَلِيُّهُ ولي
51 bil-adli adaletle بِالْعَدْلِ عدل
52 vesteşhidu ve şahit/tanık edin وَاسْتَشْهِدُوا شهد
53 şehideyni iki şahidi/tanığı شَهِيدَيْنِ شهد
54 min مِنْ -
55 ricalikum adamlarınızdan رِجَالِكُمْ رجل
56 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
57 lem asla لَمْ -
58 yekuna olmazsa يَكُونَا كون
59 raculeyni iki adam رَجُلَيْنِ رجل
60 feraculun öyle ki bir adam فَرَجُلٌ رجل
61 vemraetani ve iki kadın وَامْرَأَتَانِ مرا
62 mimmen kimseden مِمَّنْ -
63 terdevne razı olursunuz تَرْضَوْنَ رضو
64 mine مِنَ -
65 ş-şuheda'i şahidlerden الشُّهَدَاءِ شهد
66 en ki أَنْ -
67 tedille dalalate düşer (kadın) تَضِلَّ ضلل
68 ihdahuma biri o ikisinin إِحْدَاهُمَا احد
69 fetuzekkira öyle ki hatırlatır فَتُذَكِّرَ ذكر
70 ihdahuma biri o ikisinin إِحْدَاهُمَا احد
71 l-uhra diğerine الْأُخْرَىٰ اخر
72 ve la ve وَلَا -
73 ye'be geri çevirmesin/reddetmesin يَأْبَ ابي
74 ş-şuheda'u şahidler الشُّهَدَاءُ شهد
75 iza zaman إِذَا -
76 ma مَا -
77 duu davet edildikleri دُعُوا دعو
78 ve la وَلَا -
79 tesemu üşenmesinler تَسْأَمُوا سام
80 en ki أَنْ -
81 tektubuhu yazarsınız onu تَكْتُبُوهُ كتب
82 sagiran az صَغِيرًا صغر
83 ev ya da أَوْ -
84 kebiran çok كَبِيرًا كبر
85 ila kadar إِلَىٰ -
86 ecelihi eceline onun أَجَلِهِ اجل
87 zalikum işte bu ذَٰلِكُمْ -
88 eksetu daha eşittir أَقْسَطُ قسط
89 inde indinde/katında عِنْدَ عند
90 llahi Allah’ın اللَّهِ -
91 ve ekve mu ve daha diktir/ayaktadır/kıyamdadır وَأَقْوَمُ قوم
92 lişşehadeti şahitliğe/tanıklığa لِلشَّهَادَةِ شهد
93 ve edna ve daha yakındır وَأَدْنَىٰ دنو
94 ella ki أَلَّا -
95 tertabu kuşkulanmazsınız تَرْتَابُوا ريب
96 illa dışında إِلَّا -
97 en ki أَنْ -
98 tekune olur تَكُونَ كون
99 ticaraten bir ticaret تِجَارَةً تجر
100 hadiraten hazır حَاضِرَةً حضر
101 tudiruneha değiş tokuş edersiniz onu تُدِيرُونَهَا دور
102 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
103 feleyse öyle ki yoktur فَلَيْسَ ليس
104 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
105 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
106 ella ki أَلَّا -
107 tektubuha yazmazsınız onu تَكْتُبُوهَا كتب
108 ve eşhidu ve şahid/tanık tutun وَأَشْهِدُوا شهد
109 iza zaman إِذَا -
110 tebayea'tum alışveriş edersiniz تَبَايَعْتُمْ بيع
111 ve la ve de وَلَا -
112 yudarra zarara uğratılmasın يُضَارَّ ضرر
113 katibun kâtip/yazan كَاتِبٌ كتب
114 ve la ve de وَلَا -
115 şehidun şahik/tanık شَهِيدٌ شهد
116 ve in ve eğer وَإِنْ -
117 tef'alu faaliyet içinde olursanız تَفْعَلُوا فعل
118 feinnehu öyle ki doğrusu o فَإِنَّهُ -
119 fusukun bir fasıktır فُسُوقٌ فسق
120 bikum sizlere بِكُمْ -
121 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
122 llahe Allah’a اللَّهَ -
123 ve yuallimukumu ve öğretir sizlere وَيُعَلِّمُكُمُ علم
124 llahu Allah اللَّهُ -
125 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
126 bikulli her bir بِكُلِّ كلل
127 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
128 alimun bilendir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın kendisine verdiği okuma yazma nimetini kullanarak ayette belirtildiği gibi yazsın.**Yazıyı takip etsin. Gerekirse sesli olarak okusun.***Borçlanmadan yapılan peşin alışveriş. ****Borçlanarak yapılan alışveriş.

Ayet 283

290|2|283|وَإِن كُنتُمْ عَلَىٰ سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا۟ كَاتِبًا فَرِهَٰنٌ مَّقْبُوضَةٌ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ ٱلَّذِى ٱؤْتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا تَكْتُمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٌ قَلْبُهُۥ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ
290|2|283|وان كنتم علي سفر ولم تجدوا كاتبا فرهن مقبوضه فان امن بعضكم بعضا فليود الذي اوتمن امنته وليتق الله ربه ولا تكتموا الشهده ومن يكتمها فانه اثم قلبه والله بما تعملون عليم
283. Ve in kuntum alâ seferin ve lem tecidû kâtiben fe rihânun makbûdah(makbûdatun), fe in emine ba’dukum ba’dan felyueddillezî’tumine emânetehu velyettekıllâhe rabbeh(rabbehu), ve lâ tektumûş şehâdeh(şehâdete), ve men yektumhâ fe innehû âsimun kalbuh(kalbuhu), vallâhu bi mâ ta’melûne alîm(alîmun).
Ve eğer olduysanız bir sefer üzerinde; ve asla bulamazsanız bir kâtip/yazıcı; öyle ki tutulan/alınan rehinelerdir (ipotek olarak); öyle ki eğer güvenirse bir kısmınız bir kısma öyle ki ödesin güvenilmiş kimse* emanetini**; ve takvalı21 olsun (güvenilmiş kimse) Allah’a; Rabbine4; gizlemeyin şahitliği/tanıklığı; ve kim gizledi onu; öyle ki doğrusu o (kimse); bir günahkardır onun kalbi; Allah yaptıklarınızı bilendir.
Ahmed Samira: 283 And if you were on (a) journey/trip/voyage and did not find (a) writer/one able to write, so a secured pawn handed over/received , so if some/part of you trusted/entrusted some/part, so who was trusted should discharge/fulfill (E) his deposit/security, and (he) should fear and obey God, his Lord, and do not hide/conceal the testimony/certification and who hides/conceals it, so that he truly his heart/mind is sinning/committing a crime , and God (is) with what you make/do knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
3 ala üzerinde عَلَىٰ -
4 seferin bir sefer سَفَرٍ سفر
5 velem ve asla وَلَمْ -
6 tecidu bulamazsanız تَجِدُوا وجد
7 katiben bir kâtip/yazıcı كَاتِبًا كتب
8 ferihanun öyle ki rehineler(ipotek yerine geçenler) فَرِهَانٌ رهن
9 mekbudetun tutulan/alınan مَقْبُوضَةٌ قبض
10 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
11 emine güvenirse أَمِنَ امن
12 bea'dukum bir kısmınız بَعْضُكُمْ بعض
13 bea'dan bir kısma بَعْضًا بعض
14 felyu'eddi öyle ki ödesin فَلْيُؤَدِّ ادي
15 llezi kimse الَّذِي -
16 tumine güvenilmiş اؤْتُمِنَ امن
17 emanetehu emanetini أَمَانَتَهُ امن
18 velyetteki ve takvalı olsun وَلْيَتَّقِ وقي
19 llahe Allah’a اللَّهَ -
20 rabbehu Rabbine رَبَّهُ ربب
21 ve la وَلَا -
22 tektumu gizlemeyin تَكْتُمُوا كتم
23 ş-şehadete şahitliği/tanıklığı الشَّهَادَةَ شهد
24 ve men ve kim وَمَنْ -
25 yektumha gizledi onu يَكْتُمْهَا كتم
26 feinnehu öyle ki doğrusu o فَإِنَّهُ -
27 asimun bir günahkardır اثِمٌ اثم
28 kalbuhu onun kalbi قَلْبُهُ قلب
29 vallahu Allah وَاللَّهُ -
30 bima بِمَا -
31 tea'melune yaptıklarınız تَعْمَلُونَ عمل
32 alimun bilendir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Kefil olan kimse.**Kefil olduğunu.

Ayet 284

291|2|284|لِّلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِن تُبْدُوا۟ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ ٱللَّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
291|2|284|لله ما في السموت وما في الارض وان تبدوا ما في انفسكم او تخفوه يحاسبكم به الله فيغفر لمن يشا ويعذب من يشا والله علي كل شي قدير
284. Lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve in tubdû mâ fî enfusikum ev tuhfûhu yuhâsibkum bihillâh(bihillâhu), fe yagfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Allah’adır göklerdeki162 ve yerdeki; ve eğer açık ederseniz nefislerinizdekini201 ya da gizlerseniz onu; hesaba çeker sizleri onunla Allah; öyle ki mağfiret eder dilediği kimseye; ve azapta bırakır dilediği kimseyi; ve Allah her bir şey üzerine Kadîr'dir177.
Ahmed Samira: 284 To God what is in the skies/space and what is in the earth/Planet Earth, and if you show what is in yourselves or you hide it, God counts/calculates (with) you with it, so He forgives to whom He wills/wants and tortures whom He wills/wants, and God (is) on every thing capable/powerful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve ma ve وَمَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 ve in ve eğer وَإِنْ -
9 tubdu açık ederseniz تُبْدُوا بدو
10 ma مَا -
11 fi فِي -
12 enfusikum nefislerinizdekini أَنْفُسِكُمْ نفس
13 ev ya da أَوْ -
14 tuhfuhu gizlerseniz onu تُخْفُوهُ خفي
15 yuhasibkum hesaba çeker sizleri يُحَاسِبْكُمْ حسب
16 bihi onunla بِهِ -
17 llahu Allah اللَّهُ -
18 feyegfiru öyle ki mağfiret eder فَيَغْفِرُ غفر
19 limen kimseye لِمَنْ -
20 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
21 ve yuazzibu ve azapta bırakır وَيُعَذِّبُ عذب
22 men kimseyi مَنْ -
23 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 ala üzerine عَلَىٰ -
26 kulli her كُلِّ كلل
27 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
28 kadirun Kadîr'dir قَدِيرٌ قدر

Ayet 285

292|2|285|ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ
292|2|285|امن الرسول بما انزل اليه من ربه والمومنون كل امن بالله ومليكته وكتبه ورسله لا نفرق بين احد من رسله وقالوا سمعنا واطعنا غفرانك ربنا واليك المصير
285. Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr(masîru).
İman47 etti resûl418 Rabbinden4 kendisine indirilmişe; ve müminler27; hepsi iman47 etti Allah'a; ve meleklerine; ve kitaplarına; ve resûllerine418; "ayırmayız resûllerinden418 birinin arasını"; ve dediler: "İşittik; ve itaat ettik; senin mağfiretin319. Rabbimiz4!; ve sanadır dönüş yeri."
Ahmed Samira: 285 The messenger believed with what was descended to him from his Lord and the believers all/each believed with God and His angels, and His Books , and His messengers, we do not separate distinguish/differentiate between any one from His messengers, and they said: "We heard/listened, and we obeyed, your forgiveness, our Lord, and to you (is) the end/destination ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 amene iman etti امَنَ امن
2 r-rasulu resûl الرَّسُولُ رسل
3 bima بِمَا -
4 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
5 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
6 min مِنْ -
7 rabbihi Rabbinden رَبِّهِ ربب
8 velmu'minune ve müminler وَالْمُؤْمِنُونَ امن
9 kullun hepsi كُلٌّ كلل
10 amene iman etti امَنَ امن
11 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
12 ve melaiketihi ve meleklerine وَمَلَائِكَتِهِ ملك
13 ve kutubihi ve kitaplarına وَكُتُبِهِ كتب
14 ve rusulihi ve resullerine وَرُسُلِهِ رسل
15 la لَا -
16 nuferriku ayırmayız نُفَرِّقُ فرق
17 beyne arasını بَيْنَ بين
18 ehadin birinin أَحَدٍ احد
19 min مِنْ -
20 rusulihi resullerinden رُسُلِهِ رسل
21 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
22 semia'na işittik سَمِعْنَا سمع
23 ve etaa'na ve itaat ettik وَأَطَعْنَا طوع
24 gufraneke mağfiretin senin غُفْرَانَكَ غفر
25 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
26 ve ileyke ve sanadır وَإِلَيْكَ -
27 l-mesiru dönüş yeri الْمَصِيرُ صير

Ayet 286

293|2|286|لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
293|2|286|لا يكلف الله نفسا الا وسعها لها ما كسبت وعليها ما اكتسبت ربنا لا تواخذنا ان نسينا او اخطانا ربنا ولا تحمل علينا اصرا كما حملته علي الذين من قبلنا ربنا ولا تحملنا ما لا طاقه لنا به واعف عنا واغفر لنا وارحمنا انت مولينا فانصرنا علي القوم الكفرين
286. Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).
Mükellef kılmaz Allah bir nefse201 kendi kapasitesi dışında; onadır (o nefsedir) kazandığı; ve aleyhinedir (o nefsin) kazandığı; "Rabbimiz! Tutma bizleri (mükellef) eğer unutursak ya da hata edersek; Rabbimiz! Ve yükleme üzerimize bir ağırlık; bizden öncekilerden kimselerin üzerine yüklediğin gibi; Rabbimiz! Ve yükleme bizlere, kendisine takat/dayanma gücü olmayanı bizlere; ve affet bizleri; ve mağfiret et bizlere; ve rahmet et bizlere; sensin Mevlâmız68; öyle ki yardım et bizlere kâfirler kavmine/toplumuna karşı."
Ahmed Samira: 286 God does not burden/impose a self except its endurance/capability , for it what it earned/acquired and on it what it earned/acquired . Our Lord do not punish/blame us if we forgot or mistook/wronged . Our Lord and do not burden/load on us a weight/crime , as you burdened/loaded it on those from before us. Our Lord and do not burden/load us what (there is) no power/ability/energy for us with it, and forgive/pardon on us, and forgive for us, and have mercy upon us, you are our guardian , so give us victory on/over the nation, the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yukellifu mükellef kılmaz يُكَلِّفُ كلف
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 nefsen bir nefse نَفْسًا نفس
5 illa dışında إِلَّا -
6 vus'aha kendi kapasitesi وُسْعَهَا وسع
7 leha onadır (o nefsedir) لَهَا -
8 ma مَا -
9 kesebet kazandığı كَسَبَتْ كسب
10 ve aleyha ve aleyhinedir (o nefsin) وَعَلَيْهَا -
11 ma مَا -
12 ktesebet kazandığı اكْتَسَبَتْ كسب
13 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
14 la لَا -
15 tu'ahizna tutma bizleri (mükellef) تُؤَاخِذْنَا اخذ
16 in eğer إِنْ -
17 nesina unutursak نَسِينَا نسي
18 ev ya da أَوْ -
19 ehta'na hata edersek أَخْطَأْنَا خطا
20 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
21 ve la ve وَلَا -
22 tehmil yükleme تَحْمِلْ حمل
23 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
24 isran bir ağırlık إِصْرًا اصر
25 kema gibi كَمَا -
26 hameltehu yüklediğin حَمَلْتَهُ حمل
27 ala üzerine عَلَى -
28 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
29 min مِنْ -
30 kablina bizden öncekilerden قَبْلِنَا قبل
31 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
32 vela ve وَلَا -
33 tuhammilna yükleme bizlere تُحَمِّلْنَا حمل
34 ma مَا -
35 la olmayanı لَا -
36 takate takat طَاقَةَ طوق
37 lena bizlere لَنَا -
38 bihi kendisine بِهِ -
39 vea'fu ve affet وَاعْفُ عفو
40 anna bizleri عَنَّا -
41 vegfir ve mağfiret et وَاغْفِرْ غفر
42 lena bizlere لَنَا -
43 verhamna ve rahmet et bizlere وَارْحَمْنَا رحم
44 ente sen أَنْتَ -
45 mevlana mevlamızsın مَوْلَانَا ولي
46 fensurna öyle ki yardım et bizlere فَانْصُرْنَا نصر
47 ala karşı عَلَى -
48 l-kavmi kavmine/toplumuna الْقَوْمِ قوم
49 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر