Sure 7: A'râf/Üst Boyutlara Yükselme Portalleri

Ayet Sayısı: 206
ٱلْأَعْرَاف

Ayet 1

955|7|1|الٓمٓصٓ
955|7|1|المص
1. Elif, lâm, mim, sâd
A L M S44
Ahmed Samira: 1 A L M S/C .

Notlar

Not 1: *Elif, Lâm, Mim, Sâd.

Ayet 2

956|7|2|كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُن فِى صَدْرِكَ حَرَجٌ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ
956|7|2|كتب انزل اليك فلا يكن في صدرك حرج منه لتنذر به وذكري للمومنين
2. Kitâbun unzile ileyke fe lâ yekun fî sadrike haracun minhu litunzire bihî ve zikrâ lil mu’minîn(mu’minîne).
Bir kitaptır* (ki) indirildi (senin) üzerine; öyle ki olmaz** göğsünde bir darlık/sıkılık ondan*; uyarman içindir onunla*; ve bir zikirdir78 müminlere27.
Ahmed Samira: 2 A Book was descended to you so no tightness/strain be in your chest (innermost) from it, to warn/give notice with it and a remembrance/reminder to the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kitabun bir kitaptır كِتَابٌ كتب
2 unzile indirildi أُنْزِلَ نزل
3 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
4 fela öyle ki فَلَا -
5 yekun olmaz يَكُنْ كون
6 fi فِي -
7 sadrike göğsünde صَدْرِكَ صدر
8 haracun bir darlık/sıkılık حَرَجٌ حرج
9 minhu ondan مِنْهُ -
10 litunzira uyarman için لِتُنْذِرَ نذر
11 bihi onunla بِهِ -
12 ve zikra ve bir zikirdir وَذِكْرَىٰ ذكر
13 lilmu'minine müminlere لِلْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Kur'an, Kur'an'dan, Kur'an'la.**Geniş zaman kipinde gelmiş bir fiildir. Kur'an göğüslerde asla sıkıntı/sıkılık ve darlığa neden olmaz.

Ayet 3

957|7|3|ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
957|7|3|اتبعوا ما انزل اليكم من ربكم ولا تتبعوا من دونه اوليا قليلا ما تذكرون
3. Ittebiû mâ unzile ileykum min rabbikum ve lâ tettebiû min dûnihî evliyâ(evliyâe), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Tabi olun Rabbinizden4 üzerinize indirilene* ; ve tabi olmayın O’nun** astından evliyaya212; ne azdır zikrettiğiniz78.
Ahmed Samira: 3 Follow what was descended to you from your Lord, and do not follow from other than Him guardians ,little (is) what you remember/glorify .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ittebiu tabi olun اتَّبِعُوا تبع
2 ma مَا -
3 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
4 ileykum üzerinize إِلَيْكُمْ -
5 min مِنْ -
6 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
7 ve la ve وَلَا -
8 tettebiu ve tabi olmayın تَتَّبِعُوا تبع
9 min مِنْ -
10 dunihi astından O’nun دُونِهِ دون
11 evliya'e evliyaya أَوْلِيَاءَ ولي
12 kalilen bir azdır قَلِيلًا قلل
13 ma مَا -
14 tezekkerune zikrettiğiniz تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Kur'an'a.**Allah'ın.

Ayet 4

958|7|4|وَكَم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأْسُنَا بَيَٰتًا أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ
958|7|4|وكم من قريه اهلكنها فجاها باسنا بيتا او هم قايلون
4. Ve kem min karyetin ehleknâhâ fe câehâ be’sunâ beyâten ev hum kâilûn(kâilûne).
Ve nicedir bir kentten (ki) helak ettik onu*; öyle ki geldi ona* perişanlığımız/ızdırabımız** geceleyin ya da onlar gündüz kestirenler*** (-ken).
Ahmed Samira: 4 And how many from a village/urban city We destroyed it , so Our might/power came to it suddenly at night/overnight, or (while) they are saying/relaxing at midday .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kem ve nicedir وَكَمْ -
2 min مِنْ -
3 karyetin bir kentten قَرْيَةٍ قري
4 ehleknaha helak ettik onu أَهْلَكْنَاهَا هلك
5 fe ca'eha öyle ki geldi ona فَجَاءَهَا جيا
6 be'suna perişanlığımız/ızdırabımız بَأْسُنَا باس
7 beyaten geceleyin بَيَاتًا بيت
8 ev ya da أَوْ -
9 hum onlar هُمْ -
10 kailune gündüz kestirenler قَائِلُونَ قيل

Notlar

Not 1: *Kenti, kente. **Izdırap, perişanlık veren bir helakımız.***Gündüz vakti uyuklarlarken.

Ayet 5

959|7|5|فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
959|7|5|فما كان دعويهم اذ جاهم باسنا الا ان قالوا انا كنا ظلمين
5. Fe mâ kâne da’vâhum iz câehum be’sunâ illâ en kâlû innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).
Öyle ki olmuş değildi çağrısı onların geldiği zaman ızdırabımız*; ancak ki dediler: "Doğrusu bizler olmuşuz zalimler257."
Ahmed Samira: 5 So their call/prayer when/if Our might/power came to them was not except that they said: "We were unjust/oppressive ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fema öyle ki değildi فَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 dea'vahum çağıran onlar دَعْوَاهُمْ دعو
4 iz zaman إِذْ -
5 ca'ehum geldiği zaman جَاءَهُمْ جيا
6 be'suna ızdırabımız بَأْسُنَا باس
7 illa dışında إِلَّا -
8 en ki أَنْ -
9 kalu dediler قَالُوا قول
10 inna doğrusu bizler إِنَّا -
11 kunna olmuşuz كُنَّا كون
12 zalimine zalimler ظَالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Izdırap, perişanlık veren bir helakımız.

Ayet 6

960|7|6|فَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلْمُرْسَلِينَ
960|7|6|فلنسلن الذين ارسل اليهم ولنسلن المرسلين
6. Fe le nes’elennellezîne ursile ileyhim ve le nes’elennel murselîn(murselîne).
Öyle ki mutlak sual ederiz/sorarız onlara; kimselerdir (ki) gönderildi (resûl) üzerlerine; ve mutlak sual ederiz/sorarız gönderilenlere (resûllere) (de).
Ahmed Samira: 6 So We will ask/question (E) those sent to them, and We will ask/question (E) the messengers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feleneselenne öyle ki mutlak sual ederiz onlara فَلَنَسْأَلَنَّ سال
2 ellezine kimlere الَّذِينَ -
3 ursile gönderildi (resûl) أُرْسِلَ رسل
4 ileyhim üzerlerine إِلَيْهِمْ -
5 veleneselenne ve mutlak sual ederiz وَلَنَسْأَلَنَّ سال
6 l-murseline gönderilenlere (resûllere) الْمُرْسَلِينَ رسل

Ayet 7

961|7|7|فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ
961|7|7|فلنقصن عليهم بعلم وما كنا غايبين
7. Fe le nekussanne aleyhim bi ilmin ve mâ kunnâ gâibîn(gâibîne).
Öyle ki mutlak kıssalaştırırız430 onlara bir ilimle*; ve gayb62 olmuş değiliz.
Ahmed Samira: 7 So We will inform/narrate on (to) them with knowledge and We were not absent.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felenekussanne öyle ki mutlak kıssalaştırırız فَلَنَقُصَّنَّ قصص
2 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
3 biilmin bir ilimle بِعِلْمٍ علم
4 ve ma ve değiliz وَمَا -
5 kunna olmuş كُنَّا كون
6 gaibine gayb غَائِبِينَ غيب

Notlar

Not 1: *Kıssalaştırma mutlak ki bir ilimle/bilimle olur.

Ayet 8

962|7|8|وَٱلْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
962|7|8|والوزن يوميذ الحق فمن ثقلت موزينه فاوليك هم المفلحون
8. Vel veznu yevme izinil hakk(hakku), fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Ve o gün hak/gerçek mizandır658; öyle ki kime ağırlaştı onun mizanları658*; öyle ki işte bunlar; onlardır felaha326 kavuşanlar.
Ahmed Samira: 8 And the weight/measure that day (is) the correct/deserved/just , so who his (whose) weights/measures became heavy, so those, they are the successful/winners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velveznu ve mizandır وَالْوَزْنُ وزن
2 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
3 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
4 femen öyle ki kime فَمَنْ -
5 sekulet ağırlaştı ثَقُلَتْ ثقل
6 mevazinuhu mizanları onun مَوَازِينُهُ وزن
7 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
8 humu onlardır هُمُ -
9 l-muflihune felaha kavuşanlar الْمُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Çoğul olarak gelmiş olması önemlidir. Anlaşılır ki bir çok mizan olacaktır. Bu mizanların ağır gelmesi kurtuluş için gereklidir.

Ayet 9

963|7|9|وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَظْلِمُونَ
963|7|9|ومن خفت موزينه فاوليك الذين خسروا انفسهم بما كانوا بايتنا يظلمون
9. Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum bimâ kânû biâyâtinâ yazlimûn(yazlimûne).
Ve kime hafifledi mizanları658*; onun; öyle ki işte bunlar; kimselerdir (ki) hüsrana uğrattılar kendi nefislerin201, ayetlerimize zulmederler659 olmuş olduklarıyla.
Ahmed Samira: 9 And who his (whose) weights/measures were reduced/lightened, so those (are) those who lost themselves because (of) what they were with Our signs/verses/evidences causing injustice/oppression.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kime وَمَنْ -
2 haffet hafifledi خَفَّتْ خفف
3 mevazinuhu mizanları onun مَوَازِينُهُ وزن
4 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
5 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
6 hasiru hüsrana uğrattılar خَسِرُوا خسر
7 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
8 bima بِمَا -
9 kanu olduklarıyla olmuş كَانُوا كون
10 biayatina ayetlerimize بِايَاتِنَا ايي
11 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Çoğul olarak gelmiş olması önemlidir. Anlaşılır ki bir çok mizan olacaktır. Bu mizanların hafif gelmesi perişanlıktır, pişmanlıktır, cehennemlik olmaktır.

Ayet 10

964|7|10|وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
964|7|10|ولقد مكنكم في الارض وجعلنا لكم فيها معيش قليلا ما تشكرون
10. Ve lekad mekkennâkum fîl ardı ve cealnâ lekum fîhâ maâyiş’(maâyişe), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Ve ant olsun mesken* edindirdik sizleri yerde; ve yaptık sizlere orada yaşamlar; ne azdır şükrettiğiniz43.
Ahmed Samira: 10 And We had strengthened/empowered you in the earth/Planet Earth, and We made for you in it livelihood/sustenance, little (is) what you thank/be grateful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 mekkennakum mesken edindirdik sizler مَكَّنَّاكُمْ مكن
3 fi فِي -
4 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
5 ve cealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 fiha orada فِيهَا -
8 meaayişe yaşamlar مَعَايِشَ عيش
9 kalilen birazdır قَلِيلًا قلل
10 ma مَا -
11 teşkurune şükrettiğiniz تَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *Sakini haline getirmek.

Ayet 11

965|7|11|وَلَقَدْ خَلَقْنَٰكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَٰكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ لَمْ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
965|7|11|ولقد خلقنكم ثم صورنكم ثم قلنا للمليكه اسجدوا لادم فسجدوا الا ابليس لم يكن من السجدين
11. Ve lekad halaknâkum summe savvernâkum summe kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), lem yekun mines sâcidîn(sâcidîne).
Ve ant olsun yarattık sizleri*; sonra biçimlendirdik sizleri**; sonra dedik*** meleklere48: "Secde70 edin Âdem'e50"; öyle ki secde12 ettiler dışında iblîs190 (ki) asla olmuyordu secde70 edenlerden.
Ahmed Samira: 11 And We had created you, then We pictured/formed you , then We said to the angels: "Prostrate to Adam." So they prostrated except Satan , was not from the prostrating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 haleknakum yarattık sizleri خَلَقْنَاكُمْ خلق
3 summe sonra ثُمَّ -
4 savvernakum biçimlendirdik sizleri صَوَّرْنَاكُمْ صور
5 summe sonra ثُمَّ -
6 kulna dedik قُلْنَا قول
7 lilmelaiketi meleklere لِلْمَلَائِكَةِ ملك
8 scudu secde edin اسْجُدُوا سجد
9 liademe Âdem'e لِادَمَ -
10 fesecedu öyle ki secde ettiler فَسَجَدُوا سجد
11 illa dışında إِلَّا -
12 iblise İblis إِبْلِيسَ -
13 lem asla لَمْ -
14 yekun olmuyordu يَكُنْ كون
15 mine مِنَ -
16 s-sacidine secde edenlerden السَّاجِدِينَ سجد

Notlar

Not 1: *İnsanların bilinçlerinin yaratılması. Çoğul eril olarak gelmişltir.**İnsanların bedenlerinin şekillendirilmesi.***Anlarız ki Âdem'in meleklere sunulması ve iblîsle yaşanan durumu tüm insanlar Âdem'in yaşadığı gibi fiziksel bir bedene sahip olarak yaşamıştır. Anlarız ki insanlar olarak bizler bilinçlerimiz ve bedenlerimizle daha önceden yaratılmışızdır.

Ayet 12

966|7|12|قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ
966|7|12|قال ما منعك الا تسجد اذ امرتك قال انا خير منه خلقتني من نار وخلقته من طين
12. Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuk(emertuke), kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).
Dedi (Allah): "Nedir mani olan sana ki secde70 etmezsin emrettiğim zaman sana!"; dedi (iblîs): "Ben hayırlıyım ondan*; beni yarattın ateşten**; ve yarattın onu tinden582."
Ahmed Samira: 12 He (God) said: "What prevented/stopped/forbid you, that you not prostrate when/if I ordered/commanded you?" He (the devil)said: "I am better than him, You created me from fire, and You created him from mud/clay ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 ma nedir? مَا -
3 meneake mani olan sana مَنَعَكَ منع
4 ella ki أَلَّا -
5 tescude secde etmezsin تَسْجُدَ سجد
6 iz zaman إِذْ -
7 emertuke emrettiğim sana أَمَرْتُكَ امر
8 kale dedi قَالَ قول
9 ena ben أَنَا -
10 hayrun hayırlıyım خَيْرٌ خير
11 minhu ondan مِنْهُ -
12 halekteni beni yarattın خَلَقْتَنِي خلق
13 min مِنْ -
14 narin ateşten نَارٍ نور
15 ve halektehu ve yarattın onu وَخَلَقْتَهُ خلق
16 min مِنْ -
17 tinin tinden طِينٍ طين

Notlar

Not 1: *Âdem'den.**Radyasyon, yakan ışıma.

Ayet 13

967|7|13|قَالَ فَٱهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ
967|7|13|قال فاهبط منها فما يكون لك ان تتكبر فيها فاخرج انك من الصغرين
13. Kâle fehbit minhâ fe mâ yekûnu leke en tetekebbere fîhâ fahruc inneke mines sâgirîn(sâgirîne).
Dedi (Allah): "Öyle ki in/alçal607 aşağıya oradan*; öyle ki olur değildir sana ki büyüklenirsin orada*; öyle ki çık607; doğrusu sen alçalanlardansın**.
Ahmed Samira: 13 He (God) said: "So drop/reduce/decline from it, so (it) was not to be for you that you be arrogant in it, so get out/emerge , that you are from the subservient/humiliated/lowly ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 fehbit öyle ki in/alçal aşağıya فَاهْبِطْ هبط
3 minha oradan مِنْهَا -
4 fema öyle ki değildir فَمَا -
5 yekunu olur يَكُونُ كون
6 leke sana لَكَ -
7 en ki أَنْ -
8 tetekebbera büyüklenirsin تَتَكَبَّرَ كبر
9 fiha orada فِيهَا -
10 fehruc öyle ki çık فَاخْرُجْ خرج
11 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
12 mine مِنَ -
13 s-sagirine alçalanlardansın/küçülenlerdensin/azalanlardansın الصَّاغِرِينَ صغر

Notlar

Not 1: *İblîs ve türünün yaşadığı cennet evreni.**Küçülenlerdensin/azalanlardansın.

Ayet 14

968|7|14|قَالَ أَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
968|7|14|قال انظرني الي يوم يبعثون
14. Kâle enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).
Dedi (iblîs): "Gözetle beni; güne* doğru (ki) diriltilirler."
Ahmed Samira: 14 He (the devil) said: "Give me time/delay me to a day they be sent/resurrected/revived."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 enzirni gözetle beni أَنْظِرْنِي نظر
3 ila doğru إِلَىٰ -
4 yevmi güne يَوْمِ يوم
5 yub'asune diriltilirler يُبْعَثُونَ بعث

Notlar

Not 1: *Ahiret evrenindeki kıyam/dikilme gününe.

Ayet 15

969|7|15|قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
969|7|15|قال انك من المنظرين
15. Kâle inneke minel munzarîn(munzarîne).
Dedi (Allah): "Doğrusu sen gözetlenenlerdensin."
Ahmed Samira: 15 He (God) said: "That you are from the given time/delayed ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
3 mine مِنَ -
4 l-munzerine gözetlenenlerdensin الْمُنْظَرِينَ نظر

Ayet 16

970|7|16|قَالَ فَبِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَٰطَكَ ٱلْمُسْتَقِيمَ
970|7|16|قال فبما اغويتني لاقعدن لهم صرطك المستقيم
16. Kâle fe bimâ agveytenî le ak’udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
Dedi (iblîs): "Öyle ki doğru yoldan ayırmış olmanla beni mutlak otururum onlara*; senin dosdoğru yoluna124."
Ahmed Samira: 16 He (the devil) said: "So with what you misguided/enticed me , I will sit/remain (E) for them (in) Your straight/direct road/way."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 febima öyleki karşı فَبِمَا -
3 egveyteni doğru yoldan ayırdığına beni أَغْوَيْتَنِي غوي
4 leek'udenne mutlak otururum لَأَقْعُدَنَّ قعد
5 lehum onlara لَهُمْ -
6 siratake senin yolunun üstüne صِرَاطَكَ صرط
7 l-mustekime doğru الْمُسْتَقِيمَ قوم

Notlar

Not 1: *İnsanlara.

Ayet 17

971|7|17|ثُمَّ لَءَاتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَٰنِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَٰكِرِينَ
971|7|17|ثم لاتينهم من بين ايديهم ومن خلفهم وعن ايمنهم وعن شمايلهم ولا تجد اكثرهم شكرين
17. Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
"Sonra mutlak gelirim* elleri arasından; ve arkalarından; ve sağlarından; ve sollarından; ve bulamazsın çoklarını şükredenler43."
Ahmed Samira: 17 Then I will come to them from between their hands, and from behind them, and from/of/on their rights, and from/of/on their lefts, and You (will) not find most of them thankful/grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 latiyennehum mutlak gelirim لَاتِيَنَّهُمْ اتي
3 min مِنْ -
4 beyni arasından بَيْنِ بين
5 eydihim elleri أَيْدِيهِمْ يدي
6 ve min ve وَمِنْ -
7 halfihim arkalarından خَلْفِهِمْ خلف
8 ve an ve وَعَنْ -
9 eymanihim sağlarından أَيْمَانِهِمْ يمن
10 ve an ve وَعَنْ -
11 şemailihim sollarından شَمَائِلِهِمْ شمل
12 ve la ve وَلَا -
13 tecidu bulamazsın تَجِدُ وجد
14 ekserahum çoklarını أَكْثَرَهُمْ كثر
15 şakirine şükredenler شَاكِرِينَ شكر

Notlar

Not 1: *Tavaf ederim, dolaşırım, turlarım.

Ayet 18

972|7|18|قَالَ ٱخْرُجْ مِنْهَا مَذْءُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ
972|7|18|قال اخرج منها مذوما مدحورا لمن تبعك منهم لاملان جهنم منكم اجمعين
18. Kâlehruc minhâ mez’ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum leemleenne cehenneme minkum ecmaîn(ecmaîne).
Dedi (Allah): "Çık oradan607;bir kovulmuş, bir yenilmiş (olarak); mutlak ki kim tabi oldu sana onlardan mutlak doldururum cehennemi sizlerden topluca."
Ahmed Samira: 18 He (God) said: "Get out/emerge from it expelled/degraded , expelled/driven away , whom (E) followed you from them, I will fill (E) Hell from you all/all together (E)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 hruc çık اخْرُجْ خرج
3 minha oradan مِنْهَا -
4 mez'umen bir kovulmuş مَذْءُومًا ذام
5 medhuran bir yenilmiş (olarak) مَدْحُورًا دحر
6 lemen mutlak ki kim لَمَنْ -
7 tebiake tabi oldu sana تَبِعَكَ تبع
8 minhum onlardan مِنْهُمْ -
9 leemleenne mutlak doldururum لَأَمْلَأَنَّ ملا
10 cehenneme cehennemi جَهَنَّمَ -
11 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
12 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Ayet 19

973|7|19|وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
973|7|19|ويادم اسكن انت وزوجك الجنه فكلا من حيث شيتما ولا تقربا هذه الشجره فتكونا من الظلمين
19. Ve yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete fe kulâ min haysu şi’tumâ ve lâ takrebâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
"Ve ey Âdem50! Mesken edin sen ve eşin cennette*; öyle ki yiyin ikiniz dilediğiniz yerden; ve yaklaşmayın ikiniz şu ağaca691; öyle ki olursunuz ikiniz zalimlerden257."
Ahmed Samira: 19 And you Adam, reside/inhabit you and your wife/spouse the Paradise, so you (B) eat from (it) where/when you (B) willed/wanted, and do not approach/near this/that the tree, so you (B) become/will be from the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya ademu ve ey Âdem وَيَا ادَمُ -
2 skun mesken edin اسْكُنْ سكن
3 ente sen أَنْتَ -
4 ve zevcuke ve eşin وَزَوْجُكَ زوج
5 l-cennete cennette الْجَنَّةَ جنن
6 fe kula öyle ki yiyin ikiniz فَكُلَا اكل
7 min مِنْ -
8 haysu yerden حَيْثُ حيث
9 şi'tuma dilediniz ikiniz شِئْتُمَا شيا
10 vela ve وَلَا -
11 tekraba yaklaşmayın ikiniz تَقْرَبَا قرب
12 hazihi şu هَٰذِهِ -
13 ş-şecerate ağaca الشَّجَرَةَ شجر
14 fetekuna öyle ki olursunuz ikiniz فَتَكُونَا كون
15 mine مِنَ -
16 z-zalimine zalimlerden الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *İblîs'e verilen izin sonrası Âdem ve eşinin bir cennet evrenine yerleştirilmesi. Erkek ve kadın tüm insanlar bir cennet evrenine yerleştirilmiştir. Şu an içinde yaşadığımız evren değildir.

Ayet 20

974|7|20|فَوَسْوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ لِيُبْدِىَ لَهُمَا مَا وُۥرِىَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ ٱلْخَٰلِدِينَ
974|7|20|فوسوس لهما الشيطن ليبدي لهما ما وري عنهما من سوتهما وقال ما نهيكما ربكما عن هذه الشجره الا ان تكونا ملكين او تكونا من الخلدين
20. Fe vesvese lehumuş şeytânu li yubdiye lehumâ mâ vuriye anhumâ min sev’âtihimâ ve kâle mâ nehâkumâ rabbukumâ an hâzihiş şecereti illâ en tekûnâ melekeyni ev tekûnâ minel hâlidîn(hâlidîne).
Öyle ki vesvese verdi* ikisine şeytân29; ortaya çıkarması için ikisine çirkinliklerinden** kendilerine gizlenmişi/saklanmışı; dedi (şeytân): "Men etmiş değildir ikinizi Rabbiniz4 şu ağaçtan691 dışında ki olursunuz ikiniz iki melek48; ya da olursunuz ikiniz ölümsüzlerden185."
Ahmed Samira: 20 So the devil talked to/gave evil suggestions and temptations to them (B) to show to them (B) what was hidden/concealed from them (B) from their (B)’s shameful genital private parts, and he said: "Your (B)’s Lord did not prevent you (B) from that/this tree except that you (B) become/be two angels or you (B) become/be from the immortal/eternal ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fevesvese öyle ki vesvese verdi فَوَسْوَسَ وسوس
2 lehuma o ikisine لَهُمَا -
3 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
4 liyubdiye ortaya çıkaması için لِيُبْدِيَ بدو
5 lehuma ikisine لَهُمَا -
6 ma مَا -
7 vuriye gizlenmişi/saklanmışı
8 anhuma ikisinden عَنْهُمَا -
9 min مِنْ -
10 sev'atihima çirkinliklerinden سَوْاتِهِمَا سوا
11 ve kale dedi وَقَالَ قول
12 ma değildir مَا -
13 nehakuma men etmiş ikinizi نَهَاكُمَا نهي
14 rabbukuma Rabbiniz رَبُّكُمَا ربب
15 an عَنْ -
16 hazihi şu هَٰذِهِ -
17 ş-şecerati ağaçtan الشَّجَرَةِ شجر
18 illa ancak إِلَّا -
19 en ki أَنْ -
20 tekuna olursunuz ikiniz تَكُونَا كون
21 melekeyni iki melek مَلَكَيْنِ ملك
22 ev ya da أَوْ -
23 tekuna olursunuz ikiniz تَكُونَا كون
24 mine مِنَ -
25 l-halidine ölümsüzlerden الْخَالِدِينَ خلد

Notlar

Not 1: *Olay kendisine izin verilen en büyük şeytân olan İblîs'in bir cennet evreninde mesken edinen Âdem ve eşine fısıldamasıdır. İblîs kendi cennetinden indirilmiş ve kovulmuştur. İzin gereği Âdem ve eşinin bulunduğu cennet evrenine dışardan (mutlak ki başka bir paralel evrenden) fısıldama yapmaktadır. Âdem ve eşinin (tüm kadın erkek insanların) yaşadığı bu cennet bizlerin ilk cennetidir. Anlarız ki bu cennette ölümsüzlük yoktur. **Cinsel organ bölgeleri.

Ayet 21

975|7|21|وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّى لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ
975|7|21|وقاسمهما اني لكما لمن النصحين
21. Ve kâsemehumâ innî lekumâ le minen nâsıhîn(nâsıhîne).
Ve kasem548 etti ikisine*; "doğrusu ben ikinize* mutlak nasihat** edenlerdenim."
Ahmed Samira: 21 And he swore/made oath to them (B): "I am to you (B) from (E) the advisors/counselors."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kasemehuma ve kasem etti ikisine وَقَاسَمَهُمَا قسم
2 inni doğrusu ben إِنِّي -
3 lekuma ikinize لَكُمَا -
4 lemine mutlak لَمِنَ -
5 n-nasihine nasihat edenlerdenim النَّاصِحِينَ نصح

Notlar

Not 1: *Âdem ve eşine. Erkek insana ve kadın insana.**Öğüt verenlerdenim. Şeytân sanki iyileştiriyormuş/güzelleştiriyormuş gibi davranarak insanları aldatmaktadır. Güvenebileceğimiz tek kaynak şeytânın yaklaşmasının mümkün olmadığı Yüce Allah'ın kelamı olan Kur'an'dır.

Ayet 22

976|7|22|فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ
976|7|22|فدليهما بغرور فلما ذاقا الشجره بدت لهما سوتهما وطفقا يخصفان عليهما من ورق الجنه وناديهما ربهما الم انهكما عن تلكما الشجره واقل لكما ان الشيطن لكما عدو مبين
22. Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn(mubînun).
Öyle ki kılavuzluk/delalet etti* ikisine** kandırmayla/aldatmayla; öyle ki ne zaman tattı ikisi ağacı691; göründü ikisine çirkin yerleri***; ve hemen başladı ikisi ilmikleyip/bağlayıp örtmeye üzerlerine cennet**** yapraklarından; ve nida etti/seslendi ikisine** Rableri4: "Asla men etmedim mi ikinizi** şu ağaçtan691; ve demedim mi ikinize** doğrusu şeytân29 ikinize apaçık bir düşmandır."
Ahmed Samira: 22 So he lured/attracted and lowered them (B) , with deceit/temptation so when they (B) tasted/experienced the tree, their (B)’s shameful genital private parts appeared to them (B), and they (B) started and continued (to) stick/tried hard to make do with what they do not have on them (B) from the Paradise’s leaves , and their (B)’s Lord called them (B): "Did I not forbid/prevent you (B) from that the tree, and I said to you (B) that the devil (is) for you (B) an evident enemy?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fedellahuma öyle ki kılavuzluk/delalet etti ikisine فَدَلَّاهُمَا دلل
2 bigururin kandırmayla/aldatmayla بِغُرُورٍ غرر
3 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
4 zaka tattılar ذَاقَا ذوق
5 ş-şecerate ağacı الشَّجَرَةَ شجر
6 bedet göründü بَدَتْ بدو
7 lehuma ikisine لَهُمَا -
8 sev'atuhuma çirkin yerleri سَوْاتُهُمَا سوا
9 ve tafika ve hemen başladılar وَطَفِقَا طفق
10 yehsifani ilmikleyip/bağlayıp örtmeye يَخْصِفَانِ خصف
11 aleyhima üzerlerine عَلَيْهِمَا -
12 min مِنْ -
13 veraki yapraklarından وَرَقِ ورق
14 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
15 ve nadahuma ve nida etti وَنَادَاهُمَا ندو
16 rabbuhuma Rableri رَبُّهُمَا ربب
17 elem asla أَلَمْ -
18 enhekuma men etmedim mi ikinizi أَنْهَكُمَا نهي
19 an عَنْ -
20 tilkuma şu تِلْكُمَا -
21 ş-şecerati ağaçtan الشَّجَرَةِ شجر
22 ve ekul ve demedim mi وَأَقُلْ قول
23 lekuma ikinize لَكُمَا -
24 inne doğrusu إِنَّ -
25 ş-şeytane şeytan الشَّيْطَانَ شطن
26 lekuma ikinize لَكُمَا -
27 aduvvun bir düşmandır عَدُوٌّ عدو
28 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Şeytân.**Âdem ve eşine. Erkek insana ve kadın insana.***Cinsel organ bölgeleri.****İlk cennetimiz.

Ayet 23

977|7|23|قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
977|7|23|قالا ربنا ظلمنا انفسنا وان لم تغفر لنا وترحمنا لنكونن من الخسرين
23. Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Dedi ikisi*: "Rabbimiz4! Zulmettik257** kendi nefislerimize201**; ve eğer asla mağfiret319 etmezsen bizlere**; ve rahmet271 etmezsen bizlere**; mutlak oluruz** hüsrana uğrayanlardan."
Ahmed Samira: 23 They (B) said: "Our Lord, We caused injustice/oppressed ourselves, and if You do not forgive for us, and You have mercy upon us, we will be/become from the losers ."

Notlar

Not 1: *Âdem ve eş. Erkek insan ve kadın insan.**Çoğul eril olarak gelmiştir. Başka insanları da kapsayan bir sesleniş söz konusudur.

Ayet 24

978|7|24|قَالَ ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ
978|7|24|قال اهبطوا بعضكم لبعض عدو ولكم في الارض مستقر ومتع الي حين
24. Kâlehbitû ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), ve lekum fîl’ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).
Dedi (Allah): "İnin/alçalın* bir kısmınız** bir kısma** bir düşman (olarak); ve sizleredir* yerde*** bir kalma/yerleşme yeri; ve bir meta54 bir süreye kadar."
Ahmed Samira: 24 He said: "Drop/descend/reduce some of you to some (are) an enemy, and for you in the earth/Planet Earth (is) settlement/establishment and long life/enjoyment to a time ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 hbitu inin/alçalın اهْبِطُوا هبط
3 bea'dukum bır kısmınız sizlerin بَعْضُكُمْ بعض
4 libea'din bir kısma لِبَعْضٍ بعض
5 aduvvun bir düşman (olarak) عَدُوٌّ عدو
6 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
7 fi فِي -
8 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
9 mustekarrun bir kalma/yerleşme yeri مُسْتَقَرٌّ قرر
10 ve metaun ve bir meta وَمَتَاعٌ متع
11 ila kadar إِلَىٰ -
12 hinin bir süreye حِينٍ حين

Notlar

Not 1: *Çoğul eril gelmiştir. Hitap insanlaradır.**Mutlak ki çoğul grupları işaret etmektedir.**Dünya gezegeni. Cennetten çıkarılan insan daha alçak bir evrene gönderilecektir.

Ayet 25

979|7|25|قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ
979|7|25|قال فيها تحيون وفيها تموتون ومنها تخرجون
25. Kâle fîhâ tahyevne ve fîhâ temûtûne ve minhâ tuhrecûn(tuhrecûne).
Dedi: "Orada* hayat yaşarsınız ve orada* ölürsünüz; ve oradan* çıkarılırsınız**."
Ahmed Samira: 25 He said: "In it you live, and in it you die, and from it you are brought out ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 fiha orada فِيهَا -
3 tehyevne hayat yaşarsınız تَحْيَوْنَ حيي
4 ve fiha ve orada وَفِيهَا -
5 temutune ölürsünüz تَمُوتُونَ موت
6 ve minha ve oradan وَمِنْهَا -
7 tuhracune çıkarılırsınız تُخْرَجُونَ خرج

Notlar

Not 1: *Şu an içinde bulunduğunuz evren, evrenden. **İlk cennet evreninden nasıl çıkarıldıysanız, şu an içinde yaşadığınız evreninizden de öldüğünüzde çıkarılırsınız.

Ayet 26

980|7|26|يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَٰرِى سَوْءَٰتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ ٱلتَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
980|7|26|يبني ادم قد انزلنا عليكم لباسا يوري سوتكم وريشا ولباس التقوي ذلك خير ذلك من ايت الله لعلهم يذكرون
26. Yâ benî âdeme kad enzelnâ aleykum libâsen yuvârî sev’âtikum ve rîşâ(rîşâen) ve libâsut takvâ zâlike hayr(hayrun), zâlike min âyâtillâhi leallehum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ey âdemoğulları692! Muhakkak indirdik sizlere bir elbise; örter ayıp olan cinsel organ bölgelerinizi; ve bir rîşâ*; ve takva21 elbisesi; işte bu**; hayırlıdır; işte bu; ayetlerindendir237 Allah'ın; belki onlar zikrederler78.
Ahmed Samira: 26 You Adam’s sons and daughters, We had descended on you a cover/dress (that) hides/conceals your shameful genital private parts, and feathers/riches/possessions, and the fear and obedience (of God’s) cover/dress, that (is) better , and that (is) from God’s signs/verses/evidences, maybe/perhaps they remember/glorify .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya beni ey oğulları يَابَنِي بني
2 ademe âdem ادَمَ -
3 kad muhakkak قَدْ -
4 enzelna indirdik أَنْزَلْنَا نزل
5 aleykum size عَلَيْكُمْ -
6 libasen bir elbise لِبَاسًا لبس
7 yuvari örter يُوَارِي -
8 sev'atikum ayıp olan cinsel organ bölgelerinizi سَوْاتِكُمْ سوا
9 ve rişen ve bir rîşâ وَرِيشًا ريش
10 velibasu ve elbisesi وَلِبَاسُ لبس
11 t-tekva takva التَّقْوَىٰ وقي
12 zalike İşte bu ذَٰلِكَ -
13 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
14 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
15 min مِنْ -
16 ayati ayetlerindendir ايَاتِ ايي
17 llahi Allah'ın اللَّهِ -
18 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
19 yezzekkerune düşünüp öğüt alırlar. يَذَّكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not: Takva kelimesi sakınmak demektir. Yüce Allah’ın razı olmayacağı eylemlerden sakınmaktır. Yüce Allah’ın emirlerine uymak demektir.Soru şudur; bu takva elbisesi nerededir ve nasıl giyilir?Yüce Allah bu takva elbisesini indirdiğini bildirmiştir. Bu da bize açıkça gösterir ki bu takva elbisesi Kur’an’ın ta kendisidir. Kur’an’ın emir ve yasaklarına uyan bir kimse takva elbisesini giymiş olur.Kur’an üzerinde düşünen kimselerin öğüt alma şansının olduğu ayette bildirilmiştir. Bir kitaptan öğüt alabilmek için onu anlamak için okumak gerektiği evrensel bir gerçektir. Demek ki Kur’an’ı anlayarak okuyacağız ve üzerinde düşüneceğiz. Bu düşünme bize bir öğüt, bir hatırlatma olacaktır. Takva elbisesini giymemize neden olacaktır.Takva elbisesi her şeyden daha hayırlıdır. Daha faydalıdır. Çünkü Yüce Allah’ın rızasını almaktan daha büyük ve daha değerli hiçbir şey olamaz.
Not 1: *Süslü, gösterişli elbiseler, süslü donatılar. Ziynet kelimesinden farklıdır. **Takva elbisesi.

Ayet 27

981|7|27|يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ كَمَآ أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَٰتِهِمَآ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ إِنَّا جَعَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ
981|7|27|يبني ادم لا يفتننكم الشيطن كما اخرج ابويكم من الجنه ينزع عنهما لباسهما ليريهما سوتهما انه يريكم هو وقبيله من حيث لا ترونهم انا جعلنا الشيطين اوليا للذين لا يومنون
27. Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Ey âdemoğulları692! Baştan çıkarmasın sizi şeytân29; çıkardığı gibi ebeveynlerinizi* cennetten**; soyarak ikisinden* elbiselerini; göstermek için ikisine* çirkinliklerini; doğrusu o (şeytân) görür sizleri; o ve onun kabilesi; yerden (ki) görmezsiniz onları; doğrusu biz; yaptık şeytânları29 evliya/veliler28; iman47 etmez kimseler için.
Ahmed Samira: 27 You Adam’s sons and daughters, (let) not the devil test/misguide/betray you as/like he brought out your parents from the Paradise, he removes/pulls away from them (B) their (B)’s cover/dress to show them (B)/make them (B) understand their (B)’s shameful genital private parts; that he sees you, he and his group/tribe from where/when you do not see them, that We made the devils guardians/allies to those who do not believe.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya beni ey oğulları يَابَنِي بني
2 ademe âdem ادَمَ -
3 la لَا -
4 yeftinennekumu baştan çıkarmasın sizi يَفْتِنَنَّكُمُ فتن
5 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
6 kema gibi كَمَا -
7 ehrace çıkardığı أَخْرَجَ خرج
8 ebeveykum ebeveynlerinizi أَبَوَيْكُمْ ابو
9 mine -ten مِنَ -
10 l-cenneti cennet- الْجَنَّةِ جنن
11 yenziu soyarak يَنْزِعُ نزع
12 anhuma ikisinden عَنْهُمَا -
13 libasehuma elbiselerini لِبَاسَهُمَا لبس
14 liyuriyehuma göstermek için ikisine لِيُرِيَهُمَا راي
15 sev'atihima çirkinliklerini سَوْاتِهِمَا سوا
16 innehu doğrusu o (şeytan) إِنَّهُ -
17 yerakum görür sizleri يَرَاكُمْ راي
18 huve o هُوَ -
19 ve kabiluhu ve kabilesi onun وَقَبِيلُهُ قبل
20 min مِنْ -
21 haysu yerden (ki) حَيْثُ حيث
22 la لَا -
23 teravnehum göremezsiniz onları تَرَوْنَهُمْ راي
24 inna doğrusu biz إِنَّا -
25 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
26 ş-şeyatine şeytanları الشَّيَاطِينَ شطن
27 evliya'e evliya/veliler أَوْلِيَاءَ ولي
28 lillezine kimseler için لِلَّذِينَ -
29 la لَا -
30 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Ana, baba. Bir üst soy. Bir katman üst soy. Bir önceki soy. İlk cennet evreninde bilinçlerimizi taşıyan bir üst soy erkek ve kadın bedenlerimiz.**İlk cennet evreni.

Ayet 28

982|7|28|وَإِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً قَالُوا۟ وَجَدْنَا عَلَيْهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
982|7|28|واذا فعلوا فحشه قالوا وجدنا عليها ابانا والله امرنا بها قل ان الله لا يامر بالفحشا اتقولون علي الله ما لا تعلمون
28. Ve izâ faalû fâhişeten kâlû vecednâ aleyhâ âbâenâ vallâhu emerenâ bihâ kul innallâhe lâ ye’muru bil fahşâ(fahşâi), e tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve öyle ki yaptıkları zaman çirkin/kötü bir aşırılık; dediler: “Bulduk693 babalarımızı/atalarımızı onun üzerinde; ve Allah emretti bize onu”; de ki: “Doğrusu Allah emretmez çirkin/kötü aşırılığı; Allah'a karşı bilmediklerinizi mi söylersiniz?”
Ahmed Samira: 28 And if they made/did an enormous/atrocious deed , they said: "We found our fathers on it, and God ordered/commanded us with it." Say: "That God does not order/command with the enormous/atrocious deeds , do you say on (about) God what you do not know?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 fealu öyle ki yaptılar فَعَلُوا فعل
3 fahişeten çirkin/kötü bir aşırılık فَاحِشَةً فحش
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 vecedna bulduk وَجَدْنَا وجد
6 aleyha üzerinde onun عَلَيْهَا -
7 aba'ena babalarımızı/atalarımızı ابَاءَنَا ابو
8 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
9 emerana emretti bize أَمَرَنَا امر
10 biha onu بِهَا -
11 kul de ki قُلْ قول
12 inne doğrusu إِنَّ -
13 llahe Allah اللَّهَ -
14 la لَا -
15 ye'muru emretmez يَأْمُرُ امر
16 bil-fehşa'i çirkin/kötü aşırılıkla بِالْفَحْشَاءِ فحش
17 etekulune mi söylersiniz أَتَقُولُونَ قول
18 ala karşı عَلَى -
19 llahi Allah'a اللَّهِ -
20 ma مَا -
21 la لَا -
22 tea'lemune bilmediklerinizi تَعْلَمُونَ علم

Ayet 29

983|7|29|قُلْ أَمَرَ رَبِّى بِٱلْقِسْطِ وَأَقِيمُوا۟ وُجُوهَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ
983|7|29|قل امر ربي بالقسط واقيموا وجوهكم عند كل مسجد وادعوه مخلصين له الدين كما بداكم تعودون
29. Kul emere rabbî bil kıst(kısti) ve ekîmû vucûhekum inde kulli mescidin ved’ûhu muhlisîne lehud dîn(dîne), kemâ bedeekum teûdûn(teûdûne).
De ki: “Emretti Rabbim eşitliği; ve kaldırıp doğrultun yüzlerinizi her bir mescitte16; ve çağırın O’nu (Allah’ı); halis/saf/katıksız kılanlar olarak O'na dini; başladığı gibi sizleri (yaratmaya); dönersiniz.
Ahmed Samira: 29 Say: "My Lord ordered/commanded with the just/equitable, and stand your faces/fronts at every mosque/place of worshipping God, and call Him faithful/loyal to Him (in) the religion, as/like He started/created you , you return.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 emera emretti أَمَرَ امر
3 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
4 bil-kisti eşitliği بِالْقِسْطِ قسط
5 ve ekimu ve kaldırıp doğrultun وَأَقِيمُوا قوم
6 vucuhekum yüzlerinizi وُجُوهَكُمْ وجه
7 inde عِنْدَ عند
8 kulli her كُلِّ كلل
9 mescidin bir mescitte مَسْجِدٍ سجد
10 ved'uhu ve çağırın O’nu (Allah’ı) وَادْعُوهُ دعو
11 muhlisine halis/saf/katıksız kılanlar olarak مُخْلِصِينَ خلص
12 lehu O'na لَهُ -
13 d-dine dini الدِّينَ دين
14 kema كَمَا -
15 bedeekum başladığı gibi sizleri (yaratmaya) بَدَأَكُمْ بدا
16 teudune dönersiniz تَعُودُونَ عود

Ayet 30

984|7|30|فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ
984|7|30|فريقا هدي وفريقا حق عليهم الضلله انهم اتخذوا الشيطين اوليا من دون الله ويحسبون انهم مهتدون
30. Ferîkan hadâ ve ferîkan hakka aleyhimud dalâletu, innehumuttehazûş şeyâtîne evliyâe min dûnillâhi ve yahsebûne ennehum muhtedûn(muhtedûne).
Bir fırka/grup (ki) kılavuzladı doğru yola (Allah); ve bir fırka/grup (ki) hak oldu onlar üzerine dalalet/sapkınlık; doğrusu onlar tuttular/edindiler şeytânları29 Allah'ın astından evliya/veliler28; ve hesaplarlar/düşünürler ki onlar doğru yola kılavuzlular.
Ahmed Samira: 30 A group/party , He guided, and a group/party (it) became fact/deserved/imminent on them the misguidance, that they took the devils (as) guardians/allies from other than God, and they think/suppose that they are guided.97

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ferikan bir fırka/grup فَرِيقًا فرق
2 heda kılavuzladı doğru yola (Allah) هَدَىٰ هدي
3 ve ferikan ve bir fırka/grup وَفَرِيقًا فرق
4 hakka hak oldu حَقَّ حقق
5 aleyhimu onlar üzerine عَلَيْهِمُ -
6 d-delaletu dalalet/sapkınlık الضَّلَالَةُ ضلل
7 innehumu doğrusu onlar إِنَّهُمُ -
8 ttehazu tuttular/edindiler اتَّخَذُوا اخذ
9 ş-şeyatine şeytanları الشَّيَاطِينَ شطن
10 evliya'e evliya/veliler أَوْلِيَاءَ ولي
11 min مِنْ -
12 duni astından دُونِ دون
13 llahi Allah'ın اللَّهِ -
14 veyehsebune ve hesap ederler/sanırlar وَيَحْسَبُونَ حسب
15 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
16 muhtedune doğru yola kılavuzlular مُهْتَدُونَ هدي

Ayet 31

985|7|31|يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ خُذُوا۟ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ
985|7|31|يبني ادم خذوا زينتكم عند كل مسجد وكلوا واشربوا ولا تسرفوا انه لا يحب المسرفين
31. Yâ benî âdeme huzû zînetekum inde kulli mescidin ve kulû veşrebû ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhıbbul musrifîn(musrifîne).
Ey Âdemoğulları692! Alın ziynetlerinizi* her bir mescit16 yanında; ve yiyin; ve için; ve israf etmeyin; doğrusu O (Allah) sevmez müsrifleri/israf edenleri.
Ahmed Samira: 31 You Adam’s sons and daughters, take/receive your decoration/beauty at every/each mosque/place of worshipping God, and eat and drink and do not waste/spoil/ignore , that God does not love/like the wasters .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya beni Ey oğulları يَابَنِي بني
2 ademe Adem ادَمَ -
3 huzu alın خُذُوا اخذ
4 zinetekum ziynetlerinizi/süslerinizi زِينَتَكُمْ زين
5 inde yanında عِنْدَ عند
6 kulli her كُلِّ كلل
7 mescidin bir mescit مَسْجِدٍ سجد
8 ve kulu ve yiyin وَكُلُوا اكل
9 veşrabu ve için وَاشْرَبُوا شرب
10 vela ve وَلَا -
11 tusrifu israf etmeyin تُسْرِفُوا سرف
12 innehu doğrusu O (Allah) إِنَّهُ -
13 la لَا -
14 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
15 l-musrifine müsrifleri/israf edenleri الْمُسْرِفِينَ سرف

Notlar

Not 1: *Süslerinizi.

Ayet 32

986|7|32|قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزْقِ قُلْ هِىَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
986|7|32|قل من حرم زينه الله التي اخرج لعباده والطيبت من الرزق قل هي للذين امنوا في الحيوه الدنيا خالصه يوم القيمه كذلك نفصل الايت لقوم يعلمون
32. Kul men harreme zînetallâhilletî ahrece li ibâdihî vet tayyibâti miner rızk(rızkı), kul hiye lillezîne âmenû fîl hayâtid dunyâ hâlisaten yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), kezâlike nufassılul âyâti li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
De ki: "Kim haram etti Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti*; ve iyileri rızıklarından?"; de ki: "İman47 etmiş kimselerindir o** dünya hayatında; bir halis*** (olarak) kıyamet gününde148"; işte böyledir; tefsil651 ederiz ayetleri454 bilir bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 32 Say: "Who forbid God’s decoration/beauty/ornament which He brought out to (for) His worshippers/slaves, and the enjoyable/goodnesses from the provision/things of benefit or value ?"Say: "It is to those who believed in the life the present/worldly life clearly/purely (in) the Resurrection Day, as/like that We detail/explain/clarify the verses/evidences to a nation knowing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 men kim مَنْ -
3 harrame haram etti حَرَّمَ حرم
4 zinete ziynetini زِينَةَ زين
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 lleti الَّتِي -
7 ehrace çıkardığını أَخْرَجَ خرج
8 liibadihi kulları için لِعِبَادِهِ عبد
9 ve ttayyibati ve iyilerini وَالطَّيِّبَاتِ طيب
10 mine مِنَ -
11 r-rizki rızıklarından الرِّزْقِ رزق
12 kul de ki قُلْ قول
13 hiye O هِيَ -
14 lillezine kimselerindir لِلَّذِينَ -
15 amenu iman etmiş امَنُوا امن
16 fi فِي -
17 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
18 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
19 halisaten bir halis (olarak) خَالِصَةً خلص
20 yevme günü de يَوْمَ يوم
21 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
22 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
23 nufessilu tefsir ederiz نُفَصِّلُ فصل
24 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
25 likavmin bir kavim için لِقَوْمٍ قوم
26 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Süsü.**Dişil zamir yine dişil olan ziynet ve iyileri işaret eder.***Saf, sadece iman etmiş kimselere.

Ayet 33

987|7|33|قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
987|7|33|قل انما حرم ربي الفوحش ما ظهر منها وما بطن والاثم والبغي بغير الحق وان تشركوا بالله ما لم ينزل به سلطنا وان تقولوا علي الله ما لا تعلمون
33. Kul innemâ harreme rabbiyel fevâhişe mâ zahere minhâ ve mâ batane vel isme vel bagye bi gayril hakkı ve en tuşrikû billâhi mâ lem yunezzil bihî sultânen ve en tekûlû alallâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
De ki: "Ancak haram etti Rabbim4 fahşaları81; açığını ondan ve gizlisini; ve günahı; ve bir hak/gerçek olmaksızın taşmayı552; ve ki şirk71 koşmayı Allah'a kendisiyle bir sultân660 asla indirmediğini*; ve ki Allah'a karşı bilmediğinizi söylemenizi661."
Ahmed Samira: 33 Say: "But my Lord forbade the enormous/atrocious deeds what is/became visible from it, and what is/was hidden, and the sin/crime, and the oppression/transgression/corruption without the right , and that you share/make partners (with God) what He did not descend with it a proof/evidence , and that you say on (about) God what you do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 innema ancak إِنَّمَا -
3 harrame haram etti حَرَّمَ حرم
4 rabbiye Rabbim رَبِّيَ ربب
5 l-fevahişe fuhuşları الْفَوَاحِشَ فحش
6 ma مَا -
7 zehera açığını ظَهَرَ ظهر
8 minha ondan مِنْهَا -
9 ve ma ve وَمَا -
10 betane gizlisini بَطَنَ بطن
11 vel'isme ve günahı وَالْإِثْمَ اثم
12 velbegye ve taşmayı وَالْبَغْيَ بغي
13 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
14 l-hakki bir hak/gerçek الْحَقِّ حقق
15 ve en ve ki وَأَنْ -
16 tuşriku şirk koşmayı تُشْرِكُوا شرك
17 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
18 ma مَا -
19 lem asla لَمْ -
20 yunezzil indirmediğini يُنَزِّلْ نزل
21 bihi onunla بِهِ -
22 sultanen bir sultan سُلْطَانًا سلط
23 ve en ve ki وَأَنْ -
24 tekulu söylemenizi تَقُولُوا قول
25 ala karşı عَلَى -
26 llahi Allah اللَّهِ -
27 ma مَا -
28 la لَا -
29 tea'lemune bilmediğinizi تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplar haricinde Allah'ın ve resûlünün adını kullanarak uydurulan, tamamı zan olan, hiçbir sultanları olmayan kitaplar.

Ayet 34

988|7|34|وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
988|7|34|ولكل امه اجل فاذا جا اجلهم لا يستاخرون ساعه ولا يستقدمون
34. Ve li kulli ummetin ecel(ecelun), fe izâ câe eceluhum lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).
Ve her bir ümmet305 içindir bir ecel*; öyle ki geldiği zaman ecelleri* onların erteleyemezler bir sâat662; ve ne de kıdemlenemezler/kademe alamazlar.
Ahmed Samira: 34 And to every nation (is) a term/time, so if their term/time came, they do not delay/lag behind an hour, and they do not advance .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velikulli ve herbir وَلِكُلِّ كلل
2 ummetin ümmet içindir أُمَّةٍ امم
3 ecelun bir ecel أَجَلٌ اجل
4 feiza öyle ki فَإِذَا -
5 ca'e geldiği zaman جَاءَ جيا
6 eceluhum ecelleri onların أَجَلُهُمْ اجل
7 la لَا -
8 yeste'hirune ertelemez (onlara) يَسْتَأْخِرُونَ اخر
9 saaten bir saat سَاعَةً سوع
10 ve la ve ne de وَلَا -
11 yestekdimune kıdemlenemezler يَسْتَقْدِمُونَ قدم

Notlar

Not 1: *Süre, süreleri.

Ayet 35

989|7|35|يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
989|7|35|يبني ادم اما ياتينكم رسل منكم يقصون عليكم ايتي فمن اتقي واصلح فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
35. Yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Ey Âdemoğulları692! Bu esnada mutlak gelir sizlere bir resûl418 sizlerden; kıssalaştırır430 sizlere ayetlerimi454; öyle ki kim takvalı21 oldu ve ıslah316 oldu; öyle ki olmaz bir korku üzerlerine; ve olmaz onlar hüzünlenirler.
Ahmed Samira: 35 You Adam’s sons and daughters, if/whenever messengers from you come to you, they narrate/relay/inform on (to) you My verses/evidences , so who feared and obeyed and corrected/repaired , so no fear/fright on them, and nor they be sad/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya beni ey oğulları يَا بَنِي بني
2 ademe Adem ادَمَ -
3 imma bu esnada إِمَّا -
4 ye'tiyennekum mutlak gelir sizlere يَأْتِيَنَّكُمْ اتي
5 rusulun bir resûl رُسُلٌ رسل
6 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
7 yekussune kıssalaştırır يَقُصُّونَ قصص
8 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
9 ayati ayetlerimi ايَاتِي ايي
10 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
11 tteka takvalı oldu اتَّقَىٰ وقي
12 ve esleha ve ıslah oldu وَأَصْلَحَ صلح
13 fela öyle ki olmaz فَلَا -
14 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
15 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
16 ve la ve olmaz وَلَا -
17 hum onlar هُمْ -
18 yehzenune hüzünlenirler يَحْزَنُونَ حزن

Ayet 36

990|7|36|وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
990|7|36|والذين كذبوا بايتنا واستكبروا عنها اوليك اصحب النار هم فيها خلدون
36. Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; ve büyüklendiler663 ona*; işte bunlar; ashâbıdır194 ateş834; onlar orada ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 36 And those who lied/denied/falsified, with Our verses/evidences and they became arrogant from it, those are the fire’s owners/company/friends, they are in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
3 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
4 vestekberu ve büyüklendiler وَاسْتَكْبَرُوا كبر
5 anha ona عَنْهَا -
6 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
7 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
8 n-nari ateş النَّارِ نور
9 hum onlar هُمْ -
10 fiha orada فِيهَا -
11 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Ayete.

Ayet 37

991|7|37|فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوٓا۟ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ
991|7|37|فمن اظلم ممن افتري علي الله كذبا او كذب بايته اوليك ينالهم نصيبهم من الكتب حتي اذا جاتهم رسلنا يتوفونهم قالوا اين ما كنتم تدعون من دون الله قالوا ضلوا عنا وشهدوا علي انفسهم انهم كانوا كفرين
37. Fe men azlemu mimmenifterâ alallâhi keziben ev kezzebe bi âyâtih(âyâtihi) ulâike yenâluhum nasîbuhum minel kitâb(kitâbi), hattâ izâ câethum rusulunâ yeteveffevnehum kâlû eyne mâ kuntum ted’ûne min dûnillâh(dûnillâhi) kâlû dallû annâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne).
Öyle ki kim daha zalimdir257 kimseden (ki) iftira402 attı Allah'a karşı bir yalan ya da yalanladı195 ayetlerini O’nun (Allah'ın); işte bunlar; kavuşur nasipleri onların kitaptan*; ta ki geldiği zaman onlara resûllerimiz418; vefat ettirirken onları; dediler (resûl melekler): "Hani nerede Allah’ın astından çağırmış olduklarınız?"; dediler (vefat eden kimseler): "Saptılar bizden"; ve şahidlik/tanıklık ettiler kendi nefislerine201 karşı ki onlar oldular kâfirler25.
Ahmed Samira: 37 So who (is) more unjust/oppressive than who fabricated on (about) God lies/denials/falsifications or lied/denied/falsified with His verses/evidences , those their share/fortune from The Book takes them until/if/when Our messengers came to them, they make them die, they said: "Where (is) what you were/are calling/wishing/desiring from other than God?" They said: "They were misguided from us, and they witnessed/testified on themselves that they truly, they were disbelieving/disbelievers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femen öyle ki kim فَمَنْ -
2 ezlemu daha zalimdir أَظْلَمُ ظلم
3 mimmeni kimseden مِمَّنِ -
4 ftera iftira attı افْتَرَىٰ فري
5 ala karşı عَلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 keziben bir yalan كَذِبًا كذب
8 ev ya da أَوْ -
9 kezzebe yalanladı كَذَّبَ كذب
10 biayatihi ayetlerini O’nun بِايَاتِهِ ايي
11 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
12 yenaluhum kavuşur يَنَالُهُمْ نيل
13 nesibuhum nasipleri onların نَصِيبُهُمْ نصب
14 mine مِنَ -
15 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
16 hatta ta ki حَتَّىٰ -
17 iza zaman إِذَا -
18 ca'ethum geldi onlara جَاءَتْهُمْ جيا
19 rusuluna resûllerimiz رُسُلُنَا رسل
20 yeteveffevnehum vefat ettirirken onları يَتَوَفَّوْنَهُمْ وفي
21 kalu dediler (resûl melekler) قَالُوا قول
22 eyne hani nerede? أَيْنَ -
23 ma مَا -
24 kuntum olduklarınız كُنْتُمْ كون
25 ted'une çağırmış تَدْعُونَ دعو
26 min مِنْ -
27 duni astından دُونِ دون
28 llahi Allah’ın اللَّهِ -
29 kalu dediler قَالُوا قول
30 dellu saptılar ضَلُّوا ضلل
31 anna bizden عَنَّا -
32 ve şehidu ve şahidlik/tanıklık ettiler وَشَهِدُوا شهد
33 ala karşı عَلَىٰ -
34 enfusihim kendi nefislerine أَنْفُسِهِمْ نفس
35 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
36 kanu oldular كَانُوا كون
37 kafirine kâfirler كَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Yapıp ettikleri kitaptan/kayıttan gösterilir. Bu kayda bakan kimse kendi nefsine zulmettiğini, kâfirlerden olduğunu anlar; buna tanıklık/şahitlik eder.

Ayet 38

992|7|38|قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ ٱلنَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ
992|7|38|قال ادخلوا في امم قد خلت من قبلكم من الجن والانس في النار كلما دخلت امه لعنت اختها حتي اذا اداركوا فيها جميعا قالت اخريهم لاوليهم ربنا هولا اضلونا فاتهم عذابا ضعفا من النار قال لكل ضعف ولكن لا تعلمون
38. Kâledhulû fî umemin kad halet min kablikum minel cinni vel insi fîn nâr(nâri), kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârekû fîhâ cemîân kâlet uhrâhum li ûlâhum rabbenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben di’fen minen nâr(nâri) kâle li kullin di’fun ve lâkin lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Dedi (Allah): “Girin ümmetlere/topluluklara; muhakkak ki halife65 oldu sizlerden önce ateşe; cinden91 ve insandan”; ne zaman girdi bir ümmet305; lanet etti (ümmet) kız kardeşine; ta ki yakaladıkları/yetiştikleri* zaman orada** topluca; dedi sonraki (ümmet) onların önceki (ümmeti) için: “Rabbimiz4! Bunlar dalalete128 sürüklediler bizleri; öyle ki ver onlara bir kat (daha) azap ateşten; dedi (Allah): “Hepsi içindir bir kat; fakat (sizler) bilmezsiniz.”
Ahmed Samira: 38 He said: "Enter in (with) nations (that) have past/expired from before you from the Jinns and the human/mankind in the fire, whenever a nation is entered, it cursed its sister until they caught up (to)/overtook/reached each other in it all together, their last said to their first : "Our Lord those (are who) misguided us, so give/bring them a double torture from the fire." He said: "For every/each/all (is) double, and but you do not know."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
3 fi فِي -
4 umemin ümmetlere/topluluklara أُمَمٍ امم
5 kad muhakkak قَدْ -
6 halet halife oldu خَلَتْ خلو
7 min مِنْ -
8 kablikum sizden önce قَبْلِكُمْ قبل
9 mine مِنَ -
10 l-cinni cinden الْجِنِّ جنن
11 vel'insi ve insandan وَالْإِنْسِ انس
12 fi فِي -
13 n-nari ateşe النَّارِ نور
14 kullema ne zaman كُلَّمَا كلل
15 dehalet girdi دَخَلَتْ دخل
16 ummetun bir ümmet أُمَّةٌ امم
17 leanet lanet etti (ümmet) لَعَنَتْ لعن
18 uhteha kız kardeşine أُخْتَهَا اخو
19 hatta ta ki حَتَّىٰ -
20 iza zaman إِذَا -
21 ddaraku yakaladıkları/yetiştikleri ادَّارَكُوا درك
22 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
23 cemian topluca جَمِيعًا جمع
24 kalet dedi قَالَتْ قول
25 uhrahum sonraki (ümmet) onların أُخْرَاهُمْ اخر
26 liulahum onların önceki (ümmeti) için لِأُولَاهُمْ اول
27 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
28 ha'ula'i bunlar هَٰؤُلَاءِ -
29 edelluna dalalete sürüklediler bizleri أَضَلُّونَا ضلل
30 fe atihim öyle ki ver onlara فَاتِهِمْ اتي
31 azaben bir azap عَذَابًا عذب
32 dia'fen bir kat ضِعْفًا ضعف
33 mine مِنَ -
34 n-nari ateşten النَّارِ نور
35 kale dedi (Allah) قَالَ قول
36 likullin hepsi içindir لِكُلٍّ كلل
37 dia'fun bir kat ضِعْفٌ ضعف
38 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
39 la لَا -
40 tea'lemune bilmezsiniz تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Birbirlerini, birbirlerine.**Cehennemde.

Ayet 39

993|7|39|وَقَالَتْ أُولَىٰهُمْ لِأُخْرَىٰهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
993|7|39|وقالت اوليهم لاخريهم فما كان لكم علينا من فضل فذوقوا العذاب بما كنتم تكسبون
39. Ve kâlet ûlâhum li uhrâhum fe mâ kâne lekum aleynâ min fadlin fe zûkûl azâbe bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).
Ve dedi onların ilkleri onların sonrakilerine: "Öyle ki olmuş değildir üzerimize sizlerin hiçbir fazlı202; öyle ki tadın azabı kazanır olduğunuzla."
Ahmed Samira: 39 And their first said to their last: "So (there) was/is not was for you on us from grace/favour/blessing, so taste/experience the torture because (of) what you were gaining/acquiring ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalet ve dedi وَقَالَتْ قول
2 ulahum ilkleri onların أُولَاهُمْ اول
3 liuhrahum sonrakilere onların لِأُخْرَاهُمْ اخر
4 fema öyle ki değildir فَمَا -
5 kane olmuş كَانَ كون
6 lekum sizlerin لَكُمْ -
7 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
8 min hiçbir مِنْ -
9 fedlin fazl فَضْلٍ فضل
10 fezuku öyle ki tadın فَذُوقُوا ذوق
11 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
12 bima بِمَا -
13 kuntum olduğunuzla كُنْتُمْ كون
14 teksibune kazanırlar تَكْسِبُونَ كسب

Ayet 40

994|7|40|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلْجَمَلُ فِى سَمِّ ٱلْخِيَاطِ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُجْرِمِينَ
994|7|40|ان الذين كذبوا بايتنا واستكبروا عنها لا تفتح لهم ابوب السما ولا يدخلون الجنه حتي يلج الجمل في سم الخياط وكذلك نجزي المجرمين
40. İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Doğrusu kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; ve büyüklendiler663 ondan*; açılmaz onlara gök kapıları664 ve giremezler cennete ta ki geçer halat/deve665 boşluğundan sicimin/iğnenin665; ve işte böyledir; cezalandırırız mücrimleri674.
Ahmed Samira: 40 That those who lied/denied/falsified with Our verses/evidences and became arrogant from/about it, the sky’s/space’s doors/entrances do not be (get) opened for them, and nor they enter the Paradise, until the camel enters/penetrates in the needle’s/sewing needle’s eye/threading hole, and as/like that We reward/reimburse the criminals/sinners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
4 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
5 vestekberu ve büyüklendiler وَاسْتَكْبَرُوا كبر
6 anha ondan عَنْهَا -
7 la لَا -
8 tufettehu açılmaz تُفَتَّحُ فتح
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 ebvabu kapıları أَبْوَابُ بوب
11 s-semai gök السَّمَاءِ سمو
12 ve la ve وَلَا -
13 yedhulune giremezler يَدْخُلُونَ دخل
14 l-cennete cennete الْجَنَّةَ جنن
15 hatta taki حَتَّىٰ -
16 yelice geçer يَلِجَ ولج
17 l-cemelu deve الْجَمَلُ جمل
18 fi içinden فِي -
19 semmi deliğinden سَمِّ سمم
20 l-hiyati iğne الْخِيَاطِ خيط
21 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
22 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
23 l-mucrimine cürüm işleyenleri الْمُجْرِمِينَ جرم

Notlar

Not 1: *Ayetten.

Ayet 41

995|7|41|لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِن فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ
995|7|41|لهم من جهنم مهاد ومن فوقهم غواش وكذلك نجزي الظلمين
41. Lehum min cehenneme mihâdun ve min fevkıhim gavaş(gavaşın) ve kezâlike neczîz zâlimîn(zâlimîne).
Onlaradır cehennemden bir döşek/yatak/beşik*; ve üstlerinden bir örtü*; ve işte böyledir; cezalandırırız zalimleri334.
Ahmed Samira: 41 For them from Hell (is a) bed/crib , and from above them covers/darknesses , and as/like that We reward/reimburse the unjust/oppressors.98

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lehum onlaradır لَهُمْ -
2 min مِنْ -
3 cehenneme cehennemden جَهَنَّمَ -
4 mihadun bir döşek/yatak/beşik مِهَادٌ مهد
5 ve min ve وَمِنْ -
6 fevkihim üstlerinden فَوْقِهِمْ فوق
7 gavaşin bir örtü غَوَاشٍ غشو
8 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
9 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
10 z-zalimine zalimleri الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Yatak ve örtünün birlikte işaret edilmesi de çok anlamlıdır.

Ayet 42

996|7|42|وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
996|7|42|والذين امنوا وعملوا الصلحت لا نكلف نفسا الا وسعها اوليك اصحب الجنه هم فيها خلدون
42. Vellezîne âmenû ve amilus sâlihâti lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; mükellef kılmayız bir nefsi201 kuşattığının dışında; işte bunlar; cennet ashâbıdır194; onlar orada ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 42 And those who believed and made/did the correct/righteous deeds, We do not burden/impose a self except its endurance/capacity , those are the Paradises’ owners/company , they are in it immortally/eternally.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 amenu iman etmiş امَنُوا امن
3 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
4 s-salihati saliha الصَّالِحَاتِ صلح
5 la لَا -
6 nukellifu mükellef kılmayız نُكَلِّفُ كلف
7 nefsen bir nefsi نَفْسًا نفس
8 illa dışında إِلَّا -
9 vus'aha kuşattığının وُسْعَهَا وسع
10 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
11 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
12 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
13 hum onlar هُمْ -
14 fiha orada فِيهَا -
15 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Ayet 43

997|7|43|وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَآ أَنْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ وَنُودُوٓا۟ أَن تِلْكُمُ ٱلْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
997|7|43|ونزعنا ما في صدورهم من غل تجري من تحتهم الانهر وقالوا الحمد لله الذي هدينا لهذا وما كنا لنهتدي لولا ان هدينا الله لقد جات رسل ربنا بالحق ونودوا ان تلكم الجنه اورثتموها بما كنتم تعملون
43. Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin tecrî min tahtihimul enhâr(enhâru), ve kâlûl hamdu lillâhillezî hedânâ li hâzâ ve mâ kunnâ li nehtediye levlâ en hedânallâh(hedânallâhu), lekad câet rusulu rabbinâ bil hakk(hakkı), ve nûdû en tilkumul cennetu ûristumûhâ bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve soyarız göğüslerindekini nefretten/hınçtan; akar* altından onların** nehirler; ve dediler**: "Hamd3 Allah’adır; doğru yola kılavuzlayandır bizleri buraya***; ve olmuş değildik doğru yola kılavuzlanmaya şayet ki doğru yola kılavuzlamasaydı bizleri Allah; muhakkak gelmiş Rabbimizin4 resûlleri418 hakla/gerçekle; ve nida**** edildiler ki işte şusunuz (ki) cennete; varis kılındınız ona***** yapar olduğunuzla.
Ahmed Samira: 43 And We removed/took away what (is) in their chests (innermosts) from hatred/spite/animosity , the rivers flow from beneath them , and they said: "The praise/gratitude/thanks (is) to God who guided us to this, and we were not to (be) guided had it not been for that God guided us. Our Lord’s messengers had come with the truth ." And they (those who believed) were called: "That (is) the Paradise you were made to inherit it becuase (of) what you were making/doing/working."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nezea'na ve soyarız وَنَزَعْنَا نزع
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 sudurihim göğüslerindekini صُدُورِهِمْ صدر
5 min مِنْ -
6 gillin nefretten/hınçtan غِلٍّ غلل
7 tecri akar تَجْرِي جري
8 min مِنْ -
9 tehtihimu altından onların تَحْتِهِمُ تحت
10 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
11 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
12 l-hamdu hamd الْحَمْدُ حمد
13 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
14 llezi الَّذِي -
15 hedana doğru yola kılavuzlayandır bizleri هَدَانَا هدي
16 lihaza buraya لِهَٰذَا -
17 ve ma ve değiliz وَمَا -
18 kunna olduk كُنَّا كون
19 linehtediye doğru yola kılavuzlanmaya لِنَهْتَدِيَ هدي
20 levla şayet لَوْلَا -
21 en ki أَنْ -
22 hedana doğru yola kılavuzlamasaydı bizleri هَدَانَا هدي
23 llahu Allah اللَّهُ -
24 lekad muhakkak لَقَدْ -
25 ca'et gelmiş جَاءَتْ جيا
26 rusulu resûlleri رُسُلُ رسل
27 rabbina Rabbimizin رَبِّنَا ربب
28 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
29 ve nudu ve nida edildiler وَنُودُوا ندو
30 en ki أَنْ -
31 tilkumu işte şusunuz تِلْكُمُ -
32 l-cennetu cennet الْجَنَّةُ جنن
33 uristumuha varis kılındınız o أُورِثْتُمُوهَا ورث
34 bima بِمَا -
35 kuntum olduğunuzla كُنْتُمْ كون
36 tea'melune yaparsınız تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Durum bildirir fiil. Akacak.**Din günü cennetlere girecek olan ancak henüz girmemiş olan kimseler. ***Bu noktaya. Cennetlere girme pozisyonuna.****Seslenildiler. Zaten cennette olan kimselere neden tekrar seslenilsin? Anlarız ki nida edilmeyle cennetlere henüz girmemiş ancak girecek olan grup çağrılmaktadır. *****Cennete.

Ayet 44

998|7|44|وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُوا۟ نَعَمْ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنٌۢ بَيْنَهُمْ أَن لَّعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ
998|7|44|ونادي اصحب الجنه اصحب النار ان قد وجدنا ما وعدنا ربنا حقا فهل وجدتم ما وعد ربكم حقا قالوا نعم فاذن موذن بينهم ان لعنه الله علي الظلمين
44. Ve nâdâ ashâbul cenneti ashâben nâri en kad vecednâ mâ vâadenâ rabbunâ hakka(hakkan) fe hel vecedtum mâ vaade rabbukum hakka(hakkan) kâlû neam fe ezzene muezzinun beynehum en lâ’netullâhi alez zâlimîn(zâlimîne).
Ve nida* etti cennet** ashâbı194 ateş*** ashâbına194 ki "Muhakkak bulduk**** vaat ettiğini bizlere Rabbimizin4 bir hak/gerçek (olarak); öyle ki buldunuz***** mu vaat ettiğini Rabbinizin4 bir hak/gerçek (olarak)?"; dediler: "Evet"; öyle ki ünledi bir ünleyici666 aralarında ki "Allah'ın laneti280 zalimlerin257 üzerinedir."
Ahmed Samira: 44 And the Paradises’ owners/company called/cried (to) the fire’s owners/company: "That we had found what our Lord promised us truthful/factually , so did you find what your Lord promised truthfully/factually ?" They said: "Yes." So an announcer/informer (from) between them announced/informed : "That God’s curse/torture (is) on the unjust/oppressors ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nada ve nida etti وَنَادَىٰ ندو
2 eshabu ashabı أَصْحَابُ صحب
3 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
4 eshabe ashabına أَصْحَابَ صحب
5 n-nari ateş النَّارِ نور
6 en ki أَنْ -
7 kad muhakkak قَدْ -
8 vecedna bulduk وَجَدْنَا وجد
9 ma مَا -
10 veadena vaat ettiğini bizlere وَعَدَنَا وعد
11 rabbuna Rabbimizin رَبُّنَا ربب
12 hakkan bir hak/gerçek (olarak) حَقًّا حقق
13 fehel öyle ki فَهَلْ -
14 vecedtum buldunuz mu وَجَدْتُمْ وجد
15 ma مَا -
16 veade vaat ettiğini وَعَدَ وعد
17 rabbukum Rabbinizin رَبُّكُمْ ربب
18 hakkan bir hak/gerçek (olarak) حَقًّا حقق
19 kalu dediler قَالُوا قول
20 neam evet نَعَمْ -
21 feezzene öyle ki ünledi فَأَذَّنَ اذن
22 mu'ezzinun bir ünleyici مُؤَذِّنٌ اذن
23 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
24 en ki أَنْ -
25 lea'netu laneti لَعْنَةُ لعن
26 llahi Allah'ın اللَّهِ -
27 ala üzerinedir عَلَى -
28 z-zalimine zalimlerin الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Seslendi.**Cennetlere henüz girmemiş ancak girecek olan.***Cehenneme henüz girmemiş ancak girecek olan.****Gerçeği bulduk. Cennetlere gireceğimizi anladık.*****Gerçeği bulduk. Cehenneme gireceğimizi anladık.

Ayet 45

999|7|45|ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ كَٰفِرُونَ
999|7|45|الذين يصدون عن سبيل الله ويبغونها عوجا وهم بالاخره كفرون
45. Ellezîne yasuddûne an sebîlillâhi ve yebgûnehâ ivecâ(ivecen) ve hum bil âhireti kâfirûn(kâfirûne).
Kimselerdir (ki) engellerler Allah'ın yolundan336; ve aranırlar/bakınırlar ona* bir eğme/bükme**; ve onlar ahirete kâfirlerdir667.
Ahmed Samira: 45 Those who prevent/obstruct from God’s way/path and they desire it (be) bent/crookedness , and they are with the end (other life) disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yesuddune engellerler يَصُدُّونَ صدد
3 an عَنْ -
4 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 ve yebguneha ve aranırlar/bakınırlar ona وَيَبْغُونَهَا بغي
7 ivecen bir eğme/bükme عِوَجًا عوج
8 vehum ve onlar وَهُمْ -
9 bil-ahirati ahireti de بِالْاخِرَةِ اخر
10 kafirune kâfirlerdir كَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Dişil zamir Yüce Allah'ın biricik yolu olan Kur'an ayetlerine gider. **Ayetin gerçek anlamını uyduruk, tamamı zan olan söylentilerle eğerler, bükerler. Ayetler yerine eğip büken hadislere bakınırlar.

Ayet 46

1000|7|46|وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى ٱلْأَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّۢا بِسِيمَىٰهُمْ وَنَادَوْا۟ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ
1000|7|46|وبينهما حجاب وعلي الاعراف رجال يعرفون كلا بسيميهم ونادوا اصحب الجنه ان سلم عليكم لم يدخلوها وهم يطمعون
46. Ve beynehumâ hicâb(hicâbun) ve alel a’râfi ricâlun ya’rifûne kullen bi sîmâhum ve nâdev ashâbel cenneti en selâmun aleykum lem yedhulûhâ ve hum yatmeûn(yatmeûne).
Ve ikisi* arasındadır bir hicab/engel; ve a’râfa668 karşı** (olan) erkekler arif olurlar/farkına varırlar her birinin*** nişanlarıyla/işaretleriyle onların; ve nida**** ettiler cennet***** ashâbına194 ki "bir selâmdır98 üzerinize" (diye); (kimselere ki) asla girmeyen ona****** ve onlar (girmeyi) tamah ederler/şiddetli arzularlar.
Ahmed Samira: 46 And between them (B) (is) a partition/barrier/protection , and on the fence between Heaven and Hell/the highest tip of anything (are) men they know each/all with (by) their marks/identifications/expressions, and they called/cried (to) the Paradises’ company/friends : "That a greeting/security/peace on you." They did not enter it and they are coveting/desiring .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve beynehuma ve ikisi arasında وَبَيْنَهُمَا بين
2 hicabun bir hicab/engel حِجَابٌ حجب
3 ve ala ve karşı وَعَلَى -
4 l-ea'rafi en tepeye الْأَعْرَافِ عرف
5 ricalun erkekler رِجَالٌ رجل
6 yea'rifune arif olurlar/farkına varırlar يَعْرِفُونَ عرف
7 kullen her birinin كُلًّا كلل
8 bisimahum nişanlarıyla/işaretleriyle onların بِسِيمَاهُمْ سوم
9 ve nadev ve nida ettiler وَنَادَوْا ندو
10 eshabe ashabına أَصْحَابَ صحب
11 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
12 en ki أَنْ -
13 selamun bir selamdır سَلَامٌ سلم
14 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
15 lem asla لَمْ -
16 yedhuluha girmez ona يَدْخُلُوهَا دخل
17 vehum ve onlar وَهُمْ -
18 yetmeune tamah ederler/şiddetli arzularlar يَطْمَعُونَ طمع

Notlar

Not 1: *Din gününde cennetlere girecek olan kimselerle cehenneme girecek olan kimseler.**A’râf bölgesini karşıdan görenler.***A’râf bölgesine giren kimselerde bir değişiklik olur. Bir nişan, belirti, iz, işaret sahibi olurlar. Bu durumu henüz a’râfa girmemiş ancak onu karşıdan gören kimseler fark eder. ****Seslendiler.*****Cennete henüz girmemiş ancak girecek olan, a’râf bölgesini henüz görmemiş ancak görecek olan kimseler.******Cennete. Bu noktada kesin olarak anlarız ki Yüce Allah henüz cennetlere girmemiş olan ancak girecek olan kimseleri cennet ashâbı olarak nitelemektedir.

Ayet 47

1001|7|47|وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَٰرُهُمْ تِلْقَآءَ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُوا۟ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
1001|7|47|واذا صرفت ابصرهم تلقا اصحب النار قالوا ربنا لا تجعلنا مع القوم الظلمين
47. Ve izâ surifet ebsâruhum tilkâe ashâbin nâri kâlû rabbenâ lâ tec’alnâ mealkavmiz zâlimîn(zâlimîne).
Çevirdikleri zaman bakışlarını* karşılaştırmaya ateş** ashâbına194 (doğru); dediler: "Rabbimiz4! Yapma*** bizleri zalim257 kavimle/toplulukla birlikte."
Ahmed Samira: 47 And if their eye sights/understanding was diverted towards the fire’s company/friends , they said: "Our Lord do not make/put us with the nation the unjust/oppressive ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza zaman وَإِذَا -
2 surifet çevirdikleri صُرِفَتْ صرف
3 ebsaruhum bakışlarını أَبْصَارُهُمْ بصر
4 tilka'e karşılaşmaya تِلْقَاءَ لقي
5 eshabi ashâbına أَصْحَابِ صحب
6 n-nari ateş النَّارِ نور
7 kalu dediler قَالُوا قول
8 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
9 la لَا -
10 tec'alna yapma bizleri تَجْعَلْنَا جعل
11 mea birlikte مَعَ -
12 l-kavmi kavimle الْقَوْمِ قوم
13 z-zalimine zalim الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *A'râfı karşıdan gören, kendileri de oraya gidecek olan, arkalarında olan ancak henüz a'râfı görmeyen kimseleri gördükleriyle müjdeleyen kimseler.**Cehenneme girmek için bekleşen kimseleri.***Anlarız ki bu kimseler zaten cennete gideceklerdir. Ancak cehennem ashâbının durumunu görünce Rabblerine seslenmişlerdir.

Ayet 48

1002|7|48|وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْأَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمْ قَالُوا۟ مَآ أَغْنَىٰ عَنكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ
1002|7|48|ونادي اصحب الاعراف رجالا يعرفونهم بسيميهم قالوا ما اغني عنكم جمعكم وما كنتم تستكبرون
48. Ve nâdâ ashâbul’a’râfi ricâlen ya’rifunehum bi sîmâhum kâlû mâ agnâ ankum cem’ukum ve mâ kuntum testekbirûn(testekbirûne).
Ve nida* etti a’râf668 ashâbı194 nişanlarıyla** arif oldukları/fark ettikleri adamlara***; dediler****: "İhtiyaçtan kurtarmış değildir sizlerden toplanmanız ve değilsiniz olmuş büyüklenenler*****."
Ahmed Samira: 48 And company/friends (of) the fence between Heaven and Hell/the highest tip of anything called/cried (to) men (that) they know them by their marks/identifications/expressions. They said: "Your gatherings/collecting/group and what you were being arrogant did not enrich/satisfy from you."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nada ve nida etti وَنَادَىٰ ندو
2 eshabu ashabı أَصْحَابُ صحب
3 l-ea'rafi a’raf الْأَعْرَافِ عرف
4 ricalen adamlar رِجَالًا رجل
5 yea'rifunehum arif oldular/fark ettiler يَعْرِفُونَهُمْ عرف
6 bisimahum nişanlarıyla بِسِيمَاهُمْ سوم
7 kalu dediler قَالُوا قول
8 ma değildir مَا -
9 egna ihtiyaçtan kurtarmış أَغْنَىٰ غني
10 ankum sizlerden عَنْكُمْ -
11 cem'ukum toplanmanız جَمْعُكُمْ جمع
12 ve ma ve değilsiniz وَمَا -
13 kuntum olmuş كُنْتُمْ كون
14 testekbirune büyüklenirler تَسْتَكْبِرُونَ كبر

Notlar

Not 1: *Seslendi.**Cehenneme girecek olan kimselerin tıpkı cennetlere girecek kimselerdeki gibi bir nişanları vardır. Mutlak ki bu nişan alçaltıcı bir işarettir. ***Cehenneme girecek kimseler.****A'râf ashâbındaki kimseler.*****Alçaltılmış durumdasınız.

Ayet 49

1003|7|49|أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحْمَةٍ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ
1003|7|49|اهولا الذين اقسمتم لا ينالهم الله برحمه ادخلوا الجنه لا خوف عليكم ولا انتم تحزنون
49. E hâulâillezîne aksemtum lâ yenâluhumullâhu bi rahmeh(rahmetin) udhulûl cennete lâ havfun aleykum ve lâ entum tahzenûn(tahzenûne).
(A’râf ashâbı nida eder): "Bunlar* mı kimseler* (ki) kasem548 ettiniz** erdirmez/ulaştırmaz Allah (o kimseleri*) bir rahmete (diye)"; "Girin* cennete; yoktur bir korku üzerinize*; ve sizler*" hüzünlenir değilsiniz."
Ahmed Samira: 49 Are those, those who you swore/made oath (that) God will not take/receive them with a mercy? Enter the Paradise, no fear/fright on you and nor you be sad/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eha'ula'i bunlar mı أَهَٰؤُلَاءِ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 eksemtum kasem ettiniz أَقْسَمْتُمْ قسم
4 la لَا -
5 yenaluhumu erdirmez/ulaştırmaz يَنَالُهُمُ نيل
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 birahmetin bir rahmete بِرَحْمَةٍ رحم
8 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
9 l-cennete cennete الْجَنَّةَ جنن
10 la yoktur لَا -
11 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
12 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
13 ve la ve değilsiniz وَلَا -
14 entum sizler أَنْتُمْ -
15 tehzenune hüzünlenir تَحْزَنُونَ حزن

Notlar

Not 1: *Cennete girecek olan kimseler.**Cehenneme girecek kimseler.

Ayet 50

1004|7|50|وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُوا۟ عَلَيْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
1004|7|50|ونادي اصحب النار اصحب الجنه ان افيضوا علينا من الما او مما رزقكم الله قالوا ان الله حرمهما علي الكفرين
50. Ve nâdâ ashâbun nâri ashâbel cenneti en efîdû aleynâ minel mâi ev mimmâ rezekakumullâh(rezekakumullâhu), kâlû innallâhe harremehumâ alel kâfirîn(kâfirîne).
Ve nida* etti ateş** ashâbı194 cennet*** ashâbına194 ki "Akıtın**** üzerimize suyunuzdan veya Allah'ın rızıklandırdığından" (diye); dediler***: "Doğrusu Allah haram etti ikisini kâfirler25 üzerine."
Ahmed Samira: 50 And the fire’s company/friends called/cried (to) the Paradises’ company/friends : "That spread/flow on us from the water or from what God provided for you." They said: "That God forbade/prohibited them (B) on the disbelievers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nada ve nida etti وَنَادَىٰ ندو
2 eshabu ashabı أَصْحَابُ صحب
3 n-nari ateş النَّارِ نور
4 eshabe ashabına أَصْحَابَ صحب
5 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
6 en ki أَنْ -
7 efidu akıtın أَفِيضُوا فيض
8 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
9 mine مِنَ -
10 l-mai suyunuzdan الْمَاءِ موه
11 ev veya أَوْ -
12 mimma مِمَّا -
13 razekakumu rızıklandırdığından رَزَقَكُمُ رزق
14 llahu Allah'ın اللَّهُ -
15 kalu dediler قَالُوا قول
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 llahe Allah اللَّهَ -
18 harramehuma haram etti ikisini حَرَّمَهُمَا حرم
19 ala üzerine عَلَى -
20 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Seslendi.**Cehenneme girecek olan henüz girmemiş olan kimseler.***Cennete girecek olan henüz girmemiş olan kimseler.****Anlarız ki cehennem ashâbı cennet ashâbının bulunduğu yerden daha aşağıda bir yerlerdedir.

Ayet 51

1005|7|51|ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا فَٱلْيَوْمَ نَنسَىٰهُمْ كَمَا نَسُوا۟ لِقَآءَ يَوْمِهِمْ هَٰذَا وَمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ
1005|7|51|الذين اتخذوا دينهم لهوا ولعبا وغرتهم الحيوه الدنيا فاليوم ننسيهم كما نسوا لقا يومهم هذا وما كانوا بايتنا يجحدون
51. Ellezînettehazû dînehum lehven ve leiben ve garrethumul hayâtud dunyâ, felyevme nensâhum kemâ nesû likâe yevmihim hâzâ ve mâ kânû bi âyâtinâ yechadûn(yechadûne).
Kimselerdir (ki) edindiler dinlerini122 bir oyun/oyalanma ve bir laubalilik669; ve aldattı onları dünya hayatı; ve o gün unuturuz onları unuttukları gibi karşılaşmayı bu* günlerine; ve ayetlerimizle454 cihat/mücadele eder olduklarına (karşı)."
Ahmed Samira: 51 Those who took their religion (as) an amusement/fun and playing/mockery and the life the present/worldly life has deceived/tempted them, so the day/today We forget them as/like they forgot this their day/time, and as long as (because of) what they were with Our verses/evidences disbelieving and denying .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
2 ttehazu edindiler اتَّخَذُوا اخذ
3 dinehum dinlerini دِينَهُمْ دين
4 lehven bir oyun/oyalanma لَهْوًا لهو
5 veleiben ve laubalilik وَلَعِبًا لعب
6 ve garrathumu ve aldattı onları وَغَرَّتْهُمُ غرر
7 l-hayatu hayatı الْحَيَاةُ حيي
8 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
9 felyevme ve o gün فَالْيَوْمَ يوم
10 nensahum unuturuz onları نَنْسَاهُمْ نسي
11 kema gibi كَمَا -
12 nesu unuttukları نَسُوا نسي
13 lika'e karşılaşmayı لِقَاءَ لقي
14 yevmihim günlerine يَوْمِهِمْ يوم
15 haza bu هَٰذَا -
16 ve ma ve وَمَا -
17 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
18 biayatina ayetlerimizle بِايَاتِنَا ايي
19 yechadune cihat etmeleri يَجْحَدُونَ جحد

Notlar

Not 1: *Din günündeki durumları.

Ayet 52

1006|7|52|وَلَقَدْ جِئْنَٰهُم بِكِتَٰبٍ فَصَّلْنَٰهُ عَلَىٰ عِلْمٍ هُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
1006|7|52|ولقد جينهم بكتب فصلنه علي علم هدي ورحمه لقوم يومنون
52. Ve lekad ci’nâhum bi kitâbin fassalnâhu alâ ilmin huden ve rahmeten li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
Ant olsun geldik sizlere bir kitapla*; tefsîl651 ettik onu** bir ilim*** üzerine; bir doğru yola kılavuzdur**** ve bir rahmettir271 iman47 eder bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 52 And We had come to them with a Book (that) We detailed/explained it on knowledge ,guidance and mercy to a nation believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ant olsun وَلَقَدْ -
2 ci'nahum geldik sizlere جِئْنَاهُمْ جيا
3 bikitabin bir kitapla بِكِتَابٍ كتب
4 fessalnahu tefsir ettik onu فَصَّلْنَاهُ فصل
5 ala karşı عَلَىٰ -
6 ilmin bir ilme عِلْمٍ علم
7 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
8 ve rahmeten ve bir rahmet وَرَحْمَةً رحم
9 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
10 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Kur'an'la. Sadece Kur'an'la.*Kur'an'ı.***İlim sahipleri Kur'an'ın tefsîlini anlar. ****Kur'an'a teslim olanlar doğru yola kılavuzlanırlar. Sadece Kur'an'a.

Ayet 53

1007|7|53|هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأْوِيلَهُۥ يَوْمَ يَأْتِى تَأْوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبْلُ قَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشْفَعُوا۟ لَنَآ أَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ قَدْ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
1007|7|53|هل ينظرون الا تاويله يوم ياتي تاويله يقول الذين نسوه من قبل قد جات رسل ربنا بالحق فهل لنا من شفعا فيشفعوا لنا او نرد فنعمل غير الذي كنا نعمل قد خسروا انفسهم وضل عنهم ما كانوا يفترون
53. Hel yanzurûne illâ te’vîleh(te’vîlehu), yevme ye’tî te’vîluhu yekûlullezîne nesûhu min kablu kad câet rusulu rabbinâ bil hakk(hakkı), fe hel lenâ min şufeâe fe yeşfeû lenâ ev nureddu fe na’mele gayrellezî kunnâ na’mel(na’melu), kad hasirû enfusehum ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne).
Onun* tevili401 dışındakine** mi bakarlar? Gün*** (ki) gelir onun tevili401; der onu önceden nesh etmiş/unutmuş**** kimseler: "Muhakkak gelmiş Rabbimizin4 resûlleri418 hakla/gerçekle; öyle ki olur mu bizlere şefâatçiler114? Öyle ki şefâat114 ederler bizlere ya da geri döndürülürüz*****; öyle ki yaparız olmaksızın yapar olmuş olduğumuzu"; muhakkak hüsrana uğrattılar kendi nefislerini201 ve saptı****** onlardan iftira883 atar oldukları.
Ahmed Samira: 53 Do they wait/watch except (for) its interpretation/explanation? (On) a day its interpretation/explanation comes, those who forgot it from before say: "Our Lord’s messengers had come with the truth . So are99(there) for us from mediators, so they mediate for us, or we be returned so we make/do other than what we were making/doing?" They had lost themselves, and what they were fabricating/cutting and splitting (was) misguided/wasted/lost from them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hel mı? هَلْ -
2 yenzurune bakarlar يَنْظُرُونَ نظر
3 illa dışında إِلَّا -
4 te'vilehu tevili onun تَأْوِيلَهُ اول
5 yevme gündür يَوْمَ يوم
6 ye'ti gelir يَأْتِي اتي
7 te'viluhu tevili onun تَأْوِيلُهُ اول
8 yekulu der يَقُولُ قول
9 ellezine kimseler الَّذِينَ -
10 nesuhu unuttu onu نَسُوهُ نسي
11 min مِنْ -
12 kablu önceden قَبْلُ قبل
13 kad muhakkak قَدْ -
14 ca'et gelmiş جَاءَتْ جيا
15 rusulu resûlleri رُسُلُ رسل
16 rabbina Rabbimizin رَبِّنَا ربب
17 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
18 fehel öyle ki olur mu? فَهَلْ -
19 lena bizlere لَنَا -
20 min مِنْ -
21 şufeaa'e şefaatçiler شُفَعَاءَ شفع
22 feyeşfeu öyleki şefaat ederler فَيَشْفَعُوا شفع
23 lena bizlere لَنَا -
24 ev ya da أَوْ -
25 nuraddu geri döndürülürüz نُرَدُّ ردد
26 fenea'mele öyle ki yaparız فَنَعْمَلَ عمل
27 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
28 llezi o ki الَّذِي -
29 kunna olduk كُنَّا كون
30 nea'melu yaparız نَعْمَلُ عمل
31 kad muhakkak قَدْ -
32 hasiru hüsrana uğrattılar خَسِرُوا خسر
33 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
34 ve delle ve saptı وَضَلَّ ضلل
35 anhum onlardan عَنْهُمْ -
36 ma مَا -
37 kanu oldukları كَانُوا كون
38 yefterune iftira atarlar/uydururlar يَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Kur'an'ın.**Kur'an ayetleri ortadayken onun tevilini ilimle/bilimle yapacaklarına tamamı zan olan, uyduruk, şeytân öğretileri olan söylentilere/hadislerle bakınırlar.***Din günü Kur'an'ın gerçek tevili gelir ve hata yaptıklarını anlarlar.****Ayetleri söylentilerle/hadislerle nesh edenler/unutanlar.*****Dünya hayatına döndürülsek.******Yüce Allah'a ve resûllerine karşı uydurulan binlerce hadisin/söylentinin doğru olmadığı ortaya çıktı.

Ayet 54

1008|7|54|إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ يَطْلُبُهُۥ حَثِيثًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتٍۭ بِأَمْرِهِۦٓ أَلَا لَهُ ٱلْخَلْقُ وَٱلْأَمْرُ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ
1008|7|54|ان ربكم الله الذي خلق السموت والارض في سته ايام ثم استوي علي العرش يغشي اليل النهار يطلبه حثيثا والشمس والقمر والنجوم مسخرت بامره الا له الخلق والامر تبارك الله رب العلمين
54. İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşı, yugşîl leylen nehâre yatlubuhu hasîsen veş şemse vel kamere ven nucûme musahharâtin bi emrih(emrihi), e lâ lehul halku vel emr(emru), tebârekallâhu rabbulâlemîn(âlemîne).
Doğrusu Rabbiniz4 Allah’tır; yaratandır gökleri162 ve yeri altı günde*; sonra istiva188 etti Arş66 üzerine; örter (Allah) geceyi gündüze; talep** eder (gündüz) onu (geceyi) aniden/çok çabuk; ve Güneş’i; ve Ay’ı; ve yıldızları; boyun eğdirilenlerdir O’nun emriyle; yaratma ve emir O'na değil midir?; Mübarek139 oldu Allah; alemlerin203 Rabbi4.
Ahmed Samira: 54 That your Lord (is) God who created the skies/space and the earth/Planet Earth in six days/times, then He aimed to/sat on/straightened on the throne/royal bed/palace , the daytime covers/darkens the night, it seeks/wants it quickly/urgently , and the sun and the moon and the stars/planets (are) manipulated/subjugated with His order/command, is (it) not to Him the creation and the order/command/matter/affair? Blessed (is) God the creatures all together’s/(universes’) Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 rabbekumu Rabbiniz رَبَّكُمُ ربب
3 llahu Allah’tır اللَّهُ -
4 llezi الَّذِي -
5 haleka yaratandır خَلَقَ خلق
6 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
7 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
8 fi فِي -
9 sitteti altı سِتَّةِ ستت
10 eyyamin günde أَيَّامٍ يوم
11 summe sonra ثُمَّ -
12 steva istiva etti اسْتَوَىٰ سوي
13 ala üzerine عَلَى -
14 l-arşi Arş الْعَرْشِ عرش
15 yugşi örter (Allah) يُغْشِي غشو
16 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
17 n-nehara gündüze النَّهَارَ نهر
18 yetlubuhu talep eder(gündüz) onu (geceyi) يَطْلُبُهُ طلب
19 hasisen aniden/çok çabuk حَثِيثًا حثث
20 ve şşemse ve Güneş’i وَالشَّمْسَ شمس
21 velkamera ve Ay’ı وَالْقَمَرَ قمر
22 ve nnucume ve yıldızları وَالنُّجُومَ نجم
23 musehharatin boyun eğdirilenlerdir مُسَخَّرَاتٍ سخر
24 biemrihi O’nun emriyle بِأَمْرِهِ امر
25 ela İyi bilin ki أَلَا -
26 lehu O’nadır لَهُ -
27 l-halku yaratma الْخَلْقُ خلق
28 vel'emru ve emir وَالْأَمْرُ امر
29 tebarake mübarek oldu تَبَارَكَ برك
30 llahu Allah اللَّهُ -
31 rabbu Rabbi رَبُّ ربب
32 l-aalemine Âlemlerin الْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Evrede, dönemde.**Gündüzün geceyi talep etmesinin işaret edilmesi de büyük bir Kur'an mucizesidir. Güneş sistemimizde gündüz her yere hakimdir. Tabiri caizse patron gündüzdür. Gece ise sadece gezegenlerin gölgesi olarak az bir yer tutar. Gündüz domine eden olarak geceleri ışık hızında yok etmek ister. Onu ele geçirip kendi hakimiyetini sokmak ister. Gecenin onu çok çabuk almak isteyen gündüze örtülmesi

Ayet 55

1009|7|55|ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ
1009|7|55|ادعوا ربكم تضرعا وخفيه انه لا يحب المعتدين
55. Ud’û rabbekum tedarruan ve hufyeh(hufyeten), innehu lâ yuhıbbul mu’tedîn(mu’tedîne).
Çağırın Rabbinizi4 alçak gönüllü (olarak) ve gizlice; doğrusu O sevmez taşanları/sınır aşanları.
Ahmed Samira: 55 Call your Lord humbly and humiliated and hiddenly/secretly, that He does not love/like the transgressors/violators .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 Ud'u çağırın ادْعُوا دعو
2 rabbekum Rabbinizi رَبَّكُمْ ربب
3 tederruan alçak gönüllü تَضَرُّعًا ضرع
4 ve hufyeten ve gizlice وَخُفْيَةً خفي
5 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
6 la لَا -
7 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
8 l-mua'tedine taşanları/sınır aşanları الْمُعْتَدِينَ عدو

Ayet 56

1010|7|56|وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا وَٱدْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ مِّنَ ٱلْمُحْسِنِينَ
1010|7|56|ولا تفسدوا في الارض بعد اصلحها وادعوه خوفا وطمعا ان رحمت الله قريب من المحسنين
56. Ve lâ tufsidû fîl ardı ba’de ıslâhıhâ ved’ûhu havfen ve tamaâ(tamaân) inne rahmetallâhi karîbun minel muhsinîn(muhsinîne).
Fesat265 çıkarmayın yerde onun (yerin) ıslahı316 sonrasında; ve çağırın O’nu (Allah’ı) bir korku (-yla) ve bir tamah* (-la); doğrusu Allah'ın rahmeti271 bir yakındır muhsinlere294.
Ahmed Samira: 56 And do not corrupt/disorder in the earth/Planet Earth after its correction/repairment, and call Him fearfully/frightfully wishing/coveting , that God’s mercy (is) near/close from the good doers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tufsidu fesat çıkarmayın تُفْسِدُوا فسد
3 fi فِي -
4 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
5 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
6 islahiha onun ıslahı إِصْلَاحِهَا صلح
7 ved'uhu ve çağırın O’nu (Allah’ı) وَادْعُوهُ دعو
8 havfen bir korku (-yla) خَوْفًا خوف
9 ve tamean ve bir tamah (-la) وَطَمَعًا طمع
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 rahmete rahmeti رَحْمَتَ رحم
12 llahi Allah'ın اللَّهِ -
13 karibun bir yakındır قَرِيبٌ قرب
14 mine مِنَ -
15 l-muhsinine muhsinlerden الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Aşırı istek, arzu.

Ayet 57

1011|7|57|وَهُوَ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا سُقْنَٰهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ ٱلْمَآءَ فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ كَذَٰلِكَ نُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
1011|7|57|وهو الذي يرسل الريح بشرا بين يدي رحمته حتي اذا اقلت سحابا ثقالا سقنه لبلد ميت فانزلنا به الما فاخرجنا به من كل الثمرت كذلك نخرج الموتي لعلكم تذكرون
57. Ve huvellezî yursilur riyâha buşren beyne yedey rahmetih(rahmetihi), hattâ izâ ekallet sehâben sikâle suknâhu li beledin meyyitin fe enzelnâ bihil mâe fe ahrecnâ bihîmin kullissemerât(semerâti), kezâlikenuhricul mevtâ leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Ve O (Allah) gönderendir rüzgarları* bir müjdeci (olarak) kendi rahmetinin271 iki eli arasında; ta ki kaldırdığı zaman (rüzgar) ağır** bulutu; sevk ettik onu (bulutu) ölü bir beldeye832; öyle ki indirdik onunla (bulutla) su; öyle ki çıkarırız onunla (suyla) her bir meyveden; işte böyledir; çıkarırız ölüleri; belki sizler zikredersiniz78.
Ahmed Samira: 57 And He is who sends the winds/breezes a good news between His mercy’s hand, until when it carried/raised heavy loaded clouds, We drove it to a dead country/land , So We descended with it the water, so We brought out with it from every the fruits, as/like that We bring out/make (to) emerge the deads, maybe/perhaps you mention/remember/glorify .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O (Allah) وَهُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 yursilu gönderendir يُرْسِلُ رسل
4 r-riyaha rüzgarları الرِّيَاحَ روح
5 buşran bir müjdeci (olarak) بُشْرًا بشر
6 beyne arasında بَيْنَ بين
7 yedey iki eli يَدَيْ يدي
8 rahmetihi kendi rahmetinin رَحْمَتِهِ رحم
9 hatta taki حَتَّىٰ -
10 iza zaman إِذَا -
11 ekallet kaldırdığı أَقَلَّتْ قلل
12 sehaben bulutu سَحَابًا سحب
13 sikalen ağır ثِقَالًا ثقل
14 suknahu sevk ettik onu سُقْنَاهُ سوق
15 libeledin bir beldeye لِبَلَدٍ بلد
16 meyyitin ölü مَيِّتٍ موت
17 feenzelna öyle ki indirdik فَأَنْزَلْنَا نزل
18 bihi onunla بِهِ -
19 l-mae su الْمَاءَ موه
20 feehracna öyle ki çıkarırız فَأَخْرَجْنَا خرج
21 bihi onunla بِهِ -
22 min مِنْ -
23 kulli her bir كُلِّ كلل
24 s-semerati meyveden الثَّمَرَاتِ ثمر
25 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
26 nuhricu çıkarırız نُخْرِجُ خرج
27 l-mevta ölüleri الْمَوْتَىٰ موت
28 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
29 tezekkerune zikredersiniz تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Rüzgarların bulut oluşumundaki önemi Kur'an'da özellikle vurgulanmıştır.Ve gönderdik rüzgârları; aşılayıcılar/dölleyiciler; öyle ki indirdik gökten su; böylece verdik onu size içmeniz için/sulamanız için; ve değilsiniz siz onu depolayanlar.**Bulutların ağırlığı; yağmur bırakan ve içinde şimşekler çakan bulutların daha da ağır olması.

Ayet 58

1012|7|58|وَٱلْبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذْنِ رَبِّهِۦ وَٱلَّذِى خَبُثَ لَا يَخْرُجُ إِلَّا نَكِدًا كَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ
1012|7|58|والبلد الطيب يخرج نباته باذن ربه والذي خبث لا يخرج الا نكدا كذلك نصرف الايت لقوم يشكرون
58. Vel beledut tayyibu yahrucu nebâtuhu bi izni rabbih(rabbihi), vellezî habuse lâ yahrucu illâ nekidâ(nekiden), kezâlike nusarriful âyâti li kavmin yeşkurûn(yeşkurûne).
Ve iyi/hoş belde (ki) çıkar onun bitkisi onun (beldenin) Rabbinin4 izniyle; ve habisin/kötünün (ise) çıkmaz az veren/haşin (olan) dışında; işte böyledir; yönlendiririz ayetleri287 şükreder43 bir kavme/topluma.
Ahmed Samira: 58 And the good/pure country/land its plants appear/emerge with its Lord’s permission , and which became (was) bad/spoiled , does not appear/emerge except very little/useless/weak, as/like that We elaborate linguistically (explain in detail) the verses/evidences to a nation thinking/being grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velbeledu ve beldenin وَالْبَلَدُ بلد
2 t-tayyibu iyi/hoş الطَّيِّبُ طيب
3 yehrucu çıkar يَخْرُجُ خرج
4 nebatuhu bitkisi onun نَبَاتُهُ نبت
5 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
6 rabbihi onun (beldenin) Rabbinin رَبِّهِ ربب
7 vellezi ve وَالَّذِي -
8 habuse habisin/kötünün خَبُثَ خبث
9 la لَا -
10 yehrucu çıkmaz يَخْرُجُ خرج
11 illa dışında إِلَّا -
12 nekiden az veren/haşin نَكِدًا نكد
13 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
14 nusarrifu yönlendiririz نُصَرِّفُ صرف
15 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
16 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
17 yeşkurune şükrederler يَشْكُرُونَ شكر

Ayet 59

1013|7|59|لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
1013|7|59|لقد ارسلنا نوحا الي قومه فقال يقوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره اني اخاف عليكم عذاب يوم عظيم
59. Lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî fe kâle yâ kavmi’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), innî ehâfu aleykum azâbe yevmin azîm(azîmin).
Ant olsun gönderdik Nûh'u kavmine; öyle ki dedi: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk edin Allah'a; yoktur sizlere hiçbir ilâh74 O’nun dışında; doğrusu ben korkarım (ki) üzerinizedir büyük bir günün azabı.
Ahmed Samira: 59 We had sent Noah to his nation, so he said: "My nation worship God, (there) is not a God for you from other than Him, that I, I fear on (for) you a great day’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 nuhen Nuh'u نُوحًا -
4 ila إِلَىٰ -
5 kavmihi kavmine قَوْمِهِ قوم
6 fe kale öyle ki dedi فَقَالَ قول
7 ya kavmi ey kavmim يَا قَوْمِ قوم
8 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
9 llahe Allah'a اللَّهَ -
10 ma yoktur مَا -
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 min hiçbir مِنْ -
13 ilahin ilah إِلَٰهٍ اله
14 gayruhu O’nun dışında غَيْرُهُ غير
15 inni doğrusu ben إِنِّي -
16 ehafu korkarım (ki) أَخَافُ خوف
17 aleykum üzerinizedir عَلَيْكُمْ -
18 azabe azabı عَذَابَ عذب
19 yevmin bir günün يَوْمٍ يوم
20 azimin büyük عَظِيمٍ عظم

Ayet 60

1014|7|60|قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
1014|7|60|قال الملا من قومه انا لنريك في ضلل مبين
60. Kâlel meleu min kavmihî innâ le nerâke fî dalâlin mubîn(mubînin).
Dedi kavminden/toplumundan (Nûh'un) melesi364: "Doğrusu bizler mutlak görürüz seni apaçık bir dalalette128."
Ahmed Samira: 60 The nobles/assembly from his nation said: "We , we are seeing you (E) in evident misguidance."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 l-meleu melesi الْمَلَأُ ملا
3 min مِنْ -
4 kavmihi kavminden/toplumundan قَوْمِهِ قوم
5 inna doğrusu bizler إِنَّا -
6 lenerake mutlak görürüz seni لَنَرَاكَ راي
7 fi فِي -
8 delalin bir dalalette ضَلَالٍ ضلل
9 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Ayet 61

1015|7|61|قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى ضَلَٰلَةٌ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
1015|7|61|قال يقوم ليس بي ضلله ولكني رسول من رب العلمين
61. Kâle yâ kavmi leyse bî dalâletun ve lâkinnî resûlun min rabbil âlemîn(âlemîne).
Dedi (Nûh): "Ey kavmim/toplumum! Olmadı bende bir dalalet128; velakin/fakat bir resûlüm418 alemlerin203 Rabbinden4."
Ahmed Samira: 61 He said: "My nation, (there) is not misguidance with me, and but I am a messenger from the creations all together’s/(universes’) Lord."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Nuh) قَالَ قول
2 ya kavmi ey kavmim يَا قَوْمِ قوم
3 leyse yoktur لَيْسَ ليس
4 bi bende بِي -
5 delaletun bir dalalet ضَلَالَةٌ ضلل
6 velakinni velakin/fakat وَلَٰكِنِّي -
7 rasulun bir resûlüm رَسُولٌ رسل
8 min مِنْ -
9 rabbi Rabbinden رَبِّ ربب
10 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 62

1016|7|62|أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنصَحُ لَكُمْ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
1016|7|62|ابلغكم رسلت ربي وانصح لكم واعلم من الله ما لا تعلمون
62. Ubelligukum risâlâti rabbî ve ensahu lekum ve a’lemu minallahi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
"Belâgat221 ederim sizlere Rabbimin4 risâletini223; ve nasihat* ederim sizlere; ve bilirim Allah’tan sizlerin bilmediklerini."
Ahmed Samira: 62 I communicate/deliver to you my Lord’s messages, and I advise to you, and I know from God what you do not now.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ubelligukum belagat ederim sizlere أُبَلِّغُكُمْ بلغ
2 risalati risaletini رِسَالَاتِ رسل
3 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
4 ve ensahu ve nasihat ederim وَأَنْصَحُ نصح
5 lekum sizlere لَكُمْ -
6 ve ea'lemu ve bilirim وَأَعْلَمُ علم
7 mine مِنَ -
8 llahi Allah’tan اللَّهِ -
9 ma مَا -
10 la لَا -
11 tea'lemune bilmediklerinizi sizler تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Öğüt veririm.

Ayet 63

1017|7|63|أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا۟ وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
1017|7|63|اوعجبتم ان جاكم ذكر من ربكم علي رجل منكم لينذركم ولتتقوا ولعلكم ترحمون
63. E ve acibtum en câekum zikrun min rabbikum alâ raculin minkum li yunzirekum ve li tettekû ve leallekum turhamûn(turhamûne).
"Acayip mi oldunuz ki geldi sizlere bir zikir78 Rabbinizden4; sizlerden bir adam üzerine; uyarması için (onun) sizleri; ve takvalı21 olmanız için; ve belki sizler rahmet271 edilirsiniz."
Ahmed Samira: 63 Are you astonished/surprised that a reminder came to you from your Lord on a man from you to warn/give you notice, and to fear and obey (E), and maybe/perhaps you attain mercy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eveacibtum bir acayip mi oldunuz أَوَعَجِبْتُمْ عجب
2 en ki أَنْ -
3 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
4 zikrun bir zikir ذِكْرٌ ذكر
5 min مِنْ -
6 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
7 ala üzerine عَلَىٰ -
8 raculin bir adam رَجُلٍ رجل
9 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
10 liyunzirakum uyarması için (onun) sizleri لِيُنْذِرَكُمْ نذر
11 velitetteku ve takvalı olmanız için وَلِتَتَّقُوا وقي
12 veleallekum ve belki sizler وَلَعَلَّكُمْ -
13 turhamune rahmet edilirsiniz تُرْحَمُونَ رحم

Ayet 64

1018|7|64|فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا عَمِينَ
1018|7|64|فكذبوه فانجينه والذين معه في الفلك واغرقنا الذين كذبوا بايتنا انهم كانوا قوما عمين
64. Fe kezzebûhu fe enceynâhu vellezîne meahu fil fulki ve agraknellezîne kezzebû bi âyâtinâ, innehum kânû kavmen amîn(amîne).
Öyle ki yalanladılar onu*; öyle ki kurtardık onu* ve gemide onunla** birlikte (olan) kimseleri; ve boğduk kimseleri (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; doğrusu onlar oldular âmâ/kör bir kavim/toplum.
Ahmed Samira: 64 So they denied Him , so We saved/rescued him and those with him in the ship , and We drowned/sunk those who denied with Our verses/evidences , that they truly were a blind/confused/misguided nation.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekezzebuhu öyle ki yalanladılar onu فَكَذَّبُوهُ كذب
2 feenceynahu öyle ki kurtardık onu فَأَنْجَيْنَاهُ نجو
3 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
4 meahu onunda birlikte مَعَهُ -
5 fi فِي -
6 l-fulki gemide الْفُلْكِ فلك
7 ve egrakna ve boğduk وَأَغْرَقْنَا غرق
8 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
9 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
10 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
11 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
12 kanu oldular كَانُوا كون
13 kavmen bir kavim قَوْمًا قوم
14 amine âmâ/kör عَمِينَ عمي

Notlar

Not 1: *Nûh'u.**Nûh'la.

Ayet 65

1019|7|65|وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ
1019|7|65|والي عاد اخاهم هودا قال يقوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره افلا تتقون
65. Ve ilâ âdin ehâhum hûdâ(hûden), kâle yâ kavmi’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), e fe lâ tettekûn(tettekûne).
Ve Âd’a* (da) kardeşleri Hûd'u; dedi: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk edin Allah'a; yoktur sizlere hiçbir ilâh74 O’dan başka; öyle ki takvalı21 olmaz mısınız?"
Ahmed Samira: 65 And to Aad/an ancient tribe that could have been Hegaz, (We sent) their brother Hood, he said: "My nation worship God, (there is) no God for you from other than Him, so do you not fear and obey?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ila ve وَإِلَىٰ -
2 aadin Ad’a عَادٍ عود
3 ehahum kardeşleri أَخَاهُمْ اخو
4 huden Hud'u هُودًا هود
5 kale dedi قَالَ قول
6 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
7 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 ma yoktur مَا -
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 min hiçbir مِنْ -
12 ilahin ilâh إِلَٰهٍ اله
13 gayruhu O’dan başka غَيْرُهُ غير
14 efela öyle ki أَفَلَا -
15 tettekune takvalı olmaz mısınız تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Âd kavmi.

Ayet 66

1020|7|66|قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى سَفَاهَةٍ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ
1020|7|66|قال الملا الذين كفروا من قومه انا لنريك في سفاهه وانا لنظنك من الكذبين
66. Kâlelmeleullezîne keferû min kavmihî innâ le nerâke fî sefâhetin ve innâ le nezunnuke minel kâzibîn(kâzibîne).
Dedi mele364 (ki) (Hûd'un) kavminden/toplumundan kâfirlik etmiş kimselerdendir: "Doğrusu biz mutlak görürüz seni bir sefâhat670 içinde; ve doğrusu biz mutlak zannederiz seni yalancılardan."
Ahmed Samira: 66 The nobles/assembly , those who disbelieved from his nation said: "That We , we (are) seeing/understanding you (E) in ignorance/stupidity , and (that) we suspect you (E) are from the disbelievers."100

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 l-meleu melesi الْمَلَأُ ملا
3 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
4 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
5 min مِنْ -
6 kavmihi kavminden قَوْمِهِ قوم
7 inna doğrusu biz إِنَّا -
8 lenerake mutlak görürüz seni لَنَرَاكَ راي
9 fi içinde فِي -
10 sefahetin bir sefahat سَفَاهَةٍ سفه
11 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
12 lenezunnuke mutlak zannederiz seni لَنَظُنُّكَ ظنن
13 mine مِنَ -
14 l-kazibine yalancılardansın الْكَاذِبِينَ كذب

Ayet 67

1021|7|67|قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى سَفَاهَةٌ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
1021|7|67|قال يقوم ليس بي سفاهه ولكني رسول من رب العلمين
67. Kâle yâ kavmi leyse bî sefâhetun ve lâkinnî resûlun min rabbil âlemîn(âlemîne).
Dedi*: "Ey kavmim/toplumum! Olmadı bende bir sefâhat670; velakin/fakat bir resûlüm418 alemlerin203 Rabbinden4."
Ahmed Samira: 67 He said: "My nation (there) is no ignorance/stupidity with me, and but I (am) a messenger from the creations all together’s/(universes’) Lord."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Hûd) قَالَ قول
2 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
3 leyse olmadı لَيْسَ ليس
4 bi bende بِي -
5 sefahetun bir sefahât سَفَاهَةٌ سفه
6 velakinni velakin/fakat وَلَٰكِنِّي -
7 rasulun bir resûlüm رَسُولٌ رسل
8 min مِنْ -
9 rabbi Rabbinden رَبِّ ربب
10 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Hûd.

Ayet 68

1022|7|68|أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنَا۠ لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ
1022|7|68|ابلغكم رسلت ربي وانا لكم ناصح امين
68. Ubelligukum risâlâti rabbî ve ene lekum nâsıhun emîn(emînun).
"Belagat515 ederim sizlere risâletini223 Rabbimin4; ve benimdir sizlere emin* bir nasihat** (eden)."
Ahmed Samira: 68 I communicate/inform you (with) my Lord’s messages, and I am for you (a) faithful/loyal advisor/counselor.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ubelligukum belagat ederim sizlere أُبَلِّغُكُمْ بلغ
2 risalati risâletini رِسَالَاتِ رسل
3 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
4 ve ena ve benimdir وَأَنَا -
5 lekum sizlere لَكُمْ -
6 nasihun bir nasihat نَاصِحٌ نصح
7 eminun bir emin أَمِينٌ امن

Notlar

Not 1: *Güvenilir, sağlam.**Öğüt veren.

Ayet 69

1023|7|69|أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِى ٱلْخَلْقِ بَصْۜطَةً فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
1023|7|69|اوعجبتم ان جاكم ذكر من ربكم علي رجل منكم لينذركم واذكروا اذ جعلكم خلفا من بعد قوم نوح وزادكم في الخلق بصطه فاذكروا الا الله لعلكم تفلحون
69. E ve acibtum en câekum zikrun min rabbikum alâ raculin minkum li yunzirekum, vezkurû iz cealekum hulefâe min ba’di kavmi nûhın ve zâdekum fil halkı bastaten, fezkurû âlâallahi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Acayip mi karşıladınız ki geldi sizlere bir zikir78 Rabbinizden4; bir adam* üzerine sizlerden; uyarması içindir sizleri; ve zikredin78 yaptığı zaman sizleri halifeler65 Nûh kavmi sonrasında; ve ziyade etti sizlere yaratılışta bir genişliği/uzatmayı671; öyle ki zikredin78 nimetlerini Allah'ın; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
Ahmed Samira: 69 Are you astonished/surprised , that a reminder came to you from your Lord on a man from you to warn/give you notice, and remember when He made/put you (as) successors and replacers/top leaders from after Noah’s nation, and He increased you in the creation’s expansion/abundance/wealth , so remember God’s blessings, maybe/ perhaps you succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eveacibtum acayip mi karşıladınız أَوَعَجِبْتُمْ عجب
2 en ki أَنْ -
3 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
4 zikrun bir zikir ذِكْرٌ ذكر
5 min مِنْ -
6 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
7 ala üzerine عَلَىٰ -
8 raculin bir adam رَجُلٍ رجل
9 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
10 liyunzirakum uyarmazı içindir sizleri لِيُنْذِرَكُمْ نذر
11 vezkuru ve zikredin وَاذْكُرُوا ذكر
12 iz zaman إِذْ -
13 cealekum yaptığı sizleri جَعَلَكُمْ جعل
14 hulefa'e halifeler خُلَفَاءَ خلف
15 min مِنْ -
16 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
17 kavmi kavmi قَوْمِ قوم
18 nuhin Nûh نُوحٍ -
19 ve zadekum ve ziyade etti sizlere وَزَادَكُمْ زيد
20 fi فِي -
21 l-halki yaratılışta الْخَلْقِ خلق
22 bestaten bir genişlik/uzatma بَسْطَةً بسط
23 fezkuru öyle ki zikredin فَاذْكُرُوا ذكر
24 ala'e nimetlerini الَاءَ الو
25 llahi Allah'ın اللَّهِ -
26 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
27 tuflihune felaha ulaşırsınız تُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Resûl Hûd.

Ayet 70

1024|7|70|قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ ٱللَّهَ وَحْدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
1024|7|70|قالوا اجيتنا لنعبد الله وحده ونذر ما كان يعبد اباونا فاتنا بما تعدنا ان كنت من الصدقين
70. Kâlû e ci’tenâ li na’budallâhe vahdehu ve nezere mâ kâne ya’budu âbâunâ, fe’tinâ bi mâ teidunâ in kunte mines sâdıkîn(sâdıkîne).
Dediler: "Geldin mi (sen) bizlere (ki) kulluk46 etmemiz için Allah'a ve tek O’na*; ve bırakalım atalarımızın/babalarımızın kulluk46 eder olduğunu?; öyle ki ver vaat ettiğini eğer olduysan sâdıklardan182."
Ahmed Samira: 70 They said: Did you come to us to worship God alone, and we leave (discard) what our fathers were worship(ping), so come/bring to us with what you promise us, if you were from the truthful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 eci'tena geldin mi bizlere أَجِئْتَنَا جيا
3 linea'bude kulluk etmemiz için لِنَعْبُدَ عبد
4 llahe Allah'a اللَّهَ -
5 vehdehu ve tek O’na وَحْدَهُ وحد
6 ve nezera ve bırakalım وَنَذَرَ وذر
7 ma مَا -
8 kane olduğunu كَانَ كون
9 yea'budu kulluk eder يَعْبُدُ عبد
10 aba'una atalarımızın ابَاؤُنَا ابو
11 fe'tina öyle ki ver فَأْتِنَا اتي
12 bima بِمَا -
13 teiduna vaateddiğini تَعِدُنَا وعد
14 in eğer إِنْ -
15 kunte olduysan كُنْتَ كون
16 mine -dan مِنَ -
17 s-sadikine sadıklarıdan الصَّادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Tek Allah'a kulluk etmeye bir itirazın olduğuna lütfen dikkat edin. Tek bir ilâh asla kabul etmiyorlar. Allah'la birlikte mutlaka birçok sözde ilâha da kulluk etmek istiyorlar.

Ayet 71

1025|7|71|قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ رِجْسٌ وَغَضَبٌ أَتُجَٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسْمَآءٍ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
1025|7|71|قال قد وقع عليكم من ربكم رجس وغضب اتجدلونني في اسما سميتموها انتم واباوكم ما نزل الله بها من سلطن فانتظروا اني معكم من المنتظرين
71. Kâle kad vakaa aleykum min rabbikum ricsun ve gadabun, e tucâdilûnenî fî esmâin semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ nezzelallâhu bihâ min sultânin, fentezırû innî meakum minel muntezırîn(muntezırîne).
Dedi (Hûd): "Muhakkak vuku buldu üzerinize Rabbinizden4 bir rics* ve bir gazab**; mücadele mi edersiniz benimle isimlerde (ki) isimlendirdiniz onu sizler ve atalarınız/babalarınız; indirmiş değildir Allah onunla hiçbir bir sultân660; öyle ki bakın/gözetleyin; doğrusu ben (de) sizinle birlikte bakanlardanım/gözetleyenlerdenim."
Ahmed Samira: 71 He said: "Punishment and torture and anger from your Lord had fallen/landed on you, do you argue/dispute with me in (about) names you named it, you and your fathers, (that) God did not descend with it from a proof/evidence ? So wait/watch , that I am with you from the waiting/expecting/watching.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi ki قَالَ قول
2 kad muhakkak قَدْ -
3 vekaa vukuu buldu وَقَعَ وقع
4 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
5 min مِنْ -
6 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
7 ricsun bir rics رِجْسٌ رجس
8 ve gadebun ve bir gazab وَغَضَبٌ غضب
9 etucadiluneni mücadele edersiniz benimle أَتُجَادِلُونَنِي جدل
10 fi فِي -
11 esma'in isimlerde أَسْمَاءٍ سمو
12 semmeytumuha isimlendirdiniz onu سَمَّيْتُمُوهَا سمو
13 entum sizler أَنْتُمْ -
14 ve aba'ukum ve atalarınız/babalarınız وَابَاؤُكُمْ ابو
15 ma değildir مَا -
16 nezzele indirmiş نَزَّلَ نزل
17 llahu Allah اللَّهُ -
18 biha kendisiyle بِهَا -
19 min hiçbir مِنْ -
20 sultanin bir sultan سُلْطَانٍ سلط
21 fenteziru öyle ki bakın فَانْتَظِرُوا نظر
22 inni doğrusu ben إِنِّي -
23 meakum sizinle birlikte مَعَكُمْ -
24 mine مِنَ -
25 l-muntezirine bakanlardanım الْمُنْتَظِرِينَ نظر

Notlar

Not 1: *Pislik.**Azaba neden olacak öfke.

Ayet 72

1026|7|72|فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَمَا كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ
1026|7|72|فانجينه والذين معه برحمه منا وقطعنا دابر الذين كذبوا بايتنا وما كانوا مومنين
72. Fe enceynâhu vellezîne meahu bi rahmetin minnâ ve kata’nâ dâbirellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve mâ kânû mu’minîn(mu’minîne).
Öyle ki kurtardık onu* ve onunla beraber kimseleri bizden bir rahmetle271; ve kestik arkasını* kimselerin (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; ve olmuş değillerdi müminler27.
Ahmed Samira: 72 So We saved/rescued him and those with him with a mercy from Us, and We cut off/severed (the) root/remainder (of) those who disbelieved with Our verses/evidences , and they were not believers/believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feenceynahu öyle ki kurtardık onu (Hûd’u) فَأَنْجَيْنَاهُ نجو
2 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
3 meahu onunla beraber مَعَهُ -
4 birahmetin bir rahmetle بِرَحْمَةٍ رحم
5 minna bizden مِنَّا -
6 ve kataa'na ve kestik وَقَطَعْنَا قطع
7 dabira arkasını دَابِرَ دبر
8 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
9 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
10 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
11 ve ma ve değildi وَمَا -
12 kanu olmuşlar كَانُوا كون
13 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Hûd'u**Kökünü.

Ayet 73

1027|7|73|وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
1027|7|73|والي ثمود اخاهم صلحا قال يقوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره قد جاتكم بينه من ربكم هذه ناقه الله لكم ايه فذروها تاكل في ارض الله ولا تمسوها بسو فياخذكم عذاب اليم
73. Ve ilâ semûde ehâhum sâlihan kâle yâ kavmi’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruhu, kad câetkum beyyinetun min rabbikum hâzihî nâkatullâhi lekum âyeten fe zerûha te’kul fî ardıllâhi ve lâ temessûhâ bi sûin fe ye’huzekum azâbun elîm(elîmun).
Ve Semûd’a kardeşleri Sâlih'i; dedi: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk46 edin Allah'a; yoktur sizlere hiçbir ilâh74 O'ndan başka; muhakkak geldi sizlere bir beyanat620 Rabbinizden4; bu dişi devesi672 Allah'ın sizlere bir ayetidir287; öyle ki bırakın onu (dişi deveyi) yesin Allah'ın yerinde; ve temas etmeyin ona (dişi deveye) bir kötülükle; öyle ki yakalar sizleri elim bir azap."
Ahmed Samira: 73 And to Thamud/a pre-Islamic Arab tribe that could have been in Hegaz, (We sent) their brother Saleh, he said: "My nation, worship God, (there) is no God for you from other than Him, an evidence had come to you from your Lord, this (is) God’s female camel for you (as) a sign/evidence , so leave it eat in God’s ground/earth/land, and do not touch it with evil/harm , so (then a) painful torture takes/punishes you."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ila ve وَإِلَىٰ -
2 semude Semud’a ثَمُودَ -
3 ehahum kardeşleri أَخَاهُمْ اخو
4 salihen Salih'i صَالِحًا صلح
5 kale dedi قَالَ قول
6 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
7 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 ma yoktur مَا -
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 min hiçbir مِنْ -
12 ilahin ilâh إِلَٰهٍ اله
13 gayruhu O'ndan başka غَيْرُهُ غير
14 kad muhakkak قَدْ -
15 ca'etkum gelsi sizlere جَاءَتْكُمْ جيا
16 beyyinetun bir beyanat بَيِّنَةٌ بين
17 min مِنْ -
18 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
19 hazihi budur هَٰذِهِ -
20 nakatu dişi devesi نَاقَةُ نوق
21 llahi Allah'ın اللَّهِ -
22 lekum sizlere لَكُمْ -
23 ayeten bir ayet (olarak) ايَةً ايي
24 fezeruha öyle ki bırakın onu (dişi deveyi) فَذَرُوهَا وذر
25 te'kul yesin تَأْكُلْ اكل
26 fi فِي -
27 erdi yerde أَرْضِ ارض
28 llahi Allah'ın اللَّهِ -
29 ve la ve وَلَا -
30 temessuha temas etmeyin ona تَمَسُّوهَا مسس
31 bisu'in bir kötülükle بِسُوءٍ سوا
32 feye'huzekum öyle ki yakalar sizleri فَيَأْخُذَكُمْ اخذ
33 azabun bir azab عَذَابٌ عذب
34 elimun bir elim أَلِيمٌ الم

Ayet 74

1028|7|74|وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورًا وَتَنْحِتُونَ ٱلْجِبَالَ بُيُوتًا فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
1028|7|74|واذكروا اذ جعلكم خلفا من بعد عاد وبواكم في الارض تتخذون من سهولها قصورا وتنحتون الجبال بيوتا فاذكروا الا الله ولا تعثوا في الارض مفسدين
74. Vezkurû iz cealekum hulefâe min ba’di âdin ve bevveekum fîl ardı tettehızûne min suhûlihâ kusûren ve tenhitûnel cibâle buyûten fezkurû âlâallâhi ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
"Ve zikredin78 yaptığı zaman sizleri (Allah) Âd sonrasında halifeler65; ve yerleştirdi sizleri yerde; edinirsiniz yumuşak düzlüklerinden onun kasırlar*; ve yontarsınız694 dağları evler (olarak); öyle ki zikredin78 nimetlerini Allah'ın; ve asi gelmeyin yerde fesat265 çıkaranlar (olarak)."
Ahmed Samira: 74 And remember when He made/put you (as) successors and replacers/top leaders from after Aad/an ancient tribe that could have been in Hegaz, and He settled/established you in the earth/Planet Earth, you take from its plains/flat and level lands castles/palaces/mansions and you carve out/hew the mountains (into) houses/homes, so remember God’s blessings, and do not corrupt in the earth/Planet Earth corrupting/disordering .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vezkuru ve zikredin وَاذْكُرُوا ذكر
2 iz zaman إِذْ -
3 cealekum yaptığı sizleri جَعَلَكُمْ جعل
4 hulefa'e halifeler خُلَفَاءَ خلف
5 min مِنْ -
6 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
7 aadin Ad عَادٍ عود
8 ve bevve ekum ve yerleştirdi sizleri وَبَوَّأَكُمْ بوا
9 fi فِي -
10 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
11 tettehizune edinirsiniz تَتَّخِذُونَ اخذ
12 min مِنْ -
13 suhuliha yumuşak düzlüklerinden onun سُهُولِهَا سهل
14 kusuran kasırlar قُصُورًا قصر
15 ve tenhitune ve yontarsınız وَتَنْحِتُونَ نحت
16 l-cibale dağları الْجِبَالَ جبل
17 buyuten evler (olarak) بُيُوتًا بيت
18 fezkuru öyle ki zikredin فَاذْكُرُوا ذكر
19 ala'e nimetlerini الَاءَ الو
20 llahi Allah'ın اللَّهِ -
21 ve la ve وَلَا -
22 tea'sev asi gelmeyin تَعْثَوْا عثو
23 fi فِي -
24 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
25 mufsidine fesat çıkaranlar (olarak) مُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *Köşkler.

Ayet 75

1029|7|75|قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحًا مُّرْسَلٌ مِّن رَّبِّهِۦ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ
1029|7|75|قال الملا الذين استكبروا من قومه للذين استضعفوا لمن امن منهم اتعلمون ان صلحا مرسل من ربه قالوا انا بما ارسل به مومنون
75. Kâlel meleullezînestekberû min kavmihî lillezînestud’ıfû li men âmene minhum e ta’lemûne enne sâlihan murselun min rabbihi kâlû innâ bimâ ursile bihî mu’minûn(mu’minûne).
Dedi büyüklenmiş/kibirlenmiş kimseler (olan) mele364; onun (Sâlih’in) kavminden/toplumundan zaaf içinde bırakılmış kimselere; onlardan iman47 etmiş kimseye: "Bilir misiniz sizler ki Sâlih gönderilendir Rabbinden4?"; dediler: "Doğrusu bizler onunla gönderilene müminleriz27.
Ahmed Samira: 75 The nobles/assembly , those who became arrogant from his nation said to those who were weakened to who believed from them: "Do you know that Saleh is sent from his Lord?" They Said: "We are with what (he) is sent with believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 l-meleu mele الْمَلَأُ ملا
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 stekberu büyüklendiler/kibirlendiler اسْتَكْبَرُوا كبر
5 min مِنْ -
6 kavmihi onun (Salih’in) kavminden/toplumundan قَوْمِهِ قوم
7 lillezine kimselere (ki) لِلَّذِينَ -
8 stud'ifu zaaf içinde bırakılmışlar اسْتُضْعِفُوا ضعف
9 limen kimseye (ki) لِمَنْ -
10 amene iman etmiş امَنَ امن
11 minhum onlardan مِنْهُمْ -
12 etea'lemune bilir misiniz sizler أَتَعْلَمُونَ علم
13 enne ki أَنَّ -
14 salihen Salih صَالِحًا صلح
15 murselun gönderilendir مُرْسَلٌ رسل
16 min مِنْ -
17 rabbihi Rabbinden رَبِّهِ ربب
18 kalu dediler قَالُوا قول
19 inna doğrusu biz إِنَّا -
20 bima بِمَا -
21 ursile gönderilene أُرْسِلَ رسل
22 bihi onunla بِهِ -
23 mu'minune müminleriz مُؤْمِنُونَ امن

Ayet 76

1030|7|76|قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ
1030|7|76|قال الذين استكبروا انا بالذي امنتم به كفرون
76. Kâlellezînestekberû innâ billezî âmentum bihî kâfirûn(kâfirûne).
Dedi büyüklenmiş/kibirlenmiş kimseler: "Doğrusu bizler onunla iman47 ettiğinize kâfirleriz25."
Ahmed Samira: 76 Those who became arrogant said: "We are with what you believed with it disbelieving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 stekberu büyüklenmiş/kibirlenmiş اسْتَكْبَرُوا كبر
4 inna doğrusu bizler إِنَّا -
5 billezi' بِالَّذِي -
6 amentum iman ettiğinize امَنْتُمْ امن
7 bihi onunla بِهِ -
8 kafirune kâfirleriz كَافِرُونَ كفر

Ayet 77

1031|7|77|فَعَقَرُوا۟ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ ٱئْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
1031|7|77|فعقروا الناقه وعتوا عن امر ربهم وقالوا يصلح ايتنا بما تعدنا ان كنت من المرسلين
77. Fe akarûn nâkate ve atev an emri rabbihim ve kâlû yâ sâlihu’tinâ bimâ teidunâ in kunte minel murselîn(murselîne).
Öyle ki yaraladılar/kısırlaştırdılar dişi deveyi; ve küstahlaştılar Rablerinin4 emrine; ve dediler: "Ey Sâlih! Ver bizlere vaat ettiğini eğer olduysan mürselinden368."
Ahmed Samira: 77 So they wounded/slaughtered/made the female camel infertile and they became arrogant/disobedient from their Lord’s order/command, and they said: "You Saleh, come/bring to us with what you promise us if you are from the messengers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feakaru öyle ki yaraladılar/kısırlaştırdılar فَعَقَرُوا عقر
2 n-nakate dişi deveyi النَّاقَةَ نوق
3 ve atev ve küstahlaştılar وَعَتَوْا عتو
4 an عَنْ -
5 emri emrine أَمْرِ امر
6 rabbihim Rablerinin رَبِّهِمْ ربب
7 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
8 ya salihu ey Sâlih يَا صَالِحُ صلح
9 tina ver bizlere ائْتِنَا اتي
10 bima şeyi بِمَا -
11 teiduna vaat ettiğini تَعِدُنَا وعد
12 in eğer إِنْ -
13 kunte olduysan كُنْتَ كون
14 mine مِنَ -
15 l-murseline gönderilmişlerden الْمُرْسَلِينَ رسل

Ayet 78

1032|7|78|فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ
1032|7|78|فاخذتهم الرجفه فاصبحوا في دارهم جثمين
78. Fe ehazethumur recfetu fe asbahû fî dârihim câsimîn(câsimîne).
Öyle ki yakaladı onları sarsıntı*; öyle ki sabahladılar kendi diyarlarında diz673 üstü.
Ahmed Samira: 78 So the tremble and shake/quake punished/took them, so they became/became in the morning in their home/country/place stuck to the ground (dead).101

Notlar

Not 1: *Deprem, zelzele.

Ayet 79

1033|7|79|فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ
1033|7|79|فتولي عنهم وقال يقوم لقد ابلغتكم رساله ربي ونصحت لكم ولكن لا تحبون النصحين
79. Fe tevellâ anhum ve kâle yâ kavmi lekad eblagtukum risâlete rabbî ve nesahtu lekum ve lâkin lâ tuhıbbûnen nâsıhîn(nâsıhîne).
Öyle ki yüz çevirdi (Sâlih) onlardan; ve dedi: "Ey kavmim/toplumum! Muhakkak belagat515 ettim sizlere risâletini223 Rabbimin4; ve nasihat ettim sizlere; velakin/fakat sevmezsiniz nasihat edenleri."
Ahmed Samira: 79 So he turned away from them and he said: "My nation, I had communicated/informed (to) you my Lord’s message, and I advised to you, and but you do not love/like the advisors/counselors."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetevella öyle ki yüz çevirdi فَتَوَلَّىٰ ولي
2 anhum onlardan عَنْهُمْ -
3 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
4 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
5 lekad muhakkak لَقَدْ -
6 eblegtukum belagat ettim sizlere أَبْلَغْتُكُمْ بلغ
7 risalete risaletini رِسَالَةَ رسل
8 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
9 ve nesahtu ve nasihat ettim وَنَصَحْتُ نصح
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
12 la لَا -
13 tuhibbune sevmezsiniz تُحِبُّونَ حبب
14 n-nasihine nasihat edenleri النَّاصِحِينَ نصح

Ayet 80

1034|7|80|وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
1034|7|80|ولوطا اذ قال لقومه اتاتون الفحشه ما سبقكم بها من احد من العلمين
80. Ve lûtan iz kâle li kavmihî e te’tûnel fâhışete mâ sebekakum bihâ min ehadin minel âlemîn(âlemîne).
Ve Lût’u (da); dediği zaman (Lût) kavmine/toplumuna: "İşliyorsunuz fahşâyı81; sizlerden önce gelmiş değildir onunla* alemlerden hiç birisi."
Ahmed Samira: 80 And Lot when he said to his nation: "Do you commit the enormous/atrocious deed , (that) not from one/anyone from the creations all together/(universes) did not precede you with it?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veluten ve Lût’u وَلُوطًا -
2 iz zaman إِذْ -
3 kale dediği قَالَ قول
4 likavmihi kavmine/toplumuna لِقَوْمِهِ قوم
5 ete'tune işlersiniz أَتَأْتُونَ اتي
6 l-fahişete fahşayı الْفَاحِشَةَ فحش
7 ma değildir مَا -
8 sebekakum önceden gelmiş sizlerden سَبَقَكُمْ سبق
9 biha onunla بِهَا -
10 min hi مِنْ -
11 ehadin birinin أَحَدٍ احد
12 mine مِنَ -
13 l-aalemine alemlerden الْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Fahşâyla.

Ayet 81

1035|7|81|إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ
1035|7|81|انكم لتاتون الرجال شهوه من دون النسا بل انتم قوم مسرفون
81. İnnekum le te’tûner ricâle şehveten min dûnin nisâi, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne).
Doğrusu sizler gelirsiniz erkeklere bir şehvet (-le) kadınların astından; doğrusu sizler müsrif463 bir kavimsiniz/toplumsunuz.
Ahmed Samira: 81 That you are coming/doing the men (with) lust/desire/craving from other than the women, but you are a nation (of) spoilers/wasters/extravagators."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
2 lete'tune gelirsin لَتَأْتُونَ اتي
3 r-ricale erkeklere الرِّجَالَ رجل
4 şehveten bir şehvet (-le) شَهْوَةً شهو
5 min مِنْ -
6 duni astından دُونِ دون
7 n-nisa'i kadınların النِّسَاءِ نسو
8 bel doğrusu بَلْ -
9 entum sizler أَنْتُمْ -
10 kavmun bir kavimsiniz/toplumsunuz قَوْمٌ قوم
11 musrifune müsrif مُسْرِفُونَ سرف

Ayet 82

1036|7|82|وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوهُم مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
1036|7|82|وما كان جواب قومه الا ان قالوا اخرجوهم من قريتكم انهم اناس يتطهرون
82. Ve mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlû ahricûhum min karyetikum, innehum unâsun yetetahherûn(yetetahherûne).
Ve olmuş değildi onun (Lût'un) kavminin/toplumunun cevabı dışında ki dediler: "Çıkarın onları kentinizden; doğrusu onlar temizlenir insanlardır."
Ahmed Samira: 82 And His nation’s answer/replay was not except that they said: "Bring/drive them out from your village/urban city, that they truly are people purifying ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildi وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 cevabe cevabı جَوَابَ جوب
4 kavmihi onun kavminin قَوْمِهِ قوم
5 illa dışında إِلَّا -
6 en ki أَنْ -
7 kalu dediler قَالُوا قول
8 ehricuhum çıkarın ınları أَخْرِجُوهُمْ خرج
9 min مِنْ -
10 karyetikum kentinizden قَرْيَتِكُمْ قري
11 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
12 unasun insanlardır أُنَاسٌ انس
13 yetetahherune temizlenirler يَتَطَهَّرُونَ طهر

Ayet 83

1037|7|83|فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
1037|7|83|فانجينه واهله الا امراته كانت من الغبرين
83. Fe enceynâhu ve ehlehû illemreetehu kânet minel gâbirîn(gâbirîne).
Öyle ki kurtardık onu* ve ahalisini568 karısı/kadını dışında; oldu (karısı/kadını) geride kalanlardan.
Ahmed Samira: 83 So We saved/rescued him and his family/people except his woman (wife) was from the remaining behind."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feenceynahu öyle ki kurtardık onu فَأَنْجَيْنَاهُ نجو
2 ve ehlehu ve ahalisini وَأَهْلَهُ اهل
3 illa dışında إِلَّا -
4 mraetehu karısı امْرَأَتَهُ مرا
5 kanet oldu كَانَتْ كون
6 mine مِنَ -
7 l-gabirine geride kalanlardan الْغَابِرِينَ غبر

Notlar

Not 1: *Lût'u.

Ayet 84

1038|7|84|وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ
1038|7|84|وامطرنا عليهم مطرا فانظر كيف كان عقبه المجرمين
84. Ve emtarnâ aleyhim matarâ, fenzur keyfe kâne âkıbetul mucrimîn(mucrimîne).
Ve boşalttık yağmuru üzerlerine bir boşalmış yağmur (-la); öyle ki bak nasıl oldu akıbeti892 mücrimlerin674.
Ahmed Samira: 84 And We rained on them rain, so see/wonder about how was the criminals’/sinners’ end/turn (result).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve emtarna ve boşalttık yağmuru وَأَمْطَرْنَا مطر
2 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
3 metaran bir boşalmış yağmur (-la) مَطَرًا مطر
4 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
5 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
6 kane oldu كَانَ كون
7 aakibetu akbeti عَاقِبَةُ عقب
8 l-mucrimine mücrimlerin الْمُجْرِمِينَ جرم

Ayet 85

1039|7|85|وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
1039|7|85|والي مدين اخاهم شعيبا قال يقوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره قد جاتكم بينه من ربكم فاوفوا الكيل والميزان ولا تبخسوا الناس اشياهم ولا تفسدوا في الارض بعد اصلحها ذلكم خير لكم ان كنتم مومنين
85. Ve ilâ medyene ehâhum şuaybâ kâle yâ kavmi’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruhu kad câetkum beyyinetun min rabbikum fe evfûl keyle vel mîzâne ve lâ tebhasûn nâse eşyâehum ve lâ tufsidû fîl ardı ba’de ıslahıhâ zâlikum hayrun lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ve Medyen'e kardeşleri Şuayb'i; dedi: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk46 edin Allah'a; yoktur sizlere hiçbir ilâh74 O'ndan başka; muhakkak geldi sizlere bir beyanat620 Rabbinizden4; öyle ki tamamlayın ölçüyü650 ve mizanı650; ve eksiltmeyin insanların eşyalarını; fesat265 çıkarmayın yerde onun ıslahı360 sonrasında; işte sizleredir; bir hayırdır sizlere; eğer olduysanız müminler27."
Ahmed Samira: 85 And to Madya/an ancient city, that could have been by the Red Sea, (We sent) their brother Shu’aib, he said: "My nation, worship God, (there is) no God for you from other than Him, an evidence had come to you from your Lord, so fulfill/complete the measuring/weighing device, and the scale/measuring instrument , and do not reduce/cheat the people (from) their things, and do not corrupt/disorder in the earth/Planet Earth, (from) after its correction/repairment, that (is) better for you, if you were believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ila ve وَإِلَىٰ -
2 medyene Medyen'e مَدْيَنَ -
3 ehahum kardeşleri أَخَاهُمْ اخو
4 şuayben Şuayb'i شُعَيْبًا -
5 kale dedi قَالَ قول
6 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
7 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 ma yoktur مَا -
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 min hiçbir مِنْ -
12 ilahin ilâh إِلَٰهٍ اله
13 gayruhu O'ndan başka غَيْرُهُ غير
14 kad muhakkak قَدْ -
15 ca'etkum geldi sizlere جَاءَتْكُمْ جيا
16 beyyinetun bir beyanat بَيِّنَةٌ بين
17 min مِنْ -
18 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
19 feevfu öyle ki tamamlayın فَأَوْفُوا وفي
20 l-keyle ölçüyü الْكَيْلَ كيل
21 velmizane ve mizanı وَالْمِيزَانَ وزن
22 ve la ve وَلَا -
23 tebhasu eksiltmeyin تَبْخَسُوا بخس
24 n-nase insanların النَّاسَ نوس
25 eşya'ehum eşyalarını أَشْيَاءَهُمْ شيا
26 ve la وَلَا -
27 tufsidu fesat çıkarmayın تُفْسِدُوا فسد
28 fi فِي -
29 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
30 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
31 islahiha ıslahı onun إِصْلَاحِهَا صلح
32 zalikum işte sizlersiniz ذَٰلِكُمْ -
33 hayrun bir hayır خَيْرٌ خير
34 lekum sizlere لَكُمْ -
35 in eğer إِنْ -
36 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
37 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Ayet 86

1040|7|86|وَلَا تَقْعُدُوا۟ بِكُلِّ صِرَٰطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًا وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ كُنتُمْ قَلِيلًا فَكَثَّرَكُمْ وَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ
1040|7|86|ولا تقعدوا بكل صرط توعدون وتصدون عن سبيل الله من امن به وتبغونها عوجا واذكروا اذ كنتم قليلا فكثركم وانظروا كيف كان عقبه المفسدين
86. Ve lâ tak’udû bikulli sırâtın tû’ıdûne ve tasuddûne an sebîlillâhi men âmene bihî ve tebgûnehâ ivecen vezkurû iz kuntum kalîlen fe kesserekum vanzurû keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).
Ve oturmayın her bir yola (ki) vaat edersiniz ve engelleyip çevirirsiniz Allah'ın yolundan336 onunla iman47 etmiş kimseyi; ve aranırsınız/bakınırsınız ona* bir eğrilik; ve zikredin78 biraz/az olduğunuz zamanı; öyle ki çoğalttı sizleri; ve bakın nasıl oldu akıbetleri892 fesat265 çıkaranların.
Ahmed Samira: 86 And do not sit/remain with every road/way, you promise and you object/prevent/obstruct who believed with it from God’s way/road and you wish/desire it (be) bent/crookedness/indirectness, and remember when/where you where little/few , so He increased you, and see/wonder about how was the corruptings’/disorderings’ end/turn (result).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tek'udu ve oturmayın تَقْعُدُوا قعد
3 bikulli herbir بِكُلِّ كلل
4 siratin yola صِرَاطٍ صرط
5 tuidune vaat edersiniz تُوعِدُونَ وعد
6 ve tesuddune ve engelleyip çevirirsiniz وَتَصُدُّونَ صدد
7 an عَنْ -
8 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
9 llahi Allah اللَّهِ -
10 men kimseyi مَنْ -
11 amene iman etmiş امَنَ امن
12 bihi onunla بِهِ -
13 ve tebguneha ve aranırsınız/bakınırsınız ona وَتَبْغُونَهَا بغي
14 ivecen bir eğrilik عِوَجًا عوج
15 vezkuru ve zikredin وَاذْكُرُوا ذكر
16 iz zaman إِذْ -
17 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
18 kalilen bir az قَلِيلًا قلل
19 fe kesserakum öyle ki çoğalltı sizleri فَكَثَّرَكُمْ كثر
20 venzuru ve bakın وَانْظُرُوا نظر
21 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
22 kane oldu كَانَ كون
23 aakibetu akıbetleri عَاقِبَةُ عقب
24 l-mufsidine fesat çıkaranların الْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın ayetine. Kutsal kitaplarda bulunan ayetler.

Ayet 87

1041|7|87|وَإِن كَانَ طَآئِفَةٌ مِّنكُمْ ءَامَنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَطَآئِفَةٌ لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ فَٱصْبِرُوا۟ حَتَّىٰ يَحْكُمَ ٱللَّهُ بَيْنَنَا وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ
1041|7|87|وان كان طايفه منكم امنوا بالذي ارسلت به وطايفه لم يومنوا فاصبروا حتي يحكم الله بيننا وهو خير الحكمين
87. Ve in kâne tâifetun minkum âmenû billezî ursiltu bihî ve tâifetun lem yu’minû fasbirû hattâ yahkumallâhu beynenâ, ve huve hayrul hâkimîn(hâkimîne).
"Ve eğer olduysa sizlerden bir tayfa* (ki) iman47 ettiler kendisiyle gönderildiğime; ve bir tayfa* (ki) asla iman47 etmezler; öyle ki sabredin51; ta ki hükmeder Allah aramızda; ve O hayırlısıdır hükmedenlerin."
Ahmed Samira: 87 And if (there) was a group of people from you (that) believed with what I was sent with it and a group of people did not believe, so be patient until God judges/rules between us, and He is the judges’/rulers’ best .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 kane olduysa كَانَ كون
3 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
4 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
5 amenu iman ettiler امَنُوا امن
6 billezi' بِالَّذِي -
7 ursiltu gönderildiğime أُرْسِلْتُ رسل
8 bihi kendisiyle بِهِ -
9 ve taifetun ve bir tayfa وَطَائِفَةٌ طوف
10 lem asla لَمْ -
11 yu'minu iman etmezler يُؤْمِنُوا امن
12 fesbiru öyle ki sabredin فَاصْبِرُوا صبر
13 hatta taki حَتَّىٰ -
14 yehkume hükmeder يَحْكُمَ حكم
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 beynena aramızda بَيْنَنَا بين
17 ve huve ve O وَهُوَ -
18 hayru hayırlısıdır خَيْرُ خير
19 l-hakimine hükmedenlerin الْحَاكِمِينَ حكم

Notlar

Not 1: *Grup.

Ayet 88

1042|7|88|قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَنُخْرِجَنَّكَ يَٰشُعَيْبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَكَ مِن قَرْيَتِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا قَالَ أَوَلَوْ كُنَّا كَٰرِهِينَ
1042|7|88|قال الملا الذين استكبروا من قومه لنخرجنك يشعيب والذين امنوا معك من قريتنا او لتعودن في ملتنا قال اولو كنا كرهين
88. Kâlel meleullezînestekberû min kavmihî le nuhricenneke yâ şuaybu vellezîne âmenû meake min karyetinâ ev le teûdunne fî milletinâ, kâle e ve lev kunnâ kârihîn(kârihîne).
Dedi mele (ki) büyüklenmiş/kibirlenmiş kimselerdir onun (Şuayb’ın) kavminden/toplumundan: "Mutlak çıkarırız675 seni ey Şuayb! Ve iman47 etmiş kimseleri (de) seninle beraber kentimizden; ya da mutlak dönersiniz675 milletimize301"; dedi (Şuayb): "Şayet kerhen697 olduysak da mı?"
Ahmed Samira: 88 The nobles/assembly, those who became arrogant from his nation said: "We will bring/drive you out (E) you Shu’aib and those who believed with you from our village/urban city or you return (E) in our religion/faith." He said: "Or even if we were hating (it)?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 l-meleu mele الْمَلَأُ ملا
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 stekberu büyüklenmiş/kibirlenmiş اسْتَكْبَرُوا كبر
5 min مِنْ -
6 kavmihi kavminden onun (Şuayb’ın) قَوْمِهِ قوم
7 lenuhricenneke mutlak çıkarırız seni لَنُخْرِجَنَّكَ خرج
8 ya şuaybu ey Şuayb يَا شُعَيْبُ -
9 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
10 amenu iman etmiş امَنُوا امن
11 meake seninle beraber مَعَكَ -
12 min مِنْ -
13 karyetina kentimizden قَرْيَتِنَا قري
14 ev ya da أَوْ -
15 leteudunne mutlak dönersini لَتَعُودُنَّ عود
16 fi فِي -
17 milletina milletimize مِلَّتِنَا ملل
18 kale dedi قَالَ قول
19 evelev şayet أَوَلَوْ -
20 kunna olduysak da mı كُنَّا كون
21 karihine kerhen كَارِهِينَ كره

Ayet 89

1043|7|89|قَدِ ٱفْتَرَيْنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِى مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنْهَا وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا ٱفْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِٱلْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْفَٰتِحِينَ
1043|7|89|قد افترينا علي الله كذبا ان عدنا في ملتكم بعد اذ نجينا الله منها وما يكون لنا ان نعود فيها الا ان يشا الله ربنا وسع ربنا كل شي علما علي الله توكلنا ربنا افتح بيننا وبين قومنا بالحق وانت خير الفتحين
89. Kadiftereynâ alallâhi keziben in udnâ fî milletikum ba’de iz necceynallâhu minhâ, ve mâ yekûnu lenâ en neûde fîhâ illâ en yeşâallahu rabbunâ, vesia rabbunâ kulle şey’in ilmen, alallâhi tevekkelnâ, rabbeneftah beynenâ ve beyne kavminâ bil hakkı ve ente hayrul fâtihîn(fâtihîne).
"Muhakkak iftira402 atmış (oluruz) Allah’a karşı bir yalan244 eğer dönersek sizin milletinize301; zaman sonrası (ki) Allah kurtardı bizleri ondan*; olur değildir bizlere ki döneriz ona*; dışında ki diler Allah; Rabbimiz4!; kuşattı Rabbimiz4 her bir şeyi bir ilim (-le); Allah'a karşı tevekkül79 ederiz; Rabbimiz4! Aç aramızı ve arasını kavmimizin hakla/gerçekle; ve sen hayırlısısın açanların."
Ahmed Samira: 89 We had fabricated on God lies/falsification , if we returned in your religion/faith after when God saved/rescued us from it, and (it) is not to be for us that we return in it except if that God, our Lord, wills/wants, our Lord extended/spread (over) every thing (in) knowledge, on God We relied/surrendered to ; our Lord judge between us and between our nation with the truth , and you are the victoriors’/defeators’/judges’ best .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kadi muhakkak قَدِ -
2 fterayna iftira atmış (oluruz) افْتَرَيْنَا فري
3 ala karşı عَلَى -
4 llahi Allah’a اللَّهِ -
5 keziben bir yalan كَذِبًا كذب
6 in eğer إِنْ -
7 udna dönersek عُدْنَا عود
8 fi فِي -
9 milletikum sizin milletinize مِلَّتِكُمْ ملل
10 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
11 iz zaman إِذْ -
12 neccana kurtardı bizleri نَجَّانَا نجو
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 minha ondan مِنْهَا -
15 ve ma değildir وَمَا -
16 yekunu olur يَكُونُ كون
17 lena bizlere لَنَا -
18 en ki أَنْ -
19 neude döneriz نَعُودَ عود
20 fiha ona فِيهَا -
21 illa dışında إِلَّا -
22 en ki أَنْ -
23 yeşa'e diler يَشَاءَ شيا
24 llahu Allah اللَّهُ -
25 rabbuna Rabbimiz رَبُّنَا ربب
26 vesia kuşattı وَسِعَ وسع
27 rabbuna Rabbimiz رَبُّنَا ربب
28 kulle herbir كُلَّ كلل
29 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
30 ilmen bir ilim (-le) عِلْمًا علم
31 ala karşı عَلَى -
32 llahi Allah'a اللَّهِ -
33 tevekkelna tevekkül ederiz تَوَكَّلْنَا وكل
34 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
35 fteh افْتَحْ فتح
36 beynena aramızı بَيْنَنَا بين
37 ve beyne ve arasını وَبَيْنَ بين
38 kavmina kavmimizin قَوْمِنَا قوم
39 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
40 ve ente ve sen وَأَنْتَ -
41 hayru hayırlısın خَيْرُ خير
42 l-fatihine açanları الْفَاتِحِينَ فتح

Notlar

Not 1: *Milletten.

Ayet 90

1044|7|90|وَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعْتُمْ شُعَيْبًا إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ
1044|7|90|وقال الملا الذين كفروا من قومه لين اتبعتم شعيبا انكم اذا لخسرون
90. Ve kâlel meleullezîne keferû min kavmihî le initteba’tum şuayben innekum izen le hâsirûn(hâsirûne).
Ve dedi mele364 (ki) kâfirlik25 etmiş kimselerdir kavminden/toplumundan onun (Şuayb’ın): "Mutlak ki eğer tabi olursanız Şuayb'e; doğrusu sizler o durumda mutlak hüsrana uğrayanlarsınız."
Ahmed Samira: 90 And the nobles/assembly, those who disbelieved from his nation said: "If (E) you followed Shu’aib, that you are then losers (E) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 l-meleu mele الْمَلَأُ ملا
3 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
4 keferu kaâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
5 min مِنْ -
6 kavmihi kavminden onun (Şuayb’ın) قَوْمِهِ قوم
7 leini mutlak ki eğer لَئِنِ -
8 ttebea'tum tabi olursanız اتَّبَعْتُمْ تبع
9 şuayben Şu'ayb'e شُعَيْبًا -
10 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
11 izen o durumda إِذًا -
12 lehasirune mutlak hüsrana uğrayanlarsınız لَخَاسِرُونَ خسر

Ayet 91

1045|7|91|فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ
1045|7|91|فاخذتهم الرجفه فاصبحوا في دارهم جثمين
91. Fe ehazethumur recfetu fe asbehû fî dârihim câsimîn(câsimîne).
Öyle ki yakaladı onları sarsıntı*; öyle ki sabahladılar kendi diyarlarında diz676 üstü
Ahmed Samira: 91 So the tremble/shake/quake punished/took them so they became/became in the morning in their home/country/place stuck to the ground (dead).102

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feehazethumu öyle ki yakaladı onları فَأَخَذَتْهُمُ اخذ
2 r-racfetu sarsıntı الرَّجْفَةُ رجف
3 feesbehu öyle ki sabahladılar فَأَصْبَحُوا صبح
4 fi فِي -
5 darihim diyarlarında دَارِهِمْ دور
6 casimine diz üstü جَاثِمِينَ جثم

Notlar

Not 1: *Deprem.

Ayet 92

1046|7|92|ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًا كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًا كَانُوا۟ هُمُ ٱلْخَٰسِرِينَ
1046|7|92|الذين كذبوا شعيبا كان لم يغنوا فيها الذين كذبوا شعيبا كانوا هم الخسرين
92. Ellezîne kezzebû şuayben ke en lem yagnev fîhâ, ellezîne kezzebû şuayben kânû humul hâsirîn(hâsirîne).
Kimseler (ki) yalanladılar Şuayb'i; sanki asla geçinmediler orada*; kimseler (ki) yalanladılar Şuayb'i; oldular onlar hüsrana uğrayanlar.
Ahmed Samira: 92 Those who denied Shu’aib were as if/as though they did not inhabit it/enrich/avail in it, those who denied Shu’aib were, they were the losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
3 şuayben Şuayb'i شُعَيْبًا -
4 keen sanki كَأَنْ -
5 lem asla لَمْ -
6 yegnev geçinmediler يَغْنَوْا غني
7 fiha orada فِيهَا -
8 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
9 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
10 şuayben Şuayb'i شُعَيْبًا -
11 kanu oldular كَانُوا كون
12 humu onlar هُمُ -
13 l-hasirine hüsrana uğrayanlar الْخَاسِرِينَ خسر

Notlar

Not 1: *Diyarlarında.

Ayet 93

1047|7|93|فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ فَكَيْفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوْمٍ كَٰفِرِينَ
1047|7|93|فتولي عنهم وقال يقوم لقد ابلغتكم رسلت ربي ونصحت لكم فكيف اسي علي قوم كفرين
93. Fe tevellâ anhum ve kâle yâ kavmi lekad eblagtukum risâlâti rabbî ve nesahtu lekum, fe keyfe âsâ alâ kavmin kâfirîn(kâfirîne).
Öyle ki yüz çevirdi (Şuayb) onlardan; ve dedi: "Ey kavmim/toplumum! Ant olsun belagat399 ettim risâletini223 Rabbimin4; ve nasihat ettim sizlere; öyle ki nasıl acırım/üzülürüm kâfirler25 (olan) bir kavme/topluma karşı."
Ahmed Samira: 93 So he turned away from them, and he said: "My nation, I had communicated/informed you my Lord’s messages, and I advised to you, so how (do) I grieve/sorrow for on a nation disbelieving?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetevella öyle ki yüz çevirdi فَتَوَلَّىٰ ولي
2 anhum onlardan عَنْهُمْ -
3 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
4 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
5 lekad andolsun لَقَدْ -
6 eblegtukum belagat ettim أَبْلَغْتُكُمْ بلغ
7 risalati risaletini رِسَالَاتِ رسل
8 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
9 ve nesahtu ve nasihat ettim وَنَصَحْتُ نصح
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 fekeyfe öyle ki nasıl فَكَيْفَ كيف
12 asa acırım/üzülürüm اسَىٰ اسو
13 ala karşı عَلَىٰ -
14 kavmin bir kavme/topluma قَوْمٍ قوم
15 kafirine kâfirler (olan) كَافِرِينَ كفر

Ayet 94

1048|7|94|وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّبِىٍّ إِلَّآ أَخَذْنَآ أَهْلَهَا بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ
1048|7|94|وما ارسلنا في قريه من نبي الا اخذنا اهلها بالباسا والضرا لعلهم يضرعون
94. Ve mâ erselnâ fî karyetin min nebiyyin illâ ehaznâ ehlehâ bil be’sâi ved darrâi leallehum yaddarraûn(yaddarraûne).
Ve göndermiş değiliz bir kente hiçbir nebi132 (ki) tuttuk ahalisini568 onun (kentin) ızdırapla/sıkıntıyla/zorlukla ve darlıkla; belki onlar alçak gönüllü* olurlar.
Ahmed Samira: 94 And We did not sent in a village/urban city from a prophet except We took its people with the misery/hardships , and the calamity/disastrous distress, maybe/perhaps they become humble and humiliate themselves .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 erselna göndermiş أَرْسَلْنَا رسل
3 fi فِي -
4 karyetin bir kente قَرْيَةٍ قري
5 min hiçbir مِنْ -
6 nebiyyin nebi نَبِيٍّ نبا
7 illa إِلَّا -
8 ehazna tuttuk أَخَذْنَا اخذ
9 ehleha ahalisini onun (kentin) أَهْلَهَا اهل
10 bil-be'sa'i ızdırapla/sıkıntıyla/zorlukla بِالْبَأْسَاءِ باس
11 ve dderra'i ve darlıkla وَالضَّرَّاءِ ضرر
12 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
13 yedderraune alçak gönüllü olurlar يَضَّرَّعُونَ ضرع

Notlar

Not 1: *Kendilerine nebi gelmiş olan kentlere özel bir durum vardır. Rabbimiz nebiye itaat edilmesini istediği için o kentin ahalisini alçak gönüllü olmaya zorlamaktadır.

Ayet 95

1049|7|95|ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلْحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَوا۟ وَّقَالُوا۟ قَدْ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذْنَٰهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
1049|7|95|ثم بدلنا مكان السييه الحسنه حتي عفوا وقالوا قد مس ابانا الضرا والسرا فاخذنهم بغته وهم لا يشعرون
95. Summe beddelnâ mekânes seyyietil hasenete hattâ afev ve kâlû kad messe âbâenad darrâu ves serrâu fe ehaznâhum bagteten ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Sonra değiştirdik kötülük mekanını güzelliğe; ta ki hızla geliştiler; ve dediler: "Muhakkak temas etti atalarımıza/babalarımıza darlık; ve haz/sevinç (-de)"; öyle ki yakaladık onları ansızın ve onlar şuurlanmıyorlardı.
Ahmed Samira: 95 Then We exchanged/substituted (in) place/position (of) the sin/crime the good/goodness, until they cure/forgave/pardoned, and they said: "The calamity/disastrous distress and the prosperity had touched our fathers." So We took/punished them suddenly/unexpectedly, and (while) they are not feeling/knowing/sensing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 beddelna değiştirdik بَدَّلْنَا بدل
3 mekane mekanını مَكَانَ كون
4 s-seyyieti kötülük السَّيِّئَةِ سوا
5 l-hasenete güzelliğe الْحَسَنَةَ حسن
6 hatta ta ki حَتَّىٰ -
7 afev hızla geliştiler عَفَوْا عفو
8 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
9 kad muhakkak قَدْ -
10 messe temas etti مَسَّ مسس
11 aba'ena atalarımıza/babalarımıza ابَاءَنَا ابو
12 d-derra'u darlık الضَّرَّاءُ ضرر
13 ve sserra'u ve haz/sevinç وَالسَّرَّاءُ سرر
14 feehaznahum öyle ki yakaladık onları فَأَخَذْنَاهُمْ اخذ
15 begteten ansızın بَغْتَةً بغت
16 vehum ve onlar وَهُمْ -
17 la لَا -
18 yeş'urune şuurlanmazlar يَشْعُرُونَ شعر

Ayet 96

1050|7|96|وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْقُرَىٰٓ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَٰتٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَلَٰكِن كَذَّبُوا۟ فَأَخَذْنَٰهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
1050|7|96|ولو ان اهل القري امنوا واتقوا لفتحنا عليهم بركت من السما والارض ولكن كذبوا فاخذنهم بما كانوا يكسبون
96. Ve lev enne ehlel kurâ âmenû vettekav le fetahnâ aleyhim berekâtin mines semâi vel ardı ve lâkin kezzebû fe ehaznâhum bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Ve şayet ki kentlerin ehli568 (olanlar) iman47 etselerdi ve takvalı21 olsalardı; öyle ki açardık üzerlerine bereketler gökten180 ve yerden; velakin/fakat yalanladılar244; öyle ki tuttuk onları kazanır olduklarıyla.
Ahmed Samira: 96 And if that the villages’/urban cities’ peoples believed and feared and obeyed, We would have opened/eased on them blessings from the sky/space and the earth/Planet Earth, and but they denied/falsified , so We took/punished them because (of)what they were acquiring/gathering .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev ve şayet وَلَوْ -
2 enne ki أَنَّ -
3 ehle ehli أَهْلَ اهل
4 l-kura kentlerin الْقُرَىٰ قري
5 amenu iman etselerdi امَنُوا امن
6 vettekav ve takvalı olsalardı وَاتَّقَوْا وقي
7 lefetehna öyle ki açardık لَفَتَحْنَا فتح
8 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
9 berakatin bereketler بَرَكَاتٍ برك
10 mine مِنَ -
11 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
12 vel'erdi ve yerden وَالْأَرْضِ ارض
13 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
14 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
15 feehaznahum öyle ki tuttuk onları فَأَخَذْنَاهُمْ اخذ
16 bima بِمَا -
17 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
18 yeksibune kazanırlar يَكْسِبُونَ كسب

Ayet 97

1051|7|97|أَفَأَمِنَ أَهْلُ ٱلْقُرَىٰٓ أَن يَأْتِيَهُم بَأْسُنَا بَيَٰتًا وَهُمْ نَآئِمُونَ
1051|7|97|افامن اهل القري ان ياتيهم باسنا بيتا وهم نايمون
97. E fe emine ehlul kurâ en ye’tiyehum be’sunâ beyâten ve hum nâimûn(nâimûne).
Öyle ki emin mi oldu kentlerin ehli568 ki gelir perişanlığımız/ızdırabımız geceleyin; ve onlar uyuyanlar (-ken)?
Ahmed Samira: 97 Did the villages’/urban cities’ people trust that Our might/power comes to them overnight and (while) they are sleeping/slumbering ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efeemine öyle ki emin mi oldular أَفَأَمِنَ امن
2 ehlu ehli أَهْلُ اهل
3 l-kura kentlerin الْقُرَىٰ قري
4 en ki أَنْ -
5 ye'tiyehum gelir يَأْتِيَهُمْ اتي
6 be'suna perişanlığımız/ızdırabımız بَأْسُنَا باس
7 beyaten geceleyin بَيَاتًا بيت
8 vehum ve onlar وَهُمْ -
9 naimune uyuyanlar (-ken) نَائِمُونَ نوم

Ayet 98

1052|7|98|أَوَأَمِنَ أَهْلُ ٱلْقُرَىٰٓ أَن يَأْتِيَهُم بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ
1052|7|98|اوامن اهل القري ان ياتيهم باسنا ضحي وهم يلعبون
98. E ve emine ehlul kurâ en ye’tiyehum be’sunâ duhan ve hum yel’abûn (yel’abûne).
Ya da emin mi oldu kentlerin ehli568 ki gelir onlara perişanlığımız/ızdırabımız aydınlıkken ve onlar laubalilik ederler (-ken)?
Ahmed Samira: 98 Or did the villages’/urban cities’ people trust that Our might/power comes to them at sunrise/daybreak/forenoon and (while) they are playing/amusing ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eveemine ya da emin mi oldular أَوَأَمِنَ امن
2 ehlu ehli أَهْلُ اهل
3 l-kura kentlerin الْقُرَىٰ قري
4 en ki أَنْ -
5 ye'tiyehum gelir onlara يَأْتِيَهُمْ اتي
6 be'suna perişanlığımız/ızdırabımız بَأْسُنَا باس
7 duhen aydınlıkken ضُحًى ضحو
8 vehum ve onlar وَهُمْ -
9 yel'abune laubalilik ederler (-ken) يَلْعَبُونَ لعب

Ayet 99

1053|7|99|أَفَأَمِنُوا۟ مَكْرَ ٱللَّهِ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
1053|7|99|افامنوا مكر الله فلا يامن مكر الله الا القوم الخسرون
99. E fe eminû mekrallahi, fe lâ ye’menu mekrallahi illel kavmul hâsirûn(hâsirûne).
Öyle ki emin mi oldular Allah'ın tertibine/düzenine (karşı)? Öyle ki emin olmaz Allah'ın tertibine/düzenine hüsrana uğrayan kavim/toplum dışında.
Ahmed Samira: 99 Did they secure God’s scheme/deceit ? So no(one) trusts God’s scheme/deceit except the nation the losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efeeminu öyle ki emin mi oldular أَفَأَمِنُوا امن
2 mekra tertibine/düzenine مَكْرَ مكر
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 fela öyle ki فَلَا -
5 ye'menu emin olmaz يَأْمَنُ امن
6 mekra tertibine/düzenine مَكْرَ مكر
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 illa dışında إِلَّا -
9 l-kavmu kavim/toplum الْقَوْمُ قوم
10 l-hasirune hüsrana uğrayan الْخَاسِرُونَ خسر

Ayet 100

1054|7|100|أَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ أَهْلِهَآ أَن لَّوْ نَشَآءُ أَصَبْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَنَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
1054|7|100|اولم يهد للذين يرثون الارض من بعد اهلها ان لو نشا اصبنهم بذنوبهم ونطبع علي قلوبهم فهم لا يسمعون
100. E ve lem yehdi lillezîne yerisûnel arda min ba’di ehlihâ en lev neşâu esabnâhum bi zunûbihim, ve natbeu alâ kulûbihim fe hum lâ yesme’ûn(yesme’ûne).
Ve hiç doğru yola kılavuzlamaz mı kimseleri (ki) varis olurlar yere onun* ehli568 sonrasında? Ki şayet dilersek isabet ettirirdik** onlara günahlarıyla; ve mühürleriz175 kalplerinin üzerini; öyle ki onlar işitmezler.
Ahmed Samira: 100 Or did He not guide to those inheriting the earth/Planet Earth from after its people , that if We will/want, We struck/marked them because of their crimes, and We stamp/cover/seal on their hearts/minds , so they do not hear/listen?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evelem ve asla أَوَلَمْ -
2 yehdi doğru yola kılavuzlamaz mı يَهْدِ هدي
3 lillezine kimseleri لِلَّذِينَ -
4 yerisune varis olurlar يَرِثُونَ ورث
5 l-erde yere الْأَرْضَ ارض
6 min مِنْ -
7 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
8 ehliha onun ehlin أَهْلِهَا اهل
9 en ki أَنْ -
10 lev şayet لَوْ -
11 neşa'u dilersek نَشَاءُ شيا
12 esabnahum isabet ettirirdik onlara أَصَبْنَاهُمْ صوب
13 bizunubihim günahlarıyla بِذُنُوبِهِمْ ذنب
14 ve netbeu ve mühürleriz وَنَطْبَعُ طبع
15 ala üzerini عَلَىٰ -
16 kulubihim kalblerinin قُلُوبِهِمْ قلب
17 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
18 la لَا -
19 yesmeune işitmezler يَسْمَعُونَ سمع

Notlar

Not 1: *Kentin.**Perişanlığı, ızdırabı.

Ayet 101

1055|7|101|تِلْكَ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآئِهَا وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ مِن قَبْلُ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْكَٰفِرِينَ
1055|7|101|تلك القري نقص عليك من انبايها ولقد جاتهم رسلهم بالبينت فما كانوا ليومنوا بما كذبوا من قبل كذلك يطبع الله علي قلوب الكفرين
101. Tilkel kurâ nakussu aleyke min enbâihâ ve lekad câethum rusuluhum bil beyyinâti fe mâ kânû liyu’minû bi mâ kezzebû min kablu kezâlike yatbaullâhu alâ kulûbil kâfirîn (kâfirîne).
İşte şudur; kentler (ki) kıssalaştırırız sana onun* haberlerinden; ve ant olsun geldi onlara onların resûlleri418 beyanatlarla620; öyle ki olmuş değillerdi iman47 etmeye öncesinde yalanladıkları nedeniyle; işte böyledir; mühürler175 Allah kâfirlerin25 kalplerinin üzerini.
Ahmed Samira: 101 Those are the villages’/urban cities’, We narrate/inform on (to) you from its information/news, and their messengers had come to them with the evidences, so they were not to believe with what they denied/falsified from before, as/like that God stamps/covers/seals on the disbelievers’ hearts/minds .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke işte şudur تِلْكَ -
2 l-kura kentler الْقُرَىٰ قري
3 nekussu kıssalaştırırız نَقُصُّ قصص
4 aleyke sana عَلَيْكَ -
5 min مِنْ -
6 enbaiha haberlerinden onun أَنْبَائِهَا نبا
7 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
8 ca'ethum gelmişti onlara جَاءَتْهُمْ جيا
9 rusuluhum onların resûlleri رُسُلُهُمْ رسل
10 bil-beyyinati beyanatlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
11 fema öyle ki değildi فَمَا -
12 kanu oldular كَانُوا كون
13 liyu'minu iman etmeye لِيُؤْمِنُوا امن
14 bima ötürü بِمَا -
15 kezzebu yalanladıklarıyla كَذَّبُوا كذب
16 min مِنْ -
17 kablu öncesinde قَبْلُ قبل
18 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
19 yetbeu mühürledi يَطْبَعُ طبع
20 llahu Allah اللَّهُ -
21 ala üzerini عَلَىٰ -
22 kulubi kalplerinin قُلُوبِ قلب
23 l-kafirine kâfirlerin الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Kentin.

Ayet 102

1056|7|102|وَمَا وَجَدْنَا لِأَكْثَرِهِم مِّنْ عَهْدٍ وَإِن وَجَدْنَآ أَكْثَرَهُمْ لَفَٰسِقِينَ
1056|7|102|وما وجدنا لاكثرهم من عهد وان وجدنا اكثرهم لفسقين
102. Ve mâ vecednâ li ekserihim min ahdin, ve in vecednâ ekserehum le fâsikîn(fâsikîne).
Ve bulmuş değildik onların çoğunda hiçbir ahit/ant198; ve ancak bulduk çoğunu onların mutlak fâsıklar38.
Ahmed Samira: 102 And We did not find to most of them from a promise/contract , and that truly We found most of them debauchers (E) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 vecedna bulduk وَجَدْنَا وجد
3 liekserihim onların çoğunda لِأَكْثَرِهِمْ كثر
4 min hiçbir مِنْ -
5 ahdin ahid عَهْدٍ عهد
6 vein ve ancak وَإِنْ -
7 vecedna bulduk وَجَدْنَا وجد
8 ekserahum çoğunu onların أَكْثَرَهُمْ كثر
9 lefasikine mutlak fasıklar لَفَاسِقِينَ فسق

Ayet 103

1057|7|103|ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَظَلَمُوا۟ بِهَا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ
1057|7|103|ثم بعثنا من بعدهم موسي بايتنا الي فرعون وملايه فظلموا بها فانظر كيف كان عقبه المفسدين
103. Summe beasnâ min ba’dihim mûsâ bi âyâtinâ ilâ fir’avne ve melâihi fe zalemû bihâ, fanzur keyfe kâne âkıbetul mufsidîn(mufsidîne).
Sonra gönderdik onların sonrasında Mûsâ'yı ayetlerimizle287 firavuna ve onun* melesine364; öyle ki zulmettiler257 ona**; öyle ki bak nasıl oldu akıbeti892 fesat265 çıkaranların.
Ahmed Samira: 103 Then We sent from after them Moses with Our verses/evidences , to Pharaoh, and his nobles/assembly, so they caused injustice/oppression with it, so see/wonder about how was the corruptings’/disrepairings’ end/turn (result).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 beasna gönderdik بَعَثْنَا بعث
3 min مِنْ -
4 bea'dihim sonrasında onların بَعْدِهِمْ بعد
5 musa Musa'yı مُوسَىٰ -
6 biayatina ayetlerimizle بِايَاتِنَا ايي
7 ila إِلَىٰ -
8 fir'avne Fir'avn'a فِرْعَوْنَ -
9 ve meleihi ve melesine onun وَمَلَئِهِ ملا
10 fezelemu öyle ki zulmettiler فَظَلَمُوا ظلم
11 biha ona بِهَا -
12 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
13 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
14 kane oldu كَانَ كون
15 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
16 l-mufsidine fesat çıkaranların الْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *Firavunun.**Ayete.

Ayet 104

1058|7|104|وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰفِرْعَوْنُ إِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
1058|7|104|وقال موسي يفرعون اني رسول من رب العلمين
104. Ve kâle mûsâ yâ fir’avnu innî resûlun min rabbil âlemîn(âlemîne).
Ve dedi Mûsâ: "Ey firavun! Doğrusu ben bir resûlüm418 alemlerin203 Rabbinden4."
Ahmed Samira: 104 And Moses said: "You Pharaoh, I am a messenger from the creations all together’s/(universes’) Lord."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 ya fir'avnu ey firavun يَا فِرْعَوْنُ -
4 inni doğrusu ben إِنِّي -
5 rasulun bir resûlüm رَسُولٌ رسل
6 min مِنْ -
7 rabbi Rabbinden رَبِّ ربب
8 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 105

1059|7|105|حَقِيقٌ عَلَىٰٓ أَن لَّآ أَقُولَ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ قَدْ جِئْتُكُم بِبَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَرْسِلْ مَعِىَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
1059|7|105|حقيق علي ان لا اقول علي الله الا الحق قد جيتكم ببينه من ربكم فارسل معي بني اسريل
105. Hakîkun alâ en lâ ekûle alallâhi illel hakk(hakka), kad ci’tukum bi beyyinetin min rabbikum fe ersil maiye benî isrâîl(isrâîle).
Bir hak/gerçek üzerinedir ki demem Allah'a karşı hak/gerçek dışında; muhakkak geldim sizlere Rabbinizden4 bir beyanla226 ; öyle ki gönder İsrâîloğullarını197 benimle.
Ahmed Samira: 105 Truthful (careful/faithful) on (that) I do not say on (about) God except the truth , I had come to you with an evidence from your Lord, so send with me Israel’s sons and daughters.103

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hakikun bir hak حَقِيقٌ حقق
2 ala üzerinedir عَلَىٰ -
3 en ki أَنْ -
4 la لَا -
5 ekule demem أَقُولَ قول
6 ala karşı عَلَى -
7 llahi Allah'a اللَّهِ -
8 illa dışında إِلَّا -
9 l-hakka hak/gerçek الْحَقَّ حقق
10 kad muhakkak قَدْ -
11 ci'tukum geldim sizlere جِئْتُكُمْ جيا
12 bibeyyinetin beyanla بِبَيِّنَةٍ بين
13 min مِنْ -
14 rabbikum Rabbiniden رَبِّكُمْ ربب
15 feersil öyle ki gönder فَأَرْسِلْ رسل
16 meiye benimle مَعِيَ -
17 beni oğullarını بَنِي بني
18 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -

Ayet 106

1060|7|106|قَالَ إِن كُنتَ جِئْتَ بِـَٔايَةٍ فَأْتِ بِهَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
1060|7|106|قال ان كنت جيت بايه فات بها ان كنت من الصدقين
106. Kâle in kunte ci’te bi âyetin fe’ti bihâ in kunte mines sâdikîn(sâdikîne).
Dedi (firavun): "Eğer olduysan (ki) geldin bir ayetle287; getir onu*; eğer olduysan sâdıklardan182."
Ahmed Samira: 106 He said: "If you were came (you had come) with an evidence/sign , so come with it, if you were from the truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (firavun) قَالَ قول
2 in eğer إِنْ -
3 kunte olduysan كُنْتَ كون
4 ci'te gelmiş جِئْتَ جيا
5 biayetin bir ayetle بِايَةٍ ايي
6 fe'ti getir فَأْتِ اتي
7 biha onu بِهَا -
8 in eğer إِنْ -
9 kunte olduysan كُنْتَ كون
10 mine مِنَ -
11 s-sadikine sadıklardan الصَّادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Ayeti.

Ayet 107

1061|7|107|فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ
1061|7|107|فالقي عصاه فاذا هي ثعبان مبين
107. Fe elkâ asâhu fe izâ hiye su’bânun mubîn(mubînun).
Öyle ki fırlattı (Mûsâ) asasını; öyle ki o zaman o* bir apaçık yılandı677.
Ahmed Samira: 107 So he threw away/threw his stick/cane, so then it is (an) evident/clear snake.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feelka öyle ki fırlattı فَأَلْقَىٰ لقي
2 asahu asasını عَصَاهُ عصو
3 fe iza öyle ki o zaman فَإِذَا -
4 hiye o هِيَ -
5 sua'banun bir yılandı ثُعْبَانٌ ثعب
6 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Asa.

Ayet 108

1062|7|108|وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ
1062|7|108|ونزع يده فاذا هي بيضا للنظرين
108. Ve neze’a yedehu fe izâ hiye beydâu lin nâzırîn(nâzırîne).
Ve çıkardı/soydu (Mûsâ) elini; öyle ki o zaman o beyazdı677 bakanlara.
Ahmed Samira: 108 And he removed/pulled his hand, so then it is white to the lookers/watchers . (DOES THIS MEAN THAT MOSES WAS A BLACK MAN?)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nezea ve çıkardı/soydu وَنَزَعَ نزع
2 yedehu elini يَدَهُ يدي
3 fe iza öyle ki o zaman فَإِذَا -
4 hiye o هِيَ -
5 beyda'u beyazdı بَيْضَاءُ بيض
6 linnazirine bakanlara لِلنَّاظِرِينَ نظر

Ayet 109

1063|7|109|قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌ
1063|7|109|قال الملا من قوم فرعون ان هذا لسحر عليم
109. Kâlel meleu min kavmi fir’avne inne hâzâ le sâhırun alîm(alîmun).
Dedi mele firavunun kavminden/toplumundan: "Doğrusu bu mutlak âlim bir sihirbazdır."
Ahmed Samira: 109 The nobles/assembly from Pharaoh’s nation said: "That truly that (is a) knowledgeable magician/sorcerer (E)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 l-meleu melesi الْمَلَأُ ملا
3 min مِنْ -
4 kavmi kavminden/toplumundan قَوْمِ قوم
5 fir'avne firavunun فِرْعَوْنَ -
6 inne doğrusu إِنَّ -
7 haza bu هَٰذَا -
8 lesahirun mutlak bir sihirbazdır لَسَاحِرٌ سحر
9 alimun alim عَلِيمٌ علم

Ayet 110

1064|7|110|يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُمْ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ
1064|7|110|يريد ان يخرجكم من ارضكم فماذا تامرون
110. Yurîdu en yuhricekum min ardıkum, fe mâzâ te’murûn(te’murûne).
İster (Mûsâ) ki çıkarsın sizleri arzınızdan/ülkenizden; o durumda ne emredersiniz?"
Ahmed Samira: 110 He wants that he brings you out from your land , so what (do) you order/command?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yuridu ister يُرِيدُ رود
2 en ki أَنْ -
3 yuhricekum çıkarsın sizleri يُخْرِجَكُمْ خرج
4 min مِنْ -
5 erdikum arzınızdan/ülkenizden أَرْضِكُمْ ارض
6 femaza o durumda ne فَمَاذَا -
7 te'murune emredersiniz تَأْمُرُونَ امر

Ayet 111

1065|7|111|قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَأَرْسِلْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ
1065|7|111|قالوا ارجه واخاه وارسل في المداين حشرين
111. Kâlû ercih ve ehâhu ve ersil fîl medâini hâşirîn(hâşirîne).
Dediler: "Beklet onu* ve kardeşini; ve gönder şehirlere haşrediciler."
Ahmed Samira: 111 They said: "Delay/postpone him and his brother and send in the cities/towns gatherers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ercih beklet onu أَرْجِهْ رجو
3 ve ehahu ve kardeşini وَأَخَاهُ اخو
4 ve ersil ve gönder وَأَرْسِلْ رسل
5 fi فِي -
6 l-medaini şehirlere الْمَدَائِنِ مدن
7 haşirine haşrediciler حَاشِرِينَ حشر

Notlar

Not 1: *Mûsâ'yı.

Ayet 112

1066|7|112|يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ
1066|7|112|ياتوك بكل سحر عليم
112. Ye’tûke bi kulli sâhırin alîm(alîmin).
"Gelsinler sana her bir âlim sihirbazla."
Ahmed Samira: 112 They come to you with every knowledgeable magician/sorcerer.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ye'tuke gelsinler sana يَأْتُوكَ اتي
2 bikulli her bir بِكُلِّ كلل
3 sahirin sihirbazlarla سَاحِرٍ سحر
4 alimin âlim عَلِيمٍ علم

Ayet 113

1067|7|113|وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرْعَوْنَ قَالُوٓا۟ إِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ
1067|7|113|وجا السحره فرعون قالوا ان لنا لاجرا ان كنا نحن الغلبين
113. Ve câes seharatu fir’avne kâlû inne lenâ le ecren in kunnâ nahnul gâlibîn(gâlibîne).
Ve geldi sihirbazlar firavuna; dediler: "Doğrusu bizedir mutlak bir ecir820 eğer olursak bizler galipler."
Ahmed Samira: 113 And the magicians/sorcerers came (to) Pharaoh, and they said: "That truly for us (is) a reward/fee (E) if we, we were the defeators ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veca'e ve geldi وَجَاءَ جيا
2 s-seharatu sihirbazlar السَّحَرَةُ سحر
3 fir'avne firavuna فِرْعَوْنَ -
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 lena bize لَنَا -
7 leecran mutlak bir ecir لَأَجْرًا اجر
8 in eğer إِنْ -
9 kunna olursak كُنَّا كون
10 nehnu bizler نَحْنُ -
11 l-galibine galipler الْغَالِبِينَ غلب

Ayet 114

1068|7|114|قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ لَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
1068|7|114|قال نعم وانكم لمن المقربين
114. Kâle ne’am ve innekum le minel mukarrebîn(mukarrebîne).
Dedi: "Evet; ve doğrusu sizlersiniz mutlak yakınlaştırılanlardan."
Ahmed Samira: 114 He said: "Yes, and that you are from (E) the neared/closer."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 neam evet نَعَمْ -
3 ve innekum ve doğrusu sizlersiniz وَإِنَّكُمْ -
4 lemine mutlak لَمِنَ -
5 l-mukarrabine yakınlaştırılanlardan الْمُقَرَّبِينَ قرب

Ayet 115

1069|7|115|قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحْنُ ٱلْمُلْقِينَ
1069|7|115|قالوا يموسي اما ان تلقي واما ان نكون نحن الملقين
115. Kâlû yâ mûsâ immâ en tulkiye ve immâ en nekûne nahnul mulkîn(mulkîne).
Dediler (sihirbazlar): "Ey Mûsâ! Ya ki (sen) atarsın ve ya ki oluruz bizler atanlar."
Ahmed Samira: 115 They said: "You Moses, either that you throw/throw away, or we, we be the throwing/throwing away."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -
3 imma ya إِمَّا -
4 en ki أَنْ -
5 tulkiye atarsın تُلْقِيَ لقي
6 veimma ve ya da وَإِمَّا -
7 en ki أَنْ -
8 nekune oluruz نَكُونَ كون
9 nehnu bizler نَحْنُ -
10 l-mulkine atanlar الْمُلْقِينَ لقي

Ayet 116

1070|7|116|قَالَ أَلْقُوا۟ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍ
1070|7|116|قال القوا فلما القوا سحروا اعين الناس واسترهبوهم وجاو بسحر عظيم
116. Kâle elkû fe lemmâ elkav seharû a’yunen nâsi vesterhebûhum ve câû bi sihrin azîm(azîmin).
Dedi*: "Atın"; öyle ki ne zaman attılar**; sihre bürüdüler** insanların gözlerini; ve rahbete1016 kaptırdılar** onları***; ve geldiler** büyük bir sihirle.
Ahmed Samira: 116 He said: "Throw/throw away." So when they threw/threw away, they bewitched/enchanted the people’s eyes/sights and they terrorized/terrified them, and they came with great magic/sorcery. (IF GOD REFEREED TO THE MAGIC AS "GREAT" THEN IT MUST REALLY HAVE BEEN EXTRAORDINARY BY ANY STANDARD)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Mûsâ) قَالَ قول
2 elku atın أَلْقُوا لقي
3 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
4 elkav attılar أَلْقَوْا لقي
5 seharu sihire bürüdüler سَحَرُوا سحر
6 ea'yune gözlerini أَعْيُنَ عين
7 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
8 vesterhebuhum ve rahbete kaptırdılar وَاسْتَرْهَبُوهُمْ رهب
9 ve ca'u ve geldiler وَجَاءُوا جيا
10 bisihrin bir sihirle بِسِحْرٍ سحر
11 azimin büyük عَظِيمٍ عظم

Notlar

Not 1: *Mûsâ.**Sihirbazlar.***İnsanları.

Ayet 117

1071|7|117|وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ
1071|7|117|واوحينا الي موسي ان الق عصاك فاذا هي تلقف ما يافكون
117. Ve evhaynâ ilâ mûsâ en elkı asâke, fe izâ hiye telkafu mâ ye’fikûn(ye’fikûne).
Ve vahyettik603 Mûsâ’ya ki "At asanı" (diye); öyle ki o zaman o* yakalayıp kapıyordu sahte** uydurduklarını.
Ahmed Samira: 117 And We inspired/transmitted/signaled to Moses, that throw/throw away your stick/cane, so then it snatches/swallows quickly what they lie/falsify.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve evhayna ve vahyettik وَأَوْحَيْنَا وحي
2 ila إِلَىٰ -
3 musa Mûsâ’ya مُوسَىٰ -
4 en ki أَنْ -
5 elki at أَلْقِ لقي
6 asake asanı عَصَاكَ عصو
7 fe iza öyleki o zaman فَإِذَا -
8 hiye o هِيَ -
9 telkafu yakalayıp kapıyordu تَلْقَفُ لقف
10 ma مَا -
11 ye'fikune sahte uydurduklarını يَأْفِكُونَ افك

Notlar

Not 1: *Yılana dönüşen asa. **Anlarız ki sihirbazların gösterdikleri sadece etkileyici bir gösteriden ibarettir. Gerçekle yakından uzaktan ilgisi yoktur.

Ayet 118

1072|7|118|فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1072|7|118|فوقع الحق وبطل ما كانوا يعملون
118. Fe vakaal hakku ve batale mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Öyle ki vuku buldu hak/gerçek ve yapar oldukları batıl199.
Ahmed Samira: 118 So the truth fell/happened , and what they were making/doing (was) wasted/canceled .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fevekaa öyle ki vuku buldu فَوَقَعَ وقع
2 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
3 ve betale ve batıl وَبَطَلَ بطل
4 ma مَا -
5 kanu oldukları كَانُوا كون
6 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 119

1073|7|119|فَغُلِبُوا۟ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُوا۟ صَٰغِرِينَ
1073|7|119|فغلبوا هنالك وانقلبوا صغرين
119. Fe gulibû hunâlike venkalebû sâgırîn(sâgırîne).
Öyle ki yenilgiye uğradılar orada/o anda; ve döndüler küçükler (olarak).
Ahmed Samira: 119 So they were defeated/overcome at that place and time, and they turned (became) submissive/subservient .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fegulibu öyle ki yenilgiye uğradılar فَغُلِبُوا غلب
2 hunalike orada/o anda هُنَالِكَ -
3 venkalebu ve döndüler وَانْقَلَبُوا قلب
4 sagirine küçükler (olarak) صَاغِرِينَ صغر

Ayet 120

1074|7|120|وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ
1074|7|120|والقي السحره سجدين
120. Ve ulkıyes seharatu sâcidîn(sâcidîne).
Ve atıldılar/kapandılar sihirbazlar secde edenler12 (olarak).
Ahmed Samira: 120 And the magicians/sorcerers were thrown/thrown away prostrating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ulkiye ve atıldılar/kapandılar وَأُلْقِيَ لقي
2 s-seharatu sihirbazlar السَّحَرَةُ سحر
3 sacidine secde edenler (olarak). سَاجِدِينَ سجد

Ayet 121

1075|7|121|قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
1075|7|121|قالوا امنا برب العلمين
121. Kâlû âmennâ bi rabbil âlemîn(âlemîne).
Dediler (sihirbazlar): "İman47 ettik alemlerin203 Rabbine4."
Ahmed Samira: 121 They said: "We believed with the creations all together’s/(universes’) Lord ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 amenna iman ettik امَنَّا امن
3 birabbi Rabbine بِرَبِّ ربب
4 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 122

1076|7|122|رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
1076|7|122|رب موسي وهرون
122. Rabbi mûsâ ve hârûn(hârûne).
Rabbine4 Mûsâ'nın ve Hârûn'un.
Ahmed Samira: 122 Moses’ and Aaron’s Lord .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbi Rabbine رَبِّ ربب
2 musa Mûsâ'nın مُوسَىٰ -
3 ve harune ve Hârûn'un وَهَارُونَ -

Ayet 123

1077|7|123|قَالَ فِرْعَوْنُ ءَامَنتُم بِهِۦ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّ هَٰذَا لَمَكْرٌ مَّكَرْتُمُوهُ فِى ٱلْمَدِينَةِ لِتُخْرِجُوا۟ مِنْهَآ أَهْلَهَا فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
1077|7|123|قال فرعون امنتم به قبل ان اذن لكم ان هذا لمكر مكرتموه في المدينه لتخرجوا منها اهلها فسوف تعلمون
123. Kâle fir’avnu âmentum bihî kable en âzene lekum, inne hâzâ le mekrun mekertumûhu fîl medîneti li tuhricû minhâ ehlehâ, fe sevfe ta’lemûn(ta’lemûne).
Dedi firavun: "İman47 ettiniz ona öncesi ki izin veririm sizlere; doğrusu bu mutlak bir terkiptir/düzendir (ki) terkip ettiniz/düzenlediniz onu şehirde; çıkarmak için ondan* ehlini568 onun*; öyle ki yakında bileceksiniz."
Ahmed Samira: 123 Pharaoh said: "You believed with Him, before that I permit for you? That, that (is) cheatery/deceit (E) you schemed/cheated/deceived it in the city/town to bring out from it its people , so you will/shall know."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
3 amentum iman ettiniz امَنْتُمْ امن
4 bihi ona بِهِ -
5 kable öncesi قَبْلَ قبل
6 en ki أَنْ -
7 azene izin veririm اذَنَ اذن
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 haza bu هَٰذَا -
11 lemekrun mutlak bir terkiptir لَمَكْرٌ مكر
12 mekertumuhu terkip ettiniz onu مَكَرْتُمُوهُ مكر
13 fi فِي -
14 l-medineti şehirde الْمَدِينَةِ مدن
15 lituhricu çıkarmak için لِتُخْرِجُوا خرج
16 minha ondan مِنْهَا -
17 ehleha ehlini onun أَهْلَهَا اهل
18 fesevfe öyleki yakında فَسَوْفَ -
19 tea'lemune bileceksiniz تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Şehirden.

Ayet 124

1078|7|124|لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍ ثُمَّ لَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ
1078|7|124|لاقطعن ايديكم وارجلكم من خلف ثم لاصلبنكم اجمعين
124. Le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilâfin summe le usallibennekum ecmaîn(ecmaîne).
"Mutlak keserim ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazdan539; sonra mutlak asarım sizleri topluca."
Ahmed Samira: 124 I will cut off/amputate (E) your hands and your feet from opposites , then I will crucify you/place you on crosses all/all together. ("OPPOSITES" MEANS A RIGHT HAND AND A LEFT FOOT, OR A LEFT HAND AND A RIGHT FOOT)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leukattianne mutlak keserim لَأُقَطِّعَنَّ قطع
2 eydiyekum ellerinizi أَيْدِيَكُمْ يدي
3 ve erculekum ve ayaklarınızı وَأَرْجُلَكُمْ رجل
4 min مِنْ -
5 hilafin çaprazdan خِلَافٍ خلف
6 summe sonra ثُمَّ -
7 leusallibennekum mutlak asarım sizileri لَأُصَلِّبَنَّكُمْ صلب
8 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Ayet 125

1079|7|125|قَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
1079|7|125|قالوا انا الي ربنا منقلبون
125. Kâlû innâ ilâ rabbinâ munkalibûn(munkalibûne).
Dediler: "Doğrusu bizler Rabbimize4 karşı dönenleriz."
Ahmed Samira: 125 They said: "We are to our Lord returning ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler ki قَالُوا قول
2 inna doğrusu bizler إِنَّا -
3 ila karşı إِلَىٰ -
4 rabbina Rabbimize رَبِّنَا ربب
5 munkalibune dönenleriz مُنْقَلِبُونَ قلب

Ayet 126

1080|7|126|وَمَا تَنقِمُ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتْنَا رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
1080|7|126|وما تنقم منا الا ان امنا بايت ربنا لما جاتنا ربنا افرغ علينا صبرا وتوفنا مسلمين
126. Ve mâ tenkımu minnâ illâ en âmennâ bi âyâti rabbinâ lemmâ câetnâ, rabbenâ efrıg aleynâ sabren ve teveffenâ muslimîn(muslimîne).
"Ve intikam alır değilsin bizden dışında ki iman47 ettik Rabbimizin4 ayetlerine237 geldiğinde o* bizlere; Rabbimiz4! Boşalt üzerimize bir sabır51; ve vefat621 ettir bizleri müslim45 (olarak)."
Ahmed Samira: 126 And you do not revenge/hate/criticize from us except that we believed with our Lord’s evidences/verses/signs, when (it) came to us, our Lord pour on us patience, and make us die (as) Moslems/submitters/surrenderers.104

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değilsin وَمَا -
2 tenkimu intikam alır تَنْقِمُ نقم
3 minna bizden مِنَّا -
4 illa dışında إِلَّا -
5 en kli أَنْ -
6 amenna iman ettik امَنَّا امن
7 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
8 rabbina Rabbimizin رَبِّنَا ربب
9 lemma لَمَّا -
10 ca'etna geldiğinde bizlere جَاءَتْنَا جيا
11 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
12 efrig boşalt أَفْرِغْ فرغ
13 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
14 sabran bir sabır صَبْرًا صبر
15 ve teve ffena ve vefat ettir bizleri وَتَوَفَّنَا وفي
16 muslimine müslim (olarak) مُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1: *Ayet.

Ayet 127

1081|7|127|وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوْمَهُۥ لِيُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَ قَالَ سَنُقَتِّلُ أَبْنَآءَهُمْ وَنَسْتَحْىِۦ نِسَآءَهُمْ وَإِنَّا فَوْقَهُمْ قَٰهِرُونَ
1081|7|127|وقال الملا من قوم فرعون اتذر موسي وقومه ليفسدوا في الارض ويذرك والهتك قال سنقتل ابناهم ونستحي نساهم وانا فوقهم قهرون
127. Ve kâlel meleu min kavmi fir’avne e tezeru mûsâ ve kavmehu li yufsidû fìl ardı ve yezereke ve âliheteke, kâle senukattilu ebnâehum ve nestahyî nisâehum ve innâ fevkahum kâhirûn(kâhirûne).
Ve dedi mele364 firavunun kavminden/toplumundan: "Bırakır mısın Mûsâ’yı ve onun kavmini/toplumunu fesat265 çıkarmaları için yerde?; ve bırakır (Mûsâ) seni ve senin ilâhlarını"; dedi (firavun): "Katledeceğiz onların oğullarını ve hayatta bırakacağız onların kadınlarını; ve doğrusu biz üstünüyüz onların kâhirler* (olarak)."
Ahmed Samira: 127 And the nobles/assembly from Pharaoh’s nation said: "Do you leave Moses and his nation to corrupt/disorder in the earth/Planet Earth, and he leaves you and your gods?" He said: "We will kill their sons and shame/keep alive their women, and we are above/over them defeating/conquering."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 l-meleu mele الْمَلَأُ ملا
3 min مِنْ -
4 kavmi kavminden/toplumundan قَوْمِ قوم
5 fir'avne firavunun فِرْعَوْنَ -
6 etezeru bırakır mısın أَتَذَرُ وذر
7 musa Mûsâ’yı مُوسَىٰ -
8 ve kavmehu ve kavmini/toplumunu وَقَوْمَهُ قوم
9 liyufsidu fesat çıkarmaları için لِيُفْسِدُوا فسد
10 fi فِي -
11 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
12 ve yezerake ve bırakır seni وَيَذَرَكَ وذر
13 ve aliheteke ve senin ilahlarını وَالِهَتَكَ اله
14 kale dedi قَالَ قول
15 senukattilu katledeceğiz سَنُقَتِّلُ قتل
16 ebna'ehum oğullarını onların أَبْنَاءَهُمْ بني
17 ve nestehyi ve hayatta bırakacağız وَنَسْتَحْيِي حيي
18 nisa'ehum kadınlarını onların نِسَاءَهُمْ نسو
19 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
20 fevkahum üstünüyüz onların فَوْقَهُمْ فوق
21 kahirune kahirler (olarak) قَاهِرُونَ قهر

Notlar

Not 1: *Dilediğini zorla yaptırma gücü olan, güç yetiren, zapt eden, zafer kazanan, kahreden, zorla hizaya getiren.

Ayet 128

1082|7|128|قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱصْبِرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْأَرْضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ
1082|7|128|قال موسي لقومه استعينوا بالله واصبروا ان الارض لله يورثها من يشا من عباده والعقبه للمتقين
128. Kâle mûsâ li kavmihisteînû billâhi vasbirû, innel arda lillâhi yûrisuhâ men yeşâu min ibâdih(ibâdihî), vel âkıbetu lil muttekîn(muttekîne).
Dedi Mûsâ kavmine/toplumuna: "Çağırın Allah’ı; ve sabredin51; doğrusu yer Allah’adır; varis eder onu* kullarından dilediği kimseye; ve akıbet892 muttakileredir17."
Ahmed Samira: 128 Moses said to his nation: "Seek help/support/assistance by (from) God, and be patient, that the earth/land/Planet Earth (is) to God, He makes whom He wills/wants from His worshippers/slaves inherit it, and the end (result is) to the fearing and obeying (God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 likavmihi kavmine/toplumuna لِقَوْمِهِ قوم
4 steiynu çağırın اسْتَعِينُوا عون
5 billahi Allah’ı بِاللَّهِ -
6 vesbiru ve sabredin وَاصْبِرُوا صبر
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 l-erde yer الْأَرْضَ ارض
9 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
10 yurisuha varis eder ona يُورِثُهَا ورث
11 men kimseyi مَنْ -
12 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
13 min مِنْ -
14 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
15 vel'aakibetu ve akıbeti وَالْعَاقِبَةُ عقب
16 lilmuttekine mutakileredir لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Yer.

Ayet 129

1083|7|129|قَالُوٓا۟ أُوذِينَا مِن قَبْلِ أَن تَأْتِيَنَا وَمِنۢ بَعْدِ مَا جِئْتَنَا قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ
1083|7|129|قالوا اوذينا من قبل ان تاتينا ومن بعد ما جيتنا قال عسي ربكم ان يهلك عدوكم ويستخلفكم في الارض فينظر كيف تعملون
129. Kâlû ûzînâ min kabli en te’tiyenâ ve min ba’di mâ ci’tenâ, kâle asâ rabbukum en yuhlike aduvvekum ve yestahlifekum fîl ardı fe yanzure keyfe ta’melûn(ta’melûne).
Dediler*: "Eziyet edildik öncesinde ki geldin bizlere; ve gelmen sonrasında (da) bizlere"; dedi (Mûsâ): "Belki Rabbiniz4 ki helak eder düşmanınızı; ve halife65 kılar sizleri yere; öyle ki bakar nasıl yaparsınız."
Ahmed Samira: 129 They said: "We were mildly harmed from before that you came to us, and from after what you came to us." He said: "Maybe/perhaps (hopefully) your Lord, that He destroys/perishes your enemy and He makes you successors in the earth/Planet Earth/land, so He sees/watches how you do/work ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 uzina eziyet edildik أُوذِينَا اذي
3 min مِنْ -
4 kabli öncesinde قَبْلِ قبل
5 en ki أَنْ -
6 te'tiyena getirdin bizlere تَأْتِيَنَا اتي
7 vemin ve وَمِنْ -
8 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
9 ma مَا -
10 ci'tena bizlere gelmen جِئْتَنَا جيا
11 kale dedi قَالَ قول
12 asa belki عَسَىٰ عسي
13 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
14 en ki أَنْ -
15 yuhlike helak eder يُهْلِكَ هلك
16 aduvvekum düşmanınızı عَدُوَّكُمْ عدو
17 ve yestehlifekum ve halife kılar sizleri وَيَسْتَخْلِفَكُمْ خلف
18 fi فِي -
19 l-erdi yere الْأَرْضِ ارض
20 feyenzura öyle ki bakar فَيَنْظُرَ نظر
21 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
22 tea'melune yaparsınız تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Mûsâ'nın kavmi.

Ayet 130

1084|7|130|وَلَقَدْ أَخَذْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ بِٱلسِّنِينَ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
1084|7|130|ولقد اخذنا ال فرعون بالسنين ونقص من الثمرت لعلهم يذكرون
130. Ve lekad ehaznâ âle fir’avne bis sinîne ve naksın mines semerâti leallehum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve ant olsun tuttuk firavun ailesini senelerle* ve bir eksiltme (-yle) ürünlerden; belki onlar zikrederler78.
Ahmed Samira: 130 And We had taken Pharaoh’s family with the years (drought), and reduction (deficiency) from the fruits, maybe/perhaps they mention/remember .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ehazna tuttuk أَخَذْنَا اخذ
3 ale ailesini الَ اول
4 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
5 bis-sinine senelerle بِالسِّنِينَ سنو
6 ve neksin ve eksiltme وَنَقْصٍ نقص
7 mine مِنَ -
8 s-semerati ürünlerden الثَّمَرَاتِ ثمر
9 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
10 yezzekkerune hatırlarlar يَذَّكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Her sene gerçekleşen Nil'in taşma döngüsünün en az 3 sene veya daha fazla sene gerçekleşmemesi.

Ayet 131

1085|7|131|فَإِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلْحَسَنَةُ قَالُوا۟ لَنَا هَٰذِهِۦ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا۟ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمْ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
1085|7|131|فاذا جاتهم الحسنه قالوا لنا هذه وان تصبهم سييه يطيروا بموسي ومن معه الا انما طيرهم عند الله ولكن اكثرهم لا يعلمون
131. Fe izâ câethumul hasenetu kâlû lenâ hâzih(hâzihî), ve in tusibhum seyyietun yettayyerû bi mûsâ ve men meah(meahu), e lâ innemâ tâiruhum indallahi ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Öyle ki geldiği zaman onlara bir güzellik dediler: "Bizedir bu"; ve eğer isabet ederse onlara bir kötülük uğursuz sayıyorlardı Mûsâ’yı ve onunla (Mûsâ'yla) beraber kimseleri; onların uğursuzluğu ancak Allah'ın indindedir/katındadır değil mi?; fakat çokları onların bilmezler.
Ahmed Samira: 131 So if the good/goodness came to them, they said: "This (is) for us." And if a sin/crime hits/strikes them , they get (have) a bad omen with Moses and whom (is) with him. Is it not, but their bad omen (is) at God, and but most of them do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feiza öyle ki فَإِذَا -
2 ca'ethumu geldiği zaman onlara جَاءَتْهُمُ جيا
3 l-hasenetu bir güzellik الْحَسَنَةُ حسن
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 lena bizedir لَنَا -
6 hazihi bu هَٰذِهِ -
7 ve in ve eğer وَإِنْ -
8 tusibhum isabet etse onlara تُصِبْهُمْ صوب
9 seyyietun bir kötülük سَيِّئَةٌ سوا
10 yettayyeru uğursuz sayıyorlardı يَطَّيَّرُوا طير
11 bimusa Mûsâ’yı بِمُوسَىٰ -
12 ve men ve kimseleri وَمَنْ -
13 meahu onunla beraber مَعَهُ -
14 ela değil mi أَلَا -
15 innema ancak إِنَّمَا -
16 tairuhum onların uğursuzluğu طَائِرُهُمْ طير
17 inde katındadır عِنْدَ عند
18 llahi Allah اللَّهِ -
19 velakinne fakat وَلَٰكِنَّ -
20 ekserahum çokları أَكْثَرَهُمْ كثر
21 la لَا -
22 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Ayet 132

1086|7|132|وَقَالُوا۟ مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِۦ مِنْ ءَايَةٍ لِّتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ
1086|7|132|وقالوا مهما تاتنا به من ايه لتسحرنا بها فما نحن لك بمومنين
132. Ve kâlû mehmâ te’tinâ bihî min âyetin li tesharenâ bihâ fe mâ nahnu leke bi mu’minîn(mu’minîne).
Ve dediler: "Ne kadar gelsen de bizlere kendisiyle bir ayetten287; sihirle büyülemek için bizleri onunla; öyle ki değiliz bizler sana iman47 edenler."
Ahmed Samira: 132 And they said: "whatever you come/bring to us with it, from an evidence/sign/verse to bewitch/enchant us with it, so we are not to you with believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 mehma ne kadar مَهْمَا -
3 te'tina gelsen de bizlere تَأْتِنَا اتي
4 bihi onunla بِهِ -
5 min bir مِنْ -
6 ayetin bir ayetten ايَةٍ ايي
7 litesharana sihirle büyülemek için لِتَسْحَرَنَا سحر
8 biha kendisiyle بِهَا -
9 fema öyle ki değiliz فَمَا -
10 nehnu biz نَحْنُ -
11 leke sana لَكَ -
12 bimu'minine iman edenler بِمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 133

1087|7|133|فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلْجَرَادَ وَٱلْقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتٍ مُّفَصَّلَٰتٍ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
1087|7|133|فارسلنا عليهم الطوفان والجراد والقمل والضفادع والدم ايت مفصلت فاستكبروا وكانوا قوما مجرمين
133. Fe erselnâ aleyhimut tûfâne vel cerâde vel kummele ved dafâdia ved deme âyâtin mufassalâtin festekberû ve kânû kavmen mucrimîn(mucrimîne).
Öyle ki gönderdik üzerlerine678 tufan; ve çekirge; ve bit; ve kurbağalar; ve kan; ayrılmış bir ayet (olarak); öyle ki kibirlendiler; ve oldular mücrim674 bir kavim/toplum.
Ahmed Samira: 133 So We sent on them the deadly/great flood/excess , and the grasshoppers/locusts and the lice, and the frogs and the blood, explained/clarified evidences/signs for them, so they became arrogant, and they were a nation (of) criminals/sinners .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feerselna öyle ki gönderdik فَأَرْسَلْنَا رسل
2 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
3 t-tufane tufan الطُّوفَانَ طوف
4 velcerade ve çekirge وَالْجَرَادَ جرد
5 velkummele ve bit وَالْقُمَّلَ قمل
6 ve ddefadia ve kurbağalar وَالضَّفَادِعَ ضفدع
7 ve ddeme ve kan وَالدَّمَ دمو
8 ayatin bir ayet (olarak) ايَاتٍ ايي
9 mufessalatin ayrılmış مُفَصَّلَاتٍ فصل
10 festekberu öyle ki kibirlendiler فَاسْتَكْبَرُوا كبر
11 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
12 kavmen bir kavim/toplum قَوْمًا قوم
13 mucrimine mücrimler مُجْرِمِينَ جرم

Ayet 134

1088|7|134|وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ ٱلرِّجْزُ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ لَئِن كَشَفْتَ عَنَّا ٱلرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
1088|7|134|ولما وقع عليهم الرجز قالوا يموسي ادع لنا ربك بما عهد عندك لين كشفت عنا الرجز لنومنن لك ولنرسلن معك بني اسريل
134. Ve lemmâ vakaa aleyhimur riczu kâlû yâ mûsed’u lenâ rabbeke bi mâ ahide indek(indeke), le in keşefte anner ricze le nu’minenne leke ve le nursilenne meake benî isrâîl(isrâîle).
Ve ne zaman ki vuku buldu üzerlerine cezalandırma dediler: "Ey Mûsâ! Çağır bizlere (senin) Rabbini4; ahitleştiğiyle (O'nun) senin indinde/yanında; eğer çıkış keşfedersen (sen) bizden cezalandırmaya; mutlak iman ederiz sana; ve mutlak göndeririz seninle birlikte (olan) İsrâîloğullarını197."
Ahmed Samira: 134 And when the filth/torture fell on them, they said: "You Moses, call for us your Lord, with what He promised/pledged at you, if (E) you removed/uncovered (relieved) the filth/torture from us, we will believe (E) to you, and we will send (E) with you Israel’s sons and daughters."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 vekaa vukuu buldu وَقَعَ وقع
3 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
4 r-riczu cezalandırma الرِّجْزُ رجز
5 kalu dediler قَالُوا قول
6 ya musa ey Mâsâ يَا مُوسَى -
7 d'u çağır ادْعُ دعو
8 lena bizlere لَنَا -
9 rabbeke (senin) Rabbini رَبَّكَ ربب
10 bima بِمَا -
11 ahide ahitleştiğiyle عَهِدَ عهد
12 indeke senin indinde/yanında عِنْدَكَ عند
13 lein eğer لَئِنْ -
14 keşefte çıkış keşfedersen كَشَفْتَ كشف
15 anna bizden عَنَّا -
16 r-ricze cezalandırma الرِّجْزَ رجز
17 lenu'minenne mutlak iman ederiz لَنُؤْمِنَنَّ امن
18 leke sana لَكَ -
19 velenursilenne ve mutlak göndeririz وَلَنُرْسِلَنَّ رسل
20 meake seninle birlikte (olan) مَعَكَ -
21 beni oğullarını بَنِي بني
22 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -

Ayet 135

1089|7|135|فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلرِّجْزَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ هُم بَٰلِغُوهُ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ
1089|7|135|فلما كشفنا عنهم الرجز الي اجل هم بلغوه اذا هم ينكثون
135. Fe lemmâ keşefnâ anhumur ricze ilâ ecelin hum bâligûhu izâ hum yenkusûn(yenkusûne).
Öyle ki ne zaman (bir çıkış/kurtuluş) keşfetsek onlara cezalandırmadan; bir ecele* kadar (ki) onlar ulaşanlardır ona*; o zaman onlar bozarlar**.
Ahmed Samira: 135 So when We removed/uncovered (relieved) from them the filth/torture to a term/time they, they are reaching it, then they are breaching/violating .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 keşefna çıkış keşfetsek كَشَفْنَا كشف
3 anhumu onlardan عَنْهُمُ -
4 r-ricze cezalandırmaya الرِّجْزَ رجز
5 ila kadar إِلَىٰ -
6 ecelin bir ecele أَجَلٍ اجل
7 hum onlar هُمْ -
8 baliguhu ulaşanlardır ona بَالِغُوهُ بلغ
9 iza o zaman إِذَا -
10 hum onlar هُمْ -
11 yenkusune bozarlar يَنْكُثُونَ نكث

Notlar

Not 1: *Süreye.**Ahitlerini, sözleşmelerini, antlaşmalarını.

Ayet 136

1090|7|136|فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ
1090|7|136|فانتقمنا منهم فاغرقنهم في اليم بانهم كذبوا بايتنا وكانوا عنها غفلين
136. Fentekamnâ minhum fe agraknâhum fîl yemmi biennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Öyle ki intikam aldık onlardan; öyle ki boğduk onları bol suda; nedeniyle ki onlar yalanladılar ayetlerimizi237; ve oldular ondan* gâfiller310.
Ahmed Samira: 136 So We revenged/punished from them, so We drowned/sunk them in the body of water (river/sea/lake) because they denied/falsified with Our verses/evidences , and they were from it ignoring/disregarding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fentekamna öyle ki intikam aldık فَانْتَقَمْنَا نقم
2 minhum onlardan مِنْهُمْ -
3 fe egraknahum öyle ki boğduk onları فَأَغْرَقْنَاهُمْ غرق
4 fi فِي -
5 l-yemmi bol suda الْيَمِّ يمم
6 biennehum nedeniyle ki onlar بِأَنَّهُمْ -
7 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
8 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
9 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
10 anha ondan عَنْهَا -
11 gafiline gafiller غَافِلِينَ غفل

Notlar

Not 1: *Ayetten.

Ayet 137

1091|7|137|وَأَوْرَثْنَا ٱلْقَوْمَ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ يُسْتَضْعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلْأَرْضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلْحُسْنَىٰ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُۥ وَمَا كَانُوا۟ يَعْرِشُونَ
1091|7|137|واورثنا القوم الذين كانوا يستضعفون مشرق الارض ومغربها التي بركنا فيها وتمت كلمت ربك الحسني علي بني اسريل بما صبروا ودمرنا ما كان يصنع فرعون وقومه وما كانوا يعرشون
137. Ve evresnel kavmellezîne kânû yustad’afûne meşârikal ardı ve megâribehelletî bâreknâ fîhâ, ve temmet kelimetu rabbikel husnâ alâ benî isrâîle bi mâ saberû, ve demmernâ mâ kâne yasnau fir’avnu ve kavmuhu ve mâ kânû ya’rişûn(ya’rişûne).
Ve varis kıldık kavmi/toplumu* -kimselerdir (ki) oldular zaaflı bırakılanlar- doğularına yerin** ve batılarına onun** (ki) bereketlendirdiğimizdir*** orada**; ve tamamlandı kelimesi**** (senin) Rabbinin4 güzellik (-le) İsrâîloğulları üzerine sabretmeleriyle; ve darmadağın ettik üretir olduklarını firavun ve onun kavminin; ve diker***** olduklarını.
Ahmed Samira: 137 And We made the nation, those who were being weakened inherit the earth’s/Planet Earth’s sun rises/easts, and its sunsets , that We blessed in it, and your Lord’s word/expression the good (is) completed on Israel’s sons and daughters because (of) what they were patient, and We destroyed what Pharaoh and his nation were making/producing , and what they were building of trellised or wooden buildings/raising/supporting/inhabiting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve evrasna ve varis kıldık وَأَوْرَثْنَا ورث
2 l-kavme kavmi/toplumu الْقَوْمَ قوم
3 ellezine kimseleri (ki) الَّذِينَ -
4 kanu oldular كَانُوا كون
5 yusted'afune zaaflı bırakılanlar يُسْتَضْعَفُونَ ضعف
6 meşarika doğularına مَشَارِقَ شرق
7 l-erdi yerin الْأَرْضِ ارض
8 ve megaribeha ve batılarına onun وَمَغَارِبَهَا غرب
9 lleti o ki الَّتِي -
10 barakna bereketlendirdik بَارَكْنَا برك
11 fiha orada فِيهَا -
12 ve temmet ve tamamlandı وَتَمَّتْ تمم
13 kelimetu kelimesi كَلِمَتُ كلم
14 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
15 l-husna güzellik (-le) الْحُسْنَىٰ حسن
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 beni oğulları بَنِي بني
18 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
19 bima بِمَا -
20 saberu sabretmeleriyle صَبَرُوا صبر
21 ve demmerna ve darmadağın ettik وَدَمَّرْنَا دمر
22 ma مَا -
23 kane olduklarını كَانَ كون
24 yesneu ürettirler يَصْنَعُ صنع
25 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
26 ve kavmuhu ve onun kavminin وَقَوْمُهُ قوم
27 ve ma ve وَمَا -
28 kanu olduklarını كَانُوا كون
29 yea'rişune dikerler يَعْرِشُونَ عرش

Notlar

Not 1: *Hiksoslular. Nil'in doğularına ve batınlarına hakim olan ezilmiş, hor görülmüş, zaaflı bırakılmış kavim/toplum.**Nil'in doğuları ve batıları.***Nil'in doğuları ve batıları bol akan suyla bereketlendirilmiştir. ****Firavunun kölesi olmaktan kurtulmaları.*****Her türlü dikilen yapılar olabilir. Çadır direkleri, ağaçları dik tutmak için kullanılan kazıklar vb.

Ayet 138

1092|7|138|وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتَوْا۟ عَلَىٰ قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصْنَامٍ لَّهُمْ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱجْعَل لَّنَآ إِلَٰهًا كَمَا لَهُمْ ءَالِهَةٌ قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
1092|7|138|وجوزنا ببني اسريل البحر فاتوا علي قوم يعكفون علي اصنام لهم قالوا يموسي اجعل لنا الها كما لهم الهه قال انكم قوم تجهلون
138. Ve câveznâ bi benî israîlel bahre fe etev alâ kavmin ya’kufûne alâ asnâmin lehum, kâlû yâ mûsac’al lenâ ilâhen ke mâ lehum âlihetun, kâle innekum kavmun techelûn(techelûne).
Ve cevaz* verdik İsrâîloğullarının197 bol sudan236; öyle ki vardılar bir kavim/toplum üzerine (ki) yapışıyorlardı** kendi idollerine624 karşı; dediler: "Ey Mûsâ! Yap bizlere bir ilâh74 onların ilâhları74 gibi"; dedi (Mûsâ): "Doğrusu sizler cahil489 bir kavimsiniz/toplumsunuz."
Ahmed Samira: 138 And We made with Israel’s sons and daughters cross/pass through the large body of water (sea/ocean) , so they came/passed by on a nation occupying themselves/adhering on (to) idolized or worshipped idols/statues for them, they said: "You Moses, make/create for us a god, as/like (there are) gods for them." He said: "That you are a nation being lowly/ignorant/foolish ."105

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cave zna ve geçmesine cevaz verdik وَجَاوَزْنَا جوز
2 bibeni oğullarına بِبَنِي بني
3 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
4 l-behra bol sudan الْبَحْرَ بحر
5 feetev öyle ki vardılar فَأَتَوْا اتي
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 kavmin bir kavim قَوْمٍ قوم
8 yea'kufune yapışırlar يَعْكُفُونَ عكف
9 ala karşı عَلَىٰ -
10 esnamin idollerine أَصْنَامٍ صنم
11 lehum kendilerinin لَهُمْ -
12 kalu dediler قَالُوا قول
13 ya musa ey Musa يَا مُوسَى -
14 c'al yap اجْعَلْ جعل
15 lena bizlere لَنَا -
16 ilahen bir ilah إِلَٰهًا اله
17 kema gibi كَمَا -
18 lehum onların لَهُمْ -
19 alihetun ilahları الِهَةٌ اله
20 kale dedi قَالَ قول
21 innekum doğrusu sizleri إِنَّكُمْ -
22 kavmun bir kavim/toplum قَوْمٌ قوم
23 techelune cahil تَجْهَلُونَ جهل

Notlar

Not 1: *Geçmelerine izin.**Tapınmak için yapışıyorlardı.

Ayet 139

1093|7|139|إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ مُتَبَّرٌ مَّا هُمْ فِيهِ وَبَٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1093|7|139|ان هولا متبر ما هم فيه وبطل ما كانوا يعملون
139. İnne hâulâi mutebberun mâ hum fîhi ve bâtılun mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
"Doğrusu şunlar; paramparça/toz duman edilendir* onların** kendisi içinde (oldukları); ve bir batıldır199 yapar oldukları."
Ahmed Samira: 139 That those what they are in it (is) destroyed/ruined/broken, and what they were making/doing is being wasted/annulled .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ha'ula'i şunlar هَٰؤُلَاءِ -
3 mutebberun param parça edilendir مُتَبَّرٌ تبر
4 ma مَا -
5 hum onlar هُمْ -
6 fihi onun içindedir فِيهِ -
7 ve batilun ve bir batıldır وَبَاطِلٌ بطل
8 ma مَا -
9 kanu oldukları كَانُوا كون
10 yea'melune yapar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Yaptıkları batıl inanç.**İdollere yapışanlar.

Ayet 140

1094|7|140|قَالَ أَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْغِيكُمْ إِلَٰهًا وَهُوَ فَضَّلَكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
1094|7|140|قال اغير الله ابغيكم الها وهو فضلكم علي العلمين
140. Kâle e gayrallâhi ebgîkum ilâhen ve huve faddalekum alel âlemîn(âlemîne).
Dedi (Mûsâ): "Allah'tan başkasını mı ararım sizlere bir ilâh (olarak); ve O (Allah) faziletlendirdi202 sizleri alemlere203 karşı?"
Ahmed Samira: 140 He said: "Is other than God a god I wish/desire (for) you, and He preferred/favoured you over the creations all together/(universes)?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 egayra başkasını أَغَيْرَ غير
3 llahi Allah'tan اللَّهِ -
4 ebgikum bakınırım/ararım sizlere أَبْغِيكُمْ بغي
5 ilahen bir ilâh إِلَٰهًا اله
6 vehuve ve O وَهُوَ -
7 feddelekum faziletlendirdi sizleri فَضَّلَكُمْ فضل
8 ala karşı عَلَى -
9 l-aalemine alemlere الْعَالَمِينَ علم

Ayet 141

1095|7|141|وَإِذْ أَنجَيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُقَتِّلُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ
1095|7|141|واذ انجينكم من ال فرعون يسومونكم سو العذاب يقتلون ابناكم ويستحيون نساكم وفي ذلكم بلا من ربكم عظيم
141. Ve iz enceynâkum min âli fir’avne yesûmûnekum sûel azâb(azâbi), yukattilûne ebnâekum ve yestahyûne nisâekum ve fî zâlikum belâun min rabbikum azîm(azîmun).
Ve kurtardığımız zaman sizleri firavun ailesinden; dayatıyorlardı sizlere azabın kötülüsünü; katlediyorlardı35 oğullarınızı; ve hayatta bırakıyorlardı kadınlarınızı; ve işte sizlereydi bir bela Azîm94 (olan) Rabbinizden4.
Ahmed Samira: 141 And if We saved/rescued you from Pharaoh’s family, they humiliate/impose upon you the punishment’s evil/harm , they kill your sons and they shame/keep alive your women, and in that (is) a great test from your Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve وَإِذْ -
2 enceynakum kurtardığımız zaman أَنْجَيْنَاكُمْ نجو
3 min مِنْ -
4 ali ailesinden الِ اول
5 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
6 yesumunekum dayatıyorlardı sizlere يَسُومُونَكُمْ سوم
7 su'e kötüsünü سُوءَ سوا
8 l-azabi azabın الْعَذَابِ عذب
9 yukattilune katlediyorlardı يُقَتِّلُونَ قتل
10 ebna'ekum oğullarınızı أَبْنَاءَكُمْ بني
11 ve yestehyune ve hayatta bırakıyorlardı وَيَسْتَحْيُونَ حيي
12 nisa'ekum kadınlarınızı نِسَاءَكُمْ نسو
13 ve fi ve وَفِي -
14 zalikum işte sizlereydi ذَٰلِكُمْ -
15 bela'un bir bela بَلَاءٌ بلو
16 min مِنْ -
17 rabbikum Rabbiniz رَبِّكُمْ ربب
18 azimun Azîm عَظِيمٌ عظم

Ayet 142

1096|7|142|وَوَٰعَدْنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيْلَةً وَأَتْمَمْنَٰهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخْلُفْنِى فِى قَوْمِى وَأَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِعْ سَبِيلَ ٱلْمُفْسِدِينَ
1096|7|142|ووعدنا موسي ثلثين ليله واتممنها بعشر فتم ميقت ربه اربعين ليله وقال موسي لاخيه هرون اخلفني في قومي واصلح ولا تتبع سبيل المفسدين
142. Ve vâadnâ mûsâ selâsîne leyleten ve etmemnâhâ bi aşrin fe temme mîkâtu rabbihî erbaîne leyleh(leyleten), ve kâle mûsâ li ahîhi hârûnahlufnî fî kavmî ve aslıh ve lâ tettebi’ sebîlel mufsidîn(mufsidîne).
Ve vaat ettik Mûsâ’ya otuz geceyi; ve tamamladık onu* onla (on geceyle); öyle ki tamamladı onun (Mûsâ'nın) Rabbi4 vakti kırk geceye; ve dedi Mûsâ kardeşi Hârûn'a: "Halife65** ol kavmin/toplumun içinde; ve ıslah360 et ve tabi olma fesat265 çıkaranların yoluna.
Ahmed Samira: 142 And We promised Moses thirty nights, and We completed it with ten, so his Lord’s appointed time/appointed time or place completed forty nights, and Moses said to his brother Aaron, "Be my successor in my nation, and correct/repair/reconciliate and do not follow the corrupting’s way/path ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve vaadna ve vaat ettik وَوَاعَدْنَا وعد
2 musa Mûsâ’ya مُوسَىٰ -
3 selasine otuz ثَلَاثِينَ ثلث
4 leyleten geceyi لَيْلَةً ليل
5 ve etmemnaha ve tamamladık onu وَأَتْمَمْنَاهَا تمم
6 biaşrin onla بِعَشْرٍ عشر
7 fetemme öyle ki tamamladık فَتَمَّ تمم
8 mikatu vakit مِيقَاتُ وقت
9 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
10 erbeiyne kırk أَرْبَعِينَ ربع
11 leyleten geceye لَيْلَةً ليل
12 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
13 musa Musa مُوسَىٰ -
14 liehihi kardeşi لِأَخِيهِ اخو
15 harune Harun'a هَارُونَ -
16 hlufni halife ol اخْلُفْنِي خلف
17 fi içinde فِي -
18 kavmi kavminde/toplumunda قَوْمِي قوم
19 ve eslih ve ıslah et وَأَصْلِحْ صلح
20 ve la ve وَلَا -
21 tettebia' tabi olma تَتَّبِعْ تبع
22 sebile yoluna سَبِيلَ سبل
23 l-mufsidine fesat çıkaranların الْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *30 geceyi.**Benim ardımdan.

Ayet 143

1097|7|143|وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًا فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
1097|7|143|ولما جا موسي لميقتنا وكلمه ربه قال رب ارني انظر اليك قال لن تريني ولكن انظر الي الجبل فان استقر مكانه فسوف تريني فلما تجلي ربه للجبل جعله دكا وخر موسي صعقا فلما افاق قال سبحنك تبت اليك وانا اول المومنين
143. Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu rabbuhu kâle rabbi erinî enzur ileyk(ileyke), kâle len terânî ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu’minîn(mu’minîne).
Ve ne zaman ki geldi Mûsâ vaktimize; ve kelam369 etti ona Rabbi4: dedi (Mûsâ): "Rabbim4! Görün bana; bakarım sana"; dedi (Allah): "Asla göremezsin beni; velakin/fakat bak dağa doğru; öyle ki eğer kararlı kalırsa o makamında; öyle ki yakında göreceksin beni"; öyle ki ne zaman tecelli etti onun Rabbi4 dağa; yaptı (Allah) onu dümdüz; ve düştü Mûsâ bayılma (-yla); ne zaman ki ayıldı dedi (Mûsâ): "Subhânsın7 sen! Tevbe33 ettim sana; ve ben evveliyim/öncüsüyüm müminlerin27."
Ahmed Samira: 143 And when Moses came to Our appointed time/appointed time or place, and his Lord conversed/spoke (to) him, he said: "My Lord show me/make me understand, I look/see to you." He said: "You will never/not see me, and but/however look to the mountain , so if it settled/established/affixed (in) its place/position, so you will/shall see me." So when his Lord uncovered/revealed/shined to the mountain, He made it crushed/destroyed/leveled/flattened, and Moses fell down fainting from thunderous noise/thunderstruck, so when he recovered/woke up, he said: "Your praise/glory, I repented to you, and I am first (of) the believers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman وَلَمَّا -
2 ca'e geldi جَاءَ جيا
3 musa Musa مُوسَىٰ -
4 limikatina vaktimize لِمِيقَاتِنَا وقت
5 ve kellemehu ve kelam etti ona وَكَلَّمَهُ كلم
6 rabbuhu Rabbi رَبُّهُ ربب
7 kale dedi قَالَ قول
8 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
9 erini görün bana أَرِنِي راي
10 enzur bakayım أَنْظُرْ نظر
11 ileyke sana إِلَيْكَ -
12 kale dedi ki قَالَ قول
13 len asla لَنْ -
14 terani göremezsin beni تَرَانِي راي
15 velakini velakin/fakat وَلَٰكِنِ -
16 unzur bak انْظُرْ نظر
17 ila doğru إِلَى -
18 l-cebeli dağa الْجَبَلِ جبل
19 feini öyle ki eğer فَإِنِ -
20 stekarra kararlı kalırsa اسْتَقَرَّ قرر
21 mekanehu makanında مَكَانَهُ كون
22 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
23 terani göreceksin beni تَرَانِي راي
24 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
25 tecella tecelli etti تَجَلَّىٰ جلو
26 rabbuhu onu Rabbi رَبُّهُ ربب
27 lilcebeli dağa لِلْجَبَلِ جبل
28 cealehu yaptı onu جَعَلَهُ جعل
29 dekken dümdüz دَكًّا دكك
30 ve harra ve düştü وَخَرَّ خرر
31 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
32 saikan bayılma (-yla) صَعِقًا صعق
33 fe lemma ne zaman ki فَلَمَّا -
34 efaka ayıldı أَفَاقَ فوق
35 kale dedi (Mûsâ) قَالَ قول
36 subhaneke Subhansın sen سُبْحَانَكَ سبح
37 tubtu tevbe ettim تُبْتُ توب
38 ileyke sana إِلَيْكَ -
39 ve ena ve ben وَأَنَا -
40 evvelu evveliyim/öncüsüyüm أَوَّلُ اول
41 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 144

1098|7|144|قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّى ٱصْطَفَيْتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِى وَبِكَلَٰمِى فَخُذْ مَآ ءَاتَيْتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
1098|7|144|قال يموسي اني اصطفيتك علي الناس برسلتي وبكلمي فخذ ما اتيتك وكن من الشكرين
144. Kâle yâ mûsâ innîstafeytuke alen nâsi bi risâlâtî ve bi kelâmî fe huz mâ âteytuke ve kun mineş şâkirîn(şâkirîne).
Dedi (Allah): "Ey Mûsâ! Doğrusu ben saflaştırdım seni insanlara karşı; risâletimle223 ve kelamımla369; öyle ki tut/edin verdiğimi* sana; ve ol şükredenlerden."
Ahmed Samira: 144 He said: "You Moses, that I, I chose/purified you, over the people with My messages, and with My speech/conversation/languages, so take/receive what I gave/brought you, and be from the thankful/grateful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 ya musa ey Mûsâ يَا مُوسَىٰ -
3 inni doğrusu ben إِنِّي -
4 stafeytuke saflaştırdım seni اصْطَفَيْتُكَ صفو
5 ala karşı عَلَى -
6 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
7 birisalati risaletimle بِرِسَالَاتِي رسل
8 ve bikelami ve kelamımla وَبِكَلَامِي كلم
9 fehuz öyle ki tut فَخُذْ اخذ
10 ma مَا -
11 ateytuke verdiğimi sana اتَيْتُكَ اتي
12 ve kun ve ol وَكُنْ كون
13 mine مِنَ -
14 ş-şakirine şükredenlerden الشَّاكِرِينَ شكر

Notlar

Not 1: *Taş levhalara/tabletlere yazılan Tevrât'ı.

Ayet 145

1099|7|145|وَكَتَبْنَا لَهُۥ فِى ٱلْأَلْوَاحِ مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْعِظَةً وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ فَخُذْهَا بِقُوَّةٍ وَأْمُرْ قَوْمَكَ يَأْخُذُوا۟ بِأَحْسَنِهَا سَأُو۟رِيكُمْ دَارَ ٱلْفَٰسِقِينَ
1099|7|145|وكتبنا له في الالواح من كل شي موعظه وتفصيلا لكل شي فخذها بقوه وامر قومك ياخذوا باحسنها ساوريكم دار الفسقين
145. Ve ketebnâ lehu fîl elvâhı min kulli şey’in mev’ızaten ve tafsîlen li kulli şey’in fe huzhâ bi kuvvetin ve’mur kavmeke ye’huzû bi ahsenihâ seurîkum dârel fâsikîn(fâsikîne).
Ve yazdık ona (Mûsâ'ya) levhalarda* her bir şeyden; bir vaaza dair ve her bir şeyi bir tefsîl651 (olarak); öyle ki tut/edin onu* kuvvetle; ve emret kavmine/toplumuna (ki) tutsunlar/edinsinler daha güzeliyle** onun*; göstereceğim sizlere fâsıkların38 diyarını."
Ahmed Samira: 145 And We wrote/decreed for him in the tablets/sheets from every thing a sermon/advice/warning and detailing/explaining to every thing, so take/receive it with power/strength and order/command your nation (to) take/receive with its best, I will show you/make you understand the debauchers’ home/house .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ketebna ve yazdık وَكَتَبْنَا كتب
2 lehu ona لَهُ -
3 fi فِي -
4 l-elvahi levhalarda الْأَلْوَاحِ لوح
5 min مِنْ -
6 kulli herbir كُلِّ كلل
7 şey'in şeyden شَيْءٍ شيا
8 mev'izeten bir vaaza dair مَوْعِظَةً وعظ
9 ve tefsilen ve bir tefsil وَتَفْصِيلًا فصل
10 likulli herbir لِكُلِّ كلل
11 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
12 fehuzha öyle ki tut onu فَخُذْهَا اخذ
13 bikuvvetin kuvvetle بِقُوَّةٍ قوي
14 ve'mur ve emret وَأْمُرْ امر
15 kavmeke kavmine قَوْمَكَ قوم
16 ye'huzu tutsunlar/edinsinler يَأْخُذُوا اخذ
17 biehseniha onun daha güzeliyle بِأَحْسَنِهَا حسن
18 seurikum göstereceğim sizlere سَأُرِيكُمْ راي
19 dara diyarını دَارَ دور
20 l-fasikine fasıkların الْفَاسِقِينَ فسق

Notlar

Not 1: *Taş tabletler halinde olan Tevrât.**Tevrât'ın hükümlerini hayatlarına geçirmeleri daha güzeldir.

Ayet 146

1100|7|146|سَأَصْرِفُ عَنْ ءَايَٰتِىَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلْغَىِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ
1100|7|146|ساصرف عن ايتي الذين يتكبرون في الارض بغير الحق وان يروا كل ايه لا يومنوا بها وان يروا سبيل الرشد لا يتخذوه سبيلا وان يروا سبيل الغي يتخذوه سبيلا ذلك بانهم كذبوا بايتنا وكانوا عنها غفلين
146. Seasrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîl(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Uzak tutacağım ayetlerimden454 kimseleri (ki) kibirlenirler/büyüklenirler yerde olmaksızın hak/gerçek; ve eğer görseler her bir ayeti287 iman47 etmezler ona*; ve eğer görseler reşit/doğru/olgun yolu edinmezler/tutmazlar onu** bir yol (olarak); ve eğer görseler sapkınlık yolunu edinirler/tutarlar onu** bir yol (olarak); işte böyledir; ki ayetlerimizi yalanladıklarındandır195; ve ondan gâfil310 olduklarındandır.
Ahmed Samira: 146 I will send away/divert/misguide from My verses/evidences those who are being arrogant in the earth/Planet Earth, without the right , and if they see/understand every verse/evidence, they do not believe with it, and if they see/understand the correct/right guidance way/path , they do not take it (as) a way/path, and if they see/understand the misguidance’s/failure’s way/path they take/receive it (as) a way/path, that (is) because they (E), they lied/denied (rejected) with Our evidences/verses, and they were from it ignoring/neglecting/disregarding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 seesrifu uzak tutacağım سَأَصْرِفُ صرف
2 an عَنْ -
3 ayatiye ayetlerim ايَاتِيَ ايي
4 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
5 yetekebberune kibirlenirler/büyüklenirler يَتَكَبَّرُونَ كبر
6 fi فِي -
7 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
8 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
9 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
10 ve in ve eğer وَإِنْ -
11 yerav görseler يَرَوْا راي
12 kulle herbir كُلَّ كلل
13 ayetin ayeti ايَةٍ ايي
14 la لَا -
15 yu'minu iman etmezler يُؤْمِنُوا امن
16 biha ona بِهَا -
17 ve in ve eğer وَإِنْ -
18 yerav görseler يَرَوْا راي
19 sebile yolu سَبِيلَ سبل
20 r-ruşdi reşid/doğru/olgun الرُّشْدِ رشد
21 la لَا -
22 yettehizuhu edinmezler/tutmazlar onu يَتَّخِذُوهُ اخذ
23 sebilen bir yol (olarak) سَبِيلًا سبل
24 vein ve eğer وَإِنْ -
25 yerav görseler يَرَوْا راي
26 sebile yolunu سَبِيلَ سبل
27 l-gayyi sapkınlık الْغَيِّ غوي
28 yettehizuhu edinirler/tutarlar onu يَتَّخِذُوهُ اخذ
29 sebilen bir yol (olarak) سَبِيلًا سبل
30 zalike işte böyledir ذَٰلِكَ -
31 biennehum ki onların بِأَنَّهُمْ -
32 kezzebu yalanlamalarıyladır كَذَّبُوا كذب
33 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
34 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
35 anha ondan عَنْهَا -
36 gafiline gafiller غَافِلِينَ غفل

Notlar

Not 1: *Ayete.**Yolu.

Ayet 147

1101|7|147|وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلْءَاخِرَةِ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1101|7|147|والذين كذبوا بايتنا ولقا الاخره حبطت اعملهم هل يجزون الا ما كانوا يعملون
147. Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhireti habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve kimseleri (ki) yalanladılar196 ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı; boşa çıktı yaptıkları; cezalandırılırlar63 mı (ki) yapar oldukları dışında?
Ahmed Samira: 147 And those who denied with Our verses/evidences, and the end’s (other life’s) meeting, their deeds (were) wasted; are they being rewarded/reimbursed except (for) what they were making/doing?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseleri (ki) وَالَّذِينَ -
2 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
3 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
4 velika'i ve kavuşmayı وَلِقَاءِ لقي
5 l-ahirati ahirete الْاخِرَةِ اخر
6 habitat boşa çıktı حَبِطَتْ حبط
7 ea'maluhum yaptıkları أَعْمَالُهُمْ عمل
8 hel هَلْ -
9 yuczevne cezalandırılırlar يُجْزَوْنَ جزي
10 illa dışında إِلَّا -
11 ma مَا -
12 kanu olduklarını كَانُوا كون
13 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 148

1102|7|148|وَٱتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا لَّهُۥ خُوَارٌ أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدِيهِمْ سَبِيلًا ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ
1102|7|148|واتخذ قوم موسي من بعده من حليهم عجلا جسدا له خوار الم يروا انه لا يكلمهم ولا يهديهم سبيلا اتخذوه وكانوا ظلمين
148. Vettehaze kavmu mûsâ min ba’dihî min huliyyihim iclen ceseden lehu huvâr(huvârun), e lem yerev ennehu lâ yukellimuhum ve lâ yehdîhim sebîlen ittehazûhu ve kânû zâlimîn(zâlimîne).
Ve edindi/tuttu Mûsâ'nın kavmi/toplumu onun* sonrasında süs donatılarından bir buzağı; bir ceset (olarak); onadır** böğürme; asla görmezler mi ki o** kelam etmez onlara; ve doğru bir yola kılavuzlamaz; edindiler/tuttular onu**; ve oldular zalimler257.
Ahmed Samira: 148 And Moses’ nation took/received from after him from their jewel/ornament/decoration a calf’s body, for him (a) moo/bellow; do they not see/understand that it does not converse/speak/talk (to) them, and nor guide them a way/road/path ? They took/received it, and they were unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vettehaze ve edindi/tuttu وَاتَّخَذَ اخذ
2 kavmu kavmi قَوْمُ قوم
3 musa Musa'nın مُوسَىٰ -
4 min مِنْ -
5 bea'dihi sonrasında onun بَعْدِهِ بعد
6 min مِنْ -
7 huliyyihim süs donatılarından حُلِيِّهِمْ حلي
8 iclen bir buzağı عِجْلًا عجل
9 ceseden bir cesedi (olarak) جَسَدًا جسد
10 lehu onadır لَهُ -
11 huvarun böğürmesi خُوَارٌ خور
12 elem asla أَلَمْ -
13 yerav görmezler mi يَرَوْا راي
14 ennehu ki o أَنَّهُ -
15 la لَا -
16 yukellimuhum kelam etmez onlara يُكَلِّمُهُمْ كلم
17 ve la ve وَلَا -
18 yehdihim doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِيهِمْ هدي
19 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل
20 ttehazuhu edindiler/tuttular onu اتَّخَذُوهُ اخذ
21 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
22 zalimine zalimler ظَالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Mûsâ'nın 30+10 gece gitmesi sonrasında.**Buzağıya.

Ayet 149

1103|7|149|وَلَمَّا سُقِطَ فِىٓ أَيْدِيهِمْ وَرَأَوْا۟ أَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّوا۟ قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
1103|7|149|ولما سقط في ايديهم وراوا انهم قد ضلوا قالوا لين لم يرحمنا ربنا ويغفر لنا لنكونن من الخسرين
149. Ve lemmâ sukıta fî eydîhim ve reev ennehum kad dallû kâlû le in lem yerhamnâ rabbunâ ve yağfir lenâ le nekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Ne zaman ki düşürüldü* ellerine onların (başları); ve gördüler ki onlar muhakkak dalalete128 düşmüşler; dediler: "Eğer asla rahmet271 etmezse bizlere Rabbimiz4; ve mağfiret319 etmezse bizlere; mutlak oluruz hüsrana uğrayanlardan."
Ahmed Samira: 149 And when it was wronged/confused/regretted in their hands, and they saw/understood that they had been misguided, they said: "If (E) our Lord does not have mercy upon us, and forgive for us we will be/become (E) from the losers ."106

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ne zaman ki وَلَمَّا -
2 sukita düşürüldü سُقِطَ سقط
3 fi فِي -
4 eydihim ellerine onların أَيْدِيهِمْ يدي
5 ve raev ve gördüler وَرَأَوْا راي
6 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
7 kad muhakkak قَدْ -
8 dellu dalalete düştüler ضَلُّوا ضلل
9 kalu dediler قَالُوا قول
10 lein eğer لَئِنْ -
11 lem asla لَمْ -
12 yerhamna rahmet etmezse bizlere يَرْحَمْنَا رحم
13 rabbuna Rabbimiz رَبُّنَا ربب
14 ve yegfir ve mağfiret emezse وَيَغْفِرْ غفر
15 lena bizlere لَنَا -
16 lenekunenne mutlak oluruz لَنَكُونَنَّ كون
17 mine مِنَ -
18 l-hasirine hüsrana uğrayanlardan الْخَاسِرِينَ خسر

Notlar

Not 1: *Baş. Başlarını elleri arasında almak.

Ayet 150

1104|7|150|وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
1104|7|150|ولما رجع موسي الي قومه غضبن اسفا قال بيسما خلفتموني من بعدي اعجلتم امر ربكم والقي الالواح واخذ براس اخيه يجره اليه قال ابن ام ان القوم استضعفوني وكادوا يقتلونني فلا تشمت بي الاعدا ولا تجعلني مع القوم الظلمين
150. Ve lemmâ recea mûsâ ilâ kavmihî gadbâne esifen kâle bi’semâ haleftumûnî min ba’dî, e aciltum emre rabbikum, ve elkal elvâha ve ehaze bi re’si ahîhi yecurruhû ileyh(ileyhi), kâlebne umme innel kavmestad’afûnî ve kâdû yaktulûnenî fe lâ tuşmit biyel a’dâe ve lâ tec’alnî meal kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
Ve ne zaman döndü Mûsâ kavmine gazab (-la) ve bir üzgünlük (-le); dedi (Mûsâ): "Ne kötü oldu ardımdan halifeliğiniz65 bana; acele mi ettiniz Rabbinizin4 emrine?"; ve attı/fırlattı levhaları; ve tuttu başını kardeşinin; çekiyordu onu kendine doğru; dedi (Mûsâ'nın kardeşi): "Anamın oğlu; doğrusu (o) kavim/toplum zaaflı bıraktılar beni; ve neredeyse katlediyorlardı beni; öyle ki sevindirme bana (karşı) düşmanları; asla koyma beni zalimler kavmiyle birlikte."
Ahmed Samira: 150 And when Moses returned to his nation angry sorrowfully/angrily, he said: "How bad you succeeded/followed me from after me, did you hurry/hasten/rush your Lord’s order/command?" And he threw the tablets/sheets , and he took with his brother’s head/top pulling/dragging him to him, he said: "Son (of my) mother, that the nation weakened me, and they were about to/almost (to) kill me, so do not make the enemies rejoice at my misfortune, and do not make me with the nation the unjust/oppressive."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman وَلَمَّا -
2 racea döndü رَجَعَ رجع
3 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
4 ila إِلَىٰ -
5 kavmihi kavmine قَوْمِهِ قوم
6 gadbane gazabla غَضْبَانَ غضب
7 esifen ve bir üzgünlük (-le) أَسِفًا اسف
8 kale dedi قَالَ قول
9 bi'sema ne kötü oldu بِئْسَمَا باس
10 haleftumuni halef oldunuz bana خَلَفْتُمُونِي خلف
11 min مِنْ -
12 bea'di sonrasında benim بَعْدِي بعد
13 eaciltum acele mi ettiniz? أَعَجِلْتُمْ عجل
14 emra emrine أَمْرَ امر
15 rabbikum Rabbinizin رَبِّكُمْ ربب
16 ve elka ve attı/fırlattı وَأَلْقَى لقي
17 l-elvaha levhaları الْأَلْوَاحَ لوح
18 ve ehaze ve tuttu وَأَخَذَ اخذ
19 bira'si başını بِرَأْسِ راس
20 ehihi kardeşinin أَخِيهِ اخو
21 yecurruhu çekiyordu onu يَجُرُّهُ جرر
22 ileyhi kendine doğru إِلَيْهِ -
23 kale dedi قَالَ قول
24 bne oğlu ابْنَ بني
25 umme anamın أُمَّ امم
26 inne doğrusu إِنَّ -
27 l-kavme (o) kavim/toplum الْقَوْمَ قوم
28 sted'afuni zaaflı bıraktılar beni اسْتَضْعَفُونِي ضعف
29 ve kadu ve neredeyse وَكَادُوا كود
30 yektuluneni katlediyorlardı beni يَقْتُلُونَنِي قتل
31 fela öyle ki فَلَا -
32 tuşmit sevindirme تُشْمِتْ شمت
33 biye bana بِيَ -
34 l-ea'da'e düşmanları الْأَعْدَاءَ عدو
35 ve la asla وَلَا -
36 tec'alni koyma beni تَجْعَلْنِي جعل
37 mea beraber مَعَ -
38 l-kavmi kavmiyle الْقَوْمِ قوم
39 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 151

1105|7|151|قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِأَخِى وَأَدْخِلْنَا فِى رَحْمَتِكَ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ
1105|7|151|قال رب اغفر لي ولاخي وادخلنا في رحمتك وانت ارحم الرحمين
151. Kâle rabbıgfirlî ve li ahî ve edhilnâ fî rahmetike ve ente erhamur râhımîn(râhımîne).
Dedi (Mûsâ): "Rabbim4! Mağfiret319 et bana ve kardeşime; ve sok bizleri rahmetine271; ve sensin daha Rahîm2 Rahîmlerin2."
Ahmed Samira: 151 He said: "My Lord, forgive for me and to my brother and enter us in Your mercy, and You are most merciful (of) the merciful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Mûsâ) قَالَ قول
2 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
3 gfir mağfiret et اغْفِرْ غفر
4 li bana لِي -
5 veliehi ve kardeşime وَلِأَخِي اخو
6 ve edhilna ve sok bizleri وَأَدْخِلْنَا دخل
7 fi فِي -
8 rahmetike rahmetine رَحْمَتِكَ رحم
9 veente ve sensin وَأَنْتَ -
10 erhamu en rahim (olan) أَرْحَمُ رحم
11 r-rahimine Rahîm الرَّاحِمِينَ رحم

Ayet 152

1106|7|152|إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُفْتَرِينَ
1106|7|152|ان الذين اتخذوا العجل سينالهم غضب من ربهم وذله في الحيوه الدنيا وكذلك نجزي المفترين
152. İnnellezînettehazûl ıcle seyenâluhum gadabun min rabbihim ve zilletun fîl hayâtid dunyâ, ve kezâlike neczîl mufterîn(mufterîne).
Doğrusu kimseler (ki) edindiler/tuttular buzağıyı258; nail* olacak onlara bir gazap Rablerinden4; ve bir zillet dünya hayatında; ve işte böyledir; cezalandırırız iftiracıları883.
Ahmed Samira: 152 That those who took/received the calf, anger from their Lord will take/receive/obtain them, and humiliation/disgrace in the life the present/worldly life, and like that We reward/reimburse the fabricators .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 ttehazu edindiler/tuttular اتَّخَذُوا اخذ
4 l-icle buzağıyı الْعِجْلَ عجل
5 seyenaluhum nail olacak سَيَنَالُهُمْ نيل
6 gadebun bir gazap غَضَبٌ غضب
7 min مِنْ -
8 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
9 ve zilletun ve bir zillet وَذِلَّةٌ ذلل
10 fi فِي -
11 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
12 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
13 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
14 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
15 l-mufterine iftiracıları الْمُفْتَرِينَ فري

Notlar

Not 1: *Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış.

Ayet 153

1107|7|153|وَٱلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِهَا وَءَامَنُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
1107|7|153|والذين عملوا السيات ثم تابوا من بعدها وامنوا ان ربك من بعدها لغفور رحيم
153. Vellezîne amilûs seyyiâti summe tâbû min ba’dihâ ve âmenû inne rabbeke min ba’dihâ le gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve kimseler (ki) yaptılar kötülükler; sonra tevbe33 ettiler onun* ardından; ve iman47 ettiler; doğrusu (senin) Rabbin4 onun** ardından mutlak Gafûr20’dur; Rahîm2’dir.
Ahmed Samira: 153 And those who made/did the sins/crimes, then they repented from after it, and they believed, that your Lord (is) from after it forgiving (E), merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 amilu yaptılar عَمِلُوا عمل
3 s-seyyiati kötülükler السَّيِّئَاتِ سوا
4 summe sonra ثُمَّ -
5 tabu tevbe ettiler تَابُوا توب
6 min مِنْ -
7 bea'diha sonrasında onun بَعْدِهَا بعد
8 ve amenu ve iman ettiler وَامَنُوا امن
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
11 min مِنْ -
12 bea'diha sonrasında onun بَعْدِهَا بعد
13 legafurun mutlak Gafûr’dur لَغَفُورٌ غفر
14 rahimun Rahîm’dir. رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Kötülüğün.**Tevbenin.

Ayet 154

1108|7|154|وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى ٱلْغَضَبُ أَخَذَ ٱلْأَلْوَاحَ وَفِى نُسْخَتِهَا هُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ
1108|7|154|ولما سكت عن موسي الغضب اخذ الالواح وفي نسختها هدي ورحمه للذين هم لربهم يرهبون
154. Ve lemmâ sekete an mûsel gadabu ehazel elvâh(elvâha), ve fî nushatihâ huden ve rahmetun lillezîne hum li rabbihim yerhebûn(yerhebûne).
Ve ne zaman ki sukut etti/sustu Mûsâ’dan gazap; tuttu levhaları; ve onun* nüshasındadır/kopyasındadır679 bir doğru yola kılavuz ve bir rahmet271; kimselere (ki) onlar Rablerine4 rahbet1016 duyarlar.
Ahmed Samira: 154 And when the anger quietened from Moses, he took/received the tablets/sheets , and in its transcription/duplicate/print (is) guidance and mercy to those who to their Lord they are awed/terrified/monastic/monkish.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 sekete sukut etti/sustu سَكَتَ سكت
3 an عَنْ -
4 musa Mûsâ’dan مُوسَى -
5 l-gadebu gazap الْغَضَبُ غضب
6 ehaze tuttu أَخَذَ اخذ
7 l-elvaha levhaları الْأَلْوَاحَ لوح
8 ve fi ve وَفِي -
9 nushatiha onun nüshasındadır/kopyasındadır نُسْخَتِهَا نسخ
10 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
11 ve rahmetun ve bir rahmet وَرَحْمَةٌ رحم
12 lillezine kimselere (ki) لِلَّذِينَ -
13 hum onlar هُمْ -
14 lirabbihim Rablerine لِرَبِّهِمْ ربب
15 yerhebune rahbet duyarlar يَرْهَبُونَ رهب

Notlar

Not 1: *Dişil tekil zamir Yüce Allah'ın ayetini/ayetlerini işaret eder.

Ayet 155

1109|7|155|وَٱخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُۥ سَبْعِينَ رَجُلًا لِّمِيقَٰتِنَا فَلَمَّآ أَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّٰىَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآ إِنْ هِىَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهْدِى مَن تَشَآءُ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَٰفِرِينَ
1109|7|155|واختار موسي قومه سبعين رجلا لميقتنا فلما اخذتهم الرجفه قال رب لو شيت اهلكتهم من قبل وايي اتهلكنا بما فعل السفها منا ان هي الا فتنتك تضل بها من تشا وتهدي من تشا انت ولينا فاغفر لنا وارحمنا وانت خير الغفرين
155. Vahtâra mûsâ kavmehu seb’îne raculen li mîkâtinâ, fe lemmâ ehazet humur recfetu kâle rabbi lev şi’te ehlektehum min kablu ve iyyâye, e tuhlikunâ bi mâ feales sufehâu minnâ, in hiye illâ fitnetuk(fitnetuke), tudıllu bihâ men teşâu ve tehdî men teşâu ente veliyyunâ fâgfirlenâ verhamnâ ve ente hayrûl gâfirîn(gâfirîne).
Ve seçti Mûsâ vaktimiz için kendi kavmine/toplumuna yetmiş adam; öyle ki ne zaman tuttu onları sarsıntı* dedi (Mûsâ): "Rabbim4! Şayet dileseydin helak ederdin onları öncesinde; ve beni (de); helak mı edersin bizleri faaliyet içinde olduğuyla bizden ahmakların; değildir o (senin) fitnen610 dışında; dalalette128 bırakırsın onunla** dilediğin kimseyi; ve doğru yola kılavuzlarsın dilediğin kimseyi; sen velimizsin28; öyle ki mağfiret319 et bizlere; ve rahmet271 et bizlere; ve sen hayırlısısın mağfiret319 edenlerin."
Ahmed Samira: 155 And Moses chose (from) his nation seventy men, to Our appointed time/appointed time or place, so when the tremble and shake/quake/agitation took/punished them, he said: "My Lord, if you willed/wanted you made them die/destroyed them from before and (as well as) me, do you make us die/destroy us because (of) what the ignorant/foolish from us make/did? That it is except Your test , You misguide with it whom You will/want, and You guide whom You will/want, You are our guardian/patron , so forgive for us, and have mercy upon us, and You are best (of) the forgiving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vehtara ve seçti وَاخْتَارَ خير
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 kavmehu kendi kavmine قَوْمَهُ قوم
4 seb'iyne yetmiş سَبْعِينَ سبع
5 raculen adam رَجُلًا رجل
6 limikatina vaktimize لِمِيقَاتِنَا وقت
7 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
8 ehazethumu tuttu onları أَخَذَتْهُمُ اخذ
9 r-racfetu sarsıntı الرَّجْفَةُ رجف
10 kale dedi (Mûsâ) قَالَ قول
11 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
12 lev şayet لَوْ -
13 şi'te dileseydin شِئْتَ شيا
14 ehlektehum helak ederdin onları أَهْلَكْتَهُمْ هلك
15 min مِنْ -
16 kablu öncesinde قَبْلُ قبل
17 ve iyyaye ve beni de وَإِيَّايَ -
18 etuhlikuna helak mi edersin bizleri أَتُهْلِكُنَا هلك
19 bima بِمَا -
20 feale faaliyet içinde olduğuyla فَعَلَ فعل
21 s-sufeha'u ahmakların السُّفَهَاءُ سفه
22 minna bizden مِنَّا -
23 in değildir إِنْ -
24 hiye o هِيَ -
25 illa dışında إِلَّا -
26 fitnetuke fitnelendirmen فِتْنَتُكَ فتن
27 tudillu dalalette bırakırsın تُضِلُّ ضلل
28 biha onunla بِهَا -
29 men kimseyi مَنْ -
30 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
31 ve tehdi ve doğru yola kılavuzlarsın وَتَهْدِي هدي
32 men kimseyi مَنْ -
33 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
34 ente sen أَنْتَ -
35 veliyyuna velimizsin وَلِيُّنَا ولي
36 fegfir öyle ki mağfiret et فَاغْفِرْ غفر
37 lena bizlere لَنَا -
38 verhamna ve rahmet et bizlere وَارْحَمْنَا رحم
39 ve ente ve sen وَأَنْتَ -
40 hayru hayırlısı خَيْرُ خير
41 l-gafirine mağfiret edenlerin الْغَافِرِينَ غفر

Notlar

Not 1: *Deprem.**Fitnenle.

Ayet 156

1110|7|156|وَٱكْتُبْ لَنَا فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ إِنَّا هُدْنَآ إِلَيْكَ قَالَ عَذَابِىٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنْ أَشَآءُ وَرَحْمَتِى وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤْمِنُونَ
1110|7|156|واكتب لنا في هذه الدنيا حسنه وفي الاخره انا هدنا اليك قال عذابي اصيب به من اشا ورحمتي وسعت كل شي فساكتبها للذين يتقون ويوتون الزكوه والذين هم بايتنا يومنون
156. Vektub lenâ fî hâzihid dunyâ haseneten ve fîl âhıreti innâ hudnâ ileyk(ileyke), kâle azâbî usîbu bihî men eşâu ve rahmetî vesiat kulle şey’(şey’in), fe se ektubuhâ lillezîne yettekûne ve yu’tûnez zekâte vellezîne hum bi âyâtinâ yu’minûn(yu’minûne).
Ve yaz bizlere bu dünyada bir iyilik/güzellik ve ahirette (de); doğrusu bizler kılavuzlandık sana; dedi (Allah) : "Azabım (ki) isabet ettiririm onu dilediğim kimseye; ve rahmetim271 (ki) kuşattı her bir şeyi; öyle ki yazarım onu kimselere (ki) takvalı21 olurlar; ve verirler zekâtı10; ve kimselerdir (ki) onlar ayetlerimize iman47 ederler.
Ahmed Samira: 156 And decree for us in this the present world goodness and in the end (other life), we have, we repented/guided to You. He said: "My torture, I strike/mark who I will/want with it, and My mercy extended/enriches every thing, so I will decree to those who fear and obey, and give/bring the charity/purification and those who, they are with Our verses/evidences believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vektub ve yaz وَاكْتُبْ كتب
2 lena bizlere لَنَا -
3 fi فِي -
4 hazihi bu هَٰذِهِ -
5 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
6 haseneten bir iyilik/güzellik حَسَنَةً حسن
7 ve fi ve وَفِي -
8 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
9 inna doğrusu bizler إِنَّا -
10 hudna kılavuzlandık هُدْنَا هود
11 ileyke sana إِلَيْكَ -
12 kale dedi (Allah) قَالَ قول
13 azabi azabım عَذَابِي عذب
14 usibu isabet ettiririm أُصِيبُ صوب
15 bihi onu بِهِ -
16 men kimseye مَنْ -
17 eşa'u dilediğim أَشَاءُ شيا
18 verahmeti ve rahmetim وَرَحْمَتِي رحم
19 vesiat kuşatmıştır وَسِعَتْ وسع
20 kulle her كُلَّ كلل
21 şey'in bir şeyi شَيْءٍ شيا
22 feseektubuha öyle ki yazarım onu فَسَأَكْتُبُهَا كتب
23 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
24 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي
25 ve yu'tune ve verirler وَيُؤْتُونَ اتي
26 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
27 vellezine ve kimselere وَالَّذِينَ -
28 hum onlar هُمْ -
29 biayatina ayetlerimize بِايَاتِنَا ايي
30 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Ayet 157

1111|7|157|ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِىَّ ٱلْأُمِّىَّ ٱلَّذِى يَجِدُونَهُۥ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَىٰهُمْ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَٱلْأَغْلَٰلَ ٱلَّتِى كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلنُّورَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
1111|7|157|الذين يتبعون الرسول النبي الامي الذي يجدونه مكتوبا عندهم في التوريه والانجيل يامرهم بالمعروف وينهيهم عن المنكر ويحل لهم الطيبت ويحرم عليهم الخبيث ويضع عنهم اصرهم والاغلل التي كانت عليهم فالذين امنوا به وعزروه ونصروه واتبعوا النور الذي انزل معه اوليك هم المفلحون
157. Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Kimselerdir (ki) tabi olurlar resûle*; ümmi277 nebiye*; kimsedir (ki) bulurlar onu* yanlarındaki Tevrât’taki ve İncil’deki bir mektup/yazıt (-la); emreder* onlara marufla; ve men eder* onları çirkinleştirilmişten; ve helal kılar* onlara iyileri; ve haram kılar* üzerlerine kötüleri; ve kaldırır* onlardan bağlarını onların ve prangaları ki oldu (o) üzerlerinde; öyle ki kimselerdir (ki) iman ederler ona*; ve azarlarlar** kendilerini ona* ve yardım ederler ona*; ve tabi olurlar onunla* beraber indirilen nura***; işte bunlar; onlardır felaha326 erenler.
Ahmed Samira: 157 Those who follow the messenger, the prophet the illiterate/belonging to a nation, whom they find him written at them in the Torah/Old Testament, and the New Testament/Bible , He orders them with the kindness/goodness , and forbids/prevents them from the obscenity , and He permits/allows for them the pure/allowed/permitted , and forbids/prohibits on them the bad/spoiled/wicked , and lays/raises from them their weight/crime/burden, and the leather or iron collars or handcuffs which was on them, so those who believed with him and supported/aided him , and gave him victory/aid and followed the light which was descended with him, those are the successful/winners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 yettebiune tabi olurlar يَتَّبِعُونَ تبع
3 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
4 n-nebiyye nebiye النَّبِيَّ نبا
5 l-ummiyye ümmi الْأُمِّيَّ امم
6 llezi kimse الَّذِي -
7 yecidunehu bulurlar onu يَجِدُونَهُ وجد
8 mektuben bir mektup/yazıt (-la) مَكْتُوبًا كتب
9 indehum yanlarında عِنْدَهُمْ عند
10 fi فِي -
11 t-tevrati Tevrât’taki التَّوْرَاةِ -
12 vel'incili ve İncil’deki وَالْإِنْجِيلِ -
13 ye'muruhum emreder onlara يَأْمُرُهُمْ امر
14 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
15 ve yenhahum ve men eder onları وَيَنْهَاهُمْ نهي
16 ani عَنِ -
17 l-munkeri çirkinleştirilmişten الْمُنْكَرِ نكر
18 ve yuhillu ve helal kılar وَيُحِلُّ حلل
19 lehumu onlara لَهُمُ -
20 t-tayyibati iyileri الطَّيِّبَاتِ طيب
21 ve yuharrimu ve haram kılar وَيُحَرِّمُ حرم
22 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
23 l-habaise kötüleri الْخَبَائِثَ خبث
24 ve yedeu ve kaldırır وَيَضَعُ وضع
25 anhum onlardan عَنْهُمْ -
26 israhum bağlarını onların إِصْرَهُمْ اصر
27 vel'eglale ve prangaları وَالْأَغْلَالَ غلل
28 lleti الَّتِي -
29 kanet olmuş olanı كَانَتْ كون
30 aleyhim üzerlerinde عَلَيْهِمْ -
31 fellezine öyle ki kimseler فَالَّذِينَ -
32 amenu iman ederler امَنُوا امن
33 bihi ona بِهِ -
34 ve azzeruhu ve azarlarlar kendilerini ona وَعَزَّرُوهُ عزر
35 ve nesaruhu ve yardım ederler ona وَنَصَرُوهُ نصر
36 vettebeu ve tabi olurlar وَاتَّبَعُوا تبع
37 n-nura nura النُّورَ نور
38 llezi الَّذِي -
39 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
40 meahu onunla beraber مَعَهُ -
41 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
42 humu onlardır هُمُ -
43 l-muflihune felaha erenler الْمُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Resûl, nebi Muhammed.**Zapt ederler, tutarlar.***Kur'an'a.

Ayet 158

1112|7|158|قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِىِّ ٱلْأُمِّىِّ ٱلَّذِى يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
1112|7|158|قل يايها الناس اني رسول الله اليكم جميعا الذي له ملك السموت والارض لا اله الا هو يحي ويميت فامنوا بالله ورسوله النبي الامي الذي يومن بالله وكلمته واتبعوه لعلكم تهتدون
158. Kul yâ eyyuhen nâsu innî resûlullâhi ileykum cemîanillezî lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît(yumîtu), fe âminû billâhi ve resûlihin nebiyyil ummiyyillezî yu’minu billâhi ve kelimâtihî vettebiûhu leallekum tehtedûn(tehtedûne).
De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben* resûlüyüm Allah'ın üzerinize topluca; ki O’nadır mülkü göklerin ve yerin; yoktur ilâh74 O’nun dışında; hayat verir ve öldürür"; öyle ki iman47 edin Allah'a ve resûlüne O’nun; ümmi277 nebiye132 ki iman47 eder* Allah'a; ve O'nun kelimelerine*; ve tabi408 olun ona* belki sizler; doğru yola kılavuzlanırsınız.
Ahmed Samira: 158 Say: "You, you the people, I am God’s messenger to you all/all together, which for him (is) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s ownership , no God except Him, He revives/makes alive , and He makes die, so believe by God, and His messenger the prophet the illiterate/belonging to a nation who believes by God, and His words/expressions, and follow him, maybe/perhaps you be guided."107

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
3 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
4 inni doğrusu ben إِنِّي -
5 rasulu resûlüyüm رَسُولُ رسل
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ileykum üzerinize إِلَيْكُمْ -
8 cemian topluca جَمِيعًا جمع
9 llezi ki الَّذِي -
10 lehu O’nadır لَهُ -
11 mulku mülkü مُلْكُ ملك
12 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
13 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
14 la yoktur لَا -
15 ilahe ilâh إِلَٰهَ اله
16 illa başka إِلَّا -
17 huve O’ndan هُوَ -
18 yuhyi hayat verir يُحْيِي حيي
19 ve yumitu ve öldürür وَيُمِيتُ موت
20 fe aminu öyle ki iman edin فَامِنُوا امن
21 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
22 ve rasulihi ve resûlüne O’nun وَرَسُولِهِ رسل
23 n-nebiyyi nebiye النَّبِيِّ نبا
24 l-ummiyyi ümmi الْأُمِّيِّ امم
25 llezi ki الَّذِي -
26 yu'minu iman eder يُؤْمِنُ امن
27 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
28 ve kelimatihi ve kelimelerine O'nun (Allah’ın) وَكَلِمَاتِهِ كلم
29 vettebiuhu ve tabi olun ona وَاتَّبِعُوهُ تبع
30 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
31 tehtedune doğru yola kılavuzlanırsınız تَهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Resûl, ümmi nebi Muhammed.**Kur'an'a.

Ayet 159

1113|7|159|وَمِن قَوْمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ
1113|7|159|ومن قوم موسي امه يهدون بالحق وبه يعدلون
159. Ve min kavmi mûsâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn(ya’dilûne).
Ve Mûsâ’nın kavmindendir/toplumundandır bir ümmet305 (ki) doğru yola kılavuzlar hakla/gerçekle; ve onunla* adaleti680 yerine getirirler.
Ahmed Samira: 159 And from Moses’ nation, a nation/generation guiding with the truth , and with it they are being just/equitable .

Notlar

Not 1: *Hakla/gerçekle.

Ayet 160

1114|7|160|وَقَطَّعْنَٰهُمُ ٱثْنَتَىْ عَشْرَةَ أَسْبَاطًا أُمَمًا وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسْتَسْقَىٰهُ قَوْمُهُۥٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنۢبَجَسَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْغَمَٰمَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
1114|7|160|وقطعنهم اثنتي عشره اسباطا امما واوحينا الي موسي اذ استسقيه قومه ان اضرب بعصاك الحجر فانبجست منه اثنتا عشره عينا قد علم كل اناس مشربهم وظللنا عليهم الغمم وانزلنا عليهم المن والسلوي كلوا من طيبت ما رزقنكم وما ظلمونا ولكن كانوا انفسهم يظلمون
160. Ve katta’nâhumusnetey aşrete esbâtan umemâ(umemen), ve evhaynâ ilâ mûsâ izisteskâhu kavmuhu enıdrıb bi asâkel hacer(hacere), fenbeceset minhusnetâ aşrete aynâ(aynen), kad alime kullu unâsin meşrebehum, ve zallelnâ aleyhimul gamame ve enzelnâ aleyhimul menne ves selvâ, kulû min tayyibâti mâ rezaknâkum, ve mâ zâlemûnâ ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Ve kestik onları on iki kabileye/boya/oymağa ümmetler (olarak); ve vahyettik Mûsâ'ya su istediği zaman onun* kavmi/toplumu ki "Darbet/vur asanla taşa" (diye); ve fışkırdı ondan** on iki göze; muhakkak bildi her insan kendi içeceği yeri; ve gölgelendirdik üzerlerine bulutu264; ve indirdik üzerlerine menneyi262 ve bıldırcını263; "Yiyin sizleri rızıklandırdığımız iyilerden"; ve zulmetmiş257 değillerdi bize; velakin/fakat onlar kendi nefislerine201 zulmediyorlardı257.
Ahmed Samira: 160 And We separated/divided them (into) twelve (F) branches/Jewish tribes nations, and We inspired/transmitted to Moses, when his nation asked him for drink, that strike/move the stone with your stick/cane, so twelve (F) water springs/water wells flowed/gushed/spouted from it, every/each people had known their drinking place, and We shadowed/overshadowed on them the clouds, and We descended on them the manna/sap , and the quail/amusement, eat from goodnesses what We provided for you, and they did not cause injustice to Us/oppress Us, and but they were causing injustice/oppression (to) themselves .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kattaa'nahumu ve kestik onları وَقَطَّعْنَاهُمُ قطع
2 snetey iki (oniki) اثْنَتَيْ ثني
3 aşrate on (oniki) عَشْرَةَ عشر
4 esbaten kabileye/boya/oymağa أَسْبَاطًا سبط
5 umemen ümmetler (olarak) أُمَمًا امم
6 ve evhayna ve vahyettik وَأَوْحَيْنَا وحي
7 ila إِلَىٰ -
8 musa Mûsâ'ya مُوسَىٰ -
9 izi zaman إِذِ -
10 steskahu su istediği اسْتَسْقَاهُ سقي
11 kavmuhu onun kavmi قَوْمُهُ قوم
12 eni ki أَنِ -
13 drib darp et اضْرِبْ ضرب
14 biasake asanla بِعَصَاكَ عصو
15 l-hacera taşa الْحَجَرَ حجر
16 fenbeceset ve fışkırdı فَانْبَجَسَتْ بجس
17 minhu ondan مِنْهُ -
18 sneta iki (oniki) اثْنَتَا ثني
19 aşrate on (oniki) عَشْرَةَ عشر
20 aynen göze عَيْنًا عين
21 kad muhakkak قَدْ -
22 alime bildi عَلِمَ علم
23 kullu her كُلُّ كلل
24 unasin insan أُنَاسٍ انس
25 meşrabehum içeceği yeri onların مَشْرَبَهُمْ شرب
26 ve zellelna ve gölgelendirdik وَظَلَّلْنَا ظلل
27 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
28 l-gamame bulutla الْغَمَامَ غمم
29 ve enzelna ve indirdik وَأَنْزَلْنَا نزل
30 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
31 l-menne menne الْمَنَّ منن
32 ve sselva ve bıldırcın eti وَالسَّلْوَىٰ سلو
33 kulu yeyin كُلُوا اكل
34 min -dan مِنْ -
35 tayyibati iyilerden طَيِّبَاتِ طيب
36 ma مَا -
37 razeknakum rızıklandırdığımızdan szileri رَزَقْنَاكُمْ رزق
38 ve ma ve değildiler وَمَا -
39 zelemuna zulmettiler bize ظَلَمُونَا ظلم
40 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
41 kanu onlar كَانُوا كون
42 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
43 yezlimune zulmediyorlardı يَظْلِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Mûsâ'nın.**Taştan.

Ayet 161

1115|7|161|وَإِذْ قِيلَ لَهُمُ ٱسْكُنُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ وَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطِيٓـَٰٔتِكُمْ سَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ
1115|7|161|واذ قيل لهم اسكنوا هذه القريه وكلوا منها حيث شيتم وقولوا حطه وادخلوا الباب سجدا نغفر لكم خطيتكم سنزيد المحسنين
161. Ve iz kîle lehumuskunû hâzihil karyete ve kulû minhâ haysu şi’tum ve kûlû hıttatun vedhulûl bâbe succeden nagfir lekum hatîâtikum, senezîdul muhsinîn(muhsinîne).
Ve denildiği zaman onlara: “Mesken edinin şu kentte; ve yiyin orada dilediğiniz (gibi) her yerden; ve deyin: “hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma“; ve girin kapıdan secde edenler12 (olarak)”; bağışlarız sizlere hatalarınızı; ziyade edeceğiz güzel davrananlara.
Ahmed Samira: 161 And if (it) was said to them: "Reside/inhabit this the village/urban city, and eat from it where/when you willed/wanted, and say humility/humbleness , and enter the door/entrance prostrating, We forgive for you your sins/mistakes , We will increase the good doers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 kile denildi قِيلَ قول
3 lehumu onlara لَهُمُ -
4 skunu mesken edinin اسْكُنُوا سكن
5 hazihi şu هَٰذِهِ -
6 l-karyete kentte الْقَرْيَةَ قري
7 ve kulu ve yiyin وَكُلُوا اكل
8 minha orada مِنْهَا -
9 haysu her yerden حَيْثُ حيث
10 şi'tum dilediğiniz شِئْتُمْ شيا
11 ve kulu ve deyin وَقُولُوا قول
12 hittatun hitta/günahlardan-hatalardan bir arınma حِطَّةٌ حطط
13 vedhulu ve girin وَادْخُلُوا دخل
14 l-babe kapıdan الْبَابَ بوب
15 succeden secde edenler/diz çöküp boyun eğenler (olarak) سُجَّدًا سجد
16 negfir bağışlarız نَغْفِرْ غفر
17 lekum sizlere لَكُمْ -
18 hatiyatikum hatalarınızı خَطِيئَاتِكُمْ خطا
19 senezidu ziyade edeceğiz سَنَزِيدُ زيد
20 l-muhsinine güzel davrananlara. الْمُحْسِنِينَ حسن

Ayet 162

1116|7|162|فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ
1116|7|162|فبدل الذين ظلموا منهم قولا غير الذي قيل لهم فارسلنا عليهم رجزا من السما بما كانوا يظلمون
162. Fe beddelellezîne zalemû minhum kavlen gayrellezî kîle lehum fe erselnâ aleyhim riczen mines semâi bi mâ kânû yazlimûn(yazlimûne).
Öyle ki değiştirdiler onlardan zulmetmiş257 kimseler kavli/sözü* onlara denilenden başkasına; öyle ki gönderdik üzerlerine gökten bir cazalandırma; zulmeder257 olduklarıyla.
Ahmed Samira: 162 So those who were unjust/oppressive exchanged/replaced/substituted a saying/opinion and belief other than which was said to them, so We sent on them filth/torture from the sky/space because (of) what they were causing injustice/oppression.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 febeddele öyle ki değiştiler فَبَدَّلَ بدل
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
4 minhum onlardan مِنْهُمْ -
5 kavlen kavli/sözü قَوْلًا قول
6 gayra başkasına غَيْرَ غير
7 llezi ki الَّذِي -
8 kile denildi قِيلَ قول
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 feerselna öyle ki gönderdik فَأَرْسَلْنَا رسل
11 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
12 riczen bir cazalandırma رِجْزًا رجز
13 mine مِنَ -
14 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
15 bima بِمَا -
16 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
17 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın kutsal mesajını.

Ayet 163

1117|7|163|وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ لَا تَأْتِيهِمْ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
1117|7|163|وسلهم عن القريه التي كانت حاضره البحر اذ يعدون في السبت اذ تاتيهم حيتانهم يوم سبتهم شرعا ويوم لا يسبتون لا تاتيهم كذلك نبلوهم بما كانوا يفسقون
163. Ves’elhum anil karyetilletî kânet hâdıratel bahri iz ya’dûne fîs sebti iz te’tîhim hîtânuhum yevme sebtihim şurre’an ve yevme lâ yesbitune lâ te’tîhim, kezâlike neblûhum bi mâ kânû yefsukûn(yefsukûne).
Ve sor* onlara kentten; öyle ki olmuştu (o) denize sunuşlu**; taşıyorlardı/sınırı aşıyorlardı o zaman (onlar) sebte272; geliyordu o zaman balıkları onların sebt272 günü belirginleşenler*** (olarak); ve sebt272 olmayan gün gelmiyorlardı; işte böyledir; belalandırıyorduk256 onları fâsıklık38 eder olduklarıyla.
Ahmed Samira: 163 And ask/question them about the village/urban city that was present (near) the sea/ocean , when they transgress/violate in the Saturday/Sabbath, when the fishes/large fishes/whales comes to them raised high/clearly showing (on the) day of their Sabbath/Saturday, and (the) day they do not observe the Sabbath by resting and worshipping (it) does not come to them, as/like that We test them because (of) what they were debauching .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veselhum ve sor onlara وَاسْأَلْهُمْ سال
2 ani عَنِ -
3 l-karyeti kentten الْقَرْيَةِ قري
4 lleti öyle ki الَّتِي -
5 kanet oldu كَانَتْ كون
6 hadirate sunuşlu حَاضِرَةَ حضر
7 l-behri denize الْبَحْرِ بحر
8 iz zaman إِذْ -
9 yea'dune taştılar يَعْدُونَ عدو
10 fi فِي -
11 s-sebti sebte السَّبْتِ سبت
12 iz o zaman إِذْ -
13 te'tihim geliyordu تَأْتِيهِمْ اتي
14 hitanuhum balıkları onların حِيتَانُهُمْ حوت
15 yevme günü يَوْمَ يوم
16 sebtihim sebt سَبْتِهِمْ سبت
17 şurraan belirginleşenler (olarak) شُرَّعًا شرع
18 ve yevme ve gün وَيَوْمَ يوم
19 la olmayan لَا -
20 yesbitune sebt يَسْبِتُونَ سبت
21 la لَا -
22 te'tihim gelmiyorlardı تَأْتِيهِمْ اتي
23 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
24 nebluhum belalandıyorduk نَبْلُوهُمْ بلو
25 bima بِمَا -
26 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
27 yefsukune fasıklık eder يَفْسُقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Deniz kenarında.***Görünürler.

Ayet 164

1118|7|164|وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا ٱللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا قَالُوا۟ مَعْذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
1118|7|164|واذ قالت امه منهم لم تعظون قوما الله مهلكهم او معذبهم عذابا شديدا قالوا معذره الي ربكم ولعلهم يتقون
164. Ve iz kâlet ummetun minhum lime teizûne kavmenillâhu muhlikuhum ev muazzibuhum azâben şedîdâ(şedîden), kâlû ma’zireten ilâ rabbikum ve leallehum yettekûn(yettekûne).
Ve dediği zaman bir ümmet305 onlardan*: "Niçin vaaz653 edersiniz** bir kavme/topluma (ki) Allah helak edicidir onları ya da azap edicidir onlara şiddetli bir azap (-la)?"; dediler**: "Bir mazerettir*** (sizin) Rabbinize4 karşı; ve belki onlar takvalı21 olurlar.
Ahmed Samira: 164 And when a nation from them said: "Why/for what (do) you preach/advise/warn a nation God (is) making them die/destroying them or torturing them, a strong (severe) torture." They said: "An apology/excuse to your Lord and maybe/perhaps they fear and obey."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kalet dedi قَالَتْ قول
3 ummetun bir ümmet أُمَّةٌ امم
4 minhum onlardan مِنْهُمْ -
5 lime niçin? لِمَ -
6 teizune vaaz edersiniz تَعِظُونَ وعظ
7 kavmen bir kavme/topluma قَوْمًا قوم
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 muhlikuhum helak edicidir onları مُهْلِكُهُمْ هلك
10 ev ya da أَوْ -
11 muazzibuhum azap edicidir onlara مُعَذِّبُهُمْ عذب
12 azaben bir azap (-la) عَذَابًا عذب
13 şediden şiddetli شَدِيدًا شدد
14 kalu dediler قَالُوا قول
15 mea'ziraten bir mazerettir مَعْذِرَةً عذر
16 ila karşı إِلَىٰ -
17 rabbikum Rabbinize رَبِّكُمْ ربب
18 veleallehum ve belki onlar وَلَعَلَّهُمْ -
19 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Yahudilerden.**Müminler.***Muaf tutulmak için özür beyanıdır.

Ayet 165

1119|7|165|فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦٓ أَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذْنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ بِعَذَابٍۭ بَـِٔيسٍۭ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
1119|7|165|فلما نسوا ما ذكروا به انجينا الذين ينهون عن السو واخذنا الذين ظلموا بعذاب بيس بما كانوا يفسقون
165. Fe lemmâ nesû mâ zukkirû bihî enceynellezîne yenhevne anis sûi ve ahaznellezîne zalemû bi azâbin beîsin bi mâ kânû yefsukûn(yefsukûne).
Öyle ki ne zaman unuttular kendisiyle* zikredileni78; kurtardık kötülükten meneden kimseleri; ve tuttuk zulmetmiş257 kimseleri çetin/güçlü bir azapla; fâsıklık38 eder olduklarıyla.
Ahmed Samira: 165 So when they forgot what they were reminded with it, We saved/rescued those who forbid/prevent from the bad/evil/harm, and We took those who were unjust/oppressive with strong/severe torture because (of) what they were debauching .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 nesu unuttular نَسُوا نسي
3 ma مَا -
4 zukkiru zikredileni ذُكِّرُوا ذكر
5 bihi kendisiyle بِهِ -
6 enceyna kurtardık أَنْجَيْنَا نجو
7 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
8 yenhevne men ediyorlardı يَنْهَوْنَ نهي
9 ani عَنِ -
10 s-su'i kötülükten السُّوءِ سوا
11 ve ehazna ve tuttuk وَأَخَذْنَا اخذ
12 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
13 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
14 biazabin bir azapla بِعَذَابٍ عذب
15 beisin çetin بَئِيسٍ باس
16 bima بِمَا -
17 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
18 yefsukune fasıklık ederler يَفْسُقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın kutsal mesajı.

Ayet 166

1120|7|166|فَلَمَّا عَتَوْا۟ عَن مَّا نُهُوا۟ عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ
1120|7|166|فلما عتوا عن ما نهوا عنه قلنا لهم كونوا قرده خسين
166. Fe lemmâ atev an mâ nuhû anhu kulnâ lehum kûnû kıredeten hâsiîn(hâsiîne).
Öyle ki ne zaman sınırı aştılar kendisinden* menedilenden dedik onlara: "Olun maymunlar273; dışlanan/reddedilen**."
Ahmed Samira: 166 So when they became arrogant/disobedient from what they were forbidden/prevented from it, We said to them: "Be/become despised/diminished apes/monkeys."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 atev sınırı aştılar عَتَوْا عتو
3 an عَنْ -
4 ma مَا -
5 nuhu menedilenden نُهُوا نهي
6 anhu kendisinden عَنْهُ -
7 kulna dedik قُلْنَا قول
8 lehum onlara لَهُمْ -
9 kunu olun كُونُوا كون
10 kiradeten maymunlar قِرَدَةً قرد
11 hasiine dışlanan/reddedilen خَاسِئِينَ خسا

Notlar

Not 1: *Kötülük.**Dışlanan, reddedilen maymunlara işaret de anlamlıdır. Maymunlar topluluk halinde yaşarlar. Hiyerarşi söz konusudur. Bazı maymunlar lider tarafından topluluktan kovulur. Bu reddedilen maymunlarda stres, huzursuzluk çok daha yüksektir. Bir türlü huzur bulamazlar.

Ayet 167

1121|7|167|وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَن يَسُومُهُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ ٱلْعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
1121|7|167|واذ تاذن ربك ليبعثن عليهم الي يوم القيمه من يسومهم سو العذاب ان ربك لسريع العقاب وانه لغفور رحيم
167. Ve iz teezzene rabbuke le yeb’asenne aleyhim ilâ yevmil kıyâmeti men yesûmuhum sûel azâb(azâbi), inne rabbeke le serîul ıkâbi ve innehu le gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ilan ettiği zaman (senin) Rabbin4 (ki) mutlak gönderir onlara kıyamet148 gününe kadar kimseyi681 (ki) dayatır onlara azabın681 kötüsünü; doğrusu (senin) Rabbin4 mutlak seridir akabinde*; ve doğrusu O mutlak Gafûr20’dur; Rahîm2’dir.
Ahmed Samira: 167 And when your Lord announced/informed he will send (E) on them to the Resurrection Day who burdens/imposes upon them the torture’s evil/harm , that your Lord (is) quick/fast (E) (in) the punishment, and that He (is) forgiving (E), merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve وَإِذْ -
2 teezzene ilan ettiği zaman تَأَذَّنَ اذن
3 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
4 leyeb'asenne mutlak gönderir لَيَبْعَثَنَّ بعث
5 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
6 ila kadar إِلَىٰ -
7 yevmi gününe يَوْمِ يوم
8 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
9 men kimseyi مَنْ -
10 yesumuhum dayatır onlara يَسُومُهُمْ سوم
11 su'e kötüsünü سُوءَ سوا
12 l-azabi azabın الْعَذَابِ عذب
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 rabbeke Rabbin رَبَّكَ ربب
15 leseriu mutlak seridir لَسَرِيعُ سرع
16 l-ikabi akabinde الْعِقَابِ عقب
17 veinnehu ve doğrusu O وَإِنَّهُ -
18 legafurun mutlak Gafûr’dur لَغَفُورٌ غفر
19 rahimun Rahîm’dir. رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Ardında.

Ayet 168

1122|7|168|وَقَطَّعْنَٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ أُمَمًا مِّنْهُمُ ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَٰلِكَ وَبَلَوْنَٰهُم بِٱلْحَسَنَٰتِ وَٱلسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
1122|7|168|وقطعنهم في الارض امما منهم الصلحون ومنهم دون ذلك وبلونهم بالحسنت والسيات لعلهم يرجعون
168. Ve katta’nâhum fîl ardı umemâ(umemen), minhumus sâlihûne ve minhum dûne zâlike ve belevnâhum bil hasenâti ves seyyiâti leallehum yerciûn(yerciûne).
Ve kestik onları681 yerde ümmetlere305; onlardandır** sâlihler217; ve onlardandır** bunun astından/aşağısından; ve belalandırdık256 onları güzelliklerle ve kötülüklerle; belki onlar dönerler.
Ahmed Samira: 168 And We separated/divided them in the earth/Planet Earth (into) nations, from them the correct/righteous people, and from them other than that, and We tested them with the goodnesses and the sins/crimes, maybe/perhaps they return.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kattaa'nahum ve kestik oları وَقَطَّعْنَاهُمْ قطع
2 fi فِي -
3 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
4 umemen ümmetlere أُمَمًا امم
5 minhumu onlardandır مِنْهُمُ -
6 s-salihune salihlerdir الصَّالِحُونَ صلح
7 ve minhum ve onlardandır وَمِنْهُمْ -
8 dune astından دُونَ دون
9 zalike bunun ذَٰلِكَ -
10 ve belevnahum ve belalandırdık onları وَبَلَوْنَاهُمْ بلو
11 bil-hasenati güzelliklerle بِالْحَسَنَاتِ حسن
12 ve sseyyiati ve kötülüklerle وَالسَّيِّئَاتِ سوا
13 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
14 yerciune dönerler يَرْجِعُونَ رجع

Notlar

Not 1: *Yahudiler kıyamet gününe kadar asla tek bir ümmet şeklinde bir araya gelemez. Dünya'nın dört bir yanına dağılmış ümmetler şeklinde dağılmışlardır.**Bir toplum/kavim için tamamen kötüdür ya da tamamen iyidir demek asla doğru değildir. Her toplumda olduğu gibi iyi ve kötü insanlar vardır. Bir toplumu/kavmi oluşturan insanlarda iyilerin sayısının artması kavmin/toplumun da aynı istikamette gitmesini sağlar.

Ayet 169

1123|7|169|فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلْأَدْنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَا وَإِن يَأْتِهِمْ عَرَضٌ مِّثْلُهُۥ يَأْخُذُوهُ أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِم مِّيثَٰقُ ٱلْكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ وَدَرَسُوا۟ مَا فِيهِ وَٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
1123|7|169|فخلف من بعدهم خلف ورثوا الكتب ياخذون عرض هذا الادني ويقولون سيغفر لنا وان ياتهم عرض مثله ياخذوه الم يوخذ عليهم ميثق الكتب ان لا يقولوا علي الله الا الحق ودرسوا ما فيه والدار الاخره خير للذين يتقون افلا تعقلون
169. Fe halefe min ba’dihim halfun verisûl kitâbe ye’huzûne arada hâzel ednâ ve yekûlûne se yugferu lenâ ve in ye’tihim aradun misluhu ye’huzûh(ye’huzûhu), e lem yu’haz aleyhim mîsâkul kitâbi en lâ yekûlû alâllâhi illel hakka ve deresû mâ fîh(fîhî), ved dârul âhıretu hayrun lillezîne yettekûn(yettekûne), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
Öyle ki halife65 oldu onların sonrasında bir halife65 (ki) varis oldular kitaba*; tutarlar/edinirler arzını/sunduğunu bu alçağın**; ve derler: "Mağfiret319 edilecek bizlere"; ve eğer gelse onlara arzın/sunulanın kendi (kadar) misli870; tutarlar/edinirler onu; asla tutmazlar/edinmezler üzerlerine kitabın* mîsâkını281 ki "demeyin Allah’a karşı hak/gerçek dışında" (dır); ve (oysa) ders çalıştılar (onlar) onun* içindekine; ve ahiret diyarı hayırlıdır kimselere (ki) takvalı21 olurlar; öyle ki akletmez misiniz?
Ahmed Samira: 169 So from after them succeeded/followed successions, they inherited The Book , they take/receive that enjoyable accessories/non-essentials/vanities the nearer , and they say: "(It) will be forgiven for us."108And if enjoyable accessories/non-essentials/vanities similar/equal to it comes to them they take/receive it, was not The Book’s promise/covenant being taken on (from) them, that they not say on God except the truth ? And they studied/memorized what is in it, and the home/house (of) the end (other life is) better/best , to those who fear and obey, so do you not reason/understand ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fehalefe öyle ki halife oldu فَخَلَفَ خلف
2 min مِنْ -
3 bea'dihim onların sonrasında بَعْدِهِمْ بعد
4 halfun bir halife خَلْفٌ خلف
5 verisu varis oldular وَرِثُوا ورث
6 l-kitabe kitaba الْكِتَابَ كتب
7 ye'huzune edinirler يَأْخُذُونَ اخذ
8 arade arzını/sunduğunu عَرَضَ عرض
9 haza bu هَٰذَا -
10 l-edna alçağın الْأَدْنَىٰ دنو
11 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
12 seyugferu mağfiret edilecek سَيُغْفَرُ غفر
13 lena bizlere لَنَا -
14 ve in ve eğer وَإِنْ -
15 ye'tihim gelse onlara يَأْتِهِمْ اتي
16 aradun arzı/sunulan عَرَضٌ عرض
17 misluhu misli onun مِثْلُهُ مثل
18 ye'huzuhu tutarlar/edinirler onu يَأْخُذُوهُ اخذ
19 elem asla أَلَمْ -
20 yu'haz tutmazlar/edinmezler يُؤْخَذْ اخذ
21 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
22 misaku misakını مِيثَاقُ وثق
23 l-kitabi kitabın الْكِتَابِ كتب
24 en ki أَنْ -
25 la لَا -
26 yekulu demeyin يَقُولُوا قول
27 ala karşı عَلَى -
28 llahi Allah’a اللَّهِ -
29 illa dışında إِلَّا -
30 l-hakka hak/gerçek الْحَقَّ حقق
31 vederasu ve ders çalıştılar وَدَرَسُوا درس
32 ma مَا -
33 fihi onun içindekine فِيهِ -
34 ve ddaru ve diyarı وَالدَّارُ دور
35 l-ahiratu Âhiret الْاخِرَةُ اخر
36 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
37 lillezine kimselere (ki) لِلَّذِينَ -
38 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي
39 efela öyle ki أَفَلَا -
40 tea'kilune akletmezler misiniz? تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Tevrât'a.**Daha alçak/aşağı bir evrende olan Dünya gezegeninin.

Ayet 170

1124|7|170|وَٱلَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِٱلْكِتَٰبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُصْلِحِينَ
1124|7|170|والذين يمسكون بالكتب واقاموا الصلوه انا لا نضيع اجر المصلحين
170. Vellezîne yumessikûne bil kitâbi ve ekâmus salâte innâ lâ nudîu ecrel muslihîn(muslihîne).
Ve kimseler; sımsıkı sarılırlar/yapışırlar kitaba*; ve ikame572 ederler salâtı5; doğrusu biz; zayi etmeyiz muslihlerin30 ecrini/karşılığını.
Ahmed Samira: 170 And those who hold fast/grasp with The Book , and kept up the prayers, that We do not loose/waste the correctings’/repairings’ reward/wage .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 yumessikune sımsıkı sarılırlar/yapışırlar يُمَسِّكُونَ مسك
3 bil-kitabi kitaba (Kur’an’a) بِالْكِتَابِ كتب
4 ve ekamu ve dikerler/ayağa kaldırırlar وَأَقَامُوا قوم
5 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
6 inna doğrusu biz إِنَّا -
7 la لَا -
8 nudiu zayi etmeyiz نُضِيعُ ضيع
9 ecra ecrini/karşılığını أَجْرَ اجر
10 l-muslihine muslihlerin الْمُصْلِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *Kur’ân’a

Ayet 171

1125|7|171|وَإِذْ نَتَقْنَا ٱلْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٌ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُۥ وَاقِعٌۢ بِهِمْ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
1125|7|171|واذ نتقنا الجبل فوقهم كانه ظله وظنوا انه واقع بهم خذوا ما اتينكم بقوه واذكروا ما فيه لعلكم تتقون
171. Ve iz netaknel cebele fevkahum ke ennehu zulletun ve zannû ennehu vâkıun bihim, huzû mâ âteynâkum bi kuvvetin vezkurû mâ fîhi leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve kaldırdığımız zaman dağı üstlerine ki o* bir gölge gibiydi; ve zannettiler ki o* bir düşendi onlara; tutun/edinin verdiğimi** sizlere kuvvetle; ve zikredin78 onun** içindekini; belki sizler takvalı21 olursunuz.
Ahmed Samira: 171 And if We shook off/rose/spread the mountain above them as if/though it (is) shade and they assumed/suspected that it (is) falling/landing with (on) them, take/receive what We gave/brought you with power/strength and mention/remember what (is) in it, maybe/perhaps you fear and obey.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve وَإِذْ -
2 netekna kaldırdığımız zazamn نَتَقْنَا نتق
3 l-cebele dağı الْجَبَلَ جبل
4 fevkahum üstlerine فَوْقَهُمْ فوق
5 keennehu ki o gibidiydi كَأَنَّهُ -
6 zulletun bir gölge ظُلَّةٌ ظلل
7 ve zennu ve zannettiler وَظَنُّوا ظنن
8 ennehu ki o أَنَّهُ -
9 vakiun bir düşen وَاقِعٌ وقع
10 bihim onlara بِهِمْ -
11 huzu tutun/edinin خُذُوا اخذ
12 ma مَا -
13 ateynakum verdiğimi sizlere اتَيْنَاكُمْ اتي
14 bikuvvetin kuvvetle بِقُوَّةٍ قوي
15 vezkuru ve zikredin وَاذْكُرُوا ذكر
16 ma مَا -
17 fihi onun içindekini فِيهِ -
18 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
19 tettekune takvalı olursunuz تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Dağ.**Tevrât'ı.

Ayet 172

1126|7|172|وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ شَهِدْنَآ أَن تَقُولُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَٰفِلِينَ
1126|7|172|واذ اخذ ربك من بني ادم من ظهورهم ذريتهم واشهدهم علي انفسهم الست بربكم قالوا بلي شهدنا ان تقولوا يوم القيمه انا كنا عن هذا غفلين
172. Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn(gâfilîne).
Ve aldığı zaman (senin) Rabbin4 Âdemoğullarından; sırtlarından onların zürriyetlerini380; ve tanık/şahit yaptı onları kendi nefisleri201 üzerine: “Değil miyim Rabbiniz4!”; dediler: “Evet! Tanık/şahit olduk”; ki dersiniz kıyamet günü148: “Doğrusu biz olmuştuk bundan gâfil310.” (diye).
Ahmed Samira: 172 And when/if your Lord took/received from Adam’s sons and daughters from their backs their descendants, and He made them witness/testify on themselves. "Am I not your Lord (E)?" They said: "Yes/certainly, We witnessed/testified." That You say (on) the Resurrection Day: "That We were about this ignoring/disregarding ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ehaze aldı أَخَذَ اخذ
3 rabbuke Rabbin رَبُّكَ ربب
4 min مِنْ -
5 beni oğullarından بَنِي بني
6 ademe Adem ادَمَ -
7 min مِنْ -
8 zuhurihim sırtlarından onların ظُهُورِهِمْ ظهر
9 zurriyyetehum zürriyetlerini/nesillerini ذُرِّيَّتَهُمْ ذرر
10 ve eşhedehum ve tanık yaptı onları وَأَشْهَدَهُمْ شهد
11 ala üzerine عَلَىٰ -
12 enfusihim nefisleri أَنْفُسِهِمْ نفس
13 elestu değil miyim أَلَسْتُ ليس
14 birabbikum Rabbiniz بِرَبِّكُمْ ربب
15 kalu dediler قَالُوا قول
16 bela evet بَلَىٰ -
17 şehidna tanık/şahit olduk شَهِدْنَا شهد
18 en ki أَنْ -
19 tekulu dersiniz تَقُولُوا قول
20 yevme günü يَوْمَ يوم
21 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
22 inna doğrusu biz إِنَّا -
23 kunna olduk كُنَّا كون
24 an عَنْ -
25 haza bundan هَٰذَا -
26 gafiline gâfil /aymaz غَافِلِينَ غفل

Ayet 173

1127|7|173|أَوْ تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أَشْرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِّنۢ بَعْدِهِمْ أَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلْمُبْطِلُونَ
1127|7|173|او تقولوا انما اشرك اباونا من قبل وكنا ذريه من بعدهم افتهلكنا بما فعل المبطلون
173. Ev tekûlû innemâ eşreke âbâunâ min kablu ve kunnâ zurriyyeten min ba’dihim, e fe tuhlikunâ bimâ fealel mubtilûn(mubtilûne).
Ya da dersiniz (diye): "Doğrusu şirk71 koştuğudur babalarımız/atalarımızın önceden; ve olduk bir zürriyet380 onlardan sonra; helak mı edersin bizleri faaliyet ettiğiyle batıllaştıranların/iptal edenlerin682."
Ahmed Samira: 173 Or you say: "But our fathers shared/made partners (with God) from before, and we were descendants from after them, do you perish us/destroy us because (of) what the wasters/cancellors made/did ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ev ya da أَوْ -
2 tekulu dersiniz تَقُولُوا قول
3 innema doğrusu إِنَّمَا -
4 eşrake şirk koştuğu أَشْرَكَ شرك
5 aba'una babalarımız/atalarımızın ابَاؤُنَا ابو
6 min مِنْ -
7 kablu önceden قَبْلُ قبل
8 ve kunna ve olduk وَكُنَّا كون
9 zurriyyeten bir zürriyet ذُرِّيَّةً ذرر
10 min مِنْ -
11 bea'dihim onlardan sonra بَعْدِهِمْ بعد
12 efetuhlikuna helak mı edersin bizleri أَفَتُهْلِكُنَا هلك
13 bima بِمَا -
14 feale faaliyet ettiğiyle فَعَلَ فعل
15 l-mubtilune batıllaştıranların/iptal edenlerin الْمُبْطِلُونَ بطل

Ayet 174

1128|7|174|وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ وَلَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
1128|7|174|وكذلك نفصل الايت ولعلهم يرجعون
174. Ve kezâlike nufassılul âyâti ve leallehum yerci’ûn(yerci’ûne).
Ve işte böyledir; tefsîl651 ederiz ayetleri; ve belki onlar dönerler.
Ahmed Samira: 174 And as/like that We detail/explain the evidences/verses , and maybe/perhaps they return.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 nufessilu tefsil ederiz نُفَصِّلُ فصل
3 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
4 veleallehum ve belki onlar وَلَعَلَّهُمْ -
5 yerciune dönerler يَرْجِعُونَ رجع

Ayet 175

1129|7|175|وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱلَّذِىٓ ءَاتَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ
1129|7|175|واتل عليهم نبا الذي اتينه ايتنا فانسلخ منها فاتبعه الشيطن فكان من الغاوين
175. Vetlu aleyhim nebeellezî âteynâhu âyâtinâ fenseleha minhâ fe etbeahuş şeytânu fe kâne minel gâvîn(gâvîne).
Ve oku onlara haberini kimsenin684 (ki) verdik ona684 ayetlerimizi ; sıyrıldı/soyuldu* ondan**; öyle ki tabi oldu ona***; şeytâna29; öyle ki oldu doğru yoldan sapanlardan.
Ahmed Samira: 175 And read/recite on them whom We gave/brought him Our verses/evidences , so he broke away/separated from it, so the devil followed him, so he was from the misguided .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetlu ve oku وَاتْلُ تلو
2 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
3 nebee haberini نَبَأَ نبا
4 llezi ki الَّذِي -
5 ateynahu verdik ona اتَيْنَاهُ اتي
6 ayatina ayetlerimizi ايَاتِنَا ايي
7 fenseleha öyle ki sıyrıldı فَانْسَلَخَ سلخ
8 minha ondan مِنْهَا -
9 feetbeahu öyle ki tabi oldu ona فَأَتْبَعَهُ تبع
10 ş-şeytanu şeytana الشَّيْطَانُ شطن
11 fe kane öyle ki oldu فَكَانَ كون
12 mine مِنَ -
13 l-gavine doğru yoldan sapanlardan الْغَاوِينَ غوي

Notlar

Not 1: *Derinin soyulması, hayvanın etinden derisinin soyulması/sıyrılması gibi.**Ayetten.***Şeytâna.

Ayet 176

1130|7|176|وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخْلَدَ إِلَى ٱلْأَرْضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱقْصُصِ ٱلْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
1130|7|176|ولو شينا لرفعنه بها ولكنه اخلد الي الارض واتبع هويه فمثله كمثل الكلب ان تحمل عليه يلهث او تتركه يلهث ذلك مثل القوم الذين كذبوا بايتنا فاقصص القصص لعلهم يتفكرون
176. Ve lev şi’nâ le refa’nâhu bihâ ve lâkinnehû ahlede ilel ardı vettebea hevâh(hevâhu), fe meseluhu ke meselil kelb(kelbi), in tahmil aleyhi yelhes ev tetrukhu yelhes, zâlike meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtinâ, faksusîl kasasa leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Velev/fakat dileseydik mutlak yükseltirdik onu684 onunla*; velakin/fakat o684 saplandı yere; ve tabi oldu hevâsına; öyle ki misali/benzeri onun misali/benzeri gibidir köpeğin; eğer hamle yapsan üzerine dilini sarkıtıp solur ya da terk etsen onu dilini sarkıtıp solur; işte budur misali/benzeri kavmin/toplumun; kimselerin (ki) yalanladılar ayetlerimizi; öyle ki kıssalaştır (bu) kıssayı belki onlar fikrederler868.
Ahmed Samira: 176 And if We wanted/willed, We would have risen him with it, and but he (wanted to) perpetuate/immortalize/eternalize the earth/Planet Earth, and he followed his self attraction for desire/love and lust , so his example/proverb (is) like the example (of) the dog, if you burden/load on it, it pants , and if you leave it, it pants, that is (the) example/proverb (of) the nation those who lied/denied/falsified with Our verses/evidences , so narrate/relay the narration/information ,maybe/perhaps they think.

Notlar

Not 1: *Ayetle.

Ayet 177

1131|7|177|سَآءَ مَثَلًا ٱلْقَوْمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمْ كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ
1131|7|177|سا مثلا القوم الذين كذبوا بايتنا وانفسهم كانوا يظلمون
177. Sâe meselennil kavmullezîne kezzebû bi âyatinâ ve enfusehum kânû yazlimûn(yazlimûne).
Ne kötüdür misali/benzeri kavmin/toplumun; kimselerin (ki) yalanladılar ayetlerimizi; ve kendi nefislerine201 oldular zulmederler257.
Ahmed Samira: 177 It became bad/evil an example/proverb (of) the nation those who lied/denied/falsified with Our verses/evidences, and were causing injustice/oppression (to) themselves.

Ayet 178

1132|7|178|مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِى وَمَن يُضْلِلْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
1132|7|178|من يهد الله فهو المهتدي ومن يضلل فاوليك هم الخسرون
178. Men yehdillâhu fehuvel muhtedî ve men yudlil fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Kimi doğru yola kılavuzlar Allah öyle ki o doğru yolu bulandır; ve kimi dalalette128 bırakır; öyle ki işte bunlar; onlardır hüsrana uğrayanlardır.
Ahmed Samira: 178 Who God guides, so he is the guided, and who He misguides, so those (are) the losing/misguiding and perishing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kimi مَنْ -
2 yehdi doğru yola kılavuzlar يَهْدِ هدي
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 fehuve öyle ki o فَهُوَ -
5 l-muhtedi doğru yolu bulandır الْمُهْتَدِي هدي
6 vemen ve kimi وَمَنْ -
7 yudlil dalalette bırakır يُضْلِلْ ضلل
8 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
9 humu onlardır هُمُ -
10 l-hasirune hüsrana uğrayanlardır الْخَاسِرُونَ خسر

Ayet 179

1133|7|179|وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ
1133|7|179|ولقد ذرانا لجهنم كثيرا من الجن والانس لهم قلوب لا يفقهون بها ولهم اعين لا يبصرون بها ولهم اذان لا يسمعون بها اوليك كالانعم بل هم اضل اوليك هم الغفلون
179. Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve ant olsun ektik/tohumladık cehennem için birçoğunu cinden210 ve insandan; onlaradır* kalpler213 akletmezler562 onunla; ve onlaradır gözler bakmazlar onunla; ve onlaradır kulaklar işitmezler onunla; işte bunlar; en'âmdır645; evet! Onlar daha dalalet128 içindedir; işte bunlar; onlardır gâfiller310.
Ahmed Samira: 179 And We had created/seeded to Hell many from the Jinns , and the human/mankind, for them (are) hearts/minds they do not understand/learn with it, and for them (are) eyes/sights they do not see/look/understand with it, and for them (are) ears they do not hear/listen with it, those are as the camels/livestock, but they are more misguided, those are the ignoring/neglecting .

Notlar

Not 1: *'Onlaradır geçişi önemlidir. Bu zamir hem cinleri hem de insanları kapsar. Bu durumda cinlerin insanların kalp, göz ve kulak organlarının işlevini yapan, benzer özelliklere sahip, kendilerine özgü mekanizmalara sahip olduklarını anlarız. Kendi yaratılış özelliklerine göre bu varlıkların kendi iradelerinin olduğunu, çevrelerinde olan şeylerden görme ve işitme gibi özellikler gibi farkındalık sahibi olduklarını anlarız.

Ayet 180

1134|7|180|وَلِلَّهِ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ فَٱدْعُوهُ بِهَا وَذَرُوا۟ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ أَسْمَٰٓئِهِۦ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1134|7|180|ولله الاسما الحسني فادعوه بها وذروا الذين يلحدون في اسميه سيجزون ما كانوا يعملون
180. Ve lillâhil esmâul husnâ fed’uhu bihâ ve zerûllezîne yulhıdûne fî esmâih(esmâihî), se yuczevne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve Allah’adır güzel isimler49; öyle ki çağırın onunla*; ve bırakın kimseleri (ki) eğilirler/saparlar O'nun** isimlerinde49; cezalandırılacaklar63 yapar olduklarıyla.
Ahmed Samira: 180 And to God (are) the good names, so call Him by it, and leave those who deviate/insult and defame God/argue in His names, they will be reimbursed what they were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 l-esma'u isimler الْأَسْمَاءُ سمو
3 l-husna güzel الْحُسْنَىٰ حسن
4 fed'uhu öyle ki çağırın فَادْعُوهُ دعو
5 biha onunla بِهَا -
6 ve zeru ve bırakın وَذَرُوا وذر
7 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
8 yulhidune eğilirler/saparlar يُلْحِدُونَ لحد
9 fi فِي -
10 esmaihi O'nun isimlerinde أَسْمَائِهِ سمو
11 seyuczevne cezalandırılacaklar سَيُجْزَوْنَ جزي
12 ma مَا -
13 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
14 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *İsimle.**Allah'ın.

Ayet 181

1135|7|181|وَمِمَّنْ خَلَقْنَآ أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ
1135|7|181|وممن خلقنا امه يهدون بالحق وبه يعدلون
181. Ve mimmen halâknâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn(ya’dilûne).
Ve yarattığım kimselerdendir bir ümmet305; doğru yola kılavuzlar hakla/gerçekle; ve onunla* adaletli olurlar/sağlarlar.
Ahmed Samira: 181 And from whom We created (is) a nation/generation guiding with the truth , and with it they (are) being just/equitable .109

Notlar

Not 1: *Hakla/gerçekle.

Ayet 182

1136|7|182|وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
1136|7|182|والذين كذبوا بايتنا سنستدرجهم من حيث لا يعلمون
182. Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ se nestedricuhum min haysu lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve ayetlerimizi yalanlamış195 kimseleri; adım adım ilerleteceğiz onları yerden (ki) bilmezler (onlar).
Ahmed Samira: 182 And those who denied/falsified with Our evidences/verses , We will lead them gradually from where/when they do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
2 kezzebu yalanlandılar كَذَّبُوا كذب
3 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
4 senestedricuhum adım adım ilerleteceğiz onları سَنَسْتَدْرِجُهُمْ درج
5 min مِنْ -
6 haysu yerden (ki) حَيْثُ حيث
7 la لَا -
8 yea'lemune bilmezler (onlar) يَعْلَمُونَ علم

Ayet 183

1137|7|183|وَأُمْلِى لَهُمْ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
1137|7|183|واملي لهم ان كيدي متين
183. Ve umlî lehum, inne keydî metîn(metînun)
Ve uzun bir süredir* onlara; doğrusu (benim) planım** metindir/sağlamdır.
Ahmed Samira: 183 And I extend to them in time/life/enjoyment, that My plotting/conspiring (is) solid/tough .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve umli ve uzun bir süredir وَأُمْلِي ملو
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 inne doğrusu إِنَّ -
4 keydi (benim) planım كَيْدِي كيد
5 metinun metindir/sağlamdır مَتِينٌ متن

Notlar

Not 1: *Uzun bir süre verilmiştir onlara.**Stratejim.

Ayet 184

1138|7|184|أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
1138|7|184|اولم يتفكروا ما بصاحبهم من جنه ان هو الا نذير مبين
184. E ve lem yetefekkerû mâ bi sâhıbihim min cinneh(cinnetin), in huve illâ nezîrun mubîn(mubînun).
Ve hiç fikretmezler868 mi (ki) yoktur arkadaşlarında* hiçbir cinnet** ki o*** ancak apaçık bir uyarıcıdır?
Ahmed Samira: 184 Did they not think (that there is) no insanity/madness with their companion/friend, that he (is) except (a) clear/evident warner/giver of notice?

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed'te.**Mecnunluk, cinnet getirme.***Resûl Muhammed.

Ayet 185

1139|7|185|أَوَلَمْ يَنظُرُوا۟ فِى مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ وَأَنْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقْتَرَبَ أَجَلُهُمْ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ
1139|7|185|اولم ينظروا في ملكوت السموت والارض وما خلق الله من شي وان عسي ان يكون قد اقترب اجلهم فباي حديث بعده يومنون
185. E ve lem yanzurû fî melekûtis semâvâti vel ardı ve mâ halakallâhu min şey’in ve en asâ en yekûne kadıkterebe eceluhum, fe bi eyyi hadîsin ba’dehu yu’minûn(yu’minûne).
Ve hiç bakmazlar mı melekûtuna685 göklerin162 ve yerin; yarattığına Allah'ın (her) bir şeyden; ve belki de olur ki muhakkak yakınlaşmıştır ecelleri onların; öyle ki hangi hadise/söze sonrasında onun* iman47 ederler.
Ahmed Samira: 185 Do they not look/wonder about in the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s might and power , and what God created from a thing, and that maybe/perhaps their term/time had neared/approached? So with which information/speech after it (do) they believe?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evelem ve asla أَوَلَمْ -
2 yenzuru bakmazlar mı يَنْظُرُوا نظر
3 fi فِي -
4 melekuti melekutuna مَلَكُوتِ ملك
5 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
7 ve ma وَمَا -
8 haleka yarattığına خَلَقَ خلق
9 llahu Allah'ın اللَّهُ -
10 min مِنْ -
11 şey'in bir şeyden شَيْءٍ شيا
12 ve en ve ki وَأَنْ -
13 asa belkide عَسَىٰ عسي
14 en ki أَنْ -
15 yekune olur يَكُونَ كون
16 kadi muhakkak قَدِ -
17 kterabe yakınlaştı اقْتَرَبَ قرب
18 eceluhum ecelleri onların أَجَلُهُمْ اجل
19 febieyyi öyle ki hangi فَبِأَيِّ -
20 hadisin hadise/söze حَدِيثٍ حدث
21 bea'dehu sonrasında onun بَعْدَهُ بعد
22 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Bu sözün.

Ayet 186

1140|7|186|مَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِىَ لَهُۥ وَيَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
1140|7|186|من يضلل الله فلا هادي له ويذرهم في طغينهم يعمهون
186. Men yudlilillâhu fe lâ hâdiye leh(lehu), ve yezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Kimi dalalette128 bırakır Allah; öyle ki olmaz doğru yola kılavuzlayan ona*; ve bırakır onları** tûğyânları442 içinde (ki) bocalayıp dururlar.
Ahmed Samira: 186 Who God misguides, so (there is) no guide to him, and He leaves them in their tyranny/arrogance being confused/puzzled .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kimi مَنْ -
2 yudlili dalalette bırakır يُضْلِلِ ضلل
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 fela öyle ki فَلَا -
5 hadiye olmaz doğru yola kılavuzlayan هَادِيَ هدي
6 lehu ona لَهُ -
7 ve yezeruhum ve bırakır onları وَيَذَرُهُمْ وذر
8 fi içinde فِي -
9 tugyanihim tuğyanları طُغْيَانِهِمْ طغي
10 yea'mehune bocalayıp dururlar يَعْمَهُونَ عمه

Notlar

Not 1: *O kimseyi.**O kimseleri.

Ayet 187

1141|7|187|يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَآ إِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةً يَسْـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
1141|7|187|يسلونك عن الساعه ايان مرسيها قل انما علمها عند ربي لا يجليها لوقتها الا هو ثقلت في السموت والارض لا تاتيكم الا بغته يسلونك كانك حفي عنها قل انما علمها عند الله ولكن اكثر الناس لا يعلمون
187. Yes’elûneke anis sâ’ati eyyâne mursâhâ, kul innemâ ilmuhâ inde rabbî, lâ yucellîhâ li vaktihâ illâ huv(huve), sekulet fîs semâvâti vel ard(ardı), lâ te’tîkum illâ bagtete(bagteten), yes’elûneke ke enneke hafiyyun anhâ, kul innemâ ilmuhâ indallâhi ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Sual ederler/sorarlar sana sâatten470; ne zamandır gelip demir attırılması onun (diye); de ki : "Onun ilmi ancak Rabbimin4 indindedir/katındadır; belirgin edemez onun* vaktini O'nun dışında; ağır686 geldi (o) göklerde162 ve yerde; gelmez sizlere ansızın (olması) dışında; sual ederler/sorarlar sana sanki sen hafiysin** ondan; de ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın indindedir/yanındadır; velakin/fakat insanların çoğu bilmezler.
Ahmed Samira: 187 They ask/question you about the Hour/Resurrection , when (is) its anchor/landing , say: "But its knowledge (is) at my Lord, not (no one) uncovers/reveals it to its time except He, (it) became heavy in the skies/space and the earth/Planet Earth, (it) does not come to you except suddenly/unexpectantly." They ask/question you, as (though) you (are) well acquainted/asking persistently (knowledgeable) about it, say: "But its knowledge (is) at God, and but most of the people do not know ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeseluneke sual ederler/sorarlar sana يَسْأَلُونَكَ سال
2 ani عَنِ -
3 s-saati saatten السَّاعَةِ سوع
4 eyyane ne zamandır أَيَّانَ -
5 mursaha gelip demir attırılması onun مُرْسَاهَا رسو
6 kul de ki قُلْ قول
7 innema doğrusu إِنَّمَا -
8 ilmuha ilmi onun عِلْمُهَا علم
9 inde indindedir/katındadır عِنْدَ عند
10 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
11 la لَا -
12 yucelliha belirgin edemez onu يُجَلِّيهَا جلو
13 livektiha kendi vaktine لِوَقْتِهَا وقت
14 illa dışında إِلَّا -
15 huve O'ndan هُوَ -
16 sekulet ağır geldi ثَقُلَتْ ثقل
17 fi فِي -
18 s-semavati göklerde السَّمَاوَاتِ سمو
19 vel'erdi yerde وَالْأَرْضِ ارض
20 la لَا -
21 te'tikum gelmez sizlere تَأْتِيكُمْ اتي
22 illa dışında إِلَّا -
23 begteten ansızın بَغْتَةً بغت
24 yeseluneke sual ederler/sorarlar sana يَسْأَلُونَكَ سال
25 keenneke sanki sen كَأَنَّكَ -
26 hafiyyun hafiyesin/gizleyensin حَفِيٌّ حفو
27 anha ondan عَنْهَا -
28 kul de ki قُلْ قول
29 innema doğrusu إِنَّمَا -
30 ilmuha ilmi onun عِلْمُهَا علم
31 inde indindedir/yanındadır عِنْدَ عند
32 llahi Allah'ın اللَّهِ -
33 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
34 eksera çoğu أَكْثَرَ كثر
35 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
36 la لَا -
37 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Sâatin.**Bilgi sahibi olmak için araştırmak-sorgulamak.

Ayet 188

1142|7|188|قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى نَفْعًا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ وَلَوْ كُنتُ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ لَٱسْتَكْثَرْتُ مِنَ ٱلْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِىَ ٱلسُّوٓءُ إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
1142|7|188|قل لا املك لنفسي نفعا ولا ضرا الا ما شا الله ولو كنت اعلم الغيب لاستكثرت من الخير وما مسني السو ان انا الا نذير وبشير لقوم يومنون
188. Kul lâ emliku li nefsî nef’an ve lâ darran illâ mâşaallâh(mâşaallâhu), ve lev kuntu a’lemul gaybe lesteksertu minel hayri ve mâ messeniyes sûu in ene illâ nezîrun ve beşîrun li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
De ki687: "Malik* olamam kendi nefsime201 bir menfaate; ve ne de bir zarara Allah'ın dilediği dışında; velev/şayet gaybı bilir olsaydım; mutlak çoğaltırdım hayırdan; ve dokunur olamazdı bana kötülük; ki ben ancak bir uyarıcıyım ve müjdeleyiciyim bir iman47 eder bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 188 Say: "I do not own/possess benefit/usefulness and nor harm to myself, except what God willed/wanted, and if I were (to) know the unseen/absent/supernatural , I would have increased from the good/wealth , and the bad/evil/harm would not (have) touched me, that I am except (a) warner/giver of notice and (an) announcer of good news to a nation believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 la değilim لَا -
3 emliku mâlik أَمْلِكُ ملك
4 linefsi nefsime لِنَفْسِي نفس
5 nef'an bir menfaate نَفْعًا نفع
6 ve la ve ne de وَلَا -
7 derran bir zarara ضَرًّا ضرر
8 illa dışında إِلَّا -
9 ma مَا -
10 şa'e dilediği شَاءَ شيا
11 llahu Allah'ın اللَّهُ -
12 velev velev/şayet وَلَوْ -
13 kuntu olsaydım كُنْتُ كون
14 ea'lemu bilir أَعْلَمُ علم
15 l-gaybe gaybı الْغَيْبَ غيب
16 lasteksertu mutlak çoğaltırdım لَاسْتَكْثَرْتُ كثر
17 mine مِنَ -
18 l-hayri hayırdan الْخَيْرِ خير
19 ve ma ve olamazdı وَمَا -
20 messeniye dokunur bana مَسَّنِيَ مسس
21 s-su'u kötülük السُّوءُ سوا
22 in ki إِنْ -
23 ena ben أَنَا -
24 illa ancak إِلَّا -
25 nezirun bir uyarıcıyım نَذِيرٌ نذر
26 ve beşirun ve müjdeleyiciyim وَبَشِيرٌ بشر
27 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
28 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Sahip.

Ayet 189

1143|7|189|هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِۦ فَلَمَّآ أَثْقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ ءَاتَيْتَنَا صَٰلِحًا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
1143|7|189|هو الذي خلقكم من نفس وحده وجعل منها زوجها ليسكن اليها فلما تغشيها حملت حملا خفيفا فمرت به فلما اثقلت دعوا الله ربهما لين اتيتنا صلحا لنكونن من الشكرين
189. Huvellezî halakakum min nefsin vâhıdetin ve ceale minhâ zevcehâ li yeskune ileyhâ, fe lemmâ tegaşşâhâ hamelet hamlen hafîfen fe merret bihî, fe lemmâ eskalet deavâllâhe rabbehumâ lein âteytenâ sâlihan le nekûnenne mineş şâkirîn(şâkirîne).
O (ki) yaratandır sizleri tek bir nefisten201; ve yaptı (Allah) ondan (dişiden) eşini onun (dişinin); sükûn bulması için (erkeğin) onunla (dişiyle); öyle ki ne zaman sardı/örttü (erkek) onu (dişiyi); yüklendi (dişi) hafif bir yük; öyle ki geçti/geçirdi (dişi) onunla; öyle ki ne zaman ağırlaştı (dişi); çağırdı ikisi Allah’ı; Rablerini4; eğer verdiysen bizlere bir sâlih777; mutlak oluruz şükredenler43.
Ahmed Samira: 189 He is who created you from one (F) self , and He made/created from it/her its spouse/husband to be tranquil/settle/secure to it/her, so when he covered/had sexual intercourse with her she carried/bore a light weight/pregnancy , so she passed with it, so when she became heavy, they (B) called God their (B)’s Lord: "If (E) You gave us correct/righteous, we will be/become (E) from the thankful/grateful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O هُوَ -
2 llezi (ki) الَّذِي -
3 halekakum yaratandır sizleri خَلَقَكُمْ خلق
4 min bir مِنْ -
5 nefsin nefisten نَفْسٍ نفس
6 vahidetin tek وَاحِدَةٍ وحد
7 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
8 minha ondan (dişiden) مِنْهَا -
9 zevceha eşini onun (dişinin) زَوْجَهَا زوج
10 liyeskune sukun bulması için (erkeğin) لِيَسْكُنَ سكن
11 ileyha onunla (dişiyle) إِلَيْهَا -
12 fe lemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
13 tegaşşaha sardı/örttü (erkek) onu (dişiyi) تَغَشَّاهَا غشو
14 hamelet yüklendi (dişi) حَمَلَتْ حمل
15 hamlen bir yük حَمْلًا حمل
16 hafifen hafif خَفِيفًا خفف
17 fe merrat öyle ki geçti (dişi) فَمَرَّتْ مرر
18 bihi onunla بِهِ -
19 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
20 eskalet ağırlaştı أَثْقَلَتْ ثقل
21 deava çağırdı ikisi دَعَوَا دعو
22 llahe Allah’ı اللَّهَ -
23 rabbehuma Rablerini رَبَّهُمَا ربب
24 lein eğer لَئِنْ -
25 ateytena verdiysen bizlere اتَيْتَنَا اتي
26 salihen bir salih صَالِحًا صلح
27 lenekunenne mutlak oluruz لَنَكُونَنَّ كون
28 mine مِنَ -
29 ş-şakirine şükredenler- الشَّاكِرِينَ شكر

Ayet 190

1144|7|190|فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحًا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَا فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
1144|7|190|فلما اتيهما صلحا جعلا له شركا فيما اتيهما فتعلي الله عما يشركون
190. Fe lemmâ âtâhumâ sâlihan cealâ lehu şurakâe fîmâ âtâhumâ, fe teâlâllâhu ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Öyle ki ne zaman verdi ikisine (Allah) bir sâlih777; yaptı* (erkek) O'na (Allah'a) ortaklar ikisine verdiğinde**; öyle ki yücelmiştir Allah şirk71 koştuklarından.
Ahmed Samira: 190 So when He gave them (B) correct/righteous, they (B) made/created for Him partners in what He gave them (B), so God (is) high, mighty, exalted and dignified from what they share/make partners (with Him).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 atahuma verdi ikisine اتَاهُمَا اتي
3 salihen bir sâlih صَالِحًا صلح
4 ceala yaptı (erkek) جَعَلَا جعل
5 lehu O'na لَهُ -
6 şuraka'e ortaklar شُرَكَاءَ شرك
7 fima فِيمَا -
8 atahuma ikisine verdiğinde اتَاهُمَا اتي
9 feteaala öyle. ki yüceldi فَتَعَالَى علو
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 amma عَمَّا -
12 yuşrikune şirk koştuklarından يُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Eril tekil zamir önemlidir. Şirk koşanın erkek olduğunu anlarız.**Sâlih evlat veren sadece Yüce Allah'a teşekkür edeceğine O'nun astından şeye/şeylere de teşekkür etmiştir; şükretmiştir. Aracı saymıştır.

Ayet 191

1145|7|191|أَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ
1145|7|191|ايشركون ما لا يخلق شيا وهم يخلقون
191. E yuşrikûne mâ lâ yahluku şey’en ve hum yuhlekûn(yuhlekûne).
Şirk71 mi koşarlar bir şey yaratamayanı? Ve (oysa) onlar yaratılırlar.
Ahmed Samira: 191 Do they share/make partners (with God in) what does not create a thing, and they are, they are being created?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eyuşrikune ortak mı koşarlar أَيُشْرِكُونَ شرك
2 ma مَا -
3 la لَا -
4 yehluku yaratamayanı يَخْلُقُ خلق
5 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
6 ve hum ve onlar وَهُمْ -
7 yuhlekune yaratılırlar يُخْلَقُونَ خلق

Ayet 192

1146|7|192|وَلَا يَسْتَطِيعُونَ لَهُمْ نَصْرًا وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ
1146|7|192|ولا يستطيعون لهم نصرا ولا انفسهم ينصرون
192. Ve lâ yestetîûne lehum nasran ve lâ enfusehum yansurûn(yansurûne).
Ve güç yetirip itaat edemezler* onlara** bir yardıma; ne de kendi*** nefislerine201 yardım edebilirler.
Ahmed Samira: 192 And they are not being able (to give them) a victory and nor give victory/aid (to) themselves?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 yestetiune güç yetirip itaat edemezler يَسْتَطِيعُونَ طوع
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 nesran bir yardıma نَصْرًا نصر
5 ve la ne de وَلَا -
6 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
7 yensurune yardım edemezler يَنْصُرُونَ نصر

Notlar

Not 1: *Şirk koştukları.**Şirk koşanlara.***Şirk koşulanların nefis sahibi canlılar olduğunu anlarız.

Ayet 193

1147|7|193|وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمْ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ أَدَعَوْتُمُوهُمْ أَمْ أَنتُمْ صَٰمِتُونَ
1147|7|193|وان تدعوهم الي الهدي لا يتبعوكم سوا عليكم ادعوتموهم ام انتم صمتون
193. Ve in ted’ûhum ilel hudâ lâ yettebiûkum, sevâun aleykum e deavtumûhum em entum sâmitûn(sâmitûne).
Ve eğer çağırsanız onları* doğru yola kılavuza; tabi olamazlar sizlere; aynı seviyedir/farksızdır sizlere çağırdınız onları ya da sizler susanlarsınız.
Ahmed Samira: 193 And if you call them to the guidance, they do not follow you, (it is) equal/alike on you, if you called them, or you are silent.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 ted'uhum çağırsanız onları تَدْعُوهُمْ دعو
3 ila إِلَى -
4 l-huda doğru yola kılavuza الْهُدَىٰ هدي
5 la لَا -
6 yettebiukum tabi olamazlar sizlere يَتَّبِعُوكُمْ تبع
7 seva'un aynı seviyedir سَوَاءٌ سوي
8 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
9 edeavtumuhum çağırdınız onları أَدَعَوْتُمُوهُمْ دعو
10 em ya da أَمْ -
11 entum sizler أَنْتُمْ -
12 samitune susanlarsınız صَامِتُونَ صمت

Notlar

Not 1: *Şirk koştuklarınızı.

Ayet 194

1148|7|194|إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمْثَالُكُمْ فَٱدْعُوهُمْ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
1148|7|194|ان الذين تدعون من دون الله عباد امثالكم فادعوهم فليستجيبوا لكم ان كنتم صدقين
194. İnnellezîne ted’ûne min dûnillâhi ıbâdun emsâlukum fed’ûhum felyestecibû lekum in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
Doğrusu kimseler* (ki) çağırırsınız Allah’ın astından; kullardır* sizlerin misalleri/benzerleri; öyle ki çağırın onları; öyle ki cevap versinler sizlere eğer olduysanız sâdıklar182.
Ahmed Samira: 194 That those who you call from other than God (are) worshippers/God’s slaves similar/equal to you ,so call them so they should answer/reply to you, if you were truthful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 ted'une çağırırsınız تَدْعُونَ دعو
4 min مِنْ -
5 duni astından دُونِ دون
6 llahi Allah’ın اللَّهِ -
7 ibadun kullardır عِبَادٌ عبد
8 emsalukum sizlerin misalleri/benzerleri أَمْثَالُكُمْ مثل
9 fed'uhum öyle ki çağırın onları فَادْعُوهُمْ دعو
10 fe lyestecibu öyle ki cevap versinler فَلْيَسْتَجِيبُوا جوب
11 lekum size لَكُمْ -
12 in eğer إِنْ -
13 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
14 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Şirk koşulan şeylerin kimseler olarak işaret edildiğini görmekteyiz. Bu da bizlere Yüce Allah'ın kulları olan, diğer insanlardan farkı olmayan kimselerin ilâhlaştırıldığını gösterir. Günümüzde resûl Îsâ'ya ve Muhammed'e Yüce Allah'ın isimleri/sıfatları atfedilmiştir.

Ayet 195

1149|7|195|أَلَهُمْ أَرْجُلٌ يَمْشُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ أَيْدٍ يَبْطِشُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ أَعْيُنٌ يُبْصِرُونَ بِهَآ أَمْ لَهُمْ ءَاذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا قُلِ ٱدْعُوا۟ شُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ
1149|7|195|الهم ارجل يمشون بها ام لهم ايد يبطشون بها ام لهم اعين يبصرون بها ام لهم اذان يسمعون بها قل ادعوا شركاكم ثم كيدون فلا تنظرون
195. E lehum erculun yemşûne bihâ, em lehum eydin yabtışûne bihâ, em lehum a’yunun yubsırûne bihâ, em lehum âzânun yesmeûne bihâ, kulid’û şurekâekum summe kîdûni fe lâ tunzırûn(tunzırûne).
Onlara mıdır ayaklar* yürürler onunla; ya da onlaradır eller* saldırıp vururlar onunla; ya da onlaradır gözler* bakarlar onunla; ya da onlaradır kulaklar* işitirler onunla?; de ki: "Çağırın şirk71 koştuklarınızı; sonra plan** yapın bana (karşı); öyle ki göz açtırmayın bana."
Ahmed Samira: 195 Are for them feet (legs) they walk with it, or (are) for them hands they destroy/attack violently with it, or (are) for them eyes/sights they see/understand with it, or (are) for them ears, they hear/listen with it? Say: "Call your partners (with God) then plot/conspire against me , so you (will) not delay me/give me time ."110

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elehum onlara mı أَلَهُمْ -
2 erculun ayaklar أَرْجُلٌ رجل
3 yemşune yürürler يَمْشُونَ مشي
4 biha onunla بِهَا -
5 em ya da أَمْ -
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 eydin eller أَيْدٍ يدي
8 yebtişune saldırıp vururlar يَبْطِشُونَ بطش
9 biha onunla بِهَا -
10 em ya da أَمْ -
11 lehum onlara لَهُمْ -
12 ea'yunun gözler أَعْيُنٌ عين
13 yubsirune bakarlar يُبْصِرُونَ بصر
14 biha onunla بِهَا -
15 em ya da أَمْ -
16 lehum onlara لَهُمْ -
17 azanun kulaklar اذَانٌ اذن
18 yesmeune işitirler يَسْمَعُونَ سمع
19 biha onunla بِهَا -
20 kuli de ki قُلِ قول
21 d'u çağırın ادْعُوا دعو
22 şuraka'ekum şirk koştuklarınızı شُرَكَاءَكُمْ شرك
23 summe sonra ثُمَّ -
24 kiduni plan yapın bana كِيدُونِ كيد
25 fe la öyle ki فَلَا -
26 tunziruni göz açtırmayın bana تُنْظِرُونِ نظر

Notlar

Not 1: *Şirk koşulan kimselerin kendilerine gelecek bir zararı bile gidermeye güçleri yoktur. Kendilerine bir hayır da sağlayamazlar. Bu evrenden ayrılıp gitmişlerdir. Önceden ne hayır yaptılarsa Yüce Allah katında onu bulurlar. **Strateji geliştirin.

Ayet 196

1150|7|196|إِنَّ وَلِۦِّىَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ
1150|7|196|ان ولي الله الذي نزل الكتب وهو يتولي الصلحين
196. İnne veliyyiyallâhullezî nezzelel kitâbe ve huve yetevelles sâlihîn(sâlihîne).
Doğrusu (benim) velim28 Allah'tır ki indirendir kitabı*; ve O yakın korur/himaye eder sâlihleri217.
Ahmed Samira: 196 That my guardian/patron (is) God who descended The Book , and He appoints/enables the correct/righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 veliyyiye (benim) velim وَلِيِّيَ ولي
3 llahu Allah'tır اللَّهُ -
4 llezi ki الَّذِي -
5 nezzele indirendir نَزَّلَ نزل
6 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
7 ve huve ve O وَهُوَ -
8 yetevella yakın korur يَتَوَلَّى ولي
9 s-salihine salihleri الصَّالِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı.

Ayet 197

1151|7|197|وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ
1151|7|197|والذين تدعون من دونه لا يستطيعون نصركم ولا انفسهم ينصرون
197. Vellezîne ted’ûne min dûnihî lâ yestetîûne nasrakum ve lâ enfusehum yensurûn(yensurûne).
Ve kimseler* (ki) çağırırsınız O’nun** astından; güç yetiremezler itaat etmeye (bir) yardıma sizlere ve ne de kendi nefislerine201 yardım edebilirler.
Ahmed Samira: 197 And those who you call from other than Him, they are not able (to) give you victory/aid, and nor give victory/aid (to) themselves.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
2 ted'une çağırırsınız تَدْعُونَ دعو
3 min مِنْ -
4 dunihi O’nun astından دُونِهِ دون
5 la لَا -
6 yestetiune güç yetiremezler itaat etmeye يَسْتَطِيعُونَ طوع
7 nesrakum yardıma sizlere نَصْرَكُمْ نصر
8 ve la ve ne de وَلَا -
9 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
10 yensurune yardım ederler يَنْصُرُونَ نصر

Notlar

Not 1: *Şirk koşulan kimseler.**Allah'ın.

Ayet 198

1152|7|198|وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
1152|7|198|وان تدعوهم الي الهدي لا يسمعوا وتريهم ينظرون اليك وهم لا يبصرون
198. Ve in ted’ûhum ilel hudâ lâ yesme’û, ve terâhum yenzurûne ileyke ve hum lâ yubsırûn(yubsırûne).
Ve eğer çağırsan onları doğru yola kılavuza işitemezler; ve (kendince) görürsün onları bakarlar sana; ve (oysa) onlar bakamazlar.
Ahmed Samira: 198 And if you call them to the guidance, they do not hear/listen, and you see them looking/watching to you, and they are not seeing/understanding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 ted'uhum çağırsan onları تَدْعُوهُمْ دعو
3 ila إِلَى -
4 l-huda doğru yola kılavuza الْهُدَىٰ هدي
5 la لَا -
6 yesmeu işitmezler يَسْمَعُوا سمع
7 ve terahum ve görürsün onları وَتَرَاهُمْ راي
8 yenzurune bakarlar يَنْظُرُونَ نظر
9 ileyke sana إِلَيْكَ -
10 vehum ve onlar وَهُمْ -
11 la لَا -
12 yubsirune bakamazlar يُبْصِرُونَ بصر

Ayet 199

1153|7|199|خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ
1153|7|199|خذ العفو وامر بالعرف واعرض عن الجهلين
199. Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne).
Tut/edin* affı358; ve emret urfla689; yüz çevir cahillerden.
Ahmed Samira: 199 Take/receive the grace/goodness , and order/command with the kindness/known , and oppose/turn away from the lowly/ignorant .

Notlar

Not 1: *Karakterin edin.

Ayet 200

1154|7|200|وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
1154|7|200|واما ينزغنك من الشيطن نزغ فاستعذ بالله انه سميع عليم
200. Ve immâ yenzeganneke mineş şeytâni nezgun festeiz billâh(billâhi), innehu semîun alîm(alîmun).
Ve eğer gelirse sana kışkırtma; şeytândan29 bir kışkırtma; öyle ki sığın Allah'a; doğrusu O bir Semî’dir41; bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 200 And if an urge to spoil evil from the devil spoils/urges you to evil (E), so seek protection by God, that He (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve imma ve eğer وَإِمَّا -
2 yenzeganneke gelirse sana kışkırtma يَنْزَغَنَّكَ نزغ
3 mine مِنَ -
4 ş-şeytani şeytandan الشَّيْطَانِ شطن
5 nezgun bir kışkırtma نَزْغٌ نزغ
6 festeiz öyle ki sığın فَاسْتَعِذْ عوذ
7 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
8 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
9 semiun bir Semî’dir سَمِيعٌ سمع
10 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 201

1155|7|201|إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ إِذَا مَسَّهُمْ طَٰٓئِفٌ مِّنَ ٱلشَّيْطَٰنِ تَذَكَّرُوا۟ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ
1155|7|201|ان الذين اتقوا اذا مسهم طيف من الشيطن تذكروا فاذا هم مبصرون
201. İnnellezînettekav izâ messehum tâifun mineş şeytâni tezekkerû fe izâhum mubsırûn(mubsırûne).
Doğrusu kimseler (ki) takvalı21 oldular (Allah’a) temas ettiği zaman onlara bir tavaf/dolaşma* şeytândan29; zikrettiler78 (Allah’ı); öyle ki o zaman onlar bakanlardır/görenlerdir**.
Ahmed Samira: 201 That those who feared and obeyed, if a circler/walker from the devil touched them, they mentioned/remembered , so then they are seeing/understanding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 ttekav takvalı oldular (Allah’a) اتَّقَوْا وقي
4 iza zaman إِذَا -
5 messehum temas ettiği zaman onlara مَسَّهُمْ مسس
6 taifun bir tavaf/bir turlama طَائِفٌ طوف
7 mine مِنَ -
8 ş-şeytani şeytândan الشَّيْطَانِ شطن
9 tezekkeru zikrettiler (Allah’ı) تَذَكَّرُوا ذكر
10 fe iza öyle ki o zaman فَإِذَا -
11 hum onlar هُمْ -
12 mubsirune bakanlardır مُبْصِرُونَ بصر

Notlar

Not 1: *Şeytânın musallat olması. **Şeytânın kışkırtmalarını rahatlıkla görürler, anlarlar.

Ayet 202

1156|7|202|وَإِخْوَٰنُهُمْ يَمُدُّونَهُمْ فِى ٱلْغَىِّ ثُمَّ لَا يُقْصِرُونَ
1156|7|202|واخونهم يمدونهم في الغي ثم لا يقصرون
202. Ve ihvânuhum yemuddûnehum fîl gayyi summe lâ yuksirûn(yuksirûne).
Ve onların kardeşleridir* (ki) genişletirler/uzatırlar* onları sapkınlığa; sonra peşlerini bırakmazlar*.
Ahmed Samira: 202 And their brothers extend/spread them in the misguidance/failure, then they do not lag/fall behind/neglect .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veihvanuhum ve kardeşleridir onların وَإِخْوَانُهُمْ اخو
2 yemuddunehum genişletirler/uzatırlar onları يَمُدُّونَهُمْ مدد
3 fi فِي -
4 l-gayyi doğrudan sapkınlığa الْغَيِّ غوي
5 summe sonra ثُمَّ -
6 la لَا -
7 yuksirune peşlerini bırakmazlar يُقْصِرُونَ قصر

Notlar

Not 1: *Şeytânlar.

Ayet 203

1157|7|203|وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِم بِـَٔايَةٍ قَالُوا۟ لَوْلَا ٱجْتَبَيْتَهَا قُلْ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ مِن رَّبِّى هَٰذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
1157|7|203|واذا لم تاتهم بايه قالوا لولا اجتبيتها قل انما اتبع ما يوحي الي من ربي هذا بصاير من ربكم وهدي ورحمه لقوم يومنون
203. Ve izâ lem te’tihim biâyetin kâlû lev lectebeytehâ, kul innemâ ettebiu mâ yûhâ ileyye min rabbî hâzâ besâiru min rabbikum ve huden ve rahmetun li kavmin yu’minûn (yu’minûne).
Ve asla gelmediğin zaman onlara bir ayetle454 derler: "Keşke derleseydin/toplasaydın onu*; de ki ancak tabi olurum Rabbimden4 üzerime vahy603 edilene; bu**; basiretlerdir690 Rabbinizden4; ve bir doğru yola kılavuzdur; ve bir rahmettir271 iman47 eder bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 203 And if you did not bring them with a verse/evidence , they said: "If only you chose/purified it." Say: "But I follow what (is) inspired/transmitted to me from my Lord, those (are) visions/evidences from your Lord, and guidance, and mercy to a nation believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 lem asla لَمْ -
3 te'tihim gelmediğin onlara تَأْتِهِمْ اتي
4 biayetin bir ayetle بِايَةٍ ايي
5 kalu derler قَالُوا قول
6 levla keşke لَوْلَا -
7 ctebeyteha derleseydin/toplasaydın onu اجْتَبَيْتَهَا جبي
8 kul de ki قُلْ قول
9 innema ancak إِنَّمَا -
10 ettebiu tabi olurum أَتَّبِعُ تبع
11 ma مَا -
12 yuha vahy edilene يُوحَىٰ وحي
13 ileyye üzerime إِلَيَّ -
14 min مِنْ -
15 rabbi Rabbimden رَبِّي ربب
16 haza bu هَٰذَا -
17 besairu basiretlerdir بَصَائِرُ بصر
18 min مِنْ -
19 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
20 ve huden ve bir doğru yola kılavuzdur وَهُدًى هدي
21 ve rahmetun ve bir rahmettir وَرَحْمَةٌ رحم
22 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
23 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Ayeti.**Ayetler, Kur'an.

Ayet 204

1158|7|204|وَإِذَا قُرِئَ ٱلْقُرْءَانُ فَٱسْتَمِعُوا۟ لَهُۥ وَأَنصِتُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
1158|7|204|واذا قري القران فاستمعوا له وانصتوا لعلكم ترحمون
204. Ve izâ kuriel kur’ânu festemiû lehu ve ensıtû leallekum turhamûn(turhamûne).
Kur'ân okunduğu zaman öyle ki işitin onu; ve kulak verin/dinleyin*; belki sizler rahmet271 edilirsiniz.
Ahmed Samira: 204 And if the Koran is read, so hear/listen to it and listen quietly, maybe/perhaps We have mercy upon you.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza zaman وَإِذَا -
2 kurie okunduğu قُرِئَ قرا
3 l-kuranu Kur'an الْقُرْانُ قرا
4 festemiu öyle ki işitin فَاسْتَمِعُوا سمع
5 lehu onu لَهُ -
6 ve ensitu ve kulak verin/dinleyin وَأَنْصِتُوا نصت
7 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
8 turhamune rahmet edilirsiniz تُرْحَمُونَ رحم

Notlar

Not 1: *Kur'an ne diyor kulak verin.

Ayet 205

1159|7|205|وَٱذْكُر رَّبَّكَ فِى نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ ٱلْجَهْرِ مِنَ ٱلْقَوْلِ بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْءَاصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْغَٰفِلِينَ
1159|7|205|واذكر ربك في نفسك تضرعا وخيفه ودون الجهر من القول بالغدو والاصال ولا تكن من الغفلين
205. Vezkur rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel cehri minel kavli bil guduvvi vel âsâli ve lâ tekun minel gâfilîn(gâfilîne).
Ve zikret78 Rabbini4 kendi nefsinde201 bir alçak gönüllülük (-le); ve bir korku (-yla); ve aleni (duyulacak kadar) yüksek bir söylemin* altında/astında**; sabah ve akşam***; ve olma gâfillerden310.
Ahmed Samira: 205 And remember/mention your Lord in your self humbly and humiliated, and hiddenly/secretly and other than the publicized/declared from the saying/opinion and belief at the early morning , and the evenings to sunsets , and do not be from the ignoring/disregarding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vezkur ve zikret وَاذْكُرْ ذكر
2 rabbeke Rabbini رَبَّكَ ربب
3 fi فِي -
4 nefsike kendi nefsinde نَفْسِكَ نفس
5 tederruan bir alçak gönüllülük (-le) تَضَرُّعًا ضرع
6 ve hifeten ve bir korku (-yla) وَخِيفَةً خوف
7 ve dune ve altında/astında وَدُونَ دون
8 l-cehri aleni yükse الْجَهْرِ جهر
9 mine مِنَ -
10 l-kavli bir söylemden الْقَوْلِ قول
11 bil-guduvvi sabah بِالْغُدُوِّ غدو
12 vel'asali ve akşam وَالْاصَالِ اصل
13 ve la ve وَلَا -
14 tekun olma تَكُنْ كون
15 mine مِنَ -
16 l-gafiline gafillerden الْغَافِلِينَ غفل

Notlar

Not 1: *O'nun yüce sıfatlarını yani evrene tecelli etmiş olan güzel sıfatlarını öğrenmek/hatırlamak ve bunları sözlere dökmek demektir. Gökyüzündeki bulutlara bakıp da "Ey Rabbim! Ne güzel bir hayat verensin; ilmin, bilmin sınırsızdır. Her atomun nerede olacağını bildin, hesapladın. Senin rüzgarların onları dilediğin yere sürükler; dilediğin yere yağmurları bıraktırırsın. Sensin en yüce yaratıcı. Bizden rahmetini esirgeme!" gibi sözleri kendi nefsimizde sesli olarak söylemek, kendi nefsimizde hissetmek tam olarak 7:205 ayetinde istenilendir. **Herkesi duyabileceği bir sesle olmadan yapılan söylem/kelam.***Her zaman.

Ayet 206

1160|7|206|إِنَّ ٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيُسَبِّحُونَهُۥ وَلَهُۥ يَسْجُدُونَ
1160|7|206|ان الذين عند ربك لا يستكبرون عن عبادته ويسبحونه وله يسجدون
206. İnnellezîne inde rabbike lâ yestekbirûne an ibadetihî ve yusebbihûnehu ve lehu yescudûn(yescudûne). (SECDE ÂYETİ)
Doğrusu Rabbinin4 indindedir/katındadır kimseler695; (ki) büyüklenmezler kulluk etmekten O’na (Allah’a); ve tesbih31 ederler O'nu (Allah’ı); ve O’na (Allah’a) secde12 ederler.
Ahmed Samira: 206 That those at your Lord are not being arrogant about worshipping Him, and they praise/glorify Him, and to Him they prostrate.111

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 inde indinde/katında عِنْدَ عند
4 rabbike Rabbinin رَبِّكَ ربب
5 la لَا -
6 yestekbirune büyüklenmezler يَسْتَكْبِرُونَ كبر
7 an عَنْ -
8 ibadetihi kulluk etmekten O’na (Allah'a) عِبَادَتِهِ عبد
9 ve yusebbihunehu ve tesbih ederler O'nu (Allah'ı) وَيُسَبِّحُونَهُ سبح
10 ve lehu ve O’na (Allah'â) وَلَهُۥ
11 yescudune secde ederler يَسْجُدُونَ سجد