Sure 3: Âl-i İmrân/İmrân Ailesi

Ayet Sayısı: 200
آلِ عِمْرَان

Ayet 1

294|3|1|الٓمٓ
294|3|1|الم
1. Elif lâm mîm.
A L M44*
Ahmed Samira: 1 A L M .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elif, Lam, mim Elif Lâm Mîm الم -

Notlar

Not 1: *Elif, Lam, Mim.

Ayet 2

295|3|2|ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ
295|3|2|الله لا اله الا هو الحي القيوم
2. Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu).
Allah’tır; yoktur ilâh74 O’nun dışında; Hayy’dır371; Kayyûm’dur372.
Ahmed Samira: 2 God, no God except He, the alive , the of no beginning and self sufficient .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah’tır اللَّهُ -
2 la yoktur لَا -
3 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
4 illa dışında إِلَّا -
5 huve O’nun هُوَ -
6 l-hayyu Hayy’dır. الْحَيُّ حيي
7 l-kayyumu Kayyum’dur. الْقَيُّومُ قوم

Ayet 3

296|3|3|نَزَّلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ
296|3|3|نزل عليك الكتب بالحق مصدقا لما بين يديه وانزل التوريه والانجيل
3. Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle).
İndirdi sana kitabı* hakla/gerçekle; bir musaddıktır140 iki ellerinin arasındakine; ve indirdi Tevrât’ı; ve İncîl’i.
Ahmed Samira: 3 He descended on you The Book with the truth , confirming to what (is) between His hands, and He descended the Torah and the New Testament/Bible .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 nezzele indirdi نَزَّلَ نزل
2 aleyke sana عَلَيْكَ -
3 l-kitabe Kitabı الْكِتَابَ كتب
4 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
5 musaddikan bir musaddıktır مُصَدِّقًا صدق
6 lima لِمَا -
7 beyne arasındakini بَيْنَ بين
8 yedeyhi iki ellerinin يَدَيْهِ يدي
9 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
10 t-tevrate Tevrat’ı التَّوْرَاةَ -
11 vel'incile ve İncil’i وَالْإِنْجِيلَ -

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı.

Ayet 4

297|3|4|مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلْفُرْقَانَ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ
297|3|4|من قبل هدي للناس وانزل الفرقان ان الذين كفروا بايت الله لهم عذاب شديد والله عزيز ذو انتقام
4. Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân(furkâne), innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd(şedîdun), vallâhu azîzun zuntikâm(zuntikâmin).
Önceden (de) insanlar için bir doğru yola kılavuzu (da); ve indirmişti furkanı259; doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler Allah'ın ayetlerine400; onlaradır şiddetli bir azap; ve Allah bir Azîz’dir37; bir Zuntikâm’dır390.
Ahmed Samira: 4 From before guidance to the people, and He descended the Separator of Right and Wrong/Koran , that those who disbelieved with God’s verses , for them (is) a strong (severe) torture, and God (is) glorious/mighty , (owner) of a revenge/punishment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 min مِنْ -
2 kablu önceden قَبْلُ قبل
3 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
4 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
5 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
6 l-furkane furkanı الْفُرْقَانَ فرق
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 ellezine kimselere الَّذِينَ -
9 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
10 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 lehum onlaradır لَهُمْ -
13 azabun bir azab عَذَابٌ عذب
14 şedidun şiddetli شَدِيدٌ شدد
15 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
16 azizun Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
17 zu ذُو -
18 ntikamin Zuntikâm’dır انْتِقَامٍ نقم

Ayet 5

298|3|5|إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَىْءٌ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ
298|3|5|ان الله لا يخفي عليه شي في الارض ولا في السما
5. İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey’un fîl ardı ve lâ fîs semâ’(semâi).
Doğrusu Allah'a; gizli kalmaz ona bir şey yerde ve ne de gökte180.
Ahmed Samira: 5 That God, no(thing) hides on Him, in the earth/Planet Earth and nor in the sky/space.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah'a اللَّهَ -
3 la لَا -
4 yehfa gizli kalmaz يَخْفَىٰ خفي
5 aleyhi ona عَلَيْهِ -
6 şey'un bir şey شَيْءٌ شيا
7 fi فِي -
8 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
9 ve la وَلَا -
10 fi فِي -
11 s-semai ve ne de gökte السَّمَاءِ سمو

Ayet 6

299|3|6|هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى ٱلْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَآءُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
299|3|6|هو الذي يصوركم في الارحام كيف يشا لا اله الا هو العزيز الحكيم
6. Huvellezî yusavvirukum fîl erhâmi keyfe yeşâ’(yeşâu), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
O'dur* ki şekillendirir sizleri rahimlerde391 nasılsa dilediği; yoktur ilâh74 O’nun dışında ; Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 6 He is who pictures/forms you in the wombs/uteruses how (as) He wants/wills, no God except He, the glorious/mighty, the wise/judicious.

Notlar

Not 1: *Allah

Ayet 7

300|3|7|هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ مِنْهُ ءَايَٰتٌ مُّحْكَمَٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَٰبِهَٰتٌ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَٰبَهَ مِنْهُ ٱبْتِغَآءَ ٱلْفِتْنَةِ وَٱبْتِغَآءَ تَأْوِيلِهِۦ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ
300|3|7|هو الذي انزل عليك الكتب منه ايت محكمت هن ام الكتب واخر متشبهت فاما الذين في قلوبهم زيغ فيتبعون ما تشبه منه ابتغا الفتنه وابتغا تاويله وما يعلم تاويله الا الله والرسخون في العلم يقولون امنا به كل من عند ربنا وما يذكر الا اولوا الالبب
7. Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmellezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlih(te’vîlihi), ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
O ki indirdi sana kitabı*; ondan (kitaptan) ayetler muhkemlenmiştir392; onlar (muhkemlenmiş ayetler) anasıdır** kitabın*; ve diğerleri (diğer ayetler) müteşabihlerdir90; öyle ki ancak kalplerinde bir eğrilik (olan) kimseler; öyle ki tabi olurlar ondan (kitaptan) müteşabihleşene90; aranandır (o kimse) fitne332; ve (fitneyi) aranandır (o kimse) onun (kitabın) tevilinde401; ve bilir değildir onun (kitabın) tevilini401 Allah ve ilimde derinleşenler/sağlam kök salanlar dışında; derler: "İman47 ettik ona* (kitaba); hepsi Rabbimiz4 katındandır/indindendir"; zikreder/hatırlar değildir mantık sahipleri haricinde.
Ahmed Samira: 7 He is who descended on you The Book , from it (are) perfected/tightened verses, they are (F) The Book’s origin/mother , and others resembling/ambiguous/obscure , so but those who in their hearts/minds (is) deviation from truth , so they follow what resembled from it, asking/desiring the treason and asking/desiring its interpretation/explanation , and none knows its interpretation/explanation except God. And the affirmed in the knowledge , they say: "We believed with it, all/each (is) from at our Lord, and none remember/mention except (those) of the pure minds/intelligence ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O هُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
4 aleyke sana عَلَيْكَ -
5 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
6 minhu ondan مِنْهُ -
7 ayatun ayetler ايَاتٌ ايي
8 muhkematun muhkemleşmiştirler مُحْكَمَاتٌ حكم
9 hunne onlar هُنَّ -
10 ummu anasıdır أُمُّ امم
11 l-kitabi kitabın الْكِتَابِ كتب
12 ve uharu ve diğerleri وَأُخَرُ اخر
13 muteşabihatun müteşabihtirler مُتَشَابِهَاتٌ شبه
14 feemma öyle ki ancak فَأَمَّا -
15 ellezine kimseler الَّذِينَ -
16 fi فِي -
17 kulubihim kalblerinde قُلُوبِهِمْ قلب
18 zeygun eğrilik زَيْغٌ زيغ
19 feyettebiune öyle ki tabi olurlar فَيَتَّبِعُونَ تبع
20 ma مَا -
21 teşabehe müteşabihleşmişe تَشَابَهَ شبه
22 minhu ondan (kitaptan) مِنْهُ -
23 btiga'e arananlardır ابْتِغَاءَ بغي
24 l-fitneti fitne الْفِتْنَةِ فتن
25 vebtiga'e ve arananlardır وَابْتِغَاءَ بغي
26 te'vilihi tevilinde onun (kitabın) تَأْوِيلِهِ اول
27 ve ma ve değildir وَمَا -
28 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
29 te'vilehu tevilini onun (kitabın) تَأْوِيلَهُ اول
30 illa ancak إِلَّا -
31 llahu Allah اللَّهُ -
32 ve rrasihune ve kök salanlar وَالرَّاسِخُونَ رسخ
33 fi فِي -
34 l-ilmi ilimde الْعِلْمِ علم
35 yekulune derler يَقُولُونَ قول
36 amenna iman ettik امَنَّا امن
37 bihi ona (kitaba) بِهِ -
38 kullun hepsi كُلٌّ كلل
39 min مِنْ -
40 indi indindendir/katındandır عِنْدِ عند
41 rabbina Rabbimiz رَبِّنَا ربب
42 ve ma ve değildir وَمَا -
43 yezzekkeru zikreder يَذَّكَّرُ ذكر
44 illa dışında إِلَّا -
45 ulu sahipleri أُولُو اول
46 l-elbabi mantık الْأَلْبَابِ لبب

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Ana yasasıdır. Omurgasıdır.

Ayet 8

301|3|8|رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ
301|3|8|ربنا لا تزغ قلوبنا بعد اذ هديتنا وهب لنا من لدنك رحمه انك انت الوهاب
8. Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb(vehhâbu).
"Rabbimiz4! Saptırma kalplerimizi, bizleri doğru yola kılavuzladığın zaman sonrası; ve bahşet bizlere yanından bir rahmet271; doğrusu sen; sensin Vehhâb394."
Ahmed Samira: 8 Our Lord, do not deviate from truth our hearts/minds after when You guided us, and grant/present for us from at You a mercy, that you are the grantor/presenter .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
2 la لَا -
3 tuzig saptırma تُزِغْ زيغ
4 kulubena kalblerimizi قُلُوبَنَا قلب
5 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
6 iz إِذْ -
7 hedeytena doğru yola kılavuzladığın zaman bizleri هَدَيْتَنَا هدي
8 ve heb ve bahşet وَهَبْ وهب
9 lena bizlere لَنَا -
10 min مِنْ -
11 ledunke yanından لَدُنْكَ لدن
12 rahmeten bir rahmet رَحْمَةً رحم
13 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
14 ente sensin أَنْتَ -
15 l-vehhabu bahşeden الْوَهَّابُ وهب

Ayet 9

302|3|9|رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ
302|3|9|ربنا انك جامع الناس ليوم لا ريب فيه ان الله لا يخلف الميعاد
9. Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).
"Rabbimiz4! Doğrusu sen bir araya getirensin insanları bir gün* için; şüphe yoktur onda**; doğrusu Allah bozmaz mîâdı395."
Ahmed Samira: 9 Our Lord, that you are gathering/collecting the people to a day/time no doubt in it. That God does not break the appointment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
2 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
3 camiu bir araya getirensin جَامِعُ جمع
4 n-nasi insanları النَّاسِ نوس
5 liyevmin bir gün için لِيَوْمٍ يوم
6 la لَا -
7 raybe şüphe yoktur رَيْبَ ريب
8 fihi onda فِيهِ -
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 la لَا -
12 yuhlifu bozmaz يُخْلِفُ خلف
13 l-miaade miadı الْمِيعَادَ وعد

Notlar

Not 1: *Din günü. Yargılamanın konusunun din olacağı gün/evre/dönem.**Şüphesiz olarak, kesin olarak gelecektir o gün.

Ayet 10

303|3|10|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ ٱلنَّارِ
303|3|10|ان الذين كفروا لن تغني عنهم امولهم ولا اولدهم من الله شيا واوليك هم وقود النار
10. İnnellezîne keferû len tuğniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ûlâike hum vekûdun nâr(nâri).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; asla yarar sağlamaz onlara malları; ne de evlatları Allah’tan bir şey; ve işte bunlar; onlardır ateşin yakıtı.
Ahmed Samira: 10 That those who disbelieved, their properties/wealths and nor their children, will not enrich (help) them from God, a thing, and those are the fire’s fuel.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 len asla لَنْ -
5 tugniye yarar sağlamaz تُغْنِيَ غني
6 anhum onlara عَنْهُمْ -
7 emvaluhum malları أَمْوَالُهُمْ مول
8 ve la ne de وَلَا -
9 evladuhum evlatları أَوْلَادُهُمْ ولد
10 mine مِنَ -
11 llahi Allah’tan اللَّهِ -
12 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
13 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
14 hum onlar هُمْ -
15 vekudu yakıtıdırlar وَقُودُ وقد
16 n-nari ateşin النَّارِ نور

Ayet 11

304|3|11|كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
304|3|11|كداب ال فرعون والذين من قبلهم كذبوا بايتنا فاخذهم الله بذنوبهم والله شديد العقاب
11. Ke de’bi âli fir’avne, vellezîne min kablihim kezzebû bi âyâtinâ, fe ehazehumullâhu bi zunûbihim vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Huyu/alışkanlığı gibidir firavun ailesinin/taraftarlarının ; ve onlardan önceki kimselerin (de); yalanladılar onlar ayetlerimizi195; öyle ki tuttu/yakaladı onları Allah günahlarıyla; ve Allah şiddetlidir akabinde*.
Ahmed Samira: 11 As Pharaoh’s family and those from before them’s affairs/habits, they lied/denied with Our signs/verses/evidences, so God took/punished them because of their crimes. And God (is) strong (severe in) the torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kede'bi huyu gibidir كَدَأْبِ داب
2 ali ailesi/taraftarları الِ اول
3 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
4 vellezine ve kimselerin وَالَّذِينَ -
5 min مِنْ -
6 kablihim onlardan önceki قَبْلِهِمْ قبل
7 kezzebu yalanladılar onlar كَذَّبُوا كذب
8 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
9 feehazehumu öyle ki tuttu/yakaladı فَأَخَذَهُمُ اخذ
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 bizunubihim günahlarıyla بِذُنُوبِهِمْ ذنب
12 vallahu ve Allah'ın وَاللَّهُ -
13 şedidu şiddetlidir شَدِيدُ شدد
14 l-ikabi akabinde الْعِقَابِ عقب

Notlar

Not 1: *Arkasında, ardında.

Ayet 12

305|3|12|قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ
305|3|12|قل للذين كفروا ستغلبون وتحشرون الي جهنم وبيس المهاد
12. Kul lillezîne keferû se tuglebûne ve tuhşerûne ilâ cehennem(cehenneme), ve bi’sel mihâd(mihâdu).
Kâfirlik25 etmiş kimselere de ki : "Mağlup olacaksınız; ve sürülerek haşredilirsiniz556 cehenneme doğru"; ve ne uğursuz/perişan dinlenme yeridir.
Ahmed Samira: 12 Say to those who disbelieved: "You will be defeated/conquered , and be gathered to Hell , and how/what (is) the bad/low ground .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 setuglebune mağlup olacaksınız سَتُغْلَبُونَ غلب
5 ve tuhşerune ve sürülerek bir araya getirirsiniz وَتُحْشَرُونَ حشر
6 ila إِلَىٰ -
7 cehenneme cehenneme doğru جَهَنَّمَ -
8 vebi'se ve ne uğursuz/perişan وَبِئْسَ باس
9 l-mihadu dinlenme yeridir الْمِهَادُ مهد

Ayet 13

306|3|13|قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا فِئَةٌ تُقَٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ
306|3|13|قد كان لكم ايه في فيتين التقتا فيه تقتل في سبيل الله واخري كافره يرونهم مثليهم راي العين والله يويد بنصره من يشا ان في ذلك لعبره لاولي الابصر
13. Kad kâne lekum âyetun fî fieteynil tekatâ fietun tukâtilu fî sebîlillâhi ve uhrâ kâfiratun yeravnehum misleyhim ra’yel ayn(ayni), vallâhu yûeyyidu bi nasrihî men yeşâ’(yeşâu) inne fî zâlike le ibreten li ulîl ebsâr(ebsâri).
Muhakkak ki oldu sizlere bir ayet287 karşılaşan iki grupta; bir grup katleder Allah yolunda331; ve diğer (grup) kâfirdir25; göz bakışı (-yla) görürler (kâfirler) onları (Allah yolunda olanları) kendilerinin iki misli870; ve Allah destekler/arka çıkar kendi yardımıyla dilediği kimseye; doğrusu bundadır mutlak bir ibret; görüş sahipleri için.
Ahmed Samira: 13 (It) had been a sign/evidence for you in two groups (who) met , a group fights/kills in God’s way/sake , and another disbelieving, they see them (as) two equals to them (B) (twice as much as them) (by) the eye’s sight/vision, and God supports with His victory whom He wills/wants, that in that (is) an example/a warning (E) to (those) of the eye sights/ knowledge.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 ayetun bir ayet/gösterge ايَةٌ ايي
5 fi فِي -
6 fieteyni iki grupta فِئَتَيْنِ فاي
7 t-tekata karşılaştı ikisi الْتَقَتَا لقي
8 fietun bir grup فِئَةٌ فاي
9 tukatilu katleder (o grup) تُقَاتِلُ قتل
10 fi فِي -
11 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
12 llahi Allah اللَّهِ -
13 ve uhra ve diğer (grup) وَأُخْرَىٰ اخر
14 kafiratun kâfirdir كَافِرَةٌ كفر
15 yeravnehum görürler (kâfirler) onları يَرَوْنَهُمْ راي
16 misleyhim kendilerinin iki misli مِثْلَيْهِمْ مثل
17 ra'ye bakışı رَأْيَ راي
18 l-ayni göz الْعَيْنِ عين
19 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
20 yu'eyyidu destekler/arka çıkar يُؤَيِّدُ ايد
21 binesrihi yardımıyla O’nun بِنَصْرِهِ نصر
22 men kimseye مَنْ -
23 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
24 inne doğrusu إِنَّ -
25 fi فِي -
26 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
27 leibraten mutlak bir ibret لَعِبْرَةً عبر
28 liuli sahipleri için لِأُولِي اول
29 l-ebsari görüşler الْأَبْصَارِ بصر

Ayet 14

307|3|14|زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلْبَنِينَ وَٱلْقَنَٰطِيرِ ٱلْمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلْفِضَّةِ وَٱلْخَيْلِ ٱلْمُسَوَّمَةِ وَٱلْأَنْعَٰمِ وَٱلْحَرْثِ ذَٰلِكَ مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلْمَـَٔابِ
307|3|14|زين للناس حب الشهوت من النسا والبنين والقنطير المقنطره من الذهب والفضه والخيل المسومه والانعم والحرث ذلك متع الحيوه الدنيا والله عنده حسن الماب
14. Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
Süslendi insanlara şehvetlerin/aşırı arzulamaların sevgisi; kadınlardan ve oğullardan; ve kantarlardan/yığınlardan kantarlı/yığınlı altından ve gümüşten; ve cins atlardan; ve en'âmdan645; ve ekinlerden; işte bunlar; metasıdır54 dünya hayatının; ve Allah'ın indindedir/katındadır güzel geri dönüş yeri.
Ahmed Samira: 14 (It) was decorated/beautified to the people the lusts’/desires’/cravings’ love/like from the women, and the sons and daughters , and the vaulted tons from the gold and the silver, and the identified/distinguished (from) the horses , and the camels/livestock , and the agricultural land/plants that (is) the present life’s/worldly life’s enjoyment and God, at Him good/beautiful (is) the return.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zuyyine süslendi زُيِّنَ زين
2 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
3 hubbu sevgisi حُبُّ حبب
4 ş-şehevati şehvetlerin/arzulamaların الشَّهَوَاتِ شهو
5 mine مِنَ -
6 n-nisa'i kadınlardan النِّسَاءِ نسو
7 velbenine ve oğullardan وَالْبَنِينَ بني
8 velkanatiri ve kantarlar/yığınlar وَالْقَنَاطِيرِ قنطر
9 l-mukantarati kantarlı/yığınla الْمُقَنْطَرَةِ قنطر
10 mine مِنَ -
11 z-zehebi altından الذَّهَبِ ذهب
12 velfiddeti ve gümüşten وَالْفِضَّةِ فضض
13 velhayli ve atlardan وَالْخَيْلِ خيل
14 l-musevvemeti cins الْمُسَوَّمَةِ سوم
15 vel'en'aami ve çiftlik hayvanları وَالْأَنْعَامِ نعم
16 velharsi ve ekinlerden (gelen) وَالْحَرْثِ حرث
17 zalike işte bunlar ذَٰلِكَ -
18 metau metasıdır مَتَاعُ متع
19 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
20 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
21 vallahu ve Allah'ın وَاللَّهُ -
22 indehu indindedir/katındadır عِنْدَهُ عند
23 husnu güzel حُسْنُ حسن
24 l-mabi geri dönüle الْمَابِ اوب

Ayet 15

308|3|15|قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ
308|3|15|قل اونبيكم بخير من ذلكم للذين اتقوا عند ربهم جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها وازوج مطهره ورضون من الله والله بصير بالعباد
15. Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd(ıbâdi).
De ki: "Haber vereyim mi sizlere bunlardan hayırlısını? Rablerinin4 indinde/katında takvalı21 olmuş kimseleredir cennetler; akar onun (cennetin) altından nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); ve (vardır) tertemiz eşler184; ve Allah’tan bir rıza; ve Allah görendir kullarını."
Ahmed Samira: 15 Say: "Do I inform you with (a) better than that. To those who feared and obeyed, at their Lord (are) treed gardens/paradises, the rivers flow from below/beneath it, immortally/eternally in it, and purified spouses and acceptance from God, and God (is) seeing/knowing with the worshippers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 e'unebbiukum haber vereyim mi sizlere أَؤُنَبِّئُكُمْ نبا
3 bihayrin hayırlısını بِخَيْرٍ خير
4 min مِنْ -
5 zalikum bunlardan ذَٰلِكُمْ -
6 lillezine kimseler için لِلَّذِينَ -
7 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
8 inde indinde/katında عِنْدَ عند
9 rabbihim Rablerinin رَبِّهِمْ ربب
10 cennatun cennetler جَنَّاتٌ جنن
11 tecri akar تَجْرِي جري
12 min مِنْ -
13 tehtiha altından onun (cennetin) تَحْتِهَا تحت
14 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
15 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
16 fiha orada (cennette) فِيهَا -
17 ve ezvacun ve eşler وَأَزْوَاجٌ زوج
18 mutahheratun tertemiz مُطَهَّرَةٌ طهر
19 ve ridvanun ve bir rıza وَرِضْوَانٌ رضو
20 mine مِنَ -
21 llahi Allah’tan اللَّهِ -
22 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
23 besirun görendir بَصِيرٌ بصر
24 bil-ibadi kullarını بِالْعِبَادِ عبد

Ayet 16

309|3|16|ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
309|3|16|الذين يقولون ربنا اننا امنا فاغفر لنا ذنوبنا وقنا عذاب النار
16. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr(nâri).
Kimseler (ki) derler: "Rabbimiz4! Doğrusu bizler iman47 ettik; öyle ki mağfiret319 et bizlere günahlarımızı; ve sakındır bizleri ateş azabından."
Ahmed Samira: 16 Those who say: "Our Lord, that we truly believed, so forgive for us our crimes and protect us/make us avoid the fire’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yekulune derler يَقُولُونَ قول
3 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
4 innena doğrusu biz إِنَّنَا -
5 amenna iman ettik امَنَّا امن
6 fegfir öyle ki mağfiret et فَاغْفِرْ غفر
7 lena bizlere لَنَا -
8 zunubena günahlarımızı ذُنُوبَنَا ذنب
9 ve kina ve sakındır bizleri وَقِنَا وقي
10 azabe azabından عَذَابَ عذب
11 n-nari ateş النَّارِ نور

Ayet 17

310|3|17|ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ
310|3|17|الصبرين والصدقين والقنتين والمنفقين والمستغفرين بالاسحار
17. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri).
Sabredenlerdir51; ve sâdıklardır182; ve kanaat398 edenlerdir; ve infak6 edenlerdir; ve istiğfar396 edenlerdir seherlerde397.
Ahmed Samira: 17 The patient and the truthful, and the obeying humbly , and the spending , and the ones asking for forgiveness, at the times at end of night, before dawn .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 es-sabirine sabredenlerdir الصَّابِرِينَ صبر
2 ve ssadikine ve sadıklardır وَالصَّادِقِينَ صدق
3 velkanitine ve kanaat edenlerdir وَالْقَانِتِينَ قنت
4 velmunfikine ve infak edenlerdir وَالْمُنْفِقِينَ نفق
5 velmustegfirine ve istiğfar edenlerdir وَالْمُسْتَغْفِرِينَ غفر
6 bil-eshari seherlerde بِالْأَسْحَارِ سحر

Ayet 18

311|3|18|شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
311|3|18|شهد الله انه لا اله الا هو والمليكه واولوا العلم قايما بالقسط لا اله الا هو العزيز الحكيم
18. Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Şahit/tanık oldu Allah ki O'dur; yoktur ilâh74 O’nun dışında; ve melekler (de); ve eşitliği ayağa diken/kaldıran ilim sahipleri (de)*; (ki) yoktur ilâh74 O’nun dışında; Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 18 God witnessed that He, (there is) no God except He, and the angels and those of the knowledge (He is) keeping up/taking care of with the just/equitable, no God except He, the glorious , the wise/judicious . (God and the angels and those of the knowledge witnessed/testified that there is no God except God alone.)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 şehide şahit/tanık oldu شَهِدَ شهد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ennehu ki O أَنَّهُ -
4 la yoktur لَا -
5 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
6 illa dışında إِلَّا -
7 huve O’nun هُوَ -
8 velmelaiketu ve melekler (de) وَالْمَلَائِكَةُ ملك
9 ve ulu ve sahipleri وَأُولُو اول
10 l-ilmi ilim (de) الْعِلْمِ علم
11 kaimen ayağa dikenler قَائِمًا قوم
12 bil-kisti eşitliği بِالْقِسْطِ قسط
13 la yoktur لَا -
14 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
15 illa dışında إِلَّا -
16 huve O’nun هُوَ -
17 l-azizu Azîz’dir الْعَزِيزُ عزز
18 l-hakimu Hakîm’dir الْحَكِيمُ حكم

Notlar

Not 1: *Şahit/tanık oldular.

Ayet 19

312|3|19|إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلْإِسْلَٰمُ وَمَا ٱخْتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
312|3|19|ان الدين عند الله الاسلم وما اختلف الذين اوتوا الكتب الا من بعد ما جاهم العلم بغيا بينهم ومن يكفر بايت الله فان الله سريع الحساب
19. İnned dîne indâllâhil islâm(islâmu), ve mahtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumulılmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb(hısâbı).
Doğrusu Allah'ın indinde/katında din122 İslam’dır218; ve ayrılığa düşmüş değildir kimseler (ki) verildiler kitap*; ancak onlara gelen ilim** sonrasında aralarında bir sınırı aşmadır/ihlaldir; ve kim kâfirlik25 eder Allah'ın ayetlerine353; öyle ki doğrusu Allah seridir/çabuktur hesapta***.
Ahmed Samira: 19 That truly the religion at God, (is) the Islam/submission/surrender, and those who were given The Book did not differ/disagree/dispute, except from after what (that) the knowledge came to them, oppression/corruption between them, and who disbelieves with God’s signs/verses , so that God (is) quick/speedy (in) the counting/calculating .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 d-dine din الدِّينَ دين
3 inde indinde/katında عِنْدَ عند
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 l-islamu İslam’dır الْإِسْلَامُ سلم
6 ve ma ve değildir وَمَا -
7 htelefe ayrılığa düştü اخْتَلَفَ خلف
8 ellezine kimseler الَّذِينَ -
9 utu verildiler أُوتُوا اتي
10 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
11 illa ancacak إِلَّا -
12 min مِنْ -
13 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
14 ma مَا -
15 ca'ehumu onlara gelen جَاءَهُمُ جيا
16 l-ilmu ilim الْعِلْمُ علم
17 begyen bir sınırı aşmadır/ihlaldir بَغْيًا بغي
18 beynehum aralarındaki بَيْنَهُمْ بين
19 ve men ve kim وَمَنْ -
20 yekfur kâfirlik eder يَكْفُرْ كفر
21 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
22 llahi Allah'ın اللَّهِ -
23 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
24 llahe Allah اللَّهَ -
25 seriu seridir سَرِيعُ سرع
26 l-hisabi hesapta الْحِسَابِ حسب

Notlar

Not 1: *Kutsal kitap.**Kutsal kitabın ilmi, bilimi.***Hesaplaşmada, hesap görmede.

Ayet 20

313|3|20|فَإِنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْأُمِّيِّۦنَ ءَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُوا۟ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ
313|3|20|فان حاجوك فقل اسلمت وجهي لله ومن اتبعن وقل للذين اوتوا الكتب والامين اسلمتم فان اسلموا فقد اهتدوا وان تولوا فانما عليك البلغ والله بصير بالعباد
20. Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
Öyle ki eğer hac376 ederlerse sana; öyleyse de ki: "Teslim ettim yüzümü Allah'a; ve bana tabi olmuş kimse (de teslim etti yüzünü Allah'a)"; ve de ki kendilerine kitap verilmişlere135 ve ümmilere277: "Teslim oldunuz mu sizler?"; öyle ki eğer teslim oldularsa öyle ki muhakkak doğru yola kılavuzlandılar; ve eğer yüz çevirdilerse öyle ki sanadır ancak belagat/duyurma399; ve Allah kullarını görendir.
Ahmed Samira: 20 So if they argued/quarreled with you so say: "I submitted/surrendered my face/front to God and who followed me." And say to those who were given The Book and the illiterates/belongers to a nation : "Did you submit/surrender?" So if they submitted/surrendered/became Moslem, so they had been guided, and if they turned, so but on you (is) the information/communication, and God (is) with the worshippers seeing/knowing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 haccuke hacc ederlerse sana حَاجُّوكَ حجج
3 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
4 eslemtu teslim ettim أَسْلَمْتُ سلم
5 vechiye yüzümü وَجْهِيَ وجه
6 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
7 ve meni ve kimse وَمَنِ -
8 ttebeani tabi oldu bana اتَّبَعَنِ تبع
9 ve kul ve de ki وَقُلْ قول
10 lillezine kendilerine لِلَّذِينَ -
11 utu verildiler أُوتُوا اتي
12 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
13 vel'ummiyyine ve ümmilere وَالْأُمِّيِّينَ امم
14 eeslemtum teslim oldunuz mu sizler أَأَسْلَمْتُمْ سلم
15 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
16 eslemu teslim oldularsa أَسْلَمُوا سلم
17 fekadi öyle ki muhakkak فَقَدِ -
18 htedev doğru yola kılavuzlandılar اهْتَدَوْا هدي
19 vein ve eğer وَإِنْ -
20 tevellev sırt çevirdilerse تَوَلَّوْا ولي
21 feinnema öyle ki ancak فَإِنَّمَا -
22 aleyke sanadır عَلَيْكَ -
23 l-belagu belagat/duyurma الْبَلَاغُ بلغ
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 besirun görendir بَصِيرٌ بصر
26 bil-ibadi kullarını بِالْعِبَادِ عبد

Ayet 21

314|3|21|إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّۦنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
314|3|21|ان الذين يكفرون بايت الله ويقتلون النبين بغير حق ويقتلون الذين يامرون بالقسط من الناس فبشرهم بعذاب اليم
21. İnnellezîne yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayri hakkın ve yaktulûnellezîne ye’murûne bil kıstı minen nâsi, fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler Allah'ın ayetlerine400; ve katlettiler35 nebileri132 olmaksızın bir hak; ve katlederler35 kimseleri (ki) emrederler eşitliği insanlardan; öyle ki müjdele onlara elim/acıklı bir azabı.
Ahmed Samira: 21 That those who disbelieve with God’s signs/verses , and kill the prophets, without right , and they kill those who order/command with the just/equitable from the people, so announce good news to them with a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yekfurune kâfirlik ettiler يَكْفُرُونَ كفر
4 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 ve yektulune ve katlettiler وَيَقْتُلُونَ قتل
7 n-nebiyyine nebileri النَّبِيِّينَ نبا
8 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
9 hakkin hak حَقٍّ حقق
10 ve yektulune ve katlederler وَيَقْتُلُونَ قتل
11 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
12 ye'murune emrederler يَأْمُرُونَ امر
13 bil-kisti eşitliği بِالْقِسْطِ قسط
14 mine مِنَ -
15 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
16 febeşşirhum öyle ki müjdele onlara فَبَشِّرْهُمْ بشر
17 biazabin bir azabı بِعَذَابٍ عذب
18 elimin elim/acıklı أَلِيمٍ الم

Ayet 22

315|3|22|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ
315|3|22|اوليك الذين حبطت اعملهم في الدنيا والاخره وما لهم من نصرين
22. Ulâikellezîne habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).
İşte bunlar; kimselerdir (ki) boşa çıktı amelleri/yaptıkları onların dünyada ve ahirette; ve olmaz onlara yardım edenlerden.
Ahmed Samira: 22 Those are whose deeds (were) wasted in the present world , and the end/other life, and (there is) none for them from (a) savior/victoriors .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 habitat boşa çıktı حَبِطَتْ حبط
4 ea'maluhum amelleri/yaptıkları onların أَعْمَالُهُمْ عمل
5 fi فِي -
6 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
7 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
8 ve ma ve olmaz وَمَا -
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 min مِنْ -
11 nasirine yardım edenlerden نَاصِرِينَ نصر

Ayet 23

316|3|23|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ
316|3|23|الم تر الي الذين اوتوا نصيبا من الكتب يدعون الي كتب الله ليحكم بينهم ثم يتولي فريق منهم وهم معرضون
23. E lem tera ilellezîne ûtû nasîben minel kitâbi yud’avne ilâ kitâbillâhi li yahkume beynehum summe yetevellâ ferîkun minhum ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).
Hiç görmez misin kimseleri (ki) verildiler kitaptan bir nasip*; davet ederler/çağırırlar Allah'ın kitabına**; hükmetmesi için (kitabın) aralarında; sonra yüz çevirir bir fırka/grup onlardan; ve onlardır karşı çıkanlar.
Ahmed Samira: 23 Did you not see/understand to those who were given a share/fortune from The Book , they are being called to God’s Book to judge/rule between them, then a group from them turns away, and they are objecting/opposing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
5 utu verildiler أُوتُوا اتي
6 nesiben bir nasip نَصِيبًا نصب
7 mine مِنَ -
8 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
9 yud'avne davet ederler يُدْعَوْنَ دعو
10 ila إِلَىٰ -
11 kitabi Kitabına كِتَابِ كتب
12 llahi Allah'ın اللَّهِ -
13 liyehkume hükmetmesi için لِيَحْكُمَ حكم
14 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
15 summe sonra ثُمَّ -
16 yetevella yüz çevirir يَتَوَلَّىٰ ولي
17 ferikun bir fırka فَرِيقٌ فرق
18 minhum onlardan مِنْهُمْ -
19 ve hum ve onlardır وَهُمْ -
20 mua'ridune karşı çıkanlar مُعْرِضُونَ عرض

Notlar

Not 1: *Kitabı anlayarak okumak, kitaptan bilgi edinmek.**Kutsal kitaba. Sadece Yüce Allah'ın kutsal kitabına. O'nun astından tamamı zan olan Talmud/Hadis/Söylenti kitaplarına asla!

Ayet 24

317|3|24|ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ وَغَرَّهُمْ فِى دِينِهِم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
317|3|24|ذلك بانهم قالوا لن تمسنا النار الا اياما معدودت وغرهم في دينهم ما كانوا يفترون
24. Zâlike bi ennehum kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), ve garrahum fî dînihim mâ kânû yefterûn(yefterûne).
İşte bu; onların "Asla temas etmez bizlere ateş adetli/sayılı günler403 dışında" dediklerinden dolayıdır; ve aldattı onları dinlerinde* iftira atar883 olmuş olmaları.
Ahmed Samira: 24 That (is) because they said: "The fire will not/never touch us, except a counted/numbered days/times, and deceived/tempted them in their religion what they were fabricating .34

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 biennehum onların بِأَنَّهُمْ -
3 kalu dediler قَالُوا قول
4 len asla لَنْ -
5 temessena temas etmez bizlere تَمَسَّنَا مسس
6 n-naru ateş النَّارُ نور
7 illa dışında إِلَّا -
8 eyyamen günler أَيَّامًا يوم
9 mea'dudatin adetlenmiş/sayılmış مَعْدُودَاتٍ عدد
10 ve garrahum ve aldattı onları وَغَرَّهُمْ غرر
11 fi فِي -
12 dinihim dinlerinde دِينِهِمْ دين
13 ma مَا -
14 kanu oldukları كَانُوا كون
15 yefterune iftira atarlar يَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *İftira, zan, yalan, söylenti/hadis temelli uydurulmuş din.

Ayet 25

318|3|25|فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَٰهُمْ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
318|3|25|فكيف اذا جمعنهم ليوم لا ريب فيه ووفيت كل نفس ما كسبت وهم لا يظلمون
25. Fe keyfe izâ cema’nâhum li yevmin lâ raybe fîhi ve vuffiyet kullu nefsin mâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
Öyle ki nasıl (olur halleri) bir araya getirdiğimiz zaman onları bir gün için; yoktur şüphe onda; ve tastamam verilir her bir nefsin201 kazandığı; ve zulmedilmez onlara.
Ahmed Samira: 25 So how (is it) if We gathered/collected them to a day/time (there is) no doubt/suspicion in it, and every self was fulfilled what it earned/acquired , and they are not being caused injustice to/oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekeyfe öyle ki nasıl (olur halleri) فَكَيْفَ كيف
2 iza إِذَا -
3 cemea'nahum bir araya getirdiğimiz zaman onları جَمَعْنَاهُمْ جمع
4 liyevmin bir gün için لِيَوْمٍ يوم
5 la yoktur لَا -
6 raybe şüphe رَيْبَ ريب
7 fihi onda فِيهِ -
8 ve vuffiyet ve tastamam verilir وَوُفِّيَتْ وفي
9 kullu her bir كُلُّ كلل
10 nefsin nefsin نَفْسٍ نفس
11 ma مَا -
12 kesebet kazandığı كَسَبَتْ كسب
13 ve hum ve onlara وَهُمْ -
14 la لَا -
15 yuzlemune zulmedilmez يُظْلَمُونَ ظلم

Ayet 26

319|3|26|قُلِ ٱللَّهُمَّ مَٰلِكَ ٱلْمُلْكِ تُؤْتِى ٱلْمُلْكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلْمُلْكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُ بِيَدِكَ ٱلْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
319|3|26|قل اللهم ملك الملك توتي الملك من تشا وتنزع الملك ممن تشا وتعز من تشا وتذل من تشا بيدك الخير انك علي كل شي قدير
26. Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
De ki: "Allah'ım! Mülkün mâliki/sahibi! Verirsin mülkü dilediğin kimseye; ve çeker alırsın mülkü dilediğin kimseden; ve zenginleştirirsin/güçlendirirsin/yüceltirsin dilediğin kimseyi; ve zillette* bırakırsın dilediğin kimseyi; elindedir senin hayır/iyilik; doğrusu sen; her bir şey üzerine Kadîr’sin177."
Ahmed Samira: 26 Say: "Oh/You God , owner/possessor (of) the ownership/kingdom , You give/bring the ownership/kingdom (to) whom You will/want, and You remove/pull away the ownership/kingdom from whom You will/want, and You empower/dignify whom You will/want, and humiliate/disgrace whom You will/want, with Your hand (is) the good/wealth , that You are on every thing capable/powerful ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kuli de ki قُلِ قول
2 llahumme Allah'ım اللَّهُمَّ -
3 malike maliki/sahibi مَالِكَ ملك
4 l-mulki mülkün الْمُلْكِ ملك
5 tu'ti verirsin تُؤْتِي اتي
6 l-mulke mülkü الْمُلْكَ ملك
7 men kimseye مَنْ -
8 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
9 ve tenziu ve çeker alırsın وَتَنْزِعُ نزع
10 l-mulke mülkü الْمُلْكَ ملك
11 mimmen kimseden مِمَّنْ -
12 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
13 ve tuizzu ve zenginleştirirsin/güçlendirirsin/yüceltirsin وَتُعِزُّ عزز
14 men kimseyi مَنْ -
15 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
16 ve tuzillu ve zillette bırakırsın وَتُذِلُّ ذلل
17 men kimseyi مَنْ -
18 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
19 biyedike elindedir senin بِيَدِكَ يدي
20 l-hayru hayır الْخَيْرُ خير
21 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
22 ala üzerine عَلَىٰ -
23 kulli her bir كُلِّ كلل
24 şey'in şey شَيْءٍ شيا
25 kadirun Kadîr’sin قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *Hor görülmek. Aşağıda olmak.

Ayet 27

320|3|27|تُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَتُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
320|3|27|تولج اليل في النهار وتولج النهار في اليل وتخرج الحي من الميت وتخرج الميت من الحي وترزق من تشا بغير حساب
27. Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb(hısâbın).
Sokarsın geceyi gündüze404; ve sokarsın gündüzü geceye404; ve çıkarırsın diriyi/hayatı ölüden; ve çıkarırsın ölüyü diriden/hayattan405; ve rızıklandırırsın dilediğin kimseyi olmaksızın bir hesap.
Ahmed Samira: 27 You make the night enter/penetrate in the daytime, and You make the daytime enter/penetrate in the night , and You bring out the alive from the dead/lifeless, and You bring out the dead from the alive , and You provide for whom You want/will without counting/calculating .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tulicu sokarsın تُولِجُ ولج
2 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
3 fi فِي -
4 n-nehari gündüze النَّهَارِ نهر
5 ve tulicu ve sokarsın وَتُولِجُ ولج
6 n-nehara gündüzü النَّهَارَ نهر
7 fi فِي -
8 l-leyli geceye اللَّيْلِ ليل
9 ve tuhricu ve çıkarırsın وَتُخْرِجُ خرج
10 l-hayye canlıyı/diriyi الْحَيَّ حيي
11 mine مِنَ -
12 l-meyyiti ölüden الْمَيِّتِ موت
13 ve tuhricu ve çıkarırsın وَتُخْرِجُ خرج
14 l-meyyite ölüyü الْمَيِّتَ موت
15 mine -den مِنَ -
16 l-hayyi canlıyı/diriyi الْحَيِّ حيي
17 ve terzuku ve rızıklandırırsın وَتَرْزُقُ رزق
18 men kimseyi مَنْ -
19 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
20 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
21 hisabin bir hesap حِسَابٍ حسب

Ayet 28

321|3|28|لَّا يَتَّخِذِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىْءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُوا۟ مِنْهُمْ تُقَىٰةً وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ
321|3|28|لا يتخذ المومنون الكفرين اوليا من دون المومنين ومن يفعل ذلك فليس من الله في شي الا ان تتقوا منهم تقيه ويحذركم الله نفسه والي الله المصير
28. Lâ yettehizil mu’minûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne), ve men yef’al zâlike fe leyse minallâhi fî şey’in illâ en tettekû minhum tukâta(tukâten), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), ve ilallâhil masîr(masîru).
Edinmez müminler27 kâfirleri25 müminlerin27 astından evliya212; ve kim yapar bunu; öyle ki olmaz (o kimse) Allah’tan bir şeyde*; dışındadır ki sakınırsınız onlardan bir sakınma (-yla); ve hazırlar/uyarır sizleri Allah kendi nefsine406; ve Allah'adır dönüş yeri.
Ahmed Samira: 28 The believers do not take the disbelievers (as) guardians/friends from other than the believers, and who does that, so he is not from God in a thing, except that you fear from them fear/fright , and God cautions/warns you (of) Himself, and to God (is) the end/destination .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yettehizi edinmez يَتَّخِذِ اخذ
3 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن
4 l-kafirine kâfirleri الْكَافِرِينَ كفر
5 evliya'e evliya/veliler أَوْلِيَاءَ ولي
6 min مِنْ -
7 duni astından دُونِ دون
8 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن
9 ve men ve kim وَمَنْ -
10 yef'al yapar يَفْعَلْ فعل
11 zalike bu ذَٰلِكَ -
12 feleyse öyle ki olmaz (o) فَلَيْسَ ليس
13 mine مِنَ -
14 llahi Allah’tan اللَّهِ -
15 fi فِي -
16 şey'in bir şeyde شَيْءٍ شيا
17 illa dışındadır إِلَّا -
18 en ki أَنْ -
19 tetteku sakınırsınız تَتَّقُوا وقي
20 minhum onlardan مِنْهُمْ -
21 tukaten bir sakınma (-yla) تُقَاةً وقي
22 ve yuhazzirukumu ve hazırlar/uyarır sizleri وَيُحَذِّرُكُمُ حذر
23 llahu Allah اللَّهُ -
24 nefsehu kendi nefsine (karşı) نَفْسَهُ نفس
25 ve ila وَإِلَى -
26 llahi ve Allah'adır اللَّهِ -
27 l-mesiru dönüş yeri الْمَصِيرُ صير

Notlar

Not 1: *Allah o kimsenin yanında olmaz.

Ayet 29

322|3|29|قُلْ إِن تُخْفُوا۟ مَا فِى صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
322|3|29|قل ان تخفوا ما في صدوركم او تبدوه يعلمه الله ويعلم ما في السموت وما في الارض والله علي كل شي قدير
29. Kul in tuhfû mâ fî sudûrikum ev tubdûhu ya’lemhullâh(ya’lemhullâhu), ve ya’lemu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
De ki: "Eğer gizlerseniz göğüslerinizdekini209 ya da açığa vurursanız onu; bilir onu Allah; ve bilir göklerdekini162 ve yerdekini; Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 29 Say: "If you hide what is in your chests (innermosts) or you show it, God knows it, and He knows what (is) in the skies/space, and what (is) in the earth/Planet Earth, and God (is) on every thing capable/able ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 in eğer إِنْ -
3 tuhfu gizlerseniz تُخْفُوا خفي
4 ma مَا -
5 fi فِي -
6 sudurikum göğüslerinizdeki صُدُورِكُمْ صدر
7 ev ya da أَوْ -
8 tubduhu açığa vurursanız onu تُبْدُوهُ بدو
9 yea'lemhu bilir onu يَعْلَمْهُ علم
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 ve yea'lemu ve bilir وَيَعْلَمُ علم
12 ma مَا -
13 fi فِي -
14 s-semavati göklerdekini السَّمَاوَاتِ سمو
15 ve ma ve وَمَا -
16 fi فِي -
17 l-erdi yerdekini الْأَرْضِ ارض
18 vallahu Allah وَاللَّهُ -
19 ala üzerine عَلَىٰ -
20 kulli her bir كُلِّ كلل
21 şey'in şey شَيْءٍ شيا
22 kadirun Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Ayet 30

323|3|30|يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًا وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ
323|3|30|يوم تجد كل نفس ما عملت من خير محضرا وما عملت من سو تود لو ان بينها وبينه امدا بعيدا ويحذركم الله نفسه والله روف بالعباد
30. Yevme tecidu kullu nefsin mâ amilet min hayrin muhdâran, ve mâ amilet min sû’(sûin), teveddu lev enne beynehâ ve beynehû emeden baîdâ(baîden), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), vallâhu raûfun bil ıbâd(ıbâdi).
Gün (ki) bulur her bir nefis201 yaptığını hayırdan; hazırlanmış/sunulmuş (olarak); ve kötülükten yaptığını (da); ister (o nefis) keşke olsa onun (nefsinin) arası ve onun (kötülüğün) arasında uzak bir zaman periyodu/dönemi; ve hazırlar/uyarır sizleri Allah kendi nefsine406 (karşı); ve Allah Raûf’tur15 kullarına.
Ahmed Samira: 30 A day/time every self finds what it made/did from good (is) present/brought, and what it made/did from a bad/evil/harm, (it) wishes/loves that if between it (the self), and between it (the bad/evil/harm) a distant/far time/duration and God warns/cautions you (of) Himself and God (is) merciful/compassionate with the worshippers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme Gün (ki) يَوْمَ يوم
2 tecidu bulur تَجِدُ وجد
3 kullu her bir كُلُّ كلل
4 nefsin nefis نَفْسٍ نفس
5 ma مَا -
6 amilet yaptığını عَمِلَتْ عمل
7 min مِنْ -
8 hayrin hayırdan خَيْرٍ خير
9 muhderan hazırlanmış/sunulmuş مُحْضَرًا حضر
10 ve ma ve وَمَا -
11 amilet yaptığı عَمِلَتْ عمل
12 min مِنْ -
13 su'in kötülükten سُوءٍ سوا
14 teveddu ister (o nefis) تَوَدُّ ودد
15 lev keşke olsa لَوْ -
16 enne أَنَّ -
17 beyneha arası onunla (nefesiyle) بَيْنَهَا بين
18 ve beynehu ve arası onun (kötülüğün) وَبَيْنَهُ بين
19 emeden bir zaman periyodu/dönemi أَمَدًا امد
20 beiyden bir uzak بَعِيدًا بعد
21 ve yuhazzirukumu ve hazırlar/uyarır sizleri وَيُحَذِّرُكُمُ حذر
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 nefsehu kendi nefsine (karşı) نَفْسَهُ نفس
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 ra'ufun Raûf’tur رَءُوفٌ راف
26 bil-ibadi kullarına بِالْعِبَادِ عبد

Ayet 31

324|3|31|قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ ٱللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
324|3|31|قل ان كنتم تحبون الله فاتبعوني يحببكم الله ويغفر لكم ذنوبكم والله غفور رحيم
31. Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
De ki: "Eğer olduysanız (ki) seversiniz Allah'ı; öyle ki tabi olun bana408; sever sizleri Allah; ve bağışlar sizlere günahlarınızı"; ve Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 31 Say: "If you were/are loving/liking God, so follow me, God (then) loves/likes you, and forgives for you your crimes, and God (is) forgiving, most merciful ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 in eğer إِنْ -
3 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
4 tuhibbune severler تُحِبُّونَ حبب
5 llahe Allah'ı اللَّهَ -
6 fettebiuni öyle ki tabi olun bana فَاتَّبِعُونِي تبع
7 yuhbibkumu sever sizleri يُحْبِبْكُمُ حبب
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 ve yegfir ve bağışlar وَيَغْفِرْ غفر
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 zunubekum günahlarınızı ذُنُوبَكُمْ ذنب
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 gafurun Gafur’dur غَفُورٌ غفر
14 rahimun Rahim’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 32

325|3|32|قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْكَٰفِرِينَ
325|3|32|قل اطيعوا الله والرسول فان تولوا فان الله لا يحب الكفرين
32. Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn(kâfirîne).
De ki: "İtaat76 edin Allah'a ve resûle418"; öyle ki eğer yüz çevirdilerse; öyle ki doğrusu Allah sevmez kâfirleri25.
Ahmed Samira: 32 Say: "Obey God, and the messenger." So if they turned away , so then God does not love/like the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 etiu itaat edin أَطِيعُوا طوع
3 llahe Allah'a اللَّهَ -
4 ve rrasule ve resûle وَالرَّسُولَ رسل
5 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
6 tevellev yüz çevirdilerse تَوَلَّوْا ولي
7 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 la لَا -
10 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
11 l-kafirine kâfirleri الْكَافِرِينَ كفر

Ayet 33

326|3|33|إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحًا وَءَالَ إِبْرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمْرَٰنَ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
326|3|33|ان الله اصطفي ادم ونوحا وال ابرهيم وال عمرن علي العلمين
33. İnnallâhestafâ âdeme ve nûhan ve âle ibrâhîme ve âle imrâne alel âlemîn(âlemîne).
Doğrusu Allah saflaştırdı409 Âdem'i; ve Nûh'u; ve İbrahîm ailesini/taraftarlarını; ve İmrân ailesini/taraftarlarını alemler203 üzerine.
Ahmed Samira: 33 That God chose/purified Adam and Noah and Abraham’s family, and Amran’s family on the creations altogether/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 stafa saflaştırdı اصْطَفَىٰ صفو
4 ademe Adem'i ادَمَ -
5 ve nuhen ve Nuh'u وَنُوحًا -
6 ve ale ve ailesini وَالَ اول
7 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
8 ve ale ve ailesini وَالَ اول
9 imrane İmran عِمْرَانَ -
10 ala üzerine عَلَى -
11 l-aalemine alemler الْعَالَمِينَ علم

Ayet 34

327|3|34|ذُرِّيَّةًۢ بَعْضُهَا مِنۢ بَعْضٍ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
327|3|34|ذريه بعضها من بعض والله سميع عليم
34. Zurriyyeten ba’duhâ min ba’d(ba’din), vallâhu semîun alîm(alîmun).
Zürriyet380 (ki) bir kısmı onun bir kısımdandır; Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 34 Descendants some of it from some, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zurriyyeten zürriyet (ki) ذُرِّيَّةً ذرر
2 bea'duha bir kısmı onun بَعْضُهَا بعض
3 min مِنْ -
4 bea'din bir kısımdandır بَعْضٍ بعض
5 vallahu Allah وَاللَّهُ -
6 semiun Semî’dir سَمِيعٌ سمع
7 alimun Alîm’dir. عَلِيمٌ علم

Ayet 35

328|3|35|إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
328|3|35|اذ قالت امرات عمرن رب اني نذرت لك ما في بطني محررا فتقبل مني انك انت السميع العليم
35. İz kâlet imraetu ımrâne rabbi innî nezertu leke mâ fî batnî muharraran fe tekabbel minnî, inneke entes semîul alîm(alîmu).
Dediği zaman İmrân'ın karısı; "Rabbim4! Doğrusu ben adadım sana karnımdakini*; bir hür/serbest (edilmiş olarak); öyle ki kabul et benden; doğrusu sen; sensin Semî41; Alîm8."
Ahmed Samira: 35 When Amran’s woman (wife) said: "My Lord, that I made a duty/vow (on myself that) to You what is in my belly , freed/liberated , so accept from me, that You, You (are) the hearing/listening, the knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz إِذْ -
2 kaleti dediği zaman قَالَتِ قول
3 mraetu karısı امْرَأَتُ مرا
4 imrane İmrân'ın عِمْرَانَ -
5 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 nezertu adadım نَذَرْتُ نذر
8 leke sana لَكَ -
9 ma مَا -
10 fi فِي -
11 betni karnımdakini بَطْنِي بطن
12 muharraran bir hür/serbest (olan) مُحَرَّرًا حرر
13 fetekabbel öyle ki kabul et فَتَقَبَّلْ قبل
14 minni benden مِنِّي -
15 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
16 ente sensin أَنْتَ -
17 s-semiu Sema السَّمِيعُ سمع
18 l-alimu Alim الْعَلِيمُ علم

Notlar

Not 1: *Cenin halindeki Meryem.

Ayet 36

329|3|36|فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ
329|3|36|فلما وضعتها قالت رب اني وضعتها انثي والله اعلم بما وضعت وليس الذكر كالانثي واني سميتها مريم واني اعيذها بك وذريتها من الشيطن الرجيم
36. Fe lemmâ vadaathâ kâlet rabbi innî vada’tuhâ unsâ vallâhu a’lemu bi mâ vadaat ve leysez zekeru kel unsâ, ve innî semmeytuhâ meryeme ve innî uîzuhâ bike ve zurriyyetehâ mineş şeytânir racîm(racîmi).
Öyle ki ne zaman bıraktı/doğurdu onu* dedi: "Rabbim4! Doğrusu ben bıraktım/doğurdum bir kız*"; -ve Allah bilendir bıraktığını/doğurduğunu (onun)**- "ve olmaz erkek kız gibi; ve doğrusu ben Meryem ismini verdim ona; ve doğrusu ben sığındırırım onu* sana; ve zürriyetini380 (de) onun* racîm411 şeytândan29 "
Ahmed Samira: 36 So when she gave birth to her, she said: "My Lord, that I gave birth to her, a female." And God (is) more knowing with what she gave birth to. "And the male is not as/like the female and that I named her Mary ,and that I seek protection for her with (in) You, and her descendants, from the devil the cursed/expelled."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 vedeatha bıraktı/doğurdu onu وَضَعَتْهَا وضع
3 kalet dedi قَالَتْ قول
4 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
5 inni doğrusu ben إِنِّي -
6 vedea'tuha bıraktım/doğurdum وَضَعْتُهَا وضع
7 unsa bir kız أُنْثَىٰ انث
8 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
9 ea'lemu bilendir أَعْلَمُ علم
10 bima بِمَا -
11 vedeat bıraktığını/doğurduğunu وَضَعَتْ وضع
12 veleyse ve olmaz وَلَيْسَ ليس
13 z-zekeru erkek الذَّكَرُ ذكر
14 kalunsa kız gibi كَالْأُنْثَىٰ انث
15 ve inni ve doğrusu ben وَإِنِّي -
16 semmeytuha isim verdim ona سَمَّيْتُهَا سمو
17 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
18 ve inni ve doğrusu ben وَإِنِّي -
19 uiyzuha sığındırırım onu أُعِيذُهَا عوذ
20 bike sana بِكَ -
21 ve zurriyyeteha ve zürriyetini onun وَذُرِّيَّتَهَا ذرر
22 mine مِنَ -
23 ş-şeytani şeytandan الشَّيْطَانِ شطن
24 r-racimi racim الرَّجِيمِ رجم

Notlar

Not 1: *Dişil zamir ve kız işareti. Meryem'in annesinden doğduğunda dış cinsiyet organlarının tamamen dişil şeklinde görüldüğünü anlarız. **Yüce Allah'ın büyük bir işaretidir. Yüce Allah tabiri caizse; "siz Meryem'i dıştan kız gibi görseniz de durum sizin sandığınız gibi değil. Meryem genetik olarak 46 XX/46 XY'ye sahiptir. Vücudunda Y kromozomuna sahip hücreler de vardır. Erkek özelliği de taşımaktadır. Ben bilirim onu." buyurmaktadır.

Ayet 37

330|3|37|فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا ٱلْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًا قَالَ يَٰمَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَا قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
330|3|37|فتقبلها ربها بقبول حسن وانبتها نباتا حسنا وكفلها زكريا كلما دخل عليها زكريا المحراب وجد عندها رزقا قال يمريم اني لك هذا قالت هو من عند الله ان الله يرزق من يشا بغير حساب
37. Fe tekabbelehâ rabbuhâ bi kabûlin hasenin ve enbetehâ nebâten hasenen, ve keffelehâ zekeriyyâ kullemâ dehale aleyhâ zekeriyyal mihrâbe, vecede indehâ rızkâ(rızkan), kâle yâ meryemu ennâ leki hâzâ kâlet huve min indillâh(indillâhi), innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb(hısâbın).
Kabul etti onu (Meryem'i) Rabbi4 güzel bir kabulle; ve yetiştirdi (Rabbi) onu (Meryem'i) güzel bir bitki (olarak)*; ve kefil oldu ona (Meryem'e) Zekeriyyâ; her ne zaman girdi onun (Meryem'in) yanına Zekeriyyâ; mihraba/özel alana; buldu (Zekeriyyâ) indinde/yanında onun (Meryem'in) bir rızık; dedi (Zekeriyyâ): "Ey Meryem! Neredendir sana bu?"; dedi (Meryem): "O indinden/katındandır Allah'ın; doğrusu Allah rızıklandırır dilediği kimseyi; olmaksızın bir hesap."
Ahmed Samira: 37 So her Lord accepted her, with a good acceptance , and He grew her good growth, and Zachary sponsored/maintained her, whenever Zachary entered on her (in) the center of the home/prayer direction/the35prayer’s niche , he found at her a provision, he said: "You Mary, from where (is) that to you?" She said: "It is from at God, that God provides for whom He wills/wants without counting/calculating."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetekabbeleha kabul etti onu فَتَقَبَّلَهَا قبل
2 rabbuha Rabbi رَبُّهَا ربب
3 bikabulin kabulle بِقَبُولٍ قبل
4 hasenin güzel bir حَسَنٍ حسن
5 ve enbeteha ve yetiştirdi onu وَأَنْبَتَهَا نبت
6 nebaten bir bitki (olarak) نَبَاتًا نبت
7 hasenen güzel حَسَنًا حسن
8 ve keffeleha ve kefil oldu ona وَكَفَّلَهَا كفل
9 zekeriyya Zekeriyya زَكَرِيَّا -
10 kullema her zaman كُلَّمَا كلل
11 dehale girdiği دَخَلَ دخل
12 aleyha onun yanına عَلَيْهَا -
13 zekeriyya Zekeriyya زَكَرِيَّا -
14 l-mihrabe mihraba الْمِحْرَابَ حرب
15 vecede buldu (Zekeriyya) وَجَدَ وجد
16 indeha indinde onun عِنْدَهَا عند
17 rizkan bir rızık رِزْقًا رزق
18 kale dedi قَالَ قول
19 ya meryemu Ey Meryem يَا مَرْيَمُ -
20 enna nereden? أَنَّىٰ اني
21 leki sana لَكِ -
22 haza bu هَٰذَا -
23 kalet dedi (Meryem) قَالَتْ قول
24 huve o هُوَ -
25 min مِنْ -
26 indi indinden/katındandır عِنْدِ عند
27 llahi Allah اللَّهِ -
28 inne doğrusu إِنَّ -
29 llahe Allah اللَّهَ -
30 yerzuku rızıklandırır يَرْزُقُ رزق
31 men kimseye مَنْ -
32 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
33 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
34 hisabin bir hesap حِسَابٍ حسب

Notlar

Not 1: *Meryem'in bitkiye benzetilmesi onun hem dişil (46 XX) hem de eril (46 XY) kromozomlu hücreleri vücudunda bulundurması nedeniyledir. Bitkiler çiçeklerinde dişil ve eril üreme hücrelerini birlikte bulundurabilir. Meryem'in dış cinsiyet organlarının dişi olduğu gerçek bir hermafrodit olduğunun delilleri Kur'an'da işaret edilmiştir.

Ayet 38

331|3|38|هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ
331|3|38|هنالك دعا زكريا ربه قال رب هب لي من لدنك ذريه طيبه انك سميع الدعا
38. Hunâlike deâ zekeriyyâ rabbeh(rabbehu), kâle rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeh(tayyibeten), inneke semîud duâ’(duâi).
Orada dua80 etti Zekeriyyâ Rabbine4; dedi: "Rabbim4! Bahşet bana yanından iyi bir zürriyet380; doğrusu sen işitensin duayı80.
Ahmed Samira: 38 At that place and time Zachary called his Lord, he said: "My Lord grant/present for me, from at you good descendants, that you are hearing/listening (to) the call/request/prayer."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hunalike orada هُنَالِكَ -
2 deaa dua etti دَعَا دعو
3 zekeriyya Zekeriyya زَكَرِيَّا -
4 rabbehu Rabbine رَبَّهُ ربب
5 kale dedi قَالَ قول
6 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
7 heb bahşet هَبْ وهب
8 li bana لِي -
9 min مِنْ -
10 ledunke yanından لَدُنْكَ لدن
11 zurriyyeten bir zürriyet ذُرِّيَّةً ذرر
12 tayyibeten iyi طَيِّبَةً طيب
13 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
14 semiu işitensin سَمِيعُ سمع
15 d-duaa'i duayı الدُّعَاءِ دعو

Ayet 39

332|3|39|فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
332|3|39|فنادته المليكه وهو قايم يصلي في المحراب ان الله يبشرك بيحيي مصدقا بكلمه من الله وسيدا وحصورا ونبيا من الصلحين
39. Fe nâdethul melâiketu ve huve kâimun yusallî fîl mihrâbi, ennallâhe yubeşşiruke bi yahyâ musaddikan bi kelimetin minallâhi ve seyyiden ve hasûran ve nebiyyen mines sâlihîn(sâlihîne).
Öyle ki nida etti/seslendi ona melekler133; -ve o (Zekeriyyâ) kıyamken143; salât5 ederken mihrapta/özel alanda-; “Doğrusu Allah müjdeler sana Yahyâ'yı; musaddıktır140 Allah’tan bir kelimeye416; ve bir liderdir/önderdir; ve bir kısıtlayandır/sınırlayandır*; ve bir nebidir132 ; iyilerdendir/salihlerdendir.”
Ahmed Samira: 39 So the angels called him, and he is standing/keeping praying, in the prayer’s niche : "That God announces good new to you with John confirming with a word from God and a master and restricting himself (chaste) , and a prophet from the correct/righteous people."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fenadethu öyle ki nida etti/seslendi ona فَنَادَتْهُ ندو
2 l-melaiketu melekler الْمَلَائِكَةُ ملك
3 vehuve ve o (Zekeriyya) وَهُوَ -
4 kaimun bir dik/doğru/kıyam قَائِمٌ قوم
5 yusalli salat eder يُصَلِّي صلو
6 fi فِي -
7 l-mihrabi mihrapta/özel alanda الْمِحْرَابِ حرب
8 enne doğrusu أَنَّ -
9 llahe Allah اللَّهَ -
10 yubeşşiruke müjdeler sana يُبَشِّرُكَ بشر
11 biyehya Yahya'yı بِيَحْيَىٰ -
12 musaddikan doğrulayıp tasdikleyici مُصَدِّقًا صدق
13 bikelimetin bir kelimeyi بِكَلِمَةٍ كلم
14 mine -tan مِنَ -
15 llahi Allah- اللَّهِ -
16 ve seyyiden ve bir lider/önder وَسَيِّدًا سود
17 ve hasuran ve bir kısıtlayan/sınırlayan (nefsini) وَحَصُورًا حصر
18 ve nebiyyen ve bir nebi/peygamber وَنَبِيًّا نبا
19 mine مِنَ -
20 s-salihine iyilerden-salihlerden الصَّالِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *Nefsini.

Ayet 40

333|3|40|قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ
333|3|40|قال رب اني يكون لي غلم وقد بلغني الكبر وامراتي عاقر قال كذلك الله يفعل ما يشا
40. Kâle rabbi ennâ yekûnu lî gulâmun ve kad beleganiyel kiberu vemraetî âkir(âkirun), kâle kezâlikellâhu yef’alu mâ yeşâ’(yeşâu).
Dedi (Zekeriyyâ): "Rabbim4! Nasıl olur bana bir gılmân412; ve muhakkak geldi/ulaştı bana ihtiyarlık; ve karım (da) bir kısırdır"; dedi (Allah) "İşte böyledir; Allah faaliyete geçirir dilediğini"
Ahmed Samira: 40 He said: "My Lord, how/from where (can it) be for me a boy , the old age reached me , and my woman (wife is) infertile?" He said: "As/like that God makes/does what He wills/wants."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Zekerriyyâ) قَالَ قول
2 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
3 enna nasıl? أَنَّىٰ اني
4 yekunu olur يَكُونُ كون
5 li bana لِي -
6 gulamun bir gılman غُلَامٌ غلم
7 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
8 beleganiye geldi/ulaştı بَلَغَنِيَ بلغ
9 l-kiberu ihtiyarlık الْكِبَرُ كبر
10 vemraeti ve karım da وَامْرَأَتِي مرا
11 aakirun bir kısırdır عَاقِرٌ عقر
12 kale dedi (Allah) قَالَ قول
13 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 yef'alu faaliyete geçirir يَفْعَلُ فعل
16 ma مَا -
17 yeşa'u dilediğini يَشَاءُ شيا

Ayet 41

334|3|41|قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًا وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ
334|3|41|قال رب اجعل لي ايه قال ايتك الا تكلم الناس ثلثه ايام الا رمزا واذكر ربك كثيرا وسبح بالعشي والابكر
41. Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâsete eyyâmin illâ remzâ(remzan), vezkur rabbeke kesîran ve sebbih bil aşiyyi vel ibkâr(ibkâri).
Dedi*: "Rabbim4! Yap bana bir ayet287"; dedi (Allah): "Senin ayetin287 konuşmamandır insanlara üç gün414; haricindedir bir işaret**"; ve zikret/an Rabbini4 çokça; ve tesbih57 et akşamla/aşiyyle ve sabahla/ilk aydınlanmayla/seherle/ibkârla413."
Ahmed Samira: 41 He said: "My Lord, make for me a sign/evidence." He said: "Your sign/evidence (is) that you not converse/speak (to) the people (for) three days, except (by) signaling/pointing. And mention/remember your Lord much, and praise/glorify with the evening and the daybreaks/early mornings ."

Notlar

Not 1: *Zekeriyyâ**İşaret ederek, göstererek.

Ayet 42

335|3|42|وَإِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصْطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلْعَٰلَمِينَ
335|3|42|واذ قالت المليكه يمريم ان الله اصطفيك وطهرك واصطفيك علي نسا العلمين
42. Ve iz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhastafâki ve tahhareki vestafâki alâ nisâil âlemîn(âlemîne).
Ve dediği zaman melekler133: "Ey Meryem! Doğrusu Allah saflaştırdı409 seni; ve temizledi415 seni; ve saflaştırdı409 seni alemlerin203 kadınları üzerine."
Ahmed Samira: 42 And when the angels said: "You, Mary, that God chose/purified you , and purified you , and chose/purified you over the creations all together/(universes’) women."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kaleti dediği قَالَتِ قول
3 l-melaiketu melekler الْمَلَائِكَةُ ملك
4 ya meryemu Ey Meryem يَا مَرْيَمُ -
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 stafaki saflaştırdı seni اصْطَفَاكِ صفو
8 ve tahheraki ve temizledi seni وَطَهَّرَكِ طهر
9 vestafaki ve saflaştırdı seni وَاصْطَفَاكِ صفو
10 ala üzerine عَلَىٰ -
11 nisa'i kadınları نِسَاءِ نسو
12 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 43

336|3|43|يَٰمَرْيَمُ ٱقْنُتِى لِرَبِّكِ وَٱسْجُدِى وَٱرْكَعِى مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ
336|3|43|يمريم اقنتي لربك واسجدي واركعي مع الركعين
43. Yâ meryemuknutî li rabbiki vescudî verkai mear râkiîn(râkiîne).
"Ey Meryem! Alçak gönüllü ol/uysal ol Rabbine4; ve secde12 et; ve rükû11 et rükû11 edenlerle birlikte."
Ahmed Samira: 43 You Mary, obey humbly to your Lord, and prostrate, and bow with the bowing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya meryemu ey Meryem يَامَرْيَمُ -
2 knuti alçak gönüllü ol/uysal ol اقْنُتِي قنت
3 lirabbiki Rabbine لِرَبِّكِ ربب
4 vescudi ve secde et وَاسْجُدِي سجد
5 verkeiy ve rükû et وَارْكَعِي ركع
6 mea birlikte مَعَ -
7 r-rakiiyne rükû edenlerle الرَّاكِعِينَ ركع

Notlar

Not: Rükû için; bak 2:43

Ayet 44

337|3|44|ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُونَ أَقْلَٰمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ
337|3|44|ذلك من انبا الغيب نوحيه اليك وما كنت لديهم اذ يلقون اقلمهم ايهم يكفل مريم وما كنت لديهم اذ يختصمون
44. Zâlike min enbâil gaybi nûhîhi ileyk(ileyke), ve mâ kunte ledeyhim iz yulkûne eklâmehum eyyuhum yekfulu meryeme, ve mâ kunte ledeyhim iz yahtesımûn(yahtesımûne).
İşte bu; haberlerindendir gaybın/bilinmeyenin; vahyettik603 onu sana; ve olmuş değildin onların yanında attıkları zaman kalemlerini* hangisi onların kefil olur (diye) Meryem'e; ve olmuş değildin onların yanında hasımlaştıkları/tartıştıkları zaman.
Ahmed Samira: 44 That (is) from the unseen’s/absent’s information/news, We inspired/transmitted it to you, and you were not at/by them when they throw their pens/small arrows used for gambling draws, (to see) which of them sponsors/supports Mary, and you were not at/by them when they argue/controvert (amongst themselves).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 min مِنْ -
3 enba'i haberlerindendir أَنْبَاءِ نبا
4 l-gaybi gaybın/bilinmeyenin الْغَيْبِ غيب
5 nuhihi vahyettik onu نُوحِيهِ وحي
6 ileyke sana إِلَيْكَ -
7 ve ma ve değildin وَمَا -
8 kunte olmuş كُنْتَ كون
9 ledeyhim yanlarında onların لَدَيْهِمْ -
10 iz zaman إِذْ -
11 yulkune attıkları يُلْقُونَ لقي
12 eklamehum kalemlerini أَقْلَامَهُمْ قلم
13 eyyuhum onların hangisi أَيُّهُمْ -
14 yekfulu kefil olur يَكْفُلُ كفل
15 meryeme Meryem'e مَرْيَمَ -
16 ve ma ve değildin وَمَا -
17 kunte olmuş كُنْتَ كون
18 ledeyhim onların yanında لَدَيْهِمْ -
19 iz zaman إِذْ -
20 yehtesimune hasımlaştıkları/tartıştıkları يَخْتَصِمُونَ خصم

Notlar

Not 1: *Kura çekmek.

Ayet 45

338|3|45|إِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنْهُ ٱسْمُهُ ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
338|3|45|اذ قالت المليكه يمريم ان الله يبشرك بكلمه منه اسمه المسيح عيسي ابن مريم وجيها في الدنيا والاخره ومن المقربين
45. İz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhe yubeşşiruki bi kelimetin minh(minhu), ismuhul mesîhu îsebnu meryeme vecîhan fîd dunyâ vel âhıreti ve minel mukarrebîn(mukarrebîne).
Dediği zaman melekler133: "Ey Meryem! Doğrusu Allah müjdeler seni kendisinden bir kelimeyle416; ismi onun Mesîh'tir; Meryem oğlu Îsâ; seçkindir dünyada ve ahirette; ve yakınlaştırılanlardandır."
Ahmed Samira: 45 When the angels said: "You Mary, that God announces good news to you, with a word/expression from Him, his name (is) the Messiah Jesus Mary’s son, noble in the present world/near and the end (other life), and from the neared/closer."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 kaleti dediği قَالَتِ قول
3 l-melaiketu Melekler الْمَلَائِكَةُ ملك
4 ya meryemu Ey Meryem يَا مَرْيَمُ -
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 yubeşşiruki müjdeler seni يُبَشِّرُكِ بشر
8 bikelimetin bir kelimeyle بِكَلِمَةٍ كلم
9 minhu O’ndan مِنْهُ -
10 ismuhu ismi onun اسْمُهُ سمو
11 l-mesihu Mesih'dir الْمَسِيحُ -
12 iysa Îsa عِيسَى -
13 bnu oğlu ابْنُ بني
14 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
15 vecihen seçkindir وَجِيهًا وجه
16 fi فِي -
17 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
18 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
19 ve mine ve وَمِنَ -
20 l-mukarrabine yakınlaştırılanlardandır الْمُقَرَّبِينَ قرب

Ayet 46

339|3|46|وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
339|3|46|ويكلم الناس في المهد وكهلا ومن الصلحين
46. Ve yukellimun nâse fîl mehdi ve kehlen ve mines sâlihîn(sâlihîne).
"Ve kelam eder/konuşur insanlara beşikte417 ve orta/olgunluk yaşında; sâlihlerdendir217."
Ahmed Samira: 46 And he converses/speaks (to) the people in the crib/cradle and aged approximately between 30-50 years ,and (he is) from the correct/righteous.

Ayet 47

340|3|47|قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
340|3|47|قالت رب اني يكون لي ولد ولم يمسسني بشر قال كذلك الله يخلق ما يشا اذا قضي امرا فانما يقول له كن فيكون
47. Kâlet rabbi ennâ yekûnu lî veledun ve lem yemsesnî beşer(beşerun), kâle kezâlikillâhu yahluku mâ yeşâ’(yeşâu) izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).
Dedi (Meryem): "Rabbim4! Nasıl olur bana bir çocuk; ve asla temas etmez* bana bir beşer"; dedi: "İşte böyledir; Allah yaratır dilediğini; karara bağladığı zaman bir emri; öyle ki ancak der ona: "ol!"; öyle ki olur o."
Ahmed Samira: 47 She said: "My Lord, how is (it) for me (a) child and not (a) human touched me?" He said: "Like that/that is it, God creates what He wills/wants if He ordered a matter, so but He says to it: ’Be.’ So it is/will be."

Notlar

Not 1: *Gramer olarak geniş zaman geldiği için öncesi ve sonrasını da kapsar. Meryem'e bir beşer dokunmadan gebe kalacaktır.

Ayet 48

341|3|48|وَيُعَلِّمُهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ
341|3|48|ويعلمه الكتب والحكمه والتوريه والانجيل
48. Ve yuallimuhul kitâbe vel hikmete vet tevrâte vel incîl(incîle).
Ve bildirir* ona (Îsâ'ya) kitabı ve hikmeti303; ve Tevrât'ı** ve İncîl'i**
Ahmed Samira: 48 And He teaches/instructs him The Book and the wisdom and the Torah and the Bible/Holy book descended on Jesus .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yuallimuhu ve bildirir ona وَيُعَلِّمُهُ علم
2 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
3 velhikmete ve hikmeti وَالْحِكْمَةَ حكم
4 ve ttevrate ve Tevrât'ı وَالتَّوْرَاةَ -
5 vel'incile ve İncîl'i وَالْإِنْجِيلَ -

Notlar

Not 1: *Bilir yapar onu.**Tevrât, İncîl ve Kur'an'ın özü Yüce Allah'ın biricik dini olan İslam'dır. Resûllerin dini olmaz.

Ayet 49

342|3|49|وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنِّى قَدْ جِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ أَنِّىٓ أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَأُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ وَأُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
342|3|49|ورسولا الي بني اسريل اني قد جيتكم بايه من ربكم اني اخلق لكم من الطين كهيه الطير فانفخ فيه فيكون طيرا باذن الله وابري الاكمه والابرص واحي الموتي باذن الله وانبيكم بما تاكلون وما تدخرون في بيوتكم ان في ذلك لايه لكم ان كنتم مومنين
49. Ve resûlen ilâ benî isrâîle ennî kad ci’tukum bi âyetin min rabbikum, ennî ehluku lekum minet tîni ke heyetit tayri fe enfuhu fîhi fe yekûnu tayran bi iznillâh(iznillâhi), ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyîl mevtâ bi iznillâh(iznillâhi), ve unebbiukum bi mâ te’kulûne ve mâ teddehırûne, fî buyûtikum inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ve bir resûldür418 İsrâîloğullarına197; (der) "ki ben muhakkak geldim sizlere Rabbinizden4 bir ayetle287; ki ben yaratırım sizlere ıslak topraktan kuş şekli gibi (bir şey); öyle ki üflerim onun içine; öyle ki olur bir kuş419 Allah'ın izniyle; ve iyileştiririm doğuştan körü ve cüzzamı/leprayı419; ve diriltirim/canlandırırım ölüleri419 Allah'ın izniyle; ve haber veririm sizlere yediğinizi ve depoladığınızı evlerinizde419; doğrusu bundadır mutlak ayetler237 sizlere; eğer olduysanız müminler27."
Ahmed Samira: 49 And a messenger to Israel’s sons and daughters (said): "That I had come to you (with) a sign/evidence from your Lord, that I create for you from the mud/clay as a shape/form (of) the birds, so I blow in it, so it will be flying/birds with God’s permission, and I cure and heal the blind/the born blind, and the leper and I revive/make alive the deads with God’s permission, and I inform you with what you eat and what you hoard/stock in your houses/homes. That in that (is) a sign/evidence (E) for you if you were believers/believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rasulen ve bir resuldür وَرَسُولًا رسل
2 ila إِلَىٰ -
3 beni oğullarına بَنِي بني
4 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
5 enni ki ben أَنِّي -
6 kad muhakkak قَدْ -
7 ci'tukum geldim sizlere جِئْتُكُمْ جيا
8 biayetin ayetle بِايَةٍ ايي
9 min مِنْ -
10 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
11 enni ki ben أَنِّي -
12 ehluku yaratırım أَخْلُقُ خلق
13 lekum sizlere لَكُمْ -
14 mine مِنَ -
15 t-tini ıslak topraktan الطِّينِ طين
16 kehey'eti şekli gibi كَهَيْئَةِ هيا
17 t-tayri kuş الطَّيْرِ طير
18 feenfuhu öyle ki üflerim فَأَنْفُخُ نفخ
19 fihi onun içine فِيهِ -
20 fe yekunu öyle ki olur o فَيَكُونُ كون
21 tayran bir kuş طَيْرًا طير
22 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
23 llahi Allah'ın اللَّهِ -
24 ve ubriu ve iyileştiririm وَأُبْرِئُ برا
25 l-ekmehe doğuştan körü الْأَكْمَهَ كمه
26 vel'ebrasa ve cüzzamı/leprayı وَالْأَبْرَصَ برص
27 ve uhyi ve diriltirim/canlandırırım وَأُحْيِي حيي
28 l-mevta ölüleri الْمَوْتَىٰ موت
29 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
30 llahi Allah'ın اللَّهِ -
31 ve unebbiukum ve haber veririm sizlere وَأُنَبِّئُكُمْ نبا
32 bima بِمَا -
33 te'kulune yediğinizi تَأْكُلُونَ اكل
34 ve ma ve وَمَا -
35 teddehirune depoladığınızı تَدَّخِرُونَ ذخر
36 fi فِي -
37 buyutikum evlerinizde بُيُوتِكُمْ بيت
38 inne doğrusu إِنَّ -
39 fi فِي -
40 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
41 layeten mutlak ayetler (vardır) لَايَةً ايي
42 lekum sizlere لَكُمْ -
43 in eğer إِنْ -
44 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
45 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Ayet 50

343|3|50|وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
343|3|50|ومصدقا لما بين يدي من التوريه ولاحل لكم بعض الذي حرم عليكم وجيتكم بايه من ربكم فاتقوا الله واطيعون
50. Ve musaddikan limâ beyne yedeyye minet tevrâti ve li uhılle lekum ba’dallezî hurrime aleykum ve ci’tukum bi âyetin min rabbikum fettekûllâhe ve etîûn(etîûni).
"Ve bir musaddık140 (olarak) Tevrât’tan iki eliniz arasındakine; ve helal kılmak için sizlere bazısını ki haram kılındı üzerinize421; ve geldim sizlere Rabbinizden4 bir ayetle287; ve takvalı21 olun Allah’a; ve itaat edin bana420."
Ahmed Samira: 50 And confirming to what (is) between my hands from the Torah and to permit/allow for you some (of) what was forbidden on you, and I came to you with a sign/evidence from your Lord, so fear and obey God and obey me.36

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve musaddikan ve bir musaddık وَمُصَدِّقًا صدق
2 lima لِمَا -
3 beyne arasındakine بَيْنَ بين
4 yedeyye iki eliniz يَدَيَّ يدي
5 mine مِنَ -
6 t-tevrati Tevrat’tan التَّوْرَاةِ -
7 veliuhille ve helal kılmak için وَلِأُحِلَّ حلل
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 bea'de bazısını بَعْضَ بعض
10 llezi ki الَّذِي -
11 hurrime haram kılındı حُرِّمَ حرم
12 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
13 ve ci'tukum ve geldim sizlere وَجِئْتُكُمْ جيا
14 biayetin bir ayetle بِايَةٍ ايي
15 min مِنْ -
16 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
17 fetteku ve takvalı olun فَاتَّقُوا وقي
18 llahe Allah’a اللَّهَ -
19 ve etiuni ve itaat edin bana وَأَطِيعُونِ طوع

Ayet 51

344|3|51|إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ
344|3|51|ان الله ربي وربكم فاعبدوه هذا صرط مستقيم
51. İnnallâhe rabbî ve rabbikum fa’budûh(fa’budûhu), hâzâ sırâtun mustakîm(mustakîmun).
"Doğrusu Allah Rabbimdir4; ve Rabbinizdir4; öyle ki kulluk46 edin ona; budur dosdoğru yol."
Ahmed Samira: 51 That God (is) my Lord and your Lord, so worship Him, this (is a) straight/direct road/way.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 rabbi Rabbimdir رَبِّي ربب
4 ve rabbukum ve Rabbinizdir وَرَبُّكُمْ ربب
5 fea'buduhu öyle ki kulluk edin ona فَاعْبُدُوهُ عبد
6 haza budur هَٰذَا -
7 siratun yol صِرَاطٌ صرط
8 mustekimun dosdoğru مُسْتَقِيمٌ قوم

Ayet 52

345|3|52|فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنْهُمُ ٱلْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
345|3|52|فلما احس عيسي منهم الكفر قال من انصاري الي الله قال الحواريون نحن انصار الله امنا بالله واشهد بانا مسلمون
52. Fe lemmâ ehassa îsâ min humul kufre kâle men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), âmennâ billâh(billâhi), veşhed bi ennâ muslimûn(muslimûne).
Öyle ki ne zaman hissetti Îsâ onlardan küfrü422; dedi: "Kimdir yardımcılar bana; Allah’a doğru423; dediler havâriler565: "Bizleriz yardımcılar423 Allah’a; iman47 ettik Allah'a; ve şahit/tanık ol (sen) ki bizler müslimiz45."
Ahmed Samira: 52 So when Jesus felt (with one of his five physical senses) from them the disbelief, he said: "Who (are) my victoriors/saviors/supporters to God?" The Disciples/victoriors said: "We (are) God’s victoriors/supporters, we believed with God, and (you) be a witness with that we are submitters/surrenderers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 ehasse hissetti أَحَسَّ حسس
3 iysa Îsâ عِيسَىٰ -
4 minhumu onlardan مِنْهُمُ -
5 l-kufra küfrü الْكُفْرَ كفر
6 kale dedi قَالَ قول
7 men kimdir مَنْ -
8 ensari yardımcılar bana أَنْصَارِي نصر
9 ila doğru إِلَى -
10 llahi Allah’a اللَّهِ -
11 kale dediler قَالَ قول
12 l-havariyyune Havariler الْحَوَارِيُّونَ حور
13 nehnu bizleriz نَحْنُ -
14 ensaru yardımcılar أَنْصَارُ نصر
15 llahi Allah’a اللَّهِ -
16 amenna iman ettik امَنَّا امن
17 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
18 veşhed ve şahit/tanık ol وَاشْهَدْ شهد
19 bienna ki bizler بِأَنَّا -
20 muslimune müslimiz مُسْلِمُونَ سلم

Ayet 53

346|3|53|رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلْتَ وَٱتَّبَعْنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ
346|3|53|ربنا امنا بما انزلت واتبعنا الرسول فاكتبنا مع الشهدين
53. Rabbenâ âmennâ bi mâ enzelte vetteba’nâr resûle fektubnâ meaş şâhidîn(şâhidîne).
"Rabbimiz4! İman47 ettik indirdiğine*; ve tabi424 olduk resûle (Îsâ'ya); öyle ki yaz bizi şahitlerle/tanıklarla** birlikte."
Ahmed Samira: 53 Our Lord, we believed with what You descended, and we followed the messenger, so write (include) us with the witnessing/testifying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
2 amenna iman ettik امَنَّا امن
3 bima بِمَا -
4 enzelte indirdiğine أَنْزَلْتَ نزل
5 vettebea'na ve tabi olduk وَاتَّبَعْنَا تبع
6 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
7 fektubna öyle ki yaz bizi فَاكْتُبْنَا كتب
8 mea birlikte مَعَ -
9 ş-şahidine şahitlerle/tanıklarla الشَّاهِدِينَ شهد

Notlar

Not 1: *İncîl'e**Kutsal kitapların Yüce Allah katından olduğuna ve resûllerin de O'nun elçisi olduğuna tanık olanlar/şahit olanlar.

Ayet 54

347|3|54|وَمَكَرُوا۟ وَمَكَرَ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ
347|3|54|ومكروا ومكر الله والله خير المكرين
54. Ve mekerû ve mekarallâh(mekarallâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).
Ve yanılttılar/aldattılar; ve yanılttı/aldattı Allah (da) (onların yanıltmasını/aldatmasını); ve Allah hayırlısıdır/iyisidir yanıltanların/aldatanların425.
Ahmed Samira: 54 And they cheated/deceived and God cheated/deceived, and God (is) the best (of) the cheaters/deceivers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mekeru ve yanılttılar/aldattılar وَمَكَرُوا مكر
2 ve mekera ve yanılttı /aldattı وَمَكَرَ مكر
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
5 hayru hayırlısıdır/iyisidir خَيْرُ خير
6 l-makirine yanıltanların/aldatanların الْمَاكِرِينَ مكر

Ayet 55

348|3|55|إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
348|3|55|اذ قال الله يعيسي اني متوفيك ورافعك الي ومطهرك من الذين كفروا وجاعل الذين اتبعوك فوق الذين كفروا الي يوم القيمه ثم الي مرجعكم فاحكم بينكم فيما كنتم فيه تختلفون
55. İz kâlellâhu yâ îsâ innî muteveffîke ve râfiuke ileyye ve mutahhiruke minellezîne keferû ve câilullezînettebeûke fevkallezîne keferû ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti), summe ileyye merciukum fe ahkumu beynekum fîmâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).
Dediği zaman Allah: "Ey Îsâ! Doğrusu ben vefat ettirenim seni; ve yükseltenim seni bana doğru; ve temizleyenim seni kâfirlik25 etmiş kimselerden; ve yapanım sana tabi olmuş kimseleri kâfirlik25 etmiş kimselerin üstünde, kıyamet gününe148 kadar; sonra banadır dönüşünüz; öyle ki hükmederim aranızda kendisinde ihtilafa düşer olduğunuzda."
Ahmed Samira: 55 When God said: "You Jesus I am, I am making you die and raising you to Me and purifying you from those who disbelieved, and making those who followed you above those who disbelieved to the Resurrection Day, then to Me (is) your return, so I judge/rule between you in what, you were in it differing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 kale dediği قَالَ قول
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ya iysa Ey Îsâ يَا عِيسَىٰ -
5 inni doğrusu ben إِنِّي -
6 muteveffike vefat ettirenim seni مُتَوَفِّيكَ وفي
7 ve rafiuke ve yükseltenim seni وَرَافِعُكَ رفع
8 ileyye bana doğru إِلَيَّ -
9 ve mutahhiruke ve temizleyenim seni وَمُطَهِّرُكَ طهر
10 mine مِنَ -
11 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
12 keferu kafirlik etmiş كَفَرُوا كفر
13 ve cailu ve yapanım وَجَاعِلُ جعل
14 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
15 ttebeuke tabi oldular sana اتَّبَعُوكَ تبع
16 fevka üstünde فَوْقَ فوق
17 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
18 keferu kafirlik etmiş كَفَرُوا كفر
19 ila kadar إِلَىٰ -
20 yevmi gününe يَوْمِ يوم
21 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
22 summe sonra ثُمَّ -
23 ileyye banadır إِلَيَّ -
24 merciukum dönüşünüz مَرْجِعُكُمْ رجع
25 fe ehkumu öyle ki hükmederim فَأَحْكُمُ حكم
26 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
27 fima فِيمَا -
28 kuntum olduğunuzda كُنْتُمْ كون
29 fihi kendisinde فِيهِ -
30 tehtelifune ihtilafa düşersiniz تَخْتَلِفُونَ خلف

Ayet 56

349|3|56|فَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ
349|3|56|فاما الذين كفروا فاعذبهم عذابا شديدا في الدنيا والاخره وما لهم من نصرين
56. Fe emmellezîne keferû fe uazzibuhum azâben şedîden fîd dunyâ vel âhıreti, ve mâ lehum min nâsirîn(nâsirîne).
Öyle ki kâfirlik25 etmiş kimselere gelince; öyle ki azap ederim426 onlara şiddetli bir azap (-la) dünyada ve ahirette*; ve yoktur onlara hiçbir yardımcı.
Ahmed Samira: 56 So but those who disbelieved, so I torture them, a strong (severe) torture in the present world/near and the end (other life), and (there are) nothing for them from victoriors/saviors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feemma öyle ki gelince فَأَمَّا -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
4 feuazzibuhum öyle ki azap ederim onlara فَأُعَذِّبُهُمْ عذب
5 azaben bir azap عَذَابًا عذب
6 şediden şiddetli شَدِيدًا شدد
7 fi فِي -
8 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
9 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
10 ve ma ve yoktur وَمَا -
11 lehum onlara لَهُمْ -
12 min مِنْ -
13 nasirine yardımcılardan نَاصِرِينَ نصر

Notlar

Not 1: *Kâfirlik etmiş kimselerin azabı dünyada başlar. Ahirette devam eder.

Ayet 57

350|3|57|وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ
350|3|57|واما الذين امنوا وعملوا الصلحت فيوفيهم اجورهم والله لا يحب الظلمين
57. Ve emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe yuveffîhim ucûrehum vallâhu lâ yuhibbuz zâlimîn(zâlimîne).
Ve iman47 etmiş; ve sâlihâtı18 yapmış kimselere gelince; tastamam verir (Allah) onlara ecirlerini820; ve Allah sevmez zalimleri257.
Ahmed Samira: 57 And but those who believed and did the correct/righteous deeds, so He fulfills/completes (to) them their rewards , and God does not love/like the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve emma ve gelince وَأَمَّا -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 ve amilu ve yapmış وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati salihatı الصَّالِحَاتِ صلح
6 feyuveffihim tastamam verir (Allah) onlara فَيُوَفِّيهِمْ وفي
7 ucurahum ecirlerini/karşılıklarını أُجُورَهُمْ اجر
8 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
9 la لَا -
10 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
11 z-zalimine zalimleri الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 58

351|3|58|ذَٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ ٱلْءَايَٰتِ وَٱلذِّكْرِ ٱلْحَكِيمِ
351|3|58|ذلك نتلوه عليك من الايت والذكر الحكيم
58. Zâlike netlûhu aleyke minel âyâti vez zikril hakîm hakîmi).
İşte böyledir; okuruz onu sana ayetlerden* ve hikmetli427 zikirden78**.
Ahmed Samira: 58 That We read/recited it on you from the signs/verses/evidences and the reminder, the wise/judicious .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte böyledir ذَٰلِكَ -
2 netluhu okuruz onu نَتْلُوهُ تلو
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 mine مِنَ -
5 l-ayati ayetlerden الْايَاتِ ايي
6 vezzikri ve zikirden وَالذِّكْرِ ذكر
7 l-hakimi hikmetli الْحَكِيمِ حكم

Notlar

Not 1: *Kur'an ayetlerinden. Hikmetli zikirle arasındaki 'vav' bağlacı vurgulama amaçlıdır. **Hikmetli Kur'an'dan.

Ayet 59

352|3|59|إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
352|3|59|ان مثل عيسي عند الله كمثل ادم خلقه من تراب ثم قال له كن فيكون
59. İnne mesele îsâ indallâhi ke meseli âdem(âdeme), halakahu min turâbin summe kâle lehu kun fe yekûn(yekûnu).
Doğrusu Îsâ’nın misali Allah'ın indinde/katında; misali gibidir Âdem'in429; yarattı onu (Âdem'i) turâbinden428; sonra dedi ona: "Ol*!"; ve olur** o.
Ahmed Samira: 59 That Jesus’ example at God (is) as Adam’s example, (He) created him from dust/earth then He said to him: "Be." So he became.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 mesele misali مَثَلَ مثل
3 iysa Îsâ’nın عِيسَىٰ -
4 inde indinde/katında عِنْدَ عند
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 kemeseli misali gibidir كَمَثَلِ مثل
7 ademe Âdem'in ادَمَ -
8 halekahu yarattı onu (Âdemi) خَلَقَهُ خلق
9 min مِنْ -
10 turabin turabinden تُرَابٍ ترب
11 summe sonra ثُمَّ -
12 kale dedi قَالَ قول
13 lehu ona لَهُ -
14 kun Ol! كُنْ كون
15 fe yekunu ve olur o فَيَكُونُ كون

Notlar

Not 1: *Meryem'in gebe kalmasında da Yüce Allah 'Ol!' demişti. Îsâ Yüce Allah'ın bir kelimesidir. 'Ol!'**Geniş zaman gelmesi sürecin sürekliliğine bir işaret olabilir.

Ayet 60

353|3|60|ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
353|3|60|الحق من ربك فلا تكن من الممترين
60. El hakku min rabbike fe lâ tekun minel mumterîn(mumterîne).
Hak/gerçek Rabbindendir4; öyle ki olma kuşkulananlardan.
Ahmed Samira: 60 The truth (is) from your Lord, so do not be from the doubting/arguing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
2 min مِنْ -
3 rabbike Rabbindendir رَبِّكَ ربب
4 fela öyle ki فَلَا -
5 tekun olma تَكُنْ كون
6 mine مِنَ -
7 l-mumterine kuşkulananlardan الْمُمْتَرِينَ مري

Ayet 61

354|3|61|فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا۟ نَدْعُ أَبْنَآءَنَا وَأَبْنَآءَكُمْ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمْ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰذِبِينَ
354|3|61|فمن حاجك فيه من بعد ما جاك من العلم فقل تعالوا ندع ابنانا وابناكم ونسانا ونساكم وانفسنا وانفسكم ثم نبتهل فنجعل لعنت الله علي الكذبين
61. Fe men hâcceke fîhi min ba’di mâ câeke minel ilmi fe kul teâlev ned’u ebnâenâ ve ebnâekum ve nisâenâ ve nisâekum ve enfusenâ ve enfusekum summe nebtehil fe nec’al la’netallâhi alel kâzibîn(kâzibîne).
Öyle ki kim hac376 etti sana onda* ilimden sana gelenden sonrasında; öyleyse de ki: "Gelin davet edelim oğullarımızı ve oğullarınızı; ve kadınlarımızı ve kadınlarınızı; ve nefislerimizi201 ve nefislerinizi201; sonra beddua edelim; öyle ki yapalım Allah'ın lanetini yalancıların üstüne."
Ahmed Samira: 61 So who argued/quarreled with you in it from after what came to you from the knowledge, so say: "Come, we (will) call our sons, and your sons, and our women, and your women, and ourselves and yourselves, then we curse each other/pray humbly , so we make God’s curse/torture on the liars ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femen öyle ki kim فَمَنْ -
2 hacceke hacc etti sana حَاجَّكَ حجج
3 fihi onda (Kur’an’da) فِيهِ -
4 min مِنْ -
5 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
6 ma مَا -
7 ca'eke sana gelenden جَاءَكَ جيا
8 mine مِنَ -
9 l-ilmi ilimden الْعِلْمِ علم
10 fekul öyleyse de ki فَقُلْ قول
11 teaalev gelin تَعَالَوْا علو
12 ned'u davet edelim نَدْعُ دعو
13 ebna'ena oğullarımızı أَبْنَاءَنَا بني
14 ve ebna'ekum ve oğullarınızı وَأَبْنَاءَكُمْ بني
15 ve nisa'ena ve kadınlarımızı وَنِسَاءَنَا نسو
16 ve nisa'ekum ve kadınlarınızı وَنِسَاءَكُمْ نسو
17 ve enfusena ve nefislerimizi/kendimizi وَأَنْفُسَنَا نفس
18 ve enfusekum ve nefislerinizi/kendinizi وَأَنْفُسَكُمْ نفس
19 summe sonra ثُمَّ -
20 nebtehil beddua edelim نَبْتَهِلْ بهل
21 fe nec'al öyle ki yapalım فَنَجْعَلْ جعل
22 lea'nete l'netini لَعْنَتَ لعن
23 llahi Allah'ın اللَّهِ -
24 ala üstüne عَلَى -
25 l-kazibine yalancıların الْكَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Kur’ân'da.

Ayet 62

355|3|62|إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْقَصَصُ ٱلْحَقُّ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
355|3|62|ان هذا لهو القصص الحق وما من اله الا الله وان الله لهو العزيز الحكيم
62. İnne hâzâ le huvel kasasul hakk(hakku), ve mâ min ilâhin illâllâh(illâllâhu), ve innellâhe le huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Doğrusu bu mutlak ki onun (Îsâ'nın) hak/gerçek kıssasıdır430; ve yoktur hiçbir ilâh74 Allah dışında; ve doğrusu Allah; O’dur Azîz37; Hakîm9.
Ahmed Samira: 62 That this (is) it (E), the narratives/information (true stories) the truth, and (there is) none from a god except God, and that God, he (E) (is) the glorious/mighty, the wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 haza budur هَٰذَا -
3 lehuve mutlak onun لَهُوَ -
4 l-kasasu kıssası الْقَصَصُ قصص
5 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
6 ve ma ve yoktur وَمَا -
7 min hiçbir مِنْ -
8 ilahin ilâh إِلَٰهٍ اله
9 illa dışında إِلَّا -
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
12 llahe Allah اللَّهَ -
13 lehuve O’dur لَهُوَ -
14 l-azizu Azîz الْعَزِيزُ عزز
15 l-hakimu Hakîm الْحَكِيمُ حكم

Ayet 63

356|3|63|فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُفْسِدِينَ
356|3|63|فان تولوا فان الله عليم بالمفسدين
63. Fe in tevellev fe innallâhe alîmun bil mufsidîn(mufsidîne).
Ve eğer yüz çevirdilerse; öyle ki doğrusu Allah bilendir fesatçıları265.
Ahmed Samira: 63 So if they turned away, so that God (is) knowledgeable with the corrupting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe in ve eğer فَإِنْ -
2 tevellev yüz çevirirlerse تَوَلَّوْا ولي
3 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 alimun bilir عَلِيمٌ علم
6 bil-mufsidine fesatçıları بِالْمُفْسِدِينَ فسد

Ayet 64

357|3|64|قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ كَلِمَةٍ سَوَآءٍۭ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِۦ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُولُوا۟ ٱشْهَدُوا۟ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
357|3|64|قل ياهل الكتب تعالوا الي كلمه سوا بيننا وبينكم الا نعبد الا الله ولا نشرك به شيا ولا يتخذ بعضنا بعضا اربابا من دون الله فان تولوا فقولوا اشهدوا بانا مسلمون
64. Kul yâ ehlel kitâbi teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beynekum ellâ na’bude illâllâhe ve lâ nuşrike bihî şey’en ve lâ yettehize ba’dunâ ba’den erbâben min dûnillâh(dûnillâhi), fe in tevellev fe kûlûşhedû bi ennâ muslimûn(muslimûne).
De ki: "Ey kitap ehli135! Yapışalım bir kelimeye* (ki) aynı seviyededir/farksızdır bizim aramızda ve sizin aranızda; ki kulluk etmeyelim Allah dışında; ve ortak koşmayalım O'na bir şey; edinmesin bir kısmımız bir kısmı Allah'ın astından rabler4; öyle ki eğer yüz çevirdilerse öyle ki deyin: "Şahit/tanık olun ki bizler müslimiz45."
Ahmed Samira: 64 Say: "You people (of) The Book, come to a word equal/straight, between us and you, that we do not worship except God, and we do not share/make partners with Him a thing, and (we) do not take some of us, some (as) lords from other than God." So if they turned away, so say: "Witness/testify with that (we are) submitters/surrenderers/Moslems."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya ehle ey ehli يَا أَهْلَ اهل
3 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
4 teaalev yapışalım تَعَالَوْا علو
5 ila إِلَىٰ -
6 kelimetin bir kelimeye كَلِمَةٍ كلم
7 seva'in aynı seviyede/farksız سَوَاءٍ سوي
8 beynena bizim aramızda بَيْنَنَا بين
9 ve beynekum ve sizin aranızda وَبَيْنَكُمْ بين
10 ella ki أَلَّا -
11 nea'bude kulluk etmeyelim نَعْبُدَ عبد
12 illa dışında إِلَّا -
13 llahe Allah'a اللَّهَ -
14 ve la ve وَلَا -
15 nuşrike müşriklik etmeyelim نُشْرِكَ شرك
16 bihi O'na بِهِ -
17 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
18 ve la وَلَا -
19 yettehize edinmesin يَتَّخِذَ اخذ
20 bea'duna bir kısmımız بَعْضُنَا بعض
21 bea'dan bir kısmı بَعْضًا بعض
22 erbaben rabler/efendiler/komuta edenler أَرْبَابًا ربب
23 min مِنْ -
24 duni astından دُونِ دون
25 llahi Allah'ın اللَّهِ -
26 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
27 tevellev yüz çevirdilerse تَوَلَّوْا ولي
28 fekulu öyle ki deyin فَقُولُوا قول
29 şhedu şahit/tanık olun اشْهَدُوا شهد
30 bienna ki bizler بِأَنَّا -
31 muslimune müslimiz مُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *Tek tanrıcı, monoteist, haniflik öğretisi.

Ayet 65

358|3|65|يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمَآ أُنزِلَتِ ٱلتَّوْرَىٰةُ وَٱلْإِنجِيلُ إِلَّا مِنۢ بَعْدِهِۦٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
358|3|65|ياهل الكتب لم تحاجون في ابرهيم وما انزلت التوريه والانجيل الا من بعده افلا تعقلون
65. Yâ ehlel kitâbi lime tuhâccûne fî ibrâhîme ve mâ unziletit tevrâtu vel incîlu illâ min ba’dih(ba’dihî), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
Ey kitap ehli135! Neden hac376 edersiniz İbrahim hakkında; ve indirilmiş değildi Tevrât ve İncîl; ancak ondan (İbrahim’den) sonradır; öyle ki akletmez562 misiniz?
Ahmed Samira: 65 You The Book’s people, why (do) you argue/quarrel in Abraham, and the Torah and the New Testament/Bible were not descended except from after him, so do you not reason/understand?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya ehle Ey ehli يَا أَهْلَ اهل
2 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
3 lime neden لِمَ -
4 tuhaccune hacc edersiniz تُحَاجُّونَ حجج
5 fi hakkında فِي -
6 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
7 vema ve değildi وَمَا -
8 unzileti indirilmiş أُنْزِلَتِ نزل
9 t-tevratu Tevrât التَّوْرَاةُ -
10 vel'incilu ve İncîl وَالْإِنْجِيلُ -
11 illa ancak إِلَّا -
12 min مِنْ -
13 bea'dihi ondan (İbrahim’den) sonra بَعْدِهِ بعد
14 efela öyle ki أَفَلَا -
15 tea'kilune akletmez misiniz? تَعْقِلُونَ عقل

Ayet 66

359|3|66|هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ حَٰجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
359|3|66|هانتم هولا حججتم فيما لكم به علم فلم تحاجون فيما ليس لكم به علم والله يعلم وانتم لا تعلمون
66. Hâ entum hâulâi hâcectum fî mâ lekum bihî ilmun fe lime tuhâccûne fî mâ leyse lekum bihî ilm(ilmun), vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Hadi ki sizler; şunlar (ki) hac376 ettiniz onun (İbrahim’in) hakkında sizlerdeki bir ilim/bilgi (-yle); öyle ki neden hac376 edersiniz onun (İbrahim’in) hakkında sizlere bir ilim/bilgi olmayanda; ve Allah bilir; ve sizler bilmezsiniz.
Ahmed Samira: 66 Here you are, those (who) argued/quarreled in what for you knowledge with it (you are knowledgeable in), so why do you argue/quarrel in what is not for you with it knowledge (you are not knowledgeable in)? And God knows and you do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ha entum ha ki sizler هَا أَنْتُمْ -
2 ha'ula'i şunlar (ki) هَٰؤُلَاءِ -
3 hacectum hacc ettiniz حَاجَجْتُمْ حجج
4 fima فِيمَا -
5 lekum sizlerdeki لَكُمْ -
6 bihi onun (İbrahim’in) hakkında بِهِ -
7 ilmun bir ilim/bilgi عِلْمٌ علم
8 felime öyle ki neden فَلِمَ -
9 tuhaccune hacc edersiniz تُحَاجُّونَ حجج
10 fima فِيمَا -
11 leyse olmayanda لَيْسَ ليس
12 lekum sizlere لَكُمْ -
13 bihi onun (İbrahim’in) hakkında بِهِ -
14 ilmun bir ilim/bilgi عِلْمٌ علم
15 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
16 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
17 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
18 la لَا -
19 tea'lemune bilmezsiniz تَعْلَمُونَ علم

Ayet 67

360|3|67|مَا كَانَ إِبْرَٰهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلَٰكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
360|3|67|ما كان ابرهيم يهوديا ولا نصرانيا ولكن كان حنيفا مسلما وما كان من المشركين
67. Mâ kâne ibrâhîmu yahûdiyyen ve lâ nasrâniyyen ve lâkin kâne hanîfen muslimâ(muslimen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).
Olmuş değildi İbrahim bir Yahudi; ne de bir Hristiyan; velakin/fakat olmuştu hanîf117 bir Müslüman431; ve olmuş değildi müşriklerden36.
Ahmed Samira: 67 Abraham was not a Jew and nor a Christian and but (he) was (a) true submitter/Moslem/Unifier of God a Moslem/submitter, and (he) was not from the sharers/takers of partners (with God).37

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildi مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
4 yehudiyyen bier Yahudi يَهُودِيًّا -
5 ve la ne de وَلَا -
6 nesraniyyen bir Hristiyan نَصْرَانِيًّا نصر
7 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
8 kane oldu كَانَ كون
9 hanifen hanif حَنِيفًا حنف
10 muslimen bir müsliman مُسْلِمًا سلم
11 ve ma ve değildi وَمَا -
12 kane olmuş كَانَ كون
13 mine مِنَ -
14 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Ayet 68

361|3|68|إِنَّ أَوْلَى ٱلنَّاسِ بِإِبْرَٰهِيمَ لَلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ وَهَٰذَا ٱلنَّبِىُّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُؤْمِنِينَ
361|3|68|ان اولي الناس بابرهيم للذين اتبعوه وهذا النبي والذين امنوا والله ولي المومنين
68. İnne evlen nâsi bi ibrâhîme lellezînettebeûhu ve hâzan nebiyyu vellezîne âmenû vallâhu veliyyul mu’minîn(mu’minîne).
Doğrusu insanların İbrahim'e daha yakını mutlak kimselerdir (ki) tabi oldular ona (İbrahim’e); ve bu nebidir132 (Muhammed); ve kimselerdir (ki) iman47 ettiler; ve Allah velisidir28 müminlerin27.
Ahmed Samira: 68 That the people most worthy with Abraham are those who followed him and this the prophet and those who believed, and God (is) the believer’s guardian/patron .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 evla daha yakını أَوْلَى ولي
3 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
4 biibrahime İbrahim'e بِإِبْرَاهِيمَ -
5 lellezine mutlak kimselerdir (ki) لَلَّذِينَ -
6 ttebeuhu tabi oldular ona (İbrahim’e) اتَّبَعُوهُ تبع
7 ve haza ve bu وَهَٰذَا -
8 n-nebiyyu nebidir (Muhammed’tir) النَّبِيُّ نبا
9 vellezine ve kimselerdir (ki) وَالَّذِينَ -
10 amenu iman ettiler امَنُوا امن
11 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
12 veliyyu velisidir وَلِيُّ ولي
13 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 69

362|3|69|وَدَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
362|3|69|ودت طايفه من اهل الكتب لو يضلونكم وما يضلون الا انفسهم وما يشعرون
69. Veddet tâifetun min ehlil kitâbi lev yudillûnekum ve mâ yudıllûne illâ enfusehum ve mâ yeş’urûn(yeş’urûne).
İstedi kitap ehlinden135 bir tayfa; keşke dalalete128 sürüklesinler* sizleri; ve dalalete128 sürükler değillerdir kendi nefisleri201** dışında; ve değillerdir farkına varırlar/anlarlar**.
Ahmed Samira: 69 A group from The Book’s people, wished/loved if they misguide you, and they do not misguide except themselves and they do not feel/know/sense.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veddet istedi وَدَّتْ ودد
2 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
3 min مِنْ -
4 ehli ehli أَهْلِ اهل
5 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
6 lev eğer/keşke لَوْ -
7 yudillunekum dalalete sürüklesinler sizleri يُضِلُّونَكُمْ ضلل
8 ve ma ve değildir وَمَا -
9 yudillune dalalete sürüklerler يُضِلُّونَ ضلل
10 illa ancak إِلَّا -
11 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
12 ve ma ve değildir وَمَا -
13 yeş'urune farkına varırlar/anlarlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *Sadece Kur'an demekten uzaklaştırıp kendi Talmud benzeri kitaplara tabi etmek. Kendi sapkın yolları olan müşrikliğe sürüklemek. **Kendi nefislerini saptırırlar. Bu sapkınlıklarının da farkında değillerdir. Talmud kitaplarına gönülden iman ederler. Sapkınlıklarında samimidirler.

Ayet 70

363|3|70|يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ
363|3|70|ياهل الكتب لم تكفرون بايت الله وانتم تشهدون
70. Yâ ehlel kitâbi lime tekfurûne bi âyâtillâhi ve entum teşhedûn(teşhedûne).
Ey kitap ehli135! Neden kâfirlik25 edersiniz Allah'ın ayetlerine; ve sizler şahit/tanık olursunuz* (da buna).
Ahmed Samira: 70 You The Book’s people, why do you disbelieve with God’s signs/verses/evidences, and you are witnessing/testifying?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya ehle Ey ehli يَا أَهْلَ اهل
2 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
3 lime neden لِمَ -
4 tekfurune kâfirlik edersiniz تَكْفُرُونَ كفر
5 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
8 teşhedune şahit/tanık olursunuz تَشْهَدُونَ شهد

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın ayetleri olan Tevrât'a tanık/şahit de oldunuz. Halen de oluyorsunuz.

Ayet 71

364|3|71|يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَلْبِسُونَ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
364|3|71|ياهل الكتب لم تلبسون الحق بالبطل وتكتمون الحق وانتم تعلمون
71. Ya ehlel kitâbi lime telbisûnel hakka bil bâtılı ve tektumûnel hakka ve entum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ey kitap ehli135! Neden giydirirsiniz hakka/gerçeğe batılı199; ve gizlersiniz hakkı/gerçeği; ve sizler bilirsiniz (de).
Ahmed Samira: 71 You The Book’s people, why do you confuse/mix/cover/dress the correct/truth with the falsehood and you hide/conceal the correct/truth and you are knowing?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya ehle Ey ehli يَا أَهْلَ اهل
2 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
3 lime neden لِمَ -
4 telbisune giydirirsiniz تَلْبِسُونَ لبس
5 l-hakka hakka الْحَقَّ حقق
6 bil-batili batılı بِالْبَاطِلِ بطل
7 ve tektumune ve gizlersiniz وَتَكْتُمُونَ كتم
8 l-hakka hakkı/gerçeği الْحَقَّ حقق
9 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
10 tea'lemune bilirsiniz تَعْلَمُونَ علم

Ayet 72

365|3|72|وَقَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ ءَامِنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَجْهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكْفُرُوٓا۟ ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
365|3|72|وقالت طايفه من اهل الكتب امنوا بالذي انزل علي الذين امنوا وجه النهار واكفروا اخره لعلهم يرجعون
72. Ve kâlet tâifetun min ehlil kitâbi âminû billezî unzile alellezîne âmenû vechen nehâri vekfurû âhirahu leallehum yerciûn(yerciûne).
Ve dedi bir tayfa kitap ehlinden135: "İndirilmişe* iman47 edin; iman47 etmiş kimselere karşı gündüzün yüzünde; ve kâfirlik25 edin sonunda (gündüzün); belki onlar dönerler."
Ahmed Samira: 72 And a group from The Book’s people, said: "Believe with (what) was/is descended on those who believed (during the) face/front (beginning of) the daytime and disbelieve (during) its end, maybe they return."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalet ve dedi وَقَالَتْ قول
2 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
3 min -nden مِنْ -
4 ehli ehli- أَهْلِ اهل
5 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
6 aminu iman edin امِنُوا امن
7 billezi' ki بِالَّذِي -
8 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
9 ala karşı عَلَى -
10 ellezine kimseler الَّذِينَ -
11 amenu iman etmiş امَنُوا امن
12 veche yüzünde وَجْهَ وجه
13 n-nehari gündüzün النَّهَارِ نهر
14 vekfuru ve kâfirlik edin وَاكْفُرُوا كفر
15 ahirahu sonunda (gündüzün) اخِرَهُ اخر
16 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
17 yerciune dönerler يَرْجِعُونَ رجع

Notlar

Not 1: *Kur'an.

Ayet 73

366|3|73|وَلَا تُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤْتَىٰٓ أَحَدٌ مِّثْلَ مَآ أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَآجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
366|3|73|ولا تومنوا الا لمن تبع دينكم قل ان الهدي هدي الله ان يوتي احد مثل ما اوتيتم او يحاجوكم عند ربكم قل ان الفضل بيد الله يوتيه من يشا والله وسع عليم
73. Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
"Ve iman47 etmeyin kimse dışında (ki) tabi oldu sizin dininize122"; de ki: "Doğrusu doğru yola kılavuz Allah'ın doğru yola kılavuzlamasıdır"; ki verilir birine misli870 sizlere verilenin* ya da hac376 ederler sizlere Rabbinizin4 indinde/katında; de ki: "Doğrusu fazl202 Allah'ın elindedir; verir onu dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8."
Ahmed Samira: 73 And do not believe except to whom followed your religion, say: "That the guidance (is) God’s guidance." That one be given equal/alike (to) what you were given or they argue/quarrel with you at your Lord. Say: "That the grace/favour (is) with God’s hand, He gives it (to) whom He wills/wants, and God (is) spacious ,knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tu'minu ve iman etmeyin تُؤْمِنُوا امن
3 illa dışında إِلَّا -
4 limen kimse لِمَنْ -
5 tebia tabi oldu تَبِعَ تبع
6 dinekum sizin dininize دِينَكُمْ دين
7 kul de ki قُلْ قول
8 inne doğrusu إِنَّ -
9 l-huda doğru yola kılavuz الْهُدَىٰ هدي
10 huda doğru yol kılavuzlamasıdır هُدَى هدي
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 en ki أَنْ -
13 yu'ta verilir يُؤْتَىٰ اتي
14 ehadun birine أَحَدٌ احد
15 misle misli/benzeri مِثْلَ مثل
16 ma مَا -
17 utitum verilenin sizlere أُوتِيتُمْ اتي
18 ev ya da أَوْ -
19 yuhaccukum hac ederler sizlere يُحَاجُّوكُمْ حجج
20 inde indinde/katında عِنْدَ عند
21 rabbikum Rabbinizin رَبِّكُمْ ربب
22 kul de ki قُلْ قول
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 l-fedle fazl/lütuf الْفَضْلَ فضل
25 biyedi elindedir بِيَدِ يدي
26 llahi Allah'ın اللَّهِ -
27 yu'tihi verir onu يُؤْتِيهِ اتي
28 men kimseye مَنْ -
29 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
30 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
31 vasiun Vâsi’dir وَاسِعٌ وسع
32 alimun Alim’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Tevrat ve İncîl'in.

Ayet 74

367|3|74|يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
367|3|74|يختص برحمته من يشا والله ذو الفضل العظيم
74. Yahtassu bi rahmetihî men yeşâ’(yeşâu), vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Has kılar* rahmetini271 (Allah) dilediği kimseye; ve Allah Zul** Fadlil285 Azîm94'dir286.
Ahmed Samira: 74 He singles out/specializes with His mercy whom He wills/wants, and God (is owner) of the great grace/favour.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehtessu has kılar يَخْتَصُّ خصص
2 birahmetihi rahmetini بِرَحْمَتِهِ رحم
3 men kimseye مَنْ -
4 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
5 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
6 zu sahibidir ذُو -
7 l-fedli fazl الْفَضْلِ فضل
8 l-azimi büyük الْعَظِيمِ عظم

Notlar

Not 1: *Özgüler.**Sahibidir.

Ayet 75

368|3|75|وَمِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَآئِمًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَيْسَ عَلَيْنَا فِى ٱلْأُمِّيِّۦنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
368|3|75|ومن اهل الكتب من ان تامنه بقنطار يوده اليك ومنهم من ان تامنه بدينار لا يوده اليك الا ما دمت عليه قايما ذلك بانهم قالوا ليس علينا في الامين سبيل ويقولون علي الله الكذب وهم يعلمون
75. Ve min ehlil kitâbi men in te’menhu bi kıntârin yueddihî ileyk(ileyke), ve minhum men in te’menhu bi dînârin lâ yueddihî ileyke illâ mâ dumte aleyhi kâimâ(kâimen), zâlike bi ennehum kâlû leyse aleynâ fîl ummiyyîne sebîl(sebîlun), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve kitap ehlinden135 kimse (ki) eğer emanet edersen ona kantarla/yığınla; getirir/ulaştırır onu sana; ve onlardan kimse (ki) eğer emanet edersen bir dinar; getirmez/ulaştırmaz sana ancak daima/sürekli durursun üzerine onun bir dikilme (-yle); işte bu onların demelerindendir (ki) "yoktur bizlere ümmilerde277* bir yol**"; ve derler Allah'a karşı yalan; ve onlar bilirler (de).
Ahmed Samira: 75 And from The Book’s people, whom if you entrust him with a (ton) , he discharges/fulfills (pays) it (back) to you, and from them whom, if you entrust him with a dinar , (he) does not discharge/fulfill (pay) it (back) to you, except as long as you continued keeping up (demanding) on him. That is with that they said: "It is not on us in the illiterates/belongers to a nation (a) means (we do not have to be honest when dealing with other nations)." And they say on God the lie/falsehood and they know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve min ve وَمِنْ -
2 ehli ehli أَهْلِ اهل
3 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
4 men kimse مَنْ -
5 in eğer إِنْ -
6 te'menhu emanet edersen ona تَأْمَنْهُ امن
7 bikintarin kantarla بِقِنْطَارٍ قنطر
8 yu'eddihi getirir/ulaştırır onu يُؤَدِّهِ ادي
9 ileyke sana إِلَيْكَ -
10 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
11 men kimse مَنْ -
12 in eğer إِنْ -
13 te'menhu emanet edersen تَأْمَنْهُ امن
14 bidinarin bir dinar بِدِينَارٍ دنر
15 la لَا -
16 yu'eddihi getirmez/ulaştırmaz يُؤَدِّهِ ادي
17 ileyke sana إِلَيْكَ -
18 illa ancak إِلَّا -
19 ma مَا -
20 dumte daima/sürekli durursun دُمْتَ دوم
21 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
22 kaimen bir dikilme (-yle) قَائِمًا قوم
23 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
24 biennehum onların بِأَنَّهُمْ -
25 kalu demelerindendir قَالُوا قول
26 leyse yoktur لَيْسَ ليس
27 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
28 fi فِي -
29 l-ummiyyine ümmilerde الْأُمِّيِّينَ امم
30 sebilun bir yol سَبِيلٌ سبل
31 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
32 ala karşı عَلَى -
33 llahi Allah'a اللَّهِ -
34 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
35 vehum ve onlar وَهُمْ -
36 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Tevrat ve İncîl'e ümmi olanlar. Yahudiler Yahudi olmayanları 'Goy, Goyim' olarak tanımlamıştır. Akılsız, donuk, aptal, kalpsiz, kaba anlamına gelen aşağılayıcı bir terimdir. **Onlarla ortak bir yolumuz olmaz. Allah bizleri onlara karşı yaptıklarımızdan sorumlu tutmaz.

Ayet 76

369|3|76|بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ
369|3|76|بلي من اوفي بعهده واتقي فان الله يحب المتقين
76. Belâ men evfâ bi ahdihî vettekâ fe innallâhe yuhibbul muttekîn(muttekîne).
Evet! Kim tastamam yerine getirdi ahdini187; ve takvalı21 oldu; öyle ki doğrusu Allah sever takva21 sahiplerini.
Ahmed Samira: 76 Yes/certainly, who fulfilled with his promise and feared and obeyed, so that God loves/likes the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bela Evet! بَلَىٰ -
2 men kim مَنْ -
3 evfa tastamam yerine getirdi أَوْفَىٰ وفي
4 biahdihi ahdini بِعَهْدِهِ عهد
5 vetteka ve takvalı oldu وَاتَّقَىٰ وقي
6 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
9 l-muttekine takva sahiplerini الْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 77

370|3|77|إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَأَيْمَٰنِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَا خَلَٰقَ لَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
370|3|77|ان الذين يشترون بعهد الله وايمنهم ثمنا قليلا اوليك لا خلق لهم في الاخره ولا يكلمهم الله ولا ينظر اليهم يوم القيمه ولا يزكيهم ولهم عذاب اليم
77. İnnellezîne yeşterûne bi ahdillâhi ve eymânihim semenen kalîlen ulâike lâ halaka lehum fîl âhırati ve lâ yukellimuhumullâhu ve lâ yenzuru ileyhim yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Doğrusu kimseler (ki) satarlar Allah'a (olan) ahitlerini198 ve yeminlerini az bir fiyata; işte bunlar; yoktur bir pay onlara ahirette; kelam etmez* onlara Allah; bakmaz** onlara doğru kıyamet günü; ve artırmaz/saflaştırmaz onları; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 77 That those (who) buy/volunteer with God’s promise/contract and their oaths a small price, those/these (have) no share of blessing/fortune for them in the end (other life), and God does not speak/talk to them, and nor look to them (on) the Resurrection Day and nor purifies/corrects them, and for them (is a) painful torture.

Notlar

Not 1: *Konuşmaz, iletişim kurmaz. Resûller göndermez. **Çağrılarına/dualarına cevap vermez.

Ayet 78

371|3|78|وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُۥنَ أَلْسِنَتَهُم بِٱلْكِتَٰبِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمَا هُوَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
371|3|78|وان منهم لفريقا يلون السنتهم بالكتب لتحسبوه من الكتب وما هو من الكتب ويقولون هو من عند الله وما هو من عند الله ويقولون علي الله الكذب وهم يعلمون
78. Ve inne minhum le ferîkan yelvûne elsinetehum bil kitâbi li tahsebûhu minel kitâbi ve mâ huve minel kitâb(kitâbi), ve yekûlûne huve min indillâhi ve mâ huve min indillâh(indillâhi), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve doğrusu onlardan mutlak bir fırka/grup eğip bükerler dillerini* kitaba**; sanmanız için onu (sözü/hadisi) kitaptan**; ve o (söz/hadis) değildir kitaptan**; ve derler o (söz/hadis) Allah'ın indinden/katındandır ; ve (oysa) değildir o (söz/hadis) Allah'ın indinden/katından; ve derler (o sözle/hadisle) Allah'a karşı yalan; ve onlar bilirler (de).
Ahmed Samira: 78 And that from them (is) a group (E) (who) twist/turn/distort (misconstruct with) their tongues with The Book, so that you think/suppose it (is) from The Book, and it is not from The Book, and they say: "It (is) from at God". And it is not from at God, and they say on God the lie/falsehood and they are knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
2 minhum onlardan مِنْهُمْ -
3 leferikan mutlak bir fırka/grup لَفَرِيقًا فرق
4 yelvune eğip bükerler يَلْوُونَ لوي
5 elsinetehum dillerini أَلْسِنَتَهُمْ لسن
6 bil-kitabi kitapla بِالْكِتَابِ كتب
7 litehsebuhu zannedersiniz/sanarsınız onu لِتَحْسَبُوهُ حسب
8 mine مِنَ -
9 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
10 ve ma ve değildir وَمَا -
11 huve o هُوَ -
12 mine مِنَ -
13 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
14 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
15 huve o هُوَ -
16 min مِنْ -
17 indi indinden/katındandır عِنْدِ عند
18 llahi Allah اللَّهِ -
19 vema ve değildir وَمَا -
20 huve o هُوَ -
21 min مِنْ -
22 indi indinden/katındandır dir عِنْدِ عند
23 llahi Allah اللَّهِ -
24 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
25 ala karşı عَلَى -
26 llahi Allah'a اللَّهِ -
27 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
28 vehum ve onlar وَهُمْ -
29 yea'lemune bilirler (de) يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Dilleriyle söz/hadis söylerler. Kutsal kitaplara alternatif olarak kendi elleriyle yazdıkları sözleri/hadisleri (Talmud vb.) söylerler. Allah adına yalanlar içeren, Allah'ın katındandır dedikleri uyduruk kitapları söylerler. Kendilerine Kur'an verilen kimseler de bu ayete direkt olarak muhataptır. Kur'an'a tabi olduklarını düşünen çoğu kimse Kur'an yerine hadis/söylenti kitaplarını Kur'an'la eş tutmuşlar ve müşrik olmuşlardır. **Tevrât'a ve/veya İncîl'e.

Ayet 79

372|3|79|مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا۟ عِبَادًا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُوا۟ رَبَّٰنِيِّۦنَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ ٱلْكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ
372|3|79|ما كان لبشر ان يوتيه الله الكتب والحكم والنبوه ثم يقول للناس كونوا عبادا لي من دون الله ولكن كونوا ربنين بما كنتم تعلمون الكتب وبما كنتم تدرسون
79. Mâ kâne li beşerin en yu’tiyehullâhul kitâbe vel hukme ven nubuvvete summe yekûle lin nâsi kûnû ıbâden lî min dûnillâhi ve lâkin kûnû rabbâniyyîne bi mâ kuntum tuallimûnel kitâbe ve bimâ kuntum tedrusûn(tedrusûne).
Olmuş değildir bir beşer432 için ki verir ona Allah kitap ve hikmet303; ve nebilik132; sonra der (o beşer) insanlara: "Olun kullar46 bana Allah’ın astından"; velakin/ancak (der o beşer) "Olun Rabbe4 kullar; kitaba* talim433 eder/öğretim yapar olduğunuzla; ve ders434 yapar olduğunuzla"
Ahmed Samira: 79 It was not to a human that God gives him The Book and the judgment/rule and the prophethood then he says to the people: "Be/become worshippers/slaves to me, from other than God". And but: "Be knowledgeable Lord worshippers with what you were teaching The Book and with what you were studying ".

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 libeşerin bir beşer için لِبَشَرٍ بشر
4 en ki أَنْ -
5 yu'tiyehu verir ona يُؤْتِيَهُ اتي
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
8 velhukme ve hikmet وَالْحُكْمَ حكم
9 ve nnubuvve te ve nebilik وَالنُّبُوَّةَ نبا
10 summe sonra ثُمَّ -
11 yekule der o يَقُولَ قول
12 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
13 kunu olun كُونُوا كون
14 ibaden kullar عِبَادًا عبد
15 li bana لِي -
16 min مِنْ -
17 duni astından دُونِ دون
18 llahi Allah’ın اللَّهِ -
19 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
20 kunu olun كُونُوا كون
21 rabbaniyyine Rabbe kullar رَبَّانِيِّينَ ربب
22 bima بِمَا -
23 kuntum olduğunuzla كُنْتُمْ كون
24 tuallimune talim edersiniz/öğretim yaparsınız تُعَلِّمُونَ علم
25 l-kitabe kitaba الْكِتَابَ كتب
26 ve bima ve وَبِمَا -
27 kuntum olduğunuzla كُنْتُمْ كون
28 tedrusune ders yaparsınız تَدْرُسُونَ درس

Notlar

Not 1: *Kur'an'a.

Ayet 80

373|3|80|وَلَا يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَٱلنَّبِيِّۦنَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُم بِٱلْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
373|3|80|ولا يامركم ان تتخذوا المليكه والنبين اربابا ايامركم بالكفر بعد اذ انتم مسلمون
80. Ve lâ ye’murekum en tettehizûl melâikete ven nebiyyîne erbâbâ(erbâben), e ye’murukum bil kufri ba’de iz entum muslimûn(muslimûne).
Ve emretmez (o beşer) sizlere ki edinin melekleri133 ve nebileri132 rabler435; emreder mi size küfrü422 sizlerin müslim45 olmasından sonra?
Ahmed Samira: 80 And (he) does not order you that to take the angels and the prophets (as) Lords (Gods). Does he order/command you with the disbelief, after when you are submitters/surrenderers/Moslems?38

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 ye'murakum ve emretmez sizlere يَأْمُرَكُمْ امر
3 en ki أَنْ -
4 tettehizu edinin تَتَّخِذُوا اخذ
5 l-melaikete melekleri الْمَلَائِكَةَ ملك
6 ve nnebiyyine ve nebileri وَالنَّبِيِّينَ نبا
7 erbaben rambler أَرْبَابًا ربب
8 eye'murukum emreder mi size أَيَأْمُرُكُمْ امر
9 bil-kufri küfrü بِالْكُفْرِ كفر
10 bea'de sonra بَعْدَ بعد
11 iz zaman إِذْ -
12 entum sizler أَنْتُمْ -
13 muslimune müslim مُسْلِمُونَ سلم

Ayet 81

374|3|81|وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّۦنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَٰبٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ
374|3|81|واذ اخذ الله ميثق النبين لما اتيتكم من كتب وحكمه ثم جاكم رسول مصدق لما معكم لتومنن به ولتنصرنه قال اقررتم واخذتم علي ذلكم اصري قالوا اقررنا قال فاشهدوا وانا معكم من الشهدين
81. Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Ve aldığı zaman Allah nebilerin132 mîsâkını281; (dedi Allah): "Mutlak verdiğime sizlere kitaptan ve hikmetten303; sonra geldi sizlere musaddık140 bir resûl418 yanınızdakine*; mutlak iman47 edersiniz ona (resûle); ve mutlak yardım edersiniz ona (resûle)"; dedi (Allah): "İkrar/kabul ettiniz mi ve aldınız mı üzerinize bunu, antlaşmamı?"; dediler: "İkrar/kabul ettik"; dedi (Allah): "Öyleyse tanık/şahit olun; ve ben (de) yanınızdayım şahit/tanık olanlardan."
Ahmed Samira: 81 And when/if God took the prophets’ promise/covenant what/that what (E) I gave/brought you from a Book and wisdom , then a messenger came to you confirming to/for what (is) with you, to believe with him/it (E) and you will give him/it victory/aid (E). He said: "Did you confess/acknowledge and you took/received on that My promise ?" They said: "We confessed/acknowledged ." He said: "So witness/testify and I am with you from the witnessing/testifying/present."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 ehaze aldığı أَخَذَ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 misaka mîsâkını/antlaşmasını مِيثَاقَ وثق
5 n-nebiyyine nebilerin النَّبِيِّينَ نبا
6 lema mutlak لَمَا -
7 ateytukum verdiğime sizlere اتَيْتُكُمْ اتي
8 min مِنْ -
9 kitabin kitaptan كِتَابٍ كتب
10 ve hikmetin ve hikmetten وَحِكْمَةٍ حكم
11 summe sonra ثُمَّ -
12 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
13 rasulun bir resûl رَسُولٌ رسل
14 musaddikun musaddık مُصَدِّقٌ صدق
15 lima لِمَا -
16 meakum yanınızdakine مَعَكُمْ -
17 letu'minunne mutlak iman edersiniz لَتُؤْمِنُنَّ امن
18 bihi ona (resûle) بِهِ -
19 veletensurunnehu ve mutlak yardım edersiniz ona وَلَتَنْصُرُنَّهُ نصر
20 kale dedi (Allah) قَالَ قول
21 eekrartum ikrar/kabul ettiniz mi? أَأَقْرَرْتُمْ قرر
22 ve ehaztum ve aldınız mı وَأَخَذْتُمْ اخذ
23 ala üzerinize عَلَىٰ -
24 zalikum bunu ذَٰلِكُمْ -
25 isri antlaşmamı إِصْرِي اصر
26 kalu dediler قَالُوا قول
27 ekrarna ikrar/kabul ettik أَقْرَرْنَا قرر
28 kale dedi قَالَ قول
29 feşhedu öyleyse tanık/şahit olun فَاشْهَدُوا شهد
30 ve ena ve ben (de) وَأَنَا -
31 meakum yanınızdayım مَعَكُمْ -
32 mine مِنَ -
33 ş-şahidine tanık olanlardan الشَّاهِدِينَ شهد

Notlar

Not 1: *Verilen hikmetli kutsal kitaba.

Ayet 82

375|3|82|فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
375|3|82|فمن تولي بعد ذلك فاوليك هم الفسقون
82. Fe men tevellâ ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).
Öyle ki kim yüz çevirdi sonrasında bunun; öyle ki işte bunlar; onlardır fâsıklar38.
Ahmed Samira: 82 So who turned away after that, so those are the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femen öyle ki kim فَمَنْ -
2 tevella yüz çevirdi تَوَلَّىٰ ولي
3 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
4 zalike bunun ذَٰلِكَ -
5 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
6 humu onlardır هُمُ -
7 l-fasikune fasıklardır الْفَاسِقُونَ فسق

Ayet 83

376|3|83|أَفَغَيْرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبْغُونَ وَلَهُۥٓ أَسْلَمَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ
376|3|83|افغير دين الله يبغون وله اسلم من في السموت والارض طوعا وكرها واليه يرجعون
83. E fe gayre dînillâhi yebgûne ve lehû esleme men fîs semâvâti vel ardı tav’an ve kerhen ve ileyhi yurceûn(yurceûne).
Öyle ki Allah'ın dininden437 gayrisine/başkasına mı bakınırlar? Teslim oldu kimse436 göklerdeki162 ve yerdeki; gönüllü* ve kerhen697; ve O'na döndürülürler.
Ahmed Samira: 83 Is (it) other than God’s religion they desire, and to Him submitted/surrendered whom (is) in the skies/space and the earth/Planet Earth voluntarily and compellingly/forcefully, and to Him you are being returned?

Notlar

Not 1: *İsteyerek.

Ayet 84

377|3|84|قُلْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ
377|3|84|قل امنا بالله وما انزل علينا وما انزل علي ابرهيم واسمعيل واسحق ويعقوب والاسباط وما اوتي موسي وعيسي والنبيون من ربهم لا نفرق بين احد منهم ونحن له مسلمون
84. Kul âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve îsâ ven nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum, ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
De ki: "İman47 ettik Allah'a; ve üzerimize indirilmişe* ; ve indirilmişe İbrahim'e; ve İsmâîl’e; ve İshâk'a; ve Yakûb'a; ve torunlara; ve verilmişe Mûsâ’ya**; ve Îsâ’ya***; ve nebilere Rablerinden4; fırkalara bölmeyiz/ayırmayız438 arasını birinin onlardan; ve bizler O'na müslimiz45.
Ahmed Samira: 84 Say: "We believed with God, and what descended on us, and what descended on Abraham, and Ishmael, and Isaac, and Jacob, and the grandchildren , and what Moses and Jesus and the prophets were given/brought from their Lord, we do not separate/distinguish/differentiate between any from them, and we are for Him submitters/surrenderers/Moslems."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 amenna iman ettik امَنَّا امن
3 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
4 ve ma ve وَمَا -
5 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
6 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
7 ve ma ve وَمَا -
8 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
9 ala عَلَىٰ -
10 ibrahime İbrahim'e إِبْرَاهِيمَ -
11 ve ismaiyle ve İsmâîl’e وَإِسْمَاعِيلَ -
12 ve ishaka ve İshâk'a وَإِسْحَاقَ -
13 ve yea'kube ve Yakûb'a وَيَعْقُوبَ -
14 vel'esbati ve torunlara وَالْأَسْبَاطِ سبط
15 ve ma ve وَمَا -
16 utiye verilene أُوتِيَ اتي
17 musa Mûsâ’ya مُوسَىٰ -
18 ve iysa ve Îsâ’ya وَعِيسَىٰ -
19 ve nnebiyyune ve nebilere وَالنَّبِيُّونَ نبا
20 min مِنْ -
21 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
22 la لَا -
23 nuferriku fırkalara bölmeyiz/ayırmayız نُفَرِّقُ فرق
24 beyne arasını بَيْنَ بين
25 ehadin birinin أَحَدٍ احد
26 minhum onlardan مِنْهُمْ -
27 ve nehnu ve bizler وَنَحْنُ -
28 lehu O'na لَهُ -
29 muslimune müslimiz. مُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *Kur'an'a.**Tevrat.***İncîl.

Ayet 85

378|3|85|وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ ٱلْإِسْلَٰمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
378|3|85|ومن يبتغ غير الاسلم دينا فلن يقبل منه وهو في الاخره من الخسرين
85. Ve men yebtegi gayrel islâmi dînen fe len yukbele minh(minhu), ve huve fîl âhireti minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve kim bakındı/aradı İslam'dan218 gayri/başka bir din122; öyle ki asla kabul edilmez ondan; ve o (kimse) ahirette hüsrana uğrayanlardandır.
Ahmed Samira: 85 And who desires/wishes other than the Islam/submission/surrender (as) a religion, so (it) will never/not be accepted from him, and he (is) in the end from the losers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yebtegi bakındı يَبْتَغِ بغي
3 gayra gayri/başka غَيْرَ غير
4 l-islami İslam'dan الْإِسْلَامِ سلم
5 dinen bir din دِينًا دين
6 felen öyle ki asla فَلَنْ -
7 yukbele kabul edilmez يُقْبَلَ قبل
8 minhu ondan مِنْهُ -
9 ve huve ve o وَهُوَ -
10 fi فِي -
11 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
12 mine مِنَ -
13 l-hasirine hüsrana uğrayanlardandır الْخَاسِرِينَ خسر

Ayet 86

379|3|86|كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًا كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا۟ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
379|3|86|كيف يهدي الله قوما كفروا بعد ايمنهم وشهدوا ان الرسول حق وجاهم البينت والله لا يهدي القوم الظلمين
86. Keyfe yehdillâhu kavmen keferû ba’de îmânihim ve şehidû enner resûle hakkun ve câehumul beyyinât(beyyinâtu) vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Nasıl doğru yola kılavuzlar Allah bir kavmi/toplumu? (ki) kâfirlik25 ettiler imanları47 sonrası; ve şahit/tanık oldular ki resûl418 bir haktır/gerçektir; ve geldi onlara beyanatlar226; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz zalimler257 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 86 How God guides a nation (who) disbelieved after their belief, and they witnessed/testified that the messenger (is) correct/true/real/right and the evidences came to them? And God does not guide the nation, the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
2 yehdi doğru yola kılavuzlar يَهْدِي هدي
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 kavmen bir kavmi/toplumu قَوْمًا قوم
5 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
6 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
7 imanihim imanları إِيمَانِهِمْ امن
8 ve şehidu ve şahit/tanık oldular وَشَهِدُوا شهد
9 enne ki أَنَّ -
10 r-rasule resûl الرَّسُولَ رسل
11 hakkun bir hak/gerçek حَقٌّ حقق
12 ve ca'ehumu ve geldi onlara وَجَاءَهُمُ جيا
13 l-beyyinatu beyanatlar الْبَيِّنَاتُ بين
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 la لَا -
16 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
17 l-kavme kavmi الْقَوْمَ قوم
18 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 87

380|3|87|أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ
380|3|87|اوليك جزاوهم ان عليهم لعنه الله والمليكه والناس اجمعين
87. Ulâike cezâuhum enne aleyhim la’netallâhi vel melâiketi ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
İşte bunlar; cezasıdır onların ki üzerlerinedir laneti280 Allah'ın; ve meleklerin48; ve insanların; topluca.
Ahmed Samira: 87 Those, their reward (is) that on them (is) God’s curse/torture and the angel’s, and the people all (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ceza'uhum cezasıdır onların جَزَاؤُهُمْ جزي
3 enne ki أَنَّ -
4 aleyhim üzerlerinedir عَلَيْهِمْ -
5 lea'nete laneti لَعْنَةَ لعن
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 velmelaiketi ve meleklerin وَالْمَلَائِكَةِ ملك
8 ve nnasi ve insanların وَالنَّاسِ نوس
9 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Ayet 88

381|3|88|خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
381|3|88|خلدين فيها لا يخفف عنهم العذاب ولا هم ينظرون
88. Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
Ölümsüzlerdir185 orada*; hafifletilmez onlardan azap; ve onlar gözetilmezler**.
Ahmed Samira: 88 Immortally/eternally in it, the torture is not reduced/lightened on/from them, and nor they be given time/delayed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
2 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
3 la لَا -
4 yuhaffefu hafifletilmez يُخَفَّفُ خفف
5 anhumu onlardan عَنْهُمُ -
6 l-azabu azab الْعَذَابُ عذب
7 ve la ve olmaz وَلَا -
8 hum onlar هُمْ -
9 yunzerune gözetilirler يُنْظَرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Cehennemde.**İlgilenilmez onlarla.

Ayet 89

382|3|89|إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
382|3|89|الا الذين تابوا من بعد ذلك واصلحوا فان الله غفور رحيم
89. İllellezîne tâbû min ba’di zâlike ve aslehû fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Dışındadır kimseler (ki) tevbe33 ettiler bunun sonrasında; ve ıslah316 oldular; öyle ki doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 89 Except those who repented, from after that, and corrected/repaired , so then God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışında إِلَّا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 tabu tevbe ettiler تَابُوا توب
4 min مِنْ -
5 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
6 zalike bunun ذَٰلِكَ -
7 ve eslehu ve ıslah oldular وَأَصْلَحُوا صلح
8 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
9 llahe Allah اللَّهَ -
10 gafurun Gâfur’dur غَفُورٌ غفر
11 rahimun Rahîm’dir. رَحِيمٌ رحم

Ayet 90

383|3|90|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ
383|3|90|ان الذين كفروا بعد ايمنهم ثم ازدادوا كفرا لن تقبل توبتهم واوليك هم الضالون
90. İnnellezîne keferû ba’de îmânihim summezdâdû kufran len tukbele tevbetuhum, ve ulâike humud dâllûn(dâllûne).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler imanları47 sonrası; sonra ziyade ettiler/artırdılar küfrü422; asla kabul edilmez tevbeleri33 onların; ve işte bunlar; onlardır dalalet128 içinde olanlar.
Ahmed Samira: 90 That those who disbelieved after their faith/belief, then they increased disbelief, their repentance will never/not (be) accepted, and those are the misguided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
5 imanihim imanların إِيمَانِهِمْ امن
6 summe sonra ثُمَّ -
7 zdadu ziyade ettiler ازْدَادُوا زيد
8 kufran küfrü كُفْرًا كفر
9 len asla لَنْ -
10 tukbele kabul edilmez تُقْبَلَ قبل
11 tevbetuhum tevbeleri onların تَوْبَتُهُمْ توب
12 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
13 humu onlar هُمُ -
14 d-dallune dalalet içinde olanlardır الضَّالُّونَ ضلل

Ayet 91

384|3|91|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم مِّلْءُ ٱلْأَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ ٱفْتَدَىٰ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ
384|3|91|ان الذين كفروا وماتوا وهم كفار فلن يقبل من احدهم مل الارض ذهبا ولو افتدي به اوليك لهم عذاب اليم وما لهم من نصرين
91. İnnellezîne keferû ve mâtû ve hum kuffârun fe len yukbele min ehadihim mil’ul ardı zeheben ve leviftedâ bih(bihî), ulâike lehum azâbun elîmun ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; ve öldüler; ve onlar kâfirler25 (olarak); öyle ki asla kabul edilmez birisinden dünya dolusu altın; ve eğer fidye verse bile onu; işte bunlar; onlaradır elim/acıklı bir azap; ve yoktur onlara hiçbir yardımcı.
Ahmed Samira: 91 That those who disbelieved, and died and they are disbelievers, so will never/not be accepted from anyone of them the Earth’s fill (of) gold and (even) if he ransomed/compensated with it. Those, for them (is) a painful torture, and (there are) none for them from victoriors/saviors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 ve matu ve öldüler وَمَاتُوا موت
5 vehum ve onlar وَهُمْ -
6 kuffarun kâfirler كُفَّارٌ كفر
7 felen öyle ki asla فَلَنْ -
8 yukbele kabul edilmez يُقْبَلَ قبل
9 min مِنْ -
10 ehadihim birisinden أَحَدِهِمْ احد
11 mil'u dolusu مِلْءُ ملا
12 l-erdi dünya الْأَرْضِ ارض
13 zeheben altın ذَهَبًا ذهب
14 velevi ve eğer وَلَوِ -
15 fteda fidye verse bile افْتَدَىٰ فدي
16 bihi onu بِهِ -
17 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
18 lehum onlaradır لَهُمْ -
19 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
20 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم
21 ve ma ve yoktur وَمَا -
22 lehum onlara لَهُمْ -
23 min مِنْ -
24 nasirine yardımcılardan نَاصِرِينَ نصر

Ayet 92

385|3|92|لَن تَنَالُوا۟ ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا۟ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ
385|3|92|لن تنالوا البر حتي تنفقوا مما تحبون وما تنفقوا من شي فان الله به عليم
92. Len tenâlûl birre hattâ tunfikû mimmâ tuhibbûn(tuhibbûne), ve mâ tunfikû min şey’in fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
Asla nail* olmazsınız erdemliliğe444 ta ki infak6 edersiniz sevdiğinizden; ve infak6 ettiğinizi bir şeyden öyle ki doğrusu Allah bilendir onu.
Ahmed Samira: 92 You will never/not obtain the righteousness/charitability until you spend from what you love/like, and what you spend from a thing, so then God (is) with it knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 len asla لَنْ -
2 tenalu nail olmazsınız تَنَالُوا نيل
3 l-birra erdemliliğe الْبِرَّ برر
4 hatta taki حَتَّىٰ -
5 tunfiku infak edersiniz تُنْفِقُوا نفق
6 mimma مِمَّا -
7 tuhibbune sevdiğinizden تُحِبُّونَ حبب
8 ve ma ve وَمَا -
9 tunfiku infak ettiğinizi تُنْفِقُوا نفق
10 min مِنْ -
11 şey'in bir şeyden شَيْءٍ شيا
12 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
13 llahe Allah اللَّهَ -
14 bihi onu بِهِ -
15 alimun bilendir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış.

Ayet 93

386|3|93|كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
386|3|93|كل الطعام كان حلا لبني اسريل الا ما حرم اسريل علي نفسه من قبل ان تنزل التوريه قل فاتوا بالتوريه فاتلوها ان كنتم صدقين
93. Kullut taâmi kâne hillen li benî isrâile illâ mâ harrame isrâîlu alâ nefsihî min kabli en tunezzelet tevrât(tevrâtu), kul fe’tû bit tevrâti fetlûhâ in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
Yiyeceklerin hepsi helal olmuştu İsrâîloğullarına197 -dışındadır haram kılmış olduğu İsrâîl'in445 kendi nefsine201- önceden ki indirildi Tevrât*; de ki: "Öyle ki gelin Tevrât’la; öyle ki okuyun onu**; eğer olduysanız sâdıklar182."
Ahmed Samira: 93 All the food was/is/became permitted/allowed to Israel’s sons and daughters, except what Israel forbade on himself from before that the Torah (was) made to descend. Say: "So come/bring with the Torah, so read/recite it if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kullu hepsi كُلُّ كلل
2 t-taaami yiyeceklerinn الطَّعَامِ طعم
3 kane oldu كَانَ كون
4 hillen helal حِلًّا حلل
5 libeni oğullarına لِبَنِي بني
6 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
7 illa dışında إِلَّا -
8 ma مَا -
9 harrame haram kıldığı حَرَّمَ حرم
10 israilu İsrail'in إِسْرَائِيلُ -
11 ala عَلَىٰ -
12 nefsihi kendi nefsine نَفْسِهِ نفس
13 min مِنْ -
14 kabli önceden قَبْلِ قبل
15 en ki أَنْ -
16 tunezzele indirildi تُنَزَّلَ نزل
17 t-tevratu Tevrât التَّوْرَاةُ -
18 kul de ki قُلْ قول
19 fe'tu öyle ki gelin فَأْتُوا اتي
20 bit-tevrati Tevrât’la بِالتَّوْرَاةِ -
21 fetluha öyle ki okuyun onu فَاتْلُوهَا تلو
22 in eğer إِنْ -
23 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
24 sadikine sâdıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Tevrât yiyeceklerin tümünün helal olması hükmünü değiştirmiştir. Tevrât'la birlikte yiyeceklerde Yüce Allah tarafından haram kılınanlar olmuştur. Hayvanların iç yağlarının haram edilmesi gibi. Haram-helal kılma yetkisi sadece kutsal kitaplardadır. **Tevrât'ta İsrâîloğullarına önceden tüm yiyeceklerin helal kılınmış olduğu yazmaktadır.

Ayet 94

387|3|94|فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
387|3|94|فمن افتري علي الله الكذب من بعد ذلك فاوليك هم الظلمون
94. Fe menifterâ alâllâhil kezibe min ba’di zâlike fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Öyle ki kim uydurdu/türetti402 Allah'a karşı yalan*; sonrasında bunun**; öyle ki işte bunlar; onlardır zalimler257.
Ahmed Samira: 94 So who fabricated on God the lie/falsehood from after that, so those are the unjust.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
2 ftera uydurdu/türetti افْتَرَىٰ فري
3 ala karşı عَلَى -
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
6 min مِنْ -
7 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
8 zalike bunun ذَٰلِكَ -
9 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
10 humu onlardır هُمُ -
11 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Helal-haram konusunda kutsal kitaplarda olmayan hükümleri peygamberin sünneti adı altında Yüce Allah'ın emir ve yasaklarıymış gibi sunmak. **Kutsal kitapların inmesinden sonra.

Ayet 95

388|3|95|قُلْ صَدَقَ ٱللَّهُ فَٱتَّبِعُوا۟ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
388|3|95|قل صدق الله فاتبعوا مله ابرهيم حنيفا وما كان من المشركين
95. Kul sadakallâhu fettebiû millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: "Doğru söyledi Allah"; öyleyse tabi olun bir hanîf117 (olan) İbrahim'in milletine; ve olmuş değildi (o) müşriklerden.
Ahmed Samira: 95 Say: "God is truthful, so follow Abraham’s faith/religion , a submitter/Moslem , and he was not from the takers (of) partners (with God) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 sadeka doğru söyledi صَدَقَ صدق
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 fettebiu öyleyse tabi olun فَاتَّبِعُوا تبع
5 millete milletine مِلَّةَ ملل
6 ibrahime İbrahim!in إِبْرَاهِيمَ -
7 hanifen bir hanif (olan) حَنِيفًا حنف
8 ve ma ve değildi وَمَا -
9 kane olmuş كَانَ كون
10 mine مِنَ -
11 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Ayet 96

389|3|96|إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَٰلَمِينَ
389|3|96|ان اول بيت وضع للناس للذي ببكه مباركا وهدي للعلمين
96. İnne evvele beytin vudia lin nâsi lellezî bi bekkete mubâreken ve huden lil âlemîn(âlemîne).
Doğrusu evveli/ilki evin446 (ki) kuruldu insanlara Bekke'dekidir446; mübarek139 kılınmış ve bir doğru yola kılavuzdur alemlere.
Ahmed Samira: 96 That (the) first House/Home was raised to the people, (is) which (E) (is) with (in) Bekka , blessed and guidance, to the creations altogether/(universes).39

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 evvele evveli/ilki أَوَّلَ اول
3 beytin evin بَيْتٍ بيت
4 vudia kuruldu وُضِعَ وضع
5 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
6 lellezi ki لَلَّذِي -
7 bibekkete Bekke'dekidir بِبَكَّةَ -
8 mubaraken mübarek kılınmış مُبَارَكًا برك
9 ve huden ve bir doğru yola kılavuz وَهُدًى هدي
10 lil'aalemine alemlere لِلْعَالَمِينَ علم

Ayet 97

390|3|97|فِيهِ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًا وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
390|3|97|فيه ايت بينت مقام ابرهيم ومن دخله كان امنا ولله علي الناس حج البيت من استطاع اليه سبيلا ومن كفر فان الله غني عن العلمين
97. Fîhi âyâtun beyyinâtun makâmu ibrâhîm(ibrâhîme), ve men dahalehu kâne âminâ(âminen), ve lillâhi alen nâsi hiccul beyti menistetâa ileyhi sebîlâ(sebîlen), ve men kefere fe innallâhe ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).
Ondadır beyanlı352 ayetler237; İbrahim'in makamı448 (-nda); ve kim girdi ona (makama), olmuştur o (kimse) emin447; ve Allah’adır (Allah içindir) insanlar üzerine beyt/ev446 haccı327* kimseye (ki) güç yetirebildi onun üzerine bir yol**; ve kim kâfirlik25 etti; öyle ki doğrusu Allah alemlerden Ganiyy’dir106.
Ahmed Samira: 97 In it (are) signs/verses/evidences evidences (in) Abraham’s place/position , and who entered it, was/is/became safe/secure, and to God on the people performing pilgrimage (to) the House/Home who was/is able (to find) a way/method to it, and who disbelieved, so that God (is) rich from (not in need to) the creations altogether/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fihi ondadır فِيهِ -
2 ayatun ayetler ايَاتٌ ايي
3 beyyinatun beyanatlı بَيِّنَاتٌ بين
4 mekamu makamın مَقَامُ قوم
5 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
6 ve men ve kim وَمَنْ -
7 dehalehu girdi ona دَخَلَهُ دخل
8 kane oldu كَانَ كون
9 aminen emin امِنًا امن
10 velillahi ve Allah’adır (içindir) وَلِلَّهِ -
11 ala üzerinde عَلَى -
12 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
13 hiccu hacc حِجُّ حجج
14 l-beyti beyte/eve الْبَيْتِ بيت
15 meni kim مَنِ -
16 stetaa güç yetirebildi اسْتَطَاعَ طوع
17 ileyhi üzerine onun إِلَيْهِ -
18 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل
19 ve men ve kim وَمَنْ -
20 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
21 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
22 llahe Allah اللَّهَ -
23 ganiyyun Ganiyy’dir غَنِيٌّ غني
24 ani عَنِ -
25 l-aalemine alemlerden الْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *İbrahim'e indirilen kutsal kitapla. Kur'an'ın özünü içeren.**Yöntem, ilerleyiş şekli.

Ayet 98

391|3|98|قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ
391|3|98|قل ياهل الكتب لم تكفرون بايت الله والله شهيد علي ما تعملون
98. Kul yâ ehlel kitâbi lime tekfurûne bi âyâtillâhi, vallâhu şehîdun alâ mâ ta’melûn(ta’melûne).
De ki: "Ey kitap ehli135! Niçin kâfirlik25 edersiniz Allah'ın ayetlerine? Ve Allah bir tanıktır/şahittir yaptığınız üzerine."
Ahmed Samira: 98 Say: "You The Book’s people, why do you disbelieve with God’s signs/verses/evidences, and God (is an) honest witness on what you make/do/work?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya ehle ey ehli يَا أَهْلَ اهل
3 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
4 lime niçin لِمَ -
5 tekfurune kâfirlik edersiniz تَكْفُرُونَ كفر
6 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
9 şehidun bir tanıktır/şahittir شَهِيدٌ شهد
10 ala üzerine عَلَىٰ -
11 ma مَا -
12 tea'melune yaptığınız تَعْمَلُونَ عمل

Ayet 99

392|3|99|قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمْ شُهَدَآءُ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
392|3|99|قل ياهل الكتب لم تصدون عن سبيل الله من امن تبغونها عوجا وانتم شهدا وما الله بغفل عما تعملون
99. Kul yâ ehlel kitâbi lime tesuddûne an sebîlillâhi men âmene tebgûnehâ ivecen ve entum şuhedâu ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
De ki: "Ey kitap ehli135! Niçin engellersiniz Allah’ın yolundan336 iman47 etmiş kimseyi? Aranırsınız/bakınırsınız bir eğriliğe; ve sizler şahitlersiniz tanıklarsınız (da); ve Allah gâfil310 değildir yaptıklarınızdan."
Ahmed Samira: 99 Say: "You The Book’s people , why do you prevent/obstruct from God’s way/path who believed, you desire it (be) bent/crookedness, and you are witnessing/testifying, and God is not with ignoring/neglecting what you are making/doing/working."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya ehle ehli يَا أَهْلَ اهل
3 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
4 lime niçin لِمَ -
5 tesuddune engellersiniz تَصُدُّونَ صدد
6 an عَنْ -
7 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
8 llahi Allah’ın اللَّهِ -
9 men kimseyi مَنْ -
10 amene iman etmiş امَنَ امن
11 tebguneha aranırsınız/bakınırsınız تَبْغُونَهَا بغي
12 ivecen bir eğriliğe عِوَجًا عوج
13 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
14 şuheda'u şahitlersiniz/tanıklarsınız شُهَدَاءُ شهد
15 ve ma ve değildir وَمَا -
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 bigafilin gafil بِغَافِلٍ غفل
18 amma عَمَّا -
19 tea'melune yaptıklarınızdan تَعْمَلُونَ عمل

Ayet 100

393|3|100|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ فَرِيقًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ كَٰفِرِينَ
393|3|100|يايها الذين امنوا ان تطيعوا فريقا من الذين اوتوا الكتب يردوكم بعد ايمنكم كفرين
100. Yâ eyyuhellezîne âmenû in tutîû ferîkan minellezîne ûtûl kitâbe yeruddûkum ba’de îmânikum kâfirîn(kâfirîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Eğer tabi olursanız bir fırkaya kimselerden (ki) verildiler kitap*; geri çevirirler sizleri imanınızdan47 sonra kâfirlere25.
Ahmed Samira: 100 You (those) who believed, if you obey a group from those who were given The Book , they return you after your believing (to) disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 in eğer إِنْ -
5 tutiu tabi olursanız تُطِيعُوا طوع
6 ferikan bir fırkaya فَرِيقًا فرق
7 mine مِنَ -
8 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
9 utu verildiler أُوتُوا اتي
10 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
11 yeruddukum geri çevirirler sizleri يَرُدُّوكُمْ ردد
12 bea'de sonra بَعْدَ بعد
13 imanikum imanınızdan إِيمَانِكُمْ امن
14 kafirine kâfirlere كَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Kitap ehli.

Ayet 101

394|3|101|وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمْ رَسُولُهُۥ وَمَن يَعْتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدْ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
394|3|101|وكيف تكفرون وانتم تتلي عليكم ايت الله وفيكم رسوله ومن يعتصم بالله فقد هدي الي صرط مستقيم
101. Ve keyfe tekfurûne ve entum tutlâ aleykum âyâtullâhi ve fîkum resûluh(resûluhu), ve men ya’tesim billâhi fe kad hudiye ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ve nasıl kâfirlik25 edersiniz? Ve sizlere, okunur üzerinize Allah'ın ayetleri389; ve içinizdedir O'nun resûlü*; ve kim tutundu Allah'a; öyle ki muhakkak doğru yola kılavuzlandı; dosdoğru bir yola doğru.
Ahmed Samira: 101 And how do you disbelieve and on you are (being) read/recited God’s verses/evidences and in (among) you (is) His messenger, and who holds fast/takes protection with God, so he had been guided to a straight/direct road/way.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keyfe ve nasıl? وَكَيْفَ كيف
2 tekfurune kâfirlik edersiniz تَكْفُرُونَ كفر
3 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
4 tutla okunur تُتْلَىٰ تلو
5 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
6 ayatu ayetleri ايَاتُ ايي
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 ve fikum ve içinizdedir وَفِيكُمْ -
9 rasuluhu O'nun resûlü رَسُولُهُ رسل
10 ve men ve kim وَمَنْ -
11 yea'tesim tutundu يَعْتَصِمْ عصم
12 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
13 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
14 hudiye doğru yola kılavuzlandı هُدِيَ هدي
15 ila doğru إِلَىٰ -
16 siratin bir yola صِرَاطٍ صرط
17 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *Muhammed.

Ayet 102

395|3|102|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
395|3|102|يايها الذين امنوا اتقوا الله حق تقاته ولا تموتن الا وانتم مسلمون
102. Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Takvalı21 olun Allah’a; O’nun takvasının21 hakkı (-yla); ölmeyin dışında (ki) ve sizler müslimsiniz45.
Ahmed Samira: 102 You, you those who believed fear and obey God, His real/deserved fear and obedience, and do not die (E) except and you are submitters/surrenderers/Moslems.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 tteku takvalı olun اتَّقُوا وقي
5 llahe Allah’a اللَّهَ -
6 hakka hakkı (-yla) حَقَّ حقق
7 tukatihi takvasına O’nun تُقَاتِهِ وقي
8 ve la وَلَا -
9 temutunne ölmeyin تَمُوتُنَّ موت
10 illa dışında إِلَّا -
11 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
12 muslimune müslim مُسْلِمُونَ سلم

Ayet 103

396|3|103|وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
396|3|103|واعتصموا بحبل الله جميعا ولا تفرقوا واذكروا نعمت الله عليكم اذ كنتم اعدا فالف بين قلوبكم فاصبحتم بنعمته اخونا وكنتم علي شفا حفره من النار فانقذكم منها كذلك يبين الله لكم ايته لعلكم تهتدون
103. Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve tutunun Allah'ın ipine topluca; ve fırkalaşmayın/gruplaşmayın; ve hatırlayın Allah'ın üzerinize (olan) nimetini; olduğunuz zaman düşmanlar/hasımlar; öyle ki birleştirdi (Allah) kalblerinizin arasını; öyle ki sabaha ulaştınız O’nun nimetiyle kardeşler (olarak); ve olmuştunuz ateşten bir hafriyatın/kazının kenarında; kurtardı sizleri (Allah) ondan; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetlerini389; belki sizler doğru yola kılavuzlanırsınız.
Ahmed Samira: 103 And hold fast/take protection with God’s rope/covenant , all together, and do not separate, and mention/remember God’s blessing on you when you were enemies, so He united between your hearts , so you became with His blessings brothers, and you were on (the) edge/brink (of) a pit/hole from the fire, so He rescued/saved you from it, like that God clarifies for you His signs/verses/evidences, maybe/perhaps you be guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vea'tesimu ve tutunun وَاعْتَصِمُوا عصم
2 bihabli ipine بِحَبْلِ حبل
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 cemian topluca جَمِيعًا جمع
5 ve la ve وَلَا -
6 teferraku fırkalaşmayın/gruplaşmayın تَفَرَّقُوا فرق
7 vezkuru ve hatırlayın وَاذْكُرُوا ذكر
8 nia'mete nimetini نِعْمَتَ نعم
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
11 iz zaman إِذْ -
12 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
13 ea'da'en düşmanlar/hasımlar أَعْدَاءً عدو
14 feellefe öyle ki birleştirdi (Allah) فَأَلَّفَ الف
15 beyne arasını بَيْنَ بين
16 kulubikum kalblerinizin قُلُوبِكُمْ قلب
17 feesbehtum öyle ki sabaha ulaştınız فَأَصْبَحْتُمْ صبح
18 binia'metihi nimetiyle O’nun بِنِعْمَتِهِ نعم
19 ihvanen kardeşler (olarak) إِخْوَانًا اخو
20 ve kuntum ve oldunuz وَكُنْتُمْ كون
21 ala doğru عَلَىٰ -
22 şefa kenarına شَفَا شفو
23 hufratin bir hafriyatın/kazının حُفْرَةٍ حفر
24 mine مِنَ -
25 n-nari ateşten النَّارِ نور
26 feenkazekum kurtartıdı sizleri (Allah) فَأَنْقَذَكُمْ نقذ
27 minha ondan مِنْهَا -
28 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
29 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
30 llahu Allah اللَّهُ -
31 lekum sizlere لَكُمْ -
32 ayatihi ayetlerini ايَاتِهِ ايي
33 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
34 tehtedune doğru yola kılavuzlanırsınız تَهْتَدُونَ هدي

Ayet 104

397|3|104|وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
397|3|104|ولتكن منكم امه يدعون الي الخير ويامرون بالمعروف وينهون عن المنكر واوليك هم المفلحون
104. Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Ve olsun sizlerden bir ümmet/topluluk (ki) davet ederler/çağırırlar hayra doğru; ve emrederler200 marufla291; ve menederler münkerden82; ve işte bunlar; onlardır felaha326 ulaşanlar.
Ahmed Samira: 104 And to be (E) (should be) from you a nation , (who) call to the good , and they order/command with the kindness/known , and they forbid/prevent from the awfulness/obscenity , and those, they are the successful/winners .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veltekun ve olsun وَلْتَكُنْ كون
2 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
3 ummetun bir ümmet/topluluk أُمَّةٌ امم
4 yed'une davet ederler يَدْعُونَ دعو
5 ila doğru إِلَى -
6 l-hayri hayra الْخَيْرِ خير
7 veye'murune ve emrederler وَيَأْمُرُونَ امر
8 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
9 ve yenhevne ve men ederler وَيَنْهَوْنَ نهي
10 ani عَنِ -
11 l-munkeri münkerden الْمُنْكَرِ نكر
12 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
13 humu onlar هُمُ -
14 l-muflihune felaha ulaşanlardır الْمُفْلِحُونَ فلح

Ayet 105

398|3|105|وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
398|3|105|ولا تكونوا كالذين تفرقوا واختلفوا من بعد ما جاهم البينت واوليك لهم عذاب عظيم
105. Ve lâ tekûnû kellezîne teferrakû vahtelefû min ba’di mâ câehumul beyyinât(beyyinâtu), ve ulâike lehum azâbun azîm(azîmun).
Ve olmayın kimseler* gibi (ki) fırkalara/gruplara bölündüler450; ve ihtilafa450 düştüler onlara gelen beyanatlar352 sonrasında; ve işte bunlar; mutlak onlaradır büyük bir azap.
Ahmed Samira: 105 And do not be like those who separated and differed , from after what the evidences came to them, and those, for them (is a) great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tekunu olmayın تَكُونُوا كون
3 kallezine kimseler gibi كَالَّذِينَ -
4 teferraku fırkalara/gruplara bölündüler تَفَرَّقُوا فرق
5 vehtelefu ve ihtilafa düştüler وَاخْتَلَفُوا خلف
6 min -dan مِنْ -
7 bea'di sonra بَعْدِ بعد
8 ma مَا -
9 ca'ehumu gelenden onlara جَاءَهُمُ جيا
10 l-beyyinatu beyanatlar الْبَيِّنَاتُ بين
11 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
12 lehum mutlak onlaradır لَهُمْ -
13 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
14 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Kitap ehlinden kimseler.

Ayet 106

399|3|106|يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
399|3|106|يوم تبيض وجوه وتسود وجوه فاما الذين اسودت وجوههم اكفرتم بعد ايمنكم فذوقوا العذاب بما كنتم تكفرون
106. Yevme tebyaddu vucûhun ve tesveddu vucûh(vucûhun), fe emmellezînesveddet vucûhuhum e kefertum ba’de îmânikum fe zûkûl azâbe bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).
Gündür (ki) ağarır yüzler; ve kararır yüzler; öyle ki yüzleri kararmış kimselere gelince; (denir:) "Kâfirlik25 mi ettiniz imanınızdan47 sonra?; öyleyse tadın azabı kâfirlik25 eder olduğunuzla."
Ahmed Samira: 106 A day (when) faces whiten and faces blacken, so but whose faces blackened, (will be told): "Did you disbelieve after your faith/belief? So taste/experience the torture because (of) what you were disbelieving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür يَوْمَ يوم
2 tebyeddu ağarır تَبْيَضُّ بيض
3 vucuhun yüzler وُجُوهٌ وجه
4 ve tesve ddu ve kararır وَتَسْوَدُّ سود
5 vucuhun yüzler وُجُوهٌ وجه
6 feemma öyle ki ne gelince فَأَمَّا -
7 ellezine kimselere الَّذِينَ -
8 sveddet karardı اسْوَدَّتْ سود
9 vucuhuhum yüzleri onların وُجُوهُهُمْ وجه
10 ekefertum kâfirlik mi ettiniz أَكَفَرْتُمْ كفر
11 bea'de sonra بَعْدَ بعد
12 imanikum imanınızdan إِيمَانِكُمْ امن
13 fezuku öyleyse tadın فَذُوقُوا ذوق
14 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
15 bima بِمَا -
16 kuntum olduğunuzla كُنْتُمْ كون
17 tekfurune kâfirlik تَكْفُرُونَ كفر

Ayet 107

400|3|107|وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِى رَحْمَةِ ٱللَّهِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
400|3|107|واما الذين ابيضت وجوههم ففي رحمه الله هم فيها خلدون
107. Ve emmellezînebyaddat vucûhuhum fe fî rahmetillâh(rahmetillâhi), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve yüzleri ağarmış kimselere gelince; öyle ki Allah'ın rahmeti271 içindedirler; onlar orada (cennette) ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 107 And but those whose faces whitened, so in God’s mercy, they are in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veemma ve gelince وَأَمَّا -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 byeddet ağardı ابْيَضَّتْ بيض
4 vucuhuhum yüzleri وُجُوهُهُمْ وجه
5 fefi öyle ki içinde فَفِي -
6 rahmeti rahmeti رَحْمَةِ رحم
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 hum onlar هُمْ -
9 fiha orada (cennette) فِيهَا -
10 halidune ölümsüzler خَالِدُونَ خلد

Ayet 108

401|3|108|تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعَٰلَمِينَ
401|3|108|تلك ايت الله نتلوها عليك بالحق وما الله يريد ظلما للعلمين
108. Tilke âyâtullâhi netlûhâ aleyke bil hakk(hakkı), ve mâllâhu yurîdu zulmen lil âlemîn(âlemîne).
İşte şunlar; ayetleridir389 Allah’ın; okuruz onu sana hakla/gerçekle; ve Allah arzular/amaçlar değildir alemlere bir zulüm* .
Ahmed Samira: 108 Those are God’s signs/verses/evidences, We read/recite it on you with the truth , and God does not want injustice/oppression to the creations altogether/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke işte şunlar تِلْكَ -
2 ayatu ayetleridir ايَاتُ ايي
3 llahi Allah’ın اللَّهِ -
4 netluha okuruz onu نَتْلُوهَا تلو
5 aleyke sana عَلَيْكَ -
6 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
7 ve ma ve değildir وَمَا -
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 yuridu arzular/amaçlar يُرِيدُ رود
10 zulmen bir zulüm ظُلْمًا ظلم
11 lil'aalemine alemlere لِلْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Acımasızlık, haksızlık.

Ayet 109

402|3|109|وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
402|3|109|ولله ما في السموت وما في الارض والي الله ترجع الامور
109. Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).
Allah’adır göklerdeki162 ve yerdeki; ve Allah'a doğru döndürülür* emirler351.
Ahmed Samira: 109 And for God, what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth, and to God return the matters/affairs.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve ma ve وَمَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 ve ila ve doğru وَإِلَى -
9 llahi Allah'a اللَّهِ -
10 turceu döndürülür تُرْجَعُ رجع
11 l-umuru emirler الْأُمُورُ امر

Notlar

Not 1: *Bir üst boyuttan evrene inen emir/iş ve oluşlar yine bir üst boyuta (Yüce Allah'ın arşına) yükselir. Emir ışık hızındadır.

Ayet 110

403|3|110|كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
403|3|110|كنتم خير امه اخرجت للناس تامرون بالمعروف وتنهون عن المنكر وتومنون بالله ولو امن اهل الكتب لكان خيرا لهم منهم المومنون واكثرهم الفسقون
110. Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).
Oldunuz insanlar için çıkarılmış hayırlı/iyi bir ümmet305; emredersiniz200 marufla291; ve menedersiniz münkerden82; ve iman47 edesiniz Allah'a; ve eğer iman47 etseydi kitap ehli135; mutlak olurdu bir hayır onlara; onlardandır müminler451; ve ekserisi/çoğu onların fâsıklardır38.
Ahmed Samira: 110 You were (the) best nation , brought out to the people, you order/command with the kindness/known , and you forbid/prevent from the awfulness/obscenity , and you believe with God, and if The40Book’s people believed, (it) would have been/would be best for them, from them (are) the believing/believers, and most of them (are) the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
2 hayra hayırlı خَيْرَ خير
3 ummetin bir ümmet أُمَّةٍ امم
4 uhricet çıkarılmış أُخْرِجَتْ خرج
5 linnasi insanlar için لِلنَّاسِ نوس
6 te'murune emredersiniz تَأْمُرُونَ امر
7 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
8 ve tenhevne ve men edersiniz وَتَنْهَوْنَ نهي
9 ani عَنِ -
10 l-munkeri münkerden الْمُنْكَرِ نكر
11 ve tu'minune ve iman edesiniz وَتُؤْمِنُونَ امن
12 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
13 velev ve eğer وَلَوْ -
14 amene iman etseydi امَنَ امن
15 ehlu ehli أَهْلُ اهل
16 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
17 lekane mutlak olurdu لَكَانَ كون
18 hayran bir hayır خَيْرًا خير
19 lehum onlara لَهُمْ -
20 minhumu onlardandır مِنْهُمُ -
21 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن
22 veekseruhumu ve ekserisi onların وَأَكْثَرُهُمُ كثر
23 l-fasikune fasıklardır الْفَاسِقُونَ فسق

Ayet 111

404|3|111|لَن يَضُرُّوكُمْ إِلَّآ أَذًى وَإِن يُقَٰتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ ٱلْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ
404|3|111|لن يضروكم الا اذي وان يقتلوكم يولوكم الادبار ثم لا ينصرون
111. Len yedurrûkum illâ ezâ(ezen), ve in yukâtilûkum yuvellûkumul edbâr(edbâre), summe lâ yunsarûn(yunsarûne).
Asla zarar vermezler sizlere bir eziyet dışında; ve eğer katletseler35 sizleri dönerler sizlere sırtlarını*; sonra yardım edilmezler.
Ahmed Samira: 111 They never harm you , except mild harm, and if they fight you, they turn away (from) you, (giving you) the backs/ends, then they do not be given victory.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 len asla لَنْ -
2 yedurrukum zarar vermezler sizlere يَضُرُّوكُمْ ضرر
3 illa dışında إِلَّا -
4 ezen eziyet أَذًى اذي
5 ve in ve eğer وَإِنْ -
6 yukatilukum katletseler sizleri يُقَاتِلُوكُمْ قتل
7 yuvellukumu dönerler sizlere يُوَلُّوكُمُ ولي
8 l-edbara sırtlarını الْأَدْبَارَ دبر
9 summe sonra ثُمَّ -
10 la لَا -
11 yunsarune yardım edilmezler يُنْصَرُونَ نصر

Notlar

Not 1: *Savaşın zorluğuna gelemezler. Sırtlarını dönüp kaçarlar.

Ayet 112

405|3|112|ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا۟ إِلَّا بِحَبْلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ
405|3|112|ضربت عليهم الذله اين ما ثقفوا الا بحبل من الله وحبل من الناس وباو بغضب من الله وضربت عليهم المسكنه ذلك بانهم كانوا يكفرون بايت الله ويقتلون الانبيا بغير حق ذلك بما عصوا وكانوا يعتدون
112. Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Darbedildi/vuruldu üzerlerine zillet452 bulundukları her nereyse; dışındadır Allah’tan bir ipe453 (tutunmaları) ve insanlardan bir ipe453 (tutunmaları); ve uğradılar Allah’tan bir gazaba; ve darbedildi/vuruldu üzerlerine miskinlik*; işte böyledir**; onların kâfirlik25 eder olmuş olmalarındandır Allah'ın ayetlerine; ve katletmelerindendir35 nebileri132 olmaksızın bir hak; işte böyledir; isyan etmelerindendir; ve sınır aşar olmuş olmalarındandır.
Ahmed Samira: 112 The humiliation/disgrace (is) forced on them, wherever they were defeated/overtaken , except with a covenant/agreement from God, and a covenant/agreement from the people, and they returned/resided with anger from God, and the poverty/oppression (was) forced on them, that (is) with what they were disbelieving with God’s signs/verses/evidences, and they kill the prophets without right, that (is) because (of) what they disobeyed, and they were transgressing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 duribet darb edildi/vuruldu ضُرِبَتْ ضرب
2 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
3 z-zilletu zillet الذِّلَّةُ ذلل
4 eyne her nereyse أَيْنَ -
5 ma مَا -
6 sukifu bulundukları ثُقِفُوا ثقف
7 illa dışında إِلَّا -
8 bihablin ipe بِحَبْلٍ حبل
9 mine مِنَ -
10 llahi Allah’tan اللَّهِ -
11 ve hablin ve bir ipe وَحَبْلٍ حبل
12 mine مِنَ -
13 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
14 ve ba'u ve uğradılar وَبَاءُوا بوا
15 bigadebin bir gazaba بِغَضَبٍ غضب
16 mine مِنَ -
17 llahi Allah’tan اللَّهِ -
18 ve duribet ve darp edildi/vuruldu وَضُرِبَتْ ضرب
19 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
20 l-meskenetu miskinlik (damgası) الْمَسْكَنَةُ سكن
21 zalike işte böyledir ذَٰلِكَ -
22 biennehum onların بِأَنَّهُمْ -
23 kanu olmuş olmalarındandır كَانُوا كون
24 yekfurune kâfirlik ederler يَكْفُرُونَ كفر
25 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
26 llahi Allah'ın اللَّهِ -
27 ve yektulune ve katletmelerinden وَيَقْتُلُونَ قتل
28 l-enbiya'e nebileri الْأَنْبِيَاءَ نبا
29 bigayri gayri بِغَيْرِ غير
30 hakkin hak حَقٍّ حقق
31 zalike işte böyledir ذَٰلِكَ -
32 bima بِمَا -
33 asav isyan etmelerindendir عَصَوْا عصي
34 ve kanu ve olmuş olmalaındandır وَكَانُوا كون
35 yea'tedune sınır aşarlar يَعْتَدُونَ عدو

Notlar

Not 1: *İmkansızlıktan hareketi kısıtlanmış. **Yüce Allah'ın kutsal kitaplarına (ayetlerine) kâfirlik etmek, nebileri öldürmek, haksız yere isyan etmek, sınırı aşmak mutlak ki zillet ve miskinlik getirir.

Ayet 113

406|3|113|لَيْسُوا۟ سَوَآءً مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتْلُونَ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ
406|3|113|ليسوا سوا من اهل الكتب امه قايمه يتلون ايت الله انا اليل وهم يسجدون
113. Leysû sevâ’(sevâen), min ehlil kitâbi ummetun kâimetun yetlûne âyâtillâhi ânâel leyli ve hum yescudûn(yescudûne).
Kitap ehlinden135 kıyamda143 bir ümmet305 (ki) olmadılar aynı seviyede/farksız (kitap ehlinden diğerleriyle); okurlar (onlar) ayetlerini454 Allah'ın gece zamanları455; ve onlar secde12 ederler.
Ahmed Samira: 113 They are not equal/alike , from The Book’s people, (are) a nation standing/keeping up , they read/recite God’s signs/verses/evidences (during) the night’s hours, and they prostrate.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leysu olmadılar لَيْسُوا ليس
2 seva'en aynı سَوَاءً سوي
3 min -nden مِنْ -
4 ehli ehli- أَهْلِ اهل
5 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
6 ummetun bir ümmet أُمَّةٌ امم
7 kaimetun kıyamdadır/ayaktadır/ قَائِمَةٌ قوم
8 yetlune okurlar يَتْلُونَ تلو
9 ayati ayetlerini ايَاتِ ايي
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 ana'e zamanları انَاءَ اني
12 l-leyli gece اللَّيْلِ ليل
13 ve hum ve onlar وَهُمْ -
14 yescudune secde ederler يَسْجُدُونَ سجد

Ayet 114

407|3|114|يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
407|3|114|يومنون بالله واليوم الاخر ويامرون بالمعروف وينهون عن المنكر ويسرعون في الخيرت واوليك من الصلحين
114. Yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yusâriûne fîl hayrât(hayrâti), ve ulâike mines sâlihîn(sâlihîne).
İman47 ederler* Allah'a ve ahiret gününe; ve emrederler200 marufla291; ve menederler münkerden82; ve seri/çabuk olurlar hayırda; ve işte onlar456; sâlihlerdendir217.
Ahmed Samira: 114 They believe with God and the Day the Last/Resurrection Day, and they order/command with the kindness/known , and they forbid/prevent from the awfulness/obscenity , and they rush in the goodness (good deeds), and those are from the correct/righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
2 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
3 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
4 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
5 ve ye'murune ve emrederler وَيَأْمُرُونَ امر
6 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
7 ve yenhevne ve men ederler وَيَنْهَوْنَ نهي
8 ani عَنِ -
9 l-munkeri münkerden الْمُنْكَرِ نكر
10 ve yusariune ve acele ederler وَيُسَارِعُونَ سرع
11 fi فِي -
12 l-hayrati hayırda الْخَيْرَاتِ خير
13 ve ulaike ve işte onlar وَأُولَٰئِكَ -
14 mine مِنَ -
15 s-salihine salihlerdendir الصَّالِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *Kitap ehlinden bazı kimseler.

Ayet 115

408|3|115|وَمَا يَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوهُ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ
408|3|115|وما يفعلوا من خير فلن يكفروه والله عليم بالمتقين
115. Ve mâ yef’alû min hayrin fe len yukferûh(yukferûhu), vallâhu alîmun bil muttekîn(muttekîne).
Ve hayırdan/iyilikten faaliyet yaptıklarına; öyle ki asla kâfirlik* edilmez ona**; ve Allah bilendir muttakileri17.
Ahmed Samira: 115 And what they make/do from a good, they will never/not (be) denied (loose) it, and God (is) knowledgeable with the fearing/obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve وَمَا -
2 yef'alu faaliyet ettiğiniz يَفْعَلُوا فعل
3 min مِنْ -
4 hayrin hayırdan خَيْرٍ خير
5 felen öyle ki asla فَلَنْ -
6 yukferuhu kâfirlik edilmez ona يُكْفَرُوهُ كفر
7 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
8 alimun bilendir عَلِيمٌ علم
9 bil-muttekine muttakileri بِالْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Örtmek, gizlemek, saklamak.**Yapılan hayra/iyiliğe.

Ayet 116

409|3|116|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
409|3|116|ان الذين كفروا لن تغني عنهم امولهم ولا اولدهم من الله شيا واوليك اصحب النار هم فيها خلدون
116. İnnellezîne keferû len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; asla kazandırmaz onlara malları ve ne de evlatları Allah’tan bir şey; ve işte onlar; ateş ashâbıdır194; onlar orada* ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 116 That those who disbelieved, their properties/possessions/wealths and nor their children enrich (them) from God a thing, and those are the fire’s company , they are in it immortally/eternally.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 len asla لَنْ -
5 tugniye kazandırmaz تُغْنِيَ غني
6 anhum onlara عَنْهُمْ -
7 emvaluhum malları أَمْوَالُهُمْ مول
8 ve la ve ne de وَلَا -
9 evladuhum evladları أَوْلَادُهُمْ ولد
10 mine مِنَ -
11 llahi Allah’tan اللَّهِ -
12 şey'en hiçbir şey شَيْئًا شيا
13 ve ulaike ve iş onlar وَأُولَٰئِكَ -
14 eshabu ashabı/yoldaşları أَصْحَابُ صحب
15 n-nari ateş النَّارِ نور
16 hum onlar هُمْ -
17 fiha orada فِيهَا -
18 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 117

410|3|117|مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
410|3|117|مثل ما ينفقون في هذه الحيوه الدنيا كمثل ريح فيها صر اصابت حرث قوم ظلموا انفسهم فاهلكته وما ظلمهم الله ولكن انفسهم يظلمون
117. Meselu mâ yunfikûne fî hâzihil hayâtid dunyâ ke meseli rîhin fîhâ sırrun esâbet harse kavmin zalemû enfusehum fe ehlekethu ve mâ zalemehumullâhu ve lâkin enfusehum yazlımûn(yazlımûne).
Bu dünya hayatındaki infak6 ettiklerinin misali/benzeri misali/benzeri gibidir bir rüzgar; içindedir onun bir dondurucu; isabet etti (rüzgar) ekinine bir kavmin/toplumun (ki) zulmettiler kendi nefislerine; öyle ki helak etti (rüzgar) onu (ekini); ve zulmetmiş değildir Allah; velakin/fakat kendi nefislerine zulmederler (onlar).
Ahmed Samira: 117 (An) example of what they spend in this the life the present/worldly life (is) as (the) example (of) a wind, in it (is) severe cold/frost, it struck a nation’s cultivation/plantation, they caused injustice (to) themselves, so it destroyed/wasted it , and God did not cause injustice to them, and but (it is) themselves they cause injustice to.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 meselu misali مَثَلُ مثل
2 ma مَا -
3 yunfikune infak ettiklerinin يُنْفِقُونَ نفق
4 fi فِي -
5 hazihi bu هَٰذِهِ -
6 l-hayati dünya الْحَيَاةِ حيي
7 d-dunya hayatındaki الدُّنْيَا دنو
8 kemeseli misali gibidir كَمَثَلِ مثل
9 rihin bir rüzgar رِيحٍ روح
10 fiha içinde onun فِيهَا -
11 sirrun dondurucu صِرٌّ صرر
12 esabet isabet etti أَصَابَتْ صوب
13 harse ekinine حَرْثَ حرث
14 kavmin bir kavmin قَوْمٍ قوم
15 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
16 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
17 feehlekethu öyle ki helak etti (rüzgar) onu (ekini) فَأَهْلَكَتْهُ هلك
18 ve ma ve değildir وَمَا -
19 zelemehumu zulme etmiş ظَلَمَهُمُ ظلم
20 llahu Allah اللَّهُ -
21 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
22 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
23 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Ayet 118

411|3|118|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا وَدُّوا۟ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ ٱلْبَغْضَآءُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ وَمَا تُخْفِى صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ
411|3|118|يايها الذين امنوا لا تتخذوا بطانه من دونكم لا يالونكم خبالا ودوا ما عنتم قد بدت البغضا من افوههم وما تخفي صدورهم اكبر قد بينا لكم الايت ان كنتم تعقلون
118. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehızû bitâneten min dûnikum lâ ye’lûnekum habâlâ(habâlen), veddû mâ anittum, kad bedetil bagdâu min efvâhihim, ve mâ tuhfî sudûruhum ekber(ekberu), kad beyyennâ lekumul âyâti in kuntum ta’kılûn(ta’kılûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin astınızdan (kimseleri) sırdaş; geri durmazlar onlar bir karıştırmaya*; isterler zorlanmanızı/sıkıntıya düşmenizi; muhakkak ortaya çıktı ağızlarından bir nefret; ve göğüslerinde gizlenen daha büyüktür; muhakkak beyan ettik sizlere ayetleri389; eğer olduysanız akleder.
Ahmed Samira: 118 You, you those who believed, do not take a confidant from other than you, they do not slacken/relax in (causing) degeneration/corruption (to) you, they loved/wished what you suffered (from) exertion/burden . The intense, hatred/animosity appeared from their mouths, and what their chests (innermosts) hide (is) greater/bigger. We have clarified to you the signs/verses/evidences if you were/are understanding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tettehizu edinmeyin تَتَّخِذُوا اخذ
6 bitaneten sırdaş بِطَانَةً بطن
7 min مِنْ -
8 dunikum astınızdan دُونِكُمْ دون
9 la لَا -
10 ye'lunekum geri durmazlar onlar يَأْلُونَكُمْ الو
11 habalen bir karıştırma خَبَالًا خبل
12 veddu isterler وَدُّوا ودد
13 ma مَا -
14 anittum zorlanmanızı/sıkıntıya düşmenizi عَنِتُّمْ عنت
15 kad muhakkak قَدْ -
16 bedeti ortaya çıktı بَدَتِ بدو
17 l-begda'u nefret الْبَغْضَاءُ بغض
18 min مِنْ -
19 efvahihim ağızlarından أَفْوَاهِهِمْ فوه
20 ve ma ve وَمَا -
21 tuhfi gizlenen تُخْفِي خفي
22 suduruhum göğüslerinde صُدُورُهُمْ صدر
23 ekberu daha büyüktür أَكْبَرُ كبر
24 kad muhakkak قَدْ -
25 beyyenna beyan ettik بَيَّنَّا بين
26 lekumu sizlere لَكُمُ -
27 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
28 in eğer إِنْ -
29 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
30 tea'kilune akleder تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Kafa karıştırma. Akıl bulanıklığına neden olma.

Ayet 119

412|3|119|هَٰٓأَنتُمْ أُو۟لَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ عَضُّوا۟ عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ قُلْ مُوتُوا۟ بِغَيْظِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
412|3|119|هانتم اولا تحبونهم ولا يحبونكم وتومنون بالكتب كله واذا لقوكم قالوا امنا واذا خلوا عضوا عليكم الانامل من الغيظ قل موتوا بغيظكم ان الله عليم بذات الصدور
119. Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tû’minûne bil kitâbi kullih(kullihi), ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
Hadi ki sizler; şunlar (ki) seversiniz onları; ve (oysa) sevmez onlar sizleri*; ve (sizler) iman456 edersiniz kitaba**; hepsine onun (kitabın)***; ve karşılaştıkları zaman dediler (onlar): "İman456 ettik"; ve boş kaldıkları zaman öfkeden ısırdılar sizlere karşı parmak uçlarını; de ki: "Ölün öfkenizle"; doğrusu Allah bilendir göğüslerin zatîne/özüne.
Ahmed Samira: 119 Here you are, those (who) love/like them, and they do not love/like you, and you believe with The Book, all of it, and (when) they met you, they said: "We believed." And if they were alone/together they bit on you the fingertips from the anger/rage . Say: "Die with your anger/rage, that God (is) knowledgeable with (what is) in the chests (innermosts)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ha entum Hadi ki sizler; هَا أَنْتُمْ -
2 ula'i şunlar (ki) أُولَاءِ -
3 tuhibbunehum seversiniz onları تُحِبُّونَهُمْ حبب
4 vela ve وَلَا -
5 yuhibbunekum sevmez onlar sizleri يُحِبُّونَكُمْ حبب
6 ve tu'minune ve iman edersiniz وَتُؤْمِنُونَ امن
7 bil-kitabi kitaba بِالْكِتَابِ كتب
8 kullihi hepsine onun كُلِّهِ كلل
9 ve iza ve zaman وَإِذَا -
10 lekukum karşılaştıkları لَقُوكُمْ لقي
11 kalu dediler قَالُوا قول
12 amenna iman ettik امَنَّا امن
13 ve iza ve zaman وَإِذَا -
14 halev boş kaldılar خَلَوْا خلو
15 addu ısırdılar عَضُّوا عضض
16 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
17 l-enamile parmak uçlarını الْأَنَامِلَ نمل
18 mine مِنَ -
19 l-gayzi öfkeden الْغَيْظِ غيظ
20 kul de ki قُلْ قول
21 mutu ölün مُوتُوا موت
22 bigayzikum öfkenizle بِغَيْظِكُمْ غيظ
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 llahe Allah اللَّهَ -
25 alimun bilendir عَلِيمٌ علم
26 bizati sahip olduğunu بِذَاتِ -
27 s-suduri göğüslerin الصُّدُورِ صدر

Notlar

Not 1: *Sizler sevseniz de onlar sizi sevmezler.**Kutsal kitaba.***Tüm kutsal kitaplara.

Ayet 120

413|3|120|إِن تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا۟ بِهَا وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ
413|3|120|ان تمسسكم حسنه تسوهم وان تصبكم سييه يفرحوا بها وان تصبروا وتتقوا لا يضركم كيدهم شيا ان الله بما يعملون محيط
120. İn temseskum hasenetun tesû’hum, ve in tusibkum seyyietun yefrahû bihâ ve in tasbirû ve tettekû lâ yadurrukum keyduhum şey’a(şey’en), innallâhe bi mâ ya’melûne muhît(muhîtun).
Eğer dokunsa sizlere bir güzellik; kötülük verir (güzellik) onlara; ve eğer dokunsa sizlere bir kötülük; ferahlarlar onunla; ve eğer sabrederseniz51 ve takvalı21 olursanız; zarar vermez sizlere onların tezgâhları bir şey (-le); doğrusu Allah (onların) yaptıklarını kuşatandır.
Ahmed Samira: 120 If a good/goodness touches you, it harms them, and if a sin/crime strikes you, they become happy/rejoiced with it, and if you be patient and you fear and obey, their plotting/conspiring does not harm you a thing. That God (is) with what they make/do/work surrounding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 temseskum dokunsa sizlere تَمْسَسْكُمْ مسس
3 hasenetun bir güzellik حَسَنَةٌ حسن
4 tesu'hum kötüleşir (güzellik) onlara تَسُؤْهُمْ سوا
5 ve in ve eğer وَإِنْ -
6 tusibkum dokunsa sizlere تُصِبْكُمْ صوب
7 seyyietun bir kötülük سَيِّئَةٌ سوا
8 yefrahu ferahlarlar يَفْرَحُوا فرح
9 biha onunla بِهَا -
10 ve in ve eğer وَإِنْ -
11 tesbiru sabrederseniz تَصْبِرُوا صبر
12 ve tetteku ve takvalı olursanız وَتَتَّقُوا وقي
13 la لَا -
14 yedurrukum zarar vermez sizlere يَضُرُّكُمْ ضرر
15 keyduhum tezgahları onların كَيْدُهُمْ كيد
16 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
17 inne doğrusu إِنَّ -
18 llahe Allah اللَّهَ -
19 bima بِمَا -
20 yea'melune yaptıklarını يَعْمَلُونَ عمل
21 muhitun kuşatmadır مُحِيطٌ حوط

Ayet 121

414|3|121|وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ ٱلْمُؤْمِنِينَ مَقَٰعِدَ لِلْقِتَالِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
414|3|121|واذ غدوت من اهلك تبوي المومنين مقعد للقتال والله سميع عليم
121. Ve iz gadavte min ehlike tubevviul mu’minîne makâide lil kıtâl(kıtâli), vallâhu semîun alîm(alîmun).
Ve sabah erkenden ayrıldığın zaman (sen) ahalinden/ailenden (ki) yerleştirirken müminleri27 mekanlara* katletme35 için**; ve Allah Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 121 And when you went early from your family/people, you assign the believers sitting places (positions) to the fighting/killing, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.41

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 gadevte sabah erkenden ayrıldın غَدَوْتَ غدو
3 min مِنْ -
4 ehlike ahalinden أَهْلِكَ اهل
5 tubevviu yerleştirirsin تُبَوِّئُ بوا
6 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن
7 mekaide mekanlara مَقَاعِدَ قعد
8 lilkitali katletmeye لِلْقِتَالِ قتل
9 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
10 semiun Semî’dir سَمِيعٌ سمع
11 alimun Alîm’dir. عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Mevzilere.**Savaş başlatanlara karşı savaşmak için.

Ayet 122

415|3|122|إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
415|3|122|اذ همت طايفتان منكم ان تفشلا والله وليهما وعلي الله فليتوكل المومنون
122. İz hemmet tâifetâni minkum en tefşelâ vallâhu veliyyuhumâ ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
Sizlerden iki tayfanın* cesaretlerini kaybetmeye yüz tuttuğu zaman; ve Allah velisidir28 (velisiydi) ikisinin; Allah’a; öyle ki tevekkül79 etsin müminler27.
Ahmed Samira: 122 When two groups from you started/began that they weaken and become cowardly (B) , and God (is) their (B)’s guardian and on God so should rely/depend the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 hemmet yüz tuttuğu هَمَّتْ همم
3 taifetani iki tayfa طَائِفَتَانِ طوف
4 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
5 en ki أَنْ -
6 tefşela cesaretlerini kaybederler ikisi تَفْشَلَا فشل
7 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
8 veliyyuhuma velisidir onların وَلِيُّهُمَا ولي
9 ve ala وَعَلَى -
10 llahi Allah’a اللَّهِ -
11 felyetevekkeli öyle ki tevekkül etsinler فَلْيَتَوَكَّلِ وكل
12 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Aynı işi yapmak için bir araya gelen insan topluluğu.

Ayet 123

416|3|123|وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدْرٍ وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
416|3|123|ولقد نصركم الله ببدر وانتم اذله فاتقوا الله لعلكم تشكرون
123. Ve lekad nasarakumullâhu bi bedrin ve entum ezilleh(ezilletun), fettekûllâhe leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ant olsun yardım etti sizlere Allah Bedir'de457; ve sizler zillet452 içindeydiniz*; öyle ki takvalı21 olun Allah’a; belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 123 And God had (E) given you victory/aid with (at) Badr , and you are humiliated/disgraced , so fear and obey God, maybe/perhaps you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ant olsun وَلَقَدْ -
2 nesarakumu yardım etti sizlere نَصَرَكُمُ نصر
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 bibedrin Bedir'de بِبَدْرٍ -
5 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
6 ezilletun zillet içinde أَذِلَّةٌ ذلل
7 fetteku öyle ki takvalı olun فَاتَّقُوا وقي
8 llahe Allah’a اللَّهَ -
9 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
10 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *Zayıf, perişan.

Ayet 124

417|3|124|إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ أَلَن يَكْفِيَكُمْ أَن يُمِدَّكُمْ رَبُّكُم بِثَلَٰثَةِ ءَالَٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ
417|3|124|اذ تقول للمومنين الن يكفيكم ان يمدكم ربكم بثلثه الف من المليكه منزلين
124. İz tekûlu lil mu’minîne e len yekfiyekum en yumiddekum rabbukum bi selâseti âlâfin minel melâiketi munzelîn(munzelîne).
Dediğin zaman müminlere27; "Asla kâfi gelmez mi sizlere Rabbinizin4 desteklemesi sizleri indirilmiş meleklerden458 üç binle."
Ahmed Samira: 124 If/when you say to the believers: "Is it not enough/sufficient for you that your Lord extends (supplies) you with three thousand from the angels sent descending?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 tekulu dedin تَقُولُ قول
3 lilmu'minine müminlere لِلْمُؤْمِنِينَ امن
4 elen asla أَلَنْ -
5 yekfiyekum kafi gelmez mi sizlere يَكْفِيَكُمْ كفي
6 en ki أَنْ -
7 yumiddekum destekler sizleri يُمِدَّكُمْ مدد
8 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
9 biselaseti üç بِثَلَاثَةِ ثلث
10 alafin bin الَافٍ الف
11 mine مِنَ -
12 l-melaiketi meleklerden الْمَلَائِكَةِ ملك
13 munzeline indirilmiş مُنْزَلِينَ نزل

Ayet 125

418|3|125|بَلَىٰٓ إِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَيَأْتُوكُم مِّن فَوْرِهِمْ هَٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُم بِخَمْسَةِ ءَالَٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ
418|3|125|بلي ان تصبروا وتتقوا وياتوكم من فورهم هذا يمددكم ربكم بخمسه الف من المليكه مسومين
125. Belâ in tasbirû ve tettekû ve ye’tûkum min fevrihim hâzâ yumdidkum rabbukum bi hamseti âlâfin minel melâiketi musevvimîn(musevvimîne).
Evet! Eğer sabrederseniz51 ve takvalı21 olursanız; ve gelseler (bile) sizlere birdenbire/fevrice şu (anda); destekler sizleri Rabbiniz4 nişanlı meleklerden beş binle.
Ahmed Samira: 125 Yes/certainly if you be patient and you fear and obey, and they come to you from this their promptness (at once) , your Lord extends (supplies) you with five thousand from the angels marked/identified .

Ayet 126

419|3|126|وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ
419|3|126|وما جعله الله الا بشري لكم ولتطمين قلوبكم به وما النصر الا من عند الله العزيز الحكيم
126. Ve mâ cealehullâhu illâ buşrâ lekum ve li tatmeinne kulûbukum bih(bihî), ve men nasru illâ min indillâhil azîzil hakîm(hakîmi).
Ve yapmış değildir onu Allah; ancak (bir) müjdedir sizlere; ve tatmin olması içindir kalplerinizin onunla; ve yoktur yardım Allah'ın indinden/katından başka; Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 126 And God did not make/manipulate it except (as) a good news to you and to assure/tranquillise your hearts with it, and the victory/aid is not except from at God, the glorious/mighty , the wise judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve وَمَا -
2 cealehu yapmış değildir onu جَعَلَهُ جعل
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 illa dışında إِلَّا -
5 buşra müjde بُشْرَىٰ بشر
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 velitetmeinne ve tatmin olması için وَلِتَطْمَئِنَّ طمن
8 kulubukum kalblerinizin قُلُوبُكُمْ قلب
9 bihi onunla بِهِ -
10 ve ma ve yoktur وَمَا -
11 n-nesru yardım النَّصْرُ نصر
12 illa dışında إِلَّا -
13 min مِنْ -
14 indi indinden/katından عِنْدِ عند
15 llahi Allah اللَّهِ -
16 l-azizi Azîz’dir الْعَزِيزِ عزز
17 l-hakimi Hakîm’dir. الْحَكِيمِ حكم

Ayet 127

420|3|127|لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنقَلِبُوا۟ خَآئِبِينَ
420|3|127|ليقطع طرفا من الذين كفروا او يكبتهم فينقلبوا خايبين
127. Li yaktaa tarafen minellezîne keferû ev yekbitehum fe yenkalibû hâibîn(hâibîne).
Kesmesi içindir kâfirlik25 etmiş kimselerden bir tarafı/kısmı; ya da bastırır onları; öyle ki geri dönerler umutsuzca.
Ahmed Samira: 127 To cut off/separate an end/edge from those who disbelieved, or He humiliates/destroys/returns them with rage, so they turn/return failures .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyektaa kesmesi için لِيَقْطَعَ قطع
2 tarafen bir tarafı طَرَفًا طرف
3 mine مِنَ -
4 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
5 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
6 ev ya da أَوْ -
7 yekbitehum bastırır onları يَكْبِتَهُمْ كبت
8 feyenkalibu öyle ki geri dönerler فَيَنْقَلِبُوا قلب
9 haibine umutsuzca خَائِبِينَ خيب

Ayet 128

421|3|128|لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَٰلِمُونَ
421|3|128|ليس لك من الامر شي او يتوب عليهم او يعذبهم فانهم ظلمون
128. Leyse leke minel emri şey’un ev yetûbe aleyhim ev yuazzibehum fe innehum zâlimûn(zâlimûne).
Olmaz sana emirden bir şey459; ya tevbe33 eder (Allah) onlara ya da azap426 eder onlara; öyle ki doğrusu onlar zalimlerdir257.
Ahmed Samira: 128 (It) is not to you from the matter/affair a thing, or He forgives on them or He tortures them, so then they are unjust/oppressors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse olmaz لَيْسَ ليس
2 leke sana لَكَ -
3 mine مِنَ -
4 l-emri emirden الْأَمْرِ امر
5 şey'un bir şey شَيْءٌ شيا
6 ev ya أَوْ -
7 yetube tevbe eder (Allah) يَتُوبَ توب
8 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
9 ev ya da أَوْ -
10 yuazzibehum azap eder onlara يُعَذِّبَهُمْ عذب
11 feinnehum öyle ki doğrusu onlar فَإِنَّهُمْ -
12 zalimune zalimlerdir ظَالِمُونَ ظلم

Ayet 129

422|3|129|وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
422|3|129|ولله ما في السموت وما في الارض يغفر لمن يشا ويعذب من يشا والله غفور رحيم
129. Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), yagfiru li men yeşâu ve yuazzibu men yeşâ’(yeşâu), vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve Allah’adır göklerdeki161 ve yerdeki; mağfiret319 eder dilediği kimseye; ve azap eder dilediği kimseye; ve Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 129 And to God what is in the skies/space and what is in the earth/Planet Earth, He forgives, for whom He wills/wants and He tortures whom He wills/wants, and God (is) forgiving , merciful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve ma ve وَمَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 yegfiru mağfiret eder يَغْفِرُ غفر
9 limen kimseye لِمَنْ -
10 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
11 ve yuazzibu ve azap eder وَيُعَذِّبُ عذب
12 men kimseye مَنْ -
13 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 gafurun Gafur’dur غَفُورٌ غفر
16 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 130

423|3|130|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًا مُّضَٰعَفَةً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
423|3|130|يايها الذين امنوا لا تاكلوا الربوا اضعفا مضعفه واتقوا الله لعلكم تفلحون
130. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ te’kulur ribâ ad’âfen mudâafeh(mudâafeten), vettekûllâhe leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Yemeyin kat kat katmerli riba383; ve takvalı21 olun Allah’a; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
Ahmed Samira: 130 You, you those who believed, do not eat, the growth/increase/interest doubles doubled , and fear and obey God, maybe/perhaps you succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 te'kulu yemeyin تَأْكُلُوا اكل
6 r-riba riba الرِّبَا ربو
7 ed'aafen kat kat أَضْعَافًا ضعف
8 mudaafeten katmerli مُضَاعَفَةً ضعف
9 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
10 llahe Allah’a اللَّهَ -
11 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
12 tuflihune felaha ulaşırsınız تُفْلِحُونَ فلح

Ayet 131

424|3|131|وَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ
424|3|131|واتقوا النار التي اعدت للكفرين
131. Vettekûn nârelletî uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
Ve takvalı21 olun ateşe; ki hazırlandı kâfirler için25.
Ahmed Samira: 131 And fear (and avoid) the fire which was/is prepared to the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
2 n-nara ateşe النَّارَ نور
3 lleti ki الَّتِي -
4 uiddet hazırlandı أُعِدَّتْ عدد
5 lilkafirine kâfirler için لِلْكَافِرِينَ كفر

Ayet 132

425|3|132|وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
425|3|132|واطيعوا الله والرسول لعلكم ترحمون
132. Ve atîûllâhe ver resûle leallekum turhamûn(turhamûne).
Ve itaat* edin Allah'a ve resûlüne76; belki sizler rahmet271 edilirsiniz.
Ahmed Samira: 132 And obey God and the messenger, maybe/perhaps you attain mercy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve etiu ve itaat edin وَأَطِيعُوا طوع
2 llahe Allah'a اللَّهَ -
3 ve rrasule ve resûlüne وَالرَّسُولَ رسل
4 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
5 turhamune rahmet edilirsiniz تُرْحَمُونَ رحم

Notlar

Not 1: *İndirilen kutsal kitaba. Kur'an'a. Allah'a itaat etmek O'nun emir ve yasaklarını içeren Kur'an dışında asla bir şey değildir. Resûl sadece Kur'an demekteydi.

Ayet 133

426|3|133|وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
426|3|133|وسارعوا الي مغفره من ربكم وجنه عرضها السموت والارض اعدت للمتقين
133. Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn(muttekîne).
Ve seri/çabuk olun Rabbinizden4 bir mağfirete319 doğru; ve bir cennete; genişliği460 onun (cennetin) gökler162 ve yerdir; hazırlandı muttakiler17 için.
Ahmed Samira: 133 And quicken/speed to a forgiveness from your Lord and a treed garden/paradise, its width (is) the skies/space and the earth/Planet Earth, (it) was/is prepared to the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve sariu ve seri/çabuk olun وَسَارِعُوا سرع
2 ila doğru إِلَىٰ -
3 megfiratin bir mağfirete مَغْفِرَةٍ غفر
4 min مِنْ -
5 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
6 ve cennetin ve bir cennete وَجَنَّةٍ جنن
7 arduha genişliği onu عَرْضُهَا عرض
8 s-semavatu gökler السَّمَاوَاتُ سمو
9 vel'erdu ve yer وَالْأَرْضُ ارض
10 uiddet hazırlandı أُعِدَّتْ عدد
11 lilmuttekine muttakiler için لِلْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 134

427|3|134|ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
427|3|134|الذين ينفقون في السرا والضرا والكظمين الغيظ والعافين عن الناس والله يحب المحسنين
134. Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza vel âfîne anin nâs(nâsi), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Kimseler (ki) infak6 ederler mutlulukta/refahta ve darlıkta; ve yutarlar öfkeyi; ve affederler insanları; ve Allah sever muhsini294.
Ahmed Samira: 134 Those who spend in the prosperity, and (in) the calamity, and the suppressing the anger/rage , and the forgiving/pardoning on the people, and God loves/likes the good doers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 yunfikune infak ederler يُنْفِقُونَ نفق
3 fi فِي -
4 s-serra'i mutlulukta/refahta السَّرَّاءِ سرر
5 ve dderra'i ve darlıkta وَالضَّرَّاءِ ضرر
6 velkazimine ve yutarlar وَالْكَاظِمِينَ كظم
7 l-gayze öfkeyi الْغَيْظَ غيظ
8 vel'aafine ve affederler وَالْعَافِينَ عفو
9 ani عَنِ -
10 n-nasi insanları النَّاسِ نوس
11 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
12 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
13 l-muhsinine muhsini الْمُحْسِنِينَ حسن

Ayet 135

428|3|135|وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
428|3|135|والذين اذا فعلوا فحشه او ظلموا انفسهم ذكروا الله فاستغفروا لذنوبهم ومن يغفر الذنوب الا الله ولم يصروا علي ما فعلوا وهم يعلمون
135. Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfusehum zekerûllâhe festagferû li zunûbihim, ve men yagfiruz zunûbe illâllâhu ve lem yusırrû alâ mâ fealû ve hum ya’lemûn (ya’lemûne).
Ve kimseler (ki) faaliyet yaptıkları zaman bir fahşâ81 ya da zulmettiler257 kendi nefislerine; hatırladılar (onlar) Allah'ı; öyle ki mağfiret319 dilediler günahlarına; "Ve kimdir Allah’ın dışında (ki) mağfiret319 eder günahlara!"; ve asla ısrar etmezler (onlar) faaliyet yaptıkları üzerine; ve onlar bilirler*.
Ahmed Samira: 135 And those who if they made/did an enormous/atrocious deed , they caused injustice (to) themselves, they mentioned/remembered God, so they asked for forgiveness for their crimes, and who forgives the crimes except God? And they did not insist/persist on what they made/did, and they know .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 iza zaman إِذَا -
3 fealu faaliyet yaptılar فَعَلُوا فعل
4 fahişeten bir fahşat فَاحِشَةً فحش
5 ev ya da أَوْ -
6 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
7 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
8 zekeru hatırladılar ذَكَرُوا ذكر
9 llahe Allah'ı اللَّهَ -
10 festegferu öyle ki mağfiret dilediler فَاسْتَغْفَرُوا غفر
11 lizunubihim günahlarına لِذُنُوبِهِمْ ذنب
12 ve men ve kim وَمَنْ -
13 yegfiru mağfiret eder يَغْفِرُ غفر
14 z-zunube günahlara الذُّنُوبَ ذنب
15 illa dışında إِلَّا -
16 llahu Allah’ın اللَّهُ -
17 velem ve asla وَلَمْ -
18 yusirru ve ısrar etmezler يُصِرُّوا صرر
19 ala üzerine عَلَىٰ -
20 ma مَا -
21 fealu faaliyet yaptıkları فَعَلُوا فعل
22 vehum ve onlar وَهُمْ -
23 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Bile bile fahşâ içinde olmazlar, bile bile kendilerine zulmetmezler.

Ayet 136

429|3|136|أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ
429|3|136|اوليك جزاوهم مغفره من ربهم وجنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ونعم اجر العملين
136. Ulâike cezâuhum magfiretun min rabbihim ve cennâtun tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, ve ni’me ecrul âmilîn(âmilîne).
İşte bunlar; cezaları/karşılıkları63 onların bir mağfirettir319 Rablerinden4; ve cennetlerdir (ki) akar altından onun* nehirler; ölümsüzlerdir185 orada**; ve ne muhteşemdir yapanların*** ecri820.
Ahmed Samira: 136 Those, their reward (is) forgiveness from their Lord, and treed gardens, the rivers flow from underneath it, immortally in it, and blessed/praised (is) the makers’/doers’ reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ceza'uhum cezaları onların جَزَاؤُهُمْ جزي
3 megfiratun bir mağfirettir مَغْفِرَةٌ غفر
4 min مِنْ -
5 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
6 ve cennatun ve cennetler وَجَنَّاتٌ جنن
7 tecri akar تَجْرِي جري
8 min مِنْ -
9 tehtiha altından onu (cennetin) تَحْتِهَا تحت
10 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
11 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
12 fiha orada فِيهَا -
13 ve nia'me ve ne muhteşemdir وَنِعْمَ نعم
14 ecru ecri/ücreti أَجْرُ اجر
15 l-aamiline yapanların الْعَامِلِينَ عمل

Notlar

Not 1: *Cennetin.**Cennette.***Sâlihâtı yapanlar.

Ayet 137

430|3|137|قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ
430|3|137|قد خلت من قبلكم سنن فسيروا في الارض فانظروا كيف كان عقبه المكذبين
137. Kad halet min kablikum sunenun, fe sîrû fîl ardı fenzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Muhakkak geçti sizlerden önce yasalar/kanunlar*; öyleyse dolaşın461 yeryüzünde; öyle ki bakın461 nasıl oldu yalancıların akıbeti892.
Ahmed Samira: 137 Laws/ways had past/left from before you, so move/walk in the earth/Planet Earth, so look/consider how was the liars’/denier’s end (result) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 halet geçti خَلَتْ خلو
3 min مِنْ -
4 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
5 sunenun yasalar سُنَنٌ سنن
6 fesiru öyleyse dolaşın فَسِيرُوا سير
7 fi فِي -
8 l-erdi yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
9 fenzuru öyle ki bakın فَانْظُرُوا نظر
10 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
11 kane oldu كَانَ كون
12 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
13 l-mukezzibine yalancıların الْمُكَذِّبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *İnsanoğlu yalan yanlış birçok yasa/kanun uyguladı.

Ayet 138

431|3|138|هَٰذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
431|3|138|هذا بيان للناس وهدي وموعظه للمتقين
138. Hâzâ beyânun lin nâsi ve huden ve mev’ızatun lil muttekîn(muttekîne).
Bu* bir beyandır226** insanlara; ve doğru yola kılavuzdur***; ve vaazdır653**** muttakiler17 için.
Ahmed Samira: 138 This (is) evidence/logic to the people and guidance, and a sermon/advice/warning to the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 haza bu هَٰذَا -
2 beyanun bir beyandır بَيَانٌ بين
3 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
4 ve huden ve doğru yola kılavuzdur وَهُدًى هدي
5 ve mev'izetun ve vaazdır/tavsiyedir وَمَوْعِظَةٌ وعظ
6 lilmuttekine muttakiler için لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Arkeolojik çalışmalardan elde edilen bilgiler. **Delil.***Eski insanların kalıntılarını incelemek derinlemesine düşünen bir insan için doğru yola kılavuz olur.****Takva sahipleri için arkeolojik deliller/beyanlar bir derstir, tavsiyedir.

Ayet 139

432|3|139|وَلَا تَهِنُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
432|3|139|ولا تهنوا ولا تحزنوا وانتم الاعلون ان كنتم مومنين
139. Ve lâ tehinû ve lâ tahzenû ve entumul a’levne in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ve gevşemeyin; hüzünlenmeyin; ve sizlersiniz âlâlar/daha üstünler; eğer olduysanız müminler27.
Ahmed Samira: 139 And do not weaken/enfeeble , and do not be saddened/grieved, and you are the overcoming and becoming dignified/defeating, if you were believing.42

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tehinu gevşemeyin تَهِنُوا وهن
3 ve la وَلَا -
4 tehzenu hüzünlenmeyin تَحْزَنُوا حزن
5 ve entumu ve sizlersiniz وَأَنْتُمُ -
6 l-ea'levne âlâlar/daha üstünler الْأَعْلَوْنَ علو
7 in eğer إِنْ -
8 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
9 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Ayet 140

433|3|140|إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُۥ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ
433|3|140|ان يمسسكم قرح فقد مس القوم قرح مثله وتلك الايام نداولها بين الناس وليعلم الله الذين امنوا ويتخذ منكم شهدا والله لا يحب الظلمين
140. İn yemseskum karhun fe kad messel kavme karhun misluh(misluhu), ve tilkel eyyâmu nudâviluhâ beynen nâs(nâsi), ve li ya’lemallâhullezîne âmenû ve yettehize minkum şuhedâe vallâhu lâ yuhibbuz zâlimîn(zâlimîne).
Eğer dokunsa sizlere bir yara; öyle ki muhakkak dokundu (o) kavme/topluma (da) onun misli870 bir yara; ve işte şu; günlerdir (ki) döndürürüz* onu** periyodik olarak insanlar arasında; ve bilindik kılması içindir Allah'ın iman47 etmiş kimseleri; ve edinmesi (içindir) sizlerden şahitler/tanıklar***; ve Allah sevmez zalimleri257.
Ahmed Samira: 140 If a wound/ulcer (pain) touches you, so a wound/ulcer (pain) equal/alike to it had touched the nation, and those are the days/times, We rotate/alternate it between the people, and (for) God to know those who believed, and (to) take from you witnesses (martyrs), and God does not love/like the unjust/oppressors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 yemseskum dokunsa sizlere يَمْسَسْكُمْ مسس
3 karhun bir yara قَرْحٌ قرح
4 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
5 messe dokundu مَسَّ مسس
6 l-kavme kavme/topluma الْقَوْمَ قوم
7 karhun bir yara قَرْحٌ قرح
8 misluhu misli onun مِثْلُهُ مثل
9 ve tilke ve işte şu وَتِلْكَ -
10 l-eyyamu günlerdir الْأَيَّامُ يوم
11 nudaviluha döndürürüz onu periyodik olarak نُدَاوِلُهَا دول
12 beyne arasında بَيْنَ بين
13 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
14 veliyea'leme ve bilindik kılması için وَلِيَعْلَمَ علم
15 llahu Allah'ın اللَّهُ -
16 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
17 amenu iman etmiş امَنُوا امن
18 ve yettehize ve edinmesi وَيَتَّخِذَ اخذ
19 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
20 şuheda'e şahitler/tanıklar شُهَدَاءَ شهد
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 la لَا -
23 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
24 z-zalimine zalimleri الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Sınav gereği toplumlar dalgalanma yaşar. Bazı günler sıkıntı çeker, bazı günler refah içinde olur. **Sıkıntılı günü.***Kendinizin tanık/şahit olması için.

Ayet 141

434|3|141|وَلِيُمَحِّصَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَمْحَقَ ٱلْكَٰفِرِينَ
434|3|141|وليمحص الله الذين امنوا ويمحق الكفرين
141. Ve liyumahhisallâhullezîne âmenû ve yemhakal kâfirîn(kâfirîne).
Ve damıtması/berraklaştırması* içindir Allah'ın iman47 etmiş kimseleri; ve silip gidermesi** (içindir) kâfirleri25.
Ahmed Samira: 141 And (for) God to purify/clarify/cleanse those who believed, and to annihilate/wipe off the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veliyumehhisa ve damıtması/berraklaştırması içindir وَلِيُمَحِّصَ محص
2 llahu Allah'ın اللَّهُ -
3 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
4 amenu iman etmiş امَنُوا امن
5 ve yemhaka ve silip gidermesi (içindir) وَيَمْحَقَ محق
6 l-kafirine kafirleri الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Fitne/test/deneme/sınav aracılığıyla iman etmiş kimseleri daha da saflaştırmak, damıtmak. Öz haline getirmek.**Kâfirler bu testi/sınavı/fitneyi geçemez. Başarısız olur. Silinir ve yok olup gider.

Ayet 142

435|3|142|أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَيَعْلَمَ ٱلصَّٰبِرِينَ
435|3|142|ام حسبتم ان تدخلوا الجنه ولما يعلم الله الذين جهدوا منكم ويعلم الصبرين
142. Em hasibtum en tedhulûl cennete ve lemmâ ya’lemillâhullezîne câhedû minkum ve ya’lemes sâbirîn(sâbirîne).
Ya da sandınız (mı) ki girersiniz cennete*; ve bilindik etmeden Allah sizlerden cihat356 etmiş kimseleri; ve bilindik etmeden sabredenleri51.
Ahmed Samira: 142 Or (have) you thought/supposed that you enter the Paradise, and God did not (E) know, those who struggled/did utmost from you, and He knows the patient.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 hasibtum sandınız حَسِبْتُمْ حسب
3 en ki أَنْ -
4 tedhulu girersiniz تَدْخُلُوا دخل
5 l-cennete cennete الْجَنَّةَ جنن
6 velemma ve وَلَمَّا -
7 yea'lemi bilindik etmeden يَعْلَمِ علم
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
10 cahedu cihat ettiler جَاهَدُوا جهد
11 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
12 ve yea'leme ve bilindik etmeden وَيَعْلَمَ علم
13 s-sabirine sabredenleri الصَّابِرِينَ صبر

Notlar

Not 1: *Cennete girmek mücadele gerektirir; eylem gerektirir. Zorluklara karşı metanetle direnme gerektirir.

Ayet 143

436|3|143|وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ ٱلْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
436|3|143|ولقد كنتم تمنون الموت من قبل ان تلقوه فقد رايتموه وانتم تنظرون
143. Ve lekad kuntum temennevnel mevte min kabli en telkavhu, fe kad raeytumûhu ve entum tenzurûn(tenzurûne).
Ant olsun kavuşmanızdan önce ona (ölüme) temenni eder oldunuz ölümü; öyle ki muhakkak gördünüz onu (ölümü); ve sizler bakarsınız*.
Ahmed Samira: 143 And you had been wishing/desiring the death, from before that you meet/find it, so you had seen it and you (are) looking .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad andolsun ki وَلَقَدْ -
2 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
3 temennevne temenni eder تَمَنَّوْنَ مني
4 l-mevte ölümü الْمَوْتَ موت
5 min مِنْ -
6 kabli önceden قَبْلِ قبل
7 en ki أَنْ -
8 telkavhu kavuşursunuz ona تَلْقَوْهُ لقي
9 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
10 raeytumuhu gördünüz onu رَأَيْتُمُوهُ راي
11 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
12 tenzurune bakarsınız تَنْظُرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Ölüm anında gözlerin odaklanması kaybolur. Gözler uzaklara boş boş bakar bir hal alır.

Ayet 144

437|3|144|وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ أَفَإِي۟ن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ ٱنقَلَبْتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَسَيَجْزِى ٱللَّهُ ٱلشَّٰكِرِينَ
437|3|144|وما محمد الا رسول قد خلت من قبله الرسل افاين مات او قتل انقلبتم علي اعقبكم ومن ينقلب علي عقبيه فلن يضر الله شيا وسيجزي الله الشكرين
144. Ve mâ muhammedun illâ resûl(resûlun), kad halet min kablihir rusûl(rusûlu), e fein mâte ev kutilenkalebtum alâ a’kâbikum, ve men yenkalib alâ akıbeyhi fe len yadurrallâhe şey’â(şey’en), ve se yeczîllâhuş şâkirîn(şâkirîne).”
Ve Muhammed değildir bir resûl418 dışında; muhakkak geçti onun öncesinden* resûller418; öyle ki eğer ölür ya da katledilirse geri mi dönersiniz topuklarınız üzerinde?; ve kim geri döner iki topuğu üzerinde; öyle ki asla zarar vermez Allah'a bir şey; ve karşılığını verecek Allah şükredenlerin43.
Ahmed Samira: 144 And Mohammad is not except a messenger, had passed/expired from before him the messengers, so if he died, or (he was) killed, you turned/returned on your heels , and whom turns/returns, on his two heels, so he will never/not harm God, a thing, and God will reward the thankful/grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 muhammedun Muhammed مُحَمَّدٌ -
3 illa dışında إِلَّا -
4 rasulun bir resûl رَسُولٌ رسل
5 kad muhakkak قَدْ -
6 halet geçti خَلَتْ خلو
7 min مِنْ -
8 kablihi onun öncesinden قَبْلِهِ قبل
9 r-rusulu resûller الرُّسُلُ رسل
10 efein mi öyle ki eğer أَفَإِنْ -
11 mate ölür مَاتَ موت
12 ev ya da أَوْ -
13 kutile katledilirse قُتِلَ قتل
14 nkalebtum geri dönersiniz انْقَلَبْتُمْ قلب
15 ala üzerinde عَلَىٰ -
16 ea'kabikum topuklarınız أَعْقَابِكُمْ عقب
17 ve men ve kim وَمَنْ -
18 yenkalib geri döner يَنْقَلِبْ قلب
19 ala üzerinde عَلَىٰ -
20 akibeyhi iki topuğu عَقِبَيْهِ عقب
21 felen öyle ki asla فَلَنْ -
22 yedurra zarar vermez يَضُرَّ ضرر
23 llahe Allah'a اللَّهَ -
24 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
25 ve seyeczi ve cezalandıracak وَسَيَجْزِي جزي
26 llahu Allah اللَّهُ -
27 ş-şakirine şükredenleri الشَّاكِرِينَ شكر

Notlar

Not 1: *Kur'an'da Muhammed nebi öncesinde yaşamış olan 26 nebinin ismi zikredilir. Bu resûller de bir insandı. Yaşadılar ve öldüler. Dünyada bâki olan kutsal kitaplardır.

Ayet 145

438|3|145|وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ كِتَٰبًا مُّؤَجَّلًا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلْءَاخِرَةِ نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَسَنَجْزِى ٱلشَّٰكِرِينَ
438|3|145|وما كان لنفس ان تموت الا باذن الله كتبا موجلا ومن يرد ثواب الدنيا نوته منها ومن يرد ثواب الاخره نوته منها وسنجزي الشكرين
145. Ve mâ kâne li nefsin en temûte illâ bi iznillâhi kitâben mueccelâ(mueccelen), ve men yurid sevâbed dunyâ nu’tihî minhâ, ve men yurid sevâbel âhirati nu’tihî minhâ, ve se neczîş şâkirîn(şâkirîne).
Ve olmuş değildir bir nefse201 ki ölür (o nefis) Allah'ın izni dışında; ecellenmiş* bir kitaptır/yazıttır; ve kim ister dünya sevabını464 veririz ona ondan; ve kim ister ahiret sevabını464 veririz ona ondan; ve karşılığını veririz şükredenlerin43.
Ahmed Samira: 145 And it was not to a self that to die except with God’s permission, a decree/destiny/fate delayed , and who wants/wills the present world’s reward, We give him from it, and who wants/wills the end’s (other life’s) reward, We give him from it, and We will reward the thankful/grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 linefsin bir nefse لِنَفْسٍ نفس
4 en ki أَنْ -
5 temute ölür (o nefis) تَمُوتَ موت
6 illa dışında إِلَّا -
7 biizni izni بِإِذْنِ اذن
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 kitaben bir kitaptır كِتَابًا كتب
10 mu'eccelen ecellenmiş مُؤَجَّلًا اجل
11 ve men ve kim وَمَنْ -
12 yurid ister يُرِدْ رود
13 sevabe sevabını (menfaatini) ثَوَابَ ثوب
14 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
15 nu'tihi veririz ona نُؤْتِهِ اتي
16 minha ondan مِنْهَا -
17 ve men ve kim وَمَنْ -
18 yurid ister يُرِدْ رود
19 sevabe sevabını ثَوَابَ ثوب
20 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
21 nu'tihi veririz ona نُؤْتِهِ اتي
22 minha ondan مِنْهَا -
23 ve seneczi ve cezalandırırız وَسَنَجْزِي جزي
24 ş-şakirine şükredenleri الشَّاكِرِينَ شكر

Notlar

Not 1: *Belirlenmiş bir süre.

Ayet 146

439|3|146|وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُوا۟ لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا۟ وَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّٰبِرِينَ
439|3|146|وكاين من نبي قتل معه ربيون كثير فما وهنوا لما اصابهم في سبيل الله وما ضعفوا وما استكانوا والله يحب الصبرين
146. Ve keeyyin min nebiyyin kâtele, meahu rıbbiyyûne kesîr(kesîrun), fe mâ vehenû li mâ asâbehum fî sebîlillâhi ve mâ daufû ve mestekânû vallâhu yuhibbus sâbirîn(sâbirîne).
Ve nicedir bir nebiden (ki) katletti35 (o); onun (nebinin) yanındadır birçok rabbânî462; öyle ki gevşemiş değillerdi isabet edene onlara Allah yolunda336; ve zaafa* kapılmış değillerdi; ve boyun eğmiş değillerdi; ve Allah sever sabredenleri51.
Ahmed Samira: 146 And how many from a prophet fought/killed with him many knowledgeable Lord worshippers? So they did not weaken/enfeeble for (what) struck them in God’s sake , and they did not weaken, and they did not become humiliated/disgraced, and God loves/likes the patient.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keeyyin ve nicedir وَكَأَيِّنْ -
2 min مِنْ -
3 nebiyyin bir nebiden نَبِيٍّ نبا
4 katele katletti (o) قَاتَلَ قتل
5 meahu onun yanındadır مَعَهُ -
6 ribbiyyune Rabbani رِبِّيُّونَ ربب
7 kesirun birçok كَثِيرٌ كثر
8 fema öyle ki değillerdi فَمَا -
9 vehenu gevşemiş وَهَنُوا وهن
10 lima لِمَا -
11 esabehum isabet edene onlara أَصَابَهُمْ صوب
12 fi فِي -
13 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
14 llahi Allah اللَّهِ -
15 ve ma ve değillerdi وَمَا -
16 deufu zaafa kapılmış ضَعُفُوا ضعف
17 ve ma ve değillerdi وَمَا -
18 stekanu boyun eğmiş اسْتَكَانُوا كين
19 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
20 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
21 s-sabirine sabredenleri الصَّابِرِينَ صبر

Notlar

Not 1: *İrade kaybı, güçsüzlük, eksiklik, düşkünlük.

Ayet 147

440|3|147|وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
440|3|147|وما كان قولهم الا ان قالوا ربنا اغفر لنا ذنوبنا واسرافنا في امرنا وثبت اقدامنا وانصرنا علي القوم الكفرين
147. Ve mâ kâne kavlehum illâ en kâlû rabbenagfir lenâ zunûbenâ ve isrâfenâ fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).
Ve olmuş değildi onların sözleri; dışında ki dediler: "Rabbimiz! Mağfiret319 et bizlere günahlarımızı ve israfımızı463 emrimizde/işimizde; ve sabitle ayaklarımızı; ve yardım et bizlere kâfirler25 kavmine/toplumuna karşı.
Ahmed Samira: 147 And their saying was not, except that they said: "Our Lord, forgive for us our crimes and our spoilage/wastefulness in our matter/affair, and affix/make our feet firm, and give us victory/aid over the nation, the disbelieving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildi وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 kavlehum sözleri onların قَوْلَهُمْ قول
4 illa dışında إِلَّا -
5 en ki أَنْ -
6 kalu dediler قَالُوا قول
7 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
8 gfir mağfiret et اغْفِرْ غفر
9 lena bizlere لَنَا -
10 zunubena günahlarımızı ذُنُوبَنَا ذنب
11 ve israfena ve ifrafımımzı وَإِسْرَافَنَا سرف
12 fi فِي -
13 emrina emrimizde/işimizde أَمْرِنَا امر
14 ve sebbit ve sabit tut وَثَبِّتْ ثبت
15 ekdamena ayaklarımızı أَقْدَامَنَا قدم
16 vensurna ve yardım et bizlere وَانْصُرْنَا نصر
17 ala karşı عَلَى -
18 l-kavmi kavmine/toplumuna الْقَوْمِ قوم
19 l-kafirine kafirler الْكَافِرِينَ كفر

Ayet 148

441|3|148|فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
441|3|148|فاتيهم الله ثواب الدنيا وحسن ثواب الاخره والله يحب المحسنين
148. Fe âtâhumullâhu sevâbed dunyâ ve husne sevâbil âhireh(âhireti), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Öyle ki verdi onlara Allah dünya sevabını464; ve güzel ahiret sevabını464; ve Allah sever muhsini294.
Ahmed Samira: 148 So God gave them the present world’s reward, and the end’s (other life’s) beautiful/good reward, and God loves/likes the good doers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe atahumu öyle ki verdi onlara فَاتَاهُمُ اتي
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 sevabe sevabını ثَوَابَ ثوب
4 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
5 ve husne ve güzel وَحُسْنَ حسن
6 sevabi sevabını ثَوَابِ ثوب
7 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
8 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
9 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
10 l-muhsinine muhsini الْمُحْسِنِينَ حسن

Ayet 149

442|3|149|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَٰسِرِينَ
442|3|149|يايها الذين امنوا ان تطيعوا الذين كفروا يردوكم علي اعقبكم فتنقلبوا خسرين
149. Yâ eyyuhellezîne âmenû in tutîûllezîne keferû yeruddûkum alâ a’kâbikum fe tenkalibû hâsirîn(hâsirîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Eğer itaat ederseniz kimselere (ki) kâfirlik25 ettiler; döndürürler sizleri topuklarınız üzere; öyle ki dönersiniz hüsrana uğrayanlara.
Ahmed Samira: 149 You, you those who believed, if you obey those who disbelieved, they return you on your heels, so you turn/return losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 in eğer إِنْ -
5 tutiu itaat ederseniz تُطِيعُوا طوع
6 ellezine kimselere الَّذِينَ -
7 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
8 yeruddukum döndürürler sizleri يَرُدُّوكُمْ ردد
9 ala üzere عَلَىٰ -
10 ea'kabikum topuklarınız أَعْقَابِكُمْ عقب
11 fetenkalibu öyle ki çevrilirsiniz فَتَنْقَلِبُوا قلب
12 hasirine hüsrana uğrayanlara خَاسِرِينَ خسر

Ayet 150

443|3|150|بَلِ ٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ وَهُوَ خَيْرُ ٱلنَّٰصِرِينَ
443|3|150|بل الله موليكم وهو خير النصرين
150. Belillâhu mevlâkum, ve huve hayrun nâsırîn(nâsırîne).
Evet! Allah Mevlâ'nızdır68; ve O hayırlısıdır yardımcıların.
Ahmed Samira: 150 No/but , God (is) your master/ally , and He is best (of) the victoriors/saviors/supporters.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 beli Evet! بَلِ -
2 llahu Allah'tır اللَّهُ -
3 mevlakum Mevlanız مَوْلَاكُمْ ولي
4 ve huve ve O'dur وَهُوَ -
5 hayru hayırlısıdır خَيْرُ خير
6 n-nasirine yardımcıların النَّاصِرِينَ نصر

Ayet 151

444|3|151|سَنُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلرُّعْبَ بِمَآ أَشْرَكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ وَبِئْسَ مَثْوَى ٱلظَّٰلِمِينَ
444|3|151|سنلقي في قلوب الذين كفروا الرعب بما اشركوا بالله ما لم ينزل به سلطنا وماويهم النار وبيس مثوي الظلمين
151. Se nulkî fî kulûbillezîne keferûr ru’be bimâ eşrakû billâhi mâ lem yunezzil bihî sultânâ(sultânen), ve me’vâhumun nâr(nâru), ve bi’se mesvez zâlimîn(zâlimîne).
Atacağız kalplerine kâfirlik25 etmiş kimselerin terör/korku/panik; şirk71 koştuklarından (dolayı) Allah'a; kendisine* bir sultân660 asla indirmediği (-yle); ve sığınakları onların ateştir; ve ne perişandır zalimlerin257 meskeni.
Ahmed Samira: 151 We will throw in those who disbelieved’s hearts the terror because (of) what they shared with God what (He) did not descend with it a proof/evidence/authority, and their shelter/refuge (is) the fire , and how bad (is) the unjust’s home/residence/dwelling .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 senulki atacağız سَنُلْقِي لقي
2 fi -
3 kulubi kalblerine قُلُوبِ قلب
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
6 r-rua'be terör/korku/panik الرُّعْبَ رعب
7 bima بِمَا -
8 eşraku şirk koştuklarından أَشْرَكُوا شرك
9 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
10 ma مَا -
11 lem asla لَمْ -
12 yunezzil indirmediğine يُنَزِّلْ نزل
13 bihi ona بِهِ -
14 sultanen bir sultan/yetki سُلْطَانًا سلط
15 ve me'vahumu ve sığınakları onların وَمَأْوَاهُمُ اوي
16 n-naru ateştir النَّارُ نور
17 ve bi'se ve perişan وَبِئْسَ باس
18 mesva mesken مَثْوَى ثوي
19 z-zalimine zalimlerin الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplar haricinde dinde hüküm koyucu her şey. Talmud, Pavlus'un yazıları, Kütüb-i Sitte, Riyâzu's Sâlihîn, Kütüb-i Erba’a vb. Yetki sadece Kur'an'dadır.

Ayet 152

445|3|152|وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥٓ إِذْ تَحُسُّونَهُم بِإِذْنِهِۦ حَتَّىٰٓ إِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَٰزَعْتُمْ فِى ٱلْأَمْرِ وَعَصَيْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَآ أَرَىٰكُم مَّا تُحِبُّونَ مِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلدُّنْيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلْءَاخِرَةَ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ وَلَقَدْ عَفَا عَنكُمْ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ
445|3|152|ولقد صدقكم الله وعده اذ تحسونهم باذنه حتي اذا فشلتم وتنزعتم في الامر وعصيتم من بعد ما اريكم ما تحبون منكم من يريد الدنيا ومنكم من يريد الاخره ثم صرفكم عنهم ليبتليكم ولقد عفا عنكم والله ذو فضل علي المومنين
152. Ve lekad sadakakumullâhu va’dehû iz tehussûnehum bi iznih(iznihî), hattâ izâ feşiltum ve tenâza’tum fîl emri ve asaytum min ba’di mâ erâkum mâ tuhıbbûn(tuhıbbûne), minkum men yurîdud dunyâ ve minkum men yurîdul âhireh(âhirete), summe sarafekum anhum li yebteliyekum, ve lekad afâ ankum, vallâhu zû fadlin alel mu’minîn(mu’minîne).
Ant olsun sadık kaldı sizlere Allah; ve vaadinde (de); süpürüp bozguna uğratıyorken onları O’nun izniyle; ta ki cesaretinizi kaybettiğiniz zamana kadar; ve çekiştiniz emirde; ve isyan ettiniz sizlere gösterdiği sonrasında (Allah'ın) sevdiğinizi; sizlerden kimi arzuluyordu dünyayı; ve sizlerden kimi arzuluyordu ahireti; sonra uzaklaştırdı/çevirdi sizleri onlardan; belalandırmak256 için sizleri; ant olsun affetti sizlerden; Allah Zû Fadli'dir465 müminlere27 karşı.
Ahmed Samira: 152 And God had been (E) truthful to you (in) His promise to you when you killed/uprooted them with His permission, until you weakened and became cowardly/failed and you disputed in the matter/affair, and you disobeyed from after what He showed you what you love/like, from you who want the present world and from you who want the end (other life), then He diverted you from them, to test you and He had (E) forgiven on you, and God (is owner) of grace on the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ant olsun وَلَقَدْ -
2 sadekakumu sadık kaldı sizlere صَدَقَكُمُ صدق
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 vea'dehu ve vaadinde وَعْدَهُ وعد
5 iz zaman إِذْ -
6 tehussunehum süpürüp bozguna uğratıyorken onları تَحُسُّونَهُمْ حسس
7 biiznihi O’nun izniyle بِإِذْنِهِ اذن
8 hatta ta ki حَتَّىٰ -
9 iza zamana kadar إِذَا -
10 feşiltum cesaretinizi kaybettiniz فَشِلْتُمْ فشل
11 ve tenazea'tum ve çekiştiniz وَتَنَازَعْتُمْ نزع
12 fi فِي -
13 l-emri emirde الْأَمْرِ امر
14 ve asaytum ve isyan ettiniz وَعَصَيْتُمْ عصي
15 min مِنْ -
16 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
17 ma مَا -
18 erakum gösterdiği (Allah’ın) أَرَاكُمْ راي
19 ma مَا -
20 tuhibbune sevdiğinizi تُحِبُّونَ حبب
21 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
22 men kimi مَنْ -
23 yuridu arzular يُرِيدُ رود
24 d-dunya dünyayı الدُّنْيَا دنو
25 ve minkum ve sizlerden وَمِنْكُمْ -
26 men kimi مَنْ -
27 yuridu arzular يُرِيدُ رود
28 l-ahirate ahireti الْاخِرَةَ اخر
29 summe sonra ثُمَّ -
30 sarafekum uzaklaştırdı/çevirdi sizleri صَرَفَكُمْ صرف
31 anhum onlardan عَنْهُمْ -
32 liyebteliyekum belalandırmak için sizleri لِيَبْتَلِيَكُمْ بلو
33 velekad ant olsun وَلَقَدْ -
34 afa affetti عَفَا عفو
35 ankum sizlerden عَنْكُمْ -
36 vallahu Allah وَاللَّهُ -
37 zu ذُو -
38 fedlin Fadli فَضْلٍ فضل
39 ala karşı عَلَى -
40 l-mu'minine müminlere الْمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 153

446|3|153|إِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُۥنَ عَلَىٰٓ أَحَدٍ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِىٓ أُخْرَىٰكُمْ فَأَثَٰبَكُمْ غَمًّۢا بِغَمٍّ لِّكَيْلَا تَحْزَنُوا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَآ أَصَٰبَكُمْ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
446|3|153|اذ تصعدون ولا تلون علي احد والرسول يدعوكم في اخريكم فاثبكم غما بغم لكيلا تحزنوا علي ما فاتكم ولا ما اصبكم والله خبير بما تعملون
153. İz tus’idûne ve lâ telvûne alâ ehadin ver resûlu yed’ûkum fî uhrâkum fe esâbekum gammen bi gammin li keylâ tahzenû alâ mâ fâtekum ve lâ mâ asâbekum, vallâhu habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).
Yükseliyorken* sizler; ve dönmüyordunuz** birine; ve resûl çağırıyordu sizleri arkanızdan; öyle ki geri döndü sizlere gam üstüne bir gam; ki (bu) hüzünlenmemeniz içindir sizlerden geçip giden/kayıp kaçan üzerine; ve isabet edene sizlere; ve Allah Habîr'dir466 yaptıklarınıza.
Ahmed Samira: 153 When you ascend/have hardship and do not wait/stop on anyone, and the messenger calls you in your end/back , so you were flooded/rewarded grief/depression with a grief/depression, so that you not43be saddened on what passed/missed you permanently, and nor what struck you, and God (is) expert/experienced with what you make/do.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz إِذْ -
2 tus'idune yükseliyorken sizler تُصْعِدُونَ صعد
3 ve la ve وَلَا -
4 telvune dönmüyordunuz تَلْوُونَ لوي
5 ala عَلَىٰ -
6 ehadin birine أَحَدٍ احد
7 verrasulu ve resûl وَالرَّسُولُ رسل
8 yed'ukum çağırıyordu sizleri يَدْعُوكُمْ دعو
9 fi فِي -
10 uhrakum arkanızdan أُخْرَاكُمْ اخر
11 feesabekum öyle ki geri döndü sizlere فَأَثَابَكُمْ ثوب
12 gammen bir gam غَمًّا غمم
13 bigammin gam üstüne بِغَمٍّ غمم
14 likeyla ki لِكَيْلَا -
15 tehzenu hüzünlenmemeniz için تَحْزَنُوا حزن
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 ma مَا -
18 fetekum geçip gidene/kayıp kaçana sizlerden فَاتَكُمْ فوت
19 ve la ve وَلَا -
20 ma مَا -
21 esabekum isabet edene sizlere أَصَابَكُمْ صوب
22 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
23 habirun Habir’dir خَبِيرٌ خبر
24 bima بِمَا -
25 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Tepeye, yamaca.**Yardım etmeye.

Ayet 154

447|3|154|ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنۢ بَعْدِ ٱلْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَىٰ طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ ظَنَّ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ مِن شَىْءٍ قُلْ إِنَّ ٱلْأَمْرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَٰهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
447|3|154|ثم انزل عليكم من بعد الغم امنه نعاسا يغشي طايفه منكم وطايفه قد اهمتهم انفسهم يظنون بالله غير الحق ظن الجهليه يقولون هل لنا من الامر من شي قل ان الامر كله لله يخفون في انفسهم ما لا يبدون لك يقولون لو كان لنا من الامر شي ما قتلنا ههنا قل لو كنتم في بيوتكم لبرز الذين كتب عليهم القتل الي مضاجعهم وليبتلي الله ما في صدوركم وليمحص ما في قلوبكم والله عليم بذات الصدور
154. Summe enzele aleykum min ba’dil gammi emeneten nuâsen yagşâ tâifeten minkum, ve tâifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnûne billâhi gayrel hakkı zannel câhiliyyeh(câhiliyyeti), yekûlûne hel lenâ minel emri min şey’(şey’in), kul innel emre kullehu lillâh(lillâhi), yuhfûne fî enfusihim mâ lâ yubdûne lek(leke), yekûlûne lev kâne lenâ minel emri şey’un mâ kutilnâ hâhunâ, kul lev kuntum fî buyûtikum le berezellezîne kutibe aleyhimul katlu ilâ medâciihim, ve li yebteliyallâhu mâ fî sudûrikum ve li yumahhısa mâ fî kulûbikum, vallâhu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
Sonra indirdi sizlere o gamın/o kederin ardından bir güven, bir uyuklama; örttü/sardı bir tayfayı/bir grubu sizden; ve bir tayfa/bir grup, muhakkak ki kaygıyla/endişeyle doldu onların nefisleri201; zanda/varsayımda bulunurlar Allah'a hak/gerçek haricinde; cahiliye zannı; derler: “Var mı bize işimizden bir şey? De ki: “Doğrusu emrin/işin tamamı Allah'adır”; gizlerler sana açık etmediklerini nefislerinde; derler: “Şayet olsaydı bize o işten/emirden bir şey, katledilmiş35 olmazdık burada”; de ki: “Şayet olsaydınız evlerinizde; mutlak ortaya çıkardı onlar üzerine yazılmış olan katledilme35 onların yatma yerlerine doğru”; ve test etmesi içindir Allah'ın göğüslerinizdekini; ve berraklaştırıp açığa kavuşturur kalplerinizdekini; ve Allah bilendir göğüslerin zatîni/özünü.
Ahmed Samira: 154 Then (He) descended on you from after the grief/depression safety/security, slumbering/dozing (to) cover/make unconscious a group from you, and a group, their selves had interested/concerned them, they suspect with God other than the truth , the pre-Islamic Paganism’s/ignorance’s suspicion . They say: "Is there for us from a thing from the matter/affair?" Say: "That the matter/affair, all of it (is) to God." They hide in themselves what they do not show to you. They say: "If (there) was for us from the matter/affair a thing, we would not (have) killed/fought here here." Say: "If you were in your houses/homes, those who (it) was written/decreed on them the fighting would have emerged/appeared to their places of lying down (beds), and (for) God to test what is in their hearts (innermosts), and to purify/clarify/cleanse what is in your hearts/minds and God (is) knowledgeable with of the chests (innermosts).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
3 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
4 min مِنْ -
5 bea'di ardından بَعْدِ بعد
6 l-gammi o gamın/o kederin الْغَمِّ غمم
7 emeneten bir güven أَمَنَةً امن
8 nuaasen bir uyuklama نُعَاسًا نعس
9 yegşa örttü/sardı يَغْشَىٰ غشو
10 taifeten bir tayfayı/bir grubu طَائِفَةً طوف
11 minkum sizden مِنْكُمْ -
12 vetaifetun ve bir tayfa/bir grup وَطَائِفَةٌ طوف
13 kad muhakkak ki قَدْ -
14 ehemmethum kaygıyla/endişeyle doldu onların أَهَمَّتْهُمْ همم
15 enfusuhum nefisleri أَنْفُسُهُمْ نفس
16 yezunnune zanda/varsayımda bulunurlar يَظُنُّونَ ظنن
17 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
18 gayra haricinde غَيْرَ غير
19 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
20 zenne zannı ظَنَّ ظنن
21 l-cahiliyyeti cahiliye الْجَاهِلِيَّةِ جهل
22 yekulune derler يَقُولُونَ قول
23 hel var mı هَلْ -
24 lena bize لَنَا -
25 mine مِنَ -
26 l-emri işimizden الْأَمْرِ امر
27 min مِنْ -
28 şey'in bir şeyden شَيْءٍ شيا
29 kul de ki قُلْ قول
30 inne doğrusu إِنَّ -
31 l-emra emrin/işin الْأَمْرَ امر
32 kullehu tamamı onun كُلَّهُ كلل
33 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
34 yuhfune gizlerler يُخْفُونَ خفي
35 fi فِي -
36 enfusihim nefislerindekini أَنْفُسِهِمْ نفس
37 ma مَا -
38 la لَا -
39 yubdune açık etmediklerini يُبْدُونَ بدو
40 leke sana لَكَ -
41 yekulune derler يَقُولُونَ قول
42 lev şayet لَوْ -
43 kane olsaydı كَانَ كون
44 lena bize لَنَا -
45 mine مِنَ -
46 l-emri o işten/emirden الْأَمْرِ امر
47 şey'un bir şey شَيْءٌ شيا
48 ma مَا -
49 kutilna katledilmiş/öldürülmüş olmazdık قُتِلْنَا قتل
50 hahuna burada هَاهُنَا -
51 kul de ki قُلْ قول
52 lev şayet لَوْ -
53 kuntum olsaydınız كُنْتُمْ كون
54 fi فِي -
55 buyutikum evlerinizde بُيُوتِكُمْ بيت
56 leberaze mutlak ortaya çıkardı لَبَرَزَ برز
57 ellezine olan الَّذِينَ -
58 kutibe yazılmış كُتِبَ كتب
59 aleyhimu onlar üzerine عَلَيْهِمُ -
60 l-katlu ölüm/katledilme الْقَتْلُ قتل
61 ila doğru إِلَىٰ -
62 medaciihim yatma yerlerine onların مَضَاجِعِهِمْ ضجع
63 veliyebteliye ve test etmesi için وَلِيَبْتَلِيَ بلو
64 llahu Allah'ın اللَّهُ -
65 ma مَا -
66 fi فِي -
67 sudurikum göğüslerinizdekini صُدُورِكُمْ صدر
68 veliyumehhisa ve berraklaştırıp açığa kavuşturur وَلِيُمَحِّصَ محص
69 ma مَا -
70 fi فِي -
71 kulubikum kalplerinizdekini قُلُوبِكُمْ قلب
72 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
73 alimun bilendir عَلِيمٌ علم
74 bizati özüyle بِذَاتِ -
75 s-suduri göğüsleri الصُّدُورِ صدر

Notlar

Not: İnsana Yüce Allah’ın yazdığından başkası gelip çatmaz. Yüce Allah’ın dini için savaştan kaçmak isteyenlere Yüce Allah bu ayetle muhteşem bir ders vermektedir. Nerede olursa olsun bir nefse ölüm yazılmışsa o ölüm mutlaka gerçekleşir. Ölüm zamanı ve ölüm yeri Planck zamanı (5.39×10−44 saniye) hassasiyetiyle Levh-i Mahfuz’da (holografik evren prensibi çerçevesinde evrenimizi bir üst boyuttan saran, iki boyutlu, bilgi içeren zar/membran) kayıtlıdır. Asla değişmez, değiştirilemez. Haklı bir sebebe dayanan savaştan ölüm korkusuyla kaçınmak asla doğru değildir. Ölüm yazılmışsa evde yatağında yatan bir kimse veya kaleler içerisinde saklanan bir kimse de olsa ölüm mutlaka ona ulaşır. Bu nedenle; hak yolda yürümekten, öldürülmekten korkmaya; bu nedenle endişelenmeye, kaygı yaşamaya asla gerek yoktur. Gerekli önlemler alındıktan sonra mücadeleye devam edilmelidir.

Ayet 155

448|3|155|إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ مِنكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ إِنَّمَا ٱسْتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا۟ وَلَقَدْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ
448|3|155|ان الذين تولوا منكم يوم التقي الجمعان انما استزلهم الشيطن ببعض ما كسبوا ولقد عفا الله عنهم ان الله غفور حليم
155. İnnellezîne tevellev minkum yevmel tekal cem’âni, inne mestezellehumuş şeytânu bi ba’di mâ kesebû, ve lekad afâllâhu anhum innallâhe gafûrun halîm(halîmun).
Doğrusu kimseler (ki) yüz çevirdiler* sizlerden; toplanmış iki grubun karşılaştığı gün; ancak zillete452 düşürdüğüdür şeytânın29 (onların) kazandıklarının bir kısmıyla; ant olsun affetti Allah onlardan; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Halîm’dir58.
Ahmed Samira: 155 That those who turned away from you, a day/time the two groups/gatherings met, but the devil made them slip/fall/sin , with some/part (of) what they earned/gathered , and God had forgiven/pardoned on them, that God (is) forgiving, clement.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 tevellev yüz çevirdiler تَوَلَّوْا ولي
4 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
5 yevme gün يَوْمَ يوم
6 t-teka karşılaştığı الْتَقَى لقي
7 l-cem'aani toplanmış iki grubun الْجَمْعَانِ جمع
8 innema ancak إِنَّمَا -
9 stezellehumu zillete düşürdüğüdür اسْتَزَلَّهُمُ زلل
10 ş-şeytanu şeytanın الشَّيْطَانُ شطن
11 bibea'di bir kısmıyla بِبَعْضِ بعض
12 ma مَا -
13 kesebu kazandıklarının كَسَبُوا كسب
14 velekad ant olsun وَلَقَدْ -
15 afa affetti عَفَا عفو
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 anhum onlardan عَنْهُمْ -
18 inne doğrusu إِنَّ -
19 llahe Allah اللَّهَ -
20 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
21 halimun Halim’dir حَلِيمٌ حلم

Notlar

Not 1: *Sizlere katılmadılar. Sırt çevirdiler.

Ayet 156

449|3|156|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ إِذَا ضَرَبُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ كَانُوا۟ غُزًّى لَّوْ كَانُوا۟ عِندَنَا مَا مَاتُوا۟ وَمَا قُتِلُوا۟ لِيَجْعَلَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ حَسْرَةً فِى قُلُوبِهِمْ وَٱللَّهُ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
449|3|156|يايها الذين امنوا لا تكونوا كالذين كفروا وقالوا لاخونهم اذا ضربوا في الارض او كانوا غزي لو كانوا عندنا ما ماتوا وما قتلوا ليجعل الله ذلك حسره في قلوبهم والله يحي ويميت والله بما تعملون بصير
156. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tekûnû kellezîne keferû ve kâlû li ıhvânihim izâ darabû fîl ardı ev kânû guzzen lev kânû indenâ mâ mâtû ve mâ kutilû, li yec’alallâhu zâlike hasreten fî kulûbihim vallâhu yuhyî ve yumît(yumîtu), vallâhu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Olmayın kâfirlik25 etmiş kimseler gibi; ve (kardeşleri onların) darbettikleri/vurdukları zaman (ayakları) yerde ya da savaşanlar olan kardeşleri için: "Eğer olsalardı bizim yanımızda ölmüş olmazlardı; ve katledilmiş35 olmazlardı" diyenler (gibi); yapması içindir Allah'ın bunu kalplerinde bir hasret**; ve Allah yaşatır; ve öldürür; ve Allah yaptıklarınızı görendir.
Ahmed Samira: 156 You, you those who believed, do not be like those who disbelieved and said to their brothers if they moved in the earth/Planet Earth or they were invading/raiding: "If they were at us, they would not (have) died, and they would not (have) been killed." (For) God to make/put that grief/sorrow/eagerness in their hearts/minds , and God revives/makes alive and makes die, and God (is) with what you make/do/work seeing/knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tekunu olmayın تَكُونُوا كون
6 kallezine kimseler gibi كَالَّذِينَ -
7 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
8 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
9 liihvanihim kardeşleri için لِإِخْوَانِهِمْ اخو
10 iza إِذَا -
11 derabu darp ettikleri zaman ضَرَبُوا ضرب
12 fi فِي -
13 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
14 ev ya da أَوْ -
15 kanu oldular كَانُوا كون
16 guzzen savaşanlar غُزًّى غزو
17 lev eğer لَوْ -
18 kanu olsalardı كَانُوا كون
19 indena yanımızda bizim عِنْدَنَا عند
20 ma olmazlardı مَا -
21 matu öldürülmüş مَاتُوا موت
22 ve ma ve olmazlardı وَمَا -
23 kutilu katledilmişler قُتِلُوا قتل
24 liyec'ale yapması içindir لِيَجْعَلَ جعل
25 llahu Allah’ın اللَّهُ -
26 zalike bunu ذَٰلِكَ -
27 hasraten bir hasret حَسْرَةً حسر
28 fi فِي -
29 kulubihim kalplerinde قُلُوبِهِمْ قلب
30 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
31 yuhyi yaşatır يُحْيِي حيي
32 ve yumitu ve öldürür وَيُمِيتُ موت
33 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
34 bima بِمَا -
35 tea'melune yaptıklarınız تَعْمَلُونَ عمل
36 besirun görendir بَصِيرٌ بصر

Notlar

Not 1: *Sefere çıktıkları.**Tasa.

Ayet 157

450|3|157|وَلَئِن قُتِلْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
450|3|157|ولين قتلتم في سبيل الله او متم لمغفره من الله ورحمه خير مما يجمعون
157. Ve lein kutiltum fî sebîlillâhi ev muttum le magfiretun minallâhi ve rahmetun hayrun mimmâ yecmeûn(yecmeûne).
Ve eğer katledilirseniz35 Allah'ın yolunda336 ya da ölürseniz; Allah’tan mutlak bir mağfiret319 ve rahmet271; hayırlıdır topladıklarından.
Ahmed Samira: 157 And if (E) you were killed in God’s way/sake or you died, a forgiveness (E) from God, and a mercy (is) better from what they gather/collect/accumulate.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve eğer وَلَئِنْ -
2 kutiltum katledilirseniz قُتِلْتُمْ قتل
3 fi فِي -
4 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
5 llahi Allah اللَّهِ -
6 ev ya da أَوْ -
7 muttum ölürseniz مُتُّمْ موت
8 lemegfiratun mutlak bir mağfiret لَمَغْفِرَةٌ غفر
9 mine مِنَ -
10 llahi Allah’tan اللَّهِ -
11 ve rahmetun ve rahmet وَرَحْمَةٌ رحم
12 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
13 mimma مِمَّا -
14 yecmeune topladıklarından يَجْمَعُونَ جمع

Ayet 158

451|3|158|وَلَئِن مُّتُّمْ أَوْ قُتِلْتُمْ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحْشَرُونَ
451|3|158|ولين متم او قتلتم لالي الله تحشرون
158. Ve lein muttum ev kutiltum le ilâllâhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Ve eğer öldüyseniz ya da katledildiyseniz35; mutlak ki Allah'a karşı haşredilirsiniz556.
Ahmed Samira: 158 And if you died or you were killed, to (E) God you are being gathered.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve eğer وَلَئِنْ -
2 muttum öldüyseniz مُتُّمْ موت
3 ev ya da أَوْ -
4 kutiltum katledildiyseniz قُتِلْتُمْ قتل
5 leila mutlak karşı لَإِلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 tuhşerune haşredilirsiniz تُحْشَرُونَ حشر

Ayet 159

452|3|159|فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلْقَلْبِ لَٱنفَضُّوا۟ مِنْ حَوْلِكَ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى ٱلْأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَوَكِّلِينَ
452|3|159|فبما رحمه من الله لنت لهم ولو كنت فظا غليظ القلب لانفضوا من حولك فاعف عنهم واستغفر لهم وشاورهم في الامر فاذا عزمت فتوكل علي الله ان الله يحب المتوكلين
159. Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlik(havlike), fa’fu anhum vestagfir lehum ve şâvirhum fîl emr(emri), fe izâ azamte fe tevekkel alâllâh(alâllâhi), innallâhe yuhibbul mutevekkilîn(mutevekkilîne).
Öyle ki Allah’tan bir rahmetle271 yumuşak davrandın onlara; velev/fakat olsaydın kaba, haşin kalpli; mutlak saçılır/dağılırlardı çevrenden; öyle ki affet onlardan; ve mağfiret319 dile onlara; ve danış467 onlara emirde/işte; öyle ki azmettiğin zaman; öyle ki tevekkül79 et Allah'a doğru; doğrusu Allah sever tevekkül79 edenleri.
Ahmed Samira: 159 So with what mercy from God you became lenient/softened to them, and if you were rough/rude/crude, hard/strong the heart/mind, they would have scattered/separated from around you, so forgive/pardon on them, and ask for forgiveness for them, and discuss/consult with them in the matter/affair, so if you decided/determined, so rely/depend on God, that God loves/likes the reliant/dependent .

Ayet 160

453|3|160|إِن يَنصُرْكُمُ ٱللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا ٱلَّذِى يَنصُرُكُم مِّنۢ بَعْدِهِۦ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
453|3|160|ان ينصركم الله فلا غالب لكم وان يخذلكم فمن ذا الذي ينصركم من بعده وعلي الله فليتوكل المومنون
160. İn yansurkumullâhu fe lâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe menzellezî yansurukum min ba’dih(ba’dihi), ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
Eğer yardım ederse sizlere Allah; öyle ki olmaz galipler* sizlere; ve eğer terk ederse sizleri; öyle ki kimdir kimse ki yardım eder sizlere O’nun sonrasında; ve Allah'ın üzerine öyleyse tevekkül79 etsinler müminler27.
Ahmed Samira: 160 If God gives you victory/aid, so (there is) no defeater for you, and if He abandons/deserts you, so who (is) of that to give you victory/aid from after Him? And on God so should rely/depend the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 yensurkumu yardım ederse sizlere يَنْصُرْكُمُ نصر
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 fela öyle ki olmaz فَلَا -
5 galibe galipler غَالِبَ غلب
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 ve in ve eğer وَإِنْ -
8 yehzulkum terk ederse sizleri يَخْذُلْكُمْ خذل
9 femen öyle ki kimdir فَمَنْ -
10 za ذَا -
11 llezi kimse ki الَّذِي -
12 yensurukum yardım eder sizlere يَنْصُرُكُمْ نصر
13 min مِنْ -
14 bea'dihi O’nun sonrasında بَعْدِهِ بعد
15 ve ala ve üzerine وَعَلَى -
16 llahi Allah اللَّهِ -
17 felyetevekkeli öyle ki tevekkül etsinler فَلْيَتَوَكَّلِ وكل
18 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Yenen, üstün gelen, başarı kazanan.

Ayet 161

454|3|161|وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّ وَمَن يَغْلُلْ يَأْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
454|3|161|وما كان لنبي ان يغل ومن يغلل يات بما غل يوم القيمه ثم توفي كل نفس ما كسبت وهم لا يظلمون
161. Ve mâ kâne li nebiyyin en yagull(yagulle), ve men yaglul ye’ti bimâ galle yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), summe tuveffâ kullu nefsin mâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
Ve olmuş değildir bir nebiye132 ki aldatır; ve kim aldatırsa gelir aldattığıyla kıyamet günü148; sonra tamamlanır her bir nefse201 kazandığı; ve onlar zulme257 uğratılmazlar.
Ahmed Samira: 161 And (it) was not to a prophet to cheat/defraud , and who cheats/defrauds comes with what he cheated/defrauded (in) the Resurrection Day, then each self is fulfilled what it gathered/acquired ,and they are not being caused injustice to/oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 linebiyyin bir nebiye لِنَبِيٍّ نبا
4 en ki أَنْ -
5 yegulle aldatır يَغُلَّ غلل
6 ve men ve kim وَمَنْ -
7 yeglul aldatırsa يَغْلُلْ غلل
8 ye'ti gelir يَأْتِ اتي
9 bima بِمَا -
10 galle aldattığıyla غَلَّ غلل
11 yevme günü يَوْمَ يوم
12 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
13 summe sonra ثُمَّ -
14 tuveffa tamamlanır تُوَفَّىٰ وفي
15 kullu her كُلُّ كلل
16 nefsin nefse نَفْسٍ نفس
17 ma مَا -
18 kesebet kazandığı كَسَبَتْ كسب
19 ve hum ve onlar وَهُمْ -
20 la لَا -
21 yuzlemune zulme uğratılmazlar يُظْلَمُونَ ظلم

Ayet 162

455|3|162|أَفَمَنِ ٱتَّبَعَ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ كَمَنۢ بَآءَ بِسَخَطٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأْوَىٰهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
455|3|162|افمن اتبع رضون الله كمن با بسخط من الله وماويه جهنم وبيس المصير
162. E femenittebea rıdvânallâhi ke men bâe bi sehatin minallâhi ve me’vâhu cehennem(cehennemu), ve bi’sel masîr(masîru).
Öyle ki Allah'ın rızasına tabi olmuş kimse, kimse gibi midir (ki) geri döndü Allah'tan bir hoşnutsuzlukla/öfkeyle; ve sığınağı onun cehennemdir; ne perişan bir varış yeridir.
Ahmed Samira: 162 Is that who followed God’s acceptance/approval/satisfaction, as who returned with hatred/anger/dissatisfaction from God, and his shelter/refuge (is) Hell , and how bad (is) the end/destination?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efemeni öyle ki kim mi? أَفَمَنِ -
2 ttebea tabi oldu اتَّبَعَ تبع
3 ridvane rızasına رِضْوَانَ رضو
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 kemen kimse gibi كَمَنْ -
6 ba'e uğrayan بَاءَ بوا
7 bisehatin hışmına بِسَخَطٍ
8 mine مِنَ -
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 ve me'vahu ve yeri وَمَأْوَاهُ اوي
11 cehennemu cehennem (olan) جَهَنَّمُ -
12 ve bi'se ne kötü وَبِئْسَ باس
13 l-mesiru sonuçtur orası الْمَصِيرُ صير

Ayet 163

456|3|163|هُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
456|3|163|هم درجت عند الله والله بصير بما يعملون
163. Hum derecâtun indallâh(indallâhi), vallâhu basîrun bi mâ ya’melûn(ya’melûne).
Onlar* derece derecedir Allah’ın indinde/katında; ve Allah görendir onların yaptıklarını.
Ahmed Samira: 163 They are degrees/stages at God, and God (is) seeing/knowing with what they make/do/work.44

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hum onlar هُمْ -
2 deracatun derece derecedir دَرَجَاتٌ درج
3 inde indinde/katında عِنْدَ عند
4 llahi Allah’ın اللَّهِ -
5 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
6 besirun görendir بَصِيرٌ بصر
7 bima بِمَا -
8 yea'melune yaptıklarını onların يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *İnsanlar.

Ayet 164

457|3|164|لَقَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا۟ مِن قَبْلُ لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
457|3|164|لقد من الله علي المومنين اذ بعث فيهم رسولا من انفسهم يتلوا عليهم ايته ويزكيهم ويعلمهم الكتب والحكمه وان كانوا من قبل لفي ضلل مبين
164. Le kad mennallâhu alel mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Ant olsun minnet* etti Allah müminlere27 karşı; gönderdiği zaman içlerine bir resûl kendi nefislerinden201; okur onlara O’nun (Allah'ın) ayetlerini; ve arındırır/saflaştırır onları; ve bilindik471 yapar onlara kitabı** ve hikmeti303; ve eğer olmuş olsalar (da) önceden mutlak apaçık bir dalalet128 içinde.
Ahmed Samira: 164 God had blessed on the believers, when He sent in them a messenger from themselves, he reads/recites on them His verses/evidences and he purifies/corrects them, and he teaches/instructs them The Book ,and the wisdom , and if they were from before in (E) a clear/evident misguidance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 menne minnet etti مَنَّ منن
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ala karşı عَلَى -
5 l-mu'minine müminlere الْمُؤْمِنِينَ امن
6 iz zaman إِذْ -
7 bease gönderdiği بَعَثَ بعث
8 fihim içlerine فِيهِمْ -
9 rasulen bir resûl رَسُولًا رسل
10 min مِنْ -
11 enfusihim kendi nefislerinden أَنْفُسِهِمْ نفس
12 yetlu okur يَتْلُو تلو
13 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
14 ayatihi ayetlerini O’nun ايَاتِهِ ايي
15 ve yuzekkihim ve arındırır/saflaştırır onları وَيُزَكِّيهِمْ زكو
16 ve yuallimuhumu ve bilindik yapar onlara وَيُعَلِّمُهُمُ علم
17 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
18 velhikmete ve hikmeti وَالْحِكْمَةَ حكم
19 vein ve eğer وَإِنْ -
20 kanu olmuş olsalar (da) كَانُوا كون
21 min مِنْ -
22 kablu önceden قَبْلُ قبل
23 lefi mutlak içinde لَفِي -
24 delalin bir dalalet ضَلَالٍ ضلل
25 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Notlar

Not 1: *Yapılana karşı kendini borçlu sayma. Bu borca karşılık gereğini yapma. **Kutsal kitap.

Ayet 165

458|3|165|أَوَلَمَّآ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَٰذَا قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنفُسِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
458|3|165|اولما اصبتكم مصيبه قد اصبتم مثليها قلتم اني هذا قل هو من عند انفسكم ان الله علي كل شي قدير
165. E ve lemmâ asâbetkum musîbetun kad asabtum misleyhâ, kultum ennâ hâzâ, kul huve min indi enfusikum innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ya da ne zaman isabet etti sizlere bir musibet311 (ki) muhakkak isabet ettirdiniz onlara iki mislini870 onun*; dediniz: "Neredendir bu**?"; de ki o** nefisleriniz201 indindendir/yanındandır; doğrusu Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 165 Or when a disaster struck/hit you , you had struck/hit equal to it twice , you said: "From where (is) that (the disaster)?" Say: "It is from at yourselves, that God (is) on every thing capable/able ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evelemma ya da ne zaman أَوَلَمَّا -
2 esabetkum isabet etti sizlere أَصَابَتْكُمْ صوب
3 musibetun bir musibet مُصِيبَةٌ صوب
4 kad muhakkak قَدْ -
5 esabtum isabet ettirdiniz onlara أَصَبْتُمْ صوب
6 misleyha iki mislini onun مِثْلَيْهَا مثل
7 kultum dediniz قُلْتُمْ قول
8 enna neredendir أَنَّىٰ اني
9 haza bu هَٰذَا -
10 kul de ki قُلْ قول
11 huve o هُوَ -
12 min مِنْ -
13 indi indinden/yanındandır عِنْدِ عند
14 enfusikum nefisleriniz أَنْفُسِكُمْ نفس
15 inne doğrusu إِنَّ -
16 llahe Allah اللَّهَ -
17 ala üzerine عَلَىٰ -
18 kulli her كُلِّ كلل
19 şey'in şey شَيْءٍ شيا
20 kadirun Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *Musibetin.**Musibet.

Ayet 166

459|3|166|وَمَآ أَصَٰبَكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
459|3|166|وما اصبكم يوم التقي الجمعان فباذن الله وليعلم المومنين
166. Ve mâ asâbekum yevmel tekal cem’âni fe bi iznillâhi ve li ya’lemel mu’minîn(mu’minîne).
Ve iki toplanmışın* karşılaştığı gün isabet eden** sizlere; öyle ki izniyledir Allah'ın; ve bilindik kılması içindir (Allah'ın) müminleri.
Ahmed Samira: 166 And what struck/hit you (on the) day the two groups/gatherings met , so (it is) with God’s permission, and to know the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve وَمَا -
2 esabekum isabet eden sizlere أَصَابَكُمْ صوب
3 yevme gün يَوْمَ يوم
4 t-teka karşılaştığı الْتَقَى لقي
5 l-cem'aani toplanmış iki الْجَمْعَانِ جمع
6 febiizni öyle ki izniyledir فَبِإِذْنِ اذن
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 veliyea'leme ve bilindik kılması içindir وَلِيَعْلَمَ علم
9 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Bir araya gelmiş iki grup, ordu.**Musibet.

Ayet 167

460|3|167|وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ قَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدْفَعُوا۟ قَالُوا۟ لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَٰنِ يَقُولُونَ بِأَفْوَٰهِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ
460|3|167|وليعلم الذين نافقوا وقيل لهم تعالوا قتلوا في سبيل الله او ادفعوا قالوا لو نعلم قتالا لاتبعنكم هم للكفر يوميذ اقرب منهم للايمن يقولون بافوههم ما ليس في قلوبهم والله اعلم بما يكتمون
167. Ve li ya’lemellezîne nâfekû, ve kîle lehum teâlev kâtilû fî sebîlillâhi evidfeû kâlû lev na’lemu kıtâlen letteba’nâkum, hum lil kufri yevmeizin akrabu minhum lil îmân(îmâni), yekûlûne bi efvâhihim mâ leyse fî kulûbihim, vallâhu a’lemu bi mâ yektumûn(yektumûne).
Ve bilindik kılması içindir kimseleri (ki) münafıklık26 ettiler; ve denildi onlara: "Gelin; katledin35 Allah yolunda331 ya da defedin/savın*"; dediler: "Eğer bilseydik bir katletmeyi35; mutlak tabi olurduk sizlere"; onlar o gün küfre422 daha yakındılar; onlarda (olan) imandan47; kalplerinde olmayanı ağızlarıyla diyorlardı; ve Allah daha iyi bilendir gizlediklerini.
Ahmed Samira: 167 And to know those who exercised hypocrisy, and was said to them: "Come, fight in God’s sake or pay/push/repel." They said: "If we know a fight we would have followed you." They are to the disbelief that day nearer/closer, from them to the belief. They say with their mouths what is not in their hearts/minds ,and God (is) more knowing with what they hide/conceal .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veliyea'leme ve bilindik kılması içindir وَلِيَعْلَمَ علم
2 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
3 nafeku münafıklık ettiler نَافَقُوا نفق
4 ve kile ve denildi وَقِيلَ قول
5 lehum onlara لَهُمْ -
6 teaalev gelin تَعَالَوْا علو
7 katilu katledin قَاتِلُوا قتل
8 fi فِي -
9 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
10 llahi Allah اللَّهِ -
11 evi ya da أَوِ -
12 dfeu defedin/savın ادْفَعُوا دفع
13 kalu dediler قَالُوا قول
14 lev eğer لَوْ -
15 nea'lemu bilseydik نَعْلَمُ علم
16 kitalen bir katletmeyi قِتَالًا قتل
17 lattebea'nakum mutlak tabi olurduk sizlere لَاتَّبَعْنَاكُمْ تبع
18 hum onlar هُمْ -
19 lilkufri küfre لِلْكُفْرِ كفر
20 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
21 ekrabu daha yakındılar أَقْرَبُ قرب
22 minhum onlardan مِنْهُمْ -
23 lilimani imana لِلْإِيمَانِ امن
24 yekulune derler يَقُولُونَ قول
25 biefvahihim ağızlarıyla بِأَفْوَاهِهِمْ فوه
26 ma مَا -
27 leyse olmayanı لَيْسَ ليس
28 fi فِي -
29 kulubihim kalplerinde قُلُوبِهِمْ قلب
30 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
31 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
32 bima şeyi بِمَا -
33 yektumune sakladıklarını يَكْتُمُونَ كتم

Notlar

Not 1: *Savunmada görev alın.

Ayet 168

461|3|168|ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ وَقَعَدُوا۟ لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا۟ قُلْ فَٱدْرَءُوا۟ عَنْ أَنفُسِكُمُ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
461|3|168|الذين قالوا لاخونهم وقعدوا لو اطاعونا ما قتلوا قل فادروا عن انفسكم الموت ان كنتم صدقين
168. Ellezîne kâlû li ihvânihim ve kaadû lev atâûnâ mâ kutil(kutilû), kul fedreû an enfusikumul mevte in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
Kimseler (ki) dediler kardeşleri için ve oturmuşlar (-ken) onlar: "Eğer itaat etselerdi bizlere katledilmiş35 olmazlardı"; de ki: "Öyleyse defedin/savın kendi nefsinizden201 ölümü; eğer olduysanız sâdıklar182."
Ahmed Samira: 168 Those who said to their brothers and they sat/remained behind : "If they obeyed us, they would not (have) been killed." Say: "So push/drive away (prevent) from yourselves the death if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 kalu dediler قَالُوا قول
3 liihvanihim kardeşleri için لِإِخْوَانِهِمْ اخو
4 vekaadu ve oturdular وَقَعَدُوا قعد
5 lev eğer لَوْ -
6 etauna itaat etselerdi bizlere أَطَاعُونَا طوع
7 ma değillerdi مَا -
8 kutilu katledildiler قُتِلُوا قتل
9 kul de ki قُلْ قول
10 fedra'u öyleyse defedin/savın فَادْرَءُوا درا
11 an عَنْ -
12 enfusikumu kendi nefsinizden أَنْفُسِكُمُ نفس
13 l-mevte ölümü الْمَوْتَ موت
14 in eğer إِنْ -
15 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
16 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Ayet 169

462|3|169|وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتًۢا بَلْ أَحْيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ
462|3|169|ولا تحسبن الذين قتلوا في سبيل الله اموتا بل احيا عند ربهم يرزقون
169. Ve lâ tahsebennellezîne kutilû fî sebîlillâhi emvâtâ(emvâten), bel ahyâun inde rabbihim yurzekûn(yurzekûne).
Ve sanma kimseleri ölüler (ki) katledildiler Allah yolunda336; evet! Diridirler; Rableri4 indinde/katında rızıklandırılırlar472.
Ahmed Samira: 169 And do not think/suppose those who (were) killed in God’s sake (are) deads, but (they are) alive at their Lord, being provided for.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tehsebenne sanma تَحْسَبَنَّ حسب
3 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
4 kutilu katledildiler قُتِلُوا قتل
5 fi فِي -
6 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
7 llahi Allah اللَّهِ -
8 emvaten ölüler أَمْوَاتًا موت
9 bel Evet! بَلْ -
10 ehya'un diridirler أَحْيَاءٌ حيي
11 inde indinde/katında عِنْدَ عند
12 rabbihim Rableri رَبِّهِمْ ربب
13 yurzekune rızıklandırılırlar يُرْزَقُونَ رزق

Ayet 170

463|3|170|فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا۟ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
463|3|170|فرحين بما اتيهم الله من فضله ويستبشرون بالذين لم يلحقوا بهم من خلفهم الا خوف عليهم ولا هم يحزنون
170. Ferihîne bi mâ âtâhumullâhu min fadlıhî, ve yestebşirûne billezîne lem yelhakû bihim min halfihim, ellâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Ferahlayanlardır Allah'ın onlara fazlından202 verdiğine; ve müjdelerler473 kendilerine asla ulaşmamış arkalarından kimseleri ki yoktur bir korku onlara (diye); ve onlar hüzünlenmezler (diye).
Ahmed Samira: 170 And happy/rejoiced with what God gave them from His grace/favour , and they (will) be announced good news to/be cheerful with those who did not catch-up/join/reach with them from behind them, is (it) not (that) fear on them (no fear for them), and nor they be sad/grieving?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ferihine ferahlamışlar فَرِحِينَ فرح
2 bima بِمَا -
3 atahumu verdiğine onlara اتَاهُمُ اتي
4 llahu Allah'ın اللَّهُ -
5 min مِنْ -
6 fedlihi fazlından فَضْلِهِ فضل
7 ve yestebşirune ve müjdelerler وَيَسْتَبْشِرُونَ بشر
8 biellezine kimselere بِالَّذِينَ -
9 lem asla لَمْ -
10 yelhaku ulaşmamış يَلْحَقُوا لحق
11 bihim kendilerine بِهِمْ -
12 min مِنْ -
13 halfihim arkalarından خَلْفِهِمْ خلف
14 ella ki yoktur أَلَّا -
15 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
16 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
17 ve la ve وَلَا -
18 hum onlar هُمْ -
19 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Ayet 171

464|3|171|يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
464|3|171|يستبشرون بنعمه من الله وفضل وان الله لا يضيع اجر المومنين
171. Yestebşirûne bi ni’metin minallâhi ve fadlin, ve ennallâhe lâ yudîu ecrel mu’minîn(mu’minîne).
Müjdelerler473 Allah’tan bir nimeti ve fazlı202; ve ki Allah zayi* etmez müminlerin27 ecrini (diye).
Ahmed Samira: 171 They be announced good new to with a blessing/goodness from God, and grace/favour, and that God does not waste the believers’ reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yestebşirune müjdelerler يَسْتَبْشِرُونَ بشر
2 binia'metin bir nimeti بِنِعْمَةٍ نعم
3 mine مِنَ -
4 llahi Allah’tan اللَّهِ -
5 ve fedlin ve fazlı وَفَضْلٍ فضل
6 ve enne ve ki وَأَنَّ -
7 llahe Allah'ın اللَّهَ -
8 la لَا -
9 yudiu zayi etmez يُضِيعُ ضيع
10 ecra ecrini أَجْرَ اجر
11 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Yitirmek, kaybetmek.

Ayet 172

465|3|172|ٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ مِنْهُمْ وَٱتَّقَوْا۟ أَجْرٌ عَظِيمٌ
465|3|172|الذين استجابوا لله والرسول من بعد ما اصابهم القرح للذين احسنوا منهم واتقوا اجر عظيم
172. Ellezinestecâbû lillâhi ver resûli min ba’di mâ asâbehumul karh(karhu), lillezîne ahsenû minhum vettekav ecrun azîm(azîmun).
Kimseler (ki) cevap verdiler Allah’a ve resûle418; onlara isabet eden yara* sonrasında; onlardan kimseleredir büyük bir ecir820 (ki) güzelleştirdiler** ve takvalı21 oldular.
Ahmed Samira: 172 Those who answered/replied to God and the messenger from after what the wound/ulcer (harm) struck them, for those who did good from them, and feared and obeyed, a great reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 stecabu cevap verdiler اسْتَجَابُوا جوب
3 lillahi Allah’a لِلَّهِ -
4 ve rrasuli ve resûle وَالرَّسُولِ رسل
5 min مِنْ -
6 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
7 ma مَا -
8 esabehumu isabet eden أَصَابَهُمُ صوب
9 l-karhu bir yara الْقَرْحُ قرح
10 lillezine kimseler içindir لِلَّذِينَ -
11 ehsenu güzel yaptılar أَحْسَنُوا حسن
12 minhum onlardan مِنْهُمْ -
13 vettekav ve takvalı oldular وَاتَّقَوْا وقي
14 ecrun bir ecir أَجْرٌ اجر
15 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Bere, incinme, yaralanma.**Güzel yaptılar.

Ayet 173

466|3|173|ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدْ جَمَعُوا۟ لَكُمْ فَٱخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَٰنًا وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ
466|3|173|الذين قال لهم الناس ان الناس قد جمعوا لكم فاخشوهم فزادهم ايمنا وقالوا حسبنا الله ونعم الوكيل
173. Ellezîne kâle lehumun nâsu innen nâse kad cemeû lekum fahşevhum fe zâdehum îmânâ(îmânen), ve kâlû hasbunâllâhu ve ni’mel vekîl(vekîlu).
Kimselere (ki) dedi onlara insanlar: "Doğrusu insanlar muhakkak ki bir araya geldiler sizlere (karşı); öyleyse haşyet duyun onlara"; öyle ki artırdı (dedikleri) onlara* imanı; ve dediler**: "Yeterlidir Allah bizlere; ve ne muhteşem Vekil’dir."
Ahmed Samira: 173 Those who the people said to them: "That the people had gathered for you, so fear them ." So (it) increased them faith/belief and they said: "Enough for us God, and blessed/praised (is) the fulfiller/guardian."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselere الَّذِينَ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 lehumu onlara لَهُمُ -
4 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 n-nase insanlar النَّاسَ نوس
7 kad muhakkak ki قَدْ -
8 cemeu bir araya geldiler جَمَعُوا جمع
9 lekum sizlere (karşı) لَكُمْ -
10 fehşevhum öyle ki haşyet duyun onlara فَاخْشَوْهُمْ خشي
11 fezadehum öyle ki artırdı onlara فَزَادَهُمْ زيد
12 imanen imanı إِيمَانًا امن
13 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
14 hasbuna yeter bizlere حَسْبُنَا حسب
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ve nia'me ve ne muhteşem وَنِعْمَ نعم
17 l-vekilu Vekil’dir الْوَكِيلُ وكل

Notlar

Not 1: *Müminlere.**Müminler.

Ayet 174

467|3|174|فَٱنقَلَبُوا۟ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ لَّمْ يَمْسَسْهُمْ سُوٓءٌ وَٱتَّبَعُوا۟ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ
467|3|174|فانقلبوا بنعمه من الله وفضل لم يمسسهم سو واتبعوا رضون الله والله ذو فضل عظيم
174. Fenkalebû bi ni’metin minallâhi ve fadlin lem yemseshum sûun, vettebeû rıdvânallâh(rıdvânallâhi), vallâhu zû fadlin azîm(azîmin).
Öyle ki geri döndüler bir nimetle Allah’tan ve bir fazl202 ile; asla temas etmiyordu onlara bir kötülük; ve tabi oldular Allah'ın rızasına; ve Allah Zûl Fadlîl Azîm'dir286.
Ahmed Samira: 174 So they turned/returned with a blessing/goodness from God and a grace/favour, (and) bad/evil did not touch them, and they followed God’s acceptance/approval , and God (is owner) of great grace/favour.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fenkalebu öyle ki geri döndüler فَانْقَلَبُوا قلب
2 binia'metin bir nimetle بِنِعْمَةٍ نعم
3 mine مِنَ -
4 llahi Allah’tan اللَّهِ -
5 ve fedlin ve fazl ile وَفَضْلٍ فضل
6 lem asla لَمْ -
7 yemseshum temas etmez onlara يَمْسَسْهُمْ مسس
8 su'un bir kötülük سُوءٌ سوا
9 vettebeu ve tabi oldular وَاتَّبَعُوا تبع
10 ridvane rızasına رِضْوَانَ رضو
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 zu zu ذُو -
14 fedlin Fadlil فَضْلٍ فضل
15 azimin Azim عَظِيمٍ عظم

Ayet 175

468|3|175|إِنَّمَا ذَٰلِكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ يُخَوِّفُ أَوْلِيَآءَهُۥ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
468|3|175|انما ذلكم الشيطن يخوف اولياه فلا تخافوهم وخافون ان كنتم مومنين
175. İnnemâ zâlikumuş şeytânu yuhavvifu evliyâ’eh(evliyâ’ehu), fe lâ tehâfûhum ve hâfûni in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Doğrusu işte bundadır (ki) şeytân29 korku/çekince verir475 kendi evliyasına212; öyle ki korku/çekince duymayın onlara; ve korku/çekince duyun474 bana eğer olduysanız müminler27.
Ahmed Samira: 175 But that (is) the devil , he frightens his patrons/supporters , so do not fear them, and fear Me, if you were believers.

Ayet 176

469|3|176|وَلَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِى ٱلْءَاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
469|3|176|ولا يحزنك الذين يسرعون في الكفر انهم لن يضروا الله شيا يريد الله الا يجعل لهم حظا في الاخره ولهم عذاب عظيم
176. Ve lâ yahzunkellezîne yusâriûne fîl kufr(kufri), innehum len yadurrûllâhe şey’â(şey’an), yurîdullâhu ellâ yec’ale lehum hazzan fîl âhireh(âhireti), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Ve hüzünlendirmesin seni kimseler (ki) acele ederler küfürde422; doğrusu onlar asla zarar vermezler Allah'a bir şey; yapmamak ister Allah onlara ahirette bir pay; ve onlaradır büyük bir azap.
Ahmed Samira: 176 And do not be saddened/grievous (by) those who quicken/speed in the disbelief, that they will never/not harm God a thing, God wants that (He) not make/create for them luck/fortune (a share) in the end (other life), and for them (is) a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 yehzunke ve hüzünlendirmesin seni يَحْزُنْكَ حزن
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 yusariune acele ederler يُسَارِعُونَ سرع
5 fi فِي -
6 l-kufri küfürde الْكُفْرِ كفر
7 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
8 len asla لَنْ -
9 yedurru zarar vermezler يَضُرُّوا ضرر
10 llahe Allah'a اللَّهَ -
11 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
12 yuridu ister يُرِيدُ رود
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 ella ki أَلَّا -
15 yec'ale yapmaz يَجْعَلَ جعل
16 lehum onlara لَهُمْ -
17 hazzen bir pay حَظًّا حظظ
18 fi فِي -
19 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
20 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
21 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
22 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Ayet 177

470|3|177|إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
470|3|177|ان الذين اشتروا الكفر بالايمن لن يضروا الله شيا ولهم عذاب اليم
177. İnnellezîneşteravul kufra bil îmâni len yedurrûllâhe şey’â(şey’en), ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Doğrusu kimseler (ki) satın aldılar küfrü422 imanla47; asla zarar vermezler Allah'a bir şey; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 177 That those who bought the disbelief with the faith/belief, they will never/not harm God a thing, and for them (is) a painful torture.45

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 şteravu satın aldılar اشْتَرَوُا شري
4 l-kufra küfrü الْكُفْرَ كفر
5 bil-imani imanla بِالْإِيمَانِ امن
6 len asla لَنْ -
7 yedurru zarar vermezler يَضُرُّوا ضرر
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
10 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
11 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
12 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Ayet 178

471|3|178|وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ خَيْرٌ لِّأَنفُسِهِمْ إِنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِثْمًا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
471|3|178|ولا يحسبن الذين كفروا انما نملي لهم خير لانفسهم انما نملي لهم ليزدادوا اثما ولهم عذاب مهين
178. Ve lâ yahsebennellezîne keferû ennemâ numlî lehum hayrun li enfusihim, innemâ numlî lehum li yezdâdû ismâ(ismen), ve lehum azâbun muhîn(muhînun).
Sanmasın kâfirlik25 etmiş kimseler ki verdiğimiz uzunca bir süre onlara bir hayırdır nefisleri201 için; doğrusu verdiğimiz uzunca bir süre onlara ziyade etmesi/artırması içindir günahı; ve onlaradır alçaltıcı bir azap.
Ahmed Samira: 178 And (let not) those who disbelieved think/suppose (E) that We extend in time/life/enjoyment/delay goodness for themselves, but We extend in time/life/enjoyment/delay for them to increase (them in) sin/crime, and for them (is) a despised torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 yehsebenne sanmasın يَحْسَبَنَّ حسب
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
5 ennema ki أَنَّمَا -
6 numli verdiğimiz uzunca bir süre نُمْلِي ملو
7 lehum onlara لَهُمْ -
8 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
9 lienfusihim nefisleri için لِأَنْفُسِهِمْ نفس
10 innema doğrusu إِنَّمَا -
11 numli uzunca bir süre verdiğimiz نُمْلِي ملو
12 lehum onlara لَهُمْ -
13 liyezdadu ziyade etmesi içindir لِيَزْدَادُوا زيد
14 ismen günahı إِثْمًا اثم
15 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
16 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
17 muhinun alçaltıcı مُهِينٌ هون

Ayet 179

472|3|179|مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى ٱلْغَيْبِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجْتَبِى مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَإِن تُؤْمِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ
472|3|179|ما كان الله ليذر المومنين علي ما انتم عليه حتي يميز الخبيث من الطيب وما كان الله ليطلعكم علي الغيب ولكن الله يجتبي من رسله من يشا فامنوا بالله ورسله وان تومنوا وتتقوا فلكم اجر عظيم
179. Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alel gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulih(rusulihî), ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun).”
Olmuş değildir Allah bırakmak için müminleri27 sizlerin üzerinde (olduğunuza) karşı; ta ki ayırır kötüyü iyiden; ve olmuş değildir Allah (ki) görünür eder sizlere gaybı; velakin/fakat Allah seçer resûllerinden418 dilediği kimseyi; öyle ki iman47 edin Allah'a ve resûllerine418 O'nun; ve eğer iman47 ederseniz ve takvalı21 olursanız, öyle ki sizleredir büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 179 God was not to leave the believers on what you are on it until He distinguishes/separates the bad/malicious from the good , and God was not to show/inform you on the unseen , and but God chooses/purifies from His messengers, whom He wants/wills, so believe with God and His messengers, and if you believe and fear and obey, so for you (is) a great reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 liyezera bırakmak için لِيَذَرَ وذر
5 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 ma (olduğunuza) مَا -
8 entum sizlerin أَنْتُمْ -
9 aleyhi üzerinde عَلَيْهِ -
10 hatta ta ki حَتَّىٰ -
11 yemize ayırır يَمِيزَ ميز
12 l-habise kötüyü الْخَبِيثَ خبث
13 mine مِنَ -
14 t-tayyibi iyiyiden الطَّيِّبِ طيب
15 ve ma ve değildir وَمَا -
16 kane olmuş كَانَ كون
17 llahu Allah اللَّهُ -
18 liyutliakum sizi görünür eder sizlere لِيُطْلِعَكُمْ طلع
19 ala üzerine عَلَى -
20 l-gaybi gayb الْغَيْبِ غيب
21 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
22 llahe Allah اللَّهَ -
23 yectebi seçer يَجْتَبِي جبي
24 min مِنْ -
25 rusulihi resûllerinden رُسُلِهِ رسل
26 men kimseyi مَنْ -
27 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
28 fe aminu öyle ki iman edin فَامِنُوا امن
29 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
30 ve rusulihi ve resûllerine onun وَرُسُلِهِ رسل
31 ve in ve eğer وَإِنْ -
32 tu'minu inanırsanız تُؤْمِنُوا امن
33 ve tetteku ve takvalı olursanız وَتَتَّقُوا وقي
34 felekum öyle ki sizleredir فَلَكُمْ -
35 ecrun bir emir/karşılık أَجْرٌ اجر
36 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Ayet 180

473|3|180|وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ هُوَ خَيْرًا لَّهُم بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا۟ بِهِۦ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
473|3|180|ولا يحسبن الذين يبخلون بما اتيهم الله من فضله هو خيرا لهم بل هو شر لهم سيطوقون ما بخلوا به يوم القيمه ولله ميرث السموت والارض والله بما تعملون خبير
180. Ve lâ yahsebennellezîne yebhalûne bi mâ âtâhumullâhu min fadlıhî huve hayran lehum, bel huve şerrun lehum se yutavvekûne mâ bahilû bihî yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), ve lillâhi mîrâsus semâvâti vel ard(ardı), vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
Ve sanmasın kimseler (ki) cimrilik ederler Allah’ın onlara verdiğine kendi fazlından202 (ki) o hayırdır onlara; evet! o (cimrilik ettikleri) şerdir onlara; kıyamet günü148 takılacak boyunlarına onların kendisiyle cimrilik ettikleri; ve Allah’adır göklerin162 ve yerin mirası; ve Allah yaptıklarınıza haberdardır.
Ahmed Samira: 180 And let not those who are stingy/miserly with what God gave them from His grace/blessing think/suppose it is good/better for them, but it is bad/evil for them, they will be encircled/surrounded (with) what they were stingy/miser with it (on) the Resurrection Day, and to God (are) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s inheritance , and God (is) with what you make/do, expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 yehsebenne sanmasın يَحْسَبَنَّ حسب
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 yebhalune cimrilik ederler يَبْخَلُونَ بخل
5 bima بِمَا -
6 atahumu verdiğine onlara اتَاهُمُ اتي
7 llahu Allah’ın اللَّهُ -
8 min مِنْ -
9 fedlihi kendi fazlından فَضْلِهِ فضل
10 huve o هُوَ -
11 hayran hayırdır خَيْرًا خير
12 lehum onlara لَهُمْ -
13 bel Evet! بَلْ -
14 huve o هُوَ -
15 şerrun şerdir شَرٌّ شرر
16 lehum onlara لَهُمْ -
17 seyutavvekune takılacak boyunlarına onların سَيُطَوَّقُونَ طوق
18 ma مَا -
19 behilu cimrilik ettikleri بَخِلُوا بخل
20 bihi onunla بِهِ -
21 yevme günü يَوْمَ يوم
22 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
23 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
24 mirasu mirası مِيرَاثُ ورث
25 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
26 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
27 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
28 bima بِمَا -
29 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل
30 habirun haberdardır خَبِيرٌ خبر

Ayet 181

474|3|181|لَّقَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَآءُ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا۟ وَقَتْلَهُمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ
474|3|181|لقد سمع الله قول الذين قالوا ان الله فقير ونحن اغنيا سنكتب ما قالوا وقتلهم الانبيا بغير حق ونقول ذوقوا عذاب الحريق
181. Lekad semiallâhu kavlellezîne kâlû innallâhe fakîrun ve nahnu agniyâu se nektubu mâ kâlû ve katlehumul enbiyâe bi gayri hakkın, ve nekûlu zûkû azâbel harîk(harîki).
Ant olsun işitti Allah kimselerin sözünü (ki) dediler: 'Doğrusu Allah fakirdir; ve bizler ganileriz/zenginleriz'; yazacağız dediklerini ve katletmelerini nebileri olmaksızın bir hak; ve deriz: 'Tadın harlı yanan azabı.'
Ahmed Samira: 181 God had heard (the) saying (of) those who said: "That God (is) poor, and we (are) rich." We will write what they said, and their killing (of) the prophets without right , and We say: "Taste/experience the burning’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 semia işitti سَمِعَ سمع
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 kavle sözünü قَوْلَ قول
5 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
6 kalu dediler قَالُوا قول
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 fekirun fakirdir فَقِيرٌ فقر
10 venehnu ve bizler وَنَحْنُ -
11 egniya'u ganileriz/zenginleriz أَغْنِيَاءُ غني
12 senektubu yazacağız سَنَكْتُبُ كتب
13 ma مَا -
14 kalu dediklerini قَالُوا قول
15 ve katlehumu ve katletmesini onların وَقَتْلَهُمُ قتل
16 l-enbiya'e nebileri الْأَنْبِيَاءَ نبا
17 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
18 hakkin bir hak حَقٍّ حقق
19 ve nekulu ve deriz وَنَقُولُ قول
20 zuku tadın ذُوقُوا ذوق
21 azabe azabını عَذَابَ عذب
22 l-hariki harlı yanma الْحَرِيقِ حرق

Ayet 182

475|3|182|ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ
475|3|182|ذلك بما قدمت ايديكم وان الله ليس بظلام للعبيد
182. Zâlike bimâ kaddemet eydîkum ve ennallâhe leyse bi zallâmin lil abîd(abîdi).
İşte bu; kademe/kıdem kazandığıdır ellerinizin; ve ki Allah zalim257 olmaz kullarına46.
Ahmed Samira: 182 That (is) because (of) what your hands advanced/presented and that God is not with an unjust/oppressor to the worshippers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 bima بِمَا -
3 kaddemet kademe/kıdem aldığınız/ قَدَّمَتْ قدم
4 eydikum ellerinizin أَيْدِيكُمْ يدي
5 ve enne ve ki وَأَنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 leyse olmaz لَيْسَ ليس
8 bizellamin zalim بِظَلَّامٍ ظلم
9 lil'abidi kullarına لِلْعَبِيدِ عبد

Ayet 183

476|3|183|ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيْنَآ أَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ ٱلنَّارُ قُلْ قَدْ جَآءَكُمْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِى بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلَّذِى قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
476|3|183|الذين قالوا ان الله عهد الينا الا نومن لرسول حتي ياتينا بقربان تاكله النار قل قد جاكم رسل من قبلي بالبينت وبالذي قلتم فلم قتلتموهم ان كنتم صدقين
183. Ellezîne kâlû innallâhe ahide ileynâ ellâ nu’mine li resûlin hattâ ye’tiyenâ bi kurbânin te’kuluhun nâr(nâru), kul kad câekum rusulun min kablî bil beyyinâti ve billezî kultum fe lime kateltumûhum in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
Kimseler (ki) dediler: 'Doğrusu Allah ahdetti* bizlere ki iman47 etmeyiz bir resûle418; ta ki gelir bizlere bir kurbanla476 (ki) yer onu (kurbanı) ateş'; de ki: 'Muhakkak geldi sizlere resûller418 benden önce; beyanatlarla352 ve dediğinizle**; öyleyse niçin katlettiniz35 onları eğer olduysanız sâdıklar182.'
Ahmed Samira: 183 Those who said: "That God promised/recommended to us that We not believe to a messenger until he comes/brings to us with an approachment to God (offering that) the fire eats it." Say: "Messengers had come to you from before me with the evidences , and with what you said, so why (have) you killed them, if you were truthful?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 kalu dediler قَالُوا قول
3 inne doğrusu إِنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 ahide ahdetti عَهِدَ عهد
6 ileyna bizlere إِلَيْنَا -
7 ella ki أَلَّا -
8 nu'mine iman etmeyiz نُؤْمِنَ امن
9 lirasulin bir resûle لِرَسُولٍ رسل
10 hatta ta ki حَتَّىٰ -
11 ye'tiyena gelir bizlere يَأْتِيَنَا اتي
12 bikurbanin bir kurbanla بِقُرْبَانٍ قرب
13 te'kuluhu yer onu تَأْكُلُهُ اكل
14 n-naru ateş النَّارُ نور
15 kul de ki قُلْ قول
16 kad muhakkak قَدْ -
17 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
18 rusulun resûller رُسُلٌ رسل
19 min مِنْ -
20 kabli benden önce قَبْلِي قبل
21 bil-beyyinati beyanatlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
22 ve bil-lezi ve وَبِالَّذِي -
23 kultum dediğinizle قُلْتُمْ قول
24 felime öyleyse niçin فَلِمَ -
25 kateltumuhum katlettiniz onları قَتَلْتُمُوهُمْ قتل
26 in eğer إِنْ -
27 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
28 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Söz vermek, antlaşma yapmak.**Sunulan kurbanın yağının yakılarak tüketildiği/yenildiği bir durumun daha önceden gerçekleşmiş olduğunu anlarız.

Ayet 184

477|3|184|فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَآءُو بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ
477|3|184|فان كذبوك فقد كذب رسل من قبلك جاو بالبينت والزبر والكتب المنير
184. Fe in kezzebûke fe kad kuzzibe rusulun min kablike câu bil beyyinâti vez zuburi vel kitâbil munîr(munîri).
Öyle ki eğer yalanladılarsa seni; öyle ki muhakkak yalanlandı resûller418 senden önce (ki) geldiler beyanatlarla352; ve zeburla477; ve nurlu* kitapla**.
Ahmed Samira: 184 So if they denied you , so messengers from before you had been denied (rejected), they came with the evidences, and The Books, and The Book , the luminous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 kezzebuke yalanladılarsa seni كَذَّبُوكَ كذب
3 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
4 kuzzibe yalanlandı كُذِّبَ كذب
5 rusulun resuller رُسُلٌ رسل
6 min مِنْ -
7 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
8 ca'u geldiler جَاءُوا جيا
9 bil-beyyinati beyanatlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
10 ve zzuburi ve zeburla وَالزُّبُرِ زبر
11 velkitabi ve kitabı وَالْكِتَابِ كتب
12 l-muniri nurlu الْمُنِيرِ نور

Notlar

Not 1: *Aydınlık veren.**Kutsal kitaplar.

Ayet 185

478|3|185|كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ ٱلنَّارِ وَأُدْخِلَ ٱلْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ
478|3|185|كل نفس ذايقه الموت وانما توفون اجوركم يوم القيمه فمن زحزح عن النار وادخل الجنه فقد فاز وما الحيوه الدنيا الا متع الغرور
185. Kullu nefsin zâikatul mevt(mevti), ve innemâ tuveffevne ucûrekum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), fe men zuhziha anin nâri ve udhılel cennete fe kad fâz(fâze), ve mâl hâyâtud dunyâ illâ metâul gurûr(gurûri).
Her bir nefis201 tadıcıdır ölümü; ve ancak ki tamamlanır ecirleriniz820 kıyamet günü148; öyle ki kim itilip uzaklaştırıldı ateşten; ve sokuldu cennete; öyle ki muhakkak başardı (o); ve değildir dünya hayatı aldatan/illüzyon* (bir) meta54 dışında.
Ahmed Samira: 185 Every self (is) tasting/experiencing the death, and but you are being fulfilled/completed your rewards (on) the Resurrection Day, so who was removed from the fire, and made to enter the Paradise, so he had won/succeeded/triumphed, and the present world/worldly life is not except the deceit’s/temptation’s enjoyment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kullu her كُلُّ كلل
2 nefsin bir nefis نَفْسٍ نفس
3 zaikatu tadıcıdır ذَائِقَةُ ذوق
4 l-mevti ölümü الْمَوْتِ موت
5 ve innema ve ancak وَإِنَّمَا -
6 tuveffevne tamamlanır تُوَفَّوْنَ وفي
7 ucurakum ecirleriniz أُجُورَكُمْ اجر
8 yevme günü يَوْمَ يوم
9 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
10 femen öyle ki kim فَمَنْ -
11 zuhziha itilip uzaklaştırıldı زُحْزِحَ زحزح
12 ani عَنِ -
13 n-nari ateşten النَّارِ نور
14 ve udhile ve sokuldu وَأُدْخِلَ دخل
15 l-cennete cennete الْجَنَّةَ جنن
16 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
17 faze başardı فَازَ فوز
18 ve ma ve değildir وَمَا -
19 l-hayatu hayatı الْحَيَاةُ حيي
20 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
21 illa dışında إِلَّا -
22 metau meta مَتَاعُ متع
23 l-gururi aldatan/ilüzyon الْغُرُورِ غرر

Notlar

Not 1: *Holografik evren prensibi kapsamında evrenimiz Levh-i Mahfuz'dan yani evrenimizi bir üst boyuttan saran 2D zardan/membrandan gelen bilginin ışık hızında çalışan bir 3D yazıcı gibi canlanmasıyla gerçek hale gelir. Anlarız ki dünya hayatı, içinde yaşadığımız evren bir illüzyondur.

Ayet 186

479|3|186|لَتُبْلَوُنَّ فِىٓ أَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ أَذًى كَثِيرًا وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
479|3|186|لتبلون في امولكم وانفسكم ولتسمعن من الذين اوتوا الكتب من قبلكم ومن الذين اشركوا اذي كثيرا وان تصبروا وتتقوا فان ذلك من عزم الامور
186. Le tublevunne fî emvâlikum ve enfusikum ve le tesmeunne minellezîne ûtûl kitâbe min kablikum ve minellezîne eşrakû ezen kesîrâ(kesîran), ve in tasbirû ve tettekû fe inne zâlike min azmil umûr(umûri).
Mutlak belalandırılırsınız256 mallarınızda ve nefislerinizde201; mutlak işitirsiniz çokça bir eziyet/inciten kimselerden (ki) verildiler kitap135 sizlerden önce ve kimselerden (ki) şirk koşarlar71; ve eğer sabrederseniz51; ve takvalı21 olursanız öyle ki doğrusu işte budur azmi gerektiren emirler/işler.
Ahmed Samira: 186 You shall be tested (E) in your properties and yourselves, and you will hear (E) from those who were given The Book from before you, and from those who shared/made partners (with God) much mild harm, and if you be patient, and you fear and obey, so then that (is) from the matters’/affairs’ decisiveness/determination.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 letublevunne mutlak belalandırılırsınız لَتُبْلَوُنَّ بلو
2 fi فِي -
3 emvalikum mallarınızda أَمْوَالِكُمْ مول
4 ve enfusikum ve nefislerinizde وَأَنْفُسِكُمْ نفس
5 veletesmeunne mutlak işitirisiniz وَلَتَسْمَعُنَّ سمع
6 mine مِنَ -
7 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
8 utu verildiler أُوتُوا اتي
9 l-kitabe Kitap الْكِتَابَ كتب
10 min مِنْ -
11 kablikum sizden önce قَبْلِكُمْ قبل
12 ve mine ve وَمِنَ -
13 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
14 eşraku şirk koş أَشْرَكُوا شرك
15 ezen eziyet/inciten أَذًى اذي
16 kesiran çokça كَثِيرًا كثر
17 ve in ve eğer وَإِنْ -
18 tesbiru sabrederseniz تَصْبِرُوا صبر
19 ve tetteku ve takvalı olursanız وَتَتَّقُوا وقي
20 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
21 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
22 min مِنْ -
23 azmi azmi gerektiren عَزْمِ عزم
24 l-umuri işlerdir الْأُمُورِ امر

Ayet 187

480|3|187|وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَتُبَيِّنُنَّهُۥ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُۥ فَنَبَذُوهُ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ وَٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ
480|3|187|واذ اخذ الله ميثق الذين اوتوا الكتب لتبيننه للناس ولا تكتمونه فنبذوه ورا ظهورهم واشتروا به ثمنا قليلا فبيس ما يشترون
187. Ve iz ehazallâhu mîsâkallezîne ûtûl kitâbe le tubeyyinunnehu lin nâsi ve lâ tektumûneh(tektumûnehu), fe nebezûhu verâe zuhûrihim veşterav bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe bi’se mâ yeşterûn(yeşterûne).
Ve aldığı zaman Allah kitap verilmiş kimselerin mîsâkını281; "mutlak beyan edersiniz onu insanlara ve gizlemezsiniz onu" (diye) öyle ki attılar onu sırtlarının ardına; ve sattılar onu az bir fiyata; öyle ki ne perişandır satın aldıkları.
Ahmed Samira: 187 And when God took/received those who were given The Book’s promise/covenant, to clarify/show/explain it (E) to the people, and do not hide/conceal it, so they discarded/rejected it behind/beyond their backs and bought/volunteered with it a small price, so how bad (is) what they buy/volunteer?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 ehaze aldığı أَخَذَ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 misaka misakını مِيثَاقَ وثق
5 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
6 utu verildiler أُوتُوا اتي
7 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
8 letubeyyinunnehu mutlak beyan edersiniz onu لَتُبَيِّنُنَّهُ بين
9 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
10 ve la ve وَلَا -
11 tektumunehu gizlemezsiniz onu تَكْتُمُونَهُ كتم
12 fenebezuhu öyle ki attılar onu فَنَبَذُوهُ نبذ
13 vera'e ardına وَرَاءَ وري
14 zuhurihim sırtlarının ظُهُورِهِمْ ظهر
15 veşterav ve sattılar وَاشْتَرَوْا شري
16 bihi onu بِهِ -
17 semenen bir bedele ثَمَنًا ثمن
18 kalilen az bir قَلِيلًا قلل
19 fe bi'se öyleki ne perişandır فَبِئْسَ باس
20 ma مَا -
21 yeşterune satın aldıkları يَشْتَرُونَ شري

Ayet 188

481|3|188|لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا۟ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا۟ بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا۟ فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
481|3|188|لا تحسبن الذين يفرحون بما اتوا ويحبون ان يحمدوا بما لم يفعلوا فلا تحسبنهم بمفازه من العذاب ولهم عذاب اليم
188. Lâ tahsebennellezîne yefrahûne bi mâ etev ve yuhıbbûne en yuhmedû bi mâ lem yef’alû fe lâ tahsebennehum bi mefâzetin minel azâb(azâbi), ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Sanma kimseleri (ki) ferahlarlar* verildikleriyle/kavuşturulduklarıyla; ve (onlar) severler** ki övülsünler asla faaliyet içinde olmadıklarıyla; öyle ki sanma onları zaferle çıkanlar azaptan; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 188 Do not think/suppose those who become happy/rejoiced with what they got/were given, and they love/like that they be thanked/praised with what they did not make/do, so do not think/suppose them with a winning/success/triumph from the torture, and for them (is) a painful torture.46

Notlar

Not 1: *Kendilerine verilen şeylerle asla bir ferahlığa, huzura, başarıya ulaşamazlar. **İsterler/arzularlar.

Ayet 189

482|3|189|وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
482|3|189|ولله ملك السموت والارض والله علي كل شي قدير
189. Ve lillâhi mulkus semâvâti vel ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ve Allah'adır mülkü göklerin162 ve yerin; ve Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 189 And to God (are) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s ownership/kingdom , and God (is) on every thing capable/able .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah'adır وَلِلَّهِ -
2 mulku mülkü مُلْكُ ملك
3 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
4 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
5 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 kulli her كُلِّ كلل
8 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
9 kadirun Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Ayet 190

483|3|190|إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَءَايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ
483|3|190|ان في خلق السموت والارض واختلف اليل والنهار لايت لاولي الالبب
190. İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı).
Doğrusu göklerin162 ve yerin yaratılışında; ve halife65 olmasında gecenin ve gündüzün (birbirine); mutlak (vardır) ayetler elbâb88 için.
Ahmed Samira: 190 That in the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s creation, and the night’s and the daytime’s (are) difference, signs/evidences (E) to (those) of the pure minds/hearts .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 fi فِي -
3 halki yaratılışında خَلْقِ خلق
4 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
5 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
6 vehtilafi ve halife olmasında وَاخْتِلَافِ خلف
7 l-leyli gecenin اللَّيْلِ ليل
8 ve nnehari ve gündüzün وَالنَّهَارِ نهر
9 layatin mutlak ayetler لَايَاتٍ ايي
10 liuli sahipleri için لِأُولِي اول
11 l-elbabi elbab/mantık الْأَلْبَابِ لبب

Ayet 191

484|3|191|ٱلَّذِينَ يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَٰطِلًا سُبْحَٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
484|3|191|الذين يذكرون الله قيما وقعودا وعلي جنوبهم ويتفكرون في خلق السموت والارض ربنا ما خلقت هذا بطلا سبحنك فقنا عذاب النار
191. Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
Kimseler (ki) anarlar Allah'ı dikelenler/ayaktalar (olarak); ve oturan (olarak); ve yanlarına üzerine (olarak); ve fikrederler868 göklerin162 ve yerin yaratılışına; Rabbimiz4! Yaratmış değilsin bunu boşuna; Subhân'sın7 sen; öyle ki sakındır bizleri ateş azabından.
Ahmed Samira: 191 Those who mention/remember God standing , and sitting, and on their sides, and they think in the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s creation, "Our Lord, you have not created that wastefully ,your praise/glory, so protect us (from)/make us avoid the fire’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yezkurune anarlar يَذْكُرُونَ ذكر
3 llahe Allah'ı اللَّهَ -
4 kiyamen dikelenler/ayaktalar قِيَامًا قوم
5 ve kuuden ve oturan وَقُعُودًا قعد
6 ve ala ve üzerine وَعَلَىٰ -
7 cunubihim yanlarına جُنُوبِهِمْ جنب
8 ve yetefekkerune ve fikir yürütürler وَيَتَفَكَّرُونَ فكر
9 fi فِي -
10 halki yaratılışına خَلْقِ خلق
11 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
12 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
13 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
14 ma değilsin مَا -
15 halekte yaratmış خَلَقْتَ خلق
16 haza bunu هَٰذَا -
17 batilen boşuna بَاطِلًا بطل
18 subhaneke subhânsın sen سُبْحَانَكَ سبح
19 fekina öyle ki sakındır bizleri فَقِنَا وقي
20 azabe azabından عَذَابَ عذب
21 n-nari ateş النَّارِ نور

Ayet 192

485|3|192|رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُۥ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
485|3|192|ربنا انك من تدخل النار فقد اخزيته وما للظلمين من انصار
192. Rabbenâ inneke men tudhılin nâre fe kad ahzeyteh(ahzeytehu), ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârin).
Rabbimiz!4 Doğrusu sen kimi girdirirsin ateşe; öyle ki muhakkak rezil ettin onu; ve yoktur zalimlere257 hiçbir yardımcı.
Ahmed Samira: 192 Our Lord, that you whom you make to enter the fire, so you had shamed/scandalized/disgraced him, and (there are) none to the unjust/oppressors from victoriors/saviors/supporters.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
2 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
3 men kimi مَنْ -
4 tudhili girdirirsin تُدْخِلِ دخل
5 n-nara ateşe النَّارَ نور
6 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
7 ehzeytehu hazin/hüzün ettin (sonunu) onun أَخْزَيْتَهُ خزي
8 ve ma ve yoktur وَمَا -
9 lizzalimine zalimlere لِلظَّالِمِينَ ظلم
10 min hiçbir مِنْ -
11 ensarin yardımcı أَنْصَارٍ نصر

Ayet 193

486|3|193|رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِى لِلْإِيمَٰنِ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ
486|3|193|ربنا اننا سمعنا مناديا ينادي للايمن ان امنوا بربكم فامنا ربنا فاغفر لنا ذنوبنا وكفر عنا سياتنا وتوفنا مع الابرار
193. Rabbenâ innenâ semi’nâ munâdiyen yunâdî lil îmâni en âminû bi rabbikum fe âmennâ, rabbenâ fagfir lenâ zunûbenâ ve keffir annâ seyyiâtinâ ve teveffenâ meal ebrâr(ebrâri).
Rabbimiz!4 Doğrusu bizler işittik bir nida* edeni (ki) nida* eder imana47 ki iman47 edin Rabbinize4 (diye); öyleyse iman47 ettik Rabbimize4; öyleyse mağfiret319 et bizlere günahlarımızı; ve kâfirlik** et kötülüklerimizi bizlerden; ve vefat ettir bizleri erdemlilerle birlikte.
Ahmed Samira: 193 Our Lord, that we heard a caller, calls to the belief, ’That believe with your Lord’, so we believed, Our Lord, so forgive for us our crimes, and cover/substitute from us our sins/crimes, and make us die with the righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
2 innena doğrusu bizler إِنَّنَا -
3 semia'na işittik سَمِعْنَا سمع
4 munadiyen bir nida edeni مُنَادِيًا ندو
5 yunadi nida eder يُنَادِي ندو
6 lilimani imana لِلْإِيمَانِ امن
7 en ki أَنْ -
8 aminu iman edin امِنُوا امن
9 birabbikum Rabbinize بِرَبِّكُمْ ربب
10 fe amenna öyle ki iman ettik فَامَنَّا امن
11 rabbena Rabbimize رَبَّنَا ربب
12 fegfir öyleyse mağfiret et فَاغْفِرْ غفر
13 lena bizlere لَنَا -
14 zunubena günahlarımızı ذُنُوبَنَا ذنب
15 ve keffir ve kâfirlik et وَكَفِّرْ كفر
16 anna bizlerden عَنَّا -
17 seyyiatina kötülüklerimizi سَيِّئَاتِنَا سوا
18 ve teve ffena ve vefat ettir bizleri وَتَوَفَّنَا وفي
19 mea birlikte مَعَ -
20 l-ebrari erdemlilerle الْأَبْرَارِ برر

Notlar

Not 1: *Seslenme, çağrı.**Ört, kapat, gizle.

Ayet 194

487|3|194|رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ
487|3|194|ربنا واتنا ما وعدتنا علي رسلك ولا تخزنا يوم القيمه انك لا تخلف الميعاد
194. Rabbenâ ve âtinâ mâ vaadtenâ alâ rusulike ve lâ tuhzinâ yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), inneke lâ tuhliful mîâd(mîâde).
Rabbimiz!4 Ve ver vaat ettiğini bizlere; resûllerinin418 üzerine; ve rezil etme bizleri kıyamet148 günü; doğrusu sen bozmazsın vaadi.
Ahmed Samira: 194 Our Lord, and give us what you promised us on your messengers, and do not shame/scandalize/disgrace us (on) the Resurrection Day, that you do not break the appointment (promise).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
2 ve atina ve ver وَاتِنَا اتي
3 ma مَا -
4 veadtena vaat ettiğiniz bizlere وَعَدْتَنَا وعد
5 ala عَلَىٰ -
6 rusulike resûllerinin üzerine رُسُلِكَ رسل
7 ve la ve وَلَا -
8 tuhzina rezil etme تُخْزِنَا خزي
9 yevme günü يَوْمَ يوم
10 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
11 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
12 la لَا -
13 tuhlifu bozmazsın تُخْلِفُ خلف
14 l-miaade vaadi الْمِيعَادَ وعد

Ayet 195

488|3|195|فَٱسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّى لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَٰمِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَأُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأُوذُوا۟ فِى سَبِيلِى وَقَٰتَلُوا۟ وَقُتِلُوا۟ لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ثَوَابًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلثَّوَابِ
488|3|195|فاستجاب لهم ربهم اني لا اضيع عمل عمل منكم من ذكر او انثي بعضكم من بعض فالذين هاجروا واخرجوا من ديرهم واوذوا في سبيلي وقتلوا وقتلوا لاكفرن عنهم سياتهم ولادخلنهم جنت تجري من تحتها الانهر ثوابا من عند الله والله عنده حسن الثواب
195. Festecâbe lehum rabbuhum ennî lâ udîu amele âmilin minkum min zekerin ev unsâ, ba’dukum min ba’d(ba’dın), fellezîne hâcerû ve uhricû min diyârihim ve uzû fî sebîlî ve kâtelû ve kutilû le ukeffirenne anhum seyyiâtihim ve le udhılennehum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâr(enhâru), sevâben min indillâh(indillâhi) vallâhu indehû husnus sevâb(sevâbi).
Ve cevap verdi onlara Rableri4 ki ben zayi etmem sizlerden erkek ya da dişi yapanın yaptığını; bir kısmınız bir kısımdandır; öyle ki kimseler (ki) hicret ettiler; ve çıkarıldılar diyarlarından; ve eziyet edildiler benim yolumda336; ve katlettiler35; ve katledildiler35; mutlak kâfirlik25 ederim onlardan kötülüklerine; ve mutlak sokarım onları cennetlere (ki) akar altından nehirler; bir sevaptır464 Allah’ın indinden/katından; ve Allah’ın kendi katındadır güzel sevaplar464.
Ahmed Samira: 195 So their Lord answered/replied to them: "That I do not loose/waste the maker’s/doer’s deed from you, from a male or a female, some/part of you (are) from some/part (you are from each other), so those who emigrated, and were brought out from their homes/houses , and were harmed mildly in My way/sake , and they fought , and they were killed, I cover/substitute (E) from them their sins/crimes, and I will enter them (E) treed gardens, the rivers flow from below/beneath it, a reward from at God, and God at Him (is) the good/beautiful the reward".

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 festecabe ve cevap verdi فَاسْتَجَابَ جوب
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 rabbuhum Rableri رَبُّهُمْ ربب
4 enni ki ben أَنِّي -
5 la لَا -
6 udiu zayi etmem أُضِيعُ ضيع
7 amele yaptığını عَمَلَ عمل
8 aamilin yapanın عَامِلٍ عمل
9 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
10 min مِنْ -
11 zekerin erkek ذَكَرٍ ذكر
12 ev ya da أَوْ -
13 unsa dişi أُنْثَىٰ انث
14 bea'dukum bir kısmınız بَعْضُكُمْ بعض
15 min مِنْ -
16 bea'din bir kızımdandır بَعْضٍ بعض
17 fellezine öyle ki kimseler فَالَّذِينَ -
18 haceru hicret etti هَاجَرُوا هجر
19 ve uhricu ve çıkarıldılar وَأُخْرِجُوا خرج
20 min مِنْ -
21 diyarihim diyarlarından دِيَارِهِمْ دور
22 ve uzu ve eziyet edildiler وَأُوذُوا اذي
23 fi فِي -
24 sebili benim yolumda سَبِيلِي سبل
25 ve katelu ve katlettiler وَقَاتَلُوا قتل
26 ve kutilu ve katledildiler وَقُتِلُوا قتل
27 leukeffiranne mutlak kâfirlik ederim لَأُكَفِّرَنَّ كفر
28 anhum onlardan عَنْهُمْ -
29 seyyiatihim kötülüklerini سَيِّئَاتِهِمْ سوا
30 veleudhilennehum ve mutlak sokarım onları وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ دخل
31 cennatin cennetlere جَنَّاتٍ جنن
32 tecri akar تَجْرِي جري
33 min مِنْ -
34 tehtiha altlarından تَحْتِهَا تحت
35 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
36 sevaben bir sevap ثَوَابًا ثوب
37 min مِنْ -
38 indi indinden/katından عِنْدِ عند
39 llahi Allah’ın اللَّهِ -
40 vallahu ve Allah’ın وَاللَّهُ -
41 indehu kendi katındadır عِنْدَهُ عند
42 husnu güzel حُسْنُ حسن
43 s-sevabi sevapların الثَّوَابِ ثوب

Ayet 196

489|3|196|لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
489|3|196|لا يغرنك تقلب الذين كفروا في البلد
196. Lâ yegurranneke tekallubelluzîne keferû fîl bilâd(bilâdi).
Aldatmasın seni kâfirlik25 etmiş kimselerin beldelerde832 (gezip) dolaşması.
Ahmed Samira: 196 (Let) not those who disbelieved’s turning (traveling) in the countries deceive you.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yegurranneke aldatmasın seni يَغُرَّنَّكَ غرر
3 tekallubu (gezip) dönmesi تَقَلُّبُ قلب
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
6 fi فِي -
7 l-biladi beldelerde الْبِلَادِ بلد

Ayet 197

490|3|197|مَتَٰعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ
490|3|197|متع قليل ثم ماويهم جهنم وبيس المهاد
197. Metâun kalîlun summe me’vâhum cehennem(cehennemu), ve bi’sel mihâd(mihâdu).
Az bir metadır54; sonra sığınağı onların cehennemdir; ve ne perişan yataktır/dinlenme yeridir.
Ahmed Samira: 197 (A) little enjoyment, then their shelter/refuge (is) Hell , and how bad (are) the beds ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 metaun bir metadır مَتَاعٌ متع
2 kalilun bir az قَلِيلٌ قلل
3 summe sonra ثُمَّ -
4 me'vahum sığınağı onların مَأْوَاهُمْ اوي
5 cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ -
6 vebi'se ve ne perişan وَبِئْسَ باس
7 l-mihadu yataktır/dinlenme yeridir الْمِهَادُ مهد

Ayet 198

491|3|198|لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نُزُلًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ لِّلْأَبْرَارِ
491|3|198|لكن الذين اتقوا ربهم لهم جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها نزلا من عند الله وما عند الله خير للابرار
198. Lâkinillezînettekav rabbehum lehum cennâtun tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ nuzulen min indillâh(indillâhi), ve mâ indallâhi hayrun lil ebrâr(ebrâri).
Lakin/fakat kimseler (ki) takvalı21 oldular Rablerine4; onlaradır cennetler (ki) akar altından onun nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); bir indirmedir478 Allah’ın indinden/katından; ve Allah indindeki/katındaki bir hayırdır erdemlilere.
Ahmed Samira: 198 However/but those who feared and obeyed their Lord, for them (are) treed gardens, the rivers flow from below/beneath it, immortally/eternally in it a prepared guest house/place of descent from at God, and what (is) at God (is) better to the righteous .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lakini lakin/fakat لَٰكِنِ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
4 rabbehum Rablerine رَبَّهُمْ ربب
5 lehum onlaradır لَهُمْ -
6 cennatun cennetler جَنَّاتٌ جنن
7 tecri akar تَجْرِي جري
8 min مِنْ -
9 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
10 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
11 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
12 fiha orada (cennette) فِيهَا -
13 nuzulen bir indirme نُزُلًا نزل
14 min مِنْ -
15 indi indinden/katından عِنْدِ عند
16 llahi Allah’ın اللَّهِ -
17 ve ma ve وَمَا -
18 inde indindeki/katındaki عِنْدَ عند
19 llahi Allah اللَّهِ -
20 hayrun bir hayıdır خَيْرٌ خير
21 lilebrari erdemlilere لِلْأَبْرَارِ برر

Ayet 199

492|3|199|وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَمَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَٰشِعِينَ لِلَّهِ لَا يَشْتَرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
492|3|199|وان من اهل الكتب لمن يومن بالله وما انزل اليكم وما انزل اليهم خشعين لله لا يشترون بايت الله ثمنا قليلا اوليك لهم اجرهم عند ربهم ان الله سريع الحساب
199. Ve inne min ehlil kitâbi le men yu’minu billâhi ve mâ unzile ileykum ve mâ unzile ileyhim hâşiîne lillâhi, lâ yeşterûne bi âyâtillâhi semenen kalîlâ(kalîlen), ulâike lehum ecruhum inde rabbihim innallâhe serîul hısâb(hısâbi).
Ve doğrusu kitap ehlinden135 mutlak (vardır) kimseler (ki) iman47 ederler Allah'a; ve sizlere indirilmişe*; ve kendilerine indirilmişe**; haşyet53 duyanlardır Allah'a; satmazlar Allah'ın ayetlerini454 az bir fiyata; işte bunlar; onlaradır ecirleri820 Rableri4 indinde/katında; doğrusu Allah seridir hesapta.
Ahmed Samira: 199 And that from The Book’s People whom (E) believes with God and what was descended to you, and what was descended to them, humble and fearing to God, they do not buy with God’s signs/verses/evidences a small price, those for them (is) their reward at their Lord, that God (is) quick (in) the counting/calculating .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
2 min مِنْ -
3 ehli ehlinden أَهْلِ اهل
4 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
5 lemen mutlak kimselerdir لَمَنْ -
6 yu'minu iman ederler يُؤْمِنُ امن
7 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
8 ve ma ve وَمَا -
9 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
10 ileykum sizlere إِلَيْكُمْ -
11 ve ma ve وَمَا -
12 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
13 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
14 haşiiyne haşyet duyanlardır خَاشِعِينَ خشع
15 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
16 la لَا -
17 yeşterune satmazlar يَشْتَرُونَ شري
18 biayati ayetlerini بِايَاتِ ايي
19 llahi Allah'ın اللَّهِ -
20 semenen bir fiyata ثَمَنًا ثمن
21 kalilen az bir قَلِيلًا قلل
22 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
23 lehum onlaradır لَهُمْ -
24 ecruhum ecirleri/karşılıkları أَجْرُهُمْ اجر
25 inde indinde/katında عِنْدَ عند
26 rabbihim Rableri رَبِّهِمْ ربب
27 inne doğrusu إِنَّ -
28 llahe Allah اللَّهَ -
29 seriu seridir سَرِيعُ سرع
30 l-hisabi hesap الْحِسَابِ حسب

Notlar

Not 1: *Kur'an'a.**Tevrat'a ve İncil'e.

Ayet 200

493|3|200|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱصْبِرُوا۟ وَصَابِرُوا۟ وَرَابِطُوا۟ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
493|3|200|يايها الذين امنوا اصبروا وصابروا ورابطوا واتقوا الله لعلكم تفلحون
200. Yâ eyyuhellezîne âmenusbirû ve sâbirû ve râbitû vettekûllâhe leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Sabredin51; ve yarışın sabırda51; ve bağlanın*; ve takvalı21 olun Allah’a; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
Ahmed Samira: 200 You, you those who believed, be patient, and compete in patience, and stand firmly on guard/steadfast, and fear and obey God, maybe/perhaps you succeed/win.47

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 sbiru sabredin اصْبِرُوا صبر
5 ve sabiru ve yarışın sabırda وَصَابِرُوا صبر
6 ve rabitu ve bağlanın وَرَابِطُوا ربط
7 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
8 llahe Allah’a اللَّهَ -
9 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
10 tuflihune felaha ulaşırsınız تُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Tutunmak, ayakları yere sağlam basmak.