Sure 6: En'âm/Büyük Başlar, Küçük Başlar ve Develer

Ayet Sayısı: 165
ٱلْأَنْعَام

Ayet 1

790|6|1|ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
790|6|1|الحمد لله الذي خلق السموت والارض وجعل الظلمت والنور ثم الذين كفروا بربهم يعدلون
1. Elhamdu lillâhillezî halakas semâvâti vel arda ve cealez zulumâti ven nûr(nûra), summellezîne keferû bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne).
Hamd3 Allah’adır; O ki yarattı gökleri162 ve yeri; ve yaptı karanlıklar581 ve nur581; sonra kâfirlik25 etmiş kimseler Rablerine4.eşitlerler*.
Ahmed Samira: 1 The praise/gratitude (is) to God, who created the skies/space and the earth/Planet Earth, and He made/created the darknesses and the light, then those who disbelieved with their Lord make equals (to Him).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-hamdu hamd الْحَمْدُ حمد
2 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
3 llezi O ki الَّذِي -
4 haleka yarattı خَلَقَ خلق
5 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
7 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
8 z-zulumati karanlıklar الظُّلُمَاتِ ظلم
9 ve nnura ve nur وَالنُّورَ نور
10 summe sonra ثُمَّ -
11 ellezine kimseler الَّذِينَ -
12 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
13 birabbihim Rablerine بِرَبِّهِمْ ربب
14 yea'dilune eşitlerler يَعْدِلُونَ عدل

Notlar

Not 1: *Rablerini inkar etmezler ancak O'na ortaklar koşarlar. Şirk koşarlar. Sözde O'na denk/eşit sözde başka ilahlar edinirler. Kutsal kitapların astından kitapları Yüce Allah'ın ayetleriyle eşit tutarlar.

Ayet 2

791|6|2|هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى عِندَهُۥ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ
791|6|2|هو الذي خلقكم من طين ثم قضي اجلا واجل مسمي عنده ثم انتم تمترون
2. Huvellezî halakakum min tînin summe kadâ ecelâ(ecelen), ve ecelun musemmen ındehu summe entum temterûn(temterûne).
O ki yarattı sizleri tinden582; sonra tamamladı bir ecele; ve bir ecele (ki) belirlenmiştir O’nun indinde/katında; sonra sizler kuşkulanıp çekişirsiniz.
Ahmed Samira: 2 He is who created you from mud/clay , then He passed judgment/ordered a term/time, and (a) term/time identified (specified) at Him, then you are arguing/doubting.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O هُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 halekakum yarattı sizleri خَلَقَكُمْ خلق
4 min مِنْ -
5 tinin tininden طِينٍ طين
6 summe sonra ثُمَّ -
7 kada kadere bağladı قَضَىٰ قضي
8 ecelen bir ecele أَجَلًا اجل
9 ve ecelun ve bir ecele وَأَجَلٌ اجل
10 musemmen belirlenmiş مُسَمًّى سمو
11 indehu O’nun indinde/katında عِنْدَهُ عند
12 summe sonra ثُمَّ -
13 entum sizler أَنْتُمْ -
14 temterune kuşkulanıp çekişirsiniz تَمْتَرُونَ مري

Ayet 3

792|6|3|وَهُوَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِى ٱلْأَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ
792|6|3|وهو الله في السموت وفي الارض يعلم سركم وجهركم ويعلم ما تكسبون
3. Ve huvellâhu fîs semâvâti ve fîl ard(ardı), ya’lemu sirrakum ve cehrekum ve ya’lemu mâ teksibûn(teksibûne).
Ve O Allah’tır göklerde162 ve yerde; bilir sırlarınızı ve açıklarınızı; ve bilir kazandığınızı.
Ahmed Samira: 3 And He is God in the skies/space and in the earth/Planet Earth, He knows your secret and your publicized ,and He knows what you gain/acquire.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O وَهُوَ -
2 llahu Allah’tır اللَّهُ -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerde السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve fi ve وَفِي -
6 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
7 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
8 sirrakum sırlarınızı سِرَّكُمْ سرر
9 ve cehrakum ve açıklarınızı وَجَهْرَكُمْ جهر
10 ve yea'lemu ve bilir وَيَعْلَمُ علم
11 ma مَا -
12 teksibune kazandığınızı تَكْسِبُونَ كسب

Ayet 4

793|6|4|وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
793|6|4|وما تاتيهم من ايه من ايت ربهم الا كانوا عنها معرضين
4. Ve mâ te’tîhim min âyetin min âyâti rabbihim illâ kânû anhâ mu’rıdîn(mu’rıdîne).
Ve gelmiş değildir onlara hiçbir ayet353 Rablerinin435 ayetlerinden353; ancak oldular ondan yüz çevirenler*.
Ahmed Samira: 4 And no verse/evidence from their Lord’s verses/evidences comes to them except they were from it objecting/opposing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 te'tihim gelmiş تَأْتِيهِمْ اتي
3 min hiçbir مِنْ -
4 ayetin ayet ايَةٍ ايي
5 min مِنْ -
6 ayati ayetlerden ايَاتِ ايي
7 rabbihim Rablerinin رَبِّهِمْ ربب
8 illa dışında إِلَّا -
9 kanu oldular كَانُوا كون
10 anha ondan عَنْهَا -
11 mua'ridine yüz çevirenler مُعْرِضِينَ عرض

Notlar

Not 1: *İnsanların çoğu Rablerinin ayetleri olan kutsal kitaplara yüz çevirmiştir.

Ayet 5

794|6|5|فَقَدْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
794|6|5|فقد كذبوا بالحق لما جاهم فسوف ياتيهم انبوا ما كانوا به يستهزون
5. Fe kad kezzebû bil hakkı lemmâ câehum, fe sevfe ye’tîhim enbâû mâ kânûbihî yestehziûn(yestehziûne).
Öyle ki muhakkak yalanladılar hakkı/gerçeği ne zaman ki geldi o (hak/gerçek/) onlara; öyle ki yakında gelir onlara kendisiyle alay ederler olduklarının haberleri.
Ahmed Samira: 5 So they had denied/lied with the truth when it came to them, so information/news (of) what they were with it mocking/making fun of will come to them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
2 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
3 bil-hakki hakkı/gerçeği بِالْحَقِّ حقق
4 lemma ne zaman ki لَمَّا -
5 ca'ehum geldi onlara جَاءَهُمْ جيا
6 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
7 ye'tihim gelir onlara يَأْتِيهِمْ اتي
8 enba'u haberleri أَنْبَاءُ نبا
9 ma مَا -
10 kanu oldukları كَانُوا كون
11 bihi kendisini بِهِ -
12 yestehziune alay ederler يَسْتَهْزِئُونَ هزا

Ayet 6

795|6|6|أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ مَّكَّنَّٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّن لَّكُمْ وَأَرْسَلْنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيْهِم مِّدْرَارًا وَجَعَلْنَا ٱلْأَنْهَٰرَ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمْ فَأَهْلَكْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ
795|6|6|الم يروا كم اهلكنا من قبلهم من قرن مكنهم في الارض ما لم نمكن لكم وارسلنا السما عليهم مدرارا وجعلنا الانهر تجري من تحتهم فاهلكنهم بذنوبهم وانشانا من بعدهم قرنا اخرين
6. E lem yerev kem ehleknâ min kablihim min karnin mekkennâhum fîl ardı mâ lem numekkin lekum ve erselnes semâe aleyhim midrâren ve cealnâl enhâre tecrî min tahtihim fe ehleknâhum bi zunûbihim ve enşe’nâ min ba’dihim karnen âharîn(âharîne).
Hiç görmezler mi (ki) nicesini helak ettik nesilden onlardan önce; imkanlar verdik onlara yerde; asla sağlamadığımız imkanı sizlere; ve serbest bıraktık/gönderdik göğü üzerlerine bir bol akan/yağmur (olarak); ve yaptık nehirler (ki) akar altlarından; öyle ki helak ettik onları günahlarıyla; ve inşa ettik onların ardından başka bir nesil.
Ahmed Samira: 6 Did they not see/understand how many from before them We destroyed from (a) people of one era/generation/century, We highly positioned them in the earth/Planet Earth, what We did not highly position for you, and We sent the sky/space on them flowing/pouring abundantly, and We made the rivers flow from beneath them, so We destroyed them, because of their crimes, and We created from after them others (another) people of one era/generation/century.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem asla أَلَمْ -
2 yerav görmezler mi يَرَوْا راي
3 kem nicesini كَمْ -
4 ehlekna helak ettik أَهْلَكْنَا هلك
5 min مِنْ -
6 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
7 min -den مِنْ -
8 karnin nesiller- قَرْنٍ قرن
9 mekkennahum imkanlar verdik onlara مَكَّنَّاهُمْ مكن
10 fi فِي -
11 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
12 ma مَا -
13 lem asla لَمْ -
14 numekkin imkan sağlamadığımızı نُمَكِّنْ مكن
15 lekum sizlere لَكُمْ -
16 ve erselna ve serbest bıraktık/gönderdik وَأَرْسَلْنَا رسل
17 s-semae göğü السَّمَاءَ سمو
18 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
19 midraran bir bol akan/yağmur مِدْرَارًا درر
20 ve cealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
21 l-enhara nehirler الْأَنْهَارَ نهر
22 tecri akar تَجْرِي جري
23 min مِنْ -
24 tehtihim altlarından تَحْتِهِمْ تحت
25 feehleknahum öyle ki helak ettik onları فَأَهْلَكْنَاهُمْ هلك
26 bizunubihim günahlarıyla بِذُنُوبِهِمْ ذنب
27 ve enşe'na ve inşa ettik وَأَنْشَأْنَا نشا
28 min مِنْ -
29 bea'dihim onların ardından بَعْدِهِمْ بعد
30 karnen bir nesil قَرْنًا قرن
31 aharine başka اخَرِينَ اخر

Ayet 7

796|6|7|وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَٰبًا فِى قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
796|6|7|ولو نزلنا عليك كتبا في قرطاس فلمسوه بايديهم لقال الذين كفروا ان هذا الا سحر مبين
7. Ve lev nezzelnâ aleyke kitâben fî kırtâsin fe le mesûhu bi eydîhim le kâlelezîne keferû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
Şayet indirseydik sana bir kitap, bir kırtasiye583 (olarak); ve dokunsalardı ona elleriyle; mutlak derdi kâfirlik25 etmiş kimseler ki bu ancak apaçık bir sihirdir.
Ahmed Samira: 7 And if We descended on you (S/M) a Book in paper/parchment, so they touched/touched and felt it with their hands, those who disbelieved would have said: "That that (is) except clear/evident magic/sorcery."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 nezzelna indirseydik نَزَّلْنَا نزل
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 kitaben bir kitap كِتَابًا كتب
5 fi فِي -
6 kirtasin bir kırtasiye قِرْطَاسٍ قرطس
7 fe lemesuhu ve dokunsalardı ona فَلَمَسُوهُ لمس
8 bieydihim elleriyle بِأَيْدِيهِمْ يدي
9 lekale mutlak derdi لَقَالَ قول
10 ellezine kimseler الَّذِينَ -
11 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
12 in ki إِنْ -
13 haza bu هَٰذَا -
14 illa ancak إِلَّا -
15 sihrun bir sihirdir سِحْرٌ سحر
16 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Ayet 8

797|6|8|وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ وَلَوْ أَنزَلْنَا مَلَكًا لَّقُضِىَ ٱلْأَمْرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ
797|6|8|وقالوا لولا انزل عليه ملك ولو انزلنا ملكا لقضي الامر ثم لا ينظرون
8. Ve kâlû lev lâ unzile aleyhi melek(melekun), ve lev enzelnâ meleken, le kudıyel emru summe lâ yunzarûn(yunzarûne).
Ve dediler: "İndirilmeli değil miydi ona bir melek48?"; şayet indirseydik bir melek48 mutlak tamamlanırdı emir/iş*; sonra göz açtırılmazlardı.
Ahmed Samira: 8 And they said: "If only (an) angel was descended on him." And if We descended an angel, the matter/affair would have been executed/ended , then they (would) not be given time/delayed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 levla değil miydi? لَوْلَا -
3 unzile indirilmeli أُنْزِلَ نزل
4 aleyhi O'na عَلَيْهِ -
5 melekun bir melek مَلَكٌ ملك
6 velev şayet وَلَوْ -
7 enzelna indirseydik أَنْزَلْنَا نزل
8 meleken bir melek مَلَكًا ملك
9 lekudiye mutlak kadere bağlanırdı لَقُضِيَ قضي
10 l-emru emir/iş الْأَمْرُ امر
11 summe sonra ثُمَّ -
12 la لَا -
13 yunzerune göz açtırılmaz يُنْظَرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Hiperuzayda bulunan bu şerefli elçiler kendilerine verilen görevleri/emirleri/işleri yerine getirirler. Levh-i Mahfuz'u tekrar kodlama yetkisi verilen bu elçiler Rabblerinin emriyle dünya gezegenini ışık hızında aniden yok edebilirler. Yok etme süresi ışık hızında olduğu için göz açıp kapama süre bile çok uzun bir süre halinde gelir.

Ayet 9

798|6|9|وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ مَلَكًا لَّجَعَلْنَٰهُ رَجُلًا وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِم مَّا يَلْبِسُونَ
798|6|9|ولو جعلنه ملكا لجعلنه رجلا وللبسنا عليهم ما يلبسون
9. Ve lev cealnâhu meleken le cealnâhu raculen ve le lebesnâ aleyhim mâ yelbisûn(yelbisûne).
Şayet yapsaydık onu bir melek48; mutlak yapardık onu bir adam; ve mutlak elbise giydirirdik üzerlerine onların (meleklerin) giydikleriyle onların (insanların).
Ahmed Samira: 9 And if We made him an angel, We would have made him a man, We would have dressed on him (from) what they dress.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 cealnahu yapsaydık onu جَعَلْنَاهُ جعل
3 meleken bir melek مَلَكًا ملك
4 lecealnahu mutlak yapardık onu لَجَعَلْنَاهُ جعل
5 raculen bir adam رَجُلًا رجل
6 velelebesna ve mutlak giydirirdik وَلَلَبَسْنَا لبس
7 aleyhim üzerlerine onların عَلَيْهِمْ -
8 ma مَا -
9 yelbisune giydiklerini يَلْبِسُونَ لبس

Ayet 10

799|6|10|وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
799|6|10|ولقد استهزي برسل من قبلك فحاق بالذين سخروا منهم ما كانوا به يستهزون
10. Ve lekadistuhzie bi rusulin min kablike fe hâka billezîne sehırû minhum mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Ve muhakkak alay edildi resûllerle senden önce; öyle ki sardı/kuşattı eğlence edinmiş/dalga geçmiş onlardan kimseleri kendisiyle alay eder oldukları.
Ahmed Samira: 10 And had been mocked at messengers from before you, so those who mocked from them were afflicted/surrounded with what they were with it mocking/making fun.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekadi ve muhakkak وَلَقَدِ -
2 stuhzie alay edildi اسْتُهْزِئَ هزا
3 birusulin resullerle بِرُسُلٍ رسل
4 min مِنْ -
5 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
6 fehaka öyle ki sardı/kuşattı فَحَاقَ حيق
7 biellezine kimseleri بِالَّذِينَ -
8 sehiru eğlence edindiler/dalga geçtiler سَخِرُوا سخر
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 ma مَا -
11 kanu oldukları كَانُوا كون
12 bihi kendisiyle بِهِ -
13 yestehziune alay ederler يَسْتَهْزِئُونَ هزا

Ayet 11

800|6|11|قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ ٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ
800|6|11|قل سيروا في الارض ثم انظروا كيف كان عقبه المكذبين
11. Kul sîrû fîl ardı summenzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
De ki: "Dolaşın yerde; sonra bakın nasıl oldu yalanlayanların195 akıbeti892."
Ahmed Samira: 11 Say: "Walk/move in the Earth/land, then look/wonder about how was the liars’/falsifiers’ end/turn (result)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 siru dolaşın سِيرُوا سير
3 fi فِي -
4 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
5 summe sonra ثُمَّ -
6 nzuru bakın انْظُرُوا نظر
7 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
8 kane oldu كَانَ كون
9 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
10 l-mukezzibine yalanlayanların الْمُكَذِّبِينَ كذب

Ayet 12

801|6|12|قُل لِّمَن مَّا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُل لِّلَّهِ كَتَبَ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
801|6|12|قل لمن ما في السموت والارض قل لله كتب علي نفسه الرحمه ليجمعنكم الي يوم القيمه لا ريب فيه الذين خسروا انفسهم فهم لا يومنون
12. Kul li men mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), kul lillâh(lillâhi), ketebe alâ nefsihir rahmeh(rahmete), le yecmeannekum ilâ yevmil kıyâmeti lâ reybe fîh(fîhi), ellezîne hasirû enfusehum fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne).
De ki: "Kimedir göklerdeki162 ve yerdeki"; de ki: "Allah’adır"; yazdı kendi nefsi406 üzerine rahmeti271; mutlak bir araya getirir sizleri kıyamet gününde; yoktur şüphe onda; kimseler (ki) hüsrana uğrattılar kendi nefislerini201; öyle ki onlar iman47 etmezler.
Ahmed Samira: 12 Say: "To whom, what (is) in the skies/space and the earth/Planet Earth?" Say: "To God, He decreed on Himself the mercy, He will gather/collect you to the Resurrection Day, no doubt/suspicion in it, those who lost themselves, so they are not believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 limen kimedir لِمَنْ -
3 ma مَا -
4 fi فِي -
5 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yerdeki وَالْأَرْضِ ارض
7 kul de ki قُلْ قول
8 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
9 ketebe yazdı كَتَبَ كتب
10 ala üstüne عَلَىٰ -
11 nefsihi kendi nefsi نَفْسِهِ نفس
12 r-rahmete rahmeti الرَّحْمَةَ رحم
13 leyecmeannekum mutlak bir araya getirir sizleri لَيَجْمَعَنَّكُمْ جمع
14 ila إِلَىٰ -
15 yevmi gününde يَوْمِ يوم
16 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
17 la yoktur لَا -
18 raybe şüphe رَيْبَ ريب
19 fihi onda فِيهِ -
20 ellezine kimseler الَّذِينَ -
21 hasiru hüsrana uğrartılar خَسِرُوا خسر
22 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
23 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
24 la لَا -
25 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Ayet 13

802|6|13|وَلَهُۥ مَا سَكَنَ فِى ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
802|6|13|وله ما سكن في اليل والنهار وهو السميع العليم
13. Ve lehu mâ sekene fîl leyli ven nehâr(nehâri), ve huves semîul alîm(alîmu).
Ve O’nadır iskan eden/barınan gecede ve gündüzde; ve O Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 13 And for Him (is) what settled in the night and the daytime, and He (is) the hearing/listening, the knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 Ve lehu ve O’nadır
2 ma مَا -
3 sekene iskan eden/barınan سَكَنَ سكن
4 fi فِي -
5 l-leyli gecede اللَّيْلِ ليل
6 ve nnehari ve gündüzde وَالنَّهَارِ نهر
7 ve huve ve O وَهُوَ -
8 s-semiu Semî’dir السَّمِيعُ سمع
9 l-alimu Alîm’dir الْعَلِيمُ علم

Ayet 14

803|6|14|قُلْ أَغَيْرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيًّا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُ قُلْ إِنِّىٓ أُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
803|6|14|قل اغير الله اتخذ وليا فاطر السموت والارض وهو يطعم ولا يطعم قل اني امرت ان اكون اول من اسلم ولا تكونن من المشركين
14. Kul e gayrallâhi ettehızu veliyyen fâtırıs semâvâti vel ardı ve huve yut’ımu ve lâ yut’am(yut’amu), kul innî umirtu en ekûne evvele men esleme ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: "Allah’ın dışında bir veli28 mi edinirim/tutarım ? Yarandır592 gökleri162 ve yeri; ve O besler*; ve beslenmez* (O)"; de ki: "Doğrusu ben emredildim ki olurum İslam218 olmuş kimsenin evveli**; ve sakın olma (sen) müşriklerden36 (diye***)."
Ahmed Samira: 14 Say: "Is other than God, I take (as) a guardian , (the) creator (of) the skies/space and the earth/Planet Earth, and He feeds and is not fed." Say: "I was ordered/commanded that I be first (of) who surrendered/submitted, and do not be (E) from the sharers/takers of partners (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 egayra başkası mı أَغَيْرَ غير
3 llahi Allah’ın اللَّهِ -
4 ettehizu edinirim/tutarım أَتَّخِذُ اخذ
5 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
6 fatiri yarandır فَاطِرِ فطر
7 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
8 vel'erdi ve yeri وَالْأَرْضِ ارض
9 vehuve ve O وَهُوَ -
10 yut'imu besler يُطْعِمُ طعم
11 ve la ve وَلَا -
12 yut'amu beslenmez يُطْعَمُ طعم
13 kul de ki قُلْ قول
14 inni doğrusu ben إِنِّي -
15 umirtu emredildim أُمِرْتُ امر
16 en ki أَنْ -
17 ekune olurum أَكُونَ كون
18 evvele evveli أَوَّلَ اول
19 men kimse مَنْ -
20 esleme İslam oldu أَسْلَمَ سلم
21 ve la ve وَلَا -
22 tekunenne sakın olma (sen) تَكُونَنَّ كون
23 mine مِنَ -
24 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Notlar

Not 1: *Enerjisini/gıdasını/besinini verir. Enerjiye/gıdaya/besine asla ihtiyaç duymaz.**İlki, önderi.***Bir sonraki ayet "de ki" ile başladığı için; "ve sakın olma (sen) müşriklerden36 (diye) de ki..."

Ayet 15

804|6|15|قُلْ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
804|6|15|قل اني اخاف ان عصيت ربي عذاب يوم عظيم
15. Kul innî ehâfu in asaytu rabbî azâbe yevmin azîm(azîmin).
De ki: "Doğrusu ben korkarım eğer isyan ettiysem Rabbime4; büyük bir günün azabına."
Ahmed Samira: 15 Say: "That I, I fear if I disobeyed my Lord (from) a great day’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 inni doğrusu ben إِنِّي -
3 ehafu korkarım أَخَافُ خوف
4 in eğer إِنْ -
5 asaytu isyan edersem عَصَيْتُ عصي
6 rabbi Rabbime رَبِّي ربب
7 azabe azabına عَذَابَ عذب
8 yevmin bir günün يَوْمٍ يوم
9 azimin büyük عَظِيمٍ عظم

Ayet 16

805|6|16|مَّن يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُۥ وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْمُبِينُ
805|6|16|من يصرف عنه يوميذ فقد رحمه وذلك الفوز المبين
16. Men yusraf anhu yevme izin fe kad rahımeh(rahımehu), ve zâlikel fevzul mubîn(mubînu).
Kim çevrilip savılır ondan* o gün; öyle ki muhakkak rahmet271 etti (Allah) ona; ve işte budur apaçık fazl202.
Ahmed Samira: 16 Who is diverted from it (on) that day, so He had mercy upon him, and that (is) the clear/evident success/triumph.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 yusraf çevrilip savılır يُصْرَفْ صرف
3 anhu ondan (azaptan) عَنْهُ -
4 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
5 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
6 rahimehu rahmet etti (Allah) ona رَحِمَهُ رحم
7 ve zalike ve işte budur وَذَٰلِكَ -
8 l-fevzu fazl الْفَوْزُ فوز
9 l-mubinu apaçık الْمُبِينُ بين

Notlar

Not 1: *Azaptan.

Ayet 17

806|6|17|وَإِن يَمْسَسْكَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
806|6|17|وان يمسسك الله بضر فلا كاشف له الا هو وان يمسسك بخير فهو علي كل شي قدير
17. Ve in yemseskellâhu bi durrin fe lâ kâşife lehu illâ huve, ve in yemseske bi hayrın fe huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ve eğer temas ettirirse sana Allah bir zararı; öyle ki yoktur açan/keşfeden* onu O’nun dışında; ve eğer temas ettirirse sana bir hayrı; öyle ki O her bir şey üzerine bir Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 17 And if God touches you with harm, so (there is)no remover/uncoverer for it except He, and if He touches you with goodness , so He is on every thing capable.

Notlar

Not 1: *Zararı uzaklaştıracak yolları keşfetmek.

Ayet 18

807|6|18|وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ
807|6|18|وهو القاهر فوق عباده وهو الحكيم الخبير
18. Ve huvel kâhiru fevka ıbâdih(ıbâdihî), ve huvel hakîmul habîr(habîru).
Ve O Kâhir’dir593 kullarının üstüne; ve O Hakîm’dir9; Habîr’dir466.
Ahmed Samira: 18 And He is the defeater/conqueror over His worshippers/slaves, and He is the wise/judicious, the expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O وَهُوَ -
2 l-kahiru Kâhir’dir الْقَاهِرُ قهر
3 fevka üstüne فَوْقَ فوق
4 ibadihi kullarının عِبَادِهِ عبد
5 ve huve ve O وَهُوَ -
6 l-hakimu Hakîm’dir الْحَكِيمُ حكم
7 l-habiru Habîr’dir. الْخَبِيرُ خبر

Ayet 19

808|6|19|قُلْ أَىُّ شَىْءٍ أَكْبَرُ شَهَٰدَةً قُلِ ٱللَّهُ شَهِيدٌۢ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَأُوحِىَ إِلَىَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ لِأُنذِرَكُم بِهِۦ وَمَنۢ بَلَغَ أَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ أَنَّ مَعَ ٱللَّهِ ءَالِهَةً أُخْرَىٰ قُل لَّآ أَشْهَدُ قُلْ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَإِنَّنِى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ
808|6|19|قل اي شي اكبر شهده قل الله شهيد بيني وبينكم واوحي الي هذا القران لانذركم به ومن بلغ اينكم لتشهدون ان مع الله الهه اخري قل لا اشهد قل انما هو اله وحد وانني بري مما تشركون
19. Kul eyyu şey’in ekberu şehâdeh(şehâdeten), kulillâhu şehîdun, beynî ve beynekum ve ûhiye ileyye hâzâl kur’ânu li unzirekum bihî ve men belag(belaga), e innekum le teşhedûne enne meallâhi âliheten uhrâ, kul lâ eşhed(eşhedu), kul innemâ huve ilâhun vâhidun ve innenî berîun mimmâ tuşrikûn(tuşrikûne).
De ki: "Hangi şey daha büyüktür bir tanıklık/şahitlik (olarak)?"; de ki: "Allah bir Şehîd’tir499 benim aramla ve sizlerin arasında; ve vahyolundu603 bana bu Kur'ân; uyarmam için sizleri onunla* ve kimseyi (ki) ulaştı/vardı594 o**; doğrusu sizler mi mutlak şahitlik/tanıklık edersiniz ki Allah’la birlikte başka ilâhlara74?"; de ki: "Şahitlik etmem/tanıklık etmem"; de ki: "Doğrusu O (Allah) tek bir ilâhtır74; ve doğrusu ben bir beriyim/serbestim/temizim şirk71 koştuklarınızdan."
Ahmed Samira: 19 Say: "Which thing (is) greater (in) testimony/certification ?" Say: "God (is an) honest witness between me and between you (P), and (it is) transmitted/revealed to me this the Koran, to warn you with it and who (was) reached (informed); that you are witnessing/testifying (E), that with God, (are) other Gods." Say: "I do not witness/testify." Say: "But He is one God, and that I am innocent from what you share (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 eyyu hangi أَيُّ -
3 şey'in şey شَيْءٍ شيا
4 ekberu daha büyüktür أَكْبَرُ كبر
5 şehadeten bir tanıklık/şahitlik (olarak) شَهَادَةً شهد
6 kuli de ki قُلِ قول
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 şehidun bir Şehîd’idr شَهِيدٌ شهد
9 beyni aramla بَيْنِي بين
10 ve beynekum ve sizlerin arasında وَبَيْنَكُمْ بين
11 ve uhiye ve vahyolundu وَأُوحِيَ وحي
12 ileyye bana إِلَيَّ -
13 haza bu هَٰذَا -
14 l-kuranu Kur'an الْقُرْانُ قرا
15 liunzirakum uyarmam için sizleri لِأُنْذِرَكُمْ نذر
16 bihi kendisiyle بِهِ -
17 ve men ve kimseye وَمَنْ -
18 belega ulaştı o (Kur'an) بَلَغَ بلغ
19 einnekum doğrusu sizler mi أَئِنَّكُمْ -
20 leteşhedune mutlak şahitlik/tanıklık edersiniz لَتَشْهَدُونَ شهد
21 enne ki أَنَّ -
22 mea birlikte مَعَ -
23 llahi Allah’la اللَّهِ -
24 aliheten ilahlar الِهَةً اله
25 uhra başka أُخْرَىٰ اخر
26 kul de ki قُلْ قول
27 la لَا -
28 eşhedu şahitlik etmem/tanıklık etmem أَشْهَدُ شهد
29 kul de ki قُلْ قول
30 innema doğrusu إِنَّمَا -
31 huve O هُوَ -
32 ilahun bir ilahtır إِلَٰهٌ اله
33 vahidun tek bir وَاحِدٌ وحد
34 ve inneni ve doğrusu ben وَإِنَّنِي -
35 beri'un beriyim/uzağım بَرِيءٌ برا
36 mimma şeylerden مِمَّا -
37 tuşrikune şirk koştuklarınızdan تُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Kur'an'la.**Kur'an.

Ayet 20

809|6|20|ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمُ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
809|6|20|الذين اتينهم الكتب يعرفونه كما يعرفون ابناهم الذين خسروا انفسهم فهم لا يومنون
20. Ellezîne âteynâhumul kitâbe ya’rifûnehu kemâ ya’rifûne ebnâehum ellezîne hasirû enfusehum fe hum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler135 tanırlar onu* tanıdıkları gibi kendi oğullarını; kimselerdirler (ki) hüsrana uğrattılar kendi nefislerini; öyle ki onlar iman47 etmezler.
Ahmed Samira: 20 Those whom We brought to (gave) them The Book , they know it as they know their sons, those who lost themselves, so they do not believe.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 ateynahumu verdik onlara اتَيْنَاهُمُ اتي
3 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
4 yea'rifunehu tanırlar onu يَعْرِفُونَهُ عرف
5 kema gibi كَمَا -
6 yea'rifune tanıdıkları يَعْرِفُونَ عرف
7 ebna'ehumu oğullarını أَبْنَاءَهُمُ بني
8 ellezine kimseler الَّذِينَ -
9 hasiru hüsrana uğratırlar خَسِرُوا خسر
10 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
11 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
12 la لَا -
13 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı ya da Muhammed peygamberi.

Ayet 21

810|6|21|وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ
810|6|21|ومن اظلم ممن افتري علي الله كذبا او كذب بايته انه لا يفلح الظلمون
21. Ve men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben ev kezzebe bi âyâtih(âyatihî), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).
Ve kim daha zalimdir257 kimseden (ki) iftira402 attı Allah'a karşı bir yalanı ya da yalanladı195 O'nun ayetlerini; doğrusu O (Allah) felaha326 ulaştırmaz zalimleri257.
Ahmed Samira: 21 And who (is) more unjust/oppressive than who fabricated on God lies/falsifications or denied/falsified with His verses/evidences, that He does not (allow) the unjust/oppressors (to) succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 ezlemu daha zalimdir أَظْلَمُ ظلم
3 mimmeni kimseden مِمَّنِ -
4 ftera iftira افْتَرَىٰ فري
5 ala karşı عَلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 keziben bir yalanı كَذِبًا كذب
8 ev ya da أَوْ -
9 kezzebe yalanladı كَذَّبَ كذب
10 biayatihi O'nun ayetlerini بِايَاتِهِ ايي
11 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
12 la لَا -
13 yuflihu felaha ulaştırmaz يُفْلِحُ فلح
14 z-zalimune zalimleri الظَّالِمُونَ ظلم

Ayet 22

811|6|22|وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ أَيْنَ شُرَكَآؤُكُمُ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تَزْعُمُونَ
811|6|22|ويوم نحشرهم جميعا ثم نقول للذين اشركوا اين شركاوكم الذين كنتم تزعمون
22. Ve yevme nahşuruhum cemîan summe nekûlu lillezîne eşrakû eyne şurekâukumullezîne kuntum tez’umûn(tez’umûne).
Ve gündür (ki) haşrederiz556 onları topluca; sonra deriz şirk71 koşmuş kimselere: "Nerede şirk71 koştuklarınız; liderlik iddia eder/ileri sürer* olduğunuz kimseler**?"
Ahmed Samira: 22 And a day We gather them all together, then We say to those who shared (with God): "Where (are) your partners (Idols with God), those who you were claiming/supporting?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür وَيَوْمَ يوم
2 nehşuruhum haşrederiz onları نَحْشُرُهُمْ حشر
3 cemian topluca جَمِيعًا جمع
4 summe sonra ثُمَّ -
5 nekulu deriz نَقُولُ قول
6 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
7 eşraku şirk koştular أَشْرَكُوا شرك
8 eyne nerede أَيْنَ -
9 şuraka'ukumu şirk koştuklarınız شُرَكَاؤُكُمُ شرك
10 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
11 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
12 tez'umune lider (olarak) iddia ettiniz/ileri sürdünüz تَزْعُمُونَ زعم

Notlar

Not 1: *Ummetin/tarikatın/mezhebin lideri bizlere şefaat eder ve günahlarımızı bağışlar" inanışı külliyen yanlıştır. Buhari'nin tamamı zan olan kitabını Yüce Allah'ın kitabına ortak edenler Buhari'yi ahirette yanlarında bulamayacaklardır. Resûlleri şefaat için çağıranlar onları yanlarında bulamayacaktır. **Kimseler kelimesi bilinçli varlıklar için kullanılır. Demek ki müşrik insanlar Yüce Allah'a kendileri de ancak bir kul olan insanları ortak koşmaktadır.

Ayet 23

812|6|23|ثُمَّ لَمْ تَكُن فِتْنَتُهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ وَٱللَّهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِكِينَ
812|6|23|ثم لم تكن فتنتهم الا ان قالوا والله ربنا ما كنا مشركين
23. Summe lem tekun fitnetuhum illâ en kâlû vallâhi rabbinâ mâ kunnâ muşrikîn(muşrikîne).
Sonra asla olmaz fitneleri332 onların dışında ki derler: "Ve Allah'a!; Rabbimize!4 Olmuş değildik müşrikler36."
Ahmed Samira: 23 Then their false tales/misguidance (excuse was not), except that they said: "By God, our Lord, we were not sharing (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 lem asla لَمْ -
3 tekun olmaz تَكُنْ كون
4 fitnetuhum fitneleri onların فِتْنَتُهُمْ فتن
5 illa dışında إِلَّا -
6 en ki أَنْ -
7 kalu derler قَالُوا قول
8 vellehi ve Allah'a وَاللَّهِ -
9 rabbina Rabbimize رَبِّنَا ربب
10 ma değildik مَا -
11 kunna olmuş كُنَّا كون
12 muşrikine müşrikler مُشْرِكِينَ شرك

Ayet 24

813|6|24|ٱنظُرْ كَيْفَ كَذَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
813|6|24|انظر كيف كذبوا علي انفسهم وضل عنهم ما كانوا يفترون
24. Unzur keyfe kezebû alâ enfusihim ve dalle anhum, mâ kânû yefterûn(yefterûne).
Bak nasıl yalanladılar595 kendi nefislerine201 karşı; ve sapıp gitti onlardan uydurur* oldukları.
Ahmed Samira: 24 See/look how they lied on (to) themselves, and what they were fabricating (was) wasted/lost from them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 unzur bak انْظُرْ نظر
2 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
3 kezebu yalanladılar كَذَبُوا كذب
4 ala karşı عَلَىٰ -
5 enfusihim kendi nefislerine أَنْفُسِهِمْ نفس
6 ve delle ve sapıp gitti وَضَلَّ ضلل
7 anhum onlardan عَنْهُمْ -
8 ma مَا -
9 kanu oldukları كَانُوا كون
10 yefterune uydurur يَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Dinde esas sadece kutsal kitaplardır. Sadece Kur'an'dır. Resûl buyurdu ki diye başlayan uydurmalarla şeytân Yüce Allah'ın dosdoğru yolu olan Kur'an'ın üzerine oturmuştur.

Ayet 25

814|6|25|وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوكَ يُجَٰدِلُونَكَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
814|6|25|ومنهم من يستمع اليك وجعلنا علي قلوبهم اكنه ان يفقهوه وفي اذانهم وقرا وان يروا كل ايه لا يومنوا بها حتي اذا جاوك يجدلونك يقول الذين كفروا ان هذا الا اسطير الاولين
25. Ve minhum men yestemiu ileyk(ileyke), ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minû bihâ, hattâ izâ câuke yucâdilûneke yekûlullezîne keferû in hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).
Ve onlardan kimse (ki) işitir seni; ve yaptık kalplerinin üzerine bir saklayan/gizleyen siper ki (farklı) fıkıh eder/anlar onu*; ve kulaklarına bir ağırlık; ve eğer görseler her bir ayeti287 iman47 etmezler ona; ta ki geldikleri zaman sana mücadeleye girişirler sana; kâfirlik25 etmiş kimseler dedi ki: "Bu ancak evvelkilerin** satırlarıdır/hikayeleridir."
Ahmed Samira: 25 And from them who listens to you, and We put on their hearts/minds covers/protections, that they (not) understand/learn it, and in their ears deafness/heaviness, and if they see every evidence/sign/verse, they do not believe with it until when/if they came to you arguing/disputing with you, those who disbelieved, say: "That that (is) except the first’s/beginner’s myths ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
2 men kimse مَنْ -
3 yestemiu işitir يَسْتَمِعُ سمع
4 ileyke seni إِلَيْكَ -
5 vecealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
8 ekinneten bir saklayan/gizleyen siper أَكِنَّةً كنن
9 en ki أَنْ -
10 yefkahuhu (farklı) fıkıh eder onu يَفْقَهُوهُ فقه
11 ve fi ve وَفِي -
12 azanihim kulaklarına اذَانِهِمْ اذن
13 vekran bir ağırlık وَقْرًا وقر
14 ve in ve eğer وَإِنْ -
15 yerav görseler يَرَوْا راي
16 kulle her كُلَّ كلل
17 ayetin bir ayeti ايَةٍ ايي
18 la لَا -
19 yu'minu iman etmezler يُؤْمِنُوا امن
20 biha ona بِهَا -
21 hatta taki حَتَّىٰ -
22 iza zaman إِذَا -
23 ca'uke geldikler zaman sana جَاءُوكَ جيا
24 yucadiluneke mücadeleye girişirler sana يُجَادِلُونَكَ جدل
25 yekulu dedi يَقُولُ قول
26 ellezine kimseler الَّذِينَ -
27 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
28 in ki إِنْ -
29 haza bu هَٰذَا -
30 illa ancak إِلَّا -
31 esatiru satırlarıdır/hikayeleridir أَسَاطِيرُ سطر
32 l-evveline evvelkilerin الْأَوَّلِينَ اول

Notlar

Not 1: *Risâleti. Yüce Allah'ın mesajını (Kur'an'ı) resûlün ağzından işitirler. Ancak kalplerindeki siper, hastalık, perde, paslanma nedeniyle Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını doğru anlayamazlar. Farklı anlarlar. Bozuk numaralı bir gözlük takmış bir insan gibi gerçeği göremezler. Kalplerindeki bu siper de doğru anlamayı imkansızlaştırır. Kulaklarındaki ağırlık, uyuşukluk da doğru anlamalarına engeldir. **İlklerin.

Ayet 26

815|6|26|وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْـَٔوْنَ عَنْهُ وَإِن يُهْلِكُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
815|6|26|وهم ينهون عنه وينون عنه وان يهلكون الا انفسهم وما يشعرون
26. Ve hum yenhevne anhu ve yen’evne anh(anhu), ve in yuhlikûne illâ enfusehumve mâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Ve onlar men ederler/engellerler ondan*; uzaklaşırlar ondan*; ve ki helak ederler ancak kendi nefislerini201; ve değillerdir şuurlanırlar**.
Ahmed Samira: 26 And they forbid/prevent from it, and they go far from it, and that they truly destroy (non) except themselves, and they do not feel/know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve hum ve onlar وَهُمْ -
2 yenhevne men ederler/engellerler يَنْهَوْنَ نهي
3 anhu ondan عَنْهُ -
4 ve yenevne uzaklaşırlar وَيَنْأَوْنَ ناي
5 anhu ondan عَنْهُ -
6 ve in ve ki وَإِنْ -
7 yuhlikune helak ederler يُهْلِكُونَ هلك
8 illa ancak إِلَّا -
9 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
10 ve ma ve değillerdir وَمَا -
11 yeş'urune şuurlanırlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *Kur'an'dan. Kur'an'dan uzaklaşmak nefsi helak eder. "Sadece Kur'an demek kâfirliktir, Kur'an'ı anlayamazsınız, Kur'an sünnet olmadan yetmez, anlaşılmaz." diyenler bu ayetin doğrudan muhatabıdır.**Bilinçlenme.

Ayet 27

816|6|27|وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ وُقِفُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ فَقَالُوا۟ يَٰلَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
816|6|27|ولو تري اذ وقفوا علي النار فقالوا يليتنا نرد ولا نكذب بايت ربنا ونكون من المومنين
27. Ve lev terâ iz vukıfû alen nâri fe kâlû yâ leytenâ nureddu ve lâ nukezzibe bi âyâti rabbinâ ve nekûne minel mu’minîn(mu’minîne).
Şayet görsen getirilip durduruldukları zaman onları ateşe834 karşı; öyle ki dediler: "Ey! Keşke bizler geri döndürülsek; ve yalanlamayız195 Rabbimizin4 ayetlerini; ve oluruz müminlerden27."
Ahmed Samira: 27 And if you see/understand, if they were suspended/stood on the fire, so they said: "Oh, if only we be returned and we not lie/deny/falsify with our Lord’s verses/evidences, and we be from the believers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 tera görsen تَرَىٰ راي
3 iz zaman إِذْ -
4 vukifu getirilip durduruldukları onları وُقِفُوا وقف
5 ala karşı عَلَى -
6 n-nari ateşe النَّارِ نور
7 fekalu öyle ki dediler فَقَالُوا قول
8 ya leytena ey! keşke bizler يَا لَيْتَنَا -
9 nuraddu geri döndürülsek نُرَدُّ ردد
10 ve la ve وَلَا -
11 nukezzibe yalanlamayız نُكَذِّبَ كذب
12 biayati ayetlerini بِايَاتِ ايي
13 rabbina Rabbimizin رَبِّنَا ربب
14 ve nekune ve oluruz وَنَكُونَ كون
15 mine مِنَ -
16 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 28

817|6|28|بَلْ بَدَا لَهُم مَّا كَانُوا۟ يُخْفُونَ مِن قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا۟ لَعَادُوا۟ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
817|6|28|بل بدا لهم ما كانوا يخفون من قبل ولو ردوا لعادوا لما نهوا عنه وانهم لكذبون
28. Bel bedâ lehum mâ kânû yuhfûne min kabl(kablu),ve lev ruddû le âdû li mâ nuhû anhuve innehum le kâzibûn(kâzibûne).
Evet! Ortaya çıktı/göründü onlara önceden hafiyelik* yapar oldukları; şayet geri döndürülseler mutlak dönerler kendisinden menedildiklerine**; ve doğrusu onlar mutlak yalancılardır.
Ahmed Samira: 28 But/rather it appeared to them what they were hiding from before, and even if they were returned they would have returned (repeated) to what they were forbidden prevented from it, and that they truly are lying/denying/falsifying (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bel evet بَلْ -
2 beda ortaya çıktı/göründü بَدَا بدو
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 ma مَا -
5 kanu oldukları كَانُوا كون
6 yuhfune hafiyelik yapar يُخْفُونَ خفي
7 min مِنْ -
8 kablu önceden قَبْلُ قبل
9 velev şayet وَلَوْ -
10 ruddu geri döndürülseler رُدُّوا ردد
11 leaadu mutlak dönerler لَعَادُوا عود
12 lima لِمَا -
13 nuhu men edildiklerine نُهُوا نهي
14 anhu kendisinden عَنْهُ -
15 ve innehum ve doğrusu onları وَإِنَّهُمْ -
16 lekazibune mutlak yalancılardır لَكَاذِبُونَ كذب

Notlar

Not 1: *Gizlemek, örtmek, saklamak, gizli saklı işler yapmak.**Yasaklandıklarına. Yüce Allah'a verilen sözü yani misâkı bozmak.

Ayet 29

818|6|29|وَقَالُوٓا۟ إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ
818|6|29|وقالوا ان هي الا حياتنا الدنيا وما نحن بمبعوثين
29. Ve kâlû in hiye illâ hayatuned dunyâ ve mâ nahnu bi meb’ûsîn(meb’ûsîne).
Ve dediler: "Ki O ancak dünya hayatımızdır; ve değiliz bizler diriltilenler."
Ahmed Samira: 29 And they said: "That truly it is except our life the present life/worldly life, we are not with being resurrected/revived."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 in ki إِنْ -
3 hiye o هِيَ -
4 illa ancak إِلَّا -
5 hayatuna hayatımızdan حَيَاتُنَا حيي
6 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
7 ve ma ve değiliz وَمَا -
8 nehnu bizler نَحْنُ -
9 bimeb'usine diriltilenler بِمَبْعُوثِينَ بعث

Ayet 30

819|6|30|وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ وُقِفُوا۟ عَلَىٰ رَبِّهِمْ قَالَ أَلَيْسَ هَٰذَا بِٱلْحَقِّ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
819|6|30|ولو تري اذ وقفوا علي ربهم قال اليس هذا بالحق قالوا بلي وربنا قال فذوقوا العذاب بما كنتم تكفرون
30. Ve lev terâ iz vukıfû alâ rabbihim, kâle e leyse hâzâ bil hakk(hakkı), kâlû belâ ve rabbinâ, kâle fe zûkûl azâbe bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).
Şayet görsen getirilip durduruldukları zaman Rablerine4 karşı; dedi (Allah): "Değil miymiş bu hak/gerçek"; dediler596: "Evet! Ve Rabbimize!"; dedi (Allah): "Öyle ki tadın azabı kâfirlik25 eder olduğunuzla."
Ahmed Samira: 30 And if you see/understand if they stopped/arrested at their Lord, he said: "Is that not with the truth/real ?" They said: "Yes/certainly, by our Lord." He said: "So taste/experience the torture, with what you were disbelieving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 tera görsen تَرَىٰ راي
3 iz zaman إِذْ -
4 vukifu getirilip durdulmuş وُقِفُوا وقف
5 ala karşı عَلَىٰ -
6 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
7 kale dedi (Allah) قَالَ قول
8 eleyse değil miymiş? أَلَيْسَ ليس
9 haza bu هَٰذَا -
10 bil-hakki hak/gerçek بِالْحَقِّ حقق
11 kalu dediler قَالُوا قول
12 bela Evet! بَلَىٰ -
13 verabbina ve Rabbimize! وَرَبِّنَا ربب
14 kale dedi قَالَ قول
15 fezuku öyle ki tadın فَذُوقُوا ذوق
16 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
17 bima dolayı بِمَا -
18 kuntum olduğunuza كُنْتُمْ كون
19 tekfurune kâfirlik eder تَكْفُرُونَ كفر

Ayet 31

820|6|31|قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا۟ يَٰحَسْرَتَنَا عَلَىٰ مَا فَرَّطْنَا فِيهَا وَهُمْ يَحْمِلُونَ أَوْزَارَهُمْ عَلَىٰ ظُهُورِهِمْ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ
820|6|31|قد خسر الذين كذبوا بلقا الله حتي اذا جاتهم الساعه بغته قالوا يحسرتنا علي ما فرطنا فيها وهم يحملون اوزارهم علي ظهورهم الا سا ما يزرون
31. Kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâh(likâillâhi) hattâ izâ câethumus sâatu bagteten kâlû yâ hasretenâ alâ mâ farratnâ fîhâ ve hum yahmilûne evzârehum alâ zuhûrihim, e lâ sâe mâ yezirûn(yezirûne).
Muhakkak hüsrana uğradı kimseler (ki) yalanladılar Allah (-la) karşılaşmayı; ta ki geldiği zaman onlara sâat470 ansızın; dediler: "Ey! Hüsranımızdır; ilgisizliğimize/ihmalimize karşı orada*"; ve onlar yüklenirler günahlarını sırtlarına; kötü olmadı mı taşıdıkları?
Ahmed Samira: 31 Those who denied had lost with God’s meeting until when the Hour/Resurrection came to them82suddenly, they said: "Oh, our grief/sorrow on what we neglected/wasted in it." And they are carrying their sins on their backs, is it not evil/harmful what they carry/bear?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 hasira hüsrana uğradı خَسِرَ خسر
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
5 bilika'i karşılaşmayı بِلِقَاءِ لقي
6 llahi Allah’a اللَّهِ -
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 iza zaman إِذَا -
9 ca'ethumu geldiği zaman onlara جَاءَتْهُمُ جيا
10 s-saatu saat السَّاعَةُ سوع
11 begteten ansızın بَغْتَةً بغت
12 kalu dediler قَالُوا قول
13 ya hasratena ey! hüsranımızdır يَا حَسْرَتَنَا حسر
14 ala karşı عَلَىٰ -
15 ma مَا -
16 ferratna ilgisizliğimize/ihmalimize فَرَّطْنَا فرط
17 fiha orada فِيهَا -
18 vehum ve onlar وَهُمْ -
19 yehmilune yüklenirler يَحْمِلُونَ حمل
20 evzarahum günahlarını أَوْزَارَهُمْ وزر
21 ala عَلَىٰ -
22 zuhurihim sırtlarına ظُهُورِهِمْ ظهر
23 ela أَلَا -
24 sa'e ne kötü olmadı mı سَاءَ سوا
25 ma مَا -
26 yezirune taşıdıkları يَزِرُونَ وزر

Notlar

Not 1: *Dişil zamir yere/yeryüzüne (Dünya hayatına) gider.

Ayet 32

821|6|32|وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
821|6|32|وما الحيوه الدنيا الا لعب ولهو وللدار الاخره خير للذين يتقون افلا تعقلون
32. Ve mâl hayâtud dunyâ illâ leibun ve lehv(lehvun), ve led dârul âhiretu hayrun lillezîne yettekûn(yettekûne), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
Ve değildir dünya hayatı bir aldatıcı oyun ve bir oyalayıcı dışında; ve mutlak ki ahiret diyarı hayırlıdır kimselere (ki) takvalı21 olurlar; öyle ki akletmez562 misiniz?
Ahmed Samira: 32 And the life the present/worldly life is not except playing/amusement/enjoyment and play things , and (the) end’s (other life’s) house/home (E) (is) better to those who fear and obey, so do you not reason/understand?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 l-hayatu hayatı الْحَيَاةُ حيي
3 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
4 illa dışında إِلَّا -
5 leibun bir aldatıcı oyun لَعِبٌ لعب
6 velehvun ve bir oyalayıcı وَلَهْوٌ لهو
7 veleddaru ve mutlak diyarı وَلَلدَّارُ دور
8 l-ahiratu ahiret الْاخِرَةُ اخر
9 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
10 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
11 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي
12 efela öyleyse أَفَلَا -
13 tea'kilune akletmez misiniz? تَعْقِلُونَ عقل

Ayet 33

822|6|33|قَدْ نَعْلَمُ إِنَّهُۥ لَيَحْزُنُكَ ٱلَّذِى يَقُولُونَ فَإِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَٰكِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ
822|6|33|قد نعلم انه ليحزنك الذي يقولون فانهم لا يكذبونك ولكن الظلمين بايت الله يجحدون
33. Kad na’lemu, innehu le yahzunukellezî yekûlûne fe innehum lâ yukezzibûneke ve lâkinnez zâlimînebi âyâtillâhi yechadûn(yechadûne).
Muhakkak biliriz ki o dedikleri mutlak hüzünlendirir seni; öyle ki doğrusu onlar yalanlamazlar seni; velakin/fakat zalimler257 Allah'ın ayetleriyle454 mücadele/cihat ederler.
Ahmed Samira: 33 We had known that it saddens you (E) what they say, so they truly do not deny you, and but the unjust/oppressors, (are) disbelieving and denying with God’s verses/evidences.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 nea'lemu biliriz نَعْلَمُ علم
3 innehu ki o إِنَّهُ -
4 leyehzunuke mutlak hüzünlendirir seni لَيَحْزُنُكَ حزن
5 llezi o ki الَّذِي -
6 yekulune derler يَقُولُونَ قول
7 fe innehum öyle ki doğrusu onlar فَإِنَّهُمْ -
8 la لَا -
9 yukezzibuneke yalanlamazlar seni يُكَذِّبُونَكَ كذب
10 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
11 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم
12 biayati ayetleriyle بِايَاتِ ايي
13 llahi Allah'ın اللَّهِ -
14 yechadune mücadele ederler يَجْحَدُونَ جحد

Ayet 34

823|6|34|وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ فَصَبَرُوا۟ عَلَىٰ مَا كُذِّبُوا۟ وَأُوذُوا۟ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمْ نَصْرُنَا وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِ وَلَقَدْ جَآءَكَ مِن نَّبَإِى۟ ٱلْمُرْسَلِينَ
823|6|34|ولقد كذبت رسل من قبلك فصبروا علي ما كذبوا واوذوا حتي اتيهم نصرنا ولا مبدل لكلمت الله ولقد جاك من نباي المرسلين
34. Ve lekad kuzzibet rusulun min kablike fe saberû alâ mâ kuzzibû ve ûzû hattâ etâhum nasrunâ, ve lâ mubeddile li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), ve lekad câeke min nebeil murselîn(murselîne).
Ve ant olsun yalanlandı resûller418 senden önce; öyle ki sabrettiler51 yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı; ta ki geldi onlara yardımımız; ve olmaz bir mübadele/değişim* Allah'ın kelimelerine; ve ant olsun geldi sana gönderilmişlerin haberinden.
Ahmed Samira: 34 And messengers from before you had been lied to/denied, so they were patient on what they were denied (rejected) and they were harmed mildly, until Our victory/aid came to them, and (there is) no exchanger to God’s words/expressions; and from the messengers’ information/news had come to you.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 kuzzibet yalanlandı كُذِّبَتْ كذب
3 rusulun resûller رُسُلٌ رسل
4 min مِنْ -
5 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
6 fesaberu öyle ki sabrettiler فَصَبَرُوا صبر
7 ala karşı عَلَىٰ -
8 ma مَا -
9 kuzzibu yalanlanmalarına كُذِّبُوا كذب
10 ve uzu ve eziyet edilmelerine وَأُوذُوا اذي
11 hatta ta ki حَتَّىٰ -
12 etahum geldi onlara أَتَاهُمْ اتي
13 nesruna yardımımız نَصْرُنَا نصر
14 ve la ve olmaz وَلَا -
15 mubeddile mübadele/değişim مُبَدِّلَ بدل
16 likelimati kelimelerine لِكَلِمَاتِ كلم
17 llahi Allah'ın اللَّهِ -
18 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
19 ca'eke geldi sana جَاءَكَ جيا
20 min مِنْ -
21 nebei haberinden نَبَإِ نبا
22 l-murseline gönderilmişlerin الْمُرْسَلِينَ رسل

Notlar

Not 1: *Tüm resûller Yüce Allah'ın tek dini olan İslam'ı getirmiştir.

Ayet 35

824|6|35|وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ ٱسْتَطَعْتَ أَن تَبْتَغِىَ نَفَقًا فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ سُلَّمًا فِى ٱلسَّمَآءِ فَتَأْتِيَهُم بِـَٔايَةٍ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
824|6|35|وان كان كبر عليك اعراضهم فان استطعت ان تبتغي نفقا في الارض او سلما في السما فتاتيهم بايه ولو شا الله لجمعهم علي الهدي فلا تكونن من الجهلين
35. Ve in kâne kebure aleyke i’râduhum fe inisteta’te en tebtegıye nefekan fîl ardı ev sullemen fîs semâi fe te’tiyehum bi âyeh(âyetin), ve lev şâallâhu le cemeahum alel hudâ fe lâ tekûnenne minel câhilîn(câhilîne).
Ve eğer olduysa sana yüz çevirmeleri büyük (bir şey); öyle ki eğer tabi olabilirsen ki ara/bakın* bir delik yerde ya da bir merdiven gökte; öyle ki gelirsin onlara bir ayetle287; şayet dileseydi* Allah (ki) mutlak bir araya getirirdi onları hidayet üzerine; öyle ki sakın olma cahillerden*.
Ahmed Samira: 35 And if their objection/opposition has become a burden on you, so if you were able, that (E) you desire/wish a tunnel in the earth/Planet Earth, or a ladder in the sky/space, so you come to them with a verse/evidence, and if God wanted/willed He would have gathered/collected them on the guidance, so do not be (E) from the ignorant/lowly (P).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 kane olduysa كَانَ كون
3 kebura büyük كَبُرَ كبر
4 aleyke sana عَلَيْكَ -
5 ia'raduhum yüz çevirmeleri إِعْرَاضُهُمْ عرض
6 feini öyle ki eğer فَإِنِ -
7 stetaa'te tabi olabilirsen اسْتَطَعْتَ طوع
8 en ki أَنْ -
9 tebtegiye ara/bakın تَبْتَغِيَ بغي
10 nefekan bir delik نَفَقًا نفق
11 fi فِي -
12 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
13 ev ya da أَوْ -
14 sullemen bir merdiven سُلَّمًا سلم
15 fi فِي -
16 s-semai gökte السَّمَاءِ سمو
17 fete'tiyehum öyle ki gelirsin onlara فَتَأْتِيَهُمْ اتي
18 biayetin bir ayetle بِايَةٍ ايي
19 velev şayet وَلَوْ -
20 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 lecemeahum mutlak bir araya getirirdi onları لَجَمَعَهُمْ جمع
23 ala üzerine عَلَى -
24 l-huda hidayet الْهُدَىٰ هدي
25 fela öyle ki فَلَا -
26 tekunenne sakın olma تَكُونَنَّ كون
27 mine مِنَ -
28 l-cahiline cahillerden الْجَاهِلِينَ جهل

Notlar

Not 1: *Anlaşılır ki resûl Muhammed yüz çeviren kimseleri ikna etmek için Yüce Allah'tan mucize istemiştir. Yüce Allah mucizelerin kendi indinden geldiğini, şayet dileseydi insanların tamamını iman eder olarak bir araya toplayabileceğini bildirmiştir. Ayrıca bilmediğimiz konularda, bilmediğimiz şeylerde Yüce Allah'tan ısrarla bir şeyler dilemenin de cahillik olacağını Yüce Rabbimiz bizlere bildirmiştir.

Ayet 36

825|6|36|إِنَّمَا يَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ يَسْمَعُونَ وَٱلْمَوْتَىٰ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ ثُمَّ إِلَيْهِ يُرْجَعُونَ
825|6|36|انما يستجيب الذين يسمعون والموتي يبعثهم الله ثم اليه يرجعون
36. İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).
Ancak işiten kimseler icabet eder; ve mevtalar/ölüler (ki) diriltir onları Allah; sonra O'na (Allah'a) döndürülürler.
Ahmed Samira: 36 But those who hear/listen answer/reply, and the deads, God sends/resurrects/revives them, then to Him they return.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 yestecibu icabet eder يَسْتَجِيبُ جوب
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 yesmeune işitirler يَسْمَعُونَ سمع
5 velmevta ve mevtalar/ölüler وَالْمَوْتَىٰ موت
6 yeb'asuhumu diriltir onları يَبْعَثُهُمُ بعث
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 summe sonra ثُمَّ -
9 ileyhi O'na إِلَيْهِ -
10 yurceune döndürülürler يُرْجَعُونَ رجع

Ayet 37

826|6|37|وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةً وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
826|6|37|وقالوا لولا نزل عليه ايه من ربه قل ان الله قادر علي ان ينزل ايه ولكن اكثرهم لا يعلمون
37. Ve kâlû lev lâ nuzzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihî), kul innallâhe kâdirun alâ en yunezzile âyeten ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve dediler: "Değil miydi indirilmeli ona bir ayet287 Rabbinden4!"; de ki: "Doğrusu Allah bir Kâdir’dir598 üzerine ki indirir bir ayet287; velakin/fakat çokları onların bilmezler.
Ahmed Samira: 37 And they said: "If only a sign/verse/evidence was descended on him from his Lord." Say: "That God (is) capable that on to descend a sign/verse/evidence." And but most of them do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 levla değil miydi? لَوْلَا -
3 nuzzile indirilmeli نُزِّلَ نزل
4 aleyhi ona عَلَيْهِ -
5 ayetun bir ayet ايَةٌ ايي
6 min مِنْ -
7 rabbihi Rabbinden رَبِّهِ ربب
8 kul de ki قُلْ قول
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 kadirun bir Kâdir’dir قَادِرٌ قدر
12 ala üzerine عَلَىٰ -
13 en ki أَنْ -
14 yunezzile indirir يُنَزِّلَ نزل
15 ayeten bir ayet ايَةً ايي
16 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
17 ekserahum çokları onların أَكْثَرَهُمْ كثر
18 la لَا -
19 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Ayet 38

827|6|38|وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ
827|6|38|وما من دابه في الارض ولا طير يطير بجناحيه الا امم امثالكم ما فرطنا في الكتب من شي ثم الي ربهم يحشرون
38. Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne).
Ve olmaz hiçbir dâbbeden599 yerde; ve hiçbir kuş (ki) uçar iki kanadıyla; ancak bir ümmettir305 sizlerin misalleri/örnekleri*; ihmal etmiş değiliz kitapta** hiçbir şeyi; sonra Rablerine4 karşı haşredilirler556***.
Ahmed Samira: 38 And (there is) not from a walker/creeper/crawler (creature) in the earth/Planet Earth and nor (a) bird (that) flies with its two wings, except (they are) nations similar/equal to you, We did not neglect/waste in The Book from a thing, then to their Lord they be gathered.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve olmaz وَمَا -
2 min hiçbir مِنْ -
3 dabbetin bir dabbeden دَابَّةٍ دبب
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 ve la ve hiçbir وَلَا -
7 tairin kuş طَائِرٍ طير
8 yetiru uçar يَطِيرُ طير
9 bicenahayhi iki kanadıyla بِجَنَاحَيْهِ جنح
10 illa ancak إِلَّا -
11 umemun bir ümmettir أُمَمٌ امم
12 emsalukum sizin misalini أَمْثَالُكُمْ مثل
13 ma değildir مَا -
14 ferratna ihmal etmiş فَرَّطْنَا فرط
15 fi فِي -
16 l-kitabi kitapta الْكِتَابِ كتب
17 min hiçbir مِنْ -
18 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
19 summe sonra ثُمَّ -
20 ila karşı إِلَىٰ -
21 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
22 yuhşerune haşredilirler يُحْشَرُونَ حشر

Notlar

Not 1: *Çoğul gelmesi önemlidir. Anlarız ki insanların içinde de misaller/örnekler vardır. İnsanların farklı alt ümmetlere ayrılması gibi diğer canlılar da kendi içlerinde farklı ümmetlere/kategorilere ayrılır. Farklı tip maymunların olması gibi.**Evrenin geçmiş gelecek tüm kuantum bilgilerini içeren korunmuş, 2D (2 boyutlu) kitap/yazıt. Levh-i Mahfûz.***Onlar. Eril çoğul. Muhatap insanlar olduğu için insanların hasredilmesinin işaret edildiğini anlarız.

Ayet 39

828|6|39|وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضْلِلْهُ وَمَن يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
828|6|39|والذين كذبوا بايتنا صم وبكم في الظلمت من يشا الله يضلله ومن يشا يجعله علي صرط مستقيم
39. Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ summun ve bukmun fîz zulumât(zulumâti), men yeşâillâhu yudlilhu, ve men yeşe’ yec’alhu alâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ve kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; sağırlardır ve dilsizlerdir karanlıklarda; kimi diler Allah dalalette128 bırakır onu; ve kimi diler yapar onu dosdoğru bir yol üzerine124.
Ahmed Samira: 39 And those who lied/denied with Our verses/signs/evidences (they are) deaf and mute in the darknesses; whom God wants/wills He misguides him, and whom He wants/wills, He puts him on a straight/direct road/way

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
3 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
4 summun sağırlardır صُمٌّ صمم
5 ve bukmun ve dilsizlerdir وَبُكْمٌ بكم
6 fi فِي -
7 z-zulumati karanlıklada الظُّلُمَاتِ ظلم
8 men kimi مَنْ -
9 yeşei diler يَشَإِ شيا
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 yudlilhu dalalete bırakır onu يُضْلِلْهُ ضلل
12 ve men ve kim وَمَنْ -
13 yeşe' diler يَشَأْ شيا
14 yec'alhu yapar onu يَجْعَلْهُ جعل
15 ala üzerine عَلَىٰ -
16 siratin bir yol صِرَاطٍ صرط
17 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Ayet 40

829|6|40|قُلْ أَرَءَيْتَكُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُ ٱللَّهِ أَوْ أَتَتْكُمُ ٱلسَّاعَةُ أَغَيْرَ ٱللَّهِ تَدْعُونَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
829|6|40|قل اريتكم ان اتيكم عذاب الله او اتتكم الساعه اغير الله تدعون ان كنتم صدقين
40. Kul e reeytekum in etâkum azâbullâhi ev etetkumus sâatu e gayrallâhi ted’ûn(ted’ûne), in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
De ki: "Gördünüz mü? Eğer gelse sizlere Allah'ın azabı ya da gelse sizlere o sâat470; Allah’tan başkasını mı çağırırsınız?"; eğer olduysanız* sâdıklar182.
Ahmed Samira: 40 Say: "Did I show you/make you understand, if God’s torture came to you, or the Hour/Resurrection came to you, is (it) other than God you call, if you are/were truthful?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 eraeytekum gördünüz mü أَرَأَيْتَكُمْ راي
3 in eğer إِنْ -
4 etakum gelse sizlere أَتَاكُمْ اتي
5 azabu azabı عَذَابُ عذب
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ev ya da أَوْ -
8 etetkumu gelse sizlere أَتَتْكُمُ اتي
9 s-saatu o saat السَّاعَةُ سوع
10 egayra dışında mı أَغَيْرَ غير
11 llahi Allah’ın اللَّهِ -
12 ted'une çağırırsınız تَدْعُونَ دعو
13 in eğer إِنْ -
14 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
15 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Sâdıklar olmuş olsaydınız görürdünüz.

Ayet 41

830|6|41|بَلْ إِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ إِلَيْهِ إِن شَآءَ وَتَنسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ
830|6|41|بل اياه تدعون فيكشف ما تدعون اليه ان شا وتنسون ما تشركون
41. Bel iyyâhu ted’ûne fe yekşifu mâ ted’ûne ileyhi in şâe ve tensevne mâ tuşrikûn(tuşrikûne).
Evet! O’nu (Allah'ı) çağırırsınız; öyle ki keşfeder/kaldırır* çağırdığınız üzerine** eğer dilediyse; ve unutursunuz ortak koştuklarınızı.
Ahmed Samira: 41 But (only) Him you call, so He removes/uncovers what you call to (for) it, if He wants/wills, and you forget what you share/make partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bel Evet بَلْ -
2 iyyahu O’nu إِيَّاهُ -
3 ted'une çağırırsınız تَدْعُونَ دعو
4 fe yekşifu öyle ki kefşeder/kaldırır فَيَكْشِفُ كشف
5 ma مَا -
6 ted'une çağırdığınızı تَدْعُونَ دعو
7 ileyhi üzerine إِلَيْهِ -
8 in eğer إِنْ -
9 şa'e dilediyse شَاءَ شيا
10 ve tensevne ve unutursunuz وَتَنْسَوْنَ نسي
11 ma مَا -
12 tuşrikune ortak koştuklarınızı تُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Keşfetmek. Kaldırıp görünür yapmak. Zorlukları kolaylığa çeviren yolları ortaya çıkarmak.**Çağırdığınız şey üzerine.

Ayet 42

831|6|42|وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ
831|6|42|ولقد ارسلنا الي امم من قبلك فاخذنهم بالباسا والضرا لعلهم يتضرعون
42. Ve lekad erselnâ ilâ umemin min kablike fe ehaznâhum bil be’sâi ved darrâi leallehum yetedarraûn(yetedarraûne).
Ve ant olsun gönderdik ümmetlere305 senden önce; öyle ki tuttuk onları ızdırapla/sıkıntıyla/zorlukla ve darlıkla; belki onlar alçak gönüllü olurlar.
Ahmed Samira: 42 And We had sent to nations from before you, so We took/punished them with the misery/hardship/fear and the calamity, maybe they become humble and humiliate themselves (to God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 ila إِلَىٰ -
4 umemin ümmetlere أُمَمٍ امم
5 min مِنْ -
6 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
7 feehaznahum öyle ki tuttuk onları فَأَخَذْنَاهُمْ اخذ
8 bil-be'sa'i ızdırapla/sıkıntıyla/zorlukla بِالْبَأْسَاءِ باس
9 ve dderra'i ve darlıkla وَالضَّرَّاءِ ضرر
10 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
11 yetederraune alçak gönüllü olurlar يَتَضَرَّعُونَ ضرع

Ayet 43

832|6|43|فَلَوْلَآ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا۟ وَلَٰكِن قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
832|6|43|فلولا اذ جاهم باسنا تضرعوا ولكن قست قلوبهم وزين لهم الشيطن ما كانوا يعملون
43. Fe lev lâ iz câehum be’sunâ tedarraû ve lâkin kaset kulûbuhum ve zeyyene lehumuş şeytânu mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Öyle ki neden olmadı; geldiği zaman onlara ızdırabımız/sıkıntımız/zorluğumuz alçak gönüllü olsalardı; velakin/fakat katılaştı kalpleri175; ve süsledi onlara şeytân29 yapar olduklarını.
Ahmed Samira: 43 So where it not for when Our might came to them, they became humble and humiliated themselves, and but their hearts/minds became cruel/merciless, and the devil decorated/beautified for them what they were making/doing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felevla öyle ki niye olmadı فَلَوْلَا -
2 iz zaman إِذْ -
3 ca'ehum geldiği zaman onlara جَاءَهُمْ جيا
4 be'suna ızdırabımız/sıkıntımız/zorluğumuz بَأْسُنَا باس
5 tederrau alçak gönüllü olsalardı تَضَرَّعُوا ضرع
6 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
7 kaset katılaştı قَسَتْ قسو
8 kulubuhum kalbleri قُلُوبُهُمْ قلب
9 ve zeyyene ve süsledi وَزَيَّنَ زين
10 lehumu onlara لَهُمُ -
11 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
12 ma مَا -
13 kanu olduklarını كَانُوا كون
14 yea'melune yapar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 44

833|6|44|فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَٰبَ كُلِّ شَىْءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُوا۟ بِمَآ أُوتُوٓا۟ أَخَذْنَٰهُم بَغْتَةً فَإِذَا هُم مُّبْلِسُونَ
833|6|44|فلما نسوا ما ذكروا به فتحنا عليهم ابوب كل شي حتي اذا فرحوا بما اوتوا اخذنهم بغته فاذا هم مبلسون
44. Fe lemmâ nesû mâ zukkirû bihî fetahnâ aleyhim ebvâbe kulli şey’(şey’in), hattâ izâ ferihû bimâ ûtû ehaznâhum bagteten fe izâhum mublisûn(mublisûne).
Ne zaman ki unuttular kendisiyle zikredildiklerini/hatırlatıldıklarını; öyle ki açtık üzerlerine her bir şeyin kapılarını*; ta ki ferahladıkları zaman verildikleriyle tuttuk onları ansızın; öyle ki (o) zaman onlar umutsuzlardı/biçarelerdi.
Ahmed Samira: 44 So when they forgot what they were reminded with it, We opened on them every thing’s doors/entrances, until when they became happy/delighted with what they were given, (then) We took/punished them suddenly, so then they are confused/dumbfounded.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma ne zaman ki فَلَمَّا -
2 nesu unuttular نَسُوا نسي
3 ma مَا -
4 zukkiru zikredildikleri/hatırlatıldıklarını ذُكِّرُوا ذكر
5 bihi kendisiyle بِهِ -
6 fetehna öyle ki açtık فَتَحْنَا فتح
7 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
8 ebvabe kapılarını أَبْوَابَ بوب
9 kulli her كُلِّ كلل
10 şey'in şeyin شَيْءٍ شيا
11 hatta ta ki حَتَّىٰ -
12 iza zaman إِذَا -
13 ferihu ferahladıkları فَرِحُوا فرح
14 bima بِمَا -
15 utu verildikleriyle أُوتُوا اتي
16 ehaznahum tuttuk onları أَخَذْنَاهُمْ اخذ
17 begteten ansızın بَغْتَةً بغت
18 fe iza öyle ki zaman فَإِذَا -
19 hum onlar هُمْ -
20 mublisune umutsuzlar/biçareler مُبْلِسُونَ بلس

Notlar

Not 1: *Her yönden bereket/rahmet kapılarının açılması.

Ayet 45

834|6|45|فَقُطِعَ دَابِرُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
834|6|45|فقطع دابر القوم الذين ظلموا والحمد لله رب العلمين
45. Fe kutia dâbirul kavmillezîne zalemû, vel hamdu lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
Öyle ki kesildi arkası kavmin/toplumun; zulmetmiş257 kimselerin; ve hamd3 Allah’adır; Rabbidir4 alemlerin.
Ahmed Samira: 45 So (it was) cut off/separated (the) root/remainder (of) the nation those who caused injustice/oppression, and the praise/gratitude (is) to God the creations altogether’s/(universe’s) Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekutia öyle ki kesildi فَقُطِعَ قطع
2 dabiru arkası دَابِرُ دبر
3 l-kavmi kavmi/toplumu الْقَوْمِ قوم
4 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
5 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
6 velhamdu ve hamd وَالْحَمْدُ حمد
7 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
8 rabbi Rabbi رَبِّ ربب
9 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 46

835|6|46|قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَخَذَ ٱللَّهُ سَمْعَكُمْ وَأَبْصَٰرَكُمْ وَخَتَمَ عَلَىٰ قُلُوبِكُم مَّنْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ يَأْتِيكُم بِهِ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْءَايَٰتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ
835|6|46|قل اريتم ان اخذ الله سمعكم وابصركم وختم علي قلوبكم من اله غير الله ياتيكم به انظر كيف نصرف الايت ثم هم يصدفون
46. Kul e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
De ki: "Gördünüz mü? Eğer tutsa/alsa Allah işitmenizi ve bakışınızı; ve mühürlese175 kalbinizin üzerini; kimdir bir ilâh74 Allah’ın dışında (ki) gelir sizlere onunla"; bak! Nasıl dikkat çekeriz ayetlere237; sonra onlar yüz çevirirler.
Ahmed Samira: 46 Say: "Did you see/understand, if God took your sense of hearing and your eye sights/understanding, and sealed/stamped on your hearts/minds , which god other than God comes to you with it?" See how We83elaborate linguistically the signs/verses/evidences, then they turn away/avoid.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 eraeytum gördünüz mü أَرَأَيْتُمْ راي
3 in eğer إِنْ -
4 ehaze tutsa/alsa أَخَذَ اخذ
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 sem'akum işitmenizi سَمْعَكُمْ سمع
7 ve ebsarakum ve görüşlerinizi وَأَبْصَارَكُمْ بصر
8 ve hateme ve mühürlese وَخَتَمَ ختم
9 ala üzerini عَلَىٰ -
10 kulubikum kalblerinizin قُلُوبِكُمْ قلب
11 men kimdir? مَنْ -
12 ilahun bir ilah إِلَٰهٌ اله
13 gayru dışında غَيْرُ غير
14 llahi Allah’ın اللَّهِ -
15 ye'tikum gelir sizlere يَأْتِيكُمْ اتي
16 bihi onunla بِهِ -
17 unzur bak انْظُرْ نظر
18 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
19 nusarrifu dikkat çekeriz نُصَرِّفُ صرف
20 l-ayati ayetlere الْايَاتِ ايي
21 summe sonra ثُمَّ -
22 hum onlar هُمْ -
23 yesdifune yüz çeviriyorlar يَصْدِفُونَ صدف

Ayet 47

836|6|47|قُلْ أَرَءَيْتَكُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُ ٱللَّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
836|6|47|قل اريتكم ان اتيكم عذاب الله بغته او جهره هل يهلك الا القوم الظلمون
47. Kul e reeytekum in etâkum azâbullâhi bagteten ev cehreten hel yuhleku illel kavmuz zâlimûn(zâlimûne).
De ki: "Gördünüz mü? Eğer gelse sizlere Allah'ın azabı ansızın ya da açıkça; helak edilir mi zalimler257 kavmi/toplumu dışında?"
Ahmed Samira: 47 Say: "Did I show you, if God’s torture came to you suddenly or publicly/loudly , does except the nation the unjust/oppressors be destroyed?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 eraeytekum gördünüz mü أَرَأَيْتَكُمْ راي
3 in eğer إِنْ -
4 etakum gelse sizlere أَتَاكُمْ اتي
5 azabu azabı عَذَابُ عذب
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 begteten ansızın بَغْتَةً بغت
8 ev ya da أَوْ -
9 cehraten açıkça جَهْرَةً جهر
10 hel mi? هَلْ -
11 yuhleku helak edilir يُهْلَكُ هلك
12 illa dışında إِلَّا -
13 l-kavmu kavmi/toplumu الْقَوْمُ قوم
14 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Ayet 48

837|6|48|وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ فَمَنْ ءَامَنَ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
837|6|48|وما نرسل المرسلين الا مبشرين ومنذرين فمن امن واصلح فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
48. Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Ve gönderir değiliz murselîni619 ancak müjdecilerdir ve uyarıcılardır; öyle ki kim iman47 etti ve ıslah316 etti; öyle ki olmaz bir korku üzerlerine ve onlar hüzünlenmezler.
Ahmed Samira: 48 And We do not sent the messengers except (as) announcers of good news and warners/givers of notice, so who believed and corrected/repaired, so no fear on them and nor they be sad/grievous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 nursilu gönderir نُرْسِلُ رسل
3 l-murseline gönderilenleri الْمُرْسَلِينَ رسل
4 illa dışında إِلَّا -
5 mubeşşirine müjdeciler مُبَشِّرِينَ بشر
6 ve munzirine ve uyarıcılar وَمُنْذِرِينَ نذر
7 femen öyle ki kim فَمَنْ -
8 amene iman etti امَنَ امن
9 ve esleha ve ıslah etti وَأَصْلَحَ صلح
10 fela öyle ki olmaz فَلَا -
11 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
12 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
13 ve la ve وَلَا -
14 hum onlar هُمْ -
15 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Ayet 49

838|6|49|وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَمَسُّهُمُ ٱلْعَذَابُ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
838|6|49|والذين كذبوا بايتنا يمسهم العذاب بما كانوا يفسقون
49. Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ yemessuhumul azâbu bimâ kânû yefsukûn(yefsukûne).
Ve kimseler (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; temas eder onlara azap; fâsıklık38 ederler olduklarıyla.
Ahmed Samira: 49 And those who denied/falsified with Our verses/evidences, the torture touches them because of what they were debauching .

Ayet 50

839|6|50|قُل لَّآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ إِنِّى مَلَكٌ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ
839|6|50|قل لا اقول لكم عندي خزاين الله ولا اعلم الغيب ولا اقول لكم اني ملك ان اتبع الا ما يوحي الي قل هل يستوي الاعمي والبصير افلا تتفكرون
50. Kul lâ ekûlu lekum indî hazâinullâhi ve lâ a’lemul gaybe ve lâ ekûlu lekum innî melek(melekun), in ettebiu illâ mâ yûhâ ileyy(ileyye), kul hel yestevîl a’mâ vel basîr(basîru),e fe lâ tetefekkerûn(tetefekkerûne).
De ki: "Demem sizlere (ki) indimdedir/yanımdadır Allah'ın hazineleri; ve bilmem gaybı62; ve demem sizlere (ki) ben bir meleğim48; tabi olur değilim üzerime vahyedilen* dışında"; de ki: "Aynı seviyede olur mu âmâ/kör ve gören; öyle ki tefekkür357 etmez misiniz?"
Ahmed Samira: 50 Say: "I do not say to you, at me (are) God’s safes/storages (treasures), and I do not know the unseen/absent ,and I do not say to you that I am (an) angel/king/owner , that I follow except what (is) transmitted/revealed to me." Say: "Do the blind, and the seeing become equal/alike, so do you not think?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 la لَا -
3 ekulu demem أَقُولُ قول
4 lekum sizlere لَكُمْ -
5 indi indimdedir/yanımdadır عِنْدِي عند
6 hazainu hazineleri خَزَائِنُ خزن
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 ve la ve وَلَا -
9 ea'lemu bilmem أَعْلَمُ علم
10 l-gaybe gaybı الْغَيْبَ غيب
11 ve la ve وَلَا -
12 ekulu demem أَقُولُ قول
13 lekum sizlere لَكُمْ -
14 inni ben إِنِّي -
15 melekun bir meleğim مَلَكٌ ملك
16 in değilim إِنْ -
17 ettebiu tabi olur أَتَّبِعُ تبع
18 illa dışında إِلَّا -
19 ma مَا -
20 yuha vahyedilene يُوحَىٰ وحي
21 ileyye üzerime إِلَيَّ -
22 kul de ki قُلْ قول
23 hel midir? هَلْ -
24 yestevi aynı seviyedem mi يَسْتَوِي سوي
25 l-ea'ma âmâ الْأَعْمَىٰ عمي
26 velbesiru ve gören وَالْبَصِيرُ بصر
27 efela öyle ki أَفَلَا -
28 tetefekkerune tefekkür etmez misiniz تَتَفَكَّرُونَ فكر

Notlar

Not 1: *Kur'an.

Ayet 51

840|6|51|وَأَنذِرْ بِهِ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحْشَرُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُم مِّن دُونِهِۦ وَلِىٌّ وَلَا شَفِيعٌ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
840|6|51|وانذر به الذين يخافون ان يحشروا الي ربهم ليس لهم من دونه ولي ولا شفيع لعلهم يتقون
51. Ve enzir bihillezîne yehâfûne en yuhşerû ilâ rabbihimleyse lehum min dûnihî veliyyun ve lâ şefîun leallehum yettekûn(yettekûne).
Ve uyar onunla* kimseleri (ki) korkarlar ki haşredilirler556 Rablerine4 karşı; olmaz onlara O’nun astından bir veli28 ne de bir şefâat114; belki onlar takvalı21 olurlar.
Ahmed Samira: 51 And warn with it those who fear that they be gathered to their Lord, (there) is not for them a guardian , and nor a mediator other than Him, maybe they fear and obey.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enzir ve uyar وَأَنْذِرْ نذر
2 bihi onunla بِهِ -
3 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
4 yehafune korkarlar يَخَافُونَ خوف
5 en ki أَنْ -
6 yuhşeru haşredilirler يُحْشَرُوا حشر
7 ila karşı إِلَىٰ -
8 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
9 leyse yoktur لَيْسَ ليس
10 lehum onlara لَهُمْ -
11 min مِنْ -
12 dunihi O’nun astından دُونِهِ دون
13 veliyyun bir veli وَلِيٌّ ولي
14 ve la ne de وَلَا -
15 şefiun şefaat شَفِيعٌ شفع
16 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
17 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Kur'an'la.

Ayet 52

841|6|52|وَلَا تَطْرُدِ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِم مِّن شَىْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
841|6|52|ولا تطرد الذين يدعون ربهم بالغدوه والعشي يريدون وجهه ما عليك من حسابهم من شي وما من حسابك عليهم من شي فتطردهم فتكون من الظلمين
52. Ve lâ tatrudillezîne yed’ûne rabbehum bil gadâti vel aşiyyi yurîdûne vecheh(vechehu), mâ aleyke min hısâbihim min şey’in ve mâ min hısâbike aleyhim min şey’in fe tatrudehum fe tekûne minez zâlimîn(zâlimîne).
Uzaklaştırma kimseleri (ki) çağırırlar Rablerini4 sabahla ve akşam (-la); isterler/arzularlar O'nun yüzünü; yoktur senin üzerine onların hesabından hiçbir şey; ve yoktur senin hesabından onlar üzerine hiçbir şey; öyle ki uzaklaştırdığında onları öyle ki olursun zalimlerden257.
Ahmed Samira: 52 And do not expel/drive away those who call their Lord with the early mornings and the evening ,they want His face/direction, their account is not on you from a thing, and your account is not on them from a thing, so you expel them/drive them away, so you be from the unjust/oppressive (P).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tetrudi uzaklaştırma تَطْرُدِ طرد
3 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
4 yed'une çağırırlar يَدْعُونَ دعو
5 rabbehum Rablerini رَبَّهُمْ ربب
6 bil-gadati sabah بِالْغَدَاةِ غدو
7 vel'aşiyyi ve akşam وَالْعَشِيِّ عشو
8 yuridune isterler يُرِيدُونَ رود
9 vechehu yüzünü onun وَجْهَهُ وجه
10 ma yoktur مَا -
11 aleyke senin üzerine عَلَيْكَ -
12 min مِنْ -
13 hisabihim hesabından onların حِسَابِهِمْ حسب
14 min hiçbir مِنْ -
15 şey'in şey شَيْءٍ شيا
16 ve ma ve yoktur وَمَا -
17 min مِنْ -
18 hisabike hesabından senin حِسَابِكَ حسب
19 aleyhim onlar üzerine عَلَيْهِمْ -
20 min hiçbir مِنْ -
21 şey'in şey شَيْءٍ شيا
22 fetetrudehum öyle ki uzaklaştırdığında onları فَتَطْرُدَهُمْ طرد
23 fetekune öyle ki olursun فَتَكُونَ كون
24 mine مِنَ -
25 z-zalimine zalimlerden الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 53

842|6|53|وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لِّيَقُولُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنۢ بَيْنِنَآ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِٱلشَّٰكِرِينَ
842|6|53|وكذلك فتنا بعضهم ببعض ليقولوا اهولا من الله عليهم من بيننا اليس الله باعلم بالشكرين
53. Ve kezâlike fetennâ ba’dahum bi ba’din li yekûlû e hâulâi mennallâhu aleyhim min beyninâ, e leysallâhu bi a’leme biş şâkirîn(şâkirîne).
Ve işte böyledir; fitnelendirdik610 bir kısmını onların bir kısımla; demeleri için "Şunlara mı minnet etti Allah aramızdan onların üzerine? Olmaz mı Allah daha iyi bilen şükredenleri43.
Ahmed Samira: 53 And like that We tested/allured some of them with some, to say (P): "Are those (who) God blessed on them from between us?" Is God not more knowing with the thankful/grateful?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 fetenna fitnelendirdik onları فَتَنَّا فتن
3 bea'dehum bir kısmını onların بَعْضَهُمْ بعض
4 bibea'din bir kısmıyla بِبَعْضٍ بعض
5 liyekulu demeleri için لِيَقُولُوا قول
6 eha'ula'i şunlar mı أَهَٰؤُلَاءِ -
7 menne minnet etti مَنَّ منن
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 aleyhim üzerlerine onların عَلَيْهِمْ -
10 min مِنْ -
11 beynina aramızdan بَيْنِنَا بين
12 eleyse olmaz mı أَلَيْسَ ليس
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 biea'leme daha iyi bilen بِأَعْلَمَ علم
15 biş-şakirine şükredenleri بِالشَّاكِرِينَ شكر

Ayet 54

843|6|54|وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِنَا فَقُلْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ أَنَّهُۥ مَنْ عَمِلَ مِنكُمْ سُوٓءًۢا بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
843|6|54|واذا جاك الذين يومنون بايتنا فقل سلم عليكم كتب ربكم علي نفسه الرحمه انه من عمل منكم سوا بجهله ثم تاب من بعده واصلح فانه غفور رحيم
54. Ve izâ câekellezîne yu’minûne bi âyâtinâ fe kul selâmun aleykum ketebe rabbukum alâ nefsihir rahmete ennehu men amile minkum sûen bi cehâletin summe tâbe min ba’dihî ve asleha fe ennehu gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve geldikleri zaman sana ayetlerimize454 iman47 etmiş kimseler; öyle ki de ki: "Bir selâm98 sizlere; yazdı Rabbiniz4 kendi nefsi406 üzerine rahmeti271; o kimse ki yaptı sizden bir kötülük cahillikle489; sonra tevbe33 etti sonrasında onun*; ve ıslah316 etti; öyle ki doğrusu O (Allah) bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 54 And if those who believe came to you with Our verses/evidences, so say: "A greeting/peace on you, your Lord decreed on Himself the mercy, that who from you made/did bad/evil/harm with ignorance/foolishness, then he repented from after it, and corrected/repaired, so that He truly is a forgiver, merciful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve وَإِذَا -
2 ca'eke geldikleri zaman sana جَاءَكَ جيا
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 yu'minune iman etmiş يُؤْمِنُونَ امن
5 biayatina ayetlerimize بِايَاتِنَا ايي
6 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
7 selamun bir selam سَلَامٌ سلم
8 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
9 ketebe yazdı كَتَبَ كتب
10 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
11 ala üzerine عَلَىٰ -
12 nefsihi kendi nefsine نَفْسِهِ نفس
13 r-rahmete rahmeti الرَّحْمَةَ رحم
14 ennehu ki o أَنَّهُ -
15 men kim مَنْ -
16 amile yaptı عَمِلَ عمل
17 minkum sizden مِنْكُمْ -
18 su'en bir kötülük سُوءًا سوا
19 bicehaletin cahillikle بِجَهَالَةٍ جهل
20 summe sonra ثُمَّ -
21 tabe tevbe etti تَابَ توب
22 min مِنْ -
23 bea'dihi sonrasında onun بَعْدِهِ بعد
24 ve esleha ve ıslah etti وَأَصْلَحَ صلح
25 feennehu öyle ki doğrusu O فَأَنَّهُ -
26 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
27 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Kötülüğün.

Ayet 55

844|6|55|وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ وَلِتَسْتَبِينَ سَبِيلُ ٱلْمُجْرِمِينَ
844|6|55|وكذلك نفصل الايت ولتستبين سبيل المجرمين
55. Ve kezâlike nufassılul âyâti ve li testebîne sebîlul mucrimîn(mucrimîne).
Ve işte böyledir; detaylandırırız ayetleri454; ve beyan olması içindir yolun mücrimlere674.
Ahmed Samira: 55 And like that We explain/clarify the verses/evidences , and to clarify/show/explain the criminal’s/sinner’s path/road.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 nufessilu detaylandırırız نُفَصِّلُ فصل
3 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
4 velitestebine ve beyan olması içindir وَلِتَسْتَبِينَ بين
5 sebilu yolun سَبِيلُ سبل
6 l-mucrimine cürüm işleyenleri الْمُجْرِمِينَ جرم

Ayet 56

845|6|56|قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُل لَّآ أَتَّبِعُ أَهْوَآءَكُمْ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ
845|6|56|قل اني نهيت ان اعبد الذين تدعون من دون الله قل لا اتبع اهواكم قد ضللت اذا وما انا من المهتدين
56. Kul innî nuhîtu en a’budellezîne ted’ûne min dûnillâh(dûnillâhi), kul lâ ettebiu ehvâekum kad dalaltu izen ve mâ ene minel muhtedîn(muhtedîne).
De ki: "Doğrusu ben yasaklandım kulluk46 etmekten kimselere (ki) çağırırsınız Allah’ın astından"; de ki: "Tabi olmam heveslerinize; muhakkak dalalete128 düşmüş (olurum) o zaman; ve ben doğru yola kılavuzlulardan olmamış (olurum)."
Ahmed Samira: 56 Say: "That I, I was forbidden/prevented that I worship those who you call from other than God." Say: "I do not follow your self attractions for desires I had then become misguided, and I am not from the guided."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 inni doğrusu ben إِنِّي -
3 nuhitu yasaklandım نُهِيتُ نهي
4 en ki أَنْ -
5 ea'bude kullur ederim أَعْبُدَ عبد
6 ellezine kimselere الَّذِينَ -
7 ted'une çağırırsınız تَدْعُونَ دعو
8 min مِنْ -
9 duni astından دُونِ دون
10 llahi Allah’ın اللَّهِ -
11 kul de ki قُلْ قول
12 la لَا -
13 ettebiu tab olmam أَتَّبِعُ تبع
14 ehva'ekum heveslerinize أَهْوَاءَكُمْ هوي
15 kad muhakkak قَدْ -
16 deleltu dalalete düşmüş (olurum) ضَلَلْتُ ضلل
17 izen o zaman إِذًا -
18 ve ma ve وَمَا -
19 ena ben أَنَا -
20 mine مِنَ -
21 l-muhtedine doğru yola kılavuzlulardan olmamış (olurum) الْمُهْتَدِينَ هدي

Ayet 57

846|6|57|قُلْ إِنِّى عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَكَذَّبْتُم بِهِۦ مَا عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦٓ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ يَقُصُّ ٱلْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْفَٰصِلِينَ
846|6|57|قل اني علي بينه من ربي وكذبتم به ما عندي ما تستعجلون به ان الحكم الا لله يقص الحق وهو خير الفصلين
57. Kul innî alâ beyyinetin min rabbî, ve kezzebtum bih(bihî), mâ indî mâ testa’cilûne bih(bihî), inil hukmu illâ lillâh(lillâhi), yakussul hakka ve huve hayrul fâsılîn(fâsılîne).
De ki: "Doğrusu ben bir beyanat620 üzerindeyim Rabbimden4; ve (sizler) yalanladınız onu*; indimde/yanımda değildir kendisine acele ettiğiniz**; ki hükmü ancak Allah'adır; kıssalaştırır (Allah) hakkı/gerçeği; ve O (Allah) hayırlısıdır ayıranların."
Ahmed Samira: 57 Say: "That I (am) on an evidence from my Lord, and you denied/falsified with it; at me is not what you hurry/urge with it, that the judgment/rule (is) except to God, He narrates/informs the truth , and He (is) best (of) the judges/separators ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 inni doğrusu ben إِنِّي -
3 ala üzerindeyim عَلَىٰ -
4 beyyinetin bir beyanat بَيِّنَةٍ بين
5 min مِنْ -
6 rabbi Rabbimden رَبِّي ربب
7 vekezzebtum ve yalanladınız وَكَذَّبْتُمْ كذب
8 bihi onu بِهِ -
9 ma değildir مَا -
10 indi indimde/yanımda عِنْدِي عند
11 ma مَا -
12 testea'cilune acele ettiğiniz تَسْتَعْجِلُونَ عجل
13 bihi onu بِهِ -
14 ini ki إِنِ -
15 l-hukmu hükmü الْحُكْمُ حكم
16 illa ancak إِلَّا -
17 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
18 yekussu kıssalaştırır يَقُصُّ قصص
19 l-hakka hakkı/gerçeği الْحَقَّ حقق
20 ve huve ve O وَهُوَ -
21 hayru hayırlıdır خَيْرُ خير
22 l-fasiline ayıranların الْفَاصِلِينَ فصل

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı.**Biz haksızsak azabı bize hemen indir.

Ayet 58

847|6|58|قُل لَّوْ أَنَّ عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦ لَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِٱلظَّٰلِمِينَ
847|6|58|قل لو ان عندي ما تستعجلون به لقضي الامر بيني وبينكم والله اعلم بالظلمين
58. Kul lev enne indî mâ testa’cilûne bihî le kudıyel emru beynî ve beynekum, vallâhu a’lemu biz zâlimîn(zâlimîne).
De ki: "Şayet ki indimde/yanımda (olsaydı) kendisine acele ettiğiniz; mutlak kadere bağlanmıştı emir/iş benim aram ve sizlerin arasında; ve Allah daha iyi bilendir zalimleri257.
Ahmed Samira: 58 Say: "If that at me (is) what you hurry/urge with it, the matter/affair would have been executed/carried out between me and between you, and God (is) more knowing with the unjust/oppressors."

Ayet 59

848|6|59|وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَآ إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ
848|6|59|وعنده مفاتح الغيب لا يعلمها الا هو ويعلم ما في البر والبحر وما تسقط من ورقه الا يعلمها ولا حبه في ظلمت الارض ولا رطب ولا يابس الا في كتب مبين
59. Ve indehu mefâtihul gaybi lâ ya’lemuhâ illâ huve, ve ya’lemu mâ fîl berri vel bahr(bahri), ve mâ teskutu min varakatin illâ ya’lemuhâ ve lâ habbetin fî zulumâtil ardı ve lâ ratbin ve lâ yâbisin illâ fî kitâbin mubîn(mubînin).
Ve O’nun (Allah'ın) indindedir/yanındadır gaybın62 anahtarları/açıcıları; bilmez (kimse) onu O’nun dışında; ve bilir (O) karadakini ve denizdekini; ve düşer değildir hiçbir bir varak/yaprak ancak bilir (O) onu; ve olmaz bir habbe/tahıl tanesi yerin karanlıklarında; ve olmaz bir nem ve ne de bir kuru; ancak apaçık bir kitaptadır.
Ahmed Samira: 59 And at Him (are) the unseen’s/absent’s/super natural’s keys/treasures, no (one) knows it except He, and He knows what (is) in the land/shore and the sea/ocean , and (nothing) from a leaf/piece of paper does not fall/drop except He knows it, and nor a seed/grain in the earth’s darknesses and nor soft/ripe , and nor dry (hard) except (it is documented) in (an) evident Book .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve indehu ve indindedir/yanındadır O’nun وَعِنْدَهُ عند
2 mefatihu anahtarları/açıcıları مَفَاتِحُ فتح
3 l-gaybi gaybın الْغَيْبِ غيب
4 la لَا -
5 yea'lemuha bilmez onu يَعْلَمُهَا علم
6 illa dışında إِلَّا -
7 huve O’nun هُوَ -
8 ve yea'lemu ve bilir (O) وَيَعْلَمُ علم
9 ma مَا -
10 fi فِي -
11 l-berri karadakini الْبَرِّ برر
12 velbehri ve denizdekini وَالْبَحْرِ بحر
13 ve ma ve değildir وَمَا -
14 teskutu düşer تَسْقُطُ سقط
15 min hiçbir مِنْ -
16 verakatin bir varak/yaprak وَرَقَةٍ ورق
17 illa dışında إِلَّا -
18 yea'lemuha bilir (O) onu يَعْلَمُهَا علم
19 ve la ve olmaz وَلَا -
20 habbetin bir habbe/tahıl tanesi حَبَّةٍ حبب
21 fi فِي -
22 zulumati karanlıklarda ظُلُمَاتِ ظلم
23 l-erdi yerin الْأَرْضِ ارض
24 ve la ve olmaz وَلَا -
25 ratbin bir nem رَطْبٍ رطب
26 ve la ve ne de وَلَا -
27 yabisin bir kuru يَابِسٍ يبس
28 illa dışında إِلَّا -
29 fi فِي -
30 kitabin bir kitaptadır كِتَابٍ كتب
31 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Ayet 60

849|6|60|وَهُوَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَىٰٓ أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
849|6|60|وهو الذي يتوفيكم باليل ويعلم ما جرحتم بالنهار ثم يبعثكم فيه ليقضي اجل مسمي ثم اليه مرجعكم ثم ينبيكم بما كنتم تعملون
60. Ve huvellezî yeteveffâkum bil leyli ve ya’lemu mâ cerahtum bin nehâri summe yeb’asukum fîhi li yukdâ ecelun musemmâ(musemmen), summe ileyhi merci’ukum summe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve O'dur ki vefat621 ettirir sizleri geceyle; ve bilir işlediğiniz cürümü* gündüzle; sonra diriltir sizleri orada**; tamamlanması içindir bir belirlenmiş eceli; sonra O’na karşıdır dönüşünüz; sonra haber verir sizlere yapar olduğunuzu.
Ahmed Samira: 60 And He is who makes you die at the night and He knows what you earned/committed at the daytime, then He resurrects/revives you in it to be executed/carried out an identified (specified) term/time, then to Him (is) your return, then He informs you with what you were making/doing .84

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O'dur وَهُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 yeteveffakum vefat ettirir sizleri يَتَوَفَّاكُمْ وفي
4 bil-leyli geceyle بِاللَّيْلِ ليل
5 ve yea'lemu ve bilir وَيَعْلَمُ علم
6 ma مَا -
7 cerahtum cürüm işlediğinizi جَرَحْتُمْ جرح
8 bin-nehari gündüzle بِالنَّهَارِ نهر
9 summe sonra ثُمَّ -
10 yeb'asukum diriltir يَبْعَثُكُمْ بعث
11 fihi orada فِيهِ -
12 liyukda tamamlanması için لِيُقْضَىٰ قضي
13 ecelun bir ecelin أَجَلٌ اجل
14 musemmen belirlenmiş مُسَمًّى سمو
15 summe sonra ثُمَّ -
16 ileyhi O’a karşıdır إِلَيْهِ -
17 merciukum dönüşünüz مَرْجِعُكُمْ رجع
18 summe sonra ثُمَّ -
19 yunebbiukum haber verir sizlere يُنَبِّئُكُمْ نبا
20 bima بِمَا -
21 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
22 tea'melune yaparlar تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Suçu.**Yerde, Dünya gezegeninde. İçinde bulunduğunuz evrende.

Ayet 61

850|6|61|وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ
850|6|61|وهو القاهر فوق عباده ويرسل عليكم حفظه حتي اذا جا احدكم الموت توفته رسلنا وهم لا يفرطون
61. Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn(yuferritûne).
Ve O kâhirdir622 kullarının üstüne; ve gönderir üzerinize koruyucuları; ta ki geldiği zaman birinize ölüm; vefat621 ettirdi onu resûllerimiz522 (ki) onlar aldırmazlık etmezler.
Ahmed Samira: 61 And He is the defeater/conqueror over His worshippers/slaves, and He sends on you caretakers/keepers/angels until if the death came (to) any of you, Our messengers made him die, and they do not neglect/waste .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O وَهُوَ -
2 l-kahiru kahirdir الْقَاهِرُ قهر
3 fevka üstüne فَوْقَ فوق
4 ibadihi kullarının عِبَادِهِ عبد
5 ve yursilu ve gönderir وَيُرْسِلُ رسل
6 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
7 hafezeten koruyucuları حَفَظَةً حفظ
8 hatta ta ki حَتَّىٰ -
9 iza zaman إِذَا -
10 ca'e geldiği جَاءَ جيا
11 ehadekumu birinize أَحَدَكُمُ احد
12 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
13 teveffethu vefat ettirdi onu تَوَفَّتْهُ وفي
14 rusuluna resûllerimiz رُسُلُنَا رسل
15 ve hum onlar وَهُمْ -
16 la لَا -
17 yuferritune aldırmazlık etmezler يُفَرِّطُونَ فرط

Ayet 62

851|6|62|ثُمَّ رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ أَلَا لَهُ ٱلْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ ٱلْحَٰسِبِينَ
851|6|62|ثم ردوا الي الله موليهم الحق الا له الحكم وهو اسرع الحسبين
62. Summe ruddû ilâllâhi mevlâhumul hakk(hakkı), e lâ lehul hukmu ve huve esraul hâsibîn(hâsibîne).
Sonra döndürüldüler Allah'a; hak/gerçek mevlâlarına68; olmaz mı O’na (Allah'a) hüküm? ve O (Allah) daha seridir hesapta.
Ahmed Samira: 62 Then they were returned to God their correct/real owner/master; is it not to Him the judgment/rule? And He is the counter’s/calculator’s faster (fastest).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 ruddu döndürüldüler رُدُّوا ردد
3 ila إِلَى -
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 mevlahumu mevlaları مَوْلَاهُمُ ولي
6 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
7 ela olmaz mı أَلَا -
8 lehu O’na لَهُ -
9 l-hukmu hüküm الْحُكْمُ حكم
10 ve huve ve O وَهُوَ -
11 esrau daha seridir أَسْرَعُ سرع
12 l-hasibine hesaplamada الْحَاسِبِينَ حسب

Ayet 63

852|6|63|قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ تَدْعُونَهُۥ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَّئِنْ أَنجَىٰنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
852|6|63|قل من ينجيكم من ظلمت البر والبحر تدعونه تضرعا وخفيه لين انجينا من هذه لنكونن من الشكرين
63. Kul men yuneccîkum min zulumâtil berri vel bahri ted’ûnehu tedarruan ve hufyeh(hufyeten), le in encânâ min hâzihî le nekûnenne mineş şâkirîn(şâkirîne).
De ki: "Kim kurtarır sizleri karanlıklarından karanın ve denizin*; çağırırsınız O’nu alçak gönüllü (olarak) ve gizli (olarak); "Mutlak ki eğer kurtarırsa (Allah) bizleri bundan; mutlak oluruz şükredenlerden43." (diye).
Ahmed Samira: 63 Say: "Who saves/rescues you from (the) darknesses (of) the land/shore and the sea/ocean, you call Him humbly and humiliated and secretly: "If (E) He saved/rescued us from this we will become (E) from the thankful/grateful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 men kim مَنْ -
3 yuneccikum kurtarır sizleri يُنَجِّيكُمْ نجو
4 min مِنْ -
5 zulumati karanlıklarından ظُلُمَاتِ ظلم
6 l-berri karanın الْبَرِّ برر
7 velbehri ve denizin وَالْبَحْرِ بحر
8 ted'unehu çağırırsınız O’nu تَدْعُونَهُ دعو
9 tederruan alçak gönüllü (olarak) تَضَرُّعًا ضرع
10 ve hufyeten ve gizli (olarak) وَخُفْيَةً خفي
11 lein mutlak ki eğer لَئِنْ -
12 encana kurtarırsa bizleri أَنْجَانَا نجو
13 min مِنْ -
14 hazihi bundan هَٰذِهِ -
15 lenekunenne mutlak oluruz لَنَكُونَنَّ كون
16 mine مِنَ -
17 ş-şakirine şükredenlerden الشَّاكِرِينَ شكر

Notlar

Not 1: *Bahr. Bol su. Tuzlu ve tatlı bol suları içerir.

Ayet 64

853|6|64|قُلِ ٱللَّهُ يُنَجِّيكُم مِّنْهَا وَمِن كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ أَنتُمْ تُشْرِكُونَ
853|6|64|قل الله ينجيكم منها ومن كل كرب ثم انتم تشركون
64. Kulillâhu yuneccîkum minhâ ve min kulli kerbin summe entum tuşrikûn(tuşrikûne).
De ki: "Allah kurtarır sizleri ondan; ve her bir endişeden/dertten/kaygıdan; sonra sizler şirk71 koşarsınız."
Ahmed Samira: 64 Say: "God saves/rescues you from it, and from every grief, hardship and suffering , then you are sharing/making partners (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kuli de ki قُلِ قول
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 yuneccikum kurtarır sizleri يُنَجِّيكُمْ نجو
4 minha ondan مِنْهَا -
5 ve min ve وَمِنْ -
6 kulli her bir كُلِّ كلل
7 kerbin endişeden/dertten/kaygıdan كَرْبٍ كرب
8 summe sonra ثُمَّ -
9 entum sizler أَنْتُمْ -
10 tuşrikune şirke girersiniz تُشْرِكُونَ شرك

Ayet 65

854|6|65|قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ
854|6|65|قل هو القادر علي ان يبعث عليكم عذابا من فوقكم او من تحت ارجلكم او يلبسكم شيعا ويذيق بعضكم باس بعض انظر كيف نصرف الايت لعلهم يفقهون
65. Kul huvel kâdiru alâ en yeb’ase aleykum azâben min fevkıkum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiyean ve yuzîka ba’dakum be’se ba’d(ba’dın), unzur keyfe nusarrıful âyâti leallehum yefkahûn(yefkahûne).
De ki: "O kadirdir üzerine ki gönderir üzerinize bir azap üstünüzden* ya da ayaklarınızın altından** ya da karıştırır/ambale*** eder sizleri partizanlar/takipçiler**** (olarak) ve tattırır bir kısmınızın yıkımını bir kısma"; bak nasıl yönlendiririz ayetlere; belki onlar fıkıh ederler/anlarlar.
Ahmed Samira: 65 Say: "He is the capable on that He sends on you a torture, from above you, or from beneath your feet, or He mixes/confuses you (into) groups/parties, and makes some of you taste/experience (the) courage/might (of) some, look/consider/perceive how We elaborate linguistically the verses/evidences, maybe they understand/learn."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 huve O هُوَ -
3 l-kadiru kadirdir الْقَادِرُ قدر
4 ala üzerine عَلَىٰ -
5 en ki أَنْ -
6 yeb'ase gönderir يَبْعَثَ بعث
7 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
8 azaben bir azap عَذَابًا عذب
9 min مِنْ -
10 fevkikum üstünüzden فَوْقِكُمْ فوق
11 ev ya da أَوْ -
12 min مِنْ -
13 tehti altından تَحْتِ تحت
14 erculikum ayaklarınızın أَرْجُلِكُمْ رجل
15 ev ya da أَوْ -
16 yelbisekum karıştırır/ambale eder sizleri يَلْبِسَكُمْ لبس
17 şiyean partizanlar/takipçiler شِيَعًا شيع
18 ve yuzika ve tattırır وَيُذِيقَ ذوق
19 bea'dekum bir kısmınızın بَعْضَكُمْ بعض
20 be'se yıkımını بَأْسَ باس
21 bea'din bir kısma بَعْضٍ بعض
22 unzur bak انْظُرْ نظر
23 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
24 nusarrifu yönlendiririz نُصَرِّفُ صرف
25 l-ayati ayetlere الْايَاتِ ايي
26 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
27 yefkahune fıkıh ederler يَفْقَهُونَ فقه

Notlar

Not 1: *Gökten. Atmosferik olaylar, göktaşı düşmesi, gökten gelen kozmik radyasyon vb.**Yerin altından. Yer altı olayları. Deprem, volkanik patlamalar, zemin sıvılaşması vb. ***Düşünemez hale getirir. Partizanlık etmekten sağlıklı düşünemez.****Partizanlıktan uzak durmak gerekir. Her zaman Yüce Allah'ın tek doğru yolu olan sadece Kur'an demek gerekir.

Ayet 66

855|6|66|وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوْمُكَ وَهُوَ ٱلْحَقُّ قُل لَّسْتُ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ
855|6|66|وكذب به قومك وهو الحق قل لست عليكم بوكيل
66. Ve kezzebe bihî kavmuke ve huvel hakk(hakku),kul lestu aleykum bi vekîl(vekîlin).
Ve yalanladı onu* (senin) kavmin623 ve o* haktır/gerçektir; de ki: "Olmadım üzerinize bir vekil**."
Ahmed Samira: 66 And your nation denied/lied/falsified with it, and it is the truth . Say: "I am not with a protector/guardian on (for) you."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vekezzebe ve yalanladı وَكَذَّبَ كذب
2 bihi onu بِهِ -
3 kavmuke (senin) kavmin قَوْمُكَ قوم
4 vehuve ve O وَهُوَ -
5 l-hakku haktır/gerçektir الْحَقُّ حقق
6 kul de ki قُلْ قول
7 lestu olmadım لَسْتُ ليس
8 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
9 bivekilin bir vekil بِوَكِيلٍ وكل

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı.*Resûl Muhammed'ten ahiret evreninde şefaat bekleyen kavmi şoka girecektir. Yüce Allah Resûl Muhammed'e bu kavme vekil olmaması gerektiğini emretmektedir. Kur'an'ı terk ederek ellerinde tutan ve yalanlayan bu kavme hiç bir vekil bulunmaz. Şefaat sadece Yüce Allah'a aittir.

Ayet 67

856|6|67|لِّكُلِّ نَبَإٍ مُّسْتَقَرٌّ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
856|6|67|لكل نبا مستقر وسوف تعلمون
67. Likulli nebein mustekar(mustekarrun), ve sevfe ta’lemûn(ta’lemûne).
Her bir haber* içindir kararlı yerleşim yeri/zamanı; ve yakında bileceksiniz**.
Ahmed Samira: 67 To each information/news (is a) settlement/affixation (time) and you will/shall know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 likulli her لِكُلِّ كلل
2 nebein bir haber içindir نَبَإٍ نبا
3 mustekarrun kararlı yerleşim yeri/zamanı مُسْتَقَرٌّ قرر
4 ve sevfe ve yakında وَسَوْفَ -
5 tea'lemune bileceksiniz. تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed'in kavminin/toplumunun Kur'an'ı yalanlayacağı haberi.**Kur'an'ın inişi tamamlandıktan sonra yeri ve zamanı geldiğinde bunu bileceksiniz.

Ayet 68

857|6|68|وَإِذَا رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ يَخُوضُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا۟ فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ ٱلشَّيْطَٰنُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ ٱلذِّكْرَىٰ مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
857|6|68|واذا رايت الذين يخوضون في ايتنا فاعرض عنهم حتي يخوضوا في حديث غيره واما ينسينك الشيطن فلا تقعد بعد الذكري مع القوم الظلمين
68. Ve izâ reeytellezîne yahûdûne fî âyâtinâ fe a’rıd anhum hattâ yahûdû fî hadîsin gayrih(gayrihî), ve immâ yunsiyennekeş şeytânu fe lâ tak’ud ba’dez zikrâ meal kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
Ve gördüğün zaman kimseleri (ki) dalarlar* ayetlerimize; yüz çevir onlardan**; ta ki dalarlar* onun başkası bir söze***; ve unutturursa**** sana şeytân29; öyle ki oturma zikir/hatırlama sonrası zalimler257 kavmiyle/topluluğuyla birlikte.
Ahmed Samira: 68 And if you saw those who plunge into/engage in conversation (interpreting beyond the actual Koranic text) in Our verses/evidences, so turn away from them until they plunge into/engage in conversation in an information/speech other than it, and if the devil makes you forget, so do not sit/remain after the remembrance/reminder with the nation, the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 raeyte gördüğün رَأَيْتَ راي
3 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
4 yehudune (münasebetsizliğe) dalarlar يَخُوضُونَ خوض
5 fi فِي -
6 ayatina ayetlerimize ايَاتِنَا ايي
7 feea'rid yüz çevir فَأَعْرِضْ عرض
8 anhum onlardan عَنْهُمْ -
9 hatta taki حَتَّىٰ -
10 yehudu dalarlar يَخُوضُوا خوض
11 fi فِي -
12 hadisin bir söze حَدِيثٍ حدث
13 gayrihi onun başkasına غَيْرِهِ غير
14 ve imma ve وَإِمَّا -
15 yunsiyenneke unutturursa sana يُنْسِيَنَّكَ نسي
16 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
17 fela öyle ki فَلَا -
18 tek'ud oturma تَقْعُدْ قعد
19 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
20 z-zikra zikir/hatırlama الذِّكْرَىٰ ذكر
21 mea birlikte مَعَ -
22 l-kavmi kavmiyle/topluluğuyla الْقَوْمِ قوم
23 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Kur'an ayetleri hakkında ileri-geri, laubali, ciddiyetsiz şekilde sokak ağzıyla konuşmak. **Görüldüğü üzere "Kur'an ayetlerine iman etmeyenleri öldürün, kesin, doğrayın, savaş açın onlara" gibi bir emir yoktur. Sadece yüz çevrilir. ***Kur'an ayetleri sıradan sözler değildir. Laubali şekilde dalınabilecek diğer sözler gibi değildir. ****Anlarız ki resûller de diğer insanlar gibi en büyük şeytân olan iblîs ve soyunun vesvesesinden/fısıldamasından münezzeh değildir.

Ayet 69

858|6|69|وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍ وَلَٰكِن ذِكْرَىٰ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
858|6|69|وما علي الذين يتقون من حسابهم من شي ولكن ذكري لعلهم يتقون
69. Ve mâ alellezîne yettekûne min hısâbihim min şey’in ve lâkin zikrâ leallehum yettekûn(yettekûne).
Ve yoktur takvalı21 olan kimseler üzerine onların* hesabından hiçbir şey; velakin/fakat bir zikirdir/hatırlatmadır78; belki onlar** takvalı21 olurlar.
Ahmed Samira: 69 And there is not from a thing on those who fear and obey (God) from their account/calculation (those who fear and obey God need not worry about their account), and but (it is) a remembrance/reminder, maybe they fear and obey.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve yoktur وَمَا -
2 ala üzerine عَلَى -
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي
5 min مِنْ -
6 hisabihim onların hesabından حِسَابِهِمْ حسب
7 min مِنْ -
8 şey'in bir şeyden شَيْءٍ شيا
9 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
10 zikra bir hatırlatmadır ذِكْرَىٰ ذكر
11 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
12 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Kur'an ayetleri hakkında laubali konuşanlar.**Bu kimselere Kur'an ayetleri sadece hatırlatılır. Zorlama yoktur.

Ayet 70

859|6|70|وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِۦٓ أَن تُبْسَلَ نَفْسٌۢ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِىٌّ وَلَا شَفِيعٌ وَإِن تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَّا يُؤْخَذْ مِنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبْسِلُوا۟ بِمَا كَسَبُوا۟ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ
859|6|70|وذر الذين اتخذوا دينهم لعبا ولهوا وغرتهم الحيوه الدنيا وذكر به ان تبسل نفس بما كسبت ليس لها من دون الله ولي ولا شفيع وان تعدل كل عدل لا يوخذ منها اوليك الذين ابسلوا بما كسبوا لهم شراب من حميم وعذاب اليم بما كانوا يكفرون
70. Ve zerillezînettehazû dînehum leiben ve lehven ve garrethumul hayâtud dunyâ ve zekkir bihî en tubsele nefsun bimâ kesebet, leyse lehâ min dûnillâhi veliyyun ve lâ şefî’(şefîun), ve in ta’dil kulle adlin lâ yu’haz minhâ, ulâikellezîne ubsilû bimâ kesebû, lehum şarâbun min hamîmin ve azâbun elîmun bimâ kânû yekfurûn(yekfurûne).
Ve bırak kimseleri (ki) edindiler dinlerini bir laubali* ve bir eğlence/oyun; ve aldattı onları dünya hayatı; ve zikret/hatırlat onunla**; ki tutuklanır bir nefis201 kazandığıyla; olmaz ona (nefse) Allah’ın astından bir veli28; ve ne de bir şefâatçi114; ve eğer adil olsa/eşitlese (o nefis) her bir adaleti680; alınmaz ondan (nefisten); işte bunlar; kimselerdir (ki) tutuklandılar kazandıklarıyla; onlaradır kaynardan bir içecek; ve acıklı bir azap kâfirlik25 ederler olduklarıyla.
Ahmed Samira: 70 And leave those who took their religion playing/amusement and a play thing/amusement, and the life the present/worldly life has deceived/tempted them, and remind them with it, that a self be exposed/made to surrender to destruction because (of) what it earned/acquired , (there) is not a guardian for it, and nor a mediator from other than God, and if it ransoms/redeems every ransom/redemption (it will) not be taken from it, those are those who were exposed/made to surrender to destruction because (of) what they earned/acquired , for them (is) a drink from hot water/sweat , and a painful torture because (or) what they were disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve zeri ve bırak وَذَرِ وذر
2 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
3 ttehazu edindiler اتَّخَذُوا اخذ
4 dinehum dinlerini دِينَهُمْ دين
5 leiben bir laubali لَعِبًا لعب
6 velehven ve bir eğlence/oyun وَلَهْوًا لهو
7 ve garrathumu ve aldatttı onları وَغَرَّتْهُمُ غرر
8 l-hayatu hayatının الْحَيَاةُ حيي
9 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
10 vezekkir ve zikret/hatırlat وَذَكِّرْ ذكر
11 bihi onunla (Kur’an’la) بِهِ -
12 en ki أَنْ -
13 tubsele tutuklanır تُبْسَلَ بسل
14 nefsun bir nefis نَفْسٌ نفس
15 bima dolayı بِمَا -
16 kesebet kazandığından كَسَبَتْ كسب
17 leyse olmaz لَيْسَ ليس
18 leha ona (nefse) لَهَا -
19 min مِنْ -
20 duni astından دُونِ دون
21 llahi Allah’ın اللَّهِ -
22 veliyyun bir veli وَلِيٌّ ولي
23 ve la ve ne de وَلَا -
24 şefiun bir şefaatçi شَفِيعٌ شفع
25 ve in ve eğer وَإِنْ -
26 tea'dil adil olsa/eşitlese تَعْدِلْ عدل
27 kulle her bir كُلَّ كلل
28 adlin adaleti/eşitliği عَدْلٍ عدل
29 la لَا -
30 yu'haz alınmaz يُؤْخَذْ اخذ
31 minha ondan (nefisten) مِنْهَا -
32 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
33 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
34 ubsilu tutuklandılar أُبْسِلُوا بسل
35 bima dolayı بِمَا -
36 kesebu kazandıklarıyla كَسَبُوا كسب
37 lehum onlaradır لَهُمْ -
38 şerabun bir içki شَرَابٌ شرب
39 min مِنْ -
40 hamimin kaynardan حَمِيمٍ حمم
41 ve azabun ve bir azap وَعَذَابٌ عذب
42 elimun acıklı أَلِيمٌ الم
43 bima بِمَا -
44 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
45 yekfurune kâfirlik eder يَكْفُرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Davranışları ölçüsüz, olgun olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi. **Kur'ân'la.

Ayet 71

860|6|71|قُلْ أَنَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِى ٱسْتَهْوَتْهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِى ٱلْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُۥٓ أَصْحَٰبٌ يَدْعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلْهُدَى ٱئْتِنَا قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
860|6|71|قل اندعوا من دون الله ما لا ينفعنا ولا يضرنا ونرد علي اعقابنا بعد اذ هدينا الله كالذي استهوته الشيطين في الارض حيران له اصحب يدعونه الي الهدي ايتنا قل ان هدي الله هو الهدي وامرنا لنسلم لرب العلمين
71. Kul e ned’û min dûnillâhi mâ lâ yenfeunâ ve lâ yadurrunâ ve nureddu alâ a’kâbinâ ba’de iz hedânâllâhu kellezîstehvethuş şeyâtînu fîl ardı hayrâne lehû ashâbun yed’ûnehû ilel hude’tinâ, kul inne hudallâhi huvel hudâ, ve umirnâ li nuslime li rabbil âlemîn(âlemîne).
De ki: "Çağırır mıyız Allah’ın astından menfaat sağlamayanı bizlere ve zarar vermeyeni bizlere; ve döner (miyiz) topuklarımız üzerine, doğru yola kılavuzladığı zaman sonrası Allah'ın bizleri; kimse gibi (ki) kılavuzluk etti ona şeytânlar29 yerde bir şaşkınlığa ona; arkadaşları çağırır onu doğru kılavuza doğru; "Gel bizlere" (diye)"; de ki: "Doğrusu Allah'ın kılavuzu (ki) odur doğru kılavuz; ve emredildi bizlere İslam218 olmamız alemlerin203 Rabbine4."
Ahmed Samira: 71 Say: "Do we call from other than God what does not benefit us, and nor harms us, and we be returned on our heels, after when God guided us, as/like whom the devil tempted/allured him , in the earth/Planet Earth, confused/bewildered, for him (are) friends/company, they call him to the guidance: ’Come to us.’" Say: "That God’s guidance, it is the guidance, and we were ordered/commanded to surrender to the creations altogether’s/(universes’) Lord."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ened'u çağırır mıyız أَنَدْعُو دعو
3 min مِنْ -
4 duni astından دُونِ دون
5 llahi Allah’ın اللَّهِ -
6 ma مَا -
7 la لَا -
8 yenfeuna menfaat sağlamayani bizlere يَنْفَعُنَا نفع
9 ve la ve وَلَا -
10 yedurruna ve zarar vermeyeni bizlere يَضُرُّنَا ضرر
11 ve nuraddu ve döner (miyiz) وَنُرَدُّ ردد
12 ala üzerinde عَلَىٰ -
13 ea'kabina topuklarımız أَعْقَابِنَا عقب
14 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
15 iz zaman إِذْ -
16 hedana doğru yola kılavuzladı bizleri هَدَانَا هدي
17 llahu Allah اللَّهُ -
18 kallezi kimse gibi كَالَّذِي -
19 stehvethu kılavuzluk etti ona اسْتَهْوَتْهُ هوي
20 ş-şeyatinu şeytanlar الشَّيَاطِينُ شطن
21 fi فِي -
22 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
23 hayrane bir şaşkınlığa حَيْرَانَ حير
24 lehu ona لَهُ -
25 eshabun arkadaşları أَصْحَابٌ صحب
26 yed'unehu çağırır onu يَدْعُونَهُ دعو
27 ila doğru إِلَى -
28 l-huda doğru kılavuza الْهُدَى هدي
29 tina gel bizlere ائْتِنَا اتي
30 kul de ki قُلْ قول
31 inne doğrusu إِنَّ -
32 huda doğru kılavuzu هُدَى هدي
33 llahi Allah'ın اللَّهِ -
34 huve odur هُوَ -
35 l-huda doğru kılavuz الْهُدَىٰ هدي
36 ve umirna ve emredildi bizlere وَأُمِرْنَا امر
37 linuslime İslam olmamız لِنُسْلِمَ سلم
38 lirabbi Rabbine لِرَبِّ ربب
39 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 72

861|6|72|وَأَنْ أَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّقُوهُ وَهُوَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
861|6|72|وان اقيموا الصلوه واتقوه وهو الذي اليه تحشرون
72. Ve en ekîmûs salâte vettekûh(vettekûhu), ve huvellezî ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Ve ki ikame572 edin salâtı5; ve takvalı21 olun O’na (Allah'a); ve O ki; O’na haşredilirsiniz556.
Ahmed Samira: 72 And that keep up the prayers and fear and obey Him, and He is who to Him you are being gathered/collected.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve en ve ki وَأَنْ -
2 ekimu dikin/ayağa kaldırın أَقِيمُوا قوم
3 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
4 vettekuhu ve takvalı olun O’na وَاتَّقُوهُ وقي
5 ve huve ve O وَهُوَ -
6 llezi ki الَّذِي -
7 ileyhi O’na إِلَيْهِ -
8 tuhşerune haşr olunursunuz/bir araya getirilirsiniz تُحْشَرُونَ حشر

Ayet 73

862|6|73|وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَيَوْمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُ قَوْلُهُ ٱلْحَقُّ وَلَهُ ٱلْمُلْكُ يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ
862|6|73|وهو الذي خلق السموت والارض بالحق ويوم يقول كن فيكون قوله الحق وله الملك يوم ينفخ في الصور علم الغيب والشهده وهو الحكيم الخبير
73. Ve huvellezî halakas semâvâti vel arda bil hakk(hakkı), ve yevme yekûlu kun fe yekûn(yekûnu), kavluhul hakk(hakku), ve lehul mulku yevme yunfehu fîs sûr(sûri), âlimul gaybi veş şehâdeh(şehâdeti), ve huvel hakîmul habîr(habîru).
Ve O; O ki yarattı gökleri162 ve yeri hakla/gerçekle; ve gün (ki) der: "Ol!"; öyle ki olur (o); O’nun hak/gerçek kavli/sözü; ve O’nadır mülk; gün (ki) üfürülür Sur'a64; bilendir gaybı62 ve şahitliyi/tanıklıyı*; ve O Hakîm'dir9; Habîr'dir466.
Ahmed Samira: 73 And He is who created the skies/space and the earth/Planet Earth with the truth , and a day He says: "Be." So it becomes, His saying/words (is) the truth, and to Him (is) the ownership ; a day the horn/bugle be blown into,85(He is) knower (of) the unseen/absent , and the testimony/presence , and He is the wise/judicious, the expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O وَهُوَ -
2 llezi o ki الَّذِي -
3 haleka yarattı خَلَقَ خلق
4 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
5 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
6 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
7 ve yevme ve gündür وَيَوْمَ يوم
8 yekulu der يَقُولُ قول
9 kun Ol! كُنْ كون
10 fe yekunu öyle ki olur فَيَكُونُ كون
11 kavluhu kavli/sözü O’nun قَوْلُهُ قول
12 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
13 velehu ve O’nadır وَلَهُ -
14 l-mulku mülk الْمُلْكُ ملك
15 yevme gündür يَوْمَ يوم
16 yunfehu üfürülür يُنْفَخُ نفخ
17 fi فِي -
18 s-suri Sur'a الصُّورِ صور
19 aalimu bilendir عَالِمُ علم
20 l-gaybi gaybı الْغَيْبِ غيب
21 ve şşehadeti ve şahitliyi/tanıklıyı وَالشَّهَادَةِ شهد
22 ve huve ve O وَهُوَ -
23 l-hakimu Hakîm الْحَكِيمُ حكم
24 l-habiru Haber الْخَبِيرُ خبر

Notlar

Not 1: *Tanık olunmuş, görünmüş, tespit edilmiş.

Ayet 74

863|6|74|وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ ءَازَرَ أَتَتَّخِذُ أَصْنَامًا ءَالِهَةً إِنِّىٓ أَرَىٰكَ وَقَوْمَكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
863|6|74|واذ قال ابرهيم لابيه ازر اتتخذ اصناما الهه اني اريك وقومك في ضلل مبين
74. Ve iz kâle ibrâhîmu li ebîhi âzere, e tettehizu esnâmen âliheh(âliheten), innî erâke ve kavmeke fî dalâlin mubîn(mubînin).
Ve dediği zaman İbrahim babasına; Azer'e: "Edinir misin idolleri624 ilâhlar74?"; Doğrusu ben görürüm seni ve (senin) kavmini/toplumunu apaçık bir dalalet128 içinde."
Ahmed Samira: 74 And when Abraham said to his father, Azar: "Do you take idols (as) gods? That I see you, and your nation in evident misguidance."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve وَإِذْ -
2 kale dediği zaman قَالَ قول
3 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
4 liebihi babasına لِأَبِيهِ ابو
5 azera Azer'e ازَرَ -
6 etettehizu edinir misin أَتَتَّخِذُ اخذ
7 esnamen idoller أَصْنَامًا صنم
8 aliheten ilahlar الِهَةً اله
9 inni doğrusu ben إِنِّي -
10 erake görürüm seni أَرَاكَ راي
11 ve kavmeke ve (senin) kavmini وَقَوْمَكَ قوم
12 fi içinde فِي -
13 delalin bir dalalet ضَلَالٍ ضلل
14 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Ayet 75

864|6|75|وَكَذَٰلِكَ نُرِىٓ إِبْرَٰهِيمَ مَلَكُوتَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ ٱلْمُوقِنِينَ
864|6|75|وكذلك نري ابرهيم ملكوت السموت والارض وليكون من الموقنين
75. Ve kezâlike nurî ibrâhîme melekûtes semâvâti vel ardı ve li yekûne minel mûkınîn(mûkınîne).
Ve işte bu gibidir/böyledir; gösteririz İbrahim'e melekûtunu685 göklerin162 ve yerin; ve olması için onun kesinlerden/eminlerden.
Ahmed Samira: 75 And like that We show Abraham the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s ownership/might/power , and to be from the sure/certain.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte bu gibidir/böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 nuri gösteririz نُرِي راي
3 ibrahime İbrahim'e إِبْرَاهِيمَ -
4 melekute melekûtunu/uçsuz bucaksız mülkünü مَلَكُوتَ ملك
5 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
7 veliyekune ve olması için onun وَلِيَكُونَ كون
8 mine مِنَ -
9 l-mukinine kesinlerden/eminlerden الْمُوقِنِينَ يقن

Ayet 76

865|6|76|فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ ٱلَّيْلُ رَءَا كَوْكَبًا قَالَ هَٰذَا رَبِّى فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَآ أُحِبُّ ٱلْءَافِلِينَ
865|6|76|فلما جن عليه اليل را كوكبا قال هذا ربي فلما افل قال لا احب الافلين
76. Fe lemmâ cenne aleyhil leylu reâ kevkebâ(kevkeben), kâle hâzâ rabbî, fe lemmâ efele kâle lâ uhıbbul âfilîn(âfilîne).
Öyle ki ne zaman kapladı/örttü üzerini onun (İbrahim'in) gece; gördü (İbrahim) bir kevkeb159; dedi: "Budur Rabbim!"; öyle ki ne zaman battı (kevkeb) dedi: "Sevmem batanları".
Ahmed Samira: 76 So when the night darkened on him, he saw a star/planet, he said: "That (is) my lord." So when it set/darkened, he said: "I do not like the setting/disappearing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 cenne kapladı جَنَّ جنن
3 aleyhi üzerini onun عَلَيْهِ -
4 l-leylu gece اللَّيْلُ ليل
5 raa gördü رَأَىٰ راي
6 kevkeben bir kevkeb كَوْكَبًا كوكب
7 kale dedi قَالَ قول
8 haza budur هَٰذَا -
9 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
10 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
11 efele battı أَفَلَ افل
12 kale dedi قَالَ قول
13 la لَا -
14 uhibbu sevmem أُحِبُّ حبب
15 l-afiline batanları الْافِلِينَ افل

Ayet 77

866|6|77|فَلَمَّا رَءَا ٱلْقَمَرَ بَازِغًا قَالَ هَٰذَا رَبِّى فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَئِن لَّمْ يَهْدِنِى رَبِّى لَأَكُونَنَّ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلضَّآلِّينَ
866|6|77|فلما را القمر بازغا قال هذا ربي فلما افل قال لين لم يهدني ربي لاكونن من القوم الضالين
77. Fe lemmâ reel kamere bâzigan kâle hâzâ rabbî, fe lemmâ efele kâle le in lem yehdinî rabbî le ekûnenne minel kavmid dâllîn(dâllîne).
Öyle ki ne zaman gördü (İbrahim) Ay'ı bir görünüp yükselen (olarak) dedi (İbrahim): "Budur Rabbim4!"; öyle ki ne zaman battı (Ay) dedi (İbrahim): "Mutlak ki eğer asla doğru yola kılavuzlamazsa beni Rabbim4; mutlak olurum dalalete düşmüş kavimden/toplumdan.
Ahmed Samira: 77 So when he saw the moon, rising/emerging, he said: "That (is) my lord, so when it set/darkened, he said: "If (E) my lord does not guide me, I will be (E) from the nation the misguided."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 raa gördü رَأَى راي
3 l-kamera Ay'ı الْقَمَرَ قمر
4 bazigan bir görünüp yükselen (olarak) بَازِغًا بزغ
5 kale dedi قَالَ قول
6 haza budur هَٰذَا -
7 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
8 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
9 efele battı (Ay) أَفَلَ افل
10 kale dedi قَالَ قول
11 lein mutlak ki eğer لَئِنْ -
12 lem asla لَمْ -
13 yehdini doğru yola kılavuzlamazsa يَهْدِنِي هدي
14 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
15 leekunenne mutlak olurum لَأَكُونَنَّ كون
16 mine مِنَ -
17 l-kavmi kavimden/toplumdan الْقَوْمِ قوم
18 d-dalline dalalet içinde الضَّالِّينَ ضلل

Ayet 78

867|6|78|فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هَٰذَا رَبِّى هَٰذَآ أَكْبَرُ فَلَمَّآ أَفَلَتْ قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ
867|6|78|فلما را الشمس بازغه قال هذا ربي هذا اكبر فلما افلت قال يقوم اني بري مما تشركون
78. Fe lemmâ reeş şemse bâzigaten kâle hâzâ rabbî,hâzâ ekber(ekberu), fe lemmâ efelet kâle yâ kavmî innî berîun mimmâ tuşrikûn(tuşrikûne).
Öyle ki ne zaman gördü Güneş'i bir görünüp yükselen (olarak) dedi: "Budur Rabbim4! Bu daha büyüktür"; öyle ki ne zaman battı (Güneş) dedi: "Ey kavmim/toplumum! Doğrusu ben uzağım şirk71 koştuklarınızdan."
Ahmed Samira: 78 So when he saw the sun rising/emerging, he said: "That (is) my lord, that (is) bigger." So when it set, he said: "You (my) nation, that I am innocent/renouncing from what you share/make partners (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 raa gördü رَأَى راي
3 ş-şemse güneşi الشَّمْسَ شمس
4 bazigaten bir görünüp yükselen (olarak) بَازِغَةً بزغ
5 kale dedi قَالَ قول
6 haza budur هَٰذَا -
7 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
8 haza bu هَٰذَا -
9 ekberu daha büyük أَكْبَرُ كبر
10 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
11 efelet battı (Güneş) أَفَلَتْ افل
12 kale dedi قَالَ قول
13 ya kavmi ey kavmim يَا قَوْمِ قوم
14 inni doğrusu ben إِنِّي -
15 beri'un uzağım بَرِيءٌ برا
16 mimma مِمَّا -
17 tuşrikune şirk koştuklarından تُشْرِكُونَ شرك

Ayet 79

868|6|79|إِنِّى وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذِى فَطَرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ حَنِيفًا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
868|6|79|اني وجهت وجهي للذي فطر السموت والارض حنيفا وما انا من المشركين
79. İnnî veccehtu vechiye lillezî fatares semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
"Doğrusu ben çevirdim yüzümü yararak/ayırarak meydana getirene gökleri162 ve yeri; bir hanîf117 (olarak); ve değilim ben müşriklerden36."
Ahmed Samira: 79 That I aimed/turned my face/front to who created the skies/space and the earth/Planet Earth (as) a submitter/Unifier of God , and I am not from the sharers/makers of partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inni doğrusu ben إِنِّي -
2 veccehtu çevirdim وَجَّهْتُ وجه
3 vechiye yüzümü وَجْهِيَ وجه
4 lillezi لِلَّذِي -
5 fetara yararak meydana getirene فَطَرَ فطر
6 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
7 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
8 hanifen bir hanif (olarak) حَنِيفًا حنف
9 ve ma ve değilim وَمَا -
10 ena ben أَنَا -
11 mine مِنَ -
12 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Ayet 80

869|6|80|وَحَآجَّهُۥ قَوْمُهُۥ قَالَ أَتُحَٰٓجُّوٓنِّى فِى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنِ وَلَآ أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَشَآءَ رَبِّى شَيْـًٔا وَسِعَ رَبِّى كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
869|6|80|وحاجه قومه قال اتحجوني في الله وقد هدين ولا اخاف ما تشركون به الا ان يشا ربي شيا وسع ربي كل شي علما افلا تتذكرون
80. Ve hâccehu kavmuh(kavmuhu), kâle e tuhâccûnnî fîllâhi ve kad hedân(hedâni), ve lâ ehâfu mâ tuşrıkûne bihî illâ en yeşâe rabbî şey’â(şeyen), vesia rabbî kulle şey’in ilmâ(ilmen), e fe lâ tetezekkerûn(tetezekkerûne).
Ve hacc376 etti ona (İbrahim'e) kavmi/toplumu onun (İbrahim'in); dedi (İbrahim): "Hacc376 mı edersiniz Allah hakkında? Muhakkak doğru yola kılavuzladı (Allah) beni; ve korkmam O'na (Allah'a) şirk71 koştuğunuzdan; dışındadır* ki diler Rabbim4 bir şey; kuşatır Rabbim4 her bir şeyi bir ilim/bilim (-le); öyle ki zikretmez78 misiniz?"
Ahmed Samira: 80 And his nation disputed with him, he said: "Do you argue/dispute with me in God and He had guided me, and I do not fear what you share/make partners (with God) with it, except that my lord wills/wants a thing, my lord spread/enriched every thing (in) knowledge, so do you not think?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve haccehu ve hacc etti ona وَحَاجَّهُ حجج
2 kavmuhu kavmi onun قَوْمُهُ قوم
3 kale dedi قَالَ قول
4 etuhaccunni hacc mı edersiniz أَتُحَاجُّونِّي حجج
5 fi hakkında فِي -
6 llahi Allah اللَّهِ -
7 vekad muhakkak وَقَدْ -
8 hedani doğru yola kılavuzladı beni هَدَانِ هدي
9 ve la ve وَلَا -
10 ehafu korkmam أَخَافُ خوف
11 ma مَا -
12 tuşrikune şirk koştuğunuzdan تُشْرِكُونَ شرك
13 bihi O'na بِهِ -
14 illa dışındadır إِلَّا -
15 en ki أَنْ -
16 yeşa'e diler يَشَاءَ شيا
17 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
18 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
19 vesia kuşatır وَسِعَ وسع
20 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
21 kulle her bir كُلَّ كلل
22 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
23 ilmen bir ilim/bilim (-le) عِلْمًا علم
24 efela öyle ki أَفَلَا -
25 tetezekkerune zikretmezsiniz/hatırlamazsınız تَتَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Rabbim'den gelen bir şeyden korkarım ancak.

Ayet 81

870|6|81|وَكَيْفَ أَخَافُ مَآ أَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ أَنَّكُمْ أَشْرَكْتُم بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًا فَأَىُّ ٱلْفَرِيقَيْنِ أَحَقُّ بِٱلْأَمْنِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
870|6|81|وكيف اخاف ما اشركتم ولا تخافون انكم اشركتم بالله ما لم ينزل به عليكم سلطنا فاي الفريقين احق بالامن ان كنتم تعلمون
81. Ve keyfe ehâfu mâ eşrektum ve lâ tehâfûne ennekum eşrektum billâhi mâ lem yunezzıl bihî aleykum sultânâ(sultânen), fe eyyul ferîkayni ehakku bil emn(emni), in kuntum ta’melûn(ta’melûne).
"Ve nasıl* korkarım şirk71 koştuğunuzdan; ve korkmazsınız ki sizler şirk71 koştunuz Allah’a; asla indirmediğine kendisiyle üzerinize bir sultân660; öyle ki hangisi iki fırkadan/gruptan daha haktır/gerçektir emin/güvenli (olmada); eğer olduysanız bilirler."
Ahmed Samira: 81 And how (do) I fear what you shared/made partners (with God), and you (P) (do) not fear that you shared/made partners with God what He did not descend with it on you (from) a proof/evidence ? So which (of) the two groups/parties (is) more worthy with the safety/security if you were knowing?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keyfe ve nasıl وَكَيْفَ كيف
2 ehafu korkarım أَخَافُ خوف
3 ma مَا -
4 eşraktum şirk koştuğunuzdan أَشْرَكْتُمْ شرك
5 vela ve وَلَا -
6 tehafune korkmazsınız تَخَافُونَ خوف
7 ennekum ki sizler أَنَّكُمْ -
8 eşraktum şirk koştunuz أَشْرَكْتُمْ شرك
9 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
10 ma مَا -
11 lem asla لَمْ -
12 yunezzil indirmediğine يُنَزِّلْ نزل
13 bihi onunla بِهِ -
14 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
15 sultanen bir sultan/yetki/güç سُلْطَانًا سلط
16 feeyyu öyle ki hangisi فَأَيُّ -
17 l-ferikayni iki fırkadan الْفَرِيقَيْنِ فرق
18 ehakku daha haktır/gerçektir أَحَقُّ حقق
19 bil-emni emin olmada بِالْأَمْنِ امن
20 in eğer إِنْ -
21 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
22 tea'lemune bilirler تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Korkmam söz konusu bile olmaz.

Ayet 82

871|6|82|ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَمْ يَلْبِسُوٓا۟ إِيمَٰنَهُم بِظُلْمٍ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ
871|6|82|الذين امنوا ولم يلبسوا ايمنهم بظلم اوليك لهم الامن وهم مهتدون
82. Ellezîne âmenû ve lem yelbisû îmanehumbi zulmin ulâike lehumul emnu ve hum muhtedûn(muhtedûne).
Kimseler (ki) iman47 ettiler ve asla giymezler/örtmezler/karıştırmazlar (onlar) imanlarını47 zulümle257; işte bunlar; onlaradır eminlik/güvenlik; ve onlar doğru yola kılavuzlananlardır.
Ahmed Samira: 82 Those who believed and did not confuse/mix/cover their faith/belief with injustice/oppression, (so) those are for them the safety/security, and they are guided.

Ayet 83

872|6|83|وَتِلْكَ حُجَّتُنَآ ءَاتَيْنَٰهَآ إِبْرَٰهِيمَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ نَرْفَعُ دَرَجَٰتٍ مَّن نَّشَآءُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
872|6|83|وتلك حجتنا اتينها ابرهيم علي قومه نرفع درجت من نشا ان ربك حكيم عليم
83. Ve tilke huccetunâ âteynâhâ ibrâhîme alâ kavmih(kavmihî), nerfeu derecâtin men neşâ’(neşâu), inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun).
İşte şunlar (ki) hüccetlerimizdir625; verdik onu İbrahim'e kavmine/toplumuna karşı; yükseltiriz derecelere dilediğimiz kimseyi; doğrusu (senin) Rabbin4 Hakîm’dir; Alîm’dir.
Ahmed Samira: 83 And that (is) Our proof/argument, We gave/brought it (to) Abraham on (to) his nation, We raise steps/stages (of) whom We will/want, that your lord (is) wise/judicious, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tilke işte şunlar وَتِلْكَ -
2 huccetuna hüccetlerimizdir حُجَّتُنَا حجج
3 ateynaha verdik onu اتَيْنَاهَا اتي
4 ibrahime İbrahim'e إِبْرَاهِيمَ -
5 ala karşı عَلَىٰ -
6 kavmihi kavmine/toplumuna قَوْمِهِ قوم
7 nerfeu yükseltiriz نَرْفَعُ رفع
8 deracatin derecelere دَرَجَاتٍ درج
9 men kimseyi مَنْ -
10 neşa'u dilediğimiz نَشَاءُ شيا
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 rabbeke Rabbin رَبَّكَ ربب
13 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم
14 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 84

873|6|84|وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ كُلًّا هَدَيْنَا وَنُوحًا هَدَيْنَا مِن قَبْلُ وَمِن ذُرِّيَّتِهِۦ دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ وَأَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسَىٰ وَهَٰرُونَ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
873|6|84|ووهبنا له اسحق ويعقوب كلا هدينا ونوحا هدينا من قبل ومن ذريته داود وسليمن وايوب ويوسف وموسي وهرون وكذلك نجزي المحسنين
84. Ve vehebnâ lehû ishâka ve ya’kûb(ya’kûbe), kullen hedeynâ ve nûhâ(nûhan) hedeynâ min kablu ve min zurriyyetihî dâvude ve suleymâne ve eyyûbe ve yûsufe ve mûsâ ve hârûn(hârûne) ve kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
Ve armağan ettik ona (İbrâhîm'e) İshâk’ı ve Yakûb’u; hepsini doğru yola kılavuzladık; ve Nûh'u (ki) doğru yola kılavuzlamıştık önceden; ve zürriyetinden380 onun (Nûh'un) Dâvûd'u; ve Süleymân'ı; ve Eyyûb'u; ve Yûsuf'u; ve Mûsâ'yı; ve Hârûn'u; ve işte böyledir; cezalandırırız63 muhsinleri294.
Ahmed Samira: 84 And We granted to him Issac, and Jacob, each/all We guided, and Noah We guided from before, and from his descendants (are) David, and Soliman, and Job, and Joseph, and Moses, and Aaron, and like that We reward the good doers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve vehebna ve hediye ettik/bağışladık وَوَهَبْنَا وهب
2 lehu ona لَهُ -
3 ishaka İshak'ı إِسْحَاقَ -
4 ve yea'kube ve Yakub'u da وَيَعْقُوبَ -
5 kullen hepsini كُلًّا كلل
6 hedeyna doğruya kılavuzladık هَدَيْنَا هدي
7 ve nuhen Nuh'a وَنُوحًا -
8 hedeyna doğru yola kılavuzladık هَدَيْنَا هدي
9 min مِنْ -
10 kablu önceden قَبْلُ قبل
11 ve min ve وَمِنْ -
12 zurriyyetihi zürriyetinden onun ذُرِّيَّتِهِ ذرر
13 davude Davud’u دَاوُودَ -
14 ve suleymane ve Süleyman’ı وَسُلَيْمَانَ -
15 ve eyyube ve Eyyub’u وَأَيُّوبَ -
16 ve yusufe ve Yusuf’u وَيُوسُفَ -
17 ve musa ve Musa’yı وَمُوسَىٰ -
18 ve harune ve Harun’u وَهَارُونَ -
19 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
20 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
21 l-muhsinine güzel davrananları الْمُحْسِنِينَ حسن

Ayet 85

874|6|85|وَزَكَرِيَّا وَيَحْيَىٰ وَعِيسَىٰ وَإِلْيَاسَ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
874|6|85|وزكريا ويحيي وعيسي والياس كل من الصلحين
85. Ve zekeriyyâ ve yahyâ ve îsâ ve ilyâs(ilyâse), kullun mines sâlihîn(sâlihîne).
Ve Zekeriyyâ’yı ve Yahyâ'yı ve Îsâ'yı ve İlyâs'ı; hepsi sâlihlerdendi217.
Ahmed Samira: 85 And Zacharias/Zachary, and John, and Jesus, and Elias, all/each (is) from the correct/righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve zekeriyya ve Zekeriyya’yı وَزَكَرِيَّا -
2 ve yehya ve Yahya'ya وَيَحْيَىٰ -
3 ve iysa ve Îsa وَعِيسَىٰ -
4 ve ilyase ve İlyas'a وَإِلْيَاسَ -
5 kullun her biri كُلٌّ كلل
6 mine مِنَ -
7 s-salihine salihlerdendi الصَّالِحِينَ صلح

Ayet 86

875|6|86|وَإِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًا وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
875|6|86|واسمعيل واليسع ويونس ولوطا وكلا فضلنا علي العلمين
86. Ve ismâîle velyesea ve yûnuse ve lûtâ(lûtan), ve kullen faddalnâ alel âlemîn(âlemîne).
Ve İsmâîl’i; ve Elyesâ’ı; ve Yûnus’u; ve Lût’u; ve hepsini faziletli202 kıldık alemler203 üzerine.
Ahmed Samira: 86 And Ishmael, and Elija, and Jonah, and Lot, and each/all We preferred/favoured on the creations altogether/(universes).

Ayet 87

876|6|87|وَمِنْ ءَابَآئِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ وَإِخْوَٰنِهِمْ وَٱجْتَبَيْنَٰهُمْ وَهَدَيْنَٰهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
876|6|87|ومن ابايهم وذريتهم واخونهم واجتبينهم وهدينهم الي صرط مستقيم
87. Ve min âbâihim ve zurriyyâtihim ve ihvânihim, vectebeynâhum ve hedeynâhum ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Ve babalarından*; ve zürriyetlerinden380; ve kardeşlerinden; seçtik** onları; ve doğru yola kılavuzladık onları; dosdoğru yola124 doğru.
Ahmed Samira: 87 And from their fathers/forefathers, and their descendants, and their brothers, and We chose/purified them and We guided them to a straight/direct road/way.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve min ve وَمِنْ -
2 abaihim babalarından ابَائِهِمْ ابو
3 ve zurriyyatihim ve zürriyetlerinden وَذُرِّيَّاتِهِمْ ذرر
4 ve ihvanihim ve kardeşlerinden وَإِخْوَانِهِمْ اخو
5 vectebeynahum seçtik onları وَاجْتَبَيْنَاهُمْ جبي
6 ve hedeynahum ve doğru yola kılavuzladık onları وَهَدَيْنَاهُمْ هدي
7 ila doğru إِلَىٰ -
8 siratin yola صِرَاطٍ صرط
9 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *Anlarız ki Nûh'un babalarından da resûller gönderilmiştir. **Resûl olarak.

Ayet 88

877|6|88|ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَلَوْ أَشْرَكُوا۟ لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
877|6|88|ذلك هدي الله يهدي به من يشا من عباده ولو اشركوا لحبط عنهم ما كانوا يعملون
88. Zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu min ıbâdih(ıbâdihî), ve lev eşrekû le habita anhum mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
İşte bu; doğru yola kılavuzudur Allah'ın; doğru yola kılavuzlar onunla kullarından dilediği kimseyi; velev/fakat şirk71 koşsalardı onlar*; mutlak boşa çıkardı** onlardan yapar oldukları.
Ahmed Samira: 88 That (is) God’s guidance, He guides with it whom He wills/wants from His worshippers/slaves, and if they shared/made partners (with God), what they were making/doing/working would have been wasted/invalidated from them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 huda doğru yola kılavuzudur هُدَى هدي
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 yehdi doğru yola kılavuzlar يَهْدِي هدي
5 bihi onunla بِهِ -
6 men kimseyi مَنْ -
7 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
8 min مِنْ -
9 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
10 velev velev/fakat وَلَوْ -
11 eşraku şirk koşsalardı onlar أَشْرَكُوا شرك
12 lehabita mutlak boşa çıkardı لَحَبِطَ حبط
13 anhum onlardan عَنْهُمْ -
14 ma مَا -
15 kanu oldukları كَانُوا كون
16 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Önceki ayetlerde sayılan resûller. **Şirk her şeyi boşa çıkarır. Affı yoktur. Her şeyi 0'la çarpar.

Ayet 89

878|6|89|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ فَإِن يَكْفُرْ بِهَا هَٰٓؤُلَآءِ فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًا لَّيْسُوا۟ بِهَا بِكَٰفِرِينَ
878|6|89|اوليك الذين اتينهم الكتب والحكم والنبوه فان يكفر بها هولا فقد وكلنا بها قوما ليسوا بها بكفرين
89. Ulâikellezîne âteynâhumul kitâbe vel hukme ven nubuvveh(nubuvvete), fe in yekfur bihâ hâulâi fe kad vekkelnâ bihâ kavmen leysû bihâ bi kâfirîn(kâfirîne).
Bunlar kimselerdir (ki) verdik onlara kitap ve hikmet303 ve nübüvvet626; öyle ki eğer kâfirlik25 ederse* ona**; işte şunlardır; öyle ki muhakkak vekil*** olduk ona**; bir kavme/topluma**** (ki) olmaz ona** kâfirlik25 edenler.
Ahmed Samira: 89 Those are, those whom We brought to (gave) them The Book and the judgment/rule and the prophethood, so86if those disbelieve with it, so We had entrusted/empowered/appointed a keeper with it, a nation they are not with it disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 ateynahumu verdik onlara اتَيْنَاهُمُ اتي
4 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
5 velhukme ve hüküm وَالْحُكْمَ حكم
6 ve nnubuvve te ve nübüvvet وَالنُّبُوَّةَ نبا
7 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
8 yekfur kâfirlik ederse يَكْفُرْ كفر
9 biha ona بِهَا -
10 ha'ula'i işte şunlar هَٰؤُلَاءِ -
11 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
12 vekkelna vekil ettik وَكَّلْنَا وكل
13 biha ona بِهَا -
14 kavmen bir kavme/topluma قَوْمًا قوم
15 leysu olmaz لَيْسُوا ليس
16 biha ona بِهَا -
17 bikafirine kâfirlere بِكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Kendisine nübüvvet verdiğimiz kimse. Tekil geniş zaman eril gelmiştir. **Dişil zamir nübüvvete gider. İşaret edilen nübüvvettir.***Nübüvvet aracılığıyla Yüce Allah'ın risâletinin tamamlanması mutlaka gerçekleşir. Çünkü onun vekaleti Yüce Allah'ın bizzat kendisindedir. ****Nübüvvette kâfirlik etmeyen bir kavimden/toplumdan nübüvvete kâfirlik etmeyecek bir kimse çıkarırız.

Ayet 90

879|6|90|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ فَبِهُدَىٰهُمُ ٱقْتَدِهْ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْعَٰلَمِينَ
879|6|90|اوليك الذين هدي الله فبهديهم اقتده قل لا اسلكم عليه اجرا ان هو الا ذكري للعلمين
90. Ulâikellezîne hedallâhu, fe bi hudâyuhumuktedih, kul lâ es’elukum aleyhi ecrâ(ecren), in huve illâ zikrâ lil âlemîn(âlemîne).
Bunlar kimselerdir* (ki) doğru yola kılavuzladı Allah; öyle ki onların* doğru kılavuzunu** takip et/örnek al (sen***); de ki: "Sual etmem/sormam üzerine onun**** bir ecir820 ki o**** ancak bir zikirdir78 alemlere203."
Ahmed Samira: 90 Those are, those who God guided, so with their guidance, I follow/imitate (their) example, so I do not ask/demand of you a reward/wage/fee, that truly it is except a remembrance/reminder to the creations altogether/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 heda doğru yola kılavuzladı هَدَى هدي
4 llahu Allah’ın اللَّهُ -
5 febihudahumu öyle ki doğru kılavuzunu onların فَبِهُدَاهُمُ هدي
6 ktedih takip et/örnek al اقْتَدِهْ قدو
7 kul de ki قُلْ قول
8 la لَا -
9 eselukum sual etmem/sormam أَسْأَلُكُمْ سال
10 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
11 ecran bir ecir/ücret أَجْرًا اجر
12 in ki إِنْ -
13 huve O هُوَ -
14 illa ancak إِلَّا -
15 zikra bir zikirdir ذِكْرَىٰ ذكر
16 lil'aalemine alemlere لِلْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Önceki nebiler.**Dikkat edilirse takip edilecek, örnek alınacak şey nebiler değildir; onların tabi olduğu Yüce Allah'ın doğru yola kılavuzudur.***Resûl Muhammed. ****Kur'an. Kur'an'ın mesajını iletme. Risâleti gerçekleştirmek.

Ayet 91

880|6|91|وَمَا قَدَرُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِۦٓ إِذْ قَالُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ بَشَرٍ مِّن شَىْءٍ قُلْ مَنْ أَنزَلَ ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِى جَآءَ بِهِۦ مُوسَىٰ نُورًا وَهُدًى لِّلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُۥ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنتُمْ وَلَآ ءَابَآؤُكُمْ قُلِ ٱللَّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
880|6|91|وما قدروا الله حق قدره اذ قالوا ما انزل الله علي بشر من شي قل من انزل الكتب الذي جا به موسي نورا وهدي للناس تجعلونه قراطيس تبدونها وتخفون كثيرا وعلمتم ما لم تعلموا انتم ولا اباوكم قل الله ثم ذرهم في خوضهم يلعبون
91. Ve mâ kaderûllâhe hakka kadrihî iz kâlû mâ enzelallâhualâ beşerin min şey(şey’in), kul men enzelel kitâbellezî câe bihî mûsâ nûren ve huden lin nâsi tec’alûnehu karâtîse tubdûnehâ ve tuhfûne kesîrâ(kesîran), ve ullimtum mâ lem ta’lemû entum ve lâ âbâukum, kulillâhu summe zerhum fî havdıhim yel’abûn(yel’abûne).
Ve kadrini* ölçebilmiş değillerdi Allah'ın; O'nun hak/gerçek kadrini*; dedikleri zaman: "İndirmiş değildir Allah bir beşer432 üzerine hiçbir şey"; de ki: "Kim indirdi Mûsâ’nın kendisiyle geldiği kitabı**; bir nur (olarak) ve bir doğru yola kılavuz (olarak) insanlara; yaparsınız onu** kırtasiyeler***; gösterirsiniz onu**; ve gizlersiniz bir çoğunu; ve öğretildi sizlere sizlerin asla bilmediği; ve ne de babalarınızın"; de ki: "Allah'tır"; sonra bırak onları daldıkları içinde; laubalilik ederler.
Ahmed Samira: 91 And they did not evaluate God His correct/just value/estimation, when they said: "God did not descend on (a) human from a thing." Say: "Who descended The Book which Moses came with it, (as) a light and guidance to the people? You make it papers/parchments, you show it and you hide much, and you were taught/instructed what you did not know, you and nor your fathers/forefathers." Say: "God." Then leave them in their plunging, they play/amuse/enjoy/joke/mock.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değillerdi وَمَا -
2 kaderu kadrini ölçtüler قَدَرُوا قدر
3 llahe Allah'ın اللَّهَ -
4 hakka hak/gerçek حَقَّ حقق
5 kadrihi O'nun kadrini قَدْرِهِ قدر
6 iz zaman إِذْ -
7 kalu dediler قَالُوا قول
8 ma değildir مَا -
9 enzele indirmiş أَنْزَلَ نزل
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 ala üzerine عَلَىٰ -
12 beşerin bir beşer بَشَرٍ بشر
13 min hiçbir مِنْ -
14 şey'in şey شَيْءٍ شيا
15 kul de ki قُلْ قول
16 men kim مَنْ -
17 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
18 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
19 llezi الَّذِي -
20 ca'e geldiği جَاءَ جيا
21 bihi kendisiyle بِهِ -
22 musa Musa’nın مُوسَىٰ -
23 nuran bir nur (olarak) نُورًا نور
24 ve huden ve bir doğru yola kılavuz (olarak) وَهُدًى هدي
25 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
26 tec'alunehu yaparsınız onu تَجْعَلُونَهُ جعل
27 karatise kırtasiyeler قَرَاطِيسَ قرطس
28 tubduneha gösterirsiniz onu تُبْدُونَهَا بدو
29 ve tuhfune ve gizlersiniz وَتُخْفُونَ خفي
30 kesiran bir çoğunu كَثِيرًا كثر
31 ve ullimtum ve öğretildi sizlere وَعُلِّمْتُمْ علم
32 ma مَا -
33 lem asla لَمْ -
34 tea'lemu bilmediğiniz تَعْلَمُوا علم
35 entum sizlerin أَنْتُمْ -
36 ve la ve da (bilmediği) وَلَا -
37 aba'ukum babalarınızın ابَاؤُكُمْ ابو
38 kuli de ki قُلِ قول
39 llahu Allah اللَّهُ -
40 summe sonra ثُمَّ -
41 zerhum bırak onları ذَرْهُمْ وذر
42 fi فِي -
43 havdihim daldıkları içinde خَوْضِهِمْ خوض
44 yel'abune laubalilik ederler يَلْعَبُونَ لعب

Notlar

Not 1: *Ölçeklendirme, değerini ölçme.**Tevrât.***Kağıttan, parşömenden yazıtlar/defterler haline getirmek.

Ayet 92

881|6|92|وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ مُبَارَكٌ مُّصَدِّقُ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنذِرَ أُمَّ ٱلْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَهُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
881|6|92|وهذا كتب انزلنه مبارك مصدق الذي بين يديه ولتنذر ام القري ومن حولها والذين يومنون بالاخره يومنون به وهم علي صلاتهم يحافظون
92. Ve hâzâ kitâbun enzelnâhu mubârekun musaddıkullezî beyne yedeyhi ve li tunzire ummel kurâ ve men havlehâ, vellezîne yu’minûne bil âhireti yu’minûne bihî ve hum alâ salâtihim yuhâfizûn(yuhâfizûne).
Ve bu; bir kitaptır*; indirdik onu*; bir mübarektir139; bir musaddıktır140 iki elleri arasında olana; ve uyarman içindir kentlerin anasını; ve kimseyi (ki) çevresindedir onun; ve kimseleri (ki) iman47 ederler ahirete; iman47 ederler buna (kitaba); ve onlar salâtlarını23 korurlar.
Ahmed Samira: 92 And that (is) a Book , We descended it blessed, confirming (with) what (is) between his hands, and to warn/give notice (E) (to the) mother/origin of villages (Bekka) and who (is) around/surrounding it, and those who believe with the end (other life), they believe with it, and they are on their prayers observing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve haza ve bu وَهَٰذَا -
2 kitabun bir kitaptır كِتَابٌ كتب
3 enzelnahu indirdik onu أَنْزَلْنَاهُ نزل
4 mubarakun mübarektir مُبَارَكٌ برك
5 musaddiku doğrulayıp tasdik edicidir مُصَدِّقُ صدق
6 llezi olanı الَّذِي -
7 beyne arasında بَيْنَ بين
8 yedeyhi iki elleri يَدَيْهِ يدي
9 velitunzira ve uyarman içindir وَلِتُنْذِرَ نذر
10 umme anası أُمَّ امم
11 l-kura kentlerin الْقُرَىٰ قري
12 ve men ve kimseyi وَمَنْ -
13 havleha çevresinde onun حَوْلَهَا حول
14 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
15 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
16 bil-ahirati ahirete بِالْاخِرَةِ اخر
17 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
18 bihi buna (kitaba) بِهِ -
19 ve hum ve onlar وَهُمْ -
20 ala عَلَىٰ -
21 salatihim salatlarını صَلَاتِهِمْ صلو
22 yuhafizune korurlar يُحَافِظُونَ حفظ

Notlar

Not 1: *Kur'an.

Ayet 93

882|6|93|وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ قَالَ أُوحِىَ إِلَىَّ وَلَمْ يُوحَ إِلَيْهِ شَىْءٌ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثْلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى غَمَرَٰتِ ٱلْمَوْتِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓا۟ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُوٓا۟ أَنفُسَكُمُ ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ ءَايَٰتِهِۦ تَسْتَكْبِرُونَ
882|6|93|ومن اظلم ممن افتري علي الله كذبا او قال اوحي الي ولم يوح اليه شي ومن قال سانزل مثل ما انزل الله ولو تري اذ الظلمون في غمرت الموت والمليكه باسطوا ايديهم اخرجوا انفسكم اليوم تجزون عذاب الهون بما كنتم تقولون علي الله غير الحق وكنتم عن ايته تستكبرون
93. Ve men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben ev kâle ûhıye ileyye ve lem yûha ileyhi şey’un ve men kâle seunzilu misle mâ enzelallâh(enzelallâhu), ve lev terâ iziz zâlimûne fî gamerâtil mevti vel melâiketu bâsitû eydîhim, ahricû enfusekum, el yevme tuczevne azâbel hûni bimâ kuntum tekûlûne alâllâhi gayrel hakkı ve kuntum an âyâtihi testekbirûn(testekbirûne).
Ve kim daha zalimdir257 kimseden (ki) iftira402 attı Allah'a karşı bir yalan402 ya da dedi: "Vahyolundu üzerime; ve (oysa) asla vahyedilmez onun üzerine bir şey" ve kimse (ki) dedi: "İndireceğim Allah'ın indirdiğinin misli870"; velev/fakat görsen o zaman zalimleri257 ölümün taşmaları/kabarmaları/baskınları içinde; ve melekler522 (ki) yayanlardır/genişletenlerdir ellerini; (derler) "Çıkarın kendi nefislerinizi201; bugün cezalandırılırsınız63 alçaltan/aşağılayan bir azap (-la); Allah'a hak/gerçek olmayanı diyenler olduğunuza karşı; ve O’nun ayetlerine454 büyüklenirler663 olmanızdan.
Ahmed Samira: 93 And who (is) more unjust/oppressive than who fabricated on God lies/falsifications, or he said: "Was inspired/transmitted to me." And was not inspired/transmitted to him a thing, and who said: "I will descend equal/alike (to) what God descended". And if you see/understand when the unjust/oppressors (are) in the death’s/lifelessness’ intensities/intoxications, and the angels (are) spreading/extending their hands: "Get your selves out, today you are being rewarded/reimbursed the humiliation’s/disgrace’s torture because (of) what you were saying on (about) God other than the truth , and you were from His verses/evidences/signs being arrogant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kimdir وَمَنْ -
2 ezlemu daha zalim أَظْلَمُ ظلم
3 mimmeni kimseden مِمَّنِ -
4 ftera iftira attı افْتَرَىٰ فري
5 ala karşı عَلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 keziben bir yalan كَذِبًا كذب
8 ev ya da أَوْ -
9 kale dedi قَالَ قول
10 uhiye vahyolundu أُوحِيَ وحي
11 ileyye üzerime إِلَيَّ -
12 velem ve asla وَلَمْ -
13 yuha vahyedilmez يُوحَ وحي
14 ileyhi üzerine onun إِلَيْهِ -
15 şey'un bir şey شَيْءٌ شيا
16 ve men ve kimse وَمَنْ -
17 kale dedi قَالَ قول
18 seunzilu indireceğim سَأُنْزِلُ نزل
19 misle misli مِثْلَ مثل
20 ma مَا -
21 enzele indirdiğinin أَنْزَلَ نزل
22 llahu Allah'ın اللَّهُ -
23 velev velev/fakat وَلَوْ -
24 tera görsen تَرَىٰ راي
25 izi zaman إِذِ -
26 z-zalimune zalimleri الظَّالِمُونَ ظلم
27 fi içinde فِي -
28 gamerati taşmaları/kabarmaları/baskını غَمَرَاتِ غمر
29 l-mevti ölüm الْمَوْتِ موت
30 velmelaiketu ve melekler وَالْمَلَائِكَةُ ملك
31 basitu yayanlardır/genişletenlerdir بَاسِطُو بسط
32 eydihim ellerini أَيْدِيهِمْ يدي
33 ehricu çıkarın أَخْرِجُوا خرج
34 enfusekumu kendi nefislerinizi أَنْفُسَكُمُ نفس
35 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
36 tuczevne cezalandırılırsınız تُجْزَوْنَ جزي
37 azabe azaba عَذَابَ عذب
38 l-huni alçaklık/aşağılık الْهُونِ هون
39 bima بِمَا -
40 kuntum olduğunuza كُنْتُمْ كون
41 tekulune derler تَقُولُونَ قول
42 ala karşı عَلَى -
43 llahi Allah'a اللَّهِ -
44 gayra olmayanı غَيْرَ غير
45 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
46 ve kuntum ve oldunuz وَكُنْتُمْ كون
47 an ki عَنْ -
48 ayatihi ayetlerine O’nun ايَاتِهِ ايي
49 testekbirune büyüklenirsiniz تَسْتَكْبِرُونَ كبر

Ayet 94

883|6|94|وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَٰدَىٰ كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُم مَّا خَوَّلْنَٰكُمْ وَرَآءَ ظُهُورِكُمْ وَمَا نَرَىٰ مَعَكُمْ شُفَعَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ أَنَّهُمْ فِيكُمْ شُرَكَٰٓؤُا۟ لَقَد تَّقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنكُم مَّا كُنتُمْ تَزْعُمُونَ
883|6|94|ولقد جيتمونا فردي كما خلقنكم اول مره وتركتم ما خولنكم ورا ظهوركم وما نري معكم شفعاكم الذين زعمتم انهم فيكم شركوا لقد تقطع بينكم وضل عنكم ما كنتم تزعمون
94. Ve lekad ci’timûnâ furâdâ kemâ halaknâkum evvele merretin ve terektum mâ havvelnâkum verâe zuhûrikum, ve mâ nerâ meakum şufeâekumullezîne zeamtum ennehum fîkum şurekâ’(şurekâû), lekad tekattaa beynekum ve dalle ankum mâ kuntum tez’umûn(tez’umûne).
Ve ant olsun geldiniz bize yalnız* (olarak); evvelki** kez yarattığımız627 gibi sizleri; ve terk ettiniz sizlere bağışladıklarımızı sırtlarınız arkasında; ve görür değiliz sizinle birlikte şefâatçilerinizi114; kimseleri (ki) iddia ettiniz ki onlar içinizden ortaklarınızdır; ant olsun kesti (Allah) sizlerin arasını; ve saptırdı (Allah) sizlerden iddia eder olduğunuzu.
Ahmed Samira: 94 And you had come to Us singularly as We created you (the) first time , and you left what We gave you generously behind your backs, and We do not see with you your mediators, those who you claimed that they (are) in you partners (it) had been (E) separated between you, and (it was) wasted from you what you were claiming .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ci'tumuna geldiniz bize جِئْتُمُونَا جيا
3 furada yalnız فُرَادَىٰ فرد
4 kema gibi كَمَا -
5 haleknakum yarattığımız sizleri خَلَقْنَاكُمْ خلق
6 evvele evvelki أَوَّلَ اول
7 merratin kez مَرَّةٍ مرر
8 ve teraktum ve terk ettiniz وَتَرَكْتُمْ ترك
9 ma مَا -
10 havvelnakum bağışladıklarımızı sizlere خَوَّلْنَاكُمْ خول
11 vera'e arkasında وَرَاءَ وري
12 zuhurikum sırtlarınız ظُهُورِكُمْ ظهر
13 ve ma ve değiliz وَمَا -
14 nera görür نَرَىٰ راي
15 meakum sizinle birlikte مَعَكُمْ -
16 şufeaa'ekumu şefaatçilerinizi شُفَعَاءَكُمُ شفع
17 ellezine kimseleri (ki) الَّذِينَ -
18 zeamtum iddia ettiniz زَعَمْتُمْ زعم
19 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
20 fikum içinizden فِيكُمْ -
21 şuraka'u ortaklarınız شُرَكَاءُ شرك
22 lekad ant olsun لَقَدْ -
23 tekattaa kesti (Allah) تَقَطَّعَ قطع
24 beynekum arasını sizlerin بَيْنَكُمْ بين
25 ve delle ve saptırdı (Allah) وَضَلَّ ضلل
26 ankum sizlerden عَنْكُمْ -
27 ma مَا -
28 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
29 tez'umune iddia edersiniz تَزْعُمُونَ زعم

Notlar

Not 1: *İnsan Rabbinin huzurunda bedeniyle birlikte yalnız olarak duracaktır. Rabbinin huzuruna yalnız olarak gelecektir.**Anlarız ki bu evrene/dünyaya gelmeden önce evvelki/ilk yaratılmış olan bir bedenle Rabbimizin huzurunda durmuşuz. Rabbimizin huzuruna gelmişiz.

Ayet 95

884|6|95|إِنَّ ٱللَّهَ فَالِقُ ٱلْحَبِّ وَٱلنَّوَىٰ يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَمُخْرِجُ ٱلْمَيِّتِ مِنَ ٱلْحَىِّ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ
884|6|95|ان الله فالق الحب والنوي يخرج الحي من الميت ومخرج الميت من الحي ذلكم الله فاني توفكون
95. İnnallâhe fâlikul habbi ven nevâ, yuhrıcul hayye minel meyyiti ve muhricul meyyiti minel hayy(hayyi), zâlikumullâhu fe ennâ tu’fekun(tu’fekune).
Doğrusu Allah yarandır/ayırandır taneyi ve çekirdeği; çıkarır canlıyı/diriyi ölüden ve çıkarandır ölüyü canlıdan/diriden; işte sizlere Allah; öyle ki nasıl yalana saptırılırsınız.
Ahmed Samira: 95 That God (is) splitter (of) the seed/grain and the kernel/nucleuses (and) He brings out the live/alive from the dead, and (He is) bringing out the dead from the live/alive, that one (is) God, so how (do) you lie/turn away.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah'tır اللَّهَ -
3 faliku yaran/ayıran فَالِقُ فلق
4 l-habbi taneyi الْحَبِّ حبب
5 ve nneva ve çekirdeği وَالنَّوَىٰ نوي
6 yuhricu çıkarır يُخْرِجُ خرج
7 l-hayye canlıyı/diriyi الْحَيَّ حيي
8 mine مِنَ -
9 l-meyyiti ölüden الْمَيِّتِ موت
10 ve muhricu ve çıkarandır وَمُخْرِجُ خرج
11 l-meyyiti ölüyü الْمَيِّتِ موت
12 mine مِنَ -
13 l-hayyi canlıdan/diriden الْحَيِّ حيي
14 zalikumu işte sizlere ذَٰلِكُمُ -
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 feenna öyle ki nasıl فَأَنَّىٰ اني
17 tu'fekune yalan söylersiniz تُؤْفَكُونَ افك

Ayet 96

885|6|96|فَالِقُ ٱلْإِصْبَاحِ وَجَعَلَ ٱلَّيْلَ سَكَنًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ حُسْبَانًا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ
885|6|96|فالق الاصباح وجعل اليل سكنا والشمس والقمر حسبانا ذلك تقدير العزيز العليم
96. Fâlikul ısbâh(ısbâhı), ve cealel leyle sekenen veş şemse vel kamere husbânâ(husbânen), zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).
Yarandır/ayırandır sabahı; ve yaptı (Allah) geceyi bir sakinlik; ve Güneş’i ve Ay’ı bir hesap; işte bu takdiridir Azîz'in37; Alîm'in8.
Ahmed Samira: 96 Splitter (of) the morning/day break and He made the night tranquillity/security/residence and the sun and the moon counting/calculating, that (is) predestination (of) the glorious/mighty , the knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 faliku yarandır/ayırandır فَالِقُ فلق
2 l-isbahi sabahı الْإِصْبَاحِ صبح
3 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
4 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
5 sekenen bir sakinlik سَكَنًا سكن
6 ve şşemse ve Güneş’i وَالشَّمْسَ شمس
7 velkamera ve Ay’ı وَالْقَمَرَ قمر
8 husbanen bir hesap حُسْبَانًا حسب
9 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
10 tekdiru takdirdir تَقْدِيرُ قدر
11 l-azizi Aziz الْعَزِيزِ عزز
12 l-alimi Alîm الْعَلِيمِ علم

Ayet 97

886|6|97|وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلنُّجُومَ لِتَهْتَدُوا۟ بِهَا فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
886|6|97|وهو الذي جعل لكم النجوم لتهتدوا بها في ظلمت البر والبحر قد فصلنا الايت لقوم يعلمون
97. Ve huvellezî ceale lekumun nucûme li tehtedû bihâ fî zulumâtil berri vel bahr(bahri), kad fassalnal âyâti li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve O; yapandır sizlere yıldızları628 kılavuzlamanız* için onunla** karanlıklarında karanın ve denizin; muhakkak ayırdık/detaylandırdık ayetleri454 bilir bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 97 And He is who made/created for you the stars/planets to be guided with it in the shore’s/land’s and the sea’s darknesses, We had detailed/explained the evidences/verses to a nation knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O وَهُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 ceale yaptı جَعَلَ جعل
4 lekumu sizlere لَكُمُ -
5 n-nucume yıldızları النُّجُومَ نجم
6 litehtedu kılavuzlamanız için لِتَهْتَدُوا هدي
7 biha onunla بِهَا -
8 fi فِي -
9 zulumati karanlıklarında ظُلُمَاتِ ظلم
10 l-berri karanın الْبَرِّ برر
11 velbehri ve denizin وَالْبَحْرِ بحر
12 kad muhakkak قَدْ -
13 fessalna ayırdık/detaylandırdık فَصَّلْنَا فصل
14 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
15 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
16 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Kendinizi.**Tekil zamir tek bir yıldızı işaret eder. Tek bir yıldızı takip ederek bile yol bulunabilir. Örneğin kutup yıldızı.

Ayet 98

887|6|98|وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ فَمُسْتَقَرٌّ وَمُسْتَوْدَعٌ قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَفْقَهُونَ
887|6|98|وهو الذي انشاكم من نفس وحده فمستقر ومستودع قد فصلنا الايت لقوم يفقهون
98. Ve huvellezî enşeekum min nefsin vâhıdetin fe mustekarrun ve mustevda’(mustevdaun), kad fassalnal âyâti li kavmin yefkahûn(yefkahûne).
Ve O'dur inşa* eden sizleri bir tek nefisten201; öyle ki bir kararlı yer** ve bir veda/bırakma yeri**; muhakkak ayırdık/detaylandırdık ayetleri454 fikreder868 bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 98 And He is who created/formed you from one (F) self, so a settled/established and depository/storage place/womb , We had detailed/explained the evidences/verses to a nation understanding/knowing/learning.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O'dur وَهُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 enşeekum inşa eden sizleri أَنْشَأَكُمْ نشا
4 min مِنْ -
5 nefsin nefisten نَفْسٍ نفس
6 vahidetin bir tek وَاحِدَةٍ وحد
7 femustekarrun öyle ki bir karar yeri فَمُسْتَقَرٌّ قرر
8 ve mustevdeun ve bir veda yeri وَمُسْتَوْدَعٌ ودع
9 kad muhakkak قَدْ -
10 fessalna ayırdık/detaylandırdık فَصَّلْنَا فصل
11 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
12 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
13 yefkahune fikir yürüten يَفْقَهُونَ فقه

Notlar

Not 1: *İnşaat yapmak. İnşa etmek fiili/eylemi bizlere gözle görülemeyen tek bir hücreden insanın bedeninin yaratılmasının işaret edildiğini düşündürür.**İnsan bedeninin inşası işaret edildiği için hem kararlı yer olan hem de veda/terk etme yeri olan şey anne rahmidir. İnsan 280 günde annesinin rahminde kararlı bir yerde inşa edilir. Sonra bu yer terk etme/veda yeri olur. Doğumla birlikte insan bu kararlı yere veda eder.

Ayet 99

888|6|99|وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَىْءٍ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُّخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُّتَرَاكِبًا وَمِنَ ٱلنَّخْلِ مِن طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّٰتٍ مِّنْ أَعْنَابٍ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ ٱنظُرُوٓا۟ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَيَنْعِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكُمْ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
888|6|99|وهو الذي انزل من السما ما فاخرجنا به نبات كل شي فاخرجنا منه خضرا نخرج منه حبا متراكبا ومن النخل من طلعها قنوان دانيه وجنت من اعناب والزيتون والرمان مشتبها وغير متشبه انظروا الي ثمره اذا اثمر وينعه ان في ذلكم لايت لقوم يومنون
99. Ve huvellezî enzele mines semâi mâ’(mâen), fe ahrecnâ bihî nebate kulli şey’in fe ahrecnâ minhu hadıran nuhricu minhu habben muterâkibâ(muterâkiben), ve minen nahli min tal’ıhâ kınvânun dâniyetun ve cennâtin min a’nâbin vez zeytûne ver rummâne muştebihen ve gayre muteşâbih(muteşâbihin), unzurû ilâ semerihî izâ esmere ve yen’ıh(yen’ıhî), inne fî zâlikum le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
Ve O'dur indiren gökten bir su179; öyle ki çıkardık onunla (suyla) bitkiyi; her bir şeyi; öyle ki çıkardık ondan (şeyden) yeşili; çıkarırız ondan (şeyden) binmiş (birbiri üzerine) taneyi; hurmadan (da); öncüsünden/tomurcuğundan onun (bitkinin) sarkık salkımlar; ve cennetler/bahçeler üzümlerden ve zeytin (-den) ve nar (-dan); benzeşir ve benzeşir olmayan; bakın meyvesine onun (şeyin) meyve verdiği zaman ve olgunlaştığı (zaman); doğrusu bundadır mutlak ayetler237 iman47 eder bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 99 And He is who descended from the sky water, so We brought out/made emerge with it every thing’s plant, so We brought out/made emerge from it green, We bring out/make emerge from it seeds/grains overlapping ,and from the palm trees from its first fruit of the season/cover enveloping the fertilizing seed, near branches with87bunches of dates , and treed gardens from grapes, and the olives, and the pomegranate, similar/resembling and not similar/resembling , look/consider to its fruit if/where/when it bears/yields fruit , and its ripeness/darkness, that in that (are) evidences/verses (E) to a nation believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O'dur وَهُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 enzele indiren أَنْزَلَ نزل
4 mine مِنَ -
5 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
6 maen bir su مَاءً موه
7 feehracna öyle ki çıkardık فَأَخْرَجْنَا خرج
8 bihi onunla (suyla) بِهِ -
9 nebate bitkiyi نَبَاتَ نبت
10 kulli her bir كُلِّ كلل
11 şey'in bir şeyi شَيْءٍ شيا
12 feehracna öyle ki çıkardık فَأَخْرَجْنَا خرج
13 minhu ondan (şeyden) مِنْهُ -
14 hadiran yeşili خَضِرًا خضر
15 nuhricu çıkarırız نُخْرِجُ خرج
16 minhu ondan (şeyden) مِنْهُ -
17 habben taneyi حَبًّا حبب
18 muterakiben binmiş (birbiri üzerine) مُتَرَاكِبًا ركب
19 ve mine وَمِنَ -
20 n-nehli hurmadan النَّخْلِ نخل
21 min -ndan مِنْ -
22 tal'iha öncüsünden (tomurcuğundan) onun (bitkinin) طَلْعِهَا طلع
23 kinvanun salkımlar قِنْوَانٌ قنو
24 daniyetun sarkık دَانِيَةٌ دنو
25 ve cennatin ve cennetler وَجَنَّاتٍ جنن
26 min مِنْ -
27 ea'nabin üzümlerden أَعْنَابٍ عنب
28 ve zzeytune ve zeytin (-den) وَالزَّيْتُونَ زيت
29 ve rrummane ve nar (-dan) وَالرُّمَّانَ رمن
30 muştebihen benzeşen مُشْتَبِهًا شبه
31 ve gayra ve olmaksızın وَغَيْرَ غير
32 muteşabihin benzeşen مُتَشَابِهٍ شبه
33 nzuru bakın انْظُرُوا نظر
34 ila إِلَىٰ -
35 semerihi meyvesine onun (şeyin) ثَمَرِهِ ثمر
36 iza إِذَا -
37 esmera meyve verdiği zaman أَثْمَرَ ثمر
38 ve yen'ihi ve olgunlaştığı وَيَنْعِهِ ينع
39 inne doğrusu إِنَّ -
40 fi فِي -
41 zalikum bundadır ذَٰلِكُمْ -
42 layatin mutlak ayetler لَايَاتٍ ايي
43 likavmin kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
44 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Ayet 100

889|6|100|وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ ٱلْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا۟ لَهُۥ بَنِينَ وَبَنَٰتٍۭ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَصِفُونَ
889|6|100|وجعلوا لله شركا الجن وخلقهم وخرقوا له بنين وبنت بغير علم سبحنه وتعلي عما يصفون
100. Ve cealû lillâhi şurekâel cinne ve halakahum ve harakû lehu benîne ve benâtin bi gayri ilm(ilmin), subhânehu ve teâlâ ammâ yasifûn(yasifûne).
Ve yaptılar Allah'a ortaklar cinni210; ve (oysa) yarattı (Allah) onları; ve yalan uydurdular O'na (Allah’a) oğullar ve kızlar olmaksızın bir ilim/bilgi; Subhân'dır7 O; ve yüceldi/üstün oldu (Allah) vasıflandırdıklarından/nitelediklerinden.
Ahmed Samira: 100 And they made/created to God partners (from) the Jinns and He created them, and they lied (invented lies) for Him, sons and daughters, without knowledge , His praise/glory! And (He is) high, mighty, exalted and dignified from what they describe/categorize.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cealu ve yaptılar وَجَعَلُوا جعل
2 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
3 şuraka'e ortaklar شُرَكَاءَ شرك
4 l-cinne cinni/gizliyi/bilinmeyeni الْجِنَّ جنن
5 vehalekahum ve yarattı (Allah) onları وَخَلَقَهُمْ خلق
6 ve haraku ve yalan uydurdular وَخَرَقُوا خرق
7 lehu O'na (Allah’a) لَهُ -
8 benine oğullar بَنِينَ بني
9 ve benatin ve kızlar وَبَنَاتٍ بني
10 bigayri değildir بِغَيْرِ غير
11 ilmin bir ilim/bilgi عِلْمٍ علم
12 subhanehu subhândır O سُبْحَانَهُ سبح
13 ve teaala ve yüceldi/üstün oldu (Allah) وَتَعَالَىٰ علو
14 amma عَمَّا -
15 yesifune vasıflandırdıklarından/nitelediklerinden يَصِفُونَ وصف

Ayet 101

890|6|101|بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ صَٰحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
890|6|101|بديع السموت والارض اني يكون له ولد ولم تكن له صحبه وخلق كل شي وهو بكل شي عليم
101. Bedîus semâvâti vel ard(ardı), ennâ yekûnu lehu veledun ve lem tekun lehu sâhıbeh(sâhıbetun), ve halaka kulle şey’(şeyin), ve huve bikulli şey’in alîm(alîmun).
Bedî'dir298 göklere162 ve yere; nasıl olur O’na bir çocuk!; ve asla olmaz O’na bir arkadaş/eşlik eden; ve yarattı her bir şeyi; ve O her bir şeye bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 101 Creating marvelously without precedent (of) the skies/space and the earth/Planet Earth, how (could it) be for Him a child, and (there) was not for Him a wife/companion/friend, and He created every thing, and He is with every thing knowledgeable?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bediu Bedî’dir بَدِيعُ بدع
2 s-semavati göklere السَّمَاوَاتِ سمو
3 vel'erdi ve yere وَالْأَرْضِ ارض
4 enna nasıl? أَنَّىٰ اني
5 yekunu olur يَكُونُ كون
6 lehu O’a لَهُ -
7 veledun bir çocuk وَلَدٌ ولد
8 velem ve asla وَلَمْ -
9 tekun olmaz تَكُنْ كون
10 lehu O’na لَهُ -
11 sahibetun bir arkadaş/eşlik eden صَاحِبَةٌ صحب
12 ve haleka ve yarattı وَخَلَقَ خلق
13 kulle her bir كُلَّ كلل
14 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
15 ve huve ve O وَهُوَ -
16 bikulli her bir بِكُلِّ كلل
17 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
18 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 102

891|6|102|ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍ فَٱعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ
891|6|102|ذلكم الله ربكم لا اله الا هو خلق كل شي فاعبدوه وهو علي كل شي وكيل
102. Zâlikumullâhu rabbukum, lâ ilâhe illâ huve, hâliku kulli şey’in fa’budûh(fa’budûhu),ve huve alâ kulli şey’in vekîl(vekîlun).
İşte sizlere Allah; Rabbiniz4; yoktur ilâh74 O’nun dışında; yaratandır her bir şeyi; öyle ki kulluk46 edin O’na; ve O her bir şey üzerine bir Vekîl’dir517.
Ahmed Samira: 102 That one (is) God, your (P) Lord, no God except Him, creator (of) every thing, so worship Him, and He is on every thing a guardian/protector .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalikumu işte sizlere ذَٰلِكُمُ -
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
4 la yoktur لَا -
5 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
6 illa dışında إِلَّا -
7 huve O’nun هُوَ -
8 haliku yaratandır خَالِقُ خلق
9 kulli herbir كُلِّ كلل
10 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
11 fea'buduhu öyle ki kulluk edin O’na فَاعْبُدُوهُ عبد
12 ve huve ve O وَهُوَ -
13 ala üzerine عَلَىٰ -
14 kulli her bir كُلِّ كلل
15 şey'in şey شَيْءٍ شيا
16 vekilun bir Vekil’dir. وَكِيلٌ وكل

Ayet 103

892|6|103|لَّا تُدْرِكُهُ ٱلْأَبْصَٰرُ وَهُوَ يُدْرِكُ ٱلْأَبْصَٰرَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ
892|6|103|لا تدركه الابصر وهو يدرك الابصر وهو اللطيف الخبير
103. Lâ tudrikuhul ebsâru ve huve yudrikul ebsâr(ebsâru) ve huvel lâtîful habîr(habîru).
İdrak edemez O’nu bakışlar; ve O idrak eder bakışları; ve O Latîf’tir40; Habîr’dir466.
Ahmed Samira: 103 The eye sights/knowledge do not comprehend/reach Him , and He comprehends/reaches the eye sights/knowledge, and He is the most kind/gracious , the expert/experienced.

Ayet 104

893|6|104|قَدْ جَآءَكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِۦ وَمَنْ عَمِىَ فَعَلَيْهَا وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ
893|6|104|قد جاكم بصاير من ربكم فمن ابصر فلنفسه ومن عمي فعليها وما انا عليكم بحفيظ
104. Kad câekum basâiru min rabbikum fe men ebsara fe li nefsih(nefsihi) ve men amiye fe aleyhâ, ve mâ ene aleykum bi hafîz(hafîzin).
Muhakkak geldi sizlere basiretler/bakışlar Rabbinizden4; öyle ki kim baktı/gördü öyle ki mutlak kendi nefsinedir201; ve kim âmâ* oldu öyle ki aleyhinedir onu (nefsinin); ve değilim ben** üzerinize bir hafız***.
Ahmed Samira: 104 Clear sightedness had come to you from your (P) Lord, so who saw/understood so to himself, and who blinded so on it, and I am not on you with a protector/observer .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
3 besairu basiretler/bakışlar بَصَائِرُ بصر
4 min مِنْ -
5 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
6 femen öyle ki kim فَمَنْ -
7 ebsara baktı أَبْصَرَ بصر
8 felinefsihi öyle ki mutlak kendi nefsinedir فَلِنَفْسِهِ نفس
9 ve men ve kim وَمَنْ -
10 amiye âmâ oldu عَمِيَ عمي
11 fealeyha öyle ki aleyhinedir onu (nefsinin) فَعَلَيْهَا -
12 ve ma ve değilim وَمَا -
13 ena ben أَنَا -
14 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
15 bihafizin bir hafız بِحَفِيظٍ حفظ

Notlar

Not 1: *Kör.**Yüce Allah.***Yüce Allah kendisinden gelen mesajlara âmâ olanlara bir hafız/koruyucu/muhafız olmayacağını bildirmektedir. Benzer geçiş 50:29 ayetinde de karşımıza çıkar.En’âm 104. ayette Yüce Allah haşa ‘de ki’, ‘قُلْ’, ‘qul’ kelimesini unutmuş mu? Kur'an’da hata mı var?

Ayet 105

894|6|105|وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلْءَايَٰتِ وَلِيَقُولُوا۟ دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
894|6|105|وكذلك نصرف الايت وليقولوا درست ولنبينه لقوم يعلمون
105. Ve kezâlike nusarriful âyâti ve li yekûlû dereste ve li nubeyyinehu li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve işte böyledir; dikkat çekeriz ayetlere454; ve demeleri için: "Ders434 yaptın sen"; ve beyan etmek için onu* bilir bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 105 And like that We elaborate linguistically the evidences/verses , and to say (P): "You studied/memorized/read." And to clarify/show/explain it to a nation knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 nusarrifu dikkat çekeriz نُصَرِّفُ صرف
3 l-ayati ayetlere الْايَاتِ ايي
4 veliyekulu ve demeleri için وَلِيَقُولُوا قول
5 deraste ders çalıştın sen دَرَسْتَ درس
6 velinubeyyinehu ve beyan etmek için onu وَلِنُبَيِّنَهُ بين
7 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
8 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı.

Ayet 106

895|6|106|ٱتَّبِعْ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ
895|6|106|اتبع ما اوحي اليك من ربك لا اله الا هو واعرض عن المشركين
106. İttebi’ mâ uhıye ileyke min rabbik(rabbike), lâ ilâhe illâ huve, ve a’rıd anil muşrikîn(muşrikîne).
Tabi ol vahyolunana* üzerine Rabbinden4; yoktur ilâh74 O’nun dışında; ve yüz çevir** müşriklerden36.
Ahmed Samira: 106 Follow what was inspired/transmitted to you, from your Lord, no God except Him, and object/turn away from the sharers/takers of partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ittebia' tabi ol اتَّبِعْ تبع
2 ma مَا -
3 uhiye vahyolunana أُوحِيَ وحي
4 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
5 min مِنْ -
6 rabbike Rabbinden رَبِّكَ ربب
7 la yoktur لَا -
8 ilahe ilâh إِلَٰهَ اله
9 illa dışında إِلَّا -
10 huve O’nun هُوَ -
11 ve ea'rid ve yüz çevir وَأَعْرِضْ عرض
12 ani عَنِ -
13 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Notlar

Not 1: *Kur'an'a. Bizler de sadece Kur'an'a tabi olmalıyız.**Müşriklerden yüz çevirmeliyiz.

Ayet 107

896|6|107|وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشْرَكُوا۟ وَمَا جَعَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ
896|6|107|ولو شا الله ما اشركوا وما جعلنك عليهم حفيظا وما انت عليهم بوكيل
107. Ve lev şâallâhu mâ eşrekû, ve mâ cealnâke aleyhim hafîzâ(hafîzan), ve mâ ente aleyhim bi vekîl(vekîlin).
Velev/fakat dileseydi* Allah şirk71 koşmuş olmazlardı; ve yapmış değiliz seni üzerlerine bir hafız**; ve değilsin sen onlara vekil***.
Ahmed Samira: 107 And if God wanted/willed, they would not (have) shared/made partners (with God), and We did not make you a protector/observer on them, and you are not on them with a guardian .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev/fakat وَلَوْ -
2 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ma değildi مَا -
5 eşraku şirk koşarlar أَشْرَكُوا شرك
6 ve ma ve değiliz وَمَا -
7 cealnake yaptık جَعَلْنَاكَ جعل
8 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
9 hafizen bir hafız حَفِيظًا حفظ
10 ve ma ve değilsin وَمَا -
11 ente sen أَنْتَ -
12 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
13 bivekilin vekil بِوَكِيلٍ وكل

Notlar

Not 1: *Yüce Allah dileseydi asla şirk koşamazlardı. Anlarız ki müşriklerin şirk koşarak sapmalarına izin verilmiştir.**Koruyucu. Muhafız.***Vekalet verilen.

Ayet 108

897|6|108|وَلَا تَسُبُّوا۟ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّوا۟ ٱللَّهَ عَدْوًۢا بِغَيْرِ عِلْمٍ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
897|6|108|ولا تسبوا الذين يدعون من دون الله فيسبوا الله عدوا بغير علم كذلك زينا لكل امه عملهم ثم الي ربهم مرجعهم فينبيهم بما كانوا يعملون
108. Ve lâ tesubbûllezîne yed’ûne min dûnillâhi fe yesubbûllâhe adven bi gayri ilm(ilmin), kezâlike zeyyennâ li kulli ummetin amelehum summe ilâ rabbihim merciuhum fe yunebbiuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Hakaret etmeyin kimselere* (ki) çağırırlar Allah’ın astından; öyle ki hakaret ederler** Allah'a bir taşkınlık*** (-la) olmaksızın bir ilim/bilim; işte böyledir; süsledik her bir ümmet305 için amellerini/yaptıklarını; sonra Rablerine4 karşıdır dönüş yerleri; öyle ki haber verir (Allah) onlara yapar olduklarını.
Ahmed Samira: 108 And do not insult/abuse/defame those who call from other than God, so they insult/abuse/defame God, transgression/violation without knowledge, like that We decorated/beautified to every nation/generation their work , then to their Lord (is) their return, so He informs them with what they were making/doing .

Notlar

Not 1: *Müşriklere. Yüce Allah'ın astından kimseleri ilâhi bir kazanç/fayda sağlamak için çağıranların tamamı müşriktir.**Yüce Allah'ın bizzat kendisine iftira olan, Yüce Allah'a hakaret içeren, tamamı zan olan, ilimden ve bilimden yoksun olan şeyleri söylerler, dile getirirler. ***Taşma. Taşkın. Selin taşması. Suyun taşması. Tâğyâna, tâğûta uyma.

Ayet 109

898|6|109|وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا ٱلْءَايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ
898|6|109|واقسموا بالله جهد ايمنهم لين جاتهم ايه ليومنن بها قل انما الايت عند الله وما يشعركم انها اذا جات لا يومنون
109. Ve aksemû billâhi cehde eymânihim le in câethum âyetun le yu’minunne bih(bihâ), kul innemel ayâtu indallâhi ve mâ yuş’irukum ennehâ izâ câet lâ yu’minûn(yu’minûne).
Ve kasem548 ettiler Allah'a en güçlü yeminleriyle; ki eğer gelseydi onlara bir ayet287 mutlak iman47 ederler ona* (diye); de ki: "Doğrusu ayetler237 Allah’ın indindedir/katındadır; ve (Allah) şuurlandırır** sizleri; ki o* geldiği zaman iman47 etmezler.
Ahmed Samira: 109 And they swore/made oath by God their oath’s utmost if (E) an evidence/verse came to them they will believe (E) with it, say: "But the verses/evidences (are) at God." And what makes you feel/know, that if it came, they do not believe?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve eksemu ve kasem ettiler وَأَقْسَمُوا قسم
2 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
3 cehde en güçlü جَهْدَ جهد
4 eymanihim yeminleriyle أَيْمَانِهِمْ يمن
5 lein ki eğer لَئِنْ -
6 ca'ethum gelseydi onlara جَاءَتْهُمْ جيا
7 ayetun bir ayet ايَةٌ ايي
8 leyu'minunne mutlak iman ederler لَيُؤْمِنُنَّ امن
9 biha ona بِهَا -
10 kul de ki قُلْ قول
11 innema doğrusu إِنَّمَا -
12 l-ayatu ayetler الْايَاتُ ايي
13 inde indindedir عِنْدَ عند
14 llahi Allah’ın اللَّهِ -
15 ve ma ve وَمَا -
16 yuş'irukum şuurlandırandır sizlere يُشْعِرُكُمْ شعر
17 enneha ki o أَنَّهَا -
18 iza إِذَا -
19 ca'et geldiği zaman جَاءَتْ جيا
20 la لَا -
21 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Ayete, ayet.*Bilinçlendirir, farkındalık verir.

Ayet 110

899|6|110|وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
899|6|110|ونقلب افدتهم وابصرهم كما لم يومنوا به اول مره ونذرهم في طغينهم يعمهون
110. Ve nukallibu ef’idetehum ve ebsârehum kemâ lem yu’minû bihî evvele merretin ve nezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Ve ters çeviririz gönüllerini* ve bakışlarını**; asla iman47 etmedikleri gibi ona*** evvel kez****; ve bırakırız onları tûğyânlarında442; şaşkına dönerler.
Ahmed Samira: 110 And We turn their hearts (minds) and their eye sights/understanding as they did not believe with it (the) first time , and We leave them in their tyranny/arrogance being confused/hesitant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nukallibu ve ters çeviririz وَنُقَلِّبُ قلب
2 ef'idetehum gönüllerini أَفْئِدَتَهُمْ فاد
3 ve ebsarahum ve bakışlarını وَأَبْصَارَهُمْ بصر
4 kema gibi كَمَا -
5 lem asla لَمْ -
6 yu'minu iman etmedikleri يُؤْمِنُوا امن
7 bihi ona بِهِ -
8 evvele evvel أَوَّلَ اول
9 merratin kere مَرَّةٍ مرر
10 ve nezeruhum ve bırakırız onları وَنَذَرُهُمْ وذر
11 fi فِي -
12 tugyanihim tûğyânlarında طُغْيَانِهِمْ طغي
13 yea'mehune şaşkına dönerler يَعْمَهُونَ عمه

Notlar

Not 1: *Akıllarını, anlayışlarını.**Basiretlerini. Bakar kör olurlar. Baktıklarının iç yüzünü göremezler.***Kur'an'a.****Evvel kez geçişi ilk cennet evrenindeki durumumuzu işaret etmektedir.

Ayet 111

900|6|111|وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلْمَوْتَىٰ وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَىْءٍ قُبُلًا مَّا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ
900|6|111|ولو اننا نزلنا اليهم المليكه وكلمهم الموتي وحشرنا عليهم كل شي قبلا ما كانوا ليومنوا الا ان يشا الله ولكن اكثرهم يجهلون
111. Ve lev ennenâ nezzelnâ ileyhimul melâikete ve kellemehumulmevtâ ve haşernâ aleyhim kulle şey’in kubulen mâ kânû li yu’minû illâ en yeşâallâhu ve lâkinne ekserehum yechelûn(yechelûne).
Şayet ki biz indirseydik üzerlerine melekleri; ve kelam* etseydi onlara ölüler; ve haşretseydik556 onlara her bir şeyi önde (önlerinde); olmuş değillerdi (yine de) iman47 etmeye; dışında ki diler Allah; velakin/fakat çokları onların cahillik489 ederler.
Ahmed Samira: 111 And if that We descended to them the angels, and the deads talked (to) them , and We gathered on them every thing in front, they were not to believe, except that God wants/wills, and but most of them are being ignorant .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 ennena ki biz أَنَّنَا -
3 nezzelna indirseydik نَزَّلْنَا نزل
4 ileyhimu üzerlerine إِلَيْهِمُ -
5 l-melaikete melekleri الْمَلَائِكَةَ ملك
6 ve kellemehumu ve kelam etseydi onlara وَكَلَّمَهُمُ كلم
7 l-mevta ölüler الْمَوْتَىٰ موت
8 ve haşerna ve haşretsek وَحَشَرْنَا حشر
9 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
10 kulle her bir كُلَّ كلل
11 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
12 kubulen önüne قُبُلًا قبل
13 ma değildi مَا -
14 kanu olmuş كَانُوا كون
15 liyu'minu iman etmeye لِيُؤْمِنُوا امن
16 illa dışında إِلَّا -
17 en ki أَنْ -
18 yeşa'e diler يَشَاءَ شيا
19 llahu Allah اللَّهُ -
20 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
21 ekserahum çokları onların أَكْثَرَهُمْ كثر
22 yechelune cahillik ederler يَجْهَلُونَ جهل

Notlar

Not 1: *Konuşsaydı.

Ayet 112

901|6|112|وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا شَيَٰطِينَ ٱلْإِنسِ وَٱلْجِنِّ يُوحِى بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًا وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ
901|6|112|وكذلك جعلنا لكل نبي عدوا شيطين الانس والجن يوحي بعضهم الي بعض زخرف القول غرورا ولو شا ربك ما فعلوه فذرهم وما يفترون
112. Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven şeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dın zuhrufel kavli gurûrâ(gurûran), ve lev şâe rabbuke mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne).
Ve işte böyledir; yaptık her bir nebiye132 bir düşman; şeytânlar29, insan ve cin210 (-den); fısıldar bir kısmı onların bir kısım üzerine süslü sözler; bir aldatma/kandırmadır; ve eğer dileseydi Rabbin yapamazlardı onu; öyleyse bırak/terk et onları ve uydurdukları yalanları.
Ahmed Samira: 112 And like that We made/put to each prophet an enemy (from) the human’s/mankind’s and the Jinn’s devils, some of them inspire/transmit to some the word’s/opinion and belief’s ornament/decoration (as) deceit/temptation, and if your Lord wanted/willed they would not have done it, so leave them and what they fabricate

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
3 likulli her لِكُلِّ كلل
4 nebiyyin bir nebiye نَبِيٍّ نبا
5 aduvven bir düşman عَدُوًّا عدو
6 şeyatine şeytanlar شَيَاطِينَ شطن
7 l-insi insan الْإِنْسِ انس
8 velcinni ve cin وَالْجِنِّ جنن
9 yuhi fısıldar يُوحِي وحي
10 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
11 ila إِلَىٰ -
12 bea'din bir kısım üzerine بَعْضٍ بعض
13 zuhrufe süslü زُخْرُفَ زخرف
14 l-kavli sözler الْقَوْلِ قول
15 gururan bir aldatma/kandırma غُرُورًا غرر
16 velev ve eğer وَلَوْ -
17 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
18 rabbuke Rabbin رَبُّكَ ربب
19 ma مَا -
20 fealuhu yapmazlardı onu فَعَلُوهُ فعل
21 fezerhum öyleyse bırak/terk et onları فَذَرْهُمْ وذر
22 ve ma ve وَمَا -
23 yefterune uydurdukları yalanları يَفْتَرُونَ فري

Ayet 113

902|6|113|وَلِتَصْغَىٰٓ إِلَيْهِ أَفْـِٔدَةُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ وَلِيَرْضَوْهُ وَلِيَقْتَرِفُوا۟ مَا هُم مُّقْتَرِفُونَ
902|6|113|ولتصغي اليه افده الذين لا يومنون بالاخره وليرضوه وليقترفوا ما هم مقترفون
113. Ve li tesgâ ileyhi ef’idetullezîne lâ yu’minûne bil âhıreti ve li yerdavhu ve li yakterifû mâ hum mukterifûn(mukterifûne).
Ve meyletmesi için ona (şeytâna) ahirete iman47 etmez kimselerin gönüllerinin; ve razı olmaları için ona (şeytâna); ve işlemeye (devam etmeleri) için kendi işlediklerini (suçlarını).
Ahmed Samira: 113 And to incline to it the hearts (minds of) those who do not believe with the end (other life), and to accept/approve88it, and to commit/perpetrate what they are committing/perpetrating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velitesga ve meyletmesi için وَلِتَصْغَىٰ صغو
2 ileyhi ona (şeytana) إِلَيْهِ -
3 ef'idetu gönüllerinin أَفْئِدَةُ فاد
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 la لَا -
6 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
7 bil-ahirati ahirete بِالْاخِرَةِ اخر
8 veliyerdevhu ve razı olmaları için ona (şeytana) وَلِيَرْضَوْهُ رضو
9 veliyekterifu ve işlemeleri için (suyu) وَلِيَقْتَرِفُوا قرف
10 ma مَا -
11 hum onların هُمْ -
12 mukterifune işlediklerlerini مُقْتَرِفُونَ قرف

Ayet 114

903|6|114|أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْتَغِى حَكَمًا وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ إِلَيْكُمُ ٱلْكِتَٰبَ مُفَصَّلًا وَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلٌ مِّن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
903|6|114|افغير الله ابتغي حكما وهو الذي انزل اليكم الكتب مفصلا والذين اتينهم الكتب يعلمون انه منزل من ربك بالحق فلا تكونن من الممترين
114. E fe gayrallâhi ebtegî hakemen ve huvellezî enzele ileykumul kitâbe mufassala(mufassalan), vellezîne âteynâhumul kitâbe ya’lemûne ennehu munezzelun min rabbike bil hakkı fe lâ tekûnenne minel mumterîn(mumterîne).
Öyle ki Allah'tan gayri/başka bir hakem mi ararım?; Ve O* indirendir sizlere mufassal166 edilen kitabı; ve kimseler (ki) verdik onlara kitap; bilirler ki o** indirilendir (senin) Rabbindendir4 hakla/gerçekle; öyle ki sakın olma şüphelenenlerden***.
Ahmed Samira: 114 So is other than God I ask/desire (as) a judge/ruler, and He is who descended to you The Book detailed/explained ? And those who We brought (gave) to them The Book , they know that it (is) descended from your Lord with the truth , so do not be (E) from the doubting/arguing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efegayra öyle ki gayri mi أَفَغَيْرَ غير
2 llahi Allah'tan اللَّهِ -
3 ebtegi ararım أَبْتَغِي بغي
4 hakemen bir hakem حَكَمًا حكم
5 vehuve ve O (Allah) وَهُوَ -
6 llezi ki الَّذِي -
7 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
8 ileykumu sizlere إِلَيْكُمُ -
9 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
10 mufessalen mufassal edilen مُفَصَّلًا فصل
11 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
12 ateynahumu verdik onlara اتَيْنَاهُمُ اتي
13 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
14 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم
15 ennehu ki o (kitap) أَنَّهُ -
16 munezzelun indirilendir مُنَزَّلٌ نزل
17 min مِنْ -
18 rabbike Rabbinden رَبِّكَ ربب
19 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
20 fela öyle ki فَلَا -
21 tekunenne sakın olma تَكُونَنَّ كون
22 mine مِنَ -
23 l-mumterine şüphelenenlerden الْمُمْتَرِينَ مري

Notlar

Not 1: *Allah.**Kur'an.***Şüphede direnenler.

Ayet 115

904|6|115|وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا لَّا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
904|6|115|وتمت كلمت ربك صدقا وعدلا لا مبدل لكلمته وهو السميع العليم
115. Ve temmet kelimetu rabbike sıdkan ve adla(adlen), lâ mubeddile li kelimâtih(kelimâtihî), ve huves semîul alîm(alîmu).
Ve tamamladı kelamı/sözü640 (senin) Rabbin4 bir doğruluk (-la); ve bir adalet680 (-le); yoktur değiştiren O'nun kelimelerini; ve O Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 115 And your Lord’s word/expression (was/is) completed truthfully and justly/equitably, (there is) no exchanger/replacer to His words/expressions, and He is the hearing/listening, the knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve temmet ve tamamladı وَتَمَّتْ تمم
2 kelimetu kelamı/sözü كَلِمَتُ كلم
3 rabbike (senin) Rabbi رَبِّكَ ربب
4 sidkan bir doğruluk (-la) صِدْقًا صدق
5 ve adlen ve bir adelet (-le) وَعَدْلًا عدل
6 la yoktur لَا -
7 mubeddile değiştiren مُبَدِّلَ بدل
8 likelimatihi O'nun kelimelerini لِكَلِمَاتِهِ كلم
9 ve huve ve O وَهُوَ -
10 s-semiu Semî’dir السَّمِيعُ سمع
11 l-alimu Alîm’dir الْعَلِيمُ علم

Ayet 116

905|6|116|وَإِن تُطِعْ أَكْثَرَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ
905|6|116|وان تطع اكثر من في الارض يضلوك عن سبيل الله ان يتبعون الا الظن وان هم الا يخرصون
116. Ve in tutı’ eksere men fîl ardı yudıllûke an sebîlillâh(sebîlillâhi), in yettebiûne illez zanne ve in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).
Ve eğer itaat etsen yerdeki kimselerin çoğuna*; dalalete128 düşürür seni Allah'ın yolundan ki tabi olurlar ancak zanna ve ki onlar ancak tahmin ederler.
Ahmed Samira: 116 And if you obey (follow) most of who (is) in the earth, they misguide you from God’s way/path , that they follow except the assumption/suspicion , and that they (are) except lying/speculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 tutia' itaat etsen تُطِعْ طوع
3 eksera çoğuna أَكْثَرَ كثر
4 men kimselerin مَنْ -
5 fi فِي -
6 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
7 yudilluke dalalete düşürür seni يُضِلُّوكَ ضلل
8 an عَنْ -
9 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 in ki إِنْ -
12 yettebiune tabi olurlar يَتَّبِعُونَ تبع
13 illa ancak إِلَّا -
14 z-zenne zanna الظَّنَّ ظنن
15 ve in ve ki وَإِنْ -
16 hum onlar هُمْ -
17 illa ancak إِلَّا -
18 yehrusune tahmin ederler يَخْرُصُونَ خرص

Notlar

Not 1: *Çoğunluk sapkınlık içindedir. Çoğunluğa değil hakka/gerçeğe itaat etmek/tabi olmak gerekir.

Ayet 117

906|6|117|إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ مَن يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
906|6|117|ان ربك هو اعلم من يضل عن سبيله وهو اعلم بالمهتدين
117. İnne rabbeke huve a’lemu men yadıllu an sebîlih(sebîlihi), ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Doğrusu (senin) Rabbin4 (ki) O en iyi bilendir kimseleri (ki) dalalete128 saparlar O’nun yolundan; ve O en iyi bilendir doğru yola kılavuzlananları.
Ahmed Samira: 117 That your Lord, He is more knowing (about) who misguides from His way/path , and He is more knowing with the guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
3 huve O هُوَ -
4 ea'lemu en iyi bilendir أَعْلَمُ علم
5 men kimseyi مَنْ -
6 yedillu dalalete düşer يَضِلُّ ضلل
7 an عَنْ -
8 sebilihi yolundan O’nun سَبِيلِهِ سبل
9 ve huve ve O وَهُوَ -
10 ea'lemu en iyi bilendir أَعْلَمُ علم
11 bil-muhtedine doğru yola kılavuzlananları بِالْمُهْتَدِينَ هدي

Ayet 118

907|6|118|فَكُلُوا۟ مِمَّا ذُكِرَ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ إِن كُنتُم بِـَٔايَٰتِهِۦ مُؤْمِنِينَ
907|6|118|فكلوا مما ذكر اسم الله عليه ان كنتم بايته مومنين
118. Fe kulû mimmâ zukiresmullâhi aleyhi in kuntum bi âyâtihî mu’minîn(mu’minîne).
Öyle ki yiyin üzerine Allah'ın ismi zikredilenden641; eğer olduysanız O’nun ayetlerine müminler27.
Ahmed Samira: 118 So eat from what God’s name was mentioned on it, if you where with His verses/evidences believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekulu öyle ki yiyin فَكُلُوا اكل
2 mimma مِمَّا -
3 zukira zikredilenden ذُكِرَ ذكر
4 ismu ismi اسْمُ سمو
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
7 in eğer إِنْ -
8 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
9 biayatihi ayetlerine O’nun بِايَاتِهِ ايي
10 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Ayet 119

908|6|119|وَمَا لَكُمْ أَلَّا تَأْكُلُوا۟ مِمَّا ذُكِرَ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ إِلَّا مَا ٱضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ وَإِنَّ كَثِيرًا لَّيُضِلُّونَ بِأَهْوَآئِهِم بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُعْتَدِينَ
908|6|119|وما لكم الا تاكلوا مما ذكر اسم الله عليه وقد فصل لكم ما حرم عليكم الا ما اضطررتم اليه وان كثيرا ليضلون باهوايهم بغير علم ان ربك هو اعلم بالمعتدين
119. Ve mâ lekum ellâ te’kulû mimmâ zukiresmullâhi aleyhi ve kad fassale lekum mâ harreme aleykum illâ madturirtum ileyh(ileyhi), ve inne kesîren le yudıllûne bi ehvâihim bi gayri ilm(ilmin), inne rabbeke huve a’lemu bil mu’tedîn(mu’tedîne).
Ve nedir sizlere (olan) ki yemezsiniz* kendisi üzerine Allah'ın isminin zikredilmişinden; ve muhakkak detaylandırdı/ayırdı** (Allah) sizlere haram kıldığını** (Allah'ın) üzerinize; dışındadır kendisine zaruri*** kaldığınız; ve doğrusu bir çoğu**** mutlak dalalete128 düşer hevalarıyla olmaksızın bir ilim; doğrusu (senin) Rabbin4 (ki) O en iyi bilendir taşkınlık edenleri.
Ahmed Samira: 119 And how (why) for you that you not eat from what God’s name was mentioned on it, and He had detailed/explained for you what He forbade on you, except what you were forced to it, and that many misguide (E) with their self attractions for desires without knowledge, that your Lord, He is more knowing with (about) the transgressors .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve nedir وَمَا -
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 ella ki أَلَّا -
4 te'kulu yemezsiniz تَأْكُلُوا اكل
5 mimma مِمَّا -
6 zukira zikredilmişten ذُكِرَ ذكر
7 ismu isminin اسْمُ سمو
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
10 vekad ve muhakkak وَقَدْ -
11 fessale detaylandırdı/ayırdı فَصَّلَ فصل
12 lekum sizlere لَكُمْ -
13 ma مَا -
14 harrame haram kıldığını حَرَّمَ حرم
15 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
16 illa dışında إِلَّا -
17 ma مَا -
18 dturirtum zaruri kaldığınızı اضْطُرِرْتُمْ ضرر
19 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
20 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
21 kesiran bir çoğu كَثِيرًا كثر
22 leyudillune mutlak dalalete düşer لَيُضِلُّونَ ضلل
23 biehvaihim hevalarıyla بِأَهْوَائِهِمْ هوي
24 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
25 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
26 inne doğrusu إِنَّ -
27 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
28 huve O هُوَ -
29 ea'lemu en iyi bilendir أَعْلَمُ علم
30 bil-mua'tedine taşkınlık edenleri بِالْمُعْتَدِينَ عدو

Notlar

Not 1: *Hurafelere, söylentilere uyarak Yüce Allah adına kurban edilen hayvanların etlerini kendilerine haram eden müşrik kimseler.**Yüce Allah'ın haram kıldıkları apaçık bildirilmişken.***Zorunlu, gerekli.****Yeryüzündeki insanların çoğu müşriktir. Hevalarına uyarak, bir ilime dayanmadan (Kur'an'a) kendilerine Yüce Allah'ın helal kıldığı şeyleri haram ederler.

Ayet 120

909|6|120|وَذَرُوا۟ ظَٰهِرَ ٱلْإِثْمِ وَبَاطِنَهُۥٓ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْسِبُونَ ٱلْإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا۟ يَقْتَرِفُونَ
909|6|120|وذروا ظهر الاثم وباطنه ان الذين يكسبون الاثم سيجزون بما كانوا يقترفون
120. Ve zerû zâhirel ismi ve bâtıneh(bâtınehu), innellezîne yeksibûnel isme seyuczevne bimâ kânû yakterifûn(yakterifûne).
Ve bırakın açığını günahın ve gizlisini onun; doğrusu günah kazanan kimseler cezalandırılacaklar yalan işler/uygular* olduklarıyla.
Ahmed Samira: 120 And leave (the) apparent/visible (of) the sin/crime, and its hidden/secret , that those who acquire/carry the sin/crime, they will be rewarded/reimbursed with what they were fabricating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vezeru ve bırakın وَذَرُوا وذر
2 zahira açığını ظَاهِرَ ظهر
3 l-ismi günahın الْإِثْمِ اثم
4 ve batinehu ve gizlisini onun وَبَاطِنَهُ بطن
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 ellezine kimseler الَّذِينَ -
7 yeksibune kazanırlar يَكْسِبُونَ كسب
8 l-isme günah الْإِثْمَ اثم
9 seyuczevne cezalandırılacaklar سَيُجْزَوْنَ جزي
10 bima بِمَا -
11 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
12 yekterifune yalan işlerler/uygularlar يَقْتَرِفُونَ قرف

Notlar

Not 1: *Tamamı zan olan, yalan dolan söylentilerle/hadislerle Yüce Allah adına helal-haram koymak günahtır. Mutlaka bir karşılığı olacaktır.

Ayet 121

910|6|121|وَلَا تَأْكُلُوا۟ مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسْقٌ وَإِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِهِمْ لِيُجَٰدِلُوكُمْ وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ
910|6|121|ولا تاكلوا مما لم يذكر اسم الله عليه وانه لفسق وان الشيطين ليوحون الي اوليايهم ليجدلوكم وان اطعتموهم انكم لمشركون
121. Ve lâ te’kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî aleyhi ve innehu le fısk(fıskun), ve inneş şeyâtîne le yûhûne ilâ evliyâihim li yucâdilûkum ve in eta’tumûhum innekum le muşrikûn(muşrikûne).
Ve yemeyin üzerine Allah'ın isminin asla zikredilmeyeninden*; ve doğrusu o mutlak bir fısktır38; ve doğrusu şeytânlar29 fısıldarlar evliyalarına212 karşı sizlerle mücadele etmeye; ve eğer tabi olursanız; doğrusu sizler (de) mutlak müşriklerdensiniz36.
Ahmed Samira: 121 And do not eat/consume from what God’s name was not mentioned on it, and that it truly is debauchery (E) , and that the devils inspire/transmit (E) to their patrons/supporters to argue/dispute with you, and if you obeyed them, that you are (then) sharers/takers of partners (with God) (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 te'kulu yemeyin تَأْكُلُوا اكل
3 mimma مِمَّا -
4 lem asla لَمْ -
5 yuzkeri zikredilmeyendden يُذْكَرِ ذكر
6 ismu ismi اسْمُ سمو
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 aleyhi üzerine عَلَيْهِ -
9 ve innehu ve doğrusu o وَإِنَّهُ -
10 lefiskun mutlak bir fısktır لَفِسْقٌ فسق
11 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
12 ş-şeyatine şeytanlar الشَّيَاطِينَ شطن
13 leyuhune fısıldarlar لَيُوحُونَ وحي
14 ila karşı إِلَىٰ -
15 evliyaihim evliyalarına أَوْلِيَائِهِمْ ولي
16 liyucadilukum sizlerle mücadele etmeye لِيُجَادِلُوكُمْ جدل
17 ve in ve eğer وَإِنْ -
18 etaa'tumuhum tabi olursanız أَطَعْتُمُوهُمْ طوع
19 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
20 lemuşrikune mutlak müşriklerdensiniz لَمُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Sözde başka ilahlar adına kurban edilenden. Yüce Allah'a yaklaştırır sapkın inancıyla başka kimseler adına kesilen kurbanlar.

Ayet 122

911|6|122|أَوَمَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَٰهُ وَجَعَلْنَا لَهُۥ نُورًا يَمْشِى بِهِۦ فِى ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْكَٰفِرِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
911|6|122|اومن كان ميتا فاحيينه وجعلنا له نورا يمشي به في الناس كمن مثله في الظلمت ليس بخارج منها كذلك زين للكفرين ما كانوا يعملون
122. E ve men kâne meyten fe ahyeynâhu ve cealnâ lehu nûren yemşî bihî fîn nâsi ke men meseluhu fîz zulumâti leyse bi hâricin minhâ, kezâlike zuyyine lil kâfirîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve kimse (ki) olmuştu615 bir ölü/mevta*?; öyle ki dirilttik/canlandırdık onu ve verdik ona bir nur; yürür onunla insanlar içinde; misali onun** kendisinden bir çıkışı olmayan karanlıklar içindeki kimse gibidir midir?; işte öyledir; süslendi kâfirlere25 yapar oldukları.
Ahmed Samira: 122 Is who was/is dead/lifeless, so We revived him and We made/put for him a light he walks with it in (between) the people, as who his example (is) in the darknesses (and he) is not with getting out from it? Like that (it) was decorated/beautified to the disbelievers what they were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evemen ve kimse mi أَوَمَنْ -
2 kane olmuştu كَانَ كون
3 meyten bir ölü/mevta مَيْتًا موت
4 fe ehyeynahu öyle ki dirlttik/canlandırdık onu فَأَحْيَيْنَاهُ حيي
5 ve cealna ve verdik وَجَعَلْنَا جعل
6 lehu ona لَهُ -
7 nuran bir nur نُورًا نور
8 yemşi yürür يَمْشِي مشي
9 bihi onunla بِهِ -
10 fi içinde فِي -
11 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
12 kemen kimse gibi كَمَنْ -
13 meseluhu misali onun مَثَلُهُ مثل
14 fi içindeki فِي -
15 z-zulumati karanlıklar الظُّلُمَاتِ ظلم
16 leyse olmayan لَيْسَ ليس
17 biharicin bir çıkışı بِخَارِجٍ خرج
18 minha kendisinden مِنْهَا -
19 kezalike işte öyledir كَذَٰلِكَ -
20 zuyyine süslendi زُيِّنَ زين
21 lilkafirine kafirlere لِلْكَافِرِينَ كفر
22 ma مَا -
23 kanu oldukları كَانُوا كون
24 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *İlk cennet evreninden öldürülerek çıkarıldık. İlk ölüm budur.**Kimsenin.

Ayet 123

912|6|123|وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ أَكَٰبِرَ مُجْرِمِيهَا لِيَمْكُرُوا۟ فِيهَا وَمَا يَمْكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
912|6|123|وكذلك جعلنا في كل قريه اكبر مجرميها ليمكروا فيها وما يمكرون الا بانفسهم وما يشعرون
123. Ve kezâlike cealnâ fî kulli karyetin ekâbire mucrimîhâ li yemkurû fîhâ, ve mâ yemkurûne illâ bi enfusihim ve mâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Ve işte böyledir; yaptık her bir kentte büyükler*; suçluları** (olarak) onun (kentin); ayartmaları*** için orada (kentte); ve ayartır*** değillerdir kendi nefisleri201 dışında; ve şuurlanır**** değillerdir.
Ahmed Samira: 123 And like that We made/put in every village/urban city its greatest/bigger criminals/sinners to cheat/deceive in it, and they do not cheat/deceive except with themselves, and they do not feel/know .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
3 fi فِي -
4 kulli her كُلِّ كلل
5 karyetin bir kentte قَرْيَةٍ قري
6 ekabira büyükler أَكَابِرَ كبر
7 mucrimiha suçluları onun (kentin) مُجْرِمِيهَا جرم
8 liyemkuru ayartmaları için لِيَمْكُرُوا مكر
9 fiha orada (kentte) فِيهَا -
10 ve ma ve değildir وَمَا -
11 yemkurune ayartırlar يَمْكُرُونَ مكر
12 illa dışında إِلَّا -
13 bienfusihim kendi nefislerini بِأَنْفُسِهِمْ نفس
14 ve ma ve değildir وَمَا -
15 yeş'urune şuurlanırlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *Kentin/ülkenin ileri gelenleri. Kentin diğer bireylerine kıyasla hüküm verme, mal sahibi olma gibi hususlarda yükselmiş, büyükleşmiş. **Bir kentin/ülkenin ileri gelenlerinin çoğunluğu mutlak ki suçludur. ***Haram yiyerek, haksızlık yaparak yükselirler ancak toplumu ayarttıkları/kandırdıkları/aldattıkları için toplum onların bu suçlarını göremez. ****Bilinçlenir.

Ayet 124

913|6|124|وَإِذَا جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ قَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ حَتَّىٰ نُؤْتَىٰ مِثْلَ مَآ أُوتِىَ رُسُلُ ٱللَّهِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَمْكُرُونَ
913|6|124|واذا جاتهم ايه قالوا لن نومن حتي نوتي مثل ما اوتي رسل الله الله اعلم حيث يجعل رسالته سيصيب الذين اجرموا صغار عند الله وعذاب شديد بما كانوا يمكرون
124. Ve izâ câethum âyetun kâlû len nu’mine hattâ nu’tâ misle mâ ûtiye rusulullâh(rusulullâhi), allâhu a’lemu haysu yec’alu risâleteh(risâletehu), seyusîbullezîne ecremû sagârun indallâhi ve azâbun şedîdun bimâ kânû yemkurûn(yemkurûne).
Ve geldiği zaman onlara bir ayet353 dediler: "Asla iman47 etmeyiz; ta ki veriliriz misli870 Allah'ın resûllerine418 verilenin"; Allah daha iyi bilendir nereye koyar kendi risâletini223; isabet edecektir suç işlemiş kimselere bir aşağılama/alçalma Allah’ın indinde/katında; ve şiddetli bir azap; ayartır* olduklarıyla.
Ahmed Samira: 124 And if an evidence/verse came to them, they said: "We will never/not believe until we be given/brought similar/equal/alike (to) what was given/brought (to) God’s messengers." God (is) more knowing where/when He makes/puts His message, those who committed a sin/crime will be struck/marked (with) humiliation/lowliness/subservience at God, and strong (severe) torture because (of) what they were cheating/deceiving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 ca'ethum geldi onlara جَاءَتْهُمْ جيا
3 ayetun bir ayet ايَةٌ ايي
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 len asla لَنْ -
6 nu'mine iman etmeyiz نُؤْمِنَ امن
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 nu'ta verilir نُؤْتَىٰ اتي
9 misle misli مِثْلَ مثل
10 ma مَا -
11 utiye verilenin أُوتِيَ اتي
12 rusulu resûllere رُسُلُ رسل
13 llahi Allah'ın اللَّهِ -
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
16 haysu nereye حَيْثُ حيث
17 yec'alu koyar يَجْعَلُ جعل
18 risaletehu risaletini O’nun رِسَالَتَهُ رسل
19 seyusibu isabet edecektir سَيُصِيبُ صوب
20 ellezine kimselere الَّذِينَ -
21 ecramu suç işlediler أَجْرَمُوا جرم
22 sagarun bir aşağılık/alçaltıcı صَغَارٌ صغر
23 inde indinde/katında عِنْدَ عند
24 llahi Allah’ın اللَّهِ -
25 ve azabun ve bir azap وَعَذَابٌ عذب
26 şedidun şiddetli شَدِيدٌ شدد
27 bima بِمَا -
28 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
29 yemkurune ayartırlar يَمْكُرُونَ مكر

Notlar

Not 1: *Haram yiyerek, haksızlık yaparak yükselirler ancak toplumu ayarttıkları/kandırdıkları/aldattıkları için toplum onların bu suçlarını göremez.

Ayet 125

914|6|125|فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهْدِيَهُۥ يَشْرَحْ صَدْرَهُۥ لِلْإِسْلَٰمِ وَمَن يُرِدْ أَن يُضِلَّهُۥ يَجْعَلْ صَدْرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجًا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِى ٱلسَّمَآءِ كَذَٰلِكَ يَجْعَلُ ٱللَّهُ ٱلرِّجْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ
914|6|125|فمن يرد الله ان يهديه يشرح صدره للاسلم ومن يرد ان يضله يجعل صدره ضيقا حرجا كانما يصعد في السما كذلك يجعل الله الرجس علي الذين لا يومنون
125. Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Öyle ki kimi dilerse Allah ki doğru yola kılavuzlar; açar* onun göğsünü İslam'a218; ve kimi dilerse ki dalalette128 bırakır; yapar onun göğsünü sıkı/sınırlı/kısıtlı; dar; gibi sanki (o) yükselir gökte**; işte böyledir; yapar/koyar Allah ricsi*** kimselerin üstün (ki) iman etmezler.
Ahmed Samira: 125 So who God wants/wills that He guides him, He expands his chest to the Islam/submission (to God), and who He wants/wills that He misguides him, He makes his chest narrow/tight , a tightness/strain/sin , as if (he) ascends in the sky/space, like that God makes/puts the obscenity/punishment and torture on those who do not believe.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femen öyle ki kimi فَمَنْ -
2 yuridi dilerse يُرِدِ رود
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 en ki أَنْ -
5 yehdiyehu doğru yola kılavuzlar يَهْدِيَهُ هدي
6 yeşrah açar يَشْرَحْ شرح
7 sadrahu göğsünü onun صَدْرَهُ صدر
8 lilislami İslam'a لِلْإِسْلَامِ سلم
9 ve men ve kimi وَمَنْ -
10 yurid dilerse يُرِدْ رود
11 en ki أَنْ -
12 yudillehu dalalete bırakır يُضِلَّهُ ضلل
13 yec'al yapar يَجْعَلْ جعل
14 sadrahu göğsünü onun صَدْرَهُ صدر
15 deyyikan sıkı-sınırlı-kısıtlı-yetersiz ضَيِّقًا ضيق
16 haracen dar حَرَجًا حرج
17 keennema gibi ki كَأَنَّمَا -
18 yessaaadu yükselir o يَصَّعَّدُ صعد
19 fi فِي -
20 s-semai gökte السَّمَاءِ سمو
21 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
22 yec'alu yapar/koyar يَجْعَلُ جعل
23 llahu Allah اللَّهُ -
24 r-ricse ricsi الرِّجْسَ رجس
25 ala üstüne عَلَى -
26 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
27 la لَا -
28 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Göğsün fiziksel olarak bir açılması söz konusu değildir. Göğsü koruyan iskelet sistemi nasıl ki ameliyatlarda açılıyor, İslam ile şereflenecek olan göğsü koruyan manevi korumalar da Yüce Allah'ın izniyle açılır.**Büyük bir Kur'an mucizesidir. Gökte yükselen insanların göğüslerinde gerçekleşen daralma, sertleşme, kısıtlanma ayette işaret edilmiştir.Onun göğsünü sıkı, daraltılmış yapar. Sanki yükselir o gökte. ***Pisliği.

Ayet 126

915|6|126|وَهَٰذَا صِرَٰطُ رَبِّكَ مُسْتَقِيمًا قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ
915|6|126|وهذا صرط ربك مستقيما قد فصلنا الايت لقوم يذكرون
126. Ve hâzâ sırâtu rabbike mustekîm(mustekîmen), kad fassalnâl âyâti li kavmin yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve budur (senin) Rabbinin4 dikelmiş yolu124; muhakkak ki detaylandırdık/ayırdık ayetleri454 zikreder78 bir kavim için.
Ahmed Samira: 126 And that (is) your Lord’s straight/direct road/way , We had detailed/explained the verses/evidences to a nation mentioning/remembering.89

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve haza ve budur وَهَٰذَا -
2 siratu yolu صِرَاطُ صرط
3 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
4 mustekimen kıyam olmuş مُسْتَقِيمًا قوم
5 kad muhakkak قَدْ -
6 fessalna öyle ki fasılladık فَصَّلْنَا فصل
7 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
8 likavmin bir kavme/topluma لِقَوْمٍ قوم
9 yezzekkerune zikrederler يَذَّكَّرُونَ ذكر

Ayet 127

916|6|127|لَهُمْ دَارُ ٱلسَّلَٰمِ عِندَ رَبِّهِمْ وَهُوَ وَلِيُّهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
916|6|127|لهم دار السلم عند ربهم وهو وليهم بما كانوا يعملون
127. Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Onlaradır* selâm98 diyarı/yurdu Rableri4 indinde/katında; ve O (Allah) velisidir28 onların yapar olduklarıyla.
Ahmed Samira: 127 For them the safety’s/security’s home at their Lord, and He is their guardian/victorior because (of) what they were doing .

Notlar

Not 1: *Göğüsleri İslam'a açılan kimseler.

Ayet 128

917|6|128|وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ قَدِ ٱسْتَكْثَرْتُم مِّنَ ٱلْإِنسِ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ ٱلْإِنسِ رَبَّنَا ٱسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَآ أَجَلَنَا ٱلَّذِىٓ أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ ٱلنَّارُ مَثْوَىٰكُمْ خَٰلِدِينَ فِيهَآ إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
917|6|128|ويوم يحشرهم جميعا يمعشر الجن قد استكثرتم من الانس وقال اولياوهم من الانس ربنا استمتع بعضنا ببعض وبلغنا اجلنا الذي اجلت لنا قال النار مثويكم خلدين فيها الا ما شا الله ان ربك حكيم عليم
128. Ve yevme yahşuruhum cemîa(cemîan), yâ ma’şerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’dunâ biba’dın ve belagnâ ecelenellezî eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun).
Ve haşrettiği556 gün* onları (Allah) topluca; “Ey cin210 klanı/kabilesi! Muhakkak çoğaldınız sayıca insandan”; ve dedi** evliyası212 onların insandan; “Rabbimiz4! Yararlandık bir kısmımız bir kısımdan; ve ulaştık ecelimize ki tayin ettin/erteledin bize”; dedi (Allah): “Ateştir meskenleriniz"; ölümsüzlerdir orada*** dışındadır808 Allah'ın dilediği; doğrusu (senin) Rabbin4 bir Hakîm’dir9; bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 128 And a day (when) He gathers them all together , you the Jinn’s race , you had become more than the human , and their allies/patrons from the human said: "Our Lord, some of us enjoyed with some (of them) and we reached our term/time that You delayed for us." He said: "The fire (is) your residence , (you are) immortally in it except what (who) God wanted/willed, that your Lord (is) wise/judicious, knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve o gün وَيَوْمَ يوم
2 yehşuruhum haşreder/bir araya getirir onları (Allah) يَحْشُرُهُمْ حشر
3 cemian topluca جَمِيعًا جمع
4 ya mea'şera ey klanı/kabilesi يَا مَعْشَرَ عشر
5 l-cinni cin الْجِنِّ جنن
6 kadi muhakkak قَدِ -
7 steksertum çoğaldınız sayıca اسْتَكْثَرْتُمْ كثر
8 mine مِنَ -
9 l-insi insandan الْإِنْسِ انس
10 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
11 evliya'uhum evliyası onların أَوْلِيَاؤُهُمْ ولي
12 mine -dan مِنَ -
13 l-insi insan الْإِنْسِ انس
14 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
15 stemtea yararlandık اسْتَمْتَعَ متع
16 bea'duna bir kısmımız بَعْضُنَا بعض
17 bibea'din bir kısımdan بِبَعْضٍ بعض
18 ve belegna ve ulaştık وَبَلَغْنَا بلغ
19 ecelena ecelimize أَجَلَنَا اجل
20 llezi ki الَّذِي -
21 eccelte tayin ettin/erteledin أَجَّلْتَ اجل
22 lena bize لَنَا -
23 kale dedi (Allah) قَالَ قول
24 n-naru ateştir النَّارُ نور
25 mesvakum meskenleriniz مَثْوَاكُمْ ثوي
26 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
27 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
28 illa dışında إِلَّا -
29 ma مَا -
30 şa'e dilediği شَاءَ شيا
31 llahu Allah'ın اللَّهُ -
32 inne doğrusu إِنَّ -
33 rabbeke Rabbin رَبَّكَ ربب
34 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم
35 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Bir önceki ayette geçen selâm diyarının/yurdunu haşrediliş gününden önce olduğu anlaşılır.**Diğer insanlara ve cinlere evliya/veliler olmuş olan insanlar konuşmaktadır.***Cehennemde.

Ayet 129

918|6|129|وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّى بَعْضَ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعْضًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
918|6|129|وكذلك نولي بعض الظلمين بعضا بما كانوا يكسبون
129. Ve kezâlike nuvellî ba’daz zâlimîne ba’dan bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte böyledir; bitiştiririz/yanaştırırız bir kısmını zalimlerin257 bir kısma kazanır olduklarıyla.
Ahmed Samira: 129 And like that We appoint/enable some (of) the unjust/oppressors (over) some, because (of) what they (were) earning/gathering .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 nuvelli bitiştiririz/yanaştırırız نُوَلِّي ولي
3 bea'de bir kısmını بَعْضَ بعض
4 z-zalimine zalimlerin الظَّالِمِينَ ظلم
5 bea'dan bir kısma بَعْضًا بعض
6 bima بِمَا -
7 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
8 yeksibune kazanırlar يَكْسِبُونَ كسب

Ayet 130

919|6|130|يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَا قَالُوا۟ شَهِدْنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ
919|6|130|يمعشر الجن والانس الم ياتكم رسل منكم يقصون عليكم ايتي وينذرونكم لقا يومكم هذا قالوا شهدنا علي انفسنا وغرتهم الحيوه الدنيا وشهدوا علي انفسهم انهم كانوا كفرين
130. Yâ ma’şerel cinni vel insi e lem ye’tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû şehidnâ alâ enfusinâ ve garrethumul hayâtud dunyâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne).
Ey cin210 ve insan klanı/kabilesi! "Asla gelmez mi (oldu) sizlere kendinizden resûller418? Naklederler sizlere ayetlerimi; ve uyarırlar sizleri karşılaşma gününüze; buna (bu güne)"; dediler*: “Şahit olduk/tanık olduk nefislerimiz201 üzerine”; ve aldattı onları dünya hayatı; ve şahit oldular/tanık oldular kendi nefisleri201 üzerine; doğrusu onlar oldular kâfirler25.
Ahmed Samira: 130 You the Jinn’s and the human’s race , did not messengers from you come to you, they relay/inform on you My verses/evidences and warn you (of) this your day’s/time’s meeting (your meeting at this day/time)? They said: "We witnessed/testified on our selves." And the life the present/worldly life had deceived/tempted them, and they witnessed/testified on themselves that they were disbelieving.

Notlar

Not 1: *Cinler ve insanlar.

Ayet 131

920|6|131|ذَٰلِكَ أَن لَّمْ يَكُن رَّبُّكَ مُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ بِظُلْمٍ وَأَهْلُهَا غَٰفِلُونَ
920|6|131|ذلك ان لم يكن ربك مهلك القري بظلم واهلها غفلون
131. Zâlike en lem yekun rabbuke muhlikel kurâ bi zulmin ve ehluhâ gâfilûn(gâfilûne).
Böyledir; ki asla olmaz (senin) Rabbin4 helak edici kentleri zulümle*; ve ahalisi onun gâfiller310 (-ken).
Ahmed Samira: 131 That (is) that your Lord was not destroying the villages/urban cities with injustice, and its people (are) ignoring/disregarding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike böyledir ذَٰلِكَ -
2 en ki أَنْ -
3 lem asla لَمْ -
4 yekun olmaz يَكُنْ كون
5 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
6 muhlike helak edici مُهْلِكَ هلك
7 l-kura kentleri الْقُرَىٰ قري
8 bizulmin zulüm ile بِظُلْمٍ ظلم
9 veehluha ve ahalisi onun وَأَهْلُهَا اهل
10 gafilune gafiller (-ken) غَافِلُونَ غفل

Notlar

Not 1: *Bu şekilde yaparsa bir zulüm olur. Ancak Allah asla zulmetmez.

Ayet 132

921|6|132|وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ
921|6|132|ولكل درجت مما عملوا وما ربك بغفل عما يعملون
132. Ve li kullin derecâtun mimmâ amilû, ve mâ rabbukebi gâfilin ammâ ya’melûn(ya’melûne).
Ve hepsi içindir dereceler* yaptıklarından; ve değildir (senin) Rabbin4 gâfil310 yaptıkları hakkında.
Ahmed Samira: 132 And for each steps/stages/degrees from what they made/did, and your Lord is not with ignoring/neglecting about what they make/do .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velikullin ve hepsi içindir وَلِكُلٍّ كلل
2 deracatun dereceler دَرَجَاتٌ درج
3 mimma مِمَّا -
4 amilu yaptıklarından عَمِلُوا عمل
5 ve ma ve değildir وَمَا -
6 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
7 bigafilin gafil بِغَافِلٍ غفل
8 amma عَمَّا -
9 yea'melune yaptıkların hakkında يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Herkesin ayrı ayrı, farklı dereceleri vardır. 'Hepsi için' geçişi derecelerin asla aynı olamayacağını gösterir.

Ayet 133

922|6|133|وَرَبُّكَ ٱلْغَنِىُّ ذُو ٱلرَّحْمَةِ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنۢ بَعْدِكُم مَّا يَشَآءُ كَمَآ أَنشَأَكُم مِّن ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ ءَاخَرِينَ
922|6|133|وربك الغني ذو الرحمه ان يشا يذهبكم ويستخلف من بعدكم ما يشا كما انشاكم من ذريه قوم اخرين
133. Ve rabbukel ganiyyu zur rahmeh(rahmeti), in yeşe’ yuzhibkum ve yestahlif min ba’dikum mâ yeşâu kemâ enşeekum min zurriyyeti kavmin âharîn(âharîne).
Ve (senin) Rabbin Ganiyy’dir106; rahmet271 sahibidir; eğer dilerse giderir sizleri; ve halife65 eder sizlerin ardından dilediğini; inşa* ettiği gibi sizleri son bir kavimin/toplumun** zürriyetinden380.
Ahmed Samira: 133 And your Lord (is) the rich (owner of) the mercy, if He wants/wills He wipes you off , and makes a successor from after you, what He wills/wants, as He created you from another nation’s descendants.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rabbuke ve (senin) Rabbin وَرَبُّكَ ربب
2 l-ganiyyu Ganiyy’dir الْغَنِيُّ غني
3 zu sahibidir ذُو -
4 r-rahmeti rahmet الرَّحْمَةِ رحم
5 in eğer إِنْ -
6 yeşe' dilerse يَشَأْ شيا
7 yuzhibkum giderir sizleri يُذْهِبْكُمْ ذهب
8 ve yestehlif ve halife eder وَيَسْتَخْلِفْ خلف
9 min مِنْ -
10 bea'dikum sizlerin ardından بَعْدِكُمْ بعد
11 ma مَا -
12 yeşa'u dilediğini يَشَاءُ شيا
13 kema كَمَا -
14 enşeekum inşa ettiği أَنْشَأَكُمْ نشا
15 min مِنْ -
16 zurriyyeti zürriyetinden ذُرِّيَّةِ ذرر
17 kavmin bir kavim قَوْمٍ قوم
18 aharine son اخَرِينَ اخر

Notlar

Not 1: *İnşa kelimesinin kullanılması önemlidir. Bilge insan olan Homo Sapiens kendisinden önce yeryüzünde yaşamış olan başka insan kavimlerinin DNA'sı üzerine inşa edilmiştir. **Kendi türü yok olan ancak zürriyetinden/neslinden Homo Sapiens olan bilge insanın türediği Homo türleri.

Ayet 134

923|6|134|إِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَءَاتٍ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ
923|6|134|ان ما توعدون لات وما انتم بمعجزين
134. İnne mâ tûadûne le âtin ve mâ entum bi mu’cizîn(mu’cizîne).
Doğrusu vaat edildiğiniz mutlak gelicidir; ve sizler aciz bırakanlar değilsiniz.
Ahmed Samira: 134 That what you are being promised is coming (E), and you are not with disabling/frustrating (it).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ma مَا -
3 tuadune vaad edildiğiniz تُوعَدُونَ وعد
4 latin mutlak gelicidir لَاتٍ اتي
5 ve ma ve değilsiniz وَمَا -
6 entum sizler أَنْتُمْ -
7 bimua'cizine aciz bırakanlar بِمُعْجِزِينَ عجز

Ayet 135

924|6|135|قُلْ يَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ
924|6|135|قل يقوم اعملوا علي مكانتكم اني عامل فسوف تعلمون من تكون له عقبه الدار انه لا يفلح الظلمون
135. Kul yâ kavmi’melû alâ mâ kânetikum innî âmil(âmilun), fe sevfe ta’lemûne men tekûnu lehu âkıbetud dâr(dâri), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).
De ki: "Ey kavmim/toplumum! Yapın* imkanınıza göre; doğrusu ben bir yapıcıyım*; öyle ki yakında bileceksiniz kimseyi (ki) olur ona akıbeti892 diyarın/yurdun; doğrusu o (kimse) iflah** olmaz; zalimlerdir257."
Ahmed Samira: 135 Say: "You (my) nation, do/work at your capacity that I am doing/working, so you will know who (is to) be for him the home’s end/turn (result), that He does not make the unjust/oppressors succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
3 a'melu yapın اعْمَلُوا عمل
4 ala karşı عَلَىٰ -
5 mekanetikum imkanınıza مَكَانَتِكُمْ كون
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 aamilun bir yapıcıyım عَامِلٌ عمل
8 fe sevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
9 tea'lemune bileceksiniz تَعْلَمُونَ علم
10 men kimse مَنْ -
11 tekunu olur تَكُونُ كون
12 lehu ona لَهُ -
13 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
14 d-dari diyarın/yurdun الدَّارِ دور
15 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
16 la لَا -
17 yuflihu iflah olmaz يُفْلِحُ فلح
18 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Elden ne geliyorsa.**Feraha/başarıya ulaşamaz.

Ayet 136

925|6|136|وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ مِمَّا ذَرَأَ مِنَ ٱلْحَرْثِ وَٱلْأَنْعَٰمِ نَصِيبًا فَقَالُوا۟ هَٰذَا لِلَّهِ بِزَعْمِهِمْ وَهَٰذَا لِشُرَكَآئِنَا فَمَا كَانَ لِشُرَكَآئِهِمْ فَلَا يَصِلُ إِلَى ٱللَّهِ وَمَا كَانَ لِلَّهِ فَهُوَ يَصِلُ إِلَىٰ شُرَكَآئِهِمْ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
925|6|136|وجعلوا لله مما ذرا من الحرث والانعم نصيبا فقالوا هذا لله بزعمهم وهذا لشركاينا فما كان لشركايهم فلا يصل الي الله وما كان لله فهو يصل الي شركايهم سا ما يحكمون
136. Ve cealû lillâhi mimmâ zeree minel harsi vel en’âmi nasîbenfe kâlû hâzâ lillâhi bi za’mihim ve hâzâ li şurekâinâ, fe mâ kâne li şurekâihim fe lâ yasılu ilâllahi ve mâ kâne lillâhi fe huve yasilu ilâ şurekâihim, sâe mâ yahkumûn(yahkumûne).
Ve yaptılar Allah’a bir nasip646 (O'nun) ziraat ettiğinden; ekinden ve en’âmdan645; öyle ki dediler zanlarıyla "bu Allah’adır; ve bu ortaklarımızadır"; öyle ki ortaklarına olmuş olanı öyle ki ulaşmaz Allah'a; ve Allah'a olmuş olanı öyle ki o ulaşır ortaklarına; ne kötüdür hükmettikleri.
Ahmed Samira: 136 And they made/created to God from what He created/seeded from the agricultural land/plants and the camels/livestock a share , so they said: "That (is) to God." with their claims/pretensions , "And that (is) to our partners (with God)." So what (was) to their partners (with God) so it does not reach to God, and what was to God, so it reaches to their partners (with God), it was bad/evil what they judge/rule.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cealu ve yaptılar وَجَعَلُوا جعل
2 lillahi Allah’a لِلَّهِ -
3 mimma مِمَّا -
4 zerae ziraat ettiğinden (Allah’ın) ذَرَأَ ذرا
5 mine مِنَ -
6 l-harsi ekinden الْحَرْثِ حرث
7 vel'en'aami ve en'amdan وَالْأَنْعَامِ نعم
8 nesiben bir nasip نَصِيبًا نصب
9 fe kalu öyle ki dediler فَقَالُوا قول
10 haza bu هَٰذَا -
11 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
12 bizea'mihim zanlarınla بِزَعْمِهِمْ زعم
13 ve haza ve bu وَهَٰذَا -
14 lişurakaina ortaklarımızıadır لِشُرَكَائِنَا شرك
15 fema öyle ki فَمَا -
16 kane olmuşu كَانَ كون
17 lişurakaihim ortaklarına onların لِشُرَكَائِهِمْ شرك
18 fela öyle ki فَلَا -
19 yesilu ulaşmaz يَصِلُ وصل
20 ila إِلَى -
21 llahi Allah'a اللَّهِ -
22 vema ve değildir وَمَا -
23 kane oldu كَانَ كون
24 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
25 fehuve öyle ki o فَهُوَ -
26 yesilu ulaşır يَصِلُ وصل
27 ila إِلَىٰ -
28 şurakaihim ortaklarına onların شُرَكَائِهِمْ شرك
29 sa'e ne kötüdür سَاءَ سوا
30 ma مَا -
31 yehkumune hükmettikleri يَحْكُمُونَ حكم

Ayet 137

926|6|137|وَكَذَٰلِكَ زَيَّنَ لِكَثِيرٍ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ قَتْلَ أَوْلَٰدِهِمْ شُرَكَآؤُهُمْ لِيُرْدُوهُمْ وَلِيَلْبِسُوا۟ عَلَيْهِمْ دِينَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ
926|6|137|وكذلك زين لكثير من المشركين قتل اولدهم شركاوهم ليردوهم وليلبسوا عليهم دينهم ولو شا الله ما فعلوه فذرهم وما يفترون
137. Ve kezâlike zeyyene li kesîrin minel muşrikîne katle evlâdihim şurekâuhum li yurdûhum ve li yelbisû aleyhim dînehum, ve lev şâellâhu mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne).
Ve işte böyledir; ortakları süsledi müşriklerden36 çoğuna katletmeyi35 evlatlarını; mahvetmeleri/perişan etmeleri için onları; ve konfüze etmek/karıştırmak için onlar üzerine kendi dinlerini; velev/şayet dileseydi Allah; olmazlardı faaliyet içinde; öyle ki bırak onları; ve uydurduklarını.
Ahmed Samira: 137 And like that their partners (with God) decorated/beautified to many of the takers of partners (with God) killing/murdering their children, to make them be destroyed/perished , and to confuse/mix on them their religion, and if God willed/wanted they would not have done it, so leave them, and what they are fabricating .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 zeyyene süsledi زَيَّنَ زين
3 likesirin çoğuna لِكَثِيرٍ كثر
4 mine مِنَ -
5 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك
6 katle katletmeyi قَتْلَ قتل
7 evladihim evlatlarını أَوْلَادِهِمْ ولد
8 şuraka'uhum ortakları onların شُرَكَاؤُهُمْ شرك
9 liyurduhum mahvetmeleri/perişan etmeleri için onları لِيُرْدُوهُمْ ردي
10 vel'iyelbisu ve şaşırtmaları için وَلِيَلْبِسُوا لبس
11 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
12 dinehum kendi dinlerini دِينَهُمْ دين
13 velev velev/şayet وَلَوْ -
14 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ma değillerdi مَا -
17 fealuhu faaliyet içinde olurlar فَعَلُوهُ فعل
18 fezerhum öyle ki bırak onları فَذَرْهُمْ وذر
19 ve ma ve وَمَا -
20 yefterune uydurdukları يَفْتَرُونَ فري

Ayet 138

927|6|138|وَقَالُوا۟ هَٰذِهِۦٓ أَنْعَٰمٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌ لَّا يَطْعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعْمِهِمْ وَأَنْعَٰمٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَأَنْعَٰمٌ لَّا يَذْكُرُونَ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَيْهَا ٱفْتِرَآءً عَلَيْهِ سَيَجْزِيهِم بِمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
927|6|138|وقالوا هذه انعم وحرث حجر لا يطعمها الا من نشا بزعمهم وانعم حرمت ظهورها وانعم لا يذكرون اسم الله عليها افترا عليه سيجزيهم بما كانوا يفترون
138. Ve kâlû hâzihi en’âmun ve harsun hicrun lâ yat’amuhâ illâ men neşâu bi za’mihim ve en’âmun hurrimet zuhûruhâ ve en’âmun lâ yezkurûnesmallâhi aleyhaftirâen aleyh(aleyhi) se yeczîhim bimâ kânû yefterûn(yefterûne).
Ve dediler zanlarınla: "Bu en’âma645 ve ekinedir bir engel; yiyemez onu dilediğimiz kimse dışında"; ve en’âm645 (ki) haram edildi* sırtları onun; ve en’âm645 (ki) zikredilmez Allah’ın ismi üzerine; bir iftiradır402 O’na (Allah’a); cezalandıracak onları (Allah) iftira883 atar olduklarıyla.
Ahmed Samira: 138 And they said: "Those camels/livestock, and cultivation/plantation (are) prohibited, no (one) eats it except whom we will/want." With their claims/pretensions , and camels/livestock its backs were forbidden ,and camels/livestock they do not mention/remember God’s name on it, fabrication on Him, He will reward/reimburse them because (of) what they were fabricating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 hazihi bu هَٰذِهِ -
3 en'aamun en’âmdır أَنْعَامٌ نعم
4 ve harsun ve ekindir وَحَرْثٌ حرث
5 hicrun bir bariyer حِجْرٌ حجر
6 la لَا -
7 yet'amuha yiyemez onu يَطْعَمُهَا طعم
8 illa dışında إِلَّا -
9 men kimse مَنْ -
10 neşa'u dilediğimiz نَشَاءُ شيا
11 bizea'mihim zanlarınla بِزَعْمِهِمْ زعم
12 ve en'aamun ve en’âmdır وَأَنْعَامٌ نعم
13 hurrimet haram edildi حُرِّمَتْ حرم
14 zuhuruha sırtları onun ظُهُورُهَا ظهر
15 ve en'aamun ve en’âmdır وَأَنْعَامٌ نعم
16 la لَا -
17 yezkurune zikredilmez يَذْكُرُونَ ذكر
18 isme ismi اسْمَ سمو
19 llahi Allah’ın اللَّهِ -
20 aleyha üzerine عَلَيْهَا -
21 ftira'en bir iftiradır افْتِرَاءً فري
22 aleyhi O’na (Allah’a) عَلَيْهِ -
23 seyeczihim cezalandıracak onları (Allah) سَيَجْزِيهِمْ جزي
24 bima بِمَا -
25 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
26 yefterune iftira atarlar يَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Sırtlarına binmeyi ya da yük taşımayı kendilerine haram ettiler.

Ayet 139

928|6|139|وَقَالُوا۟ مَا فِى بُطُونِ هَٰذِهِ ٱلْأَنْعَٰمِ خَالِصَةٌ لِّذُكُورِنَا وَمُحَرَّمٌ عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِنَا وَإِن يَكُن مَّيْتَةً فَهُمْ فِيهِ شُرَكَآءُ سَيَجْزِيهِمْ وَصْفَهُمْ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
928|6|139|وقالوا ما في بطون هذه الانعم خالصه لذكورنا ومحرم علي ازوجنا وان يكن ميته فهم فيه شركا سيجزيهم وصفهم انه حكيم عليم
139. Ve kâlû mâ fî butûni hazihil en’âmi hâlisatun li zukûrinâ ve muharremun alâ ezvâcinâ, ve in yekun meyteten fe hum fîhi şurekâu, se yeczîhim vasfehum, innehu hakîmun alîm(alîmun).
Ve dediler: "Bu en’âmın645 karınlarındaki* bir halis** olarak erkeklerimizedir; ve bir haram edilendir eşlerimiz*** üzerine; ve eğer olursa (o) bir ölü/mevta****; öyle ki onlaradır (eşlere) onda ortaktır"; cezalandıracak (Allah) onları vasıflandırma (-syla) onların; doğrusu O (Allah) Hakîm’dir9; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 139 And they said: "What (is) in these camels’/livestock’s’ bellies/insides (are) clearly/purely to our males and forbidden on our wives/spouses." And if (it) was dead , so they are in it partners, he will reward/reimburse90them (equal to) their description/categorization, that He (is) wise/judicious, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 butuni karınlarındaki بُطُونِ بطن
5 hazihi bu هَٰذِهِ -
6 l-en'aami en’âmın الْأَنْعَامِ نعم
7 halisatun bir halis olarak خَالِصَةٌ خلص
8 lizukurina erkeklerimizedir لِذُكُورِنَا ذكر
9 ve muharramun ve bir haram edilendir وَمُحَرَّمٌ حرم
10 ala üzerine عَلَىٰ -
11 ezvacina eşlerimiz أَزْوَاجِنَا زوج
12 vein ve eğer وَإِنْ -
13 yekun olursa يَكُنْ كون
14 meyteten bir ölü/mevta مَيْتَةً موت
15 fehum öyle ki onlar (eşler) فَهُمْ -
16 fihi onda فِيهِ -
17 şuraka'u ortaklardır شُرَكَاءُ شرك
18 seyeczihim cezalandıracak onları (Allah) سَيَجْزِيهِمْ جزي
19 vesfehum onların vasıflandırma (-sıyla) وَصْفَهُمْ وصف
20 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
21 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم
22 alimun Alim’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Karınları içinde taşıdıkları. Rahimde bulunan ceninler. Bu gebe hayvanların bir dini ritüel olarak seçildiği ve doğum yaptıklarında yavrularının erkekler arasında dağıtılarak yenildiği anlaşılmaktadır. **Saf olarak, katıksız, ortaksız.***Kadınlar.****Yavru ölü doğarsa ancak kadınlar yavrunun etinden yiyebilir.

Ayet 140

929|6|140|قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ قَتَلُوٓا۟ أَوْلَٰدَهُمْ سَفَهًۢا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا۟ مَا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ ٱفْتِرَآءً عَلَى ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ
929|6|140|قد خسر الذين قتلوا اولدهم سفها بغير علم وحرموا ما رزقهم الله افترا علي الله قد ضلوا وما كانوا مهتدين
140. Kad hasirellezîne katelû evlâdehum sefehan bi gayri ilmin ve harremû mâ rezekahumullâhuftirâen alâllâh(alâllâhi), kad dallû ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Muhakkak hüsrana uğradı kimseler (ki) katlettiler35 kendi evlatlarını ahmakça; olmaksızın bir ilim; ve haramlaştırdılar Allah'ın kendilerini rızıklandırdığını iftira402 atarak Allah'a karşı; muhakkak dalalete128 düştüler; ve olmuş değillerdi muhted176.
Ahmed Samira: 140 Those who killed their children ignorantly/foolishly without knowledge, had lost/misguided and perished, and they forbade/prohibited what God provided for them, fabrication on God, they had misguided, and they were not guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 hasira hüsrana uğradı خَسِرَ خسر
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 katelu katlettirler قَتَلُوا قتل
5 evladehum evlatlarını أَوْلَادَهُمْ ولد
6 sefehen ahmakça سَفَهًا سفه
7 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
8 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
9 ve harramu ve haramlaştırdılar وَحَرَّمُوا حرم
10 ma مَا -
11 razekahumu kendileri rızıklandırdığını رَزَقَهُمُ رزق
12 llahu Allah'ın اللَّهُ -
13 ftira'en iftira ederek افْتِرَاءً فري
14 ala karşı عَلَى -
15 llahi Allah'a اللَّهِ -
16 kad muhakkak قَدْ -
17 dellu dalalete düştüler ضَلُّوا ضلل
18 ve ma ve değillerdir وَمَا -
19 kanu oldular كَانُوا كون
20 muhtedine muhted مُهْتَدِينَ هدي

Ayet 141

930|6|141|وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ جَنَّٰتٍ مَّعْرُوشَٰتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَٰتٍ وَٱلنَّخْلَ وَٱلزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَٰبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ كُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَءَاتُوا۟ حَقَّهُۥ يَوْمَ حَصَادِهِۦ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ
930|6|141|وهو الذي انشا جنت معروشت وغير معروشت والنخل والزرع مختلفا اكله والزيتون والرمان متشبها وغير متشبه كلوا من ثمره اذا اثمر واتوا حقه يوم حصاده ولا تسرفوا انه لا يحب المسرفين
141. Ve huvellezî enşee cennâtin ma’rûşâtin ve gayre ma’rûşâtin ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytûne ver rummâne muteşâbihen ve gayre muteşâbih(muteşâbihin), kulû min semerihî izâ esmere ve âtû hakkahu yevme hasâdihî ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhibbul musrifîn(musrifîne).
Ve O'dur (Allah'tır) inşa eden cennetleri*; çardaklı ve olmaksızın çardaklı; ve hurma; ve zirai**; muhtelif besinleri onun; ve zeytin; ve nar; benzeşir ve olmaksızın benzeşir; yiyin ürününden onun ürün verdiği zaman; ve verin hakkını onun hasat günü***; ve israf463 etmeyin; doğrusu O (Allah) sevmez müsrifleri463.
Ahmed Samira: 141 And He is who created trellised treed gardens/paradises and not trellised, and the palm trees, and the plants its food/fruits (are) different, and the olives, and the pomegranate, similar and not similar , eat from its fruit if it bore its fruit, and give its share (on the) day/time (of) its harvest/gathering, and do not spoil/waste , that He does not love/like the spoilers/wasters .

Notlar

Not 1: *Bahçeleri.**Zirai ürünler. ***Elde edilen ürünün hakkı olanı ürünün hasat edildiği gün/dönem/evre verilmesi gereklidir.

Ayet 142

931|6|142|وَمِنَ ٱلْأَنْعَٰمِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
931|6|142|ومن الانعم حموله وفرشا كلوا مما رزقكم الله ولا تتبعوا خطوت الشيطن انه لكم عدو مبين
142. Ve minel en’âmi hamûleten ve ferşâ(ferşan), kulû mimmâ rezekakumullâhu ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni),innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ve en'âmdandır645 yüklenen* ve serilen**; yiyin rızıklandırdığından sizleri Allah'ın; tabi olmayın şeytânın29 adımlara; doğrusu o sizlere apaçık bir düşmandır.
Ahmed Samira: 142 And from the camels/livestock carriers/burdeners , and spreaders , eat from what God provided for you, and do not follow the devil’s foot steps, that he (is) for you a clear/evident enemy.

Notlar

Not 1: *Yük taşıyan; deve vb.**Serilen postları.

Ayet 143

932|6|143|ثَمَٰنِيَةَ أَزْوَٰجٍ مِّنَ ٱلضَّأْنِ ٱثْنَيْنِ وَمِنَ ٱلْمَعْزِ ٱثْنَيْنِ قُلْ ءَآلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلْأُنثَيَيْنِ أَمَّا ٱشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ أَرْحَامُ ٱلْأُنثَيَيْنِ نَبِّـُٔونِى بِعِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
932|6|143|ثمنيه ازوج من الضان اثنين ومن المعز اثنين قل الذكرين حرم ام الانثيين اما اشتملت عليه ارحام الانثيين نبوني بعلم ان كنتم صدقين
143. Semâniyete ezvâc(ezvâcin), minad da’nisneyni ve minel ma’zisneyn(ma’zisneyni), kul âz zekereyni harreme emil unseyeyni emmeştemelet aleyhi erhâmul unseyeyn(unseyeyni), nebbiûnî bi ilmin in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
Sekiz çiftlerdir*; koyundan iki ve keçiden iki; de ki: "İki erkeği mi (erkek koyunu ve erkek keçiyi) haram kıldı (Allah) yoksa iki dişiyi (dişi koyunu ve dişi keçiyi) mi? Yoksa iki dişinin (dişi koyunun ve dişi keçinin) rahimlerinin üzerini sarıp kapsadığını** mı? Haber verin bana bir ilimle; eğer olduysanız sadıklar.
Ahmed Samira: 143 Eight pairs , from the sheep two, and from the goats two, say: "Are the two males forbidden or the two females, but (or what) in the two females’ wombs/uteruses contained/included on (in) it? Inform me with knowledge if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 semaniyete sekiz ثَمَانِيَةَ ثمن
2 ezvacin çiftler أَزْوَاجٍ زوج
3 mine مِنَ -
4 d-de'ni koyundan الضَّأْنِ ضان
5 sneyni iki اثْنَيْنِ ثني
6 ve mine ve وَمِنَ -
7 l-mea'zi keçiden الْمَعْزِ معز
8 sneyni iki اثْنَيْنِ ثني
9 kul de ki قُلْ قول
10 azzekerayni iki erkeği mi (erkek koyun ve erkek keçi) الذَّكَرَيْنِ ذكر
11 harrame haram kıldı (Allah) حَرَّمَ حرم
12 emi yoksa أَمِ -
13 l-unseyeyni iki dişiyi (dişi koyun ve dişi keçi) الْأُنْثَيَيْنِ انث
14 emma yoksa أَمَّا -
15 ştemelet sarıp kapsadığını اشْتَمَلَتْ شمل
16 aleyhi üzerini عَلَيْهِ -
17 erhamu rahimlerin أَرْحَامُ رحم
18 l-unseyeyni iki dişinin (dişi koyun ve dişi keçi) الْأُنْثَيَيْنِ انث
19 nebbiuni haber verin bana نَبِّئُونِي نبا
20 biilmin bir ilimle بِعِلْمٍ علم
21 in eğer إِنْ -
22 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
23 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *En'âmın tanımı.**Yavruları.

Ayet 144

933|6|144|وَمِنَ ٱلْإِبِلِ ٱثْنَيْنِ وَمِنَ ٱلْبَقَرِ ٱثْنَيْنِ قُلْ ءَآلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلْأُنثَيَيْنِ أَمَّا ٱشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ أَرْحَامُ ٱلْأُنثَيَيْنِ أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ وَصَّىٰكُمُ ٱللَّهُ بِهَٰذَا فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
933|6|144|ومن الابل اثنين ومن البقر اثنين قل الذكرين حرم ام الانثيين اما اشتملت عليه ارحام الانثيين ام كنتم شهدا اذ وصيكم الله بهذا فمن اظلم ممن افتري علي الله كذبا ليضل الناس بغير علم ان الله لا يهدي القوم الظلمين
144. Ve minel ibilisneyni ve minel bakarisneyn(bakarisneyni), kul âz zekereyni harreme emil unseyeyni emmeştemelet aleyhi erhâmul unseyeyn(unseyeyni), em kuntum şuhedâe iz vassâkumullâhu bi hâzâ, fe men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben li yudillen nâse bi gayri ilm(ilmin), innallâhe lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Ve deveden iki; ve sığırdan iki; de ki: "İki erkeği (erkek deveyi ve erkek sığırı) mi haram kıldı (Allah) yoksa iki dişiyi (dişi deveyi ve dişi sığırı) mi? yoksa iki dişinin (dişi devenin ve dişi sığırın) rahimlerinin üzerini sarıp kapsadığını* mı? Yoksa oldunuz (mu) sizler şahitler/tanıklar vasiyet ettiği zaman Allah'ın bunu**; öyle ki kimdir daha zalim257 kimseden (ki) iftira attı402 Allah'a karşı bir yalan; dalalete128 düşürmek için insanları olmaksızın bir ilim***; doğrusu Allah doğru yola kılavuzlamaz**** zalimler257 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 144 And from the camels two, and from the cows two, say: "Are the two males forbidden or the two females, but (or what) the two females’ wombs/uteruses contained/included on (in) it? Or where you witnesses/testifiers if God directed/commanded you with that? So who (is) more unjust/oppressive than who fabricated on (about) God lies/falsifications to misguide the people without knowledge?" That God does not guide the nation the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mine ve وَمِنَ -
2 l-ibili deveden الْإِبِلِ ابل
3 sneyni iki اثْنَيْنِ ثني
4 ve mine ve وَمِنَ -
5 l-bekari sığırdan الْبَقَرِ بقر
6 sneyni iki اثْنَيْنِ ثني
7 kul de ki قُلْ قول
8 azzekerayni iki erkeği (erkek deve ve erkek sığır) الذَّكَرَيْنِ ذكر
9 harrame haram kıldı (Allah) حَرَّمَ حرم
10 emi yoksa أَمِ -
11 l-unseyeyni iki dişiyi mi (dişi deve ve dişi sığır) الْأُنْثَيَيْنِ انث
12 emma yoksa أَمَّا -
13 ştemelet sarıp kapsadığını اشْتَمَلَتْ شمل
14 aleyhi üzerini عَلَيْهِ -
15 erhamu rahimlerin أَرْحَامُ رحم
16 l-unseyeyni iki dişinin (dişi devenin ve dişi sığırın) الْأُنْثَيَيْنِ انث
17 em yoksa أَمْ -
18 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
19 şuheda'e şahitler/tanıklar شُهَدَاءَ شهد
20 iz إِذْ -
21 vessakumu vasiyet ettiği zaman وَصَّاكُمُ وصي
22 llahu Allah'ın اللَّهُ -
23 bihaza bununla بِهَٰذَا -
24 femen öyle ki kimdir فَمَنْ -
25 ezlemu daha zalim أَظْلَمُ ظلم
26 mimmeni kimseden مِمَّنِ -
27 ftera iftira atan افْتَرَىٰ فري
28 ala karşı عَلَى -
29 llahi Allah'a اللَّهِ -
30 keziben bir yalan كَذِبًا كذب
31 liyudille dalalete düşürmek için لِيُضِلَّ ضلل
32 n-nase insanları النَّاسَ نوس
33 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
34 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
35 inne doğrusu إِنَّ -
36 llahe Allah اللَّهَ -
37 la لَا -
38 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
39 l-kavme topluluğu الْقَوْمَ قوم
40 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Cenin.**Haram etmesine tanık mı oldunuz?***Uyduruk, tamamı zan olan hadislerle Yüce Allah'a iftira attılar. İnsanları saptırdılar. Müşriklerin yani şirk koşanların tamamı zalimdir. ****Müşriklerin hakim olduğu bir topluma asla doğru yola kılavuzlanmaz. Her daim sefillik içindelerdir. Refaha asla kavuşamazlar.

Ayet 145

934|6|145|قُل لَّآ أَجِدُ فِى مَآ أُوحِىَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا عَلَىٰ طَاعِمٍ يَطْعَمُهُۥٓ إِلَّآ أَن يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَّسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنزِيرٍ فَإِنَّهُۥ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
934|6|145|قل لا اجد في ما اوحي الي محرما علي طاعم يطعمه الا ان يكون ميته او دما مسفوحا او لحم خنزير فانه رجس او فسقا اهل لغير الله به فمن اضطر غير باغ ولا عاد فان ربك غفور رحيم
145. Kul lâ ecidu fî mâ ûhiye ileyye muharremen alâ tâimin yat’amuhu illâ en yekûne meyteten ev demen mesfûhan ev lâhme hinzîrin fe innehu ricsun ev fıskan uhille li gayrillâhi bih(bihî), fe menidturra gayre bâgın ve lâ âdin fe inne rabbeke gafûrun rahîm(rahîmun).
De ki: "Bulamıyorum üzerime vahyedilmiş* (olan) içinde bir haram318 edilen; bir yiyen üzerine (ki) yer onu; dışındadır ki olur (o) bir ölü; ya da akan bir kan**; ya da bir domuz eti öyle ki doğrusu o bir ricstir***; ya da bir fısk38 (olarak) kendisiyle Allah'tan başkasına adanma yapılmış; öyle ki kim zaruri kalırsa aranır/bakınır olmaksızındır ve ne de taşkınlık yapmaksızındır; öyle ki doğrusu (senin) Rabbin Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 145 Say: "I do not find in what (was) inspired/transmitted to me forbidden on an eater/taster (that) he eats/tastes it, except that (it) be dead (animal) or poured/shed blood, or a pig’s/swine’s flesh/meat, so it truly is filth (an) atrocious act or debauchery was declared/praised the name of whom the sacrifice was made for to other than God with it, so who was forced, not transgressing/corrupting and nor transgressing/violating , so then your Lord (is) forgiving, merciful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 la لَا -
3 ecidu bulamıyorum أَجِدُ وجد
4 fi فِي -
5 ma مَا -
6 uhiye vahyolunmuş olandakinde أُوحِيَ وحي
7 ileyye üzerime إِلَيَّ -
8 muharramen bir haram edilmiş مُحَرَّمًا حرم
9 ala üzerine عَلَىٰ -
10 taimin bir yiyen طَاعِمٍ طعم
11 yet'amuhu (ki) yer onu يَطْعَمُهُ طعم
12 illa dışındadır إِلَّا -
13 en ki أَنْ -
14 yekune olur يَكُونَ كون
15 meyteten ölü مَيْتَةً موت
16 ev ya da أَوْ -
17 demen kan دَمًا دمو
18 mesfuhen akan مَسْفُوحًا سفح
19 ev ya da أَوْ -
20 lehme eti لَحْمَ لحم
21 hinzirin domuz خِنْزِيرٍ خنزر
22 feinnehu öyleki doğrusu o فَإِنَّهُ -
23 ricsun bir ricstir رِجْسٌ رجس
24 ev ya da أَوْ -
25 fiskan bir fısk (olarak) فِسْقًا فسق
26 uhille adanmış أُهِلَّ هلل
27 ligayri başkasına لِغَيْرِ غير
28 llahi Allah'tan اللَّهِ -
29 bihi onunla بِهِ -
30 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
31 dturra zaruri kalırsa اضْطُرَّ ضرر
32 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
33 bagin aranır بَاغٍ بغي
34 ve la ve ne de وَلَا -
35 aadin taşkınlık عَادٍ عدو
36 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
37 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
38 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
39 rahimun Rahîm’dir. رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Kan bulaşmış ya da etin içindeki kan değildir. Direkt olarak sıvı halde akan kan işaret edilmiştir.***Pislik. Rabbimiz domuz etini bir pislik olarak nitelendirmişse mutlak ki insan sağlığı için sakıncalı olduğu içindir.

Ayet 146

935|6|146|وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا كُلَّ ذِى ظُفُرٍ وَمِنَ ٱلْبَقَرِ وَٱلْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَآ إِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَآ أَوِ ٱلْحَوَايَآ أَوْ مَا ٱخْتَلَطَ بِعَظْمٍ ذَٰلِكَ جَزَيْنَٰهُم بِبَغْيِهِمْ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
935|6|146|وعلي الذين هادوا حرمنا كل ذي ظفر ومن البقر والغنم حرمنا عليهم شحومهما الا ما حملت ظهورهما او الحوايا او ما اختلط بعظم ذلك جزينهم ببغيهم وانا لصدقون
146. Ve alellezîne hâdû harremnâ kulle zî zufur(zufurin), ve minel bakari vel ganemi harremnâ aleyhim şuhûmehumâ illâ mâ hamelet zuhûruhumâ evil havâyâ ev mahteleta bi azm(azmin), zâlike cezeynâhum bi bagyihim ve innâ le sâdikûn(sâdikûne).
Ve yahudileşmiş267 kimselerin üzerine haram kıldık her bir tek tırnak* sahibini; sığırdan ve koyundan haram kıldık** üzerlerine ikisinin yağlarını; dışındadır ikisinin sırtlarının taşıdıkları ya da bağırsakların (taşıdıkları) ya da kemikle karışanı; böyledir; cezalandırdık onları taşkınlıklarıyla; ve doğrusu biz mutlak sadıklarız.
Ahmed Samira: 146 And on those who repented/guided/(the Jews), We forbade every (thing) of nails/claws , and from the cows and the sheep and goats , We forbade on them their (B)’s fat/grease, except what their (B)’s backs bore , or the intestines/guts , or what (was) mixed/mingled with bones, that We rewarded/reimbursed them because of their oppression/transgression, and We are truthful (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ala ve üzerine وَعَلَى -
2 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
3 hadu yahudileşmiş هَادُوا هود
4 harramna haram kıldık حَرَّمْنَا حرم
5 kulle bütün كُلَّ كلل
6 zi sahibini ذِي -
7 zufurin tek tırnak ظُفُرٍ ظفر
8 ve mine وَمِنَ -
9 l-bekari sığırdan الْبَقَرِ بقر
10 velganemi ve koyundan وَالْغَنَمِ غنم
11 harramna haram kıldık حَرَّمْنَا حرم
12 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
13 şuhumehuma yağlarını ikisinin شُحُومَهُمَا شحم
14 illa dışında إِلَّا -
15 ma مَا -
16 hamelet taşıdıkları حَمَلَتْ حمل
17 zuhuruhuma sırtlarının ikisinin ظُهُورُهُمَا ظهر
18 evi ya da أَوِ -
19 l-havaya bağırsakların الْحَوَايَا حوي
20 ev ya da أَوْ -
21 ma مَا -
22 hteleta karışanın اخْتَلَطَ خلط
23 biazmin kemikle بِعَظْمٍ عظم
24 zalike böyledir ذَٰلِكَ -
25 cezeynahum cezalandırdık onları جَزَيْنَاهُمْ جزي
26 bibegyihim taşkınlıklarıyla بِبَغْيِهِمْ بغي
27 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
28 lesadikune mutlak sadıklarız لَصَادِقُونَ صدق

Notlar

Not 1: *Tekil olarak gelmiştir. Tek tırnaklı hayvanlar tırnak yapısı bir bütün parçadan oluşmuş hayvanlardır. Eşek, at, katır, zebra gibi hayvanlar bu guruba girer.**Yüce Allah'ın dini olan İslam yani dinin omurgası asla değişmez. Test/deneme amaçlı dinden şeriat olan küçük haram ve helaller değişebilir.

Ayet 147

936|6|147|فَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل رَّبُّكُمْ ذُو رَحْمَةٍ وَٰسِعَةٍ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُهُۥ عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ
936|6|147|فان كذبوك فقل ربكم ذو رحمه وسعه ولا يرد باسه عن القوم المجرمين
147. Fe in kezzebûke fe kul rabbukum zû rahmetin vâsi’ah(vâsi’atin), ve lâ yureddu be’suhu anil kavmil mucrimîn(mucrimîne).
Öyle ki eğer yalanladılarsa seni; öyle ki de ki: "Rabbiniz4 geniş bir rahmet271 sahibidir; ve reddetmez/geri döndürmez kendi yıkımını suçlular kavminden/toplumundan."
Ahmed Samira: 147 So if they denied you , so say: "Your Lord (is owner) of abundant mercy, and His might/power is not to be returned from the nation the criminals/sinners .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 kezzebuke yalanladılarsa seni كَذَّبُوكَ كذب
3 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
4 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
5 zu sahibidir ذُو -
6 rahmetin bir rahmet رَحْمَةٍ رحم
7 vasiatin geniş وَاسِعَةٍ وسع
8 vela ve وَلَا -
9 yuraddu reddetmez/döndirmez يُرَدُّ ردد
10 be'suhu yıkımını بَأْسُهُ باس
11 ani عَنِ -
12 l-kavmi kavminden/toplumundan الْقَوْمِ قوم
13 l-mucrimine suçlular الْمُجْرِمِينَ جرم

Ayet 148

937|6|148|سَيَقُولُ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشْرَكْنَا وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن شَىْءٍ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ حَتَّىٰ ذَاقُوا۟ بَأْسَنَا قُلْ هَلْ عِندَكُم مِّنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَآ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَخْرُصُونَ
937|6|148|سيقول الذين اشركوا لو شا الله ما اشركنا ولا اباونا ولا حرمنا من شي كذلك كذب الذين من قبلهم حتي ذاقوا باسنا قل هل عندكم من علم فتخرجوه لنا ان تتبعون الا الظن وان انتم الا تخرصون
148. Seyekûlullezîne eşrekû lev şâallâhu mâ eşreknâ ve lâ âbâunâ ve lâ harremnâ min şey’(şey’in), kezâlike kezzebellezîne min kablihim hattâ zâkû be’senâ, kul hel indekum min ilmin fe tuhricûhu lenâ, in tettebiûne illez zanne ve in entumillâ tahrusûn(tahrusûne).
Diyecekler şirk71 koşmuş kimseler: "Şayet dileseydi Allah şirk71 koşmuş olmazdık; ve ne de babalarımız/atalarımız; ve ne de haram kılmazdık hiçbir şeyi"; işte böyledir; yalanladı kimseler onlardan önce; ta ki tattılar yıkımımızı; de ki: "İndinizde/yanınızda (var) mı hiç bir ilim*; öyle ki çıkarırsınız onu bize; ki tabi olursunuz ancak zanna314; ve ki sizler ancak varsayarsınız**."
Ahmed Samira: 148 Those who shared/made partners (with God) will say: "If God wanted/willed, we would not (have) made partners (with God), and nor our fathers, and nor forbade from a thing." Like that those from before them lied/denied until they tasted/experienced Our might/power , say: "Is at you from knowledge, so you bring it out for us? That you follow except the assumption/suspicion, and that truly you are except lying/speculating."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 seyekulu diyecekler سَيَقُولُ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 eşraku şirk koştular أَشْرَكُوا شرك
4 lev şayet لَوْ -
5 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 ma değiliz مَا -
8 eşrakna şirk koşar أَشْرَكْنَا شرك
9 ve la ve ne de وَلَا -
10 aba'una babalarımız/atalarımız ابَاؤُنَا ابو
11 ve la ve ne de وَلَا -
12 harramna haram kılmazdık حَرَّمْنَا حرم
13 min hiçbir مِنْ -
14 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
15 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
16 kezzebe yalanlayan كَذَّبَ كذب
17 ellezine kimler الَّذِينَ -
18 min مِنْ -
19 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
20 hatta ta ki حَتَّىٰ -
21 zaku tattılar ذَاقُوا ذوق
22 be'sena yıkımımızı بَأْسَنَا باس
23 kul de ki قُلْ قول
24 hel mi هَلْ -
25 indekum indinizde/yanınızda عِنْدَكُمْ عند
26 min hiç مِنْ -
27 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
28 fetuhricuhu öyle ki çıkarırsınız فَتُخْرِجُوهُ خرج
29 lena bize لَنَا -
30 in ki إِنْ -
31 tettebiune tabi olursunuz تَتَّبِعُونَ تبع
32 illa ancak إِلَّا -
33 z-zenne zanna الظَّنَّ ظنن
34 ve in ve ki وَإِنْ -
35 entum sizler أَنْتُمْ -
36 illa ancak إِلَّا -
37 tehrusune varsayarsınız تَخْرُصُونَ خرص

Notlar

Not 1: *Gerçek/hak ilme dayandırılmayan şeyler zandır; varsayımdır.**Müşriklerin özelliğini Rabbimiz bizlere göstermektedir. Zan içeren şeyleri din sanan, din varsayan kimselerin tamamı müşriktir. Sadece Kur'an demeyen ancak kendini Muhammedî sanan herkes müşriktir.

Ayet 149

938|6|149|قُلْ فَلِلَّهِ ٱلْحُجَّةُ ٱلْبَٰلِغَةُ فَلَوْ شَآءَ لَهَدَىٰكُمْ أَجْمَعِينَ
938|6|149|قل فلله الحجه البلغه فلو شا لهديكم اجمعين
149. Kul fe lillâhil huccetul bâligah(bâligatu), fe lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
De ki: "Öyle ki Allah’adır belagatla647 hüccet625; öyle ki şayet dileseydi mutlak doğru yolu kılavuzlardı sizleri topluca."
Ahmed Samira: 149 Say: "To God (is) the eloquent, the proof/argument, so if He wanted/willed, He would have guided you all/altogether ."91

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 felillahi öyle ki Allah’adır فَلِلَّهِ -
3 l-huccetu hüccet الْحُجَّةُ حجج
4 l-baligatu belagat الْبَالِغَةُ بلغ
5 fe lev öyle ki şayet فَلَوْ -
6 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
7 lehedakum mutlak doğru yolu kılavuzlardı sizleri لَهَدَاكُمْ هدي
8 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Ayet 150

939|6|150|قُلْ هَلُمَّ شُهَدَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ يَشْهَدُونَ أَنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَ هَٰذَا فَإِن شَهِدُوا۟ فَلَا تَشْهَدْ مَعَهُمْ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ وَهُم بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
939|6|150|قل هلم شهداكم الذين يشهدون ان الله حرم هذا فان شهدوا فلا تشهد معهم ولا تتبع اهوا الذين كذبوا بايتنا والذين لا يومنون بالاخره وهم بربهم يعدلون
150. Kul helumme şuhedâekumullezîne yeşhedûne ennallâhe harreme hâzâ, fe in şehidû fe lâ teşhed meahum, ve lâ tettebi’ ehvâellezîne kezzebû bi âyâtinâ vellezîne lâ yu’minûne bil âhireti ve hum bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne).
De ki: "Haydi bir araya getirin şahitlerinizi/tanıklarınızı ki onlar şahitlik/tanıklık ederler ki 'Allah haram kıldı bunu' (diye); öyle ki eğer şahitlik/tanıklık ettilerse; öyle ki şahitlik/tanıklık etme onlarla birlikte; ve tabi olma hevalarına kimselerin (ki) yalanladırlar195 ayetlerimizi; ve kimselerin (ki) iman etmezler ahirete648"; ve onlar Rablerine4 denk* tutarlar.
Ahmed Samira: 150 Say: "Come/bring your witnesses/testifiers, those who witness/testify that God forbade this." So if they witnessed/testified, so do not witness/testify with them and do not follow (the) self attractions for desires (of) those who denied/falsified with Our verses/evidences , and those who do not believe with the end (other life), and they are with their Lord are making equals."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 helumme haydi bir araya getirin هَلُمَّ لمم
3 şuheda'ekumu şahitlerinizi/tanıklarızını شُهَدَاءَكُمُ شهد
4 ellezine ki onlar الَّذِينَ -
5 yeşhedune şahitlik/tanıklık ederler يَشْهَدُونَ شهد
6 enne ki أَنَّ -
7 llahe Allah'ın اللَّهَ -
8 harrame haram kıldı حَرَّمَ حرم
9 haza bunu هَٰذَا -
10 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
11 şehidu şahitlik/tanıklık ettilerse شَهِدُوا شهد
12 fela öyle ki فَلَا -
13 teşhed şahitlik/tanıklık etme تَشْهَدْ شهد
14 meahum onlarla birlikte مَعَهُمْ -
15 ve la ve وَلَا -
16 tettebia' tabi olma تَتَّبِعْ تبع
17 ehva'e hevalarına أَهْوَاءَ هوي
18 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
19 kezzebu yalanladırlar كَذَّبُوا كذب
20 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
21 vellezine ve kimselerin وَالَّذِينَ -
22 la لَا -
23 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
24 bil-ahirati ahirete بِالْاخِرَةِ اخر
25 vehum ve onlar وَهُمْ -
26 birabbihim Rablerine بِرَبِّهِمْ ربب
27 yea'dilune denk tutarlar يَعْدِلُونَ عدل

Notlar

Not 1: *Uyduruk, tamamı zan olan hadisleri (Yahudiler için Talmud) Yüce Allah'ın Kur'an'ı ile denk tutarlar. Yüce Allah'ın haram kılmadığı şeyleri haram ederler. Midyenin haram edilmesi en güzel örnektir. Midyeyi haram diye yemeyenler (sevmediği için yemiyorsa sorun yoktur) bu ayetin tam olarak muhatabıdır.

Ayet 151

940|6|151|قُلْ تَعَالَوْا۟ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلَّا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُم مِّنْ إِمْلَٰقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلَا تَقْرَبُوا۟ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
940|6|151|قل تعالوا اتل ما حرم ربكم عليكم الا تشركوا به شيا وبالولدين احسنا ولا تقتلوا اولدكم من املق نحن نرزقكم واياهم ولا تقربوا الفوحش ما ظهر منها وما بطن ولا تقتلوا النفس التي حرم الله الا بالحق ذلكم وصيكم به لعلكم تعقلون
151. Kul teâlev etlu mâ harreme rabbukum aleykum ellâ tuşrikû bihî şey’â(şey’en), ve bil vâlideyni ihsânâ(ihsânen), ve lâ taktulû evlâdekum min imlak(imlakin), nahnu nerzukukum ve iyyâhum, ve lâ takrebûl fevâhışe mâ zahere minhâ ve mâ batan(batane), ve lâ taktulûn nefselletî harremallâhu illâ bil hakk(hakkı), zâlikum vassâkum bihî leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).
De ki: "Gelin; okuyayım Rabbinizin4 haram kıldığını üzerinize; ki şirk71 koşmayın O’na bir şeyi; ve ana babayadır bir ihsan/güzellik; ve katletmeyin35 evlatlarınızı yoksulluktan; biz rızıklandırırız onları; onlaradır (o rızık); yaklaşmayın fahişeliklere490 açılmışa ondan ve gizlenmişe; ve katletmeyin35 nefsi201 ki (o) haram ettiğidir649 Allah'ın hakla* (olması) dışında; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere bunu; belki sizler akledersiniz.
Ahmed Samira: 151 Say: "Come I (will) read/recite what your Lord forbade on you, that do not make partners with Him (in) a thing, and with the parents (treat with) goodness, and do not kill your children from poverty We provide for you and them, and do not approach/near the enormous/atrocious deeds , what is visible from it, and what is hidden, and do not kill the self that God forbade, except with the right , that He directed/commanded you with it, maybe you reason/comprehend ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 teaalev gelin تَعَالَوْا علو
3 etlu okurum أَتْلُ تلو
4 ma مَا -
5 harrame haram kıldığını حَرَّمَ حرم
6 rabbukum Rabbinizin رَبُّكُمْ ربب
7 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
8 ella ki أَلَّا -
9 tuşriku şirk koşmayın تُشْرِكُوا شرك
10 bihi O’na بِهِ -
11 şey'en bir şeyi شَيْئًا شيا
12 ve bil-valideyni ve ana babaya وَبِالْوَالِدَيْنِ ولد
13 ihsanen bir ihsan إِحْسَانًا حسن
14 ve la ve وَلَا -
15 tektulu katletmeyin تَقْتُلُوا قتل
16 evladekum evlatlarınızı أَوْلَادَكُمْ ولد
17 min مِنْ -
18 imlakin yoksulluktan إِمْلَاقٍ ملق
19 nehnu biz نَحْنُ -
20 nerzukukum rızıklandırırız onları نَرْزُقُكُمْ رزق
21 ve iyyahum ve onlaradır وَإِيَّاهُمْ -
22 ve la وَلَا -
23 tekrabu yaklaşmayın تَقْرَبُوا قرب
24 l-fevahişe fahişeliklere الْفَوَاحِشَ فحش
25 ma مَا -
26 zehera açılana ظَهَرَ ظهر
27 minha ondan مِنْهَا -
28 ve ma ve وَمَا -
29 betane gizlenene بَطَنَ بطن
30 ve la وَلَا -
31 tektulu ve katletmeyin تَقْتُلُوا قتل
32 n-nefse nefsi النَّفْسَ نفس
33 lleti ki الَّتِي -
34 harrame haram ettiğidir حَرَّمَ حرم
35 llahu Allah'ın اللَّهُ -
36 illa dışında إِلَّا -
37 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
38 zalikum işte sizlere ذَٰلِكُمْ -
39 vessakum vasiyet etti (Allah) وَصَّاكُمْ وصي
40 bihi bunu بِهِ -
41 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
42 tea'kilune akledersiniz تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Nefsi müdafaa; katledenleri katletmek.

Ayet 152

941|6|152|وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَٱعْدِلُوا۟ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَبِعَهْدِ ٱللَّهِ أَوْفُوا۟ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
941|6|152|ولا تقربوا مال اليتيم الا بالتي هي احسن حتي يبلغ اشده واوفوا الكيل والميزان بالقسط لا نكلف نفسا الا وسعها واذا قلتم فاعدلوا ولو كان ذا قربي وبعهد الله اوفوا ذلكم وصيكم به لعلكم تذكرون
152. Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Ve yaklaşmayın yetimin131 malına dışında ki ona daha güzeliyle (olursa) ta ki ulaşır kendi şiddetli* (zamanına); ve tamamlayın ölçüyü650 ve mizanı650 eşitlikle; mükellef kılmayız bir nefsi201 kuşattığının (nefsin) dışında; ve söylediğiniz zaman öyle ki adaletli680 olun; şayet olduysa (o) yakınlık sahibi; ve Allah'a (olan) ahdinizi tamamlayın; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere bunu; belki sizler zikredersiniz78.
Ahmed Samira: 152 And do not approach/near the orphan’s property/possession except with which it is best, until he reaches his maturity/strength, and fulfill/complete the measuring/weighing device, and the scale with the just/equitable, We do not burden a self except its endurance/capacity, and if you said (talked), so be just/equitable, and even if (it) was (against) of the relations/near, and with God’s promise/contract fulfill/complete; that He directed/commanded with it, maybe you mention/remember .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tekrabu yaklaşmayın تَقْرَبُوا قرب
3 male malına مَالَ مول
4 l-yetimi yetimin الْيَتِيمِ يتم
5 illa dışında إِلَّا -
6 billeti ki بِالَّتِي -
7 hiye onun هِيَ -
8 ehsenu daha güzeliyle أَحْسَنُ حسن
9 hatta ta ki حَتَّىٰ -
10 yebluga ulaşır يَبْلُغَ بلغ
11 eşuddehu kendi şiddetli (zamanına) أَشُدَّهُ شدد
12 ve evfu ve tamamlayın وَأَوْفُوا وفي
13 l-keyle ölçüyü الْكَيْلَ كيل
14 velmizane ve mizanı وَالْمِيزَانَ وزن
15 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
16 la لَا -
17 nukellifu mükellef kılmayız نُكَلِّفُ كلف
18 nefsen bir nefsi نَفْسًا نفس
19 illa dışında إِلَّا -
20 vus'aha kuşattığının (nefsin) وُسْعَهَا وسع
21 ve iza ve zaman وَإِذَا -
22 kultum söylediğiniz قُلْتُمْ قول
23 fea'dilu öyle ki adaletli olun فَاعْدِلُوا عدل
24 velev şayet وَلَوْ -
25 kane olduysa (o) كَانَ كون
26 za sahibi ذَا -
27 kurba yakınlık قُرْبَىٰ قرب
28 ve biahdi ve ahdinizi وَبِعَهْدِ عهد
29 llahi Allah'a اللَّهِ -
30 evfu tamamlayın أَوْفُوا وفي
31 zalikum işte sizleredir ذَٰلِكُمْ -
32 vessakum vasiyet etti وَصَّاكُمْ وصي
33 bihi bunu بِهِ -
34 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
35 tezekkerune zikredersiniz تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Akıl ve beden olarak güçlü evre.

Ayet 153

942|6|153|وَأَنَّ هَٰذَا صِرَٰطِى مُسْتَقِيمًا فَٱتَّبِعُوهُ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِۦ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
942|6|153|وان هذا صرطي مستقيما فاتبعوه ولا تتبعوا السبل فتفرق بكم عن سبيله ذلكم وصيكم به لعلكم تتقون
153. Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve ki budur dosdoğru yolum124; öyle ki tabi olun ona*; tabi olmayın yollara**; öyle ki fırkalara*** böler sizleri O'nun (Allah'ın) yolundan124; işte sizleredir; vasiyet etti (Allah) sizlere onunla; öyle ki belki sizler takvalı21 olursunuz.
Ahmed Samira: 153 And that, that (is) My straight/direct road/path, so follow it, and do not follow the roads/paths, so it separates (divides) with you from His road/path, that He directed/commanded you with it, maybe you fear and obey (God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enne ve ki وَأَنَّ -
2 haza budur هَٰذَا -
3 sirati yolum صِرَاطِي صرط
4 mustekimen dosdoğru مُسْتَقِيمًا قوم
5 fettebiuhu öyle ki tabi olun ona فَاتَّبِعُوهُ تبع
6 ve la وَلَا -
7 tettebiu tabi olmayın تَتَّبِعُوا تبع
8 s-subule yollara السُّبُلَ سبل
9 feteferraka öyle ki fırkalara bölür فَتَفَرَّقَ فرق
10 bikum sizleri بِكُمْ -
11 an -ndan عَنْ -
12 sebilihi O'nun yolu- سَبِيلِهِ سبل
13 zalikum işte sizleredir ذَٰلِكُمْ -
14 vessakum vasiyet etti (Allah) sizlere وَصَّاكُمْ وصي
15 bihi onunla بِهِ -
16 leallekum öyle ki belki sizler لَعَلَّكُمْ -
17 tettekune takvalı olursunuz تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Yola. Sadece kutsal kitaplar. Sadece Kur'an.**Çoğul gelmesi önemlidir. Bir yerde farklı yollar varsa onların tamamı sapkınlık içindedir. Tek yol vardır. O da Yüce Allah'ın yoludur.***Kendilerini müslüman sanan kimselerin durumu ortadadır. Dinlerini parça parça edip fırkalara bölünmüşlerdir.

Ayet 154

943|6|154|ثُمَّ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ
943|6|154|ثم اتينا موسي الكتب تماما علي الذي احسن وتفصيلا لكل شي وهدي ورحمه لعلهم بلقا ربهم يومنون
154. Summe âteynâ mûsel kitâbe tamâmen alellezî ahsene ve tafsîlen li kulli şey’in ve huden ve rahmeten leallehum bi likâi rabbihim yu’minûn(yu’minûne).
Sonra verdik Mûsâ'ya kitabı*; bir tamamlama güzelleştirmiş** kimse üzerine; ve bir tefsîl651 her bir şeye; ve bir doğru yola kılavuz; ve bir rahmet271; belki onlar Rablerine4 kavuşmaya iman47 ederler.
Ahmed Samira: 154 Then We brought/gave Moses The Book complete on that (what is) best detailing/explaining to every thing, and guidance, and mercy, maybe they believe with their Lord’s meeting.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 ateyna verdik اتَيْنَا اتي
3 musa Musa'ya مُوسَى -
4 l-kitabe Kitabı الْكِتَابَ كتب
5 temamen bir tamamla تَمَامًا تمم
6 ala üzerine عَلَى -
7 llezi kimse الَّذِي -
8 ehsene ihsan etti أَحْسَنَ حسن
9 ve tefsilen ve bir tefsil وَتَفْصِيلًا فصل
10 likulli her لِكُلِّ كلل
11 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
12 ve huden ve bir doğru yola kılavuz وَهُدًى هدي
13 ve rahmeten ve bir rahmet وَرَحْمَةً رحم
14 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
15 bilika'i kavuşmaya بِلِقَاءِ لقي
16 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
17 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Tevrât. **İhsan yapmış.

Ayet 155

944|6|155|وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ مُبَارَكٌ فَٱتَّبِعُوهُ وَٱتَّقُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
944|6|155|وهذا كتب انزلنه مبارك فاتبعوه واتقوا لعلكم ترحمون
155. Ve hâzâ kitâbun enzelnâhu mubârekun fettebiûhu vettekû leallekum turhamûn(turhamûne).
Ve bu bir kitaptır* (ki) indirdik onu* bir mübarek139 (olarak); öyle ki tabi olun ona**; ve takvalı479 olun; belki sizler rahmet271 edilirsiniz.
Ahmed Samira: 155 And this Book , We descended it blessed, so follow it, and fear and obey (God), maybe you attain mercy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve haza ve bu وَهَٰذَا -
2 kitabun bir kitaptır كِتَابٌ كتب
3 enzelnahu indirdik onu أَنْزَلْنَاهُ نزل
4 mubarakun bir mübarek (olarak) مُبَارَكٌ برك
5 fettebiuhu öyle ki tabi olun ona فَاتَّبِعُوهُ تبع
6 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
7 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
8 turhamune rahmet edilirsiniz تُرْحَمُونَ رحم

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Kur'an'a.

Ayet 156

945|6|156|أَن تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلْكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيْنِ مِن قَبْلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمْ لَغَٰفِلِينَ
945|6|156|ان تقولوا انما انزل الكتب علي طايفتين من قبلنا وان كنا عن دراستهم لغفلين
156. En tekûlû innemâ unzilel kitâbu alâ tâifeteyni min kablinâ ve in kunnâ an dirâsetihim le gâfilîn(gâfilîne).
Ki dersiniz*: "Ancak; indirildi kitap** bizden önceki iki tayfa/grup*** üzerine; ve ki (bizler) olduk onların dersi**** hakkında mutlak gâfiller310."
Ahmed Samira: 156 That you say: "But The Book was descended on two groups from before us, and that we were about their studies/readings ignoring/disregarding (E) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 en ki أَنْ -
2 tekulu dersiniz تَقُولُوا قول
3 innema ancak إِنَّمَا -
4 unzile indirildi أُنْزِلَ نزل
5 l-kitabu kitap الْكِتَابُ كتب
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 taifeteyni iki tayfa/grup طَائِفَتَيْنِ طوف
8 min مِنْ -
9 kablina bizden önceki قَبْلِنَا قبل
10 ve in ve ki وَإِنْ -
11 kunna olduk كُنَّا كون
12 an hakkında عَنْ -
13 dirasetihim onların dersi دِرَاسَتِهِمْ درس
14 legafiline mutlak gafiller لَغَافِلِينَ غفل

Notlar

Not 1: ***Diyecek olanlar Kur'an'ın inişine tanık olan kimselerdir. O kimselerin bulunduğu bölgede daha önceden kendilerine kutsal kitap indirilmiş iki grup vardı. **Kutsal kitap.***Yahudiler ve Hristiyanlar.****Çalışma, öğrenme.

Ayet 157

946|6|157|أَوْ تَقُولُوا۟ لَوْ أَنَّآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْكِتَٰبُ لَكُنَّآ أَهْدَىٰ مِنْهُمْ فَقَدْ جَآءَكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَصَدَفَ عَنْهَا سَنَجْزِى ٱلَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ ءَايَٰتِنَا سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْدِفُونَ
946|6|157|او تقولوا لو انا انزل علينا الكتب لكنا اهدي منهم فقد جاكم بينه من ربكم وهدي ورحمه فمن اظلم ممن كذب بايت الله وصدف عنها سنجزي الذين يصدفون عن ايتنا سو العذاب بما كانوا يصدفون
157. Ev tekûlû lev ennâ unzile aleynel kitâbu le kunnâ ehdâ minhum, fe kad câekum beyyinetun min rabbikum ve huden ve rahmeh(rahmetun), fe men azlemu mimmen kezzebe bi âyâtillâhi ve sadefe anhâ, se neczîllezîne yasdifûne an âyâtinâ sûel azâbi bimâ kânû yasdifûn(yasdifûne).
Ya da dersiniz: "Şayet ki bize; indirilseydi bize kitap*; mutlak olurduk onlardan daha doğru yola kılavuzlu; öyle ki muhakkak geldi sizlere bir beyanat620 Rabbinizden4; ve bir doğru yola kılavuz ve bir rahmet271; öyle ki kim daha zalimdir257 kimseden (ki) yalanladı Allah'ın ayetlerini454 ve yüz çevirdi/kaçındı ondan**; cezalandıracağız ayetlerimizden454 yüz çeviren/kaçınan kimseleri kötü bir azap (-la); yüz çevirir/kaçınır olduklarıyla.
Ahmed Samira: 157 Or you say: "If (only) that The Book was descended on us, we would have been more guided than them." So an evidence had come to you from your Lord, and guidance, and mercy, so who (is) more unjust/oppressive than who denied/falsified with God’s verses/evidences and discouraged/turned away from it? We will reward/reimburse those who discourage/turn away from Our verses/evidences the torture’s evil/harm ,because (of) what they were discouraging/turning away.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ev ya da أَوْ -
2 tekulu dersiniz تَقُولُوا قول
3 lev şayet لَوْ -
4 enna ki biz أَنَّا -
5 unzile indirilseydi أُنْزِلَ نزل
6 aleyna bize عَلَيْنَا -
7 l-kitabu Kitap الْكِتَابُ كتب
8 lekunna mutlak olurduk لَكُنَّا كون
9 ehda daha doğru yola kılavuzlu أَهْدَىٰ هدي
10 minhum onlardan مِنْهُمْ -
11 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
12 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
13 beyyinetun bir beyanat بَيِّنَةٌ بين
14 min مِنْ -
15 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
16 ve huden ve doğru yola kılavuz وَهُدًى هدي
17 ve rahmetun ve bir rahmet وَرَحْمَةٌ رحم
18 femen öyle ki kim فَمَنْ -
19 ezlemu daha zalimdir أَظْلَمُ ظلم
20 mimmen kimseden مِمَّنْ -
21 kezzebe yalanladı كَذَّبَ كذب
22 biayati ayetlerini بِايَاتِ ايي
23 llahi Allah'ın اللَّهِ -
24 ve sadefe ve yüz çevirdi/kaçındı وَصَدَفَ صدف
25 anha ondan عَنْهَا -
26 seneczi cezalandıracağız سَنَجْزِي جزي
27 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
28 yesdifune yüz çevirirler/kaçınırlar يَصْدِفُونَ صدف
29 an عَنْ -
30 ayatina ayetlerimizden ايَاتِنَا ايي
31 su'e kötü سُوءَ سوا
32 l-azabi azabın الْعَذَابِ عذب
33 bima بِمَا -
34 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
35 yesdifune yüz çevirirler/kaçınırlar يَصْدِفُونَ صدف

Notlar

Not 1: *Kutsal kitap.**Ayetten.

Ayet 158

947|6|158|هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِىَ بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِى بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَٰنُهَا لَمْ تَكُنْ ءَامَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِىٓ إِيمَٰنِهَا خَيْرًا قُلِ ٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
947|6|158|هل ينظرون الا ان تاتيهم المليكه او ياتي ربك او ياتي بعض ايت ربك يوم ياتي بعض ايت ربك لا ينفع نفسا ايمنها لم تكن امنت من قبل او كسبت في ايمنها خيرا قل انتظروا انا منتظرون
158. Hel yanzurûne illâ en te’tiyehumul melâiketu ev ye’tiye rabbuke ev ye’tiye ba’du âyâti rabbik(rabbike), yevme ye’tî ba’du âyâti rabbike lâ yenfeu nefsen îmânuhâ lem tekun âmenet min kablu ev kesebet fî îmânihâ hayrâ(hayran), kul intezırû innâ muntezırûn(muntezırûne).
Bakarlar mı (onlar) dışında ki gelir onlara melekler48 ya da gelir (senin) Rabbin4 ya da gelir (senin) Rabbinin4 bazıları ayetleri237?; gündür (ki) gelir bazı ayetleri237 (senin) Rabbinin; menfaat sağlamaz bir nefse201 iman47 etmesi onun (nefsin); asla olmaz (-sa) (o nefis) iman47 etmiş önceden ya da kazanmamış (-sa) (o nefis) kendi imanında47 bir hayır; de ki: "Bakın! Doğrusu bizler (de) bakanlarız.
Ahmed Samira: 158 Do they wait except that the angels come to them , or your Lord comes, or some (of) your Lord’s verses/evidences come? (On) a day/time some (of) your Lord’s verses/evidences come, a self’s belief does not benefit (it) if it was (had) not believed from before, or gained goodness in its belief, say: "Wait/watch , We are waiting/watching."

Ayet 159

948|6|159|إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُوا۟ دِينَهُمْ وَكَانُوا۟ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِى شَىْءٍ إِنَّمَآ أَمْرُهُمْ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
948|6|159|ان الذين فرقوا دينهم وكانوا شيعا لست منهم في شي انما امرهم الي الله ثم ينبيهم بما كانوا يفعلون
159. İnnellezîne ferrekû dînehum ve kânû şiyean leste minhum fî şey’(şey’in), innemâ emruhum ilâllâhi summe yunebbiuhum bimâ kânû yef’alûn(yef’alûne).
Doğrusu kimseler* (ki) fırkalara böldüler/ayırdılar450 dinlerini122; ve oldular partizanlar/taraftalar; olmadın (sen) onlardan bir şeyde; onların emri/işi ancak Allah’a karşıdır; sonra haber verir (Allah) onlara faaliyet eder olduklarıyla.
Ahmed Samira: 159 That those who separated (divided) their religion, and were groups/parties , you are not from them in a thing, but their matter/affair (is) to God, then He informs them with what they were making/doing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 ferraku fırklara böldüler/ayırdılar فَرَّقُوا فرق
4 dinehum dinlerini دِينَهُمْ دين
5 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
6 şiyean partizanlar/taraftalar شِيَعًا شيع
7 leste olmadın (sen) لَسْتَ ليس
8 minhum onlardan مِنْهُمْ -
9 fi فِي -
10 şey'in bir şeyde شَيْءٍ شيا
11 innema ancak إِنَّمَا -
12 emruhum onların emri/işi أَمْرُهُمْ امر
13 ila إِلَى -
14 llahi Allah’a karşıdır اللَّهِ -
15 summe sonra ثُمَّ -
16 yunebbiuhum haber verir (Allah onlara) يُنَبِّئُهُمْ نبا
17 bima بِمَا -
18 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
19 yef'alune faaliyet ederler يَفْعَلُونَ فعل

Notlar

Not 1: *Yüce Allah kendilerini Muhammedî sanan kimselerin aslında resûl Muhammed ile hiçbir alakalarının olmadığını açık ve net olarak bildirmektedir. Müşrikliğin özelliğini Rabbimiz bizlere bildirmiştir. Yüce Allah'ın biricik bölünmez dinini bırakıp dinlerini mezheplere bölenler tam olarak bu ayetin muhataplarıdırlar. İşleri/emirleri Yüce Allah'a kalmıştır.

Ayet 160

949|6|160|مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
949|6|160|من جا بالحسنه فله عشر امثالها ومن جا بالسييه فلا يجزي الا مثلها وهم لا يظلمون
160. Men câe bil haseneti fe lehu aşru emsâlihâ, ve men câe bis seyyieti fe lâ yuczâ illâ mislehâ ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
Kim geldi bir ihsanla/güzellikle; on* (kattır) misali870 onun; ve kim geldi bir kötülükle öyle ki cezalandırılmaz onun misli/benzeri dışında**; ve onlar zulmedilmezler257.
Ahmed Samira: 160 Who came/did with the goodness, so to him ten similars/equals to it, and who came/did with the sin/crime, so he will not be rewarded/reimbursed except similar/equal to it, and they are not being caused injustice/oppression to.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 ca'e gelirse جَاءَ جيا
3 bil-haseneti bir iyilikle بِالْحَسَنَةِ حسن
4 ve lehu ve onadır
5 aşru on (katı) عَشْرُ عشر
6 emsaliha o(getirdiği)nin أَمْثَالِهَا مثل
7 ve men ve kim وَمَنْ -
8 ca'e gelirse جَاءَ جيا
9 bis-seyyieti bir kötülükle بِالسَّيِّئَةِ سوا
10 fela فَلَا -
11 yucza cezalandırılmaz يُجْزَىٰ جزي
12 illa dışında إِلَّا -
13 misleha onun dengi مِثْلَهَا مثل
14 ve hum ve onlar وَهُمْ -
15 la لَا -
16 yuzlemune haksızlığa uğratılmazlar يُظْلَمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Rabbimiz bir güzelliği/iyiliği 10 güzellik/iyilik yapacaktır. **Kötülüğe karşı bir artış veya azalış söz konusu değildir. Misli neyse odur.

Ayet 161

950|6|161|قُلْ إِنَّنِى هَدَىٰنِى رَبِّىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
950|6|161|قل انني هديني ربي الي صرط مستقيم دينا قيما مله ابرهيم حنيفا وما كان من المشركين
161. Kul innenî hedânî rabbî ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin) dînen kıyamen millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: "Doğrusu beni; doğru yola kılavuzladı beni Rabbim4; dosdoğru bir yola124 doğru; kıyam/dikili/doğru bir dine122*; bir hanîf117 (olan) İbrahim'in milletine301 ve olmuş değildi (İbrahim) müşriklerden36.
Ahmed Samira: 161 Say: "That I (E), my Lord (had) guided me to (a) straight/direct road/way (a) straight/valuable 92religion, Abraham’s religion/faith, Unifier of God , and he was not from the sharers/takers of partners (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 inneni doğrusu beni إِنَّنِي -
3 hedani doğru yola kılavuzladı beni هَدَانِي هدي
4 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
5 ila karşı إِلَىٰ -
6 siratin bir yola صِرَاطٍ صرط
7 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم
8 dinen bir din (olarak) دِينًا دين
9 kiyemen kıyam/dikilmiş قِيَمًا قوم
10 millete milletine مِلَّةَ ملل
11 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
12 hanifen bir hanif (olan) حَنِيفًا حنف
13 ve ma ve وَمَا -
14 kane olmuş değildi o كَانَ كون
15 mine مِنَ -
16 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Ayet 162

951|6|162|قُلْ إِنَّ صَلَاتِى وَنُسُكِى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِى لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
951|6|162|قل ان صلاتي ونسكي ومحياي ومماتي لله رب العلمين
162. Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
De ki: “Doğrusu benim salâtım5; ve adanmış tarzım; ve hayatım; ve ölümüm643*; Allah içindir; alemlerin Rabbi4.
Ahmed Samira: 162 Say: "That my prayers and my rituals or methods of worship , and my life, and my death/time of death, (is) to the creations altogether’s/(universes’) Lord."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 salati benim salatım صَلَاتِي صلو
4 ve nusuki ve adanmış tarzım وَنُسُكِي نسك
5 ve mehyaye ve hayatım وَمَحْيَايَ حيي
6 ve memati ve ölümüm وَمَمَاتِي موت
7 lillahi Allah içindir لِلَّهِ -
8 rabbi Rabbi رَبِّ ربب
9 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Ölümün işaret edilmesi illaki resûl Muhammed'in öleceği yada öldürüleceği anlamına gelmez. 'Öleceksem de, ölürsem de' anlamı vardır. Çünkü cennete girenler bu dünyada ölüm tatmazlar. Mutlak ki resûl Îsâ gibi, tüm resûller gibi resûl Muhammed de ölmemiştir. Sadece vefat ettirilmiştir. Selam yurdunda/diyarında rızıklandırılmaktadırlar. Her nefis ölümü tadıcıdır. Her nefis 1. ölümü yani ilk cennetten çıkış anındaki ölümü zaten tatmıştır. Resûller de dahil.

Ayet 163

952|6|163|لَا شَرِيكَ لَهُۥ وَبِذَٰلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُسْلِمِينَ
952|6|163|لا شريك له وبذلك امرت وانا اول المسلمين
163. Lâ şerîke leh(lehu), ve bi zâlike umirtu ve ene evvelul muslimîn(muslimîne).
Olmaz şirk/ortak71 O’na (Allah'a); ve işte böyle emredildim; ve ben evveliyim* müslimin45.
Ahmed Samira: 163 No partner to Him, and with that I was ordered/commanded, and I am first (of) the Moslems/submitters/surrenderers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la olmaz لَا -
2 şerike şirk/ortak شَرِيكَ شرك
3 lehu O’na لَهُ -
4 ve bizalike ve böyle وَبِذَٰلِكَ -
5 umirtu emredildim أُمِرْتُ امر
6 ve ena ve ben وَأَنَا -
7 evvelu evveliyim أَوَّلُ اول
8 l-muslimine müslimin الْمُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1: *Öncüsüyüm.

Ayet 164

953|6|164|قُلْ أَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْغِى رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَىْءٍ وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلَّا عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
953|6|164|قل اغير الله ابغي ربا وهو رب كل شي ولا تكسب كل نفس الا عليها ولا تزر وازره وزر اخري ثم الي ربكم مرجعكم فينبيكم بما كنتم فيه تختلفون
164. Kul e gayrallâhi ebgî rabben ve huve rabbu kulli şey’(şey’in), ve lâ teksibu kullu nefsin illâ aleyh(aleyhâ), ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).
De ki: "Allah'tan başkasını mı ararım bir Rab4 (olarak)?; ve O Rabbidir4 her bir şeyin; ve kazanmaz hiç bir nefis201 kendi üzerine (olan) dışında; ve yüklenmez bir yüklenici bir başkasının yükünü; sonra Rabbinize4 doğrudur dönüş yeriniz; öyle ki haber verir sizlere kendisinde ihtilaf içinde olduğunuzla."
Ahmed Samira: 164 Say: "Is other than God I desire (as) a Lord, and He is Lord (of) every thing, and every self does not earn/gather except on it, and no sinner/burdener carries/bears (the) load/weight (of) another, then to your Lord (is) your return, so He informs you with what you were in it differing/disagreeing ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 egayra başkasını mı? أَغَيْرَ غير
3 llahi Allah'tan اللَّهِ -
4 ebgi aranırım أَبْغِي بغي
5 rabben bir Rab (olarak) رَبًّا ربب
6 vehuve ve O وَهُوَ -
7 rabbu Rabbidir رَبُّ ربب
8 kulli her كُلِّ كلل
9 şey'in bir şeyin شَيْءٍ شيا
10 ve la ve وَلَا -
11 teksibu kazanmaz تَكْسِبُ كسب
12 kullu hiç bir كُلُّ كلل
13 nefsin nefis نَفْسٍ نفس
14 illa dışında إِلَّا -
15 aleyha kendi üzerine (olan) عَلَيْهَا -
16 ve la ve وَلَا -
17 teziru yüklenmez تَزِرُ وزر
18 vaziratun bir yüklenici وَازِرَةٌ وزر
19 vizra yükünü وِزْرَ وزر
20 uhra bir başkasının أُخْرَىٰ اخر
21 summe sonra ثُمَّ -
22 ila doğrudur إِلَىٰ -
23 rabbikum Rabbinize رَبِّكُمْ ربب
24 merciukum dönüş yeriniz مَرْجِعُكُمْ رجع
25 feyunebbiukum öyle ki haber verir sizlere فَيُنَبِّئُكُمْ نبا
26 bima بِمَا -
27 kuntum olduğunuzla كُنْتُمْ كون
28 fihi kendisinde فِيهِ -
29 tehtelifune ihtilaf içinde olursunuz تَخْتَلِفُونَ خلف

Ayet 165

954|6|165|وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَٰٓئِفَ ٱلْأَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَٰتٍ لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ ٱلْعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌۢ
954|6|165|وهو الذي جعلكم خليف الارض ورفع بعضكم فوق بعض درجت ليبلوكم في ما اتيكم ان ربك سريع العقاب وانه لغفور رحيم
165. Ve huvellezî cealekum halâifelardı ve refea ba’dakum fevka ba’dın derecâtin li yebluvekum fî mâ âtâkum, inne rabbeke serîul ikâbi ve innehu le gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve O'dur yapan sizleri yere halifeler65*;ve yükseltti bir kısmınızı bir kısım üzerine dereceler (-le); belalandırmak256 için sizleri sizlere verdiğinde; doğrusu (senin) Rabbin4 seridir akabinde**; ve doğrusu O (Allah) mutlak bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 165 And He is who made/created you the earth’s/Planet Earth’s successors and replacers/leaders , and He rose some of you above/over some (by) steps/stages/degrees, to test you in what He gave you, that your Lord (is) quick (in) the punishment, and that He (is) forgiving (E), merciful.93

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O'dur وَهُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 cealekum yapandır sizleri جَعَلَكُمْ جعل
4 halaife halifeler خَلَائِفَ خلف
5 l-erdi yere الْأَرْضِ ارض
6 ve rafea ve yükseltti وَرَفَعَ رفع
7 bea'dekum bir kısmınızı بَعْضَكُمْ بعض
8 fevka üzerine فَوْقَ فوق
9 bea'din bir kısım بَعْضٍ بعض
10 deracatin dereceler (-le) دَرَجَاتٍ درج
11 liyebluvekum belalandırmak için sizleri لِيَبْلُوَكُمْ بلو
12 fi فِي -
13 ma مَا -
14 atakum verdiğinde sizlere اتَاكُمْ اتي
15 inne doğrusu إِنَّ -
16 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
17 seriu seridir سَرِيعُ سرع
18 l-ikabi akabinde الْعِقَابِ عقب
19 ve innehu ve doğrusu O وَإِنَّهُ -
20 legafurun mutlak bir Gafûr’dur لَغَفُورٌ غفر
21 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Homo Sapiensin (bilge insan) kendisinden önceki Homo türlerinin yerini alması.**Ardında.