Sure 4: Nisâ/Kadınlar

Ayet Sayısı: 176
ٱلنِّسَاء

Ayet 1

494|4|1|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَآءً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِى تَسَآءَلُونَ بِهِۦ وَٱلْأَرْحَامَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا
494|4|1|يايها الناس اتقوا ربكم الذي خلقكم من نفس وحده وخلق منها زوجها وبث منهما رجالا كثيرا ونسا واتقوا الله الذي تسالون به والارحام ان الله كان عليكم رقيبا
1. Yâ eyyuhân nâsuttekû rabbekumullezî halakakum min nefsin vâhidetin ve halaka minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîran ve nisââ(nisâen), vettekûllâhellezî tesâelûne bihî vel erhâm(erhâme). İnnallâhe kâne aleykum rakîbâ(rakîben).
Ey insanlar! Takvalı21 olun Rabbinize4 O ki yarattı sizleri bir tek nefisten201; ve yarattı ondan* eşini** onun*; ve yaydı ikisinden birçok erkekler ve kadınlar; ve takvalı21 olun Allah’a -O ki sorarsınız/istersiniz O’nunla (adıyla)- ve rahimlere479 (de takvalı olun); doğrusu Allah oldu üzerinize bir Rakîb484.
Ahmed Samira: 1 You, you the people, fear and obey your Lord who created you from one self and He created from it its spouse, and He scattered/distributed from them (B) many men and women, and fear and obey God who you ask each other/make oath to each other with Him, and the wombs/uteruses, that God was/is on you observing .

Notlar

Not 1: *Dişil zamirle geldiği için ilk yaratılan nefsin dişi olduğu anlaşılır. **Dişil olan ilk nefisten yaratılan eş de mutlak ki erildir.

Ayet 2

495|4|2|وَءَاتُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰٓ أَمْوَٰلَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا۟ ٱلْخَبِيثَ بِٱلطَّيِّبِ وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَهُمْ إِلَىٰٓ أَمْوَٰلِكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا
495|4|2|واتوا اليتمي امولهم ولا تتبدلوا الخبيث بالطيب ولا تاكلوا امولهم الي امولكم انه كان حوبا كبيرا
2. Ve âtûl yetâmâ emvâlehum ve lâ tetebeddelûl habîse bit tayyîb(tayyîbi), ve lâ te’kulû emvâlehum ilâ emvâlikum. İnnehu kâne hûben kebîrâ(kebîran).
Ve verin yetimlere131 mallarını; ve değişmeyin kötüyü iyiyle; yemeyin onların mallarını mallarınıza doğru (katarak); doğrusu o oldu büyük bir günah.
Ahmed Samira: 2 And give the orphans their properties , and do not exchange/replace/substitute the bad/spoiled with the good/beautiful , and do not eat their properties to your properties , that it was a great/large sin/crime .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve atu ve verin وَاتُوا اتي
2 l-yetama yetimlere الْيَتَامَىٰ يتم
3 emvalehum mallarını أَمْوَالَهُمْ مول
4 ve la ve وَلَا -
5 tetebeddelu değişmeyin تَتَبَدَّلُوا بدل
6 l-habise kötüyü الْخَبِيثَ خبث
7 bit-tayyibi iyiyle بِالطَّيِّبِ طيب
8 ve la وَلَا -
9 te'kulu yemeyin تَأْكُلُوا اكل
10 emvalehum mallarını onların أَمْوَالَهُمْ مول
11 ila katarak إِلَىٰ -
12 emvalikum mallarınıza أَمْوَالِكُمْ مول
13 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
14 kane oldu كَانَ كون
15 huben bir günahtır حُوبًا حوب
16 kebiran büyük كَبِيرًا كبر

Ayet 3

496|4|3|وَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تُقْسِطُوا۟ فِى ٱلْيَتَٰمَىٰ فَٱنكِحُوا۟ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ مَثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ فَوَٰحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَلَّا تَعُولُوا۟
496|4|3|وان خفتم الا تقسطوا في اليتمي فانكحوا ما طاب لكم من النسا مثني وثلث وربع فان خفتم الا تعدلوا فوحده او ما ملكت ايمنكم ذلك ادني الا تعولوا
3. Ve in hıftum ellâ tuksitû fîl yetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa, fe in hıftum ellâ ta’dilû fe vâhideten ev mâ meleket eymânukum. Zâlike ednâ ellâ teûlû.
Ve eğer korktunuzsa ki eşitliği sağlayamazsınız yetimlerde*; öyle ki nikâhlayın483 iyi olmuş olanı sizlere kadınlardan** ikişer ve üçer ve dörder***; öyle ki eğer korktunuzsa ki adaleti680 sağlayamazsınız öyle ki tektir483 ya da malik/sahip olduğudur sağ77 ellerinizin483; işte bu; daha yakındır ki doğru yoldan sapmazsınız.
Ahmed Samira: 3 And if you feared that you not be just/equitable in the orphans , so marry what (was) allowed/permitted for you from the women two twos/twos, and threes, and fours, so if you feared that you not be just/equitable, so (marry) one or what your rights owned/possessed, that (is) nearer that you not side away from justice .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 hiftum korktunuzsa خِفْتُمْ خوف
3 ella ki أَلَّا -
4 tuksitu eşitliği sağlayamazsınız تُقْسِطُوا قسط
5 fi فِي -
6 l-yetama yetimlerde الْيَتَامَىٰ يتم
7 fenkihu öyle ki nikahlayın فَانْكِحُوا نكح
8 ma مَا -
9 tabe iyi olmuşu طَابَ طيب
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 mine مِنَ -
12 n-nisa'i kadınlardan النِّسَاءِ نسو
13 mesna ikişer/ikili مَثْنَىٰ ثني
14 vesulase ve üçer/üçlü وَثُلَاثَ ثلث
15 verubaa ve dörder/dörtlü وَرُبَاعَ ربع
16 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
17 hiftum korktunuzsa خِفْتُمْ خوف
18 ella ki أَلَّا -
19 tea'dilu adalet sağlayamazsınız تَعْدِلُوا عدل
20 fevahideten öyle ki tek (nikahlayın) فَوَاحِدَةً وحد
21 ev ya da أَوْ -
22 ma مَا -
23 meleket malik/sahip olduğu مَلَكَتْ ملك
24 eymanukum sağ ellerinizin أَيْمَانُكُمْ يمن
25 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
26 edna daha yakındır أَدْنَىٰ دنو
27 ella ki أَلَّا -
28 teulu doğru yoldan sapmazsınız تَعُولُوا عول

Notlar

Not 1: *Ayetin ana konusu yetimlerdir. Nikâh değildir. Yetimlerin hakları ve ayağa kaldırılmaları konusunda eşitlik esastır. **Yetimlerin anneleri olan dul kadınlar.***Üleştirme, gruplaştırma vezini (mesnâ ve sulâse ve rubâa).

Ayet 4

497|4|4|وَءَاتُوا۟ ٱلنِّسَآءَ صَدُقَٰتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَىْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيٓـًٔا مَّرِيٓـًٔا
497|4|4|واتوا النسا صدقتهن نحله فان طبن لكم عن شي منه نفسا فكلوه هنيا مريا
4. Ve âtûn nisâe sadukâtihinne nıhleh(nıhleten). Fe in tıbne lekum an şey’in minhu nefsen fe kulûhu henîen merîâ(merîan).
Ve verin kadınlara sadakalarını/mehirlerini485 bir (meşru) hediye (olarak); öyle ki eğer iyilik yaptılarsa sizlere ki bir şey ondan (sadakadan/mehirden); (kendi) nefis201 (-lerinden); öyle ki yiyin onu afiyet (-le); lezzet (-le).
Ahmed Samira: 4 And give the women their dowries specified personally , so if they (them)self allowed/permitted for you from a thing/something from it, so eat it pleasurable/wholesome tasty.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve atu ve verin وَاتُوا اتي
2 n-nisa'e kadınlara النِّسَاءَ نسو
3 sadukatihinne sadakalarını/mehirlerini onların صَدُقَاتِهِنَّ صدق
4 nihleten bir meşru hediye (olarak) نِحْلَةً نحل
5 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
6 tibne iyilik yaptılarsa طِبْنَ طيب
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 an ki عَنْ -
9 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
10 minhu ondan مِنْهُ -
11 nefsen nefisten نَفْسًا نفس
12 fekuluhu öyle ki yiyin onu فَكُلُوهُ اكل
13 heniyen afiyetle هَنِيئًا هنا
14 meriyen lezzetle مَرِيئًا مرا

Ayet 5

498|4|5|وَلَا تُؤْتُوا۟ ٱلسُّفَهَآءَ أَمْوَٰلَكُمُ ٱلَّتِى جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ قِيَٰمًا وَٱرْزُقُوهُمْ فِيهَا وَٱكْسُوهُمْ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
498|4|5|ولا توتوا السفها امولكم التي جعل الله لكم قيما وارزقوهم فيها واكسوهم وقولوا لهم قولا معروفا
5. Ve lâ tu’tûs sufehâe emvâlekumulletî cealallâhu lekum kıyâmen verzukûhum fîhâ veksûhum ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
Vermeyin ahmaklara480 mallarınızı ki yaptı Allah sizlere bir kıyam*; ve rızıklandırın onları onda; ve giydirin onları; ve deyin onlara maruf291 bir söz.
Ahmed Samira: 5 And do not give the ignorant/foolish your properties , which God made for you keeping/taking care of (maintenance), and provide for them in it and dress/clothe them and say to them a kind/good/known saying.

Notlar

Not 1: *Ayakta/dik durmanızı sağlayan mal.

Ayet 6

499|4|6|وَٱبْتَلُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغُوا۟ ٱلنِّكَاحَ فَإِنْ ءَانَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَٱدْفَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ وَلَا تَأْكُلُوهَآ إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا۟ وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِٱلْمَعْرُوفِ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ فَأَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا
499|4|6|وابتلوا اليتمي حتي اذا بلغوا النكاح فان انستم منهم رشدا فادفعوا اليهم امولهم ولا تاكلوها اسرافا وبدارا ان يكبروا ومن كان غنيا فليستعفف ومن كان فقيرا فلياكل بالمعروف فاذا دفعتم اليهم امولهم فاشهدوا عليهم وكفي بالله حسيبا
6. Vebtelûl yetâmâ hattâ izâ belagûn nikâh(nikâha), fe in ânestum minhum ruşden fedfeû ileyhim emvâlehum, ve lâ te’kulûhâ isrâfen ve bidâren en yekberû. Ve men kâne ganiyyen felyesta’fif, ve men kâne fakîran felye’kul bil ma’rûf(ma’rûfi). Fe izâ defa’tum ileyhim emvâlehum fe eşhidû aleyhim. Ve kefâ billâhi hasîbâ(hasîben).
Belalandırın* yetimleri ta ki ulaştıkları zaman nikâha**; öyle ki eğer farkına varırsanız onlardan bir reşitlik/olgunluk/doğruluk; öyle ki savuşturun*** onlara doğru mallarını; yemeyin onu bir israf (-la) ve bir telaş (-la) ki büyürler (diye); ve kim oldu bir gani/zengin; öyle ki tutsun kendini/sakınsın**** ve kim oldu bir fakir; öyle ki yesin marufla291; öyle ki savurduğunuz*** zaman onlar üzerine mallarını; öyle ki şahit tutun üzerlerine; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Hasîb486 olarak.
Ahmed Samira: 6 And test the orphans until when they reached the marriage, so if you perceived from them correct guidance , so pay to them their properties/possessions and do not eat it excess of the limit/extravagance hastening that they become old, and who was/is rich, so he should refrain/restrict (E) and who was/is poor, so he should eat with the kindness , so if you paid to them their properties/possessions, so call a witness on them and (it is) enough with God counting/calculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vebtelu belalandırın وَابْتَلُوا بلو
2 l-yetama yetimleri الْيَتَامَىٰ يتم
3 hatta ta ki حَتَّىٰ -
4 iza zaman إِذَا -
5 belegu ulaştılar بَلَغُوا بلغ
6 n-nikaha nikaha النِّكَاحَ نكح
7 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
8 anestum farkına vardıysanız انَسْتُمْ انس
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 ruşden bir reşitlik/olgunluk/doğruluk رُشْدًا رشد
11 fedfeu öyle ki savuşturun فَادْفَعُوا دفع
12 ileyhim onlara doğru إِلَيْهِمْ -
13 emvalehum mallarını onların أَمْوَالَهُمْ مول
14 ve la وَلَا -
15 te'kuluha yemeyin onu تَأْكُلُوهَا اكل
16 israfen bir israf (-la) إِسْرَافًا سرف
17 ve bidaran ve bir telaş (-la) وَبِدَارًا بدر
18 en ki أَنْ -
19 yekberu büyürler (diye) يَكْبَرُوا كبر
20 ve men ve kim وَمَنْ -
21 kane oldu كَانَ كون
22 ganiyyen bir ganiyy/zengin غَنِيًّا غني
23 felyestea'fif öyle ki tutsun kendini/sakınsın فَلْيَسْتَعْفِفْ عفف
24 ve men ve kim وَمَنْ -
25 kane oldu كَانَ كون
26 fekiran bir fakir فَقِيرًا فقر
27 felye'kul öyle ki yesin فَلْيَأْكُلْ اكل
28 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
29 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
30 defea'tum savurdunuz onlar- دَفَعْتُمْ دفع
31 ileyhim üzerine إِلَيْهِمْ -
32 emvalehum mallarını أَمْوَالَهُمْ مول
33 feeşhidu öyle ki şahit tutun فَأَشْهِدُوا شهد
34 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
35 ve kefa ve yetti وَكَفَىٰ كفي
36 billahi Allah بِاللَّهِ -
37 hasiben bir hesap gören olarak حَسِيبًا حسب

Notlar

Not 1: *Test etmek, denemek. **Nikâh yaşına geldiklerinde.***İtmek, uzaklaştırmak.****Yetimlerin malından uzak dursun.

Ayet 7

500|4|7|لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا
500|4|7|للرجال نصيب مما ترك الولدان والاقربون وللنسا نصيب مما ترك الولدان والاقربون مما قل منه او كثر نصيبا مفروضا
7. Lir ricâli nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne, ve lin nisâi nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne mimmâ kalle minhu ev kesur(kesura). Nasîben mefrûdâ(mefrûdan).
Erkekleredir bir nasip terk ettiğinden* ana babanın ve akrabaların; ve kadınlaradır bir nasip terk ettiğinden* ana babanın ve akrabaların; azından ondan ya da çoğundan; önceden belirli bir nasip.
Ahmed Samira: 7 To the men a share from what the parents and the nearest/relations left, and to the women a share from what the parents and the nearest/relations left, from what lessened from it or increased , a share specified/stipulated.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lirricali erkekleredir لِلرِّجَالِ رجل
2 nesibun bir nasip نَصِيبٌ نصب
3 mimma مِمَّا -
4 terake terk ettiğinden تَرَكَ ترك
5 l-validani ana babanın الْوَالِدَانِ ولد
6 vel'ekrabune ve akrabaların وَالْأَقْرَبُونَ قرب
7 velinnisa'i ve kadınlaradır وَلِلنِّسَاءِ نسو
8 nesibun bir nasip نَصِيبٌ نصب
9 mimma مِمَّا -
10 terake terk ettiğinden تَرَكَ ترك
11 l-validani ana babanın الْوَالِدَانِ ولد
12 vel'ekrabune ve akrabaların وَالْأَقْرَبُونَ قرب
13 mimma مِمَّا -
14 kalle azından قَلَّ قلل
15 minhu ondan مِنْهُ -
16 ev ya da أَوْ -
17 kesura çoğundan كَثُرَ كثر
18 nesiben bir nasip نَصِيبًا نصب
19 mefrudan önceden belirli مَفْرُوضًا فرض

Notlar

Not 1: *Ölüm nedeniyle kalan miras.

Ayet 8

501|4|8|وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُو۟لُوا۟ ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
501|4|8|واذا حضر القسمه اولوا القربي واليتمي والمسكين فارزقوهم منه وقولوا لهم قولا معروفا
8. Ve izâ hadaral kısmete ulûl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkînu ferzukûhum minhu ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
Ve hazır olduğu zaman kısmeti yakınlık sahibinin130 ve yetimlerin131 ve miskinlerin113; rızıklandırın onları ondan*; ve deyin onlara maruf291 bir söz.
Ahmed Samira: 8 And if of the relations, and the orphans, and the poorest of poor/poor oppressed attended the apportionment/division, so provide for them from it, and say to them a saying (that is) kind/good.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve وَإِذَا -
2 hadera hazır olduğu zaman حَضَرَ حضر
3 l-kismete kısmeti الْقِسْمَةَ قسم
4 ulu sahibinin أُولُو اول
5 l-kurba yakınlık الْقُرْبَىٰ قرب
6 velyetama ve yetimlerin وَالْيَتَامَىٰ يتم
7 velmesakinu ve miskinlerin وَالْمَسَاكِينُ سكن
8 ferzukuhum rızıklandırın onları فَارْزُقُوهُمْ رزق
9 minhu ondan مِنْهُ -
10 ve kulu ve deyin وَقُولُوا قول
11 lehum onlara لَهُمْ -
12 kavlen bir söz قَوْلًا قول
13 mea'rufen maruf مَعْرُوفًا عرف

Notlar

Not 1: *Mirastan.

Ayet 9

502|4|9|وَلْيَخْشَ ٱلَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا۟ مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَٰفًا خَافُوا۟ عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلْيَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا
502|4|9|وليخش الذين لو تركوا من خلفهم ذريه ضعفا خافوا عليهم فليتقوا الله وليقولوا قولا سديدا
9. Velyahşellezîne lev terakû min halfihim zurriyeten dıâfen hâfû aleyhim, felyettekûllâhe velyekûlû kavlen sedîdâ(sedîdan).
Ve haşyet53 duysun kimseler (ki) eğer terk etselerdi* kendilerinin ardından gelen zayıf/perişan bir zürriyet380; korkarlardı onlar üzerine; öyleyse takvalı21 olsunlar Allah’a; ve desinler hedefi tam vuran bir söz.
Ahmed Samira: 9 And those who, if they left from behind them weak descendants should fear, fear on them, and so they fear and obey (E) God, and they should say an accurate/truthful saying .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velyehşe ve haşyet duysun وَلْيَخْشَ خشي
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 lev eğer لَوْ -
4 teraku terk etseler تَرَكُوا ترك
5 min مِنْ -
6 halfihim onların sonrasında gelen خَلْفِهِمْ خلف
7 zurriyyeten bir zürriyet ذُرِّيَّةً ذرر
8 diaafen zayıf/perişan ضِعَافًا ضعف
9 hafu korkarlardı خَافُوا خوف
10 aleyhim onlar üzerine عَلَيْهِمْ -
11 felyetteku öyle ki takvalı olsunlar فَلْيَتَّقُوا وقي
12 llahe Allah’a اللَّهَ -
13 velyekulu ve desinler وَلْيَقُولُوا قول
14 kavlen söz قَوْلًا قول
15 sediden hedefi tam vuran سَدِيدًا سدد

Notlar

Not 1: *Ölüp gitseler.

Ayet 10

503|4|10|إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلْيَتَٰمَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ نَارًا وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا
503|4|10|ان الذين ياكلون امول اليتمي ظلما انما ياكلون في بطونهم نارا وسيصلون سعيرا
10. İnnellezîne ye’kulûne emvâlel yetâmâ zulmen innemâ ye’kulûne fî butûnihim nârâ(nâran). Ve se yaslevne seîrâ(seîran).
Doğrusu kimseler (ki) yediler mallarını yetimlerin131 bir zulüm (-le)257; doğrusu yedikleri karınlarında bir ateştir; ve yanacaklar (onlar) bir seîrde809.
Ahmed Samira: 10 That those who eat the orphans’ properties/possessions unjustly/oppressively, but they eat in their bellies a fire, and they will roast/suffer/burn (from) blazing/inflaming (fire).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 ye'kulune yediler يَأْكُلُونَ اكل
4 emvale mallarını أَمْوَالَ مول
5 l-yetama yetimlerin الْيَتَامَىٰ يتم
6 zulmen bir zulümle ظُلْمًا ظلم
7 innema doğrusu إِنَّمَا -
8 ye'kulune yedikleri يَأْكُلُونَ اكل
9 fi فِي -
10 butunihim karınlarında بُطُونِهِمْ بطن
11 naran bir ateş نَارًا نور
12 ve seyeslevne ve yanacaklar وَسَيَصْلَوْنَ صلي
13 seiyran çılgın bir alevde سَعِيرًا سعر

Ayet 11

504|4|11|يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِىٓ أَوْلَٰدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ فَإِن كُنَّ نِسَآءً فَوْقَ ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَإِن كَانَتْ وَٰحِدَةً فَلَهَا ٱلنِّصْفُ وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٌ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٌ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخْوَةٌ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِى بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
504|4|11|يوصيكم الله في اولدكم للذكر مثل حظ الانثيين فان كن نسا فوق اثنتين فلهن ثلثا ما ترك وان كانت وحده فلها النصف ولابويه لكل وحد منهما السدس مما ترك ان كان له ولد فان لم يكن له ولد وورثه ابواه فلامه الثلث فان كان له اخوه فلامه السدس من بعد وصيه يوصي بها او دين اباوكم وابناوكم لا تدرون ايهم اقرب لكم نفعا فريضه من الله ان الله كان عليما حكيما
11. Yûsîkumullâhu fî evlâdikum liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni), fe in kunne nisâen fevkasneteyni fe lehunne sulusâ mâ terak(terake), ve in kânet vâhideten fe lehân nısf(nısfu). Ve li ebeveyhi li kulli vâhidin min humâs sudusu mimmâ terake in kâne lehu veled(veledun), fe in lem yekun lehu veledun ve varisehû ebevâhu fe li ummihis sulus(sulusu), fe in kâne lehû ıhvetun fe li ummihis sudusu, min ba’di vasiyyetin yûsî bihâ ev deyn(deynin). Âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum akrabu lekum nef’â(nef’en), farîdaten minallâh(minallâhi). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
Vasiyet* eder481 Allah sizlere evlatlarınızda; erkeğedir misli870 iki kadın payı**; öyle ki eğer oldularsa kadınlar iki üzerinde öyle ki onlaradır (kadınlaradır) üçte ikisi (2/3) terk ettiğinin (ölenin); ve eğer olduysa (kadın) tek öyle ki onadır yarısı (1/2); ve ana babasınadır onun (ölenin) ikisinden (ana-baba) her bir tekine altıda biri (1/6) terk ettiğinden (ölenin) eğer olduysa ona (ölene) bir evlat***; öyle ki eğer asla olmazsa ona (ölene) bir evlat**** ve varis oldu ana babası onun (ölenin) öyle ki anasınadır (ölenin) üçte bir (1/3); öyle ki eğer olduysa ona kardeşler öyle ki anasınadır altıda bir (1/6); sonrasındadır bir vasiyetten***** (ki) vasiyet eder (kimse) onunla ya da (sonrasındadır) borç*****; babalarınızı ve oğullarınızı (ki) bilmezsiniz hangisi daha yakındır sizlere faydada/yararda; bir farzdır497 Allah’tan; doğrusu Allah oldu bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 11 God directs/commands/recommends you in your children, to the male equal (the) fortune (share of) the two females, so if they are/were women more/over two, so for them (F) two thirds (from) what he left, and if she was one, so for her the half and to his parents, to each one from them (B) the sixth from what he left,if for him was a child (son), so if (there) was not for him a child (son), and his parents inherited him, so to his mother the third, so if brothers were for him, so to his mother the sixth, from after a bequest/will he bequeaths with it or a debt; your (P) fathers and your (P) sons, you (P) do not know, which of them (is) closer to you (P) (in) benefit/usefulness, a religious duty/command from God, that God was/is knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yusikumu vasiyet eder sizlere يُوصِيكُمُ وصي
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 fi فِي -
4 evladikum evlatlarınızda أَوْلَادِكُمْ ولد
5 lizzekeri erkeğedir لِلذَّكَرِ ذكر
6 mislu misli مِثْلُ مثل
7 hazzi pay حَظِّ حظظ
8 l-unseyeyni iki kadın الْأُنْثَيَيْنِ انث
9 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
10 kunne oldularsa كُنَّ كون
11 nisa'en kadınlar نِسَاءً نسو
12 fevka üzerinde فَوْقَ فوق
13 sneteyni iki اثْنَتَيْنِ ثني
14 felehunne öyle ki onlaradır (kadınlaradır) فَلَهُنَّ -
15 sulusa üçte ikisi ثُلُثَا ثلث
16 ma مَا -
17 terake terk ettiğinin (ölenin) تَرَكَ ترك
18 ve in ve eğer وَإِنْ -
19 kanet olduysa (kadın) كَانَتْ كون
20 vahideten tek وَاحِدَةً وحد
21 feleha öyle ki onadır فَلَهَا -
22 n-nisfu yarısı النِّصْفُ نصف
23 veliebeveyhi ve ana babasınadır onu (ölenin) وَلِأَبَوَيْهِ ابو
24 likulli her bir لِكُلِّ كلل
25 vahidin tekine وَاحِدٍ وحد
26 minhuma ikisinden مِنْهُمَا -
27 s-sudusu altıda birinin السُّدُسُ سدس
28 mimma مِمَّا -
29 terake terk ettiğinden (ölenin) تَرَكَ ترك
30 in eğer إِنْ -
31 kane olduysa كَانَ كون
32 lehu ona (ölene) لَهُ -
33 veledun bir evlat وَلَدٌ ولد
34 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
35 lem asla لَمْ -
36 yekun olmazsa يَكُنْ كون
37 lehu ona (ölene) لَهُ -
38 veledun bir evlat وَلَدٌ ولد
39 ve verisehu ve varis oldu وَوَرِثَهُ ورث
40 ebevahu ana babası onun (ölenin) أَبَوَاهُ ابو
41 feliummihi öyle ki anasınadır (ölenin) فَلِأُمِّهِ امم
42 s-sulusu üçte bir الثُّلُثُ ثلث
43 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
44 kane olduysa كَانَ كون
45 lehu ona لَهُ -
46 ihvetun kardeşler إِخْوَةٌ اخو
47 feliummihi öyle ki anasınadır فَلِأُمِّهِ امم
48 s-sudusu altıda bir السُّدُسُ سدس
49 min مِنْ -
50 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
51 vesiyyetin bir vasiyyetten وَصِيَّةٍ وصي
52 yusi vasiyet eder يُوصِي وصي
53 biha onunla بِهَا -
54 ev ya da أَوْ -
55 deynin borçtan دَيْنٍ دين
56 aba'ukum babalarınız ابَاؤُكُمْ ابو
57 ve ebna'ukum ve oğullarınız وَأَبْنَاؤُكُمْ بني
58 la لَا -
59 tedrune bilmezsiniz تَدْرُونَ دري
60 eyyuhum hangisinin أَيُّهُمْ -
61 ekrabu daha yakındır أَقْرَبُ قرب
62 lekum sizlere لَكُمْ -
63 nef'an faydada/yararda نَفْعًا نفع
64 ferideten bir farzdır فَرِيضَةً فرض
65 mine مِنَ -
66 llahi Allah’tan اللَّهِ -
67 inne doğrusu إِنَّ -
68 llahe Allah اللَّهَ -
69 kane oldu كَانَ كون
70 alimen Alim عَلِيمًا علم
71 hakimen Hakîm حَكِيمًا حكم

Notlar

Not 1: *Tavsiye eder; teklif eder, önerir.**Erkek kadının payının iki katı oranda pay alır.***Sadece tek evlat varlığında. Ateistlerin miras ayetlerinde çelişki var diye bilip bilmeden konuşmaları bu kelimeye yanlış anlam veren mealler yüzündendir. Tek evlat varlığında ölenin anne ve babasına 1/6 pay düşer. Evlat sayısı birden fazlaysa bu oran 1/6 olmaz. ****Hiç evladı olmamış. Çocuksuz.*****Öncelikle borç varsa ödenir. Bir vasiyet bırakılmışsa o da yerine getirilir. Bunlardan sonra kalan miras Yüce Allah'ın tavsiyesine uygun olarak taksim edilir.

Ayet 12

505|4|12|وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ وَإِن كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَٰلَةً أَوِ ٱمْرَأَةٌ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ فَلِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ فَإِن كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَآءُ فِى ٱلثُّلُثِ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَىٰ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَآرٍّ وَصِيَّةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌ
505|4|12|ولكم نصف ما ترك ازوجكم ان لم يكن لهن ولد فان كان لهن ولد فلكم الربع مما تركن من بعد وصيه يوصين بها او دين ولهن الربع مما تركتم ان لم يكن لكم ولد فان كان لكم ولد فلهن الثمن مما تركتم من بعد وصيه توصون بها او دين وان كان رجل يورث كلله او امراه وله اخ او اخت فلكل وحد منهما السدس فان كانوا اكثر من ذلك فهم شركا في الثلث من بعد وصيه يوصي بها او دين غير مضار وصيه من الله والله عليم حليم
12. Ve lekum nısfu mâ terake ezvâcukum in lem yekun lehunne veled(veledun), fe in kâne lehunne veledun fe lekumur rubuu mimmâ terakne min ba’di vasıyyetin yûsîne bihâ ev deyn(deynin). Ve lehunner rubuu mimmâ teraktum in lem yekun lekum veled(veledun), fe in kâne lekum veledun fe lehunnes sumunu mimmâ teraktum min ba’di vasıyyetin tûsûne bihâ ev deyn(deynin). Ve in kâne raculun yûrasu kelâleten ev imraetun ve lehû ahun ev uhtun fe li kulli vâhidin min humâs sudus(sudusu), fe in kânû eksera min zâlike fe hum şurakâu fîs sulusi min ba’di vasiyyetin yûsâ bihâ ev deynin gayra mudârr(mudârrin), vasıyyeten minallâh(minallâhi). Vallâhu alîmun halîm(halîmun).
Ve sizleredir yarısı (1/2) eşlerinizin (ölen kadınların) terk ettiğinin eğer asla olmazsa onlara (kadınlara) bir evlat; öyle ki eğer olduysa onlara (kadınlara) bir evlat öyle ki sizleredir dörtte biri (1/4) bıraktıklarından (kadınların); sonrasındadır bir vasiyet (ki) vasiyet ederler (kadınlar) onunla ya da borç (sonrasında); ve onlaradır (kadınlaradır) dörtte biri (1/4) terk ettiğinizden eğer asla olmazsa sizlere bir evlat*; öyle ki eğer olduysa sizlere bir evlat** öyle ki onlaradır (kadınlaradır) sekizde biri (1/8) terk ettiğinizin; sonrasındadır bir vasiyet (ki) vasiyet edersiniz onunla ya da borç (sonrasında); ve eğer olduysa bir erkek (ki) miras bıraktı (ve o) bir kelâle482 ya da bir kadın (ki miras bıraktı ve o bir kelâle); bir erkek ya da bir kız kardeşe (sahipse) öyle ki her bir tekine onlardan (bir erkek ve bir kız kardeşe) altıda birdir (1/6); öyle ki eğer oldularsa bundan çok*** (bir erkek ve bir kız kardeşten daha fazla sayıda erkek ve kız kardeşler) öyle ki onlaradır bir ortaklık üçte birde (1/3); sonrasındadır bir vasiyetten (ki) yapıldı onunla ya da bir borç (sonrasında); dara/sıkıntıya sokmayan bir vasiyettir481 Allah’tan; ve Allah Alîm’dir8; Halîm’dir58.
Ahmed Samira: 12 And for you (P) half (of) what your (P) spouses/wives left, if (there) was/is not for them (F) a child, so if (there) was/is for them a child, so for you (P) the quarter from what they (F) left from after a bequest/will they (F) bequeath/direct with it or a debt, and for them (F) the quarter from what you (P) left, if (there) was not for you (P) a child, so if (there) was for you (P) a child, so for them (F) the eighth from what you (P) left from after a bequest/will you (P) bequeath/direct with it or a debt, and if (he) was/is a man to be inherited without a child or father or a woman (wife), and for him (is) a brother, or a sister, so for each one from them (B) the sixth, so if they were more than that, so they are partners in the third, from after a bequest/will is bequeathed/directed with it or a debt not harming, (a) direction/command from God, and God (is) knowledgeable clement. (NOTICE THAT SOME TRANSLATIONS MISTRANSLATED THE TERM IN THE PRECEDING VERSE BY OMITTING WIVES IN THE DEFINITION)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
2 nisfu yarısı نِصْفُ نصف
3 ma مَا -
4 terake terk ettiğinin تَرَكَ ترك
5 ezvacukum eşlerinizin (ölen kadınlar) أَزْوَاجُكُمْ زوج
6 in eğer إِنْ -
7 lem asla لَمْ -
8 yekun olmazsa يَكُنْ كون
9 lehunne onlara (kadınlara) لَهُنَّ -
10 veledun bir evlat وَلَدٌ ولد
11 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
12 kane olduysa كَانَ كون
13 lehunne onlara (kadınlara) لَهُنَّ -
14 veledun bir evlat وَلَدٌ ولد
15 felekumu öyle ki sizleredir فَلَكُمُ -
16 r-rubuu dörtte biri الرُّبُعُ ربع
17 mimma مِمَّا -
18 terakne terk ettiğinden (kadınların) تَرَكْنَ ترك
19 min مِنْ -
20 bea'di sonrasıdır بَعْدِ بعد
21 vesiyyetin bir vasiyet وَصِيَّةٍ وصي
22 yusine vasiyet ederler يُوصِينَ وصي
23 biha onunla بِهَا -
24 ev ya da أَوْ -
25 deynin borç دَيْنٍ دين
26 velehunne ve onlaradır (kadınlaradır) وَلَهُنَّ -
27 r-rubuu dörtte biri الرُّبُعُ ربع
28 mimma مِمَّا -
29 teraktum terk ettiğinizden تَرَكْتُمْ ترك
30 in eğer إِنْ -
31 lem asla لَمْ -
32 yekun olmazsa يَكُنْ كون
33 lekum sizlere لَكُمْ -
34 veledun bir evlat وَلَدٌ ولد
35 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
36 kane olduysa كَانَ كون
37 lekum sizlere لَكُمْ -
38 veledun bir evlat وَلَدٌ ولد
39 felehunne öyle ki onlaradır (kadınlaradır) فَلَهُنَّ -
40 s-sumunu sekizde biri الثُّمُنُ ثمن
41 mimma مِمَّا -
42 teraktum terk ettiğinizden تَرَكْتُمْ ترك
43 min مِنْ -
44 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
45 vesiyyetin bir vasiyet وَصِيَّةٍ وصي
46 tusune vasiyet edersiniz تُوصُونَ وصي
47 biha onunla بِهَا -
48 ev ya da أَوْ -
49 deynin borç دَيْنٍ دين
50 ve in ve eğer وَإِنْ -
51 kane olduysa كَانَ كون
52 raculun bir erkek رَجُلٌ رجل
53 yurasu miras bıraktı يُورَثُ ورث
54 kelaleten (ve o) bir kelale كَلَالَةً كلل
55 evi ya da أَوِ -
56 mraetun bir kadın (ki o bir kelale) امْرَأَةٌ مرا
57 velehu onadır
58 ehun bir erkek أَخٌ اخو
59 ev ya da أَوْ -
60 uhtun bir kızkardeş أُخْتٌ اخو
61 felikulli öyle ki her bir فَلِكُلِّ كلل
62 vahidin tekine وَاحِدٍ وحد
63 minhuma onlardan مِنْهُمَا -
64 s-sudusu altıda bir السُّدُسُ سدس
65 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
66 kanu oldularsa كَانُوا كون
67 eksera çok أَكْثَرَ كثر
68 min مِنْ -
69 zalike bundan ذَٰلِكَ -
70 fehum öyle ki onlaradır فَهُمْ -
71 şuraka'u ortaklık شُرَكَاءُ شرك
72 fi فِي -
73 s-sulusi üçte birde الثُّلُثِ ثلث
74 min مِنْ -
75 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
76 vesiyyetin bir vasiyetten وَصِيَّةٍ وصي
77 yusa yapıldı يُوصَىٰ وصي
78 biha onunla بِهَا -
79 ev ya da أَوْ -
80 deynin bir borç دَيْنٍ دين
81 gayra olmayan غَيْرَ غير
82 mudarrin dara/sıkıntıya sokan مُضَارٍّ ضرر
83 vesiyyeten vasiyettir وَصِيَّةً وصي
84 mine مِنَ -
85 llahi Allah’tan اللَّهِ -
86 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
87 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم
88 halimun Halîm’dir حَلِيمٌ حلم

Notlar

Not 1: *Hiç evladı olmamış.**Sadece bir evlat. ***Bir erkek ya da bir kız kardeş kelimelerinin sadece bir erkek kardeş ya da sadece bir kız kardeşi işaret ettiğine en büyük delildir. Bu nedenle 'veledun' kelimesi kesinlikle sadece bir evlat olarak anlaşılmalıdır. Evlat sayısı arttığı zaman 'veladun' 'sadece bir evlat' için verilen oranlar kullanılamaz.

Ayet 13

506|4|13|تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
506|4|13|تلك حدود الله ومن يطع الله ورسوله يدخله جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها وذلك الفوز العظيم
13. Tilke hudûdullâh(hudûdullâhi). Ve men yutııllâhe ve resûlehu yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ. Ve zâlikel fevzul azîm(azîmu).
İşte şu (ki) hudutlarıdır/sınırlarıdır Allah'ın; ve kim itaat eder Allah'a ve resûlüne76; sokar onu (Allah) cennetlere; akar altından nehirler; ölümsüzlerdir185 orada (cennette); ve işte budur büyük başarı/zafer.
Ahmed Samira: 13 Those are God’s limits/boundaries and who obeys God and His messenger, He makes him to enter treed gardens, the rivers flow from beneath it, immortally in it, and that (is) the great, the success/triumph .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke işte şu تِلْكَ -
2 hududu hudutlarıdır حُدُودُ حدد
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 ve men ve kim وَمَنْ -
5 yutii itaat eder يُطِعِ طوع
6 llahe Allah'a اللَّهَ -
7 ve rasulehu ve resûlüne O’nun وَرَسُولَهُ رسل
8 yudhilhu sokar onu (Allah) يُدْخِلْهُ دخل
9 cennatin cennetlere جَنَّاتٍ جنن
10 tecri akar تَجْرِي جري
11 min مِنْ -
12 tehtiha altından تَحْتِهَا تحت
13 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
14 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
15 fiha orada (cennette) فِيهَا -
16 ve zalike ve işte budur وَذَٰلِكَ -
17 l-fevzu başarı/zafer الْفَوْزُ فوز
18 l-azimu büyük الْعَظِيمُ عظم

Ayet 14

507|4|14|وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُۥ يُدْخِلْهُ نَارًا خَٰلِدًا فِيهَا وَلَهُۥ عَذَابٌ مُّهِينٌ
507|4|14|ومن يعص الله ورسوله ويتعد حدوده يدخله نارا خلدا فيها وله عذاب مهين
14. Ve men ya’sıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâran hâliden fîhâ.Ve lehu azâbun muhîn(muhînun).
Ve kim isyan eder Allah'a ve resûlüne418; ve aşar hudutlarını O’nun (Allah'ın); sokar onu (Allah) bir ateşe; ölümsüzlerdir185 orada*; ve onadır alçaltıcı/perişan eden bir azap.
Ahmed Samira: 14 And who disobeys God and His messenger and transgresses His limits/boundaries, He makes him enter a fire immortally/eternally in it, and to him (is) a despised torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yea'si isyan eder يَعْصِ عصي
3 llahe Allah'a اللَّهَ -
4 ve rasulehu ve resulüne O’nun وَرَسُولَهُ رسل
5 ve yeteadde ve aşar وَيَتَعَدَّ عدو
6 hududehu hudutlarını O’nun حُدُودَهُ حدد
7 yudhilhu sokar onu (allah) يُدْخِلْهُ دخل
8 naran bir ateşe نَارًا نور
9 haliden ölümsüzler خَالِدًا خلد
10 fiha orada (cehennemde) فِيهَا -
11 velehu ve onadır
12 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
13 muhinun alçaltıcı/perişan eden مُهِينٌ هون

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 15

508|4|15|وَٱلَّٰتِى يَأْتِينَ ٱلْفَٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَٱسْتَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِّنكُمْ فَإِن شَهِدُوا۟ فَأَمْسِكُوهُنَّ فِى ٱلْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّىٰهُنَّ ٱلْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ ٱللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا
508|4|15|والتي ياتين الفحشه من نسايكم فاستشهدوا عليهن اربعه منكم فان شهدوا فامسكوهن في البيوت حتي يتوفيهن الموت او يجعل الله لهن سبيلا
15. Vellâtî ye’tînel fâhişete min nisâikum festeşhidû aleyhinne erbaaten minkum, fe in şehidû fe emsikûhunne fîl buyûti hattâ yeteveffâhunnel mevtu ev yec’alallâhu lehunne sebîlâ(sebîlen).
Ve kimseler (ki) işlerler fuhuş/fahişelik* kadınlarınızdan487; öyle ki dört şahit getirin onlara karşı sizlerden; öyle ki eğer şahitlik ettilerse; öyle ki tutun/geri durdurun488 onları evlerde**; ta ki tamamlar buluşmasını onlara ölüm***; ya da yapar Allah onlara bir yol****.
Ahmed Samira: 15 And those who came/do/commit (F) with the enormous deed/atrocious deed/ugly deed/saying/adultery/fornication/homosexuality from your women, so call a witness on them (F), four from you, so if they witnessed , so hold them (F) in the houses/homes until the death makes them (F) die, or God makes/manipulates for them (F) a way/means.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellati ve kimseler (kadınlar) وَاللَّاتِي -
2 ye'tine işlerler يَأْتِينَ اتي
3 l-fahişete fuhuş/fahişelik الْفَاحِشَةَ فحش
4 min مِنْ -
5 nisaikum kadınlarınızdan نِسَائِكُمْ نسو
6 festeşhidu öyle ki şahit getirin فَاسْتَشْهِدُوا شهد
7 aleyhinne onlara karşı عَلَيْهِنَّ -
8 erbeaten dört أَرْبَعَةً ربع
9 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
10 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
11 şehidu şahitlik ettilerse شَهِدُوا شهد
12 feemsikuhunne öyle ki tutun/geri durdurun onları فَأَمْسِكُوهُنَّ مسك
13 fi فِي -
14 l-buyuti evlerde الْبُيُوتِ بيت
15 hatta ta ki حَتَّىٰ -
16 yeteveffahunne tamamlar sözünü onlara يَتَوَفَّاهُنَّ وفي
17 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
18 ev ya da أَوْ -
19 yec'ale yapar يَجْعَلَ جعل
20 llahu Allah اللَّهُ -
21 lehunne onlara لَهُنَّ -
22 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل

Notlar

Not 1: *Eş cinsel (lezbiyenlik) fahişeliği.**Ev hapsi uygulaması yapın.***Eş cinsel (lezbiyenlik) fahişeliğini bırakma niyetleri yoksa ölünceye kadar ev hapsinde kalırlar. Hiç kimse bunu yapmayacağı için eş cinsel (lezbiyenlik) fahişeliğinden vazgeçmek tek yoldur. Psikolojik ve tıbbi tedaviyle Yüce Allah onlara bir tedavi yolu açabilir.***Tevbe ederek eş cinsel (lezbiyenlik) fahişeliği açısından tedavi olurlarsa ev hapsi sonlandırılır.

Ayet 16

509|4|16|وَٱلَّذَانِ يَأْتِيَٰنِهَا مِنكُمْ فَـَٔاذُوهُمَا فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
509|4|16|والذان ياتينها منكم فاذوهما فان تابا واصلحا فاعرضوا عنهما ان الله كان توابا رحيما
16. Vellezâni ye’tiyânihâ minkum fe âzûhumâ, fe in tâbâ ve aslehâ fe a’rıdû anhumâ. İnnallâhe kâne tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve iki erkek kimse (ki) işledi ikisi onu (eş cinsel fahişeliğini) sizlerden; öyleyse eziyet edin* ikisine488; öyle ki eğer tevbe33 ettilerse ikisi; ve düzelttilerse** ikisi; öyle ki dönün ikisinden; doğrusu Allah oldu bir Tevvâb191; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 16 And those who (B/M), they both come/do/commit it from you, so harm them (B), so if they (B) repented, and they (B) corrected, so turn away from them, that God was/is forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezani ve iki erkek kimse وَاللَّذَانِ -
2 ye'tiyaniha işledi ikisi onu (eş cinsel fahişeliği) يَأْتِيَانِهَا اتي
3 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
4 fe azuhuma öyleyse eziyet edin ikisine فَاذُوهُمَا اذي
5 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
6 taba tevbe ettilerse ikisi تَابَا توب
7 ve esleha ve düzelttilerse ikisi وَأَصْلَحَا صلح
8 feea'ridu öyle ki dönün فَأَعْرِضُوا عرض
9 anhuma ikisinden عَنْهُمَا -
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 kane oldu كَانَ كون
13 tevvaben Tevvab تَوَّابًا توب
14 rahimen Rahim رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1: *Hayatlarını zorlaştıracak, sıkıntıya sokacak önlemler alın. **Psikoloji ve tıbbi tedaviyle düzelme.

Ayet 17

510|4|17|إِنَّمَا ٱلتَّوْبَةُ عَلَى ٱللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِن قَرِيبٍ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
510|4|17|انما التوبه علي الله للذين يعملون السو بجهله ثم يتوبون من قريب فاوليك يتوب الله عليهم وكان الله عليما حكيما
17. İnnemât tevbetu alâllâhi lillezîne ya’melûnes sûe bi cehâletin summe yetûbûne min karîbin fe ulâike yetûbullâhu aleyhim. Ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ancak Allah'ın üzerine (olan) tevbe33 kimseler içindir (ki) yaparlar kötülük cahillikle489; sonra tevbe33 ederler yakından*; öyle ki işte bunlar; tevbe33 eder Allah onların üzerine; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 17 But the repentance (is) at God to those (who) make/do the bad/evil with ignorance/foolishness, then they repent from near/close, so those God forgives on them, and God was/is knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 t-tevbetu tevbe etmesi التَّوْبَةُ توب
3 ala üzerine عَلَى -
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 lillezine kimseler içindir لِلَّذِينَ -
6 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل
7 s-su'e bir kötülük السُّوءَ سوا
8 bicehaletin cahillikle بِجَهَالَةٍ جهل
9 summe sonra ثُمَّ -
10 yetubune tevbe ederler يَتُوبُونَ توب
11 min مِنْ -
12 karibin yakından قَرِيبٍ قرب
13 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
14 yetubu tevbe eder يَتُوبُ توب
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 aleyhim üzerilerine onların عَلَيْهِمْ -
17 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 alimen Alim عَلِيمًا علم
20 hakimen Hakîm حَكِيمًا حكم

Notlar

Not 1: *İçtenlikle, yakın bir zamanda.

Ayet 18

511|4|18|وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٰٔنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
511|4|18|وليست التوبه للذين يعملون السيات حتي اذا حضر احدهم الموت قال اني تبت الن ولا الذين يموتون وهم كفار اوليك اعتدنا لهم عذابا اليما
18. Ve leysetit tevbetu lillezîne ya’melûnes seyyiât(seyyiâti), hattâ izâ hadara ehadehumul mevtu kâle innî tubtul’âne ve lâllezîne yemûtûne ve hum kuffâr(kuffârun). Ulâike a’tednâ lehum azâben elîmâ(elîmen).
Ve olmadı kimseler için tevbe33 (ki) yaparlar kötülükler; ta ki hazır olduğu zaman birine onlardan ölüm; dedi: "Doğrusu ben tevbe33 ettim şu anda"; ve olmaz (bir tevbe) kimselere (ki) ölürler ve onlar kâfirlerdir25; işte bunlar; hazırladık onlara elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 18 And the forgiveness is not to those who make/do/commit the sins/crimes until if the death attended one of them, he said: "I repented now." And nor those who die and they are disbelievers, those We prepared for them a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veleyseti ve olmadı وَلَيْسَتِ ليس
2 t-tevbetu tevbe التَّوْبَةُ توب
3 lillezine kimseler için لِلَّذِينَ -
4 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل
5 s-seyyiati kötülükler السَّيِّئَاتِ سوا
6 hatta ta ki حَتَّىٰ -
7 iza zaman إِذَا -
8 hadera hazır oldu حَضَرَ حضر
9 ehadehumu birine onlardan أَحَدَهُمُ احد
10 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
11 kale dedi قَالَ قول
12 inni doğrusu ben إِنِّي -
13 tubtu tevbe ettim تُبْتُ توب
14 l-ane şu anda الْانَ -
15 ve la ve olmaz وَلَا -
16 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
17 yemutune ölürler يَمُوتُونَ موت
18 vehum ve onlar وَهُمْ -
19 kuffarun kâfirler كُفَّارٌ كفر
20 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
21 ea'tedna hazırladık أَعْتَدْنَا عتد
22 lehum onlara لَهُمْ -
23 azaben bir azap عَذَابًا عذب
24 elimen elim أَلِيمًا الم

Ayet 19

512|4|19|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُوا۟ ٱلنِّسَآءَ كَرْهًا وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا۟ بِبَعْضِ مَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ فَإِن كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا
512|4|19|يايها الذين امنوا لا يحل لكم ان ترثوا النسا كرها ولا تعضلوهن لتذهبوا ببعض ما اتيتموهن الا ان ياتين بفحشه مبينه وعاشروهن بالمعروف فان كرهتموهن فعسي ان تكرهوا شيا ويجعل الله فيه خيرا كثيرا
19. Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ yahıllu lekum en terisûn nisâe kerhâ(kerhen). Ve lâ ta’dulûhunne li tezhebû bi ba’dı mâ âteytumûhunne illâ en ye’tîne bi fâhışetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve âşirûhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), fe in kerihtumûhunne fe asâ en tekrahû şey’en ve yec’alallâhu fîhi hayran kesîrâ(kesîran).
Ey iman47 etmiş kimseler! Helal olmaz sizlere ki varis olursunuz kadınlara bir zorlama (-yla)*; zorlaştırmanız/sorun yaratmanız (da) onlara (helal olmaz); alıp gitmek için bir kısmıyla kendilerine verdiğinizi**; dışındadır ki işlerler apaçık fahişelik; ve iç içe geçmiş/müşterek şekilde geçinin onlarla marufla291; öyle ki eğer hoşlanmadınızsa onlardan*** öyle ki belki de ki hoşlanmadığınız bir şeyi; ve yapmıştır Allah onda çokça bir hayır.
Ahmed Samira: 19 You, you those who believed, (it) is not permitted/allowed for you that you (P) inherit the women compellingly/forcefully , and do not limit/confine/oppress them (F) to go/take away with some (of) what you gave them (F), except that they (F) come/do/commit with an enormous/atrocious deed evident, and mix/associate/befriend them (F) with the kindness , so if you (P) hated them (F), so maybe/perhaps that you hate a thing and God makes in it much good .52

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 yehillu helal olmaz يَحِلُّ حلل
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 en ki أَنْ -
8 terisu varis olursunuz تَرِثُوا ورث
9 n-nisa'e kadınlara النِّسَاءَ نسو
10 kerhen bir zorlama (-yla) كَرْهًا كره
11 ve la وَلَا -
12 tea'duluhunne zorlaştırmanız problem yaratmanız onlara (da) تَعْضُلُوهُنَّ عضل
13 litezhebu alıp gitmek için لِتَذْهَبُوا ذهب
14 bibea'di bir kısmıyla بِبَعْضِ بعض
15 ma مَا -
16 ateytumuhunne verdiğinizi onlara اتَيْتُمُوهُنَّ اتي
17 illa dışında إِلَّا -
18 en ki أَنْ -
19 ye'tine işlerler يَأْتِينَ اتي
20 bifahişetin fahişelik بِفَاحِشَةٍ فحش
21 mubeyyinetin apaçık مُبَيِّنَةٍ بين
22 ve aaşiruhunne ve onlarla geçinin وَعَاشِرُوهُنَّ عشر
23 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
24 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
25 kerihtumuhunne hoşlanmadınızsa onlarlardan كَرِهْتُمُوهُنَّ كره
26 feasa öyle ki belki de فَعَسَىٰ عسي
27 en ki أَنْ -
28 tekrahu hoşlanmadı تَكْرَهُوا كره
29 şey'en bir şeye شَيْئًا شيا
30 ve yec'ale ve yaptı وَيَجْعَلَ جعل
31 llahu Allah اللَّهُ -
32 fihi onda فِيهِ -
33 hayran bir hayır خَيْرًا خير
34 kesiran çokça كَثِيرًا كثر

Notlar

Not 1: *Kadınların mallarına zorla varis olunamaz. Haramdır. Erkekler gibi kadınlar da ölmeden önce diledikleri şekilde vasiyet bırakma hakkına sahiptir. Vasiyet bırakmadan vefat gerçekleşirse 4:11, 4:12 ve 4:118 ayetleri devreye girer. Şüphesiz ki erkeklerde de durum aynıdır. **2:229 ayetinden anlarız ki kadın boşanmak istemişse evliliğin başında almış olduğu mehri boşanacağı kocasına geri vermelidir. Bu fidye ödemesi, evlilikten kendisini kurtarma karşılığıdır. Boşanmak isteyen kadının verdiği fidyeyi erkeğin almasında bir günah yoktur. İşte kadınların evlilik hakkı olarak verilen sadakaların/mehirlerin bir kısmını geri almak için geçimsizlik yaratarak kadınları kendi istekleriyle boşanmaya zorlamak helal değildir.***Fahişelik haricindeki hoşa gitmeyen durumlarda bile geçinmek için her türlü özveri gösterilmelidir. Yüce Allah hoşa gitmeyen şeylere de çokça bir hayır, iyilik koymuş olduğunu bildirmektedir.

Ayet 20

513|4|20|وَإِنْ أَرَدتُّمُ ٱسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَءَاتَيْتُمْ إِحْدَىٰهُنَّ قِنطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا۟ مِنْهُ شَيْـًٔا أَتَأْخُذُونَهُۥ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
513|4|20|وان اردتم استبدال زوج مكان زوج واتيتم احديهن قنطارا فلا تاخذوا منه شيا اتاخذونه بهتنا واثما مبينا
20. Ve in eradtumustibdâle zevcin mekâne zevcin, ve âteytum ihdâhunne kıntâren fe lâ te’huzû minhu şey’â(şey’en). E te’huzûnehu buhtânen ve ismen mubînâ(mubînen).
Ve eğer kastettinizse/amaçladınızsa bir eş değişikliğine bir eş yerine*; ve vermiş (olsanız da) birine onlardan kantar (-la)**; öyle ki edinmeyin ondan** bir şey; edinir misiniz (ondan) kara çalarak*** ve (edinir misiniz) apaçık bir günah****?
Ahmed Samira: 20 And if you wanted exchanging (to exchange) a spouse (in) place (of a) spouse, and you (P) gave one of them (F) a ton , so do not take from it a thing, do you take it wrongfully/slanderfully, and an evident sin/crime?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 eradtumu kastettinizse/amaçladınızsa أَرَدْتُمُ رود
3 stibdale değişikliğine اسْتِبْدَالَ بدل
4 zevcin bir eş زَوْجٍ زوج
5 mekane yerine مَكَانَ كون
6 zevcin bir eş زَوْجٍ زوج
7 ve ateytum ve verdiniz وَاتَيْتُمْ اتي
8 ihdahunne birine onlardan إِحْدَاهُنَّ احد
9 kintaran kantar (-la) قِنْطَارًا قنطر
10 fela öyle ki فَلَا -
11 te'huzu edinmeyin تَأْخُذُوا اخذ
12 minhu ondan مِنْهُ -
13 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
14 ete'huzunehu edinir misiniz أَتَأْخُذُونَهُ اخذ
15 buhtanen kara çalarak بُهْتَانًا بهت
16 ve ismen ve (ediniz misiniz) bir günah وَإِثْمًا اثم
17 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Notlar

Not 1: *Boşanılacak olan eş. **Yığınla. Çok miktarda sadaka/mehir. ***Fahişelik yaptığı iftirasında bulunarak kadınlardan verilen sadaka/mehirleri geri istemek.****Bir kadına iftira atmak apaçık bir günahtır.

Ayet 21

514|4|21|وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُۥ وَقَدْ أَفْضَىٰ بَعْضُكُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ وَأَخَذْنَ مِنكُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا
514|4|21|وكيف تاخذونه وقد افضي بعضكم الي بعض واخذن منكم ميثقا غليظا
21. Ve keyfe te’huzûnehu ve kad efdâ ba’dukum ilâ ba’dın ve ehazne minkum mîsâkan galîzâ(galîzan).
Ve nasıl edinirsiniz onu*; ant olsun sıkı fıkı oldunuz bir kısmınız bir kısma karşı; ve edindiler (kadınlar) sizlerden bir misak/söz/antlaşma** kalın bir bağlama (-yla)***.
Ahmed Samira: 21 And how do you take it and some of you to some had revealed and they (F) took from you a strong promise/covenant?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keyfe ve nasıl وَكَيْفَ كيف
2 te'huzunehu edinirsiniz onu تَأْخُذُونَهُ اخذ
3 vekad ant olsun وَقَدْ -
4 efda sıkı fıkı oldunuz أَفْضَىٰ فضو
5 bea'dukum bir kısmınız بَعْضُكُمْ بعض
6 ila إِلَىٰ -
7 bea'din bir kısma karşı بَعْضٍ بعض
8 ve ehazne ve edindiler (kadınlar) وَأَخَذْنَ اخذ
9 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
10 misakan bir misak/söz/Antlaşma مِيثَاقًا وثق
11 galizen kalın bir bağlama غَلِيظًا غلظ

Notlar

Not 1: *Kadına verilmiş olan sadaka/mehir.**Evlilik sözleşmesi/antlaşması.***Anlarız ki bir kadın ve erkeğin nikâhlanması her iki tarafı da bağlayan güçlü/sağlam bir bağla olmalıdır. Mut'a nikâhı gibi ücret karşılığı bir günlük ilişkileri meşru hale getirenler fahişeliği Yüce Allah'ın tertemiz bağı olan nikâhla karıştırmaktadırlar.

Ayet 22

515|4|22|وَلَا تَنكِحُوا۟ مَا نَكَحَ ءَابَآؤُكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةً وَمَقْتًا وَسَآءَ سَبِيلًا
515|4|22|ولا تنكحوا ما نكح اباوكم من النسا الا ما قد سلف انه كان فحشه ومقتا وسا سبيلا
22. Ve lâ tenkihû mâ nekaha âbâukum minen nisâi, illâ mâ kad selef(selefe). İnnehu kâne fâhışeten ve maktâ(maktan). Ve sâe sebîlâ(sebîlen).
Nikâhlamayın491 nikâhladığını* babalarınızın/atalarınızın** kadınlardan; dışındadır geçmişte olan***; doğrusu o oldu bir fahişelik490; ve nefret; ve kötü bir yol.
Ahmed Samira: 22 And do not marry what your fathers married from the women, except what had preceded/passed, that it was an enormous/atrocious deed , and abhorrence/hateful , and (it is an) evil way/path.

Notlar

Not 1: *Geçmiş zaman kipiyle geldiği için bir kez bile nikâhlanma yasağı aktif hale getirir. **Öz babanın, öz baba tarafından dedenin (ve bu şekilde eski nesillere ilerletilebilir) daha önceden karıları olmuş olanlar. Öz ana tarafından dedenin (ve bu şekilde eski nesillere ilerletilebilir) daha önceden karıları olmuş olanlar.***Ayet inmeden önce böyle bir yasağın olmadığı anlaşılmaktadır. Ayet öncesi gerçekleşmiş bu tarz nikâhlar aynen devam edecektir.

Ayet 23

516|4|23|حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَٰتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَٰتُكُمْ وَعَمَّٰتُكُمْ وَخَٰلَٰتُكُمْ وَبَنَاتُ ٱلْأَخِ وَبَنَاتُ ٱلْأُخْتِ وَأُمَّهَٰتُكُمُ ٱلَّٰتِىٓ أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَٰعَةِ وَأُمَّهَٰتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَٰٓئِبُكُمُ ٱلَّٰتِى فِى حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ ٱلَّٰتِى دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُوا۟ دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَٰٓئِلُ أَبْنَآئِكُمُ ٱلَّذِينَ مِنْ أَصْلَٰبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُوا۟ بَيْنَ ٱلْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
516|4|23|حرمت عليكم امهتكم وبناتكم واخوتكم وعمتكم وخلتكم وبنات الاخ وبنات الاخت وامهتكم التي ارضعنكم واخوتكم من الرضعه وامهت نسايكم وربيبكم التي في حجوركم من نسايكم التي دخلتم بهن فان لم تكونوا دخلتم بهن فلا جناح عليكم وحليل ابنايكم الذين من اصلبكم وان تجمعوا بين الاختين الا ما قد سلف ان الله كان غفورا رحيما
23. Hurrimet aleykum ummehâtukum ve benâtukum ve ehavâtukum ve ammâtukum ve halâtukum ve benâtul ahi ve benâtul uhti ve ummehâtukumullâtî erdâ’nekum ve ehavâtukum miner radâati ve ummehâtu nisâikum ve rabâibukumullâtî fî hucûrikum min nisâikumullâtî dehaltum bihinn(bihinne), fe in lem tekûnû dehaltum bihinne fe lâ cunâha aleykum, ve halâilu ebnâikumullezîne min aslâbikum, ve en tecmeû beynel uhteyni illâ mâ kad selef(selefe). İnnallâhe kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
Haram kılındı491 sizlere analarınız; ve kızlarınız; ve kız kardeşleriniz; ve halalarınız; ve teyzeleriniz; ve erkek kardeş kızları; ve kız kardeş kızları; ve sizleri emzirmiş (olan) analarınız; ve sütten (olan) kız kardeşleriniz; ve karılarınızın anaları; ve kendileriyle duhul/cinsel birleşme gerçekleştirdiğiniz karılarınızdan (gelen) himayenizdeki üvey kızlarınız; öyle ki eğer asla olmazsanız duhul/cinsel birleşme yaşamış onlarla*; öyle ki olmaz bir günah üzerinize; ve helalleri oğullarınızın kimselerdir (ki) sulblerinizdendir**; ve ki bir araya getirmeniz iki kız kardeş arasını; dışındadır mutlak geçen; doğrusu Allah oldu bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 23 Your mothers, and your daughters, and your sisters, and your paternal aunts, and your maternal aunts, and the brothers’ daughters (nieces), and the sisters’ daughters (nieces), and your mothers who breast fed you, and your sisters from the lactation/breast feeding, and your women’s (wives’) mothers (mothers in-law), and your step- daughters who (are) in your custody from your women (wives) whom you entered with them (F), are forbidden on you, so if you were not entered with them (F), so no offense/sin on you, and (also forbidden on you are) your sons’ allowed/permitted women (wives) whom (are) from your backbones/genealogical relations ,and that you combine between the two sisters, except what had preceded, that God was/is forgiving, merciful.

Notlar

Not 1: *Nikâh olmuş ancak cinsel birleşme olmadan boşanma olmuşsa.**Soy bağı olan oğullar. Zürriyet.

Ayet 24

517|4|24|وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ كِتَٰبَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَٰفِحِينَ فَمَا ٱسْتَمْتَعْتُم بِهِۦ مِنْهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَٰضَيْتُم بِهِۦ مِنۢ بَعْدِ ٱلْفَرِيضَةِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
517|4|24|والمحصنت من النسا الا ما ملكت ايمنكم كتب الله عليكم واحل لكم ما ورا ذلكم ان تبتغوا بامولكم محصنين غير مسفحين فما استمتعتم به منهن فاتوهن اجورهن فريضه ولا جناح عليكم فيما ترضيتم به من بعد الفريضه ان الله كان عليما حكيما
24. Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum, ve uhille lekum mâ varâe zâlikum en tebtegû bi emvâlikum muhsinîne gayra musâfihîn(musâfihîne). Fe mâstemta’tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrehunne farîdah(farîdaten). Ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî min ba’dil farîdah(farîdati). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ve muhsanât492 kadınlardan (nikâh) (ki) -dışındadır* sağ ellerinizin malik/sahip77 olduğu- Allah'ın kitabıdır/yazgısıdır üzerine*; ve helal kılındı sizlere bunların ötesi/arkası (da) ki bakınırsınız mallarınızla** muhsinîn496 (olmaya), olmaksızın musâfihin494; öyle ki metalanmanızdır54*** onunla (nikâhla) onlardan (sağ ellerinizin malik/sahip olduklarından); öyle ki verin ecirlerini**** bir farz497 (olarak); ve farz497 (olan) sonrasında olmaz bir günah üzerinize onunla (nikâhla) razı olduğunuzdakinde*****; doğrusu Allah oldu bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 24 And the married from the women except what your rights owned/possessed (from spoils of war) God’s decree/judgment on you, and became/is permitted/allowed for you, what (is) behind that, that you ask/desire with your (P) wealths , marrying not fornicating/adulterating, so what you enjoyed with it, from them (F), so give them (F) their (F) rewards/fees (dowries) a religious duty/command/stipulation ,and no offense/guilt on you in what you (P) mutually agreed with it, from after the religious duty/command/stipulation , that God was/is knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velmuhsanatu ve muhsenât وَالْمُحْصَنَاتُ حصن
2 mine مِنَ -
3 n-nisa'i kadınlardan النِّسَاءِ نسو
4 illa dışındadır إِلَّا -
5 ma مَا -
6 meleket malik/sahip olduğu مَلَكَتْ ملك
7 eymanukum sağ ellerinizin أَيْمَانُكُمْ يمن
8 kitabe kitabıdır/yazmasıdır كِتَابَ كتب
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 aleykum üzerine عَلَيْكُمْ -
11 ve uhille ve helal kılındı وَأُحِلَّ حلل
12 lekum sizlere لَكُمْ -
13 ma مَا -
14 vera'e ötesi/arkası وَرَاءَ وري
15 zalikum bunların ذَٰلِكُمْ -
16 en ki أَنْ -
17 tebtegu bakınırsınız تَبْتَغُوا بغي
18 biemvalikum mallarınızla بِأَمْوَالِكُمْ مول
19 muhsinine muhsine (olmaya) مُحْصِنِينَ حصن
20 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
21 musafihine musâfihin مُسَافِحِينَ سفح
22 fema öyle ki فَمَا -
23 stemtea'tum metalandığınızdır اسْتَمْتَعْتُمْ متع
24 bihi onunla (nikahla)) بِهِ -
25 minhunne onlardan (kadınlardan) مِنْهُنَّ -
26 fe atuhunne öyle ki verin فَاتُوهُنَّ اتي
27 ucurahunne ecirlerini/karşılıklarını أُجُورَهُنَّ اجر
28 ferideten bir farz (olarak) فَرِيضَةً فرض
29 ve la ve olmaz وَلَا -
30 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
31 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
32 fima فِيمَا -
33 teradeytum razı olduğunuzdakinde تَرَاضَيْتُمْ رضو
34 bihi onunla (nikahla) بِهِ -
35 min مِنْ -
36 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
37 l-ferideti farz (olan) الْفَرِيضَةِ فرض
38 inne doğrusu إِنَّ -
39 llahe Allah اللَّهَ -
40 kane oldu كَانَ كون
41 alimen Alîm عَلِيمًا علم
42 hakimen Hakîm حَكِيمًا حكم

Notlar

Not 1: *Müslüman erkeklere muhsanât kadınlarla nikâh yazılmıştır. Müminlerin ilk hedefi öncelikle müminât muhsanât kadınlarla nikâhlanmak olmalıdır. Müminât muhsanât kadınlarla nikâhlanma çabalamasına rağmen asla güç yetiremeyenler varsa sağ ellerin malik/sahip olduğu kadınlardan birisiyle nikâhlanabilir. Elbette karşılıklı rızayla. 4:25 ayetinde sağ ellerin malik/sahip olduğu genç kadınlardan müminât (iman etmiş) olanların tercih edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sağ ellerin malik/sahip olduğu kadınlarla yapılan bu nikâh da çiftleri birbirine bağlayan bir nikâhtır (4:21). Geçici bir nikâh asla değildir. Çünkü bu nikâhtan çocuklar doğabilir. Çiftler nikâhın tüm sorumluluklarını ve şartlarını kabul etmiş sayılır. Boşanma şartları da mutlak ki Kur'an'da bildirilen kurallara tabidir. **Nikâhlanarak bir ev geçindirme gücünüz, kuvvetiniz ve malınız varsa. ***Bir kadınla evlilik hayatı paylaşarak geçimlik sağlama.****Muhsanât kadınlarla evlenmek için sadaka/mehir verilir. Sağ ellerin malik/sahip olduğu kadınlar için de nikâha bir karşılık/ecir bir farz/zorunluluk olarak verilmelidir.*****Farz olan ecir/karşılık tamamlanırsa nikâh şekli çiftlerin dilediği gibi yapılabilir.

Ayet 25

518|4|25|وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُم مِّن فَتَيَٰتِكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِكُم بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ مُحْصَنَٰتٍ غَيْرَ مُسَٰفِحَٰتٍ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخْدَانٍ فَإِذَآ أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَٰحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى ٱلْمُحْصَنَٰتِ مِنَ ٱلْعَذَابِ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ ٱلْعَنَتَ مِنكُمْ وَأَن تَصْبِرُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
518|4|25|ومن لم يستطع منكم طولا ان ينكح المحصنت المومنت فمن ما ملكت ايمنكم من فتيتكم المومنت والله اعلم بايمنكم بعضكم من بعض فانكحوهن باذن اهلهن واتوهن اجورهن بالمعروف محصنت غير مسفحت ولا متخذت اخدان فاذا احصن فان اتين بفحشه فعليهن نصف ما علي المحصنت من العذاب ذلك لمن خشي العنت منكم وان تصبروا خير لكم والله غفور رحيم
25. Ve men lem yestetı’ minkum tavlen en yenkıhal muhsanâtil mu’minâti fe min mâ meleket eymânukum min feteyâtikumul mu’minât(mu’minâti). Vallâhu a’lemu bi îmânikum. Ba’dukum min ba’d(ba’dın), fenkihûhunne bi izni ehlihinne ve âtûhunne ucûrehunne bil ma’rûfi muhsanâtin gayra musâfihâtin ve lâ muttehızâti ahdân(ahdânin), fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb(azâbi). Zâlike li men haşiyel anete minkum. Ve en tasbirû hayrun lekum. Vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve kim asla güç yetiremez sizlerden bir uzanıp ulaşmaya ki nikâhlar müminât493 muhsanât492; öyle ki müminât493 fettanlarınızdan*, sağ ellerinizin malik/sahip77 olduğundandır; ve Allah daha iyi bilir imanlarınızı; bir kısmınız bir kısımdandır; öyle ki nikâhlayın onları (sağ ellerinizin malik/sahip olduklarını) ehlinin/ahalisinin** izniyle; ve verin ecirlerini*** marufla291; muhsanât492 (olsunlar) olmaksızın musâfihât494; ve edinmeyenler (olsunlar) gizli/saklı arkadaş; öyle ki muhsanât492 oldukları zaman; öyle ki (sonrası) eğer işlerlerse bir fahişelik490 öyle ki onlar üzerinedir yarısı muhsanât492 üzerine (olan) azaptan; işte bu kimse içindir (ki) haşyet duyar zorluğa/strese sizlerden; ve ki sabretmeniz**** bir hayırdır sizlere; ve Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 25 And who is not able, from you wealth/capability (means) that he marries the chaste, the believing (F) (free women), so from what your rights owned from your youths (girls) the believers (F), and God (is) more knowing with your (P) faith/belief, some of you (are) from some, so marry them (F), with their families’/relations’/(masters’) permission, and give them (F) their rewards/fees (dowries) with the kindness marrying, not fornicating/adulterating, and not taking (P/F) lovers/secret friends, so if they (F) married, so if they committed with an enormous deed/atrocious deed/adultery, so on them (F) half what (is) on the chaste/married (woman) from the torture, that (is) to who feared the exertion/corruption from you, and (to) be patient (is) better for you, and God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 lem asla لَمْ -
3 yestetia' gücü yetiremez يَسْتَطِعْ طوع
4 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
5 tavlen bir uzanıp ulaşmaya طَوْلًا طول
6 en ki أَنْ -
7 yenkiha nikâhlar يَنْكِحَ نكح
8 l-muhsanati muhsanât الْمُحْصَنَاتِ حصن
9 l-mu'minati müminât الْمُؤْمِنَاتِ امن
10 femin öyle ki فَمِنْ -
11 ma مَا -
12 meleket malik/sahip olduğunuzdan مَلَكَتْ ملك
13 eymanukum sağ ellerinizin أَيْمَانُكُمْ يمن
14 min مِنْ -
15 feteyatikumu fettanlarınızdan فَتَيَاتِكُمُ فتي
16 l-mu'minati müminât الْمُؤْمِنَاتِ امن
17 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
18 ea'lemu daha iyi bilir أَعْلَمُ علم
19 biimanikum imanlarınızı بِإِيمَانِكُمْ امن
20 bea'dukum bir kısmınız بَعْضُكُمْ بعض
21 min مِنْ -
22 bea'din bir kısımdandır بَعْضٍ بعض
23 fenkihuhunne öyle ki nikâhların onları فَانْكِحُوهُنَّ نكح
24 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
25 ehlihinne ehlinin/ahalisinin أَهْلِهِنَّ اهل
26 ve atuhunne ve verin وَاتُوهُنَّ اتي
27 ucurahunne ecirlerini أُجُورَهُنَّ اجر
28 bil-mea'rufi marufla بِالْمَعْرُوفِ عرف
29 muhsanatin muhsanât مُحْصَنَاتٍ حصن
30 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
31 musafihatin musâfihât مُسَافِحَاتٍ سفح
32 ve la وَلَا -
33 muttehizati ve edinmeyenler مُتَّخِذَاتِ اخذ
34 ehdanin gizli/saklı arkadaş أَخْدَانٍ خدن
35 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
36 uhsinne muhsenât أُحْصِنَّ حصن
37 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
38 eteyne işlerlerse أَتَيْنَ اتي
39 bifahişetin bir fahişelik بِفَاحِشَةٍ فحش
40 fealeyhinne öyle ki onlar üzerinedir فَعَلَيْهِنَّ -
41 nisfu yarısı نِصْفُ نصف
42 ma مَا -
43 ala üzerine عَلَى -
44 l-muhsanati muhsanât الْمُحْصَنَاتِ حصن
45 mine مِنَ -
46 l-azabi azaptan الْعَذَابِ عذب
47 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
48 limen kimse içindir لِمَنْ -
49 haşiye haşyet duyar خَشِيَ خشي
50 l-anete zorluğa/strese الْعَنَتَ عنت
51 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
52 ve en ve ki وَأَنْ -
53 tesbiru sabretmeniz تَصْبِرُوا صبر
54 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
55 lekum sizlere لَكُمْ -
56 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
57 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
58 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Gençler.**Onlardan sorumlu olan ilgili kimselerin. ***Muhsanât kadınlarla evlenmek için sadaka/mehir verilir. Sağ ellerin malik/sahip olduğu kadınlar için de nikâha bir karşılık/ecir bir farz/zorunluluk olarak verilmelidir.****Müminât muhsanât kadınlarla evlenmek için gereken mücadeleyi sabırla devam etmek.

Ayet 26

519|4|26|يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
519|4|26|يريد الله ليبين لكم ويهديكم سنن الذين من قبلكم ويتوب عليكم والله عليم حكيم
26. Yurîdullâhu li yubeyyine lekum ve yehdîyekum sunenellezîne min kablikum ve yetûbe aleykum. Vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
İster Allah beyan226 etmek sizlere; ve doğru yola kılavuzlamak sizleri sizden öncekilerden kimselerin yasalarına/yollarına*; ve tevbe33 etmek (ister) üzerinize; ve Allah Alîm’dir8; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 26 God wants to clarify/show/explain to you and (He) guides you (to) those who (were) before you’s laws/ways, and He forgives on you, and God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yuridu ister يُرِيدُ رود
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 liyubeyyine beyan etmek لِيُبَيِّنَ بين
4 lekum sizlere لَكُمْ -
5 ve yehdiyekum ve doğru yola kılavuzlamak sizleri وَيَهْدِيَكُمْ هدي
6 sunene yasalarına/yollarına سُنَنَ سنن
7 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
8 min مِنْ -
9 kablikum sizden öncekilerden قَبْلِكُمْ قبل
10 ve yetube ve tevbe etmek (ister) وَيَتُوبَ توب
11 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم
14 hakimun Hakîm’dir. حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Sadece kutsal kitaplar demiş olan kimselerin yasalarına yani kutsal kitapların yasalarına.

Ayet 27

520|4|27|وَٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلشَّهَوَٰتِ أَن تَمِيلُوا۟ مَيْلًا عَظِيمًا
520|4|27|والله يريد ان يتوب عليكم ويريد الذين يتبعون الشهوت ان تميلوا ميلا عظيما
27. Vallâhu yurîdu en yetûbe aleykum ve yurîdullezîne yettebiûneş şehevâti en temîlû meylen azîmâ(azîmen).
Ve Allah ister ki tevbe33 etsin sizlere; ve (oysa) şehvetlere tabi olan kimseler ister ki meyledersiniz (yanlışa) büyük bir meyil (-le).
Ahmed Samira: 27 And God wants that He forgives on you, and those who follow the lusts/desires want that you bend/sway (a) great bending/swaying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 yuridu ister يُرِيدُ رود
3 en ki أَنْ -
4 yetube tevbe etsin يَتُوبَ توب
5 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
6 veyuridu ve ister وَيُرِيدُ رود
7 ellezine kimseler الَّذِينَ -
8 yettebiune tabi olurlar يَتَّبِعُونَ تبع
9 ş-şehevati şehvetlere الشَّهَوَاتِ شهو
10 en ki أَنْ -
11 temilu meyledersiniz (yanlışa) تَمِيلُوا ميل
12 meylen bir meyil (-le) مَيْلًا ميل
13 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 28

521|4|28|يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ وَخُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ ضَعِيفًا
521|4|28|يريد الله ان يخفف عنكم وخلق الانسن ضعيفا
28. Yurîdullâhu en yuhaffife ankum, ve hulikal insânu daîfâ(daîfen).
İster Allah ki hafifletsin* sizlerden; ve yaratıldı insan zayıf/güçsüz (olarak).
Ahmed Samira: 28 God wants that He reduces/lightens from you, and the human was created weak.

Notlar

Not 1: *Yüce Allah kullarına kaldıramayacağından ağır yük asla yüklemez. Yükü hafifletmek ister. İnsan ise Rabbinin reçetesi olan Kur'an'ı terk eder. Kur'an'ın hükümlerini hayatına geçirmez.

Ayet 29

522|4|29|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا
522|4|29|يايها الذين امنوا لا تاكلوا امولكم بينكم بالبطل الا ان تكون تجره عن تراض منكم ولا تقتلوا انفسكم ان الله كان بكم رحيما
29. Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ te’kulû emvâlekum beynekum bil bâtılı, illâ en tekûne ticâraten an terâdın minkum, ve lâ taktulû enfusekum. İnnallâhe kâne bikum rahîmâ(rahîmen).
Ey iman47 etmiş kimseler! Yemeyin mallarınızı aranızda batılla199; dışındadır ki oldu bir ticaret ki kendiniz razı oldunuz; ve katletmeyin35 kendi nefislerinizi201; doğrusu Allah oldu sizlere bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 29 You, you those who believed, do not eat/annihilate/consume your properties/possessions between you with the falsehood except that (it) be commercial trade/buying and selling on acceptance/approval from you, and do not kill your selves, that God was/is with you merciful.53

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 te'kulu yemeyin تَأْكُلُوا اكل
6 emvalekum mallarınızı أَمْوَالَكُمْ مول
7 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
8 bil-batili batılla بِالْبَاطِلِ بطل
9 illa dışındadır إِلَّا -
10 en ki أَنْ -
11 tekune oldu تَكُونَ كون
12 ticaraten bir ticaret تِجَارَةً تجر
13 an ki عَنْ -
14 teradin razı oldunuz تَرَاضٍ رضو
15 minkum kendinizden مِنْكُمْ -
16 ve la ve وَلَا -
17 tektulu katletmeyin تَقْتُلُوا قتل
18 enfusekum kendi nefislerinizi أَنْفُسَكُمْ نفس
19 inne doğrusu إِنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 kane oldu كَانَ كون
22 bikum sizler بِكُمْ -
23 rahimen Rahîm رَحِيمًا رحم

Ayet 30

523|4|30|وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ عُدْوَٰنًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
523|4|30|ومن يفعل ذلك عدونا وظلما فسوف نصليه نارا وكان ذلك علي الله يسيرا
30. Ve men yef’al zâlike udvânen ve zulmen fe sevfe nuslîhi nârâ(nâran). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ve kim faaliyet içinde olur buna bir düşmanlık (-la) ve bir zulüm (-le); öyle ki yakında yanması için sunacağız onu bir ateşe; ve oldu bu Allah'a karşı kolay (bir olay) .
Ahmed Samira: 30 And who makes/does that transgressively and unjustly/oppressively, so We will roast him/make him suffer a fire, and that was/is on God easy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yef'al faaliyet içinde olur يَفْعَلْ فعل
3 zalike buna ذَٰلِكَ -
4 udvanen bir düşmanlık (-la) عُدْوَانًا عدو
5 ve zulmen ve bir zulüm (-le) وَظُلْمًا ظلم
6 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
7 nuslihi yanması için sunacağız onu نُصْلِيهِ صلي
8 naran bir ateşe نَارًا نور
9 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
10 zalike bu ذَٰلِكَ -
11 ala karşı عَلَى -
12 llahi Allah'a اللَّهِ -
13 yesiran kolaydır يَسِيرًا يسر

Ayet 31

524|4|31|إِن تَجْتَنِبُوا۟ كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًا كَرِيمًا
524|4|31|ان تجتنبوا كباير ما تنهون عنه نكفر عنكم سياتكم وندخلكم مدخلا كريما
31. İn tectenibû kebâira mâ tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiâtikum ve nudhılkum mudhalen kerîmâ(kerîmen).
Eğer uzak durursanız kendisinden yasaklandığınızın büyüklerine (karşı); kâfirlik498 ederiz sizlerden kötülüklerinize; ve sokarız sizleri cömert* bir girişe**.
Ahmed Samira: 31 If you avoid/distance your selves (from) big crimes/sins that you are being forbidden/prevented from it, We substitute from you, your sins/crimes and We make you enter an honoured an entrance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 tectenibu uzak durursunuz تَجْتَنِبُوا جنب
3 kebaira büyüklerine كَبَائِرَ كبر
4 ma مَا -
5 tunhevne yasaklandığınızın تُنْهَوْنَ نهي
6 anhu kendisinden عَنْهُ -
7 nukeffir kâfirlik ederiz نُكَفِّرْ كفر
8 ankum sizlerden عَنْكُمْ -
9 seyyiatikum kötülüklere سَيِّئَاتِكُمْ سوا
10 ve nudhilkum ve sokarız sizleri وَنُدْخِلْكُمْ دخل
11 mudhalen bir girişe مُدْخَلًا دخل
12 kerimen cömert كَرِيمًا كرم

Notlar

Not 1: *Kerim.**Dünya hayatında ve ahiret hayatında cömert/bereketli bir girişe girerler.

Ayet 32

525|4|32|وَلَا تَتَمَنَّوْا۟ مَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بِهِۦ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبُوا۟ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبْنَ وَسْـَٔلُوا۟ ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا
525|4|32|ولا تتمنوا ما فضل الله به بعضكم علي بعض للرجال نصيب مما اكتسبوا وللنسا نصيب مما اكتسبن وسلوا الله من فضله ان الله كان بكل شي عليما
32. Ve lâ tetemennev mâ faddalallâhû bihî ba’dakum alâ ba’d(ba’dın). Lir ricâli nasîbun mimmâktesebû ve lin nisâi nasîbun mimmâktesebn(mimmektesebne. Ves’elûllâhe min fadlihî. İnnallâhe kâne bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Ve temenni* etmeyin fazlalıklı kıldığına Allah'ın kendisiyle bir kısmınızı bir kısma karşı; erkekleredir bir nasip kazandıklarından; ve kadınlaradır bir nasip kazandıklarından; ve sorun/sual edin Allah’a fazlından/lütfundan202 O’nun; doğrusu Allah oldu her bir şeye bir Alîm8.
Ahmed Samira: 32 And do not wish/desire what God favoured with it, some of you on (over) some, to the men a share from what they earned , and to the women a share from what they (F) earned , and ask/beg God from His grace , that God was/is with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tetemennev temenni etmeyin تَتَمَنَّوْا مني
3 ma مَا -
4 feddele fazlalıklı kıldığına فَضَّلَ فضل
5 llahu Allah'ın اللَّهُ -
6 bihi onunla بِهِ -
7 bea'dekum bir kısmınızı بَعْضَكُمْ بعض
8 ala karşı عَلَىٰ -
9 bea'din bir kısma بَعْضٍ بعض
10 lirricali erkeklerdir لِلرِّجَالِ رجل
11 nesibun bir nasip نَصِيبٌ نصب
12 mimma مِمَّا -
13 ktesebu kazandıklarından اكْتَسَبُوا كسب
14 velinnisa'i ve kadınlaradır وَلِلنِّسَاءِ نسو
15 nesibun bir nasip نَصِيبٌ نصب
16 mimma مِمَّا -
17 ktesebne kazandıklarından اكْتَسَبْنَ كسب
18 veselu ve sorun/sual edin وَاسْأَلُوا سال
19 llahe Allah’a اللَّهَ -
20 min مِنْ -
21 fedlihi fazlından/lütfundan O’Nun فَضْلِهِ فضل
22 inne doğrusu إِنَّ -
23 llahe Allah اللَّهَ -
24 kane oldu كَانَ كون
25 bikulli her بِكُلِّ كلل
26 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
27 alimen Alim عَلِيمًا علم

Notlar

Not 1: *Arzulama, isteme.

Ayet 33

526|4|33|وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَٱلَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَٰنُكُمْ فَـَٔاتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا
526|4|33|ولكل جعلنا مولي مما ترك الولدان والاقربون والذين عقدت ايمنكم فاتوهم نصيبهم ان الله كان علي كل شي شهيدا
33. Ve li kullin cealnâ mevâliye mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûn(akrabûne). Vellezîne akadet eymânukum fe âtûhum nasîbehum. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in şehîdâ(şehîden).
Ve her bir (kimse) için yaptık ardından gelen varisler* terk ettiğinden** ana babanın ve yakınlık sahiplerinin; ve kimselere (ki) bağladı/bağıtladı sağ elleriniz77; öyle ki verin nasiplerini onların (sağ ellerinizin bağladığı kimselerin); doğrusu Allah oldu her bir şey üzerine bir Şehîd499.
Ahmed Samira: 33 And to each We made guardians/relatives (heirs) from what the parents and the nearest/relations left, and those who your oaths (had) determined/intended (you mad a contract with), so give them their share, that God was/is on every thing a witness/present.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velikullin ve her bir için وَلِكُلٍّ كلل
2 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
3 mevaliye ardından gelen varisler مَوَالِيَ ولي
4 mimma -ndan مِمَّا -
5 terake terkettik تَرَكَ ترك
6 l-validani ana babanın الْوَالِدَانِ ولد
7 vel'ekrabune ve yakınlık sahibi وَالْأَقْرَبُونَ قرب
8 vellezine ve kimselere وَالَّذِينَ -
9 akadet bağladı عَقَدَتْ عقد
10 eymanukum sağ elleriniz أَيْمَانُكُمْ يمن
11 fe atuhum öyle ki verin فَاتُوهُمْ اتي
12 nesibehum nasiplerini onların نَصِيبَهُمْ نصب
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 kane oldu كَانَ كون
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 kulli her bir كُلِّ كلل
18 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
19 şehiden bir Şahit شَهِيدًا شهد

Notlar

Not 1: *Yakın koruyucular.**Bıraktığı mirastan.

Ayet 34

527|4|34|ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ فَٱلصَّٰلِحَٰتُ قَٰنِتَٰتٌ حَٰفِظَٰتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ وَٱلَّٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا
527|4|34|الرجال قومون علي النسا بما فضل الله بعضهم علي بعض وبما انفقوا من امولهم فالصلحت قنتت حفظت للغيب بما حفظ الله والتي تخافون نشوزهن فعظوهن واهجروهن في المضاجع واضربوهن فان اطعنكم فلا تبغوا عليهن سبيلا ان الله كان عليا كبيرا
34. Er ricâlu kavvâmûne alân nisâi bi mâ faddalallâhu ba’dahum alâ ba’dın ve bi mâ enfekû min emvâlihim. Fes sâlihâtu kânitâtun hâfizâtun lil gaybi bi mâ hafizallâh(hafizallâhu). Vellâtî tehâfûne nuşûzehunne fe ızûhunne vahcurûhunn (vahcurûhunne) fîl medâcıı vadrıbûhunne, fe in ata’nekum fe lâ tebgû aleyhinne sebîlâ(sebîlen). İnnallâhe kâne aliyyen kebîrâ(kebîran).
Erkekler kavvamdır501 kadınlara karşı; fazlalıklı kılmasıyla Allah'ın bir kısmı onlardan (insanlardan) bir kısma karşı ve mallarından infak6 ettikleriyle; öyle ki sâlih777 kadınlar kanaatkarlardır398; koruyanlardır gizliyi Allah'ın koruduğuyla (Allah'ın korunmasına hükmettiğiyle); ve o (kadınlardan) ki (eğer) korkarsanız kalkışmalar (dan)/yüksekten bakmalar (dan); öyle ki vaaz653 edin onlara; ve terk edin (kendiniz terk ederek) onları/ hicret edin onlardan yataklarda*; ve darbeyi vurun500 onlara; öyle ki itaat** ederlerse sizlere; öyle ki aramayın/bakınmayın onların aleyhine bir yol; doğrusu Allah oldu bir Aliyy373; bir Kebîr502.
Ahmed Samira: 34 The men (are) taking care of matters for livelihood on (for) the women with what God preferred/favoured some of them (men and women) on some, and with what they spent from their (M) properties/possession , so the correct/righteous females are obeying humbly , worshipping humbly, protecting/safekeeping to the invisible with what God protected ; and those whom (F) you fear their (F) quarrel (disobedience) , so advise/warn them (F) and desert/abandon them (F) in the place of lying down (beds), and ignore/disregard/push them (F) , so if they obeyed you, so do not oppress/transgress on them (F) a way/method, that God was/is high, mighty/great.

Notlar

Not 1: *Yatağı ayırın. Cinsel ilişki kurmayın.**Boşanma darbesinin öne sürülmesiyle itaat ederlerse boşanmaktan vazgeçilir.

Ayet 35

528|4|35|وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَٱبْعَثُوا۟ حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِۦ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصْلَٰحًا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيْنَهُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا
528|4|35|وان خفتم شقاق بينهما فابعثوا حكما من اهله وحكما من اهلها ان يريدا اصلحا يوفق الله بينهما ان الله كان عليما خبيرا
35. Ve in hıftum şıkâka beynihimâ feb’asû hakemen min ehlihî ve hakemen min ehlihâ, in yurîdâ ıslâhan yuveffikıllâhu beynehumâ. İnnallâhe kâne alîmen habîrâ(habîren).
Ve eğer korktunuzsa yarılması (-ndan) ikisinin* arasının; öyle ki gönderin bir hakem onun (erkeğin) ehlinden; ve bir hakem (de) onun (kadının) ehlinden; eğer razı olurlarsa ikisi* ıslaha/düzelmeye; uygunlaştırır Allah ikisinin* arasını; doğrusu Allah oldu bir Alîm8; bir Habîr466.
Ahmed Samira: 35 And if you feared defiance/disobedience between them (B) so send a judge from his family and a judge from her family , if they (B) want reconciliation, God reconciliates/inspires/harmonizes between them (B), that God was/is knowledgeable, expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 hiftum korktunuzsa خِفْتُمْ خوف
3 şikaka yarılmasını شِقَاقَ شقق
4 beynihima ikisinin arasının بَيْنِهِمَا بين
5 feb'asu öyle ki gönderin فَابْعَثُوا بعث
6 hakemen bir hakem حَكَمًا حكم
7 min مِنْ -
8 ehlihi onun (erkeğin) ehlinden أَهْلِهِ اهل
9 ve hakemen ve bir hakem وَحَكَمًا حكم
10 min مِنْ -
11 ehliha onun ehlinden أَهْلِهَا اهل
12 in eğer إِنْ -
13 yurida razı olurlarsa ikisi يُرِيدَا رود
14 islahen islaha/düzelmeye إِصْلَاحًا صلح
15 yuveffiki uygunlaştırır يُوَفِّقِ وفق
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 beynehuma ikisinin arasını بَيْنَهُمَا بين
18 inne doğrusu إِنَّ -
19 llahe Allah اللَّهَ -
20 kane oldu كَانَ كون
21 alimen Alim عَلِيمًا علم
22 habiran Habîr خَبِيرًا خبر

Notlar

Not 1: *Karı koca.

Ayet 36

529|4|36|وَٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا
529|4|36|واعبدوا الله ولا تشركوا به شيا وبالولدين احسنا وبذي القربي واليتمي والمسكين والجار ذي القربي والجار الجنب والصاحب بالجنب وابن السبيل وما ملكت ايمنكم ان الله لا يحب من كان مختالا فخورا
36. Va’budûllâhe ve lâ tuşrikû bihî şeyen ve bil vâlideyni ihsânen ve bizil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vel câri zil kurbâ vel câril cunubi ves sâhıbi bil cenbi vebnis sebîli, ve mâ meleket eymânukum. İnnallâhe lâ yuhıbbu men kâne muhtâlen fehûrâ(fehûran).
Ve kulluk46 edin Allah'a; ve şirk koşmayın71 O'na bir şeyi; ve ana babayadır bir ihsân250 ve yakınlık sahibine; ve yetimlere131; ve miskinlere113; ve yakınlık sahibi komşuya; ve uzak komşuya; ve (aynı) taraf/yönde yoldaşa; ve yolun oğluna354; ve malik/sahip olduğuna sağ ellerinizin77; doğrusu Allah sevmez kimseyi (ki) oldu (o) bir kurumlanan*; bir gururlanan.
Ahmed Samira: 36 And worship God and do not share/make partners with Him a thing, and with the parents a goodness, and with of the relatives, and the orphans, and the poorest of poor/poor oppressed, and the neighbour of the relations/near, and the neighbour the distant/foreign, and the companion/friend with the side (close), and the traveler/stranded traveler, and what your rights owned; that God does not love/like who was/is a conceited/arrogant, proud/arrogant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vea'budu ve kulluk edin وَاعْبُدُوا عبد
2 llahe Allah'a اللَّهَ -
3 ve la ve وَلَا -
4 tuşriku şirk koşmayın تُشْرِكُوا شرك
5 bihi O'na بِهِ -
6 şey'en bir şeyi شَيْئًا شيا
7 ve bil-valideyni ve ana babaya وَبِالْوَالِدَيْنِ ولد
8 ihsanen bir ihsan إِحْسَانًا حسن
9 ve bizi ve وَبِذِي -
10 l-kurba yakınlık sahibine الْقُرْبَىٰ قرب
11 velyetama ve yetimlere وَالْيَتَامَىٰ يتم
12 velmesakini ve miskinlere وَالْمَسَاكِينِ سكن
13 velcari ve komşuya وَالْجَارِ جور
14 zi sahibi ذِي -
15 l-kurba yakınlık الْقُرْبَىٰ قرب
16 velcari ve komşuya وَالْجَارِ جور
17 l-cunubi uzak الْجُنُبِ جنب
18 ve ssahibi ve yoldaşa وَالصَّاحِبِ صحب
19 bil-cenbi (aynı) taraf بِالْجَنْبِ جنب
20 vebni ve oğluna وَابْنِ بني
21 s-sebili yolun السَّبِيلِ سبل
22 ve ma ve وَمَا -
23 meleket malik/sahip olduğuna مَلَكَتْ ملك
24 eymanukum sağ ellerinizin أَيْمَانُكُمْ يمن
25 inne doğrusu إِنَّ -
26 llahe Allah اللَّهَ -
27 la لَا -
28 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
29 men kimselerin مَنْ -
30 kane oldu كَانَ كون
31 muhtalen bir kurumlanan مُخْتَالًا خيل
32 fehuran bir gururlanan فَخُورًا فخر

Notlar

Not 1: *Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı.

Ayet 37

530|4|37|ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
530|4|37|الذين يبخلون ويامرون الناس بالبخل ويكتمون ما اتيهم الله من فضله واعتدنا للكفرين عذابا مهينا
37. Ellezîne yebhalûne ve ye’murûnen nâse bil buhli ve yektumûne mâ âtâhumullâhu min fadlıhî. Ve a’tednâ lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen).
Kimseler (ki) cimrilik/pintilik ederler; ve emrederler insanlara cimriliği/pintiliği; ve gizlerler verdiğini onlara Allah'ın kendi fazlından202; ve hazırladık kâfirler25 için yıpratan/çöktüren bir azap.
Ahmed Samira: 37 Those who are being stingy/miser, and order/command the people with the stinginess/miserliness and they hide/conceal what God gave them from His grace/favour/blessing, and We prepared to the disbelievers a despised torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yebhalune cimrilik/pintilik ederler يَبْخَلُونَ بخل
3 ve ye'murune ve emrederler وَيَأْمُرُونَ امر
4 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
5 bil-buhli cimriliği/pintiliği بِالْبُخْلِ بخل
6 ve yektumune ve gizlerler وَيَكْتُمُونَ كتم
7 ma مَا -
8 atahumu verdiğini onlara اتَاهُمُ اتي
9 llahu Allah'ın اللَّهُ -
10 min مِنْ -
11 fedlihi fazlından O’nun فَضْلِهِ فضل
12 ve ea'tedna ve hazırladık وَأَعْتَدْنَا عتد
13 lilkafirine kâfirler için لِلْكَافِرِينَ كفر
14 azaben bir azap عَذَابًا عذب
15 muhinen yıpratan/çöktüren مُهِينًا هون

Ayet 38

531|4|38|وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيْطَٰنُ لَهُۥ قَرِينًا فَسَآءَ قَرِينًا
531|4|38|والذين ينفقون امولهم ريا الناس ولا يومنون بالله ولا باليوم الاخر ومن يكن الشيطن له قرينا فسا قرينا
38. Vellezîne yunfıkûne emvâlehum riâen nâsi ve lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhir(âhiri). Ve men yekuniş şeytânu lehu karînen fe sâe karînâ(karînen).
Ve kimseler (ki) infak6 ederler mallarını insanlara göstermeye; ve iman47 etmezler Allah'a ve ahiret gününe; kime (ki) olur şeytân29 ona birleşik/bağlantılı; öyle ki ne kötü (bir) birleşmedir/bağlanmadır.
Ahmed Samira: 38 Those who spend their properties/wealths showing off/pretending/appearing (to) the people, and do not believe with God, and nor with the Day the Last/Resurrection Day, and who the devil is for him a companion , so he was/is a bad/evil companion.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 yunfikune infak ederler يُنْفِقُونَ نفق
3 emvalehum mallarını أَمْوَالَهُمْ مول
4 ria'e göstermeye رِئَاءَ راي
5 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
6 ve la ve وَلَا -
7 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
8 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
9 ve la وَلَا -
10 bil-yevmi ve gününe بِالْيَوْمِ يوم
11 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
12 ve men kimin وَمَنْ -
13 yekuni olur يَكُنِ كون
14 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
15 lehu ona لَهُ -
16 karinen birleşik/bağlantılı قَرِينًا قرن
17 fesa'e öyle ki ne kötü فَسَاءَ سوا
18 karinen birleşik/bağlantılı قَرِينًا قرن

Ayet 39

532|4|39|وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ وَكَانَ ٱللَّهُ بِهِمْ عَلِيمًا
532|4|39|وماذا عليهم لو امنوا بالله واليوم الاخر وانفقوا مما رزقهم الله وكان الله بهم عليما
39. Ve mâzâ aleyhim lev âmenû billâhi vel yevmil âhıri ve enfekû mimmâ razakahumullâh(razakahumullâhu). Ve kânallâhu bihim alîmâ(alîmen).
Ve nedir onların üzerlerine (olan)*; eğer (ki) iman47 etselerdi Allah'a ve ahiret gününe ve infak6 etselerdi rızıklandırdığından onları Allah'ın; ve oldu Allah onlara bir Alîm8.
Ahmed Samira: 39 And what (is) on them if they believed with God, and the Day the Last/Resurrection Day, and they spent from what God provided for them, and God was/is with them knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve maza ve nedir وَمَاذَا -
2 aleyhim onların üzerlerine عَلَيْهِمْ -
3 lev şayet لَوْ -
4 amenu iman etselerdi امَنُوا امن
5 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
6 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
7 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
8 ve enfeku ve infak etselerdi وَأَنْفَقُوا نفق
9 mimma مِمَّا -
10 razekahumu rızıklandırdığından onları رَزَقَهُمُ رزق
11 llahu Allah'ın اللَّهُ -
12 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 bihim onlara بِهِمْ -
15 alimen bir Alim عَلِيمًا علم

Notlar

Not 1: *Ne oluyor onlara ki?

Ayet 40

533|4|40|إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا
533|4|40|ان الله لا يظلم مثقال ذره وان تك حسنه يضعفها ويوت من لدنه اجرا عظيما
40. İnnallâhe lâ yazlimu miskâle zerreh(zerretin), ve in teku haseneten yudâıfhâ ve yu’ti min ledunhu ecran azîmâ(azîmen).
Doğrusu Allah zulmetmez bir zerre503 ağırlığınca; ve eğer (ki) olur bir güzellik/iyilik katlar onu; ve verir kendi yanından büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 40 That God does not cause injustice/oppress a weight/smallest particle, and if (it) be a goodness, He doubles it, and gives from at Him a great reward.54

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 la لَا -
4 yezlimu zulmetmez يَظْلِمُ ظلم
5 miskale ağırlığında مِثْقَالَ ثقل
6 zerratin bir zerre ذَرَّةٍ ذرر
7 ve in ve eğer وَإِنْ -
8 teku olsa تَكُ كون
9 haseneten bir güzellik/iyilik حَسَنَةً حسن
10 yudaifha katlar onu يُضَاعِفْهَا ضعف
11 ve yu'ti ve verir وَيُؤْتِ اتي
12 min مِنْ -
13 ledunhu kendi yanından لَدُنْهُ لدن
14 ecran bir ecir/karşılık أَجْرًا اجر
15 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 41

534|4|41|فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍۭ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ شَهِيدًا
534|4|41|فكيف اذا جينا من كل امه بشهيد وجينا بك علي هولا شهيدا
41. Fe keyfe izâ ci’nâ min kulli ummetin bi şehîdin ve ci’nâ bike alâ hâulâi şehîdâ(şehîden).
Öyle ki nasıl (olur) getirdiğimiz zaman her bir ümmetten305 bir şahit/tanık; ve getirdiğimizde seni bunlar* üzerine bir şahit/tanık.
Ahmed Samira: 41 So how if We came from every nation/generation with an honest witness and We came with you (S/M) on those a witness?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekeyfe öyle ki nasıldır فَكَيْفَ كيف
2 iza zaman إِذَا -
3 ci'na getirdiğimiz جِئْنَا جيا
4 min مِنْ -
5 kulli her كُلِّ كلل
6 ummetin ümmetten أُمَّةٍ امم
7 bişehidin bir şahit بِشَهِيدٍ شهد
8 ve ci'na ve getirdiğimizde وَجِئْنَا جيا
9 bike seni بِكَ -
10 ala üzerine عَلَىٰ -
11 ha'ula'i bunlar هَٰؤُلَاءِ -
12 şehiden bir şahit شَهِيدًا شهد

Notlar

Not 1: *Kendilerini Muhammed peygamberin ümmeti olarak kabul eden, dinlerini parça parça etmiş, mezheplere bölmüş olanlara karşı Muhammed peygamberin bir tanık/şahit olarak dinleneceği anlaşılmaktadır. 25:30 ayetinde Muhammed peygamberin nasıl bir tanıklık ettiği bildirilmiştir. Muhammed peygamber ümmetinin Kur'an'ı terk edilmiş bir şekilde tuttuklarını, Kur'an'a gerçek anlamda tabi olmadıklarını deklere etmiştir.

Ayet 42

535|4|42|يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَعَصَوُا۟ ٱلرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلْأَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثًا
535|4|42|يوميذ يود الذين كفروا وعصوا الرسول لو تسوي بهم الارض ولا يكتمون الله حديثا
42. Yevme izin yeveddullezîne keferû ve asavur resûle lev tusevvâ bihimul ard(ardu). Ve lâ yektumûnallâhe hadîsâ(hadîsen).
O gün ister kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler ve isyan* ettiler resûle**; şayet/keşke aynı seviyede olsa onlarla yer***; ve gizleyemezler Allah’a bir hadis/söz504.
Ahmed Samira: 42 That day those who disbelieved and disobeyed the messenger if the earth/Planet Earth be straightened with them, and they do not hide/conceal (from) God an information/speech.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
2 yeveddu isterler يَوَدُّ ودد
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
5 ve asavu ve isyan ettiler وَعَصَوُا عصي
6 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
7 lev şayet لَوْ -
8 tusevva aynı seviyede olsa تُسَوَّىٰ سوي
9 bihimu onlarla بِهِمُ -
10 l-erdu yer الْأَرْضُ ارض
11 ve la وَلَا -
12 yektumune ve gizlemezler يَكْتُمُونَ كتم
13 llahe Allah’a اللَّهَ -
14 hadisen bir hadis/söz حَدِيثًا حدث

Notlar

Not 1: *Muhammed peygamberin getirdiği Kur'an'a isyan ettiler. Kur'an'ın ayetlerine isyan ettiler. Ayetleri yok saydılar. Ayetleri hadislerin hükmüyle yok ettiler. **Muhammed peygambere.***Yerin dibine geçseler.

Ayet 43

536|4|43|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْرَبُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا۟ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
536|4|43|يايها الذين امنوا لا تقربوا الصلوه وانتم سكري حتي تعلموا ما تقولون ولا جنبا الا عابري سبيل حتي تغتسلوا وان كنتم مرضي او علي سفر او جا احد منكم من الغايط او لمستم النسا فلم تجدوا ما فتيمموا صعيدا طيبا فامسحوا بوجوهكم وايديكم ان الله كان عفوا غفورا
43. Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ(gafûran).
Ey iman47 etmiş kimseler! Yaklaşmayın salâta5; ve sizler sarhoşlar/aklı örtmüşler (olarak); ta ki bilersiniz dediğinizi; ve de bir cünüp136 (-ken) -dışındadır bir yol gelip geçenler- ta ki guslederler/yıkanırlar/banyo yaparlar533; ve eğer oldunuz hastalar ya da bir sefer üzerine; ya da geldi biriniz sizden gaitadan/dışkılamaktan533 ya da dokundunuz/cinsel ilişkiye girdiniz kadınlara533; öyle ki asla bulamadınız bir su; öyle ki teyemmüm edin/sürün iyi/hoş/yumuşak toprağa/kuma; öyle ki sıvazlayın yüzlerinize ve ellerinize; doğrusu Allah oldu bir Afuv710; bir Gafûr20.
Ahmed Samira: 43 You, you those who believed, do not approach the prayers and you are intoxicated , until you know what you are saying, and nor distant from God/impure , except crossing a road/way, until you wash yourselves with water , and if you were sick/diseased or on a long distance travel, or any of you came from the safe and hidden depression in ground used for human discharge (toilet) or you touched repeatedly/touched and felt repeatedly (could mean: had intercourse with) the women, so you did not find water, so wipe your hands and face with dust , pure/good dust, so wipe with your faces and your hands, that God was/is often forgiving/pardoning, forgiving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَاأَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tekrabu yaklaşmayın تَقْرَبُوا قرب
6 s-salate salata الصَّلَاةَ صلو
7 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
8 sukara sarhoşlar/aklı örtmüşler سُكَارَىٰ سكر
9 hatta ta ki حَتَّىٰ -
10 tea'lemu bilersiniz تَعْلَمُوا علم
11 ma مَا -
12 tekulune dediğinizi تَقُولُونَ قول
13 ve la ve de وَلَا -
14 cunuben bir cünüp (-ken)/bir uzak (-ken) (temizlikten) جُنُبًا جنب
15 illa dışındadır إِلَّا -
16 aabiri gelip geçenler عَابِرِي عبر
17 sebilin bir yol سَبِيلٍ سبل
18 hatta ta ki حَتَّىٰ -
19 tegtesilu guslederler/yıkanırlar/banyo yaparlar تَغْتَسِلُوا غسل
20 ve in ve eğer وَإِنْ -
21 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
22 merda hastalar مَرْضَىٰ مرض
23 ev ya da أَوْ -
24 ala üzerine عَلَىٰ -
25 seferin bir sefer سَفَرٍ سفر
26 ev ya da أَوْ -
27 ca'e geldi جَاءَ جيا
28 ehadun biriniz أَحَدٌ احد
29 minkum sizden مِنْكُمْ -
30 mine مِنَ -
31 l-gaiti gaitadan/dışkılamaktan الْغَائِطِ غوط
32 ev ya da أَوْ -
33 lamestumu dokundunuz/cinsel ilişkiye girdiniz لَامَسْتُمُ لمس
34 n-nisa'e kadınlara النِّسَاءَ نسو
35 fe lem öyle ki asla فَلَمْ -
36 tecidu bulamadınız تَجِدُوا وجد
37 maen bir su مَاءً موه
38 feteyemmemu öyle ki teyemmüm edin/sürün فَتَيَمَّمُوا يمم
39 saiyden toprağa/kuma صَعِيدًا صعد
40 tayyiben iyi/hoş/yumuşak طَيِّبًا طيب
41 femsehu öyle ki sıvazlayın فَامْسَحُوا مسح
42 bivucuhikum yüzlerinize بِوُجُوهِكُمْ وجه
43 ve eydikum ve ellerinize وَأَيْدِيكُمْ يدي
44 inne doğrusu إِنَّ -
45 llahe Allah اللَّهَ -
46 kane oldu كَانَ كون
47 afuvven afuv عَفُوًّا عفو
48 gafuran gafûr غَفُورًا غفر

Notlar

Not: Salât’a hangi kimseler yaklaşamaz;Sarhoş olmuşlar (alkol, hap, toz, uyuşturucu vb. nedeniyle), aklı örtülmüş olanlar yani sağlıklı karar veremeyenler ne dediklerini bilinceye kadar salâta katılamazlar. Katılmama nedenleri abuk sabuk konuşarak başka insanları rahatsız etmeleri, salâta engel olabilmeleridir. Bu kimseler salâttan da bir şey anlamayacaklardır. Ancak akılları başlarına gelince salâta katılabilirler. Cünüp ne demek?‘cunuben’ (جنب) kelimesi kökü bir yana dönmek (turn aside), uzaklaşmak (ward off), uzak durmak (keep away, keep far), sakınmak (stun), uzak olmak (be distant), kenarda kalmak (be or remain by the side) anlamındadır. Ayette tekil, eril isim kelimesi gelmiş olup ‘uzak, kenar’ anlamındadır.Uzun zaman yıkanmamış, banyo yapamamış kimseler temizlikten uzaklaştıkları için cünüp olarak isimlendirilir. Yüce Allah bu kimselerin yıkanmasını emretmektedir. Cünüplüğün cinsel ilişkiyle ilgisi yoktur. Cünüp hale gelmiş yani temizlikten uzak kalmış olanlar yayabilecekleri pis koku nedeniyle salâta katılamazlar. Bu kimseler banyo yaparak temizleneceklerdir. Daha sonra abdest alma sürecine gireceklerdir. Eğer orada yaşamayan, gelip geçen bir kimseyse ve banyo yapma imkânı yoksa direkt olarak abdest alma sürecine girecektir. Abdest süreci;Abdesti Kur’an’a göre iki şey bozar. 1. Cinsel ilişki olmuşsa2. Dışkılama olmuşsa yani gaita çıkışı olmuşsa.Abdest gerekirse;Su varsa; eller dirseklere kadar yıkanır. Yüz yıkanır. Baş mesh edilir. Ayaklar mesh edilir.Su yoksa ya da hastalık varsa ya da sefer hali varsa temiz ve yumuşak bir toprakla/kumla eller ovuşturulur ve yüze sürülür.Şema olarak gösterilmesi;Abdest alma süreci;

Ayet 44

537|4|44|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ
537|4|44|الم تر الي الذين اوتوا نصيبا من الكتب يشترون الضلله ويريدون ان تضلوا السبيل
44. E lem tera ilâllezîne ûtû nasîben minel kitâbi yeşterûned dalâlete ve yurîdûne en tedıllus sebîl(sebîle).
Hiç görmez misin kimseleri (ki) verildiler bir nasip kitaptan*; satın alırlar (onlar) dalaleti128 ve isterler ki dalalete128 düşün yolda.
Ahmed Samira: 44 Did you not see to those who were given a share from The Book , they buy/volunteer the misguidance and they want that you (also) be misguided (from) the way?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 utu verildiler أُوتُوا اتي
6 nesiben bir nasip نَصِيبًا نصب
7 mine مِنَ -
8 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
9 yeşterune satın alırlar يَشْتَرُونَ شري
10 d-delalete delaleti الضَّلَالَةَ ضلل
11 ve yuridune ve isterler وَيُرِيدُونَ رود
12 en ki أَنْ -
13 tedillu delalete düşün تَضِلُّوا ضلل
14 s-sebile yolda السَّبِيلَ سبل

Notlar

Not 1: *Kitap ehli.

Ayet 45

538|4|45|وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَآئِكُمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرًا
538|4|45|والله اعلم باعدايكم وكفي بالله وليا وكفي بالله نصيرا
45. Vallâhu a’lemu bi a’dâikum. Ve kefâ billâhi veliyyen, ve kefâ billâhi nasîrâ(nasîran).
Ve Allah daha iyi bilendir düşmanlarınızı; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Veli28 (olarak); kâfi geldi/yetti Allah bir Nasîr69 (olarak).
Ahmed Samira: 45 And God (is) more knowing with (about) your enemies, and enough/sufficient with God (as) a guardian and enough/sufficient with God (as) a victorior/savior .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
3 biea'daikum düşmanlarınızı بِأَعْدَائِكُمْ عدو
4 ve kefa ve kafi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
5 billahi Allah بِاللَّهِ -
6 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
7 ve kefa kafi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
8 billahi Allah بِاللَّهِ -
9 nesiran bir yardımcı نَصِيرًا نصر

Ayet 46

539|4|46|مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَٱسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَٰعِنَا لَيًّۢا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى ٱلدِّينِ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱسْمَعْ وَٱنظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
539|4|46|من الذين هادوا يحرفون الكلم عن مواضعه ويقولون سمعنا وعصينا واسمع غير مسمع ورعنا ليا بالسنتهم وطعنا في الدين ولو انهم قالوا سمعنا واطعنا واسمع وانظرنا لكان خيرا لهم واقوم ولكن لعنهم الله بكفرهم فلا يومنون الا قليلا
46. Minellezîne hâdû yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve yekûlûne semi’nâ ve asaynâ vesma’ gayra musmeın ve râınâ leyyen bi elsinetihim ve ta’nan fîd dîn(dîni). Ve lev ennehum kâlû semi’nâ ve ata’nâ vesma’ venzurnâ le kâne hayran lehum ve akvem(akveme), ve lâkin leanehumullâhu bi kufrihim fe lâ yu’minûne illâ kalîlâ(kalîlen).
Yahudileşmiş kimselerden (ki) tahrif ederler kelimeyi kendi yerlerinden; ve derler: "İşittik ve isyan ettik"; -ve işit olmaksızın işiten!- ve (derler) "Güt300 bizi”; eğip bükme (-yle) dillerini ve ta’an949 (-la) dinde; ve şayet ki onlar deselerdi: "İşittik ve itaat ettik" ve "İşit ve gözet300 bizleri"; mutlak olurdu bir hayır onlara ve (olurdu) daha dik/ayakta/kıyamda; fakat mutlak lanetledi280 onları Allah küfürleriyle25; öyle ki iman47 etmezler bir az dışında.
Ahmed Samira: 46 From those who repented/guided/Jews, they alter the words/expressions from its places, and they say: "We heard/listened and we disobeyed." And hear/listen not making others hear, and: "Observe us ."Distortion with their tongues/languages and defaming in the religion, and if that they said: "We heard/listened and we obeyed and hear/listen and give us time/delay us ." (It) would have been best for them and more just/direct, and but God cursed them, with their disbelief, so they do not believe, except (for a) few. (NOTE: IN HEBREW MEANS `OUR EVIL ONE’),

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 mine مِنَ -
2 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
3 hadu yahudileşmiş هَادُوا هود
4 yuharrifune tahrif ederler يُحَرِّفُونَ حرف
5 l-kelime kelimeyi الْكَلِمَ كلم
6 an عَنْ -
7 mevadiihi kendi yerlerinden مَوَاضِعِهِ وضع
8 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
9 semia'na işittik سَمِعْنَا سمع
10 ve asayna ve isyan ettik وَعَصَيْنَا عصي
11 vesmea' ve işit وَاسْمَعْ سمع
12 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
13 musmein işiten مُسْمَعٍ سمع
14 ve raina ve “güt bizi” وَرَاعِنَا رعي
15 leyyen eğip bükme (-yle) لَيًّا لوي
16 bielsinetihim dillerini بِأَلْسِنَتِهِمْ لسن
17 ve taa'nen ve ta’an (-la) وَطَعْنًا طعن
18 fi فِي -
19 d-dini dinde الدِّينِ دين
20 velev ve şayet وَلَوْ -
21 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
22 kalu deselerdi قَالُوا قول
23 semia'na işittik سَمِعْنَا سمع
24 ve etaa'na ve itaat ettik وَأَطَعْنَا طوع
25 vesmea' ve işit وَاسْمَعْ سمع
26 venzurna ve gözet bizleri وَانْظُرْنَا نظر
27 lekane mutlak olurdu لَكَانَ كون
28 hayran bir hayır خَيْرًا خير
29 lehum onlara لَهُمْ -
30 ve ekve me ve daha dik/ayakta/kıyamda وَأَقْوَمَ قوم
31 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
32 leanehumu mutlak lanetlerdi onları لَعَنَهُمُ لعن
33 llahu Allah اللَّهُ -
34 bikufrihim küfürleriyle بِكُفْرِهِمْ كفر
35 fela öyle ki فَلَا -
36 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
37 illa dışında إِلَّا -
38 kalilen bir az قَلِيلًا قلل

Ayet 47

540|4|47|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ ءَامِنُوا۟ بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰٓ أَدْبَارِهَآ أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّآ أَصْحَٰبَ ٱلسَّبْتِ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا
540|4|47|يايها الذين اوتوا الكتب امنوا بما نزلنا مصدقا لما معكم من قبل ان نطمس وجوها فنردها علي ادبارها او نلعنهم كما لعنا اصحب السبت وكان امر الله مفعولا
47. Yâ eyyuhâllezîne ûtûl kitâbe âminû bi mâ nezzelnâ musaddikan li mâ meakum min kabli en natmise vucûhen fe neruddehâ alâ edbârihâ ev nel’anehum kemâ leannâ ashâbes sebt(sebti). Ve kâne emrullâhi mef’ûlâ(mef’ûlen).
Ey kitap verilmiş kimseler135! İman47 edin indirdiğimize*; bir musaddıktır140 yanınızdakine; önceden ki sileriz yüzleri öyle ki döndürürüz onu arkası üzerine506; ya da lanetleriz280 onları lanetlediğimiz273** gibi sebt/şabat272 yoldaşlarını; ve oldu emri Allah'ın faaliyete geçen.
Ahmed Samira: 47 You, you those who were given The Book , believe with what We descended, confirming to what (is) with you (P) from before that We efface/wipe out faces, so We return it on its backs or We curse/humiliate them as We cursed/humiliated the owners of the Saturday/Sabbath, and God’s order/command is/was done.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 utu verildiler أُوتُوا اتي
4 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
5 aminu iman edin امِنُوا امن
6 bima بِمَا -
7 nezzelna indirdiğimize (Kur’an’a) نَزَّلْنَا نزل
8 musaddikan bir musaddıktır مُصَدِّقًا صدق
9 lima لِمَا -
10 meakum yanınızdakine sizlerin مَعَكُمْ -
11 min مِنْ -
12 kabli önceden قَبْلِ قبل
13 en ki أَنْ -
14 netmise sileriz نَطْمِسَ طمس
15 vucuhen yüzleri وُجُوهًا وجه
16 fe neruddeha öyle ki döndürürüz onu فَنَرُدَّهَا ردد
17 ala üzerine عَلَىٰ -
18 edbariha arkası أَدْبَارِهَا دبر
19 ev ya da أَوْ -
20 nel'anehum lanetleriz onları نَلْعَنَهُمْ لعن
21 kema gibi كَمَا -
22 leanna lanetlediğimiz لَعَنَّا لعن
23 eshabe yoldaşları أَصْحَابَ صحب
24 s-sebti sebt/şabat السَّبْتِ سبت
25 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
26 emru emri أَمْرُ امر
27 llahi Allah'ın اللَّهِ -
28 mef'ulen faaliyete geçen مَفْعُولًا فعل

Notlar

Not 1: *Kur'ân'a.**Maymunlaşma.

Ayet 48

541|4|48|إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا
541|4|48|ان الله لا يغفر ان يشرك به ويغفر ما دون ذلك لمن يشا ومن يشرك بالله فقد افتري اثما عظيما
48. İnnallâhe lâ yagfiru en yuşrake bihî ve yagfiru mâ dûne zâlike li men yeşâu ve men yuşrik billâhi fe kadifterâ ismen azîmâ(azîmen).
Doğrusu Allah mağfiret319 etmez ki şirk71 koşulur O’na; ve mağfiret319 eder bunun astına/aşağısına dilediği kimse için; ve kim şirk71 koşar Allah'a; öyle ki iftira883 attı büyük bir günah.
Ahmed Samira: 48 That God does not forgive that to be shared with Him, and He forgives what (is) other than that, to who He wills/wants, and who shares with God, so he fabricated a great sin/crime.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 la لَا -
4 yegfiru mağfiret etmez يَغْفِرُ غفر
5 en ki أَنْ -
6 yuşrake şirk koşulur يُشْرَكَ شرك
7 bihi O’na بِهِ -
8 veyegfiru ve mağfiret eder وَيَغْفِرُ غفر
9 ma مَا -
10 dune astına دُونَ دون
11 zalike bunun ذَٰلِكَ -
12 limen kimse için لِمَنْ -
13 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
14 ve men ve kim وَمَنْ -
15 yuşrik şirk koşar يُشْرِكْ شرك
16 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
17 fekadi öyle ki فَقَدِ -
18 ftera iftira etti افْتَرَىٰ فري
19 ismen bir günah إِثْمًا اثم
20 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 49

542|4|49|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا
542|4|49|الم تر الي الذين يزكون انفسهم بل الله يزكي من يشا ولا يظلمون فتيلا
49. E lem tera ilâllezîne yuzekkûne enfusehum. Belillâhu yuzekkî men yeşâu ve lâ yuzlemûne fetîlâ(fetîlen).
Hiç görmez misin kimseleri saflaştırırlar/büyütürler/yüceltirler kendi nefislerini201; evet! Allah saflaştırır/büyütür/yüceltir dilediği kimseyi; ve zulmedilmez onlara bir fitil137* (kadar).
Ahmed Samira: 49 Did you not see to those who purify themselves, but God purifies/corrects who He wills/wants, and they are not being caused injustice to, (as little as) a cleft in a seed/twine.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
5 yuzekkune saflaştırılar/büyütürler/yüceltirler يُزَكُّونَ زكو
6 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
7 beli Evet بَلِ -
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 yuzekki saflaştırır/büyütür/yüceltir يُزَكِّي زكو
10 men kimseyi مَنْ -
11 yeşa'u dilediğini يَشَاءُ شيا
12 ve la ve وَلَا -
13 yuzlemune zulmedilmez onlara يُظْلَمُونَ ظلم
14 fetilen bir fitil (kadar) فَتِيلًا فتل

Notlar

Not 1: *Evrenin en küçük yapısı olan sicime/fitile/ipliksiye işaret büyük bir mucizedir.

Ayet 50

543|4|50|ٱنظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثْمًا مُّبِينًا
543|4|50|انظر كيف يفترون علي الله الكذب وكفي به اثما مبينا
50. Unzur keyfe yefterûne alâllâhil kezib(kezibe). Ve kefâ bihî ismen mubînâ(mubînen).
Bak nasıl iftira atarlar402 Allah'a karşı yalan (-la); ve kâfi gelir/yeter ona apaçık bir günah (olarak).
Ahmed Samira: 50 See how they are fabricating on God the lies/falsehood, and enough with it, (as an) evident sin/crime

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 unzur bak انْظُرْ نظر
2 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
3 yefterune iftira atarlar يَفْتَرُونَ فري
4 ala karşı عَلَى -
5 llahi Allah'a اللَّهِ -
6 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
7 ve kefa ve kafi gelir/yeter وَكَفَىٰ كفي
8 bihi onunla (yalanla) بِهِ -
9 ismen bir günah إِثْمًا اثم
10 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Ayet 51

544|4|51|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُؤْمِنُونَ بِٱلْجِبْتِ وَٱلطَّٰغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَٰٓؤُلَآءِ أَهْدَىٰ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ سَبِيلًا
544|4|51|الم تر الي الذين اوتوا نصيبا من الكتب يومنون بالجبت والطغوت ويقولون للذين كفروا هولا اهدي من الذين امنوا سبيلا
51. E lem tera ilâllezîne ûtû nasîben minel kitâbi yu’minûne bil cibti vet tâgûti ve yekûlûne lillezîne keferû hâulâi ehdâ minellezîne âmenû sebîlâ(sebîlen).
Hiç görmez misin kitaptan bir nasip verilmiş kimseleri135 (ki) iman47 ederler cibte507 ve tâğûta442; ve derler kâfirlik25 etmiş kimseler için: "Bunlar* iman47 etmiş kimselerden** daha doğru bir yola kılavuzludur."
Ahmed Samira: 51 Did you not see to those who were given a share from The Book , they believe with the idol/sorcery/sorcerer and the anything worshipped other than God/the devil , and they say to those who disbelieved: "Those (are) more guided from those who believed (by) a way/path."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
5 utu verildiler أُوتُوا اتي
6 nesiben bir nasip نَصِيبًا نصب
7 mine مِنَ -
8 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
9 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
10 bil-cibti cibt'e بِالْجِبْتِ جبت
11 ve ttaguti ve tağut'a وَالطَّاغُوتِ طغي
12 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
13 lillezine kimseler için لِلَّذِينَ -
14 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
15 ha'ula'i bunlar هَٰؤُلَاءِ -
16 ehda daha doğru kılavuzludur أَهْدَىٰ هدي
17 mine -den مِنَ -
18 ellezine kimseler- الَّذِينَ -
19 amenu iman etmiş امَنُوا امن
20 sebilen bir yola سَبِيلًا سبل

Notlar

Not 1: *Kâfirlik etmiş kimseler.**Kur'an'a tabi olmuş.

Ayet 52

545|4|52|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَمَن يَلْعَنِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ نَصِيرًا
545|4|52|اوليك الذين لعنهم الله ومن يلعن الله فلن تجد له نصيرا
52. Ulâikellezîne leanehumullâh(leanehumullâhu). Ve men yel’anillâhu fe len tecide lehu nasîrâ(nasîran).
İşte bunlar kimselerdir (ki) mutlak lanetledi280 Allah; ve kimi lanetlerse280 Allah öyle ki asla bulamazsın ona bir yardımcı.
Ahmed Samira: 52 Those, are those who God cursed/humiliated them, and whom God humiliates, so you will never find for him a victoriors/savior.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 leanehumu mutlak lanetledi onları لَعَنَهُمُ لعن
4 llahu Allah اللَّهُ -
5 ve men ve kimi وَمَنْ -
6 yel'ani lanetledi يَلْعَنِ لعن
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 felen öyle ki asla فَلَنْ -
9 tecide bulamazsın تَجِدَ وجد
10 lehu ona لَهُ -
11 nesiran bir yardımcı نَصِيرًا نصر

Ayet 53

546|4|53|أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا
546|4|53|ام لهم نصيب من الملك فاذا لا يوتون الناس نقيرا
53. Em lehum nasîbun minel mulki fe izen lâ yu’tûnen nâse nakîrâ(nakîran).
Yoksa onlara mı bir nasip mülkten; öyle ki (bir nasip olsa onlara) vermezler insanlara bir nakîr508.
Ahmed Samira: 53 Or for them (is) a share from the ownership/kingdom , so then they do not give the people (as little as) a peck in a seed/stone.55

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em yoksa أَمْ -
2 lehum onlara mı لَهُمْ -
3 nesibun bir nasip نَصِيبٌ نصب
4 mine مِنَ -
5 l-mulki mülkten الْمُلْكِ ملك
6 feizen öyle ki فَإِذًا -
7 la لَا -
8 yu'tune vermezler يُؤْتُونَ اتي
9 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
10 nekiran nakir نَقِيرًا نقر

Ayet 54

547|4|54|أَمْ يَحْسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ فَقَدْ ءَاتَيْنَآ ءَالَ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَءَاتَيْنَٰهُم مُّلْكًا عَظِيمًا
547|4|54|ام يحسدون الناس علي ما اتيهم الله من فضله فقد اتينا ال ابرهيم الكتب والحكمه واتينهم ملكا عظيما
54. Em yahsudûnen nâse alâ mâ âtâhumullâhu min fadlıhî, fe kad âteynâ âle ibrâhîmel kitâbe vel hikmete ve âteynâhum mulken azîmâ(azîmen).
Ya da haset mi ederler insanlara, Allah'ın onlara verdiğine karşı kendi fazlından202; öyle ki muhakkak verdik İbrahim ailesine/taraftarlarına kitap ve hikmet303* ; ve verdik onlara büyük bir mülk**.
Ahmed Samira: 54 Or do they envy the people with jealousy on what God gave them, from His grace/favour/blessing, so We had given Abraham’s family The Book , and the wisdom, and We gave them a great ownership/kingdom.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 yehsudune hased mi ederler يَحْسُدُونَ حسد
3 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
4 ala karşı عَلَىٰ -
5 ma مَا -
6 atahumu verdiğini onlara اتَاهُمُ اتي
7 llahu Allah'ın اللَّهُ -
8 min مِنْ -
9 fedlihi kendi fazlından فَضْلِهِ فضل
10 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
11 ateyna verdik اتَيْنَا اتي
12 ale ailesine/taraftarlarına الَ اول
13 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
14 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
15 velhikmete ve hikmeti وَالْحِكْمَةَ حكم
16 ve ateynahum ve verdik وَاتَيْنَاهُمْ اتي
17 mulken bir mülk مُلْكًا ملك
18 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *İbrahim peygambere ve ailesine hikmet/hüküm içeren kitabın verildi açıktır.**İbrahim peygambere ve/veya ailesine hükümdarlık verildiği açıktır.

Ayet 55

548|4|55|فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن صَدَّ عَنْهُ وَكَفَىٰ بِجَهَنَّمَ سَعِيرًا
548|4|55|فمنهم من امن به ومنهم من صد عنه وكفي بجهنم سعيرا
55. Fe minhum men âmene bihî ve minhum men sadde anhu. Ve kefâ bi cehenneme saîrâ(saîran).
Öyle ki onlardan kimi iman47 etti ona (kitaba); ve onlardan kimi yüz çevirdi/engelledi* ondan (kitaptan); öyle ki kâfi geldi/yetti (ona) bir seîr809 (-li) cehennem.
Ahmed Samira: 55 So from them who believed with (in) Him, and from them who prevented/obstructed from Him, and enough with Hell blazing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feminhum öyle ki onlardan فَمِنْهُمْ -
2 men kimi مَنْ -
3 amene iman etti امَنَ امن
4 bihi ona (kitaba) بِهِ -
5 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
6 men kimi مَنْ -
7 sadde yüz çevirdi/engelledi صَدَّ صدد
8 anhu ondan (kitaptan) عَنْهُ -
9 ve kefa öyle ki kâfi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
10 bicehenneme cehennem بِجَهَنَّمَ -
11 seiyran çılgın alevli سَعِيرًا سعر

Notlar

Not 1: *Mani oldu, hüküm içeren kitabın hükümlerine engel oldu.

Ayet 56

549|4|56|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا
549|4|56|ان الذين كفروا بايتنا سوف نصليهم نارا كلما نضجت جلودهم بدلنهم جلودا غيرها ليذوقوا العذاب ان الله كان عزيزا حكيما
56. İnnellezîne keferû bi âyâtinâ sevfe nuslîhim nâra(nâran). Kullemâ nadicet culûduhum beddelnâhum culûden gayrahâ li yezûkûl azâb(azâbe). İnnallâhe kâne azîzen hakîmâ(hakîmen).
Doğrusu kimseleri (ki) kâfirlik ettiler ayetlerimize400; yakında yakacağız onları bir ateş (-le); her piştiğinde ciltleri/derileri509 onların; değiştirdik onları* (kimseleri) onun (cildin/derinin) başkası (olan) ciltler (-le)/deriler (-le); tatmaları için azabı; doğrusu Allah oldu bir Azîz37; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 56 That those who disbelieved, with Our verses , We will roast them (in) a fire, whenever their skins were done/cooked (burnt), We replaced/substituted them (with) skins other than it, to taste/experience the torture, that God was/is glorious/mighty , wise/judicious.

Notlar

Not 1: *Gramere göre değişen insanlardır. Demek ki her cilt değişimi birbirinin aynısı olmamaktadır. Yeni gelen cilt/deri o insanı farklılaştırmaktadır.

Ayet 57

550|4|57|وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا
550|4|57|والذين امنوا وعملوا الصلحت سندخلهم جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ابدا لهم فيها ازوج مطهره وندخلهم ظلا ظليلا
57. Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti se nudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Lehum fîhâ ezvâcun mutahharatun, ve nudhıluhum zıllen zalîlâ(zalîlen).
Ve kimseleri (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; sokacağız onları cennetlere; akar altından onun nehirler; ölümsüzler185 orada ebediyen; onlaradır orada temizlenmiş eşler184; ve sokarız onları korunaklı* bir korunağa.
Ahmed Samira: 57 And those who believed and did/made the correct/righteous deeds, We will enter them treed gardens, the rivers flow from beneath it, (they are) immortally/eternally in it, for them in it (are) purified spouses, and We enter them (in) shade, continuous/permanent shade.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
2 amenu iman etmiş امَنُوا امن
3 ve amilu ve yapmış وَعَمِلُوا عمل
4 s-salihati saliha الصَّالِحَاتِ صلح
5 senudhiluhum sokacağız onları سَنُدْخِلُهُمْ دخل
6 cennatin cennetlere جَنَّاتٍ جنن
7 tecri akar تَجْرِي جري
8 min مِنْ -
9 tehtiha altından تَحْتِهَا تحت
10 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
11 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
12 fiha orada فِيهَا -
13 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
14 lehum onlaradır لَهُمْ -
15 fiha orada فِيهَا -
16 ezvacun eşler أَزْوَاجٌ زوج
17 mutahheratun tertemiz مُطَهَّرَةٌ طهر
18 ve nudhiluhum ve sokarız onları وَنُدْخِلُهُمْ دخل
19 zillen bir korunağa ظِلًّا ظلل
20 zelilen korunaklı ظَلِيلًا ظلل

Notlar

Not 1: *Gölgeli olarak çevrilen bu kelimenin anlamı daha geniştir. Korunaklı, siperli anlamındadır.

Ayet 58

551|4|58|إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا۟ ٱلْأَمَٰنَٰتِ إِلَىٰٓ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ أَن تَحْكُمُوا۟ بِٱلْعَدْلِ إِنَّ ٱللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ سَمِيعًۢا بَصِيرًا
551|4|58|ان الله يامركم ان تودوا الامنت الي اهلها واذا حكمتم بين الناس ان تحكموا بالعدل ان الله نعما يعظكم به ان الله كان سميعا بصيرا
58. İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Doğrusu Allah emreder200 sizlere ki eriştirin/aktarın emanetleri ehline onun511; ve hükmettiğiniz zaman insanlar arasında ki hükmedersiniz512 adaletle680 (diye); doğrusu Allah ne muhteşem vaaz653 eder sizlere onunla*; doğrusu Allah oldu bir Semî41; bir Basîr513.
Ahmed Samira: 58 That God, orders/commands you that you discharge/fulfill the deposits/securities to its people (owners), and if you judged/ruled between the people, that you judge/rule with the justice/equality, that God (is) blessed/praised, He preaches/advises/warns you with (about) Him, that God was/is hearing/listening, seeing/knowing/understanding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 ye'murukum emreder sizlere يَأْمُرُكُمْ امر
4 en ki أَنْ -
5 tu'eddu eriştirin/aktarın تُؤَدُّوا ادي
6 l-emanati emanetleri الْأَمَانَاتِ امن
7 ila إِلَىٰ -
8 ehliha ehline onun أَهْلِهَا اهل
9 ve iza ve zaman وَإِذَا -
10 hakemtum hükmettiğiniz حَكَمْتُمْ حكم
11 beyne arasında بَيْنَ بين
12 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
13 en ki أَنْ -
14 tehkumu hükmetmenizi تَحْكُمُوا حكم
15 bil-adli adaletle بِالْعَدْلِ عدل
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 llahe Allah اللَّهَ -
18 niimma ne muhteşem نِعِمَّا نعم
19 yeizukum vaaz eder sizlere يَعِظُكُمْ وعظ
20 bihi onunla بِهِ -
21 inne doğrusu إِنَّ -
22 llahe Allah اللَّهَ -
23 kane oldu كَانَ كون
24 semian Semî سَمِيعًا سمع
25 besiran Basîr بَصِيرًا بصر

Notlar

Not 1: *Kur'an'la.

Ayet 59

552|4|59|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَأُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَٰزَعْتُمْ فِى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا
552|4|59|يايها الذين امنوا اطيعوا الله واطيعوا الرسول واولي الامر منكم فان تنزعتم في شي فردوه الي الله والرسول ان كنتم تومنون بالله واليوم الاخر ذلك خير واحسن تاويلا
59. Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ(te’vîlen).
Ey iman47 etmiş kimseler! İtaat edin Allah'a; ve itaat edin76 resûle; ve sizlerden emir sahiplerine514; öyle ki eğer çekişirseniz bir şeyde; öyle ki döndürün onu Allah ve resûl700 üzerine*; eğer olduysanız iman47 ederler Allah'a ve ahiret gününe; işte bu; bir hayırdır ve daha güzel bir tevildir401.
Ahmed Samira: 59 You, you those who believed, obey God and obey the messenger, and (those) of the order/command from you, so if you disputed in a thing, so return it to God and the messenger, if you were believing with God, and the Day the Last/Resurrection Day, that is better and (the) best interpretation/explanation .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 etiu itaat edin أَطِيعُوا طوع
5 llahe Allah'a اللَّهَ -
6 ve etiu ve itaat edin وَأَطِيعُوا طوع
7 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
8 ve uli ve sahibine وَأُولِي اول
9 l-emri emir الْأَمْرِ امر
10 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
11 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
12 tenazea'tum çekişirseniz تَنَازَعْتُمْ نزع
13 fi فِي -
14 şey'in bir şeyde شَيْءٍ شيا
15 ferudduhu öyle ki döndürün onu فَرُدُّوهُ ردد
16 ila karşı إِلَى -
17 llahi Allah'a اللَّهِ -
18 ve rrasuli ve resûle وَالرَّسُولِ رسل
19 in eğer إِنْ -
20 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
21 tu'minune iman eder تُؤْمِنُونَ امن
22 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
23 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
24 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
25 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
26 hayrun bir hayrıdır خَيْرٌ خير
27 ve ehsenu ve daha güzel وَأَحْسَنُ حسن
28 te'vilen bir tevildir. تَأْوِيلًا اول

Notlar

Not 1: *Kur'an'a.

Ayet 60

553|4|60|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوٓا۟ إِلَى ٱلطَّٰغُوتِ وَقَدْ أُمِرُوٓا۟ أَن يَكْفُرُوا۟ بِهِۦ وَيُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا
553|4|60|الم تر الي الذين يزعمون انهم امنوا بما انزل اليك وما انزل من قبلك يريدون ان يتحاكموا الي الطغوت وقد امروا ان يكفروا به ويريد الشيطن ان يضلهم ضللا بعيدا
60. E lem tera ilâllezîne yez’umûne ennehum âmenû bimâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablike yurîdûne en yetehâkemû ilât tâgûti ve kad umirû en yekfurû bihî. Ve yurîduş şeytânu en yudıllehum dalâlen baîdâ(baîden).
Görmez misin kimseleri (ki) iddia ederler ki onlar iman47 ettiler sana indirilene* ve senden önce indirilene (Tevrât'a ve İncîl'e); isterler ki hakem edinsinler tâğûtu442; ve (o tâğûtla) muhakkak emredildiler ki kâfirlik etsinler ona (Kur’an’a); ve ister şeytan ki saptırsın onları uzak bir sapkınlığa.
Ahmed Samira: 60 Did you not see to those who claim that they believed with what was descended to you (S/M), and what was descended from before you, they want that to be judged to the anything worshipped other than God/the devil , and they were ordered/commanded that to disbelieve with it, and the devil wants that to misguide them, (a) far/distant misguidance.

Notlar

Not 1: *Kur'ân'a.

Ayet 61

554|4|61|وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ رَأَيْتَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا
554|4|61|واذا قيل لهم تعالوا الي ما انزل الله والي الرسول رايت المنفقين يصدون عنك صدودا
61. Ve izâ kîle lehum teâlev ilâ mâ enzelallâhu ve ilâr resûli raeytel munâfıkîne yesuddûne anke sudûdâ(sudûden).
Ve dendiği zaman onlara: "Yükselin/yücelin* Allah'ın indirdiğine** doğru; ve resûle (de)"; görürsün münâfıkları26 yüz çevirirler senden büsbütün bir yüz çevirme (-yle)
Ahmed Samira: 61 And if (it) was said to them: "Come to what God descended and to the messenger." You saw the hypocrites preventing/obstructing from you preventfully/obstructively .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 kile dendiği قِيلَ قول
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 teaalev yükselin/yücelin تَعَالَوْا علو
5 ila doğru إِلَىٰ -
6 ma مَا -
7 enzele indirdiğine أَنْزَلَ نزل
8 llahu Allah'ın اللَّهُ -
9 ve ila ve وَإِلَى -
10 r-rasuli resûle الرَّسُولِ رسل
11 raeyte görürsün رَأَيْتَ راي
12 l-munafikine münafıkları الْمُنَافِقِينَ نفق
13 yesuddune yüz çevirdiklerini يَصُدُّونَ صدد
14 anke senden عَنْكَ -
15 sududen büsbütün bir yüz çevirme (-ylew) صُدُودًا صدد

Notlar

Not 1: *Kelimenin ilk anlamı yücelmek, yükselmektir. Kur'an'a ve resûle itaat eden Yüce Allah'ın katında kademe olarak yükselir. **Kur'an'a.

Ayet 62

555|4|62|فَكَيْفَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآءُوكَ يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّآ إِحْسَٰنًا وَتَوْفِيقًا
555|4|62|فكيف اذا اصبتهم مصيبه بما قدمت ايديهم ثم جاوك يحلفون بالله ان اردنا الا احسنا وتوفيقا
62. Ve keyfe izâ esâbethum musîbetun bimâ kaddemet eydîhim summe câûke yahlıfûne billâhi in eradnâ illâ ihsânen ve tevfîkâ(tevfîkan).
Öyle ki nasıldır; isabet ettiği zaman onlara bir musibet311 kendi ellerinin kazandığı kademeyle/kıdemle; sonra geldiler sana (ki) yemin ederler Allah'a; "ki istedik ancak bir ihsan/iyilik ve bir uzlaşı."
Ahmed Samira: 62 So how if a disaster struck them with what their hands advanced/presented/undertook , then they came to you swearing by God: "That truly we wanted except a goodness, and harmony."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekeyfe öyle ki nasıl فَكَيْفَ كيف
2 iza zaman إِذَا -
3 esabethum isabet ettiği onlara أَصَابَتْهُمْ صوب
4 musibetun bir musibet مُصِيبَةٌ صوب
5 bima بِمَا -
6 kaddemet kademe kazandığıyla قَدَّمَتْ قدم
7 eydihim kendi ellerinin أَيْدِيهِمْ يدي
8 summe sonra ثُمَّ -
9 ca'uke geldiler sana جَاءُوكَ جيا
10 yehlifune yemin ederler يَحْلِفُونَ حلف
11 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
12 in ki إِنْ -
13 eradna istemiş أَرَدْنَا رود
14 illa dışında إِلَّا -
15 ihsanen bir ihsan/iyilik إِحْسَانًا حسن
16 ve tevfikan ve bir uzlaşı وَتَوْفِيقًا وفق

Ayet 63

556|4|63|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَعْلَمُ ٱللَّهُ مَا فِى قُلُوبِهِمْ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُل لَّهُمْ فِىٓ أَنفُسِهِمْ قَوْلًۢا بَلِيغًا
556|4|63|اوليك الذين يعلم الله ما في قلوبهم فاعرض عنهم وعظهم وقل لهم في انفسهم قولا بليغا
63. Ulâikellezîne ya’lemullâhu mâ fî kulûbihim fe a’rıd anhum vaızhum ve kul lehum fî enfusihim kavlen belîgâ(belîgan).
İşte bunlar; kimselerdir (ki) bilir Allah kalplerindekini onların; öyle ki ilgini/alakanı çek onlardan; ve vaaz653 et onlara; ve de/söyle nefislerindekine201 onların bir söz; bir belagat515.
Ahmed Samira: 63 Those are, those who God knows what (is) in their hearts/minds, so object/oppose from them, and preach/advise/warn them , and say to them in themselves an eloquent/sufficient saying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
4 llahu Allah اللَّهُ -
5 ma مَا -
6 fi فِي -
7 kulubihim kalplerindekini onların قُلُوبِهِمْ قلب
8 feea'rid öyle ki ilgini/alakanı çek فَأَعْرِضْ عرض
9 anhum onlardan عَنْهُمْ -
10 ve izhum ve vaaz et onlara وَعِظْهُمْ وعظ
11 ve kul ve de وَقُلْ قول
12 lehum onlara لَهُمْ -
13 fi فِي -
14 enfusihim nefislerinde onların أَنْفُسِهِمْ نفس
15 kavlen bir söz قَوْلًا قول
16 beligan bir belagat بَلِيغًا بلغ

Ayet 64

557|4|64|وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ جَآءُوكَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْتَغْفَرَ لَهُمُ ٱلرَّسُولُ لَوَجَدُوا۟ ٱللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
557|4|64|وما ارسلنا من رسول الا ليطاع باذن الله ولو انهم اذ ظلموا انفسهم جاوك فاستغفروا الله واستغفر لهم الرسول لوجدوا الله توابا رحيما
64. Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve göndermiş değiliz hiç bir resûlü418 itaat76 edilmesi dışında Allah'ın izniyle; velev (şayet) ki onlar zulmettikleri257 zaman kendi nefislerine201 gelseydiler sana; öyle ki mağfiret319 sunsalardı Allah'a; ve mağfiret319 isteseydi onlara resûl; mutlak bulurlardı Allah'ı bir Tevvâb191; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 64 And We did not sent from a messenger except to be obeyed with God’s permission; and if that when they caused injustice/oppression to themselves, they came to you, so they asked for forgiveness (from) God, and the messenger asked for forgiveness for them, they would have found God forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 erselna göndermiş أَرْسَلْنَا رسل
3 min مِنْ -
4 rasulin hiç bir resûl رَسُولٍ رسل
5 illa dışında إِلَّا -
6 liyutaa itaat edilmesi için لِيُطَاعَ طوع
7 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 velev velev (fakat) وَلَوْ -
10 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
11 iz إِذْ -
12 zelemu zulmettikleri zaman ظَلَمُوا ظلم
13 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
14 ca'uke geldiler sana جَاءُوكَ جيا
15 festegferu öyle ki mağfiret istesinler فَاسْتَغْفَرُوا غفر
16 llahe Allah'a اللَّهَ -
17 vestegfera ve mağfiret isteseydi وَاسْتَغْفَرَ غفر
18 lehumu onlara لَهُمُ -
19 r-rasulu resûl الرَّسُولُ رسل
20 levecedu mutlak bulurlardı لَوَجَدُوا وجد
21 llahe Allah'ı اللَّهَ -
22 tevvaben Tevvab تَوَّابًا توب
23 rahimen Rahim رَحِيمًا رحم

Ayet 65

558|4|65|فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا
558|4|65|فلا وربك لا يومنون حتي يحكموك فيما شجر بينهم ثم لا يجدوا في انفسهم حرجا مما قضيت ويسلموا تسليما
65. Fe lâ ve rabbike lâ yu’minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecera beynehum, summe lâ yecidû fî enfusihim haracen mimmâ kadayte ve yusellimû teslîmâ(teslîmen).
Öyle ki olmaz! Ve (senin) Rabbine4 iman47 etmezler; ta ki (onlar) hakem belirlerler seni kendi aralarındaki dallanmış/budaklanmışa; sonra bulmazlar/hissetmezler nefislerinde201 bir darlık/sıkılık (senin) sonuca bağladığından; ve teslim olurlar (sonuca bağladığına) bir teslim (-le).
Ahmed Samira: 65 So no, and by your Lord, they do not believe, until they appoint you to judge in what quarreled/disputed between them, then they do not find in themselves a strain/blame from what you judged/ordered ,and they submit/surrender submissively/surrenderingly .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fela öyle ki olmaz فَلَا -
2 verabbike ve Rabbine وَرَبِّكَ ربب
3 la لَا -
4 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
5 hatta ta ki حَتَّىٰ -
6 yuhakkimuke hakem belirlerler seni يُحَكِّمُوكَ حكم
7 fima فِيمَا -
8 şecera dallanmış/budaklanmışa شَجَرَ شجر
9 beynehum aralarında onların بَيْنَهُمْ بين
10 summe sonra ثُمَّ -
11 la لَا -
12 yecidu bulmazlar يَجِدُوا وجد
13 fi فِي -
14 enfusihim nefislerinde أَنْفُسِهِمْ نفس
15 haracen bir darlık/sıkılık حَرَجًا حرج
16 mimma مِمَّا -
17 kadeyte sonuca bağladığından قَضَيْتَ قضي
18 ve yusellimu ve teslim olurlar وَيُسَلِّمُوا سلم
19 teslimen bir teslim (-el) تَسْلِيمًا سلم

Ayet 66

559|4|66|وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ ٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ أَوِ ٱخْرُجُوا۟ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنْهُمْ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُوا۟ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا
559|4|66|ولو انا كتبنا عليهم ان اقتلوا انفسكم او اخرجوا من ديركم ما فعلوه الا قليل منهم ولو انهم فعلوا ما يوعظون به لكان خيرا لهم واشد تثبيتا
66. Ve lev ennâ ketebnâ aleyhim enıktulû enfusekum evihrucû min diyârikum mâ fealûhu illâ kalîlun minhum. Ve lev ennehum fealû mâ yûazûne bihî le kâne hayran lehum ve eşedde tesbîtâ(tesbîten).
Velev (şayet) ki yazsaydık üzerlerine ki katledin35 nefislerinizi201 ya da çıkın diyarlarınızdan; faaliyet içinde olmazlardı ona onlardan bir az dışında; eğer ki onlar faaliyet içinde olsalardı kendisiyle vaaz653 edilene; mutlak olurdu bir hayır onlara; ve (ki bu) daha şiddetli sebattır/sağlam basmadır.
Ahmed Samira: 66 And if that We wrote/ordered/decreed on them, that kill yourselves or get out from your homes, they would not have done it, except (a) few from them, and if that they did what they are being advised/warned with it (it) would have been best for them, and strongest affirmation .56

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev (şayet) وَلَوْ -
2 enna ki أَنَّا -
3 ketebna yazsaydık كَتَبْنَا كتب
4 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
5 eni ki أَنِ -
6 ktulu katledin اقْتُلُوا قتل
7 enfusekum nefislerinizi أَنْفُسَكُمْ نفس
8 evi ya da أَوِ -
9 hrucu çıkın اخْرُجُوا خرج
10 min مِنْ -
11 diyarikum diyarlarınızdan دِيَارِكُمْ دور
12 ma değildir مَا -
13 fealuhu faaliyet içinde oldular ona فَعَلُوهُ فعل
14 illa dışında إِلَّا -
15 kalilun bir az قَلِيلٌ قلل
16 minhum onlardan مِنْهُمْ -
17 velev eğer وَلَوْ -
18 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
19 fealu faaliyet içinde olsalar فَعَلُوا فعل
20 ma مَا -
21 yuazune vaaz edilene يُوعَظُونَ وعظ
22 bihi kendisiyle بِهِ -
23 lekane mutlak olurdu لَكَانَ كون
24 hayran bir hayır خَيْرًا خير
25 lehum onlara لَهُمْ -
26 ve eşedde ve daha şiddetli وَأَشَدَّ شدد
27 tesbiten sebattır/sağlam basmadır تَثْبِيتًا ثبت

Ayet 67

560|4|67|وَإِذًا لَّءَاتَيْنَٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجْرًا عَظِيمًا
560|4|67|واذا لاتينهم من لدنا اجرا عظيما
67. Ve izen le âteynâhum min ledunnâ ecran azîmâ(azîmen).
Ve o zaman mutlak verirdik onlara yanımızdan büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 67 And then We would have given them from at Us a great reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve izen ve o zaman وَإِذًا -
2 lateynahum mutlak verirdik onlara لَاتَيْنَاهُمْ اتي
3 min مِنْ -
4 ledunna yanımızdan لَدُنَّا لدن
5 ecran bir ecir/karşılık أَجْرًا اجر
6 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 68

561|4|68|وَلَهَدَيْنَٰهُمْ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا
561|4|68|ولهدينهم صرطا مستقيما
68. Ve le hedeynâhum sırâtan mustekîmâ(mustekîmen).
Ve mutlak doğru yola kılavuzlardık onları; dosdoğru/kıyamda/ayakta bir yola124.
Ahmed Samira: 68 And We would have guided them a straight/direct road/way.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velehedeynahum ve mutlak doğru yola kılavuzlardık onları وَلَهَدَيْنَاهُمْ هدي
2 siraten bir yola صِرَاطًا صرط
3 mustekimen dosdoğru/kıyamda/ayakta مُسْتَقِيمًا قوم

Ayet 69

562|4|69|وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّۦنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّٰلِحِينَ وَحَسُنَ أُو۟لَٰٓئِكَ رَفِيقًا
562|4|69|ومن يطع الله والرسول فاوليك مع الذين انعم الله عليهم من النبين والصديقين والشهدا والصلحين وحسن اوليك رفيقا
69. Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ(rafîkan).
Ve kim itaat eder Allah'a ve resûle76; işte bunlar; yanındadır kimselerin (ki) nimetlendirdi Allah onları nebilerden132 ve sıddıklardan/doğrulardan ve şahitlerden* ve sâlihlerden217; ve bunlar ne iyileşmiş arkadaşlıktır.
Ahmed Samira: 69 And who obeys God and the messenger, so these (are) with those who God blessed on them from the prophets and the always very truthful, and the witnessing/those killed in God’s sake , and the correct/righteous, and those are a good helper/supporter/companion/friend.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yutii itaat eder يُطِعِ طوع
3 llahe Allah'a اللَّهَ -
4 ve rrasule ve resûle وَالرَّسُولَ رسل
5 feulaike işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
6 mea beraberdir مَعَ -
7 ellezine kimselerle الَّذِينَ -
8 en'ame nimetlendirdi أَنْعَمَ نعم
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 aleyhim onları عَلَيْهِمْ -
11 mine مِنَ -
12 n-nebiyyine nebilerleden النَّبِيِّينَ نبا
13 ve ssiddikine ve sıddıklardan وَالصِّدِّيقِينَ صدق
14 ve şşuheda'i ve şahitlerden وَالشُّهَدَاءِ شهد
15 ve ssalihine ve salihlerden وَالصَّالِحِينَ صلح
16 ve hasune ve ne iyi oldu وَحَسُنَ حسن
17 ulaike bunlar أُولَٰئِكَ -
18 rafikan arkadaşlıktır رَفِيقًا رفق

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın kutsal kitaplarına tanık olmuş, şahit olmuşlar.

Ayet 70

563|4|70|ذَٰلِكَ ٱلْفَضْلُ مِنَ ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمًا
563|4|70|ذلك الفضل من الله وكفي بالله عليما
70. Zâlikel fadlu minallâh(minallâhi). Ve kefâ billâhi alîmâ(alîmen).
İşte bu; fazldır202 Allah’tan; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Alîm (olarak)8.
Ahmed Samira: 70 That (is) the grace/blessing from God, and enough/sufficient with God knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 l-fedlu fazldır/lütuftur الْفَضْلُ فضل
3 mine مِنَ -
4 llahi Allah’tan اللَّهِ -
5 ve kefa ve kâfi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
6 billahi Allah بِاللَّهِ -
7 alimen bir Alîm (olarak) عَلِيمًا علم

Ayet 71

564|4|71|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ خُذُوا۟ حِذْرَكُمْ فَٱنفِرُوا۟ ثُبَاتٍ أَوِ ٱنفِرُوا۟ جَمِيعًا
564|4|71|يايها الذين امنوا خذوا حذركم فانفروا ثبات او انفروا جميعا
71. Yâ eyyuhâllezîne âmenû huzû hızrakum fenfirû subâtin evinfirû cemîâ(cemîan).
Ey iman47 etmiş kimseler! Edinin hazırlıklarınızı; öyle ki savaşırsınız/çatışırsınız* bölük bölük ya da savaşırsınız/çatışırsınız* topluca.
Ahmed Samira: 71 You, you those who believed, take your caution/fear, so rush/hasten (in) groups, or rush/hasten all together.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 huzu edinin خُذُوا اخذ
5 hizrakum hazırlıklarınızı حِذْرَكُمْ حذر
6 fenfiru öyle ki savaşırsınız فَانْفِرُوا نفر
7 subatin bölük bölük ثُبَاتٍ ثبي
8 evi ya da أَوِ -
9 nfiru savaşırsınız انْفِرُوا نفر
10 cemian topluca جَمِيعًا جمع

Notlar

Not 1: *Savaşmak, çatışmak, anlaşamama, savaşa gitmek.

Ayet 72

565|4|72|وَإِنَّ مِنكُمْ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنْ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَالَ قَدْ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَىَّ إِذْ لَمْ أَكُن مَّعَهُمْ شَهِيدًا
565|4|72|وان منكم لمن ليبطين فان اصبتكم مصيبه قال قد انعم الله علي اذ لم اكن معهم شهيدا
72. Ve inne minkum le men le yubattienn(yubattienne), fe in esâbetkum musîbetun kâle kad en’amallâhu aleyye iz lem ekun meahum şehîdâ(şehîden).
Ve doğrusu sizlerden mutlak (bir) kimse (ki) muhakkak ağırdan alır/ayak sürer*; öyle ki eğer isabet ettiyse sizlere bir musibet311; dedi: "Muhakkak nimet** vermiş Allah üzerime; asla olmadığım zaman onlarla beraber şahit/tanık."
Ahmed Samira: 72 And that from you who (E) will slow/delay/linger (E) , so if a disaster struck you, he said: "God had blessed on me, when I was not present with them."

Notlar

Not 1: *Çatışmaya/savaşmaya gitmemek için yollar arar; elinden geleni yapar.**Onlarla birlikte olmamak Allah'ın bir nimetidir sanmaktadır.

Ayet 73

566|4|73|وَلَئِنْ أَصَٰبَكُمْ فَضْلٌ مِّنَ ٱللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمْ تَكُنۢ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُۥ مَوَدَّةٌ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا
566|4|73|ولين اصبكم فضل من الله ليقولن كان لم تكن بينكم وبينه موده يليتني كنت معهم فافوز فوزا عظيما
73. Ve le in esâbekum fadlun minallâhi le yekûlenne ke en lem tekun beynekum ve beynehu meveddetun yâ leytenî kuntu meahum fe efûze fevzen azîmâ(azîmen).
Ve mutlak ki eğer isabet etse sizlere bir fazl202 Allah’tan; muhakkak der (o kimse) -sanki asla olmaz* sizin aranızda ve onun arasında bir sevgi/dostluk-: "Ah! Keşke ben olsaydım onlarla beraber; öyle ki başarsaydım büyük bir başarı."
Ahmed Samira: 73 And if (E) grace/blessing from God struck you, he will say (E) as if love/affection/friendship was not between you (P), and between him: "Oh, if only I were with them, so I succeed/win a great success/winning/triumph."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve mutlak ki eğer وَلَئِنْ -
2 esabekum isabet etse sizlere أَصَابَكُمْ صوب
3 fedlun bir fazl فَضْلٌ فضل
4 mine مِنَ -
5 llahi Allah’tan اللَّهِ -
6 leyekulenne muhakkak der (o) لَيَقُولَنَّ قول
7 keen gibi ki كَأَنْ -
8 lem asla لَمْ -
9 tekun olmaz تَكُنْ كون
10 beynekum aranızla بَيْنَكُمْ بين
11 ve beynehu ve onun arasında وَبَيْنَهُ بين
12 meveddetun bir sevgi/dostluk مَوَدَّةٌ ودد
13 ya leyteni Ah keşke ben يَا لَيْتَنِي -
14 kuntu olsaydım كُنْتُ كون
15 meahum onlarla beraber مَعَهُمْ -
16 feefuze öyle ki başarsaydım فَأَفُوزَ فوز
17 fevzen bir başarı فَوْزًا فوز
18 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *Daha önce asla olmamış gibi, daha sonra da asla olmayacak gibi.

Ayet 74

567|4|74|فَلْيُقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يَشْرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْءَاخِرَةِ وَمَن يُقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
567|4|74|فليقتل في سبيل الله الذين يشرون الحيوه الدنيا بالاخره ومن يقتل في سبيل الله فيقتل او يغلب فسوف نوتيه اجرا عظيما
74. Felyukâtil fî sebîlillâhillezîne yeşrûnel hayâted dunyâ bil âhirah(âhirati). Ve men yukâtil fî sebîlillâhi fe yuktel ev yaglib fe sevfe nu’tîhi ecran azîmâ(azîmen).
Öyle ki katletsin35 (o kimse) Allah yolunda331; (o) kimseler (ki) satıp değişirler dünya hayatını ahiretle; ve kim katleder Allah yolunda331; öyle ki katledilir35 ya da galip gelir; öyle ki yakında vereceğiz ona büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 74 So those who volunteer the present world/worldly life with the end (other life) should fight/kill in God’s sake, and who fights/kills in God’s sake, so he is killed or he defeats/conquers, so We will give him a great reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felyukatil öyle ki katletsin فَلْيُقَاتِلْ قتل
2 fi فِي -
3 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 ellezine kimseler الَّذِينَ -
6 yeşrune satış değişirler يَشْرُونَ شري
7 l-hayate hayatını الْحَيَاةَ حيي
8 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
9 bil-ahirati ahiretle بِالْاخِرَةِ اخر
10 ve men ve kim وَمَنْ -
11 yukatil katleder يُقَاتِلْ قتل
12 fi فِي -
13 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
14 llahi Allah اللَّهِ -
15 feyuktel öyle ki katledilir فَيُقْتَلْ قتل
16 ev ya da أَوْ -
17 yeglib galib gelir يَغْلِبْ غلب
18 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
19 nu'tihi vereceğiz ona نُؤْتِيهِ اتي
20 ecran bir ecir/karşılık أَجْرًا اجر
21 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 75

568|4|75|وَمَا لَكُمْ لَا تُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلظَّالِمِ أَهْلُهَا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا
568|4|75|وما لكم لا تقتلون في سبيل الله والمستضعفين من الرجال والنسا والولدن الذين يقولون ربنا اخرجنا من هذه القريه الظالم اهلها واجعل لنا من لدنك وليا واجعل لنا من لدنك نصيرا
75. Ve mâ lekum lâ tukâtilûne fî sebîlillâhi vel mustad’afîne miner ricâli ven nisâi vel vildânillezîne yekûlûne rabbenâ ahricnâ min hâzihil karyetiz zâlimi ehluhâ, vec’al lenâ min ledunke veliyyâ(veliyyen), vec’al lenâ min ledunke nasîrâ(nasîran).
Ve nedir sizlere olan (ki) katletmezsiniz35 Allah yolunda331; ve zaaflılar (olan) erkeklerden ve kadınlardan ve çocuklardan kimseler derler (ki): "Rabbimiz! Çıkar bizi şu kentten; zalimdir257 ahalisi onun; ve yap bize yanından bir veli28; ve yap bize yanından bir nasîr69."
Ahmed Samira: 75 And for what (why) do you not fight/kill in God’s sake? And the weakened from the men and the women, and the children/newborns, those who say: "Our Lord, bring us out from this the village/urban city, the unjust/oppressive (to) its people, and make for us from at You a guardian/victorior/ally , and make for us from at You a savior/supporter."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve ne وَمَا -
2 lekum sizlere olan لَكُمْ -
3 la لَا -
4 tukatilune katletmezsiniz تُقَاتِلُونَ قتل
5 fi فِي -
6 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
7 llahi Allah اللَّهِ -
8 velmusted'afine ve zaaflılar (olan) وَالْمُسْتَضْعَفِينَ ضعف
9 mine مِنَ -
10 r-ricali erkeklerden الرِّجَالِ رجل
11 ve nnisa'i ve kadınlar وَالنِّسَاءِ نسو
12 velvildani ve çocuklardan وَالْوِلْدَانِ ولد
13 ellezine kimseler الَّذِينَ -
14 yekulune derler يَقُولُونَ قول
15 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
16 ehricna çıkar bizi أَخْرِجْنَا خرج
17 min مِنْ -
18 hazihi şu هَٰذِهِ -
19 l-karyeti kentten الْقَرْيَةِ قري
20 z-zalimi zalimdir الظَّالِمِ ظلم
21 ehluha ahalisi onun أَهْلُهَا اهل
22 vec'al ve yap وَاجْعَلْ جعل
23 lena bize لَنَا -
24 min مِنْ -
25 ledunke yanından لَدُنْكَ لدن
26 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
27 vec'al ve yap وَاجْعَلْ جعل
28 lena bize لَنَا -
29 min مِنْ -
30 ledunke yanından لَدُنْكَ لدن
31 nesiran bir nasir نَصِيرًا نصر

Ayet 76

569|4|76|ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱلطَّٰغُوتِ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَوْلِيَآءَ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَٰنِ كَانَ ضَعِيفًا
569|4|76|الذين امنوا يقتلون في سبيل الله والذين كفروا يقتلون في سبيل الطغوت فقتلوا اوليا الشيطن ان كيد الشيطن كان ضعيفا
76. Ellezîne âmenû yukâtilûne fî sebîlillâh(sebîlillâhi), vellezîne keferû yukâtilûne fî sebîlit tâgûti fe kâtilû evliyâeş şeytân(şeytâni), inne keydeş şeytâni kâne daîfâ(daîfen).
İman47 etmiş kimseler (ki) katlederler35 Allah yolunda331; ve kâfirlik25 etmiş kimseler (ki) katlederler35 tâğût442 yolunda; öyle ki katledin35 şeytânın29 evliyasını212; doğrusu şeytânın29 hilesi/taktiği oldu bir zaaflı.
Ahmed Samira: 76 Those who believed, fight/kill in God’s sake, and those who disbelieved fight/kill in the devil/idol’s sake, so fight/kill the devil’s supporters/allies/followers, that the devil’s conspiracy/deceit was weak.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 amenu iman etmiş امَنُوا امن
3 yukatilune katlederler يُقَاتِلُونَ قتل
4 fi فِي -
5 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
6 llahi Allah اللَّهِ -
7 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
8 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
9 yukatilune katlederler يُقَاتِلُونَ قتل
10 fi فِي -
11 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
12 t-taguti tağut الطَّاغُوتِ طغي
13 fekatilu öyle ki katledin فَقَاتِلُوا قتل
14 evliya'e evliyasını أَوْلِيَاءَ ولي
15 ş-şeytani şeytanın الشَّيْطَانِ شطن
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 keyde hilesi/taktiği كَيْدَ كيد
18 ş-şeytani şeytanın الشَّيْطَانِ شطن
19 kane oldu كَانَ كون
20 deiyfen zaaflı ضَعِيفًا ضعف

Ayet 77

570|4|77|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا۟ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا۟ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا
570|4|77|الم تر الي الذين قيل لهم كفوا ايديكم واقيموا الصلوه واتوا الزكوه فلما كتب عليهم القتال اذا فريق منهم يخشون الناس كخشيه الله او اشد خشيه وقالوا ربنا لم كتبت علينا القتال لولا اخرتنا الي اجل قريب قل متع الدنيا قليل والاخره خير لمن اتقي ولا تظلمون فتيلا
77. E lem tera ilâllezîne kîle lehum kuffû eydiyekum, ve ekîmus salâte ve âtûz zekât(zekâte), fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu izâ ferîkun minhum yahşevnen nâse ke haşyetillâhi ev eşedde haşyeh(haşyeten), ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynâl kıtâl(kıtâle), lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin karîb(karîbin). Kul metâud dunyâ kalîl(kalîlun), vel âhıratu hayrun li menittekâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ(fetîlen).
Hiç görmez misin kimseleri (ki) denildi onlara: "Çekin ellerinizi; ve ikame572 edin salâtı5; ve verin zekâtı10"; öyle ki ne zaman yazıldı onlara savaş; o zaman bir fırka/bir bölük onlardan haşyet53 duyar insanlara; haşyet53 duyar gibi Allah'a; ya da daha şiddetli bir haşyet53 duyma; ve dediler: “Rabbimiz4! Niçin yazdın bize savaş? Keşke tehir etseydin/erteleseydin bizi yakın bir ecele/bir süreye”; de ki: “Dünya metası54 azdır; ve ahiret hayırlıdır; kimse için; takvalı21 oldu; ve zulmedilmez sizlere bir fitil/bir sicim137 (kadar).
Ahmed Samira: 77 Did you not see to those who were said to them: "Prevent/stop your hands and keep up the prayers, and give the charity." So when the fighting/killing was written/decreed on them, then a group from them fear the people, as God’s fear, or stronger fear, and they said: "Our Lord, for what (did) You write/decree on us the fighting/killing, if only You delayed us to (a) near term/time." Say: "The present world’s enjoyment (is) little, and the end (other life) (is) best to who feared and obeyed, and you do (will) not be caused injustice to/oppressed (as little as) a cleft in a seed ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
5 kile denildi قِيلَ قول
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 kuffu çekin كُفُّوا كفف
8 eydiyekum ellerinizi أَيْدِيَكُمْ يدي
9 ve ekimu ve dikin/ayağa kaldırın وَأَقِيمُوا قوم
10 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
11 ve atu ve verin وَاتُوا اتي
12 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
13 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
14 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
15 aleyhimu onlara عَلَيْهِمُ -
16 l-kitalu savaş الْقِتَالُ قتل
17 iza o zaman إِذَا -
18 ferikun bir fırka/bir grup فَرِيقٌ فرق
19 minhum onlardan مِنْهُمْ -
20 yehşevne haşyet duyar/derin saygı duyar يَخْشَوْنَ خشي
21 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
22 kehaşyeti haşyet duyar/derin saygı duyar gibi كَخَشْيَةِ خشي
23 llahi Allah'a اللَّهِ -
24 ev ya da أَوْ -
25 eşedde daha şiddetli أَشَدَّ شدد
26 haşyeten bir haşyet duyma/derin saygı duyma خَشْيَةً خشي
27 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
28 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
29 lime niçin لِمَ -
30 ketebte yazdın كَتَبْتَ كتب
31 aleyna bize عَلَيْنَا -
32 l-kitale savaş الْقِتَالَ قتل
33 levla keşke لَوْلَا -
34 ehhartena tehir etseydin/erteleseydin bizi أَخَّرْتَنَا اخر
35 ila إِلَىٰ -
36 ecelin bir ecele/bir süreye أَجَلٍ اجل
37 karibin yakın قَرِيبٍ قرب
38 kul de ki قُلْ قول
39 metau metası/yararlanması مَتَاعُ متع
40 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
41 kalilun azdır قَلِيلٌ قلل
42 vel'ahiratu ve ahiret وَالْاخِرَةُ اخر
43 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
44 limeni kimse için لِمَنِ -
45 tteka takvalı oldu/sakındı اتَّقَىٰ وقي
46 ve la ve وَلَا -
47 tuzlemune zulmedilmez sizlere تُظْلَمُونَ ظلم
48 fetilen bir fitil/bir sicim (kadar) فَتِيلًا فتل

Ayet 78

571|4|78|أَيْنَمَا تَكُونُوا۟ يُدْرِككُّمُ ٱلْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِى بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا۟ هَٰذِهِۦ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا۟ هَٰذِهِۦ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلٌّ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ فَمَالِ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا
571|4|78|اينما تكونوا يدرككم الموت ولو كنتم في بروج مشيده وان تصبهم حسنه يقولوا هذه من عند الله وان تصبهم سييه يقولوا هذه من عندك قل كل من عند الله فمال هولا القوم لا يكادون يفقهون حديثا
78. Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh(muşeyyedetin). Ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min indillâh(indillâhi), ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min indike. Kul kullun min indillâh(indillâhi). Fe mâli hâulâil kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ(hadîsen).
Nerede olursanız ulaşıp yakalar sizleri ölüm; ve eğer olmuş olsanız da heybetli yüksek burçlarda; ve eğer isabet etse onlara bir iyilik derler: "Bu indinden/katındandır Allah'ın"; ve eğer isabet etse onlara bir kötülük derler: "Bu indinden/yanındandır senin"; de ki hepsi indinden/katındandır Allah'ın; öyle ki nedir bunlara (olan), (bu) kavme/topluma; yanaşmazlar onlar anlamaya bir hadis/söz.
Ahmed Samira: 78 Wherever you are, the death catches up/reaches you , and (even) if you were in towers/castles/constellations built/erected , and if a goodness strikes them, they say: "This (is) from at God." And if a sin/crime (harm) strikes them, they say: "This (is) from at you." Say: "All/each (are) from at God, so how those the nation, they almost do not understand an information/speech?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eynema her nerede أَيْنَمَا -
2 tekunu olursanız تَكُونُوا كون
3 yudrikkumu ulaşıp yakalar sizleri يُدْرِكْكُمُ درك
4 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
5 velev ve eğer وَلَوْ -
6 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
7 fi فِي -
8 burucin yüksek burçlarda بُرُوجٍ برج
9 muşeyyedetin heybetli مُشَيَّدَةٍ شيد
10 ve in ve eğer وَإِنْ -
11 tusibhum isabet etse onlara تُصِبْهُمْ صوب
12 hasenetun bir iyilik حَسَنَةٌ حسن
13 yekulu derler يَقُولُوا قول
14 hazihi bu هَٰذِهِ -
15 min مِنْ -
16 indi indindendir/katındandır عِنْدِ عند
17 llahi Allah اللَّهِ -
18 ve in ve eğer وَإِنْ -
19 tusibhum isabet etse onlara تُصِبْهُمْ صوب
20 seyyietun bir kötülük سَيِّئَةٌ سوا
21 yekulu derler يَقُولُوا قول
22 hazihi bu هَٰذِهِ -
23 min مِنْ -
24 indike seni indinden/yanındandır عِنْدِكَ عند
25 kul de ki قُلْ قول
26 kullun hepsi كُلٌّ كلل
27 min مِنْ -
28 indi indindendir عِنْدِ عند
29 llahi Allah اللَّهِ -
30 femali öyle ki nedir فَمَالِ -
31 ha'ula'i bunlar هَٰؤُلَاءِ -
32 l-kavmi kavim الْقَوْمِ قوم
33 la لَا -
34 yekadune yanaşmazlar onlar يَكَادُونَ كود
35 yefkahune anlarlar onlar يَفْقَهُونَ فقه
36 hadisen bir hadis/söz حَدِيثًا حدث

Ayet 79

572|4|79|مَّآ أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ وَأَرْسَلْنَٰكَ لِلنَّاسِ رَسُولًا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا
572|4|79|ما اصابك من حسنه فمن الله وما اصابك من سييه فمن نفسك وارسلنك للناس رسولا وكفي بالله شهيدا
79. Mâ esâbeke min hasenetin fe minallâh(minallâhi), ve mâ esâbeke min seyyietin fe min nefsike. Ve erselnâke lin nâsi resûlâ(resûlen). Ve kefâ billâhi şehîdâ(şehîden).
İsabet eden sana bir iyilikten öyle ki Allah'tandır516; ve isabet eden sana kötülükten öyle ki kendi516 nefsindendir201; ve gönderdik seni insanlara bir resûl (olarak); ve kâfi geldi/yetti Allah bir Şehîd499 (olarak).
Ahmed Samira: 79 What struck you from a goodness, so (it is) from at God, and what struck you from a sin/crime (harm) so (it is) from your self, and We sent you to the people, (as) a messenger and enough with God, (as) a witness/present .57

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma مَا -
2 esabeke isabet eden sana أَصَابَكَ صوب
3 min مِنْ -
4 hasenetin bir iyilikten حَسَنَةٍ حسن
5 femine öyle ki فَمِنَ -
6 llahi Allah'tandır اللَّهِ -
7 ve ma ve وَمَا -
8 esabeke isabet eden sana أَصَابَكَ صوب
9 min her مِنْ -
10 seyyietin kötülük سَيِّئَةٍ سوا
11 femin öyle ki فَمِنْ -
12 nefsike kendi nefsindendir نَفْسِكَ نفس
13 ve erselnake ve gönderdik sana وَأَرْسَلْنَاكَ رسل
14 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
15 rasulen bir resûl رَسُولًا رسل
16 ve kefa ve kâfi etti/yetti وَكَفَىٰ كفي
17 billahi Allah بِاللَّهِ -
18 şehiden bir şahid/tanık (olarak) شَهِيدًا شهد

Ayet 80

573|4|80|مَّن يُطِعِ ٱلرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ ٱللَّهَ وَمَن تَوَلَّىٰ فَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا
573|4|80|من يطع الرسول فقد اطاع الله ومن تولي فما ارسلنك عليهم حفيظا
80. Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzen).
Kim itaat76 eder resûle418; öyle ki muhakkak itaat etti Allah'a; ve kim yüz çevirirdi; öyle ki göndermiş değiliz seni üzerlerine bir koruyucu/gardiyan.
Ahmed Samira: 80 And who obeys the messenger, so he obeyed God, and who turned away, so We did not send you on them (as) a protector .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 yutii itaat eder يُطِعِ طوع
3 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
4 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
5 etaa ittat etti أَطَاعَ طوع
6 llahe Allah'a اللَّهَ -
7 ve men ve kim وَمَنْ -
8 tevella yüz çevirirdi تَوَلَّىٰ ولي
9 fema öyle ki değiliz فَمَا -
10 erselnake göndermiş değiliz seni أَرْسَلْنَاكَ رسل
11 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
12 hafizen bir koruyucu/gardiyan حَفِيظًا حفظ

Ayet 81

574|4|81|وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُوا۟ مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٌ مِّنْهُمْ غَيْرَ ٱلَّذِى تَقُولُ وَٱللَّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
574|4|81|ويقولون طاعه فاذا برزوا من عندك بيت طايفه منهم غير الذي تقول والله يكتب ما يبيتون فاعرض عنهم وتوكل علي الله وكفي بالله وكيلا
81. Ve yekûlûne tâatun, fe izâ berazû min indike beyyete tâifetun minhum gayrallezî tekûl(tekûlu). Vallâhu yektubu mâ yubeyyitûn(yubeyyitûne), fe a’rıd anhum ve tevekkel alâllâh(alâllâhi). Ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
Ve derler: "İtaattır"; öyle ki dışarıya adımladıkları zaman senin yanından; geceleyin kurdu/kuluçkaya yatırdı fikirlerini868 onlardan bir tayfa/grup; ki senin dediğin olmaksızın; ve Allah yazar geceleyin kurduklarını/kuluçkaya yatırdıklarını onların; öyle ki ilgini çek onlardan; ve tevekkül79 et Allah üzerine; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Vekîl517 (olarak).
Ahmed Samira: 81 And they say: "Obedience." So if they emerged from at you, a group from them schemed at night other than what you say, and God writes what they scheme at night, so oppose/turn away from them and rely/depend on God, and enough with God (as) a guardian/protector.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
2 taatun itaattır طَاعَةٌ طوع
3 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
4 berazu dışarıya adımlardıklarında بَرَزُوا برز
5 min مِنْ -
6 indike senin yanından عِنْدِكَ عند
7 beyyete geceleyin kurdu/kuluçkaya yatırdı بَيَّتَ بيت
8 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
11 llezi ki الَّذِي -
12 tekulu senin dediğinin تَقُولُ قول
13 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
14 yektubu yazar يَكْتُبُ كتب
15 ma مَا -
16 yubeyyitune geceleyin kurduklarını/kuluçkaya yatırdıklarını يُبَيِّتُونَ بيت
17 feea'rid öyle ki sen ilgini çek فَأَعْرِضْ عرض
18 anhum onlardan عَنْهُمْ -
19 ve teve kkel ve tevekkül et وَتَوَكَّلْ وكل
20 ala üzerine عَلَى -
21 llahi Allah اللَّهِ -
22 ve kefa ve yettti وَكَفَىٰ كفي
23 billahi Allah بِاللَّهِ -
24 vekilen bir Vekil وَكِيلًا وكل

Ayet 82

575|4|82|أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُوا۟ فِيهِ ٱخْتِلَٰفًا كَثِيرًا
575|4|82|افلا يتدبرون القران ولو كان من عند غير الله لوجدوا فيه اختلفا كثيرا
82. E fe lâ yetedebberûnel kur’ân(kur’âne).Ve lev kâne min indi gayrillâhi le vecedû fîhihtilâfen kesîrâ(kesîran).
Öyle ki derinlemesine tartıp ele almazlar mı/düşünüp taşınmazlar* mı Kur'ân'ı; ve eğer olmasaydı Allah'ın indinden/katından; mutlak bulurlardı onda** çokça ihtilaf***.
Ahmed Samira: 82 So do they not consider The Koran, and if (it) were from at other than God, they would have found in it much difference/disagreement.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efela öyle ki أَفَلَا -
2 yetedebberune derinlemesine tartıp ele almazlar mı/düşünüp taşınmazlar mı يَتَدَبَّرُونَ دبر
3 l-kurane Kur'an'ı الْقُرْانَ قرا
4 velev ve eğer وَلَوْ -
5 kane olsaydı كَانَ كون
6 min مِنْ -
7 indi indinden/katından عِنْدِ عند
8 gayri başkası غَيْرِ غير
9 llahi Allah'tan اللَّهِ -
10 levecedu mutlak bulurlardı لَوَجَدُوا وجد
11 fihi onda (Kur’an'da) فِيهِ -
12 htilafen ihtilaf اخْتِلَافًا خلف
13 kesiran çokça كَثِيرًا كثر

Notlar

Not 1: *Kur'an derinlemesine incelendiğinde 6234 ayetin birbiriyle tam uyumlu olduğu görülür. Asla bir çelişki, uyumsuzluk görülmez. **Kur'ân'da.**Uyuşmazlık.

Ayet 83

576|4|83|وَإِذَا جَآءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ ٱلْأَمْنِ أَوِ ٱلْخَوْفِ أَذَاعُوا۟ بِهِۦ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ مِنْهُمْ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَٱتَّبَعْتُمُ ٱلشَّيْطَٰنَ إِلَّا قَلِيلًا
576|4|83|واذا جاهم امر من الامن او الخوف اذاعوا به ولو ردوه الي الرسول والي اولي الامر منهم لعلمه الذين يستنبطونه منهم ولولا فضل الله عليكم ورحمته لاتبعتم الشيطن الا قليلا
83. Ve izâ câehum emrun minel emni evil havfi ezâû bihî.Ve lev reddûhu ilâr resûli ve ilâ ulil emri minhum le alimehullezîne yestenbitûnehu minhum. Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu letteba’tumuş şeytâne illâ kalîlâ(kalîlen).
Ve geldiği zaman onlara bir emir/iş güvenden ya da korkudan; yaydılar onu; şayet döndürselerdi onu resûle ve kendilerinden (olan) emir sahiplerine; mutlak bilirdi onu (emrin/işin iç yüzünü) kendilerinden kimseler (ki) derinlemesine araştırırlar onu (emri/işi); şayet olmasa fazlı Allah'ın üzerinize; ve rahmeti (de); mutlak tabi olurdunuz şeytâna29 bir az dışında.
Ahmed Samira: 83 And if a matter/affair from the safety/security or the fear came to them, they spread/circulated with it, and if they returned it to the messenger and to (those) of the order/command from them; those who from them conclude/discover (understand) it would have known it (E), and where it not for God’s grace/favour/blessing on you, and His mercy, you would have followed the devil, except a few (from you).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 ca'ehum geldi onlara جَاءَهُمْ جيا
3 emrun bir emir/iş أَمْرٌ امر
4 mine مِنَ -
5 l-emni güvenden الْأَمْنِ امن
6 evi ya da أَوِ -
7 l-havfi korkudan الْخَوْفِ خوف
8 ezau yaydılar أَذَاعُوا ذيع
9 bihi onu بِهِ -
10 velev şayet وَلَوْ -
11 radduhu döndürselerdi onu رَدُّوهُ ردد
12 ila إِلَى -
13 r-rasuli resûle الرَّسُولِ رسل
14 ve ila ve وَإِلَىٰ -
15 uli sahiplerine أُولِي اول
16 l-emri emir الْأَمْرِ امر
17 minhum onlardan مِنْهُمْ -
18 lealimehu mutlak bilirdi onu لَعَلِمَهُ علم
19 ellezine kimseler الَّذِينَ -
20 yestenbitunehu derinlemesine araştırırlar onu يَسْتَنْبِطُونَهُ نبط
21 minhum onlardan مِنْهُمْ -
22 velevla şayet olmasa وَلَوْلَا -
23 fedlu fazlı فَضْلُ فضل
24 llahi Allah'ın اللَّهِ -
25 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
26 ve rahmetuhu ve rahmeti وَرَحْمَتُهُ رحم
27 lattebea'tumu mutlak tabi olurdunuz لَاتَّبَعْتُمُ تبع
28 ş-şeytane şeytana الشَّيْطَانَ شطن
29 illa dışında إِلَّا -
30 kalilen bir az قَلِيلًا قلل

Ayet 84

577|4|84|فَقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفْسَكَ وَحَرِّضِ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَكُفَّ بَأْسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَٱللَّهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنكِيلًا
577|4|84|فقتل في سبيل الله لا تكلف الا نفسك وحرض المومنين عسي الله ان يكف باس الذين كفروا والله اشد باسا واشد تنكيلا
84. Fe kâtil fî sebîlillâh(sebîlillâhi), lâ tukellefu illâ nefseke ve harrıdıl mu’minîn(mu’minîne), asallâhu en yekuffe be’sellezîne keferû. Vallâhu eşeddu be’sen ve eşeddu tenkîlâ(tenkîlen).
Öyle ki katlet35 Allah yolunda; mükellef edilmezsin kendi nefsin201 dışında; ve teşvik et müminleri27; belki Allah ki kısıtlar/sınırlar kâfirlik25 etmiş kimselerin gücünü/kuvvetini; ve Allah daha şiddetlidir güçte/kuvvette; ve daha şiddetlidir tenkîlde518.
Ahmed Samira: 84 So fight/kill in God’s sake, you are not burdened/imposed upon except (with) your self, and instigate/urge/encourage the believers, maybe that God prevents/stops those who disbelieved’s might/power, and God (is) stronger power/might, and stronger severe exemplary punishment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekatil öyle ki katlet فَقَاتِلْ قتل
2 fi فِي -
3 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 la لَا -
6 tukellefu mükellef edilmezsin تُكَلَّفُ كلف
7 illa dışında إِلَّا -
8 nefseke kendi nefsin نَفْسَكَ نفس
9 ve harridi ve teşvik et وَحَرِّضِ حرض
10 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن
11 asa belki عَسَى عسي
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 en ki أَنْ -
14 yekuffe kısıtlat/sınırlar يَكُفَّ كفف
15 be'se gücünü بَأْسَ باس
16 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
17 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
18 vallahu ve Allah'ın وَاللَّهُ -
19 eşeddu daha şiddetlidir أَشَدُّ شدد
20 be'sen güçte بَأْسًا باس
21 ve eşeddu ve daha şiddetlidir وَأَشَدُّ شدد
22 tenkilen tenkilde تَنْكِيلًا نكل

Ayet 85

578|4|85|مَّن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُۥ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقِيتًا
578|4|85|من يشفع شفعه حسنه يكن له نصيب منها ومن يشفع شفعه سييه يكن له كفل منها وكان الله علي كل شي مقيتا
85. Men yeşfa’ şefâaten haseneten yekun lehû nasîbun minhâ, ve men yeşfa’ şefâaten seyyieten yekun lehu kiflun minhâ. Ve kânallâhu alâ kulli şey’in mukîtâ(mukîten).
Kim şefâat* eder iyi/güzel bir şefâate*; olur ona bir nasip ondan; ve kim şefâat* eder kötü bir şefâate*; olur ona bir kefillik** ondan; ve oldu Allah her bir şey üzerine bir Mukît519.
Ahmed Samira: 85 Who mediates a good mediation, for him is a share from it, and who mediates a bad/evil mediation, for him is a share from it, and God was/is on every thing providing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 yeşfea' şefaat eder يَشْفَعْ شفع
3 şefaaten bir şefaate شَفَاعَةً شفع
4 haseneten bir iyi/güzel حَسَنَةً حسن
5 yekun olur يَكُنْ كون
6 lehu ona لَهُ -
7 nesibun bir nasip نَصِيبٌ نصب
8 minha ondan مِنْهَا -
9 ve men ve kim وَمَنْ -
10 yeşfea' şefaat eder يَشْفَعْ شفع
11 şefaaten bir şefaat شَفَاعَةً شفع
12 seyyieten bir kötü سَيِّئَةً سوا
13 yekun olur يَكُنْ كون
14 lehu ona لَهُ -
15 kiflun bir kefillik كِفْلٌ كفل
16 minha ondan مِنْهَا -
17 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 ala üzerine عَلَىٰ -
20 kulli her bir كُلِّ كلل
21 şey'in şey شَيْءٍ شيا
22 mukiten bir Mukît مُقِيتًا قوت

Notlar

Not 1: *Araya girip müdahale etmek, aracı olmak.**Sorumluluk, mükellefiyet.

Ayet 86

579|4|86|وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا۟ بِأَحْسَنَ مِنْهَآ أَوْ رُدُّوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَسِيبًا
579|4|86|واذا حييتم بتحيه فحيوا باحسن منها او ردوها ان الله كان علي كل شي حسيبا
86. Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ(hasîben).
Ne zaman esenlendiniz* bir esenlikle*; öyle ki esenleyin* daha iyisiyle ondan ya da geri döndürün onu; doğrusu Allah oldu her şey üzerine bir Hasîb486.
Ahmed Samira: 86 And if you were greeted with a greeting, so greet with better from (than) it, or return it, that God was/is on every thing counting/calculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 huyyiytum esenlendiniz حُيِّيتُمْ حيي
3 bitehiyyetin bir esenlikle بِتَحِيَّةٍ حيي
4 fehayyu öyle ki esenleyin فَحَيُّوا حيي
5 biehsene daha iyisiyle بِأَحْسَنَ حسن
6 minha ondan مِنْهَا -
7 ev ya da أَوْ -
8 rudduha geri döndürün onu رُدُّوهَا ردد
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 kane oldu كَانَ كون
12 ala üzerine عَلَىٰ -
13 kulli her كُلِّ كلل
14 şey'in şey شَيْءٍ شيا
15 hasiben Hasib حَسِيبًا حسب

Notlar

Not 1: *Sağlıklı, huzurlu, sıkıntısız hayat/yaşam temenni etmek, bu amaca yönelik uygulamalar yapmak. Sadece sözle değil uygulamayla da esenlemek gereklidir.

Ayet 87

580|4|87|ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ حَدِيثًا
580|4|87|الله لا اله الا هو ليجمعنكم الي يوم القيمه لا ريب فيه ومن اصدق من الله حديثا
87. Allâhu lâ ilâhe illâ huve. Le yecmeannekum ilâ yevmil kıyâmeti lâ raybe fîhi. Ve men asdeku minallâhi hadîsâ(hadîsen).
Allah'tır; yoktur ilâh74 O’nun dışında; mutlak bir araya getirir sizleri kıyamet gününde148 (ki) olmaz bir şüphe onda; ve kimdir daha sâdık182 Allah’tan; bir hadiste/bir sözde*.
Ahmed Samira: 87 God, no God except He/Him, He will gather/collect you (E) to the Resurrection Day, no doubt/suspicion in it; and who (is) more truthful from (than) God (in) an information/speech?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah (ki) اللَّهُ -
2 la yoktur لَا -
3 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
4 illa dışında إِلَّا -
5 huve O’nun هُوَ -
6 leyecmeannekum mutlak bir araya getiri sizleri لَيَجْمَعَنَّكُمْ جمع
7 ila إِلَىٰ -
8 yevmi gününde يَوْمِ يوم
9 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
10 la olmaz لَا -
11 raybe bir şüphe رَيْبَ ريب
12 fihi onda فِيهِ -
13 ve men ve kimdir وَمَنْ -
14 esdeku daha sadık أَصْدَقُ صدق
15 mine -tan مِنَ -
16 llahi Allah’tan اللَّهِ -
17 hadisen bir hadis/bir söz حَدِيثًا حدث

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın sözü/hadisi olan Kur'an'dan başka sözleri/hadisleri dinde değişmez doğrular kabul etmek şirktir. Sadece Kur'an demeyen, Kur'an harici dinde hüküm koyan şeylere de Kur'an'ın astından iman edenlerin tamamı müşrik olmuştur.

Ayet 88

581|4|88|فَمَا لَكُمْ فِى ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِئَتَيْنِ وَٱللَّهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُوٓا۟ أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُوا۟ مَنْ أَضَلَّ ٱللَّهُ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا
581|4|88|فما لكم في المنفقين فيتين والله اركسهم بما كسبوا اتريدون ان تهدوا من اضل الله ومن يضلل الله فلن تجد له سبيلا
88. Fe mâ lekum fil munâfikîne fieteyni vallâhu erkesehum bi mâ kesebû. E turîdûne en tehdû men edallallâh(edallallâhu). Ve men yudlilillâhu fe len tecide lehu sebîlâ(sebîlen).
Öyle ki nedir (olan) sizlere; münâfıklar26 hakkında iki grup (oldunuz); ve Allah geri bıraktı/indirdi onları kazandıklarıyla; ister misiniz ki doğru yola iletirsiniz kimseyi (ki) dalalette128 bıraktı Allah? Ve kimi dalalete128 bırakırsa Allah; öyle ki asla bulamazsın ona bir yol.
Ahmed Samira: 88 So what for you (so why are you being divided) two groups in (regarding) the hypocrites? And God set them back because (of) what they gathered, do you want that to guide who God misguided? And who God misguides, so you will not find for him a path/means.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fema öyle ki nedir فَمَا -
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 fi فِي -
4 l-munafikine münafıklarda الْمُنَافِقِينَ نفق
5 fieteyni iki grup فِئَتَيْنِ فاي
6 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
7 erkesehum geri bıraktı/geri attı/çöktürdü أَرْكَسَهُمْ ركس
8 bima بِمَا -
9 kesebu kazandıklarıyla كَسَبُوا كسب
10 eturidune ister misiniz أَتُرِيدُونَ رود
11 en ki أَنْ -
12 tehdu doğru yola iletmek تَهْدُوا هدي
13 men kimseyi مَنْ -
14 edelle dalalete bıraktığı أَضَلَّ ضلل
15 llahu Allah'ın اللَّهُ -
16 ve men ve kim وَمَنْ -
17 yudlili dalalete bırakırsa يُضْلِلِ ضلل
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 felen öyle ki asla فَلَنْ -
20 tecide bulamazsın تَجِدَ وجد
21 lehu ona لَهُ -
22 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل

Ayet 89

582|4|89|وَدُّوا۟ لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا۟ فَتَكُونُونَ سَوَآءً فَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ أَوْلِيَآءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
582|4|89|ودوا لو تكفرون كما كفروا فتكونون سوا فلا تتخذوا منهم اوليا حتي يهاجروا في سبيل الله فان تولوا فخذوهم واقتلوهم حيث وجدتموهم ولا تتخذوا منهم وليا ولا نصيرا
89. Veddû lev tekfurûne kemâ keferû fe tekûnûne sevâen fe lâ tettehızû minhum evliyâe hattâ yuhâcirû fî sebîlillâh(sebîlillâhi). Fe in tevellev fe huzûhum vaktulûhum haysu vecedtumûhum, ve lâ tettehızû minhum veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîran).
İstediler (ki) şayet kâfirlik25 ederseniz kâfirlik25 ettikleri gibi; öyle ki olursunuz onlarla aynı seviyeli/farksız; öyle ki edinmeyin/tutmayın onlardan evliya212 ta ki hicret ederler Allah yoluna; öyle ki eğer yüz çevirdilerse* öyle ki edinin/tutun onları ve katledin35 onları nerede bulursanız**; ve edinmeyin/tutmayın onlardan bir veli28 ne de bir yardımcı.
Ahmed Samira: 89 They wished/loved if you disbelieve, as they disbelieved, so you become equal/alike. So do not take from them allies , until they emigrate in God’s sake, so if they turned away, so take/punish them and fight/kill them, where/when you found them, and do not take from them an ally , and nor a supporter/savior.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veddu istediler وَدُّوا ودد
2 lev şayet لَوْ -
3 tekfurune kâfirlik edersiniz تَكْفُرُونَ كفر
4 kema gibi كَمَا -
5 keferu kâfirlik ettikleri كَفَرُوا كفر
6 fe tekunune öyle ki olursunuz onlarla فَتَكُونُونَ كون
7 seva'en aynı seviyeli/farksız سَوَاءً سوي
8 fela öyle i فَلَا -
9 tettehizu edinmeyin/tutmayın تَتَّخِذُوا اخذ
10 minhum onlardan مِنْهُمْ -
11 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
12 hatta ta ki حَتَّىٰ -
13 yuhaciru hicret ederler يُهَاجِرُوا هجر
14 fi فِي -
15 sebili yoluna سَبِيلِ سبل
16 llahi Allah اللَّهِ -
17 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
18 tevellev yüz çevirdilerse تَوَلَّوْا ولي
19 fehuzuhum öyle ki edinin/tutun onları فَخُذُوهُمْ اخذ
20 vektuluhum ve katledin وَاقْتُلُوهُمْ قتل
21 haysu nerede حَيْثُ حيث
22 vecedtumuhum bulursanız onları وَجَدْتُمُوهُمْ وجد
23 ve la وَلَا -
24 tettehizu ve edinmeyin/tutmayın تَتَّخِذُوا اخذ
25 minhum onlardan مِنْهُمْ -
26 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
27 ve la ne de وَلَا -
28 nesiran bir yardımcı نَصِيرًا نصر

Notlar

Not 1: *Katletmeye devam ederlerse. Barışa yanaşmazlarsa.**4:90 ayeti incelendiğinde bu kimselerin müminleri katlettikleri görülmektedir. Anlaşılır ki karşılıklı bir savaş durumu vardır. Müslümanlar bir kurtuluş savaşı vermektedir. Kâfirler, müşrikler ve münâfıklar az sayıda olan müminleri yok etmek için katletmektedir. Yüce Allah savaş durumunda yapılması gerekeni bildirmiştir. Düşman askerleri aranıp bulunacak ve katledilecektir. Bu ayetleri bağlamından cımbız gibi çekerek kopararak "bakın Kur'an kendisine iman etmeyenleri nerede bulursanız katledin emri vermiş" diyenlerin yatacak yeri yoktur. Ayetler açıkça bizlere bir kurtuluş savaşı durumunu işaret etmektedir.

Ayet 90

583|4|90|إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ أَوْ جَآءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَٰتِلُوكُمْ أَوْ يُقَٰتِلُوا۟ قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَٰتَلُوكُمْ فَإِنِ ٱعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا
583|4|90|الا الذين يصلون الي قوم بينكم وبينهم ميثق او جاوكم حصرت صدورهم ان يقتلوكم او يقتلوا قومهم ولو شا الله لسلطهم عليكم فلقتلوكم فان اعتزلوكم فلم يقتلوكم والقوا اليكم السلم فما جعل الله لكم عليهم سبيلا
90. İllâllezîne yasılûne ilâ kavmin beynekum ve beynehum mîsâkun ev câûkum hasırat sudûruhum en yukâtilûkum ev yukâtilû kavmehum. Ve lev şâallâhu le selletahum aleykum fe le kâtelûkum, fe inı’tezelûkum fe lem yukâtilûkum ve elkav ileykumus seleme, fe mâ cealallâhu lekum aleyhim sebîlâ(sebîlen).
Dışındadır kimseler (ki) birleştiler/katıldılar* bir kavme/topluma (ki) sizlerin arasında ve onların arasında (vardır) bir misak/anlaşma ya da geldiler sizlere sarılmış** (olarak) sudurları/göğüsleri ki katletmekten35 sizleri ya da katletmekten35 kendi kavimlerini/toplumlarını; ve şayet dileseydi*** Allah mutlak güçlendirip atardı onları üzerinize; öyle ki mutlak katledelerdi35 sizleri; öyleyse eğer ki azlettilerse/ayırdılarsa sizleri; öyle ki asla katletmezler35 (artık) sizleri; ve bulunurlar üzerinize selamet/barış/güven; öyleyse yapmış değildir Allah sizlere onlar aleyhine bir yol****.
Ahmed Samira: 90 Except those who reach to (a) nation between you and between them (is) a) covenant (treaty), or they came to you, their chests (are) restricted/depressed , that they fight/kill you, or they fight/kill their nation, and if God wanted/willed, He would have empowered them on you, so they would have fought/killed you (P), so if they separated/isolated themselves from you , so they did not fight/kill you, and they threw (offered) to you the peace/surrender , so God did not make for you on them a path/means.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yesilune birleştiler/katıldılar يَصِلُونَ وصل
4 ila إِلَىٰ -
5 kavmin bir kavme/topluma قَوْمٍ قوم
6 beynekum aranızda sizleri بَيْنَكُمْ بين
7 ve beynehum ve arasında onların وَبَيْنَهُمْ بين
8 misakun bir misak/anlaşma مِيثَاقٌ وثق
9 ev ya da أَوْ -
10 ca'ukum geldiler sizlere جَاءُوكُمْ جيا
11 hasirat sarılmış حَصِرَتْ حصر
12 suduruhum sudurları صُدُورُهُمْ صدر
13 en ki أَنْ -
14 yukatilukum katlederler sizleri يُقَاتِلُوكُمْ قتل
15 ev veya أَوْ -
16 yukatilu katlelerder يُقَاتِلُوا قتل
17 kavmehum kendi kavimlerini قَوْمَهُمْ قوم
18 velev ve şayet وَلَوْ -
19 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
20 llahu Allah اللَّهُ -
21 leselletahum mutlak güçlendirip atardı onları لَسَلَّطَهُمْ سلط
22 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
23 fe lekatelukum öyle ki mutlak katledelerdi sizleri فَلَقَاتَلُوكُمْ قتل
24 feini öyle ki eğer فَإِنِ -
25 a'tezelukum öyle ki azlettiler/ayırdılar sizleri اعْتَزَلُوكُمْ عزل
26 fe lem öyle ki asla فَلَمْ -
27 yukatilukum katletmezler sizleri يُقَاتِلُوكُمْ قتل
28 ve elkav ve bulunurlar وَأَلْقَوْا لقي
29 ileykumu üzerinize إِلَيْكُمُ -
30 s-seleme selamet السَّلَمَ سلم
31 fema öyle ki değildir فَمَا -
32 ceale yapmış جَعَلَ جعل
33 llahu Allah اللَّهُ -
34 lekum sizlere لَكُمْ -
35 aleyhim onlar aleyhine عَلَيْهِمْ -
36 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل

Notlar

Not 1: *Arada bir antlaşma bulunan bir kavme katıldıklarında artık o kavmin kurallarına uymak zorunda oldukları için katletmeye bir son vermek zorunda kalacaklardır. **Katletmekten göğüsleri sarılmış, sıkışmış, bunalmış olarak teslim olurlarsa, sizleri katletmeyi bıraktılarsa artık onlara karşı bir katletme asla yapamazsınız. Barış içinde geçinip gidin. ***Yüce Allah dilemediği için onlar teslim oldular. İşleri ve oluşları ancak Yüce Allah yönetir. ****Onların aleyhine olacak bir yol aramayın.

Ayet 91

584|4|91|سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا۟ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا۟ فِيهَا فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا
584|4|91|ستجدون اخرين يريدون ان يامنوكم ويامنوا قومهم كل ما ردوا الي الفتنه اركسوا فيها فان لم يعتزلوكم ويلقوا اليكم السلم ويكفوا ايديهم فخذوهم واقتلوهم حيث ثقفتموهم واوليكم جعلنا لكم عليهم سلطنا مبينا
91. Se tecidûne âharîne yurîdûne en ye’menûkum ve ye’menû kavmehum. Kullemâ ruddû ilâl fitneti urkisû fîhâ, fe in lem ya’tezilûkum ve yulkû ileykumus seleme ve yekuffû eydiyehum fe huzûhum vaktulûhum haysu sekıftumûhum. Ve ulâikum cealnâ lekum aleyhim sultânen mubînâ(mubînen).
Bulacaksınız başkalarını; isterler ki emin olsunlar sizlere (karşı) ve emin olsunlar kendi kavimlerine (karşı); her bir döndürüldüklerinde fitneye332; geri bırakılırlar/indirilirler* onda; öyle ki eğer asla azletmezler/bırakmazlar sizleri; ve bulunmazlar üzerinize selamet**; ve sınırlamazlar/geri durdurmazlar ellerini***; öyle ki edinin/tutun onları; ve katledin35 onları nerede bulursanız****; ve işte sizlersiniz; yaptık sizlere onlara karşı bir yetki/güç apaçık.
Ahmed Samira: 91 You will find others, they want that they (be) secured by you (have peace with you), and they be trusted/secured (by) their nation, whenever they are returned to the treason , they were made to be set back/replaced in it, so if they did not separate/ isolate/withdraw themselves from you , and they (did not) throw (offer) to you the peace/surrender , and (nor) they stop their hands, so take them and58fight/kill them where/when you defeated them/caught up with them, and those, We made for you on them a clear/evident power .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 setecidune bulacaksınız سَتَجِدُونَ وجد
2 aharine başkalarını اخَرِينَ اخر
3 yuridune isterler يُرِيدُونَ رود
4 en ki أَنْ -
5 ye'menukum emin olsunlar sizlerden يَأْمَنُوكُمْ امن
6 ve ye'menu ve emin olsunlar وَيَأْمَنُوا امن
7 kavmehum kendi kavimlerine قَوْمَهُمْ قوم
8 kulle her bir كُلَّ كلل
9 ma مَا -
10 ruddu döndürdüklerinde رُدُّوا ردد
11 ila doğru إِلَى -
12 l-fitneti fitneye الْفِتْنَةِ فتن
13 urkisu geri bırakolırlar/indirilirler أُرْكِسُوا ركس
14 fiha onda فِيهَا -
15 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
16 lem asla لَمْ -
17 yea'tezilukum azletmezler sizleri يَعْتَزِلُوكُمْ عزل
18 ve yulku ve bulunmazlar وَيُلْقُوا لقي
19 ileykumu üzerinize إِلَيْكُمُ -
20 s-seleme selamet السَّلَمَ سلم
21 ve yekuffu ve sınırlamazla/geri durdurmazlar وَيَكُفُّوا كفف
22 eydiyehum ellerini أَيْدِيَهُمْ يدي
23 fehuzuhum öyle ki edinin/tutun onları فَخُذُوهُمْ اخذ
24 vektuluhum ve katledin onları وَاقْتُلُوهُمْ قتل
25 haysu nerede حَيْثُ حيث
26 sekiftumuhum bulursanız ثَقِفْتُمُوهُمْ ثقف
27 ve ulaikum ve işte sizler وَأُولَٰئِكُمْ -
28 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
29 lekum sizlere لَكُمْ -
30 aleyhim onlara karşı عَلَيْهِمْ -
31 sultanen bir yetki/güç سُلْطَانًا سلط
32 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Notlar

Not 1: *Alçaltılırlar. **Barış.***4:90 ayetindeki işaret edilen yaptıkları şeyi yani katletmeyi durdurmazlar.****Savaşı durdurma niyeti olmayan, barışa yanaşma niyeti olmayan bu kimseleri arayıp bulun ve nerede bulursanız katledin.

Ayet 92

585|4|92|وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا۟ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
585|4|92|وما كان لمومن ان يقتل مومنا الا خطا ومن قتل مومنا خطا فتحرير رقبه مومنه وديه مسلمه الي اهله الا ان يصدقوا فان كان من قوم عدو لكم وهو مومن فتحرير رقبه مومنه وان كان من قوم بينكم وبينهم ميثق فديه مسلمه الي اهله وتحرير رقبه مومنه فمن لم يجد فصيام شهرين متتابعين توبه من الله وكان الله عليما حكيما
92. Ve mâ kâne li mu’minin en yaktule mu’minen illâ hataâ(hataen), ve men katele mu’minen hataen fe tahrîru rakabetin mu’minetin ve diyetun musellemetun ilâ ehlihî illâ en yessaddakû. Fe in kâne min kavmin aduvvin lekum ve huve mu’minun fe tahrîru rakabetin mu’mineh(mu’minetin). Ve in kâne min kavmin beynekum ve beynehum mîsâkun fe diyetun musellemetun ilâ ehlihî ve tahrîru rakabetin mu’mineh(mu’minetin), fe men lem yecid fe sıyâmu şehreyni mutetâbiayni tevbeten minallâh(minallâhi). Ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ve olmuş değildir bir mümin27 için ki katleder35 bir mümini27; dışındadır bir hata (-yla olması); ve kim katletti35 bir mümini27 bir hata (-yla); öyle ki serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; ve bir diyettir teslim edilen onun (katledilenin) ehline*; dışındadır ki sadaka378 ederler (katledilenin ehli); öyle ki eğer olduysa sizlere bir düşman kavimden**; ve o (katledilen) bir müminse27; öyle ki serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; ve eğer olduysa bir kavimden (ki) sizlerin arasında ve onların arasında (vardır) bir misak/antlaşma***; öyle ki bir diyettir teslim edilen onun (katledilenin) ehline; ve serbestleştirmektir mümin bir rakabe520; öyle ki kim asla bulamaz; öyle ki siyamdır322 mütemadiyen**** iki ay; bir tevbedir33 Allah’tan; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 92 And (it) was/is not to a believer that he kills a believer except mistakenly, and who killed a believer mistakenly, so freeing/liberating a believing neck (slave), and compensation handed over/delivered to his (the victim’s) family, except that they give charity (forgive), so if he was from a nation, an enemy for you, and he (the victim was) a believer, so freeing/liberating a believing neck (slave), and if he was/is from a nation between you and between them (is) a covenant (treaty), so a compensation handed over/delivered to his (the victim’s) family and freeing/liberating a believing neck (slave), so who does not find, so fasting two months following each other (E), a repentance from at God, and God was/is knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 limu'minin bir mümin için لِمُؤْمِنٍ امن
4 en ki أَنْ -
5 yektule katleder يَقْتُلَ قتل
6 mu'minen bir mümini مُؤْمِنًا امن
7 illa dışındadır إِلَّا -
8 hataen bir hata خَطَأً خطا
9 ve men ve kim وَمَنْ -
10 katele katletti قَتَلَ قتل
11 mu'minen bir mümini مُؤْمِنًا امن
12 hataen bir hata (-yla) خَطَأً خطا
13 fetehriru öyle ki serbestleştirmedir فَتَحْرِيرُ حرر
14 rakabetin bir rakabe رَقَبَةٍ رقب
15 mu'minetin mümin مُؤْمِنَةٍ امن
16 ve diyetun ve bir diyet وَدِيَةٌ ودي
17 musellemetun teslim edilen مُسَلَّمَةٌ سلم
18 ila إِلَىٰ -
19 ehlihi ehline onun أَهْلِهِ اهل
20 illa dışındadır إِلَّا -
21 en ki أَنْ -
22 yessaddeku sadaka ederler يَصَّدَّقُوا صدق
23 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
24 kane oldu كَانَ كون
25 min مِنْ -
26 kavmin bir kavimden قَوْمٍ قوم
27 aduvvin düşman عَدُوٍّ عدو
28 lekum sizlere لَكُمْ -
29 ve huve ve o (katledilen) وَهُوَ -
30 mu'minun bir mümin مُؤْمِنٌ امن
31 fetehriru öyle ki serbestleştirmedir فَتَحْرِيرُ حرر
32 rakabetin bir rakabe رَقَبَةٍ رقب
33 mu'minetin mümin مُؤْمِنَةٍ امن
34 ve in ve eğer وَإِنْ -
35 kane oldu كَانَ كون
36 min مِنْ -
37 kavmin bir kavimden قَوْمٍ قوم
38 beynekum arasında sizinle بَيْنَكُمْ بين
39 ve beynehum ve arasında onların وَبَيْنَهُمْ بين
40 misakun bir misak/anlaşma مِيثَاقٌ وثق
41 fediyetun öyle ki bir diyet فَدِيَةٌ ودي
42 musellemetun teslim edilen مُسَلَّمَةٌ سلم
43 ila إِلَىٰ -
44 ehlihi ehline onun أَهْلِهِ اهل
45 ve tehriru ve serbestleştirmedir وَتَحْرِيرُ حرر
46 rakabetin bir rakabe رَقَبَةٍ رقب
47 mu'minetin mümin مُؤْمِنَةٍ امن
48 fe men öyle ki kim فَمَنْ -
49 lem asla لَمْ -
50 yecid bulamaz يَجِدْ وجد
51 fesiyamu öyle ki siyamdır فَصِيَامُ صوم
52 şehrayni iki ay شَهْرَيْنِ شهر
53 mutetabiayni mütemadiyen مُتَتَابِعَيْنِ تبع
54 tevbeten bir tevbe تَوْبَةً توب
55 mine مِنَ -
56 llahi Allah’tan اللَّهِ -
57 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
58 llahu Allah اللَّهُ -
59 alimen bir Alîm عَلِيمًا علم
60 hakimen bir Hakîm حَكِيمًا حكم

Notlar

Not 1: *Ailesine.**Düşman bir kavimdense diyet verilmez.***Antlaşma olan bir kavimdense diyet verilir.****Ardışık. Aralıksız.

Ayet 93

586|4|93|وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآؤُهُۥ جَهَنَّمُ خَٰلِدًا فِيهَا وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُۥ وَأَعَدَّ لَهُۥ عَذَابًا عَظِيمًا
586|4|93|ومن يقتل مومنا متعمدا فجزاوه جهنم خلدا فيها وغضب الله عليه ولعنه واعد له عذابا عظيما
93. Ve men yaktul mu’minen muteammiden fe cezâuhu cehennemu hâliden fîhâ ve gadıballâhu aleyhi ve leanehu ve eadde lehu azâben azîmâ(azîmen).
Ve kim katleder35 bir mümini27 kasıtlı/amaçlı (olarak); öyle ki cezası/karşılığı onun cehennemdir; ölümsüzdür orada*; ve gazap etti Allah ona; ve lanetledi280 onu; ve hazırladı ona büyük bir azap.
Ahmed Samira: 93 And who kills a believer intentionally/purposely, so his reward (repayment/retribution is) Hell immortally/eternally in it, and God became angry on him, and He cursed/humiliated him, and He prepared for him a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yektul katleder يَقْتُلْ قتل
3 mu'minen bir mümini مُؤْمِنًا امن
4 muteammiden kasden مُتَعَمِّدًا عمد
5 feceza'uhu öyle ki cezası onun فَجَزَاؤُهُ جزي
6 cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ -
7 haliden ölümsüzdür خَالِدًا خلد
8 fiha orada فِيهَا -
9 ve gadibe ve gazap etti وَغَضِبَ غضب
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 aleyhi ona عَلَيْهِ -
12 veleanehu ve lanetledi onu وَلَعَنَهُ لعن
13 ve eadde ve hazırladı وَأَعَدَّ عدد
14 lehu ona لَهُ -
15 azaben bir azap عَذَابًا عذب
16 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 94

587|4|94|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا ضَرَبْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُوا۟ وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَنْ أَلْقَىٰٓ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَٰمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٌ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبْلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
587|4|94|يايها الذين امنوا اذا ضربتم في سبيل الله فتبينوا ولا تقولوا لمن القي اليكم السلم لست مومنا تبتغون عرض الحيوه الدنيا فعند الله مغانم كثيره كذلك كنتم من قبل فمن الله عليكم فتبينوا ان الله كان بما تعملون خبيرا
94. Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ darabtum fî sebîlillâhi fe tebeyyenû ve lâ tekûlû li men elkâ ileykumus selâme leste mu’minâ(mu’minen), tebtegûne aradal hayâtid dunyâ, fe indallâhi megânimu kesîrah(kesîratun). Kezâlike kuntum min kablu fe mennallâhu aleykum fe tebeyyenû. İnnallâhe kâne bimâ ta’melûne habîrâ(habîran).
Ey iman47 etmiş kimseler! Darbettiğiniz/vurduğunuz* zaman (ayakları) Allah yolunda331; öyle ki apaçık beyan üzerinde olun**; ve demeyin kimseye (ki) attı/fırlattı üzerinize selam/selamet; "Olmadın sen bir mümin27"; bakınırsınız dünya hayatının sunumuma/arzına; öyle ki indindedir Allah'ın çokça ganimetler; işte bu gibidir; olmuştunuz sizler (de) önceden (böyle); öyle ki minnet etti Allah üzerinize; öyle ki apaçık beyan üzerinde olun**; doğrusu Allah oldu yaptıklarınıza bir Habîr466.
Ahmed Samira: 94 You, you those who believed, if you moved in God’s sake, so seek clarification/explanation , and do not say to who threw (offered) the peace/surrender/greeting , you are not a believer, you wish/desire the life the present’s/worldly life’s enjoyable accessories, so at God (are) many winnings/gains/spoils, like that you were from before, so God blessed on you, so seek clarification/explanation, that God was/is with what you make/do expert/experienced.

Notlar

Not 1: *Ayakları yere vurduğunuz zaman yani sefere çıktığınız zaman.**Her zaman apaçık deliller üzerinden ilerleyin. Zanla, şüpheyle hareket etmeyin.

Ayet 95

588|4|95|لَّا يَسْتَوِى ٱلْقَٰعِدُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُو۟لِى ٱلضَّرَرِ وَٱلْمُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَفَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا
588|4|95|لا يستوي القعدون من المومنين غير اولي الضرر والمجهدون في سبيل الله بامولهم وانفسهم فضل الله المجهدين بامولهم وانفسهم علي القعدين درجه وكلا وعد الله الحسني وفضل الله المجهدين علي القعدين اجرا عظيما
95. Lâ yestevîl kâıdûne minel mu’minîne gayru ulîd darari vel mucâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâlihim ve enfusihim. Faddalallâhul mucâhidîne bi emvâlihim ve enfusihim alâl kâidîne dereceh(dereceten). Ve kullen vaadallâhul husnâ. Ve faddalallâhul mucâhidîne alâl kâıdîne ecran azîmâ(azîmen).
Aynı seviyede olmaz müminlerden27 oturanlar* -dışındadır hasar/zarar** sahipleri- ve Allah yolunda mallarıyla ve nefisleriyle201 (cihat eden) mücâhitler521; faziletli kıldı Allah mücâhitleri521 mallarıyla ve nefisleriyle201 oturanlar üzerine bir derece; ve hepsine vadetti Allah iyilik; ve faziletli kıldı Allah mücâhitleri521 oturanlara* (karşı) büyük bir ecir820 (-le).
Ahmed Samira: 95 From the believers the remaining (behind) not/other than those of the difficult circumstances and the struggling/defending for God’s sake with their properties and themselves do not become equal, God preferred the struggling/defending with their properties and themselves over the remaining in a stage/degree, and each/all God promised the goodness, and God preferred the struggling/defending above the remaining (by) a great reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la olmaz لَا -
2 yestevi aynı seviyede/farksız يَسْتَوِي سوي
3 l-kaidune oturanlar الْقَاعِدُونَ قعد
4 mine مِنَ -
5 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن
6 gayru olmaksızın غَيْرُ غير
7 uli sahipleri أُولِي اول
8 d-derari hasar/zarar الضَّرَرِ ضرر
9 velmucahidune ve mücahitler وَالْمُجَاهِدُونَ جهد
10 fi فِي -
11 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
12 llahi Allah اللَّهِ -
13 biemvalihim mallarıyla بِأَمْوَالِهِمْ مول
14 ve enfusihim ve nefisleriyle وَأَنْفُسِهِمْ نفس
15 feddele faziletli kıldı فَضَّلَ فضل
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 l-mucahidine mücahitleri الْمُجَاهِدِينَ جهد
18 biemvalihim mallarıyla onların بِأَمْوَالِهِمْ مول
19 ve enfusihim ve nefisleriyle وَأَنْفُسِهِمْ نفس
20 ala üzerine عَلَى -
21 l-kaidine oturanlar الْقَاعِدِينَ قعد
22 deraceten bir derece دَرَجَةً درج
23 ve kullen ve hepsine وَكُلًّا كلل
24 veade vadetti وَعَدَ وعد
25 llahu Allah اللَّهُ -
26 l-husna iyilik الْحُسْنَىٰ حسن
27 vefeddele ve faziletli kıldı وَفَضَّلَ فضل
28 llahu Allah اللَّهُ -
29 l-mucahidine mücahidleri الْمُجَاهِدِينَ جهد
30 ala عَلَى -
31 l-kaidine oturanlar الْقَاعِدِينَ قعد
32 ecran bir ecir أَجْرًا اجر
33 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *Sefere çıkmayan, mücadele için sefere çıkmayan. Sefere katılmak yerine evinde oturan. **Sefere çıkamayacak kadar özürlü olan.

Ayet 96

589|4|96|دَرَجَٰتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
589|4|96|درجت منه ومغفره ورحمه وكان الله غفورا رحيما
96. Deracâtin minhu ve magfiraten ve rahmet(rahmeten). Ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Bir derece O’ndan (Allah'tan); ve bir mağfiret319 ve bir rahmet271; ve oldu Allah bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 96 Stages/degrees from Him and a forgiveness and a mercy, and God was/is a forgiver, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 deracatin bir derece دَرَجَاتٍ درج
2 minhu O’ndan مِنْهُ -
3 ve megfiraten ve bir mağfiret وَمَغْفِرَةً غفر
4 ve rahmeten ve bir rahmet وَرَحْمَةً رحم
5 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 gafuran Gafûr غَفُورًا غفر
8 rahimen Rahîm رَحِيمًا رحم

Ayet 97

590|4|97|إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ قَالُوا۟ فِيمَ كُنتُمْ قَالُوا۟ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةً فَتُهَاجِرُوا۟ فِيهَا فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
590|4|97|ان الذين توفيهم المليكه ظالمي انفسهم قالوا فيم كنتم قالوا كنا مستضعفين في الارض قالوا الم تكن ارض الله وسعه فتهاجروا فيها فاوليك ماويهم جهنم وسات مصيرا
97. İnnellezîne teveffâhumul melâiketu zâlimî enfusihim kâlû fîme kuntum. Kâlû kunnâ mustad’afîne fîl ard(ardı). Kâlû e lem tekun ardullâhi vâsiaten fe tuhâcirû fîhâ. Fe ulâike me’vâhum cehennem(cehennemu) ve sâet masîrâ(masîran).
Doğrusu kimseler (ki) vefat ettirdi onları melekler522; (ki o kimseler) zalimlerdir257 kendi nefislerine201; dediler (melekler): "İçinde olduğunuz nedir ki"; dediler (kimseler): "Olduk zaafa düşürülenler yeryüzünde"; dediler (melekler) : "Asla olamaz mıydı Allah'ın arzı/yeri bir genişlik (olarak); öyle ki hicret ederdiniz orada (yerde)"; öyle ki işte bunlar; sığınağı onların cehennemdir; ve ne kötü varış yeridir.
Ahmed Samira: 97 That those the angels make them die, unjust (to) themselves, they said: "In what you were/have been?" They said: "We were weakened in the Earth/land." They said: "Was not God’s Earth/land wide/spacious so you emigrate in it." So those, their shelter/refuge (is) Hell, and it was a bad/evil end/destination.

Ayet 98

591|4|98|إِلَّا ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا
591|4|98|الا المستضعفين من الرجال والنسا والولدن لا يستطيعون حيله ولا يهتدون سبيلا
98. İllâl mustad’afîne miner ricâli ven nisâi vel vildâni lâ yestatîûne hîleten ve lâ yehtedûne sebîlâ(sebîlen).
Dışındadır zaaflı* bırakılanlar erkeklerden; ve kadınlardan; ve çocuklardan; (ki) itaat edemezler bir hale/duruma/değişime; ve doğru bir yola kılavuzlanamazlar.
Ahmed Samira: 98 Except the weakened from the men, and the women, and the children, they are not able (of a) solution (means) and nor they be guided a way/path.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 l-musted'afine zaaflı bırakılanlar الْمُسْتَضْعَفِينَ ضعف
3 mine مِنَ -
4 r-ricali erkeklerden الرِّجَالِ رجل
5 ve nnisa'i ve kadınlardan وَالنِّسَاءِ نسو
6 velvildani ve çocuklardan وَالْوِلْدَانِ ولد
7 la لَا -
8 yestetiune itaat edemezler يَسْتَطِيعُونَ طوع
9 hileten bir hale/duruma حِيلَةً حول
10 ve la وَلَا -
11 yehtedune ve doğru yola kılavuzlanamazlar يَهْتَدُونَ هدي
12 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل

Notlar

Not 1: *Güçsüz, zayıf.

Ayet 99

592|4|99|فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا
592|4|99|فاوليك عسي الله ان يعفو عنهم وكان الله عفوا غفورا
99. Fe ulâike asâllâhu en ya’fuve anhum. Ve kânallâhu afuvven gafûrâ(gafûran).
Öyle ki işte bunlardır; Allah belki mağfiret319 eder onlardan; ve oldu Allah bir Afuv19; bir Gafûr20.
Ahmed Samira: 99 So those, maybe God that He forgives/pardons on them, and God was/is often forgiving, (a) forgiver.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
2 asa belki عَسَى عسي
3 llahu Allah'ın اللَّهُ -
4 en ki أَنْ -
5 yea'fuve mağfiret eder يَعْفُوَ عفو
6 anhum onlardan عَنْهُمْ -
7 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 afuvven Afuv عَفُوًّا عفو
10 gafuran Gafûr غَفُورًا غفر

Ayet 100

593|4|100|وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
593|4|100|ومن يهاجر في سبيل الله يجد في الارض مرغما كثيرا وسعه ومن يخرج من بيته مهاجرا الي الله ورسوله ثم يدركه الموت فقد وقع اجره علي الله وكان الله غفورا رحيما
100. Ve men yuhâcir fî sebîlillâhi yecid fîl ardı murâgamen kesîran veseah(veseaten). Ve men yahruc min beytihî muhâciran ilâllâhi ve resûlihî summe yudrikhul mevtu fe kad vakaa ecruhu alâllâh(alâllâhi). Ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ve kim hicret355 eder Allah yolunda; bulur yeryüzünde zorlanarak/baskı yapılarak gidilen çokça (yer); ve genişlik/bolluk (da); ve kim hicret355 eder evinden bir muhacir/göçmen (olarak) Allah'a doğru ve O’nun resûlüne (doğru), sonra ulaşıp yakalar onu ölüm; öyle ki muhakkak vuku bulur onun ecri/karşılığı Allah'a doğru; ve oldu Allah bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 100 And who emigrates in God’s sake, he finds in the earth an escape , and a wealth/an abundance, and who gets out from his house emigrating to God and His messenger, then the death overtakes him, so his reward had fallen/been placed on God, and God was/is a forgiver, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yuhacir hicret eder يُهَاجِرْ هجر
3 fi فِي -
4 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
5 llahi Allah اللَّهِ -
6 yecid bulur يَجِدْ وجد
7 fi فِي -
8 l-erdi yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
9 muragamen zorlanacak/baskı yapılacak/ مُرَاغَمًا رغم
10 kesiran çokça كَثِيرًا كثر
11 ve seaten ve genişlik وَسَعَةً وسع
12 ve men ve kim وَمَنْ -
13 yehruc hicret eder يَخْرُجْ خرج
14 min مِنْ -
15 beytihi evinden بَيْتِهِ بيت
16 muhaciran bir muhacir/göçmen (olarak) مُهَاجِرًا هجر
17 ila doğru إِلَى -
18 llahi Allah'a اللَّهِ -
19 ve rasulihi ve resûlüne O’nun وَرَسُولِهِ رسل
20 summe sonra ثُمَّ -
21 yudrikhu ulaşıp yakalar onu يُدْرِكْهُ درك
22 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
23 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
24 vekaa vuku bulur وَقَعَ وقع
25 ecruhu onun ecri أَجْرُهُ اجر
26 ala doğru عَلَى -
27 llahi Allah'a اللَّهِ -
28 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
29 llahu Allah اللَّهُ -
30 gafuran Gafûr غَفُورًا غفر
31 rahimen Rahîm رَحِيمًا رحم

Ayet 101

594|4|101|وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا۟ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْكَٰفِرِينَ كَانُوا۟ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا
594|4|101|واذا ضربتم في الارض فليس عليكم جناح ان تقصروا من الصلوه ان خفتم ان يفتنكم الذين كفروا ان الكفرين كانوا لكم عدوا مبينا
101. Ve izâ darabtum fîl ardı fe leyse aleykum cunâhun en taksurû mines salâti, in hıftum en yeftinekumullezîne keferû. İnnel kâfirîne kânû lekum aduvven mubînâ(mubînen).
Ve darbettiğiniz/vurduğunuz zaman (ayakları) yerde/yeryüzünde; öyle ki yoktur sizlere bir günah ki kısarsınız salâttan5; eğer korkarsanız/tedirgin olursanız ki işkence ederler kâfirlik25 etmiş kimseler; doğrusu kâfirler25 oldular sizlere apaçık bir düşman.
Ahmed Samira: 101 And if you (P) moved in the Earth/land, so offense/guilt is not on you, that you shorten/reduce from the prayers if you feared that those who disbelieved betray/torture you , that the disbelievers are/were to you an evident, an enemy. (NOTE: THE CONDITION FOR REDUCTION OR SHORTENING OF PRAYERS DURING TRAVEL IN THE PRECEDING VERSE)59

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 derabtum darp ettiğiniz/vurduğunuz (ayakları) ضَرَبْتُمْ ضرب
3 fi فِي -
4 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
5 feleyse öyle ki yoktur فَلَيْسَ ليس
6 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
7 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
8 en ki أَنْ -
9 teksuru kısarsınız تَقْصُرُوا قصر
10 mine -dan مِنَ -
11 s-salati salat- الصَّلَاةِ صلو
12 in eğer إِنْ -
13 hiftum korkarsanız/tedirgin olursanız خِفْتُمْ خوف
14 en ki أَنْ -
15 yeftinekumu işkence ederler يَفْتِنَكُمُ فتن
16 ellezine kimseler الَّذِينَ -
17 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
18 inne doğrusu إِنَّ -
19 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر
20 kanu oldular كَانُوا كون
21 lekum sizlere لَكُمْ -
22 aduvven bir düşman عَدُوًّا عدو
23 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Notlar

Not: Yola ya da sefere çıktığınızda.

Ayet 102

595|4|102|وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُوٓا۟ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا۟ فَلْيَكُونُوا۟ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَىٰ لَمْ يُصَلُّوا۟ فَلْيُصَلُّوا۟ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا۟ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَٰحِدَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَن تَضَعُوٓا۟ أَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُوا۟ حِذْرَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
595|4|102|واذا كنت فيهم فاقمت لهم الصلوه فلتقم طايفه منهم معك ولياخذوا اسلحتهم فاذا سجدوا فليكونوا من ورايكم ولتات طايفه اخري لم يصلوا فليصلوا معك ولياخذوا حذرهم واسلحتهم ود الذين كفروا لو تغفلون عن اسلحتكم وامتعتكم فيميلون عليكم ميله وحده ولا جناح عليكم ان كان بكم اذي من مطر او كنتم مرضي ان تضعوا اسلحتكم وخذوا حذركم ان الله اعد للكفرين عذابا مهينا
102. Ve izâ kunte fîhim fe ekamte lehumus salâte fel tekum tâifetun minhum meake vel ye’huzû eslihatehum fe izâ secedû fel yekûnû min varâikum, vel te’ti tâifetun uhrâ lem yusallû fel yusallû meake vel ye’huzû hızrahum ve eslihatehum, veddellezîne keferû lev tagfulûne an eslihatikum ve emtiatikum fe yemîlûne aleykum meyleten vâhıdeh(vâhıdeten). Ve lâ cunâha aleykum in kâne bikum ezen min matarin ev kuntum mardâ en tedaû eslihatekum, ve huzû hızrakum. İnnallâhe eadde lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen).
Ve olduğun zaman onların içinde; öyle ki ikame572 et onlara salâtı5; öyle ki doğrulsun/dikelsin/ayağa kalksın bir tayfa/bir bölük onlardan seninle birlikte; ve tutsunlar/alsınlar silahlarını; öyle ki secde12 ettikleri zaman; öyle ki olsunlar onlar sizlerin arkasından/ötesinden; gelsin diğer bir tayfa/bir bölük; asla salla13 etmeyen; öyle ki salla13 etsinler seninle birlikte; ve tutsunlar/alsınlar savunma tedbirlerini ve silahlarını; isterler kâfirlik25 etmiş kimseler keşke gaflet/aymazlık içinde olsanız silahlarınızdan ve metalarınızdan/eşyalarınızdan; öyle ki meyletseler üzerinize tek bir meyille; ve yoktur bir günah sizlere; eğer oldu sizlerle bir eziyet yağmurdan ya da oldunuz marazlılar/hastalar ki bırakın/koyun silahlarınızı; ve tutun/alın savunma tedbirlerinizi; doğrusu Allah hazırladı kâfirler25 için yıpratan/çöktüren bir azap.
Ahmed Samira: 102 And if you were in them, so you started for them the prayer, so a group from them should stand with you, and they should take their weapons/arms, so if they prostrated, so they be from behind you, and another group should come (that) they did not pray, so they pray (E) with you, and they should take their caution, and their weapons/arms; those who disbelieved, wished if you ignore/neglect your weapons/arms, and your belongings/effects/goods, so they lean on you one bend, and no offense/guilt (is) on you if mild harm was with you from rain or you were sick/diseased, that you lay your weapons/arms, and take your caution, that God prepared to the disbelievers a degrading/humiliating torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 kunte olduğun كُنْتَ كون
3 fihim onların içinde فِيهِمْ -
4 fe ekamte öyle ki doğrult/dikelt/ayağa kaldır فَأَقَمْتَ قوم
5 lehumu onlara لَهُمُ -
6 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
7 feltekum öyle ki doğrulsun/dikelsin/ayağa kalksın فَلْتَقُمْ قوم
8 taifetun bir tayfa/bir bölük طَائِفَةٌ طوف
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 meake seninle birlikte مَعَكَ -
11 velye'huzu ve tutsunlar/alsınlar وَلْيَأْخُذُوا اخذ
12 eslihatehum silahlarını أَسْلِحَتَهُمْ سلح
13 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
14 secedu secde ettikleri سَجَدُوا سجد
15 felyekunu öyle ki olsunlar onlar فَلْيَكُونُوا كون
16 min مِنْ -
17 veraikum sizlerin arkasından وَرَائِكُمْ وري
18 velte'ti gelsin وَلْتَأْتِ اتي
19 taifetun bir tayfa/bir bölük طَائِفَةٌ طوف
20 uhra diğer أُخْرَىٰ اخر
21 lem asla لَمْ -
22 yusallu salla etmeyen يُصَلُّوا صلو
23 fe lyusallu öyle ki salla etsinler فَلْيُصَلُّوا صلو
24 meake seninle birlikte مَعَكَ -
25 velye'huzu ve tutsunlar/alsınlar وَلْيَأْخُذُوا اخذ
26 hizrahum savunma tedbirlerini حِذْرَهُمْ حذر
27 ve eslihatehum ve silahlarını وَأَسْلِحَتَهُمْ سلح
28 vedde isterler وَدَّ ودد
29 ellezine kimseler الَّذِينَ -
30 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
31 lev keşke لَوْ -
32 tegfulune gaflet içinde olsanız تَغْفُلُونَ غفل
33 an عَنْ -
34 eslihatikum silahlarınızdan أَسْلِحَتِكُمْ سلح
35 ve emtiatikum ve metalarınızdan/eşyalarınızdan وَأَمْتِعَتِكُمْ متع
36 feyemilune öyle ki meyletseler فَيَمِيلُونَ ميل
37 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
38 meyleten bir meyille مَيْلَةً ميل
39 vahideten tek وَاحِدَةً وحد
40 vela ve yoktur وَلَا -
41 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
42 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
43 in eğer إِنْ -
44 kane oldu كَانَ كون
45 bikum sizlerle بِكُمْ -
46 ezen bir eziyet أَذًى اذي
47 min مِنْ -
48 metarin yağmurdan مَطَرٍ مطر
49 ev ya da أَوْ -
50 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
51 merda marazlılar/hastalar مَرْضَىٰ مرض
52 en ki أَنْ -
53 tedeu bırakın/koyun تَضَعُوا وضع
54 eslihatekum silahlarınızı أَسْلِحَتَكُمْ سلح
55 vehuzu ve tutun/alın وَخُذُوا اخذ
56 hizrakum savunma tedbirlerinizi حِذْرَكُمْ حذر
57 inne doğrusu إِنَّ -
58 llahe Allah اللَّهَ -
59 eadde hazırladı أَعَدَّ عدد
60 lilkafirine kâfirler için لِلْكَافِرِينَ كفر
61 azaben bir azap عَذَابًا عذب
62 muhinen utanç verici مُهِينًا هون

Ayet 103

596|4|103|فَإِذَا قَضَيْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ قِيَٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِكُمْ فَإِذَا ٱطْمَأْنَنتُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ كَانَتْ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ كِتَٰبًا مَّوْقُوتًا
596|4|103|فاذا قضيتم الصلوه فاذكروا الله قيما وقعودا وعلي جنوبكم فاذا اطماننتم فاقيموا الصلوه ان الصلوه كانت علي المومنين كتبا موقوتا
103. Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Öyle ki, tamamladığınız zaman salâtı5; öyle ki zikredin/hatırlayın Allah'ı kıyam143 halindeler (olarak) ve oturan (olarak) ve yanlarınız üzerine (yatar halde); öyle ki sakinleştiğiniz zaman; öyle ki ikame572 edin salâtı5; doğrusu salât5 oldu müminler27 üzerine vakitli* bir kitap**.
Ahmed Samira: 103 So if you (P) accomplished the prayers, so mention/remember God standing, and sitting, and on your sides, so if you became secured, so keep up the prayers, that the prayers was/is on the believers decreed (at) appointed times . (NOTE: THE SIGNIFICANCE OF PRAYERS, ITS TIMES, AND THE IMPORTANCE OF REPEATEDLY MENTIONING GOD THROUGHOUT THE DAY IN THE PRECEDING VERSE)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
2 kadeytumu tamamladınız قَضَيْتُمُ قضي
3 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
4 fezkuru öyle ki zikredin/hatırlayın فَاذْكُرُوا ذكر
5 llahe Allah'ı اللَّهَ -
6 kiyamen kıyam halindeler/dikelmişler/doğrulmuşlar/ayaktalar (olarak) قِيَامًا قوم
7 ve kuuden ve oturan (olarak) وَقُعُودًا قعد
8 ve ala ve üzerine وَعَلَىٰ -
9 cunubikum yanlarınız (yatar durumda) جُنُوبِكُمْ جنب
10 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
11 tme'nentum sakinleştiğiniz اطْمَأْنَنْتُمْ طمن
12 feekimu öyle ki doğrultun/dikleştirin/ayağa kaldırın فَأَقِيمُوا قوم
13 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 s-salate salat الصَّلَاةَ صلو
16 kanet oldu كَانَتْ كون
17 ala üzerine عَلَى -
18 l-mu'minine müminler الْمُؤْمِنِينَ امن
19 kitaben bir kitap كِتَابًا كتب
20 mevkuten vakitli مَوْقُوتًا وقت

Notlar

Not 1: *Vakitli (sabah ve akşam) salat ve haftalık salat sadece müminlerin yapacağı bir iştir.**Yazgı, kitap, üzerinde bilgiler olan yazılı şey.

Ayet 104

597|4|104|وَلَا تَهِنُوا۟ فِى ٱبْتِغَآءِ ٱلْقَوْمِ إِن تَكُونُوا۟ تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا يَرْجُونَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
597|4|104|ولا تهنوا في ابتغا القوم ان تكونوا تالمون فانهم يالمون كما تالمون وترجون من الله ما لا يرجون وكان الله عليما حكيما
104. Ve lâ tehinû fîbtigâil kavm(kavmi). İn tekûnû te’lemûne fe innehum ye’lemûne kemâ te’lemûn(te’lemûne), ve tercûne minallâhi mâ lâ yercûn(yercûne). Ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).
Gevşemeyin aranmada/bakınmada* (düşman) kavmi/toplumunu; eğer olursanız elem/keder çekenler; öyle ki doğrusu onlar (da) elem/keder çekerler; sizlerin elem/keder çektiği gibi; ve umarsınız Allah'tan (onların) ummadıklarını**; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 104 And do not weaken in asking/desiring the nation, if you are feeling pain, so then they are feeling pain, as/like you feel pain/ache, and you hope/expect from God what they do not hope/expect, and God was/is knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tehinu gevşemeyin تَهِنُوا وهن
3 fi فِي -
4 btiga'i aranmada/bakınmada ابْتِغَاءِ بغي
5 l-kavmi kavmi/toplumu الْقَوْمِ قوم
6 in eğer إِنْ -
7 tekunu olursanız تَكُونُوا كون
8 te'lemune elem/keder çekersiniz تَأْلَمُونَ الم
9 feinnehum öyle ki doğrusu onlar (da) فَإِنَّهُمْ -
10 ye'lemune elem/keder çekerler يَأْلَمُونَ الم
11 kema gibi كَمَا -
12 te'lemune elem/keder çektiğiniz تَأْلَمُونَ الم
13 vetercune ve umarsınız وَتَرْجُونَ رجو
14 mine مِنَ -
15 llahi Allah'tan اللَّهِ -
16 ma مَا -
17 la لَا -
18 yercune ummadıklarını يَرْجُونَ رجو
19 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
20 llahu Alah اللَّهُ -
21 alimen Alîm عَلِيمًا علم
22 hakimen Hakîm حَكِيمًا حكم

Notlar

Not 1: *Takip etmede, gözetlemede, istihbaratta.**Siz Yüce Allah'a karşı bir umma/beklenti içinde olursunuz. Onlar sa bunu yapmazlar.

Ayet 105

598|4|105|إِنَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِمَآ أَرَىٰكَ ٱللَّهُ وَلَا تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا
598|4|105|انا انزلنا اليك الكتب بالحق لتحكم بين الناس بما اريك الله ولا تكن للخاينين خصيما
105. İnnâ enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı li tahkume beynen nâsi bimâ erâkallâh(erâkallâhu). Ve lâ tekun lil hâinîne hasîmâ(hasîmen).
Doğrusu biz indirdik sana kitabı* hakla/gerçekle; hükmetmen için insanlar arasında gösterdiği gibi sana Allah'ın; ve olma hainler524 için (onların tarafında) bir hasım*.
Ahmed Samira: 105 That We have descended to you The Book with the truth to judge/rule between the people with what God showed you, and do not be to the betrayers an arguer .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 enzelna indirdik أَنْزَلْنَا نزل
3 ileyke sana إِلَيْكَ -
4 l-kitabe Kitabı الْكِتَابَ كتب
5 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
6 litehkume hükmetmen için لِتَحْكُمَ حكم
7 beyne arasında بَيْنَ بين
8 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
9 bima بِمَا -
10 erake gösterdiği gibi sana أَرَاكَ راي
11 llahu Allah'ın اللَّهُ -
12 ve la ve وَلَا -
13 tekun olma تَكُنْ كون
14 lilhainine hainler için لِلْخَائِنِينَ خون
15 hasimen bir hasım خَصِيمًا خصم

Notlar

Not 1: *Kur'ân'ı.**Münakaşa eden, tartışan, savunan

Ayet 106

599|4|106|وَٱسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
599|4|106|واستغفر الله ان الله كان غفورا رحيما
106. Vestagfirillâh(vestagfirillâhe). İnnallâhe kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ve mağfiret319 sun Allah’a; doğrusu Allah oldu bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 106 And ask for God’s forgiveness, that God was/is a forgiver, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vestegfiri ve mağfiret sun وَاسْتَغْفِرِ غفر
2 llahe Allah’a اللَّهَ -
3 inne doğrusu إِنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 kane oldu كَانَ كون
6 gafuran Gafûr غَفُورًا غفر
7 rahimen Rahîm رَحِيمًا رحم

Ayet 107

600|4|107|وَلَا تُجَٰدِلْ عَنِ ٱلَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا
600|4|107|ولا تجدل عن الذين يختانون انفسهم ان الله لا يحب من كان خوانا اثيما
107. Ve lâ tucâdil anillezîne yahtânûne enfusehum innallâhe lâ yuhıbbu men kâne havvânen esîmâ(esîmen).
Ve tartışma/savunma kimselerden (yana) (ki) hainlik523 ederler kendi nefislerine201; doğrusu Allah sevmez kimseyi (ki) oldu (o) bir hain524; bir günahkar.
Ahmed Samira: 107 And do not argue/dispute about those who betray themselves, that God does not love/like who was/is often betraying/often being unfaithful, a sinner, a criminal.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tucadil tartışma تُجَادِلْ جدل
3 ani عَنِ -
4 ellezine kimselerden (yana) الَّذِينَ -
5 yehtanune hainlik ederler يَخْتَانُونَ خون
6 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 la لَا -
10 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
11 men kimseyi مَنْ -
12 kane oldu كَانَ كون
13 havvanen bir hain خَوَّانًا خون
14 esimen bir günahkar أَثِيمًا اثم

Ayet 108

601|4|108|يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَىٰ مِنَ ٱلْقَوْلِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا
601|4|108|يستخفون من الناس ولا يستخفون من الله وهو معهم اذ يبيتون ما لا يرضي من القول وكان الله بما يعملون محيطا
108. Yestahfûne minen nâsi ve lâ yestahfûne minallâhi ve huve meahum iz yubeyyitûne mâ lâ yardâ minel kavl(kavli). Ve kânallâhu bi mâ ya’melûne muhîtâ(muhîtan).
Hafilik* ederler insanlardan; ve hafilik* ederler Allah'tan; ve O (Allah) onlarla beraberdir geceleyin kurdukları/kuluçkaya yatırdıkları zaman fikirlerini868 -O’nun istemediğini sözden- ve oldu Allah yaptıklarına onların bir Muhît525.
Ahmed Samira: 108 They hide from the people and they do not hide from God, and He is with them when they scheme at night what He does not accept/approve from the saying, and God was/is with what they do surrounding/enveloping .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yestehfune gizlerler (hafi, gizli, üstü örtülü, saklı) يَسْتَخْفُونَ خفي
2 mine مِنَ -
3 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
4 vela ve وَلَا -
5 yestehfune gizlerler (hafi, gizli, üstü örtülü, saklı) يَسْتَخْفُونَ خفي
6 mine مِنَ -
7 llahi Allah'tan اللَّهِ -
8 ve huve ve O وَهُوَ -
9 meahum onlarla beraberdir مَعَهُمْ -
10 iz إِذْ -
11 yubeyyitune geceleyin kurdukları/kuluçkaya yatırdıkları zaman fikirlerini يُبَيِّتُونَ بيت
12 ma مَا -
13 la لَا -
14 yerda istemediğini O’nun يَرْضَىٰ رضو
15 mine مِنَ -
16 l-kavli sözden الْقَوْلِ قول
17 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 bima بِمَا -
20 yea'melune yaptıklarına يَعْمَلُونَ عمل
21 muhiten Muhît مُحِيطًا حوط

Notlar

Not 1: *Gizlemek, örtmek, saklamak, ajanlık faaliyetinde bulunmak.

Ayet 109

602|4|109|هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ جَٰدَلْتُمْ عَنْهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَمَن يُجَٰدِلُ ٱللَّهَ عَنْهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَم مَّن يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا
602|4|109|هانتم هولا جدلتم عنهم في الحيوه الدنيا فمن يجدل الله عنهم يوم القيمه ام من يكون عليهم وكيلا
109. Hâ entum hâulâi câdeltum anhum fîl hayâtid dunyâ fe men yucâdilullâhe anhum yevmel kıyâmeti em men yekûnu aleyhim vekîlâ(vekîlen).
Haydi ki sizler; şunlarsınız ki tartıştınız/savundunuz onlardan (yana) dünya hayatında; öyle ki kim tartışır/savunur Allah'a karşı onlardan (yana) kıyamet günü ya da kim olur onlara bir vekil.
Ahmed Samira: 109 Here you are those (who) argued/disputed about them in the life the present/worldly life; so who argues/disputes (with) God about them (in) the Resurrection Day, or who will be on them a guardian/protector ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ha entum haydi ki sizler هَا أَنْتُمْ -
2 ha'ula'i şunlarsınız ki هَٰؤُلَاءِ -
3 cadeltum tartıştınız (yana) جَادَلْتُمْ جدل
4 anhum onlardan عَنْهُمْ -
5 fi فِي -
6 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
7 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
8 femen öyle ki kim فَمَنْ -
9 yucadilu tartıtışır يُجَادِلُ جدل
10 llahe Allah'a karşı (yana) اللَّهَ -
11 anhum onlardan عَنْهُمْ -
12 yevme günü يَوْمَ يوم
13 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
14 em ya da أَمْ -
15 men kim مَنْ -
16 yekunu olur يَكُونُ كون
17 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
18 vekilen bir vekil وَكِيلًا وكل

Ayet 110

603|4|110|وَمَن يَعْمَلْ سُوٓءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُۥ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا
603|4|110|ومن يعمل سوا او يظلم نفسه ثم يستغفر الله يجد الله غفورا رحيما
110. Ve men ya’mel sûen ev yazlim nefsehu summe yestagfirillâhe yecidillâhe gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ve kim yapar bir kötülük ya da zulmeder257 kendi nefsine201; sonra mağfiret319 sunar Allah’a; bulur (o) Allah'ı bir Gafûr20 ve bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 110 And who does bad/evil/harm or causes injustice (to) himself then he asks for forgiveness (from) God, he finds God a forgiver, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yea'mel yapar يَعْمَلْ عمل
3 su'en bir kötülük سُوءًا سوا
4 ev ya da أَوْ -
5 yezlim zulmeder يَظْلِمْ ظلم
6 nefsehu kendi nefsine نَفْسَهُ نفس
7 summe sonra ثُمَّ -
8 yestegfiri mağfiret sunar يَسْتَغْفِرِ غفر
9 llahe Allah’a اللَّهَ -
10 yecidi bulur يَجِدِ وجد
11 llahe Allah'ı اللَّهَ -
12 gafuran bir Gafûr غَفُورًا غفر
13 rahimen ve bir Rahîm رَحِيمًا رحم

Ayet 111

604|4|111|وَمَن يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُۥ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
604|4|111|ومن يكسب اثما فانما يكسبه علي نفسه وكان الله عليما حكيما
111. Ve men yeksib ismen fe innemâ yeksibuhu alâ nefsihî. Ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ve kim kazanır bir günah; öyle ki ancak kazandığıdır kendi nefsine201 karşı; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 111 And who acquires/carries a sin/crime , so but he carries it on himself, and God was/is wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yeksib kazanır يَكْسِبْ كسب
3 ismen bir günah إِثْمًا اثم
4 feinnema öyle ki ancak فَإِنَّمَا -
5 yeksibuhu kazandığıdır يَكْسِبُهُ كسب
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 nefsihi kendi nefsine نَفْسِهِ نفس
8 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 alimen bir Alîm عَلِيمًا علم
11 hakimen bir Hakîm حَكِيمًا حكم

Ayet 112

605|4|112|وَمَن يَكْسِبْ خَطِيٓـَٔةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِۦ بَرِيٓـًٔا فَقَدِ ٱحْتَمَلَ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
605|4|112|ومن يكسب خطيه او اثما ثم يرم به بريا فقد احتمل بهتنا واثما مبينا
112. Ve men yeksib hatîeten ev ismen summe yermi bihî berîen fe kadihtemele buhtânen ve ismen mubînâ(mubînen).
Ve kim kazanır bir hata ya da bir günah; sonra atar onu bir masuma/suçsuza; öyle ki muhakkak yüklenir bir suçlama; ve apaçık bir günah.
Ahmed Samira: 112 And who acquires/carries a sin or a sin/crime , then he blames and accuses an innocent, so he had carried wrongfully/slanderfully and an evident sin/crime .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yeksib kazanır يَكْسِبْ كسب
3 hatiyeten bir hata خَطِيئَةً خطا
4 ev ya da أَوْ -
5 ismen günah إِثْمًا اثم
6 summe sonra ثُمَّ -
7 yermi atar يَرْمِ رمي
8 bihi onu بِهِ -
9 beriyen bir masuma/suçsuza بَرِيئًا برا
10 fekadi öyle ki muhakkak فَقَدِ -
11 htemele yüklenir احْتَمَلَ حمل
12 buhtanen bir suçlama بُهْتَانًا بهت
13 ve ismen ve bir günah وَإِثْمًا اثم
14 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Ayet 113

606|4|113|وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَىْءٍ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا
606|4|113|ولولا فضل الله عليك ورحمته لهمت طايفه منهم ان يضلوك وما يضلون الا انفسهم وما يضرونك من شي وانزل الله عليك الكتب والحكمه وعلمك ما لم تكن تعلم وكان فضل الله عليك عظيما
113. Ve lev lâ fadlullâhi aleyke ve rahmetuhu le hemmet tâifetun minhum en yudıllûke. Ve mâ yudıllûne illâ enfusehum ve mâ yadurrûneke min şey’(şey’in). Ve enzelallâhu aleykel kitâbe vel hikmete ve allemeke mâ lem tekun ta’lem(ta’lemu). Ve kâne fadlullâhi aleyke azîmâ(azîmen).
Şayet olmasa (-ydı) fazlı202 Allah'ın senin üzerine; ve (de) rahmeti271; mutlak niyetlenmişti bir tayfa onlardan ki dalalete128 düşürürler seni; ve dalalete128 düşürür değillerdir kendi nefisleri201 dışında; ve zarar verir değillerdir sana hiçbir şeyde; ve indirdi Allah sana kitabı* ve hikmeti303; ve öğretti sana asla olmazsın bilir; ve oldu fazlı202 Allah'ın senin üzerine bir büyük** (şey).
Ahmed Samira: 113 And where it not for God’s grace/favour/blessing on you and His mercy, a group from them resolved/started (E) that (to) misguide you, and they do not misguide except themselves, and they do not harm you from a thing, and God descended on you The Book and the wisdom, and He taught you, what you did (and) were not to know, and God’s grace/favour on you was/is great.60

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velevla şayet olmasa وَلَوْلَا -
2 fedlu fazlı/lütfu فَضْلُ فضل
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 aleyke senin üzerine عَلَيْكَ -
5 ve rahmetuhu ve rahmeti وَرَحْمَتُهُ رحم
6 lehemmet mutlak niyetlendi لَهَمَّتْ همم
7 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
8 minhum onlardan مِنْهُمْ -
9 en ki أَنْ -
10 yudilluke dalalete düşürürler seni يُضِلُّوكَ ضلل
11 vema ve değildir وَمَا -
12 yudillune dalalete düşürürler يُضِلُّونَ ضلل
13 illa dışında إِلَّا -
14 enfusehum kendi nefisleri أَنْفُسَهُمْ نفس
15 ve ma ve değildir وَمَا -
16 yedurruneke zarar verirler sana يَضُرُّونَكَ ضرر
17 min hiçbir مِنْ -
18 şey'in şey شَيْءٍ شيا
19 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
20 llahu Allah اللَّهُ -
21 aleyke sana عَلَيْكَ -
22 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
23 velhikmete ve hikmeti وَالْحِكْمَةَ حكم
24 ve allemeke ve öğretti sana وَعَلَّمَكَ علم
25 ma مَا -
26 lem asla لَمْ -
27 tekun olamazsın تَكُنْ كون
28 tea'lemu bilir تَعْلَمُ علم
29 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
30 fedlu fazlı/lutfu فَضْلُ فضل
31 llahi Allah'ın اللَّهِ -
32 aleyke üzerine senin عَلَيْكَ -
33 azimen bir büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *Hüküm içeren kitabı indirerek sana öğretti ki asla dalalete düşmezsin. **Kur'an'ın hükümlerine tabi olabilmek bir insan için Yüce Allah'ın büyük bir faziletidir. Her şeyin üzerinde büyük bir fazilettir.

Ayet 114

607|4|114|لَّا خَيْرَ فِى كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَىٰهُمْ إِلَّا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلَٰحٍۭ بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
607|4|114|لا خير في كثير من نجويهم الا من امر بصدقه او معروف او اصلح بين الناس ومن يفعل ذلك ابتغا مرضات الله فسوف نوتيه اجرا عظيما
114. Lâ hayra fî kesîrin min necvâhum illâ men emera bi sadakatin ev ma’rûfin ev ıslâhın beynen nâs(nâsi). Ve men yef’al zâlikebtigâe mardâtillâhi fe sevfe nu’tîhi ecran azîmâ(azîmen).
Onların gizli konuşmalarından çoğunda olmaz (bir) hayır; dışındadır kimse (ki) emretti sadakayı342 ya da marufu291 ya da ıslahı360 insanlar arasında; ve kim faaliyet içinde olursa buna aranarak/bakınarak Allah'ın rızasını; öyle ki yakında vereceğiz ona büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 114 (There is) no goodness in much from their confidential talk/secret conversation, except who ordered/commanded with charity or kindness or reconciliation between the people, and who does that asking/desiring God’s satisfactions, so We will give him a great reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la olmaz لَا -
2 hayra hayır خَيْرَ خير
3 fi فِي -
4 kesirin çoğunda كَثِيرٍ كثر
5 min مِنْ -
6 necvahum gizli konuşmalarından onların نَجْوَاهُمْ نجو
7 illa dışındadır إِلَّا -
8 men kimse مَنْ -
9 emera emretti أَمَرَ امر
10 bisadekatin sadakayı بِصَدَقَةٍ صدق
11 ev ya da أَوْ -
12 mea'rufin marufu مَعْرُوفٍ عرف
13 ev ya da أَوْ -
14 islahin ıslahı إِصْلَاحٍ صلح
15 beyne arasında بَيْنَ بين
16 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
17 ve men ve kim وَمَنْ -
18 yef'al faaliyet içinde olursa يَفْعَلْ فعل
19 zalike buna ذَٰلِكَ -
20 btiga'e aranarak/bakınarak ابْتِغَاءَ بغي
21 merdati rızasını al مَرْضَاتِ رضو
22 llahi Allah'ın اللَّهِ -
23 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
24 nu'tihi vereceğiz ona نُؤْتِيهِ اتي
25 ecran bir ecir أَجْرًا اجر
26 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 115

608|4|115|وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلْهُدَىٰ وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ ٱلْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِۦ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
608|4|115|ومن يشاقق الرسول من بعد ما تبين له الهدي ويتبع غير سبيل المومنين نوله ما تولي ونصله جهنم وسات مصيرا
115. Ve men yuşâkıkır resûle min ba’di mâ tebeyyene lehul hudâ ve yettebi’ gayra sebîlil mu’minîne nuvellıhî mâ tevellâ ve nuslihî cehennem(cehenneme). Ve sâet masîrâ(masîran).
Ve kim baskı yapar/ağırlaştırır resûle418 ona (kimseye) beyan olan doğru yola kılavuz sonrasında; ve tabi olur müminlerin27 yolu haricinde (başka bir yola); çeviririz yüzünü onun yüz çevirdiğine*; ve yanması için sunarız onu cehenneme; ve ne kötü bir varış yeridir.
Ahmed Samira: 115 And who defies/makes animosity with the messenger from after the guidance was clarified to him and he follows other than the believers’ way/path, We enable him what he followed , and We roast/make him suffer Hell, and it was a bad end/destination.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yuşakiki ağırlaştırır/baskı yapar يُشَاقِقِ شقق
3 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
4 min مِنْ -
5 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
6 ma مَا -
7 tebeyyene beyan olan تَبَيَّنَ بين
8 lehu ona لَهُ -
9 l-huda doğru yola kılavuz الْهُدَىٰ هدي
10 ve yettebia' ve tabi olur وَيَتَّبِعْ تبع
11 gayra haricinde غَيْرَ غير
12 sebili yolu سَبِيلِ سبل
13 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن
14 nuvellihi çeviririz yüzünü نُوَلِّهِ ولي
15 ma مَا -
16 tevella yüz çevirdiğine تَوَلَّىٰ ولي
17 ve nuslihi ve yanması için sunarız onu وَنُصْلِهِ صلي
18 cehenneme cehenneme جَهَنَّمَ -
19 ve sa'et ve ne kötü وَسَاءَتْ سوا
20 mesiran bir varış yeridir مَصِيرًا صير

Notlar

Not 1: *Dilediği gibi sapmasına izin veririz.

Ayet 116

609|4|116|إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا
609|4|116|ان الله لا يغفر ان يشرك به ويغفر ما دون ذلك لمن يشا ومن يشرك بالله فقد ضل ضللا بعيدا
116. İnnallâhe lâ yagfiru en yuşrake bihî ve yagfiru mâ dûne zâlike li men yeşâu. Ve men yuşrik billâhi fe kad dalle dalâlen baîdâ(baîdan).
Doğrusu Allah mağfiret319 etmez ki şirk71 koşulur O’na; ve mağfiret319 eder bundan astındakine dilediği kimse için; ve kim şirk71 koşar Allah'a; öyle ki muhakkak dalalette128 düştü (o); uzak bir dalalete128.
Ahmed Samira: 116 That God does not forgive that He be made a partner with Him, and He forgives what (is) other than that to whom He wants/wills, and who shares/makes partners with God, so he had misguided a distant misguidance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 la لَا -
4 yegfiru mağfiret etmez يَغْفِرُ غفر
5 en ki أَنْ -
6 yuşrake şirk koşulur يُشْرَكَ شرك
7 bihi O’na بِهِ -
8 veyegfiru ve mağfiret eder وَيَغْفِرُ غفر
9 ma مَا -
10 dune astındakini دُونَ دون
11 zalike bundan ذَٰلِكَ -
12 limen kimseye لِمَنْ -
13 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
14 ve men ve kim وَمَنْ -
15 yuşrik şirk koşarsa يُشْرِكْ شرك
16 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
17 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
18 delle dalalette düştü ضَلَّ ضلل
19 delalen bir dalalete ضَلَالًا ضلل
20 beiyden bir uzak بَعِيدًا بعد

Ayet 117

610|4|117|إِن يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ إِنَٰثًا وَإِن يَدْعُونَ إِلَّا شَيْطَٰنًا مَّرِيدًا
610|4|117|ان يدعون من دونه الا انثا وان يدعون الا شيطنا مريدا
117. İn yed’ûne min dûnihî illâ inâsâ(inâsen), ve in yed’ûne illâ şeytânen merîdâ(merîden).
Ki çağırırlar O'nu astından ancak (bazı) dişileri526; ve ki çağırırlar ancak dirençli/inatçı/asi bir şeytânı29.
Ahmed Samira: 117 That they call from other than Him except females, and that they call except a rebellious/evil devil .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in ki إِنْ -
2 yed'une çağırırlar يَدْعُونَ دعو
3 min مِنْ -
4 dunihi O'nu astından دُونِهِ دون
5 illa dışında إِلَّا -
6 inasen dişilere إِنَاثًا انث
7 ve in ve ki وَإِنْ -
8 yed'une çağırırlar يَدْعُونَ دعو
9 illa dışında إِلَّا -
10 şeytanen bir şeytana شَيْطَانًا شطن
11 meriden dirençli/inatçı/asi مَرِيدًا مرد

Ayet 118

611|4|118|لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا
611|4|118|لعنه الله وقال لاتخذن من عبادك نصيبا مفروضا
118. Leanehullâh(leanehullâhu), ve kâle le ettehizenne min ibâdike nasîben mefrûdâ(mefrûdan).
Mutlak lanet280 etti ona Allah; ve dedi (şeytân): "Mutlak tutarım/edinirim senin kullarından önceden belirli* bir nasip."
Ahmed Samira: 118 God cursed him , and he (the devil) said: "I will take (E) from your worshippers/slaves a specified share."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leanehu mutlak lanet etti ona لَعَنَهُ لعن
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ve kale ve dedi (şeytan) وَقَالَ قول
4 leettehizenne mutlak tutarım/edinirim لَأَتَّخِذَنَّ اخذ
5 min مِنْ -
6 ibadike kullarından senin عِبَادِكَ عبد
7 nesiben bir nasip نَصِيبًا نصب
8 mefrudan önceden belirli مَفْرُوضًا فرض

Notlar

Not 1: *Yüce Allah izin verdiği belirli bir nasip.

Ayet 119

612|4|119|وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَءَامُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلْأَنْعَٰمِ وَلَءَامُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ ٱللَّهِ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيْطَٰنَ وَلِيًّا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا
612|4|119|ولاضلنهم ولامنينهم ولامرنهم فليبتكن اذان الانعم ولامرنهم فليغيرن خلق الله ومن يتخذ الشيطن وليا من دون الله فقد خسر خسرانا مبينا
119. Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurannehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurannehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi. Ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasira husrânen mubînâ(mubînen).
"Ve mutlak dalalete128 düşürürüm onları; ve mutlak temenniye* sokarım onları; ve mutlak emrederim200 onlara öyle ki mutlak keserler kulaklarını çiftlik hayvanlarının; ve mutlak emrederim200 öyle ki mutlak değiştirirler Allah'ın yaratışını"; ve kim tutar/edinir şeytânı29 bir veli28 astından Allah'ın; öyle ki muhakkak hüsrana uğrar; apaçık bir hüsrana.
Ahmed Samira: 119 And I will misguide them (E), and I will make them desire (E), and I will order/command them (E), so they will cut (E) the animals’/livestock’s ears, and I will order/command them (E), so they will change (E) God’s creation. And who takes the devil (as) a guardian/ally from other than God, so he had lost an evident loss.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veleudillennehum ve mutlak dalalete düşürürüm onları وَلَأُضِلَّنَّهُمْ ضلل
2 veleumenniyennehum ve mutlak temenni ettiririm onları وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ مني
3 velamurannehum ve mutlak emrederim onlara وَلَامُرَنَّهُمْ امر
4 feleyubettikunne öyle ki mutlak keserler فَلَيُبَتِّكُنَّ بتك
5 azane kulaklarını اذَانَ اذن
6 l-en'aami enamın الْأَنْعَامِ نعم
7 velamurannehum ve mutlak emrederim وَلَامُرَنَّهُمْ امر
8 feleyugayyirunne öyle ki mutlak değiştirirler فَلَيُغَيِّرُنَّ غير
9 halka yaratışını خَلْقَ خلق
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 ve men ve kim وَمَنْ -
12 yettehizi tutar/edinir يَتَّخِذِ اخذ
13 ş-şeytane şeytanı الشَّيْطَانَ شطن
14 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
15 min مِنْ -
16 duni astından دُونِ دون
17 llahi Allah'ın اللَّهِ -
18 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
19 hasira hüsrana uğrar خَسِرَ خسر
20 husranen bir hüsran خُسْرَانًا خسر
21 mubinen bir apacık مُبِينًا بين

Notlar

Not 1: *Bitmez tükenmez beklentiler.

Ayet 120

613|4|120|يَعِدُهُمْ وَيُمَنِّيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا
613|4|120|يعدهم ويمنيهم وما يعدهم الشيطن الا غرورا
120. Yeıduhum, ve yumennîhim. Ve mâ yeıduhumuş şeytânu illâ gurûrâ(gurûran).
Vaat eder (şeytân) onlara; ve temenni ettirir (şeytân) onlara; ve vaat eder değildir onlara şeytân29 bir aldatma dışında.
Ahmed Samira: 120 He promises them and he makes them wish/desire, and the devil does not promise them except deceit/temptation.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeiduhum vaat eder onlara يَعِدُهُمْ وعد
2 ve yumennihim ve temenni ettirir وَيُمَنِّيهِمْ مني
3 ve ma ve değildir وَمَا -
4 yeiduhumu vaat eder onlara يَعِدُهُمُ وعد
5 ş-şeytanu şeytânın الشَّيْطَانُ شطن
6 illa ancak إِلَّا -
7 gururan bir aldatmadır غُرُورًا غرر

Ayet 121

614|4|121|أُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَحِيصًا
614|4|121|اوليك ماويهم جهنم ولا يجدون عنها محيصا
121. Ulâike me’vâhum cehennemu ve lâ yecidûne anhâ mahîsâ(mahîsan).
İşte bunlar; sığınağı onların cehennemdir; ve bulamazlar ondan bir kaçış.
Ahmed Samira: 121 Those, their shelter/refuge (is) Hell, and they do not find from it an escape/diversion.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 me'vahum sığınağı onların مَأْوَاهُمْ اوي
3 cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ -
4 ve la وَلَا -
5 yecidune ve bulamazlar يَجِدُونَ وجد
6 anha ondan عَنْهَا -
7 mehisen bir kaçış مَحِيصًا حيص

Ayet 122

615|4|122|وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ قِيلًا
615|4|122|والذين امنوا وعملوا الصلحت سندخلهم جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ابدا وعد الله حقا ومن اصدق من الله قيلا
122. Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti se nudhiluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Va’dallâhi hakkâ(hakkan). Ve men asdaku minallâhi kîlâ(kîlen).
Ve kimseleri (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; sokacağız onları cennetlere; akar altından onun (cennetin) nehirler; ölümsüzlerdir185 orada ebediyen; hak/gerçek vaadidir Allah'ın; ve kim daha sâdıktır182 Allah’tan bir söz/kelam (bakımından).
Ahmed Samira: 122 And those who believed and did the correct/righteous deeds, We will enter them treed gardens, the rivers flow from beneath it, immortally/eternally in it forever, God’s promise truthfully , and who (is) more truthful from (than) God (in) a saying?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
2 amenu iman ettiler امَنُوا امن
3 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
4 s-salihati saliha الصَّالِحَاتِ صلح
5 senudhiluhum sokacağız onları سَنُدْخِلُهُمْ دخل
6 cennatin cennetlere جَنَّاتٍ جنن
7 tecri akar تَجْرِي جري
8 min مِنْ -
9 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
10 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
11 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
12 fiha orada فِيهَا -
13 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
14 vea'de vaadidir وَعْدَ وعد
15 llahi Allah'ın اللَّهِ -
16 hakkan hak/gerçek حَقًّا حقق
17 ve men ve kim وَمَنْ -
18 esdeku daha sadıktır أَصْدَقُ صدق
19 mine مِنَ -
20 llahi Allah’tan اللَّهِ -
21 kilen sözlü قِيلًا قول

Ayet 123

616|4|123|لَّيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلَآ أَمَانِىِّ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَن يَعْمَلْ سُوٓءًا يُجْزَ بِهِۦ وَلَا يَجِدْ لَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
616|4|123|ليس بامانيكم ولا اماني اهل الكتب من يعمل سوا يجز به ولا يجد له من دون الله وليا ولا نصيرا
123. Leyse bi emâniyyikum ve lâ emâniyyi ehlil kitâb(kitâbi). Men ya’mel sûen yucze bihî, ve lâ yecid lehu min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîran).
Olmaz sizlerin temennileri ve (de) kitap ehlinin135 temennileri*; kim yapar bir kötülük; cezalandırılır onunla; ve bulamaz kendisine astından Allah’ın bir veli28 ne de bir yardımcı.
Ahmed Samira: 123 (It is) not your wishes/desires nor The Book’s people’s wishes/desires, who makes/does bad/evil/harm (he) will be rewarded with it, and he does not find for him from other than God a guardian/ally , and nor a victorious/savior .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse olmaz لَيْسَ ليس
2 biemaniyyikum temennileriniz بِأَمَانِيِّكُمْ مني
3 ve la ve (de) وَلَا -
4 emaniyyi temennileri أَمَانِيِّ مني
5 ehli ehlinin أَهْلِ اهل
6 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
7 men kim مَنْ -
8 yea'mel yapar يَعْمَلْ عمل
9 su'en bir kötülük سُوءًا سوا
10 yucze cezalandırılır يُجْزَ جزي
11 bihi onunla بِهِ -
12 ve la وَلَا -
13 yecid ve bulamaz يَجِدْ وجد
14 lehu kendisine لَهُ -
15 min مِنْ -
16 duni astından دُونِ دون
17 llahi Allah’ın اللَّهِ -
18 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
19 ve la ne de وَلَا -
20 nesiran bir yardımcı نَصِيرًا نصر

Notlar

Not 1: *İşler ve oluşlar temenni ederek olmaz. Gerçek neyse o olur.

Ayet 124

617|4|124|وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا
617|4|124|ومن يعمل من الصلحت من ذكر او انثي وهو مومن فاوليك يدخلون الجنه ولا يظلمون نقيرا
124. Ve men ya’mel mines sâlihâti min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe ulâike yedhulûnel cennete ve lâ yuzlemûne nakîrâ(nakîran).
Ve kim yapar sâlihâttan18; erkekten veya kadından; ve O bir mümindir27; öyle ki işte bunlar; girerler cennete; zulmedilmezler bir nakîr508 (kadar).
Ahmed Samira: 124 And who makes/does from the correct/righteous deeds from a male or a female, and he is believing, so those enter the Paradise, and they are not being caused injustice/oppression to (in the amount of) a peck in a seed/stone.

Ayet 125

618|4|125|وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَٱتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَٱتَّخَذَ ٱللَّهُ إِبْرَٰهِيمَ خَلِيلًا
618|4|125|ومن احسن دينا ممن اسلم وجهه لله وهو محسن واتبع مله ابرهيم حنيفا واتخذ الله ابرهيم خليلا
125. Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen).
Ve kim daha iyidir bir din122 (olarak); kimseden (ki) teslim* etti yüzünü Allah'a; ve o bir muhsindir294; ve tabi oldu bir hanîf117 (olan) İbrahim'in milletine301; ve edindi/tuttu Allah İbrahim'i bir halîl/dost**.
Ahmed Samira: 125 And who (is in) a better religion from (than) who submitted/surrendered his face to God, and he is (a) good doer, and he followed Abraham’s religion/faith, Unifier of God ? And God took Abraham (as) a faithful/close friend.

Notlar

Not 1: *İslam oldu.**Bir dost/arkadaş kıdemine yükseltti.

Ayet 126

619|4|126|وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا
619|4|126|ولله ما في السموت وما في الارض وكان الله بكل شي محيطا
126. Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kânallâhu bi kulli şey’in muhîtâ(muhîtan).
Ve Allah’adır göklerdeki162 ve yerdeki; ve oldu Allah her bir şeye bir Muhît525.
Ahmed Samira: 126 And to God what (is) in the skies/space, and what (is) in the earth/Planet Earth, and God was/is with every thing surrounding/comprehending .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve ma ve وَمَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 ve kane ver oldu وَكَانَ كون
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 bikulli herbir بِكُلِّ كلل
11 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
12 muhiten bir Muhît مُحِيطًا حوط

Ayet 127

620|4|127|وَيَسْتَفْتُونَكَ فِى ٱلنِّسَآءِ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَٰبِ فِى يَتَٰمَى ٱلنِّسَآءِ ٱلَّٰتِى لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَن تَنكِحُوهُنَّ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلْوِلْدَٰنِ وَأَن تَقُومُوا۟ لِلْيَتَٰمَىٰ بِٱلْقِسْطِ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِهِۦ عَلِيمًا
620|4|127|ويستفتونك في النسا قل الله يفتيكم فيهن وما يتلي عليكم في الكتب في يتمي النسا التي لا توتونهن ما كتب لهن وترغبون ان تنكحوهن والمستضعفين من الولدن وان تقوموا لليتمي بالقسط وما تفعلوا من خير فان الله كان به عليما
127. Ve yesteftûneke fîn nisâi. Kulillâhu yuftîkum fîhinne, ve mâ yutlâ aleykum fîl kitâbi fî yetâmen nisâillâtî lâ tu’tûnehunne mâ kutibe lehunne ve tergabûne en tenkihûhunne vel mustad’afîne minel vildâni, ve en tekûmû lil yetâmâ bil kıst(kıstı). Ve mâ tef’alû min hayrin fe innallâhe kâne bihî alîmâ(alîmen).
Ve fetva isterler senden kadınlar hakkında; de ki: "Allah fetva verir* sizlere onlar hakkında; ve okunandır sizlere kitapta* yetimlerin131 kadınları** hakkında -ki onlara (yetimlerin kadınlarına) vermezsiniz kendilerine yazılanı*** ve (yine de) rağbet edersiniz nikâh kıymaya onlara-; ve zaaflı/zayıf çocuklardan**** ve ki ayağa kaldırırsınız yetimleri131 eşitlikle****; ve faaliyet içinde olduğunuzu bir hayırdan; öyle ki doğrusu Allah oldu ona bir Alîm8."
Ahmed Samira: 127 And they ask for your opinion/clarification in the women, say: "God decreed/clarifies in them (F), and what is read/recited on you in The Book in the women orphans/minors that lose their father, those who (F) you did not give them (F) what was written/dictated to them (F), and you desire that you marry them (F), and the weakened from the children/new borns, and that you take care of to the orphans/minors that61lose their father with the just/equitable; and what you make/do from goodness, so that God was/is with it knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yesteftuneke ve fetva isterler senden وَيَسْتَفْتُونَكَ فتي
2 fi فِي -
3 n-nisa'i kadınlarda النِّسَاءِ نسو
4 kuli de ki قُلِ قول
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 yuftikum fetva verir sizlere يُفْتِيكُمْ فتي
7 fihinne onlarda فِيهِنَّ -
8 ve ma ve وَمَا -
9 yutla okunandır يُتْلَىٰ تلو
10 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
11 fi فِي -
12 l-kitabi kitapta الْكِتَابِ كتب
13 fi فِي -
14 yetama yetimler يَتَامَى يتم
15 n-nisa'i kadınlarında النِّسَاءِ نسو
16 l-lati onlara (ki) اللَّاتِي -
17 la لَا -
18 tu'tunehunne vermezsiniz onlara تُؤْتُونَهُنَّ اتي
19 ma مَا -
20 kutibe yazılanı كُتِبَ كتب
21 lehunne onlara لَهُنَّ -
22 ve tergabune ve rağbet edersiniz وَتَرْغَبُونَ رغب
23 en ki أَنْ -
24 tenkihuhunne nikah kıyarsınız onlara تَنْكِحُوهُنَّ نكح
25 velmusted'afine ve zaaflı/zayıf وَالْمُسْتَضْعَفِينَ ضعف
26 mine مِنَ -
27 l-vildani vildandan/çocuklardan الْوِلْدَانِ ولد
28 ve en ve ki وَأَنْ -
29 tekumu kıyam edersiniz تَقُومُوا قوم
30 lilyetama yetimleri لِلْيَتَامَىٰ يتم
31 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
32 ve ma ve وَمَا -
33 tef'alu faaliyet içinde olduğunuzu تَفْعَلُوا فعل
34 min مِنْ -
35 hayrin bir hayırdan خَيْرٍ خير
36 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
37 llahe Allah اللَّهَ -
38 kane oldu كَانَ كون
39 bihi onu بِهِ -
40 alimen bir bilen عَلِيمًا علم

Notlar

Not 1: *Fetva verme yetkisi sadece Yüce Allah'tadır. Bu fetva da sadece kitaptadır; yani Kur'an'dadır. Kur'an harici kitaplarda fetva aramak şirktir. **Yetim kadınlar değil! Kadın yetimler değil! İki isim kelimesi bir arada gelmiştir. 'Yetimler kadınları' yani 'yetimlerin kadınları'; yetim çocukların anneleri olan kadınlar.'***Mehir hakları. Yetimlerin anneleri olan dul kadınlarla evlenenlerin mehir vermeden evlenmek istedikleri anlaşılır.****Kur'an'ın birçok yerinde verilen emir bir fetva olarak tekrar verilmiştir. Zaaflı/zayıf çocuklardan başlayarak tüm yetimler kıyam haline getirilecektir. Tüm yetimler ayağa kaldırılacaktır. Eşit bir şekilde. Ayette Yüce Allah yetim sahibi dul kadınlarla evlenmeden daha önemli olanın yetimlerin ayağa kaldırılması olduğunu işaret etmektedir.

Ayet 128

621|4|128|وَإِنِ ٱمْرَأَةٌ خَافَتْ مِنۢ بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَٱلصُّلْحُ خَيْرٌ وَأُحْضِرَتِ ٱلْأَنفُسُ ٱلشُّحَّ وَإِن تُحْسِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
621|4|128|وان امراه خافت من بعلها نشوزا او اعراضا فلا جناح عليهما ان يصلحا بينهما صلحا والصلح خير واحضرت الانفس الشح وان تحسنوا وتتقوا فان الله كان بما تعملون خبيرا
128. Ve in imraetun hâfet min ba’lihâ nuşûzen ev ı’râdan fe lâ cunâha aleyhimâ en yuslıhâ beynehumâ sulhâ(sulhan). Ves sulhu hayr(hayrun). Ve uhdıratil enfusuş şuhh(şuhha). Ve in tuhsinû ve tettekû fe innallâhe kâne bi mâ ta’melûne habîrâ(habîran).
Ve eğer bir kadın korktuysa kendi kocasından bir uyuşmazlığa/geçimsizliğe ya da bir yüz çevirmeye/bırakmaya; öyle ki olmaz günah ikisine ki düzeltir ikisi* aralarını bir sulh** (-le); ve sulh** bir hayırdır; ve hazırlandı nefisler cimriliğe***; ve eğer güzelleştirir**** ve takvalı21 olursanız öyle ki doğrusu Allah oldu yaptıklarınıza bir Habîr466.
Ahmed Samira: 128 And if a woman feared from her husband quarrel/despise or objection/opposition/turning away, so no offense/guilt (is) on them (B) that they (B) correct/reconciliate between them (B) correction/reconciliation, and the correction/reconciliation (is) best ; and the selves the miser/careful were brought/made to be present/made to attend , and if you do good and you fear and obey, so then God was/is with what you make/do an expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ini ve eğer وَإِنِ -
2 mraetun bir kadın امْرَأَةٌ مرا
3 hafet korktuysa خَافَتْ خوف
4 min مِنْ -
5 bea'liha kocasından onun بَعْلِهَا بعل
6 nuşuzen bir uyuşmazlık (evlilik ahidine uymayan davranışlar) نُشُوزًا نشز
7 ev ya da أَوْ -
8 ia'radan bir yüz çevirme/bırakma إِعْرَاضًا عرض
9 fela öyle ki olmaz فَلَا -
10 cunaha günah جُنَاحَ جنح
11 aleyhima ikisine عَلَيْهِمَا -
12 en ki أَنْ -
13 yusliha düzeltir ikisi يُصْلِحَا صلح
14 beynehuma aralarını بَيْنَهُمَا بين
15 sulhen bir sulh (-le) صُلْحًا صلح
16 ve ssulhu ve sulh وَالصُّلْحُ صلح
17 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
18 ve uhdirati ve hazırlandı وَأُحْضِرَتِ حضر
19 l-enfusu nefisler الْأَنْفُسُ نفس
20 ş-şuhha cimriliğe الشُّحَّ شحح
21 vein ve eğer وَإِنْ -
22 tuhsinu güzelleştirir تُحْسِنُوا حسن
23 ve tetteku ve takvalı olursanız وَتَتَّقُوا وقي
24 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
25 llahe Allah اللَّهَ -
26 kane oldu كَانَ كون
27 bima بِمَا -
28 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل
29 habiran bir haberdar. خَبِيرًا خبر

Notlar

Not 1: *Mevcut kötü gidişe bir dur derler ve aralarını düzeltirler. Aralarını düzelterek barış içinde geçinip giderler ya da barış içinde boşanarak aralarını düzeltirler.**Barış. Geçimsizlik ya da evliliğin sonlanması durumları mutlaka barışla gerçekleşmelidir. Barışla evliliğe devam edilmeli ya da barışla ayrılma gerçekleşmelidir. ***Ayrılma sürecinde eşler birbirlerine karşı cimrilik etmeye meyillidir. Yüce Allah bunun yapılmaması gerektiğini bildirmektedir. ****Eşler birbirlerine karşı takvalı olursa (birbirlerini incitmekten sakınırlarsa) ve boşanma durumunda bile güzellikle boşanma gerçekleşirse bu durum onlar için hayırlıdır. Her ikisine de bir günah yoktur.

Ayet 129

622|4|129|وَلَن تَسْتَطِيعُوٓا۟ أَن تَعْدِلُوا۟ بَيْنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَمِيلُوا۟ كُلَّ ٱلْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلْمُعَلَّقَةِ وَإِن تُصْلِحُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
622|4|129|ولن تستطيعوا ان تعدلوا بين النسا ولو حرصتم فلا تميلوا كل الميل فتذروها كالمعلقه وان تصلحوا وتتقوا فان الله كان غفورا رحيما
129. Ve len testatîû en ta’dilû beynen nisâi ve lev harastum fe lâ temîlû kullel meyli fe tezerûhâ kel muallakah(muallakati). Ve in tuslihû ve tettekû fe innallâhe kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ve asla tabi olamazsınız ki adaleti680 sağlamaya kadınlar arasında; velev/fakat arzulasanız da (bir eşi) öyleyse meyletmeyin hepten (o eşe) meyil (-le); öyle ki bırakırsınız yalnız onu (diğer eşi) asılmış gibi; ve eğer düzeltirseniz ve takvalı21* olursanız öyle ki doğrusu Allah oldu bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 129 And you will never be able that you be just/equitable between the women, and (even) if you held onto stingily and desired strongly (were very careful), so do not bend/sway all the bend/inclination, so you leave her as/like the suspended neither properly married nor divorced and free to remarry (abused, abandoned and neglected), and if you reconciliate, and you fear and obey (God), so then God was/is a forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velen ve asla وَلَنْ -
2 testetiu tabi olamazsınız/takip demezsiniz تَسْتَطِيعُوا طوع
3 en ki أَنْ -
4 tea'dilu adaletli sağlamaya تَعْدِلُوا عدل
5 beyne arasında بَيْنَ بين
6 n-nisa'i kadınlar النِّسَاءِ نسو
7 velev velev/fakat وَلَوْ -
8 harastum arzulasanız da حَرَصْتُمْ حرص
9 fela öyleyse فَلَا -
10 temilu meyletmeyin تَمِيلُوا ميل
11 kulle hepten كُلَّ كلل
12 l-meyli meyil (-le) الْمَيْلِ ميل
13 fe tezeruha öyle ki bırakırsınız yalnız onu فَتَذَرُوهَا وذر
14 kalmuallekati asılmış gibi كَالْمُعَلَّقَةِ علق
15 ve in ve eğer وَإِنْ -
16 tuslihu düzeltirseniz تُصْلِحُوا صلح
17 ve tetteku ve takvalı olursanız وَتَتَّقُوا وقي
18 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
19 llahe Allah اللَّهَ -
20 kane oldu كَانَ كون
21 gafuran Gafûr. غَفُورًا غفر
22 rahimen Rahîm. رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1: *4:1 ayetinde Yüce Allah toplumun kadınlara takvalı olması gerektiğini bildirmiştir. Kadınları incitmekten, zora sokmaktan sakınmak gereklidir.

Ayet 130

623|4|130|وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغْنِ ٱللَّهُ كُلًّا مِّن سَعَتِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ وَٰسِعًا حَكِيمًا
623|4|130|وان يتفرقا يغن الله كلا من سعته وكان الله وسعا حكيما
130. Ve in yeteferrekâ yugnillâhu kullen min seatihî. Ve kânallâhu vâsian hakîmâ(hakîmen).
Ve eğer ayrılırsa ikisi; zengin eder Allah her birini kendi genişliğiyle; ve oldu Allah bir Vâsi297; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 130 If they (B) separate, God enriches/suffices each from his wealth/abundance, and God was/is rich/extended , wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 yeteferraka ayrılırsa ikisi يَتَفَرَّقَا فرق
3 yugni zengin eder يُغْنِ غني
4 llahu Allah اللَّهُ -
5 kullen her birini كُلًّا كلل
6 min مِنْ -
7 seatihi genişliğiyle O’nun سَعَتِهِ وسع
8 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 vasian bir Vâsi وَاسِعًا وسع
11 hakimen bir Hakîm حَكِيمًا حكم

Ayet 131

624|4|131|وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَنِيًّا حَمِيدًا
624|4|131|ولله ما في السموت وما في الارض ولقد وصينا الذين اوتوا الكتب من قبلكم واياكم ان اتقوا الله وان تكفروا فان لله ما في السموت وما في الارض وكان الله غنيا حميدا
131. Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve lekad vassaynâllezîne ûtûl kitâbe min kablikum ve iyyâkum enittekullâh(enittekullâhe). Ve in tekfurû fe inne lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kânallâhu ganiyyen hamîdâ(hamîden).
Allah'adır göklerdeki162 ve yerdeki; ve ant olsun vasiyet ettik kimselere (ki) verildiler kitap sizlerden önce; ve sizlere ki takvalı olun Allah'a; ve eğer kâfirlik ederseniz; öyle ki doğrusu Allah'adır göklerdeki ve yerdeki; ve oldu Allah bir Ganiyy106; bir Hamîd107.
Ahmed Samira: 131 And to God what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth, and We had directed/commanded those who were given The Book from before you and you, that to fear and obey God, and if you disbelieve, so then to God what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth, and God was/is rich, praiseworthy/commendable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi Allah'adır وَلِلَّهِ -
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve ma ve وَمَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
9 vessayna vasiyet ettik وَصَّيْنَا وصي
10 ellezine kimselere الَّذِينَ -
11 utu verildiler أُوتُوا اتي
12 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
13 min مِنْ -
14 kablikum sizden önce قَبْلِكُمْ قبل
15 ve iyyakum ve sadece sizlere وَإِيَّاكُمْ -
16 eni ki أَنِ -
17 tteku takvalı olun اتَّقُوا وقي
18 llahe Allah'a اللَّهَ -
19 vein ve eğer وَإِنْ -
20 tekfuru kâfirlik ederseniz تَكْفُرُوا كفر
21 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
22 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
23 ma مَا -
24 fi فِي -
25 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
26 ve ma ve وَمَا -
27 fi فِي -
28 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
29 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
30 llahu Allah اللَّهُ -
31 ganiyyen Ganiyy غَنِيًّا غني
32 hamiden Hamîd حَمِيدًا حمد

Ayet 132

625|4|132|وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
625|4|132|ولله ما في السموت وما في الارض وكفي بالله وكيلا
132. Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı). Ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
Allah'adır göklerdeki162 ve yerdeki; ve kâfi geldi/yetti Allah bir Vekîl517 (olarak).
Ahmed Samira: 132 And to God what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth, and enough/sufficient with God (as) a guardian/protector .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 ve ma ve وَمَا -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 ve kefa ve kâfi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
9 billahi Allah بِاللَّهِ -
10 vekilen bir Vekil (olarak) وَكِيلًا وكل

Ayet 133

626|4|133|إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا ٱلنَّاسُ وَيَأْتِ بِـَٔاخَرِينَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا
626|4|133|ان يشا يذهبكم ايها الناس ويات باخرين وكان الله علي ذلك قديرا
133. İn yeşa’ yuzhibkum eyyuhân nâsu ve ye’ti bi âharîn(âharîne). Ve kânallâhu alâ zâlike kadîrâ(kadîran).
Eğer dilerse (Allah) giderir/yok eder sizleri ey insanlar! Ve getirir başkalarını; ve oldu Allah bunun üzerine bir Kadîr177.
Ahmed Samira: 133 If He wills/wants He makes you go away, you the people, and He comes with others, and God was/is on that capable/able.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 yeşe' dilerse (Allah) يَشَأْ شيا
3 yuzhibkum giderir/siler sizleri يُذْهِبْكُمْ ذهب
4 eyyuha ey أَيُّهَا -
5 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
6 ve ye'ti ve getirir وَيَأْتِ اتي
7 biaharine başkasını بِاخَرِينَ اخر
8 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 ala عَلَىٰ -
11 zalike bunun üzerine ذَٰلِكَ -
12 kadiran bir Kadîr قَدِيرًا قدر

Ayet 134

627|4|134|مَّن كَانَ يُرِيدُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ ثَوَابُ ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا
627|4|134|من كان يريد ثواب الدنيا فعند الله ثواب الدنيا والاخره وكان الله سميعا بصيرا
134. Men kâne yurîdu sevâbed dunyâ fe indallâhi sevâbud dunyâ vel âhırah(âhırati). Ve kânallâhu semîan basîrâ(basîran).
Kim oldu (ki) ister dünya sevabını; öyle ki indindedir/katındadır Allah’ın dünya ve ahiret sevabı; ve oldu Allah bir Semî41, bir Basîr513.
Ahmed Samira: 134 Who was/is wanting the present world’s reward/compensation , so at God (is) the present world’s and the end’s (others life’s) reward/compensation , and God was/is hearing/listening, seeing/ knowing/understanding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 yuridu ister يُرِيدُ رود
4 sevabe sevabını ثَوَابَ ثوب
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 feinde öyle ki indindedir/katındandır فَعِنْدَ عند
7 llahi Allah’ın اللَّهِ -
8 sevabu sevabı ثَوَابُ ثوب
9 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
10 vel'ahirati ve ahiret وَالْاخِرَةِ اخر
11 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 semian Semî سَمِيعًا سمع
14 besiran Basîr بَصِيرًا بصر

Ayet 135

628|4|135|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا۟ وَإِن تَلْوُۥٓا۟ أَوْ تُعْرِضُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
628|4|135|يايها الذين امنوا كونوا قومين بالقسط شهدا لله ولو علي انفسكم او الولدين والاقربين ان يكن غنيا او فقيرا فالله اولي بهما فلا تتبعوا الهوي ان تعدلوا وان تلوا او تعرضوا فان الله كان بما تعملون خبيرا
135. Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû kavvamîne bil kıstı şuhedâe lillâhi ve lev alâ enfusıkum evil vâlideyni vel akrabîn(akrabîne), in yekun ganiyyen ev fakîran fallâhu evlâ bihimâ fe lâ tettebiûl hevâ en ta’dilû, ve in telvû ev tu’rıdû fe innallâhe kâne bi mâ ta’melûne habîrâ(habîran).
Ey iman47 etmiş kimseler! Olun ayakta/kıyamda tutanlar eşitliği şahitler/tanıklar (olarak) Allah için; şayet kendi nefisleriniz201 üzerine/aleyhine ya da ana babaya ve yakınlık sahiplerine (olsa bile); eğer olursa (o kimse) bir ganiyy/zengin ya da bir fakir; öyle ki Allah daha yakındır ikisine; öyle ki tabi olmayın hevaya ki saparsınız; ve eğer eğip bükerseniz ya da karşı koyarsanız; öyle ki doğrusu Allah oldu yaptıklarınıza bir Habîr466.
Ahmed Samira: 135 You, you those who believed, be/become (P) standing with the just/equitable, testifying/witnessing to God, and even if on (against) your selves, or the parents, and the nearest/closest, if (he) was/is rich or poor, so God (is) more worthy/deserving with them (B), so do not follow the self attraction for desire, love and lust/deviation from propriety that you be just/equitable, and if you twist/turn , or you oppose, so then God was/is with what you make/do an expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 kunu olun كُونُوا كون
5 kavvamine ayakta tutanlar قَوَّامِينَ قوم
6 bil-kisti eşitliğe بِالْقِسْطِ قسط
7 şuheda'e şahitler/tanıklar شُهَدَاءَ شهد
8 lillahi Allah için لِلَّهِ -
9 velev şayet وَلَوْ -
10 ala üzerine/aleyhine عَلَىٰ -
11 enfusikum kendi nefisleriniz أَنْفُسِكُمْ نفس
12 evi ya da أَوِ -
13 l-valideyni ana babaya الْوَالِدَيْنِ ولد
14 vel'ekrabine ve yakınlık sahiplerine وَالْأَقْرَبِينَ قرب
15 in eğer إِنْ -
16 yekun olursa (o) يَكُنْ كون
17 ganiyyen bir ganiyy/zengin غَنِيًّا غني
18 ev ya da أَوْ -
19 fekiran bir fakir فَقِيرًا فقر
20 fallahu öyle ki Allah فَاللَّهُ -
21 evla daha velidir أَوْلَىٰ ولي
22 bihima ikisine بِهِمَا -
23 fela öyle ki فَلَا -
24 tettebiu tabi olmayın تَتَّبِعُوا تبع
25 l-heva hevaya الْهَوَىٰ هوي
26 en ki أَنْ -
27 tea'dilu saparsınız تَعْدِلُوا عدل
28 ve in ve eğer وَإِنْ -
29 telvu eğip bükerseniz تَلْوُوا لوي
30 ev ya da أَوْ -
31 tua'ridu karşı koyarsanız تُعْرِضُوا عرض
32 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
33 llahe Allah اللَّهَ -
34 kane oldu كَانَ كون
35 bima بِمَا -
36 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل
37 habiran bir haberdar خَبِيرًا خبر

Ayet 136

629|4|136|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِى نَزَّلَ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا
629|4|136|يايها الذين امنوا امنوا بالله ورسوله والكتب الذي نزل علي رسوله والكتب الذي انزل من قبل ومن يكفر بالله ومليكته وكتبه ورسله واليوم الاخر فقد ضل ضللا بعيدا
136. Yâ eyyuhâllezîne âmenû, âminû billâhi ve resûlihî vel kitâbillezî nezzele alâ resûlihî vel kitâbillezî enzele min kabl(kablu). Ve men yekfur billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulihî vel yevmil âhıri fe kad dalle dalâlen baîdâ(baîden).
Ey iman47 etmiş kimseler! İman47 edin Allah'a ve resûlüne418*; ve kitabı** indirendir resûlüne*; ve kitabı** indirendir daha önceden; ve kim kâfirlik25 eder Allah’a; ve meleklerine; ve kitaplarına***; ve resûllerine****; ve ahiret gününü muhakkak dalalete128 düştü (o kimse); uzak bir dalalete128.
Ahmed Samira: 136 You, you those who believed, believe with God and His messenger, and The Book that He descended on His messenger and The Book that He descended from before, and who disbelieves with God, and His angels, and His Books and His messengers and the Day the Last/Resurrection Day, so (he) had misguided a distant/far misguidance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 aminu iman edin امِنُوا امن
5 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
6 ve rasulihi ve resûlüne وَرَسُولِهِ رسل
7 velkitabi ve kitaba وَالْكِتَابِ كتب
8 llezi o ki الَّذِي -
9 nezzele indirdi نَزَّلَ نزل
10 ala عَلَىٰ -
11 rasulihi resulüne رَسُولِهِ رسل
12 velkitabi ve kitaba وَالْكِتَابِ كتب
13 llezi o ki الَّذِي -
14 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
15 min مِنْ -
16 kablu daha önceden قَبْلُ قبل
17 ve men ve kim وَمَنْ -
18 yekfur kâfirlik eder يَكْفُرْ كفر
19 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
20 ve melaiketihi ve meleklerine O’nun وَمَلَائِكَتِهِ ملك
21 ve kutubihi ve kitaplarına O’nun وَكُتُبِهِ كتب
22 ve rusulihi ve resûllerine O’nun وَرُسُلِهِ رسل
23 velyevmi ve gününü وَالْيَوْمِ يوم
24 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
25 fekad muhakkak فَقَدْ -
26 delle dalalete düştü ضَلَّ ضلل
27 delalen bir dalalet ضَلَالًا ضلل
28 beiyden uzak bir بَعِيدًا بعد

Notlar

Not 1: *Muhammed peygamber.**Kur'an'a.**Tevrat ve İncil'e.***Tüm kutsal kitaplara.****Tüm resûllere.

Ayet 137

630|4|137|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ ثُمَّ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًا لَّمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَبِيلًۢا
630|4|137|ان الذين امنوا ثم كفروا ثم امنوا ثم كفروا ثم ازدادوا كفرا لم يكن الله ليغفر لهم ولا ليهديهم سبيلا
137. İnnellezîne âmenû, summe keferû, summe âmenû, summe keferû, summezdâdû kufran lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum sebîlâ(sebîlen).
Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler; sonra kâfirlik25 ettiler; sonra iman47 ettiler; sonra kâfirlik25 ettiler; sonra ziyade* ettiler küfrü422; asla olmaz Allah mağfiret319 etmeye onlara; ve doğru bir yola kılavuzlamaya.
Ahmed Samira: 137 That those who believed then disbelieved, then they believed, then they disbelieved, then they increased disbelief, God was/is not to forgive for them, and nor to guide them a way/path .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 summe sonra ثُمَّ -
5 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
6 summe sonra ثُمَّ -
7 amenu iman ettiler امَنُوا امن
8 summe sonra ثُمَّ -
9 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
10 summe sonra ثُمَّ -
11 zdadu ziyade ettiler ازْدَادُوا زيد
12 kufran küfrü كُفْرًا كفر
13 lem asla لَمْ -
14 yekuni olmaz يَكُنِ كون
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 liyegfira mağfiret etmeye لِيَغْفِرَ غفر
17 lehum onlara لَهُمْ -
18 ve la ve وَلَا -
19 liyehdiyehum doğru yola kılavuzlamaya لِيَهْدِيَهُمْ هدي
20 sebilen bir yola سَبِيلًا سبل

Notlar

Not 1: *Artırmak.

Ayet 138

631|4|138|بَشِّرِ ٱلْمُنَٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
631|4|138|بشر المنفقين بان لهم عذابا اليما
138. Beşşiril munâfikîne bi enne lehum azâben elîmâ(elîmen).
Müjdele münâfıkları26 ki onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 138 Announce good news (to) the hypocrites with that for them (is) a painful torture.62

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 beşşiri müjdele بَشِّرِ بشر
2 l-munafikine münâfıkları الْمُنَافِقِينَ نفق
3 bienne ki بِأَنَّ -
4 lehum onlaradır لَهُمْ -
5 azaben bir azap عَذَابًا عذب
6 elimen elim/acıklı أَلِيمًا الم

Ayet 139

632|4|139|ٱلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ ٱلْعِزَّةَ فَإِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا
632|4|139|الذين يتخذون الكفرين اوليا من دون المومنين ايبتغون عندهم العزه فان العزه لله جميعا
139. Ellezîne yettehızûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne. E yebtegûne indehumul izzete fe innel izzete lillâhi cemîâ(cemîan).
Kimseler (ki) tutarlar/edinirler kâfirleri25 müminlerin27 astından evliya212; bakınırlar/ararlar onların yanında izzet614; öyle ki doğrusu izzet614 topluca Allah’adır.
Ahmed Samira: 139 Those who take the disbelievers (as) allies from other than the believers, do they wish/desire at them the glory/dignity , so that the glory/dignity (is) all to God.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 yettehizune tutarlar/edinizrler يَتَّخِذُونَ اخذ
3 l-kafirine kâfirleri الْكَافِرِينَ كفر
4 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
5 min مِنْ -
6 duni astından دُونِ دون
7 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن
8 eyebtegune bakınırlar/ararlar أَيَبْتَغُونَ بغي
9 indehumu onların yanında عِنْدَهُمُ عند
10 l-izzete izzet/şeref الْعِزَّةَ عزز
11 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
12 l-izzete izzet/şeref الْعِزَّةَ عزز
13 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
14 cemian topluca جَمِيعًا جمع

Ayet 140

633|4|140|وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَٰبِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا۟ مَعَهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا۟ فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦٓ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ جَامِعُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْكَٰفِرِينَ فِى جَهَنَّمَ جَمِيعًا
633|4|140|وقد نزل عليكم في الكتب ان اذا سمعتم ايت الله يكفر بها ويستهزا بها فلا تقعدوا معهم حتي يخوضوا في حديث غيره انكم اذا مثلهم ان الله جامع المنفقين والكفرين في جهنم جميعا
140. Ve kad nezzele aleykum fîl kitâbi en izâ semi’tum âyâtillâhi yukferu bihâ ve yustehzeu bihâ fe lâ tak’udû meahum hattâ yehûdû fî hadîsin gayrihî, innekum izen misluhum. İnnallâhe câmiul munâfikîne vel kâfirîne fî cehenneme cemîâ(cemîan).
Ve muhakkak indirdi üzerinize kitapta* ki işittiğiniz zaman Allah'ın ayetlerini (ki) kâfirlik25 ederler ona (ayete) ve maskaralık** ederler ona (ayete); öyle ki kalmayın/oturmayın onlarla beraber ta ki dalarlar bir başka hadise/söze; doğrusu sizler (olursunuz) o zaman onların misli870; doğrusu Allah münâfıkları26 ve kâfirleri25 topluca cehennemde bir toplayandır/bir araya getirendir .
Ahmed Samira: 140 And (He) had descended on you in The Book, that if you heard God’s verses/signs/evidences being disbelieved with it, and being mocked with it, so do not sit/remain with them until they plunge into in an information/speech other than it, that you are then similar/equal to them , that God (is) gathering/collecting the hypocrites and the disbelievers in Hell all together.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
2 nezzele indirdi نَزَّلَ نزل
3 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
4 fi فِي -
5 l-kitabi kitapta الْكِتَابِ كتب
6 en ki أَنْ -
7 iza zaman إِذَا -
8 semia'tum işittiğiniz سَمِعْتُمْ سمع
9 ayati ayetlerinin ايَاتِ ايي
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 yukferu kâfirlik ederler يُكْفَرُ كفر
12 biha ona بِهَا -
13 ve yustehzeu ve maskaralık ederler وَيُسْتَهْزَأُ هزا
14 biha ona بِهَا -
15 fela öyle ki فَلَا -
16 tek'udu kalmayın تَقْعُدُوا قعد
17 meahum onlarla beraber مَعَهُمْ -
18 hatta ta ki حَتَّىٰ -
19 yehudu dalarlar يَخُوضُوا خوض
20 fi فِي -
21 hadisin bir söze/hadise حَدِيثٍ حدث
22 gayrihi başka غَيْرِهِ غير
23 innekum doğrusu sizler (olursunuz) إِنَّكُمْ -
24 izen o zaman إِذًا -
25 misluhum misli onların مِثْلُهُمْ مثل
26 inne doğrusu إِنَّ -
27 llahe Allah اللَّهَ -
28 camiu topluca جَامِعُ جمع
29 l-munafikine münafıkları الْمُنَافِقِينَ نفق
30 velkafirine ve kafirleri وَالْكَافِرِينَ كفر
31 fi فِي -
32 cehenneme cehennemde جَهَنَّمَ -
33 cemian bir Cemî’dir جَمِيعًا جمع

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Kendileri maskaradır.

Ayet 141

634|4|141|ٱلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ ٱللَّهِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَٰفِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوٓا۟ أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَن يَجْعَلَ ٱللَّهُ لِلْكَٰفِرِينَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا
634|4|141|الذين يتربصون بكم فان كان لكم فتح من الله قالوا الم نكن معكم وان كان للكفرين نصيب قالوا الم نستحوذ عليكم ونمنعكم من المومنين فالله يحكم بينكم يوم القيمه ولن يجعل الله للكفرين علي المومنين سبيلا
141. Ellezîne yeterabbesûne bikum, fe in kâne lekum fethun minallâhi kâlû e lem nekun meakum, ve in kâne lil kâfirîne nasîbun, kâlû e lem nestahviz aleykum ve nemna’kum minel mu’minîn(mu’minîne. Fallâhu yahkumu beynekum yevmel kıyâmet(kıyâmeti). Ve len yec’alallâhu lil kâfirîne alâl mu’minîne sebîlâ(sebîlen).
Kimseler (ki) gözetleyip beklerler sizleri; öyle ki eğer olduysa sizlere bir fetih527 Allah'tan; dediler: "Olmuyor muyuz asla sizlerle birlikte?"; ve eğer olduysa kâfirlere25 bir nasip; dediler (kâfirlere): "Asla cesaret vermiyor muyuz üzerinize ve geri durdurmuyor muyuz sizleri müminlerden27?" öyle ki Allah hükmeder aranızda kıyamet148 günü; ve asla yapmaz Allah kâfirler25 için müminlere27 karşı bir yol*.
Ahmed Samira: 141 Those who wait/remain with you, so if a victory/opening happened for you from God, they (the hypocrites) said: "Where we not with you?" And if to the disbelievers was a luck/fortune, they (the hypocrites) said: "Did we not dominate/drive fast/defeat on (with) you and protect you from the believers?" So God judges/rules between you (on) the Resurrection Day, and God will never/not make to the disbelievers on the believers a way/path.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 yeterabbesune gözetleyip beklerler يَتَرَبَّصُونَ ربص
3 bikum sizleri بِكُمْ -
4 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
5 kane olduysa كَانَ كون
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 fethun bir fetih فَتْحٌ فتح
8 mine مِنَ -
9 llahi Allah'tan اللَّهِ -
10 kalu dediler قَالُوا قول
11 elem asla أَلَمْ -
12 nekun olmaz mıyız نَكُنْ كون
13 meakum sizlerler birlikte مَعَكُمْ -
14 vein ve eğer وَإِنْ -
15 kane olduysa كَانَ كون
16 lilkafirine kâfirlere لِلْكَافِرِينَ كفر
17 nesibun bir nasip نَصِيبٌ نصب
18 kalu dediler قَالُوا قول
19 elem asla أَلَمْ -
20 nestehviz cesaretlendirmez miyiz نَسْتَحْوِذْ حوذ
21 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
22 ve nemnea'kum ve geri durdurmaz mıyız sizleri وَنَمْنَعْكُمْ منع
23 mine مِنَ -
24 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن
25 fallahu öyle ki Allah فَاللَّهُ -
26 yehkumu hükmeder يَحْكُمُ حكم
27 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
28 yevme günü يَوْمَ يوم
29 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
30 velen ve asla وَلَنْ -
31 yec'ale yapmaz يَجْعَلَ جعل
32 llahu Allah اللَّهُ -
33 lilkafirine kâfirlere لِلْكَافِرِينَ كفر
34 ala karşı عَلَى -
35 l-mu'minine müminlere الْمُؤْمِنِينَ امن
36 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل

Notlar

Not 1: *Kâfirler gerçek müminlere karşı asla zafer kazanamaz. Hiç bir yol/çıkış edinemezler.

Ayet 142

635|4|142|إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَٰدِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوٓا۟ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُوا۟ كُسَالَىٰ يُرَآءُونَ ٱلنَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا
635|4|142|ان المنفقين يخدعون الله وهو خدعهم واذا قاموا الي الصلوه قاموا كسالي يراون الناس ولا يذكرون الله الا قليلا
142. İnnel munâfikîne yuhâdiûnallahe ve huve hâdiuhum, ve izâ kâmû ilâs salâti kâmû kusâlâ yurâunen nâse ve lâ yezkurûnallâhe illâ kalîlâ(kalîlen).
Doğrusu münâfıklar26 aldatmaya bakarlar Allah'ı; ve (oysa) O'dur (Allah'tır) aldatan425 onları; ve dikeldikleri/ayağa kalktıkları zaman salâta5; dikeldiler/ayağa kalktılar üşengeç/umursamaz; gösterirler* insanlara; ve anmazlar Allah'ı; ancak biraz.
Ahmed Samira: 142 That the hypocrites deceive God, and He is deceiving them, and if they got up to the prayers, they got up lazy, they pretend/show off (to) the people, and they do not mention/remember God except a little.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 l-munafikine münafıklar الْمُنَافِقِينَ نفق
3 yuhadiune aldatmaya çalışırlar يُخَادِعُونَ خدع
4 llahe Allah'ı اللَّهَ -
5 ve huve ve O'dur (Allah'tır) وَهُوَ -
6 hadiuhum aldatan onları خَادِعُهُمْ خدع
7 ve iza ve zaman وَإِذَا -
8 kamu dikeldikleri/ayağa kalktıkları قَامُوا قوم
9 ila إِلَى -
10 s-salati salata الصَّلَاةِ صلو
11 kamu dikeldiler/ayağa kalktılar قَامُوا قوم
12 kusala üşengeç/umursamaz كُسَالَىٰ كسل
13 yura'une gösteriş yaparlar يُرَاءُونَ راي
14 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
15 ve la ve وَلَا -
16 yezkurune anmazlar يَذْكُرُونَ ذكر
17 llahe Allah'ı اللَّهَ -
18 illa ancak إِلَّا -
19 kalilen biraz قَلِيلًا قلل

Notlar

Not 1: *Yaptıkları sadece gösteride/görünüşte/görüntüde bir salâttır.

Ayet 143

636|4|143|مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَلَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا
636|4|143|مذبذبين بين ذلك لا الي هولا ولا الي هولا ومن يضلل الله فلن تجد له سبيلا
143. Muzebzebîne beyne zâlike, lâ ilâ hâulâi ve lâ ilâ hâulâi. Ve men yudlilillâhu fe len tecide lehu sebîlâ(sebîlen).
Yalpalayanlardır* bunun arasında; ne bunlara karşı** ve ne de bunlara karşı***; ve kimi dalalette128 bıraktı Allah; öyle ki asla bulamazsın ona bir yol****.
Ahmed Samira: 143 Hesitating/wavering between that, not to those and not to these, and whom God misguides, so you will not find for him a way/path.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 muzebzebine yalpalayanlardır مُذَبْذَبِينَ ذبذب
2 beyne arasında بَيْنَ بين
3 zalike bunun ذَٰلِكَ -
4 la ne لَا -
5 ila karşı إِلَىٰ -
6 ha'ula'i bunlara هَٰؤُلَاءِ -
7 ve la ve ne de وَلَا -
8 ila karşı إِلَىٰ -
9 ha'ula'i bunlara هَٰؤُلَاءِ -
10 ve men ve kimi وَمَنْ -
11 yudlili dalalette bıraktı يُضْلِلِ ضلل
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 felen öyle ki asla فَلَنْ -
14 tecide bulamazsın تَجِدَ وجد
15 lehu ona لَهُ -
16 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل

Notlar

Not 1: *Bir oraya bir buraya doğru yalpalarlar ancak doğru yolu asla bulamazlar. **Müminlere.***Kâfirlere.****Bir çıkış, bir doğru yola kılavuz.

Ayet 144

637|4|144|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا
637|4|144|يايها الذين امنوا لا تتخذوا الكفرين اوليا من دون المومنين اتريدون ان تجعلوا لله عليكم سلطنا مبينا
144. Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızûl kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne). E turîdûne en tec’alû lillâhi aleykum sultânen mubînâ(mubînen).
Ey iman47 etmiş kimseler! Tutmayın/edinmeyin kâfirleri25 evliya212 müminlerin27 astından; ister misiniz ki yaparsınız Allah’a (karşı) aleyhinizde apaçık bir yetki/delil/güç.
Ahmed Samira: 144 You, you those who believed, do not take the disbelievers (as) allies from other than the believers, do you want that you make for God on you an evident proof ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tettehizu tutmayın/edinmeyin تَتَّخِذُوا اخذ
6 l-kafirine kâfirleri الْكَافِرِينَ كفر
7 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
8 min مِنْ -
9 duni astından دُونِ دون
10 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن
11 eturidune ister misiniz أَتُرِيدُونَ رود
12 en ki أَنْ -
13 tec'alu yaparsınız تَجْعَلُوا جعل
14 lillahi Allah’a (karşı) لِلَّهِ -
15 aleykum aleyhinizde عَلَيْكُمْ -
16 sultanen bir delil سُلْطَانًا سلط
17 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Ayet 145

638|4|145|إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِى ٱلدَّرْكِ ٱلْأَسْفَلِ مِنَ ٱلنَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا
638|4|145|ان المنفقين في الدرك الاسفل من النار ولن تجد لهم نصيرا
145. İnnel munâfikîne fîd derkil esfeli minen nâr(nâri), ve len tecide lehum nasîrâ(nasîran).
Doğrusu münâfıklar26 daha sefil aşağı seviyededir ateşten834*; ve asla bulamazsın onlara bir yardımcı.
Ahmed Samira: 145 That the hypocrites (are) in the lowest stage/bottom from the fire, and you will not find for them a victorior/savior .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 l-munafikine münâfıklar الْمُنَافِقِينَ نفق
3 fi فِي -
4 d-derki aşağıda seviyededir الدَّرْكِ درك
5 l-esfeli daha sefil الْأَسْفَلِ سفل
6 mine مِنَ -
7 n-nari ateşten النَّارِ نور
8 velen ve asla وَلَنْ -
9 tecide bulamazsın تَجِدَ وجد
10 lehum onlara لَهُمْ -
11 nesiran bir yardımcı نَصِيرًا نصر

Notlar

Not 1: *Ateşe karşı daha kötü bir yerleşim yerindedirler.

Ayet 146

639|4|146|إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِٱللَّهِ وَأَخْلَصُوا۟ دِينَهُمْ لِلَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَجْرًا عَظِيمًا
639|4|146|الا الذين تابوا واصلحوا واعتصموا بالله واخلصوا دينهم لله فاوليك مع المومنين وسوف يوت الله المومنين اجرا عظيما
146. İllâllezîne tâbû ve aslehû va’tesamû billâhi ve ahlesû dînehum lillâhi fe ulâike meal mu’minîn(mu’minîne). Ve sevfe yu’tillâhul mu’minîne ecran azîmâ(azîmen).
Dışındadır kimseler (ki) tevbe33 ettiler; ve ıslah316 oldular; ve yapıştılar Allah'a; ve has kıldılar528 dinlerini Allah'a; öyle ki işte bunlar; birliktedir müminlerle27; ve yakında verecek Allah müminlere27 büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 146 Except those who repented, and corrected/repaired, and they held fast with God, and they became faithful (to) their religion to God, so those (are) with the believers, and God will give the believers a great reward .

Ayet 147

640|4|147|مَّا يَفْعَلُ ٱللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِن شَكَرْتُمْ وَءَامَنتُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ شَاكِرًا عَلِيمًا
640|4|147|ما يفعل الله بعذابكم ان شكرتم وامنتم وكان الله شاكرا عليما
147. Mâ yef’alullâhu bi azâbikum in şekertum ve âmentum. Ve kânallâhu şâkiran alîmâ(alîmen).
Niye faaliyete geçirsin Allah azap etmeyi sizlere eğer şükrederseniz43 ve iman47 ederseniz; ve oldu Allah bir Şâkir313; bir Alîm8.
Ahmed Samira: 147 What God makes/does with your torture if you thanked/became grateful and you believed, and God was/is thankful/grateful, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma ne مَا -
2 yef'alu yapsın يَفْعَلُ فعل
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 biazabikum azap etmeyi sizlere بِعَذَابِكُمْ عذب
5 in eğer إِنْ -
6 şekertum şükrederseniz شَكَرْتُمْ شكر
7 ve amentum ve iman ederseniz وَامَنْتُمْ امن
8 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 şakiran Şâkir شَاكِرًا شكر
11 alimen Alîm عَلِيمًا علم

Ayet 148

641|4|148|لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
641|4|148|لا يحب الله الجهر بالسو من القول الا من ظلم وكان الله سميعا عليما
148. Lâ yuhibbullâhul cehra bis sûi minel kavli illâ men zulim(zulime). Ve kanallâhu semîan alîmâ(alîmen).
Sevmez* Allah açık etmeyi kötülüğü (bir) söylemden**; dışındadır kimse (ki) zulme*** uğradı; ve oldu Allah bir Semî41; bir Alîm8.
Ahmed Samira: 148 God does not love/like the publicity/declaration/loudness with the evil from the saying, except who was caused injustice to/oppressed, and God was/is hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 l-cehra açık etmeyi الْجَهْرَ جهر
5 bis-su'i kötülüğü بِالسُّوءِ سوا
6 mine مِنَ -
7 l-kavli söylemden الْقَوْلِ قول
8 illa dışında إِلَّا -
9 men kimse مَنْ -
10 zulime zulme uğradı ظُلِمَ ظلم
11 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 semian Semî سَمِيعًا سمع
14 alimen Alîm عَلِيمًا علم

Notlar

Not 1: *Kötü sözlerin/söylemlerin topluma yayılmasını, duyurulmasını, anons edilmesini.**Yapılan kötülüğün değil de söylemin/sözün işaret edilmesi anlamlıdır. Ortada kötü bir eylem varsa durum değişebilir. Toplumun bu kötü eylemden haberdar edilmesi gerekebilir. ***Kötü söz/söylem nedeniyle zulme uğrayan kimse hariçtir.

Ayet 149

642|4|149|إِن تُبْدُوا۟ خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا۟ عَن سُوٓءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا
642|4|149|ان تبدوا خيرا او تخفوه او تعفوا عن سو فان الله كان عفوا قديرا
149. İn tubdû hayran ev tuhfûhu ev ta’fû an sûin fe innallâhe kâne afuvven kadîrâ(kadîran).
Eğer açık ederseniz bir hayrı/iyiliği; ya da gizlerseniz onu (hayrı/iyiliği); ya da affederseniz* bir kötülükten; öyle ki doğrusu Allah oldu bir Afuv19; bir Kadîr177.
Ahmed Samira: 149 If you show goodness, or you hide it, or you forgive/pardon on bad/evil/harm, so that God was/is often forgiving/pardoning, capable/able.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 tubdu açık ederseniz تُبْدُوا بدو
3 hayran bir hayrı خَيْرًا خير
4 ev ya da أَوْ -
5 tuhfuhu gizlerseniz onu (hayrı) تُخْفُوهُ خفي
6 ev ya da أَوْ -
7 tea'fu affederseniz تَعْفُوا عفو
8 an عَنْ -
9 su'in bir kötülükten سُوءٍ سوا
10 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 kane oldu كَانَ كون
13 afuvven bir Afuvv عَفُوًّا عفو
14 kadiran bir Kadîr قَدِيرًا قدر

Notlar

Not 1: *Affedici olmak Yüce Allah'ın sevdiği, hoşnut olduğu bir davranıştır. Karşılığını da elbette affederek verir.

Ayet 150

643|4|150|إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيُرِيدُونَ أَن يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ ٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَن يَتَّخِذُوا۟ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا
643|4|150|ان الذين يكفرون بالله ورسله ويريدون ان يفرقوا بين الله ورسله ويقولون نومن ببعض ونكفر ببعض ويريدون ان يتخذوا بين ذلك سبيلا
150. İnnellezîne yekfurûne billâhi ve rusulihî ve yurîdûne en yuferrikû beynallâhi ve rusulihî ve yekûlûne nu’minu bi ba’din ve nekfuru bi ba’dın, ve yurîdûne en yettehızû beyne zâlike sebîlâ(sebîlen).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ederler Allah’a ve resûlüne; ve isterler ki ayırsınlar Allah ve resûllerinin arasını; ve derler: "İman ederiz bir kısma; ve kâfirlik ederiz bir kısma; ve isterler ki tutsunlar/edinsinler bunun arasında bir yol.
Ahmed Samira: 150 That those who disbelieve with God and His messengers, and they want that they separate/distinguish/differentiate between God and His messengers, and they say: "We believe with some, and we disbelieve with some." And they want that they take between that a way/path.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yekfurune kâfirlik ederler يَكْفُرُونَ كفر
4 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
5 ve rusulihi ve resûlüne وَرُسُلِهِ رسل
6 ve yuridune ve isterler وَيُرِيدُونَ رود
7 en ki أَنْ -
8 yuferriku ayırsınlar يُفَرِّقُوا فرق
9 beyne arasını بَيْنَ بين
10 llahi Allah اللَّهِ -
11 ve rusulihi ve resûllerinin وَرُسُلِهِ رسل
12 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
13 nu'minu iman ederiz نُؤْمِنُ امن
14 bibea'din bir kısmına بِبَعْضٍ بعض
15 ve nekfuru ve kâfirlik ederiz وَنَكْفُرُ كفر
16 bibea'din bir kısmına بِبَعْضٍ بعض
17 ve yuridune ve isterler وَيُرِيدُونَ رود
18 en ki أَنْ -
19 yettehizu tutarlar/edinirler يَتَّخِذُوا اخذ
20 beyne arasında بَيْنَ بين
21 zalike bunun ذَٰلِكَ -
22 sebilen bir yol سَبِيلًا سبل

Ayet 151

644|4|151|أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ حَقًّا وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
644|4|151|اوليك هم الكفرون حقا واعتدنا للكفرين عذابا مهينا
151. Ulâike humul kâfirûne hakkâ(hakkan), ve a’tednâ lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen).
İşte bunlar; onlar kâfirlerdir25 bir hak/gerçek (olarak); ve hazırladık kâfirlere25 yıpratan/çöktüren bir azap.
Ahmed Samira: 151 Those, they are the disbelievers truthfully , and We prepared to the disbelievers a despised torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 humu onlar هُمُ -
3 l-kafirune kâfirlerdir الْكَافِرُونَ كفر
4 hakkan bir hak/gerçek (olarak) حَقًّا حقق
5 ve ea'tedna ve hazırladık وَأَعْتَدْنَا عتد
6 lilkafirine kâfirlere لِلْكَافِرِينَ كفر
7 azaben bir azap عَذَابًا عذب
8 muhinen yıpratan/çöktüren مُهِينًا هون

Ayet 152

645|4|152|وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
645|4|152|والذين امنوا بالله ورسله ولم يفرقوا بين احد منهم اوليك سوف يوتيهم اجورهم وكان الله غفورا رحيما
152. Vellezîne âmenû billâhi ve rusulihî ve lem yuferrikû beyne ehadin minhum ulâike sevfe yu’tîhim ucûrahum. Ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ve kimseler (ki) iman47 ettiler Allah'a ve resûllerine418; ve asla ayırmazlar* onlardan birinin arasını; işte bunlardır; yakında verecek (Allah) ecirlerini820 onların; ve oldu Allah bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 152 And those who believed with God and His messengers, and they did not separate/distinguish/differentiate between anyone from them, those (God) will give them their rewards , and God was/is a forgiving, merciful.63

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 amenu iman ettiler امَنُوا امن
3 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
4 ve rusulihi ve resûllerine وَرُسُلِهِ رسل
5 velem ve asla وَلَمْ -
6 yuferriku ayırmazlar يُفَرِّقُوا فرق
7 beyne arasını بَيْنَ بين
8 ehadin birini أَحَدٍ احد
9 minhum onlardan مِنْهُمْ -
10 ulaike işte bunlardır أُولَٰئِكَ -
11 sevfe yakında سَوْفَ -
12 yu'tihim verecek يُؤْتِيهِمْ اتي
13 ucurahum ecirlerini/karşılıklarını onların أُجُورَهُمْ اجر
14 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 gafuran bir Gafûr غَفُورًا غفر
17 rahimen bir Rahîm رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1: *Hem resûllerin arasını hem de Yüce Allah ile resûllerin arasını ayırmazlar.

Ayet 153

646|4|153|يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا
646|4|153|يسلك اهل الكتب ان تنزل عليهم كتبا من السما فقد سالوا موسي اكبر من ذلك فقالوا ارنا الله جهره فاخذتهم الصعقه بظلمهم ثم اتخذوا العجل من بعد ما جاتهم البينت فعفونا عن ذلك واتينا موسي سلطنا مبينا
153. Yes’eluke ehlul kitâbi en tunezzile aleyhim kitâben mines semâi fe kad seelû mûsâ ekbera min zâlike fe kâlû erinâllâhe cehraten fe ehazethumus sâikatu bi zulmihim, summettehazûl ıcle min ba’di mâ câethumul beyyinâtu fe afevnâ an zâlik(zâlike), ve âteynâ mûsâ sultânen mubînâ(mubînen).
Sual ederler* sana kitap ehli135 ki indirirsin üzerlerine bir kitap gökten180 (diye); öyle ki muhakkak sual* etmişlerdi Musa'ya daha büyüğünü bundan; öyle ki dediler: "Göster bize Allah'ı açıkça"; öyle ki yakaladı/tuttu onları yıldırım260 zulümleriyle257; sonra tuttular/edindiler buzağıyı258 onlara gelen beyanlar226 sonrasında; öyle ki affettik bundan**; ve verdik Musa'ya apaçık bir yetki/güç.
Ahmed Samira: 153 The Book’s people ask/question you, that to descend on them a book from the sky/space, so they had asked Moses greater than that, so they said: "Show us God publicly/openly." So the fire falling from the sky accompanied by thunderous noise punished/took them with their injustice/oppression, then they took the calf from after what came to them (from) the evidences, so We forgave/pardoned on that, and We gave Moses evident proof .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeseluke sual ederler sana يَسْأَلُكَ سال
2 ehlu ehli أَهْلُ اهل
3 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
4 en ki أَنْ -
5 tunezzile indirirsin تُنَزِّلَ نزل
6 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
7 kitaben bir kitap كِتَابًا كتب
8 mine مِنَ -
9 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
10 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
11 seelu sual etmişlerdi سَأَلُوا سال
12 musa Musa'ya مُوسَىٰ -
13 ekbera daha büyüğünü أَكْبَرَ كبر
14 min مِنْ -
15 zalike bundan ذَٰلِكَ -
16 fekalu öyle ki dediler فَقَالُوا قول
17 erina göster bize أَرِنَا راي
18 llahe Allah'ı اللَّهَ -
19 cehraten açıkça جَهْرَةً جهر
20 feehazethumu öyle ki yakaladı/tuttu onları فَأَخَذَتْهُمُ اخذ
21 s-saikatu yıldırım الصَّاعِقَةُ صعق
22 bizulmihim zulümleriyle بِظُلْمِهِمْ ظلم
23 summe sonra ثُمَّ -
24 ttehazu tuttular/edindiler اتَّخَذُوا اخذ
25 l-icle buzağıyı الْعِجْلَ عجل
26 min مِنْ -
27 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
28 ma مَا -
29 ca'ethumu onlara gelen جَاءَتْهُمُ جيا
30 l-beyyinatu beyanlar الْبَيِّنَاتُ بين
31 feafevna öyle ki affettik فَعَفَوْنَا عفو
32 an عَنْ -
33 zalike bundan ذَٰلِكَ -
34 ve ateyna ve verdik وَاتَيْنَا اتي
35 musa Musa'ya مُوسَىٰ -
36 sultanen bir yetki/güç سُلْطَانًا سلط
37 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Notlar

Not 1: *Sorarlar, isterler, talep ederler.**Anlaşılır ki müşrik hale gelen kimseler vefatlarından önce tevbe ederlerse ve ıslah olurlarsa Yüce Allah onları affedebilir.

Ayet 154

647|4|154|وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَٰقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا۟ فِى ٱلسَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا
647|4|154|ورفعنا فوقهم الطور بميثقهم وقلنا لهم ادخلوا الباب سجدا وقلنا لهم لا تعدوا في السبت واخذنا منهم ميثقا غليظا
154. Ve rafa’nâ fevkahumut tûra bi mîsâkıhim ve kulnâ lehumudhulûl bâbe succeden ve kulnâ lehum lâ ta’dû fîs sebti ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
Ve kaldırdık/yükselttik üzerlerine onların turu/dağı; mîsâkları281 (gereği) onların; ve dedik onlara: “Girin kapıdan secde12 edenler (olarak)”; ve dedik onlara: “Sınırı aşmayın şabatta/dinlenme döneminde”; ve aldık onlardan sağlam bir mîsâk281.
Ahmed Samira: 154 And We raised above them the Mountain with their promise/covenant, and We said to them: "Enter the door/entrance prostrating". And We said to them: "Do not transgress/violate in the Saturday/Sabbath". And We took from them a strong promise/covenant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rafea'na ve kaldırdık/yükselttik وَرَفَعْنَا رفع
2 fevkahumu üzerlerine onların فَوْقَهُمُ فوق
3 t-tura turu/dağı الطُّورَ طور
4 bimisakihim misakları/antlaşmaları (gereği) onların بِمِيثَاقِهِمْ وثق
5 ve kulna ve dedik وَقُلْنَا قول
6 lehumu onlara لَهُمُ -
7 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
8 l-babe kapıdan الْبَابَ بوب
9 succeden secde edenler (olarak) سُجَّدًا سجد
10 ve kulna ve dedik وَقُلْنَا قول
11 lehum onlara لَهُمْ -
12 la لَا -
13 tea'du sınırı aşmayın تَعْدُوا عدو
14 fi فِي -
15 s-sebti şabatta/dinlenme döneminde السَّبْتِ سبت
16 ve ehazna ve aldık وَأَخَذْنَا اخذ
17 minhum onlardan مِنْهُمْ -
18 misakan bir antlaşma/misak مِيثَاقًا وثق
19 galizen sağlam غَلِيظًا غلظ

Ayet 155

648|4|155|فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ وَكُفْرِهِم بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَقَتْلِهِمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَلْ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
648|4|155|فبما نقضهم ميثقهم وكفرهم بايت الله وقتلهم الانبيا بغير حق وقولهم قلوبنا غلف بل طبع الله عليها بكفرهم فلا يومنون الا قليلا
155. Fe bimâ nakdıhim mîsâkahum ve kufrihim bi âyâtillâhi ve katlihimul enbiyâe bi gayrı hakkın ve kavlihim kulûbunâ gulf(gulfun). Bel tabaallâhu aleyhâ bi kufrihim fe lâ yu’minûne illâ kalîlâ(kalîlen).
Öyle ki mîsâklarını281 bozmaları; ve Allah'ın ayetlerine kâfirlik25 etmeleri; ve enbiyayı* bir hak olmaksızın katletmeleri35 ; ve "kalplerimiz kılıflıdır" söylemleri nedeniyledir; evet! mühürledi175 Allah üzerini onun (kalbin) küfürleriyle**; öyle ki iman47 etmezler (onlar) biraz dışında.
Ahmed Samira: 155 So with what their breaking/breaching (of) their promise/covenant, and their disbelief with God’s signs/verses/evidences, and their killing (of) the prophets, without right , and their saying: "Our hearts/minds (are) covered/uncomprehending." But God stamped/covered/closed/sealed on it, with their disbelief, so they do not believe except a few.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 febima öyle ki nedeniyledir فَبِمَا -
2 nekdihim bozmaları نَقْضِهِمْ نقض
3 misakahum misaklarını/antlaşmalarını مِيثَاقَهُمْ وثق
4 ve kufrihim ve kâfirlik etmeleri وَكُفْرِهِمْ كفر
5 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ve katlihimu ve katlettikleri وَقَتْلِهِمُ قتل
8 l-enbiya'e enbiyayı الْأَنْبِيَاءَ نبا
9 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
10 hakkin bir hak حَقٍّ حقق
11 ve kavlihim ve sözlemleri وَقَوْلِهِمْ قول
12 kulubuna kalplerimiz قُلُوبُنَا قلب
13 gulfun kılıflıdır غُلْفٌ غلف
14 bel evet بَلْ -
15 tabea mühürledi طَبَعَ طبع
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 aleyha üzerini onun (kalbin) عَلَيْهَا -
18 bikufrihim küfürleriyle onların بِكُفْرِهِمْ كفر
19 fela öyle ki فَلَا -
20 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
21 illa dışında إِلَّا -
22 kalilen biraz قَلِيلًا قلل

Notlar

Not 1: *Nebileri.**Kendi yaptıkları nedeniyle kalp mühürlenir. Yüce Allah sürece sadece izin verir. İnsanın kazandığı kendi yaptıkları nedeniyledir.

Ayet 156

649|4|156|وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَٰنًا عَظِيمًا
649|4|156|وبكفرهم وقولهم علي مريم بهتنا عظيما
156. Ve bi kufrihim ve kavlihim alâ meryeme buhtânen azîmâ(azîman).
Ve kâfirlik25 etmeleri; ve Meryem'e karşı büyük bir yalan itham/suçlama söylemleri (nedeniyledir).
Ahmed Samira: 156 And with their disbelief, and their saying on Mary great falsehood/slander.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve bikufrihim ve kâfirlik etmeleri وَبِكُفْرِهِمْ كفر
2 ve kavlihim ve söylemleri وَقَوْلِهِمْ قول
3 ala karşı عَلَىٰ -
4 meryeme Meryem'e مَرْيَمَ -
5 buhtanen bir yalan itham/suçlama بُهْتَانًا بهت
6 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 157

650|4|157|وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا ٱلْمَسِيحَ عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًۢا
650|4|157|وقولهم انا قتلنا المسيح عيسي ابن مريم رسول الله وما قتلوه وما صلبوه ولكن شبه لهم وان الذين اختلفوا فيه لفي شك منه ما لهم به من علم الا اتباع الظن وما قتلوه يقينا
157. Ve kavlihim innâ katelnâl mesîha îsâbne meryeme resûlallâh(resûlallâhi), ve mâ katelûhu ve mâ salebûhu ve lâkin şubbihe lehum. Ve innellezinahtelefû fîhi le fî şekkin minhu. Mâ lehum bihî min ilmin illâttibâaz zann(zanni), ve mâ katelûhu yakînâ(yakînen).
Ve "Doğrusu biz katlettik35 Meryem oğlu Îsâ Mesih'i, Allah'ın resûlünü418" söylemleri (nedeniyledir); ve katletmiş35 değillerdi onu; ve asmış değillerdi onu; fakat benzeştirildi530 onlara; ve doğrusu kimseler (ki) ihtilaf ettiler onda; mutlak içindedirler tam bir kuşku/şüphe ondan; yoktur onlara onda hiçbir ilim; ancak tabi olmadır zanna314; ve katletmiş35 değillerdi onu kesin (olarak).
Ahmed Samira: 157 And their saying: "We have killed the Messiah, Jesus, Mary’s son, God’s messenger, and they have not killed him, and they have not crucified him/placed him on a cross, and but (it) resembled/was vague/was doubtful to them, and that those who disagreed/disputed in (about) him (are) in (E) doubt/suspicion from him, (there is) no knowledge for them with (about) him, except following the assumption , and they have not killed him surely/certainly.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kavlihim ve söylemleri وَقَوْلِهِمْ قول
2 inna doğrusu biz إِنَّا -
3 katelna katlettik قَتَلْنَا قتل
4 l-mesiha Mesih'i الْمَسِيحَ -
5 iysa Îsa عِيسَى -
6 bne oğlu ابْنَ بني
7 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
8 rasule resûlü رَسُولَ رسل
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 ve ma ve değildir وَمَا -
11 kateluhu katlettiler قَتَلُوهُ قتل
12 ve ma ve değildi وَمَا -
13 salebuhu asmadılar صَلَبُوهُ صلب
14 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
15 şubbihe benzeştirildi شُبِّهَ شبه
16 lehum onlara لَهُمْ -
17 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
18 ellezine kimseler الَّذِينَ -
19 htelefu ihtilaf ettiler اخْتَلَفُوا خلف
20 fihi onda فِيهِ -
21 lefi mutla içindedirler لَفِي -
22 şekkin tam bir kuşku/şüphe شَكٍّ شكك
23 minhu ondan مِنْهُ -
24 ma değildir مَا -
25 lehum onlara لَهُمْ -
26 bihi onda بِهِ -
27 min hiç مِنْ -
28 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
29 illa ancak إِلَّا -
30 ttibaa tabi olmadır اتِّبَاعَ تبع
31 z-zenni zanna الظَّنِّ ظنن
32 ve ma ve değildir وَمَا -
33 kateluhu katlettiler onu قَتَلُوهُ قتل
34 yekinen kesin يَقِينًا يقن

Ayet 158

651|4|158|بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
651|4|158|بل رفعه الله اليه وكان الله عزيزا حكيما
158. Bel rafaahullâhu ileyh(ileyhi). Ve kânallâhu azîzen hakîmâ(hakîmen).
Evet! Yükseltti onu Allah kendisine doğru; ve oldu Allah bir Azîz37; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 158 But God rose him (Jesus) to Him, and God was/is glorious/mighty , wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bel Evet! بَلْ -
2 rafeahu yükseltti onu رَفَعَهُ رفع
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ileyhi kendisine doğru إِلَيْهِ -
5 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 azizen bir Azîz عَزِيزًا عزز
8 hakimen bir Hakîm حَكِيمًا حكم

Ayet 159

652|4|159|وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
652|4|159|وان من اهل الكتب الا ليومنن به قبل موته ويوم القيمه يكون عليهم شهيدا
159. Ve in min ehlil kitâbi illâ le yu’minenne bihî kable mevtihî, ve yevmel kıyâmeti yekûnu aleyhim şehîdâ(şehîden).
Ve ki kitap ehlinden135 (kimse) dışındadır* (ki) mutlak iman47 eder** ona (Îsâ) kendi ölümü öncesinde***; ve kıyamet günü148 olur (Îsâ) aleyhlerinde**** bir şahit/tanık.
Ahmed Samira: 159 And that from The Book’s people, except to believe (E) with him (Jesus) before his (the individual’s) death, and (on) the Resurrection Day, he (Jesus) will be on them a witness/testifier.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve ki وَإِنْ -
2 min مِنْ -
3 ehli ehlinden أَهْلِ اهل
4 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
5 illa dışındadır (o kimse ki) إِلَّا -
6 leyu'minenne mutlak iman eder لَيُؤْمِنَنَّ امن
7 bihi ona بِهِ -
8 kable öncesinde قَبْلَ قبل
9 mevtihi kendi ölümü مَوْتِهِ موت
10 ve yevme ve günü وَيَوْمَ يوم
11 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
12 yekunu olur يَكُونُ كون
13 aleyhim aleyhinde onların عَلَيْهِمْ -
14 şehiden bir şahit/tanık شَهِيدًا شهد

Notlar

Not 1: *4:155, 4:156 ve 4:157 ayetlerindeki kimseler gibi olmazlar. **Îsâ'nın başına gelenlere hak/gerçek olan Kur'an'ın bildirdiği şekilde iman ederler.***Ölmeden önce bu imana sahip olmalıdır.****Îsâ bu imana sahip olmadan ölen kimselere karşı diriliş gününde olumsuz olarak şahitlik/tanıklık edecektir.

Ayet 160

653|4|160|فَبِظُلْمٍ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَٰتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرًا
653|4|160|فبظلم من الذين هادوا حرمنا عليهم طيبت احلت لهم وبصدهم عن سبيل الله كثيرا
160. Fe bi zulmin minellezîne hâdû harramnâ aleyhim tayyibâtin uhıllet lehum ve bi saddihim an sebîlillâhi kesîrâ(kesîran).
Öyle ki zulümle*; kimselerden (ki) yahudileştiler306; haram ettik** aleyhlerine onların iyileri (ki) helal kılındı*** onlara; ve yüz çevirmeleriyle/engellemeleriyle**** Allah yolundan336 çokça.
Ahmed Samira: 160 So with injustice from those who (were) guided/Jews, We forbade/prohibited on them goodnesses (that) were (previously) permitted for them, and with their much prevention/obstruction from God’s way/path.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 febizulmin öyle ki zulümle فَبِظُلْمٍ ظلم
2 mine مِنَ -
3 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
4 hadu yahudileştiler هَادُوا هود
5 harramna haram ettik حَرَّمْنَا حرم
6 aleyhim aleyhlerine عَلَيْهِمْ -
7 tayyibatin iyileri (ki) طَيِّبَاتٍ طيب
8 uhillet helal kılınmıştı أُحِلَّتْ حلل
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 ve bisaddihim ve yüz çevirmeleriyle/engellemeleriyle وَبِصَدِّهِمْ صدد
11 an عَنْ -
12 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
13 llahi Allah اللَّهِ -
14 kesiran çokça كَثِيرًا كثر

Notlar

Not 1: *En büyük zulüm insanın kendi nefsine yaptığı zulüm olan şirk koşmaktır. Müşrik olmaktır. Bu da Tevrât'ın astından hadis/söylenti kitabı olan Talmud kitabını edinmeleriyle olmuştur. **Tevrât'ta helal olan iyi/güzel şeyleri uyduruk Talmud kitabıyla kendilerine haram ettiler. Kendi aleyhlerine işler yaptılar. Yüce Allah buna sadece izin vermiştir. Sapmalarına izin vermiştir. ***Tevrât'ta helal kılınmıştı.****Tevrât'a giden yolun üzerine şeytan öğretileri olan Talmud kitabıyla.

Ayet 161

654|4|161|وَأَخْذِهِمُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَقَدْ نُهُوا۟ عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
654|4|161|واخذهم الربوا وقد نهوا عنه واكلهم امول الناس بالبطل واعتدنا للكفرين منهم عذابا اليما
161. Ve ahzihimur ribâ ve kad nuhû anhu ve eklihim emvâlen nâsi bil bâtıl(bâtılı). Ve a’tednâ lil kâfirîne minhum azâben elîmâ(elîmen).
Ve riba383 edinmeleri (ki) muhakkak men edildiler/yasaklandılar ondan; ve insanların mallarının batılla* yemeleri; ve hazırladık kâfirlere25 kendilerinden** elem/acıklı bir azap***.
Ahmed Samira: 161 And their taking the interest/usury , and they had been forbidden/prevented from it, and their eating the people’s properties/possessions with the falsehood (could include unjust taxes), and We prepared to the disbelievers from them, a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ehzihimu ve edinmeleri وَأَخْذِهِمُ اخذ
2 r-riba riba الرِّبَا ربو
3 vekad muhakkak ki وَقَدْ -
4 nuhu men edildiler نُهُوا نهي
5 anhu ondan عَنْهُ -
6 ve eklihim ve yemeleri وَأَكْلِهِمْ اكل
7 emvale mallarını أَمْوَالَ مول
8 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
9 bil-batili batılla بِالْبَاطِلِ بطل
10 ve ea'tedna ve hazırladık وَأَعْتَدْنَا عتد
11 lilkafirine kâfirlere لِلْكَافِرِينَ كفر
12 minhum kendilerinden مِنْهُمْ -
13 azaben bir azab عَذَابًا عذب
14 elimen elem/acıklı أَلِيمًا الم

Notlar

Not 1: *Gerçek olmayan, uydurulmuş söylenti/hadislerle din sömürüsü yaparak. Tarikatlar bu duruma çok güzel bir örnektir. **Azap yine kendi içlerinden çıkan kimseler veya şeylerle gerçekleşecektir.***Anlarız ki ayette işaret edilen azap dünya hayatında gerçekleşecek olan büyük bir azaptır.

Ayet 162

655|4|162|لَّٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ مِنْهُمْ وَٱلْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَٱلْمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱلْمُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ أُو۟لَٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا
655|4|162|لكن الرسخون في العلم منهم والمومنون يومنون بما انزل اليك وما انزل من قبلك والمقيمين الصلوه والموتون الزكوه والمومنون بالله واليوم الاخر اوليك سنوتيهم اجرا عظيما
162. Lâkinir râsihûne fîl ilmi minhum vel mu’minûne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablike vel mukîmînes salâte vel mu’tûnez zekâte vel mu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Ulâike se nu’tîhim ecran azîmâ(azîmen).
Fakat onlardan* ilimde kök salanlar/ilimde derinleşenler; ve müminler27; iman47 ederler sana indirilmişe** ve senden önce indirilmişe***; ve ikame572 edenlerdir salâtı5; ve verenlerdir zekâtı10; ve iman47 edenlerdir Allah'a ve ahiret gününe; işte bunlar; getireceğiz/vereceğiz onlara bir büyük ecir820.
Ahmed Samira: 162 But the affirmed in the knowledge from them, and the believers, they believe with what was descended to you, and what was descended from before you, and the keeping up (of) the prayers, and the giving the charity , and the believing with God, and the Day the Last/Resurrection Day, those, We will give/bring them a great reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lakini fakat لَٰكِنِ -
2 r-rasihune kök salanlar الرَّاسِخُونَ رسخ
3 fi فِي -
4 l-ilmi ilimde الْعِلْمِ علم
5 minhum onlardan مِنْهُمْ -
6 velmu'minune ve müminler وَالْمُؤْمِنُونَ امن
7 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
8 bima بِمَا -
9 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
10 ileyke sana إِلَيْكَ -
11 ve ma ve وَمَا -
12 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
13 min مِنْ -
14 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
15 velmukimine ve dikenlerdir/ayağa kaldıranlardır وَالْمُقِيمِينَ قوم
16 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
17 velmu'tune ve verenlerdir وَالْمُؤْتُونَ اتي
18 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
19 velmu'minune ve iman edenlerdir وَالْمُؤْمِنُونَ امن
20 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
21 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
22 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
23 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
24 senu'tihim getireceğiz/vereceğiz onlara سَنُؤْتِيهِمْ اتي
25 ecran bir ecir/karşılık أَجْرًا اجر
26 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *Kitap ehlinden.**Kur'an'a.***Tevrât ve İncîl.

Ayet 163

656|4|163|إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍ وَٱلنَّبِيِّۦنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيْمَٰنَ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا
656|4|163|انا اوحينا اليك كما اوحينا الي نوح والنبين من بعده واوحينا الي ابرهيم واسمعيل واسحق ويعقوب والاسباط وعيسي وايوب ويونس وهرون وسليمن واتينا داود زبورا
163. İnnâ evhaynâ ileyke kemâ evhaynâ ilâ nûhin ven nebiyyîne min ba’dihî, ve evhaynâ ilâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâti ve îsâ ve eyyûbe ve yûnuse ve hârûne ve suleymân(suleymâne), ve âteynâ dâvûde zebûrâ(zebûran).
Doğrusu biz vahyettik603 sana; vahyettiğimiz603 gibi Nûh'a; ve ondan (Nûh'tan) sonraki nebilere132; ve vahyettik603 İbrâhîm'e; ve İsmâîl'e; ve İshâk'a; ve Yakûb'a; ve sıbtlara*; ve Îsâ’ya; ve Eyyûb'a; ve Yûnûs'a; ve Hârun'a; ve Süleymân'a; ve verdik Dâvûd'a zeburu477.
Ahmed Samira: 163 That We inspired/transmitted to you, as We inspired/transmitted to Noah and the prophets from after him, and We inspired/transmitted to Abraham, and Ishmael, and Issac, and Jacob, and the grandchildren/Jewish tribes, and Jesus, and Job, and Jonah and Aaron, and Solomon, and We gave David a Book.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 evhayna vahyettik أَوْحَيْنَا وحي
3 ileyke sana إِلَيْكَ -
4 kema gibi كَمَا -
5 evhayna vahyettiğimiz أَوْحَيْنَا وحي
6 ila إِلَىٰ -
7 nuhin Nuh'a نُوحٍ -
8 ve nnebiyyine ve nebilere وَالنَّبِيِّينَ نبا
9 min مِنْ -
10 bea'dihi ondan sonraki بَعْدِهِ بعد
11 ve evhayna ve vahyettik وَأَوْحَيْنَا وحي
12 ila إِلَىٰ -
13 ibrahime İbrâhîm'e إِبْرَاهِيمَ -
14 ve ismaiyle ve İsmâîl'e وَإِسْمَاعِيلَ -
15 ve ishaka ve İshâk'a وَإِسْحَاقَ -
16 ve yea'kube ve Yakûb'a وَيَعْقُوبَ -
17 vel'esbati ve sıbtlara وَالْأَسْبَاطِ سبط
18 ve iysa ve Îsâ’ya وَعِيسَىٰ -
19 ve eyyube ve Eyyûb'a وَأَيُّوبَ -
20 ve yunuse ve Yûnûs'a وَيُونُسَ -
21 ve harune ve Hârun'a وَهَارُونَ -
22 ve suleymane ve Süleymân'a وَسُلَيْمَانَ -
23 ve ateyna ve verdik وَاتَيْنَا اتي
24 davude Dâvûd'a دَاوُودَ -
25 zeburan Zebur'u زَبُورًا زبر

Notlar

Not 1: *Yahudilerden bir grup/klan.

Ayet 164

657|4|164|وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا
657|4|164|ورسلا قد قصصنهم عليك من قبل ورسلا لم نقصصهم عليك وكلم الله موسي تكليما
164. Ve rusulen kad kasasnâhum aleyke min kablu ve rusulen lem naksushum aleyk(aleyke). Ve kellemallâhu mûsâ teklîmâ(teklîmen).
Ve resûller418 (ki) muhakkak kıssalaştırdık430 onları sana önceden; ve resûller (ki) asla kıssalaştırmadık430 sana; ve kelam531 etti Allah Mûsâ'ya bir kelam (-la).
Ahmed Samira: 164 And messengers We had narrated/relayed them to you from before, and messengers We did not narrate/relay about them on you, and God conversed/spoke (to) Moses conversationally/speechfully .64

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rusulen ve resûller وَرُسُلًا رسل
2 kad muhakkak قَدْ -
3 kasasnahum kıssalaştırdık onları قَصَصْنَاهُمْ قصص
4 aleyke sana عَلَيْكَ -
5 min مِنْ -
6 kablu önceden قَبْلُ قبل
7 ve rusulen ve resûller وَرُسُلًا رسل
8 lem asla لَمْ -
9 neksushum kıssalaştırmadık onları نَقْصُصْهُمْ قصص
10 aleyke sana عَلَيْكَ -
11 ve kelleme ve kelam etti وَكَلَّمَ كلم
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 musa Musa'ya مُوسَىٰ -
14 teklimen bir kelam تَكْلِيمًا كلم

Ayet 165

658|4|165|رُّسُلًا مُّبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى ٱللَّهِ حُجَّةٌۢ بَعْدَ ٱلرُّسُلِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
658|4|165|رسلا مبشرين ومنذرين ليلا يكون للناس علي الله حجه بعد الرسل وكان الله عزيزا حكيما
165. Rusulen mubeşşirîne ve munzirîne li ellâ yekûne lin nâsi alâllâhi huccetun ba’der rusul(rusuli). Ve kânallâhu azîzen hakîmâ(hakîmen).
Resûller418 (ki) müjdeleyicilerdir ve uyarıcılardır; olmaması içindir insanlara bir hüccet/hac376 Allah'a karşı; resûller sonrası; ve oldu Allah bir Azîz37; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 165 Messengers, announcers of good news and warners/givers of notice, for that (there is) no proof/argument be to the people on God after the messengers, and God was/is glorious/mighty, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rusulen resûller رُسُلًا رسل
2 mubeşşirine müjdeleyiciler مُبَشِّرِينَ بشر
3 ve munzirine ve uyarıcılar وَمُنْذِرِينَ نذر
4 liella için لِئَلَّا -
5 yekune olmaması يَكُونَ كون
6 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
7 ala karşı عَلَى -
8 llahi Allah'a اللَّهِ -
9 huccetun bir hac حُجَّةٌ حجج
10 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
11 r-rusuli resûller الرُّسُلِ رسل
12 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 azizen bir Azîz عَزِيزًا عزز
15 hakimen bir Hakîm حَكِيمًا حكم

Ayet 166

659|4|166|لَّٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا
659|4|166|لكن الله يشهد بما انزل اليك انزله بعلمه والمليكه يشهدون وكفي بالله شهيدا
166. Lâkinillâhu yeşhedu bi mâ enzele ileyke enzelehu bi ılmihî, vel melâiketu yeşhedûn(yeşhedûne). Ve kefâ billâhi şehîdâ(şehîden).
Oysa Allah şahitlik/tanıklık eder indirdiğine* sana; indirdi onu* kendi ilmiyle; ve melekler48 (de) şahitlik/tanıklık eder; ve kâfi geldi/yetti Allah bir tanık/şahit (olarak).
Ahmed Samira: 166 But God witnesses/testifies with what He descended to you, He descended it with His knowledge, and the angels witness/testify, and enough with God (as) a witness.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lakini oysa لَٰكِنِ -
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 yeşhedu şahitlik/tanıklık eder يَشْهَدُ شهد
4 bima بِمَا -
5 enzele indirdiğine أَنْزَلَ نزل
6 ileyke sana إِلَيْكَ -
7 enzelehu indirdi onu أَنْزَلَهُ نزل
8 biilmihi kendi ilmiyle بِعِلْمِهِ علم
9 velmelaiketu ve melekler de وَالْمَلَائِكَةُ ملك
10 yeşhedune şahitlik/tanıklık eder يَشْهَدُونَ شهد
11 ve kefa ve kâfi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
12 billahi Allah بِاللَّهِ -
13 şehiden bir tanık/şahit (olarak) شَهِيدًا شهد

Notlar

Not 1: *Kur'an.

Ayet 167

660|4|167|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ ضَلَٰلًۢا بَعِيدًا
660|4|167|ان الذين كفروا وصدوا عن سبيل الله قد ضلوا ضللا بعيدا
167. İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ederler ve yüz çevirirler/engellerler Allah’ın yolundan336; muhakkak dalalete128 düştüler; uzak bir dalalete128.
Ahmed Samira: 167 That those who disbelieved and prevented/obstructed from God’s way/path, they had misguided a distant/far misguidance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ederler كَفَرُوا كفر
4 ve saddu ve yüz çevirirler/engellerler وَصَدُّوا صدد
5 an - عَنْ -
6 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
7 llahi Allah’ın اللَّهِ -
8 kad muhakkak قَدْ -
9 dellu dalalete düştüler ضَلُّوا ضلل
10 delalen bir dalalete ضَلَالًا ضلل
11 beiyden uzak بَعِيدًا بعد

Ayet 168

661|4|168|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَظَلَمُوا۟ لَمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا
661|4|168|ان الذين كفروا وظلموا لم يكن الله ليغفر لهم ولا ليهديهم طريقا
168. İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; ve zulmettiler257; asla olmaz Allah mağfiret319 etmeye onlara; ve bir doğru tarîkata532 kılavuzlamaya.
Ahmed Samira: 168 That those who disbelieved and caused injustice/oppression, God was not to forgive for them, and nor to guide them a way/path .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
4 ve zelemu ve zulmettiler وَظَلَمُوا ظلم
5 lem asla لَمْ -
6 yekuni olmaz يَكُنِ كون
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 liyegfira mağfiret etmeye لِيَغْفِرَ غفر
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 ve la ve وَلَا -
11 liyehdiyehum doğru yola kılavuzlamaya لِيَهْدِيَهُمْ هدي
12 tarikan bir tarikata طَرِيقًا طرق

Ayet 169

662|4|169|إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
662|4|169|الا طريق جهنم خلدين فيها ابدا وكان ذلك علي الله يسيرا
169. İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Dışındadır tarîkat532 (ki) cehenneme; ölümsüzler185 orada ebediyen; ve olur bu Allah'a bir kolay (oluş).
Ahmed Samira: 169 Except Hell’s way/path, immortally/eternally in it forever, and that was/is on God easy/little.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 tarika tarikat طَرِيقَ طرق
3 cehenneme cehenneme جَهَنَّمَ -
4 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
5 fiha orada فِيهَا -
6 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
7 ve kane ve olur وَكَانَ كون
8 zalike bu ذَٰلِكَ -
9 ala عَلَى -
10 llahi Allah'a اللَّهِ -
11 yesiran bir kolay يَسِيرًا يسر

Ayet 170

663|4|170|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلرَّسُولُ بِٱلْحَقِّ مِن رَّبِّكُمْ فَـَٔامِنُوا۟ خَيْرًا لَّكُمْ وَإِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
663|4|170|يايها الناس قد جاكم الرسول بالحق من ربكم فامنوا خيرا لكم وان تكفروا فان لله ما في السموت والارض وكان الله عليما حكيما
170. Yâ eyyuhân nâsu kad câekumur resûlu bil hakkı min rabbikum fe âminû hayran lekum. Ve in tekfurû fe inne lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı). Ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ey insanlar! Muhakkak geldi sizlere resûl418; hakla/gerçekle Rabbinizden4; öyle ki iman47 edin; bir hayırdır sizlere; ve eğer kâfirlik25 ederseniz; öyle ki doğrusu Allah’adır göklerdeki162 ve yerdeki; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 170 You, you the people, the Messenger had come to you with the truth from your Lord, so believe, (it is) best for you, and if you disbelieve, so to God (belongs) what (is) in the skies/space, and the earth/Planet Earth, and God was/is knowledgeable, wise/judicious

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
3 kad muhakkak قَدْ -
4 ca'ekumu geldi sizlere جَاءَكُمُ جيا
5 r-rasulu resûl الرَّسُولُ رسل
6 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
7 min مِنْ -
8 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
9 fe aminu öyle ki iman edin فَامِنُوا امن
10 hayran bir hayırdır خَيْرًا خير
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 vein ve eğer وَإِنْ -
13 tekfuru kâfirlik ederseniz تَكْفُرُوا كفر
14 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
15 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
16 ma مَا -
17 fi فِي -
18 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
19 vel'erdi ve yerdeki وَالْأَرْضِ ارض
20 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 alimen bir Alîm عَلِيمًا علم
23 hakimen bir Hakîm حَكِيمًا حكم

Ayet 171

664|4|171|يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا تَغْلُوا۟ فِى دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ إِنَّمَا ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ ٱللَّهِ وَكَلِمَتُهُۥٓ أَلْقَىٰهَآ إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِّنْهُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَا تَقُولُوا۟ ثَلَٰثَةٌ ٱنتَهُوا۟ خَيْرًا لَّكُمْ إِنَّمَا ٱللَّهُ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ سُبْحَٰنَهُۥٓ أَن يَكُونَ لَهُۥ وَلَدٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
664|4|171|ياهل الكتب لا تغلوا في دينكم ولا تقولوا علي الله الا الحق انما المسيح عيسي ابن مريم رسول الله وكلمته القيها الي مريم وروح منه فامنوا بالله ورسله ولا تقولوا ثلثه انتهوا خيرا لكم انما الله اله وحد سبحنه ان يكون له ولد له ما في السموت وما في الارض وكفي بالله وكيلا
171. Yâ ehlel kitâbi lâ taglû fî dînikum ve lâ tekûlû alâllâhi illâl hakk(hakka). İnnemâl mesîhu îsâbnu meryeme resûlullâhi ve kelimetuhu. Elkâhâ ilâ meryeme ve rûhun minhu, fe âminû billâhi ve rusulihî, ve lâ tekûlû selâseh(selâsetun). İntehû hayran lekum. İnnemâllâhu ilâhun vâhid(vâhidun). Subhânehû en yekûne lehu veled(veledun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı). Ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
Ey ehli kitap135! Sınırı aşmayın dininizde; ve demeyin Allah üzerine hak/gerçek dışında; ancak ki Mesih Îsâ; Meryem oğlu; resûlüdür418 Allah'ın; ve kelimesidir416 O’nun (Allah’ın); attı onu Meryem'e doğru; ve bir ruh O'ndan (Allah’tan); öyle ki iman47 edin Allah'a ve resûllerine418 O’nun; ve demeyin "üç"; yasaklayın/engelleyin bir hayır/iyilik (olarak) sizlere; ancak ki Allah bir tek ilâhtır74; Subhân'dır7 O; ki olmaz O’na bir çocuk; O'nadır göklerde olan ve yerde olan; ve kafî geldi/yetti Allah bir vekîl (olarak).
Ahmed Samira: 171 You The Book’s people, do not exaggerate/exceed the limit in your religion, and do not say on (about) God except the truth , but the Messiah, Jesus, Mary’s son (is) God’s messenger and His word/expression He threw it away to Mary, and a Soul/Spirit (could be Gabriel) from Him; so believe with God, and His messengers, and do not say: "Three." Stop (it is) best for you, but God (is) one God, His praise/glory that to be for him a child; for Him what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth, enough/sufficient with God (as a) guardian/protector .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya ehle ey ehli يَاأَهْلَ اهل
2 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
3 la لَا -
4 teglu sınırı aşmayın تَغْلُوا غلو
5 fi فِي -
6 dinikum dininizde دِينِكُمْ دين
7 ve la وَلَا -
8 tekulu ve demeyin تَقُولُوا قول
9 ala üzerine عَلَى -
10 llahi Allah اللَّهِ -
11 illa dışında إِلَّا -
12 l-hakka hak/gerçek الْحَقَّ حقق
13 innema ancak ki إِنَّمَا -
14 l-mesihu Mesih الْمَسِيحُ -
15 iysa Îsa عِيسَى -
16 bnu oğlu ابْنُ بني
17 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
18 rasulu resulüdür/elçisidir رَسُولُ رسل
19 llahi Allah'ın اللَّهِ -
20 ve kelimetuhu ve kelimesidir O’nun وَكَلِمَتُهُ كلم
21 elkaha attı onu أَلْقَاهَا لقي
22 ila doğru إِلَىٰ -
23 meryeme Meryem'e مَرْيَمَ -
24 ve ruhun ve bir ruh وَرُوحٌ روح
25 minhu O'ndan مِنْهُ -
26 fe aminu öyle ki iman edin فَامِنُوا امن
27 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
28 ve rusulihi ve resullerine/elçilerine O’nun وَرُسُلِهِ رسل
29 ve la ve وَلَا -
30 tekulu demeyin تَقُولُوا قول
31 selasetun "üçtür" ثَلَاثَةٌ ثلث
32 ntehu yasaklayın/engelleyin انْتَهُوا نهي
33 hayran bir hayır/iyilik (olarak) خَيْرًا خير
34 lekum sizlere لَكُمْ -
35 innema ancak ki إِنَّمَا -
36 llahu Allah اللَّهُ -
37 ilahun bir ilahtır إِلَٰهٌ اله
38 vahidun tek وَاحِدٌ وحد
39 subhanehu subhândır O سُبْحَانَهُ سبح
40 en ki أَنْ -
41 yekune olmaz يَكُونَ كون
42 lehu O’na لَهُ -
43 veledun bir çocuk وَلَدٌ ولد
44 lehu O'nadır لَهُ -
45 ma مَا -
46 fi فِي -
47 s-semavati göklerde olan السَّمَاوَاتِ سمو
48 ve ma ve وَمَا -
49 fi فِي -
50 l-erdi yerde olan الْأَرْضِ ارض
51 ve kefa ve kafî geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
52 billahi Allah بِاللَّهِ -
53 vekilen bir vekîl (olarak) وَكِيلًا وكل

Ayet 172

665|4|172|لَّن يَسْتَنكِفَ ٱلْمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبْدًا لِّلَّهِ وَلَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ٱلْمُقَرَّبُونَ وَمَن يَسْتَنكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا
665|4|172|لن يستنكف المسيح ان يكون عبدا لله ولا المليكه المقربون ومن يستنكف عن عبادته ويستكبر فسيحشرهم اليه جميعا
172. Len yestenkifel mesîhu en yekûne abden lillâhi ve lâl melâiketul mukarrabûn(mukarrabûne). Ve men yestenkif an ibâdetihî ve yestekbir fe se yahşuruhum ileyhi cemîâ(cemîan).
Asla geri durmaz Mesih* ki olur bir kul46 Allah'a; ve yakınlaştırılmış melekler48 (de); ve kim geri durur onun kulluğundan46 ve büyüklenir; öyle ki haşreder556 onları kendine topluca.
Ahmed Samira: 172 The Messiah will never/not refuse/reject that to be a slave/worshipper to God, and nor the angels the neared/close, and who refuses/rejects from worshipping Him, and becomes arrogant, so He will gather them to Him all together.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 len asla لَنْ -
2 yestenkife geri durmaz يَسْتَنْكِفَ نكف
3 l-mesihu Mesih الْمَسِيحُ -
4 en ki أَنْ -
5 yekune olur يَكُونَ كون
6 abden bir kul عَبْدًا عبد
7 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
8 ve la ve وَلَا -
9 l-melaiketu melekler (de) الْمَلَائِكَةُ ملك
10 l-mukarrabune yakınlaştırılmış الْمُقَرَّبُونَ قرب
11 ve men ve kim وَمَنْ -
12 yestenkif geri durur يَسْتَنْكِفْ نكف
13 an ki عَنْ -
14 ibadetihi kulluğuna onun عِبَادَتِهِ عبد
15 ve yestekbir ve büyüklenir وَيَسْتَكْبِرْ كبر
16 feseyehşuruhum öyle ki haşreder onları فَسَيَحْشُرُهُمْ حشر
17 ileyhi kendine إِلَيْهِ -
18 cemian topluca جَمِيعًا جمع

Notlar

Not 1: *Meryem oğlu Îsâ

Ayet 173

666|4|173|فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْتَنكَفُوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
666|4|173|فاما الذين امنوا وعملوا الصلحت فيوفيهم اجورهم ويزيدهم من فضله واما الذين استنكفوا واستكبروا فيعذبهم عذابا اليما ولا يجدون لهم من دون الله وليا ولا نصيرا
173. Fe emmâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe yuveffîhim ucûrahum ve yezîduhum min fadlihî, ve emmâllezînestenkefû vestekberû fe yuazzibuhum azâben elîmen, ve lâ yecidûne lehum min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîran).
Öyle ki iman47 etmiş ve sâlihâtı18 yapmış kimselere gelince; öyle ki tamamlanır ecirleri820; ve ziyade eder/artırır (Allah) fazlından202; ve geri durmuş ve büyüklenmiş kimselere gelince; öyle ki azap eder (Allah) onlara bir elim/acıklı (azapla); ve bulamazlar kendilerine Allah'ın astından bir veli28; ve ne de bir yardımcı.
Ahmed Samira: 173 So but those who believed and made/did the correct/righteous deeds, so He fulfills/completes (to) them their rewards , and He increases them from His grace/favour, and but those who refused/rejected and were arrogant, so He tortures them a painful torture, and they do not find for them from other than God, a guardian/ally , and nor a victorior/savior .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feemma öyle ki فَأَمَّا -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş gelince امَنُوا امن
4 ve amilu ve yapmış وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati salihayı الصَّالِحَاتِ صلح
6 feyuveffihim öyle ki tamamlanır فَيُوَفِّيهِمْ وفي
7 ucurahum ecirleri/karşılıkları أُجُورَهُمْ اجر
8 ve yeziduhum ve ziyade eder/artırır وَيَزِيدُهُمْ زيد
9 min مِنْ -
10 fedlihi fazlından فَضْلِهِ فضل
11 ve emma ve gelince وَأَمَّا -
12 ellezine kimselere الَّذِينَ -
13 stenkefu geri durdu اسْتَنْكَفُوا نكف
14 vestekberu ve büyükledi وَاسْتَكْبَرُوا كبر
15 feyuazzibuhum öyle ki azap eder onlara فَيُعَذِّبُهُمْ عذب
16 azaben bir عَذَابًا عذب
17 elimen elim/acıklı أَلِيمًا الم
18 ve la ve وَلَا -
19 yecidune ve bulamazlar يَجِدُونَ وجد
20 lehum kendilerine لَهُمْ -
21 min مِنْ -
22 duni astından دُونِ دون
23 llahi Allah’ın اللَّهِ -
24 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
25 ve la ve ne de وَلَا -
26 nesiran bir yardımcı نَصِيرًا نصر

Ayet 174

667|4|174|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُم بُرْهَٰنٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا
667|4|174|يايها الناس قد جاكم برهن من ربكم وانزلنا اليكم نورا مبينا
174. Yâ eyyuhân nâsû kad câekum burhânun min rabbikum ve enzelnâ ileykum nûran mubîn(mubînen).
Ey insanlar! Muhakkak ki geldi sizlere bir delil/kanıt Rabbinizden4; ve indirdik üzerinize apaçık bir nur*.
Ahmed Samira: 174 You, you the people, a proof had come to you from your Lord, and We descended to you a clear/evident light.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
3 kad muhakkak قَدْ -
4 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
5 burhanun bir delil/kanıt بُرْهَانٌ برهن
6 min مِنْ -
7 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
8 ve enzelna ve indirdik وَأَنْزَلْنَا نزل
9 ileykum üzerinize إِلَيْكُمْ -
10 nuran bir nur نُورًا نور
11 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Notlar

Not 1: *Kur'an.

Ayet 175

668|4|175|فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِهِۦ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِى رَحْمَةٍ مِّنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا
668|4|175|فاما الذين امنوا بالله واعتصموا به فسيدخلهم في رحمه منه وفضل ويهديهم اليه صرطا مستقيما
175. Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve faldın, ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
Öyle ki Allah’a iman47 etmiş ve O'na yapışmış kimselere gelince; öyle ki sokacak (Allah) onları kendinden bir rahmete271 ve bir fazilete202; ve kılavuzlar onları kendisine; dosdoğru bir yola.
Ahmed Samira: 175 So but those who believed with God, and they held fast with Him, so He will enter them in a mercy from Him, and grace/favour, and guide them a straight/direct road/way to Him.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feemma öyle ki فَأَمَّا -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
5 vea'tesamu ve yapışmış وَاعْتَصَمُوا عصم
6 bihi O'na بِهِ -
7 feseyudhiluhum öyle ki sokacak onları فَسَيُدْخِلُهُمْ دخل
8 fi فِي -
9 rahmetin bir rahmete رَحْمَةٍ رحم
10 minhu kendinden مِنْهُ -
11 ve fedlin ve bir fazla وَفَضْلٍ فضل
12 ve yehdihim ve kılavuzlar onları وَيَهْدِيهِمْ هدي
13 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
14 siraten bir yola صِرَاطًا صرط
15 mustekimen dosdoğru مُسْتَقِيمًا قوم

Ayet 176

669|4|176|يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِى ٱلْكَلَٰلَةِ إِنِ ٱمْرُؤٌا۟ هَلَكَ لَيْسَ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَهُۥٓ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌ فَإِن كَانَتَا ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ وَإِن كَانُوٓا۟ إِخْوَةً رِّجَالًا وَنِسَآءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّوا۟ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ
669|4|176|يستفتونك قل الله يفتيكم في الكلله ان امروا هلك ليس له ولد وله اخت فلها نصف ما ترك وهو يرثها ان لم يكن لها ولد فان كانتا اثنتين فلهما الثلثان مما ترك وان كانوا اخوه رجالا ونسا فللذكر مثل حظ الانثيين يبين الله لكم ان تضلوا والله بكل شي عليم
176. Yesteftûneke. Kulillâhu yuftîkum fîl kelâleh(kelâleti). İnimruun heleke leyse lehû veled(veledun), ve lehû uhtun fe lehâ nısfu mâ terak(terake), ve huve yerisuhâ in lem yekun lehâ veled(veledun). Fe in kânetesneteyni fe lehumâs sulusâni mimmâ terak(terake). Ve in kânû ıhveten ricâlen ve nisâen fe liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni). Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Fetva isterler senden; de ki: "Allah fetva verir sizlere kelâle482 hakkında; eğer bir kişi helak* olduysa; yoksa ona bir evlat**; ve onaysa bir kız kardeş; öyle ki onadır (kız kardeşedir) yarısı (1/2) terk ettiğinin (ölen erkeğin); ve o (ölen erkek) miras bırakır ona (kız kardeşe) eğer asla olmazsa ona (kız kardeşe) bir evlat***; öyle ki eğer olduysa ikiler (kız kardeş) öyle ki o ikisinedir üçte ikisi (2/3) bıraktığından (ölen erkeğin); ve eğer oldularsa kardeşler; erkekler ve kadınlar; öyle ki erkeğin payı iki kadın**** mislidir870; beyan eder Allah sizlere dalalete128 düşersiniz diye; ve Allah her bir şeye bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 176 They ask your opinion/clarification , say: "God decrees/decides in the man or woman without a son/father , if (a) man/human died, not for him (without) a child, and for him (is) a sister, so for her half (of) what he left, and he inherits her if (there) was not for her a child, and if they (B) were two (F), so to them (B/F) the two thirds from what he left, and if they were brothers (siblings) men and women, so to the male equal/alike (the) share (of) the two females, God clarifies for you that (E) you (not) be misguided, and God is with every thing knowledgeable.65

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yesteftuneke fetva isterler senden يَسْتَفْتُونَكَ فتي
2 kuli de ki قُلِ قول
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 yuftikum fetva verir sizlere يُفْتِيكُمْ فتي
5 fi فِي -
6 l-kelaleti kelalede الْكَلَالَةِ كلل
7 ini eğer إِنِ -
8 mru'un bir kişi امْرُؤٌ مرا
9 heleke helak olduysa هَلَكَ هلك
10 leyse yoktur لَيْسَ ليس
11 lehu ona لَهُ -
12 veledun bir veled وَلَدٌ ولد
13 ve lehum ve onadır
14 uhtun bir kızkardeş أُخْتٌ اخو
15 feleha öyle ki onadır (kız kardeşe) فَلَهَا -
16 nisfu yarısı نِصْفُ نصف
17 ma مَا -
18 terake terk ettiğinin (ölen erkeğin) تَرَكَ ترك
19 ve huve ve o وَهُوَ -
20 yerisuha miras bırakır ona (kız kardeşe) يَرِثُهَا ورث
21 in eğer إِنْ -
22 lem asla لَمْ -
23 yekun olmazsa يَكُنْ كون
24 leha ona (kız kardeşe) لَهَا -
25 veledun bir veled وَلَدٌ ولد
26 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
27 kaneta olduysa كَانَتَا كون
28 sneteyni iki (kız kardeş) اثْنَتَيْنِ ثني
29 felehuma öyle ki o ikisinedir فَلَهُمَا -
30 s-sulusani üçte ikisi الثُّلُثَانِ ثلث
31 mimma مِمَّا -
32 terake bıraktığından (ölen erkeğin) تَرَكَ ترك
33 vein ve eğer وَإِنْ -
34 kanu oldularsa كَانُوا كون
35 ihveten kardeşler إِخْوَةً اخو
36 ricalen erkekler رِجَالًا رجل
37 ve nisa'en ve kadınlar وَنِسَاءً نسو
38 felizzekeri öyle ki erkek içindir فَلِلذَّكَرِ ذكر
39 mislu misli مِثْلُ مثل
40 hazzi payı حَظِّ حظظ
41 l-unseyeyni iki kadının الْأُنْثَيَيْنِ انث
42 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
43 llahu Allah اللَّهُ -
44 lekum sizlere لَكُمْ -
45 en diye أَنْ -
46 tedillu dalalete düşersiniz تَضِلُّوا ضلل
47 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
48 bikulli herbir بِكُلِّ كلل
49 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
50 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Öldüyse.**Bir tek evlat. Kişi zaten kelale olduğu için birden fazla evladı da olamaz. Demek ki hiç evladı olmamış bir kimse tarif edilmektedir. ***Kız kardeşin hiç evladı olmamışsa.****Miras paylaşımlarında ölen kimse bir vasiyet bırakmamışsa erkeğin payı her zaman iki kadın mislidir.