Sure 16: Nahl/Dişi Bal Arısı

Ayet Sayısı: 128
ٱلنَّحْل

Ayet 1

1900|16|1|أَتَىٰٓ أَمْرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
1900|16|1|اتي امر الله فلا تستعجلوه سبحنه وتعلي عما يشركون
1. Etâ emrullâhi fe lâ testa’cilûh(testa’cilûhu), subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Geldi Allah'ın emri; öyle ki acele etmeyin ona*; Subhândır7** O***; ve yücelmiştir şirk71 koştuklarından.
Ahmed Samira: 1 God’s order/command came so do not hurry/rush/hasten Him , His praise/glory and (He is) high, mighty, exalted and dignified about what they share/make partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eta geldi أَتَىٰ اتي
2 emru emri أَمْرُ امر
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 fela öyle ki فَلَا -
5 testea'ciluhu acele etmeyin ona تَسْتَعْجِلُوهُ عجل
6 subhanehu Subhandır O سُبْحَانَهُ سبح
7 ve teaala ve yücelmiştir وَتَعَالَىٰ علو
8 amma عَمَّا -
9 yuşrikune şirk koştuklarından يُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Emre. **Gelen emrin yerine getirilmesi için gerekli sıfatları yürütendir.***Allah.

Ayet 2

1901|16|2|يُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦٓ أَنْ أَنذِرُوٓا۟ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ
1901|16|2|ينزل المليكه بالروح من امره علي من يشا من عباده ان انذروا انه لا اله الا انا فاتقون
2. Yunezzilul melâikete bir rûhi min emrihî alâ men yeşâu min ibâdihî en enzirû ennehu lâ ilâhe illâ ene fettekûn(fettekûni).
İndirir* melekleri1013 rûhla1012 -(ki) emrindendir- kullarından dilediği kimseler** üzerine; ki uyarsınlar ki "O'dur***"; yoktur ilâh74 benim**** dışında; öyle ki takvalı21 olun bana****.
Ahmed Samira: 2 He descends the angels with the Soul/Spirit from His order/command on whom He wills/wants from His worshippers/slaves, that warn/give notice, that He is, no God except Me, so fear and obey Me.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yunezzilu indirir يُنَزِّلُ نزل
2 l-melaikete melekleri الْمَلَائِكَةَ ملك
3 bir-ruhi ruhla بِالرُّوحِ روح
4 min مِنْ -
5 emrihi emrinden أَمْرِهِ امر
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 men kimseler مَنْ -
8 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
9 min مِنْ -
10 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
11 en ki أَنْ -
12 enziru uyarsınlar أَنْذِرُوا نذر
13 ennehu ki O أَنَّهُ -
14 la yoktur لَا -
15 ilahe ilâh إِلَٰهَ اله
16 illa dışında إِلَّا -
17 ena ki bana أَنَا -
18 fettekuni öyle ki takvalı olun bana فَاتَّقُونِ وقي

Notlar

Not 1: *Evrenin en küçük yapı taşı olan titreşen kanatlı (çok boyutlu) sicimlerin nasıl titreşeceğini bir üst boyuttan inen rûh belirler.**Rabbimiz dilediği kimsenin beyin kimyasallarını dilediği şekilde değiştirerek (Yüce Allah'ın emir bilgilerini meleklere/sicimlere ileten rûhla) o kulunu kendi emri altına alır.***Allah'tır. ****Allah.

Ayet 3

1902|16|3|خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ تَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
1902|16|3|خلق السموت والارض بالحق تعلي عما يشركون
3. Halakas semâvâti vel arda bil hakk(hakkı), teâlâ âmmâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Yarattı* gökleri162 ve yeri hakla/gerçekle; yücelmiştir* şirk71 koştuklarından.
Ahmed Samira: 3 He created the skies/space and the earth/Planet Earth with the truth, (He is) high, mighty, exalted and dignified from what they share/make partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 haleka yarattı خَلَقَ خلق
2 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
3 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
4 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
5 teaala yücelmiştir تَعَالَىٰ علو
6 amma عَمَّا -
7 yuşrikune şirk koştuklarından يُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 4

1903|16|4|خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ
1903|16|4|خلق الانسن من نطفه فاذا هو خصيم مبين
4. Halakal insâne min nutfetin fe izâ huve hasîmun mubin(mubînun).
Yarattı insanı bir nutfeden959; öyle ki (o) zaman o* apaçık bir hasımdır**.
Ahmed Samira: 4 He created the human/mankind from a drop/male’s or female’s secretion/little water, so then he (the human/mankind) is (a) clear/evident disputer/adversary .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 haleka yarattı خَلَقَ خلق
2 l-insane insanı الْإِنْسَانَ انس
3 min مِنْ -
4 nutfetin bir nutfeden نُطْفَةٍ نطف
5 feiza öyle ki (o) zaman فَإِذَا -
6 huve o هُوَ -
7 hasimun bir hasımdır خَصِيمٌ خصم
8 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *İnsan.**Çekişen, tartışan.

Ayet 5

1904|16|5|وَٱلْأَنْعَٰمَ خَلَقَهَا لَكُمْ فِيهَا دِفْءٌ وَمَنَٰفِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
1904|16|5|والانعم خلقها لكم فيها دف ومنفع ومنها تاكلون
5. Vel en’âme halakahâ, lekum fîhâ dif’un ve menâfiu ve minhâ te’kulûn(te’kulûne).
Ve en'âmı645; yarattık onu*; sizleredir onda** bir ısınma; ve menfaatler; ve ondan*** yersiniz.
Ahmed Samira: 5 And the camels/livestock, He created it for you, in it (is) warmth, and benefits/uses, and from it, you eat.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vel'en'aame ve en'âm وَالْأَنْعَامَ نعم
2 halekaha yarattık onu خَلَقَهَا خلق
3 lekum sizleredir لَكُمْ -
4 fiha onda فِيهَا -
5 dif'un bir ısınma دِفْءٌ دفا
6 ve menafiu ve menfaatler وَمَنَافِعُ نفع
7 ve minha ve ondan وَمِنْهَا -
8 te'kulune yersiniz تَأْكُلُونَ اكل

Notlar

Not 1: *En'âmı.**En'âmda.***En'âmdan.

Ayet 6

1905|16|6|وَلَكُمْ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسْرَحُونَ
1905|16|6|ولكم فيها جمال حين تريحون وحين تسرحون
6. Ve lekum fîhâ cemâlun hîne turîhûne ve hîne tesrehûn(tesrehûne).
Ve sizleredir onda* bir güzellik** rahatlattığınız*** vakit ve serbest bıraktığınız**** vakit.
Ahmed Samira: 6 And for you in it (is) beauty/grace/loveliness when/where you come or go in the evening/rest , and when/where you go out/depart freely .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
2 fiha onda فِيهَا -
3 cemalun bir güzellik جَمَالٌ جمل
4 hine vakit حِينَ حين
5 turihune dinlendirdiğiniz تُرِيحُونَ روح
6 ve hine ve vakit وَحِينَ حين
7 tesrahune serbest bıraktığınız تَسْرَحُونَ سرح

Notlar

Not 1: *En'âmda.**Cemâl.***Dinlendirmek, hayvanları ağıllara sokup dinlendirmek. ****Otlaklara saldığınız.

Ayet 7

1906|16|7|وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَىٰ بَلَدٍ لَّمْ تَكُونُوا۟ بَٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلْأَنفُسِ إِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
1906|16|7|وتحمل اثقالكم الي بلد لم تكونوا بلغيه الا بشق الانفس ان ربكم لروف رحيم
7. Ve tahmilu eskâlekum ilâ beledin lem tekûnû bâlıgîhi illâ bi şıkkıl enfus(enfusi), inne rabbekum le raûfun rahîm(rahîmun).
Ve taşırlar ağırlıklarınızı bir belediye doğru (ki) asla olamazsınız ulaşanlar ona*; nefislere201 meşakkatle (olması) dışında; doğrusu Rabbiniz4 mutlak bir Raûf’tur15; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 7 And it loads/carries your loads/belonging (weights) to a country/land , you were not reaching it, except with the selves’ difficulty/hardship, that your Lord (is) merciful/compassionate (E), merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tehmilu ve taşırlar وَتَحْمِلُ حمل
2 eskalekum ağırlıklarınızı أَثْقَالَكُمْ ثقل
3 ila doğru إِلَىٰ -
4 beledin bir belediye بَلَدٍ بلد
5 lem asla لَمْ -
6 tekunu olmazsınız تَكُونُوا كون
7 baligihi ulaşır ona بَالِغِيهِ بلغ
8 illa dışında إِلَّا -
9 bişikki meşakkatle بِشِقِّ شقق
10 l-enfusi nefislerinize الْأَنْفُسِ نفس
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 rabbekum Rabbiniz رَبَّكُمْ ربب
13 lera'ufun mutlak bir Rauf’tur لَرَءُوفٌ راف
14 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Beldeye.

Ayet 8

1907|16|8|وَٱلْخَيْلَ وَٱلْبِغَالَ وَٱلْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
1907|16|8|والخيل والبغال والحمير لتركبوها وزينه ويخلق ما لا تعلمون
8. Vel hayle vel bigâle vel hamîre li terkebûhâ ve zîneh(zîneten), ve yahluku mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve at; ve katırlar; ve merkepler*; binmeniz içindir ona**; ve bir ziynettir856***; ve yaratır bilmediklerinizi****.
Ahmed Samira: 8 And the horses and the mules and the donkeys, (are) to ride it and decoration/beauty , and He creates what you do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velhayle ve at وَالْخَيْلَ خيل
2 velbigale ve katırlar وَالْبِغَالَ بغل
3 velhamira ve merkepler وَالْحَمِيرَ حمر
4 literkebuha binmeniz içindir ona لِتَرْكَبُوهَا ركب
5 ve zineten ve bir ziynettir وَزِينَةً زين
6 ve yehluku ve yaratır وَيَخْلُقُ خلق
7 ma مَا -
8 la لَا -
9 tea'lemune bilmediklerinizi تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Eşekler.**Hayvana.***Rabbimiz süslü hayvanlar yaratmıştır.****Evrende belki de milyarlarca çeşit bilmediğimiz güzel hayvanlar yaratmıştır Rabbimiz. Ötegezegenlerde yaşamaktadırlar.

Ayet 9

1908|16|9|وَعَلَى ٱللَّهِ قَصْدُ ٱلسَّبِيلِ وَمِنْهَا جَآئِرٌ وَلَوْ شَآءَ لَهَدَىٰكُمْ أَجْمَعِينَ
1908|16|9|وعلي الله قصد السبيل ومنها جاير ولو شا لهديكم اجمعين
9. Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve Allah'a karşıdır kasten/kasıt* (-lı) yol; ve ondandır** baskı/zorbalık*** velev/şayet dileseydi mutlak doğru yola kılavuzlardı sizleri topluca.
Ahmed Samira: 9 And on God (is) the path’s/way’s objective/direction , and from it, (there is) unjust/deviation , and if He willed/wanted He would have guided you all together .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ala ve karşıdır وَعَلَى -
2 llahi Allah'a اللَّهِ -
3 kasdu kasten/kasıt قَصْدُ قصد
4 s-sebili yol السَّبِيلِ سبل
5 ve minha ve ondandır وَمِنْهَا -
6 cairun baskı, zorbalık جَائِرٌ جور
7 velev velev/şayet وَلَوْ -
8 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
9 lehedakum mutlak doğru yola kılavuzlardı sizleri لَهَدَاكُمْ هدي
10 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Notlar

Not 1: *Amaç, gaye, hedef, niyet.*Yoldandır.***Despotluk, baskıcı yönetim, istibdat, tiranlık. Müşrikler Allah'a karşı bir yoldayız diye kasten, kasıtlı olarak uyduruk hadislere tabi olarak baskı ve zorbalık yaparlar. İnsanlara zulmetmeleri ortak özellikleridir.

Ayet 10

1909|16|10|هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً لَّكُم مِّنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ
1909|16|10|هو الذي انزل من السما ما لكم منه شراب ومنه شجر فيه تسيمون
10. Huvellezî enzele mines semâi mâen lekum minhu şarâbun ve minhu şecerun fîhi tusîmûn(tusîmûne).
O'dur* ki indirendir gökten bir su179 sizlere; ondandır** bir içme; ve ondandır** bir ağaç*** (ki) onda**** otlatırsınız*****.
Ahmed Samira: 10 He is who descended from the sky water , for you from it (is) a drink, and from it (are) trees in it you graze/put (to) pasture .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O'dur هُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 enzele indirendir أَنْزَلَ نزل
4 mine مِنَ -
5 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
6 maen bir su مَاءً موه
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 minhu ondandır مِنْهُ -
9 şerabun bir içme شَرَابٌ شرب
10 ve minhu ve ondandır وَمِنْهُ -
11 şecerun bir ağaç شَجَرٌ شجر
12 fihi onda فِيهِ -
13 tusimune otlatırsınız تُسِيمُونَ سوم

Notlar

Not 1: *Allah'tır.**Sudan.***Arapça ağaç saplı olan her türlü bitkiyi de kapsar. Otlaklar da dahildir.****Ağaçta.*****Hayvanlarınızı.

Ayet 11

1910|16|11|يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرْعَ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلْأَعْنَٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
1910|16|11|ينبت لكم به الزرع والزيتون والنخيل والاعنب ومن كل الثمرت ان في ذلك لايه لقوم يتفكرون
11. Yunbitu lekum bihiz zer’a vez zeytûne ven nahîle vel a’nâbe ve min kullis semerât(semereti), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Bitiririz* sizlere onunla** ekinler*** ve zeytin; ve hurmalar; ve üzümler ve her bir meyveden; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler237**** fıkıh770 eder bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 11 He sprouts/grows for you with it the plants/crops and the olives and the palm trees and the grapes, and from all the fruits, that in that (is) a sign/evidence (E) to a nation thinking.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yunbitu bitiririz يُنْبِتُ نبت
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 bihi onunla بِهِ -
4 z-zer'a ekinler الزَّرْعَ زرع
5 ve zzeytune ve zeytin وَالزَّيْتُونَ زيت
6 ve nnehile ve hurmalar وَالنَّخِيلَ نخل
7 vel'ea'nabe ve üzümler وَالْأَعْنَابَ عنب
8 ve min ve وَمِنْ -
9 kulli her bir كُلِّ كلل
10 s-semerati meyveden الثَّمَرَاتِ ثمر
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 fi فِي -
13 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
14 layeten mutlak ayetler لَايَةً ايي
15 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
16 yetefekkerune fıkıh ederler يَتَفَكَّرُونَ فكر

Notlar

Not 1: *Yerden bitki bitirme, yetiştirme.**Suyla.***Ziraî ürünler.****İlimde derinleşen toplumlar Rablerinin bu lütfunu görür ve şükredici olur.

Ayet 12

1911|16|12|وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومُ مُسَخَّرَٰتٌۢ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
1911|16|12|وسخر لكم اليل والنهار والشمس والقمر والنجوم مسخرت بامره ان في ذلك لايت لقوم يعقلون
12. Ve sehhara lekumul leyle ven nehâre veş şemse vel kamer(kamere), ven nucûmu musahharâtun bi emrih(emrihî), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
Ve boyun eğdirdi sizlere geceyi* ve gündüzü*; ve Güneş’i; ve Ay'ı; ve yıldızları (ki) boyun eğdirilenlerdir O'nun** emriyle; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler237 akleder*** bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 12 And He manipulated/subjugated for you, the night , and the daytime and the sun , and the moon , and the stars/planets (are) manipulated/subjugated with His order/command, that in that (are) signs/evidences (E) , to a nation reasoning/understanding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve sehhara ve boyun eğdirdi وَسَخَّرَ سخر
2 lekumu sizlere لَكُمُ -
3 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
4 ve nnehara ve gündüzü وَالنَّهَارَ نهر
5 ve şşemse ve Güneş’i وَالشَّمْسَ شمس
6 velkamera ve Ay'ı وَالْقَمَرَ قمر
7 ve nnucumu ve yıldızları (da) وَالنُّجُومُ نجم
8 musehharatun boyun eğdirilendir مُسَخَّرَاتٌ سخر
9 biemrihi O'nun emriyle بِأَمْرِهِ امر
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 fi فِي -
12 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
13 layatin mutlak ayetler لَايَاتٍ ايي
14 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
15 yea'kilune aklederler يَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Gece gündüz tanımı Dünya gezegenini ve onun dönüşünü işaret eder.**Allah'ın.***İlimde derinleşen toplumlar Rablerinin göklerdekileri nasıl boyun eğdirmiş olduğunu görür. O'nun kudretini az da olsa idrak edebilirler.

Ayet 13

1912|16|13|وَمَا ذَرَأَ لَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهُۥٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ
1912|16|13|وما ذرا لكم في الارض مختلفا الونه ان في ذلك لايه لقوم يذكرون
13. Ve mâ zerae lekum fîl ardı muhtelifen elvânuh(elvânuhu), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve ektiği* sizlere yerde (ki) muhteliftir** renkleri onun***; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler237 zikreder78**** bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 13 And what He created/seeded for you in the earth its colours (are) different, that in that (is) an evidence/sign (E) to a nation mentioning/remembering .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve وَمَا -
2 zerae eker/tohumlar ذَرَأَ ذرا
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 muhtelifen muhtelif مُخْتَلِفًا خلف
7 elvanuhu renkleri onun أَلْوَانُهُ لون
8 inne doğrusu إِنَّ -
9 fi işte فِي -
10 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
11 layeten mutlak ayetler لَايَةً ايي
12 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
13 yezzekkerune zikrederler يَذَّكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Allah'ın saçtığı, tohumladığı.**Çeşit çeşit.***Ekilen tohumun.****İlimde derinleşen toplumlar Rablerinin ekilen renkli renkli tohumlardan nasıl cömertçe yeni tohumlar verdiğini görür. Aynı su ile sulanan ve aynı toprakta yetişen iki tohum farklı renklerde tohum verir.

Ayet 14

1913|16|14|وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا۟ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُوا۟ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
1913|16|14|وهو الذي سخر البحر لتاكلوا منه لحما طريا وتستخرجوا منه حليه تلبسونها وتري الفلك مواخر فيه ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون
14. Ve huvellezî sehharel bahre li te’kulû minhu lahmen tariyyen ve testahricû minhu hilyeten telbesûnehâ, ve terel fulke mevâhira fîhi ve li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ve O’dur* ki boyun eğdirendir bahrı236; yemeniz için ondan** taze bir et; ve çıkarmanız için ondan** bir takı (ki) kuşanırsınız/giyersiniz onu; ve görürsün gemiyi (ki) yarıp ilerleyenlerdir onda***; aramanız için O'nun**** fazlından202; ve belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 14 And He is who manipulated/subjugated the sea/ocean to eat from it soft/tender meat , and you bring out from it a jewel/ornament you wear/dress it, and you see the ships audibly cutting/shearing in it, and to wish/desire from His grace/favour, and maybe/perhaps you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O’dur وَهُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 sehhara boyun eğdirendir سَخَّرَ سخر
4 l-behra bahrı الْبَحْرَ بحر
5 lite'kulu yemeniz için لِتَأْكُلُوا اكل
6 minhu ondan مِنْهُ -
7 lehmen bir et لَحْمًا لحم
8 tariyyen taze طَرِيًّا طرو
9 ve testehricu ve çıkarmanız için وَتَسْتَخْرِجُوا خرج
10 minhu ondan مِنْهُ -
11 hilyeten bir takı حِلْيَةً حلي
12 telbesuneha kuşanırsınız/giyersiniz onu تَلْبَسُونَهَا لبس
13 ve tera ve görürsün وَتَرَى راي
14 l-fulke gemiyi الْفُلْكَ فلك
15 mevahira yarıp ileleyenlerdir مَوَاخِرَ مخر
16 fihi onda فِيهِ -
17 velitebtegu aramanız için وَلِتَبْتَغُوا بغي
18 min مِنْ -
19 fedlihi O'nun fazlından فَضْلِهِ فضل
20 veleallekum ve belki sizler وَلَعَلَّكُمْ -
21 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *Allah.**Bahırdan.***Bahırda.****Allah'ın.

Ayet 15

1914|16|15|وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَأَنْهَٰرًا وَسُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
1914|16|15|والقي في الارض روسي ان تميد بكم وانهرا وسبلا لعلكم تهتدون
15. Ve elkâ fîl ardı revâsiye en temîde bikum ve enhâren ve subulen leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve attı yere* revâsiye146; ki sarsar** sizleri; ve nehirler; ve yollar; belki sizler doğru yola kılavuzlanırsınız.
Ahmed Samira: 15 And He threw in the earth/Planet Earth anchors/mountains that (E) it sways and leans/moves and unsettles with you, and rivers/waterways and ways/paths , maybe/perhaps you be guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve elka ve attı وَأَلْقَىٰ لقي
2 fi فِى -
3 l-erdi yere/yeryüzüne ٱلْأَرْضِ ارض
4 ravasiye revâsiye رَوَٰسِىَ رسو
5 en ki أَن -
6 temide sarsar (yer) تَمِيدَ ميد
7 bikum sizleri بِكُمْ -
8 ve enharan ve nehirler وَأَنْهَـٰرًۭا نهر
9 ve subulen ve yollar وَسُبُلًۭا سبل
10 leallekum belki sizler لَّعَلَّكُمْ -
11 tehtedune doğru yola kılavuzlanırsınız تَهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Yeryüzüne.**Yer, yeryüzü. Revâsiye depremlere neden olur. Bu ayet uzun yıllar yanlış anlaşılmıştır. Revâsiyelerin yeri sarsmamak için atıldığını iddia etmişlerdir. Oysa ayette tam aksine revâsiyelerin depreme neden olduğunu bildirmektedir Rabbimiz.

Ayet 16

1915|16|16|وَعَلَٰمَٰتٍ وَبِٱلنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ
1915|16|16|وعلمت وبالنجم هم يهتدون
16. Ve alâmât(alâmatin), ve bin necmi hum yehtedûn(yehtedûne).
Ve alâmetler*; ve yıldızla** onlar*** doğruya kılavuzlanırlar****.
Ahmed Samira: 16 And signs/identification marks, and with the star/planets, they be guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve alamatin ve alâmetler وَعَلَامَاتٍ علم
2 ve bil-necmi ve yıldızla وَبِالنَّجْمِ نجم
3 hum onlar هُمْ -
4 yehtedune doğruya kılavuzlanırlar يَهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Belirtiler.**Tekil yıldız. Tarık yıldızı. Nötron yıldızı. Nötron yıldızları galaksideki GPS uyduları gibidir. Her birinin kendine has sinyali vardır. Bu sinyallerin analiz edilmesiyle galaksi içindeki bir noktanın tam olarak yeri işaretlenebilir. ***Gelecek insan nesli ve/veya uzaydaki akıllı, gelişmiş varlıklar.****Galaktik navigasyon ile doğru yere kılavuzlanırlar.

Ayet 17

1916|16|17|أَفَمَن يَخْلُقُ كَمَن لَّا يَخْلُقُ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
1916|16|17|افمن يخلق كمن لا يخلق افلا تذكرون
17. E fe men yahluku ke men lâ yahluk(yahluku), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Öyle ki yaratan kimse kimse gibi midir ki yaratamaz? Öyle ki zikretmez78 misiniz?
Ahmed Samira: 17 Is who creates as/like who does not create, so do you not mention/remember ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efemen öyle ki kimse midir (ki) أَفَمَنْ -
2 yehluku yaratır يَخْلُقُ خلق
3 kemen kimse gibi كَمَنْ -
4 la لَا -
5 yehluku yaratamaz يَخْلُقُ خلق
6 efela öyle ki أَفَلَا -
7 tezekkerune zikretmez misiniz? تَذَكَّرُونَ ذكر

Ayet 18

1917|16|18|وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
1917|16|18|وان تعدوا نعمه الله لا تحصوها ان الله لغفور رحيم
18. Ve in teuddû ni’metallâhi lâ tuhsûhâ, innallâhe le gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve eğer saysanız nimetini Allah'ın hesaplayamazsınız* onu**; doğrusu Allah mutlak bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 18 And if you count God’s blessing/goodness you do not compute it , that God (is) forgiving (E), merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 teuddu saysanız/adetleseniz تَعُدُّوا عدد
3 nia'mete nimetini نِعْمَةَ نعم
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 la لَا -
6 tuhsuha hesaplayamazsınız onu تُحْصُوهَا حصي
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 legafurun mutlak bir Gafûr’dur لَغَفُورٌ غفر
10 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Hesaplayıp işlemek, kompüt etmek. Evrendeki hiçbir işlemci (kuantum bilgisayarları dahil) Yüce Allah'ın nimetini hesaplaya gücüne erişemez.**Nimeti.

Ayet 19

1918|16|19|وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
1918|16|19|والله يعلم ما تسرون وما تعلنون
19. Vallâhu ya’lemu mâ tusirrûne ve mâ tu’linûn(tu’linûne).
Ve Allah (ki) bilir sırlaştırdığınızı* ve alenileştirdiğinizi**.
Ahmed Samira: 19 And God knows what you keep secret and what you publicize/announce .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
3 ma مَا -
4 tusirrune sırlaştırdığınızı تُسِرُّونَ سرر
5 ve ma ve وَمَا -
6 tua'linune alenileştirdiğinizi تُعْلِنُونَ علن

Notlar

Not 1: *Gizlediğinizi.**Açığa vurduğunuzu.

Ayet 20

1919|16|20|وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ
1919|16|20|والذين يدعون من دون الله لا يخلقون شيا وهم يخلقون
20. Vellezîne yed’ûne min dûnillâhi lâ yahlukûne şey’en ve hum yuhlekûn(yuhlekûne).
Ve kimselerdir (ki) çağırırlar220 Allah’ın astından (ki) yaratamazlar bir şey; ve onlar** yaratılırlar.
Ahmed Samira: 20 And those whom they call from other than God, they do not create a thing, and they, they are being created.

Notlar

Not 1: **Çağrılanların kendileri yaratılmaktadır.

Ayet 21

1920|16|21|أَمْوَٰتٌ غَيْرُ أَحْيَآءٍ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
1920|16|21|اموت غير احيا وما يشعرون ايان يبعثون
21. Emvâtun gayru ahyâ’(ahyâin), ve mâ yeş’urûne eyyâne yub’asûn(yub’asûne).
Mevtalardır* olmaksızın hayat/canlılık; ve şuurlanır değillerdir (ki) ne zaman diriltilirler.
Ahmed Samira: 21 Deads other than alive, and they do not feel/know/sense when they are being sent/resurrected/revived.

Notlar

Not 1: *Ölülerdir.

Ayet 22

1921|16|22|إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةٌ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ
1921|16|22|الهكم اله وحد فالذين لا يومنون بالاخره قلوبهم منكره وهم مستكبرون
22. İlâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fellezîne lâ yu’minûne bil âhirati kulûbuhum munkiretun ve hum mustekbirûn(mustekbirûne).
İlâhınız74 tek bir ilâhtır74; öyle ki ahirete648 iman596 etmeyen kimselerin kalpleri bir inkarcıdır; ve onlar kibirlenenlerdir.
Ahmed Samira: 22 Your God (is) one God, so those who do not believe with the end (other life), their hearts/minds (are) defiant of God and His orders/obscene , and they are arrogant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ilahukum ilâhınız إِلَٰهُكُمْ اله
2 ilahun bir ilâhtır إِلَٰهٌ اله
3 vahidun tek وَاحِدٌ وحد
4 fellezine öyle ki kimseler فَالَّذِينَ -
5 la لَا -
6 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
7 bil-ahirati ahirete بِالْاخِرَةِ اخر
8 kulubuhum kalpleri onların قُلُوبُهُمْ قلب
9 munkiratun bir inkarcıdır مُنْكِرَةٌ نكر
10 ve hum ve onlar وَهُمْ -
11 mustekbirune kibirlenenelerdir مُسْتَكْبِرُونَ كبر

Ayet 23

1922|16|23|لَا جَرَمَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْتَكْبِرِينَ
1922|16|23|لا جرم ان الله يعلم ما يسرون وما يعلنون انه لا يحب المستكبرين
23. Lâ cereme ennallâhe ya’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûn(yu’linûne), innehu lâ yuhıbbul mustekbirîn(mustekbirîne).
Kaçınılmazdır ki Allah bilir sırlaştırdıklarını* ve alenileştirdiklerini**; doğrusu O*** sevmez kibirlenenleri****.
Ahmed Samira: 23 Undoutably/surely that God knows what they keep secret and what they publicize/announce , that He does not love/like the arrogant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 cerame kaçınılmazdır جَرَمَ جرم
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
6 ma مَا -
7 yusirrune sırlaştırdıklarını يُسِرُّونَ سرر
8 ve ma ve وَمَا -
9 yua'linune alenileştirdiklerini يُعْلِنُونَ علن
10 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
11 la لَا -
12 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
13 l-mustekbirine kibirlenenleri الْمُسْتَكْبِرِينَ كبر

Notlar

Not 1: *Gizlediklerini.**Açığa vurduklarını.***Allah.****Büyüklenenleri.

Ayet 24

1923|16|24|وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوٓا۟ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
1923|16|24|واذا قيل لهم ماذا انزل ربكم قالوا اسطير الاولين
24. Ve izâ kîle lehum mâ zâ enzele rabbukum kâlû esâtîrul evvelîn(evvelîne).
Ve denildiği zaman onlara: "Nedir indirdiği Rabbiniz4?"; derler: "Satırlarıdır evvelkilerin*."
Ahmed Samira: 24 And if (it) was said to them: "What (did) your Lord descend?" They said: "The firsts’/beginners’ myths/baseless stories ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 kile denildiği قِيلَ قول
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 maza nedir مَاذَا -
5 enzele indirdiği أَنْزَلَ نزل
6 rabbukum Rabbinizin رَبُّكُمْ ربب
7 kalu derler قَالُوا قول
8 esatiru satırları أَسَاطِيرُ سطر
9 l-evveline evvelkilerin الْأَوَّلِينَ اول

Notlar

Not 1: *İki anlamı vardır. 1. anlam: Kur'ân'ı evvelkilerin kendi elleriyle yazdıkları masallar olarak tanımlayan ateist benzeri kimseler. 2. anlam: Evvelkilerin yazdığı hadis kitaplarını Yüce Allah'ın indirdiği sanan müşrikler.

Ayet 25

1924|16|25|لِيَحْمِلُوٓا۟ أَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَمِنْ أَوْزَارِ ٱلَّذِينَ يُضِلُّونَهُم بِغَيْرِ عِلْمٍ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ
1924|16|25|ليحملوا اوزارهم كامله يوم القيمه ومن اوزار الذين يضلونهم بغير علم الا سا ما يزرون
25. Liyahmilû evzârehum kâmileten yevmel kıyâmeti ve min evzârillezîne yudıllûnehum bi gayri ilm(ilmin), e lâ sâe mâ yezirûn(yezirûne).
Taşımaları içindir kendi yüklerini kıyamet günü148 bir kâmil* (olarak) ; ve kimselerin yüklerinden** (ki) dalalete128 sürüklediler onları olmaksızın bir ilim; öyle ki değil mi (ki) ne kötüdür yüklendikleri?
Ahmed Samira: 25 To carry/burden their sins/burdens complete (on) the Resurrection Day, and from the sins/burdens (of) those who they misguide them without knowledge. Is it not bad/evil/harmful what they sin/carry/bear ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyehmilu taşımaları içindir لِيَحْمِلُوا حمل
2 evzarahum kendi yüklerini أَوْزَارَهُمْ وزر
3 kamileten bir kâmil (olarak) كَامِلَةً كمل
4 yevme günü يَوْمَ يوم
5 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
6 ve min ve وَمِنْ -
7 evzari yüklerinden أَوْزَارِ وزر
8 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
9 yudillunehum dalalete sürüklediler onları يُضِلُّونَهُمْ ضلل
10 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
11 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
12 ela öyle ki değil mi أَلَا -
13 sa'e ne kötü سَاءَ سوا
14 ma ne مَا -
15 yezirune yüklenlendikleri يَزِرُونَ وزر

Notlar

Not 1: *Tam, eksiksiz, mükemmel.**Bir ilme dayanmadan şerefli Kur'an'dan saptıran herkes saptırdığı kimselerin yüklerinden de yüklenir. Zerre ağırlığınca bir iyiliğe aracılık eden görür onu; zerre ağırlığınca bir kötülüğe aracılık eden de görür onu.

Ayet 26

1925|16|26|قَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنْيَٰنَهُم مِّنَ ٱلْقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيْهِمُ ٱلسَّقْفُ مِن فَوْقِهِمْ وَأَتَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ
1925|16|26|قد مكر الذين من قبلهم فاتي الله بنينهم من القواعد فخر عليهم السقف من فوقهم واتيهم العذاب من حيث لا يشعرون
26. Kad mekerellezîne min kablihim fe etallâhu bunyânehum minel kavâıdi fe harre aleyhimus sakfu min fevkıhim ve etâhumul azâbu min haysu lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Muhakkak tuzak kurdu kimseler onlardan önce; öyle ki geldi Allah onların binasına temellerden; öyle ki çöktü üstlerinden çatı üzerlerine; ve geldi onlara azap şuuruna varmadıkları yerden.
Ahmed Samira: 26 Those from before them had cheated/deceived/schemed, so God came (and) destroyed their buildings/structures from the foundations/bases, so the roof/ceiling fell down on them from above them, and the torture came to them from where/when they do not feel/know/sense.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 mekera tuzak kurdular مَكَرَ مكر
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 min مِنْ -
5 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
6 feeta öyle ki geldi فَأَتَى اتي
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 bunyanehum binasına onların بُنْيَانَهُمْ بني
9 mine مِنَ -
10 l-kavaidi temellerden الْقَوَاعِدِ قعد
11 feharra öyle ki çöktü فَخَرَّ خرر
12 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
13 s-sekfu çatı السَّقْفُ سقف
14 min مِنْ -
15 fevkihim üstlerinden فَوْقِهِمْ فوق
16 ve etahumu ve geldi onlara وَأَتَاهُمُ اتي
17 l-azabu azap الْعَذَابُ عذب
18 min مِنْ -
19 haysu yerden حَيْثُ حيث
20 la لَا -
21 yeş'urune şuurlanmazlar يَشْعُرُونَ شعر

Ayet 27

1926|16|27|ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُخْزِيهِمْ وَيَقُولُ أَيْنَ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تُشَٰٓقُّونَ فِيهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ إِنَّ ٱلْخِزْىَ ٱلْيَوْمَ وَٱلسُّوٓءَ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
1926|16|27|ثم يوم القيمه يخزيهم ويقول اين شركاي الذين كنتم تشقون فيهم قال الذين اوتوا العلم ان الخزي اليوم والسو علي الكفرين
27. Summe yevmel kıyâmeti yuhzîhim ve yekûlu eyne şurekâiyellezîne kuntum tuşâkkûne fîhim, kâlellezîne ûtul ilme innel hızyel yevme ves sûe alel kâfirîn(kâfirîne).
Sonra kıyamet günü148 rezil eder* onları**; ve der*: "Nerede bana şirk koşulanlar**? Kimselerdir (ki) oldunuz ayrışır**** onlarda."; derler kendilerine ilim verilmiş kimseler: "Doğrusu rezillik günü ve kötülük kâfirler25 üzerinedir."
Ahmed Samira: 27 Then (on) the Resurrection Day He shames/scandalizes/disgraces them, and he says: "Where (are) my partners those who you were making animosity/revolting/disobe ying in (because of) them?" Those who were given the knowledge said: "That the shame/scandal/disgrace, today , and the bad/evil/harm (is) on the disbelievers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 yevme günü يَوْمَ يوم
3 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
4 yuhzihim rezil eder onları يُخْزِيهِمْ خزي
5 ve yekulu ve der وَيَقُولُ قول
6 eyne hani nerede? أَيْنَ -
7 şurakaiye ortaklarım شُرَكَائِيَ شرك
8 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
9 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
10 tuşakkune ayrışılar تُشَاقُّونَ شقق
11 fihim onlarda فِيهِمْ -
12 kale derler قَالَ قول
13 ellezine kimseler الَّذِينَ -
14 utu verildi أُوتُوا اتي
15 l-ilme ilim الْعِلْمَ علم
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 l-hizye rezil الْخِزْيَ خزي
18 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
19 ve ssu'e ve kötülük وَالسُّوءَ سوا
20 ala üzerinedir عَلَى -
21 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Allah.**Kâfirleri.***Benim astımdan çağırdığınız, ilâhlaştırdığınız kimseler nerede?****Onlardan ayrıldınız, yarıldınız, bölündünüz.

Ayet 28

1927|16|28|ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ فَأَلْقَوُا۟ ٱلسَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوٓءٍۭ بَلَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
1927|16|28|الذين تتوفيهم المليكه ظالمي انفسهم فالقوا السلم ما كنا نعمل من سو بلي ان الله عليم بما كنتم تعملون
28. Ellezîne teteveffâhumul melâiketu zâlimî enfusihim fe elkavus seleme mâ kunnâ na’melu min sû’(sûin), belâ innallâhe alîmun bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Kimseleri (ki) vefat621 ettirir onları melekler522; zalimlerdir257* kendi nefislerine201; öyle ki karşılaştılar* (meleklerle) selam** (-da); (derler) "Olmuş değildik yapar hiçbir kötülük***"; evet; doğrusu Allah bir bilendir yapar**** olduğunuzu.
Ahmed Samira: 28 Those who the angels make them die, (while) unjust/oppressive (to) themselves, so they threw the submission/surrender (and said): "We were not making/doing/working from the bad/evil/harm/corruption." Yes/certainly that God (is) knowledgeable with what you were making/doing/working.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 teteveffahumu vefat ettirir onları تَتَوَفَّاهُمُ وفي
3 l-melaiketu melekler الْمَلَائِكَةُ ملك
4 zalimi zalimlerdir ظَالِمِي ظلم
5 enfusihim kendi nefislerine أَنْفُسِهِمْ نفس
6 feelkavu öyle ki karşılaştılar فَأَلْقَوُا لقي
7 s-seleme selam (-da) السَّلَمَ سلم
8 ma değiliz مَا -
9 kunna olmuş كُنَّا كون
10 nea'melu yapar نَعْمَلُ عمل
11 min hiçbir مِنْ -
12 su'in kötülük سُوءٍ سوا
13 bela evet بَلَىٰ -
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 llahe Allah اللَّهَ -
16 alimun bir bilendir عَلِيمٌ علم
17 bima بِمَا -
18 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
19 tea'melune yaparlar تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *O kimseler.**Tam ve mutlak bir teslimiyette.***Tam teslimiyet halinde doğruyu söylemektedirler. Anlarız ki zalimler yaptıkları zalimliğin farkında değillerdir. En büyük zulüm olan şirk günahını işleyen ve müşrik olan bu kimseler aldanmıştır. Aldatılmıştır. ****Yüce Allah açık ve net olarak farkında olmamanın yapılan kötülüklerin bahanesi olamayacağını bildirmektedir.

Ayet 29

1928|16|29|فَٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا فَلَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
1928|16|29|فادخلوا ابوب جهنم خلدين فيها فلبيس مثوي المتكبرين
29. Fedhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ fe lebi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
Öyle ki girin cehennemin968 kapılarına; ölümsüzler185 (olarak) orada*; öyle ki ne perişan oldu büyüklenenlerin dinlenme yeri.
Ahmed Samira: 29 So enter Hell’s doors/entrances, immortally/eternally in it, so how bad (E) (is) the arrogant’s home/dwelling ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fedhulu öyle ki girin فَادْخُلُوا دخل
2 ebvabe kapılarına أَبْوَابَ بوب
3 cehenneme cehennemin جَهَنَّمَ -
4 halidine ölümsüzler (olarak) خَالِدِينَ خلد
5 fiha orada فِيهَا -
6 felebi'se öyle ki ne perişan oldu فَلَبِئْسَ باس
7 mesva dinlenme yeri مَثْوَى ثوي
8 l-mutekebbirine büyüklenenlerin الْمُتَكَبِّرِينَ كبر

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 30

1929|16|30|وَقِيلَ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ مَاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ خَيْرًا لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَلَدَارُ ٱلْءَاخِرَةِ خَيْرٌ وَلَنِعْمَ دَارُ ٱلْمُتَّقِينَ
1929|16|30|وقيل للذين اتقوا ماذا انزل ربكم قالوا خيرا للذين احسنوا في هذه الدنيا حسنه ولدار الاخره خير ولنعم دار المتقين
30. Ve kîle lillezînettekav mâ zâ enzele rabbukum, kâlû hayrâ(hayren), lillezîne ahsenû fî hâzihid dunyâ haseneh(haseneten), ve le dârul âhıreti hayr(hayrun), ve le ni’me dârul muttekîn(muttekîne).
Ve denildi takvalı21 olmuş kimselere; "Nedir indirdiği Rabbinizin4?"; Dediler: "Bir hayır kimselere (ki) iyileştirdiler/güzelleştirdiler bu dünyada*; bir iyiliktir/güzelliktir (onlara); ve ahiret diyarı/yurdu642 (da) hayırlıdır"; ve ne muhteşemdir muttakilerin17 diyarı/yurdu642.
Ahmed Samira: 30 And (it) was said to those who feared and obeyed: "What (did) your Lord descend?" They said: "Goodness/honour to those who did good in this the present world a goodness, and the house/home (of) the last (other life is) best , and blessed/praised (E) (is) the fearing and obeying’s house/home."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kile ve denildi وَقِيلَ قول
2 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
3 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
4 maza nedir مَاذَا -
5 enzele indirdiği أَنْزَلَ نزل
6 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
7 kalu dediler قَالُوا قول
8 hayran bir hayır خَيْرًا خير
9 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
10 ehsenu iyileştiren/güzelleştiren أَحْسَنُوا حسن
11 fi فِي -
12 hazihi bu هَٰذِهِ -
13 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
14 hasenetun bir iyilik/güzellik حَسَنَةٌ حسن
15 veledaru ve diyarı/yurdu وَلَدَارُ دور
16 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
17 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
18 velenia'me ve ne muhteşemdir وَلَنِعْمَ نعم
19 daru diyarı/yurdu دَارُ دور
20 l-muttekine muttakilerin الْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Şu an içinde yaşadığımız evren ve yaşam.

Ayet 31

1930|16|31|جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ كَذَٰلِكَ يَجْزِى ٱللَّهُ ٱلْمُتَّقِينَ
1930|16|31|جنت عدن يدخلونها تجري من تحتها الانهر لهم فيها ما يشاون كذلك يجزي الله المتقين
31. Cennâtu adnin yedhulûnehâ tecrî min tahtihel enhâru lehum fîhâ mâ yeşâûn(yeşâûne), kezâlike yeczîllâhul muttekîn(muttekîne).
Adn812 cennetleri; girerler ona*; akar altından onun** nehirler; onlaradır orada*** diledikleri; işte böyledir; mükafatlandırır Allah muttakileri17.
Ahmed Samira: 31 Treed gardens/paradises (as) eternal residence, they enter it, the rivers/waterways flows/runs from below/beneath it , for them in it what they will/want, as/like that God reimburses the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 cennatu cennetlere جَنَّاتُ جنن
2 adnin adn عَدْنٍ -
3 yedhuluneha girerler ona يَدْخُلُونَهَا دخل
4 tecri akar تَجْرِي جري
5 min مِنْ -
6 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
7 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
8 lehum onlaradır لَهُمْ -
9 fiha orada فِيهَا -
10 ma مَا -
11 yeşa'une diledikleri يَشَاءُونَ شيا
12 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
13 yeczi cezalandırır يَجْزِي جزي
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 l-muttekine muttakilerin الْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Cennete.**Cennetin.***Cennette.

Ayet 32

1931|16|32|ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
1931|16|32|الذين تتوفيهم المليكه طيبين يقولون سلم عليكم ادخلوا الجنه بما كنتم تعملون
32. Ellezîne teteveffâhumul melâiketu tayyibîne yekûlûne selâmun aleykumudhulûl cennete bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Kimseleri (ki) vefat621 ettirir melekler522 iyilikler (-le); derler*: "Bir selâm642 üzerinizedir; girin cennete970 yapar olduğunuzla."
Ahmed Samira: 32 Those whom the angels make them die pure , they say: "A greeting/peace/security on you, enter the Paradise because (of) what you were making/doing/working."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselere الَّذِينَ -
2 teteveffahumu vefat ettirir تَتَوَفَّاهُمُ وفي
3 l-melaiketu melekler الْمَلَائِكَةُ ملك
4 tayyibine iyilikler (-le) طَيِّبِينَ طيب
5 yekulune derler (melekler) يَقُولُونَ قول
6 selamun bir selam سَلَامٌ سلم
7 aleykumu üzerinizedir عَلَيْكُمُ -
8 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
9 l-cennete cennete الْجَنَّةَ جنن
10 bima بِمَا -
11 kuntum olduğunuzla كُنْتُمْ كون
12 tea'melune yapar تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Melekler.

Ayet 33

1932|16|33|هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ أَمْرُ رَبِّكَ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
1932|16|33|هل ينظرون الا ان تاتيهم المليكه او ياتي امر ربك كذلك فعل الذين من قبلهم وما ظلمهم الله ولكن كانوا انفسهم يظلمون
33. Hel yanzurûne illâ en te’tiyehumul melâiketu ev ye’tiye emru rabbik(rabbike), kezâlike fe alellezîne min kablihim, ve mâ zalemehumullâhu ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Bakarlar* mı dışında ki gelir onlara melekler48 ya da gelir emri** (senin) Rabbinin4?; işte böyledir; faaliyet etti*** onlardan önceki kimseler (de); ve zulmetmiş257 değildi onlara Allah; velakin/fakat olmuşlardı kendi nefislerine201 zulmederler257.
Ahmed Samira: 33 Do they wait/watch except that the angels or your Lord’s order/command comes ? As/like that those from before them made/did, and God did not cause injustice/oppression to them, and but they were themselves causing injustice/oppression.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hel mi? هَلْ -
2 yenzurune bakarlar يَنْظُرُونَ نظر
3 illa dışına إِلَّا -
4 en ki أَنْ -
5 te'tiyehumu gelir onlara تَأْتِيَهُمُ اتي
6 l-melaiketu melekler الْمَلَائِكَةُ ملك
7 ev ya da أَوْ -
8 ye'tiye gelir يَأْتِيَ اتي
9 emru emri أَمْرُ امر
10 rabbike Rabbinin رَبِّكَ ربب
11 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
12 feale faaliyete geçer فَعَلَ فعل
13 ellezine kimseler (de) الَّذِينَ -
14 min مِنْ -
15 kablihim onlardan önceki قَبْلِهِمْ قبل
16 ve ma ve değildi وَمَا -
17 zelemehumu zulmetmiş onlara ظَلَمَهُمُ ظلم
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
20 kanu oldular كَانُوا كون
21 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
22 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Beklerler mi?**Azap. ***Aynı şekilde davrandılar.

Ayet 34

1933|16|34|فَأَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
1933|16|34|فاصابهم سيات ما عملوا وحاق بهم ما كانوا به يستهزون
34. Fe esâbehum seyyiâtu mâ amilû ve hâka bihim mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Öyle ki isabet etti onlara kötülük yaptıklarına (karşı); ve kuşattı onları kendisiyle istihza361 eder oldukları.
Ahmed Samira: 34 So sins/crimes (of) what they made/did struck/hit them , and what they were with it mocking/making fun (of) surrounded/afflicted with them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feesabehum öyle ki isabet etti onlara فَأَصَابَهُمْ صوب
2 seyyiatu kötülük سَيِّئَاتُ سوا
3 ma مَا -
4 amilu yaptıklarına (karşı) عَمِلُوا عمل
5 ve haka ve kuşattı وَحَاقَ حيق
6 bihim onları بِهِمْ -
7 ma مَا -
8 kanu oldukları كَانُوا كون
9 bihi kendisiyle بِهِ -
10 yestehziune istihza eder يَسْتَهْزِئُونَ هزا

Ayet 35

1934|16|35|وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ نَّحْنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
1934|16|35|وقال الذين اشركوا لو شا الله ما عبدنا من دونه من شي نحن ولا اباونا ولا حرمنا من دونه من شي كذلك فعل الذين من قبلهم فهل علي الرسل الا البلغ المبين
35. Ve kâlellezîne eşrekû lev şâallâhu mâ abednâ min dûnihî min şey’in nahnu ve lâ âbâunâ ve lâ harremnâ min dûnihi min şey’(şey’in), kezâlike fe alellezîne min kablihim, fe hel aler rusuli illel belâgul mubîn(mubînu).
Ve dedi şirk71 koşmuş kimseler: "Şayet dileseydi Allah kulluk46 etmiş değildik O'ndan* başka hiçbir şeye; bizler ve ne de babalarımız/atalarımız; ve haram etmezdik O’nun** astından hiçbir şeyi"; işte böyledir; faaliyet etti onlardan önceki kimseler (de); öyle ki değil mi ki resûllere418 karşıdır ancak apaçık belagat515?
Ahmed Samira: 35 And those who shared/made partners (with God) said: "If God willed/wanted, we would not have worshipped from182other than Him from a thing, us and nor our fathers, and nor forbade/prohibited from other than Him from a thing." As/like that those from before them made/did, so is there on the messengers except the information/communication the clear/evident ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 eşraku şirk koştular أَشْرَكُوا شرك
4 lev şayet لَوْ -
5 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 ma değildik مَا -
8 abedna kulluk eder عَبَدْنَا عبد
9 min مِنْ -
10 dunihi O'ndan başka دُونِهِ دون
11 min hiçbir مِنْ -
12 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
13 nehnu bizler نَحْنُ -
14 ve la ve ne de وَلَا -
15 aba'una atalarımız ابَاؤُنَا ابو
16 ve la ve وَلَا -
17 harramna haram etmezdik حَرَّمْنَا حرم
18 min مِنْ -
19 dunihi O’un astından دُونِهِ دون
20 min hiçbir مِنْ -
21 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
22 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
23 feale faaliyet etti فَعَلَ فعل
24 ellezine kimseler الَّذِينَ -
25 min مِنْ -
26 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
27 fehel öyle ki midir فَهَلْ -
28 ala karşı عَلَى -
29 r-rusuli resûllere الرُّسُلِ رسل
30 illa dışında إِلَّا -
31 l-belagu belagat الْبَلَاغُ بلغ
32 l-mubinu apaçık الْمُبِينُ بين

Notlar

Not 1: *Allah'tan.**Allah'ın. Yüce Allah'ın kutsal kitaplarının astından kitaplara tabi olarak bazı şeyleri haram kılmak.

Ayet 36

1935|16|36|وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَٰلَةُ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ
1935|16|36|ولقد بعثنا في كل امه رسولا ان اعبدوا الله واجتنبوا الطغوت فمنهم من هدي الله ومنهم من حقت عليه الضلله فسيروا في الارض فانظروا كيف كان عقبه المكذبين
36. Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve ant olsun* gönderdik** her bir ümmete305 bir resûl418 ki kulluk46 edin Allah'a ve kaçının tâğût442 (-tan) ; öyle ki onlardan kimini doğru yola kılavuzladı Allah; ve onlardan kiminin üzerlerine dalalet128 hakikatlaştı***; öyle ki dolaşın**** yerde; ve bakın nasıl oldu yalanlayanların196 akıbeti892.
Ahmed Samira: 36 And We had sent in every nation a messenger: "That worship God and avoid/distance (yourselves from) the every thing worshipped other than God/idols ." So from them who God guided, and from them who the misguidance became certain/deserved on him, so walk/move in the earth/Planet Earth, so see/wonder about how was the liars’/deniers’ end/turn (result).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 beasna gönderdik بَعَثْنَا بعث
3 fi فِي -
4 kulli her bir كُلِّ كلل
5 ummetin ümmete أُمَّةٍ امم
6 rasulen bir resûl رَسُولًا رسل
7 eni ki أَنِ -
8 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
9 llahe Allah'a اللَّهَ -
10 vectenibu ve kaçının وَاجْتَنِبُوا جنب
11 t-tagute tâğût (-tan) الطَّاغُوتَ طغي
12 feminhum öyle ki onlardan فَمِنْهُمْ -
13 men kimini مَنْ -
14 heda doğru yola kılavuzladı هَدَى هدي
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
17 men kimine مَنْ -
18 hakkat hakikatleşti حَقَّتْ حقق
19 aleyhi üzerlerine عَلَيْهِ -
20 d-delaletu dalalet الضَّلَالَةُ ضلل
21 fesiru öyle ki dolaşın فَسِيرُوا سير
22 fi فِي -
23 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
24 fenzuru ve bakın فَانْظُرُوا نظر
25 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
26 kane olmuş كَانَ كون
27 aakibetu akıbeti عَاقِبَةُ عقب
28 l-mukezzibine yalanlayanların الْمُكَذِّبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Rabbimizin ekstradan vurgulaması asla ama asla aksinin olamayacağını bildirmek içindir. **Her bir ümmete kendi içlerinden, onların dilini konuşan resûller gönderilir. Nebi ve resûl kavramları doğru anlaşılmalıdır. Nebiler kutsal kitapları getirirler. Son nebi de Muhammed'tir. Ancak resûller gelmeye devam eder. Kıyamete kadar da gelecektir. Rabbimin insanları doğru yola kılavuzlamak istediğini ve bu nedenle resûlleri göndermeyi murad ettiğini anlarız. ***Hakikat/gerçek tecelli etti.****Arkeolojik kazılar yapın.

Ayet 37

1936|16|37|إِن تَحْرِصْ عَلَىٰ هُدَىٰهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَن يُضِلُّ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ
1936|16|37|ان تحرص علي هديهم فان الله لا يهدي من يضل وما لهم من نصرين
37. İn tahris alâ hudâhum fe innallâhe lâ yehdî men yudıllu ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).
Eğer ihtiraslı* olsan (da) onların doğru yola kılavuzlanmasına karşı; öyle ki doğrusu Allah doğru yola kılavuzlamaz dalalette128 bırakır (olduğu) kimseyi; ve olmaz onlara** hiçbir yardımcı.
Ahmed Samira: 37 If you held onto stingily and desire strongly (are careful) on their guidance, so that God does not guide who misguides, and none from victoriors/saviors (are) for them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 tehris ihtiraslı olsan (da) تَحْرِصْ حرص
3 ala karşı عَلَىٰ -
4 hudahum doğru yola kılavuzlanmasına onların هُدَاهُمْ هدي
5 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 la لَا -
8 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
9 men kimseyi مَنْ -
10 yudillu dalalette bırakır يُضِلُّ ضلل
11 ve ma ve olmaz وَمَا -
12 lehum onlara لَهُمْ -
13 min hiçbir مِنْ -
14 nasirine yardımcılar نَاصِرِينَ نصر

Notlar

Not 1: *Şiddetle istemek, hırsla bağlanmak, aşırı arzu.**Dalalete düşmüş kimselere.

Ayet 38

1937|16|38|وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَا يَبْعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُ بَلَىٰ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
1937|16|38|واقسموا بالله جهد ايمنهم لا يبعث الله من يموت بلي وعدا عليه حقا ولكن اكثر الناس لا يعلمون
38. Ve aksemû billâhi cehde eymânihim lâ yeb’asullâhu men yemût(yemûtu), belâ va’den aleyhi hakkan ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve kasem548 ettiler Allah'a yeminlerinin tüm çabası (-yla); diriltmez Allah kimseyi (ki) ölür (o); evet! Bir vaattir* O'nun** üzerine; bir hak/gerçek; velakin/fakat ekserisi*** insanların bilmezler.
Ahmed Samira: 38 And they swore/made oath by God their rights’/oaths’ utmost , (that) God does not send/resurrect/revive who dies, yes/certainly a promise on Him truth , and but most of the people do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve eksemu ve kasem ettiler وَأَقْسَمُوا قسم
2 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
3 cehde tüm çabası (-yla) جَهْدَ جهد
4 eymanihim yeminlerinin أَيْمَانِهِمْ يمن
5 la لَا -
6 yeb'asu diritmez يَبْعَثُ بعث
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 men kimseyi (ki) مَنْ -
9 yemutu ölür (o) يَمُوتُ موت
10 bela evet بَلَىٰ -
11 vea'den bir vaattir وَعْدًا وعد
12 aleyhi O’nun üzerine عَلَيْهِ -
13 hakkan bir hak/gerçek حَقًّا حقق
14 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
15 eksera ekserisi أَكْثَرَ كثر
16 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
17 la لَا -
18 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Ölülerin diriltileceği Yüce Allah'ın bir vaadi olup mutlaka gerçekleşecektir. **Allah'ın.***Çoğunluğu.

Ayet 39

1938|16|39|لِيُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى يَخْتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰذِبِينَ
1938|16|39|ليبين لهم الذي يختلفون فيه وليعلم الذين كفروا انهم كانوا كذبين
39. Li yubeyyine lehumullezî yahtelifûne fîhi ve li ya’lemellezîne keferû ennehum kânû kâzibîn(kâzibîne).
Beyan226 etmesi* içindir** onlara ki kendisinde ihtilafa düşerler (olduklarını); ve kâfirlik etmiş kimselerin bilmeleri içindir** ki onlar olmuşlardı yalancılar.
Ahmed Samira: 39 To clarify/show/explain for them what they differ/disagree/dispute in it, and (for) those who disbelieved to know that they were lying/denying/falsifying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyubeyyine beyan etmesi içindir لِيُبَيِّنَ بين
2 lehumu onlara لَهُمُ -
3 llezi ki الَّذِي -
4 yehtelifune ihtilafa düşerler (olduklarını) يَخْتَلِفُونَ خلف
5 fihi onda/kendisinde فِيهِ -
6 veliyea'leme ve bilmeleri içindir وَلِيَعْلَمَ علم
7 ellezine kimselerin (ki) الَّذِينَ -
8 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
9 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
10 kanu oldular كَانُوا كون
11 kazibine yalancılar كَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Allah'ın.**Ölüleri diriltmesi bir amaç içindir.

Ayet 40

1939|16|40|إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَىْءٍ إِذَآ أَرَدْنَٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
1939|16|40|انما قولنا لشي اذا اردنه ان نقول له كن فيكون
40. İnnemâ kavlunâ li şey’in izâ erednâhu en nekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu).
Doğrusu (ki) söylediğimiz bir şey için; arzu ettiğimiz zaman onu* ki deriz ona**: "Ol!"; öyle ki olur (o***).
Ahmed Samira: 40 Truly/indeed Our saying/word to a thing if We willed/wanted/intended it (is) that We say to it: "Be." So it becomes.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema doğrusu إِنَّمَا -
2 kavluna söylediğimiz قَوْلُنَا قول
3 lişey'in bir şey için لِشَيْءٍ شيا
4 iza zaman إِذَا -
5 eradnahu arzu ettiğimiz onu أَرَدْنَاهُ رود
6 en ki أَنْ -
7 nekule deriz نَقُولَ قول
8 lehu ona لَهُ -
9 kun ol كُنْ كون
10 fe yekunu öyle ki olur (o) فَيَكُونُ كون

Notlar

Not 1: *Şeyi.**Şeye.***O şey olur. Mutlaka Rabbimizin dilediği şekilde gerçekleşir. Yeniden diriltme de böyledir.

Ayet 41

1940|16|41|وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَلَأَجْرُ ٱلْءَاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
1940|16|41|والذين هاجروا في الله من بعد ما ظلموا لنبوينهم في الدنيا حسنه ولاجر الاخره اكبر لو كانوا يعلمون
41. Vellezîne hâcerû fillâhi min ba’di mâ zulimû li nubevvi ennehum fîd dunyâ haseneh(haseneten), ve le ecrul âhıreti ekber(ekberu), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve kimseler (ki) hicret355 ettiler Allah’ta* zulmedildikleri257 sonrasında; mutlak yerleştiririz onları dünyada bir güzellik (-le); ve mutlak ki ecri820 ahiretin daha büyüktür; şayet onlar bilselerdi.
Ahmed Samira: 41 And those who emigrated in (to) God from after what they were caused injustice to/oppressed, We return/reestablish them (E) in the present world a goodness, and the end’s (other life’s) reward/wage (E) (is) greater/bigger , if they were knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
2 haceru hicret ettiler هَاجَرُوا هجر
3 fi فِي -
4 llahi Allah’ta اللَّهِ -
5 min مِنْ -
6 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
7 ma مَا -
8 zulimu zulmedildikleri ظُلِمُوا ظلم
9 lenubevviennehum mutlak yerleştiririz onları لَنُبَوِّئَنَّهُمْ بوا
10 fi فِي -
11 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
12 haseneten bir güzel (-le) حَسَنَةً حسن
13 veleecru ve mutlak ki ecri وَلَأَجْرُ اجر
14 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
15 ekberu daha büyüktür أَكْبَرُ كبر
16 lev şayet لَوْ -
17 kanu onlar كَانُوا كون
18 yea'lemune bilselerdi يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Fi edatı "içinde" demektir. "Allah'ta" demek Allah'ın yolunun içinde, Allah'ın yolunun üzerinde demektir.

Ayet 42

1941|16|42|ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
1941|16|42|الذين صبروا وعلي ربهم يتوكلون
42. Ellezîne saberû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).
Kimselerdir (ki) sabrettiler51; ve Rablerine4 karşı tevekkül79 ederler.
Ahmed Samira: 42 Those who were patient, and on their Lord they rely/depend/surrender to .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
2 saberu sabrettiler صَبَرُوا صبر
3 ve ala ve karşı وَعَلَىٰ -
4 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
5 yetevekkelune tevekkül ederler يَتَوَكَّلُونَ وكل

Ayet 43

1942|16|43|وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
1942|16|43|وما ارسلنا من قبلك الا رجالا نوحي اليهم فسلوا اهل الذكر ان كنتم لا تعلمون
43. Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve göndermiş değiliz senden* önce erkekler dışında (ki) vahy603 ederiz üzerlerine; öyle ki sual edin** zikir* ehline135 eğer olduysanız bilmezler****.
Ahmed Samira: 43 And We did not send from before you except men , We inspire/transmit to them, so ask/question the reminder’s/remembrance’s people , if you were not knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 erselna göndermiş أَرْسَلْنَا رسل
3 min مِنْ -
4 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
5 illa dışında إِلَّا -
6 ricalen erkekler رِجَالًا رجل
7 nuhi vahyederiz نُوحِي وحي
8 ileyhim üzerlerine إِلَيْهِمْ -
9 feselu öyle ki sual edin/sorun فَاسْأَلُوا سال
10 ehle ehline أَهْلَ اهل
11 z-zikri zikir الذِّكْرِ ذكر
12 in eğer إِنْ -
13 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
14 la لَا -
15 tea'lemune bilmezler تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed.**Sorun.***Hatırlatma, öğüt. Kutsal kitaplar zikirdir. Daha önce gönderilenler Tevrât ve İncîl'de vardır. O kitapları okuyanlara sorun. ****Bilmediğimiz konularda bilenlere sormak, sözü dinleyip en güzeline uymak emirdir.

Ayet 44

1943|16|44|بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
1943|16|44|بالبينت والزبر وانزلنا اليك الذكر لتبين للناس ما نزل اليهم ولعلهم يتفكرون
44. Bil beyyinâti vez zubur(zuburi), ve enzelnâ ileykez zikre li tubeyyine lin nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Beyanatlarla620; ve zeburlar477 (-la); ve indirdik sana zikri78; beyan226 etmen için insanlara indirileni* üzerlerine**; ve belki onlar fikrederler868.
Ahmed Samira: 44 With the evidences and The Books, and We descended to you the reminder/remembrance to clarify/show/explain to the people what was descended to them, and maybe/perhaps they think.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bil-beyyinati beyanatlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
2 ve zzuburi ve zeburlar (-la) وَالزُّبُرِ زبر
3 ve enzelna ve indirdik وَأَنْزَلْنَا نزل
4 ileyke sana إِلَيْكَ -
5 z-zikra zikri الذِّكْرَ ذكر
6 litubeyyine beyan etmen için لِتُبَيِّنَ بين
7 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
8 ma مَا -
9 nuzzile indirileni نُزِّلَ نزل
10 ileyhim üzerlerine إِلَيْهِمْ -
11 veleallehum ve belki onlar وَلَعَلَّهُمْ -
12 yetefekkerune fikrederler يَتَفَكَّرُونَ فكر

Notlar

Not 1: *Kur'ân'ı.**Şerefli Kur'ân insanlara indirilmiştir.

Ayet 45

1944|16|45|أَفَأَمِنَ ٱلَّذِينَ مَكَرُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَخْسِفَ ٱللَّهُ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ
1944|16|45|افامن الذين مكروا السيات ان يخسف الله بهم الارض او ياتيهم العذاب من حيث لا يشعرون
45. E fe eminellezîne mekerû seyyiâti en yahsifallâhu bihimul arda ev ye’tiyehumul azâbu min haysu lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Eminler mi kötülükler (-le) tuzak kurmuş kimseler ki dibine geçirir Allah onlarla (birlikte) yeri* ya da gelir onlara azap yerden** (ki) şuuruna varmazlar***.
Ahmed Samira: 45 Did those who cheated/deceived/schemed the sins/crimes trust that God sinks down with them the earth/Planet Earth, or the torture comes to them from where/when they do not feel/know/sense?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efeemine eminler mi أَفَأَمِنَ امن
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 mekeru tuzak kurdular مَكَرُوا مكر
4 s-seyyiati kötülükler (-le) السَّيِّئَاتِ سوا
5 en ki أَنْ -
6 yehsife dibine geçirir يَخْسِفَ خسف
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 bihimu onlarla بِهِمُ -
9 l-erde yeri الْأَرْضَ ارض
10 ev ya da أَوْ -
11 ye'tiyehumu gelir onlara يَأْتِيَهُمُ اتي
12 l-azabu azabın الْعَذَابُ عذب
13 min مِنْ -
14 haysu yerden حَيْثُ حيث
15 la لَا -
16 yeş'urune şuuruna varmazlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *Yeryüzünü.**Her bir taraftan.***Fark etmezler.

Ayet 46

1945|16|46|أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِى تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ
1945|16|46|او ياخذهم في تقلبهم فما هم بمعجزين
46. Ev ye’huzehum fî tekallubihim fe mâ hum bi mu’cizîn(mu’cizîne).
Ya da tutar* onları dönüşlerinde**; öyle ki değildir onlar aciz bırakanlar.
Ahmed Samira: 46 Or He takes/receives/punishes them in their turning/returning so they are not with disabling/frustrating?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ev ya da أَوْ -
2 ye'huzehum tutar onları يَأْخُذَهُمْ اخذ
3 fi فِي -
4 tekallubihim dönüşlerinde تَقَلُّبِهِمْ قلب
5 fema öyle ki değildir فَمَا -
6 hum onlar هُمْ -
7 bimua'cizine aciz bırakanlar بِمُعْجِزِينَ عجز

Notlar

Not 1: *Allah.**Dönüp durma, hâlden hâle girme, değişkenlik, hareketlilik. Kalple ilgili gönüşler.

Ayet 47

1946|16|47|أَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلَىٰ تَخَوُّفٍ فَإِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
1946|16|47|او ياخذهم علي تخوف فان ربكم لروف رحيم
47. Ev ye’huzehum alâ tehavvuf(tehavvufin), fe inne rabbekum le raûfun rahîm(rahîmun).
Ya da tutar* onları bir korkuya karşı**; öyle ki Rabbiniz4 mutlak bir Raûf’tur15; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 47 Or He takes/receives/punishes them on fear/fright, so that your Lord (is) merciful/compassionate (E), merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ev ya da أَوْ -
2 ye'huzehum tutar onları يَأْخُذَهُمْ اخذ
3 ala karşı عَلَىٰ -
4 tehavvufin bir korku تَخَوُّفٍ خوف
5 feinne öyle ki فَإِنَّ -
6 rabbekum Rabbiniz رَبَّكُمْ ربب
7 lera'ufun mutlak bir Raûf’tur لَرَءُوفٌ راف
8 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Allah.**Bir korkuyla yüzleştirir, karşı karşıya getirir.

Ayet 48

1947|16|48|أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ يَتَفَيَّؤُا۟ ظِلَٰلُهُۥ عَنِ ٱلْيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدًا لِّلَّهِ وَهُمْ دَٰخِرُونَ
1947|16|48|اولم يروا الي ما خلق الله من شي يتفيوا ظلله عن اليمين والشمايل سجدا لله وهم دخرون
48. E ve lem yerev ilâ mâ halakallâhu min şey’in yetefeyyeu zilâluhu anil yemîni veş şemâili succeden lillâhi ve hum dâhırûn(dâhırûne).
Bakmazlar mı Allah'ın yarattığına doğru bir şeyden? Geri döner gölgeleri onun* sağdan ve soldan; secde12 edenler (olarak) Allah’a; ve onlardır düzleşip serilenler.
Ahmed Samira: 48 Did they not see/understand, to what God created from a thing (that) its shades/shadows turns/follows from the right and the lefts, prostrating to God and (while) they are degraded/humiliated ?

Notlar

Not: Doğu yönü her zaman Güneş’in doğduğu yöndür. Batı yönüyse her zaman Güneş’in battığı yöndür. Ancak sağ ve sol yönleri bir kimsenin baktığı yöne göre değişir. Bu nedenle Kur’an’da sağ-sol kavramı kuzey-güney ya da güney-kuzey yönlerini işaret eder. Örnek olarak;Kuzey yarımkürede olan bir direğin gölgesi Güneş’in doğmasıyla en uzun halindedir. Güneş’in sağa yani güneye eğilerek yükselmesiyle birlikte gölge kuzeyden güneye doğru kısalır. Güneş’in batmak için eğilmesiyle birlikte gölge uzayarak kuzey yönüne doğru tekrar geri gelir. Güney yarımkürede olan bir direğin gölgesi Güneş’in doğmasıyla en uzun halindedir. Güneş’in sola yani kuzeye eğilerek yükselmesiyle birlikte gölge güneyden kuzeye doğru kısalır. Güneş’in batmak için eğilmesiyle birlikte gölge uzayarak güney yönüne doğru tekrar geri gelir. Anlarız ki Yüce Allah gölgelerin sağ-sol yani kuzey-güney ya da güney kuzey yönlerinde kısalıp uzayarak geri dönmesini işaret etmektedir.
Not 1: *Şeyin.

Ayet 49

1948|16|49|وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
1948|16|49|ولله يسجد ما في السموت وما في الارض من دابه والمليكه وهم لا يستكبرون
49. Ve lillâhi yescudu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı min dâbbetin vel melâiketu ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne). (SECDE ÂYETİ)
Ve Allah'a secde12 eder göklerdeki ve yerdeki bir debelenenden/canlıdan; ve melekler48 (de); ve onlar büyüklenmezler.
Ahmed Samira: 49 And to God prostrates what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth from a walker/creeper/crawler , and the angels , and they are not being arrogant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah'a وَلِلَّهِ -
2 yescudu secde eder/teslim olur يَسْجُدُ سجد
3 ma مَا -
4 fi فِي -
5 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
6 ve ma ve وَمَا -
7 fi فِي -
8 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
9 min مِنْ -
10 dabbetin bir debelenenden/canlıdan دَابَّةٍ دبب
11 velmelaiketu ve melekler (de) وَالْمَلَائِكَةُ ملك
12 ve hum ve onlar وَهُمْ -
13 la لَا -
14 yestekbirune büyüklenmezler يَسْتَكْبِرُونَ كبر

Ayet 50

1949|16|50|يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
1949|16|50|يخافون ربهم من فوقهم ويفعلون ما يومرون
50. Yehâfûne rabbehum min fevkıhim ve yef’alûne mâ yu’merûn(yu’merûne).
Korkarlar Rablerinden4 (ki) üstlerindedir* onların; ve faaliyete geçirirler emredildiklerini.
Ahmed Samira: 50 They fear their Lord from above them, and they make/do what they are ordered/commanded.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehafune korkarlar يَخَافُونَ خوف
2 rabbehum Rablerinden رَبَّهُمْ ربب
3 min مِنْ -
4 fevkihim üstlerindedir onların فَوْقِهِمْ فوق
5 ve yef'alune ve faaliyet ederler وَيَفْعَلُونَ فعل
6 ma مَا -
7 yu'merune emredildiklerini يُؤْمَرُونَ امر

Notlar

Not 1: *Sonsuz üst boyutlar vardır. Bu boyutları Yüce Allah sarmıştır, kuşatmıştır.

Ayet 51

1950|16|51|وَقَالَ ٱللَّهُ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ إِلَٰهَيْنِ ٱثْنَيْنِ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ
1950|16|51|وقال الله لا تتخذوا الهين اثنين انما هو اله وحد فايي فارهبون
51. Ve kâlallâhu lâ tettehızû ilâheynisneyn(ilâheynisneyni), innemâ huve ilâhun vâhıd(vâhıdun), fe iyyâye ferhebûn(ferhebûne).
Ve dedi Allah: "Tutmayın* iki ilâh74; doğrusu ki O** tek bir ilâhtır; öyle ki ancak bana***, öyle ki rahbet1016 duyun bana."
Ahmed Samira: 51 And God Said: "Do not take two gods two, but/truly/indeed, He is one God, so (only) Me, so be awed/monkish/monastic of Me .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 la لَا -
4 tettehizu tutmayın تَتَّخِذُوا اخذ
5 ilaheyni iki ilâh إِلَٰهَيْنِ اله
6 sneyni iki اثْنَيْنِ ثني
7 innema doğrusu ki إِنَّمَا -
8 huve O هُوَ -
9 ilahun bir ilâhtır إِلَٰهٌ اله
10 vahidun tek وَاحِدٌ وحد
11 feiyyaye öyle ki ancak bana فَإِيَّايَ -
12 ferhebuni öyle ki rahbet duyun bana فَارْهَبُونِ رهب

Notlar

Not 1: *Edinmeyin.**Tek ilâh olan. ***Tek ilâh olan Allah'a.

Ayet 52

1951|16|52|وَلَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلدِّينُ وَاصِبًا أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ تَتَّقُونَ
1951|16|52|وله ما في السموت والارض وله الدين واصبا افغير الله تتقون
52. Ve lehu mâ fîs semâvâti vel ardı ve lehud dînu vâsıbâ(vâsıben), e fe gayrallâhi tettekûn(tettekûne).
Ve O'nadır* göklerdeki162 ve yerdeki; ve O’nadır* bir kesintisiz** din437; öyle ki Allah'tan başkasına*** mı takvalı21 olursunuz?
Ahmed Samira: 52 And to Him what (is) in the skies/space and the earth/Planet Earth, and to Him (is) the permanent/continuous/lasting religion, so is other than God you fear and obey?183

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve lehu ve O’nadır وَلَهُۥ
2 ma مَا -
3 fi فِي -
4 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
5 vel'erdi ve yerde وَالْأَرْضِ ارض
6 velehu ve O’nadır وَلَهُ -
7 d-dinu din الدِّينُ دين
8 vasiben bir kesintisiz وَاصِبًا وصب
9 efegayra öyle ki başkasına mı أَفَغَيْرَ غير
10 llahi Allah'tan اللَّهِ -
11 tettekune takvalı olursunuz تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Allah'adır.**Rabbimizin dini olan İslâm hiç değişmemiştir. Süreklidir. Tüm nebiler ve resûller Yüce Allah'ın bu dinini sürekli olarak tebliğ etmişlerdir.***Yüce Allah'ın emir ve yasaklarından sakınacaklarına O'nun astından sözde dinî kurallardan (hadisler) sakınırlar.

Ayet 53

1952|16|53|وَمَا بِكُم مِّن نِّعْمَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْـَٔرُونَ
1952|16|53|وما بكم من نعمه فمن الله ثم اذا مسكم الضر فاليه تجرون
53. Ve mâ bikum min ni’metin fe minallâhi summe izâ messekumud durru fe ileyhi tec’erûn(tec’erûne).
Ve neyse sizlere bir nimetten; öyle ki Allah’tandır; sonra temas ettiği zaman sizlere darlık; öyle ki O’na* inlersiniz**."
Ahmed Samira: 53 And what (is) with you from a blessing/goodness , so (it) is from God, then if the harm touched you, so to Him you pray/cry aloud and humbly.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve neyse وَمَا -
2 bikum sizlere بِكُمْ -
3 min مِنْ -
4 nia'metin bir nimetten نِعْمَةٍ نعم
5 femine öyle ki فَمِنَ -
6 llahi Allah’tandır اللَّهِ -
7 summe sonra ثُمَّ -
8 iza zaman إِذَا -
9 messekumu temas ettiği sizlere مَسَّكُمُ مسس
10 d-durru darlık الضُّرُّ ضرر
11 feileyhi öyle ki O’na فَإِلَيْهِ -
12 tecerune inlersiniz تَجْأَرُونَ جار

Notlar

Not 1: *Allah'a.**Böğürürsünüz, kontrolsüz içten sesler çıkarırsınız.

Ayet 54

1953|16|54|ثُمَّ إِذَا كَشَفَ ٱلضُّرَّ عَنكُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ
1953|16|54|ثم اذا كشف الضر عنكم اذا فريق منكم بربهم يشركون
54. Summe iza keşefad durra ankum izâ ferîkun minkum bi rabbihim yuşrikûn(yuşrikûne).
Sonra keşfettiği* zaman darlığı sizden; (o) zaman bir fırka** sizlerden Rablerine4 şirk71 koşarlar.
Ahmed Samira: 54 Then if He removed/uncovered/(relieved) the harm from you, then a group/party from you, they share/make partners with their Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 iza إِذَا -
3 keşefe keşfettiği zaman كَشَفَ كشف
4 d-durra darlığı الضُّرَّ ضرر
5 ankum sizden عَنْكُمْ -
6 iza (o) zaman إِذَا -
7 ferikun bir fırka فَرِيقٌ فرق
8 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
9 birabbihim Rablerine بِرَبِّهِمْ ربب
10 yuşrikune şirk koşarlar يُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Kurtuluş yolu keşfettiği zaman.**Grup.

Ayet 55

1954|16|55|لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
1954|16|55|ليكفروا بما اتينهم فتمتعوا فسوف تعلمون
55. Li yekfurû bimâ âteynâhum, fe temetteû, fesevfe ta’lemûn(ta’lemûne).
Kâfirlik25 ederler (oldukları) için verdiğimize onlara*; öyle ki metalanın54; öyle ki yakında bileceksiniz.
Ahmed Samira: 55 To disbelieve with what We gave/brought them, so live long/enjoy, so you will/shall know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyekfuru kâfirlik ederler (oldukları) için لِيَكْفُرُوا كفر
2 bima بِمَا -
3 ateynahum verdiğimize onlara اتَيْنَاهُمْ اتي
4 fetemetteu öyle ki metalanın فَتَمَتَّعُوا متع
5 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
6 tea'lemune bileceksiniz تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplar.

Ayet 56

1955|16|56|وَيَجْعَلُونَ لِمَا لَا يَعْلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقْنَٰهُمْ تَٱللَّهِ لَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَفْتَرُونَ
1955|16|56|ويجعلون لما لا يعلمون نصيبا مما رزقنهم تالله لتسلن عما كنتم تفترون
56. Ve yec’alûne li mâ lâ ya’lemûne nasîben mimmâ razaknâhum, tallâhi le tus’elunne ammâ kuntum tefterûn(tefterûne).
Ve yaparlar bilmediklerine bir nasip* rızıklandırdığımızdan onları; tAllahi1017 mutlaka sual edilirsiniz iftira402 atar olduğunuzdan.
Ahmed Samira: 56 And they make/create/put to what they do not know a share from what We provided for them. By God you will be asked/questioned about what you were fabricating/cutting and splitting.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yec'alune ve yaparlar وَيَجْعَلُونَ جعل
2 lima لِمَا -
3 la لَا -
4 yea'lemune bilmediklere يَعْلَمُونَ علم
5 nesiben bir nasip نَصِيبًا نصب
6 mimma مِمَّا -
7 razeknahum rızıklandırdığımızdan onları رَزَقْنَاهُمْ رزق
8 tallehi Allah'a andolsun ki تَاللَّهِ -
9 letuselunne mutlaka sual edilirsiniz لَتُسْأَلُنَّ سال
10 amma عَمَّا -
11 kuntum olduğunuzdan كُنْتُمْ كون
12 tefterune iftira atar تَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın rızık olarak verdiği şeylerden (hayvanlar vb.) şirk koştukları adına sözde şefaatçi olsun diye bir nasip ayırırlar; onlar adına kurban keserler, adak yaparlar

Ayet 57

1956|16|57|وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ ٱلْبَنَٰتِ سُبْحَٰنَهُۥ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ
1956|16|57|ويجعلون لله البنت سبحنه ولهم ما يشتهون
57. Ve yec’alûne lillâhil benâti subhânehu ve lehum mâ yeştehûn(yeştehûne).
Ve yaparlar Allah'a kızları; Subhândır7 O*; ve onlaradır şehvet duydukları.
Ahmed Samira: 57 And they make/create/put to God the daughters, His praise/glory, and for them what they lust/desire/crave.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yec'alune ve yaparlar وَيَجْعَلُونَ جعل
2 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
3 l-benati kızları الْبَنَاتِ بني
4 subhanehu Subhân’dır O سُبْحَانَهُ سبح
5 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
6 ma مَا -
7 yeştehune şehvet duydukları يَشْتَهُونَ شهو

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 58

1957|16|58|وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِٱلْأُنثَىٰ ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ
1957|16|58|واذا بشر احدهم بالانثي ظل وجهه مسودا وهو كظيم
58. Ve izâ buşşire ehaduhum bil unsâ zalle vechuhu musvedden ve huve kezîm(kezîmun).
Ve müjdelendiği zaman onlardan biri bir kızla; gölgelendi yüzü onun bir kararmış (olarak); ve o bir bastırandır*.
Ahmed Samira: 58 And if any of them was announced good news to with the female, his face became/remained blackened, and he is holding (his) breath/suppressed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 buşşira müjdelendiği بُشِّرَ بشر
3 ehaduhum biri onlardan أَحَدُهُمْ احد
4 bil-unsa bir kızla بِالْأُنْثَىٰ انث
5 zelle gölgelendi ظَلَّ ظلل
6 vechuhu yüzü onun وَجْهُهُ وجه
7 musvedden bir kararmış مُسْوَدًّا سود
8 ve huve ve o وَهُوَ -
9 kezimun bir bastırandır كَظِيمٌ كظم

Notlar

Not 1: *Öfkesini, kızgınlığını.

Ayet 59

1958|16|59|يَتَوَٰرَىٰ مِنَ ٱلْقَوْمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓ أَيُمْسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُۥ فِى ٱلتُّرَابِ أَلَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
1958|16|59|يتوري من القوم من سو ما بشر به ايمسكه علي هون ام يدسه في التراب الا سا ما يحكمون
59. Yetevârâ minel kavmi min sûi mâ buşşire bih(bihî), e yumsikuhu alâ hûnin em yedussuhu fît turâb(turâbi), e lâ sâe mâ yahkumûn(yahkumûne).
Gizlenir kavminden/toplumundan kendisiyle müjdelendiğinin kötülüğünden; imkan mı sağlasın ona* bir değersizliğe karşı; yoksa bastırsın mı onu* toza; ne kötü (oldu) hükmettikleri değil mi?
Ahmed Samira: 59 He hides/conceals from the nation from (the) bad/evil/harm (of) what he was announced good news to with it, does he hold/grasp/cling to it on disgrace/weakness , or he buries/hides/conceals it in the dust/earth? Is (it) not bad/evil what they judge/rule?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yetevara gizlenir يَتَوَارَىٰ وري
2 mine مِنَ -
3 l-kavmi kavminden الْقَوْمِ قوم
4 min مِنْ -
5 su'i kötülüğünden سُوءِ سوا
6 ma مَا -
7 buşşira müjdelendiğinin بُشِّرَ بشر
8 bihi kendisiyle بِهِ -
9 eyumsikuhu imkan mı sağlasın ona أَيُمْسِكُهُ مسك
10 ala karşı عَلَىٰ -
11 hunin bir değersizleştimeye هُونٍ هون
12 em yoksa أَمْ -
13 yedussuhu bastırsın onu يَدُسُّهُ دسس
14 fi فِي -
15 t-turabi toza التُّرَابِ ترب
16 ela değil mi أَلَا -
17 sa'e ne kötü سَاءَ سوا
18 ma مَا -
19 yehkumune hükmettikleri يَحْكُمُونَ حكم

Notlar

Not 1: *Eril zamirle gelir. Direkt kıza gitmez. Habere gider. Haber üzerinden haberin sonucu olan kıza gider.

Ayet 60

1959|16|60|لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوْءِ وَلِلَّهِ ٱلْمَثَلُ ٱلْأَعْلَىٰ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
1959|16|60|للذين لا يومنون بالاخره مثل السو ولله المثل الاعلي وهو العزيز الحكيم
60. Lillezîne lâ yu’minûne bil âhıreti meselus sev’(sev’i), ve lillâhil meselul â’lâ, ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Ahirete iman47 etmeyen kimseleredir kötü misal870; ve Allah’adır yücelmiş misal870; ve O* Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 60 To those who do not believe with the end (other life) the bads’/evil’s example/proverb, and to God the example/proverb the highest/mightiest , and He is the glorious/mighty, the wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lillezine kimse içindir لِلَّذِينَ -
2 la لَا -
3 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
4 bil-ahirati ahirete بِالْاخِرَةِ اخر
5 meselu misal مَثَلُ مثل
6 s-sev'i kötü السَّوْءِ سوا
7 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
8 l-meselu misal الْمَثَلُ مثل
9 l-ea'la yücelmiş الْأَعْلَىٰ علو
10 ve huve ve O وَهُوَ -
11 l-azizu Azîz’dir الْعَزِيزُ عزز
12 l-hakimu Hakîm’dir الْحَكِيمُ حكم

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 61

1960|16|61|وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
1960|16|61|ولو يواخذ الله الناس بظلمهم ما ترك عليها من دابه ولكن يوخرهم الي اجل مسمي فاذا جا اجلهم لا يستخرون ساعه ولا يستقدمون
61. Ve lev yuâhızullâhun nâse bi zulmihim mâ tereke aleyhâ min dâbbetin ve lâkin yuahhıruhum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), fe izâ câe eceluhum lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).
Ve şayet tutsaydı Allah insanları zulümleriyle257; terk eder* değildi üzerinde onun** hiçbir dâbbe599; velakin/fakat öteler*** onları belirlenmiş bir ecele kadar; öyle ki geldiği zaman ecelleri onların ötelenmezler bir saat****; ve kademe***** alamazlar.
Ahmed Samira: 61 And if God punishes the people because of their injustice/oppression, He would not (have) left on it from a walker/creeper/crawler , and but He delays them to a named/identified term/time, so if their term/time came, they do not delay/lag behind an hour, and they do not advance/precede (an hour).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev ve şayet وَلَوْ -
2 yu'ahizu tutsaydı يُؤَاخِذُ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 n-nase insanları النَّاسَ نوس
5 bizulmihim zulümleriyle بِظُلْمِهِمْ ظلم
6 ma değildi مَا -
7 terake terk eder تَرَكَ ترك
8 aleyha üzerinde onun عَلَيْهَا -
9 min hiçbir مِنْ -
10 dabbetin dâbbe دَابَّةٍ دبب
11 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
12 yu'ehhiruhum öteler onları يُؤَخِّرُهُمْ اخر
13 ila kadar إِلَىٰ -
14 ecelin bir ecele أَجَلٍ اجل
15 musemmen belirlenmiş مُسَمًّى سمو
16 feiza öyle ki فَإِذَا -
17 ca'e geldiği zaman جَاءَ جيا
18 eceluhum ecelleri onların أَجَلُهُمْ اجل
19 la لَا -
20 yeste'hirune ötelenmezler يَسْتَأْخِرُونَ اخر
21 saaten bir saat سَاعَةً سوع
22 ve la ve وَلَا -
23 yestekdimune kademe alamazlar يَسْتَقْدِمُونَ قدم

Notlar

Not 1: *Geride bırakır.**Yerin/yeryüzünün.***Allah.****An, zaman.****Kıdemlenemezler, gelişemezler.

Ayet 62

1961|16|62|وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ
1961|16|62|ويجعلون لله ما يكرهون وتصف السنتهم الكذب ان لهم الحسني لا جرم ان لهم النار وانهم مفرطون
62. Ve yec’alûne lillâhi mâ yekrehûne ve tesıfu elsinetuhumul kezibe enne lehumul husnâ, lâ cereme enne lehumun nâre ve ennehum mufretûn(mufretûne).
Ve yaparlar Allah'a kerhen697 olduklarını; ve nitelerler dillerini yalana ki onlaradır güzel; olmaz şüphe ki onlaradır ateş834; ve ki onlar ifratlaştırılanlardır1018*.
Ahmed Samira: 62 And they make/create/put to God what they hate, and their tongues/speeches describes/categorizes the lies/falsehood , that to them (is) the best/most beautiful , undoutably/certainly that to them (is) the fire , and that they truly are neglected/wasted/hastened .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yec'alune ve yaparlar وَيَجْعَلُونَ جعل
2 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
3 ma مَا -
4 yekrahune kerhen olduklarını يَكْرَهُونَ كره
5 ve tesifu ve nitelerler وَتَصِفُ وصف
6 elsinetuhumu dillerini أَلْسِنَتُهُمُ لسن
7 l-kezibe yalana الْكَذِبَ كذب
8 enne ki أَنَّ -
9 lehumu onlaradır لَهُمُ -
10 l-husna güzel الْحُسْنَىٰ حسن
11 la olmaz لَا -
12 cerame şüphe جَرَمَ جرم
13 enne ki أَنَّ -
14 lehumu onlaradır لَهُمُ -
15 n-nara ateş النَّارَ نور
16 ve ennehum ve ki onlar وَأَنَّهُمْ -
17 mufratune ifratlaştırılanlardır. مُفْرَطُونَ فرط

Notlar

Not 1: *Normal sınırların ötesinde bir yaşama zorla itilirler.

Ayet 63

1962|16|63|تَٱللَّهِ لَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
1962|16|63|تالله لقد ارسلنا الي امم من قبلك فزين لهم الشيطن اعملهم فهو وليهم اليوم ولهم عذاب اليم
63. Tallâhi lekad erselnâ ilâ umemin min kablike fe zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe huve veliyyuhumul yevme ve lehum âzâbun elîm(elîmun).
TAllahi1017; ant olsun gönderdik* ümmetlere305 senden önce (de); öyle ki ziynetledi856 onlara** şeytân29 yaptıklarını; öyle ki o*** velisidir212 onların**** o gün; ve onlaradır** elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 63 By God, We had sent to nations from before you, so the devil decorated/beautified for them their deeds, so he is their guardian/ally today, and for them (is) a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tallehi TAllahi تَاللَّهِ -
2 lekad ant olsun لَقَدْ -
3 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
4 ila إِلَىٰ -
5 umemin ümmetlere أُمَمٍ امم
6 min مِنْ -
7 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
8 fezeyyene öyle ki ziynetledi فَزَيَّنَ زين
9 lehumu onlara لَهُمُ -
10 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
11 ea'malehum yaptıklarını أَعْمَالَهُمْ عمل
12 fehuve öyle ki O فَهُوَ -
13 veliyyuhumu velisidir onların وَلِيُّهُمُ ولي
14 l-yevme o gun الْيَوْمَ يوم
15 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
16 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
17 elimun elin/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Resûller.**Ümmetlere.***Şeytân.****Ümmetlerin.

Ayet 64

1963|16|64|وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِى ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
1963|16|64|وما انزلنا عليك الكتب الا لتبين لهم الذي اختلفوا فيه وهدي ورحمه لقوم يومنون
64. Ve mâ enzelnâ aleykel kitâbe illâ li tubeyyine lehumullezîhtelefû fîhi ve huden ve rahmeten li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
Ve indirmiş değiliz sana* kitabı** onlara beyan226 etmen dışında; ki ihtilafa düştüklerini kendissinde***; ve (oysa) bir doğru yola kılavuzdur**** ve bir rahmettir271**** iman47 eder bir kavme/topluma.
Ahmed Samira: 64 And We did not descend on you The Book except to clarify/show/explain to them what they differed/disagreed/disputed in it, and guidance and mercy to a nation believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 enzelna indirmiş أَنْزَلْنَا نزل
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
5 illa dışında إِلَّا -
6 litubeyyine beyan etmen için لِتُبَيِّنَ بين
7 lehumu onlara لَهُمُ -
8 llezi ki الَّذِي -
9 htelefu ihtilafa düştüklerini اخْتَلَفُوا خلف
10 fihi onda فِيهِ -
11 ve huden ve bir doğru yola kılavuz وَهُدًى هدي
12 ve rahmeten ve bir rahmet وَرَحْمَةً رحم
13 likavmin bir kavme/topluma لِقَوْمٍ قوم
14 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed.**Kur'ân'ı.***Kur'ân'da.****Kur'ân.

Ayet 65

1964|16|65|وَٱللَّهُ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَآ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ
1964|16|65|والله انزل من السما ما فاحيا به الارض بعد موتها ان في ذلك لايه لقوم يسمعون
65. Vallâhu enzele mines semâi mâen fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yesmeûn(yesmeûne).
Ve Allah indirdi gökten180 bir su179; öyle ki hayat verdi onunla* yere sonrasında ölümü**; doğrusu işte bundadır mutlak bir ayet287 işitir bir kavme/topluma.
Ahmed Samira: 65 And God descended from the sky water, so He revived with it the land/Earth after its death/lifelessness, that in that (is) an evidence/sign (E) to a nation listening/hearing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
3 mine مِنَ -
4 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
5 maen bir su مَاءً موه
6 feehya öyle ki hayat verdi فَأَحْيَا حيي
7 bihi onunla بِهِ -
8 l-erde yere الْأَرْضَ ارض
9 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
10 mevtiha ölümü مَوْتِهَا موت
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 fi فِي -
13 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
14 layeten mutlak bir ayet لَايَةً ايي
15 likavmin bir kavme/topluma لِقَوْمٍ قوم
16 yesmeune işitirler يَسْمَعُونَ سمع

Notlar

Not 1: *Suyla.**Yerin ölümü.

Ayet 66

1965|16|66|وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهِۦ مِنۢ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَّبَنًا خَالِصًا سَآئِغًا لِّلشَّٰرِبِينَ
1965|16|66|وان لكم في الانعم لعبره نسقيكم مما في بطونه من بين فرث ودم لبنا خالصا سايغا للشربين
66. Ve inne lekum fîl en’âmi le ibreh(ibreten), nuskîkum mimmâ fî butûnihî min beyni fersin ve demin lebenen hâlisen sâigan liş şâribîn(şâribîne).
Ve doğrusu sizleredir en'âmda645 mutlak bir ibret; içiririz sizlere batınlarındakinden*; arasındandır bir fers1019 ve bir kan**; hoşça yutulan halis bir süttür içenlere.
Ahmed Samira: 66 And that for you in the camels/livestock (is) an example (E) , We make you drink from what (is) in its bellies/insides, clear/pure milk pleasant tasting to the drinking, from between fully and partially digested food/feces and blood.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
2 lekum sizleredir لَكُمْ -
3 fi فِي -
4 l-en'aami en'âmda الْأَنْعَامِ نعم
5 leibraten mutlak bir ibret لَعِبْرَةً عبر
6 nuskikum içiririz sizlere نُسْقِيكُمْ سقي
7 mimma مِمَّا -
8 fi فِي -
9 butunihi batınlarındakinden بُطُونِهِ بطن
10 min مِنْ -
11 beyni arasındandır بَيْنِ بين
12 fersin bir fers فَرْثٍ فرث
13 ve demin ve bir kan وَدَمٍ دمو
14 lebenen bir süt لَبَنًا لبن
15 halisen bir halis خَالِصًا خلص
16 saigan hoşça yutulan سَائِغًا سوغ
17 lişşaribine içenlere لِلشَّارِبِينَ شرب

Notlar

Not 1: *Karınlarındakinden.**Kan dolaşımı.

Ayet 67

1966|16|67|وَمِن ثَمَرَٰتِ ٱلنَّخِيلِ وَٱلْأَعْنَٰبِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
1966|16|67|ومن ثمرت النخيل والاعنب تتخذون منه سكرا ورزقا حسنا ان في ذلك لايه لقوم يعقلون
67. Ve min semerâtin nahîli vel a’nâbi tettehîzûne minhu sekeren ve rızkan hasenâ(hasenen), inne fî zâlike le âyeten li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
Ve meyvelerinden hurmaların ve üzümlerin; edinirsiniz ondan bir sarhoşluk* ve güzel bir rızık**; doğrusu bundadır mutlak bir ayet*** akleder bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 67 And from the palm trees’ and the grapes’ fruits you take from it intoxication , and a good/beautiful provision , that in that (is) an evidence/sign (E) to a nation reasoning/understanding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve min ve وَمِنْ -
2 semerati meyvelerden ثَمَرَاتِ ثمر
3 n-nehili hurmalar النَّخِيلِ نخل
4 vel'ea'nabi ve üzümler وَالْأَعْنَابِ عنب
5 tettehizune edinirsiniz تَتَّخِذُونَ اخذ
6 minhu ondan مِنْهُ -
7 sekeran bir sarhoşluk سَكَرًا سكر
8 ve rizkan ve bir rızık وَرِزْقًا رزق
9 hasenen güzel حَسَنًا حسن
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 fi فِي -
12 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
13 layeten mutlak bir ayet لَايَةً ايي
14 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
15 yea'kilune aklederler يَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Meyveler doğal şeker içerir ve maya mikroorganizmaları bu şekerleri fermantasyon süreciyle alkole dönüştürür. Bu doğal süreç sonucunda sarhoşluk veren içecekler elde edilir.**Meyveler Allah'ın insanlara verdiği önemli rızık kaynaklarından biri olup, vitamin, mineral, doğal şeker ve enerji sağlayarak sağlığımızı korur ve vücudumuzun günlük besin ihtiyacını karşılar.***Bilim insanları, akleden kimseler aynı meyveden bir rızık ve bir sarhoşluk veren içecek nasıl oluşuyor incelesin.

Ayet 68

1967|16|68|وَأَوْحَىٰ رَبُّكَ إِلَى ٱلنَّحْلِ أَنِ ٱتَّخِذِى مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ ٱلشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
1967|16|68|واوحي ربك الي النحل ان اتخذي من الجبال بيوتا ومن الشجر ومما يعرشون
68. Ve evhâ rabbuke ilen nahli enittehızî minel cibâli buyûten ve mineş şeceri ve mimmâ ya’rişûn(ya’rişûne).
Ve vahy603 etti (senin) Rabbin4 bal arısına ki tut* dağlardan evler; ve ağaçtan; ve kurdukları arşlardan**.
Ahmed Samira: 68 And your Lord inspired/signaled to the bees, that take from the mountains homes , and from the trees, and from what they raise and support/hold onto .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve evha ve vahy etti وَأَوْحَىٰ وحي
2 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
3 ila إِلَى -
4 n-nehli bal arısına النَّحْلِ نحل
5 eni ki أَنِ -
6 ttehizi tut اتَّخِذِي اخذ
7 mine مِنَ -
8 l-cibali dağlardan الْجِبَالِ جبل
9 buyuten evler بُيُوتًا بيت
10 ve mine ve وَمِنَ -
11 ş-şeceri ağaçtan الشَّجَرِ شجر
12 ve mimma ve وَمِمَّا -
13 yea'rişune kurdukları arşlarda يَعْرِشُونَ عرش

Notlar

Not 1: *Edin dişi bal arısı.**İnsanların yaptıkları tahtlardan, köşklerden.

Ayet 69

1968|16|69|ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
1968|16|69|ثم كلي من كل الثمرت فاسلكي سبل ربك ذللا يخرج من بطونها شراب مختلف الونه فيه شفا للناس ان في ذلك لايه لقوم يتفكرون
69. Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Sonra ye her bir meyveden; ve koyul Rabbinin4 yollarına bir zelil* (olarak); çıkar batınlarından** onun*** bir içecek****; muhteliftir***** renkleri; ondadır****** bir şifa1020 insanlara; doğrusu işte bundadır mutlak bir ayet287 fikreder868 bir kavme/topluma.
Ahmed Samira: 69 Then eat from all the fruits, so enter/pass your Lord’s roads/paths manipulated/dangled low, from its bellies/insides emerges/appears a drink its colours (are) different, in it (is) a cure/healing for the people;184that in that (is) an evidence/sign (E) to a nation thinking.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 kuli ye كُلِي اكل
3 min مِنْ -
4 kulli her bir كُلِّ كلل
5 s-semerati meyveden الثَّمَرَاتِ ثمر
6 fesluki ve koyul فَاسْلُكِي سلك
7 subule yollarına/pastikalarına سُبُلَ سبل
8 rabbiki Rabbinin رَبِّكِ ربب
9 zululen bir celil (olarak) ذُلُلًا ذلل
10 yehrucu çıkar يَخْرُجُ خرج
11 min مِنْ -
12 butuniha batınlarından onun بُطُونِهَا بطن
13 şerabun bir içecek شَرَابٌ شرب
14 muhtelifun muhtelif مُخْتَلِفٌ خلف
15 elvanuhu renkleri أَلْوَانُهُ لون
16 fihi ondadır فِيهِ -
17 şifa'un bir şifa شِفَاءٌ شفي
18 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
19 inne doğrusu إِنَّ -
20 fi فِي -
21 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
22 layeten mutlak bir ayet لَايَةً ايي
23 likavmin bir kavme/topluma لِقَوْمٍ قوم
24 yetefekkerune fikrederler يَتَفَكَّرُونَ فكر

Notlar

Not 1: *Alçalmış, boyun eğmiş.**Karınlarından.***Dişil zamir. Dişi bal arısının.****Bal.*****Çeşit çeşit.*****Balda.

Ayet 70

1969|16|70|وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ ثُمَّ يَتَوَفَّىٰكُمْ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرْذَلِ ٱلْعُمُرِ لِكَىْ لَا يَعْلَمَ بَعْدَ عِلْمٍ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ قَدِيرٌ
1969|16|70|والله خلقكم ثم يتوفيكم ومنكم من يرد الي ارذل العمر لكي لا يعلم بعد علم شيا ان الله عليم قدير
70. Vallâhu halakakum summe yeteveffâkum ve minkum men yureddu ilâ erzelil umuri li keylâ ya’leme ba’de ilmin şey’a(şey’en), innallâhe alîmun kadîr(kadîrun).
Ve Allah yarattı sizleri; sonra vefat ettirir sizleri; ve sizlerden kimi döndürülür ömrün en reziline* doğru; bilmemesi** içindir sonrasında bir ilim (-den) bir şey; doğrusu Allah bir Alîm’dir8; bir Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 70 And God created you, then He makes you die, and from you who is returned to the lifetime’s worst/meanest/despised, so that (he) not know after knowledge a thing, that your Lord (is) knowledgeable, capable .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 halekakum yarattı sizleri خَلَقَكُمْ خلق
3 summe sonra ثُمَّ -
4 yeteveffakum vefat ettirir sizleri يَتَوَفَّاكُمْ وفي
5 ve minkum ve sizlerden وَمِنْكُمْ -
6 men kimi مَنْ -
7 yuraddu geri döndürülür يُرَدُّ ردد
8 ila doğru إِلَىٰ -
9 erzeli en reziline أَرْذَلِ رذل
10 l-umuri ömrün الْعُمُرِ عمر
11 likey لِكَيْ -
12 la لَا -
13 yea'leme bilmemesi için يَعْلَمَ علم
14 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
15 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
16 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
17 inne doğrusu إِنَّ -
18 llahe Allah اللَّهَ -
19 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
20 kadirun bir Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *İleri yaşlılık durumu.**Daha önce sahip olduğuysa bile o ilmi unutur. Yeni bir ilim zaten öğrenemez.

Ayet 71

1970|16|71|وَٱللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلرِّزْقِ فَمَا ٱلَّذِينَ فُضِّلُوا۟ بِرَآدِّى رِزْقِهِمْ عَلَىٰ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَآءٌ أَفَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ
1970|16|71|والله فضل بعضكم علي بعض في الرزق فما الذين فضلوا برادي رزقهم علي ما ملكت ايمنهم فهم فيه سوا افبنعمه الله يجحدون
71. Vallâhu faddale ba’dakum alâ ba’dın fîr rızk(rızkı), femellezîne fuddılû bi râddî rızkıhim alâ mâ meleket eymânehum fe hum fîhi sevâ’(sevâun), e fe bi ni’metillâhi yechadûn(yechadûne).
Ve Allah faziletli202 kıldı bir kısmınızı bir kısma karşı rızıkta; öyle ki kimseler* (ki) faziletli202 kılındılar değillerdir geri döndürmeyle rızıklarını sağ ellerinin malik olduklarına77 karşı; öyle ki onlar onda** aynı seviyede (olsun); öyle ki Allah'ın nimetine757 mi nankörlük* ederler?
Ahmed Samira: 71 And God preferred/favoured some of you over some in the provision , so those who were preferred/favoured are not with returning their provision on (to) what their rights/oaths owned/possessed, so they are in it equal/alike . So are they with Gods’ blessing/goodness disbelieving and denying ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 feddele faziletlendir فَضَّلَ فضل
3 bea'dekum bir kısmınızı بَعْضَكُمْ بعض
4 ala karşı عَلَىٰ -
5 bea'din bir kısma بَعْضٍ بعض
6 fi فِي -
7 r-rizki rızıkta الرِّزْقِ رزق
8 fema öyle ki değildir فَمَا -
9 ellezine kimseler الَّذِينَ -
10 fuddilu faziletlendirilmiş فُضِّلُوا فضل
11 biraddi geri döndürücü بِرَادِّي ردد
12 rizkihim rızıklarını رِزْقِهِمْ رزق
13 ala عَلَىٰ -
14 ma مَا -
15 meleket malik oldukları مَلَكَتْ ملك
16 eymanuhum ellerinin أَيْمَانُهُمْ يمن
17 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
18 fihi onda فِيهِ -
19 seva'un aynı seviyede سَوَاءٌ سوي
20 efebinia'meti öyleyse nimetini mi أَفَبِنِعْمَةِ نعم
21 llahi Allah'ın اللَّهِ -
22 yechadune nankörlük ederler يَجْحَدُونَ جحد

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın kendilerine verdiği nimetlere nankörlük eden kimseler kendilerine verilen rızık nimetini başkalarıyla eşit oluncaya kadar paylaşmazlar. O durumda nimetin üzerine titrerler. Rızıklar kıymetlenir. Ancak Yüce Allah'ın kendilerine verdiği bu kıymetli nimetleri kendilerine karşılıksız olarak bağışladığının farkında olmazlar; teşekkür etmezler.**Rızıkta.

Ayet 72

1971|16|72|وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَٰجًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ ٱللَّهِ هُمْ يَكْفُرُونَ
1971|16|72|والله جعل لكم من انفسكم ازوجا وجعل لكم من ازوجكم بنين وحفده ورزقكم من الطيبت افبالبطل يومنون وبنعمت الله هم يكفرون
72. Vallâhu ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve ceale lekum min ezvâcikum benîne ve hafedeten ve rezakakum minet tayyibât(tayyibâti), e fe bil bâtıli yu’minûne ve bi ni’metillâhi hum yekfurûn(yekfurûne).
Ve Allah yaptı sizlere nefislerinizden201 eşler; ve yaptı sizlere eşlerinizden oğullar ve torunlar; ve rızıklandırdı sizleri iyilerden; öyle ki batıla199 mı iman47 ederler?; ve Allah'ın nimetine757 onlar kâfirlik25 ederler.
Ahmed Samira: 72 And God made/created for you from yourselves spouses , and He made/created for you from your spouses sons/sons and daughters, and sons of your sons , and He provided for you from the goodnesses . Is it with the falsehood they believe, and with Gods’ blessing/goodness they disbelieve?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 ceale yaptı جَعَلَ جعل
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 min مِنْ -
5 enfusikum nefislerinizden أَنْفُسِكُمْ نفس
6 ezvacen eşler أَزْوَاجًا زوج
7 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 min مِنْ -
10 ezvacikum eşlerinizden أَزْوَاجِكُمْ زوج
11 benine oğullar بَنِينَ بني
12 ve hafedeten ve torunlar وَحَفَدَةً حفد
13 ve razekakum ve rızıklandırdı sizleri وَرَزَقَكُمْ رزق
14 mine مِنَ -
15 t-tayyibati iyilerden الطَّيِّبَاتِ طيب
16 efebil-batili öyle ki batıla mı أَفَبِالْبَاطِلِ بطل
17 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
18 ve binia'meti ve nimetine وَبِنِعْمَتِ نعم
19 llahi Allah'ın اللَّهِ -
20 hum onlar هُمْ -
21 yekfurune kâfirlik ederler يَكْفُرُونَ كفر

Ayet 73

1972|16|73|وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْتَطِيعُونَ
1972|16|73|ويعبدون من دون الله ما لا يملك لهم رزقا من السموت والارض شيا ولا يستطيعون
73. Ve ya’budûne min dûnillâhi mâ lâ yemliku lehum rızkan mines semâvâti vel ardı şey’en ve lâ yestetîûn(yestetîûne).
Ve kulluk46 ederler Allah'ın astından (ki) malik olamayana onlara bir rızka; göklerden162 ve yerden bir şeye; ve tabi (bile) olamazlar*.
Ahmed Samira: 73 And they worship from other than God what does not own/possess for them a provision/rain a thing from the skies/space and the earth/Planet Earth, and they are not able.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yea'budune ve kulluk ederler وَيَعْبُدُونَ عبد
2 min مِنْ -
3 duni astından دُونِ دون
4 llahi Allah'tan اللَّهِ -
5 ma değildir مَا -
6 la لَا -
7 yemliku malik olamazlar يَمْلِكُ ملك
8 lehum onlara لَهُمْ -
9 rizkan bir rızık رِزْقًا رزق
10 mine مِنَ -
11 s-semavati göklerden السَّمَاوَاتِ سمو
12 vel'erdi ve yerden وَالْأَرْضِ ارض
13 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
14 ve la ve وَلَا -
15 yestetiune tabi olamazlar يَسْتَطِيعُونَ طوع

Notlar

Not 1: *Bırakın rızkı yaratmayı rızkın yaratılış anlarına bile tabi olamazlar.

Ayet 74

1973|16|74|فَلَا تَضْرِبُوا۟ لِلَّهِ ٱلْأَمْثَالَ إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
1973|16|74|فلا تضربوا لله الامثال ان الله يعلم وانتم لا تعلمون
74. Fe lâ tadribû lillâhil emsâl(emsâle), innallâhe ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Öyle ki darp etmeyin* Allah'a misaller1021; doğrusu Allah bilir; ve sizler bilmezsiniz.
Ahmed Samira: 74 So do not give the examples/proverbs to God, that God knows and you do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fela öyle ki فَلَا -
2 tedribu darp etmeyin تَضْرِبُوا ضرب
3 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
4 l-emsale misaller الْأَمْثَالَ مثل
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
8 ve entum ve sizler وَأَنْتُمْ -
9 la لَا -
10 tea'lemune bilmezsiniz تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Vurmayın, ortaya koymayın.

Ayet 75

1974|16|75|ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَمَن رَّزَقْنَٰهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا هَلْ يَسْتَوُۥنَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
1974|16|75|ضرب الله مثلا عبدا مملوكا لا يقدر علي شي ومن رزقنه منا رزقا حسنا فهو ينفق منه سرا وجهرا هل يستون الحمد لله بل اكثرهم لا يعلمون
75. Daraballâhu meselen abden memlûken lâ yakdiru alâ şey’in ve men razaknâhu minnâ rızkan hasenen fe huve yunfiku minhu sırren ve cehrâ(cehren), hel yestevûn(yestevûne), elhamdulillâh(elhamdulillâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Darp eder* Allah bir misali870; mülk edilmiş** bir kulu (ki) muktedir olamaz bir şeye karşı; ve kimseyi (ki) rızıklandırdık onu bizden güzel bir rızık (-la); öyle ki o*** infak6 eder ondan**** bir sırlı***** ve açıkça; aynı seviyede midirler? Hamd3 Allah'adır; evet! Ekserisi***** onların****** bilmezler.
Ahmed Samira: 75 God gave an example , an owned slave/human , he is not capable/able on (of) a thing, and whom what We provided for him from Us a good/beautiful provision , so he spends from it secretly and publicly , do they become equal/alike? The praise/gratitude (is) to God, but most of them do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 derabe darp eder ضَرَبَ ضرب
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 meselen bir misali مَثَلًا مثل
4 abden bir kulu عَبْدًا عبد
5 memluken bir mülk edilmiş مَمْلُوكًا ملك
6 la لَا -
7 yekdiru muktedir olamaz يَقْدِرُ قدر
8 ala karşı عَلَىٰ -
9 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
10 ve men ve kimseyi (ki) وَمَنْ -
11 razeknahu rızıklandırdık onu رَزَقْنَاهُ رزق
12 minna bizden مِنَّا -
13 rizkan bir rızık (-la) رِزْقًا رزق
14 hasenen bir güzel حَسَنًا حسن
15 fehuve öyle ki o فَهُوَ -
16 yunfiku infak eder يُنْفِقُ نفق
17 minhu ondan مِنْهُ -
18 sirran bir sır (-la) سِرًّا سرر
19 ve cehran ve açıkça وَجَهْرًا جهر
20 hel هَلْ -
21 yestevune aynı seviyedemidirler يَسْتَوُونَ سوي
22 l-hamdu Hamd الْحَمْدُ حمد
23 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
24 bel evet بَلْ -
25 ekseruhum ekserisi onların أَكْثَرُهُمْ كثر
26 la لَا -
27 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Vurur, ortaya koyar. **Başkasının mülkiyetine, kontrolüne girmiş.***Rabbimizin katından rızıklandırdığı kimse.****Rızıktan.****Gizli.*****Çoğunluğu.******İnsanların.

Ayet 76

1975|16|76|وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَآ أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَىٰهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ هَلْ يَسْتَوِى هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
1975|16|76|وضرب الله مثلا رجلين احدهما ابكم لا يقدر علي شي وهو كل علي موليه اينما يوجهه لا يات بخير هل يستوي هو ومن يامر بالعدل وهو علي صرط مستقيم
76. Ve daraballâhu meselen raculeyni ehaduhumâ ebkemu lâ yakdiru alâ şey’in ve huve kellun alâ mevlâhu eynemâ yuveccihhu lâ ye’ti bi hayr(hayrin), hel yestevî huve ve men ye’muru bil adli ve huve alâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ve darp etti* Allah bir misalini870 iki adamın; birisi ikisinden sessizdir*; muktedir olamaz bir şey üzerine; ve o bir yorgunluktur mevlâsının*** üzerine; nereye yönlendirse onu gelemez bir hayırla; aynı seviyede midir o ve kimse (ki) emreder adaleti680; ve o dosdoğru/dimdik bir yol üzerindedir?"
Ahmed Samira: 76 And God gave an example (of) two men, one of them (B) is mute, he is not capable/able on (of) a thing, and he is tired/weak (tiresome/burdensome) on (to) his master/friend/owner wherever he aims/turns him, he does not come/bring with goodness , does he become equal/alike, he and who orders/commands with the justice/equality and he is on a straight/direct/balanced road/way?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve derabe ve darp etti/vurdu وَضَرَبَ ضرب
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 meselen bir misali مَثَلًا مثل
4 raculeyni iki adamın رَجُلَيْنِ رجل
5 ehaduhuma birisi ikisinden أَحَدُهُمَا احد
6 ebkemu sessizdir أَبْكَمُ بكم
7 la لَا -
8 yekdiru kadir olmaz يَقْدِرُ قدر
9 ala üzerine عَلَىٰ -
10 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
11 vehuve ve o وَهُوَ -
12 kellun bir yüktür كَلٌّ كلل
13 ala üzerine عَلَىٰ -
14 mevlahu yakın kotuyucusuna onun مَوْلَاهُ ولي
15 eynema her nereye أَيْنَمَا -
16 yuveccihhu yönlendirir/gönderir onu يُوَجِّهْهُ وجه
17 la لَا -
18 ye'ti gelmez يَأْتِ اتي
19 bihayrin bir hayırla بِخَيْرٍ خير
20 hel midir هَلْ -
21 yestevi aynı seviyede يَسْتَوِي سوي
22 huve o هُوَ -
23 ve men ve kim وَمَنْ -
24 ye'muru emreder يَأْمُرُ امر
25 bil-adli adaleti بِالْعَدْلِ عدل
26 ve huve ve o وَهُوَ -
27 ala üzerinedir عَلَىٰ -
28 siratin bir yol صِرَاطٍ صرط
29 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *Vurdu, ortaya koydu.**Dilsizdir.***Sahibine, sorumluluğunu üstlenen kimseye.

Ayet 77

1976|16|77|وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَآ أَمْرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ ٱلْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
1976|16|77|ولله غيب السموت والارض وما امر الساعه الا كلمح البصر او هو اقرب ان الله علي كل شي قدير
77. Ve lillâhi gaybus semâvâti vel ard(ardı), ve mâ emrus sâati illâ kelemhıl basari ev huve akreb(akrebu), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ve Allah’adır gaybı62 göklerin162 ve yerin; ve değildir sâatin470 emri351 bir göz atış* gibi dışında veya o** daha yakındır***; doğrusu Allah her bir şey üzerine bir Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 77 And to God (is) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s unseen/invisible ; and the Hour’s/Resurrection’s order/command/matter/affair is not except as the eye sights’/knowledges’ twinkling/quick glance or it is nearer/closer, that God (is) on every thing capable/able .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 gaybu gaybı غَيْبُ غيب
3 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
4 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
5 ve ma ve değildir وَمَا -
6 emru emri أَمْرُ امر
7 s-saati saatin السَّاعَةِ سوع
8 illa dışında إِلَّا -
9 kelemhi bakışı gibidir كَلَمْحِ لمح
10 l-besari bir göz الْبَصَرِ بصر
11 ev veya أَوْ -
12 huve o هُوَ -
13 ekrabu daha yakındır أَقْرَبُ قرب
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 llahe Allah اللَّهَ -
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 kulli her bir كُلِّ كلل
18 şey'in şey شَيْءٍ شيا
19 kadirun bir Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *Gözün bir yere bakış süresi.**Emir.***Anlarız ki emir ışık hızında hareket etmektedir. Evrenin yırtıkları ışık hızında Güneş sistemimize ulaşacaktır.

Ayet 78

1977|16|78|وَٱللَّهُ أَخْرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
1977|16|78|والله اخرجكم من بطون امهتكم لا تعلمون شيا وجعل لكم السمع والابصر والافده لعلكم تشكرون
78. Vallâhu ahrecekum min butûni ummehâtikum lâ ta’lemune şey’en ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’idete leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ve Allah çıkardı sizleri annelerinizin karınlarından (ki) bilmezsiniz bir şey; ve yaptı sizlere işitme*; ve görüşler**; ve fuâdlar915; belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 78 And God brought you out from your mothers’ bellies/insides, you do not know a thing, and He made/created for you the sense of hearing , and the eye sights/knowledge, and the hearts/could be minds, maybe/perhaps you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 ehracekum çıkardı sizleri أَخْرَجَكُمْ خرج
3 min مِنْ -
4 butuni karınlarından بُطُونِ بطن
5 ummehatikum annelerinizin أُمَّهَاتِكُمْ امم
6 la لَا -
7 tea'lemune bilmezsiniz تَعْلَمُونَ علم
8 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
9 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
10 lekumu sizlere لَكُمُ -
11 s-sem'a işitme السَّمْعَ سمع
12 vel'ebsara ve görüşler وَالْأَبْصَارَ بصر
13 vel'ef'idete ve fuâdlar وَالْأَفْئِدَةَ فاد
14 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
15 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *İşitme sistemi.**Görme sistemi.

Ayet 79

1978|16|79|أَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلطَّيْرِ مُسَخَّرَٰتٍ فِى جَوِّ ٱلسَّمَآءِ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱللَّهُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
1978|16|79|الم يروا الي الطير مسخرت في جو السما ما يمسكهن الا الله ان في ذلك لايت لقوم يومنون
79. E lem yerev ilet tayri musahharâtin fî cevvis semâ(semâi), mâ yumsikuhunne illallâh(illallâhu), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
Hiç görmezler mi kuşu (ki) boyun eğdirilmiştir iç kısmında* göğün; tutar değildir onları Allah'ın dışında; doğrusu işte bundadır mutlak bir ayet287 iman47 eder bir kavme/topluma.
Ahmed Samira: 79 Do they not see (look) to the birds subjugated/manipulated in the sky’s atmosphere/air? None holds/grasps them except God, that in that (are) signs/evidences (E) to a nation believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 yerav görmezler mi يَرَوْا راي
3 ila إِلَى -
4 t-tayri kuşu الطَّيْرِ طير
5 musehharatin bir boyun eğdirilmiş مُسَخَّرَاتٍ سخر
6 fi فِي -
7 cevvi iç kısımda جَوِّ جوو
8 s-semai göğün السَّمَاءِ سمو
9 ma değildir مَا -
10 yumsikuhunne tutar onları يُمْسِكُهُنَّ مسك
11 illa dışında إِلَّا -
12 llahu Allah'tan اللَّهُ -
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 fi فِي -
15 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
16 layatin mutlak bir ayet لَايَاتٍ ايي
17 likavmin bir kavme/topluma لِقَوْمٍ قوم
18 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Cevvi kelimesi hava, iç kısım demektir. Göğün iç kısımları kuşların uçabilecekleri atmosfer bölgeleridir.

Ayet 80

1979|16|80|وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۢ بُيُوتِكُمْ سَكَنًا وَجَعَلَ لَكُم مِّن جُلُودِ ٱلْأَنْعَٰمِ بُيُوتًا تَسْتَخِفُّونَهَا يَوْمَ ظَعْنِكُمْ وَيَوْمَ إِقَامَتِكُمْ وَمِنْ أَصْوَافِهَا وَأَوْبَارِهَا وَأَشْعَارِهَآ أَثَٰثًا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٍ
1979|16|80|والله جعل لكم من بيوتكم سكنا وجعل لكم من جلود الانعم بيوتا تستخفونها يوم ظعنكم ويوم اقامتكم ومن اصوافها واوبارها واشعارها اثثا ومتعا الي حين
80. Vallâhu ceale lekum min buyûtikum sekenen ve ceale lekum min culûdil en’âmi buyûten testehıffûnehâ yevme za’nikum ve yevme ikâmetikum ve min asvâfihâ ve evbârihâ ve eş’ârihâ esâsen ve metâan ilâ hîn(hînin).
Ve Allah yaptı sizlere evlerinizden bir sakinlik*; ve yaptı sizlere en’âmın645 ciltlerinden/derilerinden evler**; hafifleştirirsiniz*** onu göçünüz günü ve ikametiniz günü; ve tüylerinden ve yapaklarından**** ve kıllarındandır bir döşeme; ve bir metadır54 bir süreye kadar.
Ahmed Samira: 80 And God made/created/put for you from your houses/homes tranquillity/security/residence, and He made/created/put for you from the camels’/livestock’s skins houses/homes you find it light (during the) day/time (of) your moving/departure/travel , and (the) day/time (of) your residency, and from its wool/animal hair , and its hair/wool (fur/down) , and its hair/fur home effects/woven wool and enjoyment/effects/goods to a time .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 ceale yaptı جَعَلَ جعل
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 min مِنْ -
5 buyutikum evlerinizden بُيُوتِكُمْ بيت
6 sekenen bir sakinlik سَكَنًا سكن
7 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 min مِنْ -
10 culudi ciltlerinden/derilerinden جُلُودِ جلد
11 l-en'aami en’âmdan الْأَنْعَامِ نعم
12 buyuten evler بُيُوتًا بيت
13 testehiffuneha hafifleştirirsiniz onu تَسْتَخِفُّونَهَا خفف
14 yevme gününde يَوْمَ يوم
15 zea'nikum göçünüz ظَعْنِكُمْ ظعن
16 ve yevme ve günün وَيَوْمَ يوم
17 ikametikum ikametiniz إِقَامَتِكُمْ قوم
18 ve min ve وَمِنْ -
19 esvafiha yünlerinden أَصْوَافِهَا صوف
20 ve evbariha ve yapaklarından وَأَوْبَارِهَا وبر
21 ve eş'aariha ve kıllarından وَأَشْعَارِهَا شعر
22 esasen bir döşeme أَثَاثًا اثث
23 ve metaan ve bir meta وَمَتَاعًا متع
24 ila kadar إِلَىٰ -
25 hinin bir süreye حِينٍ حين

Notlar

Not 1: *Evler sakinleşme, dinlenme, mesken edinme yerleridir.**Hayvan derilerinin ev/çadır yapımında kullanıldığını anlarız. ***Taşınması kolaydır.****Daha yumuşak olan yün benzeri tüyler.

Ayet 81

1980|16|81|وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّمَّا خَلَقَ ظِلَٰلًا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْجِبَالِ أَكْنَٰنًا وَجَعَلَ لَكُمْ سَرَٰبِيلَ تَقِيكُمُ ٱلْحَرَّ وَسَرَٰبِيلَ تَقِيكُم بَأْسَكُمْ كَذَٰلِكَ يُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تُسْلِمُونَ
1980|16|81|والله جعل لكم مما خلق ظللا وجعل لكم من الجبال اكننا وجعل لكم سربيل تقيكم الحر وسربيل تقيكم باسكم كذلك يتم نعمته عليكم لعلكم تسلمون
81. Vallâhu ceale lekum mimmâ halaka zılâlen ve ceale lekum minel cibâli eknânen ve ceale lekum serâbîle tekîkumul harra ve serâbîle tekîkum be’sekum, kezâlike yutimmu ni’metehu aleykum leallekum tuslimûn(tuslimûne).
Ve Allah yaptı sizlere yarattığından gölgeler*; ve yaptı sizlere dağlardan bir örten**; ve yaptı sizlere saran giysiler (ki) sakındırır sizleri hararete***; ve saran giysiler (ki) sakındırır sizleri zorluğunuza****; işte böyledir; tamamlar nimetini üzerinize; belki sizler teslim***** olursunuz.
Ahmed Samira: 81 And God made/created/put for you from what He created shades, and He made/created/put for you from the mountains covers/shelters/homes, and He made/created/put for you shirts/clothes (that) protects you (from) the heat, and shirts/clothes (that) protects you (from) your hardship in war, as/like that/that is how He completes185His blessing on you, maybe/perhaps you submit/surrender.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 ceale yaptı جَعَلَ جعل
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 mimma مِمَّا -
5 haleka yarattığından خَلَقَ خلق
6 zilalen gölgeler ظِلَالًا ظلل
7 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 mine مِنَ -
10 l-cibali dağlardan الْجِبَالِ جبل
11 eknanen bir örten أَكْنَانًا كنن
12 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
13 lekum sizlere لَكُمْ -
14 serabile saran giysiler سَرَابِيلَ سربل
15 tekikumu sakındırır sizleri تَقِيكُمُ وقي
16 l-harra hararete الْحَرَّ حرر
17 ve serabile ve saran giysiler وَسَرَابِيلَ سربل
18 tekikum sakındırır sizleri تَقِيكُمْ وقي
19 be'sekum zorluğunuza بَأْسَكُمْ باس
20 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
21 yutimmu tamamlar يُتِمُّ تمم
22 nia'metehu nimetini نِعْمَتَهُ نعم
23 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
24 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
25 tuslimune teslim olursunuz تُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *Her türlü gölge.**Doğal barınaklar. ***Sıcağa karşı.****Zırhlar; savaş gibi zor durumlarda.*****İslam olursunuz.

Ayet 82

1981|16|82|فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
1981|16|82|فان تولوا فانما عليك البلغ المبين
82. Fe in tevellev fe innemâ aleykel belâgul mubîn(mubînu).
Öyle ki eğer yüz çevirdilerse; öyle ki üzerinedir (senin) ancak399 apaçık belagat515.
Ahmed Samira: 82 So if they turned away, so but on you (is) the information/communication, the clear/evident .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 tevellev yüz çevirdilerse تَوَلَّوْا ولي
3 feinnema öyle ki ancak فَإِنَّمَا -
4 aleyke üzerinedir عَلَيْكَ -
5 l-belagu belagat الْبَلَاغُ بلغ
6 l-mubinu apaçık الْمُبِينُ بين

Ayet 83

1982|16|83|يَعْرِفُونَ نِعْمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ
1982|16|83|يعرفون نعمت الله ثم ينكرونها واكثرهم الكفرون
83. Ya’rifûne ni’metallâhi summe yunkirûnehâ ve ekseruhumul kâfirûn(kâfirûne).
Arif olurlar* nimetine757 Allah'ın; sonra inkar ederler onu**; ve ekserisi onların kâfirlerdir25.
Ahmed Samira: 83 They know God’s blessing , then they deny it, and most of them (are) the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yea'rifune arif olurlar يَعْرِفُونَ عرف
2 nia'mete nimetine نِعْمَتَ نعم
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 summe sonra ثُمَّ -
5 yunkiruneha inkar ederler onu يُنْكِرُونَهَا نكر
6 ve ekseruhumu ve ekserisi onların وَأَكْثَرُهُمُ كثر
7 l-kafirune kâfirlerdir الْكَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Farkına varırlar.**Nimeti.

Ayet 84

1983|16|84|وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
1983|16|84|ويوم نبعث من كل امه شهيدا ثم لا يوذن للذين كفروا ولا هم يستعتبون
84. Ve yevme neb’asu min kulli ummetin şehîden summe lâ yu’zenu lillezînekeferû ve lâ hum yusta’tebûn(yusta’tebûne).
Ve gündür (ki) görevlendiririz her bir ümmetten305 bir şahit/tanık*; sonra izin verilmez kâfirlik25 etmiş kimselere; ve onlar serzenişte/sitemde bulundurulmazlar.
Ahmed Samira: 84 And a day/time We send/resurrect/revive from every nation a witness/testifier, then (it will) not be allowed/permitted to those who disbelieved, and nor they be allowed to offer reconciliation/appeasement.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür وَيَوْمَ يوم
2 neb'asu görevlendiririz نَبْعَثُ بعث
3 min مِنْ -
4 kulli her كُلِّ كلل
5 ummetin ümmetten أُمَّةٍ امم
6 şehiden bir şahit/tanık شَهِيدًا شهد
7 summe sonra ثُمَّ -
8 la لَا -
9 yu'zenu izin verilmez يُؤْذَنُ اذن
10 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
11 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
12 ve la ve ne de وَلَا -
13 hum onları هُمْ -
14 yustea'tebune serzeniş/sitemde bulundurulmazlar يُسْتَعْتَبُونَ عتب

Notlar

Not 1: *O ümmete gönderilmiş olan resûller.

Ayet 85

1984|16|85|وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلْعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
1984|16|85|واذا را الذين ظلموا العذاب فلا يخفف عنهم ولا هم ينظرون
85. Ve izâ raellezîne zalemûl azâbe fe lâ yuhaffefuanhum ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
Ve gördüğü zaman zulmetmiş257 kimseler azabı; öyle ki hafifletilmez* onlardan; ve onlar göz açtırılmazlar**.
Ahmed Samira: 85 And if those who caused injustice/oppression saw/understood the torture, so (it) does not be reduced/lightened from them, and nor they be given time/looked at .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 raa gördüğü رَأَى راي
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
5 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
6 fela öyle ki فَلَا -
7 yuhaffefu hafifletilmez يُخَفَّفُ خفف
8 anhum onlardan عَنْهُمْ -
9 ve la ve وَلَا -
10 hum onlar هُمْ -
11 yunzerune göz açtırılmazlar يُنْظَرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Azap.**Derhal azaba sunulurlar.

Ayet 86

1985|16|86|وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ شُرَكَآءَهُمْ قَالُوا۟ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدْعُوا۟ مِن دُونِكَ فَأَلْقَوْا۟ إِلَيْهِمُ ٱلْقَوْلَ إِنَّكُمْ لَكَٰذِبُونَ
1985|16|86|واذا را الذين اشركوا شركاهم قالوا ربنا هولا شركاونا الذين كنا ندعوا من دونك فالقوا اليهم القول انكم لكذبون
86. Ve izâ raellezîne eşrekû şurekâehum kâlû rabbenâ hâulâi şurekâunellezîne kunnâ ned’û min dûnik(dûnike), fe elkav ileyhimul kavle innekum le kâzibûn(kâzibûne).
Ve gördükleri zaman şirk koşmuş71 kimseler şirk koştuklarını71 dediler: "Rabbimiz! İşte bunlar şirk koştuklarımızdır; kimselerdir (ki) olduk çağırırlar senin astından"; öyle ki attılar* onlara** kavil/söz; "doğrusu sizler mutlak yalancılarsınız195***."
Ahmed Samira: 86 And if those who shared/made partners (with God) saw their partners (with God), they said: "Our Lord, those (are) our partners (with You), those whom we were calling from other than You." So they threw the saying/word/opinion and belief that you (are) lying/denying/falsifying (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 raa gördükleri رَأَى راي
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 eşraku şirk koştular أَشْرَكُوا شرك
5 şuraka'ehum şirk koştuklarını شُرَكَاءَهُمْ شرك
6 kalu dediler قَالُوا قول
7 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
8 ha'ula'i işte bunlar هَٰؤُلَاءِ -
9 şuraka'una şirk koştuklarımız شُرَكَاؤُنَا شرك
10 ellezine kimsler الَّذِينَ -
11 kunna olduk كُنَّا كون
12 ned'u çağırırlar نَدْعُو دعو
13 min مِنْ -
14 dunike astından senin دُونِكَ دون
15 feelkav öyle ki attılar فَأَلْقَوْا لقي
16 ileyhimu onlara إِلَيْهِمُ -
17 l-kavle kavil/söz الْقَوْلَ قول
18 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
19 lekazibune mutlak yalancılarsınız لَكَاذِبُونَ كذب

Notlar

Not 1: *Şirk koşulanlar.**Şirk koşanlara.***Ayetleri yalanlayanlarsınız.

Ayet 87

1986|16|87|وَأَلْقَوْا۟ إِلَى ٱللَّهِ يَوْمَئِذٍ ٱلسَّلَمَ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
1986|16|87|والقوا الي الله يوميذ السلم وضل عنهم ما كانوا يفترون
87. Ve elkav ilallâhi yevme izinis seleme ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne).
Ve karşılaştılar Allah'a o gün selam* (-da); ve dalalete128 düştü onlardan iftira402 atar oldukları.
Ahmed Samira: 87 And they threw to God (on) that day/time the submission/surrender , and what they were fabricating/cutting and splitting (was) wasted/nullified/lost from them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve elkav ve karşılaştılar وَأَلْقَوْا لقي
2 ila إِلَى -
3 llahi Allah'a اللَّهِ -
4 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
5 s-seleme selâm (-da) السَّلَمَ سلم
6 ve delle ve dalalete düştü وَضَلَّ ضلل
7 anhum onlardan عَنْهُمْ -
8 ma مَا -
9 kanu olduklarından كَانُوا كون
10 yefterune iftira atarlar يَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Mutlak teslim olmuş durumda.

Ayet 88

1987|16|88|ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدْنَٰهُمْ عَذَابًا فَوْقَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يُفْسِدُونَ
1987|16|88|الذين كفروا وصدوا عن سبيل الله زدنهم عذابا فوق العذاب بما كانوا يفسدون
88. Ellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi zidnâhum azâben fevkal azâbi bimâ kânû yufsidûn(yufsidûne).
Kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; ve set çektiler1023 Allah'ın yolundan336; ziyade ederiz* onlara bir azabı azabın** üstüne; fesat265 çıkarırlar olduklarından.
Ahmed Samira: 88 Those who disbelieved and prevented/obstructed from Gods’ way/path , We increased them torture over/on the torture, because (of) what they were corrupting/disordering .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
3 ve saddu ve set çektiler وَصَدُّوا صدد
4 an عَنْ -
5 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 zidnahum ziyade ederiz onlara زِدْنَاهُمْ زيد
8 azaben azabı عَذَابًا عذب
9 fevka üstüne فَوْقَ فوق
10 l-azabi azap الْعَذَابِ عذب
11 bima بِمَا -
12 kanu olduklarından كَانُوا كون
13 yufsidune fesat çıkarırlar يُفْسِدُونَ فسد

Notlar

Not 1: *Artırırız.**Azap üstüne azap veririz.

Ayet 89

1988|16|89|وَيَوْمَ نَبْعَثُ فِى كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيْهِم مِّنْ أَنفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ تِبْيَٰنًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ
1988|16|89|ويوم نبعث في كل امه شهيدا عليهم من انفسهم وجينا بك شهيدا علي هولا ونزلنا عليك الكتب تبينا لكل شي وهدي ورحمه وبشري للمسلمين
89. Ve yevme neb’asu fî kulli ummetin şehîden aleyhim min enfusihim ve ci’nâbike şehîden alâ hâulâ(hâulâi), ve nezzelnâ aleykel kitâbe tibyânen likulli şey’in ve huden ve rahmeten ve buşrâ lil muslimîn(muslimîne).
Ve gündür (ki) görevlendiririz her bir ümmette305* üzerlerine bir şahit/tanık** kendi*** nefislerinden201; ve geldik seninle**** bir şahit/tanık (olarak) üzerine bunların; ve indirdik sana**** kitabı***** (ki) bir beyanattır620 her bir şeye; ve doğru yola kılavuzdur; ve bir rahmettir271; ve müjdededir müslimlere45.
Ahmed Samira: 89 And a day/time, We send/resurrect/revive in every nation/generation a witness/testifier on them from themselves, and We came with you (as) a witness/testifier on those, and We descended on you The Book (a) clarification/explanation to every thing, and guidance, and mercy, and a good news to the Moslems/submitters/surrenderers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür وَيَوْمَ يوم
2 neb'asu görevlendiriz نَبْعَثُ بعث
3 fi فِي -
4 kulli her bir كُلِّ كلل
5 ummetin ümmette أُمَّةٍ امم
6 şehiden bir şahit/tanık شَهِيدًا شهد
7 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
8 min مِنْ -
9 enfusihim kendi nefislerinden أَنْفُسِهِمْ نفس
10 ve ci'na ve geldik وَجِئْنَا جيا
11 bike seninle بِكَ -
12 şehiden bir şahit/tanık (olarak) شَهِيدًا شهد
13 ala üzerine عَلَىٰ -
14 ha'ula'i bunların هَٰؤُلَاءِ -
15 ve nezzelna ve indirdik وَنَزَّلْنَا نزل
16 aleyke sana عَلَيْكَ -
17 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
18 tibyanen bir beyan تِبْيَانًا بين
19 likulli her bir لِكُلِّ كلل
20 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
21 ve huden ve doğru yola kılavuzdur وَهُدًى هدي
22 ve rahmeten ve bir rahmettir وَرَحْمَةً رحم
23 ve buşra ve müjdededir وَبُشْرَىٰ بشر
24 lilmuslimine müslimlere لِلْمُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1: *Fi edatı "içinde" demektir. Görevlendirilen resûller mutlaka o ümmetin içinden olacaktır.**Ümmete gönderilmiş olan resûl veya resûller.***Ümmetin içinden çıkan ve onlarla aynı dili konuşan kendilerinden bir resûl. ****Nebi ve resûl Muhammed. Şerefli Kur'ân'ın kendisine indirilerek şereflendirildiği nebi Muhammed de tüm bunlara tanık olarak getirilecektir.*****Kur'ân'ı.

Ayet 90

1989|16|90|إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَٱلْإِحْسَٰنِ وَإِيتَآئِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَٱلْبَغْىِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
1989|16|90|ان الله يامر بالعدل والاحسن وايتاي ذي القربي وينهي عن الفحشا والمنكر والبغي يعظكم لعلكم تذكرون
90. İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagy(bagyi), yeizukum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Doğrusu Allah emreder adaleti680 ve ihsânı250 ve vermeyi yakınlık130 sahiplerine; ve meneder fahşâdan81 ve münkerden82; ve aranmaktan/bakınmaktan yanlışa/taşmaya; vaaz653 verir* sizlere; belki sizler zikredersiniz78.
Ahmed Samira: 90 That God orders/commands with the justice/equality and the goodness, and giving/bringing (to) of the relations/near, and (God) forbids/prevents from the enormous/atrocious deeds , and the defiance of God and His orders/obscenity , and the oppression/transgression , He preaches to/advises/warns you, maybe/perhaps you mention/remember .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 ye'muru emreder يَأْمُرُ امر
4 bil-adli adaleti بِالْعَدْلِ عدل
5 vel'ihsani ve ihsanı وَالْإِحْسَانِ حسن
6 ve ita'i ve vermeyi وَإِيتَاءِ اتي
7 zi ذِي -
8 l-kurba yakınlık sahiplerine الْقُرْبَىٰ قرب
9 ve yenha ve meneder وَيَنْهَىٰ نهي
10 ani عَنِ -
11 l-fehşa'i fahşadan الْفَحْشَاءِ فحش
12 velmunkeri ve münkerden وَالْمُنْكَرِ نكر
13 velbegyi ve aranmaktan/bakınmaktan yanlışa/taşmaya وَالْبَغْيِ بغي
14 yeizukum vaaz verir sizlere يَعِظُكُمْ وعظ
15 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
16 tezekkerune zikredersiniz تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 91

1990|16|91|وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ إِذَا عَٰهَدتُّمْ وَلَا تَنقُضُوا۟ ٱلْأَيْمَٰنَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ ٱللَّهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلًا إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ
1990|16|91|واوفوا بعهد الله اذا عهدتم ولا تنقضوا الايمن بعد توكيدها وقد جعلتم الله عليكم كفيلا ان الله يعلم ما تفعلون
91. Ve evfû bi ahdillâhi izâ ahedtum ve lâ tenkudûl eymâne ba’de tevkîdihâ ve kad cealtumullâhe aleykum kefîlâ(kefîlen), innallâhe ya’lemu mâ tef’alûn(tef’alûne).
Ve tamamlayın ahdini* Allah'ın ahitleştiğiniz** zaman; ve bozmayın yeminleri pekişmesi sonrasından onun*; ve muhakkak yaptınız Allah'ı üzerinize bir kefil; doğrusu Allah bilir faaliyet ettiğinizi.
Ahmed Samira: 91 And fulfill/complete with God’s promise/contract if you promised/pledged , and do not break/destroy the faith/belief after its confirmation/assurance , and you had made/put God on you (as) a sponsor/supporter , that God knows what you make/do.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve evfu ve tamamlayın وَأَوْفُوا وفي
2 biahdi ahdini بِعَهْدِ عهد
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 iza zaman إِذَا -
5 aahedtum ahitleştiğiniz عَاهَدْتُمْ عهد
6 ve la ve وَلَا -
7 tenkudu bozmayın تَنْقُضُوا نقض
8 l-eymane yeminleri الْأَيْمَانَ يمن
9 bea'de بَعْدَ بعد
10 tevkidiha pekişmesi sonrasından onun تَوْكِيدِهَا وكد
11 vekad ve muhakkak وَقَدْ -
12 cealtumu yaptınız جَعَلْتُمُ جعل
13 llahe Allah'ı اللَّهَ -
14 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
15 kefilen bir kefil كَفِيلًا كفل
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 llahe Allah اللَّهَ -
18 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
19 ma مَا -
20 tef'alune faaliyet ettiğinizi تَفْعَلُونَ فعل

Notlar

Not 1: *Antlaşmasını. Allah'ın antlaşması verilen sözlerin tutulması, yerine getirilmesidir.**Aranızda antlaşma yaptığınız zaman.***Yeminin.

Ayet 92

1991|16|92|وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّتِى نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنۢ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنكَٰثًا تَتَّخِذُونَ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِىَ أَرْبَىٰ مِنْ أُمَّةٍ إِنَّمَا يَبْلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
1991|16|92|ولا تكونوا كالتي نقضت غزلها من بعد قوه انكثا تتخذون ايمنكم دخلا بينكم ان تكون امه هي اربي من امه انما يبلوكم الله به وليبينن لكم يوم القيمه ما كنتم فيه تختلفون
92. Ve lâ tekûnû kelletî nekadat gazlehâ min ba’di kuvvetin enkâsâ(enkâsen), tettehızûne eymânekum dehalen beynekum en tekûne ummetun hiye erbâ min ummeh(ummetin), innemâ yeblûkumullâhu bih(bihî), ve le yubeyyinenne lekum yevmel kıyâmeti mâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).
Ve olmayın bozan* gibi eğirişmiş ipliği** sonrasında bir kuvvetli***; çözülmüşler**** (olarak); edinirsiniz yeminlerinizi aranızda bir dehale1024; ki olur bir ümmet305 o (ki) ribalandı383 bir ümmetten305; ancak belalandırır256 sizleri Allah onunla*****; ve mutlak beyan226 eder sizlere kıyamet günü148 kendisinde (ki) ihtilafa düşer olduğunuzu.
Ahmed Samira: 92 And do no be like who unbound/broke/destroyed her yarn/spun thread (into) unraveling/fraying/untwisted strands of yarn from after (its) strength , you take your rights/oaths (as) deceit/blemishes between you, that (E) a nation be more grown/increased than a nation, but/truly God tests you with it, and to clarify/show/explain for you (on) the Resurrection Day what you were in it differing/disagreeing/disputing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tekunu olmayın تَكُونُوا كون
3 kalleti gibi كَالَّتِي -
4 nekadet bozan نَقَضَتْ نقض
5 gazleha eğirişmiş ipliği غَزْلَهَا غزل
6 min مِنْ -
7 bea'di sonra بَعْدِ بعد
8 kuvvetin bir kuvvetli قُوَّةٍ قوي
9 enkasen çözülmüşler أَنْكَاثًا نكث
10 tettehizune edinirsiniz تَتَّخِذُونَ اخذ
11 eymanekum yeminlerinizi أَيْمَانَكُمْ يمن
12 dehalen bir dahile دَخَلًا دخل
13 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
14 en ki أَنْ -
15 tekune olur تَكُونَ كون
16 ummetun bir ümmet أُمَّةٌ امم
17 hiye o هِيَ -
18 erba katlandı أَرْبَىٰ ربو
19 min مِنْ -
20 ummetin bir ümmetten أُمَّةٍ امم
21 innema ancak إِنَّمَا -
22 yeblukumu belalandırır sizleri يَبْلُوكُمُ بلو
23 llahu Allah اللَّهُ -
24 bihi onunla بِهِ -
25 veleyubeyyinenne ve mutlak beyan eder وَلَيُبَيِّنَنَّ بين
26 lekum sizlere لَكُمْ -
27 yevme günü يَوْمَ يوم
28 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
29 ma مَا -
30 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
31 fihi onda فِيهِ -
32 tehtelifune ihtilafa düşersiniz تَخْتَلِفُونَ خلف

Notlar

Not 1: *Kadın.**Kadın ince iplikleri eğirerek birbirine sarar ve çok kuvvetli tek bir ip elde eder.***Birbirine sarılmış küçük ipler çok sağlam/kuvvetli tek bir ip olur.****Sağlam/kuvvetli bir ipin liflerinin birbirinden ayrılmış, çözülmüş halleri.*****Verdiği katmerli üstünlükle.

Ayet 93

1992|16|93|وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَلَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
1992|16|93|ولو شا الله لجعلكم امه وحده ولكن يضل من يشا ويهدي من يشا ولتسلن عما كنتم تعملون
93. Ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhideten ve lâkin yudıllu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve le tus’elunne ammâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Velev/şayet dileseydi Allah mutlak yapardı sizleri tek bir ümmet305; velakin/fakat dalalette128 bırakır dilediği kimseyi; ve doğruya kılavuzlar dilediği kimseyi; ve mutlaka sual edilirsiniz* yapar olduğunuzdan.
Ahmed Samira: 93 And if God wanted/willed He would have made/created you one nation/generation , and but God misguides whom He wills/wants, and He guides whom He wills/wants, and you will be asked/questioned (E) about what you were making/doing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev/şayet وَلَوْ -
2 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 lecealekum mutlak yapardı sizleri لَجَعَلَكُمْ جعل
5 ummeten bir ümmet أُمَّةً امم
6 vahideten bir tek وَاحِدَةً وحد
7 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
8 yudillu dalalette bırakır يُضِلُّ ضلل
9 men kimseyi مَنْ -
10 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
11 ve yehdi ve doğruya kılavuzlar وَيَهْدِي هدي
12 men kimseyi مَنْ -
13 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
14 veletuselunne ve mutlaka sual edilirsiniz وَلَتُسْأَلُنَّ سال
15 amma عَمَّا -
16 kuntum olduğunuzdan كُنْتُمْ كون
17 tea'melune yaparlar تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Sorulursunuz.

Ayet 94

1993|16|94|وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌۢ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
1993|16|94|ولا تتخذوا ايمنكم دخلا بينكم فتزل قدم بعد ثبوتها وتذوقوا السو بما صددتم عن سبيل الله ولكم عذاب عظيم
94. Ve lâ tettehızû eymânekum dehalen beynekum fe tezille kademun ba’de subûtihâ ve tezûkus sûe bimâ sadedtum an sebîlillâh(sebîlillâhi), ve lekum azâbun azîm(azîmun).
Tutmayın yeminlerinizi bir dehal1024 aranızda; öyle ki kayar bir ayak sonrasında onun* sabitlenmesi; ve tadarsınız kötülüğü Allah'ın yoluna336 set çektiğinizden1023 (-dolayı); ve sizleredir büyük bir azap.
Ahmed Samira: 94 And do not take your rights/oaths (as) deceit/blemishes between you, so (a) foot/foothold in goodness and knowledge slips/falls/sins after its steadfastness/stability/strength , and you taste/experience the bad/evil/harm because (of) what you prevented/obstructed from God’s way/path , and for you (is) a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la وَلَا -
2 tettehizu tutmayın تَتَّخِذُوا اخذ
3 eymanekum yeminlerinizi أَيْمَانَكُمْ يمن
4 dehalen bir dehal دَخَلًا دخل
5 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
6 fetezille öyle ki kayar فَتَزِلَّ زلل
7 kademun bir ayak قَدَمٌ قدم
8 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
9 subutiha sabitlenmesi onun ثُبُوتِهَا ثبت
10 ve tezuku ve tadarsınız وَتَذُوقُوا ذوق
11 s-su'e kötülüğü السُّوءَ سوا
12 bima بِمَا -
13 sadedtum set çektiğinizden (-dolayı) صَدَدْتُمْ صدد
14 an عَنْ -
15 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
16 llahi Allah'ın اللَّهِ -
17 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
18 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
19 azimun bir büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Ayağın.

Ayet 95

1994|16|95|وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِعَهْدِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
1994|16|95|ولا تشتروا بعهد الله ثمنا قليلا انما عند الله هو خير لكم ان كنتم تعلمون
95. Ve lâ teşterû bi ahdillâhi semenen kalîlâ(kalîlen), innemâ indallâhi huve hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve satmayın Allah'a (olan) ahdi187* az bir fiyata; doğrusu Allah'ın indideki/katındaki (ki) o bir hayırdır sizlere; eğer olduysanız bilirler.
Ahmed Samira: 95 And do not buy/volunteer with Gods’ promise/pledge a small/little price, but/truly (what is) at God, it is186best for you, if you were knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 teşteru satmayın تَشْتَرُوا شري
3 biahdi ahdi بِعَهْدِ عهد
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 semenen bir fiyata ثَمَنًا ثمن
6 kalilen biraz قَلِيلًا قلل
7 innema doğrusu إِنَّمَا -
8 inde indideki/katındaki عِنْدَ عند
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 huve o هُوَ -
11 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
12 lekum sizlere لَكُمْ -
13 in eğer إِنْ -
14 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
15 tea'lemune bilirler تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'a bilinçlerimizin arşta yaptığı sözleşme, antlaşma. Şeytânın adımlarını izlememe.

Ayet 96

1995|16|96|مَا عِندَكُمْ يَنفَدُ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقٍ وَلَنَجْزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓا۟ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1995|16|96|ما عندكم ينفد وما عند الله باق ولنجزين الذين صبروا اجرهم باحسن ما كانوا يعملون
96. Mâ ındekum yenfedu ve mâ ındallâhi bâk(bâkın), ve le necziyennellezîne saberû ecrehum bi ahseni mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
İndinizdeki/yanınızdaki tükenir; Allah'ın indindeki/yanındaki bir bakidir567; ve mutlak cezalandırırız63 sabretmiş51 kimseleri ecirlerine820 (karşı); yapar olduklarının daha güzeliyle*.
Ahmed Samira: 96 What (is) at you depletes/exhausts , and what (is) at God (is) remaining/lasting/continuing, and We will reimburse (E) those who were patient their reward with (the) best (of) what they were making/doing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma مَا -
2 indekum indinizdeki/yanınızdaki عِنْدَكُمْ عند
3 yenfedu tükenir يَنْفَدُ نفد
4 ve ma bulunan ise وَمَا -
5 inde indedeki عِنْدَ عند
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 bakin bir bakidir بَاقٍ بقي
8 velenecziyenne ve mutlak cezalandırırız وَلَنَجْزِيَنَّ جزي
9 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
10 saberu sabrettiler صَبَرُوا صبر
11 ecrahum ecirlerine أَجْرَهُمْ اجر
12 biehseni daha güzeliyle بِأَحْسَنِ حسن
13 ma مَا -
14 kanu olduklarına كَانُوا كون
15 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Rabbimiz hak edenlere hak ettiği ecirden daha güzelini verecektir.

Ayet 97

1996|16|97|مَنْ عَمِلَ صَٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1996|16|97|من عمل صلحا من ذكر او انثي وهو مومن فلنحيينه حيوه طيبه ولنجزينهم اجرهم باحسن ما كانوا يعملون
97. Men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu’minun fe le nuhyiyennehu hayâten tayyibeh(tayyibeten), ve le necziyennehum ecrehum bi ahseni mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Kim yaptı bir sâlihât18 erkekten veya kadından; ve o (ki) bir mümindir27; öyle ki mutlak hayat veririz ona* güzel bir hayat; ve mutlak cezalandırırız63 onları ecirlerine820 (karşı); yapar olduklarının daha güzeliyle**.
Ahmed Samira: 97 Who made/did correct/righteous deeds from a male or a female, and he is believing, so We will make him live a good life , and We will reward them (E) , their reward/wage/fee with (the) best (of) what they making/doing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 amile yaptı عَمِلَ عمل
3 salihen bir sâlihât صَالِحًا صلح
4 min مِنْ -
5 zekerin erkekten ذَكَرٍ ذكر
6 ev veya أَوْ -
7 unsa kadından أُنْثَىٰ انث
8 vehuve ve o وَهُوَ -
9 mu'minun bir mümindir مُؤْمِنٌ امن
10 felenuhyiyennehu öyle ki mutlak hayat veririz ona فَلَنُحْيِيَنَّهُ حيي
11 hayaten bir hayat حَيَاةً حيي
12 tayyibeten bir güzel طَيِّبَةً طيب
13 velenecziyennehum ve mutlak cezalandırırız onları وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ جزي
14 ecrahum ecirlerini أَجْرَهُمْ اجر
15 biehseni en güzeliyle بِأَحْسَنِ حسن
16 ma مَا -
17 kanu olduklarına كَانُوا كون
18 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *O kimseye.**Rabbimiz hak edenlere hak ettiği ecirden daha güzelini verecektir.

Ayet 98

1997|16|98|فَإِذَا قَرَأْتَ ٱلْقُرْءَانَ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ
1997|16|98|فاذا قرات القران فاستعذ بالله من الشيطن الرجيم
98. Fe izâ kare’tel kur’âne festeız billâhi mineş şeytânir racîm(racîmi).
Öyle ki kıraat578 ettiğin zaman Kur’ân’ı; öyle ki sığın Allah'a racîm411 şeytândan29.
Ahmed Samira: 98 So if you read the Koran so seek protection by God from (against) the devil, the cursed/expelled.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feiza öyle ki فَإِذَا -
2 karate' kıraat ettiğin zaman قَرَأْتَ قرا
3 l-kurane Kur’an’ı الْقُرْانَ قرا
4 festeiz öyle ki sığın فَاسْتَعِذْ عوذ
5 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
6 mine مِنَ -
7 ş-şeytani şeytandan- الشَّيْطَانِ شطن
8 r-racimi racim الرَّجِيمِ رجم

Ayet 99

1998|16|99|إِنَّهُۥ لَيْسَ لَهُۥ سُلْطَٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
1998|16|99|انه ليس له سلطن علي الذين امنوا وعلي ربهم يتوكلون
99. İnnehu leyse lehu sultânun alellezîne âmenû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).
Doğrusu o*; olmadı ona** bir sultân660 kimseler üzerine (ki) iman47 ettiler; ve (onlar) Rablerinin4 üzerine tevekkül79 ederler.
Ahmed Samira: 99 That He, (there) is not for him power/control on those who believed and on their Lord they rely/trust/surrender to.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
2 leyse olmadı لَيْسَ ليس
3 lehu ona لَهُ -
4 sultanun bir sultan سُلْطَانٌ سلط
5 ala üzerine عَلَى -
6 ellezine kimseler الَّذِينَ -
7 amenu iman ettiler امَنُوا امن
8 ve ala ve üzerine وَعَلَىٰ -
9 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
10 yetevekkelune tevekküle ederler يَتَوَكَّلُونَ وكل

Notlar

Not 1: *Şeytân.**Şeytâna.

Ayet 100

1999|16|100|إِنَّمَا سُلْطَٰنُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُۥ وَٱلَّذِينَ هُم بِهِۦ مُشْرِكُونَ
1999|16|100|انما سلطنه علي الذين يتولونه والذين هم به مشركون
100. İnnemâ sultânuhu alellezîne yetevellevnehu vellezîne hum bihî müşrikûn(müşrikûne).
Ancak ki sultânlığı660 onun* üzerinedir kimselerin (ki) veli28 edinirler onu**; ve kimseleredir (ki) onlar onunla*** müşriklerdir36.
Ahmed Samira: 100 But his power/control (is) on those who follow him, and those whom (are) with him, (they are) sharing/taking partners (as gods).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 sultanuhu sultânlığı onun سُلْطَانُهُ سلط
3 ala üzerine عَلَى -
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 yetevellevnehu veli edinirler onu يَتَوَلَّوْنَهُ ولي
6 vellezine ve kimselere وَالَّذِينَ -
7 hum onlar هُمْ -
8 bihi onunla بِهِ -
9 muşrikune müşrilerdir مُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Şeytânın.**Şeytânı.***Şeytânla müşrik olurlar; şirk koşarlar. Şeytânın tek amacı vardır; o da Yüce Allah'a şirk koşturmak. Kur'an haricinde dinde hüküm koyan uydurmasyonlara, zanlara iman ettirmek.

Ayet 101

2000|16|101|وَإِذَا بَدَّلْنَآ ءَايَةً مَّكَانَ ءَايَةٍ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مُفْتَرٍۭ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
2000|16|101|واذا بدلنا ايه مكان ايه والله اعلم بما ينزل قالوا انما انت مفتر بل اكثرهم لا يعلمون
101. Ve izâ beddelnâ âyeten mekâne âyetin vallâhu a’lemu bimâ yunezzilu kâlû innemâ ente mufter(mufterin), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve değiştirdiğimiz1034 zaman bir ayeti* bir ayet* mekanına**; ve Allah daha iyi bilendir indirdiğini***; dediler****: "Ancak ki sen***** iftira883 atansın******"; evet! Ekserisi onların******* bilmezler.
Ahmed Samira: 101 And if We exchanged/replaced/substituted a verse in place (of) a verse , and God is more knowledgeable with what He descends, they said: "But you are a fabricator/cutter and splitter." Rather most of them do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve وَإِذَا -
2 beddelna değiştirdiğimiz zaman بَدَّلْنَا بدل
3 ayeten bir ayeti ايَةً ايي
4 mekane mekanına مَكَانَ كون
5 ayetin bir ayet ايَةٍ ايي
6 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
7 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
8 bima بِمَا -
9 yunezzilu indirdiğini يُنَزِّلُ نزل
10 kalu dediler قَالُوا قول
11 innema ancak ki إِنَّمَا -
12 ente sen أَنْتَ -
13 mufterin iftira atansın مُفْتَرٍ فري
14 bel evet بَلْ -
15 ekseruhum ekserisi onların أَكْثَرُهُمْ كثر
16 la لَا -
17 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Rabbimiz bir kutsal kitabın yerine başka bir kutsal kitabı değiştirerek indirir.*Yerine.***Kutsal kitapların inmiş ayetleri.****Kitap ehli. *****Nebi ve resûl Muhammed. ******Yüce Allah'ın İncîl ve Tevrât yerine Kur'ân'ı nebisi ve resûlü Muhammed üzerine indireceğini sanmayan kitap ehli onun iftiracı olduğunu söylerler. *******Kitap ehlinin.

Ayet 102

2001|16|102|قُلْ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلْقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ
2001|16|102|قل نزله روح القدس من ربك بالحق ليثبت الذين امنوا وهدي وبشري للمسلمين
102. Kul nezzelehu rûhul kudusi min rabbike bil hakkı li yusebbitellezîne âmenû ve huden ve buşrâ lil muslimîn(muslimîne).
De ki*: "İndirdi onu** kutsal*** ruh279 (senin) Rabbinden4 hakla/gerçekle; sabitlemek içindir kimseleri (ki) iman47 ettiler; ve bir doğru yola kılavuzdur; ve müjdedir müslimlere45."
Ahmed Samira: 102 Say: "The Holy/Sanctimonious Soul/Sprit descended it from your Lord with the truth to affirm/strengthen those who believed, and guidance, and a good news to the Moslems/submitters/surrenderers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 nezzelehu indirdi onu نَزَّلَهُ نزل
3 ruhu ruh رُوحُ روح
4 l-kudusi kutsal الْقُدُسِ قدس
5 min مِنْ -
6 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
7 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
8 liyusebbite sabitlemek için لِيُثَبِّتَ ثبت
9 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
10 amenu iman etmiş امَنُوا امن
11 ve huden ve bir doğru yola kılavuz وَهُدًى هدي
12 ve buşra ve müjde وَبُشْرَىٰ بشر
13 lilmuslimine müslimlere لِلْمُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhamemed.**Kur'ân'ı.***Kutsal ruh işareti de boşuna değildir. Rabbimiz bir önceki ayette işaret edilen kitap ehline (Yahudilere ve Hristiyanlara) anladıkları dilden anlatmaktadır. Aynı kutsal ruh Mûsâ'ya ve Îsâ'ya nasıl kitapları indirdiyse aynı şekilde Muhammed'e de indirdi. Nokta.

Ayet 103

2002|16|103|وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٌ لِّسَانُ ٱلَّذِى يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِىٌّ وَهَٰذَا لِسَانٌ عَرَبِىٌّ مُّبِينٌ
2002|16|103|ولقد نعلم انهم يقولون انما يعلمه بشر لسان الذي يلحدون اليه اعجمي وهذا لسان عربي مبين
103. Ve lekad na’lemu ennehum yekûlûne innemâ yuallimuhu beşer(beşerun), lisânullezî yulhıdûne ileyhi a’cemiyyun ve hâzâ lisânun arabiyyun mubîn(mubînun).
Ve ant olsun biliriz ki onlar* derler: "Doğrusu bildirir** ona*** bir beşer****"; kendisine***** yeltendiklerinin lisanı/dili a’cemiydir1027; ve bu****** (ki) apaçık arabiy929 bir lisandır/dildir.
Ahmed Samira: 103 And We have known that they say: "But/indeed a human teaches/instructs him, (the) tongue/language/speech (of) those who deviate, insult and defame to Him, non-Arabic/Persian (tongue/language/speech), and this (is) an Arabic clear/evident tongue/language/speech.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 nea'lemu biliriz نَعْلَمُ علم
3 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
4 yekulune derler يَقُولُونَ قول
5 innema doğrusu إِنَّمَا -
6 yuallimuhu bildirir ona يُعَلِّمُهُ علم
7 beşerun bir beşerin بَشَرٌ بشر
8 lisanu lisanı/dili لِسَانُ لسن
9 llezi kimseni الَّذِي -
10 yulhidune yeltendikleri يُلْحِدُونَ لحد
11 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
12 ea'cemiyyun bir a'cemiydir أَعْجَمِيٌّ عجم
13 vehaza ve bu وَهَٰذَا -
14 lisanun bir lisan/dil لِسَانٌ لسن
15 arabiyyun bir arabiyydir عَرَبِيٌّ عرب
16 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Kitap ehli.**Bilir yapar, öğretir.***Nebi ve resûl Muhammed'e.****Başka bir insan.*****O insana.******Kur'ân.

Ayet 104

2003|16|104|إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَا يَهْدِيهِمُ ٱللَّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
2003|16|104|ان الذين لا يومنون بايت الله لا يهديهم الله ولهم عذاب اليم
104. İnnellezîne lâ yu’minûne bi âyâtillâhi lâ yehdîhimullâhu ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Doğrusu kimseleri (ki) iman47 etmezler Allah'ın ayetlerine1027; doğru yola kılavuzlamaz onları Allah; ve onlaradır elim* bir azap.
Ahmed Samira: 104 That those who do not believe with God’s verses/evidences/signs, God does not guide them, and for them (is) a painful torture.

Notlar

Not 1: *Acıklı.

Ayet 105

2004|16|105|إِنَّمَا يَفْتَرِى ٱلْكَذِبَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ
2004|16|105|انما يفتري الكذب الذين لا يومنون بايت الله واوليك هم الكذبون
105. İnnemâ yefterîl kezibellezîne lâ yu’minûne bi âyâtillâhi ve ulâike humul kâzibûn(kâzibûne).
Ancak ki iman47 etmez kimseler yalan iftira atar402 Allah'ın ayetlerine454 ; ve işte bunlar; onlardır yalancılar.
Ahmed Samira: 105 But/indeed (who) fabricates/cuts and splits the lies/defiance/falsehood (are) those who do not believe with God’s verses/evidences , and those, they are liars/deniers/falsifiers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 yefteri iftira atar يَفْتَرِي فري
3 l-kezibe yalanı الْكَذِبَ كذب
4 ellezine kimseler الَّذِينَ -
5 la لَا -
6 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
7 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
10 humu onlardır هُمُ -
11 l-kazibune yalancılardır الْكَاذِبُونَ كذب

Ayet 106

2005|16|106|مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِهِۦٓ إِلَّا مَنْ أُكْرِهَ وَقَلْبُهُۥ مُطْمَئِنٌّۢ بِٱلْإِيمَٰنِ وَلَٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلْكُفْرِ صَدْرًا فَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
2005|16|106|من كفر بالله من بعد ايمنه الا من اكره وقلبه مطمين بالايمن ولكن من شرح بالكفر صدرا فعليهم غضب من الله ولهم عذاب عظيم
106. Men kefere billâhi min ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni ve lâkin men şereha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun minallâh(minallâhi), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Kim kâfirlik25 etti Allah’a sonrasında imanı47 -dışındadır kimse (ki) kerhen697 edildi* ve kalbi** onun bir mutmaindir377 imanla47; velakin/fakat kim açtı küfre422 göğsünü; öyle ki üzerlerinedir onun bir gazap Allah’tan; ve onlaradır büyük bir azap
Ahmed Samira: 106 Who disbelieved with God after his faith/believing , except who was compelled/forced, and his heart/mind (is) assured/tranquillised/secured with the faith/belief, and but who delighted/expanded his chest (innermost) to the disbelief, so on them anger from God and for them (is) a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
3 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
4 min مِنْ -
5 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
6 imanihi imanı إِيمَانِهِ امن
7 illa dışındadır إِلَّا -
8 men kimse مَنْ -
9 ukrihe kerhen edildi أُكْرِهَ كره
10 vekalbuhu ve kalbi onun وَقَلْبُهُ قلب
11 mutmeinnun bir mutmaindir مُطْمَئِنٌّ طمن
12 bil-imani imanla بِالْإِيمَانِ امن
13 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
14 men kim مَنْ -
15 şeraha açtı شَرَحَ شرح
16 bil-kufri küfre بِالْكُفْرِ كفر
17 sadran göğsünü صَدْرًا صدر
18 fealeyhim öyle ki üzerlerinedir فَعَلَيْهِمْ -
19 gadebun bir gazap غَضَبٌ غضب
20 mine مِنَ -
21 llahi Allah’tan اللَّهِ -
22 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
23 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
24 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Pasif gelen bir fiil. Zorbalık ve baskı uygulandı kendisine.**Kalbinde bir hastalık yoktur. Kalbi temizdir.

Ayet 107

2006|16|107|ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْءَاخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ
2006|16|107|ذلك بانهم استحبوا الحيوه الدنيا علي الاخره وان الله لا يهدي القوم الكفرين
107. Zâlike bi ennehumustehebbûl hayâted dunyâ alel âhıreti ve ennallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
İşte bu; ki onların sevip yeğledikleri nedeniyledir dünya hayatını ahirete karşı; ve ki Allah doğru yola kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 107 That (is) because they (E), they loved/liked the life the present world/worldly life more/over the end (other life), and that God does not guide the nation, the disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 biennehumu ki onların بِأَنَّهُمُ -
3 stehabbu sevip yeğlediler اسْتَحَبُّوا حبب
4 l-hayate hayatını الْحَيَاةَ حيي
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 ala karşı عَلَى -
7 l-ahirati ahirete الْاخِرَةِ اخر
8 ve enne ve ki وَأَنَّ -
9 llahe Allah'ın اللَّهَ -
10 la لَا -
11 yehdi doğru yola kılavuzlmaz يَهْدِي هدي
12 l-kavme kavmini/toplumunu الْقَوْمَ قوم
13 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Ayet 108

2007|16|108|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ
2007|16|108|اوليك الذين طبع الله علي قلوبهم وسمعهم وابصرهم واوليك هم الغفلون
108. Ulâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve ebsârihim, ve ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
İşte bunlar; kimselerdir (ki) mühürledi Allah kalplerinin175 üzerini; ve işitmelerini; ve bakışlarını; ve işte bunlar; onlardır gâfiller310.
Ahmed Samira: 108 Those are those who God stamped/closed/sealed on their hearts/minds , and their hearing/sense of hearing , and their eye sights/understanding, and those, they are the ignoring/neglecting/disregarding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 tabea mühürledi طَبَعَ طبع
4 llahu Allah اللَّهُ -
5 ala üzerini عَلَىٰ -
6 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
7 ve sem'ihim ve işitmelerini وَسَمْعِهِمْ سمع
8 ve ebsarihim ve bakışlarını وَأَبْصَارِهِمْ بصر
9 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
10 humu onlardır هُمُ -
11 l-gafilune gâfiller الْغَافِلُونَ غفل

Ayet 109

2008|16|109|لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
2008|16|109|لا جرم انهم في الاخره هم الخسرون
109. Lâ cereme ennehum fîl âhıreti humul hâsirûn(hâsirûne).
Yoktur şüphe ki onlar ahirette; (ki) onlar hüsrana uğrayanlardır.
Ahmed Samira: 109 Certainly/undoutably that they, in the end (other life), they are the losers/misguided and perished.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la yoktur لَا -
2 cerame şüphe جَرَمَ جرم
3 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
4 fi فِي -
5 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
6 humu onlar هُمُ -
7 l-hasirune hüsrana uğrayanlardır الْخَاسِرُونَ خسر

Ayet 110

2009|16|110|ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا فُتِنُوا۟ ثُمَّ جَٰهَدُوا۟ وَصَبَرُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
2009|16|110|ثم ان ربك للذين هاجروا من بعد ما فتنوا ثم جهدوا وصبروا ان ربك من بعدها لغفور رحيم
110. Summe inne rabbeke lillezîne hâcerû min ba’di mâ futinû summe câhedû ve saberû inne rabbeke min ba’dihâ le gafûrun rahîm(rahîmun).
Sonra doğrusu (senin) Rabbin4 kimselere* (ki) hicret355 ettiler fitnelendirildiklerinin610** ardından; sonra cihat356 ettiler ve sabrettiler51; doğrusu (senin) Rabbin4 onun** ardından mutlak bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 110 Then that your Lord to those who emigrated from after what they were misled/betrayed , then they struggled/did (their) utmost and were patient, that your Lord (is) from after it forgiving (E), merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
4 lillezine kimselere (ki) لِلَّذِينَ -
5 haceru hicret ettiler هَاجَرُوا هجر
6 min مِنْ -
7 bea'di ardından بَعْدِ بعد
8 ma مَا -
9 futinu fitnelendirildikleri فُتِنُوا فتن
10 summe sonra ثُمَّ -
11 cahedu cihat ettiler جَاهَدُوا جهد
12 ve saberu ve sabrettiler وَصَبَرُوا صبر
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
15 min مِنْ -
16 bea'diha ardından onun بَعْدِهَا بعد
17 legafurun mutlak bir Gafûr’dur لَغَفُورٌ غفر
18 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Senin Rabbin o kimselere mutlak bir Gafûr’dur; bir Rahîm’dir.**Sınav, test, deneme kapsamında zorlanmalarının.

Ayet 111

2010|16|111|يَوْمَ تَأْتِى كُلُّ نَفْسٍ تُجَٰدِلُ عَن نَّفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
2010|16|111|يوم تاتي كل نفس تجدل عن نفسها وتوفي كل نفس ما عملت وهم لا يظلمون
111. Yevme te’tî kullu nefsin tucâdilu an nefsihâ ve tuveffâ kullu nefsin mâ amilet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
Gündür (ki) gelir her bir nefis201; (ki) mücadele eder kendi nefsi201 hakkında; ve tamamlanır her bir nefse201 yaptığı; ve onlar zulmedilmezler257.
Ahmed Samira: 111 A day every self comes to argue/dispute about (for) her/its self, and every self be fulfilled/completed what it made/did/worked, and they are not being caused injustice to/oppressed.187

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür (ki) يَوْمَ يوم
2 te'ti gelir تَأْتِي اتي
3 kullu her كُلُّ كلل
4 nefsin bir nefis نَفْسٍ نفس
5 tucadilu mücadele eder تُجَادِلُ جدل
6 an hakkında عَنْ -
7 nefsiha kendi nefsi نَفْسِهَا نفس
8 ve tuveffa ve tamamlanır وَتُوَفَّىٰ وفي
9 kullu her كُلُّ كلل
10 nefsin bir nefse نَفْسٍ نفس
11 ma مَا -
12 amilet yaptığı عَمِلَتْ عمل
13 ve hum ve onlara وَهُمْ -
14 la asla لَا -
15 yuzlemune zulmedilmezler يُظْلَمُونَ ظلم

Ayet 112

2011|16|112|وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ ءَامِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلْجُوعِ وَٱلْخَوْفِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ
2011|16|112|وضرب الله مثلا قريه كانت امنه مطمينه ياتيها رزقها رغدا من كل مكان فكفرت بانعم الله فاذقها الله لباس الجوع والخوف بما كانوا يصنعون
112. Ve daraballâhu meselen karyeten kânet âmineten mutmainneten ye’tîhâ rızkuhâ ragaden min kulli mekânin fe keferet bi en’umillâhi fe ezâkahallâhu libâsel cûi vel havfi bimâ kânû yasnaûn(yasnaûne).
Ve darp* etti Allah bir kentin bir misalini (ki) olmuştu bir emanet** (-li), mutmain377; geliyordu rızkı onun*** bolca her bir mekandan****; öyle ki kâfirlik25 etti***** nimetlerine757 Allah'ın; öyle ki tattırdı ona****** Allah açlık ve korku elbisesini sanayi olarak üretiler olduklarıyla.
Ahmed Samira: 112 And God gave an example/proverb (of) a village/urban city (that) was safe/secure assured/tranquillised/secured, its provision comes to it easily/comfortably from every place, so it disbelieved with Gods’ blessings/goodnesses , so God made it taste/experience the starvation’s/hunger’s cover/dress/mixture and the fear/fright, because (of) what they were making/producing/manufacturing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve derabe ve darp etti وَضَرَبَ ضرب
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 meselen bir misalini مَثَلًا مثل
4 karyeten bir kentin قَرْيَةً قري
5 kanet olmuştu كَانَتْ كون
6 amineten bir emanetli امِنَةً امن
7 mutmeinneten bir mutmain مُطْمَئِنَّةً طمن
8 ye'tiha geliyordu يَأْتِيهَا اتي
9 rizkuha rızkı onun رِزْقُهَا رزق
10 ragaden bolca رَغَدًا رغد
11 min مِنْ -
12 kulli her كُلِّ كلل
13 mekanin bir mekandan مَكَانٍ كون
14 fekeferat öyle ki kâfirlik etti فَكَفَرَتْ كفر
15 bien'umi nimetlerine بِأَنْعُمِ نعم
16 llahi Allah'ın اللَّهِ -
17 feezakaha öyle ki tattırdı ona فَأَذَاقَهَا ذوق
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 libase elbisesi لِبَاسَ لبس
20 l-cui açlık الْجُوعِ جوع
21 velhavfi ve korku وَالْخَوْفِ خوف
22 bima بِمَا -
23 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
24 yesneune saniyi olarak ürettikleri يَصْنَعُونَ صنع

Notlar

Not 1: *Vurdu, ortaya koydu.**Güvenli. ***Kentin.****Yerden.*****Kent.******Kente.

Ayet 113

2012|16|113|وَلَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ
2012|16|113|ولقد جاهم رسول منهم فكذبوه فاخذهم العذاب وهم ظلمون
113. Ve lekad câehum resûlun minhum fe kezzebûhu fe ehazehumul azâbu ve hum zâlimûn(zâlimûne).
Ve ant olsun geldi onlara bir resûl418 kendilerinden*; öyle ki yalanladılar onu**; öyle ki tuttu onları azap; ve onlar zalimlerdi257.
Ahmed Samira: 113 And a messenger from them had come to them so they denied him , so the torture took/punished them , and (while) they are unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ca'ehum geldi onlara جَاءَهُمْ جيا
3 rasulun bir resûl رَسُولٌ رسل
4 minhum onlardan مِنْهُمْ -
5 fekezzebuhu öyle ki yalanladılar فَكَذَّبُوهُ كذب
6 feehazehumu öyle ki tuttu onları فَأَخَذَهُمُ اخذ
7 l-azabu azap الْعَذَابُ عذب
8 vehum ve onlar وَهُمْ -
9 zalimune zalimlerdi ظَالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Kendileri gibi aynı kentte yaşayan, aynı dili konuşan.**Resûlü.

Ayet 114

2013|16|114|فَكُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَٱشْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
2013|16|114|فكلوا مما رزقكم الله حللا طيبا واشكروا نعمت الله ان كنتم اياه تعبدون
114. Fe kulû mimmâ razakakumullâhu halâlen tayyiben veşkurû ni’metallâhi in kuntum iyyâhu ta’budûn(ta’budûne).
Öyle ki yiyin rızıklandırdığından Allah'ın güzel bir helal (olarak); ve şükredin43 Allah'ın nimetine757 eğer olduysanız ancak O'na* kulluk46 ederler.
Ahmed Samira: 114 So eat from what God provided for you permitted/allowed/good/pure and thank/be grateful (for) God’s blessing/goodness , if you were (only) Him worshipping.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekulu öyle ki yiyin فَكُلُوا اكل
2 mimma مِمَّا -
3 razekakumu rızıklandırdığından رَزَقَكُمُ رزق
4 llahu Allah'ın اللَّهُ -
5 halalen bir helal (olarak) حَلَالًا حلل
6 tayyiben bir güzel طَيِّبًا طيب
7 veşkuru ve şükredin وَاشْكُرُوا شكر
8 nia'mete nimetine نِعْمَتَ نعم
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 in eğer إِنْ -
11 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
12 iyyahu ancak O'na إِيَّاهُ -
13 tea'budune kulluk تَعْبُدُونَ عبد

Notlar

Not 1: *Allah'a.

Ayet 115

2014|16|115|إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
2014|16|115|انما حرم عليكم الميته والدم ولحم الخنزير وما اهل لغير الله به فمن اضطر غير باغ ولا عاد فان الله غفور رحيم
115. İnnemâ harreme aleykumul meytete veddeme ve lahmel hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bih(bihî), fe menıdturra gayre bâgın ve lâ âdin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ancak ki haram318 kıldı sizlere ölüyü; ve kanı; ve domuz etini; ve sunak/adak edileni kendisiyle Allah'tan başkasına; öyle ki kim darda bırakıldı* olmaksızındır (ona) bir taşan ve ne de sınırı bir aşan; öyle ki doğrusu Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 115 Truly/indeed He forbade/prohibited on you the dead, and the blood, and the pigs’/swine’s flesh/meat, and what was declared to other than God with it, so who was forced not (intending) transgressing/corrupting and nor transgressing/violating , so that God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 harrame haram kıldı حَرَّمَ حرم
3 aleykumu sizlere عَلَيْكُمُ -
4 l-meytete ölüyü الْمَيْتَةَ موت
5 ve ddeme ve kanı وَالدَّمَ دمو
6 velehme ve etini وَلَحْمَ لحم
7 l-hinziri domuz الْخِنْزِيرِ خنزر
8 ve ma ve وَمَا -
9 uhille sunak/adak edileni أُهِلَّ هلل
10 ligayri başkasına لِغَيْرِ غير
11 llahi Allah'tan اللَّهِ -
12 bihi kendisiyle بِهِ -
13 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
14 dturra darda kaldı اضْطُرَّ ضرر
15 gayra olmaksızındır غَيْرَ غير
16 bagin taşan بَاغٍ بغي
17 ve la ve ne de وَلَا -
18 aadin bir sınırı aşan عَادٍ عدو
19 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
22 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Zor durumda bırakılan kimseler sınırı aşan ve taşan olmaksızın gerektiği kadar bunlardan tüketebilir.

Ayet 116

2015|16|116|وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ ٱلْكَذِبَ هَٰذَا حَلَٰلٌ وَهَٰذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ
2015|16|116|ولا تقولوا لما تصف السنتكم الكذب هذا حلل وهذا حرام لتفتروا علي الله الكذب ان الذين يفترون علي الله الكذب لا يفلحون
116. Ve lâ tekûlû limâ tesıfu elsinetukumul kezibe hâzâ halâlun ve hâzâ harâmun li tefterû alâllâhil kezib(kezibe), innellezîne yefterûne alâllâhil kezibe lâ yuflihûn(yuflihûne).
Ve demeyin dillerinizin vasıflandırdığı* yalanı; "bu bir helaldir ve bu bir haramdır"; yalan iftira atmak402 için Allah'a karşı; doğrusu kimseler (ki) yalan iftira atarlar402 Allah'a karşı iflah** olmazlar.
Ahmed Samira: 116 And do not say to what your tongues/languages/speeches describes/categorizes the lies/defiance/falsehood, that (is) permitted/allowed, and that (is) forbidden ." To fabricate/cut and split on (about) God the lies/denials/falsehood: "That those who fabricate/cut and split on (about) God the lies/denials/falsehood do not succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tekulu demeyin تَقُولُوا قول
3 lima لِمَا -
4 tesifu vasıflandırdığına تَصِفُ وصف
5 elsinetukumu dillerinizin أَلْسِنَتُكُمُ لسن
6 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
7 haza bu هَٰذَا -
8 halalun bir helaldir حَلَالٌ حلل
9 ve haza ve bu وَهَٰذَا -
10 haramun haramdır حَرَامٌ حرم
11 litefteru iftira atmak için لِتَفْتَرُوا فري
12 ala karşı عَلَى -
13 llahi Allah'a اللَّهِ -
14 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
15 inne doğrusu إِنَّ -
16 ellezine kimseler الَّذِينَ -
17 yefterune iftira atarlar يَفْتَرُونَ فري
18 ala karşı عَلَى -
19 llahi Allah'a اللَّهِ -
20 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
21 la لَا -
22 yuflihune iflah olmazlar يُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Hakka/gerçeğe dayanmayan, Kur'an'da yer almayan ancak sadece dillerin vasıflandırması/tanımlaması. Uyduruk hadislerin haramlar ve helaller tanımlaması. Kim ki hadislere iman ederek midyeyi haram sayar cehennemde yerini hazırlasın. Çünkü affedilmeyen büyük bir günah işledi. Şirk günahını işledi ve müşrik oldu.**Felaha/kurtuluşa kavuşamazlar.

Ayet 117

2016|16|117|مَتَٰعٌ قَلِيلٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
2016|16|117|متع قليل ولهم عذاب اليم
117. Metâun kalîlun ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Biraz bir metadır54; ve onlaradır elim* bir azap.
Ahmed Samira: 117 Little long life/enjoyment and for them (is) a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 metaun bir metadır مَتَاعٌ متع
2 kalilun biraz قَلِيلٌ قلل
3 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
4 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
5 elimun acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Acıklı.

Ayet 118

2017|16|118|وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا مَا قَصَصْنَا عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
2017|16|118|وعلي الذين هادوا حرمنا ما قصصنا عليك من قبل وما ظلمنهم ولكن كانوا انفسهم يظلمون
118. Ve alellezîne hâdû harremnâ mâ kasasnâ aleyke min kabl(kablu), ve mâ zalemnâhum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Ve yahudileşmiş267 kimselere haram kıldık kıssalaştırdığımızı430 sana önceden; ve zulmeder257 değildik onlara; velakin/fakat oldular kendi nefislerine201 zulmederler257.
Ahmed Samira: 118 And on those who repented/guided/Jews We forbade/prohibited what We narrated/relayed/informed on (to) you from before, and We did not cause injustice to/oppress them, and but they were themselves causing injustice to/oppressing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ala ve karşı وَعَلَى -
2 ellezine kimselere (ki) الَّذِينَ -
3 hadu yahudileşti هَادُوا هود
4 harramna haram kıldık حَرَّمْنَا حرم
5 ma مَا -
6 kasasna kıssalaştırdığımızı قَصَصْنَا قصص
7 aleyke sana عَلَيْكَ -
8 min مِنْ -
9 kablu önceden قَبْلُ قبل
10 ve ma ve değildik وَمَا -
11 zelemnahum zulmeder onlara ظَلَمْنَاهُمْ ظلم
12 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
13 kanu oldular كَانُوا كون
14 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
15 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Ayet 119

2018|16|119|ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
2018|16|119|ثم ان ربك للذين عملوا السو بجهله ثم تابوا من بعد ذلك واصلحوا ان ربك من بعدها لغفور رحيم
119. Summe inne rabbeke lillezîne amilûs sûe bi cehâletin summe tâbû min ba’di zâlike ve aslahû inne rabbeke min ba’dihâ le gafûrun rahîm(rahîmun).
Sonra* doğrusu (senin) Rabbin4 cehaletle489 kötülük yapmış kimselere (ki) sonra tevbe33 ettiler ardından bunun; ve ıslah316 oldular; doğrusu (senin) Rabbin4 sonrasında onun** mutlak Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 119 Then that your Lord to those who made/did bad/evil/harm with ignorance/foolishness, then they repented from after that, and they corrected/repaired , that your Lord (is) from after it forgiving (E), merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
4 lillezine kimselere (ki) لِلَّذِينَ -
5 amilu yaptılar عَمِلُوا عمل
6 s-su'e kötülük السُّوءَ سوا
7 bicehaletin bir cehaletle بِجَهَالَةٍ جهل
8 summe sonra ثُمَّ -
9 tabu tevbe ettiler تَابُوا توب
10 min مِنْ -
11 bea'di ardından بَعْدِ بعد
12 zalike bunun ذَٰلِكَ -
13 ve eslehu ve ıslah oldular وَأَصْلَحُوا صلح
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
16 min مِنْ -
17 bea'diha sonrasında onun بَعْدِهَا بعد
18 legafurun mutlak Gafûr’dur لَغَفُورٌ غفر
19 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Çok önemlidir! Bir önceki ayette kendi nefislerine zulmeden yani Yüce Allah'a şirk koşmuş kimseler ("Dilleriyle şu bir haramdır; şu bir helaldir" diyenler) zikredilmiştir. Bu kimseler eğer ölmeden önce tevbe edip şirkten vazgeçerlerse, düzelirlerse (ıslah olmak), tekrar geriye dönmezlerse Rabbimiz bu kimselere Gafûr ve Rahîm sıfatlarını Subhân sıfatıyla yürürlüğe koyacaktır. Cahillikle yaptıkları kötülükleri örtecektir. **Islah olma.

Ayet 120

2019|16|120|إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا لِّلَّهِ حَنِيفًا وَلَمْ يَكُ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
2019|16|120|ان ابرهيم كان امه قانتا لله حنيفا ولم يك من المشركين
120. İnne ibrâhîme kâne ummeten kâniten lillâhi hanîfâ(hanîfen) ve lem yeku minel muşrikîn(muşrikîne).
Doğrusu İbrahim oldu bir ümmet305; bir kanaatkardı* Allah’a; bir hanîfti117; ve asla olmuyordu** müşriklerden36.
Ahmed Samira: 120 That Abraham was a nation/constitution/(set example) (he) was obeying humbly/holding the prayer to God, a submitter/Moslem/Unifier of God, and (he) was not from the sharers/takers of partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
3 kane oldu كَانَ كون
4 ummeten bir ümmet أُمَّةً امم
5 kaniten bir kanaatkar قَانِتًا قنت
6 lillahi Allah’a لِلَّهِ -
7 hanifen bir hanif حَنِيفًا حنف
8 velem ve asla وَلَمْ -
9 yeku olmuyordu يَكُ كون
10 mine مِنَ -
11 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın hükümlerine kanaat eden.**İbrahim.

Ayet 121

2020|16|121|شَاكِرًا لِّأَنْعُمِهِ ٱجْتَبَىٰهُ وَهَدَىٰهُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
2020|16|121|شاكرا لانعمه اجتبيه وهديه الي صرط مستقيم
121. Şâkiren li en’umih(en’umihî), ictebâhu ve hudâhu ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Bir şükrediciydi43* nimetlerine757 O’nun** (ki) seçti*** onu****; ve doğru yola kılavuzladı*** onu**** dosdoğru bir yola doğru.
Ahmed Samira: 121 Thankful/grateful for his blessings/goodnesses , He chose/purified Him, and He guided him to a straight/direct road/way.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 şakiran bir şükredici شَاكِرًا شكر
2 lien'umihi nimetlerine O’nun لِأَنْعُمِهِ نعم
3 ctebahu seçti onu اجْتَبَاهُ جبي
4 ve hedahu ve doğru yola kılavuzladı وَهَدَاهُ هدي
5 ila doğru إِلَىٰ -
6 siratin bir yola صِرَاطٍ صرط
7 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *İbrahim.**Allah'ın.***Allah.****İbrahim'i.

Ayet 122

2021|16|122|وَءَاتَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
2021|16|122|واتينه في الدنيا حسنه وانه في الاخره لمن الصلحين
122. Ve âteynâhu fîd dunyâ haseneh(haseneten), ve innehu fîl âhıreti le mines sâlihîn(sâlihîne).
Ve verdik ona* dünyada bir güzellik; ve doğrusu o** ahirette mutlak sâlihlerdendir217.
Ahmed Samira: 122 And We gave/brought him in the present world goodness, and that he truly (is) in the end (other life) (is) from (E) the correct/righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ateynahu ve verdik ona وَاتَيْنَاهُ اتي
2 fi فِي -
3 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
4 haseneten bir güzellik حَسَنَةً حسن
5 ve innehu ve doğrusu o وَإِنَّهُ -
6 fi فِي -
7 l-ahirati ahirette de الْاخِرَةِ اخر
8 lemine mutlak لَمِنَ -
9 s-salihine salihlerdendir الصَّالِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *İbrahim'e.**İbrahim'e.

Ayet 123

2022|16|123|ثُمَّ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ أَنِ ٱتَّبِعْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
2022|16|123|ثم اوحينا اليك ان اتبع مله ابرهيم حنيفا وما كان من المشركين
123. Summe evhaynâ ileyke enittebi’ millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).
Sonra vahyettik603 sana* ki tabi ol milletine301 İbrahim'in; bir hanîfti117; ve olmuş değildi** müşriklerden36.
Ahmed Samira: 123 Then We inspired/transmitted to you that follow Abraham’s religion/faith, (he was) a submitter/Moslem/Unifier of God and (he) was not from the sharers/takers of partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 evhayna vahyettik أَوْحَيْنَا وحي
3 ileyke sana إِلَيْكَ -
4 eni ki أَنِ -
5 ttebia' tabi ol اتَّبِعْ تبع
6 millete milletine مِلَّةَ ملل
7 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
8 hanifen bir hanif حَنِيفًا حنف
9 ve ma ve değildi وَمَا -
10 kane olmuş كَانَ كون
11 mine مِنَ -
12 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed.**İbrahim.

Ayet 124

2023|16|124|إِنَّمَا جُعِلَ ٱلسَّبْتُ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
2023|16|124|انما جعل السبت علي الذين اختلفوا فيه وان ربك ليحكم بينهم يوم القيمه فيما كانوا فيه يختلفون
124. İnnemâ cuiles sebtu alellezînahtelefû fîh(fîhî), ve inne rabbeke le yahkumu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
Ancak ki yaptı* sebti272 kimseler üzerine; (ki) ihtilafa düştüler onda**; ve doğrusu (senin) Rabbin4 mutlak hükmeder aralarında kıyamet günü148 kendisinde*** ihtilafa düşer olduklarında.
Ahmed Samira: 124 But/indeed the Saturday/Sabbath was put/made on those who differed/disagreed/disputed in it, and that truly your Lord judges/rules (E) between them (on) the Resurrection Day in what they were in it differing/disagreeing/disputing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 cuile yaptı جُعِلَ جعل
3 s-sebtu sebti السَّبْتُ سبت
4 ala üzerine عَلَى -
5 ellezine kimseler الَّذِينَ -
6 htelefu ihtilafa düştüler اخْتَلَفُوا خلف
7 fihi onda فِيهِ -
8 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
9 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
10 leyehkumu mutlaka hükmeder لَيَحْكُمُ حكم
11 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
12 yevme günü يَوْمَ يوم
13 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
14 fima فِيمَا -
15 kanu olduklarında كَانُوا كون
16 fihi kendisinde فِيهِ -
17 yehtelifune ihtilafa düşerler يَخْتَلِفُونَ خلف

Notlar

Not 1: *Allah.**Sebt konusunda sınır aşanlar oldu. ***İhtilafa düştükleri konularda.

Ayet 125

2024|16|125|ٱدْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلْحِكْمَةِ وَٱلْمَوْعِظَةِ ٱلْحَسَنَةِ وَجَٰدِلْهُم بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
2024|16|125|ادع الي سبيل ربك بالحكمه والموعظه الحسنه وجدلهم بالتي هي احسن ان ربك هو اعلم بمن ضل عن سبيله وهو اعلم بالمهتدين
125. Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hikmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsen(ahsenu), inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Davet et* Rabbinin4 yoluna336 doğru hikmetle382 ve güzel vaazla653; ve mücadele et onlara kendisinin** daha güzel (olduğuyla); doğrusu (senin) Rabbin4 (ki) O*** daha iyi bilendir dalalete128 düşmüş kimseyi kendi yolundan336; ve O*** daha iyi bilendir doğru yola kılavuzlananları.
Ahmed Samira: 125 Call to your Lord’s way/path with the wisdom, and the good sermon/advise/warning, and argue/dispute with them with which it is best , that your Lord He is more knowledgeable with (of) who misguided from His path/way , and He is more knowledgeable with the guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 Ud'u davet et ادْعُ دعو
2 ila doğru إِلَىٰ -
3 sebili yoluna سَبِيلِ سبل
4 rabbike Rabbinin رَبِّكَ ربب
5 bil-hikmeti hikmetle بِالْحِكْمَةِ حكم
6 velmev'izeti ve vaazla وَالْمَوْعِظَةِ وعظ
7 l-haseneti güzel الْحَسَنَةِ حسن
8 ve cadilhum ve mücadele et onlar وَجَادِلْهُمْ جدل
9 billeti (biçimde) بِالَّتِي -
10 hiye o هِيَ -
11 ehsenu en güzel أَحْسَنُ حسن
12 inne doğrusu إِنَّ -
13 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
14 huve O هُوَ -
15 ea'lemu en iyi bilendir أَعْلَمُ علم
16 bimen kimseyi بِمَنْ -
17 delle dalkalate düştüler ضَلَّ ضلل
18 an عَنْ -
19 sebilihi kendi yolundan سَبِيلِهِ سبل
20 ve huve ve O وَهُوَ -
21 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
22 bil-muhtedine doğru yola kılavuzlananları بِالْمُهْتَدِينَ هدي

Notlar

Not 1: *Çağır.**Kitapla yani Şerefli Kur'an'la mücadele et.***Allah.

Ayet 126

2025|16|126|وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا۟ بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُم بِهِۦ وَلَئِن صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِّلصَّٰبِرِينَ
2025|16|126|وان عاقبتم فعاقبوا بمثل ما عوقبتم به ولين صبرتم لهو خير للصبرين
126. Ve in âkabtum fe âkıbû bi misli mâ ûkıbtum bih(bihî), ve le in sabertum le huve hayrun lis sâbirîn(sâbirîne).
Ve eğer neticelendirdilerse* sizleri öyle ki neticelendirin* onları misliyle870 sizleri neticelendirdiklerine* (karşı) kendisiyle; ve şayet sabrederseniz51 mutlak ki o bir hayırdır sabredenlere51.
Ahmed Samira: 126 And if you punished/rewarded, so punish with similar/equal (to) what you were punished with it, and if (E) you188were patient it (E) (is) best to the patient.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 aakabtum neticelendirdilerse sizlere عَاقَبْتُمْ عقب
3 feaakibu öyle ki neticelendirin فَعَاقِبُوا عقب
4 bimisli misliyle بِمِثْلِ مثل
5 ma مَا -
6 ukibtum sizleri neticelendirdiklerine عُوقِبْتُمْ عقب
7 bihi kendisiyle بِهِ -
8 velein ve şayet وَلَئِنْ -
9 sabertum sabdederseniz صَبَرْتُمْ صبر
10 lehuve mutlak ki o لَهُوَ -
11 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
12 lissabirine sabredenlere لِلصَّابِرِينَ صبر

Notlar

Not 1: *Akıbetine kadar devam edip neticelendirmek. Sonuna kadar ilerlemek.

Ayet 127

2026|16|127|وَٱصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلَّا بِٱللَّهِ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُ فِى ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ
2026|16|127|واصبر وما صبرك الا بالله ولا تحزن عليهم ولا تك في ضيق مما يمكرون
127. Vasbır ve mâ sabruke illâ billâhi ve lâ tahzen aleyhim ve lâ teku fî daykın mimmâ yemkurûn(yemkurûne).
Ve sabret51; ve senin sabrın51 değildir Allah’la* (olması) dışında; ve hüzünlenme onlara; ve olma bir sıkıntıda tuzak kurduklarından (dolayı).
Ahmed Samira: 127 And be patient, and your patience is not except with/by God, and do not be sad/grievous on them, and do not be in tightness/distress from what they cheat/deceive/scheme.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vesbir ve sabret وَاصْبِرْ صبر
2 ve ma ve değildir وَمَا -
3 sabruke sabrın senin صَبْرُكَ صبر
4 illa dışında إِلَّا -
5 billahi Allah’la بِاللَّهِ -
6 ve la ve وَلَا -
7 tehzen hüzünlenme تَحْزَنْ حزن
8 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
9 ve la ve وَلَا -
10 teku olma تَكُ كون
11 fi فِي -
12 deykin sıkıntıda ضَيْقٍ ضيق
13 mimma مِمَّا -
14 yemkurune tuzak kurduklarından يَمْكُرُونَ مكر

Notlar

Not 1: *Tek tanrıcıların sabrı mutlak ki Yüce Allah'ladır. Rabbimiz sabredenlerle birlikte olduğunu apaçık bildirmiştir.

Ayet 128

2027|16|128|إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّٱلَّذِينَ هُم مُّحْسِنُونَ
2027|16|128|ان الله مع الذين اتقوا والذين هم محسنون
128. İnnallâhe meallezînettekav vellezîne hum muhsinûn(muhsinûne).
Doğrusu Allah beraberdir kimselerle (ki) takvalı21 oldular; ve kimselerle (ki) onlar muhsinlerdir294.
Ahmed Samira: 128 That God (is) with those who feared and obeyed, and those whom they are good doers. 189

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 mea beraberdir مَعَ -
4 ellezine kimselerle الَّذِينَ -
5 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
6 vellezine ve kimselerle وَالَّذِينَ -
7 hum onlar هُمْ -
8 muhsinune muhsinlerdir مُحْسِنُونَ حسن