Sure 11: Hûd/Hûd

Ayet Sayısı: 123
هُود

Ayet 1

1472|11|1|الٓر كِتَٰبٌ أُحْكِمَتْ ءَايَٰتُهُۥ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ
1472|11|1|الر كتب احكمت ايته ثم فصلت من لدن حكيم خبير
1. Elif lâm râ kitâbun uhkimet âyâtuhu summe fussılet min ledun hakîmin habîr(habîrin).
Elif Lâm Râ; bir kitaptır* (ki) hikmetlendirildi880 ayetleri389 onun**; sonra tefsîl651 edildi bir Hakîm9; bir Habîr466 yanından.
Ahmed Samira: 1 A L R , a Book its verses/evidences were perfected/tightened , then were detailed/explained/clarified from at/by (a) wise/judicious, expert/experienced .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elif, Lam, Ra Elif Lâm Râ الر -
2 kitabun bir kitaptır كِتَابٌ كتب
3 uhkimet hikmetlendirildi أُحْكِمَتْ حكم
4 ayatuhu ayetleri onun ايَاتُهُ ايي
5 summe sonra ثُمَّ -
6 fussilet tefsil edildi فُصِّلَتْ فصل
7 min مِنْ -
8 ledun yanından لَدُنْ لدن
9 hakimin bir Hakîm حَكِيمٍ حكم
10 habirin bir Habîr خَبِيرٍ خبر

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Kur'an'ın.

Ayet 2

1473|11|2|أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنَّنِى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ
1473|11|2|الا تعبدوا الا الله انني لكم منه نذير وبشير
2. Ellâ ta’budû illallâh(illallâhe), innenî lekum minhu nezîrun ve beşîr(beşîrun).
Ki kulluk46 etmeyin Allah’ın dışında; doğrusu ben* sizlere O’ndan** bir uyarıcıyım ve müjdeleyiciyim.
Ahmed Samira: 2 That you not worship except God, that I am (E) to you from Him (a) warner/giver of notice, announcer of good news.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ella ki أَلَّا -
2 tea'budu kulluk etmeyin تَعْبُدُوا عبد
3 illa dışında إِلَّا -
4 llahe Allah’ın اللَّهَ -
5 inneni doğrusu ben إِنَّنِي -
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 minhu O’ndan مِنْهُ -
8 nezirun bir uyarıcıyım نَذِيرٌ نذر
9 ve beşirun ve bir müjdeleyiciyim وَبَشِيرٌ بشر

Notlar

Not 1: *Cibrîl. Kur'an şerefli bir elçi olan Cibrîl'in sözüdür. Yüce Allah'ın ayetlerini Yüce Allah adına Kur'an olarak resûl Muhammed'in kalp ve beyin sinir hücrelerine indirmiştir. Yüce Rabbimiz Cibrîl'in konuşmasının da Kur'an'da olmasını dilemiştir.**Allah'tan.

Ayet 3

1474|11|3|وَأَنِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَٰعًا حَسَنًا إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِى فَضْلٍ فَضْلَهُۥ وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ
1474|11|3|وان استغفروا ربكم ثم توبوا اليه يمتعكم متعا حسنا الي اجل مسمي ويوت كل ذي فضل فضله وان تولوا فاني اخاف عليكم عذاب يوم كبير
3. Ve enistagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi yumetti’kum metâan hasenen ilâ ecelin musemmen ve yu’ti kulle zî fadlin fadleh(fadlehu), ve in tevellev fe innî ehâfu aleykum azâbe yevmin kebîr(kebîrin).
Ve ki istiğfar396 dileyin Rabbinizden4; sonra tevbe33 edin O'na; metalandırır54 sizleri güzel bir meta54 (-yla) belirli bir ecele kadar; ve verir her bir fazl202 sahibine fazlını202 onun; ve eğer yüz çevirirseniz; öyle ki ben* korkarım üzerinize (olan) büyük bir günün azabına (karşı).
Ahmed Samira: 3 And that ask for forgiveness (from) your Lord then repent to Him, He gives you long life/makes you enjoy good/beautiful long life/enjoyment to a named/identified (specified) term/time, and He gives/brings each (owner) of grace/favour/blessing His grace/favour/blessing, and if they turned away, so that I, I fear on you a big/great day’s torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve eni ve ki وَأَنِ -
2 stegfiru istiğfar isteyin اسْتَغْفِرُوا غفر
3 rabbekum Rabbinizden رَبَّكُمْ ربب
4 summe sonra ثُمَّ -
5 tubu tevbe edin تُوبُوا توب
6 ileyhi O'na إِلَيْهِ -
7 yumettia'kum metalandırır sizleri يُمَتِّعْكُمْ متع
8 metaan bir meta (-yla) مَتَاعًا متع
9 hasenen bir güzel حَسَنًا حسن
10 ila kadar إِلَىٰ -
11 ecelin bir ecel أَجَلٍ اجل
12 musemmen bir belirli مُسَمًّى سمو
13 ve yu'ti ve verir وَيُؤْتِ اتي
14 kulle her bir كُلَّ كلل
15 zi sahibine ذِي -
16 fedlin fazl فَضْلٍ فضل
17 fedlehu fazlını onun فَضْلَهُ فضل
18 vein ve eğer وَإِنْ -
19 tevellev yüz çevirirseniz تَوَلَّوْا ولي
20 feinni öyle ki ben فَإِنِّي -
21 ehafu korkarım أَخَافُ خوف
22 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
23 azabe azabına (karşı) عَذَابَ عذب
24 yevmin bir günün يَوْمٍ يوم
25 kebirin büyük كَبِيرٍ كبر

Notlar

Not 1: *Cibrîl.

Ayet 4

1475|11|4|إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
1475|11|4|الي الله مرجعكم وهو علي كل شي قدير
4. İlâllâhi merciukum, ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Allah'a doğrudur dönüş yeriniz; ve O* her bir şey üzerine bir Kadîr’dir.
Ahmed Samira: 4 To God (is) your return, and He is on every thing capable/able .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ila doğrudur إِلَى -
2 llahi Allah'a اللَّهِ -
3 merciukum önüş yeriniz مَرْجِعُكُمْ رجع
4 ve huve ve O وَهُوَ -
5 ala üzerine عَلَىٰ -
6 kulli herbir كُلِّ كلل
7 şey'in şey شَيْءٍ شيا
8 kadirun bir Kadir’dir قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 5

1476|11|5|أَلَآ إِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا۟ مِنْهُ أَلَا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
1476|11|5|الا انهم يثنون صدورهم ليستخفوا منه الا حين يستغشون ثيابهم يعلم ما يسرون وما يعلنون انه عليم بذات الصدور
5. E lâ innehum yesnûne sudûrehum li yestahfû minh(minhu), e lâ hîne yestagşûne siyâbehum ya’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûn(yu’linûne), innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
Değil mi (ki) doğrusu onlar bükerler/eğerler göğüslerini* hafiyelik** etmek için ondan***?; değil mi (ki) büründükleri an**** elbiselerine bilir***** sırlaştırdıklarını ve aleni ettiklerini; doğrusu O***** bir Alîm’dir8 sahip olduğuna göğüslerin.
Ahmed Samira: 5 Is it not that they truly fold/bend/double/twist (hide) their chests (innermosts) to hide from Him? Is it not that when they cover/darken themselves (with) their clothes/garments/dresses, He knows what they keep secret and what they declare/publicize/announce? That He is knowledgeable of the chests (innermosts).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ela değil mi أَلَا -
2 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
3 yesnune bükerler/eğerler يَثْنُونَ ثني
4 sudurahum göğüslerini صُدُورَهُمْ صدر
5 liyestehfu hafiyelik etmek için لِيَسْتَخْفُوا خفي
6 minhu ondan مِنْهُ -
7 ela değil mi أَلَا -
8 hine an حِينَ حين
9 yestegşune bürünürler يَسْتَغْشُونَ غشو
10 siyabehum elbiselerine ثِيَابَهُمْ ثوب
11 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
12 ma مَا -
13 yusirrune sırlaştırdıklarını يُسِرُّونَ سرر
14 ve ma ve وَمَا -
15 yua'linune aleni ettiklerini يُعْلِنُونَ علن
16 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
17 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
18 bizati sahip olduğuna بِذَاتِ -
19 s-suduri göğüslerin الصُّدُورِ صدر

Notlar

Not 1: *Göğüslerinde olanı; kalplerindekini.**Gizlemek için.***Göğüslerde olandan bir kısmını.****Zaman.*****Allah.

Ayet 6

1477|11|6|وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ
1477|11|6|وما من دابه في الارض الا علي الله رزقها ويعلم مستقرها ومستودعها كل في كتب مبين
6. Ve mâ min dâbbetin fil ardı illâ alâllâhi rızkuhâ ve ya’lemu mustekarrehâ ve mustevdeahâ, kullun fî kitâbin mubîn(mubînin).
Ve yoktur hiçbir dâbbe599 yerde (ki) ancak Allah'a karşıdır rızkı onun*; ve bilir müstakarrını881 onun* ve müstavda'sın882 onun*; hepsi apaçık bir kitaptadır134.
Ahmed Samira: 6 And (there is) none from a walker/creeper/crawler in the earth/Planet Earth except (that) on God (is) its provision, and He knows its settlement/establishment/affixation, and its depository/storage place , all (is) in (a) clear/explained Book .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve yoktur وَمَا -
2 min hiçbir مِنْ -
3 dabbetin dabbe دَابَّةٍ دبب
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 illa dışında إِلَّا -
7 ala karşı عَلَى -
8 llahi Allah'a اللَّهِ -
9 rizkuha rızkı onun رِزْقُهَا رزق
10 ve yea'lemu ve bilir وَيَعْلَمُ علم
11 mustekarraha karar/kararlı yerini onun مُسْتَقَرَّهَا قرر
12 ve mustevdeaha ve veda ettiği yeri وَمُسْتَوْدَعَهَا ودع
13 kullun hepsi كُلٌّ كلل
14 fi فِي -
15 kitabin bir kitaptadır كِتَابٍ كتب
16 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Notlar

Not 1: *Dâbbenin.

Ayet 7

1478|11|7|وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُۥ عَلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِنۢ بَعْدِ ٱلْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
1478|11|7|وهو الذي خلق السموت والارض في سته ايام وكان عرشه علي الما ليبلوكم ايكم احسن عملا ولين قلت انكم مبعوثون من بعد الموت ليقولن الذين كفروا ان هذا الا سحر مبين
7. Ve huvellezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin ve kâne arşuhu alel mâi li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ(amelen), ve le in kulte innekum meb’ûsûne min ba’dil mevti le yekûlennellezîne keferû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
Ve O* (ki) yaratandır gökleri162 ve yeri altı günde781; ve oldu arşı66 O’nun** mayi/sıvı üzerinde916; belalandırmak256 içindir sizleri hanginiz daha güzeldir bir amel*** (-de); ve şayet dediysen "doğrusu sizler diriltilenlersiniz ölüm sonrasında"; mutlak derler kâfirlik25 etmiş kimseler: "değildir bu apaçık bir sihir dışında"
Ahmed Samira: 7 And He is who created the skies/space and the earth, in six days/times, and His throne was/is on the water, to test you which of you (is) best/better (in) deed(s), and if (E) you said: "That you are being resurrected/revived from after the death/lifelessness." Those who disbelieved will say (E): "That, this (is) except clear/evident magic/sorcery."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O (ki) وَهُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 haleka yaratandır خَلَقَ خلق
4 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
5 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
6 fi içinde فِي -
7 sitteti altı سِتَّةِ ستت
8 eyyamin güne أَيَّامٍ يوم
9 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
10 arşuhu arşı O’nun عَرْشُهُ عرش
11 ala üzerinde عَلَى -
12 l-mai mayi/sıvı الْمَاءِ موه
13 liyebluvekum belelanırmak için sizleri لِيَبْلُوَكُمْ بلو
14 eyyukum hanginiz أَيُّكُمْ -
15 ehsenu daha güzelir أَحْسَنُ حسن
16 amelen bir ameli (-e) عَمَلًا عمل
17 velein ve şayet وَلَئِنْ -
18 kulte dediysen قُلْتَ قول
19 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
20 meb'usune diriltilenlersiniz مَبْعُوثُونَ بعث
21 min مِنْ -
22 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
23 l-mevti ölüm الْمَوْتِ موت
24 leyekulenne mutlak derler لَيَقُولَنَّ قول
25 ellezine kimseler الَّذِينَ -
26 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
27 in değildir إِنْ -
28 haza bu هَٰذَا -
29 illa dışına إِلَّا -
30 sihrun bir sihirden سِحْرٌ سحر
31 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Allah.**Allah'ın.***Yapıp etmede.

Ayet 8

1479|11|8|وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۥٓ أَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
1479|11|8|ولين اخرنا عنهم العذاب الي امه معدوده ليقولن ما يحبسه الا يوم ياتيهم ليس مصروفا عنهم وحاق بهم ما كانوا به يستهزون
8. Ve le in ahharnâ anhumul azâbe ilâ ummetin ma’dûdetin le yekûlunne mâ yahbisuh(yahbisuhu), e lâ yevme ye’tîhim leyse masrûfen anhum ve hâka bi him mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
Ve şayet ötelesek onlardan azabı adetli/sayılı bir ümmete305* kadar; mutlak derler: "Nedir alıkoyan/tutan onu**?"; değil mi (ki) gündür (ki) gelir onlara; olmaz bir uzaklaştırılan/döndürülen onlardan; ve sarar/nüfuz eder onları kendisiyle istihza361 eder oldukları.
Ahmed Samira: 8 And if We delayed the punishment from them to a counted/numbered generation they will say (E) what prevents/withholds it ? Is it not (on that) day (when it) comes to them (it is) not diverted/sent away from them? And surrounded/encircled with them what they were with it mocking/making fun of.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve şayet وَلَئِنْ -
2 ehharna ötelesek أَخَّرْنَا اخر
3 anhumu onlardan عَنْهُمُ -
4 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
5 ila kadar إِلَىٰ -
6 ummetin bir ümmete أُمَّةٍ امم
7 mea'dudetin adetli/sayılı مَعْدُودَةٍ عدد
8 leyekulunne mutlak derler لَيَقُولُنَّ قول
9 ma nedir? مَا -
10 yehbisuhu alıkoyan/tutan onu يَحْبِسُهُ حبس
11 ela değil mi (ki) أَلَا -
12 yevme gündür يَوْمَ يوم
13 ye'tihim gelir onlara يَأْتِيهِمْ اتي
14 leyse olmaz لَيْسَ ليس
15 mesrufen bir uzaklaştırılan/döndürülen مَصْرُوفًا صرف
16 anhum onlardan عَنْهُمْ -
17 ve haka ve sarar/nüfuz eder وَحَاقَ حيق
18 bihim onları بِهِمْ -
19 ma مَا -
20 kanu oldukları كَانُوا كون
21 bihi kendisiyle بِهِ -
22 yestehziune istihza ederler يَسْتَهْزِئُونَ هزا

Notlar

Not 1: *Her bir ümmetin bir eceli vardı. O ecele kadar.**Azabı.

Ayet 9

1480|11|9|وَلَئِنْ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَٰهَا مِنْهُ إِنَّهُۥ لَيَـُٔوسٌ كَفُورٌ
1480|11|9|ولين اذقنا الانسن منا رحمه ثم نزعنها منه انه ليوس كفور
9. Ve le in ezaknal insâne minnâ rahmeten summe neza’nâhâ minh(minhu), innehu le yeûsun kefûr(kefûrun).
Ve şayet tattırsak insana bizden bir rahmet271; sonra soyup çeksek onu* ondan**; doğrusu o*** kâfir25 bir ümitsizdir mutlak.
Ahmed Samira: 9 And if (E) We made the human/mankind taste/experience from Us mercy, then We removed it from him, that he truly is (a) despairing/hopeless (E) (insistent) disbeliever/(insisting) disbelief.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve şayet وَلَئِنْ -
2 ezekna tattırsak أَذَقْنَا ذوق
3 l-insane insana الْإِنْسَانَ انس
4 minna bizen مِنَّا -
5 rahmeten bir rahmet رَحْمَةً رحم
6 summe sonra ثُمَّ -
7 nezea'naha soyup çeksek onu نَزَعْنَاهَا نزع
8 minhu ondan مِنْهُ -
9 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
10 leyeusun mutlak bir ümitsizdir لَيَئُوسٌ ياس
11 kefurun bir kâfir كَفُورٌ كفر

Notlar

Not 1: *Rahmeti.**İnsandan.***İnsan.

Ayet 10

1481|11|10|وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّىٓ إِنَّهُۥ لَفَرِحٌ فَخُورٌ
1481|11|10|ولين اذقنه نعما بعد ضرا مسته ليقولن ذهب السيات عني انه لفرح فخور
10. Ve le in ezaknâhu na’mâe ba’de darrâe messethu le yekûlenne zehebes seyyiâtu annî, innehu le ferihun fahûr(fahûrun).
Ve şayet tattırırsak ona* nimet757 sonrasında darlık (ki) temas etti ona*; mutlak der: "Gitti/kayboldu kötülükler benden"; doğrusu o** böbürlenen/öğünen bir ferahlayandır mutlak.
Ahmed Samira: 10 And if (E) We made him taste/experience blessing/goodness after calamity/disastrous distress touched him, he will say (E): "The sins/crimes went away (were) eliminated/(were) wiped out from me." That he is happy/rejoiced/delighted proud/arrogant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velein ve şayet وَلَئِنْ -
2 ezeknahu tattırırsak ona أَذَقْنَاهُ ذوق
3 nea'ma'e nimet نَعْمَاءَ نعم
4 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
5 derra'e darlık (ki) ضَرَّاءَ ضرر
6 messethu temas etti ona مَسَّتْهُ مسس
7 leyekulenne mutlak der لَيَقُولَنَّ قول
8 zehebe gitti/kayboldu ذَهَبَ ذهب
9 s-seyyiatu kötülükler السَّيِّئَاتُ سوا
10 anni benden عَنِّي -
11 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
12 leferihun mutlak bir ferahlayandır لَفَرِحٌ فرح
13 fehurun bir böbürlenen/öğünen فَخُورٌ فخر

Notlar

Not 1: *İnsana.**İnsan.

Ayet 11

1482|11|11|إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ
1482|11|11|الا الذين صبروا وعملوا الصلحت اوليك لهم مغفره واجر كبير
11. İllellezîne saberû ve amilûs sâlihât(sâlihâti), ûlâike lehum magfiretun ve ecrun kebîr(kebîrun).
Dışındadır kimseler (ki) sabrettiler51 ve yaptılar sâlihât18; işte bunlar; onlaradır bir mağfiret319 ve büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 11 Except those who were patient, and made/did the correct/righteous deeds , those for them (is) a forgiveness and (a) big/great wage/reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 ellezine kimseler ki() الَّذِينَ -
3 saberu sabrettiler صَبَرُوا صبر
4 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati sâlihât الصَّالِحَاتِ صلح
6 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
7 lehum onlaradır لَهُمْ -
8 megfiratun bir mağfiret مَغْفِرَةٌ غفر
9 ve ecrun ve bir ecir وَأَجْرٌ اجر
10 kebirun büyük كَبِيرٌ كبر

Ayet 12

1483|11|12|فَلَعَلَّكَ تَارِكٌۢ بَعْضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَضَآئِقٌۢ بِهِۦ صَدْرُكَ أَن يَقُولُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ
1483|11|12|فلعلك تارك بعض ما يوحي اليك وضايق به صدرك ان يقولوا لولا انزل عليه كنز او جا معه ملك انما انت نذير والله علي كل شي وكيل
12. Fe lealleke târikun ba’da mâ yûhâ ileyke ve dâikun bihî sadruke en yekûlû lev lâ unzile aleyhi kenzun ev câe meahu melek(melekun), innemâ ente nezîr(nezîrun), vallâhu alâ kulli şey’in vekîl(vekîlun).
Öyle ki belki sen terkedensin bir kısmını vahyedilenin sana; ve daralandır onunla göğsün ki derler: "Değil mi (ki) indirilmeliydi ona bir hazine ya da gelmeliydi onunla beraber bir melek133?"; ancak ki sen bir uyarıcısın; ve Allah her bir şey üzerine bir Vekîl’dir517.
Ahmed Samira: 12 So maybe/perhaps you are leaving some/part (of) what is inspired/transmitted to you, and narrowing/tightening with it your chest (innermost), that they say: "If only a treasure was descended on him, or (an) angel came with him." But you are (a) warner/giver of notice, and God (is) on every thing (a) guardian/protector .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felealleke öyle ki belki sen فَلَعَلَّكَ -
2 tarikun terkedensin تَارِكٌ ترك
3 bea'de bir kısmını بَعْضَ بعض
4 ma مَا -
5 yuha vahyedilenin يُوحَىٰ وحي
6 ileyke sana إِلَيْكَ -
7 ve daikun ve daralanddır وَضَائِقٌ ضيق
8 bihi onunla بِهِ -
9 sadruke göğsün صَدْرُكَ صدر
10 en ki أَنْ -
11 yekulu derler يَقُولُوا قول
12 levla değil miydi? لَوْلَا -
13 unzile indirilmeli أُنْزِلَ نزل
14 aleyhi ona عَلَيْهِ -
15 kenzun bir hazine كَنْزٌ كنز
16 ev ya da أَوْ -
17 ca'e gelmeli جَاءَ جيا
18 meahu beraber onunla مَعَهُ -
19 melekun bir melek مَلَكٌ ملك
20 innema ancak ki إِنَّمَا -
21 ente sen أَنْتَ -
22 nezirun bir uyarıcısın نَذِيرٌ نذر
23 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
24 ala üzerine عَلَىٰ -
25 kulli her كُلِّ كلل
26 şey'in şey شَيْءٍ شيا
27 vekilun bir Vekîl’dir وَكِيلٌ وكل

Ayet 13

1484|11|13|أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِۦ مُفْتَرَيَٰتٍ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
1484|11|13|ام يقولون افتريه قل فاتوا بعشر سور مثله مفتريت وادعوا من استطعتم من دون الله ان كنتم صدقين
13. Em yekûlûnefterâh(yekûlûnefterâhu), kul fe’tû bi aşri suverin mislihî muftereyâtin ved’û menisteta’tum min dûnillâhi in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
Ya da derler: "İftira883 attı onu*"; de ki: "Gelin on sureyle183 onun** iftira883 atılmış misli (-yle); ve çağırın itaat*** ettiğiniz kimseyi Allah’ın astından eğer olduysanız sâdıklar182."
Ahmed Samira: 13 Or they say: "He fabricated/cut and split it." Say: "So come or bring with ten chapters of the Koran similar/equal/alike to it fabricated , and call whom you were able from other than God if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 yekulune derler يَقُولُونَ قول
3 fterahu iftira attı onu افْتَرَاهُ فري
4 kul de ki قُلْ قول
5 fe'tu gelin فَأْتُوا اتي
6 biaşri onla بِعَشْرِ عشر
7 suverin bir sure سُوَرٍ سور
8 mislihi misli onun مِثْلِهِ مثل
9 mufterayatin iftira atılmış مُفْتَرَيَاتٍ فري
10 ved'u ve çağırın وَادْعُوا دعو
11 meni kimseyi مَنِ -
12 stetaa'tum itaat ettiğiniz اسْتَطَعْتُمْ طوع
13 min مِنْ -
14 duni astından دُونِ دون
15 llahi Allah’ın اللَّهِ -
16 in eğer إِنْ -
17 kuntum oldduysanız كُنْتُمْ كون
18 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı.**Kur'an'ın.***Tabi olduğunuz, takip ettiğiniz.

Ayet 14

1485|11|14|فَإِلَّمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أُنزِلَ بِعِلْمِ ٱللَّهِ وَأَن لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
1485|11|14|فالم يستجيبوا لكم فاعلموا انما انزل بعلم الله وان لا اله الا هو فهل انتم مسلمون
14. Fe illem yestecîbû lekum fa’lemû ennemâ unzile bi ilmillâhi ve en lâ ilâhe illâ hû(huve), fe hel entum muslimûn(muslimûne).
Öyle ki eğer asla cevap veremezlerse sizlere; öyle ki bilin ki ancak indirildi* Allah'ın ilmiyle; ve ki yoktur ilâh74 O’nun dışında; öyleyse sizler müslim45 misiniz?
Ahmed Samira: 14 So if they do not answer/reply to you, so know that (the Koran) was/is descended with God’s knowledge , that (there is) no God except Him, so are you submitters/surrenderers/Moslems?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feillem öyle ki eğer asla فَإِلَّمْ -
2 yestecibu cevap veremezlerse يَسْتَجِيبُوا جوب
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 fea'lemu öyle ki bilin فَاعْلَمُوا علم
5 ennema ki ancak أَنَّمَا -
6 unzile indirildi أُنْزِلَ نزل
7 biilmi ilmiyle بِعِلْمِ علم
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 ve en ve ki وَأَنْ -
10 la yoktur لَا -
11 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
12 illa dışında إِلَّا -
13 huve O’nun هُوَ -
14 fehel öyleyse فَهَلْ -
15 entum sizler أَنْتُمْ -
16 muslimune müslim misiniz? مُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *Kur'an.

Ayet 15

1486|11|15|مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَٰلَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ
1486|11|15|من كان يريد الحيوه الدنيا وزينتها نوف اليهم اعملهم فيها وهم فيها لا يبخسون
15. Men kâne yurîdul hayâted dunyâ ve zînetehâ nuveffi ileyhim a’mâlehum fîhâ ve hum fîhâ lâ yubhasûn(yubhasûne).
Kim (ki) oldu arzular dünya hayatını ve ziynetini856 onun*; tamamlarız üzerlerine orada** yaptıklarını; ve onlara orada** azaltılmaz/eksiltilmez***.
Ahmed Samira: 15 Who was/is wanting the life the present/worldly life and its decoration/beauty/ornament, We fulfill/complete to them their deeds in it, and they in it are not being reduced/cheated/caused injustice to.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 men kim مَنْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 yuridu arzular يُرِيدُ رود
4 l-hayate hayatını الْحَيَاةَ حيي
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 ve zineteha ve ziynetini onun وَزِينَتَهَا زين
7 nuveffi tamamlarız نُوَفِّ وفي
8 ileyhim üzerlerine إِلَيْهِمْ -
9 ea'malehum yaptıklarını أَعْمَالَهُمْ عمل
10 fiha orada فِيهَا -
11 ve hum ve onlara وَهُمْ -
12 fiha orada فِيهَا -
13 la لَا -
14 yubhasune azaltılmaz يُبْخَسُونَ بخس

Notlar

Not 1: *Dünya hayatının.**Dünya hayatında.***Haksızlık edilmez, yaptıklarının karşılığı yine dünya hayatında eksiksiz verilir.

Ayet 16

1487|11|16|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا۟ فِيهَا وَبَٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1487|11|16|اوليك الذين ليس لهم في الاخره الا النار وحبط ما صنعوا فيها وبطل ما كانوا يعملون
16. Ulâikellezîne leyse lehum fil âhıreti illen nâr(nâru) ve habita mâ sanaû fîhâ ve bâtılun mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
İşte bunlar; kimselerdir (ki) yoktur onlara ahirette ateş834 dışında; ve boşa çıktı ürettikleri orada*; ve bir batıldır199 yapar oldukları.
Ahmed Samira: 16 Those are those not (nothing is) for them in the end (other life) except the fire , and what they made/did (was) wasted/invalidated in it, and is being wasted/annulled/canceled what they were making/doing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 leyse yoktur لَيْسَ ليس
4 lehum onlara لَهُمْ -
5 fi فِي -
6 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
7 illa dışında إِلَّا -
8 n-naru ateş النَّارُ نور
9 ve habita ve boşa çıktı وَحَبِطَ حبط
10 ma مَا -
11 saneu ürettikleri صَنَعُوا صنع
12 fiha orada فِيهَا -
13 ve batilun ve bir batıldır وَبَاطِلٌ بطل
14 ma مَا -
15 kanu oldukları كَانُوا كون
16 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Ahirette.

Ayet 17

1488|11|17|أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِۦ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِّنْهُ وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًا وَرَحْمَةً أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ مِنَ ٱلْأَحْزَابِ فَٱلنَّارُ مَوْعِدُهُۥ فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ إِنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ
1488|11|17|افمن كان علي بينه من ربه ويتلوه شاهد منه ومن قبله كتب موسي اماما ورحمه اوليك يومنون به ومن يكفر به من الاحزاب فالنار موعده فلا تك في مريه منه انه الحق من ربك ولكن اكثر الناس لا يومنون
17. E fe men kâne alâ beyyinetin min rabbihî ve yetlûhu şâhidun minhu ve min kablihî kitâbu mûsâ imâmen ve rahmeh(rahmeten), ulâike yu’minûne bih(bihî), ve men yekfur bihî minel ahzâbi fen nâru mev’ıduh(mev’ıduhu), fe lâ teku fî miryetin minhu innehul hakku min rabbike ve lâkinne ekseren nâsi lâ yu’minûn(yu’minûne).
Öyle ki kimse mi* (ki) oldu bir beyanat620 üzere Rabbinden4; ve tilâvet874 eder onu** ondan*** bir şahit/tanık (olarak) ; ve onun**** öncesinde Mûsâ'nın kitabı***** bir imamdı884 ve bir rahmetti271; işte bunlardır; iman47 ederler ona******; ve kim kâfirlik25 eder ona****** gruplardan/partilerden; öyle ki ateştir834 vaat edilen yeri onun; öyle ki olma şüphede ondan*******; doğrusu o******** haktır/gerçektir (senin) Rabbinden4; velakin/fakat çoğu insan iman47 etmez.
Ahmed Samira: 17 Is who was on an evidence from his Lord, and he reads/recites/follows it a witness/testifier from Him, and from before him/it Moses’ Book a leader/clear road/an example and a mercy? Those believe with it, and who disbelieves from the groups/parties with Him/it, so the fire (is) his appointment/promise, so do not be in doubt from it, that it is the truth from your Lord, and but most of the people do not believe.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efemen öyle ki kimse mi (ki) أَفَمَنْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 ala üzere عَلَىٰ -
4 beyyinetin bir beyanat بَيِّنَةٍ بين
5 min مِنْ -
6 rabbihi Rabbinden رَبِّهِ ربب
7 ve yetluhu ve tilavet eder onu وَيَتْلُوهُ تلو
8 şahidun bir şahit/tanık (olarak) شَاهِدٌ شهد
9 minhu ondan مِنْهُ -
10 ve min ve وَمِنْ -
11 kablihi öncesinden onun قَبْلِهِ قبل
12 kitabu kitabı كِتَابُ كتب
13 musa Mûsâ'nın مُوسَىٰ -
14 imamen bir imamdı إِمَامًا امم
15 ve rahmeten ve bir rahmetti وَرَحْمَةً رحم
16 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
17 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
18 bihi ona بِهِ -
19 vemen ve kim وَمَنْ -
20 yekfur kâfirlik eder يَكْفُرْ كفر
21 bihi ona بِهِ -
22 mine مِنَ -
23 l-ehzabi gruplardan/partilerden الْأَحْزَابِ حزب
24 fennaru öyle ki ateştir فَالنَّارُ نور
25 mev'iduhu vaat edilen yeri onun مَوْعِدُهُ وعد
26 fela öyle ki فَلَا -
27 teku olma تَكُ كون
28 fi فِي -
29 miryetin şüphede مِرْيَةٍ مري
30 minhu ondan مِنْهُ -
31 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
32 l-hakku haktır/gerçektir الْحَقُّ حقق
33 min مِنْ -
34 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
35 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
36 eksera çoğu أَكْثَرَ كثر
37 n-nasi insan النَّاسِ نوس
38 la لَا -
39 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Ateşe girer?**Kur'an'ı.***Kur'an'dan. Kur'an'ın Yüce Allah katından olduğuna bizzat yine Kur'an'dan tanık/şahit olarak.****Kur'an'ın.*****Tevrât.******Kur'an'a.*******Kur'an'dan.********Kur'an.

Ayet 18

1489|11|18|وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أُو۟لَٰٓئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَىٰ رَبِّهِمْ وَيَقُولُ ٱلْأَشْهَٰدُ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَىٰ رَبِّهِمْ أَلَا لَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ
1489|11|18|ومن اظلم ممن افتري علي الله كذبا اوليك يعرضون علي ربهم ويقول الاشهد هولا الذين كذبوا علي ربهم الا لعنه الله علي الظلمين
18. Ve men ezlemu mimmenifterâ alâllâhi kezibâ(keziben), ulâike yu’radûne alâ rabbihim ve yekûlul eşhâdu hâulâillezîne kezebû alâ rabbihim, e lâ lâ’netullâhi alâz zâlimîn(zâlimîne).
Ve kimdir daha zalim257 kimseden (ki) iftira402 attı Allah'a karşı bir yalanı244; işte bunlar; arz ederler* Rabblerine4 karşı; ve der şahitler/tanıklar885: "İşte bunlar kimselerdir (ki) yalan söylediler Rabblerine4 karşı"; değil mi (ki) Allah'ın laneti280 zalimlere257 karşıdır.
Ahmed Samira: 18 And who (is) more unjust/oppressive than who fabricated/cut and split on God lies/denials/falsifications? Those, they are being displayed/exhibited/shown on (to) their Lord, and the witnesses/testifiers (the angels) say: "Those (are) those who lied/denied/falsified on their Lord." Is not God’s curse/torture on the unjust/oppressors?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kimdir وَمَنْ -
2 ezlemu daha zalim أَظْلَمُ ظلم
3 mimmeni kimseden (ki) مِمَّنِ -
4 ftera iftira attı افْتَرَىٰ فري
5 ala karşı عَلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 keziben bir yalanı كَذِبًا كذب
8 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
9 yua'radune arz ederler يُعْرَضُونَ عرض
10 ala karşı عَلَىٰ -
11 rabbihim Rabblerine رَبِّهِمْ ربب
12 ve yekulu ve der وَيَقُولُ قول
13 l-eşhadu şahitler/tanıklar الْأَشْهَادُ شهد
14 ha'ula'i işte bunlardır هَٰؤُلَاءِ -
15 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
16 kezebu yalan söylediler كَذَبُوا كذب
17 ala karşı عَلَىٰ -
18 rabbihim Rabblerine رَبِّهِمْ ربب
19 ela değil mi (ki) أَلَا -
20 lea'netu laneti لَعْنَةُ لعن
21 llahi Allah'ın اللَّهِ -
22 ala karşıdır عَلَى -
23 z-zalimine zalimlere الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Fiil aktif çoğul 3. şahıs eril gelmiştir. Arzı bu kimseler yapmaktadır. Savunmalarını arz etmektedirler; sunmaktadırlar.

Ayet 19

1490|11|19|ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ
1490|11|19|الذين يصدون عن سبيل الله ويبغونها عوجا وهم بالاخره هم كفرون
19. Ellezîne yasuddûne an sebîlillâhi ve yebgûnehâ ivecâ(ivecen), ve hum bil âhıreti hum kâfirûn(kâfirûne).
Kimselerdir* (ki) uzaklaştırırlar/engellerler886 Allah'ın yolundan336; ve bakınırlar ona* bir eğmeye/bükmeye/kıvırmaya886; ve onlar; ahirete onlar kâfirlik667 ederler.
Ahmed Samira: 19 Those who object/prevent/obstruct from God’s way/path/sake , and they ask/wish/desire it (be) bent/crookedness/indirectness, and they, with the end (other life) they are disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
2 yesuddune uzaklaştırırlar/engellerler يَصُدُّونَ صدد
3 an عَنْ -
4 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 ve yebguneha ve bakınırlar ona وَيَبْغُونَهَا بغي
7 ivecen bir eğmeye/bükmeye/kıvırmaya عِوَجًا عوج
8 vehum ve onlar وَهُمْ -
9 bil-ahirati ahireti بِالْاخِرَةِ اخر
10 hum onlar هُمْ -
11 kafirune kâfirlik ederler كَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'a iftira atan müşrikler.**Yüce Allah'ın yolu olan kutsal kitaplara.

Ayet 20

1491|11|20|أُو۟لَٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ يُضَٰعَفُ لَهُمُ ٱلْعَذَابُ مَا كَانُوا۟ يَسْتَطِيعُونَ ٱلسَّمْعَ وَمَا كَانُوا۟ يُبْصِرُونَ
1491|11|20|اوليك لم يكونوا معجزين في الارض وما كان لهم من دون الله من اوليا يضعف لهم العذاب ما كانوا يستطيعون السمع وما كانوا يبصرون
20. Ulâike lem yekûnû mu’cizîne fîl ardı ve mâ kâne lehum min dûnillâhi min evliyâ(evliyâe), yudâafu lehumul azâb(azâbu), mâ kânû yestetîûnes sem’a ve mâ kânû yubsirûn(yubsirûne).
İşte bunlar*; asla olmazlar aciz bırakanlar yerde**; ve olmuş değildir onlara Allah’ın astından hiçbir evliya212; katlanır onlara azap; olmuş değillerdi itaat*** etmeye işitmeye; ve olmuş değillerdi görürler.
Ahmed Samira: 20 Those, were not (to) be disabling/frustrating in the earth/Planet Earth and (there) were not for them from other than God from guardians/allies , the torture (will) be doubled/multiplied for them, and they were not able (of) the hearing (to hear)/listening (to listen) , and they were not seeing/looking/understanding.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 lem asla لَمْ -
3 yekunu olmazlar يَكُونُوا كون
4 mua'cizine aciz bırakanlar مُعْجِزِينَ عجز
5 fi فِي -
6 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
7 ve ma ve değildir وَمَا -
8 kane olmuş كَانَ كون
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 min مِنْ -
11 duni astından دُونِ دون
12 llahi Allah’ın اللَّهِ -
13 min hiçbir مِنْ -
14 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
15 yudaafu katlanır يُضَاعَفُ ضعف
16 lehumu onlara لَهُمُ -
17 l-azabu azab الْعَذَابُ عذب
18 ma değildir مَا -
19 kanu oldular كَانُوا كون
20 yestetiune itaat etmeye يَسْتَطِيعُونَ طوع
21 s-sem'a işitmeye السَّمْعَ سمع
22 ve ma ve değilerdi وَمَا -
23 kanu oldular كَانُوا كون
24 yubsirune görürler يُبْصِرُونَ بصر

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'a iftira atan müşrikler.**Yeryüzünde.***Güç yetirir.

Ayet 21

1492|11|21|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
1492|11|21|اوليك الذين خسروا انفسهم وضل عنهم ما كانوا يفترون
21. Ulâikellezîne hasirû enfusehum ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne).
İşte bunlar*; kimselerdir (ki) hüsrana uğrattılar kendi nefislerini201; ve saptı** onlardan iftira883 atar oldukları.
Ahmed Samira: 21 Those are those who lost themselves, and what they were fabricating/cutting and splitting (was) wasted/lost from them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 hasiru hüsrana uğrattılar خَسِرُوا خسر
4 enfusehum kendi nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
5 ve delle ve saptı وَضَلَّ ضلل
6 anhum onlardan عَنْهُمْ -
7 ma مَا -
8 kanu oldukları كَانُوا كون
9 yefterune iftira atar يَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'a iftira atan müşrikler.**Ahirette iftira attıklarının gerçek olmadığını anladılar.

Ayet 22

1493|11|22|لَا جَرَمَ أَنَّهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ
1493|11|22|لا جرم انهم في الاخره هم الاخسرون
22. Lâ cereme ennehum fil âhıreti humul ahserûn(ahserûne).
Yoktur şüphe ki onlar* ahirette; daha fazla** hüsrana uğrayanlardır onlar*.
Ahmed Samira: 22 Undoutably/certainly that they (are) in the end (other life), they are the most losers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la yoktur لَا -
2 cerame şüphe جَرَمَ جرم
3 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
4 fi فِي -
5 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
6 humu onlar هُمُ -
7 l-ehserune daha fazla hüsrana uğrayanlardır الْأَخْسَرُونَ خسر

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'a iftira atan müşrikler.**Müşriklerin diğer insanlara göre daha fazla hüsranda olacağı apaçık bildirilmiştir.

Ayet 23

1494|11|23|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَخْبَتُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّهِمْ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
1494|11|23|ان الذين امنوا وعملوا الصلحت واخبتوا الي ربهم اوليك اصحب الجنه هم فيها خلدون
23. İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve ahbetû ilâ rabbihim ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; ve boyun eğdiler* Rablerine4 doğru; işte bunlar; cennet ashâbıdır194 ; onlar orada** ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 23 That those who believed and made/did the correct/righteous deeds, and they became humble/tranquil to their Lord, those are the Paradise’s owners/company/friends, they are in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati salihat الصَّالِحَاتِ صلح
6 ve ehbetu ve boyun eğdiler وَأَخْبَتُوا خبت
7 ila doğru إِلَىٰ -
8 rabbihim Rablerine رَبِّهِمْ ربب
9 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
10 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
11 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
12 hum onlar هُمْ -
13 fiha orada فِيهَا -
14 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Kalpleri titredi/ürperdi.**Cennette.

Ayet 24

1495|11|24|مَثَلُ ٱلْفَرِيقَيْنِ كَٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْأَصَمِّ وَٱلْبَصِيرِ وَٱلسَّمِيعِ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
1495|11|24|مثل الفريقين كالاعمي والاصم والبصير والسميع هل يستويان مثلا افلا تذكرون
24. Meselul ferîkayni kel a’mâ vel esammi vel basîri ves semî’(semîı) hel yesteviyâni meselâ(meselen) e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Misali870 iki fırkanın* gibidir kör ve sağır; ve gören ve işiten; aynı seviyede mi ikisinin misali870? Öyle ki zikretmez78 misiniz?
Ahmed Samira: 24 The two groups’/parti es’ example/proverb (is as) the blind, and the deaf, and the seeing , and the hearing , do they become (an) equal/alike example/proverb? So do you not mention/remember ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 meselu misali مَثَلُ مثل
2 l-ferikayni iki fırkanın الْفَرِيقَيْنِ فرق
3 kalea'ma gibidir kör كَالْأَعْمَىٰ عمي
4 vel'esammi ve sağır وَالْأَصَمِّ صمم
5 velbesiri ve gören وَالْبَصِيرِ بصر
6 ve ssemii ve işiten وَالسَّمِيعِ سمع
7 hel هَلْ -
8 yesteviyani aynı seviyede mi يَسْتَوِيَانِ سوي
9 meselen misalleri مَثَلًا مثل
10 efela öyle ki أَفَلَا -
11 tezekkerune zikretmez misiniz تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Grubun. Yüce Allah'a iftira atmış müşriklerle Yüce Allah'a şirksiz iman etmiş mümin kimselerin.

Ayet 25

1496|11|25|وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
1496|11|25|ولقد ارسلنا نوحا الي قومه اني لكم نذير مبين
25. Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî innî lekum nezîrun mubîn(mubînun).
Ve ant olsun gönderdik Nûh'u kavmine/toplumuna (ki) "doğrusu ben sizlere apaçık bir uyarıcıyım" (der).
Ahmed Samira: 25 And We had sent Noah to his nation: "That I am for you (an) evident/clear warner/giver of notice."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 nuhen Nûh'u نُوحًا -
4 ila إِلَىٰ -
5 kavmihi kavmine/toplumuna قَوْمِهِ قوم
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 nezirun bir uyarıcıyım نَذِيرٌ نذر
9 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Ayet 26

1497|11|26|أَن لَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍ
1497|11|26|ان لا تعبدوا الا الله اني اخاف عليكم عذاب يوم اليم
26. En lâ ta’budû illallâh(illallâhe), innî ehâfu aleykum azâbe yevmin elîm(elîmin).
Ki kulluk46 etmeyin Allah'ın dışında; doğrusu ben korkarım üzerinize (olan) elim/acıklı bir günün azabından.
Ahmed Samira: 26 That do not worship except God, that I, I fear on you a painful day’s torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 en ki أَنْ -
2 la لَا -
3 tea'budu kulluk etmeyin تَعْبُدُوا عبد
4 illa dışında إِلَّا -
5 llahe Allah’ın اللَّهَ -
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 ehafu korkarım أَخَافُ خوف
8 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
9 azabe azabın عَذَابَ عذب
10 yevmin bir günün يَوْمٍ يوم
11 elimin elim/acıklı أَلِيمٍ الم

Ayet 27

1498|11|27|فَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا نَرَىٰكَ إِلَّا بَشَرًا مِّثْلَنَا وَمَا نَرَىٰكَ ٱتَّبَعَكَ إِلَّا ٱلَّذِينَ هُمْ أَرَاذِلُنَا بَادِىَ ٱلرَّأْىِ وَمَا نَرَىٰ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۭ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَٰذِبِينَ
1498|11|27|فقال الملا الذين كفروا من قومه ما نريك الا بشرا مثلنا وما نريك اتبعك الا الذين هم اراذلنا بادي الراي وما نري لكم علينا من فضل بل نظنكم كذبين
27. Fe kâlel meleullezîne keferû min kavmihî mâ nerâke illâ beşeren mislenâ ve mâ nerâkettebeake illellezîne hum erâzilunâ bâdiyer re’y(re’yi), ve mâ nerâ lekum aleynâ min fadlin bel nezunnukum kâzibîn(kâzibîne).
Öyle ki (Nûh’un) kavminden/toplumundan kâfirlik25 etmiş kimselerin melesi364 dedi: "Görür değiliz seni bir beşer* dışında; mislimiz870 bizim; ve görür değiliz seni tabi oldu sana ancak kimseler (ki) onlar rezillerimizdir; sığ görüşlüdür; ve görür değiliz sizleri bizlere karşı bir faziletli/fazlalıklı; evet! Zannediyoruz sizleri (ki) yalancılarsınız.
Ahmed Samira: 27 So the nobles/groups/assembly those who disbelieved from his nation said: "We do not see you except (as) a human similar/equal/alike to us, and we do not see you (that) followed you except those who are our lowest/most despised, the opinion/belief (is) apparent, and we do not see for you on us from grace/favour/blessing, but we suspect you (are) liars/deniers/falsifiers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekale öyle ki dedi فَقَالَ قول
2 l-meleu melesi الْمَلَأُ ملا
3 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
4 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
5 min مِنْ -
6 kavmihi kavminden onun (Nûh’un) قَوْمِهِ قوم
7 ma değiliz مَا -
8 nerake görür seni نَرَاكَ راي
9 illa dışında إِلَّا -
10 beşeran bir beşer بَشَرًا بشر
11 mislena mislimiz bizim مِثْلَنَا مثل
12 ve ma ve değiliz وَمَا -
13 nerake görür seni نَرَاكَ راي
14 ttebeake tabi oldu sana اتَّبَعَكَ تبع
15 illa dışında إِلَّا -
16 ellezine kimseler الَّذِينَ -
17 hum onlar هُمْ -
18 eraziluna rezillerimiz أَرَاذِلُنَا رذل
19 badiye sığ (görüşlü) بَادِيَ بدو
20 r-ra'yi (sığ) görüşlü الرَّأْيِ راي
21 ve ma ve değiliz وَمَا -
22 nera görür نَرَىٰ راي
23 lekum sizleri لَكُمْ -
24 aleyna bize karşı عَلَيْنَا -
25 min bir مِنْ -
26 fedlin faziletten فَضْلٍ فضل
27 bel evet بَلْ -
28 nezunnukum zannediyoruz sizleri نَظُنُّكُمْ ظنن
29 kazibine yalancılarsınız كَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *İnsan.

Ayet 28

1499|11|28|قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى رَحْمَةً مِّنْ عِندِهِۦ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْ أَنُلْزِمُكُمُوهَا وَأَنتُمْ لَهَا كَٰرِهُونَ
1499|11|28|قال يقوم اريتم ان كنت علي بينه من ربي واتيني رحمه من عنده فعميت عليكم انلزمكموها وانتم لها كرهون
28. Kâle yâ kavmi e reeytum in kuntu alâ beyyinetin min rabbî ve âtânî rahmeten min indihî fe ummiyet aleykum, e nulzimukumûhâ ve entum lehâ kârihûn(kârihûne).
Dedi*: "Ey kavmim/toplumum! Gördünüz mü? Eğer olduysam Rabbimden4 bir beyanata620 karşı; ve geldiyse bir rahmet271 indinden/katından O’nun**; öyle ki körleştirildiyse*** sizlere; yapıştırır**** mıyım onu***** sizlere?; ve sizler ona****** kerhensiniz697."
Ahmed Samira: 28 He said: "You (my) nation, did you see/understand if I was on an evidence from my Lord, and He gave me mercy from at Him, so (it) was blinding/confusing on you, that do we oblige/compel it to you , and you are to it hating?"147

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
3 eraeytum gördünüz mü أَرَأَيْتُمْ راي
4 in eğer إِنْ -
5 kuntu olduysam كُنْتُ كون
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 beyyinetin bir beyanat بَيِّنَةٍ بين
8 min مِنْ -
9 rabbi Rabbimden رَبِّي ربب
10 ve atani ve geldiyse وَاتَانِي اتي
11 rahmeten bir rahmet رَحْمَةً رحم
12 min مِنْ -
13 indihi indinden/katından O’nun عِنْدِهِ عند
14 feummiyet öyle ki körleştirildiyse فَعُمِّيَتْ عمي
15 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
16 enulzimukumuha yapıştırır mıyım onu sizlere أَنُلْزِمُكُمُوهَا لزم
17 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
18 leha ona لَهَا -
19 karihune kerhensiniz كَارِهُونَ كره

Notlar

Not 1: *Nûh.**Allah'ın.***Apaçık beyanatları görmeyen körlerseniz.****Musallat etmem onu sizlere.*****Risâleti.******Risâlete.

Ayet 29

1500|11|29|وَيَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مَالًا إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَلَٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ
1500|11|29|ويقوم لا اسلكم عليه مالا ان اجري الا علي الله وما انا بطارد الذين امنوا انهم ملقوا ربهم ولكني اريكم قوما تجهلون
29. Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).
"Ve ey kavmim/toplumum! Sual etmem/sormam sizlere ona* karşı bir mal ki benim ecrim820 ancak Allah'a karşıdır; ve ben iman47 etmiş kimseleri bir kovan/uzaklaştıran değilim; doğrusu onlar kavuşanlardır** Rablerine4; velakin/fakat ben görüyorum sizleri cahillik489 eder bir kavim/toplum (olarak)."
Ahmed Samira: 29 And you my nation, I do not ask/demand/beg you on it (for) property/possession/wealth, that my reward/wage is except on (from) God, and I am not with expelling/driving out those who believed, that they are receiving/meeting/finding their Lord, and but I only, I see/understand you (as) a nation being lowly/ignorant .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya kavmi ve ey kavmim/toplumum وَيَا قَوْمِ قوم
2 la لَا -
3 eselukum sual etmem/sormam sizlere أَسْأَلُكُمْ سال
4 aleyhi ona karşı عَلَيْهِ -
5 malen bir mal مَالًا مول
6 in ki إِنْ -
7 ecriye benim ecrim أَجْرِيَ اجر
8 illa ancak إِلَّا -
9 ala karşıdır عَلَى -
10 llahi Allah'a اللَّهِ -
11 ve ma ve değilim وَمَا -
12 ena ben أَنَا -
13 bitaridi kovan/uzaklaştıran بِطَارِدِ طرد
14 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
15 amenu iman ettiler امَنُوا امن
16 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
17 mulaku kavuşanlardır مُلَاقُو لقي
18 rabbihim Rabblerine رَبِّهِمْ ربب
19 velakinni velakin/fakat ben وَلَٰكِنِّي -
20 erakum görüyorum sizleri أَرَاكُمْ راي
21 kavmen bir kavim/toplum قَوْمًا قوم
22 techelune cahillik eder تَجْهَلُونَ جهل

Notlar

Not 1: *Risâlete.**İman etmek Rable tanışmak demek, O'nunla kavuşmak demektir. Elbette vefatla birlikte daha ileri bir seviyede kavuşma da gerçekleşir.

Ayet 30

1501|11|30|وَيَٰقَوْمِ مَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِن طَرَدتُّهُمْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
1501|11|30|ويقوم من ينصرني من الله ان طردتهم افلا تذكرون
30. Ve yâ kavmi men yansurunî minallâhi in taredtuhum, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Ve ey kavmim/toplumum! Kim yardım eder bana Allah’tan*; eğer kovduysam/uzaklaştırdıysam onları**? Öyle ki zikretmez78 misiniz?
Ahmed Samira: 30 And you (my) nation, who gives me victory/aid from God, if I expelled/forced them out, so do you not mention/remember ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya kavmi ve ey kavmim/toplumum وَيَا قَوْمِ قوم
2 men kim مَنْ -
3 yensuruni yardım eder bana يَنْصُرُنِي نصر
4 mine مِنَ -
5 llahi Allah’tan اللَّهِ -
6 in eğer إِنْ -
7 taradtuhum kovarsam/uzaklaştırırsam onları طَرَدْتُهُمْ طرد
8 efela öyle ki أَفَلَا -
9 tezekkerune zikretmez misiniz? تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Allah'tan gelen bir şeye karşı. **Müminleri.

Ayet 31

1502|11|31|وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ إِنِّى مَلَكٌ وَلَآ أَقُولُ لِلَّذِينَ تَزْدَرِىٓ أَعْيُنُكُمْ لَن يُؤْتِيَهُمُ ٱللَّهُ خَيْرًا ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا فِىٓ أَنفُسِهِمْ إِنِّىٓ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
1502|11|31|ولا اقول لكم عندي خزاين الله ولا اعلم الغيب ولا اقول اني ملك ولا اقول للذين تزدري اعينكم لن يوتيهم الله خيرا الله اعلم بما في انفسهم اني اذا لمن الظلمين
31. Ve lâ ekûlu lekum indî hazâinullâhi ve lâ a’lemul gaybe ve lâ ekûlu innî melekun ve lâ ekûlu lillezîne tezderî a’yunukum len yu’tiyehumullâhu hayrâ(hayren), allâhu a’lemu bimâ fî enfusihim, innî izen le minez zâlimîn(zâlimîne).
"Ve demiyorum sizlere indimdedir/katımdadır Allah'ın hazineleri; ve bilmiyorum gaybı62; ve demiyorum 'doğrusu ben bir meleğim'; ve demiyorum kimseler* için (ki) azarlar/hor görür gözleriniz 'asla vermez onlara Allah bir hayır'; Allah daha iyi bilir nefislerindekini201 onların; doğrusu ben o zaman mutlak zalimlerdenim257."
Ahmed Samira: 31 And I do not say to you: ’At me (are) God’s safes/storages (treasures), and I do not know the unseen/absent .’And I do not say: ’That I am (an) angel .’ And I do not say to those who your eyes/sights despise/belittle : ’God will never/not give/bring them goodness .’ God (is) more knowledgeable with what (is) in their selves, that I am then from (E) the unjust/oppressors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 ekulu demiyorum أَقُولُ قول
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 indi indimdedir/katımdadır عِنْدِي عند
5 hazainu hazineleri خَزَائِنُ خزن
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ve la ve وَلَا -
8 ea'lemu bilmiyorum أَعْلَمُ علم
9 l-gaybe gaybı الْغَيْبَ غيب
10 ve la ve وَلَا -
11 ekulu demiyorum أَقُولُ قول
12 inni doğrusu ben إِنِّي -
13 melekun bir meleğim مَلَكٌ ملك
14 ve la ve وَلَا -
15 ekulu demiyorum أَقُولُ قول
16 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
17 tezderi azarladığı/hor gördüğü تَزْدَرِي زري
18 ea'yunukum gözlerinizin أَعْيُنُكُمْ عين
19 len asla لَنْ -
20 yu'tiyehumu vermez onlara يُؤْتِيَهُمُ اتي
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 hayran bir hayır خَيْرًا خير
23 llahu Allah اللَّهُ -
24 ea'lemu daha iyi bilir أَعْلَمُ علم
25 bima olanı بِمَا -
26 fi فِي -
27 enfusihim onların nefislerindekini أَنْفُسِهِمْ نفس
28 inni doğrusu ben إِنِّي -
29 izen o zaman إِذًا -
30 lemine mutlak لَمِنَ -
31 z-zalimine zalimlerdenim الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Müminler.

Ayet 32

1503|11|32|قَالُوا۟ يَٰنُوحُ قَدْ جَٰدَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَٰلَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
1503|11|32|قالوا ينوح قد جدلتنا فاكثرت جدلنا فاتنا بما تعدنا ان كنت من الصدقين
32. Kâlû yâ nûhu kad câdeltenâ fe ekserte cidâlenâ fe’tinâ bi mâ teidunâ in kunte mines sâdikîn(sâdikîne).
Dediler: "Ey Nûh! Muhakkak mücadele ettin bizlere; öyle ki çok oldun* mücadelemizde; öyle ki getir bizlere; vaat ettiğini bizlere eğer olduysan sâdıklardan182."
Ahmed Samira: 32 They said: "You Noah, you had argued/disputed with us, so you increased arguing/disputing with us, so bring to us with what you promise us, if you were from the truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya nuhu ey Nuh يَا نُوحُ -
3 kad muhakkak قَدْ -
4 cadeltena mücadele ettin bizlere جَادَلْتَنَا جدل
5 fe ekserte öyle ki çok oldun فَأَكْثَرْتَ كثر
6 cidalena mücadelemizde جِدَالَنَا جدل
7 fe'tina öyle ki getir bizlere فَأْتِنَا اتي
8 bima بِمَا -
9 teiduna vaadettiğini bizlere تَعِدُنَا وعد
10 in eğer إِنْ -
11 kunte olduysan كُنْتَ كون
12 mine مِنَ -
13 s-sadikine sâdıklardan الصَّادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Çoğaldın, arttın.

Ayet 33

1504|11|33|قَالَ إِنَّمَا يَأْتِيكُم بِهِ ٱللَّهُ إِن شَآءَ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ
1504|11|33|قال انما ياتيكم به الله ان شا وما انتم بمعجزين
33. Kâle innemâ ye’tîkum bihillâhu in şâe ve mâ entum bi mu’cizîn(mu’cizîne).
Dedi*: "Ancak ki gelir sizlere onunla** Allah; eğer dilediyse; ve değilsiniz sizler aciz bırakanlar."
Ahmed Samira: 33 He said: "But God brings with it to you, if He willed/wanted and you are not with disabling/frustrating."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 innema ancak ki إِنَّمَا -
3 ye'tikum gelir sizlere يَأْتِيكُمْ اتي
4 bihi onunla بِهِ -
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 in eğer إِنْ -
7 şa'e dilediyse شَاءَ شيا
8 ve ma ve değilsiniz وَمَا -
9 entum sizler أَنْتُمْ -
10 bimua'cizine aciz bırakanlar بِمُعْجِزِينَ عجز

Notlar

Not 1: *Nûh.**Vaat edilenle.

Ayet 34

1505|11|34|وَلَا يَنفَعُكُمْ نُصْحِىٓ إِنْ أَرَدتُّ أَنْ أَنصَحَ لَكُمْ إِن كَانَ ٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يُغْوِيَكُمْ هُوَ رَبُّكُمْ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
1505|11|34|ولا ينفعكم نصحي ان اردت ان انصح لكم ان كان الله يريد ان يغويكم هو ربكم واليه ترجعون
34. Ve lâ yenfeukum nushî in eredtu en ensaha lekum in kânallâhu yurîdu en yugviyekum, huve rabbukum ve ileyhi turceûn(turceûne).
"Ve menfaat sağlamaz nasihatım -eğer razı olduysam (bile) ki nasihat ederim sizlere- eğer olduysa Allah razı olur ki yoldan çıkarır* sizleri; O** Rabbinizdir4; ve O'na*** döndürülürsünüz.
Ahmed Samira: 34 And my advise does not benefit you, if I wanted/intended that I advise for you, if God was wanting/willing that He misguides/lures you, He is your Lord, and to Him you are being returned.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 yenfeukum menfaat sağlamaz يَنْفَعُكُمْ نفع
3 nushi nasihatım نُصْحِي نصح
4 in eğer إِنْ -
5 eradtu razı olduysam أَرَدْتُ رود
6 en ki أَنْ -
7 ensaha nasihat ederim أَنْصَحَ نصح
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 in eğer إِنْ -
10 kane olduysa كَانَ كون
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 yuridu razı olur يُرِيدُ رود
13 en ki أَنْ -
14 yugviyekum yoldan çıkarır sizleri يُغْوِيَكُمْ غوي
15 huve O هُوَ -
16 rabbukum Rabbinizdir رَبُّكُمْ ربب
17 ve ileyhi ve O'na وَإِلَيْهِ -
18 turceune döndürülürsünüz تُرْجَعُونَ رجع

Notlar

Not 1: *Yoldan çıkmanıza razı olursa.**Allah.***Allah'a.

Ayet 35

1506|11|35|أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَعَلَىَّ إِجْرَامِى وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُجْرِمُونَ
1506|11|35|ام يقولون افتريه قل ان افتريته فعلي اجرامي وانا بري مما تجرمون
35. Em yekûlûnefterâh(yekûlûnefterâhu), kul iniftereytuhu fe aleyye icrâmî ve ene berîun mimmâ tucrimûn(tucrimûne).
Ya da derler: "İftira attı onu*"; de ki: "Eğer iftira attıysam** onu* öyle ki üzerimedir cürümüm***; ve ki ben bir uzağım suçlamalarınızdan."
Ahmed Samira: 35 Or they say: "He fabricated/cut and split it." Say: "If I fabricated/cut and split it so on me (is) my criminality/committing (of) sins, and I am innocent/renouncing from what you commit a crime/sin."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 yekulune derler يَقُولُونَ قول
3 fterahu iftira attı onu افْتَرَاهُ فري
4 kul de ki قُلْ قول
5 ini eğer إِنِ -
6 fteraytuhu iftira attıysam onu افْتَرَيْتُهُ فري
7 fealeyye öyle ki üzerimedir فَعَلَيَّ -
8 icrami cürümüm إِجْرَامِي جرم
9 veena ve ki ben وَأَنَا -
10 beri'un bir uzağım بَرِيءٌ برا
11 mimma مِمَّا -
12 tucrimune suçlamalarınızdan تُجْرِمُونَ جرم

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın bir azap göndereceğini.**Nûh.***Suçum.

Ayet 36

1507|11|36|وَأُوحِىَ إِلَىٰ نُوحٍ أَنَّهُۥ لَن يُؤْمِنَ مِن قَوْمِكَ إِلَّا مَن قَدْ ءَامَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
1507|11|36|واوحي الي نوح انه لن يومن من قومك الا من قد امن فلا تبتيس بما كانوا يفعلون
36. Ve ûhiye ilâ nûhın ennehu len yu’mine min kavmike illâ men kad âmene fe lâ tebteis bi mâ kânû yef’alûn(yef’alûne).
Ve vahyedildi603 Nûh'a ki ona asla iman47 etmez senin kavminden/toplumundan dışındadır kimse (ki) zaten iman47 etti (diye); öyle ki tasalanma/üzülme faaliyet içinde olduklarına onların (diye).
Ahmed Samira: 36 And (it) was inspired/transmitted to Noah, that (none) will never/not believe from your nation except who had believed, so do not be miserable/fallen in hardship because (of) what they were making/doing .

Ayet 37

1508|11|37|وَٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ
1508|11|37|واصنع الفلك باعيننا ووحينا ولا تخطبني في الذين ظلموا انهم مغرقون
37. Vasnaıl fulke bi a’yuninâ ve vahyinâ ve lâ tuhâtıbnî fîllezîne zalemû, innehum mugrekûn(mugrekûne).
Ve sanayi olarak üret gemiyi gözlerimizin önünde ve vahyimiz603 (-le); ve hitap etme bana kimseler hakkında (ki) zulmettiler257; doğrusu onlar boğulanlardır.
Ahmed Samira: 37 And make/produce the ship/ships with Our eyes/sights, and Our inspiration/transmission , and do not address/converse with Me in those who caused injustice/oppression, that they are being drowned/sunken.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vesnei ve sanayi olarak üret وَاصْنَعِ صنع
2 l-fulke gemiyi الْفُلْكَ فلك
3 biea'yunina gözlerimizin önünde بِأَعْيُنِنَا عين
4 ve vehyina ve vahyimizle وَوَحْيِنَا وحي
5 ve la ve وَلَا -
6 tuhatibni hitap etme bana تُخَاطِبْنِي خطب
7 fi hakkında فِي -
8 ellezine kimseler الَّذِينَ -
9 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
10 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
11 mugrakune boğulanlardır مُغْرَقُونَ غرق

Ayet 38

1509|11|38|وَيَصْنَعُ ٱلْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌ مِّن قَوْمِهِۦ سَخِرُوا۟ مِنْهُ قَالَ إِن تَسْخَرُوا۟ مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ
1509|11|38|ويصنع الفلك وكلما مر عليه ملا من قومه سخروا منه قال ان تسخروا منا فانا نسخر منكم كما تسخرون
38. Ve yasneul fulke ve kullemâ merre aleyhi meleun min kavmihi sehırû minh(minhu), kâle in tesharû minnâ fe innâ nesharu minkum kemâ tesharûn(tesharûne).
Ve sanayi olarak üretiyordu* gemiyi; ve ne zaman uğradı onun** üzerine meleler364 kavminden/toplumundan onun**; maskaralık çıkardılar ondan***; dedi*: "Eğer maskaralık çıkarırsanız bizden; öyle ki doğrusu bizler (de) maskaralık çıkarırız sizlerden; maskaralık çıkardığınız gibi."
Ahmed Samira: 38 And he makes/produces the ship/ships, and whenever a group/assembly/nobles from his nation passed on (by) him, they humiliated/mocked from him, he said: "If you humiliate/mock from us, so (that) we are humiliating/mocking from you as you humiliate/mock ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yesneu ve sanayi olarak üretiyordu (Nuh) وَيَصْنَعُ صنع
2 l-fulke gemiyi الْفُلْكَ فلك
3 ve kullema ve ne zaman وَكُلَّمَا كلل
4 merra uğradı مَرَّ مرر
5 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
6 meleun meleler مَلَأٌ ملا
7 min مِنْ -
8 kavmihi kavminden onun قَوْمِهِ قوم
9 sehiru maskaralık çıkardılar سَخِرُوا سخر
10 minhu ondan مِنْهُ -
11 kale dedi (Nuh) قَالَ قول
12 in eğer إِنْ -
13 tesharu maskaralık çıkarırsanız تَسْخَرُوا سخر
14 minna bizden مِنَّا -
15 feinna öyle ki doğrusu bizler فَإِنَّا -
16 nesharu maskaralık çıkarırız نَسْخَرُ سخر
17 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
18 kema gibi كَمَا -
19 tesharune maskaralık çıkardığınız تَسْخَرُونَ سخر

Notlar

Not 1: *Nûh.**Nûh'un.***Nûh'tan.

Ayet 39

1510|11|39|فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
1510|11|39|فسوف تعلمون من ياتيه عذاب يخزيه ويحل عليه عذاب مقيم
39. Fe sevfe ta’lemûne men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve yehıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun).
"Öyle ki yakında bileceksiniz kimdir (ki) gelir ona bir azap (ki) rezil eder* onu; ve (kimdir ki) hulul917 eder ona dikelmiş bir azap."
Ahmed Samira: 39 So you will/shall know whom torture comes (to) him (that) shames/scandalizes him , and continuing torture (be) placed on him/deserved (to) him.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe sevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
2 tea'lemune bileceksiniz تَعْلَمُونَ علم
3 men kime مَنْ -
4 ye'tihi gelir يَأْتِيهِ اتي
5 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
6 yuhzihi rezilleştirir يُخْزِيهِ خزي
7 ve yehillu ve hulul eder وَيَحِلُّ حلل
8 aleyhi kendisine عَلَيْهِ -
9 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
10 mukimun dikelmiş مُقِيمٌ قوم

Notlar

Not 1: *Hüzne boğar.

Ayet 40

1511|11|40|حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ
1511|11|40|حتي اذا جا امرنا وفار التنور قلنا احمل فيها من كل زوجين اثنين واهلك الا من سبق عليه القول ومن امن وما امن معه الا قليل
40. Hattâ izâ câe emrunâ ve fâret tennûru kulnâhmil fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu ve men âmen(âmene), ve mâ âmene meahû illâ kalîl(kalîlun).
Ta ki geldiği zaman emrimiz; ve feveran* etti tandır570; dedik: "Yükle ona** her bir çiftten ikişer569 ve ahalini568 -dışındadır kimse (ki) öncelendi aleyhine onun kelam/söz-; ve (yükle) iman47 etmiş kimseyi; ve iman47 etmiş değildi onunla*** birlikte biraz dışında.
Ahmed Samira: 40 Until when Our order/command came, and the hollow clay oven/furnace boiled over/gushed, We said: Carry/load/lift in it from every/each a pair/couple two, and your family/people/relation, except who the saying/words preceded on him, and who believed." And none believed with him except a little/few.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hatta ta ki حَتَّىٰ -
2 iza zaman إِذَا -
3 ca'e geldiği جَاءَ جيا
4 emruna emrimiz أَمْرُنَا امر
5 ve fara ve feveran etti وَفَارَ فور
6 t-tennuru tandır التَّنُّورُ -
7 kulna dedik قُلْنَا قول
8 hmil yükle احْمِلْ حمل
9 fiha ona (gemiye) فِيهَا -
10 min مِنْ -
11 kullin her bir كُلٍّ كلل
12 zevceyni çiftten زَوْجَيْنِ زوج
13 sneyni ikişer اثْنَيْنِ ثني
14 ve ehleke ve ahalini وَأَهْلَكَ اهل
15 illa dışındaki إِلَّا -
16 men kimse مَنْ -
17 sebeka öncelendi سَبَقَ سبق
18 aleyhi aleyhine عَلَيْهِ -
19 l-kavlu kelam/söz الْقَوْلُ قول
20 ve men ve kim وَمَنْ -
21 amene iman etti امَنَ امن
22 ve ma ve değildi وَمَا -
23 amene iman etmiş امَنَ امن
24 meahu birlikte onunla (Nûh) مَعَهُ -
25 illa dışında إِلَّا -
26 kalilun bir az قَلِيلٌ قلل

Notlar

Not 1: *Kaynayıp taştı. Püskürdü.**Gemiye.***Nûh'la.

Ayet 41

1512|11|41|وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
1512|11|41|وقال اركبوا فيها بسم الله مجريها ومرسيها ان ربي لغفور رحيم
41. Ve kâlerkebû fîhâ bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ, inne rabbî le gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve dedi*: "Binin ona**; Allah'ın ismiyledir akması onun** ve sabitlendirilmesi onun**; doğrusu Rabbim4 mutlak ki bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2."
Ahmed Samira: 41 And he said: "Ride/embark/board in it, by God’s name its channel/passage/course , and its anchor/landing , that my Lord (is) forgiving, merciful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 rkebu binin ارْكَبُوا ركب
3 fiha ona (gemiye) فِيهَا -
4 bismi ismiyledir بِسْمِ سمو
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 mecraha akması onun مَجْرَاهَا جري
7 ve mursaha ve sabitlendirilmesi onun وَمُرْسَاهَا رسو
8 inne doğrusu إِنَّ -
9 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
10 legafurun mutlak ki bir Gafûr’dur لَغَفُورٌ غفر
11 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Nûh.**Gemiye.**Geminin.

Ayet 42

1513|11|42|وَهِىَ تَجْرِى بِهِمْ فِى مَوْجٍ كَٱلْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعْزِلٍ يَٰبُنَىَّ ٱرْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلْكَٰفِرِينَ
1513|11|42|وهي تجري بهم في موج كالجبال ونادي نوح ابنه وكان في معزل يبني اركب معنا ولا تكن مع الكفرين
42. Ve hiye tecrî bihim fî mevcin kel cibâli ve nâdâ nûhunibnehu ve kâne fî ma’zilin yâ buneyyerkeb meanâ ve lâ tekun meal kâfirîn(kâfirîne).
Ve o* akıyordu onlarla** dağlar gibi dalgalarda; ve nida*** etti Nûh oğluna (ki) ve olmuştu**** bir kenarda; "Ey oğlum! Bin bizimle birlikte; ve olma kâfirlerle25 birlikte."
Ahmed Samira: 42 And it flows/orbits with them in waves/surges as the mountains and Noah called/cried (to) his son, and (while his son) he was in a separation/isolation : "You my son, ride/embark/board with us, and do not be with the disbelievers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve hiye ve o وَهِيَ -
2 tecri akıyordu تَجْرِي جري
3 bihim onlarla بِهِمْ -
4 fi فِي -
5 mevcin dalgalarda مَوْجٍ موج
6 kalcibali dağlar gibi كَالْجِبَالِ جبل
7 ve nada ve nida etti وَنَادَىٰ ندو
8 nuhun Nuh نُوحٌ -
9 bnehu oğluna ابْنَهُ بني
10 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
11 fi فِي -
12 mea'zilin bir kenarda مَعْزِلٍ عزل
13 ya buneyye ey oğlum يَا بُنَيَّ بني
14 rkeb bin ارْكَبْ ركب
15 meana bizimle birlikte مَعَنَا -
16 ve la ve وَلَا -
17 tekun olma تَكُنْ كون
18 mea birlikte مَعَ -
19 l-kafirine kâfirlerle الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Gemi.**Üzerindekilerle.***Seslendi.****Nûh'un oğlu.

Ayet 43

1514|11|43|قَالَ سَـَٔاوِىٓ إِلَىٰ جَبَلٍ يَعْصِمُنِى مِنَ ٱلْمَآءِ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا ٱلْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُغْرَقِينَ
1514|11|43|قال ساوي الي جبل يعصمني من الما قال لا عاصم اليوم من امر الله الا من رحم وحال بينهما الموج فكان من المغرقين
43. Kâle seâvî ilâ cebelin ya’sımunî minel mâ’(mâi) kâle lâ âsımel yevme min emrillâhi illâ men rahim(rahime), ve hâle beynehumal mevcu fe kâne minel mugrakîn(mugrakîne).
Dedi*: "Sığınacağım bir dağa doğru; geri durdurur/korur beni sudan"; dedi**: "Olmaz geri durduran/koruyan bugün Allah’ın emrinden; dışındadır kimse (ki) rahmet271 etti (Allah)"; ve gelip girdi ikisinin arasına dalga; öyle ki oldu* boğulanlardan."
Ahmed Samira: 43 He said: "I will take shelter/refuge to a mountain (that) protects/shelters me from the water." He said: "(There is) no protector/shelterer today, from God’s order/command except who He had mercy upon." And148the waves/surges came in between/intervened between them (B), so he was from drowned/sunken.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 savi sığınacağım سَاوِي اوي
3 ila doğru إِلَىٰ -
4 cebelin bir dağa جَبَلٍ جبل
5 yea'simuni geri durdurur/korur beni يَعْصِمُنِي عصم
6 mine مِنَ -
7 l-mai sudan الْمَاءِ موه
8 kale dedi قَالَ قول
9 la olmaz لَا -
10 aasime geri durduran/koruyan عَاصِمَ عصم
11 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
12 min مِنْ -
13 emri emrinden أَمْرِ امر
14 llahi Allah’ın اللَّهِ -
15 illa dışında إِلَّا -
16 men kimse مَنْ -
17 rahime rahmet etti (Allah) رَحِمَ رحم
18 ve hale ve gelip girdi وَحَالَ حول
19 beynehuma ikisinin arasına بَيْنَهُمَا بين
20 l-mevcu dalga الْمَوْجُ موج
21 fekane öyle ki oldu فَكَانَ كون
22 mine مِنَ -
23 l-mugrakine boğulanlardan الْمُغْرَقِينَ غرق

Notlar

Not 1: *Nûh'un oğlu.**Nûh.

Ayet 44

1515|11|44|وَقِيلَ يَٰٓأَرْضُ ٱبْلَعِى مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقْلِعِى وَغِيضَ ٱلْمَآءُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَٱسْتَوَتْ عَلَى ٱلْجُودِىِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
1515|11|44|وقيل يارض ابلعي ماك ويسما اقلعي وغيض الما وقضي الامر واستوت علي الجودي وقيل بعدا للقوم الظلمين
44. Ve kîle yâ ardubleî mâeki ve yâ semâu akliî ve gîdal mâu ve kudıyel emru vestevet alal cûdiyyi ve kîle bu’den lil kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
Ve denildi: "Ey yer! Yut suyunu; ve ey gök! Söküp uzaklaştır*"; ve azaldı/çekildi su; ve tamamlandı emir; ve seviyelendi** üzerine cûdi918 ; ve denildi: "Uzaklık/kaybolma/yok olma zalimler257 kavminedir/toplumunadır."
Ahmed Samira: 44 And (it) was said: "You earth/Planet Earth/land swallow your water, and you sky/space cease/stop/clear up ."And the water reduced/receded , and the matter/affair/order/command was accomplished/carried out, and it straightened/leveled on the Joody , and was said: "Curse to the nation the unjust/oppressive."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kile ve denildi وَقِيلَ قول
2 ya erdu ey yer يَا أَرْضُ ارض
3 bleiy yut ابْلَعِي بلع
4 maeki suyunu مَاءَكِ موه
5 ve ya semau ve ey gök وَيَا سَمَاءُ سمو
6 ekliiy söküp uzaklaştır أَقْلِعِي قلع
7 ve gide ve azaldı/çekildi وَغِيضَ غيض
8 l-mau su الْمَاءُ موه
9 ve kudiye ve tamamlandı وَقُضِيَ قضي
10 l-emru emir الْأَمْرُ امر
11 vestevet ve seviyelendi وَاسْتَوَتْ سوي
12 ala üzerine عَلَى -
13 l-cudiyyi cudi الْجُودِيِّ -
14 ve kile ve denildi وَقِيلَ قول
15 bua'den uzaklık/kaybolma/yok olma بُعْدًا بعد
16 lilkavmi kavmine/toplumuna لِلْقَوْمِ قوم
17 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Bulutların çekilmesi.**Gemi.

Ayet 45

1516|11|45|وَنَادَىٰ نُوحٌ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبْنِى مِنْ أَهْلِى وَإِنَّ وَعْدَكَ ٱلْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ ٱلْحَٰكِمِينَ
1516|11|45|ونادي نوح ربه فقال رب ان ابني من اهلي وان وعدك الحق وانت احكم الحكمين
45. Ve nâdâ nûhun rabbehu fe kâle rabbi innebnî min ehlî ve inne va’dekel hakku ve ente ahkemul hâkimîn(hâkimîne).
Ve nida* etti Nûh Rabbine4; öyle ki dedi**: "Rabbim4! Doğrusu oğlum ehlimdendir568; ve doğrusu senin vaadin haktır/gerçektir; ve sen en hâkim821 (olan) Hâkim'sin821.
Ahmed Samira: 45 And Noah called/cried (to) his Lord so he said: "My Lord, that my son (is) from my family , and that your promise (is) the truth , and you are most judicious (of) the judges/rulers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nada ve nida etti وَنَادَىٰ ندو
2 nuhun Nûh نُوحٌ -
3 rabbehu Rabbine رَبَّهُ ربب
4 fe kale öyle ki dedi فَقَالَ قول
5 rabbi Rabbim! رَبِّ ربب
6 inne doğrusu إِنَّ -
7 bni oğlum ابْنِي بني
8 min مِنْ -
9 ehli ehlimdendir أَهْلِي اهل
10 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
11 vea'deke vaadin senin وَعْدَكَ وعد
12 l-hakku haktır/gerçektir الْحَقُّ حقق
13 ve ente ve sen وَأَنْتَ -
14 ehkemu en Hâkim (olan) أَحْكَمُ حكم
15 l-hakimine Hâkimsin الْحَاكِمِينَ حكم

Notlar

Not 1: *Seslendi.**Nûh.

Ayet 46

1517|11|46|قَالَ يَٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيْرُ صَٰلِحٍ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ إِنِّىٓ أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
1517|11|46|قال ينوح انه ليس من اهلك انه عمل غير صلح فلا تسلن ما ليس لك به علم اني اعظك ان تكون من الجهلين
46. Kâle yâ nûhu innehu leyse min ehlik(ehlike), innehu amelun gayru salih(salihin), fe lâ tes’elni mâ leyse leke bihî ilm(ilmun), innî eızuke en tekûne minel câhilîn(câhilîne).
Dedi*: "Ey Nûh! Doğrusu o** olmadı senin ehlinden568; doğrusu onadır*** bir amel (ki) olmaksızındır bir sâlih777; öyle ki sual etme/sorma hakkında sana bir ilim olmayanı; doğrusu ben vaaz653 veririm sana ki olma cahillerden489."
Ahmed Samira: 46 He said: "You Noah, that he is not from your family/relation/people. That he is (a) not correct/righteous deed, so do not question/ask Me, what is not with knowledge to you with it (you have no knowledge of), that I advise you that you be from the lowly/ignorant ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya nuhu ey Nûh يَا نُوحُ -
3 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
4 leyse olmadı لَيْسَ ليس
5 min مِنْ -
6 ehlike senin ehlinden أَهْلِكَ اهل
7 innehu doğrusu onadır إِنَّهُ -
8 amelun bir amel (ki) عَمَلٌ عمل
9 gayru olmaksızındır غَيْرُ غير
10 salihin bir salih صَالِحٍ صلح
11 fela öyle ki فَلَا -
12 teselni sual etme/sorma تَسْأَلْنِ سال
13 ma مَا -
14 leyse olmayanı لَيْسَ ليس
15 leke sana لَكَ -
16 bihi hakkında بِهِ -
17 ilmun bir ilim عِلْمٌ علم
18 inni doğrusu ben إِنِّي -
19 eizuke vaaz veririm sana أَعِظُكَ وعظ
20 en ki أَنْ -
21 tekune olma تَكُونَ كون
22 mine مِنَ -
23 l-cahiline cahillerden الْجَاهِلِينَ جهل

Notlar

Not 1: *Allah.**Oğlun.***Oğluna.

Ayet 47

1518|11|47|قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ أَكُن مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
1518|11|47|قال رب اني اعوذ بك ان اسلك ما ليس لي به علم والا تغفر لي وترحمني اكن من الخسرين
47. Kâle rabbi innî eûzu bike en es’eleke mâ leyse lî bihî ilm(ilmun), ve illâ tagfirlî ve terhamnî ekun minel hâsirîn(hâsirîne).
Dedi*: "Rabbim4! Doğrusu ben sığınırım sana ki sual ederim/sorarım sana bana hakkında bir ilim olmayanı; ve ki mağfiret319 etmezsen bana; ve rahmet271 etmezsen bana; olurum hüsrana uğrayanlardan."
Ahmed Samira: 47 He said: "My Lord that I seek protection with You, that I ask/beg You what is not with me knowledge with it (I know nothing about), and unless You forgive for me and have mercy upon me, I will be from the losers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
3 inni doğrusu ben إِنِّي -
4 euzu sığınırım أَعُوذُ عوذ
5 bike sana بِكَ -
6 en ki أَنْ -
7 eseleke sual ederim/sorarım أَسْأَلَكَ سال
8 ma مَا -
9 leyse olmayanı لَيْسَ ليس
10 li bana لِي -
11 bihi hakkında بِهِ -
12 ilmun bir ilim عِلْمٌ علم
13 ve illa ve ki وَإِلَّا -
14 tegfir mağfiret etmezsen تَغْفِرْ غفر
15 li bana لِي -
16 ve terhamni ve rahmet etmezsen bana وَتَرْحَمْنِي رحم
17 ekun olurum أَكُنْ كون
18 mine مِنَ -
19 l-hasirine hüsrana uğrayanlardan الْخَاسِرِينَ خسر

Notlar

Not 1: *Nûh.

Ayet 48

1519|11|48|قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهْبِطْ بِسَلَٰمٍ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمٍ مِّمَّن مَّعَكَ وَأُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ
1519|11|48|قيل ينوح اهبط بسلم منا وبركت عليك وعلي امم ممن معك وامم سنمتعهم ثم يمسهم منا عذاب اليم
48. Kîle yâ nûhuhbıt bi selâmin minnâ ve berekâtin aleyke ve alâ umemin mimmen meâk(meâke), ve umemun se numettiuhum summe yemessuhum minnâ azâbun elîm(elîmun).
Denildi: "Ey Nûh! İn/alçal bir selamla* bizden; ve bereketlerle252 senin üzerine ve ümmetler305 üzerine (ki) seninle birlikte (olan) kimsedendir; ve ümmetler305 (ki) metalandıracağız54 onları; sonra temas eder onlara bizden elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 48 (It) was said: "You Noah, descend/enter with safety/security/peace from Us and blessings on you, and on nations from what/who (are) with you, and nations We will give them long life/make them enjoy, then painful torture from Us touches them."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kile denildi قِيلَ قول
2 ya nuhu ey Nûh يَا نُوحُ -
3 hbit in/alçal اهْبِطْ هبط
4 biselamin bir selamla بِسَلَامٍ سلم
5 minna bizden مِنَّا -
6 ve berakatin ve bereketlerle وَبَرَكَاتٍ برك
7 aleyke üzerine عَلَيْكَ -
8 ve ala ve üzerine وَعَلَىٰ -
9 umemin ümmetler أُمَمٍ امم
10 mimmen kimseden مِمَّنْ -
11 meake seninle birlikte مَعَكَ -
12 veumemun ve ümmetler (ki) وَأُمَمٌ امم
13 senumettiuhum metalandıracağız onları سَنُمَتِّعُهُمْ متع
14 summe sonra ثُمَّ -
15 yemessuhum temas eder onlara يَمَسُّهُمْ مسس
16 minna bizden مِنَّا -
17 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
18 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Esenlikle, güvenlikle.

Ayet 49

1520|11|49|تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَٰذَا فَٱصْبِرْ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ
1520|11|49|تلك من انبا الغيب نوحيها اليك ما كنت تعلمها انت ولا قومك من قبل هذا فاصبر ان العقبه للمتقين
49. Tilke min enbâil gaybi nûhîhâ ileyk(ileyke), mâ kunte ta’lemuhâ ente ve lâ kavmuke min kabli hâzâ, fasbır, innel âkıbete lil muttekîn(muttekîne).
İşte şu (ki) gayb62 haberlerindendir; vahy603 ederiz onu* üzerine; olmuş değildin bilir onu* sen** ve ne de senin kavmin/toplumun öncesinde bunun; öyle ki sabret51; doğrusu akıbet892 takva21 sahiplerinedir.
Ahmed Samira: 49 Those are from the unseen information/news, We inspire/transmit it to you, you were not knowing it, you, and nor your nation from before, that, so be patient that the end (result is) to the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tilke işte şu تِلْكَ -
2 min مِنْ -
3 enba'i haberlerindendir أَنْبَاءِ نبا
4 l-gaybi gayb الْغَيْبِ غيب
5 nuhiha vahy ederiz onu نُوحِيهَا وحي
6 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
7 ma değildin مَا -
8 kunte olmuş كُنْتَ كون
9 tea'lemuha bilir onu تَعْلَمُهَا علم
10 ente sen أَنْتَ -
11 ve la ve ne de وَلَا -
12 kavmuke senin kavmin قَوْمُكَ قوم
13 min مِنْ -
14 kabli öncesinde قَبْلِ قبل
15 haza bunun هَٰذَا -
16 fesbir öyle ki sabret فَاصْبِرْ صبر
17 inne doğrusu إِنَّ -
18 l-aakibete akibet الْعَاقِبَةَ عقب
19 lilmuttekine takva sahiplerinedir لِلْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Gaybı.**Resûl Muhammed.

Ayet 50

1521|11|50|وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُفْتَرُونَ
1521|11|50|والي عاد اخاهم هودا قال يقوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره ان انتم الا مفترون
50. Ve ilâ âdin ehâhum hûdâ(hûden), kâle yâ kavmi’budullâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), in entum illâ mufterûn(mufterûne).
Ve Âd’adır kardeşleri Hûd; dedi*: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk46 edin Allah'a; yoktur sizlere hiç bir ilâh74 O'ndan başka ki sizler ancak iftira883 atanlarsınız.
Ahmed Samira: 50 And to Aad, their brother Hoodan/Hood, he said: "You (my) nation, worship God (there is) not for you from a God other than Him, that you are except fabricators/cutters and splitters.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ila ve وَإِلَىٰ -
2 aadin Ad’a عَادٍ عود
3 ehahum kardeşleri أَخَاهُمْ اخو
4 huden Hûd'u هُودًا هود
5 kale dedi قَالَ قول
6 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
7 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 ma yoktur مَا -
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 min hiç bir مِنْ -
12 ilahin ilah إِلَٰهٍ اله
13 gayruhu O'ndan başka غَيْرُهُ غير
14 in ki إِنْ -
15 entum sizler أَنْتُمْ -
16 illa ancak إِلَّا -
17 mufterune iftira atanlarsınız مُفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Hûd.

Ayet 51

1522|11|51|يَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱلَّذِى فَطَرَنِىٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
1522|11|51|يقوم لا اسلكم عليه اجرا ان اجري الا علي الذي فطرني افلا تعقلون
51. Yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi ecrâ(ecren), in ecriye illâ alellezî fetaranî, e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
"Ey kavmim/toplumum! Sual etmem/sormam sizlere ona* karşı bir ecir820 ki ecrim820 ancak yarana893 karşıdır; öyle ki akletmez562 misiniz?"
Ahmed Samira: 51 You (my) nation, I do not ask/beg you on it (from) a reward/wage/fee, that my reward/wage/fee (is) except on who created me , so do you not reason/understand ?

Notlar

Not 1: *Risâlete.

Ayet 52

1523|11|52|وَيَٰقَوْمِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا۟ مُجْرِمِينَ
1523|11|52|ويقوم استغفروا ربكم ثم توبوا اليه يرسل السما عليكم مدرارا ويزدكم قوه الي قوتكم ولا تتولوا مجرمين
52. Ve yâ kavmistagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi yursilis semâe aleykum midrâran ve yezidkum kuvveten ilâ kuvvetikum ve lâ tetevellev mucrimîn(mucrimîne).
Ve ey kavmim/toplumum! Mağfiret319 dileyin Rabbinize4; sonra tevbe33 edin O'na doğru; göndersin gökten180 üzerinize bolca yağmur*; ve ziyade etsin sizlere bir kuvveti kuvvetinize doğru; yüz çevirmeyin mücrim674 (olarak).
Ahmed Samira: 52 And you (my) nation, ask for forgiveness (from) your Lord then repent to Him, He sends the skies/space on you flowing/pouring abundantly, and He increases you strength/power to your strength/power , and do not turn away (as) criminals/sinners .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya kavmi ve ey kavmim/toplumum وَيَا قَوْمِ قوم
2 stegfiru mağfiret dileyin اسْتَغْفِرُوا غفر
3 rabbekum Rabbinize رَبَّكُمْ ربب
4 summe sonra ثُمَّ -
5 tubu tevbe edin تُوبُوا توب
6 ileyhi O'na doğru إِلَيْهِ -
7 yursili göndersin يُرْسِلِ رسل
8 s-semae gökten السَّمَاءَ سمو
9 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
10 midraran bolca yağmur مِدْرَارًا درر
11 ve yezidkum ve ziyade etsin sizlere وَيَزِدْكُمْ زيد
12 kuvveten bir kuvveti قُوَّةً قوي
13 ila doğru إِلَىٰ -
14 kuvvetikum kuvvetinize قُوَّتِكُمْ قوي
15 ve la وَلَا -
16 tetevellev yüz çevirmeyin تَتَوَلَّوْا ولي
17 mucrimine mücrimin مُجْرِمِينَ جرم

Notlar

Not 1: *Bol akan.

Ayet 53

1524|11|53|قَالُوا۟ يَٰهُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِىٓ ءَالِهَتِنَا عَن قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ
1524|11|53|قالوا يهود ما جيتنا ببينه وما نحن بتاركي الهتنا عن قولك وما نحن لك بمومنين
53. Kâlû yâ hûdu mâ ci’tenâ bibeyyinetin ve mâ nahnu bi târikî âlihetinâ an kavlike ve mâ nahnu leke bi muminîn(muminîne).
Dediler: "Ey Hûd! Gelmiş değilsin bizlere bir beyanatla620; ve bizler terk edenler değiliz ilâhlarımızı74 * senin sözünden (dolayı); ve bizler değiliz sana mümin27."
Ahmed Samira: 53 They said: "You Hood, you did not come to us with an evidence, and we are not with leaving our Gods from/on your saying/opinion and belief and We are not to you with believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya hudu ey Hûd يَا هُودُ هود
3 ma değilsiin مَا -
4 ci'tena gelmiş bizlere جِئْتَنَا جيا
5 bibeyyinetin bir beyanatla بِبَيِّنَةٍ بين
6 ve ma ve değiliz وَمَا -
7 nehnu bizler نَحْنُ -
8 bitariki terk eder بِتَارِكِي ترك
9 alihetina ilâhlarımızı الِهَتِنَا اله
10 an عَنْ -
11 kavlike senin sözünden (dolayı) قَوْلِكَ قول
12 ve ma ve değiliz وَمَا -
13 nehnu bizler نَحْنُ -
14 leke sana لَكَ -
15 bimu'minine mümin بِمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Sizde ilâhlar. Yüce Allah'ın astından O'nun ilâhlığına ortak edilen sözde ilâhlar.

Ayet 54

1525|11|54|إِن نَّقُولُ إِلَّا ٱعْتَرَىٰكَ بَعْضُ ءَالِهَتِنَا بِسُوٓءٍ قَالَ إِنِّىٓ أُشْهِدُ ٱللَّهَ وَٱشْهَدُوٓا۟ أَنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ
1525|11|54|ان نقول الا اعتريك بعض الهتنا بسو قال اني اشهد الله واشهدوا اني بري مما تشركون
54. İn nekûlu illâ’terâke ba’du âlihetinâ bi sû’(sûin), kâle innî uşhidullâhe veşhedû ennî berîun mimmâ tuşrikûne(tuşrikûne).
Ki deriz: "Ancak yakalamış/musallat olmuş sana bir kısım ilâhlarımız74* kötülükle"; dedi: "Doğrusu ben şahit/tanık ederim Allah'ı; ve şahit/tanık olursunuz ki ben uzağım şirk koştuklarınızdan."
Ahmed Samira: 54 That we say: ’Except some of our Gods afflicted you with bad/evil/harm.’ He said: "I make God a witness/testifier, and witness/testify, that I am innocent/renouncing from what you share/make partners (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in ki إِنْ -
2 nekulu deriz نَقُولُ قول
3 illa ancak إِلَّا -
4 a'terake yakalamış/musallat olmuş sana اعْتَرَاكَ عرو
5 bea'du bir kısım بَعْضُ بعض
6 alihetina ilâhlarımız الِهَتِنَا اله
7 bisu'in kötülükle بِسُوءٍ سوا
8 kale dedi قَالَ قول
9 inni doğrusu ben إِنِّي -
10 uşhidu şahit/tanık ederim أُشْهِدُ شهد
11 llahe Allah'ı اللَّهَ -
12 veşhedu ve şahit/tanık olursunuz وَاشْهَدُوا شهد
13 enni ki ben أَنِّي -
14 beri'un uzağım بَرِيءٌ برا
15 mimma مِمَّا -
16 tuşrikune şirk koştuklarınızdan تُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Sizde ilâhlar. Yüce Allah'ın astından O'nun ilâhlığına ortak edilen sözde ilâhlar.

Ayet 55

1526|11|55|مِن دُونِهِۦ فَكِيدُونِى جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ
1526|11|55|من دونه فكيدوني جميعا ثم لا تنظرون
55. Min dûnihî fe kîdûnî cemîan summe lâ tunzırûn(tunzırûni).
"O’nun* astından; öyle ki tuzak/komplo kurun bana** topluca; sonra göz açtırmayın bana**."
Ahmed Samira: 55 From other than Him, so plot/conspire against me all/all together, then you will not give me time/delay me.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 min مِنْ -
2 dunihi O’nun astından دُونِهِ دون
3 fekiduni öyle ki tuzak/komplo kurun فَكِيدُونِي كيد
4 cemian topluca جَمِيعًا جمع
5 summe sonra ثُمَّ -
6 la لَا -
7 tunziruni göz açtırmayın bana تُنْظِرُونِ نظر

Notlar

Not 1: *Allah'ın.**Hûd.

Ayet 56

1527|11|56|إِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌۢ بِنَاصِيَتِهَآ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
1527|11|56|اني توكلت علي الله ربي وربكم ما من دابه الا هو اخذ بناصيتها ان ربي علي صرط مستقيم
56. İnnî tevekkeltu alâllâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Doğrusu ben* tevekkül79 ettim Allah'a karşı; Rabbime4; ve Rabbinize4; Yoktur hiçbir dâbbe599 dışında O’na**; (ki) tutandır*** perçemini919 onun****; doğrusu Rabbim4 üzerindedir dosdoğru bir yol.
Ahmed Samira: 56 That I relied/depended on God, my Lord and your Lord, (there is) not from a walker/creeper except He is taking with its forehead/foreheads’ hair, that my Lord (is) on (a) straight/direct/balanced road/way .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inni doğrusu ben إِنِّي -
2 tevekkeltu tevekkül ettim تَوَكَّلْتُ وكل
3 ala karşı عَلَى -
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 rabbi Rabbime رَبِّي ربب
6 ve rabbikum ve Rabbinize وَرَبِّكُمْ ربب
7 ma yoktur مَا -
8 min hiçbir مِنْ -
9 dabbetin dabbe دَابَّةٍ دبب
10 illa dışında إِلَّا -
11 huve O’na (ki) هُوَ -
12 ahizun tutandır اخِذٌ اخذ
13 binasiyetiha perçemini onun بِنَاصِيَتِهَا نصي
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
16 ala üzeredir عَلَىٰ -
17 siratin bir yol صِرَاطٍ صرط
18 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *Hûd.**Allah'a.***Allah.****Dâbbenin.

Ayet 57

1528|11|57|فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقَدْ أَبْلَغْتُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦٓ إِلَيْكُمْ وَيَسْتَخْلِفُ رَبِّى قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيْـًٔا إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ
1528|11|57|فان تولوا فقد ابلغتكم ما ارسلت به اليكم ويستخلف ربي قوما غيركم ولا تضرونه شيا ان ربي علي كل شي حفيظ
57. Fe in tevellev fe kad eblagtukum mâ ursiltu bihî ileykum, ve yestahlifu rabbî kavmen gayrekum, ve lâ tedurrûnehu şey’â(şey’en), inne rabbî alâ kulli şey’in hafîz(hafîzun).
Öyle ki eğer yüz çevirirseniz; öyle ki muhakkak belâgat221 ettim kendisiyle gönderildiğimi sizlere; ve halife65 kılar Rabbim4 sizden başka bir kavmi/toplumu; ve zarar veremezsiniz ona* bir şey; doğrusu Rabbim4 her şey üzerine bir Hafîz’dır613.
Ahmed Samira: 57 So if they turned away, so I had communicated/informed you what I was sent with it to you, and my Lord makes a successor a nation other than you, and you do not harm Him a thing, that my Lord (is) on every thing (an) honest protector/observer ."149

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 tevellev yüz çevirirseniz تَوَلَّوْا ولي
3 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
4 eblegtukum belagat ettim أَبْلَغْتُكُمْ بلغ
5 ma مَا -
6 ursiltu gönderildiğimi أُرْسِلْتُ رسل
7 bihi kendisiyle بِهِ -
8 ileykum sizlere إِلَيْكُمْ -
9 ve yestehlifu ve halife kılar وَيَسْتَخْلِفُ خلف
10 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
11 kavmen bir kavmi/toplumu قَوْمًا قوم
12 gayrakum sizden başka غَيْرَكُمْ غير
13 ve la ve وَلَا -
14 tedurrunehu zarar veremezsiniz ona تَضُرُّونَهُ ضرر
15 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
18 ala üzerine عَلَىٰ -
19 kulli her كُلِّ كلل
20 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
21 hafizun bir Hafîz’dır حَفِيظٌ حفظ

Notlar

Not 1: *Kavme/topluma.

Ayet 58

1529|11|58|وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَنَجَّيْنَٰهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ
1529|11|58|ولما جا امرنا نجينا هودا والذين امنوا معه برحمه منا ونجينهم من عذاب غليظ
58. Ve lemmâ câe emrunâ necceynâ hûden vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ, ve necceynâhum min azâbin galîz(galîzin).
Ve ne zaman ki geldi emrimiz kurtardık Hûd'u ve kimseleri (ki) iman47 ettiler onunla* beraber; bizden bir rahmetle271; ve kurtardık onları kalın/kaba bir azaptan.
Ahmed Samira: 58 And when Our order/command came, We saved/rescued Hoodan/Hood and those who believed with him, with mercy from Us, and We saved/rescued them from a strong torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 ca'e geldi جَاءَ جيا
3 emruna emrimiz أَمْرُنَا امر
4 necceyna kurtardık نَجَّيْنَا نجو
5 huden Hûd'u هُودًا هود
6 vellezine ve kimseleri (ki) وَالَّذِينَ -
7 amenu iman ettiler امَنُوا امن
8 meahu onunla beraber مَعَهُ -
9 birahmetin bir rahmetle بِرَحْمَةٍ رحم
10 minna bizden مِنَّا -
11 ve necceynahum ve kurtardık onları وَنَجَّيْنَاهُمْ نجو
12 min مِنْ -
13 azabin bir azaptan عَذَابٍ عذب
14 galizin kalın/kaba غَلِيظٍ غلظ

Notlar

Not 1: *Hûd'la.

Ayet 59

1530|11|59|وَتِلْكَ عَادٌ جَحَدُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا۟ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ
1530|11|59|وتلك عاد جحدوا بايت ربهم وعصوا رسله واتبعوا امر كل جبار عنيد
59. Ve tilke âdun cehadû bi âyâti rabbihim ve asav rusulehu vettebeû emre kulli cebbârin anîd(anîdin).
Ve işte şu Âd; cihat356 ettiler Rabblerinin4 ayetlerine; ve isyan ettiler O'nun resûllerine418; ve tabi oldular emrine* her bir inatçı cebbârın898.
Ahmed Samira: 59 And that is Aad, they disbelieved and denied with their Lord’s evidences/verses and they disobeyed His messengers, and they followed every stubborn’s/obstinant’s tyrant’s/rebels’ order/command .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tilke ve işte şu وَتِلْكَ -
2 aadun Âd عَادٌ عود
3 cehadu cihat ettiler جَحَدُوا جحد
4 biayati ayetlerine بِايَاتِ ايي
5 rabbihim Rabblerinin رَبِّهِمْ ربب
6 ve asav ve isyan ettiler وَعَصَوْا عصي
7 rusulehu O'nun resûllerine رُسُلَهُ رسل
8 vettebeu ve tabi oldular وَاتَّبَعُوا تبع
9 emra emrine أَمْرَ امر
10 kulli her كُلِّ كلل
11 cebbarin zorbanın جَبَّارٍ جبر
12 anidin inatçı عَنِيدٍ عند

Notlar

Not 1: *Zorbalık yapan, zorbalıkta inat eden kimselerin emrine.

Ayet 60

1531|11|60|وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَلَآ إِنَّ عَادًا كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ أَلَا بُعْدًا لِّعَادٍ قَوْمِ هُودٍ
1531|11|60|واتبعوا في هذه الدنيا لعنه ويوم القيمه الا ان عادا كفروا ربهم الا بعدا لعاد قوم هود
60. Ve utbiû fî hâzihid dunyâ la’neten ve yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), e lâ inne âden keferû rabbehum, e lâ bu’den li âdin kavmi hûd(hûdin).
Ve tabi edildiler bu dünyada bir lanete280 ve kıyamet148 gününde (de); değil mi (ki) doğrusu Âd (ki) kâfirlik25 ettiler Rabblerine4; değil mi (ki) bir uzaklıktır* Hûd'un Âd kavmine/toplumuna.
Ahmed Samira: 60 And they were followed in this the present world (by) curse/torture and the Resurrection Day, is not that Aad disbelieved (in) their Lord, is not destruction/death/curse to Aad, Hood’s nation?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve utbiu ve tabi edildiler وَأُتْبِعُوا تبع
2 fi فِي -
3 hazihi bu هَٰذِهِ -
4 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
5 lea'neten bir lanete لَعْنَةً لعن
6 ve yevme ve gününde (de) وَيَوْمَ يوم
7 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
8 ela değil mi (ki) أَلَا -
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 aaden Âd عَادًا عود
11 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
12 rabbehum Rabblerine رَبَّهُمْ ربب
13 ela değil mi (ki) أَلَا -
14 bua'den bir uzaklıktır بُعْدًا بعد
15 liaadin Ad لِعَادٍ عود
16 kavmi kavmine قَوْمِ قوم
17 hudin Hûd'un هُودٍ هود

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın lanetinin kendi rahmetinden uzak tutması olduğunu net bir şekilde anlarız.

Ayet 61

1532|11|61|وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَٱسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَٱسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّى قَرِيبٌ مُّجِيبٌ
1532|11|61|والي ثمود اخاهم صلحا قال يقوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره هو انشاكم من الارض واستعمركم فيها فاستغفروه ثم توبوا اليه ان ربي قريب مجيب
61. Ve ilâ semûde ehâhum sâlihâ(sâlihan), kâle yâ kavmi’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), huve enşeekum minel ardı vesta’merekum fîhâ festâgfirûhu summe tûbû ileyh(ileyhi), inne rabbî karîbun mucîb(mucîbun).
Ve Semûd'adır kardeşleri Sâlih; dedi*: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk46 edin Allah'a; yoktur sizlere hiçbir ilâh74 O'ndan başka; O (ki) inşa etti sizleri yerden**; ve yaşam oluşturdu orada***; öyle ki mağfiret319 dileyin; sonra tevbe33 edin O'na; doğrusu Rabbim4 bir yakındır cevaplayana****.
Ahmed Samira: 61 And to Thamud their brother Saleh, He said: "You (my) nation worship God, (there is) not for you from a God other than Him, He created you in the Earth , and He made you inhabit/populate in it, so ask Him for forgiveness, then repent to Him, that my Lord (is) near/close answering/replying."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ila ve وَإِلَىٰ -
2 semude Semûd’adır ثَمُودَ -
3 ehahum kardeşleri أَخَاهُمْ اخو
4 salihen Sâlih صَالِحًا صلح
5 kale dedi قَالَ قول
6 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
7 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 ma yoktur مَا -
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 min hiçbir مِنْ -
12 ilahin ilâh إِلَٰهٍ اله
13 gayruhu O'ndan başka غَيْرُهُ غير
14 huve O (ki) هُوَ -
15 enşeekum inşa etti sizleri أَنْشَأَكُمْ نشا
16 mine مِنَ -
17 l-erdi yerden الْأَرْضِ ارض
18 vestea'merakum ve yaşam oluşturdu sizlere وَاسْتَعْمَرَكُمْ عمر
19 fiha orada فِيهَا -
20 festegfiruhu öyle ki mağfiret dileyin O’na فَاسْتَغْفِرُوهُ غفر
21 summe sonra ثُمَّ -
22 tubu tevbe edin تُوبُوا توب
23 ileyhi O’na إِلَيْهِ -
24 inne doğrusu إِنَّ -
25 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
26 karibun bir yakındır قَرِيبٌ قرب
27 mucibun cevaplayana مُجِيبٌ جوب

Notlar

Not 1: *Sâlih.**Yeryüzünden.***Yerde.****Rablerinin çağrısına cevap verene yakındır. Tek tanrıcılara yakındır.

Ayet 62

1533|11|62|قَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ قَدْ كُنتَ فِينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هَٰذَآ أَتَنْهَىٰنَآ أَن نَّعْبُدَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ
1533|11|62|قالوا يصلح قد كنت فينا مرجوا قبل هذا اتنهينا ان نعبد ما يعبد اباونا واننا لفي شك مما تدعونا اليه مريب
62. Kâlû yâ sâlihu kad kunte fînâ mercuvven kable hâzâ e tenhânâ en na’bude mâ ya’budu âbâunâ ve innenâ le fî şekkin mimmâ ted’ûnâ ileyhi murîb(murîbin).
Dediler: "Ey Sâlih! Muhakkak olmuştun içimizde umut beslenen öncesi bunun; menedersin mi bizleri ki kulluk46 ederiz babalarımızın/atalarımızın693 kulluk46 ettiğine; doğrusu biz mutlak içindeyiz bir kuşku davet ettiğinden bizleri (ki) bir şüphelidir kendisi."
Ahmed Samira: 62 They Said: "You Saleh, you had been between us promising/hoped for before this, do you forbid/prevent us that we worship what our fathers worship? And that we truly (are) in (E) doubtful/suspicious doubt/suspicion from what you call us to it."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya salihu ey Sâlih يَا صَالِحُ صلح
3 kad muhakkak قَدْ -
4 kunte olmuştun كُنْتَ كون
5 fina içimizde فِينَا -
6 mercuvven bir umut beslenen مَرْجُوًّا رجو
7 kable öncesi قَبْلَ قبل
8 haza bunun هَٰذَا -
9 etenhana menedersin mi bizleri أَتَنْهَانَا نهي
10 en ki أَنْ -
11 nea'bude kulluk ederiz نَعْبُدَ عبد
12 ma مَا -
13 yea'budu kulluk ettiğine يَعْبُدُ عبد
14 aba'una babalarımızın/atalarımızın ابَاؤُنَا ابو
15 ve innena doğrusu biz وَإِنَّنَا -
16 lefi mutlak içindeyiz لَفِي -
17 şekkin bir kuşku شَكٍّ شكك
18 mimma مِمَّا -
19 ted'una davet ettiğinden bizleri تَدْعُونَا دعو
20 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
21 muribin bir şüpheli (olan) مُرِيبٍ ريب

Ayet 63

1534|11|63|قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى مِنْهُ رَحْمَةً فَمَن يَنصُرُنِى مِنَ ٱللَّهِ إِنْ عَصَيْتُهُۥ فَمَا تَزِيدُونَنِى غَيْرَ تَخْسِيرٍ
1534|11|63|قال يقوم اريتم ان كنت علي بينه من ربي واتيني منه رحمه فمن ينصرني من الله ان عصيته فما تزيدونني غير تخسير
63. Kâle yâ kavmi e reeytum in kuntu alâ beyyinetin min rabbî ve âtânî minhu rahmeten fe men yansurunî minallâhi in asaytuhu fe mâ tezîdûnenî gayre tahsîr(tahsîrin).
Dedi: "Ey kavmim/toplumum! Gördünüz mü? Eğer olduysam bir beyanata620 karşı Rabbimden4; ve verdiyse* bana kendisinden bir rahmet271; öyle ki kim yardım eder Allah'a karşı eğer isyan ettiysem O’na; öyle ki ziyade eder değilsiniz bana bir hüsran (-dan) başkasını.
Ahmed Samira: 63 He said: "You (my) nation did you see/understand if I was on an evidence from my Lord, and He gave me from Him mercy, so who gives me victory/aid if I disobeyed Him, so you do not increase me except loss ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
3 eraeytum gördünüz mü أَرَأَيْتُمْ راي
4 in eğer إِنْ -
5 kuntu olduysam كُنْتُ كون
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 beyyinetin bir beyanata بَيِّنَةٍ بين
8 min مِنْ -
9 rabbi Rabbimden رَبِّي ربب
10 ve atani ve verdiyse bana وَاتَانِي اتي
11 minhu kendisinden مِنْهُ -
12 rahmeten bir rahmet رَحْمَةً رحم
13 femen öyle ki kim فَمَنْ -
14 yensuruni yardım eder يَنْصُرُنِي نصر
15 mine karşı مِنَ -
16 llahi Allah'a اللَّهِ -
17 in eğer إِنْ -
18 asaytuhu isyan ettiysem O’na عَصَيْتُهُ عصي
19 fema öyleki değilsiniz فَمَا -
20 teziduneni ziyade eder bana تَزِيدُونَنِي زيد
21 gayra başka غَيْرَ غير
22 tehsirin hüsran تَخْسِيرٍ خسر

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 64

1535|11|64|وَيَٰقَوْمِ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ قَرِيبٌ
1535|11|64|ويقوم هذه ناقه الله لكم ايه فذروها تاكل في ارض الله ولا تمسوها بسو فياخذكم عذاب قريب
64. Ve yâ kavmi hâzihî nâkatullâhi lekum âyeten fe zerûhâ te’kul fî ardıllâhi ve lâ temessûhâ bi sûin fe ye’huzekum azâbun karîb(karîbun).
"Ve ey kavmim/toplumum! İşte bu dişi devesidir672 Allah'ın; sizlere bir ayettir287; öyle ki bırakın onu* yesin yerde Allah'ın; temas etmeyin ona bir kötülükle; öyle ki tutar sizleri yakın bir azap."
Ahmed Samira: 64 And you (my) nation this (is) God’s female camel for you (as) an evidence/sign . So leave it eat in God’s earth/ground/land and do not touch it with bad/evil/harm, so (then) near/close torture takes/punishes you.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya kavmi ve ey kavmim/toplumum وَيَا قَوْمِ قوم
2 hazihi işte bu هَٰذِهِ -
3 nakatu dişi devesidir نَاقَةُ نوق
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 lekum sizlere لَكُمْ -
6 ayeten bir ayettir ايَةً ايي
7 fezeruha öyle ki bırakın onu فَذَرُوهَا وذر
8 te'kul yesin تَأْكُلْ اكل
9 fi فِي -
10 erdi yerde أَرْضِ ارض
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 ve la وَلَا -
13 temessuha temas etmeyin ona تَمَسُّوهَا مسس
14 bisu'in bir kötülükle بِسُوءٍ سوا
15 feye'huzekum öyle ki tutar sizleri فَيَأْخُذَكُمْ اخذ
16 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
17 karibun bir yakın قَرِيبٌ قرب

Notlar

Not 1: *Dişi deveyi.

Ayet 65

1536|11|65|فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا۟ فِى دَارِكُمْ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ
1536|11|65|فعقروها فقال تمتعوا في داركم ثلثه ايام ذلك وعد غير مكذوب
65. Fe akarûhâ fe kâle temetteû fî dârikum selâsete eyyâm(eyyâmin), zâlike va’dun gayru mekzûb(mekzûbin).
Öyle ki yaraladılar/kısırlaştırdılar onu*; öyle ki dedi**: "Metalanın54 diyarınızda üç gün; işte budur bir vaat (ki) bir yalanlanır olmaksızındır."
Ahmed Samira: 65 So they wounded it/slaughtered it/cut it/made it infertile, so he said: "Enjoy three days in your home/country , that (is) a promise not denied/falsified."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feakaruha öyle ki yaraladılar/kısırlaştırdılar onu فَعَقَرُوهَا عقر
2 fekale öyle ki dedi فَقَالَ قول
3 temetteu metalanın تَمَتَّعُوا متع
4 fi فِي -
5 darikum diyarınızda دَارِكُمْ دور
6 selasete üç ثَلَاثَةَ ثلث
7 eyyamin gün أَيَّامٍ يوم
8 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
9 vea'dun bir vaat وَعْدٌ وعد
10 gayru olmaksızın غَيْرُ غير
11 mekzubin bir yalanlanır مَكْذُوبٍ كذب

Notlar

Not 1: *Dişi deveyi.**Sâlih.

Ayet 66

1537|11|66|فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَٰلِحًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ
1537|11|66|فلما جا امرنا نجينا صلحا والذين امنوا معه برحمه منا ومن خزي يوميذ ان ربك هو القوي العزيز
66. Fe lemmâ câe emrunâ necceynâ sâlihan vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ ve min hizyi yevmi iz(izin), inne rabbeke huvel kaviyyul azîz(azîzu).
Öyle ki ne zaman geldi emrimiz200; kurtardık Sâlih'i ve onunla* beraber iman47 etmiş kimseleri kendimizden bir rahmetle271; ve rezilliğinden günün; doğrusu (senin) Rabbin4; O (ki) Kaviyy’dir72; Azîz’dir37.
Ahmed Samira: 66 So when Our promise came We saved/rescued Saleh and those who believed with him, with mercy from Us and from that days’ shame/scandal/disgrace, that your Lord, He is the powerful/strong, the glorious/mighty .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 ca'e geldi جَاءَ جيا
3 emruna emrimiz أَمْرُنَا امر
4 necceyna kurtardık نَجَّيْنَا نجو
5 salihen Sâlih'i صَالِحًا صلح
6 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
7 amenu iman etmiş امَنُوا امن
8 meahu onunla beraber مَعَهُ -
9 birahmetin bir rahmetle بِرَحْمَةٍ رحم
10 minna bizden مِنَّا -
11 ve min ve وَمِنْ -
12 hizyi aşağılığından/perişanlığından خِزْيِ خزي
13 yevmiizin o günün يَوْمِئِذٍ -
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
16 huve O هُوَ -
17 l-kaviyyu Kaviyy’dir الْقَوِيُّ قوي
18 l-azizu Azîz’dir الْعَزِيزُ عزز

Ayet 67

1538|11|67|وَأَخَذَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ
1538|11|67|واخذ الذين ظلموا الصيحه فاصبحوا في ديرهم جثمين
67. Ve ehazellezîne zalemûs sayhatu fe asbahû fî diyârihim câsimîn(câsimîne).
Ve tuttu zulmetmiş257 kimseleri sayha839; öyle ki sabahladılar diyarlarında câsim899 (olarak).
Ahmed Samira: 67 And the loud strong cry/torture/raid took/punished those who caused injustice/oppression, so they became/became in the morning in their homes/countries stuck to the ground (dead).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ehaze ve tuttu وَأَخَذَ اخذ
2 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
3 zelemu zulmetmiş ظَلَمُوا ظلم
4 s-sayhatu sayha الصَّيْحَةُ صيح
5 feesbehu öyle ki sabahladılar فَأَصْبَحُوا صبح
6 fi فِي -
7 diyarihim diyarlarında دِيَارِهِمْ دور
8 casimine câsim (olarak) جَاثِمِينَ جثم

Ayet 68

1539|11|68|كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ أَلَآ إِنَّ ثَمُودَا۟ كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ أَلَا بُعْدًا لِّثَمُودَ
1539|11|68|كان لم يغنوا فيها الا ان ثمودا كفروا ربهم الا بعدا لثمود
68. Ke en lem yagnev fîhâ, e lâ inne semûde keferû rabbehum, e lâ bu’den li semûd(semûde).
Sanki hiç ganiyleşmiyorlardı* orada**; değil mi (ki) doğrusu Semûd (ki) kâfirlik25 ettiler Rabblerine4; değil mi (ki) bir uzaklıktır Semûd’a.
Ahmed Samira: 68 As though they did not inhabit/enrich in it, is (it) not that Thamud disbelieved (in) their Lord, is not destruction/death/curse to Thamud?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 keen sanki كَأَنْ -
2 lem hiç لَمْ -
3 yegnev ganiyleşmiyorlardı يَغْنَوْا غني
4 fiha orada فِيهَا -
5 ela değil mi (ki) أَلَا -
6 inne doğrusu إِنَّ -
7 semude Semûd (kii) ثَمُودَ -
8 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
9 rabbehum Rabblerine رَبَّهُمْ ربب
10 ela değil mi (ki) أَلَا -
11 bua'den bir uzaklıktır بُعْدًا بعد
12 lisemude Semûd’a لِثَمُودَ -

Notlar

Not 1: *Zenginleşmek, gönenmek.**Bulundukları yerde.

Ayet 69

1540|11|69|وَلَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ فَمَا لَبِثَ أَن جَآءَ بِعِجْلٍ حَنِيذٍ
1540|11|69|ولقد جات رسلنا ابرهيم بالبشري قالوا سلما قال سلم فما لبث ان جا بعجل حنيذ
69. Ve lekad câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâmun fe mâ lebise en câe bi iclin hanîz(hanîzin).
Ve ant olsun geldiler resûllerimiz133* İbrahim'e bir müjdeyle; dediler*: "Bir selâmdır98"; dedi**: "Bir selamdır98"; öyle ki tereddüt etmiş/durmuş*** değildi** ki geldi** kızartılan/kavrulan bir buzağıyla.
Ahmed Samira: 69 And Our messengers had come (to) Abraham with the good news. They said: "Greeting/security/peace ." He said: "Greeting/security/peace ." So he did not stay/wait/remain (before) that (E) he came with a toasted/well done (m) calf.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ca'et geldiler جَاءَتْ جيا
3 rusuluna resûllerimiz رُسُلُنَا رسل
4 ibrahime İbrahim'e إِبْرَاهِيمَ -
5 bil-buşra müjdeyle بِالْبُشْرَىٰ بشر
6 kalu dediler قَالُوا قول
7 selamen Bir selamdır سَلَامًا سلم
8 kale dedi قَالَ قول
9 selamun bir selamdır سَلَامٌ سلم
10 fe ma öyle ki değildi فَمَا -
11 lebise tereddütt etmiş/kalmış لَبِثَ لبث
12 en ki أَنْ -
13 ca'e geldi جَاءَ جيا
14 biiclin bir buzağıyla بِعِجْلٍ عجل
15 hanizin bir kızartılan/kavrulan حَنِيذٍ حنذ

Notlar

Not 1: *Melekler.**İbrahim.***Bir an bile düşünmedi.

Ayet 70

1541|11|70|فَلَمَّا رَءَآ أَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمِ لُوطٍ
1541|11|70|فلما را ايديهم لا تصل اليه نكرهم واوجس منهم خيفه قالوا لا تخف انا ارسلنا الي قوم لوط
70. Fe lemmâ reâ eydiyehum lâ tesilu ileyhi nekirehum ve evcese minhum hîfeh(hîfeten), kâlû lâ tehaf innâ ursilnâ ilâ kavmi lût(lûtin).
Öyle ki ne zaman gördü (ki) elleri onların ulaşıp birleşmez* ona**; hoşlanmadı*** onlardan****; ve kaygılandı*** onlardan**** bir korku (-yla); dediler*****: "Korkma; doğrusu biz gönderildik Lût kavmine doğru."
Ahmed Samira: 70 So when he saw/understood their hands do not reach to it, he denied/did not recognize them , and he felt inner horror/fright fearfully/frightfully from them, they said: "Do not fear, that we, we were sent to Lot’s nation."

Notlar

Not 1: *Meleklerin yemek yememeleri insan olmadıklarını işaret etmek için Rabbimiz tarafından bildirilmiştir.**Kızartılan/kavrulan bir buzağıya.***İbrahim.****Meleklerden.*****Melekler.

Ayet 71

1542|11|71|وَٱمْرَأَتُهُۥ قَآئِمَةٌ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَٰهَا بِإِسْحَٰقَ وَمِن وَرَآءِ إِسْحَٰقَ يَعْقُوبَ
1542|11|71|وامراته قايمه فضحكت فبشرنها باسحق ومن ورا اسحق يعقوب
71. Vemreetuhu kâimetun fe dahıket fe beşşernâhâ bi ishâka ve min verâi ishâka ya’kûb(ya’kûbe).
Ve karısı onun* bir ayaktaydı/dikelendi; ve öyle ki güldü**; öyle ki müjdeledik onu** İshâk’la; ve arkasından İshâk'ın Yakûb'u.
Ahmed Samira: 71 And His woman (wife) standing , so she laughed/wondered, so We announced good news to her with Issac, and from behind Issac, Jacob.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vemraetuhu ve karısı onun وَامْرَأَتُهُ مرا
2 kaimetun bir ayaktaydı/dikelendi قَائِمَةٌ قوم
3 fe dehiket ve öyle ki فَضَحِكَتْ ضحك
4 febeşşernaha öyle ki müjdeledik onu فَبَشَّرْنَاهَا بشر
5 biishaka İshak’la بِإِسْحَاقَ -
6 ve min ve وَمِنْ -
7 vera'i arkasından وَرَاءِ وري
8 ishaka İshâk'ın إِسْحَاقَ -
9 yea'kube Yakûb'u يَعْقُوبَ -

Notlar

Not 1: *İbrahim'in.**Şaka/latife yapıldığını zannederek güldü. **İbrahim'in karısını.

Ayet 72

1543|11|72|قَالَتْ يَٰوَيْلَتَىٰٓ ءَأَلِدُ وَأَنَا۠ عَجُوزٌ وَهَٰذَا بَعْلِى شَيْخًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عَجِيبٌ
1543|11|72|قالت يويلتي الد وانا عجوز وهذا بعلي شيخا ان هذا لشي عجيب
72. Kâlet yâ veyletâ e elidu ve ene ecûzun ve hâzâ ba’lî şeyhâ(şeyhan), inne hâzâ le şey’un acîb(acîbun).
Dedi*: "Eyvah! Doğurur muyum ben? Ve ben bir acizim**; ve bu da kocamdır (ki) bir şeyhtir900***; doğrusu bu mutlak bir acayip bir şeydir."
Ahmed Samira: 72 She said: "Oh my calamity/scandal/misfortune , do I give birth and I am old/weak and that (is) my husband old aged , that, that (is) an unusual/strange thing (E)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalet dedi قَالَتْ قول
2 ya veyleta eyvah! يَا وَيْلَتَىٰ -
3 eelidu doğurur muyum ben أَأَلِدُ ولد
4 veena ve ben وَأَنَا -
5 acuzun bir acizim عَجُوزٌ عجز
6 ve haza ve bu وَهَٰذَا -
7 bea'li kocam da بَعْلِي بعل
8 şeyhen bir şeyhtir شَيْخًا شيخ
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 haza bu هَٰذَا -
11 leşey'un mutlak bir şeydir لَشَيْءٌ شيا
12 acibun bir acayip عَجِيبٌ عجب

Notlar

Not 1: *İbrahim'in karısı.**Zayıf, gücünü kaybetmiş yaşlı.***Aciz yerine resûl İbrahim için şeyh kelimesinin kullanılması İbrahim'in bir toplumun yöneticisi olduğunu gösterir.

Ayet 73

1544|11|73|قَالُوٓا۟ أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ رَحْمَتُ ٱللَّهِ وَبَرَكَٰتُهُۥ عَلَيْكُمْ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ إِنَّهُۥ حَمِيدٌ مَّجِيدٌ
1544|11|73|قالوا اتعجبين من امر الله رحمت الله وبركته عليكم اهل البيت انه حميد مجيد
73. Kâlû e ta’cebîne min emrillâhi rahmetullâhi ve berekâtuhu aleykum ehlel beyt(beyti), innehu hamîdun mecîd(mecîdun).
Dediler*: "Acayip** mi oldun Allah'ın emrinden? Allah'ın rahmeti271 ve O’nun*** bereketleri252 üzerinizedir; evin**** ehlinedir568; doğrusu O**** bir Hamîd’tir107; bir Mecîd’tir849.
Ahmed Samira: 73 They said: "Are you wondering/astonished from God’s order/command/matter/affair, God’s mercy and His blessings on you people of the house/home, that He is praiseworthy/commendable, glorious/magnified ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 etea'cebine acayip mi oldunuz أَتَعْجَبِينَ عجب
3 min مِنْ -
4 emri emrinden أَمْرِ امر
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 rahmetu rahmeti رَحْمَتُ رحم
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 ve berakatuhu ve bereketleri O’nun وَبَرَكَاتُهُ برك
9 aleykum üzerinizedir عَلَيْكُمْ -
10 ehle ehline أَهْلَ اهل
11 l-beyti evin الْبَيْتِ بيت
12 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
13 hamidun bir Hamîd’tir حَمِيدٌ حمد
14 mecidun bir Mecît’tir مَجِيدٌ مجد

Notlar

Not 1: *Melekler.**İbrahim'in karısına; şaşırdın mı?***Allah'ın.****İbrahim ve ehlinin evine.****Allah.

Ayet 74

1545|11|74|فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ إِبْرَٰهِيمَ ٱلرَّوْعُ وَجَآءَتْهُ ٱلْبُشْرَىٰ يُجَٰدِلُنَا فِى قَوْمِ لُوطٍ
1545|11|74|فلما ذهب عن ابرهيم الروع وجاته البشري يجدلنا في قوم لوط
74. Fe lemmâ zehebe an ibrâhîmer rev’u ve câethul buşra yucâdilunâ fî kavmi lût(lûtın).
Öyle ki ne zaman kayboldu İbrahim’den korku; ve geldi ona* müjde; mücadele ediyordu** bize Lût kavmi/toplumu hakkında.
Ahmed Samira: 74 So when the fear/fright went away from Abraham, and the good news came to him, (he) argues/disputes with Us in150Lot’s nation.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe lemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 zehebe kayboldu ذَهَبَ ذهب
3 an عَنْ -
4 ibrahime İbrahim’den إِبْرَاهِيمَ -
5 r-rav'u korku الرَّوْعُ روع
6 ve ca'ethu ve geldi ona وَجَاءَتْهُ جيا
7 l-buşra müjde الْبُشْرَىٰ بشر
8 yucadiluna mücadele ediyordu bize يُجَادِلُنَا جدل
9 fi hakkında فِي -
10 kavmi kavmi/toplumu قَوْمِ قوم
11 lutin Lût لُوطٍ -

Notlar

Not 1: *İbrahim'e.**Helakı önlemek için argümanlarını sunuyordu.

Ayet 75

1546|11|75|إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَحَلِيمٌ أَوَّٰهٌ مُّنِيبٌ
1546|11|75|ان ابرهيم لحليم اوه منيب
75. İnne ibrâhîme le halîmun evvâhun munîb(munîbun).
Doğrusu İbrahim mutlak bir halîmdi58; bir evvâhtı901; bir munîbti902.
Ahmed Samira: 75 That Abraham (was) clement/patient (E) groaner/moaner returning to God/repenting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
3 lehalimun mutlak bir halîmdi لَحَلِيمٌ حلم
4 evvahun bir evvâhtı أَوَّاهٌ اوه
5 munibun bir munîbti مُنِيبٌ نوب

Ayet 76

1547|11|76|يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَآ إِنَّهُۥ قَدْ جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ وَإِنَّهُمْ ءَاتِيهِمْ عَذَابٌ غَيْرُ مَرْدُودٍ
1547|11|76|يابرهيم اعرض عن هذا انه قد جا امر ربك وانهم اتيهم عذاب غير مردود
76. Yâ ibrâhîmu a’rid an hâzâ, innehu kad câe emru rabbik(rabbike), ve innehum âtîhim azâbun gayru merdûd(merdûdin).
Ey ibrahim! Dön bundan*; doğrusu o** muhakkak gelmiş emridir Rabbinin4; ve doğrusu onlar***; verilenlerdir bir azap (ki) bir reddedilen olmaksızındır.
Ahmed Samira: 76 You Abraham, turn away from that, that it truly, your Lord’s order/command had come, and that they, (a) torture (which is) not being returned, is coming to them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya ibrahimu ey ibrahim يَا إِبْرَاهِيمُ -
2 ea'rid dön أَعْرِضْ عرض
3 an عَنْ -
4 haza bundan هَٰذَا -
5 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
6 kad muhakkak قَدْ -
7 ca'e gelmiş جَاءَ جيا
8 emru emridir أَمْرُ امر
9 rabbike Rabbinin رَبِّكَ ربب
10 ve innehum ve doğrusu onlara وَإِنَّهُمْ -
11 atihim verildi onlara اتِيهِمْ اتي
12 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
13 gayru olmaksızın غَيْرُ غير
14 merdudin bir reddedilen مَرْدُودٍ ردد

Notlar

Not 1: *Fayda vermeyecek mücadelenden.**Rabbinin emri.***Lût kavmi/toplumu.

Ayet 77

1548|11|77|وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ
1548|11|77|ولما جات رسلنا لوطا سي بهم وضاق بهم ذرعا وقال هذا يوم عصيب
77. Ve lemmâ câet resulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’an ve kâle hâzâ yevmun asîb(asîbun).
Ve ne zaman geldi resûllerimiz* Lût'a; kötüleşti** onlardan***; ve daraldı** onlardan*** bir çaresiz (olarak); ve dedi**: "Bu asabi**** bir gündür."
Ahmed Samira: 77 And when Our messengers came (to) Lot, he felt bad/evil/harm because of them and he was impatient with them (became uptight) , and he said: "This (is a) very hot (difficult) day."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman وَلَمَّا -
2 ca'et geldi جَاءَتْ جيا
3 rusuluna resûllerimiz رُسُلُنَا رسل
4 luten Lût'a لُوطًا -
5 si'e kötüleşti سِيءَ سوا
6 bihim onlardan بِهِمْ -
7 ve daka ve daraldı وَضَاقَ ضيق
8 bihim onlardan بِهِمْ -
9 zer'an bir çaresiz ذَرْعًا ذرع
10 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
11 haza bu هَٰذَا -
12 yevmun bir gündür يَوْمٌ يوم
13 asibun bir asabi عَصِيبٌ عصب

Notlar

Not 1: *Melekler.**Lût.***Meleklerden.****Sinirli, gergin.

Ayet 78

1549|11|78|وَجَآءَهُۥ قَوْمُهُۥ يُهْرَعُونَ إِلَيْهِ وَمِن قَبْلُ كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ قَالَ يَٰقَوْمِ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِى هُنَّ أَطْهَرُ لَكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِى ضَيْفِىٓ أَلَيْسَ مِنكُمْ رَجُلٌ رَّشِيدٌ
1549|11|78|وجاه قومه يهرعون اليه ومن قبل كانوا يعملون السيات قال يقوم هولا بناتي هن اطهر لكم فاتقوا الله ولا تخزون في ضيفي اليس منكم رجل رشيد
78. Ve câehu kavmuhu yuhreûne ileyhi ve min kablu kânû ya’melûnes seyyiât(seyyiâti), kâle yâ kavmi hâulâi benâtî hunne etharu lekum, fettekullâhe ve lâ tuhzûni fî dayfî, e leyse minkum raculun reşîd(reşîdun).
Ve geldi ona* kavmi/toplumu; çabuk oluyorlardı ona*; ve önceden kötülükler yapar olmuşlardı; dedi**: "Ey kavmim/toplumum! Şunlar (ki) kızlarımdır; onlar*** daha temizdir sizlere; öyle ki takvalı21 olun Allah’a; ve rezil etmeyin beni ziyaretçilerim**** içinde; olmaz mı sizlerden reşit***** bir adam?"
Ahmed Samira: 78 And his nation came to him rushing disturbedly/hysterically/madly to him, and from before they were making/doing the sins/crimes, he said: "You (my) nation those are my daughters, they are (F) purer for you, so fear and obey God and do not shame/scandalize/disgrace me in (front of) my guests, is (there) not from you a correctly/rightly guided man?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ca'ehu ve geldi ona وَجَاءَهُ جيا
2 kavmuhu kavmi/toplumu قَوْمُهُ قوم
3 yuhraune çabuklaşıyorlardı يُهْرَعُونَ هرع
4 ileyhi ona إِلَيْهِ -
5 ve min وَمِنْ -
6 kablu ve önceden قَبْلُ قبل
7 kanu olmuşlardı كَانُوا كون
8 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل
9 s-seyyiati kötülükler السَّيِّئَاتِ سوا
10 kale dedi قَالَ قول
11 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
12 ha'ula'i şunlar هَٰؤُلَاءِ -
13 benati kızlarımdır بَنَاتِي بني
14 hunne onlar هُنَّ -
15 etheru daha temizdir أَطْهَرُ طهر
16 lekum sizlere لَكُمْ -
17 fetteku öyle ki takvalı olun فَاتَّقُوا وقي
18 llahe Allah’a اللَّهَ -
19 ve la ve وَلَا -
20 tuhzuni rezil etmeyin beni تُخْزُونِ خزي
21 fi içinde فِي -
22 deyfi vizaretçilerim ضَيْفِي ضيف
23 eleyse olmaz mı أَلَيْسَ ليس
24 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
25 raculun bir adam رَجُلٌ رجل
26 raşidun bir reşit رَشِيدٌ رشد

Notlar

Not 1: *Lut'a.**Lût.***Kızlar.****Gönderilen resûllerin; meleklerin içinde.*****Olgun, aklı başında olan.

Ayet 79

1550|11|79|قَالُوا۟ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِى بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّ وَإِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ
1550|11|79|قالوا لقد علمت ما لنا في بناتك من حق وانك لتعلم ما نريد
79. Kâlû lekad alimte mâ lenâ fî benâtike min hakk(hakkın), ve inneke le ta’lemu mâ nurîd(nurîdu).
Dediler: "Muhakkak bildin (sen) (ki) yoktur bizlere kızlarında hiçbir hak; ve doğrusu sen mutlak bilirsin (biz) ne isteriz."
Ahmed Samira: 79 They said: "You had (E) known (there) is not for us from (a) right in your daughters, and that you know (E) what we want."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 lekad muhakkak لَقَدْ -
3 alimte bildin عَلِمْتَ علم
4 ma yoktur مَا -
5 lena bizlere لَنَا -
6 fi فِي -
7 benatike kızlarında بَنَاتِكَ بني
8 min hiç bir مِنْ -
9 hakkin bir hak حَقٍّ حقق
10 ve inneke ve doğrusu sen وَإِنَّكَ -
11 letea'lemu mutlak bilirsin لَتَعْلَمُ علم
12 ma ne مَا -
13 nuridu isteriz نُرِيدُ رود

Ayet 80

1551|11|80|قَالَ لَوْ أَنَّ لِى بِكُمْ قُوَّةً أَوْ ءَاوِىٓ إِلَىٰ رُكْنٍ شَدِيدٍ
1551|11|80|قال لو ان لي بكم قوه او اوي الي ركن شديد
80. Kâle lev enne lî bikum kuvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd(şedîdin).
Dedi: "Keşke (olsa) bana sizlere (karşı) bir kuvvet ya da sığınsam şiddetli bir dayanağa doğru."
Ahmed Samira: 80 He said: "If that for me (is) on you power/strength, or I take shelter to a strong corner/strong support."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 lev şayet لَوْ -
3 enne ki أَنَّ -
4 li bana لِي -
5 bikum sizlere بِكُمْ -
6 kuvveten bir kuvvet قُوَّةً قوي
7 ev ya da أَوْ -
8 avi sığınırım اوِي اوي
9 ila doğru إِلَىٰ -
10 ruknin bir dayanak رُكْنٍ ركن
11 şedidin şiddetli شَدِيدٍ شدد

Ayet 81

1552|11|81|قَالُوا۟ يَٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍ
1552|11|81|قالوا يلوط انا رسل ربك لن يصلوا اليك فاسر باهلك بقطع من اليل ولا يلتفت منكم احد الا امراتك انه مصيبها ما اصابهم ان موعدهم الصبح اليس الصبح بقريب
81. Kâlû ya lûtu innâ rusulu rabbike len yasilû ileyke fe esri bi ehlike bi kıt’ın minel leyli ve lâ yeltefit minkum ehadun illemreetek(illemreeteke), innehu musîbuhâ mâ esâbehum, inne mev’ıdehumus subh(subhu), e leyses subhu bi karîb(karîbin).
Dediler*: "Ey Lût! Doğrusu biz resûlleriyiz133 Rabbinin4; asla ilişemezler sana; öyle ki yürü ehlinle568 geceden bir vakitte; ve dönmesin sizlerden birisi; dışındadır karın; doğrusu o** musibetidir onun*** (ki) isabet edendir onlara; doğrusu vaat edilen onlara sabahtır; olmaz mı sabah bir yakın?"
Ahmed Samira: 81 They said: "You Lot that we (are) your Lord’s messengers, they will never/not reach to you, so move/travel with your family/relation/people with parts/portions from the night, and no one of you turns around except your woman (wife), that it what struck/hit/marked them is striking/hitting/marking her, that their appointment (is) the morning/day break, is not the morning/daybreak with near/close?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya lutu ey Lût يَا لُوطُ -
3 inna doğrusu biz إِنَّا -
4 rusulu resûlleriyiz رُسُلُ رسل
5 rabbike Rabbinin رَبِّكَ ربب
6 len asla لَنْ -
7 yesilu ilişemezler يَصِلُوا وصل
8 ileyke sana إِلَيْكَ -
9 feesri öyle ki yürü فَأَسْرِ سري
10 biehlike ehlinle بِأَهْلِكَ اهل
11 bikit'in bir vakitte بِقِطْعٍ قطع
12 mine مِنَ -
13 l-leyli geceden اللَّيْلِ ليل
14 ve la ve وَلَا -
15 yeltefit dönmesin يَلْتَفِتْ لفت
16 minkum sizden مِنْكُمْ -
17 ehadun birisi أَحَدٌ احد
18 illa dışındadır إِلَّا -
19 mraeteke karın امْرَأَتَكَ مرا
20 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
21 musibuha musibetidir onun (ki) مُصِيبُهَا صوب
22 ma مَا -
23 esabehum isabet edendir olara أَصَابَهُمْ صوب
24 inne doğrusu إِنَّ -
25 mev'idehumu vaat edilen onlara مَوْعِدَهُمُ وعد
26 s-subhu sabahtır الصُّبْحُ صبح
27 eleyse olmaz mı أَلَيْسَ ليس
28 s-subhu sabah الصُّبْحُ صبح
29 bikaribin bir yakın بِقَرِيبٍ قرب

Notlar

Not 1: *Melekler.**İsabet eden.***Lut'un karısının.

Ayet 82

1553|11|82|فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ
1553|11|82|فلما جا امرنا جعلنا عليها سافلها وامطرنا عليها حجاره من سجيل منضود
82. Fe lemmâ câe emrunâ cealnâ âliyehâ sâfilehâ ve emtarnâ aleyhâ hicâreten min siccîlin mendûd(mendûdin).
Öyle ki ne zaman geldi emrimiz200 yaptık üstünü onun* altı; ve yağdırdık üzerine* sicilli/tescilli, katmanlandırılmış/istiflendirilmiş bir taş765.
Ahmed Samira: 82 So when Our order/command came, We made its high/elevated, its lowest/bottom (up side down) and We rained on it stones of dry and hardened mud neatly piled over each other .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 ca'e geldi جَاءَ جيا
3 emruna emrimiz أَمْرُنَا امر
4 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
5 aaliyeha üstünü onun عَالِيَهَا علو
6 safileha altı onun سَافِلَهَا سفل
7 ve emtarna ve yağdırdık وَأَمْطَرْنَا مطر
8 aleyha üzerine عَلَيْهَا -
9 hicaraten bir taş حِجَارَةً حجر
10 min مِنْ -
11 siccilin bir sicilli/tescilli سِجِّيلٍ سجل
12 mendudin bir katmanlı/ مَنْضُودٍ نضد

Notlar

Not 1: *Kentin.

Ayet 83

1554|11|83|مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ بِبَعِيدٍ
1554|11|83|مسومه عند ربك وما هي من الظلمين ببعيد
83. Musevvemeten inde rabbik(rabbike), ve mâ hiye minez zâlimîne bi baîd(baîdin).
Simalandırılmış* (senin) Rabbinin4 indinden/katından; ve değildir o* zalimlerden uzak.
Ahmed Samira: 83 Marked/identified at your Lord and it is not with far/distant from the unjust/oppressors .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 musevvemeten simalandırılmış مُسَوَّمَةً سوم
2 inde indinden/katından عِنْدَ عند
3 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
4 ve ma ve değildir وَمَا -
5 hiye o هِيَ -
6 mine مِنَ -
7 z-zalimine zalimlerden الظَّالِمِينَ ظلم
8 bibeiydin uzak بِبَعِيدٍ بعد

Notlar

Not 1: *İşaretli, siması olan, ayırt edici bir görünümü/işareti olan.*Taş.

Ayet 84

1555|11|84|وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ وَلَا تَنقُصُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ إِنِّىٓ أَرَىٰكُم بِخَيْرٍ وَإِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُّحِيطٍ
1555|11|84|والي مدين اخاهم شعيبا قال يقوم اعبدوا الله ما لكم من اله غيره ولا تنقصوا المكيال والميزان اني اريكم بخير واني اخاف عليكم عذاب يوم محيط
84. Ve ilâ medyene ehâhum şuaybâ(şuayben), kâle yâ kavmi’budullâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), ve lâ tenkusûl mikyâle vel mîzâne innî erâkum bi hayrin ve innî ehâfu aleykum azâbe yevmin muhît(muhîtin).
Ve Medyen'edir kardeşleri Şuayb; dedi: "Ey kavmim/toplumum! Kulluk22 edin Allah'a; yoktur sizlere hiç bir ilâh74 O'ndan başka; ve eksiltmeyin ölçüyü650 ve mizanı658; doğrusu ben görüyorum sizleri bir hayırda*; ve doğrusu ben korkuyorum üzerinize (olan) kuşatan bir günün azabandan.
Ahmed Samira: 84 And to Madyan/Madya (We sent) their brother Shu’aib, he said: "You (my) nation, worship God (there is) not for you from a God other than Him, and do not reduce/decrease the measuring/weighing device , and the scale/weight , that I see/understand you with goodness , and that I, I fear on you a surrounding’s/encircling’s day’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ila ve doğrudur وَإِلَىٰ -
2 medyene Medyen'e مَدْيَنَ -
3 ehahum kardeşleri أَخَاهُمْ اخو
4 şuayben Şuayb شُعَيْبًا -
5 kale dedi قَالَ قول
6 ya kavmi ey kavmim/toplumum! يَا قَوْمِ قوم
7 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
8 llahe Allah'a اللَّهَ -
9 ma yoktur مَا -
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 min hiç bir مِنْ -
12 ilahin ilâh إِلَٰهٍ اله
13 gayruhu O'ndan başka غَيْرُهُ غير
14 ve la ve وَلَا -
15 tenkusu eksiltmeyin تَنْقُصُوا نقص
16 l-mikyale ölçüyü الْمِكْيَالَ كيل
17 velmizane ve mizanı وَالْمِيزَانَ وزن
18 inni doğrusu ben إِنِّي -
19 erakum görüyorum sizleri أَرَاكُمْ راي
20 bihayrin bir hayırla بِخَيْرٍ خير
21 veinni ve doğrusu ben وَإِنِّي -
22 ehafu korkuyorum أَخَافُ خوف
23 aleykum üzerinize (olan) عَلَيْكُمْ -
24 azabe azabına عَذَابَ عذب
25 yevmin bir günün يَوْمٍ يوم
26 muhitin bir kuşatan مُحِيطٍ حوط

Notlar

Not 1: *Hayır içindesiniz.

Ayet 85

1556|11|85|وَيَٰقَوْمِ أَوْفُوا۟ ٱلْمِكْيَالَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
1556|11|85|ويقوم اوفوا المكيال والميزان بالقسط ولا تبخسوا الناس اشياهم ولا تعثوا في الارض مفسدين
85. Ve yâ kavmi evfûl mikyâle vel mîzâne bil kıstı ve lâ tebhasûn nâse eşyâehum ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
"Ve ey kavmim/toplumum*! Takvalı21 olun ölçüye ve mizana650 eşitlikle; ve eksiltmeyin/azaltmayın insanların eşyalarını; ve küstahlaşmayın yerde fesatçılar265 (olarak)."
Ahmed Samira: 85 And you (my) nation fulfill/complete the measuring/weighing device and the scale/weight with the just/equitable, and do not reduce/cheat the people (of) their things, and do not corrupt in the earth/Planet Earth disordering/corrupting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya kavmi ve ey kavmim/toplumum وَيَا قَوْمِ قوم
2 evfu takvalı olun أَوْفُوا وفي
3 l-mikyale ölçüye الْمِكْيَالَ كيل
4 velmizane ve mizana وَالْمِيزَانَ وزن
5 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
6 ve la ve وَلَا -
7 tebhasu eksiltmeyin/azaltmayın تَبْخَسُوا بخس
8 n-nase insanların النَّاسَ نوس
9 eşya'ehum eşyalarını أَشْيَاءَهُمْ شيا
10 ve la ve وَلَا -
11 tea'sev küstahlaşmayın تَعْثَوْا عثو
12 fi فِي -
13 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
14 mufsidine fesatçılar (olarak) مُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *Resûl Şuayb kavmi Medyenlilere seslenmektedir.

Ayet 86

1557|11|86|بَقِيَّتُ ٱللَّهِ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ
1557|11|86|بقيت الله خير لكم ان كنتم مومنين وما انا عليكم بحفيظ
86. Bakıyyetullâhi hayrun lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne), ve mâ ene aleykum bi hafîz(hafîzin).
Bakiyesi* Allah'ın bir hayırdır sizlere eğer olduysanız müminler27; ve değilim ben üzerinize bir hafîz613.
Ahmed Samira: 86 God’s remainder/remnant/rest (is) best for you if you were believing, and I am not with a protector/observer on you."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bekiyyetu bakiyesi بَقِيَّتُ بقي
2 llahi Allah'ın اللَّهِ -
3 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
4 lekum sizlere لَكُمْ -
5 in eğer إِنْ -
6 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
7 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن
8 ve ma ve değilim وَمَا -
9 ena ben أَنَا -
10 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
11 bihafizin bir hafîz بِحَفِيظٍ حفظ

Notlar

Not 1: *Geride bıraktığı.

Ayet 87

1558|11|87|قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ أَصَلَوٰتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَآ أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِىٓ أَمْوَٰلِنَا مَا نَشَٰٓؤُا۟ إِنَّكَ لَأَنتَ ٱلْحَلِيمُ ٱلرَّشِيدُ
1558|11|87|قالوا يشعيب اصلوتك تامرك ان نترك ما يعبد اباونا او ان نفعل في امولنا ما نشوا انك لانت الحليم الرشيد
87. Kâlû yâ şuaybu e salâtuke te’muruke en netruke mâ ya’budu âbâunâ ev en nef’ale fî emvâlinâ mâ neşâ’(neşâu), inneke le entel halîmur reşîd(reşîdu).
Dediler: “Ey Şuayb! Senin salâtın83* mı emreder sana ki terk ederiz babalarımızın/atalarımızın kulluk907 ettiğini; ya da ki faaliyet içinde oluruz mallarımızda; istediğimizi; doğrusu sen; mutlak sensin halim/yumuşak huylu; reşîd908.
Ahmed Samira: 87 They said: "You Shu’aib, do your prayers order/command you that we leave/discard what our fathers worship, or that we do with our properties/wealths/possessions what we want, that you, you are (E) the clement , the correctly/rightly guided."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya şuaybu Ey Şuayb يَاشُعَيْبُ -
3 esalatuke senin salatın mı أَصَلَاتُكَ صلو
4 te'muruke emreder sana تَأْمُرُكَ امر
5 en ki أَنْ -
6 netruke terk ederiz نَتْرُكَ ترك
7 ma مَا -
8 yea'budu kulluk ettiğini يَعْبُدُ عبد
9 aba'una babalarımızın/atalarımızın ابَاؤُنَا ابو
10 ev ya da أَوْ -
11 en ki أَنْ -
12 nef'ale faaliyet içinde oluruz نَفْعَلَ فعل
13 fi فِي -
14 emvalina mallarımızda أَمْوَالِنَا مول
15 ma مَا -
16 neşa'u istediğimizi نَشَاءُ شيا
17 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
18 leente mutlak sensiz لَأَنْتَ -
19 l-halimu halim/yumuşak huylu الْحَلِيمُ حلم
20 r-raşidu olgun/reşit الرَّشِيدُ رشد

Notlar

Not 1: *Hemen arkasından takip ettiğin (dini öğreti).

Ayet 88

1559|11|88|قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَرَزَقَنِى مِنْهُ رِزْقًا حَسَنًا وَمَآ أُرِيدُ أَنْ أُخَالِفَكُمْ إِلَىٰ مَآ أَنْهَىٰكُمْ عَنْهُ إِنْ أُرِيدُ إِلَّا ٱلْإِصْلَٰحَ مَا ٱسْتَطَعْتُ وَمَا تَوْفِيقِىٓ إِلَّا بِٱللَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ
1559|11|88|قال يقوم اريتم ان كنت علي بينه من ربي ورزقني منه رزقا حسنا وما اريد ان اخالفكم الي ما انهيكم عنه ان اريد الا الاصلح ما استطعت وما توفيقي الا بالله عليه توكلت واليه انيب
88. Kâle yâ kavmi e reeytum in kuntu alâ beyyinetin min rabbî ve rezekanî minhu rızkan hasenâ(hasenen), ve mâ urîdu en uhâlifekum ilâ mâ enhâkum anh(anhu), in urîdu illel ıslâha mesteta’tu, ve mâ tevfîkî illâ billâh(billâhi), aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb(unîbu).
Dedi*: "Ey kavmim/toplumum! Gördünüz mü? Eğer olduysam Rabbimden4 bir beyanat620 üzerine; ve rızıklandırdıysa beni kendinden güzel bir rızık (-la); ve razı olur değilim ki ihtilaf içinde olurum sizlere karşı sizleri kendisinden men ettiğimde; razı olmam ıslah360 dışında (ki) tabi** olduğumadır; ve yoktur bir başarım Allah’la (olması) dışında; O'na*** tevekkül79 ettim; ve O'na*** sürekli/tekrarla dönerim.
Ahmed Samira: 88 He said: "You (my) nation, did you see/understand if I were on an evidence from my Lord, and He provided for me from Him a good/beautiful provision , and I do not want that I differ/disagree with you to what I forbid/prevented you from it, that truly I want (nothing) except the correction/repair/reconciliation what I was able (to do), and my success/inspiration is except by God, on Him I relied/depended , and to Him I151repent/obey ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
3 eraeytum gördünüz mü أَرَأَيْتُمْ راي
4 in eğer إِنْ -
5 kuntu olduysam كُنْتُ كون
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 beyyinetin bir beyanat بَيِّنَةٍ بين
8 min مِنْ -
9 rabbi Rabbimden رَبِّي ربب
10 ve razekani ve rızıklandırdıysa beni وَرَزَقَنِي رزق
11 minhu kendinden مِنْهُ -
12 rizkan bir rızık (-la) رِزْقًا رزق
13 hasenen bir güzel حَسَنًا حسن
14 ve ma ve değilim وَمَا -
15 uridu razı olur أُرِيدُ رود
16 en ki أَنْ -
17 uhalifekum ihtilaf içinde olurum sizlere أُخَالِفَكُمْ خلف
18 ila karşı إِلَىٰ -
19 ma مَا -
20 enhakum men ettiğime sizleri أَنْهَاكُمْ نهي
21 anhu kendisinden عَنْهُ -
22 in değilim إِنْ -
23 uridu razı olur أُرِيدُ رود
24 illa dışında إِلَّا -
25 l-islaha ıslah الْإِصْلَاحَ صلح
26 ma مَا -
27 stetaa'tu tabi olduğuma اسْتَطَعْتُ طوع
28 ve ma ve yoktur وَمَا -
29 tevfiki bir başarım تَوْفِيقِي وفق
30 illa dışında إِلَّا -
31 billahi Allah’la بِاللَّهِ -
32 aleyhi O'na عَلَيْهِ -
33 tevekkeltu tevekkül ettim تَوَكَّلْتُ وكل
34 ve ileyhi ve O'na وَإِلَيْهِ -
35 unibu sürekli/tekrarla dönerim أُنِيبُ نوب

Notlar

Not 1: *Şuayb.**Gücümün yettiği kadardır.***Allah'a.

Ayet 89

1560|11|89|وَيَٰقَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِىٓ أَن يُصِيبَكُم مِّثْلُ مَآ أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ أَوْ قَوْمَ هُودٍ أَوْ قَوْمَ صَٰلِحٍ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِّنكُم بِبَعِيدٍ
1560|11|89|ويقوم لا يجرمنكم شقاقي ان يصيبكم مثل ما اصاب قوم نوح او قوم هود او قوم صلح وما قوم لوط منكم ببعيد
89. Ve yâ kavmi lâ yecrimennekum şikâkî en yusîbekum mislu mâ esâbe kavme nûhin ev kavme hûdin ev kavme sâlih(sâlihın), ve mâ kavmu lûtin minkum bi baîd(baîdin).
Ve ey kavmim/toplumum! Sakın cürüm işletmesin yarmam* ki isabet eder sizlere Nûh’un kavmine/toplumuna isabet edenin misli870; ya da Hûd’un kavmine/toplumuna ya da Sâlih’in kavmine/toplumuna; ve değildir Lût'un kavmi sizlere bir uzak.
Ahmed Samira: 89 And you (my) nation (let) not my defiance/animosity (to you) make you commit a crime/sin that strikes you (with) similar (to) what stuck Noah’s nation, or Hood’s nation, or Saleh’s nation, and Lot’s nation is not with far/distant from you.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya kavmi ve ey kavmim/toplumum وَيَا قَوْمِ قوم
2 la لَا -
3 yecrimennekum sakın cürüm işletmesin يَجْرِمَنَّكُمْ جرم
4 şikaki yarmam شِقَاقِي شقق
5 en ki أَنْ -
6 yusibekum isabet eder sizlere يُصِيبَكُمْ صوب
7 mislu misli مِثْلُ مثل
8 ma مَا -
9 esabe isabet edenin أَصَابَ صوب
10 kavme kavmine قَوْمَ قوم
11 nuhin Nûh’un نُوحٍ -
12 ev ya da أَوْ -
13 kavme kavmine قَوْمَ قوم
14 hudin Hûd’un هُودٍ هود
15 ev ya da أَوْ -
16 kavme kavminin قَوْمَ قوم
17 salihin Sâlih’in صَالِحٍ صلح
18 ve ma ve değildir وَمَا -
19 kavmu kavmi قَوْمُ قوم
20 lutin Lût لُوطٍ -
21 minkum sizden مِنْكُمْ -
22 bibeiydin bir uzak بِبَعِيدٍ بعد

Notlar

Not 1: *Yarmam, bölmem, ayrılığa sebep olmam.

Ayet 90

1561|11|90|وَٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌ وَدُودٌ
1561|11|90|واستغفروا ربكم ثم توبوا اليه ان ربي رحيم ودود
90. Vestagfirû rabbekum summe tûbû ileyh(ileyhi), inne rabbî rahîmun vedûd(vedûdun).
Ve mağfiret319 dileyin Rabbinizden4; sonra tevbe33 edin O'na ki benim Rabbim4 bir Rahîm’dir2; bir Vedûd’tur848.
Ahmed Samira: 90 And ask for forgiveness from your Lord, then repent to Him, that my Lord (is) merciful, loving/affectionate.

Ayet 91

1562|11|91|قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ مَا نَفْقَهُ كَثِيرًا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفًا وَلَوْلَا رَهْطُكَ لَرَجَمْنَٰكَ وَمَآ أَنتَ عَلَيْنَا بِعَزِيزٍ
1562|11|91|قالوا يشعيب ما نفقه كثيرا مما تقول وانا لنريك فينا ضعيفا ولولا رهطك لرجمنك وما انت علينا بعزيز
91. Kâlû yâ Şuaybu mâ nefkahu kesîren mimmâ tekûlu ve innâ le nerâke fînâ daîfâ(daîfen), ve lev lâ rehtuke le recemnâke ve mâ ente aleynâ bi azîz(azîzin).
Dediler: "Ey Şuayb! Fıkıh770 eder değiliz dediğinden çoğunu; ve doğrusu biz mutlak görürüz seni içimizde bir zaaflı*; velev/şayet olmasa birliğin/grubun mutlak recmederdik906 seni; ve yoktur senin bizlere karşı bir azizliğin**."
Ahmed Samira: 91 They said: "You Shu’aib, we do not understand/know much (from) what you say, and that we, we see/understand you (E) (are) in us weak, and where it not for your tribe/group, we would have stoned you, and you are not with a dear on us."

Notlar

Not 1: *Eksik, zayıf.**Güç yetirmen.

Ayet 92

1563|11|92|قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَهْطِىٓ أَعَزُّ عَلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَٱتَّخَذْتُمُوهُ وَرَآءَكُمْ ظِهْرِيًّا إِنَّ رَبِّى بِمَا تَعْمَلُونَ مُحِيطٌ
1563|11|92|قال يقوم ارهطي اعز عليكم من الله واتخذتموه وراكم ظهريا ان ربي بما تعملون محيط
92. Kâle yâ kavmi e rahtî eazzu aleykum minallâh(minallâhi), vettehaztumûhu verâekum zıhriyyâ(zıhriyyen), inne rabbî bi mâ ta’melûne muhît(muhîtun).
Dedi*: "Ey kavmim/toplumum! Birliğim/grubum Allah’tan daha mı azizdir** sizlere? Ve edindiniz/tuttunuz O'nu sırt arkalarınıza; doğrusu Rabbim4 yaptıklarınıza bir Muhît’tir525."
Ahmed Samira: 92 He said: "You (my) nation, is my tribe/group dearer to you than God, and you took Him behind you forgotten behind the back? That my Lord (is) with what you make/do surrounding ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
3 erahti birliğim/grubum mu أَرَهْطِي رهط
4 eazzu daha azizdir أَعَزُّ عزز
5 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
6 mine مِنَ -
7 llahi Allah’tan اللَّهِ -
8 vettehaztumuhu ve edindiniz/tuttunuz وَاتَّخَذْتُمُوهُ اخذ
9 vera'ekum arkalarınıza وَرَاءَكُمْ وري
10 zihriyyen sırt ظِهْرِيًّا ظهر
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
13 bima بِمَا -
14 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل
15 muhitun bir Muhît’tir مُحِيطٌ حوط

Notlar

Not 1: *Şuayb.**Güç yetiren.

Ayet 93

1564|11|93|وَيَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَٰمِلٌ سَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَمَنْ هُوَ كَٰذِبٌ وَٱرْتَقِبُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُمْ رَقِيبٌ
1564|11|93|ويقوم اعملوا علي مكانتكم اني عمل سوف تعلمون من ياتيه عذاب يخزيه ومن هو كذب وارتقبوا اني معكم رقيب
93. Ve yâ kavmi’melû alâ mekânetikum innî âmil(âmilun), sevfe ta’lemûne men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve men huve kâzib(kâzibun), vertekibû innî meakum rakîb(rakîbun).
Ve ey kavmim/toplumum! Yapın* imkanınıza göre; doğrusu ben (de) bir yapanım; yakında bileceksiniz kime gelir bir azap (ki) rezil eder onu; ve kim (ki) o bir yalancıdır; ve gözetleyin; doğrusu ben sizinle birlikte bir gözetleyenim."
Ahmed Samira: 93 And you (my) nation, make/do on your capacity/place/position, that I am making/doing/working, you will/shall know who comes to him torture (that) shames/scandalizes/disgraces him, and who he is lying/denying , and observe/watch that I am with you (an) observer/watcher ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ya kavmi ve ey kavmim/toplumum وَيَا قَوْمِ قوم
2 a'melu yapın اعْمَلُوا عمل
3 ala karşı عَلَىٰ -
4 mekanetikum imkanınıza مَكَانَتِكُمْ كون
5 inni doğrusu ben إِنِّي -
6 aamilun bir yapanım عَامِلٌ عمل
7 sevfe yakında سَوْفَ -
8 tea'lemune bileceksiniz تَعْلَمُونَ علم
9 men kime مَنْ -
10 ye'tihi gelir ona يَأْتِيهِ اتي
11 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
12 yuhzihi hazinleştirir/hüzünleştirir onu يُخْزِيهِ خزي
13 ve men ve kim (ki) وَمَنْ -
14 huve o هُوَ -
15 kazibun bir yalancıdır كَاذِبٌ كذب
16 vertekibu ve gözetleyin وَارْتَقِبُوا رقب
17 inni doğrusu ben إِنِّي -
18 meakum sizinle birlikte مَعَكُمْ -
19 rakibun bir gözetleyenim رَقِيبٌ رقب

Notlar

Not 1: *Elinizde ne imkan varsa yapın.

Ayet 94

1565|11|94|وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَأَخَذَتِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ٱلصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دِيَٰرِهِمْ جَٰثِمِينَ
1565|11|94|ولما جا امرنا نجينا شعيبا والذين امنوا معه برحمه منا واخذت الذين ظلموا الصيحه فاصبحوا في ديرهم جثمين
94. Ve lemmâ câe emrunâ necceynâ ?uayben vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ ve ehazetillezîne zalemûssayhatu fe asbahû fî diyârihim câsimîn(câsimîne).
Ve ne zaman ki geldi emrimiz200 kurtardık Şuayb'ı ve onunla* birlikte iman47 etmiş kimseleri bir rahmetle271 bizden; ve tuttu zulmetmiş257 kimseleri sayha839; öyle ki sabahladılar diyarlarında câsim899 (olarak).
Ahmed Samira: 94 And when Our order/command came, We saved/rescued Shu’aib and those who believed with him with mercy from Us, and the loud strong cry/torture raid took/punished those who caused injustice/oppression, so they became/became in the morning in their homes/countries struck to the ground (dead).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 ca'e geldi جَاءَ جيا
3 emruna emrimiz أَمْرُنَا امر
4 necceyna kurtardık نَجَّيْنَا نجو
5 şuayben Şuayb'ı شُعَيْبًا -
6 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
7 amenu iman ettiler امَنُوا امن
8 meahu onunla birlikte مَعَهُ -
9 birahmetin bir rahmetle بِرَحْمَةٍ رحم
10 minna bizden مِنَّا -
11 ve ehazeti ve tuttu وَأَخَذَتِ اخذ
12 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
13 zelemu zulmetmiş ظَلَمُوا ظلم
14 s-sayhatu sayha الصَّيْحَةُ صيح
15 feesbehu öyle ki sabahladılar فَأَصْبَحُوا صبح
16 fi فِي -
17 diyarihim diyarlarında دِيَارِهِمْ دور
18 casimine câsim جَاثِمِينَ جثم

Notlar

Not 1: *Şuayb'la.

Ayet 95

1566|11|95|كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَآ أَلَا بُعْدًا لِّمَدْيَنَ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ
1566|11|95|كان لم يغنوا فيها الا بعدا لمدين كما بعدت ثمود
95. Ke’en lem yagnev fîhâ, e lâ bu’den li medyene kemâ baıdet semûd(semûdu).
Sanki hiç ganileşmiyorlardı* orada; değil mi ki bir uzaklıktır** Medyen’e; Semud’un uzaklaştığı** gibi.
Ahmed Samira: 95 As though they did no inhabit/enrich in it, is not (a) destruction/death/curse to Madyan, as Thamud was destroyed/dead/cursed?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 keen sanki كَأَنْ -
2 lem hiç لَمْ -
3 yegnev ganileşmiyorlardı يَغْنَوْا غني
4 fiha orada فِيهَا -
5 ela değil mi ki أَلَا -
6 bua'den bir uzaklıktır بُعْدًا بعد
7 limedyene Medyen’e لِمَدْيَنَ -
8 kema gibi كَمَا -
9 beidet uzaklaştığı بَعِدَتْ بعد
10 semudu Semud’un ثَمُودُ -

Notlar

Not 1: *Zenginleşmiyorlardı.**Yüce Allah'ın rahmetinden bir uzaklık vardır.

Ayet 96

1567|11|96|وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ
1567|11|96|ولقد ارسلنا موسي بايتنا وسلطن مبين
96. Ve le kad erselnâ mûsâ bi âyâtinâ ve sultânin mubîn(mubînin).
Ve ant olsun gönderdik Mûsâ’yı ayetlerimizle677; ve apaçık bir sultan (-la).
Ahmed Samira: 96 And We had sent Moses with Our evidences/signs and (an) evident proof/evidence .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 musa Mûsâ’yı مُوسَىٰ -
4 biayatina ayetlerimizle بِايَاتِنَا ايي
5 ve sultanin ve bir sultan (-la) وَسُلْطَانٍ سلط
6 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Ayet 97

1568|11|97|إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ فِرْعَوْنَ وَمَآ أَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍ
1568|11|97|الي فرعون وملايه فاتبعوا امر فرعون وما امر فرعون برشيد
97. İlâ fir’avne ve melâihî fettebeû emre fir’avn(fir’avne), ve mâ emru fir’avne bi reşîd(reşîdin).
Firavuna678 ve melesine onun364; öyle ki tabi oldular909 firavunun678 emrine; ve değildi emri firavunun678 bir reşîd908.
Ahmed Samira: 97 To Pharaoh and his nobles/group/assembly, so they followed Pharaoh’s order/command, and Pharaoh’s order/command is not with (the) correct/right guidance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ila إِلَىٰ -
2 fir'avne firavun'a فِرْعَوْنَ -
3 ve meleihi ve melesine onun وَمَلَئِهِ ملا
4 fettebeu öyle ki tabi oldular فَاتَّبَعُوا تبع
5 emra emrine أَمْرَ امر
6 fir'avne firavunun فِرْعَوْنَ -
7 ve ma ve değildi وَمَا -
8 emru emri أَمْرُ امر
9 fir'avne firavunun فِرْعَوْنَ -
10 biraşidin raşid بِرَشِيدٍ رشد

Ayet 98

1569|11|98|يَقْدُمُ قَوْمَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فَأَوْرَدَهُمُ ٱلنَّارَ وَبِئْسَ ٱلْوِرْدُ ٱلْمَوْرُودُ
1569|11|98|يقدم قومه يوم القيمه فاوردهم النار وبيس الورد المورود
98. Yakdumu kavmehu yevmel kıyâmeti fe evredehumun nâr(nâre), ve bi’sel virdul mevrûd(mevrûdu).
Öncülük eder kavmine/toplumuna kıyamet148 günü; öyle ki vardırır onları ateşe834; ve ne kötü oldu (o) varış; vardırılan (o) yer.
Ahmed Samira: 98 He precedes/goes before his nation (on) the Resurrection Day, so He made them approach/near the fire ,and how bad (is) the army/thirst , the targeted/neared ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yekdumu öncülük eder يَقْدُمُ قدم
2 kavmehu kavmine قَوْمَهُ قوم
3 yevme günü يَوْمَ يوم
4 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
5 fe evradehumu öyle ki vardırır onları فَأَوْرَدَهُمُ ورد
6 n-nara ateşe النَّارَ نور
7 ve bi'se ve ne kötü oldu وَبِئْسَ باس
8 l-virdu varış الْوِرْدُ ورد
9 l-mevrudu vardırılan (o) yer الْمَوْرُودُ ورد

Ayet 99

1570|11|99|وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِۦ لَعْنَةً وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ بِئْسَ ٱلرِّفْدُ ٱلْمَرْفُودُ
1570|11|99|واتبعوا في هذه لعنه ويوم القيمه بيس الرفد المرفود
99. Ve utbiû fî hâzihî la’neten ve yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), bi’ser rifdul merfûd(merfûdu).
Ve tabi edildiler burada* bir lanete280 ve kıyamet148 gününde; ne kötü oldu (o) destek/dayanışma**; (o) desteklenen/dayanılan**.
Ahmed Samira: 99 And they were followed in this (by) curse/torture and (on) the Resurrection Day, how bad (is) the giving/support , the given/(desired) support ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve utbiu ve tabi edildiler وَأُتْبِعُوا تبع
2 fi فِي -
3 hazihi burada هَٰذِهِ -
4 lea'neten bir lanete لَعْنَةً لعن
5 ve yevme ve gününde وَيَوْمَ يوم
6 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
7 bi'se ne kötü oldu بِئْسَ باس
8 r-rifdu destek/yardım الرِّفْدُ رفد
9 l-merfudu (o) desteklenen/yardım edilen الْمَرْفُودُ رفد

Notlar

Not 1: *Dünya hayatında.**Reşîd olmayan emri yerine getirmedeki dayanışma. Uygunsuz emirlerde destekleşenler.

Ayet 100

1571|11|100|ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّهُۥ عَلَيْكَ مِنْهَا قَآئِمٌ وَحَصِيدٌ
1571|11|100|ذلك من انبا القري نقصه عليك منها قايم وحصيد
100. Zâlike min enbâil kurâ nekussuhu aleyke minhâ kâimun ve hasîd(hasîdun).
İşte bu; haberlerindendir (o) kentlerin; kıssalaştırırız430 onu* sana**; ondandır bir dik/ayakta*** ve bir hasat****.
Ahmed Samira: 100 That (is) from the villages’/urban cities’ information/news, We narrate/relay it on (to) you, from it (there are villages) standing and harvested/uprooted .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 min مِنْ -
3 enba'i haberlerindendir أَنْبَاءِ نبا
4 l-kura (o) kentlerin الْقُرَىٰ قري
5 nekussuhu kıssalaştırırız onu نَقُصُّهُ قصص
6 aleyke sana عَلَيْكَ -
7 minha ondandır مِنْهَا -
8 kaimun bir diktir قَائِمٌ قوم
9 ve hasidun ve bir hasat وَحَصِيدٌ حصد

Notlar

Not 1: *Kenti.**Nebi Muhammed.***Yıkılmamış.****Hasat edilmiş ekin gibi yıkılmış, dik kalamamış.

Ayet 101

1572|11|101|وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَمَآ أَغْنَتْ عَنْهُمْ ءَالِهَتُهُمُ ٱلَّتِى يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ لَّمَّا جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍ
1572|11|101|وما ظلمنهم ولكن ظلموا انفسهم فما اغنت عنهم الهتهم التي يدعون من دون الله من شي لما جا امر ربك وما زادوهم غير تتبيب
101. Ve mâ zalemnâhum ve lâkin zalemû enfusehum fe mâ agnet anhum âlihetuhumulletî yed’ûne min dûnillâhi min şey’in lemmâ câe emru rabbik(rabbike), ve mâ zâdûhum gayre tetbîb(tetbîbin).
Ve zulmetmiş257 değiliz onlara; velakin/fakat zulmettiler257 nefislerine201; öyle ki ganiyleştirir* değildi onları Allah’ın astından kulluk46 ettikleri ilâhları74 hiç bir şey; ne zaman ki geldi (senin) Rabbinin4 emri200; ve ziyade etmiş değillerdi** onlara*** bir yıkım dışında.
Ahmed Samira: 101 And We did not cause injustice/oppression to them, and but they caused injustice/oppression (to) themselves, so their gods which they call from other than God did not enrich/satisfy from a thing from them (their gods did not help them in any way or thing), when your Lord’s order/command came, and they did not increase them other than destruction/loss.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 zelemnahum zulmetmiş onlara ظَلَمْنَاهُمْ ظلم
3 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
4 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
5 enfusehum nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
6 fema öyle ki değildi فَمَا -
7 egnet ganiyleştir أَغْنَتْ غني
8 anhum onlardan عَنْهُمْ -
9 alihetuhumu ilahları الِهَتُهُمُ اله
10 lleti الَّتِي -
11 yed'une kulluk ettikleri يَدْعُونَ دعو
12 min مِنْ -
13 duni astından دُونِ دون
14 llahi Allah’ın اللَّهِ -
15 min hiç bir مِنْ -
16 şey'in şey شَيْءٍ شيا
17 lemma ne zaman ki لَمَّا -
18 ca'e geldi جَاءَ جيا
19 emru emri أَمْرُ امر
20 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
21 ve ma ve değildi وَمَا -
22 zaduhum ziyade eder onlara زَادُوهُمْ زيد
23 gayra dışında غَيْرَ غير
24 tetbibin bir yıkım تَتْبِيبٍ تبب

Notlar

Not 1: *Zenginleştirir.**Sözde ilâhları.***Kendi nefislerine zulmetmiş; şirk koşmuş müşriklere.

Ayet 102

1573|11|102|وَكَذَٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَآ أَخَذَ ٱلْقُرَىٰ وَهِىَ ظَٰلِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُۥٓ أَلِيمٌ شَدِيدٌ
1573|11|102|وكذلك اخذ ربك اذا اخذ القري وهي ظلمه ان اخذه اليم شديد
102. Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehazel kurâ ve hiye zâlimeh(zâlimetun), inne ahzehû elîmun şedîd(şedîdun).
Ve işte böyledir; tutuşudur (senin) Rabbinin4 tuttuğu zaman kentleri; (ki) ve o* bir zalimdir257; doğrusu O’nun** tutuşu şiddetli bir elimdir/acıklıdır.
Ahmed Samira: 102 And as/like that (is) your Lord’s punishing , if/when He took/punished the villages/urban cities, and (while) it is unjust/oppressive , that His punishing (is) strong (severe).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 ehzu tutuşudur أَخْذُ اخذ
3 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
4 iza zaman إِذَا -
5 ehaze tuttuğu zaman أَخَذَ اخذ
6 l-kura kentleri الْقُرَىٰ قري
7 vehiye ve o* (kent) وَهِيَ -
8 zalimetun bir zalimdir ظَالِمَةٌ ظلم
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 ehzehu tutması O’nun أَخْذَهُ اخذ
11 elimun bir elim/acıklı أَلِيمٌ الم
12 şedidun bir şiddetli شَدِيدٌ شدد

Notlar

Not 1: *Kent.**Allah'ın.

Ayet 103

1574|11|103|إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّمَنْ خَافَ عَذَابَ ٱلْءَاخِرَةِ ذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّجْمُوعٌ لَّهُ ٱلنَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوْمٌ مَّشْهُودٌ
1574|11|103|ان في ذلك لايه لمن خاف عذاب الاخره ذلك يوم مجموع له الناس وذلك يوم مشهود
103. İnne fî zâlike le âyeten li men hâfe azâbel âhıreh(âhıreti), zâlike yevmun mecmûun lehun nâsu ve zâlike yevmun meşhûd(meşhûdun).
Doğrusu bundadır mutlak bir ayet287 kimse için (ki) korktu ahiret azabına (karşı); işte bu; insanların ona* toplandığı bir gündür; ve işte bu; şahit/tanık olunan bir gündür.
Ahmed Samira: 103 That in this (is) a sign/evidence (E) to who feared the end’s/other life’s torture, that (is) a day/time the people (are) being gathered/collected to Him/it, and that (is) a witnessed day .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 fi فِي -
3 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
4 layeten mutlak bir ayet لَايَةً ايي
5 limen kimse için (ki) لِمَنْ -
6 hafe korktu خَافَ خوف
7 azabe azabına (karşı) عَذَابَ عذب
8 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
9 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
10 yevmun bir günüdür يَوْمٌ يوم
11 mecmuun bir toplanma مَجْمُوعٌ جمع
12 lehu ona (karşı) لَهُ -
13 n-nasu insanların النَّاسُ نوس
14 ve zalike ve işte bu وَذَٰلِكَ -
15 yevmun bir gündür يَوْمٌ يوم
16 meşhudun şahit olunan مَشْهُودٌ شهد

Notlar

Not 1: *O güne.

Ayet 104

1575|11|104|وَمَا نُؤَخِّرُهُۥٓ إِلَّا لِأَجَلٍ مَّعْدُودٍ
1575|11|104|وما نوخره الا لاجل معدود
104. Ve mâ nuahhıruhû illâ li ecelin ma’dûd(ma’dûdin).
Ve öteler değiliz onu* adetlenmiş** bir ecele (olması) dışında.
Ahmed Samira: 104 And We do not delay it, except a term/time counted/prepared.152

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 nu'ehhiruhu öteler onu نُؤَخِّرُهُ اخر
3 illa dışında إِلَّا -
4 liecelin bir ecele لِأَجَلٍ اجل
5 mea'dudin adetlenmiş/sayılı مَعْدُودٍ عدد

Notlar

Not 1: *Toplanma gününü.**Sayısı/adeti belirli.

Ayet 105

1576|11|105|يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ
1576|11|105|يوم يات لا تكلم نفس الا باذنه فمنهم شقي وسعيد
105. Yevme ye’ti lâ tekellemu nefsun illâ bi iznih(iznihî), fe minhum şakıyyun ve saîd(saîdun).
Gündür (ki) gelir (o); kelam edemez bir nefis201 O'nun* izni dışında; öyle ki onlardandır bir şakiy910; bir saîd911.
Ahmed Samira: 105 (When that) day comes, a self does not speak/talk except with His permission, so from them (are people) miserable/unhappy and happy/fortunate.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme dündür (ki) يَوْمَ يوم
2 ye'ti gelir (o) يَأْتِ اتي
3 la لَا -
4 tekellemu kelam edemez تَكَلَّمُ كلم
5 nefsun bir nefis نَفْسٌ نفس
6 illa dışında إِلَّا -
7 biiznihi O'nun izni بِإِذْنِهِ اذن
8 feminhum öyle ki onlardandır فَمِنْهُمْ -
9 şekiyyun bir şakiy شَقِيٌّ شقو
10 ve seiydun bir saîd وَسَعِيدٌ سعد

Notlar

Not 1: *Allah'ın.

Ayet 106

1577|11|106|فَأَمَّا ٱلَّذِينَ شَقُوا۟ فَفِى ٱلنَّارِ لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَشَهِيقٌ
1577|11|106|فاما الذين شقوا ففي النار لهم فيها زفير وشهيق
106. Fe emmellezîne şekû fe fîn nâri lehum fîhâ zefîrun ve şehîk(şehîkun).
Öyle ki gelince kimselere (ki) şakiy910 oldular; öyle ki ateştedirler834; onlaradır orada* bir derin iç çekme912 ve bir hıçkırık/yutkunma912.
Ahmed Samira: 106 So but those who were miserable/unhappy, so (they are) in the fire , for them in it (is) deep exhalation and loud inhalation .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feemma öyle ki gelince فَأَمَّا -
2 ellezine kimselere (ki) الَّذِينَ -
3 şeku şakiy oldu شَقُوا شقو
4 fefi öyle ki فَفِي -
5 n-nari ateştedir النَّارِ نور
6 lehum onlaradır لَهُمْ -
7 fiha orada فِيهَا -
8 zefirun bir derin iç çekme زَفِيرٌ زفر
9 ve şehikun ve bir hickırık/yutkunma وَشَهِيقٌ شهق

Notlar

Not 1: *Ateşte.

Ayet 107

1578|11|107|خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
1578|11|107|خلدين فيها ما دامت السموت والارض الا ما شا ربك ان ربك فعال لما يريد
107. Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel’ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), inne rabbeke fe’âlun limâ yurîd(yurîdu).
Ölümsüzlerdir185 orada* devam913 ettikçe gökler** ve yer***; dışındadır (senin) Rabbinin4 dilediği; doğrusu (senin) Rabbin4 bir faaliyete geçirendir razı olduğunu.
Ahmed Samira: 107 Immortally/eternally in it as long as the skies/space and the earth/Planet Earth continued/lasted, except what your Lord willed/wanted, that your Lord (is a) maker/doer, to what He wills/wants.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
2 fiha orada فِيهَا -
3 ma مَا -
4 dameti devam ettiğince دَامَتِ دوم
5 s-semavatu gökler السَّمَاوَاتُ سمو
6 vel'erdu ve yer وَالْأَرْضُ ارض
7 illa dışında إِلَّا -
8 ma مَا -
9 şa'e dilediği شَاءَ شيا
10 rabbuke (senin) Rabbinin رَبُّكَ ربب
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
13 feaaalun bir faaliyet edendir فَعَّالٌ فعل
14 lima لِمَا -
15 yuridu razı olduğuna يُرِيدُ رود

Notlar

Not 1: *Ateşte.**Cehennem evreni.***Sekar gezegeni.

Ayet 108

1579|11|108|وَأَمَّا ٱلَّذِينَ سُعِدُوا۟ فَفِى ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ عَطَآءً غَيْرَ مَجْذُوذٍ
1579|11|108|واما الذين سعدوا ففي الجنه خلدين فيها ما دامت السموت والارض الا ما شا ربك عطا غير مجذوذ
108. Ve emmellezîne suidû fe fîl cenneti hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), atâen gayre meczûz(meczûzin).
Ve gelince kimselere (ki) saîd911 oldular; öyle ki içindelerdir cennet; ölümsüzlerdir185 orada*; devam914 ettikçe gökler ve yer; dışındadır (senin) Rabbinin4 dilediği; bir sunuştur/veriştir olmaksızın bir kesinti**.
Ahmed Samira: 108 And but those who were made happy/fortunate, so (they are) in the Paradise, immortally/eternally in it, as long as the skies/space and the earth/Planet Earth continued/lasted, except what your Lord willed/wanted, a gift/grant not cut/broken (interrupted).

Notlar

Not 1: *Cennette.**Kesintisiz bir lütfun işaret edilmesi cennet evreninin asla yok olmayacağına bir delil olabilir.

Ayet 109

1580|11|109|فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّمَّا يَعْبُدُ هَٰٓؤُلَآءِ مَا يَعْبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبْلُ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَصِيبَهُمْ غَيْرَ مَنقُوصٍ
1580|11|109|فلا تك في مريه مما يعبد هولا ما يعبدون الا كما يعبد اباوهم من قبل وانا لموفوهم نصيبهم غير منقوص
109. Fe lâ teku fî miryetin mimmâ ya’budu hâulâ’(hâulâi), mâ ya’budûne illâ kemâ ya’budu âbâuhum min kabl(kablu), ve innâ le muveffûhum nasîbehum gayre menkûs(menkûsin).
Öyle ki olmayın bir şüphede kulluk46 ettiğinden bunların*; kulluk46 eder değillerdir dışında kulluk46 ettiği gibi atalarının/babalarının önceden; ve doğrusu biz mutlak tastamamlarız onların nasiplerini olmaksızın bir eksiltilen.
Ahmed Samira: 109 So do not be in doubt from what those worship, they do not worship except as their fathers worship(ed) from before, and that We are fulfilling/completing their share/fortune , not reduced/decreased .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fela öyle ki فَلَا -
2 teku olmayın تَكُ كون
3 fi فِي -
4 miryetin bir şüphede مِرْيَةٍ مري
5 mimma مِمَّا -
6 yea'budu kulluk ettiğinden يَعْبُدُ عبد
7 ha'ula'i bunların هَٰؤُلَاءِ -
8 ma değillerdir مَا -
9 yea'budune kulluk ederler يَعْبُدُونَ عبد
10 illa dışında إِلَّا -
11 kema كَمَا -
12 yea'budu kulluk ettiği gibi يَعْبُدُ عبد
13 aba'uhum atalarının/babalarının ابَاؤُهُمْ ابو
14 min مِنْ -
15 kablu önceden قَبْلُ قبل
16 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
17 lemuveffuhum mutlak tastamamlarız onların لَمُوَفُّوهُمْ وفي
18 nesibehum nasiplerini نَصِيبَهُمْ نصب
19 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
20 menkusin bir eksiltilen مَنْقُوصٍ نقص

Notlar

Not 1: *Müşriklerin.

Ayet 110

1581|11|110|وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ
1581|11|110|ولقد اتينا موسي الكتب فاختلف فيه ولولا كلمه سبقت من ربك لقضي بينهم وانهم لفي شك منه مريب
110. Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe fahtulife fîh(fîhi), ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum, ve innehum le fî şekkin minhu murîb(murîbun).
Ve ant olsun verdik Mûsâ'ya kitabı* (ki) ihtilafa düşüldü kendisinde; şayet olmasaydı bir kelime/söz (ki) öncelendi (senin) Rabbinden4; mutlak tamamlanırdı aralarında; ve doğrusu onlar mutlak bir kuşkudadır ondan** şüpheciler (olarak).
Ahmed Samira: 110 And We had given/brought Moses The Book , so it was differed/disputed in it, and were it not for a word/expression (that) preceded from your Lord, (it) would have ended/accomplished (settled) (E) between them, and that they are in (E) doubtful/suspicious doubt/suspicion from it.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ateyna verdik اتَيْنَا اتي
3 musa Mûsâ'ya مُوسَى -
4 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
5 fehtulife ihtilafa düşüldü فَاخْتُلِفَ خلف
6 fihi kendisinde فِيهِ -
7 velevla şayet olmasaydı وَلَوْلَا -
8 kelimetun bir kelimesi/kelamı كَلِمَةٌ كلم
9 sebekat öncelenmiş سَبَقَتْ سبق
10 min مِنْ -
11 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
12 lekudiye mutlak tamamlanırdı لَقُضِيَ قضي
13 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
14 ve innehum ve doğrusu onlar وَإِنَّهُمْ -
15 lefi mutlak لَفِي -
16 şekkin bir kuşku شَكٍّ شكك
17 minhu ondan مِنْهُ -
18 muribin şüpheciler (olarak) مُرِيبٍ ريب

Notlar

Not 1: *Tevrât.**Tevrât'tan.

Ayet 111

1582|11|111|وَإِنَّ كُلًّا لَّمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ أَعْمَٰلَهُمْ إِنَّهُۥ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
1582|11|111|وان كلا لما ليوفينهم ربك اعملهم انه بما يعملون خبير
111. Ve inne kullen lemmâ le yuveffiyennehum rabbuke a’mâlehum, innehu bimâ ya’melûne habîr(habîrun).
Ve doğrusu her biri gelince* mutlak tastamamlar (senin) Rabbin4 yaptıklarını onların; doğrusu O** onların yaptıklarına bir Habîr’dir466.
Ahmed Samira: 111 And that your Lord then, will fulfill/complete for them (E) each/every (one’s) deeds, that He (is) with what they make/do an expert/experienced.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
2 kullen her bir كُلًّا كلل
3 lemma zaman ki لَمَّا -
4 leyuveffiyennehum mutlak tastamamlar لَيُوَفِّيَنَّهُمْ وفي
5 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
6 ea'malehum yaptıklarını onların أَعْمَالَهُمْ عمل
7 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
8 bima بِمَا -
9 yea'melune yaptıklarına onların يَعْمَلُونَ عمل
10 habirun bir Habîr’dir خَبِيرٌ خبر

Notlar

Not 1: *Zamanı gelince.**Allah.

Ayet 112

1583|11|112|فَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا۟ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
1583|11|112|فاستقم كما امرت ومن تاب معك ولا تطغوا انه بما تعملون بصير
112. Festekim kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatgav, innehu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Öyle ki kıyam et* emredildiğin gibi ve seninle birlikte tevbe etmiş kimse (de)**; ve tâğûtlaşmayın442; doğrusu O*** yaptıklarınıza bir Basîr’dir513.
Ahmed Samira: 112 So be straight/direct as you were ordered/commanded, and who repented with you, and do not tyrannize/exceed the limit, that He (is) with what you make/do seeing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 festekim öyle ki kıyam et فَاسْتَقِمْ قوم
2 kema كَمَا -
3 umirte emredildiğin gibi أُمِرْتَ امر
4 ve men ve kimse (de) وَمَنْ -
5 tabe tevbe etti تَابَ توب
6 meake seninle birlikte مَعَكَ -
7 ve la ve وَلَا -
8 tetgav tağutlaşmayın تَطْغَوْا طغي
9 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
10 bima بِمَا -
11 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل
12 besirun bir Basîr’dir بَصِيرٌ بصر

Notlar

Not 1: *Dik dur/omurgalı ol.**Onlar da dik dursunlar/omurgalı olsunlar.***Allah.

Ayet 113

1584|11|113|وَلَا تَرْكَنُوٓا۟ إِلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ فَتَمَسَّكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ
1584|11|113|ولا تركنوا الي الذين ظلموا فتمسكم النار وما لكم من دون الله من اوليا ثم لا تنصرون
113. Ve lâ terkenû ilellezîne zalemû fe temessekumun nâru ve mâ lekum min dûnillâhi min evliyâe summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Ve dayanmayın* zulmetmiş257 kimselere doğru; öyle ki temas ettirirsin** kendinize ateşi834; ve yoktur sizlere Allah’ın astından hiçbir evliya212; sonra yardım edilmezsiniz***.
Ahmed Samira: 113 And do not lean towards to those who caused injustice/oppression, so the fire touches you, and (there are) no guardians/allies for you from other than God, then you (will) not be given victory/aid.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 terkenu dayanmayın تَرْكَنُوا ركن
3 ila doğru إِلَى -
4 ellezine kimselere الَّذِينَ -
5 zelemu zulmetmiş ظَلَمُوا ظلم
6 fetemessekumu öyle ki temas ettirirsin kendinize فَتَمَسَّكُمُ مسس
7 n-naru ateşi النَّارُ نور
8 ve ma ve yoktur وَمَا -
9 lekum sizlere لَكُمْ -
10 min مِنْ -
11 duni astından دُونِ دون
12 llahi Allah’ın اللَّهِ -
13 min hiçbir مِنْ -
14 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
15 summe sonra ثُمَّ -
16 la لَا -
17 tunsarune yardım edilmezsiniz تُنْصَرُونَ نصر

Notlar

Not 1: *Sırtınızı dayamayın.**Kendi kendinizi ateşe atarsınız.***Yüce Allah'ın astında destek olsun diye veliler edinmeye çalışanlara Rabbimiz yardım etmez.

Ayet 114

1585|11|114|وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ طَرَفَىِ ٱلنَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ ٱلَّيْلِ إِنَّ ٱلْحَسَنَٰتِ يُذْهِبْنَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ذَٰلِكَ ذِكْرَىٰ لِلذَّٰكِرِينَ
1585|11|114|واقم الصلوه طرفي النهار وزلفا من اليل ان الحسنت يذهبن السيات ذلك ذكري للذكرين
114. Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyl(leyli), innel hasenâti yuzhibnes seyyiât(seyyiâti), zâlike zikrâ liz zâkirîn(zâkirîne).
Ve ikame572 et salâtı5 iki tarafında gündüzün170; ve yakınlarında gecenin171; doğrusu güzellikler giderir rezillikleri/iğrençlikleri; işte bu bir zikirdir78* zikredenlere78.
Ahmed Samira: 114 And keep up the prayers to (the) ends/edges (of) the daytime (to) parts from the night from the night; that the goodnesses wipe off/eliminate the sins/crimes, that (is) a remembrance/reminder to the praising/glorifying .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ekimi ve dik/ayağa kaldır وَأَقِمِ قوم
2 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
3 tarafeyi iki tarafında طَرَفَيِ طرف
4 n-nehari gündüzün النَّهَارِ نهر
5 ve zulefen ve yakınlarında وَزُلَفًا زلف
6 mine مِنَ -
7 l-leyli gecenin اللَّيْلِ ليل
8 inne doğrusu إِنَّ -
9 l-hasenati güzellikler الْحَسَنَاتِ حسن
10 yuzhibne giderir يُذْهِبْنَ ذهب
11 s-seyyiati rezillikleri/iğrençlikleri السَّيِّئَاتِ سوا
12 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
13 zikra bir zikirdir/hatırlatmadır ذِكْرَىٰ ذكر
14 lizzakirine hatırlayanlara لِلذَّاكِرِينَ ذكر

Notlar

Not 1: *Salât ile zikrin yani Kur'an'ın bir arada işaret edilmesi bizlere salâtın Kur'an'ın peşinden koşmak olduğunu gösterir.

Ayet 115

1586|11|115|وَٱصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ
1586|11|115|واصبر فان الله لا يضيع اجر المحسنين
115. Vasbir fe innallâhe lâ yudîu ecrel muhsinîn(muhsinîne).
Ve sabret51; öyle ki doğrusu Allah zayi etmez* muhsinlerin294 ecrini820.
Ahmed Samira: 115 And be patient, so then God does not waste/loose/destroy the good doers’ reward/wage .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vesbir ve sabret وَاصْبِرْ صبر
2 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
3 llahe Allah اللَّهَ -
4 la لَا -
5 yudiu zayi etmez يُضِيعُ ضيع
6 ecra ecrini أَجْرَ اجر
7 l-muhsinine muhsinlerin الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Gidermez.

Ayet 116

1587|11|116|فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ
1587|11|116|فلولا كان من القرون من قبلكم اولوا بقيه ينهون عن الفساد في الارض الا قليلا ممن انجينا منهم واتبع الذين ظلموا ما اترفوا فيه وكانوا مجرمين
116. Fe lev lâ kâne minel kurûni min kablikum ûlû bakıyyetin yenhevne anil fesâdi fil ardı illâ kalîlen mimmen enceynâ minhum, vettebeallezîne zalemû mâ utrifû fîhi ve kânû mucrimîn(mucrimîne).
Öyle ki keşke olsaydı sizlerden önceki kuşaklardan bir bakiye* sahipleri (ki) menederler fesattan265 yerde**; dışındadır az bir kimseden*** (ki) kurtardık onlardan; ve tabi oldu zulmetmiş257 kimseler içinde verildikleri lükse/bolluğa****; ve oldular mücrimler674.
Ahmed Samira: 116 So where it not for (owners) of a remainder/remnant , from the generations/centuries from before you, (who were) forbidding/preventing from the corruption in the earth/Planet Earth, except a few from whom We saved/rescued from them; and those who caused injustice/oppression followed what they were luxuriated ungrateful and arrogant in it, and they were criminals/sinners .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felevla öyleki keşke فَلَوْلَا -
2 kane olmasaydı كَانَ كون
3 mine مِنَ -
4 l-kuruni kuşaklardan الْقُرُونِ قرن
5 min مِنْ -
6 kablikum sizlerden öncesinde قَبْلِكُمْ قبل
7 ulu sahipleri أُولُو اول
8 bekiyyetin bir bakiye بَقِيَّةٍ بقي
9 yenhevne menederler يَنْهَوْنَ نهي
10 ani عَنِ -
11 l-fesadi fesattan الْفَسَادِ فسد
12 fi فِي -
13 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
14 illa dışındadır إِلَّا -
15 kalilen bir az قَلِيلًا قلل
16 mimmen kimseden مِمَّنْ -
17 enceyna kurtardık أَنْجَيْنَا نجو
18 minhum onlardan مِنْهُمْ -
19 vettebea ve tabi oldu وَاتَّبَعَ تبع
20 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
21 zelemu zulm ettiler ظَلَمُوا ظلم
22 ma مَا -
23 utrifu verildikleri lükse/bolluğa أُتْرِفُوا ترف
24 fihi kendisi içinde فِيهِ -
25 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
26 mucrimine mücrimler مُجْرِمِينَ جرم

Notlar

Not 1: *Pisliklerden temizlendikten sonra bakiye/geride kalan saf, tertemiz halislik.**Yeryüzünde.***Bakiye sahibi az bir kimse vardır. ****Kendilerine verilen bolluğu şirk koşmada kullandılar.

Ayet 117

1588|11|117|وَمَا كَانَ رَبُّكَ لِيُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ بِظُلْمٍ وَأَهْلُهَا مُصْلِحُونَ
1588|11|117|وما كان ربك ليهلك القري بظلم واهلها مصلحون
117. Ve mâ kâne rabbuke li yuhlikel kurâ bi zulmin ve ehluhâ muslihûn(muslihûne).
Ve olmuş değildi (senin) Rabbin4 helak etmeye (o) kentleri bir zulümle; ve ahalisi568 onun muslih30 (-ken).
Ahmed Samira: 117 And your Lord was not to destroy the villages/urban cities with injustice/oppression and its people (are) correcting/repairing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildi وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
4 liyuhlike helak etmeye لِيُهْلِكَ هلك
5 l-kura (o) kentleri الْقُرَىٰ قري
6 bizulmin bir zulümle بِظُلْمٍ ظلم
7 veehluha ve ehli onun وَأَهْلُهَا اهل
8 muslihune muslih (-ken) مُصْلِحُونَ صلح

Ayet 118

1589|11|118|وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ
1589|11|118|ولو شا ربك لجعل الناس امه وحده ولا يزالون مختلفين
118. Ve lev şâe rabbuke le cealen nâse ummeten vâhideten ve lâ yezâlûne muhtelifîn(muhtelifîne).
Ve şayet dileseydi (senin) Rabbin4; mutlak yapardı insanları tek bir ümmet305; ve ayrışmazlardı muhtelifler* (olarak).
Ahmed Samira: 118 And if your Lord willed/wanted He would have made the people one nation, and they still/continue differing/disagreeing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev ve şayet وَلَوْ -
2 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
3 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
4 leceale mutlak yapardı لَجَعَلَ جعل
5 n-nase insanları النَّاسَ نوس
6 ummeten ümmet أُمَّةً امم
7 vahideten bir tek وَاحِدَةً وحد
8 vela ve وَلَا -
9 yezalune ayrışmazlardı يَزَالُونَ زيل
10 muhtelifine muhtelifler (olarak) مُخْتَلِفِينَ خلف

Notlar

Not 1: *Çeşit çeşit.

Ayet 119

1590|11|119|إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ
1590|11|119|الا من رحم ربك ولذلك خلقهم وتمت كلمه ربك لاملان جهنم من الجنه والناس اجمعين
119. İllâ men rahime rabbuk(rabbuke), ve li zâlike halakahum, ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
Dışındadır kimseler (ki) rahmet271 etti (senin) Rabbin4; ve işte bunun için yarattı* onları**; ve tamamlandı kelimesi/sözü (senin) Rabbinin4; "Mutlak doldururum cehennemi cinlerden210 ve insanlardan193 topluca".
Ahmed Samira: 119 Except who your Lord had mercy upon and for that He created them, and your Lord’s word/expression (is) completed: "I will fill (E) Hell from the Jinns and the people all together."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 men kimseler (ki) مَنْ -
3 rahime rahmet etti رَحِمَ رحم
4 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
5 velizalike ve işte bunun için وَلِذَٰلِكَ -
6 halekahum yarattı onları خَلَقَهُمْ خلق
7 ve temmet ve tamamlandı وَتَمَّتْ تمم
8 kelimetu kelimesi/sözü كَلِمَةُ كلم
9 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
10 leemleenne mutlak doldururum لَأَمْلَأَنَّ ملا
11 cehenneme cehennemi جَهَنَّمَ -
12 mine مِنَ -
13 l-cinneti cinlerden الْجِنَّةِ جنن
14 ve nnasi ve insanlardan وَالنَّاسِ نوس
15 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Notlar

Not 1: *Bilerek, kasıtlı olarak. Cehennemin cinlerden ve insanlardan dolacağını sonucunu bildiği halde onları yarattı. **Cinler ve insanlar.

Ayet 120

1591|11|120|وَكُلًّا نَّقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِۦ فُؤَادَكَ وَجَآءَكَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ
1591|11|120|وكلا نقص عليك من انبا الرسل ما نثبت به فوادك وجاك في هذه الحق وموعظه وذكري للمومنين
120. Ve kullen nakussu aleyke min enbâir rusuli mâ nusebbitu bihî fuâdek(fuâdeke) ve câeke fî hâzihil hakku ve mev’ızatun ve zikrâ lil muminîn(muminîne).
Ve her birini kıssalaştırırız430 sana haberlerinden resûllerin418; sabitleriz onunla* fuâdını915; ve geldi sana bunda** bir hak/gerçek; ve bir vaaz653; ve bir zikir78 müminler27 için.
Ahmed Samira: 120 And all (every thing) We narrate/inform on (to) you from the messengers’ information/news, what We strengthen with it your heart , and in this came to you the truth and a sermon/advise/warning, and a153remembrance/reminder to the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kullen ve her birini وَكُلًّا كلل
2 nekussu kıssalaştırırız نَقُصُّ قصص
3 aleyke sana عَلَيْكَ -
4 min مِنْ -
5 enba'i haberlerinden أَنْبَاءِ نبا
6 r-rusuli resullerin الرُّسُلِ رسل
7 ma olan مَا -
8 nusebbitu sabitleler نُثَبِّتُ ثبت
9 bihi onunla بِهِ -
10 fu'adeke fuâdını فُؤَادَكَ فاد
11 ve ca'eke ve geldi sana وَجَاءَكَ جيا
12 fi فِي -
13 hazihi bunda هَٰذِهِ -
14 l-hakku bir hak/gerçek الْحَقُّ حقق
15 ve mev'izetun ve bir vaaz وَمَوْعِظَةٌ وعظ
16 ve zikra ve bir zikir وَذِكْرَىٰ ذكر
17 lilmu'minine müminler için لِلْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *O kıssa sana ayaklarının daha sabit basmasını sağlar. **Kur'an'da.

Ayet 121

1592|11|121|وَقُل لِّلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنَّا عَٰمِلُونَ
1592|11|121|وقل للذين لا يومنون اعملوا علي مكانتكم انا عملون
121. Ve kul lillezîne lâ yu’minûna’melû alâ mekânetikum, innâ âmilûn(âmilûne).
Ve iman47 etmez kimselere de ki: "Yapın imkanınıza karşı*; doğrusu bizler yapanlarız."
Ahmed Samira: 121 And say to those who do not believe: "Make/do/work on your capacity/place/position, We are making/doing working."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kul ve de ki وَقُلْ قول
2 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
3 la لَا -
4 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
5 a'melu yapın اعْمَلُوا عمل
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 mekanetikum imkanınıza مَكَانَتِكُمْ كون
8 inna doğrusu bizler (de) إِنَّا -
9 aamilune yapanlarız عَامِلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Elinizde ne imkan varsa yapın.

Ayet 122

1593|11|122|وَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ
1593|11|122|وانتظروا انا منتظرون
122. Ventazır(ventazırû), innâ muntazırûn(muntazırûne).
"Ve bakın*; doğrusu bizler bakanlarız."
Ahmed Samira: 122 And wait/expect/watch, We are waiting/expecting/watching.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 venteziru ve bakın وَانْتَظِرُوا نظر
2 inna doğrusu bizler إِنَّا -
3 muntezirune bakanlarız مُنْتَظِرُونَ نظر

Notlar

Not 1: *Bakın bakalım ne olacak?

Ayet 123

1594|11|123|وَلِلَّهِ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ ٱلْأَمْرُ كُلُّهُۥ فَٱعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
1594|11|123|ولله غيب السموت والارض واليه يرجع الامر كله فاعبده وتوكل عليه وما ربك بغفل عما تعملون
123. Ve lillâhi gaybus semâvâti vel ardı ve ileyhi yurceul emru kulluhu fa’budhu ve tevekkel aleyh(aleyhi), ve mâ rabbuke bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Ve Allah’adır gaybı62 göklerin162 ve yerin; ve O'na* döndürülür emir351; her biri onun**; öyle ki kulluk46 et O’na*; ve tevekkül79 et O’na* karşı; ve değildir (senin) Rabbin4 yaptıklarınıza bir gâfil310.
Ahmed Samira: 123 And to God (is) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s unseen/surpernatural , and to Him the matter/affair all of it is returned, so worship Him, and rely/depend on Him, and your Lord is not with ignoring/neglecting/disregarding from what you make/do

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
2 gaybu gaybı غَيْبُ غيب
3 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
4 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
5 ve ileyhi ve O'na وَإِلَيْهِ -
6 yurceu döndürülür يُرْجَعُ رجع
7 l-emru emir الْأَمْرُ امر
8 kulluhu her biri onun كُلُّهُ كلل
9 fea'budhu öyle ki kulluk et O’na فَاعْبُدْهُ عبد
10 ve teve kkel ve tevekkül et وَتَوَكَّلْ وكل
11 aleyhi O’na karşı عَلَيْهِ -
12 ve ma ve değildir وَمَا -
13 rabbuke Rabbin رَبُّكَ ربب
14 bigafilin bir gafil بِغَافِلٍ غفل
15 amma عَمَّا -
16 tea'melune yaptıklarınızdan تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Allah'a.**Emrin.