Sure 9: Tevbe/Vazgeçme-Dönme

Ayet Sayısı: 127
ٱلتَّوْبَة

Ayet 1

1236|9|1|بَرَآءَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
1236|9|1|براه من الله ورسوله الي الذين عهدتم من المشركين
1. Berâetun minallâhi ve resûlihî ilellezîne âhedtum minel muşrikîn (muşrikîne).
Allah'tan ve resûlünden700 bir berâattır751 müşriklerden36 ahitleştiğiniz* kimselere.
Ahmed Samira: 1 Innocence/denouncement from God and His messenger to those who you promised/made a contract (with) them from the sharers/takers of partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bera'etun bir berâattır بَرَاءَةٌ برا
2 mine -tan مِنَ -
3 llahi Allah- اللَّهِ -
4 ve rasulihi ve resûlünden وَرَسُولِهِ رسل
5 ila إِلَى -
6 ellezine kimselere الَّذِينَ -
7 aahedtum ahitleştiniz عَاهَدْتُمْ عهد
8 mine مِنَ -
9 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Notlar

Not 1: *Karşılıklı antlaşma yaptığınız.

Ayet 2

1237|9|2|فَسِيحُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخْزِى ٱلْكَٰفِرِينَ
1237|9|2|فسيحوا في الارض اربعه اشهر واعلموا انكم غير معجزي الله وان الله مخزي الكفرين
2. Fesîhû fil ardı erbeate eşhurin va’lemû ennekum gayru mu’cizîllâhi ve ennallâhe muhzîl kâfirîn(kâfirîne).
Öyle ki seyahat edin yerde* dört ay**; ve bilin ki sizler olamazsınız aciz bırakanlar Allah'ı; ve ki Allah hezimete*** uğratandır kâfirleri25.
Ahmed Samira: 2 So walk/go/travel in the earth/Planet Earth, four months, and know that you are not disabling/frustrating God, and that God is shaming/scandalizing those who disbelieved.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fesihu öyle ki seyahat edin فَسِيحُوا سيح
2 fi فِي -
3 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
4 erbeate dört أَرْبَعَةَ ربع
5 eşhurin ay أَشْهُرٍ شهر
6 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
7 ennekum ki sizler أَنَّكُمْ -
8 gayru olmaksızın غَيْرُ غير
9 mua'cizi aciz bırakanlar مُعْجِزِي عجز
10 llahi Allah'ı اللَّهِ -
11 ve enne ve ki وَأَنَّ -
12 llahe Allah اللَّهَ -
13 muhzi hezimete uğratandır/utandırandır مُخْزِي خزي
14 l-kafirine kâfirleri الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Tüm Dünya gezegeni demek değildir. Belirli bir yerleşim yeri, antlaşmada belirlenmiş olan yer anlamındadır. **Müşriklere verilen serbest dolaşma/seyahat hakkı süre 4 aydır. ***Bozguna, perişanlığa, rezilliğe.

Ayet 3

1238|9|3|وَأَذَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُۥ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
1238|9|3|واذن من الله ورسوله الي الناس يوم الحج الاكبر ان الله بري من المشركين ورسوله فان تبتم فهو خير لكم وان توليتم فاعلموا انكم غير معجزي الله وبشر الذين كفروا بعذاب اليم
3. Ve ezanun minallâhi ve resûlihî ilen nâsi yevmel haccıl ekberi ennallâhe berîun minel muşrikîne ve resûluh (resûluhu), fe in tubtum fe huve hayrun lekum, ve in tevelleytum fa’lemû ennekum gayru mu’cizîllâh (mu’cizîllâhi), ve beşşirillezîne keferû bi azâbin elîm(elîmin).
Ve bir ezandır752 Allah’tan ve resûlünden700 insanlara en büyük hac327 günü ki Allah uzaktır müşriklerden36; ve resûlü (de); öyle ki eğer tevbe33 ettinizse; öyle ki o hayırlıdır sizlere; ve eğer döndünüzse öyle ki bilin ki sizler olamazsınız aciz bırakanlar Allah'ı; ve müjdele kâfirlik25 etmiş kimseleri elim/acıklı bir azapla.
Ahmed Samira: 3 And announcement/information from God and His messenger to the people, (on) day (of) the pilgrimage the greatest/biggest , that God (is) innocent/renouncing , from the sharers/takers of partners (with Him) , and His messenger, so if you repented, so it is best for you, and if you turned away, so know that you are not disabling/frustrating God, and announce good news (to) those who disbelieved with a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ezanun ve ezandır وَأَذَانٌ اذن
2 mine مِنَ -
3 llahi Allah’tan اللَّهِ -
4 ve rasulihi ve resûlünden وَرَسُولِهِ رسل
5 ila إِلَى -
6 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
7 yevme günü يَوْمَ يوم
8 l-hacci hac الْحَجِّ حجج
9 l-ekberi en büyük الْأَكْبَرِ كبر
10 enne ki أَنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 beri'un uzaktır بَرِيءٌ برا
13 mine مِنَ -
14 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك
15 ve rasuluhu ve resûlü O’nun وَرَسُولُهُ رسل
16 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
17 tubtum tevbe ettinizse تُبْتُمْ توب
18 fehuve öyle ki o فَهُوَ -
19 hayrun daha hayırlıdır خَيْرٌ خير
20 lekum sizlere لَكُمْ -
21 vein ve eğer وَإِنْ -
22 tevelleytum döndünüzse تَوَلَّيْتُمْ ولي
23 fea'lemu öyle ki bilin فَاعْلَمُوا علم
24 ennekum ki sizler أَنَّكُمْ -
25 gayru olmazsınız غَيْرُ غير
26 mua'cizi aciz bırakanlar مُعْجِزِي عجز
27 llahi Allah'ı اللَّهِ -
28 ve beşşiri ve müjdele وَبَشِّرِ بشر
29 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
30 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
31 biazabin bir azapla بِعَذَابٍ عذب
32 elimin elim/acıklı أَلِيمٍ الم

Ayet 4

1239|9|4|إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ
1239|9|4|الا الذين عهدتم من المشركين ثم لم ينقصوكم شيا ولم يظهروا عليكم احدا فاتموا اليهم عهدهم الي مدتهم ان الله يحب المتقين
4. İllellezîne âhedtum minel muşrikîne summe lem yankusûkum şey’en ve lem yuzâhirû aleykum ehaden fe etimmû ileyhim ahdehum ilâ muddetihim, innallâhe yuhıbbul muttekîn (muttekîne).
Dışındadır kimseler (ki) antlaştınız müşriklerden36; sonra asla eksiltmezler* bir şey; ve asla arka çıkmazlar* size karşı birine; tamamlayın onlara antlaşmalarını müddetlerine kadar; doğrusu Allah sever muttakileri17.
Ahmed Samira: 4 Except those who you promised/made a contract (with) them, from the sharers/takers of partners (with God), then they did not reduce/decrease you (in) a thing, and they did not cooperate/support/help anyone on (against) you, so complete to them their promise/contract to their period/term , that God loves/likes the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındır إِلَّا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 aahedtum antlaştığınız عَاهَدْتُمْ عهد
4 mine مِنَ -
5 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك
6 summe sonra ثُمَّ -
7 lem asla لَمْ -
8 yenkusukum eksiltmez يَنْقُصُوكُمْ نقص
9 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
10 velem ve asla وَلَمْ -
11 yuzahiru arka çıkmazlar يُظَاهِرُوا ظهر
12 aleykum size karşı عَلَيْكُمْ -
13 ehaden birine أَحَدًا احد
14 feetimmu tamamlayın فَأَتِمُّوا تمم
15 ileyhim onların إِلَيْهِمْ -
16 ahdehum antlaşmalarını عَهْدَهُمْ عهد
17 ila kadar إِلَىٰ -
18 muddetihim müddetlerine مُدَّتِهِمْ مدد
19 inne doğrusu إِنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
22 l-muttekine muttakileri الْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Müşrikler.

Ayet 5

1240|9|5|فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلْأَشْهُرُ ٱلْحُرُمُ فَٱقْتُلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَٱحْصُرُوهُمْ وَٱقْعُدُوا۟ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّوا۟ سَبِيلَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
1240|9|5|فاذا انسلخ الاشهر الحرم فاقتلوا المشركين حيث وجدتموهم وخذوهم واحصروهم واقعدوا لهم كل مرصد فان تابوا واقاموا الصلوه واتوا الزكوه فخلوا سبيلهم ان الله غفور رحيم
5. Fe izenselehal eşhurul hurumu faktulûl muşrikîne haysu vecedtumûhum ve huzûhum vahsurûhum vak’udû lehum kulle marsad (marsadin), fe in tâbû ve ekâmûs salâte ve âtûz zekâte fe hallû sebîlehum, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Öyle ki sonlandığı zaman haram aylar34; öyleyse katledin35 müşrikleri36 her nerede buldunuz onları; ve tutun/alın onları; ve kuşatın/sınırlayın onları; ve oturup bekleyin onları her bir rasat yerinde/gözlem yerinde; öyle ki eğer tevbe33 ettilerse; ve ikame572 ettilerse salâtı5; ve verdilerse zekâtı10; öyle ki serbest bırakın yollarını onların; doğrusu Allah Gafûr'dur20; Rahîm'dir2.
Ahmed Samira: 5 So if the months the forbidden/sacred ended/passed , so fight/kill the sharers/takers of partners (with God) where/when you found them, and take/punish them and restrict/confine them and remain/be concerned and prepared/beset for them (in) every lookout/observatory , so if they repented, and kept up the prayers and gave/brought the charity/ purification , so free their way/path , that God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feiza öyle ki o zaman فَإِذَا -
2 nseleha sonlandığında انْسَلَخَ سلخ
3 l-eşhuru aylar الْأَشْهُرُ شهر
4 l-hurumu haram الْحُرُمُ حرم
5 fektulu öyle ki katledin فَاقْتُلُوا قتل
6 l-muşrikine müşrikleri الْمُشْرِكِينَ شرك
7 haysu her nerede حَيْثُ حيث
8 vecedtumuhum buldunuz onları وَجَدْتُمُوهُمْ وجد
9 ve huzuhum ve tutun/alın وَخُذُوهُمْ اخذ
10 vehsuruhum ve kuşatın/sınırlayın onları وَاحْصُرُوهُمْ حصر
11 vek'udu ve oturup bekleyin وَاقْعُدُوا قعد
12 lehum onları لَهُمْ -
13 kulle her bir كُلَّ كلل
14 mersadin rasat yerinde/gözlem yerinde مَرْصَدٍ رصد
15 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
16 tabu tevbe ettilerse تَابُوا توب
17 ve ekamu ve diktilerse/ayağa kaldırdılarsa وَأَقَامُوا قوم
18 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
19 ve atevu ve verdilerse وَاتَوُا اتي
20 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
21 fehallu öyle ki serbest bırakın فَخَلُّوا خلو
22 sebilehum yollarını onların سَبِيلَهُمْ سبل
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 llahe Allah اللَّهَ -
25 gafurun gafûrdur غَفُورٌ غفر
26 rahimun rahîmdir. رَحِيمٌ رحم

Ayet 6

1241|9|6|وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ٱسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّىٰ يَسْمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۥ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْلَمُونَ
1241|9|6|وان احد من المشركين استجارك فاجره حتي يسمع كلم الله ثم ابلغه مامنه ذلك بانهم قوم لا يعلمون
6. Ve in ehadun minel muşrikînestecâreke fe ecirhu hattâ yesmea kelâmallâhi summe eblighu me’meneh(me’menehu), zâlike bi ennehum kavmun lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ve eğer birisi müşriklerden36 koruma/sığınma talep ederse senden öyle ki koru/sığındır onu; ta ki işitsin Allah'ın kelamını; sonra ulaştır onu emin bir yere; işte bu; ki onların bilmezler bir kavim/toplum (olmaları) nedeniyledir.
Ahmed Samira: 6 And if any (from) the sharers/takers of partners (with God) seeked your protection/defense so protect/defend him, until he hears God’s speech/conversation (words), then deliver him/make him reach his safety/security, that (is) because they are (E) a nation (that) do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 ehadun birisi أَحَدٌ احد
3 mine مِنَ -
4 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك
5 stecarake koruma talep ederse sana اسْتَجَارَكَ جور
6 feecirhu öyle ki koru onu فَأَجِرْهُ جور
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 yesmea işitsin يَسْمَعَ سمع
9 kelame kelamını كَلَامَ كلم
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 summe sonra ثُمَّ -
12 eblighu ulaştır onu أَبْلِغْهُ بلغ
13 me'menehu emin bir yere مَأْمَنَهُ امن
14 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
15 biennehum ki onların nedeniyledir بِأَنَّهُمْ -
16 kavmun bir kavim/toplum قَوْمٌ قوم
17 la لَا -
18 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Ayet 7

1242|9|7|كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ فَمَا ٱسْتَقَٰمُوا۟ لَكُمْ فَٱسْتَقِيمُوا۟ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ
1242|9|7|كيف يكون للمشركين عهد عند الله وعند رسوله الا الذين عهدتم عند المسجد الحرام فما استقموا لكم فاستقيموا لهم ان الله يحب المتقين
7. Keyfe yekûnu lil muşrikîne ahdun ındallâhi ve ınde resûlihî illellezîne âhedtum ındel mescidil harâm(harâmi), fe mestekâmû lekum festekîmû lehum, innallâhe yuhıbbul muttekîn(muttekîne).
Nasıl olur müşriklere36 bir ahit/antlaşma Allah'ın indinde/katında ve resûlünün yanında; dışındadır kimseler (ki) antlaştınız haram mescit yanında; öyle ki dik/omurgalı durdukları (sürece) sizlere öyle ki dik/omurgalı durun onlara; doğrusu Allah sever muttakileri17.
Ahmed Samira: 7 How (can there) be for the sharers/takers of partners (with God) a promise/contract at God and at His messenger, except those who you promised/made a contract (with) at the Mosque the Forbidden/Sacred ,so what they became straight/direct for you, so be straight/direct for them, that God loves/likes the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
2 yekunu olur يَكُونُ كون
3 lilmuşrikine müşriklere لِلْمُشْرِكِينَ شرك
4 ahdun bir ahit/antlaşma عَهْدٌ عهد
5 inde indinde/katında عِنْدَ عند
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ve inde ve yanında وَعِنْدَ عند
8 rasulihi resûlünün رَسُولِهِ رسل
9 illa dışındadır إِلَّا -
10 ellezine kimseler الَّذِينَ -
11 aahedtum antlaştıklarınız عَاهَدْتُمْ عهد
12 inde yanında عِنْدَ عند
13 l-mescidi mescit الْمَسْجِدِ سجد
14 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
15 fema öyle ki فَمَا -
16 stekamu dik/omurgalı durdukları اسْتَقَامُوا قوم
17 lekum sizlere لَكُمْ -
18 festekimu öyle ki dik/omurgalı durun فَاسْتَقِيمُوا قوم
19 lehum onlara لَهُمْ -
20 inne doğrusu إِنَّ -
21 llahe Allah اللَّهَ -
22 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
23 l-muttekine muttakileri الْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 8

1243|9|8|كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا۟ فِيكُمْ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً يُرْضُونَكُم بِأَفْوَٰهِهِمْ وَتَأْبَىٰ قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَٰسِقُونَ
1243|9|8|كيف وان يظهروا عليكم لا يرقبوا فيكم الا ولا ذمه يرضونكم بافوههم وتابي قلوبهم واكثرهم فسقون
8. Keyfe ve in yazherû aleykum lâ yerkubû fîkum illen ve lâ zimmeh (zimmeten), yurdûnekum bi efvâhihim ve te’bâ kulûbuhum, ve ekseruhum fâsikûn(fâsikûne).
Nasıldır? Ve eğer (zaferle) ortaya çıksalar sizlere (karşı); gözetmezler sizlerde bir illî*; ne de bir zimmet**; razı ederler sizleri ağızlarıyla; ve karşı koyar kalpleri onların; ve çokları onların fâsıklardır38.
Ahmed Samira: 8 How, and if they conquer/defeat on you, they do not observe/guard (respect) in you a relationship/contract and nor promise/contract/guarantee , they please/satisfy you with their mouths and their hearts/minds refuse/hate, and most of them (are) debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 keyfe nasıl? كَيْفَ كيف
2 vein ve eğer وَإِنْ -
3 yezheru (zaferle) ortaya çıksalar يَظْهَرُوا ظهر
4 aleykum sizlere (karşı) عَلَيْكُمْ -
5 la لَا -
6 yerkubu gözetlemezler يَرْقُبُوا رقب
7 fikum sizlerde فِيكُمْ -
8 illen bir illî إِلًّا الل
9 ve la ne de وَلَا -
10 zimmeten bir zimmet ذِمَّةً ذمم
11 yurdunekum razı ederler sizleri يُرْضُونَكُمْ رضو
12 biefvahihim ağızlarıyla بِأَفْوَاهِهِمْ فوه
13 vete'ba ve karşı koyar وَتَأْبَىٰ ابي
14 kulubuhum kalpleri onların قُلُوبُهُمْ قلب
15 ve ekseruhum ve çokları onların وَأَكْثَرُهُمْ كثر
16 fasikune fasıklardır فَاسِقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *İllîyet, bağlantı, ilişki.**Garanti bir koruma, kollama, güven verme.

Ayet 9

1244|9|9|ٱشْتَرَوْا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦٓ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1244|9|9|اشتروا بايت الله ثمنا قليلا فصدوا عن سبيله انهم سا ما كانوا يعملون
9. İşterev bi âyâtillâhi semenen kalîlen fe saddû an sebîlih(sebîlihî),innehum sâe mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Sattılar Allah'ın ayetlerini az bir fiyata; öyle ki engellediler yolundan336 O'nun; doğrusu onlara; ne kötü (oldu) yapar oldukları.
Ahmed Samira: 9 They bought/volunteered with God’s verses/evidences a small price, so they prevented/obstructed from His road/path , that they truly are bad/evil/harmful what they were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 işterav sattılar اشْتَرَوْا شري
2 biayati ayetlerini بِايَاتِ ايي
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 semenen bir fiyata ثَمَنًا ثمن
5 kalilen biraz قَلِيلًا قلل
6 fe saddu öyle ki engellediler فَصَدُّوا صدد
7 an - عَنْ -
8 sebilihi O'nun yolundan سَبِيلِهِ سبل
9 innehum doğrusu onlara إِنَّهُمْ -
10 sa'e ne kötü (oldu) سَاءَ سوا
11 ma مَا -
12 kanu oldukları كَانُوا كون
13 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 10

1245|9|10|لَا يَرْقُبُونَ فِى مُؤْمِنٍ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُعْتَدُونَ
1245|9|10|لا يرقبون في مومن الا ولا ذمه واوليك هم المعتدون
10. Lâ yerkubûne fî mu’minin illen ve lâ zimmeh(zimmeten), ve ulâike humul mu’tedûn(mu’tedûne).
Gözetmezler müminlerdekine27 karşı bir illî*; ne de bir zimmet**; ve işte bunlar; onlardır azgınlar***.
Ahmed Samira: 10 They do not observe/guard (respect) in a believer a relationship/contract and nor promise/contract/ guarantee, and those are the transgressors .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yerkubune gözetmezler يَرْقُبُونَ رقب
3 fi karşı فِي -
4 mu'minin müminlerde مُؤْمِنٍ امن
5 illen bir illî إِلًّا الل
6 ve la ne de وَلَا -
7 zimmeten bir zimmet ذِمَّةً ذمم
8 ve ulaike ve bunlar وَأُولَٰئِكَ -
9 humu onlardır هُمُ -
10 l-mua'tedune azgınlar الْمُعْتَدُونَ عدو

Notlar

Not 1: *İllîyet, bağlantı, ilişki.**Garanti bir koruma, kollayama, güven verme. ***Evrensel kuralları çiğneyip aşanlar, taşanlar.

Ayet 11

1246|9|11|فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَنُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
1246|9|11|فان تابوا واقاموا الصلوه واتوا الزكوه فاخونكم في الدين ونفصل الايت لقوم يعلمون
11. Fe in tâbû ve ekâmus salâte ve âtuz zekâte fe ıhvânukum fîd dîn (dîni), ve nufassılul âyâti li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
Öyle ki eğer tevbe33 ettilerse; ve ikame572 ettilerse salâtı154; ve verdilerse zekâtı10; öyle ki kardeşlerdir753 sizlere dinde*; ve detaylı açıklarız ayetleri454; bilir bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 11 So if they repented and kept up the prayers and gave/brought the charity/purification , so (they are) your brothers in the religion, and We detail/explain the verses/evidences to a nation knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 tabu tevbe ettilerse تَابُوا توب
3 ve ekamu ve diktilerse/ayağa kaldırdılarsa وَأَقَامُوا قوم
4 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
5 ve atevu ve verdilerse وَاتَوُا اتي
6 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
7 feihvanukum öyle ki kardeşlerdir sizlere فَإِخْوَانُكُمْ اخو
8 fi فِي -
9 d-dini dinde الدِّينِ دين
10 ve nufessilu ve detaylı açıklarız وَنُفَصِّلُ فصل
11 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
12 likavmin bir kavim için لِقَوْمٍ قوم
13 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *İslam'da. Sadece kutsal kitaplar, sadece Kur'an diyen dinde.

Ayet 12

1247|9|12|وَإِن نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُم مِّنۢ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا۟ فِى دِينِكُمْ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَئِمَّةَ ٱلْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَآ أَيْمَٰنَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنتَهُونَ
1247|9|12|وان نكثوا ايمنهم من بعد عهدهم وطعنوا في دينكم فقتلوا ايمه الكفر انهم لا ايمن لهم لعلهم ينتهون
12. Ve in nekesû eymânehum min ba’di ahdihim ve ta’anû fî dînikum fe kâtilû eimmetel kufri innehum lâ eymâne lehum leallehum yentehûn(yentehûne).
Ve eğer bozdularsa yeminlerini ahitleri* sonrasında; ve delip sabitledilerse** dininizdekine; öyle ki katledin35 imamlarını*** küfrün422; doğrusu onlara; olmaz yeminler onlara****; belki onlar nihayete***** ulaştırırlar.
Ahmed Samira: 12 And if they broke/violated their oaths from after their promise and they defamed/stabbed in yourreligion so fight/kill (the) leaders/examples (of) the disbelief, that they truly (have) no oaths/swearings for them, maybe/perhaps they terminate/stop.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 nekesu bozdularsa نَكَثُوا نكث
3 eymanehum yeminlerini أَيْمَانَهُمْ يمن
4 min مِنْ -
5 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
6 ahdihim ahitleri عَهْدِهِمْ عهد
7 ve taanu ve delip sabitledilerse وَطَعَنُوا طعن
8 fi فِي -
9 dinikum dininizdekine دِينِكُمْ دين
10 fekatilu öyle ki katledin فَقَاتِلُوا قتل
11 eimmete imamlarını أَئِمَّةَ امم
12 l-kufri küfrün الْكُفْرِ كفر
13 innehum doğrusu onlara إِنَّهُمْ -
14 la olmaz لَا -
15 eymane yeminler أَيْمَانَ يمن
16 lehum onlara لَهُمْ -
17 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
18 yentehune nihayete ulaştırırlar يَنْتَهُونَ نهي

Notlar

Not 1: *Antlaşma, anlaşma. **Sivri bir şeyi başka bir şeye sokarak, delerek sabitlemek. Kıpırdayamaz hale getirmek. Transfikse etmek. Çoğu mealde "dil uzatmak" olarak çevrilse de bu anlam kelimenin gerçek anlamını vermemektedir. Gerçek anlamda tek tanrıcı din olan İslam'ı yani sadece Kur'an demeyi hareketsiz kılmaya yönelik tüm eylemleri kapsamaktadır. ***Önderler, liderler, başı çekenler. ****Artık yeminlerini bozan bu kimselerle tekrar bir yeminleşme yapılmaz.*****Sona, bitime.

Ayet 13

1248|9|13|أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوْمًا نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ وَهَمُّوا۟ بِإِخْرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ أَتَخْشَوْنَهُمْ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَوْهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
1248|9|13|الا تقتلون قوما نكثوا ايمنهم وهموا باخراج الرسول وهم بدوكم اول مره اتخشونهم فالله احق ان تخشوه ان كنتم مومنين
13. E lâ tukâtilûne kavmen nekesû eymânehum ve hemmû bi ihrâcir resûli ve hum bedeûkum evvele merreh(merretin), e tahşevnehum, fallâhu ehakku en tahşevhu in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Katletmez720 misiniz bir kavmi/toplumu754 (ki) bozdular yeminlerini; ve yeltendiler ihraca/çıkarmaya resûlü418*; ve onlar başlattılar sizlere evvel kere**; haşyet53 mi duyarsınız onlara? Öyle ki Allah’a daha haktır ki haşyet53 duyarsınız O’na; eğer olduysanız müminler27.
Ahmed Samira: 13 Do you not fight/kill a nation (that) broke/violated their oaths , and they got interested/began by forcing out the messenger, and they started/initiated (the) first time with you, do you fear them? So God (is) more worthy/deserving that you fear Him if you were believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ela أَلَا -
2 tukatilune katletmez misiniz تُقَاتِلُونَ قتل
3 kavmen bir kavmi/toplumu (ki) قَوْمًا قوم
4 nekesu bozdular نَكَثُوا نكث
5 eymanehum yeminlerini أَيْمَانَهُمْ يمن
6 ve hemmu ve yeltendiler وَهَمُّوا همم
7 biihraci ihraca بِإِخْرَاجِ خرج
8 r-rasuli resûlü الرَّسُولِ رسل
9 ve hum ve onlar وَهُمْ -
10 bede'ukum başlattılar sizlere بَدَءُوكُمْ بدا
11 evvele evvel أَوَّلَ اول
12 merratin kere مَرَّةٍ مرر
13 etehşevnehum haşyet mi duyarsınız onlara أَتَخْشَوْنَهُمْ خشي
14 fallahu öyle ki Allah’a فَاللَّهُ -
15 ehakku daha haktır أَحَقُّ حقق
16 en ki أَنْ -
17 tehşevhu haşyet duyarsınız O’na تَخْشَوْهُ خشي
18 in eğer إِنْ -
19 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
20 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Katletmeyi ilk kez onlar başlatmışken.

Ayet 14

1249|9|14|قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ
1249|9|14|قتلوهم يعذبهم الله بايديكم ويخزهم وينصركم عليهم ويشف صدور قوم مومنين
14. Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu’minîn(mu’minîne).
Katledin35 onları; azap eder onlara Allah ellerinizle*; ve rezil eder onları; ve yardım edip zafere ulaştırır sizleri onların üzerine; ve şifa verir mümin27 bir kavmin/toplumun göğüslerine.
Ahmed Samira: 14 Fight/kill them, God tortures them with your hands and He shames/disgraces them and He gives you victory/aid on (over) them, and He cures/heals (the) chests (innermosts of) a believing nation.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 katiluhum katledin onları قَاتِلُوهُمْ قتل
2 yuazzibhumu azap eder onlara يُعَذِّبْهُمُ عذب
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 bieydikum ellerinizle بِأَيْدِيكُمْ يدي
5 ve yuhzihim ve hezimete uğratır onları وَيُخْزِهِمْ خزي
6 ve yensurkum ve yardım edip zafere ulaştırır sizleri وَيَنْصُرْكُمْ نصر
7 aleyhim onların üzerine عَلَيْهِمْ -
8 ve yeşfi ve şifa verir وَيَشْفِ شفي
9 sudura göğüslerine صُدُورَ صدر
10 kavmin bir kavmin/toplumun قَوْمٍ قوم
11 mu'minine mümin مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Sizlerin elleriyle üzerlerine hak olan azabı indirir.

Ayet 15

1250|9|15|وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
1250|9|15|ويذهب غيظ قلوبهم ويتوب الله علي من يشا والله عليم حكيم
15. Ve yuzhib gayza kulûbihim, ve yetûbullâhu alâ men yeşâ’u, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ve giderir onların* kalplerinin kızgınlığını; ve tevbe33 eder Allah dilediği kişiye karşı; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 15 And He takes away/eliminates their heart’s/mind’s anger/rage, and God forgives on whom He wills/wants, and God (is) knowledgeable, wise/judicious

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yuzhib ve giderir وَيُذْهِبْ ذهب
2 gayze kızgınlığını غَيْظَ غيظ
3 kulubihim kalplerinin onların قُلُوبِهِمْ قلب
4 ve yetubu ve tevbe eder وَيَتُوبُ توب
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 men kişiye مَنْ -
8 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
9 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
10 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
11 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Yeminlerini bozan, resûlü diyarından çıkarmak için ilk savaşı başlatan müşriklerin.

Ayet 16

1251|9|16|أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُوا۟ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةً وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
1251|9|16|ام حسبتم ان تتركوا ولما يعلم الله الذين جهدوا منكم ولم يتخذوا من دون الله ولا رسوله ولا المومنين وليجه والله خبير بما تعملون
16. Em hasibtum en tutrekû ve lemmâ ya’lemillâhullezîne câhedû minkum ve lem yettehızû min dûnillâhi ve lâ resûlihî ve lel mu’minîne ve lîceh(lîceten), vallâhu habîrun bi mâ ta’melûn(ta’melûne).
Yoksa hesap ettiniz/düşündünüz mü ki terk edilirsiniz?; ve ancak ki bilir Allah kimseleri (ki) cihat356 ettiler sizlerden; ve asla edinmezler Allah’ın astından ve ne de resûlünün (astından) ve ne de müminlerin (astından) bir sıkı fıkı* (kimse); ve Allah bir Habîr’dir466 yaptıklarınıza.
Ahmed Samira: 16 Or (have) you thought/supposed that you be left, and God did not knowthose who struggled/exerted from you, and they did not take from other than God and nor His messenger and nor the believers a close and dependable friend/(for sharing) innermost thoughts or feelings, and God (is) expert/experienced with what you make/do .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em yoksa أَمْ -
2 hasibtum hesapladınız/düşündünüz mü حَسِبْتُمْ حسب
3 en ki أَنْ -
4 tutraku terk edilirsiniz تُتْرَكُوا ترك
5 velemma ve ancak وَلَمَّا -
6 yea'lemi bilir يَعْلَمِ علم
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
9 cahedu cihat etti جَاهَدُوا جهد
10 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
11 velem ve asla وَلَمْ -
12 yettehizu edinmez يَتَّخِذُوا اخذ
13 min مِنْ -
14 duni astından دُونِ دون
15 llahi Allah’ın اللَّهِ -
16 ve la ve de وَلَا -
17 rasulihi resûlünden رَسُولِهِ رسل
18 ve la ve de وَلَا -
19 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن
20 veliceten bir birbirine geçmiş/sıkı fıkı وَلِيجَةً ولج
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 habirun bir Habîr’dir خَبِيرٌ خبر
23 bima بِمَا -
24 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Birbirine geçmiş, nüfuz etmiş, sıkı fıkı arkadaş.

Ayet 17

1252|9|17|مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُوا۟ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلْكُفْرِ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ وَفِى ٱلنَّارِ هُمْ خَٰلِدُونَ
1252|9|17|ما كان للمشركين ان يعمروا مسجد الله شهدين علي انفسهم بالكفر اوليك حبطت اعملهم وفي النار هم خلدون
17. Mâ kâne lil muşrikîne en ya’murû mesâcidallâhi şâhidîne alâ enfusihim bil kufr(kufri), ulâike habitat a’mâluhum ve fîn nâri hum hâlidûn (hâlidûne).
Olmuş değildir müşriklere36 ki imar755 ederler Allah'ın mescitlerini16; tanıklardır/şahitlerdir kendi nefislerine201 karşı küfürle422; işte bunlar; boşa çıktı* yaptıkları onların; ve ateşte onlar ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 17 (It) was not to the sharers/takers of partners (with God) that they inhabit/tend to/visit God’s mosques/places of worshipping God, (while) witnessing/testifying on themselves with the disbelief, those, their deeds (are) wasted, and in the fire they are immortally/eternally.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 lilmuşrikine müşriklere لِلْمُشْرِكِينَ شرك
4 en ki أَنْ -
5 yea'muru imar ederler يَعْمُرُوا عمر
6 mesacide mescitlerini مَسَاجِدَ سجد
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 şahidine tanıklardır/şahitlerdir شَاهِدِينَ شهد
9 ala karşı عَلَىٰ -
10 enfusihim kendi nefislerine أَنْفُسِهِمْ نفس
11 bil-kufri küfürle بِالْكُفْرِ كفر
12 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
13 habitat boşa çıktı حَبِطَتْ حبط
14 ea'maluhum yaptıkları onların أَعْمَالُهُمْ عمل
15 ve fi ve وَفِي -
16 n-nari ateşte النَّارِ نور
17 hum onlar هُمْ -
18 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *İmar ettikleri küfrün mescitleri Yüce Allah'ın mescitleri olmadığı için yaptıkları emekler boşa çıktı. Sıfırla çarpıldı.

Ayet 18

1253|9|18|إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا ٱللَّهَ فَعَسَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ أَن يَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ
1253|9|18|انما يعمر مسجد الله من امن بالله واليوم الاخر واقام الصلوه واتي الزكوه ولم يخش الا الله فعسي اوليك ان يكونوا من المهتدين
18. İnnemâ ya’muru mesâcidallâhi men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve ekâmes salâte ve âtez zekâte ve lem yahşe illâllâhe fe asâ ulâike en yekûnû minel muhtedîn(muhtedîne).
Ancak ki imar755 eder Allah'ın mescitlerini16 kimse (ki) iman47 etti Allah'a; ve ahiret gününe; ve ikame572 etti salâtı5; ve verdi zekâtı10; ve asla haşyet53 duymaz Allah'ın dışında; öyle ki belki bunlar; ki olurlar muhtedlerden176.
Ahmed Samira: 18 But (those who) tend to/visit God’s mosques/places of worshipping God (are) who believed by God and the Day the Last/Resurrection Day, and kept up the prayers, and gave/brought the charity/purification , and did not fear except God, so maybe/perhaps that those they be from the guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 yea'muru imar eder يَعْمُرُ عمر
3 mesacide mescitlerini مَسَاجِدَ سجد
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 men kimse (ki) مَنْ -
6 amene iman etti امَنَ امن
7 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
8 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
9 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
10 ve ekame ve dikti/ayağa kaldırdı وَأَقَامَ قوم
11 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
12 ve ata ve verdi وَاتَى اتي
13 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
14 velem ve asla وَلَمْ -
15 yehşe haşyet/çekince hissetmez يَخْشَ خشي
16 illa dışında إِلَّا -
17 llahe Allah'ın (birine) اللَّهَ -
18 feasa öyle ki belki فَعَسَىٰ عسي
19 ulaike bunlar أُولَٰئِكَ -
20 en ki أَنْ -
21 yekunu olurlar يَكُونُوا كون
22 mine مِنَ -
23 l-muhtedine doğru yola kılavuzlananlardan الْمُهْتَدِينَ هدي

Ayet 19

1254|9|19|أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ ٱلْحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَجَٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
1254|9|19|اجعلتم سقايه الحاج وعماره المسجد الحرام كمن امن بالله واليوم الاخر وجهد في سبيل الله لا يستون عند الله والله لا يهدي القوم الظلمين
19. E cealtum sikâyetel hâcci ve ımâretel mescidil harâmi ke men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve câhede fî sebilillâh(sebilillâhi), lâ yestevûne ındallâh(ındallâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Yaptınız* mı su vermeyi hacılara756 ve imar etmeyi haram mescidi158 kimse gibi (ki) iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe; ve cihat356 etti Allah yolunda336; olmaz aynı seviyede Allah'ın indinde/katında; ve Allah doğruya kılavuzlamaz** zalimler257 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 19 Did you make the pilgrimage’s drinking place/cup (water carrying) and tending to/visiting the Mosque the Forbidden/Sacred as who believed with God and the Day the Last/Resurrection Day, and struggled/exerted in God’s way/sake ? They do not become equal/alike at God, and God does not guide the nation the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ecealtum yaptınız mı أَجَعَلْتُمْ جعل
2 sikayete su vermeyi سِقَايَةَ سقي
3 l-hacci hacılara الْحَاجِّ حجج
4 ve imarate ve imarını وَعِمَارَةَ عمر
5 l-mescidi mescidi الْمَسْجِدِ سجد
6 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
7 kemen kimse gibi كَمَنْ -
8 amene iman etti امَنَ امن
9 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
10 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
11 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
12 ve cahede ve cihat etti وَجَاهَدَ جهد
13 fi فِي -
14 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
15 llahi Allah اللَّهِ -
16 la olmaz لَا -
17 yestevune aynı seviyede يَسْتَوُونَ سوي
18 inde indinde/katında عِنْدَ عند
19 llahi Allah اللَّهِ -
20 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
21 la لَا -
22 yehdi doğruya kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
23 l-kavme kavmini/toplumunu الْقَوْمَ قوم
24 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Yaptınız mı aynı seviyede? **En büyük zalimliği yapan müşrikler ve kâfirler asla doğru yolu bulamaz.

Ayet 20

1255|9|20|ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ
1255|9|20|الذين امنوا وهاجروا وجهدوا في سبيل الله بامولهم وانفسهم اعظم درجه عند الله واوليك هم الفايزون
20. Ellezîne amenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi bi emvâlihim ve enfusihim a’zamu dereceten ındallâh(ındallâhi) ve ulâike humul fâizûn (fâizûne).
Kimselerdir (ki) iman47 ettiler; ve hicret355 ettiler; ve cihat356 ettiler Allah'ın yolunda336 mallarıyla ve nefisleriyle201; daha büyük derecedir Allah’ın indinde/katında; ve işte bunlar; onlardır başaranlar.
Ahmed Samira: 20 Those who believed and emigrated and struggled/exerted in God’s way/sake with their properties/wealths and themselves, (are) a step/degree greater at God, and those, they are the winners/successful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
2 amenu iman ettiler امَنُوا امن
3 ve haceru ve hicret ettiler وَهَاجَرُوا هجر
4 ve cahedu ve cihat ettiler وَجَاهَدُوا جهد
5 fi فِي -
6 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
7 llahi Allah اللَّهِ -
8 biemvalihim mallarıyla بِأَمْوَالِهِمْ مول
9 ve enfusihim ve nefisleriyle وَأَنْفُسِهِمْ نفس
10 ea'zemu daha büyük أَعْظَمُ عظم
11 deraceten derecedir دَرَجَةً درج
12 inde indinde/katında عِنْدَ عند
13 llahi Allah’ın اللَّهِ -
14 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
15 humu onlardır هُمُ -
16 l-faizune başaranlar الْفَائِزُونَ فوز

Ayet 21

1256|9|21|يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍ وَجَنَّٰتٍ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُّقِيمٌ
1256|9|21|يبشرهم ربهم برحمه منه ورضون وجنت لهم فيها نعيم مقيم
21. Yubeşşiruhum rabbuhum bi rahmetin minhu ve rıdvânin ve cennâtin lehum fîhâ naîmun mukîm(mukîmun).
Müjdeler onları Rableri4 kendisinden bir rahmetle271; ve bir rıza* ve cennetler onlaradır; içindedir onun nimetler757 dikelmiş/kıyamda/ayakta**.
Ahmed Samira: 21 their Lord announces good news to them with a mercy from Him and acceptance/approval , and treed gardens/paradises for them in it (is) continuing blessing/comfort and ease .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yubeşşiruhum müjdeler onları يُبَشِّرُهُمْ بشر
2 rabbuhum Rableri رَبُّهُمْ ربب
3 birahmetin bir rahmetle بِرَحْمَةٍ رحم
4 minhu kendisinden مِنْهُ -
5 ve ridvanin ve bir rıza وَرِضْوَانٍ رضو
6 ve cennatin ve cennetler وَجَنَّاتٍ جنن
7 lehum onlara لَهُمْ -
8 fiha içinde onun فِيهَا -
9 neiymun nimetler نَعِيمٌ نعم
10 mukimun dik/ayakta/kıyamda مُقِيمٌ قوم

Notlar

Not 1: *Razı olma. **Hiç yok olmayan, her zaman dik/ayakta ve var olan.

Ayet 22

1257|9|22|خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ
1257|9|22|خلدين فيها ابدا ان الله عنده اجر عظيم
22. Hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), innallâhe indehû ecrun azîm (azîmun).
Ölümsüzlerdir185 orada ebediyen; doğrusu Allah'ın; O'nun indindedir/katındadır büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 22 Immortally/eternally in it, eternally/forever, that God at Him (is a) great reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
2 fiha orada فِيهَا -
3 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 llahe Allah اللَّهَ -
6 indehu indindedir/katındadır onun عِنْدَهُ عند
7 ecrun bir ecir/karşılık أَجْرٌ اجر
8 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Ayet 23

1258|9|23|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَابَآءَكُمْ وَإِخْوَٰنَكُمْ أَوْلِيَآءَ إِنِ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْكُفْرَ عَلَى ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
1258|9|23|يايها الذين امنوا لا تتخذوا اباكم واخونكم اوليا ان استحبوا الكفر علي الايمن ومن يتولهم منكم فاوليك هم الظلمون
23. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehızû âbâekum ve ihvânekum evliyâe inistehabbûl kufre alel îmâni, ve men yetevellehum minkum fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin babalarını/atalarınızı ve kardeşlerinizi evliya212; eğer sevdilerse küfrü422 imana47 karşı; ve kim veli28 edindi onları sizlerden; öyle ki işte bunlar; onlardır zalimler257.
Ahmed Samira: 23 You, you those who believed, do not take your fathers and your brothers (as) guardians/allies if they loved/liked the disbelief more (preferred) over the belief, and who follows them from you, so those, those are the unjust/oppressors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tettehizu edinmeyin تَتَّخِذُوا اخذ
6 aba'ekum babalarını/atalarınızı ابَاءَكُمْ ابو
7 ve ihvanekum ve kardeşlerinizi وَإِخْوَانَكُمْ اخو
8 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
9 ini eğer إِنِ -
10 stehabbu sevdilerse اسْتَحَبُّوا حبب
11 l-kufra küfrü الْكُفْرَ كفر
12 ala karşı عَلَى -
13 l-imani imana الْإِيمَانِ امن
14 ve men ve kim وَمَنْ -
15 yetevellehum veli edindi onları يَتَوَلَّهُمْ ولي
16 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
17 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
18 humu onlardır هُمُ -
19 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Ayet 24

1259|9|24|قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ
1259|9|24|قل ان كان اباوكم وابناوكم واخونكم وازوجكم وعشيرتكم وامول اقترفتموها وتجره تخشون كسادها ومسكن ترضونها احب اليكم من الله ورسوله وجهاد في سبيله فتربصوا حتي ياتي الله بامره والله لا يهدي القوم الفسقين
24. Kul in kâne âbâukum ve ebnâukum ve ıhvânukum ve ezvâcukum ve aşîretukum ve emvâlunıktereftumûhâ ve ticâretun tahşevne kesâdehâ ve mesâkinu terdavnehâ ehabbe ileykum minallâhi ve resûlihî ve cihâdin fî sebîlihî fe terabbesû hattâ ye’ tiyallâhu bi emrih(emrihî), vallâhu lâ yehdîl kavmel fasikîn(fasikîne).
De ki: "Eğer olduysa babalarınız/atalarınız; ve oğullarınız; ve kardeşleriniz; ve eşleriniz; ve aşiretiniz; ve mallar (ki) işleyip kazandınız onu; ve bir ticaret (ki) korkarsınız kesata* ona; ve meskenler (ki) arzularsınız onu; daha sevgili sizlere Allah’tan ve resûlünden700; ve cihat356 etmekten O'nun** yolunda336; öyle ki gözetleyin; ta ki gelir Allah emriyle; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz fâsıklar38 kavmini/toplumunu."
Ahmed Samira: 24 Say: "If your fathers, and your sons, and your brothers, and your spouses and your father’s near relations/tribe, and properties/wealths you committed/perpetrated it, and commercial trade you fear its slump/depression , and residence you accept/approve it, (are) more lovable/likable to you than God and His messenger and struggling/defending for the faith in His way/path , so wait/remain until God comes with His123order/command, and God does not guide the nation the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 in eğer إِنْ -
3 kane olduysa كَانَ كون
4 aba'ukum babalarınız/atalarınız ابَاؤُكُمْ ابو
5 ve ebna'ukum ve oğullarınız وَأَبْنَاؤُكُمْ بني
6 ve ihvanukum ve kardeşleriniz وَإِخْوَانُكُمْ اخو
7 ve ezvacukum ve eşleriniz وَأَزْوَاجُكُمْ زوج
8 ve aşiratukum ve aşiretiniz وَعَشِيرَتُكُمْ عشر
9 ve emvalun ve mallar وَأَمْوَالٌ مول
10 kteraftumuha işleyip kazandınız onu اقْتَرَفْتُمُوهَا قرف
11 ve ticaratun ve bir ticaret (ki) وَتِجَارَةٌ تجر
12 tehşevne korkarsınız تَخْشَوْنَ خشي
13 kesadeha kesata ona كَسَادَهَا كسد
14 ve mesakinu ve meskenler (ki) وَمَسَاكِنُ سكن
15 terdevneha arzularsınız onu تَرْضَوْنَهَا رضو
16 ehabbe daha sevgili أَحَبَّ حبب
17 ileykum sizlere إِلَيْكُمْ -
18 mine مِنَ -
19 llahi Allah’tan اللَّهِ -
20 ve rasulihi ve resûlünden وَرَسُولِهِ رسل
21 ve cihadin ve cihat etmekten وَجِهَادٍ جهد
22 fi فِي -
23 sebilihi O'nun yolunda سَبِيلِهِ سبل
24 feterabbesu öyle ki gözetleyin فَتَرَبَّصُوا ربص
25 hatta ta ki حَتَّىٰ -
26 ye'tiye gelir يَأْتِيَ اتي
27 llahu Allah’ın اللَّهُ -
28 biemrihi emriyle بِأَمْرِهِ امر
29 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
30 la لَا -
31 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
32 l-kavme kavmini/toplumunu الْقَوْمَ قوم
33 l-fasikine fasıklar الْفَاسِقِينَ فسق

Notlar

Not 1: *Durgunluk, hareketsizlik.**Allah'ın.

Ayet 25

1260|9|25|لَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِى مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنكُمْ شَيْـًٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُم مُّدْبِرِينَ
1260|9|25|لقد نصركم الله في مواطن كثيره ويوم حنين اذ اعجبتكم كثرتكم فلم تغن عنكم شيا وضاقت عليكم الارض بما رحبت ثم وليتم مدبرين
25. Lekad nasarakumullâhu fî mevâtıne kesîretin ve yevme huneynin iz a’cebetkum kesretukum fe lem tugni ankum şey’en ve dâkat aleykumul ardu bi mâ rehubet summe velleytum mudbirîne.
Ant olsun yardım etti sizlere Allah birçok vatanda758; ve huneyn759 gününde; böbürlendiğiniz zaman çoğunuz öyle ki asla sağlamadı size bir şey; ve dar geldi üzerinize yer genişlemişliğiyle ; sonra; ve döndünüz arkasını dönenler (olarak).
Ahmed Samira: 25 God had given you victory/aid in many homelands/battlefields and Hunain’s Day (the location of the famous battle between Arab tribes and Moslems), when your plentifulness pleased/marveled you, so (it) did not enrich/satisfy from you a thing, and the Earth/land narrowed/tightened on you with what (it) widened/broadened (its vastness/expanse), then you turned away giving (your) backs.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 nesarakumu yardım etti sizlere نَصَرَكُمُ نصر
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 fi فِي -
5 mevatine vatanlarda مَوَاطِنَ وطن
6 kesiratin birçok كَثِيرَةٍ كثر
7 ve yevme ve gününde وَيَوْمَ يوم
8 huneynin huneyn حُنَيْنٍ -
9 iz zaman إِذْ -
10 ea'cebetkum böbürlendiğiniz أَعْجَبَتْكُمْ عجب
11 kesratukum çoğunuz كَثْرَتُكُمْ كثر
12 felem öyle ki asla فَلَمْ -
13 tugni sağlamadı تُغْنِ غني
14 ankum size عَنْكُمْ -
15 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
16 ve dakat ve dar geldi وَضَاقَتْ ضيق
17 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
18 l-erdu yer الْأَرْضُ ارض
19 bima بِمَا -
20 rahubet genişlemişliğiyle رَحُبَتْ رحب
21 summe sonra ثُمَّ -
22 velleytum ve döndünüz وَلَّيْتُمْ ولي
23 mudbirine arkasını dönenler (olarak) مُدْبِرِينَ دبر

Ayet 26

1261|9|26|ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ
1261|9|26|ثم انزل الله سكينته علي رسوله وعلي المومنين وانزل جنودا لم تروها وعذب الذين كفروا وذلك جزا الكفرين
26. Summe enzelallâhu sekînetehu alâ resûli-hî ve alel mu’minîne ve enzele cunûden lem terev-hâ ve azzebellezîne keferû ve zâlike cezâul kâfirîn(kâfirîne).
Sonra indirdi Allah sükunetini* resûlüne418** karşı ve müminlere27 karşı; ve indirdi ordular (ki) asla görmezsiniz onu; ve azap etti (Allah) kâfirlik25 etmiş kimselere; ve işte bu; cezasıdır kâfirlerin25.
Ahmed Samira: 26 Then God descended His tranquillity/calm on His messenger and on the believers, and He descended soldiers/warriors you did not see it, and He tortured those who disbelieved, and that (is) the disbeliever’s reward/reimbursement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 sekinetehu sukunetini سَكِينَتَهُ سكن
5 ala karşı عَلَىٰ -
6 rasulihi resûlüne رَسُولِهِ رسل
7 ve ala ve karşı وَعَلَى -
8 l-mu'minine müminlere الْمُؤْمِنِينَ امن
9 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
10 cunuden ordular جُنُودًا جند
11 lem asla لَمْ -
12 teravha görmezsiniz onu تَرَوْهَا راي
13 ve azzebe ve azab etti وَعَذَّبَ عذب
14 ellezine kimselere الَّذِينَ -
15 keferu kafirlik ettiler كَفَرُوا كفر
16 ve zalike ve işte bu وَذَٰلِكَ -
17 ceza'u cezasıdır جَزَاءُ جزي
18 l-kafirine kafirlerin الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Sakinliğini, dinginliğini.**Resûl Muhammed.

Ayet 27

1262|9|27|ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
1262|9|27|ثم يتوب الله من بعد ذلك علي من يشا والله غفور رحيم
27. Summe yetûbullâhu min ba’di zâlike alâ men yeşâ’u, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Sonra tevbe33 eder Allah sonrasında bunun dilediği kimseye karşı; ve Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 27 Then God forgives from after that on whom He wills/wants, and God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 yetubu tevbe eder يَتُوبُ توب
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 min مِنْ -
5 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
6 zalike bunun ذَٰلِكَ -
7 ala karşı عَلَىٰ -
8 men kimseye مَنْ -
9 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
10 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
11 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
12 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 28

1263|9|28|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَٰذَا وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦٓ إِن شَآءَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
1263|9|28|يايها الذين امنوا انما المشركون نجس فلا يقربوا المسجد الحرام بعد عامهم هذا وان خفتم عيله فسوف يغنيكم الله من فضله ان شا ان الله عليم حكيم
28. Yâ eyyuhellezîne âmenû innemâl muşrikûne necesun fe lâ yakrebul mescidel harâme ba’de âmihim hâzâ ve in hıftum ayleten fe sevfe yugnîkumullâhu min fadlihî in şâe, innallâhe alîmun hakîm(hakîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Ancak ki müşrikler36 bir necestir760; öyle ki yaklaşamazlar haram mescite158 sonrasında bu yılları*; ve eğer korktunuzsa bir yoksulluk (olmasından); öyle ki yakında zengin edecek sizleri Allah kendi fazlından202 eğer dilerse; doğrusu Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 28 You, you those who believed but/truly the sharers/takers of partners (with God are) impurity/contamination , so they do not approach/near the Mosque the Forbidden/Sacred after this their year, and if you feared need/necessity/poverty, so God will/shall enrich/suffice you from His grace/favour , if He willed/wanted, that God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 innema ancak ki إِنَّمَا -
5 l-muşrikune müşrikler الْمُشْرِكُونَ شرك
6 necesun bir necestir نَجَسٌ نجس
7 fela öyle ki فَلَا -
8 yekrabu yaklaşmazlar يَقْرَبُوا قرب
9 l-mescide mescidi الْمَسْجِدَ سجد
10 l-harame haram الْحَرَامَ حرم
11 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
12 aamihim yılları عَامِهِمْ عوم
13 haza bu هَٰذَا -
14 ve in ve eğer وَإِنْ -
15 hiftum korktunuzsa خِفْتُمْ خوف
16 ayleten bir yoksulluk (olmasından) عَيْلَةً عيل
17 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
18 yugnikumu zengin edecek sizleri يُغْنِيكُمُ غني
19 llahu Allah اللَّهُ -
20 min مِنْ -
21 fedlihi kendi fazlından فَضْلِهِ فضل
22 in eğer إِنْ -
23 şa'e dilerse شَاءَ شيا
24 inne doğrusu إِنَّ -
25 llahe Allah اللَّهَ -
26 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
27 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Bu yılları son yıllarıdır. Bundan sonra haram mescite yaklaşamazlar.

Ayet 29

1264|9|29|قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلْحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعْطُوا۟ ٱلْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَٰغِرُونَ
1264|9|29|قتلوا الذين لا يومنون بالله ولا باليوم الاخر ولا يحرمون ما حرم الله ورسوله ولا يدينون دين الحق من الذين اوتوا الكتب حتي يعطوا الجزيه عن يد وهم صغرون
29. Kâtilûllezîne lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhıri ve lâ yuharrimûne mâ harremallâhu ve resûluhu ve lâ yedînûne dînel hakkı minellezîne ûtûl kitâbe hattâ yu’tûl cizyete an yedin ve hum sâgirûn(sâgirûne).
Katledin35 kimseleri (ki) iman47 etmezler Allah'a ve ahiret gününe; ve haram saymazlar* haram kıldığını Allah’ın ve resûlünün700; ve din122 edinmezler hak/gerçek bir dini** kimselerden (ki) verildiler kitap***; ta ki sunarlar/verirler cizye761 ki elleriyle; ve onlar alçalanlar/küçülenler (olarak).
Ahmed Samira: 29 Fight/kill those who do not believe with God and nor the Day the Last/Resurrection Day, and do not forbid/prohibit what God and His messenger forbid/prohibited, and do not take/adopt a religion the correct/right religion from those who were given/brought The Book , until they give/hand over the fee paid by non-Moslems living in a Moslem society (paid instead of Zakat by Moslems) from a hand, and (while) they are subservient/humiliated .

Notlar

Not 1: *Bir önceki ayette müşriklerin haram mescide yaklaşmaları Kur'an tarafından haram edilmişti. Anlarız ki müşrikler bu harama uymak istememekte ve haram mescide yaklaşmak istemektedirler. Bu kimselerle savaşılacaktır. Katledecek ve gerekirse katledilecektir. Bu kimseler hak/gerçek din olan Kur'an'ı kabul etmemekte, Yüce Allah'a ve ahiret gününe iman etmemektedirler. Pislik ve kontaminedirler. Kesinlikle tek tanrıcılığın mekanı olan, sadece Kur'an'ın mekanı olan haram mescide asla yaklaştırılmayacaklardır. Kur'an ayetlerini bağlamından kopararak bu ayette sadece Kur'an demeyen herkesi katledin buyruluyor demek büyük bir günahtır.**İslam. Sadece Kur'an. Sadece kutsal kitaplar.***Kitap ehli.

Ayet 30

1265|9|30|وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ عُزَيْرٌ ٱبْنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَٰهِهِمْ يُضَٰهِـُٔونَ قَوْلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
1265|9|30|وقالت اليهود عزير ابن الله وقالت النصري المسيح ابن الله ذلك قولهم بافوههم يضهون قول الذين كفروا من قبل قتلهم الله اني يوفكون
30. Ve kâletil yahûdu uzeyrunibnullâhi ve kâletin nasârel mesîhubnullâh(mesîhubnullâhi) zâlike kavluhum bi efvâhihim yudâhiûne kavlellezîne keferû min kabl(kablu) kâtelehumullâh(kâtelehumullâhu) ennâ yu’fekûn(yu’fekûne).
Ve dedi Yahudiler306: "Uzeyr* oğludur Allah'ın"; ve dedi Nâsâralılar: "Mesih** oğludur Allah'ın"; işte bu; söylemleridir onların ağızlarıyla dillendirdikleri; benzetirler söylemine kâfirlik25 etmiş kimselerin (ki) öncesinde katletti35 onları Allah; nasıl da yalana uyduruluyorlar***?
Ahmed Samira: 30 And the Jews said: "Ezra (is) God’s son", and the Christians , said: "The Messiah, (is) God’s son." That (is) their saying/word/opinion and belief with their mouths, they equal/resemble (the) saying/word/opinion and belief (of) those who disbelieved from before, God fought/killed them, how (do) they be lied to/be turned away?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kaleti ve dedi وَقَالَتِ قول
2 l-yehudu yahudiler الْيَهُودُ -
3 uzeyrun Uzeyr عُزَيْرٌ -
4 bnu oğludur ابْنُ بني
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 ve kaleti ve dedi وَقَالَتِ قول
7 n-nesara Nasaralılar النَّصَارَى نصر
8 l-mesihu Mesih الْمَسِيحُ -
9 bnu oğludur ابْنُ بني
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
12 kavluhum söylemleridir onların قَوْلُهُمْ قول
13 biefvahihim ağızlarıyla dillendirdikleri بِأَفْوَاهِهِمْ فوه
14 yudahiune benzetirler يُضَاهِئُونَ ضها
15 kavle söylemine قَوْلَ قول
16 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
17 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
18 min مِنْ -
19 kablu öncesinde قَبْلُ قبل
20 katelehumu katletti onları قَاتَلَهُمُ قتل
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 enna nasıl أَنَّىٰ اني
23 yu'fekune yalana uydurulurlar يُؤْفَكُونَ افك

Notlar

Not 1: *Resûl Uzeyr.**Meryem oğlu resûl Mesih Îsâ.***Fiil pasif olarak gelmiştir. Demek ki bu yalanları bazıları uydurmakta ve çoğunluk da bu yalanlara tabi olmaktadır.

Ayet 31

1266|9|31|ٱتَّخَذُوٓا۟ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَٰنَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوٓا۟ إِلَٰهًا وَٰحِدًا لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ سُبْحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشْرِكُونَ
1266|9|31|اتخذوا احبارهم ورهبنهم اربابا من دون الله والمسيح ابن مريم وما امروا الا ليعبدوا الها وحدا لا اله الا هو سبحنه عما يشركون
31. İttehazû ahbârehum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi vel mesîhabne meryem(meryeme), ve mâ umirû illâ li ya’budû ilâhen vâhidâ (vâhiden),lâ ilâhe illâ huve, subhânehu ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Edindiler/tuttular kendi din122 adamlarını* ve kendi rahiplerini554* rabler4 Allah'ın astından; ve Meryem oğlu Mesih'i (de)***; ve (oysa) emredilmiş değillerdi kulluk etmeleri dışında tek bir ilâha74; olmaz ilâh74 O’nun dışında; Subhân'dır7 O; şirk koşarlar olduklarından/ortak koşarlar olduklarından (ayrıdır).
Ahmed Samira: 31 They took their religious scholars and their monks (as) lords from other than God and the Messiah, Mary’s Son, and they were not ordered/commanded except to worship one God, no God except He, His praise/glory from what they share/make partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ittehazu edindiler/tuttular اتَّخَذُوا اخذ
2 ehbarahum kendi din adamlarını أَحْبَارَهُمْ حبر
3 ve ruhbanehum ve kendi rahiplerini وَرُهْبَانَهُمْ رهب
4 erbaben rabler أَرْبَابًا ربب
5 min مِنْ -
6 duni astından دُونِ دون
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 velmesiha ve Mesih'i وَالْمَسِيحَ -
9 bne oğlu ابْنَ بني
10 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
11 ve ma ve değildiler وَمَا -
12 umiru emredildiler أُمِرُوا امر
13 illa dışında إِلَّا -
14 liyea'budu kulluk etmeleri لِيَعْبُدُوا عبد
15 ilahen bir ilaha إِلَٰهًا اله
16 vahiden tek وَاحِدًا وحد
17 la yoktur لَا -
18 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
19 illa dışında إِلَّا -
20 huve O'nun هُوَ -
21 subhanehu subhândır O سُبْحَانَهُ سبح
22 amma عَمَّا -
23 yuşrikune şirk koşarlar olduklarından/ortak koşarlar olduklarından (ayrıdır) يُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Uyduruk dinin uyduruk din adamları.**Uyduruk dinin uyduruk rahipleri.***Rablerden edindiler.

Ayet 32

1267|9|32|يُرِيدُونَ أَن يُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَيَأْبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ
1267|9|32|يريدون ان يطفوا نور الله بافوههم ويابي الله الا ان يتم نوره ولو كره الكفرون
32. Yurîdûne en yutfîû nûrallâhi bi efvâhihim ve ye’ballâhu illâ en yutimme nûrehu ve lev kerihel kâfirûn(kâfirûne).
Arzularlar ki söndürürler Allah'ın nurunu* ağızlarıyla; ve (oysa) geri çevirir Allah dışında ki tamamlar** nurunu*; velev/şayet kerhen697 de olsa kâfirler25.
Ahmed Samira: 32 They want that they extinguish/put out God’s light with their mouths, and God refuses/hates except that He completes His light, and even if the disbelievers hated (it).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yuridune arzularlar يُرِيدُونَ رود
2 en ki أَنْ -
3 yutfiu söndürürler يُطْفِئُوا طفا
4 nura nurunu نُورَ نور
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 biefvahihim ağızlarıyla بِأَفْوَاهِهِمْ فوه
7 veye'ba vegeri çevirir وَيَأْبَى ابي
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 illa dışında إِلَّا -
10 en ki أَنْ -
11 yutimme tamamlar (Allah) يُتِمَّ تمم
12 nurahu nurunu نُورَهُ نور
13 velev velev/şayet وَلَوْ -
14 kerihe kerhen de olsa كَرِهَ كره
15 l-kafirune kafirler الْكَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Aydınlığını, Kur'an'ı.**Yüce Allah nurunu tamamlar. Nur suresi 35. ayette rabbimiz nurunu yol gösteren bir deniz fenerine benzetmektedir. Kur'an'ı takip edenler şaşmaz bir yola girerler. Bu nur Yüce Allah'ın dilediği kimselere ulaşır.

Ayet 33

1268|9|33|هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ
1268|9|33|هو الذي ارسل رسوله بالهدي ودين الحق ليظهره علي الدين كله ولو كره المشركون
33. Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn(muşrikûne).
O gönderendir resûlünü418* doğru yola kılavuzla** ve hak/gerçek dinle***; ortaya çıkarması**** için onu***** her bir dine122 karşı; velev/şayet kerhen697 de olsa müşrikler36.
Ahmed Samira: 33 He (is) who sent His messenger with the guidance, and the correct/truth religion, to make it apparent/visible on the religion(s) all of it, and even if the sharers/takers of partners (with God) hated (it).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O هُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 ersele gönderendir أَرْسَلَ رسل
4 rasulehu resûlünü رَسُولَهُ رسل
5 bil-huda hidayetle بِالْهُدَىٰ هدي
6 ve dini ve dinle وَدِينِ دين
7 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
8 liyuzhirahu zahir eder onu لِيُظْهِرَهُ ظهر
9 ala karşı عَلَى -
10 d-dini dine الدِّينِ دين
11 kullihi her birinin كُلِّهِ كلل
12 velev velev/şayet وَلَوْ -
13 kerihe kerhen de olsa كَرِهَ كره
14 l-muşrikune müşrikler الْمُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *Resül Muhammed.**Kur'an'la.***İslâm'la. Teslimiyet diniyle.****Resûl Muhammed'in.*****İslâm dinini. Sadece Kur'an dinini.

Ayet 34

1269|9|34|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
1269|9|34|يايها الذين امنوا ان كثيرا من الاحبار والرهبان لياكلون امول الناس بالبطل ويصدون عن سبيل الله والذين يكنزون الذهب والفضه ولا ينفقونها في سبيل الله فبشرهم بعذاب اليم
34. Yâ eyyuhellezîne âmenû inne kesîren minel ahbâri ver ruhbâni le ye’kulûne emvâlen nâsi bil bâtıli ve yasuddûne an sebîlillâh(sebîlillâhi), vellezîne yeknizûnez zehebe vel fıddate ve lâ yunfikûnehâ fî sebîlillâhi fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).
Ey iman47 etmiş kimseler! Doğrusu birçoğu hahamlardan762 ve ruhbanlardan554 mutlak yerler insanların mallarını batılla199; ve engellerler Allah’ın yolundan336; ve kimselerdirler (ki) hazineleştirirler altını ve gümüşü; ve harcamazlar onu Allah’ın yolunda336; öyle ki müjdele onlara elim/acıklı bir azabı.
Ahmed Samira: 34 You, you those who believed that many of the religious scholars , and the monks eat (E) the people’s properties/wealths by the falsehood, and prevent/obstruct from God’s way/path , and those who accumulate/herd the gold and the silver and do not spend it in God’s way/path , so announce good news to them with a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 kesiran birçoğu كَثِيرًا كثر
6 mine مِنَ -
7 l-ehbari hahamlardan الْأَحْبَارِ حبر
8 ve rruhbani ve ruhbanlardan وَالرُّهْبَانِ رهب
9 leye'kulune mutlak yerler لَيَأْكُلُونَ اكل
10 emvale mallarını أَمْوَالَ مول
11 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
12 bil-batili batılla بِالْبَاطِلِ بطل
13 ve yesuddune ve engellerler وَيَصُدُّونَ صدد
14 an عَنْ -
15 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
16 llahi Allah’ın اللَّهِ -
17 vellezine ve kimselerdiler وَالَّذِينَ -
18 yeknizune hazineleştirirler يَكْنِزُونَ كنز
19 z-zehebe altın الذَّهَبَ ذهب
20 velfiddete ve gümüşü وَالْفِضَّةَ فضض
21 ve la ve وَلَا -
22 yunfikuneha harcamazlar onu يُنْفِقُونَهَا نفق
23 fi فِي -
24 sebili yolun سَبِيلِ سبل
25 llahi Allah’ın اللَّهِ -
26 febeşşirhum öyle ki müjdele onlara فَبَشِّرْهُمْ بشر
27 biazabin bir azabı بِعَذَابٍ عذب
28 elimin elim/acıklı أَلِيمٍ الم

Ayet 35

1270|9|35|يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ
1270|9|35|يوم يحمي عليها في نار جهنم فتكوي بها جباههم وجنوبهم وظهورهم هذا ما كنزتم لانفسكم فذوقوا ما كنتم تكنزون
35. Yevme yuhmâ aleyhâ fî nâri cehenneme fe tukvâ bihâ cibâhuhum ve cunûbuhum ve zuhûruhum, hâzâ mâ keneztum li enfusikum fe zûkû mâ kuntum teknizûn(teknizûne).
Gündür (ki) kızdırılır onun* üzeri cehennem ateşinde834; öyle ki dağlanır onunla* alınları ve yanları ve sırtları; işte budur hazineleştirdiğiniz nefisleriniz201 için; öyle ki tadın hazineleştirir olduğunuzu.
Ahmed Samira: 35 A day (when) be heated on it in Hell’s fire, so their foreheads’ skin will be burned by an iron with it (the gold and silver), and their sides, and their backs, "That (is) what you accumulated/hoarded to your selves, so taste/experience what you were accumulating/hoarding ."124

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür (ki) يَوْمَ يوم
2 yuhma kızdırılır يُحْمَىٰ حمي
3 aleyha üzeri onun عَلَيْهَا -
4 fi فِي -
5 nari ateşinde نَارِ نور
6 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
7 fe tukva öyle ki dağlanır فَتُكْوَىٰ كوي
8 biha onunla بِهَا -
9 cibahuhum alınları جِبَاهُهُمْ جبه
10 ve cunubuhum ve yanları وَجُنُوبُهُمْ جنب
11 ve zuhuruhum ve sırtları وَظُهُورُهُمْ ظهر
12 haza işte budur هَٰذَا -
13 ma مَا -
14 keneztum hazineleştirdiğiniz كَنَزْتُمْ كنز
15 lienfusikum nefisleriniz için لِأَنْفُسِكُمْ نفس
16 fezuku öyle ki tadın فَذُوقُوا ذوق
17 ma مَا -
18 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
19 teknizune hazineleştir تَكْنِزُونَ كنز

Notlar

Not 1: *Altın ve gümüşün.

Ayet 36

1271|9|36|إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ مِنْهَآ أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا۟ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ وَقَٰتِلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ
1271|9|36|ان عده الشهور عند الله اثنا عشر شهرا في كتب الله يوم خلق السموت والارض منها اربعه حرم ذلك الدين القيم فلا تظلموا فيهن انفسكم وقتلوا المشركين كافه كما يقتلونكم كافه واعلموا ان الله مع المتقين
36. İnne iddeteş şuhûri indallâhisnâ aşere şehren fî kitâbillâhi yevme halakas semâvâti vel arda minhâ erbeatun huruma(hurumun) zâliked dînul kayyimu fe lâ tazlimû fîhinne enfusekum ve kâtilûl muşrikîne kâffeten kemâ yukâtilûnekum kâffeh(kâffeten), va’lemû ennallâhe meal muttekîn(muttekîne).
Doğrusu adeti/sayısı ayların Allah'ın indinde/katında on iki* aydır; Allah'ın kitabında**; günde (ki) yarattı gökleri162*** ve yeri; ondan dördü bir haramdır34; işte budur ayakta/dikelmiş/dik din****; öyle ki zulmetmeyin onlarda***** nefislerinize201; ve katledin35 müşrikleri36 bir topluca zapt etme (-yle) nasıl katlederlerse36 sizleri bir topluca zapt etme (-yle); ve bilin ki Allah muttakilerle17 beraberdir.
Ahmed Samira: 36 That the months’ number/count at God (are) twelve in God’s scripture , (on) the day He created the skies/space and the earth/Planet Earth, from it four (are) sacred, that (is) the religion the straight , so do not cause injustice to/oppress your selves in them, and fight/kill the sharers/takers of partners (with God) all, as/like they fight/kill you all, and know that God (is) with the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 iddete adeti/sayısı عِدَّةَ عدد
3 ş-şuhuri ayların الشُّهُورِ شهر
4 inde indinde/katında عِنْدَ عند
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 sna (on) iki اثْنَا ثني
7 aşera on (iki) عَشَرَ عشر
8 şehran aydır شَهْرًا شهر
9 fi فِي -
10 kitabi kitabında كِتَابِ كتب
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 yevme gündür يَوْمَ يوم
13 haleka yarattı خَلَقَ خلق
14 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
15 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
16 minha ondan مِنْهَا -
17 erbeatun dördü أَرْبَعَةٌ ربع
18 hurumun bir haramdır حُرُمٌ حرم
19 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
20 d-dinu din الدِّينُ دين
21 l-kayyimu ayakta/dikelmiş/dik الْقَيِّمُ قوم
22 fela öyle ki فَلَا -
23 tezlimu zulmetmeyin تَظْلِمُوا ظلم
24 fihinne onlarda فِيهِنَّ -
25 enfusekum nefislerinize أَنْفُسَكُمْ نفس
26 ve katilu ve katledin وَقَاتِلُوا قتل
27 l-muşrikine müşrikleri الْمُشْرِكِينَ شرك
28 kaffeten bir topluca zapt etme (-yle) كَافَّةً كفف
29 kema nasıl كَمَا -
30 yukatilunekum katlederlerse sizleri يُقَاتِلُونَكُمْ قتل
31 kaffeten bir topluca zapt etme (-yle) كَافَّةً كفف
32 vea'lemu ve bilin وَاعْلَمُوا علم
33 enne ki أَنَّ -
34 llahe Allah اللَّهَ -
35 mea beraberdir مَعَ -
36 l-muttekine muttakilerle الْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Kur'an'da ay "month" kelimesi tekil olarak 12 kez geçer. **Yazgısında.***Güneş sistemi.****İslâm. Sadece kutsal kitaplar.*****Haram aylarda.

Ayet 37

1272|9|37|إِنَّمَا ٱلنَّسِىٓءُ زِيَادَةٌ فِى ٱلْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُحِلُّونَهُۥ عَامًا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامًا لِّيُوَاطِـُٔوا۟ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّوا۟ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ زُيِّنَ لَهُمْ سُوٓءُ أَعْمَٰلِهِمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ
1272|9|37|انما النسي زياده في الكفر يضل به الذين كفروا يحلونه عاما ويحرمونه عاما ليواطوا عده ما حرم الله فيحلوا ما حرم الله زين لهم سو اعملهم والله لا يهدي القوم الكفرين
37. İnnemen nesîu ziyâdetun fîl kufri yudallu bihillezîne keferû yuhillûnehu âmen ve yuharrimûnehu âmen li yuvâtiû iddete mâ harremallâhu fe yuhillû mâ harremallâh(harremallâhu), zuyyine lehum sûu a’mâlihim, vallâhu lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
Ancak ki ertelemek* bir ziyadedir** küfürde422; dalalette128 bırakılır onunla kâfirlik25 etmiş kimseler (ki) helal kılarlar onu*** bir yıl**** ve haram kılarlar onu*** bir yıl****; denk gelmesi için Allah'ın haram kıldığının adetini/sayısını; öyle ki helal kılarlar**** haram kıldığını Allah'ın; süslü gösterildi onlara yaptıkları kötülük; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 37 But the delayment/postponement (is) an increase in the disbelief, those who disbelieved become misguided with it, they permit/allow it (for) a year and they forbid/prohibit it (for) a year, to agree to (the) term (that) God forbid/prohibited, so they permit/allow what God forbade/prohibited, and (the) bad/evil (of) their deeds was decorated/beautified for them, and God does not guide the nation the disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 n-nesi'u ertelemek النَّسِيءُ نسا
3 ziyadetun bir ziyadedir زِيَادَةٌ زيد
4 fi فِي -
5 l-kufri küfürde الْكُفْرِ كفر
6 yudellu dalalette bırakılır يُضَلُّ ضلل
7 bihi onunla بِهِ -
8 ellezine kimseler الَّذِينَ -
9 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
10 yuhillunehu helal kılarlar onu يُحِلُّونَهُ حلل
11 aamen bir yıl عَامًا عوم
12 ve yuharrimunehu ve haram kılarlar onu وَيُحَرِّمُونَهُ حرم
13 aamen bir yıl عَامًا عوم
14 liyuvatiu denk gelmesi için لِيُوَاطِئُوا وطا
15 iddete adeti/sayısı عِدَّةَ عدد
16 ma مَا -
17 harrame haram kıldığının حَرَّمَ حرم
18 llahu Allah'ın اللَّهُ -
19 fe yuhillu öyle ki helal kılarlar فَيُحِلُّوا حلل
20 ma مَا -
21 harrame haram kıldığını حَرَّمَ حرم
22 llahu Allah'ın اللَّهُ -
23 zuyyine süslü gösterildi زُيِّنَ زين
24 lehum onlara لَهُمْ -
25 su'u kötülüğü سُوءُ سوا
26 ea'malihim yaptıklarını أَعْمَالِهِمْ عمل
27 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
28 la لَا -
29 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
30 l-kavme toplumunu الْقَوْمَ قوم
31 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Haram ayları kafadan ertelemek. **Artıştır.***Sabit haram ayları.****Yıl geçişlerinde kaydırma yaparlar. Sabit aylar olarak almazlar. Yılda 4 ay haram ay kabul ederek Yüce Allah'ın haram aylar sayısını denk getirirler. Ancak sabit olarak haram olması gereken aylar bazen haram ay olur, bazen helal ay olur. ****Sabit olması gereken haram aylar geldiğinde erteleme yaparak Yüce Allah'ın haram kıldığı savaşmama yasağını delerler.

Ayet 38

1273|9|38|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلْتُمْ إِلَى ٱلْأَرْضِ أَرَضِيتُم بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مِنَ ٱلْءَاخِرَةِ فَمَا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْءَاخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ
1273|9|38|يايها الذين امنوا ما لكم اذا قيل لكم انفروا في سبيل الله اثاقلتم الي الارض ارضيتم بالحيوه الدنيا من الاخره فما متع الحيوه الدنيا في الاخره الا قليل
38. Yâ eyyuhellezîne âmenû mâ lekum izâ kîle lekumunfirû fî sebîlillâhissâkaltum ilel ard(ardi), e radîtum bil hayâtid dunyâ minel âhireh(âhireti), fe mâ metâul hayâtid dunyâ fîl âhireti illâ kalîl(kalîlun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Nedir sizlere (olan) (ki) denildiği zaman sizlere "Neferleşin763 Allah’ın yolunda" çakılıp kaldınız yere doğru; razı mı oldunuz ahiretten (vazgeçip) dünya hayatıyla; öyle ki dünya hayatının metası54 ahirettekine (göre) ancak bir azdır.
Ahmed Samira: 38 You, you those who believed, why (is it) to you, if (it) is said to you: "Rush/hasten in God’s sake ," you become heavy/burdened in the earth/Planet Earth? Did you accept/become content with the life the present/worldly life, (other) than the end (other life)? So the present world’s/worldly life’s long life/enjoyment is not except little/small in the end (other life).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 ma nedir مَا -
5 lekum sizlere (olan) لَكُمْ -
6 iza إِذَا -
7 kile denildiği zaman قِيلَ قول
8 lekumu sizlere لَكُمُ -
9 nfiru neferleşin انْفِرُوا نفر
10 fi فِي -
11 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
12 llahi Allah’ın اللَّهِ -
13 ssakaltum çakılıp kaldınız اثَّاقَلْتُمْ ثقل
14 ila doğru إِلَى -
15 l-erdi yere الْأَرْضِ ارض
16 eraditum razımısını أَرَضِيتُمْ رضو
17 bil-hayati hayatıyla بِالْحَيَاةِ حيي
18 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
19 mine مِنَ -
20 l-ahirati ahiretten الْاخِرَةِ اخر
21 fema öyle ki فَمَا -
22 metau metasıdır مَتَاعُ متع
23 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
24 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
25 fi فِي -
26 l-ahirati ahirettekine الْاخِرَةِ اخر
27 illa ancak إِلَّا -
28 kalilun bir azdır قَلِيلٌ قلل

Ayet 39

1274|9|39|إِلَّا تَنفِرُوا۟ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـًٔا وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
1274|9|39|الا تنفروا يعذبكم عذابا اليما ويستبدل قوما غيركم ولا تضروه شيا والله علي كل شي قدير
39. İllâ tenfirû yuazzibkum azâben elîmen ve yestebdil kavmen gayrekum ve lâ tedurrûhu şey’â (şeyen), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Eğer neferleşmezseniz763 azap eder sizlere elim/acıklı bir azap (-la); ve değiştirir bir kavmi/toplumu sizden başkasına; ve zarar veremezsiniz ona* bir şey; ve Allah karşı her bir şeye bir Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 39 Unless you rush/hasten , He tortures you a painful torture and He exchanges/substitutes a nation other than you, and you do not harm him (in) a thing, and God (is) on every thing capable/powerful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa eğer إِلَّا -
2 tenfiru neferleşmezseniz تَنْفِرُوا نفر
3 yuazzibkum azap eder sizlere يُعَذِّبْكُمْ عذب
4 azaben bir azap (-la) عَذَابًا عذب
5 elimen elim/acıklı أَلِيمًا الم
6 ve yestebdil ve değiştirir وَيَسْتَبْدِلْ بدل
7 kavmen bir kavmi/toplumu قَوْمًا قوم
8 gayrakum sizden başka غَيْرَكُمْ غير
9 ve la ve وَلَا -
10 tedurruhu zarar veremezsini تَضُرُّوهُ ضرر
11 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 ala karşı عَلَىٰ -
14 kulli her كُلِّ كلل
15 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
16 kadirun bir Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Notlar

Not 1: *Kavme/topluma.

Ayet 40

1275|9|40|إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
1275|9|40|الا تنصروه فقد نصره الله اذ اخرجه الذين كفروا ثاني اثنين اذ هما في الغار اذ يقول لصحبه لا تحزن ان الله معنا فانزل الله سكينته عليه وايده بجنود لم تروها وجعل كلمه الذين كفروا السفلي وكلمه الله هي العليا والله عزيز حكيم
40. İlla tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahrecehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fîl gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferûs suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).
Eğer yardım etmezseniz ona* öyle ki muhakkak yardım etti ona* Allah; çıkardıkları zaman onu* kâfirlik25 etmiş kimseler; ikincisiydi ikinin mağaradayken** ikisi; dediği zaman arkadaşına: "Hüzünlenme; doğrusu Allah bizimle beraberdir"; öyle ki indirdi Allah kendi sakinliğini onun* üzerine; ve destekledi onu* ordularla (ki) asla göremezsiniz onu***; ve yaptı kelimeyi kâfir25 etmiş kimselere sefillik (olarak) ; ve (yaptı) Allah'ın kelimesini o**** uludur (diye); ve Allah bir Azîz’dir37; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 40 If you do not give Him victory/aid, so God had given him victory/aid when those who disbelieved brought him out/drove him out, second (of) two, when they (B) are (in) the cave , when he says to his companion/friend: "Do not be sad/grievous, that God (is) with us." So God descended His tranquillity/calm on him, and He supported him with soldiers you do not see it, and He made (the) word/expression (of) those who disbelieved the lowest/bottom most, and God’s word/expression it is the high/elevated, and God (is) glorious/mighty , wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa eğer إِلَّا -
2 tensuruhu yardım etmezseniz تَنْصُرُوهُ نصر
3 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
4 nesarahu yardım etti ona نَصَرَهُ نصر
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 iz إِذْ -
7 ehracehu çıkardıkları zaman onu أَخْرَجَهُ خرج
8 ellezine kimseler الَّذِينَ -
9 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
10 saniye ikincisiydi ثَانِيَ ثني
11 sneyni ikiden اثْنَيْنِ ثني
12 iz zaman إِذْ -
13 huma ikisi هُمَا -
14 fi فِي -
15 l-gari mağarada الْغَارِ غور
16 iz إِذْ -
17 yekulu dediği zaman يَقُولُ قول
18 lisahibihi arkadaşına لِصَاحِبِهِ صحب
19 la لَا -
20 tehzen hüzünlenme تَحْزَنْ حزن
21 inne doğrusu إِنَّ -
22 llahe Allah اللَّهَ -
23 meana beraberdir bizimle مَعَنَا -
24 feenzele öyle ki indirdi فَأَنْزَلَ نزل
25 llahu Allah اللَّهُ -
26 sekinetehu kendi sakinliğini سَكِينَتَهُ سكن
27 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
28 ve eyyedehu ve destekledi onu وَأَيَّدَهُ ايد
29 bicunudin ordularla بِجُنُودٍ جند
30 lem asla لَمْ -
31 teravha göremezsiniz onu تَرَوْهَا راي
32 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
33 kelimete kelimeyi كَلِمَةَ كلم
34 ellezine kimselere الَّذِينَ -
35 keferu kâfir etmiş كَفَرُوا كفر
36 s-sufla sefillik السُّفْلَىٰ سفل
37 vekelimetu ve kelimeyi وَكَلِمَةُ كلم
38 llahi Allah'ın اللَّهِ -
39 hiye o هِيَ -
40 l-ulya Uludur الْعُلْيَا علو
41 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
42 azizun bir Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
43 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Küçük bir mağara. Büyük mağara "kehf" olarak işaret edilir. Yüce Allah Kahramanmaraş ilimizin Afşin ilçesindeki Ashâb-ı Kehf mağarasını mağara olarak değil "kehf" olarak işaret etmiştir. Bu mağara büyük bir mağaradır.***Orduyu.****Kelime.

Ayet 41

1276|9|41|ٱنفِرُوا۟ خِفَافًا وَثِقَالًا وَجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
1276|9|41|انفروا خفافا وثقالا وجهدوا بامولكم وانفسكم في سبيل الله ذلكم خير لكم ان كنتم تعلمون
41. İnfirû hıfâfen ve sikâlen ve câhidû bi emvâlikum ve enfusikum fî sebîlillâh(sebîlillâhi), zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Neferleşin763 hafifler* (olarak) ve ağırlar* (olarak); ve cihat356 edin mallarınızla ve nefislerinizle201 Allah yolunda336; işte bu; hayırlıdır sizlere; eğer olduysanız bilirler.
Ahmed Samira: 41 Rush/hasten lights and heavy/loaded, and struggle/do your utmost with your properties/possessions and yourselves in God’s sake , that (is) best for you, if you were knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 infiru neferleşin انْفِرُوا نفر
2 hifafen hafifler (olarak) خِفَافًا خفف
3 vesikalen ve ağırlar (olarak) وَثِقَالًا ثقل
4 ve cahidu ve cihat edin وَجَاهِدُوا جهد
5 biemvalikum mallarınızla بِأَمْوَالِكُمْ مول
6 ve enfusikum ve nefislerinizle وَأَنْفُسِكُمْ نفس
7 fi فِي -
8 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
9 llahi Allah اللَّهِ -
10 zalikum işte bu ذَٰلِكُمْ -
11 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
12 lekum sizlere لَكُمْ -
13 in eğer إِنْ -
14 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
15 tea'lemune bilirler تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Yüksüz ve yüklü.

Ayet 42

1277|9|42|لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ ٱلشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
1277|9|42|لو كان عرضا قريبا وسفرا قاصدا لاتبعوك ولكن بعدت عليهم الشقه وسيحلفون بالله لو استطعنا لخرجنا معكم يهلكون انفسهم والله يعلم انهم لكذبون
42. Lev kâne aradan karîben ve seferen kâsıden lettebeûke ve lâkin beudet aleyhimuş şukkah(şukkatu), ve seyahlifûne billâhi levisteta’nâ leharecnâ meakum, yuhlikûne enfusehum, vallâhu ya’lemu innehum le kâzibûn(kâzibûne).
Şayet olsaydı yakın bir arz/sunu ve kolay/kısa bir sefer; mutlak tabi olurlardı sana; velakin/fakat uzak geldi üzerlerine yarılan/deşelenen*; ve ant içecekler Allah’a "Eğer itaat edebilsek** (kendimize) mutlak çıkardık sizlerle beraber" (diye); (oysa) helak ederler kendi nefislerini201; ve Allah bilir (ki) doğrusu onlar mutlak yalancılardır.
Ahmed Samira: 42 If (it) was near/close enjoyable accessories/vanities , and an easy and light journey/trip , they would have followed you, and but the hard to reach distance it became distant/far on (for) them, and they will swear/take oath by God: "If we were able we would have gotten out/emerged with you." They perish/destroy themselves, and God knows that they truly are lying/denying (E) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lev şayet لَوْ -
2 kane olsaydı كَانَ كون
3 aradan bir arz/sunu عَرَضًا عرض
4 kariben yakın قَرِيبًا قرب
5 ve seferan ve bir sefer وَسَفَرًا سفر
6 kasiden bir kolay/kısa قَاصِدًا قصد
7 lattebeuke mutlak tabi olurlardı sana لَاتَّبَعُوكَ تبع
8 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
9 beudet uzak geldi بَعُدَتْ بعد
10 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
11 ş-şukkatu yarılan/deşelenen الشُّقَّةُ شقق
12 ve seyehlifune ve ant içecekler وَسَيَحْلِفُونَ حلف
13 billahi Allah’la بِاللَّهِ -
14 levi eğer (diye) لَوِ -
15 stetaa'na itaat edebilsek kendimize اسْتَطَعْنَا طوع
16 leharacna mutlak çıkardık لَخَرَجْنَا خرج
17 meakum sizlerler beraber مَعَكُمْ -
18 yuhlikune helak ederler يُهْلِكُونَ هلك
19 enfusehum nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
20 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
21 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
22 innehum doğrusu onları إِنَّهُمْ -
23 lekazibune mutlak yalancılardır لَكَاذِبُونَ كذب

Notlar

Not 1: *Yarılan/deşelenen toprak, yol, arazi. 54:1 ayetinde Ay'ın yarılması/deşelenmesi aynı kökten türeyen bir kelimeyle işaret edilmiştir. Yerde yürümek de görüldüğü gibi aynı kelimeyle işaret edilmektedir. Demek ki Ay'ın yarılması/deşelenmesi onun üzerinde yüründüğünü işaret eder. **Kendimize gücümüz yetse.

Ayet 43

1278|9|43|عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَتَعْلَمَ ٱلْكَٰذِبِينَ
1278|9|43|عفا الله عنك لم اذنت لهم حتي يتبين لك الذين صدقوا وتعلم الكذبين
43. Afallâhu ank(anke), lime ezinte lehum hattâ yetebeyyene lekellezîne sadakû ve ta’lemel kâzibîn(kâzibîne).
Affetti* Allah senden izin verdiğin için onlara; ta ki beyan226 olur sana sâdık182 olmuş kimseler ve bilirsin yalancıları.
Ahmed Samira: 43 God forgave/pardoned from you/for what you permitted/allowed for them, until those who were truthful become clear/shown to you, and you know the liars/deniers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 afa affetti عَفَا عفو
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 anke senden عَنْكَ -
4 lime لِمَ -
5 ezinte izin verdiğine أَذِنْتَ اذن
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 hatta taki حَتَّىٰ -
8 yetebeyyene beyan olur يَتَبَيَّنَ بين
9 leke sana لَكَ -
10 ellezine kimseler الَّذِينَ -
11 sadeku sadık olmuş صَدَقُوا صدق
12 ve tea'leme ve bilirsin وَتَعْلَمَ علم
13 l-kazibine yalancıları الْكَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Erken izin verdiğin için.

Ayet 44

1279|9|44|لَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ
1279|9|44|لا يستذنك الذين يومنون بالله واليوم الاخر ان يجهدوا بامولهم وانفسهم والله عليم بالمتقين
44. Lâ yeste’zinukellezîne yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri en yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim,vallâhu alîmun bil muttekîn(muttekîne).
İzin talep etmezler sana kimseler (ki) iman47 ederler Allah'a ve ahiret gününe; ki cihat356 ederler mallarıyla ve nefisleriyle201; ve Allah bir Alîm’dir8 muttakilere17.
Ahmed Samira: 44 Those who believe by God and the Day the Last/Resurrection Day do not ask for your permission/pardon that they struggle/do their utmost with their properties/possessions and themselves, and God (is) knowledgeable with the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yeste'zinuke izin talep etmezler sana يَسْتَأْذِنُكَ اذن
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
5 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
6 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
7 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
8 en ki أَنْ -
9 yucahidu cihat ederler يُجَاهِدُوا جهد
10 biemvalihim mallarıyla بِأَمْوَالِهِمْ مول
11 ve enfusihim ve nefisleriyle وَأَنْفُسِهِمْ نفس
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
14 bil-muttekine muttakilere بِالْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 45

1280|9|45|إِنَّمَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَٱرْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ فِى رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ
1280|9|45|انما يستذنك الذين لا يومنون بالله واليوم الاخر وارتابت قلوبهم فهم في ريبهم يترددون
45. İnnemâ yeste’zinulkellezîne lâ yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri vertâbet kulûbuhum fe hum fî reybihim yetereddedûn(yetereddedûne).
Ancak ki izin talep ederler sana kimseler (ki) iman47 etmezler Allah'a ve ahiret gününe; ve şüphelenir kalpleri onların; öyle ki onlar şüphelerinde döner dururlar.
Ahmed Samira: 45 But those who ask for your permission/pardon (are those who) do not believe by God and the Day the Last/Resurrection Day and their hearts/minds became doubtful/suspicious, so they are in their doubt/suspicion hesitating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 yeste'zinuke izin talep ederler sana يَسْتَأْذِنُكَ اذن
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 la لَا -
5 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
6 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
7 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
8 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
9 vertabet ve şüphelenir وَارْتَابَتْ ريب
10 kulubuhum kalpleri onların قُلُوبُهُمْ قلب
11 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
12 fi فِي -
13 raybihim şüphelerinde رَيْبِهِمْ ريب
14 yeteraddedune döner dururlar يَتَرَدَّدُونَ ردد

Ayet 46

1281|9|46|وَلَوْ أَرَادُوا۟ ٱلْخُرُوجَ لَأَعَدُّوا۟ لَهُۥ عُدَّةً وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ ٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْقَٰعِدِينَ
1281|9|46|ولو ارادوا الخروج لاعدوا له عده ولكن كره الله انبعاثهم فثبطهم وقيل اقعدوا مع القعدين
46. Ve lev erâdûl hurûce le eaddû lehû uddeten ve lâkin kerihallâhunbiâsehum fe sebbetahum ve kîlak’udû meal kâidîn (kâidîne).
Ve şayet arzulasaydılar çıkmaya; mutlak hazırlanırlardı ona bir hazırlanma (-yla); fakat kerhendi* Allah onların gönderdiğine**; öyle ki sabitledi (Allah) onları; ve denildi "Oturun oturanlarla beraber".
Ahmed Samira: 46 And if they wanted/intended the exit they would have prepared (E) for it tools/outfit and but God hated their urging to get out (to battle) so He blocked/ delayed them and (it) was said: "Sit/remain 125with the sitting/remaining."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev ve şayet وَلَوْ -
2 eradu arzulasaydılar أَرَادُوا رود
3 l-huruce çıkmak الْخُرُوجَ خرج
4 leeaddu mutlak hazırlanırlardı لَأَعَدُّوا عدد
5 lehu ona لَهُ -
6 uddeten bir hazırlanma (-yla) عُدَّةً عدد
7 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
8 kerihe kerhendi كَرِهَ كره
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 nbiaasehum gönderdiğine onların انْبِعَاثَهُمْ بعث
11 fesebbetahum öyle ki sabitledi onları فَثَبَّطَهُمْ ثبط
12 ve kile ve denildi وَقِيلَ قول
13 k'udu oturun اقْعُدُوا قعد
14 mea beraber مَعَ -
15 l-kaidine oturanlarla الْقَاعِدِينَ قعد

Notlar

Not 1: *İstemedi, dilemedi.**Sunmuş oldukları argümanlara.

Ayet 47

1282|9|47|لَوْ خَرَجُوا۟ فِيكُم مَّا زَادُوكُمْ إِلَّا خَبَالًا وَلَأَوْضَعُوا۟ خِلَٰلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ ٱلْفِتْنَةَ وَفِيكُمْ سَمَّٰعُونَ لَهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ
1282|9|47|لو خرجوا فيكم ما زادوكم الا خبالا ولاوضعوا خللكم يبغونكم الفتنه وفيكم سمعون لهم والله عليم بالظلمين
47. Lev harecû fîkum mâ zâdûkum illâ habâlen ve lâ evdaû hılâlekum yebgûnekumul fitneh(fitnete), ve fîkum semmâûne lehum, vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).
Şayet çıksalardı içinizde; ziyade eder değillerdi sizlere dışında bir kafa karışıklığı/şaşırtma; ve mutlak koyarlar* aranıza; bakınırlar sizlere fitneye332; ve içinizdedir kulak verenler onlara; ve Allah bir Alîm’dir8 zalimlere257.
Ahmed Samira: 47 If they got out/emerged in between you, they did not increase you except degeneration/corruption and they would have put in between and around you, (and) they desired (for) you the treason/misguidance , and in you (there are those) hearing/listening to them, and God (is) knowledgeable with (of) the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lev şayet لَوْ -
2 haracu çıksalardı خَرَجُوا خرج
3 fikum içinizde فِيكُمْ -
4 ma değilsi مَا -
5 zadukum ziyade ederler sizlere زَادُوكُمْ زيد
6 illa dışında إِلَّا -
7 habalen bir kafa karışıklığı/şaşırtma خَبَالًا خبل
8 veleevdeu ve mutlak koyarlardı وَلَأَوْضَعُوا وضع
9 hilalekum aranıza خِلَالَكُمْ خلل
10 yebgunekumu bakınırlar sizlere يَبْغُونَكُمُ بغي
11 l-fitnete fitneye الْفِتْنَةَ فتن
12 ve fikum ve içinizdedir وَفِيكُمْ -
13 semmaune kulak verenler سَمَّاعُونَ سمع
14 lehum onlara لَهُمْ -
15 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
16 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
17 biz-zalimine zalimlere بِالظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Bakındıkları fitneyi.

Ayet 48

1283|9|48|لَقَدِ ٱبْتَغَوُا۟ ٱلْفِتْنَةَ مِن قَبْلُ وَقَلَّبُوا۟ لَكَ ٱلْأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَظَهَرَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَهُمْ كَٰرِهُونَ
1283|9|48|لقد ابتغوا الفتنه من قبل وقلبوا لك الامور حتي جا الحق وظهر امر الله وهم كرهون
48. Lekadibtegûl fîtnete min kablu ve kallebû lekel umûre hattâ câel hakku ve zahere emrullâhi ve hum kârihûn(kârihûne).
Ant olsun ki bakındılar fitneye332 önceden; ve ters çevirdiler* sana emirleri; ta ki geldi hak/gerçek; ve ortaya çıktı Allah’ın emri; ve onlar kerhendiler697.
Ahmed Samira: 48 They had desired the treason/misguidance from before, and they turned/changed for you the matters/affairs until the truth came, and God’s order/command appeared and they are hating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekadi ant olsun ki لَقَدِ -
2 btegavu bakındılar ابْتَغَوُا بغي
3 l-fitnete fitneye الْفِتْنَةَ فتن
4 min مِنْ -
5 kablu önceden قَبْلُ قبل
6 ve kallebu ve ters çevirdiler وَقَلَّبُوا قلب
7 leke sana لَكَ -
8 l-umura emirleri الْأُمُورَ امر
9 hatta ta ki حَتَّىٰ -
10 ca'e geldi جَاءَ جيا
11 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
12 ve zehera ve ortaya çıktı وَظَهَرَ ظهر
13 emru emri أَمْرُ امر
14 llahi Allah’ın اللَّهِ -
15 vehum ve onlar وَهُمْ -
16 karihune kerhendiler كَارِهُونَ كره

Notlar

Not 1: *Allah'ın emri gelinceye kadar seni yalan yanlış bilgilerle kasıtlı olarak saptırmaya çalıştılar.

Ayet 49

1284|9|49|وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ٱئْذَن لِّى وَلَا تَفْتِنِّىٓ أَلَا فِى ٱلْفِتْنَةِ سَقَطُوا۟ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ
1284|9|49|ومنهم من يقول ايذن لي ولا تفتني الا في الفتنه سقطوا وان جهنم لمحيطه بالكفرين
49. Ve minhum men yekûlu’zen lî ve lâ teftinnî, e lâ fîl fitneti sekatû, ve inne cehenneme le muhîtatun bil kâfîrin(kâfîrine).
Ve onlardan kimse der: "İzin ver bana; ve fitneye332 düşürme beni"; zaten fitne332 içine düşmüşler değil mi?; ve doğrusu cehennem kuşatıcıdır kâfirleri25.
Ahmed Samira: 49 And from them who says: "Permit/allow for me, and do not test/misguide me " Is it not in the treason/misguidance (that) they dropped/erred , and that Hell is surrounding (E) with the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
2 men kimseler مَنْ -
3 yekulu derler يَقُولُ قول
4 zen izin ver ائْذَنْ اذن
5 li benim için لِي -
6 ve la ve وَلَا -
7 teftinni fitneye düşürme beni تَفْتِنِّي فتن
8 ela zaten أَلَا -
9 fi فِي -
10 l-fitneti fitne içinde الْفِتْنَةِ فتن
11 sekatu düştüler سَقَطُوا سقط
12 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
13 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
14 lemuhitatun kuşatıcıdır لَمُحِيطَةٌ حوط
15 bil-kafirine kâfirleri بِالْكَافِرِينَ كفر

Ayet 50

1285|9|50|إِن تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكَ مُصِيبَةٌ يَقُولُوا۟ قَدْ أَخَذْنَآ أَمْرَنَا مِن قَبْلُ وَيَتَوَلَّوا۟ وَّهُمْ فَرِحُونَ
1285|9|50|ان تصبك حسنه تسوهم وان تصبك مصيبه يقولوا قد اخذنا امرنا من قبل ويتولوا وهم فرحون
50. İn tusıbke hasenetun tesu’hum, ve in tusıbke musîbetun yekûlû kad ehaznâ emrenâ min kablu ve yetevellev ve hum ferihûn(ferihûne).
Eğer isabet etse sana bir güzellik kötüleştirir onları; ve eğer isabet etse sana bir musibet311 derler: "Muhakkak edinmiştik/almıştık emrimizi* önceden; ve dönerler; ve onlar ferahlayanlardır.
Ahmed Samira: 50 If goodness strikes you it harms them , and if disaster/every thing hated strikes you , they say: "We had taken our matter/affair from before." And they turn away and they are happy/delighted .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 tusibke isabet etse sana تُصِبْكَ صوب
3 hasenetun bir güzellik حَسَنَةٌ حسن
4 tesu'hum kötüleştirir onları تَسُؤْهُمْ سوا
5 vein ve eğer وَإِنْ -
6 tusibke isabet etse sana تُصِبْكَ صوب
7 musibetun bir musibet مُصِيبَةٌ صوب
8 yekulu derler يَقُولُوا قول
9 kad muhakkak قَدْ -
10 ehazna edinmiştik/almıştık أَخَذْنَا اخذ
11 emrana emrimizi أَمْرَنَا امر
12 min مِنْ -
13 kablu önceden قَبْلُ قبل
14 ve yetevellev ve dönerler وَيَتَوَلَّوْا ولي
15 vehum ve onlar وَهُمْ -
16 ferihune ferahlayanlardır فَرِحُونَ فرح

Notlar

Not 1: *İşimizi önceden sağlama almıştık.

Ayet 51

1286|9|51|قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَىٰنَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
1286|9|51|قل لن يصيبنا الا ما كتب الله لنا هو مولينا وعلي الله فليتوكل المومنون
51. Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
De ki: "Asla isabet etmez bizlere Allah'ın bizlere yazdığı dışında; O'dur mevlâmız*"; ve Allah'a karşı; öyle ki tevekkül79 etsinler müminler27.
Ahmed Samira: 51 Say: "(Nothing) will never/not strike/hit us except what God ordered/decreed for us, He is our owner/master/ally , and on God so should rely/depend the believers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 len asla لَنْ -
3 yusibena isabet etmez bizlere يُصِيبَنَا صوب
4 illa dışında إِلَّا -
5 ma مَا -
6 ketebe yazdığı كَتَبَ كتب
7 llahu Allah'ın اللَّهُ -
8 lena bizlere لَنَا -
9 huve O'dur هُوَ -
10 mevlana mevlamız مَوْلَانَا ولي
11 ve ala ve karşı وَعَلَى -
12 llahi Allah'a اللَّهِ -
13 felyetevekkeli öyle ki tevekkül ederler فَلْيَتَوَكَّلِ وكل
14 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Sahibimiz. Mevlâna kelimesi "sahibimiz" demektir. Bazı kimselerin bu şekilde çağrılması katıksız şirktir.

Ayet 52

1287|9|52|قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحْدَى ٱلْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابٍ مِّنْ عِندِهِۦٓ أَوْ بِأَيْدِينَا فَتَرَبَّصُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ
1287|9|52|قل هل تربصون بنا الا احدي الحسنيين ونحن نتربص بكم ان يصيبكم الله بعذاب من عنده او بايدينا فتربصوا انا معكم متربصون
52. Kul hel terabbesûne binâ illâ ıhdel husneyeyn(husneyeyni) ve nahnu neterabbesu bikum en yusîbekumullâhu bi azâbin min indihî ev bi eydînâ, fe terabbasû innâ meakum muterabbisûn(muterabbisûne).
De ki: "Bekler misiniz bize iki güzelliğin* birisi dışında; ve bizler bekleriz sizlere ki isabet ettirir Allah bir azabı kendi indinden/katından ya da bizim ellerimizle; öyle ki bekleyin; doğrusu bizler sizlerle birlikte bekleyenleriz."
Ahmed Samira: 52 Say: "Do you wait/remain with us except (that) one (of) the two goods (afflicts us), and we wait/remain with you that God strikes/hits you with torture from at Him or with our hands, so wait/remain , we are with you waiting/remaining."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 hel هَلْ -
3 terabbesune beklerler misiniz تَرَبَّصُونَ ربص
4 bina bize بِنَا -
5 illa dışında إِلَّا -
6 ihda birini إِحْدَى احد
7 l-husneyeyni iki güzellik الْحُسْنَيَيْنِ حسن
8 venehnu ve bizler وَنَحْنُ -
9 neterabbesu bekleriz نَتَرَبَّصُ ربص
10 bikum sizlere بِكُمْ -
11 en ki أَنْ -
12 yusibekumu isabet ettirir يُصِيبَكُمُ صوب
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 biazabin bir azabı بِعَذَابٍ عذب
15 min مِنْ -
16 indihi kendi indindden/katından عِنْدِهِ عند
17 ev ya da أَوْ -
18 bieydina bizim ellerimizle بِأَيْدِينَا يدي
19 feterabbesu öyle ki bekleyin فَتَرَبَّصُوا ربص
20 inna doğrusu bizler إِنَّا -
21 meakum sizlerle birlikte مَعَكُمْ -
22 muterabbisune bekleyenleriz مُتَرَبِّصُونَ ربص

Notlar

Not 1: *Allah yolunda katletmek ya da katledilmek. Her ikisi de bizler için güzelliktir.

Ayet 53

1288|9|53|قُلْ أَنفِقُوا۟ طَوْعًا أَوْ كَرْهًا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمْ إِنَّكُمْ كُنتُمْ قَوْمًا فَٰسِقِينَ
1288|9|53|قل انفقوا طوعا او كرها لن يتقبل منكم انكم كنتم قوما فسقين
53. Kul enfikû tav’an ev kerhen len yutekabbele minkum, innekum kuntum kavmen fâsikîn(fâsikîne).
De ki: "İnfak6 edin gönüllü veya kerhen; asla kabul edilmez sizlerden; doğrusu sizler oldunuz fâsık38 bir kavim/toplum."
Ahmed Samira: 53 Say: "Spend voluntarily or forcefully/involuntarily , (it) will never/not be accepted from you, that you are/were a nation (of) debauchers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 enfiku infak edin أَنْفِقُوا نفق
3 tav'an gönüllü طَوْعًا طوع
4 ev veya أَوْ -
5 kerhen kerhen كَرْهًا كره
6 len asla لَنْ -
7 yutekabbele kabul edilmez يُتَقَبَّلَ قبل
8 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
9 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
10 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
11 kavmen bir kavim/toplum قَوْمًا قوم
12 fasikine fasıklar فَاسِقِينَ فسق

Ayet 54

1289|9|54|وَمَا مَنَعَهُمْ أَن تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَٰتُهُمْ إِلَّآ أَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَبِرَسُولِهِۦ وَلَا يَأْتُونَ ٱلصَّلَوٰةَ إِلَّا وَهُمْ كُسَالَىٰ وَلَا يُنفِقُونَ إِلَّا وَهُمْ كَٰرِهُونَ
1289|9|54|وما منعهم ان تقبل منهم نفقتهم الا انهم كفروا بالله وبرسوله ولا ياتون الصلوه الا وهم كسالي ولا ينفقون الا وهم كرهون
54. Ve mâ meneahum en tukbele minhum nefekâtuhum illâ ennehum keferû billâhi ve bi resûlihî ve lâ ye’tûnes salâte illâ ve humkusâlâ ve lâ yunfikûne illâ ve hum kârihûn(kârihûne).
Ve mâni olmuş değildi ki kabul edilir onlardan infakları6 ancak ki onlar kâfirlik25 ederler Allah’a ve resûlüne700; ve gelmezler salâta5 ancak (ki) ve onlar üşengeç/umursamaz (olarak); ve infak6 etmezler ancak (ki) ve onlar kerhenler697 (olarak).
Ahmed Samira: 54 And nothing prevented/prohibited them that their expenses/expenditures that (E) be accepted/received from them, except that they disbelieved by God, and with His messenger and they do not come (to) the prayers except and (while) they are lazy, and they do not spend except and (while) they are hating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve وَمَا -
2 meneahum mâni olmuş değildir مَنَعَهُمْ منع
3 en ki أَنْ -
4 tukbele kabul edilir تُقْبَلَ قبل
5 minhum onlardan مِنْهُمْ -
6 nefekatuhum infakları onları نَفَقَاتُهُمْ نفق
7 illa dışında إِلَّا -
8 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
9 keferu kâfirlik ederler كَفَرُوا كفر
10 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
11 ve birasulihi ve resûlüne وَبِرَسُولِهِ رسل
12 ve la ve وَلَا -
13 ye'tune gelmezler يَأْتُونَ اتي
14 s-salate salata الصَّلَاةَ صلو
15 illa dışında إِلَّا -
16 vehum ve onlar وَهُمْ -
17 kusala üşengeç/umursamaz (olarak) كُسَالَىٰ كسل
18 ve la ve وَلَا -
19 yunfikune infak etmezler يُنْفِقُونَ نفق
20 illa dışında إِلَّا -
21 vehum ve onlar وَهُمْ -
22 karihune kerhenler (olarak) كَارِهُونَ كره

Ayet 55

1290|9|55|فَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُمْ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ
1290|9|55|فلا تعجبك امولهم ولا اولدهم انما يريد الله ليعذبهم بها في الحيوه الدنيا وتزهق انفسهم وهم كفرون
55. Fe lâ tu’cibke emvâluhum ve lâ evlâduhum, innemâ yurîdullâhu li yuazzibehum bihâ fîl hayâtid dunyâ ve tezheka enfusuhum ve hum kâfirûn(kâfirûne).
Öyle ki şaşırtmasın* seni onların malları ne de evlatları; doğrusu arzular Allah azap etmeye onlara onunla** dünya hayatında; ve (arzular ki) bırakırlar*** nefislerini201; ve onlar kâfirler25 (olarak).
Ahmed Samira: 55 So let not their properties/wealths , and nor their children please/marvel you, but God wants to torture them with it in the life the present/worldly life, and their selves perish/vanish and (while) they are disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fela öyle ki فَلَا -
2 tua'cibke acayip etkilemesin seni تُعْجِبْكَ عجب
3 emvaluhum malları أَمْوَالُهُمْ مول
4 ve la ne de وَلَا -
5 evladuhum evlatları أَوْلَادُهُمْ ولد
6 innema doğrusu إِنَّمَا -
7 yuridu arzular يُرِيدُ رود
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 liyuazzibehum azap etmeye onlara لِيُعَذِّبَهُمْ عذب
10 biha ona بِهَا -
11 fi فِي -
12 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
13 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
14 ve tezheka ve bırakırlar وَتَزْهَقَ زهق
15 enfusuhum nefisleri أَنْفُسُهُمْ نفس
16 vehum ve onlar وَهُمْ -
17 kafirune kâfirler كَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Acayip etkilemek. **Mal ve evlatla. ***Müminlerin nefisleri ölmez. Bilinçlerini kaybetmeden selam diyarına yükselirler. Ancak ayette geçenler kâfirler olduğu için nefislerinden ayrılmaktadırlar. Nefislerini bırakmaktadırlar.

Ayet 56

1291|9|56|وَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ
1291|9|56|ويحلفون بالله انهم لمنكم وما هم منكم ولكنهم قوم يفرقون
56. Ve yahlifûne billâhi innehum le minkum, ve mâ hum minkum ve lâkinnehum kavmun yefrekûn(yefrekûne).
Ve ant içerler Allah'a; doğrusu onlar mutlak sizlerdendir (diye); ve (oysa) değildir onlar sizlerden; velakin/fakat onlar fırkalaşır*/korkar bir kavimdir/toplumdur.
Ahmed Samira: 56 And they swear/take oath by God, that they truly are from you (E), and they are not from you, and however they are a nation afraid/separating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yehlifune ve ant içerler وَيَحْلِفُونَ حلف
2 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
3 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
4 leminkum mutlak sizlerdendir لَمِنْكُمْ -
5 vema ve değildir وَمَا -
6 hum onlar هُمْ -
7 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
8 velakinnehum velakin/fakat onlar وَلَٰكِنَّهُمْ -
9 kavmun bir kavimdir/toplumdur قَوْمٌ قوم
10 yefrakune fırkalaşır/korkarlar يَفْرَقُونَ فرق

Notlar

Not 1: *Ayrılır, bölünür.

Ayet 57

1292|9|57|لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـًٔا أَوْ مَغَٰرَٰتٍ أَوْ مُدَّخَلًا لَّوَلَّوْا۟ إِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ
1292|9|57|لو يجدون ملجا او مغرت او مدخلا لولوا اليه وهم يجمحون
57. Lev yecidûne melce’en ev magârâtin ev muddehalen le vellev ileyhi ve hum yecmehûn(yecmehûne).
Şayet bulsalar bir melce* ya da bir mağara ya da bir giriş**; mutlak dönerlerdi oraya doğru; ve onlar atılırlar/kaçarlar (olarak).
Ahmed Samira: 57 If they find a refuge/shelter or caves or an entrance they would have turned away to it, and they bolt/run away uncontrollably.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lev şayet لَوْ -
2 yecidune bulsalar يَجِدُونَ وجد
3 melceen bir melce مَلْجَأً لجا
4 ev ya da أَوْ -
5 megaratin bir mağara مَغَارَاتٍ غور
6 ev ya da أَوْ -
7 muddehalen bir giriş مُدَّخَلًا دخل
8 levellev mutlak dönerlerdi لَوَلَّوْا ولي
9 ileyhi oraya doğru إِلَيْهِ -
10 ve hum ve onlar وَهُمْ -
11 yecmehune atılırlar/kaçarlar يَجْمَحُونَ جمح

Notlar

Not 1: *Sığınak, korunak.**Giriş deliği olan bir yer.

Ayet 58

1293|9|58|وَمِنْهُم مَّن يَلْمِزُكَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنْ أُعْطُوا۟ مِنْهَا رَضُوا۟ وَإِن لَّمْ يُعْطَوْا۟ مِنْهَآ إِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ
1293|9|58|ومنهم من يلمزك في الصدقت فان اعطوا منها رضوا وان لم يعطوا منها اذا هم يسخطون
58. Ve minhum men yelmizuke fis sadakât(sadakâti), fe in u’tû minhâ radû ve in lem yu’tav minhâ îzâ hum yeshatûn(yeshatûne).
Ve onlardan kimi mızırdanır/dırdır eder sana sadakalarda39 ; öyle ki eğer sunulsa ondan*; razı olurlar; ve eğer hiç sunulmasa ondan*; o zaman onlar gıcık** olurlar.
Ahmed Samira: 58 And from them who backbite/find fault in you in the charities, so if they were given/handed from it they accepted/approved, and if they were not given/handed from it, then they are hating/becoming angry .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
2 men kimi مَنْ -
3 yelmizuke mızırdanır/dırdır eder sana يَلْمِزُكَ لمز
4 fi فِي -
5 s-sadekati sadakalarda الصَّدَقَاتِ صدق
6 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
7 ua'tu sunulsa أُعْطُوا عطو
8 minha ondan مِنْهَا -
9 radu razı olur رَضُوا رضو
10 vein ve eğer وَإِنْ -
11 lem asla لَمْ -
12 yua'tav sunulmasa يُعْطَوْا عطو
13 minha ondan مِنْهَا -
14 iza o zaman إِذَا -
15 hum onlar هُمْ -
16 yeshatune gıcık olurlar يَسْخَطُونَ سخط

Notlar

Not 1: *Sadakadan pay.**Rahatsız, kızgın, sinirli, gergin, huysuz, mutsuz.

Ayet 59

1294|9|59|وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ
1294|9|59|ولو انهم رضوا ما اتيهم الله ورسوله وقالوا حسبنا الله سيوتينا الله من فضله ورسوله انا الي الله رغبون
59. Ve lev ennehum radû mâ âtâhumullâhu ve resûluhu ve kâlû hasbunâllâhu se yu’tinâllâhu min fadlihî ve resûluhû innâ ilâllâhi râgıbûn(râgıbûne).
Velev/şayet ki razı olsaydılar verdiğine onlara Allah'ın ve resûlünün700; ve deselerdi: "Hesaplayandır/düşünendir bizleri Allah; verecek bizlere Allah fazlından202; ve resûlü (de); doğrusu bizler Allah'a karşı rağbet767 edenleriz."
Ahmed Samira: 59 And if that they accepted/approved what God and His messenger gave/brought them and they said: "Enough for us God, God will give/bring us from His grace/favour and His messenger, we are to God desiring/wishing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev/şayet وَلَوْ -
2 ennehum ki أَنَّهُمْ -
3 radu razı olsaydılar رَضُوا رضو
4 ma مَا -
5 atahumu verdiğine onlara اتَاهُمُ اتي
6 llahu Allah'ın اللَّهُ -
7 ve rasuluhu ve resûlünün وَرَسُولُهُ رسل
8 ve kalu ve deselerdi وَقَالُوا قول
9 hasbuna hesaplayandır/düşünendir bizleri حَسْبُنَا حسب
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 seyu'tina verecek سَيُؤْتِينَا اتي
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 min مِنْ -
14 fedlihi fazlından فَضْلِهِ فضل
15 ve rasuluhu ve resûlü وَرَسُولُهُ رسل
16 inna doğrusu bizler إِنَّا -
17 ila karşı إِلَى -
18 llahi Allah'a اللَّهِ -
19 ragibune rağbet edenleriz رَاغِبُونَ رغب

Ayet 60

1295|9|60|إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلْفُقَرَآءِ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْعَٰمِلِينَ عَلَيْهَا وَٱلْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلْغَٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
1295|9|60|انما الصدقت للفقرا والمسكين والعملين عليها والمولفه قلوبهم وفي الرقاب والغرمين وفي سبيل الله وابن السبيل فريضه من الله والله عليم حكيم
60. İnnemas sadakâtu lil fukarâi vel mesakîni vel âmilîne aleyhâ vel muellefeti kulûbuhum ve fîr rikâbi vel gârimîne ve fî sebîlillâhi vebnissebîl(vebnissebîli), farîdaten minallâh(minallâhi), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ancak ki sadakalar39 fukaralara*; ve miskinlere113; ve onun** üzerine amel edenlere***; ve kalpleri alıştırılanlaradır****; ve boyunlardadır*****; ve borçlularadır; ve Allah yolundadır******; ve yolun oğlunadır354; bir farzdır497 Allah’tan; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 60 But the charities (are) to the poor/needy , and the poorest of poor/poor oppressed, and the doers/workers on it, and (those who) their hearts/minds (are) united/joined , and in the necks (freeing) slaves, and the obliged indebted , and in God’s sake/path , and the traveler/stranded traveler (it is) a religious duty/stipulation from God, and God (is) knowledgeable, wise/judicious.126

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak ki إِنَّمَا -
2 s-sadekatu sadakalar الصَّدَقَاتُ صدق
3 lilfukara'i fukaralara لِلْفُقَرَاءِ فقر
4 velmesakini ve miskinlere وَالْمَسَاكِينِ سكن
5 vel'aamiline ve amel edenler وَالْعَامِلِينَ عمل
6 aleyha üzerine onun عَلَيْهَا -
7 velmu'ellefeti ve alıştırılanlara وَالْمُؤَلَّفَةِ الف
8 kulubuhum kalpleri قُلُوبُهُمْ قلب
9 ve fi وَفِي -
10 r-rikabi ve boyunlardadır الرِّقَابِ رقب
11 velgarimine ve borçlulara وَالْغَارِمِينَ غرم
12 ve fi وَفِي -
13 sebili ve yolunda سَبِيلِ سبل
14 llahi Allah اللَّهِ -
15 vebni ve oğluna وَابْنِ بني
16 s-sebili yolun السَّبِيلِ سبل
17 ferideten bir farzdır فَرِيضَةً فرض
18 mine مِنَ -
19 llahi Allah’tan اللَّهِ -
20 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
21 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
22 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Fakirlere.**Sadakanın.***Sadakaların toplanmasını yapanlar/edenler.****Kalpleri Kur'an'ın merhametiyle tanıştırılacak olanlar. *****Boyunduruk altına girmiş kimseleri kurtarmak içindir.******Sadece Kur'an için yapılan mücadelededir.

Ayet 61

1296|9|61|وَمِنْهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلنَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
1296|9|61|ومنهم الذين يوذون النبي ويقولون هو اذن قل اذن خير لكم يومن بالله ويومن للمومنين ورحمه للذين امنوا منكم والذين يوذون رسول الله لهم عذاب اليم
61. Ve minhumullezîne yu’zûnen nebiyye ve yekûlûne huve uzun(uzunun), kul uzunu hayrin lekum yu’minu billâhi ve yu’minu lil mu’minîne ve rahmetun lillezîne âmenû minkum, vellezîne yu’zûne resûlallâhi lehum azâbun elîm(elîmun).
Onlardan kimseler (ki) eziyet ederler nebiye132*; ve derler "o bir kulaktır**"; de ki :"Bir hayır kulağıdır*** sizlere"; iman47 eder Allah'a; ve iman47 eder müminlere27; ve bir rahmettir**** sizlerden iman47 etmiş kimselere; ve Allah'ın resûlüne418* eziyet etmiş kimselere (gelince); onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 61 And from them those who harm mildly the prophet and say: "He is hearing." Say: "(He is a) good ear/hearing for you, he believes by God and he believes to the believers, and mercy to those who believed from you, and those who harm mildly God’s messenger, for them (is) a painful torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhumu onlardan وَمِنْهُمُ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yu'zune eziyet ederler يُؤْذُونَ اذي
4 n-nebiyye nebiye النَّبِيَّ نبا
5 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
6 huve O هُوَ -
7 uzunun bir kulaktır أُذُنٌ اذن
8 kul de ki قُلْ قول
9 uzunu kulağıdır أُذُنُ اذن
10 hayrin bir hayır خَيْرٍ خير
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 yu'minu iman eder يُؤْمِنُ امن
13 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
14 ve yu'minu ve iman eder وَيُؤْمِنُ امن
15 lilmu'minine müminlere لِلْمُؤْمِنِينَ امن
16 ve rahmetun ve bir rahmettir وَرَحْمَةٌ رحم
17 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
18 amenu iman ettiler امَنُوا امن
19 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
20 vellezine ve kimselere وَالَّذِينَ -
21 yu'zune eziyet ederler يُؤْذُونَ اذي
22 rasule resûlüne رَسُولَ رسل
23 llahi Allah'ın اللَّهِ -
24 lehum onlaradır لَهُمْ -
25 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
26 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Nebi Muhammed'e.**Herkesi kabul edip, kulak verip dinler. ***Herkese kulak vererek dinlemesi ve çözüm üretmesi sizlere hayırlı olur.****Alemlere bir rahmet olan Kur'an'ı getirmesiyle.

Ayet 62

1297|9|62|يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَحَقُّ أَن يُرْضُوهُ إِن كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ
1297|9|62|يحلفون بالله لكم ليرضوكم والله ورسوله احق ان يرضوه ان كانوا مومنين
62. Yahlifûne billâhi lekum li yurdûkum, vallâhu ve resûluhû ehakku en yurdûhu in kânû mu’minîn(mu’minîne).
Ant içerler Allah’la sizlere razı etmek için sizleri; ve (oysa) Allah'a ve resûlüne700 daha haktır/gerçektir ki razı ederler onu* ki oldularsa müminler27.
Ahmed Samira: 62 They swear/take oath by God for you, to please/satisfy you, and God and His messenger (are) more worthy/deserving (that) they please/satisfy Him, if they were believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehlifune ant içerler يَحْلِفُونَ حلف
2 billahi Allah’la بِاللَّهِ -
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 liyurdukum razı etmek için sizleri لِيُرْضُوكُمْ رضو
5 vallahu ve Allah'ı وَاللَّهُ -
6 ve rasuluhu ve resulünü وَرَسُولُهُ رسل
7 ehakku daha daha haktır/gerçektir أَحَقُّ حقق
8 en ki أَنْ -
9 yurduhu razı ol يُرْضُوهُ رضو
10 in ki إِنْ -
11 kanu oldularsa كَانُوا كون
12 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Yüce Allah ve resûlü birlikte geçtiğinde Kur'an'ın işaret edildiğini anlarız. Yüce Allah'ı ve resûlünü asla ayrılamaz şekilde bir araya getiren Kur'an'ın razı olması da sadece onun içindeki hükümlere teslim olmakla olur.

Ayet 63

1298|9|63|أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدًا فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْخِزْىُ ٱلْعَظِيمُ
1298|9|63|الم يعلموا انه من يحادد الله ورسوله فان له نار جهنم خلدا فيها ذلك الخزي العظيم
63. E lem ya’lemû ennehu men yuhâdidillâhe ve resûlehu fe enne lehu nâre cehenneme hâliden fîhâ, zâlikel hızyul azîm(azîmu).
Hiç bilmezler mi ki o; kim haddini aşar Allah'a ve resûlüne700 (karşı); öyle ki onadır cehennem ateşi834; bir ölümsüzdür185 orada; işte budur büyük rezillik.
Ahmed Samira: 63 Did they not know that he/who angers God and His messenger, so that truly for him (is) Hell’s fire, immortally/eternally in it, that (is) the shame/scandal , the great.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 yea'lemu bilmezler mi يَعْلَمُوا علم
3 ennehu ki o أَنَّهُ -
4 men kim مَنْ -
5 yuhadidi haddini aşar يُحَادِدِ حدد
6 llahe Allah'a اللَّهَ -
7 ve rasulehu ve resûlüne (karşı) وَرَسُولَهُ رسل
8 feenne öyle ki فَأَنَّ -
9 lehu onadır لَهُ -
10 nara ateşi نَارَ نور
11 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
12 haliden bir ölümsüzdür خَالِدًا خلد
13 fiha orada فِيهَا -
14 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
15 l-hizyu rezillik الْخِزْيُ خزي
16 l-azimu büyük الْعَظِيمُ عظم

Ayet 64

1299|9|64|يَحْذَرُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِى قُلُوبِهِمْ قُلِ ٱسْتَهْزِءُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ
1299|9|64|يحذر المنفقون ان تنزل عليهم سوره تنبيهم بما في قلوبهم قل استهزوا ان الله مخرج ما تحذرون
64. Yahzerul munâfikûne en tunezzele aleyhim sûretun tunebbiuhum bi mâ fî kulûbihim, kulistehziu, innallâhe muhricun mâ tahzerûn(tahzerûne).
Hazırlanırlar* münâfıklar26 ki indirilir üzerlerine bir sure** (ki) haber verir kalplerindekini; de ki: "Alay edin! Doğrusu Allah bir çıkarıcıdır hazırladığınızı***."
Ahmed Samira: 64 The hypocrites are afraid/cautious that a chapter of the Koran be descended on them to inform them with what (is) in their hearts/minds . Say: "Mock/make fun , that God (is) bringing out what you are cautious/afraid of."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehzeru hazırlanırlar يَحْذَرُ حذر
2 l-munafikune münafıklar الْمُنَافِقُونَ نفق
3 en ki أَنْ -
4 tunezzele indirilir تُنَزَّلَ نزل
5 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
6 suratun bir sure سُورَةٌ سور
7 tunebbiuhum haber verir تُنَبِّئُهُمْ نبا
8 bima بِمَا -
9 fi فِي -
10 kulubihim kalblerindekiyle قُلُوبِهِمْ قلب
11 kuli de ki قُلِ قول
12 stehziu alay edin اسْتَهْزِئُوا هزا
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 muhricun bir çıkarıcıdır مُخْرِجٌ خرج
16 ma مَا -
17 tehzerune hazırlandığınızı تَحْذَرُونَ حذر

Notlar

Not 1: *Dikkat kesilme.**Ayetler grubu.***Kalplerinizdeki planları.

Ayet 65

1300|9|65|وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمْ تَسْتَهْزِءُونَ
1300|9|65|ولين سالتهم ليقولن انما كنا نخوض ونلعب قل ابالله وايته ورسوله كنتم تستهزون
65. Ve lein se’eltehum le yekûlunne innemâ kunnâ nahûdu ve nel’ab(nel’abu), kul e billâhi ve âyâtihî ve resûlihî kuntum testehziûn (testehziûne).
Ve eğer sual etsen/sorsan onlara derler: "Ancak ki olduk dalanlar* ve laubalik669 edenler"; de ki: "Allah'la mı? Ve ayetleriyle ve resûlüyle418 (mi) oldunuz alay ederler?"
Ahmed Samira: 65 And if (E) you asked/questioned them, they will say (E): "But we were plunging into/engaging in conversation and we were playing/amusing ." Say: "Is with/by God and His evidences/verses , and His messenger you were mocking ?"

Notlar

Not 1: *Lafa dalma, farkında olmadan lafın gelişi söyleme.

Ayet 66

1301|9|66|لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ
1301|9|66|لا تعتذروا قد كفرتم بعد ايمنكم ان نعف عن طايفه منكم نعذب طايفه بانهم كانوا مجرمين
66. Lâ ta’tezirû kad kefertum ba’de îmânikum, in na’fu an tâifetin minkum nuazzib tâifeten bi ennehum kânû mucrimîn(mucrimîne).
Özür dilemeyin; muhakkak ki kâfirlik25 ettiniz imanınız47 sonrasında; eğer affetsek ki bir tayfayı719 sizlerden; azap ederiz bir tayfaya719; (ki) onların mücrimler674 olmuş olmalarından dolayıdır.
Ahmed Samira: 66 Do not apologize/find excuses, you had disbelieved after your belief, if We forgive/pardon on a group of people from you, We torture a group of people because they were criminals/sinners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 tea'teziru özür dilemeyin تَعْتَذِرُوا عذر
3 kad muhakkak قَدْ -
4 kefertum kâfirlik ettiniz كَفَرْتُمْ كفر
5 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
6 imanikum imanınız إِيمَانِكُمْ امن
7 in eğer إِنْ -
8 nea'fu affetsek نَعْفُ عفو
9 an ki عَنْ -
10 taifetin bir tayfayı طَائِفَةٍ طوف
11 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
12 nuazzib azap ederiz نُعَذِّبْ عذب
13 taifeten bir tayfaya طَائِفَةً طوف
14 biennehum dolayı onların بِأَنَّهُمْ -
15 kanu oldular كَانُوا كون
16 mucrimine mücrimler مُجْرِمِينَ جرم

Ayet 67

1302|9|67|ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ بَعْضُهُم مِّنۢ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِٱلْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُوا۟ ٱللَّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
1302|9|67|المنفقون والمنفقت بعضهم من بعض يامرون بالمنكر وينهون عن المعروف ويقبضون ايديهم نسوا الله فنسيهم ان المنفقين هم الفسقون
67. El munâfikûne vel munâfikâtu ba’duhum min ba’d(ba’din), ye’murûne bil munkeri ve yenhevne anil ma’rûfi ve yakbidûne eydiyehum nesûllâhe fe nesiyehum innel munâfıkîne humul fâsikûn(fâsikûne).
Münâfık26 erkekler ve münâfık26 kadınlar*; bir kısmı onların bir kısımdandır; emrederler münkeri82 ve menederler maruftan291; ve tutarlar/kavrarlar** ellerini; unuttular Allah'ı; öyle ki unuttu (Allah) onları; doğrusu münâfıklar26; işte onlardır fâsıklar38.
Ahmed Samira: 67 The hypocrites (M) and the hypocrites (F) some of them (are) from some (they are for each other), they order/command by the defiance of God and His orders/awfulness/obscenity , and they forbid/prevent from the kindness/generosity and they grasp/tighten/hold their hands, they forgot God, so He forgot them, that the hypocrites, they are the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-munafikune münafık erkekler الْمُنَافِقُونَ نفق
2 velmunafikatu ve münafık kadınlar وَالْمُنَافِقَاتُ نفق
3 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
4 min مِنْ -
5 bea'din bir kısımdandır بَعْضٍ بعض
6 ye'murune emrederler يَأْمُرُونَ امر
7 bil-munkeri münkeri بِالْمُنْكَرِ نكر
8 ve yenhevne ve menederler وَيَنْهَوْنَ نهي
9 ani عَنِ -
10 l-mea'rufi maruftan الْمَعْرُوفِ عرف
11 ve yekbidune ve tutarlar/kavrarlar وَيَقْبِضُونَ قبض
12 eydiyehum ellerini أَيْدِيَهُمْ يدي
13 nesu unuttular نَسُوا نسي
14 llahe Allah'ı اللَّهَ -
15 fenesiyehum öyle ki unuttu onları فَنَسِيَهُمْ نسي
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 l-munafikine münafıklar الْمُنَافِقِينَ نفق
18 humu işte onlardır هُمُ -
19 l-fasikune fasıklar الْفَاسِقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *9:71ayetinde mümin erkekler ve mümin kadınların özelliği bildirilmiştir.**Kavuştururlar elleri. Birbirlerinin ellerini tutarlar, ellerini mallarına bağlarlar gibi anlamlar verilebilir.

Ayet 68

1303|9|68|وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا هِىَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
1303|9|68|وعد الله المنفقين والمنفقت والكفار نار جهنم خلدين فيها هي حسبهم ولعنهم الله ولهم عذاب مقيم
68. Vaadallâhul munâfikîne vel munâfikâti vel kuffâre nâre cehenneme hâlidîne fîhâ hiye hasbuhum, ve leanehumullâh(leanehumullâhu) ve lehum azâbun mukîm (mukîmun).
Vaat* etti Allah münâfık26 erkeklere ve münâfık26 kadınlara ve kâfirlere25 cehennem ateşini834; ölümsüzlerdir185 orada; O** hesap eder/düşünür onları***; ve lanetledi onları Allah; ve onlaradır bir azap kıyam/dik/ayakta****.
Ahmed Samira: 68 God promised the hypocrites (M) and the hypocrites (F) and the disbelievers Hell’s fire immortally/eternally in it, it is enough for them, and God cursed/humiliated them and for them (is a) continuing torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veade vaat etti وَعَدَ وعد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 l-munafikine münafık erkeklere الْمُنَافِقِينَ نفق
4 velmunafikati ve münafık kadınlara وَالْمُنَافِقَاتِ نفق
5 velkuffara ve kâfirlere وَالْكُفَّارَ كفر
6 nara ateşini نَارَ نور
7 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
8 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
9 fiha orada فِيهَا -
10 hiye O هِيَ -
11 hasbuhum hesap eder/düşünür onları حَسْبُهُمْ حسب
12 veleanehumu ve lanetledi onları وَلَعَنَهُمُ لعن
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
15 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
16 mukimun kıyam/dik/ayakta مُقِيمٌ قوم

Notlar

Not 1: *Mümin erkek ve mümin kadınlara vaat edilen cehennem de 9:72 ayetinde bildirilmiştir. **Eril tekil zamir Yüce Allah'a gider.***Sürekli bir azap için gerekli şartları hesaplar, düşünür. ****Yıkılmaz, sürekli.

Ayet 69

1304|9|69|كَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنكُمْ قُوَّةً وَأَكْثَرَ أَمْوَٰلًا وَأَوْلَٰدًا فَٱسْتَمْتَعُوا۟ بِخَلَٰقِهِمْ فَٱسْتَمْتَعْتُم بِخَلَٰقِكُمْ كَمَا ٱسْتَمْتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُم بِخَلَٰقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَٱلَّذِى خَاضُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
1304|9|69|كالذين من قبلكم كانوا اشد منكم قوه واكثر امولا واولدا فاستمتعوا بخلقهم فاستمتعتم بخلقكم كما استمتع الذين من قبلكم بخلقهم وخضتم كالذي خاضوا اوليك حبطت اعملهم في الدنيا والاخره واوليك هم الخسرون
69. Kellezîne min kablikum kânû eşedde minkum kuvveten ve eksere emvâlen ve evlâdâ(evlâden), festemteû bi halâkihim, festemta’tum bi halâkikum kemastemteallezîne min kablikum bi halâkihim ve hudtum kellezî hâdû, ulâike habitat a’mâluhum fid dunyâ vel âhıreh(âhıreti), ve ulâike humul hâsirûn (hâsirûne).
Kimseler gibi sizlerden önce (ki) olmuşlardı daha şiddetli sizlerden bir kuvvet (olarak); ve daha çok mallar ve evlatlar (olarak); öyle ki metalandılar54 paylarıyla; öyle ki metalandınız54 paylarınızla sizlerden önceki kimselerin paylarıyla metalandığı54 gibi; ve daldınız* dalanlar* gibi; işte bunlar; boşa çıktı yaptıkları onların dünyada ve ahirette; ve işte bunlar; onlardır hüsrana uğrayanlar.
Ahmed Samira: 69 As/like those from before them they were stronger than you, (in) strength/power and (with) more properties/possessions , and children, so they lived long/enjoyed with their good luck/fortune, so you lived long/enjoyed with your good luck/fortune, as those from before you lived long/enjoyed with their good luck/fortune, and you plunged into/engaged in conversation as/like who plunged into/engaged in conversation , those their deeds (are) wasted in the present world, and the end (other life), and those, they are the losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kallezine kimseler gibi كَالَّذِينَ -
2 min مِنْ -
3 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
4 kanu oldular كَانُوا كون
5 eşedde daha şiddetli أَشَدَّ شدد
6 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
7 kuvveten bir kuvvet (olarak) قُوَّةً قوي
8 ve eksera ve daha çok وَأَكْثَرَ كثر
9 emvalen mallar (olarak) أَمْوَالًا مول
10 ve evladen ve evlatlar (olarak) وَأَوْلَادًا ولد
11 festemteu öyle ki metalandılar فَاسْتَمْتَعُوا متع
12 bihalakihim paylarıyla بِخَلَاقِهِمْ خلق
13 festemtea'tum öyle ki metalandınız فَاسْتَمْتَعْتُمْ متع
14 bihalakikum paylarınızla بِخَلَاقِكُمْ خلق
15 kema gibi كَمَا -
16 stemtea metalandığı اسْتَمْتَعَ متع
17 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
18 min مِنْ -
19 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
20 bihalakihim paylarıyla بِخَلَاقِهِمْ خلق
21 ve hudtum ve daldınız وَخُضْتُمْ خوض
22 kallezi gibi كَالَّذِي -
23 hadu dalanlar خَاضُوا خوض
24 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
25 habitat boşa gitti حَبِطَتْ حبط
26 ea'maluhum yaptıkları أَعْمَالُهُمْ عمل
27 fi فِي -
28 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
29 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
30 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
31 humu onlardır هُمُ -
32 l-hasirune hüsrana uğrayanlar الْخَاسِرُونَ خسر

Notlar

Not 1: *Dünya hayatının metasına daldınız.

Ayet 70

1305|9|70|أَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ إِبْرَٰهِيمَ وَأَصْحَٰبِ مَدْيَنَ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِ أَتَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
1305|9|70|الم ياتهم نبا الذين من قبلهم قوم نوح وعاد وثمود وقوم ابرهيم واصحب مدين والموتفكت اتتهم رسلهم بالبينت فما كان الله ليظلمهم ولكن كانوا انفسهم يظلمون
70. E lem ye’tihim nebeullezîne min kablihim kavmi nuhin ve âdn ve semûde ve kavmi ibrâhîme ve ashâbi medyene vel mu’tefikât(mu’tefikâti), etethum rusuluhum bil beyyinat(beyyinati), fe mâ kânallâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Hiç gelmez mi onlardan önceki kimselerin haberi? Nûh kavminin; ve Ad; ve Semud; ve İbrahim kavminin; ve Medyen ashâbının; ve ters yüz olan yerlerin; geldiler onlara resûlleri beyanlarla352; öyle ki olmuş değildi Allah zulmeder257 onlara; velakin/fakat olmuşlardı kendi nefislerine201 zulmederler257.
Ahmed Samira: 70 Did not (the) information/news come to them (about) those from before them, Noah’s nation, and Aad , and Thamud and Abraham’s nation, and owners (of) Madya/Madyan, and the overturned cities ?Their messengers came to them with the evidences, so God was not to cause injustice to them/oppress them, and but they were themselves causing injustice/oppression.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 ye'tihim gelmez mi يَأْتِهِمْ اتي
3 nebeu haberi نَبَأُ نبا
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 min مِنْ -
6 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
7 kavmi kavminin قَوْمِ قوم
8 nuhin Nûh نُوحٍ -
9 ve aadin ve Ad وَعَادٍ عود
10 ve semude ve Semud وَثَمُودَ -
11 ve kavmi ve kavminin وَقَوْمِ قوم
12 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
13 ve eshabi ve ashab-ı وَأَصْحَابِ صحب
14 medyene Medyen مَدْيَنَ -
15 velmu'tefikati ve ters yüz olan وَالْمُؤْتَفِكَاتِ افك
16 etethum geldiler onlara أَتَتْهُمْ اتي
17 rusuluhum resûlleri رُسُلُهُمْ رسل
18 bil-beyyinati beynanlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
19 fe ma öyle ki değildi فَمَا -
20 kane olmuş كَانَ كون
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 liyezlimehum zulmeder onlara لِيَظْلِمَهُمْ ظلم
23 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
24 kanu oldular كَانُوا كون
25 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
26 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Ayet 71

1306|9|71|وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
1306|9|71|والمومنون والمومنت بعضهم اوليا بعض يامرون بالمعروف وينهون عن المنكر ويقيمون الصلوه ويوتون الزكوه ويطيعون الله ورسوله اوليك سيرحمهم الله ان الله عزيز حكيم
71. Vel mu’minûne vel mu’minâtu ba’duhum evlîyâu ba’d(ba’din), ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yukîmûnas salâte ve yu’tûnez zekâte ve yutîûnallâhe ve resûleh(resûlehu), ulâike se yerhamuhumullâh(yerhamuhumullâhu), innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Ve mümin27 erkekler; ve mümin27 kadınlar*; onların bir kısmı velileridir28 bir kısmın; emrederler marufla291 ve engellerler münkeri82; ve ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve itaat ederler Allah'a ve O’nun resûlüne418; işte bunlar, rahmet271 edecektir onlara Allah; doğrusu Allah bir Azîzdir37; bir Hakîmdir9.
Ahmed Samira: 71 And the believers (M) and believers (F) some of them (are) guardians/allies (to) some, they order/command with the kindness/generosity , and they forbid/prevent from the defiance of God and His orders/obscenity ,and they keep up the prayers, and they give the charity/purification and they obey God and His messenger, those, God will have mercy upon them, that God (is) glorious/mighty , wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velmu'minune ve mümin erkekler وَالْمُؤْمِنُونَ امن
2 velmu'minatu ve mümin kadınlar وَالْمُؤْمِنَاتُ امن
3 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
4 evliya'u velileridir أَوْلِيَاءُ ولي
5 bea'din bir kısmın بَعْضٍ بعض
6 ye'murune emrederler يَأْمُرُونَ امر
7 bil-mea'rufi evrensel kabulleri/normları بِالْمَعْرُوفِ عرف
8 ve yenhevne ve engellerler وَيَنْهَوْنَ نهي
9 ani عَنِ -
10 l-munkeri iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten الْمُنْكَرِ نكر
11 ve yukimune ve dikerler/ayağa kaldırırlar وَيُقِيمُونَ قوم
12 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
13 ve yu'tune ve verirler وَيُؤْتُونَ اتي
14 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
15 ve yutiune ve itaat ederler وَيُطِيعُونَ طوع
16 llahe Allah'a اللَّهَ -
17 ve rasulehu ve O’nun resulüne/elçisine وَرَسُولَهُ رسل
18 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
19 seyerhamuhumu rahmet edecektir onlara سَيَرْحَمُهُمُ رحم
20 llahu Allah اللَّهُ -
21 inne doğrusu إِنَّ -
22 llahe Allah اللَّهَ -
23 azizun azîzdir عَزِيزٌ عزز
24 hakimun hakîmdir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *9:67 ayetinde münâfık erkekler ve münâfık kadınların özelliği bildirilmiştir.

Ayet 72

1307|9|72|وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّٰتِ عَدْنٍ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
1307|9|72|وعد الله المومنين والمومنت جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ومسكن طيبه في جنت عدن ورضون من الله اكبر ذلك هو الفوز العظيم
72. Vaadallâhul mu’minîne vel mu’minâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adn(adnin), ve rıdvânun minallâhi ekber(ekberu), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Vaat* etti Allah mümin27 erkeklere ve mümin27 kadınlara cennetleri; akar altından onun** nehirler; ölümsüzlerdir orada**; ve Adn cennetlerindeki iyi meskenleri; ve Allah’tan bir rızayı (ki) daha büyüktür; işte bu; o; azîm* bir fevzdir768.
Ahmed Samira: 72 God promised the believers (M) and the believers (F) treed gardens/paradises the rivers flow from127below/beneath it immortally/eternally in it and beautiful residences in treed gardens/paradises (as) eternal residence, and acceptance/approval from God (is) greater that it is the winning/triumph , the great.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veade vaat etti وَعَدَ وعد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 l-mu'minine mümin erkeklere الْمُؤْمِنِينَ امن
4 velmu'minati ve mümin kadınlara وَالْمُؤْمِنَاتِ امن
5 cennatin cennetler جَنَّاتٍ جنن
6 tecri akar تَجْرِي جري
7 min مِنْ -
8 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
9 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
10 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
11 fiha orada فِيهَا -
12 ve mesakine ve meskenler وَمَسَاكِنَ سكن
13 tayyibeten iyi طَيِّبَةً طيب
14 fi فِي -
15 cennati cennetlerde جَنَّاتِ جنن
16 adnin Adn عَدْنٍ -
17 veridvanun ve bir rıza وَرِضْوَانٌ رضو
18 mine مِنَ -
19 llahi Allah’tan اللَّهِ -
20 ekberu en büyüktür أَكْبَرُ كبر
21 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
22 huve o هُوَ -
23 l-fevzu fevzdir الْفَوْزُ فوز
24 l-azimu azim الْعَظِيمُ عظم

Notlar

Not 1: *Münâfık erkek ve münâfık kadınlara vaat edilen cehennem de 9:68 ayetinde bildirilmiştir. **Cennetin.***Büyük, azametli.

Ayet 73

1308|9|73|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
1308|9|73|يايها النبي جهد الكفار والمنفقين واغلظ عليهم وماويهم جهنم وبيس المصير
73. Yâ eyyuhen nebiyyu câhidil kuffâre vel munâfikîne vagluz aleyhim, ve me’vâhum cehennem(cehennemu), ve bi’sel masîr(masîru).
Ey nebi132*!; Cihat356 et kâfirlere25 ve münâfıklara26 (karşı); ve kabalaş/sert davran onlara; ve sığınakları onların cehennemdir; ve ne kötü oldu varış yeri.
Ahmed Samira: 73 You, you the prophet, struggle/do your utmost (against) the disbelievers and the hypocrites, and be hard/rough on them, and their shelter/refuge (is) Hell , and how bad (is) the end/destination?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
3 cahidi cihadet جَاهِدِ جهد
4 l-kuffara kafirlerle الْكُفَّارَ كفر
5 velmunafikine ve münafıklarla وَالْمُنَافِقِينَ نفق
6 vegluz ve kabalaş/sert davran وَاغْلُظْ غلظ
7 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
8 ve me'vahum ve sığınakları onların وَمَأْوَاهُمْ اوي
9 cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ -
10 ve bi'se ve ne kötü oldu وَبِئْسَ باس
11 l-mesiru varış yeridir الْمَصِيرُ صير

Notlar

Not 1: *Nebi Muhammed.

Ayet 74

1309|9|74|يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُوا۟ وَلَقَدْ قَالُوا۟ كَلِمَةَ ٱلْكُفْرِ وَكَفَرُوا۟ بَعْدَ إِسْلَٰمِهِمْ وَهَمُّوا۟ بِمَا لَمْ يَنَالُوا۟ وَمَا نَقَمُوٓا۟ إِلَّآ أَنْ أَغْنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضْلِهِۦ فَإِن يَتُوبُوا۟ يَكُ خَيْرًا لَّهُمْ وَإِن يَتَوَلَّوْا۟ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ
1309|9|74|يحلفون بالله ما قالوا ولقد قالوا كلمه الكفر وكفروا بعد اسلمهم وهموا بما لم ينالوا وما نقموا الا ان اغنيهم الله ورسوله من فضله فان يتوبوا يك خيرا لهم وان يتولوا يعذبهم الله عذابا اليما في الدنيا والاخره وما لهم في الارض من ولي ولا نصير
74. Yahlifûne billâhi mâ kâlû, ve lekad kâlû kelimetel kufri ve keferû ba’de islâmihim ve hemmû bi mâ lem yenâlû, ve mâ nekamû illâ en egnâhumullâhu ve resûluhu min fadlih(fadlihi), fe in yetûbû yeku hayren lehum, ve in yetevellev yuazzibhumullâhu azâben elîmen fid dunyâ vel âhıreh(âhıreti), ve mâ lehum fîl ardı min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ant içerler Allah'a, demiş değillerdir (diye); ve muhakkak dediler küfür422 kelimesini/söylemini; ve kâfirlik25 ettiler İslam’ları218 sonrasında; ve yeltendiler asla nail* olamaz olduklarına; değillerdi öç alırlar dışında ki ganileştirir** onları Allah ve resûlü700 fazlından202; öyle ki eğer tevbe33 ederlerse olur onlara hayır; ve eğer dönerlerse azap eder onlara Allah elim/acıklı bir azapla dünyada ve ahirette; ve olmaz onlara yerde hiçbir bir veli28 ve ne de bir yardım eden.
Ahmed Samira: 74 They swear/take oath by God, (that) they did not say, and (but) they had said the disbelief’s word/expression ,and they disbelieved after their Islam/submission/surrender, and they got interested/resolved with what they did not take/receive/obtain, and they did not revenge/criticize except that God and His messenger enriched them from His grace , so if they repent (it will) be best for them, and if they turn away, God tortures them a painful torture in the present world and the end (other life), and in the earth/Planet Earth no guardian/ally and nor victorior/savior (be) for them .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehlifune ant içerler يَحْلِفُونَ حلف
2 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
3 ma değildir مَا -
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 velekad ve muhakkak وَلَقَدْ -
6 kalu dediler قَالُوا قول
7 kelimete kelime/söylem كَلِمَةَ كلم
8 l-kufri küfür الْكُفْرِ كفر
9 ve keferu ve kâfirlik ettiler وَكَفَرُوا كفر
10 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
11 islamihim İslam’ları إِسْلَامِهِمْ سلم
12 ve hemmu ve yeltendiler وَهَمُّوا همم
13 bima بِمَا -
14 lem asla لَمْ -
15 yenalu nail olamaz olduklarına يَنَالُوا نيل
16 ve ma değillerdi وَمَا -
17 nekamu öç almış نَقَمُوا نقم
18 illa dışında إِلَّا -
19 en ki أَنْ -
20 egnahumu ganileştirir onları أَغْنَاهُمُ غني
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 ve rasuluhu ve resûlü وَرَسُولُهُ رسل
23 min مِنْ -
24 fedlihi fazlından فَضْلِهِ فضل
25 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
26 yetubu tevbe ederlerse يَتُوبُوا توب
27 yeku olur يَكُ كون
28 hayran hayır خَيْرًا خير
29 lehum onlara لَهُمْ -
30 ve in ve eğer وَإِنْ -
31 yetevellev dönerlerse يَتَوَلَّوْا ولي
32 yuazzibhumu azap eder onlara يُعَذِّبْهُمُ عذب
33 llahu Allah اللَّهُ -
34 azaben bir azapla عَذَابًا عذب
35 elimen elim/acıklı أَلِيمًا الم
36 fi فِي -
37 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
38 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
39 ve ma ve olmaz وَمَا -
40 lehum onlara لَهُمْ -
41 fi فِي -
42 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
43 min hiçbir مِنْ -
44 veliyyin bir veli وَلِيٍّ ولي
45 ve la ve ne de وَلَا -
46 nesirin bir yardım eden نَصِيرٍ نصر

Notlar

Not 1: *Ulaşır, elde eder.**Zenginleştirir.

Ayet 75

1310|9|75|وَمِنْهُم مَّنْ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنْ ءَاتَىٰنَا مِن فَضْلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
1310|9|75|ومنهم من عهد الله لين اتينا من فضله لنصدقن ولنكونن من الصلحين
75. Ve minhum men âhedallâhe le in âtânâ min fadlihî Le nessaddekanne ve le nekûnenne mines sâlihîn(sâlihîne).
Ve onlardan kimi ahit* verdi Allah'a; muhakkak ki eğer verirse** bizlere fazlından202 mutlak sadaka39 veririz; ve mutlak oluruz sâlihlerden217 (diye).
Ahmed Samira: 75 And from them who promised God: "If (E) He gave us from His grace/favour we will give charity (E) and we will be/become from the correct/righteous."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
2 men kimileri مَنْ -
3 aahede ahit verdi عَاهَدَ عهد
4 llahe Allah'a اللَّهَ -
5 lein muhakkak ki eğer لَئِنْ -
6 atana verirse bizlere اتَانَا اتي
7 min مِنْ -
8 fedlihi fazlından فَضْلِهِ فضل
9 lenessaddekanne mutlak sadaka veririz لَنَصَّدَّقَنَّ صدق
10 velenekunenne ve mutlak oluruz وَلَنَكُونَنَّ كون
11 mine مِنَ -
12 s-salihine salihlerden الصَّالِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *Antlaşma, anlaşma.**Allah.

Ayet 76

1311|9|76|فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضْلِهِۦ بَخِلُوا۟ بِهِۦ وَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ
1311|9|76|فلما اتيهم من فضله بخلوا به وتولوا وهم معرضون
76. Fe lemmâ âtâhum min fadlihî bahılû bihî ve tevellev ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).
Öyle ki ne zaman verdi* onlara fazlından202 pintilik/cimrilik ettiler onunla**; ve döndüler; ve onlar dirençlidirler/aykırıdırlar.
Ahmed Samira: 76 So when He gave them from His grace/favour they were stingy/miser with it, and they turned away and (while) they are objecting/opposing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 atahum verdi onlara اتَاهُمْ اتي
3 min مِنْ -
4 fedlihi fazlından فَضْلِهِ فضل
5 behilu pintilik/cimrilik ettiler بَخِلُوا بخل
6 bihi onunla بِهِ -
7 ve tevellev ve döndüler وَتَوَلَّوْا ولي
8 vehum ve onlar وَهُمْ -
9 mua'ridune dirençlidirler/aykırıdırlar مُعْرِضُونَ عرض

Notlar

Not 1: *Allah.**Verdiğiyle.

Ayet 77

1312|9|77|فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا فِى قُلُوبِهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ يَلْقَوْنَهُۥ بِمَآ أَخْلَفُوا۟ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ
1312|9|77|فاعقبهم نفاقا في قلوبهم الي يوم يلقونه بما اخلفوا الله ما وعدوه وبما كانوا يكذبون
77. Fe a’kabehum nifâkan fî kulûbihim ilâ yevmi yelkavnehu bi mâ ahlefullâhe mâ vaadûhu ve bi mâ kânû yekzibûn(yekzibûne).
Öyle ki takip ettirir* (Allah) onlara kalplerinde bir nifâkı769, güne kadar (ki) karşılaşırlar O’na**; Allah'a bozduklarıyla; vaat ettikleriyle O’na* ve yalan söylerler olduklarıyla.
Ahmed Samira: 77 So hypocrisy in their hearts/minds followed/succeeded them to a day they meet/find Him because (of) what they broke (their promise to) God (in) what they promised Him, and because (of) what they were lying/denying .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feea'kabehum öyle ki takip ettirir (Allah) onlara فَأَعْقَبَهُمْ عقب
2 nifakan bir nifak نِفَاقًا نفق
3 fi فِي -
4 kulubihim kalplerinde قُلُوبِهِمْ قلب
5 ila kadar إِلَىٰ -
6 yevmi güne يَوْمِ يوم
7 yelkavnehu karşılaşırlar O’na يَلْقَوْنَهُ لقي
8 bima بِمَا -
9 ehlefu bozduklarıyla أَخْلَفُوا خلف
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 ma مَا -
12 veaduhu vaat ettikleriyle O’na وَعَدُوهُ وعد
13 ve bima ve وَبِمَا -
14 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
15 yekzibune yalan söylerler يَكْذِبُونَ كذب

Notlar

Not 1: *Peşinden koşturur.**Allah'a.

Ayet 78

1313|9|78|أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ
1313|9|78|الم يعلموا ان الله يعلم سرهم ونجويهم وان الله علم الغيوب
78. E lem ya’lemû ennallâhe ya’lemu sırrehum ve necvâhum ve ennallâhe allamul guyûb(guyûbi).
Hiç bilmezler mi ki Allah bilir sırlarını ve sakladıklarını; ve ki Allah bilendir gaybı62.
Ahmed Samira: 78 Did they not know that God knows their secret and their confidential talk/secret conversation, and that God (is) all knower (of) the unseens/invisible/(unknowns)?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 yea'lemu bilmezler mi يَعْلَمُوا علم
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
6 sirrahum sırlarını onların سِرَّهُمْ سرر
7 ve necvahum ve sakladıklarını وَنَجْوَاهُمْ نجو
8 ve enne ve ki وَأَنَّ -
9 llahe Allah اللَّهَ -
10 allamu bilendir عَلَّامُ علم
11 l-guyubi gaybi الْغُيُوبِ غيب

Ayet 79

1314|9|79|ٱلَّذِينَ يَلْمِزُونَ ٱلْمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
1314|9|79|الذين يلمزون المطوعين من المومنين في الصدقت والذين لا يجدون الا جهدهم فيسخرون منهم سخر الله منهم ولهم عذاب اليم
79. Ellezîne yelmizûnel muttavviîne minel mu’minîne fîs sadakâti vellezîne lâ yecidûne illâ cuhdehum fe yesharûne minhum sehirallâhu minhum, ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Kimseler (ki) mırıldanırlar müminlerden27 itaatkarlar (olan kimseleri) sadakalarda342; ve kimseleri (ki) bulamazlar cihatları/mücadeleleri dışında; öyle ki alay ederler onlardan (olanla); (oysa) alay etti Allah onlardan (olanla); ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 79 Those who backbite/find fault in the volunteers from the believers in the charities, and those who do not find except their struggle/exertion so they humiliate/ridicule from them, God mocked/ridiculed from them, and for them (is) a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 yelmizune mırıldanırlar يَلْمِزُونَ لمز
3 l-muttavviiyne itaatkarlara الْمُطَّوِّعِينَ طوع
4 mine مِنَ -
5 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن
6 fi فِي -
7 s-sadekati sadakalarda الصَّدَقَاتِ صدق
8 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
9 la لَا -
10 yecidune bulamazlar يَجِدُونَ وجد
11 illa dışında إِلَّا -
12 cuhdehum cihatları/mücadeleleri جُهْدَهُمْ جهد
13 feyesharune öyle ki alay ederler فَيَسْخَرُونَ سخر
14 minhum onlardan مِنْهُمْ -
15 sehira alay etti سَخِرَ سخر
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 minhum onlardan مِنْهُمْ -
18 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
19 azabun bir azab عَذَابٌ عذب
20 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Ayet 80

1315|9|80|ٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ
1315|9|80|استغفر لهم او لا تستغفر لهم ان تستغفر لهم سبعين مره فلن يغفر الله لهم ذلك بانهم كفروا بالله ورسوله والله لا يهدي القوم الفسقين
80. İstagfir lehum ev lâ testagfir lehum, in testagfir lehum seb’îne merreten fe len yagfirallâhu lehum, zâlike bi ennehum keferû billâhi ve resûlih(resûlihi), vallâhu lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).
İstiğfar396 et onlara ya da istiğfar396 etme onlara; eğer istiğfar etsen onlara yetmiş kere*; öyle ki asla mağfiret319 etmez Allah onlara; işte bu; ki kâfirlik25 ettikleri nedeniyledir onların Allah’a ve resûlüne700; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz fâsık38 kavmi/toplumu.
Ahmed Samira: 80 Ask for forgiveness for them or you do not ask for forgiveness for them, if you ask for forgiveness for them seventy time(s), so God will never/not forgive for them, that (is) because they (E) disbelieved by God and His messenger, and God does not guide the nation the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 istegfir istiğfar et اسْتَغْفِرْ غفر
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 ev ya da أَوْ -
4 la لَا -
5 testegfir istiğfar etme تَسْتَغْفِرْ غفر
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 in eğer إِنْ -
8 testegfir istiğfar etsen تَسْتَغْفِرْ غفر
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 seb'iyne yetmiş سَبْعِينَ سبع
11 merraten kere مَرَّةً مرر
12 felen öyle ki asla فَلَنْ -
13 yegfira mağfiret etmez يَغْفِرَ غفر
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 lehum onlara لَهُمْ -
16 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
17 biennehum ki onların بِأَنَّهُمْ -
18 keferu kâfirli ettikleri nedeniyle كَفَرُوا كفر
19 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
20 ve rasulihi ve resûlüne وَرَسُولِهِ رسل
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 la لَا -
23 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
24 l-kavme kavmi الْقَوْمَ قوم
25 l-fasikine fasık الْفَاسِقِينَ فسق

Notlar

Not 1: *Tamamı zan olan uyduruk hadislerdeki nebi Muhammed'in şefaatçi olacağı inancının tamamen yanlış olduğuna büyük bir delildir. Yüce Allah kimseye şefaat hakkı vermez. Tek şefaat eden kendisidir.

Ayet 81

1316|9|81|فَرِحَ ٱلْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓا۟ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُوا۟ لَا تَنفِرُوا۟ فِى ٱلْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا۟ يَفْقَهُونَ
1316|9|81|فرح المخلفون بمقعدهم خلف رسول الله وكرهوا ان يجهدوا بامولهم وانفسهم في سبيل الله وقالوا لا تنفروا في الحر قل نار جهنم اشد حرا لو كانوا يفقهون
81. Ferihal muhallefûne bi mak’adihim hılâfe resûlillâhi ve kerihûen yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi ve kâlû lâ tenfirû fîl harr(harri), kul nâru cehennemeeşeddu harrâ(harren), lev kânû yefkahûn(yefkahûne).
Ferahladı muhallefler771 Allah'ın resûlünün gerisinde oturmalarıyla; ve kerhendiler697 ki cihat356 ederler mallarıyla ve nefisleriyle201 Allah yolunda336; ve dediler: "Neferleşmeyin763 (bu) hararette*"; de ki: "Cehennem ateşi834 daha şiddetlidir bir hararet* (olarak)"; şayet olduysalar fıkıh770 ederler.
Ahmed Samira: 81 The remaining behind rejoiced/delighted with their seat/sitting place (position) opposite/behind God’s messenger, and they hated that they struggle/exert with their properties/wealths and themselves in Gods’ sake , and they said: "Do not rush/hasten in the heat." Say: "Hell’s fire (is) stronger heat, if they were understanding/learning ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feriha ferahladı فَرِحَ فرح
2 l-muhallefune muhallefler الْمُخَلَّفُونَ خلف
3 bimek'adihim oturmalarıyla بِمَقْعَدِهِمْ قعد
4 hilafe gerisinde خِلَافَ خلف
5 rasuli resûlünün رَسُولِ رسل
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ve kerihu ve kerhendiler وَكَرِهُوا كره
8 en ki أَنْ -
9 yucahidu cihat ederler يُجَاهِدُوا جهد
10 biemvalihim mallarıyla بِأَمْوَالِهِمْ مول
11 ve enfusihim ve nefisleriyle وَأَنْفُسِهِمْ نفس
12 fi فِي -
13 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
14 llahi Allah اللَّهِ -
15 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
16 la لَا -
17 tenfiru neferleşmeyin تَنْفِرُوا نفر
18 fi فِي -
19 l-harri hararette الْحَرِّ حرر
20 kul de ki قُلْ قول
21 naru ateşi نَارُ نور
22 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
23 eşeddu daha şiddetlidir أَشَدُّ شدد
24 harran bir hararet (olarak) حَرًّا حرر
25 lev şayet لَوْ -
26 kanu oldularsa كَانُوا كون
27 yefkahune fıkıh ederler يَفْقَهُونَ فقه

Notlar

Not 1: *Sıcakta.

Ayet 82

1317|9|82|فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
1317|9|82|فليضحكوا قليلا وليبكوا كثيرا جزا بما كانوا يكسبون
82. Fel yadhakû kalîlen vel yebkû kesîrâ(kesîren), cezâen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Öyle ki gülsünler biraz; ve ağlasınlar birçok; bir cezadır63 kazanır olduklarına.
Ahmed Samira: 82 So they will laugh (E) little and they will weep (E) much, reimbursement because (of) what they were earning/gaining/acquiring .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felyedhaku öyle ki gülsünler فَلْيَضْحَكُوا ضحك
2 kalilen biraz قَلِيلًا قلل
3 velyebku ve ağlasınlar وَلْيَبْكُوا بكي
4 kesiran birçok كَثِيرًا كثر
5 ceza'en bir ceza جَزَاءً جزي
6 bima بِمَا -
7 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
8 yeksibune kazanırlar يَكْسِبُونَ كسب

Ayet 83

1318|9|83|فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٍ مِّنْهُمْ فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُوا۟ مَعِىَ أَبَدًا وَلَن تُقَٰتِلُوا۟ مَعِىَ عَدُوًّا إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِٱلْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْخَٰلِفِينَ
1318|9|83|فان رجعك الله الي طايفه منهم فاستذنوك للخروج فقل لن تخرجوا معي ابدا ولن تقتلوا معي عدوا انكم رضيتم بالقعود اول مره فاقعدوا مع الخلفين
83. Fe in receakallâhu ilâ tâifetin minhum feste’zenûke lil hurûci fe kul len tahrucû maiye ebeden ve len tukâtilû maiye aduvv(aduvven), innekumradîtum bil ku’ûdi evvele merretin fak’udû meal hâlifîn(hâlifîne).
Öyle ki eğer döndürdüyse seni Allah bir tayfaya719 onlardan; öyle ki izin talep ettiler sana çıkmak için; öyleyse de ki: "Asla çıkamazsınız benimle beraber ebediyen ve asla katledip/katledilmezsini720 benimle beraber bir düşmana (karşı); doğrusu sizler razı olmuştunuz oturmaya evvel kez; öyle ki oturun geri kalanlarla beraber."
Ahmed Samira: 83 So if God returned you to a group of people from them, so they asked for permission from you to the getting out/exit (battle), so say: "You will never/not get out/emerge with me ever (E), and you will never/not fight/kill with me an enemy, that you accepted/became content with the sitting/remaining behind (the) first time , so sit/remain with the remaining behind."128

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 raceake döndürdüyse seni رَجَعَكَ رجع
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ila إِلَىٰ -
5 taifetin bir tayfaya طَائِفَةٍ طوف
6 minhum onlardan مِنْهُمْ -
7 feste'zenuke öyle ki izin talep ettiler sana فَاسْتَأْذَنُوكَ اذن
8 lilhuruci çıkmak için لِلْخُرُوجِ خرج
9 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
10 len asla لَنْ -
11 tehrucu çıkamazsınız تَخْرُجُوا خرج
12 meiye benimle beraber مَعِيَ -
13 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
14 velen ve asla وَلَنْ -
15 tukatilu katledip/katledilemezsini تُقَاتِلُوا قتل
16 meiye benimle beraber مَعِيَ -
17 aduvven bir düşmana عَدُوًّا عدو
18 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
19 raditum razı olmuştunuz رَضِيتُمْ رضو
20 bil-kuudi oturmaya بِالْقُعُودِ قعد
21 evvele evvel أَوَّلَ اول
22 merratin kez مَرَّةٍ مرر
23 fek'udu öyle ki oturun فَاقْعُدُوا قعد
24 mea beraber مَعَ -
25 l-halifine geri kalanlarla الْخَالِفِينَ خلف

Ayet 84

1319|9|84|وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلَا تَقُمْ عَلَىٰ قَبْرِهِۦٓ إِنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ فَٰسِقُونَ
1319|9|84|ولا تصل علي احد منهم مات ابدا ولا تقم علي قبره انهم كفروا بالله ورسوله وماتوا وهم فسقون
84. Ve lâ tusalli alâ ehadin minhum mâte ebeden ve lâ tekum alâ kabrih(kabrihi), innehum keferû billâhi ve resûlihî ve mâtû ve hum fâsikûn (fâsikûne).
Ve salla52* edilmez onlardan ölen birine ebediyen; ve kıyam143 etme onun kabrinde; doğrusu onlar kâfirlik25 ettiler Allah'a ve resûlüne; ve öldüler; ve onlar fâsıklardı38.
Ahmed Samira: 84 And do not ever pray on anyone from them (that) died, and do not stand on his grave/burial place, that they truly disbelieved by God and His messenger, and they died and (while) they are debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tusalli salla edilmez تُصَلِّ صلو
3 ala عَلَىٰ -
4 ehadin birine أَحَدٍ احد
5 minhum onlardan مِنْهُمْ -
6 mate ölen مَاتَ موت
7 ebeden ebediyen/ilelebet أَبَدًا ابد
8 ve la ve وَلَا -
9 tekum dikelme/kıyam etme/ayakta durma/dikleşme تَقُمْ قوم
10 ala عَلَىٰ -
11 kabrihi onun kabrinde قَبْرِهِ قبر
12 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
13 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
14 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
15 ve rasulihi ve resulüne/elçisine onun وَرَسُولِهِ رسل
16 ve matu ve öldüler وَمَاتُوا موت
17 vehum ve onlar وَهُمْ -
18 fasikune fasıklar فَاسِقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *Yüz çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak, mühimsemek, tepkisiz kalmayarak üzerine titremek.

Ayet 85

1320|9|85|وَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَأَوْلَٰدُهُمْ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ
1320|9|85|ولا تعجبك امولهم واولدهم انما يريد الله ان يعذبهم بها في الدنيا وتزهق انفسهم وهم كفرون
85. Ve Lâ tu’cibke emvâluhum ve evlâduhum, innemâ yurîdullâhu en yuazzibehum bihâ fîd dunyâ ve tezheka enfusuhum ve hum kâfirûn(kâfirûne).
Ve şaşırtmasın* seni onların malları ve evlatları; ancak arzular Allah ki azap eder onlara onunla** dünyada; ve bırakırlar*** nefislerini201; ve onlar kâfirlerdir25.
Ahmed Samira: 85 And let (not) their properties/wealths and their children please/marvel you, but God wants that He tortures them with it in the present world and their selves go out/perish and (while) they are disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tua'cibke şaşırtmasın seni تُعْجِبْكَ عجب
3 emvaluhum malları onların أَمْوَالُهُمْ مول
4 ve evladuhum ve evlatları onların وَأَوْلَادُهُمْ ولد
5 innema ancak إِنَّمَا -
6 yuridu arzular يُرِيدُ رود
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 en ki أَنْ -
9 yuazzibehum azap eder onlara يُعَذِّبَهُمْ عذب
10 biha onunla بِهَا -
11 fi فِي -
12 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
13 ve tezheka ve bırakırlar وَتَزْهَقَ زهق
14 enfusuhum nefislerini أَنْفُسُهُمْ نفس
15 vehum ve onlar وَهُمْ -
16 kafirune kâfirler (olarak) كَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Acayip etkilemesin.**Mal ve evlatla.***Müminlerin nefisleri ölmez. Bilinçlerini kaybetmeden selam diyarına yükselirler. Ancak ayette geçenler kâfirler olduğu için nefislerinden ayrılmaktadırlar. Nefislerini bırakmaktadırlar.

Ayet 86

1321|9|86|وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُوا۟ مَعَ رَسُولِهِ ٱسْتَـْٔذَنَكَ أُو۟لُوا۟ ٱلطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا۟ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ ٱلْقَٰعِدِينَ
1321|9|86|واذا انزلت سوره ان امنوا بالله وجهدوا مع رسوله استذنك اولوا الطول منهم وقالوا ذرنا نكن مع القعدين
86. Ve izâ unzilet sûretun en âminû billâhi ve câhidû mearesûlihiste’zeneke ulût tavli minhum ve kâlûzernâ nekun meal kâ’ıdîn(kâ’ıdîne).
Ve indirildiği zaman bir sure ki iman47 edin Allah'a ve cihat356 edin resûlüyle beraber (diye); izin talep ederler sana genişlik/uzunluk* sahipleri onlardan; ve dediler*: "Bırak bizleri (ki) oluruz oturanlarla beraber."
Ahmed Samira: 86 And if a chapter was descended: "That believe by God, and struggle/do your utmost with His messenger." Those of the wealth/arrogance asked for permission/pardon from you, and they said: "Leave us be with the sitting/remaining."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 unzilet indirildiği أُنْزِلَتْ نزل
3 suratun bir sure سُورَةٌ سور
4 en ki أَنْ -
5 aminu iman edin امِنُوا امن
6 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
7 ve cahidu ve cihat edin وَجَاهِدُوا جهد
8 mea beraber مَعَ -
9 rasulihi resûlüyle رَسُولِهِ رسل
10 ste'zeneke izin talep ederler sana اسْتَأْذَنَكَ اذن
11 ulu sahibleri أُولُو اول
12 t-tavli genişlik/uzunluk الطَّوْلِ طول
13 minhum onlardan مِنْهُمْ -
14 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
15 zerna bırak bizleri ذَرْنَا وذر
16 nekun oluruz نَكُنْ كون
17 mea beraber مَعَ -
18 l-kaidine oturanlarla الْقَاعِدِينَ قعد

Notlar

Not 1: *Elleri kolları uzun, geniş olanlar. Güçleri kuvvetleri olanlar.

Ayet 87

1322|9|87|رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
1322|9|87|رضوا بان يكونوا مع الخوالف وطبع علي قلوبهم فهم لا يفقهون
87. Radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûn(yefkahûne).
Razı oldular ki olurlar geride kalanlarla beraber; ve mühürlendi175 kalplerinin üzeri; öyle ki onlar fıkıh770 etmezler.
Ahmed Samira: 87 They accepted/approved with that they be with the remaining behind and, (it) was closed/sealed on their hearts/minds so they do not understand/learn .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 radu razı oldular رَضُوا رضو
2 bien ki بِأَنْ -
3 yekunu olurlar يَكُونُوا كون
4 mea beraber مَعَ -
5 l-havalifi geride kalanlar الْخَوَالِفِ خلف
6 ve tubia ve mühürlendi وَطُبِعَ طبع
7 ala üzeri عَلَىٰ -
8 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
9 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
10 la لَا -
11 yefkahune fıkıh edemezler يَفْقَهُونَ فقه

Ayet 88

1323|9|88|لَٰكِنِ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ جَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْخَيْرَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
1323|9|88|لكن الرسول والذين امنوا معه جهدوا بامولهم وانفسهم واوليك لهم الخيرت واوليك هم المفلحون
88. Lâkinir resûlu vellezîne âmenû meahu câhedû bi emvâlihim ve enfusihim, ve ulâike lehumul hayrâtu ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Lakin/fakat resûl418* ve kimseler (ki) iman47 ettiler onunla* beraber; cihat356 ettiler mallarıyla ve nefisleriyle201; ve işte bunlar; onlaradır hayırlar; ve işte bunlar; onlardır muflihler174.
Ahmed Samira: 88 However the messenger and those who believed with him struggled/exerted with their properties/possessions and their selves, those, for them (is) the goodnesses/generosity, and those are the successful/winners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lakini lakin/fakat لَٰكِنِ -
2 r-rasulu resûl الرَّسُولُ رسل
3 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
4 amenu iman ettiler امَنُوا امن
5 meahu onunla beraber مَعَهُ -
6 cahedu cihat ettiler جَاهَدُوا جهد
7 biemvalihim mallarıyla بِأَمْوَالِهِمْ مول
8 ve enfusihim ve nefisleriyle وَأَنْفُسِهِمْ نفس
9 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
10 lehumu onlaradır لَهُمُ -
11 l-hayratu hayırlar الْخَيْرَاتُ خير
12 ve ulaike ve işte bunlar وَأُولَٰئِكَ -
13 humu onlardır هُمُ -
14 l-muflihune muflihler الْمُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.

Ayet 89

1324|9|89|أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
1324|9|89|اعد الله لهم جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ذلك الفوز العظيم
89. Eaddallâhu lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, zâlikel fevzul azîm(azîmu).
Hazırladı/adetledi Allah onlara cennetler (ki) akar altından onun* nehirler; ölümsüzlerdir185 orada; işte bu; büyük fevzdir768.
Ahmed Samira: 89 God prepared for them treed gardens/paradises the rivers flow from below/beneath it, (they are) immortally/eternally in it, that (is) the great, the triumph/salvation .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eadde adetledi/hazırladı أَعَدَّ عدد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 cennatin cennetler جَنَّاتٍ جنن
5 tecri akar تَجْرِي جري
6 min مِنْ -
7 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
8 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
9 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
10 fiha orada فِيهَا -
11 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
12 l-fevzu fevzdir الْفَوْزُ فوز
13 l-azimu büyük الْعَظِيمُ عظم

Notlar

Not 1: *Cennetin.

Ayet 90

1325|9|90|وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
1325|9|90|وجا المعذرون من الاعراب ليوذن لهم وقعد الذين كذبوا الله ورسوله سيصيب الذين كفروا منهم عذاب اليم
90. Ve câel muazzirûne minel a’râbi lî yu’zene lehum ve ka’adellezîne kezebûllâhe ve resûleh(resûlehu), se yusîbullezîne keferû minhum azâbun elîm(elîmun).
Ve geldi Araplar'dan772 özür beyan edenler (ki) izin verilmesi için onlara; ve oturdu* kimseler (ki) yalan söylediler Allah'a ve resûlüne; isabet edecek onlardan kâfirlik25 etmiş kimselere elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 90 And the apologizers/excuse givers from the Arabs came to be permitted/allowed to them, and those who denied God and His messenger sat/remained behind , those who disbelieved from them a painful torture will strike/hit (them).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ca'e ve geldi وَجَاءَ جيا
2 l-muazzirune özür beyan edenler الْمُعَذِّرُونَ عذر
3 mine مِنَ -
4 l-ea'rabi Araplar’dan الْأَعْرَابِ عرب
5 liyu'zene izin verilmesi için لِيُؤْذَنَ اذن
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 ve kaade ve oturdu وَقَعَدَ قعد
8 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
9 kezebu yalan söylediler كَذَبُوا كذب
10 llahe Allah'a اللَّهَ -
11 ve rasulehu ve resûlüne وَرَسُولَهُ رسل
12 seyusibu isabet edecek سَيُصِيبُ صوب
13 ellezine kimselere الَّذِينَ -
14 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
15 minhum onlardan مِنْهُمْ -
16 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
17 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Savaşa katılmadı.

Ayet 91

1326|9|91|لَّيْسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلْمَرْضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُوا۟ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ مَا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ مِن سَبِيلٍ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
1326|9|91|ليس علي الضعفا ولا علي المرضي ولا علي الذين لا يجدون ما ينفقون حرج اذا نصحوا لله ورسوله ما علي المحسنين من سبيل والله غفور رحيم
91. Leyse alâd duafâi ve lâ alel merdâ ve lâ alellezîne lâ yecidûne mâ yunfikûne haracun izâ nasahû lillâhi ve resûlih(resûlihî), mâ alel muhsinîne min sebîl(sebîlin), vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Olmaz bir sıkıntı zaaflılar üzerine; ve ne de marazlılar* üzerine; ve ne de kimseler üzerine (ki) bulamazlar infak6 edecek (bir şey); nasihat** ettikleri zaman Allah'a ve resûlüne700; yoktur muhsinlerin294 üzerine hiçbir yol***; ve Allah bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 91 Strain/sin/hardship is not on the weak ones, and nor on the sick/diseased, and nor on those who do not find what they (should) spend, if they were faithful/sincere to God and His messenger, (there) is not from a way/path on the good doers, and God (is) a forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse olmaz لَيْسَ ليس
2 ala üzerine عَلَى -
3 d-duafa'i zaaflılar الضُّعَفَاءِ ضعف
4 ve la ve ne de وَلَا -
5 ala üzerine عَلَى -
6 l-merda marazlılar الْمَرْضَىٰ مرض
7 ve la ve ne de وَلَا -
8 ala üzerine عَلَى -
9 ellezine kimseler الَّذِينَ -
10 la لَا -
11 yecidune bulamazlar يَجِدُونَ وجد
12 ma مَا -
13 yunfikune infak edecek (bir şey) يُنْفِقُونَ نفق
14 haracun bir sıkıntı حَرَجٌ حرج
15 iza zaman إِذَا -
16 nesahu nasihat ettiler نَصَحُوا نصح
17 lillahi Allah için لِلَّهِ -
18 ve rasulihi ve resûlü وَرَسُولِهِ رسل
19 ma yoktur مَا -
20 ala üzerine عَلَى -
21 l-muhsinine muhsinlerin الْمُحْسِنِينَ حسن
22 min hiçbir مِنْ -
23 sebilin yol سَبِيلٍ سبل
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
26 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Hastalar.**İçtenlikle, samimi olarak beyan ettikleri zaman.***Kur'an emri vermiştir. Başka hiçbir yol yoktur. Bu şartlara uyanlar dışında savaşa katılım ve/veya infak ile katkı sağlamak zorunludur.

Ayet 92

1327|9|92|وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوا۟ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا۟ مَا يُنفِقُونَ
1327|9|92|ولا علي الذين اذا ما اتوك لتحملهم قلت لا اجد ما احملكم عليه تولوا واعينهم تفيض من الدمع حزنا الا يجدوا ما ينفقون
92. Ve lâ alellezîne izâ mâ etevke li tahmilehum kulte lâ ecidu mâahmilukum aleyhi tevellev ve a’yunuhum tefîdu mined dem’i hazenen ellâ yecidû mâ yunfikûn(yunfikûne).
Ve olmaz kimseler üzerine ne zaman ki geldiler sana bindirmen* için onları; dedin: "Bulamıyorum sizleri üzerine bindirecek* (bir şey)"; geri dönerler (onlar); ve gözleri onların taşar göz yaşından; bir hüzündür ki bulamazlar infak6 edecek (bir şey).
Ahmed Samira: 92 And nor on those when/if they came to you to carry/bear them, you said: "I do not find what I carry you on it." They turned away and their eyes flow/over flow from the tears, sadness/grief that they not find what they (can) spend.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve olmaz وَلَا -
2 ala üzerine عَلَى -
3 ellezine kimselere الَّذِينَ -
4 iza zaman إِذَا -
5 ma ne مَا -
6 etevke geldiler sana أَتَوْكَ اتي
7 litehmilehum bindirmen için onları لِتَحْمِلَهُمْ حمل
8 kulte dedin قُلْتَ قول
9 la لَا -
10 ecidu bulamıyorum أَجِدُ وجد
11 ma مَا -
12 ehmilukum bindirecek sizleri أَحْمِلُكُمْ حمل
13 aleyhi üzerine عَلَيْهِ -
14 tevellev dönerler تَوَلَّوْا ولي
15 veea'yunuhum ve gözleri onların وَأَعْيُنُهُمْ عين
16 tefidu taşar تَفِيضُ فيض
17 mine مِنَ -
18 d-dem'i göz yaşından الدَّمْعِ دمع
19 hazenen bir hüzün حَزَنًا حزن
20 ella ki أَلَّا -
21 yecidu bulamazlar يَجِدُوا وجد
22 ma مَا -
23 yunfikune infak edecekleri يُنْفِقُونَ نفق

Notlar

Not 1: *Bir binek üzerine.

Ayet 93

1328|9|93|إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَآءُ رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
1328|9|93|انما السبيل علي الذين يستذنونك وهم اغنيا رضوا بان يكونوا مع الخوالف وطبع الله علي قلوبهم فهم لا يعلمون
93. İnnemes sebîlu alellezîne yeste’zinûneke ve hum agniyâ’(agniyâu), radû bi en yekûnû meal havalifi ve tabeallâhu alâ kulûbihim fe hum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ancak alçalma/sarkma/düşmedir kimselere (ki) izin beyan ederler sana; ve (oysa) onlar ganiyydir*; razı oldular ki olurlar geride kalanlarla beraber; ve mühürledi175 Allah kalplerinin üzerini; öyle ki onlar bilmezler.
Ahmed Samira: 93 But the way/path (is) on those who ask for permission/pardon of you and they are rich, they accepted ,with that they be with the remaining behind, and God stamped/sealed on their hearts/minds , so they do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 s-sebilu aşağılanma/düşürme السَّبِيلُ سبل
3 ala عَلَى -
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 yeste'zinuneke izin beyan ederler sana يَسْتَأْذِنُونَكَ اذن
6 vehum ve onlar وَهُمْ -
7 egniya'u ganiyydir أَغْنِيَاءُ غني
8 radu razı oldular رَضُوا رضو
9 bien ki بِأَنْ -
10 yekunu olurlar يَكُونُوا كون
11 mea beraber مَعَ -
12 l-havalifi geride kalanlarla الْخَوَالِفِ خلف
13 ve tabea ve mühürledi وَطَبَعَ طبع
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 ala üzerini عَلَىٰ -
16 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
17 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
18 la لَا -
19 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Zengindir.

Ayet 94

1329|9|94|يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
1329|9|94|يعتذرون اليكم اذا رجعتم اليهم قل لا تعتذروا لن نومن لكم قد نبانا الله من اخباركم وسيري الله عملكم ورسوله ثم تردون الي علم الغيب والشهده فينبيكم بما كنتم تعملون
94. Ya’tezirûne ileykum izâ reca’tum ileyhim, kul lâ ta’tezirû len nu’mine lekum kad nebbe enallâhu min ahbârikum, ve se yerallâhu amelekum ve resûluhu summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdetî fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Özür beyan ederler sizlere geri döndüğünüz zaman onlara; de ki: "Özür beyan etmeyin; asla iman47 etmeyiz sizlere; muhakkak haber verdi bizlere Allah haberlerinizden; ve görecek* Allah yaptıklarınızı sizlerin; ve resûlü (de); sonra döndürülürsünüz gaybı62 bilene doğru; ve şahit/tanık olana; öyle ki haber verir** sizlere yapar olduğunuzu."
Ahmed Samira: 94 They apologize/excuse (themselves) to you, if you returned to them, say: "Do not apologize/excuse (yourselves), we will never believe for you, God had informed us from your news/information , and God will see your deed and His messenger, then you (will) be returned to knower (of) the unseen/absent and the testimony/certification , so He informs you with what you were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yea'tezirune özür beyan ederler يَعْتَذِرُونَ عذر
2 ileykum sizlere إِلَيْكُمْ -
3 iza zaman إِذَا -
4 racea'tum geri döndüğünüz رَجَعْتُمْ رجع
5 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
6 kul de ki قُلْ قول
7 la لَا -
8 tea'teziru özür beyan etmeyin تَعْتَذِرُوا عذر
9 len asla لَنْ -
10 nu'mine iman etmeyiz نُؤْمِنَ امن
11 lekum sizlere لَكُمْ -
12 kad muhakkak قَدْ -
13 nebbeena haber verdi bizlere نَبَّأَنَا نبا
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 min مِنْ -
16 ehbarikum haberlerinizden أَخْبَارِكُمْ خبر
17 ve seyera ve görecek وَسَيَرَى راي
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 amelekum yaptıklarınızı sizlerin عَمَلَكُمْ عمل
20 ve rasuluhu ve resûlü وَرَسُولُهُ رسل
21 summe sonra ثُمَّ -
22 turaddune döndürülürsünüz تُرَدُّونَ ردد
23 ila doğru إِلَىٰ -
24 aalimi bilene عَالِمِ علم
25 l-gaybi gaybı الْغَيْبِ غيب
26 ve şşehadeti ve şahit/tanık olana وَالشَّهَادَةِ شهد
27 feyunebbiukum öyle ki haber verir sizlere فَيُنَبِّئُكُمْ نبا
28 bima بِمَا -
29 kuntum olduğunuza كُنْتُمْ كون
30 tea'melune yaparlar تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Apaçık ortaya koyacak, hesabınızı görecek.**Allah.

Ayet 95

1330|9|95|سَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ إِذَا ٱنقَلَبْتُمْ إِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ إِنَّهُمْ رِجْسٌ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
1330|9|95|سيحلفون بالله لكم اذا انقلبتم اليهم لتعرضوا عنهم فاعرضوا عنهم انهم رجس وماويهم جهنم جزا بما كانوا يكسبون
95. Se yahlifûne billâhi lekum izenkalebtum ileyhim li tu’ridû anhum, fe a’rıdû anhum, innehum ricsun ve me’vâhum cehennem (cehennemu), cezâen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Ant içecekler Allah’la* sizlere döndüğünüz zaman onlara vazgeçmeniz için onlardan; öyle ki vazgeçin** onlardan; doğrusu onlar ricstir773; ve sığınakları cehennemdir; bir cezadır63 kazanır olduklarına.
Ahmed Samira: 95 They will swear by God to you if you returned to them to object/oppose from them, so object/oppose from them, that they truly are obscenity/filth , and their shelter/refuge (is) Hell because (of) what they were earning/acquiring .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 seyehlifune ant içecekler سَيَحْلِفُونَ حلف
2 billahi Allah’la بِاللَّهِ -
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 iza إِذَا -
5 nkalebtum döndüğünüz zaman انْقَلَبْتُمْ قلب
6 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
7 litua'ridu vazgeçmeniz için لِتُعْرِضُوا عرض
8 anhum onlardan عَنْهُمْ -
9 feea'ridu öyle ki vazgeçin فَأَعْرِضُوا عرض
10 anhum onlardan عَنْهُمْ -
11 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
12 ricsun ricstir رِجْسٌ رجس
13 ve me'vahum ve sığınakları وَمَأْوَاهُمْ اوي
14 cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ -
15 ceza'en bir ceza جَزَاءً جزي
16 bima بِمَا -
17 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
18 yeksibune kazanırlar يَكْسِبُونَ كسب

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın adını kullanarak yalan yere ant içecekler, yemin edecekler. Yüce Allah adına yemin edenlere hemen iman etmemek gereklidir. İyice araştırma yapmak gereklidir.**Rics olan kimselere Yüce Allah yeterlidir.

Ayet 96

1331|9|96|يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِن تَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرْضَىٰ عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ
1331|9|96|يحلفون لكم لترضوا عنهم فان ترضوا عنهم فان الله لا يرضي عن القوم الفسقين
96. Yahlifûne lekum li terdav anhum, fe in terdav anhum fe innallâhe lâ yerdâ anil kavmil fâsikîn(fâsikîne).
Ant içerler sizlere razı olmanız için onlardan; öyle ki eğer razı olursanız onlardan; öyle ki doğrusu Allah razı olmaz fâsık38 kavimden/toplumdan.
Ahmed Samira: 96 They swear/take oath to you to accept/approve of them, so if you accept/approve of them, so that God does not accept/approve of the nation the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehlifune ant içerler يَحْلِفُونَ حلف
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 literdev razı olmanız için لِتَرْضَوْا رضو
4 anhum onlardan عَنْهُمْ -
5 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
6 terdev razı olursanız تَرْضَوْا رضو
7 anhum onlardan عَنْهُمْ -
8 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
9 llahe Allah اللَّهَ -
10 la لَا -
11 yerda razı olmaz يَرْضَىٰ رضو
12 ani عَنِ -
13 l-kavmi kavimden/toplumdan الْقَوْمِ قوم
14 l-fasikine fasık الْفَاسِقِينَ فسق

Ayet 97

1332|9|97|ٱلْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا۟ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
1332|9|97|الاعراب اشد كفرا ونفاقا واجدر الا يعلموا حدود ما انزل الله علي رسوله والله عليم حكيم
97. El a’râbu eşeddu kufren ve nifâkan ve ecderu ellâ ya’lemû hudûdemâ enzelallâhu alâ resûlih(resûlihî), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Araplar772 daha şiddetlidir küfürde422 ve nifâkta769; ve daha uygundurlar ki bilmezler Allah'ın resûlüne418* karşı indirdiğinin hudutlarını**; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 97 The Arabs (are) stronger (in) disbelief and hypocrisy, and more worthy/suited that they not know129limits/boundaries/orders (of) what God descended on His messenger, and God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-ea'rabu Araplar الْأَعْرَابُ عرب
2 eşeddu daha şiddetlidir أَشَدُّ شدد
3 kufran küfürde كُفْرًا كفر
4 ve nifakan ve nifâkta وَنِفَاقًا نفق
5 ve ecderu ve daha uygundur وَأَجْدَرُ جدر
6 ella ki أَلَّا -
7 yea'lemu bilmezler يَعْلَمُوا علم
8 hudude hududlarını حُدُودَ حدد
9 ma مَا -
10 enzele indirdiğinin أَنْزَلَ نزل
11 llahu Allah'ın اللَّهُ -
12 ala karşı عَلَىٰ -
13 rasulihi resûlüne رَسُولِهِ رسل
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
16 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Sınırlarını.

Ayet 98

1333|9|98|وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
1333|9|98|ومن الاعراب من يتخذ ما ينفق مغرما ويتربص بكم الدواير عليهم دايره السو والله سميع عليم
98. Ve minel a’râbi men yettehızu mâ yunfiku magremen ve yeterabbesu bi kumud devâir(devâire), aleyhim dâiretussev’ (dâiretussev’i), vallâhu semîun alîm(alîmun).
Ve Araplardan kimi edinir/tutar infak6 ettiğini* bir hasar/kayıp; ve gözetlerler sizlere döngüleri**; (oysa) üzerlerinedir kötü döngü***; ve Allah bir Semî’dir41; bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 98 And from the Arabs who takes what he spends (as) an obligated burden/monetary harm/loss , and he waits/remains with you the circles/disasters; on them (is) the bad/evil circle/disaster, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mine ve وَمِنَ -
2 l-ea'rabi Araplardan الْأَعْرَابِ عرب
3 men kimi مَنْ -
4 yettehizu edinir/tutar يَتَّخِذُ اخذ
5 ma مَا -
6 yunfiku infak ettiğini يُنْفِقُ نفق
7 megramen bir hasar/kayıp مَغْرَمًا غرم
8 ve yeterabbesu ve gözetlerler وَيَتَرَبَّصُ ربص
9 bikumu sizlerle بِكُمُ -
10 d-devaira döndüleri الدَّوَائِرَ دور
11 aleyhim üzerlerinedir عَلَيْهِمْ -
12 dairatu döngü دَائِرَةُ دور
13 s-sev'i kötü السَّوْءِ سوا
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 semiun bir Semî’dir سَمِيعٌ سمع
16 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Kerhen/istemeyerek/gönülsüz olarak Arapların kimilerinin infak ettiğini anlarız.**İyi dönemleriniz sonrasında kötü dönemler geçirmenizi isterler.***Kötü dönem asıl onlara ulaşacaktır.

Ayet 99

1334|9|99|وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِ أَلَآ إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
1334|9|99|ومن الاعراب من يومن بالله واليوم الاخر ويتخذ ما ينفق قربت عند الله وصلوت الرسول الا انها قربه لهم سيدخلهم الله في رحمته ان الله غفور رحيم
99. Ve minel a’râbî men yu’minu billâhi vel yevmil âhıri ve yettehızu mâ yunfiku kurubâtin indallâhi ve salavâtir resûl(resûli), e lâ innehâ kurbetunlehum, se yudhıluhumullâhu fî rahmetih(rahmetihî), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve Araplardan772 kimi iman47 eder Allah'a ve âhiret774 gününe; ve edinir/tutar infak6 ettiğini Allah’ın indinde/katında yakınlıklar; ve resûlün418* salâtlarını142 (da); doğrusu o** bir yakınlıktır onlara değil mi?; sokacak/girdirecek onları Allah rahmetinin271 içine; doğrusu Allah bir Gafûr'dur20; bir Rahîm'dir2.
Ahmed Samira: 99 And from the Arabs who believes by God and the Day the Last/Resurrection Day, and takes what he spends (as) approachment to God (offerings) at God, and the messenger’s prayers, is it not an approachment to God (offering) for them? God will make them enter in His mercy, that God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vemine ve وَمِنَ -
2 l-ea'rabi araplardan الْأَعْرَابِ عرب
3 men kim مَنْ -
4 yu'minu iman eder يُؤْمِنُ امن
5 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
6 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
7 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
8 ve yettehizu ve tutar/edinir وَيَتَّخِذُ اخذ
9 ma مَا -
10 yunfiku infak ettiğini يُنْفِقُ نفق
11 kurubatin yakınlıklar قُرُبَاتٍ قرب
12 inde indinde/katında عِنْدَ عند
13 llahi Allah’ın اللَّهِ -
14 ve salevati ve salatlarını (da) وَصَلَوَاتِ صلو
15 r-rasuli resulün الرَّسُولِ رسل
16 ela değil mi أَلَا -
17 inneha doğrusu o إِنَّهَا -
18 kurbetun bir yakınlıktır قُرْبَةٌ قرب
19 lehum onlara لَهُمْ -
20 seyudhiluhumu sokacak/girdirecek onları سَيُدْخِلُهُمُ دخل
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 fi içine فِي -
23 rahmetihi rahmetinin رَحْمَتِهِ رحم
24 inne doğrusu إِنَّ -
25 llahe Allah اللَّهَ -
26 gafurun bir Gafûrdur غَفُورٌ غفر
27 rahimun bir Rahîm'dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Dişil zamir salâtı işaret eder.

Ayet 100

1335|9|100|وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلْأَوَّلُونَ مِنَ ٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحْسَٰنٍ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى تَحْتَهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
1335|9|100|والسبقون الاولون من المهجرين والانصار والذين اتبعوهم باحسن رضي الله عنهم ورضوا عنه واعد لهم جنت تجري تحتها الانهر خلدين فيها ابدا ذلك الفوز العظيم
100. Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
Ve sâbıklardır775 muhâcirlerden716 ilkleri/evvelleri; ve ensârdan776; ve onlara* ihsânla250 tabi olmuş kimseler**; razı oldu Allah onlardan; ve razı oldular (onlar) O'ndan***; ve hazırladı/adetledi (Allah) onlara cennetleri (ki) akar altından onun**** nehirler; ölümsüzlerdir orada**** ebediyen; işte bu; büyük fevzdir768.
Ahmed Samira: 100 And the racing/preceding the first/beginners from the emigrants and the victoriors/saviors , and those who followed them with goodness, God accepted/approved of them, and they accepted/approved of Him, and He prepared for them treed gardens/paradises the rivers flow/run below/beneath it, immortally/eternally for ever in it, that (is) the great winning/triumph .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ssabikune ve sabıklardır وَالسَّابِقُونَ سبق
2 l-evvelune evvelkileri/ilkleri الْأَوَّلُونَ اول
3 mine مِنَ -
4 l-muhacirine muhacirlerden الْمُهَاجِرِينَ هجر
5 vel'ensari ve ensardan وَالْأَنْصَارِ نصر
6 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
7 ttebeuhum tabi oldular onlara اتَّبَعُوهُمْ تبع
8 biihsanin bir ihsanla بِإِحْسَانٍ حسن
9 radiye razı oldu رَضِيَ رضو
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 anhum onlardan عَنْهُمْ -
12 ve radu ve razı oldu onlar وَرَضُوا رضو
13 anhu O'ndan عَنْهُ -
14 ve eadde ve hazırladı/adetledi (Allah) وَأَعَدَّ عدد
15 lehum onlara لَهُمْ -
16 cennatin cennetler جَنَّاتٍ جنن
17 tecri akar تَجْرِي جري
18 tehteha altından onun تَحْتَهَا تحت
19 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
20 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
21 fiha orada فِيهَا -
22 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
23 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
24 l-fevzu fevdir الْفَوْزُ فوز
25 l-azimu büyük الْعَظِيمُ عظم

Notlar

Not 1: *Muhâcir ve ensârın ilkleri/evvelleri olan kimselere.**Muhâcir ve ensârın ilklerine tabi olarak takva yoluna yani Kur'an yoluna tabi olanlar.***Allah'tan.****Cennetin.

Ayet 101

1336|9|101|وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ مُنَٰفِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ مَرَدُوا۟ عَلَى ٱلنِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍ
1336|9|101|وممن حولكم من الاعراب منفقون ومن اهل المدينه مردوا علي النفاق لا تعلمهم نحن نعلمهم سنعذبهم مرتين ثم يردون الي عذاب عظيم
101. Ve mimmen havlekum minel a’râbi munâfikûn(munâfikûne), ve min ehlil medîneti meredû alen nifâkı lâ ta’lemuhum, nahnu na’lemuhum, se nuazzibuhum merreteyni summe yureddûne ilâ azâbin azîm(azîmin).
Ve kimsedendir* çevrenizdeki Araplardan772 münâfıklar26; ve şehir ehlinden568; dirençlidirler nifâk769 üzerine; bilmezsin/bilemezsin** onları; biz biliriz onları*; azap edeceğiz onlara* iki kez; sonra döndürülürler büyük bir azaba doğru.
Ahmed Samira: 101 And from whom (is) around/surrounding you from the Arabs (are) hypocrites and from the city’s/town’s people they were accustomed to rebelling/mutiny on the hypocrisy, you do not know them, We know them, We will torture them twice, then they be returned to great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mimmen ve kimseden وَمِمَّنْ -
2 havlekum çevrenizdeki حَوْلَكُمْ حول
3 mine مِنَ -
4 l-ea'rabi Araplardan الْأَعْرَابِ عرب
5 munafikune münâfıklar مُنَافِقُونَ نفق
6 ve min ve وَمِنْ -
7 ehli ehlinden أَهْلِ اهل
8 l-medineti şehir الْمَدِينَةِ مدن
9 meradu dirençli مَرَدُوا مرد
10 ala üzerine عَلَى -
11 n-nifaki nifak النِّفَاقِ نفق
12 la لَا -
13 tea'lemuhum bilmezsin/bilemezsin onları تَعْلَمُهُمْ علم
14 nehnu biz نَحْنُ -
15 nea'lemuhum biliriz onları نَعْلَمُهُمْ علم
16 senuazzibuhum azap edeceğiz onlara سَنُعَذِّبُهُمْ عذب
17 merrateyni iki kez مَرَّتَيْنِ مرر
18 summe sonra ثُمَّ -
19 yuraddune döndürülürler يُرَدُّونَ ردد
20 ila doğru إِلَىٰ -
21 azabin bir azaba عَذَابٍ عذب
22 azimin büyük عَظِيمٍ عظم

Notlar

Not 1: *Münâfıklar her daim olacaktır. Kur'an öncesi vardılar. Kur'an inerken de vardılar. Kur'an sonrasında da bir anda bitmediler. Münâfıklar her zaman olmuştur; her zaman olacaktır. Gerçek müminler bu gerçeği her zaman kendilerine hatırlatmalıdırlar.**Açık ve net olarak görüldüğü üzere resûl Muhammed'e münâfıkları gaybtan bir bilgiyle bilme yetkisi verilmemiştir. Demek ki gaybı ancak Yüce Allah bilir. Dilediği kullarına vahy ederek bildirebilir.

Ayet 102

1337|9|102|وَءَاخَرُونَ ٱعْتَرَفُوا۟ بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا۟ عَمَلًا صَٰلِحًا وَءَاخَرَ سَيِّئًا عَسَى ٱللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيْهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
1337|9|102|واخرون اعترفوا بذنوبهم خلطوا عملا صلحا واخر سييا عسي الله ان يتوب عليهم ان الله غفور رحيم
102. Ve âharûna’terefû bi zunûbihim haletû amelen sâlihan ve âhare seyyiâ(seyyien), asâllâhu en yetûbe aleyhim, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve diğerleri itiraf ettiler günahlarını/yanlışlarını; karıştırdılar sâlih777 bir ameli ve diğeri bir kötü (olanla); belki Allah ki tevbe eder üzerlerine; doğrusu Allah bir Gafûr’dur; bir Rahîm’dir.
Ahmed Samira: 102 And others confessed/acknowledged because of their crimes, they mixed/mingled correct/righteous deeds work and other bad/evil, maybe/perhaps God that He forgives on them, that God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve aharune ve diğerleri وَاخَرُونَ اخر
2 a'terafu itiraf ettiler اعْتَرَفُوا عرف
3 bizunubihim günahlarını/yanlışlarını بِذُنُوبِهِمْ ذنب
4 haletu karıştırdılar خَلَطُوا خلط
5 amelen bir ameli عَمَلًا عمل
6 salihen bir salih صَالِحًا صلح
7 ve ahara ve diğeri وَاخَرَ اخر
8 seyyien bir kötü سَيِّئًا سوا
9 asa belki عَسَى عسي
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 en ki أَنْ -
12 yetube tevbe eder يَتُوبَ توب
13 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 llahe Allah اللَّهَ -
16 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
17 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 103

1338|9|103|خُذْ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
1338|9|103|خذ من امولهم صدقه تطهرهم وتزكيهم بها وصل عليهم ان صلوتك سكن لهم والله سميع عليم
103. Huz min emvâlihim sadakaten tutahhiruhum ve tuzekkîhim bihâ ve salli aleyhim, inne salâteke sekenun lehum, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Al mallarından onların bir sadaka39; temizler onları* ve arındırır onları* kendisiyle; ve salli141 et onlara; doğrusu senin salâtın142 sakinlik/dinginlik verir onlara; ve Allah bir Semî'dir41; bir Alîm'dir8.
Ahmed Samira: 103 Take/receive from their properties/wealths charity, to purify/clean them mentally and physically , and to purify/correct/commend them with it, and pray/call (for) God’s blessings on them, that your prayers (are) tranquillity/security for them, and God (is) hearing/listening, knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huz al خُذْ اخذ
2 min مِنْ -
3 emvalihim mallarından onların أَمْوَالِهِمْ مول
4 sadekaten bir sadaka صَدَقَةً صدق
5 tutahhiruhum temizler onları (sadaka) تُطَهِّرُهُمْ طهر
6 ve tuzekkihim ve arındırır onları (sadaka) وَتُزَكِّيهِمْ زكو
7 biha kendisiyle (sadakayla) بِهَا -
8 ve salli ve salli et وَصَلِّ صلو
9 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 salateke senin salatın صَلَاتَكَ صلو
12 sekenun sakinlik/dinginlik verir سَكَنٌ سكن
13 lehum onlara لَهُمْ -
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 semiun bir semîdir سَمِيعٌ سمع
16 alimun bir alîmdir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Sadaka.

Ayet 104

1339|9|104|أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَأْخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
1339|9|104|الم يعلموا ان الله هو يقبل التوبه عن عباده وياخذ الصدقت وان الله هو التواب الرحيم
104. E lem ya’lemû ennallâhe huve yakbelut tevbete an ibâdihî ve ye’huzus sadakâti ve ennallâhe huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Hiç bilmezler mi ki Allah; O; kabul eder tevbeyi33 kullarından; ve edinir/tutar* sadakaları342; ve ki Allah; O; Tevvâb’tır191; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 104 Did they not know that God, He accepts/receives the repentance/forgiveness from His worshippers/slaves, and He takes/receives the charities, and that God, He is the forgiver, the merciful?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 yea'lemu bilmezler mi يَعْلَمُوا علم
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 huve O هُوَ -
6 yekbelu kabul eder يَقْبَلُ قبل
7 t-tevbete tevbeyi التَّوْبَةَ توب
8 an عَنْ -
9 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
10 ve ye'huzu ve edinir/tutar وَيَأْخُذُ اخذ
11 s-sadekati sadakaları الصَّدَقَاتِ صدق
12 ve enne ve ki وَأَنَّ -
13 llahe Allah اللَّهَ -
14 huve O هُوَ -
15 t-tevvabu Tevvâb’tır التَّوَّابُ توب
16 r-rahimu Rahîm’dir الرَّحِيمُ رحم

Notlar

Not 1: *Sadakalar Yüce Allah'ın rızası için verilir.

Ayet 105

1340|9|105|وَقُلِ ٱعْمَلُوا۟ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
1340|9|105|وقل اعملوا فسيري الله عملكم ورسوله والمومنون وستردون الي علم الغيب والشهده فينبيكم بما كنتم تعملون
105. Ve kuli’melû fe se yerallâhu amelekum ve resûluhu vel mu’minûn(mu’minûne), ve se tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdeti fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve de ki: "Yapın; öyle ki görecek Allah yaptıklarınızı; ve resûlü* (de); ve müminler27 (de); sonra döndürülürsünüz bilene** doğru gaybı62 ve tanıklığı/şahitliği; öyle ki haber verir*** sizlere yapar olduğunuzu."
Ahmed Samira: 105 And say: "Make/work , so God and His messenger and the believers will see your deeds, and you will be returned to knower (of) the unseen/supernatural and the testimony/certification , so He informs you with what you were making/doing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kuli ve de ki وَقُلِ قول
2 a'melu yapın اعْمَلُوا عمل
3 feseyera öyle ki görecek فَسَيَرَى راي
4 llahu Allah اللَّهُ -
5 amelekum yaptıklarınızı عَمَلَكُمْ عمل
6 ve rasuluhu ve resûlü (de) وَرَسُولُهُ رسل
7 velmu'minune ve müminler (de) وَالْمُؤْمِنُونَ امن
8 ve seturaddune sonra döndürülürsünüz وَسَتُرَدُّونَ ردد
9 ila doğru إِلَىٰ -
10 aalimi bilene عَالِمِ علم
11 l-gaybi gaybı الْغَيْبِ غيب
12 ve şşehadeti ve tanıklığı/şahitliği وَالشَّهَادَةِ شهد
13 feyunebbiukum öyle ki haber verir sizlere فَيُنَبِّئُكُمْ نبا
14 bima بِمَا -
15 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
16 tea'melune yaparlar تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed. **Yüce Allah'a.***Yüce Allah.

Ayet 106

1341|9|106|وَءَاخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِأَمْرِ ٱللَّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
1341|9|106|واخرون مرجون لامر الله اما يعذبهم واما يتوب عليهم والله عليم حكيم
106. Ve âharûne murcevne li emrillâhi immâ yuazzibuhum ve immâ yetûbu aleyhim, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ve diğerleri bekletilenlerdir* Allah'ın emrine; ya azap eder** onlara; ve ya da tevbe33 eder üzerlerine; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 106 And others (are) delayed/postponed to God’s order/command, either He torturers them and either He forgives on them, and God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve aharune ve diğerleri وَاخَرُونَ اخر
2 murcevne bekletilenlerdir مُرْجَوْنَ رجو
3 liemri emrine لِأَمْرِ امر
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 imma ya إِمَّا -
6 yuazzibuhum azap eder onlara يُعَذِّبُهُمْ عذب
7 veimma ve ya da وَإِمَّا -
8 yetubu tevbe eder يَتُوبُ توب
9 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
10 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
11 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
12 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Umutla, beklentiyle.**Allah.

Ayet 107

1342|9|107|وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرِيقًۢا بَيْنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَإِرْصَادًا لِّمَنْ حَارَبَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ مِن قَبْلُ وَلَيَحْلِفُنَّ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّا ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
1342|9|107|والذين اتخذوا مسجدا ضرارا وكفرا وتفريقا بين المومنين وارصادا لمن حارب الله ورسوله من قبل وليحلفن ان اردنا الا الحسني والله يشهد انهم لكذبون
107. Vellezînettehazû mesciden dırâren ve kufren ve tefrîkan beynel mu’minîne ve irsâden li men hâreballâhe ve resûlehu min kabl(kablu), ve le yahlifunne in erednâ illelhusnâ, vallâhu yeşhedu innehum le kâzibûn(kâzibûne).
Ve kimseler (ki) edindiler bir mescit778; bir zarara ve bir küfre422 ve bir ayırmaya müminlerin27 arasını; ve bir gözetleme* Allah ve resûlüne önceden harp etmiş kimse** için; ve mutlak ant içerler ki: "Arzulamadık güzellik dışında"; ve Allah şahit/tanık olur ki onlar mutlak yalancılardır.
Ahmed Samira: 107 And those who took a mosque (as a tool for) harming, and disbelief, and separation/distinction between the believers, and (as) a watch/observation/ambuscade (ambush place/shelter) to who battled/fought God and His messenger from before, and they swear/take oath (E): "That we wanted/intended except the best/goodness ." And God witnesses/testifies that they truly are lying/denying .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
2 ttehazu edindiler اتَّخَذُوا اخذ
3 mesciden bir mescit مَسْجِدًا سجد
4 diraran bir zarara ضِرَارًا ضرر
5 ve kufran ve bir küfre وَكُفْرًا كفر
6 ve tefrikan ve bir ayırma وَتَفْرِيقًا فرق
7 beyne arasını بَيْنَ بين
8 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن
9 ve irsaden ve bir gözetleme وَإِرْصَادًا رصد
10 limen kimse için لِمَنْ -
11 harabe harb etmiş حَارَبَ حرب
12 llahe Allah اللَّهَ -
13 ve rasulehu ve resûlünü وَرَسُولَهُ رسل
14 min مِنْ -
15 kablu önceden قَبْلُ قبل
16 veleyehlifunne ve mutlak ant içerler وَلَيَحْلِفُنَّ حلف
17 in ki إِنْ -
18 eradna arzulamadık أَرَدْنَا رود
19 illa dışında إِلَّا -
20 l-husna güzellik الْحُسْنَىٰ حسن
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 yeşhedu şahit/tanık olur يَشْهَدُ شهد
23 innehum ki onlar إِنَّهُمْ -
24 lekazibune mutlak yalancılardır لَكَاذِبُونَ كذب

Notlar

Not 1: *Casusluk benzeri gözetleme.**Yüce Allah'a ve resûlüne önceden harp etmiş kimsenin kullanması amacıyla.

Ayet 108

1343|9|108|لَا تَقُمْ فِيهِ أَبَدًا لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقْوَىٰ مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُطَّهِّرِينَ
1343|9|108|لا تقم فيه ابدا لمسجد اسس علي التقوي من اول يوم احق ان تقوم فيه فيه رجال يحبون ان يتطهروا والله يحب المطهرين
108. Lâ tekum fîhi ebedâ(ebeden), le mescidun ussise alet takvâ min evveli yevmin ehakku en tekûme fîh(fîhi), fîhi ricâlun yuhıbbûne en yetetahherû, vallâhu yuhıbbul muttahhirîn(muttahhirîne).
Dikelme* orada** ebediyen; mutlak ki evvel/ilk günden takva21 üzerine kurulmuş bir mescit16 daha haktır ki dikelirsin orada***; ondadır*** erkekler (ki) severler temizlenmeyi****; ve Allah sever muttahhirleri779.
Ahmed Samira: 108 Do not stand in it ever (E), a mosque/place of worshipping God (E) founded (established) on the fear and obedience (of God) from (the) first day (is) more worthy/deserving that you stand in it, in it (are) men they love/like that they purify themselves mentally and physically , and God loves/likes the pure/clean .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 tekum dikelme تَقُمْ قوم
3 fihi orada فِيهِ -
4 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
5 lemescidun mutlak bir mescit لَمَسْجِدٌ سجد
6 ussise kuruldu أُسِّسَ اسس
7 ala üzerine عَلَى -
8 t-tekva takva التَّقْوَىٰ وقي
9 min مِنْ -
10 evveli evvel/ilk أَوَّلِ اول
11 yevmin günden يَوْمٍ يوم
12 ehakku daha haktır أَحَقُّ حقق
13 en ki أَنْ -
14 tekume dikelirsin تَقُومَ قوم
15 fihi orada فِيهِ -
16 fihi ondadır فِيهِ -
17 ricalun erkekler رِجَالٌ رجل
18 yuhibbune severler يُحِبُّونَ حبب
19 en ki أَنْ -
20 yetetahheru temizlemeyi يَتَطَهَّرُوا طهر
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
23 l-muttahhirine temizlenenleri الْمُطَّهِّرِينَ طهر

Notlar

Not 1: *Durma.**Sahte mescitte.***Takva üzerine kurulu tek tanrıcıların mescitleri.****Pislik (rics) olan şirkten temizlenmeyi.

Ayet 109

1344|9|109|أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ تَقْوَىٰ مِنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٍ خَيْرٌ أَم مَّنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَٱنْهَارَ بِهِۦ فِى نَارِ جَهَنَّمَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
1344|9|109|افمن اسس بنينه علي تقوي من الله ورضون خير ام من اسس بنينه علي شفا جرف هار فانهار به في نار جهنم والله لا يهدي القوم الظلمين
109. E fe men essese bunyânehu alâ takvâ minallâhi ve rıdvânin hayrun em men essese bunyânehu alâ şefâ curufin hârin fenhâre bihî fî nâri cehennem(cehenneme), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Öyle ki kimse mi (ki) kurdu binasını takva21 üzerine Allah'tan; ve bir rızaya; bir hayra; yoksa kimse (mi) (ki) kurdu binasını çöken bir uçurum kenarı üzerine; öyle ki çöktü* onunla** cehennem ateşine834; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz zalimler kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 109 Is who founded (established) his building/structure on fear and obedience from God and acceptance/approval better ? Or who founded (established) his building/structure on (the) edge/brink (of) a130cracking/falling/weakly undercut bank/shore , so it collapsed/fell down with him in Hell’s fire? And God does not guide the nation the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efemen öyle ki kimse mi أَفَمَنْ -
2 essese kurdu أَسَّسَ اسس
3 bunyanehu binasını بُنْيَانَهُ بني
4 ala üzerine عَلَىٰ -
5 tekva takva تَقْوَىٰ وقي
6 mine مِنَ -
7 llahi Allah'tan اللَّهِ -
8 ve ridvanin ve bir rızaya وَرِضْوَانٍ رضو
9 hayrun bir hayra خَيْرٌ خير
10 em yoksa أَمْ -
11 men kimse (mi) مَنْ -
12 essese kurdu أَسَّسَ اسس
13 bunyanehu binasını بُنْيَانَهُ بني
14 ala üzerine عَلَىٰ -
15 şefa kenarı شَفَا شفو
16 curufin bir uçurum جُرُفٍ جرف
17 harin çöken هَارٍ هور
18 fenhara öyle ki çöktü فَانْهَارَ هور
19 bihi onunla بِهِ -
20 fi فِي -
21 nari ateşine نَارِ نور
22 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
23 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
24 la لَا -
25 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
26 l-kavme kavmini/toplumunu الْقَوْمَ قوم
27 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Bina.**Kimseyle.

Ayet 110

1345|9|110|لَا يَزَالُ بُنْيَٰنُهُمُ ٱلَّذِى بَنَوْا۟ رِيبَةً فِى قُلُوبِهِمْ إِلَّآ أَن تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
1345|9|110|لا يزال بنينهم الذي بنوا ريبه في قلوبهم الا ان تقطع قلوبهم والله عليم حكيم
110. Lâ yezâlu bunyânuhumullezî benev rîbeten fî kulûbihim illâ en tekattaa kulûbuhum, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ayırmaz/uzaklaştırmaz o bina ettikleri binaları kalplerinden bir şüpheyi; dışında ki keser* kalplerini; ve Allah bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 110 Their buildings/structures which they built/constructed still is doubt/suspicion in their hearts/minds ,except/unless that their hearts/minds be cut , and God (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yezalu ayırmaz/uzaklaştırmaz يَزَالُ زيل
3 bunyanuhumu binaları onların بُنْيَانُهُمُ بني
4 llezi o ki الَّذِي -
5 benev bina ettikleri بَنَوْا بني
6 ribeten bir şüphe رِيبَةً ريب
7 fi فِي -
8 kulubihim kaplerinden قُلُوبِهِمْ قلب
9 illa dışında إِلَّا -
10 en ki أَنْ -
11 tekattaa keser تَقَطَّعَ قطع
12 kulubuhum kalplerini قُلُوبُهُمْ قلب
13 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
14 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
15 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Kalplerin şüpheyle bölünmesi. Bir yanının bir yerde kalması.

Ayet 111

1346|9|111|إِنَّ ٱللَّهَ ٱشْتَرَىٰ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلْجَنَّةَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ وَٱلْقُرْءَانِ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِ فَٱسْتَبْشِرُوا۟ بِبَيْعِكُمُ ٱلَّذِى بَايَعْتُم بِهِۦ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
1346|9|111|ان الله اشتري من المومنين انفسهم وامولهم بان لهم الجنه يقتلون في سبيل الله فيقتلون ويقتلون وعدا عليه حقا في التوريه والانجيل والقران ومن اوفي بعهده من الله فاستبشروا ببيعكم الذي بايعتم به وذلك هو الفوز العظيم
111. İnnallâheşterâ minel mu’minîne enfusehum ve emvâlehum bi enne lehumul cenneh(cennete), yukâtilûne fî sebîlillâhi fe yaktulûne ve yuktelûne va’den aleyhi hakkan fît tevrâti vel incîli vel kur’ân(kur’âni), ve men evfâ bi ahdihî minallâhi, festebşirû bi bey’ıkumullezî bâya’tum bih (bihî), ve zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Doğrusu Allah satın aldı müminlerden27 nefislerini201 ve mallarını ki onlara (olan) cennetle; katledilip/katlederler720 Allah yolunda336; öyle ki katlederler35; ve katledilirler35; bir vaattir O’nun* üzerine; bir haktır/gerçektir Tevrât'ta ve İncîl'de ve Kur'ân'da; ve kimdir daha takvalı Allah'tan kendi ahdinde**; öyle ki müjdelenin satışınızla o ki sattınız onunla***; ve işte bu; o***; büyük fevzdir768.
Ahmed Samira: 111 That God bought from the believers their selves and their properties/wealths , with that for them (is) the Paradise, they fight/kill in God’s sake , so they fight/kill and they be fought/killed, a promise truthfully in the Torah/Old Testament, and the Bible/New Testament , and the Koran , and who (is) more fulfilling/completing with his promise/pledge than God? So be announced good news with your sale/trade which you sold/traded with it, and that (is) the great, the triumph/salvation .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 ştera satın aldı اشْتَرَىٰ شري
4 mine مِنَ -
5 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن
6 enfusehum nefislerini أَنْفُسَهُمْ نفس
7 ve emvalehum ve mallarını وَأَمْوَالَهُمْ مول
8 bienne ki بِأَنَّ -
9 lehumu onlara لَهُمُ -
10 l-cennete cennet الْجَنَّةَ جنن
11 yukatilune katledilip/katlederler يُقَاتِلُونَ قتل
12 fi فِي -
13 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
14 llahi Allah اللَّهِ -
15 feyektulune öyle ki katlederler فَيَقْتُلُونَ قتل
16 ve yuktelune ve katledilirler وَيُقْتَلُونَ قتل
17 vea'den bir vaattir وَعْدًا وعد
18 aleyhi O’nun üzerine عَلَيْهِ -
19 hakkan bir hak/gerçek حَقًّا حقق
20 fi فِي -
21 t-tevrati Tevrat'ta التَّوْرَاةِ -
22 vel'incili ve İncil'de وَالْإِنْجِيلِ -
23 velkurani ve Kur'an'da وَالْقُرْانِ قرا
24 ve men ve kimdir وَمَنْ -
25 evfa daha takvalı أَوْفَىٰ وفي
26 biahdihi kendi ahdiyle بِعَهْدِهِ عهد
27 mine مِنَ -
28 llahi Allah’tan اللَّهِ -
29 festebşiru öyle ki müjdelenin فَاسْتَبْشِرُوا بشر
30 bibey'ikumu satışınızla بِبَيْعِكُمُ بيع
31 llezi o ki الَّذِي -
32 bayea'tum sattınız بَايَعْتُمْ بيع
33 bihi onunla بِهِ -
34 ve zalike ve işte bu وَذَٰلِكَ -
35 huve o هُوَ -
36 l-fevzu fevzdir الْفَوْزُ فوز
37 l-azimu büyük الْعَظِيمُ عظم

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın.**Antlaşmak, anlaşma. ***Satış.

Ayet 112

1347|9|112|ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلْعَٰبِدُونَ ٱلْحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلْءَامِرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱلْحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
1347|9|112|التيبون العبدون الحمدون السيحون الركعون السجدون الامرون بالمعروف والناهون عن المنكر والحفظون لحدود الله وبشر المومنين
112. Ettâibûnel âbidûnel hâmidûnes sâihûner râkiûnes sâcidûnel âmirûne bil ma’rûfi ven nâhûne anil munkeri vel hâfizûne li hudûdillâh (hudûdillâhi), ve beşşiril mu’minîn (mu’minîne).
Tevbe33 edenlerdir; kulluk edenlerdir; hamd3 edenlerdir; seyahat edenlerdir*; rükû11 edenlerdir; secde12 edenlerdir; emredenlerdir marufla291; ve engelleyenlerdir/yasaklayanlardır münkeri82; ve koruyanlardır Allah'ın hudutlarını; ve müjdele müminleri27.
Ahmed Samira: 112 The repentant, the worshippers, the praising , the travelers/tourists for knowledge , the bowing , the prostrating, the ordering/commanding with the kindness/generosity, and the forbidding/preventing from the defiance of God and His orders/obscenity , and the protectors/observers to God’s limits/boundaries , and announce good news (to) the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 et-taibune tevbe edenler التَّائِبُونَ توب
2 l-aabidune kulluk edenler الْعَابِدُونَ عبد
3 l-hamidune hamd edenler الْحَامِدُونَ حمد
4 s-saihune seyahat edenler (Allah için) السَّائِحُونَ سيح
5 r-rakiune rükû edenler الرَّاكِعُونَ ركع
6 s-sacidune secde edenler السَّاجِدُونَ سجد
7 l-amirune emredenler الْامِرُونَ امر
8 bil-mea'rufi evrensel kabul edilmişle بِالْمَعْرُوفِ عرف
9 ve nnahune ve engelleyenler/yasaklayanlar وَالنَّاهُونَ نهي
10 ani عَنِ -
11 l-munkeri iğrençleştirilmişten/çirkinleştirilmişten الْمُنْكَرِ نكر
12 velhafizune ve koruyanlar وَالْحَافِظُونَ حفظ
13 lihududi hudutlarını لِحُدُودِ حدد
14 llahi Allah'ın اللَّهِ -
15 ve beşşiri ve müjdele وَبَشِّرِ بشر
16 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın yolunda.

Ayet 113

1348|9|113|مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن يَسْتَغْفِرُوا۟ لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوٓا۟ أُو۟لِى قُرْبَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ
1348|9|113|ما كان للنبي والذين امنوا ان يستغفروا للمشركين ولو كانوا اولي قربي من بعد ما تبين لهم انهم اصحب الجحيم
113. Mâ kâne lin nebiyyi vellezîne âmenû en yestagfirû lil muşrikîne ve lev kânû ulî kurbâ min ba’di mâ tebeyyene lehum ennehum ashâbul cahîm(cahîmi).
Olmuş değildir nebiye132 ve iman47 etmiş kimselere ki mağfiret319 dilerler müşriklere36; şayet olduysalar (bile) yakınlık sahibi beyan226 olmuş olan sonrasında onlara; ki onlar cahîm808 ashâbıdır194.
Ahmed Samira: 113 (It) was not to the prophet and those who believed that they ask for forgiveness to the sharers/takers of partners (with God) , and even if they were of (the) relations/near from after what was clarified/explained to them, that they are the roaring fires’/Hell’s owners/friends .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 linnebiyyi nebiye لِلنَّبِيِّ نبا
4 vellezine ve kimselere وَالَّذِينَ -
5 amenu iman ettiler امَنُوا امن
6 en ki أَنْ -
7 yestegfiru mağfiret dilemek يَسْتَغْفِرُوا غفر
8 lilmuşrikine müşriklere لِلْمُشْرِكِينَ شرك
9 velev şayet وَلَوْ -
10 kanu olduysalar كَانُوا كون
11 uli أُولِي اول
12 kurba yakınlık sahibi قُرْبَىٰ قرب
13 min مِنْ -
14 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
15 ma مَا -
16 tebeyyene beyan olmuş olan تَبَيَّنَ بين
17 lehum onlara لَهُمْ -
18 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
19 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
20 l-cehimi cehennem الْجَحِيمِ جحم

Ayet 114

1349|9|114|وَمَا كَانَ ٱسْتِغْفَارُ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوْعِدَةٍ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوٌّ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنْهُ إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمٌ
1349|9|114|وما كان استغفار ابرهيم لابيه الا عن موعده وعدها اياه فلما تبين له انه عدو لله تبرا منه ان ابرهيم لاوه حليم
114. Ve mâ kânestigfâru ibrâhîme li ebîhi illâ an mev’ıdetin vaadehâ iyyâh(iyyâhu), fe lemmâ tebeyyene lehû ennehuaduvvun lillâhi teberre’e minh(minhu), inne ibrâhîme le evvâhun halîm(halîmun).
Ve olmuş değildi istiğfar396 dilemesi İbrahim'in babası için vaat edilenden başka (ki) vaat etti***** onu* ona**; öyle ki ne zaman beyan226 oldu ona*** ki o**** bir düşmandır Allah'a; uzaklaştı***** ondan******; doğrusu İbrahim mutlak bir eyvah (-lıydı); bir halîmdi.
Ahmed Samira: 114 Abraham’s asking for forgiveness for his father was not except on a promise he promised it (to only) him, so when (it) was clarified/explained to him, that he (his father is) an enemy to God, he declared innocence from him, that Abraham (is a) clement groaner/moaner (E) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildi وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 stigfaru istiğfar dilemesi اسْتِغْفَارُ غفر
4 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
5 liebihi babası için لِأَبِيهِ ابو
6 illa dışında إِلَّا -
7 an -den عَنْ -
8 mev'idetin vaad edilmiş مَوْعِدَةٍ وعد
9 veadeha vaat etti onu وَعَدَهَا وعد
10 iyyahu ona إِيَّاهُ -
11 felemma öyle ki ancak فَلَمَّا -
12 tebeyyene beyan oldu تَبَيَّنَ بين
13 lehu ona لَهُ -
14 ennehu ki o أَنَّهُ -
15 aduvvun bir düşmandır عَدُوٌّ عدو
16 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
17 teberrae uzaklaştı تَبَرَّأَ برا
18 minhu ondan مِنْهُ -
19 inne doğrusu إِنَّ -
20 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
21 leevvahun mutlak bir eyvahlı لَأَوَّاهٌ اوه
22 halimun bir halîm حَلِيمٌ حلم

Notlar

Not 1: *Vaadi.**Babasına.***İbrahim'e.****Babası.*****İbrahim.******Babasından.

Ayet 115

1350|9|115|وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِلَّ قَوْمًۢا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰهُمْ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
1350|9|115|وما كان الله ليضل قوما بعد اذ هديهم حتي يبين لهم ما يتقون ان الله بكل شي عليم
115. Ve mâ kânallâhu lî yudılle kavmen ba’de iz hedâhum hattâ yubeyyine lehum mâ yettekûn(yettekûne), innallâhe bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Ve olmuş değildir Allah dalalette128 bırakır bir kavmi/toplumu doğru yola kılavuzladığı zaman sonrasında; ta ki beyan226 eder* onlara neye takvalı21 olurlar; doğrusu Allah her bir şeye bir Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 115 And God was not to misguide (a) nation after when He guided them, until He clarifies/explains to them what they fear and obey, that God was/is with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 liyudille dalalette bırakır لِيُضِلَّ ضلل
5 kavmen bir kavmi/toplumu قَوْمًا قوم
6 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
7 iz zaman إِذْ -
8 hedahum doğru yola kılavuzlaması هَدَاهُمْ هدي
9 hatta ta ki حَتَّىٰ -
10 yubeyyine beyan ederler يُبَيِّنَ بين
11 lehum onlara لَهُمْ -
12 ma neye مَا -
13 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي
14 inne doğrusu إِنَّ -
15 llahe Allah اللَّهَ -
16 bikulli herbir بِكُلِّ كلل
17 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
18 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 116

1351|9|116|إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ
1351|9|116|ان الله له ملك السموت والارض يحي ويميت وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير
116. İnnallâhe lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), yuhyî ve yumît(yumîtu), ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Doğrusu Allah’tır; O’nadır mülkü göklerin162 ve yerin; hayat verir* ve öldürür*; ve yoktur sizlere Allah’ın astından hiçbir veli; ve ne de bir yardım eden.
Ahmed Samira: 116 That God (has) for him the skies’/space’s ownership/kingdom , He revives/makes alive, and He makes die, and (there is) none for you from other than God from (a) guardian/ally and nor (a) victorior/savior .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah’tır اللَّهَ -
3 lehu O’nadır لَهُ -
4 mulku mülkü مُلْكُ ملك
5 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
7 yuhyi hayat verir يُحْيِي حيي
8 ve yumitu ve öldürür وَيُمِيتُ موت
9 ve ma ve yoktur وَمَا -
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 min مِنْ -
12 duni astından دُونِ دون
13 llahi Allah’ın اللَّهِ -
14 min hiçbir مِنْ -
15 veliyyin bir veli وَلِيٍّ ولي
16 ve la ve ne de وَلَا -
17 nesirin bir yardım eden نَصِيرٍ نصر

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 117

1352|9|117|لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِىِّ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِى سَاعَةِ ٱلْعُسْرَةِ مِنۢ بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍ مِّنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ إِنَّهُۥ بِهِمْ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ
1352|9|117|لقد تاب الله علي النبي والمهجرين والانصار الذين اتبعوه في ساعه العسره من بعد ما كاد يزيغ قلوب فريق منهم ثم تاب عليهم انه بهم روف رحيم
117. Lekad tâballâhu alen nebiyyi vel muhâcirîne vel ensârillezînet tebeûhu fî sâatil usreti min ba’di mâ kâde yezîgu kulûbu ferîkın minhum summe tâbe aleyhim, innehu bihim raûfun rahîm(rahîmun).
Ant olsun tevbe33 etti Allah nebiye780 karşı; ve muhâcirlere716; ve ensâra776; kimselere (ki) tabi oldular ona* zor/çetin sâatte662; neredeyse eğilmesi sonrasında onlardan bir fırkanın** kalplerin; sonra tevbe33 etti*** üzerlerine; doğrusu O*** onlara bir Raûf’tur15; bir Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 117 God had forgiven on the prophet and the emigrants and the victoriors those who followed him in (the) hour (of) the difficulty/hardship from after what (the) hearts/minds (of) a group/party from them, was about to/almost deviate , then He forgave on them, that He truly is merciful/compassionate, merciful with them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 tabe tevbe etti تَابَ توب
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ala karşı عَلَى -
5 n-nebiyyi nebiye النَّبِيِّ نبا
6 velmuhacirine ve muhacirlere وَالْمُهَاجِرِينَ هجر
7 vel'ensari ve ensara وَالْأَنْصَارِ نصر
8 ellezine kimselere الَّذِينَ -
9 ttebeuhu tabi oldular ona اتَّبَعُوهُ تبع
10 fi فِي -
11 saati saatinde سَاعَةِ سوع
12 l-usrati zor/çetin الْعُسْرَةِ عسر
13 min مِنْ -
14 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
15 ma مَا -
16 kade neredeyse كَادَ كود
17 yezigu eğildi يَزِيغُ زيغ
18 kulubu kalpleri قُلُوبُ قلب
19 ferikin bir fırkanın فَرِيقٍ فرق
20 minhum onlardan مِنْهُمْ -
21 summe sonra ثُمَّ -
22 tabe tevbe etti تَابَ توب
23 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
24 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
25 bihim onlara بِهِمْ -
26 ra'ufun bir Rauf’tur رَءُوفٌ راف
27 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Nebi Muhammed'e.**Grubun.***Allah.

Ayet 118

1353|9|118|وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ أَنفُسُهُمْ وَظَنُّوٓا۟ أَن لَّا مَلْجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيْهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
1353|9|118|وعلي الثلثه الذين خلفوا حتي اذا ضاقت عليهم الارض بما رحبت وضاقت عليهم انفسهم وظنوا ان لا ملجا من الله الا اليه ثم تاب عليهم ليتوبوا ان الله هو التواب الرحيم
118. Ve ales selâsetillezîne hullifû, hattâ izâ dâkat aleyhimul ardu bimâ rehubet ve dâkat aleyhim enfusuhum ve zannû en lâ melcee minallâhi illâ ileyh(ileyhi), summe tâbe aleyhim li yetûbû, innallâhe huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Ve geri bırakılmış üç kimseye karşı (da); ta ki dar geldiği zaman üzerlerine yer (tüm) genişlemişliğiyle*; ve dar geldi üzerlerine kendi nefisleri201; ve zannettiler** ki olmaz bir iltica*** Allah’tan**** ancak O’nadır*****; sonra tevbe33 etti****** üzerlerine tevbe33 etmeleri için; doğrusu Allah; O Tevvâb’dır191; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 118 And on the three, those who remained until when the Earth/land narrowed/tightened on them with what (it) widened/broadened and their selves narrowed/tightened on them, and they thought/assumed that (there is) no refuge/shelter from God except to Him, then He forgave on them, (it is for them) to repent, that God, (He is) the forgiving, the merciful/most merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ala ve karşı وَعَلَى -
2 s-selaseti üç الثَّلَاثَةِ ثلث
3 ellezine kimse الَّذِينَ -
4 hullifu geri bırakılmış خُلِّفُوا خلف
5 hatta ta ki حَتَّىٰ -
6 iza إِذَا -
7 dakat dar geldiği zaman ضَاقَتْ ضيق
8 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
9 l-erdu yer الْأَرْضُ ارض
10 bima بِمَا -
11 rahubet (tüm) genişlemişliğiyle رَحُبَتْ رحب
12 ve dakat ve dar geldi وَضَاقَتْ ضيق
13 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
14 enfusuhum kendi nefisleri أَنْفُسُهُمْ نفس
15 ve zennu ve zannettiler وَظَنُّوا ظنن
16 en ki أَنْ -
17 la olmaz لَا -
18 melcee bir iltica مَلْجَأَ لجا
19 mine مِنَ -
20 llahi Allah’tan اللَّهِ -
21 illa dışında إِلَّا -
22 ileyhi O’na إِلَيْهِ -
23 summe sonra ثُمَّ -
24 tabe tevbe etti تَابَ توب
25 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
26 liyetubu tevbe etmeleri için لِيَتُوبُوا توب
27 inne doğrusu إِنَّ -
28 llahe Allah اللَّهَ -
29 huve O هُوَ -
30 t-tevvabu Tevvâb’dır التَّوَّابُ توب
31 r-rahimu Rahîm’dir الرَّحِيمُ رحم

Notlar

Not 1: *Yer.**Varsayım yaptılar. ***Sığınak.****Allah'tan gelen.*****Allah sadece kendisine iltica ettirir; sığındırır. Sığınma ancak Allah'adır.*****Allah.

Ayet 119

1354|9|119|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ
1354|9|119|يايها الذين امنوا اتقوا الله وكونوا مع الصدقين
119. Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn (sâdikîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Takvalı21 olun Allah’a; ve olun sâdıklarla182 beraber.
Ahmed Samira: 119 You, you those who believed, fear and obey God and be with the truthful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 tteku takvalı olun اتَّقُوا وقي
5 llahe Allah’a اللَّهَ -
6 ve kunu ve olun وَكُونُوا كون
7 mea beraber مَعَ -
8 s-sadikine sadıklarla الصَّادِقِينَ صدق

Ayet 120

1355|9|120|مَا كَانَ لِأَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُوا۟ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرْغَبُوا۟ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِۦ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ ٱلْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلٌ صَٰلِحٌ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ
1355|9|120|ما كان لاهل المدينه ومن حولهم من الاعراب ان يتخلفوا عن رسول الله ولا يرغبوا بانفسهم عن نفسه ذلك بانهم لا يصيبهم ظما ولا نصب ولا مخمصه في سبيل الله ولا يطون موطيا يغيظ الكفار ولا ينالون من عدو نيلا الا كتب لهم به عمل صلح ان الله لا يضيع اجر المحسنين
120. Mâ kâne li ehlil medîneti ve men havlehum minel a’râbi en yetehallefû an resûlillâhi ve lâ yergabû bi enfusihim an nefsih(nefsihî), zâlike bi ennehum lâ yusîbuhum zameun ve lâ nasabun ve lâ mahmesatun fî sebîlillâhi ve lâ yetaûne mevtıan yagîzul kuffâre ve lâ yenâlûne min aduvvin neylen illâ kutibe lehum bihî amelun sâlih(sâlihun), innallâhe lâ yudîu ecrel muhsinîn(muhsinîne).
Olmuş değildir şehir ehline568 ve Araplardan772 onların çevresinde (olan) kimseye ki geri kalırlar Allah'ın resûlünden*; ve tercih etmezler kendi nefislerini201 onun* nefsine201; işte budur; nedeniyledir onlara ki isabet etmez bir susuzluk; ve ne de bir yorgunluk/bitkinlik; ve ne de bir açlık Allah yolunda; ve adımlamazlar bir adım (ki) kızdırır/öfkelendirir kâfirleri; ve nail** olmazlar bir düşmana bir nail** (-le); ancak yazıldı**** onlara onunla sâlih777 bir amel***; doğrusu Allah zayi etmez muhsinlerin294 ecirlerini820.
Ahmed Samira: 120 (It) was not to the city’s/town’s family/relation/people and who (is) around/surrounding them from the Arabs , that they delay (remain behind) from God’s messenger, and nor they wish/desire with themselves from his self/himself, that (is) because they (E) (experience) no thirst, and nor hardship/fatigue , and nor hunger strikes them in God’s sake , and they do not step on/set foot on a foothold (that) angers/enrages the131disbelievers, and they do not take/obtain (win) from an enemy receiving/obtaining (winning) except (that) it was written/decreed for them with it, correct/righteous deeds , that God does not loose/waste/destroy the good doer’s reward/wage .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 liehli ehline لِأَهْلِ اهل
4 l-medineti şehir الْمَدِينَةِ مدن
5 ve men ve kimseye وَمَنْ -
6 havlehum onların çevresinde (olan) حَوْلَهُمْ حول
7 mine - مِنَ -
8 l-ea'rabi Araplardan الْأَعْرَابِ عرب
9 en ki أَنْ -
10 yetehallefu geri kalırlar يَتَخَلَّفُوا خلف
11 an عَنْ -
12 rasuli resûlünden رَسُولِ رسل
13 llahi Allah'ın اللَّهِ -
14 ve la ve وَلَا -
15 yergabu tercih etmezler يَرْغَبُوا رغب
16 bienfusihim kendi nefislerini بِأَنْفُسِهِمْ نفس
17 an عَنْ -
18 nefsihi onun nefsine نَفْسِهِ نفس
19 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
20 biennehum nedeniyledir onlara ki بِأَنَّهُمْ -
21 la لَا -
22 yusibuhum isabet etmez يُصِيبُهُمْ صوب
23 zemeun bir susuzluk ظَمَأٌ ظما
24 ve la ve ne de وَلَا -
25 nesabun bir yorgunluk/bitkinlik نَصَبٌ نصب
26 ve la ve ne de وَلَا -
27 mehmesatun bir açlık مَخْمَصَةٌ خمص
28 fi فِي -
29 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
30 llahi Allah اللَّهِ -
31 ve la ve وَلَا -
32 yetaune adımlamazlar يَطَئُونَ وطا
33 mevtien bir adım (ki) مَوْطِئًا وطا
34 yegizu kızdırır/öfkelendirir يَغِيظُ غيظ
35 l-kuffara kâfirleri الْكُفَّارَ كفر
36 ve la ve وَلَا -
37 yenalune nail olmazlar يَنَالُونَ نيل
38 min مِنْ -
39 aduvvin bir düşmandan عَدُوٍّ عدو
40 neylen bir nail (-le) نَيْلًا نيل
41 illa dışında إِلَّا -
42 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
43 lehum onlara لَهُمْ -
44 bihi onunla بِهِ -
45 amelun bir amel عَمَلٌ عمل
46 salihun salih صَالِحٌ صلح
47 inne doğrusu إِنَّ -
48 llahe Allah اللَّهَ -
49 la لَا -
50 yudiu zayi etmez يُضِيعُ ضيع
51 ecra ecirleri أَجْرَ اجر
52 l-muhsinine muhsinlerin الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Ulaşma, başarma, elde etme.***Yapma, eylem.****Yüce Allah yolunda yaşanan sıkıntıları Yüce Allah o kimseye bir salih amel olarak yazar; asla boşa çıkarmaz.

Ayet 121

1356|9|121|وَلَا يُنفِقُونَ نَفَقَةً صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحْسَنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1356|9|121|ولا ينفقون نفقه صغيره ولا كبيره ولا يقطعون واديا الا كتب لهم ليجزيهم الله احسن ما كانوا يعملون
121. Ve lâ yunfikûne nefakaten sagîreten ve lâ kebîreten ve lâ yaktaûne vâdien illâ kutibe lehum lî yeczîyehumullâhu ahsene mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve infak6 etmezler bir infak6; bir küçük ve ne de bir büyük*; ve kesmezler** bir vadiyi dışında (ki) yazıldı onlara***; cezalandırması6 içindir Allah'ın daha güzeliyle**** yaparlar olduklarını.
Ahmed Samira: 121 And they do not spend a small/little, and nor great/large expense/expenditure, and nor cross a valley, except it was written/decreed for them, (it is for) God to reward/compensate them (the) best (of) what they were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 yunfikune infak etmezler يُنْفِقُونَ نفق
3 nefekaten bir infak نَفَقَةً نفق
4 sagiraten bir küçük صَغِيرَةً صغر
5 ve la ve ne de وَلَا -
6 kebiraten bir büyük كَبِيرَةً كبر
7 ve la ve وَلَا -
8 yektaune kesmezler يَقْطَعُونَ قطع
9 vadiyen bir vadiyi وَادِيًا ودي
10 illa dışında إِلَّا -
11 kutibe yazıldı كُتِبَ كتب
12 lehum onlara لَهُمْ -
13 liyecziyehumu cezalandırması için لِيَجْزِيَهُمُ جزي
14 llahu Allah'ın اللَّهُ -
15 ehsene daha güzeliyle أَحْسَنَ حسن
16 ma مَا -
17 kanu oldukları كَانُوا كون
18 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Küçük büyük fark etmeksizin zerre kadar yaptıkları infak karşılığı verilmek üzere yazılır.**Geçmezler.***Müminlere.****Yüce Allah müminlerin yaptıklarına karşı onlara daha güzeliyle karşılık verir.

Ayet 122

1357|9|122|وَمَا كَانَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لِيَنفِرُوا۟ كَآفَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرْقَةٍ مِّنْهُمْ طَآئِفَةٌ لِّيَتَفَقَّهُوا۟ فِى ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُوا۟ قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ
1357|9|122|وما كان المومنون لينفروا كافه فلولا نفر من كل فرقه منهم طايفه ليتفقهوا في الدين ولينذروا قومهم اذا رجعوا اليهم لعلهم يحذرون
122. Ve mâ kânel mu’minûne li yenfirû kâffeh(kâffeten), fe lev lâ nefere min kulli firkatin minhum tâifetun li yetefekkahû fîd dîni ve li yunzirû kavmehum izâ receû ileyhim leallehum yahzerûn(yahzerûne).
Ve olmuş değildir müminlere27 toplaşarak neferleşmeleri763; öyle ki eğer neferleşmezse763 her bir fırkadan* onlardan bir tayfa719; fıkıh770 etmeleri için dinde** ve uyarmaları*** için kendi kavimlerini geri döndükleri zaman üzerlerine; belki onlar hazırlanırlar.
Ahmed Samira: 122 And the believers were not to rush/hasten all (to battle) , so if only (there were) a group from every group/party from them, a group of people to learn/comprehend/have knowledge in the religion, and to warn/give notice (to) their nation if they returned to them, maybe/perhaps they be warned/cautioned .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 l-mu'minune müminlere الْمُؤْمِنُونَ امن
4 liyenfiru neferleşmeleri لِيَنْفِرُوا نفر
5 kaffeten toptan bir araya gelerek كَافَّةً كفف
6 felevla öyle ki eğer فَلَوْلَا -
7 nefera neferleşmezse نَفَرَ نفر
8 min مِنْ -
9 kulli herbir كُلِّ كلل
10 firkatin fırkadan فِرْقَةٍ فرق
11 minhum onlardan مِنْهُمْ -
12 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
13 liyetefekkahu fıkıh etmeleri için لِيَتَفَقَّهُوا فقه
14 fi فِي -
15 d-dini dinde الدِّينِ دين
16 veliyunziru ve uyarmaları için وَلِيُنْذِرُوا نذر
17 kavmehum kavimlerini قَوْمَهُمْ قوم
18 iza إِذَا -
19 raceu geri döndükleri zaman رَجَعُوا رجع
20 ileyhim üzerlerine إِلَيْهِمْ -
21 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
22 yehzerune hazırlanırlar يَحْذَرُونَ حذر

Notlar

Not 1: *Gruptan.**Yüce Allah'ın gerçek dini olan İslâm'ı yani Kur'an'ı fıkıh ederek anlamaları, kavramaları.***Kavimlerini Kur'an ile uyarmaları.

Ayet 123

1358|9|123|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ يَلُونَكُم مِّنَ ٱلْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا۟ فِيكُمْ غِلْظَةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ
1358|9|123|يايها الذين امنوا قتلوا الذين يلونكم من الكفار وليجدوا فيكم غلظه واعلموا ان الله مع المتقين
123. Yâ eyyuhellezîne âmenû kâtilûllezîne yelûnekum minel kuffâri vel yecidû fîkum gilzah(gilzaten), va’lemû ennallâhe meal muttekîn(muttekîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Katledin35 kimseleri (ki) yakınlaşırlar* sizlere kâfirlerden; ve bulsunlar sizde bir kalınlık/kabalık; ve bilin ki Allah muttakilerle17 beraberdir.
Ahmed Samira: 123 You, you those who believed, fright/kill those who follow/near you evilly from the disbelievers, and they should find in you strength/coarseness , and know that God (is) with the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 katilu katledin قَاتِلُوا قتل
5 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
6 yelunekum yakın takip ederler sizleri يَلُونَكُمْ ولي
7 mine مِنَ -
8 l-kuffari kâfirlerden الْكُفَّارِ كفر
9 velyecidu ve bulsunlar وَلْيَجِدُوا وجد
10 fikum sizde فِيكُمْ -
11 gilzeten bir kalınlık/kabalık غِلْظَةً غلظ
12 vea'lemu ve bilin ki وَاعْلَمُوا علم
13 enne ki أَنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 mea beraberdir مَعَ -
16 l-muttekine muttakilerle الْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *Fiil 3. şahıs çoğul ve geniş zamandır. "Onlar yakınlaşırlar" demektir. Bir eylemi işaret eder. Anlarız ki kâfirlerden bazı kimseler müminlerin üzerine doğru gelerek yaklaşmaktadır. Bu kimselere karşı karşılık verilmelidir. Bu ayet "yakınınızda bulunan kâfirleri öldürün" diye özensiz çevrildiğinde anlam bambaşka olmaktadır. Hiç zararı olmayan kâfirleri sırf yakınımızda diye öldürmek Yüce Allah'ın bir emri değildir.

Ayet 124

1359|9|124|وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُم مَّن يَقُولُ أَيُّكُمْ زَادَتْهُ هَٰذِهِۦٓ إِيمَٰنًا فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَزَادَتْهُمْ إِيمَٰنًا وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ
1359|9|124|واذا ما انزلت سوره فمنهم من يقول ايكم زادته هذه ايمنا فاما الذين امنوا فزادتهم ايمنا وهم يستبشرون
124. Ve îzâ mâ unzilet sûretun fe minhum men yekûlu eyyukum zâdethu hâzihî îmânâ(îmânen), fe emmellezîne âmenû fe zâdethum îmânen ve hum yestebşirûn(yestebşirûne).
Ve ne zaman indirildi bir sure*; öyle ki onlardan kimi der: "Hanginize ziyade etti bu* bir imanı47?"; (oysa) öyle ki iman47 etmiş kimselere; öyle ki ziyade** etti onlara*** bir imanı47; ve onlar**** müjdelenirler."
Ahmed Samira: 124 And when any chapter of the Koran was descended, so from them who says: "Which of you (has) this it increased him faith/belief?" So but those who believed, so it increased them faith/belief, and they be announced good news to/be cheerful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve ne zaman وَإِذَا -
2 ma مَا -
3 unzilet indirildi أُنْزِلَتْ نزل
4 suratun bir sure سُورَةٌ سور
5 feminhum öyle ki onlardan فَمِنْهُمْ -
6 men kimi مَنْ -
7 yekulu der يَقُولُ قول
8 eyyukum hanginize أَيُّكُمْ -
9 zadethu ziyade etti زَادَتْهُ زيد
10 hazihi bu هَٰذِهِ -
11 imanen bir imanı إِيمَانًا امن
12 feemma öyle ki فَأَمَّا -
13 ellezine kimselerine الَّذِينَ -
14 amenu iman etmiş امَنُوا امن
15 fezadethum öyle ki ziyade etti onlara فَزَادَتْهُمْ زيد
16 imanen bir imanı إِيمَانًا امن
17 ve hum ve onlar وَهُمْ -
18 yestebşirune müjdelenirler يَسْتَبْشِرُونَ بشر

Notlar

Not 1: *Ayetler grubu. Sure.**Gerçek müminlerin imanı Kur'an'ın her bir suresiyle artar. ***Müminlere.****Müminler.

Ayet 125

1360|9|125|وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا إِلَىٰ رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كَٰفِرُونَ
1360|9|125|واما الذين في قلوبهم مرض فزادتهم رجسا الي رجسهم وماتوا وهم كفرون
125. Ve emmellezîne fî kulûbihim maradun fe zâdethum ricsen ilâ ricsihim ve mâtû ve hum kâfirûn(kâfirûne).
Ve kimselere gelince (ki) kalplerindedir bir maraz; öyle ki artırdı* onlara bir ricsi773 ricslerine773 doğru; ve öldüler; ve onlar kâfirlerdir25.
Ahmed Samira: 125 And but those who in their hearts/minds (is) sickness/disease, so it increased them obscenity/filth to their obscenity/filth , and they died and they are disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veemma ve gelince وَأَمَّا -
2 ellezine kimselere (ki) الَّذِينَ -
3 fi فِي -
4 kulubihim kaplerindedir قُلُوبِهِمْ قلب
5 meradun bir maraz مَرَضٌ مرض
6 fezadethum öyle ki artırdı onlara فَزَادَتْهُمْ زيد
7 ricsen bir ricsi رِجْسًا رجس
8 ila إِلَىٰ -
9 ricsihim ricslerine doğru رِجْسِهِمْ رجس
10 ve matu ve öldüler وَمَاتُوا موت
11 vehum ve onlar وَهُمْ -
12 kafirune kâfirlerdir كَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 126

1361|9|126|أَوَلَا يَرَوْنَ أَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ فِى كُلِّ عَامٍ مَّرَّةً أَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ
1361|9|126|اولا يرون انهم يفتنون في كل عام مره او مرتين ثم لا يتوبون ولا هم يذكرون
126. E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merreten ev merreteyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
Ve görmezler mi ki onlar fitnelendirilir610 her bir yılda bir kere ya da iki kere; sonra tevbe33 etmezler; ve ne de onlar zikrederler78.
Ahmed Samira: 126 Do they not see/understand that they are being tested in every year once or twice , then they do not repent, and they do not mention/remember ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 evela ve أَوَلَا -
2 yeravne görmezler mi يَرَوْنَ راي
3 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
4 yuftenune fitnelendirilir يُفْتَنُونَ فتن
5 fi فِي -
6 kulli her كُلِّ كلل
7 aamin bir yılda عَامٍ عوم
8 merraten bir kez مَرَّةً مرر
9 ev ya da أَوْ -
10 merrateyni iki kez مَرَّتَيْنِ مرر
11 summe sonra ثُمَّ -
12 la لَا -
13 yetubune tevbe etmezler يَتُوبُونَ توب
14 ve la ve ne de وَلَا -
15 hum onlar هُمْ -
16 yezzekkerune zikrederler يَذَّكَّرُونَ ذكر

Ayet 127

1362|9|127|وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ نَّظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ هَلْ يَرَىٰكُم مِّنْ أَحَدٍ ثُمَّ ٱنصَرَفُوا۟ صَرَفَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ
1362|9|127|واذا ما انزلت سوره نظر بعضهم الي بعض هل يريكم من احد ثم انصرفوا صرف الله قلوبهم بانهم قوم لا يفقهون
127. Ve îzâ mâ unzilet sûretun nazara ba’duhum ilâ ba’d(ba’din), hel yerâkum min ehadin summensarafû, sarafallâhu kulûbehum bi ennehum kavmun lâ yefkahûn(yefkahûne).
Ve ne zaman indirildi bir sure*; baktı bir kısmı onların bir kısma doğru; "Görür mü sizleri hiç birisi?"; sonra çevirdiler; çevirdi (de) Allah kalplerini; nedeniyledir ki onlar fıkıh770 etmezler bir kavim/topluluktur.
Ahmed Samira: 127 And when any chapter of the Koran was descended, some of them looked to some, (and said): "Does from anyone see you?" Then they went away/diverted , God diverted their hearts/minds , because they are (E) a nation (that) do not understand/know .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve ne zaman وَإِذَا -
2 ma مَا -
3 unzilet indirildi أُنْزِلَتْ نزل
4 suratun bir sure سُورَةٌ سور
5 nezera baktı نَظَرَ نظر
6 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
7 ila إِلَىٰ -
8 bea'din bir kısma doğru بَعْضٍ بعض
9 hel هَلْ -
10 yerakum görür mü sizleri يَرَاكُمْ راي
11 min مِنْ -
12 ehadin hiç birisi أَحَدٍ احد
13 summe sonra ثُمَّ -
14 nsarafu çevirdiler انْصَرَفُوا صرف
15 sarafe çevirdi صَرَفَ صرف
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 kulubehum kalplerini onların قُلُوبَهُمْ قلب
18 biennehum nedeniyledir onlar بِأَنَّهُمْ -
19 kavmun bir kavim/topluluk قَوْمٌ قوم
20 la لَا -
21 yefkahune fıkıh etmezler يَفْقَهُونَ فقه

Notlar

Not 1: *Ayetler grubu.**Kalplerini.