Sure 12: Yusuf/Yusuf

Ayet Sayısı: 111
يُوسُف

Ayet 1

1595|12|1|الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ
1595|12|1|الر تلك ايت الكتب المبين
1. Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbil mubîn(mubîni).
ALR44*; işte şu (ki) ayetleridir237 apaçık kitabın**.
Ahmed Samira: 1 A L R those (are) verses/evidences (of) The Book , the clear/evident .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elif, Lam, Ra Elif Lâm Râ الر -
2 tilke işte şu (ki) تِلْكَ -
3 ayatu ayetleridir ايَاتُ ايي
4 l-kitabi kitabın الْكِتَابِ كتب
5 l-mubini apaçık الْمُبِينِ بين

Notlar

Not 1: *Elif Lâm Râ.**Kur'an'ın.

Ayet 2

1596|12|2|إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
1596|12|2|انا انزلنه قرنا عربيا لعلكم تعقلون
2. İnnâ enzelnâhu kur’ânen arabiyyen le allekum ta’kılûn(ta’kılûne).
Doğrusu biz indirdik onu* arabiy929** bir Kur’ân850; belki sizler akledersiniz562.
Ahmed Samira: 2 That We descended it an Arabic Koran , maybe/perhaps you reason/comprehend

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 enzelnahu indirdik onu أَنْزَلْنَاهُ نزل
3 kur'anen bir Kur’an قُرْانًا قرا
4 arabiyyen bir arabiy عَرَبِيًّا عرب
5 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
6 tea'kilune akledersiniz تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Kitabı.**Arapça oluşunun yanında apaçık ifade edilmiş olması da işaret edilmiştir.

Ayet 3

1597|12|3|نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ ٱلْقَصَصِ بِمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلْغَٰفِلِينَ
1597|12|3|نحن نقص عليك احسن القصص بما اوحينا اليك هذا القران وان كنت من قبله لمن الغفلين
3. Nahnu nakussu aleyke ahsenel kasası bimâ evhaynâ ileyke hâzel kur’âne ve in kunte min kablihî le minel gâfilîn(gâfilîne).
Biz kıssalaştırırız430daha güzel kıssayı430 (senin) üzerine; vahy ettiğimizle603 sana bu Kur'ân'ı850; ve eğer olduysan (bile) öncesinde onun* mutlak kimselerden ki gâfillerdir310.
Ahmed Samira: 3 We narrate/inform on (to) you the narration’s/information’s (true stories’) best, with what We inspired/transmitted to you, this the Koran , and if you were from before it from (E) the ignoring/neglecting

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 nehnu biz نَحْنُ -
2 nekussu kıssalaştırırız نَقُصُّ قصص
3 aleyke üzerine عَلَيْكَ -
4 ehsene daha güzelini أَحْسَنَ حسن
5 l-kasasi kıssaların الْقَصَصِ قصص
6 bima بِمَا -
7 evhayna vahyedettiğimizle أَوْحَيْنَا وحي
8 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
9 haza bu هَٰذَا -
10 l-kurane Kur'an'ı الْقُرْانَ قرا
11 vein ve eğer وَإِنْ -
12 kunte olduysan كُنْتَ كون
13 min مِنْ -
14 kablihi öncesinde onun قَبْلِهِ قبل
15 lemine mutlak kimselerden لَمِنَ -
16 l-gafiline gafil الْغَافِلِينَ غفل

Notlar

Not 1: *Kur'an'ın.

Ayet 4

1598|12|4|إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ إِنِّى رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِى سَٰجِدِينَ
1598|12|4|اذ قال يوسف لابيه يابت اني رايت احد عشر كوكبا والشمس والقمر رايتهم لي سجدين
4. İz kâle yûsufu li ebîhi yâ ebeti innî re eytu ehade aşere kevkeben veş şemse vel kamere re eytuhum lî sâcidîn(sâcidîne).
Dediği zaman Yûsuf babasına*: “Ey babam! Doğrusu ben gördüm on bir** kevkebi159; ve Güneş’i; ve Ay’ı; gördüm onları bana secde12 edenler.
Ahmed Samira: 4 When Joseph said to his father: You my father that I, I saw eleven planet(s)/star(s) and the sun and the moon, I saw/them to me prostrating."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz o zaman إِذْ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 yusufu Yusuf يُوسُفُ -
4 liebihi babasına لِأَبِيهِ ابو
5 ya ebeti Ey babam! يَاأَبَتِ ابو
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 raeytu gördüm رَأَيْتُ راي
8 ehade (on) bir أَحَدَ احد
9 aşera on (bir) عَشَرَ عشر
10 kevkeben kevkebi كَوْكَبًا كوكب
11 ve şşemse ve Güneş’i وَالشَّمْسَ شمس
12 velkamera ve Ay’ı وَالْقَمَرَ قمر
13 raeytuhum gördüm onları رَأَيْتُهُمْ راي
14 li bana لِي -
15 sacidine secde edenler/diz çöküp boyun eğenler سَاجِدِينَ سجد

Notlar

Not 1: *Yakûb'a.**On bir (11).

Ayet 5

1599|12|5|قَالَ يَٰبُنَىَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلَىٰٓ إِخْوَتِكَ فَيَكِيدُوا۟ لَكَ كَيْدًا إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
1599|12|5|قال يبني لا تقصص رياك علي اخوتك فيكيدوا لك كيدا ان الشيطن للانسن عدو مبين
5. Kâle yâ buneyye lâ taksus ru’yâke alâ ihvetike fe yekîdû leke keydâ(keyden), inneş şeytâne lil insâni aduvvun mubîn(mubînun).
Dedi*: "Ey oğlum**! Kıssalaştırma430 rüyanı938 kardeşlerine karşı; öyle ki kurarlar sana bir kumpas/entrika; doğrusu şeytân29 insan için apaçık bir düşmandır."
Ahmed Samira: 5 You, my son, do not relay/inform your dream on (to) your brothers, so they conspire/plot to you a plot/conspiracy , that the devil (is) to the human/mankind a clean/evident enemy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ya buneyye ey oğlum يَا بُنَيَّ بني
3 la لَا -
4 teksus kıssalaştırma تَقْصُصْ قصص
5 ru'yake rüyanı رُؤْيَاكَ راي
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 ihvetike kardeşlerine إِخْوَتِكَ اخو
8 feyekidu öyle ki kumpas/entrika kurarlar فَيَكِيدُوا كيد
9 leke sana لَكَ -
10 keyden bir kumpas/entrika كَيْدًا كيد
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 ş-şeytane şeytan الشَّيْطَانَ شطن
13 lilinsani insan için لِلْإِنْسَانِ انس
14 aduvvun bir düşmandır عَدُوٌّ عدو
15 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Yûsuf.

Ayet 6

1600|12|6|وَكَذَٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ ءَالِ يَعْقُوبَ كَمَآ أَتَمَّهَا عَلَىٰٓ أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
1600|12|6|وكذلك يجتبيك ربك ويعلمك من تاويل الاحاديث ويتم نعمته عليك وعلي ال يعقوب كما اتمها علي ابويك من قبل ابرهيم واسحق ان ربك عليم حكيم
6. Ve kezâlike yectebîke rabbuke ve yu allimuke min te’vîlil ehâdîsi, ve yutimmu ni’metehu aleyke ve alâ âli ya’kûbe kemâ etemmehâ alâ ebeveyke min kablu ibrâhîme ve ishâk(ishâke), inne rabbeke alîmun hakîm(hakîmun).”
Ve işte böyledir; seçer* seni Rabbin4; ve öğretir sana tevilinden401 hadislerin**; ve tamamlar kendi nimetini senin üzerine; ve Yakûb'un ahalisine568 karşı (da); tamamladığı gibi onu*** öncesinde senin ataların İbrahim'e ve İshâk'a karşı; doğrusu (senin) Rabbin4 bir Alîm’dir8; bir Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 6 And as/like that your Lord chooses/purifies you and teaches/informs you from the information’s/speech’s interpretation/explanation, and He completes His blessing on you, and on Jacob’s family, as/like He completed it on your fathers (forefathers) before, Abraham, and Isaac, that your Lord (is) knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 yectebike seçer seni يَجْتَبِيكَ جبي
3 rabbuke Rabbin رَبُّكَ ربب
4 ve yuallimuke ve öğretir sanan وَيُعَلِّمُكَ علم
5 min مِنْ -
6 te'vili tevilinden تَأْوِيلِ اول
7 l-ehadisi hadislerin الْأَحَادِيثِ حدث
8 ve yutimmu ve tamamlar وَيُتِمُّ تمم
9 nia'metehu kendi nimetini نِعْمَتَهُ نعم
10 aleyke senin üzerine عَلَيْكَ -
11 ve ala ve karşı وَعَلَىٰ -
12 ali ahalisi الِ اول
13 yea'kube Yakûb يَعْقُوبَ -
14 kema gibi كَمَا -
15 etemmeha tamamladığı gibi onu أَتَمَّهَا تمم
16 ala karşı عَلَىٰ -
17 ebeveyke senin ataların أَبَوَيْكَ ابو
18 min مِنْ -
19 kablu öncesinde قَبْلُ قبل
20 ibrahime İbrahim إِبْرَاهِيمَ -
21 ve ishaka ve İshak وَإِسْحَاقَ -
22 inne doğrusu إِنَّ -
23 rabbeke (senin) Rabbin رَبَّكَ ربب
24 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
25 hakimun bir Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: *Yükseltir. **Sözlerin.***Nimeti.

Ayet 7

1601|12|7|لَّقَدْ كَانَ فِى يُوسُفَ وَإِخْوَتِهِۦٓ ءَايَٰتٌ لِّلسَّآئِلِينَ
1601|12|7|لقد كان في يوسف واخوته ايت للسايلين
7. Le kad kâne fî yûsufe ve ihvetihî âyâtun lis sâilîn(sâilîne).
Ant olsun oldu Yûsuf’ta ve kardeşlerinde onun* bir ayet287 sual edenlere**.
Ahmed Samira: 7 In Joseph and his brothers (there) had been signs/evidences to the askers/questioners .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 fi فِي -
4 yusufe Yusuf’ta يُوسُفَ -
5 ve ihve tihi ve kardeşlerinde onun وَإِخْوَتِهِ اخو
6 ayatun bir ayet ايَاتٌ ايي
7 lissailine sual edenlere لِلسَّائِلِينَ سال

Notlar

Not 1: *Yûsuf’un.**Soranlara. İsteyenlere.

Ayet 8

1602|12|8|إِذْ قَالُوا۟ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
1602|12|8|اذ قالوا ليوسف واخوه احب الي ابينا منا ونحن عصبه ان ابانا لفي ضلل مبين
8. İz kâlû le yûsufu ve ehûhu ehabbu ilâ ebînâ minnâ ve nahnu usbeh(usbehtun), inne ebânâ le fî dalâlin mubîn(mubînin).
Dedikleri zaman: "Mutlak ki Yûsuf ve onun* kardeşi bizden daha sevgilidir babamıza**; ve bizler bir birliğiz/bağlıyız; doğrusu babamız*** mutlak apaçık bir dalalettedir128."
Ahmed Samira: 8 When they said: "Joseph (E), and his brother, (are) more lovable/likable to our father than us, and we (are) a group/band/company, that truly our father (is) in (E) clear/evident misguidance."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 kalu dedikleri قَالُوا قول
3 leyusufu mutlak ki Yûsuf لَيُوسُفُ -
4 ve ehuhu ve kardeşi onun وَأَخُوهُ اخو
5 ehabbu daha sevgilidir أَحَبُّ حبب
6 ila doğru إِلَىٰ -
7 ebina babamıza أَبِينَا ابو
8 minna bizden مِنَّا -
9 venehnu ve bizler وَنَحْنُ -
10 usbetun bir birliğiz/bağlıyız عُصْبَةٌ عصب
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 ebana babamız أَبَانَا ابو
13 lefi mutlak لَفِي -
14 delalin bir dalalettedir ضَلَالٍ ضلل
15 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un.**Yakûb'a.***Yakûb.

Ayet 9

1603|12|9|ٱقْتُلُوا۟ يُوسُفَ أَوِ ٱطْرَحُوهُ أَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعْدِهِۦ قَوْمًا صَٰلِحِينَ
1603|12|9|اقتلوا يوسف او اطرحوه ارضا يخل لكم وجه ابيكم وتكونوا من بعده قوما صلحين
9. Uktulû yûsufe evitrahûhu ardan yahlu lekum vechu ebîkum ve tekûnû min ba’dihî kavmen sâlihîn(sâlihîne).
Katledin35* Yûsuf'u ya da atın onu** bir yere; boşalır sizlere babanızın yüzü; ve olursunuz sonrasında onun*** sâlihler217 bir kavim/toplum.
Ahmed Samira: 9 Kill/fight Joseph or throw him/cast him away (to) a land , your father’s face becomes free/alone for you, and you be from after it a correct/righteous nation.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 aktulu katledin اقْتُلُوا قتل
2 yusufe Yûsuf'u يُوسُفَ -
3 evi ya da أَوِ -
4 trahuhu atın onu اطْرَحُوهُ طرح
5 erdan bir yere أَرْضًا ارض
6 yehlu boşalır يَخْلُ خلو
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 vechu yüzü وَجْهُ وجه
9 ebikum babanızın أَبِيكُمْ ابو
10 ve tekunu ve olursunuz وَتَكُونُوا كون
11 min مِنْ -
12 bea'dihi sonrasında onun بَعْدِهِ بعد
13 kavmen bir kavim/toplum قَوْمًا قوم
14 salihine salihler صَالِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *Şeytân Yûsuf'la kardeşleri arasını kışkırtıyor.**Yûsuf'u.***Yûsuf sonrasında.

Ayet 10

1604|12|10|قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
1604|12|10|قال قايل منهم لا تقتلوا يوسف والقوه في غيبت الجب يلتقطه بعض السياره ان كنتم فعلين
10. Kâle kâilun minhum lâ taktulû yûsufe ve elkûhu fî gayâbetil cubbi yel-tekithu ba’dus seyyâreti in kuntum fâilîn(fâilîne).
Dedi bir kelam* eden onlardan: "Katletmeyin35 Yûsuf'u; ve düşürün onu** kuyu*** oyuğuna/çukuruna; alıp çeker onu** bir kısım seyyâr**** eğer olduysanız failler*****."
Ahmed Samira: 10 A speaker from them said: "Do not kill/fight Joseph, and (but) throw him/throw him away in the well’s/deep well’s low hidden area/grave, some (of) the caravan unintentionally finds and picks him up, if you were making/doing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 kailun bir kelam eden قَائِلٌ قول
3 minhum onlardan مِنْهُمْ -
4 la لَا -
5 tektulu katletmeyin تَقْتُلُوا قتل
6 yusufe Yûsuf'u يُوسُفَ -
7 veelkuhu ve düşürün onu وَأَلْقُوهُ لقي
8 fi فِي -
9 gayabeti oyuğuna/çukuruna غَيَابَتِ غيب
10 l-cubbi geniş ağızlı kuyu الْجُبِّ جبب
11 yeltekithu alıp çeker onu يَلْتَقِطْهُ لقط
12 bea'du bir kısım بَعْضُ بعض
13 s-seyyarati seyyâr السَّيَّارَةِ سير
14 in eğer إِنْ -
15 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
16 failine failler فَاعِلِينَ فعل

Notlar

Not 1: *Söz söyleyen.**Yûsuf'u.***Geniş ağızlı su kuyusu. Mağara içlerinde bulunan ****Gezgin, seyyah; kervan.*****Faaliyete geçirenler.

Ayet 11

1605|12|11|قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَ۫نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ
1605|12|11|قالوا يابانا ما لك لا تامنا علي يوسف وانا له لنصحون
11. Kâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te’mennâ alâ yûsufe ve innâ lehu lenâsıhûn(lenâsıhûne).
Dediler*: "Ey babamız**! Nedir sana (olan) ki güvenmiyorsun bizlere Yûsuf’a karşı; ve doğrusu bizler ona*** mutlak nasihat edenleriz."
Ahmed Samira: 11 They said: "You, our father, why for you (that) you do not trust/entrust us on Joseph, and that we (are) to him faithful/sincere (E)?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya ebana ey babamız يَا أَبَانَا ابو
3 ma nedir مَا -
4 leke sana (olan) ki لَكَ -
5 la لَا -
6 te'menna güvenmezsin bizlere تَأْمَنَّا امن
7 ala karşı عَلَىٰ -
8 yusufe Yûsuf’a يُوسُفَ -
9 veinna ve doğrusu bizler وَإِنَّا -
10 lehu ona لَهُ -
11 lenasihune mutlak nasihat edenleriz لَنَاصِحُونَ نصح

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yakûb.***Yûsuf'a.

Ayet 12

1606|12|12|أَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
1606|12|12|ارسله معنا غدا يرتع ويلعب وانا له لحفظون
12. Ersilhu ma anâ gaden yerta’ ve yel’ab ve innâ lehu lehâfizûn(lehâfizûne).
"Gönder onu* bizimle beraber yarın; serbestçe gezsin ve laubalilik** etsin; ve doğrusu biz ona*** mutlak bir hafîziz613."
Ahmed Samira: 12 Send him with us tomorrow (in the) future, he eats, drinks and plays and he plays/amuses , and that we are for him protectors/safe keepers (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ersilhu gönder onu أَرْسِلْهُ رسل
2 meana bizimle beraber مَعَنَا -
3 gaden yarın غَدًا غدو
4 yertea' serbestçe gezsin يَرْتَعْ رتع
5 ve yel'ab ve laubalilik etsin وَيَلْعَبْ لعب
6 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
7 lehu ona لَهُ -
8 lehafizune mutlak bir hafîziz لَحَافِظُونَ حفظ

Notlar

Not 1: *Yûsuf'u.**Ciddiyetsiz şekilde oynasın, zıplasın.***Yûsuf'a.

Ayet 13

1607|12|13|قَالَ إِنِّى لَيَحْزُنُنِىٓ أَن تَذْهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَخَافُ أَن يَأْكُلَهُ ٱلذِّئْبُ وَأَنتُمْ عَنْهُ غَٰفِلُونَ
1607|12|13|قال اني ليحزنني ان تذهبوا به واخاف ان ياكله الذيب وانتم عنه غفلون
13. Kâle innî le yahzununî en tezhebû bihî ve ehâfu en ye’kulehuz zi’bu ve entum anhu gâfilûn(gâfilûne).
Dedi*: "Doğrusu ben mutlak hüzünlenirim ki giderirsiniz** onu***; ve korkarım ki yer onu*** bir kurt/çakal; ve sizler ondan gâfiller310 (-ken)."
Ahmed Samira: 13 He said: "That I (it) saddens me (E) that you go away with him, and I fear that the wolf eats him, and (while) you are from him ignoring/neglecting/disregarding."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 inni doğrusu ben إِنِّي -
3 leyehzununi mutlak hüzünlenirim لَيَحْزُنُنِي حزن
4 en ki أَنْ -
5 tezhebu giderirsiniz تَذْهَبُوا ذهب
6 bihi onu بِهِ -
7 ve ehafu ve korkarım وَأَخَافُ خوف
8 en ki أَنْ -
9 ye'kulehu yer onu يَأْكُلَهُ اكل
10 z-zi'bu bir kurt/çakal الذِّئْبُ ذاب
11 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
12 anhu ondan عَنْهُ -
13 gafilune gafillersiniz غَافِلُونَ غفل

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Kaybedersiniz.***Yûsuf'u.

Ayet 14

1608|12|14|قَالُوا۟ لَئِنْ أَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّآ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ
1608|12|14|قالوا لين اكله الذيب ونحن عصبه انا اذا لخسرون
14. Kâlû le in ekelehuz zi’bu ve nahnu usbetun innâ izen lehâsirûn(lehâsirûne).
Dediler*: "Mutlak ki eğer yediyse onu** kurt/çakal; ve (oysa) bizler bir birliğiz/çeteyiz; doğrusu bizler o zaman mutlak hüsrana uğrayanlarız."
Ahmed Samira: 14 They said: "If (E) the wolf ate him, and we are a group/band/company, that we are then losers (E)."

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yûsuf'u.

Ayet 15

1609|12|15|فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
1609|12|15|فلما ذهبوا به واجمعوا ان يجعلوه في غيبت الجب واوحينا اليه لتنبينهم بامرهم هذا وهم لا يشعرون
15. Fe lemmâ zehebû bihî ve ecmeû en yec’alûhu fî gayâbetil cubb(cubbi), ve evhaynâ ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim hâzâ ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Öyle ki ne zaman götürdüler onu*; ve toplaştılar ki koymaya onu* kuyu** oyuğuna/çukuruna; ve vahy603 ettik ona***; mutlak haber verirsin bu emrini/işlerini onların; ve onlar şuurlanmazlar.
Ahmed Samira: 15 So when they went/went away with him, and they all unanimously agreed that they put him in the well’s/deep well’s low hidden area/grave, and We inspired/transmitted to him: "You will inform them (E) with their matter/affair, this, and (while) they are not feeling/knowing/sensing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 zehebu götürdüler ذَهَبُوا ذهب
3 bihi onu بِهِ -
4 ve ecmeu ve toplaştılar وَأَجْمَعُوا جمع
5 en ki أَنْ -
6 yec'aluhu koyarlar onu يَجْعَلُوهُ جعل
7 fi فِي -
8 gayabeti çukuruna غَيَابَتِ غيب
9 l-cubbi kuyunun الْجُبِّ جبب
10 veevhayna ve vahy ettik وَأَوْحَيْنَا وحي
11 ileyhi ona إِلَيْهِ -
12 letunebbiennehum mutlak haber verirsin لَتُنَبِّئَنَّهُمْ نبا
13 biemrihim emrini/işlerini onların بِأَمْرِهِمْ امر
14 haza bu هَٰذَا -
15 vehum ve onlar وَهُمْ -
16 la لَا -
17 yeş'urune şuurlanmazlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *Yûsuf'u.**Geniş ağızlı kuyu. ***Yûsuf'a.

Ayet 16

1610|12|16|وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءً يَبْكُونَ
1610|12|16|وجاو اباهم عشا يبكون
16. Ve câû ebâhum işâen yebkûn(yebkûne).
Ve geldiler* babalarına** bir akşam (ki) ağlıyorlardı.
Ahmed Samira: 16 And they came (to) their father (at) evening/first darkness/dinnertime weeping .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ca'u ve geldiler وَجَاءُوا جيا
2 ebahum babalarına أَبَاهُمْ ابو
3 işa'en bir akşam (ki) عِشَاءً عشو
4 yebkune ağlıyorlardı يَبْكُونَ بكي

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yakûb'a.

Ayet 17

1611|12|17|قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لَّنَا وَلَوْ كُنَّا صَٰدِقِينَ
1611|12|17|قالوا يابانا انا ذهبنا نستبق وتركنا يوسف عند متعنا فاكله الذيب وما انت بمومن لنا ولو كنا صدقين
17. Kâlû yâ ebânâ innâ zehebnâ nestebiku ve tereknâ yûsufe inde metâınâ fe ekelehuz zi’bu, ve mâ ente bi mu’minin lenâ ve lev kunnâ sâdikîn(sâdikîne).
Dediler*: "Ey babamız**! Doğrusu biz gitmiştik müsabaka*** yapmaya; ve terk etmiştik Yûsuf'u metalarımızın54 yanında; öyle ki yemiş onu**** kurt/çakal; ve değilsin sen bir mümin***** bizlere velev/şayet olduysak (da) sâdıklar182."
Ahmed Samira: 17 They said: "You our father, that we went/went away racing and we left Joseph at ourbelongings/effects/goods, so the wolf ate him, and you are not with believing to us, and even if we were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya ebana ey babamız يَا أَبَانَا ابو
3 inna doğrusu biz إِنَّا -
4 zehebna gitmiştik ذَهَبْنَا ذهب
5 nestebiku müsabaka yapmaya نَسْتَبِقُ سبق
6 ve terakna ve terk etmiştik وَتَرَكْنَا ترك
7 yusufe Yûsuf'u يُوسُفَ -
8 inde yanında عِنْدَ عند
9 metaina metalarımızın مَتَاعِنَا متع
10 fe ekelehu öyle ki yemiş onu فَأَكَلَهُ اكل
11 z-zi'bu kurt/çakal الذِّئْبُ ذاب
12 vema ve değilsin وَمَا -
13 ente sen أَنْتَ -
14 bimu'minin bir mümin بِمُؤْمِنٍ امن
15 lena bizlere لَنَا -
16 velev velev/şayet وَلَوْ -
17 kunna olduysak كُنَّا كون
18 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yakûb.***Yarış.****Yûsuf'u.*****Kanıtlarla iman eden. Kesinleşen.

Ayet 18

1612|12|18|وَجَآءُو عَلَىٰ قَمِيصِهِۦ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَٱللَّهُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ
1612|12|18|وجاو علي قميصه بدم كذب قال بل سولت لكم انفسكم امرا فصبر جميل والله المستعان علي ما تصفون
18. Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn(tesıfûne).
Ve geldiler onun* gömleğine karşı** yalandan bir kanla; dedi***: "Evet! Ayartmış sizleri nefisleriniz201 bir emre200; öyle ki bir cemîl930 bir sabırdır51****; ve Allah yardım/destek istenendir vasıflandırdığınıza/tasvir***** ettiğinize karşı.
Ahmed Samira: 18 And they came on his shirt/dress with blood falsified , he said: "But your selves enticed/lured for you a matter/affair/order/command, so graceful patience, and God (is) the seeked help/support from on what you describe/categorize."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ca'u ve geldiler وَجَاءُوا جيا
2 ala karşı عَلَىٰ -
3 kamisihi onun gömleğine قَمِيصِهِ قمص
4 bidemin bir kanla بِدَمٍ دمو
5 kezibin bir yalan كَذِبٍ كذب
6 kale dedi قَالَ قول
7 bel evet بَلْ -
8 sevvelet ayartmış سَوَّلَتْ سول
9 lekum sizleri لَكُمْ -
10 enfusukum nefisleriniz أَنْفُسُكُمْ نفس
11 emran bir emre أَمْرًا امر
12 fesabrun öyle ki bir sabırdır فَصَبْرٌ صبر
13 cemilun bir cemîl جَمِيلٌ جمل
14 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
15 l-musteaanu yardım/destek istenendir الْمُسْتَعَانُ عون
16 ala kaşı عَلَىٰ -
17 ma مَا -
18 tesifune vasıflandırdığınıza/tasvir ettiğinize تَصِفُونَ وصف

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un.**Gömleğin üzerine sürülmüş.***Yakûb.****Bana düşen; gerekir.*****Tarif ettiğinize.

Ayet 19

1613|12|19|وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
1613|12|19|وجات سياره فارسلوا واردهم فادلي دلوه قال يبشري هذا غلم واسروه بضعه والله عليم بما يعملون
19. Ve câet seyyâretun fe erselû vâridehum fe adlâ delveh(delvehu), kâle yâ buşrâ hâzâ gulâm(gulâmun), ve eserrûhu bidâah(bidâ’aten), vallâhu alîmun bi mâ ya’melûn(ya’melûne).
Ve geldi bir seyyâr*; öyle ki gönderdiler sucularını**; öyle ki sarkıttı** kovasını; dedi: "Müjde! Bu bir gılmandır***"; ve sırlaştırdılar**** onu***** bir emtia******* (olarak); ve Allah bir Alîm’dir yaptıklarına onların.
Ahmed Samira: 19 And a caravan came, so they sent their brave/tall (scout/waterboy), so he lowered/dropped his bucket/pail, he said: "Oh good news, that (is) a boy/slave ." And they kept him secret (as) goods/merchandise, and God (is) knowledgeable with what they make/do .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ca'et ve geldi وَجَاءَتْ جيا
2 seyyaratun bir seyyâr سَيَّارَةٌ سير
3 fe erselu öyle ki gönderdiler فَأَرْسَلُوا رسل
4 veridehum sucularını وَارِدَهُمْ ورد
5 feedla öyle ki sarkıttı فَأَدْلَىٰ دلو
6 delvehu kovasını دَلْوَهُ دلو
7 kale dedi قَالَ قول
8 ya buşra müjde! يَا بُشْرَىٰ بشر
9 haza bu هَٰذَا -
10 gulamun bir gılmandır غُلَامٌ غلم
11 ve eserruhu ve sırlaştırdılar onu وَأَسَرُّوهُ سرر
12 bidaaten bir emtia بِضَاعَةً بضع
13 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
14 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
15 bima بِمَا -
16 yea'melune yaptıklarına onların يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Kervan.**Su bulan öncü adam.***Oğlan.****Sakladılar, gizlediler.*****Yûsuf'u.******Ticari mal.

Ayet 20

1614|12|20|وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍۭ بَخْسٍ دَرَٰهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلزَّٰهِدِينَ
1614|12|20|وشروه بثمن بخس درهم معدوده وكانوا فيه من الزهدين
20. Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).
Ve sattılar onu* bir fiyata; sayıyı/adetli bir düşük dirhemlere931**; ve oldular onda*** zahitlerden932.
Ahmed Samira: 20 And they bought him with a reduced/unjust price, counted/numbered silver coins , and they were in him from the indifferent/uninterested .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve şeravhu ve sattılar onu وَشَرَوْهُ شري
2 bisemenin bir fiyata بِثَمَنٍ ثمن
3 behsin bir düşük بَخْسٍ بخس
4 derahime dirhemler دَرَاهِمَ درهم
5 mea'dudetin bir sayıyı/adetli مَعْدُودَةٍ عدد
6 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
7 fihi onda فِيهِ -
8 mine مِنَ -
9 z-zahidine zahitlerden الزَّاهِدِينَ زهد

Notlar

Not 1: *Yûsuf'u.**Çoğul geldiği için dirhemler olarak çevirmek daha doğrudur. En az 3 veya daha fazla dirheme.***Yûsuf'ta.

Ayet 21

1615|12|21|وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
1615|12|21|وقال الذي اشتريه من مصر لامراته اكرمي مثويه عسي ان ينفعنا او نتخذه ولدا وكذلك مكنا ليوسف في الارض ولنعلمه من تاويل الاحاديث والله غالب علي امره ولكن اكثر الناس لا يعلمون
21. Ve kâlellezîşterâhu min mısra limre’etihî ekrimî mesvâhu asâ en yenfeanâ ev nettehizehu veledâ(veleden), ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ardı ve li nuallimehu min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun(ya’lemune).
Ve dedi kimse (ki) satın aldı onu* mısradan** kendi karısı için: "Kerimleştir*** onu*; yerleştir onu*; belki menfaat sağlar bizlere ya da ediniriz onu* bir veled****"; ve işte böyledir; imkan verdik Yûsuf'a yerde; ve öğrettik ona hadislerin***** tevilinden401; ve Allah bir Gâlib'tir933 kendi emrine200 karşı******; velakin/fakat insanların ekserisi/çoğu bilmezler.
Ahmed Samira: 21 And said who bought him from (the) city/border/region/Egypt to/for his woman (wife): "Be generous/kind (in) his home/residence , perhaps he benefits us, or we take him (as) a child (son)." And like that, We highly positioned/secured to Joseph in the earth/Planet Earth, and to teach/instruct him from interpreting/explaining the information/speeches , and God (is) defeater/conqueror on His order/command/matter/affair, and but most (of) the people do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 llezi kimse الَّذِي -
3 şterahu satın aldı onu اشْتَرَاهُ شري
4 min مِنْ -
5 misra mesireden مِصْرَ مصر
6 liamraetihi kendi karısı için لِامْرَأَتِهِ مرا
7 ekrimi kerimleştir onu أَكْرِمِي كرم
8 mesvahu yerleştir onu مَثْوَاهُ ثوي
9 asa belki عَسَىٰ عسي
10 en أَنْ -
11 yenfeana menfaat sağlar bizlere يَنْفَعَنَا نفع
12 ev ya da أَوْ -
13 nettehizehu ediniriz onu نَتَّخِذَهُ اخذ
14 veleden bir veled وَلَدًا ولد
15 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
16 mekkenna imkan verdik مَكَّنَّا مكن
17 liusufe Yûsuf'a لِيُوسُفَ -
18 fi فِي -
19 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
20 velinuallimehu ve öğrettik ona وَلِنُعَلِّمَهُ علم
21 min مِنْ -
22 te'vili tevilinden تَأْوِيلِ اول
23 l-ehadisi hadislerin الْأَحَادِيثِ حدث
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 galibun bir Galiptir غَالِبٌ غلب
26 ala karşı عَلَىٰ -
27 emrihi kendi emrine karşı أَمْرِهِ امر
28 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
29 eksera ekserisi أَكْثَرَ كثر
30 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
31 la لَا -
32 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Yûsuf'u.**Büyük şehir, metropol.***Şerefli bir kimse olması için gerekenleri yap.****Evlat.*****Sözlerin.******Kendi emrini gerçekleştirmede.

Ayet 22

1616|12|22|وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
1616|12|22|ولما بلغ اشده اتينه حكما وعلما وكذلك نجزي المحسنين
22. Ve lemmâ belega eşuddehû âteynâhu hukmen ve ilmâ(ilmen), ve kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne)."
Ve ne zaman ki erişti* şiddetlisine**; verdik ona*** bir hüküm**** ve bir ilim*****; işte böyledir; karşılığını veririz muhsinlerin294.
Ahmed Samira: 22 And when he reached his maturity/strength, We gave/brought him judgment/rule and knowledge, and as/like that We reward the good doers.

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Güçlü, sert, kuvvetli zamanına.***Yusuf'a.****Doğru hükmetme yetisi.*****İlimle, bilimle doğru karar verme.

Ayet 23

1617|12|23|وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ
1617|12|23|ورودته التي هو في بيتها عن نفسه وغلقت الابوب وقالت هيت لك قال معاذ الله انه ربي احسن مثواي انه لا يفلح الظلمون
23. Ve râvedethulletî huve fî beytihâ an nefsihî ve ğallekatil ebvâbe ve kâlet heyte lek(leke), kâle ma âzallâhi innehu rabbî ahsene mesvây(mesvâye), innehu lâ yuflihuz zâlimûn(zâlimûne).
Ve murad talep edendi* ona** nefsinden201 onun*** (ki) o**** evindeydi onun***** ; ve kilitledi* kapıları; ve dedi*: "Haydi gelsene sen"; dedi****: "Sığınanım Allah'a; doğrusu O****** Rabbimdir4; güzelleştirdi yerleşimimi; doğrusu O’dur*******; (ki) iflah olmaz zalimler257."
Ahmed Samira: 23 And who (F) he is in her house/home seduced/enticed him from himself, and she closed/shut the doors/entrances, and said: "Come/come here ." He said: "I seek protection (of) God, that He is my Lord, He did good/beautified my residence/home , that He does not make the unjust/oppressive succeed/win."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rave dethu ve murad talep edendi ona وَرَاوَدَتْهُ رود
2 lleti الَّتِي -
3 huve o هُوَ -
4 fi فِي -
5 beytiha beytinde onun بَيْتِهَا بيت
6 an عَنْ -
7 nefsihi nefsinden onun نَفْسِهِ نفس
8 ve gallekati ve kilitledi وَغَلَّقَتِ غلق
9 l-ebvabe kapıları الْأَبْوَابَ بوب
10 ve kalet ve dedi وَقَالَتْ قول
11 heyte haydi gelsene هَيْتَ هيت
12 leke sen لَكَ -
13 kale dedi قَالَ قول
14 meaaze sığınanım مَعَاذَ عوذ
15 llahi Allah'a اللَّهِ -
16 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
17 rabbi Rabbimdir رَبِّي ربب
18 ehsene güzelleştirdi أَحْسَنَ حسن
19 mesvaye yerleşimimi مَثْوَايَ ثوي
20 innehu doğrusu O’dur إِنَّهُ -
21 la لَا -
22 yuflihu iflah olmaz يُفْلِحُ فلح
23 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Kadın.**Yusuf'a.***Yûsuf'un.****Yûsuf.*****Kadının.******Allah.*******Allah'tır.

Ayet 24

1618|12|24|وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ
1618|12|24|ولقد همت به وهم بها لولا ان را برهن ربه كذلك لنصرف عنه السو والفحشا انه من عبادنا المخلصين
24. Ve le kad hemmet bihî ve hemme bihâ, levlâ en reâ burhâne rabbih(rabbihi), kezâlike li nasrife anhus sûe vel fahşâ(fahşâe), innehu min ibâdinel muhlesîn(muhlesîne).
Ve ant olsun ehemmiyet* verdi** ona***; ve ehemmiyet* verirdi**** ona***** şayet ki görmeseydi burhânı293 Rabbinin4; işte böyledir; çevirmek/uzak tutmak içindir ondan****** kötülüğü ve fahişeliği490; doğrusu o**** muhles934 kullarımızdandı46.
Ahmed Samira: 24 And she had been intended/resolved with him, and he intended/resolved with her, where it not for that he saw/understood his Lord’s proof/evidence, and like that to send away/divert from him the bad/evil/harm and the enormous/atrocious deeds , that he truly is from Our worshippers/slaves, the faithful/loyal/devoted.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 hemmet ehemmiyet verdi هَمَّتْ همم
3 bihi ona بِهِ -
4 ve hemme ve ehemmiyet verirdi وَهَمَّ همم
5 biha ona بِهَا -
6 levla şayet لَوْلَا -
7 en ki أَنْ -
8 raa görmeseydi رَأَىٰ راي
9 burhane burhanını بُرْهَانَ برهن
10 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
11 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
12 linesrife çevirmek/uzak tutmak içindir لِنَصْرِفَ صرف
13 anhu ondan عَنْهُ -
14 s-su'e kötülüğü السُّوءَ سوا
15 velfehşa'e ve fahişeliği وَالْفَحْشَاءَ فحش
16 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
17 min مِنْ -
18 ibadina kullarımızdandı عِبَادِنَا عبد
19 l-muhlesine muhles الْمُخْلَصِينَ خلص

Notlar

Not 1: *Önem vermek, ilgilenmek.**Kadın.***Yusuf'a.****Yûsuf.*****Kadına.******Yûsuf'tan.

Ayet 25

1619|12|25|وَٱسْتَبَقَا ٱلْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَآءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
1619|12|25|واستبقا الباب وقدت قميصه من دبر والفيا سيدها لدا الباب قالت ما جزا من اراد باهلك سوا الا ان يسجن او عذاب اليم
25. Vestebekâl bâbe ve kaddet kamîsahu min duburin ve elfeyâ seyyidehâ ledel bâb(bâbi), kâlet mâ cezâu men erâde bi ehlike sûen illâ en yuscene ev azâbun elîm(elîmun).
Ve yarıştı* ikisi kapıya; ve yırttı** gömleğini onun*** arkasından; ve karşılaştı ikisi seyyidiyle935 onun**** kapının yanında; dedi*****: "Nedir cezası63 kimsenin (ki) murad eder (senin) ehline568 bir kötülük; dışında mıdır ki hapsedilir ya da elim/acıklı bir azaptır (ona)."
Ahmed Samira: 25 And they (B) raced each other (to) the door/entrance, and she ripped/cut his shirt/dress from (the) back/end and they (B) found her master/ruler/leader at/by/near the door/entrance she said: "What (is the) reward/reimbursement (of) who willed/wanted bad/evil/harm with your family/people except that he be imprisoned or painful torture?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vestebeka ve yarıştı ikisi وَاسْتَبَقَا سبق
2 l-babe kapıya الْبَابَ بوب
3 ve kaddet ve şerit gibi yırttı وَقَدَّتْ قدد
4 kamisahu gömleğini onun قَمِيصَهُ قمص
5 min مِنْ -
6 duburin arkasından دُبُرٍ دبر
7 ve elfeya ve karşılaştı ikisi وَأَلْفَيَا لفو
8 seyyideha seyidiyle onun سَيِّدَهَا سود
9 leda yanında لَدَى -
10 l-babi kapının الْبَابِ بوب
11 kalet dedi قَالَتْ قول
12 ma nedir? مَا -
13 ceza'u cezası جَزَاءُ جزي
14 men kimsenin مَنْ -
15 erade murat eder أَرَادَ رود
16 biehlike ehline senin بِأَهْلِكَ اهل
17 su'en bir kötülük سُوءًا سوا
18 illa dışında إِلَّا -
19 en ki أَنْ -
20 yuscene hapsedilir يُسْجَنَ سجن
21 ev ya da أَوْ -
22 azabun bir azaptır عَذَابٌ عذب
23 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Öne geçmek için.**Kadın şerit gibi boylu boyunca yırttı.***Yûsuf'un.****Kadının.*****Kadın.

Ayet 26

1620|12|26|قَالَ هِىَ رَٰوَدَتْنِى عَن نَّفْسِى وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنْ أَهْلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ
1620|12|26|قال هي رودتني عن نفسي وشهد شاهد من اهلها ان كان قميصه قد من قبل فصدقت وهو من الكذبين
26. Kâle hiye râvedetnî an nefsî ve şehide şâhidun min ehlihâ, in kâne kamîsuhu kudde min kubulin fe sadekat ve huve minel kâzibîn(kâzibîne).
Dedi*: "O** murad talep etti bana nefsimden201"; ve şahitlik/tanıklık etti*** bir şahit/tanık ehlinden568 onun****; "eğer olduysa gömleği onun***** yırtılmış önden; öyle ki doğru söylemiştir******(o); ve o* yalancılardandır." (diye)
Ahmed Samira: 26 He said: "She seduced/enticed me from myself." And a witness/testifier from her family/relation/people witnessed/testified: "If his shirt/dress was ripped/cut from (the) front , so she was truthful and he we was from the liars/falsifiers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 hiye o هِيَ -
3 ravedetni murad talep etti bana رَاوَدَتْنِي رود
4 an عَنْ -
5 nefsi nefsimden نَفْسِي نفس
6 ve şehide ve şahitlik/tanıklık etti وَشَهِدَ شهد
7 şahidun bir şahit/tanık شَاهِدٌ شهد
8 min مِنْ -
9 ehliha ehlinden onun أَهْلِهَا اهل
10 in eğer إِنْ -
11 kane olduysa كَانَ كون
12 kamisuhu gömleği onun قَمِيصُهُ قمص
13 kudde yırtılmış قُدَّ قدد
14 min مِنْ -
15 kubulin önden قُبُلٍ قبل
16 fesadekat öyle ki doğru söyledi فَصَدَقَتْ صدق
17 ve huve ve o وَهُوَ -
18 mine مِنَ -
19 l-kazibine yalancılardandır الْكَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Kadın.***Bir erkek.****Kadının.*****Yûsuf'un.******Kadın.

Ayet 27

1621|12|27|وَإِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
1621|12|27|وان كان قميصه قد من دبر فكذبت وهو من الصدقين
27. Ve in kâne kamîsuhu kudde min duburin fe kezebet ve huve mines sâdikîn(sâdikîne).
"Ve eğer olduysa gömleği onun* yırtılmış arkadan; öyle ki yalan söylemiştir** (o); ve o*** sâdıklardandır182." (diye)
Ahmed Samira: 27 And if his shirt/dress was ripped/cut from (the) back/end, so she lied/falsified and he is from the truthful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vein ve eğer وَإِنْ -
2 kane olduysa كَانَ كون
3 kamisuhu gömleği onun قَمِيصُهُ قمص
4 kudde yırtılmış قُدَّ قدد
5 min مِنْ -
6 duburin arkadan دُبُرٍ دبر
7 fekezebet öyleki yalan söyledi (o) فَكَذَبَتْ كذب
8 ve huve ve o وَهُوَ -
9 mine مِنَ -
10 s-sadikine sadıklardandır الصَّادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un.**Kadın.***Yûsuf.

Ayet 28

1622|12|28|فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيْدِكُنَّ إِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌ
1622|12|28|فلما را قميصه قد من دبر قال انه من كيدكن ان كيدكن عظيم
28. Fe lemmâ reâ kamîsahu kudde min duburin kâle innehu min keydikun(kunne), inne keydekunne azîm(azîmun).
Öyle ki ne zaman gördü* (ki) gömleği onun** yırtılmış arkadan; dedi*: "Doğrusu o tezgahındandır/kumpasındandır sizlerin***; doğrusu sizlerin*** tezgahı/kumpası bir azîmdir****."
Ahmed Samira: 28 So when he saw his shirt/dress (was) ripped/cut from (the) back/end, he said: "That it is from your (F) plotting/conspiring that your (F) plotting/conspiring (is) great."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 raa gördü (ki) رَأَىٰ راي
3 kamisahu gömleği onun قَمِيصَهُ قمص
4 kudde yırtılmış قُدَّ قدد
5 min مِنْ -
6 duburin arkadan دُبُرٍ دبر
7 kale dedi قَالَ قول
8 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
9 min مِنْ -
10 keydikunne tezgahındandır/kumpasındandır sizlerin كَيْدِكُنَّ كيد
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 keydekunne tezgahı/kumpası sizlerin كَيْدَكُنَّ كيد
13 azimun bir azimdir عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Kadının seyyidi; beyi.**Yûsuf'un.***Kadınların.****Büyüktür.

Ayet 29

1623|12|29|يُوسُفُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَا وَٱسْتَغْفِرِى لِذَنۢبِكِ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلْخَاطِـِٔينَ
1623|12|29|يوسف اعرض عن هذا واستغفري لذنبك انك كنت من الخاطين
29. Yûsufu a’rıd an hâzâ vestagfirî li zenbik(zenbiki), inneki kunti minel hâtıîn(hâtıîne).
"Yûsuf! Vazgeç/yüz çevir bundan*; ve (sen de kadın) mağfiret dile günahın için; doğrusu sen oldun hata edenlerden**."
Ahmed Samira: 29 Joseph object/turn away from that, and (to her) ask for forgiveness (F) for your crime (F), that you (F) were (F) from the sinners/mistaken .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yusufu Yûsuf يُوسُفُ -
2 ea'rid vazgeç/yüz çevir أَعْرِضْ عرض
3 an عَنْ -
4 haza bundan هَٰذَا -
5 vestegfiri ve (sen de kadın) mağfiret dile وَاسْتَغْفِرِي غفر
6 lizenbiki günahın için لِذَنْبِكِ ذنب
7 inneki doğrusu sen إِنَّكِ -
8 kunti oldun كُنْتِ كون
9 mine مِنَ -
10 l-hatiine hata edenlerden الْخَاطِئِينَ خطا

Notlar

Not 1: *Bu olayı büyütme. **Yanlış yapanlardan.

Ayet 30

1624|12|30|وَقَالَ نِسْوَةٌ فِى ٱلْمَدِينَةِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفْسِهِۦ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
1624|12|30|وقال نسوه في المدينه امرات العزيز ترود فتيها عن نفسه قد شغفها حبا انا لنريها في ضلل مبين
30. Ve kâle nisvetun fîl medînetimre’etul azîzi turâvidu fetâhâ an nefsih(nefsihî), kad şegafehâ hubbâ(hubben), innâ le nerâhâ fî dalâlin mubîn(mubînin).
Ve dediler kadınlar şehirde: "Azîzin karısı murad talep etmiş fetânına936; nefsinden201 onun*; muhakkak tutkun etmiş onu** bir aşk/sevda; doğrusu biz mutlak görürüz onu** apaçık bir dalalette128."
Ahmed Samira: 30 And women in the city/town said: "Elaziz/the Egyptian ruler’s woman (wife) seduces/entices her youth/slave/servant from himself, he had affected her deeply/deeply impassioned her lovingly , that157we see/understand her (E) in evident misguidance."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dediler وَقَالَ قول
2 nisvetun kadınlar نِسْوَةٌ نسو
3 fi فِي -
4 l-medineti şehirde الْمَدِينَةِ مدن
5 mraetu karısı امْرَأَتُ مرا
6 l-azizi azîzin الْعَزِيزِ عزز
7 turavidu murad talep etmiş تُرَاوِدُ رود
8 fetaha fetânına فَتَاهَا فتي
9 an عَنْ -
10 nefsihi nefsinden onun نَفْسِهِ نفس
11 kad muhakkak قَدْ -
12 şegafeha tutkun etmiş onu شَغَفَهَا شغف
13 hubben bir aşk/sevda حُبًّا حبب
14 inna doğrusu biz إِنَّا -
15 leneraha mutlak görürüz onu لَنَرَاهَا راي
16 fi فِي -
17 delalin bir dalalette ضَلَالٍ ضلل
18 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Notlar

Not 1: *Fetânının (Yûsuf'un).**Kadını.

Ayet 31

1625|12|31|فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ
1625|12|31|فلما سمعت بمكرهن ارسلت اليهن واعتدت لهن متكا واتت كل وحده منهن سكينا وقالت اخرج عليهن فلما راينه اكبرنه وقطعن ايديهن وقلن حش لله ما هذا بشرا ان هذا الا ملك كريم
31. Fe lemmâ semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a’tedet lehunne mutteke’en ve âtet kulle vâhidetin minhunne sikkînen ve kâletihruc aleyhinn(aleyhinne), fe lemmâ re’eynehû ekbernehu ve katta’ne eydiyehunne ve kulne hâşe lillâhi mâ hâzâ beşerâ(beşeren),in hâzâ illâ melekun kerîm(kerîmun).
Ne zaman ki işitti* dalaverelerini onların** ; gönderdi* üzerlerine onların**; ve hazırladı* onlara bir dayanaklı oturak; ve verdi her bir tekine onlardan bir bıçak; ve dedi: "Çık karşılarına onların"; öyle ki ne zaman gördüler onu***; büyüttüler onu***; ve kestiler937 ellerini; ve dediler: "Hâşa941 Allah'adır; bu bir beşer değildir; ki bu ancak kerîm**** bir melektir*****."
Ahmed Samira: 31 So when she heard with their (F) cheating/deceit , she sent to them (F), and she prepared for them (F) a recliner/support/cushion and she gave/brought each one (F) from them (F) a knife and said: "Get out/appear/emerge on them." So when they saw him, they (F) greatened/exalted/revered him, and they (F) cut off/cut to pieces/amputated their (F) hands, and they said: "Remoteness to God that (is) not a human, that this (is) except (an) honoured/kind/noble angel/owner/possessor ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma ne zaman ki فَلَمَّا -
2 semiat işitti (kadın) سَمِعَتْ سمع
3 bimekrihinne daleverelerini onların بِمَكْرِهِنَّ مكر
4 erselet gönderdi أَرْسَلَتْ رسل
5 ileyhinne üzerlerine onların (kadınların) إِلَيْهِنَّ -
6 ve ea'tedet ve hazırladı وَأَعْتَدَتْ عتد
7 lehunne onlara لَهُنَّ -
8 muttekeen bir dayanaklı oturak مُتَّكَأً وكا
9 ve atet ve verdi وَاتَتْ اتي
10 kulle her كُلَّ كلل
11 vahidetin birine وَاحِدَةٍ وحد
12 minhunne onlardan مِنْهُنَّ -
13 sikkinen bir bıçak سِكِّينًا سكن
14 ve kaleti ve dedi وَقَالَتِ قول
15 hruc çık! اخْرُجْ خرج
16 aleyhinne karşılarına onların عَلَيْهِنَّ -
17 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
18 raeynehu gördüler onu رَأَيْنَهُ راي
19 ekbernehu büyüttüler onu أَكْبَرْنَهُ كبر
20 ve kattaa'ne ve kestiler وَقَطَّعْنَ قطع
21 eydiyehunne ellerini أَيْدِيَهُنَّ يدي
22 vekulne ve dediler وَقُلْنَ قول
23 haşe geri durma/engelleme حَاشَ حوش
24 lillahi Allah için لِلَّهِ -
25 ma değildir مَا -
26 haza bu هَٰذَا -
27 beşeran bir beşer بَشَرًا بشر
28 in ki إِنْ -
29 haza bu هَٰذَا -
30 illa ancak إِلَّا -
31 melekun bir melektir مَلَكٌ ملك
32 kerimun kerim كَرِيمٌ كرم

Notlar

Not 1: *Kadın.**3 veya daha fazla sayıda kadının.***Yûsuf'u.****Cömert.****İnsan olamayacak kadar etkileyici bir varlıktır.

Ayet 32

1626|12|32|قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ
1626|12|32|قالت فذلكن الذي لمتنني فيه ولقد رودته عن نفسه فاستعصم ولين لم يفعل ما امره ليسجنن وليكونا من الصغرين
32. Kâlet fe zâlikunnellezî lumtunnenî fîh(fîhi), ve lekad râvedtuhu an nefsihî festa’sam(festa’same), ve lein lem yef’al mâ âmuruhu le yuscenenne ve leyekûnen mines sâgırîn(sâgırîne).
Dedi*: "Öyle ki işte sizleredir ki ayıpladınız beni kendisinde**; ve ant olsun murad talep ettim nefsinden201 onun***; öyle ki geri durdu (o****); ve eğer asla yapmazsa (o****) emrettiğimi ona; mutlak hapsedilir (o****); ve mutlak olur (o****) küçülenlerden."
Ahmed Samira: 32 She said: "So that (is) what you blamed/reprimanded me in him, and I had seduced/enticed him from himself so he held fast/protected himself from evil , and if (E) he does not make/do what I order/command him, he will be imprisoned (E) and (he) will be (E) from the lowly/humiliated ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalet dedi ki قَالَتْ قول
2 fezalikunne öyle ki işte sizleredir فَذَٰلِكُنَّ -
3 llezi ki الَّذِي -
4 lumtunneni ayıpladığınızdır beni لُمْتُنَّنِي لوم
5 fihi onda فِيهِ -
6 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
7 ravedtuhu murad talep ettim رَاوَدْتُهُ رود
8 an عَنْ -
9 nefsihi nefsinden onun نَفْسِهِ نفس
10 festea'same öyle ki geri durdu فَاسْتَعْصَمَ عصم
11 velein ve eğer وَلَئِنْ -
12 lem asla لَمْ -
13 yef'al yapmazsa يَفْعَلْ فعل
14 ma مَا -
15 amuruhu emrettiğimi ona امُرُهُ امر
16 leyuscenenne mutlak hapsedilir لَيُسْجَنَنَّ سجن
17 veleyekunen ve mutlak olur وَلَيَكُونًا كون
18 mine مِنَ -
19 s-sagirine küçülenlerden الصَّاغِرِينَ صغر

Notlar

Not 1: *Kadın.**Yûsuf'ta.***Yûsuf'un.****Yûsuf.

Ayet 33

1627|12|33|قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
1627|12|33|قال رب السجن احب الي مما يدعونني اليه والا تصرف عني كيدهن اصب اليهن واكن من الجهلين
33. Kâle rabbis sicnu ehabbu ileyye mimmâ yed’ûnenî ileyh(ileyhi), ve illâ tasrif annî keydehunne asbu ileyhinne ve ekun minel câhilîn(câhilîne).
Dedi*: "Rabbim4! Zindan (ki) beni kendisine çağırdıklarından daha sevimlidir bana; ve ancak ki çevirmezsen benden dalaveresini onların**; meylederim*** onlara****; ve olurum cahillerden489."
Ahmed Samira: 33 He said: "My Lord, the prison/jail (is) more likable to me from what they call me to it, and unless you divert from me their conspiring I incline to (give up) to them (F), and I be from the lowly/ignorant ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 rabbi Rabbim! رَبِّ ربب
3 s-sicnu zindan السِّجْنُ سجن
4 ehabbu daha sevimlidir أَحَبُّ حبب
5 ileyye bana إِلَيَّ -
6 mimma مِمَّا -
7 yed'uneni çağırdıklarından beni يَدْعُونَنِي دعو
8 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
9 ve illa ve ancak وَإِلَّا -
10 tesrif çevirmezsen تَصْرِفْ صرف
11 anni benden عَنِّي -
12 keydehunne dalaveresini onların كَيْدَهُنَّ كيد
13 esbu meylederim أَصْبُ صبو
14 ileyhinne onlara إِلَيْهِنَّ -
15 ve ekun ve olurum وَأَكُنْ كون
16 mine مِنَ -
17 l-cahiline cahillerden الْجَاهِلِينَ جهل

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Kadınların.***Gençlik dürtülerine uyarım.****Kadınlara.

Ayet 34

1628|12|34|فَٱسْتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
1628|12|34|فاستجاب له ربه فصرف عنه كيدهن انه هو السميع العليم
34. Festecâbe lehu rabbuhu fe sarefe anhu keydehunn(keydehunne), innehu huves semîul alîm(alîmu).
Öyle ki cevap verdi ona* Rabbi4; öyle ki çevirdi** ondan*** dalaveresini onların****; doğrusu O**; O (ki) Semî'dir41; Alîm'dir8.
Ahmed Samira: 34 So his Lord answered/replied to him, so He diverted from him their (F) conspiring , that He truly is the hearing/listening, the knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 festecabe öyle ki cevap verdi فَاسْتَجَابَ جوب
2 lehu ona لَهُ -
3 rabbuhu Rabbi رَبُّهُ ربب
4 fe sarafe öyle ki çevirdi فَصَرَفَ صرف
5 anhu ondan عَنْهُ -
6 keydehunne dalaveresini onların كَيْدَهُنَّ كيد
7 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
8 huve O (ki) هُوَ -
9 s-semiu Semî’dir السَّمِيعُ سمع
10 l-alimu Alîm’dir الْعَلِيمُ علم

Notlar

Not 1: *Yusuf'a.**Allah.***Yusuf'tan.****Kadınların.

Ayet 35

1629|12|35|ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْءَايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ
1629|12|35|ثم بدا لهم من بعد ما راوا الايت ليسجننه حتي حين
35. Summe bedâlehum min ba’di mâ raevul âyâti le yescununnehu hattâ hîn(hînin).
Sonra belirdi onlara* gördükleri ayetler237 sonrasında (ki) mutlak zindana atarlar onu** bir süreye kadar.
Ahmed Samira: 35 Then it appeared to them from after what they saw/understood the evidences/signs they imprison him (E) until a time .

Notlar

Not 1: *Eril çoğul 3. şahıs. Artık olaya erkeklerin de katıldığını anlarız. Eski Mısır'da da bir hukuk sistemi vardı. Bir mahkeme heyetinin (3 veya daha fazla erkek) delilleri incelemiş olduğunu ve Yûsuf'un suçsuz olduğunu gösteren apaçık ayetleri/göstergeleri gördükleri halde Yûsuf'u zindana tıkmayı tercih ettiklerini anlarız. Mutlak ki güçlünün lehine karar vermeyi tercih etmişlerdir. Ahirette bunun hesabını elbette zerresine kadar vereceklerdir. Yûsuf gibi suçsuz insanların zindana girmesine zerre katkı sunanların ahiretteki hesapları acıklı bir hesap olacaktır.**Yûsuf'u.

Ayet 36

1630|12|36|وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجْنَ فَتَيَانِ قَالَ أَحَدُهُمَآ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَعْصِرُ خَمْرًا وَقَالَ ٱلْءَاخَرُ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَحْمِلُ فَوْقَ رَأْسِى خُبْزًا تَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِنْهُ نَبِّئْنَا بِتَأْوِيلِهِۦٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ
1630|12|36|ودخل معه السجن فتيان قال احدهما اني اريني اعصر خمرا وقال الاخر اني اريني احمل فوق راسي خبزا تاكل الطير منه نبينا بتاويله انا نريك من المحسنين
36. Ve dehale meahus sicne feteyân(feteyâni), kâle ehaduhumâ innî erânî a’sıru hamrâ(hamren), ve kâlel âharu innî erânî ahmilu fevka re’sî hubzen te’kulut tayru minh(minhu), nebbi’nâ bi te’vîlih(te’vîlihî), innâ nerâke minel muhsinîn(muhsinîne).
Ve girdi* onunla** beraber zindana iki fetân936; dedi birisi ikisinden: “Doğrusu ben görürüm kendimi (ki) sıkarım hamr138 ”; ve dedi diğeri: “Doğrusu ben görürüm kendimi (ki) taşırım başımın üstünde bir ekmek; yer kuş ondan; haber ver bize tevilini401 onun; doğrusu biz görürüz seni muhsinlerden294.
Ahmed Samira: 36 And two youths/adolescents entered with him the prison/jail, one of them (B) said: "That I , I see myself, I press/squeeze an intoxicant ." And the other said: "That I, I see myself, I carry/bear over my head bread, the birds eat from it, inform us with its interpretation/explanation, that we see/understand you (are) from the good doers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve dehale ve girdi وَدَخَلَ دخل
2 meahu yanında onun (Yusuf’un) مَعَهُ -
3 s-sicne zindana السِّجْنَ سجن
4 feteyani iki genç فَتَيَانِ فتي
5 kale dedi قَالَ قول
6 ehaduhuma birisi o ikisinden أَحَدُهُمَا احد
7 inni doğrusu ben إِنِّي -
8 erani görürüm kendimi أَرَانِي راي
9 ea'siru sıkarım أَعْصِرُ عصر
10 hamran hamr خَمْرًا خمر
11 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
12 l-aharu diğeri الْاخَرُ اخر
13 inni doğrusu ben إِنِّي -
14 erani görürüm kendimi أَرَانِي راي
15 ehmilu taşırım أَحْمِلُ حمل
16 fevka üstünde فَوْقَ فوق
17 ra'si başımın رَأْسِي راس
18 hubzen bir ekmek خُبْزًا خبز
19 te'kulu yer تَأْكُلُ اكل
20 t-tayru kuş الطَّيْرُ طير
21 minhu ondan مِنْهُ -
22 nebbi'na haber ver bize نَبِّئْنَا نبا
23 bite'vilihi tevilini onun بِتَأْوِيلِهِ اول
24 inna doğrusu biz إِنَّا -
25 nerake görürüz seni نَرَاكَ راي
26 mine مِنَ -
27 l-muhsinine Muhsinlerden الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Mahkeme heyeti Yûsuf'la birlikte 2 fetânı da zindana gönderme kararı aldığı için. **Yûsuf'la.

Ayet 37

1631|12|37|قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِۦ قَبْلَ أَن يَأْتِيَكُمَا ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِى رَبِّىٓ إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ
1631|12|37|قال لا ياتيكما طعام ترزقانه الا نباتكما بتاويله قبل ان ياتيكما ذلكما مما علمني ربي اني تركت مله قوم لا يومنون بالله وهم بالاخره هم كفرون
37. Kâle lâ ye’tikumâ taâmun turzekânihî illâ nebbe’tukumâ bi te’vîlihî kable en ye’tiyekumâ, zâlikumâ mimmâ allemenî rabbî, innî terektu millete kavmin lâ yu’minûne billâhi ve hum bil âhiretihum kâfirûn(kâfirûne).
Dedi*: "Gelmez ikinize bir yemek (ki) rızıklandırılırsınız ikiniz onun (-la); dışındadır (ki) haber verdim ikinize tevilini401 onun** önceden ki gelir (o***) ikinize; işte ikinizedir Rabbimin4 öğrettiğinden; doğrusu ben* terk ettim milletini301 bir kavmin/toplumun**** (ki) iman47 etmezler Allah'a ve onlar ahirete***** (ki) onlar kâfirliklerdir25."
Ahmed Samira: 37 He said: "Feeding/food does not come to you (B) (which) you will be provided with it except I informed you with its interpretation/explanation, before (it) comes to you, that is what from what my Lord taught/instructed me , that I left a nation’s religion/faith (that) do not believe with/by God, and they are, with the end (other life), they are disbelieving."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 la لَا -
3 ye'tikuma gelmez ikinize يَأْتِيكُمَا اتي
4 taaamun bir yemek (ki) طَعَامٌ طعم
5 turzekanihi rızıklandırılırsınız ikiniz onun (-la) تُرْزَقَانِهِ رزق
6 illa dışındadır إِلَّا -
7 nebbe'tukuma haber verdim ikinize نَبَّأْتُكُمَا نبا
8 bite'vilihi tevilini onun بِتَأْوِيلِهِ اول
9 kable önceden قَبْلَ قبل
10 en ki أَنْ -
11 ye'tiyekuma gelir ikinize (o) يَأْتِيَكُمَا اتي
12 zalikuma işte ikinizedir ذَٰلِكُمَا -
13 mimma مِمَّا -
14 allemeni öğrettiğinden عَلَّمَنِي علم
15 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
16 inni doğrusu ben إِنِّي -
17 teraktu terk ettim تَرَكْتُ ترك
18 millete milletini مِلَّةَ ملل
19 kavmin bir kavmin/toplumun قَوْمٍ قوم
20 la لَا -
21 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
22 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
23 ve hum ve onlar وَهُمْ -
24 bil-ahirati ahireti بِالْاخِرَةِ اخر
25 hum onlar هُمْ -
26 kafirune kâfirliklerdir كَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Gördüğünüzün.***Yemek.****Bu kavim antik Mısır'da yaşayan ve aslı astarı olmayan, tamamı zan olan çok tanrılı antik Mısır dinine tabi olan kimselerdir. Anlarız ki Yûsuf büyürken bu dini inanışa maruz kalmış ancak bu dinî öğretiyi terk etmiştir.*****Tek Allah'a iman etmedikleri gibi ahiret hayatının gerçeklerine de kâfirlik ederler. Antik Mısır dininde ahiretle ilgili çok sayıda uyduruk inanışlar vardı. Günümüzdeki müşriklerin ahiret inancı da benzerdir.

Ayet 38

1632|12|38|وَٱتَّبَعْتُ مِلَّةَ ءَابَآءِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ مَا كَانَ لَنَآ أَن نُّشْرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَىْءٍ ذَٰلِكَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ عَلَيْنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
1632|12|38|واتبعت مله اباي ابرهيم واسحق ويعقوب ما كان لنا ان نشرك بالله من شي ذلك من فضل الله علينا وعلي الناس ولكن اكثر الناس لا يشكرون
38. Vetteba’tu millete âbâî ibrâhîme ve ishâka ve ya’kûb(ya’kûbe), mâ kâne lenâ en nuşrike billâhi min şey(şey’in), zâlike min fadlillâhi aleynâ ve alen nâsi ve lâkinne ekseren nâsi lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
"Ve tabi oldum* babalarım/atalarım** İbrahim'in ve İshâk'ın ve Yakûb'un milletine301; olmuş değildir bizlere ki şirk71 koşarız Allah'a hiçbir şeyi; işte bu; bir fazlındandır202 Allah'ın üzerimize ve insanların üzerine; velakin/fakat insanların ekserisi/çoğu şükretmezler43."
Ahmed Samira: 38 And I followed my father’s/forefather’s, Abraham’s and Isaac’s and Jacob’s faith/religion, (it) was not for us that we share/make partners with God from a thing, that is from God’s grace on us, and on the people, and but most of the people do not thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vettebea'tu ve tabi oldum وَاتَّبَعْتُ تبع
2 millete milletine مِلَّةَ ملل
3 abai babalarım/atalarım ابَائِي ابو
4 ibrahime İbrahim'in إِبْرَاهِيمَ -
5 ve ishaka ve İshâk'ın وَإِسْحَاقَ -
6 ve yea'kube ve Yakûb'un وَيَعْقُوبَ -
7 ma değildir مَا -
8 kane olur كَانَ كون
9 lena bizlere لَنَا -
10 en ki أَنْ -
11 nuşrike şirk koşarız نُشْرِكَ شرك
12 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
13 min مِنْ -
14 şey'in bir şeyden شَيْءٍ شيا
15 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
16 min مِنْ -
17 fedli bir fazlındandır فَضْلِ فضل
18 llahi Allah'ın اللَّهِ -
19 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
20 ve ala ve üzerine وَعَلَى -
21 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
22 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
23 eksera ekseri/çoğu أَكْثَرَ كثر
24 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
25 la لَا -
26 yeşkurune şükretmezler يَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *Yûsuf. Yûsuf uyduruk antik Mısır dinini terk edip tek tanrıcı dine tabi olmuştur. **Anlarız ki Yûsuf zindana düştüğünde babası Yakûb'tan haberdardı. Rabbimiz belki de vahiy yoluyla bildirmiştir.

Ayet 39

1633|12|39|يَٰصَىٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ ءَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ
1633|12|39|يصيحبي السجن ارباب متفرقون خير ام الله الوحد القهار
39. Yâ sâhibeyis sicni e erbâbun muteferrikûne hayrun emillâhul vâhıdul kahhâr(kahhâru).
Ey iki zindan yoldaşım! Fırkalaşmış* Rabler4 mi bir hayırdır yoksa Vâhid86, Kahhâr87 Allah mı?
Ahmed Samira: 39 You my two companions/friends (of) the prison/jail, are separate Lords better or God the one, the defeater/conqueror ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya sahibeyi ey iki yoldaşım يَا صَاحِبَيِ صحب
2 s-sicni zindan السِّجْنِ سجن
3 eerbabun Rabler mi أَأَرْبَابٌ ربب
4 muteferrikune fırkalara ayrılmış مُتَفَرِّقُونَ فرق
5 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
6 emi yoksa أَمِ -
7 llahu Allah mı اللَّهُ -
8 l-vahidu Vâhid الْوَاحِدُ وحد
9 l-kahharu Kahhâr الْقَهَّارُ قهر

Notlar

Not 1: *Gruplaşmış, bölünmüş.

Ayet 40

1634|12|40|مَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ أَسْمَآءً سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
1634|12|40|ما تعبدون من دونه الا اسما سميتموها انتم واباوكم ما انزل الله بها من سلطن ان الحكم الا لله امر الا تعبدوا الا اياه ذلك الدين القيم ولكن اكثر الناس لا يعلمون
40. Mâ ta’budûne min dûnihî illâ esmâen semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), inil hukmu illâ lillâh(lillâhi), emere ellâ ta’budû illâ iyyâh(iyyâhu), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
"Kulluk46 eder değilsiniz O’nun* astından ancak ki isimlere** (ki) isimlendirdi** onları siz ve babalarınız/atalarınız; indirmiş değildir Allah onlara hiçbir sultân660; yoktur hüküm Allah’a (olan) dışında; emretti ki kulluk46 etmeyin O’nun* dışında; işte budur kıyam*** din; velakin/fakat insanların ekserisi/çoğu bilmezler."
Ahmed Samira: 40 You do not worship from other than Him except names you named it, you and your fathers/forefathers, God did not descend with it from a proof/evidence , that the judgment/rule (is) except to God, He ordered/commanded that you not worship except (only) Him that (is) the religion the straight , and but most of the people do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değilsiniz مَا -
2 tea'budune kulluk eder تَعْبُدُونَ عبد
3 min مِنْ -
4 dunihi astından O’nun دُونِهِ دون
5 illa ancak ki إِلَّا -
6 esma'en isimlere أَسْمَاءً سمو
7 semmeytumuha isimlendirdi onları سَمَّيْتُمُوهَا سمو
8 entum sizler أَنْتُمْ -
9 ve aba'ukum ve babalarınız/atalarınız وَابَاؤُكُمْ ابو
10 ma değildir مَا -
11 enzele indirmiş أَنْزَلَ نزل
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 biha onlara بِهَا -
14 min hiçbir مِنْ -
15 sultanin sultan سُلْطَانٍ سلط
16 ini yoktur إِنِ -
17 l-hukmu hüküm الْحُكْمُ حكم
18 illa dışında إِلَّا -
19 lillahi Allah’a لِلَّهِ -
20 emera emretti أَمَرَ امر
21 ella ki أَلَّا -
22 tea'budu kulluk etmeyin تَعْبُدُوا عبد
23 illa dışında إِلَّا -
24 iyyahu O’nun إِيَّاهُ -
25 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
26 d-dinu din الدِّينُ دين
27 l-kayyimu kıyamda الْقَيِّمُ قوم
28 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
29 eksera ekseri/çoğu أَكْثَرَ كثر
30 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
31 la لَا -
32 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Allah'ın.**Antik Mısır'ın sözde tanrıları. Çok sayıda isim uydurulmuştur. İnsanların kendi uydurdukları isimlerdir.***Dik, doğru, eğilmeyen.

Ayet 41

1635|12|41|يَٰصَىٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ أَمَّآ أَحَدُكُمَا فَيَسْقِى رَبَّهُۥ خَمْرًا وَأَمَّا ٱلْءَاخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِن رَّأْسِهِۦ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ ٱلَّذِى فِيهِ تَسْتَفْتِيَانِ
1635|12|41|يصيحبي السجن اما احدكما فيسقي ربه خمرا واما الاخر فيصلب فتاكل الطير من راسه قضي الامر الذي فيه تستفتيان
41. Yâ sâhıbeyis sicni emmâ ehadukumâ fe yeskî rabbehu hamrâ(hamren), ve emmel âharu fe yuslebu fe te’kulut tayru min re’sih(re’sihî), kudiyel emrullezî fîhi testeftiyân(testeftiyâni).
Ey iki zindan yoldaşım! İkinizden birisine gelince; öyle ki verip içirir rabbine* bir hamr138; ve diğerine gelince; öyle ki asılır/idam edilir; öyle ki yer kuş** başından onun; tamamlandı sorduğunuz (ikiniz) hakkındaki emir.
Ahmed Samira: 41 You my two companions/friends (of) the prison/jail, but, one of you (B) so he gives drink an intoxicant (to) his lord, and but the other, so he be crucified/placed on a cross , so the birds eat from his head, the matter/affair which in it you (B) ask for an opinion/clarification was passed judgmen t/ordered158(resolved) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya sahibeyi ey iki yoldaşım يَا صَاحِبَيِ صحب
2 s-sicni zindan السِّجْنِ سجن
3 emma gelince أَمَّا -
4 ehadukuma birisine ikinizden أَحَدُكُمَا احد
5 feyeski öyle ki verip içirir فَيَسْقِي سقي
6 rabbehu rabbine رَبَّهُ ربب
7 hamran bir hamr خَمْرًا خمر
8 ve emma ve gelince وَأَمَّا -
9 l-aharu diğerine الْاخَرُ اخر
10 feyuslebu öyle ki asılır/idam edilir فَيُصْلَبُ صلب
11 fe te'kulu öyle ki yer فَتَأْكُلُ اكل
12 t-tayru kuş الطَّيْرُ طير
13 min مِنْ -
14 ra'sihi başından onun رَأْسِهِ راس
15 kudiye karara bağlandı قُضِيَ قضي
16 l-emru emri الْأَمْرُ امر
17 llezi ki الَّذِي -
18 fihi hakkında فِيهِ -
19 testeftiyani sordunuz ikiniz تَسْتَفْتِيَانِ فتي

Notlar

Not 1: *Efendisine. **Antik Mısır'da idam edilenler kuşların (akbabalar) yemesi için bağlanarak açıkta bırakılırdı. Antik Mısır'da beden bozulursa ahirette canlanamazdı. Bu nedenle idam edilenlerin tekrar dirilmesi önlenmiş olurdu.“Ve diğerine gelince, öyle ki bağlanarak idam edilir; öyle ki yer kuş onun başından.”; kazıklara bağlanarak idam, kuşlara yem etme; Kur'an bunları nereden biliyor?

Ayet 42

1636|12|42|وَقَالَ لِلَّذِى ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٍ مِّنْهُمَا ٱذْكُرْنِى عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيْطَٰنُ ذِكْرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِى ٱلسِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ
1636|12|42|وقال للذي ظن انه ناج منهما اذكرني عند ربك فانسيه الشيطن ذكر ربه فلبث في السجن بضع سنين
42. Ve kâle lillezî zanne ennehu nâcin minhumazkurnî inde rabbike fe ensâhuş şeytânu zikre rabbihî fe lebise fîs sicni bid’a sinîn(sinîne).
Ve dedi* kimseye (ki) zannetti** ki o bir kurtulandır ikisinden: "Zikret78 beni (senin) rabbinin*** indinde/yanında"; öyle ki unutturdu ona şeytân29 zikri78 kendi rabbine****; öyle ki kaldı***** zindanda birkaç****** seneler.
Ahmed Samira: 42 And he said to whom he thought/assumed that he is saved from them (B): "Mention me at your lord." So the devil made him forget, his lords’ reminder , so he stayed/waited in the prison/jail (a) few/some (between 3-9) years.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 lillezi kimseye (ki) لِلَّذِي -
3 zenne zannetti ظَنَّ ظنن
4 ennehu ki o أَنَّهُ -
5 nacin bir kurtulandır نَاجٍ نجو
6 minhuma ikisinden مِنْهُمَا -
7 zkurni zikret beni اذْكُرْنِي ذكر
8 inde indinde/yanında عِنْدَ عند
9 rabbike (senin) rabbinin رَبِّكَ ربب
10 feensahu öyle ki unutturdu ona فَأَنْسَاهُ نسي
11 ş-şeytanu şeytân الشَّيْطَانُ شطن
12 zikra zikri ذِكْرَ ذكر
13 rabbihi rabbine onun رَبِّهِ ربب
14 felebise öyle ki kaldı فَلَبِثَ لبث
15 fi فِي -
16 s-sicni zindanda السِّجْنِ سجن
17 bid'a birkaç بِضْعَ بضع
18 sinine seneler سِنِينَ سنو

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Varsayımda bulundu.***Efendinin.****Efendisine.*****Yûsuf.******3-9 arası.

Ayet 43

1637|12|43|وَقَالَ ٱلْمَلِكُ إِنِّىٓ أَرَىٰ سَبْعَ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ أَفْتُونِى فِى رُءْيَٰىَ إِن كُنتُمْ لِلرُّءْيَا تَعْبُرُونَ
1637|12|43|وقال الملك اني اري سبع بقرت سمان ياكلهن سبع عجاف وسبع سنبلت خضر واخر يابست يايها الملا افتوني في ريي ان كنتم للريا تعبرون
43. Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhel meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn(ta’burûne).
Ve dedi melik96: "Doğrusu ben gördüm yedi semiz* dişi sığır; yiyordu onları yedi zayıf**; ve yedi yeşil sümbül***; ve diğerleri kuru****; ey meleler364! Danışmanlık***** verin rüyamdakine938 eğer rüyayı938 tabir eder olduysanız."
Ahmed Samira: 43 And the king said: "I see seven fat/fleshy cows, seven weak/bony/starved eat them (F), and seven green ears/spikes of wheat, barley etc. and others dry. You, you the nobles/groups/assembly give me your opinion/clarify for me in my dream, if you were to the dream(s) explaining (interpreting)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 l-meliku melik الْمَلِكُ ملك
3 inni doğrusu ben إِنِّي -
4 era gördüm أَرَىٰ راي
5 seb'a yedi سَبْعَ سبع
6 bekaratin dişi sığır بَقَرَاتٍ بقر
7 simanin semiz سِمَانٍ سمن
8 ye'kuluhunne yiyordu onları يَأْكُلُهُنَّ اكل
9 seb'un yedi سَبْعٌ سبع
10 icafun zayıf عِجَافٌ عجف
11 ve seb'a ve yedi وَسَبْعَ سبع
12 sunbulatin sümbül سُنْبُلَاتٍ سنبل
13 hudrin yeşil خُضْرٍ خضر
14 ve uhara ve diğeri وَأُخَرَ اخر
15 yabisatin kuru يَابِسَاتٍ يبس
16 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
17 l-meleu meleler الْمَلَأُ ملا
18 eftuni danışmanlık verin أَفْتُونِي فتي
19 fi فِي -
20 ru'yaye rüyamdakine رُؤْيَايَ راي
21 in eğer إِنْ -
22 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
23 lirru'ya rüyaya لِلرُّؤْيَا راي
24 tea'burune tabir ederlersiniz تَعْبُرُونَ عبر

Notlar

Not 1: *Şişman, eti, yağı çok olan.**Zayıf olan yedi sığır.***Tahılın sümbülü, başak.****Kuru sümbüller, başaklar.*****Konsülte edin, görüş bildirin.

Ayet 44

1638|12|44|قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ ٱلْأَحْلَٰمِ بِعَٰلِمِينَ
1638|12|44|قالوا اضغث احلم وما نحن بتاويل الاحلم بعلمين
44. Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn(âlimîne).
Dediler*: "Karışık düşlerdir; bizler değiliz teviline düşlerin alimler."
Ahmed Samira: 44 They said: "A confused mixture (of) dreams, and we are not with interpreting/explaining the dreams with knowing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 edgasu karışık أَضْغَاثُ ضغث
3 ehlamin düşlerdir أَحْلَامٍ حلم
4 ve ma değiliz وَمَا -
5 nehnu bizler نَحْنُ -
6 bite'vili teviline بِتَأْوِيلِ اول
7 l-ehlami düşleri الْأَحْلَامِ حلم
8 biaalimine alimler بِعَالِمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Meleler.

Ayet 45

1639|12|45|وَقَالَ ٱلَّذِى نَجَا مِنْهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِۦ فَأَرْسِلُونِ
1639|12|45|وقال الذي نجا منهما وادكر بعد امه انا انبيكم بتاويله فارسلون
45. Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûn(ersilûni).
Ve dedi kimse (ki) kurtulmuştu ikisinden*; ve zikretti78 bir müddet sonrasında: "Ben haber veririm tevilini401 onun**; öyle ki gönderin beni."
Ahmed Samira: 45 And who was saved/rescued from them (B) and he remembered after a generation (and said): "I inform you with its interpretation/explanation, so send me."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vekale ve dedi وَقَالَ قول
2 llezi kimse (ki) الَّذِي -
3 neca kurtulmuştu نَجَا نجو
4 minhuma ikisinden مِنْهُمَا -
5 veddekera ve zikretti وَادَّكَرَ ذكر
6 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
7 ummetin bir müddet أُمَّةٍ امم
8 ena ben أَنَا -
9 unebbiukum haber veririm أُنَبِّئُكُمْ نبا
10 bite'vilihi tevilini onun بِتَأْوِيلِهِ اول
11 feersiluni öyle ki gönderin beni فَأَرْسِلُونِ رسل

Notlar

Not 1: *Zindandaki iki fetândan kurtulmuş olanı.**Rüyanın.

Ayet 46

1640|12|46|يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِى سَبْعِ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ لَّعَلِّىٓ أَرْجِعُ إِلَى ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ
1640|12|46|يوسف ايها الصديق افتنا في سبع بقرت سمان ياكلهن سبع عجاف وسبع سنبلت خضر واخر يابست لعلي ارجع الي الناس لعلهم يعلمون
46. Yûsufu eyyuhes sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilen nâsi leallehum ya’lemûn(ya’lemûne).
"Yûsuf! Ey sıddık551! Danışmanlık ver bizlere hakkında yedi semiz* sığır (ki) yerler onları yedi zayıf**; ve yedi yeşil sümbül***; ve diğerleri kuru****; belki ben dönerim insanlara doğru (ki) belki onlar bilirler.
Ahmed Samira: 46 Joseph, you the always very truthful, give us your opinion/clarify for us in seven fat/fleshy cows, seven weak/bony/starved eat them (F), and seven green ears/spikes of wheat, barley etc. and others dry, maybe/perhaps I return to the people, maybe/perhaps they know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yusufu Yûsuf يُوسُفُ -
2 eyyuha ey أَيُّهَا -
3 s-siddiku sıddık الصِّدِّيقُ صدق
4 eftina danışmanlık ver bizlere أَفْتِنَا فتي
5 fi hakkında فِي -
6 seb'i yedi سَبْعِ سبع
7 bekaratin sığır بَقَرَاتٍ بقر
8 simanin semiz سِمَانٍ سمن
9 ye'kuluhunne yerler onları يَأْكُلُهُنَّ اكل
10 seb'un yedi سَبْعٌ سبع
11 icafun zayıf عِجَافٌ عجف
12 ve seb'i ve yedi وَسَبْعِ سبع
13 sunbulatin sümbül سُنْبُلَاتٍ سنبل
14 hudrin yeşil خُضْرٍ خضر
15 ve uhara ve diğerleri وَأُخَرَ اخر
16 yabisatin kuru يَابِسَاتٍ يبس
17 lealli belki ben لَعَلِّي -
18 erciu dönerim أَرْجِعُ رجع
19 ila doğru إِلَى -
20 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
21 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
22 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Şişman, eti, yağı çok olan.**Zayıf olan yedi sığır.***Tahılın sümbülü, başak.****Kuru sümbüller, başaklar.

Ayet 47

1641|12|47|قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِى سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تَأْكُلُونَ
1641|12|47|قال تزرعون سبع سنين دابا فما حصدتم فذروه في سنبله الا قليلا مما تاكلون
47. Kâle tezreûne seb’a sinîne de’ebâ(de’eben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn(te’kulûne).
Dedi*: “Ziraat edin yedi sene bir daimî** (olarak); öyle ki hasat ettiğinizi; öyle ki bırakın*** onu sümbülünde**** onun; dışındadır biraz yediğinizden.”
Ahmed Samira: 47 He said: "You sow/seed/plant seven years habitually/consistently, so what you harvested/gathered, so leave it in its ear/spike (of corn, barley etc.), except little from what you eat."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Yusuf) قَالَ قول
2 tezraune zirai faaliyet olarak ekersizin تَزْرَعُونَ زرع
3 seb'a yedi سَبْعَ سبع
4 sinine sene سِنِينَ سنو
5 deeben alışıldığı şekilde دَأَبًا داب
6 fe ma öyle ki فَمَا -
7 hasadtum hasat ettiğinizi حَصَدْتُمْ حصد
8 fezeruhu öyle ki bırakın onu فَذَرُوهُ وذر
9 fi فِي -
10 sunbulihi başağında kendi سُنْبُلِهِ سنبل
11 illa dışında إِلَّا -
12 kalilen az bir قَلِيلًا قلل
13 mimma مِمَّا -
14 te'kulune yediğinizden تَأْكُلُونَ اكل

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Devamlı, sürekli yaptığınız şekilde.***Tahılları başağıyla depolamak, meyveleri de saplarıyla depolamak daha uzun ömürlü ve saha sağlıklı saklama koşulu oluşturur.****Tahılın sümbülü, başak.

Ayet 48

1642|12|48|ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تُحْصِنُونَ
1642|12|48|ثم ياتي من بعد ذلك سبع شداد ياكلن ما قدمتم لهن الا قليلا مما تحصنون
48. Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn(tuhsinûne).
Sonra gelir ardından bunun yedi şiddetliler/çetinler*; yer kendilerini öncelediğinizi**; dışındadır biraz*** erişilmez yaptığınızdan****.
Ahmed Samira: 48 Then comes from after that seven (years) strong (severe), they eat what you advanced (stored) for them, except little from what you preserve .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 ye'ti gelir يَأْتِي اتي
3 min مِنْ -
4 bea'di ardından بَعْدِ بعد
5 zalike bunun ذَٰلِكَ -
6 seb'un yedi سَبْعٌ سبع
7 şidadun şiddetliler/çetinler شِدَادٌ شدد
8 ye'kulne yer يَأْكُلْنَ اكل
9 ma مَا -
10 kaddemtum önceden yaptığınızı قَدَّمْتُمْ قدم
11 lehunne onlara/kendilerine لَهُنَّ -
12 illa dışındadır إِلَّا -
13 kalilen biraz قَلِيلًا قلل
14 mimma مِمَّا -
15 tuhsinune dokunulmaz/erişilmez yaptığınızdan تُحْصِنُونَ حصن

Notlar

Not 1: *Yedi şiddetli/çetin/zor sene.**Daha önceden depoladığınızı.***Anlarız ki kıtlık yılları sonrası depolarda az bir miktar kalmıştır.****Kimsenin ulaşamayacağı şekilde saklama.

Ayet 49

1643|12|49|ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ ٱلنَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ
1643|12|49|ثم ياتي من بعد ذلك عام فيه يغاث الناس وفيه يعصرون
49. Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn(ya’sırûne).
Sonra gelir ardından bunun bir yıl; onda* yağdırılır** yağmur insanlara; ve onda* sıkarlar940.
Ahmed Samira: 49 Then comes from after that, a year in it the people be rained upon, and in it they press/squeeze.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 ye'ti gelir يَأْتِي اتي
3 min مِنْ -
4 bea'di ardından بَعْدِ بعد
5 zalike bunun ذَٰلِكَ -
6 aamun bir yıl عَامٌ عوم
7 fihi onda (yılda) فِيهِ -
8 yugasu yağdırılır yağmur يُغَاثُ غيث
9 n-nasu insanlara النَّاسُ نوس
10 ve fihi ve onda (yılda) وَفِيهِ -
11 yea'sirune sıkarlar يَعْصِرُونَ عصر

Notlar

Not 1: *O yılda.**Nil'i besleyen dağlık Afrika bölgelerine yağmur yağdırılır ve Nil normal yıllık taşkınlarına devam eder.

Ayet 50

1644|12|50|وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرْجِعْ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ ٱلنِّسْوَةِ ٱلَّٰتِى قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ إِنَّ رَبِّى بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌ
1644|12|50|وقال الملك ايتوني به فلما جاه الرسول قال ارجع الي ربك فسله ما بال النسوه التي قطعن ايديهن ان ربي بكيدهن عليم
50. Ve kâlel meliku’tûnî bih(bihî), fe lemmâ câehur resûlu kâlerci’ ilâ rabbike fes’elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta’ne eydiyehunn(eydiyehunne), inne rabbî bi keydihinne alîm(alîmun).
Ve dedi melik96: "Gelin bana onunla*; öyle ki ne zaman ki geldi ona** resûl***; dedi: "Dön rabbine**** doğru; öyle ki sual et/sor ona neydi durumları***** kadınların ki kestiler ellerini; doğrusu Rabbim4 dalaverelerine onların****** bir Alîm’dir."
Ahmed Samira: 50 And the king said: "Come with him to me (bring him)." So when the messenger came to him , he said: "Return to your Lord, so ask/question him, what (is) the women’s affair/condition/ thought which cut off/amputated their (F) hands, that my Lord (is) with their plotting/conspiring knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 l-meliku melik الْمَلِكُ ملك
3 tuni gelin bana ائْتُونِي اتي
4 bihi onunla بِهِ -
5 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
6 ca'ehu geldi ona جَاءَهُ جيا
7 r-rasulu resûl الرَّسُولُ رسل
8 kale dedi قَالَ قول
9 rcia' dön ارْجِعْ رجع
10 ila doğru إِلَىٰ -
11 rabbike rabbine رَبِّكَ ربب
12 feselhu öyle ki sual et/sor ona فَاسْأَلْهُ سال
13 ma neydi? مَا -
14 balu durumları بَالُ بول
15 n-nisveti kadınların النِّسْوَةِ نسو
16 l-lati ki اللَّاتِي -
17 kattaa'ne kestiler قَطَّعْنَ قطع
18 eydiyehunne ellerini أَيْدِيَهُنَّ يدي
19 inne doğrusu إِنَّ -
20 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
21 bikeydihinne dalaverelerini onların بِكَيْدِهِنَّ كيد
22 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Yûsuf'la.**Yusuf'a.***Meliğin resûlü/elçisin.****Efendine.*****Kalplerinin durumları.******Kadınların.

Ayet 51

1645|12|51|قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ إِذْ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفْسِهِۦ قُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِن سُوٓءٍ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْـَٰٔنَ حَصْحَصَ ٱلْحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
1645|12|51|قال ما خطبكن اذ رودتن يوسف عن نفسه قلن حش لله ما علمنا عليه من سو قالت امرات العزيز الن حصحص الحق انا رودته عن نفسه وانه لمن الصدقين
51. Kâle mâ hatbukunne iz râvedtunne yûsufe an nefsih(nefsihî), kulne hâşe lillâhi mâ alimnâ aleyhi min sû’(sûin), kâletimre’etul azîzil âne hashasal hakku ene râvedtuhu an nefsihî ve innehu le mines sâdikîn(sâdikîne).
Dedi*: "Neydi meseleniz murad talep ettiğiniz zaman Yûsuf'a; nefsinden201 onun**?"; dediler***: "Hâşa941 Allah'adır (ki) bilmiş değiliz onun** üzerine hiçbir kötülük"; dedi azizin karısı: "İşte şimdi ortaya çıktı hak/gerçek; ben murad talep ettim nefsinden201 onun**; ve doğrusu o**** mutlak sâdıklardandır182."
Ahmed Samira: 51 He said: "What (is) your matter/affair/concern when you (P/F) seduced/enticed Joseph from himself." They said: "Remoteness to God , we did not know from (of) bad/evil/harm on him." Elaziz’s/the Egyptian ruler’s woman (wife) said: "Now the truth appeared , I seduced/enticed him from himself, and that he is from (E) the truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 ma neydi? مَا -
3 hatbukunne meseleniz خَطْبُكُنَّ خطب
4 iz zaman إِذْ -
5 ravedtunne murad talep ettiniz رَاوَدْتُنَّ رود
6 yusufe Yûsuf'a يُوسُفَ -
7 an عَنْ -
8 nefsihi nefsinden onun نَفْسِهِ نفس
9 kulne dediler ki قُلْنَ قول
10 haşe hâşa حَاشَ حوش
11 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
12 ma değiliz مَا -
13 alimna bilmiş عَلِمْنَا علم
14 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
15 min hiçbir مِنْ -
16 su'in kötülük سُوءٍ سوا
17 kaleti dedi قَالَتِ قول
18 mraetu karısı امْرَأَتُ مرا
19 l-azizi Aziz'in الْعَزِيزِ عزز
20 l-ane işte şimdi الْانَ -
21 hashasa ortaya çıktı حَصْحَصَ حصحص
22 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
23 ena ben أَنَا -
24 ravedtuhu murad talep ettim رَاوَدْتُهُ رود
25 an عَنْ -
26 nefsihi nefsinden onun نَفْسِهِ نفس
27 ve innehu ve doğrusu o وَإِنَّهُ -
28 lemine mutlak لَمِنَ -
29 s-sadikine sadıklardandır الصَّادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Melik.**Yûsuf'un.***Kadınlar.****Yûsuf.

Ayet 52

1646|12|52|ذَٰلِكَ لِيَعْلَمَ أَنِّى لَمْ أَخُنْهُ بِٱلْغَيْبِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى كَيْدَ ٱلْخَآئِنِينَ
1646|12|52|ذلك ليعلم اني لم اخنه بالغيب وان الله لا يهدي كيد الخاينين
52. Zâlike li ya’leme ennî lem ehunhu bil gaybi ve ennallâhe lâ yehdî keydel hâinîn(hâinîne).
"İşte böyledir; bilmesi içindir onun* ki ben asla hainlik etmedim ona** gaybla***; ve ki Allah doğruya kılavuzlamaz hainlerin dalaveresini."
Ahmed Samira: 52 That (it is) to him to know that I, I did not betray/become unfaithful to him with the unseen/hidden and that God does not guide the betrayer’s/unfaithful’s plot/conspiracy .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte böyledir ذَٰلِكَ -
2 liyea'leme bilmesi içindir onun لِيَعْلَمَ علم
3 enni ki ben أَنِّي -
4 lem asla لَمْ -
5 ehunhu hainlik etmedim ona أَخُنْهُ خون
6 bil-gaybi gaybta بِالْغَيْبِ غيب
7 ve enne ve ki وَأَنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 la لَا -
10 yehdi doğruya kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
11 keyde dalaveresini كَيْدَ كيد
12 l-hainine hainlerin الْخَائِنِينَ خون

Notlar

Not 1: *Aziz'in.**Aziz'e.***Görmediği, bilmediğiyle.

Ayet 53

1647|12|53|وَمَآ أُبَرِّئُ نَفْسِىٓ إِنَّ ٱلنَّفْسَ لَأَمَّارَةٌۢ بِٱلسُّوٓءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّىٓ إِنَّ رَبِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ
1647|12|53|وما ابري نفسي ان النفس لاماره بالسو الا ما رحم ربي ان ربي غفور رحيم
53. Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
"Ve beraat ettirir değilim nefsimi201; doğrusu nefis201 mutlak bir emredicidir kötülükle; dışındadır rahmet271 ettiği Rabbimin4; doğrusu Rabbim4 bir Gafûr’dur20; bir Rahîm’dir2."
Ahmed Samira: 53 And I do not acquit myself, that the self (is) incessantly commanding/urging (E) with the bad/evil/harm, except what my Lord had mercy upon, that my Lord (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değilim وَمَا -
2 uberriu beraat ettirir أُبَرِّئُ برا
3 nefsi nefsimi نَفْسِي نفس
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 n-nefse nefis النَّفْسَ نفس
6 leemmaratun mutlak bir emredicidir لَأَمَّارَةٌ امر
7 bis-su'i kötülükle بِالسُّوءِ سوا
8 illa dışındadır إِلَّا -
9 ma مَا -
10 rahime rahmet ettiği رَحِمَ رحم
11 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
12 inne doğrusu إِنَّ -
13 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
14 gafurun bir Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
15 rahimun bir Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 54

1648|12|54|وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦٓ أَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِى فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ أَمِينٌ
1648|12|54|وقال الملك ايتوني به استخلصه لنفسي فلما كلمه قال انك اليوم لدينا مكين امين
54. Ve kâlel meliku’tûnî bihî estahlishu li nefsî, fe lemmâ kellemehu kâle innekel yevme ledeynâ mekînun emîn(emînun).
Ve dedi melik: "Gelin onunla*; halis kılayım onu** nefsime201; öyle ki ne zaman ki kelam etti*** ona**** dedi*****: "Doğrusu sanadır bugün yanımızda emin bir mekan."
Ahmed Samira: 54 And the king said: "Come with him to me (bring him), I choose/select him to myself." So when he conversed/spoke to him , he said: "That you are today near us , highly positioned , faithful/loyal ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 l-meliku melik الْمَلِكُ ملك
3 tuni gelin onunla ائْتُونِي اتي
4 bihi بِهِ -
5 estehlishu halis kılayım onu أَسْتَخْلِصْهُ خلص
6 linefsi nefsime لِنَفْسِي نفس
7 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
8 kellemehu kelam etti ona كَلَّمَهُ كلم
9 kale dedi قَالَ قول
10 inneke doğrusu sanadır إِنَّكَ -
11 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
12 ledeyna yanımızda لَدَيْنَا -
13 mekinun bir mekan مَكِينٌ مكن
14 eminun bir emin أَمِينٌ امن

Notlar

Not 1: *Yûsuf'la.**Yûsuf'u.***Melik söz söyledi.****Yusuf'a.*****Melik.

Ayet 55

1649|12|55|قَالَ ٱجْعَلْنِى عَلَىٰ خَزَآئِنِ ٱلْأَرْضِ إِنِّى حَفِيظٌ عَلِيمٌ
1649|12|55|قال اجعلني علي خزاين الارض اني حفيظ عليم
55. Kâlec’alnî alâ hazâinil ard(ardı), innî hafîzun alîm(alîmun).
Dedi*: "Yap beni hazinelerine karşı yerin; doğrusu ben alîm** bir hafîzım***."
Ahmed Samira: 55 He said: "Make/put me on the land’s/Earth’s safe’s/storages (treasures), that I am (an) honest protector/guard knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 c'alni yap beni اجْعَلْنِي جعل
3 ala karşı عَلَىٰ -
4 hazaini hazinelerine خَزَائِنِ خزن
5 l-erdi yerin الْأَرْضِ ارض
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 hafizun bir hafîzim حَفِيظٌ حفظ
8 alimun bir alîm عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Bilen.***Koruyan, muhafaza eden, gözeten, himaye eden, devam ettiren.

Ayet 56

1650|12|56|وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ يَتَبَوَّأُ مِنْهَا حَيْثُ يَشَآءُ نُصِيبُ بِرَحْمَتِنَا مَن نَّشَآءُ وَلَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ
1650|12|56|وكذلك مكنا ليوسف في الارض يتبوا منها حيث يشا نصيب برحمتنا من نشا ولا نضيع اجر المحسنين
56. Ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ard(ardı), yetebevveu minhâ haysu yeşâ’(yeşâu), nusîbu bi rahmetinâ men neşâu ve lâ nudîu ecrel muhsinîn(muhsinîne).
Ve işte böyledir; imkan verdik Yûsuf'a yerde; konaklıyordu ondan* dilediği nereyse; isabet ettiririz rahmetimizi271 dilediğimiz kimseye; ve zayi etmeyiz muhsinlerin294 ecrini820.
Ahmed Samira: 56 And as/like that We highly positioned to Joseph in the land/Earth he establishes/resides from it159when/where he wills/wants, We strike/mark with Our mercy whom We will/want, and We do not loose/waste/destroy the good doers reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 mekkenna imkan verdik مَكَّنَّا مكن
3 liusufe Yûsuf'a لِيُوسُفَ -
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 yetebevveu konaklıyordu يَتَبَوَّأُ بوا
7 minha ondan مِنْهَا -
8 haysu neredeyse حَيْثُ حيث
9 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
10 nusibu isabet ettiririz نُصِيبُ صوب
11 birahmetina rahmetimizi بِرَحْمَتِنَا رحم
12 men kimseye مَنْ -
13 neşa'u dilediğimiz نَشَاءُ شيا
14 ve la ve وَلَا -
15 nudiu zayi etmeyiz نُضِيعُ ضيع
16 ecra ecrini أَجْرَ اجر
17 l-muhsinine muhsinlerin الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Yerden.

Ayet 57

1651|12|57|وَلَأَجْرُ ٱلْءَاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ
1651|12|57|ولاجر الاخره خير للذين امنوا وكانوا يتقون
57. Ve le ecrul âhıreti hayrun lillezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Ve mutlak ki ahiret ecri820 hayırlıdır kimselere (ki) iman ettiler47; ve oldular takvalılar21.
Ahmed Samira: 57 And the ends’ (other life’s) reward (E) (is) better to those who believed and were fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veleecru ve mutlak ki ecri وَلَأَجْرُ اجر
2 l-ahirati ahiretin الْاخِرَةِ اخر
3 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
4 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
5 amenu iman ettiler امَنُوا امن
6 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
7 yettekune takvalılar يَتَّقُونَ وقي

Ayet 58

1652|12|58|وَجَآءَ إِخْوَةُ يُوسُفَ فَدَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَعَرَفَهُمْ وَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ
1652|12|58|وجا اخوه يوسف فدخلوا عليه فعرفهم وهم له منكرون
58. Ve câe ihvetu yûsufe fe dehalû aleyhi fe arefehum ve hum lehu munkirûn(munkirûne).
Ve geldiler Yûsuf'un kardeşleri; öyle ki girdiler* onun** üzerine; öyle ki arif oldu*** onlara**** ve onlar* onu***** tanımayanlardı.
Ahmed Samira: 58 And Joseph’s brothers/brethren came, so they entered on him, so he knew them, and they are to him ignorant (not recognizing).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ca'e ve geldiler وَجَاءَ جيا
2 ihvetu kardeşleri إِخْوَةُ اخو
3 yusufe Yûsuf'un يُوسُفَ -
4 fe dehalu öyle ki girdiler فَدَخَلُوا دخل
5 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
6 fe arafe hum öyle ki arif oldu onlara فَعَرَفَهُمْ عرف
7 vehum ve onlar وَهُمْ -
8 lehu onu لَهُ -
9 munkirune tanımayanlardı مُنْكِرُونَ نكر

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yûsuf'un.***Tanıdı, bildi Yûsuf.****Kardeşlerine.*****Yûsuf'u.

Ayet 59

1653|12|59|وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ قَالَ ٱئْتُونِى بِأَخٍ لَّكُم مِّنْ أَبِيكُمْ أَلَا تَرَوْنَ أَنِّىٓ أُوفِى ٱلْكَيْلَ وَأَنَا۠ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ
1653|12|59|ولما جهزهم بجهازهم قال ايتوني باخ لكم من ابيكم الا ترون اني اوفي الكيل وانا خير المنزلين
59. Ve lemmâ cehhezehum bi cehâzihim kâle’tûnî bi ahin lekum min ebîkum, e lâ terevne ennî ûfîl keyle ve ene hayrul munzilîn(munzilîne).
Ve ne zaman ki teçhiz etti* onlara** teçhizatlarını***; dedi****: "Gelin bir kardeşinizle babanızdan (olan); görmez misiniz ki ben tamamlarım ölçüyü; ve ben hayırlısıyım indirenlerin*****?"
Ahmed Samira: 59 And when he outfitted them with their preparation/equipment (goods) , he said: "Come to me with a brother to you from your father, do you not see/understand, that I, I fulfill/complete the measuring/weighing device, and I am best of the senders of the descenders (hosts)?"

Notlar

Not 1: *Donattı Yûsuf.**Kardeşlerine.***Donatılarını.****Yûsuf.*****Konaklatanların.

Ayet 60

1654|12|60|فَإِن لَّمْ تَأْتُونِى بِهِۦ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِندِى وَلَا تَقْرَبُونِ
1654|12|60|فان لم تاتوني به فلا كيل لكم عندي ولا تقربون
60. Fe in lem te’tûnî bihî fe lâ keyle lekum indî ve lâ takrebûn(takrebûni).
"Öyle ki eğer asla gelmezseniz onunla*; öyle ki ölçülmez sizlere indimde/yanımda; ve yaklaşamazsınız bana."
Ahmed Samira: 60 So if you did not come to me with him so (there is) no measurement/weight for you at me, and do not approach/near me.

Notlar

Not 1: *O kardeşinizle.

Ayet 61

1655|12|61|قَالُوا۟ سَنُرَٰوِدُ عَنْهُ أَبَاهُ وَإِنَّا لَفَٰعِلُونَ
1655|12|61|قالوا سنرود عنه اباه وانا لفعلون
61. Kâlû senurâvidu anhu ebâhu ve innâ le fâ’ilûn(fâ’ilûne).
Dediler*: "Murad edeceğiz onu babasından**; ve bizler mutlak failleriz***."
Ahmed Samira: 61 They said: "We will entice/solicit from him his father, and we are making/doing (E)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 senuravidu murad edeceğiz سَنُرَاوِدُ رود
3 anhu onu عَنْهُ -
4 ebahu babasından أَبَاهُ ابو
5 ve inna ve biz muhakkak وَإِنَّا -
6 lefailune mutlak failleriz لَفَاعِلُونَ فعل

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yakûb'tan.***Faaliyete geçirenleriz.

Ayet 62

1656|12|62|وَقَالَ لِفِتْيَٰنِهِ ٱجْعَلُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ فِى رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
1656|12|62|وقال لفتينه اجعلوا بضعتهم في رحالهم لعلهم يعرفونها اذا انقلبوا الي اهلهم لعلهم يرجعون
62. Ve kâle li fityânihic’alû bidâatehum fî rihâlihim leallehum ya’rifûnehâ izenkalebû ilâ ehlihim leallehum yerci’ûn(yerci’ûne).
Ve dedi fetânlarına936: "Koyun emtialarına* onların; eyer heybesine** içine; belki onlar arif olurlar*** ona**** döndükleri zaman ahalilerine568; belki onlar geri dönerler.
Ahmed Samira: 62 And he said to his youths/servants : "Put their goods/merchandise in their packsaddles, maybe/perhaps they know (recognize) it when they returned to their family/people , maybe/perhaps they return."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 lifityanihi fetânlarına لِفِتْيَانِهِ فتي
3 c'alu koyun اجْعَلُوا جعل
4 bidaatehum emtialarına بِضَاعَتَهُمْ بضع
5 fi içine فِي -
6 rihalihim eyer heybeleri رِحَالِهِمْ رحل
7 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
8 yea'rifuneha arif olurlar ona يَعْرِفُونَهَا عرف
9 iza zaman إِذَا -
10 nkalebu döndükleri انْقَلَبُوا قلب
11 ila doğru إِلَىٰ -
12 ehlihim ahalilerine أَهْلِهِمْ اهل
13 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
14 yerciune geri dönerler يَرْجِعُونَ رجع

Notlar

Not 1: *Ticaret malı. Anlarız ki Yûsuf'un kardeşleri ticaret yapmaktadır. Mısır'dan aldıkları emtiaları memleketlerinde satmaktadırlar.**Hayvanların taşıdığı eyer üzerine iki taraflı geçirilen heybe, torba, çanta. İki taraflı yüklendiği için hayvanın dengesi bozulmaz. ***Anlarlar, bilirler.****Koyduğumuza.

Ayet 63

1657|12|63|فَلَمَّا رَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا ٱلْكَيْلُ فَأَرْسِلْ مَعَنَآ أَخَانَا نَكْتَلْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
1657|12|63|فلما رجعوا الي ابيهم قالوا يابانا منع منا الكيل فارسل معنا اخانا نكتل وانا له لحفظون
63. Fe lemmâ receû ilâ ebîhim kâlû yâ ebânâ munia minnel keylu fe ersil meanâ ehânâ nektel ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).
Öyle ki ne zaman döndüler babalarına* dediler: "Ey babamız! Menedildi bizden ölçü; öyle ki gönder bizimle beraber kardeşimizi; ölçelim; ve doğrusu biz ona** mutlak hafîzlarız***."
Ahmed Samira: 63 So when they returned to their father, they said: "You our father, the measuring/weighing device (the goods) was prevented/prohibited from (for) us, so send with us our brother, we take (goods) by measure/weight, we are for him protectors/guards (E) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 raceu döndüler رَجَعُوا رجع
3 ila إِلَىٰ -
4 ebihim babalarına أَبِيهِمْ ابو
5 kalu dediler قَالُوا قول
6 ya ebana ey babamız يَا أَبَانَا ابو
7 munia menedildi مُنِعَ منع
8 minna bizden مِنَّا -
9 l-keylu ölçü الْكَيْلُ كيل
10 feersil öyle ki gönder فَأَرْسِلْ رسل
11 meana bizimle beraber مَعَنَا -
12 ehana kardeşimizi أَخَانَا اخو
13 nektel ölçelim نَكْتَلْ كيل
14 ve inna ve doğrusu biz وَإِنَّا -
15 lehu ona لَهُ -
16 lehafizune mutlak hafîzlarız لَحَافِظُونَ حفظ

Notlar

Not 1: *Yakûb'a.**Kardeşimize.***Koruyan, muhafaza eden, gözeten, himaye eden.

Ayet 64

1658|12|64|قَالَ هَلْ ءَامَنُكُمْ عَلَيْهِ إِلَّا كَمَآ أَمِنتُكُمْ عَلَىٰٓ أَخِيهِ مِن قَبْلُ فَٱللَّهُ خَيْرٌ حَٰفِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ
1658|12|64|قال هل امنكم عليه الا كما امنتكم علي اخيه من قبل فالله خير حفظا وهو ارحم الرحمين
64. Kâle hel âmenukum aleyhi illâ kemâ emintukum alâ ahîhi min kabl(kablu), fallâhu hayrun hâfizâ(hâfizen) ve huve erhamur râhimîn(râhimîne).
Dedi*: "Güvenir miyim sizlere onun** hakkında (ki) dışındadır güvendiğim gibi sizlere kardeşinize*** karşı önceden; öyle ki Allah hayırlı bir Hafîz'dir613; ve O**** (ki) daha Rahîm’dir2 Rahîmlerin2.
Ahmed Samira: 64 He said: "Do I, I entrust you on him, except as I entrusted you on his brother from before? So God (is the) best protector , and he (is) most merciful (of) the merciful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 hel هَلْ -
3 amenukum güvenir miyim sizlere امَنُكُمْ امن
4 aleyhi onun hakkında عَلَيْهِ -
5 illa dışındadır إِلَّا -
6 kema كَمَا -
7 emintukum güvendiğim gibi sizlere أَمِنْتُكُمْ امن
8 ala karşı عَلَىٰ -
9 ehihi kardeşinize أَخِيهِ اخو
10 min مِنْ -
11 kablu önceden قَبْلُ قبل
12 fallahu öyle ki Allah فَاللَّهُ -
13 hayrun bir hayırlıdır خَيْرٌ خير
14 hafizen bir hafız حَافِظًا حفظ
15 ve huve ve O وَهُوَ -
16 erhamu daha Rahîm’dir أَرْحَمُ رحم
17 r-rahimine Rahîmlerin الرَّاحِمِينَ رحم

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Kardeşiniz.***Yusuf'a.****Allah.

Ayet 65

1659|12|65|وَلَمَّا فَتَحُوا۟ مَتَٰعَهُمْ وَجَدُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ رُدَّتْ إِلَيْهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا نَبْغِى هَٰذِهِۦ بِضَٰعَتُنَا رُدَّتْ إِلَيْنَا وَنَمِيرُ أَهْلَنَا وَنَحْفَظُ أَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذَٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ
1659|12|65|ولما فتحوا متعهم وجدوا بضعتهم ردت اليهم قالوا يابانا ما نبغي هذه بضعتنا ردت الينا ونمير اهلنا ونحفظ اخانا ونزداد كيل بعير ذلك كيل يسير
65. Ve lemmâ fetehû metâahum vecedû bidâatehum ruddet ileyhim, kâlû yâ ebânâ mâ nebgî, hâzihî bidâatunâ ruddet ileynâ, ve nemîru ehlenâ ve nahfazu ehânâ ve nezdâdu keyle beîr (beîrin), zâlike keylun yesîr(yesîrun).
Ve ne zaman ki açtılar metalarını54; buldular emtialarını* (ki) geri verilmiş kendilerine; dediler: "Ey babamız**! Neye bakınırız; işte bu emtiamızdır*** (ki) geri verilmiş bizlere; ve stoklarız ehlimize568; ve koruruz kardeşimizi; ve artırırız ölçüyü bir deve****; işte bu kolay***** bir ölçüdür."
Ahmed Samira: 65 And when they opened their belongings/goods they found their goods/merchandise returned to them, they said: "You our father, we do not ask/desire , this (is) our goods/merchandise returned to us, and we bring food and supplies (to) our family/people , and we protect our brother, and we be increased a (transport) camel’s weight , that (is) easy weight ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 fetehu açtılar فَتَحُوا فتح
3 metaahum metalarını مَتَاعَهُمْ متع
4 vecedu buldular وَجَدُوا وجد
5 bidaatehum emtialarını بِضَاعَتَهُمْ بضع
6 ruddet geri verilmiş رُدَّتْ ردد
7 ileyhim kendilerine إِلَيْهِمْ -
8 kalu dediler قَالُوا قول
9 ya ebana ey babamız يَا أَبَانَا ابو
10 ma neye مَا -
11 nebgi bakınırız نَبْغِي بغي
12 hazihi işte bu هَٰذِهِ -
13 bidaatuna emtiamız بِضَاعَتُنَا بضع
14 ruddet geri verilmiş رُدَّتْ ردد
15 ileyna bizlere إِلَيْنَا -
16 ve nemiru ve stoklarız وَنَمِيرُ مير
17 ehlena ehlimize أَهْلَنَا اهل
18 ve nehfezu ve koruruz وَنَحْفَظُ حفظ
19 ehana kardeşimizi أَخَانَا اخو
20 ve nezdadu ve artırırız وَنَزْدَادُ زيد
21 keyle ölçüyü كَيْلَ كيل
22 beiyrin bir deve بَعِيرٍ بعر
23 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
24 keylun bir ölçüdür كَيْلٌ كيل
25 yesirun kolay يَسِيرٌ يسر

Notlar

Not 1: *Ticari mallarını.**Yakûp.***Ticari mallarımız.****Bir deve yüklü; veya bir eşek yükü.*****Zorlanmadan elde ettiğimiz bir ölçüdür.

Ayet 66

1660|12|66|قَالَ لَنْ أُرْسِلَهُۥ مَعَكُمْ حَتَّىٰ تُؤْتُونِ مَوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأْتُنَّنِى بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمْ فَلَمَّآ ءَاتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌ
1660|12|66|قال لن ارسله معكم حتي توتون موثقا من الله لتاتنني به الا ان يحاط بكم فلما اتوه موثقهم قال الله علي ما نقول وكيل
66. Kâle len ursilehu meakum hattâ tu’tûni mevsikan minallâhi le te’tunnenî bihî illâ en yuhâta bikum, fe lemmâ âtevhu mevsikahum kâlallâhu alâ mâ nekûlu vekîl(vekîlun).
Dedi*: "Asla göndermem onu sizlerle birlikte ta ki verirsiniz bana bir sağlam/kesin** Allah’tan (ki) mutlak gelirsiniz onunla; dışındadır ki sizler kuşatılırsınız; öyle ki ne zaman verdiler ona*** sağlamlarını/kesinlerini****; dedi*: "Allah bir Vekîl’dir517 dediğiniz üzerine".
Ahmed Samira: 66 He said: "I will never/not send him with you until you give me a promise/covenant from God to bring him to me (E) except that be (except if you are) surrounded/maneuvered to outsmart with you." So when they gave him their promise/covenant, he said: "God (is) on what we say (a) guardian/trustee ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 len asla لَنْ -
3 ursilehu göndermem onu أُرْسِلَهُ رسل
4 meakum sizlerle birlikte مَعَكُمْ -
5 hatta ta ki حَتَّىٰ -
6 tu'tuni verirsiniz bana تُؤْتُونِ اتي
7 mevsikan bir sağlam/kesin مَوْثِقًا وثق
8 mine مِنَ -
9 llahi Allah’tan اللَّهِ -
10 lete'tunneni mutlak gelirsiniz لَتَأْتُنَّنِي اتي
11 bihi onunla بِهِ -
12 illa dışında إِلَّا -
13 en ki أَنْ -
14 yuhata kuşatılmanız يُحَاطَ حوط
15 bikum sizler بِكُمْ -
16 fe lemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
17 atevhu verdiler ona اتَوْهُ اتي
18 mevsikahum bir sağlamlarını/kesinlerini مَوْثِقَهُمْ وثق
19 kale dedi قَالَ قول
20 llahu Allah اللَّهُ -
21 ala üzerine عَلَىٰ -
22 ma مَا -
23 nekulu dediğiniz نَقُولُ قول
24 vekilun bir Vekîl’dir وَكِيلٌ وكل

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Söz.***Yakûb'a.***Sözlerini.

Ayet 67

1661|12|67|وَقَالَ يَٰبَنِىَّ لَا تَدْخُلُوا۟ مِنۢ بَابٍ وَٰحِدٍ وَٱدْخُلُوا۟ مِنْ أَبْوَٰبٍ مُّتَفَرِّقَةٍ وَمَآ أُغْنِى عَنكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ
1661|12|67|وقال يبني لا تدخلوا من باب وحد وادخلوا من ابوب متفرقه وما اغني عنكم من الله من شي ان الحكم الا لله عليه توكلت وعليه فليتوكل المتوكلون
67. Ve kâle yâ beniyye lâ tedhulû min bâbin vâhidin vedhulû min ebvâbin muteferrikah(muteferrikatin), ve mâ ugnî ankum minallâhi min şey(şey’in) inil hukmu illâ lillâh(lillâhi), aleyhi tevekkeltu ve aleyhi fel yetevekkelil mutevekkilûn(mutevekkilûne).
Ve dedi*: "Ey oğullarım! Girmeyin tek bir kapıdan; ve girin kapılardan bir fırka fırka**; ve zenginleştirir değilim sizlere Allah'tan hiçbir şey; ki olmaz hüküm Allah'ın dışında; O'na*** tevekkül79 ettim; ve O'na*** öyle ki tevekkül79 etsin tevekkül79 edenler.
Ahmed Samira: 67 And he said: "You my sons, do not enter from one door/entrance, and enter from separate doors/entrances, and I do not suffice/enrich from you from God from a thing, that the judgment/rule (is) except to God, on Him (E) I relied/depended , and on Him so should rely/depend the reliant/dependent .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 ya beniyye ey oğullarım يَا بَنِيَّ بني
3 la لَا -
4 tedhulu girmeyin تَدْخُلُوا دخل
5 min مِنْ -
6 babin bir kapıdan بَابٍ بوب
7 vahidin tek وَاحِدٍ وحد
8 vedhulu ve girin وَادْخُلُوا دخل
9 min مِنْ -
10 ebvabin kapılardan أَبْوَابٍ بوب
11 muteferrikatin bir fırka fırka مُتَفَرِّقَةٍ فرق
12 ve ma ve değilim وَمَا -
13 ugni zenginleştiri أُغْنِي غني
14 ankum sizden عَنْكُمْ -
15 mine مِنَ -
16 llahi Allah'tan اللَّهِ -
17 min hiçbir مِنْ -
18 şey'in şey شَيْءٍ شيا
19 ini ki olmaz إِنِ -
20 l-hukmu hüküm الْحُكْمُ حكم
21 illa dışında إِلَّا -
22 lillahi Allah'ın لِلَّهِ -
23 aleyhi O'na عَلَيْهِ -
24 tevekkeltu tevekkül ettim تَوَكَّلْتُ وكل
25 ve aleyhi ve O'na وَعَلَيْهِ -
26 felyetevekkeli öyle ki tevekkül etsin فَلْيَتَوَكَّلِ وكل
27 l-mutevekkilune tevekkül edenler الْمُتَوَكِّلُونَ وكل

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Ayrılmış gruplar olarak.***Allah'a.

Ayet 68

1662|12|68|وَلَمَّا دَخَلُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَمَرَهُمْ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغْنِى عَنْهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِلَّا حَاجَةً فِى نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضَىٰهَا وَإِنَّهُۥ لَذُو عِلْمٍ لِّمَا عَلَّمْنَٰهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
1662|12|68|ولما دخلوا من حيث امرهم ابوهم ما كان يغني عنهم من الله من شي الا حاجه في نفس يعقوب قضيها وانه لذو علم لما علمنه ولكن اكثر الناس لا يعلمون
68. Ve lemmâ dehalû min haysu emerehum ebûhum, mâ kâne yugnî anhum minallâhi min şey’in illâ hâceten fî nefsi ya’kûbe kadâhâ, ve innehu le zû ilmin limâ allemnâhu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Ne zaman ki girdiler yerden (ki) emretti onlara babaları*; olmuş değildi zenginleştirir onlara Allah’tan hiçbir şeyi; dışındadır Yakûb'un nefsindeki201 bir hacet** (ki) tamamladı* onu***; ve doğrusu o* mutlak sahibidir bir ilim942; öğrettiğimizden dolayı ona****; velakin/fakat insanların ekserisi/çoğu bilmezler******.
Ahmed Samira: 68 And when they entered from where their father ordered/commanded them, and (it) was not to suffice/enrich from them from God from a thing, except a need/necessity in Jacob’s self he accomplished it, and that truly he is (an owner) of knowledge to what We taught/instructed him , and but most of the people do not know.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ne zaman ki وَلَمَّا -
2 dehalu girdiler دَخَلُوا دخل
3 min مِنْ -
4 haysu yerden (li) حَيْثُ حيث
5 emerahum emretti onlara أَمَرَهُمْ امر
6 ebuhum babaları أَبُوهُمْ ابو
7 ma değildi مَا -
8 kane olmuş كَانَ كون
9 yugni zenginleştirir يُغْنِي غني
10 anhum onlara عَنْهُمْ -
11 mine مِنَ -
12 llahi Allah’tan اللَّهِ -
13 min hiçbir مِنْ -
14 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
15 illa dışındadır إِلَّا -
16 haceten bir hacet حَاجَةً حوج
17 fi فِي -
18 nefsi nefsindeki نَفْسِ نفس
19 yea'kube Yakûb'un يَعْقُوبَ -
20 kadaha tamamladı onu قَضَاهَا قضي
21 ve innehu ve doğrusu o وَإِنَّهُ -
22 lezu mutlak sahibidir لَذُو -
23 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
24 lima dolayı لِمَا -
25 allemnahu öğrettik ona عَلَّمْنَاهُ علم
26 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
27 eksera ekseri/çoğu أَكْثَرَ كثر
28 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
29 la لَا -
30 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Bir istek, ihtiyaç, gereklilik.***İsteği, ihtiyacı, gerekliliği.****Yakûb'a.******Kendilerindeki nedeniyle başarıya ulaştıklarını sanırlar. Oysa aslında ancak Yüce Allah'ın dilediği gerçekleşir.

Ayet 69

1663|12|69|وَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَخَاهُ قَالَ إِنِّىٓ أَنَا۠ أَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1663|12|69|ولما دخلوا علي يوسف اوي اليه اخاه قال اني انا اخوك فلا تبتيس بما كانوا يعملون
69. Ve lemmâ dehalû alâ yûsufe âvâ ileyhi ehâhu, kâle innî ene ehûke fe lâ tebteis bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve ne zaman ki girdiler* Yûsuf’a karşı; sığındırdı** kendine kardeşini; dedi**: "Doğrusu ben; benim kardeşin senin; öyle ki perişan olma yapar olduklarına."
Ahmed Samira: 69 And when they entered on Joseph, he gave shelter/refuge (hosted) his brother to him, he said: "That I, I am your brother, so do not be miserable because (of) what they were making/doing ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 dehalu girdiler دَخَلُوا دخل
3 ala karşı عَلَىٰ -
4 yusufe Yûsuf’a يُوسُفَ -
5 ava sığındırdı اوَىٰ اوي
6 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
7 ehahu kardeşini أَخَاهُ اخو
8 kale dedi قَالَ قول
9 inni doğrusu ben إِنِّي -
10 ena benim أَنَا -
11 ehuke kardeşin senin أَخُوكَ اخو
12 fela öyle ki فَلَا -
13 tebteis perişan olma تَبْتَئِسْ باس
14 bima بِمَا -
15 kanu oldular كَانُوا كون
16 yea'melune yaptıklarına يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yûsuf.

Ayet 70

1664|12|70|فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ ٱلسِّقَايَةَ فِى رَحْلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا ٱلْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَٰرِقُونَ
1664|12|70|فلما جهزهم بجهازهم جعل السقايه في رحل اخيه ثم اذن موذن ايتها العير انكم لسرقون
70. Fe lemmâ cehhezehum bi cehâzihim ceales sikâyete fî rahli ahîhi, summe ezzene muezzinun eyyetuhel îru innekum le sârikûn(sârikûne).
Öyle ki ne zaman teçhiz etti* onları teçhizatlarıyla**; koydu su tasını eyer heybesi içine kardeşinin; sonra duyurdu bir müezzin***: "Ey kervan! Doğrusu sizler mutlak hırsızlarsınız."
Ahmed Samira: 70 So when he prepared/outfitted/(supplied) them with their preparation/equipment (supplies), he put the cup in his brother’s packsaddle, then an announcer/informer, announced/informed: "You, the caravan ,that you are stealing/robbing (E)."160

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
2 cehhezehum teçhiz etti onları جَهَّزَهُمْ جهز
3 bicehazihim teçhizatlarıyla بِجَهَازِهِمْ جهز
4 ceale koydu جَعَلَ جعل
5 s-sikayete su tasını السِّقَايَةَ سقي
6 fi içine فِي -
7 rahli eyer heybesi رَحْلِ رحل
8 ehihi kardeşinin أَخِيهِ اخو
9 summe sonra ثُمَّ -
10 ezzene duyurdu أَذَّنَ اذن
11 mu'ezzinun bir müezzin مُؤَذِّنٌ اذن
12 eyyetuha ey أَيَّتُهَا -
13 l-iyru kervan الْعِيرُ عير
14 innekum doğrusu sizler إِنَّكُمْ -
15 lesarikune mutlak hırsızlarsınız لَسَارِقُونَ سرق

Notlar

Not 1: *Donattı Yûsuf.**Donatılarıyla.***Anons eden, duyuran.

Ayet 71

1665|12|71|قَالُوا۟ وَأَقْبَلُوا۟ عَلَيْهِم مَّاذَا تَفْقِدُونَ
1665|12|71|قالوا واقبلوا عليهم ماذا تفقدون
71. Kâlû ve akbelû aleyhim mâzâ tefkidûn(tefkidûne).
Dediler* ve karşıladılar* onları**: "Nedir kaybettiğiniz?"
Ahmed Samira: 71 They said, and they approached/came on (to) them: "What (are) you losing/missing ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 veekbelu ve karşıladılar وَأَقْبَلُوا قبل
3 aleyhim onları عَلَيْهِمْ -
4 maza nedir مَاذَا -
5 tefkidune kaybettiğiniz تَفْقِدُونَ فقد

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Müezzinleri.

Ayet 72

1666|12|72|قَالُوا۟ نَفْقِدُ صُوَاعَ ٱلْمَلِكِ وَلِمَن جَآءَ بِهِۦ حِمْلُ بَعِيرٍ وَأَنَا۠ بِهِۦ زَعِيمٌ
1666|12|72|قالوا نفقد صواع الملك ولمن جا به حمل بعير وانا به زعيم
72. Kâlû nefkıdu suvâalmeliki ve li men câe bihî hımlu beîrin ve ene bihî za’îm(za’îmun).
Dediler*: "Kaybettik meliğin tasını/kabını; ve kimseye ki geldi onunla** bir deve yüküdür***; ve ben ona**** bir kefilim*****."
Ahmed Samira: 72 They said: "We miss/fail to find the king’s cup , and to who (E) came with it a (transport) camel’s load , and I am with it a leader/grantor."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 nefkidu kaybettik نَفْقِدُ فقد
3 suvaa tasını/kabını صُوَاعَ صوع
4 l-meliki meliğin الْمَلِكِ ملك
5 velimen ve kimseye ki وَلِمَنْ -
6 ca'e gelir جَاءَ جيا
7 bihi onunla بِهِ -
8 himlu yüküdür حِمْلُ حمل
9 beiyrin bir deve بَعِيرٍ بعر
10 ve ena ve ben وَأَنَا -
11 bihi ona بِهِ -
12 zeiymun bir kefilim زَعِيمٌ زعم

Notlar

Not 1: *Müezzinler/duyuranlar.**Tasla/kapla.***Orada bulunan üründen/maldan bir deve yükü ödül verilir.****Deve yükünün verilmesine.*****Garantörüm.

Ayet 73

1667|12|73|قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُم مَّا جِئْنَا لِنُفْسِدَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كُنَّا سَٰرِقِينَ
1667|12|73|قالوا تالله لقد علمتم ما جينا لنفسد في الارض وما كنا سرقين
73. Kâlû tallâhi lekad alimtum mâ ci’nâ li nufside fil ardı ve mâ kunnâ sârikîn(sârikîne).
Dediler*: "Allah’a yemin olsun**! Muhakkak bildiniz ki gelmiş değiliz fesat265 çıkarmaya yerde; ve olmuş değiliz hırsızlar."
Ahmed Samira: 73 They said: "By God, you had known we did not come to corrupt in the land/Earth and we were not stealing/robbing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 tallehi Allah’a yemin olsun ki تَاللَّهِ -
3 lekad muhakkak لَقَدْ -
4 alimtum bildiniz ki عَلِمْتُمْ علم
5 ma değiliz مَا -
6 ci'na gelmiş جِئْنَا جيا
7 linufside fesat çıkarmaya لِنُفْسِدَ فسد
8 fi فِي -
9 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
10 ve ma ve değiliz وَمَا -
11 kunna olmuş كُنَّا كون
12 sarikine hırsızlar سَارِقِينَ سرق

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**TAllahi.

Ayet 74

1668|12|74|قَالُوا۟ فَمَا جَزَٰٓؤُهُۥٓ إِن كُنتُمْ كَٰذِبِينَ
1668|12|74|قالوا فما جزوه ان كنتم كذبين
74. Kâlû fe mâ cezâuhû in kuntum kâzibîn(kâzibîne).
Dediler*: "Öyle ki nedir** cezası63 onun** eğer (sizler) olduysanız yalancılar?"
Ahmed Samira: 74 They said: "So what (is) his reward if you were lying/denying ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 fema öyle ki nedir فَمَا -
3 ceza'uhu cezası onun جَزَاؤُهُ جزي
4 in eğer إِنْ -
5 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
6 kazibine yalancılar كَاذِبِينَ كذب

Notlar

Not 1: *Müezzinler/duyuranlar. **Biliyor musunuz?**Hırsızlığın.

Ayet 75

1669|12|75|قَالُوا۟ جَزَٰٓؤُهُۥ مَن وُجِدَ فِى رَحْلِهِۦ فَهُوَ جَزَٰٓؤُهُۥ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ
1669|12|75|قالوا جزوه من وجد في رحله فهو جزوه كذلك نجزي الظلمين
75. Kâlû cezâuhu men vucide fî rahlihî fe huve cezâuh(cezâuhu), kezâlike neczîz zâlimîn(zâlimîne).
Dediler*: "Cezası63 onun** kimseyedir (ki) bulundu (o***) onun**** eyer heybesinde; öyle ki onadır***** cezası63 onun**; işte böyledir; cezalandırırız63 zalimleri257******."
Ahmed Samira: 75 They said: "His reward whom (it) is found in his packsaddle, so it is his reward ." As/like that We reimburse the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ceza'uhu cezası onun جَزَاؤُهُ جزي
3 men kimsedir (ki) مَنْ -
4 vucide bulundu وُجِدَ وجد
5 fi فِي -
6 rahlihi eyer heybesinde onun رَحْلِهِ رحل
7 fehuve öyle ki onadır فَهُوَ -
8 ceza'uhu cezası onun جَزَاؤُهُ جزي
9 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
10 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
11 z-zalimine zalimleri الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Müezzinler/duyurucular.**Hırsızlığın.***Çalınan.****Kimsenin.*****Kimseyedir.******Hırsızlığın zalimlik olduğu bildirilmiştir.

Ayet 76

1670|12|76|فَبَدَأَ بِأَوْعِيَتِهِمْ قَبْلَ وِعَآءِ أَخِيهِ ثُمَّ ٱسْتَخْرَجَهَا مِن وِعَآءِ أَخِيهِ كَذَٰلِكَ كِدْنَا لِيُوسُفَ مَا كَانَ لِيَأْخُذَ أَخَاهُ فِى دِينِ ٱلْمَلِكِ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ نَرْفَعُ دَرَجَٰتٍ مَّن نَّشَآءُ وَفَوْقَ كُلِّ ذِى عِلْمٍ عَلِيمٌ
1670|12|76|فبدا باوعيتهم قبل وعا اخيه ثم استخرجها من وعا اخيه كذلك كدنا ليوسف ما كان لياخذ اخاه في دين الملك الا ان يشا الله نرفع درجت من نشا وفوق كل ذي علم عليم
76. Fe bedee bi ev’ıyetihim kable viâi ahîhi, summestahrecehâ min viâi ahîh(ahîhi), kezâlike kidnâ li yûsuf(yûsufe), mâ kâne li ye’huze ehâhu fî dînil meliki, illâ en yeşâallâh(yeşâallâhu), nerfeu derecâtin men neşâ’(neşâu), ve fevka kulli zî ilmin alîm(alîmun).
Öyle ki başladı* viâlarına943 onların kardeşinin viâsı943 öncesi; sonra çıkardı** onu*** kardeşinin viâsından943; işte böyledir; planladık Yûsuf'a; olmuş değildi (ki) tutar** kardeşini meliğin dininde122; dışındadır ki diler Allah; yükseltiriz derecelere dilediğimiz kimseyi; ve üstündedir her bir ilim sahibinin bir alîm.
Ahmed Samira: 76 So he began with their bags/containers , before his brother’s bag/container , then he brought it out from his brother’s bag/container, as/like that, We plotted/conspired to Joseph, he was not to take his brother in the king’s religion/domain , except that God wills/wants, We raise whom We will/want stages/degrees , and above each (owner) of knowledge (is more) knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 febedee öyle ki başladı فَبَدَأَ بدا
2 biev'iyetihim viâlarına onların بِأَوْعِيَتِهِمْ وعي
3 kable öncesi قَبْلَ قبل
4 viaa'i viâsı وِعَاءِ وعي
5 ehihi kardeşinin أَخِيهِ اخو
6 summe sonra ثُمَّ -
7 stehraceha çıkardı onu اسْتَخْرَجَهَا خرج
8 min مِنْ -
9 viaa'i viâsından وِعَاءِ وعي
10 ehihi kardeşinin أَخِيهِ اخو
11 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
12 kidna plan yaptık كِدْنَا كيد
13 liusufe Yûsuf'a لِيُوسُفَ -
14 ma değildi مَا -
15 kane olmuş كَانَ كون
16 liye'huze tutar لِيَأْخُذَ اخذ
17 ehahu kardeşini أَخَاهُ اخو
18 fi فِي -
19 dini dininde دِينِ دين
20 l-meliki meliğin الْمَلِكِ ملك
21 illa dışındadır إِلَّا -
22 en ki أَنْ -
23 yeşa'e diler يَشَاءَ شيا
24 llahu Allah اللَّهُ -
25 nerfeu yükseltiriz نَرْفَعُ رفع
26 deracatin derecelere دَرَجَاتٍ درج
27 men kimseyi مَنْ -
28 neşa'u dilediğimiz نَشَاءُ شيا
29 vefevka ve üstündedir وَفَوْقَ فوق
30 kulli her bir كُلِّ كلل
31 zi sahibinin ذِي -
32 ilmin bir ilim عِلْمٍ علم
33 alimun bir alim عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Başladı Yûsuf bakmaya.**Yûsuf.***Meliğin tasını/kabını.

Ayet 77

1671|12|77|قَالُوٓا۟ إِن يَسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ أَخٌ لَّهُۥ مِن قَبْلُ فَأَسَرَّهَا يُوسُفُ فِى نَفْسِهِۦ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ قَالَ أَنتُمْ شَرٌّ مَّكَانًا وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ
1671|12|77|قالوا ان يسرق فقد سرق اخ له من قبل فاسرها يوسف في نفسه ولم يبدها لهم قال انتم شر مكانا والله اعلم بما تصفون
77. Kâlû in yesrık fe kad sereka ehun lehu min kabl(kablu), fe eserreha yûsufu fî nefsihî ve lem yubdihâ lehum kâle entum şerrun mekânâ(mekânen), vallâhu a’lemu bimâ tesifûn(tesifûne).
Dediler*: "Eğer çaldıysa (o) öyle ki muhakkak çalmıştı bir kardeşi** (de) onun öncesinde"; öyle ki sırlaştırıyordu*** onu**** Yûsuf kendi nefsinde201; ve asla belli etmiyordu onlara*****; dedi***: "Sizler bir şersiniz205 bir mekanda; ve Allah daha iyi bilendir vasıflandırdığınızı******."
Ahmed Samira: 77 They said: "If he steals/robs, so a brother to him had stolen/robbed from before." So Joseph kept it secret in himself, and did not show it to them, he said: "You are a worse position , and God (is) more knowledgeable with what you describe/categorize."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 in eğer إِنْ -
3 yesrik çaldıysa يَسْرِقْ سرق
4 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
5 seraka çalmıştı سَرَقَ سرق
6 ehun kardeşi (de) أَخٌ اخو
7 lehu onun لَهُ -
8 min مِنْ -
9 kablu öncesinde قَبْلُ قبل
10 feeserraha öyle ki sırlaştırıyordu onu فَأَسَرَّهَا سرر
11 yusufu Yûsuf يُوسُفُ -
12 fi فِي -
13 nefsihi kendi nefsinde نَفْسِهِ نفس
14 velem ve asla وَلَمْ -
15 yubdiha belli etmiyordu يُبْدِهَا بدو
16 lehum onlara لَهُمْ -
17 kale dedi قَالَ قول
18 entum sizler أَنْتُمْ -
19 şerrun bir şersiniz شَرٌّ شرر
20 mekanen bir mekanda مَكَانًا كون
21 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
22 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
23 bima بِمَا -
24 tesifune vasıflandırdığınızı تَصِفُونَ وصف

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yûsuf'un da küçükken (kuyuya bırakılmadan önce) bir hırsızlık yaptığını ima etmektedirler. Eğer hırsızlık yaptıysa bu da abisine çekmiştir demeye getirmektedirler.,***Yûsuf. ****Kendisiyle ilgili hırsızlık olayıyla ilgili.*****Kardeşlerine.******Tasvir ettiğinizi, anlattığınızı.

Ayet 78

1672|12|78|قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ إِنَّ لَهُۥٓ أَبًا شَيْخًا كَبِيرًا فَخُذْ أَحَدَنَا مَكَانَهُۥٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ
1672|12|78|قالوا يايها العزيز ان له ابا شيخا كبيرا فخذ احدنا مكانه انا نريك من المحسنين
78. Kâlû yâ eyyuhel azîzu inne lehû eben şeyhan kebîren fe huz ehadenâ mekâneh(mekânehu), innâ nerâke minel muhsinîn(muhsinîne).
Dediler*: "Ey azîz**! Doğrusu onadır büyük, ihtiyar bir baba; öyle ki tut bizden birisini onun mekanına; doğrusu bizler görürüz seni muhsinlerden294."
Ahmed Samira: 78 They said: "You, you Elaziz/Egyptian ruler, that to him (is) an old aged big father, so take/receive any of us (in) his place/position, that we, we see you from the good doers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
3 l-azizu azîz الْعَزِيزُ عزز
4 inne doğrusu إِنَّ -
5 lehu onadır لَهُ -
6 eben bir baba أَبًا ابو
7 şeyhen bir ihtiyar شَيْخًا شيخ
8 kebiran bir büyük كَبِيرًا كبر
9 fehuz öyle ki tut فَخُذْ اخذ
10 ehadena bizden birisini أَحَدَنَا احد
11 mekanehu onun mekanına مَكَانَهُ كون
12 inna doğrusu biz إِنَّا -
13 nerake görürüz seni نَرَاكَ راي
14 mine مِنَ -
15 l-muhsinine muhsinlerden الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Meliğin dininin gereği yapılan yargılamanın azîzi (güç yetireni) olan yargıcı.

Ayet 79

1673|12|79|قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأْخُذَ إِلَّا مَن وَجَدْنَا مَتَٰعَنَا عِندَهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّظَٰلِمُونَ
1673|12|79|قال معاذ الله ان ناخذ الا من وجدنا متعنا عنده انا اذا لظلمون
79. Kâle maâzâllâhi en ne’huze illâ men vecednâ metâanâ indehû innâ izen le zâlimûn(zâlimûne).
Dedi*: "Sığınmadır Allah'a** (ki) tutarız dışında kimseyi (ki) bulduk metamızı54 onun*** indinde/yanında; doğrusu bizler o zaman mutlak zalimleriz257."
Ahmed Samira: 79 He said: "I seek protection (of) God, that we take except whom we found our belongings/effects/goods at him then we are unjust/oppressive (E) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 meaaze sığınmadır مَعَاذَ عوذ
3 llahi Allah'a اللَّهِ -
4 en أَنْ -
5 ne'huze tutarız نَأْخُذَ اخذ
6 illa dışında إِلَّا -
7 men kimseyi مَنْ -
8 vecedna bulduk وَجَدْنَا وجد
9 metaana metamızı مَتَاعَنَا متع
10 indehu onun indinde/yanında عِنْدَهُ عند
11 inna doğrusu bizler إِنَّا -
12 izen o zaman إِذًا -
13 lezalimune mutlak zalimleriz لَظَالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Azîz. Güç yetiren mahkeme yargıcı.**MaâzAllâh.***Kimsenin.

Ayet 80

1674|12|80|فَلَمَّا ٱسْتَيْـَٔسُوا۟ مِنْهُ خَلَصُوا۟ نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِى يُوسُفَ فَلَنْ أَبْرَحَ ٱلْأَرْضَ حَتَّىٰ يَأْذَنَ لِىٓ أَبِىٓ أَوْ يَحْكُمَ ٱللَّهُ لِى وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ
1674|12|80|فلما استيسوا منه خلصوا نجيا قال كبيرهم الم تعلموا ان اباكم قد اخذ عليكم موثقا من الله ومن قبل ما فرطتم في يوسف فلن ابرح الارض حتي ياذن لي ابي او يحكم الله لي وهو خير الحكمين
80. Fe lemmestey’esû minhu halesû neciyyâ(neciyyen), kâle kebîruhum e lem ta’lemû enne ebâkum kad ehaze aleykum mevsikan minallâhi ve min kablu mâ ferrattum fî yûsuf(yûsufe), fe len ebrahal arda hattâ ye’zene lî ebî ev yahkumallâhu lî ve huve hayrul hâkimîn(hâkimîne).
Öyle ki ne zaman ümidi kestiler ondan*; halisleştiler** bir gizli fısıldama (-yla); dedi büyükleri onların: "Hiç bilmez misiniz ki babanız*** muhakkak almıştı sizlerden bir sağlam/kesin**** Allah’tan; ve önceden sınırı aştığınızı Yûsuf’ta; öyle ki asla ayrılmam yerden***** ta ki izin verir bana babam*** ya da hükmeder Allah bana; ve O****** hayırlısıdır Hâkimlerin821."
Ahmed Samira: 80 So when they despaired from him, they cleared secretly conversing, their oldest said: "Did you not know that your father, had taken on you a promise/covenant from God and from before what you abused/exceeded the limit in (on) Joseph, so I will never/not leave/depart the land until my father permits/allows for me, or God judges/rules for me, and he (is) best (of) the judges/rulers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 steyesu ümidi kestiler اسْتَيْأَسُوا ياس
3 minhu ondan مِنْهُ -
4 halesu halisleştiler خَلَصُوا خلص
5 neciyyen bir gizli fısıldama (-yla) نَجِيًّا نجو
6 kale dedi قَالَ قول
7 kebiruhum büyükleri onların كَبِيرُهُمْ كبر
8 elem hiç أَلَمْ -
9 tea'lemu bilmez misiniz تَعْلَمُوا علم
10 enne ki أَنَّ -
11 ebakum babanız أَبَاكُمْ ابو
12 kad muhakkak قَدْ -
13 ehaze almıştı أَخَذَ اخذ
14 aleykum sizlerden عَلَيْكُمْ -
15 mevsikan bir sağlam/kesin مَوْثِقًا وثق
16 mine مِنَ -
17 llahi Allah’tan اللَّهِ -
18 ve min ve وَمِنْ -
19 kablu önceden قَبْلُ قبل
20 ma مَا -
21 ferrattum sınırı aştığınızı فَرَّطْتُمْ فرط
22 fi فِي -
23 yusufe Yûsuf’ta يُوسُفَ -
24 felen öyle ki asla فَلَنْ -
25 ebraha ayrılmam أَبْرَحَ برح
26 l-erde yerden الْأَرْضَ ارض
27 hatta ta ki حَتَّىٰ -
28 ye'zene izin verir يَأْذَنَ اذن
29 li bana لِي -
30 ebi babam أَبِي ابو
31 ev ya da أَوْ -
32 yehkume hükmeder يَحْكُمَ حكم
33 llahu Allah اللَّهُ -
34 li bana لِي -
35 ve huve ve O وَهُوَ -
36 hayru hayırlısıdır خَيْرُ خير
37 l-hakimine Hâkimlerin الْحَاكِمِينَ حكم

Notlar

Not 1: *Küçük kardeşlerinden.**Sadece kendileri oldular.***Yakûb.****Yemin.*****Bu yerden.******Allah.

Ayet 81

1675|12|81|ٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيكُمْ فَقُولُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَٰفِظِينَ
1675|12|81|ارجعوا الي ابيكم فقولوا يابانا ان ابنك سرق وما شهدنا الا بما علمنا وما كنا للغيب حفظين
81. Irciû ilâ ebîkum fe kûlû yâ ebânâ innebneke serak(seraka), ve mâ şehidnâ illâ bimâ alimnâ ve mâ kunnâ lil gaybi hâfizîn(hâfizîne).
"Dönün babanıza* doğru; öyle ki deyin: "Ey babamız! Doğrusu senin oğlun hırsızlık etti; ve şahitlik/tanıklık etmiş değiliz bildiğimizin dışında; ve olmuş değiliz gayba62 hafîzlar613.""
Ahmed Samira: 81 Return to your father so say: ’You, our father, that your son stole/robbed, and we did not witness/testify except with what we knew, and we were not to the unseen observing/guarding .’

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 irciu dönün ارْجِعُوا رجع
2 ila doğru إِلَىٰ -
3 ebikum babanıza أَبِيكُمْ ابو
4 fe kulu öyle ki deyin فَقُولُوا قول
5 ya ebana ey babamız يَا أَبَانَا ابو
6 inne doğrusu إِنَّ -
7 bneke senin oğlun ابْنَكَ بني
8 seraka hırsızlık etti سَرَقَ سرق
9 ve ma ve değiliz وَمَا -
10 şehidna şahitlik/tanık etmedik شَهِدْنَا شهد
11 illa dışında إِلَّا -
12 bima بِمَا -
13 alimna bildiğimizin عَلِمْنَا علم
14 ve ma ve değiliz وَمَا -
15 kunna olduk كُنَّا كون
16 lilgaybi gayba لِلْغَيْبِ غيب
17 hafizine hafızları حَافِظِينَ حفظ

Notlar

Not 1: *Yakûb'a.

Ayet 82

1676|12|82|وَسْـَٔلِ ٱلْقَرْيَةَ ٱلَّتِى كُنَّا فِيهَا وَٱلْعِيرَ ٱلَّتِىٓ أَقْبَلْنَا فِيهَا وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
1676|12|82|وسل القريه التي كنا فيها والعير التي اقبلنا فيها وانا لصدقون
82. Ves’elil karyetelletî kunnâ fîhâ vel îrelletî akbelnâ fîhâ, ve innâ le sâdikûn(sâdikûne).
"Ve sual edin/sorun kente ki olduk içinde onun*; ve kervana ki geldik içinde onun**; ve doğrusu bizler mutlak sâdıklarız182."
Ahmed Samira: 82 ’And ask/question the village/urban city which we were in it, and the caravan which we came in it, and we are, truthful (E).’

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veseli ve sual edin/sorun وَاسْأَلِ سال
2 l-karyete kente الْقَرْيَةَ قري
3 lleti ki الَّتِي -
4 kunna olduk كُنَّا كون
5 fiha onun içinde فِيهَا -
6 vel'iyra ve kervana وَالْعِيرَ عير
7 lleti ki الَّتِي -
8 ekbelna geldik أَقْبَلْنَا قبل
9 fiha onun içinde فِيهَا -
10 ve inna ve doğrusu bizler وَإِنَّا -
11 lesadikune mutlak sâdıklarız لَصَادِقُونَ صدق

Notlar

Not 1: *Kentin.**Kervanın.

Ayet 83

1677|12|83|قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِيَنِى بِهِمْ جَمِيعًا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ
1677|12|83|قال بل سولت لكم انفسكم امرا فصبر جميل عسي الله ان ياتيني بهم جميعا انه هو العليم الحكيم
83. Kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), asallâhu en ye’tiyenî bihim cemî’â(cemî’an), innehu huvel alîmul hakîm(hakîmu).
Dedi*: "Evet! Ayartmış sizleri nefisleriniz201 bir emre; öyle ki cemîl930 bir sabırdır**; belki de Allah ki getirir onları topluca; doğrusu O***; O'dur*** Alîm8; Hakîm9."
Ahmed Samira: 83 He (their father) said: "But your selves enticed/tolerated for you an order/command/matter/affair, so graceful patience, perhaps God that (He) brings them to me all together, that He (is) the knowledgeable, the wise/judicious ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 bel evet بَلْ -
3 sevvelet ayartmış سَوَّلَتْ سول
4 lekum sizleri لَكُمْ -
5 enfusukum nefisleriniz أَنْفُسُكُمْ نفس
6 emran bir emre أَمْرًا امر
7 fesabrun öyle ki bir sabırdır فَصَبْرٌ صبر
8 cemilun bir cemil جَمِيلٌ جمل
9 asa belki de عَسَى عسي
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 en ki أَنْ -
12 ye'tieni getirir يَأْتِيَنِي اتي
13 bihim onları بِهِمْ -
14 cemian topluca جَمِيعًا جمع
15 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
16 huve O هُوَ -
17 l-alimu Alîm الْعَلِيمُ علم
18 l-hakimu Hakîm الْحَكِيمُ حكم

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Gereken.***Allah.

Ayet 84

1678|12|84|وَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰٓأَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ وَٱبْيَضَّتْ عَيْنَاهُ مِنَ ٱلْحُزْنِ فَهُوَ كَظِيمٌ
1678|12|84|وتولي عنهم وقال ياسفي علي يوسف وابيضت عيناه من الحزن فهو كظيم
84. Ve tevellâ anhum ve kâle yâ esefâ alâ yûsufe vebyaddat aynâhu minel huzni fe huve kezîm(kezîmun).
Ve yüz çevirdi* onlardan; ve dedi*: "Ey Yûsuf’a karşı kederim!"; ve beyazladı iki gözü hüzünden; öyle ki o* bir bastırandı**.
Ahmed Samira: 84 And he turned away from them, and he said: "Oh my sorrow, on Joseph," and his two eyes whitened, from the sadness/grief, and he is suppressed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tevella ve yüz çevirdi وَتَوَلَّىٰ ولي
2 anhum onlardan عَنْهُمْ -
3 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
4 ya esefa ey kederim يَا أَسَفَىٰ اسف
5 ala karşı عَلَىٰ -
6 yusufe Yûsuf’a يُوسُفَ -
7 vebyeddet ve beyazladı وَابْيَضَّتْ بيض
8 aynahu iki gözü عَيْنَاهُ عين
9 mine مِنَ -
10 l-huzni hüzünden الْحُزْنِ حزن
11 fe huve öyle ki o فَهُوَ -
12 kezimun bir bastırandı كَظِيمٌ كظم

Notlar

Not 1: *Yakûb.**İçine atandı.

Ayet 85

1679|12|85|قَالُوا۟ تَٱللَّهِ تَفْتَؤُا۟ تَذْكُرُ يُوسُفَ حَتَّىٰ تَكُونَ حَرَضًا أَوْ تَكُونَ مِنَ ٱلْهَٰلِكِينَ
1679|12|85|قالوا تالله تفتوا تذكر يوسف حتي تكون حرضا او تكون من الهلكين
85. Kâlû tallâhi tefteu tezkuru yûsufe hattâ tekûne haradan ev tekûne minel hâlikîn(hâlikîne).
Dediler*: "Allah’a yemin olsun (ki) sen hâlâ zikredersin Yûsuf'u; ta ki olursun bir yıkıma uğrayan** ya da olursun helak olanlardan348."
Ahmed Samira: 85 They said: "By God you still remember/mention Joseph until you be sick and weak/diminished or you be from the perishing/dying ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 tallehi Allah’a yemin olsun تَاللَّهِ -
3 tefteu sen hâlâ تَفْتَأُ فتا
4 tezkuru zikredersin تَذْكُرُ ذكر
5 yusufe Yusuf'u يُوسُفَ -
6 hatta ta ki حَتَّىٰ -
7 tekune olursun تَكُونَ كون
8 haradan bir yıkıma uğrayan حَرَضًا حرض
9 ev ya da أَوْ -
10 tekune olursun تَكُونَ كون
11 mine مِنَ -
12 l-halikine helak olanlardan الْهَالِكِينَ هلك

Notlar

Not 1: *Yakûb'un oğulları.**Fiziksel ve mental yıkım.

Ayet 86

1680|12|86|قَالَ إِنَّمَآ أَشْكُوا۟ بَثِّى وَحُزْنِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
1680|12|86|قال انما اشكوا بثي وحزني الي الله واعلم من الله ما لا تعلمون
86. Kâle innemâ eşkû bessî ve huznî ilallâhi ve a’lemu inallâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Dedi*: "Ancak şikayet ederim dağılmışlığımı* ve hüznümü Allah'a karşı; ve bilirim Allah’tan (ki) sizlerin bilmedikleridir"
Ahmed Samira: 86 He said: "But I complain my grief/condition and my sadness/grief to God and I know from God what you do not know."161

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 innema ancak إِنَّمَا -
3 eşku şikayet ederim أَشْكُو شكو
4 bessi dağılmışlığımı بَثِّي بثث
5 ve huzni ve hüznümü وَحُزْنِي حزن
6 ila karşı إِلَى -
7 llahi Allah'a اللَّهِ -
8 ve ea'lemu ve bilirim وَأَعْلَمُ علم
9 mine مِنَ -
10 llahi Allah’tan اللَّهِ -
11 ma مَا -
12 la لَا -
13 tea'lemune bilmediklerinizi تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Parçalanmışlığımı, üzüntümü.

Ayet 87

1681|12|87|يَٰبَنِىَّ ٱذْهَبُوا۟ فَتَحَسَّسُوا۟ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَا۟يْـَٔسُوا۟ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يَا۟يْـَٔسُ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْكَٰفِرُونَ
1681|12|87|يبني اذهبوا فتحسسوا من يوسف واخيه ولا تايسوا من روح الله انه لا يايس من روح الله الا القوم الكفرون
87. Yâ beniyyezhebû fe tehassesû min yûsufe ve ehîhi ve lâ te’yesû min revhillâh(revhıllâhi), innehu lâ ye’yesu min revhillâhi illel kavmul kâfirûn(kâfirûne).
"Ey oğullarım! Gidin; öyle ki yoklayın* Yûsuf’tan ve kardeşinden onun; ve ümit kesmeyin Allah'ın rahmetinden271; doğrusu o** ümit kesmez Allah'ın rahmetinden271; dışındadır kâfirler25 kavim/toplumu."
Ahmed Samira: 87 You my sons go so feel/seek information from Joseph and his brother, and do not despair from God’s happiness/rest/mercy , that it truly is no (one) despairs from God’s happiness/rest/mercy except the nation the disbelieving. (NOTE: THE DIFFERENCE BETWEEN AND , REFER TO THE DICTIONARY)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya beniyye ey oğullarım يَا بَنِيَّ بني
2 zhebu gidin اذْهَبُوا ذهب
3 fe tehassesu öyle ki yoklayın فَتَحَسَّسُوا حسس
4 min مِنْ -
5 yusufe Yûsuf’tan يُوسُفَ -
6 ve ehihi ve kardeşinden onun وَأَخِيهِ اخو
7 ve la ve وَلَا -
8 teyesu ümit kesmeyin تَيْأَسُوا ياس
9 min مِنْ -
10 ravhi rahmetinden رَوْحِ روح
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
13 la لَا -
14 yeyesu ümit kesmez يَيْأَسُ ياس
15 min مِنْ -
16 ravhi rahmetinden رَوْحِ روح
17 llahi Allah'ın اللَّهِ -
18 illa dışındadır إِلَّا -
19 l-kavmu kavim/toplum الْقَوْمُ قوم
20 l-kafirune kâfirler الْكَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Araştırın.**Yûsuf.

Ayet 88

1682|12|88|فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَٰعَةٍ مُّزْجَىٰةٍ فَأَوْفِ لَنَا ٱلْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَآ إِنَّ ٱللَّهَ يَجْزِى ٱلْمُتَصَدِّقِينَ
1682|12|88|فلما دخلوا عليه قالوا يايها العزيز مسنا واهلنا الضر وجينا ببضعه مزجيه فاوف لنا الكيل وتصدق علينا ان الله يجزي المتصدقين
88. Fe lemmâ dehalû aleyhi kâlû yâ eyyuhel azîzu messenâ ve ehlened durru ve ci’nâ bi bidâatin muzcâtin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleynâ, innallâhe yeczîl mutesaddikîn(mutesaddikîne).
Öyle ki ne zaman ki girdiler ona* karşı; dediler: "Ey azîz! Temas etti bizlere ve ahalimize568 darlık; ve geldik itilmiş/değersiz bir emtiayla**; öyle ki tamamla bizlere ölçüyü; ve sadaka342*** ver bizlere; doğrusu Allah cezalandırır63 sadaka342*** verenleri."
Ahmed Samira: 88 So when they entered on (to) him, they said: "You, you Elaziz/Egyptian ruler, the harm touched us and our family and we came with little/poor or bad goods/merchandise, so fulfill/complete for us the measuring/weighing device and give charity on us, that God rewards the charity givers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
2 dehalu girdiler دَخَلُوا دخل
3 aleyhi ona karşı عَلَيْهِ -
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
6 l-azizu azîz الْعَزِيزُ عزز
7 messena temas etti bizlere مَسَّنَا مسس
8 ve ehlena ve ahalimize وَأَهْلَنَا اهل
9 d-durru darlık الضُّرُّ ضرر
10 ve ci'na ve geldik وَجِئْنَا جيا
11 bibidaatin bir emtiayla بِبِضَاعَةٍ بضع
12 muzcatin itilmiş/değersiz مُزْجَاةٍ زجو
13 feevfi öyle ki tamamla فَأَوْفِ وفي
14 lena bizlere لَنَا -
15 l-keyle ölçüyü الْكَيْلَ كيل
16 ve tesaddek ve sadaka ver وَتَصَدَّقْ صدق
17 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
18 inne doğrusu إِنَّ -
19 llahe Allah اللَّهَ -
20 yeczi cezalandırır يَجْزِي جزي
21 l-mutesaddikine sadaka verenleri الْمُتَصَدِّقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Yusuf'a.**Ticari malla.*** Kamu adına toplanan sadakalardan karşılıksız pay alma hakkı olanlardan bizi kabul et.

Ayet 89

1683|12|89|قَالَ هَلْ عَلِمْتُم مَّا فَعَلْتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذْ أَنتُمْ جَٰهِلُونَ
1683|12|89|قال هل علمتم ما فعلتم بيوسف واخيه اذ انتم جهلون
89. Kâle hel alimtum mâ fealtum bi yûsufe ve ahîhi iz entum câhilûn(câhilûne).
Dedi*: "Bildiniz mi faaliyet geçirdiğinizi Yûsuf'a ve kardeşine onun** sizler cahillerken489?"
Ahmed Samira: 89 He said: "Did you know what you made/did with Joseph and his brother, when you are lowly/ignorant ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 hel mi? هَلْ -
3 alimtum bildiniz عَلِمْتُمْ علم
4 ma مَا -
5 fealtum faaliyet geçirdiğinizi فَعَلْتُمْ فعل
6 biusufe Yûsuf'a بِيُوسُفَ -
7 ve ehihi ve kardeşine onun وَأَخِيهِ اخو
8 iz zaman إِذْ -
9 entum sizler أَنْتُمْ -
10 cahilune cahiller جَاهِلُونَ جهل

Notlar

Not 1: *Azîz. Yûsuf.**Yûsuf'un.

Ayet 90

1684|12|90|قَالُوٓا۟ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَٰذَآ أَخِى قَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَآ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ
1684|12|90|قالوا انك لانت يوسف قال انا يوسف وهذا اخي قد من الله علينا انه من يتق ويصبر فان الله لا يضيع اجر المحسنين
90. Kâlû e inneke le ente yûsuf(yûsufu), kâle ene yûsufu ve hâzâ ahî kad mennallâhu aleynâ, innehu men yettekı ve yasbir fe innallâhe lâ yudî’u ecrel muhsinîn(muhsinîne).
Dediler*: "Doğrusu sen misin? Mutlak ki sensin Yûsuf!"; Dedi**: "Benim Yûsuf; ve bu da kardeşimdir; muhakkak minnet*** gösterdi Allah bizlere; doğrusu o (ki) kim takvalı21 olur ve sabreder51; öyle ki doğrusu Allah zayi etmez**** muhsinlerin294 ecrini820."
Ahmed Samira: 90 They said: "Are you, you are (E) Joseph?" He said: "I am Joseph and that (is) my brother, God had blessed on us, that who, whom fears and obeys, and is patient, so that God does not loose/waste/destroy the good doer’s reward ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 einneke doğrusu sen misin? أَإِنَّكَ -
3 leente mutlak sensin لَأَنْتَ -
4 yusufu Yûsuf يُوسُفُ -
5 kale dedi قَالَ قول
6 ena benim أَنَا -
7 yusufu Yûsuf يُوسُفُ -
8 ve haza ve bu da وَهَٰذَا -
9 ehi kardeşimdir أَخِي اخو
10 kad muhakkak قَدْ -
11 menne minnet gösterdi مَنَّ منن
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
14 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
15 men kim مَنْ -
16 yetteki takvalı olur يَتَّقِ وقي
17 ve yesbir ve sabreder وَيَصْبِرْ صبر
18 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
19 llahe Allah اللَّهَ -
20 la لَا -
21 yudiu zayi etmez يُضِيعُ ضيع
22 ecra ecrini أَجْرَ اجر
23 l-muhsinine muhsinlerin الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.**Yûsuf.***Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma.****Gidermez.

Ayet 91

1685|12|91|قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِـِٔينَ
1685|12|91|قالوا تالله لقد اثرك الله علينا وان كنا لخطين
91. Kâlû tallâhi lekad âserekellâhu aleynâ ve in kunnâ le hâtıîn(hâtıîne).
Dediler*: "Allah’a yemin olsun ki muhakkak tercih etti seni Allah bizlere; ve doğrusu olduk (bizler) mutlak hata edenler."
Ahmed Samira: 91 They said: "By God, God had preferred/chosen you over us and that truly we were sinners (E)."

Notlar

Not 1: *Yûsuf'un kardeşleri.

Ayet 92

1686|12|92|قَالَ لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ يَغْفِرُ ٱللَّهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ
1686|12|92|قال لا تثريب عليكم اليوم يغفر الله لكم وهو ارحم الرحمين
92. Kâle lâ tesrîbe aleykumul yevm(yevme), yagfirullâhu lekum ve huve erhamur râhimîn(râhimîne).
Dedi*: "Yoktur suçlama/paylama üzerine bugün; mağfiret319 eder Allah sizleri; ve O** daha Rahîm’dir2 Rahîmlerin2.
Ahmed Samira: 92 He said: "No blaming/reproaching on you today , God forgives for you, and He (is) most merciful (of) the merciful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 la yoktur لَا -
3 tesribe kınama تَثْرِيبَ ثرب
4 aleykumu size عَلَيْكُمُ -
5 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
6 yegfiru bağışlar يَغْفِرُ غفر
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 lekum sizi لَكُمْ -
9 ve huve ve O وَهُوَ -
10 erhamu en merhametlisidir أَرْحَمُ رحم
11 r-rahimine merhametlilerin الرَّاحِمِينَ رحم

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Allah.

Ayet 93

1687|12|93|ٱذْهَبُوا۟ بِقَمِيصِى هَٰذَا فَأَلْقُوهُ عَلَىٰ وَجْهِ أَبِى يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِى بِأَهْلِكُمْ أَجْمَعِينَ
1687|12|93|اذهبوا بقميصي هذا فالقوه علي وجه ابي يات بصيرا واتوني باهلكم اجمعين
93. Yezhebû bikamîsî hâzâ fe elkûhu alâ vechi ebî ye’ti basîrâ(basîran), ve’tûnî bi ehlikum ecma’în(ecma’îne).
"Gidin benim* bu gömleğimle; öyle ki buluşturun onu** yüzüne karşı babamın***; gelir bir görme****; ve gelin bana ahalisiyle568 onun***** topluca."
Ahmed Samira: 93 Go with my shirt/dress, this, so throw it on my father’s face/front he comes (becomes) seeing/understanding , and bring me with your family/people all/all together.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 izhebu gidin اذْهَبُوا ذهب
2 bikamisi gömleğimle benim بِقَمِيصِي قمص
3 haza bu هَٰذَا -
4 fe elkuhu öyle ki buluşturun onu فَأَلْقُوهُ لقي
5 ala karşı عَلَىٰ -
6 vechi yüzüne وَجْهِ وجه
7 ebi babamın أَبِي ابو
8 ye'ti gelir يَأْتِ اتي
9 besiran bir görüş بَصِيرًا بصر
10 ve'tuni ve gelin bana وَأْتُونِي اتي
11 biehlikum ahalisiyle onun بِأَهْلِكُمْ اهل
12 ecmeiyne topluca أَجْمَعِينَ جمع

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Gömleği***Yakûb'un.****Gözüne.*****Yakûb'un.

Ayet 94

1688|12|94|وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَآ أَن تُفَنِّدُونِ
1688|12|94|ولما فصلت العير قال ابوهم اني لاجد ريح يوسف لولا ان تفندون
94. Ve lemmâ fasalatil’îru kâle ebûhum innî le ecidu rîha yûsufe lev lâ en tufennidûn(tufennidûni).
Ve ne zaman ki ayrıldı* kervan: dedi babaları**: "Doğrusu ben mutlak buluyorum*** Yûsuf'un kokusunu şayet ki bunadı demezseniz bana."
Ahmed Samira: 94 And when the caravan parted/went out , their father said: "That I, I find (E) Joseph’s smell , unless you prove me wrong ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 fesaleti ayrıldı فَصَلَتِ فصل
3 l-iyru kervan الْعِيرُ عير
4 kale dedi ki قَالَ قول
5 ebuhum babaları أَبُوهُمْ ابو
6 inni doğrusu ben إِنِّي -
7 leecidu mutlak buluyorum لَأَجِدُ وجد
8 riha kokusunu رِيحَ روح
9 yusufe Yûsuf'un يُوسُفَ -
10 levla şayet لَوْلَا -
11 en ki أَنْ -
12 tufenniduni bunadı demezseniz bana تُفَنِّدُونِ فند

Notlar

Not 1: *Mısır'dan.**Yakûb.***Kervan daha Yakûb'a ulaşmadan Yakûb'un Yûsuf'un kokusunu alması Rabbinin ona bir lütfudur.

Ayet 95

1689|12|95|قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ
1689|12|95|قالوا تالله انك لفي ضللك القديم
95. Kâlû tallâhi inneke le fî dalâlikel kadîm(kadîmi).
Dediler*: "Allah’a yemin olsun ki doğrusu sen** mutlak içindesin eski bir dalalet128."
Ahmed Samira: 95 They said: "By God, that you are in your misguidance the old/old time."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 tallehi Allah’a yemin olsun ki تَاللَّهِ -
3 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
4 lefi mutlak içindesin لَفِي -
5 delalike bir dalalet ضَلَالِكَ ضلل
6 l-kadimi eski/önceki الْقَدِيمِ قدم

Notlar

Not 1: *Yakûb'un yanında kalmış olan oğulları.**Yakûb.

Ayet 96

1690|12|96|فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلْبَشِيرُ أَلْقَىٰهُ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ فَٱرْتَدَّ بَصِيرًا قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
1690|12|96|فلما ان جا البشير القيه علي وجهه فارتد بصيرا قال الم اقل لكم اني اعلم من الله ما لا تعلمون
96. Fe lemmâ en câel beşîru elkâhu alâ vechihî fertedde basîrâ(basiran), kâle e lem ekul lekum innî a’lemu minallâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Öyle ki ne zaman ki geldi müjdeci; buluşturdu* onu** yüzüne karşı onun***; öyle ki geri döndü bir görme/görüş; dedi****: "Hiç demiyor muydum sizlere (ki) doğrusu ben bilirim Allah’tan bilmediklerinizi?"
Ahmed Samira: 96 So when that the announcer of good news came, he threw it (the shirt) on his face/front , so he returned seeing/understanding , he said: "Did I not say to you that I know from God what you do not know?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 en ki أَنْ -
3 ca'e geldi جَاءَ جيا
4 l-beşiru müjdeci الْبَشِيرُ بشر
5 elkahu buluşturdular onu أَلْقَاهُ لقي
6 ala karşı عَلَىٰ -
7 vechihi yüzüne onun وَجْهِهِ وجه
8 fertedde öyle ki geri döndü فَارْتَدَّ ردد
9 besiran bir görme/görüş بَصِيرًا بصر
10 kale dedi قَالَ قول
11 elem hiç أَلَمْ -
12 ekul demiyor muydum أَقُلْ قول
13 lekum sizlere لَكُمْ -
14 inni doğrusu ben إِنِّي -
15 ea'lemu bilirim أَعْلَمُ علم
16 mine مِنَ -
17 llahi Allah’tan اللَّهِ -
18 ma مَا -
19 la لَا -
20 tea'lemune bilmediklerinizi تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Müjdeci.**Yûsuf'un gömleğini.***Yakûb'un.****Yakûb.

Ayet 97

1691|12|97|قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا ٱسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ
1691|12|97|قالوا يابانا استغفر لنا ذنوبنا انا كنا خطين
97. Kâlû yâ ebânestagfir lenâ zunûbenâ innâ kunnâ hâtıîn(hâtıîne).
Dediler*: "Ey babamız**! Mağfiret dile*** bizlere; günahlarımıza; doğrusu bizler olduk hata edenler."
Ahmed Samira: 97 They said: "You, our father ask for forgiveness for us for our crimes, that we were sinners/mistaken/erroneous ."

Notlar

Not 1: *Yakûb'un oğulları.**Yakûb.***Allah'tan.

Ayet 98

1692|12|98|قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
1692|12|98|قال سوف استغفر لكم ربي انه هو الغفور الرحيم
98. Kâle sevfe estagfiru lekum rabbî, innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).
Dedi*: "Yakında mağfiret319 dileyeceğim sizlere Rabbimden4; doğrusu O**; O** (ki) Gafûr’dur20; Rahîm’dir2."
Ahmed Samira: 98 He said: "I will/shall ask for forgiveness for you from my Lord, that he is the forgiving, the merciful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 sevfe yakında سَوْفَ -
3 estegfiru mağfiret dileyeceğim أَسْتَغْفِرُ غفر
4 lekum sizlere لَكُمْ -
5 rabbi Rabbimden رَبِّي ربب
6 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
7 huve O (ki) هُوَ -
8 l-gafuru Gafûr’dur الْغَفُورُ غفر
9 r-rahimu Rahîm’dir الرَّحِيمُ رحم

Notlar

Not 1: *Yakûb.**Allah.

Ayet 99

1693|12|99|فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَبَوَيْهِ وَقَالَ ٱدْخُلُوا۟ مِصْرَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ
1693|12|99|فلما دخلوا علي يوسف اوي اليه ابويه وقال ادخلوا مصر ان شا الله امنين
99. Fe lemmâ dehalû alâ yûsufe âvâ ileyhi ebeveyhi ve kâledhulû mısra in şâallâhu âminîn(âminîne).
Öyle ki ne zaman girdiler** Yûsuf'a karşı; sığındırdı** kendine ana-babasını; ve dedi** girin misraya***; eğer dilediyse Allah**** eminler (olarak)"
Ahmed Samira: 99 So when they entered on Joseph, he gave shelter/refuge (hosted) his parents to him, and he said: "Enter (the) city/border/region/Egypt , if God willed/wanted safe/secure."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 dehalu girdiler دَخَلُوا دخل
3 ala karşı عَلَىٰ -
4 yusufe Yûsuf'a يُوسُفَ -
5 ava sığındırdı اوَىٰ اوي
6 ileyhi kendine إِلَيْهِ -
7 ebeveyhi ana-babasını أَبَوَيْهِ ابو
8 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
9 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
10 misra misraya مِصْرَ مصر
11 in eğer إِنْ -
12 şa'e dilediyse شَاءَ شيا
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 aminine eminler (olarak) امِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Yakûp, Yûsuf'un anası ve kardeşleri.**Yûsuf.***Büyük şehir, metropol.****İnşAllah.

Ayet 100

1694|12|100|وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَخَرُّوا۟ لَهُۥ سُجَّدًا وَقَالَ يَٰٓأَبَتِ هَٰذَا تَأْوِيلُ رُءْيَٰىَ مِن قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّى حَقًّا وَقَدْ أَحْسَنَ بِىٓ إِذْ أَخْرَجَنِى مِنَ ٱلسِّجْنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلْبَدْوِ مِنۢ بَعْدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيْطَٰنُ بَيْنِى وَبَيْنَ إِخْوَتِىٓ إِنَّ رَبِّى لَطِيفٌ لِّمَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ
1694|12|100|ورفع ابويه علي العرش وخروا له سجدا وقال يابت هذا تاويل ريي من قبل قد جعلها ربي حقا وقد احسن بي اذ اخرجني من السجن وجا بكم من البدو من بعد ان نزغ الشيطن بيني وبين اخوتي ان ربي لطيف لما يشا انه هو العليم الحكيم
100. Ve refea ebeveyhi alel arşı ve harrû lehu succedâ(succeden), ve kâle yâ ebeti hâzâ te’vîlu ru’yâye min kablu kad cealehâ rabbî hakkâ(hakkan), ve kad ahsene bî iz ahrecenî mines sicni ve câe bikum minel bedvi min ba’di en nezegaş şeytânu beynî ve beyne ıhvetî, inne rabbî latîfun limâ yeşâ’(yeşâu) innehu huvel alîmul hakîm(hakîmu).
Ve yükseltti* ana-babasını arşa/tahta karşı; ve kapandılar** ona secdeler12 (-le)”; ve dedi*: “Ey babam***! İşte bu tevilidir401 önceki rüyamın938; muhakkak yaptı onu**** Rabbim4 bir hak/gerçek; ve muhakkak ihsânda250 bulundu bana çıkarırken beni zindandan; ve getirdi sizleri çölden; ki şeytânın29 benim aramla ve kardeşlerim arasını kışkırtması sonrasında; doğrusu Rabbim4 Latîf'tir40 dilediği için; doğrusu O*****; O’dur***** Alîm8; Hakîm9.
Ahmed Samira: 100 And he rose his parents on the throne and they fell down to him prostrating, and he said: "You my father, that (is the) interpretation/explanation (of) my dream from before, my Lord had made it truthfully , and He had done good/bettered with me when He brought me out from the prison/jail, and He came with you from the desert from after that the devil spoiled between me and between my brothers, that my Lord (is) kind/soothing to what He wills/wants, that He is the knowledgeable, the wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve rafea ve yükseltti وَرَفَعَ رفع
2 ebeveyhi ana-babasını أَبَوَيْهِ ابو
3 ala karşı عَلَى -
4 l-arşi arşa/tahta الْعَرْشِ عرش
5 ve harru ve kapandılar وَخَرُّوا خرر
6 lehu ona لَهُ -
7 succeden secdeler (-le) سُجَّدًا سجد
8 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
9 ya ebeti ey babam يَا أَبَتِ ابو
10 haza işte bu هَٰذَا -
11 te'vilu tevilidir تَأْوِيلُ اول
12 ru'yaye rüyamın رُؤْيَايَ راي
13 min مِنْ -
14 kablu önceden قَبْلُ قبل
15 kad muhakkak قَدْ -
16 cealeha yaptı onu جَعَلَهَا جعل
17 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
18 hakkan bir hak/gerçek حَقًّا حقق
19 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
20 ehsene ihsanda bulundu أَحْسَنَ حسن
21 bi bana بِي -
22 iz إِذْ -
23 ehraceni çıkarırken beni أَخْرَجَنِي خرج
24 mine مِنَ -
25 s-sicni zindandan السِّجْنِ سجن
26 ve ca'e ve getirdi وَجَاءَ جيا
27 bikum sizleri بِكُمْ -
28 mine مِنَ -
29 l-bedvi çölden الْبَدْوِ بدو
30 min مِنْ -
31 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
32 en ki أَنْ -
33 nezega kışkırttı نَزَغَ نزغ
34 ş-şeytanu şeytân الشَّيْطَانُ شطن
35 beyni aramı بَيْنِي بين
36 ve beyne ve arasını وَبَيْنَ بين
37 ihveti kardeşlerim إِخْوَتِي اخو
38 inne doğrusu إِنَّ -
39 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
40 letifun bir Latif’tir لَطِيفٌ لطف
41 lima لِمَا -
42 yeşa'u dilediği için يَشَاءُ شيا
43 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
44 huve O هُوَ -
45 l-alimu Alim الْعَلِيمُ علم
46 l-hakimu Hakîm الْحَكِيمُ حكم

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Yakûp, Yûsuf'un anası ve kardeşleri.***Yakûb.****Rüyayı.*****Allah.

Ayet 101

1695|12|101|رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ
1695|12|101|رب قد اتيتني من الملك وعلمتني من تاويل الاحاديث فاطر السموت والارض انت ولي في الدنيا والاخره توفني مسلما والحقني بالصلحين
101. Rabbi kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fîd dunyâ Vel âhıreh(âhıreti), teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn(sâlihîne).
"Rabbim4! Muhakkak verdin bana* mülkten; ve öğrettin bana tevilinden401 hadislerin**; yaransın*** gökleri162 ve yeri; sensin velim28 dünyada ve ahirette; ve vefat621 ettir beni bir müsliman944 (olarak); ve tutundur**** beni sâlihlere217."
Ahmed Samira: 101 My Lord, you had given me from the possession and free will and you taught/instructed me from interpreting/explaining the information/speeches , creator/bringer to being (of) the skies/space and the earth/Planet Earth, you are my guardian in the present world and the end (other life), make me die a Moslem/submitter , and make me catch up/join me with the correct/righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
2 kad muhakkak قَدْ -
3 ateyteni verdin bana اتَيْتَنِي اتي
4 mine مِنَ -
5 l-mulki mülkten الْمُلْكِ ملك
6 ve allemteni ve öğrettin bana وَعَلَّمْتَنِي علم
7 min مِنْ -
8 te'vili tevilinden تَأْوِيلِ اول
9 l-ehadisi hadislerin الْأَحَادِيثِ حدث
10 fatira yaransın فَاطِرَ فطر
11 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
12 vel'erdi ve yeri وَالْأَرْضِ ارض
13 ente sensin أَنْتَ -
14 veliyi velim وَلِيِّي ولي
15 fi فِي -
16 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
17 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
18 teveffeni ve vefat ettir beni تَوَفَّنِي وفي
19 muslimen bir müsliman (olarak) مُسْلِمًا سلم
20 ve elhikni ve tutundur/bağla beni وَأَلْحِقْنِي لحق
21 bis-salihine salihlere بِالصَّالِحِينَ صلح

Notlar

Not 1: *Yûsuf.**Sözlerin.***Tekillikten, tek enerjiden yararak, ayırarak evreni oluşturansın.****Bağla, birleştir, yapıştır.

Ayet 102

1696|12|102|ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ أَجْمَعُوٓا۟ أَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ
1696|12|102|ذلك من انبا الغيب نوحيه اليك وما كنت لديهم اذ اجمعوا امرهم وهم يمكرون
102. Zâlike min enbâil gaybi nûhîhi ileyk(ileyke), ve mâ kunte ledeyhim iz ecmaû emrehum ve hum yemkurûn(yemkurûne).
İşte bu haberlerindendir gaybın62 (ki) vahy603 ederiz sana*; ve olmuş değildin onların** yanında toplandıkları zaman emirlerine200 ve onlar plan yapıyorlarken.
Ahmed Samira: 102 That (is) from the unseen’s/hidden’s information/news, We inspire/transmit it to you, and you were not162by/near them when they all unanimously agreed their matter/affair, and (while) they are cheating/deceiving/scheming.

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed.**Yûsuf'un kardeşlerinin.

Ayet 103

1697|12|103|وَمَآ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِنِينَ
1697|12|103|وما اكثر الناس ولو حرصت بمومنين
103. Ve mâ ekserun nâsi ve lev haraste bi mu’minîn(mu’minîne).
Ve değildir insanların ekserisi/çoğu -şayet arzuladıysan* (da)- müminler27.
Ahmed Samira: 103 And most of the people are not with believing, and even if you held onto stingily and desired strongly (were careful).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 ekseru ekserisi/çoğu أَكْثَرُ كثر
3 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
4 velev şayet وَلَوْ -
5 haraste arzuladıysan da حَرَصْتَ حرص
6 bimu'minine müminler بِمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Sen arzuladıysan da, istediysen de.

Ayet 104

1698|12|104|وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ
1698|12|104|وما تسلهم عليه من اجر ان هو الا ذكر للعلمين
104. Ve mâ tes’eluhum aleyhi min ecr(ecrin), in huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).
Ve sual eder/sorar değilsin ona* karşı hiçbir ecir820 ki o** ancak bir zikirdir78 alemlere203.
Ahmed Samira: 104 And you do not ask/question them on (for) it from a reward/wage/fee, that it is except (a) reminder to the creations all together/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değilsin وَمَا -
2 teseluhum sual eder/sorar تَسْأَلُهُمْ سال
3 aleyhi ona karşı عَلَيْهِ -
4 min hiçbir مِنْ -
5 ecrin bir ecir أَجْرٍ اجر
6 in ki إِنْ -
7 huve o هُوَ -
8 illa ancak إِلَّا -
9 zikrun bir zikirdir ذِكْرٌ ذكر
10 lil'aalemine alemlere لِلْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Risâlete karşı.**Risâletin olan Kur'an.

Ayet 105

1699|12|105|وَكَأَيِّن مِّنْ ءَايَةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ
1699|12|105|وكاين من ايه في السموت والارض يمرون عليها وهم عنها معرضون
105. Ve keeyyin min âyetin fîs semâvâti vel ardı yemurrûne aleyhâ ve hum anhâ mu’ridûn(mu’ridûne).
Ve nicedir bir ayetten287 göklerde162 ve yerde; geçerler onun* üzerine; ve onlar* ondan yüz çevirenlerdir.
Ahmed Samira: 105 And how many from an evidence/sign/verse in the skies/space and the earth/Planet Earth, they pass on (to) it, and they are from it objecting/opposing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keeyyin ve nicedir وَكَأَيِّنْ -
2 min مِنْ -
3 ayetin bir ayetten ايَةٍ ايي
4 fi فِي -
5 s-semavati göklerde السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yerde وَالْأَرْضِ ارض
7 yemurrune geçerler يَمُرُّونَ مرر
8 aleyha üzerine onun عَلَيْهَا -
9 vehum ve onlar وَهُمْ -
10 anha ondan عَنْهَا -
11 mua'ridune yüz çevirenlerdir مُعْرِضُونَ عرض"

Notlar

Not 1: *Ayetin, ayetten.

Ayet 106

1700|12|106|وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشْرِكُونَ
1700|12|106|وما يومن اكثرهم بالله الا وهم مشركون
106. Ve mâ yu’minu ekseruhum billâhi illâ ve hum muşrikûn(muşrikûne).
Ve iman47 eder değillerdir ekserisi/çoğu onların* Allah'a; dışında (ki) ve onlar** müşriklerdir36.
Ahmed Samira: 106 And most of them do not believe with God, unless and (while) they are sharing/taking partners (with Him).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 yu'minu iman ederler يُؤْمِنُ امن
3 ekseruhum ekserisi/çoğu onların أَكْثَرُهُمْ كثر
4 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
5 illa dışında إِلَّا -
6 vehum ve onlar وَهُمْ -
7 muşrikune müşriklerdir مُشْرِكُونَ شرك

Notlar

Not 1: *İnsanların.**Allah'a iman ediyoruz diyen insanların çoğu sahte imanlıdır; ancak şirk koşarak iman ederler.

Ayet 107

1701|12|107|أَفَأَمِنُوٓا۟ أَن تَأْتِيَهُمْ غَٰشِيَةٌ مِّنْ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
1701|12|107|افامنوا ان تاتيهم غشيه من عذاب الله او تاتيهم الساعه بغته وهم لا يشعرون
107. E fe eminû en te’tiyehum gâşiyetun min azâbillâhi ev te’tiyehumus sâatu bagteten ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
Öyle ki eminler mi ki gelir onlara* bir saran/örten** Allah'ın azabından ya da gelir onlara sâat470 ansızın; ve onlar şuurlanmazlar.
Ahmed Samira: 107 Did they become safe that (a) cover/disaster from God’s torture comes to them, or the Hour/Resurrection comes to them suddenly/unexpectedly and (while) they do not feel/know/sense?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efeeminu öyle ki eminler mi أَفَأَمِنُوا امن
2 en ki أَنْ -
3 te'tiyehum gelir onlara تَأْتِيَهُمْ اتي
4 gaşiyetun bir saran/örten غَاشِيَةٌ غشو
5 min مِنْ -
6 azabi azabından عَذَابِ عذب
7 llahi Alah'ın اللَّهِ -
8 ev ya da أَوْ -
9 te'tiyehumu gelir onlara تَأْتِيَهُمُ اتي
10 s-saatu sâat السَّاعَةُ سوع
11 begteten ansızın بَغْتَةً بغت
12 vehum ve onlar وَهُمْ -
13 la لَا -
14 yeş'urune şuurlanmazlar يَشْعُرُونَ شعر

Notlar

Not 1: *İnsanlara.**Tüm dünya atmosferini/göğü saran duman azabı. Duhân suresi 10. ayette bildirilen küresel felaket.

Ayet 108

1702|12|108|قُلْ هَٰذِهِۦ سَبِيلِىٓ أَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِى وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
1702|12|108|قل هذه سبيلي ادعوا الي الله علي بصيره انا ومن اتبعني وسبحن الله وما انا من المشركين
108. Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: "İşte budur benim yolum*; davet ederim Allah'a; bir basirete690 karşıdır** ben ve kimse (ki) tabi oldu bana; ve Subhân’dır7 Allah; ve değilim ben müşriklerden36.
Ahmed Samira: 108 Say: "This (is) my way/path I call to God, on (an) evidence/clear sightedness, me and who followed me, and praise/glory (to) God, and I am not from the sharers/takers of partners (with God)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 hazihi işte budur هَٰذِهِ -
3 sebili benim yolum سَبِيلِي سبل
4 ed'u davet ederim أَدْعُو دعو
5 ila إِلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 ala karşıdır عَلَىٰ -
8 besiratin bir basirete بَصِيرَةٍ بصر
9 ena ben أَنَا -
10 ve meni ve kim وَمَنِ -
11 ttebeani tabi oldu bana اتَّبَعَنِي تبع
12 ve subhane ve Subhan’dır وَسُبْحَانَ سبح
13 llahi Allah اللَّهِ -
14 ve ma ve değilim وَمَا -
15 ena ben أَنَا -
16 mine مِنَ -
17 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Notlar

Not 1: *Dosdoğru yol olan Kur'an.**Basirete karşı yürürler, basiret içindedirler.

Ayet 109

1703|12|109|وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِم مِّنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰٓ أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَدَارُ ٱلْءَاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
1703|12|109|وما ارسلنا من قبلك الا رجالا نوحي اليهم من اهل القري افلم يسيروا في الارض فينظروا كيف كان عقبه الذين من قبلهم ولدار الاخره خير للذين اتقوا افلا تعقلون
109. Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim min ehlil kurâ, e fe lem yesîrû fîl ardı fe yanzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim, ve le dârul âhıreti hayrun lillezînettekav, e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
Ve göndermiş değiliz senden önce erkekler dışında (ki) vahy603 ettik onlara kentlerin ehlinden568*; öyle ki hiç seyahat etmezler mi yerde**; öyle ki bakmazlar mı nasıl oldu akıbeti892 onlardan önceki kimselerin; ve ahiret diyarı*** hayırlıdır**** kimselere (ki) takvalı21 oldular; öyle ki akletmez562 misiniz?
Ahmed Samira: 109 And We did not send from before you except men We inspire/transmit to them from (about) the villages’/urban cities’ people/relation , did they not walk/move/ride in the earth/Planet Earth, so they see/wonder about how was (the) end/turn (result of) those who (were) from before them, and the end’s (other life’s) home/house (E) (is) best to those who feared and obeyed, so do you not reason/understand/comprehend?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 erselna göndermiş أَرْسَلْنَا رسل
3 min مِنْ -
4 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
5 illa dışında إِلَّا -
6 ricalen bir erkekler رِجَالًا رجل
7 nuhi vahy ettik نُوحِي وحي
8 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
9 min مِنْ -
10 ehli ehlinden أَهْلِ اهل
11 l-kura kentlerin الْقُرَىٰ قري
12 efelem öyle ki hiç أَفَلَمْ -
13 yesiru seyahat etmezler mi يَسِيرُوا سير
14 fi فِي -
15 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
16 fe yenzuru öyle ki bakmazlar mı فَيَنْظُرُوا نظر
17 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
18 kane oldu كَانَ كون
19 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
20 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
21 min مِنْ -
22 kablihim onlardan önceki قَبْلِهِمْ قبل
23 veledaru ve diyarı وَلَدَارُ دور
24 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
25 hayrun hayırlıdır خَيْرٌ خير
26 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
27 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
28 efela öyle ki أَفَلَا -
29 tea'kilune ekletmez misiniz? تَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Kentlerin ahalisinin başına gelenler hakkında onlara da vahy ettik.**Yeryüzünde antik kentleri gezin.***Yurdu.****Ahiret diyarı/yurdu sadece takvalılara hayırlıdır. Başkalarına değil.

Ayet 110

1704|12|110|حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسْتَيْـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا۟ جَآءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ
1704|12|110|حتي اذا استيس الرسل وظنوا انهم قد كذبوا جاهم نصرنا فنجي من نشا ولا يرد باسنا عن القوم المجرمين
110. Hattâ izestey’eser rusulu ve zannû ennehum kad kuzibû câehum nasrunâ fe nucciye men neşâ’(neşâu), ve lâ yureddu be’sunâ anil kavmil mucrimîn(mucrimîne).
Ta ki umudu kestiği zaman resûller418; ve zannettiler ki onlar muhakkak yalanlandılar; geldi onlara* yardımımız; öyle ki kurtarıldı kimseler (ki) dileriz/isteriz; ve geri döndürülemez perişanlığımız mücrim674 bir kavminden/toplumdan.
Ahmed Samira: 110 Until when the messengers despaired , and they thought/assumed that they had been lied to/denied, Our victory/aid came to them, so We save/rescue whom We will/want, and Our courage/might/power does not be returned from the nation the criminals/sinners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hatta ta ki حَتَّىٰ -
2 iza zaman إِذَا -
3 steyese umudu kestiği اسْتَيْأَسَ ياس
4 r-rusulu resûller الرُّسُلُ رسل
5 ve zennu ve zannettiler وَظَنُّوا ظنن
6 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
7 kad muhakkak قَدْ -
8 kuzibu yalanlandılar كُذِبُوا كذب
9 ca'ehum geldi onlara جَاءَهُمْ جيا
10 nesruna yardımımız نَصْرُنَا نصر
11 fe nucciye öyle ki kurtarıldı فَنُجِّيَ نجو
12 men kimseler (ki) مَنْ -
13 neşa'u dileriz/isteriz نَشَاءُ شيا
14 ve la ve وَلَا -
15 yuraddu geri döndürülemez يُرَدُّ ردد
16 be'suna perişanlığımız بَأْسُنَا باس
17 ani عَنِ -
18 l-kavmi bir kavminden/toplumdan الْقَوْمِ قوم
19 l-mucrimine mücrim الْمُجْرِمِينَ جرم

Notlar

Not 1: *Resûllere.

Ayet 111

1705|12|111|لَقَدْ كَانَ فِى قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
1705|12|111|لقد كان في قصصهم عبره لاولي الالبب ما كان حديثا يفتري ولكن تصديق الذي بين يديه وتفصيل كل شي وهدي ورحمه لقوم يومنون
111. Lekad kâne fî kasasıhim ibretun li ûlîl elbâb(elbâbi), mâ kâne hadîsen yufterâ ve lâkin tasdîkallezî beyne yedeyhi ve tafsîle kulli şey’in ve huden ve rahmeten li kavmin yu’minûn(yu’minûne).
Ant olsun oldu onların* kıssasında bir ibret elbâb88 sahiplerine; olmuş değildir (o**) bir hadis945 (ki) iftira atılır402; velakin/fakat bir tasdiktir*** kimseye (ki) iki elinin arasındadır**** onun; ve bir tefsîldir651 her bir şeye; ve bir doğru yola kılavuzdur; ve bir rahmettir271 iman47 eder bir kavme/topluma.
Ahmed Samira: 111 In their narration/information (stories there) had been an example/warning to those of the pure minds/hearts (it) was not an information/speech to be fabricated and but confirmation (to) which (is) between his hands and detailing/explaining/clarifying every thing, and guidance, and mercy to (a) nation believing. 163

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 fi فِي -
4 kasasihim kıssalarında قَصَصِهِمْ قصص
5 ibratun bir ibret عِبْرَةٌ عبر
6 liuli sahiplerine لِأُولِي اول
7 l-elbabi elbâb الْأَلْبَابِ لبب
8 ma değildir مَا -
9 kane olmuş كَانَ كون
10 hadisen bir hadis حَدِيثًا حدث
11 yuftera iftira atılmış يُفْتَرَىٰ فري
12 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
13 tesdika bir tasdiktir تَصْدِيقَ صدق
14 llezi kimseye الَّذِي -
15 beyne arasındadır بَيْنَ بين
16 yedeyhi iki elinin يَدَيْهِ يدي
17 ve tefsile ve bir tefsil وَتَفْصِيلَ فصل
18 kulli herbir كُلِّ كلل
19 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
20 ve huden ve bir doğru yola kılavuzdur وَهُدًى هدي
21 ve rahmeten ve rahmettir وَرَحْمَةً رحم
22 likavmin bir kavme/topluma لِقَوْمٍ قوم
23 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Resûllerin.**Kur'an.***Kur'an Tevrât'a bir musaddıktır. Tevrât'ı tasdikler. ****Tevrât.