Sure 10: Yunus/Yunus

Ayet Sayısı: 109
يُونُس

Ayet 1

1363|10|1|الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْحَكِيمِ
1363|10|1|الر تلك ايت الكتب الحكيم
1. Elif lâm râ, tilke âyâtul kitâbil hakîm(hakîmi).
A L R44*; işte şu (ki) ayetleridir389 hakîm9 kitabın**.
Ahmed Samira: 1 A L R , those are the wise/judicious Book’s verses/evidences .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 Elif, Lam, Ra Elif Lâm Râ الر -
2 tilke işte şu تِلْكَ -
3 ayatu ayetleridir ايَاتُ ايي
4 l-kitabi Kitab'ın الْكِتَابِ كتب
5 l-hakimi Hakîm الْحَكِيمِ حكم

Notlar

Not 1: *Elif Lâm Ra.**Kur'an'ın.

Ayet 2

1364|10|2|أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ رَجُلٍ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ ٱلنَّاسَ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ قَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ مُّبِينٌ
1364|10|2|اكان للناس عجبا ان اوحينا الي رجل منهم ان انذر الناس وبشر الذين امنوا ان لهم قدم صدق عند ربهم قال الكفرون ان هذا لسحر مبين
2. E kâne linnâsi aceben en evhaynâ ilâ reculin minhum en enzirin nâse ve beşşirillezîne âmenû enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kâlel kâfirûne inne hâzâ le sâhırun mubîn(mubînun).
İnsanlara bir şaşılan mı oldu ki vahy603 ettik bir adam üzerine onlardan? Ki "Uyar insanları; ve müjdele iman47 etmiş kimseleri ki onlaradır gerçek/doğru bir kademe/kıdem Rableri4 indinde/katında"; dedi kâfirler25: "Doğrusu bu* mutlak apaçık bir sihirdir."
Ahmed Samira: 2 Was it to the people astonishment/surprise that We inspired/transmitted to a man from them: "That warn/give notice (to) the people and announce good news (to) those who believed that for them (is) a foot (hold) (of) truth at their Lord." The disbelievers said: "That, that (is) an evident magician/sorcerer."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ekane olur mu أَكَانَ كون
2 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
3 aceben bir acayip/şaşılan عَجَبًا عجب
4 en ki أَنْ -
5 evhayna vahy ettik أَوْحَيْنَا وحي
6 ila doğru إِلَىٰ -
7 raculin bir adama رَجُلٍ رجل
8 minhum onlardan مِنْهُمْ -
9 en ki أَنْ -
10 enziri Uyar أَنْذِرِ نذر
11 n-nase insanları النَّاسَ نوس
12 ve beşşiri ve müjdele وَبَشِّرِ بشر
13 ellezine kimselere الَّذِينَ -
14 amenu iman etmiş امَنُوا امن
15 enne ki أَنَّ -
16 lehum onlaradır لَهُمْ -
17 kademe kademe قَدَمَ قدم
18 sidkin bir gerçek doğruluk صِدْقٍ صدق
19 inde indinde/katında عِنْدَ عند
20 rabbihim Rableri رَبِّهِمْ ربب
21 kale dedi قَالَ قول
22 l-kafirune kâfirler الْكَافِرُونَ كفر
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 haza bu هَٰذَا -
25 lesahirun mutlak bir sihirdir لَسَاحِرٌ سحر
26 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Kur'an.

Ayet 3

1365|10|3|إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ إِذْنِهِۦ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
1365|10|3|ان ربكم الله الذي خلق السموت والارض في سته ايام ثم استوي علي العرش يدبر الامر ما من شفيع الا من بعد اذنه ذلكم الله ربكم فاعبدوه افلا تذكرون
3. İnne rabbekumullâhullezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşi yudebbirul emr(emre), mâ min şefîin illâ min ba’di iznih(iznihî), zâlikumullâhu rabbukum fa’budûh(fa’budûhu), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Doğrusu Rabbiniz4 Allah'tır; yaratandır gökleri162 ve yeri altı781 günde*; sonra istiva188 etti arşa66 karşı; düzenler/organize eder emri351; yoktur hiç bir şefaatçi dışında O'nun izni sonrasında; işte bunlarsınız; Allah'tır Rabbiniz; öyle ki kulluk edin O’na; öyle ki zikretmez misiniz?
Ahmed Samira: 3 That your Lord (is) God who created the skies/space and the earth/Planet Earth in six days then He aimed to/tended to on the throne , He plans/regulates the matter/affair, (there is) no/none from a mediator except from after His permission/pardon, that one (is) God, your Lord, so worship Him, so do you not mention/remember/praise ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 rabbekumu Rabbiniz رَبَّكُمُ ربب
3 llahu Allah'tır اللَّهُ -
4 llezi الَّذِي -
5 haleka yaratandır خَلَقَ خلق
6 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
7 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
8 fi فِي -
9 sitteti altı سِتَّةِ ستت
10 eyyamin günde أَيَّامٍ يوم
11 summe sonra ثُمَّ -
12 steva istiva etti اسْتَوَىٰ سوي
13 ala karşı عَلَى -
14 l-arşi arşa الْعَرْشِ عرش
15 yudebbiru düzenler/organize eder يُدَبِّرُ دبر
16 l-emra emri الْأَمْرَ امر
17 ma yoktur مَا -
18 min hiç bir مِنْ -
19 şefiin şefaatçi شَفِيعٍ شفع
20 illa dışında إِلَّا -
21 min مِنْ -
22 bea'di sonradında بَعْدِ بعد
23 iznihi O'nun izni إِذْنِهِ اذن
24 zalikumu işte bunlarsınız ذَٰلِكُمُ -
25 llahu Allah اللَّهُ -
26 rabbukum Rabbinizdir رَبُّكُمْ ربب
27 fea'buduhu öyle ki kulluk edin O’na فَاعْبُدُوهُ عبد
28 efela öyle ki أَفَلَا -
29 tezekkerune zikretmez misiniz? تَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Evren/dönem.

Ayet 4

1366|10|4|إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا إِنَّهُۥ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ بِٱلْقِسْطِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ
1366|10|4|اليه مرجعكم جميعا وعد الله حقا انه يبدوا الخلق ثم يعيده ليجزي الذين امنوا وعملوا الصلحت بالقسط والذين كفروا لهم شراب من حميم وعذاب اليم بما كانوا يكفرون
4. İleyhi merciukum cemîâ(cemîan), va’dallâhi hakkâ(hakkan), innehu yebdeul halka summe yuîduhu li yecziyellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti bil kıst(kıstı), vellezîne keferû lehum şerâbun min hamîmin ve azâbun elîmun bimâ kânû yekfurûn(yekfurûne).
O'nadır* dönüş yerleriniz topluca; vaadi Allah'ın bir haktır/gerçektir; doğrusu O** benzersiz başlatır yaratışı; sonra geri döndürür onu***; karşılığını63 vermek için kimselerin (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18 eşitlikle230 ve kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; onlaradır**** kaynardan bir şarap***** ve elim/acıklı bir azap; kâfirlik25 ederler olduklarına.
Ahmed Samira: 4 To Him (is) your return all/all together, God’s promise truthfully , that He truly starts/initiates the creation, then He returns/repeats it to reward/reimburse those who believed and made/did the correct/righteous deeds with the just/equitable, and those who disbelieved for them (is) a drink from hot/cold water and a painful torture because (of) what they were disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ileyhi O'nadır إِلَيْهِ -
2 merciukum dönüş yerleri onların مَرْجِعُكُمْ رجع
3 cemian topluca جَمِيعًا جمع
4 vea'de vaadi وَعْدَ وعد
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 hakkan bir haktır/gerçektir حَقًّا حقق
7 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
8 yebdeu benzersiz yaratır يَبْدَأُ بدا
9 l-halka yaratışı الْخَلْقَ خلق
10 summe sonra ثُمَّ -
11 yuiyduhu geri döndürür onu يُعِيدُهُ عود
12 liyecziye cezalandırmak için لِيَجْزِيَ جزي
13 ellezine kimselere الَّذِينَ -
14 amenu iman etmiş امَنُوا امن
15 ve amilu ve yaparlar وَعَمِلُوا عمل
16 s-salihati salihat الصَّالِحَاتِ صلح
17 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
18 vellezine ve kimselere وَالَّذِينَ -
19 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
20 lehum onlaradır لَهُمْ -
21 şerabun bir şarap شَرَابٌ شرب
22 min مِنْ -
23 hamimin kaynardan حَمِيمٍ حمم
24 ve azabun ve bir azap وَعَذَابٌ عذب
25 elimun bir elim/acıklı أَلِيمٌ الم
26 bima بِمَا -
27 kanu olduklayırla كَانُوا كون
28 yekfurune kâfirlik ederler يَكْفُرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Allah'a.**Allah.***Yaratışı.****Kâfirlere.*****İçecek.

Ayet 5

1367|10|5|هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلشَّمْسَ ضِيَآءً وَٱلْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ يُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
1367|10|5|هو الذي جعل الشمس ضيا والقمر نورا وقدره منازل لتعلموا عدد السنين والحساب ما خلق الله ذلك الا بالحق يفصل الايت لقوم يعلمون
5. Huvellezî cealeş şemse dıyâen vel kamere nûren ve kadderehu menâzile li ta’lemû adedes sinîne vel hisâb(hisâbe), mâ halakallâhu zâlike illâ bil hakk(hakkı), yufassılul âyâti li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).
O'dur* yapan Güneş'i bir ışıma**; ve Ay'ı bir nur***; ve kadere bağladı onu**** menzillere (ki) bilmeniz içindir adetini/sayısını senelerin ve hesabı; yaratmış değildir Allah işte bunu hak/gerçek (olması) dışında; fasıllar***** ayetlerini bilir bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 5 He is who made/put the sun light/shining and the moon a light, and He predestined/evaluated it places of descent/sequences/descents to know (the) number/numerous (of) the years and the counting/calculating, God did not create that except with the truth , He details/explains the verses/evidences to a nation knowing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O'dur هُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 ceale yapan جَعَلَ جعل
4 ş-şemse Güneş'i الشَّمْسَ شمس
5 diya'en bir ışıma ضِيَاءً ضوا
6 velkamera ve Ay'ı وَالْقَمَرَ قمر
7 nuran bir nur نُورًا نور
8 ve kadderahu ve kadere bağladı onu وَقَدَّرَهُ قدر
9 menazile menzillere مَنَازِلَ نزل
10 litea'lemu bilmeniz için لِتَعْلَمُوا علم
11 adede adetini/sayısını عَدَدَ عدد
12 s-sinine senelerin السِّنِينَ سنو
13 velhisabe ve hesabı وَالْحِسَابَ حسب
14 ma değildir مَا -
15 haleka yarattı خَلَقَ خلق
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 zalike işte bunu ذَٰلِكَ -
18 illa dışında إِلَّا -
19 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
20 yufessilu fasıllar يُفَصِّلُ فصل
21 l-ayati ayetlerini الْايَاتِ ايي
22 likavmin bir kavim için لِقَوْمٍ قوم
23 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Allah'tır.**Işımayı kendisi üreten. Lamba.***Aydınlık.****Ay'ı.*****Detaylandırır, ayırır.

Ayet 6

1368|10|6|إِنَّ فِى ٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَّقُونَ
1368|10|6|ان في اختلف اليل والنهار وما خلق الله في السموت والارض لايت لقوم يتقون
6. İnne fîhtilâfil leyli ven nehâri ve mâ halakallâhu fîs semâvâti vel ardı le âyâtin li kavmin yettekûn(yettekûne).
Doğrusu halifeliği* gece ve gündüzün; ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı; mutlak ayetlerdir237 takvalı olur bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 6 That in difference (of) the night and the daytime and what God created in the skies/space and the earth/Planet Earth (are) signs/evidences (E) to a nation fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 fi فِي -
3 htilafi halifeliği/yerine geçmesi اخْتِلَافِ خلف
4 l-leyli gece اللَّيْلِ ليل
5 ve nnehari ve gündüzün وَالنَّهَارِ نهر
6 ve ma ve وَمَا -
7 haleka yarattığı خَلَقَ خلق
8 llahu Allah'ın اللَّهُ -
9 fi فِي -
10 s-semavati göklerde السَّمَاوَاتِ سمو
11 vel'erdi ve yerde وَالْأَرْضِ ارض
12 layatin mutlak ayetlerdir لَايَاتٍ ايي
13 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
14 yettekune takvalı olurlar يَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Ardışık gelişi.

Ayet 7

1369|10|7|إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُوا۟ بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱطْمَأَنُّوا۟ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنْ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ
1369|10|7|ان الذين لا يرجون لقانا ورضوا بالحيوه الدنيا واطمانوا بها والذين هم عن ايتنا غفلون
7. İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Doğrusu kimseler (ki) ummazlar kavuşmayı bizlere; ve razı oldular dünya hayatıyla; ve tamah ettiler ona*; ve kimselerdir (ki) onlar ayetlerimizden gâfillerdir310.
Ahmed Samira: 7 That those who do not hope/expect meeting Us, and they accepted/approved with the life the present/the worldly life, and they became assured/secured with it, and those who they are from Our verses/evidences ignoring/disregarding .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 la لَا -
4 yercune ummazlar يَرْجُونَ رجو
5 lika'ena kavuşmayı bizlere لِقَاءَنَا لقي
6 ve radu ve razı oldular وَرَضُوا رضو
7 bil-hayati hayatıyla بِالْحَيَاةِ حيي
8 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
9 vetmeennu ve tamah ettiler وَاطْمَأَنُّوا طمن
10 biha ona بِهَا -
11 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
12 hum onlar هُمْ -
13 an عَنْ -
14 ayatina ayetlerimizden ايَاتِنَا ايي
15 gafilune gafillerdir غَافِلُونَ غفل

Notlar

Not 1: *Dünya hayatına.

Ayet 8

1370|10|8|أُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
1370|10|8|اوليك ماويهم النار بما كانوا يكسبون
8. Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte bunlar; sığınakları onların ateştir834 kazanır olduklarıyla.
Ahmed Samira: 8 Those, their shelter/refuge (is) the fire because (of) what they were acquiring/gathering .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 me'vahumu sığınakları onların مَأْوَاهُمُ اوي
3 n-naru ateştir النَّارُ نور
4 bima بِمَا -
5 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
6 yeksibune kazanırlar يَكْسِبُونَ كسب

Ayet 9

1371|10|9|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُم بِإِيمَٰنِهِمْ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
1371|10|9|ان الذين امنوا وعملوا الصلحت يهديهم ربهم بايمنهم تجري من تحتهم الانهر في جنت النعيم
9. İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti yehdîhim rabbuhum bi îmânihim, tecrî min tahtihimul enhâru fî cennâtin naîm(naîmi).
Doğrusu kimseler (ki) iman47 ettiler ve yaptılar sâlihat18; doğru yola kılavuzlar onları Rableri4 imanlarıyla47; akar altından onların* nehirler naîm783 cennetlerinde.
Ahmed Samira: 9 That those who believed and made/did the correct/righteous deeds, their Lord guides them because of their faith/belief (to) the rivers flowing/running from below/beneath them in the blessing/goodness (of) treed gardens/paradises.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati salihat الصَّالِحَاتِ صلح
6 yehdihim doğru yola kılavuzlar onları يَهْدِيهِمْ هدي
7 rabbuhum Rableri رَبُّهُمْ ربب
8 biimanihim imanlarıyla بِإِيمَانِهِمْ امن
9 tecri akar تَجْرِي جري
10 min مِنْ -
11 tehtihimu altlarından onların تَحْتِهِمُ تحت
12 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
13 fi فِي -
14 cennati cennetlerinde جَنَّاتِ جنن
15 n-neiymi naim النَّعِيمِ نعم

Notlar

Not 1: *Rableri tarafından doğru yola kılavuzlanmış kimselerin.

Ayet 10

1372|10|10|دَعْوَىٰهُمْ فِيهَا سُبْحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ وَءَاخِرُ دَعْوَىٰهُمْ أَنِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
1372|10|10|دعويهم فيها سبحنك اللهم وتحيتهم فيها سلم واخر دعويهم ان الحمد لله رب العلمين
10. Da’vâhum fîhâ subhânekellâhumme ve tehiyyetuhum fîhâ selâm(selâmun), ve âhıru da’vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn(âlemîne).
Çağrıları80 orada*; “Subhân'sın7 sen ey Allah'ım!”; ve esenlemeleri* orada**; “Bir selâm”; ve çağrılarının sonu ki “Hamd3 alemlerin Rabbi4 Allah'a” (-dır).
Ahmed Samira: 10 Their call/prayer in it (is): "Oh/you God Your praise/glory." And their greeting in it (is): "Security/peace." and their last call/prayer (is): "That the praise/gratitude (is) to God the creations all together’s/(universes’) Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 dea'vahum çağrıları/duaları onları دَعْوَاهُمْ دعو
2 fiha orada (cennette) فِيهَا -
3 subhaneke subhânsın sen سُبْحَانَكَ سبح
4 llahumme ey Allah'ım اللَّهُمَّ -
5 ve tehiyyetuhum ve esenlemeleri onların وَتَحِيَّتُهُمْ حيي
6 fiha orada (cennette) فِيهَا -
7 selamun bir selâm'dır سَلَامٌ سلم
8 ve ahiru ve sonu وَاخِرُ اخر
9 dea'vahum çağrılarının/dualarının دَعْوَاهُمْ دعو
10 eni ki أَنِ -
11 l-hamdu hamd الْحَمْدُ حمد
12 lillahi Allah'adır لِلَّهِ -
13 rabbi Rabbi رَبِّ ربب
14 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Birbirlerini esenlemeleri, selamlamaları.**Cennette.

Ayet 11

1373|10|11|وَلَوْ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسْتِعْجَالَهُم بِٱلْخَيْرِ لَقُضِىَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
1373|10|11|ولو يعجل الله للناس الشر استعجالهم بالخير لقضي اليهم اجلهم فنذر الذين لا يرجون لقانا في طغينهم يعمهون
11. Ve lev yuaccilullâhu lin nâsiş şerresti’câlehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezîne lâ yercûne likâenâ fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).
Şayet acele ederse Allah insanlara şerri205; acele etmesi (gibi) onlara hayrı; mutlak bitirilirdi onlara ecelleri; öyle ki bırakırız bize kavuşmayı ummayan kimseleri taşkınlıklarında/azgınlıklarında; şaşkın/abuk sabuk sayıklarlar.
Ahmed Samira: 11 And if God hurries/hastens the bad/evil/harm to the people (as) their hurrying/hastening with the good/wealth , their term/time would have been executed/accomplished to them, so We leave those who do not expect meeting Us in their tyranny/arrogance being confused/puzzled .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 yuaccilu acele ederse يُعَجِّلُ عجل
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
5 ş-şerra şerri الشَّرَّ شرر
6 stia'calehum acele ettiği (gibi) onlara اسْتِعْجَالَهُمْ عجل
7 bil-hayri hayra بِالْخَيْرِ خير
8 lekudiye mutlak bitirilir لَقُضِيَ قضي
9 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
10 eceluhum ecelleri أَجَلُهُمْ اجل
11 fenezeru öyle ki bırakırız فَنَذَرُ وذر
12 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
13 la لَا -
14 yercune ummazlar يَرْجُونَ رجو
15 lika'ena kavuşmayı bizlere لِقَاءَنَا لقي
16 fi فِي -
17 tugyanihim taşkınlıklarında/azgınlıklarında طُغْيَانِهِمْ طغي
18 yea'mehune şaşkın/abuk sabuk sayıklarlar يَعْمَهُونَ عمه

Ayet 12

1374|10|12|وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ٱلضُّرُّ دَعَانَا لِجَنۢبِهِۦٓ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُۥ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَآ إِلَىٰ ضُرٍّ مَّسَّهُۥ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
1374|10|12|واذا مس الانسن الضر دعانا لجنبه او قاعدا او قايما فلما كشفنا عنه ضره مر كان لم يدعنا الي ضر مسه كذلك زين للمسرفين ما كانوا يعملون
12. Ve izâ messel insâned durru deânâ li cenbihî ev kâiden ev kâimâ(kâimen), fe lemmâ keşefnâ anhu durrehu merre ke’en lem yed’unâ ilâ durrin messeh(messehu), kezâlike zuyyine lil musrifîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve temas ettiği zaman insana bir darlık; dua80 etti bize yanına yatar (-ken) ya da oturur (-ken) ya da dikelir (-ken); öyle ki ne zaman keşfettik* ondan darlığını; geçer/devam eder asla dua80 etmez gibi bize ona temas etmiş darlığa karşı; işte böyledir; süslendi müsriflere784 yapar oldukları.
Ahmed Samira: 12 And if the human (was) touched (by) the harm he called Us to his side or sitting or standing , so when We removed/uncovered from him his harm, he passed as if/though he did not call Us to harm (that) touched him,as/like that (it) was decorated/beautified to the spoilers/neglecters what they were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 messe temas etti مَسَّ مسس
3 l-insane insana الْإِنْسَانَ انس
4 d-durru bir darlık الضُّرُّ ضرر
5 deaana dua etti bize دَعَانَا دعو
6 licenbihi yanına yatar لِجَنْبِهِ جنب
7 ev ya da أَوْ -
8 kaiden oturur قَاعِدًا قعد
9 ev ya da أَوْ -
10 kaimen dikelir قَائِمًا قوم
11 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
12 keşefna keşfettik كَشَفْنَا كشف
13 anhu ondan عَنْهُ -
14 durrahu darlığını ضُرَّهُ ضرر
15 merra geçerler/devam ederler مَرَّ مرر
16 keen gibi ki كَأَنْ -
17 lem asla لَمْ -
18 yed'una dua etmedi bize يَدْعُنَا دعو
19 ila إِلَىٰ -
20 durrin darlığa karşı ضُرٍّ ضرر
21 messehu temas etti ona مَسَّهُ مسس
22 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
23 zuyyine süslendi زُيِّنَ زين
24 lilmusrifine müsriflere لِلْمُسْرِفِينَ سرف
25 ma مَا -
26 kanu oldukları كَانُوا كون
27 yea'melune yaparlar يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Bir çıkış yolu keşfetmek, açmak.

Ayet 13

1375|10|13|وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا ٱلْقُرُونَ مِن قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ
1375|10|13|ولقد اهلكنا القرون من قبلكم لما ظلموا وجاتهم رسلهم بالبينت وما كانوا ليومنوا كذلك نجزي القوم المجرمين
13. Ve lekad ehleknel kurûne min kablikum lemmâ zalemû ve câethum rusuluhum bil beyyinâti ve mâ kânû li yu’minû, kezâlike neczil kavmel mucrimîn(mucrimîne).
Ve ant olsun helak ettik* kurûnları785 sizden önce; ne zaman zulmettiler257 ve geldi onlara resûlleri beyanlarla226 ve olmuş değillerdi iman47 etmeye; işte böyledir; cezalandırırız63 mücrim674 kavmi/toplumu.
Ahmed Samira: 13 And We had destroyed the generations/peoples of eras from before you, when they caused injustice/oppression, and their messengers came to them with the evidences, and they were not to believe, as/like that We reward/reimburse the nation the criminals/sinners.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ehlekna helak ettik أَهْلَكْنَا هلك
3 l-kurune kurûnları الْقُرُونَ قرن
4 min مِنْ -
5 kablikum sizden önce قَبْلِكُمْ قبل
6 lemma ne zaman لَمَّا -
7 zelemu zulmettiler ظَلَمُوا ظلم
8 ve dca'ethum ve geldi onlara وَجَاءَتْهُمْ جيا
9 rusuluhum resulleri رُسُلُهُمْ رسل
10 bil-beyyinati beyanlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
11 vema ve değillerdi وَمَا -
12 kanu olmuşlar كَانُوا كون
13 liyu'minu iman etmeye لِيُؤْمِنُوا امن
14 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
15 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
16 l-kavme kavmi/toplumunu الْقَوْمَ قوم
17 l-mucrimine mücrim الْمُجْرِمِينَ جرم

Notlar

Not 1: *Yüce Allah resûller aracılığıyla biricik dini olan İslâm dinini beyan etmeden, tebliğ etmeden bir kavmi asla helak etmez.

Ayet 14

1376|10|14|ثُمَّ جَعَلْنَٰكُمْ خَلَٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ مِنۢ بَعْدِهِمْ لِنَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ
1376|10|14|ثم جعلنكم خليف في الارض من بعدهم لننظر كيف تعملون
14. Summe cealnâkum halâife fîl ardı min ba’dihim li nanzure keyfe ta’melûn(ta’melûne).
Sonra yaptık sizleri halifeler65 yere sonrasında onların*; görmemiz için nasıl yaparsınız.
Ahmed Samira: 14 Then We made/put you (as) caliphs/successors and replacers/leaders in the earth/Planet Earth from after them to see how you do .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 cealnakum yaptık sizleri جَعَلْنَاكُمْ جعل
3 halaife halifeler خَلَائِفَ خلف
4 fi فِي -
5 l-erdi yere الْأَرْضِ ارض
6 min مِنْ -
7 bea'dihim sonrasında onların بَعْدِهِمْ بعد
8 linenzura görmemiz için لِنَنْظُرَ نظر
9 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
10 tea'melune yaparsınız تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Mücrim kavmin/toplumun.

Ayet 15

1377|10|15|وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
1377|10|15|واذا تتلي عليهم اياتنا بينت قال الذين لا يرجون لقانا ايت بقران غير هذا او بدله قل ما يكون لي ان ابدله من تلقاي نفسي ان اتبع الا ما يوحي الي اني اخاف ان عصيت ربي عذاب يوم عظيم
15. Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâlellezîne lâ yercûne likâena’ti bi kur’ânin gayri hâzâ ev beddilh(beddilhu), kul mâ yekûnu lî en ubeddilehû min tilkâi nefsî, in ettebiu illâ mâ yûhâ ileyy(ileyye), innî ehâfu in asaytu rabbî azâbe yevmin azîm(azîmin).
Ve tilâvet874 edildiği zaman üzerlerine ayetlerimiz389 beyanatlar620 (-la); dediler kimseler (ki) ummazlar kavuşmayı bizlere: "Gel bunun başkası bir Kur’ân’la850 ya da değiştir onu*"; de ki: "Olur değildir bana ki değiştiririm onu* nefsim201 tarafından**; tabi olmam*** üzerime vahyedilen603 dışında; doğrusu ben korkarım eğer asilik ettiysem Rabbime4; (korku duyarım) büyük bir günün azabına.
Ahmed Samira: 15 And if Our signs/verses evidences are read/recited on them, those who do not hope/expect meeting Us said: "Come/bring with a Koran other than that or exchange/replace it ." Say: "(It) is not to me that I exchange/replace it from my self/spontaneously/willingly that I follow except what is inspired/revealed to me, that I fear if I disobeyed my Lord (from) a great day’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 tutla tilâvet edilir تُتْلَىٰ تلو
3 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
4 ayatuna ayetlerimiz ايَاتُنَا ايي
5 beyyinatin beyanatlar (-la) بَيِّنَاتٍ بين
6 kale dediler قَالَ قول
7 ellezine kimseler الَّذِينَ -
8 la لَا -
9 yercune ummazlar يَرْجُونَ رجو
10 lika'ena kavuşmayı bizlere لِقَاءَنَا لقي
11 ti gel ائْتِ اتي
12 bikur'anin bir Kur’an’la بِقُرْانٍ قرا
13 gayri başkası غَيْرِ غير
14 haza bunun هَٰذَا -
15 ev ya da أَوْ -
16 beddilhu değiştir onu بَدِّلْهُ بدل
17 kul de ki قُلْ قول
18 ma değildir مَا -
19 yekunu olur يَكُونُ كون
20 li bana لِي -
21 en ki أَنْ -
22 ubeddilehu değiştiririm onu أُبَدِّلَهُ بدل
23 min مِنْ -
24 tilka'i tarafından تِلْقَاءِ لقي
25 nefsi nefsim نَفْسِي نفس
26 in إِنْ -
27 ettebiu tabi olmam أَتَّبِعُ تبع
28 illa dışında إِلَّا -
29 ma مَا -
30 yuha vahyedilene يُوحَىٰ وحي
31 ileyye bana إِلَيَّ -
32 inni doğrusu ben إِنِّي -
33 ehafu korkarım أَخَافُ خوف
34 in eğer إِنْ -
35 asaytu asilik ettiysem عَصَيْتُ عصي
36 rabbi Rabbime رَبِّي ربب
37 azabe azabına عَذَابَ عذب
38 yevmin bir günün يَوْمٍ يوم
39 azimin büyük عَظِيمٍ عظم

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı. Kur'an'ın ayetlerini kabul edip uygulamak yerine işlerine gelen hükümlerin Kur'an'ın yerine geçmesini isteyen kimseler resûlden Kur'an'ı değiştirmesini istemektedir.**Kendi isteğimle, dileğimle, rızamla.***Mutlak ki resûl sadece Kur'an der. Kur'an bize yeter der. Aksi düşünülemez. Mutlak ki sadece Kur'an'a tabi olur.

Ayet 16

1378|10|16|قُل لَّوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوْتُهُۥ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَدْرَىٰكُم بِهِۦ فَقَدْ لَبِثْتُ فِيكُمْ عُمُرًا مِّن قَبْلِهِۦٓ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
1378|10|16|قل لو شا الله ما تلوته عليكم ولا ادريكم به فقد لبثت فيكم عمرا من قبله افلا تعقلون
16. Kul lev sâallâhu mâ televtuhû aleykum ve lâ edrâkum bihî, fe kad lebistu fîkum umuren min kablih(kablihî), e fe lâ ta’kilûn(ta’kilûne).
De ki: "Şayet dileseydi Allah tilâvet874 etmiş değildim onu* üzerinize; ve dirayetlendirmezdi788 (Allah) sizleri onunla**; öyle ki muhakkak kaldım içinizde bir ömür öncesinde onun***; öyle ki akletmez562 misiniz?"
Ahmed Samira: 16 Say: " If God wanted/willed I would not (have) read/recited it on you, and He would not (have) informed you with (of) it, so I had stayed/remained in (between) you a life time from before it, so do you not reason/understand ?

Notlar

Not 1: *Kur'an'ı.**Kur'an'la.***Kur'an'ın.

Ayet 17

1379|10|17|فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْمُجْرِمُونَ
1379|10|17|فمن اظلم ممن افتري علي الله كذبا او كذب بايته انه لا يفلح المجرمون
17. Fe men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben ev kezzebe bi âyâtih(âyâtihî), innehû lâ yuflihul mucrimûn(mucrimûne).
Öyle ki kimdir daha zalim257 kimseden (ki) iftira attı402 Allah'a karşı bir yalanı ya da yalanladı195 ayetlerini O’nun*; doğrusu O**; felaha326 kavuşturmaz mücrimleri674.
Ahmed Samira: 17 So who (is) more unjust/oppressive than who fabricated on God lies/denials/falsifications or lied/falsified with His verses/evidences ? That He does not make the criminals/sinners succeed/win

Notlar

Not 1: *Allah'ın.**Allah.

Ayet 18

1380|10|18|وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَٰٓؤُلَآءِ شُفَعَٰٓؤُنَا عِندَ ٱللَّهِ قُلْ أَتُنَبِّـُٔونَ ٱللَّهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
1380|10|18|ويعبدون من دون الله ما لا يضرهم ولا ينفعهم ويقولون هولا شفعونا عند الله قل اتنبون الله بما لا يعلم في السموت ولا في الارض سبحنه وتعلي عما يشركون
18. Ve ya’budûne min dûnillâhi mâ lâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum ve yekûlûne hâulâi şufeâunâ indallâh(indallâhi), kul e tunebbiûnâllâhe bimâ lâ ya’lemu fîs semâvâti ve lâ fîl ard(ardı), subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Ve kulluk46 ederler Allah'ı astından zarar veremeyene onlara ve de menfaat sağlayamayana onlara; ve derler: "Bunlar şefâatçilerimizdir114 Allah'ın indinde/katında"; de ki: "Haber mi verirsiniz Allah'a bilmediğini göklerde162 ve ne de yerde? Subhân’dır7 O; ve yücelmiştir şirk71 koştuklarından."
Ahmed Samira: 18 And they worship from other than God what does not harm them and nor benefit them, and they say: "Those (are) our mediators at God." Say: "Do you inform God with what He does not know in the skies/space and nor in the earth/Planet Earth?" His praise/glory and high, mighty, exalted and dignified from what they share/make partners (with God).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yea'budune ve kulluk ederler وَيَعْبُدُونَ عبد
2 min مِنْ -
3 duni astından دُونِ دون
4 llahi Allah'ı اللَّهِ -
5 ma مَا -
6 la لَا -
7 yedurruhum zarar veremeyene onlara يَضُرُّهُمْ ضرر
8 ve la ve وَلَا -
9 yenfeuhum menfaat sağlayamana onlara يَنْفَعُهُمْ نفع
10 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
11 ha'ula'i bunlar هَٰؤُلَاءِ -
12 şufeaa'una şefaatçilerimizdir شُفَعَاؤُنَا شفع
13 inde indinde/katında عِنْدَ عند
14 llahi Allah اللَّهِ -
15 kul de ki قُلْ قول
16 etunebbiune haber mi verir siniz أَتُنَبِّئُونَ نبا
17 llahe Allah'a اللَّهَ -
18 bima بِمَا -
19 la لَا -
20 yea'lemu bilmediğini يَعْلَمُ علم
21 fi فِي -
22 s-semavati göklerde السَّمَاوَاتِ سمو
23 ve la ve ne de وَلَا -
24 fi فِي -
25 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
26 subhanehu Sunhân’dır O سُبْحَانَهُ سبح
27 ve teaala ve yüceldi وَتَعَالَىٰ علو
28 amma عَمَّا -
29 yuşrikune şirk koştuklarına يُشْرِكُونَ شرك

Ayet 19

1381|10|19|وَمَا كَانَ ٱلنَّاسُ إِلَّآ أُمَّةً وَٰحِدَةً فَٱخْتَلَفُوا۟ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ فِيمَا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
1381|10|19|وما كان الناس الا امه وحده فاختلفوا ولولا كلمه سبقت من ربك لقضي بينهم فيما فيه يختلفون
19. Ve mâ kânen nâsu illâ ummeten vâhideten fahtelefû, ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum fîmâ fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
Ve olmuş değildir insanlar bir tek ümmet305 dışında; öyle ki ihtilafa düştüler*; ve şayet olmasa öncelikli bir kelime (senin) Rabbinden4; mutlak tamamlanırdı aralarında kendisinde ihtilafa düştükleri.
Ahmed Samira: 19 And the people were not except one nation , so they differed/disagreed/disputed, and where it not for a word preceded from your Lord, (it) would have executed/ended (E) between them, in what they are in it differing/disagreeing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
4 illa dışında إِلَّا -
5 ummeten bir ümmet أُمَّةً امم
6 vahideten tek وَاحِدَةً وحد
7 fehtelefu öyle ki ihtilafa düştüler فَاخْتَلَفُوا خلف
8 velevla ve şayet olmasa وَلَوْلَا -
9 kelimetun bir kelime كَلِمَةٌ كلم
10 sebekat öncelenmiş سَبَقَتْ سبق
11 min مِنْ -
12 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
13 lekudiye mutlak tamamlanırdı لَقُضِيَ قضي
14 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
15 fima فِيمَا -
16 fihi ondakinde فِيهِ -
17 yehtelifune ihtilafa düşerler يَخْتَلِفُونَ خلف

Notlar

Not 1: *İnsanlar.

Ayet 20

1382|10|20|وَيَقُولُونَ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ فَقُلْ إِنَّمَا ٱلْغَيْبُ لِلَّهِ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
1382|10|20|ويقولون لولا انزل عليه ايه من ربه فقل انما الغيب لله فانتظروا اني معكم من المنتظرين
20. Ve yekûlûne lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), fe kul innemel gaybu lillâhi fentezirû, innî meakum minel muntazirîn(muntazirîne).
Ve derler: "Oysa indirilmedi ona* bir ayet287 Rabbinden4 onun*"; öyle ki de ki: "Gayb62 ancak Allah’adır; öyle ki gözetleyin; doğrusu ben (de) sizinle beraber gözetleyenlerdenim."
Ahmed Samira: 20 And they say: "If only an evidence/sign was descended on him from his Lord." So say: "But the absent/supernatural (is) to God so wait , that I am with you from the waiting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
2 levla oysa لَوْلَا -
3 unzile indirilmedi أُنْزِلَ نزل
4 aleyhi ona عَلَيْهِ -
5 ayetun bir ayet ايَةٌ ايي
6 min مِنْ -
7 rabbihi Rabbinden رَبِّهِ ربب
8 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
9 innema ancak إِنَّمَا -
10 l-gaybu gayb الْغَيْبُ غيب
11 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
12 fenteziru öyleyse gözetleyin فَانْتَظِرُوا نظر
13 inni doğrusu ben إِنِّي -
14 meakum sizinle beraber مَعَكُمْ -
15 mine مِنَ -
16 l-muntezirine gözetleyenlerdenim الْمُنْتَظِرِينَ نظر

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.

Ayet 21

1383|10|21|وَإِذَآ أَذَقْنَا ٱلنَّاسَ رَحْمَةً مِّنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُمْ إِذَا لَهُم مَّكْرٌ فِىٓ ءَايَاتِنَا قُلِ ٱللَّهُ أَسْرَعُ مَكْرًا إِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ
1383|10|21|واذا اذقنا الناس رحمه من بعد ضرا مستهم اذا لهم مكر في اياتنا قل الله اسرع مكرا ان رسلنا يكتبون ما تمكرون
21. Ve izâ ezaknen nâse rahmeten min ba’di darrâe messethum izâ lehum mekrun fî âyâtinâ, kulillâhu esrau mekrâ(mekren), inne rusulenâ yektubûne mâ temkurûn(temkurûne).
Ve tattırdığımız zaman insanlara bir rahmet271 onlara temas etmiş darlık sonrasında; (olduğu) zaman onlara bir tertip705 ayetlerimizde454; de ki: "Allah daha seridir bir tertipte705"; doğrusu resûllerimiz418* yazarlar tertiplediğinizi.
Ahmed Samira: 21 And if We made the people taste/experience mercy from after calamity/disastrous distress touched them, then for them (is) cheatery/deceit/schemes in Our verses/evidences . Say: "God (is) quicker/faster (in) cunning/scheming , that Our messengers write what you cheat/ deceive/scheme."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 ezekna tattırdığımız أَذَقْنَا ذوق
3 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
4 rahmeten bir rahmet رَحْمَةً رحم
5 min مِنْ -
6 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
7 derra'e darlık ضَرَّاءَ ضرر
8 messethum temas etti onlara مَسَّتْهُمْ مسس
9 iza zaman إِذَا -
10 lehum onlara لَهُمْ -
11 mekrun bir tertip مَكْرٌ مكر
12 fi فِي -
13 ayatina ayetlerimizde ايَاتِنَا ايي
14 kuli de ki قُلِ قول
15 llahu Allah اللَّهُ -
16 esrau daha seridir أَسْرَعُ سرع
17 mekran bir tertipte مَكْرًا مكر
18 inne doğrusu إِنَّ -
19 rusulena resûllerimiz رُسُلَنَا رسل
20 yektubune yazarlar يَكْتُبُونَ كتب
21 ma مَا -
22 temkurune tertiplediğinizi تَمْكُرُونَ مكر

Notlar

Not 1: *Hafıza melekleri.

Ayet 22

1384|10|22|هُوَ ٱلَّذِى يُسَيِّرُكُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمْ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِم بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا۟ بِهَا جَآءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَآءَهُمُ ٱلْمَوْجُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنْ أَنجَيْتَنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ
1384|10|22|هو الذي يسيركم في البر والبحر حتي اذا كنتم في الفلك وجرين بهم بريح طيبه وفرحوا بها جاتها ريح عاصف وجاهم الموج من كل مكان وظنوا انهم احيط بهم دعوا الله مخلصين له الدين لين انجيتنا من هذه لنكونن من الشكرين
22. Huvellezî yuseyyirukum fîl berri vel bahr(bahri), hattâ izâ kuntum fîl fulk(fulki), ve cereyne bihim bi rîhin tayyibetin ve ferihû bihâ câethâ rîhun âsifun ve câehumul mevcu min kulli mekânin ve zannû ennehum uhîta bihim deavûllâhe muhlisîne lehud dîn(dîne), le in enceytenâ min hâzihî le nekûnenne mineş şâkirîn(şâkirîne).
O'dur yürüten sizleri karada ve behirde236; ta ki olduğunuz zaman gemide; ve aktılar* onlarla** iyi/hoş bir rüzgârla; ve ferahladılar*** onunla****; geldi fırtınalı rüzgar ve geldi onlara dalga her bir mekandan; ve zannettiler ki onlar kuşatıldılar onlarla*****; çağırdılar219 Allah’ı muhlisler309 (olarak) O'na dini; "eğer ki kurtarırsan bizleri bundan mutlak oluruz şükredenlerden43."
Ahmed Samira: 22 He is who makes you walk/move/ride in the shore/land and the sea (large body of water) until when you were in the ships, and We flowed/ran with them with a good/enjoyable wind/breeze, and they became happy/rejoiced with it, (then) a stormy/violent wind came to it, and the waves/surges came to them from every place, and they thought/assumed that they are (being) surrounded/encircled with them, they called God faithful/loyal/devoted for Him (in) the religion: "If (E) you saved/rescued us from this, we will become (E) from the thankful/grateful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O'dur هُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 yuseyyirukum yürüten sizleri يُسَيِّرُكُمْ سير
4 fi فِي -
5 l-berri karada الْبَرِّ برر
6 velbehri ve behirde وَالْبَحْرِ بحر
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 iza zaman إِذَا -
9 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
10 fi فِي -
11 l-fulki gemide الْفُلْكِ فلك
12 ve cerayne ve aktılar وَجَرَيْنَ جري
13 bihim onlarla بِهِمْ -
14 birihin bir rüzgârla بِرِيحٍ روح
15 tayyibetin bir iyi/hoş طَيِّبَةٍ طيب
16 ve ferihu ve ferahladılar وَفَرِحُوا فرح
17 biha onunla بِهَا -
18 ca'etha geldi جَاءَتْهَا جيا
19 rihun rüzgar رِيحٌ روح
20 aasifun bir fırtına عَاصِفٌ عصف
21 ve ca'ehumu ve geldi onlara وَجَاءَهُمُ جيا
22 l-mevcu dalga الْمَوْجُ موج
23 min مِنْ -
24 kulli her bir كُلِّ كلل
25 mekanin mekandan مَكَانٍ كون
26 ve zennu ve zannettiler وَظَنُّوا ظنن
27 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
28 uhita kuşatıldılar أُحِيطَ حوط
29 bihim onlarla بِهِمْ -
30 deavu davet ettiler/çağırdılar دَعَوُا دعو
31 llahe Allah’ı اللَّهَ -
32 muhlisine muhlisler (kılarak) مُخْلِصِينَ خلص
33 lehu O'na لَهُ -
34 d-dine dini الدِّينَ دين
35 lein eğer ki لَئِنْ -
36 enceytena kurtarırsan bizleri أَنْجَيْتَنَا نجو
37 min مِنْ -
38 hazihi bundan هَٰذِهِ -
39 lenekunenne mutlak oluruz لَنَكُونَنَّ كون
40 mine -den مِنَ -
41 ş-şakirine şükredenler- الشَّاكِرِينَ شكر

Notlar

Not 1: *Rüzgarlar.**Gemilerle.***Gemideki insanlar.****Rüzgarla.*****Dalgalarla.

Ayet 23

1385|10|23|فَلَمَّآ أَنجَىٰهُمْ إِذَا هُمْ يَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُم مَّتَٰعَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُكُمْ فَنُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
1385|10|23|فلما انجيهم اذا هم يبغون في الارض بغير الحق يايها الناس انما بغيكم علي انفسكم متع الحيوه الدنيا ثم الينا مرجعكم فننبيكم بما كنتم تعملون
23. Fe lemmâ encâhum izâ hum yebgûne fîl ardı bi gayril hakk(hakkı), yâ eyyuhen nâsu innemâ bagyukum alâ enfusikum metâal hayâtid dunyâ summe ileynâ merciukum fe nunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Öyle ki gelince kurtardığı* zamana onları; onlar taşarlar/sınır aşarlar yerde** olmaksızın hak/gerçek; ey insanlar! Ancak ki taşkınlığınız kendi nefislerinize201 karşıdır; metadır54 dünya hayatı; sonra bizedir dönüş yeriniz; öyle ki haber veririz sizlere yaparlar olduğunuzu.
Ahmed Samira: 23 So when He saved/rescued them, then they oppress/transgress/corrupt in the earth/Planet Earth without the right , you, you the people but your oppression/transgression (is) on yourselves the life the present’s/worldly life’s long life/enjoyment, then to Us (is) your return, so We inform you with what you were making/doing .137

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki gelince فَلَمَّا -
2 encahum kurtardığı onları أَنْجَاهُمْ نجو
3 iza zamana إِذَا -
4 hum onlar هُمْ -
5 yebgune taşarlar/sınır aşarlar يَبْغُونَ بغي
6 fi فِي -
7 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
8 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
9 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
10 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
11 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
12 innema ancak ki إِنَّمَا -
13 begyukum taşkınlığınız بَغْيُكُمْ بغي
14 ala karşıdır عَلَىٰ -
15 enfusikum kendi nefislerinize أَنْفُسِكُمْ نفس
16 metaa metadır مَتَاعَ متع
17 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
18 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
19 summe sonra ثُمَّ -
20 ileyna bizedir إِلَيْنَا -
21 merciukum dönüş yeriniz مَرْجِعُكُمْ رجع
22 fe nunebbiukum öyle ki haber veririz sizlere فَنُنَبِّئُكُمْ نبا
23 bima بِمَا -
24 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
25 tea'melune yaparlar تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Allah'ın.**Yeryüzünde.

Ayet 24

1386|10|24|إِنَّمَا مَثَلُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلْأَنْعَٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلْأَرْضُ زُخْرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَآ أَنَّهُمْ قَٰدِرُونَ عَلَيْهَآ أَتَىٰهَآ أَمْرُنَا لَيْلًا أَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَٰهَا حَصِيدًا كَأَن لَّمْ تَغْنَ بِٱلْأَمْسِ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
1386|10|24|انما مثل الحيوه الدنيا كما انزلنه من السما فاختلط به نبات الارض مما ياكل الناس والانعم حتي اذا اخذت الارض زخرفها وازينت وظن اهلها انهم قدرون عليها اتيها امرنا ليلا او نهارا فجعلنها حصيدا كان لم تغن بالامس كذلك نفصل الايت لقوم يتفكرون
24. İnnemâ meselul hayâtid dunyâ ke mâin enzelnâhu mines semâi fahteleta bihî nebâtul ardı mimmâ ye’kulun nâsu vel en’âm(en’âmu), hattâ izâ ehazetil ardu zuhrufehâ vezzeyyenet ve zanne ehluhâ ennehum kâdirûne aleyhâ etâhâ emrunâ leylen ev nehâren fe cealnâhâ hasîden ke en lem tagne bil ems(emsi), kezâlike nufassilul âyâti li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Ancak (ki) misali* dünya hayatının bir mayi** gibidir (ki) indirdik onu gökten179; öyle ki karıştı onunla*** yerin bitkisi (ki) yediğindendir insanların ve en'âmın645; ta ki edindiği zaman yer kendi zuhrufunu869; ve ziynetlendi856; ve zannetti ehli568 onun**** ki onlar muktedirlerdir onun**** üzerine; geldi ona***** emrimiz bir gece ya da bir gündüz; öyle ki yaptık onu****** bir hasatlanmış******* gibi; sanki asla ganiyleşmemiş******** bir gün önce; işte böyledir; tafsilatlandırırız166 ayetlerimizi fikreder868 bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 24 But the life the present’s/worldly life’s example (is) as/like water, We descended it from the sky, so the Earth’s/land’s plant mixed/mingled with it, from what the people eat and the camels/livestock, until the earth/land took its decoration/beauty and it became decorated/beautified, and its people thought/assumed that they are capable/overpowering on it, (then) Our order/matter came to/destroyed it at night or (at) daytime, so We made it uprooted as though it did not enrich/be inhabited by the yesterday/previous day, as/like that We detail/explain/clarify the verses/evidences to a nation thinking.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 meselu misali مَثَلُ مثل
3 l-hayati hayatının الْحَيَاةِ حيي
4 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
5 kemain bir mayi gibidir كَمَاءٍ موه
6 enzelnahu indirdik onu أَنْزَلْنَاهُ نزل
7 mine مِنَ -
8 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
9 fehteleta öyle ki karıştı فَاخْتَلَطَ خلط
10 bihi onunla بِهِ -
11 nebatu bitkisi نَبَاتُ نبت
12 l-erdi yerin الْأَرْضِ ارض
13 mimma مِمَّا -
14 ye'kulu yediğinden يَأْكُلُ اكل
15 n-nasu insanların النَّاسُ نوس
16 vel'en'aamu ve enamın وَالْأَنْعَامُ نعم
17 hatta ta ki حَتَّىٰ -
18 iza zaman إِذَا -
19 ehazeti edindi أَخَذَتِ اخذ
20 l-erdu yer الْأَرْضُ ارض
21 zuhrufeha kendi zuhrufunu زُخْرُفَهَا زخرف
22 vezzeyyenet ve ziynetlendi وَازَّيَّنَتْ زين
23 ve zenne ve zannetti وَظَنَّ ظنن
24 ehluha ehli onun أَهْلُهَا اهل
25 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
26 kadirune muktedirlerdir قَادِرُونَ قدر
27 aleyha onun üzerine عَلَيْهَا -
28 etaha geldi ona أَتَاهَا اتي
29 emruna emrimiz أَمْرُنَا امر
30 leylen bir gece لَيْلًا ليل
31 ev ya da أَوْ -
32 neharan bir gündüz نَهَارًا نهر
33 fe cealnaha öyle ki yaptık onu فَجَعَلْنَاهَا جعل
34 hasiden hasat edilen حَصِيدًا حصد
35 keen gibi ki كَأَنْ -
36 lem asla لَمْ -
37 tegne ganiyleşmemiş تَغْنَ غني
38 bil-emsi bir gün önce بِالْأَمْسِ -
39 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
40 nufessilu fasıllarız نُفَصِّلُ فصل
41 l-ayati ayetlerimizi الْايَاتِ ايي
42 likavmin bir kavim/toplum لِقَوْمٍ قوم
43 yetefekkerune fikrederler يَتَفَكَّرُونَ فكر

Notlar

Not 1: *Örneği, benzeri.**Sıvı/su.***Sıvıyla/suyla.****Yerin.*****Yere.******Yeri.*******Hasat edilmiş gibi, ürünleri toplanmış gibi.********Zenginleşmemiş, yeterli olmamış.

Ayet 25

1387|10|25|وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَٰمِ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
1387|10|25|والله يدعوا الي دار السلم ويهدي من يشا الي صرط مستقيم
25. Vallâhu yed’û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).
Ve Allah çağırır selam diyarına/yurduna642 doğru; ve doğru yola kılavuzlar dilediği kimseyi; dosdoğru bir yola doğru.
Ahmed Samira: 25 And God, He calls to the safety’s/security’s/peace’s home/house, and He guides whom He wills/wants to a straight/direct way/road.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
2 yed'u çağırır يَدْعُو دعو
3 ila doğru إِلَىٰ -
4 dari diyarına/yurduna دَارِ دور
5 s-selami selam السَّلَامِ سلم
6 ve yehdi ve doğru yola kılavuzlar وَيَهْدِي هدي
7 men kimseyi مَنْ -
8 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
9 ila doğru إِلَىٰ -
10 siratin yola صِرَاطٍ صرط
11 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Ayet 26

1388|10|26|لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ ٱلْحُسْنَىٰ وَزِيَادَةٌ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
1388|10|26|للذين احسنوا الحسني وزياده ولا يرهق وجوههم قتر ولا ذله اوليك اصحب الجنه هم فيها خلدون
26. Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdeh(zîyâdetun), ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilleh(zilletun), ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
İyilik/güzellik yapmış kimseleredir iyisi/güzeli* ve ziyadesi/artmışı*; bürümez yüzlerini onların bir katran879**; ve ne de bir zillet452; bunlar cennet ashâbıdır194; onlar orada ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 26 To those who did good, the best/most beautiful/goodness and an increase (more), and no smoke/dust and nor humiliation/disgrace burdens/depresses/oppresses their faces, those are the treed garden’s/paradise’s owners/company they are in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lillezine kimseleredir لِلَّذِينَ -
2 ehsenu iyilik/güzellik yaptılar أَحْسَنُوا حسن
3 l-husna iyisi/güzeli الْحُسْنَىٰ حسن
4 ve ziyadetun ve ziyadesi وَزِيَادَةٌ زيد
5 ve la وَلَا -
6 yerheku bürümez يَرْهَقُ رهق
7 vucuhehum yüzlerini onların وُجُوهَهُمْ وجه
8 katerun bir katran قَتَرٌ قتر
9 ve la ve ne de وَلَا -
10 zilletun bir zillet ذِلَّةٌ ذلل
11 ulaike bunlar أُولَٰئِكَ -
12 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
13 l-cenneti cennet الْجَنَّةِ جنن
14 hum onlar هُمْ -
15 fiha orada فِيهَا -
16 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Selam diyarından/yurdundan daha iyisi/güzeli ve daha fazlalıklı olanı. Cennetler. **Cennettekilerin yüzleri cehennemdekilerin gibi katranla bürünmez.

Ayet 27

1389|10|27|وَٱلَّذِينَ كَسَبُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةٍۭ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ كَأَنَّمَآ أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مُظْلِمًا أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
1389|10|27|والذين كسبوا السيات جزا سييه بمثلها وترهقهم ذله ما لهم من الله من عاصم كانما اغشيت وجوههم قطعا من اليل مظلما اوليك اصحب النار هم فيها خلدون
27. Vellezîne kesebûs seyyiâti cezâu seyyietin bi mislihâ ve terhekuhum zilleh(zilletun), mâ lehum minallâhi min âsim(âsimin), ke ennemâ ugsîyet vucûhuhum kita’an minel leyli muzlimâ(muzlimen), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimselere (ki) kazandılar kötülükler; cezadır63 bir kötülüğe misliyle870 onun*; ve bürür onları bir zillet452; yoktur onlara Allah'tan hiçbir koruma; sanki kaplanmıştır yüzlerini geceden kararmış kıtalar** (-la); işte bunlar ateş834 ashâbıdır194; onlar orada ölümsüzlerdir185.
Ahmed Samira: 27 And (to) those who gathered/acquired the sins/crimes (a) reimbursement (of) a sin/crime with similar/equal to it and humiliation/disgrace burdens/depresses/oppresses them, none from (a) protector/shelterer (is) for them from (other than) God, as though their faces (are) covered/darkened (with) parts/portions (of) the darkened night. Those are the fire’s owners/company , they are in it immortally/eternally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
2 kesebu kazandılar كَسَبُوا كسب
3 s-seyyiati kötülükler السَّيِّئَاتِ سوا
4 ceza'u cezadır جَزَاءُ جزي
5 seyyietin bir kötülüğe سَيِّئَةٍ سوا
6 bimisliha misliyle onun بِمِثْلِهَا مثل
7 ve terhekuhum ve bürür onları وَتَرْهَقُهُمْ رهق
8 zilletun bir zillet ذِلَّةٌ ذلل
9 ma yoktur مَا -
10 lehum onlara لَهُمْ -
11 mine -tan مِنَ -
12 llahi Allah- اللَّهِ -
13 min hiçbir مِنْ -
14 aasimin bir koruma عَاصِمٍ عصم
15 keennema sanki كَأَنَّمَا -
16 ugşiyet kaplandı أُغْشِيَتْ غشو
17 vucuhuhum yüzleri وُجُوهُهُمْ وجه
18 kitaan kıtalar (-la) قِطَعًا قطع
19 mine مِنَ -
20 l-leyli geceden اللَّيْلِ ليل
21 muzlimen kararmış مُظْلِمًا ظلم
22 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
23 eshabu ashabı أَصْحَابُ صحب
24 n-nari ateş النَّارِ نور
25 hum onlar هُمْ -
26 fiha orada فِيهَا -
27 halidune ölümsüzlerdir خَالِدُونَ خلد

Notlar

Not 1: *Kötülüğün.**Parçalar, kesik alanlar. Önceki ayette gecen katranla bürümenin mozaik yapıda olduğunu anlarız.

Ayet 28

1390|10|28|وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ مَكَانَكُمْ أَنتُمْ وَشُرَكَآؤُكُمْ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمْ إِيَّانَا تَعْبُدُونَ
1390|10|28|ويوم نحشرهم جميعا ثم نقول للذين اشركوا مكانكم انتم وشركاوكم فزيلنا بينهم وقال شركاوهم ما كنتم ايانا تعبدون
28. Ve yevme nahsuruhum cemîan summe nekûlu lillezîne eşrekû mekânekum entum ve şurekâukum, fe zeyyelnâ beynehum, ve kâle şurekâuhum mâ kuntum iyyânâ ta’budûn(ta’budûne).
Ve gündür (ki) haşrederiz556 onları topluca; sonra deriz şirk71 koşmuş kimselere: "Mekanlarınıza* sizler ve şirk71 koştuklarınız"; öyle ki ayırdık aralarını; ve dediler şirk71 koştukları: "Olmuş değildiniz bizlere kulluk46 ediyor."
Ahmed Samira: 28 And a day We gather them all/all together , then We say to those who shared/made partners (with God): "Your place/position, you and your partners (with God)." So We separated/dispersed between them, and their partners (with God) said: "You were not us worshipping."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür (ki) وَيَوْمَ يوم
2 nehşuruhum haşrederiz onları نَحْشُرُهُمْ حشر
3 cemian topluca جَمِيعًا جمع
4 summe sonra ثُمَّ -
5 nekulu deriz نَقُولُ قول
6 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
7 eşraku şirk koşmuş أَشْرَكُوا شرك
8 mekanekum mekanlarınıza مَكَانَكُمْ كون
9 entum sizler أَنْتُمْ -
10 ve şuraka'ukum ve şirk koştuklarınız وَشُرَكَاؤُكُمْ شرك
11 fezeyyelna öyle ki ayırdık فَزَيَّلْنَا زيل
12 beynehum aralarını بَيْنَهُمْ بين
13 ve kale ve dediler وَقَالَ قول
14 şuraka'uhum şirk koştukları شُرَكَاؤُهُمْ شرك
15 ma değildiniz مَا -
16 kuntum olmuş كُنْتُمْ كون
17 iyyana bizlere إِيَّانَا -
18 tea'budune kulluk ediyorlar تَعْبُدُونَ عبد

Notlar

Not 1: *Haydi mekanlarınıza!

Ayet 29

1391|10|29|فَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ إِن كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَٰفِلِينَ
1391|10|29|فكفي بالله شهيدا بيننا وبينكم ان كنا عن عبادتكم لغفلين
29. Fe kefâ billâhi şehîden beynenâ ve beynekum in kunnâ an ibâdetikum le gâfilîn(gâfilîne).
"Öyle ki kâfi geldi/yetti Allah bir şahit/tanık (olarak) aramızda ve aranızda ki olduk kulluğunuzdan46 mutlak gâfiller310."
Ahmed Samira: 29 So enough/sufficient with God (as) a witness/testifier between us and between you, if we were about your worshipping ignoring/neglecting (E).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekefa öyle ki kafi geldi/yetti فَكَفَىٰ كفي
2 billahi Allah بِاللَّهِ -
3 şehiden bir şahit/tanık شَهِيدًا شهد
4 beynena aramızda بَيْنَنَا بين
5 ve beynekum ve aranızda وَبَيْنَكُمْ بين
6 in ki إِنْ -
7 kunna olduk كُنَّا كون
8 an عَنْ -
9 ibadetikum kulluğunuzdan عِبَادَتِكُمْ عبد
10 legafiline mutlak gafiller لَغَافِلِينَ غفل

Ayet 30

1392|10|30|هُنَالِكَ تَبْلُوا۟ كُلُّ نَفْسٍ مَّآ أَسْلَفَتْ وَرُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
1392|10|30|هنالك تبلوا كل نفس ما اسلفت وردوا الي الله موليهم الحق وضل عنهم ما كانوا يفترون
30. Hunâlike teblû kullu nefsin mâ eslefet ve ruddû ilallâhi mevlâhumul hakkı ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne).
İşte orada/anda belalanır* her bir nefis201 önceden yaptığı (-yla) ve döndürdükleri (-yle) hak/gerçek mevlâları** Allah'a karşı; ve dalalete*** düştü onlardan iftira883 atarlar oldukları.
Ahmed Samira: 30 At that place and time every self will find it is foolish what it advanced, and they were returned to God their owner/master the true , and what they were fabricating misguided/nullified from them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hunalike işte orada هُنَالِكَ -
2 teblu belalanır تَبْلُو بلو
3 kullu her كُلُّ كلل
4 nefsin bir nefis نَفْسٍ نفس
5 ma مَا -
6 eslefet önceden yaptığı (-yla) أَسْلَفَتْ سلف
7 ve ruddu ve döndürdükleri (-yle) وَرُدُّوا ردد
8 ila karşı إِلَى -
9 llahi Allah'a اللَّهِ -
10 mevlahumu mevlâları مَوْلَاهُمُ ولي
11 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
12 ve delle ve dalalete düştü وَضَلَّ ضلل
13 anhum onlardan عَنْهُمْ -
14 ma مَا -
15 kanu oldukları كَانُوا كون
16 yefterune iftira attarlar يَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Testte tabi tutulur. **Sahipleri.***Saptı.

Ayet 31

1393|10|31|قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَمَن يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُ فَقُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ
1393|10|31|قل من يرزقكم من السما والارض امن يملك السمع والابصر ومن يخرج الحي من الميت ويخرج الميت من الحي ومن يدبر الامر فسيقولون الله فقل افلا تتقون
31. Kul men yerzukukum mines semâi vel ardı emmen yemlikus sem’a vel ebsâre ve men yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve men yudebbirul emr(emre), fe se yekûlûnâllâh(yekûlûnâllâhu), fe kul e fe lâ tettekûn(tettekûne).
De ki: "Kim rızıklandırır sizleri gökten180 ve yerden*; ya da kim malik** olur işitmelere ve bakışlara; ve kim çıkarır canlıyı ölüden ve çıkarır ölüyü canlıdan; ve kim tasarlar/organize eder emri351?"; öyle ki diyecekler: "Allah"; öyleyse takvalı21 olmaz mısınız?
Ahmed Samira: 31 Say: "Who provides for you from the sky/space and the earth/Planet Earth? Or who owns/possesses the hearing/listening , and the eye sights/knowledge, and He brings out/emerges the live/alive from the dead, and He brings out/emerges the dead from the live/alive, and who plans/regulates the matter/affair?" So they will say: "God." so say: "So do you not fear and obey?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 men kim مَنْ -
3 yerzukukum rızıklandırır sizleri يَرْزُقُكُمْ رزق
4 mine مِنَ -
5 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
6 vel'erdi ve yerden وَالْأَرْضِ ارض
7 emmen yahut kim? أَمَّنْ -
8 yemliku malik olur يَمْلِكُ ملك
9 s-sem'a işitmelere السَّمْعَ سمع
10 vel'ebsara ve bakışlara وَالْأَبْصَارَ بصر
11 ve men ve kim وَمَنْ -
12 yuhricu çıkarır يُخْرِجُ خرج
13 l-hayye canlıyı الْحَيَّ حيي
14 mine مِنَ -
15 l-meyyiti ölüden الْمَيِّتِ موت
16 ve yuhricu ve çıkarır وَيُخْرِجُ خرج
17 l-meyyite ölüyü الْمَيِّتَ موت
18 mine مِنَ -
19 l-hayyi canlıdan الْحَيِّ حيي
20 ve men ve kim وَمَنْ -
21 yudebbiru tasarlar/organize eder يُدَبِّرُ دبر
22 l-emra emri الْأَمْرَ امر
23 feseyekulune öyle ki diyecekler فَسَيَقُولُونَ قول
24 llahu Allah اللَّهُ -
25 fekul öyle ki فَقُلْ قول
26 efela öyleyse أَفَلَا -
27 tettekune takvalı olmaz mısınız? تَتَّقُونَ وقي

Notlar

Not 1: *Yeryüzünden.**Sahip olur.

Ayet 32

1394|10|32|فَذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمُ ٱلْحَقُّ فَمَاذَا بَعْدَ ٱلْحَقِّ إِلَّا ٱلضَّلَٰلُ فَأَنَّىٰ تُصْرَفُونَ
1394|10|32|فذلكم الله ربكم الحق فماذا بعد الحق الا الضلل فاني تصرفون
32. Fe zâlikumullâhu rabbukumul hakk(hakku), fe mâzâ ba’del hakkı illed dalâl(dalâlu), fe ennâ tusrafûn(tusrafûne).
Öyle ki işte sizleredir Allah19; hak/gerçek Rabbiniz4; öyle ki nedir hak/gerçek dışında sonrasında dalalet128*; öyle ki nasıl döndürülürsünüz?
Ahmed Samira: 32 So that one (is) God, your Lord the truth , so what after the truth (is there) except the misguidance, so how/where (do) you be sent away/diverted?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fezalikumu öyle ki işte sizleredir فَذَٰلِكُمُ -
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 rabbukumu Rabbiniz رَبُّكُمُ ربب
4 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
5 femaza öyle ki nedir فَمَاذَا -
6 bea'de sonrasında بَعْدَ بعد
7 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
8 illa dışında إِلَّا -
9 d-delalu delalet الضَّلَالُ ضلل
10 feenna öyle ki nasıl فَأَنَّىٰ اني
11 tusrafune döndürülürsünüz تُصْرَفُونَ صرف

Notlar

Not 1: *Size ne oluyor da hak/gerçek sonrasında dalalete düşüyorsunuz?

Ayet 33

1395|10|33|كَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ فَسَقُوٓا۟ أَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
1395|10|33|كذلك حقت كلمت ربك علي الذين فسقوا انهم لا يومنون
33. Kezâlike hakkat kelimetu rabbike alellezîne fesekû ennehum lâ yu’minûn(yu’minûne).
İşte böyledir; hakikat* oldu kelimesi416 (senin) Rabbinin4 fâsık38 olmuş kimselere karşı ki onlar iman47 etmezler.
Ahmed Samira: 33 As/like that your Lord’s word/expression became correct/true , on those who debauched , that they do not believe.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
2 hakkat hakikat oldu حَقَّتْ حقق
3 kelimetu kelimesi كَلِمَتُ كلم
4 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
5 ala karşı عَلَى -
6 ellezine kimseler الَّذِينَ -
7 feseku fasıklık ederler فَسَقُوا فسق
8 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
9 la لَا -
10 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Hak/gerçek.

Ayet 34

1396|10|34|قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ قُلِ ٱللَّهُ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ
1396|10|34|قل هل من شركايكم من يبدوا الخلق ثم يعيده قل الله يبدوا الخلق ثم يعيده فاني توفكون
34. Kul hel min şurekâikum men yebdeul halka summe yu’îduh(yu’îduhu), kulillâhu yebdeul halka summe yu’îduhu fe ennâ tu’fekûn(tu’fekûne).
De ki: "Şirk71 koştuklarınızdan kimse mi başlatır* yaratmayı; sonra geri döndürür** onu**?"; de ki: "Allah başlatır* yaratmayı; sonra geri döndürür** onu***"; öyleyse nasıl ayartılırsınız****?
Ahmed Samira: 34 Say: "Are there from your partners (with God) who starts/initiates the creation then he repeats it?" Say: "God starts/initiates the creation, then He repeats it. So how/where (do) you lie/turn away?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 hel هَلْ -
3 min مِنْ -
4 şurakaikum şirk koştuklarınızdan شُرَكَائِكُمْ شرك
5 men kimse mi (ki) مَنْ -
6 yebdeu başlatır يَبْدَأُ بدا
7 l-halka yaratmayı الْخَلْقَ خلق
8 summe sonra ثُمَّ -
9 yuiyduhu geri döndürür onu يُعِيدُهُ عود
10 kuli de ki قُلِ قول
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 yebdeu başlatır يَبْدَأُ بدا
13 l-halka yaratmayı الْخَلْقَ خلق
14 summe sonra ثُمَّ -
15 yuiyduhu geri döndürür onu يُعِيدُهُ عود
16 feenna öyle ki nasıl فَأَنَّىٰ اني
17 tu'fekune ayartılırsınız تُؤْفَكُونَ افك

Notlar

Not 1: *Tekillikteki saf enerjiden E=mc2 ile maddeyi ve evreni yaratmaya başlama.**Evrendeki tüm maddeleri evrenin yırtılmasıyla birlikte tekrar tekilliğe döndürerek E=mc2 ile saf enerjiye geri döndürme. ***Yaratmayı.****Yalana uydurulmak, kandırılmak.

Ayet 35

1397|10|35|قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ قُلِ ٱللَّهُ يَهْدِى لِلْحَقِّ أَفَمَن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لَّا يَهِدِّىٓ إِلَّآ أَن يُهْدَىٰ فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
1397|10|35|قل هل من شركايكم من يهدي الي الحق قل الله يهدي للحق افمن يهدي الي الحق احق ان يتبع امن لا يهدي الا ان يهدي فما لكم كيف تحكمون
35. Kul hel min şurekâikum men yehdî ilel hakk, kulillâhu yehdî lil hakk(hakkı), e fe men yehdî ilel hakkı ehakku en yuttebea em men lâ yehiddî illâ en yuhdâ, fe mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).
De ki: "Şirk71 koştuklarınızdan kimse mi kılavuzlar hakka/gerçeğe doğru?"; de ki: "Allah kılavuzlar hakka/gerçeğe; öyle ki kimse mi (ki) kılavuzlar hakka/gerçeğe doğru daha haktır/layıktır ki tabi olunur; ya da kimse mi (ki) kılavuzlayamaz dışında ki (kendisi) kılavuzlanır; öyle ki nedir sizlere (olan ki) nasıl hükmedersiniz?
Ahmed Samira: 35 Say: "Are there from your partners (with God) who guides to the truth ?" Say: "God guides to the truth .Is who guides to the truth more worthy/deserving that He be followed or who does not guide except that he be guided, so what (is it) for you how you judge/rule?"138

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 hel هَلْ -
3 min مِنْ -
4 şurakaikum şirk koştuklarınızdan شُرَكَائِكُمْ شرك
5 men kimse mi مَنْ -
6 yehdi kılavuzlar يَهْدِي هدي
7 ila doğru إِلَى -
8 l-hakki hakka/gerçeğe الْحَقِّ حقق
9 kuli de ki قُلِ قول
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 yehdi kılavuzlar يَهْدِي هدي
12 lilhakki hakka/gerçeğe لِلْحَقِّ حقق
13 efemen öyle ki kimse mi (ki) أَفَمَنْ -
14 yehdi kılavuzlar يَهْدِي هدي
15 ila doğru إِلَى -
16 l-hakki hakka/gerçeke الْحَقِّ حقق
17 ehakku daha haktır/layıktır أَحَقُّ حقق
18 en ki أَنْ -
19 yuttebea tabi olunur يُتَّبَعَ تبع
20 emmen ya da kimse (ki) أَمَّنْ -
21 la لَا -
22 yehiddi kılavuzlayamaz يَهِدِّي هدي
23 illa dışında إِلَّا -
24 en ki أَنْ -
25 yuhda (kendi) kılavuzlanır يُهْدَىٰ هدي
26 fema öyle ki nedir فَمَا -
27 lekum sizlere (olan) لَكُمْ -
28 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
29 tehkumune hükmedersiniz تَحْكُمُونَ حكم

Ayet 36

1398|10|36|وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ
1398|10|36|وما يتبع اكثرهم الا ظنا ان الظن لا يغني من الحق شيا ان الله عليم بما يفعلون
36. Ve mâ yettebiu ekseruhum illâ zannâ(zannen), innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey’â(şey’en), innallâhe alîmun bimâ yef’alûn(yef’alûne).
Ve tabi olur değildir çoğunluğu onların dışında bir zan314*; doğrusu zan314* ganileştirmez** haktan/gerçekten bir şey; doğrusu Allah bir Alîm’dir8 faaliyet ettiklerine.
Ahmed Samira: 36 And most of them do not follow except assumption/supposition , that the assumption/supposition does not suffice (replace) from the truth a thing, that God (is) knowledgeable with what they make/do.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 yettebiu tabi olur يَتَّبِعُ تبع
3 ekseruhum çoğunluğu onların أَكْثَرُهُمْ كثر
4 illa dışında إِلَّا -
5 zennen bir zan ظَنًّا ظنن
6 inne doğrusu إِنَّ -
7 z-zenne zan الظَّنَّ ظنن
8 la لَا -
9 yugni ganileştirmez يُغْنِي غني
10 mine مِنَ -
11 l-hakki haktan/gerçekten الْحَقِّ حقق
12 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
13 inne doğrusu إِنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
16 bima بِمَا -
17 yef'alune faaliyet ettiklerine يَفْعَلُونَ فعل

Notlar

Not 1: *Tamamı zan olan Talmud, Kutubi Sitte, Kutubu Rubra gibi hadis kitapları. Zerre zan varsa çöptür.**Zenginlik sağlamaz, kazandırmaz haktan/gerçekten.

Ayet 37

1399|10|37|وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ أَن يُفْتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
1399|10|37|وما كان هذا القران ان يفتري من دون الله ولكن تصديق الذي بين يديه وتفصيل الكتب لا ريب فيه من رب العلمين
37. Ve mâ kâne hâzel kur’ânu en yufterâ min dûnillâhi ve lâkin tasdîkallezî beyne yedeyhi ve tafsîlel kitâbi lâ reybe fîhi min rabbil âlemîn(âlemîne).
Ve olmuş değildir bu Kur'ân850 ki iftira883 atılır Allah’ın astından*; velakin/fakat tasdik eder iki elinin arasındakini**; ve tefsîl651 edendir kitabı**; olmaz şüphe onda***; alemlerin203 Rabbindendir4.
Ahmed Samira: 37 And this the Koran was/is not that it be fabricated from (by) other than God, and but confirmation (of) what (is) between his (Prophet Mohammad’s) hands, and detailing/explaining The Book , no doubt/suspicion in it, (it is) from the creations all together’s/(universes’) Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 haza bu هَٰذَا -
4 l-kuranu Kur'an الْقُرْانُ قرا
5 en ki أَنْ -
6 yuftera iftira atılır يُفْتَرَىٰ فري
7 min مِنْ -
8 duni astından دُونِ دون
9 llahi Allah’ıın اللَّهِ -
10 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
11 tesdika bir tastikleyendir تَصْدِيقَ صدق
12 llezi الَّذِي -
13 beyne arasındakini بَيْنَ بين
14 yedeyhi iki elinin يَدَيْهِ يدي
15 ve tefsile ve tefsil edendir وَتَفْصِيلَ فصل
16 l-kitabi kitabı الْكِتَابِ كتب
17 la olmaz لَا -
18 raybe şüphe رَيْبَ ريب
19 fihi onda فِيهِ -
20 min مِنْ -
21 rabbi Rabbindendir رَبِّ ربب
22 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplar haricinde dinde hüküm koyan tüm kitaplar çöptür. Dinde zerre değerleri yoktur. Yüce Allah'ın astından olan bu kitaplar bizzat Yüce Allah'a ve resûllerine tonlarca iftira eden hükümler içerirler. **Tevrât'ı.***Kur'an'da.

Ayet 38

1400|10|38|أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
1400|10|38|ام يقولون افتريه قل فاتوا بسوره مثله وادعوا من استطعتم من دون الله ان كنتم صدقين
38. Em yekûlûnefterâh(yekûlûnefterâhu), kul fe’tû bi sûretin mislihî ved’û menisteta’tum min dûnillâhi in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
Ya da derler: "İftira attı* onu**"; de ki: "Gelin bir sureyle183 onun*** misli870; ve çağırın kimseyi (ki) itaat**** ettiniz Allah’ın astından; eğer olduysanız sâdıklar182."
Ahmed Samira: 38 Or they say: "He fabricated it ." Say: "So come/bring with a chapter of the Koran similar/equal to it and call whom you were able from other than God, if you were truthful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 yekulune derler يَقُولُونَ قول
3 fterahu iftira attı onu افْتَرَاهُ فري
4 kul de ki قُلْ قول
5 fe'tu gelin فَأْتُوا اتي
6 bisuratin bir sureyle بِسُورَةٍ سور
7 mislihi misli olun مِثْلِهِ مثل
8 ved'u ve çağırın وَادْعُوا دعو
9 meni kimseyi مَنِ -
10 stetaa'tum itaat ettiniz اسْتَطَعْتُمْ طوع
11 min مِنْ -
12 duni astından دُونِ دون
13 llahi Allah’ın اللَّهِ -
14 in eğer إِنْ -
15 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
16 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Notlar

Not 1: *Yalan uydurdu, yalan üretti, fabrikasyon yaptı.**Kur'an'ı.***Kur'an'ın.****Kendisine tabi olduğunuzu da çağırın.

Ayet 39

1401|10|39|بَلْ كَذَّبُوا۟ بِمَا لَمْ يُحِيطُوا۟ بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ
1401|10|39|بل كذبوا بما لم يحيطوا بعلمه ولما ياتهم تاويله كذلك كذب الذين من قبلهم فانظر كيف كان عقبه الظلمين
39. Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû bi ilmihî ve lemmâ ye’tihim te’vîluh(te’vîluhu), kezâlike kezzebellezîne min kablihim fanzur keyfe kâne âkibetuz zâlimîn(zâlimîne).
Evet! Yalanladılar ilmini* asla kuşatamadıklarını; ve ancak ki gelir onlara tevili401 onun**; işte böyledir; yalanladılar onlardan önceki kimseler; öyle ki bak; nasıl oldu zalimlerin257 akıbeti892.
Ahmed Samira: 39 But they lied/denied/falsified with what they did not comprehend with its knowledge, and its interpretation/explanation did not come to them, as/like those from before them lied/denied/falsified, so look/see how the unjusts’/oppressives’ end/turn was.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 bel evet بَلْ -
2 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
3 bima بِمَا -
4 lem asla لَمْ -
5 yuhitu kuşatamadıklarını يُحِيطُوا حوط
6 biilmihi ilmini onun بِعِلْمِهِ علم
7 velemma ve ancak ki وَلَمَّا -
8 ye'tihim gelir onlara يَأْتِهِمْ اتي
9 te'viluhu tevili onun تَأْوِيلُهُ اول
10 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
11 kezzebe yalanladılar كَذَّبَ كذب
12 ellezine kimseler الَّذِينَ -
13 min مِنْ -
14 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
15 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
16 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
17 kane oldu كَانَ كون
18 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
19 z-zalimine zalimlerin الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Kur'an'ın ilmini, bilimsel mucizelerini. Kur'an'ın ilmini hiç kuşatamadan/kavrayamadan yalanladılar.**Kur'an'ın. Bir zaman gelir Kur'an'ın ilmini kuşatan ilim insanları ortaya çıkar ve onların kuşatamadığı ilmin/bilimsel mucizelerin tevilini yapar.

Ayet 40

1402|10|40|وَمِنْهُم مَّن يُؤْمِنُ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن لَّا يُؤْمِنُ بِهِۦ وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِٱلْمُفْسِدِينَ
1402|10|40|ومنهم من يومن به ومنهم من لا يومن به وربك اعلم بالمفسدين
40. Ve minhum men yu’minu bihî ve minhum men lâ yu’minu bih(bihi), ve rabbuke a’lemu bil mufsidîn(mufsidîne).
Ve onlardandır* kimse (ki) iman47 eder ona*; ve onlardandır kimse (ki) iman47 etmez ona*; ve (senin) Rabbin4 daha iyi bilir fesatçıları265.
Ahmed Samira: 40 And from them who believed with it, and from them who does not believe with it, and your Lord (is) more knowledgeable with the corrupting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardandır وَمِنْهُمْ -
2 men kimse مَنْ -
3 yu'minu iman eder يُؤْمِنُ امن
4 bihi ona بِهِ -
5 ve minhum ve onlardandır وَمِنْهُمْ -
6 men kimse مَنْ -
7 la لَا -
8 yu'minu iman etmez يُؤْمِنُ امن
9 bihi ona بِهِ -
10 ve rabbuke ve (senin) Rabbin وَرَبُّكَ ربب
11 ea'lemu daha iyi bilir أَعْلَمُ علم
12 bil-mufsidine fesatçıları بِالْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *Ehli kitaptan.**Kur'an'a.

Ayet 41

1403|10|41|وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّى عَمَلِى وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ أَنتُم بَرِيٓـُٔونَ مِمَّآ أَعْمَلُ وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ
1403|10|41|وان كذبوك فقل لي عملي ولكم عملكم انتم بريون مما اعمل وانا بري مما تعملون
41. Ve in kezzebûke fe kul lî amelî ve lekum amelukum, entum berîûne mimmâ a’melu ve ene berîun mimmâ ta’melûn(ta’melûne).
Ve eğer yalanladılarsa seni*; öyle ki de ki: "Banadır yaptığım; ve sizleredir yaptığınız; sizler uzaklarsınız yaptıklarımdan; ve ben (ded) uzağım yaptıklarınızdan."
Ahmed Samira: 41 And if they lied/denied you , so say: "For me (is) my deed, and for you (is) your deed, you are innocent/renouncing from what I make/do , and I am innocent/renouncing from what you make/do ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 kezzebuke yalanladılarsa seni كَذَّبُوكَ كذب
3 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
4 li banadır لِي -
5 ameli yaptığım عَمَلِي عمل
6 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
7 amelukum yaptığınız عَمَلُكُمْ عمل
8 entum sizler أَنْتُمْ -
9 beriune uzaklarsınız بَرِيئُونَ برا
10 mimma مِمَّا -
11 ea'melu yaptıklarımdan أَعْمَلُ عمل
12 ve ena ve ben وَأَنَا -
13 beri'un uzağım بَرِيءٌ برا
14 mimma مِمَّا -
15 tea'melune yaptıklarınızdan تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.

Ayet 42

1404|10|42|وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَعْقِلُونَ
1404|10|42|ومنهم من يستمعون اليك افانت تسمع الصم ولو كانوا لا يعقلون
42. Ve minhum men yestemiûne ileyk(ileyke), e fe ente tusmius summe ve lev kânû lâ ya’kilûn(ya’kilûne).
Ve onlardandır kimseler (ki) işitirler seni; öyle ki sen işittirebilir misin sağırlara velev/şayet oldularsa akletmezler?
Ahmed Samira: 42 And from them who listen/hear to you, so do you make the deaf hear/listen and (even) if they were not reasoning/understanding ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardandır وَمِنْهُمْ -
2 men kimseler (ki) مَنْ -
3 yestemiune işitirler يَسْتَمِعُونَ سمع
4 ileyke seni إِلَيْكَ -
5 efeente öyle ki sen أَفَأَنْتَ -
6 tusmiu işittirebilir misin تُسْمِعُ سمع
7 s-summe sağırlara الصُّمَّ صمم
8 velev velev/şayet وَلَوْ -
9 kanu oldularsa كَانُوا كون
10 la لَا -
11 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

Ayet 43

1405|10|43|وَمِنْهُم مَّن يَنظُرُ إِلَيْكَ أَفَأَنتَ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَلَوْ كَانُوا۟ لَا يُبْصِرُونَ
1405|10|43|ومنهم من ينظر اليك افانت تهدي العمي ولو كانوا لا يبصرون
43. Ve minhum men yanzuru ileyk(ileyke), e fe ente tehdil umye ve lev kânû lâ yubsırûn(yubsırûne).
Ve onlardan kimseler (ki) bakarlar sana; öyle ki sen doğru yola kılavuzlayabilir misin körleri velev/şayet oldularsa görmezler?
Ahmed Samira: 43 And from them who looks to you, so do you guide the blind/confused and (even) if they were not seeing/understanding ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
2 men kimseler مَنْ -
3 yenzuru bakarlar يَنْظُرُ نظر
4 ileyke sana إِلَيْكَ -
5 efeente öyle ki sen أَفَأَنْتَ -
6 tehdi doğru yola kılavuzlayabilir misin تَهْدِي هدي
7 l-umye körleri الْعُمْيَ عمي
8 velev velev/şayet وَلَوْ -
9 kanu oldularsa كَانُوا كون
10 la لَا -
11 yubsirune görmezler يُبْصِرُونَ بصر

Ayet 44

1406|10|44|إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ ٱلنَّاسَ شَيْـًٔا وَلَٰكِنَّ ٱلنَّاسَ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
1406|10|44|ان الله لا يظلم الناس شيا ولكن الناس انفسهم يظلمون
44. İnnallâhe lâ yazlimun nâse şey’en ve lâkinnen nâse enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Doğrusu Allah zulmetmez257 insanlara bir şey; velakin/fakat insanlar kendi nefislerine201 zulmederler257.
Ahmed Samira: 44 That God, does not cause injustice/oppression (to) the people a thing and but the people themselves cause injustice/oppression.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 la لَا -
4 yezlimu zulmetmez يَظْلِمُ ظلم
5 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
6 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
7 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
8 n-nase insanlar النَّاسَ نوس
9 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
10 yezlimune zulmederler يَظْلِمُونَ ظلم

Ayet 45

1407|10|45|وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَأَن لَّمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّنَ ٱلنَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ
1407|10|45|ويوم يحشرهم كان لم يلبثوا الا ساعه من النهار يتعارفون بينهم قد خسر الذين كذبوا بلقا الله وما كانوا مهتدين
45. Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve gündür (ki) haşrederiz556 onları; gibidir ki asla kalmamışlar gündüzden bir sâat662 dışında871; arif olurlar/tanırlar aralarında; muhakkak hüsrana uğradı kimseler (ki) yalanladılar kavuşmayı Allah'a; ve olmuş değillerdi muhtedler176.
Ahmed Samira: 45 And a day He gathers them as though they did not remain/wait except an hour from the daytime, getting to know each other, those who lied/denied with meeting God had lost, and they were not guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür (ki) وَيَوْمَ يوم
2 yehşuruhum haşrederiz onları يَحْشُرُهُمْ حشر
3 keen gibidir ki كَأَنْ -
4 lem asla لَمْ -
5 yelbesu kalmamışlar يَلْبَثُوا لبث
6 illa dışında إِلَّا -
7 saaten bir saat سَاعَةً سوع
8 mine مِنَ -
9 n-nehari gündüzden النَّهَارِ نهر
10 yeteaarafune arif olurlar/tanırlar يَتَعَارَفُونَ عرف
11 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
12 kad muhakkak قَدْ -
13 hasira hüsrana uğradı خَسِرَ خسر
14 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
15 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
16 bilika'i kavuşmayı بِلِقَاءِ لقي
17 llahi Allah'a اللَّهِ -
18 ve ma ve değillerdi وَمَا -
19 kanu olmuş كَانُوا كون
20 muhtedine muhtedler مُهْتَدِينَ هدي

Ayet 46

1408|10|46|وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ ٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ
1408|10|46|واما نرينك بعض الذي نعدهم او نتوفينك فالينا مرجعهم ثم الله شهيد علي ما يفعلون
46. Ve immâ nurîyenneke ba’dellezî naıduhum ev neteveffeyenneke fe ileynâ merciuhum summallâhu şehîdun alâ mâ yef’alûn(yef’alûne).
Ve mutlak göstersek sana onlara vaat ettiklerimizin bir kısmını ya da mutlak vefat621 ettirsek seni; öyle ki bizedir dönüş yerleri onların; sonra Allah bir şahittir/tanıktır faaliyet ettikleri üzerine.
Ahmed Samira: 46 And either We show you some/part (of) which/that We promise them, or We make you die, so to Us (is) their return, then God (is) witnessing on what they make/do.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve imma ve وَإِمَّا -
2 nuriyenneke mutlak göstersek sana نُرِيَنَّكَ راي
3 bea'de bir kısmını بَعْضَ بعض
4 llezi الَّذِي -
5 neiduhum vaat ettiklerimizin نَعِدُهُمْ وعد
6 ev ya da أَوْ -
7 neteveffeyenneke mutlak vefat ettirsek seni نَتَوَفَّيَنَّكَ وفي
8 feileyna öyle ki bizedir فَإِلَيْنَا -
9 merciuhum dönüş yerleri onların مَرْجِعُهُمْ رجع
10 summe sonra ثُمَّ -
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 şehidun bir şahittir/tanıktır شَهِيدٌ شهد
13 ala üzerine عَلَىٰ -
14 ma مَا -
15 yef'alune faaliyet ettikleri يَفْعَلُونَ فعل

Ayet 47

1409|10|47|وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ فَإِذَا جَآءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
1409|10|47|ولكل امه رسول فاذا جا رسولهم قضي بينهم بالقسط وهم لا يظلمون
47. Ve likulli ummetin resûl(resûlun), feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne).
Ve her bir ümmet305 içindir bir resûl418; öyle ki geldiği zaman resûlleri4418 onların tamamlandı araları onların eşitlikle230 ve onlar zulmedilmezler257.
Ahmed Samira: 47 And to each/every nation/generation (is) a messenger, so if their messenger came, judgment was passed between them with the just/equitable, and they are not being caused injustice to/oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velikulli ve her içindir وَلِكُلِّ كلل
2 ummetin bir ümmet أُمَّةٍ امم
3 rasulun bir resûl رَسُولٌ رسل
4 feiza öyle ki فَإِذَا -
5 ca'e geldiği zaman جَاءَ جيا
6 rasuluhum resûlleri رَسُولُهُمْ رسل
7 kudiye tamamlandı قُضِيَ قضي
8 beynehum araları بَيْنَهُمْ بين
9 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
10 ve hum ve onlar وَهُمْ -
11 la لَا -
12 yuzlemune zulmedilmezler يُظْلَمُونَ ظلم

Ayet 48

1410|10|48|وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
1410|10|48|ويقولون متي هذا الوعد ان كنتم صدقين
48. Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sadıkîn(sadıkîne).
Ve derler: "Ne zamandır bu vaat edilen; eğer olduysanız sâdıklar182?"
Ahmed Samira: 48 And they say: "When/at what time (is) that the promise if you were truthful?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yekulune ve derler وَيَقُولُونَ قول
2 meta ne zamandır? مَتَىٰ -
3 haza bu هَٰذَا -
4 l-vea'du vaad edilen الْوَعْدُ وعد
5 in eğer إِنْ -
6 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
7 sadikine sadıklar صَادِقِينَ صدق

Ayet 49

1411|10|49|قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى ضَرًّا وَلَا نَفْعًا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ إِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
1411|10|49|قل لا املك لنفسي ضرا ولا نفعا الا ما شا الله لكل امه اجل اذا جا اجلهم فلا يستخرون ساعه ولا يستقدمون
49. Kul lâ emliku li nefsî darran ve lâ nef’an illâ mâ şâallâh(şâallâhu), li kulli ummetin ecel(ecelun), izâ câe eceluhum fe lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).
De ki: "Malik* olamam kendi nefsime201 bir zarara ve ne de bir menfaate; dışındadır Allah'ın dilediği; her bir ümmetedir305 bir ecel; geldiği zaman ecelleri öyle ki ötelemezler** bir sâat662 ve ne de öncelerler**.
Ahmed Samira: 49 Say: "I do not own/possess to myself harm and nor benefit/usefulness except, what God willed/wanted, to every/each nation/generation (is) a term/time, if their term/time came, so they do not delay/lag behind an hour, and nor advance/precede ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 la لَا -
3 emliku malik olamam أَمْلِكُ ملك
4 linefsi kendi nefsime لِنَفْسِي نفس
5 derran bir zarar ضَرًّا ضرر
6 ve la ve ne den وَلَا -
7 nef'an bir menfaat نَفْعًا نفع
8 illa dışında إِلَّا -
9 ma مَا -
10 şa'e dilediği شَاءَ شيا
11 llahu Allah'ın اللَّهُ -
12 likulli her bir لِكُلِّ كلل
13 ummetin ümmetedir أُمَّةٍ امم
14 ecelun bir ecel أَجَلٌ اجل
15 iza zaman إِذَا -
16 ca'e geldiği zaman جَاءَ جيا
17 eceluhum ecelleri أَجَلُهُمْ اجل
18 fela öyle ki فَلَا -
19 yeste'hirune ötelemezler يَسْتَأْخِرُونَ اخر
20 saaten bir saat سَاعَةً سوع
21 ve la ve ne de وَلَا -
22 yestekdimune öncelemezler يَسْتَقْدِمُونَ قدم

Notlar

Not 1: *Sahip.**Bir an bile ecellerini değiştiremezler.

Ayet 50

1412|10|50|قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُهُۥ بَيَٰتًا أَوْ نَهَارًا مَّاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ ٱلْمُجْرِمُونَ
1412|10|50|قل اريتم ان اتيكم عذابه بيتا او نهارا ماذا يستعجل منه المجرمون
50. Kul ereeytum in etâkum azâbuhu beyâten ev nehâren mâzâ yesta’cilu minhul mucrimûn(mucrimûne).
De ki: "Gördünüz* mü eğer gelseydi sizlere azabı O’nun** bir geceleyin ya da bir gündüz? Neden acele ederler ondan*** mücrimler674?"
Ahmed Samira: 50 Say: "Did you see/understand if His torture came to you at night/suddenly at night/overnight or day time, what (do) the criminals/sinners hurry/rush/urge from Him?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 eraeytum gördünüz mü أَرَأَيْتُمْ راي
3 in eğer إِنْ -
4 etakum gelseydi sizlere أَتَاكُمْ اتي
5 azabuhu azabı O’nun عَذَابُهُ عذب
6 beyaten bir geceleyin بَيَاتًا بيت
7 ev ya da أَوْ -
8 neharan bir gündüz نَهَارًا نهر
9 maza neden مَاذَا -
10 yestea'cilu acele ederler يَسْتَعْجِلُ عجل
11 minhu ondan مِنْهُ -
12 l-mucrimune mücrimler الْمُجْرِمُونَ جرم

Notlar

Not 1: *Haliniz ne olurdu gördünüz mü?**Allah'ın.***Azaptan.

Ayet 51

1413|10|51|أَثُمَّ إِذَا مَا وَقَعَ ءَامَنتُم بِهِۦٓ ءَآلْـَٰٔنَ وَقَدْ كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
1413|10|51|اثم اذا ما وقع امنتم به الن وقد كنتم به تستعجلون
51. E summe izâ mâ vakaa âmentum bih(bihi), âl’âne ve kad kuntum bihî testa’cilûn(testa’cilûne).
Vuku bulduğu zaman sonrası mı iman47 ettiniz ona*? Şimdi mi? Ve muhakkak acele eder olmuştunuz ona**.
Ahmed Samira: 51 Is it then when (it) happened! (expression of wonderment) you believed with it/Him now, and you had been with it/Him hurrying/hastening .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 esumme sonrası mı أَثُمَّ -
2 iza zaman إِذَا -
3 ma مَا -
4 vekaa vuku bulduğu وَقَعَ وقع
5 amentum iman ettiniz امَنْتُمْ امن
6 bihi ona بِهِ -
7 al'ane şimdi mi? الْانَ -
8 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
9 kuntum olmuştunuz كُنْتُمْ كون
10 bihi ona بِهِ -
11 testea'cilune acele eder تَسْتَعْجِلُونَ عجل

Notlar

Not 1: *Allah'ın azabının hak/gerçek olduğuna.**Allah'ın azabına.

Ayet 52

1414|10|52|ثُمَّ قِيلَ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
1414|10|52|ثم قيل للذين ظلموا ذوقوا عذاب الخلد هل تجزون الا بما كنتم تكسبون
52. Summe kîle lillezîne zalemû zûkû azâbel huld(huldi), hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).
Sonra denildi zulmetmiş257 kimselere: "Tadın azabı ölümsüz185 (olarak); cezalanır mısınız kazanır olduğunuz dışında?"
Ahmed Samira: 52 Then (it) was said to those who caused injustice/oppression: "Taste/experience the immortality’s/eternity’s torture,139are you being reimbursed except because (of) what you were gathering/acquiring ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 kile denildi قِيلَ قول
3 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
4 zelemu zulmetmiş ظَلَمُوا ظلم
5 zuku tadın ذُوقُوا ذوق
6 azabe azabı عَذَابَ عذب
7 l-huldi ölümsüz (olarak) الْخُلْدِ خلد
8 hel هَلْ -
9 tuczevne cezalanır mısınız تُجْزَوْنَ جزي
10 illa dışında إِلَّا -
11 bima بِمَا -
12 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
13 teksibune kazanırlar تَكْسِبُونَ كسب

Ayet 53

1415|10|53|وَيَسْتَنۢبِـُٔونَكَ أَحَقٌّ هُوَ قُلْ إِى وَرَبِّىٓ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ
1415|10|53|ويستنبونك احق هو قل اي وربي انه لحق وما انتم بمعجزين
53. Ve yestenbiûneke ehakkun hû(hûve), kul î ve rabbî innehu le hakkun ve mâ entum bi mu’cizîn(mu’cizîne).
Ve sual ederler/sorarlar sana: "Bir hak/gerçek mi o*?"; de ki: "Evet; ve Rabbime** (ki) doğrusu o* mutlak bir haktır/gerçektir; ve değilsiniz sizler aciz bırakanlar."
Ahmed Samira: 53 And they ask you to inform them: "Is it correct ?" Say: "Yes and (by) my Lord, that it truly is correct (E) , and you are not with disabling/frustrating."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yestenbiuneke ve sual ederler sana وَيَسْتَنْبِئُونَكَ نبا
2 ehakkun bir hak/gerçek mi أَحَقٌّ حقق
3 huve o هُوَ -
4 kul de ki قُلْ قول
5 i evet إِي -
6 verabbi ve Rabbime وَرَبِّي ربب
7 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
8 lehakkun mutlak bir haktır/gerçektir لَحَقٌّ حقق
9 ve ma ve değilsiniz وَمَا -
10 entum sizler أَنْتُمْ -
11 bimua'cizine aciz bırakanlar بِمُعْجِزِينَ عجز

Notlar

Not 1: *Azap.**Rabbim tanıktır/şahittir.

Ayet 54

1416|10|54|وَلَوْ أَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِى ٱلْأَرْضِ لَٱفْتَدَتْ بِهِۦ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
1416|10|54|ولو ان لكل نفس ظلمت ما في الارض لافتدت به واسروا الندامه لما راوا العذاب وقضي بينهم بالقسط وهم لا يظلمون
54. Ve lev enne li kulli nefsin zalemet mâ fîl ardı leftedet bih(bihi), ve eserrun nedâmete lemmâ reevul azâb(azâbe), ve kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
Velev/oysa ki zulmetmiş257 her bir nefis201 (ki) yerdekini* mutlak ki onu*** fidyeleştirirdi789**; ve sırlaştırırlardı nedametlerini/pişmanlıklarını ne zaman ki gördüler azabı; ve tamamlandı araları eşitlikle230 ve onlar zulmedilmezler257.
Ahmed Samira: 54 And if to every self (that) caused injustice/oppression what is in the earth/Planet Earth, it would have ransomed/compensated with it, and they kept the regret/sorrow/remorse secret when they saw/understood the torture, and was passed judgment/ordered between them with the just/equitable, and they are not being caused injustice to/oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev/oysa وَلَوْ -
2 enne ki أَنَّ -
3 likulli her لِكُلِّ كلل
4 nefsin bir nefis için نَفْسٍ نفس
5 zelemet zulmetti ظَلَمَتْ ظلم
6 ma مَا -
7 fi فِي -
8 l-erdi yerdekini الْأَرْضِ ارض
9 laftedet mutlak fidye verirdi لَافْتَدَتْ فدي
10 bihi ona بِهِ -
11 ve eserru ve sırlaştırırlardı وَأَسَرُّوا سرر
12 n-nedamete nedametlerini/pişmanlıklarını النَّدَامَةَ ندم
13 lemma ne zaman ki لَمَّا -
14 raevu gördüler رَأَوُا راي
15 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
16 vekudiye ve tamamladı وَقُضِيَ قضي
17 beynehum araları بَيْنَهُمْ بين
18 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
19 ve hum ve onlar وَهُمْ -
20 la لَا -
21 yuzlemune zulmedilmezler يُظْلَمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *Yeryüzündeki her şeyi.**Nefis yeryüzündeki şeyi fidye olarak verirdi.***Yerdekini.

Ayet 55

1417|10|55|أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَلَآ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
1417|10|55|الا ان لله ما في السموت والارض الا ان وعد الله حق ولكن اكثرهم لا يعلمون
55. E lâ inne lillâhi mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), e lâ inne va’dallâhi hakkun ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Değil mi (ki) doğrusu Allah’adır göklerdeki162 ve yerdeki? Değil mi (ki) doğrusu vaadi Allah'ın bir haktır/gerçektir; velakin/fakat çoğu onların bilmezler.
Ahmed Samira: 55 Is not to God what is in the skies/space and the earth/Planet Earth, is not God’s promise true , and but most of them do not know?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ela değil mi أَلَا -
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
4 ma مَا -
5 fi فِي -
6 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
7 vel'erdi ve yerdeki وَالْأَرْضِ ارض
8 ela değil mi أَلَا -
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 vea'de vaadi وَعْدَ وعد
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 hakkun bir haktır/gerçektir حَقٌّ حقق
13 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
14 ekserahum çoğu onların أَكْثَرَهُمْ كثر
15 la لَا -
16 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Ayet 56

1418|10|56|هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
1418|10|56|هو يحي ويميت واليه ترجعون
56. Hûve yuhyî ve yumîtu ve ileyhi turceûn(turceûne).
O* canlandırır; ve öldürür; ve O’na** doğru döndürülürsünüz.
Ahmed Samira: 56 He revives/makes alive and He makes die, and to Him you are being returned.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O هُوَ -
2 yuhyi canlandırır يُحْيِي حيي
3 ve yumitu ve öldürür وَيُمِيتُ موت
4 ve ileyhi ve O’na doğru وَإِلَيْهِ -
5 turceune döndürülürsünüz تُرْجَعُونَ رجع

Notlar

Not 1: *Allah.**Allah'a.

Ayet 57

1419|10|57|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ
1419|10|57|يايها الناس قد جاتكم موعظه من ربكم وشفا لما في الصدور وهدي ورحمه للمومنين
57. Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev’ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu’minîn(mu’minîne).
Ey insanlar! Muhakkak geldi sizlere bir vaaz653 Rabbinizden4; ve bir şifa gönüllerdekine*; ve bir doğru yola kılavuz; ve bir rahmet271 müminlere27.
Ahmed Samira: 57 You, you the people, a sermon/advice/warning had come to you from your Lord, and a cure/recovery to what (is) in the chests (innermosts), and guidance, and mercy to the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
3 kad muhakkak قَدْ -
4 ca'etkum geldi sizlere جَاءَتْكُمْ جيا
5 mev'izetun bir vaaz مَوْعِظَةٌ وعظ
6 min مِنْ -
7 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
8 ve şifa'un ve bir şifa وَشِفَاءٌ شفي
9 lima لِمَا -
10 fi فِي -
11 s-suduri gönüllerdekine الصُّدُورِ صدر
12 ve huden ve doğru yola kılavuz وَهُدًى هدي
13 ve rahmetun ve rahmet وَرَحْمَةٌ رحم
14 lilmu'minine müminlere لِلْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Kalplere.

Ayet 58

1420|10|58|قُلْ بِفَضْلِ ٱللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا۟ هُوَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
1420|10|58|قل بفضل الله وبرحمته فبذلك فليفرحوا هو خير مما يجمعون
58. Kul bi fadlillâhi ve bi rahmetihî fe bi zâlike felyefrehû, hûve hayrun mimmâ yecmeûn(yecmeûne).
De ki: "Allah'ın fazlıyla202 ve rahmetiyledir271"; öyle ki işte bununla*; öyle ki ferahlasınlar; o** bir hayırdır topladıklarından.
Ahmed Samira: 58 Say: "With God’s grace/favour and His mercy, so with that so they should be happy/rejoiced , He/it is better from what they gather/collect ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 bifedli fazlıyla بِفَضْلِ فضل
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 ve birahmetihi ve rahmetiyle وَبِرَحْمَتِهِ رحم
5 febizalike öyle ki işte bununla فَبِذَٰلِكَ -
6 felyefrahu öyle ki ferahlasınlar فَلْيَفْرَحُوا فرح
7 huve o هُوَ -
8 hayrun bir hayırdır خَيْرٌ خير
9 mimma مِمَّا -
10 yecmeune topladıklarından يَجْمَعُونَ جمع

Notlar

Not 1: *Allah'ın fazlı ve rahmetiyle.**Allah'ın fazlı ve rahmeti.

Ayet 59

1421|10|59|قُلْ أَرَءَيْتُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ لَكُم مِّن رِّزْقٍ فَجَعَلْتُم مِّنْهُ حَرَامًا وَحَلَٰلًا قُلْ ءَآللَّهُ أَذِنَ لَكُمْ أَمْ عَلَى ٱللَّهِ تَفْتَرُونَ
1421|10|59|قل اريتم ما انزل الله لكم من رزق فجعلتم منه حراما وحللا قل الله اذن لكم ام علي الله تفترون
59. Kul e reeytum mâ enzelâllâhu lekum min rızkın fe cealtum minhu harâmen ve halâlâ(halâlen), kul allâhu ezine lekum em alallâhi tefterûn(tefterûne).
De ki: "Gördünüz mü Allah'ın indirdiğini sizlere bir rızıktan? Öyle ki yaptınız ondan* bir haram** ve bir helal**"; de ki: "Allah mı izin verdi*** sizlere ya da Allah'a karşı iftira402 mı atarsınız?"
Ahmed Samira: 59 Say: "Did you see/understand what God descended for you from provision so you made/created from it forbidden/prohibited and permitted/allowed?" Say: "Did God permit/allow for you, or on God you fabricate/cut and split?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 eraeytum gördünüz mü أَرَأَيْتُمْ راي
3 ma مَا -
4 enzele indirdiğini أَنْزَلَ نزل
5 llahu Allah'ın اللَّهُ -
6 lekum sizlere لَكُمْ -
7 min مِنْ -
8 rizkin bir rızıktan رِزْقٍ رزق
9 fe cealtum öyle ki yaptınız فَجَعَلْتُمْ جعل
10 minhu ondan مِنْهُ -
11 haramen bir haram حَرَامًا حرم
12 ve halalen ve bir helal وَحَلَالًا حلل
13 kul de ki قُلْ قول
14 allehu Allah mı? اللَّهُ -
15 ezine izin verdi أَذِنَ اذن
16 lekum sizlere لَكُمْ -
17 em ya da أَمْ -
18 ala karşı عَلَى -
19 llahi Allah'a اللَّهِ -
20 tefterune iftira atarsınız تَفْتَرُونَ فري

Notlar

Not 1: *Rızıktan.**İftira atarak, tamamı zan olan şeytân öğretilerine uyarak haramlar ve helaller kıldınız.***Allah izin vermediğine göre iftira attınız. Kutsal kitaplarda yer almayan haram ve helaller dışında bir rızık için haram ve helal koyma yetkisi kimseye verilmemiştir.

Ayet 60

1422|10|60|وَمَا ظَنُّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ
1422|10|60|وما ظن الذين يفترون علي الله الكذب يوم القيمه ان الله لذو فضل علي الناس ولكن اكثرهم لا يشكرون
60. Ve mâ zannullezîne yefterûne alâllahil kezibe yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), innallâhe le zû fadlın alen nâsi ve lâkinne ekserehum lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
Ve nedir zanları314 kimselerin (ki) iftira402 atarlar Allah'a karşı kıyamet günü yalanını873?; doğrusu Allah mutlak sahibidir bir fazl202 insanlara karşı; velakin/fakat çoğu onların şükretmezler43.
Ahmed Samira: 60 And what (is in the) thought/assumption (on) the Resurrection Day (of) those who fabricate on God the lie/falsehood ? That God (is owner) of (E) grace/favour/blessing on the people, and but most of them do not thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve nedir? وَمَا -
2 zennu zanları ظَنُّ ظنن
3 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
4 yefterune iftira atarlar يَفْتَرُونَ فري
5 ala karşı عَلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 l-kezibe yalanı الْكَذِبَ كذب
8 yevme günü يَوْمَ يوم
9 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 lezu mutlak sahibidir لَذُو -
13 fedlin bir fazl فَضْلٍ فضل
14 ala karşı عَلَى -
15 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
16 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
17 ekserahum çoğu onların أَكْثَرَهُمْ كثر
18 la لَا -
19 yeşkurune şükretmezler يَشْكُرُونَ شكر

Ayet 61

1423|10|61|وَمَا تَكُونُ فِى شَأْنٍ وَمَا تَتْلُوا۟ مِنْهُ مِن قُرْءَانٍ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا إِذْ تُفِيضُونَ فِيهِ وَمَا يَعْزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثْقَالِ ذَرَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَآ أَصْغَرَ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرَ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ
1423|10|61|وما تكون في شان وما تتلوا منه من قران ولا تعملون من عمل الا كنا عليكم شهودا اذ تفيضون فيه وما يعزب عن ربك من مثقال ذره في الارض ولا في السما ولا اصغر من ذلك ولا اكبر الا في كتب مبين
61. Ve mâ tekûnu fî şe’nin ve mâ tetlû minhu min kur’ânin ve lâ ta’melûne min amelin illâ kunnâ aleykum şuhûden iz tufîdûne, fîh(fîhi) ve mâ ya’zubu an rabbike min miskâli zerretin fîl ardı ve lâ fîs semâi ve lâ asgare min zâlike ve lâ ekbere illâ fî kitâbin mubîn(mubînin).
Ve olur değilsiniz bir durumda; ve tilâvet874 eder değilsiniz ondan; Kur’ân’dan850; ve yapmazsınız bir amelden* dışında (ki) olduk üzerinize şahitler/tanıklar; taşıp aktığınız zaman onda**; uzaklaşır değildir (senin) Rabbinden4 ağırlığından bir zerre503 yerde ve ne de gökte180; ve ne de daha küçüğü875 bundan***; ve ne de daha büyüğü (ki) ancak apaçık bir kitaptadır134.
Ahmed Samira: 61 And you (do) not be in a matter/affair , and what you read/recite from it from Koran , and you do not make/do from deed(s) except (that) We were on you witnessing when you rush/hurry in it, and none from a weight (of) a smallest particle (smaller than an atom) in the earth/Planet Earth and nor in the sky/ space, and nor smaller/littler than that, and nor greater/magnified is far, hidden and distant from your Lord, except (it is) in an evident/clear Book .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 tekunu olursunuz تَكُونُ كون
3 fi فِي -
4 şe'nin bir durumda شَأْنٍ شان
5 ve ma ve değilsiniz وَمَا -
6 tetlu tilavet ederler تَتْلُو تلو
7 minhu ondan مِنْهُ -
8 min مِنْ -
9 kur'anin Kur’an’dan قُرْانٍ قرا
10 ve la ve وَلَا -
11 tea'melune yapmazsınız تَعْمَلُونَ عمل
12 min مِنْ -
13 amelin bir amelden عَمَلٍ عمل
14 illa dışında إِلَّا -
15 kunna olduk كُنَّا كون
16 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
17 şuhuden şahitler/tanıklar شُهُودًا شهد
18 iz zaman إِذْ -
19 tufidune taşıp aktığınız تُفِيضُونَ فيض
20 fihi onda فِيهِ -
21 ve ma değildir وَمَا -
22 yea'zubu uzaklaşmaz يَعْزُبُ عزب
23 an عَنْ -
24 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
25 min مِنْ -
26 miskali ağırlığından مِثْقَالِ ثقل
27 zerratin bir zerre ذَرَّةٍ ذرر
28 fi فِي -
29 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
30 ve la ve ne de وَلَا -
31 fi فِي -
32 s-semai gökte السَّمَاءِ سمو
33 ve la ve ne de وَلَا -
34 esgara daha küçüğü أَصْغَرَ صغر
35 min مِنْ -
36 zalike bundan ذَٰلِكَ -
37 ve la ve ne de وَلَا -
38 ekbera daha büyüğü أَكْبَرَ كبر
39 illa ancak إِلَّا -
40 fi فِي -
41 kitabin bir kitaptadır كِتَابٍ كتب
42 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Notlar

Not 1: *Yapıp etmeden.**Amelde, yapıp etmede.***Zerreden.

Ayet 62

1424|10|62|أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
1424|10|62|الا ان اوليا الله لا خوف عليهم ولا هم يحزنون
62. E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Değil mi (ki) doğrusu Allah'a evliyaya876; olmaz bir korku üzerlerine ve onlar hüzünlenmezler.
Ahmed Samira: 62 Is it not that God’s patrons/followers (that there is) no fear/fright on them, and nor they be sad/grieving?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ela değil mi (ki) أَلَا -
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 evliya'e evliyaya أَوْلِيَاءَ ولي
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 la olmaz لَا -
6 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
7 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
8 ve la ve وَلَا -
9 hum onlar هُمْ -
10 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Ayet 63

1425|10|63|ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ
1425|10|63|الذين امنوا وكانوا يتقون
63. Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Kimselerdir (ki) iman47 ettiler; ve takvalaşır21 oldular.
Ahmed Samira: 63 Those who believed and were fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
2 amenu iman ettiler امَنُوا امن
3 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
4 yettekune takvalaşırlar يَتَّقُونَ وقي

Ayet 64

1426|10|64|لَهُمُ ٱلْبُشْرَىٰ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ لَا تَبْدِيلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
1426|10|64|لهم البشري في الحيوه الدنيا وفي الاخره لا تبديل لكلمت الله ذلك هو الفوز العظيم
64. Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhıreh(âhıreti), lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Onlaradır müjde* dünya hayatında ve ahirette; olmaz değiştiren Allah'ın kelimelerini416; işte bu; o; büyük fevzdir768.
Ahmed Samira: 64 For them the good news in the life the present/the worldly life and in the end (other life), (there is) no exchange/replacement/substitution to God’s words/expressions, that it is the winning/triumph , the great.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lehumu onlaradır لَهُمُ -
2 l-buşra müjde الْبُشْرَىٰ بشر
3 fi فِي -
4 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
5 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
6 ve fi ve وَفِي -
7 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
8 la yoktur لَا -
9 tebdile değiştiren تَبْدِيلَ بدل
10 likelimati kelimeleri لِكَلِمَاتِ كلم
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
13 huve o هُوَ -
14 l-fevzu fevzdir الْفَوْزُ فوز
15 l-azimu büyük الْعَظِيمُ عظم

Notlar

Not 1: *Sevindirici bilgi.

Ayet 65

1427|10|65|وَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
1427|10|65|ولا يحزنك قولهم ان العزه لله جميعا هو السميع العليم
65. Ve lâ yahzunke kavluhum, innel izzete lillâhi cemîâ(cemîan), huves semîul alîm(alîmu).
Ve hüzünlendirmesin seni onların kavli*; doğrusu izzet614 Allah’adır topluca; O Semî’dir41; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 65 And (let) not their saying/word/opinion and belief to sadden you , that the glory/might (is) to God all/wholly , He is the hearing/listening, the knowledgeable.

Notlar

Not 1: *Söylemi.

Ayet 66

1428|10|66|أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَتَّبِعُ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُرَكَآءَ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ
1428|10|66|الا ان لله من في السموت ومن في الارض وما يتبع الذين يدعون من دون الله شركا ان يتبعون الا الظن وان هم الا يخرصون
66. E lâ inne lillâhi men fîs semâvâti ve men fîl ard(ardı), ve mâ yettebiullezîne yed’ûne min dûnillâhi şûrekâ(şûrekâe), in yettebiûne illez zanne ve in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).
Değil mi (ki) doğrusu Allah’adır kimse436 göklerde162 ve kimse436 yerde*; ve tabi olur değillerdir kimseler (ki) çağırırlar Allah’ın astından şirk71 koştuklarını; ki tabi olurlar ancak zanna314; ve ki onlar ancak yalan uydururlar.
Ahmed Samira: 66 Is it not that to God who (is) in the skies/space and the earth/Planet Earth? And those who call from other than God partners, (they) do not follow (anything) except the assumption/supposition, and that they (are) except lying/speculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ela değil mi (ki) أَلَا -
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 lillahi Allah’adır لِلَّهِ -
4 men kimse مَنْ -
5 fi فِي -
6 s-semavati göklerde السَّمَاوَاتِ سمو
7 ve men ve kimse وَمَنْ -
8 fi فِي -
9 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
10 ve ma ve değillerdir وَمَا -
11 yettebiu tabi olurlar يَتَّبِعُ تبع
12 ellezine kimseler الَّذِينَ -
13 yed'une çağırırlar يَدْعُونَ دعو
14 min مِنْ -
15 duni astından دُونِ دون
16 llahi Allah’ın اللَّهِ -
17 şuraka'e şirk koştuklarını شُرَكَاءَ شرك
18 in ki إِنْ -
19 yettebiune tabi olurlar يَتَّبِعُونَ تبع
20 illa ancak إِلَّا -
21 z-zenne zanna الظَّنَّ ظنن
22 ve in ve ki وَإِنْ -
23 hum onlar هُمْ -
24 illa ancak إِلَّا -
25 yehrusune yalan uydururlar يَخْرُصُونَ خرص

Notlar

Not 1: *Yeryüzü ve ötegezegenler.

Ayet 67

1429|10|67|هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ
1429|10|67|هو الذي جعل لكم اليل لتسكنوا فيه والنهار مبصرا ان في ذلك لايت لقوم يسمعون
67. Huvellezî ceale lekumul leyle li teskunû fîhi ven nehâre mubsırâ(mubsıren), inne fî zâlike leâyâtin li kavmin yesmeûn(yesmeûne).
O'dur* yapan sizlere geceyi171 sükûnet bulmanız için kendisinde; ve bir gördüren gündüzü170; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler237 işitir bir kavim/toplum için.
Ahmed Samira: 67 He is who made/created for you the night to be tranquil/quiet in it, and the daytime to see , that in that (are) evidences/signs (E) to a nation hearing/listening.140

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O'dur هُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 ceale yapan جَعَلَ جعل
4 lekumu sizlere لَكُمُ -
5 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
6 liteskunu sükûnet bulmanız için لِتَسْكُنُوا سكن
7 fihi onda (gecede) فِيهِ -
8 ve nnehara ve gündüzü وَالنَّهَارَ نهر
9 mubsiran bir gördüren مُبْصِرًا بصر
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 fi فِي -
12 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
13 layatin mutlak ayetler لَايَاتٍ ايي
14 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
15 yesmeune işitirler يَسْمَعُونَ سمع

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 68

1430|10|68|قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ هُوَ ٱلْغَنِىُّ لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ إِنْ عِندَكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ بِهَٰذَآ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
1430|10|68|قالوا اتخذ الله ولدا سبحنه هو الغني له ما في السموت وما في الارض ان عندكم من سلطن بهذا اتقولون علي الله ما لا تعلمون
68. Kâlûttehazallâhu veleden subhâneh(subhânehu), huvel ganiy(ganiyyu), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), in indekum min sultânin bi hâzâ, e tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Dediler: "Edindi Allah bir velet*"; Subhândır7 O; O'dur Ganiyy106; O’nadır göklerdeki162 ve yerdeki; yoktur yanınızda hiçbir bir sultân660 bununla (ilgili); Allah'a karşı bilmediğinizi mi dersiniz?
Ahmed Samira: 68 They said: "God took/received a child (son)." His praise/glory He is the rich, for Him what is in the skies/space and the earth/Planet Earth, at you (is) no proof/evidence with that, are you saying on God what you do not know?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ttehaze edindi اتَّخَذَ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 veleden bir veled وَلَدًا ولد
5 subhanehu Subhândır O سُبْحَانَهُ سبح
6 huve O هُوَ -
7 l-ganiyyu Ganiyy’dir الْغَنِيُّ غني
8 lehu O’nadır لَهُ -
9 ma مَا -
10 fi فِي -
11 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
12 ve ma ve وَمَا -
13 fi فِي -
14 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
15 in yoktur إِنْ -
16 indekum yanınızda عِنْدَكُمْ عند
17 min hiçbir مِنْ -
18 sultanin bir sultan سُلْطَانٍ سلط
19 bihaza bununla بِهَٰذَا -
20 etekulune der misiniz أَتَقُولُونَ قول
21 ala karşı عَلَى -
22 llahi Allah اللَّهِ -
23 ma مَا -
24 la لَا -
25 tea'lemune bilmezdiğinizi تَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Evlat.

Ayet 69

1431|10|69|قُلْ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ
1431|10|69|قل ان الذين يفترون علي الله الكذب لا يفلحون
69. Kul innellezîne yefterûne alâllâhil kezibe lâ yuflihûn(yuflihûne).
De ki: "Doğrusu kimseler (ki) iftira atarlar402 Allah karşı yalanı195; felaha326 kavuşamazlar."
Ahmed Samira: 69 Say: "That those who fabricate/cut and split on God the lies/falsehood do not succeed/win."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
4 yefterune iftira atarlar يَفْتَرُونَ فري
5 ala karşı عَلَى -
6 llahi Allah اللَّهِ -
7 l-kezibe yalanı الْكَذِبَ كذب
8 la لَا -
9 yuflihune felaha kavuşamazlar يُفْلِحُونَ فلح

Ayet 70

1432|10|70|مَتَٰعٌ فِى ٱلدُّنْيَا ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ ٱلْعَذَابَ ٱلشَّدِيدَ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ
1432|10|70|متع في الدنيا ثم الينا مرجعهم ثم نذيقهم العذاب الشديد بما كانوا يكفرون
70. Metâun fîd dunyâ summe ileynâ merciuhum summe nuzîkuhumul azâbeş şedîde bimâ kânû yekfurûn(yekfurûne).
Bir metadır54 dünyadaki; sonra bize doğrudur dönüş yeri onların; sonra tattırırız onlara şiddetli azabı kâfirlik25 ederler olduklarıyla.
Ahmed Samira: 70 Long life/enjoyment in the present world then to Us (is) their return, then We make them taste/experience the torture the strong (severe) because (of) what they were disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 metaun bir metadır مَتَاعٌ متع
2 fi فِي -
3 d-dunya dünyadaki الدُّنْيَا دنو
4 summe sonra ثُمَّ -
5 ileyna bize doğrudur إِلَيْنَا -
6 merciuhum dönüş yerleri onların مَرْجِعُهُمْ رجع
7 summe sonra ثُمَّ -
8 nuzikuhumu tattırırız onlara نُذِيقُهُمُ ذوق
9 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
10 ş-şedide şiddetli الشَّدِيدَ شدد
11 bima بِمَا -
12 kanu olduklarıyla كَانُوا كون
13 yekfurune kâfirlik ederler يَكْفُرُونَ كفر

Ayet 71

1433|10|71|وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُم مَّقَامِى وَتَذْكِيرِى بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوٓا۟ أَمْرَكُمْ وَشُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ ٱقْضُوٓا۟ إِلَىَّ وَلَا تُنظِرُونِ
1433|10|71|واتل عليهم نبا نوح اذ قال لقومه يقوم ان كان كبر عليكم مقامي وتذكيري بايت الله فعلي الله توكلت فاجمعوا امركم وشركاكم ثم لا يكن امركم عليكم غمه ثم اقضوا الي ولا تنظرون
71. Vetlu aleyhim nebe’e nûh(nûhın), iz kâle li kavmihî yâ kavmi in kâne kebure aleykum makâmî ve tezkîrî bi âyâtillâhi fe alâllâhi tevekkeltu fe ecmiû emrekum ve şurekâekum summe lâ yekun emrukum aleykum gummeten summakdû ileyye ve lâ tunzirûn(tunzirûne).
Tilâvet874 et onlara Nûh'un haberini; dediği zaman kavmine/toplumuna: "Ey kavmim/toplumum! Eğer ağır/külfetli gelmiş olduysa üzerinize kıyamım/dikilmem143; ve zikretmem78 Allah'ın ayetlerini454; öyle ki Allah’ın üzerine tevekkül79 ettim (ben); öyle ki cem edin/toplayın kendi emrinizi ve şirk koştuklarınızı; sonra olmasın emriniz sizlere bir gam/keder; sonra tamamlayın (emrinizi) bana karşı; ve göz açtırmayın bana."
Ahmed Samira: 71 And read/recite on them Noah’s information/news, when he said to his nation: "You (my) nation, if my place/position and my reminding/mentioning with Gods’ evidences/verses had become a burden on you, so on God I relied/depended , so gather/collect/unify your matter/affair and your partners (with God), then your matter/affair be not on you ambiguous/vague (covert) , then pass judgment/order to me, and do not give me time/delay me ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetlu oku وَاتْلُ تلو
2 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
3 nebee haberini نَبَأَ نبا
4 nuhin Nûh'un نُوحٍ -
5 iz zaman إِذْ -
6 kale dediği zaman قَالَ قول
7 likavmihi kavmine لِقَوْمِهِ قوم
8 ya kavmi ey kavmim يَا قَوْمِ قوم
9 in eğer إِنْ -
10 kane olduysa كَانَ كون
11 kebura ağır/külfetli geldi كَبُرَ كبر
12 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
13 mekami kıyamım/dikilmem مَقَامِي قوم
14 ve tezkiri ve zikretmem وَتَذْكِيرِي ذكر
15 biayati ayetlerini بِايَاتِ ايي
16 llahi Allah'ın اللَّهِ -
17 feala öyle ki üzerine فَعَلَى -
18 llahi Allah’ın اللَّهِ -
19 tevekkeltu tevekkül ettim تَوَكَّلْتُ وكل
20 feecmiu öyle ki cemaat olun/toplanın فَأَجْمِعُوا جمع
21 emrakum kendi emrinizi أَمْرَكُمْ امر
22 ve şuraka'ekum ve şirk koştuklarınızı وَشُرَكَاءَكُمْ شرك
23 summe sonra ثُمَّ -
24 la لَا -
25 yekun olmaz يَكُنْ كون
26 emrukum emriniz أَمْرُكُمْ امر
27 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
28 gummeten bir gam/keder غُمَّةً غمم
29 summe sonra ثُمَّ -
30 kdu kadere bağlayın اقْضُوا قضي
31 ileyye bana karşı إِلَيَّ -
32 ve la ve وَلَا -
33 tunziruni göz açtırmayın bana تُنْظِرُونِ نظر

Ayet 72

1434|10|72|فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَمَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
1434|10|72|فان توليتم فما سالتكم من اجر ان اجري الا علي الله وامرت ان اكون من المسلمين
72. Fe in tevelleytum fe mâ se’eltukum min ecr(ecrin), in ecriye illâ alâllâhi ve umirtu en ekûne minel muslimîn(muslimîne).
Öyle ki eğer yüz çevirdinizse; öyle ki sual etmiş/sormuş değilim sizlere hiçbir ecir820; ki benim ecrim820 ancak Allah'a karşıdır; ve emrolundum ki olurum müslimden45.
Ahmed Samira: 72 So if you turned away, so I did not ask/demand (of) you from a reward/wage that my reward/wage (is) except on God, and I was ordered/commanded, that I be from the Moslems/submitters .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 tevelleytum yüz çevirdinizse تَوَلَّيْتُمْ ولي
3 fema öyle ki değilim فَمَا -
4 seeltukum sual etmiş سَأَلْتُكُمْ سال
5 min hiç bir مِنْ -
6 ecrin bir ecir/karşılık أَجْرٍ اجر
7 in ki إِنْ -
8 ecriye benim ecrim/karşılığım أَجْرِيَ اجر
9 illa ancak إِلَّا -
10 ala karşıdır عَلَى -
11 llahi Allah'a اللَّهِ -
12 ve umirtu ve emrolundum وَأُمِرْتُ امر
13 en ki أَنْ -
14 ekune olurum أَكُونَ كون
15 mine مِنَ -
16 l-muslimine müslimden الْمُسْلِمِينَ سلم

Ayet 73

1435|10|73|فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَعَلْنَٰهُمْ خَلَٰٓئِفَ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
1435|10|73|فكذبوه فنجينه ومن معه في الفلك وجعلنهم خليف واغرقنا الذين كذبوا بايتنا فانظر كيف كان عقبه المنذرين
73. Fe kezzebûhu fe necceynâhu ve men meahu fîl fulki ve cealnâhum halâife ve agraknellezîne kezzebû bi âyâtinâ, fanzur keyfe kâne âkıbetul munzerîn(munzerîne).
Öyle ki yalanladılar onu*; öyle ki kurtardık onu* ve gemide onunla** birlikte (olan) kimseyi; ve yaptık onları halifeler65; ve boğduk kimseleri (ki) yalanladılar195 ayetlerimizi; öyle ki bak! Nasıl oldu uyarılanların akıbeti892.
Ahmed Samira: 73 So they denied him , so We saved/rescued him and who (was) with him in the ship , and We made/put them (as) caliphs/successors and replacers/leaders, and We drowned/sunk those who lied/denied/falsified with Our evidences/verses , so look/see how was the end/turn (result of) the warned/given notice.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekezzebuhu öyle ki yalanladılar onu فَكَذَّبُوهُ كذب
2 fenecceynahu öyle ki kurtardık onu فَنَجَّيْنَاهُ نجو
3 ve men ve kimseyi وَمَنْ -
4 meahu onunla birlikte مَعَهُ -
5 fi فِي -
6 l-fulki gemide الْفُلْكِ فلك
7 ve cealnahum ve yaptık onları وَجَعَلْنَاهُمْ جعل
8 halaife halifeler خَلَائِفَ خلف
9 ve egrakna ve boğduk وَأَغْرَقْنَا غرق
10 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
11 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
12 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
13 fenzur öyle ki bak فَانْظُرْ نظر
14 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
15 kane oldu كَانَ كون
16 aakibetu akibetleri عَاقِبَةُ عقب
17 l-munzerine uyarılanların الْمُنْذَرِينَ نذر

Notlar

Not 1: *Resûl Nûh'u.**Resûl Nûh'la.

Ayet 74

1436|10|74|ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ بِهِۦ مِن قَبْلُ كَذَٰلِكَ نَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْمُعْتَدِينَ
1436|10|74|ثم بعثنا من بعده رسلا الي قومهم فجاوهم بالبينت فما كانوا ليومنوا بما كذبوا به من قبل كذلك نطبع علي قلوب المعتدين
74. Summe beasnâ min ba’dihî rusulen ilâ kavmihim fe câûhum bil beyyinâti fe mâ kânû li yu’minû bimâ kezzebû bihî min kabl(kablu), kezâlike natbeu alâ kulûbil mugtedîn(mugtedîne).
Sonra gönderdik resûlleri418 kavimlerine/toplumlarına sonrasında onun* ; öyle ki geldiler** beyanatlarla352; öyle ki olmuş değillerdii*** iman47 etmeye önceden kendisini yalanladıklarına; işte böyledir; mühürleriz175 sınırı aşanların kalplerinin üzerini.
Ahmed Samira: 74 Then We sent from after him messengers to their nations, so they came to them with the evidences/verses , so they were not to believe with what they lied/denied/falsified with it from before, as/like that We stamp/cover/seal on the transgressors’/violators’/breakers’ hearts/minds .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 beasna gönderdik بَعَثْنَا بعث
3 min مِنْ -
4 bea'dihi sonrasında onun (Nûh’un) بَعْدِهِ بعد
5 rusulen resulleri رُسُلًا رسل
6 ila إِلَىٰ -
7 kavmihim kavimlerine قَوْمِهِمْ قوم
8 fe ca'uhum öyle ki geldiler فَجَاءُوهُمْ جيا
9 bil-beyyinati beyanatlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
10 fema öyle ki değillerdi فَمَا -
11 kanu olmuş كَانُوا كون
12 liyu'minu iman etmek için لِيُؤْمِنُوا امن
13 bima بِمَا -
14 kezzebu yalanladıklarına كَذَّبُوا كذب
15 bihi kendisini بِهِ -
16 min مِنْ -
17 kablu önceden قَبْلُ قبل
18 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
19 netbeu mühürleriz نَطْبَعُ طبع
20 ala üzerini عَلَىٰ -
21 kulubi kalplerinin قُلُوبِ قلب
22 l-mua'tedine sınırı aşanları الْمُعْتَدِينَ عدو

Notlar

Not 1: *Resûl Nûh’un.**Resûller.***Kavimler/toplumlar.

Ayet 75

1437|10|75|ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ وَهَٰرُونَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
1437|10|75|ثم بعثنا من بعدهم موسي وهرون الي فرعون وملايه بايتنا فاستكبروا وكانوا قوما مجرمين
75. Summe beasnâ min ba’dihim mûsâ ve hârûne ilâ fir’avne ve melâihî bi âyâtinâ festekberû ve kânû kavmen mucrimîn(mucrimîne).
Sonra gönderdik sonrasında onların Mûsâ'yı677 ve Hârûn'u677 ayetlerimizle firavuna karşı ve melesine364 onun; öyle ki kibirlendiler/büyüklendiler; ve oldular mücrim674 bir kavim/toplum.
Ahmed Samira: 75 Then (E) We sent from after them Moses and Aaron to Pharaoh and his nobles/groups/assembly with Our verses/evidences , so they became arrogant and they were a nation (of) criminals/sinners .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 beasna gönderdik بَعَثْنَا بعث
3 min مِنْ -
4 bea'dihim sonrasında onların بَعْدِهِمْ بعد
5 musa Mûsâ’yı مُوسَىٰ -
6 ve harune ve Hârûn'u وَهَارُونَ -
7 ila karşı إِلَىٰ -
8 fir'avne firavuna فِرْعَوْنَ -
9 ve meleihi ve melelerine onun وَمَلَئِهِ ملا
10 biayatina ayetlerimizle بِايَاتِنَا ايي
11 festekberu öyle ki kibirlendiler/büyüklendirler فَاسْتَكْبَرُوا كبر
12 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
13 kavmen bir kavim/toplum قَوْمًا قوم
14 mucrimine mücrim مُجْرِمِينَ جرم

Ayet 76

1438|10|76|فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰذَا لَسِحْرٌ مُّبِينٌ
1438|10|76|فلما جاهم الحق من عندنا قالوا ان هذا لسحر مبين
76. Fe lemmâ câehumul hakku min indinâ kâlû inne hâzâ le sıhrun mubîn(mubînun).
Öyle ki ne zaman geldi onlara hak/gerçek indimizden/katımızdan; dediler: "Doğrusu bu mutlak bir sihirdir."
Ahmed Samira: 76 So when the truth came to them from at Us, they said: "That truly (is) evident magic/sorcery (E)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 ca'ehumu geldi onlara جَاءَهُمُ جيا
3 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
4 min مِنْ -
5 indina indimizden عِنْدِنَا عند
6 kalu dediler قَالُوا قول
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 haza bu هَٰذَا -
9 lesihrun mutlak bir sihirdir لَسِحْرٌ سحر
10 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Ayet 77

1439|10|77|قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمْ أَسِحْرٌ هَٰذَا وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّٰحِرُونَ
1439|10|77|قال موسي اتقولون للحق لما جاكم اسحر هذا ولا يفلح السحرون
77. Kâle mûsâ e tekûlûne lil hakkı lemmâ câekum, e sıhrun hâzâ, ve lâ yuflihus sâhırûn(sâhırûne).
Dedi Mûsâ: "Der misiniz hakka/gerçeğe; ne zaman ki geldi sizlere*; "Bir sihir mi bu?"; ve felaha326 kavuşmaz sihirbazlar.
Ahmed Samira: 77 Moses Said: "Do you say to the truth when it came to you, is that magic/sorcery?" and the magicians/sorcerers do not succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 musa Musa مُوسَىٰ -
3 etekulune der misiniz أَتَقُولُونَ قول
4 lilhakki hakka/gerçeğe لِلْحَقِّ حقق
5 lemma ne zaman ki لَمَّا -
6 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
7 esihrun bir sihir mi أَسِحْرٌ سحر
8 haza bu هَٰذَا -
9 vela ve وَلَا -
10 yuflihu felaha kavuşmaz يُفْلِحُ فلح
11 s-sahirune sihirbazlar السَّاحِرُونَ سحر

Notlar

Not 1: *Hak/gerçek.

Ayet 78

1440|10|78|قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِنِينَ
1440|10|78|قالوا اجيتنا لتلفتنا عما وجدنا عليه ابانا وتكون لكما الكبريا في الارض وما نحن لكما بمومنين
78. Kâlû e ci’tenâ li telfitenâ ammâ vecednâ aleyhi âbâenâ ve tekûne lekumel kibriyâu fîl ard(ardı), ve mâ nahnu lekumâ bi mu’minîn(mu’minîne).
Dediler: "Geldin mi bizlere eğmek için bizleri babalarımızı/atalarımızı üzerinde bulduğumuzdan; ve olursunuz ikiniz* kibirlenen yerde; ve değiliz bizler ikinize iman47 ederler"
Ahmed Samira: 78 They said: "Did you come to us to turn us away (divert us) from what we found our fathers on it, and the arrogance/greatness be to you (B) in the earth/Planet Earth, and we are not to you (B) with believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 eci'tena geldin mi bizlere أَجِئْتَنَا جيا
3 litelfitena eğmek için bizleri لِتَلْفِتَنَا لفت
4 amma عَمَّا -
5 vecedna bulduğumuzdan وَجَدْنَا وجد
6 aleyhi üzerinde عَلَيْهِ -
7 aba'ena babalarımızı/atalarımızı ابَاءَنَا ابو
8 ve tekune ve olursunuz وَتَكُونَ كون
9 lekuma ikiniz لَكُمَا -
10 l-kibriya'u kibirlenen الْكِبْرِيَاءُ كبر
11 fi فِي -
12 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
13 ve ma ve değiliz وَمَا -
14 nehnu bizler نَحْنُ -
15 lekuma ikinize لَكُمَا -
16 bimu'minine iman ederler بِمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Mûsâ ve Hârûn.

Ayet 79

1441|10|79|وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ
1441|10|79|وقال فرعون ايتوني بكل سحر عليم
79. Ve kâle fir’avnu’tûnî bi kulli sâhırin alîm(alîmin).
Ve dedi firavun: "Gelin bana her bir alim sihirbazla."
Ahmed Samira: 79 And Pharaoh said: "Bring to me with every knowledgeable magician/sorcerer."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi ki وَقَالَ قول
2 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
3 tuni gelin bana ائْتُونِي اتي
4 bikulli her bir بِكُلِّ كلل
5 sahirin bir sihirbazla سَاحِرٍ سحر
6 alimin alim عَلِيمٍ علم

Ayet 80

1442|10|80|فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ
1442|10|80|فلما جا السحره قال لهم موسي القوا ما انتم ملقون
80. Fe lemmâ câes seharetu kâle lehum mûsâ elkû mâ entum mulkûn(mulkûne).
Öyle ki ne zaman geldi sihirbazlar; dedi onlara Mûsâ: "Atın sizlerin atıcılar (olduğunuzu)"
Ahmed Samira: 80 So when the magicians/sorcerers came, Moses Said: "Throw/throw away what you are throwing/throwing away."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 ca'e geldi جَاءَ جيا
3 s-seharatu sihirbazlar السَّحَرَةُ سحر
4 kale dedi قَالَ قول
5 lehum onlara لَهُمْ -
6 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
7 elku atın أَلْقُوا لقي
8 ma مَا -
9 entum sizlerin أَنْتُمْ -
10 mulkune atıcılar مُلْقُونَ لقي

Ayet 81

1443|10|81|فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ
1443|10|81|فلما القوا قال موسي ما جيتم به السحر ان الله سيبطله ان الله لا يصلح عمل المفسدين
81. Fe lemmâ elkav kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluh(yubtiluhu), innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn(mufsidîne).
Öyle ki ne zaman attılar dedi Mûsâ: "Kendisiyle geldiğiniz sihirdir; doğrusu Allah batıllaştırır199 onu; doğrusu Allah ıslah316 etmez fesatçıların265 ameli/yaptığını.
Ahmed Samira: 81 So when they threw/threw away Moses said: "What the magic/sorcery you came with it, that truly God will waste/annul/cancel it, that truly God does not correct/repair (the) deeds (of) the corrupting."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 elkav attılar أَلْقَوْا لقي
3 kale dedi ki قَالَ قول
4 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
5 ma مَا -
6 ci'tum geldiğiniz جِئْتُمْ جيا
7 bihi kendisiyle بِهِ -
8 s-sihru sihirdir السِّحْرُ سحر
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 seyubtiluhu batıllaştırır onu سَيُبْطِلُهُ بطل
12 inne doğrusu إِنَّ -
13 llahe Allah اللَّهَ -
14 la لَا -
15 yuslihu islah etmez يُصْلِحُ صلح
16 amele ameli/yaptıklarını عَمَلَ عمل
17 l-mufsidine fesatçıların الْمُفْسِدِينَ فسد

Ayet 82

1444|10|82|وَيُحِقُّ ٱللَّهُ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُجْرِمُونَ
1444|10|82|ويحق الله الحق بكلمته ولو كره المجرمون
82. Ve yuhikkullâhul hakka bi kelimâtihî ve lev kerihel mucrimûn(mucrimûne).
Ve haklaştırır/gerçekleştirir* Allah hakkı/gerçeği kendi kelimeleriyle416; velev/şayet kerhen697 (de) olsalar mücrimler674.
Ahmed Samira: 82 And God corrects the truth with His words/expressions, and even if the criminals/sinners hated (it).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yuhikku ve haklaştırır/gerçekleştirir وَيُحِقُّ حقق
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 l-hakka hakkı/gerçeği الْحَقَّ حقق
4 bikelimatihi kendi kelimeleriyle بِكَلِمَاتِهِ كلم
5 velev velev/şayet وَلَوْ -
6 kerihe kerhen (de) olsalar كَرِهَ كره
7 l-mucrimune mücrimler الْمُجْرِمُونَ جرم

Notlar

Not 1: *Her daim hakkı/gerçeği ortaya çıkarır.

Ayet 83

1445|10|83|فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِّن قَوْمِهِۦ عَلَىٰ خَوْفٍ مِّن فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِمْ أَن يَفْتِنَهُمْ وَإِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْمُسْرِفِينَ
1445|10|83|فما امن لموسي الا ذريه من قومه علي خوف من فرعون وملايهم ان يفتنهم وان فرعون لعال في الارض وانه لمن المسرفين
83. Fe mâ âmene li mûsâ illâ zurriyyetun min kavmihî alâ havfin min fir’avne ve melâihim en yeftinehum, ve inne fir’avne leâlin fîl ard(ardı) ve innehu le minel musrifîn(musrifîne).
Öyle ki iman47 etmiş değildi Mûsâ’ya onun kavminden/toplumundan bir zürriyet380* dışında; firavundan678 ve onun melesinden364 bir korkuya karşı ki fitne332** verirler onlara; ve doğrusu firavun678 mutlak bir yücelendi yerde; ve doğrusu o mutlak müsriflerdendi784.
Ahmed Samira: 83 So did not believe in Moses except descendants from his nation on fear from Pharaoh and their nobles/groups/assembly that he (Pharaoh) tortures them , and that Pharaoh (is) high and mighty (E) in the earth/planet Earth, and that he (is) from (E) the spoilers/exceeders of the limit .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fema öyle ki değildi فَمَا -
2 amene iman etmiş امَنَ امن
3 limusa Mûsâ’ya لِمُوسَىٰ -
4 illa dışında إِلَّا -
5 zurriyyetun bir zürriyet ذُرِّيَّةٌ ذرر
6 min مِنْ -
7 kavmihi onun kavminden قَوْمِهِ قوم
8 ala karşılık عَلَىٰ -
9 havfin bir korkuya خَوْفٍ خوف
10 min مِنْ -
11 fir'avne firavundan فِرْعَوْنَ -
12 ve meleihim ve onun melesinden وَمَلَئِهِمْ ملا
13 en ki أَنْ -
14 yeftinehum fitnelendirirler onları يَفْتِنَهُمْ فتن
15 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
16 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
17 leaalin mutlak bir yücelendi لَعَالٍ علو
18 fi فِي -
19 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
20 ve innehu ve doğrusu o وَإِنَّهُ -
21 lemine mutlak لَمِنَ -
22 l-musrifine müsriflerdendi الْمُسْرِفِينَ سرف

Notlar

Not 1: *Gençler.**İşkence ederek ayartırlar.

Ayet 84

1446|10|84|وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰقَوْمِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوٓا۟ إِن كُنتُم مُّسْلِمِينَ
1446|10|84|وقال موسي يقوم ان كنتم امنتم بالله فعليه توكلوا ان كنتم مسلمين
84. Ve kâle mûsâ yâ kavmi in kuntum âmentum billâhi fe aleyhi tevekkelû in kuntum muslimîn(muslimîne).
Ve dedi Mûsâ: "Ey kavmim/toplumum! Eğer olduysanız iman47 etmişler Allah'a; öyle ki O’na* karşı tevekkül79 edin; eğer olduysanız müslim45."
Ahmed Samira: 84 And Moses said: "You (my) nation if you had believed by God, so on Him rely/depend if you were Moslems/submitters ."141

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
4 in eğer إِنْ -
5 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
6 amentum iman edenler امَنْتُمْ امن
7 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
8 fealeyhi öyle ki O’nun üzerine فَعَلَيْهِ -
9 tevekkelu tevekkül edin تَوَكَّلُوا وكل
10 in eğer إِنْ -
11 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
12 muslimine müslimler مُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1: *Allah'a.

Ayet 85

1447|10|85|فَقَالُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
1447|10|85|فقالوا علي الله توكلنا ربنا لا تجعلنا فتنه للقوم الظلمين
85. Fe kâlû alallâhi tevekkelnâ, rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lil kavmiz zâlimîn(zâlimîne).
Öyle ki dediler*: "Allah'a karşı tevekkül79 ettik; Rabbimiz4! Yapma bizleri bir fitne332** zalimler257 kavmine/toplumuna.
Ahmed Samira: 85 So they said: "On God we relied/depended . Our Lord do not make/put us (as a) test to the nation the unjust/oppressors."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekalu öyle ki dediler فَقَالُوا قول
2 ala karşı عَلَى -
3 llahi Allah'a اللَّهِ -
4 tevekkelna tevekkül ettik تَوَكَّلْنَا وكل
5 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
6 la لَا -
7 tec'alna yapma bizleri تَجْعَلْنَا جعل
8 fitneten bir fitne فِتْنَةً فتن
9 lilkavmi kavmine/toplumuna لِلْقَوْمِ قوم
10 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Bir zürriyet, gençler. **İşkenceye uğrama.

Ayet 86

1448|10|86|وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
1448|10|86|ونجنا برحمتك من القوم الكفرين
86. Ve neccinâ bi rahmetike minel kavmil kâfirîn(kâfirîne).
"Ve kurtar bizleri rahmetinle271 kâfirler25 kavminden/toplumundan."
Ahmed Samira: 86 And save/rescue us with Your mercy from the nation the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve neccina ve kurtar bizleri وَنَجِّنَا نجو
2 birahmetike rahmetinle بِرَحْمَتِكَ رحم
3 mine مِنَ -
4 l-kavmi kavminden/toplumundan الْقَوْمِ قوم
5 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Ayet 87

1449|10|87|وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰ وَأَخِيهِ أَن تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَٱجْعَلُوا۟ بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
1449|10|87|واوحينا الي موسي واخيه ان تبوا لقومكما بمصر بيوتا واجعلوا بيوتكم قبله واقيموا الصلوه وبشر المومنين
87. Ve evhaynâ ilâ mûsâ ve ahîhi en tebevveâ li kavmikumâ bi mısra buyûten vec’alû buyûtekum kıbleten ve akîmus sâlah(sâlate), ve beşşiril mu’minîn(mu’minîne).
Ve vahyettik603 Mûsâ'ya ve kardeşine ki yerleşim yeri edinin ikiniz kavminize/toplumunuza şehirde evler; ve yapın evlerinizi bir kıble14; ve ikame edin salâtı5; ve müjdele müminleri27.
Ahmed Samira: 87 And We inspired/transmitted to Moses and his brother that you (B) reside/establish houses/homes to your (B)’s nation by a city/border/region/Egypt, and make your houses/homes direction, and keep up the prayers, and announce good news (to) the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve evhayna ve vahyettik وَأَوْحَيْنَا وحي
2 ila إِلَىٰ -
3 musa Musa'ya مُوسَىٰ -
4 ve ehihi ve kardeşine وَأَخِيهِ اخو
5 en ki أَنْ -
6 tebevva yerleşim yeri edinin ikiniz تَبَوَّا بوا
7 likavmikuma kavminiz için لِقَوْمِكُمَا قوم
8 bimisra şehirde بِمِصْرَ مصر
9 buyuten evler بُيُوتًا بيت
10 vec'alu ve yapın وَاجْعَلُوا جعل
11 buyutekum evlerinizi بُيُوتَكُمْ بيت
12 kibleten bir kıble قِبْلَةً قبل
13 ve ekimu ve dikin/ayağa kaldırın وَأَقِيمُوا قوم
14 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
15 ve beşşiri ve müjdele وَبَشِّرِ بشر
16 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 88

1450|10|88|وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
1450|10|88|وقال موسي ربنا انك اتيت فرعون وملاه زينه وامولا في الحيوه الدنيا ربنا ليضلوا عن سبيلك ربنا اطمس علي امولهم واشدد علي قلوبهم فلا يومنوا حتي يروا العذاب الاليم
88. Ve kâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte fir’avne ve melâhu zîneten ve emvâlen fîl hayâtid dunyâ rabbenâ li yudıllû an sebîlik(sebîlike), rabbenatmis alâ emvâlihim veşdud alâ kulûbihim fe lâ yu’minû hattâ yerevul azâbel elîm(elîme).
Ve dedi Mûsâ: "Rabbimiz4! Doğrusu sen; verdin firavuna ve melesine364 onun* bir ziynet856 ve mallar dünya hayatında; Rabbimiz4! Dalalete128 düşürmeleri için senin yolundan336; Rabbimiz4! Sil mallarının üzerini ve sertleştir/katılaştır kalplerinin175 üzerini; öyle ki iman47 etmezler ta ki görürler elim/acıklı azabı."
Ahmed Samira: 88 And Moses said: "Our Lord, that You, You gave/brought Pharaoh and his nobles/assembly decoration/beauty/ornament and properties/possessions/wealth in the present world/worldly life, our Lord, to misguide (E) from Your way/path , our Lord wipe out/destroy on their properties/possessions/wealths and stamp/hit on their hearts/minds so they do not believe until they see the torture the painful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
4 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
5 ateyte verdin اتَيْتَ اتي
6 fir'avne firavuna فِرْعَوْنَ -
7 ve meleehu ve melesine onun وَمَلَأَهُ ملا
8 zineten bir ziynet زِينَةً زين
9 ve emvalen ve mallar وَأَمْوَالًا مول
10 fi فِي -
11 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
12 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
13 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
14 liyudillu dalalete sürüklemeleri için لِيُضِلُّوا ضلل
15 an عَنْ -
16 sebilike senin yolundan سَبِيلِكَ سبل
17 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
18 tmis sil اطْمِسْ طمس
19 ala üzerini عَلَىٰ -
20 emvalihim mallarının أَمْوَالِهِمْ مول
21 veşdud ve sertleştir/katılaştır وَاشْدُدْ شدد
22 ala üzerini عَلَىٰ -
23 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
24 fela öyle ki فَلَا -
25 yu'minu iman etmezler يُؤْمِنُوا امن
26 hatta ta ki حَتَّىٰ -
27 yeravu görürler يَرَوُا راي
28 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
29 l-elime elim/acıklı الْأَلِيمَ الم

Notlar

Not 1: *Firavunun.

Ayet 89

1451|10|89|قَالَ قَدْ أُجِيبَت دَّعْوَتُكُمَا فَٱسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَآنِّ سَبِيلَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
1451|10|89|قال قد اجيبت دعوتكما فاستقيما ولا تتبعان سبيل الذين لا يعلمون
89. Kâle kad ucîbet da’vetukumâ festekîmâ ve lâ tettebi ânni sebîlellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Dedi: "Muhakkak cevap verildi ikinizin* çağrısına; öyle ki istikameti koruyun**; ve tabi olmayın*** yollarına kimselerin (ki) bilmezler."
Ahmed Samira: 89 He said: "Your (B)’s call/request/prayer had been answered/replied to, so be straight/direct, and do not follow (the) way/path (of) those who do not know."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 kad muhakkak قَدْ -
3 ucibet cevap verildi أُجِيبَتْ جوب
4 dea'vetukuma ikinizin çağrısına دَعْوَتُكُمَا دعو
5 festekima öyle ki kıyam edin فَاسْتَقِيمَا قوم
6 ve la ve وَلَا -
7 tettebiaanni tabi olmayın تَتَّبِعَانِّ تبع
8 sebile yollarına سَبِيلَ سبل
9 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
10 la لَا -
11 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

Notlar

Not 1: *Mûsâ ve Hârûn.**Ayakta durun, dik durun, dimdik yolda aynı istikamette ikiniz devam edin.**İkiniz.

Ayet 90

1452|10|90|وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُۥ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدْرَكَهُ ٱلْغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِىٓ ءَامَنَتْ بِهِۦ بَنُوٓا۟ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
1452|10|90|وجوزنا ببني اسريل البحر فاتبعهم فرعون وجنوده بغيا وعدوا حتي اذا ادركه الغرق قال امنت انه لا اله الا الذي امنت به بنوا اسريل وانا من المسلمين
90. Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ(adven), hattâ izâ edrekehul gareku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illellezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn(muslimîne).
Ve cevaz* verdik İsrâîloğullarına197 bahri236**; öyle ki tabi oldu onlara firavun ve ordusu bir taşkınlık (-la) ve düşmanlık (-la); ta ki idrak657 ettiği zaman o*** boğulmayı; dedi: "İman47 ettim ki O'dur****; yoktur ilâh74 İsrâîloğullarının197 kendisine iman4 ettiği dışında; ve ben de müslimdenim45.
Ahmed Samira: 90 And We crossed/passed/passed through with Israel’s sons and daughters the sea , so Pharaoh and his soldiers/warriors followed them (with) transgression and violating/breaking until when the drowning/sinking caught up/overtook him , he said: "I believed that He is, no God except who Israel’s descendants believed with Him, and I am from the Moslems/submitters ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cavezna ve cevaz verdik وَجَاوَزْنَا جوز
2 bibeni oğullarına بِبَنِي بني
3 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
4 l-behra bahri الْبَحْرَ بحر
5 fe etbeahum öyle ki tabi oldu onlara فَأَتْبَعَهُمْ تبع
6 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
7 ve cunuduhu ve orduları onun وَجُنُودُهُ جند
8 begyen bir taşkınlık (-la) بَغْيًا بغي
9 ve adve n ve düşmanlık (-la) وَعَدْوًا عدو
10 hatta ta ki حَتَّىٰ -
11 iza zaman إِذَا -
12 edrakehu idrak etti o أَدْرَكَهُ درك
13 l-garaku boğulmayı الْغَرَقُ غرق
14 kale dedi قَالَ قول
15 amentu iman ettim امَنْتُ امن
16 ennehu ki o أَنَّهُ -
17 la yoktur لَا -
18 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
19 illa dışında إِلَّا -
20 llezi الَّذِي -
21 amenet iman ettiği امَنَتْ امن
22 bihi kendisine بِهِ -
23 benu oğullarının بَنُو بني
24 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
25 ve ena ve ben de وَأَنَا -
26 mine مِنَ -
27 l-muslimine müslümanlardanım الْمُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1: *İzin verdik.**Bol su onların geçişine izin verdi.***Firavun.****Allah'tır.

Ayet 91

1453|10|91|ءَآلْـَٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ
1453|10|91|الن وقد عصيت قبل وكنت من المفسدين
91. Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn(mufsidîne).
Şimdi mi? Ve muhakkak isyan ettin önceden; ve oldun fesatçılardan265.
Ahmed Samira: 91 Now, and you had disobeyed before, and you were from the corrupting ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 al'ane şimdi mi? الْانَ -
2 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
3 asayte isyan ettin عَصَيْتَ عصي
4 kablu önceden قَبْلُ قبل
5 ve kunte ve oldun وَكُنْتَ كون
6 mine مِنَ -
7 l-mufsidine fesaçılardan الْمُفْسِدِينَ فسد

Ayet 92

1454|10|92|فَٱلْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ ءَايَةً وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ عَنْ ءَايَٰتِنَا لَغَٰفِلُونَ
1454|10|92|فاليوم ننجيك ببدنك لتكون لمن خلفك ايه وان كثيرا من الناس عن ايتنا لغفلون
92. Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeh(âyeten), ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn(gâfilûne).
Öyle ki o gün kurtarırız seni* bedeninle877 olman için sana halife65** (olan) kimseye bir ayet287; ve doğrusu insanlardan ekserisi ayetlerimizden237 mutlak gâfillerdir310.
Ahmed Samira: 92 So the day/today We save/rescue you with your body/top set (of) armor to be to who (is) behind you an evidence/sign , and that many from the people (are) from Our evidences/verses/signs ignoring/disregarding (E) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felyevme öyle ki o gün فَالْيَوْمَ يوم
2 nuneccike kurtarırız seni نُنَجِّيكَ نجو
3 bibedenike bedeninle senin بِبَدَنِكَ بدن
4 litekune olman için لِتَكُونَ كون
5 limen kimseye لِمَنْ -
6 halfeke halifedir sana خَلْفَكَ خلف
7 ayeten bir ayet ايَةً ايي
8 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
9 kesiran ekserisi كَثِيرًا كثر
10 mine مِنَ -
11 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
12 an عَنْ -
13 ayatina ayetlerimizden ايَاتِنَا ايي
14 legafilune mutlak gafillerdir لَغَافِلُونَ غفل

Notlar

Not 1: *Firavun.**Tüm insanlara değil! Firavun sonrası Mısır'a firavun olan yeni kimseye.

Ayet 93

1455|10|93|وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مُبَوَّأَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ فَمَا ٱخْتَلَفُوا۟ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
1455|10|93|ولقد بوانا بني اسريل مبوا صدق ورزقنهم من الطيبت فما اختلفوا حتي جاهم العلم ان ربك يقضي بينهم يوم القيمه فيما كانوا فيه يختلفون
93. Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet tayyibât(tayyibâti), femahtelefû hattâ câehumul ilm(ilmu), inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
Ve ant olsun yerleştirdik İsrâîloğullarını197 doğru* bir yerleşime; ve rızıklandırdık onları iyilerden; öyle ki ihtilafa düşmüş değillerdi ta ki geldi onlara ilim**; doğrusu (senin) Rabbin4 tamamlar/bitirir aralarını kıyamet günü148; kendisinde ihtilafa düşerler olduklarında.
Ahmed Samira: 93 And We had resided/settled to Israel’s sons and daughters truthful residence/settlement , and We provided for them from the goodnesses , so they did not differ/disagree/dispute until the knowledge came to them, that your Lord passes judgment (settles) between them (in) the Resurrection Day in what they were in it differing/disagreeing/disputing.

Notlar

Not 1: *Etkin, verimli.**Tevrât. Resûl Mûsâ Tur dağında 40 gece boyunca taş yazıtlara/levhalara yazdığı ilim içeren Tevrât'ı getirince.

Ayet 94

1456|10|94|فَإِن كُنتَ فِى شَكٍّ مِّمَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ فَسْـَٔلِ ٱلَّذِينَ يَقْرَءُونَ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكَ لَقَدْ جَآءَكَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
1456|10|94|فان كنت في شك مما انزلنا اليك فسل الذين يقرون الكتب من قبلك لقد جاك الحق من ربك فلا تكونن من الممترين
94. Fe in kunte fî şekkin mimmâ enzelnâ ileyke fes’elillezîne yakreûnel kitâbe min kablik(kablike), lekad câekel hakku min rabbike fe lâ tekûnenne minel mumterîn(mumterîne).
Öyle ki eğer olduysan bir kuşkuda üzerine indirdiğimizden*; öyle ki sual et/sor kimselere135 (ki) ikra815 ederler kitabı** senden önce; ant olsun geldi sana hak/gerçek (senin) Rabbinden4; öyle ki sakın olma şüphelenenlerden.
Ahmed Samira: 94 So if you were in doubt/suspicion from what We descended to you, so ask/question those who read The Book from before you, the truth had come to you from your Lord, so do not be from the doubting/arguing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 kunte olduysan كُنْتَ كون
3 fi فِي -
4 şekkin bir kuşkuda شَكٍّ شكك
5 mimma مِمَّا -
6 enzelna indirdiğimizden أَنْزَلْنَا نزل
7 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
8 feseli öyle ki sual et/sor فَاسْأَلِ سال
9 ellezine kimselere الَّذِينَ -
10 yekra'une ikra ederler يَقْرَءُونَ قرا
11 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
12 min مِنْ -
13 kablike senden once قَبْلِكَ قبل
14 lekad ant olsun لَقَدْ -
15 ca'eke geldi sana جَاءَكَ جيا
16 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
17 min مِنْ -
18 rabbike (senin) Rabbinden رَبِّكَ ربب
19 fela öyle ki فَلَا -
20 tekunenne sakın olma تَكُونَنَّ كون
21 mine مِنَ -
22 l-mumterine şüphelenlerden الْمُمْتَرِينَ مري

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Tevrât'ı ve İncîl'i.

Ayet 95

1457|10|95|وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
1457|10|95|ولا تكونن من الذين كذبوا بايت الله فتكون من الخسرين
95. Ve lâ tekûnenne minellezîne kezzebû bi âyâtillâhi fe tekûne minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve sakın olma kimselerden (ki) yalanladılar195 ayetlerini Allah'ın; öyle ki olursun hüsrana uğrayanlardan.
Ahmed Samira: 95 And do not be from those who lied/denied/falsified with God’s verses/evidences/signs, so you be from the losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tekunenne sakın olma تَكُونَنَّ كون
3 mine مِنَ -
4 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
5 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
6 biayati ayetlerini بِايَاتِ ايي
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 fetekune öyle ki olursun فَتَكُونَ كون
9 mine مِنَ -
10 l-hasirine hüsrana uğrayanlardan الْخَاسِرِينَ خسر

Ayet 96

1458|10|96|إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ
1458|10|96|ان الذين حقت عليهم كلمت ربك لا يومنون
96. İnnellezîne hakkat aleyhim kelimetu rabbike lâ yu’minûn(yu’minûne).
Doğrusu kimselere (ki) hakikat* oldu üzerlerine (senin) Rabbinin4 kelimesi; iman etmezler47.
Ahmed Samira: 96 That those who God’s word/expression (was) deserved on them do not believe.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 hakkat hakikat oldu حَقَّتْ حقق
4 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
5 kelimetu kelimesi كَلِمَتُ كلم
6 rabbike (senin) Rabbinin رَبِّكَ ربب
7 la لَا -
8 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Hak gerçek oldu.

Ayet 97

1459|10|97|وَلَوْ جَآءَتْهُمْ كُلُّ ءَايَةٍ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
1459|10|97|ولو جاتهم كل ايه حتي يروا العذاب الاليم
97. Ve lev câethum kullu âyetin hattâ yerevûl azâbel elîm(elîme).
Velev/şayet gelse (de) onlara her bir ayet287; ta ki* görürler elim/acıklı azabı.
Ahmed Samira: 97 And even if every/each verse/evidence/sign came to them, until they see/understand the torture the painful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev/şayet وَلَوْ -
2 ca'ethum gelse جَاءَتْهُمْ جيا
3 kullu her bir كُلُّ كلل
4 ayetin bir ayet ايَةٍ ايي
5 hatta taki حَتَّىٰ -
6 yeravu görürler يَرَوُا راي
7 l-azabe azabı الْعَذَابَ عذب
8 l-elime elim/acıklı الْأَلِيمَ الم

Notlar

Not 1: *Elim/acıklı azabı görünceye kadar iman etmezler.

Ayet 98

1460|10|98|فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ ءَامَنَتْ فَنَفَعَهَآ إِيمَٰنُهَآ إِلَّا قَوْمَ يُونُسَ لَمَّآ ءَامَنُوا۟ كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ
1460|10|98|فلولا كانت قريه امنت فنفعها ايمنها الا قوم يونس لما امنوا كشفنا عنهم عذاب الخزي في الحيوه الدنيا ومتعنهم الي حين
98. Fe lev lâ kânet karyetun âmenet fe nefeahâ îmânuhâ, illâ kavme yûnus(yûnuse), lemmâ âmenû keşefnâ anhum azâbel hızyi fîl hayâtid dunyâ ve metta’nâhum ilâ hîn(hînin).
Öyle ki keşke olsaydı iman878 etmiş bir kente (ki) öyle ki menfaat sağlasaydı ona* imanı878; dışındadır** Yûnus’un kavmi/toplumu; ne zaman ki iman47 ettiler; keşfettik*** onlardan bir rezillik azabını dünya hayatında; ve metalandırdık54 onları bir süreye doğru.
Ahmed Samira: 98 So where it not for a village/urban city (that) believed, so its faith/belief benefited it, except Jonah’s/Yonis’ nation, when they believed We removed/uncovered (relieved) from them the shameful/scandalous/disgraceful torture in the present world/worldly life, and We gave them long life/made they enjoy to a time .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felevla öyle ki keşke فَلَوْلَا -
2 kanet olsaydı كَانَتْ كون
3 karyetun bir kent (ki) قَرْيَةٌ قري
4 amenet iman etti امَنَتْ امن
5 fe nefe aha öyle ki menfaat sağlasaydı ona فَنَفَعَهَا نفع
6 imanuha imanı onun إِيمَانُهَا امن
7 illa dışındadır إِلَّا -
8 kavme kavmi/toplumu قَوْمَ قوم
9 yunuse Yûnus’un يُونُسَ -
10 lemma ne zaman ki لَمَّا -
11 amenu iman ettiler امَنُوا امن
12 keşefna keşfettik كَشَفْنَا كشف
13 anhum onlardan عَنْهُمْ -
14 azabe azabını عَذَابَ عذب
15 l-hizyi bir rezillik الْخِزْيِ خزي
16 fi فِي -
17 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
18 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
19 ve mettea'nahum ve metalandırdık onları وَمَتَّعْنَاهُمْ متع
20 ila doğru إِلَىٰ -
21 hinin bir süre حِينٍ حين

Notlar

Not 1: *Kente.**Yûnus'un kavminin/toplumunun imanı gerçek bir imandı.***Azaptan kurtaracak yollar açtık, keşfetmelerini sağladık.

Ayet 99

1461|10|99|وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَءَامَنَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا أَفَأَنتَ تُكْرِهُ ٱلنَّاسَ حَتَّىٰ يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
1461|10|99|ولو شا ربك لامن من في الارض كلهم جميعا افانت تكره الناس حتي يكونوا مومنين
99. Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn(mu’minîne).
Velev/şayet dileseydi (senin) Rabbin4; mutlak iman47 ederdi yerdeki kimseler; hepsi onların topluca; öyleyse sen mi zorlarsın* insanları ta ki olurlar müminler27.
Ahmed Samira: 99 And if your Lord wanted/willed who is in the earth/Planet Earth all of them, all/all together would have believed (E), so do you compel/force the people until they be believers/believing?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev/şayet وَلَوْ -
2 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
3 rabbuke (senin) Rabbin رَبُّكَ ربب
4 lamene mutlak iman ederdi لَامَنَ امن
5 men kimseler مَنْ -
6 fi فِي -
7 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
8 kulluhum hepsi onların كُلُّهُمْ كلل
9 cemian topluca جَمِيعًا جمع
10 efeente öyleyse sen mi أَفَأَنْتَ -
11 tukrihu zorlarsın تُكْرِهُ كره
12 n-nase insanları النَّاسَ نوس
13 hatta ta ki حَتَّىٰ -
14 yekunu olurlar يَكُونُوا كون
15 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Zorlayarak tiksindirmek. İstemedikleri halde insanları imana zorlamak.

Ayet 100

1462|10|100|وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَيَجْعَلُ ٱلرِّجْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ
1462|10|100|وما كان لنفس ان تومن الا باذن الله ويجعل الرجس علي الذين لا يعقلون
100. Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alellezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
Ve olmuş değildir bir nefse201 ki iman47 eder; Allah'ın izniyle (olması) dışındadır; ve yapar ricsi773 kimseler üzerlerine (ki) akletmezler.
Ahmed Samira: 100 And (it) was not to a self that she/it believes except with God’s permission, and He makes/puts the142obscenity/filth on those who do not reason/understand/comprehend.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 linefsin bir nefse لِنَفْسٍ نفس
4 en ki أَنْ -
5 tu'mine iman eder تُؤْمِنَ امن
6 illa dışındadır إِلَّا -
7 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 ve yec'alu ve yapar وَيَجْعَلُ جعل
10 r-ricse ricsi الرِّجْسَ رجس
11 ala üzerlerine عَلَى -
12 ellezine kimseler الَّذِينَ -
13 la لَا -
14 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

Ayet 101

1463|10|101|قُلِ ٱنظُرُوا۟ مَاذَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا تُغْنِى ٱلْءَايَٰتُ وَٱلنُّذُرُ عَن قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ
1463|10|101|قل انظروا ماذا في السموت والارض وما تغني الايت والنذر عن قوم لا يومنون
101. Kulinzurû mâzâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve mâ tugnîl âyâtu ven nuzuru an kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
De ki: "Bakın* ne var göklerde162 ve yerde"; ve ganileştirir** değildir ayetler237 ve uyarılar iman47 etmez bir kavme/topluluğa.
Ahmed Samira: 101 Say: "Look/see , what is in the skies/space and the earth/Planet Earth, and the evidences/verses , and the warning/notices do not satisfy/suffice from a nation (that) do not believe."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kuli de ki قُلِ قول
2 nzuru bakın انْظُرُوا نظر
3 maza ne var مَاذَا -
4 fi فِي -
5 s-semavati göklerde السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yerde وَالْأَرْضِ ارض
7 vema ve değildir وَمَا -
8 tugni ganileştirir تُغْنِي غني
9 l-ayatu ayetler الْايَاتُ ايي
10 ve nnuzuru ve uyarılar وَالنُّذُرُ نذر
11 an عَنْ -
12 kavmin bir kavme/topluluğa قَوْمٍ قوم
13 la لَا -
14 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *İnceleyin, araştırın.**Yeterli gelir.

Ayet 102

1464|10|102|فَهَلْ يَنتَظِرُونَ إِلَّا مِثْلَ أَيَّامِ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِهِمْ قُلْ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
1464|10|102|فهل ينتظرون الا مثل ايام الذين خلوا من قبلهم قل فانتظروا اني معكم من المنتظرين
102. Fe hel yentezırûne illâ misle eyyâmillezîne halev min kablihim, kul fentezırû innî meakum minel muntezirîn(muntezirîne).
Öyle ki bakarlar mı onlardan önce geçmiş kimselerin misli870 günleri dışında?"; de ki: "Öyle ki bakın; doğrusu ben (de) sizlerle beraber bakanlardanım."
Ahmed Samira: 102 So do they wait/watch (for) except as/like days/times (of) those who past/expired from before them, Say: "So wait/watch , that I am with you from the waiting/watching ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fehel öyle ki فَهَلْ -
2 yentezirune bakarlar mı يَنْتَظِرُونَ نظر
3 illa dışında إِلَّا -
4 misle misli مِثْلَ مثل
5 eyyami günlere أَيَّامِ يوم
6 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
7 halev geçtiler خَلَوْا خلو
8 min مِنْ -
9 kablihim onlardan önce قَبْلِهِمْ قبل
10 kul de ki قُلْ قول
11 fenteziru öyle ki bakın فَانْتَظِرُوا نظر
12 inni doğrusu ben (de) إِنِّي -
13 meakum sizlerle beraber مَعَكُمْ -
14 mine مِنَ -
15 l-muntezirine bakanlardanım الْمُنْتَظِرِينَ نظر

Ayet 103

1465|10|103|ثُمَّ نُنَجِّى رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كَذَٰلِكَ حَقًّا عَلَيْنَا نُنجِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
1465|10|103|ثم ننجي رسلنا والذين امنوا كذلك حقا علينا ننج المومنين
103. Summe nuneccî rusulenâ vellezîne âmenû kezâlik(kezâlike), hakkan aleynâ nuncil mu’minîn(mu’minîne).
Sonra kurtarırız resûllerimizi418 ve iman47 etmiş kimseleri; işte böyledir; bir haktır/gerçektir üzerimize (ki) kurtarırız müminleri27.
Ahmed Samira: 103 Then We save/rescue Our messengers and those who believed, as/like that truthfully on Us We save/rescue the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 summe sonra ثُمَّ -
2 nunecci kurtarırız نُنَجِّي نجو
3 rusulena resullerimizi رُسُلَنَا رسل
4 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
5 amenu iman etmiş امَنُوا امن
6 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
7 hakkan bir haktır/gerçektir حَقًّا حقق
8 aleyna üzerimize (ki) عَلَيْنَا -
9 nunci kurtarırız نُنْجِ نجو
10 l-mu'minine müminleri الْمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 104

1466|10|104|قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمْ فِى شَكٍّ مِّن دِينِى فَلَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِنْ أَعْبُدُ ٱللَّهَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُمْ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
1466|10|104|قل يايها الناس ان كنتم في شك من ديني فلا اعبد الذين تعبدون من دون الله ولكن اعبد الله الذي يتوفيكم وامرت ان اكون من المومنين
104. Kul yâ eyyuhen nâsu in kuntum fî şekkin min dînî,fe lâ a’budullezîne ta’budûne min dûnillâhi, ve lâkin a’budullâhellezî yeteveffâkum, ve umirtu en ekûne minel mu’minîn(mu’minîne).
De ki: "Ey insanlar! Eğer olduysanız bir kuşkuda dinimden437; öyle ki kulluk46 etmem kimselere (ki) kulluk46 edersiniz Allah’ın astından; velakin/fakat kulluk46 ederim Allah'a; vefat ettirene sizleri; ve emrolundum ki olurum müminlerden27."
Ahmed Samira: 104 Say: "You, you the people, if you were in doubt/suspicion of/from my religion, so I do not worship those whom you worship from other than God, and but I worship God who makes you die, and I was ordered/commanded that I be from the believers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
3 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
4 in eğer إِنْ -
5 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
6 fi فِي -
7 şekkin bir kuşkuda شَكٍّ شكك
8 min مِنْ -
9 dini dinimden دِينِي دين
10 fela öyle ki فَلَا -
11 ea'budu kulluk etmem أَعْبُدُ عبد
12 ellezine kimselere (ki) الَّذِينَ -
13 tea'budune kulluk edersiniz تَعْبُدُونَ عبد
14 min مِنْ -
15 duni astından دُونِ دون
16 llahi Allah’ın اللَّهِ -
17 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
18 ea'budu kulluk ederim أَعْبُدُ عبد
19 llahe Allah'a اللَّهَ -
20 llezi الَّذِي -
21 yeteveffakum vefat ettirene sizleri يَتَوَفَّاكُمْ وفي
22 ve umirtu ve emrolundum وَأُمِرْتُ امر
23 en ki أَنْ -
24 ekune olurum أَكُونَ كون
25 mine مِنَ -
26 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن

Ayet 105

1467|10|105|وَأَنْ أَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
1467|10|105|وان اقم وجهك للدين حنيفا ولا تكونن من المشركين
105. Ve en ekim vecheke lid dîni hanîfâ, ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne).
Ve ki doğrult yüzünü bir hanîf117 dine437; ve sakın olma müşriklerden36.
Ahmed Samira: 105 And that stand/keep up your face/front/direction to the religion (as) a submitter/Unifier of God , and do not be from the sharers/takers of partners (with God) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve en ve ki وَأَنْ -
2 ekim doğrult أَقِمْ قوم
3 vecheke yüzünü وَجْهَكَ وجه
4 liddini dine لِلدِّينِ دين
5 hanifen bir hanif حَنِيفًا حنف
6 ve la ve وَلَا -
7 tekunenne sakın olma تَكُونَنَّ كون
8 mine مِنَ -
9 l-muşrikine müşriklerden الْمُشْرِكِينَ شرك

Ayet 106

1468|10|106|وَلَا تَدْعُ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَ فَإِن فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِّنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
1468|10|106|ولا تدع من دون الله ما لا ينفعك ولا يضرك فان فعلت فانك اذا من الظلمين
106. Ve lâ ted’u min dûnillâhi mâ lâ yenfeuke ve lâ yadurruk(yadurruke), fe in fealte fe inneke izen minez zâlimîn(zâlimîne).
Ve çağırma Allah'ı astından menfaat sağlayamayanı sana ve ne de zarar veremeyeni sana; öyle ki eğer faaliyet içinde olursan (buna); öyle ki doğrusu sen o zaman zalimlerdensin.
Ahmed Samira: 106 And do not call from other than God what does not benefit you and does not harm you, so if you made/did , so that you are then from the unjust/oppressors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 ted'u çağırma تَدْعُ دعو
3 min مِنْ -
4 duni astından دُونِ دون
5 llahi Allah'ı اللَّهِ -
6 ma مَا -
7 la لَا -
8 yenfeuke menfaat sağlayamayanı sana يَنْفَعُكَ نفع
9 ve la ve ne de وَلَا -
10 yedurruke zarar veremeyeni sana يَضُرُّكَ ضرر
11 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
12 fealte faaliyet içinde olduysan فَعَلْتَ فعل
13 feinneke öyle ki doğrusu sen فَإِنَّكَ -
14 izen o zaman إِذًا -
15 mine مِنَ -
16 z-zalimine zalimlerdensin الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 107

1469|10|107|وَإِن يَمْسَسْكَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَ وَإِن يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَآدَّ لِفَضْلِهِۦ يُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
1469|10|107|وان يمسسك الله بضر فلا كاشف له الا هو وان يردك بخير فلا راد لفضله يصيب به من يشا من عباده وهو الغفور الرحيم
107. Ve in yemseskallâhu bidurrin fe lâ kâşife lehu illâ hû(hûve), ve in yuridke bi hayrin fe lâ râdde li fadlih(fadlihi), yusîbu bihî men yeşâu min ibâdih(ibâdihi), ve huvel gafûrur râhîm(râhîmu).
Ve eğer temas ettirse sana Allah bir zararı; öyle ki olmaz kâşif* ona** O’nun*** dışında; ve eğer dilerse**** sana bir hayrı; öyle ki olmaz reddeden***** fazlını202 O’nun***; isabet ettirir**** onu****** kullarından46 dilediği kimseye; ve O**** Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 107 And if God touches you with harm, so (there is) no remover/uncoverer (reliever) to it except Him, and if He wants/wills/intends you with goodness/generosity , so (there is) no returner for His grace/favour/blessing, He strikes/hits with it whom He wills/wants from His worshippers/slaves, and He is the forgiving, the merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 yemseske temas ettirse sana يَمْسَسْكَ مسس
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 bidurrin bir zararı بِضُرٍّ ضرر
5 fela öyle ki olmaz فَلَا -
6 kaşife kaşif كَاشِفَ كشف
7 lehu ona لَهُ -
8 illa dışında إِلَّا -
9 huve O’nun هُوَ -
10 ve in ve eğer وَإِنْ -
11 yuridke dilerse sana يُرِدْكَ رود
12 bihayrin bir hayrı بِخَيْرٍ خير
13 fela öyle ki olmaz فَلَا -
14 radde reddeden رَادَّ ردد
15 lifedlihi fazlını O’nun لِفَضْلِهِ فضل
16 yusibu isabet ettirir يُصِيبُ صوب
17 bihi onu بِهِ -
18 men kimseye مَنْ -
19 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
20 min مِنْ -
21 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
22 ve huve ve O وَهُوَ -
23 l-gafuru Gafûr’dur الْغَفُورُ غفر
24 r-rahimu Rahîm’dir الرَّحِيمُ رحم

Notlar

Not 1: *Kurtulmanın yollarını keşfeden.**Zarara.***Allah'ın.****Allah.*****Geri döndüren.******Fazlı.

Ayet 108

1470|10|108|قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ
1470|10|108|قل يايها الناس قد جاكم الحق من ربكم فمن اهتدي فانما يهتدي لنفسه ومن ضل فانما يضل عليها وما انا عليكم بوكيل
108. Kul yâ eyyuhen nâsu kad câekumul hakku min rabbikum, fe men ihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihi), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve mâ ene aleykum bi vekîl(vekîlin).
De ki: "Ey insanlar! Muhakkak geldi sizlere hak/gerçek* Rabbinizden4; öyle ki kim doğru yola kılavuzladı**; öyle ki ancak doğru yola kılavuzlar kendi nefsini201; ve kim dalalete128 düştü; öyle ki ancak dalalete128 düşer kendi aleyhine; değilim ben üzerinize bir vekîl517."
Ahmed Samira: 108 Say: "You, you the people, the truth had come to you from your Lord, so who was guided, so but he guides for his self, and who misguided , so but he misguides on it, and I am not on you with a guardian/protector."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
3 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
4 kad muhakkak قَدْ -
5 ca'ekumu geldi sizlere جَاءَكُمُ جيا
6 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
7 min مِنْ -
8 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
9 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
10 hteda doğru yola kılavuzladı اهْتَدَىٰ هدي
11 feinnema öyle ki ancak فَإِنَّمَا -
12 yehtedi doğru yola kılavuzlar يَهْتَدِي هدي
13 linefsihi kendi nefsini لِنَفْسِهِ نفس
14 ve men ve kim وَمَنْ -
15 delle dalalete düştü ضَلَّ ضلل
16 feinnema öyle ki ancak فَإِنَّمَا -
17 yedillu dalalete düşer يَضِلُّ ضلل
18 aleyha kendi aleyhine عَلَيْهَا -
19 ve ma değilim وَمَا -
20 ena ben أَنَا -
21 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
22 bivekilin bir vekil بِوَكِيلٍ وكل

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Nefsini.

Ayet 109

1471|10|109|وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَٱصْبِرْ حَتَّىٰ يَحْكُمَ ٱللَّهُ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ
1471|10|109|واتبع ما يوحي اليك واصبر حتي يحكم الله وهو خير الحكمين
109. Vettebi’ mâ yûhâ ileyke vasbir hattâ yahkumallâh(yahkumallâhu), ve huve hayrul hâkimîn(hâkimîne).
Ve tabi ol vahyedilene603 üzerine; ve sabret51; ta ki hükmeder Allah; ve O hayırlısıdır hâkimlerin821.
Ahmed Samira: 109 And follow what is inspired/transmitted to you, and be patient until God judges/rules , and He is best (of) the judges/rulers. 143

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vettebia' ve tabi ol وَاتَّبِعْ تبع
2 ma مَا -
3 yuha vahyedilen يُوحَىٰ وحي
4 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
5 vesbir ve sabret وَاصْبِرْ صبر
6 hatta ta ki حَتَّىٰ -
7 yehkume hükmeder يَحْكُمَ حكم
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 ve huve ve O وَهُوَ -
10 hayru hayırlısıdır خَيْرُ خير
11 l-hakimine hâkimlerin الْحَاكِمِينَ حكم