Sure 5: Mâide/Sofra

Ayet Sayısı: 120
ٱلْمَائِدَة

Ayet 1

670|5|1|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَوْفُوا۟ بِٱلْعُقُودِ أُحِلَّتْ لَكُم بَهِيمَةُ ٱلْأَنْعَٰمِ إِلَّا مَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّى ٱلصَّيْدِ وَأَنتُمْ حُرُمٌ إِنَّ ٱللَّهَ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ
670|5|1|يايها الذين امنوا اوفوا بالعقود احلت لكم بهيمه الانعم الا ما يتلي عليكم غير محلي الصيد وانتم حرم ان الله يحكم ما يريد
1. Yâ eyyuhellezîne âmenû evfû bil ukûd(ukûdi) uhıllet lekum behîmetul en’âmi illâ mâ yutlâ aleykum gayre muhillîs saydi ve entum hurum(hurumun) innallâhe yahkumu mâ yurîd(yurîdu).
Ey iman47 etmiş kimseler! Tamamlayın akitleri207; helal kılındı sizlere dört ayaklı çiftlik hayvanları; dışındadır üzerinize okunan (ki) "helal edilmiş değillerdir avlanma* (-yla elde ettikleriniz) ve sizler ihramlılar534 (-ken)"; doğrusu Allah hükmeder razı olduğuna.
Ahmed Samira: 1 You, you those who believed, fulfill/complete with the contracts; four legged creatures of land and sea except lions (beasts) (of) the camel/livestock is permitted/allowed for you, except what is read/recited on you, not permitting/allowing the hunt/fishing and you are forbidden/respecting for pilgrimage , that God judges/rules what He wills/wants.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 evfu tamamlayın أَوْفُوا وفي
5 bil-ukudi akitleri بِالْعُقُودِ عقد
6 uhillet helal kılındı أُحِلَّتْ حلل
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 behimetu dört ayaklı بَهِيمَةُ بهم
9 l-en'aami çiftlik hayvanları الْأَنْعَامِ نعم
10 illa dışındadır إِلَّا -
11 ma مَا -
12 yutla okunan يُتْلَىٰ تلو
13 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
14 gayra değildir غَيْرَ غير
15 muhilli helal edilmişler مُحِلِّي حلل
16 s-saydi avlanma الصَّيْدِ صيد
17 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
18 hurumun ihramlılar حُرُمٌ حرم
19 inne doğrusu إِنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 yehkumu hükmeder يَحْكُمُ حكم
22 ma مَا -
23 yuridu razı olduğuna يُرِيدُ رود

Notlar

Not 1: *Hac/hüccet döneminde avlanmak haramdır. Ancak Yüce Rabbimiz bizlere dört ayaklı çiftlik hayvanlarını yemeği kendi fazlından bu dönemde de helal kılmıştır.

Ayet 2

671|5|2|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحِلُّوا۟ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَلَا ٱلْهَدْىَ وَلَا ٱلْقَلَٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَٰنًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَٱصْطَادُوا۟ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ أَن تَعْتَدُوا۟ وَتَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ وَلَا تَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
671|5|2|يايها الذين امنوا لا تحلوا شعير الله ولا الشهر الحرام ولا الهدي ولا القليد ولا امين البيت الحرام يبتغون فضلا من ربهم ورضونا واذا حللتم فاصطادوا ولا يجرمنكم شنان قوم ان صدوكم عن المسجد الحرام ان تعتدوا وتعاونوا علي البر والتقوي ولا تعاونوا علي الاثم والعدون واتقوا الله ان الله شديد العقاب
2. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tuhıllû şe’âirallâhi veleş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ ammînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alel birri vet takva ve lâ teâvenû alel ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).
Ey iman47 etmiş kimseler! Halel getirmeyin* Allah'ın şiarlarına312; ve ne de haram aya34; ve ne de hediyeye338; ve ne de gerdanlara**; ve ne de haram eve535 gelenlere (ki) bakınırlar bir fazilete202 Rablerinden4 ve bir rızaya; ve sonlandırdığınız zaman ihramı534 öyle ki avlanın; cürüm işletmesin sizlere bir kavme (olan) nefret/kin ki engellediler sizleri haram mescitten158 ki (o durumda) sınırı aşarsınız; ve yardımlaşın erdem ve takva21 üzerine; ve yardımlaşmayın günah üzerine; ve sınırı aşmayın; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah Şedîd'tir536 akabinde***.
Ahmed Samira: 2 You, you those who believed, do not permit/allow God’s methods of worship and nor the month the forbidden/sacred, and nor the offering, and nor the sacrificial animals/necklaces , and nor heading to the Forbidden/Sacred House/Home, they ask/desire grace/favour from their Lord, and acceptance/satisfaction, and if you finished pilgrimage so hunt/fish, and (let) not a nation’s hatred and animosity make you commit a crime/sin that (because) they prevented you from the Mosque the Forbidden/Sacred, that you transgress, and help each other, on the righteousness , and fear and obedience (of God), and do not help each other on the sin/crime and the transgression/aggression , and fear and obey God, that God (is) strong (severe in) the punishment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tuhillu halel getirmeyin تُحِلُّوا حلل
6 şeaaira işaretlerine شَعَائِرَ شعر
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 ve la ve ne de وَلَا -
9 ş-şehra aya الشَّهْرَ شهر
10 l-harame haram الْحَرَامَ حرم
11 ve la ve ne de وَلَا -
12 l-hedye hediyeye الْهَدْيَ هدي
13 ve la ve ne de وَلَا -
14 l-kalaide gerdanlara الْقَلَائِدَ قلد
15 ve la ve ne de وَلَا -
16 ammine gelenlere امِّينَ امم
17 l-beyte eve الْبَيْتَ بيت
18 l-harame haram الْحَرَامَ حرم
19 yebtegune bakınırlar يَبْتَغُونَ بغي
20 fedlen bir fazilete فَضْلًا فضل
21 min مِنْ -
22 rabbihim Rableriden رَبِّهِمْ ربب
23 ve ridvanen ve bir rızaya وَرِضْوَانًا رضو
24 ve iza ve zaman وَإِذَا -
25 haleltum sonlandırdınız ihramı حَلَلْتُمْ حلل
26 festadu öyle ki avlanın فَاصْطَادُوا صيد
27 ve la وَلَا -
28 yecrimennekum cürüm işletmesin sizlere يَجْرِمَنَّكُمْ جرم
29 şenanu nefret/kin شَنَانُ شنا
30 kavmin bir kavme قَوْمٍ قوم
31 en ki أَنْ -
32 saddukum engellediler sizleri صَدُّوكُمْ صدد
33 ani عَنِ -
34 l-mescidi mescitten الْمَسْجِدِ سجد
35 l-harami haram الْحَرَامِ حرم
36 en ki أَنْ -
37 tea'tedu sınırı aşarsınız تَعْتَدُوا عدو
38 ve teaave nu ve yardımlaşın وَتَعَاوَنُوا عون
39 ala üzerine عَلَى -
40 l-birri erdem الْبِرِّ برر
41 ve ttekva ve takva وَالتَّقْوَىٰ وقي
42 vela ve وَلَا -
43 teaavenu yardımlaşmayın تَعَاوَنُوا عون
44 ala üzerine عَلَى -
45 l-ismi günah الْإِثْمِ اثم
46 vel'udvani ve sınırı aşma وَالْعُدْوَانِ عدو
47 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
48 llahe Allah’a اللَّهَ -
49 inne doğrusu إِنَّ -
50 llahe Allah اللَّهَ -
51 şedidu şiddetlidir شَدِيدُ شدد
52 l-ikabi akabinde الْعِقَابِ عقب

Notlar

Not 1: *Bozmak.**Hediye olarak gönderilmiş hayvanlara işaretleme amacıyla takılan gerdanlıklar. ***Ardında.

Ayet 3

672|5|3|حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحْمُ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلْمُنْخَنِقَةُ وَٱلْمَوْقُوذَةُ وَٱلْمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسْتَقْسِمُوا۟ بِٱلْأَزْلَٰمِ ذَٰلِكُمْ فِسْقٌ ٱلْيَوْمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِ ٱلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِى وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلْإِسْلَٰمَ دِينًا فَمَنِ ٱضْطُرَّ فِى مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِّإِثْمٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
672|5|3|حرمت عليكم الميته والدم ولحم الخنزير وما اهل لغير الله به والمنخنقه والموقوذه والمترديه والنطيحه وما اكل السبع الا ما ذكيتم وما ذبح علي النصب وان تستقسموا بالازلم ذلكم فسق اليوم ييس الذين كفروا من دينكم فلا تخشوهم واخشون اليوم اكملت لكم دينكم واتممت عليكم نعمتي ورضيت لكم الاسلم دينا فمن اضطر في مخمصه غير متجانف لاثم فان الله غفور رحيم
3. Hurrimet aleykumul meytetu veddemu ve lahmul hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihî vel munhanikatu vel mevkûzetu vel mutereddiyetu ven natîhatu ve mâ ekeles sebuu illâ mâ zekkeytum ve mâ zubiha alen nusubi ve en testaksimû bil ezlâm(ezlâmi), zâlikum fisk(fiskun), elyevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevn(vahşevni) el yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni’metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen) fe menidturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Haram kılındı üzerinize ölmüş; ve kan; ve hınzır/domuz eti; ve kendisine Allah’ın dışında başkasının (ismi) adanan/sunulan; ve boğulan (ölen); ve ağır darbeyle/hastalıkla (ölen); ve düşen (ölen); ve boynuzlanmış (ölen); ve yırtıcıların yediği; dışındadır boğazladığınız; ve (haram kılındı) boğazlanan dikilmişler* üzerine -ve ki kısmet ararsınız fal oklarıyla**-; işte bunlar; bir fısktır38; gündür (ki) umudu kesti kâfirlik25 etmiş kimseler dininizden122; öyle ki haşyet53 duymayın onlara; ve haşyet53 duyun bana; bugün (ki) kemale erdirdim/tamamladım sizlere dininizi122; ve kemale erdirdim/tamamladım üzerinize nimetimi; ve razı oldum sizlere İslam’ı218 bir din122 (olarak); öyle ki kim daraldı açlıkta meyletmeksizindir günaha; öyle ki doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 3 Forbidden on you is the animal whose death was caused by suffocation or strangulation, and the blood, and the pig’s/swine’s flesh/meat, and what was declared/praised the name of whom the sacrifice was made for to other than God with it, and the strangled/choked to death, and the beaten to death/dead due to sickness, and the fallen/destroyed/perished (to death), and the animal whose death was caused by another’s horns , and what the beast or bird of prey ate (from), except what you slaughtered, and what was slaughtered on the slaughter places, and that you seek oath with the featherless arrows , that (is) debauchery ; today those who disbelieved despair from your religion, so do not fear them, and fear Me, today I completed for you your religion, and I completed on you My blessing , and I accepted/approved for you the Islam (as) a religion, so who was forced in hunger, not deviating from righteousness/justice to a sin/crime, so that God was/is forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hurrimet haram kılındı حُرِّمَتْ حرم
2 aleykumu üzerinize عَلَيْكُمُ -
3 l-meytetu ölmüş الْمَيْتَةُ موت
4 ve ddemu ve kan وَالدَّمُ دمو
5 velehmu ve eti وَلَحْمُ لحم
6 l-hinziri hınzır/domuz الْخِنْزِيرِ خنزر
7 ve ma ve وَمَا -
8 uhille sunulan/adanan أُهِلَّ هلل
9 ligayri başkası için لِغَيْرِ غير
10 llahi Allah’ın اللَّهِ -
11 bihi kendisi üzerine بِهِ -
12 velmunhanikatu ve boğulan (ölen) وَالْمُنْخَنِقَةُ خنق
13 velmevkuzetu ve ağır darbeyle/hastalıktan (ölen) وَالْمَوْقُوذَةُ وقذ
14 velmuteraddiyetu ve düşen (ölen) وَالْمُتَرَدِّيَةُ ردي
15 ve nnetihatu ve boynuzlanmış (ölen) وَالنَّطِيحَةُ نطح
16 ve ma ve وَمَا -
17 ekele yediği أَكَلَ اكل
18 s-sebuu yırtıcıların السَّبُعُ سبع
19 illa dışındadır إِلَّا -
20 ma مَا -
21 zekkeytum boğazladığınız/kestiğini sizlerin ذَكَّيْتُمْ ذكو
22 ve ma ve وَمَا -
23 zubiha boğazlanan/kesilen ذُبِحَ ذبح
24 ala üzerine عَلَى -
25 n-nusubi dikilmişler النُّصُبِ نصب
26 ve en ve ki وَأَنْ -
27 testeksimu kısmet ararsınız تَسْتَقْسِمُوا قسم
28 bil-ezlami fal oklarıyla بِالْأَزْلَامِ زلم
29 zalikum işte bunlar ذَٰلِكُمْ -
30 fiskun bir fısktır فِسْقٌ فسق
31 l-yevme gündür الْيَوْمَ يوم
32 yeise umudu kesti يَئِسَ ياس
33 ellezine kimseler الَّذِينَ -
34 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
35 min مِنْ -
36 dinikum dininizden دِينِكُمْ دين
37 fela öyle ki فَلَا -
38 tehşevhum haşyet duymayın onlara تَخْشَوْهُمْ خشي
39 vehşevni ve haşyet duyun bana وَاخْشَوْنِ خشي
40 l-yevme bugün الْيَوْمَ يوم
41 ekmeltu kemale erdirdim أَكْمَلْتُ كمل
42 lekum sizlere لَكُمْ -
43 dinekum dininizi دِينَكُمْ دين
44 ve etmemtu ve kemale erdirdim وَأَتْمَمْتُ تمم
45 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
46 nia'meti nimetimi نِعْمَتِي نعم
47 ve raditu ve razı oldum وَرَضِيتُ رضو
48 lekumu sizlere لَكُمُ -
49 l-islame İslam’ı الْإِسْلَامَ سلم
50 dinen bir din (olarak) دِينًا دين
51 femeni öyle ki kim فَمَنِ -
52 dturra daralırsa اضْطُرَّ ضرر
53 fi فِي -
54 mehmesatin açlıkta مَخْمَصَةٍ خمص
55 gayra غَيْرَ غير
56 mutecanifin meyletmeksizindir مُتَجَانِفٍ جنف
57 liismin günaha لِإِثْمٍ اثم
58 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
59 llahe Allah اللَّهَ -
60 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
61 rahimun Rahîm’dir. رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Kutsallık için dikilmiş, inşa edilmiş her şey. Tekkeler, türbeler, idoller, tapınaklar, sözde evliyaların mezar taşları vb. **Anlaşılır ki bu yerlerde fal okları atılarak bir kısmet aranmaktadır. Büyük bir hurafe ve aldatmacadır. Günümüzde tekke ve türbelerde bazı ritüeller yaparak kısmet arayan kimseler vardır. Ağaçlara bezler bağlayanlar, mezarlarda mum yakanlar buna örnek verilebilir.

Ayet 4

673|5|4|يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَآ أُحِلَّ لَهُمْ قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَمَا عَلَّمْتُم مِّنَ ٱلْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُ فَكُلُوا۟ مِمَّآ أَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَٱذْكُرُوا۟ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَيْهِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
673|5|4|يسلونك ماذا احل لهم قل احل لكم الطيبت وما علمتم من الجوارح مكلبين تعلمونهن مما علمكم الله فكلوا مما امسكن عليكم واذكروا اسم الله عليه واتقوا الله ان الله سريع الحساب
4. Yes’elûneke mâ zâ uhılle lehum kul uhılle lekumut tayyibâtu ve mâ allemtum minel cevârihi mukellibîne tuallimûnehunne mimmâ allemekumullâhu fe kulû mimmâ emsekne aleykum vezkurûsmellâhi aleyhi vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe serîul hısâb(hısâbi).
Sual ederler/sorarlar sana neyin helal kılındığını onlara; de ki: "Helal kılındı sizlere iyiler; ve avcı hayvanlardan* öğrettiğiniz (şey); avcı hayvanları eğitenler (ki) öğretirsiniz onları (avcı hayvanları) sizlere öğrettiğinden** Allah'ın; öyle ki yiyin tuttuklarından sizlere; ve anın/zikredin78 Allah'ın ismini49 onun (avın) üzerine; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah seridir/çabuktur hesapta.
Ahmed Samira: 4 They ask/question you what became permitted (allowed) for them, say: "Permitted/allowed for you (are) the goodnesses, and what you taught from the predatory animals, hunting birds and hunting dogs, training for hunting and retrieving , you teach them (F) from what God taught/instructed you, so eat from what they (F) held/grasped/seized on (for) you, and mention/remember God’s name on it, and fear and obey God, that God (is) quick/fast (in) the counting/calculating."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeseluneke sual ederler sana يَسْأَلُونَكَ سال
2 maza neyin مَاذَا -
3 uhille helal kılındığını أُحِلَّ حلل
4 lehum onlara لَهُمْ -
5 kul de ki قُلْ قول
6 uhille helal kılındı أُحِلَّ حلل
7 lekumu sizlere لَكُمُ -
8 t-tayyibatu iyiler الطَّيِّبَاتُ طيب
9 ve ma ve وَمَا -
10 allemtum öğrettiğiniz عَلَّمْتُمْ علم
11 mine مِنَ -
12 l-cevarihi avcı hayvanlardan الْجَوَارِحِ جرح
13 mukellibine avcı hayvanların eğitenler مُكَلِّبِينَ كلب
14 tuallimunehunne öğretirsiniz onları تُعَلِّمُونَهُنَّ علم
15 mimma مِمَّا -
16 allemekumu sizlere öğretttiğinden عَلَّمَكُمُ علم
17 llahu Allah'ın اللَّهُ -
18 fekulu öyle ki yiyin فَكُلُوا اكل
19 mimma مِمَّا -
20 emsekne tuttuklarından أَمْسَكْنَ مسك
21 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
22 vezkuru ve anın وَاذْكُرُوا ذكر
23 isme adını/ismini اسْمَ سمو
24 llahi Allah'ın اللَّهِ -
25 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
26 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
27 llahe Allah’a اللَّهَ -
28 inne doğrusu إِنَّ -
29 llahe Allah اللَّهَ -
30 seriu seridir سَرِيعُ سرع
31 l-hisabi hesapta الْحِسَابِ حسب

Notlar

Not 1: *Tazı, köpek, şahin, doğan, kartal gibi avcı hayvanlar.**Avcı hayvanların eğitilebilmesi mutlak ki Yüce Allah'ın bilgisi ve izniyle olmaktadır. İnsana kalemle yazmayı öğreten Rabbimiz bizlere başka şeyler de öğretti.

Ayet 5

674|5|5|ٱلْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَطَعَامُ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حِلٌّ لَّكُمْ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَّهُمْ وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ إِذَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَٰفِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِىٓ أَخْدَانٍ وَمَن يَكْفُرْ بِٱلْإِيمَٰنِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۥ وَهُوَ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
674|5|5|اليوم احل لكم الطيبت وطعام الذين اوتوا الكتب حل لكم وطعامكم حل لهم والمحصنت من المومنت والمحصنت من الذين اوتوا الكتب من قبلكم اذا اتيتموهن اجورهن محصنين غير مسفحين ولا متخذي اخدان ومن يكفر بالايمن فقد حبط عمله وهو في الاخره من الخسرين
5. El yevme uhılle lekumut tayyibât(tayyibâtu) ve taâmullezîne ûtûl kitâbe hıllun lekum ve taâmukum hıllun lehum vel muhsanâtu minel mu’minâti vel muhsanâtu min ellezîne utûl kitâbe min kablikum izâ âteytumûhunne ucûrehunne muhsınîne gayra musâfihîne ve lâ muttehızî ehdân(ehdânin) ve men yekfur bil îmâni fe kad habita ameluhu ve huve fîl âhıreti minel hâsirîn(hâsirîne).
Bugün (ki) helal kılındı sizlere iyiler; ve kitap verilmiş kimselerin135 yiyeceği bir helaldir sizlere; sizin yiyeceğiniz bir helaldir onlara; ve (helaldir) (kendinizden olan) müminâtlardan493 muhsanât492 kadınlar; ve sizden önce kitap verilmiş kimseler135 (olan) muhsanât492 kadınlar; verdiğiniz zaman onlara (kadınlara) ecirlerini* muhsinler294 (olarak); olmaksızın musâfihin495; ve edinmeyin gizli dost; ve kim kâfirlik25 eder imana47; öyle ki muhakkak boşa çıktı ameli** onun; ve o ahirette hüsrana uğrayanlardandır.
Ahmed Samira: 5 Today is permitted/allowed for you the goodnesses, and those who were given The Book’s food is permitted/allowed for you, and your food is permitted/allowed for them, and the chaste (F) from the believers (F), and the chaste (F) from those who were given The Book from before you, if you gave them (F) their (F) fees (dowries), marrying not fornicating/adulterating, and not taking friends/lovers , and who disbelieves with the faith/belief, so his deed had wasted/failed, and he (is) in the end (other life) from the losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 el-yevme bugün (ki) الْيَوْمَ يوم
2 uhille helal kılındı أُحِلَّ حلل
3 lekumu sizlere لَكُمُ -
4 t-tayyibatu iyiler الطَّيِّبَاتُ طيب
5 ve taaamu ve yiyeceği وَطَعَامُ طعم
6 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
7 utu verildiler أُوتُوا اتي
8 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
9 hillun bir helaldir حِلٌّ حلل
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 ve taaamukum sizin yiyeceğiniz وَطَعَامُكُمْ طعم
12 hillun bir helaldir حِلٌّ حلل
13 lehum onlara لَهُمْ -
14 velmuhsanatu ve muhsenat kadınlar وَالْمُحْصَنَاتُ حصن
15 mine مِنَ -
16 l-mu'minati müminatlardan الْمُؤْمِنَاتِ امن
17 velmuhsanatu ve muhsenat kadınlar وَالْمُحْصَنَاتُ حصن
18 mine مِنَ -
19 ellezine kimseler الَّذِينَ -
20 utu verildiler أُوتُوا اتي
21 l-kitabe Kitap الْكِتَابَ كتب
22 min مِنْ -
23 kablikum sizden önce قَبْلِكُمْ قبل
24 iza إِذَا -
25 ateytumuhunne verdiğiniz zaman onlara (kadınlara) اتَيْتُمُوهُنَّ اتي
26 ucurahunne ecirlerini/karşılıklarını أُجُورَهُنَّ اجر
27 muhsinine muhsinler olarak مُحْصِنِينَ حصن
28 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
29 musafihine musafihin مُسَافِحِينَ سفح
30 ve la وَلَا -
31 muttehizi ve edinmeyin مُتَّخِذِي اخذ
32 ehdanin gizli dost أَخْدَانٍ خدن
33 ve men ve kim وَمَنْ -
34 yekfur kâfirlik eder يَكْفُرْ كفر
35 bil-imani imâna بِالْإِيمَانِ امن
36 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
37 habita boşa çıktı حَبِطَ حبط
38 ameluhu ameli onun عَمَلُهُ عمل
39 ve huve ve o وَهُوَ -
40 fi فِي -
41 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
42 mine مِنَ -
43 l-hasirine hüsrana uğrayanlardandır الْخَاسِرِينَ خسر

Notlar

Not 1: *Mehirlerini.**Yaptığı.

Ayet 6

675|5|6|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغْسِلُوا۟ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى ٱلْمَرَافِقِ وَٱمْسَحُوا۟ بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى ٱلْكَعْبَيْنِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَٱطَّهَّرُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
675|5|6|يايها الذين امنوا اذا قمتم الي الصلوه فاغسلوا وجوهكم وايديكم الي المرافق وامسحوا بروسكم وارجلكم الي الكعبين وان كنتم جنبا فاطهروا وان كنتم مرضي او علي سفر او جا احد منكم من الغايط او لمستم النسا فلم تجدوا ما فتيمموا صعيدا طيبا فامسحوا بوجوهكم وايديكم منه ما يريد الله ليجعل عليكم من حرج ولكن يريد ليطهركم وليتم نعمته عليكم لعلكم تشكرون
6. Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ kumtum iles salâti fagsilû vucûhekum ve eydiyekum ilel merâfikı vemsehû bi ruusikum ve erculekum ilâl ka’beyn(ka’beyni) ve in kuntum cunuben fattahherû ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâitı ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum minh(minhu) mâ yurîdullâhu li yec’ale aleykum min haracin ve lâkin yurîdu li yutahhirekum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Dikeldiğiniz/ayağa kalktığınız zaman salâta5; öyle ki533 gusledin/yıkayın yüzlerinizi ve ellerinizi dirseğe doğru; ve mesh edin/sıvazlayın başlarınızı ve ayaklarınızı iki topuğa doğru; ve eğer olduysanız bir cünüp136; öyle ki temizlenin/yıkanın; ve eğer olduysanız hastalar; ya da bir sefer üzerinde; ya da geldi biriniz sizden gaitadan/dışkılamaktan; ya da dokundunuz/cinsel ilişkiye girdiniz kadınlara; ve asla bulamadınız bir su; öyle ki teyemmüm edin/sürün iyi/hoş/yumuşak toprağa/kuma; öyle ki sıvazlayın yüzlerinize ve ellerinize ondan (topraktan/kumdan); razı olur değildir Allah yapmaya sizlere zorluktan/darlıktan; fakat razı olur/arzular temizlemeye sizleri ve tamamlamaya kendi nimetini sizlere; belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 6 You, you those who believed, if you started/got up to the prayers, so wash with water your faces, and your hands to the elbows, and rub/wipe with your heads and your feet to the two joints/ankle bones, and if you wereimpure/unclean , so be purified/cleaned , and if you were sick/diseased or on (a) journey/trip/voyage or one of you came from the safe hidden depression in the ground (toilet), or you touched and felt repeatedly the women, so you did not find water, so wipe your hands and face with dust good/pure dust, so rub/wipe with your faces and your hands from it, God does not want to make/put on you strain/hardship, and but He wants to purify you mentally and physically and to complete (E) His blessing on you, maybe/perhaps you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَاأَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 iza zaman إِذَا -
5 kumtum dikeldiğiniz/ayağa kalktığınız قُمْتُمْ قوم
6 ila إِلَى -
7 s-salati salata الصَّلَاةِ صلو
8 fegsilu öyle ki yıkayın/gusledin فَاغْسِلُوا غسل
9 vucuhekum yüzlerinizi وُجُوهَكُمْ وجه
10 ve eydiyekum ve ellerinizi وَأَيْدِيَكُمْ يدي
11 ila doğru إِلَى -
12 l-merafiki dirseğe الْمَرَافِقِ رفق
13 vemsehu ve mesh edin/sıvazlayın وَامْسَحُوا مسح
14 biru'usikum başlarınızı بِرُءُوسِكُمْ راس
15 ve erculekum ve ayaklarınızı وَأَرْجُلَكُمْ رجل
16 ila doğru إِلَى -
17 l-kea'beyni iki topuğa الْكَعْبَيْنِ كعب
18 vein ve eğer وَإِنْ -
19 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
20 cunuben bir cünüp/bir uzak (temizlikten) جُنُبًا جنب
21 fettahheru öyle ki temizlenin/yıkanın فَاطَّهَّرُوا طهر
22 vein ve eğer وَإِنْ -
23 kuntum oldunuz كُنْتُمْ كون
24 merda hastalar مَرْضَىٰ مرض
25 ev ya da أَوْ -
26 ala üzerinde عَلَىٰ -
27 seferin bir sefer سَفَرٍ سفر
28 ev ya da أَوْ -
29 ca'e geldi جَاءَ جيا
30 ehadun biriniz أَحَدٌ احد
31 minkum sizden مِنْكُمْ -
32 mine مِنَ -
33 l-gaiti gaitadan/dışkılamaktan الْغَائِطِ غوط
34 ev ya da أَوْ -
35 lamestumu dokundunuz/cinsel ilişkiye girdiniz لَامَسْتُمُ لمس
36 n-nisa'e kadınlara النِّسَاءَ نسو
37 fe lem ve asla فَلَمْ -
38 tecidu bulamadınız تَجِدُوا وجد
39 maen bir su مَاءً موه
40 feteyemmemu öyle ki teyemmüm edin/sürün فَتَيَمَّمُوا يمم
41 saiyden toprağa/kuma صَعِيدًا صعد
42 tayyiben iyi/hoş/yumuşak طَيِّبًا طيب
43 femsehu öyle ki sıvazlayın فَامْسَحُوا مسح
44 bivucuhikum yüzlerinize بِوُجُوهِكُمْ وجه
45 ve eydikum ve ellerinize وَأَيْدِيكُمْ يدي
46 minhu ondan (topraktan/kumdan) مِنْهُ -
47 ma değildir مَا -
48 yuridu razı olur يُرِيدُ رود
49 llahu Allah اللَّهُ -
50 liyec'ale yapmaya لِيَجْعَلَ جعل
51 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
52 min مِنْ -
53 haracin zorluktan/darlıktan حَرَجٍ حرج
54 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
55 yuridu razı olur/arzular يُرِيدُ رود
56 liyutahhirakum temizlemeye sizleri لِيُطَهِّرَكُمْ طهر
57 veliyutimme ve tamamlamaya وَلِيُتِمَّ تمم
58 nia'metehu kendi nimetini نِعْمَتَهُ نعم
59 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
60 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
61 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Ayet 7

676|5|7|وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِى وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
676|5|7|واذكروا نعمه الله عليكم وميثقه الذي واثقكم به اذ قلتم سمعنا واطعنا واتقوا الله ان الله عليم بذات الصدور
7. Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).
Ve anın/zikredin78 nimetini Allah'ın sizlere; ve mîsâkını281 (da); O (Allah) ki ve mîsâkladı281 sizleri onunla dediğiniz zaman "İşittik ve itaat ettik"; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah bir Alîm’dir8 göğüslerin zatîne/özüne.
Ahmed Samira: 7 And remember/mention God’s blessing/goodness on you, and His entrustment that He entrusted you with it, when you said: "We heard/listened and we obeyed." And fear and obey God, that God (is) knowledgeable within the innermosts (chests).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vezkuru ve anın/zikredin وَاذْكُرُوا ذكر
2 nia'mete ni'metini نِعْمَةَ نعم
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
5 ve misakahu ve misakını onun وَمِيثَاقَهُ وثق
6 llezi O ki الَّذِي -
7 vesekakum ve misakladı sizleri وَاثَقَكُمْ وثق
8 bihi onunla بِهِ -
9 iz zaman إِذْ -
10 kultum dediniz قُلْتُمْ قول
11 semia'na işittik سَمِعْنَا سمع
12 ve etaa'na ve itaat ettik وَأَطَعْنَا طوع
13 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
14 llahe Allah’a اللَّهَ -
15 inne doğrusu إِنَّ -
16 llahe Allah اللَّهَ -
17 alimun bir Alîm’dir عَلِيمٌ علم
18 bizati zatîne/özüne بِذَاتِ -
19 s-suduri göğüslerin الصُّدُورِ صدر

Ayet 8

677|5|8|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ ٱعْدِلُوا۟ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
677|5|8|يايها الذين امنوا كونوا قومين لله شهدا بالقسط ولا يجرمنكم شنان قوم علي الا تعدلوا اعدلوا هو اقرب للتقوي واتقوا الله ان الله خبير بما تعملون
8. Yâ eyyuhellezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şuhedâe bil kıstı ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin alâ ellâ ta’dilû. I’dilû, huve akrabu lit takva vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Olun kavvamlar501 Allah için eşitliğe şahitler/tanıklar; ve cürüm* işletmesin sizlere nefret/kin bir kavme karşı ki (o durumda) adaleti gözetmez (olursunuz); adil680 olun; o daha yakındır takvaya21; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah bir Habîr’dir466 yaptıklarınıza.
Ahmed Samira: 8 You, you those who believed, be just/upright to God, witnessing/testifying with the just/equitable, and (let) not a nation’s hatred and animosity make you commit a crime/sin , on (because) that you not be just/equitable, be just/equitable it is nearer/closer to the fear and obedience (of God), and fear and obey God, that God is expert/experienced with what you make/do.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 kunu olun كُونُوا كون
5 kavvamine kavvamlar قَوَّامِينَ قوم
6 lillahi Allah için لِلَّهِ -
7 şuheda'e şahitler/tanıklar شُهَدَاءَ شهد
8 bil-kisti eşitliğe بِالْقِسْطِ قسط
9 ve la ve وَلَا -
10 yecrimennekum cürüm işletmesin sizlere يَجْرِمَنَّكُمْ جرم
11 şenanu nefret/kin شَنَانُ شنا
12 kavmin bir kavme قَوْمٍ قوم
13 ala karşı عَلَىٰ -
14 ella ki أَلَّا -
15 tea'dilu adaleti gözetmezsiniz تَعْدِلُوا عدل
16 a'dilu adil olun اعْدِلُوا عدل
17 huve o هُوَ -
18 ekrabu daha yakındır أَقْرَبُ قرب
19 littekva takvaya لِلتَّقْوَىٰ وقي
20 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
21 llahe Allah’a اللَّهَ -
22 inne doğrusu إِنَّ -
23 llahe Allah اللَّهَ -
24 habirun bir Habir’dir خَبِيرٌ خبر
25 bima بِمَا -
26 tea'melune yaptıklarınıza تَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Suç.

Ayet 9

678|5|9|وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ
678|5|9|وعد الله الذين امنوا وعملوا الصلحت لهم مغفره واجر عظيم
9. Veadellâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum magfiretun ve ecrun azîm(azîmun).
Vaat etti Allah iman47 etmiş kimselere ve sâlihâtı18 yapmışlara; onlaradır bir mağfiret319 ve büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 9 God promised those who believed and made/did the correct/righteous deeds, for them forgiveness and a great wage/reward.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 veade vaad etti وَعَدَ وعد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ellezine kimselere الَّذِينَ -
4 amenu iman etmiş امَنُوا امن
5 ve amilu ve yapmış وَعَمِلُوا عمل
6 s-salihati sâlihâtı الصَّالِحَاتِ صلح
7 lehum onlarındır لَهُمْ -
8 megfiratun bir mağfiret مَغْفِرَةٌ غفر
9 ve ecrun ve bir ecir/karşılık وَأَجْرٌ اجر
10 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Ayet 10

679|5|10|وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ
679|5|10|والذين كفروا وكذبوا بايتنا اوليك اصحب الجحيم
10. Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cehîm(cehîmî).
Ve kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler ve yalanladılar ayetlerimizi; işte bunlar; cahîm808 ashâbıdır194.
Ahmed Samira: 10 And those who disbelieved and denied/falsified with Our signs/verses/evidences, those are the roaring fire’s/Hell’s company.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
2 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
3 ve kezzebu ve yalanladılar وَكَذَّبُوا كذب
4 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
5 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
6 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
7 l-cehimi cehîm الْجَحِيمِ جحم

Ayet 11

680|5|11|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
680|5|11|يايها الذين امنوا اذكروا نعمت الله عليكم اذ هم قوم ان يبسطوا اليكم ايديهم فكف ايديهم عنكم واتقوا الله وعلي الله فليتوكل المومنون
11. Yâ eyyuhellezîne âmenûzkurû ni’metallâhi aleykum iz hemme kavmun en yebsutû ileykum eydiyehum fe keffe eydiyehum ankum, vettekûllâh(vettekûllâhe) ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Anın/zikredin78 Allah'ın üzerinize (olan) nimetini; yeltendiği zaman bir kavim/topluluk (ki) uzatmaya sizlere ellerini; öyle ki geri bıraktırdı (Allah) sizden ellerini onların ; ve takvalı21 olun Allah’a; ve Allah'a karşı öyle ki tevekkül79 etsinler müminler27.
Ahmed Samira: 11 You, you those who believed, remember/mention God’s blessing/goodness on you, when a nation started that they spread/extend their hands to you, so He prevented/stopped their hands from you, and fear and obey God, and on God so should the believers rely on/trust in.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 zkuru anın/zikredin اذْكُرُوا ذكر
5 nia'mete nimetini نِعْمَتَ نعم
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
8 iz zaman إِذْ -
9 hemme yeltenmişti هَمَّ همم
10 kavmun bir kavim/topluluk قَوْمٌ قوم
11 en أَنْ -
12 yebsutu uzatırlar يَبْسُطُوا بسط
13 ileykum sizlere إِلَيْكُمْ -
14 eydiyehum ellerini أَيْدِيَهُمْ يدي
15 fekeffe öyle ki geri bıraktırdı (Allah) فَكَفَّ كفف
16 eydiyehum ellerini onların أَيْدِيَهُمْ يدي
17 ankum sizden عَنْكُمْ -
18 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
19 llahe Allah’a اللَّهَ -
20 ve ala ve karşı وَعَلَى -
21 llahi Allah'a اللَّهِ -
22 felyetevekkeli öyle ki tevekkül etsinler فَلْيَتَوَكَّلِ وكل
23 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن

Ayet 12

681|5|12|وَلَقَدْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ ٱثْنَىْ عَشَرَ نَقِيبًا وَقَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مَعَكُمْ لَئِنْ أَقَمْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَيْتُمُ ٱلزَّكَوٰةَ وَءَامَنتُم بِرُسُلِى وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ فَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ
681|5|12|ولقد اخذ الله ميثق بني اسريل وبعثنا منهم اثني عشر نقيبا وقال الله اني معكم لين اقمتم الصلوه واتيتم الزكوه وامنتم برسلي وعزرتموهم واقرضتم الله قرضا حسنا لاكفرن عنكم سياتكم ولادخلنكم جنت تجري من تحتها الانهر فمن كفر بعد ذلك منكم فقد ضل سوا السبيل
12. Ve lekad ehazallâhu mîsâka benî isrâîl(isrâîle), ve beasnâ minhumusney aşera nakîbâ(nakîben) ve kâlellâhu innî meakum lein ekamtumus salâte ve âteytumuz zekâte ve âmentum bi rusulî ve azzertumûhum ve akradtumullâhe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiâtikum ve le udhılennekum cennâtin tecrî min tahtıhel enhâr(enhâru), fe men kefere ba’de zâlike minkum fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).
Ve ant olsun aldı Allah bir mîsâk281 İsrailoğullarından; ve gönderdik onlardan on iki lider; ve dedi Allah; doğrusu ben sizinle birlikteyim; eğer ikame ettiniz salâtı5; ve verdiniz zekâtı10; ve iman47 ettiniz resûllerime418; ve desteklediniz onları; ve borç123 verdiniz Allah'a güzel bir borç123; mutlak kâfirlik25 ederim*; ve mutlak sokarım sizleri cennetlere; akar altından onun nehirler; öyle ki kim kâfirlik25 etti bundan sonra sizlerden; öyle ki muhakkak dalalet128 içinde oldu/saptı dümdüz yoldan553.
Ahmed Samira: 12 And God had taken Israel’s sons’ and daughters’ promise/covenant, and We sent from them twelve heads/chiefs/representatives, and God said: "I am with you, if (E) you kept up the prayers, and you gave the charity/purification, and you believed with My messengers and you supported/aided them, and you lent/advanced God a good loan/advance, I will substitute (E) from you your sins/crimes and I will enter you (E) treed gardens the rivers flow from beneath it, so who disbelieved after that, from you, so (he) had misguided the way’s/path’s straightness."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ehaze aldı أَخَذَ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 misaka bir misak/sözleşme مِيثَاقَ وثق
5 beni oğullarından بَنِي بني
6 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
7 ve beasna ve gönderdik وَبَعَثْنَا بعث
8 minhumu onlardan مِنْهُمُ -
9 sney iki (on iki) اثْنَيْ ثني
10 aşera on (on iki) عَشَرَ عشر
11 nekiben lider نَقِيبًا نقب
12 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 inni doğrusu ben إِنِّي -
15 meakum sizinle birlikteyim مَعَكُمْ -
16 lein eğer لَئِنْ -
17 ekamtumu diktiniz/ayağa kaldırdınız أَقَمْتُمُ قوم
18 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
19 ve ateytumu ve verdiniz وَاتَيْتُمُ اتي
20 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
21 ve amentum ve iman ettiniz وَامَنْتُمْ امن
22 birusuli resullerime/elçilerime بِرُسُلِي رسل
23 ve azzertumuhum ve desteklediniz onları وَعَزَّرْتُمُوهُمْ عزر
24 ve ekradtumu ve borç verdiniz وَأَقْرَضْتُمُ قرض
25 llahe Allah'a اللَّهَ -
26 kardan bir borç قَرْضًا قرض
27 hasenen güzel حَسَنًا حسن
28 leukeffiranne mutlak kâfirlik ederim لَأُكَفِّرَنَّ كفر
29 ankum sizlerden عَنْكُمْ -
30 seyyiatikum günahlarınızı سَيِّئَاتِكُمْ سوا
31 veleudhilennekum ve mutlak sokarım sizleri وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ دخل
32 cennatin cennetlere جَنَّاتٍ جنن
33 tecri akar تَجْرِي جري
34 min مِنْ -
35 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
36 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
37 femen öyle ki kim فَمَنْ -
38 kefera kâfirlik etti/gerçeği örttü كَفَرَ كفر
39 bea'de sonra بَعْدَ بعد
40 zalike bundan ذَٰلِكَ -
41 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
42 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
43 delle dalalet içinde oldu/saptı ضَلَّ ضلل
44 seva'e düz سَوَاءَ سوي
45 s-sebili yoldan السَّبِيلِ سبل

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın mümin kimselerin bazı günahlarına kâfirlik edeceği yani örtüp gizleyeceği bu ayette bildirilir.

Ayet 13

682|5|13|فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ لَعَنَّٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَٰسِيَةً يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
682|5|13|فبما نقضهم ميثقهم لعنهم وجعلنا قلوبهم قسيه يحرفون الكلم عن مواضعه ونسوا حظا مما ذكروا به ولا تزال تطلع علي خاينه منهم الا قليلا منهم فاعف عنهم واصفح ان الله يحب المحسنين
13. Fe bimâ nakdihim mîsâkahum leannâhum ve cealnâ kulûbehum kâsiyet(kâsiyeten), yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve nesû hazzan mimmâ zukkirû bih(bihî), ve lâ tezâlu tettaliu alâ hâınetin minhum illâ kalîlen minhum fa’fu anhum vasfah innallâhe yuhıbbul muhsinîn(muhsinîne).
Öyle ki mîsâklarını281 bozmaları nedeniyledir; mutlak lanetledik280 onları ve yaptık kalplerini kaskatı175; tahrif ederler kelimeleri yerlerinden; ve unuttular bir payı zikredildiklerinden kendisiyle* (Tevrât'la); ve daima karşılaşırsın onlardan bir hainlik üzerine; dışındadır onlardan bir azı ; öyle ki affet onlardan; ve el sıkış/dokun kibarca; doğrusu Allah sever muhsinleri294.
Ahmed Samira: 13 So because (of) what their breaking/breaching their promise/covenant, We cursed them and We made their hearts cruel/merciless, they alter/distort the words/expressions from its places, and they forgot (a) fortune (share) from what they were reminded with it, and do you not still/continue to know/see on a betrayal/unfaithfulness from them, except (a) few from them, so forg ive/pardon on them and forgive/pardon, that God loves/likes the good doers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 febima öyle ki nedeniyledir فَبِمَا -
2 nekdihim bozmaları onların نَقْضِهِمْ نقض
3 misakahum misaklarını مِيثَاقَهُمْ وثق
4 leannahum mutlak lanetledik onları لَعَنَّاهُمْ لعن
5 ve cealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
6 kulubehum kalplerini قُلُوبَهُمْ قلب
7 kasiyeten bir kaskatı قَاسِيَةً قسو
8 yuharrifune tahrif ederler يُحَرِّفُونَ حرف
9 l-kelime kelimeleri الْكَلِمَ كلم
10 an عَنْ -
11 mevadiihi yerlerinden مَوَاضِعِهِ وضع
12 ve nesu ve unuttular وَنَسُوا نسي
13 hazzen bir payı حَظًّا حظظ
14 mimma مِمَّا -
15 zukkiru zikredildiklerinden ذُكِّرُوا ذكر
16 bihi kendisiyle (kitap) بِهِ -
17 ve la ve وَلَا -
18 tezalu daima تَزَالُ زيل
19 tettaliu karşılaşırsın تَطَّلِعُ طلع
20 ala üzerine عَلَىٰ -
21 hainetin bir hainlik خَائِنَةٍ خون
22 minhum onlardan مِنْهُمْ -
23 illa dışındadır إِلَّا -
24 kalilen bir az قَلِيلًا قلل
25 minhum onlardan مِنْهُمْ -
26 fea'fu öyle ki affet فَاعْفُ عفو
27 anhum onlardan عَنْهُمْ -
28 vesfeh ve el sıkış/dokun kibarca وَاصْفَحْ صفح
29 inne doğrusu إِنَّ -
30 llahe Allah اللَّهَ -
31 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
32 l-muhsinine muhsinleri الْمُحْسِنِينَ حسن

Notlar

Not 1: *Kendilerine verilen Tevrât'tan bir pay alamadılar. Onun yerine kendi elleriyle yazdıkları uyduruk anlatılar olan Talmud'a tabi oldular.

Ayet 14

683|5|14|وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّا نَصَٰرَىٰٓ أَخَذْنَا مِيثَٰقَهُمْ فَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَأَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَاوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ
683|5|14|ومن الذين قالوا انا نصري اخذنا ميثقهم فنسوا حظا مما ذكروا به فاغرينا بينهم العداوه والبغضا الي يوم القيمه وسوف ينبيهم الله بما كانوا يصنعون
14. Ve minellezîne kâlû innâ nasârâ ehaznâ mîsâkahum fe nesû hazzan mimmâ zukkirû bihî fe agraynâ beynehumul adâvete vel bagdâe ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti) ve sevfe yunebbiuhumullâhu bimâ kânû yasnaûn(yasnaûne).
Ve kimselerden (ki) dediler: "Doğrusu bizler Nasârâlıyız268"; aldık mîsâklarını281 onların ; öyle ki unuttular kendisiyle (İncîl'le) zikredildiklerinden bir payı*; öyle ki yapıştırdık aralarına onların düşmanlık ve nefret/kin kıyamet gününe kadar; ve yakında haber verecek onlara Allah üretirler olduklarını.
Ahmed Samira: 14 And from those who said: "We are Christians." We took their promise/covenant, so they forgot a luck (share) from what they were reminded with it, so We urged/excited to stir up between them the animosity and the intense hatred to the Resurrection Day, and God will inform them with what they were performing/producing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve mine ve وَمِنَ -
2 ellezine kimselerden (ki) الَّذِينَ -
3 kalu dediler قَالُوا قول
4 inna doğrusu bizler إِنَّا -
5 nesara Nasaralıyız نَصَارَىٰ نصر
6 ehazna aldık أَخَذْنَا اخذ
7 misakahum misaklarını onların مِيثَاقَهُمْ وثق
8 fenesu öyle ki unuttular فَنَسُوا نسي
9 hazzen bir payı حَظًّا حظظ
10 mimma مِمَّا -
11 zukkiru zikredildiklerinden ذُكِّرُوا ذكر
12 bihi kendisiyle (kitap) بِهِ -
13 feegrayna öyle ki yapıştırdık فَأَغْرَيْنَا غرو
14 beynehumu aralarına onların بَيْنَهُمُ بين
15 l-adavete düşmanlık الْعَدَاوَةَ عدو
16 velbegda'e ve nefret/kin وَالْبَغْضَاءَ بغض
17 ila kadar إِلَىٰ -
18 yevmi gününe يَوْمِ يوم
19 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
20 ve sevfe ve yakında وَسَوْفَ -
21 yunebbiuhumu haber verecek onlara يُنَبِّئُهُمُ نبا
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 bima بِمَا -
24 kanu olduklarını كَانُوا كون
25 yesneune üretirler يَصْنَعُونَ صنع

Notlar

Not 1: *Kendilerine verilen İncîl'den bir pay alamadılar. Onun yerine kendi elleriyle yazdıkları uyduruk anlatılara tabi oldular.

Ayet 15

684|5|15|يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِّمَّا كُنتُمْ تُخْفُونَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَعْفُوا۟ عَن كَثِيرٍ قَدْ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورٌ وَكِتَٰبٌ مُّبِينٌ
684|5|15|ياهل الكتب قد جاكم رسولنا يبين لكم كثيرا مما كنتم تخفون من الكتب ويعفوا عن كثير قد جاكم من الله نور وكتب مبين
15. Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum kesîran mimmâ kuntum tuhfûne minel kitâbi ve ya’fû an kesîr(kesîrin) kad câekum minallâhi nûrun ve kitâbun mubîn(mubînun).
Ey kitap ehli135! Muhakkak geldi sizlere resûlümüz* (ki) beyan226 eder sizlere kitaptan** gizler olduğunuzdan çoğunu***; ve affeder çoğundan****; muhakkak geldi sizlere Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap*****.
Ahmed Samira: 15 You The Book’s people, Our messenger had come to you, he clarifies/shows to you much from what you were hiding from The Book, and He forgives/pardons from much, a light and clear/evident Book had come to you69from God.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya ehle ey ehli يَا أَهْلَ اهل
2 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
3 kad muhakkak قَدْ -
4 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
5 rasuluna resûlümüz رَسُولُنَا رسل
6 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 kesiran çoğunu كَثِيرًا كثر
9 mimma مِمَّا -
10 kuntum olduğunuzdan كُنْتُمْ كون
11 tuhfune gizlersiniz تُخْفُونَ خفي
12 mine مِنَ -
13 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
14 ve yea'fu ve affeder وَيَعْفُو عفو
15 an عَنْ -
16 kesirin çoğundan كَثِيرٍ كثر
17 kad muhakkak قَدْ -
18 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
19 mine مِنَ -
20 llahi Allah’tan اللَّهِ -
21 nurun bir nur نُورٌ نور
22 ve kitabun ve kitap وَكِتَابٌ كتب
23 mubinun apaçık bir مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Muhammed peygamber.**Tevrât ve İncîl.***Kutsal kitapta yer almasına rağmen örterek unutturduğunuz, hükmünü uydurmalarla yok ettiğiniz hükümlerin çoğunu sizlere Kur'an ile tekrar deklere eder.****Kutsal kitapla sizlere indirilen dinden şeriat hükümlerinin çoğundan Yüce Allah vazgeçmiştir. Affetmiştir. Bunları da Kur'an'la deklere eder. *****Kur'an. Alemler için bir nurdur, aydınlıktır. Bir deniz fenerinin nur üstüne nur olan ışığı gibi, evrendeki Quasarlar gibi yol gösterir.

Ayet 16

685|5|16|يَهْدِى بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضْوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِهِۦ وَيَهْدِيهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
685|5|16|يهدي به الله من اتبع رضونه سبل السلم ويخرجهم من الظلمت الي النور باذنه ويهديهم الي صرط مستقيم
16. Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum minez zulumâti ilen nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Kılavuzlar onunla* (kitapla) Allah kendi (Allah'ın) rızasına tabi olmuş kimseyi esenlik/selam yollarına; ve çıkarır onları karanlıklardan nura doğru kendi izniyle; ve kılavuzlar onları dosdoğru bir yola.
Ahmed Samira: 16 God guides with it who followed His satisfaction, the security’s/peace’s ways/paths, and He brings them out from the darknesses to the light with His permission, and He guides them to a straight/direct road/way.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehdi doğruya kılavuzlar يَهْدِي هدي
2 bihi onunla بِهِ -
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 meni kimseleri مَنِ -
5 ttebea tabi oldu اتَّبَعَ تبع
6 ridvanehu rızasına O’nun رِضْوَانَهُ رضو
7 subule yollarına سُبُلَ سبل
8 s-selami esenlik السَّلَامِ سلم
9 ve yuhricuhum ve çıkarır onları وَيُخْرِجُهُمْ خرج
10 mine مِنَ -
11 z-zulumati karanlıklardan الظُّلُمَاتِ ظلم
12 ila إِلَى -
13 n-nuri nura doğru النُّورِ نور
14 biiznihi kendi izniyle بِإِذْنِهِ اذن
15 ve yehdihim ve kılavuzlar onları وَيَهْدِيهِمْ هدي
16 ila doğru إِلَىٰ -
17 siratin bir yola صِرَاطٍ صرط
18 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *Kur'an'la.

Ayet 17

686|5|17|لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ أَن يُهْلِكَ ٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
686|5|17|لقد كفر الذين قالوا ان الله هو المسيح ابن مريم قل فمن يملك من الله شيا ان اراد ان يهلك المسيح ابن مريم وامه ومن في الارض جميعا ولله ملك السموت والارض وما بينهما يخلق ما يشا والله علي كل شي قدير
17. Lekad keferellezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) kul fe men yemliku minallâhi şey’en in erâde en yuhlikel mesîhabne meryeme ve ummehu ve men fîl ardı cemîa(cemîan) ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ. Yahluku mâ yeşâ(yeşâu) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ant olsun kâfirlik25 etti kimseler (ki) dediler: "Doğrusu Allah (ki) O Meryem oğlu Mesih'tir"; de ki: "Öyle ki kim mülk/hükümdarlık sahibi olur Allah’a karşı bir şey eğer helak etmek istediyse (Allah) Meryem oğlu Mesih'i ve annesini onun ve yeryüzündeki kimseleri topluca; ve Allah’adır mülkü hükümdarlığı göklerin162 ve yerin ve ikisi arasındakinin; yaratır dilediğini; ve Allah her bir şey üzerine bir Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 17 Those who said: "That God, He is the Messiah Mary’s son." had disbelieved, say: "So who owns/possesses from God a thing, if He wanted that He destroys the Messiah, Mary’s son, and his mother, and who (is) in the earth/Planet Earth all together? And to God (are) the skies/space and what (is) between them (B)’s ownership/kingdom , He creates what He wills/wants, and God (is) on every thing capable ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 huve O هُوَ -
8 l-mesihu Mesih'tir الْمَسِيحُ -
9 bnu oğlu ابْنُ بني
10 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
11 kul de ki قُلْ قول
12 femen öyle ki kim فَمَنْ -
13 yemliku mülk/hükümdarlık sahibi olur يَمْلِكُ ملك
14 mine karşı مِنَ -
15 llahi Allah’a اللَّهِ -
16 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
17 in eğer إِنْ -
18 erade istediyse أَرَادَ رود
19 en ki أَنْ -
20 yuhlike helak eder يُهْلِكَ هلك
21 l-mesiha Mesih'i الْمَسِيحَ -
22 bne oğlu ابْنَ بني
23 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
24 ve ummehu ve annesini onun وَأُمَّهُ امم
25 ve men ve kimseleri وَمَنْ -
26 fi فِي -
27 l-erdi yeryüzündeki الْأَرْضِ ارض
28 cemian topluca جَمِيعًا جمع
29 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
30 mulku mülkü/hükümdarlığı مُلْكُ ملك
31 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
32 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
33 ve ma ve وَمَا -
34 beynehuma ikisi arasındadakinin بَيْنَهُمَا بين
35 yehluku yaratır يَخْلُقُ خلق
36 ma مَا -
37 yeşa'u dilediğini يَشَاءُ شيا
38 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
39 ala üzerine عَلَىٰ -
40 kulli her كُلِّ كلل
41 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
42 kadirun bir Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Ayet 18

687|5|18|وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحْنُ أَبْنَٰٓؤُا۟ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُم بَلْ أَنتُم بَشَرٌ مِّمَّنْ خَلَقَ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ
687|5|18|وقالت اليهود والنصري نحن ابنوا الله واحبوه قل فلم يعذبكم بذنوبكم بل انتم بشر ممن خلق يغفر لمن يشا ويعذب من يشا ولله ملك السموت والارض وما بينهما واليه المصير
18. Ve kâletil yahûdu ven nasârâ nahnu ebnâullâhi ve ehıbbâuh(ehıbbâuhu) kul fe lime yuazzibukum bi zunûbikul bel entum beşerun mimmen halak(halaka) yagfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâ(yeşâu) ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve ileyhil masîr(masîru).
Ve dediler Yahudiler306 ve Hristiyanlar296: "Bizler Allah'ın oğullarıyız; ve sevdikleriyiz O’nun"; de ki: "Öyleyse niçin azap eder sizlere günahlarınızla?"; Evet! Sizler (de) bir beşersiniz yarattığı kimseden; mağfiret319 eder dilediği kimseye; ve azap eder dilediği kimseye; ve Allah’adır mülkü göklerin162 ve yerin ve ikisi arasındakinin; ve O’nadır dönüş yeri.
Ahmed Samira: 18 And the Jews and the Christians said: "We are God’s sons and His most loved." say: "So why He tortures you because of your crimes? But you are humans from what He created, He forgives to whom He wills/wants, and He tortures who He wills/wants, and to God (are) the skies/space, and the earth/Planet Earth, and what (is) between them (B)’s ownership/kingdom, and to Him (is) the end/destination."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kaleti ve dediler وَقَالَتِ قول
2 l-yehudu Yahudiler الْيَهُودُ -
3 ve nnesara ve Hristiyanlar وَالنَّصَارَىٰ نصر
4 nehnu bizler نَحْنُ -
5 ebna'u oğullarıyız أَبْنَاءُ بني
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ve ehibba'uhu ve sevdikleriyiz O’nun وَأَحِبَّاؤُهُ حبب
8 kul de ki قُلْ قول
9 felime öyleyse niçin فَلِمَ -
10 yuazzibukum azap eder sizlere يُعَذِّبُكُمْ عذب
11 bizunubikum günahlarınızla بِذُنُوبِكُمْ ذنب
12 bel evet! بَلْ -
13 entum sizlersiniz أَنْتُمْ -
14 beşerun bir beşer بَشَرٌ بشر
15 mimmen kimseden مِمَّنْ -
16 haleka yarattığı خَلَقَ خلق
17 yegfiru mağfiret eder يَغْفِرُ غفر
18 limen kimseye لِمَنْ -
19 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
20 ve yuazzibu ve azap eder وَيُعَذِّبُ عذب
21 men kimseye مَنْ -
22 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
23 velillahi ve Allah’adır وَلِلَّهِ -
24 mulku mülkü مُلْكُ ملك
25 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
26 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
27 ve ma ve وَمَا -
28 beynehuma ikisi arasındakinin بَيْنَهُمَا بين
29 ve ileyhi ve O’nadır وَإِلَيْهِ -
30 l-mesiru dönüş yeri الْمَصِيرُ صير

Ayet 19

688|5|19|يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُوا۟ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ فَقَدْ جَآءَكُم بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
688|5|19|ياهل الكتب قد جاكم رسولنا يبين لكم علي فتره من الرسل ان تقولوا ما جانا من بشير ولا نذير فقد جاكم بشير ونذير والله علي كل شي قدير
19. Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum alâ fetretin min er rusuli en tekûlû mâ câenâ min beşîrin ve lâ nezîrin fe kad câekum beşîrun ve nezîr(nezîru) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ey kitap ehli! Muhakkak geldi sizlere resûlümüz418 (ki) beyan eder sizlere; (önceki) resûllerden418 yarılmaya/açılmaya karşı ki dersiniz: "Gelmiş değildi bizlere bir müjdeciden ve ne de bir uyarıcıdan"; öyle ki muhakkak geldi sizlere bir müjdeci ve uyarıcı; ve Allah her bir şey üzerine bir Kadîr’dir.
Ahmed Samira: 19 You The Book’s people, a messenger had come to you, he clarifies/shows to you, on an intermission from the messengers, that you say: "From (an) announcer of good news did not come to us, and nor a warner/giver of notice." So (an) announcer and a warner/giver of notice had come to you, and God was/is on every thing capable/able.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya ehle ey ehli يَا أَهْلَ اهل
2 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
3 kad muhakkak قَدْ -
4 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
5 rasuluna resûlümüz رَسُولُنَا رسل
6 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 ala karşı عَلَىٰ -
9 fetratin yarıldığı/açıldığı فَتْرَةٍ فتر
10 mine مِنَ -
11 r-rusuli resûllerden الرُّسُلِ رسل
12 en ki أَنْ -
13 tekulu dersinize تَقُولُوا قول
14 ma değildi مَا -
15 ca'ena geldi bizlere جَاءَنَا جيا
16 min مِنْ -
17 beşirin bir müjdeciden بَشِيرٍ بشر
18 ve la ve ne de وَلَا -
19 nezirin bir uyarıcıdan نَذِيرٍ نذر
20 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
21 ca'ekum geldi sizlere جَاءَكُمْ جيا
22 beşirun bir müjdeci بَشِيرٌ بشر
23 ve nezirun ve uyarıcı وَنَذِيرٌ نذر
24 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
25 ala üzerine عَلَىٰ -
26 kulli her كُلِّ كلل
27 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
28 kadirun Kâdir’dir قَدِيرٌ قدر

Ayet 20

689|5|20|وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكًا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
689|5|20|واذ قال موسي لقومه يقوم اذكروا نعمه الله عليكم اذ جعل فيكم انبيا وجعلكم ملوكا واتيكم ما لم يوت احدا من العلمين
20. Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmizkurû ni’metallâhi aleykum iz ceale fîkum enbiyâe ve cealekum mulûk(mulûken), ve âtâkum mâ lem yu’ti ehaden minel âlemîn(âlemîne).
Ve dediği zaman Musa kavmine/toplumuna: "Ey kavmim/toplumum! Anın/zikredin78 Allah'ın üzerinize (olan) nimetini; zira yaptı içinizde enbiya/nebiler132 ve yaptı sizlere bir mülk/hükümdarlık; ve verdi sizlere alemlerden203 birine asla vermediğini."
Ahmed Samira: 20 And when Moses said to his nation: "You my nation mention/remember God’s blessing/goodness on you when He put/created between you prophets, and He made you kings, and he gave you what he did not give anyone from the creations altogether/(universes).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kale dedi قَالَ قول
3 musa Musa مُوسَىٰ -
4 likavmihi kavmine/toplumuna لِقَوْمِهِ قوم
5 ya kavmi ey kavmim/toplumum يَا قَوْمِ قوم
6 zkuru anın/zikredin اذْكُرُوا ذكر
7 nia'mete nimetini نِعْمَةَ نعم
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
10 iz zaman إِذْ -
11 ceale yaptığı جَعَلَ جعل
12 fikum içinizde فِيكُمْ -
13 enbiya'e nebiler أَنْبِيَاءَ نبا
14 ve cealekum ve yaptı sizlere وَجَعَلَكُمْ جعل
15 muluken bir mülk/hükümdarlık مُلُوكًا ملك
16 ve atakum ve verdi sizlere وَاتَاكُمْ اتي
17 ma مَا -
18 lem asla لَمْ -
19 yu'ti vermediğini يُؤْتِ اتي
20 ehaden birine أَحَدًا احد
21 mine مِنَ -
22 l-aalemine alemlerden الْعَالَمِينَ علم

Ayet 21

690|5|21|يَٰقَوْمِ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْأَرْضَ ٱلْمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِى كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَارِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَٰسِرِينَ
690|5|21|يقوم ادخلوا الارض المقدسه التي كتب الله لكم ولا ترتدوا علي ادباركم فتنقلبوا خسرين
21. Yâ kavmidhulûl ardal mukaddesetelletî keteballâhu lekum ve lâ terteddû alâ edbârikum fe tenkalibû hâsirîn(hâsirîne).
Ey kavmim! Girin mukaddes537 yere/arza* ki yazdı Allah sizlere; ve dönmeyin arkanıza doğru; öyle ki dönersiniz hüsrana uğrayanlara.
Ahmed Samira: 21 You my nation, enter the earth the Holy that God wrote/dictated for you, and do not return on your backs, so you turn around losers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya kavmi ey kavmim يَا قَوْمِ قوم
2 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
3 l-erde arza الْأَرْضَ ارض
4 l-mukaddesete mukaddes الْمُقَدَّسَةَ قدس
5 lleti ki الَّتِي -
6 ketebe yazdı كَتَبَ كتب
7 llahu Allah'ın اللَّهُ -
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 ve la ve وَلَا -
10 terteddu dönmeyin تَرْتَدُّوا ردد
11 ala doğru عَلَىٰ -
12 edbarikum arkanıza أَدْبَارِكُمْ دبر
13 fetenkalibu öyle ki dönersiniz فَتَنْقَلِبُوا قلب
14 hasirine hüsrana uğrayanlara خَاسِرِينَ خسر

Notlar

Not 1: *Evrende hiçbir yerin, hiçbir mekânın kendisi kutsal değildir. Bir yeri kutsal yapan o yerde Yüce Allah'a yapılan kulluktur. Anlaşılır ki Yüce Allah Musa'nın kavmine bir yeri yurt olarak adamıştır, göstermiştir. O yerde tek tanrıcı inanç hakimdir.

Ayet 22

691|5|22|قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوْمًا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا حَتَّىٰ يَخْرُجُوا۟ مِنْهَا فَإِن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ
691|5|22|قالوا يموسي ان فيها قوما جبارين وانا لن ندخلها حتي يخرجوا منها فان يخرجوا منها فانا دخلون
22. Kâlû yâ mûsâ inne fîhâ kavmen cebbârîn(cebbârîne), ve innâ len nedhulehâ hattâ yahrucû minhâ, fe in yahrucû minhâ fe innâ dâhılûn(dâhılûne).
Dediler: "Ey Musa! Doğrusu oradadır cabbâr538 bir kavim ; ve doğrusu bizler asla girmeyiz oraya; ta ki çıkar onlar oradan; öyle ki eğer çıkarlarsa oradan; öyle ki doğrusu bizler (oluruz) girenler.
Ahmed Samira: 22 They said: "You Moses, that in it (is) a nation (of) tyrants/rebels , and that we will never/not enter it until they get out from it, so if they get out from it, so we are entering."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya musa ey Musa يَا مُوسَىٰ -
3 inne doğrusu إِنَّ -
4 fiha oradadır فِيهَا -
5 kavmen bir kavim قَوْمًا قوم
6 cebbarine cabbar جَبَّارِينَ جبر
7 ve inna ve doğrusu bizler وَإِنَّا -
8 len asla لَنْ -
9 nedhuleha girmeyiz oraya نَدْخُلَهَا دخل
10 hatta ta ki حَتَّىٰ -
11 yehrucu çıkar onlar يَخْرُجُوا خرج
12 minha oradan مِنْهَا -
13 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
14 yehrucu çıkarlarsa يَخْرُجُوا خرج
15 minha oradan مِنْهَا -
16 feinna öyle ki doğrusu biz فَإِنَّا -
17 dahilune girenleriz دَاخِلُونَ دخل

Ayet 23

692|5|23|قَالَ رَجُلَانِ مِنَ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمَا ٱدْخُلُوا۟ عَلَيْهِمُ ٱلْبَابَ فَإِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَإِنَّكُمْ غَٰلِبُونَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوٓا۟ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
692|5|23|قال رجلان من الذين يخافون انعم الله عليهما ادخلوا عليهم الباب فاذا دخلتموه فانكم غلبون وعلي الله فتوكلوا ان كنتم مومنين
23. Kâle raculâni minellezîne yehâfûne en’amallâhu aleyhim edhulû aleyhimul bâb(bâbe), fe izâ dehaltumûhu fe innekum gâlibûne ve alâllâhi fe tevekkelû in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Dedi iki adam korkan kimselerden (ki) nimet verdi Allah ikisi üzerine: "Girin onların üzerine kapıdan; öyle ki girdiğiniz zaman oraya; öyle ki doğrusu sizler galiplersiniz; ve Allah'a karşı; öyle ki tevekkül edin eğer olduysanız müminler."
Ahmed Samira: 23 Two men from those who fear (and) God blessed/comforted and eased on them (B), said: "Enter on them (through) the door/entrance, so if you entered it, so that you are defeating/conquering, and on God so rely/depend , if you were/are believers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 raculani iki adam رَجُلَانِ رجل
3 mine مِنَ -
4 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
5 yehafune korkarlar يَخَافُونَ خوف
6 en'ame nimet verdi أَنْعَمَ نعم
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 aleyhima ikisi üzerine عَلَيْهِمَا -
9 dhulu girin ادْخُلُوا دخل
10 aleyhimu onların üzerine عَلَيْهِمُ -
11 l-babe kapıdan الْبَابَ بوب
12 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
13 dehaltumuhu girdiğiniz دَخَلْتُمُوهُ دخل
14 feinnekum öyle ki doğrusu sizler فَإِنَّكُمْ -
15 galibune galiplersiniz غَالِبُونَ غلب
16 ve ala ve karşı وَعَلَى -
17 llahi Allah'a اللَّهِ -
18 fetevekkelu öyle ki tevekkül edin فَتَوَكَّلُوا وكل
19 in eğer إِنْ -
20 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
21 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Ayet 24

693|5|24|قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَآ أَبَدًا مَّا دَامُوا۟ فِيهَا فَٱذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ
693|5|24|قالوا يموسي انا لن ندخلها ابدا ما داموا فيها فاذهب انت وربك فقتلا انا ههنا قعدون
24. Kâlû yâ mûsâ innâ len nedhulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ fezheb ente ve rabbuke fe kâtilâ innâ hâhunâ kâıdûn(kâıdûne).
Dediler: "Ey Musa! Doğrusu bizler asla girmeyiz ona ebediyen onlar orada olduğu sürece; kalkış sen ve Rabbin4; öyle ki katledin35 ikiniz; doğrusu bizler ha burada oturanlarız."
Ahmed Samira: 24 They said: "You Moses, we are never entering it, never, as long as they continued/lasted in it, so go you, and your Lord, so you both fight/kill, we are here, here sitting/remaining."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya musa ey Musa يَا مُوسَىٰ -
3 inna doğrusu bizler إِنَّا -
4 len asla لَنْ -
5 nedhuleha girmeyiz ona نَدْخُلَهَا دخل
6 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
7 ma مَا -
8 damu onlar olduğu sürece دَامُوا دوم
9 fiha orada فِيهَا -
10 fezheb kalkış فَاذْهَبْ ذهب
11 ente sen أَنْتَ -
12 ve rabbuke ve Rabbin وَرَبُّكَ ربب
13 fe katila öyle ki katledin ikiniz فَقَاتِلَا قتل
14 inna doğrusu bizler إِنَّا -
15 hahuna ha burada هَاهُنَا -
16 kaidune oturanlarız قَاعِدُونَ قعد

Ayet 25

694|5|25|قَالَ رَبِّ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِى وَأَخِى فَٱفْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ
694|5|25|قال رب اني لا املك الا نفسي واخي فافرق بيننا وبين القوم الفسقين
25. Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn(fâsikîne).
Dedi (Musa): "Rabbim! Doğrusu ben malik* değilim nefsim201 ve kardeşim dışında; öyle ki ayır/yar aramızı ve arasını fâsıklar38 kavminin/toplumunun.
Ahmed Samira: 25 (Moses) said: "My Lord, that I do not own/possess except myself and my brother, so separate between us and between the nation the debauchers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
3 inni doğrusu ben إِنِّي -
4 la لَا -
5 emliku mâlik değilim أَمْلِكُ ملك
6 illa dışında إِلَّا -
7 nefsi nefsim نَفْسِي نفس
8 ve ehi ve kardeşim وَأَخِي اخو
9 fefruk öyle ki ayır/yar فَافْرُقْ فرق
10 beynena aramızı بَيْنَنَا بين
11 ve beyne ve arasını وَبَيْنَ بين
12 l-kavmi kavmin/toplumun الْقَوْمِ قوم
13 l-fasikine fasıklar الْفَاسِقِينَ فسق

Notlar

Not 1: *Sahip.

Ayet 26

695|5|26|قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ أَرْبَعِينَ سَنَةً يَتِيهُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَا تَأْسَ عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ
695|5|26|قال فانها محرمه عليهم اربعين سنه يتيهون في الارض فلا تاس علي القوم الفسقين
26. Kâle fe innehâ muharremetun aleyhim erbaîne senet(seneten), yetîhûne fîl ardı fe lâ te’se alel kavmil fâsikîn(fâsikîne).
Dedi (Allah): "Öyle ki doğrusu o (yer) haram edildi üzerlerine kırk sene*; başı boş/şaşkın/amaçsız dolaşırlar yerde/arzda; öyle ki tasalanma fâsıklar38 kavmi/toplumu üzerine.
Ahmed Samira: 26 (God) said: "So that it truly is forbidden/prohibited on them forty years, they stray/wander in the earth/Planet Earth, so do not grieve on the nation the debauchers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi (Allah) قَالَ قول
2 feinneha öyle ki doğrusu o (yer) فَإِنَّهَا -
3 muharrametun haram edildi مُحَرَّمَةٌ حرم
4 aleyhim üzerilerine عَلَيْهِمْ -
5 erbeiyne kırk أَرْبَعِينَ ربع
6 seneten sene سَنَةً سنو
7 yetihune başı boş/şaşkın/amaçsız dolaşırlar يَتِيهُونَ تيه
8 fi فِي -
9 l-erdi yerde/arzda الْأَرْضِ ارض
10 fela öyle ki فَلَا -
11 te'se tasalanma تَأْسَ اسو
12 ala üzerine عَلَى -
13 l-kavmi kavmi/toplumu الْقَوْمِ قوم
14 l-fasikine fâsıklar الْفَاسِقِينَ فسق

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın emrine itaat etmeyen bu kavim 40 yıl boyunca yurtsuz barksız, bir oraya bir buraya göç etmiştir. Bunun nedeni kendi yurtları için mücadele vermeyi reddetmeleridir.

Ayet 27

696|5|27|وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱبْنَىْ ءَادَمَ بِٱلْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ ٱلْءَاخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْمُتَّقِينَ
696|5|27|واتل عليهم نبا ابني ادم بالحق اذ قربا قربانا فتقبل من احدهما ولم يتقبل من الاخر قال لاقتلنك قال انما يتقبل الله من المتقين
27. Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrebâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulennek(aktulenneke) kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne).
Oku onlara iki Âdem50 oğlunun* haberini hakla/gerçekle; yakınlaştıran/kurban sunduğu/teklif ettiği zaman ikisi bir yakınlaştıran/kurban; öyle ki kabul edildi ikisinin birinden; ve asla kabul edilmez diğerinden; dedi (kabul edilmeyen): "Mutlak katlederim35 seni"; dedi (kabul edilen): "Allah ancak muttakilerden17 kabul eder."
Ahmed Samira: 27 And read/recite on them (the) information/news (of) Adam’s two sons with the truth , when they (B) approached/neared an approachment to God (an offering), so (it) was accepted from one of them (B) and was not (to) be accepted from the other, he said: "I will kill you (E)." He said: "But, God accepts from the fearing and obeying."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetlu oku وَاتْلُ تلو
2 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
3 nebee haberini نَبَأَ نبا
4 bney iki oğlunun ابْنَيْ بني
5 ademe Adem ادَمَ -
6 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
7 iz zaman إِذْ -
8 karraba yakınlaşma/kurban sundu/teklif etti قَرَّبَا قرب
9 kurbanen bir yakınlaştıran/kurban قُرْبَانًا قرب
10 fe tukubbile öyle ki kabul edildi فَتُقُبِّلَ قبل
11 min مِنْ -
12 ehadihima birinden ikisinin أَحَدِهِمَا احد
13 velem ve asla وَلَمْ -
14 yutekabbel kabul edilmez يُتَقَبَّلْ قبل
15 mine مِنَ -
16 l-ahari diğerinden الْاخَرِ اخر
17 kale dedi قَالَ قول
18 leektulenneke mutlak katlederim seni لَأَقْتُلَنَّكَ قتل
19 kale dedi قَالَ قول
20 innema ancak إِنَّمَا -
21 yetekabbelu kabul eder يَتَقَبَّلُ قبل
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 mine مِنَ -
24 l-muttekine muttakileden الْمُتَّقِينَ وقي

Notlar

Not 1: *İki adamın.

Ayet 28

697|5|28|لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَىَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِى مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطٍ يَدِىَ إِلَيْكَ لِأَقْتُلَكَ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ
697|5|28|لين بسطت الي يدك لتقتلني ما انا بباسط يدي اليك لاقتلك اني اخاف الله رب العلمين
28. Lein besadte ileyye yedeke li taktulenî mâ ene bi bâsitın yediye ileyke li aktulek(aktuleke), innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne).
Mutlak ki eğer katletmek35 için uzatsan bana elini; sana elimi uzatan olmam ben katletmek35 için (seni); doğrusu ben korku474 duyarım Allah’a; alemlerin203 Rabbine4.
Ahmed Samira: 28 If (E) you spread/extended to me your hand to kill me, I am not with spreading/extending my hands to you70to kill you, that I fear God, the creations altogether’s/(universes’) Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lein mutlak ki eğer لَئِنْ -
2 besette uzatsan بَسَطْتَ بسط
3 ileyye bana إِلَيَّ -
4 yedeke elini يَدَكَ يدي
5 litektuleni katletmek için beni لِتَقْتُلَنِي قتل
6 ma değilim مَا -
7 ena ben أَنَا -
8 bibasitin bir uzatan بِبَاسِطٍ بسط
9 yediye elimi يَدِيَ يدي
10 ileyke sana إِلَيْكَ -
11 liektuleke katletmek için seni لِأَقْتُلَكَ قتل
12 inni doğrusu ben إِنِّي -
13 ehafu korku duyarım أَخَافُ خوف
14 llahe Allah’a اللَّهَ -
15 rabbe Rabbine رَبَّ ربب
16 l-aalemine alemlerin الْعَالَمِينَ علم

Ayet 29

698|5|29|إِنِّىٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثْمِى وَإِثْمِكَ فَتَكُونَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُا۟ ٱلظَّٰلِمِينَ
698|5|29|اني اريد ان تبوا باثمي واثمك فتكون من اصحب النار وذلك جزوا الظلمين
29. İnnî urîdu en tebûe bi ismî ve ismike fe tekûne min ashâbin nâr(nâri), ve zâlike cezâûz zâlimîn(zâlimîne).
Doğrusu ben isterim ki dönersin benim günahımla ve kendi günahınla; öyle ki olursun ateş834 ashâbından194; ve işte budur cezası63 zalimlerin257.
Ahmed Samira: 29 I want that you return with my sin/crime and your sin/crime, so you be from the fire’s company, and that (is) the unjust’s/oppressor’s reimbursement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inni doğrusu ben إِنِّي -
2 uridu isterim أُرِيدُ رود
3 en ki أَنْ -
4 tebu'e dönersin تَبُوءَ بوا
5 biismi benim günahımla بِإِثْمِي اثم
6 ve ismike ve kendi günahınla وَإِثْمِكَ اثم
7 fetekune öyle ki olursun فَتَكُونَ كون
8 min مِنْ -
9 eshabi ashabından أَصْحَابِ صحب
10 n-nari ateş النَّارِ نور
11 ve zalike ve işte budur وَذَٰلِكَ -
12 ceza'u cezası جَزَاءُ جزي
13 z-zalimine zalimlerin الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 30

699|5|30|فَطَوَّعَتْ لَهُۥ نَفْسُهُۥ قَتْلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُۥ فَأَصْبَحَ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
699|5|30|فطوعت له نفسه قتل اخيه فقتله فاصبح من الخسرين
30. Fe tavveat lehu nefsuhu katle ahîhi fe katelehu fe asbaha minel hâsirîn(hâsirîne).
Öyle ki nefsi201 itaat etti ona (ki) katletmeyi35 kardeşini; ve katletti35 onu; öyle ki sabahladı hüsrana uğrayanlardan (olarak).
Ahmed Samira: 30 So his self consented for him, his brother’s killing/murdering, so he killed him, so he became from the losers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetavveat öyle ki itaat etti (nefsi) فَطَوَّعَتْ طوع
2 lehu ona لَهُ -
3 nefsuhu nefsine نَفْسُهُ نفس
4 katle katletmeyi قَتْلَ قتل
5 ehihi kardeşini أَخِيهِ اخو
6 fekatelehu ve katletti onu فَقَتَلَهُ قتل
7 fe esbeha öyle ki sabahladı فَأَصْبَحَ صبح
8 mine -dan مِنَ -
9 l-hasirine hüsrana uğrayanlardan (olarak) الْخَاسِرِينَ خسر

Ayet 31

700|5|31|فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُرِيَهُۥ كَيْفَ يُوَٰرِى سَوْءَةَ أَخِيهِ قَالَ يَٰوَيْلَتَىٰٓ أَعَجَزْتُ أَنْ أَكُونَ مِثْلَ هَٰذَا ٱلْغُرَابِ فَأُوَٰرِىَ سَوْءَةَ أَخِى فَأَصْبَحَ مِنَ ٱلنَّٰدِمِينَ
700|5|31|فبعث الله غرابا يبحث في الارض ليريه كيف يوري سوه اخيه قال يويلتي اعجزت ان اكون مثل هذا الغراب فاوري سوه اخي فاصبح من الندمين
31. Fe beasallâhu gurâben yebhasu fîl ardı li yuriyehu keyfe yuvârî sev’ete ahîh(ahîhi) kâle yâ veyletâ e aceztu en ekûne misle hâzel gurâbi fe uvâriye sev’ete ahî, fe asbaha minen nâdimîn(nâdimîne).
Öyle ki gönderdi Allah yerde aranır/bakınır bir karga (ki) göstermek için ona nasıl örter/gizler ayıp yerini/cinsel organı* kardeşinin; dedi: "Eyvah bana! Aciz miyim ki olurum şu karga benzeri; öyle ki örterim/gizlerim ayıp yerini/cinsel organı* kardeşimin"; öyle ki sabahladı nedamet/pişmanlık duyanlardan (olarak).
Ahmed Samira: 31 So God sent a crow digging/searching in the earht/Planet Earth, to show him how (he) hides/conceals his brother’s shameful genital private part to be covered, he said: "Oh my calamity , have I been unable that I be similar/like that the crow, so I hide/conceal my brother’s shameful genital private part to be covered?" So he became from the regretful/sorrowful/remorseful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 febease öyle ki gönderdi فَبَعَثَ بعث
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 guraben bir karga غُرَابًا غرب
4 yebhasu aranır/bakınır يَبْحَثُ بحث
5 fi فِي -
6 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
7 liyuriyehu göstermek için ona لِيُرِيَهُ راي
8 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
9 yuvari örter/gizler يُوَارِي -
10 sev'ete ayıp yerini/cinsel organı سَوْءَةَ سوا
11 ehihi kardeşinin أَخِيهِ اخو
12 kale dedi قَالَ قول
13 ya veyleta eyvah bana يَا وَيْلَتَا -
14 eaceztu aciz miyim أَعَجَزْتُ عجز
15 en ki أَنْ -
16 ekune olurum أَكُونَ كون
17 misle benzeri مِثْلَ مثل
18 haza şu هَٰذَا -
19 l-gurabi karga الْغُرَابِ غرب
20 fe uvariye öyle ki örterim/gizlerim فَأُوَارِيَ -
21 sev'ete ayıp yerini/cinsel organı سَوْءَةَ سوا
22 ehi kardeşimin أَخِي اخو
23 feesbeha öyle ki sabahladı فَأَصْبَحَ صبح
24 mine مِنَ -
25 n-nadimine nedamet/pişmanlık duyanlardan (olarak) النَّادِمِينَ ندم

Notlar

Not 1: *Anlaşılır ki ölü kişinin cinsel organı, ayıp yerleri açıktadır. Kardeşinin ölü bedeninin görüntüsünden (ayıp yerlerin görünmesi) rahatsız olmuş olmalı ki bundan bir an önce kurtulmak istemiştir.

Ayet 32

701|5|32|مِنْ أَجْلِ ذَٰلِكَ كَتَبْنَا عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنَّهُۥ مَن قَتَلَ نَفْسًۢا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِى ٱلْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَآ أَحْيَا ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ
701|5|32|من اجل ذلك كتبنا علي بني اسريل انه من قتل نفسا بغير نفس او فساد في الارض فكانما قتل الناس جميعا ومن احياها فكانما احيا الناس جميعا ولقد جاتهم رسلنا بالبينت ثم ان كثيرا منهم بعد ذلك في الارض لمسرفون
32. Min ecli zâlik(zâlike), ketebnâ alâ benî isrâîle ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesâdin fîl ardı fe ke ennemâ katelen nâse cemîa(cemîan) ve men ahyâhâ fe ke ennemâ ahyen nâse cemîa(cemîan) ve lekad câethum rusulunâ bil beyyinâti summe inne kesîran minhum ba’de zâlike fîl ardı le musrifûn(musrifûne).
İşte bundan dolayıdır; yazdık İsrâîloğulları197 üzerine; ki o; kim katletti35 bir nefsi201 olmaksızın* bir nefse201 ya da (olmaksızın) yeryüzünde bir fesada265; öyle ki sanki katletmiş35 gibidir insanları topluca; ve kim yaşattı (bir nefsi) öyle ki sanki yaşatmış gibidir insanları topluca; ve ant olsun geldiler resûllerimiz418 beyanlarla352; sonra doğrusu (ki) çoğu onlardan sonrasında bunun mutlak müsriflerdir yeryüzünde.
Ahmed Samira: 32 Because of that, We wrote/decreed on Israel’s sons and daughters, that who killed a self without a self, or corruption in the earth/Planet Earth, so (it is) as if he killed the people all/all together , and who revived (saved) it, so as if he revived (saved) the people all/all together, and Our messengers had come to them with the evidences, then that many from them, after that (are) in the earth/Planet Earth spoilers/wasters (E) .

Notlar

Not 1: *Bir nefsi ölümden korumak için ancak başka bir nefis öldürülebilir. Yeryüzünde fesat çıkaran nefisler de öldürülebilir.

Ayet 33

702|5|33|إِنَّمَا جَزَٰٓؤُا۟ ٱلَّذِينَ يُحَارِبُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوٓا۟ أَوْ يُصَلَّبُوٓا۟ أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلَٰفٍ أَوْ يُنفَوْا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ ذَٰلِكَ لَهُمْ خِزْىٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ
702|5|33|انما جزوا الذين يحاربون الله ورسوله ويسعون في الارض فسادا ان يقتلوا او يصلبوا او تقطع ايديهم وارجلهم من خلف او ينفوا من الارض ذلك لهم خزي في الدنيا ولهم في الاخره عذاب عظيم
33. İnnemâ cezâûllezîne yuhâribûnallâhe ve resûlehu ve yes’avne fil ardı fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukattaa eydîhim ve erculuhum min hılâfin ev yunfev minel ard(ardı), zâlike lehum hızyun fîd dunyâ ve lehum fîl âhırati azâbun azîm(azîmun).
Ancak cezası63 kimselerin (ki) harp ederler Allah’a ve resûlüne*; ve çalışırlar yerde bir fesada; (o ceza) ki katledilirler539 ya da asılırlar539 ya da kesilir elleri ve ayakları çaprazdan539 ya da sürülürler/sınır dışı edilirler539 yerden; işte bu; onlara bir rezilliktir dünyada; ve onlaradır ahirette büyük bir azap.
Ahmed Samira: 33 But (the) reward (of) those who embattle/fight God and His messenger, and they strive/endeavor in the earth/Planet Earth corruption/disorder , that they be killed or they be crucified , or their hands and their feet be cut off from opposites, or they be expelled/exiled from the land, that (is) for them shame/scandal/disgrace in the present world, and for them in the end (other life is) a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 ceza'u cezası جَزَاءُ جزي
3 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
4 yuharibune harb eden يُحَارِبُونَ حرب
5 llahe Allah’a اللَّهَ -
6 ve rasulehu ve resûlüne وَرَسُولَهُ رسل
7 ve yes'avne ve çalışanların وَيَسْعَوْنَ سعي
8 fi فِي -
9 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
10 fesaden bir fesat فَسَادًا فسد
11 en ki أَنْ -
12 yukattelu katledilirler يُقَتَّلُوا قتل
13 ev ya da أَوْ -
14 yusallebu aslılırlar يُصَلَّبُوا صلب
15 ev ya da أَوْ -
16 tukattaa kesilir تُقَطَّعَ قطع
17 eydihim elleri أَيْدِيهِمْ يدي
18 ve erculuhum ve ayakları وَأَرْجُلُهُمْ رجل
19 min مِنْ -
20 hilafin çaprazdan خِلَافٍ خلف
21 ev ve ya أَوْ -
22 yunfev sürülürler/sınır dışı edilirler يُنْفَوْا نفي
23 mine مِنَ -
24 l-erdi yerden الْأَرْضِ ارض
25 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
26 lehum onlara لَهُمْ -
27 hizyun bir rezillik خِزْيٌ خزي
28 fi فِي -
29 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
30 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
31 fi فِي -
32 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
33 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
34 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Mûsâ peygamber.

Ayet 34

703|5|34|إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِن قَبْلِ أَن تَقْدِرُوا۟ عَلَيْهِمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
703|5|34|الا الذين تابوا من قبل ان تقدروا عليهم فاعلموا ان الله غفور رحيم
34. İllellezîne tâbû min kabli en takdirû aleyhim, fa’lemû ennallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Dışındadır* kimseler (ki) tevbe33 ettiler önceden ki güç yetirirsiniz üzerlerine; öyle ki bilin ki Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 34 Except those who repented from before that you become overpowering on them, so know that God (is) a forgiver, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 illa dışındadır إِلَّا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 tabu tevbe ettiler تَابُوا توب
4 min مِنْ -
5 kabli önceden قَبْلِ قبل
6 en ki أَنْ -
7 tekdiru güç yetirirsiniz تَقْدِرُوا قدر
8 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
9 fea'lemu öyle ki bilin فَاعْلَمُوا علم
10 enne ki أَنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
13 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *İsrâîloğullarından 5:33 ayetinin işaret ettiği firavun döneminde uygulanan cezaya müstahak olmayan kimseler de vardır. Bu kimseler tevbe etmiş kimselerdir. Kendiliğinden tevbe eden kimseler firavun döneminde yaşamış olsalardı uygulanan bu cezaya o dönemde muhatap olmazlardı.

Ayet 35

704|5|35|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱبْتَغُوٓا۟ إِلَيْهِ ٱلْوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُوا۟ فِى سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
704|5|35|يايها الذين امنوا اتقوا الله وابتغوا اليه الوسيله وجهدوا في سبيله لعلكم تفلحون
35. Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Takvalı21 olun Allah’a; ve arayın/bakının O'na vesile/fırsat/sebep; ve cihat356 edin O'nun yolunda336; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
Ahmed Samira: 35 You, you those who believed, fear and obey God, and ask/wish to him the means to approach , and struggle in His way/path (sake), maybe you succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 tteku takvalı olun اتَّقُوا وقي
5 llahe Allah’a اللَّهَ -
6 vebtegu ve arayın/bakının وَابْتَغُوا بغي
7 ileyhi O'na إِلَيْهِ -
8 l-vesilete vesile الْوَسِيلَةَ وسل
9 ve cahidu ve cihat edin وَجَاهِدُوا جهد
10 fi فِي -
11 sebilihi O'nun yolunda سَبِيلِهِ سبل
12 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
13 tuflihune felaha ulaşırsınız تُفْلِحُونَ فلح

Ayet 36

705|5|36|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفْتَدُوا۟ بِهِۦ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
705|5|36|ان الذين كفروا لو ان لهم ما في الارض جميعا ومثله معه ليفتدوا به من عذاب يوم القيمه ما تقبل منهم ولهم عذاب اليم
36. İnnellezîne keferû lev enne lehum mâ fîl ardı cemîan ve mislehu meahu li yeftedû bihî min azâbi yevmil kıyâmeti mâ tukubbile minhum, ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Doğrusu kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler; şayet ki onlara (olsa) yerdekini topluca ve misli870 onun* onunla** beraber; mutlak fidye verirler onu kıyamet günü148 azaptan (kurtulmaya); kabul edilmiş değildir onlardan; ve onlaradır elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 36 That those who disbelieved, if that for them what (is) in the earth/Planet Earth all together, and similar/equal to it, with it to ransom/compensate with it from the Resurrection Day’s torture, (it) would not be accepted from them, and to them (is) a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
4 lev şayet لَوْ -
5 enne ki أَنَّ -
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 ma مَا -
8 fi فِي -
9 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
10 cemian topluca جَمِيعًا جمع
11 ve mislehu ve misli/benzeri onun وَمِثْلَهُ مثل
12 meahu onunla beraber مَعَهُ -
13 liyeftedu mutlak fidye verirler لِيَفْتَدُوا فدي
14 bihi onu بِهِ -
15 min مِنْ -
16 azabi azaptan (kurtulmaya) عَذَابِ عذب
17 yevmi gününün يَوْمِ يوم
18 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
19 ma değildir مَا -
20 tukubbile kabul edilmiş تُقُبِّلَ قبل
21 minhum onlardan مِنْهُمْ -
22 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
23 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
24 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Yerin.**Yerle.

Ayet 37

706|5|37|يُرِيدُونَ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ
706|5|37|يريدون ان يخرجوا من النار وما هم بخرجين منها ولهم عذاب مقيم
37. Yurîdûne en yahrucû minen nâri ve mâ hum bi hâricîne minhâ, ve lehum azâbun mukîm(mukîmun).
İsterler ki çıksınlar ateşten834; ve onlar oradan* çıkanlar değillerdir; ve onlaradır kıyam olmuş/dikelmiş/ayakta bir azap.
Ahmed Samira: 37 They want that they get out from the fire, and they are not with getting out from it, and for them (is) a continuing torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yuridune isterler يُرِيدُونَ رود
2 en ki أَنْ -
3 yehrucu çıksınlar يَخْرُجُوا خرج
4 mine -ten مِنَ -
5 n-nari ateş- النَّارِ نور
6 vema ve değillerdir وَمَا -
7 hum onlar هُمْ -
8 biharicine çıkanlar بِخَارِجِينَ خرج
9 minha oradan مِنْهَا -
10 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
11 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
12 mukimun dikelmiş/ayakta مُقِيمٌ قوم

Notlar

Not 1: *Ateşten.

Ayet 38

707|5|38|وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقْطَعُوٓا۟ أَيْدِيَهُمَا جَزَآءًۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
707|5|38|والسارق والسارقه فاقطعوا ايديهما جزا بما كسبا نكلا من الله والله عزيز حكيم
38. Ves sâriku ves sârikatu faktaû eydiyehumâ cezâen bimâ kesebâ nekâlen minallâh(minallâhi) vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
Ve (erkek) hırsızın541; ve (kadın) hırsızın541; öyle ki kesin ellerini540 (ikisinin) kazandıklarına (ikisinin) bir ceza (olarak); ibretlik bir ders (olarak) Allah’tan; ve Allah Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 38 And the male thief/robber and the female thief/robber, so cut off their (B)’s hands, a reward because (of) what they (B) gathered/acquired , severe exemplary punishment from God, and God (is) glorious/mighty ,wise/judicious .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ssariku ve (erkek) hırsızın وَالسَّارِقُ سرق
2 ve ssarikatu ve (kadın) hırsızın وَالسَّارِقَةُ سرق
3 fektau öyle ki kesin فَاقْطَعُوا قطع
4 eydiyehuma ellerini ikisinin أَيْدِيَهُمَا يدي
5 ceza'en bir ceza جَزَاءً جزي
6 bima بِمَا -
7 keseba kazandıklarına كَسَبَا كسب
8 nekalen ibretlik bir ders نَكَالًا نكل
9 mine مِنَ -
10 llahi Allah’tan اللَّهِ -
11 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
12 azizun Azîz’dir عَزِيزٌ عزز
13 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Ayet 39

708|5|39|فَمَن تَابَ مِنۢ بَعْدِ ظُلْمِهِۦ وَأَصْلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
708|5|39|فمن تاب من بعد ظلمه واصلح فان الله يتوب عليه ان الله غفور رحيم
39. Fe men tâbe min ba’di zulmihî ve aslaha fe innallâhe yetûbu aleyh(aleyhi) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Öyle ki kim tevbe33 etti zulmü257* sonrasında; ve ıslah316 oldu; öyle ki doğrusu Allah tevbe33 eder onun üzerine; doğrusu Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 39 So who repented from after his injustice/oppression, and he corrected , so that God forgives on him, that God (is) a forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 femen öyle ki kim فَمَنْ -
2 tabe tevbe etti تَابَ توب
3 min مِنْ -
4 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
5 zulmihi zulmünden ظُلْمِهِ ظلم
6 ve esleha ve ıslah oldu وَأَصْلَحَ صلح
7 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 yetubu tevbe eder يَتُوبُ توب
10 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 llahe Allah اللَّهَ -
13 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
14 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Hırsızlığın büyük günahlardan olduğunu anlarız. Şirk koşmak da bir zulümdür. Demek ki tevbe edilmez ve ıslah olunmazsa cehenneme götürme durumu olasılığı vardır.

Ayet 40

709|5|40|أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
709|5|40|الم تعلم ان الله له ملك السموت والارض يعذب من يشا ويغفر لمن يشا والله علي كل شي قدير
40. E lem ta’lem ennallâhe lehu mulkus semâvâti vel ardı yuazzibu men yeşâu ve yagfiru limen yeşâ(yeşâu) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Hiç bilmez misin ki Allah’adır; O’nadır mülkü göklerin162 ve yerin; azap eder dilediği kimseye; ve mağfiret319 eder dilediği kimse için; ve Allah her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 40 Did you not know that God, (has) for Him the skies’/space’s, and the earth’s/Planet Earth’s ownership , He tortures whom He wills/wants, and He forgives to whom He wills/wants, and God (is) on every thing capable/able.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem asla أَلَمْ -
2 tea'lem bilmez misin تَعْلَمْ علم
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah’a اللَّهَ -
5 lehu O’nadır لَهُ -
6 mulku mülkü مُلْكُ ملك
7 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
8 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
9 yuazzibu azabeder يُعَذِّبُ عذب
10 men kimseye مَنْ -
11 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
12 ve yegfiru ve mağfiret eder وَيَغْفِرُ غفر
13 limen kimse için لِمَنْ -
14 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
15 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 kulli her كُلِّ كلل
18 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
19 kadirun Kadîr’dir قَدِيرٌ قدر

Ayet 41

710|5|41|يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِأَفْوَٰهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِن قُلُوبُهُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوْمٍ ءَاخَرِينَ لَمْ يَأْتُوكَ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ مِنۢ بَعْدِ مَوَاضِعِهِۦ يَقُولُونَ إِنْ أُوتِيتُمْ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمْ تُؤْتَوْهُ فَٱحْذَرُوا۟ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتْنَتَهُۥ فَلَن تَمْلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمْ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ
710|5|41|يايها الرسول لا يحزنك الذين يسرعون في الكفر من الذين قالوا امنا بافوههم ولم تومن قلوبهم ومن الذين هادوا سمعون للكذب سمعون لقوم اخرين لم ياتوك يحرفون الكلم من بعد مواضعه يقولون ان اوتيتم هذا فخذوه وان لم توتوه فاحذروا ومن يرد الله فتنته فلن تملك له من الله شيا اوليك الذين لم يرد الله ان يطهر قلوبهم لهم في الدنيا خزي ولهم في الاخره عذاب عظيم
41. Yâ eyyuher resûlu lâ yahzunkellezîne yusâriûne fîl kufri minellezîne kâlû âmennâ bi efvâhihim ve lem tu’min kulûbuhum, ve minellezîne hâdû semmâûne lil kezibi semmâûne li kavmin âharîne lem ye’tuk(ye’tuke) yuharrifûnel kelime min ba’di mevâdııh(mevâdııhî), yekûlûne in utîtum hâzâ fe huzûhu ve in lem tu’tevhu fahzerû ve men yuridillâhu fitnetehu fe len temlike lehu minallâhi şey’â(şey’en) ulâikellezîne lem yuridillâhu en yutahhire kulûbehum lehum fîd dunyâ hızyun ve lehum fîl âhıreti azâbun azîm(azîmun).
Ey resûl418!* Hüzünlendirmesin seni kimseler (ki) koşarlar küfürde422; kimselerden (ki) dediler: "İman47 ettik"; ağızlarıyladır; ve asla iman47 etmez kalpleri onların; ve kimselerden (ki) yahudileştiler295; kulak verenlerdir yalana; kulak verenlerdir başka bir kavme (ki) asla gelmezler sana; tahrif276 ederler kelimelerin yerlerini sonradan; derler: "Eğer verilirse sizlere bu; öyle ki tutun/edinin onu; ve eğer asla verilmezse sizlere; öyle ki hazırlıklı olun"; ve kime diledi Allah (bir) fitne332 ona; öyle ki asla malik** olamazsın ona Allah’tan bir şeye; işte bunlar; kimselerdir (ki) asla dilemez Allah ki temizler kalplerini; onlaradır dünyada bir rezillik; ve onlaradır ahirette büyük bir azap.
Ahmed Samira: 41 You, you the messenger, do not be saddened (by) those who quicken/speed in the disbelief, from those who said: "We believed" with their mouths, and their hearts/minds did not believe, and from those who repented/Jews (who are) often listening/hearing to the lie/falsehood, (and) often listening/hearing to other nations (that) they did not come to you, they alter/distort the words/expressions from after its places, they71say: "If you were given that, so take it , and if you were not given it, so be warned ." And whom God wants testing him , so you will never own/possess for him from God a thing, those are those who God did not want that to purify their hearts/minds , for them in the present world (is) shame/scandal/ disgrace, and for them in the end (other life is) a great torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 r-rasulu resûl الرَّسُولُ رسل
3 la لَا -
4 yehzunke hüzünlendirmesin seni يَحْزُنْكَ حزن
5 ellezine kimseler الَّذِينَ -
6 yusariune koşarlar يُسَارِعُونَ سرع
7 fi فِي -
8 l-kufri küfürde الْكُفْرِ كفر
9 mine مِنَ -
10 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
11 kalu dediler قَالُوا قول
12 amenna iman ettik امَنَّا امن
13 biefvahihim ağızlarıyla بِأَفْوَاهِهِمْ فوه
14 velem ve asla وَلَمْ -
15 tu'min iman etmez تُؤْمِنْ امن
16 kulubuhum kalpleri onların قُلُوبُهُمْ قلب
17 ve mine ve وَمِنَ -
18 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
19 hadu yahudileştiler هَادُوا هود
20 semmaune kulak verenler سَمَّاعُونَ سمع
21 lilkezibi yalana لِلْكَذِبِ كذب
22 semmaune kulak verenler سَمَّاعُونَ سمع
23 likavmin bir kavme لِقَوْمٍ قوم
24 aharine başka اخَرِينَ اخر
25 lem asla لَمْ -
26 ye'tuke gelmezler sana يَأْتُوكَ اتي
27 yuharrifune tahrif ederler يُحَرِّفُونَ حرف
28 l-kelime kelimeleri الْكَلِمَ كلم
29 min مِنْ -
30 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
31 mevadiihi yerlerini onun مَوَاضِعِهِ وضع
32 yekulune derler يَقُولُونَ قول
33 in eğer إِنْ -
34 utitum verilirse sizlere أُوتِيتُمْ اتي
35 haza bu هَٰذَا -
36 fehuzuhu öyle ki tutun/edinin onu فَخُذُوهُ اخذ
37 vein ve eğer وَإِنْ -
38 lem asla لَمْ -
39 tu'tevhu verilmezse sizlere تُؤْتَوْهُ اتي
40 fehzeru öyle ki hazırlıklı olun فَاحْذَرُوا حذر
41 ve men ve kime وَمَنْ -
42 yuridi diledi يُرِدِ رود
43 llahu Allah اللَّهُ -
44 fitnetehu fitne ona فِتْنَتَهُ فتن
45 felen öyle ki asla فَلَنْ -
46 temlike malik olamazsın تَمْلِكَ ملك
47 lehu ona لَهُ -
48 mine مِنَ -
49 llahi Allah’tan اللَّهِ -
50 şey'en bir şeye شَيْئًا شيا
51 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
52 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
53 lem asla لَمْ -
54 yuridi dilemez يُرِدِ رود
55 llahu Allah اللَّهُ -
56 en ki أَنْ -
57 yutahhira temizler (Allah) يُطَهِّرَ طهر
58 kulubehum kalblerini قُلُوبَهُمْ قلب
59 lehum onlaradır لَهُمْ -
60 fi فِي -
61 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
62 hizyun bir rezillik خِزْيٌ خزي
63 velehum ve onlaradır وَلَهُمْ -
64 fi فِي -
65 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
66 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
67 azimun büyük عَظِيمٌ عظم

Notlar

Not 1: *Muhammed peygamber.**Sahip.

Ayet 42

711|5|42|سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ
711|5|42|سمعون للكذب اكلون للسحت فان جاوك فاحكم بينهم او اعرض عنهم وان تعرض عنهم فلن يضروك شيا وان حكمت فاحكم بينهم بالقسط ان الله يحب المقسطين
42. Semmâûne lil kezibi ekkâlûne lis suht(suhti) fe in câuke fahkum beynehum ev a’rıd anhum, ve in tu’rıd anhum fe len yedurrûke şey’â(şey’en) ve in hakemte fahkum beynehum bil kıst(kıstı) innallâhe yuhıbbul muksıtîn(muksıtîne).
Kulak verenlerdir yalana; yiyenlerdir suht542; öyle ki eğer gelirlerse sana; öyle ki hükmet aralarında ya da yüz çevir onlardan; ve eğer yüz çevirirsen onlardan öyle ki asla zarar veremezler sana bir şey; ve eğer hakemlik edersen öyle ki hükmet aralarında eşitlikle; doğrusu Allah sever eşitliği gözetenleri.
Ahmed Samira: 42 (They are) often listening/hearing to the lie/falsehood, gluttons/eating exaggeratedly to the forbidden/possession through cheatery , so if they came to you, so judge/rule between them or turn away from them, and if you turn away from them, so they will never/not harm you (in) a thing, and if you judged/ruled, so judge/rule between them with the just/equitable, that God loves/likes the just/equitable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 semmaune kulak verenlerdir سَمَّاعُونَ سمع
2 lilkezibi yalana لِلْكَذِبِ كذب
3 ekkalune yiyenlerdir أَكَّالُونَ اكل
4 lissuhti suht/haksız kazanç لِلسُّحْتِ سحت
5 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
6 ca'uke gelirlerse sana جَاءُوكَ جيا
7 fehkum öyle ki hükmet فَاحْكُمْ حكم
8 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
9 ev ya da أَوْ -
10 ea'rid yüz çevir أَعْرِضْ عرض
11 anhum onlardan عَنْهُمْ -
12 ve in ve eğer وَإِنْ -
13 tua'rid yüz çevirirsen تُعْرِضْ عرض
14 anhum onlardan عَنْهُمْ -
15 felen öyle ki asla فَلَنْ -
16 yedurruke zarar veremezler sana يَضُرُّوكَ ضرر
17 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
18 ve in ve eğer وَإِنْ -
19 hakemte hakemlik edersen حَكَمْتَ حكم
20 fehkum öyle ki hükmet فَاحْكُمْ حكم
21 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
22 bil-kisti eşitlikle بِالْقِسْطِ قسط
23 inne doğrusu إِنَّ -
24 llahe Allah اللَّهَ -
25 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
26 l-muksitine eşitliği gözetenleri الْمُقْسِطِينَ قسط

Ayet 43

712|5|43|وَكَيْفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِندَهُمُ ٱلتَّوْرَىٰةُ فِيهَا حُكْمُ ٱللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوْنَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَمَآ أُو۟لَٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ
712|5|43|وكيف يحكمونك وعندهم التوريه فيها حكم الله ثم يتولون من بعد ذلك وما اوليك بالمومنين
43. Ve keyfe yuhakkimûneke ve indehumut tevrâtu fîhâ hukmullâhi summe yetevellevne min ba’di zâlik(zâlike) ve mâ ulâike bil mu’minîn(mu’minîne).
Ve nasıl hakem ederler seni; ve (oysa) yanlarındandır onların Tevrât*; içindedir onun (Tevrât'ın) Allah'ın hükmü*; sonra yüz çevirirler sonrasında bunun; ve işte bunlar; değillerdir müminler27.
Ahmed Samira: 43 And how (do) they ask you to judge/rule, and at them (is) the Torah/Old Testament, in it (is) God’s judgment/rule, then they turn away from after that, and those are not with the believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vekeyfe ve nasıl وَكَيْفَ كيف
2 yuhakkimuneke hakem ederler seni يُحَكِّمُونَكَ حكم
3 veindehumu ve yanlarından onların وَعِنْدَهُمُ عند
4 t-tevratu Tevrât التَّوْرَاةُ -
5 fiha içinde onun فِيهَا -
6 hukmu hükmü حُكْمُ حكم
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 summe sonra ثُمَّ -
9 yetevellevne yüz çevirirler يَتَوَلَّوْنَ ولي
10 min مِنْ -
11 bea'di sonrasında بَعْدِ بعد
12 zalike bunun ذَٰلِكَ -
13 ve ma ve değildir وَمَا -
14 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
15 bil-mu'minine müminler بِالْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Anlaşılır ki Kur'an'ın indiği dönemde Tevrât Yüce Allah'ın hükümlerini eksiksiz içermektedir. Ancak Kur'an'ın başına gelen Tevrât'ın da başına önceden gelmiştir. Talmud kitaplarıyla Tevrât'ın hükümleri yok hükmüne getirilmiştir. Günümüzde hadis/söylenti kitapları da Kur'an'ı hükümlerini yok hükmüne getirmiştir.

Ayet 44

713|5|44|إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ
713|5|44|انا انزلنا التوريه فيها هدي ونور يحكم بها النبيون الذين اسلموا للذين هادوا والربنيون والاحبار بما استحفظوا من كتب الله وكانوا عليه شهدا فلا تخشوا الناس واخشون ولا تشتروا بايتي ثمنا قليلا ومن لم يحكم بما انزل الله فاوليك هم الكفرون
44. İnnâ enzelnet tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihen nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimestuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse vahşevni ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).
Doğrusu indirdik Tevrât'ı (ki) ondadır* bir doğru yola kılavuz ve bir nur; hükmeder onunla* nebiler132 -İslam218 olmuş kimseler-; yahudileşmiş267 kimselere ve Rabbânîlere462 ve bilginlere; hafızlık etmeleriyle/korumalarıyla** Allah'ın kitabından*; ve oldular onun* üzerine şahitler/tanıklar; öyle ki haşyet53 duymayın insanlara543; haşyet53 duyun bana543; ve satmayın ayetlerimi az bir fiyata; ve kim asla hükmetmez indirdiğiyle Allah'ın544; öyle ki işte bunlar; onlardır kâfirler25.
Ahmed Samira: 44 That We descended the Torah/Old Testament, in it (is) guidance and light, the prophets those who submitted/surrendered , judge/rule with it, to those who guided/Jews , and the knowledgeable Lord worshippers , and the religious scholars with what they memorized/safe kept (learned) from God’s Book , and they were not on it witnessing/present ; so do not fear the people and fear Me, and do not buy/volunteer with My signs/verses a small price, and who does not judge/rule with what God descended, so those, they are the disbelievers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu إِنَّا -
2 enzelna indirdik أَنْزَلْنَا نزل
3 t-tevrate Tevrat'ı التَّوْرَاةَ -
4 fiha ondadır فِيهَا -
5 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
6 ve nurun ve bir nur وَنُورٌ نور
7 yehkumu hükmeder يَحْكُمُ حكم
8 biha onunla بِهَا -
9 n-nebiyyune nebiler النَّبِيُّونَ نبا
10 ellezine kimseler الَّذِينَ -
11 eslemu İslam olmuşlar أَسْلَمُوا سلم
12 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
13 hadu yahudileştiler هَادُوا هود
14 ve rrabbaniyyune ve Rabbanilere وَالرَّبَّانِيُّونَ ربب
15 vel'ehbaru ve bilginlere وَالْأَحْبَارُ حبر
16 bima بِمَا -
17 stuhfizu hafızlık etmeleriyle/korumalarıyla اسْتُحْفِظُوا حفظ
18 min مِنْ -
19 kitabi kitaptan كِتَابِ كتب
20 llahi Allah'ın اللَّهِ -
21 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
22 aleyhi üzerine onun (Tevrat’ın) عَلَيْهِ -
23 şuheda'e şahitler/tanıklar شُهَدَاءَ شهد
24 fela öyle ki فَلَا -
25 tehşevu haşyet duymayın تَخْشَوُا خشي
26 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
27 vehşevni haşyet duyun bana وَاخْشَوْنِ خشي
28 ve la ve وَلَا -
29 teşteru satmayın تَشْتَرُوا شري
30 biayati ayetlerimi بِايَاتِي ايي
31 semenen bir fiyata ثَمَنًا ثمن
32 kalilen az bir قَلِيلًا قلل
33 ve men ve kim وَمَنْ -
34 lem asla لَمْ -
35 yehkum hükmetmez يَحْكُمْ حكم
36 bima ile بِمَا -
37 enzele indirdiği أَنْزَلَ نزل
38 llahu Allah'ın اللَّهُ -
39 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
40 humu onlar هُمُ -
41 l-kafirune kâfirlerdir الْكَافِرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Tevrât.**Ezberleyerek, yazarak, zikrederek Tevrât'ın ayetlerinin sözlerle/hadislerle kontamine olmasına engel olarak. Sadece Tevrât diyerek ayetlerin hükümlerini koruyarak.

Ayet 45

714|5|45|وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفْسَ بِٱلنَّفْسِ وَٱلْعَيْنَ بِٱلْعَيْنِ وَٱلْأَنفَ بِٱلْأَنفِ وَٱلْأُذُنَ بِٱلْأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلْجُرُوحَ قِصَاصٌ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَّهُۥ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
714|5|45|وكتبنا عليهم فيها ان النفس بالنفس والعين بالعين والانف بالانف والاذن بالاذن والسن بالسن والجروح قصاص فمن تصدق به فهو كفاره له ومن لم يحكم بما انزل الله فاوليك هم الظلمون
45. Ve ketebnâ aleyhim fîhâ ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curûha kısâs(kısâsun) fe men tesaddeka bihî fe huve keffâretun leh(lehu) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Ve yazdık üzerlerine onda (Tevrât’ta) ki nefis201 nefsedir201; ve göz gözedir; ve burun burunadır; ve kulak kulağadır; ve diş dişedir; ve yaralara (da) bir kısas320; öyle ki kim sadaka378 etti bunu öyle ki o bir kefarettir* ona; ve kim asla hükmetmez Allah'ın indirdiğiyle544; öyle ki işte bunlar; onlardır zalimler257.
Ahmed Samira: 45 And We wrote/decreed on them in it, that the self (is) with the self, and the eye (is) with the eye, and the nose (is) with the nose, and the ear (is) with the ear, and the tooth (is) with the tooth, and the wounds/cuts (are) equal revenge/punishment equal to crime, so who gave charity (forgave) with it, so it is cover/substitution for him, and who does not judge/rule with what God descended, so those, those are the unjust/oppressors.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ketebna ve yazdık وَكَتَبْنَا كتب
2 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
3 fiha onda (Tevrât’ta) فِيهَا -
4 enne ki أَنَّ -
5 n-nefse nefis النَّفْسَ نفس
6 bin-nefsi nefse بِالنَّفْسِ نفس
7 vel'ayne ve göz وَالْعَيْنَ عين
8 bil-ayni göze بِالْعَيْنِ عين
9 vel'enfe ve burun وَالْأَنْفَ انف
10 bil-enfi buruna بِالْأَنْفِ انف
11 vel'uzune ve kulak وَالْأُذُنَ اذن
12 bil-uzuni kulağa بِالْأُذُنِ اذن
13 ve ssinne ve diş وَالسِّنَّ سنن
14 bis-sinni dişe بِالسِّنِّ سنن
15 velcuruha ve yaralara (da) وَالْجُرُوحَ جرح
16 kisasun bir kısas قِصَاصٌ قصص
17 femen öyle ki kim فَمَنْ -
18 tesaddeka sadaka etti تَصَدَّقَ صدق
19 bihi bunu بِهِ -
20 fehuve öyle ki o فَهُوَ -
21 keffaratun bir kefarettir كَفَّارَةٌ كفر
22 lehu ona لَهُ -
23 ve men ve kim وَمَنْ -
24 lem asla لَمْ -
25 yehkum hükmetmez يَحْكُمْ حكم
26 bima بِمَا -
27 enzele indirdiğiyle أَنْزَلَ نزل
28 llahu Allah'ın اللَّهُ -
29 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
30 humu onlardır هُمُ -
31 z-zalimune zalimler الظَّالِمُونَ ظلم

Notlar

Not 1: *İşlenmiş bir günah, suç veya kabahatin bağışlanması.

Ayet 46

715|5|46|وَقَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
715|5|46|وقفينا علي اثرهم بعيسي ابن مريم مصدقا لما بين يديه من التوريه واتينه الانجيل فيه هدي ونور ومصدقا لما بين يديه من التوريه وهدي وموعظه للمتقين
46. Ve kaffeynâ alâ âsârihim bi îsebni meryeme musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve âteynâhul incîle fîhi huden ve nûrun ve musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve huden ve mev’ızeten muttekîn(muttekîne).
Ve ardından gönderdik izleri üzerine onların Meryem oğlu Îsâ'yı (ki) bir musaddıktır140 iki eli arasındakine Tevrât’tan; ve verdik ona İncîl'i; içindedir bir doğru yol kılavuz ve bir nur (ki) bir musaddıktır140 iki eli arasındakine Tevrât’tan; ve bir doğru yola kılavuz; ve bir vaaz653 muttakiler için.
Ahmed Samira: 46 And We sent after (following) on their tracks with Jesus, Mary’s son confirming for what (is) between his hands from the Torah/Old Testament, and We gave him the New Testament/Bible in it (is) guidance and light, and confirming to what (is) between his hands from the Torah/Old Testament, and guidance and a sermon/advice/warning to the fearing and obeying.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kaffeyna ve ardından gönderdik وَقَفَّيْنَا قفو
2 ala üzerine عَلَىٰ -
3 asarihim onların izleri اثَارِهِمْ اثر
4 biiysa Îsa'yı بِعِيسَى -
5 bni oğlu ابْنِ بني
6 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
7 musaddikan bir musaddık مُصَدِّقًا صدق
8 lima لِمَا -
9 beyne arasındakine بَيْنَ بين
10 yedeyhi iki eli يَدَيْهِ يدي
11 mine مِنَ -
12 t-tevrati Tevrat’tan التَّوْرَاةِ -
13 ve ateynahu ve verdik ona وَاتَيْنَاهُ اتي
14 l-incile İncîl'i الْإِنْجِيلَ -
15 fihi içindedir فِيهِ -
16 huden bir doğru yol kılavuz هُدًى هدي
17 ve nurun ve bir nur وَنُورٌ نور
18 ve musaddikan bir musaddık وَمُصَدِّقًا صدق
19 lima لِمَا -
20 beyne arasındakine بَيْنَ بين
21 yedeyhi iki eli يَدَيْهِ يدي
22 mine مِنَ -
23 t-tevrati Tevrat’tan التَّوْرَاةِ -
24 ve huden ve bir doğru yola kılavuz وَهُدًى هدي
25 ve mev'izeten ve bir vaaz وَمَوْعِظَةً وعظ
26 lilmuttekine muttakilere لِلْمُتَّقِينَ وقي

Ayet 47

716|5|47|وَلْيَحْكُمْ أَهْلُ ٱلْإِنجِيلِ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فِيهِ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
716|5|47|وليحكم اهل الانجيل بما انزل الله فيه ومن لم يحكم بما انزل الله فاوليك هم الفسقون
47. Vel yahkum ehlul incîli bimâ enzelallâhu fîh(fîhi) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul fâsıkûn(fâsıkûne).
Ve hükmetsin İncîl ehli Allah'ın indirdiğiyle onda (İncîl'de); ve kim asla hükmetmez544 Allah'ın indirdiğiyle; öyle ki işte bunlar; onlardır fâsıklardır38.
Ahmed Samira: 47 And the New Testament’s/Bible’s people should judge/rule with what God descended in it, and who does not judge/rule with what God descended, so those, they are the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velyehkum ve hükmetsin وَلْيَحْكُمْ حكم
2 ehlu ehli أَهْلُ اهل
3 l-incili İncîl الْإِنْجِيلِ -
4 bima بِمَا -
5 enzele indirdiğiyle أَنْزَلَ نزل
6 llahu Allah'ın اللَّهُ -
7 fihi onda فِيهِ -
8 ve men ve kim وَمَنْ -
9 lem asla لَمْ -
10 yehkum hükmetmez يَحْكُمْ حكم
11 bima بِمَا -
12 enzele indirdiğiyle أَنْزَلَ نزل
13 llahu Allah'ın اللَّهُ -
14 feulaike öyle ki işte bunlar فَأُولَٰئِكَ -
15 humu onlardır هُمُ -
16 l-fasikune fâsıklardır الْفَاسِقُونَ فسق

Ayet 48

717|5|48|وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
717|5|48|وانزلنا اليك الكتب بالحق مصدقا لما بين يديه من الكتب ومهيمنا عليه فاحكم بينهم بما انزل الله ولا تتبع اهواهم عما جاك من الحق لكل جعلنا منكم شرعه ومنهاجا ولو شا الله لجعلكم امه وحده ولكن ليبلوكم في ما اتيكم فاستبقوا الخيرت الي الله مرجعكم جميعا فينبيكم بما كنتم فيه تختلفون
48. Ve enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı musaddıkan limâ beyne yedeyhi minel kitâbi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bimâ enzelallâhu ve lâ tettebi’ ehvâehum ammâ câeke minel hakk(hakkı) li kullin cealnâ minkum şir’aten ve minhâcâ(minhâcen) ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhıdeten ve lâkin li yebluvekum fî mâ âtâkum festebikûl hayrât(hayrâti) ilâllâhi merciukum cemîan fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).
Ve indirdik sana kitabı* hakla/gerçekle (ki) bir musaddıktır140 (onun) iki elinin arasındakine kitaptan (Tevrât'tan); ve bir tanık/şahit olup hamilik** edendir*** onun (Tevrât'ın) üzerine; öyle ki hükmet aralarında onların Allah'ın indirdiğiyle***; ve tabi olma hevalarına sana gelen hakkında haktan/gerçekten; her birinize yaptık kendinizden bir şeriat546 ve bir metot/yöntem; şayet dileseydi Allah mutlak yapardı sizleri tek bir ümmet; fakat belalandırmak256 içindir sizleri sizlere verdiğinde; öyleyse koşun hayırlara; Allah'a karşıdır dönüş yeri topluca; öyle ki haber verir sizlere (Allah) kendisinde ihtilaf içinde olduğunuzu.
Ahmed Samira: 48 And We descended to you The Book with the truth , confirming to what (is) between his hands from The Book , and guarding/protecting on it, so judge/rule between them with what God descended and do not follow their self attractions for desires about what came to you from the truth, to each from you We made/put God’s decreed way of life/method/law and order , and a clear/easy/plain way , and if God wanted/willed, He would have made you one nation/generation, and but to test you in what He gave you, so race/surpass (to) the goodnesses/generosity (good deeds), to God (is) your return altogether, so He informs you with what you were in it differing/disagreeing (P).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enzelna ve indirdik وَأَنْزَلْنَا نزل
2 ileyke sana إِلَيْكَ -
3 l-kitabe Kitabı الْكِتَابَ كتب
4 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
5 musaddikan bir musaddıktır مُصَدِّقًا صدق
6 lima لِمَا -
7 beyne arasındakine بَيْنَ بين
8 yedeyhi iki elinin onun يَدَيْهِ يدي
9 mine مِنَ -
10 l-kitabi kitaptan الْكِتَابِ كتب
11 ve muheyminen ve bir gözetleyip/tanık olup hamilik eden وَمُهَيْمِنًا همن
12 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
13 fehkum öyle ki hükmet فَاحْكُمْ حكم
14 beynehum aralarında onların بَيْنَهُمْ بين
15 bima بِمَا -
16 enzele indirdiğiyle أَنْزَلَ نزل
17 llahu Allah'ın اللَّهُ -
18 ve la ve وَلَا -
19 tettebia' tabi olma تَتَّبِعْ تبع
20 ehva'ehum hevalarına onların أَهْوَاءَهُمْ هوي
21 amma hakkında عَمَّا -
22 ca'eke sana gelen جَاءَكَ جيا
23 mine مِنَ -
24 l-hakki haktan/gerçekten الْحَقِّ حقق
25 likullin her biriniz için لِكُلٍّ كلل
26 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
27 minkum kendinizden مِنْكُمْ -
28 şir'aten bir şeriat شِرْعَةً شرع
29 ve minhacen ve bir metod/yöntem وَمِنْهَاجًا نهج
30 velev şayet وَلَوْ -
31 şa'e dileseydi شَاءَ شيا
32 llahu Allah اللَّهُ -
33 lecealekum mutlak yapardı sizleri لَجَعَلَكُمْ جعل
34 ummeten ümmet أُمَّةً امم
35 vahideten bir tek وَاحِدَةً وحد
36 velakin fakat وَلَٰكِنْ -
37 liyebluvekum belalandırmak için sizleri لِيَبْلُوَكُمْ بلو
38 fi فِي -
39 ma مَا -
40 atakum verdiğinde sizlere اتَاكُمْ اتي
41 festebiku öyleyse koşun فَاسْتَبِقُوا سبق
42 l-hayrati hayırlara الْخَيْرَاتِ خير
43 ila karşıdır إِلَى -
44 llahi Allah'a اللَّهِ -
45 merciukum dönüş yeri مَرْجِعُكُمْ رجع
46 cemian topluca جَمِيعًا جمع
47 feyunebbiukum öyle ki haber verir sizlere فَيُنَبِّئُكُمْ نبا
48 bima بِمَا -
49 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
50 fihi kendisinde فِيهِ -
51 tehtelifune ihtilaf içinde تَخْتَلِفُونَ خلف

Notlar

Not 1: *Kur'ân'ı.**Koruyan, gözeten.***Kur'ân.****Kur'ân'la.

Ayet 49

718|5|49|وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَنۢ بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ
718|5|49|وان احكم بينهم بما انزل الله ولا تتبع اهواهم واحذرهم ان يفتنوك عن بعض ما انزل الله اليك فان تولوا فاعلم انما يريد الله ان يصيبهم ببعض ذنوبهم وان كثيرا من الناس لفسقون
49. Ve enıhkum beynehum bimâ enzelallâhu ve lâ tettebi’ ehvâehum vahzerhum en yeftinûke an ba’dı mâ enzelallâhu ileyk(ileyke) fe in tevellev fa’lem ennemâ yurîdullâhu en yusîbehum bi ba’dı zunûbihim ve inne kesîran minen nâsi le fâsıkûn(fâsıkûne).
Ve ki hükmet aralarında Allah'ın indirdiğiyle*; ve tabi olma hevalarına; ve hazırlıklı ol onlara ki ayartırlar547 seni Allah'ın senin üzerine indirdiğinin** bir kısmından; öyle ki eğer yüz çevirdilerse; öyle ki bil ki ancak diler Allah ki vurur/çarpar onları günahlarının bir kısmıyla; ve doğrusu insanlardan bir çoğu mutlak fâsıktır38.
Ahmed Samira: 49 And that judge/rule between them with what God descended, and do not follow their self attractions for desires , and be warned/cautious of them, that they test/misguide you from some/part (of) what God descended to you, so if they turned away, so know that God wants that (He) strikes/hits them with some/part (of) their72crimes, and that many of the people (are) debauchers (E) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve eni ve ki وَأَنِ -
2 hkum hükmet احْكُمْ حكم
3 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
4 bima بِمَا -
5 enzele indirdiğiyle أَنْزَلَ نزل
6 llahu Allah'ın اللَّهُ -
7 ve la ve وَلَا -
8 tettebia' tabi olma تَتَّبِعْ تبع
9 ehva'ehum hevalarına onların أَهْوَاءَهُمْ هوي
10 vehzerhum ve hazırlıklı ol onlara وَاحْذَرْهُمْ حذر
11 en ki أَنْ -
12 yeftinuke ayartırlar seni يَفْتِنُوكَ فتن
13 an عَنْ -
14 bea'di bir kısmından بَعْضِ بعض
15 ma مَا -
16 enzele indirdiğinin أَنْزَلَ نزل
17 llahu Allah'ın اللَّهُ -
18 ileyke senin üzerine إِلَيْكَ -
19 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
20 tevellev yüz çevirdilerse تَوَلَّوْا ولي
21 fea'lem öyle ki bil ki فَاعْلَمْ علم
22 ennema ancak أَنَّمَا -
23 yuridu diler يُرِيدُ رود
24 llahu Allah اللَّهُ -
25 en ki أَنْ -
26 yusibehum vurur/çarpar onları يُصِيبَهُمْ صوب
27 bibea'di kısmıyla بِبَعْضِ بعض
28 zunubihim günahları onların ذُنُوبِهِمْ ذنب
29 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
30 kesiran bir çoğu كَثِيرًا كثر
31 mine مِنَ -
32 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
33 lefasikune mutlak fâsıktır لَفَاسِقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *Kur'ân'la.**Kur'ân'ın.

Ayet 50

719|5|50|أَفَحُكْمَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ
719|5|50|افحكم الجهليه يبغون ومن احسن من الله حكما لقوم يوقنون
50. E fe hukmel câhiliyyeti yebgûn(yebgûne) ve men ahsenu minallâhi hukmen li kavmin yûkınûn(yûkınûne).
Öyle ki cahiliye489 hükmüne mi bakınırlar/aranırlar; ve kim daha güzeldir Allah’tan bir hüküm (de) yakınlaşan/kesinleşen bir toplum için.
Ahmed Samira: 50 Is (it) the Pre-Islamic paganism’s/ignorance’s judgment/rule (that) they desire ? And who (is) better than God (in) judgment/ruling to a nation they be sure/certain?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efehukme öyle ki hükmüne mi أَفَحُكْمَ حكم
2 l-cahiliyyeti cahiliyye الْجَاهِلِيَّةِ جهل
3 yebgune bakınırlar/aranırlar يَبْغُونَ بغي
4 ve men ve kimin وَمَنْ -
5 ehsenu daha güzel أَحْسَنُ حسن
6 mine مِنَ -
7 llahi Allah’tan اللَّهِ -
8 hukmen bir hüküm حُكْمًا حكم
9 likavmin bir toplum için لِقَوْمٍ قوم
10 yukinune yakınlaşır/kesinleşir يُوقِنُونَ يقن

Ayet 51

720|5|51|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوْلِيَآءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُۥ مِنْهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
720|5|51|يايها الذين امنوا لا تتخذوا اليهود والنصري اوليا بعضهم اوليا بعض ومن يتولهم منكم فانه منهم ان الله لا يهدي القوم الظلمين
51. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehızûl yehûde ven nasârâ evliyâe ba’duhum evliyâu ba’d(ba’din) ve men yetevellehum minkum fe innehu minhum innallâhe lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin/tutmayın Yahudileri295 ve Nasârâlıları268 evliya212; bir kısmı onların evliyasıdır212 bir kısmın; ve kim veli28 edinir onları sizlerden; öyle ki doğrusu o onlardandır; doğrusu Allah doğruya kılavuzlamaz zalim257 toplumu.
Ahmed Samira: 51 You, you those who believed, do not take the Jews and the Christians (as) guardians/patrons , some of them (are) guardians/patrons (of) some, and who follows them from you, so that he truly is from them, that God does not guide the nation, the unjust/oppressive.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tettehizu edinmeyin/tutmayın تَتَّخِذُوا اخذ
6 l-yehude yahudileri الْيَهُودَ -
7 ve nnesara ve Nasaralıları وَالنَّصَارَىٰ نصر
8 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
9 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
10 evliya'u evliyasıdır أَوْلِيَاءُ ولي
11 bea'din bir kısmın بَعْضٍ بعض
12 ve men ve kim وَمَنْ -
13 yetevellehum veli edinir onları يَتَوَلَّهُمْ ولي
14 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
15 feinnehu öyle ki doğrusu o فَإِنَّهُ -
16 minhum onlardandır مِنْهُمْ -
17 inne doğrusu إِنَّ -
18 llahe Allah اللَّهَ -
19 la لَا -
20 yehdi doğruya kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
21 l-kavme toplumu الْقَوْمَ قوم
22 z-zalimine zalim الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 52

721|5|52|فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٌ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِىَ بِٱلْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِّنْ عِندِهِۦ فَيُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ نَٰدِمِينَ
721|5|52|فتري الذين في قلوبهم مرض يسرعون فيهم يقولون نخشي ان تصيبنا دايره فعسي الله ان ياتي بالفتح او امر من عنده فيصبحوا علي ما اسروا في انفسهم ندمين
52. Fe terâllezîne fî kulûbihim maradun yusâriûne fîhim yekûlûne nahşâ en tusîbenâ dâireh(dâiretun) fe asâllâhu en ye’tiye bil fethi ev emrin min indihî fe yusbihû alâ mâ eserrû fî enfusihim nâdimîn(nâdimîne).
Öyle ki görürsün kimseleri (ki) kalplerindedir bir maraz175; koşarlar onların içlerine (ki) derler: "Haşyet duyarız ki isabet eder bizlere bir darlık; öyle ki belki Allah ki verir fetih527 ya da bir emir/iş kendi katından" ; öyle ki sabahlarlar sırlaştırdıkları/gizledikleri üzerine nefislerinde201 bir nedamet (-le)/pişmanlık (-la).
Ahmed Samira: 52 So you see those who in their hearts/minds (is) sickness/disease, they rush/speed in (to) them, they say: "We fear that disaster strikes/hits us, so maybe that God comes with the victory or an order/matter from at Him." So they become on what they kept secret in themselves regretful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe tera öyle ki görürsün فَتَرَى راي
2 ellezine kimsleri الَّذِينَ -
3 fi فِي -
4 kulubihim kalblerindedir قُلُوبِهِمْ قلب
5 meradun bir maraz مَرَضٌ مرض
6 yusariune koşarlar يُسَارِعُونَ سرع
7 fihim içlerine onların فِيهِمْ -
8 yekulune (ki) derler يَقُولُونَ قول
9 nehşa haşyet duyarız نَخْشَىٰ خشي
10 en ki أَنْ -
11 tusibena isabet eder bizlere تُصِيبَنَا صوب
12 dairatun bir darlık دَائِرَةٌ دور
13 feasa öyle ki belki فَعَسَى عسي
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 en ki أَنْ -
16 ye'tiye verir يَأْتِيَ اتي
17 bil-fethi fetih بِالْفَتْحِ فتح
18 ev ya da أَوْ -
19 emrin bir emir/iş أَمْرٍ امر
20 min مِنْ -
21 indihi kendi katından عِنْدِهِ عند
22 feyusbihu öyle ki sabahlarlar فَيُصْبِحُوا صبح
23 ala üzerine عَلَىٰ -
24 ma مَا -
25 eserru sırlaştırdıkları/gizledikleri أَسَرُّوا سرر
26 fi فِي -
27 enfusihim nefislerinde أَنْفُسِهِمْ نفس
28 nadimine bir nedamet/pişmanlık نَادِمِينَ ندم

Ayet 53

722|5|53|وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَأَصْبَحُوا۟ خَٰسِرِينَ
722|5|53|ويقول الذين امنوا اهولا الذين اقسموا بالله جهد ايمنهم انهم لمعكم حبطت اعملهم فاصبحوا خسرين
53. Ve yekûlullezîne âmenû e hâulâillezîne aksemû billâhi cehde eymânihim innehum le meakum habitat a’mâluhum fe asbahû hâsirîn(hâsirîne).
Ve der iman47 etmiş kimseler: "Bunlar mı (o) kimseler (ki) kasem548 ettiler Allah'a güçlü yeminleriyle; doğrusu onlar (kendileri) mutlak sizlerle birliktedir (diye)"; boşa çıktı yaptıkları onların; öyle ki sabahladılar hüsrana uğrayanlar (olarak).
Ahmed Samira: 53 And those who believed, say: "Are those, those who swore by God their right’s/oath’s utmost that they (are) with you (E), their deeds wasted, so they became losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yekulu ve der وَيَقُولُ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 eha'ula'i bunlar mı أَهَٰؤُلَاءِ -
5 ellezine kimseler الَّذِينَ -
6 eksemu kasem ederler أَقْسَمُوا قسم
7 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
8 cehde güçlü جَهْدَ جهد
9 eymanihim yeminleriyle أَيْمَانِهِمْ يمن
10 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
11 lemeakum mutlak sizlerle birliktedire لَمَعَكُمْ -
12 habitat boşa çıkmıştır حَبِطَتْ حبط
13 ea'maluhum yaptıkları onların أَعْمَالُهُمْ عمل
14 fe esbehu öyle ki sabahladılar فَأَصْبَحُوا صبح
15 hasirine hüsrana uğrayanlar (olarak) خَاسِرِينَ خسر

Ayet 54

723|5|54|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
723|5|54|يايها الذين امنوا من يرتد منكم عن دينه فسوف ياتي الله بقوم يحبهم ويحبونه اذله علي المومنين اعزه علي الكفرين يجهدون في سبيل الله ولا يخافون لومه لايم ذلك فضل الله يوتيه من يشا والله وسع عليم
54. Yâ eyyuhellezîne âmenû men yertedde minkum an dînihî fe sevfe ye’tîllâhu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbûnehû ezilletin alâl mu’minîne eizzetin alâl kâfirîn(kâfirîne), yucâhidûne fî sebîlillâhi ve lâ yehâfûne levmete lâim(lâimin) zâlike fadlullâhi yu’tîhi men yeşâ(yeşâu) vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Kim dönerse sizlerden dininden122; öyle ki yakında getirecek Allah bir kavmi/toplumu; sever (Allah) onları; ve sever onlar O’nu (Allah'ı); kibar/alçak gönüllüdürler müminlere27 karşı; azametlidirler* kâfirlere25 karşı; cihat356 ederler Allah yolunda336; ve korkmazlar ayıplama (-sından) bir ayıplayanın; işte bu; bir fazlıdır202 Allah'ın; verir dilediği kimseye; ve Allah Vâsi’dir297; Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 54 You, you those who believed, who returns from you from his religion, so God will come with a nation, He loves/likes them, and they love/like Him, on the believers humble , more glorious/mighty on the disbelievers, they struggle in God’s sake , and they do not fear a blamer’s/reprimanders’s blame/reprimand, that (is) God’s grace/favour, He gives it (to) whom He wills/wants, and God (is) rich/abundant , knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 men kim مَنْ -
5 yertedde dönerse يَرْتَدَّ ردد
6 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
7 an عَنْ -
8 dinihi dininden دِينِهِ دين
9 fesevfe öyle ki yakında فَسَوْفَ -
10 ye'ti getirecek يَأْتِي اتي
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 bikavmin bir kavmi/toplumu بِقَوْمٍ قوم
13 yuhibbuhum sever onları يُحِبُّهُمْ حبب
14 ve yuhibbunehu ve sever onlar O’nu وَيُحِبُّونَهُ حبب
15 ezilletin kibar/alçak gönüllüdürler أَذِلَّةٍ ذلل
16 ala karşı عَلَى -
17 l-mu'minine müminlere الْمُؤْمِنِينَ امن
18 eizzetin azametlidirler أَعِزَّةٍ عزز
19 ala karşı عَلَى -
20 l-kafirine kâfirlere الْكَافِرِينَ كفر
21 yucahidune cihad ederler يُجَاهِدُونَ جهد
22 fi فِي -
23 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
24 llahi Allah اللَّهِ -
25 ve la ve وَلَا -
26 yehafune korkmazlar يَخَافُونَ خوف
27 levmete ayıplamasa لَوْمَةَ لوم
28 laimin bir ayıplayanın لَائِمٍ لوم
29 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
30 fedlu bir fazlıdır فَضْلُ فضل
31 llahi Allah'ın اللَّهِ -
32 yu'tihi verir يُؤْتِيهِ اتي
33 men kimseye مَنْ -
34 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
35 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
36 vasiun Vasî’dir وَاسِعٌ وسع
37 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Notlar

Not 1: *Kurumlu, görkemli.

Ayet 55

724|5|55|إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمْ رَٰكِعُونَ
724|5|55|انما وليكم الله ورسوله والذين امنوا الذين يقيمون الصلوه ويوتون الزكوه وهم ركعون
55. İnnemâ veliyyukumullâhu ve resûluhu vellezîne âmenullezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum râkıûn(râkıûne).
Veliniz28 sizin ancak Allah’tır; ve resûlüdür418 O'nun; ve iman47 etmiş kimselerdir; kimseler (ki) ikame572 ederler salâtı5; ve verirler zekâtı10; ve onlar rükû11 edenlerdir.
Ahmed Samira: 55 But your guardian/patron/ally (is) God, and His messenger; and those who believed they keep up the prayers, and they give the charity , and they are bowing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 veliyyukumu sizin veliniz وَلِيُّكُمُ ولي
3 llahu Allah'tır اللَّهُ -
4 ve rasuluhu ve resulüdür/elçisidir onun وَرَسُولُهُ رسل
5 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
6 amenu İman etmiş امَنُوا امن
7 ellezine kimseler الَّذِينَ -
8 yukimune dikerler/ayağa kaldırırlar يُقِيمُونَ قوم
9 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
10 ve yu'tune ve verirler وَيُؤْتُونَ اتي
11 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
12 ve hum ve onlar وَهُمْ -
13 rakiune rükû edenlerdir رَاكِعُونَ ركع

Ayet 56

725|5|56|وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَإِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ
725|5|56|ومن يتول الله ورسوله والذين امنوا فان حزب الله هم الغلبون
56. Ve men yetevellallâhe ve resûlehu vellezîne âmenû fe inne hızbellâhi humul gâlibûn(gâlibûne).
Ve kim veli28 edinir Allah'ı ve resûlünü418 ve iman47 etmiş kimseleri; öyle ki doğrusu taraftarıdır/partizanıdır Allah'ın; onlardır galip gelenler.
Ahmed Samira: 56 And who follows God and His messenger and those who believed, so that God’s group/party, they are the defeaters/conquerors.

Ayet 57

726|5|57|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَٱلْكُفَّارَ أَوْلِيَآءَ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
726|5|57|يايها الذين امنوا لا تتخذوا الذين اتخذوا دينكم هزوا ولعبا من الذين اوتوا الكتب من قبلكم والكفار اوليا واتقوا الله ان كنتم مومنين
57. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehızûllezînettehazû dînekum huzuven ve leiben min ellezîne ûtûl kitâbe min kablikum vel kuffâra evliyâ(evliyâe), vettekûllâhe in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Edinmeyin/tutmayın kimseleri evliya212 (ki) edindiler/tuttular dininizi122 maskaraca* ve laubalice**; kimseleri135 (de ki) verildiler kitap sizden önce ve kâfirleri25 (de); ve takvalı21 olun Allah'a eğer olduysanız müminler21.
Ahmed Samira: 57 You, you those who believed, do not take those who took your religion mockingly and playing/amusement from those who were given The Book from before you, and the disbelievers (as) guardians/patrons/allies , and fear and obey God, if you were believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tettehizu edinmeyin/tutmayın تَتَّخِذُوا اخذ
6 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
7 ttehazu edinirler/tutarlar اتَّخَذُوا اخذ
8 dinekum dininizi دِينَكُمْ دين
9 huzuven eğlence هُزُوًا هزا
10 veleiben ve bir laubali وَلَعِبًا لعب
11 mine مِنَ -
12 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
13 utu verildiler أُوتُوا اتي
14 l-kitabe kitap الْكِتَابَ كتب
15 min مِنْ -
16 kablikum sizden önce قَبْلِكُمْ قبل
17 velkuffara ve kâfirleri وَالْكُفَّارَ كفر
18 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
19 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
20 llahe Allah'a اللَّهَ -
21 in eğer إِنْ -
22 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
23 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *Şerefsizce, onursuzca, haysiyetsizce, rezilce (kimse); şebekçe.**Davranışları ölçüsüz, olgun olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi.

Ayet 58

727|5|58|وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ
727|5|58|واذا ناديتم الي الصلوه اتخذوها هزوا ولعبا ذلك بانهم قوم لا يعقلون
58. Ve izâ nâdeytum iles salâtittehazûhâ huzuven ve leıbâ(leıben) zâlike bi ennehum kavmun lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
Ve davet/çağrı aldıkları zaman salâta5; edindiler/tuttular onu (salâtı) maskaraca* ve laubalice**; işte bu; olmalarıyladır onların akletmez562 bir kavim/topluluk.
Ahmed Samira: 58 And if you called to (for) the prayers, they took it mockingly and playing/amusement, that (is) with that they are a nation (that) do not reason/understand/comprehend.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 nadeytum davet/çağrı aldığınızda نَادَيْتُمْ ندو
3 ila إِلَى -
4 s-salati salata الصَّلَاةِ صلو
5 ttehazuha edindiler/tuttular onu (salatı) اتَّخَذُوهَا اخذ
6 huzuven bir eğlence هُزُوًا هزا
7 veleiben ve oyun وَلَعِبًا لعب
8 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
9 biennehum olmalarıyladır onların بِأَنَّهُمْ -
10 kavmun bir kavim/topluluk قَوْمٌ قوم
11 la لَا -
12 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

Notlar

Not 1: *Şerefsizce, onursuzca, haysiyetsizce, rezilce (kimse); şebekçe.**Davranışları ölçüsüz, olgun olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi.

Ayet 59

728|5|59|قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ هَلْ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلُ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فَٰسِقُونَ
728|5|59|قل ياهل الكتب هل تنقمون منا الا ان امنا بالله وما انزل الينا وما انزل من قبل وان اكثركم فسقون
59. Kul yâ ehlel kitâbi hel tenkımûne minnâ illâ en âmennâ billâhi ve mâ unzile ileynâ ve mâ unzile min kablu ve enne ekserekum fâsıkûn(fâsıkûne).
De ki: "Ey kitap ehli! Düşmanca intikam alma peşinde misiniz bizden; ancak ki (bizler) iman47 ettik Allah'a ve üzerimize indirilmişe*; ve bizden önce indirilmişe**; ve ki çoğunluğunuz fâsıklardır38."
Ahmed Samira: 59 Say: "You The Book’s people, do (you) revenge/hate from us, except (because) that we believed with God, and what was descended to us, and what was descended from before, and that most of you (are) debauchers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya ehle ey ehli يَا أَهْلَ اهل
3 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
4 hel هَلْ -
5 tenkimune düşmanca intikam alma peşinde misiniz تَنْقِمُونَ نقم
6 minna bizden مِنَّا -
7 illa ancak إِلَّا -
8 en ki (bizler) أَنْ -
9 amenna iman ettik امَنَّا امن
10 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
11 ve ma وَمَا -
12 unzile ve indirilmişe أُنْزِلَ نزل
13 ileyna üzerimize إِلَيْنَا -
14 ve ma ve وَمَا -
15 unzile indirilmişe أُنْزِلَ نزل
16 min مِنْ -
17 kablu bizden önce قَبْلُ قبل
18 ve enne ve ki وَأَنَّ -
19 ekserakum çoğuluğunuz أَكْثَرَكُمْ كثر
20 fasikune fâsıklardır فَاسِقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *Kur'an'a.**Tevrât'a ve İncîl'e.

Ayet 60

729|5|60|قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ ٱلْقِرَدَةَ وَٱلْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَ أُو۟لَٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
729|5|60|قل هل انبيكم بشر من ذلك مثوبه عند الله من لعنه الله وغضب عليه وجعل منهم القرده والخنازير وعبد الطغوت اوليك شر مكانا واضل عن سوا السبيل
60. Kul hel unebbiukum bi şerrin min zâlike mesûbeten ındallâh(ındallâhi) men leanehullâhu ve gadıbe aleyhi ve ceale min humul kıredete vel hanâzîre ve abedet tâgût(tâgûte) ulâike şerrun mekânen ve edallu an sevâis sebîl(sebîli).
De ki: "Haber vereyim mi sizlere bundan şerrini/kötüsünü bir karşılık (olarak) Allah'ın indinde/katında; kime lanet280 etti Allah ve gazap127 etti onun üzerine; ve yaptı onlardan maymunlar273 ve domuzlar549; ve kul oldu (o kimse) tâğûta442; işte bunlar; bir şerdir/kötüdür bir mekan/yer (olarak) ve daha dalalettedir128 dümdüz yoldan553.
Ahmed Samira: 60 Say: "Do I inform you with worse/more hateful than that? Replacement/compensation (from) at God, whom God cursed/humiliated , and He became angry/angered (at) on him, and He made/created from them the apes/monkeys and the pigs/swine , and the everything worshipped other than God’s/devil’s worshippers, those (are at) a worse place/position and more misguided, from the way’s/road’s middle/straightness."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 hel هَلْ -
3 unebbiukum haber vereyim mi sizlere أُنَبِّئُكُمْ نبا
4 bişerrin şerrini/kötüsünü بِشَرٍّ شرر
5 min مِنْ -
6 zalike bundan ذَٰلِكَ -
7 mesubeten bir karşılık مَثُوبَةً ثوب
8 inde indinde/katında عِنْدَ عند
9 llahi Allah اللَّهِ -
10 men kime مَنْ -
11 leanehu lanet etti لَعَنَهُ لعن
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 ve gadibe ve gazab etti وَغَضِبَ غضب
14 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
15 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
16 minhumu onlardan مِنْهُمُ -
17 l-kiradete maymunlar الْقِرَدَةَ قرد
18 velhanazira ve domuzlar وَالْخَنَازِيرَ خنزر
19 ve abede ve kul oldu (o kimse) وَعَبَدَ عبد
20 t-tagute Tâğût'a الطَّاغُوتَ طغي
21 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
22 şerrun bir şerdir/kötüdür شَرٌّ شرر
23 mekanen bir mekan (olarak) مَكَانًا كون
24 ve edellu ve daha dalalettedir وَأَضَلُّ ضلل
25 an عَنْ -
26 seva'i düz سَوَاءِ سوي
27 s-sebili yoldan السَّبِيلِ سبل

Ayet 61

730|5|61|وَإِذَا جَآءُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُوا۟ بِٱلْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا۟ بِهِۦ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا۟ يَكْتُمُونَ
730|5|61|واذا جاوكم قالوا امنا وقد دخلوا بالكفر وهم قد خرجوا به والله اعلم بما كانوا يكتمون
61. Ve izâ câukum kâlû âmennâ ve kad dehalû bil kufri ve hum kad haracû bih(bihî) vallâhu a’lemu bimâ kânû yektumûn(yektumûne).
Ve geldikleri zaman dediler: "İman47 ettik"; ve muhakkak girdiler küfürle422 ve onlar muhakkak çıktılar onunla (küfürle); ve Allah daha iyi bilendir gizler olduklarını.
Ahmed Samira: 61 And if they came to you, they said: "We believed". And they had entered with the disbelief, and they, they had gotten out with it, and God (is) more knowing with what they were hiding/concealing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 ca'ukum geldikleri جَاءُوكُمْ جيا
3 kalu dediler قَالُوا قول
4 amenna iman ettik امَنَّا امن
5 vekad ve muhakkak وَقَدْ -
6 dehalu girdiler دَخَلُوا دخل
7 bil-kufri küfürle بِالْكُفْرِ كفر
8 ve hum ve onlar وَهُمْ -
9 kad muhakkak قَدْ -
10 haracu çıktılar خَرَجُوا خرج
11 bihi onunla بِهِ -
12 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
13 ea'lemu daha iyi bilendir أَعْلَمُ علم
14 bima بِمَا -
15 kanu olduklarını كَانُوا كون
16 yektumune gizlerler يَكْتُمُونَ كتم

Ayet 62

731|5|62|وَتَرَىٰ كَثِيرًا مِّنْهُمْ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
731|5|62|وتري كثيرا منهم يسرعون في الاثم والعدون واكلهم السحت لبيس ما كانوا يعملون
62. Ve terâ kesîran minhum yusâriûne fîl ismi vel udvâni ve eklihimus suht(suhti) lebi’se mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Ve görürsün çoğunu onlardan (ki) koşarlar günaha ve taşkınlığa ve suht542 yemeğe; ne perişandır yapar oldukları.
Ahmed Samira: 62 And you see many from them, quickening/rushing in the sin/crime, and the transgression/aggression ,and their eating the forbidden/possessions acquired through cheatery , how bad (E) (is) what they were73making/doing?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tera ve görürsün وَتَرَىٰ راي
2 kesiran çoğunu كَثِيرًا كثر
3 minhum onlardan مِنْهُمْ -
4 yusariune koşarlar يُسَارِعُونَ سرع
5 fi فِي -
6 l-ismi günaha الْإِثْمِ اثم
7 vel'udvani ve taşkınlığa وَالْعُدْوَانِ عدو
8 ve eklihimu ve yemeğe وَأَكْلِهِمُ اكل
9 s-suhte suht السُّحْتَ سحت
10 lebi'se ne perişandır لَبِئْسَ باس
11 ma مَا -
12 kanu oldukları كَانُوا كون
13 yea'melune yapar يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 63

732|5|63|لَوْلَا يَنْهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ عَن قَوْلِهِمُ ٱلْإِثْمَ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ
732|5|63|لولا ينهيهم الربنيون والاحبار عن قولهم الاثم واكلهم السحت لبيس ما كانوا يصنعون
63. Lev lâ yenhâhumur rabbaniyyûne vel ahbâru an kavlihimul isme ve eklihimus suht(suhti) lebi’se mâ kânû yasneûn(yasneûne).
Keşke meneder* olsalardı onları Rabbânîler462 ve bilginler; onların günah söylemlerinden ve suht542 yemelerinden; ne perişandır üretir oldukları.
Ahmed Samira: 63 If only the knowledgeable lord worshippers and the religious scholars forbid/prevent them from their saying the sin/crime and their eating the forbidden/possessions acquired through cheatery ; how bad (E) (is) what they were producing/manufacturing ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 levla keşke olsalardı لَوْلَا -
2 yenhahumu meneder onları يَنْهَاهُمُ نهي
3 r-rabbaniyyune Rabbaniler الرَّبَّانِيُّونَ ربب
4 vel'ehbaru ve bilginler وَالْأَحْبَارُ حبر
5 an عَنْ -
6 kavlihimu söylemlerinden onların قَوْلِهِمُ قول
7 l-isme günah الْإِثْمَ اثم
8 ve eklihimu ve yemeleri وَأَكْلِهِمُ اكل
9 s-suhte suht السُّحْتَ سحت
10 lebi'se ne perişandır لَبِئْسَ باس
11 ma şey مَا -
12 kanu oldukları كَانُوا كون
13 yesneune ürettikleri يَصْنَعُونَ صنع

Notlar

Not 1: *Engel olmak.

Ayet 64

733|5|64|وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا۟ بِمَا قَالُوا۟ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَآءُ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ كُلَّمَآ أَوْقَدُوا۟ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا ٱللَّهُ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ
733|5|64|وقالت اليهود يد الله مغلوله غلت ايديهم ولعنوا بما قالوا بل يداه مبسوطتان ينفق كيف يشا وليزيدن كثيرا منهم ما انزل اليك من ربك طغينا وكفرا والقينا بينهم العدوه والبغضا الي يوم القيمه كلما اوقدوا نارا للحرب اطفاها الله ويسعون في الارض فسادا والله لا يحب المفسدين
64. Ve kâletil yehûdu yedullâhi maglûleh(maglûletun) gullet eydîhim ve luınû bimâ kâlû bel yedâhu mebsûtatâni yunfıku keyfe yeşâ(yeşâû) ve leyezîdenne kesîran minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufrâ(kufren) ve elkaynâ beynehumul adâvete vel bagdâe ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti) kullemâ evkadû nâran lil harbi etfeehallâhu ve yes’avne fîl ardı fesâda(fesâden) vallâhu lâ yuhıbbul mufsidîn(mufsidîne).
Ve dediler Yahudiler295: "Allah'ın eli bağlanmıştır/zincirlenmiştir"; (oysa) bağlandı/zincirlendi kendi elleri ve lanetlendiler280 dedikleriyle; evet! İki eli O’nun (Allah'ın) genişlemiştir/yayılmıştır; infak* eder nasıl dilerse; ve Rabbinden4 sana indirilen** mutlak ziyade*** eder çoğuna onlardan bir tûğyânı442 ve bir küfrü422; ve attık aralarına taşkınlık ve nefret kıyamet gününe148 kadar; her ne zaman yaktılar bir ateş harp için; söndürdü onu Allah; ve koşarlar yeryüzünde fesada265; ve Allah sevmez fesatçıları265.
Ahmed Samira: 64 And the Jews said: "God’s hand (is) chained or tied." (But) their hands (are) chained or tied, and they were cursed/humiliated because (of) what they said, but His two hands (are) outspread/outstretched , He spends how (as) He wills/wants; and what was descended to you from your Lord increases (E) many of them tyranny/arrogance and disbelief, and We threw between them the animosity and the intense hatred to the Resurrection Day, whenever they ignited a fire to the battle/war , God extinguished it , and they strive/hasten in the earth/Planet Earth (in) corruption , and God does not love/like the corrupting.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kaleti ve dediler وَقَالَتِ قول
2 l-yehudu yahudiler الْيَهُودُ -
3 yedu eli يَدُ يدي
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 megluletun bağlanmıştır مَغْلُولَةٌ غلل
6 gullet bağlandı غُلَّتْ غلل
7 eydihim kendi elleri أَيْدِيهِمْ يدي
8 veluinu ve lanetlendiler وَلُعِنُوا لعن
9 bima بِمَا -
10 kalu dedikleriyle قَالُوا قول
11 bel evet! بَلْ -
12 yedahu iki eli O’nun يَدَاهُ يدي
13 mebsutatani genişlemiştir/yayılmıştır مَبْسُوطَتَانِ بسط
14 yunfiku infak eder يُنْفِقُ نفق
15 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
16 yeşa'u dilerse يَشَاءُ شيا
17 veleyezidenne ve mutlak ziyade der وَلَيَزِيدَنَّ زيد
18 kesiran çoğuna كَثِيرًا كثر
19 minhum onlardan مِنْهُمْ -
20 ma مَا -
21 unzile indirilene أُنْزِلَ نزل
22 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
23 min مِنْ -
24 rabbike Rabbinden رَبِّكَ ربب
25 tugyanen bir tuğyanı طُغْيَانًا طغي
26 ve kufran ve bir küfrü وَكُفْرًا كفر
27 ve elkayna ve attık وَأَلْقَيْنَا لقي
28 beynehumu aralarına بَيْنَهُمُ بين
29 l-adavete taşkınlık الْعَدَاوَةَ عدو
30 velbegda'e ve nefret وَالْبَغْضَاءَ بغض
31 ila kadar إِلَىٰ -
32 yevmi gününe يَوْمِ يوم
33 l-kiyameti kıyamet الْقِيَامَةِ قوم
34 kullema her ne zaman كُلَّمَا كلل
35 evkadu yaktılar أَوْقَدُوا وقد
36 naran bir ateş نَارًا نور
37 lilharbi harp için لِلْحَرْبِ حرب
38 etfeeha söndürdü onu أَطْفَأَهَا طفا
39 llahu Allah اللَّهُ -
40 ve yes'avne ve koşarlar وَيَسْعَوْنَ سعي
41 fi فِي -
42 l-erdi yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
43 fesaden fesada فَسَادًا فسد
44 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
45 la لَا -
46 yuhibbu sevmez يُحِبُّ حبب
47 l-mufsidine fesatçıkları الْمُفْسِدِينَ فسد

Notlar

Not 1: *Harcar.**Kur'ân.***Artırır.

Ayet 65

734|5|65|وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَٰهُمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
734|5|65|ولو ان اهل الكتب امنوا واتقوا لكفرنا عنهم سياتهم ولادخلنهم جنت النعيم
65. Ve lev enne ehlel kitâbi âmenû vettekav le keffernâ anhum seyyiâtihim ve le edhalnâhum cennâtin naîm(naîmi).
Şayet ki kitap ehli135 iman47 etselerdi ve takvalı21 olsalardı; mutlak kâfirlik25 ederdik onlardan kötülüklerini; ve mutlak sokardık onları nimetli cennetlere.
Ahmed Samira: 65 And if that The Book’s people believed and feared and obeyed We would have substituted from them their sins/crimes, and We would have entered them the blessing’s gardens.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 enne ki أَنَّ -
3 ehle ehli أَهْلَ اهل
4 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
5 amenu iman etselerdi امَنُوا امن
6 vettekav ve takvalı olsalardı وَاتَّقَوْا وقي
7 lekefferna mutlak kâfirlik ederdik لَكَفَّرْنَا كفر
8 anhum onlardan عَنْهُمْ -
9 seyyiatihim kötülüklerini سَيِّئَاتِهِمْ سوا
10 vel'eedhalnahum ve mutlak sokardık onları وَلَأَدْخَلْنَاهُمْ دخل
11 cennati cennetlere جَنَّاتِ جنن
12 n-neiymi nimetli النَّعِيمِ نعم

Ayet 66

735|5|66|وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِم مِّن رَّبِّهِمْ لَأَكَلُوا۟ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِم مِّنْهُمْ أُمَّةٌ مُّقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ سَآءَ مَا يَعْمَلُونَ
735|5|66|ولو انهم اقاموا التوريه والانجيل وما انزل اليهم من ربهم لاكلوا من فوقهم ومن تحت ارجلهم منهم امه مقتصده وكثير منهم سا ما يعملون
66. Ve lev ennehum ekâmût tevrâte vel incîle ve mâ unzile ileyhim min rabbihim le ekelû min fevkıhim ve min tahti erculihim. Minhum ummetun muktesıdeh(muktesıdetun) ve kesîrun minhum sâe mâ ya’melûn(ya’melûne).
Şayet ki onlar kıyam etselerdi/dikselerdi Tevrât'ı ve İncîl'i; ve* Rablerinden4 üzerlerine indirileni; mutlak yerlerdi üstlerinden ve ayaklarının altından**; onlardandır muktesit550 bir ümmet305; ve onlardan çoğunun yaptıkları ne kötüdür.
Ahmed Samira: 66 And if that they took care of the Torah/Old Testament, and the Bible/New Testament and what was descended to them from their Lord, they would have eaten from above them and from below their feet; from them (is) a nation economizing/moderate , and many from them what they were making/doing became bad/evil/harmful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
3 ekamu kıyam etselerdi/dikselerdi أَقَامُوا قوم
4 t-tevrate Tevrât'ı التَّوْرَاةَ -
5 vel'incile ve İncîl'i وَالْإِنْجِيلَ -
6 ve ma ve وَمَا -
7 unzile indirileni أُنْزِلَ نزل
8 ileyhim üzerlerine إِلَيْهِمْ -
9 min مِنْ -
10 rabbihim Rablerinden رَبِّهِمْ ربب
11 leekelu mutlak yerlerdi لَأَكَلُوا اكل
12 min مِنْ -
13 fevkihim üstlerinden فَوْقِهِمْ فوق
14 ve min ve وَمِنْ -
15 tehti altından تَحْتِ تحت
16 erculihim ayaklarının أَرْجُلِهِمْ رجل
17 minhum onlardandır مِنْهُمْ -
18 ummetun bir ümmet أُمَّةٌ امم
19 muktesidetun muktesit مُقْتَصِدَةٌ قصد
20 vekesirun ve çoğunluğun وَكَثِيرٌ كثر
21 minhum onlardan مِنْهُمْ -
22 sa'e ne kötüdür سَاءَ سوا
23 ma مَا -
24 yea'melune yaptıkları يَعْمَلُونَ عمل

Notlar

Not 1: *Ve ('Vav') bağlacı vurgulama amaçlıdır.**Rızıklanırlardı nimetlerden.

Ayet 67

736|5|67|يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغْ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُۥ وَٱللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ
736|5|67|يايها الرسول بلغ ما انزل اليك من ربك وان لم تفعل فما بلغت رسالته والله يعصمك من الناس ان الله لا يهدي القوم الكفرين
67. Yâ eyyuherresûlu bellıg mâ unzile ileyke min rabbik(rabbike) ve in lem tef’al femâ bellagte risâleteh(risâletehu) vallâhu ya’sımuke minen nâs(nâsi) innallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
Ey resûl!418* Belagat et/anons et/duyur sana indirileni Rabbinden4; ve eğer asla faaliyet içinde olmazsan öyle ki belagat etmiş/anons etmiş/duyurmuş olmazsın O'nun risâletini223; ve Allah korur seni insanlardan**; doğrusu Allah doğru yola kılavuzlamaz kâfirler25 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 67 You, you the messenger deliver/inform what was descended to you from your Lord, and if you did not make/do (that) so you did not reach (pass) His message, and God protects/shelters you from the people, that God does not guide the nation, the disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 r-rasulu resûl الرَّسُولُ رسل
3 bellig belagat et/anons et/nota ver بَلِّغْ بلغ
4 ma مَا -
5 unzile indirileni أُنْزِلَ نزل
6 ileyke sana إِلَيْكَ -
7 min مِنْ -
8 rabbike Rabbinden رَبِّكَ ربب
9 ve in ve eğer وَإِنْ -
10 lem asla لَمْ -
11 tef'al faaliyet içinde olmazsan تَفْعَلْ فعل
12 fema öyle ki olmazsın فَمَا -
13 bellegte belagat et/anons et/nota ver بَلَّغْتَ بلغ
14 risaletehu risaletini onun رِسَالَتَهُ رسل
15 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
16 yea'simuke korur seni يَعْصِمُكَ عصم
17 mine مِنَ -
18 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
19 inne doğrusu إِنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 la لَا -
22 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
23 l-kavme kavmi/toplumu الْقَوْمَ قوم
24 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Muhammed peygamber.**Sadece Kur'an diyen insanlar asla boş duramaz. Kur'an'ın mesajını yani Yüce Allah'ın risâletini tüm dünyaya nota verir gibi deklere etmelidirler. Bu eylemleri nedeniyle insanlardan asla bir korku duymamalıdırlar. Çünkü Yüce Allah onları koruyacaktır.

Ayet 68

737|5|68|قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَسْتُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا فَلَا تَأْسَ عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
737|5|68|قل ياهل الكتب لستم علي شي حتي تقيموا التوريه والانجيل وما انزل اليكم من ربكم وليزيدن كثيرا منهم ما انزل اليك من ربك طغينا وكفرا فلا تاس علي القوم الكفرين
68. Kul yâ ehlel kitâbi! lestum alâ şey’in hattâ tukîmût Tevrâte vel İncîle ve mâ unzile ileykum min rabbikum ve le yezîdenne kesîren minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufr(kufren), fe lâ te’se alâl kavmil kâfirîn(kâfirîne).
De ki: "Ey kitap ehli!135 Olmadınız bir şey üzerinde; ta ki kıyam229 edersiniz/dikersiniz Tevrât'ı ve İncîl'i; ve* indirileni sizlere Rabbinizden4; ve Rabbinden4 sana indirilen** mutlak ziyade eder*** onlardan çoğuna tûğyânı442 ve küfrü422; öyle ki tasalanma kâfirler25 kavmine/toplumuna karşı.
Ahmed Samira: 68 Say: "You The Book’s people, you are not on a thing, until you keep up the Torah/Old Testament and the Bible/New Testament , and what was descended to you from your (P) Lord." And what was descended to you (S/M) from your Lord increases (E) many of them tyranny/arrogance, and disbelief, so do not grieve/sadden on the nation, the disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya ehle ey ehli يَا أَهْلَ اهل
3 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
4 lestum olmadınız لَسْتُمْ ليس
5 ala üzerinde عَلَىٰ -
6 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 tukimu kıyam edersiniz تُقِيمُوا قوم
9 t-tevrate Tevrat'ı التَّوْرَاةَ -
10 vel'incile ve İncil'i وَالْإِنْجِيلَ -
11 ve ma ve وَمَا -
12 unzile indirileni أُنْزِلَ نزل
13 ileykum sizlere إِلَيْكُمْ -
14 min مِنْ -
15 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
16 veleyezidenne ve mutlak ziyade eder وَلَيَزِيدَنَّ زيد
17 kesiran çoğunu كَثِيرًا كثر
18 minhum onlardan مِنْهُمْ -
19 ma مَا -
20 unzile indirilen أُنْزِلَ نزل
21 ileyke sana إِلَيْكَ -
22 min مِنْ -
23 rabbike Rabbinden رَبِّكَ ربب
24 tugyanen tuğyanı طُغْيَانًا طغي
25 ve kufran ve küfrü وَكُفْرًا كفر
26 fela öyle ki فَلَا -
27 te'se tasalanma تَأْسَ اسو
28 ala karşı عَلَى -
29 l-kavmi kavmine/toplumuna الْقَوْمِ قوم
30 l-kafirine kâfirler الْكَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Ve 'Vav' bağlacı vurgulama amaçlıdır.**Kur'ân.***Artırır.

Ayet 69

738|5|69|إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلصَّٰبِـُٔونَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
738|5|69|ان الذين امنوا والذين هادوا والصبون والنصري من امن بالله واليوم الاخر وعمل صلحا فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
69. İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ves sâbiûne ven nasâra men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve amile sâlihan fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Doğrusu iman47 etmiş kimseler; ve yahudileşmiş267 kimseler; ve Sâbiîler266; ve Nasârâlılar268; kim iman47 etti Allah'a ve ahiret gününe ve yaptı sâlihât18; öyle ki yoktur bir korku onlar üzerine; ve onlar hüzünlenmezler269.
Ahmed Samira: 69 That those who believed and those who guided/Jews , and the converts/Sabians , and the Christians who believed with God and the Day the Last/Resurrection Day, and made/worked correct/righteous deeds, so no fear on them, and nor they be sad/grieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
5 hadu yahudileştiler هَادُوا هود
6 ve ssabiune ve Sâbiîler وَالصَّابِئُونَ صبا
7 ve nnesara ve Nasârâlılar وَالنَّصَارَىٰ نصر
8 men kim مَنْ -
9 amene İman etti امَنَ امن
10 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
11 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
12 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
13 ve amile ve yaptı وَعَمِلَ عمل
14 salihen sâlihât صَالِحًا صلح
15 fela öyle ki yoktur فَلَا -
16 havfun bir korku خَوْفٌ خوف
17 aleyhim onlara عَلَيْهِمْ -
18 ve la ve وَلَا -
19 hum onlar üzerine هُمْ -
20 yehzenune hüzünlenmezler يَحْزَنُونَ حزن

Notlar

Not 1: Not: 2:62, 5:69, 22:17 ayetleri cennetlere girmenin minimum/asgari/en az şartlarını bildirmektedir. 22:17 ayetinde ayrıca cehenneme girmemenin yolu olan şirke günahına bir vurgu vardır.

Ayet 70

739|5|70|لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ رُسُلًا كُلَّمَا جَآءَهُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا۟ وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ
739|5|70|لقد اخذنا ميثق بني اسريل وارسلنا اليهم رسلا كلما جاهم رسول بما لا تهوي انفسهم فريقا كذبوا وفريقا يقتلون
70. Lekad ehaznâ mîsâka benî isrâîle ve erselnâ ileyhim rusulâ(rusulen) kullemâ câehum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusuhum ferîkan kezzebû ve ferîkan yaktulûn(yaktulûne).
Ant olsun aldık bir mîsâk281 İsrâîloğullarından197; ve gönderdik onlara resûller418; her ne zaman geldi onlara bir resûl418 bir şey (-le) (ki) nefislerinin hevasına uymayan; bir fırka/grup (ki) yalanladılar; ve bir fırka/grup (ki) katlettiler35.
Ahmed Samira: 70 We had taken Israel’s sons’ and daughters’ promise/covenant, and We sent to them messengers, whenever a messenger came to them with what their selves do not desire, a group (some) they denied, and a group (some) they kill.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 ehazna aldık أَخَذْنَا اخذ
3 misaka bir misak مِيثَاقَ وثق
4 beni oğullarından بَنِي بني
5 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
6 ve erselna ve gönderdik وَأَرْسَلْنَا رسل
7 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
8 rusulen resûller رُسُلًا رسل
9 kullema her ne zaman كُلَّمَا كلل
10 ca'ehum geldi onlara جَاءَهُمْ جيا
11 rasulun bir resûl رَسُولٌ رسل
12 bima bir şey بِمَا -
13 la لَا -
14 tehva hevasına uymayan تَهْوَىٰ هوي
15 enfusuhum nefislerinin أَنْفُسُهُمْ نفس
16 ferikan bir fırka فَرِيقًا فرق
17 kezzebu yalanladı onlar كَذَّبُوا كذب
18 ve ferikan ve fırka وَفَرِيقًا فرق
19 yektulune katletti onlar يَقْتُلُونَ قتل

Ayet 71

740|5|71|وَحَسِبُوٓا۟ أَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ كَثِيرٌ مِّنْهُمْ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
740|5|71|وحسبوا الا تكون فتنه فعموا وصموا ثم تاب الله عليهم ثم عموا وصموا كثير منهم والله بصير بما يعملون
71. Ve hasibû ellâ tekûne fitnetun fe amû ve sammû summe tâballâhu aleyhim summe amû ve sammû kesîrun minhum vallâhu basîrun bimâ ya’melûn(ya’melûne).
Ve sandılar ki olmaz bir fitne332; öyle ki âmâ/kör oldular ve sağır kesildiler; sonra tevbe33 etti Allah üzerlerine; sonra âmâ/kör oldular (tekrar) ve sağır kesildiler çoğu onlardan; ve Allah Basîr’dir513 yaptıklarına.
Ahmed Samira: 71 And they thought, that test/torture (is) not (to) be, so they became blinded/confused , and they became deaf, then God forgave on them, then they blinded/confused and they deafened many (of) them, and God (is) seeing/knowing/understanding with what they make/do/work.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve hasibu ve sandılar وَحَسِبُوا حسب
2 ella ki أَلَّا -
3 tekune olmaz تَكُونَ كون
4 fitnetun bir fitne فِتْنَةٌ فتن
5 feamu öyle ki ama/kör oldular فَعَمُوا عمي
6 ve sammu ve sağır kesildiler وَصَمُّوا صمم
7 summe sonra ثُمَّ -
8 tabe tövbe etti تَابَ توب
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
11 summe sonra ثُمَّ -
12 amu ama/kör oldular عَمُوا عمي
13 ve sammu ve sağır kesildiler وَصَمُّوا صمم
14 kesirun çoğu كَثِيرٌ كثر
15 minhum onlardan مِنْهُمْ -
16 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
17 besirun Bâsir’dir بَصِيرٌ بصر
18 bima ne ki بِمَا -
19 yea'melune yaptıkları يَعْمَلُونَ عمل

Ayet 72

741|5|72|لَقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ ٱلْمَسِيحُ يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ إِنَّهُۥ مَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ ٱلْجَنَّةَ وَمَأْوَىٰهُ ٱلنَّارُ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
741|5|72|لقد كفر الذين قالوا ان الله هو المسيح ابن مريم وقال المسيح يبني اسريل اعبدوا الله ربي وربكم انه من يشرك بالله فقد حرم الله عليه الجنه وماويه النار وما للظلمين من انصار
72. Lekad keferallezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) ve kâlel mesîhu yâ benî isrâîla’budûllâhe rabbî ve rabbekum innehu men yuşrik billâhi fekad harremallâhu aleyhil cennete ve me’vâhun nâr(nâru) ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârin).
Ant olsun (ki) kâfirlik25 etmiş kimseler dediler: "Doğrusu Allah (ki) O Meryem oğlu Mesih'tir"; ve dedi Mesih: "Ey İsrâîloğulları!197 Kulluk edin Allah'a; Rabbime4 ve Rabbinize4"; doğrusu O’dur (ki) kim şirk koşar71 Allah'a; öyle ki muhakkak haram etti Allah ona cenneti; ve sığınağı onun ateştir834; ve yoktur zalimler257 için hiçbir yardımcı.
Ahmed Samira: 72 Those who said: "That God, He is the Messiah Mary’s son," had disbelieved, and the Messiah, said: "You, Israel’s sons and daughters, worship God, my Lord and your Lord, that he who shares/makes partners with God, so He had forbidden on him the Paradise, and his shelter/refuge (is) the fire , and (there are) no victoriors/saviors to the unjust/oppressors."74

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 huve o هُوَ -
8 l-mesihu Mesih'tir الْمَسِيحُ -
9 bnu oğlu ابْنُ بني
10 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
11 vekale ve dedi وَقَالَ قول
12 l-mesihu Mesih الْمَسِيحُ -
13 ya beni ey oğulları يَا بَنِي بني
14 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
15 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
16 llahe Allah'a اللَّهَ -
17 rabbi Rabbime رَبِّي ربب
18 ve rabbekum ve Rabbinize وَرَبَّكُمْ ربب
19 innehu doğrusu O’dur (ki) إِنَّهُ -
20 men kim مَنْ -
21 yuşrik şirk koşar يُشْرِكْ شرك
22 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
23 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
24 harrame haram etti حَرَّمَ حرم
25 llahu Allah اللَّهُ -
26 aleyhi ona عَلَيْهِ -
27 l-cennete cenneti الْجَنَّةَ جنن
28 ve me'vahu ve sığınağı onun وَمَأْوَاهُ اوي
29 n-naru ateştir النَّارُ نور
30 ve ma ve yoktur وَمَا -
31 lizzalimine zalimler için لِلظَّالِمِينَ ظلم
32 min hiç مِنْ -
33 ensarin bir yardımcı أَنْصَارٍ نصر

Ayet 73

742|5|73|لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَٰثَةٍ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّآ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَإِن لَّمْ يَنتَهُوا۟ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
742|5|73|لقد كفر الذين قالوا ان الله ثالث ثلثه وما من اله الا اله وحد وان لم ينتهوا عما يقولون ليمسن الذين كفروا منهم عذاب اليم
73. Lekad keferellezîne kâlû innallâhe sâlisu selâsetin ve mâ min ilâhin illâ ilâhun vâhid(vâhidun) ve in lem yentehû ammâ yekûlûne le yemessennellezîne keferû minhum azâbun elîm(elîmun).
Ant olsun kâfirlik25 etmiş kimseler dediler: "Doğrusu Allah üçüncüsüdür bir üçün"; ve yoktur hiçbir ilâh74 tek bir ilâh74 dışında; ve eğer asla menetmezlerse* dediklerinden; mutlak temas eder kâfirlik25 etmiş kimselere onlardan elim/acıklı bir azap
Ahmed Samira: 73 Those who said: "That God (is) third (of) three." had disbelieved, and (there is) no God except from one God, and if they do not end/stop from what they say, a painful torture will touch (E) those who disbelieved from them.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 kefera kâfirlik etti كَفَرَ كفر
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 kalu dediler قَالُوا قول
5 inne doğrusu إِنَّ -
6 llahe Allah اللَّهَ -
7 salisu üçüncüsüdür ثَالِثُ ثلث
8 selasetin bir üçün ثَلَاثَةٍ ثلث
9 ve ma ve yoktur وَمَا -
10 min hiçbir مِنْ -
11 ilahin ilah إِلَٰهٍ اله
12 illa dışında إِلَّا -
13 ilahun ilahtan إِلَٰهٌ اله
14 vahidun tek bir وَاحِدٌ وحد
15 ve in ve eğer وَإِنْ -
16 lem asla لَمْ -
17 yentehu menetmezlerse يَنْتَهُوا نهي
18 amma عَمَّا -
19 yekulune dediklerinden يَقُولُونَ قول
20 leyemessenne mutlak temas eder لَيَمَسَّنَّ مسس
21 ellezine kimselere الَّذِينَ -
22 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
23 minhum onlardan مِنْهُمْ -
24 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
25 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Yasaklamak, geri durmak/durdurmak.

Ayet 74

743|5|74|أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى ٱللَّهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُۥ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
743|5|74|افلا يتوبون الي الله ويستغفرونه والله غفور رحيم
74. E fe lâ yetûbûne ilâllâhi ve yestagfirûneh(yestagfirûnehu) vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Öyle ki tevbe33 etmezler mi Allah'a karşı ve mağfiret319 dilemezler mi O’na?; ve Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 74 So do they not repent to God, and they ask Him for forgiveness, and God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 efela öyle ki أَفَلَا -
2 yetubune tevbe etmezler mi يَتُوبُونَ توب
3 ila karşı إِلَى -
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 ve yestegfirunehu ve mağfiret dilemezler mi O’na وَيَسْتَغْفِرُونَهُ غفر
6 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
7 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
8 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Ayet 75

744|5|75|مَّا ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلَانِ ٱلطَّعَامَ ٱنظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلْءَايَٰتِ ثُمَّ ٱنظُرْ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
744|5|75|ما المسيح ابن مريم الا رسول قد خلت من قبله الرسل وامه صديقه كانا ياكلان الطعام انظر كيف نبين لهم الايت ثم انظر اني يوفكون
75. Melmesîhubnu meryeme illâ resûl(resûlun), kad halet min kablihir rusul(rusulun) ve ummuhu sıddîkah(sıddîkatun) kânâ ye’kulânit taâm(taâmi) unzur keyfe nubeyyinu lehumul âyâti summenzur ennâ yu’fekûn(yu’fekûne).
Meryem oğlu Mesih değildir bir resûl418 dışında; muhakkak gelip geçti onun öncesinden resûller418; ve annesi bir sıddıktır551; oldu ikisi yemek yer*; bak! nasıl beyan226 ederiz onlara ayetleri; sonra bak ki (nasıl) ters yüz edilirler.
Ahmed Samira: 75 The Messiah Mary’s son is not except a messenger, the messengers had past/expired from before Him, and his mother (was) always very truthful, they were (B) eating the food; look/see how We clarify/explain to them the signs/evidences, then look/see where they be turned away .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 l-mesihu Mesih الْمَسِيحُ -
3 bnu oğlu ابْنُ بني
4 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
5 illa dışında إِلَّا -
6 rasulun bir resûl رَسُولٌ رسل
7 kad muhakkak قَدْ -
8 halet gelip geçti خَلَتْ خلو
9 min مِنْ -
10 kablihi onun öncesinde قَبْلِهِ قبل
11 r-rusulu resûller الرُّسُلُ رسل
12 ve ummuhu ve annesi وَأُمُّهُ امم
13 siddikatun bir sıddık صِدِّيقَةٌ صدق
14 kana oldu ikisi كَانَا كون
15 ye'kulani yer ikisi يَأْكُلَانِ اكل
16 t-taaame yemek الطَّعَامَ طعم
17 unzur bak انْظُرْ نظر
18 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
19 nubeyyinu beyan ederiz نُبَيِّنُ بين
20 lehumu onlara لَهُمُ -
21 l-ayati ayetleri الْايَاتِ ايي
22 summe sonra ثُمَّ -
23 unzur bak انْظُرْ نظر
24 enna ki أَنَّىٰ اني
25 yu'fekune ters yüz edilirler يُؤْفَكُونَ افك

Notlar

Not 1: *Yemek yemeğe ihtiyaç duyan bir varlık nasıl bir ilâh olur?

Ayet 76

745|5|76|قُلْ أَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَٱللَّهُ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
745|5|76|قل اتعبدون من دون الله ما لا يملك لكم ضرا ولا نفعا والله هو السميع العليم
76. Kul e ta’budûne min dûnillâhi mâ lâ yemliku lekum darran ve lâ nef’â(nef’an) vallâhu huves semîul alîm(alîmu).
De ki: "Kulluk mu edersiniz Allah'ı astından sizlere bir zarara ve bir faydaya/yarara malik olmayana?"; ve Allah (ki) O’dur Semî41; Alîm8.
Ahmed Samira: 76 Say: "Do you worship from other than God what does not own/possess for you harm and nor benefit, and God He is the hearing/listening, the knowledgeable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 etea'budune kulluk mu edersiniz أَتَعْبُدُونَ عبد
3 min مِنْ -
4 duni astından دُونِ دون
5 llahi Allah'ı اللَّهِ -
6 ma مَا -
7 la لَا -
8 yemliku malik olmayana يَمْلِكُ ملك
9 lekum sizlere لَكُمْ -
10 derran bir zarar ضَرًّا ضرر
11 ve la ve وَلَا -
12 nef'an fayda bir fayda/yarar نَفْعًا نفع
13 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
14 huve O’dur هُوَ -
15 s-semiu Semî السَّمِيعُ سمع
16 l-alimu Alîm الْعَلِيمُ علم

Ayet 77

746|5|77|قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا تَغْلُوا۟ فِى دِينِكُمْ غَيْرَ ٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوٓا۟ أَهْوَآءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا۟ مِن قَبْلُ وَأَضَلُّوا۟ كَثِيرًا وَضَلُّوا۟ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ
746|5|77|قل ياهل الكتب لا تغلوا في دينكم غير الحق ولا تتبعوا اهوا قوم قد ضلوا من قبل واضلوا كثيرا وضلوا عن سوا السبيل
77. Kul yâ ehlel kitâbi, lâ taglû fî dînikum gayral hakkı ve lâ tettebi’û ehvâe kavmin kad dallû min kablu ve edallû kesîran ve dallû an sevâis sebîl(sebîli).
De ki: "Ey kitap ehli!135 Aşmayın/taşmayın552 siz ikiniz* dininizde; olmaksızın hak/gerçek"; ve tabi olmayın hevâlarına278 bir kavmin/toplumun (ki) muhakkak dalalete128 düştüler önceden; ve dalalete128 düştüler bir çoğu; ve dalalete128 düştüler dümdüz yoldan553.
Ahmed Samira: 77 Say: "You The Book’s people, do not exaggerate/exceed the limit in your religion, other than the truth , and do not follow a nation’s self attractions for desires , they had misguided from before and they misguided many, and they misguided from the way’s/path’s middle/straightness."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ya ehle ey ehli يَا أَهْلَ اهل
3 l-kitabi Kitap الْكِتَابِ كتب
4 la لَا -
5 teglu aşmayın/taşmayın ikiniz تَغْلُوا غلو
6 fi فِي -
7 dinikum dininizde دِينِكُمْ دين
8 gayra olmaksızın غَيْرَ غير
9 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
10 ve la وَلَا -
11 tettebiu ve tabi olmayın تَتَّبِعُوا تبع
12 ehva'e hevalarına أَهْوَاءَ هوي
13 kavmin bir kavmin قَوْمٍ قوم
14 kad muhakkak قَدْ -
15 dellu dalalete düştüler ضَلُّوا ضلل
16 min مِنْ -
17 kablu önceden قَبْلُ قبل
18 ve edellu ve dalalete düştüler وَأَضَلُّوا ضلل
19 kesiran bir çoğu كَثِيرًا كثر
20 ve dellu ve dalalete düştüler وَضَلُّوا ضلل
21 an -ndan عَنْ -
22 seva'i düz سَوَاءِ سوي
23 s-sebili yoldan السَّبِيلِ سبل

Notlar

Not 1: *Fiilin 2. şahıs tesniye ile gelmesi iki grubu işaret eder. Yahudiler ve Hristiyanlar.

Ayet 78

747|5|78|لُعِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ لِسَانِ دَاوُۥدَ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ
747|5|78|لعن الذين كفروا من بني اسريل علي لسان داود وعيسي ابن مريم ذلك بما عصوا وكانوا يعتدون
78. Luinellezîne keferû min benî isrâîle alâ lisâni dâvude ve îsebni meryem(meryeme) zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Lanet280 edildi kâfirlik25 etmiş kimselere İsrâîloğullarından197; Dâvûd ve Meryem oğlu Îsâ'ya karşı dillerinden* (dolayı); işte budur; asilik etmiş ve haddi aşmış oldukları nedeniyledir.
Ahmed Samira: 78 Those who disbelieved from Israel’s sons and daughters were cursed/humiliated on David’s and Jesus Mary’s son’s tongue, that (is) with what they disobeyed, and they were transgressing/violating .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 luine lanet edildi لُعِنَ لعن
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
4 min -ndan مِنْ -
5 beni oğulları- بَنِي بني
6 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
7 ala karşı عَلَىٰ -
8 lisani dili لِسَانِ لسن
9 davude Davud دَاوُودَ -
10 ve iysa ve Îsa وَعِيسَى -
11 bni oğlu ابْنِ بني
12 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
13 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
14 bima nedeniyle بِمَا -
15 asav asilik ettiler عَصَوْا عصي
16 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
17 yea'tedune haddi aştılar يَعْتَدُونَ عدو

Notlar

Not 1: *Onlar hakkında uyduruk, yalan yanlış, şeytânî bir dil kullandıklarından.

Ayet 79

748|5|79|كَانُوا۟ لَا يَتَنَاهَوْنَ عَن مُّنكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
748|5|79|كانوا لا يتناهون عن منكر فعلوه لبيس ما كانوا يفعلون
79. Kânû lâ yetenâhevne an munkerin fealûh(fealûhu) lebi’se mâ kânû yef’alûn(yef’alûne).
Oldular men etmezler/engellemezler münkerden82; faaliyet içindedirler ona*; ne kötüdür faaliyet içinde oldukları.
Ahmed Samira: 79 They were not forbidding/preventing each other from awfulness/obscenity they made/did it; how bad (is) what they were making/doing?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kanu oldular كَانُوا كون
2 la لَا -
3 yetenahevne men etmezler يَتَنَاهَوْنَ نهي
4 an عَنْ -
5 munkerin münkerden مُنْكَرٍ نكر
6 fealuhu faaliyet içindedirler ona فَعَلُوهُ فعل
7 lebi'se ne kötü oldu لَبِئْسَ باس
8 ma مَا -
9 kanu oldukları كَانُوا كون
10 yef'alune faliyet içinde oldukları يَفْعَلُونَ فعل

Notlar

Not 1: *Münkere.

Ayet 80

749|5|80|تَرَىٰ كَثِيرًا مِّنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ أَنفُسُهُمْ أَن سَخِطَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَفِى ٱلْعَذَابِ هُمْ خَٰلِدُونَ
749|5|80|تري كثيرا منهم يتولون الذين كفروا لبيس ما قدمت لهم انفسهم ان سخط الله عليهم وفي العذاب هم خلدون
80. Terâ kesîran minhum yetevellevnellezîne keferû lebi’se mâ kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallâhu aleyhim ve fîl azâbi hum hâlidûn(hâlidûne).
Görürsün çoğunu onlardan (ki) veli28 edinirler kâfirlik25 etmiş kimseleri; ne kötüdür kademe aldıkları/kıdem kazandıkları kendi nefislerine201; ki hışma/gadaba uğrattı Allah onları; ve azapta onlar ölümsüzlerdir.
Ahmed Samira: 80 You see many from them, they follow those who disbelieved, how bad (is) what their selves advanced/understood for them, that God became angry/dissatisfied on them, and in the torture they are immortally/eternally .

Ayet 81

750|5|81|وَلَوْ كَانُوا۟ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِىِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ
750|5|81|ولو كانوا يومنون بالله والنبي وما انزل اليه ما اتخذوهم اوليا ولكن كثيرا منهم فسقون
81. Ve lev kânû yu’minûne billâhi ven nebiyyi ve mâ unzile ileyhi mettehazûhum evliyâe ve lâkinne kesîren minhum fâsikûn(fâsikûne).
Şayet iman47 eder olsalardı Allah'a ve nebiye132 ve ona indirilene*; edinmiş olmazlardı onları evliya212; ve fakat çoğu onlardan fâsıklardır38.
Ahmed Samira: 81 And if they were believing with God, and the prophet and what was descended to him, they would not (have) taken them (as) guardians/allies , and but many from them (are) debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev şayet وَلَوْ -
2 kanu olsalardı كَانُوا كون
3 yu'minune iman ederler يُؤْمِنُونَ امن
4 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
5 ve nnebiyyi ve nebiye وَالنَّبِيِّ نبا
6 ve ma ve وَمَا -
7 unzile indirilen أُنْزِلَ نزل
8 ileyhi ona إِلَيْهِ -
9 ma değildi مَا -
10 ttehazuhum edindiler onları اتَّخَذُوهُمْ اخذ
11 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
12 velakinne ve fakat وَلَٰكِنَّ -
13 kesiran çoğu كَثِيرًا كثر
14 minhum onlardan مِنْهُمْ -
15 fasikune fasıklardır فَاسِقُونَ فسق

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplara gerçek anlamda iman edenler tek tanrıcı olurlar. Her zaman doğru yolda olurlar.

Ayet 82

751|5|82|لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ ٱلنَّاسِ عَدَٰوَةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُم مَّوَدَّةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّا نَصَٰرَىٰ ذَٰلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْ قِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَأَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
751|5|82|لتجدن اشد الناس عدوه للذين امنوا اليهود والذين اشركوا ولتجدن اقربهم موده للذين امنوا الذين قالوا انا نصري ذلك بان منهم قسيسين ورهبانا وانهم لا يستكبرون
82. Le tecidenne eşedden nâsi adâveten lillezîne âmenûl yehûde vellezîne eşrakû, ve le tecidenne akrabehum meveddeten lillezîne âmenûllezîne kâlû innâ nasârâ zâlike bi enne minhum kıssîsîne ve ruhbânen ve ennehum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).
Mutlak bulursun Yahudileri295 ve şirk koşmuş71 kimseleri iman47 etmiş kimselere (karşı) düşmanlıkta daha şiddetli insanlar (olarak); ve mutlak bulursun "bizler Nasâralıyız268" diyen kimseleri daha yakın onlara; iman etmiş kimselere; sevgice/arkadaşça; işte budur; ki onlardandır keşişler555 ve ruhbanlar/rahipler554; ve onlar büyüklenmezler.
Ahmed Samira: 82 You will find (E) the strongest people (with) animosity to those who believed (are) the Jews, and those who shared/made partners (with God), and you will find (E) their nearest/closest love/friendship , to those who believed, (are) those who said: "That we are Christian ." That (is) with that from them (are) priests/clergymen and monks, and that they are not being arrogant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 letecidenne mutlak bulursun لَتَجِدَنَّ وجد
2 eşedde daha şiddetli أَشَدَّ شدد
3 n-nasi insanlar النَّاسِ نوس
4 adaveten bir düşman عَدَاوَةً عدو
5 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
6 amenu iman etmiş امَنُوا امن
7 l-yehude yahudileri الْيَهُودَ -
8 vellezine ve kimseleri وَالَّذِينَ -
9 eşraku şirk koşmuş أَشْرَكُوا شرك
10 veletecidenne ve mutlak bulursun وَلَتَجِدَنَّ وجد
11 ekrabehum daha yakın onlara أَقْرَبَهُمْ قرب
12 meveddeten sevgice/arkadaşça مَوَدَّةً ودد
13 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
14 amenu iman etmiş امَنُوا امن
15 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
16 kalu derler قَالُوا قول
17 inna bizler إِنَّا -
18 nesara Nasaralıyız نَصَارَىٰ نصر
19 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
20 bienne ki بِأَنَّ -
21 minhum onlardandır مِنْهُمْ -
22 kissisine keşişler قِسِّيسِينَ قسس
23 ve ruhbanen ve ruhbanlar/rahipler وَرُهْبَانًا رهب
24 ve ennehum ve onlar وَأَنَّهُمْ -
25 la لَا -
26 yestekbirune büyüklenmezler يَسْتَكْبِرُونَ كبر

Ayet 83

752|5|83|وَإِذَا سَمِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا۟ مِنَ ٱلْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ
752|5|83|واذا سمعوا ما انزل الي الرسول تري اعينهم تفيض من الدمع مما عرفوا من الحق يقولون ربنا امنا فاكتبنا مع الشهدين
83. Ve izâ semiû mâ unzile ilerresûli terâ a’yunehum tefîdu mined dem’ı mimmâ arefû minel hakk(hakkı), yekûlûne rabbenâ âmennâ fektubnâ meaş şâhidîn(şâhidîne).
Ve işittikleri zaman indirileni resûle418; görürsün gözlerini onların taşar akar göz yaşından; arif olmalarındandır/bilmelerindendir haktan/gerçekten; derler: "Rabbimiz!4 İman47 ettik; öyle ki yaz bizleri şahitlerle/tanıklarla birlikte"
Ahmed Samira: 83 And if they heard what was descended to the messenger, you see their eyes flow from the tears from what they knew from the truth , they say: "Our Lord, we believed, so write us with the witnessing/testifying."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve وَإِذَا -
2 semiu işittikleri zaman سَمِعُوا سمع
3 ma مَا -
4 unzile indirileni أُنْزِلَ نزل
5 ila إِلَى -
6 r-rasuli resûle الرَّسُولِ رسل
7 tera görürsün تَرَىٰ راي
8 ea'yunehum gözlerini onların أَعْيُنَهُمْ عين
9 tefidu taşar akar تَفِيضُ فيض
10 mine مِنَ -
11 d-dem'i göz yaşından الدَّمْعِ دمع
12 mimma مِمَّا -
13 arafu arif olmalarından عَرَفُوا عرف
14 mine مِنَ -
15 l-hakki haktan/gerçekten الْحَقِّ حقق
16 yekulune derler يَقُولُونَ قول
17 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
18 amenna iman ettik امَنَّا امن
19 fektubna öyle ki yaz bizleri فَاكْتُبْنَا كتب
20 mea birlikte مَعَ -
21 ş-şahidine şahitler/tanıklarla الشَّاهِدِينَ شهد

Ayet 84

753|5|84|وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَن يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلصَّٰلِحِينَ
753|5|84|وما لنا لا نومن بالله وما جانا من الحق ونطمع ان يدخلنا ربنا مع القوم الصلحين
84. Ve mâ lenâ lâ nu’minu billâhi ve mâ câenâ minel hakkı ve natmeu en yudhılenâ rabbunâ meal kavmis sâlihîn(sâlihîne).
Ve nedir bizlere (ki) iman47 etmeyiz Allah'a; ve haktan/gerçekten bizlere gelmişe; ve umarız ki sokar bizleri Rabbimiz sâlihler217 kavmi (-yle)/toplumu (-yla) beraber.
Ahmed Samira: 84 And why not for us to believe with God and what came to us from the truth , and we wish/desire that our Lord makes us enter with the nation the correct/righteous.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve nedir وَمَا -
2 lena bizlere لَنَا -
3 la لَا -
4 nu'minu iman etmeyiz نُؤْمِنُ امن
5 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
6 ve ma ve nedir وَمَا -
7 ca'ena geldi bizlere جَاءَنَا جيا
8 mine مِنَ -
9 l-hakki haktan/gerçekten الْحَقِّ حقق
10 ve netmeu ve umarız وَنَطْمَعُ طمع
11 en ki أَنْ -
12 yudhilena sokar bizleri يُدْخِلَنَا دخل
13 rabbuna Rabbimiz رَبُّنَا ربب
14 mea birlikte مَعَ -
15 l-kavmi kavim/toplum الْقَوْمِ قوم
16 s-salihine salihler الصَّالِحِينَ صلح

Ayet 85

754|5|85|فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُوا۟ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ
754|5|85|فاثبهم الله بما قالوا جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها وذلك جزا المحسنين
85. Fe esâbehumullâhu bimâ kâlû cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ve zâlike cezâûl muhsinîn(muhsinîne).
Öyle ki sevaplandırdı464 onları Allah söylemleri/demeleri nedeniyle; cennetler (-le) (ki) akar altından nehirler; ölümsüzler185 orada; ve işte bu; cezasıdır63 muhsinlerin294.
Ahmed Samira: 85 So God rewarded them because (of) what they said treed gardens, the rivers flow from beneath it, immortally/eternally in it, and that (is) the good doer’s reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feesabehumu öyle ki sevaplandırdı فَأَثَابَهُمُ ثوب
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 bima nedeniyle بِمَا -
4 kalu demeleri قَالُوا قول
5 cennatin cennetler جَنَّاتٍ جنن
6 tecri akar تَجْرِي جري
7 min مِنْ -
8 tehtiha altından تَحْتِهَا تحت
9 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
10 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
11 fiha orada فِيهَا -
12 ve zalike ve işte budur وَذَٰلِكَ -
13 ceza'u cezası جَزَاءُ جزي
14 l-muhsinine muhsinlerin الْمُحْسِنِينَ حسن

Ayet 86

755|5|86|وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ
755|5|86|والذين كفروا وكذبوا بايتنا اوليك اصحب الجحيم
86. Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cahîm(cahîmi).
Ve kimseler (ki) kâfirlik25 ettiler ve yalanladılar195 ayetlerimizi; işte bunlar; cahîm808 ashâbıdır194.
Ahmed Samira: 86 And those who disbelieved and they denied with Our verses/signs/evidences, those are the Hell’s people

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 keferu kâfirlik ettiler كَفَرُوا كفر
3 ve kezzebu ve yalanladılar وَكَذَّبُوا كذب
4 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
5 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
6 eshabu ashabıdır أَصْحَابُ صحب
7 l-cehimi cahîm الْجَحِيمِ جحم

Ayet 87

756|5|87|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحَرِّمُوا۟ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ
756|5|87|يايها الذين امنوا لا تحرموا طيبت ما احل الله لكم ولا تعتدوا ان الله لا يحب المعتدين
87. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tuharrimû tayyibâti mâ ehallallâhu lekum ve lâ ta’tedû innallâhe lâ yuhibbul mu’tedîn(mu’tedîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Haram etmeyin* iyileri; helal kıldığını Allah’ın sizlere*; ve sınırı aşmayın552; doğrusu Allah sevmez sınırı aşanları.
Ahmed Samira: 87 You, you those who believed, do not forbid/prohibit goodnesses (from) what God permitted/allowed for you, and do not transgress/violate , that God does not love/like the transgressors/violators.

Notlar

Not 1: *Kutsal kitaplarda helal edilmiş bir şeyi uyduruk hadislerle/sözlerle haram etmeyin. Peygamber buyurdu ki diye başlayan, resûle iftira olan söylenti/hadislere itibar etmeyin. Örnek: Midyeyi kendinize haram etmeyin. Kur'an size yiyecek konusunda neyin haram edildiğini bildirdi. Midye yemeği seven bir kimseye siz bu haramdır demeyin. Allah adına hüküm vermeyin.

Ayet 88

757|5|88|وَكُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤْمِنُونَ
757|5|88|وكلوا مما رزقكم الله حللا طيبا واتقوا الله الذي انتم به مومنون
88. Ve kulû mimmâ razakakumullâhu halâlen tayyiben vettekûllâhellezî entum bihî mu’minûn(mu’minûne).
Ve yiyin rızıklandırdığından Allah'ın bir helal* (olarak); bir iyi (olarak); ve takvalı21 olun Allah’a O ki sizler O’na müminlersiniz27.
Ahmed Samira: 88 And eat from what God provided for you, permitted/allowed, good/enjoyable , and fear and obey God, whom you are with (in) him believing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kulu ve yeyin وَكُلُوا اكل
2 mimma مِمَّا -
3 razekakumu rızıklandırdığından رَزَقَكُمُ رزق
4 llahu Allah'ın اللَّهُ -
5 halalen bir helal (olarak) حَلَالًا حلل
6 tayyiben bir iyi (olarak) طَيِّبًا طيب
7 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
8 llahe Allah’a اللَّهَ -
9 llezi o ki الَّذِي -
10 entum sizler أَنْتُمْ -
11 bihi O’na بِهِ -
12 mu'minune müminlersiniz مُؤْمِنُونَ امن

Notlar

Not 1: *Kur'an'da belirtilen haram yiyecekler dışında Yüce Allah'ın rızık olarak verdiği yiyeceklerden sizlere iyi geleni, sevdiğinizi rahatlıkla yiyin.

Ayet 89

758|5|89|لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلْأَيْمَٰنَ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيْمَٰنِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ وَٱحْفَظُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
758|5|89|لا يواخذكم الله باللغو في ايمنكم ولكن يواخذكم بما عقدتم الايمن فكفرته اطعام عشره مسكين من اوسط ما تطعمون اهليكم او كسوتهم او تحرير رقبه فمن لم يجد فصيام ثلثه ايام ذلك كفره ايمنكم اذا حلفتم واحفظوا ايمنكم كذلك يبين الله لكم ايته لعلكم تشكرون
89. Lâ yuâhizukumullâhu bil lagvi fî eymânikum ve lâkin yuâhizukum bimâ akkadtumul eymân(eymâne), fe keffâretuhu it’âmu aşereti mesâkîne min evsatı mâ tut’ımûne ehlîkum ev kisvetuhum ev tahrîru rakabeh(rakabetin) fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâm(eyyâmin) zâlike keffâretu eymânikum izâ haleftum vahfezû eymânekum kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihi leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Tutmaz (sorumlu) sizleri Allah yeminlerinizdeki diyalektle/jargonla/ağızla; velakin/fakat tutar (sorumlu) sizleri akitlediğiniz207 yeminler nedeniyle; öyle ki kefareti onun yedirmedir on miskinki113 vasattan/ortadan/en iyisinden (ki) yedirirsiniz ehlinize/ailenize ya da giydirmedir onları ya da hürriyetine kavuşturmadır rakabeyi520; öyle ki kim asla bulamaz öyle ki oruç tutar üç gün; işte budur; kefaretidir yeminlerinizin yemin ettiğiniz zaman; ve koruyun yeminlerinizi; işte böyledir; beyan226 eder Allah sizlere ayetlerini454; belki sizler şükredersiniz43.
Ahmed Samira: 89 God does not punish you with the nonsense/useless talk in your oaths, and but He punishes you with75what you intended (in) the oaths, so its cover/substitution (is) feeding ten poorest of poor/poor oppressed from middle (average of) what you feed your families , or their dressing/clothing, or feeding/liberating a neck/person/slave, so who does not find, so fasting three days, that (is) cover/substitution (for) your oaths, if you swore/took oath, and guard your oaths, like that God clarifies to you His verses/evidences, maybe you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yu'ahizukumu tutmaz sizleri يُؤَاخِذُكُمُ اخذ
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 bil-legvi diyalektle/jargonla/ağızla بِاللَّغْوِ لغو
5 fi فِي -
6 eymanikum yeminlerinizdeki أَيْمَانِكُمْ يمن
7 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
8 yu'ahizukum tutar sizleri يُؤَاخِذُكُمْ اخذ
9 bima nedeniyle بِمَا -
10 akkadtumu akitlediğiniz عَقَّدْتُمُ عقد
11 l-eymane yeminler الْأَيْمَانَ يمن
12 fekeffaratuhu öyle ki kefareti onun فَكَفَّارَتُهُ كفر
13 it'aamu yedirmektir إِطْعَامُ طعم
14 aşerati on عَشَرَةِ عشر
15 mesakine miskinki مَسَاكِينَ سكن
16 min مِنْ -
17 evseti vasattan/ortadan أَوْسَطِ وسط
18 ma مَا -
19 tut'imune yedirirsiniz تُطْعِمُونَ طعم
20 ehlikum ehlinize أَهْلِيكُمْ اهل
21 ev ya da أَوْ -
22 kisvetuhum giydirme onları كِسْوَتُهُمْ كسو
23 ev ya da أَوْ -
24 tehriru hürriyetine kavuşturma تَحْرِيرُ حرر
25 rakabetin rakibeyi رَقَبَةٍ رقب
26 femen öyle ki kim فَمَنْ -
27 lem asla لَمْ -
28 yecid bulamaz يَجِدْ وجد
29 fesiyamu öyle ki oruç tutar فَصِيَامُ صوم
30 selaseti üç ثَلَاثَةِ ثلث
31 eyyamin gün أَيَّامٍ يوم
32 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
33 keffaratu keffaretidir كَفَّارَةُ كفر
34 eymanikum yeminlerinizin أَيْمَانِكُمْ يمن
35 iza إِذَا -
36 haleftum yemin ettiğiniz zaman حَلَفْتُمْ حلف
37 vehfezu ve koruyun وَاحْفَظُوا حفظ
38 eymanekum yeminlerinizi أَيْمَانَكُمْ يمن
39 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
40 yubeyyinu beyan eder يُبَيِّنُ بين
41 llahu Allah اللَّهُ -
42 lekum sizlere لَكُمْ -
43 ayatihi ayetlerini ايَاتِهِ ايي
44 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
45 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Ayet 90

759|5|90|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْخَمْرُ وَٱلْمَيْسِرُ وَٱلْأَنصَابُ وَٱلْأَزْلَٰمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَٱجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
759|5|90|يايها الذين امنوا انما الخمر والميسر والانصاب والازلم رجس من عمل الشيطن فاجتنبوه لعلكم تفلحون
90. Yâ eyyuhellezîne âmenû innemel hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Doğrusu hamr138; ve meysir359; ve anıtlar/abideler/idoller*; ve şans okları bir pisliktir şeytânın29 amelinden/işinden; öyle ki uzak kalın ona; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
Ahmed Samira: 90 You, you those who believed, that the intoxicants , and the gambling and the monuments , and the featherless arrows (are) sin/crime from the devil’s making/work, so avoid it , maybe you succeed/win.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 innema doğrusu إِنَّمَا -
5 l-hamru hamr الْخَمْرُ خمر
6 velmeysiru ve meysir وَالْمَيْسِرُ يسر
7 vel'ensabu ve anıtlar/abideler/idoller وَالْأَنْصَابُ نصب
8 vel'ezlamu ve şans okları وَالْأَزْلَامُ زلم
9 ricsun bir pisliktir رِجْسٌ رجس
10 min مِنْ -
11 ameli amelinden/işinden عَمَلِ عمل
12 ş-şeytani şeytan الشَّيْطَانِ شطن
13 fectenibuhu öyle ki uzak kalın ona فَاجْتَنِبُوهُ جنب
14 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
15 tuflihune felaha ulaşırsınız تُفْلِحُونَ فلح

Notlar

Not 1: *Tekkeler, türbeler, putlar, ölmüş insanların mezarları vb.

Ayet 91

760|5|91|إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ فِى ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ
760|5|91|انما يريد الشيطن ان يوقع بينكم العدوه والبغضا في الخمر والميسر ويصدكم عن ذكر الله وعن الصلوه فهل انتم منتهون
91. İnnemâ yurîduş şeytânu en yûkia beynekumul adâvete vel bagdâe fîl hamri vel meysiri ve yasuddekum an zikrillâhi ve anis salâh(salâti), fe hel entum muntehûn(muntehûne).
Ancak arzu eder şeytân29 ki düşürsün aranıza husumet/düşmanlık ve nefret; hamr138 içinde; ve meysir359 (içinde); ve uzaklaştırmak/alıkoymak Allah'ın zikrinden78 ve salâttan5; öyleyse sizler nehy edenler/geri duranlar/dizginleyenler misiniz?
Ahmed Samira: 91 But the devil wants that he makes the animosity and the intense hatred fall between you, in (through use of) the intoxicants and the gambling, and he prevents/obstructs you from God’s remembrance/reminder, and from the prayers, so are you ending/stopping?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 innema ancak إِنَّمَا -
2 yuridu arzu eder يُرِيدُ رود
3 ş-şeytanu şeytan الشَّيْطَانُ شطن
4 en ki أَنْ -
5 yukia düşürsün يُوقِعَ وقع
6 beynekumu aranıza بَيْنَكُمُ بين
7 l-adavete husumet الْعَدَاوَةَ عدو
8 velbegda'e ve nefret وَالْبَغْضَاءَ بغض
9 fi فِي -
10 l-hamri aklı örten içinde الْخَمْرِ خمر
11 velmeysiri ve meysir وَالْمَيْسِرِ يسر
12 ve yesuddekum ve uzaklaştırmak/alıkoymak وَيَصُدَّكُمْ صدد
13 an عَنْ -
14 zikri zikrinden ذِكْرِ ذكر
15 llahi Allah'ın اللَّهِ -
16 ve ani ve وَعَنِ -
17 s-salati ve salattan الصَّلَاةِ صلو
18 fehel öyleyse misiniz فَهَلْ -
19 entum sizler أَنْتُمْ -
20 muntehune nehy edenler/geri duranlar/dizginleyenler مُنْتَهُونَ نهي

Ayet 92

761|5|92|وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَٱحْذَرُوا۟ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
761|5|92|واطيعوا الله واطيعوا الرسول واحذروا فان توليتم فاعلموا انما علي رسولنا البلغ المبين
92. Ve etîûllâhe ve etîûr resûle vahzerû, fe in tevelleytum fa’lemû ennemâ alâ resûlinel belâgul mubîn(mubînu).
Ve itaat edin Allah'a; ve itaat edin76 resûle418; ve hazırlıklı olun; öyle ki eğer sırt çevirirseniz öyle ki bilin (ki) resûlümüz418 üzerine (olan) ancak apaçık belâgattır221.
Ahmed Samira: 92 And obey God and obey the messenger, and be warned/cautious, so if you turned away, so know that truly on Our messengers (is) the information/communication, the clear/evident .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve etiu ve itaat edin وَأَطِيعُوا طوع
2 llahe Allah'a اللَّهَ -
3 ve etiu ve itaat edin وَأَطِيعُوا طوع
4 r-rasule resûle الرَّسُولَ رسل
5 vehzeru ve hazırlıklı olun وَاحْذَرُوا حذر
6 fe in öyle ki eğer فَإِنْ -
7 tevelleytum dönerseniz تَوَلَّيْتُمْ ولي
8 fea'lemu öyle ki bilin فَاعْلَمُوا علم
9 ennema ancak أَنَّمَا -
10 ala üzerine عَلَىٰ -
11 rasulina resûlümüz رَسُولِنَا رسل
12 l-belagu belagattır الْبَلَاغُ بلغ
13 l-mubinu apaçık الْمُبِينُ بين

Ayet 93

762|5|93|لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
762|5|93|ليس علي الذين امنوا وعملوا الصلحت جناح فيما طعموا اذا ما اتقوا وامنوا وعملوا الصلحت ثم اتقوا وامنوا ثم اتقوا واحسنوا والله يحب المحسنين
93. Leyse alellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cunâhun fîmâ taimû izâ mettekav ve âmenû ve amilûs sâlihâti summettekav ve âmenû summettekav ve ahsenû vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Yoktur iman47 etmiş ve sâlihât18 yapmış kimseler üzerine bir günah yediklerindekinde; zaman ki takvalı21 oldular ve iman47 ettiler ve yaptılar sâlihât18; sonra (da) takvalı21 oldular ve iman47 ettiler; sonra (da) takvalı21 oldular; ve (bu) daha güzeldir; ve Allah sever muhsinleri294.
Ahmed Samira: 93 (An) offense/guilt is not on those who believed and made/did correct/righteous deeds in what they ate/tasted, if as long as they feared and obeyed and believed and they made/did the correct/righteous deeds, then they feared and obeyed and they believed, and then they feared and obeyed, and they did good and God loves/likes the good doers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 leyse yoktur لَيْسَ ليس
2 ala üzerine عَلَى -
3 ellezine kimseler الَّذِينَ -
4 amenu iman etmiş امَنُوا امن
5 ve amilu ve yapmış وَعَمِلُوا عمل
6 s-salihati salihat الصَّالِحَاتِ صلح
7 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
8 fima فِيمَا -
9 taimu yediklerindekinde طَعِمُوا طعم
10 iza zaman إِذَا -
11 ma ki مَا -
12 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
13 ve amenu ve iman ettiler وَامَنُوا امن
14 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
15 s-salihati salihat الصَّالِحَاتِ صلح
16 summe sonra ثُمَّ -
17 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
18 ve amenu ve iman ettiler وَامَنُوا امن
19 summe sonra ثُمَّ -
20 ttekav takvalı oldular اتَّقَوْا وقي
21 ve ehsenu ve daha güzeldir وَأَحْسَنُوا حسن
22 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
23 yuhibbu sever يُحِبُّ حبب
24 l-muhsinine muhsinleri الْمُحْسِنِينَ حسن

Ayet 94

763|5|94|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَيَبْلُوَنَّكُمُ ٱللَّهُ بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلصَّيْدِ تَنَالُهُۥٓ أَيْدِيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَخَافُهُۥ بِٱلْغَيْبِ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ
763|5|94|يايها الذين امنوا ليبلونكم الله بشي من الصيد تناله ايديكم ورماحكم ليعلم الله من يخافه بالغيب فمن اعتدي بعد ذلك فله عذاب اليم
94. Yâ eyyuhellezîne âmenû le yebluvennekumullâhu bi şey’in mines saydı tenâluhu eydîkum ve rimâhukum li ya’lemallâhu men yahâfuhu bil gayb(gaybi), fe meni’tedâ ba’de zâlike fe lehu azâbun elîm(elîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Mutlak belalandırır256 Allah avlanmadan şeyle (ki) erişir elleriniz ve mızraklarınız/zıpkınlarınız; bilindik kılması içindir Allah'ın (ki) kim korku474 duyar O'na gaybta62; öyle ki kim sınırı aştı/taştı bunun sonrası öyle ki onadır elim/acıklı bir azaptır.
Ahmed Samira: 94 You, you those who believed, God will test you (E) with something from the hunt/fishing/trapping, your hands and your spears/lances take/receive/obtain (reach) it, (for) God (is) to know who fears Him with the unseen , so who transgressed/violated after that, so for him (is) a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 leyebluvennekumu mutlak belalandırır لَيَبْلُوَنَّكُمُ بلو
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 bişey'in bişeyle بِشَيْءٍ شيا
7 mine مِنَ -
8 s-saydi avlanmadan الصَّيْدِ صيد
9 tenaluhu erişir تَنَالُهُ نيل
10 eydikum elleriniz أَيْدِيكُمْ يدي
11 ve rimahukum ve mızraklarınız/zıpkınlarınız وَرِمَاحُكُمْ رمح
12 liyea'leme bilmek için لِيَعْلَمَ علم
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 men kim مَنْ -
15 yehafuhu korku duyar kendisine يَخَافُهُ خوف
16 bil-gaybi gaybta بِالْغَيْبِ غيب
17 fe meni öyle ki kim فَمَنِ -
18 a'teda sınırı aştı/taştı اعْتَدَىٰ عدو
19 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
20 zalike bunun ذَٰلِكَ -
21 felehu öyle ki onadır
22 azabun bir azaptır عَذَابٌ عذب
23 elimun elim/acıklı أَلِيمٌ الم

Ayet 95

764|5|95|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْتُلُوا۟ ٱلصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ وَمَن قَتَلَهُۥ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآءٌ مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ ٱلنَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِۦ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًۢا بَٰلِغَ ٱلْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّٰرَةٌ طَعَامُ مَسَٰكِينَ أَوْ عَدْلُ ذَٰلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِۦ عَفَا ٱللَّهُ عَمَّا سَلَفَ وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ ٱللَّهُ مِنْهُ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ
764|5|95|يايها الذين امنوا لا تقتلوا الصيد وانتم حرم ومن قتله منكم متعمدا فجزا مثل ما قتل من النعم يحكم به ذوا عدل منكم هديا بلغ الكعبه او كفره طعام مسكين او عدل ذلك صياما ليذوق وبال امره عفا الله عما سلف ومن عاد فينتقم الله منه والله عزيز ذو انتقام
95. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ taktulûs sayde ve entum hûrûm(hûrûmun) ve men katelehu minkum muteammiden fe cezâun mislu mâ katele min en neami yahkumu bihî zevâ adlin minkum hedyen bâligal ka’beti ev keffâratun taâmu mesâkîne ev adlu zâlike siyâmen li yezûka vebâle emrih(emrihî) afâllâhu amma selef(selefe) ve men âde fe yentakimullâhu minh(minhu) vallâhu azîzun zûntikâm(zûntikâmin).
Ey iman47 etmiş kimseler! Katletmeyin35 avı; ve sizler ihramlı534 (olarak); ve kim katletti35 onu (avı) sizlerden kasıtlı/kasten; öyle ki bir cezadır misli870 katlettiğinin35 çiftlik hayvanlarından (ki) hükmeder ona sizlerden iki adalet680 sahibi; Kabe'ye557 ulaşan bir hediye (olarak); ya da bir kefaret (olarak) yedirmedir miskine113; ya da buna adil/eşit/denk bir oruçtur; tatması içindir vebalini (o kimsenin) emrini/işini; affetti Allah geçeni; ve kim taştı/sınırı aştı; intikam alır Allah ondan; ve Allah Azîz’dir37; Zuntikâmdır390.
Ahmed Samira: 95 You, you those who believed, do not kill the hunt/trapping, and you are forbidden/respecting for pilgrimage, and who intentionally/purposely killed it from you, so a reimbursement equal/similar (to) what he killed from the properties/livestock (the animals/birds), (two) of (B) justice/equality from you judges/rules with it (as) an offering reaching/delivered (to) the Kaaba , or substitution (of) feeding (the) poorest of poor/poor oppressed (P), or redemption (of) that (is) fasting , to taste/experience his matter’s/affair’s severity/bad consequences/evil results, God forgave/pardoned on what preceded, and who returned (again), so God revenges from Him, and God (is) glorious/mighty , (owner) of revenge.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tektulu katletmeyin تَقْتُلُوا قتل
6 s-sayde avı الصَّيْدَ صيد
7 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
8 hurumun ihramlı حُرُمٌ حرم
9 ve men ve kim وَمَنْ -
10 katelehu ketletti onu (avı) قَتَلَهُ قتل
11 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
12 muteammiden kasıtlı/kasten مُتَعَمِّدًا عمد
13 feceza'un öyle ki bir cezadır فَجَزَاءٌ جزي
14 mislu misli/benzeri مِثْلُ مثل
15 ma مَا -
16 katele katlettiğinin قَتَلَ قتل
17 mine مِنَ -
18 n-neami enamdan/çiftlik hayvanlarından النَّعَمِ نعم
19 yehkumu hükmeder يَحْكُمُ حكم
20 bihi ona بِهِ -
21 zeva iki sahibi ذَوَا -
22 adlin adalet عَدْلٍ عدل
23 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
24 hedyen bir hediye هَدْيًا هدي
25 baliga ulaşan بَالِغَ بلغ
26 l-kea'beti Kabe'ye الْكَعْبَةِ كعب
27 ev ya da أَوْ -
28 keffaratun bir kefarettir كَفَّارَةٌ كفر
29 taaamu yedirme طَعَامُ طعم
30 mesakine miskine مَسَاكِينَ سكن
31 ev ya da أَوْ -
32 adlu adil/eşit/denk عَدْلُ عدل
33 zalike buna ذَٰلِكَ -
34 siyamen bir oruçtur صِيَامًا صوم
35 liyezuka tatması için لِيَذُوقَ ذوق
36 vebale vebalini وَبَالَ وبل
37 emrihi emrini/işini أَمْرِهِ امر
38 afa affeti عَفَا عفو
39 llahu Allah اللَّهُ -
40 amma عَمَّا -
41 selefe geçeni سَلَفَ سلف
42 vemen ve kim وَمَنْ -
43 aade taştı/sınırı aştı عَادَ عود
44 feyentekimu intikam alır فَيَنْتَقِمُ نقم
45 llahu Allah اللَّهُ -
46 minhu ondan مِنْهُ -
47 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
48 azizun Aziz’dir عَزِيزٌ عزز
49 zu sahibidir ذُو -
50 ntikamin intikam انْتِقَامٍ نقم

Ayet 96

765|5|96|أُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ ٱلْبَحْرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ ٱلْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
765|5|96|احل لكم صيد البحر وطعامه متعا لكم وللسياره وحرم عليكم صيد البر ما دمتم حرما واتقوا الله الذي اليه تحشرون
96. Uhille lekum saydul bahri ve taâmuhu metâan lekum ve lis seyyârah(seyyârati), ve hurrime aleykum saydul berri mâ dumtum hurumâ(hurumen) vettekullâhellezî ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Helal kılındı sizlere bol su236 avı ve yiyeceği onun; bir metadır54 sizlere ve seyir halinde olanlara; ve haram edildi üzerinize kara avı daim olduğunuzda ihrama534; ve takvalı21 olun Allah’a; O ki O’na doğru haşredilirsiniz.
Ahmed Samira: 96 Permitted/allowed for you is the sea’s hunting/fishing, and its food, enjoyment to you and to the caravan/people often moving , and forbidden on you (is) the shore’s/land’s hunting/trapping as long as you continued in compliance with pilgrimage prohibitions , and fear and obey God, who to Him you are being gathered.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 uhille helal kılındı أُحِلَّ حلل
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 saydu avı صَيْدُ صيد
4 l-behri bol su الْبَحْرِ بحر
5 ve taaamuhu ve yiyeceği onun وَطَعَامُهُ طعم
6 metaan bir meta مَتَاعًا متع
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 velisseyyarati ve seyir halinde olanlara وَلِلسَّيَّارَةِ سير
9 ve hurrime ve haram edildi وَحُرِّمَ حرم
10 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
11 saydu avı صَيْدُ صيد
12 l-berri kara الْبَرِّ برر
13 ma مَا -
14 dumtum daim olduğunuzda دُمْتُمْ دوم
15 hurumen ihrama حُرُمًا حرم
16 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
17 llahe Allah’a اللَّهَ -
18 llezi O ki الَّذِي -
19 ileyhi O’na doğru إِلَيْهِ -
20 tuhşerune haşredilirsiniz تُحْشَرُونَ حشر

Ayet 97

766|5|97|جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلْكَعْبَةَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ قِيَٰمًا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَٱلْهَدْىَ وَٱلْقَلَٰٓئِدَ ذَٰلِكَ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
766|5|97|جعل الله الكعبه البيت الحرام قيما للناس والشهر الحرام والهدي والقليد ذلك لتعلموا ان الله يعلم ما في السموت وما في الارض وان الله بكل شي عليم
97. Cealallâhul ka’betel beytel harâme kıyâmen lin nâsi veş şehral harâme vel hedye vel kalâid(kalâide) zâlike li ta’lemû ennellâhe ya’lemu mâ fis semâvâti ve ma fîl ardı ve ennellâhe bikulli şey’in alîm(alîmun).
Yaptı Allah Kabe'yi557; haram evi535 bir kıyam143 insanlar için; ve haram ayı34 (da) ve hediyeyi (de) ve gerdanlıkları (da); işte bu; bilmeniz içindir ki Allah bilir göklerdekini162 ve yerdekini; ve ki Allah her bir şeye Alîm’dir8.
Ahmed Samira: 97 God put/made the Kaaba, the House/Home the Respected/Sacred standing to (for) the people and the forbidden/sacred the month and the offering and the necklaces , that to know that God knows what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth, and that God (is) with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ceale yaptı جَعَلَ جعل
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 l-kea'bete Ka'be'yi الْكَعْبَةَ كعب
4 l-beyte Beyt-i الْبَيْتَ بيت
5 l-harame Haram'ı الْحَرَامَ حرم
6 kiyamen bir kıyam قِيَامًا قوم
7 linnasi insanlar için لِلنَّاسِ نوس
8 ve şşehra ve ayı وَالشَّهْرَ شهر
9 l-harame haram الْحَرَامَ حرم
10 velhedye ve hediye وَالْهَدْيَ هدي
11 velkalaide ve gerdanlıkları وَالْقَلَائِدَ قلد
12 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
13 litea'lemu bilmeniz içindir لِتَعْلَمُوا علم
14 enne ki أَنَّ -
15 llahe Allah'ın اللَّهَ -
16 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
17 ma مَا -
18 fi فِي -
19 s-semavati göklerdekini السَّمَاوَاتِ سمو
20 ve ma ve وَمَا -
21 fi فِي -
22 l-erdi yerdekini الْأَرْضِ ارض
23 ve enne ve ki وَأَنَّ -
24 llahe Allah اللَّهَ -
25 bikulli her بِكُلِّ كلل
26 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
27 alimun Alîm’dir عَلِيمٌ علم

Ayet 98

767|5|98|ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
767|5|98|اعلموا ان الله شديد العقاب وان الله غفور رحيم
98. I’lemû ennellâhe şedîdul ikâbi ve ennellâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Bilin ki Allah şiddetlidir akabinde*; ve ki Allah Gafûr’dur20; Rahîm’dir2.
Ahmed Samira: 98 Know that God (is) strong (severe in) the punishment and that God (is) forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 aa'lemu bilin اعْلَمُوا علم
2 enne ki أَنَّ -
3 llahe Allah اللَّهَ -
4 şedidu şiddetlidir شَدِيدُ شدد
5 l-ikabi akabinde الْعِقَابِ عقب
6 ve enne ve ki وَأَنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
9 rahimun Rahîm’dir رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *Ardında.

Ayet 99

768|5|99|مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ
768|5|99|ما علي الرسول الا البلغ والله يعلم ما تبدون وما تكتمون
99. Mâ aler resûli illel belâg(belâgu) vallâhu ya’lemu mâ tubdûne ve mâ tektumûn(tektumûne).
Yoktur resûl418 üzerine belagat399 dışında; ve Allah bilir açık ettiğinizi ve gizlediğinizi.
Ahmed Samira: 99 Nothing (is) on the messenger except the information/communication, and God knows what you show and what you hide/conceal.76

Ayet 100

769|5|100|قُل لَّا يَسْتَوِى ٱلْخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوْ أَعْجَبَكَ كَثْرَةُ ٱلْخَبِيثِ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
769|5|100|قل لا يستوي الخبيث والطيب ولو اعجبك كثره الخبيث فاتقوا الله ياولي الالبب لعلكم تفلحون
100. Kul lâ yestevîl habîsu vet tayyibu ve lev a’cebeke kesretul habîs(habîsi), fettekullâhe yâ ulîl elbâbi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
De ki: "Olmaz aynı seviyede habis/kötülük ve iyilik; şayet hayranlık/şaşkınlık uyandırsa (da) sana çokluğu habisin/kötülüğün; öyle ki takvalı21 olun Allah’a ey elbâb88 sahipleri!; belki sizler felaha326 ulaşırsınız.
Ahmed Samira: 100 Say: "The bad/spoiled and the good/pure do not become equal/alike, and even if it pleased/marveled you the bad’s/spoiled’s plentifulness, so fear and obey God, you (owners) of the pure minds/intelligences ,maybe/perhaps you win/succeed."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 la olmaz لَا -
3 yestevi aynı seviyede يَسْتَوِي سوي
4 l-habisu habis الْخَبِيثُ خبث
5 ve ttayyibu ve iyilik وَالطَّيِّبُ طيب
6 velev şayet وَلَوْ -
7 ea'cebeke hayranlık/şaşkınlık uyandırsa sana أَعْجَبَكَ عجب
8 kesratu çokluğu كَثْرَةُ كثر
9 l-habisi habisin الْخَبِيثِ خبث
10 fetteku öyle ki takvalı olun فَاتَّقُوا وقي
11 llahe Allah’a اللَّهَ -
12 ya uli ey sahipleri يَا أُولِي اول
13 l-elbabi elbab الْأَلْبَابِ لبب
14 leallekum belki sizler لَعَلَّكُمْ -
15 tuflihune felaha ulaşırsınız تُفْلِحُونَ فلح

Ayet 101

770|5|101|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَسْـَٔلُوا۟ عَنْ أَشْيَآءَ إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْـَٔلُوا۟ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلْقُرْءَانُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهَا وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
770|5|101|يايها الذين امنوا لا تسلوا عن اشيا ان تبد لكم تسوكم وان تسلوا عنها حين ينزل القران تبد لكم عفا الله عنها والله غفور حليم
101. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tes’elû an eşyâe in tubde lekum tesu’kum, ve in tes’elû anhâ hîne yunezzelul kur’ânu tubde lekum afâllâhu anhâ vallâhu gafûrun hâlîm(hâlîmun).
Ey iman47 etmiş kimseler! Sormayın şeylerden (ki) eğer ortaya çıkarılırsa sizlere kötü eder/huzursuz eder sizleri; ve eğer sorarsanız ondan indirilirken Kur'ân; ortaya çıkarılır sizlere; affetti Allah ondan; ve Allah Gafûr’dur20; Halîm’dir58.
Ahmed Samira: 101 You, you those who believed, do not question/ask about things, if (it) appears to you, it harms you , and if you ask/question about it a time (when) the Koran descends (it) appears to you, God forgave/pardoned about it, and God (is) forgiving/clement.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 teselu sormayın تَسْأَلُوا سال
6 an عَنْ -
7 eşya'e şeylerden أَشْيَاءَ شيا
8 in eğer إِنْ -
9 tubde ortaya çıkarılırsa تُبْدَ بدو
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 tesu'kum kötü eder/huzursuz eder sizleri تَسُؤْكُمْ سوا
12 ve in ve eğer وَإِنْ -
13 teselu sorarsanız تَسْأَلُوا سال
14 anha ondan عَنْهَا -
15 hine حِينَ حين
16 yunezzelu indirilirken يُنَزَّلُ نزل
17 l-kuranu Kur'an الْقُرْانُ قرا
18 tubde ortaya çıkarılır تُبْدَ بدو
19 lekum sizlere لَكُمْ -
20 afa affetti عَفَا عفو
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 anha ondan عَنْهَا -
23 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
24 gafurun Gafûr’dur غَفُورٌ غفر
25 halimun Halim’dir حَلِيمٌ حلم

Ayet 102

771|5|102|قَدْ سَأَلَهَا قَوْمٌ مِّن قَبْلِكُمْ ثُمَّ أَصْبَحُوا۟ بِهَا كَٰفِرِينَ
771|5|102|قد سالها قوم من قبلكم ثم اصبحوا بها كفرين
102. Kad seelehâ kavmun min kablikum summe asbahû bihâ kâfirîn(kâfirîne).
Muhakkak sordu onu* bir kavim/toplum sizlerden önce; sonra sabahladılar onunla** kâfirler25 (olarak).
Ahmed Samira: 102 A nation from before you had asked/questioned (about) it, then they became with it disbelieving.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 seeleha sordu onu سَأَلَهَا سال
3 kavmun bir kavim/toplum قَوْمٌ قوم
4 min مِنْ -
5 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
6 summe sonra ثُمَّ -
7 esbehu sabahladılar أَصْبَحُوا صبح
8 biha onunla بِهَا -
9 kafirine kâfirler (olarak) كَافِرِينَ كفر

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın Kur'an'da bildirdiği haricinde şeyleri soranlar (helal mi? haram mı?) kâfir olur. Şerefli Kur'an'da bir hüküm bulunmazsa o ki Yüce Allah'ın affettiğidir ve marufla karar verilir; evrensel doğrularla. **Sorduklarıyla.

Ayet 103

772|5|103|مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةٍ وَلَا سَآئِبَةٍ وَلَا وَصِيلَةٍ وَلَا حَامٍ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَأَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
772|5|103|ما جعل الله من بحيره ولا سايبه ولا وصيله ولا حام ولكن الذين كفروا يفترون علي الله الكذب واكثرهم لا يعقلون
103. Mâ cealallâhu min bahîretin ve lâ sâibetin ve lâ vasîletin ve lâ hâmin ve lâkinnellezîne keferû yefterûne alâllâhi kezib(kezibe) ve ekseruhum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
Yapmış değildir Allah bir bahîreden558; ve ne de bir sâibeden559; ve ne de bir vasîleden560; ve ne de bir hâmdan561; velakin/fakat kâfirlik25 etmiş kimseler uydururlar402 Allah'a karşı yalan; ve çokları onların akletmezler562.
Ahmed Samira: 103 God did not make/create from a female camel in Pre-Islamic paganism whose ears were split after five deliveries and left to roam alone for their idols and of no benefit to man , and nor a female camel in Pre-Islamic paganism which gave birth to ten female litters and left to roam and feed freely and forbidden from use , and nor a female camel who gave birth seven times and was left to roam and not be slaughtered , and nor a male camel who fathered ten deliveries and was left to roam without benefit to man , and but those who disbelieved they fabricate on God the lies/falsehood, and most of them do not reason/understand/comprehend. (DISCREPANCY EXISTS ABOUT THE PRECEDING BOLD TERM)

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 ceale yapmış جَعَلَ جعل
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 min مِنْ -
5 behiratin bir bahîreden بَحِيرَةٍ بحر
6 ve la ve ne de وَلَا -
7 saibetin bir sâibe سَائِبَةٍ سيب
8 ve la ve ne de وَلَا -
9 vesiletin bir vasîle وَصِيلَةٍ وصل
10 ve la ve ne de وَلَا -
11 hamin bir hâm حَامٍ حمي
12 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
13 ellezine kimseler الَّذِينَ -
14 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
15 yefterune uydururlar يَفْتَرُونَ فري
16 ala karşı عَلَى -
17 llahi Allah'a اللَّهِ -
18 l-kezibe yalan الْكَذِبَ كذب
19 ve ekseruhum ve çokları onların وَأَكْثَرُهُمْ كثر
20 la لَا -
21 yea'kilune akletmezler يَعْقِلُونَ عقل

Ayet 104

773|5|104|وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُوا۟ حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
773|5|104|واذا قيل لهم تعالوا الي ما انزل الله والي الرسول قالوا حسبنا ما وجدنا عليه ابانا اولو كان اباوهم لا يعلمون شيا ولا يهتدون
104. Ve izâ kîle lehum teâlev ilâ mâ enzelallâhu ve iler resûlî kâlû hasbunâ mâ vecednâ aleyhi âbâenâ e ve lev kâne âbâuhum lâ ya’lemûne şey’en ve lâ yehtedûn(yehtedûne).
Ve denildiği zaman onlara; "Gelin Allah'ın indirdiğine* doğru ve resûle408 doğru**"; derler: "Yeterlidir bizlere atalarımızı/babalarımızı üzerinde bulduğumuz317"; şayet olmuş olsa da mı ataları/babaları onların (ki) bilmezler bir şey ve doğru yola kılavuzlanmazlar.
Ahmed Samira: 104 And if (it) was said to them: "Come to what God descended and to the messenger." They said: "Enough for us what we found our fathers on it." And even if their fathers were not knowing a thing and nor being guided.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve وَإِذَا -
2 kile denildiği zaman قِيلَ قول
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 teaalev gelin تَعَالَوْا علو
5 ila doğru إِلَىٰ -
6 ma مَا -
7 enzele indirdiğine أَنْزَلَ نزل
8 llahu Allah'ın اللَّهُ -
9 ve ila ve وَإِلَى -
10 r-rasuli resûle doğru الرَّسُولِ رسل
11 kalu derler قَالُوا قول
12 hasbuna yeterlidir bizlere حَسْبُنَا حسب
13 ma مَا -
14 vecedna bulduğumuz وَجَدْنَا وجد
15 aleyhi üzerinde onun عَلَيْهِ -
16 aba'ena atalarımız/babalarımızı ابَاءَنَا ابو
17 evelev şayet أَوَلَوْ -
18 kane olmuş olsada mı كَانَ كون
19 aba'uhum ataları/babaları onların ابَاؤُهُمْ ابو
20 la لَا -
21 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم
22 şey'en bir şey شَيْئًا شيا
23 ve la ve وَلَا -
24 yehtedune doğru yola kılavuzlanmazlar يَهْتَدُونَ هدي

Notlar

Not 1: *Kur'an. **Kur'an eşittir Resûl; Resûl eşittir Kur'an. Resûl eşit değildir hadisler/söylentiler. Hadisler/söylentiler eşit değildir resûl. Resûle gelmek eşittir Kur'an'a gelmek. Hadislere/söylentilere gelmek eşit değildir resûle gelmek.

Ayet 105

774|5|105|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَيْكُمْ أَنفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهْتَدَيْتُمْ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
774|5|105|يايها الذين امنوا عليكم انفسكم لا يضركم من ضل اذا اهتديتم الي الله مرجعكم جميعا فينبيكم بما كنتم تعملون
105. Yâ eyyuhellezîne âmenû aleykum enfusekum, lâ yadurrukum men dalle izehtedeytum ilâllâhi merciukum cemîân fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Kendi nefisleriniz201 (kendi) üzerinizedir; zarar veremez sizlere dalalete128 düşmüş kimse doğruya kılavuzlandığınız zaman sizler; Allah'a doğrudur dönüş yeriniz sizlerin topluca; öyle ki haber verir sizlere yapmakta olduğunuzu.
Ahmed Samira: 105 You, you those who believed, on you (are) yourselves, who misguided does not harm you if you were guided, to God (is) your return all together, so He informs you with what you were making/doing .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 aleykum üzerinizedir عَلَيْكُمْ -
5 enfusekum kendi nefisleriniz أَنْفُسَكُمْ نفس
6 la لَا -
7 yedurrukum zarar veremez sizlere يَضُرُّكُمْ ضرر
8 men kim (ki) مَنْ -
9 delle dalalete düştü ضَلَّ ضلل
10 iza zaman إِذَا -
11 htedeytum doğruya kılavuzlandınız اهْتَدَيْتُمْ هدي
12 ila doğru إِلَى -
13 llahi Allah'a اللَّهِ -
14 merciukum dönüş yeriniz sizlerin مَرْجِعُكُمْ رجع
15 cemian topluca جَمِيعًا جمع
16 feyunebbiukum öyle ki haber verir sizlere فَيُنَبِّئُكُمْ نبا
17 bima بِمَا -
18 kuntum olduğunuzu كُنْتُمْ كون
19 tea'melune yapmakta تَعْمَلُونَ عمل

Ayet 106

775|5|106|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ شَهَٰدَةُ بَيْنِكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ حِينَ ٱلْوَصِيَّةِ ٱثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ أَوْ ءَاخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ إِنْ أَنتُمْ ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَأَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةُ ٱلْمَوْتِ تَحْبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعْدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ لَا نَشْتَرِى بِهِۦ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَلَا نَكْتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلْءَاثِمِينَ
775|5|106|يايها الذين امنوا شهده بينكم اذا حضر احدكم الموت حين الوصيه اثنان ذوا عدل منكم او اخران من غيركم ان انتم ضربتم في الارض فاصبتكم مصيبه الموت تحبسونهما من بعد الصلوه فيقسمان بالله ان ارتبتم لا نشتري به ثمنا ولو كان ذا قربي ولا نكتم شهده الله انا اذا لمن الاثمين
106. Yâ eyyuhellezîne âmenû şehâdetu beynikum izâ hadara ehadekumul mevtu hînel vasiyyetisnâni zevâ adlin minkum ev âharâni min gayrikum in entum darabtum fîl ardı fe esâbetkum musîbetul mevt(mevti) tahbisûnehumâ min ba’dis salâti fe yuksîmâni billâhi in irtebtum lâ neşterî bihî semenen ve lev kâne zâ kurbâ ve lâ nektumu şehâdetallâhi innâ izen le minel âsimîn(âsimîne).
Ey iman47 etmiş kimseler! Şahitlik/tanıklık (olsun) aranızda; geldiği/ulaştığı/ziyaret ettiği zaman sizlerden birine ölüm; vasiyet esnasında adil iki kişi (olsun) sizlerden; ya da başka iki kişi sizlerden olmayan; eğer sizler darbettiyseniz/vurduysanız (ayakları) yerde/yeryüzünde; o durumda isabet etti size ölüm musibeti311; tutun o ikisini salâttan5 sonra; öyle ki yemin etsin o ikisi Allah'a eğer şüphelendiyseniz; satmayız onu (yemini) bir fiyata; ve eğer olsa (da) yakınlık sahibi ve de gizlemeyiz şahitliğini Allah'ın; doğrusu biz o zaman mutlak günahkâr kimselerdeniz (diye).
Ahmed Samira: 106 You, you those who believed testimony between you if the death attended any of you (at the) time of the bequest/will (bring) two of justice from you or two others from other than you, if you, you moved/mixed in the Earth/land, so the death’s/liflessness’s disaster struck you , you prevent/withhold them (B) from after the prayers, so they (B) swear/make oath with God: "If you become doubtful/suspicious we do not buy volunteer (ourselves) with it a price, and even if (he or she was) of the relations/near, and we do not hide/conceal God’s witness/certification , that we are then from (E) the sinners/criminals."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَاأَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 şehadetu şahitlik/tanıklık (olsun) شَهَادَةُ شهد
5 beynikum aranızda بَيْنِكُمْ بين
6 iza zaman إِذَا -
7 hadera geldiği/ulaştığı/ziyaret ettiği حَضَرَ حضر
8 ehadekumu sizlerden birine أَحَدَكُمُ احد
9 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
10 hine esnasında حِينَ حين
11 l-vesiyyeti vasiyyet الْوَصِيَّةِ وصي
12 snani iki اثْنَانِ ثني
13 zeva kişi ذَوَا -
14 adlin adil عَدْلٍ عدل
15 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
16 ev ya da أَوْ -
17 aharani başka iki kişi اخَرَانِ اخر
18 min مِنْ -
19 gayrikum sizlerden olmayan غَيْرِكُمْ غير
20 in eğer إِنْ -
21 entum sizler أَنْتُمْ -
22 derabtum darp ettiniz/vurdunuz (ayakları) ضَرَبْتُمْ ضرب
23 fi فِي -
24 l-erdi yerde/yeryüzünde الْأَرْضِ ارض
25 feesabetkum öyle ki isabet etti size فَأَصَابَتْكُمْ صوب
26 musibetu musibeti مُصِيبَةُ صوب
27 l-mevti ölüm الْمَوْتِ موت
28 tehbisunehuma tutun o ikisini تَحْبِسُونَهُمَا حبس
29 min مِنْ -
30 bea'di sonra بَعْدِ بعد
31 s-salati salattan الصَّلَاةِ صلو
32 fe yuksimani öyle ki yemin etsinler o ikisi فَيُقْسِمَانِ قسم
33 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
34 ini eğer إِنِ -
35 rtebtum şüphelendiniz ارْتَبْتُمْ ريب
36 la لَا -
37 neşteri satmayız نَشْتَرِي شري
38 bihi onu (yemini) بِهِ -
39 semenen bir fiyata ثَمَنًا ثمن
40 velev ve eğer وَلَوْ -
41 kane olsa (da) كَانَ كون
42 za ذَا -
43 kurba yakınlık sahibi قُرْبَىٰ قرب
44 ve la ve de وَلَا -
45 nektumu gizlemeyiz نَكْتُمُ كتم
46 şehadete şahitliğini شَهَادَةَ شهد
47 llahi Allah'ın اللَّهِ -
48 inna doğrusu biz إِنَّا -
49 izen o zaman إِذًا -
50 lemine mutlak kimselerdeniz لَمِنَ -
51 l-asimine günahkâr الْاثِمِينَ اثم

Ayet 107

776|5|107|فَإِنْ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسْتَحَقَّآ إِثْمًا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْأَوْلَيَٰنِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعْتَدَيْنَآ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
776|5|107|فان عثر علي انهما استحقا اثما فاخران يقومان مقامهما من الذين استحق عليهم الاولين فيقسمان بالله لشهدتنا احق من شهدتهما وما اعتدينا انا اذا لمن الظلمين
107. Fe in usire alâ ennehumâstehakkâ ismen fe âharâni yekûmâni makâmehumâ minellezînestehakka aleyhimul evleyâni fe yuksîmâni billâhi le şehâdetunâ ehakku min şehâdetihimâ ve ma’tedeynâ, innâ izen le minez zâlimîn(zâlimîne).
Öyle ki eğer fark edilirse ki hak oldu ikisi üzerine bir günah; öyle ki başka ikisidir; kıyam eder/dikelir ikisi kendi kıyam/dikilme yerlerine; kimselerdendir (ki) hak oldu üzerlerine onların (tanıklık/şahitlik) daha layık; öyle ki kasem548 etsin ikisi Allah'a; "Mutlak ki bizim şahitliğimiz/tanıklığımız daha haktır/doğrudur (önceki) ikisinin şahitliğinden/tanıklığından; ve sınırı aşmış/taşmış değiliz; doğrusu bizler o zaman mutlak zalimlerdeniz257." (diye)
Ahmed Samira: 107 So if (it) was stumbled upon (found) on that they (B) deserved (B) (committed) a sin/crime, so two others they (B) stay in their (B)’s place/position from those who deserved on them the first two, so they (B) swear/make oath with God (that) "Our testimony/certification (is) more worthy/deserving from (than) their (B)’s testimony/certification, and we did not transgress/violate/break, (and if we did) that we (are) then from (E) the unjust/oppressors (P)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 usira fark edilirse عُثِرَ عثر
3 ala عَلَىٰ -
4 ennehuma ki ikisi üzerine أَنَّهُمَا -
5 stehakka hak etti ikisi اسْتَحَقَّا حقق
6 ismen bir günah إِثْمًا اثم
7 fe aharani öyle ki başka ikisi فَاخَرَانِ اخر
8 yekumani kıyam eder ikisi يَقُومَانِ قوم
9 mekamehuma kıyam yerlerine ikisi مَقَامَهُمَا قوم
10 mine مِنَ -
11 ellezine kimselerden الَّذِينَ -
12 stehakka hak oldu اسْتَحَقَّ حقق
13 aleyhimu üzerlerine onların عَلَيْهِمُ -
14 l-evleyani daha layık الْأَوْلَيَانِ ولي
15 fe yuksimani öyle ki kasem etsin ikisi فَيُقْسِمَانِ قسم
16 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
17 leşehadetuna mutlak şahitleriz/tanıklarız لَشَهَادَتُنَا شهد
18 ehakku daha haktır/doğrudur أَحَقُّ حقق
19 min مِنْ -
20 şehadetihima şahitliklerinden/tanıklıklarından ikisinin شَهَادَتِهِمَا شهد
21 ve ma ve değiliz وَمَا -
22 a'tedeyna sınırı aşmış/taşmış اعْتَدَيْنَا عدو
23 inna doğrusu bizler إِنَّا -
24 izen o zaman إِذًا -
25 lemine mutlak لَمِنَ -
26 z-zalimine zalimlerden الظَّالِمِينَ ظلم

Ayet 108

777|5|108|ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجْهِهَآ أَوْ يَخَافُوٓا۟ أَن تُرَدَّ أَيْمَٰنٌۢ بَعْدَ أَيْمَٰنِهِمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْمَعُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ
777|5|108|ذلك ادني ان ياتوا بالشهده علي وجهها او يخافوا ان ترد ايمن بعد ايمنهم واتقوا الله واسمعوا والله لا يهدي القوم الفسقين
108. Zâlike ednâ en ye’tû biş şehâdeti alâ vechihâ ev yehâfûen turadde eymânun ba’de eymânihim vettekûllâhe vesmeû vallâhu lâ yehdil kavmel fâsikîn(fâsikîne).
İşte bu; daha yakındır ki gelirler şahitlikle/tanıklıkla yüzü üzerine (şahitliğin) ya da korkarlar ki reddedilir onların yeminleri yeminler sonrasında; ve takvalı21 olun Allah'a; ve işitin; ve Allah doğru yola kılavuzlamaz fâsıklar38 kavmini/toplumunu.
Ahmed Samira: 108 That (is) nearer that they come with the testimony/certification on its face/direction , or they fear that oaths be returned after their oaths, and fear and obey God and hear/listen, and God does not guide the nation the debauchers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
2 edna daha yakındır أَدْنَىٰ دنو
3 en ki أَنْ -
4 ye'tu gelirler يَأْتُوا اتي
5 biş-şehadeti şahitlikle/tanıklıkla بِالشَّهَادَةِ شهد
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 vechiha yüzü (şahitliğin) وَجْهِهَا وجه
8 ev ya da أَوْ -
9 yehafu korkarlar يَخَافُوا خوف
10 en ki أَنْ -
11 turadde reddedilir تُرَدَّ ردد
12 eymanun yeminler أَيْمَانٌ يمن
13 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
14 eymanihim yeminleri onları أَيْمَانِهِمْ يمن
15 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
16 llahe Allah'tan اللَّهَ -
17 vesmeu ve işitin وَاسْمَعُوا سمع
18 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
19 la لَا -
20 yehdi doğru yola kılavuzlamaz يَهْدِي هدي
21 l-kavme kavmi/toplumu الْقَوْمَ قوم
22 l-fasikine fasıklar الْفَاسِقِينَ فسق

Ayet 109

778|5|109|يَوْمَ يَجْمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبْتُمْ قَالُوا۟ لَا عِلْمَ لَنَآ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ
778|5|109|يوم يجمع الله الرسل فيقول ماذا اجبتم قالوا لا علم لنا انك انت علم الغيوب
109. Yevme yecmeullâhur rusule fe yekûlu mâzâ ucibtum kâlû lâ ilme lenâ inneke ente allâmul guyûb(guyûbi).
Gündür (ki) bir araya getirir Allah resûlleri418; öyle ki der (Allah): "Ne cevap verildi sizlere?"; derler: "Yoktur ilim/bilgi bizlere563; doğrusu sen; sensin Alîm8 (olan) gayba62.
Ahmed Samira: 109 A day God gathers/collects the messengers, so he says: "What were you answered/replied?" They said: "No knowledge for us, that you (are) knower (of) the unseens/hiddens (unknown)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür يَوْمَ يوم
2 yecmeu bir araya getirir يَجْمَعُ جمع
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 r-rusule resûlleri الرُّسُلَ رسل
5 fe yekulu öyle ki der فَيَقُولُ قول
6 maza ne? مَاذَا -
7 ucibtum cevap verildi sizlere أُجِبْتُمْ جوب
8 kalu derler قَالُوا قول
9 la yoktur لَا -
10 ilme ilim/bilgi عِلْمَ علم
11 lena bizlere لَنَا -
12 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
13 ente sensin أَنْتَ -
14 allamu Alîm عَلَّامُ علم
15 l-guyubi gaybı الْغُيُوبِ غيب

Ayet 110

779|5|110|إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
779|5|110|اذ قال الله يعيسي ابن مريم اذكر نعمتي عليك وعلي ولدتك اذ ايدتك بروح القدس تكلم الناس في المهد وكهلا واذ علمتك الكتب والحكمه والتوريه والانجيل واذ تخلق من الطين كهيه الطير باذني فتنفخ فيها فتكون طيرا باذني وتبري الاكمه والابرص باذني واذ تخرج الموتي باذني واذ كففت بني اسريل عنك اذ جيتهم بالبينت فقال الذين كفروا منهم ان هذا الا سحر مبين
110. İz kâlellâhu yâ îsebne meryemezkur ni’metî aleyke ve alâ vâlidetike iz eyyedtuke bi rûhil kudusi tukellimun nâse fîl mehdi ve kehl(kehlen), ve iz allemtukel kitâbe vel hikmete vet tevrâte vel incîl(incîle), ve iz tahluku minet tîni ke hey’etit tayri bi iznî fe tenfuhu fîhâ fe tekûnu tayran bi iznî ve tubriul ekmehe vel ebrasa bi iznî, ve iz tuhricul mevtâ bi iznî, ve iz kefeftu benî isrâîle anke iz ci’tehum bil beyyinâti fe kâlellezîne keferû minhum in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
Dediği zaman Allah: "Ey Meryem oğlu Îsâ! Zikret/an senin üzerine ve validene/annene karşı (olan) nimetimi desteklediğim zaman seni kutsal ruhla279; kelam ediyordun insanlara beşikte417 ve yetişkinlikte; ve bilir yaptığım zaman seni kitabı ve hikmeti564 ve Tevrât'ı ve İncîl'i; ve yaratıyordun419 ıslak topraktan kuş şekli gibi (bir şey) iznimle419; öyle ki üflüyordun419 içine onun (kuş şekli gibi şeyin); öyle ki oluyordu bir kuş iznimle; ve iyileştiriyordun419 doğuştan körü ve cüzzamı/leprayı iznimle; ve çıkarıyorken419 ölüleri iznimle; ve kısıtladığım/sınırladığım zaman İsrâîloğullarını197 senden"; geldiğin zaman onlara beyanlarla226; öyle ki dedi kâfirlik25 etmiş kimseler onlardan: "Değildir bu apaçık bir sihir dışında."
Ahmed Samira: 110 when God said: "You Jesus Mary’s son, remember My blessing on you and on your mother, when I supported you with the Holy/Sanctimonious Soul/Spirit, you speak/converse (to) the people in the crib/cradle and aged77approximately between thirty to fifty years , and when I taught/instructed/informed you The Book , and the wisdom , and the Torah/Old Testament, and the New Testament/Bible , and when you create as a shape/form (of) the bird/birds with My permission, so you blow in it, so it will be flying/birds, with My permission, and you cure and heal the blind/born blind, and the leper with My permission, and when you bring out the deads with My permission, and when I prevented/stopped Israel’s sons and daughters from you, when you came to them with the evidences, so those who disbelieved from them said: "That that (is) except clear/evident magic/sorcery."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz إِذْ -
2 kale dediği zaman قَالَ قول
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ya iysa ey Îsâ يَا عِيسَى -
5 bne oğlu ابْنَ بني
6 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
7 zkur zikret/an اذْكُرْ ذكر
8 nia'meti nimetimi نِعْمَتِي نعم
9 aleyke senin üzerine عَلَيْكَ -
10 ve ala ve karşı وَعَلَىٰ -
11 velidetike validene/annene وَالِدَتِكَ ولد
12 iz zaman إِذْ -
13 eyyedtuke destekledim seni أَيَّدْتُكَ ايد
14 biruhi ruhla بِرُوحِ روح
15 l-kudusi kutsal الْقُدُسِ قدس
16 tukellimu kelam ediyordun تُكَلِّمُ كلم
17 n-nase insanlarla النَّاسَ نوس
18 fi فِي -
19 l-mehdi beşikte الْمَهْدِ مهد
20 ve kehlen ve yetiştiklikte وَكَهْلًا كهل
21 ve iz ve وَإِذْ -
22 allemtuke bilir yaptığım zaman seni عَلَّمْتُكَ علم
23 l-kitabe kitabı الْكِتَابَ كتب
24 velhikmete ve hikmeti وَالْحِكْمَةَ حكم
25 ve ttevrate ve Tevrât'ı وَالتَّوْرَاةَ -
26 vel'incile ve İncil'i وَالْإِنْجِيلَ -
27 ve iz ve وَإِذْ -
28 tehluku yaratırken تَخْلُقُ خلق
29 mine مِنَ -
30 t-tini ıslak topraktan الطِّينِ طين
31 kehey'eti şekli gibi (bir şey) كَهَيْئَةِ هيا
32 t-tayri kuş الطَّيْرِ طير
33 biizni iznimle بِإِذْنِي اذن
34 fetenfuhu öyle ki üflüyordun فَتَنْفُخُ نفخ
35 fiha içine onun (kuşun) فِيهَا -
36 fe tekunu öyle ki oluyordu فَتَكُونُ كون
37 tayran bir kuş طَيْرًا طير
38 biizni iznimle بِإِذْنِي اذن
39 ve tubriu ve iyileştiriyordun وَتُبْرِئُ برا
40 l-ekmehe doğuştan körü الْأَكْمَهَ كمه
41 vel'ebrasa ve cüzzamı/leprayı وَالْأَبْرَصَ برص
42 biizni iznimle بِإِذْنِي اذن
43 ve iz ve وَإِذْ -
44 tuhricu çıkarıyorken تُخْرِجُ خرج
45 l-mevta ölüleri الْمَوْتَىٰ موت
46 biizni iznimle بِإِذْنِي اذن
47 ve iz ve zaman وَإِذْ -
48 kefeftu kısıtladım/sınırladım كَفَفْتُ كفف
49 beni oğullarını بَنِي بني
50 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
51 anke senden عَنْكَ -
52 iz zaman إِذْ -
53 ci'tehum geldiğin onlara جِئْتَهُمْ جيا
54 bil-beyyinati beyanlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
55 fekale öyle ki dedi فَقَالَ قول
56 ellezine kimseler الَّذِينَ -
57 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
58 minhum onlardan مِنْهُمْ -
59 in değildir إِنْ -
60 haza bu هَٰذَا -
61 illa dışında إِلَّا -
62 sihrun bir sihir سِحْرٌ سحر
63 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Ayet 111

780|5|111|وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى ٱلْحَوَارِيِّۦنَ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِى وَبِرَسُولِى قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَٱشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ
780|5|111|واذ اوحيت الي الحوارين ان امنوا بي وبرسولي قالوا امنا واشهد باننا مسلمون
111. Ve iz evhaytu ilel havâriyyîne en âminû bî ve bi resûlî, kâlû âmennâ veşhed bi ennenâ muslimûn(muslimûne).
Ve vahyettiğim603 zaman havârilere565 ki iman47 edin bana ve resûlüme418*; dediler: "İman47 ettik; ve şahit ol bizlere ki (bizler) müslimiz45.
Ahmed Samira: 111 And when I inspired to the supporters and deciples that believe in Me and My messenger, they said: "We believed and witness with that we truly (are) submitters/surrenderers ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 evhaytu vahy ettim أَوْحَيْتُ وحي
3 ila إِلَى -
4 l-havariyyine havarilere الْحَوَارِيِّينَ حور
5 en ki أَنْ -
6 aminu iman edin امِنُوا امن
7 bi bana بِي -
8 ve birasuli ve resûlüme وَبِرَسُولِي رسل
9 kalu dediler قَالُوا قول
10 amenna iman ettik امَنَّا امن
11 veşhed ve şahit ol وَاشْهَدْ شهد
12 biennena ki bizlere بِأَنَّنَا -
13 muslimune müslimleriz مُسْلِمُونَ سلم

Notlar

Not 1: *Îsâ peygamber.

Ayet 112

781|5|112|إِذْ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ قَالَ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
781|5|112|اذ قال الحواريون يعيسي ابن مريم هل يستطيع ربك ان ينزل علينا مايده من السما قال اتقوا الله ان كنتم مومنين
112. İz kâlel havâriyyûne yâ îsebne meryeme hel yestetîu rabbuke en yunezzile aleynâ mâideten mines semâ(semâi) kâlettekullâhe in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Dedikleri zaman havâriler565: "Ey Meryem oğlu Îsâ! Güç yetirir mi senin Rabbin4 ki indirir üzerimize bir sofra gökten?"; dedi (Îsâ): "Takvalı21 olun Allah’a eğer olduysanız müminler27."
Ahmed Samira: 112 When the supporters and Deciples said: "You, Jesus Mary’s son, is your Lord able that He descends on us a table with food from the sky?" He said: "Fear and obey God if you were believing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz zaman إِذْ -
2 kale dedikleri قَالَ قول
3 l-havariyyune havariler الْحَوَارِيُّونَ حور
4 ya iysa ey Îsâ يَا عِيسَى -
5 bne oğlu ابْنَ بني
6 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
7 hel -mi? هَلْ -
8 yestetiu gücü yeter- يَسْتَطِيعُ طوع
9 rabbuke Rabbin senin رَبُّكَ ربب
10 en ki أَنْ -
11 yunezzile indirir يُنَزِّلَ نزل
12 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
13 maideten bir sofra مَائِدَةً ميد
14 mine مِنَ -
15 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
16 kale dedi قَالَ قول
17 tteku takvalı olun اتَّقُوا وقي
18 llahe Allah’a اللَّهَ -
19 in eğer إِنْ -
20 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
21 mu'minine müminler مُؤْمِنِينَ امن

Ayet 113

782|5|113|قَالُوا۟ نُرِيدُ أَن نَّأْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ أَن قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ
782|5|113|قالوا نريد ان ناكل منها وتطمين قلوبنا ونعلم ان قد صدقتنا ونكون عليها من الشهدين
113. Kâlû nurîdu en ne’kule minhâ ve tetmainne kulûbunâ ve na’leme en kad sadaktenâ ve nekûne aleyhâ mineş şâhidîn(şâhidîne).
Dediler: "İsteriz ki yeriz ondan; ve tatmin olur kalplerimiz; ve biliriz ki muhakkak doğru oldun bizlere; ve oluruz onun üzerine şahitlerden/tanıklardan."
Ahmed Samira: 113 They said: "We want that we eat from it, and our hearts/minds (be) assured , and we know that you had been truthful to us, and we be on it from the present/witnessing."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 nuridu isteriz نُرِيدُ رود
3 en ki أَنْ -
4 ne'kule yeriz نَأْكُلَ اكل
5 minha ondan مِنْهَا -
6 ve tetmeinne ve tatmin olur وَتَطْمَئِنَّ طمن
7 kulubuna kalblerimiz قُلُوبُنَا قلب
8 ve nea'leme ve biliriz وَنَعْلَمَ علم
9 en ki أَنْ -
10 kad muhakkak قَدْ -
11 sadektena doğru oldun bizlere صَدَقْتَنَا صدق
12 ve nekune ve oluruz وَنَكُونَ كون
13 aleyha onun üzerine عَلَيْهَا -
14 mine مِنَ -
15 ş-şahidine şahitlerden/tanıklardan الشَّاهِدِينَ شهد

Ayet 114

783|5|114|قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
783|5|114|قال عيسي ابن مريم اللهم ربنا انزل علينا مايده من السما تكون لنا عيدا لاولنا واخرنا وايه منك وارزقنا وانت خير الرزقين
114. Kâle îsebnu meryemellâhumme rabbenâ enzil aleynâ mâideten mines semâi tekûnu lenâ îden li evvelinâ ve âhirinâ ve âyeten mink(minke), verzuknâ ve ente hayrur râzikîn(râzikîne).
Dedi Meryem oğlu Îsâ: "Allah'ım! Rabbimiz4! İndir üzerimize bir sofra gökten; olur bizlere bir festival öncemiz için ve sonramız için; ve bir ayet senden; rızıklandır bizleri; ve sensin hayırlısı rızıklandıranların."
Ahmed Samira: 114 Jesus, Mary’s son said: "Oh God, our Lord, descend on us a table with food from the sky, (it) be for us a repeat/feast/festival to our beginning/first and our last/end, and a sign/evidence from You, and provide for us, and You are the provider’s best ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 iysa Îsâ عِيسَى -
3 bnu oğlu ابْنُ بني
4 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
5 llahumme Allah'ım اللَّهُمَّ -
6 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
7 enzil indir أَنْزِلْ نزل
8 aleyna üzerimize عَلَيْنَا -
9 maideten bir sofra مَائِدَةً ميد
10 mine مِنَ -
11 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
12 tekunu olur تَكُونُ كون
13 lena bizlere لَنَا -
14 iyden bir festival عِيدًا عود
15 lievvelina öncemiz için لِأَوَّلِنَا اول
16 ve ahirina ve sonramız için وَاخِرِنَا اخر
17 ve ayeten ve ayet وَايَةً ايي
18 minke senden مِنْكَ -
19 verzukna rızıklandır bizleri وَارْزُقْنَا رزق
20 ve ente ve sen وَأَنْتَ -
21 hayru hayırlısı خَيْرُ خير
22 r-razikine rızıklandıranların الرَّازِقِينَ رزق

Ayet 115

784|5|115|قَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْ فَمَن يَكْفُرْ بَعْدُ مِنكُمْ فَإِنِّىٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدًا مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
784|5|115|قال الله اني منزلها عليكم فمن يكفر بعد منكم فاني اعذبه عذابا لا اعذبه احدا من العلمين
115. Kâlellâhu innî munezziluhâ aleykum, fe men yekfur ba’du minkum fe innî uazzibuhu azâben lâ uazzibuhû ehaden minel âlemîn(âlemîne).
Dedi Allah: "Doğrusu ben indiriciyim onu üzerinize; öyle ki kim kâfirlik25 eder sonrasında sizden; öyle ki ben; azap ederim ona bir azapla (ki) azap etmem ona (olan azap gibi) başkasına alemlerden."
Ahmed Samira: 115 God said: "That I am descending it on you, so who disbelieves after (this) from you, so I am I (will) torture him, a torture, I do (will) not torture it anyone from the creations altogether/(universes)."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 inni doğrusu ben إِنِّي -
4 munezziluha indiriciyim onu مُنَزِّلُهَا نزل
5 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
6 femen öyle ki kim فَمَنْ -
7 yekfur kâfirlik eder يَكْفُرْ كفر
8 bea'du sonrasında بَعْدُ بعد
9 minkum sizden مِنْكُمْ -
10 feinni öyle ki ben فَإِنِّي -
11 uazzibuhu azap ederim ona أُعَذِّبُهُ عذب
12 azaben bir azapla عَذَابًا عذب
13 la لَا -
14 uazzibuhu azap etmem on أُعَذِّبُهُ عذب
15 ehaden başkasına أَحَدًا احد
16 mine مِنَ -
17 l-aalemine alemlerden الْعَالَمِينَ علم

Ayet 116

785|5|116|وَإِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ءَأَنتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِى وَأُمِّىَ إِلَٰهَيْنِ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالَ سُبْحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِى بِحَقٍّ إِن كُنتُ قُلْتُهُۥ فَقَدْ عَلِمْتَهُۥ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى وَلَآ أَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ
785|5|116|واذ قال الله يعيسي ابن مريم انت قلت للناس اتخذوني وامي الهين من دون الله قال سبحنك ما يكون لي ان اقول ما ليس لي بحق ان كنت قلته فقد علمته تعلم ما في نفسي ولا اعلم ما في نفسك انك انت علم الغيوب
116. Ve iz kâlellâhu yâ îsebne meryeme e ente kulte lin nâsittehizûnî ve ummiye ilâheyni min dûnillâh(dûnillâhi) kâle subhâneke mâ yekûnu lî en ekûle mâ leyse lî bi hakk(hakkın) in kuntu kultuhu fe kad alimteh(alimtehu) ta’lemû mâ fî nefsî ve lâ a’lemu mâ fî nefsik(nefsike) inneke ente allemul guyûb(guyûbi).
Ve dediği zaman Allah: "Ey Meryem oğlu Îsâ! Sen mi dedin insanlara (ki) edinin beni ve annemi iki ilâh Allah’ın astından?"; Dedi (Îsâ): "Subhân’sın7 sen; olmuş değildir bana ki derim olmayanı bana bir hakla/gerçekle; eğer demiş olsaydım onu; öyle ki muhakkak bilirdin onu; bilirsin sen nefsimdekini; ve bilmem ben senin nefsindekini; doğrusu sen; sensin Alîm (olan) gayba."
Ahmed Samira: 116 And when God said: "You Jesus Mary’s son, did you say to the people ’Take me and my mother (as) two gods from other than God?’ He (Jesus) said: ’Your praise/glory, (it) is not to be for me that I say what is not for me with (a) right/truth, if I was (had) said it, so You had known it, You know what (is) in my self, and I do not know what (is) in Your self, that You, You (are) all knower (of) the unseens/hidden (unknown).’"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kale dediği قَالَ قول
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 ya iysa ey Îsa يَا عِيسَى -
5 bne oğlu ابْنَ بني
6 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
7 eente sen mi? أَأَنْتَ -
8 kulte dedin قُلْتَ قول
9 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
10 ttehizuni edinin beni اتَّخِذُونِي اخذ
11 ve ummiye ve annemi وَأُمِّيَ امم
12 ilaheyni iki ilah إِلَٰهَيْنِ اله
13 min مِنْ -
14 duni astından دُونِ دون
15 llahi Allah’ın اللَّهِ -
16 kale dedi قَالَ قول
17 subhaneke Subhan’sın sen سُبْحَانَكَ سبح
18 ma değildir مَا -
19 yekunu olmuş يَكُونُ كون
20 li bana لِي -
21 en ki أَنْ -
22 ekule derim أَقُولَ قول
23 ma مَا -
24 leyse olmayanı لَيْسَ ليس
25 li bana لِي -
26 bihakkin bir hakla/gerçekle بِحَقٍّ حقق
27 in eğer إِنْ -
28 kuntu olsaydım كُنْتُ كون
29 kultuhu dedim onu قُلْتُهُ قول
30 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
31 alimtehu bilirdim onu عَلِمْتَهُ علم
32 tea'lemu bilirsin تَعْلَمُ علم
33 ma مَا -
34 fi فِي -
35 nefsi nefsimdekini نَفْسِي نفس
36 ve la ve وَلَا -
37 ea'lemu bilmem ben أَعْلَمُ علم
38 ma olanı مَا -
39 fi فِي -
40 nefsike nefsindekini senin نَفْسِكَ نفس
41 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
42 ente sensin أَنْتَ -
43 allamu A عَلَّامُ علم
44 l-guyubi gizlileri الْغُيُوبِ غيب

Ayet 117

786|5|117|مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
786|5|117|ما قلت لهم الا ما امرتني به ان اعبدوا الله ربي وربكم وكنت عليهم شهيدا ما دمت فيهم فلما توفيتني كنت انت الرقيب عليهم وانت علي كل شي شهيد
117. Mâ kultu lehum illâ mâ emertenî bihî eni’budûllâhe rabbî ve rabbekum, ve kuntu aleyhim şehîden mâ dumtu fîhim, fe lemmâ teveffeytenî kunte enter rakîbe aleyhim ve ente alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).
"Söylemiş değilim onlara kendisini emrettiğinin dışında ki kulluk edin Allah'a; Rabbime4 ve Rabbinize4; ve oldum üzerlerine bir şahit/tanık olduğum sürece onların içinde; öyle ki ne zaman vefat ettirdin beni; oldun sen bir gözetleyen onları; ve sensin her bir şey üzerine bir şahit/tanık."
Ahmed Samira: 117 ’I did not say to them except what You ordered/commanded me with it, that worship God, my Lord and your Lord, and I was on them a witness as long as I continued/lasted in (between) them, so when You made me die, You were the guard on them, and you (are) on every thing (an) honest witness.’

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değilim مَا -
2 kultu söylemiş قُلْتُ قول
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 illa dışında إِلَّا -
5 ma مَا -
6 emerteni emrettiğinin أَمَرْتَنِي امر
7 bihi kendisini بِهِ -
8 eni ki أَنِ -
9 a'budu kulluk edin اعْبُدُوا عبد
10 llahe Allah'a اللَّهَ -
11 rabbi Rabbime رَبِّي ربب
12 ve rabbekum ve Rabbinize وَرَبَّكُمْ ربب
13 ve kuntu ve oldum وَكُنْتُ كون
14 aleyhim üzerilerine عَلَيْهِمْ -
15 şehiden bir şahit/tanık شَهِيدًا شهد
16 ma مَا -
17 dumtu olduğum sürece دُمْتُ دوم
18 fihim onların içinde فِيهِمْ -
19 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
20 teveffeyteni vefat ettirdin beni تَوَفَّيْتَنِي وفي
21 kunte oldun كُنْتَ كون
22 ente sen أَنْتَ -
23 r-rakibe bir gözetleyen الرَّقِيبَ رقب
24 aleyhim onları عَلَيْهِمْ -
25 ve ente ve sen وَأَنْتَ -
26 ala üzerine عَلَىٰ -
27 kulli her كُلِّ كلل
28 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
29 şehidun bir şahit/tanık شَهِيدٌ شهد

Ayet 118

787|5|118|إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
787|5|118|ان تعذبهم فانهم عبادك وان تغفر لهم فانك انت العزيز الحكيم
118. İn tuazzibhum fe innehum ibâduk(ibâduke), ve in tagfir lehum fe inneke entel azîzul hakîm(hakîmu).
Eğer azap edersen onlara; öyle ki doğrusu onlar kullarındır46 senin; ve eğer mağfiret319 edersen onlara; öyle ki doğrusu sen; sensin Azîz37; Hakîm9.
Ahmed Samira: 118 ’If You torture them, so that they are Your worshippers/slaves, and if You forgive for them, so that You are the glorious/mighty , the wise/judicious .’

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 tuazzibhum azap edersen onlara تُعَذِّبْهُمْ عذب
3 feinnehum öyle ki doğrus onlar فَإِنَّهُمْ -
4 ibaduke kullarındır senin عِبَادُكَ عبد
5 ve in ve eğer وَإِنْ -
6 tegfir mağfiret edersen تَغْفِرْ غفر
7 lehum onlara لَهُمْ -
8 feinneke öyle ki doğrusu sen فَإِنَّكَ -
9 ente sensin أَنْتَ -
10 l-azizu Azîz الْعَزِيزُ عزز
11 l-hakimu Hakîm الْحَكِيمُ حكم

Ayet 119

788|5|119|قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
788|5|119|قال الله هذا يوم ينفع الصدقين صدقهم لهم جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ابدا رضي الله عنهم ورضوا عنه ذلك الفوز العظيم
119. Kâlellâhu hâzâ yevmu yenfeus sâdikîne sıdkuhum, lehum cennâtun tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden) radiyallâhu anhum ve radû anh(anhu) zâlikel fevzul azîm(azîmu).
Dedi Allah: "Bu gündür (ki) fayda sağlar sâdıklara182 sâdıklıkları182 onların; onlaradır cennetler; akar altından nehirler; ölümsüzler185 orada ebediyen"; razı oldu Allah onlardan; ve razı oldular onlar O'ndan; işte budur büyük fazilet/fazlalık.
Ahmed Samira: 119 God said: "That (is a) day, the truthful their truthfulness benefits (them), for them (are) treed gardens, the rivers flow from beneath it, (they are) immortally/eternally in it, forever, God approved on them, and they approved on Him, that (is) the great winning/salvation ."

Ayet 120

789|5|120|لِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا فِيهِنَّ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌۢ
789|5|120|لله ملك السموت والارض وما فيهن وهو علي كل شي قدير
120. Lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ fîhin(fîhinne) ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Allah'adır mülkü göklerin162 ve yerin; ve onlardakinin; ve O (Allah) her bir şey üzerine Kadîr’dir177.
Ahmed Samira: 120 To God (are) the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s ownership , and what (is) in them (F), and He (is) on every thing capable 78

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lillahi Allah'ındır لِلَّهِ -
2 mulku mülkü مُلْكُ ملك
3 s-semavati göklerin السَّمَاوَاتِ سمو
4 vel'erdi ve yerin وَالْأَرْضِ ارض
5 ve ma ve وَمَا -
6 fihinne onlardakinin فِيهِنَّ -
7 ve huve ve O وَهُوَ -
8 ala üzerine عَلَىٰ -
9 kulli her كُلِّ كلل
10 şey'in şey شَيْءٍ شيا
11 kadirun Kadir’dir قَدِيرٌ قدر