Sure 33: Ahzâb/Savaş Birlikleri

Ayet Sayısı: 73
ٱلْأَحْزَاب

Ayet 1

3532|33|1|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
3532|33|1|يايها النبي اتق الله ولا تطع الكفرين والمنفقين ان الله كان عليما حكيما
1. Yâ eyyuhen nebiyyuttekillâhe ve lâ tutıil kâfirîne vel munâfikîn(munâfikîne), innallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ey nebi132*! Takvalı21 ol Allah’a; ve itaat etme kâfirlere25 ve münâfıklara26; doğrusu Allah oldu bir Alîm8; bir Hakîm9.
Ahmed Samira: 1 You, you the prophet, fear and obey God, and do not obey the disbelievers and the hypocrites, that truly God was/is knowledgeable, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
3 tteki takvalı ol اتَّقِ وقي
4 llahe Allah’a اللَّهَ -
5 ve la ve وَلَا -
6 tutii itaat etme تُطِعِ طوع
7 l-kafirine kâfirlere الْكَافِرِينَ كفر
8 velmunafikine ve münafıklara وَالْمُنَافِقِينَ نفق
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 kane oldu كَانَ كون
12 alimen bir Alım عَلِيمًا علم
13 hakimen bir Hakîm حَكِيمًا حكم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.

Ayet 2

3533|33|2|وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
3533|33|2|واتبع ما يوحي اليك من ربك ان الله كان بما تعملون خبيرا
2. Vettebi’ mâ yûhâ ileyke min rabbik(rabbike), innallâhe kâne bimâ ta’melûne habîrâ(habîren).
Ve tabi ol Rabbinden4 vahyedilene603* sana**; doğrusu Allah oldu yaptıklarınıza bir Habîr466.
Ahmed Samira: 2 And follow what is inspired/transmitted to you from your Lord, that truly God was/is with what you make/do an expert/experienced.

Notlar

Not 1: *Kur'an'a.**Resûl Muhammed.

Ayet 3

3534|33|3|وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
3534|33|3|وتوكل علي الله وكفي بالله وكيلا
3. Ve tevekkel alâllâh(alâllâhi) ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
Ve tevekkül79 et Allah'a karşı; ve kâfi geldi/yetti Allah bir vekîl517 (olarak).
Ahmed Samira: 3 And rely/depend on God, and enough/sufficient with God (as) a guardian/ally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve teve kkel ve tevekkül et وَتَوَكَّلْ وكل
2 ala karşı عَلَى -
3 llahi Allah'a اللَّهِ -
4 ve kefa ve kâfi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
5 billahi Allah بِاللَّهِ -
6 vekilen bir vekil (olarak) وَكِيلًا وكل

Ayet 4

3535|33|4|مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ وَمَا جَعَلَ أَزْوَٰجَكُمُ ٱلَّٰٓـِٔى تُظَٰهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَٰتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَآءَكُمْ أَبْنَآءَكُمْ ذَٰلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَٰهِكُمْ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِى ٱلسَّبِيلَ
3535|33|4|ما جعل الله لرجل من قلبين في جوفه وما جعل ازوجكم الي تظهرون منهن امهتكم وما جعل ادعياكم ابناكم ذلكم قولكم بافوهكم والله يقول الحق وهو يهدي السبيل
4. Mâ cealallâhu li raculin min kalbeyni fî cevfih(cevfihî), ve mâ ceale ezvâcekumullâî tuzâhırûne min hunne ummehâtikum, ve mâ ceale ed’ıyâekum ebnâekum, zâlikum kavlukum bi efvâhikum, vallâhu yekûlul hakka ve huve yehdîs sebîl(sebîle).
Yapmış değildir Allah bir adama712 onun içinde iki kalpten712; ve yapmış değildir eşlerinizi anneleriniz ki zihâr713 yaparsınız onlardan (eşlerinizden); ve yapmış değildir babalık714 yaptıklarınızı* oğullarınız; işte sizlersiniz; sizlerin ağızlarınızla (söylediğiniz) sözdür; ve Allah der/söyler hakkı/gerçeği; ve O (Allah) kılavuzlar doğru yola.
Ahmed Samira: 4 God did not make/put to a man from two hearts in his interior/inside, and He did not make/create your wives which (F) you declare them as forbidden for you (Pre-Islamic form of divorce in which the husband declares his wife as forbidden to him as his mother) from them (F) (as) your mothers, and He did not make/create those named after you but not your children by birth/your adopted children your sons, that (is) your word/opinion and belief with your mouths, and God says the truth and He guides (to) the path/way .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 ceale yapmış جَعَلَ جعل
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 liraculin bir adama لِرَجُلٍ رجل
5 min مِنْ -
6 kalbeyni iki kalpten قَلْبَيْنِ قلب
7 fi فِي -
8 cevfihi içinde onun جَوْفِهِ جوف
9 ve ma ve değildir وَمَا -
10 ceale yapmış جَعَلَ جعل
11 ezvacekumu eşlerinizi أَزْوَاجَكُمُ زوج
12 l-lai ki (o kadınları) اللَّائِي -
13 tuzahirune zihâr yaparsınız تُظَاهِرُونَ ظهر
14 minhunne onlarlardan (kadınlardan) مِنْهُنَّ -
15 ummehatikum anneleriniz أُمَّهَاتِكُمْ امم
16 ve ma ve değildir وَمَا -
17 ceale yapmış جَعَلَ جعل
18 ed'iya'ekum babalık yaptıklarınızı أَدْعِيَاءَكُمْ دعو
19 ebna'ekum oğullarınız أَبْنَاءَكُمْ بني
20 zalikum işte sizlersiniz ذَٰلِكُمْ -
21 kavlukum sizlerin kavlidir/sözüdür قَوْلُكُمْ قول
22 biefvahikum ağızlarınızla بِأَفْوَاهِكُمْ فوه
23 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
24 yekulu der يَقُولُ قول
25 l-hakka hakkı/gerçeği الْحَقَّ حقق
26 ve huve ve O وَهُوَ -
27 yehdi doğru yola kılavuzlar يَهْدِي هدي
28 s-sebile yola السَّبِيلَ سبل

Notlar

Not 1: *Gerçek olmadığı halde, sahte bir şekilde iddia ettiğiniz şekilde çağırdıklarınız. Gerçek babası olmadığı halde kendisine her konuda babalık yaparak destek olan bir kimseye "baba" diye hitap eden bir erişkin kimse gibi. Gerçek oğlu olmadığı halde ona babalık yaparak destek olduğu bir kimseye "oğlumdur" demesi gibi. Kirvelik geleneğine benzer bir durumdur. Bazı kültürlerde kirvelik babalık gibidir.Bir sonraki ayette bu kimselerin nasıl çağrılması gerektiği yine "dua, çağırma" kelimesiyle işaret edilmiştir. Buradan net olarak anlarız ki ayette geçen "ed’ıyâ" kelimesi kesinlikle üvey evlat, evlatlık demek değildir.

Ayet 5

3536|33|5|ٱدْعُوهُمْ لِءَابَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَآ أَخْطَأْتُم بِهِۦ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
3536|33|5|ادعوهم لابايهم هو اقسط عند الله فان لم تعلموا اباهم فاخونكم في الدين وموليكم وليس عليكم جناح فيما اخطاتم به ولكن ما تعمدت قلوبكم وكان الله غفورا رحيما
5. Ud’ûhum li âbâihim huve aksatu indallâh(indallâhi), fe in lem ta’lemû âbâehum fe ıhvânukum fîd dîni ve mevâlîkum, ve leyse aleykum cunâhun fîmâ ahta’tum bihî ve lâkin mâ taammedet kulûbukum, ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Çağırın* onları babaları (adına); o (ki) daha eşittir/denktir** Allah'ın indinde/katında; öyle ki eğer asla bilmiyorsanız babalarını; öyle ki onlar kardeşlerinizdir dinde; ve velilerdir*** sizlere; ve olmadı sizlere bir günah kendisiyle hata ettiğinizde****; velakin/fakat kalplerinizin niyetlendiğidir/amaçladığıdır***** (bir günah); ve oldu Allah bir Gafûr20; bir Rahîm20.
Ahmed Samira: 5 Call them to their fathers, it is more just/equitable at God, so if you did not/do not know their fathers so (they are) your brothers in the religion, and your allies/friends , and an offense/guilt/sin is not on you in what you mistook/erred with it, and but what your hearts/minds made intentionally/purposely, and God was/is a forgiver , merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ad'uhum çağırın onları ادْعُوهُمْ دعو
2 liabaihim babalarına لِابَائِهِمْ ابو
3 huve o هُوَ -
4 eksetu daha eşitliktir أَقْسَطُ قسط
5 inde katında/yanında عِنْدَ عند
6 llahi Allah اللَّهِ -
7 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
8 lem asla لَمْ -
9 tea'lemu bilmiyorsanız تَعْلَمُوا علم
10 aba'ehum babalarını ابَاءَهُمْ ابو
11 feihvanukum öyle ki onlar sizlerin kardeşlerinizdir فَإِخْوَانُكُمْ اخو
12 fi فِي -
13 d-dini dinde الدِّينِ دين
14 ve mevalikum ve velilerdir sizlere وَمَوَالِيكُمْ ولي
15 veleyse ve olması وَلَيْسَ ليس
16 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
17 cunahun bir günah جُنَاحٌ جنح
18 fima فِيمَا -
19 ehta'tum hata ettiğinizde أَخْطَأْتُمْ خطا
20 bihi kendisiyle بِهِ -
21 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
22 ma مَا -
23 teammedet niyetlendiğidir تَعَمَّدَتْ عمد
24 kulubukum kalblerinizin قُلُوبُكُمْ قلب
25 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
26 llahu Allah اللَّهُ -
27 gafuran bir Gafûr’dur غَفُورًا غفر
28 rahimen bir Rahîm’dir رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1: *Bir önceki ayette geçen "ed’ıyâ" kelimesinin fiil hali. Bu da bize Rabbimizden güzel bir işarettir.**Siz onlara destek olup babalık etseniz de sizler onların gerçek babaları değilsiniz. Gerçek biyolojik babanın vurgulanması/bilindik kılınması her zaman daha hakkaniyetlidir. ***Yakın koruyucu.****Hatayla yapılanlar günah olmaz.*****Kalpten amaçladığınızdır; kalpten niyeti bozduğunuzdur.

Ayet 6

3537|33|6|ٱلنَّبِىُّ أَوْلَىٰ بِٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمْ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفْعَلُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَسْطُورًا
3537|33|6|النبي اولي بالمومنين من انفسهم وازوجه امهتهم واولوا الارحام بعضهم اولي ببعض في كتب الله من المومنين والمهجرين الا ان تفعلوا الي اوليايكم معروفا كان ذلك في الكتب مسطورا
6. En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûra(mestûren).
Nebi132* daha velidir28 müminlere27 kendi nefislerinden201; ve eşleri onun*anneleridir717 onların** ve rahimler715 sahiplerinin bir kısmı daha velidir28 (diğer) bir kısma Allah'ın kitabında müminlerden27 ve muhâcirlerden716; dışındadır ki faaliyete geçirirsiniz velilerinize28 bir marufu291 (ki) oldu (o) bu satırlanmış kitapta.
Ahmed Samira: 6 The prophet (is) more worthy/deserving with the believers than them selves, and His wives (are) their mothers, and (those) of the relations some of them (are) more worthy/deserving with some in God’s Book/judgment than the believers and the emigrants, except that (E) you make/do to your allies/friends kindness/goodness , that was in The Book written/inscribed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 en-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
2 evla daha velidir أَوْلَىٰ ولي
3 bil-mu'minine müminlere بِالْمُؤْمِنِينَ امن
4 min مِنْ -
5 enfusihim kendi nefislerinden أَنْفُسِهِمْ نفس
6 ve ezvacuhu ve eşleri onun وَأَزْوَاجُهُ زوج
7 ummehatuhum anneleridir onların أُمَّهَاتُهُمْ امم
8 ve ulu ve sahipleri وَأُولُو اول
9 l-erhami rahimler الْأَرْحَامِ رحم
10 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
11 evla daha velidir أَوْلَىٰ ولي
12 bibea'din bir kısma بِبَعْضٍ بعض
13 fi فِي -
14 kitabi kitabında كِتَابِ كتب
15 llahi Allah'ın اللَّهِ -
16 mine مِنَ -
17 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن
18 velmuhacirine ve muhacirlerden وَالْمُهَاجِرِينَ هجر
19 illa dışındadır إِلَّا -
20 en ki أَنْ -
21 tef'alu faaliyete geçirirsiniz تَفْعَلُوا فعل
22 ila إِلَىٰ -
23 evliyaikum velilerinize أَوْلِيَائِكُمْ ولي
24 mea'rufen bir marufu مَعْرُوفًا عرف
25 kane oldu كَانَ كون
26 zalike bu ذَٰلِكَ -
27 fi فِي -
28 l-kitabi kitapta الْكِتَابِ كتب
29 mesturan satırlanmış مَسْطُورًا سطر

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Müminlerin.

Ayet 7

3538|33|7|وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّۦنَ مِيثَٰقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا
3538|33|7|واذ اخذنا من النبين ميثقهم ومنك ومن نوح وابرهيم وموسي وعيسي ابن مريم واخذنا منهم ميثقا غليظا
7. Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
Ve aldığımız zaman nebilerden132 mîsâklarını281 onların; ve senden; ve Nûh'tan; ve İbrahim'den; ve Mûsâ’dan; ve Meryem oğlu Îsa'dan; ve aldık onlardan kapkalın* bir mîsâk281.
Ahmed Samira: 7 And when We took/received from the prophets their promise/covenant, and from you, and Noah, and from Abraham, and Moses, and Jesus Mary’s son, and We took/received from them a strong promise/covenant.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve وَإِذْ -
2 ehazna aldığımız zaman أَخَذْنَا اخذ
3 mine مِنَ -
4 n-nebiyyine nebilerden النَّبِيِّينَ نبا
5 misakahum mîsâklarını onların مِيثَاقَهُمْ وثق
6 ve minke ve senden وَمِنْكَ -
7 ve min ve وَمِنْ -
8 nuhin Nûh'tan نُوحٍ -
9 ve ibrahime ve İbrahim'den وَإِبْرَاهِيمَ -
10 ve musa ve Mûsâ’dan وَمُوسَىٰ -
11 ve iysa ve Îsa'dan وَعِيسَى -
12 bni oğlu ابْنِ بني
13 meryeme Meryem مَرْيَمَ -
14 ve ehazna ve almıştık وَأَخَذْنَا اخذ
15 minhum onlardan مِنْهُمْ -
16 misakan bir mîsâk مِيثَاقًا وثق
17 galizen kapkalın غَلِيظًا غلظ

Notlar

Not 1: *Çok sağlam, güçlü.

Ayet 8

3539|33|8|لِّيَسْـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
3539|33|8|ليسل الصدقين عن صدقهم واعد للكفرين عذابا اليما
8. Li yes’eles sâdikîne an sıdkıhim, ve eadde lil kâfirîne azâben elîmâ(elîmen).
Sual etmesi/sorması içindir (Allah’ın) sâdıklığı182 onların sıddıklığından551; ve hazırladı (Allah) kâfirlere25 elim/acıklı bir azap.
Ahmed Samira: 8 (It is for God) to ask/question the truthful about their truthfulness, and He prepared to the disbelievers a painful torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyesele sual etmesi/sorması için (Allah’ın) لِيَسْأَلَ سال
2 s-sadikine sadıklığı الصَّادِقِينَ صدق
3 an عَنْ -
4 sidkihim onların sıddıklığından صِدْقِهِمْ صدق
5 ve eadde ve hazırladı (Allah) وَأَعَدَّ عدد
6 lilkafirine kâfirlere لِلْكَافِرِينَ كفر
7 azaben bir azap عَذَابًا عذب
8 elimen elim/acıklı أَلِيمًا الم

Ayet 9

3540|33|9|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَآءَتْكُمْ جُنُودٌ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا وَجُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا
3540|33|9|يايها الذين امنوا اذكروا نعمه الله عليكم اذ جاتكم جنود فارسلنا عليهم ريحا وجنودا لم تروها وكان الله بما تعملون بصيرا
9. Yâ eyyuhellezîne âmenûzkurû ni’metallâhi aleykum iz câetkum cunûdun fe erselnâ aleyhim rîhan ve cunûden lem terevhâ, ve kânallâhu bimâ ta’melûne basîrâ(basîren).
Ey iman47 etmiş kimseler! Zikredin78 Allah'ın üzerinize (olan) nimetini geldiği zaman sizlere ordular*; öyle ki gönderdik onlara* bir rüzgâr718; ve ordular718 (ki) asla göremezsiniz onu; ve oldu Allah yaptıklarınıza bir Basîr513.
Ahmed Samira: 9 You, you those who believed, remember/mention God’s blessing/goodness on you, when soldiers/warriors came to you, so We sent on (to) them a wind , and soldiers/warriors you did not see it (them), and God was/is with what you make/do seeing/knowing .

Notlar

Not 1: *Düşman orduları, düşman ordularına.

Ayet 10

3541|33|10|إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠
3541|33|10|اذ جاوكم من فوقكم ومن اسفل منكم واذ زاغت الابصر وبلغت القلوب الحناجر وتظنون بالله الظنونا
10. İz câukum min fevkıkum ve min esfele minkum ve iz zâgatil ebsâru ve belegatil kulûbul hanâcire ve tezunnûne billâhiz zunûnâ(zunûnen).
Geldiği zaman onlar* üstünüzden ve sizlerden daha aşağıdan; ve kaydığı** zaman bakışlar; ve ulaştı kalpler hançerelere**; ve zanda bulunuyordunuz Allah’a (türlü) zanlar.
Ahmed Samira: 10 When they came to you from above you and from lower than you, and when the eyesights/knowledge deviated/turned away, and the hearts/minds reached the larynxes/voice boxes (throats) , and you think/assume with God the thoughts/assumptions .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 iz إِذْ -
2 ca'ukum geldiği zaman onlar جَاءُوكُمْ جيا
3 min مِنْ -
4 fevkikum üstünüzden فَوْقِكُمْ فوق
5 ve min ve وَمِنْ -
6 esfele daha aşağıdan أَسْفَلَ سفل
7 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
8 ve iz ve وَإِذْ -
9 zagati kaydığı zaman زَاغَتِ زيغ
10 l-ebsaru bakışlar الْأَبْصَارُ بصر
11 ve belegati ve ulaştı وَبَلَغَتِ بلغ
12 l-kulubu kalpler الْقُلُوبُ قلب
13 l-hanacira hançerelere الْحَنَاجِرَ حنجر
14 ve tezunnune ve zanda bulunuyordunuz وَتَظُنُّونَ ظنن
15 billahi Allah’a بِاللَّهِ -
16 z-zununa zanlar الظُّنُونَا ظنن

Notlar

Not 1: *Düşman orduları.**Vefatlar başladığı zaman.

Ayet 11

3542|33|11|هُنَالِكَ ٱبْتُلِىَ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا۟ زِلْزَالًا شَدِيدًا
3542|33|11|هنالك ابتلي المومنون وزلزلوا زلزالا شديدا
11. Hunâlikebtuliyel mu’minûne ve zulzilû zilzâlen şedîdâ(şedîden).
İşte orada/o anda belalandırıldı256 müminler27; ve sarsıldılar şiddetli bir sarsıntı (-yla).
Ahmed Samira: 11 At that place and time the believers were tested, and they were shaken/trembled a strong (severe) shake/tremble.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hunalike işte orada/o anda هُنَالِكَ -
2 btuliye belalandırıldı ابْتُلِيَ بلو
3 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن
4 ve zulzilu ve sarsıldılar وَزُلْزِلُوا زلزل
5 zilzalen bir sarsıntı (-yla) زِلْزَالًا زلزل
6 şediden şiddetli شَدِيدًا شدد

Ayet 12

3543|33|12|وَإِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورًا
3543|33|12|واذ يقول المنفقون والذين في قلوبهم مرض ما وعدنا الله ورسوله الا غرورا
12. Ve iz yekûlul munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun mâ vaadenallâhu ve resûluhû illâ gurûrâ(gurûran).
Ve o zaman diyorlardı münâfıklar26 ve kalplerinde175 bir maraz/hastalık (olan) kimseler; "Vaat etmiş değildir bizlere Allah ve resûlü700 bir aldatma dışında."
Ahmed Samira: 12 And when the hypocrites and those whom in their hearts (is) sickness/disease say: "God and His messenger did not promise us except deceit/temptation."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman (ki) وَإِذْ -
2 yekulu diyorlardı يَقُولُ قول
3 l-munafikune münafıklar الْمُنَافِقُونَ نفق
4 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
5 fi فِي -
6 kulubihim kalblerinde قُلُوبِهِمْ قلب
7 meradun bir maraz/hastalık مَرَضٌ مرض
8 ma değildir مَا -
9 veadena vaat etmiş bizelere وَعَدَنَا وعد
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 ve rasuluhu ve resûlü وَرَسُولُهُ رسل
12 illa dışında إِلَّا -
13 gururan aldatıcı غُرُورًا غرر

Ayet 13

3544|33|13|وَإِذْ قَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ يَٰٓأَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَٱرْجِعُوا۟ وَيَسْتَـْٔذِنُ فَرِيقٌ مِّنْهُمُ ٱلنَّبِىَّ يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِىَ بِعَوْرَةٍ إِن يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارًا
3544|33|13|واذ قالت طايفه منهم ياهل يثرب لا مقام لكم فارجعوا ويستذن فريق منهم النبي يقولون ان بيوتنا عوره وما هي بعوره ان يريدون الا فرارا
13. Ve iz kâlet tâifetun minhum yâ ehle yesribe lâ mukâme lekum ferciû, ve yeste’zinu ferîkun minhumun nebiyye yekûlûne inne buyûtenâ avretun ve mâ hiye bi avreh(avretin), in yurîdûne illâ firârâ(firâran).
Ve dediği zaman bir tayfa719 onlardan: "Ey Yesrib* ehli568! Yoktur dikelinen/ayakta durulan yer sizlere**; öyle ki dönün***"; ve izin istiyordu nebiden132 onlardan bir fırka/grup; diyorlardı: "Doğrusu evlerimiz tek gözlüdür****; ve (oysa) değildi o tek gözlü****; arzulamıyorlardı bir firar/kaçma dışında.
Ahmed Samira: 13 And when a group of people from them said: "You people (of) Yethrib , (there is) no position/status for you, so return." And a group/party from them ask the prophet for permission/pardon (E) they say: "That truly our houses/homes (are) weakly defended ." And it is not with weakly defended , that truly they want except escape .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve وَإِذْ -
2 kalet dediği zaman قَالَتْ قول
3 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
4 minhum onlardan مِنْهُمْ -
5 ya ehle Ey ehli يَا أَهْلَ اهل
6 yesribe Yesrib يَثْرِبَ -
7 la yoktur لَا -
8 mukame dikelinen/ayakta durulan yer مُقَامَ قوم
9 lekum sizlere لَكُمْ -
10 ferciu öyle ki dönün فَارْجِعُوا رجع
11 ve yeste'zinu ve izin istiyordu وَيَسْتَأْذِنُ اذن
12 ferikun bir fırka فَرِيقٌ فرق
13 minhumu onlardan مِنْهُمُ -
14 n-nebiyye nebiden النَّبِيَّ نبا
15 yekulune diyorlardı يَقُولُونَ قول
16 inne doğrusu إِنَّ -
17 buyutena evlerimiz بُيُوتَنَا بيت
18 avratun tek gözlüdür/savunmasızdır عَوْرَةٌ عور
19 ve ma ve değildi وَمَا -
20 hiye o هِيَ -
21 biavratin tek gözlüdür/savunmasızdır بِعَوْرَةٍ عور
22 in إِنْ -
23 yuridune arzulamıyorlardı يُرِيدُونَ رود
24 illa dışında إِلَّا -
25 firaran bir firar فِرَارًا فرر

Notlar

Not 1: *Medine.**Tutunacak durum yoktur sizlere. Başarıya ulaşmak mümkün değildir. ***Dönün Yesrib'e.****Tek gözlü kalmıştır, savunmasız kalmıştır.

Ayet 14

3545|33|14|وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِم مِّنْ أَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا۟ ٱلْفِتْنَةَ لَءَاتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا۟ بِهَآ إِلَّا يَسِيرًا
3545|33|14|ولو دخلت عليهم من اقطارها ثم سيلوا الفتنه لاتوها وما تلبثوا بها الا يسيرا
14. Ve lev duhılet aleyhim min aktârihâ summe suilûl fitnete le âtevhâ ve mâ telebbesû bihâ illâ yesîrâ(yesîran).
Velev/şayet (o) girdirilseydi üzerlerine çaplarından* onun; sonra sual edilselerdi/sorulsalardı fitne332 (-den); mutlak gelirlerdi** ona*** ve tereddüt ederler**** değillerdi ona*** biraz dışında.
Ahmed Samira: 14 And if (it) is entered on them from its sides/directions then they were asked (for) the treason , they would have given it (E) and they would not have delayed/remained with it (the treason) except little .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velev velev/şayet وَلَوْ -
2 duhilet (o) girdirilseydi دُخِلَتْ دخل
3 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
4 min مِنْ -
5 ektariha çaplarından onun أَقْطَارِهَا قطر
6 summe sonra ثُمَّ -
7 suilu sual edilselerdi/sorulsalardı سُئِلُوا سال
8 l-fitnete fitne (-den) الْفِتْنَةَ فتن
9 latevha mutlak gelirlerdi ona لَاتَوْهَا اتي
10 ve ma ve değillerdi وَمَا -
11 telebbesu tereddüt ederler تَلَبَّثُوا لبث
12 biha ona بِهَا -
13 illa dışında إِلَّا -
14 yesiran biraz يَسِيرًا يسر

Notlar

Not 1: *Çepeçevre kuşatılsalardı.**Tabi olurlardı.***Fitneye.****Hemencecik tabi olurlardı.

Ayet 15

3546|33|15|وَلَقَدْ كَانُوا۟ عَٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ مِن قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ ٱلْأَدْبَٰرَ وَكَانَ عَهْدُ ٱللَّهِ مَسْـُٔولًا
3546|33|15|ولقد كانوا عهدوا الله من قبل لا يولون الادبر وكان عهد الله مسولا
15. Ve lekad kânû âhedûllâhe min kablu lâ yuvellûnel edbâr(edbâre), ve kâne ahdullâhi mes’ûlâ(mes’ûlen).
Ant olsun olmuşlardı ahitleşmiş* Allah'a öncesinde; dönmezler arkalarını (diye); ve olmuşlardı ahde** (karşı) Allah'a bir mesul***.
Ahmed Samira: 15 And they were had been (E) they promised God from before (they had before promised God that) they do not turn away (on) the backs/ends, and God’s promise was questioned.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ant olsun وَلَقَدْ -
2 kanu olmuşlardı كَانُوا كون
3 aahedu ahitleşmiş عَاهَدُوا عهد
4 llahe Allah'a اللَّهَ -
5 min مِنْ -
6 kablu öncesinde قَبْلُ قبل
7 la لَا -
8 yuvellune dönmezler يُوَلُّونَ ولي
9 l-edbara arkalarını الْأَدْبَارَ دبر
10 ve kane ve olmuşlardı وَكَانَ كون
11 ahdu ahda عَهْدُ عهد
12 llahi Allah'a اللَّهِ -
13 mes'ulen bir mesul مَسْئُولًا سال

Notlar

Not 1: *Antlaşmış.**Antlaşmaya.***Sorumlu.

Ayet 16

3547|33|16|قُل لَّن يَنفَعَكُمُ ٱلْفِرَارُ إِن فَرَرْتُم مِّنَ ٱلْمَوْتِ أَوِ ٱلْقَتْلِ وَإِذًا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلًا
3547|33|16|قل لن ينفعكم الفرار ان فررتم من الموت او القتل واذا لا تمتعون الا قليلا
16. Kul len yenfeakumul firâru in ferertum minel mevti evil katli ve izen lâ tumetteûne illâ kalîlâ(kalîlen).
De ki: "Asla menfaat sağlamaz sizlere firar eğer firar etseydiniz ölümden643 ya da katledilmekten/katletmekten720; ve o zaman metalandırılmazsınız54 biraz dışında."
Ahmed Samira: 16 Say: "The escape/flight will never/not benefit you if you escaped/fled from the death/lifelessness or the killing/fighting , and then you do not be living long/enjoying except a little."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 len asla لَنْ -
3 yenfeakumu menfaat sağlamaz يَنْفَعَكُمُ نفع
4 l-firaru firar الْفِرَارُ فرر
5 in eğer إِنْ -
6 ferartum firar etseydiniz فَرَرْتُمْ فرر
7 mine مِنَ -
8 l-mevti ölümden الْمَوْتِ موت
9 evi ya da أَوِ -
10 l-katli katillikten الْقَتْلِ قتل
11 ve izen ve o zaman وَإِذًا -
12 la لَا -
13 tumetteune metalandırılmazsınız تُمَتَّعُونَ متع
14 illa dışında إِلَّا -
15 kalilen biraz قَلِيلًا قلل

Ayet 17

3548|33|17|قُلْ مَن ذَا ٱلَّذِى يَعْصِمُكُم مِّنَ ٱللَّهِ إِنْ أَرَادَ بِكُمْ سُوٓءًا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةً وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
3548|33|17|قل من ذا الذي يعصمكم من الله ان اراد بكم سوا او اراد بكم رحمه ولا يجدون لهم من دون الله وليا ولا نصيرا
17. Kul men zellezî ya’sımukum minallâhi in erâde bikum sûen ev erâdebikum rahmeh(rahmeten), ve lâ yecidûne lehum min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîren).
De ki: "Kimdir şu kimse ki geri durdurur/önler sizleri Allah'tan; eğer razı olduysa (Allah) sizlere bir kötülüğe veya razı olduysa (Allah) sizlere bir rahmete271; ve bulamazlar (onlar) kendilerine Allah’ın astından bir veli28; ve ne de bir yardım eden."
Ahmed Samira: 17 Say: "Who that protects/shelters you from God if He willed/wanted bad/evil/harm with you? Or He willed/wanted mercy with you? And they do not find for them from other than God a guardian/ally , and nor a victorior/savior ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 men kimdir مَنْ -
3 za şu ذَا -
4 llezi kimse ki الَّذِي -
5 yea'simukum geri durdurur/önler يَعْصِمُكُمْ عصم
6 mine -dan مِنَ -
7 llahi Allah- اللَّهِ -
8 in eğer إِنْ -
9 erade razı olduysa أَرَادَ رود
10 bikum sizlere بِكُمْ -
11 su'en bir kötülüğe سُوءًا سوا
12 ev veya أَوْ -
13 erade razı olduysa أَرَادَ رود
14 bikum sizlere بِكُمْ -
15 rahmeten bir rahmete رَحْمَةً رحم
16 ve la ve وَلَا -
17 yecidune bulamazlar (onlar) يَجِدُونَ وجد
18 lehum kendilerine لَهُمْ -
19 min مِنْ -
20 duni astından دُونِ دون
21 llahi Allah’ın اللَّهِ -
22 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
23 ve la ve ne de وَلَا -
24 nesiran bir yardımcı نَصِيرًا نصر

Ayet 18

3549|33|18|قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلْمُعَوِّقِينَ مِنكُمْ وَٱلْقَآئِلِينَ لِإِخْوَٰنِهِمْ هَلُمَّ إِلَيْنَا وَلَا يَأْتُونَ ٱلْبَأْسَ إِلَّا قَلِيلًا
3549|33|18|قد يعلم الله المعوقين منكم والقايلين لاخونهم هلم الينا ولا ياتون الباس الا قليلا
18. Kad ya’lemullâhul muavvikîne minkum vel kâilîne li ıhvânihim helumme ileynâ, ve lâ ye’tûnel be’se illâ kalîlâ(kalîlen).
Muhakkak bilir Allah engelleyenleri/alıkoyanları onlardan; ve kardeşlerine "haydi toplanıp birleşin bizlere" diyenleri; gelmezler (onlar) zorluğa/sıkıntıya biraz dışında.
Ahmed Samira: 18 God had known the hinderers, obstructers, disincentivators and delayers from you and the saying/speakers to their brothers: "Come to us." And they do not come/do (join) the war/hardship , except a little/few.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kad muhakkak قَدْ -
2 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
3 llahu Allah اللَّهُ -
4 l-muavvikine engelleyenleri/alıkoyanları الْمُعَوِّقِينَ عوق
5 minkum onlardan مِنْكُمْ -
6 velkailine ve diyenleri وَالْقَائِلِينَ قول
7 liihvanihim kardeşlerine لِإِخْوَانِهِمْ اخو
8 helumme haydi toplanıp birleşin هَلُمَّ لمم
9 ileyna bizlere إِلَيْنَا -
10 ve la وَلَا -
11 ye'tune gelmezler (onlar) يَأْتُونَ اتي
12 l-be'se zorluğa/sıkıntıya الْبَأْسَ باس
13 illa dışında إِلَّا -
14 kalilen biraz قَلِيلًا قلل

Ayet 19

3550|33|19|أَشِحَّةً عَلَيْكُمْ فَإِذَا جَآءَ ٱلْخَوْفُ رَأَيْتَهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ تَدُورُ أَعْيُنُهُمْ كَٱلَّذِى يُغْشَىٰ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلْخَوْفُ سَلَقُوكُم بِأَلْسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلْخَيْرِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا۟ فَأَحْبَطَ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
3550|33|19|اشحه عليكم فاذا جا الخوف رايتهم ينظرون اليك تدور اعينهم كالذي يغشي عليه من الموت فاذا ذهب الخوف سلقوكم بالسنه حداد اشحه علي الخير اوليك لم يومنوا فاحبط الله اعملهم وكان ذلك علي الله يسيرا
19. Eşıhhaten aleykum fe izâ câel havfu reeytehum yenzurûne ileyke tedûru a’yunuhum kellezî yugşâ aleyhi minel mevt(mevti), fe izâ zehebel havfu selekûkum bi elsinetin hıdâdin eşıhhaten alel hayr(hayrı), ulâike lem yu’minû fe ahbetallâhu a’mâlehum, ve kâne zâlike alallâhi yesîrâ(yesîren).
Cimrilerdir/pintilerdir sizlere karşı; öyle ki geldiği zaman korku; görürsün onları bakarlar sana; döner/devrilir gözleri onların kimse gibi (ki) örter bir baygınlık onun üzerini ölümden; öyle ki giderdiği zaman (o) korkuyu; incitirler/yaralarlar sizleri sivri/keskin dillerle; cimrilerdir/pintilerdir hayra karşı; işte bunlar; asla iman47 etmezler; öyle ki boşa çıkardı Allah onların yaptıklarını; ve oldu bu Allah'a karşı bir kolay.
Ahmed Samira: 19 Miser/stingy/careful on (to) you, so if the fear/fright came, you saw them looking to you, their eyes/sights turn/roll as who makes/becomes unconscious on him from the death/lifelessness (as who faints from fear of death), so if the fear/fright went away they harmed/stabbed you with sharp/hard tongues/speeches , miser/stingy/careful on the good , those they did not believe, so God wasted/invalidated their deeds, and that was on God easy/little .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eşihhaten cimrilerdir/pintilerdir أَشِحَّةً شحح
2 aleykum sizlere karşı عَلَيْكُمْ -
3 feiza öyle ki فَإِذَا -
4 ca'e geldiği zaman جَاءَ جيا
5 l-havfu korku الْخَوْفُ خوف
6 raeytehum görürsün onları رَأَيْتَهُمْ راي
7 yenzurune bakarlar يَنْظُرُونَ نظر
8 ileyke sana إِلَيْكَ -
9 teduru döner/devrilir تَدُورُ دور
10 ea'yunuhum gözleri onların أَعْيُنُهُمْ عين
11 kallezi kimse gibi كَالَّذِي -
12 yugşa baygınlık örter يُغْشَىٰ غشو
13 aleyhi üzerini onun عَلَيْهِ -
14 mine مِنَ -
15 l-mevti ölümden الْمَوْتِ موت
16 feiza öyle ki فَإِذَا -
17 zehebe giderdiği zaman ذَهَبَ ذهب
18 l-havfu korkuyu الْخَوْفُ خوف
19 selekukum incitirler/yaralarlar sizleri سَلَقُوكُمْ سلق
20 bielsinetin dillerle بِأَلْسِنَةٍ لسن
21 hidadin sivri/keskin حِدَادٍ حدد
22 eşihhaten cimrilerdir/pintilerdir أَشِحَّةً شحح
23 ala karşı عَلَى -
24 l-hayri hayra الْخَيْرِ خير
25 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
26 lem asla لَمْ -
27 yu'minu iman etmezler يُؤْمِنُوا امن
28 feehbeta öyle ki boşa çıkardı فَأَحْبَطَ حبط
29 llahu Allah اللَّهُ -
30 ea'malehum yaptıklarını onların أَعْمَالَهُمْ عمل
31 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
32 zalike bu ذَٰلِكَ -
33 ala karşı عَلَى -
34 llahi Allah'a اللَّهِ -
35 yesiran bir kolay يَسِيرًا يسر

Ayet 20

3551|33|20|يَحْسَبُونَ ٱلْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا۟ وَإِن يَأْتِ ٱلْأَحْزَابُ يَوَدُّوا۟ لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِى ٱلْأَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ أَنۢبَآئِكُمْ وَلَوْ كَانُوا۟ فِيكُم مَّا قَٰتَلُوٓا۟ إِلَّا قَلِيلًا
3551|33|20|يحسبون الاحزاب لم يذهبوا وان يات الاحزاب يودوا لو انهم بادون في الاعراب يسلون عن انبايكم ولو كانوا فيكم ما قتلوا الا قليلا
20. Yahsebûnel ahzâbe lem yezhebû, ve in ye’til ahzâbu yeveddû lev ennehum bâdûne fîl a’râbi yes’elûne an enbâikum, ve lev kânû fîkum mâ kâtelû illâ kalîlâ(kalîlen).
Hesaplıyorlardı/düşünüyorlardı (ki) birlikler* asla gitmezler**; ve eğer gelseler*** birlikler* isterler ki keşke onlar çölde Arapların**** içinde sual etsinler/sorsunlar***** haberinizden; velev/şayet olsaydılar içinizde katleder35 değillerdi biraz dışında.
Ahmed Samira: 20 They suppose (that) the groups/parties did not go and if the groups/parties come, they wish/love if that they truly are desert dwellers in the Arabs, they ask/question about your information/news, and if they were in (between) you, they would not have fought/killed except a little/few.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yehsebune hesaplıyorlardı/düşünüyorlardı يَحْسَبُونَ حسب
2 l-ehzabe (askeri) birlikler الْأَحْزَابَ حزب
3 lem asla لَمْ -
4 yezhebu gitmezler يَذْهَبُوا ذهب
5 ve in ve eğer وَإِنْ -
6 ye'ti gelseler يَأْتِ اتي
7 l-ehzabu birlikler الْأَحْزَابُ حزب
8 yeveddu isterler يَوَدُّوا ودد
9 lev keşke لَوْ -
10 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
11 badune çölde بَادُونَ بدو
12 fi فِي -
13 l-ea'rabi Araplarda الْأَعْرَابِ عرب
14 yeselune sual etsinler/sorsunlar يَسْأَلُونَ سال
15 an عَنْ -
16 enbaikum haberinizden أَنْبَائِكُمْ نبا
17 velev velev/şayet وَلَوْ -
18 kanu oldular كَانُوا كون
19 fikum içinizde فِيكُمْ -
20 ma değildir مَا -
21 katelu katlederler قَاتَلُوا قتل
22 illa dışında إِلَّا -
23 kalilen biraz قَلِيلًا قلل

Notlar

Not 1: *Düşman birlikleri.**Geri çekilmezler.***Gelseler savaşmak için. ****Çölde yaşayan, taraf olmayan, kendi başına yaşayan çöl bedevilerinden olsalar.*****Kendileri hiç sıkıntıya girmeden uzaktan haberlerinizi alsalar.

Ayet 21

3552|33|21|لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِى رَسُولِ ٱللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلْءَاخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرًا
3552|33|21|لقد كان لكم في رسول الله اسوه حسنه لمن كان يرجوا الله واليوم الاخر وذكر الله كثيرا
21. Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıre ve zekerallâhe kesîrâ(kesîren).
Ant olsun oldu sizlere Allah'ın resûlünde418 güzel bir örnek/model; kimse için (ki) oldu (o) umar Allah'ı ve ahiret gününü; ve zikretti78 Allah'ı çokça.
Ahmed Samira: 21 (It) had been for you in God’s messenger a good example/model to who was hoping/expecting God, and the Day the Last/Resurrection Day, and remembered/mentioned God much.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lekad ant olsun لَقَدْ -
2 kane oldu كَانَ كون
3 lekum sizlere لَكُمْ -
4 fi فِي -
5 rasuli resulünde رَسُولِ رسل
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 usvetun bir örnek/bir rol model أُسْوَةٌ اسو
8 hasenetun güzel حَسَنَةٌ حسن
9 limen kimse için لِمَنْ -
10 kane oldu كَانَ كون
11 yercu umar يَرْجُو رجو
12 llahe Allah'ı اللَّهَ -
13 velyevme ve gününü وَالْيَوْمَ يوم
14 l-ahira ahiret الْاخِرَ اخر
15 ve zekera ve zikretti وَذَكَرَ ذكر
16 llahe Allah'ı اللَّهَ -
17 kesiran çokça كَثِيرًا كثر

Notlar

Not: Yüce Allah'ın biricik Kur'an'ına teslim olmak varken resulün yaşadığı dönemde asla yazdırmadığı, vefat etmesinden yaklaşık 230 sene sonra oradan buradan toplanmış olan söylentileri Kur'an'a eş tutan kimseler bu ayetin anlamını kendi çıkarlarına göre saptırırlar. Resulün bir rol model olması gerektiği üzerinden resulün sünneti sanılan söylentilere bir pay çıkarmak isterler. Oysa resul sadece Kur'an demektir. Kur'an da resul demektir. Aşağıdaki denklemler asla unutulmamalıdır. Muhammed peygamber=Sadece Kur’anKur’an=Muhammed peygamberMuhammed peygamber≠HadislerHadisler≠Muhammed peygamberSadece Kur’an=Muhammed peygamberi örnek almak Kur’an+Hadisler+İmamlar+Tarikat liderleri+vb...≠Muhammed peygamberi örnek almak Özetle; Muhammed peygamberi örnek almak sadece Kur'an ile ahlaklanmaktır. Sadece Kur'an'a tabi olmaktır.İbrahim peygamber ve onun yanındaki kimselerin de bizler için güzel bir rol modeli olduğu Yüce Rabbimiz tarafından 60:4 ayetinde bildiriliyor. Söylentilere tabi olanların mantığına göre İbrahim peygamber ve yanındaki kimselerin de sünnetine tabi olmak zorundayız. Bak;https://kuranmucizeler.com/oldu-sizlere-allah-in-resulunde-guzel-bir-ornek-sirk-dininin-kaynagi-olan-hadislere-dayanak-yapilmaya-calisilan-bir-ayet

Ayet 22

3553|33|22|وَلَمَّا رَءَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْأَحْزَابَ قَالُوا۟ هَٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّآ إِيمَٰنًا وَتَسْلِيمًا
3553|33|22|ولما را المومنون الاحزاب قالوا هذا ما وعدنا الله ورسوله وصدق الله ورسوله وما زادهم الا ايمنا وتسليما
22. Ve lemmâ real mu’minûnel ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenallâhu ve resûluhu ve sadakallâhu ve resûluhu ve mâ zâdehum illâ îmânen ve teslîmâ(teslîmen).
Ve ne zaman ki gördüler* müminler27 birlikleri**; dediler: "Bu vaat ettiğidir bizlere Allah'ın ve resûlünün700; ve doğru söylemiş Allah ve resûlü700"; ve ziyade etmiş değildi (bu) onlara bir iman47 ve bir teslimiyet dışında.
Ahmed Samira: 22 And when the believers saw/understood the groups/parties, they said: "That (is) what God promised us and His messenger, and God was/is truthful and His messenger." And (it) did not increase them except belief and submission/surrender.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velemma ve ne zaman ki وَلَمَّا -
2 raa gördü رَأَى راي
3 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن
4 l-ehzabe birlikleri الْأَحْزَابَ حزب
5 kalu dediler قَالُوا قول
6 haza bu هَٰذَا -
7 ma مَا -
8 veadena vaat ettiğidir bizlere وَعَدَنَا وعد
9 llahu Allah'ın اللَّهُ -
10 ve rasuluhu ve resulünün وَرَسُولُهُ رسل
11 ve sadeka ve doğru söyledi وَصَدَقَ صدق
12 llahu Allah اللَّهُ -
13 ve rasuluhu ve resûlü وَرَسُولُهُ رسل
14 ve ma ve değildi وَمَا -
15 zadehum ziyade etmiş onlara زَادَهُمْ زيد
16 illa dışında إِلَّا -
17 imanen bir imanı إِيمَانًا امن
18 ve teslimen ve bir teslimiyeti وَتَسْلِيمًا سلم

Notlar

Not 1: *Düşman birlikleri gidiyorlar, geri çekiliyorlar.**Düşman birlikleri.

Ayet 23

3554|33|23|مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا۟ مَا عَٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَىٰ نَحْبَهُۥ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا۟ تَبْدِيلًا
3554|33|23|من المومنين رجال صدقوا ما عهدوا الله عليه فمنهم من قضي نحبه ومنهم من ينتظر وما بدلوا تبديلا
23. Minel mu’minîne ricâlun sadakû mâ âhedûllahe aleyh(aleyhi), fe minhum men kadâ nahbehu ve minhum men yentezırû ve mâ beddelû tebdîlâ(tebdîlan).
Müminlerdendir27 adamlar (ki) sâdık182 kaldılar ahit verdiklerine Allah'a onun* üzerine; öyle ki onlardan** kimi tamamladı adağını***; ve onlardan kimi gözetlerler/bakarlar****; ve değiştirmiş değildiler bir değişmeyi.
Ahmed Samira: 23 From the believers (are) men, they were truthful (on) what they promised God on it, so from them who accomplished/carried out His vow or duty upon himself , and from them who awaits/watches , and they did not change exchange/change .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 mine مِنَ -
2 l-mu'minine müminlerden الْمُؤْمِنِينَ امن
3 ricalun adamlar رِجَالٌ رجل
4 sadeku sadık oldular صَدَقُوا صدق
5 ma مَا -
6 aahedu ahit verdiklerine عَاهَدُوا عهد
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 aleyhi onun üzerine عَلَيْهِ -
9 fe minhum öyle ki onlardan فَمِنْهُمْ -
10 men kimi مَنْ -
11 kada tamamladı قَضَىٰ قضي
12 nehbehu adağını نَحْبَهُ نحب
13 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
14 men kimi مَنْ -
15 yenteziru bakarlar يَنْتَظِرُ نظر
16 ve ma ve değildi وَمَا -
17 beddelu değişmişler بَدَّلُوا بدل
18 tebdilen bir değişme تَبْدِيلًا بدل

Notlar

Not 1: *Allah yolunda katledilmeyi/katletmeyi.**Müminlerden.***Vaat ettiği Allah yolunda gerekirse katledilmeyi/katletmeyi.****Tamamlamaya bakarlar.

Ayet 24

3555|33|24|لِّيَجْزِىَ ٱللَّهُ ٱلصَّٰدِقِينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ إِن شَآءَ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
3555|33|24|ليجزي الله الصدقين بصدقهم ويعذب المنفقين ان شا او يتوب عليهم ان الله كان غفورا رحيما
24. Li yecziyallâhus sâdıkîne bi sıdkıhım ve yuazzibel munâfıkîne in şâe ev yetûbe aleyhim, innallâhe kâne gafûren rahîmâ(rahîmen).
Cezalandırması* içindir Allah’ın sâdıkları182 sıddıklıklarıyla551; ve azap etmesi içindir münâfıklara26 eğer dilerse (Allah) ya da tevbe33 etmesi içindir (Allah'ın) onlar üzerine**; doğrusu Allah oldu bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 24 (It is to) God to reward/reimburse the truthful with their truthfulness, and He tortures the hypocrites, if He wants or He forgives on them, that truly God was/is a forgiver, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyecziye cezalandırması/karşılığını vermesi için لِيَجْزِيَ جزي
2 llahu Allah’ın اللَّهُ -
3 s-sadikine sadıkları الصَّادِقِينَ صدق
4 bisidkihim sıddıklıklarıyla بِصِدْقِهِمْ صدق
5 ve yuazzibe ve azap etmesi için وَيُعَذِّبَ عذب
6 l-munafikine münafıkları الْمُنَافِقِينَ نفق
7 in eğer إِنْ -
8 şa'e dilerse شَاءَ شيا
9 ev ya da أَوْ -
10 yetube tevbe etmesi için يَتُوبَ توب
11 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
12 inne doğrusu إِنَّ -
13 llahe Allah اللَّهَ -
14 kane oldu كَانَ كون
15 gafuran bir Gafûr غَفُورًا غفر
16 rahimen bir Rahîm رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1: *Karşılığını vermesi, mükafatlandırması.**Bağışlamak istediği kimselere.

Ayet 25

3556|33|25|وَرَدَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا۟ خَيْرًا وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلْقِتَالَ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزًا
3556|33|25|ورد الله الذين كفروا بغيظهم لم ينالوا خيرا وكفي الله المومنين القتال وكان الله قويا عزيزا
25. Ve reddallâhullezîne keferû bi gayzıhim lem yenâlû hayrâ(hayran), ve kefallâhul mu’minînel kıtâl, ve kânallâhu kaviyyen azîzâ(azîzen).
Ve reddetti Allah kâfirlik25 etmiş kimseleri gazaplarıyla*; asla ulaşamazlar bir hayra; ve kâfi geldi/yetti Allah müminlere27 katletmede/katledilmede35; ve oldı Allah bir Kaviyy72; bir Azîz37.
Ahmed Samira: 25 And God returned those who disbelieved with their anger/rage, they did not obtain goodness , and God stopped/prevented the believers (from) the fighting/killing, and God was/is powerful/strong, glorious/mighty 300

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve radde ve reddetti وَرَدَّ ردد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
4 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
5 bigayzihim öfkeleriyle بِغَيْظِهِمْ غيظ
6 lem asla لَمْ -
7 yenalu ulaşamazlar يَنَالُوا نيل
8 hayran bir hayra خَيْرًا خير
9 ve kefa ve kâfî geldi/yetti وَكَفَى كفي
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 l-mu'minine müminlere الْمُؤْمِنِينَ امن
12 l-kitale katletmede/katledilmede الْقِتَالَ قتل
13 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 kaviyyen bir Kaviyy قَوِيًّا قوي
16 azizen bir Azîz عَزِيزًا عزز

Notlar

Not 1: *Öfkeleriyle.

Ayet 26

3557|33|26|وَأَنزَلَ ٱلَّذِينَ ظَٰهَرُوهُم مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن صَيَاصِيهِمْ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ فَرِيقًا تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَرِيقًا
3557|33|26|وانزل الذين ظهروهم من اهل الكتب من صياصيهم وقذف في قلوبهم الرعب فريقا تقتلون وتاسرون فريقا
26. Ve enzelellezîne zâherûhum min ehlil kitâbi min sayâsîhım ve kazefe fî kulûbihimur ru’be feriykan taktulûne ve te’sirûne ferîkâ(ferîkan).
Ve indirdi onlara* destek** olmuş kitap ehlinden135 kimseleri kalelerinden; ve attı (Allah) kalplerine onların*** panik/korku; bir fırkasını/grubunu katlediyordunuz35; ve esir721 alıyordunuz bir fırkayı/grubu.
Ahmed Samira: 26 And He descended those who cooperated/supported (against) them , from The Book’s people from their fortresses/strong holds , and He threw/hurled in their hearts/minds the terror/fright, a group/party you kill, and a group/party you capture/imprison.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
2 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
3 zaheruhum onlara destek olmuş ظَاهَرُوهُمْ ظهر
4 min مِنْ -
5 ehli ehlinden أَهْلِ اهل
6 l-kitabi kitap الْكِتَابِ كتب
7 min مِنْ -
8 sayasiyhim kalelerinden صَيَاصِيهِمْ صيص
9 ve kazefe ve attı (Allah) وَقَذَفَ قذف
10 fi فِي -
11 kulubihimu kalplerine قُلُوبِهِمُ قلب
12 r-rua'be panik/korku الرُّعْبَ رعب
13 ferikan bir fırkasını فَرِيقًا فرق
14 tektulune katlediyordunuz تَقْتُلُونَ قتل
15 ve te'sirune ve esir alıyordunuz وَتَأْسِرُونَ اسر
16 ferikan bir kısmı فَرِيقًا فرق

Notlar

Not 1: *Müşrik ve kâfirlere.**Anlarız ki bir kalede yaşayan kitap ehlinden kimseler müşrik ve kâfirlerden oluşan birliklere bizzat katılarak ve/veya lojistik anlamda destek olmuşlardır. ***Kalede bulunan kitap ehlinin.

Ayet 27

3558|33|27|وَأَوْرَثَكُمْ أَرْضَهُمْ وَدِيَٰرَهُمْ وَأَمْوَٰلَهُمْ وَأَرْضًا لَّمْ تَطَـُٔوهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرًا
3558|33|27|واورثكم ارضهم وديرهم وامولهم وارضا لم تطوها وكان الله علي كل شي قديرا
27. Ve evresekum ardahum ve diyârehum ve emvâlehum ve ardan lem tetauhâ, ve kânallâhu alâ kulli şey’in kadîrâ(kadîran).
Ve varis etti (Allah) sizleri onların* arzına** ve diyarlarına*** ve mallarına; ve bir arz**** (ki) asla ayak basmıyordunuz***** ona; ve oldu Allah her bir şey üzerine bir Kadîr177.
Ahmed Samira: 27 And He made you inherit their land and their homes/countries , and their properties/possessions , and a land you did not step on/set foot on, and God was/is on every thing capable/able.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve evrasekum ve varis etti (Allah) sizleri وَأَوْرَثَكُمْ ورث
2 erdehum arzına onların أَرْضَهُمْ ارض
3 ve diyarahum ve diyarlarına onların وَدِيَارَهُمْ دور
4 ve emvalehum ve mallarına onların وَأَمْوَالَهُمْ مول
5 ve erdan ve bir arzı (ki) وَأَرْضًا ارض
6 lem asla لَمْ -
7 tetauha ayak basmıyordunuz ona تَطَئُوهَا وطا
8 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
9 llahu Allah اللَّهُ -
10 ala üzerine عَلَىٰ -
11 kulli her كُلِّ كلل
12 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
13 kadiran bir Kadir قَدِيرًا قدر

Notlar

Not 1: *Kitap ehli olan kimselerin kalesine ve çevresindeki araziye.*Arazilerine.***Yurtlarına.****Arazi.*****Ayak basmanıza bile izin verilmiyordu. Barış döneminde bile asla girmenize izin verilmiyordu.

Ayet 28

3559|33|28|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّأَزْوَٰجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا
3559|33|28|يايها النبي قل لازوجك ان كنتن تردن الحيوه الدنيا وزينتها فتعالين امتعكن واسرحكن سراحا جميلا
28. Yâ eyyuhen nebiyyu kul li ezvâcike in kuntunne turidnel hayâted dunyâ ve ziynetehâ fe teâleyne umetti’kunne ve userrihkunne serâhan cemîlâ(cemîlen).
Ey nebi132! Eşlerine de ki: "Eğer oldunuzsa arzulayanlar dünya hayatını; ve ziynetini/süsünü onun*; öyle ki yükselin**; metalandırayım54 sizleri; ve salayım/bırakayım sizleri uygun bir salışla/bırakışla."
Ahmed Samira: 28 You, you the prophet, say to your wives: "If you were (F) wanting (F) the life the present/worldly life and its decoration/beauty , so come, I make you (F) enjoy, I divorce/free you (F), divorce/freeing gracefully (peaceful/quiet) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
3 kul de ki قُلْ قول
4 liezvacike eşlerine لِأَزْوَاجِكَ زوج
5 in eğer إِنْ -
6 kuntunne oldunuzsa كُنْتُنَّ كون
7 turidne arzulayanlar تُرِدْنَ رود
8 l-hayate hayatını الْحَيَاةَ حيي
9 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
10 ve zineteha ve ziynetini onun وَزِينَتَهَا زين
11 feteaaleyne öyle ki yükselin فَتَعَالَيْنَ علو
12 umettia'kunne metalandırayım sizleri أُمَتِّعْكُنَّ متع
13 ve userrihkunne ve salayım sizleri وَأُسَرِّحْكُنَّ سرح
14 serahen bir salışla سَرَاحًا سرح
15 cemilen bir uygun جَمِيلًا جمل

Notlar

Not 1: *Dünyanın.**Kalkın yürüyün, aktifleşin.

Ayet 29

3560|33|29|وَإِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلدَّارَ ٱلْءَاخِرَةَ فَإِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَٰتِ مِنكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا
3560|33|29|وان كنتن تردن الله ورسوله والدار الاخره فان الله اعد للمحسنت منكن اجرا عظيما
29. Ve in kuntunne turidnallâhe ve resûlehu veddârel’âhırete fe innallâhe eadde lil muhsinâti minkunne ecren azîmâ(azîmen).
Ve eğer olduysanız* arzulayanlar Allah'ı ve resûlünü700; ve ahiret diyarını; öyle ki doğrusu Allah hazırladı sizlerden muhsinâtlara722 büyük bir ecir820.
Ahmed Samira: 29 And if you were (F) wanting (F) God and His messenger, and the end’s (other life’s) house/home , so then God prepared to the good doers (F) from you (F) a great reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vein ve eğer وَإِنْ -
2 kuntunne olduysanız (eşler) كُنْتُنَّ كون
3 turidne arzulayanlar تُرِدْنَ رود
4 llahe Allah'ı اللَّهَ -
5 ve rasulehu ve resûlünü وَرَسُولَهُ رسل
6 ve ddara ve diyarını وَالدَّارَ دور
7 l-ahirate ahiret الْاخِرَةَ اخر
8 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
9 llahe Allah اللَّهَ -
10 eadde hazırladı أَعَدَّ عدد
11 lilmuhsinati muhsinatlara لِلْمُحْسِنَاتِ حسن
12 minkunne sizlerden مِنْكُنَّ -
13 ecran bir ecir أَجْرًا اجر
14 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed'in eşleri.

Ayet 30

3561|33|30|يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ مَن يَأْتِ مِنكُنَّ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ يُضَٰعَفْ لَهَا ٱلْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
3561|33|30|ينسا النبي من يات منكن بفحشه مبينه يضعف لها العذاب ضعفين وكان ذلك علي الله يسيرا
30. Yâ nisâen nebiyyi men ye’ti min kunne bi fâhışetin mubeyyinetin yudâ’af lehel’azâbu dı’feyn(dı’feyni), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ey nebinin* kadınları! Kim gelir sizlerden apaçık bir fahişelikle490; katlanır723 ona** azap iki kat; ve olmuştur bu Allah'a karşı bir kolay.
Ahmed Samira: 30 You, the prophet’s women (wives), who does/commits from you (F) with an evident enormous/atrocious deed , the torture be doubled/multiplied for her two doubles, and that was/is on God easy/little.

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed'in.**Kadına.

Ayet 31

3562|33|31|وَمَن يَقْنُتْ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتَعْمَلْ صَٰلِحًا نُّؤْتِهَآ أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا
3562|33|31|ومن يقنت منكن لله ورسوله وتعمل صلحا نوتها اجرها مرتين واعتدنا لها رزقا كريما
31. Ve men yaknut min kunne lillâhi ve resûlihi ve ta’mel sâlihan nu’tihâ ecrehâ merreteyni ve a’tednâ lehâ rızkan kerîmâ(kerîmen).
Ve kim kanaat eder sizlerden* Allah'a ve resûlüne; ve yapar bir sâlih777; veririz ona** ecrini/karşılığını iki kez724; ve hazırladık ona** cömert bir rızık.
Ahmed Samira: 31 And who from you obeys humbly to God and His messenger and makes/does correct/righteous deeds, We give/bring her her reward twice, and We prepared for her an honoured/generous provision .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 yeknut kanaat eder يَقْنُتْ قنت
3 minkunne sizlerden مِنْكُنَّ -
4 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
5 ve rasulihi ve resulüne وَرَسُولِهِ رسل
6 ve tea'mel ve yapar وَتَعْمَلْ عمل
7 salihen bir salih صَالِحًا صلح
8 nu'tiha veririz ona نُؤْتِهَا اتي
9 ecraha ecrini onun أَجْرَهَا اجر
10 merrateyni iki kez مَرَّتَيْنِ مرر
11 ve ea'tedna ve hazırladık وَأَعْتَدْنَا عتد
12 leha ona لَهَا -
13 rizkan bir rızık رِزْقًا رزق
14 kerimen cömert كَرِيمًا كرم

Notlar

Not 1: *Nebi Muhammed'in kadınları.**O kadına.

Ayet 32

3563|33|32|يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِنِ ٱتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِٱلْقَوْلِ فَيَطْمَعَ ٱلَّذِى فِى قَلْبِهِۦ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
3563|33|32|ينسا النبي لستن كاحد من النسا ان اتقيتن فلا تخضعن بالقول فيطمع الذي في قلبه مرض وقلن قولا معروفا
32. Yâ nisâen nebiyyi lestunne ke ehadin minen nisai inittekaytunne fe lâ tahda’ne bil kavli fe yatmaallezî fî kalbihî maradun ve kulne kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
Ey nebinin* kadınları! Olmadınız kadınlardan biri** gibi; eğer takvalı21 oldunuzsa öyle ki eğmeyin/yumuşatmayın*** sözlerinizi; öyle ki tamah eder kimse (ki) kalbindedir bir maraz/hastalık; ve deyin maruf291 bir söz.
Ahmed Samira: 32 You, the prophet’s women (wives), you are not as anyone from the women, if you feared and obeyed so do not soften/submit/obey with the word/opinion and belief, so wishes/desires who in his heart/mind (is) sickness/disease, and say (F) a kind/generous word/opinion and belief .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya nisa'e ey kadınları يَا نِسَاءَ نسو
2 n-nebiyyi nebinin النَّبِيِّ نبا
3 lestunne olmadınız لَسْتُنَّ ليس
4 keehadin biri gibi كَأَحَدٍ احد
5 mine مِنَ -
6 n-nisa'i kadınlardan النِّسَاءِ نسو
7 ini eğer إِنِ -
8 ttekaytunne takvalı oldunuzsa اتَّقَيْتُنَّ وقي
9 fela öyle ki فَلَا -
10 tehdea'ne eğmeyin/yumuşatmayın تَخْضَعْنَ خضع
11 bil-kavli sözlerinizle بِالْقَوْلِ قول
12 feyetmea öyle ki tamah eder فَيَطْمَعَ طمع
13 llezi kimse الَّذِي -
14 fi فِي -
15 kalbihi kalbinde قَلْبِهِ قلب
16 meradun bir maraz مَرَضٌ مرض
17 vekulne ve deyin وَقُلْنَ قول
18 kavlen bir söz قَوْلًا قول
19 mea'rufen bir maruf مَعْرُوفًا عرف

Notlar

Not 1: *Nebi Muhammed'in.**Bu kadınlar binlerce erkekle muhatap olmak durumundadır. Bu erkekler içinde münafıklar da vardır. Henüz tam bir mümin olmamış olanlar da vardır. Diğer kadınlardan farklı bir durumda oldukları için Rableri onları kalplerinde hastalık bulunan erkeklere karşı uyarmaktadır. ***Kelimenin kök anlamı boyun eğmek demektir. Sözler eğilip bükülebilir olursa yanlış anlaşılmalara neden olabilir.

Ayet 33

3564|33|33|وَقَرْنَ فِى بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ ٱلْأُولَىٰ وَأَقِمْنَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتِينَ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِعْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ ٱلرِّجْسَ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
3564|33|33|وقرن في بيوتكن ولا تبرجن تبرج الجهليه الاولي واقمن الصلوه واتين الزكوه واطعن الله ورسوله انما يريد الله ليذهب عنكم الرجس اهل البيت ويطهركم تطهيرا
33. Ve karne fî buyûtikunne ve lâ teberrecne teberrucel câhiliyyetil ûlâ ve ekımnes salâte ve âtînez zekâte ve atı’nallâhe ve resûleh(resûlehu), innemâ yurîdullâhu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirekum tathîrâ(tathîran).
Ve vakarlı olun/oturaklı olun* evlerinizde; ve cazibe sergilemeyin* ilk cahiliye cazibe sergilemesi (gibi); ve ikame edin* salâtı5; ve verin* zekâtı10; ve itaat edin76* Allah'a ve resûlüne700; ancak arzu eder Allah gidermek sizlerden pisliği; beyt/ev32 ahalisi! Ve temizler sizleri bir temizlik (-le).
Ahmed Samira: 33 And join/dwell/be respected in your houses/homes, and do not show your beauty/decoration, the first pre-Islamic paganism’s/ignorance’s showing off (of) beauty/decoration, and stand/keep up (F) the prayers, and give/bring the charity/purification, and obey God and His messenger, truly God wants to eliminate/wipe off from you the filth/torture, people (of) the House/Home, and He purifies you purification .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve karne ve vakarlı olun/oturaklı olun (Nebinin kadınları) وَقَرْنَ قرر
2 fi فِي -
3 buyutikunne evlerinizde بُيُوتِكُنَّ بيت
4 ve la ve وَلَا -
5 teberracne cazibe sergilemeyin (Nebinin kadınları) تَبَرَّجْنَ برج
6 teberruce cazibe sergilemesi تَبَرُّجَ برج
7 l-cahiliyyeti cahiliye الْجَاهِلِيَّةِ جهل
8 l-ula önceki الْأُولَىٰ اول
9 ve ekimne ve dikin/ayakta tutun (Nebinin kadınları) وَأَقِمْنَ قوم
10 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
11 ve atine ve verin (Nebinin kadınları) وَاتِينَ اتي
12 z-zekate zekâtı الزَّكَاةَ زكو
13 ve etia'ne ve itaat edin (Nebinin kadınları) وَأَطِعْنَ طوع
14 llahe Allah'a اللَّهَ -
15 ve rasulehu ve resulüne/elçisine وَرَسُولَهُ رسل
16 innema ancak إِنَّمَا -
17 yuridu arzu eder يُرِيدُ رود
18 llahu Allah اللَّهُ -
19 liyuzhibe gidermek için لِيُذْهِبَ ذهب
20 ankumu sizlerden عَنْكُمُ -
21 r-ricse pisliği الرِّجْسَ رجس
22 ehle ahalisi أَهْلَ اهل
23 l-beyti beyt/ev الْبَيْتِ بيت
24 ve yutahhirakum ve temizler sizleri وَيُطَهِّرَكُمْ طهر
25 tethiran bir temizlik (-le) تَطْهِيرًا طهر

Notlar

Not 1: *Nebinin kadınları.

Ayet 34

3565|33|34|وَٱذْكُرْنَ مَا يُتْلَىٰ فِى بُيُوتِكُنَّ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱلْحِكْمَةِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا
3565|33|34|واذكرن ما يتلي في بيوتكن من ايت الله والحكمه ان الله كان لطيفا خبيرا
34. Vezkurne mâ yutlâ fî buyûtikunne min âyâtillâhi vel hikmeh(hikmeti), innallâhe kâne latîfen habîrâ(habîren).
Ve zikredin78* evlerinizde** okunanı*** Allah'ın ayetlerinden389 ve hikmeti303; şüphesiz Allah oldu bir Latîf40; bir Habîr466.
Ahmed Samira: 34 And mention/remember (F) what is read/recited in your (F) houses/homes from God’s verses/evidences and the wisdom, that truly God was/is kind/soothing , expert/experienced .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vezkurne ve zikredin وَاذْكُرْنَ ذكر
2 ma مَا -
3 yutla okunanı يُتْلَىٰ تلو
4 fi فِي -
5 buyutikunne evlerinizde بُيُوتِكُنَّ بيت
6 min مِنْ -
7 ayati ayetlerinden ايَاتِ ايي
8 llahi Allah'ın اللَّهِ -
9 velhikmeti ve hikmeti وَالْحِكْمَةِ حكم
10 inne şüphesiz إِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 kane oldu كَانَ كون
13 letifen bir Latîf لَطِيفًا لطف
14 habiran bir Habîr خَبِيرًا خبر

Notlar

Not 1: *Nebinin kadınları.**Anlarız ki Kur'an'a olan salât evlerde de yapılmaktadır.***Kur'an'ı.

Ayet 35

3566|33|35|إِنَّ ٱلْمُسْلِمِينَ وَٱلْمُسْلِمَٰتِ وَٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْقَٰنِتَٰتِ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلصَّٰدِقَٰتِ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰبِرَٰتِ وَٱلْخَٰشِعِينَ وَٱلْخَٰشِعَٰتِ وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ وَٱلْمُتَصَدِّقَٰتِ وَٱلصَّٰٓئِمِينَ وَٱلصَّٰٓئِمَٰتِ وَٱلْحَٰفِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَٱلْحَٰفِظَٰتِ وَٱلذَّٰكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱلذَّٰكِرَٰتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
3566|33|35|ان المسلمين والمسلمت والمومنين والمومنت والقنتين والقنتت والصدقين والصدقت والصبرين والصبرت والخشعين والخشعت والمتصدقين والمتصدقت والصيمين والصيمت والحفظين فروجهم والحفظت والذكرين الله كثيرا والذكرت اعد الله لهم مغفره واجرا عظيما
35. İnnel muslimîne vel muslimâti vel mu’minîne vel mu’minâti vel kânitîne vel kânitâti ves sâdikîne ves sâdikâti ves sâbirîne ves sâbirâti vel hâşiîne vel hâşiâti vel mutesaddikîne vel mutesaddikâti ves sâimîne ves sâimâti vel hâfızîne furûcehum vel hâfızâti vez zâkirînallâhe kesîren vez zâkirâti eaddallâhu lehum magfireten ve ecren azîmâ(azîmen).
Doğrusu müslim45 (erkekler) ve müslim45 (kadınlar); ve mümin27 (erkekler) ve mümin27 (kadınlar); ve kanaat eden (erkekler) ve kanaat eden (kadınlar); ve sâdık182 (erkekler) ve sâdık182 (kadınlar); ve sabreden51 (erkekler) ve sabreden51 (kadınlar); haşyet53 duyan (erkekler) ve haşyet53 duyan (kadınlar); sadaka342 veren (erkekler) ve sadaka342 veren (kadınlar); ve siyam322 eden (erkekler) ve siyam322 eden (kadınlar); ve koruyan (erkekler) fürûclarını110 ve koruyan (kadınlar); ve Allah'ı çokça zikreden78 (erkekler) ve zikreden78 (kadınlar); hazırlardı Allah onlara* bir mağfiret319 ve büyük bir ecir820 .
Ahmed Samira: 35 That truly the Moslems/submitters (M) , and the Moslems/submitters (F), and the believers (M), and the believers (F), and the obeying humbly (M) , and the obeying humbly (F) , and the truthful (M), and the truthful (F), and the patient (M), and the patient (F), and the humble/submissive (M) , and the humble/submissive (F) , and the charity givers (M), and the charity givers (F), and the fasters (M) ,and the fasters (F) , and the protecting/observing (M) their genital parts between their (M) legs, and the protecting/observing (F) , and the mentioning/remembering God much, and the mentioning/remembering (F) , God prepared for them a forgiveness and a great reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 l-muslimine müslim (erkekler) الْمُسْلِمِينَ سلم
3 velmuslimati ve müslim (kadınlar) وَالْمُسْلِمَاتِ سلم
4 velmu'minine ve mümin (erkekler) وَالْمُؤْمِنِينَ امن
5 velmu'minati ve mümin (kadınlar) وَالْمُؤْمِنَاتِ امن
6 velkanitine ve kanaat eden (erkekler) وَالْقَانِتِينَ قنت
7 velkanitati ve kanaat eden (kadınlar) وَالْقَانِتَاتِ قنت
8 ve ssadikine ve sadık (erkekler) وَالصَّادِقِينَ صدق
9 ve ssadikati ve sadık (kadınlar) وَالصَّادِقَاتِ صدق
10 ve ssabirine ve sabreden (erkekler) وَالصَّابِرِينَ صبر
11 ve ssabirati ve sabreden (kadınlar) وَالصَّابِرَاتِ صبر
12 velhaşiiyne haşyet duyan (erkekler) وَالْخَاشِعِينَ خشع
13 velhaşiaati ve haşyet duyan (kadınlar) وَالْخَاشِعَاتِ خشع
14 velmutesaddikine sadaka veren (erkekler) وَالْمُتَصَدِّقِينَ صدق
15 velmutesaddikati ve sadaka veren (kadınlar) وَالْمُتَصَدِّقَاتِ صدق
16 ve ssaimine ve siyam eden (erkekler) وَالصَّائِمِينَ صوم
17 ve ssaimati ve siyam eden (kadınlar) وَالصَّائِمَاتِ صوم
18 velhafizine ve koruyan (erkekler) وَالْحَافِظِينَ حفظ
19 furucehum fürûçlarını فُرُوجَهُمْ فرج
20 velhafizati ve koruyan (kadınlar) وَالْحَافِظَاتِ حفظ
21 vezzakirine ve zikreden (erkekler) وَالذَّاكِرِينَ ذكر
22 llahe Allah'ı اللَّهَ -
23 kesiran çokça كَثِيرًا كثر
24 vezzakirati ve zikreden (kadınlar) وَالذَّاكِرَاتِ ذكر
25 eadde hazırlardı أَعَدَّ عدد
26 llahu Allah اللَّهُ -
27 lehum onlara لَهُمْ -
28 megfiraten bir mağfiret مَغْفِرَةً غفر
29 ve ecran ve bir ecir/karşılık وَأَجْرًا اجر
30 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Notlar

Not 1: *Eril çoğul gelen zamir. İşaret edilen erkek ve kadınların tümümü kapsar. Bu da bizlere Arapça gramer olarak eril çoğulla gelen zamirlerin sadece erkekleri değil hem erkekleri hem de kadınları işaret ettiğine güzel bir delil olur.

Ayet 36

3567|33|36|وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًا مُّبِينًا
3567|33|36|وما كان لمومن ولا مومنه اذا قضي الله ورسوله امرا ان يكون لهم الخيره من امرهم ومن يعص الله ورسوله فقد ضل ضللا مبينا
36. Ve mâ kâne li mu’minin ve lâ mu’minetin izâ kadallâhu ve resûluhu emren en yekûne lehumul hıyeretu min emrihim, ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe kad dalle dalâlen mubînâ(mubînen).
Ve olmuş değildir bir mümin27 (erkeğe) ve bir mümin27 (kadına) tamamladığı zaman Allah ve resûlü700 bir emri ki olur onlara seçme/tercih emirlerinden; ve kim asilik eder Allah'a ve resûlüne700; öyle ki muhakkak dalalete128 düşmüştür apaçık bir dalalete128.
Ahmed Samira: 36 And (it) was not to a believer (M) and nor a believer (F), if God and His messenger ordered/passed judgment an order/command/matter/affair that to be for them the choice from their matter/affair, and who disobeys God and His messenger, so he had misguided a clear/evident misguidance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 limu'minin bir mümin (erkeğe) لِمُؤْمِنٍ امن
4 ve la ve وَلَا -
5 mu'minetin bir mümin (kadına) مُؤْمِنَةٍ امن
6 iza zaman إِذَا -
7 kada tamamladığı zaman قَضَى قضي
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 ve rasuluhu ve resûlü وَرَسُولُهُ رسل
10 emran bir emri أَمْرًا امر
11 en ki أَنْ -
12 yekune olur يَكُونَ كون
13 lehumu onlara لَهُمُ -
14 l-hiyeratu seçme الْخِيَرَةُ خير
15 min مِنْ -
16 emrihim emrilerinden أَمْرِهِمْ امر
17 ve men ve kim وَمَنْ -
18 yea'si asilik eder يَعْصِ عصي
19 llahe Allah'a اللَّهَ -
20 ve rasulehu ve resûlüne وَرَسُولَهُ رسل
21 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
22 delle dalalete düşmüştür ضَلَّ ضلل
23 delalen bir dalalete ضَلَالًا ضلل
24 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Ayet 37

3568|33|37|وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِىٓ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخْفِى فِى نَفْسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَىٰهُ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيْدٌ مِّنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَٰكَهَا لِكَىْ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِىٓ أَزْوَٰجِ أَدْعِيَآئِهِمْ إِذَا قَضَوْا۟ مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا
3568|33|37|واذ تقول للذي انعم الله عليه وانعمت عليه امسك عليك زوجك واتق الله وتخفي في نفسك ما الله مبديه وتخشي الناس والله احق ان تخشيه فلما قضي زيد منها وطرا زوجنكها لكي لا يكون علي المومنين حرج في ازوج ادعيايهم اذا قضوا منهن وطرا وكان امر الله مفعولا
37. Ve iz tekûlu lillezî en’amallâhu aleyhi ve en’amte aleyhi emsik aleyke zevceke vettekıllâh ve tuhfî fî nefsike mallâhu mubdîhi ve tahşen nâs(nâse), vallâhu ehakku en tahşâh(tahşâhu), fe lemmâ kadâ zeydun minhâ vetaran zevvecnâ kehâ likey lâ yekûne alel mu’minîne haracun fî ezvâci ed’ıyâihim izâ kadav min hunne vetarâ(vetaran), ve kâne emrullâhi mef’ûlâ(mef’ûlen).
Ve o zaman diyordun kimseye* (ki) nimet vermişti Allah ona*; ve nimet vermiştin (sen) ona*: "Tut kendine eşini; ve takvalı21 ol Allah’a"; ve hafiyelik* ediyordun kendi nefsindekine201 (ki) neyse onu Allah açığa çıkarandır; ve haşyet53 duyuyordu*** (nefsin) insanlara; ve (oysa) Allah'a daha haktır ki haşyet53 duyarsın O’na (Allah'a); öyle ki ne zaman tamamladı zeyd725 ondan**** arzuyu/amacı*****; eş yaptık onu**** sana; olmaması içindir müminler27 üzerine bir yasak/engel****** eşlerde (ki) onların babalık714 ettikleri tamamladıkları zaman onlardan******* arzuyu/amacı*****; ve oldu emri Allah'ın faaliyete geçirilen.
Ahmed Samira: 37 And when you say to who God blessed/comforted and eased on (to) him, and you blessed/comforted and eased on (to) him: "Hold/grasp on (to) you your wife, and fear and obey God." And you hide in your self what God (is) showing it (E), and you fear the people, and God (is) more worthy/deserving that (E)301you fear Him, so when Zeyd carried out/ended from her a need/desire (divorced) We made you marry her, so that (there) not be on the believers hardship/blame in wives/spouses (of their adopted) ones called after them, if they carried out/ended from them (F) a need/desire (divorced), and God’s order/command was/is made/done.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 tekulu diyordun تَقُولُ قول
3 lillezi kimseye (ki) لِلَّذِي -
4 en'ame nimet verdi أَنْعَمَ نعم
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 aleyhi ona عَلَيْهِ -
7 ve en'amte ve nimet verdin (sen) وَأَنْعَمْتَ نعم
8 aleyhi ona عَلَيْهِ -
9 emsik tut أَمْسِكْ مسك
10 aleyke kendine عَلَيْكَ -
11 zevceke eşini زَوْجَكَ زوج
12 vetteki ve takvalı ol وَاتَّقِ وقي
13 llahe Allah’a اللَّهَ -
14 vetuhfi ve hafiyelik ediyordun وَتُخْفِي خفي
15 fi فِي -
16 nefsike kendi nefsindekine نَفْسِكَ نفس
17 ma neyse مَا -
18 llahu Allah'ın اللَّهُ -
19 mubdihi onu açığa çıkarıcıdır مُبْدِيهِ بدو
20 ve tehşa ve haşyet duyuyordu (nefsin) وَتَخْشَى خشي
21 n-nase insanlara النَّاسَ نوس
22 vallahu ve Allah'a وَاللَّهُ -
23 ehakku daha haktır أَحَقُّ حقق
24 en ki أَنْ -
25 tehşahu haşyet duyarsın O’na تَخْشَاهُ خشي
26 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
27 kada tamamladı قَضَىٰ قضي
28 zeydun Zeyd زَيْدٌ -
29 minha ondan مِنْهَا -
30 vetaran bir arzuyu/amacı وَطَرًا وطر
31 zevvecnakeha eş yaptık onu sana زَوَّجْنَاكَهَا زوج
32 likey için لِكَيْ -
33 la لَا -
34 yekune olmaması يَكُونَ كون
35 ala üzerine عَلَى -
36 l-mu'minine müminler الْمُؤْمِنِينَ امن
37 haracun bir yasak/engel حَرَجٌ حرج
38 fi فِي -
39 ezvaci eşlerde (ki) أَزْوَاجِ زوج
40 ed'iyaihim onların babalık ettiklerinin أَدْعِيَائِهِمْ دعو
41 iza zaman إِذَا -
42 kadev tamamladılar قَضَوْا قضي
43 minhunne onlardan مِنْهُنَّ -
44 vetaran bir arzuyu/amacı وَطَرًا وطر
45 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
46 emru emri أَمْرُ امر
47 llahi Allah'ın اللَّهِ -
48 mef'ulen faaliyete geçirilendir مَفْعُولًا فعل

Notlar

Not 1: *Zeyd.***Gizlemek, görünmez etmek, saklamak. 3. tekil şahıs resûl Muhammed'i işaret eder. Anlarız ki resûl Muhammed kendi nefsindekini kendisine karşı gizlemeye çalışmaktadır.***Nefsin. Fiil dişil tekil olarak gelmiştir. Nefsi işaret eder. ****Kadından.*****Eş olma istediğinin/arzusunun bitmesi, sonra ermesi. ******Anlarız ki bu tarz evlilikler toplum tarafından yasaklanmış, engellenmiştir. İnsanlar toplumun tepkisinden korkmaktadırlar. Resûl Muhammed bile toplumun tepkisinden çekinmektedir. Yüce Allah bu tarz evliliklerin müminler üzerine haram olmadığını, helal olduğunu göstermek için toplumun tepkisine rağmen resûlü Muhammed'e bu görevi vermiştir. Resûl Muhammed dışında başka bir kimse bu tarz bir evliliği toplumun tepkisinden korktuğu için asla yapamayacaktı. Bu nedenle Resûl Muhammed'e bu görevin verildiği düşünülür. *******Kadınlardan.

Ayet 38

3569|33|38|مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۥ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ قَدَرًا مَّقْدُورًا
3569|33|38|ما كان علي النبي من حرج فيما فرض الله له سنه الله في الذين خلوا من قبل وكان امر الله قدرا مقدورا
38. Mâ kâne alen nebiyyi min harecin fîmâ faradallâhu leh, sunnetallâhi fîllezîne halev min kabl(kablu), ve kâne emrullâhi kaderen makdûrâ(makdûran).
Olmuş değildir nebi* üzerine hiçbir yasak/engel farz497 kıldığında Allah'ın ona*; Allah'ın sünnetidir707 kimselerdeki** (ki) gelip geçti sizlerden önce; ve oldu Allah'ın emri bir kadere bağlanmış kader.
Ahmed Samira: 38 (There) was not on the prophet from strain/blame in what God specified/stipulated to him, God’s law/manner in those who past/expired from before, and God’s order/command was/is a predestiny predestined/estimated .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 ala üzerine عَلَى -
4 n-nebiyyi nebi النَّبِيِّ نبا
5 min hiçbir مِنْ -
6 haracin bir yasak/engel حَرَجٍ حرج
7 fima فِيمَا -
8 ferade farz kıldığında فَرَضَ فرض
9 llahu Allah'ın اللَّهُ -
10 lehu ona لَهُ -
11 sunnete sünneti (olarak) سُنَّةَ سنن
12 llahi Allah'ın اللَّهِ -
13 fi فِي -
14 ellezine kimselerdeki (ki) الَّذِينَ -
15 halev gelip geçti خَلَوْا خلو
16 min مِنْ -
17 kablu sizlerden önce قَبْلُ قبل
18 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
19 emru emri أَمْرُ امر
20 llahi Allah'ın اللَّهِ -
21 kaderan bir kader قَدَرًا قدر
22 mekduran kadere bağlanmış مَقْدُورًا قدر

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed, resûl Muhammed'e. **Bu uygulama resûl Muhammed'e özel değildir. Daha önceki kimselere de uygulanan bir durumdur. Yasa budur. Bu helaldir.

Ayet 39

3570|33|39|ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَٰلَٰتِ ٱللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُۥ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا
3570|33|39|الذين يبلغون رسلت الله ويخشونه ولا يخشون احدا الا الله وكفي بالله حسيبا
39. Ellezîne yubelligûne risâlâtillâhi ve yahşevnehu ve lâ yahşevne ehaden illallâh(illallâhe), ve kefâ billâhi hasîbâ(hasîban).
Kimselerdir (ki) belagat515 ederler Allah'ın risâletini223; ve haşyet53 duyarlar O’na (Allah'a); ve haşyet53 duymazlar Allah’ın dışında birine543; ve kâfi geldi/yetti Allah bir hesaplayan (olarak).
Ahmed Samira: 39 Those who communicate/deliver God’s messages, and they fear Him, and they do not fear anyone except God, and enough/sufficient with God counting/calculating.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
2 yubelligune belagat ederler يُبَلِّغُونَ بلغ
3 risalati risâletini رِسَالَاتِ رسل
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 ve yehşevnehu ve haşyet duyarlar O’na وَيَخْشَوْنَهُ خشي
6 ve la ve وَلَا -
7 yehşevne haşyet duymazlar يَخْشَوْنَ خشي
8 ehaden birine أَحَدًا احد
9 illa dışında إِلَّا -
10 llahe Allah’ın اللَّهَ -
11 ve kefa ve kâfî geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
12 billahi Allah بِاللَّهِ -
13 hasiben bir hesaplayan (olarak) حَسِيبًا حسب

Ayet 40

3571|33|40|مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّۦنَ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا
3571|33|40|ما كان محمد ابا احد من رجالكم ولكن رسول الله وخاتم النبين وكان الله بكل شي عليما
40. Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Olmuş değildir Muhammed erkeklerinizden birisinin babası*; velakin/fakat resûlüdür418 Allah'ın; ve mührüdür726 nebilerin132; ve oldu Allah her bir şeye bir Alîm8.
Ahmed Samira: 40 Mohammad was not a father (to) anyone from your men, and but God’s messenger, and the prophets’ end/conclusion/final , and God was/is with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ma değildir مَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 muhammedun Muhammed مُحَمَّدٌ -
4 eba babası أَبَا ابو
5 ehadin birinin أَحَدٍ احد
6 min مِنْ -
7 ricalikum erkeklerinizden رِجَالِكُمْ رجل
8 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
9 rasule resûlüdür رَسُولَ رسل
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 ve hateme ve mührüdür وَخَاتَمَ ختم
12 n-nebiyyine nebilerin النَّبِيِّينَ نبا
13 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 bikulli her بِكُلِّ كلل
16 şey'in şeye شَيْءٍ شيا
17 alimen bir Alım عَلِيمًا علم

Notlar

Not 1: *Erkeklerinizden kimsenin biyolojik babası değildir.

Ayet 41

3572|33|41|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
3572|33|41|يايها الذين امنوا اذكروا الله ذكرا كثيرا
41. Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey iman47 etmiş kimseler! Zikredin347 Allah'ı çokça bir zikir (-le)78.
Ahmed Samira: 41 You, you those who believed, remember/mention God much remembering/mentioning .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 zkuru zikredin اذْكُرُوا ذكر
5 llahe Allah'ı اللَّهَ -
6 zikran bir zikir (-le) ذِكْرًا ذكر
7 kesiran çokça كَثِيرًا كثر

Ayet 42

3573|33|42|وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
3573|33|42|وسبحوه بكره واصيلا
42. Ve sebbihûhu bukreten ve asîlâ(asîlen).
Ve tesbih31 edin O'nu (Allah’ı) sabah/ilk aydınlanma (-yla)/seher (-le)413; ve gün batımı öncesi413.
Ahmed Samira: 42 And praise/glorify Him, (at) daybreaks/early mornings and evening to sunset .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve sebbihuhu ve tesbih edin O'nu (Allah’ı) وَسَبِّحُوهُ سبح
2 bukraten sabah/ilk aydınlanma (-yla)/seher (-le) بُكْرَةً بكر
3 ve esilen ve gün batımı öncesi وَأَصِيلًا اصل

Ayet 43

3574|33|43|هُوَ ٱلَّذِى يُصَلِّى عَلَيْكُمْ وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَكَانَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
3574|33|43|هو الذي يصلي عليكم ومليكته ليخرجكم من الظلمت الي النور وكان بالمومنين رحيما
43. Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmâ(rahîmen).
O (Allah) ki salât22 eder sizlere; ve melekleri150 (de) O'nun; çıkarmak için sizleri karanlıklardan aydınlığa/nura; ve oldu O (Allah) müminlere27 bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 43 He is who blesses and compliments on ( for) you and His angels to bring you out (E) from the darknesses to the light, and He was/is with the believing merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O هُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 yusalli salla eder يُصَلِّي صلو
4 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
5 ve melaiketuhu ve melekleri onun وَمَلَائِكَتُهُ ملك
6 liyuhricekum çıkarmak için sizleri لِيُخْرِجَكُمْ خرج
7 mine -dan مِنَ -
8 z-zulumati karanlıklar- الظُّلُمَاتِ ظلم
9 ila إِلَى -
10 n-nuri aydınlığa/nura النُّورِ نور
11 ve kane ve oldu o (Allah) وَكَانَ كون
12 bil-mu'minine müminlere/itimat edenlere/emin olanlara بِالْمُؤْمِنِينَ امن
13 rahimen bir rahîm (rahman/merhamet sıfatının anne rahminde tecelli etmesi gibi) رَحِيمًا رحم

Ayet 44

3575|33|44|تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُۥ سَلَٰمٌ وَأَعَدَّ لَهُمْ أَجْرًا كَرِيمًا
3575|33|44|تحيتهم يوم يلقونه سلم واعد لهم اجرا كريما
44. Tehiyyetuhum yevme yelkavnehu selâm(selâmun), ve eadde lehum ecren kerîmâ(kerîmen).
Esenlemesi* onların kavuştukları gün O’na (Allah'a) bir selâmdır642; ve hazırladı** (Allah) onlara cömert bir ecir820.
Ahmed Samira: 44 Their greeting (on) a day/time they meet/find Him (is): "A greeting/peace ." And He prepared for them, an honored/generous reward/wage .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tehiyyetuhum esenlemesi onların تَحِيَّتُهُمْ حيي
2 yevme gün (ki) يَوْمَ يوم
3 yelkavnehu kavuşurlar O’na (Allah'a) يَلْقَوْنَهُ لقي
4 selamun bir selamdır سَلَامٌ سلم
5 ve eadde ve hazırladı (Allah) وَأَعَدَّ عدد
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 ecran bir ecir/karşılık أَجْرًا اجر
8 kerimen cömert كَرِيمًا كرم

Notlar

Not 1: *Birbirlerini meleklerini müjdelediği selâm diyarıyla esenlerler. **Selâm diyarında rızıklandırılırlar.

Ayet 45

3576|33|45|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
3576|33|45|يايها النبي انا ارسلنك شهدا ومبشرا ونذيرا
45. Yâ eyyuhen nebiyyu innâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).
Ey nebi*! Doğrusu gönderdik seni bir şahit/tanık** (olarak); ve bir müjdeleyen*** ve bir uyaran**** (olarak).
Ahmed Samira: 45 You, you the prophet, that We, We sent you (as) a witness/testifier, and announcer of good news, and a warner/giver of notice .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
3 inna doğrusu إِنَّا -
4 erselnake gönderdik seni أَرْسَلْنَاكَ رسل
5 şahiden bir şahit/tanık شَاهِدًا شهد
6 ve mubeşşiran ve bir müjdeleyen وَمُبَشِّرًا بشر
7 ve neziran ve bir uyaran وَنَذِيرًا نذر

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Kur'an'a tanık olursun. Kur'an'ın Yüce Allah katından geldiğine şahit/tanık olansın.***Kur'an'la müjdelersin. Allah'ın Kur'an'da kullarına öğrettiği sıfatlarını müjdelersin. Rahmeti kendisine yazmış olan bir Rabbi müjdelersin. Rahmân ve Rahîm olan bir Rabbi müjdelersin.****Kur'an'la uyarırsın. Yüce Allah'ın emir ve yasaklarına uyulmadığında, özellikle şirk günahının affının olmadığını ve Rabbin hak edene gereken cezayı gereceğiyle uyarırsın.

Ayet 46

3577|33|46|وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذْنِهِۦ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا
3577|33|46|وداعيا الي الله باذنه وسراجا منيرا
46. Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâ(munîren).
Ve bir davet edendir* Allah'a doğru; O'nun (Allah'ın) izniyle; ve nurlu** bir sirâctır/lambadır727.
Ahmed Samira: 46 And calling to God with His permission/pardon and a lamp luminous/giving light .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve daiyen ve bir davet edendir وَدَاعِيًا دعو
2 ila doğru إِلَى -
3 llahi Allah'a اللَّهِ -
4 biiznihi izniyle O’nun بِإِذْنِهِ اذن
5 ve siracen ve bir lambadır وَسِرَاجًا سرج
6 muniran nurlu مُنِيرًا نور

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Aydınlık.

Ayet 47

3578|33|47|وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا
3578|33|47|وبشر المومنين بان لهم من الله فضلا كبيرا
47. Ve beşşiril mu’minîne bi enne lehum minallâhi fadlen kebîrâ(kebîren).
Ve müjdele* müminleri27 ki onlaradır Allah’tan bir büyük bir fazl202.
Ahmed Samira: 47 And announce good news (to) the believers with that for them from God (is) great grace/favour/blessing .

Notlar

Not 1: *Özne 2. tekil şahıs. Resûl Muhammed sen müjdele.

Ayet 48

3579|33|48|وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَدَعْ أَذَىٰهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
3579|33|48|ولا تطع الكفرين والمنفقين ودع اذيهم وتوكل علي الله وكفي بالله وكيلا
48. Ve lâ tutııl kâfirîne vel munâfikîne veda’ezâhum ve tevekkel alâllâh(alâllâhi), ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
Ve itaat etme kâfirlere25 ve münâfıklara26; ve veda et* eziyetlerine onların; ve tevekkül79 et Allah'a karşı; ve kâfi geldi/yetti Allah bir vekîl517 (olarak).
Ahmed Samira: 48 And do not obey the disbelievers and the hypocrites, and leave/desert (forget) their mild harm, and rely/depend on God, and enough/sufficient with God (as) a guardian/ally .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tutii itaat etme تُطِعِ طوع
3 l-kafirine kâfirlere الْكَافِرِينَ كفر
4 velmunafikine ve münâfıklara وَالْمُنَافِقِينَ نفق
5 ve dea' ve veda et وَدَعْ ودع
6 ezahum eziyetlerine onların أَذَاهُمْ اذي
7 ve teve kkel ve tevekkül et وَتَوَكَّلْ وكل
8 ala karşı عَلَى -
9 llahi Allah'a اللَّهِ -
10 ve kefa ve kâfi geldi/yetti وَكَفَىٰ كفي
11 billahi Allah بِاللَّهِ -
12 vekilen bir vekil (olarak) وَكِيلًا وكل

Notlar

Not 1: *Terk et/yere bırak eziyetlerini onların.

Ayet 49

3580|33|49|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَكَحْتُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا
3580|33|49|يايها الذين امنوا اذا نكحتم المومنت ثم طلقتموهن من قبل ان تمسوهن فما لكم عليهن من عده تعتدونها فمتعوهن وسرحوهن سراحا جميلا
49. Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ nekahtumul mu’minâti summe tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne fe mâ lekum aleyhinne min iddetin ta’teddûnehâ, fe mettiûhunne ve serrihûhunne serâhan cemîlâ(cemîlen).
Ey iman47 etmiş kimseler! Nikahladığınız744 zaman müminâtları493; sonra boşadınız onları önceden ki temas edersiniz* onlara; öyle ki olmaz** sizlere onların*** üzerlerine bir iddetten652 (ki) iddetlendirirsiniz652 ona****; öyle ki metalandırın54 onları; ve salın onları uygun bir salış (-la).
Ahmed Samira: 49 You, you those who believed, if you married the believers (F) then you divorced/freed them (F) from before that you touch them (F), so (there is) no term/counting (no waiting period) you count it, so give them alimony, and divorce/release them (F) beautifully divorce/release .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 iza zaman إِذَا -
5 nekehtumu nikahladığınız نَكَحْتُمُ نكح
6 l-mu'minati müminâtları الْمُؤْمِنَاتِ امن
7 summe sonra ثُمَّ -
8 tallektumuhunne boşadınız onları طَلَّقْتُمُوهُنَّ طلق
9 min مِنْ -
10 kabli önceden قَبْلِ قبل
11 en ki أَنْ -
12 temessuhunne temas edersiniz onlara تَمَسُّوهُنَّ مسس
13 fema öyle ki olmaz فَمَا -
14 lekum sizlere لَكُمْ -
15 aleyhinne üzerlerine onların عَلَيْهِنَّ -
16 min مِنْ -
17 iddetin bir iddetten عِدَّةٍ عدد
18 tea'tedduneha iddetlendirirsiniz ona تَعْتَدُّونَهَا عدد
19 femettiuhunne öyle ki metalandırın onları فَمَتِّعُوهُنَّ متع
20 ve serrihuhunne ve salın onları وَسَرِّحُوهُنَّ سرح
21 serahen bir salış (-la) سَرَاحًا سرح
22 cemilen bir uygun جَمِيلًا جمل

Notlar

Not 1: *Nikahlanmaya rağmen temas olmamışsa. **Cinsel bir temas olmamışsa kadınlara iddet süresi beklemesini zorlayamazsınız. İddet beklemeden başka birisiyle evlenebilirler.***Kadınların.****Kadına.

Ayet 50

3581|33|50|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٰجَكَ ٱلَّٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَٱمْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ إِنْ أَرَادَ ٱلنَّبِىُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٰجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
3581|33|50|يايها النبي انا احللنا لك ازوجك التي اتيت اجورهن وما ملكت يمينك مما افا الله عليك وبنات عمك وبنات عمتك وبنات خالك وبنات خلتك التي هاجرن معك وامراه مومنه ان وهبت نفسها للنبي ان اراد النبي ان يستنكحها خالصه لك من دون المومنين قد علمنا ما فرضنا عليهم في ازوجهم وما ملكت ايمنهم لكيلا يكون عليك حرج وكان الله غفورا رحيما
50. Yâ eyyuhen nebiyyu innâ ahlelnâ leke ezvâcekelletî âteyte ucûrehunne ve mâ meleket yemînuke mimmâ efâallâhu aleyke ve benâti ammike ve benâti ammâtike ve benâti hâlike ve benâti halâtikellâtî hâcerne meâk(meâke), vemreeten mu’mineten in vehebet nefsehâ lin nebiyyi in erâden nebiyyu en yestenkihahâ hâlisaten leke min dûnil mu’minîn(mu’minîne), kad alimnâ mâ faradnâ aleyhim fî ezvâcihim ve mâ meleket eymânuhum li keylâ yekûne aleyke harac(haracun), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).
Ey nebi*! Doğrusu helal kıldık734 sana (senin) eşlerini ki ecirlerini** verdiğin kimselerdir; yemininle malik olduğunu (ki) Allah'ın feyz verdiğindendir sana; ve amcanın kızlarını; ve halanın kızlarını; ve dayının kızlarını; ve teyzenin kızlarını (ki) seninle beraber hicret etmiş kimselerdir; ve müminât493 bir kadını ki eğer hibe ettiyse*** kendi nefsini nebiye; eğer arzuladıysa nebi ki nikahlamayı744 onu***; bir halistir/özgüdür sana müminlerin astından****; muhakkak bildik farz497 kıldığımızı üzerlerine onların eşlerinde onların; ve sağ ellerini malik oldukları; olmaması içindir sana bir engel/yasak; ve oldu Allah bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 50 You, you the prophet, that We, We permitted/allowed for you your wives/spouses those who you gave their rewards (dowries), and what your right (hand) owned/possessed from what God bestowed upon you, and your paternal uncles’ daughters, and your paternal aunts’ daughters, and your maternal uncles’ daughters, and your maternal aunts’ daughters, who (F) emigrated with you, and a believing woman if she presented herself to the prophet, if the prophet wanted that He marries her, clearly/purely for you from other than the believers, We had known what We had commanded/imposed/stipulated on them in their wives and what their right (hands) owned/possessed, so that strain/blame/sin not be on you, and God was/is forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
3 inna doğrusu إِنَّا -
4 ehlelna helal kıldık أَحْلَلْنَا حلل
5 leke sana لَكَ -
6 ezvaceke (senin) eşlerini أَزْوَاجَكَ زوج
7 l-lati kimseler ki اللَّاتِي -
8 ateyte verdin اتَيْتَ اتي
9 ucurahunne ecirlerini onların أُجُورَهُنَّ اجر
10 ve ma وَمَا -
11 meleket malik olduğunu مَلَكَتْ ملك
12 yeminuke yemininle يَمِينُكَ يمن
13 mimma مِمَّا -
14 efa'e feyz verdiğinden أَفَاءَ فيا
15 llahu Allah'ın اللَّهُ -
16 aleyke sana عَلَيْكَ -
17 ve benati ve kızlarını وَبَنَاتِ بني
18 ammike amcanın عَمِّكَ عمم
19 ve benati ve kızlarını وَبَنَاتِ بني
20 ammatike halanın عَمَّاتِكَ عمم
21 ve benati ve kızlarını وَبَنَاتِ بني
22 halike dayının خَالِكَ خول
23 ve benati ve kızlarını وَبَنَاتِ بني
24 halatike teyzenin خَالَاتِكَ خول
25 l-lati kimseler ki اللَّاتِي -
26 hacerne hicret ettiler هَاجَرْنَ هجر
27 meake seninle beraber مَعَكَ -
28 vemraeten ve bir kadın وَامْرَأَةً مرا
29 mu'mineten müminât مُؤْمِنَةً امن
30 in eğer إِنْ -
31 vehebet hibe ettiyse وَهَبَتْ وهب
32 nefseha kendi nefsini نَفْسَهَا نفس
33 linnebiyyi nebiye لِلنَّبِيِّ نبا
34 in eğer إِنْ -
35 erade arzuladıysa أَرَادَ رود
36 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
37 en ki أَنْ -
38 yestenkihaha nikahlamayı onu يَسْتَنْكِحَهَا نكح
39 halisaten bir halistir خَالِصَةً خلص
40 leke sana لَكَ -
41 min مِنْ -
42 duni astından دُونِ دون
43 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن
44 kad muhakkak قَدْ -
45 alimna bildik عَلِمْنَا علم
46 ma مَا -
47 feradna farz kıldığımızı فَرَضْنَا فرض
48 aleyhim üzerlerine onların عَلَيْهِمْ -
49 fi فِي -
50 ezvacihim eşlerinde onların أَزْوَاجِهِمْ زوج
51 ve ma ve وَمَا -
52 meleket malik oldukları مَلَكَتْ ملك
53 eymanuhum sağ ellerini أَيْمَانُهُمْ يمن
54 likeyla içindir لِكَيْلَا -
55 yekune olmaması يَكُونَ كون
56 aleyke sana عَلَيْكَ -
57 haracun bir engel/yasak حَرَجٌ حرج
58 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
59 llahu Allah اللَّهُ -
60 gafuran bir Gafûr غَفُورًا غفر
61 rahimen bir Rahîm رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed. **Karşılıklarını, mehirlerini.***Kadın.****Mümin erkeklere verilen hakların daha astından/aşağısından.

Ayet 51

3582|33|51|تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا
3582|33|51|ترجي من تشا منهن وتوي اليك من تشا ومن ابتغيت ممن عزلت فلا جناح عليك ذلك ادني ان تقر اعينهن ولا يحزن ويرضين بما اتيتهن كلهن والله يعلم ما في قلوبكم وكان الله عليما حليما
51. Turcî men teşâu minhunne ve tu’vî ileyke men teşâu, ve menibtegayte mimmen azelte fe lâ cunâha aleyk(aleyke), zâlike ednâ en tekarre a’yunuhunne ve lâ yahzenne ve yerdayne bimâ âteytehunne kulluhunn(kulluhunne), vallâhu ya’lemu mâ fî kulûbikum ve kânallâhu alîmen halîmâ.
Bekletirsin/ertelersin* kimini onlardan**, dilediğini; ve sığındırırsın*** kimini kendine, dilediğini; ve bakındığın/aradığın**** kimseyi (ki) kendisini azlettin*****; öyle ki olmaz bir günah üzerine; işte bu daha yakındır****** ki istikrarlı olur gözleri onların ve hüzünlenmezler; ve razı olurlar onların her birine verdiğine; ve Allah bilir kalplerinizdekini; ve oldu Allah bir Alîm8; bir Halîm58.
Ahmed Samira: 51 You delay/postpone whom you will/want from them (F), and you shelter/give refuge (near) to you whom you will/want, and whom you wished/desired from whom you isolated/set aside , so no strain/blame/sin (is) on you, that (is) nearer that their (F) eyes/sights delight/please , and they not be sad/grievous,302and they accept/approve with what you gave them (F), all of them, and God knows what (is) in your hearts/minds , and God was/is knowledgeable, clement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 turci bekletirsin/ertelersin تُرْجِي رجو
2 men kimini مَنْ -
3 teşa'u dilediği تَشَاءُ شيا
4 minhunne onlardan مِنْهُنَّ -
5 vetu'vi ve sığındırırsın وَتُؤْوِي اوي
6 ileyke kendine إِلَيْكَ -
7 men kimini مَنْ -
8 teşa'u dilediğin تَشَاءُ شيا
9 ve meni ve kimseye وَمَنِ -
10 btegayte bakındın/arandın ابْتَغَيْتَ بغي
11 mimmen ondan مِمَّنْ -
12 azelte azlettin عَزَلْتَ عزل
13 fela öyle ki olmaz فَلَا -
14 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
15 aleyke üzerine عَلَيْكَ -
16 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
17 edna daha yakını أَدْنَىٰ دنو
18 en ki أَنْ -
19 tekarra istikrarlı olur تَقَرَّ قرر
20 ea'yunuhunne gözleri onların أَعْيُنُهُنَّ عين
21 ve la ve وَلَا -
22 yehzenne hüzünlenmezler يَحْزَنَّ حزن
23 ve yerdeyne ve razı olurlar وَيَرْضَيْنَ رضو
24 bima بِمَا -
25 ateytehunne verdiğinle onlara اتَيْتَهُنَّ اتي
26 kulluhunne her birine كُلُّهُنَّ كلل
27 vallahu ve Allah وَاللَّهُ -
28 yea'lemu bilir يَعْلَمُ علم
29 ma olanı مَا -
30 fi فِي -
31 kulubikum kalplerinizdekini قُلُوبِكُمْ قلب
32 ve kane ve ldu وَكَانَ كون
33 llahu Allah اللَّهُ -
34 alimen bir Alîm عَلِيمًا علم
35 halimen bir Halîm حَلِيمًا حلم

Notlar

Not 1: *Daha sonra da nikahlayabilirsin. **Bir önceki ayette sayılan kadınlardan.***Nikahlayarak evine alırsın, sığındırırsın, barınak/koruma sağlarsın.****Azletmiş olsan da yanında sığındırmak için bakındığın kadın.*****İzole ettiğin, serbest bıraktığın kadın.******Daha idealdir.

Ayet 52

3583|33|52|لَّا يَحِلُّ لَكَ ٱلنِّسَآءُ مِنۢ بَعْدُ وَلَآ أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ أَزْوَٰجٍ وَلَوْ أَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ إِلَّا مَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ رَّقِيبًا
3583|33|52|لا يحل لك النسا من بعد ولا ان تبدل بهن من ازوج ولو اعجبك حسنهن الا ما ملكت يمينك وكان الله علي كل شي رقيبا
52. Lâ yahıllu leken nisâu min ba’du ve lâ en tebeddele bihinne min ezvâcin ve lev a’cebeke husnuhunne illâ mâ meleket yemînuk(yemînuke), ve kânallâhu alâ kulli şey’in rakîbâ(rakîben).
Helal olmaz sana kadınlar734 sonrasında (bunun); ve ne de ki değiştirmen onları* eşlerden; velev/şayet acayip etkilese de seni güzellikleri**; dışındadır yemininin malik olduğu; ve oldu Allah her bir şey üzerine bir Rakîb484.
Ahmed Samira: 52 The women are not permitted/allowed to you from after, and nor that you exchange/replace with them (F) from wives , and even if their goodness/beauty pleased/marveled you, except what your right (hand) owned/possessed, and God was/is on every thing observing/watching .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la لَا -
2 yehillu helal olmaz يَحِلُّ حلل
3 leke sana لَكَ -
4 n-nisa'u kadınlar النِّسَاءُ نسو
5 min مِنْ -
6 bea'du sonrasında بَعْدُ بعد
7 ve la ve ne de وَلَا -
8 en ki أَنْ -
9 tebeddele değiştirmen تَبَدَّلَ بدل
10 bihinne onları بِهِنَّ -
11 min مِنْ -
12 ezvacin eşlerden أَزْوَاجٍ زوج
13 velev velev/şayet وَلَوْ -
14 ea'cebeke acayip etkilese de seni أَعْجَبَكَ عجب
15 husnuhunne güzellikleri حُسْنُهُنَّ حسن
16 illa dışındadır إِلَّا -
17 ma مَا -
18 meleket malik olduğu مَلَكَتْ ملك
19 yeminuke yemininin يَمِينُكَ يمن
20 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
21 llahu Allah اللَّهُ -
22 ala üzerine عَلَىٰ -
23 kulli her كُلِّ كلل
24 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
25 rakiben bir Rakîb رَقِيبًا رقب

Notlar

Not 1: *Kadınları.**Daha önceki ayetlerde sayılan kadınlar dışındaki kadınlar.

Ayet 53

3584|33|53|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتَ ٱلنَّبِىِّ إِلَّآ أَن يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيْرَ نَٰظِرِينَ إِنَىٰهُ وَلَٰكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ فَٱدْخُلُوا۟ فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَٱنتَشِرُوا۟ وَلَا مُسْتَـْٔنِسِينَ لِحَدِيثٍ إِنَّ ذَٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِى ٱلنَّبِىَّ فَيَسْتَحْىِۦ مِنكُمْ وَٱللَّهُ لَا يَسْتَحْىِۦ مِنَ ٱلْحَقِّ وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَٰعًا فَسْـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابٍ ذَٰلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ وَمَا كَانَ لَكُمْ أَن تُؤْذُوا۟ رَسُولَ ٱللَّهِ وَلَآ أَن تَنكِحُوٓا۟ أَزْوَٰجَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦٓ أَبَدًا إِنَّ ذَٰلِكُمْ كَانَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمًا
3584|33|53|يايها الذين امنوا لا تدخلوا بيوت النبي الا ان يوذن لكم الي طعام غير نظرين انيه ولكن اذا دعيتم فادخلوا فاذا طعمتم فانتشروا ولا مستنسين لحديث ان ذلكم كان يوذي النبي فيستحي منكم والله لا يستحي من الحق واذا سالتموهن متعا فسلوهن من ورا حجاب ذلكم اطهر لقلوبكم وقلوبهن وما كان لكم ان توذوا رسول الله ولا ان تنكحوا ازوجه من بعده ابدا ان ذلكم كان عند الله عظيما
53. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tedhulû buyûten nebiyyi illâ en yu’zene lekum ilâ taâmin gayre nâzırîne inâhu ve lâkin izâ duîtum fedhulû fe izâ taimtum fenteşirû ve lâ muste’nisîne li hadîs(hadîsin), inne zâlikum kâne yu’zîn nebiyye fe yestahyî minkum vallâhu lâ yestahyî minel hakk(hakkı), ve izâ seeltumûhunne metâan fes’elûhunne min verâi hıcâb(hıcâbin), zâlikum atharu li kulûbikum ve kulûbihinn(kulûbihinne), ve mâ kâne lekum en tu’zû resûlallâhi ve lâ en tenkihû ezvâcehu min ba’dihî ebedâ(ebeden), inne zâlikum kâne indallâhi azîmâ(azîmen).
Ey iman47 etmiş kimseler! Girmeyin728 nebinin* evlerine dışında ki izin verilir sizlere bir yemeğe doğru; olmaksızın bakanlar/gözetleyenler vaktini onun**; velakin/fakat davet edildiğiniz zaman öyle ki girin; öyle ki yediğiniz zaman öyle ki dağılın; ve aranmayın/bakınmayın hadise/söze; doğrusu işte sizlersiniz; oldu (bu ki) eziyet eder nebiye; öyle ki hayâ hisseder sizlerden; ve (oysa) Allah hayâ hissetmez haktan/gerçekten; ve sual ettiğiniz/sorduğunuz zaman bir meta54; öyle ki sual edin/sorun onlara*** bir engel/yasak arkasından; işte sizlersiniz; daha temizdir kalpleriniz için ve onların kalplerine; ve olmuş değildir sizlere ki eziyet edersiniz Allah'ın resûlüne; ve olmaz ki nikahlarsınız744 eşlerini onun kendisinden sonra ebediyen; doğrusu işte sizlersiniz; oldu (bu) Allah indinde/katında bir büyük.
Ahmed Samira: 53 You, you those who believed, do not enter the prophet’s houses/homes except that (it) be permitted/allowed to you, not waiting to (for) feeding/food at it, and but if you were called/invited so enter, so if you ate so spread out (disperse), and not perceiving/seeing (expecting) to an information/speech (conversation), that, that was harming mildly the prophet, so he feels ashamed/shy from you, and God does not shame from the truth , and if you asked them (F) (for) belongings/effects/goods, so ask them (F) from behind/beyond a divider/partition , that is purer to your hearts/minds and their (F) hearts/minds , and (it) was not for you that you harm mildly God’s messenger, and nor that you marry his wives from after him ever (E), that truly that was at God great .

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Yemeğin.***Nebinin eşlerine.

Ayet 54

3585|33|54|إِن تُبْدُوا۟ شَيْـًٔا أَوْ تُخْفُوهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا
3585|33|54|ان تبدوا شيا او تخفوه فان الله كان بكل شي عليما
54. İn tubdû şey’en ev tuhfûhu fe innallâhe kâne bi kulli şey’in alîmâ.
Eğer açığa çıkarırsanız bir şeyi ya da hafiyelik* ederseniz ona; öyle ki doğrusu Allah oldu her bir şeye bir Alîm8.
Ahmed Samira: 54 If you show a thing or you hide it, so then God was with every thing knowledgeable.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 tubdu açığa çıkarırsanız تُبْدُوا بدو
3 şey'en bir şeyi شَيْئًا شيا
4 ev ya da أَوْ -
5 tuhfuhu hafiyelik ederseniz ona تُخْفُوهُ خفي
6 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 kane oldu كَانَ كون
9 bikulli herbir بِكُلِّ كلل
10 şey'in bir şeyi شَيْءٍ شيا
11 alimen bir Alım عَلِيمًا علم

Notlar

Not 1: *Gizlerseniz.

Ayet 55

3586|33|55|لَّا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ فِىٓ ءَابَآئِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآئِهِنَّ وَلَآ إِخْوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآءِ إِخْوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآءِ أَخَوَٰتِهِنَّ وَلَا نِسَآئِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُنَّ وَٱتَّقِينَ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا
3586|33|55|لا جناح عليهن في ابايهن ولا ابنايهن ولا اخونهن ولا ابنا اخونهن ولا ابنا اخوتهن ولا نسايهن ولا ما ملكت ايمنهن واتقين الله ان الله كان علي كل شي شهيدا
55. Lâ cunâha aleyhinne fî âbâihinne ve lâ ebnâihinne ve lâ ihvânihinne ve lâ ebnâi ihvânihinne ve lâ ebnâi ehavâtihinne ve lâ nisâihinne ve lâ mâ meleket eymânuhun(eymânuhunne), vettekînallâh(vettekînallâhe), innallâhe kâne alâ kulli şey’in şehîdâ(şehîden).
Olmaz bir günah onlara* babalarında ve ne de oğullarında; ve ne de kardeşlerinde; ve ne de (erkek) kardeşlerinin oğullarında; ve ne de (kız) kardeşlerinin oğullarında; ve ne de kadınlarında**; ve ne de sağ ellerinin malik olduklarında; ve takvalı21 olun Allah’a; doğrusu Allah oldu her bir şey üzerine bir Şehîd499.
Ahmed Samira: 55 No offense/guilt/sin (is) on them in their (F) fathers, and nor their (F) sons, and nor their (F) brothers, and nor their (F) brother’s sons, and nor their sisters’ (F) sons, and nor their women (F), and nor what their (F) rights (hands) owned/possessed, and fear and obey God, that truly God was/is on every thing a witness/testifier .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 la olmaz لَا -
2 cunaha bir günah جُنَاحَ جنح
3 aleyhinne onlara عَلَيْهِنَّ -
4 fi فِي -
5 abaihinne babalarında ابَائِهِنَّ ابو
6 ve la ve ve de وَلَا -
7 ebnaihinne oğullarında أَبْنَائِهِنَّ بني
8 ve la ve ne de وَلَا -
9 ihvanihinne kardeşlerinde إِخْوَانِهِنَّ اخو
10 ve la ve ne de وَلَا -
11 ebna'i oğullarında أَبْنَاءِ بني
12 ihvanihinne kardeşlerinin إِخْوَانِهِنَّ اخو
13 ve la ve ne de وَلَا -
14 ebna'i oğulları أَبْنَاءِ بني
15 ehavatihinne kızkardeşlerinin أَخَوَاتِهِنَّ اخو
16 ve la ve ne de وَلَا -
17 nisaihinne kadınlarında نِسَائِهِنَّ نسو
18 ve la ve ne de وَلَا -
19 ma مَا -
20 meleket malik oldukları مَلَكَتْ ملك
21 eymanuhunne sağ ellerinin أَيْمَانُهُنَّ يمن
22 vettekine ve takvalı olun وَاتَّقِينَ وقي
23 llahe Allah’a اللَّهَ -
24 inne doğrusu إِنَّ -
25 llahe Allah اللَّهَ -
26 kane oldu كَانَ كون
27 ala üzerine عَلَىٰ -
28 kulli herbir كُلِّ كلل
29 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
30 şehiden bir Şehîd شَهِيدًا شهد

Notlar

Not 1: *Nebi Muhammed'in eşlerinde. Emir nebinin eşlerinedir. Ayette sayılan kimseler nebinin evlerine geldiklerinde nebinin eşleri bu gelen kimselerde bir yasak/perde arkasından konuşmak zorunda kalmazlar. Ayet diğer kadınlarla ilgili değildir. Tüm kadınları bağlayacak olan bir emir olmuş olsaydı Yüce Rabbimiz Kur'an'ın birçok yerinde olduğu gibi "Ey mümin kadınlar...", ya da "Mümin kadınlara söyle..." şeklinde gelirdi. **İletişime geçtikleri kadınlar.

Ayet 56

3587|33|56|إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا
3587|33|56|ان الله ومليكته يصلون علي النبي يايها الذين امنوا صلوا عليه وسلموا تسليما
56. İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen).
Doğrusu Allah ve melekleri48 salât22 ederler nebiye132; ey iman47 etmiş kimseler! Salât83 edin ona*; ve teslim olun bir teslim (-le).
Ahmed Samira: 56 That truly God and His angels bless and compliment on the prophet. You, you those who believed, pray and call for God’s blessing on him (the prophet) and great greetings.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 ve melaiketehu ve melekleri onun وَمَلَائِكَتَهُ ملك
4 yusallune salla ederler يُصَلُّونَ صلو
5 ala عَلَى -
6 n-nebiyyi nebiye/peygambere النَّبِيِّ نبا
7 ya eyyuha ey يَاأَيُّهَا -
8 ellezine kimseler الَّذِينَ -
9 amenu iman etmiş امَنُوا امن
10 sallu salla edin صَلُّوا صلو
11 aleyhi ona عَلَيْهِ -
12 ve sellimu ve teslim olun وَسَلِّمُوا سلم
13 teslimen bir teslim (-le) تَسْلِيمًا سلم

Notlar

Not 1: *Nebiye.

Ayet 57

3588|33|57|إِنَّ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُّهِينًا
3588|33|57|ان الذين يوذون الله ورسوله لعنهم الله في الدنيا والاخره واعد لهم عذابا مهينا
57. İnnellezîne yu’zûnallâhe ve resûlehu leanehumullâhu fîd dunyâ vel âhıreti ve eadde lehum azâben muhînâ(muhînen).
Doğrusu kimseler (ki) eziyet729 ettiler Allah ve resûlüne; mutlak lanet280 etti onlara Allah dünyada ve ahirette; ve hazırladı (Allah) onlara yıpratan/çöktüren bir azap.
Ahmed Samira: 57 That truly those who harm mildly God and His messengers, God cursed/humiliated them in the present world, and the end (other life), and He prepared for them a disgracing/degrading torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 yu'zune eziyet ettiler يُؤْذُونَ اذي
4 llahe Allah'a اللَّهَ -
5 ve rasulehu ve resûlüne O’nun وَرَسُولَهُ رسل
6 leanehumu mutlak lanet etti onlara لَعَنَهُمُ لعن
7 llahu Allah اللَّهُ -
8 fi فِي -
9 d-dunya dünyada الدُّنْيَا دنو
10 vel'ahirati ve ahirette وَالْاخِرَةِ اخر
11 ve eadde ve hazırladı (Allah) وَأَعَدَّ عدد
12 lehum onlara لَهُمْ -
13 azaben bir azap عَذَابًا عذب
14 muhinen yıpratan/çöktüren مُهِينًا هون

Ayet 58

3589|33|58|وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ بِغَيْرِ مَا ٱكْتَسَبُوا۟ فَقَدِ ٱحْتَمَلُوا۟ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
3589|33|58|والذين يوذون المومنين والمومنت بغير ما اكتسبوا فقد احتملوا بهتنا واثما مبينا
58. Vellezîne yu’zûnel mu’minîne vel mu’minâti bi gayri mektesebû fe kadihtemelû buhtânen ve ismen mubînâ(mubînen).
Ve kimselerdir (ki) eziyet ederler müminlere27 ve müminâtlara493 olmaksızın (onların) kazandıklarıyla; öyle ki muhakkak yüklendiler bir yalan itham/suçlama/iddianame; ve apaçık bir günah.
Ahmed Samira: 58 And those who harm mildly/harm the believers (M) and the believers (F) without what they earned/acquired (unjustly) , so they had endured/burdened falsehood/slander , and a clear/evident sin/crime.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler (ki) وَالَّذِينَ -
2 yu'zune eziyet ederler يُؤْذُونَ اذي
3 l-mu'minine müminlere الْمُؤْمِنِينَ امن
4 velmu'minati ve müminâtlara وَالْمُؤْمِنَاتِ امن
5 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
6 ma مَا -
7 ktesebu kazandıklarıyla اكْتَسَبُوا كسب
8 fekadi öyle ki muhakkak فَقَدِ -
9 htemelu yüklendiler احْتَمَلُوا حمل
10 buhtanen bir yalan itham/suçlama/iddianame بُهْتَانًا بهت
11 ve ismen ve bir günah وَإِثْمًا اثم
12 mubinen apaçık مُبِينًا بين

Ayet 59

3590|33|59|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّأَزْوَٰجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ ٱلْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَٰبِيبِهِنَّ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
3590|33|59|يايها النبي قل لازوجك وبناتك ونسا المومنين يدنين عليهن من جلبيبهن ذلك ادني ان يعرفن فلا يوذين وكان الله غفورا رحيما
59. Yâ eyyuhen nebîyyu kul li ezvâcike ve benâtike ve nisâil mu’minîne yudnîne aleyhinne min celâbîbihinn(celâbîbihinne), zâlike ednâ en yu’refne fe lâ yu’zeyn(yu’zeyne) ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ey nebi*! Eşlerine; ve kızlarına; ve müminlerin kadınlarına de ki yakınlaştırsınlar üstlerine cilbablarından730; işte bu daha yakındır ki arif** olunurlar; öyle ki eziyet*** edilmezler; ve oldu Allah bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 59 You, you the prophet, say to your wives and your daughters and the believers’ women they (F) near (lengthen) on them from their shirts/gowns/wide dresses, that (is) nearer that (E) they (F) be known (better than being identified), so they (F) do not be harmed mildly/harmed, and God was/is forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
3 kul de ki قُلْ قول
4 liezvacike eşlerine لِأَزْوَاجِكَ زوج
5 ve benatike ve kızlarına وَبَنَاتِكَ بني
6 ve nisa'i ve kadınlarına وَنِسَاءِ نسو
7 l-mu'minine müminlerin الْمُؤْمِنِينَ امن
8 yudnine yakınlaştırsınlar يُدْنِينَ دنو
9 aleyhinne üstlerine عَلَيْهِنَّ -
10 min مِنْ -
11 celabibihinne cilbablarından جَلَابِيبِهِنَّ جلب
12 zalike işte budur ذَٰلِكَ -
13 edna daha yakındır أَدْنَىٰ دنو
14 en ki أَنْ -
15 yua'rafne arif olunurlar يُعْرَفْنَ عرف
16 fe la öyle ki فَلَا -
17 yu'zeyne eziyet edilmezler يُؤْذَيْنَ اذي
18 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
19 llahu Allah اللَّهُ -
20 gafuran bir Gafûr غَفُورًا غفر
21 rahimen bir Rahîm رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1: *Nebi Muhammed.**Bilinirler. Cilbabları görenler onların mümin kadınlardan olduğunu anlarlar. Cilbabın görevi kadını örtme değil onların tanınır olmaları içindir.***Tacize maruz kalmazlar.

Ayet 60

3591|33|60|لَّئِن لَّمْ يَنتَهِ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْمُرْجِفُونَ فِى ٱلْمَدِينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلًا
3591|33|60|لين لم ينته المنفقون والذين في قلوبهم مرض والمرجفون في المدينه لنغرينك بهم ثم لا يجاورونك فيها الا قليلا
60. Le in lem yentehil munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun vel murcifûne fîl medîneti le nugriyenneke bihim summe lâ yucâvirûneke fîhâ illâ kalîlâ(kalîlen).
Mutlak ki eğer asla menetmezse münâfıklar26 ve kimseler (ki) kalplerindedir bir maraz175; ve yalan dedikodular yayanlar şehirde; mutlak zamk gibi yapıştırırız seni onlarla; sonra bitişik/yapışık kalamazlar sana orada biraz dışında.
Ahmed Samira: 60 If (E) the hypocrites and those whom in their hearts/minds (is) sickness/disease and the spreaders of agitating rumors and bad news to provoke people in the city/town do not end/stop , We will urge/attract (influence) you (to get rid of) with them, then they do not become a neighbor to you in it except a few .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 lein mutlak ki eğer لَئِنْ -
2 lem asla لَمْ -
3 yentehi menetmezse يَنْتَهِ نهي
4 l-munafikune münafıklar الْمُنَافِقُونَ نفق
5 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
6 fi فِي -
7 kulubihim kalplerindedir قُلُوبِهِمْ قلب
8 meradun bir maraz مَرَضٌ مرض
9 velmurcifune ve yalan dedikodular yayanlar وَالْمُرْجِفُونَ رجف
10 fi فِي -
11 l-medineti şehirde الْمَدِينَةِ مدن
12 lenugriyenneke mutlak zamk gibi yapıştırırız seni لَنُغْرِيَنَّكَ غرو
13 bihim onlarla بِهِمْ -
14 summe sonra ثُمَّ -
15 la لَا -
16 yucaviruneke bitişik/yapışık kalamazlar sana يُجَاوِرُونَكَ جور
17 fiha orada فِيهَا -
18 illa dışında إِلَّا -
19 kalilen biraz قَلِيلًا قلل

Ayet 61

3592|33|61|مَّلْعُونِينَ أَيْنَمَا ثُقِفُوٓا۟ أُخِذُوا۟ وَقُتِّلُوا۟ تَقْتِيلًا
3592|33|61|ملعونين اينما ثقفوا اخذوا وقتلوا تقتيلا
61. Mel’ûnîn(mel’ûnîne), eyne mâ sukıfû uhızû ve kuttılû taktîlâ(taktîlen).
Lanetlemişlerdir280; her nerede (-yseler) bulunurlar; alınırlar*; ve katledilirler35 bir katletme35 (-yle).
Ahmed Samira: 61 Cursed/humiliated wherever they were defeated/caught up with , they were taken/punished ,and they were killed killingly.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 mel'unine lanetlemişlerdir مَلْعُونِينَ لعن
2 eynema her nerede أَيْنَمَا -
3 sukifu bulunurlar ثُقِفُوا ثقف
4 uhizu alınırlar أُخِذُوا اخذ
5 ve kuttilu ve katledilirler وَقُتِّلُوا قتل
6 tektilen bir katletme (-yle) تَقْتِيلًا قتل

Notlar

Not 1: *Tutuklamak anlamında değildir. Tutuklamak kelimesi sabitlemek kelimesiyle işaret edilir. Burada anlam ele almak, elde etmek, kuşatmak anlamındadır.

Ayet 62

3593|33|62|سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا
3593|33|62|سنه الله في الذين خلوا من قبل ولن تجد لسنه الله تبديلا
62. Sunnetallâhi fîllezîne halev min kabl(kablu), ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ(tebdîlen).
Sünnetidir707 Allah'ın kimselerdeki (ki) gelip geçtiler önceden; ve asla bulmazsın Allah'ın sünneti707 için bir değişim/bedel.
Ahmed Samira: 62 God’s way/manner in those who past/expired from before, and you will never/not find to God’s way/manner (an) exchange/replacement .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 sunnete sünneti سُنَّةَ سنن
2 llahi Allah'ın اللَّهِ -
3 fi فِي -
4 ellezine kimselerde الَّذِينَ -
5 halev gelip geçtiler خَلَوْا خلو
6 min مِنْ -
7 kablu önceden قَبْلُ قبل
8 velen ve asla وَلَنْ -
9 tecide bulmazsın تَجِدَ وجد
10 lisunneti sünneti için لِسُنَّةِ سنن
11 llahi Allah'ın اللَّهِ -
12 tebdilen bir değişim تَبْدِيلًا بدل

Ayet 63

3594|33|63|يَسْـَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا
3594|33|63|يسلك الناس عن الساعه قل انما علمها عند الله وما يدريك لعل الساعه تكون قريبا
63. Yes’eluken nâsu anis sâah(sâati), kul innemâ ilmuhâ indallâh(indallâhi), ve mâ yudrîke lealles sâate tekûnu karîbâ(karîben).
Sual ederler/sorarlar sana insanlar sâatten470; de ki: "Ancak ki ilmi onun* indindedir/katındadır Allah'ın"; ve ne idrak657 ettirir sana? Belki de sâat470 olur bir yakın."
Ahmed Samira: 63 The people ask/question you about the Hour/Resurrection , say: "Truly its knowledge (is) at God, and what informs you maybe/perhaps the Hour/Resurrection be near/close."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yeseluke sual ederler/sorarlar sana يَسْأَلُكَ سال
2 n-nasu insanlar النَّاسُ نوس
3 ani عَنِ -
4 s-saati saatten السَّاعَةِ سوع
5 kul de ki قُلْ قول
6 innema ancak إِنَّمَا -
7 ilmuha ilmi onun عِلْمُهَا علم
8 inde indindedir/katındarı عِنْدَ عند
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 ve ma ve ne وَمَا -
11 yudrike idrak ettirir sana يُدْرِيكَ دري
12 lealle belki لَعَلَّ -
13 s-saate saat السَّاعَةَ سوع
14 tekunu olur تَكُونُ كون
15 kariben bir yakın قَرِيبًا قرب

Notlar

Not 1: *Saatin.

Ayet 64

3595|33|64|إِنَّ ٱللَّهَ لَعَنَ ٱلْكَٰفِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا
3595|33|64|ان الله لعن الكفرين واعد لهم سعيرا
64. İnnallâhe leanel kâfirîne ve eadde lehum saîrâ(saîren).
Doğrusu Allah lanet280 etti kâfirlere25; ve hazırladı onlara* bir seîr809.
Ahmed Samira: 64 That truly God cursed/humiliated the disbelievers, and He prepared for them blazing/inflaming (fire).303

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 llahe Allah اللَّهَ -
3 leane lanet etti لَعَنَ لعن
4 l-kafirine kâfirlere الْكَافِرِينَ كفر
5 ve eadde ve hazırladı وَأَعَدَّ عدد
6 lehum onlara لَهُمْ -
7 seiyran çılgın bir alev سَعِيرًا سعر

Notlar

Not 1: *Kâfirlere.

Ayet 65

3596|33|65|خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
3596|33|65|خلدين فيها ابدا لا يجدون وليا ولا نصيرا
65. Hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), lâ yecidûne veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîren).
Ölümsüzlerdir185 orada* ebediyen; bulamazlar bir veli28; ve ne de bir yardım eden.
Ahmed Samira: 65 Immortally/eternally in it (for) ever (E), they do not find a guardian/ally , and nor a victorior/savior.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
2 fiha orada فِيهَا -
3 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد
4 la لَا -
5 yecidune bulamazlar يَجِدُونَ وجد
6 veliyyen bir veli وَلِيًّا ولي
7 ve la ve ne de وَلَا -
8 nesiran bir yardım eden نَصِيرًا نصر

Notlar

Not 1: *Cehennemde.

Ayet 66

3597|33|66|يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَٰلَيْتَنَآ أَطَعْنَا ٱللَّهَ وَأَطَعْنَا ٱلرَّسُولَا۠
3597|33|66|يوم تقلب وجوههم في النار يقولون يليتنا اطعنا الله واطعنا الرسولا
66. Yevme tukallebu vucûhuhum fîn nâri yekûlûne yâ leytenâ eta’nâllâhe ve eta’ner resûlâ(resûlen).
Gündür (ki) çevrilir yüzleri onların ateşte834; derler: "Ey! Keşke bizler itaat etseydik Allah'a; ve itaat76 etseydik resûle418."
Ahmed Samira: 66 A day/time their faces/fronts will be turned over in the fire , they say: "Oh if only we obeyed God and we obeyed the messenger/two messengers ?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür يَوْمَ يوم
2 tukallebu çevrilir تُقَلَّبُ قلب
3 vucuhuhum yüzleri onların وُجُوهُهُمْ وجه
4 fi فِي -
5 n-nari ateşte النَّارِ نور
6 yekulune derler يَقُولُونَ قول
7 ya leytena ey keşke bizler يَا لَيْتَنَا -
8 etaa'na itaat etseydik أَطَعْنَا طوع
9 llahe Allah'a اللَّهَ -
10 ve etaa'na ve itaat etseydik وَأَطَعْنَا طوع
11 r-rasula resûle الرَّسُولَا رسل

Notlar

Not 1:

Ayet 67

3598|33|67|وَقَالُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠
3598|33|67|وقالوا ربنا انا اطعنا سادتنا وكبرانا فاضلونا السبيلا
67. Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ).
Ve dediler: "Rabbimiz4! Doğrusu bizler itaat ettik sâdatlarımıza731; ve büyüklerimize*; öyle ki dalalete düşürdüler bizleri (sapkın) yola**"
Ahmed Samira: 67 And they said: "Our Lord, that we obeyed our masters/rulers , and our bigger ones/oldest so they misguided us (from) the two ways/paths/way/path ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
2 rabbena rabbimiz رَبَّنَا ربب
3 inna doğrusu bizler إِنَّا -
4 etaa'na itaat ettik أَطَعْنَا طوع
5 sadetena sâdatlarımıza سَادَتَنَا سود
6 ve kubera'ena ve büyüklerimize وَكُبَرَاءَنَا كبر
7 fe edelluna öyle ki dalalete düşürdürler فَأَضَلُّونَا ضلل
8 s-sebila yola السَّبِيلَا سبل

Notlar

Not 1: *Önceki nesil olan, büyük saygı duyulan kimseler. Atalar ve babalar dinine itaat etmek. **Şeytânın sapkın yoluna.

Ayet 68

3599|33|68|رَبَّنَآ ءَاتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ ٱلْعَذَابِ وَٱلْعَنْهُمْ لَعْنًا كَبِيرًا
3599|33|68|ربنا اتهم ضعفين من العذاب والعنهم لعنا كبيرا
68. Rabbenâ âtihim dı’feyni minel azâbi vel anhum la’nen kebîrâ(kebîren).
Rabbimiz4! Ver onlara azaptan iki kat; ve lanet et onlara büyük bir lanet (-le).
Ahmed Samira: 68 Our Lord give/bring them two doubles from the torture, and curse/humiliate them a great ,curse/humiliation .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
2 atihim ver onlara اتِهِمْ اتي
3 dia'feyni iki kat ضِعْفَيْنِ ضعف
4 mine مِنَ -
5 l-azabi azaptan الْعَذَابِ عذب
6 vel'anhum ve lanet et onlara وَالْعَنْهُمْ لعن
7 lea'nen bir lanetle لَعْنًا لعن
8 kebiran büyük كَبِيرًا كبر

Ayet 69

3600|33|69|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ ءَاذَوْا۟ مُوسَىٰ فَبَرَّأَهُ ٱللَّهُ مِمَّا قَالُوا۟ وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيهًا
3600|33|69|يايها الذين امنوا لا تكونوا كالذين اذوا موسي فبراه الله مما قالوا وكان عند الله وجيها
69. Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tekûnû kellezîne âzev mûsâ fe berreehullâhu mimmâ kâlû, ve kâne indallâhi vecîhâ(vecîhen).
Ey iman47 etmiş kimseler! Olmayın kimseler gibi (ki) eziyet ettiler Mûsâ'ya; öyle ki beraat* ettirdi onu** Allah dediklerinden onların; ve oldu (Mûsâ) Allah’ın indinde/katında bir ayrıcalıklı.
Ahmed Samira: 69 You, you those who believed, do not be as those who harmed mildly/harmed Moses, so God acquitted/cured him, from what they said, and he was at God noble.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman etmiş امَنُوا امن
4 la لَا -
5 tekunu olmayın تَكُونُوا كون
6 kallezine kimseler gibi كَالَّذِينَ -
7 azev eziyet ettiler اذَوْا اذي
8 musa Musa'ya مُوسَىٰ -
9 feberraehu öyle ki beraat ettirdi onu فَبَرَّأَهُ برا
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 mimma مِمَّا -
12 kalu dediklerinden onların قَالُوا قول
13 ve kane ve oldu (Mûsâ) وَكَانَ كون
14 inde indinde/katında عِنْدَ عند
15 llahi Allah’ın اللَّهِ -
16 vecihen bir ayrıcalıklı وَجِيهًا وجه

Notlar

Not 1: *Özgürleştirdi, serbestleştirdi.**Mûsâ'yı.

Ayet 70

3601|33|70|يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا
3601|33|70|يايها الذين امنوا اتقوا الله وقولوا قولا سديدا
70. Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe ve kûlû kavlen sedîdâ(sedîden).
Ey iman47 etmiş kimseler; takvalı21 olun Allah’a; ve deyin/söyleyin sedîd732 bir söylem.
Ahmed Samira: 70 You, you those who believed, fear and obey God and say an accurate/truthful saying/word and opinion .

Ayet 71

3602|33|71|يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَٰلَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا
3602|33|71|يصلح لكم اعملكم ويغفر لكم ذنوبكم ومن يطع الله ورسوله فقد فاز فوزا عظيما
71. Yuslıh lekum a’mâlekum ve yagfir lekum zunûbekum, ve men yutıillâhe ve resûlehu fe kad fâze fevzen azîmâ(azîmen).
Islah316 etsin sizlere yaptıklarınızı; ve mağfiret319 etsin sizlere yanlışlarınızı/suçlarınızı/günahlarınızı; ve kim itaat700 eder Allah'a ve resûlüne734; öyle ki muhakkak başardı (o) büyük bir başarı.
Ahmed Samira: 71 He corrects/repairs for you your deeds, and He forgives for you your crimes, and who obeys God and His messenger, so he had triumphed/succeeded a great triumph/success .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yuslih ıslah etsin يُصْلِحْ صلح
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 ea'malekum yaptıklarınızı أَعْمَالَكُمْ عمل
4 ve yegfir ve mağfiret etsin وَيَغْفِرْ غفر
5 lekum sizlere لَكُمْ -
6 zunubekum yanlışlarınızı/suçlarınızı/günahlarınız ذُنُوبَكُمْ ذنب
7 ve men ve kim وَمَنْ -
8 yutii itaat eder يُطِعِ طوع
9 llahe Allah'a اللَّهَ -
10 ve rasulehu ve resûlüne وَرَسُولَهُ رسل
11 fekad öyle ki muhakkak فَقَدْ -
12 faze başardı فَازَ فوز
13 fevzen bir başarı فَوْزًا فوز
14 azimen büyük عَظِيمًا عظم

Ayet 72

3603|33|72|إِنَّا عَرَضْنَا ٱلْأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا
3603|33|72|انا عرضنا الامانه علي السموت والارض والجبال فابين ان يحملنها واشفقن منها وحملها الانسن انه كان ظلوما جهولا
72. İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Doğrusu biz arz ettik* emaneti617 göklere162 ve yere ve dağlara; öyle ki reddettiler ki yüklenirler onu**; ve endişelendiler/korktular ondan**; ve yüklendi onu** insan; doğrusu o oldu bir zalim257; bir cahil489.
Ahmed Samira: 72 We displayed/presented the trust (choice between good and evil) on the skies/space and the earth/Planet Earth, and the mountains , so they refused/hated that (E) they bear/endure it , and they were cautious/afraid from it, and the human/mankind bore/endured it , that he truly was/is often unjust and oppressive, lowly/ignorant .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 aradna arz ettik عَرَضْنَا عرض
3 l-emanete emaneti الْأَمَانَةَ امن
4 ala عَلَى -
5 s-semavati göklere السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yere وَالْأَرْضِ ارض
7 velcibali ve dağlara وَالْجِبَالِ جبل
8 feebeyne öyle ki reddettiler فَأَبَيْنَ ابي
9 en ki أَنْ -
10 yehmilneha yüklenirler onu يَحْمِلْنَهَا حمل
11 ve eşfekne ve endişelendiler/korktular وَأَشْفَقْنَ شفق
12 minha ondan مِنْهَا -
13 vehameleha ve yüklendi onu وَحَمَلَهَا حمل
14 l-insanu insan الْإِنْسَانُ انس
15 innehu doğrusu o إِنَّهُ -
16 kane oldu كَانَ كون
17 zelumen bir zalim ظَلُومًا ظلم
18 cehulen bir cahil جَهُولًا جهل

Notlar

Not 1: *Sunduk.**Emaneti, emanetten.

Ayet 73

3604|33|73|لِّيُعَذِّبَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ وَيَتُوبَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًۢا
3604|33|73|ليعذب الله المنفقين والمنفقت والمشركين والمشركت ويتوب الله علي المومنين والمومنت وكان الله غفورا رحيما
73. Li yuazziballâhul munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâti ve yetûballâhu alel mu’minîne vel mu’minât(mu’minâti), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Azap426 etmesi içindir Allah’ın münâfık26 (erkeklere) ve münâfık26 (kadınlara); ve müşrik36 (erkeklere) ve müşrik36 (kadınlara); ve tevbe33 etmesi (içindir) Allah'ın mümin27 (erkeklere) ve mümin27 (kadınlara) karşı; ve oldu Allah bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 73 (It is for) God to punish the hypocrites (M), and the hypocrites (F), and the sharers/takers of partners (with God) (M), and the sharers/takers of partners (with God) (F), and God forgives on the believers (M), and the believers (F), and God was/is forgiving, merciful.304