Sure 14: İbrahim/İbrahim

Ayet Sayısı: 52
إِبْرَاهِيم

Ayet 1

1749|14|1|الٓر كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
1749|14|1|الر كتب انزلنه اليك لتخرج الناس من الظلمت الي النور باذن ربهم الي صرط العزيز الحميد
1. Elif lâm râ kitâbun enzelnâhu ileyke li tuhricen nâse minez zulûmâti ilen nûri bi izni rabbihim ilâ sırâtıl azîzil hamîd(hamîdi).
ALR44*; bir kitaptır (ki) indirdik onu** sana***; çıkarman için insanları karanlıklardan nura**** doğru Rablerinin4 izniyle; Azîz'in37; Hamîd'in107 yoluna doğru.
Ahmed Samira: 1 A L R a Book We descended it to you, to bring the people out from the darknesses to the light with their Lord’s permission, to the glorious’s/mighty’s the praise worthy’s/commendable’s way/path .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elif, Lam, Ra Elif Lam Ra الر -
2 kitabun bir kitaptır كِتَابٌ كتب
3 enzelnahu indirdik onu أَنْزَلْنَاهُ نزل
4 ileyke sana إِلَيْكَ -
5 lituhrice çıkarman için لِتُخْرِجَ خرج
6 n-nase insanları النَّاسَ نوس
7 mine مِنَ -
8 z-zulumati karanlıklardan الظُّلُمَاتِ ظلم
9 ila إِلَى -
10 n-nuri nura doğru النُّورِ نور
11 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
12 rabbihim Rablerinin رَبِّهِمْ ربب
13 ila doğru إِلَىٰ -
14 sirati yoluna صِرَاطِ صرط
15 l-azizi Azîz الْعَزِيزِ عزز
16 l-hamidi Hamîd الْحَمِيدِ حمد

Notlar

Not 1: *Elif, Lâm, Ra.**Kur'an'ı.***Nebi ve resûl Muhammed.****Aydınlığa.

Ayet 2

1750|14|2|ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَوَيْلٌ لِّلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ شَدِيدٍ
1750|14|2|الله الذي له ما في السموت وما في الارض وويل للكفرين من عذاب شديد
2. Allâhillezî lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve veylun lil kâfirîne min azâbin şedîd(şedîdin).
Allah ki O’nadır* göklerdeki162 ve yerdeki; ve vay haline kâfirlerin25! Şiddetli azaptan (dolayı).
Ahmed Samira: 2 God, (is) who to Him what (is) in the skies/space and what (is) in the earth/Planet Earth, and grief/distress to the disbelievers from strong (severe) torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahi Allah اللَّهِ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 lehu O’nadır لَهُ -
4 ma مَا -
5 fi فِي -
6 s-semavati göklerdeki السَّمَاوَاتِ سمو
7 ve ma ve وَمَا -
8 fi فِي -
9 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
10 ve veylun ve vay haline وَوَيْلٌ -
11 lilkafirine kâfirlerin لِلْكَافِرِينَ كفر
12 min مِنْ -
13 azabin azaptan عَذَابٍ عذب
14 şedidin şiddetli شَدِيدٍ شدد

Notlar

Not 1: *Allah'adır.

Ayet 3

1751|14|3|ٱلَّذِينَ يَسْتَحِبُّونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْءَاخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ
1751|14|3|الذين يستحبون الحيوه الدنيا علي الاخره ويصدون عن سبيل الله ويبغونها عوجا اوليك في ضلل بعيد
3. Ellezîne yestehıbbûnel hayâted dunyâ alel âhıreti ve yasuddûne an sebîlillâhi ve yebgûnehâ ivecâ(ivecen), ulâike fî dalâlin baîd(baîdin).
Kimselerdir (ki) severler dünya hayatını ahirete karşı; ve çevirirler Allah'ın yolundan336; ve bakınırlar ona* bir eğriliğe**; işte bunlar uzak bir dalalettedir128.
Ahmed Samira: 3 Those who love/like (prefer) the life the present/worldly life over the end (other life), and they obstruct/prevent from God’s way/path and they desire it (be) bent/crookedness , those are in distant/far misguidance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimselerdir (ki) الَّذِينَ -
2 yestehibbune severler يَسْتَحِبُّونَ حبب
3 l-hayate hayatını الْحَيَاةَ حيي
4 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
5 ala karşı عَلَى -
6 l-ahirati ahirete الْاخِرَةِ اخر
7 ve yesuddune ve çevirirler وَيَصُدُّونَ صدد
8 an عَنْ -
9 sebili yolundan سَبِيلِ سبل
10 llahi Allah'ın اللَّهِ -
11 ve yebguneha ve bakınırlar ona وَيَبْغُونَهَا بغي
12 ivecen bir eğriliğe عِوَجًا عوج
13 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
14 fi فِي -
15 delalin bir dalalettedir ضَلَالٍ ضلل
16 beiydin uzak بَعِيدٍ بعد

Notlar

Not 1: *Dünya hayatına ve/veya ahirete.**Çarpıklığa.

Ayet 4

1752|14|4|وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
1752|14|4|وما ارسلنا من رسول الا بلسان قومه ليبين لهم فيضل الله من يشا ويهدي من يشا وهو العزيز الحكيم
4. Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Ve göndermiş değiliz hiçbir resûlü418 onun* kavminin/toplumunun lisanı/dili980 dışında; beyan226 etmesi içindir onlara**; öyle ki dalalette128 bırakır Allah dilediği kimseyi; ve doğruya kılavuzlar dilediği kimseyi; ve O*** Azîz’dir37; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 4 And We did not send from a messenger except with his nation’s tongue/language , to clarify/explain to them, so God misguides whom He wills/wants, and He guides whom He wills/wants, and He is the glorious/mighty , the wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değiliz وَمَا -
2 erselna göndermiş أَرْسَلْنَا رسل
3 min hiçbir مِنْ -
4 rasulin resûlü رَسُولٍ رسل
5 illa dışında إِلَّا -
6 bilisani lisanı/dili بِلِسَانِ لسن
7 kavmihi onun kavminin قَوْمِهِ قوم
8 liyubeyyine beyan etmesi için لِيُبَيِّنَ بين
9 lehum olara لَهُمْ -
10 feyudillu öyle ki dalalette bırakır فَيُضِلُّ ضلل
11 llahu Allah اللَّهُ -
12 men kimseyi مَنْ -
13 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
14 ve yehdi ve doğruya kılavuzlar وَيَهْدِي هدي
15 men kimseyi مَنْ -
16 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
17 ve huve ve O وَهُوَ -
18 l-azizu Aziz’dir الْعَزِيزُ عزز
19 l-hakimu Hakîm’di الْحَكِيمُ حكم

Notlar

Not 1: *Resûlün.**Kavme/topluma.***Allah.

Ayet 5

1753|14|5|وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنْ أَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرْهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
1753|14|5|ولقد ارسلنا موسي بايتنا ان اخرج قومك من الظلمت الي النور وذكرهم باييم الله ان في ذلك لايت لكل صبار شكور
5. Ve le kad erselnâ mûsâ bi âyâtinâ en ahric kavmeke minez zulumâti ilen nûri, ve zekkirhum bi eyyâmillâh(eyyâmillâhi), inne fî zâlike le âyâtin li kulli sabbârin şekûr(şekûrin).
Ve ant olsun gönderdik Mûsâ’yı ayetlerimizle* ki çıkarır kavmini/toplumunu karanlıklardan nura** doğru; ve zikreder78 onlara Allah'ın günlerini981; doğrusu bundadır mutlak ayetler287 her bir sabredene51; şükredene43.
Ahmed Samira: 5 And We had sent Moses with Our signs/evidences/verses: "That bring out your nation from the darknesses to the light, and remind them with God’s days/times that in that (are) evidences/verses to every patient/endurer, thankful/grateful."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 musa Mûsâ’yı مُوسَىٰ -
4 biayatina ayetlerimizle بِايَاتِنَا ايي
5 en ki أَنْ -
6 ehric çıkarır أَخْرِجْ خرج
7 kavmeke kavmini قَوْمَكَ قوم
8 mine مِنَ -
9 z-zulumati karanlıklardan الظُّلُمَاتِ ظلم
10 ila doğru إِلَى -
11 n-nuri nura النُّورِ نور
12 ve zekkirhum ve zikreder onlara وَذَكِّرْهُمْ ذكر
13 bieyyami günlerini بِأَيَّامِ يوم
14 llahi Allah'ın اللَّهِ -
15 inne doğrusu إِنَّ -
16 fi فِي -
17 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
18 layatin mutlak ayetler لَايَاتٍ ايي
19 likulli her bir لِكُلِّ كلل
20 sabbarin sabredene صَبَّارٍ صبر
21 şekurin şükredene شَكُورٍ شكر

Notlar

Not 1: *Mûsâ'ya verilen 9 ayet ve Tevrât'ın ayetleri.**Aydınlığa.

Ayet 6

1754|14|6|وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ أَنجَىٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ
1754|14|6|واذ قال موسي لقومه اذكروا نعمه الله عليكم اذ انجيكم من ال فرعون يسومونكم سو العذاب ويذبحون ابناكم ويستحيون نساكم وفي ذلكم بلا من ربكم عظيم
6. Ve iz kâle mûsâ li kavmihizkurû ni’metallâhi aleykum iz encâkum min âli fir’avne yesûmûnekum sûel azâbi ve yuzebbihûne ebnâekum ve yestahyûne nisâekum, ve fî zâlikum belâun min rabbikum azîm(azîmun).
Ve dediği zaman Mûsâ kavmine/toplumuna; "Zikredin78 Allah'ın üzerinize (olan) nimetini757; kurtardığı zaman sizleri firavun678 ailesinden (ki) zorluyorlardı sizleri azabın kötüsüne; ve boğazlıyorlardı oğullarınızı; ve hayatta bırakıyorlardı kadınlarınızı; ve işte sizlereydi Rabbinizden4 bir büyük bir bela256.
Ahmed Samira: 6 And when Moses said to his nation: "Remember/mention God’s blessing/goodness on you, when He saved/rescued you from Pharaoh’s family, they impose upon you the torture’s harm/evil , and they slaughter your sons and they shame your women, and in that is a great test from your Lord.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kale dediği قَالَ قول
3 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
4 likavmihi kavmine/toplumuna لِقَوْمِهِ قوم
5 zkuru zikredin اذْكُرُوا ذكر
6 nia'mete nimetini نِعْمَةَ نعم
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
9 iz zaman إِذْ -
10 encakum kurtardı sizleri أَنْجَاكُمْ نجو
11 min مِنْ -
12 ali ailesinden الِ اول
13 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
14 yesumunekum zorluyorlardı يَسُومُونَكُمْ سوم
15 su'e kötüsüne سُوءَ سوا
16 l-azabi azabın الْعَذَابِ عذب
17 ve yuzebbihune ve boğazlıyorlardı وَيُذَبِّحُونَ ذبح
18 ebna'ekum oğullarınızı أَبْنَاءَكُمْ بني
19 ve yestehyune vehayatta bırakıyorlardı وَيَسْتَحْيُونَ حيي
20 nisa'ekum kadınlarınızı نِسَاءَكُمْ نسو
21 ve fi ve وَفِي -
22 zalikum işte bundadır ذَٰلِكُمْ -
23 bela'un bir bela بَلَاءٌ بلو
24 min مِنْ -
25 rabbikum Rabbinizden رَبِّكُمْ ربب
26 azimun bir büyük عَظِيمٌ عظم

Ayet 7

1755|14|7|وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِن شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِى لَشَدِيدٌ
1755|14|7|واذ تاذن ربكم لين شكرتم لازيدنكم ولين كفرتم ان عذابي لشديد
7. Ve iz te’ezzene rabbukum le in şekertum le ezîdennekum ve le in kefertum inne azâbî le şedîd(şedîdun).
Ve bildirdiği/anons ettiği zaman Rabbiniz4: "Şayet şükrederseniz43 mutlak ziyade ederim* sizlere; ve şayet kâfirlik25 ederseniz; doğrusu azabım mutlak şiddetlidir."
Ahmed Samira: 7 And when your Lord announced/informed if (E) you thanked/became grateful, I will increase you (E), and if (E) you disbelieved that My torture (is) strong (E) (severe).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 teezzene bildirdiği/anons ettiği تَأَذَّنَ اذن
3 rabbukum Rabbiniz رَبُّكُمْ ربب
4 lein şayet لَئِنْ -
5 şekertum şükrederseniz شَكَرْتُمْ شكر
6 leezidennekum mutlak ziyade ederim sizlere لَأَزِيدَنَّكُمْ زيد
7 velein ve şayet وَلَئِنْ -
8 kefertum kâfirlik ederseniz كَفَرْتُمْ كفر
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 azabi azabım عَذَابِي عذب
11 leşedidun mutlak şiddetlidir لَشَدِيدٌ شدد

Notlar

Not 1: *Artırırım, çoğaltırım.

Ayet 8

1756|14|8|وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكْفُرُوٓا۟ أَنتُمْ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ
1756|14|8|وقال موسي ان تكفروا انتم ومن في الارض جميعا فان الله لغني حميد
8. Ve kâle mûsâ in tekfurû entum ve men fîl ardı cemî’an fe innallâhe le ganiyyun hamîd(hamîdun).
Ve dedi Mûsâ: "Eğer kâfirlik25 ederseniz sizler ve (de) yerdeki kimseler topluca; öyle ki doğrusu Allah mutlak bir Ganiyy'dir106; bir Hamîd’tir107.
Ahmed Samira: 8 And Moses said: "If you disbelieve you and who (is) in the earth/Planet Earth all together, so then God (is) rich (E) praiseworthy/commendable."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
3 in eğer إِنْ -
4 tekfuru kâfirli ederseniz تَكْفُرُوا كفر
5 entum sizler أَنْتُمْ -
6 ve men ve kimseler وَمَنْ -
7 fi فِي -
8 l-erdi yerdeki الْأَرْضِ ارض
9 cemian topluca جَمِيعًا جمع
10 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 leganiyyun mutlak bir Ganiyy لَغَنِيٌّ غني
13 hamidun bir Hamîd’tir حَمِيدٌ حمد

Ayet 9

1757|14|9|أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ لَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا ٱللَّهُ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَرَدُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فِىٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَقَالُوٓا۟ إِنَّا كَفَرْنَا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَنَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ
1757|14|9|الم ياتكم نبوا الذين من قبلكم قوم نوح وعاد وثمود والذين من بعدهم لا يعلمهم الا الله جاتهم رسلهم بالبينت فردوا ايديهم في افوههم وقالوا انا كفرنا بما ارسلتم به وانا لفي شك مما تدعوننا اليه مريب
9. E lem ye’tikum nebeullezîne min kablikum kavmi nûhın ve âdin ve semûd(semûde), vellezîne min ba’dihim, lâ ya’lemuhum illallâh(illallâhu), câethum rusuluhum bil beyyinâti fe reddû eydiyehum fî efvâhihim ve kâlû innâ kefernâ bi mâ ursiltum bihî ve innâ le fî şekkin mimmâ ted’ûnenâ ileyhi murîb(murîbin).
Hiç gelmez mi sizlere sizlerden önceki kimselerin haberi; Nûh kavminin/toplumunun; ve Âd'ın; ve Semûd'un; ve onlardan sonraki kimselerin? Bilmez onları Allah’ın dışında; geldi onlara kendi resûlleri418 beyanatlarla620; öyle ki reddettiler ellerini* onların** ağızlarında***; ve dediler: "Doğrusu bizler kâfirlik25 ettik kendisiyle**** gönderildiğinize; ve bizler mutlak bir kuşkudayız bizleri kendisine çağırdığınızdan; bir şüphedeyiz."
Ahmed Samira: 9 Did not information/news (of) those from before you come to you, nation (of) Noah and Aad and Thamud and those from after them? No (one) knows them except God, their messengers came to them with the evidences, so they returned their hands in their mouths (they bit their fingers from anger), and they said: "We have disbelieved with what you were sent with it, and we are in (E) doubtful/suspicious doubt/suspicion from what you call us to it."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 ye'tikum gelmez mi يَأْتِكُمْ اتي
3 nebeu haberi نَبَأُ نبا
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 min مِنْ -
6 kablikum sizlerden önce قَبْلِكُمْ قبل
7 kavmi kavmin/toplumu قَوْمِ قوم
8 nuhin Nûh نُوحٍ -
9 ve aadin ve Âd وَعَادٍ عود
10 ve semude ve Semud وَثَمُودَ -
11 vellezine ve kimselerin وَالَّذِينَ -
12 min مِنْ -
13 bea'dihim onlardan sonra بَعْدِهِمْ بعد
14 la لَا -
15 yea'lemuhum bilmez onları يَعْلَمُهُمْ علم
16 illa dışında إِلَّا -
17 llahu Allah’ın اللَّهُ -
18 ca'ethum geldi onlara جَاءَتْهُمْ جيا
19 rusuluhum kendi resûlleri رُسُلُهُمْ رسل
20 bil-beyyinati beyanatlarla بِالْبَيِّنَاتِ بين
21 feraddu öyle ki reddettiler فَرَدُّوا ردد
22 eydiyehum ellerini onların أَيْدِيَهُمْ يدي
23 fi فِي -
24 efvahihim ağızlarında أَفْوَاهِهِمْ فوه
25 ve kalu ve dediler ki وَقَالُوا قول
26 inna doğrusu biz إِنَّا -
27 keferna kâfirlik ettik كَفَرْنَا كفر
28 bima بِمَا -
29 ursiltum sizlerin gönderildiğine أُرْسِلْتُمْ رسل
30 bihi onunla بِهِ -
31 ve inna ve bizler وَإِنَّا -
32 lefi mutlak لَفِي -
33 şekkin bir kuşkudayız شَكٍّ شكك
34 mimma مِمَّا -
35 ted'unena sizlerin çağırdığınızdan bizleri تَدْعُونَنَا دعو
36 ileyhi kendisine إِلَيْهِ -
37 muribin bir şüphe مُرِيبٍ ريب

Notlar

Not 1: *Allah'ın yoluna doğru çeken resûllerin elleri.**Resûllerin.***Ağızlarıyla reddettiler.****Risâlet.

Ayet 10

1758|14|10|قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِى ٱللَّهِ شَكٌّ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى قَالُوٓا۟ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ
1758|14|10|قالت رسلهم افي الله شك فاطر السموت والارض يدعوكم ليغفر لكم من ذنوبكم ويوخركم الي اجل مسمي قالوا ان انتم الا بشر مثلنا تريدون ان تصدونا عما كان يعبد اباونا فاتونا بسلطن مبين
10. Kâlet rusuluhum e fîllâhi şekkun fâtırıs semâvâti vel ard(ardı), yed’ûkum li yagfire lekum min zunûbikum ve yuahhırekum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), kâlû in entum illâ beşerun mislunâ, turîdûne en tesuddûnâ ammâ kâne ya’budu âbâunâ fe’tûnâ bi sultânin mubîn(mubînin).
Dedi resûlleri418 onların: "Allah hakkında mıdır (sizlere) bir kuşku (ki) yarandır* gökleri162 ve yeri; davet eder/çağırır sizleri mağfiret319 etmeye üzerinize günahlarınızdan; ve öteler sizleri belirlenmiş bir ecele doğru?"; dediler: "Sizler değilsiniz bizim mislimiz870 dışında bir beşer432 (ki) arzularsınız ki çevrilerim kulluk eder46 olduğumuzdan babalarımızın/atalarımızın; öyle ki gelin bize apaçık bir sultânla660."
Ahmed Samira: 10 Their messenger said: "Is (there) doubt/suspicion in God, creator/bringer to being (of) the skies/space and the earth/Planet Earth, He calls you to forgive for you from your crimes, and He delays you to (a) named/identified term/time?" They said: "That you are except humans similar/equal to us, you want/intend that you prevent/obstruct us from what our fathers were worshipping, so come to us/bring to us with a clear/evident proof/evidence ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalet dedi قَالَتْ قول
2 rusuluhum resûlleri onların رُسُلُهُمْ رسل
3 efi hakkında (edilir) mi? أَفِي -
4 llahi Allah اللَّهِ -
5 şekkun bir kuşku شَكٌّ شكك
6 fatiri yaran فَاطِرِ فطر
7 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
8 vel'erdi ve yeri وَالْأَرْضِ ارض
9 yed'ukum davet eder sizleri يَدْعُوكُمْ دعو
10 liyegfira mağfiret etmeye لِيَغْفِرَ غفر
11 lekum üzerinize لَكُمْ -
12 min مِنْ -
13 zunubikum günahlarınızdan ذُنُوبِكُمْ ذنب
14 ve yu'ehhirakum ve öteler sizlere وَيُؤَخِّرَكُمْ اخر
15 ila doğru إِلَىٰ -
16 ecelin bir ecele أَجَلٍ اجل
17 musemmen bir belirlenmiş مُسَمًّى سمو
18 kalu dediler قَالُوا قول
19 in değilsiniz إِنْ -
20 entum sizler أَنْتُمْ -
21 illa dışında إِلَّا -
22 beşerun bir beşer بَشَرٌ بشر
23 misluna bizim mislimiz مِثْلُنَا مثل
24 turidune arzularsınız تُرِيدُونَ رود
25 en ki أَنْ -
26 tesudduna çevrilerim تَصُدُّونَا صدد
27 amma عَمَّا -
28 kane olduğumuzdan كَانَ كون
29 yea'budu kulluk eder يَعْبُدُ عبد
30 aba'una babalarımızın/atalarımızın ابَاؤُنَا ابو
31 fe'tuna öyle ki gelin bize فَأْتُونَا اتي
32 bisultanin bir sultanla بِسُلْطَانٍ سلط
33 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın yaratması yarma, bölme üzerine kuruludur. Tekillikteki enerji şerefli Mikâil meleği tarafından Rabbinin emriyle ve izniyle evrenleri oluşturacak şekilde yarılmıştır, bölünmüştür.

Ayet 11

1759|14|11|قَالَتْ لَهُمْ رُسُلُهُمْ إِن نَّحْنُ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَمُنُّ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَمَا كَانَ لَنَآ أَن نَّأْتِيَكُم بِسُلْطَٰنٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
1759|14|11|قالت لهم رسلهم ان نحن الا بشر مثلكم ولكن الله يمن علي من يشا من عباده وما كان لنا ان ناتيكم بسلطن الا باذن الله وعلي الله فليتوكل المومنون
11. Kâlet lehum rusuluhum in nahnu illâ beşerun mislukum ve lâkinnallâhe yemunnu alâ men yeşâu min ibâdih(ibâdihî), ve mâ kâne lenâ en ne’tiyekum bi sultânin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).
Dedi onlara resûlleri418: "Değiliz bizler bir beşer432 dışında sizin misaliniz870; velakin/fakat Allah minnet982 eder kullarından dilediği kimseye karşı; ve olmuş değildir bizlere983 ki geliriz sizlere bir sultânla660 (ki) Allah'ın izniyle (olması) dışındadır; ve Allah'a karşı öyle ki tevekkül79 etsinler müminler27."
Ahmed Samira: 11 Their messengers said to them: "That we are except humans similar/equal to you, and but God blesses on whom He wills/wants from His worshippers/slaves, and (it) was not for us that we come to you with a proof/evidence , except with God’s permission , and on God so should the believers rely/depend ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalet dedi قَالَتْ قول
2 lehum onlara لَهُمْ -
3 rusuluhum resûlleri رُسُلُهُمْ رسل
4 in değiliz إِنْ -
5 nehnu bizler نَحْنُ -
6 illa dışında إِلَّا -
7 beşerun bir beşer بَشَرٌ بشر
8 mislukum sizin misliniz مِثْلُكُمْ مثل
9 velakinne velakin/fakat وَلَٰكِنَّ -
10 llahe Allah اللَّهَ -
11 yemunnu minnet eder يَمُنُّ منن
12 ala karşı عَلَىٰ -
13 men kimseye مَنْ -
14 yeşa'u dilediği يَشَاءُ شيا
15 min مِنْ -
16 ibadihi kullarından عِبَادِهِ عبد
17 ve ma ve değildir وَمَا -
18 kane olmuş كَانَ كون
19 lena bizlere لَنَا -
20 en ki أَنْ -
21 ne'tiyekum geliriz sizlere نَأْتِيَكُمْ اتي
22 bisultanin bir sultânla بِسُلْطَانٍ سلط
23 illa dışında إِلَّا -
24 biizni izni بِإِذْنِ اذن
25 llahi Allah'ın اللَّهِ -
26 ve ala ve karşı وَعَلَى -
27 llahi Allah'a اللَّهِ -
28 felyetevekkeli öyle ki tevekkül etsinler فَلْيَتَوَكَّلِ وكل
29 l-mu'minune müminler الْمُؤْمِنُونَ امن

Ayet 12

1760|14|12|وَمَا لَنَآ أَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَىٰ مَآ ءَاذَيْتُمُونَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ
1760|14|12|وما لنا الا نتوكل علي الله وقد هدينا سبلنا ولنصبرن علي ما اذيتمونا وعلي الله فليتوكل المتوكلون
12. Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alâllâhi ve kad hedânâ subulenâ, ve le nasbirenne alâ mâ âzeytumûnâ, ve alâllâhi fel yetevekkelil mutevekkilûn (mutevekkilûne).
"Ve nedir bizlere* (olan) ki tevekkül79 etmeyiz Allah'a karşı; ve muhakkak doğru yola kılavuzladı** yollarımızı; ve mutlak sabrederiz51 eziyet ettiğinize karşı bizlere; ve Allah'a karşı öyle ki tevekkül79 etsinler tevekkül79 edenler."
Ahmed Samira: 12 And why not for us that we not, rely/depend on God, and He had guided us (to) our ways/paths , and we will be patient (E) on what you harmed us mildly (with it), and on God so should rely/depend the reliant/dependent .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve nedir وَمَا -
2 lena bizlere لَنَا -
3 ella ki أَلَّا -
4 netevekkele tevekkül etmeyiz نَتَوَكَّلَ وكل
5 ala karşı عَلَى -
6 llahi Allah'a اللَّهِ -
7 vekad ve muhakkak وَقَدْ -
8 hedana doğru yola kılavuzladı هَدَانَا هدي
9 subulena yollarımızı سُبُلَنَا سبل
10 velenesbiranne ve mutlak sabrederiz وَلَنَصْبِرَنَّ صبر
11 ala karşı عَلَىٰ -
12 ma مَا -
13 azeytumuna eziyet ettiğinize bizlere اذَيْتُمُونَا اذي
14 ve ala ve karşı وَعَلَى -
15 llahi Allah'a اللَّهِ -
16 felyetevekkeli öyle ki tevekkül etsinler فَلْيَتَوَكَّلِ وكل
17 l-mutevekkilune tevekkül edenler الْمُتَوَكِّلُونَ وكل

Notlar

Not 1: *Resûller.**Allah.

Ayet 13

1761|14|13|وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ
1761|14|13|وقال الذين كفروا لرسلهم لنخرجنكم من ارضنا او لتعودن في ملتنا فاوحي اليهم ربهم لنهلكن الظلمين
13. Ve kâlellezîne keferû li rusulihim le nuhricennekum min ardınâ ev le teûdunne fî milletinâ, fe evhâ ileyhim rabbuhum le nuhlikennez zâlimîn(zâlimîne).
Ve dedi kâfirlik25 etmiş kimseler resûllerine418: "Mutlak çıkarırız675 sizleri yerimizden* ya da mutlak dönersiniz milletimize301"; öyle ki vahyetti603 onlara* Rableri4; "Mutlak helak ederiz zalimleri257.".
Ahmed Samira: 13 And those who disbelieved said to their messengers: "We will bring/drive you (E) out from our land/Earth, or you return (E) in (to) our religion/faith." So their Lord inspired/transmitted to them: "We will make die/destroy (E) the unjust/oppressors."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
4 lirusulihim resûllerine لِرُسُلِهِمْ رسل
5 lenuhricennekum mutlak çıkarırız sizleri لَنُخْرِجَنَّكُمْ خرج
6 min مِنْ -
7 erdina yerinizden أَرْضِنَا ارض
8 ev ya da أَوْ -
9 leteudunne mutlak dönersiniz لَتَعُودُنَّ عود
10 fi فِي -
11 milletina milletimize مِلَّتِنَا ملل
12 feevha öyle ki vahyetti فَأَوْحَىٰ وحي
13 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
14 rabbuhum Rableri رَبُّهُمْ ربب
15 lenuhlikenne mutlak helak ederiz لَنُهْلِكَنَّ هلك
16 z-zalimine zalimleri الظَّالِمِينَ ظلم

Notlar

Not 1: *Resûllere.**Zalimlerin bulunduğu yer, topraklar.

Ayet 14

1762|14|14|وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَامِى وَخَافَ وَعِيدِ
1762|14|14|ولنسكننكم الارض من بعدهم ذلك لمن خاف مقامي وخاف وعيد
14. Ve le nuskinennekumul arda min ba’dihim, zâlike li men hâfe makâmî ve hâfe vaîd(vaîdi).
"Mutlak mesken edindiririz sizleri yere* sonrasında onların**"; işte bu; kimseyedir (ki) korkar makamımdan***; ve korkar vaadimden.
Ahmed Samira: 14 And We will make you reside/inhabit (E) the land/Earth from after them, that (is) to who feared My place/position, and feared My threat.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velenuskinennekumu mutlak mesken edindiririz sizleri وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ سكن
2 l-erde yere الْأَرْضَ ارض
3 min مِنْ -
4 bea'dihim sonrasında onların بَعْدِهِمْ بعد
5 zalike işte bu ذَٰلِكَ -
6 limen kimseyedir لِمَنْ -
7 hafe korkan خَافَ خوف
8 mekami makamımdan مَقَامِي قوم
9 ve hafe ve korkan içindir وَخَافَ خوف
10 veiydi vaadimden وَعِيدِ وعد

Notlar

Not 1: *Zalimlerin bulunduğu yere, topraklara.**Zalimlerin.***Korkulacak tek makam vardır; o da Yüce Allah'ın makamıdır. Beşerlerin işgal ettiği geçici makamlardan asla korkulmaz.

Ayet 15

1763|14|15|وَٱسْتَفْتَحُوا۟ وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ
1763|14|15|واستفتحوا وخاب كل جبار عنيد
15. Vesteftehû ve hâbe kullu cebbârin anîd(anîdin).
Ve fetih527 istediler*; ve hayal kırıklığına uğradı her bir zorba984 inatçı984.
Ahmed Samira: 15 And they seeked victory/judgment , and every stubborn/obstinate tyrant/rebel failed/despaired .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vesteftehu ve fetih istediler وَاسْتَفْتَحُوا فتح
2 ve habe ve hayal kırıklığına uğradı وَخَابَ خيب
3 kullu her bir كُلُّ كلل
4 cebbarin bir zorba جَبَّارٍ جبر
5 anidin inatçı عَنِيدٍ عند

Notlar

Not 1: *Resûller.

Ayet 16

1764|14|16|مِّن وَرَآئِهِۦ جَهَنَّمُ وَيُسْقَىٰ مِن مَّآءٍ صَدِيدٍ
1764|14|16|من ورايه جهنم ويسقي من ما صديد
16. Min verâihî cehennemu ve yuskâ min mâin sadîd(sadîdin).
Arkasından onun* cehennemdir968; ve içer sadîd985 bir sudan.
Ahmed Samira: 16 From behind him (is) Hell , and he be given drink from pussy water .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 min مِنْ -
2 veraihi arkasından onun وَرَائِهِ وري
3 cehennemu cehennemdir جَهَنَّمُ -
4 ve yuska ve içer وَيُسْقَىٰ سقي
5 min مِنْ -
6 main bir sudan مَاءٍ موه
7 sadidin sadîd صَدِيدٍ صدد

Notlar

Not 1: *Hayal kırıklığının.

Ayet 17

1765|14|17|يَتَجَرَّعُهُۥ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُۥ وَيَأْتِيهِ ٱلْمَوْتُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍ وَمِن وَرَآئِهِۦ عَذَابٌ غَلِيظٌ
1765|14|17|يتجرعه ولا يكاد يسيغه وياتيه الموت من كل مكان وما هو بميت ومن ورايه عذاب غليظ
17. Yetecerreuhu ve lâ yekâdu yusîguhu ve ye’tîhil mevtu min kulli mekânin ve mâ huve bi meyyit(meyyitin), ve min verâihî azâbun galîz(galîzun).
Yutar onu*; ve neredeyse boğazından geçiremez onu*; ve gelir ona** ölüm her bir mekandan; ve değildir o*** bir ölmeye; ve arkasındandır onun**** bir azap kaba/kalın.
Ahmed Samira: 17 He swallows it little by little and (he) is not about to accept its taste/swallow it easily, and the death/lifelessness comes to him from every place/position, and he is not with dying, and from behind him (is) strong/rough torture.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yetecerrauhu yutar onu يَتَجَرَّعُهُ جرع
2 vela ve وَلَا -
3 yekadu neredeyse يَكَادُ كود
4 yusiguhu boğazından geçiremez onu يُسِيغُهُ سوغ
5 ve ye'tihi ve gelir ona وَيَأْتِيهِ اتي
6 l-mevtu ölüm الْمَوْتُ موت
7 min مِنْ -
8 kulli herbir كُلِّ كلل
9 mekanin mekandan مَكَانٍ كون
10 vema ve değildir وَمَا -
11 huve o هُوَ -
12 bimeyyitin bir ölmeye بِمَيِّتٍ موت
13 ve min وَمِنْ -
14 veraihi ve arkasından onun وَرَائِهِ وري
15 azabun bir azap عَذَابٌ عذب
16 galizun kaba غَلِيظٌ غلظ

Notlar

Not 1: *Sadîdli suyu.**Cehennemdeki kimseye.***Cehennemdeki kimse.****Her bir mekandan gelen ölümlerin. Normalde direkt olarak ölüme neden olacak şartlar cehennemlikleri öldüremez ancak sonrasında çok kaba/kalın bir azaba neden olur. Ölemezler ancak ağır şekilde etkilenirler.

Ayet 18

1766|14|18|مَّثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ أَعْمَٰلُهُمْ كَرَمَادٍ ٱشْتَدَّتْ بِهِ ٱلرِّيحُ فِى يَوْمٍ عَاصِفٍ لَّا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا۟ عَلَىٰ شَىْءٍ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَٰلُ ٱلْبَعِيدُ
1766|14|18|مثل الذين كفروا بربهم اعملهم كرماد اشتدت به الريح في يوم عاصف لا يقدرون مما كسبوا علي شي ذلك هو الضلل البعيد
18. Meselullezîne keferû bi rabbihim a’mâluhum ke remâdinişteddet bihir rîhu fî yevmin âsıf(âsıfin), lâ yakdirûne mimmâ kesebû alâ şey’(şey’in), zâlike huved dalâlul baîd(baîdu).
Misalidir870 kimselerin (ki) kâfirlik25 ettiler Rablerine4; yaptıkları onların* bir kül gibidir (ki) savurdu onu** rüzgar fırtınalı bir günde; muktedir964 olamazlar kazandıklarından*** bir şeye karşı; işte bu (ki) o uzak bir dalalettir128.
Ahmed Samira: 18 (The) example/proverb (of) those who disbelieved with their Lord, their deeds (are) like ashes, the wind strengthened in a stormy/violent day, they do (can) not be capable/able on a thing from what they gained/acquired , that (is) the misguidance , the distant/far.

Notlar

Not 1: *Kâfirlerin.**Külü.***Kazandıkları sıfırla çarpılır.

Ayet 19

1767|14|19|أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ
1767|14|19|الم تر ان الله خلق السموت والارض بالحق ان يشا يذهبكم ويات بخلق جديد
19. E lem tere ennallâhe halakas semâvâti vel arda bil hakk(hakkı), in yeşa’ yuzhibkum ve ye’ti bi halkın cedîd(cedîdin).
Hiç görmez misin ki Allah yarattı gökleri162 ve yeri hakla/gerçekle; eğer dilerse giderir sizleri; ve gelir yeni bir halkla.
Ahmed Samira: 19 Do you not see/understand that God created the skies/space and the earth/Planet Earth with the truth , if He wills/wants He eliminates you and comes with a new creation?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 enne ki أَنَّ -
4 llahe Allah اللَّهَ -
5 haleka yarattı خَلَقَ خلق
6 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
7 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
8 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
9 in eğer إِنْ -
10 yeşe' dilerse يَشَأْ شيا
11 yuzhibkum giderir sizleri يُذْهِبْكُمْ ذهب
12 ve ye'ti ve gelir وَيَأْتِ اتي
13 bihalkin bir halkla بِخَلْقٍ خلق
14 cedidin bir yeni جَدِيدٍ جدد

Ayet 20

1768|14|20|وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ
1768|14|20|وما ذلك علي الله بعزيز
20. Ve mâ zâlike alallâhi bi azîz(azîzin).
Ve değildir bu* Allah'a karşı bir güçlük**.
Ahmed Samira: 20 And that is not with a powerful/undefeatable on God.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 zalike bu ذَٰلِكَ -
3 ala karşı عَلَى -
4 llahi Allah'a اللَّهِ -
5 biazizin bir güçlük بِعَزِيزٍ عزز

Notlar

Not 1: *Yaratma.**Yüce Allah bu yaratmasında gücünden bir eksilme olmaz. Anlarız ki gücü sonsuzdur; asla eksilmez.

Ayet 21

1769|14|21|وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ قَالُوا۟ لَوْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَهَدَيْنَٰكُمْ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَجَزِعْنَآ أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍ
1769|14|21|وبرزوا لله جميعا فقال الضعفوا للذين استكبروا انا كنا لكم تبعا فهل انتم مغنون عنا من عذاب الله من شي قالوا لو هدينا الله لهدينكم سوا علينا اجزعنا ام صبرنا ما لنا من محيص
21. Ve berezû lillahi cemîan fe kâled duafâu lillezînestekberû innâ kunnâ lekum tebean fe hel entum mugnûne annâ min azâbillâhi min şey’(şey’in), kâlû lev hedânallâhu le hedeynâkum, sevâun aleynâ ecezi’nâ em sabernâ mâ lenâ min mahîs(mahîsın).
Ve barizleşirler* Allah’a topluca; öyle ki dedi zaaflılar** kibirlenmiş*** kimselere: "Doğrusu bizler olduk sizlere bir tabi****; öyle ki sizler yeterli gelenler misiniz bizden (uzaklaştırmaya) Allah'ın azabından bir şey?; dediler: "Şayet doğru yola kılavuzlasaydı bizleri Allah mutlak doğru yola kılavuzlardık sizleri; aynı seviyedir bizlere tasalandık/sızlandık ya da sabrettik; yoktur bizlere hiç bir kaçacak yer."
Ahmed Samira: 21 And they emerged/appeared to God all together , so the weak said to those who were arrogant: "That we, we were for you following, so are you sufficing/availing (helping) from us from (against) God’s torture from a thing?" They said: "If God guided us, we would have guided you, (it is) equal on (to) us if we became grievous worried and impatient or we were patient, (there is) none from an escape/diversion for us."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve berazu ve bariz oldu وَبَرَزُوا برز
2 lillahi Allah’a لِلَّهِ -
3 cemian bir topluca جَمِيعًا جمع
4 fekale öyle ki dedi فَقَالَ قول
5 d-duafa'u zaaflılar الضُّعَفَاءُ ضعف
6 lillezine kimselere لِلَّذِينَ -
7 stekberu kibirlenmiş اسْتَكْبَرُوا كبر
8 inna doğrusu bizler إِنَّا -
9 kunna olduk كُنَّا كون
10 lekum sizlere لَكُمْ -
11 tebean bir tabi تَبَعًا تبع
12 fehel öyle ki فَهَلْ -
13 entum sizler أَنْتُمْ -
14 mugnune zenginleştirenler misiniz مُغْنُونَ غني
15 anna bizden عَنَّا -
16 min مِنْ -
17 azabi azabından عَذَابِ عذب
18 llahi Allah'ın اللَّهِ -
19 min bir مِنْ -
20 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
21 kalu dediler قَالُوا قول
22 lev şayet لَوْ -
23 hedana doğru yola kılavuzlasaydı bizleri هَدَانَا هدي
24 llahu Allah اللَّهُ -
25 lehedeynakum mutlak doğru yola kılavuzlardık sizleri لَهَدَيْنَاكُمْ هدي
26 seva'un bir aynı seviyedir سَوَاءٌ سوي
27 aleyna bizlere عَلَيْنَا -
28 ecezia'na tasalandık/sızlandık أَجَزِعْنَا جزع
29 em ya da أَمْ -
30 saberna sabrettik صَبَرْنَا صبر
31 ma yoktur مَا -
32 lena bizlere لَنَا -
33 min hiç bir مِنْ -
34 mehisin kaçacak bir yer مَحِيصٍ حيص

Notlar

Not 1: *Ortaya çıkarlar.**Zayıflar, noksanlılar.***Büyüklük taslamış.****Tabi olan, takip eden, uyan.

Ayet 22

1770|14|22|وَقَالَ ٱلشَّيْطَٰنُ لَمَّا قُضِىَ ٱلْأَمْرُ إِنَّ ٱللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ ٱلْحَقِّ وَوَعَدتُّكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِىَ عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّآ أَن دَعَوْتُكُمْ فَٱسْتَجَبْتُمْ لِى فَلَا تَلُومُونِى وَلُومُوٓا۟ أَنفُسَكُم مَّآ أَنَا۠ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَآ أَنتُم بِمُصْرِخِىَّ إِنِّى كَفَرْتُ بِمَآ أَشْرَكْتُمُونِ مِن قَبْلُ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
1770|14|22|وقال الشيطن لما قضي الامر ان الله وعدكم وعد الحق ووعدتكم فاخلفتكم وما كان لي عليكم من سلطن الا ان دعوتكم فاستجبتم لي فلا تلوموني ولوموا انفسكم ما انا بمصرخكم وما انتم بمصرخي اني كفرت بما اشركتمون من قبل ان الظلمين لهم عذاب اليم
22. Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Ve dedi şeytân29 ne zaman ki bitirildi/tamamlandı emir: "Doğrusu Allah vaat etti sizlere hak/gerçek vaadi; ve (ben de) vaat ettim sizlere; öyle ki ihtilafa düştüm* sizlere; ve olmuş değildir bana üzerinize hiç bir sultân660; dışındadır ki davet ederim sizleri; öyle ki cevap verirsiniz bana; öyle ki beni kınamayın/paylamayın; ve kınayın/paylayın kendi nefislerinizi201; değilim ben yardım çağıran sizlere; ve değilsiniz sizler yardım çağıranlar bana; doğrusu ben kâfirlik25 etmiştim şirk71 koşmanıza beni** önceden; doğrusu zalimler257 (ki) onlaradır bir elim*** azap.
Ahmed Samira: 22 And the devil said when the matter/affair/order/command was passed/judged : "That God promised you, the truth’s promise, and I promised you, so I broke the promise to you, and (there) was not from a power/control to me on you except that I called you, so you answered/replied to me, so do not blame/reprimand me and blame/reprimand yourselves, I am not with aiding you (a savior), and you are not with aiding me, that I disbelieved with what you made me a partner (with God) from before. That the unjust/oppressive, for them (is) a painful torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 ş-şeytanu şeytân الشَّيْطَانُ شطن
3 lemma ne zaman ki لَمَّا -
4 kudiye bitirildi/tamamlandı قُضِيَ قضي
5 l-emru emir الْأَمْرُ امر
6 inne doğrusu إِنَّ -
7 llahe Allah اللَّهَ -
8 veadekum vaat etti sizlere وَعَدَكُمْ وعد
9 vea'de vaadi وَعْدَ وعد
10 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
11 ve veadtukum ve vaat ettim sizlere وَوَعَدْتُكُمْ وعد
12 feehleftukum öyle ki ihtilafa düştüm sizlere فَأَخْلَفْتُكُمْ خلف
13 vema ve değildir وَمَا -
14 kane olmuş كَانَ كون
15 liye bana لِيَ -
16 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
17 min hiç مِنْ -
18 sultanin bir sultan سُلْطَانٍ سلط
19 illa dışındadır إِلَّا -
20 en ki أَنْ -
21 deavtukum davet ederim sizleri دَعَوْتُكُمْ دعو
22 festecebtum öyle ki cevap verirsiniz فَاسْتَجَبْتُمْ جوب
23 li bana لِي -
24 fela öyle ki فَلَا -
25 telumuni beni kınamayın/paylamayın تَلُومُونِي لوم
26 velumu ve kınayın/paylatın وَلُومُوا لوم
27 enfusekum kendi nefislerinizi أَنْفُسَكُمْ نفس
28 ma değilim مَا -
29 ena ben أَنَا -
30 bimusrihikum yardım çağıran sizlere بِمُصْرِخِكُمْ صرخ
31 ve ma ve değilsiniz وَمَا -
32 entum sizler أَنْتُمْ -
33 bimusrihiyye yardım çağıranlar bana بِمُصْرِخِيَّ صرخ
34 inni doğrusu ben إِنِّي -
35 kefertu kâfirlik etmiştim كَفَرْتُ كفر
36 bima بِمَا -
37 eşraktumuni şirk koşmanıza beni أَشْرَكْتُمُونِ شرك
38 min مِنْ -
39 kablu önceden قَبْلُ قبل
40 inne doğrusu إِنَّ -
41 z-zalimine zalimler الظَّالِمِينَ ظلم
42 lehum onlaradır لَهُمْ -
43 azabun bir azab عَذَابٌ عذب
44 elimun elim أَلِيمٌ الم

Notlar

Not 1: *Vaadi değiştirmek, bozmak, caymak.**Şeytân bile Yüce Allah'a kendisinin ortak koşulmasına karşı çıkmış zamanında. ***Acıklı.

Ayet 23

1771|14|23|وَأُدْخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ
1771|14|23|وادخل الذين امنوا وعملوا الصلحت جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها باذن ربهم تحيتهم فيها سلم
23. Ve udhilellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ bi izni rabbihim, tehıyyetuhum fîhâ selâm(selâmun).
Ve girdirilir iman47 etmiş ve sâlihât18 yapmış kimseler cennetlere970; akar altından onun* nehirler; ölümsüzlerdir185 orada** Rablerinin4 izniyle; hayatlamaları*** onların orada** bir selâm’dır98.
Ahmed Samira: 23 And those who believed and made/did the correct/righteous deeds were made to enter treed gardens/paradises, the rivers/waterways flow from beneath it immortally/eternally in it, with their Lord’s permission , their greeting in it (is): "A security/peace ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve udhile ve girdirilir وَأُدْخِلَ دخل
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 amenu iman ettiler امَنُوا امن
4 ve amilu ve yaptılar وَعَمِلُوا عمل
5 s-salihati saliha الصَّالِحَاتِ صلح
6 cennatin cennetlere جَنَّاتٍ جنن
7 tecri akar تَجْرِي جري
8 min مِنْ -
9 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
10 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
11 halidine ölümsüzler خَالِدِينَ خلد
12 fiha orada فِيهَا -
13 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
14 rabbihim Rablerinin رَبِّهِمْ ربب
15 tehiyyetuhum hayatlamaları onların تَحِيَّتُهُمْ حيي
16 fiha orada فِيهَا -
17 selamun bir selam’dır سَلَامٌ سلم

Notlar

Not 1: *Cennetin.**Cennette.***Hayat, ömür, canlılık dilemeleri.

Ayet 24

1772|14|24|أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِى ٱلسَّمَآءِ
1772|14|24|الم تر كيف ضرب الله مثلا كلمه طيبه كشجره طيبه اصلها ثابت وفرعها في السما
24. E lem tere keyfe daraballâhu meselen kelimeten tayyibeten ke şeceretin tayyibetin asluhâ sâbitun ve fer’uhâ fis semâ(semâi).
Hiç görmez misin (ki) nasıl darp etti/ortaya koydu Allah bir misali870; güzel bir kelime* güzel bir ağaç986 gibidir; kökü onun** sabittir***; ve onun**** dalları göktedir180.
Ahmed Samira: 24 Do you not see/understand how God gave an example/proverb, (of) a good/pure word/expression ,as a good/pure tree, its root (is) affirmed/established (fixed) and its branch/top (is) in the sky?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
4 derabe darp etti/ortaya koydu ضَرَبَ ضرب
5 llahu Allah اللَّهُ -
6 meselen bir misali مَثَلًا مثل
7 kelimeten bir kelime كَلِمَةً كلم
8 tayyibeten bir güzel طَيِّبَةً طيب
9 keşeceratin bir ağaç gibidir كَشَجَرَةٍ شجر
10 tayyibetin güzel طَيِّبَةٍ طيب
11 esluha kökü onun أَصْلُهَا اصل
12 sabitun bir sabit ثَابِتٌ ثبت
13 ve fer'uha ve dalları onun وَفَرْعُهَا فرع
14 fi فِي -
15 s-semai göktedir السَّمَاءِ سمو

Notlar

Not 1: *Kelam, söz, söylem.**Ağacın.***Kimse oynatamaz.****Ağacın.

Ayet 25

1773|14|25|تُؤْتِىٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍۭ بِإِذْنِ رَبِّهَا وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
1773|14|25|توتي اكلها كل حين باذن ربها ويضرب الله الامثال للناس لعلهم يتذكرون
25. Tu’tî ukulehâ kulle hînin bi izni rabbihâ, ve yadrıbullâhul emsâle lin nâsi leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
Verir* meyvesini her bir an** Rabbinin izniyle; ve darp eder/ortaya koyar Allah emsali*** insanlara; belki onlar zikrederler78.
Ahmed Samira: 25 It gives/brings its food/fruits every period of time with its Lord’s permission , and God gives the example/proverbs to the people, perhaps they mention/remember.172

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tu'ti verir تُؤْتِي اتي
2 ukuleha meyvesini أُكُلَهَا اكل
3 kulle her bir كُلَّ كلل
4 hinin an حِينٍ حين
5 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
6 rabbiha Rabbinin رَبِّهَا ربب
7 ve yedribu ve darp eder/ortaya koyar وَيَضْرِبُ ضرب
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 l-emsale emsali الْأَمْثَالَ مثل
10 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
11 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
12 yetezekkerune zikrederler يَتَذَكَّرُونَ ذكر

Notlar

Not 1: *Ağaç.**Zaman periyodu, an, vakit.***Misalleri.

Ayet 26

1774|14|26|وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجْتُثَّتْ مِن فَوْقِ ٱلْأَرْضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍ
1774|14|26|ومثل كلمه خبيثه كشجره خبيثه اجتثت من فوق الارض ما لها من قرار
26. Ve meselu kelimetin habîsetin ke şeceretin habîsetinictusset min fevkıl ardı mâ lehâ min karâr(karârin).
Ve misaldir870 (ki) kötü* bir kelime** kökü yerin üstünden sökülmüş*** bir ağaç gibidir; olmaz ona**** hiç bir karar*****.
Ahmed Samira: 26 And (the) example/proverb (of) a bad/spoiled word/expression (is) as a bad/spoiled tree, (it) was uprooted/cut down from above the ground , no bottom (root is) for it.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve meselu ve misaldir (ki) وَمَثَلُ مثل
2 kelimetin bir kelime كَلِمَةٍ كلم
3 habisetin bir kötü خَبِيثَةٍ خبث
4 keşeceratin bir ağaç gibidir كَشَجَرَةٍ شجر
5 habisetin kötü خَبِيثَةٍ خبث
6 ctusset kökten sökülmüş اجْتُثَّتْ جثث
7 min مِنْ -
8 fevki üstünden فَوْقِ فوق
9 l-erdi yerin الْأَرْضِ ارض
10 ma olmaz مَا -
11 leha ona لَهَا -
12 min hiç مِنْ -
13 kararin bir karar قَرَارٍ قرر

Notlar

Not 1: *Habis, kötülüğe neden olan.**Kelam, söz, söylem.***Kökü yerle bağlantısını kaybetmiş.****Ağaca.*****Kararlı bir yer, zaman. Ne olacağı belli olmaz. Bir sel alıp götürür, bir rüzgar fırlatır bir yerlere.

Ayet 27

1775|14|27|يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ
1775|14|27|يثبت الله الذين امنوا بالقول الثابت في الحيوه الدنيا وفي الاخره ويضل الله الظلمين ويفعل الله ما يشا
27. Yusebbitullâhullezîne âmenû bil kavlis sâbiti fil hayâtid dunyâ ve fil âhıreh(âhıreti), ve yudıllullâhuz zâlimîne ve yef’alullâhu mâ yeşâ’(yeşâu).
Sabitler* Allah iman47 etmiş kimseleri sabit** sözle dünya hayatında ve ahirette; ve dalalette128 bırakır Allah zalimleri257; ve faaliyete geçirir Allah dilediğini.
Ahmed Samira: 27 God affirms/strengthens those who believed with the word/opinion and belief the affirmed/strengthened in the life the present/worldly life and the end (other life), and God misguides the unjust/oppressive, and God makes/does what He wills/wants.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yusebbitu sabitler يُثَبِّتُ ثبت
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 ellezine kimseleri (ki) الَّذِينَ -
4 amenu iman ettiler امَنُوا امن
5 bil-kavli söz ile بِالْقَوْلِ قول
6 s-sabiti sabit الثَّابِتِ ثبت
7 fi فِي -
8 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
9 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
10 ve fi ve وَفِي -
11 l-ahirati ahirette الْاخِرَةِ اخر
12 ve yudillu ve dalalette bırakır وَيُضِلُّ ضلل
13 llahu Allah اللَّهُ -
14 z-zalimine zalimleri الظَّالِمِينَ ظلم
15 ve yef'alu ve faaliyete geçirir وَيَفْعَلُ فعل
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 ma مَا -
18 yeşa'u dilediğini يَشَاءُ شيا

Notlar

Not 1: *Güzel bir ağaç gibi yapar. Kararlı, kökleri sabit, göğe uzanan meyve veren dallarıyla. **Güzel bir ağaca benzeyen sözle, kelimeyle. Asla değişmeyen, kararlı bir sözle.

Ayet 28

1776|14|28|أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ
1776|14|28|الم تر الي الذين بدلوا نعمت الله كفرا واحلوا قومهم دار البوار
28. E lem tere ilellezîne beddelû ni’metallâhi kufren ve ehallû kavmehum dârel bevâr(bevâri).
Hiç görmez misin kimseleri (ki) değiştiler Allah'ın nimetini* bir küfre422; ve konaklattılar kendi kavimlerini/toplumlarını yıkım** diyarına***.
Ahmed Samira: 28 Do you not see/understand to those who exchanged/substituted God’s blessing/goodness (by) disbelief, and they placed their nation (in) the destruction’s/failure’s home/place ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 elem hiç أَلَمْ -
2 tera görmez misin تَرَ راي
3 ila إِلَى -
4 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
5 beddelu değiştiler بَدَّلُوا بدل
6 nia'mete nimetini نِعْمَتَ نعم
7 llahi Allah'ın اللَّهِ -
8 kufran bir küfre كُفْرًا كفر
9 ve ehallu ve konaklattılar وَأَحَلُّوا حلل
10 kavmehum kavimlerini/toplumlarını قَوْمَهُمْ قوم
11 dara diyarına دَارَ دور
12 l-bevari yıkım الْبَوَارِ بور

Notlar

Not 1: *Her türlü nimet. En önemli nimet sadece Kur'an'dır. **Bu kavmin/toplumun yaşadığı yurda çok büyük bir yıkım gelecektir.***Yurduna.

Ayet 29

1777|14|29|جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا وَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ
1777|14|29|جهنم يصلونها وبيس القرار
29. Cehennem(cehenneme), yaslevnehâ, ve bi’sel karâr(karâru).
Cehennemdir968 (ki) yanmaya/kavrulmaya sunulurlar ona*; ve ne kötü karardır**.
Ahmed Samira: 29 Hell , they roast/suffer/burn (from) it, and how bad (is) the settlement/establishment ?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 cehenneme cehennemdir جَهَنَّمَ -
2 yeslevneha yanmaya/kavrulmaya sunulurlar ona يَصْلَوْنَهَا صلي
3 ve bi'se ve ne kötü وَبِئْسَ باس
4 l-kararu karar الْقَرَارُ قرر

Notlar

Not 1: *Cehenneme.**Kararlı duruş yer, sabit yer.

Ayet 30

1778|14|30|وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ
1778|14|30|وجعلوا لله اندادا ليضلوا عن سبيله قل تمتعوا فان مصيركم الي النار
30. Ve cealû lillâhi endâden li yudıllû an sebîlih(sebîlihî), kul temetteû fe inne masîrekum ilen nâr(nâri).
Ve yaptılar Allah'a eşler/denkler*; dalalete128 sürüklemek için O'nun** yolundan336; de ki: "Metalanın54; öyle ki doğrusu varış yeriniz ateşe834 doğrudur."
Ahmed Samira: 30 And they made/put to God equals (idols) to misguide from His way/path , say: "Live long/enjoy so that your end/destination (is) to the fire ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cealu ve yaptılar وَجَعَلُوا جعل
2 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
3 endaden eşler أَنْدَادًا ندد
4 liyudillu dalalete sürüklemek için لِيُضِلُّوا ضلل
5 an عَنْ -
6 sebilihi O'nun yolundan سَبِيلِهِ سبل
7 kul de ki قُلْ قول
8 temetteu metalanın تَمَتَّعُوا متع
9 feinne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
10 mesirakum varış yeriniz مَصِيرَكُمْ صير
11 ila إِلَى -
12 n-nari ateşe doğrudur النَّارِ نور

Notlar

Not 1: *Yüce Allah'ın Kur'an'ında olan hükümlerine haşa eşit/denk sayılan, hatta ayetlerden haşa daha üstün olabilen sözde imamların uyduruk sözlerini din kabul ettiler. **Allah'ın.

Ayet 31

1779|14|31|قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ
1779|14|31|قل لعبادي الذين امنوا يقيموا الصلوه وينفقوا مما رزقنهم سرا وعلانيه من قبل ان ياتي يوم لا بيع فيه ولا خلل
31. Kul li ibâdiyellezîne âmenû yukîmus salâte ve yunfikû mimmâ razaknâhum sirren ve alâniyeten min kabli en ye’tiye yevmun lâ bey’un fîhi ve lâ hilâl(hilâlun).
De ki kullarıma; iman47 etmiş kimselere; ikame572 etsinler salâtı5; ve infak etsinler6 rızıklandırdığımızdan onları; sırlı şekilde/gizlice ve alenen/bildirerek; önceden ki gelir bir gün; yoktur bir alışveriş onda; ve yoktur bir dostluk.
Ahmed Samira: 31 Say to My worshippers/slaves those who believed: "They (should) keep up the prayers and spend from what We provided for them secretly and publicly from before that a day comes, (where there is) no selling/trading in it and nor differences in opinions/friendships .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 liibadiye kullarıma لِعِبَادِيَ عبد
3 ellezine kimselere الَّذِينَ -
4 amenu iman etmiş امَنُوا امن
5 yukimu diksinler/ayağa kaldırsınlar يُقِيمُوا قوم
6 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
7 ve yunfiku ve infak etsinler/harcasınlar وَيُنْفِقُوا نفق
8 mimma مِمَّا -
9 razeknahum rızıklandırdığımızdan onları رَزَقْنَاهُمْ رزق
10 sirran sırlı şekilde/gizlice سِرًّا سرر
11 ve alaniyeten ve alenen/bildirerek وَعَلَانِيَةً علن
12 min مِنْ -
13 kabli önce قَبْلِ قبل
14 en ki أَنْ -
15 ye'tiye gelir يَأْتِيَ اتي
16 yevmun bir gün يَوْمٌ يوم
17 la yoktur لَا -
18 bey'un bir alışveriş بَيْعٌ بيع
19 fihi onda فِيهِ -
20 ve la ve yoktur وَلَا -
21 hilalun bir dostluk خِلَالٌ خلل

Ayet 32

1780|14|32|ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْأَنْهَٰرَ
1780|14|32|الله الذي خلق السموت والارض وانزل من السما ما فاخرج به من الثمرت رزقا لكم وسخر لكم الفلك لتجري في البحر بامره وسخر لكم الانهر
32. Allâhullezî halakas semâvâti vel arda ve enzele mines semâi mâen fe ahrece bihî mines semerâti rızkan lekum, ve sehhare lekumul fulke li tecriye fil bahri bi emrih(emrihî), ve sehhare lekumul enhâr(enhâra).
Allah (ki) yaratandır gökleri162 ve yeri; ve indirdi gökten180 bir su179; öyle ki çıkardı onunla* meyvelerden** bir rızık (olarak) sizlere; ve boyun eğdirdi sizlere gemiyi akması için bahrda236 kendi emriyle; ve boyun eğdirdi sizlere nehirleri.
Ahmed Samira: 32 God is who created the skies/space and the earth/Planet Earth, and He descended from the sky water so He brought out with it from the fruits a provision for you, and He manipulated for you the ships to flow/pass/orbit in the sea/river/ocean with His order/command, and He manipulated for you the rivers/waterways.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah اللَّهُ -
2 llezi الَّذِي -
3 haleka yaratandır خَلَقَ خلق
4 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
5 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
6 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
7 mine مِنَ -
8 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
9 maen bir su مَاءً موه
10 feehrace öyle ki çıkardı فَأَخْرَجَ خرج
11 bihi onunla بِهِ -
12 mine مِنَ -
13 s-semerati ürünlerden الثَّمَرَاتِ ثمر
14 rizkan bir rızık (olarak) رِزْقًا رزق
15 lekum sizlere لَكُمْ -
16 ve sehhara ve boyun eğdirdi وَسَخَّرَ سخر
17 lekumu sizlere لَكُمُ -
18 l-fulke gemiyi الْفُلْكَ فلك
19 litecriye akması için لِتَجْرِيَ جري
20 fi فِي -
21 l-behri baharda الْبَحْرِ بحر
22 biemrihi O’nun emriyle بِأَمْرِهِ امر
23 ve sehhara ve boyun eğdirdi وَسَخَّرَ سخر
24 lekumu sizlere لَكُمُ -
25 l-enhara nehirleri الْأَنْهَارَ نهر

Notlar

Not 1: *Suyla.**Ürünlerden.

Ayet 33

1781|14|33|وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ
1781|14|33|وسخر لكم الشمس والقمر دايبين وسخر لكم اليل والنهار
33. Ve sehhare lekumuş şemse vel kamere dâibeyn(dâibeyni), ve sehhare lekumul leyle ven nehâr(nehâra).
Ve boyun eğdirdi sizlere Güneş’i ve Ay'ı; iki yılmayanı/yorulmayanı; ve boyun eğdirdi sizlere geceyi404 ve gündüzü404.
Ahmed Samira: 33 And He manipulated for you the sun and the moon consistently/dedicated (B) , and He manipulated for you the night and the daytime.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve sehhara ve boyun eğdirdi وَسَخَّرَ سخر
2 lekumu sizlere لَكُمُ -
3 ş-şemse Güneş’i الشَّمْسَ شمس
4 velkamera ve Ay'ı وَالْقَمَرَ قمر
5 daibeyni iki yılmayan/yorulmayan دَائِبَيْنِ داب
6 ve sehhara ve boyun eğdirdi وَسَخَّرَ سخر
7 lekumu sizlere لَكُمُ -
8 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
9 ve nnehara ve gündüzü وَالنَّهَارَ نهر

Ayet 34

1782|14|34|وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ
1782|14|34|واتيكم من كل ما سالتموه وان تعدوا نعمت الله لا تحصوها ان الانسن لظلوم كفار
34. Ve âtâkum min kulli mâ se’eltumûh(se’eltumûhu), ve in teuddû ni’metallâhi lâ tuhsûhâ,innel insâne le zalûmûn keffâr(keffârun).
Ve verdi* sizlere sual** ettiğinizin her birinden; ve eğer adetleseniz*** Allah'ın nimetini757 sayamazsınız onu****; doğrusu insan mutlak zalimdir257; bir küfredendir422.
Ahmed Samira: 34 And He gave you from every (thing) what you asked/begged Him (for it), and if you count God’s blessing/goodness , you do not count/compute it , that the human/mankind (is an) unjust/oppressive (E), (insistent) disbeliever.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve atakum ve verdi sizlere وَاتَاكُمْ اتي
2 min مِنْ -
3 kulli her birinden كُلِّ كلل
4 ma مَا -
5 seeltumuhu sual ettiğinizden سَأَلْتُمُوهُ سال
6 ve in ve eğer وَإِنْ -
7 teuddu adetleseni/saysanız تَعُدُّوا عدد
8 nia'mete nimetini نِعْمَتَ نعم
9 llahi Allah'ın اللَّهِ -
10 la لَا -
11 tuhsuha sayamazsınız onu تُحْصُوهَا حصي
12 inne doğrusu إِنَّ -
13 l-insane insan الْإِنْسَانَ انس
14 lezelumun mutlak zalimdir لَظَلُومٌ ظلم
15 keffarun bir küfredendir كَفَّارٌ كفر

Notlar

Not 1: *Allah.**Sorup istediğiniz.***Adet adet belirleseniz.****Nimetleri.

Ayet 35

1783|14|35|وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا ٱلْبَلَدَ ءَامِنًا وَٱجْنُبْنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعْبُدَ ٱلْأَصْنَامَ
1783|14|35|واذ قال ابرهيم رب اجعل هذا البلد امنا واجنبني وبني ان نعبد الاصنام
35. Ve iz kâle ibrâhîmu rabbic’al hâzel belede âminen vecnubnî ve beniyye en na’budel asnâm(asnâme).
Ve dediği zaman İbrahim: "Rabbim4! Yap bu beldeyi bir emin*; uzaklaştır beni ve oğullarımı** ki (aksi durumda) kulluk ederiz idollere624."
Ahmed Samira: 35 And when Abraham Said: "My Lord make that, the country/land safe/secure, and distance me/make me avoid and my sons and daughters that we worship the idols ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kale dediği zaman قَالَ قول
3 ibrahimu İbrahim إِبْرَاهِيمُ -
4 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
5 c'al yap اجْعَلْ جعل
6 haza bu هَٰذَا -
7 l-belede beldeyi الْبَلَدَ بلد
8 aminen bir emin امِنًا امن
9 vecnubni uzaklaştır beni وَاجْنُبْنِي جنب
10 ve beniyye ve oğullarımı وَبَنِيَّ بني
11 en ki أَنْ -
12 nea'bude kulluk ederiz نَعْبُدَ عبد
13 l-esname idollere الْأَصْنَامَ صنم

Notlar

Not 1: *Güvenli.**İbrahim'in 3 veya daha fazla oğlu olduğunu anlarız.

Ayet 36

1784|14|36|رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ فَمَن تَبِعَنِى فَإِنَّهُۥ مِنِّى وَمَنْ عَصَانِى فَإِنَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
1784|14|36|رب انهن اضللن كثيرا من الناس فمن تبعني فانه مني ومن عصاني فانك غفور رحيم
36. Rabbi innehunne adlelne kesîren minen nâs(nâsi), fe men tebianî fe innehu minnî, ve men asânî fe inneke gafûrun rahîm(rahîmun).
"Rabbim4! Doğrusu onlar* dalalete düşürdüler* insanlardan ekserisini/çoğunu; öyle ki kim tabi oldu bana** öyle ki o bendendir; ve kim asilik etti bana** öyle ki doğrusu sensin bir Gafûr20; bir Rahîm2.
Ahmed Samira: 36 My Lord that they (F) truly misguided (F) many from the people, so who followed me, so that he truly is from me, and who disobeyed me, so that You are forgiving, merciful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
2 innehunne doğrusu onlar إِنَّهُنَّ -
3 edlelne dalalete düşürdüler أَضْلَلْنَ ضلل
4 kesiran ekserisi/çoğu كَثِيرًا كثر
5 mine مِنَ -
6 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
7 femen öyle ki kim فَمَنْ -
8 tebiani tabi oldu bana تَبِعَنِي تبع
9 feinnehu öyle ki o فَإِنَّهُ -
10 minni bendendir مِنِّي -
11 ve men ve kim وَمَنْ -
12 asani asilik etti bana عَصَانِي عصي
13 feinneke öyle ki doğrusu sen فَإِنَّكَ -
14 gafurun bir Gafur غَفُورٌ غفر
15 rahimun bir Rahîm رَحِيمٌ رحم

Notlar

Not 1: *İdoller, 3. şahıs çoğul dişil zamir. **İbrahim.

Ayet 37

1785|14|37|رَّبَّنَآ إِنِّىٓ أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِى بِوَادٍ غَيْرِ ذِى زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ ٱلْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱجْعَلْ أَفْـِٔدَةً مِّنَ ٱلنَّاسِ تَهْوِىٓ إِلَيْهِمْ وَٱرْزُقْهُم مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ
1785|14|37|ربنا اني اسكنت من ذريتي بواد غير ذي زرع عند بيتك المحرم ربنا ليقيموا الصلوه فاجعل افده من الناس تهوي اليهم وارزقهم من الثمرت لعلهم يشكرون
37. Rabbenâ innî eskentu min zurriyyetî bi vâdin gayri zî zer’ın inde beytilkel muharremi rabbenâ li yukîmus salâte fec’al ef’ideten minen nâsi tehvî ileyhim verzukhum mines semerâti leallehum yeşkurûn(yeşkurûne).
"Rabbimiz4! Doğrusu ben* yerleştirdim bir vadiye** zürriyetimden380; olmayan*** ekin sahibi; haram535 edilmiş beytinin/evinin32 yanında; Rabbimiz4! İkame572 etmeleri için salâtı5; öyle ki yap kalp gözleri insanlardan (ki) kılavuzlanır**** onlara***** doğru; ve rızıklandır onları****** meyvelerden; belki onlar şükrederler43."
Ahmed Samira: 37 Our Lord, that I resided/inhabited from my descendants at a valley of no plants/crops at Your House/Home, the Forbidden/Respected/Sacred. Our Lord to stand/keep up the prayers, so make hearts from the people fall/drop to them, and provide for them, from the fruits, perhaps they thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
2 inni doğrusu ben إِنِّي -
3 eskentu yerleştirdim أَسْكَنْتُ سكن
4 min مِنْ -
5 zurriyeti zürriyetimden ذُرِّيَّتِي ذرر
6 bivadin bir vadiye بِوَادٍ ودي
7 gayri olmayan غَيْرِ غير
8 zi sahibi ذِي -
9 zer'in ekin زَرْعٍ زرع
10 inde yanında عِنْدَ عند
11 beytike senin evinin بَيْتِكَ بيت
12 l-muharrami haram edilmiş الْمُحَرَّمِ حرم
13 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
14 liyukimu dikmeleri/ayağa kaldırmaları için لِيُقِيمُوا قوم
15 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
16 fec'al öyle ki yap فَاجْعَلْ جعل
17 ef'ideten kalp gözleri أَفْئِدَةً فاد
18 mine مِنَ -
19 n-nasi insanlardan النَّاسِ نوس
20 tehvi kılavuzlanır تَهْوِي هوي
21 ileyhim onlara إِلَيْهِمْ -
22 verzukhum ve rızıklandır onları وَارْزُقْهُمْ رزق
23 mine مِنَ -
24 s-semerati meyvelerden الثَّمَرَاتِ ثمر
25 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
26 yeşkurune şükrederler يَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1: *İbrahim.**Mekke'ye.***Çöl ikliminin hakim olduğu bir yer olduğuna işarettir. ****İnsanlar.*****Zürriyetime.******Zürriyetimi.

Ayet 38

1786|14|38|رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِى وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ
1786|14|38|ربنا انك تعلم ما نخفي وما نعلن وما يخفي علي الله من شي في الارض ولا في السما
38. Rabbenâ inneke ta’lemu mâ nuhfî ve mâ nu’lin(nu’linu), ve mâ yahfâ alallâhi min şey’infil ardı ve lâ fis semâ(semâi).
"Rabbimiz4! Doğrusu sen bilirsin hafiyelik988 ettiğimizi ve alenileştirdiğimizi*; ve hafiye988 kalır değildir Allah'a karşı hiçbir şey yerde ve ne de gökte180.
Ahmed Samira: 38 Our Lord, You know what we hide, and what we declare/publicize , and (there is) not from a thing (that) hides from God in the earth/Planet Earth and nor in the sky/space.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
2 inneke doğrusu sen إِنَّكَ -
3 tea'lemu bilirsin تَعْلَمُ علم
4 ma مَا -
5 nuhfi hafiyelik ettiğimizi نُخْفِي خفي
6 ve ma ve وَمَا -
7 nua'linu alenileştirdiğimizi نُعْلِنُ علن
8 ve ma ve değildir وَمَا -
9 yehfa hafiye kalır يَخْفَىٰ خفي
10 ala karşı عَلَى -
11 llahi Allah'a اللَّهِ -
12 min hiçbir مِنْ -
13 şey'in şey شَيْءٍ شيا
14 fi فِي -
15 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
16 ve la ve ne de وَلَا -
17 fi فِي -
18 s-semai gökte السَّمَاءِ سمو

Notlar

Not 1: *Açık ettiğimizi.

Ayet 39

1787|14|39|ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلْكِبَرِ إِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ
1787|14|39|الحمد لله الذي وهب لي علي الكبر اسمعيل واسحق ان ربي لسميع الدعا
39. Elhamdulillâhillezî vehebe lî alel kiberi ismâîle ve ishâk(ishâka), inne rabbî le semîud duâ(duâi).
"Hamd3 Allah’adır (ki) bağışlayandır bana* büyüklüğe** karşı İsmâîl'i ve İshâk'ı; şüphesiz Rabbim4 mutlak Semî’dir41 çağrıya/duaya."
Ahmed Samira: 39 The praise/gratitude , (is) to God who granted to me on (in) the old age Ishmael and Isaac, that my Lord (is) hearing/listening (to) the call/prayer .

Notlar

Not 1: *İbrahim.**Büyük yaş, ileri yaş, yaşlılık.

Ayet 40

1788|14|40|رَبِّ ٱجْعَلْنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ
1788|14|40|رب اجعلني مقيم الصلوه ومن ذريتي ربنا وتقبل دعا
40. Rabbic’alnî mukîmas salâti ve min zurriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ(duâi).
"Rabbim4! Yap beni* ikame572 eden salâtı5; ve zürriyetimden380 (de); Rabbimiz4! Ve kabul et çağrımı/duamı80."
Ahmed Samira: 40 My Lord make me continuing/keeping up the prayers, and from my descendants, our Lord, and accept my call/prayer .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbi Rabbim! رَبِّ ربب
2 c'alni yap beni (İbrahim) اجْعَلْنِي جعل
3 mukime diken/ayağa kaldıran مُقِيمَ قوم
4 s-salati salatı الصَّلَاةِ صلو
5 ve min وَمِنْ -
6 zurriyeti ve zürriyetimden ذُرِّيَّتِي ذرر
7 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
8 ve tekabbel ve kabul et وَتَقَبَّلْ قبل
9 duaa'i çağrımı/duamı دُعَاءِ دعو

Notlar

Not 1: *İbrahim.

Ayet 41

1789|14|41|رَبَّنَا ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ ٱلْحِسَابُ
1789|14|41|ربنا اغفر لي ولولدي وللمومنين يوم يقوم الحساب
41. Rabbenagfirlî ve li vâlideyye ve lil mu’minîne yevme yekûmul hisâb(hisâbu).
"Rabbimiz4! Mağfiret319 et bana*; ve ana/babama; ve müminlere27; gün (ki) kıyam144 olur hesap."
Ahmed Samira: 41 Our Lord forgive for me and to my parents and to the believers, (on) the Account Day/Resurrection Day starts .173

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
2 gfir mağfiret et اغْفِرْ غفر
3 li bana لِي -
4 velivalideyye ve ana-babama وَلِوَالِدَيَّ ولد
5 velilmu'minine ve müminlere وَلِلْمُؤْمِنِينَ امن
6 yevme gün يَوْمَ يوم
7 yekumu kıyam olur يَقُومُ قوم
8 l-hisabu hesab الْحِسَابُ حسب

Notlar

Not 1: *İbrahim.

Ayet 42

1790|14|42|وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَٰرُ
1790|14|42|ولا تحسبن الله غفلا عما يعمل الظلمون انما يوخرهم ليوم تشخص فيه الابصر
42. Ve lâ tahsebennallâhe gâfilen ammâ ya’meluz zâlimûn(zâlimûne), innemâ yuahhıruhum li yevmin teşhasu fîhil ebsâr(ebsâru).
Ve sakın düşünme (ki) Allah bir gâfildir310 yaptıklarından zalimlerin257; ancak ki öteler onları* bir güne (ki) donup kalır onda** bakışlar.
Ahmed Samira: 42 And do not think/suppose that God (is) ignoring/neglecting from what the unjust/oppressive make/do , but God delays them to a day the eye sights/knowledge stare/gaze in it.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 tehsebenne sakın düşünme (ki) تَحْسَبَنَّ حسب
3 llahe Allah'ı اللَّهَ -
4 gafilen bir gafil غَافِلًا غفل
5 amma عَمَّا -
6 yea'melu yaptıklarından يَعْمَلُ عمل
7 z-zalimune zalimlerin الظَّالِمُونَ ظلم
8 innema ancak ki إِنَّمَا -
9 yu'ehhiruhum öteler onları يُؤَخِّرُهُمْ اخر
10 liyevmin bir güne لِيَوْمٍ يوم
11 teşhasu donup kalar تَشْخَصُ شخص
12 fihi onda فِيهِ -
13 l-ebsaru bakışlar الْأَبْصَارُ بصر

Notlar

Not 1: *Zalimleri.**Günde.

Ayet 43

1791|14|43|مُهْطِعِينَ مُقْنِعِى رُءُوسِهِمْ لَا يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ وَأَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَآءٌ
1791|14|43|مهطعين مقنعي روسهم لا يرتد اليهم طرفهم وافدتهم هوا
43. Muhtıîne mukniî ruûsihim lâ yerteddu ileyhim tarfuhum, ve ef’idetuhum hevâ’(hevâun).
Boyunlarını ileri doğru uzatıp koşanlardır; başlarını kaldıranlardır*; geri dönmez onlara göz ucuyla bakmaları; ve fuâdları915 bir havadır/boştur**.
Ahmed Samira: 43 Humiliated/humble raising their heads humiliated and humbly, their eyes/eye lids do not return to them, and their hearts (are) emptiness .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 muhtiiyne boyunlarını ileri doğru uzatıp koşanlar مُهْطِعِينَ هطع
2 mukniiy boyun eğenler مُقْنِعِي قنع
3 ru'usihim başlarını رُءُوسِهِمْ راس
4 la لَا -
5 yerteddu geri dönmez يَرْتَدُّ ردد
6 ileyhim kendilerine إِلَيْهِمْ -
7 tarfuhum göz ucuyla bamaları طَرْفُهُمْ طرف
8 ve ef'idetuhum ve fuadları وَأَفْئِدَتُهُمْ فاد
9 heva'un bir boştur/havadsır هَوَاءٌ هوي

Notlar

Not 1: *Yüzü yukarı çevirme.**Bir zombi gibi hareket ederler.

Ayet 44

1792|14|44|وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ ٱلْعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رَبَّنَآ أَخِّرْنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ أَوَلَمْ تَكُونُوٓا۟ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ
1792|14|44|وانذر الناس يوم ياتيهم العذاب فيقول الذين ظلموا ربنا اخرنا الي اجل قريب نجب دعوتك ونتبع الرسل اولم تكونوا اقسمتم من قبل ما لكم من زوال
44. Ve enzirin nâse yevme ye’tîhimul azâbu fe yekûlullezîne zalemû rabbenâ ahhırnâ ilâ ecelin karîbin nucib da’veteke ve nettebiır rusul(rusule), e ve lem tekûnû aksemtum min kablu mâ lekum min zevâl(zevâlin).
Ve uyar insanları bir güne (ki) gelir onlara azap; öyle ki der zulmetmiş kimseler: "Rabbimiz4! Ötele bizleri yakın bir ecele kadar; cevap verelim çağrına/davetine senin; ve tabi olalım resûllere418"; ve hiç olmuyor muydunuz (ki) kasem ettiniz önceden? Yoktur sizlere hiçbir zeval990.
Ahmed Samira: 44 And warn/give notice, on a day the torture comes to them, so those who were unjust/oppressive say: "Our Lord delay us to a near/close term/time, we answer/reply (to) your call/request , and we follow the messengers." Did you not be sworn/made oath (swear/make oath) from before (that there is) none from vanishment/termination for you?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve enziri ve uyar وَأَنْذِرِ نذر
2 n-nase insanları النَّاسَ نوس
3 yevme bir güne (ki) يَوْمَ يوم
4 ye'tihimu gelir onlara يَأْتِيهِمُ اتي
5 l-azabu azab الْعَذَابُ عذب
6 feyekulu öyle ki der فَيَقُولُ قول
7 ellezine kimseler الَّذِينَ -
8 zelemu zulmetmiş ظَلَمُوا ظلم
9 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
10 ehhirna ötele bizleri أَخِّرْنَا اخر
11 ila kadar إِلَىٰ -
12 ecelin bir ecele أَجَلٍ اجل
13 karibin bir yakın قَرِيبٍ قرب
14 nucib cevap verelim نُجِبْ جوب
15 dea'veteke çağrına/davetine senin دَعْوَتَكَ دعو
16 ve nettebii ve tabi olalım وَنَتَّبِعِ تبع
17 r-rusule resûllere الرُّسُلَ رسل
18 evelem ve hiç أَوَلَمْ -
19 tekunu olmazmısınız mı تَكُونُوا كون
20 eksemtum kasem ettiniz أَقْسَمْتُمْ قسم
21 min مِنْ -
22 kablu önceden قَبْلُ قبل
23 ma yoktur مَا -
24 lekum sizlere لَكُمْ -
25 min hiçbir مِنْ -
26 zevalin zeval زَوَالٍ زول

Ayet 45

1793|14|45|وَسَكَنتُمْ فِى مَسَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ
1793|14|45|وسكنتم في مسكن الذين ظلموا انفسهم وتبين لكم كيف فعلنا بهم وضربنا لكم الامثال
45. Ve sekentum fî mesâkinillezîne zalemû enfusehum ve tebeyyene lekum keyfe fealnâ bihimve darabnâ lekumul emsâl(emsâle).
Ve mesken edindiniz* kendi nefislerine201 zulmetmiş257 kimselerin meskenlerinde; ve beyan226 oldu sizlere* (ki) nasıl faaliyet ettik onlara**; ve darp ettik/ortaya koyduk sizlere* misaller870.
Ahmed Samira: 45 And you resided in those who were unjust/oppressive (to) themselves’ residences, and how We made/did with them was clarified/shown for you, and We gave to you the examples/proverbs.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve sekentum ve mesken edindiniz وَسَكَنْتُمْ سكن
2 fi فِي -
3 mesakini meskenlerinde مَسَاكِنِ سكن
4 ellezine kimselerin الَّذِينَ -
5 zelemu zulmetmiş ظَلَمُوا ظلم
6 enfusehum kendi nefislerine أَنْفُسَهُمْ نفس
7 ve tebeyyene ve beyan oldu وَتَبَيَّنَ بين
8 lekum sizlere لَكُمْ -
9 keyfe nasıl كَيْفَ كيف
10 fealna faaliyet ettik فَعَلْنَا فعل
11 bihim onlara بِهِمْ -
12 ve derabna ve darp ettik/ortaya koyduk وَضَرَبْنَا ضرب
13 lekumu sizlere لَكُمُ -
14 l-emsale emsal الْأَمْثَالَ مثل

Notlar

Not 1: *Resûller.**Kendi nefislerine zulmetmiş kimselere.

Ayet 46

1794|14|46|وَقَدْ مَكَرُوا۟ مَكْرَهُمْ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ ٱلْجِبَالُ
1794|14|46|وقد مكروا مكرهم وعند الله مكرهم وان كان مكرهم لتزول منه الجبال
46. Ve kad mekerû mekrehum ve indallâhi mekruhum, ve in kâne mekruhum li tezûle minhul cibâl(cibâlu).
Ve muhakkak kurdular* tuzaklarını; ve (oysa) Allah'ın indidedir/katındadır tuzakları; ve eğer olduysa (bile) tuzakları zeval990 etmeye ondan** dağları.
Ahmed Samira: 46 And they had cheated/deceived/schemed their cheatery/deceit/schemes, and at God (is) their cheatery/deceit/schemes, and if their cheating/deceit/schemes (was to make) the mountains vanish/terminate (E) from it .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
2 mekeru tuzak kurdular مَكَرُوا مكر
3 mekrahum tuzaklarını مَكْرَهُمْ مكر
4 veinde ve indidedir/katındadır وَعِنْدَ عند
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 mekruhum tuzakları onların مَكْرُهُمْ مكر
7 vein ve eğer وَإِنْ -
8 kane olduysa كَانَ كون
9 mekruhum tuzakları مَكْرُهُمْ مكر
10 litezule zeval etmesi için لِتَزُولَ زول
11 minhu ondan مِنْهُ -
12 l-cibalu dağları الْجِبَالُ جبل

Notlar

Not 1: *Kendi nefislerine zulmetmiş kimseler.**Tuzaktan, tuzakla.

Ayet 47

1795|14|47|فَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِۦ رُسُلَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ
1795|14|47|فلا تحسبن الله مخلف وعده رسله ان الله عزيز ذو انتقام
47. Fe lâ tahsebennallâhe muhlife va’dihî rusuleh(rusulehu), innallâhe azîzun zuntikâm(zuntikâmin).
Öyle ki sakın düşünme* (ki) Allah bir muhaliftir** resûllerine418 (olan) vaadine***; doğrusu Allah bir Azîz’dir37; Zuntikâm'dır390.
Ahmed Samira: 47 So do not think/suppose (E) , (that) God (is) breaking His promise (to) His messengers, that God (is) glorious/mighty , (capable) of revenge/punishment.

Notlar

Not 1: *Hesap etme, hesaplama.**Muhalif olan, ihlal eden, zıtlaşan, karşıt olan.***Kendilerine zulmetmiş kimselerin meskenlerini resûllerine mesken eder (14:47).

Ayet 48

1796|14|48|يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ
1796|14|48|يوم تبدل الارض غير الارض والسموت وبرزوا لله الوحد القهار
48. Yevme tubeddelul ardu gayrel ardı ves semâvâtu ve berezû lillâhil vâhıdil kahhâr(kahhâri).
Gündür (ki) değiştirilir991 yer başka yere; ve gökler (de); ve barizleşirler* Allah'a** (ki) Vâhid'tir86; Kahhâr'dır87.
Ahmed Samira: 48 A day the earth/Planet Earth be exchanged/substituted instead (of) the earth/Planet Earth, and the skies/space, and they emerged/appeared (went out) to God the one, the defeater/conqueror .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür (ki) يَوْمَ يوم
2 tubeddelu değiştirilir تُبَدَّلُ بدل
3 l-erdu yer الْأَرْضُ ارض
4 gayra başka غَيْرَ غير
5 l-erdi yere الْأَرْضِ ارض
6 ve ssemavatu ve gökler de وَالسَّمَاوَاتُ سمو
7 ve berazu ve barizleşirler وَبَرَزُوا برز
8 lillahi Allah’a لِلَّهِ -
9 l-vahidi Vâhid الْوَاحِدِ وحد
10 l-kahhari Kahhar الْقَهَّارِ قهر

Notlar

Not 1: *Ortaya çıkarlar insanlar.**Allah için ortaya çıkarlar.

Ayet 49

1797|14|49|وَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُّقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ
1797|14|49|وتري المجرمين يوميذ مقرنين في الاصفاد
49. Ve terel mucrimîne yevme izin mukarrenîne fil asfâd(asfâdi).
Ve görürsün o gün mücrimleri674 birleştirilmiş* bağlarda**.
Ahmed Samira: 49 And you see/understand the criminals/sinners (on) that day tied to each other in the ties/shackles/chains .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve tera ve görürsün وَتَرَى راي
2 l-mucrimine mücrimleri الْمُجْرِمِينَ جرم
3 yevmeizin o gün يَوْمَئِذٍ -
4 mukarranine bir birleştirilmiş مُقَرَّنِينَ قرن
5 fi فِي -
6 l-esfadi bağlarda الْأَصْفَادِ صفد

Notlar

Not 1: *Bağlanmış, bir araya getirilmiş.**Pranga, zincir.

Ayet 50

1798|14|50|سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍ وَتَغْشَىٰ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ
1798|14|50|سرابيلهم من قطران وتغشي وجوههم النار
50. Serâbîluhum min katırânin ve tagşâ vucûhehumun nâr(nâru).
Giysileri/kuşanmaları onların bir katrandandır; ve kaplar yüzlerini ateş834.
Ahmed Samira: 50 Their shirts/clothes (are) from oily fluid from some trees (tar), and the fire covers/darkens their faces/fronts.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 serabiluhum giysileri/kuşanmaları onların سَرَابِيلُهُمْ سربل
2 min مِنْ -
3 katiranin bir katrandandır قَطِرَانٍ قطر
4 ve tegşa ve kaplar وَتَغْشَىٰ غشو
5 vucuhehumu yüzlerini وُجُوهَهُمُ وجه
6 n-naru ateş النَّارُ نور

Ayet 51

1799|14|51|لِيَجْزِىَ ٱللَّهُ كُلَّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
1799|14|51|ليجزي الله كل نفس ما كسبت ان الله سريع الحساب
51. Li yecziyallâhu kulle nefsin mâ kesebet, innallâhe serîul hısâb(hısâbi).
Cezalandırması63 içindir Allah’ın her bir nefsi201 kazandığına (karşılık); doğrusu Allah seridir hesapta.
Ahmed Samira: 51 (So) God rewards/reimburses (E) each self what (it) gained/acquired , that God (is) fast (in) the account/calculation.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyecziye cezalandırması içindir لِيَجْزِيَ جزي
2 llahu Allah’ın اللَّهُ -
3 kulle her bir كُلَّ كلل
4 nefsin bir nefse نَفْسٍ نفس
5 ma مَا -
6 kesebet kazandığını كَسَبَتْ كسب
7 inne doğrusu إِنَّ -
8 llahe Allah اللَّهَ -
9 seriu seridir سَرِيعُ سرع
10 l-hisabi hesapta الْحِسَابِ حسب

Notlar

Not 1: *Karşılı

Ayet 52

1800|14|52|هَٰذَا بَلَٰغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُوا۟ بِهِۦ وَلِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ
1800|14|52|هذا بلغ للناس ولينذروا به وليعلموا انما هو اله وحد وليذكر اولوا الالبب
52. Hâzâ belâgun lin nâsi ve li yunzerû bihî ve li ya’lemû ennemâ huve ilâhun vâhidun ve li yezzekkere ûlul elbâb(elbâbi).
Bu* bir belagattır515 insanlara; ve uyarılmaları içindir onunla**; ve bilmeleri içindir (ki) ancak O*** tek bir ilâhtır74; ve zikretmeleri78 içindir elbâb88 sahiplerinin.
Ahmed Samira: 52 That (is) information/communication to the people, and to be warned/given notice with it, and to know that He is a one God, and (to owners) of the pure minds/hearts to remember/mention/praise/glorify.174

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 haza bu هَٰذَا -
2 belagun bir belagattır بَلَاغٌ بلغ
3 linnasi insanlara لِلنَّاسِ نوس
4 veliyunzeru ve uyarılmaları için وَلِيُنْذَرُوا نذر
5 bihi onunla بِهِ -
6 veliyea'lemu ve bilmeleri içindir وَلِيَعْلَمُوا علم
7 ennema ancak أَنَّمَا -
8 huve O هُوَ -
9 ilahun bir ilâhtır إِلَٰهٌ اله
10 vahidun bir tek وَاحِدٌ وحد
11 veliyezzekkera ve zikretmeleri içindir وَلِيَذَّكَّرَ ذكر
12 ulu sahipleri أُولُو اول
13 l-elbabi elbâb الْأَلْبَابِ لبب

Notlar

Not 1: *Şerefli Kur'an.**Kur'an'la.***Allah.