Sure 54: Kamer/Ay

Ayet Sayısı: 55
ٱلْقَمَر

Ayet 1

4845|54|1|ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
4845|54|1|اقتربت الساعه وانشق القمر
1. İkterebetis sâatu ven şakkal kamer(kameru).
Yaklaştı sâat470; ve yarıldı887 Ay (kamer).
Ahmed Samira: 1 The Hour/Resurrection neared/approached, and the moon split/cracked/cut open .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ikterabeti yaklaştı اقْتَرَبَتِ قرب
2 s-saatu saat السَّاعَةُ سوع
3 venşekka ve yarıldı وَانْشَقَّ شقق
4 l-kameru ay الْقَمَرُ قمر

Ayet 2

4846|54|2|وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
4846|54|2|وان يروا ايه يعرضوا ويقولوا سحر مستمر
2. Ve in yerev âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirr(mustemirrun).
Ve eğer görseler bir ayet287 kaçınırlar/direnirler; ve derler: "bir sihirdir süregelen (mustemirr)"
Ahmed Samira: 2 And if they see an evidence/sign they oppose/turn away , and they say: "Continuous magic/sorcery."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve in ve eğer وَإِنْ -
2 yerav görseler يَرَوْا راي
3 ayeten bir ayet ايَةً ايي
4 yua'ridu kaçınırlar/direnirler يُعْرِضُوا عرض
5 ve yekulu ve derler وَيَقُولُوا قول
6 sihrun bir sihirdir سِحْرٌ سحر
7 mustemirrun bir süregelen مُسْتَمِرٌّ مرر

Ayet 3

4847|54|3|وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
4847|54|3|وكذبوا واتبعوا اهواهم وكل امر مستقر
3. Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırr(mustekırrun).
Ve yalanladılar; ve tabi oldular hevalarına; ve her bir emredir/işedir bir karar yeri* (mustekir).
Ahmed Samira: 3 And they lied/denied , and they followed their self attractions for desires, and each/every matter/affair (is) settled/established .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezzebu ve yalanladılar وَكَذَّبُوا كذب
2 vettebeu ve tabi oldular وَاتَّبَعُوا تبع
3 ehva'ehum hevalarına أَهْوَاءَهُمْ هوي
4 vekullu ve her bir وَكُلُّ كلل
5 emrin bir emredir/işedir أَمْرٍ امر
6 mustekirrun bir karar yeri مُسْتَقِرٌّ قرر

Notlar

Not 1: *Kararlı yer, karar yeri, sabit yeri, konut, mesken, yaşam yeri, ikamet, oturak yeri, dinlenme yeri. Emrin geldiği bir yer vardır. Lev-i Mahfûz'da kayıtlıdır.

Ayet 4

4848|54|4|وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
4848|54|4|ولقد جاهم من الانبا ما فيه مزدجر
4. Ve lekad câehum minel enbâi mâ fihî muzdecer(muzdecerun).
Ve ant olsun geldi onlara haberlerden; içindeki onun* bir geri durdurandır/önleyendir (muzdecer).
Ahmed Samira: 4 And had (E) come to them from the information/news what in it (is) prevention/deterrence .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ca'ehum geldi onlara جَاءَهُمْ جيا
3 mine مِنَ -
4 l-enba'i haberlerden الْأَنْبَاءِ نبا
5 ma مَا -
6 fihi içindeki onun فِيهِ -
7 muzdecerun bir geri durdurandır/önleyendir مُزْدَجَرٌ زجر

Notlar

Not 1: *Haberin.

Ayet 5

4849|54|5|حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ
4849|54|5|حكمه بلغه فما تغن النذر
5. Hikmetun bâligatun fe mâ tugnin nuzur(nuzuru).
Ulaşan* bir hikmettir427; öyle ki zenginleştirir** değildir uyarılar (nuzur).
Ahmed Samira: 5 Reaching/eloquent wisdom, so the warnings/notices, it does not enrich/satisfy/suffice.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hikmetun bir hikmet حِكْمَةٌ حكم
2 baligatun bir ulaşan بَالِغَةٌ بلغ
3 fema öyle ki değildir فَمَا -
4 tugni zenginleştir تُغْنِ غني
5 n-nuzuru uyarılar النُّذُرُ نذر

Notlar

Not 1: *Yüksek derecelere.**Fayda verir.

Ayet 6

4850|54|6|فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ
4850|54|6|فتول عنهم يوم يدع الداع الي شي نكر
6. Fe tevelle anhum, yevme yed’ud dâi ilâ şey’in nukur(nukurin).
Öyle ki yüz çevir onlardan; gündür (ki) çağırır889 çağırıcı bir şeye (ki) bilinmeyendir/tanınmayandır* (nukur).
Ahmed Samira: 6 So turn away from them, a day/time the caller/requester calls/requests/prays to (for) an awful/obscene thing.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fetevelle öyle ki yüz çevir فَتَوَلَّ ولي
2 anhum onlardan عَنْهُمْ -
3 yevme gündür (ki) يَوْمَ يوم
4 yed'u çağırır يَدْعُ دعو
5 d-dai çağırıcı الدَّاعِ دعو
6 ila إِلَىٰ -
7 şey'in bir şeye شَيْءٍ شيا
8 nukurin bir bilinmeyen/tanınmayan نُكُرٍ نكر

Notlar

Not 1: *Kabul edilmeyen, reddedilen.

Ayet 7

4851|54|7|خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
4851|54|7|خشعا ابصرهم يخرجون من الاجداث كانهم جراد منتشر
7. Huşşe’an ebsâruhum yahrucûne minel ecdâsi keennehum cerâdun munteşir(munteşirun).
Bir huşudur53 bakışları onların; çıkarlar gömütlerinden* sanki onlar bir çekirge890 gibidir yayılan (munteşir).
Ahmed Samira: 7 Their eyesights/understanding (are) humble/submissive , they get out/emerge from the graves as though they are spread out grasshoppers/locusts.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huşşean bir huşudur خُشَّعًا خشع
2 ebsaruhum bakışları onların أَبْصَارُهُمْ بصر
3 yehrucune çıkarlar يَخْرُجُونَ خرج
4 mine -den مِنَ -
5 l-ecdasi kabirler- الْأَجْدَاثِ جدث
6 keennehum sanki onlar كَأَنَّهُمْ -
7 ceradun bir çekirge gibi جَرَادٌ جرد
8 munteşirun yayılan مُنْتَشِرٌ نشر

Notlar

Not 1: *Mezarlarından, gömülü oldukları yerden. Ahiret evreninde içinde gömülü bulundukları topraktan.

Ayet 8

4852|54|8|مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
4852|54|8|مهطعين الي الداع يقول الكفرون هذا يوم عسر
8. Muhtıîne iled dâi, yekûlul kâfirûne hâzâ yevmun asir(asirun).
Koşanlardır* çağırana889 doğru; derler kâfirler25: "Bu bir gündür (ki) zordur/çetindir (asir)."
Ahmed Samira: 8 Coming rushing in fear to the caller/requester, the disbelievers say: "That (is) a day/time (of) difficult(ty)/hard(ship) ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 muhtiiyne boyunları uzatmış koşanlardır مُهْطِعِينَ هطع
2 ila doğru إِلَى -
3 d-dai çağırana الدَّاعِ دعو
4 yekulu derler يَقُولُ قول
5 l-kafirune kâfirler الْكَافِرُونَ كفر
6 haza bu هَٰذَا -
7 yevmun bir gündür يَوْمٌ يوم
8 asirun zor/çetin عَسِرٌ عسر

Notlar

Not 1: *Boyunları uzatmış hızla koşanlar.

Ayet 9

4853|54|9|كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ
4853|54|9|كذبت قبلهم قوم نوح فكذبوا عبدنا وقالوا مجنون وازدجر
9. Kezzebet kablehum kavmu nûhın fe kezzebu abdenâ ve kâlû mecnûnun vezducir(vezducire).
Yalanladı onlardan önce Nûh kavmi/toplumu; öyle ki yalanladılar kulumuzu*; ve dediler: "Mecnundur302"; ve geri durduruldu/engellendi** (vezducir).
Ahmed Samira: 9 Noah’s nation lied/denied before them, so they lied/denied Our worshipper/slave/servant , and they said: "Mad/insane." And he was prevented/ousted .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezzebet yalanladı كَذَّبَتْ كذب
2 kablehum onlardan önce قَبْلَهُمْ قبل
3 kavmu kavmi قَوْمُ قوم
4 nuhin Nuh نُوحٍ -
5 fe kezzebu öyle ki yalanladılar فَكَذَّبُوا كذب
6 abdena kulumuzu عَبْدَنَا عبد
7 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
8 mecnunun mecnundur مَجْنُونٌ جنن
9 vezducira ve geri durduruldu/engellendi وَازْدُجِرَ زجر

Notlar

Not 1: *Nûh'u.**Nûh.

Ayet 10

4854|54|10|فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ
4854|54|10|فدعا ربه اني مغلوب فانتصر
10. Fe deâ rabbehû ennî maglûbun fentasır.
Öyle ki çağırdı Rabbini4 ki: "Ben bir mağlup edilenim; öyle ki yardım et (fentasır)."
Ahmed Samira: 10 So he called his Lord: "That I am defeated/conquered , so give (me) victory/aid."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fedeaa öyle ki çağırdı فَدَعَا دعو
2 rabbehu Rabbini رَبَّهُ ربب
3 enni ki ben أَنِّي -
4 meglubun bir mağlup edildim مَغْلُوبٌ غلب
5 fentesir öyle ki yardım et فَانْتَصِرْ نصر

Ayet 11

4855|54|11|فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ
4855|54|11|ففتحنا ابوب السما بما منهمر
11. Fe fetahnâ ebvâbes semâi bi mâin munhemir(munhemirin).
Öyle ki açtık kapılarını göğün180 bir suyla (ki) boşalandır (munhemir).
Ahmed Samira: 11 So We opened the sky’s doors/entrances, with water pouring/flowing strongly .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fefetehna öyle ki açtık فَفَتَحْنَا فتح
2 ebvabe kapılarını أَبْوَابَ بوب
3 s-semai göğün السَّمَاءِ سمو
4 bimain bir suyla بِمَاءٍ موه
5 munhemirin boşalan مُنْهَمِرٍ همر

Ayet 12

4856|54|12|وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
4856|54|12|وفجرنا الارض عيونا فالتقي الما علي امر قد قدر
12. Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir(kudire).
Ve fışkırttık yeri gözler* (-le); öyle ki buluştu su bir emir üzerine (ki) zaten kadere bağlanandır (kudir).
Ahmed Samira: 12 And We burst/over flowed the land/Earth (into) water springs/wells, so the (rain and well) water met on an order/command (that) had been predestined/estimated .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve feccerna ve fışkırttık وَفَجَّرْنَا فجر
2 l-erde yeri الْأَرْضَ ارض
3 uyunen gözler عُيُونًا عين
4 felteka öyle ki buluştu فَالْتَقَى لقي
5 l-mau su الْمَاءُ موه
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 emrin bir emir أَمْرٍ امر
8 kad zaten قَدْ -
9 kudira kadere bağlandı قُدِرَ قدر

Notlar

Not 1: *Pınarlar, gözeler.

Ayet 13

4857|54|13|وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ
4857|54|13|وحملنه علي ذات الوح ودسر
13. Ve hamelnâhu alâ zâti elvâhın ve dusur(dusurin).
Ve taşıdık onu* özü/zatî levhalar üzerinde ve (üzerindedir) çiviler/bağlayıcılar (dusur).
Ahmed Samira: 13 And We carried/lifted him on that of boards/sheets/planks and nails/ship ropes/dowels.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve hamelnahu ve taşıdık onu (Nûh’u) وَحَمَلْنَاهُ حمل
2 ala üzerinde عَلَىٰ -
3 zati özü/zatî ذَاتِ -
4 elvahin levhalar أَلْوَاحٍ لوح
5 ve dusurin ve çiviler/bağlamalar وَدُسُرٍ دسر

Notlar

Not 1: *Nûh’u.

Ayet 14

4858|54|14|تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ
4858|54|14|تجري باعيننا جزا لمن كان كفر
14. Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).
Akıp gidiyordu* gözlerimizin önünde; bir ceza/karşılık/ödül (olarak) kimseye** (ki) olmuştu küfredilen422 (kufir).
Ahmed Samira: 14 It flows with Our eyes/sights, a reimbursement to who was disbelieved with/denied .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tecri akıp gidiyordu (gemi) تَجْرِي جري
2 biea'yunina gözlerimizin önünde بِأَعْيُنِنَا عين
3 ceza'en bir ceza جَزَاءً جزي
4 limen kimseye (Nûh’a) لِمَنْ -
5 kane oldu كَانَ كون
6 kufira küfredilen كُفِرَ كفر

Notlar

Not 1: *Gemi.**Nûh’a.

Ayet 15

4859|54|15|وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
4859|54|15|ولقد تركنها ايه فهل من مدكر
15. Ve lekad tereknâhâ âyeten fe hel min muddekir(muddekirin).
Ve ant olsun terk ettik onu* bir ayet (olarak); öyle ki var mı hiçbir zikreden (muddekir)?.
Ahmed Samira: 15 And We had (E) left it (as) an evidence/sign , so is there from a rememberer?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 teraknaha terk ettik onu تَرَكْنَاهَا ترك
3 ayeten bir ayet ايَةً ايي
4 fehel öyle ki var mı فَهَلْ -
5 min hiçbir مِنْ -
6 muddekirin zikredenlerden/hatırlayanlardan مُدَّكِرٍ ذكر

Notlar

Not 1: *Dişil zamir gemiye/tekneye gider.

Ayet 16

4860|54|16|فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
4860|54|16|فكيف كان عذابي ونذر
16. Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Öyle ki nasıl oldu azabım ve uyarım (nuzur)?
Ahmed Samira: 16 So how was My torture and My warnings/notices?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekeyfe öyle ki nasıl فَكَيْفَ كيف
2 kane oldu كَانَ كون
3 azabi azabım عَذَابِي عذب
4 ve nuzuri ve uyarım وَنُذُرِ نذر

Ayet 17

4861|54|17|وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
4861|54|17|ولقد يسرنا القران للذكر فهل من مدكر
17. Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Ve ant olsun kolaylaştırdık Kur'ân'ı850 zikir78 için; öyle ki var mı hiçbir zikreden78 (muddekir)?
Ahmed Samira: 17 And We have (E) eased/made the Koran flexible to the remembrance/reminder, so is there from a rememberer?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 yesserna kolaylaştırdık يَسَّرْنَا يسر
3 l-kurane Kur'an'ı الْقُرْانَ قرا
4 lizzikri zikir için لِلذِّكْرِ ذكر
5 fehel öyle ki var mı فَهَلْ -
6 min hiç مِنْ -
7 muddekirin bir zikreden مُدَّكِرٍ ذكر

Ayet 18

4862|54|18|كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
4862|54|18|كذبت عاد فكيف كان عذابي ونذر
18. Kezzebet âdun fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Yalanladı Âd; öyle ki nasıl oldu azabım ve uyarım (nuzur)?
Ahmed Samira: 18 Aad lied/denied , so how was My torture and My warnings/notices?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezzebet yalanladı كَذَّبَتْ كذب
2 aadun Âd عَادٌ عود
3 fekeyfe öyle ki nasıl فَكَيْفَ كيف
4 kane oldu كَانَ كون
5 azabi azabım عَذَابِي عذب
6 ve nuzuri ve uyarım وَنُذُرِ نذر

Ayet 19

4863|54|19|إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ
4863|54|19|انا ارسلنا عليهم ريحا صرصرا في يوم نحس مستمر
19. İnnâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaren fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin).
Doğrusu biz gönderdik üzerlerine* sarsar1025 bir rüzgar bir uğursuz günde (ki) süre gelendir (mustemirr).
Ahmed Samira: 19 That We sent on them a wind/breeze blowing/severely cold , in a continuos unlucky/miserable day/time.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
4 rihen bir rüzgar رِيحًا روح
5 sarsaran şiddetli, soğuk, buz gibi صَرْصَرًا صرصر
6 fi فِي -
7 yevmi günde يَوْمِ يوم
8 nehsin bir uğursuz نَحْسٍ نحس
9 mustemirrin süre gelen مُسْتَمِرٍّ مرر

Notlar

Not 1: *Âd'ın.

Ayet 20

4864|54|20|تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ
4864|54|20|تنزع الناس كانهم اعجاز نخل منقعر
20. Tenziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin).
Çekip söküyordu insanları; sanki onlar bir hurma kütükleri gibiydiler oyulan* (munkair).
Ahmed Samira: 20 It removes/pulls the people as if they are extracted/dead palm trees’ ends.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 tenziu çekip söküyordu تَنْزِعُ نزع
2 n-nase insanları النَّاسَ نوس
3 keennehum sanki onlar كَأَنَّهُمْ -
4 ea'cazu kütükleri أَعْجَازُ عجز
5 nehlin bir hurma نَخْلٍ نخل
6 munkairin oyulan مُنْقَعِرٍ قعر

Notlar

Not 1: *Kökü oyulan, sökülen.

Ayet 21

4865|54|21|فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
4865|54|21|فكيف كان عذابي ونذر
21. Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Öyle ki nasıl oldu azabım ve uyarım (nuzur)?
Ahmed Samira: 21 So how was My torture and My warnings/notices?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekeyfe öyle ki nasıl فَكَيْفَ كيف
2 kane oldu كَانَ كون
3 azabi azabım عَذَابِي عذب
4 ve nuzuri ve uyarım وَنُذُرِ نذر

Ayet 22

4866|54|22|وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
4866|54|22|ولقد يسرنا القران للذكر فهل من مدكر
22. Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Ve ant olsun kolaylaştırdık Kur'ân'ı850 zikir78 için; öyle ki var mı hiçbir zikreden78 (muddekir)?
Ahmed Samira: 22 And We have (E) eased/made the Koran flexible to the remembrance/reminder, so is there from a rememberer?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 yesserna kolaylaştırdık يَسَّرْنَا يسر
3 l-kurane Kur'an'ı الْقُرْانَ قرا
4 lizzikri zikir için لِلذِّكْرِ ذكر
5 fehel öyle ki var mı فَهَلْ -
6 min hiç مِنْ -
7 muddekirin bir zikreden مُدَّكِرٍ ذكر

Ayet 23

4867|54|23|كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
4867|54|23|كذبت ثمود بالنذر
23. Kezzebet semûdu bin nuzur(nuzuri).
Yalanladı Semûd uyarıları (binnuzur).
Ahmed Samira: 23 Thamud lied/denied with the warnings/notices.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezzebet yalanladı كَذَّبَتْ كذب
2 semudu Semûd ثَمُودُ -
3 bin-nuzuri uyarıları بِالنُّذُرِ نذر

Ayet 24

4868|54|24|فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
4868|54|24|فقالوا ابشرا منا وحدا نتبعه انا اذا لفي ضلل وسعر
24. Fe kâlû ebeşeren minnâ vâhiden nettebiuhû innâ izen lefî dalâlin ve suur(suurin).
Öyle ki dediler: "Tek bir beşere432 mi bizlerden (ki) tabi oluruz ona*? Doğrusu bizler o zaman mutlak bir dalalette128 ve bir çılgınlıktayız (suur)."
Ahmed Samira: 24 So they said: "Is a human from (among) us, one, we follow him? We are then in misguidance and madness."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fe kalu öyle ki dediler فَقَالُوا قول
2 ebeşeran bir beşere mi أَبَشَرًا بشر
3 minna bizlerden مِنَّا -
4 vahiden tek وَاحِدًا وحد
5 nettebiuhu tabi oluruz ona نَتَّبِعُهُ تبع
6 inna doğrusu bizler إِنَّا -
7 izen o zaman إِذًا -
8 lefi mutlak لَفِي -
9 delalin bir dalalette ضَلَالٍ ضلل
10 ve suurin ve bir çılgınlıktayız وَسُعُرٍ سعر

Notlar

Not 1: *Sâlih'e.

Ayet 25

4869|54|25|أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
4869|54|25|القي الذكر عليه من بيننا بل هو كذاب اشر
25. E ulkıyez zikru aleyhi min beyninâ bel huve kezzâbun eşir(eşirun).
"Bırakıldı mı zikir78 onun* üzerine aramızdan? Evet! O** bir yalancı eşirdir963 (eşir)."
Ahmed Samira: 25 Was/is the reminder/remembrance thrown on him, from between Us? But he is (a) liar/denier/falsifier, ungrateful and arrogant

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eulkiye bırakıldı mı أَأُلْقِيَ لقي
2 z-zikru zikir الذِّكْرُ ذكر
3 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
4 min مِنْ -
5 beynina aramızdan بَيْنِنَا بين
6 bel evet! بَلْ -
7 huve o هُوَ -
8 kezzabun bir yalancıdır كَذَّابٌ كذب
9 eşirun bir eşirdir أَشِرٌ اشر

Notlar

Not 1: *Sâlih'in.**Sâlih.

Ayet 26

4870|54|26|سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ
4870|54|26|سيعلمون غدا من الكذاب الاشر
26. Se ya’lemûne gaden menil kezzâbul eşir(eşiru).
Bilecekler yarın* kimdir yalancı eşir (eşir).
Ahmed Samira: 26 They will know tomorrow/(in the) future who (is) the liar/denier/falsifier, the ungrateful and arrogant .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 seyea'lemune bilecekler onlar سَيَعْلَمُونَ علم
2 gaden yarın غَدًا غدو
3 meni kimdir مَنِ -
4 l-kezzabu yalancı الْكَذَّابُ كذب
5 l-eşiru küstah الْأَشِرُ اشر

Notlar

Not 1: *Yakın bir gelecekte.

Ayet 27

4871|54|27|إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ
4871|54|27|انا مرسلوا الناقه فتنه لهم فارتقبهم واصطبر
27. İnnâ mursilûn nâkati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.
Doğrusu biz göndericileriz dişi deveyi bir fitne610 (olarak) onlara; öyle ki gözetle onları ve sabret51 (vestabir).
Ahmed Samira: 27 We (E) (are) sending the female camel (as) a test for them, so observe/watch them , and endure patience.

Ayet 28

4872|54|28|وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ
4872|54|28|ونبيهم ان الما قسمه بينهم كل شرب محتضر
28. Ve nebbi’hum ennel mâe kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar(muhtedarun).
Ve haber ver onlara ki su bir kısmettir* aralarında; her bir içme** hazırlandırılanadır*** (muhtedar).
Ahmed Samira: 28 And inform them that (E) the water (is) division/apportionment between them, each/every share of water/drink (is) present/attending.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve nebbi'hum ve haber ver onlara وَنَبِّئْهُمْ نبا
2 enne ki أَنَّ -
3 l-mae su الْمَاءَ موه
4 kismetun bir kısmettir قِسْمَةٌ قسم
5 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
6 kullu her كُلُّ كلل
7 şirbin bir içmedir شِرْبٍ شرب
8 muhtederun hazırlandırılana مُحْتَضَرٌ حضر

Notlar

Not 1: *Paydır.**İçmek, içme zamanı.***Pasif gelmiştir. Sırası gelen önceden hazır edilir.

Ayet 29

4873|54|29|فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
4873|54|29|فنادوا صاحبهم فتعاطي فعقر
29. Fe nâdev sâhıbehum fe teâtâ fe akar(akare).
Öyle ki nida ettiler* bir arkadaşlarına; öyle ki aldı/üstlendi**; öyle ki yaraladı/kısırlaştırdı*** (fe akar).
Ahmed Samira: 29 So they called their companion/friend, so he stood on his toes and extended his hands to take , so he wounded/slaughtered/made infertile .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fenadev öyle ki nida ettiler فَنَادَوْا ندو
2 sahibehum bir arkadaşlarına صَاحِبَهُمْ صحب
3 fe teaata öyle ki aldı/üstlendi فَتَعَاطَىٰ عطو
4 fe akara öyle ki yaraladı/kısırlaştırdı فَعَقَرَ عقر

Notlar

Not 1: *Seslendiler.**Arkadaşları; görevi.***Arkadaşları; kesme fiili yok. Yaralama ve kısırlaştırma eylemi var.

Ayet 30

4874|54|30|فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
4874|54|30|فكيف كان عذابي ونذر
30. Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
Öyle ki nasıl oldu azabım ve uyarım (nuzur)?
Ahmed Samira: 30 So how was My torture and My warnings/notices?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fekeyfe öyle ki nasıl فَكَيْفَ كيف
2 kane oldu كَانَ كون
3 azabi azabım عَذَابِي عذب
4 ve nuzuri ve uyarım وَنُذُرِ نذر

Ayet 31

4875|54|31|إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
4875|54|31|انا ارسلنا عليهم صيحه وحده فكانوا كهشيم المحتظر
31. İnnâ erselnâ aleyhim sayhaten vâhıdeten fe kânû ke heşîmil muhtezir(muhteziri).
Doğrusu biz gönderdik üzerlerine tek bir sayha839; öyle ki oldular kuru ot/saman gibi ağıldaki (l-muhtezir)"
Ahmed Samira: 31 We (E) sent on them one loud strong cry/torture raid, so they were as the dried and broken plants .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
4 sayhaten bir sayha صَيْحَةً صيح
5 vahideten tek وَاحِدَةً وحد
6 fe kanu öyle ki oldular فَكَانُوا كون
7 keheşimi kuru ot/saman gibi كَهَشِيمِ هشم
8 l-muhteziri ağılda الْمُحْتَظِرِ حظر

Ayet 32

4876|54|32|وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
4876|54|32|ولقد يسرنا القران للذكر فهل من مدكر
32. Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Ve ant olsun kolaylaştırdık Kur'ân'ı850 zikir78 için; öyle ki var mı hiçbir zikreden78 (muddekir).
Ahmed Samira: 32 And We have (E) eased/made the Koran flexible to the remembrance/reminder, so is there from a rememberer?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 yesserna kolaylaştırdık يَسَّرْنَا يسر
3 l-kurane Kur'an'ı الْقُرْانَ قرا
4 lizzikri zikir için لِلذِّكْرِ ذكر
5 fehel öyle ki var mı فَهَلْ -
6 min hiç مِنْ -
7 muddekirin bir zikreden مُدَّكِرٍ ذكر

Ayet 33

4877|54|33|كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ
4877|54|33|كذبت قوم لوط بالنذر
33. Kezzebet kavmu lûtın bin nuzur(nuzuri).
Yalanladı Lût'un kavmi/toplumu uyarıları (bin nuzur).
Ahmed Samira: 33 Lot’s nation lied/denied/falsified with the warnings/notices.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezzebet yalanladı كَذَّبَتْ كذب
2 kavmu kavmi قَوْمُ قوم
3 lutin Lut'un لُوطٍ -
4 bin-nuzuri uyarıları بِالنُّذُرِ نذر

Ayet 34

4878|54|34|إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ
4878|54|34|انا ارسلنا عليهم حاصبا الا ال لوط نجينهم بسحر
34. İnnâ erselnâ aleyhim hâsiben illâ âle lût(lûtin), necceynâhum bi sehar(seharin).
Doğrusu biz gönderdik üzerlerine bir fırtına/kasırga; dışındadır Lût'un ailesi; kurtardık onları* seherle (bi sehar).
Ahmed Samira: 34 We (E) sent on them a violent wind carrying pebbles and hail/hail laden clouds, except Lot’s family, We saved/rescued them with (the) time at end of night before dawn.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
4 hasiben bir fırtına/kasırga حَاصِبًا حصب
5 illa dışındadır إِلَّا -
6 ale ailesi الَ اول
7 lutin Lût لُوطٍ -
8 necceynahum kurtardık onları نَجَّيْنَاهُمْ نجو
9 biseharin seherle بِسَحَرٍ سحر

Notlar

Not 1: *Lût ve ailesini.

Ayet 35

4879|54|35|نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
4879|54|35|نعمه من عندنا كذلك نجزي من شكر
35. Ni’meten min indina, kezâlike neczî men şeker(şekere).
Bir nimettir757 indimizden/katımızdan; işte böyledir; cezalandırırız* kimseyi (ki) şükretti43 (şeker).
Ahmed Samira: 35 A blessing/goodness from at Us, as/like that We reimburse who thanked/became grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 nia'meten bir nimettir نِعْمَةً نعم
2 min مِنْ -
3 indina indimizden/katımızdan عِنْدِنَا عند
4 kezalike işte böyledir كَذَٰلِكَ -
5 neczi cezalandırırız نَجْزِي جزي
6 men kimseyi (ki) مَنْ -
7 şekera şükretti شَكَرَ شكر

Notlar

Not 1: *Karşılığını veririz.

Ayet 36

4880|54|36|وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
4880|54|36|ولقد انذرهم بطشتنا فتماروا بالنذر
36. Ve lekad enzerehum batşetenâ fe temârev bin nuzur(nuzuri).
Ve ant olsun uyardı* onları saldırımıza (karşı); öyle ki kuşkulandılar uyarılara (bin nuzur).
Ahmed Samira: 36 And he had (E) warned/given them notice (of) Our violent destruction/attack, so they argued/discussed with the warnings/notices.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 enzerahum uyardı onları أَنْذَرَهُمْ نذر
3 betşetena saldırımıza (karşı) بَطْشَتَنَا بطش
4 fetemarav öyle ki kuşkulandılar فَتَمَارَوْا مري
5 bin-nuzuri uyarılara بِالنُّذُرِ نذر

Notlar

Not 1: *Lût.

Ayet 37

4881|54|37|وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
4881|54|37|ولقد رودوه عن ضيفه فطمسنا اعينهم فذوقوا عذابي ونذر
37. Ve lekad râvedûhu an dayfihî fe tamesnâ a’yunehum fe zûkû azâbî ve nuzur(nuzuri).
Ve ant olsun murad talep ettiler ona*; ziyaretçisinden** onun*; öyle ki sildik gözlerini onların; öyle ki tadın azabımı ve uyarılarımı (nuzur).
Ahmed Samira: 37 And they had (E) solicited/made sinful advances from (to) his guests, so We wiped out/eliminated their eyes/sights, so taste/experience My torture and My warnings/notices.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 raveduhu murad talep ettiler ona رَاوَدُوهُ رود
3 an عَنْ -
4 deyfihi ziyaretçilerindenonun ضَيْفِهِ ضيف
5 fetamesna öyle ki sildik فَطَمَسْنَا طمس
6 ea'yunehum gözlerini أَعْيُنَهُمْ عين
7 fezuku öyle ki tadın فَذُوقُوا ذوق
8 azabi azabımı عَذَابِي عذب
9 ve nuzuri ve uyarılarımı وَنُذُرِ نذر

Notlar

Not 1: *Lut'a.**İbrahim ve Lût'u ziyaret eden şerefli elçi olan melek.

Ayet 38

4882|54|38|وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
4882|54|38|ولقد صبحهم بكره عذاب مستقر
38. Ve lekad sabbehahum bukreten azâbun mustekırr(mustekırrun).
Ve ant olsun sabahlattı onları* erkenden bir azap (ki) kararlıydı (mustekırr).
Ahmed Samira: 38 And settled/established torture had (E) come to them in the morning (at) day breaks/early mornings.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 sabbehahum sabahlattı onlar صَبَّحَهُمْ صبح
3 bukraten erken بُكْرَةً بكر
4 azabun bir azab عَذَابٌ عذب
5 mustekirrun kararlı مُسْتَقِرٌّ قرر

Notlar

Not 1: *Lû'un kavmini/toplumunu.

Ayet 39

4883|54|39|فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
4883|54|39|فذوقوا عذابي ونذر
39. Fe zûkû azâbî ve nuzur(nuzuri).
Öyle ki tadın azabımı ve uyarılarımı (nuzur).
Ahmed Samira: 39 So taste/experience My torture and My warnings/notices.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fezuku öyle ki tadın فَذُوقُوا ذوق
2 azabi azabımı عَذَابِي عذب
3 ve nuzuri ve uyarılarımı وَنُذُرِ نذر

Ayet 40

4884|54|40|وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
4884|54|40|ولقد يسرنا القران للذكر فهل من مدكر
40. Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Ve ant olsun kolaylaştırdık Kur'ân'ı850 zikir78 için; öyle ki var mı hiçbir zikreden78 (muddekir).
Ahmed Samira: 40 And We have (E) eased/made the Koran flexible to the remembrance/reminder, so is there from a rememberer?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 yesserna kolaylaştırdık يَسَّرْنَا يسر
3 l-kurane Kur'an'ı الْقُرْانَ قرا
4 lizzikri zikir için لِلذِّكْرِ ذكر
5 fehel öyle ki var mı فَهَلْ -
6 min hiç مِنْ -
7 muddekirin bir zikreden مُدَّكِرٍ ذكر

Ayet 41

4885|54|41|وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ
4885|54|41|ولقد جا ال فرعون النذر
41. Ve lekad câe âle fir’avnen nuzur(nuzuru).
Ve ant olsun geldi firavun678 ailesine uyarılar (n-nuzur).
Ahmed Samira: 41 And the warnings/notices had (E) come (to) Pharaoh’s family.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 ca'e geldi جَاءَ جيا
3 ale ailesine الَ اول
4 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
5 n-nuzuru uyarılar النُّذُرُ نذر

Ayet 42

4886|54|42|كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ
4886|54|42|كذبوا بايتنا كلها فاخذنهم اخذ عزيز مقتدر
42. Kezzebû bi âyâtinâ kullihâ fe ehaznâhum ahze azîzin muktedir(muktedirin).
Yalanladılar ayetlerimizi237*; hepsini onun**; öyle ki tuttuk onları bir tutuş (-la); bir azîz*** ve muktedir**** (muktedir).
Ahmed Samira: 42 They lied/denied with Our evidences/signs all of it, so We punished/took them (the) punishing/taking (of) a glorious/mighty , capable/powerful .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
2 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
3 kulliha hepsini onun كُلِّهَا كلل
4 feehaznahum öyle ki tuttuk فَأَخَذْنَاهُمْ اخذ
5 ehze tutuş (-la) أَخْذَ اخذ
6 azizin bir azîz عَزِيزٍ عزز
7 muktedirin ve bir muktedir مُقْتَدِرٍ قدر

Notlar

Not 1: *Firavuna gönderilen 9 ayeti/mucizeyi.**Ayetin.***Güç yetiren.****Kudretli, başarıya ulaşmaması mümkün olmayan.

Ayet 43

4887|54|43|أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ
4887|54|43|اكفاركم خير من اوليكم ام لكم براه في الزبر
43. E kuffârukum hayrun min ulâikum em lekum berâetun fîz zubur(zuburi).
Kâfirleriniz25 bir hayırlı mıdır bunlardan ya da sizleredir bir berâat751 zuburda* (z-zubur).
Ahmed Samira: 43 Are your disbelievers better than those, or for you (is) declaration/denouncement in The Books?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ekuffarukum kâfirleriniz mi أَكُفَّارُكُمْ كفر
2 hayrun bir hayırlı خَيْرٌ خير
3 min مِنْ -
4 ulaikum şunlardan أُولَٰئِكُمْ -
5 em ya da أَمْ -
6 lekum sizleredir لَكُمْ -
7 bera'etun bir beraat بَرَاءَةٌ برا
8 fi فِي -
9 z-zuburi zuburda الزُّبُرِ زبر

Notlar

Not 1: *Yazıtlarda.

Ayet 44

4888|54|44|أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ
4888|54|44|ام يقولون نحن جميع منتصر
44. Em yekûlûne nahnu cemîun muntesir(muntesirun).
Ya da derler: "Bizler bir topluluğuz desteklenmiş/yardım edilmiş (muntesir)"
Ahmed Samira: 44 Or they say: We are all/all together (are) victorious."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 em ya da أَمْ -
2 yekulune derler يَقُولُونَ قول
3 nehnu bizler نَحْنُ -
4 cemiun bir topluluğuz جَمِيعٌ جمع
5 muntesirun bir desteklenmiş/yardım edilmiş مُنْتَصِرٌ نصر

Ayet 45

4889|54|45|سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
4889|54|45|سيهزم الجمع ويولون الدبر
45. Se yuhzemul cem’u ve yuvellûned dubur(dubura).
Hezimete uğratılacak o topluluk; ve dönerler* arkayı (d-dubur)
Ahmed Samira: 45 The gathering/collection/group will be defeated , and they turn away the back/end.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 seyuhzemu hezimete uğrayacak سَيُهْزَمُ هزم
2 l-cem'u o topluluk الْجَمْعُ جمع
3 ve yuvellune ve sırt dönerler وَيُوَلُّونَ ولي
4 d-dubura arkalarını الدُّبُرَ دبر

Notlar

Not 1: *Arkalarına bile bakmadan kaçarlar.

Ayet 46

4890|54|46|بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ
4890|54|46|بل الساعه موعدهم والساعه ادهي وامر
46. Belis sâatu mev’ıduhum ves sâ’atu edhâ ve emerr(emerru).
Evet! O sâattir470 (ki) vaat edilendir onlara; ve o sâat470 (ki) daha faciadır*; ve acıdır/keskindir (emerr).
Ahmed Samira: 46 But the Hour/Resurrection (is) their appointment, and the Hour/Resurrection (is) more disastrous/catastrophic and more bitter/firmer .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 beli evet بَلِ -
2 s-saatu o sâattir السَّاعَةُ سوع
3 mev'iduhum vaat edilendir onlara مَوْعِدُهُمْ وعد
4 ve ssaatu ve o sâat وَالسَّاعَةُ سوع
5 edha daha faciadır أَدْهَىٰ دهي
6 ve emerru ve acıdır/keskindir وَأَمَرُّ مرر

Notlar

Not 1: *Yıkıcı, afet, felaket.

Ayet 47

4891|54|47|إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
4891|54|47|ان المجرمين في ضلل وسعر
47. İnnel mucrimîne fî dalâlin ve suur(suurin).
Doğrusu mücrimler674 bir dalalettedir128; ve çılgınlıktadır (suur).
Ahmed Samira: 47 That truly the criminals/sinners (are) in misguidance and madness/inferno/frenzy.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 l-mucrimine mücrimler الْمُجْرِمِينَ جرم
3 fi فِي -
4 delalin bir dalalettedir ضَلَالٍ ضلل
5 ve suurin ve çılgınlıktadır وَسُعُرٍ سعر

Ayet 48

4892|54|48|يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ
4892|54|48|يوم يسحبون في النار علي وجوههم ذوقوا مس سقر
48. Yevme yushabûne fîn nâri alâ vucûhihim, zûkû messe sekar(sekare).
Gündür (ki) sürüklenirler ateşe834 yüzleri üzerine; tadın temasını Sekar'ın111 (sekar).
Ahmed Samira: 48 A day/time they be dragged on the ground in the fire , on their faces/fronts (and told): "Taste/experience Hells’ touch/madness."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yevme gündür (ki) يَوْمَ يوم
2 yushabune sürüklenirler يُسْحَبُونَ سحب
3 fi فِي -
4 n-nari ateşe النَّارِ نور
5 ala üzerine عَلَىٰ -
6 vucuhihim yüzleri وُجُوهِهِمْ وجه
7 zuku tadın ذُوقُوا ذوق
8 messe temasını مَسَّ مسس
9 sekara Sekarın سَقَرَ -

Ayet 49

4893|54|49|إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍ
4893|54|49|انا كل شي خلقنه بقدر
49. İnnâ kulle şey’in halaknâhu bi kader(kaderin).
Doğrusu biz her bir şeyi (ki) yarattık onu* bir kaderle** (bi kader).
Ahmed Samira: 49 That We (E), every thing We created it with a measure/predestiny .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inna doğrusu biz إِنَّا -
2 kulle herbir كُلَّ كلل
3 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
4 haleknahu yarattık onu خَلَقْنَاهُ خلق
5 bikaderin bir kaderle بِقَدَرٍ قدر

Notlar

Not 1: *Şeyi.**Ölçüyle/takdirle/belirlemeyle.

Ayet 50

4894|54|50|وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
4894|54|50|وما امرنا الا وحده كلمح بالبصر
50. Ve mâ emrunâ illâ vâhıdetun ke lemhın bil basar(basari).
Ve değildir emrimiz200 dışında bir tek göz atma*; bakışla/bakmayla (bilbasar)
Ahmed Samira: 50 And Our order/command (is) except one as/like a twinkling/quick glance with the eye sight.395

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 emruna emrimiz أَمْرُنَا امر
3 illa dışında إِلَّا -
4 vahidetun bir tek وَاحِدَةٌ وحد
5 kelemhin bir göz atma كَلَمْحٍ لمح
6 bil-besari bakışla بِالْبَصَرِ بصر

Notlar

Not 1: *Emir ışık hızındadır.

Ayet 51

4895|54|51|وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
4895|54|51|ولقد اهلكنا اشياعكم فهل من مدكر
51. Ve lekad ehleknâ eşyâakum fe hel min muddekir(muddekirin).
Ve ant olsun helak ettik partilerini/takipçilerini onların; öyle ki var mı hiçbir zikreden78 (muddekir)?
Ahmed Samira: 51 And We had (E) destroyed your groups/parties/supporters , so is there from a rememberer?

Ayet 52

4896|54|52|وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ
4896|54|52|وكل شي فعلوه في الزبر
52. Ve kullu şey’in fe alûhu fîz zubur(zuburi).
Ve her bir şey (ki) faaliyet ettiler onu*; zuburdadır** (z-zubur).
Ahmed Samira: 52 And very thing they made/did it (is) in The Books .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kullu ve herbir وَكُلُّ كلل
2 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
3 fealuhu faaliyet ettiler onu فَعَلُوهُ فعل
4 fi فِي -
5 z-zuburi zuburdadır الزُّبُرِ زبر

Notlar

Not 1: *Şeyi.**Yazıtlardadır.

Ayet 53

4897|54|53|وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ
4897|54|53|وكل صغير وكبير مستطر
53. Ve kullu sagîrin ve kebîrin mustetar(mustetarun).
Ve her bir küçük* ve (her) bir büyük* satırlıdır** (mustetar).
Ahmed Samira: 53 And each/every small/little and large/great (is) written/inscribed .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kullu ve her bir وَكُلُّ كلل
2 sagirin bir küçük صَغِيرٍ صغر
3 ve kebirin ve bir büyük وَكَبِيرٍ كبر
4 mustetarun satırlıdır مُسْتَطَرٌ سطر

Notlar

Not 1: *Küçük büyük fark etmeksizin her şey. Tek bir sicim de evrenin kendisi de. Hiperuzay da. Üst boyutlar da satırlanmıştır. **Rakamlanmış yazıt şeklinde satırlarla dijitalize edilmiştir. Evrenin kuantum bilgileri olan Qbit'ler Levh-i Mahfûz'da kayıtlıdır. Bu kaydın satırlı olduğunu ayetten anlarız.

Ayet 54

4898|54|54|إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَهَرٍ
4898|54|54|ان المتقين في جنت ونهر
54. İnnel muttekîne fî cennâtin ve neher(neherin).
Doğrusu muttakiler17 cennetlerdedir; ve nehirdedir (neher).
Ahmed Samira: 54 That truly the fearing and obeying (are) in treed gardens/paradises and a river/waterway.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 l-muttekine muttakiler الْمُتَّقِينَ وقي
3 fi فِي -
4 cennatin cennetlerdedir جَنَّاتٍ جنن
5 ve neherin ve nehirdedir وَنَهَرٍ نهر

Ayet 55

4899|54|55|فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ
4899|54|55|في مقعد صدق عند مليك مقتدر
55. Fî mak’adi sıdkın inde melîkin muktedir(muktedirin).
Bir doğru oturma yerinde (ki) indindedir/katındadır Melik'in96 (ki) Muktedirdir964 (muktedir).
Ahmed Samira: 55 In a truthful seat/sitting place (position) at (a) capable/powerful king/owner/possessor 396

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fi فِي -
2 mek'adi bir oturma yerinde مَقْعَدِ قعد
3 sidkin bir doğruluk صِدْقٍ صدق
4 inde indinde/katında عِنْدَ عند
5 melikin meliğin مَلِيكٍ ملك
6 muktedirin muktedir مُقْتَدِرٍ قدر