Ayet 1
5930|86|1|وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
5930|86|1|والسما والطارق
1. Ves semâi vet târık(târıkı).
Ve göğe; ve târığa.
Ahmed Samira: 1 And/by the sky/space, and/by the Night Comer/star (Morning Star).
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vessemai | ve göğe | وَالسَّمَاءِ | سمو |
| 2 | ve ttariki | ve târığa | وَالطَّارِقِ | طرق |
Ayet 2
5931|86|2|وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
5931|86|2|وما ادريك ما الطارق
2. Ve mâ edrâke met târik(târiku).
Ve ne idrak657 ettirdi sana nedir târık845?
Ahmed Samira: 2 And what made you know/informed you what the Night Comer/star (Morning Star is)?
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve ne | وَمَا | - |
| 2 | edrake | idrak ettirdi sana | أَدْرَاكَ | دري |
| 3 | ma | nedir | مَا | - |
| 4 | t-tariku | târık | الطَّارِقُ | طرق |
Ayet 3
5932|86|3|ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
5932|86|3|النجم الثاقب
3. En necmus sâkıb(sâkıbu).
Delici* yıldızdır163.
Ahmed Samira: 3 The star/planet, the lit/penetrating .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | en-necmu | yıldızdır | النَّجْمُ | نجم |
| 2 | s-sakibu | delen | الثَّاقِبُ | ثقب |
Notlar
Not 1: *Sâkib, delen.
Ayet 4
5933|86|4|إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
5933|86|4|ان كل نفس لما عليها حافظ
4. İn kullu nefsin lemmâ aleyhâ hâfız(hâfızun).
Ki her bir nefis201; ancak (ki) üzerinedir onun* bir koruyucu**.
Ahmed Samira: 4 That truly every/each self (is) except on it a protector/safe keeper .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | in | ki | إِنْ | - |
| 2 | kullu | her bir | كُلُّ | كلل |
| 3 | nefsin | nefis | نَفْسٍ | نفس |
| 4 | lemma | ancak (ki) | لَمَّا | - |
| 5 | aleyha | üzerinedir onun | عَلَيْهَا | - |
| 6 | hafizun | bir koruyucu | حَافِظٌ | حفظ |
Notlar
Not 1: *Nefsin.**Her insanda bulunan savunma sistemi.
Ayet 5
5934|86|5|فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
5934|86|5|فلينظر الانسن مم خلق
5. Fel yenzuril insânu mimme hulık(hulıka).
Öyle ki baksın insan neyden yaratıldığına*.
Ahmed Samira: 5 So the human/mankind should look/see from what he was created.
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | felyenzuri | öyle ki baksın | فَلْيَنْظُرِ | نظر |
| 2 | l-insanu | insan | الْإِنْسَانُ | انس |
| 3 | mimme | neyden | مِمَّ | - |
| 4 | hulika | yaratıldığına | خُلِقَ | خلق |
Notlar
Not 1: *1. anlam: İnsan târık yıldızlarını oluşturan süpernova patlamalarının tozları olan turabinden ve sudan yaratılmıştır. İnsan Târık yıldızlarını incelediğinde neden yaratıldığını görecektir. 2. anlam: Erkeğin menisine ve onun atılmasına bir işaret olabilir.
Ayet 6
5935|86|6|خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ
5935|86|6|خلق من ما دافق
6. Hulika min mâin dâfik(dâfikın).
Yaratıldı dâfik* bir mayiden**.
Ahmed Samira: 6 He was created from water pouring/flowing forcefully.
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | hulika | yaratıldı | خُلِقَ | خلق |
| 2 | min | -dan | مِنْ | - |
| 3 | main | bir mayiden | مَاءٍ | موه |
| 4 | dafikin | atılan | دَافِقٍ | دفق |
Notlar
Not 1: *Atılan, fışkıran, dökülen, coşkuyla taşan, hücum ederek akan, patlayıp fışkıran. 1. anlam: Târık yıldızının oluşması esnasında ortaya çıkan bolca sıvının akışı, atılması, ortaya dökülmesi. 2. anlam: Erkek menisinin kadın vajinasına atılması.**Sıvı/su. 1. anlam: Târık yıldızlarının oluşması esnasında ortaya dökülen sıvı. Su ve içerdiği karışık moleküller. 2. anlam: Erkek menisi.
Ayet 7
5936|86|7|يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
5936|86|7|يخرج من بين الصلب والترايب
7. Yahrucu min beynis sulbi vet terâib(terâibi).
Çıkar* arasından bel kemiği/omurga** ve kaburgalar***.
Ahmed Samira: 7 It emerges/appears from between the spine and the rib bones.
Notlar
Not 1: *Mayi, sıvı/su. 1. anlam: Târık yıldızlarının oluşması esnasında ortaya dökülen sıvı. Su ve içerdiği karışık moleküller. 2. anlam: Erkek menisi. **Sulb. Çok sağlam, sert, dayanıklı. 1. Süpernova patlamasıyla içine çöken nötron yıldızı. İçe çöken kısım evrenin en sağlam, dayanıklı, sıkı ve sadece nötronlardan oluşan sulbu oluşturur. 2. Bel/omurga. sağlam olması nedeniyle bu kelimeyle işaret edilir.***Terâib. Çoğul. 1. anlam: Kök olarak turabin kelimesiyle aynı kökten türemiştir. Toz anlamındadır. Kaburga kemikleri gibi eğimli/sarmallı yıldız tozları demektir. Süpernova patlamalarında dışa atılan ejaktaların kaburgalar gibi eğimli ve sarmal bir yapıda olduğu bilinmektedir. Dışa yayılan bu tozlar insanı yaratacak olan atomları içerir. 2. anlam: Kaburgalar.
Ayet 8
5937|86|8|إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ
5937|86|8|انه علي رجعه لقادر
8. İnnehu alâ rec’ıhî le kâdir(kâdirun).
Doğrusu O* döndürmeye karşı onu** mutlak kâdirdir598.
Ahmed Samira: 8 That He truly (is) on returning him capable/able (E) .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | innehu | şüphesiz O | إِنَّهُ | - |
| 2 | ala | karşı | عَلَىٰ | - |
| 3 | rac'ihi | döndürmeye onu | رَجْعِهِ | رجع |
| 4 | lekadirun | mutlak kâdirdir | لَقَادِرٌ | قدر |
Notlar
Not 1: *Allah.**İnsanı.
Ayet 9
5938|86|9|يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
5938|86|9|يوم تبلي السراير
9. Yevme tubles serâir(serâiru).
Gündür (ki) belalandırılır256* sırlar.
Ahmed Samira: 9 A day/time the secrets/intentions be tested.
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | yevme | gündür (ki) | يَوْمَ | يوم |
| 2 | tubla | belalandırılır | تُبْلَى | بلو |
| 3 | s-serairu | sırlar | السَّرَائِرُ | سرر |
Notlar
Not 1: *Test edilir.
Ayet 10
5939|86|10|فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
5939|86|10|فما له من قوه ولا ناصر
10. Femâ lehu min kuvvetin ve lâ nâsır(nâsırın).
Öyle ki yoktur ona* hiçbir kuvvet**; ve ne de bir yardım eden**.
Ahmed Samira: 10 So (there is) no strength/power, and nor victorior/savior for him.
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | fema | öyle ki yoktur | فَمَا | - |
| 2 | lehu | ona | لَهُ | - |
| 3 | min | hiçbir | مِنْ | - |
| 4 | kuvvetin | bir kuvvet | قُوَّةٍ | قوي |
| 5 | ve la | ve ne de | وَلَا | - |
| 6 | nasirin | bir yardım eden | نَاصِرٍ | نصر |
Notlar
Not 1: *İnsana.**Tek başınadır.
Ayet 11
5940|86|11|وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
5940|86|11|والسما ذات الرجع
11. Ves semâi zâtir rec’(rec’ı).
Ve göğe180; dönüş sahibi*.
Ahmed Samira: 11 And the sky/space that of the rain after rain/benefit .
Notlar
Not 1: *Gezegenlerin atmosferlerinin yağmur gibi dönüşler sağlaması; evrenin tekillik haline tekrar dönecek olması. Evren kalp atışları gibi var olup yok olur. Buna "Big Bounce" "Büyük Sıçrama" denir.
Ayet 12
5941|86|12|وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
5941|86|12|والارض ذات الصدع
12. Vel ardı zâtis sad’(sad’ı).
Ve yere*; çatlak** sahibi***.
Ahmed Samira: 12 And the earth/Planet Earth that of the split/separation/geological rift-fault line .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | vel'erdi | ve yere/yeryüzüne | وَٱلْأَرْضِ | ارض |
| 2 | zati | sahibi | ذَاتِ | - |
| 3 | s-sad'i | çatlak/yarık/fissür/kırık | ٱلصَّدْعِ | صدع |
Notlar
Not 1: *Yeryüzüne.**Sad'i. Yarık, fissür, kırık.***Dünya gezegenin kabuğunun yekpare olmadığı, aralarında yarıklar olan kıta parçalarından oluştuğuna bir işarettir.
Ayet 13
5942|86|13|إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
5942|86|13|انه لقول فصل
13. İnnehu le kavlun fasl(faslun).
Doğrusu o* mutlak fasıl** bir söylemdir.
Ahmed Samira: 13 That it truly is a word/statement (of) judgment/partition (decisive).
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | innehu | doğrusu o | إِنَّهُ | - |
| 2 | lekavlun | mutlak bir söylemdir | لَقَوْلٌ | قول |
| 3 | feslun | bir fasıl | فَصْلٌ | فصل |
Notlar
Not 1: *Kur'an.**Ayırıcı, ayıran, koparan, bölen, kesip ayıran.
Ayet 14
5943|86|14|وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
5943|86|14|وما هو بالهزل
14. Ve mâ huve bil hezl(hezli).
Ve değildir o* hafiflikle**.
Ahmed Samira: 14 And it is not with (of) the joke/fun .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değildir | وَمَا | - |
| 2 | huve | o | هُوَ | - |
| 3 | bil-hezli | hafiflikle | بِالْهَزْلِ | هزل |
Notlar
Not 1: *Kur'an.**Hafife alınan, zayıflamış, ağırlığı olmayan, cılız, şaka, hafif konuşma, değersiz sözler.
Ayet 15
5944|86|15|إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
5944|86|15|انهم يكيدون كيدا
15. İnnehum yekîdûne keydâ(keyden).
Doğrusu onlar planlarlar bir plan/entrika.
Ahmed Samira: 15 That they truly plot/conspire a plot/conspiracy .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | innehum | doğrusu onlar | إِنَّهُمْ | - |
| 2 | yekidune | planlarlar | يَكِيدُونَ | كيد |
| 3 | keyden | bir plan/entrika | كَيْدًا | كيد |
Ayet 16
5945|86|16|وَأَكِيدُ كَيْدًا
5945|86|16|واكيد كيدا
16. Ve ekîdu keydâ(keyden).
Ve planlarım* bir plan/entrika.
Ahmed Samira: 16 And I plot/conspire a plot/conspiracy .
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | veekidu | ve planlarım | وَأَكِيدُ | كيد |
| 2 | keyden | bir plan/entrika | كَيْدًا | كيد |
Notlar
Not 1: *Entrika planına karşı Yüce Allah tarafından planlanan bir entrika mevcut zarar verici entrikayı boşa çıkaracaktır, sıfırlayacaktır, etkisiz kılacaktır. Yüce Allah durduk yere kullarına zarar verici bir entrika yapacak asla değildir. Ava giden avlanmaktadır.
Ayet 17
5946|86|17|فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
5946|86|17|فمهل الكفرين امهلهم رويدا
17. Fe mehhilil kâfirîne emhilhum ruveydâ(ruveyden).
Öyle ki mühlet ver* kâfirlere25; mühlet ver* onlara kibarca/nazikçe/yavaşça.
Ahmed Samira: 17 So delay/give time (to) the disbelievers, delay them/give them time slowly/gently.
Kelime Kelime Analiz
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | femehhili | öyle ki mühlet ver | فَمَهِّلِ | مهل |
| 2 | l-kafirine | kâfirlere | الْكَافِرِينَ | كفر |
| 3 | emhilhum | mühlet ver onlara | أَمْهِلْهُمْ | مهل |
| 4 | ruveyden | kibarca/nazikçe/yavaşça | رُوَيْدًا | رود |
Notlar
Not 1: *Ağırdan al, yavaş ol, acele etme, süre tanı.