Sure 65: Talâk/Boşanma

Ayet Sayısı: 12
ٱلطَّلَاق

Ayet 1

5216|65|1|يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ لَا تَدْرِى لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٰلِكَ أَمْرًا
5216|65|1|يايها النبي اذا طلقتم النسا فطلقوهن لعدتهن واحصوا العده واتقوا الله ربكم لا تخرجوهن من بيوتهن ولا يخرجن الا ان ياتين بفحشه مبينه وتلك حدود الله ومن يتعد حدود الله فقد ظلم نفسه لا تدري لعل الله يحدث بعد ذلك امرا
1. Yâ eyyuhen nebiyyu izâ tallaktumun nisâe fe tallikûhunne li iddetihinne ve ahsûl iddeh(iddete), vettekûllâhe rabbekum, lâ tuhricûhunne min buyûtihinne ve lâ yahrucne illâ en ye’tîne bi fâhişetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve tilke hudûdullâh(hudûdullâhi), ve men yeteadde hudûdallâhi fe kad zaleme nefseh(nefsetu), lâ tedrî leallallâhe yuhdısu ba’de zâlike emrâ(emren).
Ey nebi132! Boşadığınız zaman kadınları; öyle ki boşayın onları iddetleri652 için*, ve hesaplayın iddeti652; ve takvalı olun Allah’a; Rabbinize4; çıkarmayın onları evlerinden; ve çıkmasınlar (onlar da); dışında ki gelirler apaçık (olmuş) bir fahişelikle490; ve işte şu; hudutlarıdır Allah'ın; ve kim taştı hudutlarını Allah'ın; öyle ki muhakkak zulmetti257 kendi nefsine201 farkına varmaksızın; belki Allah söyler/ortaya çıkarır bunun sonrası bir emir**.
Ahmed Samira: 1 You, you the prophet, if you divorced the women, so divorce them (F) to their term (F), and count/calculate the menstrual cycle/term and fear and obey God, your Lord, do not bring them out from their (F) houses/homes, and they (F) do not get out except that they do/commit with an evident enormous/atrocious deed , and those are God’s limits/boundaries/orders, and who transgresses/violates God’s limits/boundaries/orders, so he had caused injustice/oppression (to) his self, you do not know, maybe/perhaps God initiates/causes after that a matter/affair (event) .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ya eyyuha ey يَا أَيُّهَا -
2 n-nebiyyu nebi النَّبِيُّ نبا
3 iza zaman إِذَا -
4 tallektumu boşadığınız zaman طَلَّقْتُمُ طلق
5 n-nisa'e kadınları النِّسَاءَ نسو
6 fetallikuhunne öyle ki boşayın onları فَطَلِّقُوهُنَّ طلق
7 liiddetihinne iddetlerinde لِعِدَّتِهِنَّ عدد
8 ve ehsu ve hesaplayın وَأَحْصُوا حصي
9 l-iddete iddeti الْعِدَّةَ عدد
10 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
11 llahe Allah’a اللَّهَ -
12 rabbekum Rabbinize رَبَّكُمْ ربب
13 la لَا -
14 tuhricuhunne çıkarmayın onları تُخْرِجُوهُنَّ خرج
15 min مِنْ -
16 buyutihinne evlerinden بُيُوتِهِنَّ بيت
17 ve la ve وَلَا -
18 yehrucne çıkmasınlar يَخْرُجْنَ خرج
19 illa dışında إِلَّا -
20 en ki أَنْ -
21 ye'tine gelirler يَأْتِينَ اتي
22 bifahişetin bir fahişelikle بِفَاحِشَةٍ فحش
23 mubeyyinetin apaçık (olmuş) مُبَيِّنَةٍ بين
24 ve tilke ve işte şu وَتِلْكَ -
25 hududu hududlarıdır حُدُودُ حدد
26 llahi Allah'ın اللَّهِ -
27 ve men ve kim وَمَنْ -
28 yeteadde taştı يَتَعَدَّ عدو
29 hudude hududtlarını حُدُودَ حدد
30 llahi Allah'ın اللَّهِ -
31 fekad öyleki muhakkak فَقَدْ -
32 zeleme zulmetti ظَلَمَ ظلم
33 nefsehu kendi nefsine نَفْسَهُ نفس
34 la لَا -
35 tedri farkına varmaksınız تَدْرِي دري
36 lealle belki لَعَلَّ -
37 llahe Allah اللَّهَ -
38 yuhdisu söyler/ortaya çıkarır يُحْدِثُ حدث
39 bea'de sonrası بَعْدَ بعد
40 zalike bunun ذَٰلِكَ -
41 emran bir emir أَمْرًا امر

Notlar

Not 1: *İddet sürelerini gözeterek/hesaplayarak boşayın.**Onların işleri artık Yüce Allah'adır. Dilediği gibi emreder.

Ayet 2

5217|65|2|فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا۟ ذَوَىْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِ ذَٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مَخْرَجًا
5217|65|2|فاذا بلغن اجلهن فامسكوهن بمعروف او فارقوهن بمعروف واشهدوا ذوي عدل منكم واقيموا الشهده لله ذلكم يوعظ به من كان يومن بالله واليوم الاخر ومن يتق الله يجعل له مخرجا
2. Fe izâ belagne ecelehunne fe emsikûhunne bi ma’rûfin evfârikûhunne bi ma’rûfin ve eşhidû zevey adlin minkum ve ekîmûş şehâdete lillâh(lillâhi), zâlikum yûazu bihî men kâne yû’minu billâhi vel yevmil âhir(âhiri), ve men yettekıllâhe yec’al lehu mahrecâ(mahrecen).
Öyle ki (kadınlar) ulaştıkları zaman ecellerine*; öyle ki tutun onları (kadınları) marufla291 ya da ayırın onları (kadınları) marufla291; ve şahid tutun adalet680 sahibi ikiyi (iki erkek) sizlerden; ve kıyamda/ayakta tutun şahitliği Allah için; işte sizleredir; vaaz653 edildi onunla kimseye (ki) oldu (o) iman47 eder Allah'a ve ahiret gününe; ve kim takvalı21 olur Allah’a; yapar (Allah) ona bir çıkış yeri.
Ahmed Samira: 2 So if they (F) reached (completed) their term/time, so hold/grasp them (F) with kindness/generosity or separate from them (F) with kindness/generosity , and call a witness (two owners) (B) of justice/equality from you, and keep up/take care of the testimony/certification to God, that is being preached/advised/warned with it who was believing with (in) God, and the Day the Last/Resurrection Day; and who fears and obeys God, He makes/puts for him a way out/exit.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
2 belegne ulaştıkları بَلَغْنَ بلغ
3 ecelehunne ecellerine أَجَلَهُنَّ اجل
4 feemsikuhunne öyleki tutun onları فَأَمْسِكُوهُنَّ مسك
5 bimea'rufin marufla بِمَعْرُوفٍ عرف
6 ev ya da أَوْ -
7 ferikuhunne ayırın/bölün onları فَارِقُوهُنَّ فرق
8 bimea'rufin marufla بِمَعْرُوفٍ عرف
9 ve eşhidu ve şahid tutun وَأَشْهِدُوا شهد
10 zevey sahibi ikiyi (iki erkek) ذَوَيْ -
11 adlin adalet عَدْلٍ عدل
12 minkum sizlerden مِنْكُمْ -
13 ve ekimu ve kıyamda tutun وَأَقِيمُوا قوم
14 ş-şehadete şahidliği الشَّهَادَةَ شهد
15 lillahi Allah için لِلَّهِ -
16 zalikum işte sizleredir ذَٰلِكُمْ -
17 yuazu vaaz edildi يُوعَظُ وعظ
18 bihi onunla بِهِ -
19 men kimseye (ki) مَنْ -
20 kane oldu كَانَ كون
21 yu'minu iman eder يُؤْمِنُ امن
22 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
23 velyevmi ve gününe وَالْيَوْمِ يوم
24 l-ahiri ahiret الْاخِرِ اخر
25 ve men ve kim وَمَنْ -
26 yetteki takvalı olur يَتَّقِ وقي
27 llahe Allah’a اللَّهَ -
28 yec'al yapar (Allah) يَجْعَلْ جعل
29 lehu ona لَهُ -
30 mehracen bir çıkış yeri مَخْرَجًا خرج

Notlar

Not 1: *İddet sürelerine.

Ayet 3

5218|65|3|وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمْرِهِۦ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا
5218|65|3|ويرزقه من حيث لا يحتسب ومن يتوكل علي الله فهو حسبه ان الله بلغ امره قد جعل الله لكل شي قدرا
3. Ve yerzukhu min haysu lâ yahtesib(yahtesibu), ve men yetevekkel alâllâhi fe huve hasbuh(hasbuhu), innallâhe bâligu emrih(emrihî), kad cealallâhu li kulli şey’in kadrâ(kadren).
Ve rızıklandırır (Allah) onu* (erkeği) hesaplamadığı/düşünmediği yerden; ve kim tevekkül79 etti Allah'a karşı; öyle ki O (Allah) hesap eder** ona*; doğrusu Allah ulaştırır kendi emrini; muhakkak (ki) yaptı Allah her bir şeye bir kadrân654.
Ahmed Samira: 3 And He provides for him from where/when he does not think/suppose, and who relies/depends on God, so He is enough for him, that truly God (is) delivering/accomplishing His order/command , God had made/put to every thing a predestiny/quantity/value.

Notlar

Not 1: *Erkeğin rızıklandırılmasının işaret edilmesi anlamlıdır. Boşanmalarda erkek boşadığı kadına karşı cimrilik etmemelidir. Kadının ihtiyacı varsa mutlak karşılamalıdır. Yüce Allah onu (erkeği) hiç de hesaplamadığı bir yerden rızıklandırır.**İnsanın hesaplayamayacağı şeyleri Rabbimiz hesaplar. Ona gereken rızkı verecek olan mekanizmaları hesaplar ve gerçekleştirir.

Ayet 4

5219|65|4|وَٱلَّٰٓـِٔى يَئِسْنَ مِنَ ٱلْمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمْ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشْهُرٍ وَٱلَّٰٓـِٔى لَمْ يَحِضْنَ وَأُو۟لَٰتُ ٱلْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مِنْ أَمْرِهِۦ يُسْرًا
5219|65|4|والي ييسن من المحيض من نسايكم ان ارتبتم فعدتهن ثلثه اشهر والي لم يحضن واولت الاحمال اجلهن ان يضعن حملهن ومن يتق الله يجعل له من امره يسرا
4. Vellâî yeisne minel mahîdı min nisâikum inirtebtum fe iddetuhunne selâsetu eşhurin vellâî lem yahıdn(yahıdne), ve ulâtul ahmâli eceluhunne en yada’ne hamlehunn(hamlehunne), ve men yettekıllâhe yec’al lehu min emrihî yusrâ(yusren).
Ve şunlar ki kadınlarınızdan (ki) umudunu kestiler hayız656 olmaktan; eğer şüphelendiyseniz öyle ki iddetleri655 onların üç aydır; ve şunlar (da) (şu kadınlar da) ki asla hayız656 olmazlar; ve hamileler olanların eceli ki bırakmalarıdır kendi yüklerini; ve kim takvalı oldu Allah’a yapar ona emrinde/işinde bir kolaylık.
Ahmed Samira: 4 And those (F) who became infertile/despaired from the menstruation from your women, if you became doubtful/suspicious, so their term/count (is) three months, and those (F) who did not menstruate, and (those) of the pregnant , their term/time (is) that (E) they (F) give birth/drop their (F) off spring/loads/pregnancies , and who fears and obeys God, He makes/puts from his matter/affair ease/flexibility.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellai ve şunlar (kadınlar) ki وَاللَّائِي -
2 yeisne umudunu kestiler يَئِسْنَ ياس
3 mine مِنَ -
4 l-mehidi hayız olmaktan الْمَحِيضِ حيض
5 min مِنْ -
6 nisaikum kadınlarınızdan نِسَائِكُمْ نسو
7 ini eğer إِنِ -
8 rtebtum şüphelendiyseniz ارْتَبْتُمْ ريب
9 feiddetuhunne öyle ki iddetleri onların فَعِدَّتُهُنَّ عدد
10 selasetu üç ثَلَاثَةُ ثلث
11 eşhurin aydır أَشْهُرٍ شهر
12 vellai ve şunlar (kadınlar) ki وَاللَّائِي -
13 lem asla لَمْ -
14 yehidne hayız olmazlar يَحِضْنَ حيض
15 ve ulatu ve olanların وَأُولَاتُ اول
16 l-ehmali hamileler الْأَحْمَالِ حمل
17 eceluhunne eceli onların (kadınların) أَجَلُهُنَّ اجل
18 en ki أَنْ -
19 yedea'ne bırakmalarıdır يَضَعْنَ وضع
20 hamlehunne kendi yüklerini حَمْلَهُنَّ حمل
21 ve men ve kim وَمَنْ -
22 yetteki takvalı oldu يَتَّقِ وقي
23 llahe Allah’a اللَّهَ -
24 yec'al yapar يَجْعَلْ جعل
25 lehu ona لَهُ -
26 min مِنْ -
27 emrihi emrinde/işinde أَمْرِهِ امر
28 yusran bir kolaylık يُسْرًا يسر

Ayet 5

5220|65|5|ذَٰلِكَ أَمْرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا
5220|65|5|ذلك امر الله انزله اليكم ومن يتق الله يكفر عنه سياته ويعظم له اجرا
5. Zâlike emrullâhi enzelehû ileykum, ve men yettekıllâhe yukeffir anhu seyyiâtihî ve yu’zım lehû ecrâ(ecren).
İşte bu; emridir Allah'ın; indirdi onu üzerinize; ve kim takvalı21 olur Allah’a; kâfirlik498 eder (Allah) ondan kötülükleri onun; ve azîmleştirir* ona ecri/karşılığı.
Ahmed Samira: 5 That (is) God’s order/command, He descended it to you, and who fears and obeys God, He covers/substitutes from him his sins/crimes and He magnifies for him a reward .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 zalike işte bu; ذَٰلِكَ -
2 emru emridir أَمْرُ امر
3 llahi Allah'ın اللَّهِ -
4 enzelehu indirdi onu أَنْزَلَهُ نزل
5 ileykum üzerinize إِلَيْكُمْ -
6 ve men ve kim وَمَنْ -
7 yetteki takvalı olur يَتَّقِ وقي
8 llahe Allah’a اللَّهَ -
9 yukeffir kâfirlik eder يُكَفِّرْ كفر
10 anhu ondan عَنْهُ -
11 seyyiatihi kötülüklerini onun سَيِّئَاتِهِ سوا
12 ve yua'zim ve azimleştirir وَيُعْظِمْ عظم
13 lehu ona لَهُ -
14 ecran ecri أَجْرًا اجر

Notlar

Not 1: *Büyütür, azametli kılar.

Ayet 6

5221|65|6|أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا۟ عَلَيْهِنَّ وَإِن كُنَّ أُو۟لَٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا۟ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا۟ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ
5221|65|6|اسكنوهن من حيث سكنتم من وجدكم ولا تضاروهن لتضيقوا عليهن وان كن اولت حمل فانفقوا عليهن حتي يضعن حملهن فان ارضعن لكم فاتوهن اجورهن واتمروا بينكم بمعروف وان تعاسرتم فسترضع له اخري
6. Eskinû hunne min haysu sekentum min vucdikum ve lâ tudârrûhunne li tudayyikû aleyhinn(aleyhinne), ve in kunne ulâti hamlin fe enfikû aleyhinne hattâ yeda’ne hamle hunn(hunne), fe in erda’ne lekum fe âtûhunne ucûre hunn(hunne), ve’temirû beynekum bi ma’rûf(ma’rûfin), ve in teâsertum fe se turdıu lehû uhrâ.
Mesken edindirin* onları mesken edindiğiniz yerden; varlığınızdan**; ve zarar vermeyin onlara darlamak*** için üzerlerine; ve eğer oldularsa bir hamile olan; öyle ki infak6 edin onlar üzerine; ta ki bırakırlar yüklerini; öyle ki eğer emzirirlerse (bebeği) sizlere; öyle ki verin ecirlerini820 onların; ve emredin**** aranızda marufla291; ve eğer zorlanırsanız; öyle ki emzirir onu**** başkası.
Ahmed Samira: 6 Reside/make them (F) live from where you resided from your wealth/capability , and do not harm them (F) to tighten/strain on them (F), and if they (F) were of pregnancy so spend on them until they give birth/drop their loads/off spring/pregnancy , so if they (F) breast fed for you (wet nursed), so give/bring them their (F) rewards , and consult each other, between you with kindness/generosity , and if you had difficulty/hardship , so another will breast feed (wet nurse) for him.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eskinuhunne mesken edindirin/tutun onları أَسْكِنُوهُنَّ سكن
2 min مِنْ -
3 haysu yerden حَيْثُ حيث
4 sekentum mesken edindiğiniz سَكَنْتُمْ سكن
5 min مِنْ -
6 vucdikum varlığınızdan وُجْدِكُمْ وجد
7 ve la ve وَلَا -
8 tudarruhunne zarar vermeyin onlara تُضَارُّوهُنَّ ضرر
9 litudeyyiku darlamak için لِتُضَيِّقُوا ضيق
10 aleyhinne onlar üzerine عَلَيْهِنَّ -
11 ve in ve eğer وَإِنْ -
12 kunne oldularsa كُنَّ كون
13 ulati olanlar أُولَاتِ اول
14 hamlin bir hamile حَمْلٍ حمل
15 feenfiku öyle ki infak edin فَأَنْفِقُوا نفق
16 aleyhinne onlar üzerine عَلَيْهِنَّ -
17 hatta taki حَتَّىٰ -
18 yedea'ne bırakırlar يَضَعْنَ وضع
19 hamlehunne yüklerini حَمْلَهُنَّ حمل
20 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
21 erdea'ne emzirirlerse أَرْضَعْنَ رضع
22 lekum sizlere لَكُمْ -
23 fe atuhunne öyle ki verin فَاتُوهُنَّ اتي
24 ucurahunne ecirlerini onların أُجُورَهُنَّ اجر
25 ve te'miru ve emredin وَأْتَمِرُوا امر
26 beynekum aranızda بَيْنَكُمْ بين
27 bimea'rufin marufla بِمَعْرُوفٍ عرف
28 vein ve eğer وَإِنْ -
29 teaasertum zorlanırsanız تَعَاسَرْتُمْ عسر
30 feseturdiu öyleki emzirir فَسَتُرْضِعُ رضع
31 lehu onu لَهُ -
32 uhra başkası أُخْرَىٰ اخر

Notlar

Not 1: *Kadınlara mesken/barınak/kalacak/tutunacak yer sağlamak.**İmkanınızdan, gücünüzden.***Sıkıntı yaratmak.****Buyurmak.****Bebeği.

Ayet 7

5222|65|7|لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِّن سَعَتِهِۦ وَمَن قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُۥ فَلْيُنفِقْ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَا سَيَجْعَلُ ٱللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا
5222|65|7|لينفق ذو سعه من سعته ومن قدر عليه رزقه فلينفق مما اتيه الله لا يكلف الله نفسا الا ما اتيها سيجعل الله بعد عسر يسرا
7. Li yunfık zû seatin min seatih(seatihî), ve men kudire aleyhi rızkuhu fel yunfik mimmâ âtâhullâh(âtâhullâhu), lâ yukellifullâhu nefsen illâ mâ âtâhâ, seyec’alullâhu ba’de usrin yusrâ(yusren).
İnfak6 etsin bir genişlik sahibi kendi genişliğinden; ve kimse (ki) ölçeklendirdi üzerine rızkı onun öyle ki infak6 etsin Allah'ın verdiğinden; mükellef kılmaz Allah bir nefse201 ona verdiği dışında; yapacak Allah bir darlık sonrasında bir kolaylık.
Ahmed Samira: 7 (The owner) of a wealth/abundance (is) to spend from his wealth/abundance, and whom his provision was tightened/strained on him, so he should spend from what God gave him, God does not burden/impose (on) a self except what He gave it, God will make/create after difficulty/hardship , ease/flexibility.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 liyunfik infak etsin لِيُنْفِقْ نفق
2 zu sahibi ذُو -
3 seatin bir genişlik سَعَةٍ وسع
4 min مِنْ -
5 seatihi genişliğinden onun سَعَتِهِ وسع
6 ve men ve kimse وَمَنْ -
7 kudira ölçeklendirdi قُدِرَ قدر
8 aleyhi üzerinen ona عَلَيْهِ -
9 rizkuhu rızkı onun رِزْقُهُ رزق
10 felyunfik öyle ki infak etsin فَلْيُنْفِقْ نفق
11 mimma مِمَّا -
12 atahu verdiğinden اتَاهُ اتي
13 llahu Allah'ın اللَّهُ -
14 la لَا -
15 yukellifu mükellef kılmaz يُكَلِّفُ كلف
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 nefsen bir nefse نَفْسًا نفس
18 illa ancak إِلَّا -
19 ma مَا -
20 ataha ona verdiğidir اتَاهَا اتي
21 seyec'alu yapacak سَيَجْعَلُ جعل
22 llahu Allah اللَّهُ -
23 bea'de sonra بَعْدَ بعد
24 usrin bir darlıklatan عُسْرٍ عسر
25 yusran bir kolaylık يُسْرًا يسر

Ayet 8

5223|65|8|وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبْنَٰهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَٰهَا عَذَابًا نُّكْرًا
5223|65|8|وكاين من قريه عتت عن امر ربها ورسله فحاسبنها حسابا شديدا وعذبنها عذابا نكرا
8. Ve keeyyin min karyetin atet an emri rabbihâ ve rusulihî fe hâsebnâhâ hisâben şedîden ve azzebnâhâ azâben nukrâ(nukren).
Ve nicesi bir kentten küstahlık etti (kent) ki Rabbinin* emrine ve O’un** resûllerine; öyle ki hesaba çektik onu (kenti) şiddetli bir hesap (-la); ve azap ettik ona*** iğrenç bir azap (-la).
Ahmed Samira: 8 And how many from a village/urban city (that) disobeyed from its Lord’s order/command and His messengers, so We counted/calculated (with) it (a) strong (severe) account/calculation, and We tortured it (an) awful/severe torture?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve keeyyin ve nicesi وَكَأَيِّنْ -
2 min مِنْ -
3 karyetin bir kentten قَرْيَةٍ قري
4 atet küstahlık etti عَتَتْ عتو
5 an ki عَنْ -
6 emri emrine أَمْرِ امر
7 rabbiha Rabbine (kentin) رَبِّهَا ربب
8 ve rusulihi ve O’un resûllerine وَرُسُلِهِ رسل
9 fehasebnaha öyle ki hesaba çektik onu (kenti) فَحَاسَبْنَاهَا حسب
10 hisaben bir hesap (-la) حِسَابًا حسب
11 şediden şiddetli شَدِيدًا شدد
12 ve azzebnaha ve azap ettik (kente) وَعَذَّبْنَاهَا عذب
13 azaben bir azap (-la) عَذَابًا عذب
14 nukran iğrenç نُكْرًا نكر

Notlar

Not 1: *Kentin.**Rabbin.***Kente.

Ayet 9

5224|65|9|فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا
5224|65|9|فذاقت وبال امرها وكان عقبه امرها خسرا
9. Fe zâkat ve bâle emrihâ ve kâne âkıbetu emrihâ husrâ(husren).
Öyle ki tattı* vebalini kendi emrinin; ve oldu onun* emrinin akıbeti892 bir hüsran.
Ahmed Samira: 9 So it tasted/experienced its matter’s/affair’s severity/consequences , and its matter’s/affair’s end/turn (result) was a loss/misguidance and perishment.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fezakat öyle ki tattı فَذَاقَتْ ذوق
2 vebale vebalini وَبَالَ وبل
3 emriha emrinin أَمْرِهَا امر
4 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
5 aakibetu akibeti عَاقِبَةُ عقب
6 emriha emrinin أَمْرِهَا امر
7 husran bir hüsran خُسْرًا خسر

Notlar

Not 1: *Kent, kentin.

Ayet 10

5225|65|10|أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَدْ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكُمْ ذِكْرًا
5225|65|10|اعد الله لهم عذابا شديدا فاتقوا الله ياولي الالبب الذين امنوا قد انزل الله اليكم ذكرا
10. E addallâhu lehum azâben şedîden fettekûllâhe yâ ulîl elbâb(elbâbi), ellezîne âmenû, kad enzelallâhu ileykum zikrâ(zikren).
Adetledi* Allah onlara şiddetli bir azabı; öyle ki takvalı21 olun Allah’a ey elbâb88 sahipleri; iman47 etmiş kimseler! Muhakkak indirdi Allah üzerinize bir zikir78.
Ahmed Samira: 10 God prepared for them a strong (severe) torture, so fear and obey God you (owners) of the pure minds/hearts , those who believed, God had descended to you a reminder/remembrance.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eadde adetledi أَعَدَّ عدد
2 llahu Allah اللَّهُ -
3 lehum onlara لَهُمْ -
4 azaben bir azab عَذَابًا عذب
5 şediden şiddetli شَدِيدًا شدد
6 fetteku öyle ki takvalı olun فَاتَّقُوا وقي
7 llahe Allah’a اللَّهَ -
8 ya uli ey يَا أُولِي اول
9 l-elbabi mantık sahipleri الْأَلْبَابِ لبب
10 ellezine kimseler الَّذِينَ -
11 amenu iman ettiler امَنُوا امن
12 kad muhakkak قَدْ -
13 enzele indirdi أَنْزَلَ نزل
14 llahu Allah اللَّهُ -
15 ileykum üzerinize إِلَيْكُمْ -
16 zikran bir zikir ذِكْرًا ذكر

Notlar

Not 1: *Sayısı belli olarak, ardışık gelecek şekilde.

Ayet 11

5226|65|11|رَّسُولًا يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَٰلِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا قَدْ أَحْسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزْقًا
5226|65|11|رسولا يتلوا عليكم ايت الله مبينت ليخرج الذين امنوا وعملوا الصلحت من الظلمت الي النور ومن يومن بالله ويعمل صلحا يدخله جنت تجري من تحتها الانهر خلدين فيها ابدا قد احسن الله له رزقا
11. Resûlen yetlû aleykum âyâtillâhi mubeyyinâtin li yuhricellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minez zulumâti ilen nûr(nûri), ve men yû’min billâhi ve ya’mel sâlihan yudhilhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), kad ahsenallâhu lehu rızkâ(rızkan).
Bir resûldür418* (ki) okur sizlere Allah'ın ayetlerini454 beyanatlarla620; çıkarması için (Allah’ın) iman47 etmiş kimseleri ve sâlihât18 yapmışları karanlıklardan nura** doğru; ve kim iman47 eder Allah'a ve yapar bir sâlih777 sokar/girdirir onu (Allah) cennetlere; akar altından onun*** nehirler; ölümsüzlerdir185 orada ebediyen; muhakkak daha güzelleştirir Allah ona**** bir rızık (-la).
Ahmed Samira: 11 A messenger, he reads/recites on you God’s evident verses/evidences , to bring/drive out those who believed and made/did the correct/righteous deeds from the darknesses to the light, and who believes with (in) God and makes/does correct/righteous deeds, He enters him (into) treed gardens/paradises, the rivers/waterways flow from beneath it, immortally/eternally in it (for) ever (E), God had bettered for him a provision .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rasulen bir resûldür (ki) رَسُولًا رسل
2 yetlu okur يَتْلُو تلو
3 aleykum sizlere عَلَيْكُمْ -
4 ayati ayetlerini ايَاتِ ايي
5 llahi Allah'ın اللَّهِ -
6 mubeyyinatin beyanatlar (-la) مُبَيِّنَاتٍ بين
7 liyuhrice çıkarması için (Allah’ın) لِيُخْرِجَ خرج
8 ellezine kimseleri الَّذِينَ -
9 amenu iman etmiş امَنُوا امن
10 ve amilu ve yapmış وَعَمِلُوا عمل
11 s-salihati salihat الصَّالِحَاتِ صلح
12 mine مِنَ -
13 z-zulumati karanlıklardan الظُّلُمَاتِ ظلم
14 ila doğru إِلَى -
15 n-nuri nura النُّورِ نور
16 ve men ve kim وَمَنْ -
17 yu'min iman eder يُؤْمِنْ امن
18 billahi Allah'a بِاللَّهِ -
19 ve yea'mel ve yapar وَيَعْمَلْ عمل
20 salihen bir salih صَالِحًا صلح
21 yudhilhu sokar/girdirir onu (Allah) يُدْخِلْهُ دخل
22 cennatin cennetlere جَنَّاتٍ جنن
23 tecri akar تَجْرِي جري
24 min مِنْ -
25 tehtiha altından onun تَحْتِهَا تحت
26 l-enharu nehirler الْأَنْهَارُ نهر
27 halidine ölümsüzlerdir خَالِدِينَ خلد
28 fiha orada فِيهَا -
29 ebeden ebedidiyen أَبَدًا ابد
30 kad muhakkak قَدْ -
31 ehsene daha güzelleştirir أَحْسَنَ حسن
32 llahu Allah اللَّهُ -
33 lehu ona لَهُ -
34 rizkan bir rızık (-la) رِزْقًا رزق

Notlar

Not 1: *Resûl Muhammed.**Aydınlık.***Cennetin.****Kimseye.

Ayet 12

5227|65|12|ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَمِنَ ٱلْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ ٱلْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًۢا
5227|65|12|الله الذي خلق سبع سموت ومن الارض مثلهن يتنزل الامر بينهن لتعلموا ان الله علي كل شي قدير وان الله قد احاط بكل شي علما
12. Allâhullezî halaka seb’a semâvâtin ve minel ardı mislehunn(mislehunne), yetenezzelul emru beynehunne li ta’lemû ennallâhe alâ kulli şey’in kadîrun ve ennallâhe kad ehâta bi kulli şey’in ilmâ(ilmen).
Allah (ki) yaratandır yedi gökleri161 ve yerden mislini870 onların*; iner emir** onların arasında; bilmeniz içindir*** ki Allah her bir şey üzerine bir Kadîr'dir177; ve ki Allah muhakkak sardı/kuşattı her bir şeyi bir ilim**** (-le).
Ahmed Samira: 12 God is who created seven skies/space(s), and from the earth/Planet Earth equal/similar to them (F), the command/matter descends between them, to know that (E) God (is) on every thing capable/able , and that (E) God had comprehended/enveloped with every thing knowledge.425

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah اللَّهُ -
2 llezi الَّذِي -
3 haleka yaratandır خَلَقَ خلق
4 seb'a yedi سَبْعَ سبع
5 semavatin gökleri سَمَاوَاتٍ سمو
6 ve mine وَمِنَ -
7 l-erdi ve yerden الْأَرْضِ ارض
8 mislehunne mislini onların مِثْلَهُنَّ مثل
9 yetenezzelu iner يَتَنَزَّلُ نزل
10 l-emru emri الْأَمْرُ امر
11 beynehunne onların arasında بَيْنَهُنَّ بين
12 litea'lemu bilmeniz için لِتَعْلَمُوا علم
13 enne ki أَنَّ -
14 llahe Allah اللَّهَ -
15 ala üzerine عَلَىٰ -
16 kulli her bir كُلِّ كلل
17 şey'in şey شَيْءٍ شيا
18 kadirun bir kadirdir قَدِيرٌ قدر
19 ve enne ve ki وَأَنَّ -
20 llahe Allah اللَّهَ -
21 kad muhakkak قَدْ -
22 ehata sardı/kuşattı (Allah) أَحَاطَ حوط
23 bikulli herbir بِكُلِّ كلل
24 şey'in şeyi شَيْءٍ شيا
25 ilmen bir ilim (-le) عِلْمًا علم

Notlar

Not 1: *Çoğul dişil gelmiştir. Yedi göklerin çoğulu ve yerin çoğulu. Hem gökleri, hem yeri hem de her ikisini işaret edebilir. Anlarız ki çoklu gökler (atmosferlere sahip yerler/gezegenler) içeren başka Güneş sistemleri işaret edilmiştir. Galaksimizde 400 milyar yıldızın etrafında dönen çok sayıda yer/gezegen gökleriyle (atmosferleriyle) birlikte dönmektedir. **Bu gezegenlerin atmosferleri de aktiftir. Emir/işler Yüce Allah'ın dilediği şekilde ilerler. Tıpkı sizin Dünya gezegeninizdeki gibi. Atmosfer ve yer arasında emir/işler sürekli akar.***Eğer ki ilimle ve bilimle bunları görürseniz Yüce Allah'ın nasıl bir ölçü koyduğunu anlarsınız. ****Yüce Allah bizlere ilmi işaret etmektedir. Yüce Allah'ın kendisine ilmi artırdığı kimseler bu yedi gökler ve yerden benzerlerindeki ölçüye tanık olur.