Fâtiha Suresi - Ayet 1
Türkçe Meal: İsmiyle 49 Allah'ın 19 ; Rahmân'dır 1 ; Rahîm'dir 2 .
Arapça: 1|1|1|بسم الله الرحمن الرحيم
Arama Operatörleri:
Ayet 1
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | bismi | adıyla | بِسْمِ | سمو |
| 2 | llahi | Allah'ın | اللَّهِ | - |
| 3 | r-rahmani | Rahman | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 4 | r-rahimi | Rahîm | الرَّحِيمِ | رحم |
Şerefli Kur’an’ın ilk ayeti görüldüğü üzere besmeledir. Yüce Rabbimiz Kur'an'ı neden besmeleyle başlattı? Bu sorunun cevabını bulmak için Yüce Allah'ın besmelede işaret ettiği iki sıfatını iyi anlamak gereklidir.Rahman ve Rahîm ne demek?Her iki kelime de (رحم) ‘rhm’ kökünden türemiş tekil sıfat kelimesidir. Fiil olarak ‘rhm’ kök anlamı merhamet/rahmet sahibi olmak (to have mercy), şefkat sahibi olmak (have compassion) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 384 (of 1303) Rahman (رحمن) kelimesi en yüce merhamet sahibi, yüce merhametli olarak Türkçeye çevrilebilir. Besmelede geçen Rahîm (رحيم) kelimesin anlamını iyi anlayabilmek için bu kökten türemiş olan kardeş bir kelimeyi anlamamız gereklidir. Yüce Allah’a çok şükürler olsun ki bize bu kardeş kelimenin anlamını tam olarak işaret etmiş. Bu kardeş kelime kadınlarda bulunan, bebeğin içinde büyüdüğü ‘rahim’ (رحم) organını işaret eder.Rahim kelimesi kadın rahmi/uterus (womb), ilgili/bağlantılı/akraba (relationship) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 384 (of 1303)Hemen görüleceği üzere kadınlarda bulunan rahim kelimesinde uzatma ‘ye’ (ي) harfi yoktur. Besmelede geçen formunda ise uzatma ‘ye’ (ي) harfi vardır. Türkçeye çevirdiğimizde kadınlarda bulunan üreme organı olan rahim ‘rahim’ şeklinde; besmelede bulunan ‘rahîm’ de ‘rahîm’ şeklinde yazılabilir. Tek fark besmeledeki formunda şapkalı ‘î’ olmasıdır. Kur’an’da benzer yazılışı İbrahim kelimesi için de görürüz. İbrahim kelimesi 43 yerde ‘İbrahîm’ (ابرهيم) olarak yani uzatma ‘ye’ (ي) harfiyle yazılmışken (örnek 3:33), 15 yerde ‘ibrahim’ (ابرهم) olarak yani uzatma ‘ye’ (ي) harfi olmadan yazılmıştır (örnek 2:124). Besmeledeki ‘Rahîm’ kelimesinin tabiri caizse kardeşi olan, kadınlarda bulunan rahimlerin özelliği iyi incelendiğinde besmelede geçen Rahîm kelimesinin işaretleri daha iyi anlaşılır.Kadın rahmi merhametin en üst seviyede tecelli etmesidir. Bir bebeği öyle bir sarar ki onu her türlü zararlıya karşı korur. İçerdiği güçlü kaslarla bebeği bir zırh gibi sarar. Ayrıca bebeği plasenta dediğimiz (bebeğin eşi) yapı aracılıyla besler. Gözle görünmeyen bir embriyodan doğuma kadar bebeğin ihtiyacı olan oksijeni, tüm elektrolitleri, tüm aminoasitleri, tüm yağ asitlerini, tüm karbonhidratları, tüm vitaminleri kısacası tüm atomları anne kanından alır ve bebeğe transfer eder. Bebeğin üretmiş olduğu karbondioksit gazını ve diğer atıkları anne kanına geçirir. Rahim içinde oluşan amniyon sıvısı sayesinde bebek ağırlıksız bir ortamdaymış gibi serbest olarak sıvı içinde yüzer ve dengeli bir şekilde, muhteşem bir güzellikte yaratılır. Zamanı geldiğinde rahim bebeğin olgunlaştığını anlar ve doğumu başlatır. Ritmik kasılmalarla bebeği kibarca vajinaya doğru iter. En sonunda bebek doğar. Göbek kordonu bağlanır ve kesilir. Rahim bebeğin eşini kibarca bırakır. Bebeğin eşi rahimden ayrılır ve vajinadan çıkar. Büyümüş olan rahim kendini kasarak kanamayı durdurur. Doğumdan 14 gün sonra eski halinde gelir. Kadın rahmi Yüce Allah’ın Rahman sıfatının tecelli etmiş halidir; vücut bulmuş, ortaya çıkmış halidir. Ne muhteşemsin Yüce Allah’ım! SubhanAllah.Rahîm kelimesi Rahman sıfatının yani yüce merhamet sahibi olan Rabbimizin bu sıfatının tecelli etmesi, vücut bulmasıdır. Böylece anlarız ki besmele şu şekilde Türkçeye çevrilebilir1:1 Allah’ın adıyla; yüce merhametli; yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Kur’an neden besmeleyle başladı?Rabbimizin bizlere işaret etmesiyle besmelenin anlamını tam olarak öğrendik. Kur’an’ı besmeleyle başlaması onun alemler için bir rahmet olmasındandır. Yüce Allah bu nedenle Rahmet sıfatını öncelikle işaret etmiş ve daha sonra bu sıfatın tecelli etmesini işaret eden Rahîm sıfatını işaret etmiştir. Şerefli Kur’an Rabbimizin Rahman sıfatının yine O’nun Rahîm sıfatıyla tecelli etmiş, vücut bulmuş, ortaya çıkmış halidir. Bir annenin rahmi bebeği nasıl sarıp koruyorsa; bebeğin ihtiyacı olan her şeyi yerine getiriyorsa Kur’an’da bir insan için anne rahmi gibidir. Bu nedenle Kur’an’ın besmeleyle başlaması gerçekten muhteşem bir güzelliktedir. Besmele Kur’an’ın en sık tekrar eden ayetidir. Kur’an’da 114 (19x6) besmele vardır. Bu besmelelerin 2 tanesi numaralıdır; 112 tanesiyse numarasızdır. Besmele 113 surenin başında bulunurken çok ilginç bir şekilde sadece 1 surenin başında bulunmaz. Bu da 9. suredir. Yüce Allah 1. surenin başındaki besmeleyi numaralı yaparak; 9. surenin başına da besmele koymayarak 19 sayısına bir dikkat çekmiştir. Başında besmele olmayan 9. sure 1. sure olarak alındığında tam 19. sure olan 27. surenin 30. ayetinde, sure içinde besmele geçirilir. Böylece Kur’an’daki en çok tekrar edilen besmele sayısı 114’e tamamlanır.Besmele 19 (19x1) harften oluşur (Tablo-1). Besmelede geçen Yüce Allah’ın isim ve sıfatları Kur’an’da tam olarak 19’un katı olacak şekilde geçer. Allah kelimesi 2698 (19x142) kez; Rahman kelimesi 57 (19x3) kez ve Rahîm kelimesi 114 (19x6) kez geçer (Tablo-2). Tablo-1. Besmeleyi oluşturan 4 kelimede toplam 19 Arapça harf vardır.1. kelimeBismiBSMMSBمسب3212. kelimeAllahALLHHLLAهللا76543. kelimeEr-RahmanEL-RHMNNMHRLEنمحرلا13121110984. kelimeEr-RahîmEL-RHYMMYHRLEميحرلا191817161514 Tablo-2. Yüce Allah’ın besmelede bulunan isim ve sıfatları tüm Kur’an’da 19’un katı olacak şekilde geçer.KelimeGeçiş sayısı(الله) Allah 2698 (142x19)(رحمن) Rahman 57 (3x19)(رحيم) Rahîm 114 (6x19) Bu işaretler neden var?Kur’an’ın 19 sayısı temelli bir sistemle örüntülendiğini Yüce Rabbimiz bizlere Müddesir suresinde bildirmiştir. 19 sayısı Kur’an’ın Yüce Allah katından geldiğine dair rasyonel, inkâr edilemez, kendisine hayran bırakan muhteşem matematiksel veriler sunar. Bu deliller imanı olanların imanını kat ve kat artırır (74:31). Yüce Rabbimin ayetlerine göre herkes 19 mucizesine tanık olamayacaktır. Tanık olanlar Yüce Allah katında bir kıdem, bir kademe kazanacaklardır (74:37).
Ayet 3
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | er-rahmani | Rahman | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 2 | r-rahimi | Rahim | الرَّحِيمِ | رحم |
Bak; 1:1
Ayet 163
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve ilahukum | ve ilahınız | وَإِلَٰهُكُمْ | اله |
| 2 | ilahun | ilahtır | إِلَٰهٌ | اله |
| 3 | vahidun | bir tek | وَاحِدٌ | وحد |
| 4 | la | yoktur | لَا | - |
| 5 | ilahe | ilah | إِلَٰهَ | اله |
| 6 | illa | dışında | إِلَّا | - |
| 7 | huve | O'nun | هُوَ | - |
| 8 | r-rahmanu | Rahman | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 9 | r-rahimu | Rahîm | الرَّحِيمُ | رحم |
Ayet 30
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kezalike | işte böyledir | كَذَٰلِكَ | - |
| 2 | erselnake | gönderdik seni | أَرْسَلْنَاكَ | رسل |
| 3 | fi | فِي | - | |
| 4 | ummetin | bir ümmete | أُمَّةٍ | امم |
| 5 | kad | muhakkak | قَدْ | - |
| 6 | halet | gelip geçti | خَلَتْ | خلو |
| 7 | min | مِنْ | - | |
| 8 | kabliha | ondan önce | قَبْلِهَا | قبل |
| 9 | umemun | ümmetler | أُمَمٌ | امم |
| 10 | litetluve | tilavet etmen için | لِتَتْلُوَ | تلو |
| 11 | aleyhimu | onlara | عَلَيْهِمُ | - |
| 12 | llezi | şeyleri | الَّذِي | - |
| 13 | evhayna | vahyettiğimiz | أَوْحَيْنَا | وحي |
| 14 | ileyke | üzerine | إِلَيْكَ | - |
| 15 | vehum | ve onlar | وَهُمْ | - |
| 16 | yekfurune | kâfirlik ederler | يَكْفُرُونَ | كفر |
| 17 | bir-rahmani | Rahmân'a | بِالرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 18 | kul | de ki | قُلْ | قول |
| 19 | huve | O | هُوَ | - |
| 20 | rabbi | Rabbimdir | رَبِّي | ربب |
| 21 | la | yoktur | لَا | - |
| 22 | ilahe | ilah | إِلَٰهَ | اله |
| 23 | illa | dışında | إِلَّا | - |
| 24 | huve | O’nun | هُوَ | - |
| 25 | aleyhi | O'na | عَلَيْهِ | - |
| 26 | tevekkeltu | tevekkül ettim | تَوَكَّلْتُ | وكل |
| 27 | ve ileyhi | ve O'nadır | وَإِلَيْهِ | - |
| 28 | metabi | tevbem | مَتَابِ | توب |
*Nebi ve resûl Muhammed.**Ümmetten.***Allah.****Allah'ın.*****Allah'a.
Ayet 110
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kuli | de ki | قُلِ | قول |
| 2 | d'u | çağırın/dua edin | ادْعُوا | دعو |
| 3 | llahe | Allah (diye) | اللَّهَ | - |
| 4 | evi | veya | أَوِ | - |
| 5 | d'u | çağırın/dua edin | ادْعُوا | دعو |
| 6 | r-rahmane | Rahman (diye) | الرَّحْمَٰنَ | رحم |
| 7 | eyyen | hangisiyse | أَيًّا | - |
| 8 | ma | مَا | - | |
| 9 | ted'u | çağırdığınız/dua ettiğiniz | تَدْعُوا | دعو |
| 10 | felehu | öyle ki O'nadır | فَلَهُ | - |
| 11 | l-esma'u | isimler | الْأَسْمَاءُ | سمو |
| 12 | l-husna | en güzel | الْحُسْنَىٰ | حسن |
| 13 | ve la | وَلَا | - | |
| 14 | techer | sesini yükseltme | تَجْهَرْ | جهر |
| 15 | bisalatike | salatında | بِصَلَاتِكَ | صلو |
| 16 | ve la | وَلَا | - | |
| 17 | tuhafit | sessiz (de) etme | تُخَافِتْ | خفت |
| 18 | biha | onu | بِهَا | - |
| 19 | vebtegi | bakın/ara | وَابْتَغِ | بغي |
| 20 | beyne | arasında | بَيْنَ | بين |
| 21 | zalike | bunun | ذَٰلِكَ | - |
| 22 | sebilen | bir yol | سَبِيلًا | سبل |
*Allah'adır.**Sesini.
Ayet 18
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kalet | dedi | قَالَتْ | قول |
| 2 | inni | doğrusu ben | إِنِّي | - |
| 3 | euzu | sığınırım | أَعُوذُ | عوذ |
| 4 | bir-rahmani | Rahman'a | بِالرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 5 | minke | senden | مِنْكَ | - |
| 6 | in | eğer | إِنْ | - |
| 7 | kunte | olduysan | كُنْتَ | كون |
| 8 | tekiyyen | bir takvalı | تَقِيًّا | وقي |
*Meryem.
Ayet 26
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | fekuli | öyle ki ye | فَكُلِي | اكل |
| 2 | veşrabi | ve iç | وَاشْرَبِي | شرب |
| 3 | ve karri | ve sakinleşsin/durulsun | وَقَرِّي | قرر |
| 4 | aynen | göz | عَيْنًا | عين |
| 5 | fe imma | öyle ki ama | فَإِمَّا | - |
| 6 | terayinne | görürsen | تَرَيِنَّ | راي |
| 7 | mine | مِنَ | - | |
| 8 | l-beşeri | beşerden | الْبَشَرِ | بشر |
| 9 | ehaden | birini | أَحَدًا | احد |
| 10 | fekuli | öyle ki de ki | فَقُولِي | قول |
| 11 | inni | doğrusu ben | إِنِّي | - |
| 12 | nezertu | adadım | نَذَرْتُ | نذر |
| 13 | lirrahmani | Rahmân’a | لِلرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 14 | savmen | bir savm | صَوْمًا | صوم |
| 15 | felen | öyle ki asla | فَلَنْ | - |
| 16 | ukellime | kelam etmiyorum | أُكَلِّمَ | كلم |
| 17 | l-yevme | bugün | الْيَوْمَ | يوم |
| 18 | insiyyen | bir insana | إِنْسِيًّا | انس |
*Dinginleşsin. Taze hurma yemek ve bir şeyler içmek Meryem'in doğum sonrası duygu durumunun stabil olmasına destek olmuştur.**Kelam etmekten bir imtina.***Konuşmuyorum.
Ayet 44
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ya ebeti | ey babam | يَا أَبَتِ | ابو |
| 2 | la | لَا | - | |
| 3 | tea'budi | kulluk etme | تَعْبُدِ | عبد |
| 4 | ş-şeytane | şeytana | الشَّيْطَانَ | شطن |
| 5 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 6 | ş-şeytane | şeytân | الشَّيْطَانَ | شطن |
| 7 | kane | oldu | كَانَ | كون |
| 8 | lirrahmani | Rahmân'a | لِلرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 9 | asiyyen | bir asi | عَصِيًّا | عصي |
Ayet 45
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ya ebeti | ey babam | يَا أَبَتِ | ابو |
| 2 | inni | doğrusu ben | إِنِّي | - |
| 3 | ehafu | korkuyorum | أَخَافُ | خوف |
| 4 | en | ki | أَنْ | - |
| 5 | yemesseke | temas eder sana | يَمَسَّكَ | مسس |
| 6 | azabun | bir azap | عَذَابٌ | عذب |
| 7 | mine | مِنَ | - | |
| 8 | r-rahmani | Rahmân'dan | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 9 | fetekune | öyle ki olursun | فَتَكُونَ | كون |
| 10 | lişşeytani | şeytâna | لِلشَّيْطَانِ | شطن |
| 11 | veliyyen | bir veli | وَلِيًّا | ولي |
*Nebi ve resûl İbrahim.
Ayet 58
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ulaike | işte bunlar | أُولَٰئِكَ | - |
| 2 | ellezine | kimselerdir | الَّذِينَ | - |
| 3 | en'ame | nimet verdi | أَنْعَمَ | نعم |
| 4 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 5 | aleyhim | üzerlerine | عَلَيْهِمْ | - |
| 6 | mine | مِنَ | - | |
| 7 | n-nebiyyine | nebilerden | النَّبِيِّينَ | نبا |
| 8 | min | مِنْ | - | |
| 9 | zurriyyeti | zürriyetinden/neslinden | ذُرِّيَّةِ | ذرر |
| 10 | ademe | Adem | ادَمَ | - |
| 11 | ve mimmen | ve kimseden | وَمِمَّنْ | - |
| 12 | hamelna | taşıdık | حَمَلْنَا | حمل |
| 13 | mea | birlikte | مَعَ | - |
| 14 | nuhin | Nuh | نُوحٍ | - |
| 15 | ve min | ve | وَمِنْ | - |
| 16 | zurriyyeti | zürriyetinden/neslinden | ذُرِّيَّةِ | ذرر |
| 17 | ibrahime | İbrahim’in | إِبْرَاهِيمَ | - |
| 18 | ve israile | ve İsrail’in (Yakub’un) | وَإِسْرَائِيلَ | - |
| 19 | ve mimmen | ve kimseden | وَمِمَّنْ | - |
| 20 | hedeyna | doğru yola kılavuzladık | هَدَيْنَا | هدي |
| 21 | vectebeyna | ve seçtiğimiz (-den) | وَاجْتَبَيْنَا | جبي |
| 22 | iza | zaman | إِذَا | - |
| 23 | tutla | okunduğu | تُتْلَىٰ | تلو |
| 24 | aleyhim | onlara | عَلَيْهِمْ | - |
| 25 | ayatu | ayetleri | ايَاتُ | ايي |
| 26 | r-rahmani | Rahman'ın | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 27 | harru | kapandılar | خَرُّوا | خرر |
| 28 | succeden | secde edenler/diz çöküp boyun eğenler (olarak) | سُجَّدًا | سجد |
| 29 | ve bukiyyen | ve ağlayanlar/göz yaşı dökenler (olarak) | وَبُكِيًّا | بكي |
Ayet 61
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | cennati | cennetleri | جَنَّاتِ | جنن |
| 2 | adnin | Adn | عَدْنٍ | - |
| 3 | lleti | ki | الَّتِي | - |
| 4 | veade | vaat ettiğidir | وَعَدَ | وعد |
| 5 | r-rahmanu | Rahmân'ın | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 6 | ibadehu | kullarına | عِبَادَهُ | عبد |
| 7 | bil-gaybi | gıyaben | بِالْغَيْبِ | غيب |
| 8 | innehu | doğrusu O | إِنَّهُ | - |
| 9 | kane | oldu | كَانَ | كون |
| 10 | vea'duhu | vaadi O'nun | وَعْدُهُ | وعد |
| 11 | me'tiyyen | bir gelen | مَأْتِيًّا | اتي |
*Göstermeksizin. İnsanlar Adn cennetlerini gözleriyle, kulaklarıyla, duyu organlarıyla bilmeseler de Rableri onlara Adn cennetlerini anlattı ve vaat etti.**Allah.***Allah'ın.****Yüce Allah'ın vaadi mutlaka yerine getirilecektir; gerçekleştirilecektir.
Ayet 75
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kul | de ki | قُلْ | قول |
| 2 | men | kim | مَنْ | - |
| 3 | kane | oldu | كَانَ | كون |
| 4 | fi | فِي | - | |
| 5 | d-delaleti | dalalete | الضَّلَالَةِ | ضلل |
| 6 | felyemdud | öyle ki mutlak uzatır | فَلْيَمْدُدْ | مدد |
| 7 | lehu | ona | لَهُ | - |
| 8 | r-rahmanu | Rahmân | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 9 | medden | bir uzatma | مَدًّا | مدد |
| 10 | hatta | ta ki | حَتَّىٰ | - |
| 11 | iza | zaman | إِذَا | - |
| 12 | raev | gördükleri | رَأَوْا | راي |
| 13 | ma | مَا | - | |
| 14 | yuadune | vaat edildiklerini | يُوعَدُونَ | وعد |
| 15 | imma | ama | إِمَّا | - |
| 16 | l-azabe | azabı | الْعَذَابَ | عذب |
| 17 | veimma | ve ama | وَإِمَّا | - |
| 18 | s-saate | sâati | السَّاعَةَ | سوع |
| 19 | feseyea'lemune | öyle ki bilecekler onlar | فَسَيَعْلَمُونَ | علم |
| 20 | men | kimdir (ki) | مَنْ | - |
| 21 | huve | o | هُوَ | - |
| 22 | şerrun | bir şerrdir | شَرٌّ | شرر |
| 23 | mekanen | bir mekan (olarak) | مَكَانًا | كون |
| 24 | ve ed'afu | ve daha zaaflıdır | وَأَضْعَفُ | ضعف |
| 25 | cunden | bir asker | جُنْدًا | جند |
*Süre tanır, yayar.**Sâat öncesi olan bir azap olmalıdır. Kıyamet kopmadan önce kendilerine resûl gelen ümmetler şirk koşmada ısrar ederlerse kendilerine azap edilir. Duhân suresinde işaret edilen duman azabı da böyledir. ***Bulunduğu yer açısından çok kötüdür.****Zayıftır.
Ayet 78
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ettalea | muttali oldu | أَطَّلَعَ | طلع |
| 2 | l-gaybe | gayba | الْغَيْبَ | غيب |
| 3 | emi | ya da | أَمِ | - |
| 4 | ttehaze | edindi | اتَّخَذَ | اخذ |
| 5 | inde | indinde/katında | عِنْدَ | عند |
| 6 | r-rahmani | Rahmân'ın | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 7 | ahden | bir ahid | عَهْدًا | عهد |
*Kâfirlik etmiş kimse.
Ayet 87
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | la | لَا | - | |
| 2 | yemlikune | malik olmaz | يَمْلِكُونَ | ملك |
| 3 | ş-şefaate | şefâate | الشَّفَاعَةَ | شفع |
| 4 | illa | dışındadır | إِلَّا | - |
| 5 | meni | kimse | مَنِ | - |
| 6 | ttehaze | edindi | اتَّخَذَ | اخذ |
| 7 | inde | indinde/katında | عِنْدَ | عند |
| 8 | r-rahmani | Rahmân’ın | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 9 | ahden | bir ahid | عَهْدًا | عهد |
*Sahip olmak, mülk edinmek, ele geçirmek, zapt etmek. Yüce Allah'ın katında bir antlaşmaya sahip olanlar ancak Yüce Allah'ın şefâatini ele geçirebilir.
Ayet 88
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve kalu | ve dediler | وَقَالُوا | قول |
| 2 | ttehaze | edindi | اتَّخَذَ | اخذ |
| 3 | r-rahmanu | Rahmân | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 4 | veleden | bir velet | وَلَدًا | ولد |
*Çocuk.
Ayet 91
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | en | ki | أَنْ | - |
| 2 | deav | iddia ettiler | دَعَوْا | دعو |
| 3 | lirrahmani | Rahmân için | لِلرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 4 | veleden | bir velet | وَلَدًا | ولد |
*Çocuk.
Ayet 92
*Bakınma, aranma.**Çocuk.
Ayet 93
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | in | ki | إِنْ | - |
| 2 | kullu | her | كُلُّ | كلل |
| 3 | men | kimse | مَنْ | - |
| 4 | fi | فِي | - | |
| 5 | s-semavati | göklerdeki | السَّمَاوَاتِ | سمو |
| 6 | vel'erdi | ve yerdeki | وَالْأَرْضِ | ارض |
| 7 | illa | ancak | إِلَّا | - |
| 8 | ati | gelendir | اتِي | اتي |
| 9 | r-rahmani | Rahman'a | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 10 | abden | bir kul (olarak) | عَبْدًا | عبد |
Ayet 96
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | inne | doğrusu | إِنَّ | - |
| 2 | ellezine | kimselere | الَّذِينَ | - |
| 3 | amenu | iman ettiler | امَنُوا | امن |
| 4 | ve amilu | ve yaptılar | وَعَمِلُوا | عمل |
| 5 | s-salihati | saliha | الصَّالِحَاتِ | صلح |
| 6 | seyec'alu | yapacak | سَيَجْعَلُ | جعل |
| 7 | lehumu | onlara | لَهُمُ | - |
| 8 | r-rahmanu | Rahmân | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 9 | vudden | bir sevgi | وُدًّا | ودد |
Ayet 5
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | er-rahmanu | Rahmân’dır | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 2 | ala | üzerine | عَلَى | - |
| 3 | l-arşi | Arş (ki) | الْعَرْشِ | عرش |
| 4 | steva | istiva etti | اسْتَوَىٰ | سوي |
*Rahmân.
Ayet 59
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ellezi | Ki | الَّذِي | - |
| 2 | haleka | yaratandır | خَلَقَ | خلق |
| 3 | s-semavati | gökleri | السَّمَاوَاتِ | سمو |
| 4 | vel'erde | ve yeri | وَالْأَرْضَ | ارض |
| 5 | ve ma | ve | وَمَا | - |
| 6 | beynehuma | ikisinin arasındakini | بَيْنَهُمَا | بين |
| 7 | fi | فِي | - | |
| 8 | sitteti | altı | سِتَّةِ | ستت |
| 9 | eyyamin | günde | أَيَّامٍ | يوم |
| 10 | summe | sonra | ثُمَّ | - |
| 11 | steva | istiva etti | اسْتَوَىٰ | سوي |
| 12 | ala | karşı | عَلَى | - |
| 13 | l-arşi | Arş | الْعَرْشِ | عرش |
| 14 | r-rahmanu | Rahman'dır | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 15 | fesel | öyle ki sula et/sor | فَاسْأَلْ | سال |
| 16 | bihi | O'nu | بِهِ | - |
| 17 | habiran | bir haberdara | خَبِيرًا | خبر |
*Allah.**Sor.***Allah'ı.****Evrenin yaratılışına tanık olmuş, haberdar olmuş bilim insanlarına.
Ayet 60
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ve iza | ve zaman | وَإِذَا | - |
| 2 | kile | denildiği | قِيلَ | قول |
| 3 | lehumu | onlara | لَهُمُ | - |
| 4 | scudu | secde edin/diz çöküp boyun eğin | اسْجُدُوا | سجد |
| 5 | lirrahmani | Rahman'a | لِلرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 6 | kalu | derler | قَالُوا | قول |
| 7 | ve ma | ve nedir? | وَمَا | - |
| 8 | r-rahmanu | Rahman | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
| 9 | enescudu | secde eder miyiz/diz çöküp boyun eğer miyiz | أَنَسْجُدُ | سجد |
| 10 | lima | لِمَا | - | |
| 11 | te'muruna | senin emrettiğine bize | تَأْمُرُنَا | امر |
| 12 | ve zadehum | ve ziyade eder/artırır (denilen) onlara | وَزَادَهُمْ | زيد |
| 13 | nufuran | nefreti | نُفُورًا | نفر |
Ayet 1
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | er-rahmanu | Rahman | الرَّحْمَٰنُ | رحم |
*Surenin Yüce Allah'ın Rahmân sıfatıyla başlaması asla boşuna değildir. En yüce merhamete sahip olan Rabbimiz bu sıfatını Rahîm sıfatıyla tecelli ettirmektedir. Bir anne rahminin bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olması gibi Rabbimizin Rahmân sıfatı da evrenimizi ve paralel evrenleri kendi arşında bir anne rahmi gibi sarmış kuşatmıştır. Tüm ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Ayet 37
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | rabbi | Rabbidir | رَبِّ | ربب |
| 2 | s-semavati | göklerin | السَّمَاوَاتِ | سمو |
| 3 | vel'erdi | ve yerin | وَالْأَرْضِ | ارض |
| 4 | ve ma | ve | وَمَا | - |
| 5 | beynehuma | ikisi arasındakinin | بَيْنَهُمَا | بين |
| 6 | r-rahmani | Rahmân’dır | الرَّحْمَٰنِ | رحم |
| 7 | la | لَا | - | |
| 8 | yemlikune | malik olamazlar | يَمْلِكُونَ | ملك |
| 9 | minhu | O’ndan | مِنْهُ | - |
| 10 | hitaben | bir hitaba | خِطَابًا | خطب |
*Allah'tan.**Yüce Allah'a karşı bir seslenmeye, yakarmaya izinleri olmaz.
Kavram Adı: Rahmân
Kavram No: 1
Kısa Açıklama: 1 En yüce merhametli.
Detaylı Açıklama: Rahman kelimesi (رحم) ‘rhm’ kökünden türemiş tekil sıfat kelimesidir. Fiil olarak ‘rhm’ kök anlamı merhamet/rahmet sahibi olmak (to have mercy), şefkat sahibi olmak (have compassion) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 384 (of 1303) Rahman (رحمن) kelimesi en yüce merhamet sahibi, yüce merhametli demektir.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 24
Türkçe Meal: İsmiyle 49 Allah'ın 19 ; Rahmân'dır 1 ; Rahîm'dir 2 .
Arapça: 1|1|1|بسم الله الرحمن الرحيم
Türkçe Meal: Rahmân'dır 1 ; Rahîm'dir 2 .
Arapça: 3|1|3|الرحمن الرحيم
Türkçe Meal: Ve ilâhınız bir tek ilâhtır; yoktur ilâh O'nun dışında; Rahmân 1 ; Rahîm 2 .
Arapça: 170|2|163|والهكم اله وحد لا اله الا هو الرحمن الرحيم
Türkçe Meal: İşte böyledir; gönderdik seni * bir ümmete 305 ; muhakkak gelip geçti ondan ** önce ümmetler 305 ; tilâvet 874 etmen için onlara vahyettiğimizi 603 (senin) üzerine; ve onlar kâfirlik 25 ederler Rahmân'a 1 ; de ki: "O *** (ki) Rabbimdir 4 ; yoktur ilâh 74 O’nun **** dışında; O'na ****** tevekkül 79 ettim; ve O'nadır ***** tevbem 33 ."
Arapça: 1735|13|30|كذلك ارسلنك في امه قد خلت من قبلها امم لتتلوا عليهم الذي اوحينا اليك وهم يكفرون بالرحمن قل هو ربي لا اله الا هو عليه توكلت واليه متاب
Türkçe Meal: De ki: “Çağırın 80 Allah (diye) ya da çağırın 80 Rahmân 1 (diye); çağırdığınız 80 hangisiyse”; öyle ki O'nadır * en güzel isimler 49 ; sesini yükseltme salâtında 5 ; sessiz (de) etme onu ** ; bakın/ara arasında bunun bir yol.
Arapça: 2137|17|110|قل ادعوا الله او ادعوا الرحمن ايا ما تدعوا فله الاسما الحسني ولا تجهر بصلاتك ولا تخافت بها وابتغ بين ذلك سبيلا
Türkçe Meal: Dedi * : "Doğrusu ben sığınırım Rahmân'a 1 senden; eğer olduysan bir takvalı 21 ."
Arapça: 2266|19|18|قالت اني اعوذ بالرحمن منك ان كنت تقيا
Türkçe Meal: "Öyle ki ye ve iç; ve sakinleşsin/durulsun * göz; öyle ki ama görürsen beşerden 432 birini; öyle ki de ki: "Doğrusu ben adadım Rahmân’a 1 bir savm 1079 **; öyle ki asla kelam etmiyorum *** bugün bir insana.""
Arapça: 2274|19|26|فكلي واشربي وقري عينا فاما ترين من البشر احدا فقولي اني نذرت للرحمن صوما فلن اكلم اليوم انسيا
Türkçe Meal: "Ey babam! Kulluk 46 etme şeytâna 29 ; doğrusu şeytân 29 oldu Rahmân'a 1 bir asi 1081 ."
Arapça: 2292|19|44|يابت لا تعبد الشيطن ان الشيطن كان للرحمن عصيا
Türkçe Meal: "Ey babam! Doğrusu ben * korkuyorum ki temas eder sana bir azap Rahmân'dan 1 ; öyle ki olursun şeytâna 29 bir veli 28 ."
Arapça: 2293|19|45|يابت اني اخاف ان يمسك عذاب من الرحمن فتكون للشيطن وليا
Türkçe Meal: İşte bunlar; kimselerdir (ki) nimet verdi Allah üzerlerine; nebilerden 132 ; zürriyetinden Âdem’in 50 ; ve Nûh’la birlikte taşıdığımız kimseden; ve zürriyetinden İbrahim’in ; ve İsrâîl’in (Yakûb'un); ve doğru yola kılavuzladığımız kimseden; ve seçtiğimiz (-den); okunduğu zaman onlara Rahmân'ın 1 ayetleri; kapandılar secde 12 edenler (olarak); ve ağlayanlar/göz yaşı dökenler (olarak).
Arapça: 2306|19|58|اوليك الذين انعم الله عليهم من النبين من ذريه ادم وممن حملنا مع نوح ومن ذريه ابرهيم واسريل وممن هدينا واجتبينا اذا تتلي عليهم ايت الرحمن خروا سجدا وبكيا
Türkçe Meal: Adn 812 cennetleri 970 ki vaat ettiğidir Rahmân'ın 1 kullarına 907 gıyaben * ; doğrusu O'dur ** (ki) oldu vaadi O'nun *** bir getirilen **** .
Arapça: 2309|19|61|جنت عدن التي وعد الرحمن عباده بالغيب انه كان وعده ماتيا
Türkçe Meal: De ki: "Kim oldu dalalette 128 ; öyle ki mutlak uzatır * ona Rahmân 1 bir uzatma * ; ta ki gördükleri zaman vaat edildiklerini -ama azabı ** ve ama sâati 470 -; öyle ki bilecekler kimdir (ki); o bir şerdir bir mekan *** (olarak); ve daha zaaflıdır **** bir asker (olarak)."
Arapça: 2323|19|75|قل من كان في الضلله فليمدد له الرحمن مدا حتي اذا راوا ما يوعدون اما العذاب واما الساعه فسيعلمون من هو شر مكانا واضعف جندا
Türkçe Meal: Muttali 1093 oldu * gayba 62 ya da edindi indinde/katında Rahmân'ın 1 bir ahid 969 .
Arapça: 2326|19|78|اطلع الغيب ام اتخذ عند الرحمن عهدا
Türkçe Meal: Malik olamaz * şefâate 114 dışındadır kimse (ki) edindi indinde/katında Rahmân’ın 1 bir ahid 969 .
Arapça: 2335|19|87|لا يملكون الشفعه الا من اتخذ عند الرحمن عهدا
Türkçe Meal: Ve dediler: "Edindi Rahmân 1 bir velet * "
Arapça: 2336|19|88|وقالوا اتخذ الرحمن ولدا
Türkçe Meal: Ki iddia ettiler Rahmân’a 1 bir velet * .
Arapça: 2339|19|91|ان دعوا للرحمن ولدا
Türkçe Meal: Ve uygun * değildir Rahmân’a 1 ki edinir bir velet ** .
Arapça: 2340|19|92|وما ينبغي للرحمن ان يتخذ ولدا
Türkçe Meal: Ki her kimse göklerdeki 162 ve yerdeki ancak gelendir Rahmân'a 1 bir kul 907 (olarak).
Arapça: 2341|19|93|ان كل من في السموت والارض الا اتي الرحمن عبدا
Türkçe Meal: Doğrusu kimselere (ki) iman 47 ettiler ve yaptılar sâlihât 18 ; yapacak onlara Rahmân 1 bir sevgi.
Arapça: 2344|19|96|ان الذين امنوا وعملوا الصلحت سيجعل لهم الرحمن ودا
Türkçe Meal: Rahmân’dır 1 arş 66 üzerine (ki) istiva 188 etti * .
Arapça: 2351|20|5|الرحمن علي العرش استوي
Türkçe Meal: Ki yaratandır * gökleri 162 ve yeri; ve ikisinin arasındakini altı günde 781 ; sonra istiva 188 etti arş'a 66 karşı; Rahmân'dır 1 ; öyle ki sual et ** O'nu *** bir haberdara **** .
Arapça: 2912|25|59|الذي خلق السموت والارض وما بينهما في سته ايام ثم استوي علي العرش الرحمن فسل به خبيرا
Türkçe Meal: Ve denildiği zaman onlara; secde 12 edin Rahmân'a 1 ; derler: “Ve nedir Rahmân 1 ? Secde 12 eder miyiz (hiç) senin emrettiğine bize”; ve ziyade eder/artırır (denilen) onlara nefreti.
Arapça: 2913|25|60|واذا قيل لهم اسجدوا للرحمن قالوا وما الرحمن انسجد لما تامرنا وزادهم نفورا
Türkçe Meal: Rahmân 1 *
Arapça: 4900|55|1|الرحمن
Türkçe Meal: Rabbidir 4 göklerin 162 ve yerin; ve ikisi arasındakinin; Rahmân’dır 1 ; malik olamazlar O’ndan * bir hitaba ** .
Arapça: 5707|78|37|رب السموت والارض وما بينهما الرحمن لا يملكون منه خطابا