Sure 41: Fussilet/Ayrıntılı

Ayet Sayısı: 8
فُصِّلَت

Ayet 13

4229|41|13|فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَٰعِقَةً مِّثْلَ صَٰعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ
4229|41|13|فان اعرضوا فقل انذرتكم صعقه مثل صعقه عاد وثمود
13. Fe in a’radû fe kul enzertukum sâıkaten misle sâıkati âdin ve semûd(semûde).
Öyle ki eğer yüz çevirirlerse; öyle ki de ki: "Uyardım sizleri bir yıldırıma260 (karşı) (ki) Âd ve Semûd'un misli870 yıldırımıdır260."
Ahmed Samira: 13 So if they objected/opposed , so say: "I warned/gave you notice (of) a fire falling from the sky accompanied by thunderous noise/destructive torture equal/alike to Aad and Thamud’s fire falling from the sky accompanied by thunderous noise/destructive torture ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fein öyle ki eğer فَإِنْ -
2 ea'radu yüz çevirirlerse أَعْرَضُوا عرض
3 fekul öyle ki de ki فَقُلْ قول
4 enzertukum uyardım sizleri أَنْذَرْتُكُمْ نذر
5 saikaten bir yıldırıma (karşı) صَاعِقَةً صعق
6 misle misli مِثْلَ مثل
7 saikati yıldırımın صَاعِقَةِ صعق
8 aadin Âd عَادٍ عود
9 ve semude ve Semûd'un وَثَمُودَ -

Ayet 15

4231|41|15|فَأَمَّا عَادٌ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ
4231|41|15|فاما عاد فاستكبروا في الارض بغير الحق وقالوا من اشد منا قوه اولم يروا ان الله الذي خلقهم هو اشد منهم قوه وكانوا بايتنا يجحدون
15. Fe emmâ âdun festekberû fîl ardı bi gayril hakkı ve kâlû men eşeddu minnâ kuvveh(kuvveten), e ve lem yerev ennellâhellezî halakahum huve eşeddu minhum kuvveh(kuvveten) ve kânû bi âyâtinâ yechadûn(yechadûne).
Öyle ki gelince Âd’a1015; öyle ki büyüklendiler/kibirlendiler yerde olmaksızın hak/gerçek; ve dediler: "Kimdir daha şiddetli bizden bir kuvvetçe?"; hiç görmezler mi ki Allah ki yaratandır onları; O* daha şiddetlidir onlardan bir kuvvetçe; ve oldular ayetlerimize454** cihat356 edenler.
Ahmed Samira: 15 So but Aad they became arrogant in the earth/Planet Earth without the right/truth , and they said: "Who (is) stronger than us (in) strength/power?" Do they not see/understand that (E) God (is) who created them, He is stronger than them (in) strength/power, and they were with Our evidences/verses/signs disbelieving and deny ing

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feemma öyle ki gelince فَأَمَّا -
2 aadun Âd’a عَادٌ عود
3 festekberu öyleki büyüklendiler/kibirlendiler فَاسْتَكْبَرُوا كبر
4 fi فِي -
5 l-erdi yerde الْأَرْضِ ارض
6 bigayri olmaksızın بِغَيْرِ غير
7 l-hakki hak/gerçek الْحَقِّ حقق
8 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
9 men kimdir? مَنْ -
10 eşeddu daha şiddetli أَشَدُّ شدد
11 minna bizden مِنَّا -
12 kuvveten bir kuvvetçe (olarak) قُوَّةً قوي
13 evelem hiç أَوَلَمْ -
14 yerav görmediler mi يَرَوْا راي
15 enne ki أَنَّ -
16 llahe Allah اللَّهَ -
17 llezi ki الَّذِي -
18 halekahum yaratandır onları خَلَقَهُمْ خلق
19 huve O هُوَ -
20 eşeddu daha şiddetlidir أَشَدُّ شدد
21 minhum onlardan مِنْهُمْ -
22 kuvveten bir kuvvetçe قُوَّةً قوي
23 vekanu ve oldular وَكَانُوا كون
24 biayatina ayetlerimize بِايَاتِنَا ايي
25 yechadune cihat edenler يَجْحَدُونَ جحد

Notlar

Not 1: *Allah.**Resûl Hûd'un getirmiş olduğu ayetleri.

Ayet 16

4232|41|16|فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَخْزَىٰ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ
4232|41|16|فارسلنا عليهم ريحا صرصرا في ايام نحسات لنذيقهم عذاب الخزي في الحيوه الدنيا ولعذاب الاخره اخزي وهم لا ينصرون
16. Fe erselnâ aleyhim rîhan sarsaran fî eyyâmin nahisâtin li nuzîkahum azâbel hizyi fîl hayâtid dunyâ, ve le azâbul âhireti ahzâ ve hum lâ yunsarûn(yunsarûne).
Öyle ki gönderdik üzerlerine sarsar1025 bir rüzgâr uğursuz günlerde; tattırmamız için onlara rezillik azabını dünya hayatında; ve muhakkak ahiret azabı daha rezildir; ve onlar (ki) yardım edilmezler.
Ahmed Samira: 16 So We sent on (to) them a severely cold/roaring wind/breeze in unlucky/miserable days/times, to make them taste/experience the shame’s/scandal’s/disgrace’s torture in the life the present/worldly life, and the end’s (other life’s) torture (E) (is) more shameful/scandalous/disgraceful, and they are not being given victory/aid.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feerselna öyle ki gönderdik فَأَرْسَلْنَا رسل
2 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
3 rihen bir rüzgar رِيحًا روح
4 sarsaran sarsar صَرْصَرًا صرصر
5 fi فِي -
6 eyyamin günlerde أَيَّامٍ يوم
7 nehisatin uğursuz نَحِسَاتٍ نحس
8 linuzikahum tattırmamız için onlara لِنُذِيقَهُمْ ذوق
9 azabe azabını عَذَابَ عذب
10 l-hizyi rezillik الْخِزْيِ خزي
11 fi فِي -
12 l-hayati hayatında الْحَيَاةِ حيي
13 d-dunya dünya الدُّنْيَا دنو
14 veleazabu ve muhakkak azabı وَلَعَذَابُ عذب
15 l-ahirati ahiret الْاخِرَةِ اخر
16 ehza daha rezildir أَخْزَىٰ خزي
17 ve hum ve onlar (ki) وَهُمْ -
18 la لَا -
19 yunsarune yardım edilmez يُنْصَرُونَ نصر

Ayet 25

4241|41|25|وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ
4241|41|25|وقيضنا لهم قرنا فزينوا لهم ما بين ايديهم وما خلفهم وحق عليهم القول في امم قد خلت من قبلهم من الجن والانس انهم كانوا خسرين
25. Ve kayyadnâ lehum kurenâe fe zeyyenû lehum mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fî umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins(insi), innehum kânû hâsirîn(hâsirîne).
Ve hedefledik/tanımladık/atadık onlara kardeşler; öyle ki süslediler onlara iki ellerinin arasındakini ve arkalarındakini215; ve hak/gerçek oldu söz/kelam ümmetler305 üzerlerine; muhakkak ki halife65 oldu onlardan önce cinden210 ve insandan; doğrusu onlar oldular hüsrana uğrayanlar.
Ahmed Samira: 25 And We predestined/assigned for them companions , so they decorated/beautified for them what (is) between their hands, and what (is) behind them, and the saying/words became true/truth on them in nations (that) had passed from before them from the Jinns, and the human/mankind, that they truly were losers .

Ayet 29

4245|41|29|وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلْأَسْفَلِينَ
4245|41|29|وقال الذين كفروا ربنا ارنا الذين اضلانا من الجن والانس نجعلهما تحت اقدامنا ليكونا من الاسفلين
29. Ve kâlellezîne keferû rabbenâ erinellezeyni edallânâ minel cinni vel insi nec’al humâ tahte akdâminâ li yekûnâ minel esfelîn(esfelîne).
Ve dedi kâfirlik25 etmiş kimseler: “Rabbimiz4! Göster bize ikisini; dalalete128 sürükledi ikisi bizleri; cinden210 ve insandan; koyalım/yapalım ikisini ayaklarımızın altına; olmaları için sefillerden.”
Ahmed Samira: 29 And those who disbelieved said: "Our Lord, show us those (B) who misguided us from the Jinns and the human/mankind, we make/put them (B) below/under our feet, to be (B) from the lowest/meanest."349

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kale ve dedi وَقَالَ قول
2 ellezine kimseler الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
4 rabbena Rabbimiz! رَبَّنَا ربب
5 erina göster bize أَرِنَا راي
6 l-lezeyni ikisini اللَّذَيْنِ -
7 edellana dalalete sürükledi ikisi bizleri أَضَلَّانَا ضلل
8 mine مِنَ -
9 l-cinni cinden الْجِنِّ جنن
10 vel'insi ve insandan وَالْإِنْسِ انس
11 nec'alhuma yapalım ikisini نَجْعَلْهُمَا جعل
12 tehte altına تَحْتَ تحت
13 ekdamina ayaklarımızın أَقْدَامِنَا قدم
14 liyekuna olmaları için لِيَكُونَا كون
15 mine مِنَ -
16 l-esfeline sefillerden الْأَسْفَلِينَ سفل

Ayet 37

4253|41|37|وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
4253|41|37|ومن ايته اليل والنهار والشمس والقمر لا تسجدوا للشمس ولا للقمر واسجدوا لله الذي خلقهن ان كنتم اياه تعبدون
37. Ve min âyâtihil leylu ven nehâru veş şemsu vel kamer(kameru), lâ tescudû liş şemsi ve lâ lil kameri vescudû lillâhillezî halakahunne in kuntum iyyâhu ta’budûn(ta’budûne). (SECDE ÂYETİ)
Ve ayetlerindendir gece171 ve gündüz170; ve Güneş; ve Ay; secde12 etmeyin Güneş’e; ve de Ay’a; ve secde12 edin Allah'a; ki yarattı onları; eğer olduysanız sadece O'na (Allah’a) kulluk46 eder.
Ahmed Samira: 37 And from His verses/evidences/signs (are) the night and the daytime and the sun and the moon, do not prostrate to the sun and nor to the moon, and prostrate to God who created them (B), if you were/are (only) Him worshipping.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve min ve وَمِنْ -
2 ayatihi ayetlerindendir ايَاتِهِ ايي
3 l-leylu gece اللَّيْلُ ليل
4 ve nneharu ve gündüz وَالنَّهَارُ نهر
5 ve şşemsu ve Güneş وَالشَّمْسُ شمس
6 velkameru ve Ay وَالْقَمَرُ قمر
7 la لَا -
8 tescudu secde etmeyin/diz çöküp boyun eğmeyin تَسْجُدُوا سجد
9 lişşemsi Güneş’e لِلشَّمْسِ شمس
10 ve la ve de وَلَا -
11 lilkameri Ay’a لِلْقَمَرِ قمر
12 vescudu ve secde edin/diz çöküp boyun eğin وَاسْجُدُوا سجد
13 lillahi Allah'a لِلَّهِ -
14 llezi ki الَّذِي -
15 halekahunne yarattı onları خَلَقَهُنَّ خلق
16 in eğer إِنْ -
17 kuntum olduysanız كُنْتُمْ كون
18 iyyahu sadece O'na (Allah’a) إِيَّاهُ -
19 tea'budune kulluk eder تَعْبُدُونَ عبد

Ayet 38

4254|41|38|فَإِنِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ
4254|41|38|فان استكبروا فالذين عند ربك يسبحون له باليل والنهار وهم لا يسمون
38. Fe inistekberû fellezîne inde rabbike yusebbihûne lehu bil leyli ven nehâri ve hum lâ yes’emûn(yes’emûne).
Öyle ki eğer büyüklendilerse; öyle ki kimseler; Rabbinin4 indinde/katında; tesbih57 ederler O'nu (Allah’ı); geceyle171 ve gündüzle170; ve onlar bıkmazlar/yorulmazlar.
Ahmed Samira: 38 So if they became arrogant, so those who (are) at your Lord they praise/glorify to Him by the night and the daytime, and they do not get bored/tired.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feini öyle ki eğer فَإِنِ -
2 stekberu büyüklendilerse اسْتَكْبَرُوا كبر
3 fellezine öyle ki kimseler فَالَّذِينَ -
4 inde indinde/katında عِنْدَ عند
5 rabbike Rabbinin رَبِّكَ ربب
6 yusebbihune tesbih ederler يُسَبِّحُونَ سبح
7 lehu O'nu (Allah’ı) لَهُ -
8 bil-leyli geceyle بِاللَّيْلِ ليل
9 ve nnehari ve gündüzle وَالنَّهَارِ نهر
10 ve hum ve onlar وَهُمْ -
11 la لَا -
12 yesemune bıkmazlar/yorulmazlar يَسْأَمُونَ سام

Ayet 53

4269|41|53|سَنُرِيهِمْ ءَايَٰتِنَا فِى ٱلْءَافَاقِ وَفِىٓ أَنفُسِهِمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
4269|41|53|سنريهم ايتنا في الافاق وفي انفسهم حتي يتبين لهم انه الحق اولم يكف بربك انه علي كل شي شهيد
53. Se nurîhim âyâtinâ fîl âfâkı ve fî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehul hakk(hakku), e ve lem yekfi bi rabbike ennehu alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).
Göstereceğiz onlara ayetlerimizi âfâkta/ufuklarda ve kendi nefislerinde201; ta ki beyan226 olur onlara ki o* haktır/gerçektir; ve kâfi gelmez mi asla senin Rabbin4 ki O her bir şey üzerine Şehîd’tir499.
Ahmed Samira: 53 We will show them/make them understand Our verses/signs/evidences in the horizons/directions and in their selves, until (it) becomes clear/explained for them that it (is) the truth . Is (it) not enough/sufficient with your Lord, that He truly is on every thing witnessing/testifying?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 senurihim göstereceğiz onlara سَنُرِيهِمْ راي
2 ayatina ayetlerimizi ايَاتِنَا ايي
3 fi فِي -
4 l-afaki afakta الْافَاقِ افق
5 ve fi ve وَفِي -
6 enfusihim kendi nefislerinde أَنْفُسِهِمْ نفس
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 yetebeyyene beyan olur يَتَبَيَّنَ بين
9 lehum onlara لَهُمْ -
10 ennehu ki o (Kur’an) أَنَّهُ -
11 l-hakku hak/gerçek الْحَقُّ حقق
12 evelem ve asla أَوَلَمْ -
13 yekfi kafi gelmez mi يَكْفِ كفي
14 birabbike seni Rabbin بِرَبِّكَ ربب
15 ennehu ki O أَنَّهُ -
16 ala üzerine عَلَىٰ -
17 kulli her كُلِّ كلل
18 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
19 şehidun Şehîd’tir شَهِيدٌ شهد

Notlar

Not 1: *Kur'ân.