Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
Henüz sûre seçilmedi.
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin
📚

Kavram 236: Bol su, bahr, bihâr.

Bu kavram 24 ayette geçmektedir

📖 Kısa Açıklama

236Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

2. Bakara Suresi

Ayet 50

Arapça Metin (Harekeli)

57|2|50|وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

57|2|50|واذ فرقنا بكم البحر فانجينكم واغرقنا ال فرعون وانتم تنظرون

Latin Literal

50. Ve iz faraknâ bikumul bahre fe enceynâkum ve agraknâ âle fir’avne ve entum tenzurûn(tenzurûne).

Türkçe Çeviri

Ve yardığımız zaman sizlere bol suyu236; böylece kurtardık sizleri; ve batırdık firavun ailesini/taraftarlarını; ve sizler bakarken*.

Ahmed Samira Çevirisi

50 And when/where We separated with you the sea , so We saved/rescued you, and We drowned/sunk Pharaoh’s people and (while) you are looking/watching .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve o zaman وَإِذْ -
2 ferakna yardık فَرَقْنَا فرق
3 bikumu sizlere بِكُمُ -
4 l-behra bol suyu الْبَحْرَ بحر
5 feenceynakum böylece kurtardık sizleri فَأَنْجَيْنَاكُمْ نجو
6 ve egrakna ve batırdık وَأَغْرَقْنَا غرق
7 ale ailesini/taraftarlarını الَ اول
8 fir'avne firavun فِرْعَوْنَ -
9 veentum ve sizler وَأَنْتُمْ -
10 tenzurune görür (-ken) تَنْظُرُونَ نظر

Notlar

Not 1

*Gözlerinizle bakıyordunuz, görüyordunuz, tanık oluyordunuz.

2. Bakara Suresi

Ayet 164

Arapça Metin (Harekeli)

171|2|164|إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

171|2|164|ان في خلق السموت والارض واختلف اليل والنهار والفلك التي تجري في البحر بما ينفع الناس وما انزل الله من السما من ما فاحيا به الارض بعد موتها وبث فيها من كل دابه وتصريف الريح والسحاب المسخر بين السما والارض لايت لقوم يعقلون

Latin Literal

164. İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri vel fulkilletî tecrî fîl bahri bimâ yenfeun nâse ve mâ enzelallâhu mines semâi min mâin fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve besse fîhâ min kulli dâbbe(dâbbetin), ve tasrîfir riyâhı ves sehâbil musahhari beynes semâi vel ardı le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).

Türkçe Çeviri

Doğrusu yaratılışında göklerin ve yerin; ve halifeliğinde* gece ve gündüzün; ve gemilerde -ki akar bahrda236 faydalı olmasıyla insanlara-; indirdiğinde Allah'ın gökten bir sudan -öyle ki diriltti onunla** yeri ölümü sonrası onun***; ve yaydı orada**** her bir dâbbeden599-; ve evirip çevirmesinde gök180 ve yer arasındaki emre hazırlanmış rüzgârları ve bulutları; mutlak ayetlerdir237 akleden bir kavme/topluma.

Ahmed Samira Çevirisi

164 That in the skies’/space’s and the earth’s/Planet Earth’s creation, and the night’s and the daytime’s difference, and the ships which run/pass in the large body of water (sea) with what benefits the people, and what God descended from the sky from water, so He revived with it the earth after its death/lifelessness and He scattered/distributed , in it from every walker/creeper/crawler and sending away/diverting the winds/breezes and the clouds, the manipulated/subjugated between the sky and the earth, (are)signs/evidences (E) for a nation, reasoning/understanding .

Notlar

Not 1

*Yerine geçmesi.**Suyla.***Yerin.****Yerde.

5. Mâide Suresi

Ayet 96

Arapça Metin (Harekeli)

765|5|96|أُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ ٱلْبَحْرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ ٱلْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

765|5|96|احل لكم صيد البحر وطعامه متعا لكم وللسياره وحرم عليكم صيد البر ما دمتم حرما واتقوا الله الذي اليه تحشرون

Latin Literal

96. Uhille lekum saydul bahri ve taâmuhu metâan lekum ve lis seyyârah(seyyârati), ve hurrime aleykum saydul berri mâ dumtum hurumâ(hurumen) vettekullâhellezî ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).

Türkçe Çeviri

Helal kılındı sizlere bol su236 avı ve yiyeceği onun; bir metadır54 sizlere ve seyir halinde olanlara; ve haram edildi üzerinize kara avı daim olduğunuzda ihrama534; ve takvalı21 olun Allah’a; O ki O’na doğru haşredilirsiniz.

Ahmed Samira Çevirisi

96 Permitted/allowed for you is the sea’s hunting/fishing, and its food, enjoyment to you and to the caravan/people often moving , and forbidden on you (is) the shore’s/land’s hunting/trapping as long as you continued in compliance with pilgrimage prohibitions , and fear and obey God, who to Him you are being gathered.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 uhille helal kılındı أُحِلَّ حلل
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 saydu avı صَيْدُ صيد
4 l-behri bol su الْبَحْرِ بحر
5 ve taaamuhu ve yiyeceği onun وَطَعَامُهُ طعم
6 metaan bir meta مَتَاعًا متع
7 lekum sizlere لَكُمْ -
8 velisseyyarati ve seyir halinde olanlara وَلِلسَّيَّارَةِ سير
9 ve hurrime ve haram edildi وَحُرِّمَ حرم
10 aleykum üzerinize عَلَيْكُمْ -
11 saydu avı صَيْدُ صيد
12 l-berri kara الْبَرِّ برر
13 ma مَا -
14 dumtum daim olduğunuzda دُمْتُمْ دوم
15 hurumen ihrama حُرُمًا حرم
16 vetteku ve takvalı olun وَاتَّقُوا وقي
17 llahe Allah’a اللَّهَ -
18 llezi O ki الَّذِي -
19 ileyhi O’na doğru إِلَيْهِ -
20 tuhşerune haşredilirsiniz تُحْشَرُونَ حشر

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Takva Kavram 21

21 Sakınmak, çekinmek. Kur'an'da en çok Yüce Allah'ın hoşnut olmayacağı şeylerden, Kur'an'ın emir ve yasaklarını çiğnemekten sakınmayı, uzak durmayı işaret eder.

Meta Kavram 54

54 Sermaye. Yararlanma.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Hurum, ihram Kavram 534

534 Hac döneminde yapılması haram edilen şeyleri yapmamak. Haram emrine uymak.

7. A'râf Suresi

Ayet 138

Arapça Metin (Harekeli)

1092|7|138|وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتَوْا۟ عَلَىٰ قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصْنَامٍ لَّهُمْ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱجْعَل لَّنَآ إِلَٰهًا كَمَا لَهُمْ ءَالِهَةٌ قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1092|7|138|وجوزنا ببني اسريل البحر فاتوا علي قوم يعكفون علي اصنام لهم قالوا يموسي اجعل لنا الها كما لهم الهه قال انكم قوم تجهلون

Latin Literal

138. Ve câveznâ bi benî israîlel bahre fe etev alâ kavmin ya’kufûne alâ asnâmin lehum, kâlû yâ mûsac’al lenâ ilâhen ke mâ lehum âlihetun, kâle innekum kavmun techelûn(techelûne).

Türkçe Çeviri

Ve cevaz* verdik İsrâîloğullarının197 bol sudan236; öyle ki vardılar bir kavim/toplum üzerine (ki) yapışıyorlardı** kendi idollerine624 karşı; dediler: "Ey Mûsâ! Yap bizlere bir ilâh74 onların ilâhları74 gibi"; dedi (Mûsâ): "Doğrusu sizler cahil489 bir kavimsiniz/toplumsunuz."

Ahmed Samira Çevirisi

138 And We made with Israel’s sons and daughters cross/pass through the large body of water (sea/ocean) , so they came/passed by on a nation occupying themselves/adhering on (to) idolized or worshipped idols/statues for them, they said: "You Moses, make/create for us a god, as/like (there are) gods for them." He said: "That you are a nation being lowly/ignorant/foolish ."105

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cave zna ve geçmesine cevaz verdik وَجَاوَزْنَا جوز
2 bibeni oğullarına بِبَنِي بني
3 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
4 l-behra bol sudan الْبَحْرَ بحر
5 feetev öyle ki vardılar فَأَتَوْا اتي
6 ala üzerine عَلَىٰ -
7 kavmin bir kavim قَوْمٍ قوم
8 yea'kufune yapışırlar يَعْكُفُونَ عكف
9 ala karşı عَلَىٰ -
10 esnamin idollerine أَصْنَامٍ صنم
11 lehum kendilerinin لَهُمْ -
12 kalu dediler قَالُوا قول
13 ya musa ey Musa يَا مُوسَى -
14 c'al yap اجْعَلْ جعل
15 lena bizlere لَنَا -
16 ilahen bir ilah إِلَٰهًا اله
17 kema gibi كَمَا -
18 lehum onların لَهُمْ -
19 alihetun ilahları الِهَةٌ اله
20 kale dedi قَالَ قول
21 innekum doğrusu sizleri إِنَّكُمْ -
22 kavmun bir kavim/toplum قَوْمٌ قوم
23 techelune cahil تَجْهَلُونَ جهل

Notlar

Not 1

*Geçmelerine izin.**Tapınmak için yapışıyorlardı.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

ilâh Kavram 74

74 Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.

İsrâîloğulları Kavram 197

197 İsrâîl Yakûb peygamberin diğer ismidir. İsrâîloğulları da Yakûb oğulları yani Yakûb soyundan gelenler demektir. Yûsuf peygamberin Mısır'da yetkin bir yönetici olmasıyla birlikte 11 kardeşi, babası Yakûb ve annesi Mısır'a girmiştir. Bu girişin Hiksosluların da Mısır'a giriş tarihleri olan MÖ 1900 yıllarında gerçekleşmiş olduğuna yönelik kanıtlar vardır. Yakûb'un soyu 300-400 yıl içinde katlanarak artmıştır. Mısır'da hür bir şekilde yaşayan Yakûb soyu firavunlar tarafından sonradan köleleştirilmiştir. Kendisi de Yakûb soyundan olan Musa peygamberin mücadelesi de aslında köleliğe bir baş kaldırma mücadelesidir (Mısır'dan çıkış: MÖ 1640 yılı).

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Cahil Kavram 489

489 Bilgisiz, bihaber, bilinçsizlik, farkındalığı olmayan.

İdol, idol. Kavram 624

624 İlâhlık payesi verilecek kadar değer verilen obje. Canlı cansız her şey idol olabilir. Güneş, Ay, Sirius yıldızı, timsah, insanların kendi elleriyle yonttukları objeler, şeyhler, tarikat liderleri, mezhep imamları, hadis/söylenti alimleri, resûllerin bizzat kendileri Yüce Allah'ın astından ilâhlar edinilmiş idollerdir.

10. Yunus Suresi

Ayet 22

Arapça Metin (Harekeli)

1384|10|22|هُوَ ٱلَّذِى يُسَيِّرُكُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمْ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِم بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا۟ بِهَا جَآءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَآءَهُمُ ٱلْمَوْجُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنْ أَنجَيْتَنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1384|10|22|هو الذي يسيركم في البر والبحر حتي اذا كنتم في الفلك وجرين بهم بريح طيبه وفرحوا بها جاتها ريح عاصف وجاهم الموج من كل مكان وظنوا انهم احيط بهم دعوا الله مخلصين له الدين لين انجيتنا من هذه لنكونن من الشكرين

Latin Literal

22. Huvellezî yuseyyirukum fîl berri vel bahr(bahri), hattâ izâ kuntum fîl fulk(fulki), ve cereyne bihim bi rîhin tayyibetin ve ferihû bihâ câethâ rîhun âsifun ve câehumul mevcu min kulli mekânin ve zannû ennehum uhîta bihim deavûllâhe muhlisîne lehud dîn(dîne), le in enceytenâ min hâzihî le nekûnenne mineş şâkirîn(şâkirîne).

Türkçe Çeviri

O'dur yürüten sizleri karada ve behirde236; ta ki olduğunuz zaman gemide; ve aktılar* onlarla** iyi/hoş bir rüzgârla; ve ferahladılar*** onunla****; geldi fırtınalı rüzgâr ve geldi onlara dalga her bir mekandan; ve zannettiler ki onlar kuşatıldılar onlarla*****; çağırdılar219 Allah’ı muhlisler309 (olarak) O'na dini; "eğer ki kurtarırsan bizleri bundan mutlak oluruz şükredenlerden43."

Ahmed Samira Çevirisi

22 He is who makes you walk/move/ride in the shore/land and the sea (large body of water) until when you were in the ships, and We flowed/ran with them with a good/enjoyable wind/breeze, and they became happy/rejoiced with it, (then) a stormy/violent wind came to it, and the waves/surges came to them from every place, and they thought/assumed that they are (being) surrounded/encircled with them, they called God faithful/loyal/devoted for Him (in) the religion: "If (E) you saved/rescued us from this, we will become (E) from the thankful/grateful."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 huve O'dur هُوَ -
2 llezi الَّذِي -
3 yuseyyirukum yürüten sizleri يُسَيِّرُكُمْ سير
4 fi فِي -
5 l-berri karada الْبَرِّ برر
6 velbehri ve behirde وَالْبَحْرِ بحر
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 iza zaman إِذَا -
9 kuntum olduğunuz كُنْتُمْ كون
10 fi فِي -
11 l-fulki gemide الْفُلْكِ فلك
12 ve cerayne ve aktılar وَجَرَيْنَ جري
13 bihim onlarla بِهِمْ -
14 birihin bir rüzgârla بِرِيحٍ روح
15 tayyibetin bir iyi/hoş طَيِّبَةٍ طيب
16 ve ferihu ve ferahladılar وَفَرِحُوا فرح
17 biha onunla بِهَا -
18 ca'etha geldi جَاءَتْهَا جيا
19 rihun rüzgar رِيحٌ روح
20 aasifun bir fırtına عَاصِفٌ عصف
21 ve ca'ehumu ve geldi onlara وَجَاءَهُمُ جيا
22 l-mevcu dalga الْمَوْجُ موج
23 min مِنْ -
24 kulli her bir كُلِّ كلل
25 mekanin mekandan مَكَانٍ كون
26 ve zennu ve zannettiler وَظَنُّوا ظنن
27 ennehum ki onlar أَنَّهُمْ -
28 uhita kuşatıldılar أُحِيطَ حوط
29 bihim onlarla بِهِمْ -
30 deavu davet ettiler/çağırdılar دَعَوُا دعو
31 llahe Allah’ı اللَّهَ -
32 muhlisine muhlisler (kılarak) مُخْلِصِينَ خلص
33 lehu O'na لَهُ -
34 d-dine dini الدِّينَ دين
35 lein eğer ki لَئِنْ -
36 enceytena kurtarırsan bizleri أَنْجَيْتَنَا نجو
37 min مِنْ -
38 hazihi bundan هَٰذِهِ -
39 lenekunenne mutlak oluruz لَنَكُونَنَّ كون
40 mine -den مِنَ -
41 ş-şakirine şükredenler- الشَّاكِرِينَ شكر

Notlar

Not 1

*Rüzgarlar.**Gemilerle.***Gemideki insanlar.****Rüzgarla.*****Dalgalarla.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

şükür/şükr Kavram 43

43 Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek; gönül borcu) sahibi olmak.

Yüce Allah'ı çağırmak/dua etmek Kavram 219

219 Dua etmek. Dua kelimesi Türkçeye de geçmiş bir kelimedir. Çağrıda bulunmak demektir. Yüce Allah'a her an, her durumda, her yerde çağrıda bulunabiliriz. Rabbimizle iletişime geçebiliriz. O'nu çağırıp isteklerimizi arz ederiz. Dua etmek için özel ritüellere gerek yoktur. Yüce Allah insana şah damarından daha yakındır. Kuluna bir Planck mesafesinden (1.6x10 -35 metre) daha yakındır. Ancak şirk içermeyen dualar/çağrılar Yüce Allah'a yükselir. Sadece Kur'an demeyen, Kur'an'ın astından tamamı zan içeren söylentilere/hadislere tabi olarak şirk günahını işleyenlerin çağrıları Yüce Allah'ın katına ulaşmaz. Ancak tek tanrıcıların çağrıları Yüce Allah'a ulaşır. Sadece Kur'an diyenlerin; Kur'an bize yeter diyenlerin. Beynin secde etmesi sonrası yapılan duanın/çağrının Yüce Allah tarafından kabul buyrulması daha olasıdır. Bu nedenle müminlere vakitli olarak emredilen sabah-akşam salâtları ve toplantı salâtı yani Kur'an dersleri bitiminde yapılan beynin secdesi sonrası (fiziksel secde de beynin secdesine eşlik edebilir veya etmeyebilir) Yüce Allah'a çağrıda bulunmak en güzel dua zamanıdır. Ancak beynin secde ettiği her yer ve zamanda da dua edilmesi, Rabbimize çağrıda bulunulması kulun kendisi için hayırlı olacaktır.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Muhlis Kavram 309

309 Halis, saf, katıksız olmuşlar.

10. Yunus Suresi

Ayet 90

Arapça Metin (Harekeli)

1452|10|90|وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُۥ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدْرَكَهُ ٱلْغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِىٓ ءَامَنَتْ بِهِۦ بَنُوٓا۟ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1452|10|90|وجوزنا ببني اسريل البحر فاتبعهم فرعون وجنوده بغيا وعدوا حتي اذا ادركه الغرق قال امنت انه لا اله الا الذي امنت به بنوا اسريل وانا من المسلمين

Latin Literal

90. Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ(adven), hattâ izâ edrekehul gareku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illellezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn(muslimîne).

Türkçe Çeviri

Ve cevaz* verdik İsrâîloğullarına197 bahri236**; öyle ki tabi oldu onlara firavun ve ordusu bir taşkınlık (-la) ve düşmanlık (-la); ta ki idrak657 ettiği zaman o*** boğulmayı; dedi: "İman47 ettim ki O'dur****; yoktur ilâh74 İsrâîloğullarının197 kendisine iman4 ettiği dışında; ve ben de müslimdenim45.

Ahmed Samira Çevirisi

90 And We crossed/passed/passed through with Israel’s sons and daughters the sea , so Pharaoh and his soldiers/warriors followed them (with) transgression and violating/breaking until when the drowning/sinking caught up/overtook him , he said: "I believed that He is, no God except who Israel’s descendants believed with Him, and I am from the Moslems/submitters ."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cavezna ve cevaz verdik وَجَاوَزْنَا جوز
2 bibeni oğullarına بِبَنِي بني
3 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
4 l-behra bahri الْبَحْرَ بحر
5 fe etbeahum öyle ki tabi oldu onlara فَأَتْبَعَهُمْ تبع
6 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
7 ve cunuduhu ve orduları onun وَجُنُودُهُ جند
8 begyen bir taşkınlık (-la) بَغْيًا بغي
9 ve adve n ve düşmanlık (-la) وَعَدْوًا عدو
10 hatta ta ki حَتَّىٰ -
11 iza zaman إِذَا -
12 edrakehu idrak etti o أَدْرَكَهُ درك
13 l-garaku boğulmayı الْغَرَقُ غرق
14 kale dedi قَالَ قول
15 amentu iman ettim امَنْتُ امن
16 ennehu ki o أَنَّهُ -
17 la yoktur لَا -
18 ilahe ilah إِلَٰهَ اله
19 illa dışında إِلَّا -
20 llezi الَّذِي -
21 amenet iman ettiği امَنَتْ امن
22 bihi kendisine بِهِ -
23 benu oğullarının بَنُو بني
24 israile İsrail إِسْرَائِيلَ -
25 ve ena ve ben de وَأَنَا -
26 mine مِنَ -
27 l-muslimine müslümanlardanım الْمُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1

*İzin verdik.**Bol su onların geçişine izin verdi.***Firavun.****Allah'tır.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab Kavram 4

4 Efendi, komuta eden.

Müslim Kavram 45

45 Müslümanlar. Yüce Allah'ın gerçek dini olan biricik İslam dinine (sadece/saf Kur'an'a) teslim olmuş olanlar. İslam: İnsan bilincinin Yüce Allah'la arşta/hiperuzayda yapmış olduğu antlaşmaya/sözleşmeye/misaka/bağlaşmaya teslimiyeti/uyumu. Kur'an bu antlaşmayı insanlara hatırlatır. Kur'an alemler için bir zikirdir/hatırlatmadır. Sadece Kur'an gerçek İslam dinidir.

iman Kavram 47

47 Akılcı delillerle/kanıtlarla emin olma.

ilâh Kavram 74

74 Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.

İsrâîloğulları Kavram 197

197 İsrâîl Yakûb peygamberin diğer ismidir. İsrâîloğulları da Yakûb oğulları yani Yakûb soyundan gelenler demektir. Yûsuf peygamberin Mısır'da yetkin bir yönetici olmasıyla birlikte 11 kardeşi, babası Yakûb ve annesi Mısır'a girmiştir. Bu girişin Hiksosluların da Mısır'a giriş tarihleri olan MÖ 1900 yıllarında gerçekleşmiş olduğuna yönelik kanıtlar vardır. Yakûb'un soyu 300-400 yıl içinde katlanarak artmıştır. Mısır'da hür bir şekilde yaşayan Yakûb soyu firavunlar tarafından sonradan köleleştirilmiştir. Kendisi de Yakûb soyundan olan Musa peygamberin mücadelesi de aslında köleliğe bir baş kaldırma mücadelesidir (Mısır'dan çıkış: MÖ 1640 yılı).

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

14. İbrahim Suresi

Ayet 32

Arapça Metin (Harekeli)

1780|14|32|ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْأَنْهَٰرَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1780|14|32|الله الذي خلق السموت والارض وانزل من السما ما فاخرج به من الثمرت رزقا لكم وسخر لكم الفلك لتجري في البحر بامره وسخر لكم الانهر

Latin Literal

32. Allâhullezî halakas semâvâti vel arda ve enzele mines semâi mâen fe ahrece bihî mines semerâti rızkan lekum, ve sehhare lekumul fulke li tecriye fil bahri bi emrih(emrihî), ve sehhare lekumul enhâr(enhâra).

Türkçe Çeviri

Allah (ki) yaratandır gökleri162 ve yeri; ve indirdi gökten180 bir su179; öyle ki çıkardı onunla* meyvelerden** bir rızık (olarak) sizlere; ve boyun eğdirdi sizlere gemiyi akması için bahrda236 kendi emriyle; ve boyun eğdirdi sizlere nehirleri.

Ahmed Samira Çevirisi

32 God is who created the skies/space and the earth/Planet Earth, and He descended from the sky water so He brought out with it from the fruits a provision for you, and He manipulated for you the ships to flow/pass/orbit in the sea/river/ocean with His order/command, and He manipulated for you the rivers/waterways.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah اللَّهُ -
2 llezi الَّذِي -
3 haleka yaratandır خَلَقَ خلق
4 s-semavati gökleri السَّمَاوَاتِ سمو
5 vel'erde ve yeri وَالْأَرْضَ ارض
6 ve enzele ve indirdi وَأَنْزَلَ نزل
7 mine مِنَ -
8 s-semai gökten السَّمَاءِ سمو
9 maen bir su مَاءً موه
10 feehrace öyle ki çıkardı فَأَخْرَجَ خرج
11 bihi onunla بِهِ -
12 mine مِنَ -
13 s-semerati ürünlerden الثَّمَرَاتِ ثمر
14 rizkan bir rızık (olarak) رِزْقًا رزق
15 lekum sizlere لَكُمْ -
16 ve sehhara ve boyun eğdirdi وَسَخَّرَ سخر
17 lekumu sizlere لَكُمُ -
18 l-fulke gemiyi الْفُلْكَ فلك
19 litecriye akması için لِتَجْرِيَ جري
20 fi فِي -
21 l-behri baharda الْبَحْرِ بحر
22 biemrihi O’nun emriyle بِأَمْرِهِ امر
23 ve sehhara ve boyun eğdirdi وَسَخَّرَ سخر
24 lekumu sizlere لَكُمُ -
25 l-enhara nehirleri الْأَنْهَارَ نهر

Notlar

Not 1

*Suyla.**Ürünlerden.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Gökler Kavram 162

162 Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Çoğul olarak gökler de çok sayıda gök içeren yapıları işaret etmek için kullanılır. Güneş sistemimiz gezegenlerin göklerini içerdiği için göklerdir. Galaksimiz çok sayıda yıldız sistemleri (gökler) içerdiği için göklerdir. Evrenin kendisi çok sayıda galaksiler içerdiği için göklerdir.

Gökten inen su Kavram 179

179 Evrenimizdeki ilk su molekülleri (H2O) Tarık (Nötron) yıldızlarını oluşturan Süpernova patlamalarında yaratıldı. Dünya gezegeninin ilk oluşum evresi olan Hadean döneminde yeryüzünde su yoktu. Bol miktarda donmuş su içeren Jüpiter bölgesi asteroidlerinin yeryüzüne çarpmasıyla Dünya gezegenimiz suya kavuştu. Dünyamızın suyu gökten yani uzaydan inmiştir. Rabbimiz ayrıca bu suyu yağmurlarla yine gökten yere indirmektedir.

gök; göğü Kavram 180

180 Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Tekil olarak; Dünya atmosferi, diğer gezegenlerin atmosferi, galaksimiz içindeki bir nebula/bulutsu ya da evrenin kendisi işaret edilmiş olabilir. Gök kavramı ayetin işareti üzerinden okunmalıdır.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

16. Nahl Suresi

Ayet 14

Arapça Metin (Harekeli)

1913|16|14|وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا۟ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُوا۟ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1913|16|14|وهو الذي سخر البحر لتاكلوا منه لحما طريا وتستخرجوا منه حليه تلبسونها وتري الفلك مواخر فيه ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون

Latin Literal

14. Ve huvellezî sehharel bahre li te’kulû minhu lahmen tariyyen ve testahricû minhu hilyeten telbesûnehâ, ve terel fulke mevâhira fîhi ve li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Türkçe Çeviri

Ve O’dur* ki boyun eğdirendir bahrı236; yemeniz için ondan** taze bir et; ve çıkarmanız için ondan** bir takı (ki) kuşanırsınız/giyersiniz onu; ve görürsün gemiyi (ki) yarıp ilerleyenlerdir onda***; aramanız için O'nun**** fazlından202; ve belki sizler şükredersiniz43.

Ahmed Samira Çevirisi

14 And He is who manipulated/subjugated the sea/ocean to eat from it soft/tender meat , and you bring out from it a jewel/ornament you wear/dress it, and you see the ships audibly cutting/shearing in it, and to wish/desire from His grace/favour, and maybe/perhaps you thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O’dur وَهُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 sehhara boyun eğdirendir سَخَّرَ سخر
4 l-behra bahrı الْبَحْرَ بحر
5 lite'kulu yemeniz için لِتَأْكُلُوا اكل
6 minhu ondan مِنْهُ -
7 lehmen bir et لَحْمًا لحم
8 tariyyen taze طَرِيًّا طرو
9 ve testehricu ve çıkarmanız için وَتَسْتَخْرِجُوا خرج
10 minhu ondan مِنْهُ -
11 hilyeten bir takı حِلْيَةً حلي
12 telbesuneha kuşanırsınız/giyersiniz onu تَلْبَسُونَهَا لبس
13 ve tera ve görürsün وَتَرَى راي
14 l-fulke gemiyi الْفُلْكَ فلك
15 mevahira yarıp ileleyenlerdir مَوَاخِرَ مخر
16 fihi onda فِيهِ -
17 velitebtegu aramanız için وَلِتَبْتَغُوا بغي
18 min مِنْ -
19 fedlihi O'nun fazlından فَضْلِهِ فضل
20 veleallekum ve belki sizler وَلَعَلَّكُمْ -
21 teşkurune şükredersiniz تَشْكُرُونَ شكر

Notlar

Not 1

*Allah.**Bahırdan.***Bahırda.****Allah'ın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

şükür/şükr Kavram 43

43 Teşekkür etmek. Minnettar olmak. Şükran (iyilik bilmek; gönül borcu) sahibi olmak.

faziletli kılmak, fazilet, fazl, Kavram 202

202 İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

17. İsrâ Suresi

Ayet 66

Arapça Metin (Harekeli)

2093|17|66|رَّبُّكُمُ ٱلَّذِى يُزْجِى لَكُمُ ٱلْفُلْكَ فِى ٱلْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2093|17|66|ربكم الذي يزجي لكم الفلك في البحر لتبتغوا من فضله انه كان بكم رحيما

Latin Literal

66. Rabbukumullezî yuzcî lekumul fulke fîl bahri li tebtegû min fadlih(fadlihî), innehu kâne bi kum rahîmâ(rahîmen).

Türkçe Çeviri

Rabbiniz4 ki ilerletendir sizlere gemileri bahrda236; aranıp bakınmanız için fazlından202 O’nun*; doğrusu O** oldu sizlere bir rahîm2.

Ahmed Samira Çevirisi

66 Your Lord (is) who drives/pushes for you the ships in the sea/ocean , to desire on them from His grace/favour , that He truly was/is with you merciful.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 rabbukumu Rabbiniz رَبُّكُمُ ربب
2 llezi ki الَّذِي -
3 yuzci ilerletendir يُزْجِي زجو
4 lekumu sizlere لَكُمُ -
5 l-fulke gemileri الْفُلْكَ فلك
6 fi فِي -
7 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
8 litebtegu aranıp bakınmanız içindir لِتَبْتَغُوا بغي
9 min مِنْ -
10 fedlihi fazlından O’nun فَضْلِهِ فضل
11 innehu doğrusu O إِنَّهُ -
12 kane oldu كَانَ كون
13 bikum sizlere بِكُمْ -
14 rahimen bir rahîm رَحِيمًا رحم

Notlar

Not 1

*Allah'ın.**Allah.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rahîm Kavram 2

2 Yüce merhameti tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran. Bebeği için rahmetin tecelli etmiş hali olan anne rahmi gibi rahmetini tecelli ettiren/ortaya koyan/vücut bulduran.

Rab Kavram 4

4 Efendi, komuta eden.

faziletli kılmak, fazilet, fazl, Kavram 202

202 İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

17. İsrâ Suresi

Ayet 67

Arapça Metin (Harekeli)

2094|17|67|وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِى ٱلْبَحْرِ ضَلَّ مَن تَدْعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ أَعْرَضْتُمْ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ كَفُورًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2094|17|67|واذا مسكم الضر في البحر ضل من تدعون الا اياه فلما نجيكم الي البر اعرضتم وكان الانسن كفورا

Latin Literal

67. Ve izâ messekumud durru fîl bahri dalle men ted’ûne illâ iyyâh(iyyâhu), fe lemmâ neccâkum ilel berri a’radtum, ve kânel insânu kefûrâ(kefûren).

Türkçe Çeviri

Ve temas ettiği zaman sizlere bir darlık bahrda236; saptı* çağırıyor** (olduğunuz) kimse; dışındadır ancak O***; öyle ki ne zaman ki kurtardı sizleri karaya doğru, yüz çevirdiniz; ve oldu insan bir kâfir25.

Ahmed Samira Çevirisi

67 And if the harm touched you in the sea/ocean , whom you call (was) lost, except (only) Him, so when He saved/rescued you to the shore/land, you objected/turned away; and the human/mankind was/is (an insistent) disbeliever.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 messekumu temas ettiği مَسَّكُمُ مسس
3 d-durru bir darlık الضُّرُّ ضرر
4 fi فِي -
5 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
6 delle saptı ضَلَّ ضلل
7 men kimse (ki) مَنْ -
8 ted'une çağırırsınız تَدْعُونَ دعو
9 illa dışında إِلَّا -
10 iyyahu ancak O إِيَّاهُ -
11 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
12 neccakum kurtardı sizleri نَجَّاكُمْ نجو
13 ila doğru إِلَى -
14 l-berri karaya الْبَرِّ برر
15 ea'radtum yüz çevirdiniz أَعْرَضْتُمْ عرض
16 ve kane ve oldu وَكَانَ كون
17 l-insanu insan الْإِنْسَانُ انس
18 kefuran bir kâfir كَفُورًا كفر

Notlar

Not 1

*Yok oldu.**Dua edersiniz, davet edersiniz.***Allah.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Kâfir Kavram 25

25 Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

17. İsrâ Suresi

Ayet 70

Arapça Metin (Harekeli)

2097|17|70|وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلْنَٰهُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2097|17|70|ولقد كرمنا بني ادم وحملنهم في البر والبحر ورزقنهم من الطيبت وفضلنهم علي كثير ممن خلقنا تفضيلا

Latin Literal

70. Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fîl berri vel bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ(tafdîlen).

Türkçe Çeviri

Ve ant olsun keremleştirdik* Âdemoğullarını692; ve taşıdık onları** karada ve bahrda236; ve rızıklandırdık onları** iyilerden; ve faziletli202 kıldık yarattığımız kimseden çoğu*** üzerine bir fazilet202 (-le).

Ahmed Samira Çevirisi

70 And We had honoured Adam’s sons and daughters, and We carried/lifted them in the land/shore, and the sea/ocean , and We provided for them from the goodnesses , and We preferred/favoured them over many from whom We created preference/favour.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve andolsun وَلَقَدْ -
2 kerramna keremleştirdik كَرَّمْنَا كرم
3 beni oğullarına بَنِي بني
4 ademe Âdem ادَمَ -
5 ve hamelnahum ve onları taşıdık وَحَمَلْنَاهُمْ حمل
6 fi فِي -
7 l-berri karada الْبَرِّ برر
8 velbehri ve denizde وَالْبَحْرِ بحر
9 ve razeknahum ve rızıklandırdık onları وَرَزَقْنَاهُمْ رزق
10 mine مِنَ -
11 t-tayyibati iyilerden الطَّيِّبَاتِ طيب
12 ve feddelnahum ve faziletli kıldık وَفَضَّلْنَاهُمْ فضل
13 ala üzerine عَلَىٰ -
14 kesirin bir çoğu كَثِيرٍ كثر
15 mimmen مِمَّنْ -
16 halekna yarattıklarımızın خَلَقْنَا خلق
17 tefdilen bir fazilet (-le) تَفْضِيلًا فضل

Notlar

Not 1

*Şerefli hale getirdik. İnsanın en şerefli varlığı aklıdır. Düşünen bir model olmasıdır.**Âdemoğullarını.***Ötegezegenlerde insanoğlundan daha gelişmiş kimseler, canlılar, akıllı varlıklar vardır.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

faziletli kılmak, fazilet, fazl, Kavram 202

202 İyi olan şeylerde fazlalıklı olmak, fazlalaştırmak, daha fazlaya sahip olmak, daha fazla yapmak.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Âdemoğulları. Kavram 692

692 Homo Sapiens türünün bilgelik kazandırılmış insan çocukları. Erkek insanlar, kadın insanlar.

18. Kehf Suresi

Ayet 60

Arapça Metin (Harekeli)

2198|18|60|وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ حُقُبًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2198|18|60|واذ قال موسي لفتيه لا ابرح حتي ابلغ مجمع البحرين او امضي حقبا

Latin Literal

60. Ve iz kâle mûsâ li fetâhu lâ ebrehu hattâ ebluga mecmeal bahreyni ev emdıye hukubâ(hukuben).

Türkçe Çeviri

Ve dediği zaman Mûsâ delikanlısına*: “Terk etmem/ayrılmam ta ki ulaşırım cemine** iki bahrın236 ya da ilerlerim uzun bir zaman.”

Ahmed Samira Çevirisi

60 And when Moses said to his youth/servant , I will not leave/depart until I reach the two seas’/oceans’/rivers’ place of meeting (point of joint), or I pass/complete a period of time.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 kale dediği قَالَ قول
3 musa Mûsâ مُوسَىٰ -
4 lifetahu delikanlısına لِفَتَاهُ فتي
5 la لَا -
6 ebrahu ayrılmam/terk etmem أَبْرَحُ برح
7 hatta ta ki حَتَّىٰ -
8 ebluga ulaşırım أَبْلُغَ بلغ
9 mecmea cemine مَجْمَعَ جمع
10 l-behrayni iki bahrın الْبَحْرَيْنِ بحر
11 ev ya da أَوْ -
12 emdiye ilerlerim أَمْضِيَ مضي
13 hukuben bir uzun bir zaman حُقُبًا حقب

Notlar

Not 1

*Hizmetindeki genç adamına.**Birleşme, toplanma.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

18. Kehf Suresi

Ayet 61

Arapça Metin (Harekeli)

2199|18|61|فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2199|18|61|فلما بلغا مجمع بينهما نسيا حوتهما فاتخذ سبيله في البحر سربا

Latin Literal

61. Fe lemmâ belega mecmea beynihimâ nesiyâ hûtehumâ fettehaze sebîlehu fîl bahri serebâ(sereben).

Türkçe Çeviri

Öyle ki ne zaman ki ulaştı ikisi* ikisi** arası ceme***; unuttu ikisi* balıklarını; öyle ki tuttu**** yolunu bahrda236; bir sıvışıp kaçma (-yla).

Ahmed Samira Çevirisi

61 So when they (B) reached (a) place of meeting (point of joint) between them (B) (the two seas/oceans/rivers), they (B) forgot their (B)’s fish/large fish/whale, so it took/received its path in the sea/ocean/river sneaking away (it escaped into the body of water).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman ki فَلَمَّا -
2 belega ulaştı ikisi بَلَغَا بلغ
3 mecmea ceme مَجْمَعَ جمع
4 beynihima ikisi arası بَيْنِهِمَا بين
5 nesiya unuttu ikisi نَسِيَا نسي
6 hutehuma balıklarını حُوتَهُمَا حوت
7 fettehaze öyle ki tuttu فَاتَّخَذَ اخذ
8 sebilehu yolunu سَبِيلَهُ سبل
9 fi فِي -
10 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
11 seraben bir sıyrılıp kaçma (-yla) سَرَبًا سرب

Notlar

Not 1

*Mûsâ ve delikanlısı.**İki bahrın, bol suyun.**Birleşmesine, toplanmasına.***Balık.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

18. Kehf Suresi

Ayet 63

Arapça Metin (Harekeli)

2201|18|63|قَالَ أَرَءَيْتَ إِذْ أَوَيْنَآ إِلَى ٱلصَّخْرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلْحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيْطَٰنُ أَنْ أَذْكُرَهُۥ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ عَجَبًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2201|18|63|قال اريت اذ اوينا الي الصخره فاني نسيت الحوت وما انسينيه الا الشيطن ان اذكره واتخذ سبيله في البحر عجبا

Latin Literal

63. Kâle eraeyte iz eveynâ ilas sahrati fe innî nesîtul hût(hûte), ve mâ ensânîhu illeş şeytânu en ezkureh(ezkurehu), vettehaze sebîlehu fîl bahri acebâ(aceben).

Türkçe Çeviri

Dedi*: “Gördün mü? Sığındığımız zaman kayaya doğru; öyle ki doğrusu ben unuttum balığı; ve unutturmuş değildi bana onu şeytân29 dışında ki zikrederim78 onu**; ve tutmuş*** yolunu bahrda236 bir acayip (şekilde)."

Ahmed Samira Çevirisi

63 He said: "Did you see/understand when we took refuge to the rock, so that I, I forgot the fish/large fish/whale and nothing made me forget it that I remember it except the devil, and it took/received its way path in the sea/ocean/river (in) astonishment/surprise/amazement."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 eraeyte gördün mü? أَرَأَيْتَ راي
3 iz zaman إِذْ -
4 eveyna sığındığımız أَوَيْنَا اوي
5 ila إِلَى -
6 s-sahrati kayaya الصَّخْرَةِ صخر
7 feinni öyle ki ben فَإِنِّي -
8 nesitu unuttum نَسِيتُ نسي
9 l-hute balığı الْحُوتَ حوت
10 ve ma ve değildir وَمَا -
11 ensanihu unuturmuş onu أَنْسَانِيهُ نسي
12 illa dışında إِلَّا -
13 ş-şeytanu şeytân الشَّيْطَانُ شطن
14 en ki أَنْ -
15 ezkurahu zikrederim onu أَذْكُرَهُ ذكر
16 vettehaze ve tutmuş وَاتَّخَذَ اخذ
17 sebilehu yolunu سَبِيلَهُ سبل
18 fi فِي -
19 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
20 aceben bir acayip (şekilde) عَجَبًا عجب

Notlar

Not 1

*Mûsâ'nın hizmetinde olan delikanlısı.**Balığı.***Balık.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Şeytân Kavram 29

29 Saptıran, bozan, uzaklaştıran her şey için kullanılan bir kavramdır. En büyük şeytân İblîs'tir. Onun soyları olan, paralel evrenden kalp ve beyin hücrelerimize kuantum seviyesinde fısıldayarak insanları saptıran cinler de bir şeytândır. İnsanlardan bir kimse de şeytân olabilir. Haktan/gerçekten saptırmışsa; doğru olanı bozmuşsa, doğrudan uzaklaştırmışsa o şey Kur'an'a göre şeytândır. Kur'an'dan saptıran, Kur'an'ı anlamını bozan söylenti/hadis kitapları da birer şeytândır. Güneş'ten çıkan kozmik parçacıklar da DNA gibi organik molekülleri bozduğu için Rabbimiz tarafından şeytanlar olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle geçtiği ayete göre anlam verilmelidir.

Zikir/zikr Kavram 78

78 Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

18. Kehf Suresi

Ayet 79

Arapça Metin (Harekeli)

2217|18|79|أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2217|18|79|اما السفينه فكانت لمسكين يعملون في البحر فاردت ان اعيبها وكان وراهم ملك ياخذ كل سفينه غصبا

Latin Literal

79. Emmes sefînetu fe kânet li mesâkîne ya’melûne fîl bahri fe eradtu en eîbehâ ve kâne verâehum melikun ye’huzu kulle sefînetin gasbâ(gasben).

Türkçe Çeviri

"Gelince gemiye; öyle ki olmuştu* miskinlere113 (ki) çalışıyorlardı bahrda236; öyle ki murat ettim ki ayıplı/kusurlu hale getiririm onu**; ve olmuştu arkasında onların bir melik96 (ki) alıyordu her bir gemiyi zorla/gaspla."

Ahmed Samira Çevirisi

79 As for the ship/boat, so it was to (owned by) poorest of poor/poor oppressed working in the sea/ocean/river , so I wanted that I defect it , and behind them was a king he takes/receives every ship/boat forcefully/unjustly/violently.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 emma gelince أَمَّا -
2 s-sefinetu gemiye السَّفِينَةُ سفن
3 fekanet öyle ki olmuştu فَكَانَتْ كون
4 limesakine miskinlere (ki) لِمَسَاكِينَ سكن
5 yea'melune çalışıyorlardı يَعْمَلُونَ عمل
6 fi فِي -
7 l-behri bahrda الْبَحْرِ بحر
8 feeradtu öyle ki arzuladım فَأَرَدْتُ رود
9 en ki أَنْ -
10 eiybeha kusurlarım onu أَعِيبَهَا عيب
11 vekane ve olmuştu وَكَانَ كون
12 vera'ehum arkasında onların وَرَاءَهُمْ وري
13 melikun bir melik مَلِكٌ ملك
14 ye'huzu tutuyordu يَأْخُذُ اخذ
15 kulle her كُلَّ كلل
16 sefinetin gemiyi سَفِينَةٍ سفن
17 gasben bir gasp (-la) غَصْبًا غصب

Notlar

Not 1

*Gemi.**Gemiyi.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Melik Kavram 96

96 Hükümdar/hünkâr.

Miskin Kavram 113

113 Açlık sınırında yaşayan. Açlıktan hareketleri kısıtlanmış.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

18. Kehf Suresi

Ayet 109

Arapça Metin (Harekeli)

2247|18|109|قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2247|18|109|قل لو كان البحر مدادا لكلمت ربي لنفد البحر قبل ان تنفد كلمت ربي ولو جينا بمثله مددا

Latin Literal

109. Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ(mededen).

Türkçe Çeviri

De ki: "Şayet olduysa (bile) bahr236 bir mürekkep kelimelerine416 Rabbimin4; mutlak tükenir bahr236 öncesi ki tükenir kelimeleri416 Rabbimin4; ve şayet geldiysek (de) misliyle870 onun* bir medet1037 olarak."

Ahmed Samira Çevirisi

109 Say: "If the sea/ocean was ink/writing liquid for my Lord’s words/expressions, the sea/ocean would have been depleted/exhausted (E) before that my Lord’s words/expressions deplete/exhaust , and even if We came with equal/alike to it (to the sea/ocean) (for) ink/writing liquid (as) an extension/spread."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 lev şayet لَوْ -
3 kane olduysa كَانَ كون
4 l-behru bahr الْبَحْرُ بحر
5 midaden bir mürekkep مِدَادًا مدد
6 likelimati kelimelerine لِكَلِمَاتِ كلم
7 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
8 lenefide mutlak tükenir لَنَفِدَ نفد
9 l-behru bahr الْبَحْرُ بحر
10 kable öncesi قَبْلَ قبل
11 en ki أَنْ -
12 tenfede tükenir تَنْفَدَ نفد
13 kelimatu kelimeleri كَلِمَاتُ كلم
14 rabbi Rabbimin رَبِّي ربب
15 velev ve şayet وَلَوْ -
16 ci'na geldiysek جِئْنَا جيا
17 bimislihi misliyle onun بِمِثْلِهِ مثل
18 mededen bir medet olarak مَدَدًا مدد

Notlar

Not 1

*Bahrın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab Kavram 4

4 Efendi, komuta eden.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Yüce Allah'ın kelimesi/sözü. Kavram 416

416 Buyruğu, emri, hükmü, kararı, 'ol' demesi.

Misal, misil, çoğulu emsal. Kavram 870

870 Benzer, aynı, kopya, eşdeğer, denk, emsâlin tekili, misilleme.

25. Furkan Suresi

Ayet 53

Arapça Metin (Harekeli)

2906|25|53|وَهُوَ ٱلَّذِى مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ هَٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2906|25|53|وهو الذي مرج البحرين هذا عذب فرات وهذا ملح اجاج وجعل بينهما برزخا وحجرا محجورا

Latin Literal

53. Ve huvellezî meracel bahreyni hâzâ azbun furâtun ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve ceale beynehumâ, berzehan ve hıcran mahcûrâ(mahcûran).

Türkçe Çeviri

Ve O ki saldı iki bol suyu236; bu tatlı, lezzetli*; ve bu tuzlu, acı**; ve yaptı ikisinin arasına bir engel/berzah; ve yasaklanmış-menedilmiş bir bariyer.

Ahmed Samira Çevirisi

53 And He is who mixed/set loose the two large bodies of water that (is) fresh/delightful very sweet/fresh, and that is salty salty and bitter, and He made/put between them (B) a barrier and (an) obstruction obstructed .254

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve huve ve O وَهُوَ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 merace saldı مَرَجَ مرج
4 l-behrayni iki bol suyu الْبَحْرَيْنِ بحر
5 haza bu هَٰذَا -
6 azbun tatlı عَذْبٌ عذب
7 furatun lezzetli فُرَاتٌ فرت
8 ve haza ve bu وَهَٰذَا -
9 milhun tuzlu مِلْحٌ ملح
10 ucacun acı أُجَاجٌ اجج
11 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
12 beynehuma ikisinin arasına بَيْنَهُمَا بين
13 berzehen bir engel/berzah بَرْزَخًا -
14 ve hicran ve bir bariyer وَحِجْرًا حجر
15 mehcuran yasaklanmış-men edilmiş مَحْجُورًا حجر

Notlar

Not 1

*Tatlı su; nehirler, göller.**Tuzlu su; denizler.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

27. Neml Suresi

Ayet 61

Arapça Metin (Harekeli)

3218|27|61|أَمَّن جَعَلَ ٱلْأَرْضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَٰلَهَآ أَنْهَٰرًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَٰسِىَ وَجَعَلَ بَيْنَ ٱلْبَحْرَيْنِ حَاجِزًا أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

3218|27|61|امن جعل الارض قرارا وجعل خللها انهرا وجعل لها روسي وجعل بين البحرين حاجزا اله مع الله بل اكثرهم لا يعلمون

Latin Literal

61. Emmen cealel arda karâren ve ceale hılâlehâ enhâren ve ceale lehâ revâsiye ve ceale beynel bahreyni hâcizâ(hâcizen), e ilâhun meallâh(meallâhi), bel ekseruhum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Türkçe Çeviri

Yada kimdir; yaptı yeri/yeryüzünü bir kararlı/sakin/dingin; ve yaptı yarığında/açıklığında onun (yerin) nehirler; ve yaptı ona (yere) revâsiye146; ve yaptı bir perde/bariyer/haciz iki bol su236 arasına; bir ilâh74 mı Allah’la birlikte? Evet! Çokları onların bilmezler.

Ahmed Samira Çevirisi

61 Or Who made/created the earth/Planet Earth (as) a settlement/establishment , and made/created in between and around it rivers/waterways, and made/created for it anchors/mountains , and made/created between the two large bodies of water/seas a barrier/hindrance , is a god with God? But most of them do not know.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 emmen yahut kim أَمَّن -
2 ceale yaptı جَعَلَ جعل
3 l-erde yeri/yeryüzünü ٱلْأَرْضَ ارض
4 kararan bir kararlı/sakin قَرَارًۭا قرر
5 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
6 hilaleha yarığında/açıklığında onun خِلَـٰلَهَآ خلل
7 enharan nehirler أَنْهَـٰرًۭا نهر
8 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
9 leha ona (yere) لَهَا -
10 ravasiye revâsiye رَوَٰسِىَ رسو
11 ve ceale ve yaptı وَجَعَلَ جعل
12 beyne arasına بَيْنَ بين
13 l-behrayni iki bol su ٱلْبَحْرَيْنِ بحر
14 hacizen bir perde/bariyer حَاجِزًاۗ حجز
15 eilahun bir ilâh mı أَءِلَـٰهٌۭ اله
16 mea ile birlikte مَّعَ -
17 llahi Allah ٱللَّهِۚ -
18 bel hayır! بَلْ -
19 ekseruhum çokları onların أَكْثَرُهُمْ كثر
20 la لَا -
21 yea'lemune bilmezler يَعْلَمُونَ علم

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

ilâh Kavram 74

74 Tanrı. Tektir; dengi/eşiti ve benzeri yoktur. Ne doğmuştur ne de doğurulmuştur. Gücünü, varlığını bizzat kendisinden alır ve sonsuz bir şekilde devam ettirir. Ebedi ve ezeli olandır; hiçbir yıkıma uğramadan, değişmeden, zayıflamadan, eksilmeden, sonsuz şekilde gücünü kuvvetini koruyandır. Kendisinden başka her şeyin O’na muhtaç olduğudur, hiçbir şeye bağlı olmadan hükmedendir. En yüce sıfatların sahibi olup dilediğinde tecelli ettirendir.

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

42. Şûrâ Suresi

Ayet 32

Arapça Metin (Harekeli)

4302|42|32|وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلْجَوَارِ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ

Arapça Metin (Harekesiz)

4302|42|32|ومن ايته الجوار في البحر كالاعلم

Latin Literal

32. Ve min âyâtihil cevâri fîl bahri kel a’lâm(a’lâmi).

Türkçe Çeviri

Ve ayetlerindendir237 O’nun (Allah'ın); akanlar238 bol suda236; dağlar gibi.

Ahmed Samira Çevirisi

32 And from His signs/evidences (are) the ships in the sea/ocean like the signs/banners .

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Ayetler Kavram 237

237 Ayet kelimesi gösterge, işaret, kanıt, mucize anlamındadır. Çoğul olarak kullanıldığında Yüce Allah'ın varlığına kanıt olacak muhteşem mucizeleri işaret eder. Evrenin kendisi içindeki her şeyle Yüce Allah'ın ayetlerindendir. Evren kitabını bilimsel olarak okuyanlar Yüce Allah'ın bu ayetlerine tanıklık ederler.

44. Duhân Suresi

Ayet 24

Arapça Metin (Harekeli)

4436|44|24|وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

4436|44|24|واترك البحر رهوا انهم جند مغرقون

Latin Literal

24. Vetrukil bahre rehvâ(rehven), innehum cundun mugrekûn(mugrekûne).

Türkçe Çeviri

Ve terk et bahrı236 bir rehavette*; doğrusu onlar boğdurulan bir ordudur.

Ahmed Samira Çevirisi

24 And leave the sea/ocean strolling/walking slowly , that they truly are drowning/sinking soldiers/warriors.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vetruki ve terk et وَاتْرُكِ ترك
2 l-behra bahrı الْبَحْرَ بحر
3 rahven bir rehavette رَهْوًا رهو
4 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
5 cundun bir ordudur جُنْدٌ جند
6 mugrakune boğdurulan مُغْرَقُونَ غرق

Notlar

Not 1

*Sakin, dingin, huzurlu, sükunetli.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

55. Rahmân Suresi

Ayet 19

Arapça Metin (Harekeli)

4918|55|19|مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ

Arapça Metin (Harekesiz)

4918|55|19|مرج البحرين يلتقيان

Latin Literal

19. Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni).

Türkçe Çeviri

Saldı iki bol suyu236; karşılaşır/kavuşur ikisi*.

Ahmed Samira Çevirisi

19 The two large bodies of water usually salty mixed/set loose, they (B) meet .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 merace saldı مَرَجَ مرج
2 l-behrayni iki bol suyu الْبَحْرَيْنِ بحر
3 yeltekiyani karşılaşır/kavuşur ikisi يَلْتَقِيَانِ لقي

Notlar

Not 1

*İki farklı denizin karşılaşma gölgesi. Cebelitarık bölgesi örnek olarak gösterilebilir.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

55. Rahmân Suresi

Ayet 24

Arapça Metin (Harekeli)

4923|55|24|وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ

Arapça Metin (Harekesiz)

4923|55|24|وله الجوار المنشات في البحر كالاعلم

Latin Literal

24. Ve lehul cevâril munşeâtu fîl bahri kel alâm(alâmi).

Türkçe Çeviri

*Ve O'nadır (Allah’adır) akanlar238; yükseltilenler bol suda236; dağlar gibi.

Ahmed Samira Çevirisi

24 And for Him (are) the ships/flowing/passing the raised/developed in the sea/ocean as/like the banners/mountains .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velehu ve O'nadır (Allah’adır) وَلَهُ -
2 l-cevari akanlar الْجَوَارِ جري
3 l-munşatu yükseltilenler الْمُنْشَاتُ نشا
4 fi فِي -
5 l-behri bol suda الْبَحْرِ بحر
6 kalea'lami dağlar gibi كَالْأَعْلَامِ علم

Notlar

Not 1

*Bol suda yani denizlerde bulunan, yükseltilmiş, dağ gibi yükselen ve alçalan akanlar sayesinde dünya balıkçılığının %25'i sağlanmaktadır. Bu yükselen akanları takip eden deniz ürünleri Rabbimizin nimetlerindendir. Tam olarak 31 kez "Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini (siz ikiniz) yalanlarsınız?" tekrarı işte bu nedenledir.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

81. Tekvir Suresi

Ayet 6

Arapça Metin (Harekeli)

5804|81|6|وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ

Arapça Metin (Harekesiz)

5804|81|6|واذا البحار سجرت

Latin Literal

6. Ve izel bihâru succiret.

Türkçe Çeviri

Ve bihâr236 ateşe verildiği/yakıldığı864 zaman.

Ahmed Samira Çevirisi

6 And when/if the seas/oceans filled and over flowed.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 l-biharu bihâr الْبِحَارُ بحر
3 succirat ateşe verildiği/yandığı سُجِّرَتْ سجر

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

82. İnfitâr Suresi

Ayet 3

Arapça Metin (Harekeli)

5830|82|3|وَإِذَا ٱلْبِحَارُ فُجِّرَتْ

Arapça Metin (Harekesiz)

5830|82|3|واذا البحار فجرت

Latin Literal

3. Ve izel bihâru fucciret.

Türkçe Çeviri

Ve bihâr236 fışkırtıldığı zaman.

Ahmed Samira Çevirisi

3 And when/if the seas/oceans burst/over flowed.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve zaman وَإِذَا -
2 l-biharu bihâr الْبِحَارُ بحر
3 fuccirat fışkırtıldığı فُجِّرَتْ فجر

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Bol su, bahr, bihâr. Kavram 236

236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim - Kavram 236: Bol su, bahr, bihâr.

Kavram Bilgisi

Kavram Adı: Bol su, bahr, bihâr.

Kavram No: 236

Kısa Açıklama: 236 Tatlı veya tuzlu fark etmeksizin bol su. Denizler, okyanuslar, yüksek debili nehirler (Nil), göller.

Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 24

Bu Kavramın Geçtiği Ayetler

Bakara Suresi - Ayet 50

Türkçe Meal: Ve yardığımız zaman sizlere bol suyu 236 ; böylece kurtardık sizleri; ve batırdık firavun ailesini/taraftarlarını; ve sizler bakarken * .

Arapça: 57|2|50|واذ فرقنا بكم البحر فانجينكم واغرقنا ال فرعون وانتم تنظرون

Bakara Suresi - Ayet 164

Türkçe Meal: Doğrusu yaratılışında göklerin ve yerin; ve halifeliğinde * gece ve gündüzün; ve gemilerde -ki akar bahrda 236 faydalı olmasıyla insanlara-; indirdiğinde Allah'ın gökten bir sudan -öyle ki diriltti onunla ** yeri ölümü sonrası onun *** ; ve yaydı orada **** her bir dâbbeden 599 -; ve evirip çevirmesinde gök 180 ve yer arasındaki emre hazırlanmış rüzgârları ve bulutları; mutlak ayetlerdir 237 akleden bir kavme/topluma.

Arapça: 171|2|164|ان في خلق السموت والارض واختلف اليل والنهار والفلك التي تجري في البحر بما ينفع الناس وما انزل الله من السما من ما فاحيا به الارض بعد موتها وبث فيها من كل دابه وتصريف الريح والسحاب المسخر بين السما والارض لايت لقوم يعقلون

Mâide Suresi - Ayet 96

Türkçe Meal: Helal kılındı sizlere bol su 236 avı ve yiyeceği onun; bir metadır 54 sizlere ve seyir halinde olanlara; ve haram edildi üzerinize kara avı daim olduğunuzda ihrama 534 ; ve takvalı 21 olun Allah’a; O ki O’na doğru haşredilirsiniz.

Arapça: 765|5|96|احل لكم صيد البحر وطعامه متعا لكم وللسياره وحرم عليكم صيد البر ما دمتم حرما واتقوا الله الذي اليه تحشرون

A'râf Suresi - Ayet 138

Türkçe Meal: Ve cevaz * verdik İsrâîloğullarının 197 bol sudan 236 ; öyle ki vardılar bir kavim/toplum üzerine (ki) yapışıyorlardı ** kendi idollerine 624 karşı; dediler: "Ey Mûsâ! Yap bizlere bir ilâh 74 onların ilâhları 74 gibi"; dedi (Mûsâ): "Doğrusu sizler cahil 489 bir kavimsiniz/toplumsunuz."

Arapça: 1092|7|138|وجوزنا ببني اسريل البحر فاتوا علي قوم يعكفون علي اصنام لهم قالوا يموسي اجعل لنا الها كما لهم الهه قال انكم قوم تجهلون

Yunus Suresi - Ayet 22

Türkçe Meal: O'dur yürüten sizleri karada ve behirde 236 ; ta ki olduğunuz zaman gemide; ve aktılar * onlarla ** iyi/hoş bir rüzgârla; ve ferahladılar *** onunla **** ; geldi fırtınalı rüzgâr ve geldi onlara dalga her bir mekandan; ve zannettiler ki onlar kuşatıldılar onlarla ***** ; çağırdılar 219 Allah’ı muhlisler 309 (olarak) O'na dini; "eğer ki kurtarırsan bizleri bundan mutlak oluruz şükredenlerden 43 ."

Arapça: 1384|10|22|هو الذي يسيركم في البر والبحر حتي اذا كنتم في الفلك وجرين بهم بريح طيبه وفرحوا بها جاتها ريح عاصف وجاهم الموج من كل مكان وظنوا انهم احيط بهم دعوا الله مخلصين له الدين لين انجيتنا من هذه لنكونن من الشكرين

Yunus Suresi - Ayet 90

Türkçe Meal: Ve cevaz * verdik İsrâîloğullarına 197 bahri 236 **; öyle ki tabi oldu onlara firavun ve ordusu bir taşkınlık (-la) ve düşmanlık (-la); ta ki idrak 657 ettiği zaman o *** boğulmayı; dedi: "İman 47 ettim ki O'dur **** ; yoktur ilâh 74 İsrâîloğullarının 197 kendisine iman 4 ettiği dışında; ve ben de müslimdenim 45 .

Arapça: 1452|10|90|وجوزنا ببني اسريل البحر فاتبعهم فرعون وجنوده بغيا وعدوا حتي اذا ادركه الغرق قال امنت انه لا اله الا الذي امنت به بنوا اسريل وانا من المسلمين

İbrahim Suresi - Ayet 32

Türkçe Meal: Allah (ki) yaratandır gökleri 162 ve yeri; ve indirdi gökten 180 bir su 179 ; öyle ki çıkardı onunla * meyvelerden ** bir rızık (olarak) sizlere; ve boyun eğdirdi sizlere gemiyi akması için bahrda 236 kendi emriyle; ve boyun eğdirdi sizlere nehirleri.

Arapça: 1780|14|32|الله الذي خلق السموت والارض وانزل من السما ما فاخرج به من الثمرت رزقا لكم وسخر لكم الفلك لتجري في البحر بامره وسخر لكم الانهر

Nahl Suresi - Ayet 14

Türkçe Meal: Ve O’dur * ki boyun eğdirendir bahrı 236 ; yemeniz için ondan ** taze bir et; ve çıkarmanız için ondan ** bir takı (ki) kuşanırsınız/giyersiniz onu; ve görürsün gemiyi (ki) yarıp ilerleyenlerdir onda *** ; aramanız için O'nun **** fazlından 202 ; ve belki sizler şükredersiniz 43 .

Arapça: 1913|16|14|وهو الذي سخر البحر لتاكلوا منه لحما طريا وتستخرجوا منه حليه تلبسونها وتري الفلك مواخر فيه ولتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون

İsrâ Suresi - Ayet 66

Türkçe Meal: Rabbiniz 4 ki ilerletendir sizlere gemileri bahrda 236 ; aranıp bakınmanız için fazlından 202 O’nun * ; doğrusu O ** oldu sizlere bir rahîm 2 .

Arapça: 2093|17|66|ربكم الذي يزجي لكم الفلك في البحر لتبتغوا من فضله انه كان بكم رحيما

İsrâ Suresi - Ayet 67

Türkçe Meal: Ve temas ettiği zaman sizlere bir darlık bahrda 236 ; saptı * çağırıyor ** (olduğunuz) kimse; dışındadır ancak O *** ; öyle ki ne zaman ki kurtardı sizleri karaya doğru, yüz çevirdiniz; ve oldu insan bir kâfir 25 .

Arapça: 2094|17|67|واذا مسكم الضر في البحر ضل من تدعون الا اياه فلما نجيكم الي البر اعرضتم وكان الانسن كفورا

İsrâ Suresi - Ayet 70

Türkçe Meal: Ve ant olsun keremleştirdik * Âdemoğullarını 692 ; ve taşıdık onları ** karada ve bahrda 236 ; ve rızıklandırdık onları ** iyilerden; ve faziletli 202 kıldık yarattığımız kimseden çoğu *** üzerine bir fazilet 202 (-le).

Arapça: 2097|17|70|ولقد كرمنا بني ادم وحملنهم في البر والبحر ورزقنهم من الطيبت وفضلنهم علي كثير ممن خلقنا تفضيلا

Kehf Suresi - Ayet 60

Türkçe Meal: Ve dediği zaman Mûsâ delikanlısına * : “Terk etmem/ayrılmam ta ki ulaşırım cemine ** iki bahrın 236 ya da ilerlerim uzun bir zaman.”

Arapça: 2198|18|60|واذ قال موسي لفتيه لا ابرح حتي ابلغ مجمع البحرين او امضي حقبا

Kehf Suresi - Ayet 61

Türkçe Meal: Öyle ki ne zaman ki ulaştı ikisi * ikisi ** arası ceme *** ; unuttu ikisi * balıklarını; öyle ki tuttu **** yolunu bahrda 236 ; bir sıvışıp kaçma (-yla).

Arapça: 2199|18|61|فلما بلغا مجمع بينهما نسيا حوتهما فاتخذ سبيله في البحر سربا

Kehf Suresi - Ayet 63

Türkçe Meal: Dedi * : “Gördün mü? Sığındığımız zaman kayaya doğru; öyle ki doğrusu ben unuttum balığı; ve unutturmuş değildi bana onu şeytân 29 dışında ki zikrederim 78 onu ** ; ve tutmuş *** yolunu bahrda 236 bir acayip (şekilde)."

Arapça: 2201|18|63|قال اريت اذ اوينا الي الصخره فاني نسيت الحوت وما انسينيه الا الشيطن ان اذكره واتخذ سبيله في البحر عجبا

Kehf Suresi - Ayet 79

Türkçe Meal: "Gelince gemiye; öyle ki olmuştu * miskinlere 113 (ki) çalışıyorlardı bahrda 236 ; öyle ki murat ettim ki ayıplı/kusurlu hale getiririm onu ** ; ve olmuştu arkasında onların bir melik 96 (ki) alıyordu her bir gemiyi zorla/gaspla."

Arapça: 2217|18|79|اما السفينه فكانت لمسكين يعملون في البحر فاردت ان اعيبها وكان وراهم ملك ياخذ كل سفينه غصبا

Kehf Suresi - Ayet 109

Türkçe Meal: De ki: "Şayet olduysa (bile) bahr 236 bir mürekkep kelimelerine 416 Rabbimin 4 ; mutlak tükenir bahr 236 öncesi ki tükenir kelimeleri 416 Rabbimin 4 ; ve şayet geldiysek (de) misliyle 870 onun * bir medet 1037 olarak."

Arapça: 2247|18|109|قل لو كان البحر مدادا لكلمت ربي لنفد البحر قبل ان تنفد كلمت ربي ولو جينا بمثله مددا

Furkan Suresi - Ayet 53

Türkçe Meal: Ve O ki saldı iki bol suyu 236 ; bu tatlı, lezzetli * ; ve bu tuzlu, acı ** ; ve yaptı ikisinin arasına bir engel/berzah; ve yasaklanmış-menedilmiş bir bariyer.

Arapça: 2906|25|53|وهو الذي مرج البحرين هذا عذب فرات وهذا ملح اجاج وجعل بينهما برزخا وحجرا محجورا

Neml Suresi - Ayet 61

Türkçe Meal: Yada kimdir; yaptı yeri/yeryüzünü bir kararlı/sakin/dingin; ve yaptı yarığında/açıklığında onun (yerin) nehirler; ve yaptı ona (yere) revâsiye 146 ; ve yaptı bir perde/bariyer/haciz iki bol su 236 arasına; bir ilâh 74 mı Allah’la birlikte? Evet! Çokları onların bilmezler.

Arapça: 3218|27|61|امن جعل الارض قرارا وجعل خللها انهرا وجعل لها روسي وجعل بين البحرين حاجزا اله مع الله بل اكثرهم لا يعلمون

Şûrâ Suresi - Ayet 32

Türkçe Meal: Ve ayetlerindendir 237 O’nun (Allah'ın); akanlar 238 bol suda 236 ; dağlar gibi.

Arapça: 4302|42|32|ومن ايته الجوار في البحر كالاعلم

Duhân Suresi - Ayet 24

Türkçe Meal: Ve terk et bahrı 236 bir rehavette * ; doğrusu onlar boğdurulan bir ordudur.

Arapça: 4436|44|24|واترك البحر رهوا انهم جند مغرقون

Rahmân Suresi - Ayet 19

Türkçe Meal: Saldı iki bol suyu 236 ; karşılaşır/kavuşur ikisi * .

Arapça: 4918|55|19|مرج البحرين يلتقيان

Rahmân Suresi - Ayet 24

Türkçe Meal: * Ve O'nadır (Allah’adır) akanlar 238 ; yükseltilenler bol suda 236 ; dağlar gibi.

Arapça: 4923|55|24|وله الجوار المنشات في البحر كالاعلم

Tekvir Suresi - Ayet 6

Türkçe Meal: Ve bihâr 236 ateşe verildiği/yakıldığı 864 zaman.

Arapça: 5804|81|6|واذا البحار سجرت

İnfitâr Suresi - Ayet 3

Türkçe Meal: Ve bihâr 236 fışkırtıldığı zaman.

Arapça: 5830|82|3|واذا البحار فجرت