Sure 42: Şûrâ/Danışma

Ayet Sayısı: 9
ٱلشُّورَى

Ayet 6

4276|42|6|وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهُ حَفِيظٌ عَلَيْهِمْ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ
4276|42|6|والذين اتخذوا من دونه اوليا الله حفيظ عليهم وما انت عليهم بوكيل
6. Vellezînettehazû min dûnihî evliyâllâhu hafîzun aleyhim ve mâ ente aleyhim bi vekîl(vekîlin).
Ve kimselere (ki) edindiler O’nun* astından evliya212; Allah bir hafîzdir613 üzerlerine; ve değilsin sen üzerlerine bir vekîl517.
Ahmed Samira: 6 And those who took from other than Him guardians/allies , God (is an) observer on them, and you are not on them with a guardian/protector .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimselere (ki) وَالَّذِينَ -
2 ttehazu edindiler اتَّخَذُوا اخذ
3 min مِنْ -
4 dunihi O’nun astından دُونِهِ دون
5 evliya'e evliya أَوْلِيَاءَ ولي
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 hafizun bir hafîzdır حَفِيظٌ حفظ
8 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
9 ve ma ve değilsin وَمَا -
10 ente sen أَنْتَ -
11 aleyhim üzerlerine عَلَيْهِمْ -
12 bivekilin bir vekil بِوَكِيلٍ وكل

Notlar

Not 1: *Allah'ın.

Ayet 10

4280|42|10|وَمَا ٱخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِن شَىْءٍ فَحُكْمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبِّى عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ
4280|42|10|وما اختلفتم فيه من شي فحكمه الي الله ذلكم الله ربي عليه توكلت واليه انيب
10. Ve mahteleftum fîhi min şey’in fe hukmuhû ilallâh(ilallâhi), zâlikumullâhu rabbî aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb(unîbu).
Ve kendisinde ihtilafa/anlaşmazlığa düştüğünüz bir şeyden; öyle ki hükmü onun Allah’adır; işte sizlere Allah; Rabbim4!; O'na tevekkül79 ettim ve O'na sürekli dönerim.
Ahmed Samira: 10 And what you differed/disagreed/disputed in it from a thing, so its judgment/rule (is) to God, that one (is) God, my Lord, on Him I relied/depended , and to Him I return/repent/obey .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve وَمَا -
2 hteleftum ihtilafa/anlaşmazlığa düştüğünüz اخْتَلَفْتُمْ خلف
3 fihi kendisinde فِيهِ -
4 min مِنْ -
5 şey'in bir şeyden شَيْءٍ شيا
6 fehukmuhu öyle ki hükmü onun فَحُكْمُهُ حكم
7 ila إِلَى -
8 llahi Allah'adır اللَّهِ -
9 zalikumu işte sizlere ذَٰلِكُمُ -
10 llahu Allah اللَّهُ -
11 rabbi Rabbim رَبِّي ربب
12 aleyhi O'na عَلَيْهِ -
13 tevekkeltu tevekkül ettim تَوَكَّلْتُ وكل
14 ve ileyhi ve O'na وَإِلَيْهِ -
15 unibu sürekli dönerim أُنِيبُ نوب

Ayet 15

4285|42|15|فَلِذَٰلِكَ فَٱدْعُ وَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَقُلْ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ
4285|42|15|فلذلك فادع واستقم كما امرت ولا تتبع اهواهم وقل امنت بما انزل الله من كتب وامرت لاعدل بينكم الله ربنا وربكم لنا اعملنا ولكم اعملكم لا حجه بيننا وبينكم الله يجمع بيننا واليه المصير
15. Fe li zâlike fed’u vestekım kemâ umirt(umirte), ve lâ tettebi’ ehvâehum, ve kul âmentu bi mâ enzelallâhu min kitâb(kitâbin), ve umirtu li a’dile beynekum, allâhu rabbunâ ve rabbukum, lenâ a’mâlunâ ve lekum a’mâlukum, lâ huccete beynenâ ve beynekum, allâhu yecmeubeynenâ, ve ileyhil masîr(masîru).
Öyle ki işte bunun için; öyle ki çağır ve dik dur emrolunduğun gibi; ve tabi olma hevalarına onların; ve de ki: "İman47 ettim Allah'ın kitaptan* indirdiğine; ve emrolundum adaleti680 gözetmeye aranızda; Allah (ki) Rabbimiz4 ve Rabbinizdir4; bizedir yaptıklarımız ve sizleredir yaptıklarınız; olmaz bir hüccet625 aramız ve aranızda; Allah toplar/bir araya getirir aramızı; ve O’na** doğrudur dönüş yeri."
Ahmed Samira: 15 So to/for that so call, and be straight/direct, as/like you were ordered/commanded, and do not follow their self attractions for desires , and say: "I believed with what God descended from a Book , and I was ordered/commanded to be just/equitable between you, God (is) our Lord and your Lord, for us (are) our deeds, and for you (are) your deeds, no argument between us and between you, God gathers/collects between us, and to Him (is) the end/destination."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felizalike öyle ki işte bunun için فَلِذَٰلِكَ -
2 fed'u öyle ki çağır فَادْعُ دعو
3 vestekim ve dik dur وَاسْتَقِمْ قوم
4 kema gibi كَمَا -
5 umirte emrolunduğun أُمِرْتَ امر
6 ve la ve وَلَا -
7 tettebia' tabi olma تَتَّبِعْ تبع
8 ehva'ehum hevalarına onların أَهْوَاءَهُمْ هوي
9 vekul ve de ki وَقُلْ قول
10 amentu iman ettim امَنْتُ امن
11 bima بِمَا -
12 enzele indirdiğine أَنْزَلَ نزل
13 llahu Allah'ın اللَّهُ -
14 min مِنْ -
15 kitabin kitaptan كِتَابٍ كتب
16 ve umirtu ve emrolundum وَأُمِرْتُ امر
17 liea'dile adaletli gözetmeye لِأَعْدِلَ عدل
18 beynekumu aranızda sizlerin بَيْنَكُمُ بين
19 llahu Allah اللَّهُ -
20 rabbuna Rabbimiz رَبُّنَا ربب
21 ve rabbukum ve Rabbiniz وَرَبُّكُمْ ربب
22 lena bizedir لَنَا -
23 ea'maluna yaptıklarımız أَعْمَالُنَا عمل
24 velekum ve sizleredir وَلَكُمْ -
25 ea'malukum yaptıklarınız أَعْمَالُكُمْ عمل
26 la olmaz لَا -
27 huccete bir hüccet حُجَّةَ حجج
28 beynena aramız بَيْنَنَا بين
29 ve beynekumu ve aranızda وَبَيْنَكُمُ بين
30 llahu Allah اللَّهُ -
31 yecmeu toplar/bir araya getirir يَجْمَعُ جمع
32 beynena aramızı بَيْنَنَا بين
33 ve ileyhi ve O’na doğrudur وَإِلَيْهِ -
34 l-mesiru dönüş yeri الْمَصِيرُ صير

Notlar

Not 1: *Kur'an.**Allah'a.

Ayet 18

4288|42|18|يَسْتَعْجِلُ بِهَا ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِهَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مُشْفِقُونَ مِنْهَا وَيَعْلَمُونَ أَنَّهَا ٱلْحَقُّ أَلَآ إِنَّ ٱلَّذِينَ يُمَارُونَ فِى ٱلسَّاعَةِ لَفِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ
4288|42|18|يستعجل بها الذين لا يومنون بها والذين امنوا مشفقون منها ويعلمون انها الحق الا ان الذين يمارون في الساعه لفي ضلل بعيد
18. Yesta’cilu bihellezîne lâ yû’minûne bihâ, vellezîne âmenû muşfikûne minhâ ve ya’lemûne ennehel hakk(hakku), e lâ innellezîne yumârûne fîs sâati le fî dalâlin baîd(baîdin).
Acele ederler ona* kimseler (ki) iman47 etmezler ona*; ve (oysa) iman47 etmiş kimseler endişelenenlerdir** ondan***; ve bilirler ki o**** haktır/gerçektir; değil mi (ki) doğrusu sâatte470 karşı çıkan kimseler***** mutlak bir dalalettedir128.
Ahmed Samira: 18 Those who do not believe with (in) it hasten/urge with it, and those who believed (are) afraid/cautious from it, and they know that it (E) (is) the truth , is (it) not that truly those who argue/discuss in the Hour/Resurrection (are) in (E) far/distant misguidance?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yestea'cilu acele ederler يَسْتَعْجِلُ عجل
2 biha ona بِهَا -
3 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
4 la لَا -
5 yu'minune iman etmezler يُؤْمِنُونَ امن
6 biha ona بِهَا -
7 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
8 amenu iman etmiş امَنُوا امن
9 muşfikune endişelenlerdir مُشْفِقُونَ شفق
10 minha ondan مِنْهَا -
11 ve yea'lemune ve bilirler وَيَعْلَمُونَ علم
12 enneha ki o أَنَّهَا -
13 l-hakku haktır/gerçektir الْحَقُّ حقق
14 ela değil mi (ki) أَلَا -
15 inne doğrusu إِنَّ -
16 ellezine kimseler الَّذِينَ -
17 yumarune karşı çıkarlar يُمَارُونَ مري
18 fi فِي -
19 s-saati saatte السَّاعَةِ سوع
20 lefi mutlak لَفِي -
21 delalin bir dalalettedir ضَلَالٍ ضلل
22 beiydin uzak بَعِيدٍ بعد

Notlar

Not 1: *Saate.**Kaygı duyanlardır.***Saatten.****Saat.*****Saatin geleceğine karşı çıkanlar, saatin varlığına itiraz edenler.

Ayet 32

4302|42|32|وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلْجَوَارِ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ
4302|42|32|ومن ايته الجوار في البحر كالاعلم
32. Ve min âyâtihil cevâri fîl bahri kel a’lâm(a’lâmi).
Ve ayetlerindendir237 O’nun (Allah'ın); akanlar238 bol suda236; dağlar gibi.
Ahmed Samira: 32 And from His signs/evidences (are) the ships in the sea/ocean like the signs/banners .

Ayet 33

4303|42|33|إِن يَشَأْ يُسْكِنِ ٱلرِّيحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلَىٰ ظَهْرِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
4303|42|33|ان يشا يسكن الريح فيظللن رواكد علي ظهره ان في ذلك لايت لكل صبار شكور
33. İn yeşe’ yuskinir rîha fe yazlelne revâkide alâ zahrih(zahrihi), inne fî zâlike le âyâtin li kulli sabbârin şekûr(şekûrin).
Eğer dilerse (Allah) sakinleştirir rüzgarı; öyle ki kalakalırlar (akanlar) hareketsiz/durağan; arka tarafına doğru onun (bol suyun); doğrusu bundadır mutlak ayetler her bir sabreden51, şükreden43 için.
Ahmed Samira: 33 If He wills/wants He stops/quietens the wind/breeze, so they continue/remain still/fixed in place on its back/surface , that truly in that (are) evidences/signs (E) to every/each patient/endurer, thankful/grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 in eğer إِنْ -
2 yeşe' dilerse (Allah) يَشَأْ شيا
3 yuskini sakinleştirir يُسْكِنِ سكن
4 r-riha rüzgarı الرِّيحَ روح
5 feyezlelne öyle ki kalakalır فَيَظْلَلْنَ ظلل
6 ravakide hareketsiz/durağan رَوَاكِدَ ركد
7 ala عَلَىٰ -
8 zehrihi arka tarafına doğru onun (bol suyun) ظَهْرِهِ ظهر
9 inne doğrusu إِنَّ -
10 fi فِي -
11 zalike bundadır ذَٰلِكَ -
12 layatin mutlak ayetler لَايَاتٍ ايي
13 likulli her bir için لِكُلِّ كلل
14 sabbarin sabreden صَبَّارٍ صبر
15 şekurin şükreden شَكُورٍ شكر

Ayet 38

4308|42|38|وَٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَىٰ بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
4308|42|38|والذين استجابوا لربهم واقاموا الصلوه وامرهم شوري بينهم ومما رزقنهم ينفقون
38. Vellezînestacâbû li rabbihim ve ekâmus salâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ rezaknâhum yunfikûn(yunfikûne).
Ve kimseler; cevap verdiler/icabet ettiler Rablerine4; ve ikame572 ettiler salâtı5; ve işleri/emirleri şuradır/danışmadır aralarında; ve rızıklandırdığımızdan infak6 ederler.
Ahmed Samira: 38 And those who answered/replied to their Lord and they kept up the prayers, and their matter/affair (is by) consultation/advice between them, and from what We provided for them, they spend.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vellezine ve kimseler وَالَّذِينَ -
2 stecabu cevap verdiler/icabet ettiler اسْتَجَابُوا جوب
3 lirabbihim Rablerine لِرَبِّهِمْ ربب
4 ve ekamu ve diktiler/ayağa kaldırdılar وَأَقَامُوا قوم
5 s-salate salatı الصَّلَاةَ صلو
6 ve emruhum ve işleri/emirleri وَأَمْرُهُمْ امر
7 şura şuradır/danışmadır شُورَىٰ شور
8 beynehum aralarında بَيْنَهُمْ بين
9 ve mimma ve وَمِمَّا -
10 razeknahum rızıklandırdığımızdan رَزَقْنَاهُمْ رزق
11 yunfikune infak ederler/harcarlar يُنْفِقُونَ نفق

Ayet 51

4321|42|51|وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌ
4321|42|51|وما كان لبشر ان يكلمه الله الا وحيا او من وراي حجاب او يرسل رسولا فيوحي باذنه ما يشا انه علي حكيم
51. Ve mâ kâne li beşerin en yukellimehullâhu illâ vahyen ev min verâi hıcâbin ev yursile resûlen fe yûhıye bi iznihî mâ yeşâu, innehu aliyyun hakîm(hakîmun).
Ve olmuş değildir bir beşere ki kelam531 eder ona Allah; dışındadır bir vahiy603 ya da bir perde arkasından ya da gönderir (Allah) bir resûl*; öyle ki vahy eder (resûl) O’nun (Allah’ın) izniyle dilediğini ( Allah’ın); doğrusu O (Allah) Aliyy’dir373; Hakîm’dir9.
Ahmed Samira: 51 And (it) was not to a human that (E) God converses/speaks to him , except (by) inspiration/transmission or from behind (a) divider/partition , or He sends a messenger so he (the messenger) inspires/transmits what He wills/wants with His permission , that He truly is high/elevated, wise/judicious.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 libeşerin bir beşere لِبَشَرٍ بشر
4 en ki أَنْ -
5 yukellimehu kelam eder ona يُكَلِّمَهُ كلم
6 llahu Allah اللَّهُ -
7 illa dışındadır إِلَّا -
8 vehyen bir vahiy وَحْيًا وحي
9 ev ya da أَوْ -
10 min مِنْ -
11 vera'i arkasından وَرَاءِ وري
12 hicabin bir perde حِجَابٍ حجب
13 ev ya da أَوْ -
14 yursile gönderir يُرْسِلَ رسل
15 rasulen bir resûl رَسُولًا رسل
16 feyuhiye öyle ki vahyeder (elçi) فَيُوحِيَ وحي
17 biiznihi izniyle O’nun بِإِذْنِهِ اذن
18 ma مَا -
19 yeşa'u dilediğini (Allah’ın) يَشَاءُ شيا
20 innehu doğrusu O (Allah) إِنَّهُ -
21 aliyyun Aliyy’dir عَلِيٌّ علو
22 hakimun Hakîm’dir حَكِيمٌ حكم

Notlar

Not 1: Cibrîl benzeri şerefli resûller/elçiler.

Ayet 52

4322|42|52|وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِى مَا ٱلْكِتَٰبُ وَلَا ٱلْإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلْنَٰهُ نُورًا نَّهْدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
4322|42|52|وكذلك اوحينا اليك روحا من امرنا ما كنت تدري ما الكتب ولا الايمن ولكن جعلنه نورا نهدي به من نشا من عبادنا وانك لتهدي الي صرط مستقيم
52. Ve kezâlike evhaynâ ileyke rûhan min emrinâ, mâ kunte tedrî mel kitâbu ve lel îmânu ve lâkin cealnâhu nûren nehdî bihî men neşâu min ibâdinâ, ve inneke le tehdî ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Ve işte böyledir; vahyettik603 (senin) üzerine bir ruh279 emrimizden; idrak657 eder olmuş değildin kitabı* ve ne de imanı47**; velakin/fakat yaptık onu*** bir nur; doğru yola kılavuzlarız onunla*** dilediğimiz kimseyi kullarımızdan; ve doğrusu sen mutlak doğru yola kılavuzlarsın****; dosdoğru bir yol doğru124.
Ahmed Samira: 52 And like that We inspired/transmitted to you, a Soul/Spirit , from Our order/command/matter/affair, you were not knowing what (is) The Book , and nor the faith/belief, and but We made it a light, We guide with it whom We will/want from Our worshippers/slaves , and that you guide (E) to a straight/direct road/way.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve kezalike ve işte böyledir وَكَذَٰلِكَ -
2 evhayna vahyettik أَوْحَيْنَا وحي
3 ileyke üzerine إِلَيْكَ -
4 ruhen bir ruh رُوحًا روح
5 min مِنْ -
6 emrina emrimizden أَمْرِنَا امر
7 ma değildir مَا -
8 kunte olmuş كُنْتَ كون
9 tedri idrak eder تَدْرِي دري
10 ma nedir مَا -
11 l-kitabu kitabı الْكِتَابُ كتب
12 ve la ve ne de وَلَا -
13 l-imanu iman الْإِيمَانُ امن
14 velakin velakin/fakat وَلَٰكِنْ -
15 cealnahu yaptık onu جَعَلْنَاهُ جعل
16 nuran bir nur نُورًا نور
17 nehdi doğru yola kılavuzlarız نَهْدِي هدي
18 bihi onunla بِهِ -
19 men kimseyi مَنْ -
20 neşa'u dilediğimiz نَشَاءُ شيا
21 min مِنْ -
22 ibadina kullarımızdan عِبَادِنَا عبد
23 ve inneke ve doğrusu sen وَإِنَّكَ -
24 letehdi mutlak doğru yola kılavuzlarsın لَتَهْدِي هدي
25 ila doğru إِلَىٰ -
26 siratin yola صِرَاطٍ صرط
27 mustekimin dosdoğru مُسْتَقِيمٍ قوم

Notlar

Not 1: *Kutsal kitabı. **Kesin delillere dayanan bir iman/inanç idrakın/algılaman yoktu.***Kur'an'ı. Kur'an'la.****Sen de Kur'an ile doğru yola kılavuzlarsın.