Sure 46: Ahkaf/Eğimli Kum Tepeleri

Ayet Sayısı: 6
ٱلْأَحْقَاف

Ayet 9

4517|46|9|قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
4517|46|9|قل ما كنت بدعا من الرسل وما ادري ما يفعل بي ولا بكم ان اتبع الا ما يوحي الي وما انا الا نذير مبين
9. Kul mâ kuntu bid’an miner rusuli ve mâ edrî mâ yuf’alu bî ve lâ bikum, in ettebiu illâ mâ yûhâ ileyye ve mâ ene illâ nezîrun mubîn(mubînun).
De ki: "Olmuş değilim bir başlama* resûllerden418; ve farkına varır/bilir değilim ne faaliyet edilir bana ve ne de sizlere; tabi olmam bana vahyedilen dışında; ve değilim ben apaçık bir uyarıcı dışında."
Ahmed Samira: 9 Say: "I was not (a) new invention/unprecedented from the messengers, and I do not know what will be made/done with me, nor with you, that I follow except what is being inspired/transmitted to me, and I am not except a clear/evident warner/giver of notice."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 ma değilim مَا -
3 kuntu olmuş كُنْتُ كون
4 bid'an bir başlama بِدْعًا بدع
5 mine مِنَ -
6 r-rusuli resûllerden الرُّسُلِ رسل
7 ve ma ve değilim وَمَا -
8 edri farkına varır/bilir أَدْرِي دري
9 ma ne مَا -
10 yuf'alu faaliyet edilir يُفْعَلُ فعل
11 bi bana بِي -
12 ve la ve ne de وَلَا -
13 bikum sizlere بِكُمْ -
14 in olmam إِنْ -
15 ettebiu tabi olur أَتَّبِعُ تبع
16 illa dışında إِلَّا -
17 ma مَا -
18 yuha vahyedilen يُوحَىٰ وحي
19 ileyye bana إِلَيَّ -
20 ve ma ve değilim وَمَا -
21 ena ben أَنَا -
22 illa dışında إِلَّا -
23 nezirun bir uyarıcı نَذِيرٌ نذر
24 mubinun apaçık مُبِينٌ بين

Notlar

Not 1: *Bid’an; göklerin benzersiz olarak ilk kez yaratılması da aynı kelimeyle işaret edilir. "Benden önce de resûller geldi. İlk başlaması ben değilim."

Ayet 15

4523|46|15|وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ إِحْسَٰنًا حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُۥ وَفِصَٰلُهُۥ ثَلَٰثُونَ شَهْرًا حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَصْلِحْ لِى فِى ذُرِّيَّتِىٓ إِنِّى تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
4523|46|15|ووصينا الانسن بولديه احسنا حملته امه كرها ووضعته كرها وحمله وفصله ثلثون شهرا حتي اذا بلغ اشده وبلغ اربعين سنه قال رب اوزعني ان اشكر نعمتك التي انعمت علي وعلي ولدي وان اعمل صلحا ترضيه واصلح لي في ذريتي اني تبت اليك واني من المسلمين
15. Ve vassaynel insâne bi vâlideyhi ihsânâ(ihsânen), hamelethu ummuhu kurhen ve vadaathu kurhâ(kurhan), ve hamluhu ve fisâluhu selâsûne şehrâ(şehren), hattâ izâ belega eşuddehu ve belega erbaîne seneten kâle rabbi evzı’nî en eşkure ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele sâlihan terdâhu ve aslıh lî fî zurriyyetî, innî tubtu ileyke ve innî minel muslimîn(muslimîne).
Ve vasiyet973 ettik insana ana babasına (karşı) bir ihsân250; taşıdı onu* anası bir zahmetle; ve doğurdu onu* bir zahmetle; ve taşınması onun** ve ayrılması onun** otuz aydır974; ta ki ulaştığı zaman şiddetlisine ve ulaştığında kırk seneye***; dedi: "Rabbim! Sevk eyle/dizginle beni ki şükrederim (senin) nimetine ki nimetlendirdin üzerime ve anama babama karşı; ve ki yaparım bir sâlihât18 (ki) razı olursun ona***; ve ıslah316 et bana zürriyetimde380; doğrusu ben tevbe33 ettim sana ve doğrusu ben müslimdenim45."
Ahmed Samira: 15 And We directed/commanded the human (with) a goodness (in treatment) with (to) his parents, his mother bore/became pregnant with him compellingly/forcefully/involuntarily and she gave birth to him compellingly/forcefully/involuntarily, and his weight/pregnancy with him , and his wearing/separation thirty months, until when he reached his maturity/strength, and he reached forty years, he said: "My Lord inspire/influence me that (E) I thank/be grateful (for) your blessing which you blessed on me and on my parents, and that (E) I make/do correct/righteous deeds you accept/approve it, and correct/repair for me in my descendants, that I repented to you, and that I am from the Moslems/submitters/surrenderers."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve vessayna ve vasiyet ettik وَوَصَّيْنَا وصي
2 l-insane insana الْإِنْسَانَ انس
3 bivalideyhi ana babasına (karşı) بِوَالِدَيْهِ ولد
4 ihsanen bir ihsan إِحْسَانًا حسن
5 hamelethu taşıdı onu حَمَلَتْهُ حمل
6 ummuhu anası أُمُّهُ امم
7 kurhen bir zahmetle كُرْهًا كره
8 ve vedeathu ve doğurdu onu وَوَضَعَتْهُ وضع
9 kurhen bir zahmetle كُرْهًا كره
10 ve hamluhu ve taşınması onun وَحَمْلُهُ حمل
11 ve fisaluhu ve ayrılması onun وَفِصَالُهُ فصل
12 selasune otuz ثَلَاثُونَ ثلث
13 şehran aydır شَهْرًا شهر
14 hatta ta ki حَتَّىٰ -
15 iza zaman إِذَا -
16 belega ulaştığı بَلَغَ بلغ
17 eşuddehu şiddetlisine أَشُدَّهُ شدد
18 ve belega ve ulaştı وَبَلَغَ بلغ
19 erbeiyne kırk أَرْبَعِينَ ربع
20 seneten seneye سَنَةً سنو
21 kale dedi قَالَ قول
22 rabbi Rabbim رَبِّ ربب
23 evzia'ni sevk eyle/dizginle beni أَوْزِعْنِي وزع
24 en ki أَنْ -
25 eşkura şükrederim أَشْكُرَ شكر
26 nia'meteke (senin) nimetine نِعْمَتَكَ نعم
27 lleti ki الَّتِي -
28 en'amte nimetlendirdin أَنْعَمْتَ نعم
29 aleyye üzerime عَلَيَّ -
30 ve ala ve karşı وَعَلَىٰ -
31 velideyye anama babama وَالِدَيَّ ولد
32 ve en ve ki وَأَنْ -
33 ea'mele yaparım أَعْمَلَ عمل
34 salihen bir salihat صَالِحًا صلح
35 terdahu razı olursun ona تَرْضَاهُ رضو
36 ve eslih ve islah et وَأَصْلِحْ صلح
37 li bana لِي -
38 fi فِي -
39 zurriyeti zürriyetimde ذُرِّيَّتِي ذرر
40 inni doğrusu ben إِنِّي -
41 tubtu tevbe ettim تُبْتُ توب
42 ileyke sana إِلَيْكَ -
43 ve inni ve doğrusu ben وَإِنِّي -
44 mine مِنَ -
45 l-muslimine müslimdenim الْمُسْلِمِينَ سلم

Notlar

Not 1: *İnsanı.**İnsanın.***Sâlihâta

Ayet 18

4526|46|18|أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ
4526|46|18|اوليك الذين حق عليهم القول في امم قد خلت من قبلهم من الجن والانس انهم كانوا خسرين
18. Ulâikellezîne hakka aleyhimul kavlu fî umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins(insi), innehum kânû hâsirîn(hâsirîne).
İşte bunlar; kimselerdir; hak/gerçek oldu üzerlerine söz/kelam ümmetlerdeki305*; muhakkak ki halef oldu onlardan önce cinden210 ve insandan; doğrusu onlar oldular hüsrana uğrayanlar.
Ahmed Samira: 18 Those are those who the word/opinion and belief became correct/true in nations (that) had passed/expired from before them from the Jinns and the human/mankind, that they truly were losers .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ulaike işte bunlar أُولَٰئِكَ -
2 ellezine kimselerdir الَّذِينَ -
3 hakka hak/gerçek oldu حَقَّ حقق
4 aleyhimu üzerlerine عَلَيْهِمُ -
5 l-kavlu söz/kelam الْقَوْلُ قول
6 fi فِي -
7 umemin ümmetlerdeki/topluluklardaki أُمَمٍ امم
8 kad muhakkak ki قَدْ -
9 halet halef oldu خَلَتْ خلو
10 min مِنْ -
11 kablihim önce onlardan قَبْلِهِمْ قبل
12 mine -den مِنَ -
13 l-cinni cin الْجِنِّ جنن
14 vel'insi ve insandan وَالْإِنْسِ انس
15 innehum doğrusu onlar إِنَّهُمْ -
16 kanu oldular كَانُوا كون
17 hasirine hüsrana uğrayanlar. خَاسِرِينَ خسر

Notlar

Not 1: *Ümmetlere verilen söz mutlak ki onlara da geldi.

Ayet 21

4529|46|21|وَٱذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُۥ بِٱلْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ ٱلنُّذُرُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦٓ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
4529|46|21|واذكر اخا عاد اذ انذر قومه بالاحقاف وقد خلت النذر من بين يديه ومن خلفه الا تعبدوا الا الله اني اخاف عليكم عذاب يوم عظيم
21. Vezkur ehâ âd(âdin), iz enzere kavmehu bil ahkâfi ve kad haletin nuzuru min beyni yedeyhi ve min halfihî ellâ ta’budû illâllâh(illâllâhe), innî ehâfu aleykum azâbe yevmin azîm(azîmin).
Ve zikret* Âd'ın1015 kardeşini** uyardığı zaman ahkâfla1033 (olan) kavmini/toplumunu; ve muhakkak gelip geçmişti uyarıcılar iki elinin arasından onun** ve arkasından onun** ki kulluk46 etmeyin Allah’ın dışında; doğrusu ben*** korkarım üzerinize (olan) büyük bir günün azabına.
Ahmed Samira: 21 And remember Aad’s brother when He warned/gave notice (to) his nation by the long winding sand (patterns/dunes), and the warnings/notices had past/expired from between his hands and from behind him (the warnings were given before and during his time): "That you not worship except God, that I, I fear on (for) you a great day’s/time’s torture."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 vezkur ve zikret وَاذْكُرْ ذكر
2 eha kardeşini أَخَا اخو
3 aadin Ad'ın عَادٍ عود
4 iz zaman إِذْ -
5 enzera uyardı أَنْذَرَ نذر
6 kavmehu kavmini قَوْمَهُ قوم
7 bil-ehkafi ahkâfla (olan) بِالْأَحْقَافِ حقف
8 ve kad ve muhakkak وَقَدْ -
9 haleti gelip geçti خَلَتِ خلو
10 n-nuzuru uyarıcılar النُّذُرُ نذر
11 min مِنْ -
12 beyni arasından بَيْنِ بين
13 yedeyhi iki eli يَدَيْهِ يدي
14 ve min ve وَمِنْ -
15 halfihi arkasından خَلْفِهِ خلف
16 ella ki أَلَّا -
17 tea'budu kulluk etmeyin تَعْبُدُوا عبد
18 illa dışında إِلَّا -
19 llahe Allah’ın اللَّهَ -
20 inni doğrusu ben إِنِّي -
21 ehafu korkarım أَخَافُ خوف
22 aleykum üzerinize (olan) عَلَيْكُمْ -
23 azabe azabına عَذَابَ عذب
24 yevmin bir günün يَوْمٍ يوم
25 azimin büyük عَظِيمٍ عظم

Notlar

Not 1: *Nebi ve resûl Muhammed.**Hûd'u.**Hûd'un. Hûd öncesi uyarıcılar her yerden, her taraftan kavimlerini uyardılar.***Hûd.

Ayet 29

4537|46|29|وَإِذْ صَرَفْنَآ إِلَيْكَ نَفَرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقُرْءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓا۟ أَنصِتُوا۟ فَلَمَّا قُضِىَ وَلَّوْا۟ إِلَىٰ قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ
4537|46|29|واذ صرفنا اليك نفرا من الجن يستمعون القران فلما حضروه قالوا انصتوا فلما قضي ولوا الي قومهم منذرين
29. Ve iz sarefnâ ileyke neferen minel cinni yestemiûnel kur’ân(kur’âne), fe lemmâ hadarûhu kâlû ensıtû, fe lemmâ kudıye vellev ilâ kavmihim munzirîn(munzirîne).
Ve yönlendirdiğimiz zaman sana bir grup/bir birlik cinlerden91; dinlerler (-diye) Kur'ân; öyle ki ne zaman eriştiler ona*; dediler: “Kulak verin/sessizce dinleyin”; öyle ki ne zaman tamamlandı o** döndüler kavimlerine uyaranlar (olarak).
Ahmed Samira: 29 And when We diverted/returned/pushed to you a group (from 3-10)/family/tribe from the Jinns, they hear/listen (to) the Koran , so when they attended/came to it, they said: "Listen quietly." So when it ended (the Koran in entirety), they turned away to their nation warning/giving notice/warners/givers of notice.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iz ve zaman وَإِذْ -
2 sarafna yönlendirdiğimiz صَرَفْنَا صرف
3 ileyke sana إِلَيْكَ -
4 neferan bir grup/bir birlik نَفَرًا نفر
5 mine مِنَ -
6 l-cinni cinlerden/bilindik olmayanlardan/oralı olmayanlardan/yabancılardan الْجِنِّ جنن
7 yestemiune dinlerler يَسْتَمِعُونَ سمع
8 l-kurane Kur'an الْقُرْانَ قرا
9 fe lemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
10 haderuhu eriştiler ona حَضَرُوهُ حضر
11 kalu dediler قَالُوا قول
12 ensitu kulak verin/sessizce dinleyin أَنْصِتُوا نصت
13 fe lemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
14 kudiye tamamlandı o قُضِيَ قضي
15 vellev döndüler وَلَّوْا ولي
16 ila إِلَىٰ -
17 kavmihim kavimlerine قَوْمِهِمْ قوم
18 munzirine uyaranlar (olarak) مُنْذِرِينَ نذر

Notlar

Not 1: *Kur'ân'a.**Kur'ân'ın dinlenmesi.

Ayet 30

4538|46|30|قَالُوا۟ يَٰقَوْمَنَآ إِنَّا سَمِعْنَا كِتَٰبًا أُنزِلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ وَإِلَىٰ طَرِيقٍ مُّسْتَقِيمٍ
4538|46|30|قالوا يقومنا انا سمعنا كتبا انزل من بعد موسي مصدقا لما بين يديه يهدي الي الحق والي طريق مستقيم
30. Kâlû yâ kavmenâ innâ semî’nâ kitâben unzile min ba’di mûsâ musaddikan li mâ beyne yedeyhi yehdî ilel hakkı ve ilâ tarîkın mustekîm(mustekîmin).
Dediler: “Ey kavmimiz! Doğrusu biz, dinledik bir kitap; indirildi Musa'dan sonra; doğrulayarak tasdikleyen iki elinin arasındakini; doğru yola kılavuzlar (kitap) hakka/gerçeğe ve kıyam143 bir tarikata/yola.
Ahmed Samira: 30 They said: "You our nation that we heard/listened to a Book (that) was descended from after Moses, confirming to what (is) between his hands, it guides to the truth and to (a) straight/direct road/path ."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 ya kavmena ey kavmimiz يَاقَوْمَنَا قوم
3 inna doğrusu biz إِنَّا -
4 semia'na dinledik سَمِعْنَا سمع
5 kitaben bir kitap كِتَابًا كتب
6 unzile indirildi أُنْزِلَ نزل
7 min مِنْ -
8 bea'di sonra بَعْدِ بعد
9 musa Musa'dan مُوسَىٰ -
10 musaddikan doğrulayarak tasdikleyen مُصَدِّقًا صدق
11 lima لِمَا -
12 beyne arasındakini بَيْنَ بين
13 yedeyhi İki elinin يَدَيْهِ يدي
14 yehdi doğru yola kılavuzlar يَهْدِي هدي
15 ila إِلَى -
16 l-hakki hakka/gerçeğe الْحَقِّ حقق
17 ve ila ve وَإِلَىٰ -
18 tarikin bir tarikata/yola طَرِيقٍ طرق
19 mustekimin dosdoğru/kıyam olmuş/dikleşmiş مُسْتَقِيمٍ قوم