Sure 34: Sebe/Sebe Ülkesi

Ayet Sayısı: 7
سَبَأ

Ayet 12

1133|7|179|وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ
1133|7|179|ولقد ذرانا لجهنم كثيرا من الجن والانس لهم قلوب لا يفقهون بها ولهم اعين لا يبصرون بها ولهم اذان لا يسمعون بها اوليك كالانعم بل هم اضل اوليك هم الغفلون
179. Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve Süleyman içindi rüzgâr; sabah gidişi onun (rüzgârın) bir ay; ve akşam gidişi onun (rüzgârın) bir ay; ve akıttık ona katran pınarını/gözünü; ve cinden91 kimse, yaptı/faaliyet gösterdi (cinden kimse) iki elinin arasında onun (Süleyman'ın) Rabbinin izniyle; ve emrimizden sapan kimseye (cinden kimseye) onlardan, tattırırız ona alevli azaptan.
Ahmed Samira: 179 And We had created/seeded to Hell many from the Jinns , and the human/mankind, for them (are) hearts/minds they do not understand/learn with it, and for them (are) eyes/sights they do not see/look/understand with it, and for them (are) ears they do not hear/listen with it, those are as the camels/livestock, but they are more misguided, those are the ignoring/neglecting .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velisuleymane ve Süleyman içindi وَلِسُلَيْمَانَ -
2 r-riha rüzgar الرِّيحَ روح
3 guduvvuha sabah gidişi onun (rüzgârın) غُدُوُّهَا غدو
4 şehrun bir ay شَهْرٌ شهر
5 ve ravahuha ve akşam gidişi onun (rüzgârın) وَرَوَاحُهَا روح
6 şehrun bir ay شَهْرٌ شهر
7 ve eselna ve akıttık وَأَسَلْنَا سيل
8 lehu ona لَهُ -
9 ayne pınarını/gözünü عَيْنَ عين
10 l-kitri katran الْقِطْرِ قطر
11 ve mine ve وَمِنَ -
12 l-cinni cinden الْجِنِّ جنن
13 men kimse مَنْ -
14 yea'melu yaptı يَعْمَلُ عمل
15 beyne arasında بَيْنَ بين
16 yedeyhi iki elinin onun يَدَيْهِ يدي
17 biizni izniyle بِإِذْنِ اذن
18 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
19 ve men ve kimse وَمَنْ -
20 yezig sapar يَزِغْ زيغ
21 minhum onlardan مِنْهُمْ -
22 an - عَنْ -
23 emrina emrimizden أَمْرِنَا امر
24 nuzikhu tattırırız ona نُذِقْهُ ذوق
25 min مِنْ -
26 azabi azaptan عَذَابِ عذب
27 s-seiyri alevli السَّعِيرِ سعر

Ayet 14

3618|34|14|فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ
3618|34|14|فلما قضينا عليه الموت ما دلهم علي موته الا دابه الارض تاكل منساته فلما خر تبينت الجن ان لو كانوا يعلمون الغيب ما لبثوا في العذاب المهين
14. Fe lemmâ kadaynâ aleyhil mevte mâ dellehum alâ mevtihî illâ dâbbetul ardı te’kulu minseeteh(minseetehu), fe lemmâ harre tebeyyenetil cinnu en lev kânû ya’lemûnel gaybe mâ lebisû fîl azâbil muhîn(muhîni).
Öyle ki ne zaman tamamladık ona (Süleyman’a) ölümü644*; göstermiş değildi onlara ölümünü* (Süleyman’ın); değneğini/bastonunu (Süleyman’ın) yiyen bir yer/yeryüzü canlısı dışında; öyle ki ne zaman yere kapandı (Süleyman); beyan oldu226 cinne91; ki eğer olsalardı bilirler bilinmeyeni/görünmeyeni/gaybı; kalır değillerdi alçaltıcı/yıkıcı azapta.
Ahmed Samira: 14 So when We ordered/accomplished on him the death/lifelessness, nothing guided/lead them on (to) his death/lifelessness except the land’s/Earth’s walker/creeper/crawler , eating his shepherd’s staff/stick, so when he fell down the Jinns clarified/explained (to themselves) that (E) if they were knowing the absent/covered , they would not have stayed/remained/waited in the torture the disgracing/degrading.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
2 kadeyna karara bağladık قَضَيْنَا قضي
3 aleyhi ona (Süleyman’a) عَلَيْهِ -
4 l-mevte ölümü الْمَوْتَ موت
5 ma değildi مَا -
6 dellehum göstermiş onlara, دَلَّهُمْ دلل
7 ala عَلَىٰ -
8 mevtihi ölümünü (Süleyman’ın) مَوْتِهِ موت
9 illa dışında إِلَّا -
10 dabbetu bir yer canlısı دَابَّةُ دبب
11 l-erdi yer/yeryüzü الْأَرْضِ ارض
12 te'kulu yer تَأْكُلُ اكل
13 minseetehu değneğini/bastonunu onun مِنْسَأَتَهُ نسا
14 felemma öyle ki ne zaman فَلَمَّا -
15 harra yere kapandı (Süleyman) خَرَّ خرر
16 tebeyyeneti beyan oldu/deklere oldu تَبَيَّنَتِ بين
17 l-cinnu cinne الْجِنُّ جنن
18 en ki أَنْ -
19 lev eğer لَوْ -
20 kanu olsalardı كَانُوا كون
21 yea'lemune bilirler يَعْلَمُونَ علم
22 l-gaybe bilinmeyeni/görünmeyeni/gaybı الْغَيْبَ غيب
23 ma değil مَا -
24 lebisu kalırlar لَبِثُوا لبث
25 fi فِي -
26 l-azabi azapta الْعَذَابِ عذب
27 l-muhini alçaltıcı/yıkıcı الْمُهِينِ هون

Notlar

Not 1: *Sizin ölüm olarak tanımladığınız şeyi. Tüm resûller tıpkı resûl Îsâ gibi sadece vefat ettirilmiştir. İnsanların ölüm tanımı gibi bir olay gerçekleşse de gerçek anlamda ölmemişlerdir. Bilinçleri kaybolmadan Yüce Allah'ın indinde/katında bulunan selam diyarına/yurduna yerleştirilmişlerdir ve orada Rableri tarafından rızıklandırılmaktadırlar. Tıpkı Yüce Allah yolunda katledilen kimseler gibi. İnsanlar Yüce Allah yolunda katledilen kimseleri kendi tanımlarıyla ölü olarak görseler de aslında o kimseler gerçek anlamda ölmemektedirler. İnsanlar sadece bu durumun şuuruna varamamaktadırlar; anlayamamaktadırlar.

Ayet 20

3624|34|20|وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُۥ فَٱتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
3624|34|20|ولقد صدق عليهم ابليس ظنه فاتبعوه الا فريقا من المومنين
20. Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).
Ve ant olsun doğru çıkardı onlar* üzerine iblîs84 zannını/varsayımını; öyle ki tabi oldular ona**; dışında bir fırka/bir grup; iman83 edenlerden.
Ahmed Samira: 20 And Satan , his assumption/thought had been truthful on them, so they followed him except a group/party from the believers.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 saddeka doğru çıkardı صَدَّقَ صدق
3 aleyhim onlar üzerine عَلَيْهِمْ -
4 iblisu İblis إِبْلِيسُ -
5 zennehu zannını/varsayımını ظَنَّهُ ظنن
6 fettebeuhu öyle ki tabi oldular ona فَاتَّبَعُوهُ تبع
7 illa dışında إِلَّا -
8 ferikan bir fırka/bir grup فَرِيقًا فرق
9 mine مِنَ -
10 l-mu'minine iman edenlerden الْمُؤْمِنِينَ امن

Notlar

Not 1: *İnsanlar.**İblîs'e.

Ayet 21

3625|34|21|وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَيْهِم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يُؤْمِنُ بِٱلْءَاخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فِى شَكٍّ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ
3625|34|21|وما كان له عليهم من سلطن الا لنعلم من يومن بالاخره ممن هو منها في شك وربك علي كل شي حفيظ
21. Ve mâ kâne lehu aleyhim min sultânin illâ li na’leme men yû’minu bil âhireti mimmen huve minhâ fî şekk(şekkin), ve rabbuke alâ kulli şeyin hafîz(hafîzun).
Ve olmuş değildi ona* onlar üzerlerine hiç bir sultân660; ancak bilindik kılmam içindir kimseyi (ki) iman47 eder ahirete kimseden (ki) o (kimse) ondan kuşku/kuruntu/vehim içindedir; ve (senin) Rabbin4 her bir şey üzerine bir Hafîz’dır613.
Ahmed Samira: 21 And nothing from a power/authority/control was for him on them, except to know who believes with (in) the end (other life) than who he is from it in doubt/suspicion, and your Lord (is) on every thing (an) honest protector/observor .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildi وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 lehu ona لَهُ -
4 aleyhim onlar üzerlerine عَلَيْهِمْ -
5 min مِنْ -
6 sultanin bir sultandan/yetkiden/güçten سُلْطَانٍ سلط
7 illa dışında إِلَّا -
8 linea'leme bilindik kılmam için لِنَعْلَمَ علم
9 men kimseyi مَنْ -
10 yu'minu iman eder يُؤْمِنُ امن
11 bil-ahirati ahirete بِالْاخِرَةِ اخر
12 mimmen kimseden مِمَّنْ -
13 huve o هُوَ -
14 minha ondan مِنْهَا -
15 fi içinde فِي -
16 şekkin kuşku/kuruntu/vehim شَكٍّ شكك
17 ve rabbuke ve (senin) Rabbin وَرَبُّكَ ربب
18 ala üzerine عَلَىٰ -
19 kulli her كُلِّ كلل
20 şey'in bir şey شَيْءٍ شيا
21 hafizun bir Hafîz’dır حَفِيظٌ حفظ

Notlar

Not 1: *İblîs'e.

Ayet 24

3628|34|24|قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُلِ ٱللَّهُ وَإِنَّآ أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَىٰ هُدًى أَوْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
3628|34|24|قل من يرزقكم من السموت والارض قل الله وانا او اياكم لعلي هدي او في ضلل مبين
24. Kul men yerzukukum mines semâvâti vel ard(ardı), kulillâhu ve innâ ev iyyâkum le alâ huden ev fî dalâlin mubîn(mubînin).
De ki: "Kim rızıklandırır sizleri göklerden162 ve yerden?"; de ki: "Allah; ve doğrusu bizleriz ya da ancak sizlersiniz mutlak üzerinde bir doğru yola kılavuz ya da apaçık bir dalalette."
Ahmed Samira: 24 Say: "Who provides for you from the skies/space and the earth/Planet Earth?" Say: "God and that we or you (are) on (E) guidance, or in clear/evident misguidance."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kul de ki قُلْ قول
2 men kim مَنْ -
3 yerzukukum rızıklandırır sizleri يَرْزُقُكُمْ رزق
4 mine مِنَ -
5 s-semavati göklerden السَّمَاوَاتِ سمو
6 vel'erdi ve yerden وَالْأَرْضِ ارض
7 kuli de ki قُلِ قول
8 llahu Allah اللَّهُ -
9 ve inna ve doğrusu bizleriz وَإِنَّا -
10 ev ya da أَوْ -
11 iyyakum ancak sizlersiniz إِيَّاكُمْ -
12 leala mutlak üzerinde لَعَلَىٰ -
13 huden bir doğru yola kılavuz هُدًى هدي
14 ev ya da أَوْ -
15 fi فِي -
16 delalin bir dalalette ضَلَالٍ ضلل
17 mubinin apaçık مُبِينٍ بين

Ayet 40

3644|34|40|وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ أَهَٰٓؤُلَآءِ إِيَّاكُمْ كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ
3644|34|40|ويوم يحشرهم جميعا ثم يقول للمليكه اهولا اياكم كانوا يعبدون
40. Ve yevme yahşuruhum cemîan summe yekûlu lil melâiketi e hâulâi iyyâkum kânû ya’budûn(ya’budûne).
Ve gündür (ki) haşreder556* onları topluca; sonra der* meleklere48: "Bunlar mı ancak sizlere oldular kulluk46 ederler?"
Ahmed Samira: 40 And a day/time He gathers them all/all together then He says to the angels: "Are those (who) were (to) you worshipping?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yevme ve gündür (ki) وَيَوْمَ يوم
2 yehşuruhum haşreder onları يَحْشُرُهُمْ حشر
3 cemian topluca جَمِيعًا جمع
4 summe sonra ثُمَّ -
5 yekulu der يَقُولُ قول
6 lilmelaiketi meleklere لِلْمَلَائِكَةِ ملك
7 eha'ula'i bunlar mı? أَهَٰؤُلَاءِ -
8 iyyakum ancak sizlere إِيَّاكُمْ -
9 kanu oldular كَانُوا كون
10 yea'budune kulluk ederler يَعْبُدُونَ عبد

Notlar

Not 1: *Allah.

Ayet 41

3645|34|41|قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم بَلْ كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ ٱلْجِنَّ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ
3645|34|41|قالوا سبحنك انت ولينا من دونهم بل كانوا يعبدون الجن اكثرهم بهم مومنون
41. Kâlû subhâneke ente veliyyunâ min dûnihim, bel kânû ya’budûnel cinn(cinne), ekseruhum bihim mû’minûn(mû’minûne).
Dediler (melekler): “Subhân’sın7 sen; sensin velimiz28”; alçaklıklarından/aşağılıklarından onların; evet! Oldular kulluk46 eder cinne210; çokları onların (insanların) onlara (cinlere) müminlerdir*.
Ahmed Samira: 41 They said: "Your praise/glory; you are our guardian/ally from other than them, but they were worshipping the Jinns , most of them with them (are) believing."

Notlar

Not 1: *Alçak/aşağılık bazı insanlar Yüce Allah'a ve Kur'an'a iman edip müminlerden olacaklarına kendilerine fısıldayan cinlere iman ederler; onlara mümin olurlar; onlara tabi olurlar. Yüce Allah'ı ve Kur'an'ı terk ederler.