Arapça Metin (Harekeli)
3618|34|14|فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ
Arapça Metin (Harekesiz)
3618|34|14|فلما قضينا عليه الموت ما دلهم علي موته الا دابه الارض تاكل منساته فلما خر تبينت الجن ان لو كانوا يعلمون الغيب ما لبثوا في العذاب المهين
Latin Literal
14. Fe lemmâ kadaynâ aleyhil mevte mâ dellehum alâ mevtihî illâ dâbbetul ardı te’kulu minseeteh(minseetehu), fe lemmâ harre tebeyyenetil cinnu en lev kânû ya’lemûnel gaybe mâ lebisû fîl azâbil muhîn(muhîni).
Türkçe Çeviri
Öyle ki ne zaman tamamladık ona (Süleyman’a) ölümü644*; göstermiş değildi onlara ölümünü* (Süleyman’ın); değneğini/bastonunu (Süleyman’ın) yiyen bir yer/yeryüzü canlısı dışında; öyle ki ne zaman yere kapandı (Süleyman); beyan oldu226 cinne91; ki eğer olsalardı bilirler bilinmeyeni/görünmeyeni/gaybı; kalır değillerdi alçaltıcı/yıkıcı azapta.
Ahmed Samira Çevirisi
14 So when We ordered/accomplished on him the death/lifelessness, nothing guided/lead them on (to) his death/lifelessness except the land’s/Earth’s walker/creeper/crawler , eating his shepherd’s staff/stick, so when he fell down the Jinns clarified/explained (to themselves) that (E) if they were knowing the absent/covered , they would not have stayed/remained/waited in the torture the disgracing/degrading.
Kelime Kelime Analiz Tablosu
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | felemma | öyle ki ne zaman | فَلَمَّا | - |
| 2 | kadeyna | karara bağladık | قَضَيْنَا | قضي |
| 3 | aleyhi | ona (Süleyman’a) | عَلَيْهِ | - |
| 4 | l-mevte | ölümü | الْمَوْتَ | موت |
| 5 | ma | değildi | مَا | - |
| 6 | dellehum | göstermiş onlara, | دَلَّهُمْ | دلل |
| 7 | ala | عَلَىٰ | - | |
| 8 | mevtihi | ölümünü (Süleyman’ın) | مَوْتِهِ | موت |
| 9 | illa | dışında | إِلَّا | - |
| 10 | dabbetu | bir yer canlısı | دَابَّةُ | دبب |
| 11 | l-erdi | yer/yeryüzü | الْأَرْضِ | ارض |
| 12 | te'kulu | yer | تَأْكُلُ | اكل |
| 13 | minseetehu | değneğini/bastonunu onun | مِنْسَأَتَهُ | نسا |
| 14 | felemma | öyle ki ne zaman | فَلَمَّا | - |
| 15 | harra | yere kapandı (Süleyman) | خَرَّ | خرر |
| 16 | tebeyyeneti | beyan oldu/deklere oldu | تَبَيَّنَتِ | بين |
| 17 | l-cinnu | cinne | الْجِنُّ | جنن |
| 18 | en | ki | أَنْ | - |
| 19 | lev | eğer | لَوْ | - |
| 20 | kanu | olsalardı | كَانُوا | كون |
| 21 | yea'lemune | bilirler | يَعْلَمُونَ | علم |
| 22 | l-gaybe | bilinmeyeni/görünmeyeni/gaybı | الْغَيْبَ | غيب |
| 23 | ma | değil | مَا | - |
| 24 | lebisu | kalırlar | لَبِثُوا | لبث |
| 25 | fi | فِي | - | |
| 26 | l-azabi | azapta | الْعَذَابِ | عذب |
| 27 | l-muhini | alçaltıcı/yıkıcı | الْمُهِينِ | هون |
Notlar
Not 1
*Sizin ölüm olarak tanımladığınız şeyi. Tüm resûller tıpkı resûl Îsâ gibi sadece vefat ettirilmiştir. İnsanların ölüm tanımı gibi bir olay gerçekleşse de gerçek anlamda ölmemişlerdir. Bilinçleri kaybolmadan Yüce Allah'ın indinde/katında bulunan selam diyarına/yurduna yerleştirilmişlerdir ve orada Rableri tarafından rızıklandırılmaktadırlar. Tıpkı Yüce Allah yolunda katledilen kimseler gibi. İnsanlar Yüce Allah yolunda katledilen kimseleri kendi tanımlarıyla ölü olarak görseler de aslında o kimseler gerçek anlamda ölmemektedirler. İnsanlar sadece bu durumun şuuruna varamamaktadırlar; anlayamamaktadırlar.