Sure 40: Mü'min/İmanlı

Ayet Sayısı: 5
غَافِر

Ayet 10

4141|40|10|إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى ٱلْإِيمَٰنِ فَتَكْفُرُونَ
4141|40|10|ان الذين كفروا ينادون لمقت الله اكبر من مقتكم انفسكم اذ تدعون الي الايمن فتكفرون
10. İnnellezîne keferû yunâdevne le maktullâhi ekberu min maktikum enfusekum iz tud’avne ilel îmâni fe tekfurûn(tekfurûne).
Doğrusu kâfirlik25 etmiş kimselere nida* edildi: "Mutlak ki Allah'ın nefreti daha büyüktür kendi nefislerinize201 (olan) nefretinizden; çağrıldığınız zaman imana47; öyle ki kâfirlik25 ediyordunuz."
Ahmed Samira: 10 That truly those who disbelieved they are being called: "God’s hatred/abhorrence (E) (is) greater than your hatred/abhorrence (to) yourselves if/when you are being called to the faith/belief so you disbelieve."

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 inne doğrusu إِنَّ -
2 ellezine kimselere الَّذِينَ -
3 keferu kâfirlik etmiş كَفَرُوا كفر
4 yunadevne nida edildi onlara يُنَادَوْنَ ندو
5 lemektu mutlak ki nefreti لَمَقْتُ مقت
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ekberu daha büyüktür أَكْبَرُ كبر
8 min -dan مِنْ -
9 mektikum nefretinizden مَقْتِكُمْ مقت
10 enfusekum kendi nefislerinize أَنْفُسَكُمْ نفس
11 iz zaman إِذْ -
12 tud'avne çağrıldınız تُدْعَوْنَ دعو
13 ila إِلَى -
14 l-imani imana الْإِيمَانِ امن
15 fe tekfurune öyle ki kâfirlik ettiniz فَتَكْفُرُونَ كفر

Notlar

Not 1: *Seslenildi.

Ayet 11

4142|40|11|قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا ٱثْنَتَيْنِ فَٱعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ
4142|40|11|قالوا ربنا امتنا اثنتين واحييتنا اثنتين فاعترفنا بذنوبنا فهل الي خروج من سبيل
11. Kâlû rabbenâ emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni fa’terefnâ bi zunûbinâ fe hel ilâ hurûcin min sebîl(sebîlin).
Dediler: "Rabbimiz4! Öldürdün618* bizi iki kez; ve canlandırdın/dirilttin618 bizi iki kez; öyle ki arif olduk/farkına vardık günahlarımızın; öyle ki var mı çıkışa doğru bir yoldan?"
Ahmed Samira: 11 They said: "Our Lord You made us die two (twice), and You revived us/gave us life two (twice), so we confessed/acknowledged with our crimes, so is (there) from a way/path to getting out/(an) exit?"

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kalu dediler قَالُوا قول
2 rabbena Rabbimiz رَبَّنَا ربب
3 emettena öldürdün bizi أَمَتَّنَا موت
4 sneteyni iki kez اثْنَتَيْنِ ثني
5 ve ehyeytena ve canlandırdırdın/dirilttin bizi وَأَحْيَيْتَنَا حيي
6 sneteyni iki kez اثْنَتَيْنِ ثني
7 fea'terafna öyle ki arif olduk/farkına vardık فَاعْتَرَفْنَا عرف
8 bizunubina günahlarımızı بِذُنُوبِنَا ذنب
9 fehel öyle ki var mı فَهَلْ -
10 ila doğru إِلَىٰ -
11 hurucin çıkışa خُرُوجٍ خرج
12 min hiçbir مِنْ -
13 sebilin bir yol سَبِيلٍ سبل

Notlar

Not 1: *Fiil geçmiş zaman kipiyle gelmiştir. Mutlak ki daha önce canlı olan bir varlığın öldürülmesi eylemi işaret edilir.

Ayet 55

4186|40|55|فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ
4186|40|55|فاصبر ان وعد الله حق واستغفر لذنبك وسبح بحمد ربك بالعشي والابكر
55. Fasbir inne va’dallâhi hakkun vestagfir li zenbike ve sebbih bi hamdi rabbike bil aşiyyi vel ibkâr(ibkâri).
Öyle ki sabret51; doğrusu Allah'ın vaadi haktır/gerçektir; ve istiğfar et/bağışlanma dile günahların için; ve tesbih31 et hamd3 ile Rabbini4; akşamla/gün batımı sonrasıyla; sabahla/ilk aydınlanmayla/seherle.
Ahmed Samira: 55 So be patient that truly God’s promise (is) true , and ask for forgiveness for your crime, and praise/glorify with your Lord’s praise/gratitude at the evening/first darkness and the day breaks/early morning.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fesbir öyle ki sabret/metanetle diren فَاصْبِرْ صبر
2 inne doğrusu إِنَّ -
3 vea'de vaadi وَعْدَ وعد
4 llahi Allah'ın اللَّهِ -
5 hakkun haktır/gerçektir حَقٌّ حقق
6 vestegfir ve istiğfar et/bağışlanma dile وَاسْتَغْفِرْ غفر
7 lizenbike günahları için لِذَنْبِكَ ذنب
8 ve sebbih ve tesbih et وَسَبِّحْ سبح
9 bihamdi hamd ile بِحَمْدِ حمد
10 rabbike Rabbini رَبِّكَ ربب
11 bil-aşiyyi akşamla/gün batımı sonrasıyla بِالْعَشِيِّ عشو
12 vel'ibkari sabahla/ilk aydınlanmayla /seherle وَالْإِبْكَارِ بكر

Ayet 61

4192|40|61|ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
4192|40|61|الله الذي جعل لكم اليل لتسكنوا فيه والنهار مبصرا ان الله لذو فضل علي الناس ولكن اكثر الناس لا يشكرون
61. Allâhullezî ceale lekumul leyle li teskunû fîhi ven nehâre mubsırâ(mubsıren), innallâhe le zû fadlin alen nâsi ve lâkinne ekseren nâsi lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
Allah ki yaptı sizlere geceyi171 sükûnet bulmanız için onda (gecede); ve görüş sağlayan gündüzü170; doğrusu Allah mutlak sahibidir bir lütuf insanlara karşı; fakat insanların çoğu şükretmezler43.
Ahmed Samira: 61 God (is) who made/created for you the night to be tranquil/settled in it, and the daytime to see (clearly lit) , that truly God (is owner) of grace/favour/blessing on the people, and but most of the people do not thank/be grateful.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 allahu Allah اللَّهُ -
2 llezi ki الَّذِي -
3 ceale yaptı جَعَلَ جعل
4 lekumu sizlere لَكُمُ -
5 l-leyle geceyi اللَّيْلَ ليل
6 liteskunu sükûnet bulmanız için لِتَسْكُنُوا سكن
7 fihi onda (gecede) فِيهِ -
8 ve nnehara ve gündüzü وَالنَّهَارَ نهر
9 mubsiran görüş sağlayan مُبْصِرًا بصر
10 inne doğrusu إِنَّ -
11 llahe Allah اللَّهَ -
12 lezu mutlak sahibidir لَذُو -
13 fedlin bir lütuf فَضْلٍ فضل
14 ala karşı عَلَى -
15 n-nasi insanlara النَّاسِ نوس
16 velakinne fakat وَلَٰكِنَّ -
17 eksera çoğu أَكْثَرَ كثر
18 n-nasi insanların النَّاسِ نوس
19 la لَا -
20 yeşkurune şükretmezler يَشْكُرُونَ شكر

Ayet 78

4209|40|78|وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ مِنْهُم مَّن قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُم مَّن لَّمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ فَإِذَا جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ قُضِىَ بِٱلْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْمُبْطِلُونَ
4209|40|78|ولقد ارسلنا رسلا من قبلك منهم من قصصنا عليك ومنهم من لم نقصص عليك وما كان لرسول ان ياتي بايه الا باذن الله فاذا جا امر الله قضي بالحق وخسر هنالك المبطلون
78. Ve lekad erselnâ rusulen min kablike minhum men kasasnâ aleyke ve minhum men lem naksus aleyk(aleyke), ve mâ kâne li resûlin en ye’tiye bi âyetin illâ bi iznillâh(iznillâhi), fe izâ câe emrullâhi kudıye bil hakkı ve hasire hunâlikel mubtılûn(mubtılûne).
Ve ant olsun gönderdik resûller418 senden önce; onlardan kimini kıssalaştırdık430 sana; ve onlardan kimini asla kıssalaştırmadık430 sana; ve olmuş değildir bir resûle418 ki getirir bir ayet287 Allah'ın izni dışında; öyle ki geldiği zaman emri Allah'ın; tamamlandı hakla/gerçekle; ve hüsrana uğradı orada/zamanda batılla418 uğraşanlar.
Ahmed Samira: 78 And We had (E) sent messengers from before you, from them whom We relayed/informed on (to) you, and from them whom We did not relay/inform on (to) you; and (it) was not to a messenger that (E) He comes345with an evidence/verse/sign except with God’s permission , so if God’s order/command came, judgment was passed/ordered with the truth , and at that place and time the wasters/falsifiers lost .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 velekad ve ant olsun وَلَقَدْ -
2 erselna gönderdik أَرْسَلْنَا رسل
3 rusulen resûller رُسُلًا رسل
4 min مِنْ -
5 kablike senden önce قَبْلِكَ قبل
6 minhum onlardan مِنْهُمْ -
7 men kimini مَنْ -
8 kasasna kısaslaştırdık قَصَصْنَا قصص
9 aleyke sana عَلَيْكَ -
10 ve minhum ve onlardan وَمِنْهُمْ -
11 men kimini مَنْ -
12 lem asla لَمْ -
13 neksus kısaslaştırmadık نَقْصُصْ قصص
14 aleyke sana عَلَيْكَ -
15 ve ma ve değildir وَمَا -
16 kane olmuş كَانَ كون
17 lirasulin bir resûle لِرَسُولٍ رسل
18 en ki أَنْ -
19 ye'tiye getirir يَأْتِيَ اتي
20 biayetin bir ayet بِايَةٍ ايي
21 illa dışında إِلَّا -
22 biizni izni بِإِذْنِ اذن
23 llahi Allah'ın اللَّهِ -
24 feiza öyle ki zaman فَإِذَا -
25 ca'e geldiği جَاءَ جيا
26 emru emri أَمْرُ امر
27 llahi Allah'ın اللَّهِ -
28 kudiye karara bağlandı قُضِيَ قضي
29 bil-hakki hakla/gerçekle بِالْحَقِّ حقق
30 ve hasira ve hüsrana uğradı وَخَسِرَ خسر
31 hunalike orada/zamanda هُنَالِكَ -
32 l-mubtilune batılla uğraşanlar الْمُبْطِلُونَ بطل