Fâtiha Suresi - Ayet 7
Türkçe Meal: Kimselerin yoluna 125 (ki) nimet verdin üzerlerine 126 ; olmayan gazap edilen 127 üzerlerine; ve dalalet 128 içindekilerin değil.
Arapça: 7|1|7|صرط الذين انعمت عليهم غير المغضوب عليهم ولا الضالين
Arama Operatörleri:
Ayet 7
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | sirata | yoluna | صِرَاطَ | صرط |
| 2 | ellezine | kimselerin (ki) | الَّذِينَ | - |
| 3 | en'amte | nimet verdin | أَنْعَمْتَ | نعم |
| 4 | aleyhim | üzerlerine | عَلَيْهِمْ | - |
| 5 | gayri | olmayanın | غَيْرِ | غير |
| 6 | l-megdubi | gazap edilen | الْمَغْضُوبِ | غضب |
| 7 | aleyhim | üzerlerine | عَلَيْهِمْ | - |
| 8 | ve la | ve ne de | وَلَا | - |
| 9 | d-dalline | sapkınların/dalalet içinde olanların | الضَّالِّينَ | ضلل |
Üzerine nimet verilen kimselerin yolu nedir?Yüce Rabbimiz dosdoğru yol olan Kur’an’a tabi olmamız gerektiğini bazı kimseleri işaret ederek bildirmektedir. Bu kimseler doğru yola kılavuzlanmış kimselerdir. Yüce Allah onları nimetlendirmiş; lütfundan, fazlından hidayet bağışlamıştır. Bu kimseler sadece Kur’an diyen ve kendisine değil de sadece Kur’an’a çağıran, sadece Kur’an yoluna davet eden kimselerdir. Kur’an’la cihat eden ve asla bir ücret/bir ecir istemeyen kimselerdir. Ecirlerini sadece Yüce Allah katında bulma ümidinde olan kimselerdir. Şirke asla bulaşmayan, tek tanrıcı kimselerdir. Üzerine gazap edilen, sapkınların yoluna değil!‘d-dâllîn’ kelimesinin kökü (ضلل) olup fiil olarak yolunu kaybetmek (lose one’s way), yanlış yola kılavuzlamak (misguide), yoldan çıkmak/sapmak (go astray) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 635 (of 1303). Ayette aktif isim kelimesi ve çoğul olarak gelmiş olup ‘sapkınlar’, ‘yoldan çıkanlar’, ‘yolunu kaybedenler’, 'dalalet içinde olanlar' anlamındadır. Sadece Kur’an yerine onun astından dinde hüküm koyucu kitaplar (söylenti/hadis kitapları), şeyhler, mezhep imamları, tarikat liderleri, imamlar edinenlerin tamamı sapkınlardır. Ayette geçen ‘d-dâllîn’ kelimesine muhataptırlar. Sapmış kimseler üzerine Yüce Allah gazap eder;‘l-magdûbi kelimesinin kökü (غضب) olup gazap/öfke (wrath), kızgın (angry, exasperated) anlamındadır. Hans Wehr 4th ed., page 791 (of 1303). Ayette pasif isim, tekil kelime olarak gelmiş olup ‘gazap edilen’, ‘öfkelenilen’ anlamındadır. Anlaşılır ki Yüce Allah’ın ‘s-sırât l-mustakîm’ yolu olan sadece Kur’an’dan sapanlara Yüce Allah öfkelenir, gazap eder. Yüce Allah bu kimselere gazap eder. Üzerlerine pislik ve gazap yağdırır (7:71).Kur’an’ın açılış suresi olan kısacık bir sureyi bile anlamını bilerek okuduğumuzda bizi cehennemden uzak tutacak bilgiler içerdiğini rahatlıkla görebiliriz. Bir sureyi anlamını bilmeden binlerce kez okumak keramet değildir. Keramet anlamını bilerek okumak ve anladığımızı hayata geçirmektir.
Ayet 60
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | kul | de ki | قُلْ | قول |
| 2 | hel | هَلْ | - | |
| 3 | unebbiukum | haber vereyim mi sizlere | أُنَبِّئُكُمْ | نبا |
| 4 | bişerrin | şerrini/kötüsünü | بِشَرٍّ | شرر |
| 5 | min | مِنْ | - | |
| 6 | zalike | bundan | ذَٰلِكَ | - |
| 7 | mesubeten | bir karşılık | مَثُوبَةً | ثوب |
| 8 | inde | indinde/katında | عِنْدَ | عند |
| 9 | llahi | Allah | اللَّهِ | - |
| 10 | men | kime | مَنْ | - |
| 11 | leanehu | lanet etti | لَعَنَهُ | لعن |
| 12 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 13 | ve gadibe | ve gazab etti | وَغَضِبَ | غضب |
| 14 | aleyhi | üzerine onun | عَلَيْهِ | - |
| 15 | ve ceale | ve yaptı | وَجَعَلَ | جعل |
| 16 | minhumu | onlardan | مِنْهُمُ | - |
| 17 | l-kiradete | maymunlar | الْقِرَدَةَ | قرد |
| 18 | velhanazira | ve domuzlar | وَالْخَنَازِيرَ | خنزر |
| 19 | ve abede | ve kul oldu (o kimse) | وَعَبَدَ | عبد |
| 20 | t-tagute | Tâğût'a | الطَّاغُوتَ | طغي |
| 21 | ulaike | işte bunlar | أُولَٰئِكَ | - |
| 22 | şerrun | bir şerdir/kötüdür | شَرٌّ | شرر |
| 23 | mekanen | bir mekan (olarak) | مَكَانًا | كون |
| 24 | ve edellu | ve daha dalalettedir | وَأَضَلُّ | ضلل |
| 25 | an | عَنْ | - | |
| 26 | seva'i | düz | سَوَاءِ | سوي |
| 27 | s-sebili | yoldan | السَّبِيلِ | سبل |
Ayet 81
*Heva, istek, arzu.
Ayet 86
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | feracea | öyle ki geri döndü | فَرَجَعَ | رجع |
| 2 | musa | Mûsâ | مُوسَىٰ | - |
| 3 | ila | إِلَىٰ | - | |
| 4 | kavmihi | kavmine | قَوْمِهِ | قوم |
| 5 | gadbane | gazap (-la) | غَضْبَانَ | غضب |
| 6 | esifen | bir pişman | أَسِفًا | اسف |
| 7 | kale | dedi | قَالَ | قول |
| 8 | ya kavmi | ey kavmim/toplumum | يَا قَوْمِ | قوم |
| 9 | elem | hiç | أَلَمْ | - |
| 10 | yeidkum | vaat etmiyor muydu sizlere | يَعِدْكُمْ | وعد |
| 11 | rabbukum | Rabbiniz | رَبُّكُمْ | ربب |
| 12 | vea'den | bir vaat | وَعْدًا | وعد |
| 13 | hasenen | bir güzel | حَسَنًا | حسن |
| 14 | efetale | öyle ki uzadı mı | أَفَطَالَ | طول |
| 15 | aleykumu | üzerinize | عَلَيْكُمُ | - |
| 16 | l-ahdu | ahit | الْعَهْدُ | عهد |
| 17 | em | ya da | أَمْ | - |
| 18 | eradtum | razı mı oldunuz | أَرَدْتُمْ | رود |
| 19 | en | ki | أَنْ | - |
| 20 | yehille | hulul eder | يَحِلَّ | حلل |
| 21 | aleykum | üzerinize | عَلَيْكُمْ | - |
| 22 | gadebun | bir gazap | غَضَبٌ | غضب |
| 23 | min | مِنْ | - | |
| 24 | rabbikum | Rabbinizden | رَبِّكُمْ | ربب |
| 25 | feehleftum | öyle ki ihtilaf edersiniz | فَأَخْلَفْتُمْ | خلف |
| 26 | mev'idi | vaadime | مَوْعِدِي | وعد |
*Öfke.**Onları bıraktığına da pişman olmuş olduğunu anlarız. ***Antlaşma çok mu uzun geldi size? Dayanamadınız mı? Sabredemediniz mi Rabbinizin fitnesine?
Ayet 13
| No | Kelime | Anlam | Arapça | Kök |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ya eyyuha | ey | يَا أَيُّهَا | - |
| 2 | ellezine | kimseler | الَّذِينَ | - |
| 3 | amenu | iman etmiş | امَنُوا | امن |
| 4 | la | لَا | - | |
| 5 | tetevellev | veliler edinmeyin | تَتَوَلَّوْا | ولي |
| 6 | kavmen | bir kavmi/toplumu | قَوْمًا | قوم |
| 7 | gadibe | gazap etti | غَضِبَ | غضب |
| 8 | llahu | Allah | اللَّهُ | - |
| 9 | aleyhim | üzerlerine | عَلَيْهِمْ | - |
| 10 | kad | muhakkak | قَدْ | - |
| 11 | yeisu | umudu kestiler | يَئِسُوا | ياس |
| 12 | mine | مِنَ | - | |
| 13 | l-ahirati | ahiretten | الْاخِرَةِ | اخر |
| 14 | kema | gibi | كَمَا | - |
| 15 | yeise | umudu kestiği | يَئِسَ | ياس |
| 16 | l-kuffaru | kâfirlerin | الْكُفَّارُ | كفر |
| 17 | min | مِنْ | - | |
| 18 | eshabi | ashabından | أَصْحَابِ | صحب |
| 19 | l-kuburi | kabir | الْقُبُورِ | قبر |
Kavram Adı: Üzerlerine gazap edilen kimseler
Kavram No: 127
Kısa Açıklama: 127 Yüce Allah'ın öfkesinin üzerlerine hak olduğu kimseler.
Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 5
Türkçe Meal: Kimselerin yoluna 125 (ki) nimet verdin üzerlerine 126 ; olmayan gazap edilen 127 üzerlerine; ve dalalet 128 içindekilerin değil.
Arapça: 7|1|7|صرط الذين انعمت عليهم غير المغضوب عليهم ولا الضالين
Türkçe Meal: De ki: "Haber vereyim mi sizlere bundan şerrini/kötüsünü bir karşılık (olarak) Allah'ın indinde/katında; kime lanet 280 etti Allah ve gazap 127 etti onun üzerine; ve yaptı onlardan maymunlar 273 ve domuzlar 549 ; ve kul oldu (o kimse) tâğûta 442 ; işte bunlar; bir şerdir/kötüdür bir mekan/yer (olarak) ve daha dalalettedir 128 dümdüz yoldan 553 .
Arapça: 729|5|60|قل هل انبيكم بشر من ذلك مثوبه عند الله من لعنه الله وغضب عليه وجعل منهم القرده والخنازير وعبد الطغوت اوليك شر مكانا واضل عن سوا السبيل
Türkçe Meal: Yiyin temizlerinden rızıklandırdığımızın sizleri ve tâğûtlaşmayın 442 onda * ; öyle ki hulul 917 eder üzerinize gazabım 127 ; ve kimin üzerine hulul 917 eder gazabım 127 ; öyle ki muhakkak çökmüştür (o).
Arapça: 2427|20|81|كلوا من طيبت ما رزقنكم ولا تطغوا فيه فيحل عليكم غضبي ومن يحلل عليه غضبي فقد هوي
Türkçe Meal: Öyle ki geri döndü Mûsâ kavmine/toplumuna gazap * (-la) bir pişman ** (olarak); dedi: "Ey kavmim/toplumum! Hiç vaat etmiyor muydu sizlere Rabbiniz 4 güzel bir vaat? Öyle ki uzadı mı üzerinize ahit *** ya da razı mı oldunuz ki hulul 917 eder üzerinize bir gazap 127 Rabbinizden?; öyle ki halef kıldınız 1109 vaadime."
Arapça: 2432|20|86|فرجع موسي الي قومه غضبن اسفا قال يقوم الم يعدكم ربكم وعدا حسنا افطال عليكم العهد ام اردتم ان يحل عليكم غضب من ربكم فاخلفتم موعدي
Türkçe Meal: Ey iman 47 etmiş kimseler! Veliler 28 edinmeyin bir kavmi/toplumu (ki) gazap 127 etti Allah üzerlerine; muhakkak umudu kestiler (onlar) ahiretten kâfirlerin 25 kabir ashâbından 194 umudu kestiği gibi.
Arapça: 5161|60|13|يايها الذين امنوا لا تتولوا قوما غضب الله عليهم قد ييسوا من الاخره كما ييس الكفار من اصحب القبور