Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
Henüz sûre seçilmedi.
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin
📚

Kavram 770: Fıkıh

Bu kavram 10 ayette geçmektedir

📖 Kısa Açıklama

770Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

9. Tevbe Suresi

Ayet 81

Arapça Metin (Harekeli)

1316|9|81|فَرِحَ ٱلْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓا۟ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُوا۟ لَا تَنفِرُوا۟ فِى ٱلْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا۟ يَفْقَهُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1316|9|81|فرح المخلفون بمقعدهم خلف رسول الله وكرهوا ان يجهدوا بامولهم وانفسهم في سبيل الله وقالوا لا تنفروا في الحر قل نار جهنم اشد حرا لو كانوا يفقهون

Latin Literal

81. Ferihal muhallefûne bi mak’adihim hılâfe resûlillâhi ve kerihûen yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi ve kâlû lâ tenfirû fîl harr(harri), kul nâru cehennemeeşeddu harrâ(harren), lev kânû yefkahûn(yefkahûne).

Türkçe Çeviri

Ferahladı muhallefler771 Allah'ın resûlünün gerisinde oturmalarıyla; ve kerhendiler697 ki cihat356 ederler mallarıyla ve nefisleriyle201 Allah yolunda336; ve dediler: "Neferleşmeyin763 (bu) hararette*"; de ki: "Cehennem ateşi834 daha şiddetlidir bir hararet* (olarak)"; şayet olduysalar fıkıh770 ederler.

Ahmed Samira Çevirisi

81 The remaining behind rejoiced/delighted with their seat/sitting place (position) opposite/behind God’s messenger, and they hated that they struggle/exert with their properties/wealths and themselves in Gods’ sake , and they said: "Do not rush/hasten in the heat." Say: "Hell’s fire (is) stronger heat, if they were understanding/learning ."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feriha ferahladı فَرِحَ فرح
2 l-muhallefune muhallefler الْمُخَلَّفُونَ خلف
3 bimek'adihim oturmalarıyla بِمَقْعَدِهِمْ قعد
4 hilafe gerisinde خِلَافَ خلف
5 rasuli resûlünün رَسُولِ رسل
6 llahi Allah'ın اللَّهِ -
7 ve kerihu ve kerhendiler وَكَرِهُوا كره
8 en ki أَنْ -
9 yucahidu cihat ederler يُجَاهِدُوا جهد
10 biemvalihim mallarıyla بِأَمْوَالِهِمْ مول
11 ve enfusihim ve nefisleriyle وَأَنْفُسِهِمْ نفس
12 fi فِي -
13 sebili yolunda سَبِيلِ سبل
14 llahi Allah اللَّهِ -
15 ve kalu ve dediler وَقَالُوا قول
16 la لَا -
17 tenfiru neferleşmeyin تَنْفِرُوا نفر
18 fi فِي -
19 l-harri hararette الْحَرِّ حرر
20 kul de ki قُلْ قول
21 naru ateşi نَارُ نور
22 cehenneme cehennem جَهَنَّمَ -
23 eşeddu daha şiddetlidir أَشَدُّ شدد
24 harran bir hararet (olarak) حَرًّا حرر
25 lev şayet لَوْ -
26 kanu oldularsa كَانُوا كون
27 yefkahune fıkıh ederler يَفْقَهُونَ فقه

Notlar

Not 1

*Sıcakta.

9. Tevbe Suresi

Ayet 87

Arapça Metin (Harekeli)

1322|9|87|رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1322|9|87|رضوا بان يكونوا مع الخوالف وطبع علي قلوبهم فهم لا يفقهون

Latin Literal

87. Radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûn(yefkahûne).

Türkçe Çeviri

Razı oldular ki olurlar geride kalanlarla beraber; ve mühürlendi175 kalplerinin üzeri; öyle ki onlar fıkıh770 etmezler.

Ahmed Samira Çevirisi

87 They accepted/approved with that they be with the remaining behind and, (it) was closed/sealed on their hearts/minds so they do not understand/learn .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 radu razı oldular رَضُوا رضو
2 bien ki بِأَنْ -
3 yekunu olurlar يَكُونُوا كون
4 mea beraber مَعَ -
5 l-havalifi geride kalanlar الْخَوَالِفِ خلف
6 ve tubia ve mühürlendi وَطُبِعَ طبع
7 ala üzeri عَلَىٰ -
8 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
9 fehum öyle ki onlar فَهُمْ -
10 la لَا -
11 yefkahune fıkıh edemezler يَفْقَهُونَ فقه

9. Tevbe Suresi

Ayet 122

Arapça Metin (Harekeli)

1357|9|122|وَمَا كَانَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لِيَنفِرُوا۟ كَآفَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرْقَةٍ مِّنْهُمْ طَآئِفَةٌ لِّيَتَفَقَّهُوا۟ فِى ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُوا۟ قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1357|9|122|وما كان المومنون لينفروا كافه فلولا نفر من كل فرقه منهم طايفه ليتفقهوا في الدين ولينذروا قومهم اذا رجعوا اليهم لعلهم يحذرون

Latin Literal

122. Ve mâ kânel mu’minûne li yenfirû kâffeh(kâffeten), fe lev lâ nefere min kulli firkatin minhum tâifetun li yetefekkahû fîd dîni ve li yunzirû kavmehum izâ receû ileyhim leallehum yahzerûn(yahzerûne).

Türkçe Çeviri

Ve olmuş değildir müminlere27 toplaşarak neferleşmeleri763; öyle ki eğer neferleşmezse763 her bir fırkadan* onlardan bir tayfa719; fıkıh770 etmeleri için dinde** ve uyarmaları*** için kendi kavimlerini geri döndükleri zaman üzerlerine; belki onlar hazırlanırlar.

Ahmed Samira Çevirisi

122 And the believers were not to rush/hasten all (to battle) , so if only (there were) a group from every group/party from them, a group of people to learn/comprehend/have knowledge in the religion, and to warn/give notice (to) their nation if they returned to them, maybe/perhaps they be warned/cautioned .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve ma ve değildir وَمَا -
2 kane olmuş كَانَ كون
3 l-mu'minune müminlere الْمُؤْمِنُونَ امن
4 liyenfiru neferleşmeleri لِيَنْفِرُوا نفر
5 kaffeten toptan bir araya gelerek كَافَّةً كفف
6 felevla öyle ki eğer فَلَوْلَا -
7 nefera neferleşmezse نَفَرَ نفر
8 min مِنْ -
9 kulli herbir كُلِّ كلل
10 firkatin fırkadan فِرْقَةٍ فرق
11 minhum onlardan مِنْهُمْ -
12 taifetun bir tayfa طَائِفَةٌ طوف
13 liyetefekkahu fıkıh etmeleri için لِيَتَفَقَّهُوا فقه
14 fi فِي -
15 d-dini dinde الدِّينِ دين
16 veliyunziru ve uyarmaları için وَلِيُنْذِرُوا نذر
17 kavmehum kavimlerini قَوْمَهُمْ قوم
18 iza إِذَا -
19 raceu geri döndükleri zaman رَجَعُوا رجع
20 ileyhim üzerlerine إِلَيْهِمْ -
21 leallehum belki onlar لَعَلَّهُمْ -
22 yehzerune hazırlanırlar يَحْذَرُونَ حذر

Notlar

Not 1

*Gruptan.**Yüce Allah'ın gerçek dini olan İslâm'ı yani Kur'an'ı fıkıh ederek anlamaları, kavramaları.***Kavimlerini Kur'an ile uyarmaları.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Mümin Kavram 27

27 İtimat eden/emin olan. Yüce Allah'ın varlığına O'nun evren kitabını okuyarak delillerle tanık/şahit olan. Kur'an'ın ilâhi olduğuna kanıtlarla kanaat getirmek ve Kur'an'a itimat etmek/güvenmek.

Tayfa Kavram 719

719 Belirli bir işi yapmak için bir araya gelmiş olan grup. Askeri birlik, bir işi yapan işçiler vb.

Neferleşmek Kavram 763

763 Yüce Allah yolunda askerler olmak, erler olmak, hareketlenmek, koşuşturmak, acele etmek.

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

9. Tevbe Suresi

Ayet 127

Arapça Metin (Harekeli)

1362|9|127|وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ نَّظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ هَلْ يَرَىٰكُم مِّنْ أَحَدٍ ثُمَّ ٱنصَرَفُوا۟ صَرَفَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1362|9|127|واذا ما انزلت سوره نظر بعضهم الي بعض هل يريكم من احد ثم انصرفوا صرف الله قلوبهم بانهم قوم لا يفقهون

Latin Literal

127. Ve îzâ mâ unzilet sûretun nazara ba’duhum ilâ ba’d(ba’din), hel yerâkum min ehadin summensarafû, sarafallâhu kulûbehum bi ennehum kavmun lâ yefkahûn(yefkahûne).

Türkçe Çeviri

Ve ne zaman indirildi bir sure*; baktı bir kısmı onların bir kısma doğru; "Görür mü sizleri hiç birisi?"; sonra çevirdiler; çevirdi (de) Allah kalplerini; nedeniyledir ki onlar fıkıh770 etmezler bir kavim/topluluktur.

Ahmed Samira Çevirisi

127 And when any chapter of the Koran was descended, some of them looked to some, (and said): "Does from anyone see you?" Then they went away/diverted , God diverted their hearts/minds , because they are (E) a nation (that) do not understand/know .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve iza ve ne zaman وَإِذَا -
2 ma مَا -
3 unzilet indirildi أُنْزِلَتْ نزل
4 suratun bir sure سُورَةٌ سور
5 nezera baktı نَظَرَ نظر
6 bea'duhum bir kısmı onların بَعْضُهُمْ بعض
7 ila إِلَىٰ -
8 bea'din bir kısma doğru بَعْضٍ بعض
9 hel هَلْ -
10 yerakum görür mü sizleri يَرَاكُمْ راي
11 min مِنْ -
12 ehadin hiç birisi أَحَدٍ احد
13 summe sonra ثُمَّ -
14 nsarafu çevirdiler انْصَرَفُوا صرف
15 sarafe çevirdi صَرَفَ صرف
16 llahu Allah اللَّهُ -
17 kulubehum kalplerini onların قُلُوبَهُمْ قلب
18 biennehum nedeniyledir onlar بِأَنَّهُمْ -
19 kavmun bir kavim/topluluk قَوْمٌ قوم
20 la لَا -
21 yefkahune fıkıh etmezler يَفْقَهُونَ فقه

Notlar

Not 1

*Ayetler grubu.**Kalplerini.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

11. Hûd Suresi

Ayet 91

Arapça Metin (Harekeli)

1562|11|91|قَالُوا۟ يَٰشُعَيْبُ مَا نَفْقَهُ كَثِيرًا مِّمَّا تَقُولُ وَإِنَّا لَنَرَىٰكَ فِينَا ضَعِيفًا وَلَوْلَا رَهْطُكَ لَرَجَمْنَٰكَ وَمَآ أَنتَ عَلَيْنَا بِعَزِيزٍ

Arapça Metin (Harekesiz)

1562|11|91|قالوا يشعيب ما نفقه كثيرا مما تقول وانا لنريك فينا ضعيفا ولولا رهطك لرجمنك وما انت علينا بعزيز

Latin Literal

91. Kâlû yâ Şuaybu mâ nefkahu kesîren mimmâ tekûlu ve innâ le nerâke fînâ daîfâ(daîfen), ve lev lâ rehtuke le recemnâke ve mâ ente aleynâ bi azîz(azîzin).

Türkçe Çeviri

Dediler: "Ey Şuayb! Fıkıh770 eder değiliz dediğinden çoğunu; ve doğrusu biz mutlak görürüz seni içimizde bir zaaflı*; velev/şayet olmasa birliğin/grubun mutlak recmederdik906 seni; ve yoktur senin bizlere karşı bir azizliğin**."

Ahmed Samira Çevirisi

91 They said: "You Shu’aib, we do not understand/know much (from) what you say, and that we, we see/understand you (E) (are) in us weak, and where it not for your tribe/group, we would have stoned you, and you are not with a dear on us."

Notlar

Not 1

*Eksik, zayıf.**Güç yetirmen.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

16. Nahl Suresi

Ayet 11

Arapça Metin (Harekeli)

1910|16|11|يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرْعَ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلْأَعْنَٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1910|16|11|ينبت لكم به الزرع والزيتون والنخيل والاعنب ومن كل الثمرت ان في ذلك لايه لقوم يتفكرون

Latin Literal

11. Yunbitu lekum bihiz zer’a vez zeytûne ven nahîle vel a’nâbe ve min kullis semerât(semereti), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).

Türkçe Çeviri

Bitiririz* sizlere onunla** ekinler*** ve zeytin; ve hurmalar; ve üzümler ve her bir meyveden; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler237**** fıkıh770 eder bir kavim/toplum için.

Ahmed Samira Çevirisi

11 He sprouts/grows for you with it the plants/crops and the olives and the palm trees and the grapes, and from all the fruits, that in that (is) a sign/evidence (E) to a nation thinking.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yunbitu bitiririz يُنْبِتُ نبت
2 lekum sizlere لَكُمْ -
3 bihi onunla بِهِ -
4 z-zer'a ekinler الزَّرْعَ زرع
5 ve zzeytune ve zeytin وَالزَّيْتُونَ زيت
6 ve nnehile ve hurmalar وَالنَّخِيلَ نخل
7 vel'ea'nabe ve üzümler وَالْأَعْنَابَ عنب
8 ve min ve وَمِنْ -
9 kulli her bir كُلِّ كلل
10 s-semerati meyveden الثَّمَرَاتِ ثمر
11 inne doğrusu إِنَّ -
12 fi فِي -
13 zalike işte bundadır ذَٰلِكَ -
14 layeten mutlak ayetler لَايَةً ايي
15 likavmin bir kavim/toplum için لِقَوْمٍ قوم
16 yetefekkerune fıkıh ederler يَتَفَكَّرُونَ فكر

Notlar

Not 1

*Yerden bitki bitirme, yetiştirme.**Suyla.***Ziraî ürünler.****İlimde derinleşen toplumlar Rablerinin bu lütfunu görür ve şükredici olur.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Ayetler Kavram 237

237 Ayet kelimesi gösterge, işaret, kanıt, mucize anlamındadır. Çoğul olarak kullanıldığında Yüce Allah'ın varlığına kanıt olacak muhteşem mucizeleri işaret eder. Evrenin kendisi içindeki her şeyle Yüce Allah'ın ayetlerindendir. Evren kitabını bilimsel olarak okuyanlar Yüce Allah'ın bu ayetlerine tanıklık ederler.

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

17. İsrâ Suresi

Ayet 46

Arapça Metin (Harekeli)

2073|17|46|وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَحْدَهُۥ وَلَّوْا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِمْ نُفُورًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2073|17|46|وجعلنا علي قلوبهم اكنه ان يفقهوه وفي اذانهم وقرا واذا ذكرت ربك في القران وحده ولوا علي ادبرهم نفورا

Latin Literal

46. Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

Türkçe Çeviri

Ve yaptık kalplerinin üzerine kınlar1053 ki fıkıh770 ederler onu*; ve kulaklarındadır bir ağırlık1054; ve zikrettiğin78 zaman (senin) Rabbini4 Kur'ân'daki850 vâhidliğini86 O'nun**; ve yüz çevirdiler sırtlarının arkasını bir nefer763 (olarak).

Ahmed Samira Çevirisi

46 And We made/put on their hearts covers/protections that (E) they understand/learn/know it, and in their ears a heavy weight, and if you mentioned/remembered your Lord in the Koran alone, they turned away on their backs/ends hastening away with aversion .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve cealna ve yaptık وَجَعَلْنَا جعل
2 ala üzerine عَلَىٰ -
3 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
4 ekinneten kınlar أَكِنَّةً كنن
5 en ki أَنْ -
6 yefkahuhu fıkıh ederler onu يَفْقَهُوهُ فقه
7 ve fi ve وَفِي -
8 azanihim kulaklarındadır اذَانِهِمْ اذن
9 vekran bir ağırlık وَقْرًا وقر
10 ve iza ve zaman وَإِذَا -
11 zekerte zikrettiğin ذَكَرْتَ ذكر
12 rabbeke (senin) Rabbini رَبَّكَ ربب
13 fi فِي -
14 l-kurani Kur'an'da الْقُرْانِ قرا
15 vehdehu vâhidliğini O'nun وَحْدَهُ وحد
16 vellev ve yüz çevirdiler وَلَّوْا ولي
17 ala عَلَىٰ -
18 edbarihim sırtlarının arkasını أَدْبَارِهِمْ دبر
19 nufuran bir nefer (olarak) نُفُورًا نفر

Notlar

Not 1

*Kur'ân'ı kalplerin üzerini saran kınla fıkıh derler. Kalpleriyle değil.**Allah'ın.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab Kavram 4

4 Efendi, komuta eden.

Zikir/zikr Kavram 78

78 Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Neferleşmek Kavram 763

763 Yüce Allah yolunda askerler olmak, erler olmak, hareketlenmek, koşuşturmak, acele etmek.

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

Kur'an, kuran. Kavram 850

850 İkra kelimesiyle aynı kökten gelir. İkra oku, okumayı başkaları duyacak şekilde oku, okuyarak ilet, okuduğunu naklet, okuduğunu çalış, okuduğunu incele, okuduğunu araştır, okuduğunu öğret anlamındadır. Kur'an da ikra edilen şeydir. Şerefli Kur'an'da 6234 tane numaralı ayet ve 112 numarasız besmele vardır. İki kapak arasına alınmasıyla kitap haline getirilmiştir. Şerefli Kur'an'ın ikra edilmesi MS 610 yılında başlamış ve MS 633 yılında tamamlanmıştır. Ayetleri nebi ve resûl Muhammed tilavet etmiş, ikra etmiştir. İnen ayetler parşömenlere satır satır yazılmış ve rulo haline getirilerek bir odada saklanmıştır. Elbette insanlar ezberlemiştir de. Nebi vefat etmeden önce şerefli elçi Cibrîl'in eşliğinde rulo olan parşömenler açılmış/yayılmış ve Cibrîl'in talimatıyla iki kapak arasına alınmıştır. Şerefli Kur'an'ın her bir ayeti ikra edilen bir Kur'an'dır.

18. Kehf Suresi

Ayet 57

Arapça Metin (Harekeli)

2195|18|57|وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2195|18|57|ومن اظلم ممن ذكر بايت ربه فاعرض عنها ونسي ما قدمت يداه انا جعلنا علي قلوبهم اكنه ان يفقهوه وفي اذانهم وقرا وان تدعهم الي الهدي فلن يهتدوا اذا ابدا

Latin Literal

57. Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî fe a’rada anhâ ve nesiye mâ kaddemet yedâh(yedâhu), innâ cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakren) ve in ted’uhum ilel hudâ fe len yehtedû izen ebedâ(ebeden).

Türkçe Çeviri

Ve kim daha zalimdir257 kimseden (ki) zikredildi78 Rabbinin4 ayetleri; öyle ki yüz çevirdi ondan* ve unuttu** iki elinin kıdemlendirdiğini***; doğrusu biz yaptık kalplerinin üzerine bir kın1053 ki fıkıh770 ederler onu****; ve kulaklarına bir ağırlık; ve eğer çağırsan onları doğru yola kılavuza doğru; öyle ki asla doğru yola kılavuzlanmazlar o zaman ebediyen.

Ahmed Samira Çevirisi

57 And who (is) more unjust/oppressive than who was reminded with his Lord’s evidences/signs/verses, so he objected/turned away from it, and he forgot what his two hands advanced/introduced/ undertook , We (E) had made/put covers/protections on their hearts/minds that they understand/know it , and in their ears deafness/weight , and if you call them to the guidance, so they will never/not be guided then ever (E).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve men ve kim وَمَنْ -
2 ezlemu daha zalimdir أَظْلَمُ ظلم
3 mimmen kimseden مِمَّنْ -
4 zukkira zikredildi ذُكِّرَ ذكر
5 biayati ayetleri بِايَاتِ ايي
6 rabbihi Rabbinin رَبِّهِ ربب
7 feea'rade öyle ki yüz çevirdi فَأَعْرَضَ عرض
8 anha ondan عَنْهَا -
9 ve nesiye ve unuttu وَنَسِيَ نسي
10 ma مَا -
11 kaddemet kıdemlendirdiğini قَدَّمَتْ قدم
12 yedahu ellerinin يَدَاهُ يدي
13 inna doğrusu biz إِنَّا -
14 cealna yaptık جَعَلْنَا جعل
15 ala üzerine عَلَىٰ -
16 kulubihim kalplerinin قُلُوبِهِمْ قلب
17 ekinneten bir kın أَكِنَّةً كنن
18 en ki أَنْ -
19 yefkahuhu fıkıh ederler onu يَفْقَهُوهُ فقه
20 ve fi ve وَفِي -
21 azanihim kulaklarına اذَانِهِمْ اذن
22 vekran bir ağırlık وَقْرًا وقر
23 ve in ve eğer وَإِنْ -
24 ted'uhum çağırsan onları تَدْعُهُمْ دعو
25 ila doğru إِلَى -
26 l-huda doğru yola kılavuza الْهُدَىٰ هدي
27 felen öyle ki asla فَلَنْ -
28 yehtedu doğru yola kılavuzlanmazlar يَهْتَدُوا هدي
29 izen o zaman إِذًا -
30 ebeden ebediyen أَبَدًا ابد

Notlar

Not 1

*Ayetten.**Yüce Allah'a arşta verdiği sözü, ahdi unutur. ***Öne aldığını. ****Ayeti. Yüce Allah'ın ayetini kalplerindeki kınla anlarlar. Böylece ayetlerin hak/gerçek anlamlarını asla anlayamazlar.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Rab Kavram 4

4 Efendi, komuta eden.

Zikir/zikr Kavram 78

78 Hatırlatma, öğüt. Kur'an bir zikirdir. Yüce Allah'ı ile bilinçlerimizin arşta yapmış olduğu antlaşmayı bizlere hatırlatır.

Zalim, zulmetmek. Kavram 257

257 Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır.

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

18. Kehf Suresi

Ayet 93

Arapça Metin (Harekeli)

2231|18|93|حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2231|18|93|حتي اذا بلغ بين السدين وجد من دونهما قوما لا يكادون يفقهون قولا

Latin Literal

93. Hattâ izâ belega beynes seddeyni vecede min dûnihimâ kavmen lâ yekâdûne yefkahûne kavlâ(kavlen).

Türkçe Çeviri

Ta ki ulaştığı* zaman iki set arasına; ve buldu* ikisinin** astından*** bir kavim/toplum1068 (ki) olmuyorlardı fıkıh770 ederler bir söz.

Ahmed Samira Çevirisi

93 Until when he reached between the two barriers/obstacles/mountains , he found from other than them (B) a nation they are not about to/almost understand a saying/opinion and belief .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 hatta ta ki حَتَّىٰ -
2 iza zaman إِذَا -
3 belega ulaştığı/vardığı بَلَغَ بلغ
4 beyne arasına بَيْنَ بين
5 s-seddeyni iki set السَّدَّيْنِ سدد
6 vecede ve وَجَدَ وجد
7 min مِنْ -
8 dunihima buldu ikisinin (iki seddin) astından دُونِهِمَا دون
9 kavmen bir kavim قَوْمًا قوم
10 la لَا -
11 yekadune olmuyorlardı يَكَادُونَ كود
12 yefkahune fıkıh ederler يَفْقَهُونَ فقه
13 kavlen bir söz قَوْلًا قول

Notlar

Not

Yüce Allah Güneş’in doğması ve batması geçişiyle Ahameniş İmparatorlu’ğunun en batısını ve en doğusunu işaret etmiştir. Kuzey veya güney yönüyse Güneş’in pozisyonuna göre belirlenemez. Bu nedenle Güneş’le ilgili bir ifade kullanılmamıştır. Kalbinde hastalık olan bazı kimseler Kur’an’da kuzey veya güney yönlerinin zikredilmemesini Kur’an’ın ilahi olmadığına bir kanıt olarak getirmeye çalışırlar. Bu kesinlikle yanlıştır. Kur’an evrenseldir. Kuzey ve güney yönünü Dünya’nın manyetik alanı belirler. Ancak kuzey ve güney yönleri insanların belirlediği bir kavramdır. Birleşmiş milletler bir karar alsa bugün kuzey yöne güney, güney yöne ise kuzey denilecek dese bu konuda hiçbir sorun olmaz. Ayrıca Dünya’nın manyetik alanı da binlerce yılda yön değiştirmektedir. Binlerce yıl sonra şu an için kullandığımız pusulalar kuzey yününü güney olarak, güney yönünü de kuzey olarak gösterecektir. Doğu ve batı için durum böyle değildir. Dünya’nın oluşmasından beri yani 4,6 milyar yıldır durum hiç değişmemiştir. Kıyamete kadar da asla değişmeyecektir. Güneş’in doğduğu yer her zaman doğu yönü olacaktır. Güneş’in battığı yer de her zaman batı yönü olacaktır. Bir milyon yıl sonra Kur’an’ı okuyan bir kimse de ayetlerdeki doğu ve batı yönünü anlamış olacaktır. Bu da elbette Kur’an’ın büyük bir mucizesidir. Kur’an’da asla çelişki olmaz. Anlarız ki Zülkarneyn’in diğer bir seferi doğu veya batı yönünde değildir. Elimizde 2 şık kalıyor. Zülkarneyn kuzey ya da güney yönüne doğru bir sefer yapmıştır. Yüce Allah ayette öyle bir işaret veriyor ki bizlere bu yerin neresi olduğunu bildiriyor. Anlarız ki Zülkarneyn halihazırda var olan iki set tarafına doğru bir sefer yapmıştır. Set niçin yapılır? Bir geçidi geçilmez yapmak için geçidin en dar ve en uygun yerine bir set yapılır. Geçit kapatılır. Böylece geçit kullanılamaz hâle gelir ve set iki bölgeyi birbirinden ayırır. Böylece saldırılara karşı, düşmana karşı bir kalkan yapılmış olur. Öyleyse bizim aramamız gereken yer bünyesinde 2 geçit bulunduran bir yer olmalıdır. İki coğrafyayı birbirinden ayıran, iki geçide sahip bir yer aramamız gereklidir. Dünya haritasına baktığımızda tüm insanlık için çok önemli olan iki geçit hemen dikkat çeker. Bu iki geçit büyük Kafkas Dağlarındaki Derbent ve Daryal geçitleridir. Kafkas Dağları yükseklikleri ve geçit vermez özellikleri nedeniyle Kuzey Kafkasya ile Güney Kafkasya’yı birbirinden tam olarak ayırır. Büyük Kafkas Dağları yaklaşık 1200 kilometre uzunluğunda ve 110-180 kilometre genişliğindedir; bu sıradağların en yüksek noktaları orta kesimdeki Elbruz (5642 metre) ve Kazbek (5033 metre) doruklarıdır. İki coğrafyayı kesin bir şekilde ayıran bu yüksek dağları geçmenin ancak 2 yolu vardır. Yüce Allah’ın doğal olarak oluşturduğu Derbent ve Daryal geçitleri. Bu doğal geçitleri birçok kavim Kuzey Kafkasya’dan Güney Kafkasya’ya geçmek için kullanmıştır. Bu geçitlere kavimler kapısı denir. Ayetten anladığımıza göre bu geçitleri kontrol eden iki set hâli hazırda zaten mevcutmuş. Zülkarneyn iki seddin astında yaşayan bir kavimle karşılaşıyor: Ayette “ve buldu ikisinin (iki seddin) astından bir kavim” buyrulmuştur. Bu iki seddin Kafkas Dağlarındaki Derbent ve Daryal geçitlerinde yapılmış olan kapılar olduğu ortadadır. Bu setlerden bir tanesi Derbent şehrindedir. Derbent günümüzde Dağıstan'da yer alan tarihî bir şehirdir. Derbent’in bu tarihî yapıları UNESCO tarafından 2003 yılında dünya mirası olarak kabul edilmiştir. Hudûd el-âlem min el-maşrik ila el-mağrib (حدودالعالممنالمشرقالیالمغرب) adındaki el yazması kitapta Derbent ”Kapıların kapısı” anlamına gelen “Bâb el-Abvâb” olarak isimlendirilir. Bu geçit Kafkasya'nın kuzeyini güneyine bağlayan en önemli yollarından birisidir. Tarih boyunca kavimlerin kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye geçişleri bu bölgeden olmuştur. Derbent kelimesi Farsça bitişik geçiş anlamına gelen Darband [Farsça: دربند(dar kapı) + band: parmaklık kelime anlamı ile (parmaklıklı kapı)] kelimesinden türetilmiştir.Arapça metinlerde şehir "Bāb al-Abwāb" (Arapça: بَابٱلْأَبْوَاب) sade bir şekilde "al-Bāb" (Arapça: ٱلْبَاب) ya da "Bāb al-Hadid" (Arapça: بَابٱلْحَدِيد) demir kapı olarak geçer. Hazar Denizi ile Kafkas Dağları arasında olan üç kilometrelik dar bir arazi şeridindeki konumu, tüm Kafkasya bölgesi için stratejiktir. İnsanlık tarihinin her döneminde bu geçit önemli olmuştur. Bu geçidin kontrolünü ele geçirenler Avrasya stepleri (bozkırları) ile Orta Doğu arasındaki kara trafiğini kontrol edebilmişlerdir. Diğer set (sur, duvar) ise Kafkas Dağları’nın kullanılabilir diğer tek geçidi olan Daryal Geçidi üzerindedir. Daryal Geçidi bazı noktalarda 20-25 metre genişliğe kadar daralmaktadır. Aşağıdaki resimde bu iki geçit gösterilmiştir. Bu iki geçidin stratejik olarak ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz. Yüksek Kafkas Dağları sadece 2 dar yerde geçişe izin veriyor. Derbent ve Daryal geçitleri. Bu iki seddin astında yani rakım olarak daha alçağında bir kavim vardır.Kafkasya antik dönemde de Güney Kafkasya ve Kuzey Kafkasya olarak ikiye ayrılmaktaydı. Güney Kafkasya çok verimli topraklara sahipti. Kafkas Dağlarından çıkan nehirler Güney Kafkasya topraklarını besliyordu. Bu bölge başta demir ve bakır olmak üzere değerli madenler bakımından da çok zengindi. İki set arasında bir yere ulaşma:Yüce Allah 18:93 ayetinde ‘Ta ki ulaştığı/vardığı vakit arasına iki set’ buyurmuştur. Anlarız ki Zülkarneyn (II. Kiros) Derbent ve Daryal geçitlerinin arasında olan bir yere gelmiştir. II. Kiros bu bölgeye güneyden yaklaştığına göre 2 set arasında olan bölge mavi renkli kalemle çizilen bölge olmalıdır (aşağıdaki resim). Pers Kralı II. Kiros’un (Zülkarneyn’in) yaşadığı zamanda bu iki geçidin yani Derbent ve Daryal geçitlerinin daha alçağında (rakım olarak) hangi kavim yaşıyordu?Sorunun cevabını bulmak için yukarıdaki resimde mavi çizgiyle gösterilen alanda II. Kiros döneminde hangi kavimler (toplumlar) yaşıyordu incelemek gereklidir. II. Kiros döneminde bu bölgede Utians yani Udinler yaşamaktaydı. Tarihçi Herodot Ahameniş İmparatorluğu’na vergi veren toplumları sayarken Udinleri de saymıştır. Udinler Kafkasya'nın en eski yerli halklarından olup günümüzde çoğunlukla Rusya ve Azerbaycan'da, daha küçük nüfuslarıyla da Gürcistan, Ermenistan, Kazakistan, Ukrayna ve diğer ülkelerde yaşamaktadırlar. Günümüzde toplam sayıları yaklaşık 10.000 kişidir. Kuzeydoğu Kafkas dil ailesine ait olan nadir bir dil olan Udi dilini konuşurlar. Klasik tarih yazarlarına göre Udinler doğu Kafkasya'da Hazar Denizi kıyısı boyunca, kuzeyde Kura (Kür) Nehri'ne kadar uzanan bir bölgede yaşıyorlardı. Bu toplum Gürcüler ve Ermeniler arasında asimile olmuşlardır. Bir kısmı Azeri dilini benimsemiş ve Müslüman olmuşlardır. Bazıları Hristiyan inancını benimsemiştir. Ermeni Apostolik Kilisesinin sadece Ermeni dilinde ayinler düzenlemesine yerel bir Udi rahibinin ilginç bir çıkışı çok dikkat çekicidir. II. Kiros’un 2 set arasına olan seferi. Udinler ile karşılaşması. Udinlerin sözden anlamamaları;II. Kiros birçok sefer yaptı, birçok kavimle karşılaştı. Elbette bu kavimlerin dilleri II. Kiros’un konuştuğu dilden farklıydı. Bu toplumlarla barış antlaşmaları da yapıldı. Savaşlar da yapıldı. Mutlaktır ki II. Kiros dilleri farklı olan birçok kavimle resmi olarak görüştü ve bu görüşmeler yazıya da döküldü. Mutlak ki antik dönem imparatorluklarında da günümüzde Dışişleri Bakanlıkları bünyesinde çalışan resmî tercümanlar gibi tercümanlar mevcuttu. Aksi düşünülemez. Ordunun gittiği her yere bu tercümanlar da gitmiş olmalıdır. Dili farklı olan bir kavme uygulanacak savaş şartları, teslim olma şartları, barış şartları gibi şeyler mutlak ki bu tercümanlar tarafından II. Kiros’un dilinden diğer dile çevrilmiştir. Tercümanlar dili farklı olan kraldan aldıkları mesajı mutlak ki II. Kiros’a kendi dilinde anlatıyorlardı. 18:98 ayetinden anladığımıza göre bu kavim hiçbir dilden anlamıyor. II. Kiros’un dev ordusunun içinde yer alan resmî ordu tercümanları bu kavmin dilini bir türlü anlamıyorlar. Bu kavim de II. Kiros’un konuştuğu dili anlamıyor. Her iki dili bilen ve aralarında çeviri yapabilecek bir tercüman yok. Bu nokta çok önemlidir. Anlarız ki bu kavmin konuştuğu dil yeryüzünde konuşulan dillerin en nadir olanlarından birisi olmalıdır. Pers Kralı II. Kiros’un (Zülkarneyn’in) konuştuğu dil neydi? Biliyoruz ki Pers Kralı II. Kiros’un kurduğu Ahameniş İmparatorlu’ğu eski Farsça konuşmaktaydı. Bu dil imparatorluk sınırları içerisinde çok geniş bir coğrafyada konuşulmuştur. Özellikle imparatorluğun resmi dili olduğu dönemde daha da yaygınlaşmıştır. 18. yüzyılda bile İngilizler yasaklayana kadar Hindistan'daki mahkemelerde resmî dil Farsçaydı. Eski Farsçaya dair bilinen en eski örnek Behistun Yazıtları’dır. Bu yazıtlar MÖ 500'lerde Ahameniş İmparatorluğu Dönemi’nde yazılmıştır. Eski Farsça, önceleri çivi yazısıyla yazılmış daha sonra da Pehlevi alfabesiyle yazılmaya başlanmıştır. Ahameniş İmparatorluğu'nun resmî dillerinden birisi olmuştur. Günümüze sadece taş üzerine oyulmuş örnekleri kalmıştır. Eski Farsça Hint-Avrupa ana dil grubuna aittir. Bu ana grubun alt grubu olan Hint-İran koluna aittir. Antik dönemde Medler de eski Farsça konuşuyorlardı. II. Kiros’un konuştuğu eski Farsçanın dahil olduğu Hint-İran dili günümüzde bile çok sayıda insan tarafından konuşulmaktadır. Udinler hangi dili konuşuyorlardı? Udinlerin dilleri yeryüzünde çok az insanın konuştuğu Kuzeydoğu Kafkas dillerine ait bir lehçe olan Udinceydi. Udi dili Kuzeydoğu Kafkas dilleri ana grubuna aittir. Alt gruplar olarak Lezgic, bir alt grup Samur ve bir alt grup doğu grubuna dâhildir. Eski çağlarda Udi dilinin konuşulduğu bölge aşağıdaki resimde gösterilmiştir. Görüldüğü üzere Udinlerin konuştukları dil olan Udince çok az insanın konuştuğu bir dildir. Yeryüzüne yayılmış olan ve günümüzde milyarlarca insan tarafından konuşulan Hint-Avrupa, Ural-Altay, Bantu, Çin-Tibet ve Hami-Sami dillerine göre çok izole kalmıştır. Udince günümüzde bile ancak yaklaşık 5-10 bin kişi tarafından konuşulmaktadır. Daryal Geçidi’ndeki seddin izleri:2013 yılında bölgeyi araştıran 3 arkeolog (Eberhard Sauer, Lana Chologauri ve Davit Naskidashvili) ilginç keşifler yaptılar. Zorlu şartlar altında yapılan yolculuk sonrası keşiflerini Current World Archaeology dergisinde “Hazar Kapıları: Antik Dünyanın En Ünlü Dağ Vadisini Keşfetmek” (The Caspian Gates: Exploring the most famous mountain valley of the ancient World) başlığı ile yayınladılar. Bu araştırmacıların sonuçları şu şekilde özetlenebilir: Kalenin duvarları günümüzde bile görülebilmektedir. Bu kale ilk kez kimin tarafından yapıldı veya bu kaleden başka kale ve surlar var mı bilinmiyor. Arkeolojik kazılara ihtiyaç var. Ancak Gürcü kayıtlarına göre İberya (Doğu Gürcistan) krallarının MÖ 2. yüzyılın başlarında burayı kontrol ettiklerini iddia etmektedir. Daryal kalesinin duvarlarından bir kısmı görülmektedir. Resim Eberhard Sauer ve ark.nın makalesinden alınmıştır. Duvarın kalıntıları görülmektedir. Resim Eberhard Sauer ve ark.nın makalesinden alınmıştır. Derbent Geçidi’nde bir set var mı? Bu bölgede yapılan arkeolojik kanıtlar, muhtemelen İskit akınlarının etkisi altında, MÖ 8. yüzyılın sonlarında Derbent tepesinde müstahkem (tahkim edilmiş, korunmuş) bir yerleşimin kurulduğuna işaret etmektedir. Bu yerleşim başlangıçta tepenin sadece daha korunaklı olan kuzeydoğu tarafını (yaklaşık 4-5 hektar) kapsıyordu, ancak MÖ 6.-4. yüzyıllarda tüm yüzeyi (yaklaşık 15 hektar) kaplayacak şekilde genişletildi. Bu yerleşimin duvarları yaklaşık 2 metre yüksekliğinde ve maksimum 7 metre kalınlığındaydı ve dönem boyunca tekrarlanan yıkım ve yeniden inşa kanıtları vardı. Bu dönem II. Kiros’un yaşadığı dönemle uyumludur. Arkeolojik çalışmalar İskit istilası öncesi de MÖ 9. ve 6. yüzyıllar arasında savunma amaçlı yapıların inşa edildiğini göstermiştir. Kafkasya ve halkları isimli 1887 basım kitaptan; Derbent duvarı harita üzerinde gösterilmiştir. (Ölçek 1/360,000) Kitaba göre duvar Derbent'in kendisinde başlar, Hazar Denizi'nin kıyısından sarp kayalık dağlara kadar uzanır. Yüzlerce adım genişliğindedir. Batıya doğru dik yükselen kayalık dağları genellikle dolambaçlı bir yönde izler. 600 metre ve daha fazla yüksekliğe kadar uzanan dağ sırasının iç kısımlarına doğru devam eder. Duvarın uzunluğu yaklaşık 60-70 kilometredir. Bu duvar güneyi kuzeyden ayırıyordu. Sadece güçlü bir halk ve enerjik bir hükümdar böyle bir yapı inşa edebilirdi. Derbent geçidinin Pers İmparatorluğu’ndaki durumuyla ilgili bir çizim. (Pers İmparatorluğu'nda Derbent) başlıklı illüstrasyon. Jacob Peeters tarafından 1690 yılında yayımlanmıştır.

Not 1

*Zülkarneyn.**İki seddin.***Daha alçaklarda.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

20. Tâ-Hâ Suresi

Ayet 28

Arapça Metin (Harekeli)

2374|20|28|يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى

Arapça Metin (Harekesiz)

2374|20|28|يفقهوا قولي

Latin Literal

28. Yefkahû kavlî.

Türkçe Çeviri

"Fıkıh770 ederler kavlimi/sözümü."

Ahmed Samira Çevirisi

28 They understand/know my speech .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 yefkahu fıkıh ederler يَفْقَهُوا فقه
2 kavli kavlimi/sözümü قَوْلِي قول

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Fıkıh Kavram 770

770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim - Kavram 770: Fıkıh

Kavram Bilgisi

Kavram Adı: Fıkıh

Kavram No: 770

Kısa Açıklama: 770 Anlamak, kavramak, iç yüzünü anlamak, anlayış, bilincine varmak.

Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 10

Bu Kavramın Geçtiği Ayetler

Tevbe Suresi - Ayet 81

Türkçe Meal: Ferahladı muhallefler 771 Allah'ın resûlünün gerisinde oturmalarıyla; ve kerhendiler 697 ki cihat 356 ederler mallarıyla ve nefisleriyle 201 Allah yolunda 336 ; ve dediler: "Neferleşmeyin 763 (bu) hararette * "; de ki: "Cehennem ateşi 834 daha şiddetlidir bir hararet * (olarak)"; şayet olduysalar fıkıh 770 ederler.

Arapça: 1316|9|81|فرح المخلفون بمقعدهم خلف رسول الله وكرهوا ان يجهدوا بامولهم وانفسهم في سبيل الله وقالوا لا تنفروا في الحر قل نار جهنم اشد حرا لو كانوا يفقهون

Tevbe Suresi - Ayet 87

Türkçe Meal: Razı oldular ki olurlar geride kalanlarla beraber; ve mühürlendi 175 kalplerinin üzeri; öyle ki onlar fıkıh 770 etmezler.

Arapça: 1322|9|87|رضوا بان يكونوا مع الخوالف وطبع علي قلوبهم فهم لا يفقهون

Tevbe Suresi - Ayet 122

Türkçe Meal: Ve olmuş değildir müminlere 27 toplaşarak neferleşmeleri 763 ; öyle ki eğer neferleşmezse 763 her bir fırkadan * onlardan bir tayfa 719 ; fıkıh 770 etmeleri için dinde ** ve uyarmaları *** için kendi kavimlerini geri döndükleri zaman üzerlerine; belki onlar hazırlanırlar.

Arapça: 1357|9|122|وما كان المومنون لينفروا كافه فلولا نفر من كل فرقه منهم طايفه ليتفقهوا في الدين ولينذروا قومهم اذا رجعوا اليهم لعلهم يحذرون

Tevbe Suresi - Ayet 127

Türkçe Meal: Ve ne zaman indirildi bir sure * ; baktı bir kısmı onların bir kısma doğru; "Görür mü sizleri hiç birisi?"; sonra çevirdiler; çevirdi (de) Allah kalplerini; nedeniyledir ki onlar fıkıh 770 etmezler bir kavim/topluluktur.

Arapça: 1362|9|127|واذا ما انزلت سوره نظر بعضهم الي بعض هل يريكم من احد ثم انصرفوا صرف الله قلوبهم بانهم قوم لا يفقهون

Hûd Suresi - Ayet 91

Türkçe Meal: Dediler: "Ey Şuayb! Fıkıh 770 eder değiliz dediğinden çoğunu; ve doğrusu biz mutlak görürüz seni içimizde bir zaaflı * ; velev/şayet olmasa birliğin/grubun mutlak recmederdik 906 seni; ve yoktur senin bizlere karşı bir azizliğin ** ."

Arapça: 1562|11|91|قالوا يشعيب ما نفقه كثيرا مما تقول وانا لنريك فينا ضعيفا ولولا رهطك لرجمنك وما انت علينا بعزيز

Nahl Suresi - Ayet 11

Türkçe Meal: Bitiririz * sizlere onunla ** ekinler *** ve zeytin; ve hurmalar; ve üzümler ve her bir meyveden; doğrusu işte bundadır mutlak ayetler 237 **** fıkıh 770 eder bir kavim/toplum için.

Arapça: 1910|16|11|ينبت لكم به الزرع والزيتون والنخيل والاعنب ومن كل الثمرت ان في ذلك لايه لقوم يتفكرون

İsrâ Suresi - Ayet 46

Türkçe Meal: Ve yaptık kalplerinin üzerine kınlar 1053 ki fıkıh 770 ederler onu * ; ve kulaklarındadır bir ağırlık 1054 ; ve zikrettiğin 78 zaman (senin) Rabbini 4 Kur'ân'daki 850 vâhidliğini 86 O'nun ** ; ve yüz çevirdiler sırtlarının arkasını bir nefer 763 (olarak).

Arapça: 2073|17|46|وجعلنا علي قلوبهم اكنه ان يفقهوه وفي اذانهم وقرا واذا ذكرت ربك في القران وحده ولوا علي ادبرهم نفورا

Kehf Suresi - Ayet 57

Türkçe Meal: Ve kim daha zalimdir 257 kimseden (ki) zikredildi 78 Rabbinin 4 ayetleri; öyle ki yüz çevirdi ondan * ve unuttu ** iki elinin kıdemlendirdiğini *** ; doğrusu biz yaptık kalplerinin üzerine bir kın 1053 ki fıkıh 770 ederler onu **** ; ve kulaklarına bir ağırlık; ve eğer çağırsan onları doğru yola kılavuza doğru; öyle ki asla doğru yola kılavuzlanmazlar o zaman ebediyen.

Arapça: 2195|18|57|ومن اظلم ممن ذكر بايت ربه فاعرض عنها ونسي ما قدمت يداه انا جعلنا علي قلوبهم اكنه ان يفقهوه وفي اذانهم وقرا وان تدعهم الي الهدي فلن يهتدوا اذا ابدا

Kehf Suresi - Ayet 93

Türkçe Meal: Ta ki ulaştığı * zaman iki set arasına; ve buldu * ikisinin ** astından *** bir kavim/toplum 1068 (ki) olmuyorlardı fıkıh 770 ederler bir söz.

Arapça: 2231|18|93|حتي اذا بلغ بين السدين وجد من دونهما قوما لا يكادون يفقهون قولا

Tâ-Hâ Suresi - Ayet 28

Türkçe Meal: "Fıkıh 770 ederler kavlimi/sözümü."

Arapça: 2374|20|28|يفقهوا قولي