Şerefli Kur’ân Meali
Arapça · Latin · Meal · Kavramlarla
Henüz sûre seçilmedi.
📝 Metin Ayarları
🔧 Araçlar
📑 Kişisel
📄 PDF
🎙️ Kâri - Reciter - Okuyan
💾 Veri Yönetimi
Ayet alanları:
Kapsam:
Eşleştirme:
📖 Arama Operatörleri

Arama Operatörleri:

  • VE / AND: Her iki terim de bulunmalı
    Örnek: rahman VE rahim
  • VEYA / OR: Terimlerden biri yeterli
    Örnek: cehennem VEYA nar
  • DEĞİL / NOT: Terimi çıkar
    Örnek: kitap DEĞİL ehli
  • " ": Tam ifade (tırnak içinde)
    Örnek: "la ilahe illallah"
  • ( ): Grup/öncelik belirleme
    Örnek: (cennet VEYA firdevs) VE mümin
📚

Kavram 1107: Yemm

Bu kavram 4 ayette geçmektedir

📖 Kısa Açıklama

1107Kelimenin kökü yönelmek demektir. Yönelerek akan bol/engin su. Tuzlu veya tatlı su fark etmez. Mûsâ'nın bebek tabutunu firavunun bahçesine doğru yönlendirerek akan bol su Nil için de Rabbimiz kullanmıştır.

7. A'râf Suresi

Ayet 136

Arapça Metin (Harekeli)

1090|7|136|فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ

Arapça Metin (Harekesiz)

1090|7|136|فانتقمنا منهم فاغرقنهم في اليم بانهم كذبوا بايتنا وكانوا عنها غفلين

Latin Literal

136. Fentekamnâ minhum fe agraknâhum fîl yemmi biennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).

Türkçe Çeviri

Öyle ki intikam aldık onlardan; öyle ki boğduk onları yemmde1107; nedeniyle ki onlar yalanladılar ayetlerimizi237; ve oldular ondan* gâfiller310.

Ahmed Samira Çevirisi

136 So We revenged/punished from them, so We drowned/sunk them in the body of water (river/sea/lake) because they denied/falsified with Our verses/evidences , and they were from it ignoring/disregarding .

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fentekamna öyle ki intikam aldık فَانْتَقَمْنَا نقم
2 minhum onlardan مِنْهُمْ -
3 fe egraknahum öyle ki boğduk onları فَأَغْرَقْنَاهُمْ غرق
4 fi فِي -
5 l-yemmi bol suda الْيَمِّ يمم
6 biennehum nedeniyle ki onlar بِأَنَّهُمْ -
7 kezzebu yalanladılar كَذَّبُوا كذب
8 biayatina ayetlerimizi بِايَاتِنَا ايي
9 ve kanu ve oldular وَكَانُوا كون
10 anha ondan عَنْهَا -
11 gafiline gafiller غَافِلِينَ غفل

Notlar

Not 1

*Ayetten.

20. Tâ-Hâ Suresi

Ayet 39

Arapça Metin (Harekeli)

2385|20|39|أَنِ ٱقْذِفِيهِ فِى ٱلتَّابُوتِ فَٱقْذِفِيهِ فِى ٱلْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ ٱلْيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِّى وَعَدُوٌّ لَّهُۥ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِّنِّى وَلِتُصْنَعَ عَلَىٰ عَيْنِىٓ

Arapça Metin (Harekesiz)

2385|20|39|ان اقذفيه في التابوت فاقذفيه في اليم فليلقه اليم بالساحل ياخذه عدو لي وعدو له والقيت عليك محبه مني ولتصنع علي عيني

Latin Literal

39. Enıkzifîhi fît tâbûti fakzifîhi fîl yemmi felyulkıhil yemmu bis sâhıli ye’huzhu aduvvun lî ve aduvvun leh(lehu), ve elkaytu aleyke mehabbeten minnî ve li tusnea alâ aynî.

Türkçe Çeviri

Diye (ki) "At onu* tabuta; öyle ki at onu* yemme1107**"; öyle ki bırakır onu*** yemm1107**** sahile; edinir onu*** bir düşman bana ve düşman ona*****"; ve bıraktım senin****** üzerine bir muhabbet benden; ve işlenmen******* için gözümün önünde.

Ahmed Samira Çevirisi

39 That throw/hurl him in the box/chest so throw/hurl him in the body of water (sea/river/lake), so the body of water (sea/river/lake) will throw him by the shore/(river) bank/coast. An enemy for Me, and an enemy for him takes/receives him; and I threw on you love/affection from Me, and to be made on My sight/watchfulness/protection.

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eni diye أَنِ -
2 kzifihi at onu اقْذِفِيهِ قذف
3 fi فِي -
4 t-tabuti tabuta التَّابُوتِ -
5 fekzifihi öyle ki at onu فَاقْذِفِيهِ قذف
6 fi فِي -
7 l-yemmi suya الْيَمِّ يمم
8 felyulkihi öyle ki bırakır onu فَلْيُلْقِهِ لقي
9 l-yemmu su الْيَمُّ يمم
10 bis-sahili sahile بِالسَّاحِلِ سحل
11 ye'huzhu edinir onu يَأْخُذْهُ اخذ
12 aduvvun bir düşman عَدُوٌّ عدو
13 li bana لِي -
14 ve aduvvun ve düşman وَعَدُوٌّ عدو
15 lehu ona لَهُ -
16 ve elkaytu ve bıraktım وَأَلْقَيْتُ لقي
17 aleyke senin üzerine عَلَيْكَ -
18 mehabbeten bir muhabbet مَحَبَّةً حبب
19 minni benden مِنِّي -
20 velitusnea ve işlenip şekillendirilen için وَلِتُصْنَعَ صنع
21 ala önünde عَلَىٰ -
22 ayni gözümün عَيْنِي عين

Notlar

Not 1

*Mûsâ'yı.**Nil nehrine.***Mûsâ'yı.****Nil nehri.*****Mûsâ'ya.******Mûsâ.*******Sanayi olarak işlenip üretilmen, yetiştirilmen.

20. Tâ-Hâ Suresi

Ayet 78

Arapça Metin (Harekeli)

2424|20|78|فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ بِجُنُودِهِۦ فَغَشِيَهُم مِّنَ ٱلْيَمِّ مَا غَشِيَهُمْ

Arapça Metin (Harekesiz)

2424|20|78|فاتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من اليم ما غشيهم

Latin Literal

78. Fe etbeahum fir’avnu bi cunûdihî fe gaşiyehum minel yemmi mâ gaşiyehum.

Türkçe Çeviri

Öyle ki tabi oldu onlara firavun678 ordularıyla; öyle ki kaplıyordu onları yemmden1107 bir kaplamış (olan) onları.

Ahmed Samira Çevirisi

78 So Pharaoh followed them with his soldiers/warriors, so from the body of water covered/afflicted them what covered/afflicted them (so they drowned in the water).

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feetbeahum öyle ki tabi oldu anlara فَأَتْبَعَهُمْ تبع
2 fir'avnu firavun فِرْعَوْنُ -
3 bicunudihi ordularıyla بِجُنُودِهِ جند
4 fegaşiyehum öyle ki kaplıyordu onları فَغَشِيَهُمْ غشو
5 mine -den مِنَ -
6 l-yemmi deniz- الْيَمِّ يمم
7 ma şey مَا -
8 gaşiyehum kaplayan onları غَشِيَهُمْ غشو

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Firavun (Sobekhotep VIII (Sekhemre Seusertawy Sobekhotep VIII) ) ve ailesine gönderilen musibetler (Kuraklık, ürünlerden eksiltme, tufan; ve çekirge; ve bit; ve kurbağalar ve kan) Kavram 678

678 Kur'an'ın işaretlerine göre Mûsâ'nın Mısır'dan çıkış firavununun MÖ 1645–1629 yılları arasında yukarı Mısır'da (Teb bölgesi, Luksor) hüküm süren Sobekhotep VIII (Sekhemre Seusertawy Sobekhotep VIII) olduğunu söyleyebiliriz. Karnak tapınağının 3. pilonunda bulunan bir taş stelde Kur'an'ın işaret ettiği tayfun/taşma olağan üstü bir olay olarak tasvir edilmiştir. Nil suyunun tapınağı bastığı, firavunun suyu durdurmak için tapınağa gittiği ve tapınağın avlusunda suya girerek yürüdüğü ve suya çekilmesini emrettiği tasvir edilir. Firavun bu taşmadan ders alacağına aksine kibirlenmiş ve kendisini diğer firavunlardan farklı bir konuma getirmiştir. Kendisini tanrılaştırmıştır. Bunu yine stelden anlıyoruz. Stelde bu tür eserler için alışılmadık bir durum olan firavunun kendisini yarı ilahi bir formda, Nil tanrısı Hapi’den faydalar alırken tasvir etmektedir. 7:133 ayetinde Rabbimiz firavunun ve ailesinin kibirlediğini, büyüklendiğini işaret etmiştir. Normal bir insan musibetlere karşı Rabbine yakarır. Firavun ise kendisine tanrı rolü vermeyi tercih etmiştir. Ne büyük bir sapkınlık. Sobekhotep VIII'in başına gelen musibetler;1. En az 3 veya daha fazla sene kuraklık ve ürünlerden eksiltme (7:130).2. Tufan.3. Çekirge4. Bit5. Kurbağalar5. Kan7:130 ayetinde Yüce Allah'ın firavunu kuraklık seneleriyle ve ürünlerden eksiltmeyle sınadığını anlıyoruz. En az 3 ve daha fazla süren bir kuraklık sonrası tufanın geldiğini de anlarız. Tufan sonrası gelişen çekirge salgını önceki kuraklık yıllarıyla direkt olarak ilgilidir. Uzun kuraklık sonrası boş yağış çekirgelerin üreme döngüsünü tetiklemiş ve büyük bir çekirge salgını olmuştur. Ardından büyük bir bit/pire salgını baş göstermiştir. Bitler epidemik tifüs ‘Epidemic typhus’ denilen bir hastalığa neden olurlar. ‘Rickettsia prowazekii’ isimli çok küçük bir bakteri bitlerden insana geçer ve tedavi edilmediğinde (ki eski Mısır’da tedavisi mümkün olan bir hastalık değildi) ciltten-deriden kanamaya neden olurlar. İnsanın tüm vücudunu kaplayan beneklerden-deri yaralarından kanama olur. İnsanların vücudunun her yerinde kanamalı yaralar oluşur ve beyin fonksiyonları bozulur. ‘delirium’ denilen korkulu hallusinasyonlarının eşlik ettiği aklını kaçırma benzeri karmaşık bir durum gelişir ve sonunda ölüm gerçekleşir. Bit salgınından sonra ayrıca kurbağa istilasının da gerçekleştiğini görmekteyiz. Tufan düşük hava basıncı ve bol su getirmektedir. Uzun süreli düşük hava basıncı ve bol su dişi kurbağaların yumurtlamasına neden olur. Yine düşük hava basıncı ve aşırı sel erkek kurbağalarını da cinsel olarak uyarır. Firavun ve hanedanlığına gönderilen musibetler: Tufan, çekirge, bit, kurbağalar ve kan

Yemm Kavram 1107

1107 Kelimenin kökü yönelmek demektir. Yönelerek akan bol/engin su. Tuzlu veya tatlı su fark etmez. Mûsâ'nın bebek tabutunu firavunun bahçesine doğru yönlendirerek akan bol su Nil için de Rabbimiz kullanmıştır.

20. Tâ-Hâ Suresi

Ayet 97

Arapça Metin (Harekeli)

2443|20|97|قَالَ فَٱذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَّن تُخْلَفَهُۥ وَٱنظُرْ إِلَىٰٓ إِلَٰهِكَ ٱلَّذِى ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِى ٱلْيَمِّ نَسْفًا

Arapça Metin (Harekesiz)

2443|20|97|قال فاذهب فان لك في الحيوه ان تقول لا مساس وان لك موعدا لن تخلفه وانظر الي الهك الذي ظلت عليه عاكفا لنحرقنه ثم لننسفنه في اليم نسفا

Latin Literal

97. Kâle fezheb fe inne leke fîl hayâti en tekûle lâ misâse ve inne leke mev’ıden len tuhlefeh(tuhlefehu), vanzur ilâ ilâhikellezî zalte aleyhi âkifâ(âkifen), le nuharrikannehu summe le nensifennehu fîl yemmi nesfâ(nesfen).

Türkçe Çeviri

Dedi*: "Öyle ki git; öyle ki doğrusu sanadır hayatta ki dersin "yoktur temas"; ve doğrusu sanadır bir vaadilen (ki) asla ihtilaf edilmezsin ona; ve bak ilâhına1094 o** ki zulmettiğindir257 üzerine onun*** bir yapışma (-yla); mutlak yaklarız onu****; sonra mutlak ufalarız onu**** yemmde1107 bir ufalama (-yla)."

Ahmed Samira Çevirisi

97 He said: "So go/go away , so then for you in the life that you say: ’No touch/desperate need .’And that for you (is) an appointment you will never/not break it, and look/see to your God whom you continue/remain on him devoting/dedicating , we will burn him (E), then we will uproot and disperse/destroy him (E) in the body of water uprooting and dispersing/destruction ."

Kelime Kelime Analiz Tablosu

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 kale dedi قَالَ قول
2 fezheb öyle ki git فَاذْهَبْ ذهب
3 fe inne öyle ki doğrusu فَإِنَّ -
4 leke sanadır لَكَ -
5 fi فِي -
6 l-hayati hayatta الْحَيَاةِ حيي
7 en ki أَنْ -
8 tekule dersin تَقُولَ قول
9 la لَا -
10 misase yoktur temas مِسَاسَ مسس
11 ve inne ve doğrusu وَإِنَّ -
12 leke sanadır لَكَ -
13 mev'iden bir vaadilen مَوْعِدًا وعد
14 len asla لَنْ -
15 tuhlefehu ihtilaf edilmezsin ona تُخْلَفَهُ خلف
16 venzur ve bak وَانْظُرْ نظر
17 ila إِلَىٰ -
18 ilahike ilâhına إِلَٰهِكَ اله
19 llezi o ki الَّذِي -
20 zelte zulmetitiğindir ظَلْتَ ظلل
21 aleyhi üzerine onun عَلَيْهِ -
22 aakifen bir yapışma عَاكِفًا عكف
23 lenuharrikannehu mutlak yaklarız onu لَنُحَرِّقَنَّهُ حرق
24 summe sonra ثُمَّ -
25 lenensifennehu mutlak ufalarız onu لَنَنْسِفَنَّهُ نسف
26 fi فِي -
27 l-yemmi yemmde الْيَمِّ يمم
28 nesfen bir ufalama (-yla) نَسْفًا نسف

Notlar

Not 1

*Mûsâ.**Sözde ilâh buzağı heykeli.***Sözde ilâh buzağı heykelinin.****Sözde ilâh buzağı heykelini.

📚 Bu Ayette Geçen Kavramlar:

Zalim, zulmetmek. Kavram 257

257 Zulmeden, acımasız ve haksız davranan. En büyük zulüm Yüce Allah'a ortak koşmaktır; şirk günahını işlemektir. Yüce Allah'ın asla yetki vermediği şeyleri dinde hüküm koyucu edinmektir. En büyük zulüm resullerin deklere ettiği, beyan ettiği, okuduğu kutsal kitapları terk etmektir. Kutsal kitaplar haricinde tamamı zan olan talmud gibi, söylenti/hadis kitapları gibi kitaplara tabi olmaktır.

Yemm Kavram 1107

1107 Kelimenin kökü yönelmek demektir. Yönelerek akan bol/engin su. Tuzlu veya tatlı su fark etmez. Mûsâ'nın bebek tabutunu firavunun bahçesine doğru yönlendirerek akan bol su Nil için de Rabbimiz kullanmıştır.

Bu sûredeki kavramlar

📄 PDF Hazırlanıyor

Ayetler hazırlanıyor...

Kur'an-ı Kerim - Kavram 1107: Yemm

Kavram Bilgisi

Kavram Adı: Yemm

Kavram No: 1107

Kısa Açıklama: 1107 Kelimenin kökü yönelmek demektir. Yönelerek akan bol/engin su. Tuzlu veya tatlı su fark etmez. Mûsâ'nın bebek tabutunu firavunun bahçesine doğru yönlendirerek akan bol su Nil için de Rabbimiz kullanmıştır.

Bu Kavramın Geçtiği Ayet Sayısı: 4

Bu Kavramın Geçtiği Ayetler

A'râf Suresi - Ayet 136

Türkçe Meal: Öyle ki intikam aldık onlardan; öyle ki boğduk onları yemmde 1107 ; nedeniyle ki onlar yalanladılar ayetlerimizi 237 ; ve oldular ondan * gâfiller 310 .

Arapça: 1090|7|136|فانتقمنا منهم فاغرقنهم في اليم بانهم كذبوا بايتنا وكانوا عنها غفلين

Tâ-Hâ Suresi - Ayet 39

Türkçe Meal: Diye (ki) "At onu * tabuta; öyle ki at onu * yemme 1107 **"; öyle ki bırakır onu *** yemm 1107 **** sahile; edinir onu *** bir düşman bana ve düşman ona ***** "; ve bıraktım senin ****** üzerine bir muhabbet benden; ve işlenmen ******* için gözümün önünde.

Arapça: 2385|20|39|ان اقذفيه في التابوت فاقذفيه في اليم فليلقه اليم بالساحل ياخذه عدو لي وعدو له والقيت عليك محبه مني ولتصنع علي عيني

Tâ-Hâ Suresi - Ayet 78

Türkçe Meal: Öyle ki tabi oldu onlara firavun 678 ordularıyla; öyle ki kaplıyordu onları yemmden 1107 bir kaplamış (olan) onları.

Arapça: 2424|20|78|فاتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من اليم ما غشيهم

Tâ-Hâ Suresi - Ayet 97

Türkçe Meal: Dedi * : "Öyle ki git; öyle ki doğrusu sanadır hayatta ki dersin "yoktur temas"; ve doğrusu sanadır bir vaadilen (ki) asla ihtilaf edilmezsin ona; ve bak ilâhına 1094 o ** ki zulmettiğindir 257 üzerine onun *** bir yapışma (-yla); mutlak yaklarız onu **** ; sonra mutlak ufalarız onu **** yemmde 1107 bir ufalama (-yla)."

Arapça: 2443|20|97|قال فاذهب فان لك في الحيوه ان تقول لا مساس وان لك موعدا لن تخلفه وانظر الي الهك الذي ظلت عليه عاكفا لنحرقنه ثم لننسفنه في اليم نسفا