Sure 107: Mâ'ûn/Maddî İyilik

Ayet Sayısı: 7
ٱلْمَاعُون

Ayet 1

6196|107|1|أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ
6196|107|1|اريت الذي يكذب بالدين
1. E raeytellezî yukezzibu bid dîn(dîne).
Gördün mü kimseyi; yalanlar/inkâr eder/yanlış yönlendirir dini?
Ahmed Samira: 1 Did you see/understand who lies/denies/falsifies with the religion?

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 eraeyte gördün mü? أَرَأَيْتَ راي
2 llezi kimseyi الَّذِي -
3 yukezzibu yalanlar/inkâr eder/yanlış yönlendirir dini? يُكَذِّبُ كذب
4 bid-dini dini بِالدِّينِ دين

Notlar

Not: Ayette işaret edilen kimse gerçek din olan İslam’ı yani sadece Kur’an demeyi yalanlamaktadır. https://kuranmucizeler.com/kuran-a-gore-gercek-hak-din-nedirSadece Kur’an demeyen herkes bu kimsenin tanımına girer. Ayette geçmiş zaman kipi ile ‘gördün mü?’ buyurulduğuna göre bu tip insanların Muhammed peygamberimiz zamanında yaşadığı kesindir. Ancak bu kimseler sadece o zamanda yaşamıştır, artık böyle kimseler yeryüzünde yoktur asla denilemez. Kur’an evrenseldir. Bu ayetlerin muhatapları her daim yeryüzünde bulunacaktır. Ayetten anladığımıza göre bu kimseler Yüce Allah’ın gerçek dini yanında farklı dinler edinmişlerdir. Yani müşriktirler. Yüce Allah’a şirk koşan insanlardır. Tamamı zan olan hadisleri/söylentileri dinde kaynak edinerek dinlerini parça parça eden insanlar bu ayetin muhatabıdır.

Ayet 2

6197|107|2|فَذَٰلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ
6197|107|2|فذلك الذي يدع اليتيم
2. : Fe zâlikellezî yedu’ul yetîm(yetîme).
Öyle ki işte bu; kenara itendir yetimi.
Ahmed Samira: 2 So that (is) who turns down/repels the orphan .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 fezalike öyle ki işte bu فَذَٰلِكَ -
2 llezi الَّذِي -
3 yeduau kenara itendir يَدُعُّ دعع
4 l-yetime yetimi الْيَتِيمَ يتم

Notlar

Not: Kur’an dışında dinde kaynak edinen kimsenin aslında Kur’an’ın gerçek emri olan yetimleri kerimleştirmek/yüceltmek ile ilgili bir derdi ve amacı yoktur. Kur’an’da yetimlerin yüceltilmesi, iş ve aş sahibi yapılmaları, yetişkin hale getirilmeleri, yetişkin olunca evlendirilmeleri, topluma kazandırılmaları emredilmişken bu kimseler yetimi korur gibi gözükürken yaptıkları eylemeler ile yetimleri toplumda bir kenara iterler. Yetimi toplumda baş tacı etmezler. Hatta ayetleri bile hadislerle/söylentilerle bükerek yetim çocuklara tecavüz etme (özür dileyerek söylüyorum) peşindedirler. Çocuk yaşta yetim kalmış kızlarla evlenmek ancak onlara tecavüz etmek demektir. Başka hiçbir şeyle açıklanamaz. İsteği dışında sözde evlilik ile tecavüz edilen bu çocuk kızlar toplumun en kenarına, aşağılara itilir. Kaderlerine terk edilir. Oysa o kızın yüceltilmesi gerekirdi. Okutulup meslek sahibi yapılması gerekirdi. Yüce Allah'ın ayetleri olan matematik, fizik, kimya, astronomi gibi bilimleri öğrenmesi gerekirdi. Yetişkin olduğunda kendi seçeceği bir kimse ile evlendirilecekti. O da bir anne olacaktı. Toplumda bir kenara itilmek yerine toplumda kerim bir yerde bulunacaktı. Toplumuna da faydalı olan bir birey olacaktı. Ancak bunlar engellendi. Çünkü bu müşriklerin derdi inanın yetimi yüceltmek değildir.

Ayet 3

6198|107|3|وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
6198|107|3|ولا يحض علي طعام المسكين
3. Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).
Ve teşvik etmez/motive etmez besini/gıdası/yiyeceği üzerine miskinin113.
Ahmed Samira: 3 And does not urge/insight/influence on feeding the poorest of poor/poor oppressed.

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve la ve وَلَا -
2 yehuddu teşvik etmez/motive etmez يَحُضُّ حضض
3 ala üzerine عَلَىٰ -
4 taaami besini/gıdası/yiyeceği طَعَامِ طعم
5 l-miskini miskinin الْمِسْكِينِ سكن

Notlar

Not: Miskin demek açlık sınırında yaşayan insan demektir. Hayatını sürdürmek için gereken proteinleri, karbonhidratları, yağ asitlerini ve vitaminleri yeterli alamayan insan demektir. Hatta sağlıklı suya bile ulaşamayan insan demektir. Temiz suyla gerekli vücut temizliğini bile yapamayan insan demektir. İşte böyle kimselerin günlük olarak alması gereken gıdanın/yiyeceğin toplumdaki herkes tarafından dert edinilmesi gerekir. Bir toplumda aç yatan insanlar var ise o topluma Yüce Allah rahmet etmez. Toplumda tek bir miskin (açlık sınırında yaşayan) insan kalmayıncaya kadar mücadele edilmelidir. Kamu yönetimi her şeyi bir kenara itip, her bir ailenin açlık sınırından daha fazla gelir elde etmesini sağlamalıdır. İş bulunabiliyorsa iş verilmelidir. İşsizlik devam ediyorsa açlık sınırını üstünde ücret sürekli verilmelidir.Toplumun kaynakları düzgün bir şekilde yönetildiğinde inanın o toplumda hiçbir miskin (açlık sınırında yaşayan insan) kalmayacaktır.‘يَحُضُّ’ ‘yahuddu’ kelimesi “teşvik etmek, ateşlemek, fitillemek, motive etmek” demektir. Toplumda bu tip insanlara ihtiyaç vardır. Bu insanlar miskinin derdi ile dertlenir. “Komşum aç mı?” diye düşünür. Yaptıkları eylemler ile de toplumun diğer fertlerini motive ederler. Motivasyon oluşursa toplumsal bir uyarı ile kamu yönetiminin dikkati bu noktaya çekilmiş olur.Bireysel olarak elbette açlık sınırında yaşayan insanlara yardım edeceğiz. Ancak mutlaktır ki kesin olan çözüm kamu yönetimi düzeyinde, sistematik olarak yapılan mücadeledir.Ülkesinde açlık sınırında yaşayan insanlar bulunmasına rağmen bu konu hakkında dertlenmeyen, rahat uyuyan yöneticilerin vah haline!

Ayet 4

6199|107|4|فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ
6199|107|4|فويل للمصلين
4. Fe veylun lil musallîn(musallîne).
Öyleyse, vay haline musallinlerin118.
Ahmed Samira: 4 So calamity/scandal/woe to the prayers (praying people).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 feveylun öyle ki vay haline فَوَيْلٌ -
2 lilmusalline musallinlerin لِلْمُصَلِّينَ صلو

Ayet 5

6200|107|5|ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ
6200|107|5|الذين هم عن صلاتهم ساهون
5. Ellezîne hum an salâtihim sâhûn(sâhûne).
Kimselerdir (ki) onlar salâtlarından119 sâhûndurlar792.
Ahmed Samira: 5 Those whom they are about their prayers negligent/inattentive .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler (ki) الَّذِينَ -
2 hum onlar هُمْ -
3 an عَنْ -
4 salatihim salatlarından صَلَاتِهِمْ صلو
5 sahune gaflet içindedirler. سَاهُونَ سهو

Ayet 6

6201|107|6|ٱلَّذِينَ هُمْ يُرَآءُونَ
6201|107|6|الذين هم يراون
6. Ellezîne hum yurâûn(yurâûne).
Kimseler (ki) onlar gösterirler*.
Ahmed Samira: 6 Those whom they are pretending/showing off (what they are not).

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ellezine kimseler الَّذِينَ -
2 hum onlar هُمْ -
3 yura'une gösteriş yaparlar يُرَاءُونَ راي

Notlar

Not 1: *Yaptıkları sadece gösteride/görünüşte/görüntüde bir salâttır.

Ayet 7

6202|107|7|وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ
6202|107|7|ويمنعون الماعون
7. Ve yemneûnel mâûn(mâûne).
Ve mâni olurlar mâûna120.
Ahmed Samira: 7 And they prevent/stop the charity .

Kelime Kelime Analiz

No Kelime Anlam Arapça Kök
1 ve yemneune ve mâni olurlar وَيَمْنَعُونَ منع
2 l-maune maddi anlamda iyiliğe الْمَاعُونَ معن

Notlar

Not: Sureye ismini veren ‘ٱلْمَاعُونَ’ ‘l-mâûn.’ kelimesi her türlü maddi yardım/destek/iyilik demektir. Topluma gelecek olan maddi destek demektir. Kamu/toplum açısından bakıldığında ilk akla gelen ‘l-mâûn’ zekâttır. Zekât vergi demektir. Kamu yönetimi ihtiyacına göre zekât oranı belirler. Gelir elde eden kimseler bu gelirlerinin belirli bir oranını toplumun hakkı olarak yönetime verirler. Yönetimin görevi bu zekâtların doğru şekilde toplanması ve doğru şekilde harcanmasıdır. Ayetlerde işaret dilen müşrik insanların bir diğer özelliği de ‘l-mâûn’ olarak isimlendirilen, topluma dönecek olan her türlü maddi iyiliğe engel olmalarıdır. Bu engelleme 2 açıdan incelenebilir;• Yöneticiler açısından.• Zekât-vergi veren kimseler açısından.Uydurulmuş dinde zekât tam olarak saptırılmıştır. Müşriklerin zekât şu şekildedir; bir kimse 1 yıl boyunca elde edilen gelirinden tüm giderlerini düşer. Geri kalan paradan 1 yıllık geçimini ayırır. O sene yeni bir Ferrari araba almış ise (binek) onu da gidere yazar. 3 yıl önce almış olduğu 20 milyonluk villanın (barınak) kredilerini de düşer. Bankalara borçlanarak başka evler de alır. Hep borçludur. Ancak elinde az bir para kalırsa onun 1/40’ını zekât olarak verir. Toplumun hakkı olarak. İşte Yüce Allah aklını kullanmayanların üzerine pisliği bu şekilde bırakıyor. Uydurulmuş dinde bu şekilde. Bakın topluma gidecek olan maddi iyilik/destek/yardım (l-mâûn) nasıl engellendi.Peki gerçek dinimiz olan sadece Kuran’da Yüce Allah bizlere ne buyuruyor? Zekât gelir elde edilir edilmez verilir. O geliri elde etmek için için önceden bir harcama yapılmış ise elbette o miktar gider olarak düşülür. Ferrari araba ve lüks villa maalesef düşülemiyor:) . Kalan gelirin %20’si yani 1/5'i zekât olarak verilir. Yüce Allah gelirlerden toplum için verilecek oranı 1/5 olarak belirlemiştir.Yüce Allah 8:41 ayetlerinde şu şekilde buyurmaktadır;8:41 Ve bilin ki; bir şeyden ganimet aldığınız; o durumda ki onun beşte biri Allah için ve resûlü için; ve içindir yakınlık sahipleri ve yetimler ve miskinler ve yolun oğlu; eğer olmuşsanız inanmış Allah'a ve kulumuz üzerine indirdiğimize-ayrılma (hak ile batılın) günü; iki topluluğun karşılaştığı gün-; ve Allah her bir şey üzerine güç yetirendir. Can pahasına alınan ganimetlerin bile tamamı ganimet elde eden kimseye kalmıyor. Toplumun hakkı olan 1/5 oranı hemen verildikten sonra kalan ganimet elde eden kişiye veriliyor. 1/5 olan toplumun hakkı hemen veriliyor. 1 sene/yıl bekledikten sonra değil. 8:41 ayetini akıl ve mantık ile okuduğumuzda açık ve net olarak anlarız ki elde ettiğimiz her gelirin 1/5 oranını topluma tekrar ulaştıracağız. Topluma geri vereceğiz. Zekât olarak yani vergi olarak vereceğiz. Kamu yönetimi o gelir kaleminden vergi almıyorsa o durumda yine elde ettiğimiz gelirin 1/5 oranını toplumdaki ihtiyaç sahiplerine dağıtacağız. Buna sadaka denir. Diyelim ki bahçemizden 100 kilo domates elde ettik. Bu gelirin vergisi olmayacağı için bu domatesin 1/5 oranı olan 20 kiloyu yakın çevremizdeki ihtiyacı olan insanlara dağıtacağız. Toplumun hakkını vermeliyiz. Domatesleri toplar toplamaz bu 1/5 oranı hemen verilmelidir. Detaylı okuma aşağıdaki makalelerden yapılabilir;• Sadaka nedir?• İnfak nedir?• Zekât nedir?• Kamuya verilen verginin (zekâtın) oranı ne olmalı? Kuran’da bir işaret var mı?Vergi oranı kamu yönetiminin gücüne göre değişebilir elbette. Çok zengin bir ülke söz konu ise (petrol zengini ülkeler gibi) kamu yönetimi halktan vergi almayabilir bile. Ancak kamu yönetimi toplumun ihtiyaçlarını karşılayamıyor ise elbette vergi alacaktır. Zekât’ı/vergiyi vermemeye çalışanlar;Günümüzde de yukarıdaki ayetlerde anlatılan insanları her yerde görebilirsiniz. Vergi vermemek için bin takla atarlar. Fatura kesmezler. Her sene araba değiştirirler ki vergiden düşelim diye. Her şeyi gider göstermeye çalışırlar. Daha da ileri gidenler sahte fatura bile kullanır. Böylece toplumdaki ihtiyaç sahiplerine ulaşacak olan mâûnu engellerler. Toplanan zekâtı/vergiyi toplumdaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayan yöneticiler;Bu kesimin yatacak yeri yoktur. Toplumdan elde edilen emanet vergi gelirlerini toplumun faydasına değil de lüks konutlara (kamu binaları), lüks taşıtlara (makam arabaları, uçaklar, gemiler vb.) harcayanlar surenin tam olarak muhataplarıdır. İsraf büyük günahtır. Ülkesinde açlık sınırında yaşayan insanlar varken, elde edilen vergilerin bu kimselere ulaştırılmasını sağlamayan kamu yöneticileri ahirette kesinlikle hesap veremeyeceklerdir. Düzgün bir kamu yönetici kadrosu vergilerin doğru yerlere ulaşmasını garanti etmelidir. Toplanan vergilerin tek bir kuruşunun bile doğru yere, doğru şekilde harcandığını takip etmelidir. Örneğin; ihaleye süreçlerinde toplumun aleyhine olabilecek en ufak bir kayba neden olmamalıdır. Göz yummamalıdır. Asla ve asla rüşvet almamalıdır.Kamu yöneticilerinin en önemli ve ilk amacı ülkelerinde açlık sınırı altında, miskin olarak yaşayan tek bir insan bırakmamak olmalıdır.107:7 ayetinin mesajı evrenseldir. Bir kimse sabah yatağından kalktığında acaba bu gün mâûnun (her türlü maddi iyiliğin) ihtiyacı olanlara gitmesini engelliyor muyum diye kendisine sormalıdır.