Şerefli Kur'an'ın Türkçe Meali; Prof. Dr. İbrahim Esinler'in teviliyle...

(Nisâ) 4:102

Ve olduğun zaman onların içinde; öyle ki doğrult/dikleştir/ayağa kaldır onlara salâtı5; öyle ki doğrulsun/dikelsin/ayağa kalksın bir tayfa/bir bölük onlardan seninle birlikte; ve tutsunlar/alsınlar silahlarını; öyle ki secde12 ettikleri zaman; öyle ki olsunlar onlar sizlerin arkasından/ötesinden; gelsin diğer bir tayfa/bir bölük; asla salla13 etmeyen; öyle ki salla13 etsinler seninle birlikte; ve tutsunlar/alsınlar savunma tedbirlerini ve silahlarını; isterler kâfirlik25 etmiş kimseler keşke gaflet/aymazlık içinde olsanız silahlarınızdan ve metalarınızdan/eşyalarınızdan; öyle ki meyletseler üzerinize tek bir meyille; ve yoktur bir günah sizlere; eğer oldu sizlerle bir eziyet yağmurdan ya da oldunuz marazlılar/hastalar ki bırakın/koyun silahlarınızı; ve tutun/alın savunma tedbirlerinizi; doğrusu Allah hazırladı kâfirler25 için utanç verici bir azap.

-5-

5Müminlerin belirli vakitlerde (sabah ve akşam) akılla/fikirle Kur’an okuması, Kur’an dersi yaparak Kur’an’ın peşinden koşması. Akşam salâtı (Güneş’in batmasıyla başlar ve havanın tam kararmasıyla biter) ve sabah salâtı (havanın halen tam karanlık olduğu son anlarda başlar ve Güneş’in doğuşuyla biter).

-12-

12Beynin (bedenle veya bedensiz) diz çöküp boyun eğmesi.

-13-

13Yüce Allah’ın biricik dini olan İslam’a yani Kur’an’a yüz çevirmemek, ilgisiz kalmamak, kale almak, umursamak, kayıtsız kalmamak, mühimsemek, tepkisiz kalmayarak Kur’an’ı bir hedef belirleyip, kendisine bahşedilen akıl/fikir kılavuzluğunda takip etmek.

-25-

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

(Nisâ) 4:102

  # 

     Kelime    

    Anlam    

    Arapça    

 Kök 

1

ve iza

ve zaman

وَإِذَا

-

2

kunte

olduğun

كُنْتَ

كون

3

fihim

onların içinde

فِيهِمْ

-

4

fe ekamte

öyle ki doğrult/dikelt/ayağa kaldır

فَأَقَمْتَ

قوم

5

lehumu

onlara

لَهُمُ

-

6

s-salate

salatı

الصَّلَاةَ

صلو

7

feltekum

öyle ki doğrulsun/dikelsin/ayağa kalksın

فَلْتَقُمْ

قوم

8

taifetun

bir tayfa/bir bölük

طَائِفَةٌ

طوف

9

minhum

onlardan

مِنْهُمْ

-

10

meake

seninle birlikte

مَعَكَ

-

11

velye'huzu

ve tutsunlar/alsınlar

وَلْيَأْخُذُوا

اخذ

12

eslihatehum

silahlarını

أَسْلِحَتَهُمْ

سلح

13

feiza

öyle ki zaman

فَإِذَا

-

14

secedu

secde ettikleri

سَجَدُوا

سجد

15

felyekunu

öyle ki olsunlar onlar

فَلْيَكُونُوا

كون

16

min

مِنْ

-

17

veraikum

sizlerin arkasından

وَرَائِكُمْ

وري

18

velte'ti

gelsin

وَلْتَأْتِ

اتي

19

taifetun

bir tayfa/bir bölük

طَائِفَةٌ

طوف

20

uhra

diğer

أُخْرَىٰ

اخر

21

lem

asla

لَمْ

-

22

yusallu

salla etmeyen

يُصَلُّوا

صلو

23

fe lyusallu

öyle ki salla etsinler

فَلْيُصَلُّوا

صلو

24

meake

seninle birlikte

مَعَكَ

-

25

velye'huzu

ve tutsunlar/alsınlar

وَلْيَأْخُذُوا

اخذ

26

hizrahum

savunma tedbirlerini

حِذْرَهُمْ

حذر

27

ve eslihatehum

ve silahlarını

وَأَسْلِحَتَهُمْ

سلح

28

vedde

isterler

وَدَّ

ودد

29

ellezine

kimseler

الَّذِينَ

-

30

keferu

kâfirlik etmiş

كَفَرُوا

كفر

31

lev

keşke

لَوْ

-

32

tegfulune

gaflet içinde olsanız

تَغْفُلُونَ

غفل

33

an

عَنْ

-

34

eslihatikum

silahlarınızdan

أَسْلِحَتِكُمْ

سلح

35

ve emtiatikum

ve metalarınızdan/eşyalarınızdan

وَأَمْتِعَتِكُمْ

متع

36

feyemilune

öyle ki meyletseler

فَيَمِيلُونَ

ميل

37

aleykum

üzerinize

عَلَيْكُمْ

-

38

meyleten

bir meyille

مَيْلَةً

ميل

39

vahideten

tek

وَاحِدَةً

وحد

40

vela

ve yoktur

وَلَا

-

41

cunaha

bir günah

جُنَاحَ

جنح

42

aleykum

sizlere

عَلَيْكُمْ

-

43

in

eğer

إِنْ

-

44

kane

oldu

كَانَ

كون

45

bikum

sizlerle

بِكُمْ

-

46

ezen

bir eziyet

أَذًى

اذي

47

min

مِنْ

-

48

metarin

yağmurdan

مَطَرٍ

مطر

49

ev

ya da

أَوْ

-

50

kuntum

oldunuz

كُنْتُمْ

كون

51

merda

marazlılar/hastalar

مَرْضَىٰ

مرض

52

en

ki

أَنْ

-

53

tedeu

bırakın/koyun

تَضَعُوا

وضع

54

eslihatekum

silahlarınızı

أَسْلِحَتَكُمْ

سلح

55

vehuzu

ve tutun/alın

وَخُذُوا

اخذ

56

hizrakum

savunma tedbirlerinizi

حِذْرَكُمْ

حذر

57

inne

doğrusu

إِنَّ

-

58

llahe

Allah

اللَّهَ

-

59

eadde

hazırladı

أَعَدَّ

عدد

60

lilkafirine

kâfirler için

لِلْكَافِرِينَ

كفر

61

azaben

bir azap

عَذَابًا

عذب

62

muhinen

utanç verici

مُهِينًا

هون

595|4|102|وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُوٓا۟ أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا۟ فَلْيَكُونُوا۟ مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَىٰ لَمْ يُصَلُّوا۟ فَلْيُصَلُّوا۟ مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا۟ حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ وَدَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَٰحِدَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَن تَضَعُوٓا۟ أَسْلِحَتَكُمْ وَخُذُوا۟ حِذْرَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
102. Ve izâ kunte fîhim fe ekamte lehumus salâte fel tekum tâifetun minhum meake vel ye’huzû eslihatehum fe izâ secedû fel yekûnû min varâikum, vel te’ti tâifetun uhrâ lem yusallû fel yusallû meake vel ye’huzû hızrahum ve eslihatehum, veddellezîne keferû lev tagfulûne an eslihatikum ve emtiatikum fe yemîlûne aleykum meyleten vâhıdeh(vâhıdeten). Ve lâ cunâha aleykum in kâne bikum ezen min matarin ev kuntum mardâ en tedaû eslihatekum, ve huzû hızrakum. İnnallâhe eadde lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen).