Şerefli Kur'an'ın Türkçe Meali; Prof. Dr. İbrahim Esinler'in teviliyle...

(Sâd) 38:27
Ve yaratmış değiliz göğü180 ve yeri; ve ikisi arasındakini bir batılla199; işte bu*; zannıdır314 kâfirlik25 etmiş kimselerin; öyle ki vah haline kâfirlik25 etmiş kimselerin ateşten834 (dolayı).
-180-

180Kur’an’a göre gök kavramı başımızı göğe çevirip baktığımızda gördüğümüz veya göremediğimiz her şeyi kapsar. Tekil olarak; Dünya atmosferi, diğer gezegenlerin atmosferi, galaksimiz içindeki bir nebula/bulutsu ya da evrenin kendisi işaret edilmiş olabilir. Gök kavramı ayetin işareti üzerinden okunmalıdır. 

-199-

199Gerçek olmayan, geçersiz, temelsiz, asılsız.

-314-

314Varsayım, sanı, töhmet, elde somut veriler olmamasına karşın, birisi ya da bir olay hakkında hükme varmak ya da sonuca ulaşmak.

-25-

25Örten, gizleyen, kapatan. Bir çiftçi tohumu toprağa gömüp üzerini kapatırsa tohuma kafirlik etmiş olur. Ayette kullanım yerine göre anlam alır. Kur'an'da genel olarak gerçeği/hakkı örtüp gizlemek olarak kullanılır. Kur'an'ın ayetlerinin gerçek anlamını örten/kapatan/etkisizleştirenler de kâfirdirler.  

-834-

834Cehennem evreninde bulunan cahîmlerin (yakanların) yani karadelik sistemlerinin yaydığı radyasyon.

Hâviye=Karadeliğin kendisi; Hawking radyasyonu yayar.

Hutame=Karadeliğin akresyon diski; çok şiddetli radyasyon yayar.

Lezâ=Ateşin bir özelliği; dokunmasa bile uzaktan yakar.

Hâmiye=Çılgın ateş.


*"Evren amaçsızdır, kendiliğinden oluşmuştur, bir amaç için var edilmiş değildir" gibi sözler edenlerin vay haline. Bu varsayımları hiçbir bilimsel delile dayanmayan bir zandır.  
null
(Sâd) 38:27

#

Kelime

Anlam

Arapça

Kök

1

ve ma

ve değiliz

وَمَا

-

2

halekna

yaratmış

خَلَقْنَا

خلق

3

s-semae

göğü

السَّمَاءَ

سمو

4

vel'erde

ve yeri

وَالْأَرْضَ

ارض

5

ve ma

ve ne de

وَمَا

-

6

beynehuma

ikisi arasındakini

بَيْنَهُمَا

بين

7

batilen

bir batılla

بَاطِلًا

بطل

8

zalike

işte bu

ذَٰلِكَ

-

9

zennu

zannıdır

ظَنُّ

ظنن

10

ellezine

kimselerin

الَّذِينَ

-

11

keferu

kâfirlik etmiş

كَفَرُوا

كفر

12

feveylun

öyle ki vah haline

فَوَيْلٌ

-

13

lillezine

kimselerin

لِلَّذِينَ

-

14

keferu

kâfirlik etmiş

كَفَرُوا

كفر

15

mine


مِنَ

-

16

n-nari

ateşten

النَّارِ

نور



3995|38|27|وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ
27. Ve mâ halaknes semâe vel arda ve mâ beynehumâ bâtıla(bâtılen), zâlike zannullezîne keferû, fe veylun lillezîne keferû minen nâr(nâri).